1 REKABET KURUMU
BU KARAR DANISTAY 13.DAIRESI’NCE IPTAL
EDILMISTIR. REKABET KURULU’NUN AYNI
KONUYA ILISKIN 24.11.2005 TARIH VE 05-79/1099-
316 NOLU KARARINA INTERNET SAYFAMIZDAKI
KARAR ARAMA BÖLÜMÜNDEN ERİŞEBİLİRSİNİZ.
2 REKABET KURUMU
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : D2/2/I.S. – 99/4 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 01-25/238-61
Karar Tarihi : 29.5.2001
Konu : Armada Bilgisayar Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi (Armada
A.Ş.)’nin, Novell İtalya ve Novell Inc. (ABD) ile birlikte Beyaz İletişim Sistemleri
Dış Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi (Beyaz Ltd. Ş.) tarafından yapılan paralel
ithalatı engellemek ve hakim durumunu kötüye kullanmak suretiyle 4054 Sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’u ihlal ettiği iddiasıyla açılan
soruşturmaya ilişkin nihai karardır.
A- TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. M. Tamer MÜFTÜOĞLU.
Üyeler : Dr. Kemal EROL (II.Başkan), İsmet CANTÜRK,
Necdet KARACEHENNEM, A. Ersan GÖKMEN, R. Müfit SONBAY,
Kubilay ATASAYAR, Murat GENCER.
B- SORUŞTURMA HEYETİ
Başkan : R. Müfit SONBAY
Raportörler : Ilgaz SARIOĞLU, Ferhat TOPKAYA, İbrahim AYDEMİR
C- ŞİKAYET EDEN
Beyaz İletişim Sistemleri Dış Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi
Barbaros Bulvarı, Akdoğan Sok., No:36/11, Beşiktaş/İSTANBUL
Vekili: Av. Haluk İnanıcı
Bahariye Cad., No:73/2, Sabiha Esen Apt., Kadıköy/İSTANBUL
D- HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILAN
Armada Bilgisayar Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
Merkez Mah. Abide-i Hürriyet Cad. No:286/1 Şişli/İSTANBUL
Temsilcisi: Prof. Dr. Arif Esin
Akaretler Sıraevleri, Spor Caddesi No:67 Beşiktaş/İSTANBUL
E- İDDİALARIN ÖZETİ
Beyaz Ltd. Ş.nin şikayet dilekçesinde aşağıdaki bilgi ve iddialara yer verilerek
gereğinin yapılması istenmiştir.
- Kendilerinin Novell Inc. (ABD) firması tarafından üretilen bilgisayar programlarını
bu firmanın distribütörlerinden ithal ederek Türkiye piyasasına sattıkları,
- Novell Inc. firmasının ürünü olan Netware 4-x Software lisansının ABD’nin telif
hakları kanunları, ve uluslararası telif hakları anlaşmaları ile korunduğu, yazılım
ve dokümantasyonun mülkiyet ve kullanımının bu lisansta tanımlanan
sınırlamalara tabi olduğu,
- Novell Inc. (ABD) firmasının Avrupa ve Türkiye distribütörü olduğunu söyleyen
Novell İtalya ofisi ve Armada A.Ş.nin aralarında anlaşarak, Beyaz Ltd. Ş. aleyhine
3 REKABET KURUMU
bir kampanya başlattıkları, çeşitli yayın organlarında (bilgisayar dergilerinde)
ilanlar vererek; Beyaz Ltd. Ş.nin satmış olduğu “Novell Beyaz Kutu Bilgisayar
Programları”nın lisanssız olduğu, desteklenmediği, şaibeli olduğu ve söz konusu
ürünleri bu firmanın ithal edemeyeceği, ayrıca Armada “Sticker”ı (amblemi)
taşımayan Novell ürünlerinin gerçek Novell ürünleri olmadığı ve (Beyaz Ltd. Ş.
tarafından) verilen seri numaralarının Novell İtalya tarafından onaylanmadığı,
dolayısıyla bu ürünlerin sahte olduğu şeklinde beyanlarda bulunulduğu,
- Bu haksız fiillere ilişkin Beyaz Ltd. Ş.nin, verilen seri numaralarının Novell Inc.
(ABD) firması tarafından onaylandığını belgelediği, bahsedilen tarzdaki ilanların
ticari itibarını zedelediği gerekçesiyle açılan davadaki istekleri haklı görülerek
Armada A.Ş.nin ilan vermiş olduğu dergilerde tekzip yayımlanmasına ilişkin karar
verildiği,
- Beyaz Ltd. Ş. ile Armada A.Ş. arasındaki bu hukuk savaşı sürerken Armada A.Ş.
yetkilisi M… G…’in paralel ithalatın yasak olduğuna dair beyanlarda bulunarak
Armada A.Ş. dışında hiçbir firmanın Novell ürününü Türkiye’ye getiremeyeceğini
ifade ettiği,
- Tüm bu işlemlerin, Armada A.Ş. ile Novell İtalya firmalarının aralarında anlaşarak
fiyat tekeli oluşturduklarının ve hakim durumlarını kötüye kullandıklarının
göstergesi olduğu
belirtilmiştir.
F- DOSYA EVRELERİ
1. Beyaz Ltd. Ş.nin şikayet dilekçesi 14.1.1998 tarih ve 70-20 sayı ile Rekabet
Kurumu kayıtlarına girmiştir.
2. Şikayet dilekçesi üzerine hazırlanan 17.3.1998 tarih ve D1/Ş.Y.-98/5 sayılı İlk
İnceleme Raporu, Rekabet Kurulu'nun 19.3.1998 tarih ve 57/17 sayılı
toplantısında görüşülmüş, Kanun'un 40/1 ve Rekabet Kurumu Çalışma Usul ve
Esasları Hakkında Yönetmelik'in 55/1. maddeleri uyarınca önaraştırma
yapılmasına karar verilmiştir.
3. Önaraştırma sonucunda düzenlenen 4.10.1999 tarih ve D2/2/I.S.-99/4 sayılı
Önaraştırma Raporu, Rekabet Kurulu'nun 30.11.1999 tarihli toplantısında
görüşülmüş ve 99-55/590-377 sayılı karar ile,
- Armada A.Ş.nin; Novell İtalya adına, Beyaz Ltd. Ş. aleyhinde, tüketicilerde bu
firmanın satışını yaptığı Novell ürünlerinin orijinal olmadığı izlenimine
kapılmalarına sebep olacak türde reklam kampanyaları düzenlediği,
- Armada A.Ş. ve Novell firmaları tarafından çekilen ihtarlarla, Beyaz Ltd. Ş.nin,
Novell ürünlerinin satışına son vermesi yönünde baskı yaptığı,
- Armada A.Ş. Genel Müdürü Mustafa Güven’in “paralel ithalat”ın yasak
olduğuna dair basına yaptığı açıklamalarla, Beyaz Ltd. Ş.nin kanuna aykırı
faaliyette bulunduğu intibaı uyandırarak, firmanın tüketicilere karşı itibarını ve
güvenilirliğini yitirmesine sebep olduğu,
- Armada A.Ş.nin, Novell Inc. (USA) ve Novell İtalya Ofisi ile birlikte Beyaz Ltd.
Ş.nin, Novell ürünlerini ithal etmesini engellemeye çalıştığı ve bu
4 REKABET KURUMU
engellemenin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4.
maddesinin (d) bendinde yer alan “rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin
zorlaştırılması, kısıtlanması…” şeklindeki hükmüne aykırı olduğu,
- Dosya üzerinden yapılan incelemelerden ve önaraştırma sürecinde yapılan
yüzyüze görüşmelerden Armada A.Ş.nin, ilgili dönemde ağ (network) işletim
yazılımı piyasasında hakim durumda olabileceği ve bu hakim durumu fahiş
fiyat uygulayarak kötüye kullanmış olabileceği
yönündeki raportör tespitleri göz önüne alınarak Armada Bilgisayar Sanayi ve
Ticaret A.Ş. hakkında 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma
açılmasına karar verilmiştir.
4. Bu karar üzerine, 15.12.1999 tarihinde, Kanun'un 43/2. maddesi uyarınca ilgili
teşebbüse soruşturma açıldığına dair bildirimde bulunulmuş, 17.12.1999
tarihinde söz konusu karara ilişkin tebligatı alan Armada A.Ş.nin ilk yazılı
savunması 17.1.2001 tarih ve 168 sayı ile Kurum kayıtlarına girmiştir.
5. Kurul'un 30.5.2000 tarihinde aldığı kararla 4054 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi
uyarınca soruşturmanın süresi 6 ay uzatılmıştır.
6. Soruşturma Heyeti'nce tamamlanan 30.11.2000 tarih ve SR/00-15 sayılı
Soruşturma Raporu, Kanun'un 45/1. maddesi uyarınca Kurul üyeleri ile ilgili
teşebbüse 5.12.2000 tarihinde gönderilmiş ve ilgili teşebbüs Soruşturma
Raporu’nu 6.12.2000 tarihinde tebellüğ etmiştir.
7. Soruşturma Raporu’nun tebliğini takiben, hakkında soruşturma yürütülen
teşebbüs, 12.12.2000 tarih ve 5108 sayılı başvurusu ile, Kanun'un
45. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca savunma sürelerinin 30 gün uzatılmasını
talep etmiş, bu talep Kurul’un 21.12.2000 tarih ve 00-50 sayılı toplantısında
görüşülerek kabul edilmiştir.
8. Hakkında soruşturma yürütülen teşebbüsün ikinci savunması 30.1.2001 tarihinde
Kurum'a intikal etmiştir.
9. Soruşturma Heyeti'nin hazırladığı, 14.2.2001 tarihli ek yazılı görüş, Kanun'un
45/2. maddesi uyarınca Kurul üyeleri ile ilgili teşebbüse gönderilmiş ve ilgili
teşebbüs 20.3.2001 tarihinde ek yazılı görüşü tebellüğ etmiştir.
10. İlgili teşebbüsün ek yazılı görüşe karşı yazılı savunması 21.3.2001 tarih ve 1143
sayı ile Rekabet Kurumu kayıtlarına girmiştir.
11. Soruşturma kapsamındaki teşebbüsün talebi üzerine; Rekabet Kurulu'nun
10.4.2001 tarih ve 01-18 sayılı toplantısında, yürütülen soruşturma ile ilgili olarak
17.5.2001 tarihinde sözlü savunma toplantısı yapılmasına karar verilmiş ve sözlü
savunma toplantısı davetiyeleri, Kanun'un 46. maddesinin 2. fıkrası uyarınca
ilgililere gönderilmiştir.
12. 17.5.2001 tarihinde yapılan sözlü savunma toplantısına şikayetçi Beyaz Ltd. Ş.
ile hakkında soruşturma yapılan Armada A.Ş. temsilcileri katılmışlardır.
Toplantıda iddialar ve savunmalar dinlenmiştir.
13. Rekabet Kurulu, 29.5.2001 tarihinde nihai kararını vermiş ve karar 30.5.2001
tarihinde tefhim edilmiştir.
5 REKABET KURUMU
G- RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ
Soruşturma raporunda;
- Armada A.Ş.nin fahiş fiyat uygulamak suretiyle hakim durumunu kötüye
kullandığının tespit edilemediği,
- Armada A.Ş. ile Novell Ireland Software Ltd. (Novell İrlanda) firması arasında
yapılan distribütörlük anlaşmasının 4054 sayılı Kanun’a aykırı hükümler
içermediği,
- Armada A.Ş. ile Novell İtalya Ofisi arasında paralel ithalatı engelleme amacı
taşıyan bir sözlü anlaşmanın mevcut olduğu, bu anlaşmanın 4054 sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi gereği yasaklandığı, bu
nedenle Kanun’un 16. maddesinin ikinci fıkrası gereği Armada A.Ş.ye para
cezası uygulanması gerektiği,
- Armada A.Ş. ile Novell İtalya Ofisi arasında yapılan söz konusu rekabete
aykırı sözlü anlaşmanın 1997/2 sayılı "Anlaşmaların, Uyumlu Eylemler ve
Teşebbüs Birliği Kararlarının Kanunun 10. maddesine göre Bildiriminin Usul
ve Esasları Hakkında Rekabet Kurulu Tebliği" çerçevesinde bildirilmesi
zorunlu anlaşmalardan olduğu, anlaşmanın bildirilmemiş olması sebebiyle
4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi gereği
Armada A.Ş.nin ve 16. maddenin üçüncü fıkrası uyarınca adı geçen
teşebbüsün yönetim organlarında yer alan gerçek kişilerin
cezalandırılmalarının gerektiği,
- Rekabete aykırı sözlü anlaşmanın diğer tarafı olan Novell İtalya’nın İtalya’da
mukim bir teşebbüs olması nedeniyle, 1/95 sayılı Türkiye-Avrupa Birliği
Ortaklık Konseyi Kararı'nın 43. maddesinin "Topluluğun veya Türkiye'nin,
diğer Tarafın topraklarında sürdürülen ve rekabete aykırı olan uygulamaların
kendi veya teşebbüslerinin çıkarlarını olumsuz yönde etkilediğine inanması
halinde, ilk Taraf, diğer Tarafa durumu bildirebilecek ve diğer Tarafın
rekabetle ilgili makamının uygun tedbirleri almasını talep edebilecektir"
şeklindeki hükmü uyarınca, Avrupa Komisyonu’nun konuya ilişkin olarak
bilgilendirilmesinin ve uygun tedbirleri almasının talep edilmesi gerektiği
kanaat ve sonucuna ulaşıldığı belirtilmiştir.
H- İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
H.1. İLGİLİ PAZAR
H.1.1. İlgili Ürün Pazarı
İlgili ürün pazarı tespitinde belirleyici olan ürünlerin ikame edilebilirliğidir ve
bu açıdan ürünün işlevi ile tüketici tercihlerinin göz önünde bulundurulması
gerekmektedir. Bilgisayar sektörü "yazılım", "donanım", "hizmet" ve "tüketim
malzemeleri" olmak üzere dört alt ürün grubunun oluşturduğu bir üst pazar niteliğini
taşımakta olup söz konusu ürün grupları birbirlerini tamamlayıcı niteliktedirler.
Bilgisayar sistemleri arasında bağlantı kurarak ağ (network) sisteminde yer
alan bir kullanıcının aynı ortamda bulunan tüm bilgisayarlara erişebilmesi, ağ işletim
yazılımları ve ağ donanım ürünlerinin birleşiminden oluşan ağ sistemleri ile
6 REKABET KURUMU
mümkündür. Bunların birinde meydana gelen değişim ve gelişmelerin diğerlerini
doğrudan etlkilemesi nedeniyle alt ürün gruplarını tamamen bağımsız olarak
değerlendirmenin doğru olmadığına ilişkin görüşler vardır. Ancak ilgili ürün pazarının
tanımlanmasında belirleyici olan, ürünlerin ikame edilebilirliğidir. Bilgisayar
sektöründeki ürünlerin birbirlerini tamamlayıcı oldukları ve fakat çok farklı işlevleri
nedeniyle kesinlikle birbirleriyle ikame edilebilir olmadıkları açıktır. Dolayısıyla
inceleme konusu olan pazar, yazılım alt sektörünün iki kolundan biri olan sistem
yazılımları kategorisinde yer alan “ağ işletim yazılımları pazarı” olarak
belirlenmiştir.
H.1.2. İlgili Coğrafi Pazar
İlgili coğrafi pazar, ithal edilen malların dağıtımının ve perakende satışının
yapıldığı "Türkiye Cumhuriyeti sınırları"dır.
H.2. HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILAN TEŞEBBÜS
Armada Bilgisayar Sistemleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
İstanbul Ticaret Sicili’nde 297294 – 244876 sicil numarası ile kayıtlı bulunan
Armada A.Ş. 1992 yılında GTK firması ile Karma Holding A.Ş.nin bir ortak girişimi
olarak kurulmuştur.
Bilgisayar sektöründe faaliyette bulunan Armada A.Ş. ağ işletim yazılımı ve
donanım ürünlerinin distribütörlüğünü yapmakta ve bu konularda son kullanıcılara
hizmet vermektedir.
H.3. TESPİTLER
H.3.1. Genel Olarak
“Novell” markası, 99740 sayı ile Novell Inc. adına, bilgisayar ve bilgisayar
programları üzerinde kullanılmak amacıyla 551 sayılı Kanun’a göre 27.7.1987
tarihinden geçerli olmak üzere 10 yıl süreyle Marka Sicili'ne tescil edilmiştir. Tescil,
daha sonra 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname’nin 40. maddesi gereğince 27.7.1997 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle
yenilenmiştir.
“Netware” markası ise, yine bilgisayar ve bilgisayar programları üzerinde
kullanılmak üzere 100697 sayı ile yine Novell. Inc. adına 551 sayılı Kanun’a göre
27.7.1987 tarihinden geçerli olmak üzere 10 yıl süreyle Marka Sicili'ne tescil
edilmiştir. Tescil, daha sonra 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun
Hükmünde Kararname’nin 40. maddesi gereğince 27.7.1997 tarihinden itibaren 10
yıl süreyle yenilenmiştir .
H.3.2. Taraflar Arasındaki Uyuşmazlıklara İlişkin Bilgiler
H.3.2.1. Novell Inc. (ABD) Tarafından Yapılan Suç Duyuruları ve Savcılığın
Takipsizlik Kararları
Novell Inc. firması vekili Av. M… G… tarafından 5846 sayılı Fikir ve Sanat
Eserleri Kanunu (FSEK)’na aykırılık iddiasıyla yapılan suç duyurusu ile ilgili olarak,
T.C. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 1.8.1997 tarih ve 97/26494 Hz. sayılı
kararında, “5846 sayılı Yasanın 72/6. maddesi (…eser sahibinin izni olmadan
7 REKABET KURUMU
yapılan nüshaları ithal eden) dolayısıyla, izinsiz çoğaltılmış nüshaların ithalinin
yasaklandığı, sanık firmanın bu tür bir ürünü ithal edip sattığına ilişkin delil
bulunmadığı, 5846 sayılı Yasanın 23/2. maddesine göre, Novell firması ürettiği
programları satarak yayma hakkını tükettiğinden, bu programları satın alıp
Türkiye’ye getiren sanık firmanın satışını engelleyemeyeceği, bu konuda hiçbir cezai
yaptırım bulunmadığı”nı belirterek takipsizlik kararı vermiştir.
Yine Av. M…. G… tarafından 556 Sayılı Markaların Korunması Hakkında
KHK’ye aykırılık iddiasıyla yapılan suç duyurusu ile ilgili olarak da İstanbul
Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 18.8.1997 tarih ve 997/26254 Hz. sayılı kararında aynen
“Müşteki vekili adlarına tescilli ‘Novell’ ve ‘Netware’ marka bilgisayar programlarının
taklitlerinin sanıklar tarafından yetkileri olmadığı halde satışının yapıldığının
şikayeten bildirilmiş ise de; sanıkların belirtilen adresteki işyerinde yapılan aramada
şikayete konu ürünlerin bulunmadığı 3.7.1997 tarihli arama tutanağı kapsamından
anlaşılmış olup; sanıkların savunması ve sanıklar vekilinin 18.7.1997 tarih ve
31.7.1997 de Başsavcılığımıza ibraz edilen savunma dilekçesi ve ibraz edilen fatura
ve gümrük makbuzları ile yasal yollardan ithal edilen ürünlerin satışının yapıldığı
belirtilmiştir. Bu itibarla sanıkların iş yerinde şikayete konu ürün elde edilmediği ”
belirtilerek takipsizlik kararı verilmiştir.
H.3.2.2. Beyaz Ltd. Ş.nin Yayımlattırdığı Reklamlara İlişkin Reklam Kurulu’na
Yapılan Şikayet
Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Reklam Kurulu Başkanlığı'nca Beyaz Ltd. Ş.ye
yazılan 17.10.1997 tarih ve 10694 sayılı yazıda, yapılan bir başvuru üzerine Beyaz
Ltd. Ş.ye ait, BT Haber Dergisi’nin 5.8.1996 tarihli ve Chip Dergisi’nin Temmuz 1996
tarihli nüshalarında yayımlanan “Gerçek Novell, Gerçek Fiyat” başlıklı; Computer
World Dergisi’nin Ağustos 1996 tarihli nüshasında yayımlanan “Gerçek Fiyata,
Gerçek Novell” başlıklı; BT Haber Dergisi’nin 29.4.1996, Chip Dergisi’nin Mayıs
1996 ile Haziran 1996 ve Byte Dergisi’nin Mayıs 1996 tarihli nüshalarında
yayımlanan “Lisanslı Kullanıcı olmak için Novell alırken sadece bu karta ihtiyacınız
var” başlıklı reklam ve ilanlara yönelik olarak 4077 sayılı Tüketicinin Korunması
Hakkında Kanun’un 16 ve 17. maddeleri ile Ticari Reklam ve İlanlara İlişkin İlkeler ve
Uygulama Esaslarına Dair Tebliğ hükümleri çerçevesinde yapılan inceleme
sonucunda söz konusu reklamların 4077 sayılı Kanun’a aykırı olmadıklarına karar
verildiği belirtilmiştir. Bu karara itiraz edilmemiştir.
H.3.2.3. Armada A.Ş.nin Yayımlattırdığı Reklamlara İlişkin Reklam Kurulu’na
Yapılan Şikayet ve Verilen Cezanın İptali İçin Açılan Dava
Armada A.Ş. tarafından 5-11.8.1996 tarihli BT Haber Dergisi'nde
yayımlattırılan "En iyi performans en iyiden alınır" başlıklı reklamın, Reklam
Kurulu'nca 4077 sayılı Kanun'a aykırı bulunarak 12.000.000.000,- TL'lik para cezası
ile cezalandırılmasına yönelik tesis olunan idari işlemin, Novell’e ait network
programlarının Türkiye’ye ithal, yayma ve yararlanma haklarının distribütörlük
sözleşmesi ile sadece Armada A.Ş.ye ait olduğu ve bu nedenle dürüst reklam
yapıldığı gerekçesiyle iptal edilmesi talebini haiz dava sonucunda Ankara 5. İdare
Mahkemesi 8.7.1999 tarih ve 997/1042 Esas, 1999/599 Karar sayılı kararı ile
davanın reddine karar vermiştir.
8 REKABET KURUMU
Söz konusu kararda; Armada A.Ş. dışındaki firmaların da Novell bilgisayar
programlarını Türkiye'ye ithal edip satışa sunma hakkı bulunduğu, bu arada Beyaz
Ltd. Ş.nin ithal edip Türkiye'de sattığı Novell bilgisayar programlarının orijinal
nitelikte olduğu yetkili makamlarca tespit edildiği, Armada A.Ş:’nin 5-11.8.1996 tarihli
BT Haber Dergisi'nde yayımlattırdığı "En iyi performans, en iyiden alınır. Sadece
kutuları üzerinde 'Armada güvencesiyle' sticker'ı bulunan Novell ürünlerini alanlar
'Lisanslı Novell Kullanıcısı' olurlar" ifadesini taşıyan reklamın gerçeği yansıtmadığı,
dolayısıyla ticari reklamların dürüst ve doğru olmasını, tüketiciyi aldatıcı, yanıltıcı
reklam yapılamayacağını öngören 4077 sayılı Kanun'un 16. maddesinin ihlal edildiği
yolundaki bilirkişi raporuna dayanılarak dava konusu idari işlemin mevzuata aykırı
bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
H.3.2.4. Diğer Davalar
- Novell Inc. (ABD); gerçeğe aykırı reklamlar yayınladığı, kendisine ait tescilli
markaları yasaya aykırı olarak ilan ve reklamlarda kullandığı, bu suretle
haksız rekabette bulunduğu iddiasıyla Beyaz Ltd. Ş. aleyhine açacağı haksız
rekabet ve markaya tecavüzün önlenmesi davasıyla ilgili olarak ihtiyati tedbir
kararı talebinde bulunmuş, İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 4.5.1998
tarih ve 998/650 D.İş sayı ile Beyaz Ltd. Ş.yi, Novell I sahibi olduğu
bilgisayar programlarının izni olmadan çoğaltılmış nüshalarını ithal ve ihraç
etmesinin ve yurt içinde dağıtıp satışa sunmasının ve satmasının, satış
sonrası servis ve destek hizmeti vermesinin, bu hususta herhangi bir şekilde
ilan ve reklam yapmasının, Novell Inc.e ait marka, unvan ve ürün isimlerini ve
resimlerini her türlü ilan, reklam ve tanıtım broşürlerinde, basılı kağıtlarında ve
faturalarında kullanmasının önlenmesi ve bu şekilde bastırılmış olan
materyalin bulundukları yerlerden toplanarak muhafaza altına alınması
yönünde verilen ihtiyati tedbir kararı Şişli 4. İcra Müdürlüğü tarafından
11.5.1998 tarihinde infaz edilmiş, ancak infaz mahalinde tedbir konusu
mallara rastlanamamıştır.
- Yetkisi olmadığı halde Novell ürünlerini Türkiye’ye ithal edip dağıttığı
iddiasıyla Beyaz Ltd. Ş. aleyhine, Novell Inc. tarafından İstanbul 2. Asliye
Ticaret Mahkemesinde 98/1176 Esas sayısı ile açılan dava devam etmektedir.
- Beyaz Ltd. Ş. tarafından, kendisine ait reklam metninin Armada A.Ş.
tarafından izinsiz kullanılması suretiyle telif hakkı ihlalinde bulunulduğu
iddiasıyla İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde 96/944 Esas sayısı ile
açılan davada alınan 30.6.1999 tarihli bilirkişi raporunda Beyaz Ltd. Ş.nin
Novell ürünlerini Türkiye’ye ithalinin ve satışının T.T.K.nun 56. ve 57/5.
maddeleri kapsamında haksız rekabet oluşturmadığı, Armada A.Ş.nin ise
kötüleme suretiyle T.T.K.nun 57/1. maddesine göre haksız rekabet fiilini
işlediği ifade edilmiştir. Dava devam etmektedir.
- Beyaz Ltd. Ş. tarafından, kendi ilanlarını kullanıp basında haber çıkartarak ve
basın yoluyla verdiği ilanlarda Beyaz Ltd. Ş.nin adını açıkça yazarak haksız
rekabet fiili işlediği iddiasıyla Armada A.Ş. aleyhine İstanbul Asliye 1. Ticaret
Mahkemesinde 96/959 Esas sayısı ile açılan dava 1996/944 sayılı dava ile
birleştirilmiştir.
9 REKABET KURUMU
- Beyaz Ltd. Ş.ye ait reklamın izinsiz olarak yayımlanması suretiyle 5846 sayılı
FSEK’e aykırılık iddiasıyla Armada A.Ş. yönetim kurulu üyeleri, Novell İtalya
görevlileri ve IDG Yayıncılık yönetim kurulu üyeleri aleyhine İstanbul 2. Asliye
Ceza Mahkemesinde 998/98 Esas sayısı ile açılan ceza davası devam
etmektedir.
- Novell Inc. tarafından Beyaz Ltd. Ş. yöneticileri hakkında, ihtiyati tedbir
kararına uyulmaması iddiası ile yapılan şikayet üzerine Şişli 5. Asliye Ceza
Mahkemesinde 99/1154 sayı ile açılan dava devam etmektedir.
H.3.3. Paralel İthalat
Paralel ithalat kavramının tanımlanabilmesi için öncelikle "hakkın
tüketilmesi - tükenmesi" kavramının bilinmesi gekermektedir. Hakkın
tüketilmesi - tükenmesi kavramı üzerinde doktrinde fazla bir tartışma yoktur. Bu
konudaki bir eserde (Gül Okutan, Tekinalp/Tekinalp, AB Hukuku, İstanbul-2000,
s.685-686) yer alan "“Fikir ve sanat eseri, buluş, tasarım gibi korunmaya değer fikri
bir ürün yaratmış ya da marka, ticaret unvanı, işletme adı, logo ve diğer bir işaret
seçerek, bu ad ve işaretler üzerinde korunmaya değer bir hak elde etmiş olan kişinin
bu hakkı ticarette kullanmak, mesela patentin bir mala uygulanması, markanın bir
mal üstüne konulması, bir fikir ve sanat eserinin çoğaltılması konusunda mutlak
(öncelikle, meneden, tekelci) bir hakka sahip olması doğaldır. Fikir ve sanat eseri
sahibi, mucit, tasarımcı bu mutlak hakkı bir malda bizzat somutlaştırır, yani fikri mala
uygular, malı dolaşıma çıkarır ya da lisans verir. Haktan bu tarzda ekonomik fayda
elde etmek için ürün sahibi bunu dolaşıma çıkarmak, halka sunmak zorundadır. İşte,
bir fikri mülkiyet hakkı ile korunmakta olan bir malın, hak sahibi kişinin elinden,
bizzat kendisinin hakkını uygulama mevkiine koyması ya da başkasına lisans
vermesi şeklinde rıza ile çıkması sonucunda, fikri 'mülkiyet'in sağladığı haklara ne
olacağı konusunda problemler doğmuştur. Fikri hakkın sahipleri kendi yarattıkları
mallar üzerinde maksimum korumayı sağlamak, bu malı hukuki yoldan elde etmiş
üçüncü kişiler ise, malın yeni maliki olarak onu istedikleri biçimde kullanmak
isteyeceklerdir. Böylece serbest ticaret ile fikri mülkiyetin korunması ve kamu yararı
ile kişisel kullanım özgürlüğü arasında bir denge kurmaya çalışan bir ilke doğmuştur
ki bu ilkeye 'fikri mülkiyet haklarının tükenmesi' ilkesi (ilk satım ilkesi) denir. FM, ilgili
olduğu ürünün imali ve ilk satışı konusunda sahibine tekelci bir hak verir. FM sahibi,
ilgili ürünü istediği gibi imal edip satabilir ve kendi izni olmadan başkalarının o ürünü
imal edip satmasını engelleyebilir. Ancak ürün bir kez hukuki yoldan ve rıza ile hak
sahibinin elinden çıktıktan sonra bu ürünü iktisap etmiş kişilerce malın ticaretinin
yapılması, yani alınıp satılması engellenemez. Diğer bir deyişle, belirli bir malın ilk
iradi satışından sonra fikri mülkiyet sahibinin o belirli mal üzerindeki tekelci ilk satım
hakkı 'tükenir', artık malın dolaşımına müdahale edemez.” ifadeler hakkın tüketilmesi
ilkesini açıklamaktadır.
Başka bir eserde de (Fahrettin Kayhan, Türk Marka Hukuku Açısından Paralel
İthalat ve Marka Hakkının Tükenmesi, Ankara Barosu Fikri Mülkiyet ve Rekabet
Hukuku Dergisi, Cilt:1, Sayı:1, s.52) bu konuda "Fikri Mülkiyet alanındaki mutlak
sınırsız bir koruma, fikri mülkiyet hakkına sahip olan kimselerin ürünün kendileri
tarafından piyasaya sunulmasından sonraki el değiştirmelerini, dağıtımını da kontrol
altına almaları sonucunu doğurur. Bu durum, malların serbest dolaşımına ve
10 REKABET KURUMU
rekabete aşırı kısıtlayıcı bir etki yaratır. Bu nedenle fikri mülkiyet haklarının
sınırlandırılması zorunluluğu doğmuştur. Fikri mülkiyet haklarını sınırlayan ilkelerden
biri hakkın tükenmesi öğretisidir. Hakkın tükenmesi öğretisine göre, fikri mülkiyete
konu malların bizzat hak sahibi veya onun izni ile bir başkası tarafından ilk defa
piyasaya sunulmasından sonra fikri mülkiyet hakkı tükenmiş kabul edilmektedir.
Başka bir deyimle artık hak sahibi, fikri mülkiyet hakkına dayanarak, malın
piyasadaki sirkülasyonunu denetleme hakkına sahip değildir." şeklinde benzer
ifadelere yer verilmiştir.
Paralel ithalat ise, hakkın tüketilmesinden - tükenmesinden sonra malların
serbest dolaşımını ve bunun sonucu olarak rekabetin oluşmasını sağlayan bir
kavram olarak ortaya çıkmaktadır. Paralel ithalat kavramı mevzuatımızda doğrudan
tanımlanmamış, ancak ilgili mevzuatta yer verilen hükümlerin yorumlanması
neticesinde doktrinde yerini almıştır. Doktrinde farklı sonuçlara yol açan bir çok
tartışma mevcut olmasına karşın, gerek rekabet mevzuatı, gerek Yargıtay kararları
dikkate alındığında paralel ithalata ilişkin olarak bir sonuca varmak mümkündür.
Paralel ithalat kısaca, fikri ve sınai hak sahibi veya onun izni ile bir başkası
tarafından bir ülkede piyasaya sunulan bir malın aynısının üçüncü kişilerce bir başka
kaynaktan sağlanmak suretiyle yasal prosedürüne uygun olarak o ülkeye ithal
edilmesi işlemi olarak tanımlanabilir.
Tanımdan da anlaşılacağı üzere, paralel ithalatın gerçekleşebilmesi için ithal
edilen mal ile o ülkede daha önce piyasaya sunulan mal arasında bir ayniyetin
bulunması gerekmektedir. Mallar arasında farklılığın olması durumunda paralel
ithalattan değil, gri ithalattan bahsedilebilir. Ancak bu farklılığın fikri ve sınai hak
sahibi veya onun izni ile bir başkası tarafından yapılan bir müdahale ile yaratılması
da gerekli şartlar arasındadır.
Paralel ithalat konusunda fikri ve sınai mülkiyet haklarına ilişkin mevzuatta
açık bir düzenleme bulunmaması ve soruşturma konusunun Novell markalı ağ işletim
yazılımlarının paralel ithalatının engellenmesi olması dolayısıyla, durumun önce
markaların korunması hakkında mevzuat açısından, sonra fikri ve sınai haklar ve
malların serbest dolaşımı çerçevesinde Türkiye’nin, Avrupa Birliği ile ilişkileri
açısından ve son olarak rekabet mevzuatı açısından incelenmesi uygun olacaktır.
H.3.3.1. Markalarla İlgili Mevzuat Açısından Paralel İthalat
556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin
9. maddesinde marka tescilinden doğan hakların kapsamı belirlendikten sonra
"Marka Tescilinden Doğan Hakların Tüketilmesi" başlıklı 13/1. maddesinde aynen
"Tescilli bir markanın tescil kapsamındaki bir mal üzerine konularak marka sahibi
tarafından veya onun izni ile Türkiye'de piyasaya sunulmasından sonra, mallarla ilgili
fiiler marka tescilinden doğan hakkın kapsamı dışında kalır." şeklindeki hükme yer
verilmiştir. Anılan KHK'de paralel ithalat kavramına yönelik açık bir düzenleme
olmamakla birlikte hakkın tüketilmesi ile ilgili sözü geçen madde doğrultusunda
paralel ithalat kavramının açıklığa kavuşması için doktrindeki görüşlere aşağıda yer
verilmiştir.
Prof. Dr. Sabih Arkan, paralel ithalata ilişkin görüşünde 556 sayılı KHK’nin
13. maddesinin 1. fıkrasının, 89/104/EEC sayılı "Ticaret Markalarına İlişkin Olarak
11 REKABET KURUMU
Üye Devletlerin Hukuklarının Uyumlaştırılmasına Dair Birinci Konsey Yönergesi"nin
7.1. maddesinin kötü bir tercümesi olduğunu belirttikten sonra aynen şu ifadelere yer
vermiştir: "KHK’daki ‘...piyasaya sunulmasından sonra mallarla ilgili fiiller marka
tescilinden doğan hakkın kapsamı dışında kalır’ ifadesi, ‘marka sahibi tarafından
(veya onun izni ile) markayı taşıyan malların piyasaya sunulmasından sonra marka
sahibi markanın bu mallarla ilgili olarak kullanılmasını yasaklayamaz’ şeklinde
anlaşılmalıdır. Dolayısıyla marka sahibi, markasını taşıyan malları piyasaya
sunduktan sonra, üçüncü kişilerin bu malların ticaretini yapmasına ve bu arada
markayı, malla ilgili reklamlarda kullanmasına da karşı çıkamaz.… KHK 13/1’e göre
marka hakkının tüketilmesinden söz edilebilmesi için, tescilli bir markanın tescil
kapsamındaki mallar üzerine konularak Türkiye’de piyasaya sunulmuş olması
gerekir.… Markayı taşıyan malların piyasaya sunulması, çeşitli şekillerde
gerçekleşebilir. Sürümün, hangi hukuki kalıp içinde yapıldığının (satım, trampa,
kiralama) önemi olmadığı gibi, ücreti karşılığında yapılıp yapılmadığı üzerinde de
durulmaz. Malın, vitrine konularak teşhir olunması da, bu anlamda piyasaya
sunmadır. KHK 13/I uyarınca tükenmeden söz edilebilmesi için, markayı taşıyan
malların Türkiye’de piyasaya sunulmuş olması gerekir. Markayı taşıyan malın
Türkiye dışında piyasaya sunulmuş olması, marka hakkının Türkiye bakımından
tüketilmesine yol açmaz. Dolayısıyla bu halde yabancı ülkeden Türkiye’ye yapılacak
ithalata, marka sahibi, marka hakkına dayanarak engel olabilir. Buna karşılık,
markalı malların Türkiye’de piyasaya sunulmasından sonra marka hakkı sahibi, bu
malları yurt dışına satar (veya yurt dışında da üretirse) bunların üçüncü kişiler
tarafından yurt dışından satın alınarak Türkiye’ye ithaline (parallelimport) engel
olamaz…. Aynı durum, yabancı markayı taşıyan malların Türkiye’de tek satıcısı
durumunda olan ve marka sahibinin izniyle bu markayı adına tescil ettirmiş bulunan
kişi bakımından da geçerlidir. Dolayısıyla ‘Timberland’ markasını taşıyan
ayakkabıların Türkiye için tek satıcısı olan firma, bir üçüncü kişinin Fransa’dan
ucuza satın aldığı aynı marka ayakkabıları Türkiye’ye ithal etmesine marka hakkına
dayanarak karşı çıkamaz. Görüldüğü üzere KHK açısından tükenme ilkesi, ülkesel
olarak uygulanacaktır.” (Prof. Dr. Sabih Arkan, Marka Hukuku, Ankara, 1998, s.134-
135).
Fahrettin Kayhan ise paralel ithalat ile ilgili olarak "Paralel ithalattan söz
edilebilmesi için, ithalata konu olan malın, sadece yurt dışında piyasaya sunulmuş
olma şartı yoktur. Başka bir deyimle, Türkiye dışında piyasaya sunulmuş olan malın
Türkiye'ye ithal edilmesi paralel ithalatın varlığı için yeterlidir. Türkiye'ye ithal
edilenlerin dışında, markalı mallardan daha önce Türkiye'de piyasaya sunulmuş olup
olmasının bir önemi yoktur. Ancak eğer ithalata konu malların dışında marka sahibi
tarafından markalı mallardan aynı zamanda Türkiye'de de piyasaya sunulmuş ise
paralel ithalattan söz edebilmek için yurt içinde piyasaya sunulan mallarla, yurt
dışında piyasaya sunulup yurda ithal edilen mallar arasında ayniyet (identify) olması
gerekir. Ancak marka sahibinin yurt dışında aynı marka altında piyasaya sürdüğü
mallar ile yurt içinde piyasaya sürdüğü mallar arasında az-çok farklılık varsa bu
durumda gri piyasadan söz edilir. Gri Piyasa (Grey Market), marka hakkı sahibi veya
onun izniyle bir başkası tarafından ülke dışında piyasaya sunulan ve üçüncü kişiler
tarafından ülkeye ithal edilen markalı özgün malların, daha önce marka sahibi
tarafından veya onun izniyle üçüncü kişi tarafından ülke içinde piyasaya sunulan
markalı mallardan farklı olması durumunda söz konusu olur. Başka bir deyimle,
12 REKABET KURUMU
marka sahibinin Türkiye'de piyasaya sunduğu markalı mallarla diğer bir ülkede
piyasaya sunduğu markalı mallar arasında az veya çok bir farklılığın olmasına gri
piyasa denir. Örneğin Türkiye'deki X markasının sahibi bu marka altında Türkiye'de
üretip piyasaya sunduğu bilgisayarlarda Türkçe karakter seti, aynı marka altında
Almanya'da piyasaya sunduğu bilgisayarlarda Almanca karakter seti kullanmışsa bu
iki bilgisayarın aynı mal olduğu söylenemez. Marka sahibinin Almanya'da piyasaya
sunduğu bilgisayarın Türkiye'ye ithali gri piyasaya yol açacaktır. Yine paralel ithalatı,
markalı mallardan Türkiye'de piyasaya sunulmuş olanlarının marka sahibi veya onun
izniyle üçüncü kişi tarafından ihraç edilmesinden sonra, üçüncü kişiler tarafından
tekrar Türkiye'ye ithal edilmesini (geri ithalat) paralel ithalat kavramından ayırmak
gerekmektedir. Geri ithalat (Reimportation), marka hakkı sahibi tarafından veya onun
izniyle ülke içinde piyasaya sunulmuş olan markalı malların marka sahibi veya onun
izniyle başka bir ülkeye ihraç edilmesinden sonra ayni malların üçüncü kişiler
tarafından tekrar ülkeye ithal edilmesidir" şeklindeki açıklamalarından sonra paralel
ithalat, geri ithalat ve gri piyasa kavramları arasındaki farkların gözden
kaçırılmaması gerektiğini belirtmektedir. (Fahrettin Kayhan, a.g.e., s.53-54).
Prof. Dr. Ünal Tekinalp da paralel ithalat için, markanın Türkiye'de ve malın
ithal edildiği ülkede aynı şahıs adına tescil edilmesi gerektiğini belirterek bu konuyu
bir örnekle açıklamıştır: “ ‘Southstar’ markası, bir ABD firması olan ‘Southstar Co.'
adına, televizyonlar için Türkiye’de ve gene aynı firma adına İtalya’da tescil
edilmiştir. Soutstar Co. firması, bu marka altında televizyonları ABD’den Türkiye’ye
ithal etmek ve Türkiye'de Southstar markası altında üretim yapmak hakkını
münhasıran Artemis Dış Ticaret A.Ş.ye tanımıştır. Artemis Dış Ticaret A.Ş. söz
konusu televizyonları Türkiye’ye ithal ederken, İzmir Dahili-Harici Ticaret A.Ş.nin
aynı televizyonları, üretiminin yapıldığı İtalya’dan ithal etmesi, paralel ithalattır.
Paralel ithalat marka hukuku yönünden markanın haksız kullanımını oluşturmaz.
Çünkü, örnekten de anlaşılacağı üzere marka hukuka uygun olarak kullanılmaktadır.
Paralel ithalatın tek satıcılık ve rekabetin korunması hukuku yönünden doğurduğu
sorunlar –yani tek satıcının (örnekte Artemis Dış Ticaret A.Ş.) başka bir şahsın
(örnekte İzmir Dahili-Harici Ticaret A.Ş.) ithalatını Soutstar Co. ile arasındaki tek
satıcılık sözleşmesine dayanarak durdurup durduramayacağı ve bunun RKK’ya
aykırılık teşkil edip etmeyeceği- marka hukuku ile ilgili değildir." (Ünal Tekinalp, Fikri
Mülkiyet Hukuku, İstanbul, 1999, s.411).
Saadet Arıkan ise paralel ithalata iliişkin görüşlerini şu şekilde aktarmaktadır:
“Paralel ithalat ülkeler arasında ticaret unsurunu içinde taşıyan bir kavramdır. Bu
çerçevede paralel ithalattan söz edebilmek için daha önce piyasasında aynı malın
bulunduğu devlete ithalat yapılmalı ve aynı mallar arasında bir rekabet doğmalıdır.
Paralel ithalat genellikle aynı ürün için birden çok pazarın olmasından kaynaklanan
bir ithalattır. Burada anılan pazarlar çoğunlukla ulusal sınırlara göre oluşmaktadır.
Paralel ithalatın en önemli nedeni A ve B ülkesindeki fiyat farklılıklarıdır. Bu fiyat
farklılığı x malının, A ülkesinde ve B ülkesinde piyasaya sürülmesinden sonra, (aynı
malın) fiyatın daha yüksek olduğu A ülkesine ithalatına yol açmaktadır. Ülkeler
arasındaki bu fiyat farklılıkları ya büyük firmaların iç piyasa ile ihraç piyasası
arasında kendilerinin bilinçli olarak güttükleri fiyat politikasından kaynaklanır (burada
diğer piyasada tutunma, bir pazar payı edinebilme saikinin önemli bir rolü
bulunmaktadır); ya da ülkelerden birinde üretim unsuru fiyatlarının düşük olması
13 REKABET KURUMU
(örneğin iş gücünün ucuzluğu gibi) yine nihai üründe önemli fiyat farklılıklarına
neden olmaktadır. Bir diğer önemli neden ise ülkeler arasındaki sosyal politika
farklılıklarıdır (örneğin ilaç fiyatlarının sosyal amaçlar ile belirli bir seviyede tutulması
gibi). Bu hali ile paralel ithalat, üretici açısından bakıldığında, üreticinin önem verdiği
(genellikle yüksek fiyatlı) pazardaki stratejisini olumsuz etkileyecek niteliktedir. Bu
nedenle üreticiler, paralel ithalatçının bu parazit rekabetini önleme araçları arayarak,
düşük fiyatlı ülkeden yüksek fiyatlı ülkeye yapılan ithalatı önlemeye çalışmaktadır.
Paralel ithalat ile ilgili bağımsız kurallar henüz hiçbir ülke hukukunda yer
almadığından üretici, hukukun mevcut kuralları içinde paralel ithalatı önlemektedir.
Anılan kurallar Borçlar Hukukununun akit serbestisi ve sözleşmelerin taraflarını
bağlayıcılığı çerçevesinde belirlendiği gibi Rekabet hukukunun rekabeti gözeten
ilkeleri doğrultusunda da belirlenebilmektedir. Bu iki hukuk genellikle üretici ile
paralel ithalatçı arasında bir akdi gerektirirken; Fikri-Sınai Haklar Hukuku, FSH
sahibi üreticiye, üçüncü kişi niteliğindeki paralel ithalatçının ithalatını arada akit
olmadan da önleme yetkisi vermektedir. FSH’ların paralel ithalatın önlenmesindeki
rolü, bu hakların hak sahibinin verdiği mutlak yetkilerden kaynaklanmaktadır. Bir
yanlış anlamanın önüne geçmek açısından vurgulanması gereken, FSH’ların
amacının paralel ithalatı önlemek olmadığıdır. FSH’ların en önemli fonksiyonu, bu
hakların özünü oluşturan ve koruma açısından yasal şartları taşıyan fikirlerin
hakkaniyete uygun bir karşılık olmasını sağlamaktır. Bu karşılık, herkese karşı ileri
sürülebilecek mutlak bir yetki şeklinde belirlenmekte ve bu yetki, hakkın kullanımı ile
hak konusu, malın ithalatı ve ihracatı üzerinde mutlak söz sahibi olmak şeklinde
ortaya çıkmaktadır. Anılan mutlak yetkiler arasında sayılan kullanım hakkı hak
sahibine: hak konusu malı üretmek, çoğaltmak, yayınlamak, kiralamak, ödünç
vermek, diğer ticari işlemlere konu yapmak ve bu amaçlar ile depolamak, hak
konusu işareti koruma kapsamındaki mallar üzerinde ve tanıtımda kullanma gibi
münhasıran hak sahibi tarafından kullanılması gereken yetkiler vermektedir. Bu
çerçevede, A ülkesinde patent, marka veya tasarım belgesi almış üreticinin, B
ülkesinde aynı çerçevede korunan patent, marka veya tasarım konusu mallarını B
ülkesinin piyasasından toplayıp A ülkesine sokmaya çalışan paralel ithalatçıyı, A
ülkesinin FSH mevzuatının kendisine verdiği mutlak yetkilere dayanarak önleme
yetkisi bulunmaktadır.” (Saadet Arıkan, Fikri-Sınai Haklarda "Hakkın Tüketilmesi"
Doktrini Avrupa Birliği ve Türkiye, İktisadi Kalkınma Vakfı Dergisi, 1996, sayı 129,
s.36-37).
Hamdi Pınar bir makalesinde (Marka Hukukunda Hakların Tükenmesi, Prof.
Dr. Kemal Oğuzman'ın Anısına Armağan, İstanbul-2000) Sabih Arkan'ın görüşlerine
de atıfta bulunmak suretiyle paralel ithalat konusunda aşağıdaki ifadelere yer
vermiştir: “Arkan’ın buradaki görüşünün iki farklı açıdan değerlendirilmesinin daha
doğru olacağı kanaatindeyiz. Zira ithal edilerek piyasaya sunulan mallar; ya tekrar
ithalat (reimport) veya paralel ithalat (parallelimport) yoluyla ülkeye sokulmuştur.
Tekrar ithalat ile paralel ithalat arasındaki ayrım ülkesel veya bölgesel tükenme
ilkesi kabul edildiğinde önem kazanmaktadır. Çünkü ithalata konu olan mallar
üzerindeki marka hakkının tükenip tükenmemesi, yukarıda da ele alındığı gibi bu
ayrımın açık ve net olarak yapılmasına bağlıdır. Arkan’ın ifadesinde her iki ithal
şeklinin de yer aldığı görülmektedir.
14 REKABET KURUMU
Birinci olarak ‘markalı malların Türkiye’de piyasaya sunulmasından sonra
marka sahibi, bu malları yurt dışına satar(sa)... bunların üçüncü kişiler tarafından
yurt dışından satın alınarak Türkiye’ye ithaline… engel olamaz’ ifadesiyle Arkan,
markalı malların tekrar ithalini (Reimport) açıklamaktadır. Ülkesel tükenme ilkesi
kabul edilmiş olsa dahi markalı malların iç pazarda piyasaya sunulduktan sonra
ihracı ve daha sonra bu malların tekrar ithali her zaman mümkündür. Fakat böyle bir
durumda ... sadece bu malların üzerindeki markadan doğan haklar tükenmiş
olacaktır. Bu durumda yukarıda da değinilen iç pazar açısından piyasaya
sunulmanın gerçekleşebilmesi için malın devrinin ülke içinde gerçekleşmiş olması
lazımdır. Yoksa belli bir miktarı iç pazarda diğer bir miktarı dış pazarda marka sahibi
tarafından piyasaya sürülen mallar üzerindeki –genel bir ifadeyle- markadan doğan
hakkın tükenmiş olduğu ileri sürülemez. Çünkü ülkesel tükenmenin sonucu sadece iç
pazarda piyasaya sürülen miktardaki mallarla ilgili marka hakkı tükenirken, dış
pazardaki haklar iç hukuk açısından tükenmiş olmayacaktır. Arkan’ın bu görüşü 556
s. Marka KHK’nın 13. maddesindeki düzenlemenin ülkesel tükenme veya asgari bir
düzenleme olarak ele alınması hallerinin her ikisi için de doğrudur. İkinci ihtimal ise
paralel ithalattır. Paralel ithalat söz konusu olduğunda ülkesel ve bölgesel tükenme
ilkeleri sadece uluslararası tükenme ilkesinden ayrılmakta aynı zamanda kendi
aralarında da farklılık göstermektedir. Bölgesel tükenmede bölge birden fazla ülke
sınırlarından oluştuğu için bu sınırların içinde kalan ülkeler arasında paralel ithalat
mümkündür. Fakat bu bölgenin dışındaki üçüncü bir ülkeden paralel ithalat marka
üzerindeki haklar bu bölge açısından tükenmemiş olduğundan mümkün değildir.
Ülkesel tükenmede ise ülke sınırları dışında piyasaya sürülmüş malların bu ülkede
de piyasaya sunulmuş olup olmadığına bakılmaksızın paralel ithali yapılamaz.
Bunlar dikkate alındığında Arkan’ın ‘markalı malların Türkiye’de piyasaya
sunulmasından sonra marka sahibi, bu malları... yurt dışında da üretirse bunların
üçüncü kişiler tarafından yurt dışından satın alınarak Türkiye’ye ithaline
(Parallelimport) engel olamaz’ ifadesi sadece ülkesel tükenme ilkesi kabul edildiği
takdirde doğru olamayacaktır. Daha önce Arkan’ın da ifade ettiği paralel ithalatın söz
konusu olduğu uyuşmazlıklarda ilgili yerel mahkemelerin ve Yargıtay’ın Alman,
İngiliz ve Japon mahkemelerinin yaptığı benzer yorumları yapmasına da engel bir
durum bulunmaması yönündeki görüşü, Marka KHK 13/1 maddesinin asgari bir
düzenleme getirdiği ve bu hükmün emredici olmadığı yönündeki görüşümüzü
desteklemektedir. Bu sebeple Arkan’ın buradaki ifadesi ve dipnottaki ‘Timberland’
örneği de ancak 1. fıkranın bu şekilde yapılacak yorumuyla Marka KHK’nın
hükümlerine aykırılık teşkil etmeyecektir.”
Hamdi Pınar aynı makalede, Ünal Tekinalp'in görüşüyle ilgili olarak da, Sabih
Arkan'a getirdiği eleştiriye paralel olarak şunları ifade etmiştir: “Tekinalp de Arkan
gibi Marka KHK 13. maddenin 1. fıkrasında ülkesel tükenmeyi getirdiğini
vurgulamasına rağmen aynı eserin başka bir kısmında paralel ithalatın
gerçekleşebilmesini ‘marka(nın) Türkiye’de ve malın ithal edildiği ülkede aynı şahıs
adına tescilli’ olması şartına bağlamıştır. Tekinalp, bu düşüncesini açıklamak
amacıyla verdiği örnekten de anlaşılacağı üzere bu şart altında açık bir şekilde
paralel ithalatın markanın haksız kullanımı olmadığını belirtmiştir. Tekinalp’in bu
görüşü ülkesel tükenme ilkesiyle açık bir çelişki içindedir. Eğer -Tekinalp gibi-
ülkesel tükenme ilkesi kabul edilirse böyle bir paralel ithalat Marka KHK 9/2(c)
bendine aykırı olacaktır. Fakat yukarıda da belirtildiği gibi ülkesel tükenme ilkesi
15 REKABET KURUMU
uygulama açısından da çok dar bir sınırlama getirdiğinden dolayı birbiriyle çelişkili
fikirler savunulabilmektedir. Bu çelişkinin ortadan kaldırılabilmesi için 13. maddenin
1. fıkrasındaki ifadenin, emredici değil sadece asgari bir düzenleme olduğunun
kabulü gerekmektedir”
Hamdi Pınar adı geçen makalesinde paralel ithalata ilişkin olarak, Yargıtay
11. Hukuk Dairesi'nin 12.3.1999 tarih ve 1998/7996 Esas sayılı kararını da aşağıdaki
şekilde yorumlamıştır: “Yargıtay’ın ‘Police’ kararı marka hukuku açısından ele
alındığında ise maalesef öğretideki karışıklık ve çelişkili ifadeler daha davacının
iddialarının gerekçelerinden başlamak üzere Yargıtay’ın kararındaki gerekçelere
kadar yansımıştır... Davayı ele alırken Yargıtay’ın ilk önce 9. ve 13. maddeleri marka
hukukunun sistematik yapısına uygun olarak ele alması isabetli olmuştur. Zira 9.
maddeye göre davacı tarafından iddia edilenin, marka hakkının koruma kapsamına
girip girmediğinin tespiti zorunludur. Gerçi Yargıtay doğrudan bu tespiti yapmamakla
birlikte; bu maddenin ikinci fıkrasına kararında değinmesi Yargıtay tarafından dolaylı
da olsa davalının iddiasının marka hakkının koruma kapsamında kabul edildiği
anlaşılmaktadır. Bundan sonra marka hakkının koruma kapsamının istisnası olan 13.
maddenin 1. fıkrasının ele alınarak sonuca çalışılması da kanun sistematiği
açısından doğru bir yoldur. Yargıtay’ın Marka KHK’nın 9. ve 13. maddeleri
hakkındaki görüşü maddi hukuk açısından incelendiğinde, sonuç eleştiriyi
kaçınılmaz kılıyor. Kararda yer alan Yargıtay’ın Marka KHK 9/2-(c) bendi ile ilgili
‘Türk iç pazarına hiç sunulmamış olan malların ithali...marka hakkına tecavüz
oluşturacağı kabul edilmiştir’ görüşünü biraz açmak gerekmektedir. Burada
zikredilen ‘malların ithali’ kavramının, malların paralel ithalatı olarak kabul edilmesi
gerekir. Zira ülkesel tükenme ilkesinin geçerli olduğu yerlerde, paralel ithalatta ithal
edilen mallar iç pazarda piyasaya sunulmamıştır. Bundan dolayı da bu malların ithali
mümkün değildir. Buradan çıkan ilk netice; aynı öğretideki gibi Yargıtay’ın da ilk
önce ülkesel tükenme ilkesine uygun görüşü savunduğudur. Ama gerekçesinde salt
bu ifadeyle yetinmeyen Yargıtay’ın kararın devamındaki diğer görüşünü de
irdelemek gerekmektedir. ‘Davacı gözlükleri ile ayniyet arz eden orijinal vasıfta olup
taklit olmayan gözlüklerin, kanuni prosedüre uygun olarak menşei ülkesinden başka
ülkelerde üretilip o ülkelerden Türkiye’ye ithal edilmesi durumunda, ithalatçı
tarafından satılması veya ithalatçı firmadan fatura karşılığı satın alınıp satışa arz
edilmesi halinde 556 s. KHK’nın 9.m.2.f.(c) bendi uygulanmayacaktır.' Yargıtay’ın
yukarıdaki görüşü dikkate alındığında böyle bir ifadenin gündeme getireceği
ihtimalin, hukuken mümkün olmaması gerekmektedir. Burada açık bir şekilde paralel
ithalat söz konusudur. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi 13. maddedeki düzenleme
emredici değil, sadece asgari bir düzenleme olarak kabul edildiğinde, Yargıtay’ın bu
ifadesi kapsamında bir ölçüde paralel ithalat yönündeki bu görüş savunulabilir. Fakat
Yargıtay’ın burada ‘menşe ülkesinden başka ülkelerde üretilip o ülkelerden
Türkiye’ye’ ithali şeklindeki gerekçeyi, sanki tükenmesinin bir şartı gibi belirtilmesi
kanaatimizce kasdı aşan bir ifadedir. Aksinin kabulü halinde, menşei ülkesinden
paralel ithalat mümkün olmayacağı gibi bu tür markalı ürünün üretilmediği ülkelerden
de ithali imkansız olacaktır. Böyle bir şart tükenme ilkesinin esprisine de aykırıdır...
Türk Hukukundaki düzenlemeler lafzi yorumlandığı takdirde sonuç, ülkesel tükenme
ilkesinin kabulünü gerektirmektedir. Ancak öğretinin ve Yargıtay’ın bu konudaki
görüşünün tam olarak belli olmadığı da ortadadır. Zira bir taraftan ülkesel tükenme
denilirken; diğer taraftan ise orijinal malların paralel ithalatının mümkün olduğu
16 REKABET KURUMU
yönünde görüş bildirilmektedir. Öğretideki bu yaklaşım aynı şekilde Yargıtay’ın
‘Police’ kararına da yansımıştır. Bu durum ise açık bir tercihin yapılmasını zorunlu
kılmaktadır. Ancak pozitif düzenlemeleri, gai yorumla emredici değil, asgari bir düzey
olarak kabul ettiğimiz takdirde, şu an için uluslararası tükenme ilkesi yönünde bir
tercih mümkündür. Bu tercih ise beraberinde TRIPs’e üye diğer ülkelere ve onların
vatandaşlarına da bu haktan yararlanma sonucunu getirecektir. Fakat bu kuralın
istisnası yukarıda da ifade edildiği gibi GATT’ın XXIV. maddesinin şartları altında
yalnızca serbest ticaret bölgeleri ve gümrük birlikleridir. AB Komisyonu, Marka
Yönergesiyle uluslararası tükenme ilkesinden vazgeçilmesinin uluslararası
düzeydeki olumsuz sonuçlarını hafifletebilmek için, Topluluğun önemli ticari ilişkide
bulunduğu devletlerle uluslararası tükenme ilkesini öngören iki veya çok taraflı
sözleşmeler yapma yetkisine sahip olduğunu vurgulamıştır. Hem Komisyonun bu
açık görüşüne rağmen, hem de sıkı bir entegrasyonu zorunlu kılan Gümrük Birliğine
dahil olan Türkiye’nin, AB tarafından benimsenen AEA sınırlarını içine alan bölgesel
tükenme ilkesinin dışında tutulmuş olmasının kabul edilir bir tarafı bulunmamaktadır.
Özellikle AB Komisyonunun uluslararası tükenme ilkesi ile bölgesel tükenme ilkesi
konusunda tercihini bölgesel tükenme yolunda kullanma eğilimi göstermesi; TRIPs
Konseyi’nin 2000 yılında TRIPs Anlaşması’nı gözden geçirecek olması da
önümüzdeki günlerde tükenme konusunun uluslararası alanda yeniden ele
alınmasını zorunlu kılacaktır. Netice itibariyle Türkiye açısından yapılması gereken,
bir an önce Ortaklık Konseyi'nce, 1/95 s. OKK Ek 8'in 10. maddesinin 2. fıkrasında
düzenlenen Türkiye ile AB arasındaki hakların tükenmesi önündeki engelin
kaldırılmasının sağlanmasıdır. Bu da eğer uluslararası anlaşmalarla uluslararası
tükenme ilkesi benimsenmezse bile Türk Hukuku açısından bölgesel tükenme
ilkesinin kabulünü gerektirecektir.”
Doktrinde yer alan görüşler incelendiğinde markaların korunması ile ilgili
mevzuatın paralel ithalata yönelik açık bir düzenlemeye sahip olmadığı gibi
doktrinde de tam bir fikir birliği bulunmadığı görülmektedir. Yukarıda görüşlerine yer
verilen Hamdi Pınar, bu konuyu açıkça dile getirmiş ve bu konuda bir tercihin
yapılmasının zorunlu olduğunu ifade etmiştir.
H.3.3.2. AB ve Türkiye İlişkileri Açısından Fikri ve Sınai Haklar
Türkiye ile AB arasındaki ilişkinin hukuki temeli 1964 senesinde yürürlüğe
giren Ankara Anlaşması'dır. Bu anlaşmada yer verilen son döneme ilişkin şartlar
1.1.1996 tarihinde yürürlüğe giren 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı (OKK)'nda
belirtilmiştir.
1/95 sayılı OKK’de fikri ve sınai haklara ilişkin düzenlemeler bulunmaktadır.
OKK’nin "Yasaların Uyumlaştırılması" başlıklı kısmının fikri, sınai ve ticari mülkiyetin
korunması ile ilgili birinci bölümünde yer alan 29. maddesinde;
“1. Taraflar fikri, sınai ve ticari mülkiyet haklarının uygun ve etkin biçimde korunması
ile uygulmasını sağlamak konusuna verdikleri önemi teyid ederler.
2. Taraflar, fikri mülkiyet haklarına Gümrük Birliğini oluşturan iki tarafta da eş
düzeyde verimli koruma sağlanması halinde Gümrük Birliğinin düzgün
işleyebileceğini kabul etmektedirler. Bu doğrultuda, bu Kararın Ek 8'de belirlenen
yükümlülükleri üstlenmektedirler."
17 REKABET KURUMU
ifadeleri yer almaktadır.
Ek 8'de, on madde halinde düzenlenen yükümlülüklerin ilki Gümrük Tarifeleri
ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT) çerçevesinde 1994 yılında imzalanan Ticaretle
Bağlantılı Fikri Mülkiyet Hakları Anlaşması (TRIPs)'na ilişkin taahhüttür. Bu
çerçevede, Türkiye, OKK’nin yürürlüğe girmesinden itibaren 3 yıl içinde TRIPs
Anlaşması'nı uygulayacağını taahhüt etmektedir. Dünya Ticaret Örgütü
Anlaşması'nın bir eki olarak hazırlanan TRIPs Anlaşması, tüm fikri ve sınai haklarda
üye ülkelerin dikkate alması gereken minimum standartları belirlemiş ve fikri ve sınai
haklar çerçevesinde "Hakkın Tüketilmesi" ilkesine yer vermiştir. Bu ilkenin
düzenlendiği 6. madde, fikri ve sınai hakların tüketilmesi ile ilgili uyuşmazlıkların, bu
anlaşma kapsamında çözüme ulaştırılamayacağı konusunda düzenleme getirmiştir.
Yine aynı maddeye göre bu konunun tek istisnası, hakkın tüketilmesi ilkesinin, TRIPs
Anlaşması'nın ulusal muamele ve en çok kayırılan ülke kaydı ile ilgili maddelerini
ihlal eder biçimde uygulanması durumudur.
1/95 sayılı OKK'nin 8 sayılı Ek'inin TRIPs Anlaşması ile ilgili getirdiği
düzenlemeyi takip eden maddelerinde, uluslararası sözleşmelere ilişkin
yükümlülükler ele alınmıştır. Kararın yürürlük gününden önce ve sonraki üç yılda
taraf olunacak uluslararası sözleşmeler belirtilerek Türkiye’nin bu düzenlemelere
taraf olması gerektiği vurgulanmaktadır. Getirilen bir diğer yükümlülük ise TRIPs
Anlaşması'na uyumun yanı sıra AT’nin bu konudaki mevzuatına uyumdur. Fikri ve
sınai haklar mevzuatının bir kısmına OKK’nin yürürlük tarihinden önce uyum
sağlanması şartı getirilmiş, geri kalan kısmı için yürürlük tarihinden itibaren 3 yıllık
bir süre tanınmıştır.
8 sayılı Ek’in 10. maddesinde ise hakkın tüketilmesine ilişkin hüküm yer
almaktadır. 10/2. maddede “Bu karar, iki taraf arasındaki ticari ilişkilerde uygulanan
fikri-sınai ve ticari hakların tüketilmesi sonucunu doğurmaz” denilerek hakkın
tüketilmesi ilkesinin Türkiye-AT Gümrük Birliği ilişkisinde uygulanmayacağı
öngörülmüştür.
H.3.3.3. Rekabet Mevzuatı Açısından Paralel İthalat
Rekabet mevzuatı açısından konunun değerlendirilmesinde öncelikle paralel
ithalatın nedenleri ve dolayısıyla engellenmesinin sebepleri üzerinde durulacaktır.
Fikri hak sahipleri, yıllar boyunca kendi yarattıkları mallar üzerinde azami
korumayı sağlamayı hedeflemiş, buna karşılık malı satın alan kişiler de, satın
aldıkları bu malı diledikleri şekilde kullanmak istemişlerdir. Karşılıklı çıkar çatışmaları
neticesinde, serbest ticaret ile fikri mülkiyetin korunması; kamu yararı ile kişisel
kullanım özgürlüğü arasında dengeyi temin etmek amacıyla fikri mülkiyet haklarının
tükenmesi ilkesi ortaya çıkmıştır. Bu ilkeyle birlikte kurulacak olan dengeden, fikri
hak sahibi açısından markanın zarar görmesini engelleyecek bir koruma getirmesi,
malın yeni maliki açısından ise markaya zarar vermediği sürece malın yeniden satımı
ve benzeri konularda serbestçe davranabilmesini sağlaması beklenmektedir. Diğer
bir anlatımla fikri ve sınai mülkiyet hakkı sahibi, malını ilk defa piyasaya sürme
konusunda kendi kontrolünde olan tekel hakkına sahip olmakla birlikte bu hak, daha
sonra malın piyasada yasal dolaşımını kontrol etme yetkisini de kapsamaz. Ancak
günümüzde bu dengenin fikri hak sahipleri lehine bozulmasına yönelik bir eğilim
18 REKABET KURUMU
görülmektedir. Asıl amacının markayı korumak olan düzenlemelerin; fikri hak
sahibinin ticari kazancını artırmaya yönelik olarak gerçekleştirdiği faaliyetleri
korumaya varan, buna karşılık yeniden satıcıların ve tüketicilerin markalı mal
üzerindeki tasarruf haklarını gerektiğinden fazla sınırlayacak şekilde yorumlandığı
görülmektedir. Bu aşamada ticaret serbestinin sağlanmasında önemi olan paralel
ithalat konusunda açıklamalar yapmak yerinde olacaktır.
Paralel ithalat ülkeler arasında yapılan ticaret neticesinde ortaya çıkan bir
kavramdır. Bir ülkede satışa sunulan bir malın, aynı malın satışının yapıldığı bir
başka ülkeye ithal edilmesiyle birlikte ortaya çıkan paralel ithalatın temel
nedenlerinden biri iki ülke arasındaki fiyat farklılığıdır. Bu durumda paralel
ithalatçılar tarafından, fiyatı ucuz olan ülkeden alınan mal, pahalı olan ülkeye ithal
edilecektir.
Marka sahibinin bu iki ülke için uyguladığı fiyatlarda farklılaşmaya gitmesinin
iki önemli nedeni bulunmaktadır. Bunlardan ilki marka sahibinin yeni girdiği veya
pazar payını artırmayı hedeflediği piyasalarda tutunma amacıdır. Diğer sebep ise
üretim faktörleri fiyatlarının üretim yapılan ülkelerde farklılık göstermesidir. İş
gücünün ucuz olması, üretilen ülkedeki malların fiyatlarının da ucuz olmasını
doğurabilecektir. Bu iki temel sebebe dayanan fiyat farkı nedeniyle üçüncü kişilerce
gerçekleştirilen paralel ithalatın engellenmeye çalışılması, hak sahibinin fikri ve sınai
haklarından ziyade, hak sahibinin pazar stratejisini koruma amacına hizmet
edecektir. Oysa, gerek markaların korunmasına yönelik mevzuatta, gerekse
rekabetin korunmasına ilişkin mevzuatta marka sahibinin pazar stratejisini
oluşturmasına yönelik faaliyetlerini koruma amacını taşıyan bir düzenleme
bulunmamaktadır.
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun "paralel ithalat" konusuna
doğrudan bir düzenleme getirmemiştir. Ancak Kanun'un 4(d) ve 6(a) maddeleri, rakip
teşebbüslerin piyasaya girişinin engellenmesi ve faaliyetlerinin zorlaştırılmasını
amaçlayan eylemleri yasaklamış, paralel ithalatın engellenmesi de bu sonuçları
doğurması açısından Kanun kapsamında değerlendirilmiştir.
Bu kapsamda, markalı malın Türkiye'de piyasaya sunulduğu andan itibaren
hak sahibinin, markanın korunması ile ilgili mevzuat çerçevesinde korunan kötüye
kullanım halleri saklı kalmak kaydıyla, malın yeniden satışını ya da yasal yollarla
orijinal malın ülkeye ithalini engelleyici bir hakka sahip olduğu ileri sürülemez.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin, Police marka güneş gözlüklerinin paralel
ithalatına ilişkin olarak vermiş olduğu 12.3.1999 tarih ve 1998/7996 Esas sayılı
kararı ile Dexter markalı ayakkabıların paralel ithalatına ilişkin olarak vermiş olduğu
14.6.1999 tarih ve 1999/3243 Esas sayılı kararı da bu görüşü doğrular niteliktedir.
Yargıtay’ın ilgili kararları incelendiğinde, paralel ithalata ilişkin doktrinde
tartışılmakta olan konuya, marka sahibinin farklı dağıtım kanallarına farklı fiyatlarla
satmış olduğu mallardan elde edeceği kârı maksimize etmesine yardımcı olma
amacını taşımayan, amacı sadece markaların korunmasını sağlamak olan markalarla
ilgili mevzuat açısından yaklaştığı kadar; mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti
engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları önlemek amacını
haiz Rekabetin Korunması Hakkında Kanun kapsamında da yaklaşarak karar verdiği
19 REKABET KURUMU
görülecektir. Yargıtay, Rekabet Mevzuatı’nda düzenlenmeyen ilk satış hakkını da
içeren kararında “paralel ithalat”ın engellenemeyeceğine hükmetmiştir. Yargıtay’ın
konuya ilişkin kararlarına göre, Türkiye'de markası tescil edilmiş bir malın, marka
sahibi ya da yetkili satıcısı tarafından Türkiye'de piyasaya sunulmasının ardından,
üçüncü kişilerce yasal prosedüre uygun olarak ithal edilmesine, yani paralel ithalat
yapılmasına engel olunamayacağı açıktır.
Sözü edilen tüm görüşler rekabetçi bir piyasanın sağlanması amacını taşıyan
Rekabet Kanunu'nun düzenlemeleriyle birlikte değerlendirildiğinde; paralel ithalat
kavramının, hak sahibi tarafından bir ülkede piyasaya sunulan bir malın aynısının
üçüncü kişilerce yasal prosedüre uygun olarak bir başka ülkeden o ülkeye ithal
edilmesi ve piyasaya sunulması şeklinde tanımlanması ve rekabet mevzuatı
yönünden bu hakkın varlığının kabul edilip korunması gerektiği sonucuna varılmıştır.
İ- SAVUNMALAR VE BUNLARA İLİŞKİN DEĞERLENDİRMELER
I.1. İlgili Ürün Pazarına İlişkin Savunma ve Değerlendirmesi
İlgili ürün pazarına ilişkin olarak savunma dilekçesinde özetle, ilgili ürün
pazarının ağ işletim yazılımları pazarı olarak tespit edilmesinin yeterlilikten uzak
olduğu, bilgisayar sektöründe, ağ işletim yazılımları da dahil, her ürün için ikame
bulmanın mümkün olduğu, nitekim Windows for Workgroups, UNIX ve LINUX adlı
işletim sistemlerinin Novell Netware’in ikamesi olduğu, ağ işletim yazılımlarının ve ağ
donanım ürünlerinin birbirlerinin yüzde yüz oranında tamamlayıcısı oldukları ve tüm
bu nedenlerle ilgili ürün pazarının ağ sistemleri pazarı olarak tespit edilmesi
gerektiği iddia edilmiştir.
Ancak aşağıda da açıklanacağı üzere ağ donanımları ile ağ yazılımlarının
birbirinin ikamesi olamayacağı açıktır. Birbirini tamamlayan ürünler açısından
değerlendirildiğinde, nasıl ki bir otomobil lastiği üreticisi bir otomobil motoru
üreticisine rakip olamaz ve lastik üreticileri hakkında yürütülen bir soruşturma için
ilgili ürün pazarı olarak tüm otomotiv sektörü belirlenemezse, benzer sebeplerle ağ
donanımları ile ağ yazılımlarının aynı pazar içerisinde tanımlanması da mümkün
değildir. Konuyla ilgili bilgi yetersizliği, teknik açıdan oldukça karmaşık yapıya sahip
olan sektöre ilişkin yanlış saptamalara sebebiyet verebilmektedir.
Ağ sistem yazılımları, ağ üzerinden bilgi sistemlerinin iç bilgi kaynaklarını
(dosyalar vb.) ve bunların çıktılarını (yazıcı vb.) paylaştırmaya yönelik bilgisayar
programlarıdır. Ağ donanım ürünleri ise bilgi sistemlerini ve bunların parçalarını
birbirine bağlamak üzere tasarlanıp üretilen elektronik cihazlardır. Dolayısıyla bunlar
arasındaki tamamlayıcılık ilişkisi yüksek olsa da ticari mal olarak tamamen ayrı
kategoridedirler.
TCP-IP (Ağ Protokolüdür. Ağ protokolleri bir makinenin başka bir makineyle
nasıl haberleşeceğini belirler. Internet protokolü [IP] internet üzerindeki her türlü
haberleşmenin temelini oluşturan benzer kuralları tanımlar. Çoğu protokolde olduğu
gibi internet protokollerinde de katmanlar vardır. Internet Protokolü [IP] temeli
oluşturur. Onun üzerinde İletim Kontrol Protokolü [TCP] denen başka bir protokol yer
alır. Çoğunlukla bu iki protokol TCP-IP olarak beraber kullanılır)’nin bir ağ protokolü
olarak ortaya çıkışı IPX’e göre daha sonra olmuştur. TCP-IP, IPX (Internet Paket
İletimi: Novell'in, Netware [Novell'in, bilgisayarların haberleşmesini sağlayan
20 REKABET KURUMU
programı] programı kullanıcılarının birbirleri ile haberleşmesini, veri iletimini
sağlayan standartlaşmış iletişim protokolü)’in tam ikamesi değildir. Bunların birbirini
tam ikame etmediği kullanım alanları söz konusudur. Bu iki ürün birbirinden farklı
standartlaşmıştır. Novell Netware ürünü piyasada uzun süre tekel sayılabilecek bir
konumda bulunmuş ve ağ donanım parçaları da sadece Novell ile uyumlu olarak
üretilmiştir.
Bu ürünler aynı platformda çalışmamaktadır ve çalışma mantıkları farklıdır.
Novell Netware üzerinde Windows uygulaması çalıştırılabildiği halde Windows
üzerinde Novell çalıştırılamamaktadır.
UNIX, bir ya da birden fazla kullanıcının ticari/teknik uygulama programlarının
bir ağ üzerinden ortak kullanımını sağlayan bir işletim sistemidir. Netware ise birden
fazla kullanıcının bir ağ üzerindeki kaynaklara erişimini sağlayan bir ağ işletim
sistemidir. UNIX’in temel fikri bilgisayar sistemlerinin kaynaklarının, kullanıcıların
kullanımına açılımını sağlamaktır. Netware’in temel fikri ise ağ üzerinde bulunan
çeşitli kaynakların kullanıcılar tarafından paylaşımını ve erişimini denetlemektir. Bu
ürünler tamamen farklı platformlardadır. Bunlar çok sınırlı alanlarda birbirinin yerine
kullanılabilmekte ise de uygulama alanı açısından aynı ürün piyasasında rakip
olmaları söz konusu değildir.
LINUX ise UNIX’in bir türevinden yola çıkarak dünya çapında pek çok
programcının ortak çabasıyla geliştirilmiş olan bir bilgisayar sistemidir. LINUX hemen
tüm bilgisayar işletim sistemleri gibi ağ üzerinde yer alarak çalışma yeteneğine sahip
ise de teknik açıdan bir “ağ işletim sistemi” değildir.
Rekabet Kurumu'nun Bilgisayar Sektörü hakkındaki raporunda da değinildiği
gibi bu ürün kategorileri birbirinin tamamlayıcısı olsa da işlevsel olarak farklı ürün
pazarında yer alırlar. Herkesçe bilindiği gibi iktisat teorisine göre de tamamlayıcı
ürünler değil ikame ürünler aynı ürün pazarında yer alırlar. Dolayısıyla, ilgili ürün
pazarı, soruşturma raporunda da ayrıntılı olarak açıklandığı üzere ağ işletim
yazılımları pazarıdır.
I.2. Hukuki Değerlendirmeye İlişkin Savunma ve Değerlendirmesi
Savunmalarda, Armada A.Ş.nin soruşturma konusuyla ilgili olarak fikri ve
sınai mülkiyet haklarından kaynaklanan hiçbir tekelci hakka sahip olmadığı gibi bu
tip hakların kötüye kullanımından doğacak ihlallere de taraf olmadığı, Armada A.Ş.
ile Novell arasında akdedilen sözleşmede Armada A.Ş.ye hiç bir münhasır hak
tanınmadığı, sözleşmenin 2. maddesinde Armada A.Ş.nin münhasır olmayan
yetkilere sahip olduğu, 6. maddesinde ise Novell’in Armada A.Ş.ye fikri mülkiyet
hakları kapsamında hiç bir yetki devri yapmadığı ve tüm bu hakların Novell’e ait
olduğu belirtilmiş, dolayısıyla Armada A.Ş.nin paralel ithalatı engelleyebilecek hiç bir
güce ve yetkiye sahip bulunmadığı iddia edilmiştir.
Soruşturma konusu husus Armada A.Ş. ile Novell firmaları arasında
imzalanan distribütörlük anlaşmalarına ilişkin bir ihlali içermemektedir. Distribütörlük
anlaşmaları incelenmiş ve Soruşturma Raporu’nun ilgili bölümünde ayrıntılarıyla ele
alınmıştır. Dolayısıyla distribütörlük anlaşmalarında ihlal olmadığına ve Armada
A.Ş.nin hakim durumun kötüye kullanımından doğacak bir ihlale taraf olamayacağına
yönelik yapılan savunma yersizdir. Soruşturma Raporu’nda böyle bir iddiada
21 REKABET KURUMU
bulunulmamış, ancak Armada A.Ş. ile Novell İtalya arasında rekabeti ihlal amacı
taşıyan sözlü bir anlaşmanın bulunduğu belirtilmiştir.
I.3. İhlal İddialarının Mahkemelerde Halen Devam Etmekte Olan İhtilaflara
Dayandırılmasına İlişkin Savunma ve Değerlendirmesi
Savunmalarda, ihlal iddialarının tamamen Türk Ticaret Kanunu, 5846 Sayılı
Fikir ve Sanat Eserleri Hakkında Kanun, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında
Kanun ve 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname
kapsamına girerek adli yargıya intikal etmiş ve bir kısmı halen devam etmekte olan
davalara dayandırıldığı, bu durumda Anayasa’nın 138. maddesinin son fıkrası
uyarınca Rekabet Kurulu’nun konuya ilişkin olarak herhangi bir işlem tesis etme
yetkisinin bulunmadığı ileri sürülmüştür.
Soruşturma Heyeti’nin yapmış olduğu incelemeler neticesinde ortaya attığı
iddialar, devam etmekte olan davalara dayandırılmamaktadır. Söz konusu davalar
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ile doğrudan ilişkili
olmadıklarından soruşturmaya konu teşkil eden olay anılan yasa kapsamında
incelenmiştir. Soruşturma Raporu’nda bahsi geçen sözlü anlaşmaya ilişkin olarak
yargıya intikal etmiş bir durum söz konusu değildir. Dolayısıyla Rekabet Kurulu’nun
bu konuya ilişkin olarak işlem tesis etmesi konusunda herhangi bir engel
bulunmamaktadır.
I.4. İlgili Ürün Piyasasındaki Pazar Paylarına İlişkin Savunma ve
Değerlendirmesi
Savunmalarda, Armada A.Ş.nin yazılım, donanım ve hizmet sektörlerindeki
pazar paylarının oldukça düşük olduğu, Armada A.Ş.nin hakim durumda bulunmadığı
iddia edilmiştir.
Rekabet Kurumu Araştırma Dairesi tarafından hazırlanmış olan Bilgisayar
Sektörü Raporu kaynak gösterilerek verilen tablolardaki Armada A.Ş.nin “Yazılım
Gelirleri” içindeki ve “Sistem Yazılımları” içindeki pazar paylarına işaret edilmek
suretiyle Armada A.Ş.nin ilgili ürün pazarı olarak tespit edilen “ağ işletim yazılımları”
pazarında hakim durumda bulunup bulunmadığını söylemek güçtür. Nitekim yazılım
sektörü içinde işletim sistemleri, sistem yazılımları, yazılım geliştirme araçları,
güvenlik yazılımları, uygulama yazılımları gibi çok sayıda alt sektör bulunurken
“Sistem Yazılımları” dahi işletim sistemleri yazılımları ve ağ yazılımları gibi farklı alt
ürün pazarlarını kapsamaktadır. Genel olarak bakıldığında bilişim sektöründe firma
sayısının çokluğu ve alternatif temin kaynaklarının mevcudiyeti de bir vakıadır.
Esasen Soruşturma Raporu’nda da hakim durumun kötüye kullanılmasına yönelik bir
suçlama yapılmamıştır.
I.5. Soruşturmanın Sadece Armada Bilgisayar Sistemleri A.Ş. Aleyhine
Açılmasına İlişkin Savunma ve Değerlendirmesi
Savunmalarda, rekabet ihlalinin varlığı halinde anlaşmanın her iki tarafı
hakkında da soruşturma açılması gerektiği, sadece Türkiye’de yerleşik Armada A.Ş.
hakkında soruşturma açılmasının yerinde olmadığı iddia edilmiştir.
22 REKABET KURUMU
Avrupa Birliği’ne üye olan ülkelerde faaliyet gösteren teşebbüslerin Türkiye
sınırları içerisinde rekabeti ihlal etmeleri durumunda, Ortaklık Konseyi Kararı’nda yer
alan rekabet kuralları geçerli olacaktır.
1/95 sayılı OKK'nin 30. maddesinde,
“… amaçları veya etkileri rekabetin engellenmesi, kısıtlanması veya
bozulması olan tüm kuruluşlar- arası anlaşmalar, kuruluşların örgütlerince
alınan kararlar ve ortak uygulamalar, özellikle de;
…
(b) üretimi, pazarları, teknik ilerlemeyi ve yatırımları sınırlayan veya denetim
altına alanlar;
(c) pazarları veya kaynakları paylaşmaya yönelik olanlar;
…
takdirde Gümrük Birliği’nin iyi işleyişiyle bağdaşmaz sayılarak Topluluk ile
Türkiye arasındaki ticareti etkileme olasılığı taşıdıkları ölçüde yasaklanır.”
hükmüne yer verilmiştir. Bu maddenin uygulanması ile ilgili olarak da 35. maddenin
1. fıkrası “Ortaklık Konseyi, Gümrük Birliğinin yürürlüğe girmesinden itibaren iki yıl
içinde, 30., 31., 32. maddeler ile 33. maddenin ilgili hükümlerinin uygulanması için
gereken kuralları bir kararla benimseyecektir. Bu kurallar, AT içinde halihazırda
mevcut olan kuralları temel alacak ve başka hususların yanısıra, rekabetle ilgili
kurumların görevlerini belirleyecektir.” şeklinde düzenlenmiştir. Aynı maddenin
2. fıkrasında,
“Bu kurallar kabul edilinceye kadar:
a. Topluluk ve Türkiye'deki makamlar, anlaşmaların, kararların, ortak
uygulamaların ve hakim durumun kötüye kullanılmasının kabul edilebilir olup
olmadığı hususunu, 30. ve 31. maddeler çerçevesinde belirleyeceklerdir.”
hükmüne yer verilmiştir. Topluluğun veya Türkiye’nin belli bir uygulamayı 30, 31 ve
32. maddelere aykırı bulması halinde yapılması gerekenler 36. maddede
düzenlenmiştir. Söz konusu madde gereğince 30., 31. ve 32. maddelere aykırı bir
uygulamanın 35. maddede bahsedilen uygulama kuralları ile yeterince ele alınmamış
olması veya bu kuralların bulunmaması ve söz konusu uygulamanın, bir tarafın
çıkarlarına veya sanayie ciddi zararlar getirmesi veya getirme tehdidini yaratması
halinde, söz konusu taraf, Gümrük Birliği Ortak Komitesi bünyesinde
gerçekleştirilecek danışma temaslarını takiben veya bu temaslar için talepte
bulunmasından sonra 45 işgünü sonunda uygun önlemleri alabilecektir. Ancak söz
konusu Komite henüz kurulmadığından, Novell İtalya’nın İtalya’da mukim bir
teşebbüs olması ve Türkiye’de rekabeti engelleme amacı taşıyan bir anlaşmanın
tarafı olduğu kanaatine varıldığı takdirde Avrupa Komisyonu’nun konuya ilişkin
olarak bilgilendirilmesinin gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında, 4. madde kapsamında yürütülen
soruşturmanın sadece Armada A.Ş. aleyhine açılması doğru olup, nihai kararda
rekabet ihlalinin varlığının tespiti halinde sözlü anlaşmanın diğer tarafı olan Novell
23 REKABET KURUMU
İtalya firması ile ilgili olarak Avrupa Komisyonu’nun bilgilendirilmesi söz konusu
olacaktır.
I.6. Novell Türkiye Ofisine ilişkin Savunma ve Değerlendirmesi
Savunmalarda, Soruşturma Heyeti’nin incelemelerinde Novell Türkiye’den
herhangi bir bilgi talep edilmediği, Rekabet Kurumu’nun, Novell’in Türkiye’de bir
ofisinin bulunduğunu tespit edememiş olduğu kaygısının taşındığı ifade edilmiştir.
Soruşturma Raporunda da belirtildiği üzere, önaraştırma döneminde yapılan
incelemeler sırasında Novell Türkiye Ofisi’nin faaliyette bulunmaması sebebiyle bilgi
alınamamış olmakla beraber Novell Türkiye Ofisi, Ekim 1999 yılında kurulmuş olup,
soruşturma konusu ile doğrudan bir ilişkisi bulunmamaktadır.
J- GEREKÇE VE HUKUKİ DAYANAĞI
Soruşturma Heyeti hazırladığı raporda, Armada Bilgisayar Sistemleri A.Ş. ile
Novell İtalya arasında paralel ithalatı engelleme amacı taşıyan sözlü bir anlaşmanın
var olduğunu iddia etmiştir. Raporda,
Armada Bilgisayar Sistemleri A.Ş. Genel Müdürü M… G…’in Novell İsrail firması
satış müdürü D… D…’a yazdığı elektronik postada Beyaz Ltd. Ş.den paralel
ithalatçı olarak bahsetmek suretiyle, söz konusu dönemde Beyaz Ltd. Ş.nin,
aleyhine devam eden ihtiyati tedbir kararına aykırı hareket ettiğini düşünerek
Novell firmasını konu hakkında bilgilendirmek istediği düşünülse de bu mesaj
metninin yine kendisine ait basın demeçleriyle birlikte değerlendirildiğinde
konuya yaklaşımının paralel ithalatı engellemeyi amaçladığı, ancak söz konusu
elektronik posta mesajlarında Novell firmasının paralel ithalatı engellemeye
yönelik herhangi bir ifadesinin yer almadığı,
Armada Bilgisayar Sistemleri A.Ş. Genel Müdürü Mustafa Güven’in Novell
ürünleri ve Beyaz Ltd. Ş. ile ilgili olarak, 15.7.1996 tarihli Computer World
Dergisinde yayımlanan, “Şaibeli Novell Kutusuna Dikkat” başlıklı haber altında
yer alan “Güven, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre 'paralel import'
yapmanın veya yaptığını ima etmenin de yasak olduğunu kaydetti.” ve 22.7.1996
tarihli Computer World dergisinde yayımlanan, “Novell Kullanıcıları Dikkat!”
başlıklı haber altında yer alan “Güven, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre
paralel ithalatın yasak olduğunu, distribütör dışında üçüncü parti şirketlerin fikir ve
sanat eserlerini Türkiye pazarına getiremeyeceğini ifade etti.” şeklindeki ifadeleri
ile paralel ithalatın yasak olduğunu beyan etmek suretiyle kamuoyunun
yanıltılmasına sebebiyet verdiği ve Beyaz Ltd. Ş.nin yaptığı ithalatı dolaylı olarak
engelleme yoluna gittiği,
1996 yılında Computer World Dergisinin 20. sayısında yer alan ve “DİKKAT -
Novell olarak, aşağıda ilanı veren firma ile hiçbir ilişkimiz bulunmamaktadır. Biz
‘Novell’ olarak ilanda görülen ürünü; tanımıyor, desteklemiyor ve upgrade
etmiyoruz. Ürünlerimiz sadece, Türkiye’deki tek yetkili distribütörümüz ‘Armada’
kanalıyla ve ‘Yetkili Novell Satıcıları’nın tam Novell desteği ile sizlere
ulaşmaktadır.” ifadesini taşıyan reklamda tüketicileri yanıltıcı bilgiler verildiği,
ürünlerin Armada haricinde herhangi bir firma tarafından tüketicilere
sunulamayacağı kanaati uyandırılmak istendiği ve söz konusu reklama ait
24 REKABET KURUMU
faturanın Novell İtalya ofisi adına düzenlenmesine rağmen ilan metnini
yayımlayan kuruluşa ödemeyi Armada A.Ş.nin yapması, ilan siparişi ve
teslimatının Armada A.Ş. personeli tarafından yapılması nedeniyle bu reklamı
Armada A.Ş. ile Novell İtalya Ofisinin müştereken hareket ederek yayımlattırdığı
sonucuna ulaşıldığı,
Armada A.Ş. Genel Müdürü M… G…’in paralel ithalata yönelik önceki bölümlerde
ele alınan yaklaşımı da dikkate alındığında yayımlanan reklamların paralel
ithalatı engellemeye yönelik ortak davranışlar olarak kabul edilmesinin
kaçınılmaz olduğu,
Söz konusu ihtarnameler, reklam metinleri, basın demeçleri ve davalarda geçen
ifadelerden rekabeti engelleme amacını taşıyan sözlü bir anlaşmanın varlığının
kabul edilmesi gerektiği sonucuna ulaşıldığı,
Tarafların bu şekilde ifade ettikleri, paralel ithalatı engelleme suretiyle rekabetin
ortadan kaldırılmasını sağlama şeklindeki amaçlarının; 4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesinin “Belirli bir mal veya hizmet
piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da
kısıtlama amacını taşıyan.... teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve
teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır.”
şeklindeki hükmü gereği yasaklandığı,
Söz konusu anlaşmanın amacının rekabeti engellemek olduğunun tespit edilmesi
nedeniyle, ilgili ürün piyasasında pazar araştırması yapılması suretiyle
anlaşmanın sonuçlarının veya etkisinin incelenmesine gerek olmadığı, rekabet
hukuku açısından böyle bir amacın tespit edilmesinin yeterli olduğu, daha fazla
incelemeye veya piyasa analizi yapmaya gerek bulunmadığı,
belirtilmiştir.
Her ne kadar Armada Bilgisayar Sistemleri A.Ş. Genel Müdürü’nün basına
yapmış olduğu açıklamalar ve firma tarafından verilen reklamlar Armada A.Ş.nin
“paralel ithalat”ı engellemeye yönelik davranışları olarak kabul edilebilir görünse de,
Novell İtalya ile Armada A.Ş. arasındaki ilişki mal tedariki ve pazarlaması dışında,
başkaca ve Rekabet Kanunu’nu ihlal edici nitelikteki bir faaliyeti kapsamamaktadır.
Novell İtalya’nın vermiş olduğu reklam, üçüncü taraflarca gerçekleştirilecek FSEK
kapsamında ihlal niteliğini haiz davranışlar karşısında kamuoyunu bilgilendirmeye
yönelik bir içeriğe sahiptir. Armada A.Ş.nin tek taraflı olarak gerçekleştirdiği
faaliyetler, bu bağlamda Novell İtalya’yı bağlamamaktadır. Kaldı ki, Novell firması bir
süre önce Armada A.Ş. ile çalışmaya son vermiştir. Bu gelişmeler de göstermektedir
ki, Novell firmasının Rekabet Kanunu kapsamında değerlendirilebilecek şekilde
Türkiye çapında tekelleşmeye yönelik üçüncü firmaları piyasa dışına itici faaliyetleri
bulunmamaktadır. Bu açıklamalar ışığında Armada A.Ş. ile Novell İtalya’nın belirli bir
mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme,
bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek
nitelikte olan sözlü bir anlaşma veya uyumlu eylem içinde olmadıkları
anlaşılmaktadır.
25 REKABET KURUMU
Ancak, yasal yollarla yapılan ithalatın engellenmesinin rekabet mevzuatına
aykırılık teşkil edeceğine, diğer bir deyişle paralel ithalatın engellenemeyeceğine
ilişkin olarak açıklama yapmak gerekli görülmüştür.
Paralel ithalatı engellemeye yönelik girişimler, rakip teşebbüslerin piyasaya
girişinin engellenmesine, faaliyetlerinin zorlaştırılmasına neden olacaktır. 4054 sayılı
Kanun, 4. maddesinin (d) bendinde örneklendiği üzere, doğrudan veya dolaylı olarak
rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran
yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmaları, uyumlu eylemler ve
teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemlerini, bu cümleden olarak da paralel
ithalatı engellemeye yönelik karar ve eylemleri yasaklamaktadır. Kanun, 6.
maddesinin (a) bendinde örneklendiği üzere, bir veya birden fazla teşebbüsün
ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim
durumunu tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte
davranışlar ile kötüye kullanmasını, bu cümleden olarak da paralel ithalatı
engellemeye yönelik karar ve eylemleri yasaklamaktadır. Dolayısıyla, Türkiye'de
markası tescil edilmiş bir malın, marka sahibi ya da yetkili satıcısı tarafından
Türkiye'de piyasaya sunulmasının ardından, üçüncü kişilerce yasal prosedüre uygun
olarak ithal edilmesine, yani paralel ithalat yapılmasına engel olunması 4054 sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. ve 6. maddeleri uyarınca
yasaklanmıştır.
Armada A.Ş. ile Novell İrlanda arasında akdedilmiş olan distribütörlük
anlaşması Armada A.Ş.ye münhasır olmayan bir hak tanımaktadır ve anlaşmada
4054 sayılı Kanun’a aykırılık teşkil eden herhangi bir hüküm bulunmamaktadır.
Diğer yandan ihlale konu olan dönemde ilgili ürün pazarında hakim durum
tespiti yapmaya yeterli veriler bulunmadığı gibi ihlalin sağlıklı pazar bilgilerine
ulaşılamayacak kadar geçmiş bir döneme rastlaması ile sektörün karmaşık yapısı ve
istatistiki bilgilerin kıtlığı da nazara alındığında Armada A.Ş.nin hakim durumda
bulunduğu sonucuna varmak mümkün görülmemiştir.
Armada A.Ş.nin elektronik posta yazışmalarında ve basın demeçlerinde
kendini gösteren paralel ithalatı engellemeye dönük tek taraflı faaliyetleri Novell
İtalya’yı bağlamamaktadır. Dolayısıyla Armada A.Ş. ile Novell İtalya arasında paralel
ithalatı engelleme amacı taşıyan bir sözlü anlaşmanın ve bundan kaynaklanan bir
rekabet ihlalinin varlığından söz edilemez.
Sonuç olarak, somut olayda hakkında soruşturma yapılan Armada Bilgisayar
Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile Novell İtalya arasında paralel ithalatı engellemek suretiyle
rekabetin ihlaline yol açan bir sözlü anlaşmanın varlığı iddiasına katılınmamış ve
dolayısıyla 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine aykırı bir
eylem bulunmadığından anılan teşebbüse Rekabet Kanunu'ndaki cezai yaptırımların
uygulanmasına gerek görülmemiştir.
SONUÇ
1. Türkiye'de markası tescil edilmiş bir malın, marka sahibi ya da yetkili satıcısı
tarafından Türkiye’de piyasaya sunulmasını müteakip, üçüncü kişilerce yasal
prosedüre uygun olarak ithal edilmesine (paralel ithalat) engel olunamayacağına
OYBİRLİĞİ ile;
26 REKABET KURUMU
2. Armada Bilgisayar Sistemleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ile Novell Ireland
Software Ltd. (Novell İrlanda) firması arasında akdedilmiş distribütörlük
anlaşmasının 4054 sayılı Kanun’a aykırı hükümler içermediğine OYBİRLİĞİ ile;
3. Armada Bilgisayar Sistemleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin ilgili ürün
pazarında hakim durumda bulunmadığına OYBİRLİĞİ ile;
4. Armada Bilgisayar Sistemleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi ile Novell İtalya
Ofisi arasında paralel ithalatı engelleme amacı taşıyan bir sözlü anlaşmanın
varlığına ilişkin yeterli bilgi ve belgenin elde edilemediğine, dolayısıyla 4054
sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine aykırı bir eylem
bulunmadığından aynı Kanun’un 16. maddesi gereği herhangi bir para cezasının
uygulanmasına gerek olmadığına OYÇOKLUĞU ile,
Danıştay yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Armada Bilgisayar San. ve Tic. A.Ş. hakkında yürütülen soruşturma sonucu
Rekabet Kurulu’nca verilen 29.5.2001 tarih ve 01-25/238-61 sayılı kararda, paralel
ithalatın yasaklanamayacağı belirtildikten sonra Armada A.Ş. ile Novell İtalya
arasında paralel ithalatın engellenmesine yönelik sözlü anlaşmanın varlığı kabul
edilmeyerek para cezası uygulanmasına gerek görülmemiştir. Ancak soruşturma
raporunda da belirtildiği üzere Armada A.Ş. genel müdürünün basına yaptığı
açıklamalar ve firma tarafından verilen reklamlar, şikayetçinin paralel ithalat
yapmasını engelleyici niteliğe haiz olup, Novell İtalya ile Armada A.Ş. arasındaki
ilişkiler ve söz konusu reklamların müşterek hareket sonucu yayımlattırıldığı
hususları gözetildiğinde her iki firma arasında paralel ithalatı engelleme amacı
taşıyan sözlü bir anlaşmanın varlığının kabulü ile hakkında soruşturma yapılan
teşebbüse 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinde öngörülen müeyyidenin
uygulanması gerektiği düşüncesiyle anılan kararın sonuç bölümünün 4. bendinde
çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.
İsmet CANTÜRK R. Müfit SONBAY
Kurul Üyesi Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy