BU KARAR DANISTAY 13.DAIRESI’NCE IPTAL
EDILMISTIR. REKABET KURULU’NUN AYNI
KONUYA ILISKIN 08.11.2007 TARIH VE 07-85/1044-
404 NOLU KARARINA INTERNET SAYFAMIZDAKI
KARAR ARAMA BÖLÜMÜNDEN ERİŞEBİLİRSİNİZ.
04-03/49-14
2
Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : BN-04-KTS (Menfi Tespit)
Karar Sayısı : 04-03/49-14
Karar Tarihi :15.1.2004
A- TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Mustafa PARLAK
Üyeler : Tuncay SONGÖR, R. Müfit SONBAY,
Prof. Dr. Zühtü AYTAÇ, Rıfkı ÜNAL,
Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI,
M. Sıraç ASLAN, Süreyya ÇAKIN
B- RAPORTÖRLER : Kemal Tahir SU, Sezin ELÇİN, Hatice AKKAYA
C- BAŞVURUDA
BULUNAN : Türkiye Seyahat Acentaları Birliği
Temsilcisi: Av. Şükran TEZEL
Aşık Kerem Sk. No:48-50 80690 Beşiktaş/İstanbul
D- TARAFLAR : Türkiye Seyahat Acentaları Birliği
Aşık Kerem Sk. No:48-50 80690 Beşiktaş/İstanbul
E- DOSYA KONUSU: Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB)’nin 16.
Genel Kurulu’nda alınan üye kayıt ücretiyle ilgili kararın, 4054 sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesine aykırı olmadığına
dair menfi tespit belgesi verilmesi talebi.
F- DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 7.1.2004 tarih ve 73 sayı ile giren
başvuru üzerine düzenlenen 13.1.2004 tarih, BN-04-KTS sayılı Bilgi Notu
13.1.2004 tarih, REK.0.08.00.00/13 sayılı Başkanlık önergesi ile 04-03 sayılı Kurul
toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
G- RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili Raporda,
- 15. TÜRSAB Genel Kurul Kararına ilişkin olarak 17.12.2003 tarih ve 03-80/967-
397 sayı ile Rekabet Kurulu tarafından alınan kararda yer verilen gerekçelerin
geçerliliklerini koruduğu, bu nedenle dosya konusu başvuruya ilişkin olarak, 4054
sayılı Kanun’un ilgili maddelerine göre muafiyet veya menfi tespit verilmesinin
mümkün olmadığı,
- konunun aynı Kanun’un 9. maddesi çerçevesinde değerlendirilerek, “başvuru
konusu genel kurul kararının uygulanmasına son verilmesi, aksi takdirde anılan
Kanun’un 17. maddesi hükümleri uyarınca süreli para cezası uygulanması”
hususlarında karar verilmesinin ve TÜRSAB’a bu yönde bildirimde bulunulmasının
yerinde olacağı,
görüşlerine yer verilmiştir.
H- İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
Başvuru yazısında, TÜRSAB’ın 16. Genel Kurulu'nda 1618 sayılı Seyahat
Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu’nun 34 (f) maddesi gereği
belirlenen TÜRSAB'a üye kayıt ücretinin, 1.1.2004-1.1.2005 tarihleri arasında
04-03/49-14
3
85.000.000.000-TL, 1.1.2005 tarihinden 17. Olağan Genel Kurul'a kadar
120.000.000.000-TL olarak tespit edildiği ifade edilmiş; 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesine aykırı bir uygulama bulunmadığına dair menfi tespit belgesi verilmesi
talep edilmiştir.
TÜRSAB’ın 15. Genel Kurul’unda, TÜRSAB’a üye olmak için alınan giriş ücreti
Kasım 2001-Kasım 2002 dönemi için 35.000.000.000-TL, Kasım 2002-Kasım-
2003 dönemi için 50.000.000.000-TL olarak tespit edilmiştir. Söz konusu
miktarlarda giriş ücretinin piyasaya girişi engellediği, bu durumun da 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesine aykırı olduğuna ilişkin Kurum'a ulaşan şikayetler üzerine,
Kurul’un 6.2.2003 tarihli toplantısında TÜRSAB hakkında soruşturma açılmasına
karar verilmiştir. Soruşturma sürecinin tamamlanmasını müteakip Kurul’un
17.12.2003 tarihli toplantısında 03-80/967-397 sayı ile “TÜRSAB’ın Kasım 2001
tarihinde yapılan 15. Genel Kurulu'nda alınan karar ile piyasaya yeni girişleri
engelleyici nitelikte yüksek giriş ücreti belirlemek suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesinin ihlal edildiğine” karar verilmiştir.
4054 sayılı Kanun’u ihlal eden söz konusu uygulamaya son verilmesine ilişkin
olarak, Gerekçeli Kurul Kararı’nın 4. maddesinde de şu ifadelere yer verilmiştir:
“4-a) Rekabet Kurulu tarafından tespit edilen bu ihlale nasıl son verileceğine
ilişkin olarak, 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesi birinci fıkrası doğrultusunda;
TÜRSAB 15. Genel Kurulu’nda alınan ve piyasaya giriş engeli teşkil ettiği tespit
edilen giriş ücreti ile ilgili kararın uygulamasının durdurulması ve bu yönde işlem
yapıldığı konusunda Rekabet Kurumu’na bilgi verilmesi gerektiğinin TÜRSAB’a
bildirilmesine OYÇOKLUĞU ile;
b) Soruşturmaya konu genel kurul kararının uygulamasının durdurulması ve
bununla ilgili işlemlerin tekemmül ettirilmesi için adıgeçen teşebbüs birliğine 45
gün süre verilmesine, aksi takdirde 4054 sayılı Kanun’un 17. maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendi uyarınca hergün için süreli para cezası ile
cezalandırılacaklarının hatırlatılmasına OYÇOKLUĞU ile;
…
karar verilmiştir.”
Söz konusu Kurul Kararı’nın tefhim edilmesinden 18 gün önce yapılan 16. Olağan
TÜRSAB Genel Kurulunda, bu başvuruya konu olan karar alınmıştır. Buna göre,
piyasaya giriş engeli oluşturduğuna hükmedilen 50.000.000.000-TL üye kayıt
ücreti, ilk yıl için 85.000.000.000-TL, ikinci yıl için ise 120.000.000.000-TL olarak
belirlenmiştir.
Esasen, konuya ilişkin soruşturma nihai kararının gerekçeleri çerçevesinde,
başvuruya ilişkin olarak 4054 sayılı Kanun’un ilgili maddelerine göre muafiyet veya
menfi tespit verilmesi mümkün değildir.
I- SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre;
1- Rekabet Kurulu'nca hakkında soruşturma yürütülen Türkiye Seyahat Acentaları
Birliği'nin Genel Kurul Kararı'na ilişkin 17.12.2003 tarih, 03-80/967-367 sayılı Kurul
Kararı'nda yer verilen gerekçeler geçerliliğini koruduğundan, dosya konusu
04-03/49-14
4
başvuru ile talep edilen menfi tespit belgesinin verilmesinin veya muafiyet
tanınmasının mümkün olmadığına,
2- Başvuru konusu genel kurul kararının uygulanmasına son verilmesine; durumun
45 gün içerisinde Kurum'a tevsik edilmesine, aksi takdirde haklarında soruşturma
açılacağının ilgili taraflara bildirilmesine,
OYÇOKLUĞU ile karar verilmiştir.
04-03/49-14
5
Rekabet Kurulu’nun 15.01.2004 tarih ve 04-03/49-14 sayılı Kararı’na
KARŞI OY GEREKÇESİ
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin 16.Genel Kurulu’nda alınan giriş ücreti
ile ilgili Karar’ın, 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4.
Maddesine aykırı olmadığına dair menfi tespit belgesi verilmesine ilişkin talebi,
Rekabet Kurulu'nun aynı konuda aldığı 17.12.2003 tarih, 03-80/967-397 sayılı
Kararında yer verilen gerekçelerle, oy çokluğuyla reddedilmiştir.
Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin, menfi tespit verilmesine veya muafiyet
tanınmasına dair talebinin reddine esas teşkil eden, 17.02.2003 tarih ve 03-
80/967-397 sayılı Kurul Kararıyla ilgili karşı görüşümde belirttiğim hususlar mahfuz
olmak kaydıyla;
a) Menfi tespit belgesi verilmeyebileceği, fakat,
b) Beş yıl olmasa bile en azından iki veya üç yıl itibariyle bireysel muafiyet
hakkı tanınabileceği,
c) Verilecek süre sonunda yapılacak ve esasen, piyasaya girişlerin belirlenen
ücretler dolayısıyla engellenip engellenmediğinin belirlenmesine dönük “
piyasa, sektör ve ekonomi” temelli değerlendirmeyle de, bu hakkın
uzatılabileceği veya geri alınabileceği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne
katılamıyorum.
Prof.Dr.Nurettin KALDRIMCI
Kurul Üyesi
04-03/49-14
6
Rekabet Kurulu’nun 15.01.2004 tarih ve 04-03/49-14 sayılı Kararı’na
KARŞI OY GEREKÇESİ
Türkiye Seyehat Acentaları Birliği’nin, 16. Genel Kurulu’nda alınan giriş
ücretiyle ilgili Karar’ın, 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4.
maddesine aykırı olmadığına dair menfi tesbit belgesi verilmesine ilişkin talebi,
Rekabet Kurulu’nun aynı konuda aldığı 17.12.2003 tarih, 03-80/967-397 sayılı
Kararı’nda yer verilen gerekçelerle reddedilmiş, diğer bir ifadeyle menfi tesbit
belgesi verilmesinin veya muafiyet tanınmasının mümkün olmadığına karar
verilmiştir.
Rekabet Kurulu’nun bu Karar’a dayanak aldığı 17.12.2003 tarih, 03-80/967-
397 sayılı Kararı’na muhalefette bulunmuştum. O Karar’daki muhalefet neden ve
gerekçelerim bu karar için de geçerlidir.
17.12.2003 tarihli Karara dayanak alınan soruşturma dosyasında
TÜRSAB’ın Kasım 2001 tarihinde alınan Genel Kurul Kararı ile yüksek giriş aidatı
uygulayarak piyasaya yeni firma girişleri engellenmek suretiyle Türkiye Seyahat
Acentaları Birliği (TÜRSAB) nin 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanunu ihlal ettiği iddia edilmişti.
TÜRSAB tüm savunmalarında; ilgili yasanın verdiği yetkiye dayalı olarak
giriş aidatlarının belirlenmesi ile alakalı Genel Kurul tarafından alınan kararın 4054
Sayılı Kanuna muhalefet oluşturmadığını beyan etmişti.
Yapılan Soruşturma sonunda toplanan deliller, konu ile ilgili yasal
düzenlemeler ve tüm dosya münderecatı savunmayı teyit etmesine karşın,
TÜRSAB’ın cezalandırılması cihetine gidilmesi doğru ve hukuki değildir. Şöyle ki:
1973 Yılında bir meslek birliği olarak kurulmuş olan TÜRSAB 3359 üyeli,
dünyanın en çok üyeye sahip 5. Birliğidir. TÜRSAB’ın temel amacı, seyehat
acentalığı mesleğinin ve faaliyet alanının temelini oluşturan turizm sektörünün
gelişimine katkıda bulunmaktır. 1618 Sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat
Acentaları Birliği Kanununun 1. maddesinde, Seyahat Acentaları; “Kar amacıyla
turistlere ulaştırma, konaklama, gezi, spor ve eğlence imkanları sağlayan, onlara
turizmle ilgili bilgiler veren, bu konuya ilişkin tüm hizmetleri gören ve turizm
ekonomisine ve genellikle ödemeler dengesine katkıda bulunan TİCARİ
KURULUŞLAR dır” şeklinde tanımlanmaktadır.
Aynı Kanunun 35. maddesinde Birliğin gelirlerinin, üyelerin Birliğe
ödedikleri kayıt ücreti ve aidatı, seyahat acentaları personelinin yetiştirilmesi için
düzenlenecek kurs ve seminerlerden elde edilecek gelirler ile bağış ve
yardımlardan oluşacağı hükmü yer almaktadır. 1618 sayılı Kanun’un 34. maddesi
Seyahat Acentaları Birliğinin orgalarının Genel Kurul, Yönetim Kurulu, Denetleme
Kurulu ve Disiplin Kurulundan oluşacağını, her seyahat acentasının bir
04-03/49-14
7
temsilcisinden oluşan Genel Kurul’un iki yılda bir Kasım ayında toplanacağını,
görevlerinden birinin de üye kayıt ücreti ve aidat miktarlarının belirlenmesi
olduğunu öngörmektedir. Keza Seyahat Acentaları Birliği Yönetmeliğinin 20.
maddesinde de, Birliğin önemli gelir kaynaklarından biri olarak belirlenen birliğe
kayıt ücretinin tavanı, ödeme şartları ve şekillerinin Genel Kurul Toplantısında
Karara bağlanacağı kabul edilmektedir.
TÜRSAB, Kasım 2001 tarihinde yaptığı Genel Kurul Toplantısında, Birliğe
Giriş Ücretini 2001 yılı için 35 milyar (28.425$), 2002 yılı için 50 milyar (33.045$)
lira olarak belirlemiştir. Şikayete konu edilen 2001 yılı 35 milyar liralık giriş
ücretidir. TÜRSAB’ın bu giriş ücretini ilgili yasa ve yönetmeliklerin kendisine verdiği
yetkiye dayalı ve usulüne uygun saptadığı konusunda hiçbir tereddüt
bulunmamaktadır. Belirlenen bu ücret, piyasaya yeni girişleri engelleyecek,
dolayısıyla 4054 Sayılı Kanunun 4. maddesi kapsamında değerlendirilebilecek bir
ücret kararı mıdır? Üzerinde durulup tartışılacak konu budur. Savunma; girişi
engelleme amaçlı yüksek ücret belirleme, dolayısıyla bir ihlalin söz konusu
olmadığı, suçlama ve Kurul çoğunluk görüşü ise ihlalin mevcut olduğu yönündedir.
Birliğe giriş ücreti ödenmesi uygulaması Türkiye’ye özgü bir uygulama
değildir. Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde bulunan Seyahat Acentaları ve Tur
Operatörlerinin bünyesinde toplandığı Avrupa Seyahat Acentaları ve Tur
Operatörleri Birliği (ECTAA) ne üyelik için de girişte bir “Üyelik Ücreti” ödenmesi
gerekmektedir. TÜRSAB’ın şikayete konu edilen giriş ücreti girişe engel
oluşturacak YÜKSEK BİR ÜCRET midir? Yüksektir, ya da değildirin objektif ölçüsü
nedir? Ücret skalasında, hangi ücret diğerine göre düşüktür ve girişe engel
olmayacaktır? Bunu takdir edecek kurum, Rekabet Kurulu mudur? TÜRSAB,
Kasım 2001 tarihindeki Genel Kurulunda; giriş ücreti için üyeler tarafından teklif
edilen “ilk yıl için 100 milyar-2. yıl için 150 milyar” ve “ilk yıl için 35 milyar- ikinci
yıl için 50 milyar” şeklindeki iki farklı önergeden ikincisini yani ilk yıl için 35
milyar- ikinci yıl için 50 milyar lira giriş ücreti alınmasına ilişkin önergeyi kabul
etmiştir. Görüleceği üzere 100 ve 150 milyar liralık giriş ücreti, Genel Kurulca karar
altına alınan 35 milyar ve 50 milyara göre yüksek olarak kabul edilebilecek bir
ücrettir. 35 ve 50 milyar lira yerine 10 milyar ve 25 milyar lira giriş ücreti olarak
benimsenseydi, bu ücret uygun ücret ve giriş engeli oluşturmayan bir karar olarak
mı kabul edilecekti? Sektörün herkesçe bilinen ve kabul edilen önemi sebebiyle,
bu ücretin; diğer birlik giriş ücret ve aidatlarının belirlenmesinde ölçü olarak
alındığı ifade edilen enflasyon oranı, döviz paritesi, TÜFE gibi kriterlere göre
saptanması doğru olmayacaktır.
TÜRSAB Genel Kurulu’nun Kasım 2001 tarihli giriş ücreti belirleme Kararı
yasalara, yönetmeliklere, hukuka uygun ve 4054 Sayılı Kanuna aykırı olmayan bir
Karardır. Ayrıca;
1- TÜRSAB, Yasasının 1. maddesinde vurgulandığı üzere, diğer meslek
birliklerinden (Türk Tabipler Birliği, Türk Eczacılar Birliği, Türkiye Barolar Birliği vs.
gibi) farklı olarak KAR AMACIYLA turistlere ulaştırma, konaklama, gezi, spor ve
eğlence imkanı sağlayan onlara turizmle ilgili bilgiler veren, turizm ekonomisine ve
genellikle ödemeler dengesine katkıda bulunan TİCARİ KURULUŞ tur. Yasa bu
kuruluşa önemli görevler yüklemiştir. Bunları yerine getirebilmek için parasal
04-03/49-14
8
kaynağa, hem de yeterli kaynağa ihtiyacı vardır. Birliğin gelir kaynakları yasa ile
ve sınırlı bir şekilde belirlenmiştir. Bunlardan biri de yeni üyelerden alınan
“giriş ücreti”dir. Her ticari kuruluş gibi TÜRSAB adlı ticari kuruluş da, müddebir
bir tacir gibi görevlerini yerine getirmek için yapacağı harcamaların karşılığını,
yasal zeminde sağlamak amacıyla Birliğin birinci sırada gelir kaynağı olan “giriş
ücretini” 35-50 milyar olarak saptamıştır. Bu ücret de giriş engeli yaratabilecek bir
ücret değildir. Avrupa’da Seyahat Acentalığı için yeterli (belli seviyede) bir kuruluş
sermayesi aranırken, Türkiye’de bunun aranmadığı nazara alındığında “giriş
ücretinin” çok düşük tutulması, Türkiye’nin ekonomisinde, bütçesinde, nihayet
kalkınmasında çok önemli bir yer tutan turizm sektöründe, önemli olan bu
sektörde; 10m² lik bir oda, bir masa iki sandalyeden oluşan acentaların piyasaya
girmesine ve bunların sayısının çoğalmasıyla sektörün çökmesine neden olunulur.
2- TÜRSAB, sektöre yeni acentelerin girişini engellemeyi amaçlasaydı, bir
kez alınan “giriş ücretini” yüksek tutma yerine ve belki de bunun yanına, her yıl
alınan ve süreklilik arz eden “yıllık üye aidatlarını” da yüksek belirlerdi. Genel
Kurulda kabul edilen “yıllık üye aidatları” diğer birliklerdeki aidatlarla aynı
seviyededir, bazısından daha da düşüktür.
3- Yüksek olduğu iddia olunan “giriş ücreti”nden olumsuz etkilenecek
olan, sektöre yeni girecek acentalar kadar mevcut acentalar da olacaktır.
Seyahat Acentaları Yönetmeliğinin 23. maddesi; şube kuruluşlarında, acenta
kuruluşu için aranan şart ve kuruluş esaslarının aranacağını öngörmüştür. Bir
acenta, herhangi bir yerde bir şube açmak istediğinde, giriş ücretnin ¼ kadar bir
ücreti şube kuruluşu için ödemek zorundadır. Türkiye’de 2328 A Grubu seyahat
acantasının 1008 tane şubesi olduğu nazara alındığında, yüksek olarak
belirlendiği ileri sürülen “giriş ücreti”nden bu kararı alan acentaların birinci
derecede etkileneceği tartışmasız bir gerçektir.
4-a- Nihai (ceza) kararında, “giriş ücretinin yüksekliğinin sektöre girişe engel
oluşturduğu kabul edilmektedir. Veriler bu kabulü doğrulamamaktadır. Örneğin;
“giriş ücreti”nin 13.089$ olduğu 1997 yılında yeni kurulan acenta sayısı 636 iken,
giriş aidatının 11.440$ olduğu 1998 yılında sayısı 128’ dir. Giriş ücretinin 33.045
dolar olduğu 2002 yılında yeni acenta sayısı 145’dir. Yani 33.045 dolar olan giriş
ücreti 1998 yılındaki giriş ücretinin üç katı kadar artmış olmasına rağmen açılan
yeni acenta sayısı 1998’de açılan acentalardan fazladır. (Gerekçeli Kararın
7.sayfasındaki 2.tablo). Bu olgu ücret yüksekliğinin piyasaya yeni girişlere engel
olmadığını göstermektedir.
b- Nihai Kararda; Giriş ücretinin yüksek olması sebebiyle sektörde
Seyahat Acentası Belgelerinin, bu belgeye sahip olanlar tarafından yüksek bir
değerle sektöre yeni gireceklere devir edildiği, sektörde böyle bir pazarın oluştuğu
kabul edilmektedir. Mevcut acentalar, ellerindeki bu belgelerin değerini yükseltmek
amacıyla “giriş ücretini” yüksek belirlemekte ve belge devirlerinde yüksek gelir elde
ettikleri ileri sürülmektedir. Bu görüşü doğrulayan ciddiye alınabilir bir beyan, bilgi,
belge ve delil mevcut değildir. Varsayımla böyle bir sonuca varmak ve birliği ihlalle
suçlamak mümkün değildir.
c- Kurul, yüksek belirlenen “giriş ücreti”nin geriye dönüşü olmayan bir
harcama kalemi ve bir “batık maliyet” olduğunu kabul ederek yeni müteşebbislerin
04-03/49-14
9
sektöre girmeye cesaret edemediği, dolayısıyla engellendiği görüşündedir. Bu
kabulün bir başka kabulle yani “giriş ücretleri” bu belgeye sahip olanlarca,
belgelere “devir piyasasında değer kazandırmak için yüksek belirlenmektedir”
kabulüyle çelişmektedir. Belgeler, ikinci el piyasasında değer ifade etmekte, talep
görmekte ve kolaylıkla devir edilebilmektedir. Bunedenle belge için yatırılan “giriş
ücreti” batık bir maliyet değildir.
TÜRSAB Genel Kurulu’nun; tüm seyahat acentalarının, Türkiye’deki 4498
acentanın katılımı ve iradesiyle iki alternatif “giriş ücreti”nden üç kat daha az olan
35-50 milyar lira belirleme kararını, piyasaya girişleri engelleme ve dolayısıyle
4054 Sayılı Kanun’a muhalefet teşkil eden bir karar olarak kabul etmek
olanaksızdır. 4498 ayrı iradenin, yasal bir toplantıda (Genel Kurulda) Rekabet
Yasasına muhalefet doğrultusunda amaçlı, kasıtlı olarak birleştiğini kabul etmek
gerçekçi değildir.
TÜRSAB 1973 yılından bu yana 30 yıldır Türkiye’nin tanıtımına,
turizminin gelişmesine olağanüstü hizmette bulunmuş, katkı sağlamıştır.
Dünyada beş büyükten biri olan bu Birliğe, bu güne kadar yaptıkları için Devletin,
organlarının ve kurumlarının teşekkür etmesi gerekir, cezalandırması değil.
Çünkü bunu hiç hak etmiyor TÜRSAB.
Yukarıda 17.12.2003 tarih ve 03-80/967-397 sayılı Karara karşı oyumda da
vurguladığım nedenlerle, Kurul’un menfi tesbit belgesi verilmesi ve muafiyet
tanınmamasına dair görüşüne katılmamaktayım.
M.Sıraç ASLAN
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy