Rekabet Kurumu Başkanlığından,
(Danıştay'ın İptal Kararı Üzerine Verilen)
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : D1/2/A.G.-00/1 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 05-81/1118- 320 10
Karar Tarihi : 5.12.2005
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Mustafa PARLAK
Üyeler : Tuncay SONGÖR, Prof.Dr. Zühtü AYTAÇ, Rıfkı ÜNAL,
M. Sıraç ASLAN, Süreyya ÇAKIN, Mehmet Akif ERSİN
B. RAPORTÖRLER : H.Hüseyin ÜNLÜ, Harun ULU, Özgür BAL
20
C. BAŞVURUDA BULUNAN : - Re’sen
D. HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILANLAR:
- Ado Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Ado
Çimento)
Uncalı Mah. Hürriyet Cad. No:495/A P.K.626
07100 Antalya
- Bursa Çimento Fabrikası A.Ş. (Bursa Çimento) 30
P.K.15 16451 Kestel / Bursa
- Nuh Çimento Sanayi A.Ş. (Nuh Çimento)
P.K.7 41800 Hereke / Kocaeli
- Lafarge Aslan Çimento A.Ş. (Lafarge Aslan)
Darıca Taşliman Mevkii 41700 Gebze / Kocaeli
- Konya Çimento Sanayii A.Ş. (Konya Çimento)
Ankara Yolu 8.km. No:355 42005 Konya 40
E. DOSYA KONUSU : Danıştay 13. Dairesinin 1.2.2002 tarih, 02-
06/51-24 sayılı Rekabet Kurulu kararının iptaline ilişkin 8.7.2005 tarih ve
2005/3434, 3.10.2005 tarih ve 2005/4819, 25.10.2005 tarih ve 2005/5176;
2005/5177; 2005/5182 sayılı kararları üzerine İç Anadolu, Akdeniz ve
Marmara bölgelerinde faaliyet gösteren soruşturmaya konu
teşebbüslerin, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’u ihlal
eder nitelikteki eylemlerinin yeniden değerlendirilmesi.
05-81/1118-320
2
F. İDDİALARIN ÖZETİ : İç Anadolu, Akdeniz ve Marmara bölgelerinde 50
faaliyette bulunan soruşturmaya konu çimento fabrikalarının 4054 sayılı
Kanun'u ihlal ettikleri iddia edilmektedir.
G. DOSYA EVRELERİ : Rekabet Kurulu [Kurul] 17.06.1999 tarihinde,
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 40(1). maddesi
uyarınca, çimento sektörüne yönelik olarak önaraştırma yapılmasına karar
vermiştir.
Resen yapılan önaraştırma sonucu düzenlenen 16.05.2000 tarih ve
D1/2/A.G.-00/1 sayılı Önaraştırma Raporu, Kurul’un 20.06.2000 tarihli 60
toplantısında görüşülmüş ve 4054 sayılı Kanun’un 41 ve 43(1). maddeleri
uyarınca, yukarıda adı geçen 22 teşebbüs hakkında, aynı Kanun’un 4 üncü
ve/veya 6 ncı maddelerini ihlal edip etmediklerinin tespiti için soruşturma
açılmasına karar verilmiştir.
Bu karar üzerine, Kanun’un 43(2). maddesi uyarınca, 04.07.2000 tarihinde,
ilgili teşebbüslere soruşturma açıldığına dair bildirimde bulunularak 30 gün
içinde ilk yazılı savunmalarını göndermeleri istenmiştir.
Haklarında soruşturma açılan teşebbüslerin ilk yazılı savunmaları yasal süresi 70
içinde Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
Kurul’un 12.12.2000 tarihli toplantısında, Kanun’un 43(1). maddesi uyarınca
soruşturmanın süresi 6 ay uzatılmıştır.
Soruşturma Heyetince tamamlanan 20.06.2001 tarih ve SR/01-4 sayılı
Soruşturma Raporu, Kanun’un 45(1). maddesi uyarınca, Kurul üyeleri ile ilgili
teşebbüslere tebliğ olunmuş ve aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince
teşebbüslerden 30 gün içinde yazılı savunmalarını göndermeleri istenmiştir.
80
Haklarında soruşturma yürütülen teşebbüslerin ikinci savunma yazıları yasal
süresi içinde Kurum kayıtlarına girmiştir.
Soruşturma Heyeti’nin hazırladığı ek yazılı görüş, Kanun’un 45/2 nci maddesi
uyarınca, 18.09.2001 tarihinde Kurul üyeleri ile ilgili teşebbüslere tebliğ
edilmiştir.
İlgili teşebbüslerin ek yazılı görüşe karşı cevapları yasal süresi içinde Kurum
kayıtlarına intikal etmiştir.
Kurul’un 27.11.2001 tarihindeki toplantısında, yürütülen soruşturma ile ilgili 90
olarak 17.01.2002 tarihinde sözlü savunma toplantısı yapılmasına karar
verilmiş ve sözlü savunma toplantısı davetiyeleri, Kanun’un 46(2). maddesi
uyarınca ilgililere gönderilmiştir.
17-18.01.2002 tarihlerinde yapılan sözlü savunma toplantısında teşebbüsler
son savunmalarını yapmıştır.
Kurul, 01.02.2002 tarihinde, 02-06/51-24 sayı ile nihai kararını vermiş ve
karar, 04.02.2002 tarihinde tefhim edilmiştir.
05-81/1118-320
3
Anılan Kurul kararı, hakkında soruşturma yürütülen teşebbüsler tarafından 100
iptal istemli açılan davalar sonucunda, Danıştay 13. Dairesinin 8.7.2005 tarih
ve 2005/3434 sayılı, 3.10.2005 tarih ve 2005/4819 sayılı, 25.10.2005 tarih ve
2005/5176; 2005/5177; 2005/5182 sayılı kararlarıyla, soruşturmayı yürüten
Kurul üyesinin, nihai karar toplantısına katılarak oy kullanması nedeniyle iptal
edilmiştir.
Bunun üzerine 1.12.2005 tarih ve 05-80/1102-M sayılı Kurul toplantısında;
mevcut dosya üzerinden yeniden karar verilmesini teminen gerekli hazırlık
çalışmalarının yapılmasına ve konunun Kurul gündemine getirilmesine karar
verilmiştir. 110
Kurul’un konu ile ilgili olarak almış olduğu kararın gereği olarak rapor üzerinde
yeniden yapılan incelemeler ve değerlendirmeler ışığında düzenlenen dosya
28.11.2005 tarih ve REK.0.05.00.00-110/225 sayılı Başkanlık önergesi ile 05-
81 sayılı Kurul toplantısında görüşülmüş ve 2002 yılında görev yapan Kurul’un
yapısının da değişmiş olduğu ve bu çerçevede soruşturmacı üyenin halen
Kurul’da görev yapmadığı da dikkate alınarak, önaraştırma ve soruşturmaya
ait tüm savunma, ek savunma, sözlü savunma tutanakları, raporlar,
Danıştay’ın iptal kararları, tüm dosya münderecatında yer alan bütün bilgi ve
belgelerin incelenmesi sonucunda karara bağlanmıştır. 120
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili dosyada; soruşturma sürecinde elde
edilen bilgi ve belgeler ışığında, Soruşturma Raporu’nda varılan sonuçlarda
herhangi bir değişikliğe gidilmesine gerek olmadığı ifade edilmektedir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. İlgili Pazar
130
I.1.1. İlgili Ürün Pazarı
İlgili ürün pazarı, ana başlık olarak, ikame edilemez niteliği ile “çimento”dur.
Ancak bu başlık altında alt grupların oluştuğu tespit edilmiştir.
İlk olarak çimento “gri” ve “beyaz” şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Az sayıda
teşebbüs tarafından üretilen beyaz çimentonun tüketimi, gri çimentonun
%1’ine tekabül etmektedir. Gri çimentodan daha yüksek bir maliyetle üretilen
bu ürünün satış fiyatı da, gri çimentonun iki katıdır.
140
Ayrıca, ilgili pazarın belirlenebilmesi için yöneltilmiş sorulara, soruşturma
kapsamındaki teşebbüs yetkililerinin verdiği cevaplar1, yeni ayrımlar
yapılmasını gerektirmiştir. Bu çerçevede, gri çimentonun da kullanılan katkı
maddelerinin cinsi ve miktarına göre alt gruplara ayrıldığı anlaşılmıştır.
Soruşturmanın konusu itibarıyla çimento türlerinin tamamı hakkında bilgi
1 Bu cevaplar, Baştaş, BÇS, Çimsa Kayseri, Set Afyon, Set Ankara ve YLOAÇ’ta hazırlanan tutanaklarda yer
almaktadır.
05-81/1118-320
4
verilmekle birlikte; Türkiye’de, çimentonun mukavemet alma süresinin hızlı
olması gereken yerlerde çoğunlukla PÇ 42,5 türünde çimentonun kullanıldığı
belirtilmelidir (üretimi çok daha az olmakla beraber PÇ 52,5, PKÇ/A 42,5 ve
PKÇ/B 42,5 bu grup içinde değerlendirilebilir). Bu ürün grubu genellikle
daha nitelikli işlerde kullanılmak üzere büyük inşaat şirketleri ve endüstriyel 150
üreticiler tarafından talep edilmektedir. Aynı miktarda betonun daha az
çimento ile elde edilmesini sağladığından, nispeten daha az nakliye maliyetine
katlanmak isteyen hazır beton tesisleri de bu ürün grubunun müşterisidir.
Mukavemet alma süresinin daha uzun olabileceği yerlerde ise çoğunlukla
PKÇ/B 32,5, PKÇ/A 32,5, KZÇ 32,5, TÇ 32,5, KÇ 32,5 ve CÇ 32,5
kullanılmakta ve bunlar da ayrı bir grup teşkil etmektedir. Bu iki ana grup
dışında, SDÇ 32,5 gibi özel nitelikli işlerde kullanılan çimento türleri de vardır;
ancak bunların üreticileri az sayıda olduğu gibi, kullanım alanları da sınırlıdır.
Çimento türlerine göre ayrımdan sonra, çimentonun pazarlama yöntemine 160
göre, “ambalajlı” ve “dökme” şeklinde de bir ayrım yapılması gerekmektedir.
Çünkü bu ikisinin tüketici grupları birbirinden farklıdır. Dökme çimentonun
müşteri grubu, hazır beton tesisleri, diğer endüstriyel üreticiler ve silosu olan
büyük inşaat şirketleriyken; torbalı çimento, “elle beton dökümü” gibi daha
düşük yoğunluklu tüketim gerektiren işlerde kullanmak üzere, bireyler
tarafından talep edilmektedir. “Ambalajlı-dökme” ayrımı, beraberinde, tüketim
merkezleri bakımından da ayrım getirmektedir. Dökme çimento müşterileri
genellikle şehir merkezlerinde yer almaktadır. Ayrıca dökme çimentonun
nakliyesi silobaslarla yapıldığından tek yönlü nakliyeye neden olmakta ve bu
da nakliye maliyetini yükseltmektedir. Buna karşılık, torbalı çimentonun 170
nakliyesi kamyonlarla yapılabilmekte ve çift yönlü nakliye avantajına sahip
olunduğundan daha düşük maliyetle daha uzun mesafelere satılabilmektedir.
Gri çimento başlığı altında yapılan açıklamalar çerçevesinde “PÇ 42,5 dökme”
ve “PKÇ 32,5 torbalı” çimento müşterileri şeklinde iki grup oluşmaktadır.
Birinci grubun tüketimi gerek müşteri kitlesinden gerekse de bir ölçüde nakliye
dezavantajından dolayı şehir merkezlerinde ve daha dar bir alanda
gerçekleşirken; fabrikaların satış alanları bakımından kesişim torbalı
çimentoda ortaya çıkmaktadır.
180
İlgili soruşturmanın esas konusunun “fiyat tespiti” ve “pazar paylaşımı” olması
nedeniyle ana ürün pazarı çimento olmakla beraber, analizler PKÇ/A (KÇ),
PKÇ/B (TÇ) ve KZÇ (CÇ) 32,5 torbalı çimento üzerinde yoğunlaşmıştır. İlgili
ürün pazarı, değerlendirmelerde genel pazar olan “çimento” ifade edilmedikçe
PKÇ ve KZÇ 32,5 torbalı çimento olarak belirlenmiştir.
I.1.2. İlgili Coğrafi Pazar
İlgili coğrafi pazar da, ana başlıklar halinde belirlenmiştir. Buna göre, ilgili
coğrafi pazarlar, İç Anadolu, Marmara ve Akdeniz Bölgeleridir. Ege Bölgesi’ne 190
ilişkin çimento soruşturmasında bulunan ve 17.06.1999 tarih ve 99-30/276-
166 (a) sayılı Kurul kararına2 konu olan, çimento satış projeksiyonu
anlaşmalarının da yukarıdaki ayrım göz önünde bulundurularak yapılması, bu
2 06.10.2000 tarih ve 24192 sayılı Resmi Gazete.
05-81/1118-320
5
tanımı desteklemektedir. Ancak çimentonun nakliye maliyetinin önemli olması
ve teşebbüslerin satış politikaları gibi nedenlerle bu genel başlığın altında alt
pazarlar da oluşmaktadır.
Örneğin; İç Anadolu Bölgesi’nde, pazarın en batısında yer alan Set Afyon ile
en doğusunda yer alan OYSA Niğde’nin hiçbir ortak faaliyet alanı
bulunmamaktadır. Buna karşılık, her iki fabrikanın da Konya Çimento ile 200
kesişen pazarları bulunmaktadır. Konya Çimentonun, gerek Konya’da, gerek
Set Afyon ile kesişim bölgesi olan Akşehir’de gerekse de OYSA Niğde ile
kesişim bölgesi olan Karaman’da farklı fiyatlar uyguladığı saptanmıştır.
Benzer durum İç Anadolu Bölgesi’ndeki diğer teşebbüsler için de geçerlidir.
Teşebbüsler il, hatta ilçe bazında, pazarın uzaklığı, pazarda faaliyet gösteren
diğer teşebbüslerin davranışları, nakliye imkanları gibi etkenlere bağlı olarak
farklı fiyat politikaları uygulamaktadır. Bu durum mikro marketler oluşmasına
yol açmaktadır. Bu çerçevede, İç Anadolu Bölgesi başlığı altında alfabetik
sırayla Afyon, Akşehir, Ankara, Bolu, Çorum, Eskişehir, Karaman, Kayseri,
Konya, Kütahya, Nevşehir, Niğde, Tavşanlı ve Yozgat bölgelerinde fiyat 210
analizleri yapılmıştır. Bunların belirlenmesinde göz önünde bulundurulan
kriter, fabrika merkezi ya da kesişim bölgesi olmalarıdır. Bölgede faaliyet
gösteren teşebbüslerin fiyat listeleri, stratejik çalışmaları vb. dokümanlarında
yapılan incelemeler neticesinde, benzer bir ayrımın kendileri tarafından da
yapıldığı saptanmıştır. Fiyat analizleri dışında ise, aksi belirtilmedikçe, genel
pazar tanımı olan İç Anadolu Bölgesi, ilgili coğrafi pazar olarak kabul
edilecektir.
Akdeniz Bölgesi ise Batı ve Doğu Akdeniz şeklinde iki alt pazara
ayrılmaktadır. Bu noktada Göltaş’tan alınan, “Ege Bölgesi ve Batı Akdeniz 220
Bölgesinin Bütünleşik Değerlendirilmesini Zorunlu Kılan Sebepler” başlıklı
yazıya yer verilmelidir. İlgili yazıda, “Çimsa, Adana ve İskenderun fabrikaları
Akdeniz Bölgesi’nde bulunmasına rağmen, Batı Akdeniz’den çok farklılık
göstermektedirler. Bu üç fabrikanın bulunduğu bölge ile Batı Akdeniz’de
bulunan Göltaş’ın konum ve pazar durumu itibarıyla hiç bir ilgisi yoktur.
Örneğin Adana Çimento’nun ürettiği çimentonun tamamını iç piyasaya,
Göltaş’ın ürettiği çimentonun da tamamını ihracata verseniz bile birbirine hiç
bir etkisi olmaz. Doğu Akdeniz ile Batı Akdeniz Bölgeleri coğrafi olarak
birbirine etkileşimi olmayan pazarlardır. Fabrika kapasitelerinin müsbet veya
menfi yönde birbirine etkisi yoktur” denilmektedir. Batı ve Doğu Akdeniz 230
pazarlarına ilişkin fiyat analizleri de, bu iki bölgenin birbirinden farklılığını
ortaya koymaktadır. Bu nedenlerle, Anamur’a kadar olan bölge, Batı Akdeniz;
Taşucu’ndan başlayıp Antakya’ya kadar uzanan bölge ise Doğu Akdeniz
pazarı olarak kabul edilmiştir.
Marmara Bölgesi’nde de, coğrafi özellikler, fabrikaların dağılımı gibi
nedenlerle alt pazarlar oluşmuştur. Ancak Akçansa, Set Balıkesir ve Bursa
Çimento’nun faaliyet gösterdiği “Güney Marmara Pazarı” olarak
adlandırılabilecek bölge dışındaki alt pazarların önemi bulunmadığından
bunlara değinilmeyecektir. 240
05-81/1118-320
6
I.2. Sektöre İlişkin Genel Bilgiler
I.2.1. Çimento Sektöründe Maliyetler
I.2.1.1. Tespitler
Temel konusu fiyat tespiti ve pazar paylaşımı olan bu soruşturmada,
maliyetlere ilişkin analizlerin önemli bir yer tuttuğu açıktır. Bu çerçevede, 250
öncelikle, çimento üreticileri arasında maliyetlerin farklılık gösterip
gösteremeyeceği açıklanacaktır.
Aşağıdaki belgeler, çimento fabrikalarının birbirlerinden farklı maliyetlerle
üretim yaptıklarını ve bunun nedenlerini ortaya koymaktadır:
1. VII. Beş Yıllık Kalkınma Planı Çimento Hammaddeleri ve Yapı
Malzemeleri Raporu’nda (s.54), “…hammadde kullanım miktarlarının çok
yüksek olması, nakliye maliyetlerinin düşük olmasını gerektirdiğinden ana
hammadde sahalarının fabrikaya yakın olması (ençok 5 km) büyük önem 260
taşımaktadır. Ayrıca hammaddelerin kaliteli, kolay kırılabilir, öğütülebilir ve
pişebilir özellikte olması, düşük nem içermesi, sahaların ocak işletmeciliğine
uygun olması, dekapaj gerektirmemesi, tarım-orman alanları içinde olmaması
hammadde maliyetlerinin düşük olmasını sağladığından hammadde
etütlerinde esas alınması gereken kriterler olmaktadır” denilmektedir.
2. VIII. Beş Yıllık Kalkınma Planı Çimento ve Hazır Beton Sanayi Özel
İhtisas Komisyonu Raporu:
1) “…Çimento üretim metod ve teknolojisinde en önemli farklılıklar fırın 270
ünitelerinde kendini göstermektedir…
iv. Isı enerjisinin daha tasarruflu kullanılmasına yönelik teknolojiler:
…Ön kalsinasyonlu sistem ise bir japon firması tarafından
geliştirilmiştir…Sistem ayrıca ısı sarfiyatını %5-10 civarında azaltmaktadır. Bu
uygulama aynı zamanda çimento fırınlarında düşük kalorili kömürlerin ve
atıkların yakılması imkanını da getirmektedir.
v. Elektrik enerjisinden tasarruf sağlayan yenilikler: Çimento üretiminde
kullanılan elektrik enerjisinin %40’ının öğütme sistemlerinde kullanılması
gerçeği, üreticileri daha az enerji kullanan öğütme metotları aramaya
sevketmiştir. Dolayısıyla yeni eziciler, kırıcılar, öğütücüler, separatörler ve 280
değirmenler geliştirilmiştir. Çarpmalı kırıcılar, şakuli tipli valsli değirmenler
veya yüksek basınçlı merdaneli öğütücüler, klinker, kömür veya hammadde
öğütmede %15-20 enerji tasarrufu sağlamaktadırlar. Yüksek randımanlı
separatörler tesis edilmek suretiyle %15-20 enerji tasarrufu
sağlanabilmektedir. Yeni uygulanan yoğun-faz pnömatik taşıma sistemleri
enerji tüketiminde önemli tasarruf sağlamaktadır…
05-81/1118-320
7
vi. Katkı maddeleri kullanımında artış: Enerji tasarrufunun önemli bir
yolu da çimentoda katkı maddeleri kullanımıdır ve bu yöntem dünyanın birçok
bölgesinde gittikçe önem kazanmaktadır…” (s.27-35 arasından)
2) “…Fabrikanın hammadde ocaklarına yakınlığı, yakıt, kraft kağıdı 290
torba temininde dağıtım merkezlerine mesafesi vs. gibi unsurlar maliyetlerde
farklılık getirmektedir.” (s.54)
3. Bolu Çimento Sanayii A.Ş.(BÇS)’den alınan maliyetlere ilişkin bir
belgede “(Prekalsinasyon yolu ile kapasite artırımı) Yatırım(ı) sonucunda; 1-
Elektrik ham çimentoda (….) kwh’dan (….) kwh’a inmiştir. Yılda (…….) ton
çimento üretildiğinde sağlanan tasarruf (………….) kwh olup, bugünkü fiyatı
(Nisan 1999) (….) kwh/TL’den yıllık tutarı (……….)TL’dir. 2-Klinker pişirme
kalorisi (….) k.kaloriden (….) k.kaloriye inmiş olup, (………….)ton klinkerde
sağlanan tasarruf (……….) k.kaloridir. 1 k.kalori fiyatı (…...) TL’den yıllık tutarı 300
(………..) TL’dir. 3-Üretimin 260 kişi ile yapıldığını varsaydığımızda kişi başına
klinker üretimi (….) ton’dan (………/…….) (…….) tona çıkmıştır (…..…./..…)”
ifadeleri yer almaktadır.
4. ESÇİM Eskişehir Çimento Fabrikası T.A.Ş.(Esçim) 2000–2004 Dönemi
Gelişme Planı ve 2000 Yılı Programı’nda, özetle fabrikalarının belli
kısımlarında üretim maliyetleri açısından tasarrufa yönelik yatırımlarda
bulunulduğu ve önemli oranlarda tasarrufların sağlandığı ifade edilmektedir.
5. “Set Afyon Pazarlama ve Satış 3 Yıllık Plan Sunumu-Kuvvetli ve Zayıf 310
Yönler Analizi”nde, “Tehditler ve Fırsatlar Analizi” başlığı altında, “Tehditler”
arasında yer alan, “rakip fabrikaların (Denizli, Göltaş) kapasitelerinin yüksek
olması nedeniyle, düşük maliyetle ürünlerini bize göre daha uygun vade ve
fiyatla satabilecek olmaları” ve “Denizli fabrikası 1999 yılından itibaren kendi
elektriğini üreterek üretim maliyetlerini düşürecek” şeklindeki ifadeler, sektörde
nasıl maliyet avantajı sağlanabileceği sorusuna cevap niteliğindedir.
6. Set Afyon’un rakiplerine ve pazarına ilişkin, 30.6.2000 tarihli çalışmada,
Denizli Çimento’nun kuvvetli yönlerinden biri, “Fabrikanın ihtiyacı olan
elektriğin %65’ini kendisi üretiyor olması”; Esçim’in zayıf yönlerinden biri ise, 320
“Eski bir fabrika olması ve kapasitesinin düşük olması” şeklinde belirtilmiştir.
7. Set Ankara Satış ve Pazarlama 3 Yıllık Plan Güçlü ve Zayıf Noktalar
Analizi’nde, “Tehditler ve Fırsatlar Analizi” başlığı altında, “Tehdit” olarak
değerlendirilen “Bolu Çimento fabrikasının kurmayı planladığı termik santral
projesi. Ucuz enerji avantajı sağlama” ifadesi dikkat çekicidir.
8. Set Ankara’nın rakiplerine ve pazarına ilişkin, 27.06.2000 tarihli
çalışmada, Yozgat Fabrikası’nın kuvvetli yönü, “Hammadde ucuz”; Bolu
Fabrikası’nın kuvvetli yönleri, “Ucuz maliyet, yakın hammadde imkanları, 330
enerji santralı kurma planları mevcut”; Baştaş Fabrikası’nın kuvvetli yönleri
05-81/1118-320
8
ise, “hammadde kaynaklarına yakınlığı, ucuz maliyet ve enerji girdisinde
önemli yeri olan ithal kömürünü ucuza temin etmesi” şeklinde belirlenmiştir.
9. Raportörler tarafından yöneltilen “Çimento üretiminde bir optimum ölçek
var mıdır? Örneğin 1.000.000 ton/yıl üzerinde üretim optimum ölçek olarak
kabul edilebilir mi?” sorusuna BÇS yetkilileri, “Kullanılan teknolojiye bağlı
olarak daha az kapasitede de etkin çalışılabilir; ancak doğal olarak aynı
teknolojik altyapıya sahip iki fabrikadan daha çok üretim yapan daha etkin
olacaktır. Bu noktada fabrikaların sahip olduğu fırın sayısı da önem 340
kazanmaktadır. Çünkü 1.000.000 tonu tek bir fırında üretiyorsanız o fırından
yalnızca tek bir ekip sorumlu olacaktır. Ancak örneğin üretim kapasitesi bizim
fabrikamızdan yüksek olan Adana çimentonun 4 fırını olduğundan her fırın için
ayrı ekipler kurulması gerekmektedir ki bu maliyetleri artıran bir durumdur.
Fabrikamızın üretim kapasitesi, tek fırınla 1.000.000 tonun üzerinde olmasına
rağmen bizim de hammaddeden kaynaklanan dezavantajımız var. Çünkü
bölgemiz deprem bölgesi ve yerküre hareketleri nedeniyle hammaddeler
homojen biçimde elde edilemiyor. Ayrıca hammadde alanlarına uzaklık da
maliyetleri olumsuz yönde etkilemektedir” cevabını vermiştir3.
350
10. Raportörler tarafından yöneltilen “Fabrikanızı, maliyet faktörleri
bakımından, Ankara’daki diğer üreticilerle karşılaştırabilir misiniz?” sorusuna,
Baştaş yetkilileri, “Entegre tesis olduğumuzdan klinker üretimi yapmaktayız.
Bu sayede, klinker üretimi yapamayan Yibitaş Lafarge Hasanoğlan ve Bolu
Çimento Ankara öğütme tesislerine nazaran bir maliyet avantajımız var. Set
Ankara fabrikasının bize göre avantajlı olduğu husus, Ankara pazarına
yakınlıktan kaynaklanan nakliye maliyetlerindeki düşüklüktür. Buna karşılık
Set Ankara’nın hammadde kaynaklarına uzaklıktan kaynaklanan maliyet
dezavantajı var. Ayrıca belediye mücavir alan sınırları içinde olduklarından
kömürü yalnızca BELKO’dan alabiliyorlar ki, bu da üretimde çok önemli bir 360
kalem olan yakıt maliyetlerini artırmakta. Bunlara karşılık, bizim Ankara
pazarına uzaklıktan dolayı nakliye maliyetlerimiz fazladır. Fakat hammadde
kaynaklarımızın fabrika sahasında bulunması bir ölçüde avantaj
sağlamaktadır” cevabını vermiştir4.
11. Raportörler tarafından yöneltilen “Fabrikanızın yarı yaş sistemde üretim
yapması maliyetlerinizi nasıl etkiliyor?” sorusuna, Set Afyon yetkilileri, “Yarı
yaş sistemde üretebilmek için kuru sistemden farklı olarak hammaddeye %13-
14 oranında su katılmaktadır. Bu suyu buharlaştırmak için ekstra yakıt
harcanmakta ve bu üretim maliyetini kuru sisteme göre yaklaşık 2 ABD $/ton 370
artırmaktadır. Öte yandan kuru sistemde ürünün kurutulması fırının kendi
gazlarıyla yapılmaktadır. Bu unsurlarla birlikte yarı yaş sistemin üretim
kapasitesinin kuru sisteme göre yaklaşık %10 daha düşük olmasından dolayı
sabit maliyetler bakımından da bir dezavantajı söz konusu olmakta ve yarı yaş
sistemde üretilen çimentoya göre maliyeti daha yüksek olmaktadır” cevabını
vermişlerdir.
3 Benzer cevaplar, Baştaş, Çimsa Kayseri ve YLOAÇ’ta hazırlanan tutanaklarda da yer almaktadır.
4 Benzer cevap, Set Ankara’da hazırlanan tutanakda da yer almaktadır.
05-81/1118-320
9
Aşağıdaki belgeler, aynı grup içinde yer alan çimento fabrikalarının bile
maliyetlerinin birbirlerinden farklılaştığını ortaya koymaktadır:
380
12. BÇS’den alınan 18.11.1996 tarihli belgede, OYAK (Adana, Bolu,
Elazığ, Mardin ve Ünye) ve OYSA (Niğde ve İskenderun) fabrikaları
karşılaştırılırken kullanılan ifadeler, aynı gruba ait çimento fabrikaları
maliyetlerinin nasıl farklılaştığını ortaya koymaktadır:
“GENEL İŞÇİLİK
…Adana ve Bolu’nun çimento üretimleri hemen hemen aynı olmasına
karşın, Bolu’nun işçi sayısının az oluşu (az işçi ile aynı üretimi yapması
nedeniyle) genel işçilik maliyetinin oldukça aşağıda kalmasını sağlamıştır.
Adana’da ünitelerin fazlalığı (4 fabrikanın olması) nedeniyle daha çok işçi 390
çalıştırılmakta, bu nedenle genel işçilik maliyetleri yüksek çıkmaktadır. Aynı
yorum, çok rahatlıkla Elazığ için de yapılabilir…
YAKITLAR
a) Pişirme :
…Diğer yandan, fabrika teknolojisi de yakıt giderlerini etkilemektedir.
Yine açık bir örnekle, Bolu Çimento 1 ton klinker üretmek için (…..) kalori
harcarken, Adana (…..) kalori harcayarak 1 ton klinker üretebilmiştir. Bolu
Çimento Fabrikası’nın döner fırın teknolojisinin Adana’ya göre daha iyi oluşu
pişirme ve hammadde kurutma maliyetlerinin daha aşağıda oluşmasına etkide
bulunmuştur. 400
b) Hammadde Kurutma :
Pişirmede ifade edilen hususlar, her iki şıkda da girdinin aynı olması
nedeniyle burada da geçerlidir. Elazığ’ın hammadde kurutmada yüksek
maliyete sahip olmasının nedeni, diğer fabrikalar gibi farin kurutmasının yanı
sıra, %39 nemli Gölbaşı kömürünü de kurutuyor olmasıdır…
PERSONEL ÜCRETLERİ
Bu gider kalemi, çimento üretimi, kapsam dışı teknik personelin sayısı
ve ücretiyle ters yönlü ilişkilidir. Adana’nın ünitelerinin dağınıklığı nedeniyle
diğer fabrikalara göre daha fazla kapsam dışı personel çalıştırması bu giderin
yüksek çıkmasına neden olmaktadır… 410
DIŞARIDAN SAĞ.FAY. VE HİZ.
a) Enerji :
Fabrikaların kapasiteleri ölçüsünde puant saatlere girip girmediğine,
kalkınmada öncelikli yörelerde bulunup bulunmadıklarına, üretim
teknolojilerinin eskiliği-yeniliği, klinkerin olup olmadığına göre enerji maliyetleri
farklılık göstermektedir. Bolu’nun enerji gideri, satın aldığı klinkerin üretimine
yansıması, teknolojinin daha yeni olması nedeniyle düşük kalmaktadır…”
13. Yibitaş Lafarge Orta Anadolu Çimento San. ve Tic. A.Ş. [YL veya YLOAÇ]
7.7.1999 tarihli 1999 İlk Yarı Yıl Değerlendirmesi’nde, YLOAÇ’ın, Yozgat, 420
Çorum, Sivas, Hasanoğlan, Nevşehir ve Samsun fabrikaları için ayrı ayrı
yapılan analizlerde, her fabrikada kullanılan katkı oranlarının, yakıt
karışımlarının, yakıt tüketimlerinin, elektrik enerjisi tüketimlerinin birbirinden
farklı olduğu görülmektedir. Nitekim bu farklılıklar, 6 fabrikanın da birbirinden
farklı “değişken, sabit ve toplam” maliyetlere sahip olmasına yol açmıştır.
05-81/1118-320
10
14. YLOAÇ’tan alınan Lafarge Turkey September’99 Management Report
çalışmasında, “…Yozgat ve Ağustos’tan itibaren Sivas fabrikası, elektriğe yarı
fiyat ödemek şeklindeki devlet teşviğinden yararlanıyor. Teşvik miktarı aylık
olarak Yozgat için (…) MUSD ve Sivas için (…) MUSD. Tasarrufun, yıllık 430
olarak, Yozgat için (…) MUSD ve Sivas için (…) MUSD olması bekleniyor…”
ifadesi yer almaktadır.
15. YLOAÇ’tan alınan “Key Performance Indicators” başlıklı tabloda, “Katkı
Oranı, Enerji Tüketimi, Yakıt, Enerji Maliyeti ve Hammadde Maliyeti” başlıkları
altında, Yozgat, Çorum, Sivas, Hasanoğlan, Nevşehir ve Samsun
fabrikalarına ait verilere yer verilmiştir. Aynı şirket fabrikalarına ait bu veriler
arasındaki büyük farklılıklar dikkat çekicidir.
Aşağıdaki belgeler, fabrikaların üretim maliyetlerinin birbirlerinden önemli 440
miktarlarda farklılaşmasının nedenlerini ortaya koymaktadır:
16. YLOAÇ’tan alınan 19.7.1996 tarihli Fabrikaların Uzun Vadeli Planı
1996–2006 çalışması:
“YLOAÇ Fabrikalarının Rakiplerinin Analizi” tablosunda, “Kapasite,
Performans Değerleri (C/K, Sp. Isı, Sp.Güç) ve Takribi Maliyetler (Hammadde,
Yakıt, Elektrik, İşçilik, Bakım, Diğer, Toplam)” başlıkları altında YLOAÇ
rakiplerine ilişkin veriler ortaya konmuştur. Bu verilerden de anlaşılacağı
üzere, çimento fabrikalarının maliyetleri arasında büyük farklılıklar 450
bulunmaktadır Örneğin, en düşük maliyetli fabrikanın birim maliyeti 20.6 ABD
Doları iken, en yüksek maliyetli fabrikanın maliyeti 29.7 ABD Doları olarak
gösterilmiştir. Görüldüğü üzere arada %50’ye yakın bir fark bulunmaktadır.
Bu farklılıkların nasıl oluştuğuna dair açıklama yine ilgili çalışmadan alıntılarla
açıklanabilir:
“Aşağıda rakip firmalar hakkında bazı stratejik bilgiler yer almaktadır:
Set–Ankara Çimento
Hammadde maliyetleri 2 US$/ton’dur. Fabrika şehrin içinde kaldığından dolayı 460
çevre problemi vardır ve ocakları gelecek senelerde kapatmak zorundalar.
Fabrikanın şehre çok yakın olmasından dolayı SO2 emisyonlarını engellemek
amacıyla oldukça pahalı olan düşük kükürt muhteviyatlı kömür kullanıyorlar.
Kalori sarfiyatları 810 kcal/kg. Yakıt maliyeti 5 US$/t ve toplam maliyet 23
US$/ton KK’dir…
Baştaş Çimento
…Hammadde maliyetleri düşüktür (1.5 US$/ton). Spesifik kalori ve elektrik
üretimleri 850 kcal/kg ve 110 kwh/ton’dur. Çevre konusunda şimdilik kritik
problemleri olmadığından her tip kömür kullanılabilmektedir. Bunun yanısıra,
05-81/1118-320
11
pazara yakınlıklarından dolayı nakliye maliyetleri düşüktür…Toplam maliyet 470
23.8 US$/ton KK’dir.
Bolu Çimento
Hammadde maliyeti 1.8 US$/t KK’dir…PASEC Sistem-Voest Alpine’den
dolayı spesifik yakıt tüketimi ve spesifik elektrik tüketimi 765 kcal/kg ve 90
kwh/t’dur. Fabrikanın konumundan dolayı yakıt nakliye masrafları
yüksektir…Toplam maliyet 20.1 US$/t KK civarındadır…
Niğde Çimento
…Hammadde maliyetleri açısından oldukça rekabetçi bir durumdalar (1.5
US$/ton). Öte yandan spesifik kalori sarfiyatları 950 kcal/kg ve spesifik elektrik
sarfiyatı ise 110 kwh/ton CC’dir…” 480
İlgili çalışmada bu ifadelerin ardından, Yozgat, Çorum ve Sivas fabrikalarının
maliyetleri arasındaki farklılık nedenleri, hammadde, enerji, bakım,
organizasyon, çevre gibi başlıklar altında açıklanmıştır. “Hammadde” başlığı
altında yapılan değerlendirmelerden, hammadde ocağının fabrikaya olan
uzaklığının ve çıkarılan hammadde kalitesinin, maliyetler üzerinde etkili
olduğu anlaşılmaktadır. “Enerji” başlığı altında ise, klinker ve çimento üretim
süreçlerinde yapılması gereken teknolojik yenilemelerden ve bunların elektrik
ve yakıt tüketimini azaltarak getireceği maliyet avantajlarından
bahsedilmektedir. Bu başlık altında yer alan “…Arçelik firması tarafından inşa 490
edilen, çimento fabrikası için yeterli 10 MW’lık bir dizel elektrik santrali 1995
fiyatlarıyla 12 milyon dolara malolmuştur. Üretim maliyeti 3.5 cents/kwsaat’dir.
TEK fiyatı olan 7.5 cent/kwsaat ile mukayese edildiğinde 4 centlik bir kazanç
yılda 4.5 milyon US$/yıl tasarruf anlamına gelir. Yatırımın geri dönüşü 3
yıldır…” ifadesi özellikle dikkat çekicidir.
17. Haziran 1998 tarihli Lafarge Turkey Central Anatolia Strategy Review
Extension çalışmasında, “İktisadi fiyattan yaklaşık 5 $/t daha yüksek olan fiyat
ödülünün korunabilmesi, Bolu, Konya gibi nakliye dahil maliyetleri Ankara’daki
oyunculara çok yakın olan dış oyuncuların davranışlarına bağlıdır” ifadesi yer 500
almaktadır. Bu belge, 1.000.000 ton/yıl’ın üzerinde kapasitesi olan Bolu ve
Konya Çimento’nun, üretim maliyetlerinin düşüklüğü sayesinde, nakliye
maliyetleri eklendiğinde dahi, Ankara’daki üreticilere yakın bir dağıtım
maliyetine sahip olacağını göstermektedir.
I.2.1.2. Savunmalar ve Bu Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
Soruşturma kapsamındaki teşebbüslerin, yukarıda yer verilen tespitlere ilişkin
olarak yaptığı başlıca savunma5, “çimento fabrikalarında üretim maliyetlerini
oluşturan kalemlerin büyük ölçüde aynı olduğu, bu kalemlerde anlamlı 510
değişiklik yapmanın ve iddia edildiği üzere, maliyetlerde %50’ye yakın fark
yaratılmasının mümkün olmadığı” şeklindedir.
5 “Savunma” ifadesi, haklarında soruşturma yapılan teşebbüslerin, birinci ve ikinci yazılı savunmaları, ek
görüşe cevapları ile sözlü savunma toplantısında ileri sürdükleri hususları kapsamaktadır.
05-81/1118-320
12
Üretim girdileri aynı olmasına rağmen değişik üretim teknolojileri sayesinde
maliyetlerin nasıl ve ne kadar farklılaştığı, soruşturma kapsamındaki
teşebbüslerde yapılan yerinde incelemelerde bulunan belgelerle tespit
edilmiştir.
Diğer bir savunma ise, “teşebbüslerin farklı teknikler kullanarak maliyetlerini
hesapladığı; dolayısıyla bu verilerin kıyaslanmasının doğru olmayacağıdır.” 520
Kurul’umuz, teşebbüslerin maliyet belirleme tekniklerinin farklı olabileceğini
kabul ettiğinden, soruşturma kapsamındaki teşebbüslerin gönderdiği maliyet
verilerine tek başına itibar etmeyip, yukarıdaki gibi ayrıntılı analizleri dikkate
almıştır.
Sonuç olarak, yukarıdaki belgeler çerçevesinde, savunmalardaki iddialar ve
yaygın kanının aksine, çimento üreticilerinin maliyetleri arasında, hammadde
kaynaklarına yakınlık, teknolojiye yatırım, doğru personel politikası gibi
etkenler sayesinde büyük farklılıklar oluştuğu söylenebilir. Bu durum, 530
istenildiği takdirde aynı ilde hatta yakın bölgelerde yer alan çimento
üreticilerinin sahip olduğu üretim maliyeti avantajını kullanarak rekabet
edebileceğini göstermektedir.
I.2.2. ÇİMENTO SEKTÖRÜNDE NAKLİYE MALİYETLERİ
I.2.2.1. Tespitler
Üretim maliyetlerinin önemli ölçüde farklılaşabildiği ve bu sayede, aynı il veya
yakın bölgelerdeki çimento fabrikalarının istedikleri takdirde rekabet 540
edebilecekleri yukarıda ortaya koyulmuştur. Bu aşamada, görece uzak
bölgelerde yer alan çimento fabrikalarının birbirleri ile rekabet edip
edemeyeceğine ilişkin analizler yapılacaktır. Bunun için, çimento, gübre gibi
taşıma maliyetinin üretim maliyetine oranının yüksek olduğu sektörlerde
nakliye maliyetlerini incelemek gereklidir. Bu çerçevede, öncelikle nakliye
maliyetlerinin nasıl hesaplanacağı ve bu maliyetleri nelerin etkileyeceği
konuları incelenecektir.
Çimento sektöründe, çift yönlü nakliyenin söz konusu olduğu durumlarda
“motorin zam miktarı x 0,0386 x kilometre” şeklinde bir formül kullanıldığı; tek 550
yönlü nakliyede ise, yukarıdaki formül neticesinde oluşan verinin 2 (iki) ile
çarpıldığı tespit edilmiştir. Teşebbüs yetkilileri “bu formülün tecrübeler
neticesinde oluştuğunu” belirtmiştir.
Nakliye maliyetlerine ilişkin olarak değinilmesi gereken diğer bir husus,
Komisyonun çimento kararında da belirtildiği üzere, nakliye mesafesi
uzadıkça, nakliye maliyetlerinin azalan oranlı olarak artmasıdır. Benzer
05-81/1118-320
13
şekilde, fabrika merkezlerine yapılan nakliyelerde de, yükleme-boşaltma
giderlerinden dolayı, belli bir mesafeye kadar olan nakliye maliyetine yakın bir
miktar oluşmaktadır. 560
Nakliye maliyetlerini, yukarıdaki reel etkiler yanında, bazı savunmalarda da
belirtildiği üzere, nakliyenin kim tarafından, hangi saikle yapıldığı da
etkilemektedir. Ancak tekrara yol açmamak bakımından buna ilişkin
değerlendirmeler, dikey kısıtlamalara ilişkin bölümde yapılacaktır.
Yukarıdaki formül dikkate alınarak hesaplanan nakliye maliyetleri, Türk
çimento endüstrisinde yaygın bir davranış olan rakip fabrika merkezlerine
satış yapılmaması uygulamasını, o bölgedeki fabrikanın üretim maliyetlerine
yakın düzeyde bir fiyatla satış yapması halinde haklı kılmaktadır. Ancak Kurul 570
tarafından yapılan analizler şunu göstermiştir; çimento fabrikalarının
bulundukları merkezde üretim maliyetlerinin çok üzerinde bir fiyatla satış
yapmaları, rakiplerin yüksek nakliye maliyetine rağmen karlı biçimde ilgili
merkeze gelebilmesine imkan vermektedir. Bu noktada, Set Group’ta bulunan
ve temel varsayımları, Kurul’un analizlerinde de kabul edilen ve yukarıda
metnine yer verilen belgeye değinilmelidir:
1. Set Group’tan alınan, üretim ve nakliye maliyetleri ile birlikte mikro
marketler ölçeğinde Set Afyon ve rakiplerinin değerlendirildiği çalışmadan
çıkarılabilecek sonuç, Set Afyon’un üretim maliyetleri bakımından Konya, 580
Denizli ve Göltaş’a göre en dezavantajlı konumda olmasına rağmen, nakliye
maliyetleri dahil edildiğinde Afyon pazarında en avantajlı konuma geçtiğidir.
Ancak, tabloya göre pazarda oluşması gereken ekonomik fiyat (….) ABD
Doları iken, yine Set Afyon verilerine göre Afyon il sınırları içindeki 1999 yılı
ortalama PKÇ 32,5/A torbalı fiyatı 34,53 $ olmuştur. Dökme çimento
fiyatlarının daha da yüksek olduğu ve ilgili bölgenin, Set Afyon’un görece
rekabet içerisinde olduğu, dolayısıyla daha düşük fiyatla satışların yapıldığı
Afyon Merkez dışındaki pazarları kapsadığı düşünüldüğünde, bu ortalama
satış fiyatı daha da yükselecektir. Bütün bu hususlar göz önünde
bulundurularak Afyon’a, Konya ve Denizli’nin 30 ABD Doları, Göltaş’ın ise 27 590
ABD Doları nakliye dahil maliyetlerine rağmen girmemesi, rakip fabrika
merkezine satış yapılmamasının nakliye maliyeti ile ilişkili olmadığının
göstergesidir. Benzer tablolar, fabrika bulunan diğer merkezler için de
yapılmıştır. Bu bölgelerde de, iktisadi fiyatın üzerinde fiyatlar olmasına
rağmen, nakliye dahil maliyetleri daha düşük olan diğer fabrikalar, rakiplerinin
bölgelerine girmemektedir.
Kurul’umuzca yapılan hesaplamada da rakip fabrika merkezlerine satış
yapılmamasının en yaygın olduğu İç Anadolu Bölgesi’ndeki fabrikaların üretim
maliyetlerine, yukarıdaki formülle hesaplanan nakliye maliyetleri eklenmiştir. 600
1998-1999’daki her ayın ortalama üretim ve nakliye maliyet verileri ile elde
edilen sonuç, rakip fabrika merkezlerindeki aylık ortalama fiyatlara, tıpkı Set
Group’un çalışmasındaki gibi 2 USD eklenerek, elde edilen fiyatla
karşılaştırılmıştır. Bulunan sonuçlar, nakliye maliyeti “tek yönlü” varsayımı
05-81/1118-320
14
altında hesaplansa dahi, rakip fabrikaların bulundukları merkezlere her zaman
için karlı satışlarla girme olanağını göstermektedir. Bu sonuçlara “Bölgeler”e
ilişkin bölümde ayrıntılı olarak yer verilecektir.
Nitekim aşağıdaki belgeler de, mevcut fiyat yapısında, istenildiği takdirde rakip
fabrika merkezlerine girilebileceğinin göstergesidir: 610
2. Set Afyon’un rakiplerine ve pazarına ilişkin, 30.6.2000 tarihli çalışmada,
Göltaş Fabrikası’na ilişkin olarak, “Tehditler” başlığı altında, “Afyon’dan
Antalya bölgesine Tuğla gitmesi nedeniyle, bölgemize çimento gelmesi
bakımından uygun nakliye bulunması”; Konya Fabrikası’na ilişkin olarak ise
yine “Tehditler” başlığı altında, “Afyon’dan Konya bölgesine Tuğla gitmesi
nedeniyle bölgemize uygun fiyatla çimento nakliyesi olması” ifadeleri yer
almaktadır. Bu ifadeler, Set Afyon’un isimleri geçen rakiplerinin istedikleri
takdirde Afyon’a girebileceğini ortaya koymaktadır.
620
3. 7.10.1997 tarihli Esçim III. Stratejik Planlama Komitesi Toplantı
Raporu’nda yer alan Genel Müdür Sadık AKALAN’ın, “Eskişehir ve Bilecik’e
başka çimento fabrikaları girmiyor, girerse savaşa gireriz. Ton başına 13 $
kaybederiz. Diğerlerinin pazarına girmeye çalışırsak onları tedirgin ederiz”
şeklindeki sözleri, istenildiği takdirde Esçim’in diğer fabrika merkezlerine, diğer
teşebbüslerin de Eskişehir’e girebileceğini göstermektedir.
4. ÇMİS Türk Rekabet Hukuku ve Rekabet Kurumu Uygulamaları
Semineri’nde, Batıçim Yönetim Kurulu üyesi Şinasi ERTAN’ın, “... 1989 veya
90 senesinde İstanbul’da yüzer bir terminal vardı. Oraya 10 bin ton mu ne 630
İzmir’den ihtiyacı var. Bölge fabrikalarından temin edemiyor. Herhalde talep
fazlası var o sıralarda bir dökme gemisi gönderdik. Hiç unutmuyorum, dünya
başımıza yıkıldı. Ne oldu biliyor musunuz? 4 fabrika gayet güzel bir
organizasyon içerisinde yemin ediyorum ki size yaptığım hesaplamalara göre
o günkü maliyetine fiyatlarla İzmir’e günlerce çimento sattım” şeklindeki sözleri
(s.176), istenildiğinde İzmir-İstanbul arasında bile çimento satışının
yapılabileceğini göstermektedir.
5. Haziran 1998 Tarihli Lafarge Turkey Central Anatolia Strategy Review
Extension çalışması: 640
1) “Strategic Options New Assumptions” başlıklı sayfada, “YLOAÇ fiyat savaşı
tehdidine bağlı olarak Ankara pazarında yapay bir pazar payını
sürdürebilmektedir” ifadesi yer almaktadır.
2) “Price Sensitivity in Ankara” başlıklı sayfada, “Ankara’daki 5 $/t’luk fiyat
ödülünün nedeni fiyat savaşı tehdidir. YLOAÇ’a rakiplerini fiyat savaşı ile
tehdit etmesine bağlı olarak Ankara’da pazar payı bırakılmıştır.” ifadesi yer
almaktadır.
650
05-81/1118-320
15
3) “Ankara Market Competitive Pressure from Outside Players” başlıklı
sayfada, “Fakat, bugün, Konya ve Bolu gibi aktörler pazara girebilir ve
YLOAÇ’a bırakılan %23 pay üzerinde hak iddia edebilir” ifadesi yer
almaktadır.
4) “Additional Strategic Options Incremental NPV – Price in Ankara: 35$/t”
başlıklı sayfada, “Ankara’da %23 pazar payı ile 35 $/t fiyatı koruyabilen
seçenekler YLOAÇ’ın Konya ve Bolu’yu pazarın dışında tutabilme
kapasitesine bağlıdır” ifadesi yer almaktadır.
660
5) “Conclusion” başlıklı sayfada, “İktisadi fiyattan yaklaşık 5 $/t daha yüksek
olan fiyat ödülünün korunabilmesi, Bolu, Konya gibi nakliye dahil maliyetleri
Ankara’daki oyunculara çok yakın olan dış oyuncuların davranışlarına bağlıdır.
Bu dış oyuncuların varlığında, %23 pazar payını ve 5 $/tonluk fiyat ödülünü
koruyabilmek zordur” ifadesi yer almaktadır.
Pazarda fiyat savaşı tehdidine bağlı olarak rekabetçi fiyatların oluşmaması,
düşük üretim maliyetine sahip teşebbüslerin nakliye maliyetine rağmen
uzaktaki rakibin pazarına girebilmesine imkan vermektedir.
670
I.2.2.2. Savunmalar ve Bu Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
Soruşturma kapsamındaki teşebbüslerin, yukarıda yer verilen tespitlere ilişkin
olarak yaptığı başlıca savunma, “motorin zam miktarı x 0,0386 x kilometre
formülünün, belli bir nakliye maliyetinin üzerine eklenecek motorin fiyat artışını
hesaplamak için kullanılabileceği; kaldı ki, nakliye maliyetinin, araç büyüklüğü,
mevsim, nakliye yapılacak yer gibi faktörler gözetilmeden, yalnızca bu nitelikte
bir formülle belirlenmesinin mümkün olmadığı” şeklindedir.
Kurul’umuzca nakliye maliyetinin yalnızca ilgili formülle hesaplanamayacağı, 680
başka etkenlerin de göz önünde bulundurulması gereği zaten kabul edilmiş;
hatta çimento sektöründeki dikey kısıtlamalara ilişkin görüşler bu doğrultuda
oluşturulmuştur. Yukarıdaki formülün kullanılmasının sebebi ise, yapılan
analizlere belli bir ölçüde ışık tutulabilmesinin sağlanmasıdır.
Yukarıdaki analiz ve belgeler çerçevesinde sonuç olarak şunlar söylenebilir.
Çimento endüstrisinde nakliye maliyetinin, üretim maliyetine oranı yüksektir.
Bu durum, eğer nakliyenin yapıldığı bölgedeki fiyatlar, üretim-değişken maliyet
seviyesine yakın oluşmuşsa rakiplerin girmesine engel teşkil etmektedir.
Ancak şu da bir gerçektir; fabrikalar kuruldukları merkezde, rakiplerinin 690
anlaşma ya da tek taraflı politikalara bağlı olarak girmemesi neticesinde
önemli bir pazar gücüne sahip olmakta ve maliyetlerinin çok üzerinde fiyatlar
uygulamaktadır. Bu fiyat yapısı, çevre teşebbüslerin pazara girebilmesine
imkan vermekte; ancak anlaşma ya da misillemeye uğrama korkusuna
dayanan tek taraflı şirket politikaları yüzünden rakip fabrikaların kurulduğu
pazara girmemek şeklindeki davranış devam etmektedir. Böylece “yumurta-
tavuk” ilişkisi şeklinde özetlenebilecek bir yapı oluşmaktadır. Hemen belirtmek
05-81/1118-320
16
gerekir ki “tek taraflı şirket politikaları” ifadesi bir bilinçliliği ifade etmektedir.
Çimento sektöründeki teşebbüsler bilinçli olarak rakip bölgelere girmemektedir
ancak bu bilinçli davranış tek yönlü olduğu sürece bir ihlal teşkil etmez. 700
I.2.3. Sektöre Genel Bir Bakış
I.2.3.1. Tespitler
Üretim ve nakliye maliyetlerine ilişkin açıklamalardan sonra sektöre genel bir
bakışta bulunmak yerinde olacaktır.
Çimento sektörü kar marjının yüksek olduğu bir sektördür. Aşağıdaki iki belge
ve maliyet-fiyat analizleri bunu destekleyici niteliktedir: 710
1. Özgür Çimento’dan alınan bir yazıda, “…Çimento piyasasında ise
durum çok farklı. Radikal dalgalanmalar olmuyor, çimento piyasası hazır
beton piyasası gibi değil. Yatırımı çok ağır olduğu için piyasaya yeni üreticiler
giremiyor. Bizim bölgemizdeki üreticiler yüksek karla çalışmaya alışmış ve
şartlanmışlar. Zaman zaman fiyat rekabete girip fiyat kırımı oluyor. Ancak
bunlar çok kısa vadeli oluyor, hemen oturup tekrar anlaşıyorlar, yüksek karla
çalışmak onları rehavete itmiş. Dolayısıyla çimentodaki karlılığımızın hiçbir
zaman %25’in altına düşmeyeceğini hesaplıyoruz” denilmektedir.
720
2. Esçim 1998–2002 Dönemi Gelişme Planı ve 1998 Yılı Programı’nda,
“Türkiye genelinde azalmakta olan pazar payımızın arttırılması, ancak
Eskişehir dışında bir fabrika almak veya kurmakla mümkün olabilecektir.
Bugünkü ekonomik dengelerle Çimento fabrikalarının akıllı bir yöntemle %35
kar marjı ile çalışabileceği ve kendini yaklaşık 4 yılda geri ödeyebileceği
düşünülürse karlı bir yatırım olarak görülmektedir” ifadesi yer almaktadır.
Türkiye gelişmekte olan bir ülkedir. Bu nedenle gelişmiş ülkeler gibi
yatırımların durduğu olgun bir pazar değildir. Alınması zor olan ÇED raporu
dışında pazara girişe hukuki bir engel bulunmamaktadır. Bu etkenler karlılıkla 730
birleşince, çimento sektörüne gerek yerli sermayenin gerekse de Lafarge,
Italcementi, Heidelberger, Vicat ve Cementir gibi yabancı sermayenin
yatırımları devam etmektedir. Ancak bu noktada bir hususu belirtmek gerekir.
Yatırımlar, sektöre yeni oyuncuların girişi ya da yaklaşık 100.000.000 ABD
Doları maliyetindeki klinker ve çimento üretimini bir arada gerçekleştirebilen
entegre tesisler kurmak yerine; mevcut kapasitelere, prekalsinasyon yatırımı
gibi teknik müdahaleler, yeni fırın kurulması ya da daha küçük çaplı
revizyonlarla ilave yaratmak şeklindedir. Ayrıca görece düşük bir maliyetle
çimento öğütme tesisleri kurulmaktadır. Bu yatırımlar neticesinde, sektörde,
bugün için aşırı kapasite meydana gelmiştir. Çimento üretiminde dünyanın 740
önde gelen ülkelerinden biri olan Türkiye’deki bu durum, gerek yurt içindeki
gerekse de yurt dışındaki piyasaları etkileyebilecek niteliktedir. Aşağıdaki
05-81/1118-320
17
belge, halen ülkemizde ne kadar klinker fazlası olduğunu ve konunun Türkiye
sınırlarının ötesinde, uluslararası bir öneme sahip olduğunu ortaya
koymaktadır:
3. Türkiye’de faaliyet gösteren yabancı sermayeli bir şirketten alınan
strateji çalışmasında, “…Türk çimento pazarında aktif bir oyuncu olmamak
Grup için aşağıda sunulacak potansiyel tehlikeyi getirecektir: Türkiye’nin,
ihracat da dahil edildiğinde 9 milyon ton fazla klinker kapasitesi mevcuttur. 750
…’nın yokluğunun avantajını değerlendirecek yerel üreticiler, çimento
fiyatlarının her zaman çekici olduğu Avrupa çimento pazarına ihracatlarını
artırma tehdidi oluşturacaktır. Bu tehdit, Türkiye AB’nin tam üyesi olduğunda
çok daha önemli olacaktır…” ifadesi bulunmaktadır.
Ancak bu noktada belirtmek gerekir ki, her coğrafi bölge ya da bunların altında
yer alan mikro pazarlar için kapasite fazlası söz konusu değildir. Nitekim bazı
bölgelerde, gerek klinker gerekse de çimento öğütme kapasitesinin yetersiz
olduğunu gösteren belgeler aşağıdadır:
760
4. Set Ankara Satış ve Pazarlama 3 Yıllık Plan Güçlü ve Zayıf Noktalar
Analizi’nde, “Pazar ve Çevre” başlığı altında, zayıf yön olarak “Çimento
öğütme kapasitesinin yetersiz olduğu” ifade edilmektedir.
5. Set Afyon Pazarlama ve Satış 3 Yıllık Plan Sunumu-Kuvvetli ve Zayıf
Yönler Analizi’nde, “Ürün” başlığı altında, zayıf yönler olarak belirtilen
hususlardan biri; “Talebin yüksek olduğu dönemde, öğütme kapasitesinin
yetersiz olması”dır.
Türk çimento pazarındaki kapasite fazlası ve bölgesel bazda oluşan 770
dengesizlikler, Ege Bölgesine ilişkin çimento soruşturmasında bulunan ve
Kurul kararına konu olan anlaşmaların yapılmasına yol açmaktadır.
Soruşturma kapsamındaki teşebbüslerin bir kısmının savunmalarında varlığını
kabul ettiği Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği (TÇMB) öncülüğünde yapılan
bu anlaşmaların amacı, pazarda oluşan kapasite fazlasının ve
dengesizliklerinin giderilebilmesi için teşebbüslerin ihracat, bölge içi ve dışı
satış miktarlarının belirlenmesidir. Bu sayede teşebbüslerin çıkarları ortak bir
noktada birleştirilmekte ve nihai tahlilde, fiyatın, yapay bir şekilde oluşmasına
neden olunmaktadır. Sektörün genel yapısını belirleyen bu anlaşmalar, mikro
marketlerde oluşacak fiyat ve benzeri parametrelerin tayinini ise daha alt 780
ölçekli anlaşmalara bırakmaktadır:
6. Set Group teşebbüslerinin savunmalarında TÇMB öncülüğünde
gerçekleştirilen anlaşmaların varlığı, “‘Rekabeti Sınırlayan Anlaşmalar’ olarak
nitelendirilen 4. madde kapsamına giren değerlendirmelerin büyük bölümü,
Rekabet Kurumunun kuruluş tarihi olan 5 Kasım 1997 tarihinden öncesine ait
bazı üretim, satış, kapasite kullanımı, bölge ihtiyacı planlaması ve ihracat
tahminleri olup; esas itibariyle Türkiye Çimento Müstahsiller Birliği
05-81/1118-320
18
(T.Ç.M.B.)'nin Milli Koruma Kanununa dayalı olarak çıkarılan 1164 ve 1180
sayılı Bakanlar Kurulu kararnamelerine istinaden, çimento fonunun 790
yönetilmesi ve ilgili istatistiklerin toplanarak, yetkili mercilerin yanı sıra, tüm
birlik üyesi çimento kuruluşlarına dağıtılması kapsamında yürüttüğü bir dizi
çalışmaların sonunda elde edilmiş, üretilmiş bilgilerdir. Bu bilgilerin, T.Ç.M.B.
dışında sağlıklı takibini yapabilecek başkaca bir kuruluş olmaması nedeniyle,
teşebbüsler arasında bilgi alışverişine gidilmesine gerek dahi duyulmaksızın,
herkesin aynı anda sahip olduğu ve sektörün mevcut durumu ve geleceği
hakkında doğru analiz yapılmakta kullanılan resmi ve aleni bilgiler olduğu
malumunuzdur…” sözleriyle kabul edilmiştir.
7. 4.7.1994 Tarihli Oyak Çimento İştirakleri Koordinasyon Toplantısı 800
Tutanağı’nda varılan sonuçlar, “...Sektörde karşı karşıya kalınan durum
nedeniyle, üretim planlaması konusu gündeme gelmiştir. Sektörde önemli bir
konuma sahip olan OYAK Grubu Çimento fabrikalarının üretim planlaması
konusunda politika oluşturmaları önem arz etmektedir. 1994 yılında 1993
yılına göre çimento üretiminde %8 civarında bir azalma beklendiğinden
gündeme gelen üretim planlamasında dikkate alınacak üç hareket noktası
bulunmakta olup bunlar fabrikaların kapasiteleri, Şirketlerce Çimento Müst.
Birliği’ne önceden bildirilen 1994 yılı program çimento iç satışları ve Şirketlerin
1993 yılı fiili çimento iç satışlarıdır…Üretim ve satış planlaması kontrolünün
Çimento Müstahsilleri Birliği’nce yapılabileceği, her fabrikanın kendilerine 810
verilen kontenjan çerçevesinde yaptığı satışı Birliğe bildirmesi, kontenjanına
göre ilgili ayda aşağı veya fazla sattıysa fiyatını aşağı yukarı çekerek bir
sonraki ay telafi yoluna gidilmesinin mümkün olabileceği, kontrol için gerekirse
her ay toplantı tertiplenebileceği, fazla üretimin ise ihracata yöneltilmesi
gerektiği belirtilmiştir” şeklinde ifade edilmiştir.
8. BÇS’den alınan “Stratejiler-Varsayımlar” başlıklı belgede, “Dış Satım
Olanakları: Fabrikamızın ihraç limanlarına uzak olması, tonaj tahdidi ve liman
masraflarının yüksek olmasının yanısıra, T. Çimento Müstahsilleri Birliği’nin
sektördeki planlayıcı ve onarıcı çalışmalarının, Rekabet Kanunu nedeniyle 820
azalması olağan koşullarda ihracat yapmamızı imkansız kılmaktadır...” ifadesi
yer almaktadır.
9. Esçim 7.10.1997 Tarihli III. Stratejik Planlama Komitesi Toplantı
Raporu:
“Sadık AKALAN (Genel Müdür): Klinker alımı sorun yaratıyor. Marmara
bölgesi satıcıları “diğer bölgelerin klinkerini çimentoya dönüştürerek bizim
pazarımıza sokuyorsunuz” diyerek bize tepki gösteriyorlar. Yönetim kurulu da
klinker satın alınmasına tepki gösterecektir…Klinker satın almak için aceleci 830
olmayalım. En ucuz zamanda satın alalım. Doğu Anadolu’dan satın alınan
klinker Esçim tarafından öğütülüp, Marmara’ya satılıyor. Bölgesel kaymalar
oluşuyor. Bu da Marmara bölgesi üreticileri tarafından ciddi eleştiri konusu
yapılıyor, savaşın içine düşebiliriz. İyi bir hesaplama ile klinkeri az satın
almalıyız.
05-81/1118-320
19
Nafi MAKAROÇ (Satış Müdürü): Eğer klinker satın almazsak; Ankara bizim
alanımıza girecektir.
Fikret ULUAKAY (Teknik Genel Müdür Yardımcısı): Biz kapasitemizin ne
kadarını afişe edeceğiz?
Sadık AKALAN (Genel Müdür): 300.000 ton/yıl diyebiliriz. Duruş süresi 840
boyunca kaybettiğimiz klinkeri alacağımızı söyleyebiliriz.
Fikret ULUAKAY (Teknik Genel Müdür Yardımcısı): Finansman sıkıntısı var.
Şimdiden tarih bildiremeyiz.
Sadık AKALAN (Genel Müdür): 1997 yılında klinker satın almak için acele
ettik, piyasa karıştı, telaş oldu, Set en fazla 40.000 ton klinker teklif etti, daha
sonra 60.000 ton verebildi. Bizde hemen satın aldık fakat yıl içindeki
satışlarımız beklediğimizin altında gerçekleştiği için stok klinker fazla. Bu
fazlalığı yedirtmek amacıyla ucuza satış yaparsak bu savaş bize para
kaybettirir. 700.000 tonluk bu pazarı kaybetmemeliyiz.”
850
Anlaşma yapmak kadar bu anlaşmayı sürdürmek de önemlidir. Sektörde,
yapılan anlaşmaların devamını sağlamak için, AB Komisyonu’nun çimento
sektörüne ilişkin bir kararında “carrot&stick (havuç ve sopa)” şeklinde
tanımlanan ödüllendirme ve yaptırım politikaları uygulanmaktadır.
Ödüllendirmeye bir örnek, anlaşmada belirlenen kontenjanın altında satış
yapan teşebbüsün satışlarını artırabilmek için rakiplerinin fiyatlarını
artırmasıdır:
10. 4.7.1994 Tarihli Oyak Çimento İştirakleri Koordinasyon Toplantısı
Tutanağı’ndaki, “Üretim ve satış planlaması kontrolünün Çimento Müstahsilleri 860
Birliği’nce yapılabileceği, her fabrikanın kendilerine verilen kontenjan
çerçevesinde yaptığı satışı Birliğe bildirmesi, kontenjanına göre ilgili ayda
aşağı veya fazla sattıysa fiyatını aşağı yukarı çekerek bir sonraki ay telafi
yoluna gidilmesinin mümkün olabileceği, kontrol için gerekirse her ay toplantı
tertiplenebileceği, fazla üretimin ise ihracata yöneltilmesi gerektiği belirtilmiştir”
ifadesi, bu düşüncemizi desteklemektedir.
Yaptırıma örnek ise, topluca ya da bireysel olarak, anlaşmaya uymayan
teşebbüsün faaliyet alanına misilleme satışları yapmaktır:
870
11. Set Ankara Satış ve Pazarlama 3 Yıllık Plan Güçlü ve Zayıf Noktalar
Analizi’nde, “Ürün” başlığı altında kuvvetli yön olarak gösterilen “klinker
kapasitemizin yüksekliği nedeniyle rakiplerin bizden çekinmeleri” ifadesi,
pazarda anlaşmanın bozulması halinde sahip olunan yaptırım gücünü
göstermesi bakımından kayda değerdir.
12. Haziran 1998 Tarihli Lafarge Turkey Central Anatolia Strategy Review
Extension çalışmasındaki ifadeler, fiyat savaşı tehdidi ile YLOAÇ’ın Ankara’da
sahip olduğu yapay pazar payını ortaya koymaktadır.
05-81/1118-320
20
880
13. ÇMİS Türk Rekabet Hukuku ve Rekabet Kurumu Uygulamaları
Semineri’ndeki Batıçim Yönetim Kurulu üyesi Şinasi ERTAN’ın sözleri,
anlaşmaya uymayan teşebbüslere yönelik toplu misillemeyi ortaya
koymaktadır.
Ancak ödüllendirme ve yaptırım politikalarının varlığına rağmen oligopolist
piyasalarda anlaşmalar yapıldığı sıklıkta da bozulmaktadır:
14. 9-11.10.1997 tarihinde Colossae Hotel Thermal’de yapılan TÇMB
Arama Konferansı tutanaklarında yer alan, “Güvensizlik şuradan çıkabiliyor; 890
zor dönemlerde (kış ayları) verilen sözler tutulamayabiliyor. “Sen benim
pazarıma girmeyeceğini söyledin ama girdin” gibi sözler...” ifadesi, sektörde
talebin azaldığı dönemlerde aldatmaların (cheating) yaygınlaştığını ortaya
koymaktadır.
15. BÇS Ticaret Müdürü tarafından 27.11.1996’da “Genel Müdürlük
Makamına” gönderilen, “Ankara bölgesinde pazarı paylaştığımız çimento
fabrikaları 15.11.1996 tarihinden geçerli olmak üzere uygulamaya alınan fiyat
ve ödeme koşullarına uymamakta, buna bağlı olarak da bölge bayilerimiz
Ankara bölgesinde çimento satamamaktadırlar. Bu sebeple 02.12.1996 900
pazartesi gününden geçerli olmak üzere: Ankara Öğütme ve Paketleme
tesisimiz bandı teslimi 4.000.000 TL/TON+KDV fatura tarihi + 30 gün vadeli
fiyat uygulanabilmesini…emir ve müsaadelerinize arz ederim” şeklindeki yazı,
oligopolistik piyasalarda sıklıkla görülen, belirlenen fiyata tarafların
uymamasına ve dolayısıyla fiyat savaşlarının yeniden başlamasına, Kurul’un
henüz oluşmadığı bir dönemden örnektir. Bu duruma 1998-1999 yıllarında da
rastlanmaktadır.
Eldeki bilgiler çerçevesinde, TÇMB öncülüğünde yapılan yukarıdaki türden
anlaşmaların sonuncusu 1998 yılına ilişkindir. Ancak bu tür anlaşmalarla 910
kurulmak istenen yapı, oligopolist pazarın genel dengeleri içinde olduğu
belirtilerek, halen devam etmektedir:
16. Ado Çimento Satış Müdürü’nün, “Çimento sektöründeki ticari teamüller
gereği her çimento fabrikasının, müteahhit, hazır beton gibi önemli miktarda
çimento satın alan müşteriler bellidir. Çimento fabrikası ile bu müşteriler
birlikte çalışmaya alışmışlardır. Bu nedenle başka bir fabrikanın müşterisi olan
bir müteahhit ya da şirket mal talebinde bulunduğu zaman mal satılması için
fazla istekli davranılmamakta ve daha yüksek bir fiyat ya da kısa vade gibi
daha dezavantajlı bir koşul sunulmaktadır. Bu konuda çimento fabrikaları 920
arasında herhangi bir anlaşma bulunmamasına rağmen herkes müşterisini
bilir ve buna razı olur. Aksi takdirde bir çimento fabrikasının diğer bir
fabrikanın müşterisine mal satmak suretiyle müşterisini elinden alması
durumunda, o fabrika da kendi müşterisini almaya çalışır. Bu şekilde sektörde
bir karışıklık meydana gelir. Bu nedenle genel olarak kimse kimsenin
müşterisine karışmaz. Bu durum çimento fabrikasının müşteriden alacağının
05-81/1118-320
21
tahsilini de kolaylaştırmaktadır. Çünkü diğer çimento fabrikaları o müşteriye
mal vermediğinden ve müşteri fabrikasına bağlı kaldığından fabrikaya
borçlarını ödemek ve fabrikayla olan ilişkilerini iyi tutmak zorunda kalmaktadır”
şeklindeki ifadeleri tutanağa geçmiştir. 930
17. Set Group’tan alınan 28.5.1999 tarihli Türkiye Sunumu’nun “Ankara”
başlıklı sayfasında, “Pazardaki oyuncular arasındaki iyi klinker anlaşmaları, iç
pazardaki sürdürülebilir stabiliteye katkı sağlayacak” ifadesi yer almaktadır. Bir
başka yerde ise, “Klinker kapasitesindeki ciddi fazlalığa rağmen, oyuncuların
süregelen ihracatları ve klinker anlaşmaları, Nuh ve Çanakkale’nin ihracat
konusunda uzlaşmaları halinde, kavga riskini azaltacak” denilmektedir.
Nitekim Ankara ve İstanbul’a ilişkin bu değerlendirmelerin satış miktarı ve fiyat
üzerindeki etkileri, aynı belgenin “Turkish Cement Market–Situation&Outlook”
başlıklı sayfasında, “Genellikle düşük yakıt ve nakliye maliyetlerine bağlı 940
düşük üretim maliyetleri, bazı sorunlu bölgelerde, satışları artırma amacına
yönelik rekabetçi saldırganlığı ateşlemektedir. Bunun sonucunda, rekabetçi
tehditlere bağlı olarak, fiyatlar bir bölgeden diğerine çok büyük değişkenlik
göstermektedir. Aşırı derecede düşük fiyatlardan kötü etkilenen Ege, Akdeniz
ve Güney Anadolu bölgelerinin aksine, Ankara ve İstanbul bölgeleri, dışarıdan
gelen sürekli tehditlere rağmen, genellikle, satış miktarı ve fiyatlarını
koruyabilmektedir” şeklinde belirtilmektedir.
Bu noktada sektördeki fiyatların yıllar itibarıyla genel seyrine bakmak yerinde
olacaktır. Kurul’umuz analizlerini, esas olarak 1998-1999 yılları verileri 950
çerçevesinde yapmıştır. Bundan önceki döneme ilişkin olarak ise soruşturma
kapsamındaki bazı teşebbüslerin savunmasını yapmış bir firma tarafından
yapılan değerlendirmelerden alıntılar aşağıdadır:
18. ESC Consulting Ltd. tarafından hazırlanan, “Türkiye Çimento
Piyasalarında Rekabet Hukuku Kapsamında Temel Göstergeler ve
Teşebbüslerin Uygulamaları Üzerine Sektör Analizi”:
“...Çimento üreticisi grupların ve fabrikaların bölgesel satışlarını ve pazar
paylarını incelemek çimento üreticilerinin bölgesel yoğunlaşmalarını 960
belirlemek için gereklidir. Bu gruplar Türkiye’de bölgesel olarak bazı
pazarlarda hakim konumdadırlar...
AKDENİZ BÖLGESİ
...Bölgeye Konya, Afyon ve Denizli fabrikaları da ürün sevkıyatı yapmaktadır.
Böylelikle çimentoda navlun faktörünün sanıldığı kadar önemli olmadığı
anlaşılmaktadır...
Maliyet Yapısı ve Çimento Fiyatları
...Çimento fiyatlarının 1996 12 aylık ve 1997 6 aylık değişimleri
incelendiğinde,
Dökme çimento fiyatların 1996 yılında %124 ve 1997 ilk 6 ayında %64 970
oranında artmış olduğu tespit edilmektedir.
1996 yılında ham petrol fiyatları %120, elektrik dağıtım fiyatları ise %88
oranında artmıştır. Bu iki maliyet girdisinin maliyetteki payları da
05-81/1118-320
22
incelendiğinde çimento fiyatlarının maliyetin üzerinde bir artış içerisinde
olduğunu tespit edilmektedir.
Dolar bazında ise 1996 yılında
dökme çimento fiyatları %23.53 artmıştır.Bu artış yine dolar bazında
1997 yılının ilk 6 ayında %17.73 olarak belirlenmiştir.
1997’nin ilk altı ayında TL olarak dökme çimento fiyatları %55.3 oranında
artmıştır. Buna karşılık toptan eşya fiyatları endeksinde artış %30.5 olarak 980
gerçekleşmiştir...
Örnek olarak sadece Mayıs ayı çimento fiyatları incelendiğinde, bir ton dökme
çimentonun fiyatı 1996 Mayıs’ında 36 USD iken bu rakam 1997 Mayı’ında 47
USD olmak üzere bir artış göstermektedir. Diğer bir deyişle, söz konusu
dönemde çimento fiyatları dolar bazında %49.65 artmıştır. Ekonomik
göstergeler açısından bakıldığında, 1996-1997 arası toptan eşya fiyatlarındaki
artış oranının Mayıs ayı itibariyle %77.7 ve dolar artış oranının aynı dönemde
%75.81 olduğu belirlenmiştir. Bu da, dolar artışının enflasyona yakın
oranlarda arttığını göstermektedir. Aynı dönemde dökme portland çimento
fiyatları ise bir önceki döneme göre %110.8 oranında artış göstermiştir. 990
Çimentodaki bu fiyat artışlarını maliyet girdilerindeki artışa dayandırmak
mümkün gözükmemektedir. Ancak petrol fiyatlarındaki artış çimento nakliye
maliyetlerini kısmen artırmış ve satış hinterlandının daralmasına neden
olmuştur. Bütün bunlara rağmen bölgesel taleplerde bir azalma olmaması
pazar paylaşımı olanağını da beraberinde getirmektedir...
Demir ve çimento fiyatlarının ilk 7 ayda karşılaştırılması da çimento fiyat
artışlarının inşaat sektöründe kullanılan diğer malzemelerin çok üzerinde
artmış olduğunun göstergesidir...Yukarıdaki tabloda da görüldüğü üzere, esas
inşaat gereçleri kategorisine giren çimento fiyatları diğer bazı inşaat
malzemeleri ile karşılaştırıldığında 1996-1997 yılı arasında daha yüksek bir 1000
artış trendi göstermiştir. Çimentoya yönelik talebin, inşaata olan talebe göre
şekillendiği göz önüne alınırsa, çimento fiyatlarında daha yüksek olarak
belirlenen artışın serbest piyasa düzenini belirleyen arz-talep dengesi
kaidesine göre oluşmadığı ortaya çıkmaktadır. Çünkü aynı dönemde çimento
fiyatları %174 oranında artmış, fakat esas inşaat gereçlerinde ortalama
%112.7’lik bir artış olmuştur. Bu dönemde genel inşaat malzemeleri
endeksinde %78.8’lik artış gerçekleşmiştir...
Sektördeki rekabet yapısı
...Türkiye pazarını bütün olarak değerlendirdiğimizde herhangi bir grubun
hakim konumda olduğu söylenemez. Fakat çimento sektöünde pazar 1010
oluşumları bölgesel düzendedir. Piyasaların bölgesel yapıları ve bölgesel
üreticiler değerlendirildiğinde ise, ayrı ayrı her piyasada, bölgesel lider
konumundaki grupların hakim konuma sahip oldukları görülmektedir...Sürekli
artış kaydeden çimento talebine karşın, üretim kapasitesinin aynı oranda
artmadığı, bu durumun ise piyasa fiyatlarının gelişmesine yansıdığı
görülmektedir. Bunun yanısıra 1996 yılında fiyatların Türk Lirası bazında
%123, Amerikan doları bazında ise %24 oranında artması da üretim ve talep
şartlarının bu şekilde gelişmesinin bir sonucunda bölgesel pazarların hakim
durumdaki üreticileri arasında uyumlu eylem halinde paylaşılmasının bir
göstergesidir.” 1020
05-81/1118-320
23
Kurul’umuz fiyatların; ana maliyet kalemleri, enflasyon, ABD Doları veya diğer
inşaat malzemelerindeki artışla kıyaslanması gibi bir yöntemi
benimsememektedir. Çünkü maliyetleri etkileyen unsurlar üretim teknolojisi,
ürün gamındaki değişimler gibi çok komplike etkenlere bağlıdır. Keza çimento
sektörünün tabi olduğu üretim koşulları bilinse bile, diğer inşaat
malzemelerindeki koşullar ortaya konulmadan bu şekilde bir kıyaslama
yapılması doğru değildir. Ancak çalışmada geçen, fiyatların pazar koşulları
dışında oluşması, pazar paylaşımı, navlun maliyetlerinin sanıldığı kadar
önemli olmaması, hakim durumun oluşması gibi ifadeler 1998 öncesine ışık 1030
tutmasının yanında sektöre ilişkin analizleri desteklemektedir.
Çimento sektörünün 1998-1999 dönemine bakarsak 1998 yılının özellikle ilk
yarısının üreticiler açısından parlak geçtiğini söyleyebiliriz. Ancak 1998’in
ikinci yarısında dünya ekonomisinde Asya ve Rusya krizleri patlak vermiştir.
Bu krizler çimento sektöründe kendisini hissettirmeye başlamış, ancak gerek
çimento sektörünün niteliği gereği geç tepki vermesinden gerekse de
uygulanan seçim ekonomisi, gecekondulaşmaya imkan verilmesi gibi
etkenlerden dolayı asıl etkilerini 1999’un ikinci yarısında göstermiştir. 1999
Ağustos ve Kasım aylarındaki deprem felaketlerini takip eden gelişmeler 1040
çimento pazarındaki daralmayı daha da artırmıştır. Son olarak 1999’un
sonundan itibaren başlayan ağır kış koşulları, talebi daha da azaltmıştır. 1998-
1999 dönemindeki gelişmelere ilişkin olarak teşebbüs yetkilileri ile yapılan
görüşmeler aşağıdadır:
19. Raportörler tarafından yöneltilen “1999 yılının ikinci yarısından itibaren
çimento fiyatlarındaki düşüşün sebebi nedir?” sorusuna YLOAÇ yetkilisi,
“Çimento sektöründe sıkıntı aslında 1998 ortalarında başladı ancak uygulanan
seçim ekonomisi, gecekondulara göz yumulması gibi etkenlerle bu durum
fazla hissedilmedi. Sektörün niteliği gereği, ekonomik krizlerin etkileri daha 1050
sonra ortaya çıkmaktadır. 1998 yılındaki Asya ve Rusya Krizlerinin etkileri de,
1999 yılının ikinci yarısında ortaya çıkmıştır. Ayrıca ilgili dönemde yaşadığımız
deprem afeti de sektörümüzü etkilemiştir. Çünkü, çok uzun bir süre ne tür
tedbirler alınması gerektiğine dair tartışmalar yürütülmüş ve bu dönemde
belediyeler inşaat ruhsatı vermemiştir. Keza psikolojik nedenlerden dolayı
konut talebinin azaldığı da söylenebilir. Depremin ekonomik etkileri önceki
krizin etkilerini de perçinlemiştir. Hemen belirtmek gerekir ki deprem yalnızca
deprem bölgesini değil tüm Türkiye’yi etkilemiştir çünkü yukarıdaki gerekçeler
tüm Türkiye için geçerlidir. Son olarak İç Anadolu bölgesinde 1999 yılının
sonundan itibaren başlayan ağır kış koşullarının da talep, dolayısıyla fiyat 1060
üzerinde olumsuz etkileri olmuştur” cevabını vermiştir6.
Yukarıdaki nedenlerle, çimento sektörünün karşı karşıya olduğu talep eğrisinin
1998’de başlayan ama 1999’un ikinci yarısında açıkça ortaya çıkan biçimde
sola kaydığını söyleyebiliriz. Bu durum teşebbüslerin hakim durumda olduğu
bölgelerde dahi hedeflediği fiyatları uygulayamamasına neden olmuş; faaliyet
bölgelerinin kesiştiği bölgelerde ise kendini daha açık belli etmiştir. Ancak belli
6 Benzer cevaplar, Set Ankara, Baştaş ve Set Afyon’da hazırlanan tutanaklarda da yer almaktadır.
05-81/1118-320
24
pazarlarda bu dönemde dahi anlaşmalar yapılmıştır. Fakat anlaşmaların
bozulmasının temel nedeni olarak gösterilen güvensizlik ortamının, bu
daralma döneminde daha fazla ortaya çıktığı da açıktır. 1070
Bu noktada önemli olduğunu düşündüğümüz bir husus daha belirtilmelidir.
Sektörde daralma olmasa bile çimento fiyatlarının düşmesi gerektiği
söylenebilir. Çünkü üretim maliyetleri de, üretim teknolojisindeki gelişmelerden
ve ürün gamındaki değişmelerden dolayı düşmektedir:
20. YLOAÇ’tan alınan PKÇ/B 32,5R ve KÇ 32,5 Tip Çimento Maliyet
Karşılaştırılması çalışmasında, YLOAÇ Hasanoğlan Çimento Fabrikası, 1998
Ocak ayından itibaren, KÇ 32.5 tip çimentodan, PKÇ/B 32,5R tip çimento
üretimine geçtiği için, geçişin enerji ve çimento maliyetine etkisi, Nisan-Ekim 1080
ayları periyodu baz alınarak Şirket yetkilileri tarafından değerlendirilmiştir. İlgili
çalışmada, klinker, alçı, yakıt maliyetlerinin azaldığı; tras, kalker, kömür,
elektrik ve işletme malzemesi maliyetlerinin ise yükseldiği söylenmektedir.
Ancak toplu bir değerlendirme yapıldığında, “1997 ve 1998 yılı Nisan-Ekim
ayları kümülatifte yapılan değişken maliyetlerde gerçekleşen toplam
tasarrufun (….) $/tÇ; birim maliyetler sabit olduğu varsayılarak yapılan
karşılaştırmalarda ise maliyetlerde gerçekleşen toplam tasarrufun (.…) $/tÇ
olduğu” söylenmektedir.
21. ESÇİM 1998–2002 Dönemi Gelişme Planı ve 1998 Yılı Programı’nda, 1090
“…Şirketimizin ana üretimi çimento olmakla birlikte (Eski tarihlerde genellikle
Portland Çimentosu üretilirken) teknolojide, standartlarda, maliyetlerde ve
pazardaki gelişmeler çerçevesinde son yıllarda üretim içinde Katkılı Portland
Çimentosunun ve Traslı Çimentonun payı giderek artmıştır. Bu suretle üretilen
klinker daha fazla çimentoya tahvil edilerek satış potansiyelini arttırmak
mümkün olmuştur. Ayrıca katkı miktarının oran olarak artışı üretim
maliyetlerini de azaltmıştır. Şirketimiz de bu gelişme istikametinde,
önümüzdeki yıllarda klinker kalitesindeki olumlu gelişmeleri, aynı miktar
klinkere daha fazla katkı malzemesi katarak daha fazla çimento üretme ve ton
başına çimento üretim maliyetini düşürmek yönünde çalışmalarını 1100
sürdürecektir…” ifadesi yer almaktadır.
22. ESÇİM 1999–2003 Dönemi Gelişme Planı ve 1999 Yılı Programı’nda,
“…TÇ 32,5 ve KÇ 32,5 tip çimentoların üretiminden vazgeçilerek; AB
normlarına uygun olarak 1.8.1998’de yürürlüğe giren 97/51-52 mecburi
standart çerçevesinde Ağustos 1998’den itibaren Portland Kompoze Çimento
(PKÇ 32,5) üretilmesine başlanmıştır. Böylece daha az klinker ve daha fazla
gerekli kompoze katkılar kullanılarak aynı evsafta daha çok çimento üretmek
dolayısı ile katma değeri artırmak mümkün olmuştur. Bu kompozisyonu daha
elverişli bir katmadeğer formüle edene kadar muhafaza etmek ve tespit etmek 1110
uygun görülmektedir…” denilmektedir.
05-81/1118-320
25
I.2.3.2. Savunmalar ve Bu Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
Yukarıda yer verilen tespitlere ilişkin olarak, soruşturma kapsamındaki bazı
teşebbüsler, “homojen bir malın söz konusu olduğu, ürünün niteliği gereği
maliyetlerin de birbirine çok yakın seyrettiği oligopolistik çimento sektöründe
uyumlu hareketlerin zorunlu bir sonuç olduğunu” ileri sürmüş; bazıları ise,
“‘oligopolistik bağımlılık’ argümanının, ‘fiyat tespiti’ ve ‘pazar paylaşımı’
iddialarına karşı savunma olarak kabul edilmesi gerektiğini” söylemiştir. 1120
Çimento üreticilerinin maliyetlerinin nasıl ve ne kadar farklılaştığı, uyumlu
hareketlerin homojen bir malın söz konusu olduğu oligopol pazarların zorunlu
bir sonucu olmadığı yukarıda ortaya koyulmuştur. Buna karşılık Kurul’umuzca,
“oligopolistik bağımlılık” savunmasını kabul etmektedir. Zaten bu savunma
kabul edildiğinden, fiyat hareketlerinin maliyetlerden bağımsız paralelliği; rakip
teşebbüslerin mevcut maliyet yapıları ve fiyat seviyeleri ile birbirlerinin ana
hinterlandlarına satış yapabileceğini gösterdiği durumlarda bile, uyumlu eylem
karinesine başvurmadan, teşebbüsler arasındaki koordinasyonu gösteren
delillerin varlığı aranmıştır. Başka bir deyişle, yalnızca iktisadi analizlerin 1130
bulunduğu durumlarda, “uyumlu eylem karinesi”ne bile başvurmadan, ihlalin
bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Buna karşılık, teşebbüsler arasındaki
koordinasyonu gösteren delillerin varlığında “oligopolistik bağımlılık”
savunmasının kabul edilemeyeceği; aksine, bunun, teşebbüslerin yapacakları
diğer savunmaların çürütülmesinde kullanılabileceği açıktır.
I.2.4. Çimento Sektöründe Bilgi Değişiminin Önemi Ve Bilgi Değişimine
Rekabet Hukukunun Bakışı
I.2.4.1. Tespitler 1140
Çimento endüstrisini analiz ederken değinilmesi gereken bir diğer husus,
sektördeki bilgi değişimidir:
1. 1994 Mart tarihli Cembureau7 İstatistik Kuralları çalışmasında yer alan,
“Bu {Cembureau İstatistik} kuralların{ın} amacı, Cembureau çalışanlarına ve
üyelerine Cembureau’nun istatistiksel faaliyetleri için bilgi toplama ve
değişiminde rehberlik etmektir. Bu kurallar, Avrupa Topluluğu’nun rekabet
hukuku ilkelerini yansıtmak amacıyla düzenlenmiştir. Bilgilerin Cembureau
tarafından toplanması ve dağıtılması, kurumun önemli ve yasal bir görevidir. 1150
İşletmeler, etkili karar alacakları zaman kendi endüstrilerindeki koşullar
hakkında güvenilir bilgi alma ihtiyacı duyarlar. Endüstri ve kamu yararı için bu
istatistiksel programların değeri mahkemeler ve Avrupa Komisyonu tarafından
kabul edilmiştir. Bununla birlikte, fiyat veya üretim düzeylerinin belirlenmesi,
müşterilerin ya da satış alanlarının paylaşılması gibi işletmelerin rekabetçi
davranışlarını koordine etmeye yönelik olan (yahut bu şekilde algılanabilecek
olan) istatistiksel faaliyetlerden kesinlikle kaçınılmalıdır. Cembureau’nun
7 Avrupa Çimento Birliği.
05-81/1118-320
26
politikası, firma bazında, gizli ve doğası gereği rekabete duyarlı8 herhangi bir
bilginin dağıtılmasından veya birleşik bir yapıda olsa dahi rekabetçi
davranışların koordinasyonunu kolaylaştırdığı şeklinde yorumlanabilecek 1160
herhangi bir bilginin mübadelesinden kaçınmaktır” şeklindeki ifadeler,
istatiksel bilgi değişimine rekabet hukukunun bakış açısını özetlemektedir.
İlgili belgede, bu ifadelerin ardından, Rekabet Kurumu tarafından, TÇMB’ye
menfi tespit verilmesi için gerekli görülen koşullara benzer kurallar yer
almaktadır.
2. Bilgi değişimine ilişkin olarak TÇMB ile Rekabet Kurumu arasındaki
yazışmalar ve bunlara ilişkin diğer belgeler:
1) TÇMB’den Rekabet Kurumu’na gönderilen 1.12.1997 tarihli yazıdaki, 1170
“Çimento kalkınmanın temel maddelerinden biri olması bakımından ülkede
istenilen yerde, zamanda ve miktarda çimentonun bulunmasını temin etmek
üzere Birliğimiz kısa, orta ve uzun vadeli çimento üretim, tüketim ve ihracat
projeksiyonları yapmakta ve bu projeksiyonları izlemek ve gerektiğinde
düzeltici tedbirler almak amacına yönelik olarak tüm üreticilerden üretim, iç
satış, ihracat, stok bilgilerini aylık olarak derlemekte ve bilgileri tüm çimento
üreticilerine eşit olarak dağıtmaktadır...Geçmişte, ülke ekonomisi açısından
önemli yararlar sağlayan bu projeksiyon, bilgi toplama ve dağıtma
faaliyetlerimizin rekabetin korunması konusundaki yeni mevzuat
muvacehesinde değerlendirilerek sürdürülebilmesi için gereğini emir ve 1180
müsaadelerinize arz ederiz” şeklindeki ifadeler, bilgi değişiminin çimento
sektöründe taşıdığı anlamı, bizzat TÇMB’nin bakış açısıyla ortaya
koymaktadır.
2) Rekabet Kurumu’ndan, cevaben, 15.5.1998 tarih ve 1054 sayı ile TÇMB’ye
gönderilen ve menfi tespit verilmesinin hangi koşulların yerine getirilmesi
halinde mümkün olacağını gösteren yazıdaki şu ifadeler önemlidir:
“Teşebbüs bazında miktar verilerinin mübadelesini içeren bilgi değişim
sistemleri, çimento pazarının yukarıda değinilen özellikleri ile biraraya 1190
geldiğinde, Rekabet Hukuku uygulamaları ile önlenmek istenen yapılanma ve
davranış türlerinin oluşumunu kolaylaştırma potansiyeli ihtiva etmektedir.
Böyle bir pazarda sık ve ayrıntılı bilgi değişiminin, ekonomik birimlerin
davranışlarındaki esnekliğin giderilmesine ve rekabetin doğasında bulunan
risklerin bertaraf edilmesine yönelik olarak anormal saydam ve istikrarlı bir mal
akışını içeren yapay piyasa koşullarının yaratılmasına araç olabileceği açıktır.
Bunun için, benzer bilgi değişim sistemlerinin teşebbüs bazında ayrıntılı ticari
bilgi içermesinden kaynaklanan; teşebbüslerin ticari davranışlarının serbest
rekabet şartları altında oluşan bireysel tercihler haricindeki etkenlere
dayanılarak belirlenmesini, piyasa davranışlarının koordinasyonunu ve 1200
Rekabet Hukukuna aykırı yapılanmaların işleyişlerinin denetlenmesini
sağlama ihtimali mevcuttur.
8 Rekabete duyarlı temel veriler: Fiyatlar, Üretim, Kapasite, Ticaret.
05-81/1118-320
27
Yukarıda belirtilen sakıncalar Birliğiniz tarafından halen sürdürülmekte olan
uygulamaya Menfi Tespit verilmesine engel olmaktadır. Söz konusu
sakıncaların ortadan kaldırılması ve dolayısıyla Rekabet Hukuku esaslarının
ihlal edilmesine engel olunması amacıyla verilerin toplanması ve dağıtılması
aşamalarında aşağıdaki prensiplere uyulması gerekmektedir:
1. Miktara ilişkin verilerin (üretim, satış, stok, ihracat vb.) gösterildiği
tablolar, bu tür verilerin teşebbüs veya ekonomik birlik teşkil eden teşebbüs 1210
grupları bazında bilinmesine imkan vermeyecek şekilde hazırlanmalıdır. Bu
nedenle tablolarda yalnızca her coğrafi bölge için toplam üretim, satış, ithalat,
ihracat ve stok bilgilerine yer verilmeli; bir bölgedeki teşebbüs ya da ekonomik
birlik teşkil eden teşebbüs grubunun sayısı üçten az ise, söz konusu bölgeye
ilişkin veriler, bireysel bazda hesaplanmalarına imkan vermeyecek şekilde
çevre bölgelerden birinin verileriyle birleştirilerek (toplanarak)
tablolaştırılmalıdır.
2. Herhangi bir veri grubuna dayanılarak teşebbüslerin birbirleriyle
karşılaştırıldığı tablolar hazırlanmamalıdır.
3. Tablolarda yer alan istatistiki veriler teşebbüs temsilcilerinin biraraya 1220
geldiği toplantılarda hiçbir görüşmeye ve tartışmaya konu edilmemelidir.
4. Dağıtılan istatistiklere ek olarak teşebbüslerin karşılıklı rekabetçi
davranışlarını etkileyebilecek herhangi bir yorum, analiz veya tavsiyeye yer
verilmemelidir.
5. Her bir ürün türünden belirli bir dönemde üretilen miktarların gösterildiği
tablolar bu listedeki bireysel bilgilerin açıklanmamasına yönelik prensiplere
aynen uyularak hazırlanmalıdır. Bunun için, ürün türleri en fazla üç gruba
ayrılarak bölgesel toplamlar halinde yayınlanmalıdır.
6. Fiyatların, üretimin, satışların ve kapasite kullanım oranlarının
gelecekteki durumlarına dair tahminler yapılmamalıdır. 1230
7. Teşebbüs Birlikleri, verilerin toplanması ve tablolaştırılması ile görevli
olan kişilerin, rekabete hassas bilgileri (özellikle teşebbüslerden toplanmış
bireysel miktar verilerin) Birlik üyelerinden ve üçüncü kişilerden gizli
tutmalarını sağlamalıdır.
8. Belirli bir teşebbüse ilişkin rekabete hassas bilgilerin anlaşılması
ihtimali varsa özetler ve toplamlar dahi yayımlanmamalıdır.
9. Aylık verileri gösteren tablolar, ilgili ayın bitiminden itibaren iki ay
geçmeden dağıtılmamalıdır.
10. İstatistiki bilgi talep eden kamu kuruluşları (DİE, DPT vb.) ile ilişkilerin
aynen sürdürülmesinde sakınca yoktur. 1240
Başvuruya konu olan uygulamanızın Menfi Tespit kapsamında
değerlendirilebilmesi için yukarıda sayılan prensipler doğrultusunda yeniden
düzenlenmesi ve uygulamanın düzeltilmiş halini gösteren taslak tabloların
ivedilikle Kurumumuza intikal ettirilmesi gerekmektedir.”
3) Bu yazı üzerine, TÇMB tarafından gerekli koşullar yerine getirilmiş ve bu
durum tüm üyelere, 22.05.1998 tarihinde TÇMB Yönetim Kurulu Başkanı
Ayduk ÇELENK ve Genel Koordinatör Yavuz BAYAR imzalı, “Birliğimizin
faaliyetleri hakkında Rekabet Kurumu’na yapmış olduğumuz, müracata adı 1250
05-81/1118-320
28
geçen kurum tarafından verilen cevabi yazı ilişikte sunulmuştur. Yazıdan da
anlaşılacağı gibi Birliğimiz üreticilerinden aylık ve devre olarak klinker, çimento
üretimi, iç satış, ihracat ve ithalat rakamları ile klinker ve çimento stok
rakamlarını almaya devam edecektir. Ancak, Birliğimiz bu rakamları Devlet
Planlama Teşkilatı, Devlet İstatistik Enstitüsü ve diğer isteyen resmi kuruluşlar
dışındaki üyelere veya üçüncü şahıslara üretici bazında hazırlanmış olan
bölgesel sonuçları ihtiva eden tabloları iki ay gecikmeli gönderecektir. Birlikçe
toplanan bu istatistiki değerler gizlilik içinde muhafaza edilecektir. Bilgilerinizi
ve gereğini rica ederiz” şeklindeki yazı ile bildirilmiştir.
1260
4) TÇMB yetkilisi, Raportörler tarafından yöneltilen sorulara şu cevapları
vermiştir:
“Soru: Birlik’e hangi teşebbüsler üyedir?
Cevap: Birliğimize, Uzan grubu dışında Türkiye’de klinker ve çimento üretimi
yapan tüm teşebbüsler üyedir. Birliğimize üye olabilmek için klinker ve
çimento üretiminin bir arada gerçekleştirilmesi gereklidir. Dolayısıyla yalnızca
çimento üreten ya da paketleyen teşebbüsler üye değildir.
Soru: Üye teşebbüslerden Birlik’e fiyat konusunda veri transferi olmakta
mıdır? 1270
Cevap: Hayır.
Soru: Üye teşebbüslerden Birlik’e yapılan üretim ve satış miktarına ilişkin bilgi
aktarımı nasıl bir prosedüre tabi tutulmaktadır?
Cevap: Üye teşebbüslerden üretim ve satış miktarına ilişkin bilgiler Birlik web
adresine gelir. Bilgisayar sistemimiz uyarınca bana gelen bu bilgiler,
tarafımdan kullanıma hazır hale getirilmek üzere, Birlik personeli Kerem
ERŞEN’e aktarılır. Benim herhangi bir nedenle Ankara’da bulunmadığım
dönemlerde ise, yerime vekalet eden Ar-ge Direktörü Prof.Asım Yeğinobalı
tarafından bu görevliye aktarılır. Dolayısıyla, Rekabet Kurulu’nun ilgili
kararından bu yana, teşebbüsler tarafından üretim ve satış bilgilerini, ham hali 1280
ile yalnızca iki kişi (Genel Koordinatör veya onun olmadığı dönemlerde yerine
vekalet eden kişi ile verileri hazırlayan görevli) görebilmektedir. Bunlar dışında
hiç kimse, Birlik Yönetim Kurulu Başkanı dahil olmak üzere, veriler Kurulunuz
kararına uygun hale gelmeden göremez.”
TÇMB’nin belirlenen ilkelere aykırı hareket ettiğini gösteren hiçbir delil
bulunamaması, yetkilinin sözlerini desteklemektedir.
Bilgi değişiminin önemi şu belgelerle de ortaya konabilir:
1290
3. 4.7.1994 tarihli Oyak Çimento İştirakleri Koordinasyon Toplantısı
Tutanağı’ndaki “…Üretim ve satış planlaması kontrolünün Çimento
Müstahsilleri Birliği’nce yapılabileceği, her fabrikanın kendilerine verilen
kontenjan çerçevesinde yaptığı satışı Birliğe bildirmesi, kontenjanına göre ilgili
05-81/1118-320
29
ayda aşağı veya fazla sattıysa fiyatını aşağı yukarı çekerek bir sonraki ay
telafi yoluna gidilmesinin mümkün olabileceği, kontrol için gerekirse her ay
toplantı tertiplenebileceği, fazla üretimin ise ihracata yöneltilmesi gerektiği
belirtilmiştir...” ifadesi, yapılan anlaşmaların devamını sağlamak için satış
miktarlarının bilinmesinin önemini göstermektedir.
1300
4. 7.10.1997 tarihli Esçim III. Stratejik Planlama Komitesi Toplantı
Raporu’nda yer alan Genel Müdür Sadık AKALAN’ın, “Afyon’un 1996 yılına
göre 54.000 ton fazla satışı var. Denizli ve Afyon ucuz satışlarını kontrol
edemiyor, normalde Antalya yöresine gönderiyor. Fakat bizim bölgemize
kaçak girişler oluyor…” şeklindeki sözleri, aylık satış miktarlarının bilinmesinin
yarattığı aşırı şeffaflığı ortaya koymaktadır. Bu şeffaflık bir sonraki bölümde
değinileceği üzere, bayilerin sektörde yarattığı rekabetçi etkilerin tespitine
imkan ve dolayısıyla dikey kısıtlamaların getirilmesine sebebiyet vermektedir.
Sektördeki teşebbüsler, gerek TÇMB vasıtasıyla üye oldukları Cembureau 1310
istatistik kurallarından gerekse de Rekabet Kurumu-TÇMB arasındaki
yazışmalardan dolayı konunun önemini bilmektedir; hatta bazı teşebbüsler,
savunmalarında, sektörün rekabet hukuku bakımından miladının TÇMB’nin
üyelerine gönderdiği yazı ile başlaması gerektiğini ifade etmiştir. TÇMB’nin
belirlenen ilkelere uygun şekilde faaliyetlerini sürdürdüğü düşünüldüğünde,
teşebbüslerde bulunan rakiplere ilişkin satış miktarı ve diğer verilerin tek
açıklaması, teşebbüslerin, konunun hassasiyetine rağmen, birbirleri ile bilgi
değişimi içinde bulunduğudur.
I.2.4.2. Savunmalar ve Bu Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler 1320
Soruşturma kapsamındaki teşebbüsler, yukarıda yer verilen tespitlere ilişkin
olarak, “‘her fabrika bünyesinde bulunan piyasa araştırmacıları ve analiz
uzmanlarının, rakip teşebbüslerin satış fiyatı ve miktarı vb. bilgilerini,
piyasanın şeffaf yapısı, SPK’ya bağlı şirketlerin üçer aylık kesin üretim ve
satış rakamlarını yayımlamaları, yıl sonu faaliyet raporları, TÇMB’den temin
edilen veriler gibi etkenler sayesinde kesinliğe yakın bir oranda tahmin
edebildiğini’ iddia etmekte; dolayısıyla, bu nitelikteki bilgilerin edinimi için
teşebbüsler arasında bir iletişimin kurulmasına ihtiyaç bulunmadığı”
savunmasını ileri sürmektedir. 1330
Kurul’umuz, bir teşebbüste yapılan yerinde incelemede bulunan rakiplere ait
bilgilerin, piyasadaki araştırmalarla elde edilebileceğini (örneğin, alıcılara
duyurulmuş fiyatlar, mevzuat gereğince yayımlanmış veriler) tespit etmişse,
bunları zaten teşebbüsler arasındaki koordinasyonu gösteren deliller olarak
kullanmamaktadır. Buna karşılık, soruşturma kapsamındaki teşebbüslerin ileri
sürdüğü yöntemlerle de, ilerleyen bölümlerde gösterilecek kadar yakın
tahminlerin yapılması mümkün değildir. Kaldı ki, yapılan yerinde
incelemelerde, “...’nın verdiği-...’dan alınan bilgiler” gibi ifadelerin yer aldığı
belgeler de bulunmuştur. Ancak vurgulamak gerekirse, bunlar olmasaydı dahi, 1340
yukarıdaki nitelikteki belgeler delil olarak kullanılabilir.
05-81/1118-320
30
I.2.5. Çimento Sektöründe Dikey Kısıtlamalar
I.2.5.1. Tespitler
Çimento sektöründeki dikey kısıtlamalara ilişkin olarak değerlendirme
yapabilmek için, öncelikle, sektörde kullanılan fiyatlandırma sistemi
açıklanmalıdır. Soruşturma kapsamındaki teşebbüslerin hemen tamamı
“birden fazla baz noktası sistemi” olarak adlandırılan sisteme benzer bir 1350
fiyatlandırma politikası uygulamaktadır. Bu uygulamalar, Amerika Birleşik
Devletleri (ABD) Yüksek Mahkemesi tarafından 1948’de yasaklanan9 sisteme
benzemektedir. Benzerlik, örnek olarak alınan aşağıdaki belgede belirtildiği
üzere, diğer çimento fabrikalarının, satış yaptıkları bölgeye en yakın çimento
fabrikasının o bölgeye uygulamakta olduğu fiyata uygun fiyatla satış
yapmasından kaynaklanmaktadır:
1. “Bolu Çimento Sanayii A.Ş.’nin Tüketiciyi Koruma ve Rekabetin
Korunması Hakkındaki Kanunlar İle İlgili Görüş ve Düşünceleri” başlıklı
yazıda, “…Bolu Çimento diğer tüm fabrikaların yaptığı gibi hinterlandı 1360
içerisinde her bölgeye en yakın çimento fabrikasının o bölgeye uygulamakta
olduğu fiyata uygun fiyat tespit ederek, satışlarını yapmaktadır…”
denilmektedir.
Uygulanan sistemde fiyat, diğer fabrikaların bir bölgeye geliş maliyetine göre
belirlendiği için genelde fabrika merkezlerindeki fiyat seviyesi de yüksek
olmaktadır. Ancak bazen arz-talep dengesi içinde İstanbul, Ankara gibi
bölgelerde daha yüksek fiyat seviyesi oluştuğundan, fabrika merkezine aynı
mesafedeki iki bölgede fiyat farklılıkları meydana gelmekte ve aşağıdaki
yasaklamalar söz konusu olmaktadır: 1370
2. Baştaş’tan alınan 09.08.1994 tarihli Yıldırımlar Ltd.Şti. tarafından
imzalanmış taahhütnamede, “Fabrikanızdan bant teslimi torbalı alacağım
çimentoları Kırıkkale civarı ilçe ve kasabalarında pazarlayacağımdan hiç bir
surette Ankarada satmıyacağıma taahhüt ederim” ifadesi yer almaktadır.
Bu belgelerde de görüldüğü üzere, fabrikaya yaklaşık olarak aynı mesafedeki
iki bölgeden birindeki fiyat seviyesi geleneksel olarak daha yüksek olduğu için,
düşük fiyatlı bölgedeki bayilerin, yüksek fiyatlı bölgeye satış yapması
engellenmeye çalışılmaktadır. 1380
Türkiye’de uygulanan sistemin ABD’dekinden farklılığı ise, standart nakliye
tarifelerinin olmamasından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle ABD’de sistem, bir
kez kurulduktan sonra sürekli olarak fiyatların aynı olmasını sağlarken;
ülkemizde, nakliyenin bayiler tarafından karayoluyla yapılmasının getirdiği
aşağıda değinilecek görece belirsizlik, nakliye maliyetlerinde farklılık,
dolayısıyla da, eğer yapılıyorsa, anlaşmaların yenilenmesi gereğini
9 Federal Trade Commission v. Cement Institute, 333 U.S. 683 (1948).
05-81/1118-320
31
doğurmaktadır. Nitekim aşağıdaki belge, sistemin bu zayıf noktasını
vurgulamaktadır:
1390
3. Set Afyon Pazarlama ve Satış 3 Yıllık Plan Sunumu-Kuvvetli ve Zayıf
Yönler Analizi’nde, “Fiyatlar”a ilişkin olarak belirtilen zayıf yönlerden birisi,
“fiyatlarımızın bant teslimi olması, tüketiciye ulaşan fiyatları kontrol edememiz”
ifadesidir.
Bu sistem, Türkiye’de olduğu gibi, bayilerin nakliye araçlarına dayanan bir
dağıtım sistemi ile birlikte kullanılmak istenirse ne olur? Böyle bir durumda
bayiler, doğal olarak, çimentoyu en yüksek fiyatlı bölgelerde satmak
isteyecektir. İşte bu noktada bayiler üzerinde kontrol ve yaptırımlar devreye
girmektedir. Kontrol amacına yönelik olarak bölgelere göre farklı ambalaj 1400
uygulaması, nakliye vasıtalarının takibi, malın farklı bölgeye gittiğini ihbar
eden bayilere ödül verilmesi gibi yöntemler söylenebilir. Yaptırımlar ise,
bayilere verilen çimento miktarında kısıtlamalarla başlamakta, alınan bölge ile
satılan bölge arasındaki fiyat farkı kadar ya da önceden belirlenen miktarda
ceza verilmesi ile devam etmekte ve mal verilmemesine hatta sözleşmenin
feshine kadar uzanabilmektedir.
Bu uygulamaların, Türk rekabet mevzuatına göre üzerlerine en fazla,
“anlaşma bölgesi dışında müşteri aramama, şube açmama ve dağıtım deposu
kurmama” şeklinde aktif satış yasağı yükümlülüğü getirilebilecek bayilere ilave 1410
sınırlama getirdiği açıktır. Çünkü mevcut sistem aktif-pasif satış10 ayrımı
gözetmeden, malın alındığı bölgeye gitmesini şart koşmaktadır. “Açık ihlal”
kabul edilen bu hususun, bazı savunmalarda iddia edildiği üzere “rule of
reason” analizine tabi tutulması gerekmemekle birlikte, soru işaretlerini
gidermek için bu sisteme ilişkin geniş bir analiz yapılacaktır.
Aşağıdaki belgeler, bazı savunmalarda belirtildiğinin aksine, yapılan
uygulamaların, düşük fiyatlı bölge ürünlerinin, yalnızca fabrika çevresine ya da
daha yüksek fiyatlı bölgelere gitmemesi için alınan tedbirler olmadığını
göstermektedir: 1420
4. Raportörler tarafından yöneltilen “Bölgelere göre çimentoyu farklı
ambalajla satma uygulaması ne zaman başladı? Bu uygulama nasıl ve neden
yapılmakta?” sorusuna Çimsa yetkilileri, “...Uygulama, yalnızca Kayseri ile dış
piyasa arasında fiyat farkı olduğu zamanlarda değil; olmadığı zamanlarda da
yapılmaktadır...” cevabını vermişlerdir.
Kayseri ile dış piyasa arasında fiyat farkı olmadığı zamanlarda dahi farklı
ambalaj uygulamasının yapılması, amacın yalnızca düşük fiyatlı bölge
malının, yüksek fiyatlı bölgede satılmasını engellemek olmadığını 1430
göstermektedir.
10 Bu kavramlara ilişkin daha ayrıntılı açıklama, “Çimento Sektöründe Dikey Kısıtlamalar” başlığı altındaki
“Savunmalar ve Bu Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler” bölümünde yapılacaktır.
05-81/1118-320
32
5. OYSA Niğde yetkilisi, “…Satışlarımızın (99 yılında) 70.000 tonu
demiryoluyla yaptık. Demiryolu güzergahı Ereğli, Karaman, Konya ve Kayseri,
Sivas etekleri, Kırıkkale ve Ankara şeklinde gider. Demiryoluyla nakliye,
karayoluna göre daha ucuz. Demiryoluyla satışta, mal nereye gidecekse
ordan başka bir yerde boşaltılmaz...” şeklinde bir ifadede bulunmuştur.
6. OYSA Niğde bayisi (…………….), “Ben Karaman’da satış yapıyorum.
Karaman dışına satış yapmam fabrikayla (OYSA Niğde) yaptığımız bayilik 1440
anlaşmasına aykırı olur. Fabrika bize bayiliği verirken Karaman’da satış
yapacaksın dedi, dışarıya satış yapmıyoruz bu yüzden…Karaman’da OYSA
Niğde çimentonun mavi torbası satılıyor…OYSA Niğde’den çimento
demiryoluyla geliyor bize…” şeklinde bir ifadede bulunmuştur.
OYSA Niğde Genel Müdürü’nün “Demiryoluyla satışta, mal nereye gidecekse
ordan başka bir yerde boşaltılmaz” ifadesi üzerine görüşülen Karaman’daki
OYSA Niğde bayisinin ifadeleri, malın nakliye vasıtası gereği fabrika
merkezine boşaltılma imkanı olmasa bile, farklı ambalaj uygulamasının
yapıldığını ve bayilerin başka bölgelere satış yapmaması konusunda 1450
uyarıldığını göstermektedir.
Aşağıdaki belge, bazı savunmalarda belirtildiğinin aksine, çimentonun satıldığı
bölgeye gitmesinden sonra yeniden satışının nereye yapıldığına karışılmadığı
iddiasını çürütmektedir:
7. BÇS Devrek-Beycuma TEDA bayisi Kısmet CİN, bölgesi dışında satış
yaptığı için verilen ceza üzerine, 5.5.1999 tarihinde BÇS’ye gönderdiği yazıda,
“sevkedilen malzemenin, Bolu’dan doğrudan Karadeniz Ereğli’ye sevk
edilmediğini; ekteki 29.04.1999 tarih, 2962 nolu sevk irsaliyesi ile, 1460
Beycuma’dan satıcının kendi deposundan yükleyip Karadeniz Ereğli’ye
naklettiğini; firma olarak Bolu Çimento Fabrikası’ndan yapılan sevkıyatlardan
sorumlu olmaları gerektiğini; satıcıların kendi deposuna indirdiği çimentoyu
sattığı yeri devamlı kontrol etmelerinin mümkün olmadığını” belirtmiştir. Bu
yazıya, 18.5.1999’da, “29.04.1999 günü 67 EY 115 plaka nolu aracın
fabrikamızdan ayrılış saati 10.25 olarak kayıtlarımızda mevcuttur. Söz konusu
araç 15.00’de Beycuma için almış olduğu çimentoyu Kdz.Ereğli’ye
fabrikamızdan almış olduğu gibi 25 ton olarak boşaltmıştır. Söz konusu edilen
çimentonun Karaman’da bulunan depoya yıkıldığı, oradan da Ereğli’ye
götürüldüğü savı uygun değildir. Kaldı ki, o şekilde bile çimentonun taşınması 1470
şirketinizi bağlı kılacaktır...” şeklinde cevap verilmiştir.
Aşağıdaki belgeler, bazı savunmalarda belirtildiğinin aksine, çimentonun
satıldığı bölgeye gitmesi ile oluşan nakliye dahil maliyetin, malın başka bir
bölgeye gitmesini veya fabrika merkezine geri dönmesini zaten iktisadi olarak
engellediği iddiasını çürütmektedir:
05-81/1118-320
33
8. “Bolu Çimento Sanayii A.Ş.’nin Tüketiciyi Koruma ve Rekabetin
Korunması Hakkındaki Kanunlar İle İlgili Görüş ve Düşünceleri” başlıklı
yazıda, “…bazı Çimento gruplarının (örneğin; Uzanlar) Çimento sektörünün 1480
yanında daha öne çıkartmaya çalıştıkları bankacılık sektörüne kaynak
sağlamak üzere maliyet fiyatlarına çimento satmaları BÇS’nin ve diğer
fabrikaların bu ortak hinterlandda çimento satışlarında sıkıntılar yaratmaktadır.
Bu tip yerlerde tüketiciyi ve rekabeti koruma kanunları yönünden problemler
çıkabileceği düşünülmektedir. Ayrıca BÇS, Bolu’dan uzaklaştıkça yukarıdaki
nedenlerle fiyatlarında nakliye fiyat farklarını karşılamaktadır. Bu durumda da
tabi olarak örneğin bant çıkışı fiyatlar bazında Bolu, Düzce, Gerede fiyatları en
yüksek, Kastamonu fiyatları ise en düşük fiyatlar olmaktadır. Bu da tüketiciyi
koruma kanunu açısından sakınca yaratabilir düşüncesindeyiz” denilmektedir.
1490
9. Raportörler tarafından yöneltilen “Bartın bölgesi fiyatlarınızın genellikle
diğer bölge fiyatlarınızdan daha düşük olması neden kaynaklanmaktadır?”
sorusuna BÇS yetkilileri, “Bu bölgede faaliyet gösteren ana fabrika, ABD
Doları üzerinden fiyat belirlemektedir. Bu nedenle geçtiğimiz senelerde ilgili
bölge fiyatları çok düşük kalmıştır” cevabını vermişlerdir.
Yukarıdaki belgeler, TÇMB üyesi olmayan Uzan grubuna ait Bartın fabrikası
nedeniyle, bu bölgedeki fiyat seviyesinin çok düşük oluştuğunu ortaya
koymaktadır. Diğer bölgelerle bu il arasındaki büyük fiyat farkı şu sonucu
doğurmaktadır: 1500
10. Set Ankara’dan Set Group’a 16.2.2000’de gönderilen yazıya göre, Set
Ankara’nın Bartın torbalı çimento fiyatı 14.000.000 TL/ton’dur. İlgili belgede,
bizzat Set Ankara Satış Müdürü tarafından Ankara–Bartın nakliye maliyeti
4.000.000 TL/ton olarak belirlenmiştir. Aynı dönemde, Ankara Merkezi’ndeki
torbalı çimento fiyatları 25.000.000 TL/ton’dur. Dolayısıyla, çift yönlü
nakliyenin nakliye maliyeti üzerine getireceği olumlu etkiler gözardı edildiğinde
bile, Bartın bölgesi bayisi, satın aldığı çimentoyu tekrar Ankara’ya getirerek,
fiyatların anlaşma ile belirlendiği bu pazarda büyük bir karla satış
yapabilecektir. Bu durumun, yapılan anlaşmayı sürdürülemez hale getireceği 1510
açıktır. Bartın fabrikası satış yaptığı için, fiyatların düşük seyrettiği diğer
bölgelerden de, malın tekrar geriye gönderilmesi halinde bile, Ankara’daki
fiyatlardan daha düşük fiyat elde edileceği tablo incelendiğinde görülecektir.
Örnekleme yolu ile alınarak değinilen ve teşebbüslere ilişkin bölümde daha da
artırılacak belgeler, sektördeki dikey kısıtlamalara ilişkin olarak yapılan çeşitli
savunmaları çürütmektedir. Bu durumda, uygulamaların asıl amacının ne
olduğunu ortaya koymak gerekmektedir:
Birinci amaç, rakip teşebbüslerin karlı olduğu halde anlaşma veya tek taraflı 1520
şirket politikasına bağlı olarak girmediği fabrika çevresinde, elde edilen hakim
durum veya pazar gücüne bağlı olarak yüksek fiyat uygulayabilmektir.
Yukarıda değinilen sistem, fiyat farklılaştırılmasının ana koşulu olan pazarların
bölünebilmesine imkan vermekte; hakim durumun veya pazar gücünün
bulunduğu pazarlarda, diğer pazarlardaki fiyat seviyesinden etkilenmeden
05-81/1118-320
34
yüksek fiyat uygulanarak kar maksimizasyonu sağlanmaktadır. Bu uygulamayı
tam olarak yapmayan teşebbüsler ise sektörde “zayıf” olmakla
nitelendirilmektedir:
11. Set Afyon’un rakiplerine ve pazarına ilişkin, 30.6.2000 tarihli çalışmada, 1530
Göltaş Fabrikası’nın zayıf yönlerinden birinin, “Bölge fiyatı uygulayamaması,
genel fiyatlarını düşürmesi karlılığını düşürmektedir” şeklinde belirlenmesi
dikkat çekicidir.
İkinci amaç, fiyatların rekabet neticesinde düşük seviyede gerçekleştiği
pazarlar ile anlaşma bölgeleri arasında ayrım yapabilmektir. Bartın ve Ankara
bölgesi fiyatları arasındaki ilişki, bu amacın açık bir örneğidir.
Çimento üreticilerinin fiyatlar farklı olmasa bile malın alındığı bölgeye gitmesini
istemelerinin sebebi ise, Kurul’un 27.6.2000 tarih ve 00-24/255-138 sayılı 1540
“Maya Kararı” ile yasakladığı konuya ilişkindir; bayiler vasıtasıyla sektöre
gelebilecek rekabetin engellenmesi...
Nakliye maliyetlerine ilişkin bölümde “Nakliye maliyetlerini, yukarıdaki reel
etkiler yanında, bazı savunmalarda da belirtildiği üzere, nakliyenin kim
tarafından, hangi saikle yapıldığı da etkilemektedir” ifadesi kullanılmıştı. Bu
savunmalardan ve benzer düşüncelerin tekrarlandığı diğer belgelerden
alıntılar aşağıdadır:
12. Set Group teşebbüslerinin savunmasında, “Nakliye maliyeti prensip 1550
olarak ulaşılacak bölgeye göre farklılık göstermenin yanı sıra, kimin aracı ile
yapıldığına göre de değişiklik gösterebilir. Örneğin, bayilerin kendi kamyonları
ile yaptıkları nakliyelerin maliyetinin kontrolü kendilerine aittir ve müşteriye
ulaşan fıyatı etkilemektedir. Üçüncü şahıslara yaptırılan nakliyelerde ise
bundan farklı olarak nakliyeci fırma fıyatlarına bağımlı bir maliyet
oluşmaktadır. Kullanıcının kendi araçları ile yaptığı nakliyede ise nakliye
maliyetini belirlemek kullanıcının tasarrufundadır…” denilmektedir.
13. OYSA Niğde’nin savunmasında, “Bölgelerarası ticaret ancak belli
boyutlarda olabilmektedir. Bunun en önemli nedeni ise bazı bölgelerdeki aşırı 1560
üretim fazlasının kısmen eritilmesi ve en önemlisi herhangi bir bölgeye başka
amaçla zaten giden ulaşım araçlarının daha ekonomik kullanım için bir nevi
pasif satış şeklindeki tamamlayıcı ticarettir. Örneğin ticaretin yoğun olduğu
bölgelerden gelen ya da bu bölgelere giden taşımacılar ulaşım maliyetini
düşürmek için bu bölgelere çimento götürebilmektedir…” denilmektedir.
14. Raportörler tarafından yöneltilen “Torbalı çimentonun aksine, dökme
çimentoda satışlar genellikle fabrikanın bulunduğu il merkezinde oluyor.
Bunun sebebi nedir?” sorusuna, OYSA Niğde yetkililerinin cevabı: “Dökme
çimento nakliyesinin yalnız bu işe tahsis edilebilen özel silobas gerektirmesi 1570
nedeniyle dökme çimento nakliyesi torbalı çimento nakliyesinden 1,5-2 kat
daha maliyetlidir. Bu durum da, torbalı çimentodan farklı olarak dökme
05-81/1118-320
35
çimentonun fabrikadan uzak bölgelere satışını engellemektedir. Buna karşılık
bölgemizdeki çimento bayileri aynı zamanda diğer inşaat malzemelerinin de
satıcılarıdır. Kamyon sahibi olan bu satıcılar nakliyecilik hizmeti de
yapmaktadır. Söz konusu satıcılar çimentoyu götürdükleri yerden sebze,
buğday, briket gibi ürünleri kamyonlarına doldurup çift yönlü nakliye
avantajına sahip olmaktadır. Bu da torbalı çimentonun daha uzak bölgelere
satılabilmesini sağlamaktadır” şeklinde olmuştur.
1580
15. Raportörler tarafından yöneltilen “Şirketinizde yapılan yerinde
incelemelerde alınan bazı belgelerde “bayi karı” ifadesi geçmektedir. “Bayi
karı” neyi ifade etmektedir? Bayilerinizin satış fiyatını belirlemekte misiniz?”
sorusuna OYSA yetkilileri, “Bayi karını etkileyen ikinci unsur nakliyedir.
Çimento bayilerinin hemen hepsinin kendilerine ait kamyonları vardır ve
bunlarla nakliyecilik de yapmaktadır. Bu nedenle örneğin, Kulu bayisi
Ankara’ya herhangi bir mal taşıyıp dönüşte fabrikamızdan çimento alır. Bu
malı Kulu’da alış maliyetine satsa bile çift yönlü nakliyeden dolayı gizli bir kar
elde eder. Bayi karını etkileyen üçüncü unsur ise bayilerin aynı zamanda diğer
inşaat malzemelerinin de (demir, briket, tuğla, kireç vb.) alım-satım işi ile 1590
uğraşmasıdır. Bu nedenle örneğin, bayiler bir alıcıya demir satışından kar elde
edecekse, çimentodaki karından feragat edip maliyetine satabilir...” şeklinde
cevap vermişlerdir.
16. Set Afyon’un rakiplerine ve pazarına ilişkin, 30.06.2000 tarihli
çalışmada, Göltaş Fabrikası’na ilişkin olarak, “Tehditler” başlığı altında,
“Kütahya bölgesinden Kömür gitmesi nedeniyle bu bölgeye uygun nakliye
imkanı vardır”; “Afyon’dan Antalya bölgesine Tuğla gitmesi nedeniyle,
bölgemize çimento gelmesi bakımından uygun nakliye bulunması” ifadeleri;
Denizli Fabrikası’na ilişkin olarak, “Kütahya bölgesinden Kömür alması 1600
nedeniyle, bu bölgeye çimento sevkıyatında uygun nakliye bulunması”
cümlesi ve Konya Fabrikası’na ilişkin olarak, “Afyon’dan Konya bölgesine
Tuğla gitmesi nedeniyle bölgemize uygun fiyatla çimento nakliyesi olması”
ifadesi yer almaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, çimento yeniden satıcılarının kendi nakliye
maliyetlerini belirlerken baktıkları yegane faktör, çift yönlü nakliye değildir.
Daralma dönemlerinde, nakliye vasıtalarının boş kalmaması için, kar
marjından fedakarlık edilerek nakliye yapılabilmektedir:
1610
17. Set Afyon’dan 4.2.1999’da Set Group’a gönderilen yazıda, “…Bölgeye
nakliye fiyatımızın 1.700.000 TL/ton olması nedeniyle, bayimize 40 Ton
çimentonun 10+10 gün vadeli, 10.500.000 TL/ton fiyatla verilebilmesi
hususunu onaylarınıza arz ederiz” ifadesi yer almaktadır. Set Group’tan
verilen cevapta ise, “Uygundur. Ancak bundan sonra nakliye fiyatlarını daha
konservatif hesap edin. Bu kriz dönemlerinde bayi arabaları maliyetine
çalışmalı” denilmektedir.
05-81/1118-320
36
Yukarıdaki belgelerden çıkarılabilecek sonuç, asıl işleri nakliyecilik olan ya da
kendilerine ait kamyonları ile aynı zamanda nakliyecilik de yapan çimento 1620
satıcılarının, formül ve diğer reel etkenlerden bir ölçüde bağımsız olarak
nakliye maliyetlerini belirleyebildikleri ve bu sayede, uygun gördükleri
bölgelere satış yapabilme imkanına, en azından teoride sahip olduklarıdır.
Kaldı ki çimento satıcısı Ramazan AZBOZ’un tutanağa geçen “Bölge dışına
satışın güvenle ilgisi yok. Peşin para getiren herkese mal satılır. O yüzden
güvenseniz de güvenmeseniz de bölge dışından gelen şahsa mal satılır; peşin
para veriyorsa” şeklindeki ifadesi düşünüldüğünde, bazı savunmalarda öne
sürülen “bayilerin ticari kapasiteleri müsait değil” tezi de çürütülmektedir. Bu
unsurlara, gerek yukarıda değinilen gerekse de örneğin BÇS’nin
savunmasında, “Bolu-Gerede’de bir ton çimento fiyatı 31 ABD doları iken, 1630
Marmara Bölgesi’nde 35-38 $; Akdeniz Bölgesi’nde 35-42 $’dır” denilerek
belirtilen bölgeler arası büyük fiyat farklılıkları eklendiğinde, paralel ticaret için
gerekli bütün şartlar bir araya gelmiş demektir. Ancak bölgeler arası ticaretin,
anlaşma ya da tek taraflı şirket politikaları neticesinde oluşan ve en başta da
rakiplerin ana pazarına girilmemesi kuralının geldiği çeşitli pazar dengelerini
bozacağı açıktır. Bu nedenle bayilerin satış bölgeleri kontrol altına alınmak
istenmekte ve çoğunlukla da, Ankara’dan İstanbul’a çimento satışının
varlığına rağmen BÇS’nin savunmasındaki ifade ile, “Türkiye'nin başkenti ile
en büyük şehrini bağlayan yolun ortasında bulunan Bolu-Gerede pazarında”,
yine bizzat bu şirketin belgelerine göre %100'e yakın bir pay ortaya 1640
çıkabilmesini sağlayacak kadar başarılı olunmaktadır. Bu kontrol yeterince
kurulamadığında ise, aşağıdaki durumlar meydana gelmektedir:
18. Oyak Genel Müdürlüğü’nden, BÇS’ye, 1.11.1999 tarihinde gönderilen
2000 yılı bütçe mesajı hakkında yazıda, “...Rekabeti Koruma Yasası’na uygun
olarak bayilik sistemlerinde denetim artırılacak ve fiyat rekabetine neden olan
bölge dışına kaçış ve sızıntılar önlenecektir. Bayilik sözleşmeleri, bu amaçla
gözden geçirilecek ve cezai yaptırımlar ağırlaştırılacaktır…” ifadesi yer
almaktadır.
1650
19. 7.10.1997 tarihli Esçim III. Stratejik Planlama Komitesi Toplantı
Raporu’nda, Genel Müdür Sadık AKALAN’ın, “Afyon’un 1996 yılına göre
54.000 ton fazla satışı var. Denizli ve Afyon ucuz satışlarını kontrol edemiyor,
normalde Antalya yöresine gönderiyor. Fakat bizim bölgemize kaçak girişler
oluyor…Kütahya’da savaş etkili, Simav ve Tavşanlı’daki bayiler sadakatli
davranıyorlar. Bir yolla müşterilerini tutmasını biliyorlar. Perakende satıcılar üç
kağıtçı, güvensiz. Eskişehir’de de büyük bayiler iyi niyetli davrandı, küçük
bayiler ise yabancı çimentoları şehir içine sokmadan inşaatlara direk boşaltma
yaptılar...” şeklindeki sözleri tespit edilmiştir.
1660
20. Raportörler tarafından yöneltilen “Diğer çimento şirketleri Eskişehir’de
satış yapabiliyor mu?” sorusuna, Esçim yetkilisi, “Buraya gelecek olan
fabrikanın örneğin Ankara’dan gelecek olan fabrikanın ton başına 5 milyon TL
nakliyeyi fazladan öder. Bu nedenle gelmesi mantıklı değil ama bazen
kaçaklar oluyor” cevabını vermiştir. Bu sözler, 7.10.1997 tarihli rapordaki
“...küçük bayiler ise yabancı çimentoları şehir içine sokmadan inşaatlara direk
05-81/1118-320
37
boşaltma yaptılar...” ifadesine anlam kazandırmaktadır. Küçük bayiler,
sektörde “kaçak” olarak tanımlanan kontrol dışı çimentoları, yukarıda değinilen
nakliye maliyetini etkileyen faktörler neticesinde zaman zaman Eskişehir’e
getirmekte ve bu durum Eskişehir’de kurulmak istenen dengeleri bozmaktadır. 1670
21. Set Ankara Satış ve Pazarlama 3 Yıllık Plan Güçlü ve Zayıf Noktalar
Analizi’nde, “Fiyat” başlığı altında, zayıf yön olarak, “rakip fabrikaların
bayilerini kontrol edememeleri” ifadesinin yer alması dikkat çekicidir.
22. Set Ankara’nın rakiplerine ve pazarına ilişkin, 30.6.2000 tarihli
çalışmada, Baştaş Fabrikası’nın zayıf yönlerine ilişkin olarak, “bayi yönetimi,
teminatsız ve uzun vadeli satışları ile Ali Rıza Onat isimli bayiye teslimiyetli bir
politika uygulaması” değerlendirmelerinin yapılması dikkat çekicidir.
1680
23. Set Ankara’dan Set Group’a 8.4.1999’da gönderilen yazıdaki, “Bartın,
Karabük, Kastamonu, Çankırı bölgelerine yaşanan yoğun rekabet sonucu
yükseltilmeye çalışılan fiyatlar tekrar düşüş kaydetmektedir. Yapılan
tespitlerde, özellikle Çankırı ve Kastamonu bölgelerine Eryiğit Tic. (A.Rıza
ONAT) çok düşük fiyatlarla girme mücadelesi vermektedir. Firmanın bilmediği
bu bölgelere girmesi, piyasayı çok bozduğu gibi, satışlarımızı da olumsuz
yönde etkilediği bir gerçektir” ifadesi dikkat çekicidir. Bu noktada, Ali Rıza
ONAT’ın, Baştaş’ın önemli miktarda alım yapan bir bayisi olduğunu
hatırlatmakta fayda vardır. Baştaş’ın rakipleri tarafından bayilerini kontrol
edememesinden dolayı eleştirildiği belgeler göz önünde bulundurulduğunda, 1690
büyük bir bayinin pazarda yaratacağı etkiler anlaşılabilir.
24. Set Afyon’un rakiplerine ve pazarına ilişkin, 30.6.2000 tarihli çalışmada,
Göltaş Fabrikası’nın zayıf yönlerinden birinin, “Bölge fiyatı uygulayamaması,
genel fiyatlarını düşürmesi karlılığını düşürmektedir” şeklinde belirlenmesi
dikkat çekicidir. “Tehditler” başlığı altında ise, “Tüm bölgeler tek fiyatla
çıkması, fiyatlarımızı olumsuz etkilemektedir11” ve “Afyon’dan Antalya
bölgesine Tuğla gitmesi nedeniyle, bölgemize çimento gelmesi bakımından
uygun nakliye bulunması” ifadeleri yer almaktadır. Görüldüğü üzere, bölge
fiyatı uygulayamayan dolayısıyla yeniden satıcılarını yeterince kontrol 1700
etmeyen Göltaş’ın varlığı, Afyon’dan Antalya bölgesine tuğla gittiği için
dönüşte çimento gelmesi imkanı ile birleşince, Set Afyon’un, Afyon’da
oluşturmak istediği fiyatlar üzerinde olumsuz etki meydana gelmektedir.
Bu açıklamaların ardından, “Rekabet Kurumu’nun oluşturulmasının ardından
rekabet mevzuatı ile bağdaşması mümkün olmayan bu davranışların
giderilmesi ya da ‘saklanması’ için ne yapılmıştır?” sorusuna cevap
verilmelidir. Bu noktada, yalnızca sektörün fotoğrafını doğru çekebilmek
amacına yönelik olarak aşağıdaki yazıya değinmek yerinde olacaktır:
11 Çalışmanın ilerleyen bölümlerinde, Göltaş fabrikasının, Kütahya bölgesi hariç tüm bölgelere tek fiyatla satış
yaptığı belirtilmektedir.
05-81/1118-320
38
1710
25. ...’NIN HAZIRLAYIP ...’YA GÖNDERDİĞİ GÖRÜŞ:
“RAPOR
Rekabet Kanunu ve ilgili 1997/1 ve 1997/2 sayılı Grup Muafiyeti Tebliğleri’ne
uyumlu yeni jenerasyon sözleşmelerin hazırlanmasına ilişkin çalışmaların
birinci bölümü tamamlanmıştır. Bu çalışmalarda, ...’nın yeniden satışa konu
olarak dağıtım sistemindeki bayileriyle akdettikleri sözleşmeler incelenmiştir.
Öte yandan şirketlerin ayrı ayrı piyasa şartları, dağıtım sistemleri ve
sözleşmeleri, ...’daki çalışma toplantılarında incelenmiş ve piyasaların özel
şartları kapsamında faaliyetleri rekabet mevzuatı çerçevesinde niteliksel ve 1720
niceliksel olarak değerlendirilmiştir.
Muafiyet rejiminin dahi, ... işletmelerinin mevcut uygulamalarını
sürdürmelerine olanak tanımadığı tespit edilmiştir. Uyumlu olmadığı tespit
edilen hususların re’sen veya şikayet ile Kanun’un 6’ıncı maddesinin (a) ve (b)
bentlerinde tanımlanan ihlaller olduğu iddia edilebilir. Meselenin hallinin sabit
bant çıkış fiyatının tüm satışlara eşit olarak uygulanması olduğu bilinmektedir.
Fakat bununla birlikte, bu uygulamaya derhal geçilemeyeceği, bu yönde bir
uygulamanın başlaması için piyasaların eşit şart ve şekilde faaliyetlerini
yeniden düzenlemeleri gerekliliği tarafınızdan belirtilmiştir.
Bu durumda izlenebilecek yolun, piyasaların “mevzuatla uyumlu” satış 1730
prosedürlerini uygulamaya almalarına kadar geçecek süre içerisinde, ...
işletmelerinin mevcut faaliyetlerinin “muafiyet rejimi” dahilinde yeniden
düzenlenmesi olduğuna kanaat getirilmiştir. Bu itibarla bölgesel farklılıklar
oluşturan fiyat yapılarını “gizlemek” için, muafiyet rejiminin tanıdığı Tek Elden
Dağıtım Anlaşmaları (TEDA) ve Tek Elden Satın Alma Anlaşmaları (TESA)
Grup Muafiyetleri ile, eş edimdeki alıcılara farklı fiyatlar uygulanması
pratiğinin, edimleri farklılaştırıcı bir statü yaratılması cihetine gidilmiştir. Bu
sistem ile, üretim tesislerine uzak mesafelerde bulunan alım merkezleri
bölgesel sınır ile tefrik edilecek ve bu bölgeye TEDA çerçevesinde bir Dağıtıcı
ihdas edilecek ve böylelikle düşük fiyatlı bant fiyatına karşın, edimlerin üretim 1740
tesisinin ana hinterlandı içerisinde yer alan TESA’lar ile farklılıkları ortaya
koyulacaktır. Bu yöntemin kalıcı bir çözüm getirmesi beklenemez. Yalnızca
piyasadaki hatalı uygulamaların birlikte sona erdirileceği tarihe kadar geçecek
olan süre zarfında, ... işletmelerinin bayi satışları nedeni ile ceza almamasını
temin edebilecektir. Bu itibarla biri TEDA diğeri TESA formatında iki tip
sözleşme oluşturulmuştur. Bu sözleşmeler taslak niteliğinde olup işletmelere
eş zamanlı olarak bildirilecektir. İşletmeler ferdi pazar şartlarından
kaynaklanan prosedür farklılıklarını, diğer çekince, itiraz ve taleplerini de
belirterek tarafımıza bildireceklerdir. Böylelikle sözleşmelere nihai şekil
verilebilecek ve tensiplerinize arz edilebilecektir. 1750
Tarafınızdan uygulamaya alınması ön görülen ve tarafımızdan evvelemirde
uygulanabileceğine kanaat getirilen yegane yöntem niteliğindeki tip
sözleşmeler eklidir. Bu sistemin kalıcı bir çözüme hizmet etmeyeceğini ve
ihlallerin tek fiyat uygulamalarıyla durdurulmasının esas olduğunu birkez daha
vurgulayarak durumu tensiplerinize arz ederiz.”
05-81/1118-320
39
Bu ve benzeri görüşler çerçevesinde, pek çok teşebbüs, Rekabet Kurumu
öncesinde yukarıda değindiğimiz üç amacı tam olarak içeren bayilik
sözleşmelerini, 2002/2 sayılı “Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği”
hükümlerine uyumlu hale getirmeye; başka bir deyişle de, gizlemeye 1760
çalışmıştır. Aşağıda Rekabet Kurumu öncesi imzalanmış birkaç anlaşma
örneği yer almaktadır:
26. BÇS ile Kenan SALINDIRMA arasında, 10.3.1997’de imzalanan
anlaşmada aşağıdaki maddeler dikkat çekicidir:
“6. Madde : Bayi satış ordinosu ve buna göre düzenlenen sevk irsaliyesinde
belirtilen yer dışına sevk yaptığı takdirde, bayinin bayiliği iptal edilecek ve
1.000.000.000 TL tutarındaki şirkete verdiği ceza çeki ceza olarak tahsil
edilecektir. Pazarlama Şefliğinin konu ile ilgili tespiti ve raporu esas kabul 1770
edilecek, bayinin savunması dikkate alınmayacaktır.
7.Madde : Bayinin şirketin uyguladığı bölgesel fiyatların altında bant teslimi
veya şantiye teslimi (ilgili bölge ile Bolu arasındaki fiili nakliye fiyatları dikkate
alınarak hesaplanacaktır) çimento satan bayi tespit edildiğinde, bayi şirketin
yapacağı bu tespite itiraz edemeyecek ve kendisine bir defaya mahsus ilgili
bölge fiyatıyla serbest satış fiyatı arasındaki farkın 3 misli para cezası
verilecektir. Tekerrüründe bayiliği iptal edilerek, şirket nezdinde bulunan nakit
teminatı ve ceza çeki tahsil edilerek irad kaydedilecektir.”
BÇS ile Albayrak Ltd.Şti. arasında, 31.12.1996’da imzalanan anlaşmada, 1780
Kenan SALINDIRMA ile imzalanan bayilik anlaşmasının 6 ve 7. maddeleri, 7
ve 8. maddeler olarak yer almaktadır. BÇS ile Albayrak Ltd.Şti. arasında bu
anlaşmaya ek olarak 14.3.1997’de protokol imzalanmıştır. Protokoldeki şu
ifadeler dikkat çekicidir:
“2- SÜRE VE UYGULAMA : İlgili bölgelerde çimento fiyatlarının istikrara
kavuşması yolunda şirketin yapacağı tespitler doğrultusunda, şirket bu
uygulamaya istediği zaman son verebilecektir.
4- CEZAİ HÜKÜM : Bayinin yukarıda belirtilen bölgelere pazarlamak üzere
aldığı çimentoyu başka bir bölgeye sevkettiğinin şirket tarafından tespit 1790
edilmesi halinde; Bayinin ilgili bölgeye sevkıyatı sağlamasına rağmen, çimento
boşaltıldıktan sonra tekrar başka bir araç bayi veya alıcı kişi tarafından farklı
bir bölgeye nakledilmesi durumunda; Bayinin, şirketin ilgili bölgelerde diğer
fabrikalar ile rekabet edebilmek amacıyla kendisine fiyatlarda sağladığı bu
toleransı bir başka bayiye dolaylı olarak kullandırdığının tespit edilmesi
durumunda;
hiçbir savunma ve açıklamaya müsaade edilmeksizin Bayi’nin 1997 yılı bayilik
sözleşmesi (Protokol) tek taraflı iptal edilecek, her iki protokol düzenlenirken
kendisinden teminat için alınan açık çekler tahsil edilecek, vadesi gelen
gelmeyen tüm borçları şirket nezdinde bulunan teminatlarından tahsil edilecek 1800
ve eğer varsa diğer teminatları da şirket lehine irad kaydedilecektir.”
05-81/1118-320
40
27. Konya Çimento’nun 29.4.1994’de Yusuf BULDUK ile imzaladığı
Ambalajlı Çimento Bayilik ve Bağlantı Şartnamesi’ndeki, “Bayi, şirketin
çimento alım ve satımı için koyacağı kurallara uymak zorunda olacaktır. Şirket
ile bayilik sözleşmesini imzalayan satıcılar perakende satış yaptıkları takdirde,
şirketle bayilik anlaşması olmayan diğer çimento satıcıları ile fiyat birliği
içerisinde satış yapmaya gayret göstereceklerdir. Şirket dilerse bayinin
perakende satış fiyatını belirleyebilir. Bayi bu konuya itiraz edemez…” ifadesi
dikkat çekicidir. 1810
Görüldüğü üzere, sektörde Rekabet Kurumu’nun kurulmasından önce
kullanılan bayilik sözleşmeleri, genellikle 2002/2 sayılı Tebliğe uyum gösteren
sözleşmelerle büyük farklılık göstermektedir. Ancak gerçek amaçlar
değişmediğinden mevcut sözleşme yapısında çeşitli çelişkiler meydana
gelmektedir. Her şeyden önce, bayilere imzaladıkları sözleşmeler
verilmemekte ve içeriklerine ilişkin olarak eksik bilgi verilmektedir:
28. Set Afyon, 1998 yılından beri bayileriyle “Tek Elden Dağıtım
Anlaşması” başlıklı bir sözleşme imzalamaktadır. 2002/2 sayılı Grup Muafiyeti 1820
Tebliği’ne büyük ölçüde uyumlu olan bu sözleşmelerin uygulanmasına dair
aşağıdaki olay kayda değerdir. Bölgesi dışına satış yapan Akşehir bayisi
Yörükoğlu Ltd.Ş, ceza faturası ile birlikte Set Afyon’dan gönderilen yazıda
“Fabrikamızla yapmış olduğunuz Tek Elden Dağıtım Anlaşması’nın 2.
Maddesinde açıkça belirtildiği gibi, bayi kendisine tanımlanan bölge dışında
müşteri aramamak kayıt ve şartıyla satış yapabilir denmektedir. Ayrıca aynı
durum sözleşmenin 4. Maddesinin c bendinde de belirtilmiştir. 05.06.1999
tarihinde şirketinize ait 03 EH 935 plakalı vasıta Akşehir bölgesi için almış
olduğu çimentoyu Sultandağ ilçesindeki Aydoğmuş Ticaret’e boşalttığı tespit
edilmiştir. Bu durum sözleşmenin yukarıda belirtilen maddelerine 1830
uymadığından, aynı sözleşmenin 10. maddenin a bendi tarafınıza uygulanmış
ve ceza faturanız ekte sunulmuştur. Aramızdaki iyi ilişkilerin devamı
bakımından, sözleşme şartlarına uyulmasını önemle rica eder, bilvesile hayırlı
işler dileriz” denilmektedir. Yörükoğlu Ltd.Şti.’nden, Set Afyon’a,
10.06.1999’da gönderilen itiraz yazısındaki “İlgi yazınızda belirtilen Tek Elden
Dağıtım Anlaşması bugüne kadar tarafımıza intikal ettirilmemiştir. Anlaşmanın
2. maddesinde belirtilen ‘bayi kendisine tanımlanan bölge dışında müşteri
aramamak kayıt ve şartıyla satış yapabilir’ ibaresine firmamız bugüne kadar
kesinlikle uymuştur. 05.06.1999 tarihinde şirketimize ait 03 EH 935 plakalı
vasıta Akşehir Şubemize çimento götürmüştür. Yazıda söz konusu edilen 1840
Aydoğmuş Ticaret de Akşehir’deki şubemizden çimento satın almıştır. Bu
çimentonun bir kısmını Akşehir’e yakın köylerden birine indirmiş, bir kısmını
da deposuna götürdüğü tarafımızdan da tespit edilmiştir...” ifadesi
bulunmaktadır.
29. OYSA Niğde’nin bayilik sözleşmelerinin uygulanmasına dair belgeler:
1) OYSA Niğde bayisi (…………….), yapılan görüşmede, “OYSA Niğde
Çimento San.Tic.A.Ş.’nin bayisi olduğunu, bayilik sözleşmesi yaptıklarını
05-81/1118-320
41
ancak sözleşmenin içeriğinin ne olduğu konusunda bilgilerinin olmadığını, 1850
hatta sözleşmelerinin yanlarında olmadığını” ifade etmiştir.
2) OYSA Niğde eski bayisi (…………...)’un konuya ilişkin tutanakta yer alan
ifadeleri, “1999 yılında OYSA Niğde Çimento bayiliğini bıraktım. Bayiliğim
sırasında bölgem Ereğli idi. Bölgenin dışına mal satışı yasaktı. Cezası
sözleşmede belirtilir. Ama sözleşme bize verilmez, orada kalır. Biz gideriz,
önümüze ne konursa imzalarız. Bölgeler arası satışı engellemek için çimento
torbalarının rengi değiştirilir... Yanlış hatırlamıyorsam 1998 yılında Antalya'da
bir toplantı yapıldı. ‘Rekabet uzmanları gelirse sakın bundan bahsetmeyin’
denildi. Aynı uygulamayı Konya Çimento A.Ş.’de yapıyor... Konya da Niğde de 1860
(A.Ş.) farklı bölgelere satış yapılırsa, o bölgenin fiyatını uygulayarak ceza
uyguluyor (malın dağıtıldığı bölgenin fiyatları). Eğer bölge ayrımı yapılmazsa;
herkese aynı fiyat uygulanırsa bu bayiler için daha iyi olur. Daha sağlıklı bir
sistem olur…Bölge dışına satışın güvenle ilgisi yok. Peşin para getiren
herkese mal satılır. O yüzden güvenseniz de güvenmeseniz de bölge
dışından gelen şahsa mal satılır; peşin para veriyorsa…1998 yılında
Antalya’da yapılan toplantıda OYSA Niğde Genel Müd.Yrd.Şefik Bey;
‘Rekabet Kurulu kuruldu, dikkatli olun’ dedi” şeklindedir.
3) OYSA Niğde bayisi (……………), “Ben Karaman’da satış yapıyorum. 1870
Karaman dışına satış yapmam fabrikayla (OYSA Niğde) yaptığımız bayilik
anlaşmasına aykırı olur. Fabrika bize bayiliği verirken Karaman’da satış
yapacaksın dedi, dışarıya satış yapmıyoruz bu yüzden. Yaptığımız bayilik
anlaşmasını fabrikada parafladık, orda kaldı; bende bir örneği yok…1998 yılı
sonlarında Antalya’da Oysa’nın yaptığı toplantıda bize Rekabet Kurumu’ndan
bahsetmişlerdi. Bizim isteğimiz tüm bayilere aynı fiyattan satılsın” şeklinde
ifadede bulunmuştur.
1998 sonrası döneme ilişkin olarak yapılan TEDA bayilik sözleşmelerinde
diğer bir ilginç nokta, sözleşmelerin konusu bir bölgede tek elden dağıtım 1880
olmasına rağmen, aynı bölgede birden fazla bayinin görevlendirilmesidir:
30. Set Ankara’nın hepsi 1.1.1998’de imzalanan tek elden dağıtım
anlaşmalarında bölge tanımları şu şekilde yapılmıştır:
- Yalçın İnşaat Yapı Malz. Ltd.Şti.; Ankara Merkez, Sincan, Polatlı,
Beypazarı.
- Cangül İnş. Malz. San. ve Ltd.Şti.; Ankara Merkez, Polatlı, Beypazarı,
Ayaş.
- Yıldırımer A.Ş.; Ankara Merkez, Çubuk, Polatlı, Eskişehir. 1890
- Evren Yapı Malz. İnş. Ltd.Şti.; Ankara Merkez, Çubuk, Gölbaşı.
- Kandemir İnş. San. ve Tic. Ltd.Şti.; Ankara Merkez, Gölbaşı.
- Söyler Ltd.Şti.; Ankara Merkez, Çubuk.
- Pelenkoğlu Nak. San. ve Tic. Ltd.Şti.; Ankara Merkez, Kızılcahamam,
Çankırı, Kastamonu.
05-81/1118-320
42
Buna karşılık, Gözde İnşaat Malzemeleri Ltd.Şti. ile 1.1.1998’de imzalanmış
“Tek Elden Dağıtım Anlaşması”nda, bölge tanımının yapılmadığı tespit
edilmiştir.
1900
İncelenen bayilik sözleşmeleri ve uygulamalarında, çok küçük bölgeler
şeklinde yapay pazar tanımları ile tek elden dağıtım bölgeleri belirlemek,
sözleşmelerle tek elden satın alma zorunluluğu getirilmesine rağmen sağlayıcı
şirketin bilgisi dahilinde rakip teşebbüslerin çimentosunu satmak gibi, Grup
Muafiyeti Tebliğlerinin ruhu ile bağdaşmayan pek çok uygulamaya
rastlanmıştır. Bunlara da, taraflara ilişkin değerlendirmelerde ayrıntılı olarak
yer verilecektir.
Bütün bu hususlar, çimento sektöründe uygulanmakta olan dikey
kısıtlamaların amacına ve bunların gizlenmesine yönelik girişimlere dair 1910
tespitleri desteklemektedir.
I.2.5.2. Savunmalar ve Bu Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
Soruşturma kapsamındaki teşebbüslerin, yukarıda yer verilen tespitlere ilişkin
olarak yaptıkları temel iktisadi savunma, “fiyatların, malın gönderileceği
bölgede hakim durumda olan çimento fabrikasıyla rekabet edebilmek için
sübvanse edilerek belirlendiği; dolayısıyla buna yapılacak bir müdahalenin
mevcut sistemle sağlanan rekabeti ortadan kaldıracağı” şeklindedir.
1920
Kurul’umuz, yukarıdaki savunmanın aksine, teşebbüslerin, maliyet ve fiyat
yapıları izin vermesine rağmen, anlaşma ya da misillemeye uğrama
korkusuna dayanan tek taraflı şirket politikaları yüzünden rakip fabrikaların
kurulduğu pazara girmediğini tespit etmiştir. Ancak 17.6.1999 tarih, 99-
30/276-166 sayılı Ege Bölgesi Çimento kararında da belirtildiği gibi, “...iç talep
açısından bakıldığında arz fazlası olan bir sektörde pazarın teşebbüsler
arasında coğrafi olarak çok katı bir biçimde bölünmesi teorik olarak bile
mümkün olmadığından, uygulama biraz yumuşatılarak, en azından
fabrikaların yakın çevresindeki yoğun talep bölgelerinin
münhasırlaştırılmasıyla birlikte, artan üretimin tampon bölgelerde, rekabete 1930
açık bölgelerde ve gerekirde dış pazarda, teşebbüsler açısından en karlı
olacak şekilde değerlendirildiği görülmektedir. Uygulamayı mümkün kılan da,
satış merkezleri itibariyle uygulanan farklı fiyatlar ve satış ağı üzerindeki katı
denetim mekanizmasıdır... Kaldı ki; ortak bölgelerde yaşanan rekabetin de
sağlıklı bir rekabet olduğunu söylemek mümkün değildir...” Dolayısıyla mevcut
sistem, teşebbüslerin iddia ettiği gibi pazara rekabet getirmemektedir.
Keza, Kurul’umuz yaptığı incelemeler ve 6.4.2001 tarih ve 01-17/150-39 sayılı
Belko kararında da kullandığı “fiyatların nispeten rekabetçi pazarlarla
kıyaslanması” şeklindeki analiz yöntemi çerçevesinde, rakip teşebbüslerin 1940
karlı olduğu halde anlaşma veya tek taraflı şirket politikasına bağlı olarak
girmediği fabrika çevresinde, elde edilen hakim durum veya pazar gücüne
bağlı olarak yüksek-rekabetçi olmayan fiyat uygulandığını tespit etmiş; bu
gücün azaldığı ya da olmadığı pazarlardaki fiyatların ise, maliyetin altına
05-81/1118-320
43
düşmediğini saptamıştır12. Nitekim bu husus da Ege Bölgesi Çimento
kararında “Fabrikaların farklı fiyat uygulamasına ilişkin olarak yaptıkları
savunmalarda, her fabrikanın bir merkeze uygulayacağı fiyatını, diğer
fabrikaların ve kendisinin oraya olan uzaklığını göz önüne almak suretiyle
tespit ettiği ve diğerine daha yakın olan yere yapacağı satışlarını artırmak için
‘nakliyeyi sübvanse ettiği’ belirtilmiştir. Hatta nakliyenin sübvanse edilmesi 1950
suretiyle diğerine daha yakın olan bölgelere satış yapma olanağının
sağlandığı ve sistemin daha rekabetçi bir yapı gösterdiği ileri sürülmüştür.
Ancak, buradaki asıl sorun, çimentonun uzak yerlere satılması değil, fabrika
merkezi ve yakın çevresine, anlaşmayla sağlanan korumanın sonucu olarak
pahalıya satılmasıdır” şeklinde ifade edilmiştir. Dolayısıyla zaten rekabetçi
olmayan fiyattan indirim yapıldığı da unutulmamalıdır.
Kaldı ki, fiyat politikalarının rekabetçi olduğunu düşünen teşebbüsler, bunu,
4054 sayılı Kanunu ihlal etmeyen yöntemlerle de (sübvanse edildiğini ileri
sürdükleri fiyatları, tüm bölgelere uygulamak gibi) sürdürebilirler. 1960
İşte bu noktada, “sisteme yapılacak müdahalenin rekabeti ortadan
kaldıracağı” şeklindeki savunmanın, “teşebbüslerin lehlerine olan bu duruma
neden itiraz ettiği” sorusunu da gündeme getirdiği söylenmelidir. Bu soruya
verilecek cevap, mevcut uygulamaların iktisadi etkinliği ortadan kaldırıcı
niteliğini daha da açıklayıcı olacaktır. Bu çerçevede öncelikle savunmalardan
yapılacak çeşitli alıntılara yer verilmelidir:
Baştaş’ın savunmasında, “Bir an için dağıtım ve fiyatlandırma sisteminin
değiştirilerek fabrika çıkışı tek bir fiyat belirlenmesi ihtimali düşünüldüğünde, 1970
bu halde fabrikalar sadece kendi hinterlandlarında satış yapabilecek, daha
uzak mesafelere yani rakip fabrikaların hinterlandlarına gidemeyecek ve
ellerindeki arz fazlasını tüketemeyeceklerdir. Bilindiği gibi, çimento sektörünün
yapısı gereği fabrikaların üretim kapasitelerini kısmaları mümkün değildir. Bir
fabrikanın kapanması ise, çalışmasından daha maliyetlidir. Dolayısıyla bu tür
bir sistem değişikliğinde fabrikanın üretim kapasitesini kısmak suretiyle, arz
fazlasını önleyebilmesi mümkün olmayacaktır. Bu durumda teşebbüslerin
aralarında, Ege bölgesinde faaliyette bulunan Çimentocular ile ilgili kararda
olduğu gibi, ihracat karteline girmeleri veya damping gibi uygulamalara
yönelmeleri kaçınılmaz hale gelecektir” ifadesi yer almaktadır. 1980
Çimsa’nın savunmasında, “Renkli torba sistemi üretim kapasitesini kullanmak
amacı ile müşterinin (münhasır bayinin veya yeniden satıcının) satış pazarının
bulunduğu yere farklı fabrika çıkış fiyatı uygulaması yapılması zaruretinden
kaynaklanmaktadır. Zira tek ve standart bir fabrika çıkış fiyatı uygulandığında
belli bir yarıçapın ötesine satış yapmak imkansızdır. Bu durumda coğrafi satış
pazarının sınırları daralarak üreticiler arası rekabet daha da kısıtlanacak ve
sınırlar daha belirgin hale gelecektir. Bu açıdan, malı uzak mesafeye
nakledecek ve uzak pazarlarda pazarlayacak olan yeniden satıcıya nakliye
fiyatını telafi edecek şekilde, daha düşük bir çıkış fiyata satış yapmak 1990
kaçınılmazdır. Burada amaç, üretim kapasitesinin kullanımını sağlamaktır.
12 Nitekim bu saptama çerçevesinde, çeşitli teşebbüslerin yıkıcı fiyat uygulamalarına maruz kaldığı iddiaları da
kabul edilmemiştir.
05-81/1118-320
44
Kapasite kullanılmadığı takdirde sabit maliyetler sebebi ile karlı bir faaliyette
bulunulması zorlaşacaktır...” ifadesi yer almaktadır.
BÇS’nin savunmasında, “BÇS’nin TEDA anlaşmaları, potansiyel rekabet ile
şekillenen yakın hinterland içinde oluşan piyasa fiyatı ile üretim maliyeti
arasındaki farktan kaynaklanan kar marjı ile üretilen çimentonun azami
kapasite kullanımı sağlanarak birim maliyetinin düşürüleceği miktarlarda
satılması için oluşturulan marj dahilinde azami uzaklığa kadar çevre bölgelere
çimento satılabilmesi için uygulanmaktadır. TEDA anlaşması imzalayan 2000
bayinin muafiyet rejimine uygun olarak bölge dışına aktif satışta bulunmama
yükümlülüğü vasıtasıyla, sübvanse edilerek kapasite kullanım oranına bağlı
olarak maliyeti daha da düşürülen çimentonun satılması mümkün olmaktadır.
Arzın artması ile fiyatların daha da düşmesi sonucu doğmakta, ayrıca benzer
ekonomik süreçlerin etkisi altındaki rakiplerin de kapasitelerine bağlı olarak
uzak bölgelere daha düşük fiyatla çimento sevk edebilmeleri mümkün
olmaktadır. Bu denge, potansiyel rekabetin önemini artırmakta, üretim
kapasitelerindeki yükseklik ise hem üretimi hem de uzak bölgelere yapılacak
satışları vazgeçilmez kılmakta ve artan kapasitelere bağlı olarak satış
miktarlarını da artırmaktadır. Aynı ekonomik döngü tekrar etkisini 2010
göstermekte, gidilen uzak bölgeler bir başka üreticinin ana hinterlandı olduğu
için o bölgede ‘uzaklara taşıma fonunu oluşturacak piyasa fiyatı fırsatını’ baskı
altına almakta, sonuç olarak ekonominin tüm dinamiklerinin olumlu etkisi
altında rekabet şekillenmektedir. Yani uzak bölgelere çimento satma
zorunluluğu, piyasa ekonomisinin doğal bir zorunluluğu olduğu gibi, rekabet
kuralları bakımından da bölgesel hakimiyetlerin oluşmaması önünde doğal
kontrol ve baskı süreçlerini oluşturmakta ve potansiyel rekabet bakımından
önem taşımaktadır...” ifadesi yer almaktadır.
Çimento sektöründe ortalama sabit ve toplam maliyetlerin düşürülebilmesi için 2020
kapasite kullanım oranlarının artırılması gereklidir. Ancak üretim ve satış
miktarının yani arzın artması, ekonominin temel prensipleri çerçevesinde,
genel olarak fiyatların da düşmesine yol açar. Bunu bir ölçüde engelleyerek
karlılığı azaltmamanın yolu ise; hakim durumda bulunulan veya pazar gücüne
sahip olunan pazarlar ile diğer piyasalar arasında fiyat farklılaştırması
yapılmasıdır. Mevcut sistem, yukarıda değinilen diğer amaçlar yanında, bu
hedefe de hizmet etmektedir. Bu durumu Ege Bölgesi Çimento kararında da
Kurul’umuz saptamış olup, konuya ilişkin olarak Baştaş savunmasında,
“bilindiği gibi, çimento sektörünün yapısı gereği fabrikaların üretim
kapasitelerini kısmaları mümkün değildir. Bir fabrikanın kapanması ise, 2030
çalışmasından daha maliyetlidir. Dolayısıyla bu tür bir sistem değişikliğinde
fabrikanın üretim kapasitesini kısmak suretiyle, arz fazlasını önleyebilmesi
mümkün olmayacaktır. Bu durumda teşebbüslerin aralarında, Ege bölgesinde
faaliyette bulunan Çimentocular ile ilgili kararda olduğu gibi, ihracat karteline
girmeleri veya damping gibi uygulamalara yönelmeleri kaçınılmaz hale
gelecektir” demiştir. Çimento sektörünün yapısı gereği, kapasiteler
kısılamayacağından, oluşacak arz fazlası, ya Baştaş’ın ileri sürdüğü
teşebbüsler arası anlaşmalara konu olacak ya da mevcut koşullar
çerçevesinde rekabetçi fiyat oluşumunu sağlayacaktır. Hemen belirtmek
gerekir ki teşebbüsler arasındaki arz miktarının kontrolü ve benzeri anlaşmalar 2040
4054 sayılı Kanun ile yasaklanmıştır. Dolayısıyla ulaşılacak sonucun rekabetçi
05-81/1118-320
45
fiyat oluşumu olduğu söylenebilir. Kaldı ki mevcut sistem, D.E. Waldman’ın
1988 tarihli makalesinde13 ayrıntılı biçimde ortaya koyduğu üzere,
kapasitelerin kontrolsüz biçimde artışını teşvik edici niteliktedir. Kurul kararı
sonrasındaki beklenen gelişmeler arasında, iktisadi etkinlikten uzaklaşmaya
yol açan bu durumun sona ermesi de bulunmaktadır.
Soruşturma kapsamındaki teşebbüslerin, yukarıda yer verilen tespitlere ilişkin
olarak yaptıkları savunmalarını dayandırdıkları hukuki argümanlar ise
aşağıdaki şekilde özetlenebilir: 2050
Teşebbüslere göre, “fiyatın diğer bölgelere göre düşük olduğu bir pazarda
satılacağı belirtilerek alınmış olan bir ürünün, daha yüksek fiyatların oluştuğu
bir bölgede satılması, ilgili alıcıya haksız bir kazanç sağlayacaktır. Bu eylem,
alıcılar arasında “aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair
suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimali” şeklinde tanımlanan bir haksız
rekabet yaratacaktır. Üreticiyi hileye düşürmek sonucu elde edilen ve nadir de
olsa bazı hallerde, eğer unsurları varsa, ‘dolandırıcılık’ dahi sayılıp
cezalandırılabilecek bu haksız kazancı hukukun koruması da mümkün
değildir. Hemen belirtmek gerekir ki, üretici teşebbüsler ile bayiler arasında iki 2060
tür hukuki ilişki bulunmaktadır. Bunlardan ilki ve temel olanı, üretici ile bayi
arasındaki bayilik anlaşması-çerçeve anlaşmadır. 4054 sayılı Kanun’un
alanına girebilecek olan da bu sözleşmelerdir. İkincisi ise, bayi ile üretici
arasında her sipariş ve teslimat ile tekrar eden satım anlaşmalarıdır. Bu satım
anlaşmaları, malın alındığı bölgeye sevk edilmesi, bedelinin üreticiye
ödenmesi gibi hususlarda bayiyi borç altına sokmaktadır. Diğer bir deyişle,
üreticinin satım anlaşmasına konu mal üzerindeki hakkının ortadan kalkması
için, ilgili ürünün satış akdi uyarınca anlaşmaya varılan bölgeye sevk edilmesi,
doğan borcun ödenmesi gibi edimlerin ifası gerekmektedir. Bir bayinin mal
bedelini üreticiye ödememesi ile taahhüt ettiği bölgeye söz konusu malı sevk 2070
etmemesi arasında doğurulan zarar ve sözleşmeye riayetsizlik açısından fark
yoktur. Her ikisi de, akit serbestisi içinde belirlenen biçimde cezai yaptırıma
tabi tutulabilir. Bunun ise rekabet kuralları açısından doğurduğu bir sakınca
yoktur. Yukarıda ifade edilen hile sonucu üretici tarafından haklı olarak iptal
edilebilecek olan sözleşmenin, 4054 sayılı Kanuna aykırı olacağı düşünülerek
ayakta tutulması mümkün değildir. Kaldı ki, 4054 sayılı Kanuna aykırı olması
nedeniyle satım sözleşmesi geçersiz olsa bile, üreticilerin, hileye maruz
kalmış olmaları nedeniyle, Borçlar Kanunu m.41 uyarınca haksız fiil
hükümlerinden yararlanmaları da mümkündür.”
2080
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunda belirlenen temel
prensiplerden biri, alıcılara, satın aldıkları malların yeniden satımına ilişkin
olarak bölgesel sınırlamalar getirilememesi; daha açık bir deyişle, satın alınan
malların istenilen yerde satılması suretiyle sağlanacak rekabetin
engellenememesidir. Ancak yasa koyucunun 4054 sayılı Yasa’nın 5.
maddesinde verdiği yetkiye dayanarak, Kurul, ilgili maddede belirtilen şartların
tamamının varlığı halinde, bu kurala bireysel veya grup olarak muafiyet
tanınmasını sağlayabilir. Nitekim Kurul’umuz, iktisat biliminden de
yararlanılarak hazırlanan Avrupa Birliği uygulamalarını da göz önünde
13 WALDMAN, D.E. (1988), “The inefficiencies of ‘unsuccessful’ price fixing agreements”, The Antitrust
Bulletin, Spring 1988, s.67-93.
05-81/1118-320
46
bulundurup, konumuzla ilgili temel belge olarak kabul edilebilecek 2002/2 2090
sayılı “Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği”ni yayımlamıştır. Bu
Tebliğin kurucu unsuru, sağlayacağı çeşitli etkilerle (“free rider”ın azaltılması
vb.), nihai tahlilde daha olumlu bir iktisadi sonuç oluşacağı için, münhasır
bölgelerin varlığına izin vermesidir. Bu izne getirilen temel sınırlama ise, tek
elden dağıtıcı üzerine, anlaşmada belirlenen bölge dışında anlaşma konusu
mallarla ilgili olarak, müşteri aramama, şube açmama ve dağıtım deposu
kurmama, yükümlülüklerinden başka rekabet sınırlamaması
yüklenememesidir. Tek elden dağıtıcı üzerine, “aktif satış” olarak tanımlanan
bu kısıtların getirilmesine izin verilirken, bunlar dışında kalan her türlü satış
“pasif” olarak değerlendirilmekte ve yapılacak engellemeler, 4054 sayılı 2100
Yasa’nın ihlali olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla bir alıcı, diğer
bölgelerden gelecek talepleri, bu bölgelerde, müşteri aramamak, şube
açmamak ve dağıtım deposu kurmamak koşuluyla dilediği gibi karşılayabilir.
Hemen belirtmek gerekir ki, tek elden dağıtım bölgeleri belirlenmemişse
(birden fazla yeniden satıcının bir pazarda görevlendirilmesi gibi), ilgili
Tebliğ’in dayanak noktasını oluşturan ve korunması gereken bir çıkar da
kalmamış demektir. Dolayısıyla böyle bir durumda, ilgili Tebliğ’in müsaade
ettiği “aktif satışların engellenmesi”nin bile imkanı bulunmamaktadır.
Teşebbüsler arasındaki tüm hukuki ilişkiler, bayilik anlaşması, çerçeve 2110
anlaşma, satım sözleşmesi gibi isimler taşıması farketmeksizin, yukarıda
belirtilen ilkelere uygun olmalıdır. Bu ilkelere aykırı sözleşmelerin, “hile,
dolandıcılık, haksız fiil” gibi kavramlar çerçevesinde 4054 sayılı Yasa kapsamı
dışına çıkarılması kabul edilemez. Çünkü, anılan Yasa’nın 4. maddesinde,
dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama etkisi doğurabilecek
nitelikteki teşebbüsler arası anlaşma ve uyumlu eylemler bile hukuka aykırı
kabul edilip yasaklanmıştır. Bundan farklı bir yorum, 4054 sayılı Yasa’yı ihlal
eden anlaşmalara, yatay veya dikey nitelik taşıması farketmeksizin, müdahale
edilememesi sonucunu doğurabilir. Örneğin “bir teşebbüsün, X malının
tedarikini, ‘alıcının, Y asgari fiyatından satış yapması’ şartına bağlaması”nın 2120
savunmalarda belirtilen gerekçeler çerçevesinde kabulü, mezkur Yasayı ihlal
eden “asgari satış fiyatının tespiti”ne izin verilmesi anlamına gelmektedir.
Bu açıklamalar çerçevesinde, “bir bayinin mal bedelini üreticiye ödememesi ile
taahhüt ettiği bölgeye söz konusu malı sevk etmemesi arasında doğurulan
zarar ve sözleşmeye riayetsizlik açısından fark yoktur” şeklindeki savunmaya
da cevap verilebilir. Aradaki fark, ikinci durumda, yukarıda yapılan
açıklamalarla ortaya konulduğu üzere, rekabetin bozulması; dolayısıyla, 4054
sayılı Kanun’un ihlal edilmesidir.
2130
I.2.6. Değerlendirmelere İlişkin Açıklamalar
Çimento homojen bir maldır ancak aşağıdaki belgelerde belirtilen etkenler
tüketici tercihleri üzerinde etkili olarak fiyat farklılıkları meydana getirmektedir:
05-81/1118-320
47
1. OYSA Niğde bayisi (……………...)’ın, “…Karaman’da Konya çimento
da satılıyor ama bizim fiyatımız biraz daha ucuzdur. Çünkü bizim çimentonun
rengi biraz açıktı önceden. Şimdi düzeldi ama kalite olarak düşük olduğu 2140
düşünülüyor, bu yüzden Konya çimentodan biraz daha ucuza satıyoruz…”
şeklinde bir ifadesi bulunmaktadır.
2. Raportörler tarafından yöneltilen “Aynı tip çimentoda, üreticilere bağlı
olarak kalite farkı söz konusu mudur? Tüketicilerin tercihlerine bağlı olarak
fiyat farklılıkları oluşabilir mi?” sorusuna YLOAÇ yetkilisi, “Hiçbir çimento
üreticisi belirlenmiş standartların altında üretim yapamaz; ancak bazı
fabrikalar hiçbir dalgalanma olmadan, bu asgari standartların üzerinde üretim
yapmaktadır. Bu tüketici tercihlerini etkileyen bir faktördür. Bilimsel olmamakla
beraber çimentonun açık ya da koyu renk olması da, özellikle kırsal kesimde 2150
tercihleri etkilemektedir. Bu bölgelerde, hammaddesi nedeniyle daha koyu
renk olan çimentolar tercih sebebidir. Benzer şekilde, hemşehricilik de tüketici
tercihlerini etkiler. Bu nedenle örneğin Ankara’da, Baştaş ve Set en azından
geçmiş senelerde daha çok tercih edilirdi. Keza, tüketicilerinize verdiğiniz
hizmet ve bu sayede oluşan marka imajı da önemlidir. Örneğin, Şirketimiz,
1999’da ‘Müşteri Teknik Hizmetler Servisi (Gezer Laboratuvar)’ kurmuştur. Bu
gezer laboratuvarla tüketicilerin teknik sorunlarına çözüm üretilmeye
çalışılmaktadır. Bu laboratuvar, müşteri talebinin Şirketimize yönelmesi ve
böylece, bir dahaki siparişini bize vermesi amacına yönelik bir pazarlama
aracıdır. Ayrıca belediyeler, üniversiteler, kamu kuruluşları ve sanayi ve ticaret 2160
odaları ile birlikte tüketicileri bilinçlendirmek için, çimento ve beton yapımı,
bakım ve kullanım koşullarını içeren seminerler düzenlenmektedir. Bunlar,
Şirketimizin pazara ve tüketicilere verdiği önem çerçevesinde, tüketicilerin
bilinçlendirilmesi ve bu sayede fabrikalarımız çimentosuna yönelik ilave bir
talep sağlanabilmesi için yapılan uygulamalardır. Bütün bunlar tüketici
tercihlerinde ve dolayısıyla fiyat üzerinde etkilidir. Başka bir deyişle, aynı fiyat
koşullarında bazı üreticilerin çimentoları tercih konusu olmaktadır” cevabını
vermiştir14.
3. Esçim Ticaret Müdürü Nafi Makaroç’un ajandasının 26.6.1999 tarihli 2170
sayfasında:
“Çifteler (Cönger Ticaret)
1) Duranlar Tic. Bursa
2) Tuncer Tic. Bursa
3) Mustafa Kocayayla Bursa
Bant 750.000, 13.000, + KDV
Şantiye 900.000, -
Çiftelerde tonda 500.000 TL/Ton fark olursa yine Eskişehiri tercih ediyorlar.”
ibaresi bulunmaktadır. 2180
14 Benzer cevaplar, Konya Çimento, OYSA Niğde, Çimsa Kayseri, BÇS, Set Ankara ve Baştaş’ta hazırlanan
tutanaklarda da yer almaktadır.
05-81/1118-320
48
4. Set Afyon Pazarlama ve Satış 3 Yıllık Plan Sunumu-Kuvvetli ve Zayıf
Yönler Analizi’nde, “Ürün” başlığı altında, zayıf yönler olarak belirtilen
hususlardan biri; “pazarda koyu renkli çimento talep edilmesine rağmen
üretilen çimento renginin açık olması”dır.
Yukarıdaki belgeler tüketicilerin bir dereceye kadar marka tercihinin olduğunu
ortaya koymaktadır; başka bir deyişle belli bir fiyat marjına kadar bazı
üreticilerin ürünleri tercih edilmektedir. Bu durum, aynı pazarda yer alan
teşebbüsler arasında fiyat farklılıklarına neden olabilmektedir. Keza, nakliyeye 2190
ve dikey kısıtlamalara ilişkin analizlerde değinildiği üzere, bu maliyetin
hesaplanmasında pek çok faktör etkili olmakta ve yaklaşık değerler
bulunabilse bile kesin bir miktar söylemek imkanı bulunmamaktadır. Bu
nedenlerle fiyat analizleri, nakliye dahil fiyatlar üzerinden değil, fabrikaların
çıkış fiyatları üzerinden ve fiyat artış tarihleri itibarıyla yapılacaktır. Bunun
dışında, gerekli görülen yerlerde diğer açıklamalara da yer verilecektir.
I.2.7. KONYA ÇİMENTO SANAYİİ A.Ş.
2200
I.2.7.1. Konya Çimento ile OYSA Niğde’nin Karaman PKÇ 32,5 Torbalı
Çimento Pazarında Fiyat Tespiti Konusunda Uyumlu Eylem İçinde
Oldukları İddiası
17.12.1996’daki bir toplantıda yapıldığı anlaşılan ve 1997 yılında, İç Anadolu
pazarında faaliyet gösteren üreticilerin kendi bölgeleri içinde ve dışında ne
kadar satış yapacaklarının tespit edildiği “1997 Yılı Üretim ve Satış
Projeksiyonu Bölgelerarası Toplantı Programı” başlıklı belgede şu ifadeler yer
almaktadır:
2210
“B) İÇ ANADOLU BÖLGESİ
Satış
Fabrika Miktarı (Ton)
SET ANKARA 636.000
BAŞTAŞ 640.000
NİĞDE 480.000
KONYA 880.000
ESKİŞEHİR 710.000
AFYON 463.000
YOZGAT 345.000
SİVAS 370.000
05-81/1118-320
49
TOPLAM 4.524.000
b) Bölge dışı fabrikaların bölge içine aşağıdaki miktarları sattıkları tespit
edilmiştir.
BOLU (Ankara) 240
ÇORUM (Ankara, Çankırı) 70
GÖLTAŞ (Afyon, Akşehir, Konya) 100
TOPLAM 410
Bölge dışından gelen miktarları ve bölgedeki satış fiyatlarını fabrikalar kendi
arasında tespit edeceklerdir.” 2220
Akçansa’da bulunan yukarıdaki içeriğe sahip anlaşmaların, 1998 yılına kadar
yapıldığının soruşturma kapsamındaki teşebbüslerin bazıları tarafından kabul
edildiğinin tespiti “Sektöre İlişkin Genel Bilgiler” başlığı altında yapılmıştı.
Nitekim Kurul’umuz da Ege Bölgesi Çimento Kararı’nda benzer nitelikteki
belgeleri anlaşma olarak kabul etmiştir. Ancak bu belgeyi destekleyici başka
bir delil bulunamamıştır. Analizi yapılan 1998-1999 döneminde Konya
Çimento ile OYSA Niğde’nin fiyat hareketlerinin genellikle uyumlu olmadığı da
tespit edilmiştir. Dolayısıyla bu belge ve analizlerin, Konya Çimento ile OYSA
Niğde’nin fiyat tespiti konusunda uyumlu eylem içinde bulundukları iddiasını 2230
ispatlamaya yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
I.2.7.2. Konya Çimento ile OYSA Niğde’nin Çimento Arzının Kontrolü
Konusunda Uyumlu Eylem İçinde Oldukları İddiası
Konya Çimento ile OYSA Niğde arasında çimento arzının kontrolü
konusundaki uyumlu eylem iddiasına ilişkin olarak, “1997 Yılı Üretim ve Satış
Projeksiyonu Bölgelerarası Toplantı Programı” başlıklı belge bulunmuştur.
Ancak, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, bu belgenin iddiayı
ispatlamak bakımından yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. 2240
I.2.7.3. Konya Çimento ile Set Afyon’un Akşehir PKÇ 32,5 Torbalı
Çimento Pazarında Fiyat Tespiti Konusunda Uyumlu Eylem İçinde
Oldukları İddiası
Set Afyon Pazarlama ve Satış Müdürü Güvenç CEYHAN’ın 1999 yılı
ajandasının 3.5.1999 tarihli sayfasında, “Göltaş 20’sine kadar zam
yapmayacak (Konya-Çimsa-Ado); Nafi Bey’le görüşülecek; Fatih Bey’le
görüşülecek; İbrahim Bey’le görüşülecek; Cahit Bey’le görüşülecek; Basri
Bey’le görüşülecek”; 20.5.1999 tarihli sayfasında ise, “Konya’ya çimento 2250
kesinlikle gönderilmeyecek. İstanbul fabrikaları cezalandırmak için oraya
çimento gönderilmek isteniyor. (anlaşılamayan bir cümle). Kesinlikle olmaz”
ifadeleri bulunmaktadır. Ancak analizi yapılan 1998-1999 döneminde Konya
Çimento ile Set Afyon’un fiyat hareketlerinin genellikle uyumlu olmadığı tespit
edilmiştir. Bu çerçevede, yukarıdaki belge ve analizlerin, Konya Çimento ile
05-81/1118-320
50
Set Afyon’un fiyat tespiti konusunda uyumlu eylem içinde bulundukları
iddiasını ispatlamaya yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
I.2.7.4. Konya Çimento ile Set Afyon’un Pazar Paylaşımı Konusunda
Uyumlu Eylem İçinde Oldukları İddiası 2260
Bu iddiaya ilişkin olarak, Güvenç CEYHAN’ın 1999 yılı ajandasında yer alan
yukarıdaki notlar dışında, “Çimento Sektöründe Nakliye Maliyetleri” başlığı
altında değinilen, üretim ve nakliye maliyetleri ile birlikte mikro marketler
ölçeğinde Set Afyon ve rakiplerinin değerlendirildiği çalışma bulunmuştur.
Yapılan analizler, Konya Çimento ile Set Afyon’un 36 ABD Doları/tona varan
karlarla girebilecekleri birbirlerinin ana hinterlandlarına satışlarının
bulunmadığını göstermektedir. Ancak bu belge ve analizlerin, Konya Çimento
ile Set Afyon’un pazar paylaşımı konusunda uyumlu eylem içinde bulundukları
iddiasını ispatlamaya yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. 2270
I.2.7.5. Konya Çimento’nun, Bayilerinin Bölgeler Arası Ticaretini
Engellemesi İddiası
I.2.7.5.1. Delil ve Tespitler
1. Konya Çimento’nun 1998 ve 1999 yılı ambalajlı çimento bayilik
şartnamelerinde, “Bayi şirketin çimento alım ve satımı için koyacağı kurallara
uymak zorunda olacaktır” ve “Şartnamede yer almayan konularda şirketin
görüşü doğrultusunda hareket edilir. Şirket şartnamede belirtilen herhangi bir 2280
maddenin bayi tarafından ihlal edilmesi durumunda bayilik hakları iptal
edilebilir”; 2000 yılı şartnamesinde ise, “Fiyat, Vade, Ödeme ve Satış
koşullarını ŞİRKET tespit eder. BAYİ bunlara uymakla yükümlüdür”, “ŞİRKET
gerektiğinde pazarı kontrol amacıyla malını ŞANTİYE TESLİMİ olarak satar.
Bayi bu uygulamalara uymak zorundadır” ve “Sözleşmede yer almayan
konularda ŞİRKET’in görüşü doğrultusunda hareket edilir” ifadeleri
bulunmaktadır.
2. Konya Çimento’da yapılan yerinde incelemede, 1998 yılında bayiler
tarafından imzalanmış 37 adet taahhütname bulunmuştur. 28 taahhütname 2290
aşağıdaki şekilde kaleme alınmıştır:
“KONYA ÇİMENTO SANAYİİ A.Ş. MÜDÜRLÜĞÜNE,
Aşağıda belirtilen bölgeler için fabrikanızdan aldığım TORBALI ÇİMENTO’ları
sadece o bölgelerde satacağımı, bu malları kesinlikle Konya içine veya
bayiliğim harici bölgelere satmayacağımı, böyle bir satışın tespit edilmesi
halinde satılan malın değerinin iki katı cezaya katlanacağımı, ve tekrarında tek
taraflı olarak KONYA ÇİMENTO SANAYİİ A.Ş. tarafından bayiliğimin iptal
edilmesini kabulleneceğimi taahhüt ederim.
Saygılarımla 2300
BÖLGELER:...”
05-81/1118-320
51
9 taahhütnamede ise şu ifadeler yer almaktadır:
“KONYA ÇİMENTO SANAYİİ A.Ş. MÜDÜRLÜĞÜNE,
Fabrikanızdan KONYA-Merkez dışındaki aşağıda belirtilen bölgeler için
aldığım TORBALI ÇİMENTO’ları sadece o bölgelerde satacağımı, bu malları
kesinlikle Konya içine veya diğer bölgelere satmayacağımı, böyle bir satışın
tespit edilmesi halinde satılan malın değerinin bir katı cezaya katlanacağımı,
ve tekrarında tek taraflı olarak KONYA ÇİMENTO SANAYİİ A.Ş. tarafından 2310
tarafıma uygulanacak cezai müeyyideleri şimdiden kabul ve taahhüt ederim.
Saygılarımla
BÖLGELER:...”
3. Raportörler tarafından yöneltilen “Bölgelere göre çimentoyu farklı
ambalajla satma uygulaması ne zaman başladı? Bu uygulama nasıl ve neden
yapılmakta?” sorusuna, Konya Çimento yetkilileri “Bölgelere göre çimentoyu
farklı ambalajla satma uygulaması, yaklaşık 4-5 yıl önce başladı. Bundan
önce satışlar çoğunlukla FOT olarak yapılıyordu ve fiyatlar şimdiki kadar farklı
değildi. Fiyatların farklılaşmasına paralel olarak farklı ambalaj uygulaması 2320
başladı. Her bölge için belirli bir ambalaj rengi olmamakla beraber, genel
olarak, Konya’ya kırmızı; Antalya’ya yeşil; Karaman’a mavi renkli ambalaj
uyguluyoruz. Bu uygulamanın amacı, farklı bölge bayileri arasında haksızlığı
önlemektir. Örneğin düşük fiyatla mal alan Antalya bayisi, çimentoyu Konya’da
satarsa, yüksek fiyatla mal alan Konya bayilerine haksızlık olur. Bunun için
çimentonun hangi bölge için satılmışsa o bölgeye gitmesi için azami çabayı
gösteriyoruz” cevabını vermiştir.
4. Konya Çimento’da yapılan yerinde incelemede bulunan bir belgede yer
alan aşağıdaki ifadeler ise, bayiler üzerindeki kontrolün önemini ve bölgeler 2330
arası ticaretin engellenebilmesi için farklı ambalaj uygulamasını destekleyici
nitelikte yapılanları ortaya koymaktadır:
“BAĞLANTI
Bayileri yaptığı bağlantıdan dolayı malı çekmeye zorlamak bu malların başka
yörelere kaymasına sebeb oluyor.
Bağlantıların mümkün olduğu kadar az tonajlarda yapılması bağlantının
bitmesi halinde yeni bağlantı yapılması.
Fazla tonajlı bağlantılarda bayii uzun vadeli kazanç amacı güttüğünden malı
çok ileriki tarihlerde çektiğinden o tarihde piyasada fiyat bozukluğuna yol 2340
açıyor.
Bağlantılarda mutlaka mal çekme süresi verilmeli.
Bağlantı mallarını her bayi kendi aracı ile çekecek.
05-81/1118-320
52
PARTİ MAL SATIŞI
Verilen mallar şantiyede kontrol edilecek.
RENKLİ TORBA
Renkli torba mal alan bayilerin bölgelerindeki kapasiteleri tespit edilecek.
Pazardaki fazla mal başka yerlere kaçar mantığına dayanarak talep
tarafımızca tespit edilmeli.
Renkli torba mal alan bayilerin kapı çıkışları aradan seçme metodu ile günlük 2350
taranacak.
Kaçak mal tespitinde uygulanacak cezai yaptırımlar tespit edilecek.
Bölgede tüketicilere karşı suni mamül farklılaştırılması uygulanabilir…”
Belgelerin ardından, Konya Çimento’nun satış sisteminin değerlendirilmesine
geçilebilir:
Konya Çimento bir bölge fiyatıyla alınan malın mutlaka o bölgede satılmasını
istemekte (kural); bunun denetimi için başta farklı ambalaj olmak üzere çeşitli
kontrol vasıtaları kullanmakta (denetim); bunlara rağmen malın alındığı bölge 2360
dışına satılması halinde de, bayiliğin iptaline varan müeyyideler
uygulamaktadır (yaptırım). Konya Çimento’nun satış sisteminin, tek elden
dağıtım bölgeleri belirlenmediği için 2002/2 sayılı Tebliğ’den yararlanması
mümkün değildir. Kaldı ki, mevcut sistemde, alıcılar üzerine, aktif-pasif satış
ayrımı gözetmeksizin malın yalnızca satın alındığı bölgede satılması
yükümlülüğünün getirilmesi, 2002/2 sayılı Tebliğ’in de izin verdiğinin ötesinde
bir sınırlamadır ve önemli bir rekabet ihlali teşkil etmektedir.
Konuya ilişkin nihai değerlendirmenin ise, aşağıdaki analizlerden sonra
yapılması doğru olacaktır. Konya Çimento’nun satış sisteminin şu iki amacı 2370
gerçekleştirdiği düşünülmektedir:
Yapılan incelemeler neticesinde Konya Çimento’nun en yüksek pazar payının
Konya’da olduğu tespit edilmiştir. Bu pazar payına bağlı pazar gücü ve
sektörde uygulanan fiyat sistemine bağlı olarak Konya Çimento’nun en yüksek
fiyatla satış yaptığı dolayısıyla en büyük kar marjına sahip olduğu bölge
Konya pazarıdır. Mevcut dikey kısıtlamalar, Konya Çimento’nun pazar
gücünün olduğu piyasa ile bu gücün azaldığı ya da olmadığı piyasalar
arasında fiyat farklılaştırması yapabilmesine imkan sağlamaktadır. Bu durum
iktisadi etkinlikten uzaklaşılmasına yol açmaktadır. 2380
İkinci amaç ise, yukarıda açıklandığı üzere, bayiler vasıtasıyla sektöre
gelebilecek rekabetin engellenmesidir.
05-81/1118-320
53
Bu noktada değinilmesi gereken, ikinci amaçla da ilişkili bir husus, Konya
Çimento’nun rakip fabrika merkezlerine girebilme olanağına rağmen bunu
kullanmamasıdır. Bu durum, “Konya Çimento’nun satış sisteminin, sektöre
getirdiği rekabetçi etkiler dolayısıyla hoşgörülebileceği” şeklinde bir
değerlendirme yapılmasına engeldir.
2390
I.2.7.5.2. Savunmalar ve Bu Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
Konya Çimento’nun, yukarıda yer verilen tespitlere ilişkin olarak yaptığı
savunmalar, "I.2.5. Çimento Sektöründe Dikey Kısıtlamalar” başlığı altında
değerlendirilmiştir.
Bu belge ve analizler çerçevesinde, Konya Çimento’nun bayilik anlaşmalarının
ve uygulamalarının, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde yasaklanan bayilerin
bölgeler arası ticaretini engelleyici rekabet ihlalleri olduğu sonucuna
ulaşılmıştır. 2400
I.2.8. ADO ÇİMENTO SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
I.2.8.1. Ado Çimento, Batıçim Çavdır, Çimsa Antalya, Denizli Çimento ve
Göltaş'ın Antalya PKÇ 32,5 Torbalı Çimento Pazarında Fiyat Tespiti
Konusunda Uyumlu Eylem İçinde Oldukları İddiası
Bu iddiaya ilişkin olarak aşağıdaki belgeler tespit edilmiştir:
2410
1. Göltaş’tan alınan bir belgede şu ifadeler yer almaktadır:
“ Göltaş
Afyon
Denizli
Eskişehir
Konya
B.Çim
B.Söke
Çimentaş
Niğde
Ado
Çimsa
118,650 ton
52,000 ton
88,000 ton
79,000 ton
111,671 ton
126,000 ton
90,000 ton
133,000 ton
70,000 ton
20,044 ton
97,200 ton
Bölge 10.250.000
01.07.1998 Fiyatları
Batıçim İzmir 12,500-13,000
13,000
Batısöke 12,500
Denizli 12,500-13,000
Afyon 13,500 Merkez
13,000 Çay ile ilçeler
12,500 Uşak-Kütahya
Eskişehir 12,500 Merkez
Çimentaş 12,000 İzmir
* 02.07.1998 İzmir Batıçim’de Bölge fiatlarının tesbiti ile
ilgili toplantı var. Saat 10.– – “
Batı Akdeniz pazarında faaliyet gösteren teşebbüslere ilişkin satış miktar ve
fiyatlarının gerçeği yansıttığı Kurul tarafından tespit edilmiştir.
2. Esçim Satış Müdürü Nafi Makaroç’un ajandasının 14-15-16.05.1999
tarihli sayfalarında şu ifadeler yer almaktadır:
05-81/1118-320
54
“1) Göltaş fb.çıkış 16.000 TL/Ton 2420
60 gün vade
peşin yatırmaları halinde %18 indirim uyguluyor
Dökme: KÇ 14.600 PÇ 16.600
2) İzmir Merkez 17.000,
Taşra 15.000,
Alınan Karar 30 gün vade 17.000,
İndirim + - ilave veya indirme %8
TÇ-KÇ Farkı 500.000 TL
…0 gün Dökme 30 gün Torbalının fiatında
…alamana göltaş 16.600 şantiye teslimi 2430
Göltaş ADO’ya 28 USD klinker veriyor
1) BATI ÇİM
Necip Bey Genel Md.
Hakan Bey Genel Md.Yrd.
Cavit Bey Pazarlama Md.
Seyhan Bey Pazarlama Md.Yrd.
2) ÇİMENTAŞ
Ergun Bey Genel Md.
Ali Bey Genel Koordinatör
Bahri Bey Pazarlama Md. 2440
(0.232.4362445-4362462)
3) Göltaş
Yılmaz Kasap Genel Md.
Cahit Bey Pazarlama Md.
Nuri Bey Pazarlama Şefi
4) Denizli
Mehmet Bey Genel Md.
İbrahim Bey Tic. Md.
5) ADO Çim.
Cem Sak Patron 2450
Tarık Bey Tic. Md.
6) Balıkesir Çim.
Satış Md. Yalçın Bey
05-81/1118-320
55
7) Afyon Çim.
Satış Md. Güvenç Bey
8) Eskişehir Çim.
N. Makaroç
NİSAN 99 Ayı Satışları
Batı Çimento 87.000 TON
Çimentaş 97.000 TON 2460
Göltaş 80.000 TON
Denizli 68.000 TON
Söke 66.000 TON
Eskişehir 67.000 TON”
Batı Akdeniz pazarında faaliyet gösteren teşebbüslere ilişkin satış miktar ve
fiyatlarının gerçeği yansıttığı Kurul’umuz tarafından tespit edilmiştir.
3. Ado Çimento Genel Müdürü Cem Sak'ın 28.7-6.12.1999 tarih aralığına
ait notlarında şu ifadeler yer almaktadır: 2470
"Tem
Gölt 83,500
D Ç 58,200
Çiment 98,000
Bat 98,000
Söke-... 60,000
Afyon 42,000
Konya 126,000"
2480
Batı Akdeniz pazarında faaliyet gösteren teşebbüslere ilişkin satış
miktarlarının gerçeği yansıttığı Kurul tarafından tespit edilmiştir.
4. Ado Çimento Genel Müdürü Cem Sak'ın 28.7-6.12.1999 tarih aralığına
ait notlarında şu ifadeler yer almaktadır:
“Zam – 1,000,000 TL/ton -Yılmaz Külcü15 11.10.1999
- Çavdır
- Göltaş
- Ado 2490
- Mersin ? "
Batıçim Çavdır'ın 11.10.1999’da; Göltaş'ın 12.10.1999’da; Çimsa Antalya'nın
13.10.1999’da; Ado Çimento'nun 14.10.1999’da; Denizli Çimento'nun da ilgili
fatura dönemi içerisinde fiyatlarını 1.000.000 TL/ton artırdığı tespit edilmiştir.
15 Çimsa Genel Müdürü.
05-81/1118-320
56
5. Ado Çimento’nun T. Garanti Bankası A.Ş.’ye yönelik 14.1.2000 tarihli
yazısında, "Antalya Merkezi Fabrikaların Pazar Paylaşımları (1999 yılı)"
başlıklı şu tablo yer almıştır:
2500
1999 yılı tahmini satışları Antalya merk. Antalya merk. dışı
Fabrika ton/yıl yıl % yıl
1 Göltaş 1,000,000 185,000 27 815,000
2 Ado 230,000 230,000 34 -
3 Çimsa 201,000 120,000 18 81,000
4 Çavdır 250,000 50,000 7 200,000
5 Özgür 150,000 88,000 13 62,000
6 Konya - - - -
7 Adana - - - -
1,831,000 673,000 100 1,158,000
2,243.33 ton/gün
Batı Akdeniz pazarında faaliyet gösteren teşebbüslere ilişkin satış
miktarlarının gerçeği yansıttığı Kurul’umuz tarafından tespit edilmiştir.
6. Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa
İssi, “Antalya’ya yönelik satış yapan çimento fabrikalarının çimento fiyatlarını
ortak belirleyip, satış yaptıklarını, fiyat listeleri incelendiğinde, fiyatların
birbirine çok yakın olduğunun görüleceğini; çimento firmalarının aralarında
fiyat anlaşması imzaladıklarına dair bilgileri olduğunu, ancak söz konusu
anlaşma belgesine henüz ulaşamadıklarını” ifade etmiştir. 2510
7. Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) Antalya Şubesi Merkez
Yönetim Kurulu Üyesi Ali Ulvi BÜYÜKNOHUTÇU ile yapılan görüşmede,
anılan şahıs tarafından;
“- Antalya iline satış yapan çimento fabrikalarının kendi aralarında fiyat karteli
oluşturdukları, bu şekilde Antalya çimento pazarında rekabeti ortadan
kaldırdıkları,
- ATSO’da 1998 yılı ilkbaharında, ATSO’nun talebi üzerine çimento
üreticilerinden Çimsa, Göltaş, Ado Çimento ve adının hatırlanamadığı 2520
dördüncü bir firma, TÜKODER ve Antalya’da bulunan iki büyük yapı
kooperatifinin katılımı ile bir toplantı düzenlendiği, söz konusu toplantıda
TÜKODER ve Antalya’da bulunan iki büyük yapı kooperatifince, çimento ve
hazır beton piyasasında rekabetin bozulduğu, fiyatların ortak tespit edildiği ve
bölgesel pazar paylaşımı yapıldığı hususlarının dile getirildiği ve firmalardan
bu duruma son verilmesinin istenildiği ifade edilmiş, firma temsilcilerinin
rekabetin bozulduğunu kabul ettikleri ancak, kış aylarında düzenlenen
kampanyalarla rekabet ettiklerini, çimentonun yoğun olarak satıldığı yaz
döneminde ise rekabet etmediklerini, buna ihtiyaç duymadıklarını ileri
sürdükleri, hatta söz konusu firmaların bölgesel pazar paylaşımını kabul 2530
ettikleri, bunu da nakliyeye bağladıkları, nakliyenin eklenmesi durumunda
dışarıdan gelen ürünün aynı fiyata geldiğini söyledikleri,
- Toplantıya katılan dernek ve birlik temsilcilerince, çimento ve hazır betonda,
ortak fiyat tespiti ve coğrafi pazar paylaşımına son verilerek rekabetin tesis
edilmemesi durumunda, bu ürünlerin bir ay süre ile boykot edileceğinin
belirtilmesi üzerine, firma temsilcilerinin böyle bir boykotun öneminin ya da
etkisinin olamayacağını, çimentonun inşaatlar için zaruri olduğunu, alternatif
05-81/1118-320
57
temin kaynağının bulunmadığından böyle bir boykotun inşaatların
durmasından başka bir sonuca yol açmayacağını söyledikleri,
- Firmaların genel müdürler düzeyinde temsil edildiği bu toplantının istenilen 2540
etkiyi doğurmaması üzerine, Antalya’daki müteahhitlerce bir ay boyunca
boykot yapılarak çimento alınmadığı, bunun sonucunda fiyatların çok az bir
düşüş gösterdiği, ancak bu düşüşün dahi çimento üreticisi firmaların ortak
hareket etmeleri ile birlikte gerçekleştirildiği, kısa bir süre sonra da tekrar
birlikte yükseltildiği,”
hususları ifade edilmiştir.
8. Antalya İnşaat Müteahhitleri Derneği Başkanı Faruk SAYIN ile yapılan
görüşmede söz konusu şahıs; 2550
“- ATSO’da 1998 yılı ilkbaharında ATSO’nun talebi doğrultusunda Çimsa,
Göltaş ve Ado Beton’la birlikte Tükoder ve Antalya’da bulunan iki büyük yapı
kooperatifinin dahil olduğu (Antkoop’dan Şekip Dinçer, ATSO 26. Meslek
Grubundan Mustafa İssi) toplantıda, çimento ve hazır beton piyasasında
rekabetin bozulduğu, fiyatların ortak tespit edildiği ifade edilerek firmalardan
buna son verilmesinin talep edildiği,
- Firma temsilcilerinin ise rekabetin bozulduğunu kabul etmekle birlikte, kış
aylarında düzenlenen kampanyalarla rekabet ettiklerini ileri sürdükleri,
çimentonun en çok satıldığı yaz dönemlerinde rekabet etmediklerini, buna 2560
ihtiyaç da duymadıklarını ifade ettikleri, aynı zamanda bu toplantıda bölgesel
pazar paylaşımını kabul ederek, bunu da nakliyeye bağladıkları, nakliye
maliyeti eklendiğinde dışarıdan gelen ürünün aynı fiyata geldiğinin belirtildiği,
- Toplantıya katılan birlik ve dernek temsilcilerince, çimento ve hazır betonda,
ortak fiyat tespiti ve coğrafi pazar paylaşımına son verilerek rekabetin tesis
edilmemesi durumunda, bu ürünlerin bir ay süreyle boykot edileceğinin ifade
edilmesi karşılığında firma temsilcilerinden, böyle bir boykotun önem arz
etmeyeceği, çimentonun inşaatlar için zaruri olduğu, alternatif temin
kaynakları olmadığından, bu durumun inşaatların durmasından başka bir şeye
yol açmayacağı şeklinde cevap aldıkları, 2570
- Firmaların genel müdürlerinin katıldığı bu toplantının etkili bir sonucunun
olmadığı, bunun üzerine bir aylık bir boykot yapıldığı, boykot sonucunda
fiyatların çok az düştüğü, ancak rekabeti getirmediği, firmaların ortak harekete
devam ettikleri,”
hususlarını ifade etmiştir.
9. İsminin gizli tutulmasını talep eden bir bayi ile yapılan görüşmede
anılan bayi;
2580
“- Fabrikaların önceki yıllarda uygulayacakları fiyat politikasını, aralarında
aleni bir şekilde anlaşarak belirledikleri, ancak Ege Bölgesi’ndeki fabrikaların
ceza almasından sonra, bir araya geldiklerinin açıkça duyulmadığı,
- Geçen yıl verilen cezadan sonra fiyatların biraz düşme eğilimine girdiği,
ancak yılbaşına kalmadan tekrar artmaya başladığı,
05-81/1118-320
58
- Yılbaşından hemen önce ve ona yakın dönemde fabrikaların kar
edemedikleri gerekçesiyle fiyatları önemli oranda artırdıkları, ancak bunun
arkasında yatan asıl nedenin, istikrar programları çerçevesinde 2000 yılındaki
fiyat artışlarının yüksek görünmemesi kaygısı olduğu, böylelikle yeni yıla
yüksek fiyatlarla girildiğinden yapılacak yeni artışların fazla büyük olmasına 2590
gerek kalmayacağı,
- Önceki dönemlerde, fabrika müdürlerinin her zam öncesi sırasıyla birinin
fabrikasında toplanıp karar aldıkları, hatta bunu fabrika müdürlerinin bayilere
açıkça söyledikleri, ancak verilen cezadan sonra, bu tür duyumların kesildiği,
fakat her şeye rağmen fabrikaların aralarında bir şekilde anlaştıklarının
piyasada gözlemlenen koşullardan belli olduğu,”
hususlarını ifade etmiştir.
10. Antalya İnşaat Müteahhitleri Derneği’nden gelen bir dilekçede, Antalya 2600
ve çevresinde çimento firmalarının, aralarında anlaşarak 1999 yılının son
döneminde önemli fiyat artışlarına gittikleri, fiyatta kartel oluşturdukları ifade
edilmiştir.
Ancak yukarıdaki belge ve analizlerin, Ado Çimento, Batıçim Çavdır, Çimsa
Antalya, Denizli Çimento ve Göltaş’ın Antalya PKÇ 32,5 torbalı çimento
pazarında fiyat tespiti konusunda uyumlu eylem içinde oldukları iddiasını
ispatlamaya, analizi yapılan 1998-1999 döneminde fiyat hareketleri genellikle
uyumlu olmadığı için, yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
2610
I.2.8.2. Ado Çimento ile Denizli Çimento Arasında Akdedilen Fason
Üretim Anlaşmasının 4054 Sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında
Olduğu İddiası
Bu iddiaya ilişkin olarak aşağıdaki belgeler tespit edilmiştir:
1. 25.6.1997’de Ado Çimento ile Denizli Çimento arasında bir protokol
imzalanmıştır. Bu protokole göre, Denizli Çimento ton fiyatı KDV hariç (….)
ABD Doları bedelle yılda (………) ton klinkeri, Ado Çimento fabrikasında 2620
teslim etmek suretiyle vermeyi; Ado Çimento ise bu miktardaki klinkeri almayı
taahhüt etmiştir. Taraflar, daha sonra aralarında yapmış oldukları
sözleşmelerle klinker bedelinin Ado Çimento tarafından çimento olarak
ödenmesi konusunda anlaşmışlardır. Her yıl yenilenen sözleşmelerden 2001
yılına ait olanında yer alan bazı maddeler aşağıdadır:
"2. İşin Konusu:
Fabrika16 Firmaya17 Antalya'da ayda satacağı çimento miktarına denk gelecek
miktarda klinkeri nakliye dahil firma tesislerinde kamyon üzerinde teslim
edecektir. Firma ise bu klinkeri TSE Standartları çerçevesinde katkısını 2630
koyarak öğütecek ve yine fabrikanın verdiği torbalara koyarak müşteri
kamyonlarına teslim edecektir.
3. Klinkerin Miktarı, Cinsi ve Kalitesi:
16 "Fabrika” ifadesi ile “Denizli Çimento” kastedilmektedir.
17 “Firma” ifadesi ile “Ado Çimento” kastedilmektedir.
05-81/1118-320
59
a) Ayda (…….) ton ila (………) ton arasında klinker fabrika opsiyonunda
toleranslı olarak firmaya teslim edilecektir.
b) Firma beher ton klinker başına (………..) kg PKÇ/32.5 çimentoyu
paketli veya dökme olarak (fabrika opsiyonunda) fabrikanın belirteceği
kamyonlara araç üzerinde teslim edecektir.
c) Satılacak klinker T.S. 3441 Standartlarında hiçbir yabancı madde ihtiva
etmeyecek (kalker, tras vs.) ve aşağıda verilen kimyasal özelliklere haiz 2640
portland çimento klinkeri olacaktır...
4. Teslim Şekli ve Fiyatı:
a) Fabrika, Antalya firma tesislerinde kamyon üzerinde teslim edeceği 1
ton klinkere (….)$/ton +KDV (fatura tarihi Merkez Bankası Döviz Satış kuru
üzerinden) fatura kesecek, karşılığında firmadan kamyon üzerinden teslim
alacağı PKÇ/B 32.5 çimento için (…)$/ton +KDV (fatura tarihi Merkez
Bankası Döviz Satış kuru üzerinden) fatura alacaktır...
d) Firma aylık (…….) ton ila (……) ton arası klinkere karşılık gelecek
çimentoyu fabrikanın günlük piyasasının ihtiyacını karşılayacak tonajlarda
öğütülmüş ve paketlenmiş veya dökme olarak müşteri kamyonları üzerinde 2650
teslim edecektir.
e) Firma mal veremeyerek veya çok geç vererek Fabrikanın pazarının ve
piyasalarının olumsuz yönde etkilenmesine kesinlikle neden olmayacaktır.
7. Satış fiyatı Antalya piyasasındaki rayiç fiyat olacaktır.
10. İş bu sözleşme 1 yıllık olup 01/01/2001 tarihinde başlar ve 31/12/2001
tarihinde biter. Taraflar karşılıklı görüşme sonucu süreyi uzatabilirler."
2. Denizli Çimento’nun Antalya’daki tek bayisi (…………………),
“...Torbalı çimento Ado tesislerinden Denizli Çimento torbası ile alınmakta ve
Denizli Çimento adına satılmaktadır. Ado Çimento ile Denizli Çimento’nun 2660
fiyatları aynıdır. Çoğu zaman fiyat Ado Çimento’dan alınarak Denizli
Çimento’ya bildirilir, Denizli Çimento’nun da onayı alınarak satılır...” şeklindeki
ifadesi ilgili tutanakta yer almaktadır.
Aynı pazarda faaliyet gösteren rakip teşebbüsler arası fason üretim
anlaşmaları, koordinasyon doğurma riski nedeniyle 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesi kapsamındadır. Ancak yukarıdaki belge ve analizlerin, Ado Çimento
ile Denizli Çimento arasında akdedilen fason üretim anlaşmasının 4054 sayılı
Kanun’un 4 üncü maddesi kapsamında olduğu iddiasını ispatlamaya, söz
konusu anlaşmaların ticaretin temel kuralları çerçevesinde akdedilen basit bir 2670
karşılıklı satış anlaşması olduğu göz önünde bulundurularak, yeterli olmadığı
sonucuna ulaşılmıştır.
I.2.8.3. Ado Çimento’nun, Bayilerinin Bölgeler Arası Ticaretini
Engellemesi İddiası
I.2.8.3.1. Delil ve Tespitler
1. Ado Çimento’da yapılan yerinde incelemede bulunan, "Ado Çimento
Sanayi ve Ticaret A.Ş. Çimento Satış Politikası" başlıklı belgede “Her bayi 2680
öncelikle kendi bölgesinde satış yapacaktır. Çok mecbur kalmadıkça veya
05-81/1118-320
60
fabrika tarafından görevlendirilmedikçe dış bölgelerde satış yapmayacaktır”
ifadeleri yer almaktadır.
2. Ado Çimento Satış yetkilisi konuya ilişkin olarak, "Bayilerin sattıkları
bölgelere göre tek bir fiyat belirlenmekte. Fiyat peşin veya 60 gün vadeli
olarak da değişebilmektedir. Eğer herhangi bir bayimiz daha uzaktaki bir
bölgeye satmak üzere düşük fiyatla aldığı malı merkezde satarsa, bu durumda
faturayı kendisine, daha yüksek olan merkez fiyatından yazarız. Ayrıca
uyarıda da bulunuruz. Bu tür problemleri genelde ikili görüşmelerle halletmeye 2690
çalışmaktayız. Bayimiz bu tür davranışları alışkanlık haline getirirse bayiliğini
iptal edebiliriz. Böyle durumlarda uygulayabileceğimiz ceza ise söz konusu
bayiye bir iki hafta mal vermemek şeklinde de olabilmektedir" demiştir.
Ado Çimento, bir bölge fiyatıyla alınan malın mutlaka o bölgede satılmasını
istemekte (kural); bunun denetimi için çeşitli kontrol vasıtaları kullanmakta
(denetim); bunlara rağmen malın alındığı bölge dışına satılması halinde de,
bayiliğin iptaline varan müeyyideler uygulamaktadır (yaptırım). Ado
Çimento’nun satış sisteminin, tek elden dağıtım bölgeleri belirlenmediği için
2002/2 sayılı Grup Muafiyeti Tebliği’nden yararlanması mümkün değildir. Kaldı 2700
ki, mevcut sistemde, alıcılar üzerine, aktif-pasif satış ayrımı gözetmeksizin
malın yalnızca satın alındığı bölgede satılması yükümlülüğünün getirilmesi,
2002/2 sayılı Tebliğ’in de izin verdiğinin ötesinde bir sınırlamadır ve önemli bir
rekabet ihlali teşkil etmektedir.
Konuya ilişkin nihai değerlendirmenin ise, aşağıdaki analizden sonra
yapılması doğru olacaktır. Ado Çimento’nun satış sisteminin şu iki amacı
gerçekleştirmeye yönelik olduğu düşünülmektedir:
Yapılan incelemeler neticesinde Ado Çimento’nun en yüksek pazar payının 2710
Antalya’da olduğu tespit edilmiştir. Bu pazar payına bağlı pazar gücü ve
sektörde uygulanan fiyat sistemine bağlı olarak Ado Çimento’nun en yüksek
fiyatla satış yaptığı dolayısıyla en büyük kar marjına sahip olduğu bölge
Antalya pazarıdır. Mevcut dikey kısıtlamalar, Ado Çimento’nun pazar gücünün
olduğu piyasa ile bu gücün azaldığı ya da olmadığı piyasalar arasında fiyat
farklılaştırması yapabilmesine imkan sağlamaktadır. Bu durum iktisadi
etkinlikten uzaklaşılmasına yol açmaktadır.
İkinci amaç ise, yukarıda açıklandığı üzere, bayiler vasıtasıyla sektöre
gelebilecek rekabetin engellenmesidir. 2720
I.2.8.3.2. Savunmalar ve Bu Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
Ado Çimento’nun, yukarıda yer verilen tespitlere ilişkin olarak yaptığı
savunmalar, "I.2.5. Çimento Sektöründe Dikey Kısıtlamalar” başlığı altında
değerlendirilmiştir.
Bu belge ve analizler çerçevesinde, Ado Çimento'nun, 4054 sayılı Kanun’un
4’üncü maddesinde yasaklanan bayilerinin bölgeler arası ticaretini engelleyici 2730
uygulamalarda bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
05-81/1118-320
61
I.2.9. NUH ÇİMENTO SANAYİ A.Ş.
I.2.9.1. Nuh Çimento, Akçansa, Bursa Çimento, Lafarge Aslan, Marmara
Çimento, Rota, Set Çimento ve Set Anadolu’nun Marmara Bölgesi
Pazarının Bölüşülmesi ve Arz Miktarının Kontrolü Konusunda Anlaşma
İçinde Oldukları İddiası
Bu iddiaya ilişkin olarak aşağıdaki belgeler tespit edilmiştir:
2740
1. Akçansa’da yapılan yerinde incelemede bulunan, 4.11.1996 tarihli,
Marmara Bölgesi’ndeki teşebbüslerin iç satış mutabakatına ilişkin belge:
Aşağıda yazılı Marmara Bölgesi üretici fabrikalarının aralarında mutabık
oldukları yaklaşık 11 Milyon Ton/yıl iç satış hesabına göre 1997 yılı için pazar
payları aşağıdaki gibidir:
Pazar Payı Zorunlu İhracat (000 ton)
Akçansa 35.4 % 630
Nuh 21.3 % 275
Darıca 13.4 %
Anadolu 5.3 %
Pınarhisar 7.9 %
Balıkesir 4.3 %
Bursa 12.4 % 340
** Mevsime bağlı tonaj değişiklikleri ve yıllık bölge tüketim değişmelerinde her
üretici yüzdeleri oranında satış yapacaktır.
*** Bu durumda iç tüketimden doğan fazlalık fabrikalarca tespit edilecek
esaslar dahilinde ihraç edilecektir. 2750
**** Dışarıdan klinker alımı olmayacağı kabul edilmiştir.
***** Her yıl için halen artmış klinker kapasiteleri % 25
esasına göre ilave edilmektedir.
****** Bolu ve Rota için sirkülasyon yapılacaktır. %4'ü Boluya
11 Milyon Ton/yıl esasına göre:
440
Bolu’nun 400,000 ton/yıl
Rota’nın 510,000 ton/yıl
Bölgede satış yapacakları esas alınmıştır.
Bölgedeki iç tüketim artış ve azalışında bu rakam aynı oranda değişecektir. 2760
(000 ton) Satış İkmal
Bolu 400 440
250 ton PÇ 42.5 Rota’ya
290
150 ton PÇ 42.5
Direk Bölgeye
Rota 510 250 ton PÇ 42.5 Bolu’dan 260ton TÇ32.5/CÇ32.5 Bölgede üretici fabrikadan
05-81/1118-320
62
Bölge üreticileri 260,000 ton/yıl (TÇ 32.5 veya CÇ 32.5) çimentoyu
kapasiteleri oranında aşağıdaki miktarlarda vereceklerdir:
1997 yılı için iç sirkülasyon hesaplama detayları
1997 Üretim
Kapasitesi
Ürt. Kapasitesine
Göre Pay %
Fab. Başına TÇ 32.5+CÇ 32.5 İç
Sirkülasyon Tonajı
Akçansa 3,900 42.5 % 110
Nuh 2,350 25.6 % 67
Darıca 1,470 16.1 % 42
Anadolu 580 6.3 % 16
Pınarhisar 870 9.5 % 25
Toplam 9,170 100.0 % 260 220
2. Akçansa’da yapılan yerinde incelemede bulunan “MARMARA KASIM
TOPLANTI NOTLARI” başlıklı metin:
1997 Marmara İç
Pazar
1997’de Beklenen
Satış Miktarına
Göre Kapasite
Genel
Pazar
Payı
Klinker Çimento
1997
Marmara
İç Pazar
Payı
1997
Fazla
Klinker
Zorunlu
İhraç
Çim.
İç Satış İlave İhracat
Akçansa 3,300 35.9 % 2,925 3,900 35.4 % 600 630 3.470 430
Nuh 2,010 21.9 % 1,763 2,350 21.3 % 262 275 2.087 263
Darıca 1,100 12.0 % 1,100 1,470 13.4 % 1.313 157
Anadolu 430 4.7 % 430 580 5,3 % 519 61
Pınarhisar 650 7.1 % 650 870 7.9 % 774 96
Balıkesir 350 3.8 % 350 470 4.3 % 421 49
Bursa 1,35 14.7 % 1,030 1,375 12.4 % 320 340 1.215 160
Toplam 9,190 100.0 % 8,248 11,015 100.0 % 1.182 1.245 9.800 1.216
Bolu 440 392 48
Toplam 11,455 10,192 1,264
1997 % 5 artışına göre toplam ihracat: 1.245 + 1.264 = 2.509 tondur.
* Artan kapasiteler her sene % 25 esasına göre pazara verilecektir.
** İç tüketim fazlası kapasite oranları da birlikte tespit edilecek esaslar ile ihraç
edilecektir. 2770
3. Akçansa’da yapılan yerinde incelemede bulunan, 11.12.1996 tarihli bir
toplantıda yapıldığı anlaşılan, “1997 Yılı Üretim ve Satış Projeksiyonu
Bölgelerarası Toplantı Programı” başlıklı metin:
A) MARMARA BÖLGESİ
a)Satış
Fabrika Pazar Payı (%) Satış Miktarı (Ton)
AKÇANSA 35.4 3,505
NUH 21.3 2,110 2780
DARICA 13.4 1,327
05-81/1118-320
63
ANADOLU 5.3 525
PINARHİSAR 7.9 780
BALIKESİR 4.3 425
BURSA 12.4 1,230
TOPLAM 100 9,902
b) Bölge dışı fabrikaların, bölge içinde aşağıdaki miktarları sattıkları tespit
edilmiştir.
BOLU 440* 396,000 Sakarya
410* 368,000 İstanbul 2790
ESKİŞEHİR 220* 220,000 Bilecik, Sakarya
TOPLAM 1,012,000
1070...
4. Akçansa’da yapılan yerinde incelemede bulunan “Marmara Bölgesi”
başlıklı metin:
Pazar Payı
Satış
11,455,00
0 olursa
Kendi
İhracat
Satış
10,400
olursa
+ İlave
İhracat
1996
Beklenen
Satış
1997
+%5
Satış
+
İlave
İhracat
Toplam
İlave
İhracat
Akçansa 35.4 % 3,900 630 3,540 360 3,200 3,470 70 430
Nuh 21.3 2,350 275 2,130 220 1,700 2,087 43 263
Darıca 13.4 1,470 - 1,340 130 1,200 1,313 27 157
Anadolu 5.3 580 - 530 50 530 519 11 61
Pınarhisar 7.9 870 - 790 80 680 774 16 96
Balıkesir 4.3 470 - 430 40 450 421 9 49
Bursa 12.4
1,375
340 1,240 1350 1,250 1,215 25 160
11,015 1,245 10,000
9,010
9,800
Bolu
440 400 40
+100
+200 392 8
48
11,455 10,400 1,055 9,330 9,800
~
209 1,264
1997
% 5 satış artışına göre İHRACAT 1,245 + 1,264 = 2,509”
2800
5. Akçansa’da yapılan yerinde incelemede bulunan pazar paylaşımı ve
uygulamalarına ilişkin açıklamaların yer aldığı bir başka tablo:
Klinker Çimento Üretim Pazar Zorunlu
Kapasitesi Kapasitesi Payı İhracat PÇ
Akçansa 3,750 5,000 35.4 % 630
(3,900)
Nuh 2,010 2,680 21.3 % 275
(1,760) (2,350)
Darıca 1,100 1,470 13.3 % 2810
Anadolu 430 580 5.3 %
05-81/1118-320
64
Pınarhisar 650 870 7.9 %
Bursa 1,350 1,800 12.5 % 340
(1,030) (1,375)
Balıkesir 350 470 4.3 %
Toplam 11,015 100.0 %
Pazar ~ % 10 Düşerse
İç Satış İhracat
Akçansa 3,540 360
Nuh 2,130 220 2820
Darıca 1,330 140
Anadolu 530 50
Pınarhisar 790 80
Bursa 1,250 125
Balıkesir 430 40
Toplam 10,000
*11.015 tonluk toplam satış dağılımı üzerinden pazar payları yukarıdaki
gibidir. Yukarıdaki Akçimento değeri Akçimento toplam iç satışından Ege
satışı düşülmüş değerdir.
* Bolu ve Rota: 2830
# Bolu ve Rota için hesaplanan 400 ve 500 tonluk değerler toplam 11.015 ton
satış dağılımına göre hesaplanmıştır. Değerler aşağı veya yukarı oynayabilir.
Bolu 150 Bölgeye + 250 PÇ 42.5 Rota’ya = 400
Rota 510 Satış, 250 Rota + 260** = 510
(**) İç satışlardan 260,000 ton TÇ 32.5 sirkülasyon prensibine göre fabrika
başına düşen tonajlar aşağıdaki gibidir.
1997 Yılı İçin İç Sirkülasyon Hesaplama Detayları
1997 Üretim Ürt. Kapasitesine Fab. Başına TÇ 32.5 +
Kapasitesi Göre Pay % CÇ 32.5 İç Sirk. Tonajı
Akçansa 3,900 42.5 110 2840
Nuh 2,350 25.6 67
Darıca 1,470 16.1 42
Anadolu 580 6.3 16
Pınarhisar 870 9.5 25
Toplam 9,170 100.0 260
Diğer Prensipler:
1. İhracatta yardımlaşma
2. İthal ve dışarıdan klinker alımı yok
3. Fiat >= 50-55 $ esası” 2850
6. Akçansa’da yapılan yerinde incelemede bulunan “1997 VE 1998 YILI
MARMARA BÖLGESİ TÜKETİMİ” başlıklı metin:
1996 1997 % Artış
TEMMUZ KÜMÜLATİF 5,080,000 5,370,000 5.71 %
SON 5 Ay 4,420,000 4,641,000 5.00 %
Toplam 9,500,000 10,011,000 5.38 %
05-81/1118-320
65
* Rakamlardan tahmini beyaz çimento satışları düşülmüştür.
** 1997 Bolu tahmini satışı: 450,000 ton
* 1997 yılı tahmini Marmara tüketimi = 10,011,000 ton
*** % 5 artışla 1998 yılı tahmini Marmara tüketimi = 10,984,000 ton
1998 Yılı Mutabakat Dışı Satışlar
Lalapaşa 528,000
İkon 93,000
Marmara Çİm. 225,000
Toplam 846,000
** Marmara Çim. İç sirkülasyon olarak satış yapacaktır. 2860
** 1998 yılı mutabakattaki fabrikaların tahmini satışı = 10,984,000 – 846,000 =
10,138,000 ton
* Marmara Çimento’nun 225,000 tonluk satışı iç sirkülasyon şeklinde
olacaktır.
1998 yılı Akçansa mutabakat pazar payı = % 34.26
** Akçansa’nın Marmara Çim.’e vereceği klinker karşılığı çimento = 225,000 *
% 34.26 = 77,000 ton
Akçansa 1998 yılı Marmara Bölgesi satışı = (10,138,000 * % 34.26) + 77,000
= 3,550,000 ton
Akçansa 1998 Marmara Bölgesi Satışı = 3,550,000 ton 2870
7. Akçansa’da yapılan yerinde incelemede bulunan “1998 Marmara
Pazarı” başlıklı belge:
05-81/1118-320
66
1998 MARMARA PAZARI
1998 Yılı Marmara İç
Pazar
1998’de beklenen satış miktarına göre
(Marmara Çimento’nun 225.000 tonu hesaba
katılarak)
Kapasite Genel
Pazar
Payı
Klinker Çimento
1998
Marmara
İç Pazar
Payı
Bolu Dahil
1998
Marmara
İç Pazar
Payı
1998
Fazla
Klinker
Zorunlu
İhraç PÇ
Çimento
İç Satış Marmara Çim.
Klinker
PC İlave
İhracat
Akçansa 3.300 35,9% 3.050 4.067 35,58% 34,26% 350 368 3.550 58 347
Nuh 2.010 21,9% 1.845 2.460 21,52% 20,73% 165 174 2.147 35 210
Darıca 1.100 12,0% 1.100 1.470 12,86% 12,38% 1.283 21 126
Set Ambarlı 430 4,7% 430 580 5,08% 4,89% 507 8 50
Pınarhisar 650 7,1% 650 870 7,61% 7,33% 759 12 74
Balıkesir 350 3,8% 350 470 4,11% 3,96% 411 7 39
Bursa 1.350 14,7% 1.135 1.513 13,24% 12,75% 215 226 1.321 22 129
Toplam 9.190 100% 8.650 11.429 100,00% 96,29% 730 768 9.977 162 976
Bolu 330 440 3,71% 383 6 38
Toplam 8.890 11.869 100,0% 10.360 169 1.014
* 1998 yılında %5 satış artışına göre toplam ihracat : 768.000 + 1.014.000 = 1.782.000 ton PÇ dir.
1. Marmara Çimento’nun Ambarlı’da yapması beklenen 225.000 tonluk satışı için herkes pazar payı oranında klinker verecektir. 2880
2. Set Ambarlı Kartal fabrikasının kapasitesi kadar satacaktır.
3. Artan kapasiteler her sene %25 esasına göre pazara verilmektedir.
4. İç tüketim fazlası kapasite oranları da birlikte tespit edilecek esaslar ile ihraç edilecektir.
5. Akçansa iç satışlarından Ege satış değerler düşülmüştür.
6. Çimento üretim kapasiteleri 1/0.75 hesabına göre yapılmıştır.
05-81/1118-320
67
8. Nuh Çimento’ya ait 09.08.1999 tarihli bir iç yazışmada, “Görüşmeler sonucu
elde edilen en önemli bilgi ise Set Çimento’nun İstanbul’a trenle getirdiği çimentonun
miktarı olmuştur. Set’in sadece Afyon’dan değil, Ankara ve Balıkesir’den de Pendik’e
çimento getirdiği bildirildi. Getirilen miktarın ise Set’ten Adnan İğnebekçili’nin belirttiği
gibi 200 ton değil, günde 500-750 ton civarında 20-30 vagon yükü olduğu 2890
anlaşılmaktadır. Daha önce Tuzla’ya getirilmekte olan malın çok artması sonucu, Set
Çimento TCDD’ye özel müracaat etmiş ve normalde yükleme boşaltmaya açık
olmayan Pendik İstasyonu’nun yükleme boşaltmaya açılmasını sağlamış...Bu
miktarın sağlıklı bir şekilde takip edilmesi ve fabrikalar arası satış miktarı hesaplarına
dahil edilmesinin sağlanması yerinde olacaktır. Miktardan haberdar olduğumuzu da
karşı tarafa bildirmeliyiz diye düşünüyorum. Önlem olarak malın geldiği Afyon ve
Ankara’ya aynı şekilde mal gönderilmesi düşünülebilir. Özellikle Afyon’a gönderilecek
az miktarda ucuz mal, Afyon ve civarını tekelinde bulunduran ve orada dar pazarda
büyük ihtimalle yüksek fiyat uygulaması yapan Set’i olumsuz yönde etkileyecektir.
Uygulama yapılmasa bile tehdit unsuru olarak kullanılabilir ve Afyon’dan İstanbul’a 2900
gönderdiği malı sınırlaması veya fiyatını yükseltmesi istenebilir” ifadeleri
bulunmaktadır.
Ancak yukarıdaki belge ve analizlerin, Akçansa, Bursa Çimento, Lafarge Aslan,
Marmara Çimento, Nuh Çimento, Rota, Set Çimento ve Set Anadolu’nun Marmara
Bölgesi pazarının bölüşülmesi ve arz miktarının kontrolü konusunda anlaşma içinde
oldukları iddiasını ispatlamaya, Marmara Çimento ve Rota’nın belgelerin
hazırlanması ve uygulanmasına katılmadığı; diğer teşebbüslerin gerçekleşen satış
miktarlarının ise, belgelerde yer alan verileri kısmen yansıttığı göz önünde
bulundurulduğunda, yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. 2910
I.2.9.2. Nuh Çimento, Akçansa, BÇS, Bursa Çimento, Lafarge Aslan, Marmara
Çimento, Rota, Set Çimento ve Set Anadolu’nun Birlikte Fiyat Tespit Ettikleri
İddiası
Bu iddiaya ilişkin olarak aşağıdaki belgeler tespit edilmiştir:
1. Set Group’da yapılan yerinde incelemede bulunan 03.06.1996 ve 22.06.1996
tarihli yazılar:
2920
“1) 03-06-96 İTİBARIYLE , 10 GÜN ÖDEMELİ TORBA FİATLARI (TÇ+KÇ)
AK 3,250 PIN 3.150 (2.950)
CAN 3,250
DAR 3,250 (3.150)
AMB/SET 3,250
KARTAL 3,300 (3.250) -? 3200
NUH 3,170 (3.020)-? 3070
(*) PARANTEZ İÇİ DEĞERLER TRAKYA ÇIKIŞ FİATIDIR
VADE FARKI HER 10 GÜN İÇİN İLAVE 100.000 TL
2)DÖKME FİATLARI 03-06-96’Dan İTİBAREN 2930
PÇ 42.5 + PÇ 32.5
05-81/1118-320
68
AK : 3.600 PIN :3500 (3300)
CAN : 3.600
DAR : 3.600 (3.500)
KAR : 3.650 (3.600) 3550
AMB/SET : 3,600
NUH 3520 : 3.430 (3.280) 3420
(*) PARANTEZ İÇİ DEĞERLER TRAKYA/İSTANBUL BATI YAKASI ÇIKIŞ
FİATLARI VADE 45 GÜN. VADE FARKI BEHER 10 GÜN İÇİN 100,000 TL.
3) 4 FİRMA SATIŞ PAYLARINA RİAYET EDİLECEK. UYGULAMA 2940
KESİNLİKLE 03-06-96 GÜNÜ BAŞLATILACAK.
4) UYGULAMADA RAHATSIZLIK DURUMUNDA MUTLAKA TOPLANTIYA
ÇAĞRILACAK. BAYİ BİLGİLERİNE GÖRE RESEN HAREKET EDİLMEYECEK
5) 21 HAZİRAN 1996 GÜNÜ YENİDEN MUHASEBESİ YAPILACAK
5) 15-05-96 TARİHİNDEN İTİBAREN NUH’UN BOLU’YA GÖNDERDİĞİ GÜNLÜK
AZAMİ 500 TON TUTARINDAKİ MALZEME;
a- HEREKE PAZAR NİSPETLERİNDE MAZ. YÜK DAĞITIMI İLE TELAFİ EDİLECEK
b- VEYA, BU TONAJ PAZAR PAYI HESABINDA DİKKAT ALINMAYACAK.
6) DÖKME SATIŞLARINDA MÜŞTERİ TAHSİSİ YAPILACAK. YEK DİĞERİNİN
MÜŞTERİSİNE KESİNLİKLE GİDİLMEYECEK. 2950
1. 22.HAZ.1996 İTİBARIYLA , 10 GÜN ÖDEMELİ TORBA FİYATLARI
(TÇ+KÇ)
AK : 3.850
ÇAN : 3.850
DAR : 3.850
AMB/SET : 3.850 (3.750)
KARTAL : 3.900 (3.800)
NUH : 3.770 (3.670)
PIN : 3.750 (3.550)
PARANTEZ İÇİ DEĞERLER TRAKYA GİRİŞ FİATLARIDIR 2960
VADE FARKI İLAVE HER 10 GÜN İÇİN 100.000 TL/10 gündür
2. DÖKME FİATLARI (PÇ 32.5+42.5)
AK : 4.200
ÇAN : 4.200
DAR : 4.200 (4,100)
KART : 4.250 (4 150)
AMB/SET : 4.200
NUH : 4.120 (4.020)
PIN : 4.100 (3.900)
PARANTEZ İÇİ DEĞERLER TRAKYA / İST BATI YAKASI FİATLARIDIR. 2970
VADE 45 GÜN. VADE FARKI BEHER 10 GÜN İÇİN 100.000 TL/10 günDÜR.”
2. Akçansa’da yapılan yerinde incelemede bulunan 11.11.1996 tarih ve “1997
Fiat Prensibi” başlıklı belgede şu ifadeler yer almaktadır:
“PÇ-42.5 NET ≥ 59 $
KÇ-32.5-CÇ 32.5 NET ≥ 53 $
TÇ-32.5-CÇ 32.5 NET ≥ 50$
* FİATLAR KUR DEĞİŞİMİNE BAĞLI HER AY AYARLANACAK
05-81/1118-320
69
**DÖKME VADE 45-60 GÜN 2980
TORBALI VADE 10 GÜN
***DARICA – AKÇANSA FİATLARIDIR
DİĞER FABRİKALAR MEVCUT UYGULAMAYA GÖRE
MİSAL : NUH BUNDAN 100.000 TL/TON EKSİK”
3. Esçim Satış Müdürü Nafi MAKAROÇ’un ajandasının 25.3.1999 tarihli
sayfalarında şu ifadeler yer almaktadır:
“3- YALOVA (Nuh + Bursa beraber belirlediler)
TÇ Torba = 14.000.- + KDV 2990
KÇ Torba = 14.500.-+ KDV
PÇ Torba = 18.600.- + KDV
60 gün Vade”
Analizi yapılan 1998-1999 döneminde, ilgili teşebbüslerin fiyat hareketlerinin
genellikle uyumlu olmadığı tespit edilmiştir. Bu çerçevede, yukarıdaki belge ve
analizlerin, Akçansa, BÇS, Bursa Çimento, Lafarge Aslan, Marmara Çimento, Nuh
Çimento, Rota, Set Çimento ve Set Anadolu’nun birlikte fiyat tespit ettikleri iddiasını
ispatlamaya yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
3000
I.2.9.3. Nuh Çimento’nun, Bayilerinin Bölgeler Arası Ticaretini Engellemesi
İddiası
I.2.9.3.1. Delil ve Tespitler
1. Nuh Çimento Pazarlama Müdürü Muzaffer KAYHAN’ın 06.09.2000 tarih ve
“Bölge Torbası Uygulaması Başlangıcı” başlıklı yazısı:
“08 Eylül 2000 Cuma günü saat 8’den itibaren Fabrikamız ‘Bölge Torbası’
uygulamasına geçecektir. Bu uygulama dahilinde Pazarlama Müdürlüğü tarafından 3010
belirlenecek bölgelere satılacak olan PKÇ-B 32.5R tipi çimentonun torbaları merkez
olarak belirlenen bölgelerde satılan çimentonun torbalarının renginden olacaktır.
Bayilere daha iyi hizmet vermek ve bayiler arası haksız rekabeti engellemek
amacıyla başlatılacak bu uygulamanın esasları ve dikkat etmeniz gereken hususlar
aşağıda belirtilmiştir:
1. ‘Bölge Torbası’ olarak satılacak PKÇ-B 32.5R torbasının sol ve sağ yanlarında
yazan Nuh Çimento yazısı iki kalın kırmızı şerit içinde olacaktır. Bu torbadan numune
ilgili kişilere birer adet gönderilecektir.
2. ‘Bölge Torbası’ ancak belirlenen bölgenin bayileri tarafından Fabrikamızca
istenilen evrakları getirdikleri takdirde yüklenebilecektir. ‘Bölge Torbası’ tüm 3020
paketleme ve yükleme işlemlerinde ayrı bir cins çimento gibi (Örneğin PÇ 42.5 veya
PKÇ-A 42.5R gibi) işlem görecektir.
3. İlk aşamada, gerekli evrakları getirdikleri taktirde Bolu, Düzce ve Avrupa yakası
bayileri ‘Bölge Torbası’ yükleyebilecektir. Bu bölgeler ve bayiler gerekli görüldüğü
05-81/1118-320
70
taktirde değiştirilebilecektir. Bolu’da Özayanlar, Düzce’de Canpolatlar, Sözenler,
Hatipoğlu, Avrupa’da ise Çelik Çini, Emek Yapı, Diztaş, Orhan Kurt, Aslan Kardeşler,
Tokal, Temeltaş, Onur, Altuntaş ve Aka İnşaat aşağıda yazılı evrakları olduğu sürece
‘Bölge Torbası’ yüklemesi yapabileceklerdir.
4. Bu bayiler bölge dışına mal satabilmek için (Örneğin Avrupa yakası bayisinin
İstanbul Anadolu yakasında bir müşterisine mal satması) ayrı bir sipariş açtırmaları 3030
ve ayrı bir sipariş numarası veya ayrı ordino almaları ve bu numarayı istek fişlerinde
belirtmeleri gerekmektedir. ‘Bölge Torbası’ için alınmış bir sipariş numarasıyla veya
ordinoyla merkez torbalarından veya merkez bölge için alınan sipariş numarası yazılı
istek fişi veya ordinoyla da ‘Bölge Torbası’ yüklemesi kesinlikle yapılmayacaktır.
5. Bölge Torbalarının yüklemesi Çimento Üretim Müdürlüğü tarafından belirlenen
kantar ve bağlı bantlardan yapılacaktır.
6. Bölge torbası yükletebilmek için ordinoların ve istek fişlerinde ‘Bölge Torba 1’
ibaresi bulunacaktır. Ordinolar Nuh Çimento tarafından basılırken üzerlerinde
bilgisayarla ‘Bölge Torba 1’ ibaresi yazılacaktır. İstek fişi kullanan bayilerin
gönderdikleri istek fişlerinin üzerine bölge torbası için aldıkları sipariş numarasını ve 3040
‘Bölge Torbası’ ibaresini muhakkak yazmaları gerekmektedir.
7. ‘Bölge Torbası’ olarak alınan malların hiç bir şekilde (dolaylı veya dolaysız) bölge
dışına satılmaması gerekmektedir. Buna uymayan bayi ve haksız rekabet yaratan
bayilere fabrikamız çeşitli müeyyideler uygulayacaktır.
8. Sevkiyat Memurluğu tarafından Bölge Torbası için verilecek olan Kapı Çıkış
Fişlerinin üzerinde bilgisayardan yazılmış Bölge Torba 1 ibaresi bulunacak ve ayrıca
yüklemeye gidecek sarı ve Kapıya verilecek olan yeşil nüshaya damgayla BÖLGE
TORBASI yazısı basılacaktır.
9. PÇ 42.5 ve PKÇ-A 42.5R tip torbalı çimentolarda ‘Bölge Torbası’ uygulaması bu
aşamada kullanılmayacaktır. Uygulama sadece PKÇ-B 32.5R tipi torbalı çimentoda 3050
olacaktır...”
2. Nuh Çimento Genel Müdür Yardımcısı Turgut ÇELİK ve Satış Müdürü Aytaç
HAMŞİOĞLU, “Bayilerimizle herhangi bir bayilik anlaşması imzalamıyoruz…
Çimentonun satıldığı bölgeye gitmesini temin etmek ve bunu kontrol etmek amacıyla
yaklaşık 6 aydır bölge torbası uygulaması yapmaktayız. Bu uygulama ile herhangi bir
satış bölgesi fiyatı ile satılmış olan çimentonun o bölgeye gitmesi için çimento
torbasına değişik renklerde şerit baskısı uygulamaktayız. Bu uygulama en çok PKÇB
32.5 torbalı çimento için geçerlidir. Genellikle bayilerimiz beyan ettikleri bölgelere
satış yapmaktadır. Farklı bölgede satış yapılırsa diğer bayiler kanalıyla hemen 3060
haberimiz olur. Bu yüzden çimentoda bir otokontrol sistemi vardır. Bunu tespit
ettiğimizde belirli ve kesin olmamakla birlikte, iki bölge arasındaki fiyattan oluşan
farklılık kadar ya da örneğin iki katı kadar bayiye ceza kesiyoruz. Bu da caydırıcı
nitelikte” şeklinde bir ifadede bulunmuştur.
Belgelerin ardından, Nuh Çimento’nun satış sisteminin değerlendirilmesine geçilebilir:
Nuh Çimento, bir bölge fiyatıyla alınan malın mutlaka o bölgede satılmasını istemekte
(kural); bunun denetimi için başta farklı ambalaj olmak üzere çeşitli kontrol vasıtaları
kullanmakta (denetim); bunlara rağmen malın alındığı bölge dışına satılması halinde 3070
de, satılan bölgenin alış fiyatından fatura keserek ceza uygulamaktadır (yaptırım).
Nuh Çimento’nun satış sisteminin, tek elden dağıtım bölgeleri belirlenmediği için
2002/2 sayılı Grup Muafiyeti Tebliği’nden yararlanması mümkün değildir. Kaldı ki,
05-81/1118-320
71
mevcut sistemde, alıcılar üzerine, aktif-pasif satış ayrımı gözetmeksizin malın
yalnızca satın alındığı bölgede satılması yükümlülüğünün getirilmesi, 2002/2 sayılı
Tebliğ’in de izin verdiğinin ötesinde bir sınırlamadır ve önemli bir rekabet ihlali teşkil
etmektedir.
I.2.9.3.2. Savunmalar ve Bu Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
3080
Nuh Çimento’nun, yukarıda yer verilen tespitlere ilişkin olarak yaptığı savunmalar,
"I.2.5. Çimento Sektöründe Dikey Kısıtlamalar” başlığı altında değerlendirilmiştir.
Bu belge ve analizler çerçevesinde, Nuh Çimento’nun, 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesinde yasaklanan bayilerinin bölgeler arası ticaretini engelleyici uygulamalarda
bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
I.2.10. LAFARGE ASLAN ÇİMENTO A.Ş.
3090
I.2.10.1. Lafarge Aslan, Akçansa, Bursa Çimento, Marmara Çimento, Nuh
Çimento, Rota, Set Çimento ve Set Anadolu’nun Marmara Bölgesi Pazarının
Bölüşülmesi ve Arz Miktarının Kontrolü Konusunda Anlaşma İçinde Oldukları
İddiası
Bu bölümdeki değerlendirmeler, “I.2.9.1.” no’lu bölümde yapılmıştır.
I.2.10.2. Lafarge Aslan, Akçansa, BÇS, Bursa Çimento, Marmara Çimento, Nuh
Çimento, Rota, Set Çimento ve Set Anadolu’nun Birlikte Fiyat Tespit Ettikleri
İddiası 3100
Bu bölümdeki değerlendirmeler, “I.2.9.2.” no’lu bölümde yapılmıştır.
I.2.10.3. Lafarge Aslan’ın, Bayilerinin Bölgeler Arası Ticaretini Engellemesi
İddiası
I.2.10.3.1. Delil ve Tespitler
1. Lafarge Aslan Marmara Bölgesi Satış Müdürü, “Torbalı çimentoyu bayilik
sistemi ile satıyoruz. 52 tane bayimiz var. Hiçbirisi ile herhangi bir bayilik anlaşması 3110
veya sözleşmesi imzalamıyoruz. Sadece teminat mektubu alıyoruz...Hinterlandımız
yaklaşık 100 km, alan olarak İzmit ve Kavacık arasıdır. İstanbul Anadolu Yakası
(Ümraniye, Maltepe, Pendik, Kadıköy, Dudullu, Sultanbeyli) İzmit, Adapazarı,
İstanbul Avrupa Yakası, Karamürsel ve Yalova’dır. Bu satış bölgelerinden farklı fiyat
uyguladığımız Avrupa Yakası, Karamürsel ve Yalova’ya giden torbalı çimentoya yeşil
05-81/1118-320
72
şerit uyguluyoruz. Diğer bölgeler şeritsiz. Bunda amaç o bölgede satılan çimento
miktarını öğrenmek ve o bölge fiyatı ile iskontolu çimento alan müşterilerin başka
bölgelerde satış yapıp yapmadığını tespit etmek. Bunu piyasa kanalıyla hemen
öğreniriz. Tespit ettiğimizde müşteriyi uyarıp, caydırıcı nitelikte “malın üç katı ceza
alacağımızı” söyleriz. Ancak uygulamayız. En fazla aradaki fiyat farkını tahsil ederiz. 3120
Adapazarı, Şile ve Kandıra bölgelerine fiyat farkı olmamasına rağmen, o pazarlardaki
satışları takip edebilmemiz için şeritli torba gönderiyoruz…” şeklinde ifadede
bulunmuştur.
Belgenin ardından, Lafarge Aslan’ın satış sisteminin değerlendirilmesine geçilebilir:
Lafarge Aslan, bir bölge fiyatıyla alınan malın mutlaka o bölgede satılmasını
istemekte (kural); bunun denetimi için başta farklı ambalaj olmak üzere çeşitli kontrol
vasıtaları kullanmakta (denetim); bunlara rağmen malın alındığı bölge dışına
satılması halinde de, satılan bölgenin alış fiyatından fatura keserek ceza 3130
uygulamaktadır (yaptırım). Lafarge Aslan’ın satış sisteminin, tek elden dağıtım
bölgeleri belirlenmediği için 2002/2 sayılı Grup Muafiyeti Tebliği’nden yararlanması
mümkün değildir. Kaldı ki, mevcut sistemde, alıcılar üzerine, aktif-pasif satış ayrımı
gözetmeksizin malın yalnızca satın alındığı bölgede satılması yükümlülüğünün
getirilmesi, 2002/2 sayılı Tebliğ’in de izin verdiğinin ötesinde bir sınırlamadır ve
önemli bir rekabet ihlali teşkil etmektedir. Lafarge Aslan’ın satış sisteminin, yukarıda
açıklandığı üzere, “bayiler vasıtasıyla sektöre gelebilecek rekabetin engellenmesi”
amacını gerçekleştirdiği düşünülmektedir. Nitekim, “fiyat farkı olmadığı zamanlarda
dahi farklı ambalaj uygulamasının yapılması”, bu düşüncemizi desteklemektedir.
3140
I.2.10.3.2. Savunmalar ve Bu Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
Lafarge Aslan’ın, yukarıda yer verilen tespitlere ilişkin olarak yaptığı savunmalar,
"I.2.5. Çimento Sektöründe Dikey Kısıtlamalar” başlığı altında değerlendirilmiştir.
Bu belge ve analizler çerçevesinde, Lafarge Aslan’ın, 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesinde yasaklanan bayilerinin bölgeler arası ticaretini engelleyici uygulamalarda
bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
3150
I.2.11. BURSA ÇİMENTO FABRİKASI A.Ş.
I.2.11.1. Bursa Çimento, Akçansa, Lafarge Aslan, Marmara Çimento, Nuh
Çimento, Rota, Set Çimento ve Set Anadolu’nun Marmara Bölgesi Pazarının
Bölüşülmesi ve Arz Miktarının Kontrolü Konusunda Anlaşma İçinde Oldukları
İddiası
Bu bölümdeki değerlendirmeler, “I.2.9.1.” no’lu bölümde yapılmıştır.
05-81/1118-320
73
I.2.11.2. Bursa Çimento, Akçansa ve Set Çimento’nun Güney Marmara Pazarının 3160
Paylaşımı Konusunda Anlaşma İçinde Oldukları İddiası
I.2.11.2.1. Delil ve Tespitler
1. Akçansa’da yapılan yerinde incelemede bulunan 01.01.1997 tarihli belgede,
Çanakkale, Balıkesir ve Bursa illerinden oluşan bir Güney Marmara haritası çizilmiş
ve sınırlar yapılmak suretiyle pazar, Akçansa, Bursa Çimento ve Set Çimento
arasında bölüşülmüştür. Set Çimento Yönetim Kurulu Başkanı Adnan İğnebekçili ve
Bursa Çimento Genel Müdürü Burhan EVCİL’in imzalarının bulunduğu belgede şu
ifadeler de yer almaktadır: 3170
“1. Her il oradaki fabrikanın
2. Ege, Çanak, Balıkesir
- Edremit
- Soma, Akhisar vs.
Tampon bölgeler mutabakatı
3. a) Bursa’nın Bandırma’da bir beton
b) Balıkesir, Bursa bir beton
Fabrikaların kendi ihtiyacı çimento verebilir.”
3180
2. Analizi yapılan 1997-2000 yıllarında, söz konusu anlaşmanın, Çanakkale-
Balıkesir ve Balıkesir-Bursa il merkezleri birbirine çok yakın olmasına rağmen
(sırasıyla 206 ve 146 km) katı biçimde uygulandığı saptanmıştır. Akçansa Çanakkale,
Bursa Çimento ve Set Balıkesir, belgede belirlendiği üzere, rakip teşebbüslerin
bulunduğu il merkezleri ve bazı ilçelerine, kendi beton tesisleri haricinde satış
yapmamıştır; bu il merkezlerinde bayileri de bulunmamaktadır. Tek istisna,
Akçansa’nın Bursa il merkezine yönelik, 1999 yılında (…….); 2000’de ise (………)
ton çimento satışıdır. Akçansa’nın TÇMB’ye gönderdiği verilere göre, 1999 yılı
toplam yurt içi satışları, (…………) ton; 2000 yılı toplam yurt içi satışları ise,
(…………) tondur. 3190
I.2.11.2.2. Savunmalar ve Bu Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
İlgili teşebbüslerin, yukarıda yer verilen delil ve tespitlere ilişkin olarak yaptığı
savunmalardan ilki, “rakip teşebbüslerin bulunduğu illere yapılan satış miktarlarının
Kurum uzmanlarına verildiği halde dikkate alınmadığı; bölgedeki bayiler aracılığıyla
yapılan bu satışların yanında, diğer bayilerin de münferit satışlarının olduğu”
şeklindedir.
İlgili teşebbüslerin, Kurul’un bilgi isteme yazılarına cevaben gönderdiği hiçbir 3200
belgede, 1999 ve 2000 yıllarına ilişkin yukarıda değinilen istisna haricinde, rakip
teşebbüslerin bulunduğu il merkezine satış gözükmemektedir. Savunmalara dayanak
teşkil eden veriler, bu belgeler çerçevesinde incelenmiş ve rakip il merkezlerine
yapıldığı iddia edilen satışların, bizzat anlaşmada belirlenen tampon bölgelere ve
teşebbüslerin hazır beton santrallerine yapıldığı tespit edilmiştir. Başka bir deyişle,
05-81/1118-320
74
1.1.1997 tarihli belgedeki anlaşma konusu satışların, “rakip il merkezine satış”
şeklinde gösterilmesi yanıltıcıdır.
İlgili teşebbüslerin, rakip fabrikaların bulunduğu il merkezlerinde bayisinin olmadığı
da, yine Kurul’un bilgi isteme yazılarına cevaben gönderilen belgelerden tespit 3210
edilmiştir. Dolayısıyla, “rakip il merkezindeki bayiler aracılığıyla satış yapıldığı”
şeklindeki savunma da yanıltıcıdır. “Diğer bayilerin münferit olarak satışlarının
bulunduğu” yönündeki savunmanın kabulü ise, Akçansa ve Set Çimento’nun
bayilerinin bölgeler arası ticaretini engelleyici nitelikteki anlaşma ve
uygulamalarından dolayı, mümkün değildir. Daha da önemlisi, bayilerin münferit
satışları, ilgili teşebbüslerin satışı olarak değerlendirilemez.
Diğer bir savunma ise, “ilgili teşebbüslerin 1.1.1997 tarihli belgede belirtilen pazarlara
ekonomik ve karlı olduğu sürece satış yaptığı; kaldı ki yeni bir pazara girmek için
karlılığın tek başına bir gösterge olamayacağı; zira teşebbüslerin bireysel 3220
hareketlerinin çimento gibi oligopol bir piyasayı doğrudan etkilediği; bu durumu
dikkate alan firmaların, fiyat savaşına girmekten kaçınmak için bazı bölgelere girmek
istememesinin doğal olduğu” şeklindedir.
Kurul, “oligopolistik bağımlılık” savunmasını kabul etmektedir. Zaten bu savunmayı
kabul ettiğinden, rakip teşebbüslerin mevcut maliyet yapıları ve fiyat seviyeleri ile
birbirlerinin ana hinterlandlarına satış yapabileceğini gösterdiği durumlarda bile,
uyumlu eylem karinesine başvurmadan, teşebbüsler arasındaki koordinasyonu
gösteren delillerin varlığını aramıştır. Başka bir deyişle, yalnızca iktisadi analizlerin
bulunduğu durumlarda, “uyumlu eylem karinesi”ne bile başvurmadan, ihlalin 3230
bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır. Buna karşılık, teşebbüsler arasındaki
koordinasyonu gösteren yukarıdaki gibi açık belgelerin varlığında, “oligopolistik
bağımlılık” savunması kabul edilemez; aksine, teşebbüslerin yaptıkları diğer
savunmaların çürütülmesinde kullanılabilecek bir delil haline gelir.
Bu belge ve analizler çerçevesinde, Akçansa, Bursa Çimento ve Set Çimento’nun
Güney Marmara pazarının paylaşımı konusunda anlaşma içinde olduğu sonucuna
ulaşılmıştır.
I.2.11.3. Bursa Çimento, Akçansa, BÇS, Lafarge Aslan, Marmara Çimento, Nuh 3240
Çimento, Rota, Set Çimento ve Set Anadolu’nun Birlikte Fiyat Tespit Ettikleri
İddiası
Bu bölümdeki değerlendirmeler, “I.2.9.2.” bölümde yapılmıştır.
I. GEREKÇE VE HUKUKİ DAYANAK
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde, “belirli bir mal veya hizmet piyasasında
doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını
taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası 3250
anlaşmaların hukuka aykırı ve yasak olduğu” düzenlenmiştir. Bu hüküm, bütün
teşebbüsler arası anlaşma, karar ve uyumlu eylemlere geniş bir şekilde
05-81/1118-320
75
uygulanmakta olup, temel amacı, her bir teşebbüsün kendi ticari politikalarını ve
piyasadaki faaliyetlerini tek başına, diğerlerinden bağımsız olarak belirlemesidir.
Rekabet Hukuku açısından fiyat tespitine ve pazar paylaşımına yönelik anlaşmalar
en ciddi rekabete aykırılık halleri arasında değerlendirilmiş ve çok açık bir biçimde
yasaklanmıştır.
Bir anlaşmada, rekabeti sınırlama amacı açıksa, anlaşmanın kendisi veya en 3260
azından rekabeti bozucu hükümleri, “per se” bir rekabet ihlali oluşturur. Bu durumda
anlaşmanın rekabet üzerindeki etkilerinin incelenmesine gerek yoktur. Rekabeti
bozucu nitelikte olan anlaşmalar, tarafların kendi bağımsız rekabetçi faaliyetlerini
ortak çıkarlar adına gözden çıkardıkları bir yapısal çerçeve yaratır. Bu sebepten
dolayı, sadece rekabete aykırı bir anlaşmaya taraf olmak, anlaşma etkilerini
gerçekleştirmemiş olsa dahi yasaktır.
Öte yandan, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin gerekçesinde, “Bu Kanunun amacı
rekabetin korunması olduğuna göre, rekabeti engelleyici, kısıtlayıcı veya bozucu
teşebbüsler arası anlaşma ve uygulamaların yasaklanması gerekir. Maddenin amacı 3270
bakımından anlaşma, hukuki şekil şartlarına uymasa bile tarafların kendilerini bağlı
hissettikleri her türlü uzlaşma ya da uyuşma anlamında kullanılmıştır. Anlaşmanın
yazılı veya sözlü olmasının önemi yoktur. Teşebbüsler arasında bir anlaşmanın
varlığı tespit edilemese bile teşebbüsler arasında kendi bağımsız davranışları yerine
geçen bir koordinasyon veya pratik işbirliği sağlayan, doğrudan veya dolaylı ilişkiler
de, eğer aynı sonucu doğuruyorsa, yasaklanmıştır. Böylece teşebbüslerin Kanuna
karşı hile yolu ile rekabeti sınırlayıcı uygulamaları meşru göstermeleri engellenmek
istenmiştir” denilerek, anlaşma kavramının, sözleşmelerden çok daha geniş bir irade
birlikteliği niteliğinde olduğu açıklanmıştır. Sözleşme olmaksızın da rekabet ortamını
bozan her türlü ilişkinin uygulamaya sokulması da anlaşma niteliğindedir. Ayrıca, 3280
rekabeti kısıtlayıcı, sınırlayıcı, ya da ortadan kaldırıcı etkileri nedeniyle, "centilmenlik
anlaşmaları" ve "sözlü anlaşmalar" da 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında
değerlendirilmektedir.
Yukarıda yer verilen değerlendirmeler ışığında;
- Bursa Çimento’nun Akçansa ve Set Çimento’yla Güney Marmara pazarının
paylaşımı konusunda anlaşma içinde olduğu,
- Konya Çimento, Ado Çimento, Lafarge Aslan, ve Nuh Çimento’nun, bayilik
anlaşmalarının ve uygulamalarının, bayilerinin bölgeler arası ticaretini engellediği, 3290
tespit edilmiş; bu eylemlerin, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un
“Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar” başlıklı 4. maddesinin,
“Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti
engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut
doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve
teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır” şeklindeki
genel hükmünü ve özellikle de, “Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı
oluşturan maliyet, kar gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit
edilmesi” hükmünü içeren (a) ve “Mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her 3300
türlü piyasa kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü” hükmünü
içeren (b) bendini açıkça ihlal eder nitelikli olduğu, görüşüne ulaşılmıştır.
05-81/1118-320
76
4054 sayılı Yasanın 16. maddesinin ikinci fıkrası, “bu Kanunun 4. ve 6. maddesinde
yasaklanmış olan davranışları gerçekleştirdiği Kurul kararı ile sabit olanlarla bu
Kanunun 11 inci maddesinin (b) bendinde yazılı davranışlarda bulunan teşebbüs
niteliğindeki gerçek ve tüzel kişiler ile teşebbüs birlikleri ve/veya bu birliklerin
üyelerinin bir yıl önceki mali yılsonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan
yıllık gayri safi gelirinin yüzde onuna kadar para cezası verilebileceğini” hükme
bağlamaktadır. Bu bağlamda, Kurul tarafından takdir olunan idari para cezasının 3310
belirlenmesinde, ilgili teşebbüslerin, 1999 mali yıl sonunda oluşan yıllık gayri safi
gelirleri esas alınmıştır.
4054 sayılı Kanun’un, 13.7.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5388 sayılı Kanun’la
değişmesinden önceki “Anlaşma, Birleşme ve Devralmaların Kurula Bildirilmesi”
başlıklı 10 uncu maddesinde yer alan, “4 üncü madde kapsamına giren anlaşma,
uyumlu eylem ve kararlar yapıldıkları tarihten itibaren bir ay içinde Kurula bildirilir”
ifadesi, bu tür anlaşmalara bildirim yükümlülüğü getirmekte; bildirilmemiş
anlaşmalara 16. maddenin birinci fıkrası (c) bendi ve üçüncü fıkrası hükümleri
uyarınca para cezası verilmesi öngörülmektedir. Ancak 5388 sayılı Kanun’un 2. 3320
maddesi ile 4054 sayılı Kanun kapsamında bulunan anlaşmaların bildirilmesi
yükümlülüğü kaldırılmıştır.
I. SONUÇ
Önaraştırma ve soruşturmaya ait tüm savunma, ek savunma, sözlü savunma
tutanakları, raporlar, Danıştay’ın iptal kararları, tüm dosya münderecatında yer alan
bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda;
3330
K.1. KONYA ÇİMENTO SANAYİİ A.Ş.
K.1.1. Konya Çimento Sanayii A.Ş.’nin bayilik anlaşmalarının ve uygulamalarının,
4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinde yasaklanan bayilerin bölgeler arası
ticaretini engelleyici rekabet ihlalleri olduğuna,
K.1.2. Bu nedenle, Konya Çimento Sanayii A.Ş.’ye, 4054 sayılı Kanun’un 16.
maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, 1999 yılı net satışlarının takdiren %1’i
oranında, 161,057,575,146.-TL idari para cezası verilmesi gerektiğine, ancak
Rekabet Kurulu’nun vermiş olduğu 1.2.2002 tarihli ve 02-06/51-24 sayılı 3340
karar, Danıştay tarafından hakkında karar tesis edilen teşebbüs lehine
bozulduğundan ve önceki kararda verilen para cezasından daha fazla
miktarda para cezası verilemeyeceğinden, teşebbüse 1999 yılı net
satışlarının binde ikisi oranında, 32,211,515,029.-TL idari para cezası
verilmesine,
K.1.3. 5388 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile 4054 sayılı Kanun kapsamında bulunan
anlaşmaların bildirilmesi yükümlülüğü kaldırıldığından, anlaşmaların
bildirilmemesinden dolayı, Konya Çimento Sanayii A.Ş. ve bildirim
yükümlülüğünün bulunduğu tarihte söz konusu teşebbüsün yönetim 3350
05-81/1118-320
77
organlarında görev alan M. Cemil ÖZGÜL, M. Nuri YILMAZGİL, Osman
OKKA, Jacques MERCERON-VICAT, Dominique RENIE hakkında karar
verilmesine gerek olmadığına,
K.2. ADO ÇİMENTO SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
K.2.1. Ado Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin, 4054 sayılı Kanun'un 4.
maddesinde yasaklanan bayilerin bölgeler arası ticaretini engelleyici
anlaşma niteliğindeki uygulamalarda bulunduğuna,
3360
K.2.2. Bu nedenle Ado Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye, 4054 sayılı Kanun’un
16. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, 1999 yılı net satışlarının takdiren %1’i
oranında, 41,328,986,077.-TL idari para cezası verilmesi gerektiğine, ancak
Rekabet Kurulu’nun vermiş olduğu 1.2.2002 tarihli ve 02-06/51-24 sayılı
karar, Danıştay tarafından hakkında karar tesis edilen teşebbüs lehine
bozulduğundan ve önceki kararda verilen para cezasından daha fazla
miktarda para cezası verilemeyeceğinden, teşebbüse 1999 yılı net
satışlarının binde ikisi oranında, 8,265,797,215.-TL idari para cezası
verilmesine,
3370
K.2.3. 5388 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile 4054 sayılı Kanun kapsamında bulunan
anlaşmaların bildirilmesi yükümlülüğü kaldırıldığından, anlaşmaların
bildirilmemesinden dolayı, Ado Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş. hakkında
karar verilmesine gerek olmadığına,
K.3. NUH ÇİMENTO SANAYİ A.Ş.
K.3.1. Nuh Çimento Sanayi A.Ş.’nin, 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinde
yasaklanan bayilerinin bölgeler arası ticaretini engelleyici anlaşma
niteliğindeki uygulamalarda bulunduğuna, 3380
K.3.2. Bu nedenle Nuh Çimento Sanayi A.Ş.’ye, 4054 sayılı Kanun’un 16.
maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, 1999 yılı net satışlarının takdiren %1’i
oranında, 373,865,630,000.-TL idari para cezası verilmesi gerektiğine, ancak
Rekabet Kurulu’nun vermiş olduğu 1.2.2002 tarihli ve 02-06/51-24 sayılı
karar, Danıştay tarafından hakkında karar tesis edilen teşebbüs lehine
bozulduğundan ve önceki kararda verilen para cezasından daha fazla
miktarda para cezası verilemeyeceğinden, teşebbüse 1999 yılı net
satışlarının binde ikisi oranında, 74,773,126,000.-TL idari para cezası
verilmesine, 3390
K.3.3. 5388 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile 4054 sayılı Kanun kapsamında bulunan
anlaşmaların bildirilmesi yükümlülüğü kaldırıldığından, anlaşmaların
bildirilmemesinden dolayı, Nuh Çimento Sanayi A.Ş. hakkında karar
verilmesine gerek olmadığına,
05-81/1118-320
78
K.4. LAFARGE ASLAN ÇİMENTO A.Ş. 3400
K.4.1. Lafarge Aslan Çimento A.Ş.’nin, 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinde
yasaklanan bayilerinin bölgeler arası ticaretini engelleyici anlaşma
niteliğindeki uygulamalarda bulunduğuna,
K.4.2. Lafarge Aslan Çimento A.Ş.’ye, 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin ikinci
fıkrası uyarınca, 1999 yılı net satışlarının takdiren %1’i oranında,
212,549,980,000.-TL idari para cezası verilmesi gerektiğine, ancak Rekabet
Kurulu’nun vermiş olduğu 1.2.2002 tarihli ve 02-06/51-24 sayılı karar,
Danıştay tarafından hakkında karar tesis edilen teşebbüs lehine 3410
bozulduğundan ve önceki kararda verilen para cezasından daha fazla
miktarda para cezası verilemeyeceğinden, teşebbüse 1999 yılı net
satışlarının binde ikisi oranında, 42,509,996,000.-TL idari para cezası
verilmesine,
K.4.3. 5388 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile 4054 sayılı Kanun kapsamında bulunan
anlaşmaların bildirilmesi yükümlülüğü kaldırıldığından, anlaşmaların
bildirilmemesinden dolayı, Lafarge Aslan Çimento A.Ş. hakkında karar
verilmesine gerek olmadığına,
3420
K.5. BURSA ÇİMENTO FABRİKASI A.Ş.
K.5.1. Bursa Çimento Fabrikası A.Ş., Akçansa Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve
Set Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin Güney Marmara pazarının paylaşımı
konusunda anlaşma içinde olduklarına,
K.5.2. Bu nedenle Bursa Çimento Fabrikası A.Ş.’ye, 4054 sayılı Kanun’un 16.
maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, 1999 yılı net satışlarının takdiren %3’ü
oranında, 681,655,756,717.-TL idari para cezası verilmesi gerektiğine, ancak
Rekabet Kurulu’nun vermiş olduğu 1.2.2002 tarihli ve 02-06/51-24 sayılı 3430
karar, Danıştay tarafından hakkında karar tesis edilen teşebbüs lehine
bozulduğundan ve önceki kararda verilen para cezasından daha fazla
miktarda para cezası verilemeyeceğinden, teşebbüse 1999 yılı net
satışlarının %1’i oranında, 227,218,585,572.-TL idari para cezası
verilmesine,
K.5.3. 5388 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile 4054 sayılı Kanun kapsamında bulunan
anlaşmaların bildirilmesi yükümlülüğü kaldırıldığından, anlaşmaların
bildirilmemesinden dolayı, Bursa Çimento Fabrikası A.Ş. ve bildirim
yükümlülüğünün bulunduğu tarihte söz konusu teşebbüsün yönetim 3440
organlarında görev alan Ergun KAĞITÇIBAŞI, Ahmet M.UĞUR, Metin
KAVASOĞLU, Memduh GÖKÇEN, Bülent Selen SARPER, S.Feyha
DURANER ve İrfan ÜNÜR hakkında karar verilmesine gerek olmadığına,
K.6. 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca, yukarıda belirtilen ihlal
eylemlerine son verilmesi ve ihlalden önceki rekabet ortamının sağlanması
gereğinin, ilgili teşebbüslere bildirilmesine,
05-81/1118-320
79
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir. 3450
Full & Egal Universal Law Academy