Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2003-3-120 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 04-23/250-54
Karar Tarihi : 1.4.2004
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
10
Başkan : Mustafa PARLAK
Üyeler : Tuncay SONGÖR, A. Ersan GÖKMEN, R. Müfit
SONBAY, Murat GENCER, Prof. Dr. Zühtü AYTAÇ,
Rıfkı ÜNAL, Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI, M. Sıraç
ASLAN, Süreyya ÇAKIN
B. RAPORTÖRLER: Şahin YAVUZ, Orçun SENYÜCEL, B. Sanem ŞİMŞEK
C. ŞİKAYET EDEN: Syngenta Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Tekfen Sitesi Birlik Apartmanı B-Blok Daire: 9-11 20
Ulus-Etiler İstanbul
D. HAKKINDA ÖNARAŞTIRMA YAPILANLAR:
Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.
Mithatpaşa Cad. No: 14 Yenişehir Ankara
Pan Tohum Islah ve Üretme A.Ş.
Mithatpaşa Cad. No: 19/2 Yenişehir Ankara
E. DOSYA KONUSU: Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. ile Pan Tohum Islah 30
ve Üretme A.Ş. arasında yapılan şeker pancarı tohumu alımına yönelik
sözleşme ile sektördeki diğer uygulamaların 4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun’u ihlal ettiği iddiası.
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Syngenta Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Syngenta)
firmasının şeker pancarı departmanı müdürü tarafından yapılan 6.10.2003
tarihli başvuruda özetle; sektörde hakim durumda olan Türkiye Şeker
Fabrikaları A.Ş. (Türkşeker)’nin 1956’dan günümüze 10’ar yıllık anlaşmalarla
şeker pancarı tohumunu sadece Pan Tohum Islah ve Üretme A.Ş. (Pan
Tohum)’den satın aldığı, 2003 yılında yapılması gereken ihalenin ise 40
atlandığı, bu sebeple Syngenta firması olarak ihaleye katılamadıklarından
rekabetin bozulduğu, 31.10.2003 tarihli şikayet dilekçesinde ise, Türkşeker’in
2004 ve 2005 yılına yönelik alım miktarlarında artış kararı aldığı, bunun için
bir ihaleye çıkılmadığı bildirilerek tedbir kararı alınması talep edilmiştir.
G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 6.10.2003 tarih, 332 sayı ile intikal
eden şikayet dilekçesinde yer alan iddialar üzerine hazırlanan 23.12.2003
tarih, 2003-3-120/BN-03-OS sayılı Bilgi Notu, 30.12.2003 tarih ve 03-84 sayılı
Kurul toplantısında görüşülmüş ve 4054 sayılı Kanun çerçevesinde
04-23/250-54
2
soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının belirlenebilmesi amacıyla, 50
Kanun’un 40/1. maddesi uyarınca önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir.
İlgili karar uyarınca yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 8.3.2004 tarih,
2003-3-120/ÖA-04-ŞYA sayılı Önaraştırma Raporu, 15.3.2004 tarih,
REK.0.07.00.00/61 sayılı Başkanlık önergesi ile 04-22 sayılı Kurul
toplantısında görüşülmüş ancak karar yeter sayısı oluşmadığından, 4054
sayılı Kanun’un 51. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen yöntemin
izlenmesine karar verilmiştir. Söz konusu dosya, Kurul’un 04-23 sayılı
toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
60
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda;
- Türkşeker ve Pan Tohum arasında yapılan anlaşmanın 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesi kapsamına girdiği ve 2002/2 sayılı Grup Muafiyeti
Tebliği kapsamını aşan hükümler taşıdığından bildirime tabi olduğu,
- İlgili pazarın her aşamasında hakim durumda bulunan Türkşeker’in gerek
söz konusu anlaşma ve gerekse çiftçilerle yaptığı şeker pancarı üretim
anlaşması yoluyla şeker pancarı tohumu piyasasını çok büyük ölçüde
rekabete kapatmak suretiyle hakim durumunu kötüye kullandığı 70
bu nedenle aynı Kanun’un 41. maddesi uyarınca Türkiye Şeker Fabrikaları
A.Ş. ve Pan Tohum Islah ve Üretme A.Ş. hakkında soruşturma açılması
gerektiği
ifade edilmektedir.
İ. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1.Türkiye’de Şeker Üretimi 80
Türkiye’de sakaroz kökenli şekerler tamamen şeker pancarından elde
edilmektedir. Pancar şekeri üreten toplam 30 fabrikanın 27’si Türkşeker’e
aittir.1 Diğer 3’ü Amasya, Kayseri ve Konya şeker fabrikaları özel statüdeki
muhtelif pancar ekicileri kooperatifleri ve bu kooperatiflerin üst birliği olan
Pankobirlik çatısı altında faaliyet göstermektedir. Türkşeker, pancar tohumunu
uzun yıllardan beri süregelen anlaşma çerçevesinde Almanya menşeli KWS
SAAT AG (KWS) lisansıyla Türkiye’de üretim yapan Pan Tohum’dan tedarik
etmektedir. Pan Tohum’un ortaklık yapısı aşağıdaki gibidir:
90
Ortaklık Payı (%)
KWS 51
Şeker Sanayi Mensupları Yardımlaşma Vakfı2 43,925
Şekerbank 5
Diğer 0,075
1 Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun almış olduğu 27.06.2003 tarih ve 2003/40 sayılı Kararın 2. maddesi
gereğince; Kütahya Şeker Fabrikası’nın Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na devri hususunda Ö.İ.B. ve
Türkşeker yetkililerince 13.08.2003 tarihinde Devir Tutanağı imzalanmıştır.
2 Türkşeker’e ait olan %43.925 oaranındaki hisse Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun 23.12.1994/14 sayılı
Kararı ile Şeker Sanayi Mensupları Yardımlaşma Vakfı’na satılmıştır.
04-23/250-54
3
Özel statüdeki fabrikalar ise merkezi Hollanda olan Advanta Seeds BV
lisansıyla Türkiye’de üretim yapan ve ekonomik birlik içinde oldukları Beta
Ziraat ve Ticaret A.Ş. (Beta)’den almaktadır.
100
Toplam tatlandırıcı talebi içindeki nişasta bazlı şekerin üretimi ise beş adet
nişasta bazlı şeker üreticisi teşebbüs tarafından gerçekleştirilmektedir.
Türkşeker ve bağlı ortaklıkların günlük pancar işleme kapasitesi toplam …….
ton/gün iken, özel fabrikaların işleme kapasiteleri ……. ton/gün civarında
bulunmaktadır.
Türkiye’de şeker pancarı tarımı yaklaşık 64 ilde 400.000 dolayında çiftçi
tarafından yürütülen tarımsal bir üretim faaliyetidir. Yıllara göre, 300-500 bin
hektar arasında değişen ekim alanında tarımı yapılan şeker pancarı, sanayi 110
için ekilen alandan yaklaşık %25’lik bir pay almaktadır. Bununla birlikte işleme
sırasında ortaya çıkan melas, küspe gibi yan ürünler diğer sanayilerde de
kullanılmaktadır.
Türkiye’de şeker pancarı üretiminin teşviki, girdi sübvansiyonları ile
destekleme alım fiyatı uygulaması aracılığıyla yürütülmektedir. İthalat
kısıtlamaları ve yüksek gümrük tarifeleri üretimi desteklemeye yönelik olarak
kullanılırken iç piyasa fiyat müdahaleleri aracılığıyla tüketiciye sunulan şekerin
fiyatına müdahale edilmektedir. Verimi artırarak üretim ve gelir artışı sağlamak
için girdi kullanımı desteklenirken bazı tarımsal hizmetler ücretsiz ya da düşük 120
bedellerle kamu tarafından çiftçiye götürülmektedir.
Nişasta bazlı şeker üretimi ise 1990’lı yıllarda başlamış olup, son yıllarda
nişasta kökenli tatlandırıcıları büyüme hızı sakaroz kökenli şekere göre daha
yüksek gerçekleşmiştir. Türkiye’de son altı yıl içinde nişasta kökenli
tatlandırıcı üretimi %486 oranında artış gösterirken, sakaroz kökenli şeker
üretiminde artış %64 seviyesinde kalmıştır. 2002/2003 pazarlama yılı için
nişasta bazlı şeker kotası, Şeker Kurulu tarafından 4634 sayılı Şeker
Kanunu’nun “Kotalar ve Kotaların Tespiti” başlıklı 3. maddesi gereğince, ülke
toplam A kotasının %10’u oranında 234,100 ton olarak belirlenmiş, aynı 130
maddenin tanımış olduğu yetkiye istinaden Bakanlar Kurulu’nca %50
oranında artırılarak 351,150 tona yükseltilmiştir. 2003/2004 pazarlama yılına
ilişkin kotalar da bir önceki yıl düzeyinde belirlenmiştir.
I.2. 4634 sayılı Şeker Kanunu
Yurt içi talebin yurt içi üretimle karşılanmasına ve gerektiğinde ihracata
yönelik olarak şeker rejimini, şeker üretimindeki usul ve esaslar ile
fiyatlandırma, pazarlama şart ve yöntemlerini düzenlemek amacıyla 19.4.2001
tarih ve 24378 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Şeker 140
Kanunu, ülkemizde üretiminin %70-80’i kamu tarafından düzenlenen ve siyasi
bir ürün olan şeker pancarının yüksek fiyat politikaları ile desteklenmesine son
vererek, şeker fabrikalarının özel sektöre devrini sağlamaya yönelik
düzenlemelerin alt yapısını hazırlamaktadır.
04-23/250-54
4
Şeker Kanunu ile kota sistemi dahilinde üretim-tüketim dengesinin kurulması,
bu yolla üretim fazlasından oluşan stokların zararına ihraç edilmesinin
önlenmesi ve üretim fazlasının kamu maliyesi üzerinde yarattığı
olumsuzlukların ortadan kaldırılmasına çalışılacaktır. Anılan Kanun’un 3.
maddesi şeker miktarını tüm şeker türleri için ayrı ayrı olmak üzere kotalar ile 150
belirleyen düzenlemeler içermektedir. Söz konusu maddede3 aşağıdaki
ifadelere yer verilmektedir:
“Şeker üretimi ve arzında istikrarı sağlamak amacıyla pazarlanacak şeker
miktarı, sakaroz kökenli ve diğer şekerler için ayrı ayrı olmak üzere şeker
türlerine göre, gerektiğinde dönemsel olarak kotalar ile belirlenir. Nişasta
kökenli şekerler için belirlenecek toplam A kotası, ülke toplam A kotasının
%10’unu geçemez. Bakanlar Kurulu bu oranı, Kurumun görüşünü alarak
%50’sine kadar artırmaya, %50’sine kadar eksiltmeye yetkilidir.
160
Sakaroz kökenli şekerler dışındaki depolanabilir nitelikte olmayan diğer
şekerler için B kotası belirlenmez.
Şirketlerin A ve B kotaları her yıl en geç 30 Haziran tarihine kadar, yurt içi
şeker talebi, fabrikaların işleme ve şeker üretim kapasiteleri göz önünde
bulundurularak Kurul tarafından müteakip beşer yıllık dönemler için tespit
edilir.
Kotalar, fabrikaların üretim süreleri ile son üç yıllık ortalama fiili günlük işleme
kapasiteleri ve/veya üretim miktarları ve randımanları esas alınmak suretiyle 170
hesaplanır. İlk kez üretime geçecek ve üç yaşın altındaki şeker fabrikaları ile
bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce kapasite artırım izni almış olan
fabrikalar için kota belirlenmesinde nominal üretim verileri esas alınır.
Yeni fabrika kurulabilmesi ve/veya mevcut fabrikaların kapasitelerini
artırabilmeleri için kota temin etmeleri zorunludur. Şirketlere yeni kota
tahsisinde Kurul yetkilidir.”
Getirilen kota sistemi Avrupa Birliği’nin şeker rejimine benzer şekilde A ve B
kotaları ile C şekeri kavramlarını getirmektedir. A kotası talebe eşdeğer olarak 180
belirlenen üretimi gösterirken B kotası emniyet stoku olarak saptanacaktır. C
şekeri ise talep fazlası olup doğrudan ihraç edilmesi gerekecektir.
Buna ek olarak, şeker pancarı fiyatları fabrikalarla üretici arasında yapılacak
sözleşmelerle düzenlenecek olup, şeker satış fiyatının da bağımsız
belirlenmesi esas teşkil etmektedir. Nitekim Şeker Kanunu’nun 5. maddesi
aşağıdaki şekilde düzenlenmiştir:
“Şeker pancarı fiyatları her yıl, şeker fabrikası işleten gerçek ve tüzel kişiler ile
üreticiler ve/veya temsilciler arasında varılan mutabakata göre belirlenir. Buna 190
3 “Şirket”, bir veya birden fazla sayıda şeker fabrikasını bünyesinde bulunduran ve/veya işleten tüzel
kişiliği; “A kotası”, yurt içi talebe göre üretilen ve pazarlama yılı içinde iç pazara verilebilen şeker
miktarını; “B kotası”, A kotasının belli bir oranına tekabül eden ve güvenlik payı için bulundurulmak
üzere üretilen şeker miktarını; “Kurul” ise Şeker Kurulu’nu ifade etmektedir.
04-23/250-54
5
ilişkin usul ve esaslar, Bakanlık [Sanayi ve Ticaret Bakanlığı] tarafından
çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.
Şeker üretiminde kullanılan diğer hammaddeler ise şirketler tarafından
üreticiler ve/veya piyasadan temin edilir.
Şeker satış fiyatları, şeker fabrikası işleten gerçek ve tüzel kişiler tarafından
serbestçe belirlenir.”
I.3. İlgili Pazar 200
I.3.1. İlgili Ürün Pazarı
Şeker pancarının, nihai ürün olan şekerin üretimine yönelik olarak elde edilme
süreci, birbirinden teknik özellikleri itibariyle ayrıştırılabilen aşamalarla
şekillenmektedir. Şikayete taraf olan teşebbüslerin sektördeki konumlarının ve
mevcut uygulamalarının sağlıklı bir şekilde ortaya konması için bu aşamaların
ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir.
Tohum üreticisi olan firma, şeker üreticisi firmadan siparişi aldıktan sonra 210
anlaşmalı çiftçileri vasıtasıyla talep edilen şeker pancarı tohumunu üretmekte,
ardından hasadı kendi tesislerinde ön temizlik ve işlemeye tabi tutmaktadır.
Bu yolla elde edilen ürün, çapları 3,5 mm ile 6,0 mm arasında olan ve ham
tohum olarak adlandırılan tohumlardan ibarettir. Ham tohum bu haliyle tohum
üreticisinden şeker üreticisine satılmaktadır. Dolayısıyla, şikayete taraf olan
teşebbüsler özelinde belirtmek gerekirse, ham tohumun Türkşeker tarafından
Pan Tohum’dan satın alınması, sözü edilen şeker pancarı üretim sürecinin ilk
aşamasını teşkil etmektedir.
İkinci aşamada, teknik gerekliliklerden ötürü, ham tohumun şeker üreticisi 220
tarafından 3,25-4,50 mm çapına indirgenmesi ve ilaçlanması suretiyle
işlenmiş tohum elde edilmektedir. İşlenmiş tohum paketlenerek, sözleşmeli
tarım kapsamında, pancar çiftçilerine satılmaktadır. Bu sayede şeker üreticisi
işleyebileceği kadar pancarı ektirmekte, aşırı ekim sonucunda ürünün tarlada
kalmasına veya fiyatının aşırı düşmesine engel olunmaktadır.
Şeker üreticisi işletmeler, çiftçilere bedeli teslim edeceği üründen tahsil
edilmek üzere tohumun yanı sıra, gübre, zirai ilaç, çeşitli alet-ekipman ve ürün
avansı gibi ayni ve nakdi yardımlarda da bulunmaktadırlar. Elde edilen ürün
şeker üreticisince çiftçilerden satın alınmakta, dolayısıyla bu da sürecin son 230
aşamasını oluşturmaktadır.
Yukarıda çeşitli aşamalarına yer verilen ürünlerin, kullanıcıları açısından
özellikle teknik anlamda büyük farklılıklar arz etmektedir. Bu noktadan
hareketle, ilgili pazar, “ham tohum pazarı”, “işlenmiş tohum pazarı”, “şeker
pancarı pazarı” olarak üç ayrı pazar olarak belirlenmiştir.
240
04-23/250-54
6
I.3.2. İlgili Coğrafi Pazar
Gerek şeker pancarı tohumluğu, gerekse şeker pancarı Türkiye’nin çok
sayıda ilinde ekimi yapılan ürünlerdir. Bu durumun en önemli etkenlerinden
biri, söz konusu ürünlerin şeker üretimi yapılan fabrikaların çevresinde
yoğunlaşmış olması ve Türkiye’de bulunan 30 şeker fabrikasının da coğrafi
açıdan dağınık bir nitelik arz etmesidir. Bu nedenle ilgili coğrafi pazar "Türkiye
Cumhuriyeti Sınırları" olarak tespit edilmiştir.
I. 4. Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme 250
I.4.1. 2002/2 Sayılı Tebliğ Açısından Sözleşme
Türkşeker 1956 yılından günümüze kadar tüm tohum ihtiyacını Pan Tohum ile
yaptığı ve her on yılda bir yenilenen sözleşmelerle karşılamaktadır. İnceleme
konusu Sözleşme de 1994 yılında imzalanmış ve 1.1.1996 tarihinde yine on
yıllık bir dönem için uygulamaya konulmuştur. Sözleşme ham tohum tedariğini
düzenlemekte olup, tarafların karşılıklı olarak “yalnız diğer tarafla iş yapma”
yükümlülüğü yüklediği türden münhasırlık hükmü taşımaktadır.
260
2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nin 2. maddesi,
grup muafiyetinin kapsamını, “üretim veya dağıtım zincirinin farklı
seviyelerinde faaliyet gösteren iki veya daha fazla teşebbüsün arasında belirli
mal veya hizmetlerin alımı, satımı veya yeniden satımı amacıyla yapılan
anlaşmalar” olarak belirlemiştir. Dolayısıyla bu Tebliğ ile yürürlükten kaldırılan
1997/3 sayılı Tek Elden Dağıtım, 1997/4 sayılı Tek Elden Satın Alma, 1998/7
sayılı Franchise Tebliğlerine göre kapsam daha geniş tutulmuş, klasik
anlamdaki sağlayıcı-bayi ilişkisinin dışındaki dikey anlaşmalar da Tebliğ
kapsamına alınmıştır. Nitekim söz konusu Tebliğ’in açıklanmasına dair,
9.9.2003 tarihli ve 25194 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe 270
giren Kılavuz’un 1.1. maddesinde; alıcının anlaşma konusu mal veya
hizmetleri hangi amaçla aldığının önemli olmadığı, bu sebeple alıcının kendi
üretiminde kullanmak amacıyla alım yaptığı durumların da Tebliğ kapsamına
girdiği net ve açık olarak belirtilmiştir.
2002/2 sayılı Tebliğ’de yukarıdaki açıklamalara paralel olacak şekilde;
sağlayıcı, “mal veya hizmetleri alıcıya satan teşebbüs”; alıcı ise, “sağlayıcıdan
mal veya hizmetleri satın alan teşebbüs” olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla
Türkşeker ile Pan Tohum arasında yapılan sözleşmenin, 2002/2 sayılı Tebliğ
kapsamında bir dikey anlaşma olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda 280
Sözleşme’nin Tebliğ kapsamı dışına çıkan hükümlerinin varlığı/yokluğu önem
arz etmektedir.
2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesi, alıcıya getirilen belirsiz süreli veya süresi
beş yılı aşan rekabet etmeme yükümlülüğünü grup muafiyeti kapsamından
çıkarmaktadır. Sözleşme’nin 2. maddesi ise, alıcı konumunda olan
Türkşeker’in yıllık şeker pancarı tohumluğu ihtiyacının tamamının KWS veya
Türkşeker’in kendi çeşitlerinden karşılanacağını ve bu tohumların Pan
Tohum’a ürettirileceğini içermektedir. Dolayısıyla bu hüküm, alıcıya rekabet
etmeme yükümlülüğü getirmektedir. 290
04-23/250-54
7
Aynı maddenin devamında ise, üç yıllık deneme neticelerinde KWS tohum
çeşitlerine göre arıtılmış şeker verimi daha üstün olan tohumlar bulunursa, bu
durumun Türkşeker, KWS ve Pan Tohum tarafından yeniden gözden
geçirileceği, Türkşeker’in isterse diğer çeşitleri de alabileceği belirtilmektedir.
Ancak Türkşeker Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Yardımcısı ile
raportörlerce yapılan görüşmede son 10 yıldır Pan Tohum’un dışında başka
bir firmadan alım yapılmadığı anlaşılmıştır. Diğer firmaların daha verimli bir
ürün üretip üretmedikleri teknik bir incelemeyi gerektirmekle birlikte,
uluslararası ölçekte üretim yapan firmalardan hiçbir ürün alınmamış olması 300
söz konusu maddenin işlek olmadığı izlenimini vermektedir. Dolayısıyla
fiiliyatta alıcıya bir rekabet etmeme yükümlülüğünün getirildiği görülmektedir.
2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesi beş yılı aşan rekabet etmeme
yükümlülüğünü genel olarak yasaklamış, belirsiz süreli olması durumunun
grup muafiyeti dışında tutulacağını hükme bağlamıştır. Sözleşme’nin 23.
maddesinde; süre 10 yıl olarak belirlenmiş, taraflardan birisi 3 yıl önce ihbarda
bulunmadığı takdirde her defasında aynı şartlarla 10 yıl daha uzayacağı
belirtilmiştir. Dolayısıyla bu hüküm rekabet etmeme yükümlülüğünü net olarak
belirsiz süreli yapmaktadır. 310
Söz konusu Sözleşme 9 Şubat 1994’te imzalandığından, 2002/2 sayılı Tebliğ
yürürlüğe girmeden önce yürürlükte olan mevzuat açısından da ele alınması
gerekmektedir. 1997/3 sayılı Tek Elden Dağıtım, 1997/4 sayılı Tek Elden
Satın Alma, 1998/7 sayılı Franchise Tebliğleri yalnızca yeniden satışı
kapsamakta, tedarik anlaşmalarını kapsamamaktadır. Bu açıdan,
Sözleşmenin bir tedarik ilişkisini düzenlemesi nedeniyle önceki grup
muafiyetleri kapsamına girmemektedir. Bu bağlamda, rekabeti kısıtlayıcı
hükümler içeren ve gerek önceki grup muafiyetlerine girmeyen ve gerekse
2002/2 sayılı Tebliğ’in sağladığı muafiyetten yararlanamayan Sözleşmenin 320
bildirim yükümlülüğü yerine getirilmemiştir.
I.4.2. Hakim Durum
Şeker pancarı üretimi için gerekli olan pancar tohumu alımını Türkşeker, Pan
Tohum’dan; diğer özel üç fabrika ise Beta’dan yapmakta ve şeker pancarı
tohumu sektörü duopol (iki satıcılı) bir yapı göstermektedir. Türkşeker’in
1956’dan bugüne yaklaşık 50 yıldır Pan Tohum’dan pancar tohumu alması,
sektördeki bu yapının çok daha net ve keskin çizgilerle ortaya çıkmasına
sebep olmuştur. 330
Türkşeker’in hakim durumunun incelenmesi üç ayrı pazar açısından ele
alınmıştır: Ham tohum pazarı, işlenmiş tohum pazarı ve şeker pancarı pazarı.
Bu nedenle önce ham tohum pazarındaki pazar gücü ele alınmış, ardından bu
durumun diğer iki pazara olan etkisi incelenmiştir.
Türkşeker’in her kampanya yılına ait sertifikalı şeker pancarı tohum (ham
tohum) ihtiyacının yaklaşık miktarını Pan Tohum’a bildirmesinin ardından, Pan
Tohum ihtiyaca uygun olarak ürettiği ham tohumu Türkşeker’e satmaktadır.
Türkşeker de satın aldığı ham tohumları teknik nedenlerle işleme tabi 340
04-23/250-54
8
tutmakta ve işlenmiş tohumları pancar üreticilerine göndermektedir. Bu
noktada Türkşeker’in sertifikalı şeker pancarı tohumu alımlarındaki
konumunun ortaya konmasında öncelikle belirtilmesi gereken husus,
Türkiye’deki toplam 30 şeker fabrikasından 27’sinin Türkşeker’e, diğer 3
fabrikanın ise özel teşebbüslere ait olduğudur. Dolayısıyla Türkiye’deki şeker
üretiminin çok büyük bir bölümünü gerçekleştiren Türkşeker’in en önemli
şeker pancarı tohumu alıcısı olduğunu söylemek mümkündür.
Tablo-1’de Türkşeker’in ve özel teşebbüslere ait diğer şeker fabrikalarının
1997-2005 yılları arasındaki ham tohum alım miktarlarına yer verilmiştir. 2004 350
ve 2005 yıllarına ait veriler ile 1998 yılındaki özel teşebbüslerin alım miktarları,
şikayetçi taraftan elde edilen tahmini rakamlardır.
Tablo 1- Şeker Pancarı Tohumluğu Alım Miktarları (Ton)
Yıllar Türkşeker
(27 fabrika)
Özel Fabrikalar
(3 fabrika)
Türkşeker (%) Özel Fabrikalar (%)
1998 ……. ……. ……. …….
1999 ……. ……. ……. …….
2000 ……. ……. ……. …….
2001 ……. ……. ……. …….
2002 ……. ……. ……. …….
2003 ……. ……. ……. …….
2004 ……. ……. ……. …….
2005 ……. ……. ……. …….
Tabloya göre, Türkşeker’in incelenen dönemdeki toplam ham tohum alımları
%… ile %… arasında değişmekte ve 8 yıllık pazar payı ortalaması %…
olarak gerçekleşmektedir. Dolayısıyla, salt bu veriler dikkate alındığında dahi,
Türkşeker’in ham tohum alımlarında hakim durumda olabileceği
görülmektedir. İleride açıklanacağı üzere, Türkşeker’in bu konumunu 360
güçlendiren gerek kanuni, gerekse de sektörel pazara giriş engelleri de
bulunmaktadır.
Şeker üretiminin düzenlemeye tabi olması, tüm üretim sürecinin kendine has
birtakım nitelikleri olması sonucunu doğurmaktadır. Söz konusu
düzenlemeler, şeker üretim pazarına ilişkin yasal bir giriş engeli niteliğindedir.
Pazara giriş yapmak isteyecek teşebbüsler, faaliyete geçebilmek için Şeker
Kanunu’nda sözü edilen kota iznini temin etmenin yanı sıra, halihazırda
faaliyette bulunan şeker üreticilerinin kapasitelerini de göz önünde
bulundurmak durumundadırlar. Buna ilave olarak üretimde kullanılan en 370
önemli hammadde konumundaki şeker pancarının fiyatı da düzenlemeye
tabidir. Nitekim Şeker Kanunu’nun 5. maddesine göre; şeker pancarı fiyatları
her yıl şeker fabrikası işleten gerçek ve tüzel kişiler ile üreticiler arasında
varılan mutabakata göre belirlenmektedir. Türkşeker’in, önemli bir girdi olan
şeker pancarının alım fiyatının belirlenmesinde büyük bir etkiye sahip
olacağını ve bu durumun serbestçe belirlenen şeker satış fiyatları üzerinde
yansımaları bulunacağını söylemek mümkündür.
Şeker Kanunu’ndan kaynaklanan yasal engeller yanında, şeker üretim
pazarına giriş yapmak isteyecek teşebbüsler bir başka hammadde olan tohum
04-23/250-54
9
alımında da halihazırdaki şeker üreticileri ile tohumluk üreticileri arasındaki 380
anlaşmalardan kaynaklanan engeller ile karşılaşacaklardır. Bunların en
önemlisi de tohum alıcıları ile satıcıları arasındaki münhasır ilişkilerdir.
Türkşeker ile Pan Tohum arasında imzalanan Sözleşme’nin 13. maddesi Pan
Tohum’un sözleşme süresince Türkşeker’in izni olmadan üçüncü şahıs veya
firmalar için şeker pancarı tohumluğu üretmesini, ortaklık kurmasını ve
Türkiye’de pancar tohumu satmasını engellemektedir. Türkşeker’e ait
bulunanlar dışındaki şeker fabrikalarının da kendilerine tohumluk sağlayan ve
ekonomik bütünlük içinde oldukları Beta’dan alım yaptıkları göz önüne
alındığında, pazara giriş yapmak isteyecek firmaların adı geçen tohumluk
üreticileri ile çalışması baştan engellenmiş olacaktır. Yeni firmaların tohum 390
ithali yapmasının dışında bir imkan bırakmayan bu yapı, ithal fiyatlarının da
yüksek olması sebebiyle sektöre yeni bir girişi zorlaştırmaktadır. Nitekim
Tarım Köyişleri Bakanlığı’nın hazırladığı “Ülkesel Tohumluk Tedarik, Dağıtım
ve Üretim Programı" adlı kitaptaki kayıtlara göre 2001 yılında 72 ton, 2002
yılında ise 86 ton işlenmiş tohum ithalatı yapılmıştır. Söz konusu rakamlar,
ithalatın çok düşük seviyede gerçekleştiğini, firmaların tohum alımını yüksek
maliyetten dolayı yurt dışından yapmadığını göstermektedir.
Türkşeker ham tohumları alıp gerekli işlemlerden geçirdikten sonra işlenmiş
tohum olarak çiftçiye vermekte, daha sonra bu tohumlardan oluşan şeker 400
pancarlarını geri almaktadır. Türkşeker’in ham tohum pazarındaki gücü –
ithalat çok düşük olduğu için- hemen hemen aynı şekilde işlenmiş tohum ve
şeker pancarı pazarlarına da yansımaktadır. Dolayısıyla işlenmiş tohum
pazarında satıcı, şeker pancarı pazarında ise alıcı konumunda olan
teşebbüsün her iki pazarda da hakim durumda olduğunu söylemek
mümkündür.
Nitekim Türkşeker, şeker pancarı çiftçileri ile yaptığı anlaşmanın 8.
maddesinde; Türkşeker’in (dolayısıyla Pan Tohum’un) verdiği tohumla
üretilenlerin dışındaki pancarları satın almayacağını hüküm altına almıştır. 410
Bunun sonucu olarak hukuken bir engel olmamasına rağmen, çiftçi
satamayacağı için Türkşeker’in verdiği tohumların dışında bir tohumla üretim
yapmamaktadır.
Türkşeker’in alımlarının tamamını Pan Tohum’dan yapması, Pan Tohum’un
da ham tohum pazarında çok yüksek bir pazar payına ulaşmasına sebep
olmuştur. Ancak bu pazar payının Türkşeker’in alımlarından kaynaklandığını,
dolayısıyla alımın başka bir tohum sağlayıcı firmadan yapılması durumunda o
firmanın da pazar payının Pan Tohum’un pazar payına çıkabileceği
anlaşılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, tohum sağlayıcı 420
firmaların pazar paylarını belirleyenin şeker fabrikalarının talep ettikleri tohum
miktarının olmasıdır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde; Türkşeker’in ilgili ürün
pazarlarında hakim durumda olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
04-23/250-54
10
I.4.3. Kötüye Kullanma 430
I.4.3.1. Türkşeker ile Pan Tohum Arasında Yapılan Anlaşma Bakımından
4054 sayılı Kanun’un “hakim durumun kötüye kullanılması” başlıklı 6. maddesi
hakim durumda bulunan bir teşebbüsün; ticari faaliyet alanına başka bir
teşebbüsün girmesini doğrudan veya dolaylı olarak engel olmasını ya da
rakiplerin piyasadaki faaliyetlerini zorlaştırmayı amaçlayan eylemlerini hukuka
aykırı saymıştır. Topluluk uygulamalarında kötüye kullanmanın yasal tanımı
pazar yapısını etkileyen ve rekabetin korunması ve gelişmesini engelleyici
etkilere sahip uygulamalar olarak yapılmaktadır. Herhangi bir uygulamanın 440
“kötüye kullanma” olarak değerlendirilebilmesi için gerek koşul bu
uygulamanın normal rekabetçi davranıştan ayrışmasıdır.
Dosya konusu olayda Türkşeker ile Pan Tohum arasında yapılan Sözleşme
karşılıklı olarak “yalnız benden alma” ve “yalnız bana satma” hükmünü
içerdiğinden münhasır niteliktedir. Her ne kadar Anlaşmanın 2.A. maddesi
“…sözleşme süresi içinde diğer tohumcu kuruluşlar tarafından kıyaslanabilir
KWS çeşitlerine, asgari üç deneme yeri ve üç yıllık deneme neticelerine göre
arıtılmış şeker verimi için istatistiki yönden güvenilir %5 üstünlük sağlayan
çeşitler geliştirilir ve Türkşeker de bu çeşitleri kullanmayı düşünürse, durum 450
Türkşeker, KWS ve Pan Tohum tarafından yeniden gözden geçirilir. Bu
takdirde yukarıda sözü edilen şartlar devam ettiği sürece KWS çeşitlerinin
yanında diğer firmalara ait çeşitlerin de nihai kullanma kararı Türkşeker’e ait
olacaktır.” hükmünde olsa da bu maddenin son 10 yılda hiç kullanılmadığı
Türkşeker Genel Müdür Yardımcısı tarafından raportörlere ifade edilmiştir.
Türkşeker’de raportörlerce yapılan görüşmede ayrıca, Şeker Enstitüsü’ne
Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde şeker pancarı çeşit denemeleri yaptırıldığı ve
bu deneme sonuçlarına göre Türkşeker bakımından “karlılık sınırı” ve pancar
üreticileri bakımından “çiftçi geliri” endekslerinin çıkarıldığı belirtilmiştir. 2003
yılına ait veriler Kurumumuz bilgisine sunulmuş ve iki tarafın da menfaatlerini 460
en iyi sağlayan tohumların mevcut yıl için hali hazırda Pan Tohum (KWS)’un
ürünleri olduğu ifade edilmiştir.
Bu bağlamda; yapılan münhasırlık anlaşmasının rekabeti bozucu bir yanının
olmadığı, 2002/2 sayılı Tebliğ’e uygun hale getirilmesi şartıyla bu tür bir
münhasırlığın kötüye kullanma sayılamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
I.4.3.2.Türkşeker ile Şeker Pancarı Üreticileri Arasında Yapılan
Anlaşmalar Bakımından
470
Karşılıklılık anlaşmaları (reciprocal dealing) genellikle rekabetçi ya da etkinlik
doğurucu olmakla birlikte eğer taraflardan biri pazar gücünü kullanarak
alıcıları ya da satıcıları bu türden anlaşma yapmaya zorlamışsa rekabet
karşıtı sonuçlar da ortaya çıkabilmektedir. Dolayısıyla eğer pazar gücü yoksa
uygulamanın rekabet karşıtı olma ihtimali azdır.
Dosya konusu olayda Türkşeker şeker pancarı üreticileriyle (çiftçi) üretim
sözleşmesi yapmakta ve her bir üretici için sözleşmede belirlenen A ve B
kotası toplamının belirli bölgelerde ekimini yaptırmakta ve yetiştirilen şeker
04-23/250-54
11
pancarını ilgili yasa çerçevesinde belirlenen fiyatlarla satın almaktadır. 480
Yapılan matbu sözleşmelerin 8. maddesinin (b) bendi “...Şirket’in verdiği
tohumun dışında tohum kullanılamaz. Şirket haricinden temin edilen
tohumlarla üretilen pancarların alımı yapılmaz.” hükmündedir. Bu çerçevede
pancar üreticisi çiftçilerin başka kaynaklardan tohum temin etmeleri olanaksız
kılınmaktadır.
Ancak, üreticiler tarafından gelişigüzel tohum seçilmesi ve kullanılması
sonucunda şeker oranı, kök verimi vb. kriterlerine göre verimsiz pancar elde
edilebileceği ve sonuçta hem Türkşeker’in hem de üreticilerin zarara
uğrayacağı ve kotaların tutturulamayacağı Türkşeker Genel Müdür Yardımcısı 490
tarafından ifade edilmiştir. Türkiye genelinde şeker pancarı ekimi yaptırılan
yaklaşık 400,000 çiftçi bulunduğu ve bu nedenle her bir çiftçinin ürününün
nitelik testinden geçirilmesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir.
Gerek yapılan sözleşmenin münhasırlık içermemesi, gerekse şeker
tohumunun yapısı gereği Türkşeker’in, verdiği tohumlardan elde edilen şeker
pancarını almasının zorunlu olması; Türkşeker ile şeker pancarı üreticileri
arasında yapılan anlaşmanın kötüye kullanmayı içermediğini göstermektedir.
I.4.4. Tedbir İstemi 500
Şikayetçi teşebbüs Syngenta temsilcisinin, 31.10.2003 tarihli şikayet
dilekçesinde; Türkşeker’in 2004 ve 2005 yılına yönelik alım miktarlarında artış
kararı aldığı, bunun için ise bir ihaleye çıkılmadığı belirtilerek, Kurul’dan tedbir
kararı alması talep edilmektedir. Söz konusu şikayet firma tarafından Kamu
İhale Kurumu’na da yapılmış, konu ile ilgili olarak Kamu İhale Kurulu özetle,
Kurumun Kamu İhale Kanunu ve ilgili mevzuat hükümlerine aykırılık
bulunduğuna ilişkin iddiaları ve şikayetleri inceleme, sonuçlandırma görev ve
yetkisi, ihalenin başlangıcından sözleşmenin imzalanmasına kadar olan süre 510
içerisinde idarece yapılan işlemlerle sınırlıdır. Kurumun iddia ve şikayetleri
inceleyebilmesi somut bir ihalenin varlığına bağlıdır. Ortada somut bir ihalenin
bulunması inceleme yapılabilmesinin ön koşuludur. Başvuru sahibinin
iddialarının yapılmış ya da yapılmakta olan bir ihaleye yönelik olmayıp,
idarece ileride yapılması muhtemel veya yıl içerisinde yapılması gerekmekte
iken yapılmayan bir ihaleye yönelik olduğu, ortada somut bir ihale
bulunmadığı anlaşılmaktadır.
demek suretiyle başvuruyu reddetmiştir.
520
Teşebbüslerin mal veya hizmet alımlarını hangi yöntemle (ihale, pazarlık vb.)
alacakları konusundaki takdir hakkı ilgili teşebbüse ait olduğundan başvuru
konusu eylem ya da işlem bu yönüyle 4054 sayılı Kanun kapsamına da
girmemektedir.
04-23/250-54
12
J. SONUÇ 530
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre;
1- İlgili pazarın her aşamasında hakim durumda bulunduğu anlaşılan
Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.’nin gerek Pan Tohum Islah ve Üretme A.Ş. ile
yaptığı anlaşma ve gerekse çiftçilerle yaptığı şeker pancarı üretim anlaşması
yoluyla şeker pancarı tohumu piyasasını rekabete kapatmak suretiyle hakim
durumunu kötüye kullandığı yönünde karar verilebilmesi için yeterli tespit
bulunmadığına OYÇOKLUĞU ile,
2- a) Türkşeker ile Pan Tohum arasında yapılan anlaşmanın 4054 sayılı 540
Kanun’un 4. maddesi kapsamına girdiğine ve 2002/2 sayılı Grup Muafiyeti
Tebliği kapsamını aşan hükümler taşıdığından bildirime tabi olduğuna;
b) Söz konusu sözleşme ile ilgili olarak, 4054 sayılı Kanun’un 10.
maddesi ve 1997/2 sayılı Tebliğ’in 3. maddesi ile öngörülen bildirim
yükümlülüğünü zamanında yerine getirmemeleri nedeniyle, Türkiye Şeker
Fabrikaları A.Ş. ile Pan Tohum Islah ve Üretme A.Ş.’ye Kanun’un 16.
maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca ayrı ayrı 2.970.794.000.’er TL.
idari para cezası uygulanmasına;
550
c) 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca,
teşebbüse verilen bu cezanın yüzde beşi oranında olmak üzere 5.5.1998
tarihinden sonra Pan Tohum’un yönetim organlarında görev alan Christopher
Ahrens, Ahmet Kadir Özyer, Mustafa Karaduman, Erdoğan Pehlivanoğlu,
Joachim Lücke, Isa Gök ve Talat Bilgen ile Türkşeker’in yönetim organlarında
görev alan Mustafa Turan, Hasan Basri Göktan, Şefik Tokat, Hasan Alkan,
Cengiz Sezer, Selahattin Hun, Hüseyin Avni Susurluk, Ismail Seyrekbasan,
Yavuz Cabbar, Recep Konuk, Ömer Lütfi Evren, Seyit Yücel, Tahsin Ünal,
Selim Yücel, Mehmet Azmi Aksu, Özcan Pektaş ve Ahmet Gübbük’e de ayrı
ayrı 148.539.700’er TL. idari para cezası verilmesine, 560
OYÇOKLUĞU ile;
3- a) Türkşeker ile Pan Tohum arasında yapılan ve 4054 sayılı Kanun’un
4. maddesi kapsamına girdiği tespit olunan anlaşma ile ilgili olarak, aynı
Kanun’un 41. maddesi kapsamında soruşturma açılmaksızın sözleşmede
düzeltme yapılmasının istenmesine, anlaşmada tarafları 10 yıl süre ile
bağlayan hükmün 2002/2 sayılı Grup Muafiyeti Tebliği’ne uygun hale
getirilmesi halinde bu anlaşmanın ilgili tebliğ kapsamında grup muafiyetinden
yararlanabileceğine, 570
b) Bu değişikliğin 60 gün içerisinde yapılarak Rekabet Kurumu’na
bildirilmesine; Kurulumuzca gerekli görülen düzeltmeler yapılmadan
uygulamaya devam edilmesi halinde haklarında soruşturma açılacağının ve
aynı Kanun’un 16 ve 17. maddeleri uyarınca işlem yapılacağının taraflara
bildirilmesine;
OYÇOKLUĞU ile;
karar verilmiştir.
04-23/250-54
13
580
(01.04.2004 tarihli 04-23/250-54 sayılı Kurul Kararı’na)
KARŞI OY GEREKÇESİ
Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. ile Pan Tohum Islah Üretme A.Ş.
arasında yapılan şeker pancarı tohumu alımına yönelik sözleşme ile
sektördeki diğer uygulamaların 4054 sayılı Kanun’u ihlal ettiği iddiası
nedeniyle yapılan önaraştırma neticesinde, Kurulca 01.04.2004 tarihinde
verilen kararın sonuç bölümünde yeralan 1 ve 3 numaralı bendlerindeki karara
aşağıda yeralan gerekçelerimle katılmıyorum.
Türkiye’de sakoroz kökenli şekerler tamamen şeker pancarından elde
edilmektedir. Pancar şekeri üreten 30 fabrikanın 27’si Türkşeker’e aittir.
Türkşeker’de uzun yıllar pancar tohumunu Türkiye’de Alman lisansıyla üretim
yapan Pan Tohum’dan tedarik etmektedir. Türkşeker her kampanya yılına ait
sertifikalı şeker pancarı tohum (ham tohum) ihtiyacının yaklaşık miktarını Pan
Tohum’a bildirmesinin ardından, Pan Tohum ihtiyaca uygun olarak ürettiği
ham tohumu Türkşeker’e satmaktadır. Türkiye’deki toplam şeker
fabrikasından 27’sine sahip Türkşeker’in en önemli şeker pancarı tohumu
alıcısı olduğunu söylemek mümkündür.
Şeker üretiminin düzenlemeye tabi olması, Şeker Kanunu ile belirli
kotaların konmuş olması, pazara giriş yapmak isteyen teşebbüsler yönünden
giriş engeli oluşturabileceği gibi, halen faaliyette bulunan şeker üreticilerininde
kapasitelerini kontrol etmek zorunda bırakmaktadır.
Şeker Kanunu’ndan kaynaklanan yasal engeller yanında, şeker üretim
pazarına giriş yapmak isteyecek teşebbüsler bir başka hammadde olan tohum
alımında da halihazırdaki şeker üreticileri ile tohumluk üreticileri arasındaki
anlaşmalardan kaynaklanan engeller ile karşılaşmaktadırlar. Tohum alıcıları
ile satıcıları arasındaki münhasır ilişkiler sektöre girişi engellemektedir.
Türkşeker ile Pan Tohum arasında imzalanan Sözleşme’nin 13.maddesi, Pan
Tohum’un sözleşme süresince Türkşeker’in izni olmadan üçüncü şahıs veya
firmalar için şeker pancarı tohumluğu üretmesini, ortaklık kurmasını ve
Türkiye’de pancar tohumu satmasını engellemektedir. Özel sektöre ait
fabrikalarında aynı ekonomik bütünlük içinde kendilerine tohumluk sağlayan
BETA’dan alım yaptıkları gözönüne alındığında, pazara giriş yapacak
teşebbüslerin tohum ithali yapmalarından başka seçenekleri kalmamaktadır.
İthal tohum fiyatlarınında yüksek olması sebebiyle sektöre yeni bir giriş zor
olmaktadır.
Ayrıca; Türkşeker, şeker pancarı çiftçileri ile anlaşma yapmış, bu
anlaşmanın 8.maddesi ile Türkşeker’in dolayısıyla Pan Tohum’un verdiği
tohumla üretilenlerin dışındaki pancarları satın almayacağını hüküm altına
almıştır. Bunun sonucu olarak, çiftçi satamayacağı için Türkşeker’in verdiği
tohumların dışında bir tohumla üretim yapmamaktadır.
04-23/250-54
14
Türkşeker’in alımlarının tamamını Pan Tohum’dan yapması, Pan
Tohum’un ham tohum pazarında çok yüksek bir pazar payına ulaşmasına
sebep olmuştur.
Bu nedenle Türkşeker’in ilgili pazarın (şeker pancarı ham tohumu,
şeker pancarı işlenmiş tohumu, şeker pancarı) her aşamasında hakim
durumda olduğunu söylemek mümkündür.
4054 sayılı Kanun’un “hakim durumun kötüye kullanılması” başlıklı
6.maddesi hakim durumda bulunan bir teşebbüsün;
ticari faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesini doğrudan veya
dolaylı olarak engel olmasını ya da rakiplerin piyasadaki faaliyetlerini
zorlaştırmayı amaçlayan eylemlerini hukuka aykırı saymıştır.
Dosya konusu olayda Türkşeker ile Pan Tohum arasında yapılan
sözleşme karşılıklı olarak “yalnız benden alma” ve “yalnız bana satma”
hükmünü içerdiğinden münhasır niteliktedir. Yapılan anlaşma tarafları 10 yıl
bağlamaktadır. Dolayısıyla taraflardan herbiri kendi faaliyet alanına bu süre
içerisinde rakip bir teşebbüsün girmesini engellemektedir. Başka bir deyişle
mevcut ya da potansiyel şeker fabrikaları tohum ihtiyacını Pan Tohum’dan
karşılamayacak ve mevcut ya da potansiyel tohum üreticileri pazarın yaklaşık
%80’lik bölümünü kontrol eden ve hakim durumu şüphe götürmeyen
Türkşeker’e ürün satamayacaklardır.
Türkşeker’in, şeker pancarı üreticileri (çiftçiler) ile yaptığı matbu
sözleşmenin 8.maddesinin b bendine göre; “şirket”in verdiği tohumun dışında
tohum kullanılamaz. “Şirket haricinden temin edilen tohumlarla üretilen
pancarların alımı yapılmaz” şartı, pancar üreticisi çiftçilerin başka
kaynaklardan tohum temin etmelerini imkansız kılmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalara göre;
1- Hakim durumda bulunduğu anlaşılan Türkşeker’in gerek Pan Tohum
ile yaptığı ve gerekse çiftçilerle yağtığı şeker pancarı piyasasını rekabete
kapatmak suretiyle hakim durumunu kötüye kullandığı,
2- Türkşeker ve Pan Tohum arasında yapılan ve 4054 sayılı Kanun’un
4.maddesi kapsamına girdiği tespit olunan anlaşma ile ilgili olarak soruşma
açılmasına karar verilmesinin gerektiği,
görüşünde bulunduğumdan sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.
Tuncay SONGÖR
II.Başkan
04-23/250-54
15
Rekabet Kurulu’nun 1.4.2004 Gün ve 04-23/250-54 Sayılı Karar’ına
KARŞI OY GEREKÇESİ
İnceleme konusu Ön Araştırma Raporu’nu hazırlayan raportörlerin
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4.maddesinin ihlal
edildiği yolundaki görüşü Kurulca benimsenmiş ve bu durum başlıkta anılan
Karar’ın 2 (a) maddesinde ifadesini bulmuş iken, Kurul’un taraflar arasındaki
anlaşmada sadece bir düzeltme yaptırmak yoluyla durumu geçiştirmek ve
soruşturma açmaktan kaçınmak biçiminde bir yasal seçeneğe sahip
olmadığını düşünüyorum.
Bu nedenle Karar’ın 3.maddesine katılma olanağı bulamadım.
Murat GENCER
04-23/250-54
16
KARŞI OY GEREKÇESİ
(01.04.2004 tarihli ve 04-23/250-54 sayılı Kurul Kararı)
Kararın 1 inci ve 3 üncü maddelerinde yer alan çoğunluk görüşüne
aşağıdaki gerekçelerle katılamıyorum:
4634 sayılı Şeker Kanunu, tüm şeker türleri için kota sistemini ve
pancar ve şeker fiyatlarına ilişkin esasları belirlemekte olup, şeker pancarı
tohumunun sadece belirli teşebbüslerden alınabilmesi ve Türkşeker
bünyesindeki şeker fabrikalarının satmadığı tohumlarla elde edilen pancarı
fabrikalarda kullanmamaları anlamında özel hükümler içermemektedir.
Dolayısıyla, yapılan sözleşme ve işlemlerde 4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkındaki Kanun'un uygulanmasına bir engel bulunmamaktadır. Bir başka
ifadeyle, tohum ve pancar alımına ilişkin anlaşmalar (Türkşeker A.Ş. ile Pan
Tohum A.Ş. arasında yapılan tohum alım sözleşmeleri ve Türkşeker A.Ş. ile
pancar üreticileri arasında yapılan şeker pancarı alım anlaşmaları) tartışmasız
Rekabet Kanunu ve ilgili mevzuata tabi olacaktır.
4054 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi ilgili pazarda hakim durumda
bulunan bir teşebbüsün, ticari faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesine
doğrudan veya dolaylı olarak engel olmasını veya rakiplerin piyasadaki
faaliyetlerini zorlaştırmayı amaçlayan eylemlerde bulunmasını, ayrıca belirli bir
piyasadaki hakimiyetin yaratmış olduğu finansal, teknolojik ve ticari
avantajlardan yararlanarak, başka bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabet
koşullarını bozmayı amaçlayan eylemlerini hukuka aykırı sayarak
yasaklamaktadır. 08.03.2004 tarihli ön araştırma raporundaki bilgi ve
belgelerden de anlaşılacağı üzere Türkşeker, hem "şeker pancarı ham ve
işlenmiş tohumu", hem de " şeker pancarı" pazarlarında Kanun'un 6 ncı
maddesi anlamında hakim durumdadır. İlgili teşebbüs bu hakim durumunu,
mevcut veya potansiyel şeker fabrikalarının tohum ihtiyacını başka
teşebbüslerden almalarını öngörülen uzun dönemlerle rakip teşebbüslerin
piyasaya girmesini engelleyerek ve pancar üreticisi çiftçilerin başka
kaynaklardan temin edilecek tohumlarla üretilen pancarların alımını
yapmayarak, kötüye kullanmıştır. Bu yöntemlerle ilgili pazarlar hemen hemen
tümüyle rekabete kapatılmaktadır. Bu bağlamda, ön araştırma raporunda
yeralan tespitler ve deliller, çoğunluk görüşünün aksine, hakim durumun
kötüye kullanıldığını kanıtlar niteliktedir.
Rekabet Kurulu'nun 23.08.2003 tarihli ve 02-49/634-257 sayılı
Karbogaz Kararı da, bu olay paralelinde yorumlar ve sonuçlar içerdiğinden,
emsal olarak dikkate alınmalıdır.
Dolayısıyla, ön araştırma raporunda önerildiği şekilde, ilgili teşebbüsün
hakim durumunu kötüye kullandığı gerekçesiyle soruşturma açılması
gerekmektedir.
04-23/250-54
17
Diğer taraftan, Türkşeker ve Pan Tohum arasında yapılan anlaşmanın
4 üncü maddenin kapsamına girdiği ve 2002/2 sayılı Grup Muafiyeti Tebliği
hükümlerinden de yararlanamadığı kabul edildikten sonra, bireysel muafiyet
amaçlı başvuru da yapılmadığına göre, 4 üncü maddeye aykırılık gerekçesiyle
de soruşturma açılması gerekirdi. Sadece sözleşmede düzelttirme
yaptırılarak, ihlale ilişkin soruşturma prosedürünün uygulanmaması, mevzuat
ve Kurul'un emsal kararlarıyla uyumlu olmayacaktır. Bu anlamda, Kurul'un
benzer ihlallerde soruşturma açılmasına karar verdiği dikkate alındığında, bu
olayda sübjektif bir değerlendirmeyle sonuca gittiği ortaya çıkacaktır. Yine,
yukarıda değindiğim yeni tarihli Karbogaz Kararı çelişkiye tipik bir örnek
oluşturmaktadır. (02.04.2004)
Prof. Dr. Zühtü AYTAÇ
Kurul Üyesi
04-23/250-54
18
(Rekabet Kurulu’nun 01.04.2004 tarih ve 04-23/250-54 sayılı Kararı)
KARŞI OY GEREKÇESİ
Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. (Türkşeker) ile Pan Tohum İslah ve
Üretme A.Ş. (Pan Tohum) arasında yapılan şeker pancarı tohumu alımına
yönelik sözleşme ve sektördeki diğer uygulamaların 4054 sayılı Kanun’u ihlal
edip etmediği konusunda alınan Karar’ın 1. ve 3.maddesine aşağıda
belirttiğim gerekçelerle karşıyım.
Dosya konusu olayda, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. şeker pancarı
ham tohum alımlarının tamamını aralarında yapılan tek elden satın alma
anlaşması çerçevesinde Pan Tohum Islah ve Üretme A.Ş.’den temin
etmektedir. Diğer yandan, Türkşeker’in şeker pancarı üreticileriyle yaptığı
üretim sözleşmesinin 8.maddesinin (b) bendi Türkşeker’in verdiği tohumun
dışında tohum kullanılamayacağını ve haricen temin edilen tohumlarla üretilen
pancarın alımının Türkşeker tarafından yapılmayacağını hüküm altına
almaktadır. Bu çerçevede; şeker pancarı alımlarında hakim durumda olduğu
şüphe götürmeyen Türkşeker’in söz konusu uygulaması, teşebbüsün satıcı
konumda olduğu işlenmiş (ekime hazır) tohum pazarındaki hakim konumunu
rekabetin olağan koşullarına dayalı olmayan bir yoldan koruması sonucunu
doğurmakta ve pancar üreticisi çiftçilerin başka kaynaklardan tohum temin
etmelerini olanaksız kılmaktadır.
Şeker pancarı tohumunun ekiminden şeker olarak mamul üretimine
kadar geçen süreç bir bütün olarak dikkate alındığında, gerek Türkşeker ile
Pan Tohum’un aralarında karşılıklı münhasır anlaşma yapmaları ve gerekse
Türkşeker’in pancar üreticisi çiftçilerle yaptığı “ancak tohumu benden alırsan
pancarı bana satabilirsin” türünden anlaşamalar diğer tohum üreticilerinin
pazara girişini çok büyük ölçüde kapatmakta olduğundan Kanun’un
6.maddesinin ihlal edildiğini düşünmekteyim.
Diğer taraftan, Karar’ın 3.maddesi ile taraflar arasında yapılan ve 4054
sayılı Kanun’un 4.maddesi kapsamında değerlendirilmesi gereken
anlaşmanın, uzun yıllardır uygulamada olması ve hakim durumda olan
tarafları 10 yıllık süre ile bağlayarak diğer teşebbüslere piyasayı kapatmış
olması ve rekabet ihlali yaratan hukuka aykırı niteliğinden dolayı açılacak
soruşturma kapsamında incelenmesini gerekli kılmaktadır.
Rıfkı ÜNAL
Kurul Üyesi
04-23/250-54
19
Rekabet Kurulu’nun 01.04.2004 tarih ve 04-23/250-54 sayılı Kararı’na
KARŞI OY GEREKÇESİ
Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. ile Pan Tohum Islah ve Üretme A.Ş.
arasında yapılan şeker pancarı tohumu alımına yönelik Sözleşme ile
sektördeki diğer uygulamaların 4054 Sayılı Kanun’u ihlal ettiği iddiası üzerine
Kanun’un 40/1. maddesi uyarınca yapılan önaraştırma sonucu alınan 04-23
sayılı Kurul Kararına katılmamaktayım.
Şöyle ki:
4054 sayılı Yasanın 4. madde kapsamına giren Anlaşma, Uyumlu
Eylem ve Kararların alındıkları tarihten itibaren bir ay içerisinde Kurula
bidirileceği aynı yasanın 10. maddesi ile öngörülmüştür. Yasanın 16.
maddesinin c bendi ile de bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halini para
cezası yaptırımına bağlamıştır. Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un
zaman aşımını düzenleyen 19. maddesinin a bendi teşebbüs birliklerinin
bildirim ile ilgili hükümlerinin ihlal edilmesi durumunda ceza verme yetkisinin 3
yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğunu kabul etmiştir.
Türk Şeker Fabrikaları A.Ş. ile Pan Tohum Islah ve Üretme A.Ş.
arasında akdedilen Sözleşme 1994 yılında imzalanmış ve 01.01.1996
tarihinde yine 10 yıllık bir dönem için uygulamaya konulmuştur. Münhasırlık
hükmü içeren ve 4054 Sayılı Kanunun 4. maddesi kapsamında görülen
Sözleşmenin itibar edilmesi gereken Sözleşme tarihi 01.01.1996 dır. Bu tarihe
göre üç yıllık zaman aşımı süresi 01.01.1999 tarihinde tamamlanmıştır. Bu
itibarla her iki teşebbüse ve teşebbüslerin yönetim organlarında görev alan
yöneticilerine 4054 Sayılı Kanunun 1. fıkrasının c bendi ve 3. fıkrası uyarınca
ceza verilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Açıkladığım nedenlerle bu yönde alınan Kurul Kararına muhalif
bulunmaktayım.
M.Sıraç ASLAN
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy