Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2003-3-48 (Menfi Tespit)
Karar Sayısı : 03-42/464-203
Karar Tarihi : 12.6.2003
A- TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan :Mustafa PARLAK (Başkan Y.)
Üyeler : A. Ersan GÖKMEN, R. Müfit SONBAY, Murat GENCER,
Prof. Dr. Zühtü AYTAÇ, Rıfkı ÜNAL, Prof. Dr. Nurettin
KALDIRIMCI, Kublay ATASAYAR, Süreyya ÇAKIN
B- RAPORTÖRLER: Burak BÜYÜKKUŞOĞLU, B. Sanem ŞİMŞEK
C- BİLDİRİMDE
BULUNAN :Philip Morris Sabancı Pazarlama ve Satış A.Ş.
Temsilcisi:Av. Sarp ŞENOL
Büyükdere Cad. No:100 Maya Akar Center Kat:17
34394 Esentepe / İstanbul
D- TARAFLAR :-Philip Morris Sabancı Pazarlama ve Satış A.Ş.
Dr. Fahrettin Kerim Gökay Cad. No: 62-64
Küçükçamlıca / İstanbul
-Maxi Market Tüketim Malları Pazarlama ve Ticaret A.Ş.
Haznedar Bağcılar Cad. No:2 Güngören / İstanbul
E-DOSYA KONUSU: Philip Morris Sabancı Pazarlama ve Satış A.Ş.
(PMSA) ile Maxi Market Tüketim Malları Pazarlama ve Ticaret A.Ş.
arasında imzalanan “Tütün Mamulleri Satım Sözleşmesi”ne menfi tespit
belgesi verilmesi veya muafiyet tanınması talebi.
F-DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 18.4.2003 tarih, 1645 sayı;
30.4.2003 tarih, 1848 sayı ve 21.5.2003 tarih, 2226 sayı ile giren bildirim
üzerine, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 5. ve 8.
maddeleri ile 1997/2 sayılı Anlaşmaların, Uyumlu Eylemler ve Teşebbüs Birliği
Kararlarının Kanun'un 10. Maddesine Göre Bildiriminin Usul ve Esasları
Hakkında Rekabet Kurulu Tebliği’nin ilgili hükümleri kapsamında yapılan
inceleme sonucu düzenlenen 27.5.2003 tarih ve 2003-3-48/MM-03-BB sayılı
Menfi Tespit Ön İnceleme Raporu, 2.6.2003 tarih ve REK.0.07.00.00/72 sayılı
Başkanlık önergesi ile 03-42 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara
bağlanmıştır.
G-RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ:İlgili Raporda; başvuruya konu olan
sözleşmenin 6. maddesinde yer alan ve satış noktalarında yalnızca PMSA’ya
ait satış ünitelerinin bulundurulması konusunda bazı maddi avantajlar
sağlayan düzenlemenin fiili münhasırlığa yol açabileceği, bu nedenle başvuru
03-42/464-203
2
konusu sözleşmeye 4054 sayılı Kanun’un 8. maddesinde tanımlanan menfi
tespit belgesinin verilemeyeceği, anılan sözleşmenin kullanım için bırakma
niteliği taşımasından dolayı 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara ilişkin Grup
Muafiyeti Tebliği kapsamında olmadığı, sözleşme konusu ürünlerin
dağıtımında ve sunumunda iyileşme sağlanmakla birlikte, söz konusu
uygulamayla rekabetin anılan amaçlara ulaşılabilmesi için zorunlu olandan
fazla kısıtlanması ve pazara giriş engeli yaratabilecek nitelikte olması
nedeniyle sözleşmeye 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi gereği bireysel
muafiyet tanınamayacağı, satış noktasında yalnızca PMSA’ya ait satış
ünitelerinin yer alması konusunda teşebbüslere sözleşmenin 6. maddesinde
sağlanan nakdi avantajların münhasırlığı teşvik edici özelliğinin bulunması,
diğer bir deyişle söz konusu hükümlerin fiili münhasırlığa yol açabilecek
olması nedeniyle sözleşmeden çıkarılmaları gerektiği ve ancak bundan sonra
bildirim konusu sözleşmeye menfi tespit verilebileceği ifade edilmektedir.
H-İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
H.1.Taraflar
H.1.1. Philip Morris Sabancı Pazarlama ve Satış A.Ş.
Philip Morris International (PMI) bünyesinde bulunan şirket, özel sektöre
sigara üretim ve pazarlama izninin verilmesiyle İzmir-Torbalı’da 1991’de
kurulup, 1992’de faaliyete geçen Philip Morris-Sabancı Sigara ve Tütüncülük
Sanayi ve Ticaret A.Ş.(PhilSA) tarafından üretilen sigaraların fiyatlama,
pazarlama, dağıtım ve satışını yapmak üzere 1994 yılında Philip Morris grubu
ile Sabancı grubu ortaklığında kurulmuştur.
H.1.2. Maxi Market Tüketim Malları Pazarlama ve Ticaret A.Ş. (MAXİ)
MAXİ Türkiye'nin çeşitli bölgelerine yayılmış marketleriyle perakendecilik
hizmeti veren bir şirkettir.
H.2. İlgili Pazar
H.2.1. İlgili Ürün Pazarı
Belirli bir ürün ve onunla yüksek ikame edilebilirliği olan diğer ürünlerden
oluşan pazarlar ilgili ürün pazarını oluşturmaktadır. Bir ürünün diğer bir ürünle
aynı pazarda yer alabilmesi için bu ürünlerin tüketici gözünde nitelikleri,
kullanım amaçları ve fiyatları bakımından benzer olmaları gerekmektedir.
Sigara, üretiminde kullanılan tütün çeşitlerine göre Şark tipi, Fransız tipi, İngiliz
tipi ve Amerikan tipi olmak üzere dört ayrı grupta değerlendirilmektedir.
Fransız ve İngiliz tipi sigaraların ülkemizde üretimi yapılmamakta, Amerikan
tipi sigaraların ise gerek ülkemizde gerekse dünyada pazar payı hızla
artmaktadır. Türkiye sigara pazarının %40’ını oluşturan Şark tipi sigaralar ise
yalnızca TEKEL tarafından üretilmektedir.
03-42/464-203
3
Amerikan Harmanı ve Şark tipi sigaralar arasında içerik, kalite, kullanılan
tütün, imaj, materyal ve önemli oranda fiyat farklılıkları bulunmaktadır. Ayrıca
Amerika Harmanı sigaraların kullanıcılarda tüketici sadakati anlamında “ürün
bağımlılığı” da yaratmakta olduğu dikkate alındığında ilgili ürün pazarının
Amerikan Harmanı ile üretilen sigaralar ve Şark tipi sigaralar şeklinde iki ayrı
pazar olarak belirlenmesi mümkün görülmektedir. Ancak söz konusu dosya
bakımından bu belirleme nihai değerlendirmeyi değiştirmeyeceğinden, ilgili
ürün pazarına ilişkin belirli bir tespit yapılmasına ihtiyaç duyulmamıştır.
H.2.2. İlgili Coğrafi Pazar
Coğrafi pazar değerlendirilmesi yapılırken, ilgili mal ve hizmetlerin özellikleri
ile tüketici tercihleri bakımından giriş engellerinin, ilgili bölge ile komşu
bölgeler arasında teşebbüslerin pazar payları veya mal ve hizmetlerin fiyatları
bakımından hissedilir bir farklılığın varlığı gibi unsurlar dikkate alınmaktadır.
Sigara ürünü açısından pazara giriş, arz kaynaklarına ulaşma, üretim,
dağıtım, pazarlama ve satış şartlarının bölgesel bir farklılık göstermediği göz
önüne alınarak ilgili coğrafi pazar “Türkiye Cumhuriyeti sınırları” olarak
belirlenmiştir.
H.2.3.Giriş Engelleri
3.1.2002 tarih ve 4733 sayılı Kanun’un 6. maddesi gereğince:
“Türkiye’de tütün mamülleri üretmek isteyenlerin yıllık üretim kapasitesi tek
vardiyada sigara için iki milyar adet, diğer tütün mamülleri için ise onbeş
tondan az olmayan, tütün hazırlama bölümleri dahil tam ve yeni teknoloji ile
tesisler kurmaları şarttır.”
Yukarıda yer verilen hüküm gereğince, sigara üretebilmek için kurulacak
tesisin belirli kapasitede, entegre ve yeni teknoloji ile donanmış olma
zorunluluğunun bulunması, sigara pazarında önemli bir giriş engeli
yaratmaktadır. Öte yandan, 4207 sayılı “Tütün Mamüllerinin Zararlarının
Önlenmesine Dair Kanun” ile sigara ve diğer tütün mamüllerinin reklamının ve
bu ürünlere ilişkin her türlü promosyon faaliyetinin yasak olması da pazara
giriş engeli yaratan bir diğer durumdur. Sigaranın tüketicide bağımlılık yapan
özelliğinin bulunması, ürünlere ait talebin fiyat esnekliğinin düşük olması
sonucunu doğurmaktadır. Bu özellik söz konusu ürünün üzerine oldukça yüklü
miktarda vergi konulabilmesine olanak tanımaktadır. Nitekim ülkemizde
satılan sigaranın perakende satış fiyatının %73’üne yakın bir kısmını vergi ve
diğer fonlar oluşturmaktadır. Bu durum, devletin bu piyasayı kontrol altında
tutma eğilimini güçlendirmektedir.
H.3. Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme
H.3.1.Rekabet Kurulu’nun PMSA Sigara Satış Stand Sözleşmelerine
İlişkin Vermiş Olduğu Kararlar
PMSA tarafından bildirilen ve sigara ürünlerinin sergileneceği raf üniteleriyle
ilgili olarak satış noktaları ile akdedilen sözleşmelerin incelenmesi sonucu;
03-42/464-203
4
- Bakkal ve marketlerle yapılan anlaşmalarda yer alan; “...Satıcı, satış
noktasında sigaraların sergilenmesi için herhangi bir başka raf ünitesi monte
edilmesi hususunda üçüncü kişilerle sözleşme yapamaz, taahhüt altına
giremez...”
- Hipermarketlerle yapılan anlaşmalarda yer alan; “Alıcı, bu sözleşme
süresince ... diğer sigara markalarına ait teşhir malzemelerini mağazalarında
kullanamaz…”
- Restorant, bar, kafe gibi işletmelerle yapılan anlaşmalarda yer alan
“...İşletmeci, işletmesinde sigaraların teşhiri için herhangi bir başka satış
ünitesi yerleştirilmesi hususunda üçüncü kişilerle sözleşme yapmayacağını,
taahhüt altına girmeyeceğini kabul, beyan ve taahhüt eder...”
şeklinde münhasırlık yaratan hükümler olduğu tespit edilmiş, Rekabet
Kurulu’nun 25.7.2002 tarih ve 02-45/533-221 sayılı Kararı ile münhasırlık
içeren bu hükümlerin kaldırılması gerektiği hükme bağlanmıştır.
PMSA, ilgili Karar uyarınca söz konusu hükümleri stand sözleşmelerinden
çıkartmış, ancak sözleşmelere, başka bir sigara üreticisinin standının satış
noktasına yerleştirilmesi durumunda PMSA standının 2 ya da 3 metre
uzağında olmasını şart koşacak şekilde hükümler ilave etmiştir. Bu hükümlerin
iç hacmi görece küçük olan satış noktalarında “fiili münhasırlığa” yol açması
olasılığının şirket temsilcilerine iletilmesi sonucunda, PMSA tarafından
30.9.2002 tarih ve 4276 sayılı bildirimde fiili münhasırlık yaratmaya yönelik bu
hükümlerin de sözleşmeden çıkarıldığı belirtilmiş, sonuç olarak 25.7.2002
tarih ve 02-45/533-221 sayılı Karar’a uygun olarak yapılan bu değişiklikler
sonucu söz konusu sözleşmelere menfi tespit belgesi verilmiştir.
H.3.2. PMSA Tarafından Akdedilen Başvuruya Konu Sözleşme
PMSA tarafından iki yıllık süre için imzalanan mevcut başvuruya konu
sözleşme, ödünç verilen raf ünitelerinin kullanım şartını düzenleyen bir
kapsama sahip olması nedeniyle “kullanma için bırakma” (ariyet) sözleşmesi
niteliğindedir. Nitekim sözleşmenin 6. maddesinde “…SATICI, ürünlerin satış
amacıyla usulünce teşhir edilebilmesi için, ALICI’nın mevcut ve bu sözleşme
süresi içerisinde açılacak olan mağazalarında kullanılmak üzere, ALICI’nın
satış, teşhir ve stok ihtiyacına göre karşılıklı belirlenen, yerleri taraflarca
kararlaştırılmak üzere ALICI’ya sözleşme süresince ariyeten kullanılması için
Ekte belirtilen özellik ve miktardaki sigara satış ünitelerini verecektir…”
denilmektedir.
Bu kapsamda ilgili sözleşme incelendiğinde, sözleşmenin aşağıda yer
verilecek 6. maddesi dışındaki hükümlerinin, yukarıda kısaca değinilen Kurul
kararlarına uygun olarak düzenlendiği anlaşılmıştır. Anılan maddede PMSA,
satış noktasında "sigara için ayrılmış olan tüm alanın kendisine ait sigara satış
rafları ile dekore edilmesi durumunda" satış noktasına iki yıllık sözleşme
süresince toplam ……………… ABD Doları ödemeyi taahhüt etmektedir. Söz
konusu madde ve devamı şu şekildedir:
(A)…Mağazalarda Sigara İçin Ayrılmış Tüm Alanın Satıcı’ya Ait Sigara Satış
Rafları ile Dekore Edilmesi Durumu:
03-42/464-203
5
SATICI, ALICI’ya sözleşme süresinin her 1 (bir) yılı için SATICI aşağıda
belirtilen tarihlerde KDV dahil $………………. (………) Amerikan Doları
miktarındaki meblağı vermeyi kabul eder. Bu A bendinde öngörülen bedel,
Mağazalardaki sigara raf ünitesi için ayrılmış olan tüm alanların SATICI’ya ait
raf üniteleri ile dekore edileceği düşünülerek belirlenmiştir….
(B)…Mağazalarda Sigara İçin Ayrılmış Alanın Diğer Kişi Veya Şirketlere Ait
Sigara Satış Rafları ile Paylaşılması Durumu:
Eğer Mağazalarda sigara satış rafları için ayrılmış alanın ikinci bir kişi veya
şirket ile paylaşılması durumu sözkonusu olursa, bedel, işbu maddenin (A)
bendinde belirtilen toplam bedellerinin %……'si oranında, bu alanın üçüncü
bir kişi veya şirket ile paylaşılması halinde %…..’ü, üçten fazla kişi veya şirket
ile paylaşılması halinde ise %….’i oranında hesaplanarak ödenecektir…
Sigara pazarında, pazarın yapısı ve hukuki düzenlemelerden kaynaklanan
önemli giriş engelleri mevcuttur. H.2.3. sayılı bölümde yer verildiği üzere;
3.1.2002 tarih ve 4733 sayılı Kanun’un 6. maddesi gereğince sigara
üretebilmek için kurulacak tesisin belirli kapasitede, entegre ve yeni teknoloji
ile donanmış olma zorunluluğunun bulunması, sigara pazarında önemli bir
giriş engeli yaratmaktadır. Ayrıca, sigaranın tüketicide bağımlılık yapan
özelliğinin bulunması, ürünlere ait talebin fiyat esnekliğinin düşük olması
sonucunu doğurmaktadır. Bu dosya açısından önemli olan pazara giriş engeli
yaratan bir başka husus da 4207 sayılı “Tütün Mamüllerinin Zararlarının
Önlenmesine Dair Kanun” ile sigara ve diğer tütün mamüllerinin reklamının ve
bu ürünlere ilişkin her türlü promosyon faaliyetinin yasak olmasıdır.
Dolayısıyla ülkemizdeki sigara üreticileri, ürünlerinin reklamını ve bu ürünlere
ilişkin herhangi bir promosyon faaliyeti yapma imkanına sahip değildirler.
İlgili sektörde ürünlerin dağıtım ve sunumu son derece önem arz ettiğinden
sigara pazarında faaliyet gösteren teşebbüsler geniş kapsamlı ve dinamik bir
dağıtım ağı oluşturmayı tercih etmektedirler. Bununla bağlantılı olarak firmalar
ürünlerinin daha iyi görünmesini sağlayacak şekilde, dolap veya raf
ünitelerinde mamüllerinin sergilenmesine büyük önem vermektedirler. Nitekim
bu yöntemin, reklam yasaklarının olduğu bir pazarda ürünlerin/firmanın
tanıtımın yapılabilmesi, sigaraların dikkat çekici raflarda bulunması sağlanarak
daha rahat görülebilir yerde daha iyi bir şekilde sergilenmesi, sağlayıcının
ürünün arkasında olduğu imajının verilebilmesi ve diğer ürünlerin kokusundan
etkilenmemesi gibi teşebbüslerin son derece önem verdiği faydaları
bulunmaktadır. Ayrıca söz konusu uygulama, tüketicinin satın almak istediği
ürünü bulamadığı takdirde, standı olan teşebbüsün ürünlerini tercih etmesi
gibi pratik bir fayda da sağlayabilecektir.
Dolayısıyla söz konusu satış üniteleri sigara pazarındaki rekabet açısından
büyük önem taşımaktadır. Ancak yukarıda yer verilen hükmün sözleşme tarafı
diğer teşebbüsü yalnızca PMSA’ya ait sigara satış raflarını bulundurma
konusunda teşvik edici bir özelliği bulunduğu görülmektedir. Bu ise
uygulamada “fiili münhasırlık” sonucunu doğurabilecek bir hüküm olarak
değerlendirilmiştir.
03-42/464-203
6
H.3.3. Menfi Tespit Değerlendirmesi
PMSA tarafından akdedilen sözleşmenin satıcıya yalnızca kendi satış
ünitesini bulundurma konusunda birtakım maddi avantajlar vermek suretiyle
teşvik unsuru sağladığı ve sonuçta “fiili münhasırlık” yaratma olasılığı
bulunması nedeniyle rekabeti kısıtlayabileceği, bu nedenle anılan sözleşmeye
menfi tespit belgesi verilemeyeceği ve sözleşmenin 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.
H.3.4. Muafiyet Değerlendirmesi
PMSA tarafından akdedilen sözleşmenin 7. maddesinde; satış rafları ve diğer
teşhir malzemelerinin mülkiyetinin tamamen PMSA’ya ait olduğu, söz konusu
unsurların sözleşme tarafı teşebbüse ariyeten verildiği, sözleşmenin sona
ermesi veya sona erdirilmesi durumunda PMSA’nın bu unsurları geri alacağı
belirtilmektedir. Bu bağlamda ilgili sözleşmenin “2002/2 sayılı Dikey
Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği” çerçevesinde değerlendirilip
değerlendirilemeyeceği incelenmiştir. Anılan Tebliğ, üretim veya dağıtım
zincirinin farklı seviyelerinde faaliyet gösteren iki ya da daha fazla teşebbüs
arasında belirli mal veya hizmetlerin alımı, satımı veya yeniden satımı
amacıyla yapılan anlaşmaları içermektedir. Dosya konusu sözleşme ise,
sigara satış ünitelerinin kullanım amacıyla satış noktalarına bırakılması
amacını taşımaktadır. Nitekim söz konusu sözleşme bağlamındaki
münhasırlık kavramı, sözleşmenin 6. maddesinde belirtilen nakdi avantajların
sağlanabilmesi için PMSA’ya ait standın ilgili satış noktasında münhasır olarak
bulunmasını ifade etmektedir. Dolayısıyla başvuruya konu sözleşmenin,
2002/2 sayılı Tebliğ bağlamında değerlendirilmesinin mümkün olmaması
nedeniyle bireysel muafiyet açısından incelenmesi gerekmektedir.
Sigara ürünlerinin satış üniteleri yardımıyla satılması sigaraların tüketiciye
temiz, düzenli ve daha dikkat çekici bir şekilde sunulmasını sağlayacaktır.
Ayrıca yine anılan raflar ısı, nem, koku gibi ürünlerin kalitesini etkileyebilecek
olan dış etmenlerden sigaraların etkilenmesini en az düzeye indirebilecektir.
Dolayısıyla dağıtımda ve ürün sunumunda sağlanacak olan bu iyileşmelerden
tüketici yarar sağlayabilecektir.
Ancak satış noktalarında fiili münhasırlığa yol açabilecek uygulamaların söz
konusu olması durumu, ilgili pazarın yapısı nedeniyle oldukça önemli bir
sakıncayı beraberinde getirmektedir. Şöyle ki; başvuru konusu teşvik
yöntemiyle kurulabilecek münhasırlık teşebbüslerin reklam yasakları
nedeniyle sahip olduğu sayılı olanaklardan biri olan perakende satış
noktalarında sunum olanağını ortadan kaldırabilecek veya zorlaştırabilecektir.
Sözleşmedeki hükme muafiyet verilmesi ve buna benzer sözleşmelerin
akdedilmesi durumunda düşük pazar payına sahip olan şirketlerin satış
noktalarındaki etkinliği zedelenebilecek, ayrıca sıkı oligopol niteliği arz eden
ve bununla bağlantılı olarak giriş engelleri olan piyasada giriş engellerini
artırıcı bir durum yaratabilecektir. Nitekim anılan sözleşmeyi imzalamış olan
ve münhasır olarak stand bulunduran satış noktasına diğer teşebbüsün stand
yerleştirebilmesi ancak PMSA tarafından sağlanan maddi avantajın üzerinde
bir miktarla mümkün olabilecektir. Bu ise pazara yeni bir giriş engeli
03-42/464-203
7
yaratılmasının yanı sıra finansal açıdan güçlü olan teşebbüsün öne çıkması
ve rakiplerin reklam yapma olanağının kısıtlanması sonucunu doğurabilecek
bir durum ortaya çıkarabilecektir. Diğer yandan bazı durumlarda satış
noktaları yapmış oldukları sözleşmeye sadık kalmayı tercih edebilecekler ve
ikinci bir teşebbüsle benzer bir anlaşma yapmayı tercih etmeyebileceklerdir.
Yukarıda değinilen 25.7.2002 tarih ve 02-45/533-221 sayılı, PMSA’nın satış
noktalarıyla imzalamış olduğu stand sözleşmelerine ilişkin Kurul kararında şu
ifadelere yer verilmiştir:
“…Bu tür sözleşmelerin münhasır yapılması olgusu, sigara pazarının sıkı
oligopol yapısının getirdiği etkilerle birleştiğinde pazara yeni giriş yapan
teşebbüslerin ya da daha küçük paylı mevcutların satış noktalarındaki etkinliği
zedelenebilecektir. Münhasır stand sözleşmelerine imkan tanındığı takdirde,
reklamın yasak olduğu bu pazarda büyük önem arz eden ürün sergileme
çalışmalarında daha eski ve pazarda nispeten daha güçlü olan teşebbüsler
lehine bir durum ortaya çıkacaktır…”
Bildirim konusu sözleşmelere ilişkin olarak PMSA yetkilileri ile Raportörlerce
yapılan görüşmelerde stand sözleşmelerinden yukarıda belirtilen faydaları
beklediklerini, ancak sözleşmede yer alan teşvik edici unsurların,
münhasırlığın teşvik edilmesi olarak nitelenmemesi gerektiğini,
hipermarketlerin her ürün için belli bir alan ayırdığı, sigara için ayrılan alanın
tamamının PMSA standlarına ayrılması durumunda bunun bedelinin daha
yüksek, alanın başka teşebbüslerle paylaşılması halinde bedelin daha düşük
olacağını ifade ettikleri anlaşılmıştır.
Bu bağlamda münhasırlık doğurabilecek veya münhasırlığı teşvik edecek
hükümler önceki Kurul kararlarıyla aynı doğrultuda değerlendirilmiştir.
4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (d) bendi bir anlaşmaya muafiyet
tanınabilmesi koşulunu, anlaşmayla beklenen faydalara ulaşılabilmesi için
rekabetin zorunlu olandan fazla sınırlanmaması şartına bağlamaktadır. Satış
noktalarında sigara satış ünitelerinin münhasır olarak bulunması veya bu
amaca yönelik olarak yapılmış olan sözleşme hükümleri, pazarın yapısı
gereği, rekabeti olumsuz yönde etkileyebilecek ve rekabetin gerekli olandan
fazla kısıtlanması sonucunu doğurabilecektir. Nitekim yukarıda belirtilen
faydaların sağlanabilmesi için münhasırlık zorunlu bir şart olarak
görülmemektedir. Teşebbüsler satış ünitesi münhasırlığı olmadan veya
münhasırlığı teşvik edici hükümlere sözleşmede yer vermeyerek dahi
ürünlerini, belirtilen faydalarından ötürü anılan ünitelerle satışa sunmayı tercih
etmektedirler. Dolayısıyla satış noktasında stand münhasırlığı olmasa da
tüketiciye temiz, düzenli ve daha dikkat çekici bir şekilde ürün sunumu ve
ürünlerin dış etmenlerden etkilenmesinin önlenmesi sağlanabilecektir. Bu
çerçevede anılan faydaların münhasırlığa teşvik edici hükümlere sözleşmede
yer vermeden de elde edebileceği dikkate alındığında söz konusu
uygulamanın rakiplerin reklam olanaklarına ve görünürlüklerine zarar
verebileceği sonucuna ulaşılmaktadır. Üstelik anılan durum daha yüksek
pazar payına sahip veya finansal açıdan daha güçlü teşebbüslerin yararına
sonuçlar doğurabilecek; ilave olarak özelleştirmeyle yeni teşebbüslerin girmesi
beklenen pazarda önemli bir giriş engeli olarak nitelenebilecektir. Söz konusu
03-42/464-203
8
unsurlar dikkate alındığında bildirim konusu sözleşmeye bireysel muafiyet
tanınması mümkün değildir.
Son olarak sözleşmenin 6. maddesinde “… Alıcı’ya iş bu sözleşmeye
yapılacak bir ek ile detayları belirtilecek olan sözleşme süresinin birinci yılı için
KDV dahil $……… (………..) Amerikan Doları ve ikinci yılı için KDV dahil
$……………. (…….) Amerikan Doları tutarına kadar kazanma fırsatı
sağlayacak olan satış programı sunacaktır…” hükmü bulunmaktadır. Bu
çerçevede satış noktası, ürünlerin raflardaki görünebilirliği, düzeni, tamamının
bulunabirliği gibi PMSA tarafından belirlenen kriterleri yerine getirdikçe
yukarıda belirtilen ek kazanımları elde edebilecektir. Dolayısıyla mevcut dosya
itibarıyla ifade edilen fiili münhasırlığın yanı sıra söz konusu hükmün de
sözleşmede yer alması diğer teşebbüslerin ürünlerine ilişkin olarak anılan
olumsuzlukları doğurabilecektir.
Yukarıda sıralanan gerekçelerle, PMSA’nın, satış noktalarını, kendisiyle stand
konusunda münhasır çalışmaya teşvik edici uygulamalar içerisinde
bulunduğu, bunun ise “fiili münhasırlık” yaratma olasılığı nedeniyle
sözleşmenin bireysel muafiyetten yararlanmasını engellediği; dolayısıyla
anılan sonucu doğurabilecek hükümlerin sözleşmeden çıkarılması gerektiği
kanaatine ulaşılmıştır.
İ- SONUÇ
Yukarıda yer verilen değerlendirmeler ışığında;
1- Philip Morris Sabancı Pazarlama ve Satış A.Ş. tarafından hipermarket,
süpermarket, benzin istasyonları ile imzalanan ve/veya ileride
imzalanması öngörülen, ürünlerin sunumuna yönelik olan ve sigara
satışı için raf ünitesi bulundurma (ariyet) niteliği taşıyan başvuru
konusu sözleşmenin 6. maddesinde yer alan, satış noktalarında
yalnızca Philip Morris Sabancı Pazarlama ve Satış A.Ş.’ye ait satış
ünitelerinin bulundurulması konusunda bazı maddi avantajlar
sağlanmasının “fiili münhasırlığa” yol açabileceği, dolayısıyla başvuru
konusu sözleşmeye 4054 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereğince menfi
tespit belgesi verilemeyeceğine,
2- anılan sözleşmenin kullanım için bırakma niteliği taşımasından dolayı
2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği
kapsamında olmadığına,
3- sözleşme konusu ürünlerin dağıtımında ve sunumunda iyileşme
sağlanmakla birlikte, söz konusu uygulamayla rekabetin anılan
amaçlara ulaşılabilmesi için zorunlu olandan fazla kısıtlanması ve
pazara giriş engeli yaratabilecek nitelikte olması nedeniyle sözleşmeye
4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi gereğince bireysel muafiyet
tanınamayacağına,
03-42/464-203
9
4- a) satış noktasında yalnızca Philip Morris Sabancı Pazarlama ve Satış
A.Ş.’ye ait satış ünitelerinin yer alması konusunda teşebbüslere
sözleşmenin 6. maddesinde sağlanan nakdi avantajların münhasırlığı
teşvik edici özelliğinin bulunması, diğer bir deyişle fiili münhasırlığa yol
açabilecek olması nedeniyle, ilgili hükmün sözleşmeden çıkarılması
veya başka markaların standının bulundurulmaması şartına bağlı
olarak para verme uygulamasına yol açmayacak şekilde açıkça
düzenlenmesi halinde bildirim konusu sözleşmeye menfi tespit belgesi
verilmesine,
b) bu koşulların yerine getirilmesi için kararın tebliğinden itibaren ilgili
taraflara 60 gün süre verilmesine ve bu süre içerisinde, öngörülen
düzeltmelerin yapıldığına dair belgelerin Kurum’a sunulmasına,
c) aksi takdirde 4054 sayılı Kanun’un 56. maddesi uyarınca
sözleşmenin geçersiz olacağının, Kurul’ca öngörülen düzeltmeler
yapılmadan uygulmaya devam edilmesi halinde haklarında soruşturma
açılacağının ve Kanun’un 16. ve 17. maddeleri uyarınca işlem
yapılacağının taraflara bildirilmesine,
OYÇOKLUĞU ile karar verilmiştir.
03-42/464-203
10
Rekabet Kurulu’nun 12.6.2003 Tarih ve 03-42/464-203 Sayılı Kararına
KARŞI OY GEREKÇESİ
Bilindiği gibi, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun’un
8.Madde’sinde Rekabet Kurulu’na “....bir anlaşmanın, kararın, eylemin veya
birleşme ve devralmanın bu Kanun’un 4. 6. ve 7. maddelerine aykırı
olmadığını gösteren bir menfi tespit belgesi...” verme yetkisi tanımaktadır.
Ancak bu yetki (ve doğal olarak getirdiği görev), anılan maddelere bir aykırılık
saptandığında bunun nasıl bir değişiklikle giderilebileceğinin ilgili teşebbüslere
bildirilmesini kapsamamaktadır. Kanun koyucunun Rekabet Kurulu için böyle
bir yükümlülük öngörmemesinin nedeni, bir aykırılığın giderilmesi için birden
fazla değişiklik seçeneği bulunması karşısında bunlardan en uygununu taraf
teşebbüsler adına seçip bu yolda direktif vermenin sorumluluğu altına Kurul’u
sokmamak olsa gerekir.
Bu nedenle Kurul’un önüne gelen herhangi bir anlaşmanın, kararın,
eylemin veya birleşme ve devralmanın 4054 sayılı yasanın 4. 6. veya
7.maddelerine aykırılık taşımadığının tespiti halinde öngörülen menfi tespit
belgesini verirken aykırılık bulunduğu takdirde bunun hangi
noktada/noktalarda olduğunu belirtmekle yetinmesini ve şu ya da bu
değişikliğin yapılması halinde anlaşma, eylem veya birleşme ve devralmanın
menfi tespit alabilecek duruma geleceğini ilgili taraflara bildirmekten
kaçınmasını yasanın ruhuna daha uygun buluyorum. Başka bir deyişle,
Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun’un “şartlı menfi tespit” diye
adlandırılabilecek bir uygulamaya cevaz vermediği kanısındayım.
Yukarıda açıklamağa çalıştığım nedenlerle, başlıkta anılan Kurul
Kararı’na katılma olanağı bulamadım.
Murat GENCER
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy