BU KARAR DANISTAY 13.DAIRESI’NCE IPTAL
EDILMISTIR. REKABET KURULU’NUN AYNI
KONUYA ILISKIN 22.06.2006 TARIH VE 06-45/572-
156 NOLU KARARINA INTERNET
SAYFAMIZDAKI KARAR ARAMA BÖLÜMÜNDEN
ERİŞEBİLİRSİNİZ.
03-80/967-397
2
Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2002-4-170 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 03-80/967-397
Karar Tarihi : 17.12.2003
Dosya Konusu: Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) tarafından,
Kasım 2001 tarihinde alınan Genel Kurul kararı ile yüksek giriş aidatı
uygulanarak piyasaya girişlerin engellenmesi suretiyle 4054 sayılı Kanun’un
ihlal edilip edilmediğinin tespiti
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan: Tuncay SONGÖR (İkinci Başkan).
Üyeler: R.Müfit SONBAY, Prof. Dr. Zühtü AYTAÇ, Rıfkı ÜNAL,
Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI, Kublay ATASAYAR,
M.Sıraç ASLAN, Süreyya ÇAKIN.
B. SORUŞTURMA HEYETİ
Soruşturma Heyeti Başkanı: Rıfkı ÜNAL
Raportörler:Kemal Tahir SU, Sezin ELÇİN, Hatice AKKAYA
C. ŞİKAYETÇİLER
Çağdaş SARAÇ
Rıhtım Cad. Derya İş Merkezi A Blok Kat:5 D:84
Kadıköy-İSTANBUL
Vekili:Av.Filiz SARAÇ
Rıhtım Cad. Derya İş Merkezi A Blok Kat:5 D:84
Kadıköy-İSTANBUL
Tuğrul Ali TUFAN
Kameraman Ali Uğur Cad. Dr. Fethi Oğuz Apt. 24/2 P.K. 48300
Fethiye-MUĞLA
Halil TURAN
Aytur Oto Kiralama Atatürk Cad. Duranoğlu Apt. No:15/C DENİZLİ
D. HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILAN TARAF
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği
Dikilitaş Mah. Aşık Kerem Sk. No:48-50 80690 Beşiktaş-İSTANBUL
Vekili: Av. Şükran TEZEL
Bahariye Caddesi Süleymanpaşa Sok. Aybek İşhanı No:30/30
Kadıköy-İSTANBUL
03-80/967-397
3
E. İDDİALARIN ÖZETİ
Rekabet Kurumu’na intikal eden Çağdaş SARAÇ imzalı dilekçede; Türkiye
Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB)’nin Kasım 2001 tarihinde alınan Genel
Kurul kararı ile, seyahat acentesi kurmak isteyen turizm girişimcilerinden
TÜRSAB Giriş Aidatı adı altında 35.000.000.000.-TL talep edilmesinin yeni
seyahat acentelerinin kurulmasını engellediği ve Türk turizmini baltaladığı;
TÜRSAB’ın bu uygulamasının, Türk turizminin 3-5 tane büyük tur operatörü
firmanın eline geçmesine neden olduğu ve Kasım 2001 tarihinden önce
acente açmış olanların bu uygulama ile büyük rantlar sağladığı ifade
edilmiştir. Ayrıca, Kurum kayıtlarına intikal eden Tuğrul Ali TUFAN imzalı
dilekçede, TÜRSAB’ın belirlediği 50.000.000.000.-TL’lik giriş aidatının
piyasaya giriş engeli yarattığı, bu durumun 4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun’un 4. maddesine aykırılık teşkil ettiği; Halil TURAN imzalı
dilekçede ise TÜRSAB Genel Kurulu’nca belirlenen 50.000.000.000.-TL
tutarındaki üyelik ödentisinin bugünkü ülkemiz koşullarında oldukça yüksek
olduğu, dolayısıyla rekabet koşullarını ortadan kaldırarak girişimciliği azalttığı,
söz konusu giriş ücretinin ne amaçla alındığının ve yeni üyeye sunulacak
hangi hizmetin karşılığı olduğunun açık olmadığı, yüksek giriş ücretinin yeni
seyahat acentesi açılmasını engelleyerek, eski acentelerin devir bedelleri
yoluyla haksız kazanç elde etmelerine neden olduğu ifade edilmiştir.
F. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ
Raportörler;
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un uygulaması
bakımından “Seyahat Acenteliği Hizmetleri” pazarında faaliyet gösteren
seyahat acentelerinin herbirinin teşebbüs olduğu,
Seyahat acentelerinin ilgili mevzuat gereği üye olmak zorunda oldukları
TÜRSAB’ın, 4054 sayılı Kanun çerçevesinde bir teşebbüs birliği olduğu,
TÜRSAB Genel Kurulu’nda alınan soruşturma konusu kararın 4054 sayılı
Kanun’un uygulaması bakımından birer teşebbüs birliği kararı olduğu,
TÜRSAB’ın 15. Genel Kurulu’nda belirlenen giriş ücretinin, ilgili pazara
girişi engelleyici nitelikte olduğu,
söz konusu Genel Kurul Kararı’nın, 4054 sayılı Kanun’un “Rekabeti sınırlayıcı
anlaşma, uyumlu eylem ve kararlar” başlıklı 4. maddesinin;
“Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti
engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran
yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu
eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve
yasaktır.”
şeklindeki genel hükmünü ve özellikle de;
“Rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, kısıtlanması veya piyasada
faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer davranışlarla piyasa dışına
çıkarılması yahut piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi,”
03-80/967-397
4
şeklindeki (d) bendini ihlal etmesi nedeniyle;
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin
ikinci fıkrası uyarınca para cezası ile cezalandırılması gerektiği,
görüşünü ifade etmişlerdir.
G. DOSYA EVRELERİ
Şikayet dilekçesinin Rekabet Kurumu'na intikali üzerine, Kurul’un 28.11.2002
tarihli toplantısında 4054 sayılı Kanun'un 40/1. maddesi uyarınca konuya
ilişkin olarak önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir.
Önaraştırma sonucunda Kurum raportörlerince düzenlenen 6.1.2003 tarih ve
2002-4-170/ÖA-03-KTS sayılı Önaraştırma Raporu, Rekabet Kurulu’nun
16.1.2003 tarihli toplantısında görüşülmüş ve önaraştırmanın derinleştirilmesi
istenmiştir. Konu yeniden değerlendirilerek hazırlanan 31.1.2003 tarih ve
2002-4-170/ÖA-03-KTS sayılı önaraştırma raporu Rekabet Kurulu’nun
6.2.2003 tarihli toplantısında görüşülmüş ve şikayet edilen teşebbüs birliği
TÜRSAB hakkında soruşturma açılmasına karar verilmiştir.
19.2.2003 tarihinde, Kanun'un 43/2. maddesi uyarınca TÜRSAB’a soruşturma
açıldığına dair bildirimde bulunularak 30 gün içinde ilk yazılı savunmasını
göndermesi istenmiştir.
TÜRSAB’ın ilk yazılı savunması yasal süre içerisinde Kurum kayıtlarına intikal
etmiştir.
Soruşturma Heyeti'nce tamamlanan 25.7.2003 tarih ve S.R./03-8 sayılı
Soruşturma Raporu, Kanun'un 45/1. maddesi uyarınca Başkanlıkça Kurul
üyeleri ile ilgili taraflara tebliğ olunmuş ve aynı maddenin ikinci fıkrası
gereğince taraflardan 30 gün içinde yazılı savunmalarını göndermeleri
istenmiştir.
Soruşturma Raporu'nun tebliğini takiben, hakkında soruşturma yürütülen
teşebbüs birliğinin ikinci yazılı savunması da yasal süresi içinde Kurum
kayıtlarına intikal etmiştir.
Soruşturma Heyeti'nin hazırladığı "Ek Yazılı Görüş", Kanun'un 45/2. maddesi
uyarınca, 12.9.2003 tarihinde Kurul üyeleri ve taraflara tebliğ edilmiştir.
TÜRSAB’ın, Ek Yazılı Görüş'e karşı cevabı yasal süresi içinde Rekabet
Kurumu'na intikal etmiştir.
Rekabet Kurulu'nun 30.10.2003 tarih ve 03-70 sayılı toplantısında, yürütülen
soruşturma ile ilgili olarak 10.12.2003 tarihinde sözlü savunma toplantısı
yapılmasına karar verilmiş ve sözlü savunma toplantısı anılan tarihte
şikayetçilerden Çağdaş SARAÇ ve temsilcisi Av. Filiz SARAÇ ile TÜRSAB
temsilcileri Başaran ULUSOY ve Av. Şükran TEZEL’in katılımları ile
yapılmıştır.
03-80/967-397
5
Rekabet Kurulu’nun 17.12.2003 günlü toplantısında verilen 03-80/967-397
sayılı nihai karar, 25.12.2003 tarihli tefhim toplantısında TÜRSAB temsilcisi
Av. Şükran TEZEL’in huzurunda okunarak tefhim edilmiştir.
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
H.1. İLGİLİ PAZAR
H.1.1.İlgili Ürün Pazarı
Seyahat acenteliği hizmetleri pazarı turizm sektörü içindeki dikey
yapılanmanın bir halkasıdır ve bu sektörde faaliyet gösteren acentelerin
sunduğu hizmetler, 1618 sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları
Birliği Kanunu’nun verdiği yetkiyle Seyahat Acentaları Yönetmeliğinde
tanımlanmıştır (Hukuki çerçeve ileriki bölümlerde ayrıntılı olarak
açıklanmıştır). Buna göre seyahat acenteleri, müşterilerine tur düzenlemek,
transfer, rezervasyon, enformasyon, kongre-konferans organizasyonu, turistik
gezi amaçlı münferit taşıma aracı kiralama, ulaştırma araçları biletleri satmak
ve seyahat acentesi ürünü satmak olmak üzere 8 ana hizmet türü sunarlar. Bu
çerçevede İlgili Ürün Pazarı, “Seyahat Acenteliği Hizmetleri Pazarı” olarak
belirlenmiştir.
H.1.2.İlgili Coğrafi Pazar
Türkiye’de seyahat acenteliği hizmetleri verebilmek için, 1618 sayılı Kanun’un
32. maddesi gereği TÜRSAB’a üye olmak zorunluluğu bulunduğundan, İlgili
Coğrafi Pazar, “Türkiye Cumhuriyeti Sınırları” olarak belirlenmiştir.
H.2. YAPILAN TESPİTLER VE DELİLLER
H.2.1. Hakkında Soruşturma Yapılan Teşebbüs Birliği
Seyahat acenteleri ve seyahat acenteliği mesleğinin yurt ekonomisi ve
turizmine uygun surette gelişmesini sağlayıcı tedbirleri almak ve meslek ahlak
ve tesanüdünü korumak amacıyla Anayasa’nın 135. maddesi çerçevesinde
kamu kurumu niteliğinde tüzel kişiliği haiz bir birlik olan TÜRSAB, 1973 yılında
bir meslek birliği olarak kurulmuş ve mesleki faaliyetlerin yerine getirilmesi
bakımından kamu kurallarına tabi tutulmuştur. 1618 sayılı Kanun’un 32.
maddesi uyarınca seyahat acentelerinin bu birliğe üye olmaları zorunludur.
TÜRSAB’ın temel amacı, seyahat acenteliği mesleğinin ve faaliyet alanının
temelini oluşturan turizm sektörünün gelişimine katkıda bulunmaktır.
TÜRSAB’ın, İstanbul'daki Genel Merkezinin yanı sıra Türkiye'nin çeşitli
bölgelerinde faaliyet gösteren 20 tane “Bölgesel Yürütme Kurulu” ve
Brüksel'de bir temsilciliği bulunmaktadır. TÜRSAB’ın 3359 üyesi
bulunmaktadır1 ve bu anlamda dünyanın en çok üyeye sahip beşinci birliğidir.
TÜRSAB'ın kurum olarak Türkiye'yi temsil ettiği uluslararası kuruluşlar
1TÜRSAB üyesi 3359 merkez seyahat acentesinin toplam 1093 şubesi bulunmaktadır.
Rakamlar Haziran 2003 tarihi itibariyle geçerlidir.
03-80/967-397
6
arasında Uluslararası Tur Operatörleri Federasyonu (IFTO), Dünya Turizm
Örgütü (WTO) ve Dünya Seyahat Acenteleri Birlikleri Federasyonu (UFTAA)
bulunmaktadır.
TÜRSAB 1972 yılından beri üçü olağanüstü olmak üzere, 16 Genel Kurul
yapmıştır2. TÜRSAB Genel Kurul toplantıları iki yılda bir, bütün üyelerin
katılımıyla yapılmaktadır. Genel Kurul, 9 kişilik Yönetim Kurulu’nu seçmekte,
Yönetim Kurulu daha sonra kendi içinde görev bölüşümü yaparak; Başkan,
İkinci Başkan, Genel Sekreter ve Sayman Üye’yi belirlemektedir.
TÜRSAB’ın 2001-2003 dönemindeki Yönetim, Denetim ve Disiplin Kurulu
Üyeleri aşağıdaki gibidir:
TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyeleri
Başkan Başaran ULUSOY
II. Başkan Hülya ASLANTAŞ
Genel Sekreter Rıza T. EPİKMEN
Sayman Mustafa KUTLUOĞLU
Üye Semih SELİMOĞLU
Üye Mustafa ALTIPARMAK
Üye Halit TEKİN
Üye Talha GÖRGÜLÜ
Üye İnci TAN
TÜRSAB Denetim Kurulu Üyeleri
Başkan Cahit EROL
Üye Demir ÜNSAL
Üye Neşat DEMİR
TÜRSAB Disiplin Kurulu Üyeleri
Başkan Halit CURA
Üye Engin ÖZDEMİR
Üye Lale ERGÜN
H.2.2. İfade Tutanakları
Soruşturma safhasında, Raportörler tarafından TÜRSAB Genel Merkezi’nde
yerinde inceleme yapılmış; İstanbul, Bursa ve Muğla’ya gidilerek nesnel
kriterlere göre seçilen seyahat acentesi yetkilileriyle ve çeşitli meslek
birliklerinin yetkilileriyle görüşmeler gerçekleştirilmiş ve tutanaklar tutulmuştur.
TÜRSAB Genel Merkezi’ndeki yerinde inceleme sırasında 15. Olağan
TÜRSAB Genel Kurulu’nda giriş ücretleri ve yıllık aidatlara ilişkin hazırlanan
önergeler temin edilmiştir. Bu önergelerin değerlendirilmesi sonucunda,
2 16. genel kurul toplantısı Aralık 2003’te yapılmıştır.
03-80/967-397
7
soruşturma sürecinde görüşme yapılacak üç grup seyahat acentesi
belirlenmiştir. Bunlar;
- TÜRSAB giriş ücretinin 10.000.- ABD Dolarına endekslenip; birinci yıl
20.000.000.000.-TL, ikinci yıl ise 30.000.000.000.-TL ile sınırlandırılması
yönündeki önergeye imza atan seyahat acenteleri (Birinci Önerge),
- Giriş ücretinin birinci yıl 100.000.000.000.-TL, ikinci yıl 150.000.000.000.-
TL olması yönündeki önergeye imza atan seyahat acenteleri (İkinci
Önerge),
- Giriş ücretinin birinci yıl 35.000.000.000.-TL, ikinci yıl 50.000.000.000.-TL
olması yönündeki önergeye (Üçüncü Önerge) imza atan seyahat
acenteleridir.
Soruşturma sürecinde Raportörler tarafından yukarıda bahsedilen üç grup
seyahat acentesinden bir örneklem seçilerek bu acentelerin yetkilileri ile,
şikayetçi Çağdaş SARAÇ ile ve turizm sektöründe faaliyet gösteren TÜRSAB
dışındaki meslek birliklerinin yetkilileri ile görüşmeler yapılmış; yapılan
görüşmeler tutanağa bağlanmıştır.
Yapılan bütün bu görüşmelerden, turizm sektörünün mevcut sisteminde çeşitli
aksaklıklar olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Yapılan görüşmelerin hepsi birlikte
değerlendirildiğinde ulaşılan sonuçlar şu şekilde özetlenebilir:
- Sektörde ciddi bir denetim sorunu vardır. Ne TÜRSAB, ne de Turizm
Bakanlığı üzerlerine düşen görevi tam anlamıyla yerine getirememektedir.
Örneğin, sektördeki kaçak acentacılık sorununa henüz çözüm
getirilememiştir. Sektörde TÜRSAB ve Turizm Bakanlığı tarafından
sağlanamayan denetim ve kalite, giriş ücretinin yüksek tutularak girişin
engellenmesi veya azaltılması suretiyle sağlanmaya çalışılmaktadır.
- 1618 sayılı Kanun, sektörün güncel ihtiyaçlarını karşılamaktan uzaktır.
Yeni yasal düzenlemelere ihtiyaç vardır.
- Genel Kurul’da giriş ücretlerine ilişkin bilinçsiz seçimler yapılmaktadır.
Giriş ücretlerinin her yıl artırılması, enflasyon oranı, döviz paritesi, TÜFE
gibi herhangi bir kritere bağlı değildir. Hatta, Genel Kurul’da giriş ücretinin
belirlenmesi, çoğu kez bazı acentelerin eldeki işletme belgelerine değer
kazandıracakları bir mekanizma işlevini görmektedir.
- TÜRSAB, seyahat acentelerine, üye olurken ödenen ücret nispetinde bir
fayda sağlayamamaktadır. Bu ücret sadece sektöre girişin parasal
bedelidir.
- Sektörde kalitenin artırılmasının yolu, giriş ücretinin yükseltilmesi değil,
yeni giriş yapacaklar için eğitim kriterleri, ofis standartları, sektörel tecrübe
şartı gibi uygulamalar olmalıdır.
H.2.3. Sektöre İlişkin Sayısal Veriler
Soruşturma sürecinde sektöre ilişkin yapılan incelemelerde; 1989 yılından
itibaren TÜRSAB giriş ücretleri ve yıllık aidat miktarları, bu miktarların yıllar
itibariyle ABD Doları karşılıkları, 1963 yılı itibariyle turizm gelirleri ve yıllara
göre sektöre yeni giriş yapan acente sayılarına ulaşılmıştır.
03-80/967-397
8
1995 yılından bu güne, TÜRSAB giriş ücretleri ve yıllık aidatları Tablo-1’de
gösterilmiştir:
Tablo-1: 1995’ten bu güne TÜRSAB Giriş Ücretleri ve Yıllık Aidatları(*)
Yıllık Aidatlar (TL)
Yıllar
Giriş Ücreti
(TL) A Grubu B Grubu C Grubu
1995 500,000,000 3,000,000 2,000,000 1,000,000
1996 500,000,000 3,000,000 2,000,000 1,000,000
1997 2,000,000,000 20,000,000 17,500,000 15,000,000
1998 3,000,000,000 20,000,000 17,500,000 15,000,000
1999 8,500,000,000 30,000,000 25,000,000 20,000,000
2000 12,000,000,000 30,000,000 25,000,000 20,000,000
2001 35,000,000,000 100,000,000 70,000,000 50,000,000
2002 50,000,000,000 100,000,000 70,000,000 50,000,000
(*) Rakamlar bir önceki yılın Kasım ayından itibaren geçerlidir.
TÜRSAB’ın iki yılda bir yapılan genel kurul toplantılarında giriş ücreti ve yıllık
aidatlar iki yıl için belirlenirken, 1997 yılındaki genel kurul toplantısından
itibaren giriş ücreti için her yıl artış yapıldığı, yıllık aidatlar içinse iki yılda bir
artış yapıldığı belirlenmiştir. Bunun yanısıra, giriş ücretleri 1995 seviyesinin
1997 yılında 4 katına, 1998 yılında 6 katına, 1999 yılında 17 katına, 2000
yılında 70 katına ve 2002 yılında 100 katına çıkmıştır. Aynı dönemde yıllık
aidat miktarı (A) grubu seyahat acenteleri için 33.3 katına, (B) Grubu seyahat
acenteleri için 35 katına, (C) grubu seyahat acenteleri için 50 katına çıkmıştır.
Tablo-1’de belirtilen TÜRSAB giriş ücreti ve yıllık aidatlarının ABD Doları
karşılıkları Tablo-2’de gösterilmiştir:
Tablo-2: TÜRSAB Giriş Ücreti ve Yıllık Aidatlarının ABD Doları Karşılığı (*)
Yıllık Aidatlar (ABD Doları)
Yıllar
Giriş Ücreti
(ABD Doları) A Grubu B Grubu C Grubu
1995 10,881 65 44 22
1996 6,113 37 24 12
1997 13,089 131 115 98
1998 11,440 76 67 57
1999 20,135 71 59 47
2000 19,148 48 40 32
2001 28,425 81 57 41
2002 33,045 66 46 33
(*) ABD Doları, o yılın ortalama kuru baz alınarak hesaplanmıştır.
03-80/967-397
9
Yıllık aidat miktarları ABD doları bazında dalgalı bir seyir izleyip, (A), (B) ve
(C) grupları için sırasıyla 1995’te yaklaşık 65, 44 ve 22 ABD Doları iken,
2002’de yaklaşık 66, 46, 33 ABD Doları olarak belirlenmiştir. Buna karşın giriş
ücreti, 1995’teki 10881 ABD Doları seviyesinden, 1999 yılında 20135, 2002
yılında 33045 ABD Doları seviyesine yükselmiştir.
ABD Dolarının ve giriş ücretinin 1995’teki seviyesi baz alınarak artış miktarları
hesaplandığında, 1 ABD Doları’nın 2002’de, 1995’teki Türk Lirası karşılığının
yaklaşık 33 katı olduğu; ancak, TÜRSAB giriş ücretinin 2002’de, 1995’teki
seviyesinin 100 katı olarak belirlendiği görülmektedir.
Ülkemizin turizm sektöründen yıllar itibariyle sağladığı gelirlere bakıldığında,
Türkiye’nin turizm gelirinin 1963 yılında 7.659.000.- ABD Doları seviyesinden,
2002 yılında 11.900.900.000.- ABD doları seviyesine çıktığı görülmektedir.
1995 yılından itibaren turizm geliri rakamları aşağıda Tablo:3’te verilmiştir:
Tablo:3: Yıllar itibariyle turizm gelirleri
Yıllar Turizm Geliri (ABD Doları) Yıllar Turizm Geliri (ABD Doları)
1995 4,957,000,000 1999 5,203,000,000
1996 5,962,100,000 2000 7,636,000,000
1997 8,088,549,000 2001 10,066,500,000
1998 7,808,940,000 2002 11,900,900,000
1995 yılından itibaren TÜRSAB’a yeni üye olan acente sayıları ise; 1995’te
357, 1996’da 476, 1997’de 636, 1998’de 128, 1999’da 75, 1999’da 75,
2000’de 52, 2001’de 48 ve 2002’de 23 olarak gerçekleşmiştir.
Elde edilen verilerden, turizm gelirlerinin 1963 yılından günümüze artış
eğiliminde olduğu, bilhassa 80’li yılların ortalarından itibaren hemen hemen
her yıl arttığı anlaşılmaktadır. 1990-2000 yılları arasında dünya turizm geliri
artışı ortalama %6.8 iken, aynı dönemde ülkemizin turizm gelirleri ortalama
%11.1 artmıştır. 2000-2001 arasında dünya turizmi %0.5 küçülmüş, ama
ülkemizin turizm gelirleri %11.4 oranında artmıştır3. Turizm açısından çok
büyük sorunlarla (terör olayları, depremler, ekonomik krizler, vb.) karşılaşıldığı
bu yıllarda dahi Türkiye turizmi hem kendi içinde reel olarak, hem dünya
ölçeğinde nisbi olarak artış göstermiştir. Bu eğilimle doğru orantılı olarak,
seyahat acenteleri hizmetleri pazarına giriş yapan teşebbüs sayısının artması
ekonomik rasyonalitenin gereğidir. Ancak, yukarıda belirtildiği gibi, TÜRSAB’a
yeni üye olan acente sayısı 1997 yılından beri sürekli düşmektedir. Turizm
gelirlerinde yaşanan reel artışa rağmen, TÜRSAB’a yeni üye olan seyahat
acentesi sayısı 1997 yılında 636 iken, 2002 yılında 23’e düşmüştür.
TÜRSAB’a yeni üye olan acente sayısı ile giriş ücreti arasındaki ilişki, giriş
ücretinin reel olarak artmasının mantıksal bir sonucu olarak, TÜRSAB’a üye
olan acente sayısının azalması şeklindedir.
3Rakamlar Dünya Turizm Örgütü ve TC Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan temin edilmiştir.
03-80/967-397
10
Bununla birlikte, sektöre girişler, sadece yeni işletme belgesi alınması
suretiyle değil, söz konusu belgenin devri suretiyle de gerçekleşmektedir4.
Şöyle ki, 2003 yılının ilk altı aylık döneminde, bu şekilde 240 işletme
belgesinin devri için başvuru yapıldığı bilgisi, Turizm Bakanlığı’ndan
edinilmiştir. Sadece altı aylık döneme ait olan bu sayı, 1999 yılından bu güne
geçen 4 yıllık dönemde TÜRSAB’a üye olmak kaydıyla açılan acente
sayısının toplamından (183) bile fazladır.
TÜRSAB’ın giriş ücretlerinden elde ettiği gelirin yıllara göre ABD Doları
karşılığı hesaplandığında, TÜRSAB’ın yeni üyelerden 1995 yılında
3.884.488.- ABD Doları, 1996 yılında 2.909.678.- ABD Doları, 1997 yılında
8.324.335.- ABD Doları, 1998 yılında 1.464.347.- ABD Doları, 1999 yılında
1.510.120.- ABD Doları, 2000 yılında 995.673.- ABD Doları, 2001 yılında
1.364.387.- ABD Doları ve 2002 yılında yaklaşık 760.029.- ABD Doları gelir
elde ettiği görülmektedir5,6. Bu rakamlar, yıllar itibariyle TÜRSAB’a üye olan
seyahat acentası sayısı ile birlikte değerlendirildiğinde, TÜRSAB giriş ücretinin
yükselmesiyle, yeni üye sayısının azaldığı, TÜRSAB’ın yeni üyelerden
sağladığı toplam gelirin reel olarak düştüğü görülmektedir.
H.2.4. Benzer Nitelikli Diğer Meslek Birlikleri ile Karşılaştırma
Soruşturma sürecinde, ülkemizdeki bazı kamu kurumu niteliğindeki meslek
birliklerinden (Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, Türk Tabipleri Birliği,
Türk Eczacıları Birliği, İstanbul Barosu, Ankara Barosu, Ankara Ticaret Odası
ve Ankara Sanayi Odası, Ankara Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası,
Ankara Bakkallar ve Bayiler Odası, Ankara Berberler Odası, Ankara Umum
Otomobilciler ve Şoförler Odası) aşağıdaki bilgiler talep edilmiştir:
- Son beş yıl itibariyle Birliğe üye olmak isteyenlerden talep edilen giriş
ücreti miktarları,
- Son beş yıl itibariyle üyelerden talep edilen yıllık aidat miktarları,
- Bu aidatların belirlenme usulleri,
- Giriş ücreti veya üyelik aidatlarının yeniden belirlenmesinde göz önünde
bulundurulan kriterler.
Bu sorulara meslek birliklerinden gelen cevaplar neticesinde, incelenen 33
meslek birliğinin giriş ücretlerinin 5.000.000.-TL ile 490.000.000.-TL arasında
olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, giriş ücretinin miktarı, ilgili mevzuat hükümleri
uyarınca; enflasyon oranları (TÜFE ve TEFE), memur maaş katsayısı artışı,
üyelerin sermaye ve özvarlıkları, yıllık ciroları v.b. kriterlere göre
belirlenmektedir.
4 Seyahat Acentesi İşletme Belgesi, devredilebilen bir değerdir. Bu değer, TÜRSAB giriş
ücretinin seviyesiyle bağlantılıdır. Şöyle ki, TÜRSAB giriş ücretindeki artış, fiili olarak
belgenin ikinci el piyasasını oluşturan devir piyasasında da belgenin değerini artırmaktadır.
Böylece, işletme belgesi kimi zaman girişimciler tarafından bir çeşit yatırım aracı olarak
görülmektedir. Yapılan görüşmelerde, sektörle ilgisi dahi olmayan bazı kişilerin, bu belgenin
ticaretini yapmak suretiyle kazanç sağladıkları sık sık ifade edilen bir husus olmuştur.
5 Gelir rakamları, her yıl için bir önceki yılın Kasım ayından itibaren 12 ay geçerlidir.
6 ABD Doları değeri, o yılın ortalama kuru baz alınarak hesaplanmıştır.
03-80/967-397
11
Buna karşın, TÜRSAB giriş ücreti 50.000.000.000.-TL olup, bu miktarın
belirlenmesine yönelik ilgili mevzuatta herhangi bir kriter bulunmamaktadır.
1618 sayılı Kanun’un 34. maddesinin (f) bendine göre üye kayıt ücreti ve
aidatını tespit etmek Genel Kurul’a verilen yetkiler arasındadır. Ayrıca Seyahat
Acentaları Birliği Yönetmeliği’nin 20. maddesinin (a) bendinde “kayıt ücreti A
grubunda yer alan bütün seyahat acentaları için 2000-TL, B grubunda yer
alan seyahat acentaları için 1000-TL ve C grubunda yer alan seyahat
acentaları için 500-TL’den aşağı olmamak üzere, bir miktar nakden ve bir
defada tahsil edilir. Kayıt ücretinin tavanı, ödeme şart ve şekilleri ilk Genel
Kurul toplantısında tespit edilir.” hükmü yer almaktadır. Bu hükümden kayıt
ücretinin tavanı, ödeme şart ve şekillerinin genel kurul iradesine bırakıldığı
anlaşılsa da, belirlenen miktarın ‘nakden ve bir defada tahsil’ edileceğine
ilişkin hüküm nedeniyle, Genel Kurul iradesine bırakılan tek hususun kayıt
ücreti tavanı olduğu anlaşılmaktadır. Dosya mevcudu bilgilerden, genel
kurullarda, “kayıt ücreti” nin herhangi bir kriter olmaksızın oylanarak
belirlendiği, daha sonraki genel kurullarda giriş ücretine ilişkin olarak grup
bazında bir ayırım yapılmadığı anlaşılmıştır.
Ayrıca, yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarih olan 15.6.1973 tarihi itibariyle, grup
bazında belirlenen giriş ücretlerinin, ABD Doları karşılığı7 değeri (A), (B) ve
(C) grupları için sırasıyla yaklaşık 115, 58 ve 29 ABD Dolarıdır. Buna karşılık,
TÜRSAB giriş ücretinin ABD Doları karşılığı her üç grup acente için 2002
Kasım ayı itibariyle yaklaşık 33.000.-ABD Dolarıdır.
İncelenen 33 meslek birliğinin yıllık aidatları ise, 2003 yılı için 12.000.000.-TL
ile 200.000.000.-TL arasında değişmektedir. TÜRSAB’ın 2003 yılı yıllık
aidatları (A), (B) ve (C) grubu seyahat acenteleri için sırasıyla 100, 70 ve 50
milyon TL’dir. Bu rakamlar, giriş ücretindeki durumun aksine, diğer meslek
birliklerinin belirlediği yıllık aidatlarla yakın seviyelerdedir. TÜRSAB’ın, yıllık
aidatlarında ilgili mevzuatta öngörülenin aksine grup ayırımı yapılmasına
rağmen, giriş ücretleri konusunda mevzuatta öngörülmüş olan bu ayırım
gözardı edilmiştir.
H.3. İLGİLİ MEVZUATA İLİŞKİN BİLGİLER
H.3.1. 1618 sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği
Kanunu
1618 sayılı Kanun’un 1. maddesinde, seyahat acenteleri, “kar amacıyla
turistlere ulaştırma, konaklama, gezi, spor ve eğlence imkanları sağlayan,
onlara turizmle ilgili bilgiler veren, bu konuya ilişkin tüm hizmetleri gören ve
turizm ekonomisine ve genellikle, ödemeler dengesine katkıda bulunan ticari
kuruluşlardır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Aynı Kanun’un 3. maddesinde seyahat acenteleri gördükleri hizmetlere göre
üç grupta toplanmıştır. (A) grubu seyahat acenteleri, 1. maddede söz konusu
olan tüm seyahat acenteliği hizmetlerini görürler. (B) grubu seyahat acenteleri,
uluslararası kara, deniz ve hava ulaştırma araçlarının ve (A) grubu seyahat
7 Haziran 1973 ayı için TC Merkez Bankası döviz satış kuru olan 1 ABD Doları=14.28 TL
kullanılmıştır.
03-80/967-397
12
acentelerinin düzenleyecekleri turların biletlerini satarlar. (C) grubu seyahat
acenteleri ise yalnız Türk vatandaşları için yurt içi turlar düzenlerler. (B) ve (C)
grubu seyahat acenteleri kendi hizmetleri dışında kalan diğer seyahat
acenteliği hizmetlerini göremezler. Ancak kendilerine (A) grubu seyahat
acentelerince verilen hizmeti yerine getirir ve bu acentelerin ürünlerini
pazarlarlar. (A) grubu seyahat acenteleri, tertipledikleri turistik gezilerle bir
önceki yıl yurtdışından getirdikleri dövizin %25’ini geçmemek üzere, yurtdışına
turlar düzenleyebilirler. Söz konusu %25’in hesabına, ulaştırma aracı ücreti,
yemek, ikamet ve sair masraflar adı altında müşteriden alınan her türlü paralar
katılır. Yabancı uyruklu seyahat acenteleri yurtdışına tur tertip edemezler.
(A) grubu seyahat acenteleri Turizm Bakanlığı’ndan geçici işletme belgesi, (B)
ve (C) grubu seyahat acenteleri ise işletme belgesi aldıktan sonra faaliyete
geçerler. (A) grubu seyahat acentelerine verilen geçici işletme belgelerinin
süresi iki yıldır. Bu süre içinde, yurtdışından tertipleyecekleri turistik turlarla
ilgili olarak toplam 80.000.- ABD Doları tutarında döviz geliri temin eden (A)
grubu seyahat acentesinin geçici işletme belgesi, işletme belgesine çevrilir.
Söz konusu miktarlarda dövizi iki yıl içinde yurtdışından getiremeyen (A)
grubu seyahat acentelerinin geçici işletme belgeleri Bakanlıkça geri alınır.
İşletme belgesi alan (A) grubu seyahat acentelerinin her iki senede bir, aynı
miktarda dövizi yurtdışından getirdiklerini belgelendirmeleri şarttır. (B) ve (C)
grubu seyahat acentelerine asgari döviz transferi mecburiyeti aranmaksızın
işletme belgesi verilir. Belgeler kişiseldir ve bir işletmeye mahsus olmak üzere
verilir. İşletme belgeleri Bakanlığın izni olmadan devredilemez. Seyahat
acenteliği geçici işletme belgesi veya işletme belgesini alan gerçek ve tüzel
kişiler, seyahat acentesi sahibi sayılır.
Kanun’un 12-16. maddelerinde ise kuruluş teminatına ilişkin düzenlemelere
yer verilmiştir. 12. maddede, seyahat acenteleri ve şubelerinin müşterileri ile
biletlerini satacakları ulaştırma müesseselerine sunacakları hizmetler ve tüm
seyahat acenteliği işlemlerinden doğacak yükümlülüklerine karşılık teşkil
etmek üzere bir kuruluş teminatı vermek zorunda oldukları ve kuruluş
teminatının, Bakanlık emrine kayıtsız şartsız kesin olarak para, Devlet istikraz
tahvilleri, kati ve süresiz banka teminat mektubu olarak verileceği hükmü yer
almaktadır. 13. maddede, teminat miktarının (A) grubu seyahat acenteleri için
asgari 50.000 TL., (B) grubu seyahat acenteleri için asgari 30.000 TL ve (C)
grubu seyahat acenteleri için asgari 15.000 TL olmak üzere Bakanlık’ça tespit
edileceği8; yurtdışına tur tertipleyen seyahat acentelerinin, turun bitişinden 2
ay sonra iade edilmek üzere tur masraflarının %25’ine tekabül eden bir
teminatı, Bakanlık emrine önceden vermek zorunda oldukları
düzenlenmektedir. Seyahat acentelerinin işletme belgelerinin geri alınması
halinde kuruluş teminatı bir yıl süreyle Bakanlık’ta aynı gayeler için alıkonulur.
16. maddeye göre, seyahat acentelerinin gerçek ve tüzel kişilere teminat
konusu ile ilgili olarak 12. maddede açıklanan borçlarından ötürü alacaklı,
Bakanlığa başvurduğu takdirde, Bakanlık, borçlu seyahat acentesine borcunu
ödemesi için tebligat yapar. Bu tebligatı alan seyahat acentesi tebellüğ
tarihinden itibaren 30 gün içinde borcunu ödemek zorundadır. Seyahat
8 Bu miktarlar 2003 yılı itibariyle; A Grubu için 50.000.000 (elli milyon) TL, B Grubu için
12.500.000 (oniki milyon beşyüzbin) TL, C Grubu için 25.000.000 (yirmibeş milyon) TL
olarak belirlenmiştir.
03-80/967-397
13
acentesi, borcunu bu süre içinde ödemediği veya ödemeyiş sebebi
Bakanlık’ça haklı bulunmadığı takdirde, Bakanlık, borcu emrinde bulunan
teminat akçesinden ödeyebilir ve durumu derhal ilgili seyahat acentesine
bildirir. Her ne suretle olursa olsun teminat akçeleri eksilen seyahat acenteleri,
eksilen miktarı 30 gün içinde tamamlarlar.
Aynı Kanun’un 32. maddesine göre seyahat acenteleri, seyahat acenteliği
mesleğinin yurt ekonomisi ve turizmine uygun surette gelişmesini sağlayıcı
tedbirleri almak ve meslek ahlak ve tesanüdünü korumak amacıyla Seyahat
Acentaları Birliği adı altında kamu kurumu niteliğinde tüzel kişiliği haiz bir Birlik
kurarlar ve seyahat acentelerinin bu birliğe üye olmaları zorunludur. Birliğin
temel amacı, seyahat acenteliği mesleğinin ve faaliyet alanının temelini
oluşturan turizm sektörünün gelişimine katkıda bulunmaktır.
Kanun’un 34. maddesinde Genel Kurul’un, her seyahat acentesinin temsilci
olarak göndereceği birer sahip veya birer sorumlu müdürden oluştuğu, Genel
Kurul’un 2 yılda bir Kasım ayında toplandığı, ayrıca Genel Kurul’un Yönetim
Kurulu tarafından veya Bakanlık’ça re’sen olağanüstü toplantıya çağrılabildiği,
adi ve olağanüstü toplantılara temsilcilerin çoğunluğunun katılmasının şart
olduğu, ilk toplantıda bu çoğunluk elde edilemediği takdirde toplantının en çok
bir hafta içinde çoğunluk aranmaksızın yapıldığı, toplantılarda kararların
mevcut temsilcilerin çoğunluğu ile alındığı hükümleri yer almaktadır ve (f)
bendinde Üye kayıt ücreti ve aidat miktarını tespit etmek, Genel Kurulun
görevleri arasında sayılmıştır.
1618 sayılı Kanun’un 35. maddesinde Birliğin gelirlerinin, üyelerin Birliğe kayıt
ücreti ve aidatı, seyahat acenteleri personelinin yetiştirilmesi için
düzenlenecek kurs ve seminerlerden elde edilecek gelirler ile bağış ve
yardımlardan oluşacağı hükmü yer almaktadır.
H.3.2. Seyahat Acentaları Birliği Yönetmeliği
15.6.1973 tarihli ve 14565 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe
giren Seyahat Acentaları Birliği Yönetmeliği’nin 4. maddesinde Birliğin
görevleri; pazar araştırmaları ve seyahat acenteliği konusunda incelemeler
yapmak, Birlik üyeleri arasındaki haksız rekabetin önlenmesi hususunda
gerekli tedbirleri almak, seyahat acenteleri personelinin yetiştirilmesi için
Bakanlık ile işbirliği yapmak, kurs ve seminerler düzenlemek, 1618 sayılı
Kanun’un 29. ve 30. maddelerinde belirtilen hallerde yasak olarak seyahat
acenteliği faaliyetinde bulunan yerli/yabancı özel ve tüzel kişiler hakkında
gerekli işlemlerin yapılması ve yasak faaliyetlerin durdurulması için mülki
amirler ve Cumhuriyet Savcıları nezdinde gerekli teşebbüslerde bulunmak ve
bu konuda açılmış davalara müdahil olarak iştirak etmek, uluslararası
kuruluşlarda Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’ni temsil etmek, Bakanlıktan
belge almadan seyahat acenteliği faaliyetinde bulunan işletmeleri ve şahısları
gerekli kanuni işlemler yapılmak üzere Bakanlığa bildirmek, belge almış olan
seyahat acentelerinden ait olduğu grubun hizmetleri dışında seyahat
acenteliği hizmetlerinde bulunanlar hakkında gerekli işlemler yapılmak üzere
Bakanlığa bilgi vermek, seyahat acenteliği konusunda bilirkişilik yapmak
olarak sıralanmaktadır.
03-80/967-397
14
Seyahat Acentaları Birliği Yönetmeliği’nin 8. maddesi gereği, Genel Kurul
çağrısı Bakanlığa ve mülki amire bildirilmekte ve aynı Yönetmeliğin 10.
maddesinin üçüncü fıkrası gereğince de Bakanlıkça gerekli görüldüğü
takdirde, en az bir yetkili temsilci bu toplantılara müşahit sıfatıyla
katılmaktadır. Yapılan Genel Kurul Toplantısını müteakip, ilgili tutanaklar
Bakanlığa ve ilgili resmi makamlara sunulmak üzere Genel Kurul’da hazır
bulunan Hükümet Komiserine ibraz edilmektedir. TÜRSAB Yönetim Kurulu, bu
tutanaklarla birlikte, yıllık faaliyetlerini ve acentelerin durumunu içeren bir
raporu Bakanlığa ayrıca sunmaktadır.
Seyahat Acentaları Birliği Yönetmeliği’nin 20. maddesinde, TÜRSAB’ın gelir
kaynakları ayrıntılı olarak belirtilmektedir; (a) bendinde üyelerin Birliğe
verecekleri kayıt ücreti şu şekilde düzenlenmektedir:
“Kayıt ücreti A grubunda yer alan bütün seyahat acenteleri için 2.000 TL., B
grubunda yer alan seyahat acenteleri için 1.000 TL ve C grubu seyahat
acentelerinden ise 500 TL’ndan aşağı olmamak üzere bir miktar nakten ve bir
defada tahsil edilir. Kayıt ücretinin tavanı, ödeme şart ve şekilleri, ilk Genel
Kurul toplantısında tespit edilir. Belirtilen asgari miktarlar acentelerin merkez
kuruluşlarını kapsar. Hangi gruptan olursa olsun, merkeze bağlı her şube için
bu miktarların dörtte biri oranında ayrıca kayıt ücreti alınır. Üyelik aidatı da
Merkez ve Şubeler için ayrı ayrı ayda 100’er TL’dan aşağı olamaz. Üyeler
üyelik aidatını yıllık ve peşin olarak öderler.”
H.3.3. Seyahat Acentaları Yönetmeliği
4.9.1996 tarih ve 22747 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren
Seyahat Acentaları Yönetmeliği’nin 4. maddesinde seyahat acentelerine
münhasır hizmetler şöyle sıralanmıştır: tur düzenlemek, transfer, rezervasyon,
enformasyon, kongre-konferans organizasyonu, turistik gezi amaçlı münferit
taşıma aracı kiralama (rent-a-car hizmetleri), ulaştırma araçları biletleri
satmak, seyahat acentesi ürünü satmak. Yönetmeliğin seyahat acenteliği
gruplarının düzenlendiği 7. maddesinde ise, (A) Grubu seyahat acentesinin
(B) veya (C) grubu seyahat acentesine gerçekleştirmeleri için vereceği görevin
bir yazı ya da sözleşme ile belgelenmesi gerektiği ve bu görevin (A) grubu
seyahat acentesi hizmetine giren bir turun tamamının (B) veya (C) grubu
seyahat acentesince düzenlenmesi şeklinde olamayacağı hükmü yer
almaktadır.
Seyahat Acentaları Yönetmeliği’nin 9. maddesinde seyahat acentesi sıfatının
Bakanlık’ça verilecek işletme belgesine hak kazanan işletmenin TÜRSAB’a
üye olması ile kazanılacağı belirtilmiştir. 13. maddede ise, TÜRSAB’ın
yapacağı inceleme sonucunda, Kanun’da belirtilen şartları havi olarak
değerlendirilen seyahat acentesi adayı işletmenin Kanun’a uygun olarak
belirlenmiş giriş aidatının ödenmesi ile TÜRSAB üyesi olarak
kaydedilebileceği hükmü yer almaktadır.
Yönetmeliğin 17-19. maddelerinde; seyahat acentesi sahibi, sorumlu müdürü
ve personelinin sahip olması gereken nitelikler düzenlenmektedir. Sorumlu
03-80/967-397
15
müdür9 ve personelin turizm konusunda mesleki yeterliliğe sahip kişiler olması
gerekmektedir. Seyahat acenteleri, Yönetmeliğin 21. maddesine göre,
TÜRSAB ve Turizm Bakanlığı tarafından kuruluşta yerinde denetime tabidirler.
Yönetmeliğin 43. maddesinde (A) grubu ve geçici (A) grubu seyahat
acentelerinin yurtdışına düzenleyecekleri turlarda doğabilecek tüketici
haklarına karşılık olmak üzere, tur masraflarının %25’i tutarında bir teminatın
Bakanlığa verileceği, turun bitişinden itibaren iki ay sonra paraya çevrilmesi
herhangi biri tarafından talep edilmeyen teminatın Bakanlık tarafından seyahat
acentesine iade edileceği hükme bağlanmıştır.
H.4. AVRUPA BİRLİĞİ UYGULAMALARI
H.4.1. AB Üyesi Ülkelerde TÜRSAB Muadili Kuruluşlar
Avrupa Birliği ülkelerinde bulunan seyahat acenteleri ve tur operatörleri, kısa
adı ECTAA olan Avrupa Seyahat Acentaları ve Tur Operatörleri Birliği
bünyesinde toplanmışlardır. Belçika kanunlarına göre kurulmuş ve merkezi
Brüksel’de bulunan, kar amacı gütmeyen uluslararası bir kuruluş olan ECTAA,
1961 yılında Ortak Pazar’a öncülük eden 6 devlet -Almanya, Belçika, Fransa,
İtalya, Lüksemburg ve Hollanda- tarafından kurulmuştur. Birlik, 1973 yılında
Danimarka, İrlanda ve İngiltere; 1981’de Yunanistan; 1986’da İspanya ve
Portekiz; son olarak 1995’te Avusturya, Finlandiya ve İsveç’in de katılımıyla
15 ülke seyahat acenteleri ve tur operatörleri birliklerinin üye olduğu bir örgüt
haline gelmiştir. Bunun yanı sıra, ECTAA’nın son yıllardaki uygulamaları,
Birliğe 5 tane bağlı üye (Kıbrıs, Macaristan, Romanya, Türkiye, Estonya) ve 3
tane gözlemci üyenin (Hırvatistan, Norveç, İsviçre) katılmasını sağlamıştır.
ECTAA, yıllık cirosu yaklaşık 50.000.000.000.-Euro olan, Avrupa çapında irili
ufaklı 80.000’den fazla seyahat acentesi ve tur operatörünü temsil etmektedir.
ECTAA’ya gerek tam üyelik gerekse bağlı veya gözlemci üyelik başvuruları
her iki yılda bir toplanan genel kurul tarafından karara bağlanmaktadır. Bir
seyahat acentesi ve tur operatörü birliğinin, birtakım yasal prosedürleri
gerçekleştirmesinden sonra üyelik başvurusunun genel kurul tarafından
olumlu bulunması halinde, ECTAA’ya bir üyelik ücreti ödemesi gerekmektedir.
Söz konusu bu ücret, birliğin bulunduğu ülkenin büyüklüğü ve zenginliği;
ülkenin Avrupa Birliği bütçesine katkısı ve birliğin üye sayısı gibi birtakım
somut kriterlere göre belirlenmektedir. Bağlı üyeler ve gözlemci üyelerin
ECTAA’ya maddi katkısı ise, üyeyle ilgili olarak yapılan idari masraflara
(örneğin; toplantı giderleri, posta ve telefon masrafları vb.) bağlı olarak
belirlenmektedir.
Avrupa Birliği ülkelerindeki TÜRSAB benzeri kuruluşlar incelendiğinde,
Almanya, İngiltere, Fransa, İspanya, İrlanda, Belçika gibi ülkelerin hiçbirinde
üyeliğin yasal bir zorunluluk olmadığı görülmektedir.
9 Seyahat Acentaları Yönetmeliği’ne göre, sektörde 2 yıllık tecrübeye sahip, enformasyon
memurluğu sınavında başarı göstermiş, turist rehberi kokartı olan ve yabancı dil bilen kişiler
sorumlu müdür olabilmektedirler.
03-80/967-397
16
H.4.2. Sektöre Girişe İlişkin Mevzuat
H.4.2.1. AT Anlaşmasının 14. Maddesi
Avrupa Topluluğu Anlaşması’nın 14. maddesi iç sınırların olmadığı, malların,
kişilerin, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımının var olan anlaşma
hükümlerince temin edildiği bir alandan oluşan iç piyasanın varlığını
düzenlemektedir.
İç sınırların olmadığı bir alanda hizmetlerin serbest dolaşımı, Birliğin herhangi
bir ülkesinde sahip olunan mesleki lisansın, Birliğin diğer bir üye ülkesinde de
tam bir serbesti içinde kullanılabilmesi halinde sağlanmış olur. Fakat turizm
sektörüne uygulanabilir karşılıklı niteliklerin tanınmasına ilişkin AB mevzuatı10,
seyahat acentelerinin iç piyasadan tamamen istifade etmelerini
sağlamamaktadır. Ancak, kendi ülkesinde faaliyet gösteren bir seyahat
acentesinin, Birliğin başka bir üye ülkesinde de mesleğini icra etmesini
kolaylaştırmakta; buna karşın, seyahat acentesini diğer ülkede lisans alma
zorunluluğundan muaf kılmamaktadır.
H.4.2.2. Kuruluş Özgürlüğü
Avrupa Ekonomik Birliği Anlaşması’nın 43. maddesinde getirilen kuruluş
serbestisinin etkili biçimde gerçekleşmesi için, uyum sistemi ve niteliklerin
karşılıklı tanınması üzerine düzenlemeler yapılmıştır. Öncelikle, belirli
sektörlerde Yönergeler kabul edilmiştir. Bu durum, sektörel yönergelerin
kapsamadığı genel bir sistemle takviye edilmiştir. Düzenlemelerin
birleştirilmesi ihtiyacından dolayı Konsey, 35 sektörel yönergeyi iptal ederek
genel sistemi takviye eden yeni bir yönerge yayınlamıştır.
H.4.2.3. Genel Sistem
Sektörel yönergelerin içermediği ve en az üç yıllık üniversite düzeyinde
eğitimin gerekli olduğu tüm düzenlenmiş mesleklere11, 89/48 sayılı Yönerge12
uygulanır. Temel prensip olarak, bir üye ülke, diğer bir üye ülkenin bir meslek
için aranan niteliklere sahip olan vatandaşının ülkesinde düzenlenmiş o
mesleğe giriş talebini geri çeviremez. Aynı şekilde, üye ülkenin yetkili
otoriteleri, söz konusu kişi yönergede belirtilen profesyonel ve akademik
eğitim şartlarını yerine getirmişse, kişinin niteliklerinin yeterli olmadığını ileri
sürerek girişi reddedemez.
H.4.2.4. Genel Sistemi Takviye Eden 1999/42/EC sayılı Yönerge
Yönergenin amacı, bir üye ülkenin teşebbüsleri ve kişileri tarafından diğer bir
üye ülkede hizmetlerin kurulmasında kolaylık sağlamaktır. Yönerge, diğer bir
üye ülkede yönergenin ekinde listelenen faaliyetlerden birini sürdürmek
1085/368/EEC sayılı ve 16.7.1985 tarihli Konsey Kararı. (Council Decision 85/368/EEC of 16
July 1985 on the comparability of vocational training qualifications [Official Journal L 199 of
31.7.1985])
11 Seyahat Acenteliği Hizmetleri mesleği de bu kapsamda değerlendirilmektedir.
1289/48 sayılı en az üç yıllık profesyonel stajın tamamlandığını belirten yüksek okul
diplomalarının tanınması için genel sistem üzerine Yönerge.
03-80/967-397
17
isteyen üye ülke vatandaşlarına uygulanır. Seyahat acenteliği ve tur
operatörlüğü faaliyetleri de söz konusu ekte sayılmıştır.
H.4.2.5. Seyahat Acentesi veya Tur Operatörü Kuruluşu İçin Gereken
Şartlar13
Üye ülkelerde, seyahat acentesi veya tur operatörü olmak için bazı asgari
şartların yerine getirilmesi gerekmektedir. Ancak, bu konuda ülkelerin
uygulamaları arasında bir paralellik bulunmamaktadır. Örneğin, Almanya,
Danimarka, İsveç ve Norveç, seyahat acentesi kuruluşu için herhangi bir
lisans alınmasını veya mesleki yeterlilik şartını zorunlu kılmaz iken, Avusturya,
Fransa, İrlanda, İtalya, Kıbrıs, Macaristan ve Romanya, her iki şartı da zorunlu
tutmaktadır. Belçika, İspanya, Finlandiya, Yunanistan, Lüksemburg, Hollanda,
Portekiz ve İngiltere ise, bu iki şarttan yalnızca bir tanesini zorunlu kılmıştır.
Asgari sermaye şartına bakıldığında da, ülkeler arasında yeknesak bir
uygulama görülmemektedir. Bu bağlamda, Almanya, Belçika, Danimarka,
Finlandiya, İtalya ve Norveç’te herhangi bir asgari sermaye şartı aranmazken,
diğer ülkelerde 70.000.000.-TL ile 300.000.000.000.-TL arasında değişen
miktarlarda asgari sermaye şartı aranmaktadır. Bununla birlikte, tüm üye
ülkelerde yapılacak turlar için önceden teminat getirilmesi zorunluluğu
bulunmaktadır.
Ülkemizde ise, seyahat acentelerinin faaliyet gösterebilmeleri için Bakanlık14
tarafından verilen “seyahat acentesi işletme belgesi” sahibi olmaları
gerekmektedir. Bu belgeyi almak için yapılan başvuru sırasında Bakanlık,
yasa gereği TÜRSAB üyeliğini zorunlu tutmaktadır. TÜRSAB giriş ücreti
olarak Kasım 2002 - Kasım 2003 dönemi için belirlenen 50.000.000.000.-TL,
yukarıdaki gibi asgari sermaye koşulu veya finansal teminat ya da sigorta
niteliğinde olmayıp, sadece işletme belgesi sahibi olabilmenin ön koşulu
niteliğinde, geri dönüşü olmayan bir ödemedir. Bunun dışında asgari sermaye
koşulu bulunmamakta, Bakanlık tarafından alınan finansal teminatlar ise
gruplara göre 12.500.000-50.000.000 TL arasında değişmektedir.
H.5. SAVUNMALAR
Soruşturma konusu ile ilgili olarak TÜRSAB’ın birinci ve ikinci yazılı
savunmaları ile sözlü savunma toplantısında yapmış olduğu savunma ve ileri
sürdüğü hususlar aşağıda aktarılmaktadır.
H.5.1.Usule İlişkin Savunmalar
TÜRSAB vekili tarafından gönderilen ilk yazılı savunmada,
1. 4054 sayılı Kanun’un 44. maddesi doğrultusunda, soruşturma açılmasına
oy çokluğu ile karar verilmiş olduğundan, karara olumsuz oy kullananların
muhalefet şerhleri için, 18.3.2003 tarihinde Kuruma yapılan başvuruda
karşı oy yazılarının olmadığının şifahi olarak kendilerine beyan edildiği;
13Bu bölümün hazırlanmasında TÜRSAB tarafından yayınlanan ‘Avrupa Birliği ve Turizm’ adlı
kitaptan da yararlanılmıştır.
141618 sayılı Kanun’da Bakanlık, Turizm ve Tanıtma Bakanlığı olarak tanımlanmıştır.
Bakanlığın bugünkü ismi Kültür ve Turizm Bakanlığı’dır.
03-80/967-397
18
4054 sayılı Kanun’un 52 (k) maddesine göre ‘varsa karşı oy yazılarının’
kararda bulunması gerektiği,
2. 4054 sayılı Kanun’un 53. maddesi ve Rekabet Kurumu Çalışma Usul ve
Esasları Hakkında Yönetmeliğin 24. maddesi ifadesi ile de, alınan kararın
üyeler tarafından imzalanması ve karşı oy yazısını tutanağa yazdırması ve
altını imzalaması yükümlülüğü getirildiği, Birliğe tebliğ edilen Soruşturma
Kararı’nın üyeler tarafından imzalanmadığı, bu nedenle işbu soruşturma
kararının Kanun ve yönetmeliğe aykırı olduğu,
öne sürülmüştür.
H.5.2.Esasa İlişkin Savunmalar
TÜRSAB vekili tarafından, esasa ilişkin olarak;
Yazılı savunmalarda,
1. Genel Kurul’a, kayıt ücreti ve aidat miktarını tespit etme yetkisinin, 1618
sayılı Kanun’la ve bu kanundan dayanağını alan Seyahat Acentaları Birliği
Yönetmeliği ile verilmesi dolayısıyla, soruşturma açılmasına karar
verilmesinin haksız ve Anayasa’ya aykırı olduğu,
2. İşletme gücü yeterli olmayan acentenin düzenlenen organizasyonlardaki
başarısızlığının tüketicinin de maddi ve manevi mağduriyetlerine yol açtığı,
Rekabet Kanunu’nun 5. maddesine göre “Tüketicinin bundan yarar
sağlaması” halinde teşebbüs birliklerinin kararlarına 4. madde
hükümlerinin uygulanmasından muaf tutulabileceği için, seyahat
acentelerinin sunduğu hizmetin tüketiciye sunulması nedeniyle tüketicinin
ve kamu menfaatinin korunması amacıyla soruşturma açılmasına gerek
olmadığı,
3. TÜRSAB’ın 1618 sayılı Kanun’la pazar araştırmaları ve seyahat acenteliği
konusunda incelemeler yapmak, birlik üyeleri arasında haksız rekabeti
önlemek, seyahat acenteleri personelinin yetiştirilmesi için kurslar ve
seminerler düzenlemek, Bakanlıkça istendiğinde görüş bildirmek,
uluslararası kuruluşlarda seyahat acentalarını temsil etmekle
görevlendirildiği,
4. Genel Kurul kararlarının, üye kayıt ücreti ve yıllık aidata ilişkin kararların
usule uygun olduğu ve bugüne kadar Genel Kurul kararının iptaline yönelik
bir dava açılmadığı,
5. Şube açılışında da giriş aidatının ¼’ünün ödendiği, dolayısıyla giriş
ücretinin yalnızca sektöre giriş yapacakları değil, birlik üyesi seyahat
acentelerini de ilgilendirdirdiği,
6. Soruşturma açılmasına esas teşkil ettirilen 2001 Genel Kurulu’nda, 2001-
2002 yılında 103 kişinin imzası ile ilk yıl için 100.000.000.000.-TL, ikinci yıl
için 150.000.000.000.-TL önerilmiş olmasına rağmen, 43 imza ile birinci yıl
35.000.000.000.-TL, ikinci yıl 50.000.000.000.-TL önerilen makul artış
oranını haiz önergenin Genel Kurul’da kabul edildiği,
7. 2328 merkez, 1008 şube olmak üzere toplam 3336 (A) grubu; 466 merkez,
47 şube olmak üzere toplam 513 (A) geçici; 225 merkez, 20 şube olmak
03-80/967-397
19
üzere 245 (B) grubu; 343 merkez, 61 şube olmak üzere toplam 404 (C)
grubu işletme belgesine haiz, toplam 4498 acente mevcut olduğundan,
sektörde faaliyetin sınırlandırılmadığı ve acente sayısının da artış
gösterdiği,
8. Genel Kurul kararının alınmasında rekabeti engelleyici, sınırlayıcı bir amaç
taşınmadığı, kasıt ve suiniyet olmadığı; TÜRSAB tarafından rekabeti
engelleme, bozma ya da kısıtlama amacıyla bir karar alınmadığı,
9. Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un, bir genel kanun olduğunun
doktrinde kabul edildiği; Rekabet Kurulu tarafından verilen Türkiye Şoförler
ve Otomobilciler Federasyonu, Elektrik Mühendisleri Odası Kararı ve
İstanbul Menkul Kıymetler Borsası kararlarında özel yasaları
doğrultusunda faaliyet gösteren meslek kuruluşlarının bu hakkı yasadan
alması nedeniyle Kurul’un kendisinin yetkili olmayacağına karar verdiği;
düzenlemenin yasadan doğması halinde Rekabet Kurulu’nun kendisini
yetkili görmediği belirtilmiştir.
Sözlü savunma toplantısında TÜRSAB Başkanı Başaran ULUSOY ve
TÜRSAB temsilcisi Şükran TEZEL gizli oturum talebinde bulunmuşlar, ancak
bu talepleri, 4054 sayılı Kanun’un 47. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen
“genel ahlakın ve ticari sırların korunması” niteliğinde olmadığından Kurul
tarafından oybirliğiyle reddedilmiştir. Sözlü savunmada, yazılı savunmada
belirtilen hususlara ek olarak, 1999 yılındaki depremin, arkasından PKK
terörünün, 1996 yılındaki Orta Asya ve Rusya’daki ticarî, ekonomik krizin ve
dalgalı kur uygulamasının sektöre girişi engellediği; sektöre girişi engelleyenin
TÜRSAB’ın Genel Kurulu olmadığını, dolayısıyla, sektöre girişi engellemeyi
sadece ve sadece üye kayıt ücretinin yüksekliğine bağlamanın yanlış olduğu
ifade edilmiştir.
H.6. SAVUNMALARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
H.6.1. Usule İlişkin Savunmaların Değerlendirilmesi
H.6.1.1. Soruşturma açılması kararında karşı oy yazılarının bulunmadığı
savunması
4054 sayılı Kanun’un 52. maddesinde kararlarda bulunması gereken hususlar
sıralanmıştır ve (k) bendinde ‘varsa karşı oy yazıları’ kararların ihtiva edeceği
hususlar arasında belirtilmiştir. Ancak söz konusu madde, Rekabet Kurulu
tarafından verilen nihai kararları düzenler. Rekabet Kurulunun verdiği
soruşturmaya başlama kararı, bu anlamda nihai karar olmayıp, Kanun’un
43/son maddesi uyarınca kesindir. Dolayısıyla, karşı oy yazılarının kararda
olmaması, karar yeter sayısının olduğu ve kesin nitelikte olan soruşturmayı
başlama kararını sakatlayıcı nitelikte sayılamaz.
03-80/967-397
20
H.6.1.2. Soruşturma açılması kararının üyelerce imzalanmadığı
savunması
Kararda toplantıya katılan üyelerin imzaları bulunmaktadır ve bu karar
Kurum’da karar kartonunda muhafaza edilmektedir. Ancak, tebligat
aşamasında ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde, yazı ekinde bulunan
belgelerdeki imzalar çıkarılmıştır. Bu nedenle yapılan usuli itiraz yerinde
değildir.
H.6.2. Esasa İlişkin Savunmaların Değerlendirilmesi
h.6.2.1. Genel kurul’un üye kayıt ücreti ve aidat miktarını belirleme
yetkisinin dayanağını 1618 sayılı yasa’dan aldığı savunması
Genel Kurul’un yasadan ve yönetmelikten aldığı yetkiye dayanarak giriş ücreti
ve aidat miktarını tespit etmesi, soruşturma açılmamasını gerektiren bir unsur
olarak kabul edilemez. Aksine, Genel Kurul’un yasal yetkisini 4054 sayılı
Kanun’a aykırılık teşkil edecek surette, bir piyasadaki rekabeti kısıtlayıcı
şekilde kullanmaması gerekmektedir. Yasanın verdiği yetki, Genel Kurul
tarafından bir başka yasal düzenlemeyi ihlal edecek şekilde kullanılmamalıdır.
Yetkinin yasa ile tanınmış olması, 4054 sayılı Kanun’a aykırılık hususunu
ortadan kaldırmamaktadır; çünkü giriş ücretinin belirlenme kriterleri ve sınırları
yasal çerçevede belirlenmemiştir. Bu nedenle 1618 sayılı Kanun’un 34/f
maddesi uyarınca giriş ücretini tespit etmek, TÜRSAB genel kurulunun
görevidir, ancak tespit edilen miktar 4054 sayılı Kanun’u ihlal edecek biçimde
yüksek olmamalıdır.
H.6.2.2. İşletme gücü yeterli olmayan acentenin düzenlenen
organizasyonlardaki başarısızlığının tüketicinin de maddi ve manevi
mağduriyetlerine yol açtığı, bu nedenle soruşturma açılmasına gerek
olmadığı savunması
Seyahat acenteleri, kendilerinin veya tur operatörlerinin düzenlediği paket
turları satan perakendeci teşebbüsler olarak tanımlanabilirler. İşletme gücü
yeterli olmayan acentenin düzenlediği organizasyondaki başarısızlığın tüketici
mağduriyetine yol açmasının önüne geçmek için başka türlü mekanizmalar
kurulabilir. Esasen soruşturma konusu giriş ücreti de bu iş için
kullanılmamaktadır. Ayrıca her ölçekteki seyahat acentesi çok yüksek bir
işletme gücüne ihtiyaç duymaz. Bu tür mağduriyetlerin önüne geçmek için
dünyada kullanılan (fonlar, sigortalar, vb.) araçlar mevcutken, giriş ücretinin
yüksek tutulup sektöre girişi sınırlamak gibi bir araç kullanmak sağlıklı değildir.
Zira tüketici mağduriyeti, büyük ölçekli işletmelerde de söz konusu
olabilmektedir.
H.6.2.3. TÜRSAB’ın 1618 sayılı Kanun’la sektöre ilişkin konularda faaliyet
göstermekle görevlendirildiği, görevlerini yerine getirebilmek için gelire
ihtiyacı olduğu savunması
Turizm gibi hassas bir sektörün önde gelen mesleki birliği konumundaki
TÜRSAB’ın kendisine yasa ile verilen görevleri yerine getirebilmek için ciddi
gelir kaynaklarına ihtiyacı olduğu açıktır; ancak bu durum, giriş ücretinin Genel
Kurul’da yüksek belirlenmesini mazur gösteremez. Çünkü, TÜRSAB’ın gelirleri
arasında yer alan diğer bir kalem olan yıllık aidatlar düşük tutulmaya
03-80/967-397
21
çalışılmaktadır. Sektöre ilişkin konularda faaliyet gösterme giderlerinin
öncelikle sektörde faal olan teşebbüslerden yani acentelerden karşılanması
mümkündür, ki bunun yolu da yıllık aidatları artırmaktır. Hal böyle iken, giriş
aidatları yoluyla Birliğe gelir sağlanmaya çalışıldığı savunması kabul
edilemez. Bunun yanı sıra, bu savunma çerçevesinde hiç girişin olmaması
durumunda TÜRSAB’ın faaliyetlerini durdurması gerekir ki, bu da kabul
edilebilir bir gerekçe değildir.
Ayrıca geçmiş döneme ilişkin rakamlar, giriş ücreti arttıkça TÜRSAB’ın bu
kalemden elde ettiği gelirin reel olarak azaldığını göstermektedir.
H.6.2.4. Genel Kurul kararlarını, üye kayıt ücreti ve yıllık aidata ilişkin
kararların usule uygun olduğu ve bugüne kadar Genel Kurul kararının
iptaline yönelik bir dava açılmadığı savunması
Soruşturma konusu, Genel Kurul kararlarının, giriş ücreti ve yıllık aidatların
1618 sayılı Kanun’a uygunluğu veya aykırılığı değil, giriş ücretine ilişkin
kararın 4054 sayılı Kanun’a aykırılık teşkil edip etmediğidir. Bugüne kadar,
Genel Kurul kararına yönelik iptal davası açılmamış olması, 4054 sayılı
Kanun’a göre soruşturma açılmamasını gerektiren bir husus olarak
değerlendirilemez. Genel Kurul’da alınan karar, 4054 sayılı Kanun açısından
bir teşebbüs birliği kararı olduğundan, bu Kanun uyarınca sorgulanabilir
niteliktedir.
H.6.2.5. Şube açılışında da giriş aidatının ¼’ünün ödendiği; dolayısıyla
giriş ücretinin yalnızca sektöre giriş yapacakları değil, birlik üyesi
seyahat acentalarını da ilgilendirdiği savunması
Seyahat Acentaları Birliği Yönetmeliği’nin 20. maddesinde, merkeze bağlı her
şube için giriş aidatının dörtte biri oranında ayrıca kayıt ücreti alınacağı
düzenlemesi yer almaktadır. Ancak, giriş ücretinin yüksek seviyelerde
belirlenmesi, birlik üyesi seyahat acentelerinin sahip oldukları belgenin
değerini artırdığı için, şube açılması durumunda dahi, seyahat acentesi
toplamda kazançlı çıkmaktadır. Esasen bu savunma giriş engeli yaratan
kararın makuliyetine gerekçe olamaz.
H.6.2.6. Soruşturmaya esas teşkil ettirilen 2001 Genel Kurulu’nda makul
artış oranını haiz önergenin Genel Kurul’da kabul edildiği savunması
Kayıt ücretine ilişkin önergelerin, yalnızca yasadan alınan yetkiyi kullanmak
amacıyla değil; mevcut belgelere değer kazandırmak, seyahat acenteliği
hizmetleri pazarına girişi engellemek gibi başka amaçlar göz önünde
bulundurularak belirlendiği ifade tutanaklarında sabittir. Ayrıca, verilen
önergeler arasından “makul artış oranını haiz” olduğu iddia edilen önergenin
kabul edilmiş olmasının, bu miktarda belirlenen kayıt ücretinin piyasaya girişi
engellemediğinin göstergesi olarak kabul edilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
Diğer yandan daha yüksek miktardaki artış önerilerinin olması da, mevcut
belgelerin değerlerinin artırılması yönündeki çabaların bir göstergesi
niteliğindedir.
03-80/967-397
22
H.6.2.7. Sektörde şubelerle birlikte toplam 4498 acenta mevcut
olduğundan, sektörde faaliyetin sınırlandırılmadığı ve acenta sayısının
artış gösterdiği savunması
Mevcut acente sayısının yüksek oluşu, giriş ücretinin rekabeti kısıtlayıcı,
sektöre girişleri engelleyici olmadığını göstermez. Önemli olan, giriş ücretinin
yeni girişleri engelleyici niteliğinin olup olmadığıdır. Ayrıca, tam rekabet
şartlarının geçerli olduğu bir pazarda, pazara giriş serbest olduğundan,
teşebbüsler giriş yapmaya kendi iradeleriyle karar verirler. Pazardaki teşebbüs
sayısı doyma noktasına geldiğinde, pazara giriş yapmak ekonomik açıdan
rasyonel değildir; dolayısıyla, böyle bir durumda teşebbüsler pazara
girmemeyi tercih ederler. Ancak, TÜRSAB giriş ücretinin, bütün bunlardan
farklı olarak ilgili pazarda yapay bir giriş engeli teşkil ettiği kanaatine
varılmıştır.
H.6.2.8. TÜRSAB Genel Kurul kararının alınmasında rekabeti engelleyici,
sınırlayıcı bir amaç taşınmadığı, kasıt ve suiniyet olmadığı savunması
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde “Belirli bir mal veya hizmet piyasasında
doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama
amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan
teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür
karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır.” hükmü yer almaktadır.
Dolayısıyla yalnızca, rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını
taşıyan anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararları değil; aynı
zamanda bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan anlaşma,
uyumlu eylem ve teşebbüs birliği kararları da hukuka aykırı ve yasaktır.
H.6.2.9. Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un genel kanun olduğunu
ve Rekabet Kurulu’nun çeşitli kararlarında düzenlemenin yasadan
doğması halinde kendisini yetkili görmediği savunması
Yazılı savunmada Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu kararı,
Elektrik Mühendisleri Odası kararı ve İstanbul Menkul Kıymetler Borsası
kararlarına atıfta bulunulmuş, incelenen kararlarda düzenlemenin yasadan
doğması halinde Rekabet Kurulu’nun kendisini yetkili görmediği belirtilmiştir.
İlk yazılı savunmada özel kanun-genel kanun uyuşmazlığı ile ilgili olarak,
İ.Yılmaz Aslan’ın “Eğer belirli bir konuda rekabetin bozulmasına yol açan bir
yasa hükmü varsa ya da yasayla devlete ya da herhangi bir devlet kuruluşuna
böyle bir yetki tanınmışsa burada hüküm çatışmasından söz ederiz. Burada
aşağı yukarı daima ikinci kural, daha bir özel hüküm olduğu için önce
uygulanır. Birlik kararının uyulması zorunlu olan bir kamusal karardan
kaynaklanıyor olması halinde dahi kamusal tasarrufun iptal edilmediği sürece
geçerli olduğunu ve aksi halin devletin koyduğu ve uyulması zorunlu olan
kurallara uyduğu için kişilere yaptırım uygulanması doğru değildir.” görüşlerine
yer verilmiştir. Ancak burada kastedilen, yasada bulunan rekabeti sınırlayıcı
bir hükmün varlığıdır. 1618 sayılı yasadaki Genel Kurul’a tanınan giriş ücreti
belirleme yetkisi, rekabeti sınırlayıcı bir hüküm değildir; ancak bu yetki,
rekabeti sınırlayıcı biçimde kullanılabilecek bir yetkidir. Dolayısıyla, giriş
ücretine ilişkin Genel Kurul kararının dayanağını 1618 sayılı özel kanundan
almasının, alınan kararın 4054 sayılı Kanun’a aykırılık göstermesine gerekçe
olarak gösterilemeyeceği kanaatine varılmıştır. 4054 sayılı Kanun’a aykırılık
03-80/967-397
23
teşkil eden husus, Genel Kurul’a yasa ile böyle bir yetki tanınmış olması değil;
Genel Kurul’un bu yetkiyi kullanış biçimidir.
H.6.2.10. Sektöre girişi engelleyenin giriş ücreti değil, terör, ekonomik
kriz, dalgalı kur uygulaması vb. faktörler olduğu savunması
Bu sayılanların sektöre girişi asıl engelleyen faktörler olmaları için, bu
dönemde sektörün küçülmüş olması gerekir. Halbuki ülkemiz turizm gelirleri,
1995 yılında 4.957.000.000.-ABD Doları iken, 2002 yılında 11.900.900.000.-
ABD Dolarına yükselmiştir. Aynı dönemde ülkemizin dünya turizm
pastasından aldığı pay da sürekli artmıştır. Bu artışlara karşın, turizm
sektörünün en büyük alt pazarlarından biri olan seyahat acentalığı hizmetleri
pazarına girişin terör, ekonomik kriz vb. nedenlerle azaldığı savunmasının
kabul edilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
İ. GEREKÇE VE HUKUKİ DAYANAK
I.1. TÜRSAB’IN TEŞEBBÜS BİRLİĞİ NİTELİĞİ
4054 sayılı Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde teşebbüs, “piyasada
mal veya hizmet üreten, pazarlayan, satan gerçek veya tüzel kişilerle,
bağımsız karar verebilen ve ekonomik bakımdan bir bütün teşkil eden birimler”
olarak tanımlanmıştır. Tanımdan da anlaşılacağı üzere, bir teşebbüsün mal
veya hizmet üreten ya da pazarlayan, gerçek veya tüzel, kamu ya da özel tüm
birimler için bağımsız karar verebilmesi ve ekonomik bakımdan bir bütün teşkil
etmesi gerekir. Bu çerçevede, TÜRSAB’a üye olan ve hizmet üretip satan
seyahat acenteleri, 4054 sayılı Kanun’a göre teşebbüs olarak
nitelendirilmektedir.
1618 sayılı ‘Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu’nun 32.
maddesine göre; seyahat acenteleri, seyahat acenteliği mesleğinin yurt
ekonomisi ve turizmine uygun surette gelişmesini sağlayıcı tedbirleri almak ve
meslek ahlak ve tesanüdünü korumak amacıyla Seyahat Acentaları Birliği adı
altında kamu kurumu niteliğinde tüzel kişiliği haiz bir Birlik kurarlar ve seyahat
acentelerinin bu birliğe üye olmaları zorunludur. 4054 sayılı Kanun
çerçevesinde, teşebbüs konumunda bulunan seyahat acentelerinin
TÜRSAB’a üye olmaları ve üyeliklerini devam ettirmeleri yasal bir zorunluluk
olarak ortaya çıkmaktadır. TÜRSAB, 1618 sayılı Kanun uyarınca kurulmuş,
tüzel kişiliği haiz bir meslek birliğidir. Meslek mensuplarının uymaları zorunlu
yasal düzenlemelere uymamaları durumunda disiplin cezası uygulama ve
Turizm Bakanlığı’na meslekten çıkarılmaları ve yetki belgelerinin alınması
konularında bildirimde bulunma yetkisi bulunmaktadır.
4054 sayılı Kanun’un 3. maddesinde “Teşebbüslerin belirli amaçlara ulaşmak
için oluşturduğu tüzel kişiliği haiz ya da tüzel kişiliği olmayan her türlü birlik”
teşebbüs birliği olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla, seyahat acenteliği
hizmetleri sunan tüm seyahat acentelerinin üye olmak zorunda oldukları
TÜRSAB, 4054 sayılı Kanun çerçevesinde teşebbüs birliği konumundadır.
Nitekim, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) tarafından kendi
birliklerine bağlı meslek odalarının asgari ücret tarifelerinin ve TMMOB üyesi
03-80/967-397
24
olan Şehir Plancıları Odası’nca şehir plancılarının asgari ücret tarifelerinin
belirlenmesi suretiyle adı geçen Birlik ve Odanın 4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun’u ihlal ettikleri iddiasıyla açılan soruşturmaya
ilişkin olarak Rekabet Kurulu’nun 22.1.2002 tarih ve 02-04/40-21 sayılı
Kararında da; meslek odalarına üye olan ve mühendislik, mimarlık ve şehir
plancılığı gibi alanlarda hizmet üretip satan serbest meslek mensuplarının her
biri 4054 sayılı Kanun’un 3. maddesi anlamında “teşebbüs”, ve haklarında
soruşturma yürütülen TMMOB ile TMMOB Şehir Plancıları Odası, ihlal konusu
eylemler bakımından 4054 sayılı Kanun’un 3. maddesi anlamında birer
“teşebbüs birliği” olarak değerlendirilmiştir.
I.2. TÜRSAB GENEL KURULU’NUN YETKİLERİ VE GENEL KURUL
KARARI’NIN TEŞEBBÜS BİRLİĞİ KARARI NİTELİĞİ
1618 sayılı yasa gereği 15.6.1973 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak
yürürlüğe giren Seyahat Acentaları Birliği Yönetmeliğinin 12. maddesinin (i)
bendi uyarınca hazırlanan TÜRSAB İç Tüzüğünün 7-39. maddeleri arasında
Genel Kurul’un yetki ve çalışma şekilleri ayrıntılı bir şekilde düzenlenmiştir.
Buna göre, Genel Kurul, Birliğin en üst organıdır. Genel Kurul, her seyahat
acentesinin temsilci olarak göndereceği birer sahip veya birer sorumlu
müdüründen oluşur. Her seyahat acentesinin bir oy hakkı vardır, şubelerin
temsil ve oy hakkı yoktur. Genel Kurul yasa gereği iki yılda bir Kasım ayında
olağan olarak toplanır. Ayrıca Genel Kurul, Yönetim Kurulu tarafından veya
Bakanlık’ça re’sen olağanüstü toplantıya çağrılabilir. Toplantı nisabı, birlik üye
sayısının yarıdan bir fazlasıdır. Ancak, ilk toplantıda bu çoğunluk
sağlanamadığı takdirde, müteakip toplantı, çoğunluk aranmaksızın yapılır. İç
Tüzüğün 31. maddesi uyarınca Genel Kurulda kararlar Genel Kurula
katılanların oy çokluğu ile alınır.
Gündemi düzenleyen 15. maddeye göre, gündem, yönetim kurulu tarafından
belirlenir ve genel kurulda yalnızca gündemde yer alan maddeler görüşülür. İç
Tüzük’te olağan bir Genel Kurul gündeminde bulunması zorunlu hususlar da
belirtilmiştir. Bunlar; a) Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu raporlarının
okunması ve görüşülmesi, b) bilanço ve gelir-gider hesabının okunması ve
görüşülmesi, c) yeni dönem tahmini bütçesinin okunması ve görüşülmesi, d)
Yönetim Kurulunun ibrası, e) Birlik Yönetim Kurulu, Denetleme Kurulu ve
Disiplin Kurulu asil ve yedek üyelerinin seçimi ve f) dilekler.
Seyahat Acenteleri Birliği Yönetmeliği’nin 12. maddesinde Genel Kurulun
görevleri şu şekilde sıralanmıştır; a) Birliğin hesaplarını incelemek, Yönetim
Kurulu raporlarını görüşüp karara bağlamak, Yönetim Kurulunu ibra etmek, b)
Birliğin çalışma programı ve bütçesini görüşüp karara bağlamak, idarecilere
ve temsilcilere verilecek ücretler ile bunlara ilişkin her türlü ödenek ve
yollukları tespit etmek, c) Genel Kurul üyelerinin yirmide biri tarafından
görüşülmesi veya gündemden çıkarılması istenen konuları görüşmek ve
gündeme alınan maddeleri karara bağlamak, d) Yönetim Kurulu tarafından
Genel Kurula arz olunan hususları görüşüp karara bağlamak, e) Yönetim,
Denetim ve Disiplin Kurulu üyelerini seçmek, f) Üye kayıt ücreti ve aidat
miktarını tespit etmek, g) Birliğe lüzumlu taşınmaz malların satın alınması
veya mevcut taşınmaz malların satılması hususunda Yönetim Kurulu’na yetki
03-80/967-397
25
vermek, h) Seyahat Acentaları Birliği’nin şubelerinin açılmasına veya
kapatılmasına, Birliğe kayıtlı üye sayısının en az salt çoğunluğu ile karar
vermek i) Birlik Yönetim Kurulunca hazırlanacak İç Tüzük’ü incelemek ve
kabul etmek, İç Tüzük değişikliklerini kabul veya reddetmek.
TÜRSAB üyesi olan acenteler, Genel Kurul’da oy hakkına sahiptirler ve yasa
gereği acente giriş ücretlerine ilişkin karar alma yetkisine sahip olan Genel
Kurul tarafından verilen ve üyeleri ile üye olacakların uymaları gereken ve
bağlayıcı nitelikteki düzenlemeyi içeren her türlü karar, 4054 sayılı Kanun
çerçevesinde teşebbüs birliği kararı niteliğindedir. Zira, “Teşebbüs birlikleri
tarafından gerçekleştirilen her türlü sözlü veya yazılı mahiyetteki düzenleme,
üyelerinin kabul etmesi ve uyması şartıyla karar niteliğinde kabul
edilebilecektir. Kararın birlik tarafından alınmış olması şart değildir. Birlik
mevzuatına göre karar alma yetkisine sahip bir kurul veya yönetimin aldığı
karar da aynı kapsamda bir karar niteliğindedir15. Ayrıca, bir teşebbüs birliği
kararının varlığı için, birliğin statüsünden kaynaklanması ve organlarının
iradesini yansıtmasıyla, üyelerin statüyü kabulü ile tavsiyenin bu statüye
dayanılarak çıkarılması yeterli olacaktır16.” Bu nedenle TÜRSAB Genel
Kurulu’nda, yeni üye olacaklardan alınacak giriş ücretinin miktarına yönelik
olarak alınan karar, 4054 sayılı Kanun çerçevesinde bir teşebbüs birliği kararı
olup, bu Kanun’a aykırı olmaması gerekir.
I.3. TÜRSAB GENEL KURUL KARARI’NIN 4054 SAYILI KANUN’UN 4.
MADDESİNE AYKIRILIK TEŞKİL ETTİĞİNE DAİR DEĞERLENDİRME
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde “Belirli bir mal veya hizmet piyasasında
doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama
amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan
teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür
karar ve eylemleri” yasaklanmıştır. Maddenin devamında, bu haller tahdidi
olmamak üzere sıralanmış, maddenin (d) bendinde “...piyasaya yeni
gireceklerin engellenmesi” de ‘rekabeti sınırlayıcı anlaşma, uyumlu eylem ve
kararlar’ arasında sayılmıştır. Söz konusu maddenin gerekçesinde de,
teşebbüslerin ortak sorunlarıyla ilgilenmek üzere oluşturdukları birliklerin
zaman zaman üyeleri arasında rekabeti önleyerek üyelerinin daha fazla
kazançlar elde etmelerine hizmet edici kararlar alabilecekleri, bu gibi
kararların da rekabet sistemine aykırı ve yasak olduğu ifade edilmektedir.
I.3.1. Giriş Engeli Kavramı
Kanun’da yer alan ‘Piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi’ ifadesi, ekonomi
literatüründe ‘giriş engeli’ kavramı çerçevesinde değerlendirilmektedir. Giriş
engelinin herkesçe kabul edilen tek bir tanımı bulunmamaktadır. Stigler17, giriş
engelini “bir pazara yeni giriş yapanların katlandığı, ama pazarda faaliyet
gösterenlerin katlanmadığı üretim maliyeti” olarak tanımlamıştır. Benzer
15GREEN, N. ve A. ROBERTSON (1997), Commercial Agrements and Competition Law,
London.
16Güzel, Oğuzkan; Rekabet Hukukunda Teşebbüs ve Teşebbüs Birlikleri, Rekabet Kurumu
Uzmanlık Tezi, Eylül 2001, Ankara.
17STIGLER, G. (1983), The Organization of Industry, The University of Chicago Press,
Chicago.
03-80/967-397
26
olarak, Baumol ve Willig18, “yeni giriş yapan için harcama gerektiren, ama
pazarda faal olan bir firmaya dengi bir maliyeti bulunmayan herhangi bir
kalem” şeklinde tanımlamışlardır. Von Weizsäcker, Stigler’in tanımına “sosyal
bakımdan kaynak dağılımının çarpıtılması” şartını eklemiştir19.
Pazara giriş engeli niteliğini taşıyan unsurlar, genel ekonomiden, pazarın
yapısından veya pazardaki firmaların davranışlarından kaynaklanabilir. Söz
konusu unsurların başlıcaları; sermaye gereksinimi, ölçek ekonomisi, ürün
farklılaştırmaları veya çeşitlendirmeleri, batık maliyetler, pazardan çıkış
engelleri, dikey bütünleşme, misilleyici ve önleyici firma davranışları, mutlak
maliyet avantajları, atıl kapasite, satış maliyetleri, patentler ve/veya lisanslar,
dağıtım ağına giriş ve hükümet politikalarıdır.
Avrupa Birliği Hukuku uygulamasında, Komisyon ve Adalet Divanı, giriş engeli
kavramını açık bir şekilde tanımlamamakla birlikte, kararlarında bu kavramı
geniş yorumlamakta ve bu bağlamda, dikey bütünlük, fazla kapasite, finansal
güç, ürün farklılaşması ve hukuken korunan sınai mülkiyet hakları gibi, çok
farklı faktörleri somut olay kapsamında giriş engeli olarak nitelendirmektedir.
Bu geniş yorumlamaya bağlı olarak, giriş engeli doktrinde “ilgili piyasaya yeni
girecek olan teşebbüslerin karşılaştıkları her türlü zorluk” olarak
tanımlanmaktadır. Giriş engelinin daha geniş olan bir diğer tanımına göre,
“giriş engeli, bir endüstriye girmek isteyen teşebbüslerin katlanmak zorunda
olup da, halen o piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin katlanmakla
yükümlü olmadıkları üretim maliyetidir”. Piyasaya yeni giriş yapacak teşebbüs
için giriş engeli olarak nitelendirilebilecek pek çok durum olmakla birlikte, AB
Hukuku uygulamasında hakim durumda olmanın diğer göstergesi olarak kabul
edilen temel birtakım giriş engeli görünümlerini ifade etmekte fayda vardır.
Sınırlayıcı sayılması mümkün olmayan giriş engeli görünümleri, somut olayda
birbirinden bağımsız olarak bulunabileceği gibi, birarada da bulunabilirler20.
Bir pazarda yüksek kar oranlarının olması, yeni girişi teşvik eder. Yeni girişler
ise rekabetin artmasına neden olur. Bu nedenle, sektörde faaliyet gösteren
firmalar açısından yeni girişi engellemek, mevcut kar marjlarını korumak için
zaman zaman başvurulan bir yöntemdir. Ancak, pazara yeni girişi engellemek
isteyen teşebbüslerin, belirli miktarda pazar gücünü ellerinde bulundurmaları
gerekir. Şikayet konusu özelinde ise bu güç, TÜRSAB Genel Kurulu’na 1618
sayılı Kanun’la verilmiştir.
TÜRSAB’a üye olmak için ödenen giriş ücreti, pazara yeni giriş yapılırken
katlanılan bir maliyet kalemidir. Yukarıdaki tanımlar ışığında, ‘pazara giriş
engeli’ işlevi gören TÜRSAB giriş ücreti şu nitelikleri taşımaktadır:
18BAUMOL, W; R.WILLIG (1986), “Contestability: Development since the Book” J.S.VICKERS
vd. (Ed.) Strategic Behavior and Industrial Competition, Clerendon Press, Oxford.
19(1994) Barriers to Entry and Exit in UK Competition Policy, Office of Fair Trading Research
Paper, No:2, London.
20SANLI, K.C.; ‘Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’da Öngörülen Yasaklayıcı Hükümler ve
Bu Hükümlere Aykırı Sözleşme ve Teşebbüs Birliği Kararlarının Geçersizliği’, Ekim 2000,
Rekabet Kurumu, Ankara; s. 253.
03-80/967-397
27
Sermaye Gereksinimi: En temel giriş engeli olan sermaye gereksinimi, pazara
yeni giriş yapan firmanın katlanmak durumunda olduğu başlangıç maliyetleri
için ihtiyaç duyulan sermayeyi ifade etmektedir. Seyahat acenteleri hizmetleri
pazarına giriş yapmak için ofis kurulması, reklam harcamaları, gerekli
donanımın sağlanması gibi başlangıç maliyetlerine katlanmak gerekmektedir.
Bunlara ek olarak, TÜRSAB’a nakit olarak ödenmesi gereken giriş aidatı
ayrıca, bir maliyet kalemi oluşturmaktadır.
Batık Maliyet: Pazara giriş yapmak için yapılan bazı harcamalar, kısa veya
uzun vadede likiditiye dönüştürülemeyebilir. Örneğin, promosyon harcamaları,
başka bir amaç için kullanılamayacak ekipman, pazarlama ağı için yapılan
yatırımlar, vb. batık maliyet kalemi teşkil edebilirler. TÜRSAB giriş aidatı,
sadece sektöre giriş yapmak için ödenen, bunun karşılığında temin edilen
belge de çoğu zaman likit olmayan veya bütünüyle geri döndürülemeyen bir
maliyet kalemi niteliğindedir.
Pazardan Çıkış Engeli: Pazara giriş yapmak için üstlenilen maliyetler, işlerin
iyi gitmemesi durumunda pazardan çıkmayı rasyonel olmaktan çıkarabilir. Bu
nedenle, çıkış engellerinin yüksek olduğu bir pazar, yeni giriş yapmayı
alıkoyucu bir etki yapabilir. TÜRSAB giriş ücreti, anında likiditeye
dönüştürülemediği veya yatırılan nakit para bütünüyle geri alınamadığı
durumlarda pazardan çıkış engeli niteliğini taşımaktadır21.
I.3.2. TÜRSAB Giriş Ücretinin İlgili Pazara Girişi Engelleyici Niteliği
Giriş ücretinin reel olarak giderek yükselmesi, pazara daha sonra giriş
yapanın daha fazla giriş maliyetine katlanmasına neden olmaktadır. Bu
miktara, halen faal olan acenteler karar verdiklerinden dolayı, TÜRSAB Genel
Kuruluna ait olan bu tasarruf, aynı zamanda Krattenmaker ve Salop’un22
ifadesiyle “rakiplerin maliyetini yükseltici bir davranış” niteliğindedir.
Daha önceki bölümlerde ifade edildiği gibi, konu ile ilgili bütün faktörler
TÜRSAB Genel Kurul üyelerinin giriş ücretini yüksek belirlemeleri yönünde
teşvik edici niteliktedir. Şöyle ki, yüksek giriş ücreti, hem sektöre daha az giriş
olmasına, hem de mevcut işletme belgeleri devredilebildiğinden, eldeki
belgelerin değer kazanmasına neden olmaktadır. Giriş ücreti herhangi bir
nesnel kritere bağlı olarak belirlenmemektedir. Bunun yanı sıra, soruşturma
sürecinde görüşülen sektör mensuplarının ifadeleri ve TÜRSAB’ın yazılı
savunması da bu hususu doğrulamaktadır.
Giriş ücreti, seyahat acenteleri gruplarından ve bölgesel ayırımından bağımsız
olarak, bütün yeni giriş yapan acenteler için aynıdır. İlgili pazar, turizm
faaliyetlerine bağlı olarak ülkemizin her yerinde homojen bir yapıya sahip
21Seyahat acentesi işletme belgesi iptal edildiğinde, giriş ücreti iade edilmemektedir. Devir söz
konusu olduğunda ise, işletme belgesinin değeri bölgeden bölgeye değişmektedir; örneğin,
giriş ücretinin 50 milyar TL seviyesinde olduğu sırada İstanbul’da bu miktar 35-40 milyar TL,
Bursa ve Marmaris’te 25-30 milyar TL arasında değişmekte olduğu, soruşturma sırasında
görüşülen sektör çalışanları tarafından ifade edilmiştir.
22Krattenmaker, G.T., S.C. Salop (1986), Anticompetitive Exclusion: Raising Rivals’ Cost to
Achieve Power over Price, The Yale Law Journal, Vol. 96, No: 2, s. 246-247.
03-80/967-397
28
değildir. Bunun bir sonucu olarak, örneğin, İstanbul’da 1514 acente (merkez
ve şube toplam) mevcut iken, Burdur, Çankırı, Gümüşhane ve Bayburt
illerinde hiç acente bulunmamakta; 47 ilde ise, 10’dan az sayıda acente
bulunmaktadır. Buna rağmen, giriş ücretinin her bölge ve ilde aynı miktarda
olması ülke gerçekleriyle bağdaşmamakta, özellikle ilgili pazarın canlı
olmadığı az gelişmiş bölgelerde yerleşik teşebbüsler aleyhine de bir durum
ortaya çıkarmaktadır. Ayrıca, her grup seyahat acentesi için aynı miktar giriş
ücreti talep edilmesi de, göreceli olarak daha küçük ekonomik güce sahip
teşebbüsler aleyhine girişimciliği caydırabilecek nitelikte, piyasaya giriş engeli
olarak daha bariz bir rekabet kısıtı yaratmaktadır.
Ayrıca benzer nitelikteki diğer meslek birliklerinin giriş ücretlerinin incelenmesi
sonucunda, bu birliklerin 33 tanesinde giriş ücretinin 5 milyon TL ile 490
milyon TL arasında değiştiği tespit edilmiştir. Bu çerçevede TÜRSAB’ın aldığı
giriş ücretinin makul olmaktan çok uzak olduğu açıkça görülmektedir.
Yukarıda yer verilen bilgi, tespit ve açıklamalar çerçevesinde, TÜRSAB Genel
Kurulu’nca belirlenen üyelik giriş ücretinin, ilgili pazara girişi engelleyici
nitelikte, dolayısıyla ilgili pazarda “rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı”
bir etki doğuran bir teşebbüs birliği kararı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
I.4. BİLDİRİM YÜKÜMLÜLÜĞÜNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME
4054 Sayılı Kanun’un “Anlaşma, Birleşme ve Devralmaların Kurula
Bildirilmesi” başlıklı 10. maddesi uyarınca, 4. madde kapsamına giren
anlaşma, uyumlu eylem ve kararların yapıldıkları tarihten itibaren bir ay içinde
Kurul’a bildirilmesi gerekmektedir.
1997/6 No’lu “Rekabet Kurumu Teşkilatının Oluşturulmasından Sonra
Teşebbüslerin ve Teşebbüs Birliklerinin 4054 sayılı Kanun’dan Doğan Hak ve
Yükümlülüklerine İlişkin Tebliğ” in ‘Yeni Anlaşma, Uyumlu Eylem ve
Kararların Bildirimi’ başlıklı 2. maddesinde ise “05.11.1997 tarihinden itibaren
teşebbüslerin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamına giren anlaşma ve
uyumlu eylemleriyle teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri, alındıkları
veya yapıldıkları tarihten itibaren en geç bir ay içinde Kurulumuza
bildirilecektir.” hükmü yer almaktadır.
Ancak; ilgili teşebbüs birliğince alınan teşebbüs birliği kararı 4054 sayılı
Kanun’un 10. maddesi uyarınca Kurul’a süresinde bildirilmemiştir. TÜRSAB
tarafından süresinde bu bildirim yükümlülüğü yerine getirilmemiş olmakla
birlikte, soruşturma raporunun mahiyetinde veya sonuç bölümünde bu
eyleme yer verilmemiş olması, teşebbüsün bu eylemden dolayı
savunmasının alınmamasına neden olmuştur. 4054 sayılı Kanun’un 44.
maddesinin son fıkrası uyarınca;
“Kurul, tarafları bilgilendirmediği ve savunma hakkı vermediği konuları
kararlarına dayanak yapamaz.”
03-80/967-397
29
Bu fıkranın açıklığı karşısında teşebbüs veya teşebbüs birlikleri hakkında
isnat edilen eylem açıkça soruşturma raporunun içeriğinde veya sonuç
bölümünde yer almamışsa ve bu nedenle o konuda teşebbüs veya teşebbüs
birliğinin savunmasının alınması imkanı ortadan kaldırılmışsa, ceza
tertibine de gidilemeyecektir.
Bunun yanında; ilgili Genel Kurul kararının 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi
anlamında rekabet hukukunu ilgilendiren bir karar olmadığı, dolayısıyla
bildirim yükümlülüğünün doğmamış olması nedeniyle de ceza tertibine
gidilemeyecektir.
Yukarıda açıklanan gerekçeler çerçevesinde 4054 sayılı Kanun’un 16.
maddesinin birinci fıkrasının c bendi uyarınca TÜRSAB’a bildirimde
bulunulmaması nedeniyle ceza uygulanmaması gerektiği sonucuna
ulaşılmıştır.
J. İHLALE SON VERME
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrası hükümleri gereği,
soruşturmaya konu TÜRSAB 15. Genel Kurul kararı, ‘hukuka aykırı ve
yasaktır’.
4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin birinci fıkrasında “Kurul ihbar, şikayet
veya Bakanlığın talebi üzerine veya resen bu Kanun’un 4, 6 ve 7.
Maddelerinin ihlal edildiğini tespit ederse ilgili treşebbüs veya teşebbüs
birliklerine bu Kanun’un 4. kısmında belirtilen hükümler çerçevesinde
rekabetin tesisi ve ihlalden önceki durumun korunması için yerine getirilmesi
yada kaçınılması gereken davranışları kapsayan bir kararı bildirir.” Hükmüne
yer verilmiştir. Bu çerçevede soruşturmaya konu TÜRSAB 15. Genel
Kurulu’nda giriş ücretlerine ilişkin alınan kararın uygulamasının durdurulması
gerekmektedir.
K. SONUÇ
Düzenlenen rapora, toplanan delillere, sözlü savunma toplantısındaki
açıklamalara ve incelenen dosya kapsamına göre konunun değerlendirilmesi
ile 15.12.2003 tarihinde yapılan ilk oylamaları içeren 03-79/966-M sayılı
Rekabet Kurulu kararında da belirtildiği üzere, 4054 sayılı Kanun’un 51.
maddesi uyarınca yapılan ikinci oylamalar sonucunda;
1- 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un
uygulanması bakımından:
a) “Seyahat Acenteliği Hizmetleri” pazarında faaliyet gösteren
seyahat acentelerinin birer “teşebbüs” olduğuna OYBİRLİĞİ ile;
b) Seyahat acentelerinin ilgili mevzuat gereği üye olmak zorunda
bulundukları Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB)’nin bir “teşebbüs
birliği” olduğuna OYBİRLİĞİ ile;
03-80/967-397
30
c) TÜRSAB Genel Kurulu’nda alınan soruşturma konusu kararın
bir “teşebbüs birliği kararı” niteliğinde olduğuna OYÇOKLUĞU23 ile;
2- a) TÜRSAB’ın Kasım 2001 tarihinde yapılan 15. genel kurulunda
alınan karar ile piyasaya yeni girişleri engelleyici nitelikte yüksek giriş ücreti
belirlemek suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlal edildiğine
OYÇOKLUĞU24 ile;
b) Bu ihlâlden dolayı TÜRSAB’a, 2002 yılı sonunda oluşan
gelirlerinin % 3’ü oranında olmak üzere takdiren 193.764.290.070.- (Yüz
doksan üç milyar yedi yüz altmış dört milyon iki yüz doksan bin yetmiş) TL
para cezası verilmesine25 OYÇOKLUĞU26 ile;
3-a) Sözkonusu genel kurul kararının 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesi kapsamında bir teşebbüs birliği kararı olması nedeniyle, aynı
kanunun 10. maddesi ve 1997/6 sayılı Tebliğ’in 2. maddesi ile öngörülmüş
olan bir aylık süre içerisinde bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmediğine
OYÇOKLUĞU26 ile;
b) Bununla beraber, İkinci Başkan Tuncay SONGÖR’ün ilgili
teşebbüs birliğince alınan teşebbüs birliği kararı 4054 sayılı Kanun’un 10.
maddesi uyarınca süresinde bildirilmemiş ise de soruşturma raporunun
mahiyetinde ve sonuç bölümünde bu eyleme yer verilmemiş olması ve bu
nedenle ilgili teşebbüs birliğine bu konuda savunma hakkı tanınmamış
olması nedeniyle para cezası verilemeyeceği görüşü ve Kurul Üyeleri Prof.
Dr. Nurettin KALDIRIMCI, Kublay ATASAYAR ve Sıraç ASLAN’ın bildirim
yükümlülüğünün doğmamış olması nedeniyle cezaya yer olmadığı
yönündeki oyları ile 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin birinci fıkrasının c
bendi uyarınca TÜRSAB’a bildirimde bulunulmaması nedeniyle ceza
uygulanamayacağına, Kanun'un 51. maddesi ikinci fıkrasına göre
OYÇOKLUĞU26 ile;
4-a) Rekabet Kurulu tarafından tespit edilen bu ihlale nasıl son
verileceğine ilişkin olarak, 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesi birinci fıkrası
doğrultusunda; TÜRSAB 15. Genel Kurulu’nda alınan ve piyasaya giriş
engeli teşkil ettiği tespit edilen giriş ücreti ile ilgili kararın uygulamasının
durdurulması ve bu yönde işlem yapıldığı konusunda Rekabet Kurumu’na
bilgi verilmesi gerektiğinin TÜRSAB’a bildirilmesine OYÇOKLUĞU26 ile;
b) Soruşturmaya konu genel kurul kararının uygulamasının
durdurulması ve bununla ilgili işlemlerin tekemmül ettirilmesi için adıgeçen
teşebbüs birliğine 45 gün süre verilmesine, aksi takdirde 4054 sayılı
234054 sayılı Kanun’un 51. maddesi birinci fıkrasına göre oylanmıştır.
244054 sayılı Kanun’un 51. maddesi ikinci fıkrasına göre, 28. madde hükümleri çerçevesinde
oylanmıştır.
254054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde, tespit edilen ihlale ilişkin
olarak verilecek para cezasında, TÜRSAB’ın 15. Dönem faaliyet raporunda belirtilen 2002
yılına ait gelir rakamları esas alınmıştır. Buna göre, TÜRSAB’ın 2002 yılı gelirleri toplamı,
6.458.809.668.995-TL’dir.
264054 sayılı Kanun’un 51. maddesi ikinci fıkrasına göre, 28. madde hükümleri çerçevesinde
oylanmıştır.
03-80/967-397
31
Kanun’un 17. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hergün için
süreli para cezası ile cezalandırılacaklarının hatırlatılmasına
OYÇOKLUĞU26 ile;
Danıştay yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
Başkan
(mazeretli)
Mustafa PARLAK
İkinci Başkan
(mazeretli)
Tuncay SONGÖR A. Ersan GÖKMEN
(raporlu)
R. Müfit SONBAY Murat GENCER
3/b md.sine karşı oy
Prof. Dr. Zühtü AYTAÇ Rıfkı ÜNAL
3/b md.sine karşı oy 3/b md.sine karşı oy
Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI Kublay ATASAYAR
2., 3/a ve 4. karşı oy 1/c, 2., 3/a ve 4. karşı oy
M. Sıraç ASLAN Süreyya ÇAKIN
2., 3/a ve 4. karşı oy 3/b md.sine karşı oy
03-80/967-397
32
KARŞI OY GEREKÇESİ
( 17.12.2003 tarihli ve 03-80/967-397 sayılı Kurul Kararı 3/b Bendi)
Kurul kararında, TÜRSAB Genel Kurulu tarafından Kasım 2001'de
alınan soruşturma konusu kararın bir teşebbüs birliği kararı niteliğinde olduğu
sonucuna varılmıştır. 4054 Sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin birinci fıkrası
hükmüne göre, adı geçen kararın alındığı tarihten itibaren bir ay içinde Kurul'a
bildirilmesi gerekmekte, süresi içinde bildirimde bulunulmaması halinde yine
Kanun'un 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca idari para
cezası verileceği hükme bağlanmaktadır. Dolayısıyla, 4 üncü maddeye aykırı
bir teşebbüs birliği kararının süresinde Kurul'a bildirilmemesi halinde,
bildirmeme cezasının doğrudan uygulanması gerekir. Bir başka ifadeyle,
bildirmeme cezası, ihlalin tespiti halinde takdir hakkına bağlı olmaksızın
teşebbüse verilecek bir ceza niteliğindedir. Nitekim, bildirim esaslarını
düzenleyen 1997/6 sayılı tebliğ'in 5 inci maddesinde de; "Bildirimde
Bulunulmamasının Müeyyidesi" başlığı altında, "……… gibi, ilgili teşebbüslere
Kanun'un 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde öngörülen para
cezası tatbik edilecektir." hükmü yer almaktadır.
Kanun'un 44 üncü maddesinin son fıkrası hükmü ve 25.07.2003 tarihli
Soruşturma Heyeti raporunun sonuç kısmında, bildirmeme cezasının
önerilmemesi gerekçesiyle, ceza uygulanmaması şeklindeki çoğunluk
görüşüne katılamıyoruz. 26.12.2003
Müfit SONBAY Prof. Dr. Zühtü AYTAÇ Süreyya ÇAKIN
Kurul Üyesi Kurul Üyesi Kurul Üyesi
03-80/967-397
33
KARŞI OY GEREKÇESİ
(17.12.2003 tarih ve 03-80/967-397 sayılı Kurul Kararı)
TÜRSAB’ın Kasım 2001 tarihli Genel Kurulunda aldığı kararla, yüksek giriş ücreti
belirlemek suretiyle 4054 sayılı Kanunun 4.maddesini ihlal ettiği ve bu gerekçeyle ilgili
kanundaki müeyyidelere tabi tutulması gerektiği şeklindeki Kurul kararına;
a) Söz konusu giriş ücretlerinin piyasaya girişleri engellediğine dair iddianın
bilimsel verilerle yeterince desteklenmediği,
(Ülkemizin turizm gelirlerinin gittikçe artmasına rağmen,son yıllarda giriş ücreti
yatıran seyahat acentesi sayısının geçmiş yıllara göre düşük kaldığı, bunun da
sebebinin özellikle TÜRSAB tarafından alınan giriş ücretlerinin yüksek belirlenmesi
olduğu gibi bir düşünce bilimsel açıdan zafiyetinin yanı sıra hem ülkemizdeki
gerçeklere hem de uluslararası alandaki eğilimlere ters düşmektedir. Son yıllarda,
resmen piyasaya giren seyahat acentası sayısındaki düşüşten daha fazlası, eğer
geçmiş yıllarla kıyaslanırsa, başka ekonomik ve sosyal göstergeler için de doğrudur.
Son üç beş yıl içinde bütün toplumsal olgularda çarpıcı olumsuzlukların yaşandığı,
ayrıca gittikçe artan sayıdaki aktörün piyasaya girmesinin zaten mümkün olmadığı, belli
bir noktadan sonra, ölçek ekonomileri ve rekabet gereği hem ulusal hem de
uluslararası alanda birleşme ve devralmaların yaşandığı dikkate alınırsa, piyasaya
girişin yüksek ücret uygulaması nedeniyle engellendiği tezi savunulmayacak ölçüde
zayıflamaktadır.)
b) Kamu Kurumu niteliğindeki meslek teşekküllerinin çağdaş yönetim ve
işletmecilik yaklaşımları çerçevesinde yönetilememesinden kaynaklanan bazı
problemlerinin, haklı eleştiri ve şikayetlere sebep olduğu ve zaman zaman kendi üyeleri
veya ilgili kamuoyu tarafından gündeme getirildiği, TÜRSAB soruşturmasına esas teşkil
eden şikayetin de bu neviden telakki edilebileceği ve başka yollarla çözülebileceği, bu
nedenle de rekabet politikası kapsamında ele alınmaması gerektiği düşüncesiyle
katılamıyorum. 06.01.2004
Prof.Dr.Nurettin KALDIRIMCI
Kurul Üyesi
03-80/967-397
34
Rekabet Kurulu’nun 17.12.2003 tarih ve 03-80/967-397 sayılı Kararı’na
KARŞI OY GEREKÇESİ
Kasım 2001 tarihinde alınan Genel Kurul Kararı ile yüksek giriş aidatı
uygulayarak piyasaya yeni firma girişleri engellenmek suretiyle Türkiye
Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) nin 4054 Sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanunu ihlal ettiği iddiasıyla soruşturma açılmıştır.
TÜRSAB tüm savunmalarında; ilgili yasanın verdiği yetkiye dayalı
olarak giriş aidatlarının belirlenmesi ile alakalı Genel Kurul tarafından alınan
kararın 4054 Sayılı Kanuna muhalefet oluşturmadığını beyan etmiştir.
Yapılan Soruşturma sonunda toplanan deliller, konu ile ilgili yasal
düzenlemeler ve tüm dosya münderecatı savunmayı teyit etmesine karşın,
TÜRSAB’ın cezalandırılması cihetine gidilmesi doğru ve hukuki değildir. Şöyle
ki:
1973 Yılında bir meslek birliği olarak kurulmuş olan TÜRSAB 3359
üyeli, dünyanın en çok üyeye sahip 5. Birliğidir. TÜRSAB’ın temel amacı,
seyehat acentalığı mesleğinin ve faaliyet alanının temelini oluşturan turizm
sektörünün gelişimine katkıda bulunmaktır. 1618 Sayılı Seyahat Acentaları ve
Seyahat Acentaları Birliği Kanununun 1. maddesinde, Seyahat Acentaları;
“Kar amacıyla turistlere ulaştırma, konaklama, gezi, spor ve eğlence
imkanları sağlayan, onlara turizmle ilgili bilgiler veren, bu konuya ilişkin tüm
hizmetleri gören ve turizm ekonomisine ve genellikle ödemeler dengesine
katkıda bulunan TİCARİ KURULUŞLAR dır” şeklinde tanımlanmaktadır. Aynı
Kanunun 35. maddesinde Birliğin gelirlerinin, üyelerin Birliğe ödedikleri kayıt
ücreti ve aidatı, seyahat acentaları personelinin yetiştirilmesi için
düzenlenecek kurs ve seminerlerden elde edilecek gelirler ile bağış ve
yardımlardan oluşacağı hükmü yer almaktadır. 1618 sayılı Kanun’un 34.
maddesi Seyahat Acentaları Birliğinin orgalarının Genel Kurul, Yönetim
Kurulu, Denetleme Kurulu ve Disiplin Kurulundan oluşacağını, her seyahat
acentasının bir temsilcisinden oluşan Genel Kurul’un iki yılda bir Kasım ayında
toplanacağını, görevlerinden birinin de üye kayıt ücreti ve aidat miktarlarının
belirlenmesi olduğunu öngörmektedir. Keza Seyahat Acentaları Birliği
Yönetmeliğinin 20. maddesinde de, Birliğin önemli gelir kaynaklarından biri
olarak belirlenen birliğe kayıt ücretinin tavanı, ödeme şartları ve şekillerinin
Genel Kurul Toplantısında Karara bağlanacağı kabul edilmektedir.
TÜRSAB, Kasım 2001 tarihinde yaptığı Genel Kurul Toplantısında,
Birliğe Giriş Ücretini 2001 yılı için 35 milyar (28.425$), 2002 yılı için 50 milyar
(33.045$) lira olarak belirlemiştir. Şikayete konu edilen 2001 yılı 35 milyar
liralık giriş ücretidir. TÜRSAB’ın bu giriş ücretini ilgili yasa ve yönetmeliklerin
kendisine verdiği yetkiye dayalı ve usulüne uygun saptadığı konusunda hiçbir
tereddüt bulunmamaktadır. Belirlenen bu ücret, piyasaya yeni girişleri
engelleyecek, dolayısıyla 4054 Sayılı Kanunun 4. maddesi kapsamında
değerlendirilebilecek bir ücret kararı mıdır? Üzerinde durulup tartışılacak konu
budur. Savunma; girişi engelleme amaçlı yüksek ücret belirleme, dolayısıyla
bir ihlalin söz konusu olmadığı, suçlama ve Kurul çoğunluk görüşü ise ihlalin
mevcut olduğu yönündedir.
03-80/967-397
35
Birliğe giriş ücreti ödenmesi uygulaması Türkiye’ye özgü bir uygulama
değildir. Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde bulunan Seyahat Acentaları ve Tur
Operatörlerinin bünyesinde toplandığı Avrupa Seyahat Acentaları ve Tur
Operatörleri Birliği (ECTAA) ne üyelik için de girişte bir “Üyelik Ücreti”
ödenmesi gerekmektedir. TÜRSAB’ın şikayete konu edilen giriş ücreti girişe
engel oluşturacak YÜKSEK BİR ÜCRET midir? Yüksektir, ya da değildirin
objektif ölçüsü nedir? Ücret skalasında, hangi ücret diğerine göre düşüktür ve
girişe engel olmayacaktır? Bunu takdir edecek kurum, Rekabet Kurulu mudur?
TÜRSAB, Kasım 2001 tarihindeki Genel Kurulunda; giriş ücreti için üyeler
tarafından teklif edilen “ilk yıl için 100 milyar-2. yıl için 150 milyar” ve “ilk yıl
için 35 milyar- ikinci yıl için 50 milyar” şeklindeki iki farklı önergeden
ikincisini yani ilk yıl için 35 milyar- ikinci yıl için 50 milyar lira giriş ücreti
alınmasına ilişkin önergeyi kabul etmiştir. Görüleceği üzere 100 ve 150 milyar
liralık giriş ücreti, Genel Kurulca karar altına alınan 35 milyar ve 50 milyara
göre yüksek olarak kabul edilebilecek bir ücrettir. 35 ve 50 milyar lira yerine 10
milyar ve 25 milyar lira giriş ücreti olarak benimsenseydi, bu ücret uygun ücret
ve giriş engeli oluşturmayan bir karar olarak mı kabul edilecekti? Sektörün
herkesçe bilinen ve kabul edilen önemi sebebiyle, bu ücretin; diğer birlik giriş
ücret ve aidatlarının belirlenmesinde ölçü olarak alındığı ifade edilen
enflasyon oranı, döviz paritesi, TÜFE gibi kriterlere göre saptanması doğru
olmayacaktır.
TÜRSAB Genel Kurulu’nun Kasım 2001 tarihli giriş ücreti belirleme
Kararı yasalara, yönetmeliklere, hukuka uygun ve 4054 Sayılı Kanuna aykırı
olmayan bir Karardır. Ayrıca;
1- TÜRSAB, Yasasının 1. maddesinde vurgulandığı üzere, diğer
meslek birliklerinden (Türk Tabipler Birliği, Türk Eczacılar Birliği, Türkiye
Barolar Birliği vs. gibi) farklı olarak KAR AMACIYLA turistlere ulaştırma,
konaklama, gezi, spor ve eğlence imkanı sağlayan onlara turizmle ilgili bilgiler
veren, turizm ekonomisine ve genellikle ödemeler dengesine katkıda bulunan
TİCARİ KURULUŞ tur. Yasa bu kuruluşa önemli görevler yüklemiştir. Bunları
yerine getirebilmek için parasal kaynağa, hem de yeterli kaynağa ihtiyacı
vardır. Birliğin gelir kaynakları yasa ile ve sınırlı bir şekilde belirlenmiştir.
Bunlardan biri de yeni üyelerden alınan “giriş ücreti”dir. Her ticari kuruluş
gibi TÜRSAB adlı ticari kuruluş da, müddebir bir tacir gibi görevlerini yerine
getirmek için yapacağı harcamaların karşılığını, yasal zeminde sağlamak
amacıyla Birliğin birinci sırada gelir kaynağı olan “giriş ücretini” 35-50 milyar
olarak saptamıştır. Bu ücret de giriş engeli yaratabilecek bir ücret değildir.
Avrupa’da Seyahat Acentalığı için yeterli (belli seviyede) bir kuruluş sermayesi
aranırken, Türkiye’de bunun aranmadığı nazara alındığında “giriş ücretinin”
çok düşük tutulması, Türkiye’nin ekonomisinde, bütçesinde, nihayet
kalkınmasında çok önemli bir yer tutan turizm sektöründe, önemli olan bu
sektörde; 10m² lik bir oda, bir masa iki sandalyeden oluşan acentaların
piyasaya girmesine ve bunların sayısının çoğalmasıyla sektörün çökmesine
neden olunulur.
2- TÜRSAB, sektöre yeni acentelerin girişini engellemeyi amaçlasaydı,
bir kez alınan “giriş ücretini” yüksek tutma yerine ve belki de bunun yanına,
her yıl alınan ve süreklilik arz eden “yıllık üye aidatlarını” da yüksek belirlerdi.
03-80/967-397
36
Genel Kurulda kabul edilen “yıllık üye aidatları” diğer birliklerdeki aidatlarla
aynı seviyededir, bazısından daha da düşüktür.
3- Yüksek olduğu iddia olunan “giriş ücreti”nden olumsuz etkilenecek
olan, sektöre yeni girecek acentalar kadar mevcut acentalar da olacaktır.
Seyahat Acentaları Yönetmeliğinin 23. maddesi; şube kuruluşlarında, acenta
kuruluşu için aranan şart ve kuruluş esaslarının aranacağını öngörmüştür. Bir
acenta, herhangi bir yerde bir şube açmak istediğinde, giriş ücretnin ¼ kadar
bir ücreti şube kuruluşu için ödemek zorundadır. Türkiye’de 2328 A Grubu
seyahat acantasının 1008 tane şubesi olduğu nazara alındığında, yüksek
olarak belirlendiği ileri sürülen “giriş ücreti”nden bu kararı alan acentaların
birinci derecede etkileneceği tartışmasız bir gerçektir.
4-a- Nihai (ceza) kararında, “giriş ücretinin yüksekliğinin sektöre girişe
engel oluşturduğu kabul edilmektedir. Veriler bu kabulü doğrulamamaktadır.
Örneğin; “giriş ücreti”nin 13.089$ olduğu 1997 yılında yeni kurulan acenta
sayısı 636 iken, giriş aidatının 11.440$ olduğu 1998 yılında sayısı 128’ dir.
Giriş ücretinin 33.045 dolar olduğu 2002 yılında yeni acenta sayısı 145’dir.
Yani 33.045 dolar olan giriş ücreti 1998 yılındaki giriş ücretinin üç katı kadar
artmış olmasına rağmen açılan yeni acenta sayısı 1998’de açılan
acentalardan fazladır. (Gerekçeli Kararın 7.sayfasındaki 2.tablo). Bu olgu
ücret yüksekliğinin piyasaya yeni girişlere engel olmadığını göstermektedir.
b- Nihai Kararda; Giriş ücretinin yüksek olması sebebiyle sektörde
Seyahat Acentası Belgelerinin, bu belgeye sahip olanlar tarafından yüksek bir
değerle sektöre yeni gireceklere devir edildiği, sektörde böyle bir pazarın
oluştuğu kabul edilmektedir. Mevcut acentalar, ellerindeki bu belgelerin
değerini yükseltmek amacıyla “giriş ücretini” yüksek belirlemekte ve belge
devirlerinde yüksek gelir elde ettikleri ileri sürülmektedir. Bu görüşü
doğrulayan ciddiye alınabilir bir beyan, bilgi, belge ve delil mevcut değildir.
Varsayımla böyle bir sonuca varmak ve birliği ihlalle suçlamak mümkün
değildir.
c- Kurul, yüksek belirlenen “giriş ücreti”nin geriye dönüşü olmayan bir
harcama kalemi ve bir “batık maliyet” olduğunu kabul ederek yeni
müteşebbislerin sektöre girmeye cesaret edemediği, dolayısıyla engellendiği
görüşündedir. Bu kabulün bir başka kabulle yani “giriş ücretleri” bu belgeye
sahip olanlarca, belgelere “devir piyasasında değer kazandırmak için yüksek
belirlenmektedir” kabulüyle çelişmektedir. Belgeler, ikinci el piyasasında değer
ifade etmekte, talep görmekte ve kolaylıkla devir edilebilmektedir. Bu nedenle
belge için yatırılan “giriş ücreti” batık bir maliyet değildir.
TÜRSAB Genel Kurulu’nun; tüm seyahat acentalarının, Türkiye’deki 4498
acentanın katılımı ve iradesiyle iki alternatif “giriş ücreti”nden üç kat daha az
olan 35-50 milyar lira belirleme kararını, piyasaya girişleri engelleme ve
dolayısıyle 4054 Sayılı Kanun’a muhalefet teşkil eden bir karar olarak kabul
etmek olanaksızdır. 4498 ayrı iradenin, yasal bir toplantıda (Genel Kurulda)
Rekabet Yasasına muhalefet doğrultusunda amaçlı, kasıtlı olarak birleştiğini
kabul etmek gerçekçi değildir.
03-80/967-397
37
TÜRSAB 1973 yılından bu yana 30 yıldır Türkiye’nin tanıtımına, turizminin
gelişmesine olağanüstü hizmette bulunmuş, katkı sağlamıştır. Dünyada beş
büyükten biri olan bu Birliğe, bu güne kadar yaptıkları için Devletin,
organlarının ve kurumlarının teşekkür etmesi gerekir, cezalandırması değil.
Çünkü bunu hiç hak etmiyor TÜRSAB.
M.Sıraç ASLAN
Kurul Üyesi
03-80/967-397
38
(Rekabet Kurulu’nun 17.12.2003 tarih ve 03-80/967-397 sayılı
Kararı)
KARŞI OY GEREKÇESİ
Soruşturma konusu teşebbüs birliği kararına ilişkin olarak 4054 sayılı
Kanun’un 16 ncı maddesinin birinci fıkrasının c bendi uyarınca, söz konusu
teşebbüs birliğine bildirimde bulunmaması nedeniyle ceza uygulanamayacağı,
bunun bir sonucu olarak aynı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ceza
verilmemesi karara bağlanmış ise de, sayın çoğunluğun görüşüne aşağıdaki
nedenlerle katılmam mümkün olmamamıştır.
1- 4054 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinde “4 üncü madde
kapsamına giren anlaşma, uyumlu eylem ve kararlar yapıldıkları
tarihten itibaren bir ay içinde Kurul’a bildirilir.” hükmü yer
almaktadır. Soruşturma konusu teşebbüs birliği kararı, 4054 sayılı
Kanun’un 4 üncü maddesi kapsamındadır ve bildirim
yükümlülüğüne tabi olup Kurul’a bildirilmemesi halinde, takdir hakkı
olmaksızın, bildirmeme cezasının doğrudan uygulanması gerekir.
Söz konusu kararın bilidirim yükümlülüğü yerine getirilmediği için,
Kanun’un 16 ncı maddesi birinci fıkrası c bendi uyarınca ceza
uygulanması gerekir.
2- Kanun’un 16 ncı maddesi birinci fıkrasında sayılan para cezaları
maktu nitelikte idari para cezalarıdır. Bu cezaların uygulanması için
Kurum tarafından savunma istenmesi gerekli değildir, bu nedenle
savunma hakkının engellenmesi gibi bir durum söz konusu olamaz.
3- Ayrıca, sözlü savunma toplantısında hakkında soruşturma açılan
tarafa, soruşturma konusu teşebbüs birliği kararına ilişkin bildirim
yükümlülüğünün yerine getirilmemesinin nedeni sorulmak suretiyle
savunma hakkı verilmiştir.
4- Kanun’un 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “…birinci
fıkrada belirtilen para cezalarına çarptırılmaları halinde bu tüzel
kişiliğin yönetim organlarında görev alan gerçek kişilere de şahsen
verilen cezanın yüzde onuna kadar ayrıca para cezası uygulanır.”
hükmü uyarınca, 15 inci dönemde Yönetim Kurulu’nda görev
alanlara idari para cezası verilmesi gerekir. Ancak ilgili teşebbüs
birliğine 16 ncı maddenin birinci fıkrası hükümlerine göre ceza
verilmediği için, üçüncü fıkrada öngörülen cezanın verilmesi de
mümkün olmamıştır.
Rıfkı ÜNAL
Kurul Üyesi
03-80/967-397
39
KARŞI OY AÇIKLAMASI
TÜRSAB ile ilgili karara aşağıdaki nedenlerle katılmıyorum.
Herşeyden önce, Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB)’in
üyelerinden aldığı giriş ve üyelik aidatını belirleme yetkisi, 1618 sayılı kuruluş
yasasına dayanmaktadır. Yasa, bu yetkiyi TÜRSAB’ın Genel Kuruluna
bırakmıştır ve başkaca bir sınırlama da getirmemiştir.
Giriş aidatı olarak Genel Kurul’un aldığı karar, 4054 sayılı yasanın
4.maddesi kapsamında bir karar değildir.Diğer bir deyişle, Teşebbüs
Birliklerinin aldığı kararların 4054/4 kapsamında olması için “belirli bir hizmet
piyasasını” ilgilendirmesi ve “rakip teşebbüslerin” faaliyetlerini zorlaştırması
veya engellemesi şartı (4054/4-d) bulunmaktadır.TÜRSAB, hiç bir seyahat
acentasının rakibi değildir. Alınan karar, mesleki bir karar olup, rekabet yönü
bulunmayan bir özellik göstermektedir.
Diğer taraftan, 50 Milyar TL. olarak belirlenen giriş aidatının, pazara
girişi engellediği hakkındaki sonuç, tamamen subjektif ve kişiye bağlı bir
sonuç olup, genellik taşımaz.Şikayetçinin zorunlu olan en az sermaye ile
kurulmuş bir şirket olduğu gözönünde bulundurulursa, ona çok gelen bir
miktarın, diğer pazara giriş şartlarını yerine getirmiş (sermayesi yüksek, ölçek
ekonomisine uygun, ürününü farklılaştırmış ve diğer rekabet üstünlüklerini
sağlamış) şirketler için yüksek görülmemesi mümkündür. Böyle bir ölçü de,
Seyahat Acentalığı hizmetleri pazarında, kaliteyi ve tüketici güvenini sağlamak
için zorunlu olabilir. Bu nedenle, diğer ülkelerde, giriş aidatı düşük tutulmakla
beraber, asgari sermaye, Finansal teminat ve Seyahat Sigortası gibi temel
şartlar öngörülmüştür. Mevzuatımızda bu gibi sınırlamalar olmadığı için,
pazarı düzenlemek açısından giriş aidatının yüksek tutulması tüketici yararına
sonuç doğuracak mesleki bir karardır.
Bir aidatın “yüksek” ve “rekabeti sınırlayıcı” ölçüde olduğunu
söyleyebilmek için, “sınırlayıcı olmayan ölçünün” de belirtilmesi
gereklidir.Oysa, Rekabet Kurulu’nun böyle bir tesbite ne hakkı ne de yetkisi
vardır. Böyle bir karar,giriş ve üyelik aidatını kararlaştıran Kamu Kurum
niteliğindeki mesleki kuruluşların tamamı için söz konusu olabileceğinden,
Rekabet Kurulu, giderek tarife belirleme gibi bir görevi yerine getirir hale
gelebilir.
Kurulun bu kararı, daha önceki bazı kararları ile de uyumlu değildir.
13.11.2003 tarih ve 2003-4-145/BN.03/M dosya sayılı Türkiye Barolar Birliği,
Türk Diş Hekimleri Birliği, Türk Tabibler Birliği, Türk Mühendis ve Mimar
Odaları Birliği kararlarında, yasaya dayanan düzenleme yetkisinin “4054 e
aykırı olmakla beraber” Yasanın düzeltilmesi ve değiştirilmesi ile
düzeltilebileceği görüşü ile 4054/27-g ve 30/f gereğince görüş bildirilmesi
kararı verilmiştir. Görüşüme göre TÜRSAB kararının niteliği ile hukuki
dayanağı da bu emsal kararlarla aynıdır.
03-80/967-397
40
TÜRSAB Genel Kurulunda alınan karardan zarar gören veya görecek
olanların, İdari Dava yoluna gitmeleri mümkün olduğu için TÜRSAB tarafından
alınan kararın ihlal teşkil etmediği, bu nedenle para cezası verilemeyeceği
görüşündeyim.
Kubilay ATASAYAR
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy