Rekabet Kurumu Başkanlığından,
(Danıştay’ın İptali Üzerine Verilen)
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 02/1/EÖ-99/2 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 05-88/1221-353
Karar Tarihi : 29.12.2005
Dosya Konusu : Rekabet Kurulu’nun 20.7.2001 tarih, 01-35/347-95
sayılı Kararı’nın iptaline ilişkin Danıştay 13. Dairesi’nin 15.11.2005 tarih,
2005/5952 E. 2005/5518 K. sayılı kararı üzerine Turkcell İletişim Hizmetleri
A.Ş.’nin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. ve 6.
maddelerini ihlal ettiği iddiasının yeniden değerlendirilmesi.
A - TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
II. Başkan : Tuncay SONGÖR
Üyeler : Prof. Dr. Zühtü AYTAÇ, Rıfkı ÜNAL, Prof. Dr.
Nurettin KALDIRIMCI, M. Sıraç ASLAN, Süreyya
ÇAKIN, Mehmet Akif ERSİN.
B - RAPORTÖRLER : Derya YENİŞEN, E. Ebru ÖZTÜRK
C - ŞİKAYET EDENLER
Başarı Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Çetin Emeç Bulvarı, No:117 06520 Balgat/Ankara
Telsim Mobil Telekomünikasyon Hizmetleri A.Ş.
Mehmet Akif Mah. İnönü Cad. Star Sokak No:2 34540 İkitelli/İstanbul
D - HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILAN
Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.
Meşrutiyet Cad. No:153 80050 Tepebaşı/İSTANBUL
Temsilcisi: Prof. Dr. Arif ESİN
Akaretler Sıraevleri Spor Caddesi No:67 80680 Beşiktaş/İSTANBUL
E - İDDİALARIN ÖZETİ
Başarı Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Başarı Elektronik)'nin şikayet
dilekçesinde,
- Türkiye’de cep telefonu şebekelerinin işletilmesinin Turkcell İletişim
Hizmetleri A.Ş. (Turkcell) ve Telsim Mobil Telekomünikasyon Hizmetleri A.Ş.
(Telsim) olmak üzere iki şirkete verildiği ve bu şirketlerden Turkcell’in %70 pazar
payı ile hakim durumda olduğu,
- Başarı Elektronik’in Nokia cep telefonlarının Türkiye distribütörü olduğu ve
bu marka cep telefonlarının pazardaki belli başlı rakiplerinin Ericsson, Panasonic
vb. markalardan oluştuğu,
- Turkcell'in ortaklarından olan büyük bir grubun aynı zamanda Ericsson cep
telefonlarının Türkiye distribütörlüğünü yapan KVK Mobil Telefon Sistemleri A.Ş.
(KVK) şirketinin de en büyük hissedarı olduğu,
05-88/1221-353
2
- Turkcell’in diğer cep telefonu satıcılarına uyguladığı distribütör satış destek
primini, önceleri Başarı Elektronik’e de uyguladığı,
- Bu uygulamanın diğer büyük distribütörlere uygulanan orandan daha düşük
olmasına rağmen Başarı Elektronik’in Turkcell hatlı satışlarındaki pazar payının
önemli ölçüde arttığı,
- Başarı Elektronik’in, piyasadaki gücünü artırması üzerine Turkcell’in adı
geçen şirkete uyguladığı satış destek primini kaldırdığı ve ayrımcı bir davranışla
şirketten hat ve sim kart ücreti talep ettiği, bunun sonucunda Başarı Elektronik’in
satışını yaptığı cep telefonlarının bedelinde rakiplerine nazaran 100 - 200 Alman
Markı (DM) arasında bir artış meydana geldiği
belirtilerek 4054 Sayılı Kanun’un gereklerinin yerine getirilmesi talep edilmiştir.
Telsim’in şikayet dilekçesinde ise;
- İki ayrı ürün piyasası olarak ele alınması gereken GSM operatörlüğü
piyasası ile GSM cihazları piyasasının Çukurova Holding tarafından tek bir piyasa
gibi algılandığı ve ekonomik faaliyetlerde ayrı ayrı ürün piyasalarında elde edilen
hakim durumun getirdiği avantajların beraberce kullanıldığı,
- GSM cihazları piyasasında %50'den fazla pazar payına sahip olan Ericsson
cihazlarının GSM operasyonu piyasasında %70 oranında pazar payına sahip
Turkcell hatlarıyla kullanılması zorunlu tutularak her iki piyasadaki hakim
durumlarının daha da güçlendirildiği,
- Hem hat piyasasının hem de cihaz piyasasının dağıtım sisteminde Türkiye
genelinde yaygın olan aynı distribütör ve bayi ağının kullanılması ve sadakat
indirimleri ile Telsim’in ilgili piyasaya sokulmasının engellenmesiyle yüksek pazar
payının muhafaza edilebildiği,
- Kullanıcıların genel olarak, sahip oldukları GSM telefon numarasını
değiştirmeme yönündeki eğilimlerinin, bir malın satışının diğer hizmetin de alımı
şartına bağlanması gibi bir uygulamaya gidilmesini kolaylaştırdığı,
- Ericsson ya da öngörülen belirli markalı cihazların Turkcell hattı ile satıldığı
ve başka GSM hattı veya cihaz satılmaması koşulu ile Turkcell bayilerine bağlılık
indirimi yapıldığı ve bu kurala riayet etmeyenlerin performans primlerinde kesinti
uygulandığı veya primlerin tamamen kaldırıldığı,
- Turkcell’in ikinci GSM hattı satın alanlara önemli oranlarda iskonto
uyguladığı, ilk başta promosyon gibi görülen bu uygulamanın Turkcell’in %70’lik
pazar payı da gözönünde bulundurulduğunda Telsim’i piyasanın dışına itmek
amacını taşıdığı ve Turkcell ile Ericsson’un ayrı ürün piyasalarında elde etmiş
oldukları hakimiyeti ortak davranışlar sergileyerek Telsim’in faaliyetlerini
zorlaştırmak yönünde kullandıkları,
- Türkiye’de Ericsson dışındaki alıcı cihaz satan teşebbüslerin de pazar
aradığı, örneğin Alcatel’in fiyat rekabetine girebilecek bir ürün olduğu, ancak
Telsim hattı satan ihtisas mağazalarından gelen talebin, Alcatel tarafından
Turkcell’in engelleyici tutumu nedeniyle reddedildiği ve bu şekilde, Alcatel’in
Telsim hatlı telefonlar da satarak Ericsson satışlarına karşı yapacağı rekabetin
Ericsson ve Turkcell tarafından ortaklaşa bertaraf edildiği
05-88/1221-353
3
belirtilmiş, Turkcell hakkında 4054 Sayılı Kanun uyarınca gerekli işlemlerin
yapılması talep edilmiştir.
F - DOSYA EVRELERİ
1. Başarı Elektronik’in şikayet dilekçesi 31.8.1999 tarihinde 4190 sayı ile,
Telsim’in şikayet dilekçesi ise 27.9.1999 tarih ve 1145 sayı ile Rekabet Kurumu
kayıtlarına intikal etmiştir.
2. Bu başvurular üzerine hazırlanan 6.10.1999 tarih, D2/1/E.Ö.-99/2 sayılı İlk
İnceleme Raporu 28.10.1999 tarihli Kurul toplantısında görüşülmüş ve bir
soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının belirlenmesi amacıyla, Kanun'un
40/1. maddesi uyarınca önaraştırma yapılmasına 99-49/539-340 sayı ile karar
verilmiştir.
3. İlgili karar uyarınca düzenlenen 6.12.1999 tarih, D2/2/E.Ö.-99/3 sayılı
Önaraştırma Raporu 13.1.2000 tarihli Kurul toplantısında görüşülerek 4054 Sayılı
Kanun'un 41. ve 43/1. maddeleri uyarınca Turkcell hakkında aynı Kanun'un 4 ve
6. maddelerini ihlal edip etmediğinin açıklığa kavuşturulması amacıyla
soruşturma açılmasına 00-2/13-6 sayı ile karar verilmiştir.
4. Aynı Kanun'un 43/2. maddesi uyarınca soruşturma kararı ve teşebbüs ile
ilgili olarak ileri sürülen iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli bilgi 28.1.2000
tarihinde ilgili tarafa tebliğ edilerek 30 gün içinde ilk yazılı savunmaları talep
edilmiştir.
5. Turkcell tarafından yasal süresi içinde gönderilen ilk yazılı savunma
29.2.2000 tarih ve 5506 sayı ile Rekabet Kurumu kayıtlarına intikal etmiştir.
6. Rekabet Kurulu'nun 13.6.2000 tarihli toplantısında Kanun'un 43. maddesi
hükmü uyarınca soruşturmanın süresi 6 ay uzatılmıştır.
7. Soruşturma Heyeti'nce düzenlenen 12.1.2001 tarih ve S.R./01-1 sayılı
Soruşturma Raporu, Kanun'un 45/1. maddesi uyarınca Kurul Üyeleri ile ilgili
taraflara tebliğ olunmuş ve aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince hakkında
soruşturma yürütülen teşebbüsten 30 gün içinde ikinci yazılı savunmasını
göndermesi istenmiştir.
8. Soruşturma Raporu'nun tebliğini takiben, hakkında soruşturma yürütülen
teşebbüs, Kanun'un 45. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca savunma süresinin 30
gün uzatılmasını talep etmiştir. Tarafların bu taleplerinin gerekçesi Kurul
tarafından haklı görülmüş ve talep kabul edilmiştir.
9. Turkcell'in ikinci yazılı savunması 16.3.2001 tarih ve 1056 sayı ile Rekabet
Kurumu kayıtlarına intikal etmiştir.
10. Soruşturma Heyeti'nin hazırladığı 2.4.2001 tarihli "Ek Yazılı Görüş",
Kanun'un 45/2. maddesi uyarınca tüm Kurul Üyeleri ve ilgili tarafa gönderilmiştir.
11. Turkcell'in, 4054 sayılı Kanun'un 45. maddesinin 2. fıkrası çerçevesinde
Soruşturma Heyeti Ek Yazılı Görüşüne karşılık oluşturacağı cevaba ilişkin olarak
30 günlük ek süre talebi, Rekabet Kurulu'nun 25.4.2001 tarihli toplantısında
görüşülerek 01-20/190-M sayılı karar ile uygun bulunmuştur.
05-88/1221-353
4
12. Turkcell'in ek görüşe karşı cevap yazısı Kurum kayıtlarına 7.6.2001
tarihinde intikal etmiştir. İlgili teşebbüsün söz konusu cevap yazısındaki talebi
üzerine, Rekabet Kurulu'nun 12.6.2001 tarih ve 01-27/272-M sayılı Kararı ile
19.7.2001 günü saat 10.30'da sözlü savunma toplantısı yapılmasına ve toplantıya
şikayetçi ile soruşturma kapsamında bulunan tüm teşebbüslerin davet edilmesine
karar vermiştir. Sözlü savunma toplantısı davetiyeleri, Kanun'un 46/2. maddesi
uyarınca ilgililere gönderilmiştir.
13. 19.7.2001 tarihinde yapılan sözlü savunma toplantısına şikayetçi Başarı
Elektronik ile Telsim de katılmış ve ilgili taraf savunmasını yapmıştır.
14. Rekabet Kurulu 20.7.2001 tarihinde 01-35/347-95 sayı ile nihai kararını
vermiş ve karar Kanun'un 49. maddesi uyarınca 1.8.2001 tarihinde tefhim
edilmiştir.
15. Turkcell tarafından 01-35/347-95 sayılı kararının iptali ve yürütmesinin
durdurulması istemiyle Danıştay 10. Dairesi’nde 2003/ 3984 E. sayısına kayden
dava açılmıştır.
16. Kurul’un anılan 01-35/347-95 sayılı kararı “Soruşturmayı yürüten Kurul
üyesinin nihai karar toplantısına katılarak oy kullanmasının hukuka aykırı olduğu”
gerekçesiyle Danıştay 13. Dairesi’nin 15.11.2005 tarih ve 2005/5952 E.,
2005/5518 K. sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
17. Bu karar üzerine, Kurul ilk İnceleme ve soruşturmaya ait tüm savunma, ek
savunma, sözlü savunma tutanakları, raporlar, Danıştay’ın iptal kararı, tüm dosya
münderecatında yer alan bütün bilgi ve belgeleri inceleyerek 29.12.2005
tarihinde dosyaya ilişkin nihai kararını vermiştir.
G- RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ
Dosyanın raportörleri tarafından;
1. GSM hizmetleri piyasasında Turkcell'in hakim durumda olduğu,
2. a) Turkcell'in, GSM cep telefonu distribütörleri ile münhasır çalışması veya
bunları kendisine bağımlı konuma getirmesi suretiyle, bu distribütörlerin rakip
operatörlerle benzer kampanyalar yapmasını ve sonuç olarak bu distribütörlere
ait cihazların rakip operatör hattı ile satılmasını kısıtlayarak;
Aktivasyon merkezleri ile münhasır çalışmak suretiyle, aktivasyon
merkezlerinin aynı zamanda distribütörlerin bayileri olmaları ve bu distribütörlerin
tamamına yakınının yukarıda açıklanan münhasır ve bağımlı distribütörler
olmalarının birlikte sonucu olarak rakip operatörün piyasadaki faaliyetlerini
zorlaştırarak;
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesinin (a)
bendinde;
b) Turkcell'in GSM hizmetleri piyasasındaki hakim durumuna dayalı olarak,
cep telefonu piyasasında faaliyet gösteren distribütörler arasında gerçekleştirdiği
ayrımcı uygulamalar sonucunda kendisi ile münhasır çalışan distribütörler
05-88/1221-353
5
karşısında, münhasır çalışmayan distribütörlerin rekabette dezavantajlı konuma
gelmesine neden olarak,
GSM operatörleri piyasasındaki hakim durumunu, kendisi ile ekonomik birlik
içinde olan KVK Mobil Telefon Sistemleri A.Ş.'nin (KVK) cep telefonu piyasasın-
daki durumunu güçlendirmek için kullanarak ve cep telefonu piyasasında KVK’nın
rakibi durumunda olan distribütörler aleyhine rekabeti kısıtlayarak,
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesinin (b) ve (d)
bendlerinde;
c) Turkcell'in buraya kadar belirtilen uygulamalar sonucu, tüketicinin istediği
marka cep telefonunu istediği şebeke hattı ile kullanmasını engelleyerek,
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesinin (e)
bendinde
örneklenen kötüye kullanma hallerini gerçekleştirmek suretiyle 4054 Sayılı
Kanun'un 6. maddesi kapsamında ihlale yol açtığı;
Bu nedenle aynı kanunun 16. maddesinin ikinci fıkrası gereğince idari para
cezası ile cezalandırılması gerektiği;
Turkcell'in diğer distribütör ve ithalatçıların eşit talepleri karşısında onlarla da,
yoğun olarak çalıştığı distribütörlere uyguladığı koşullarda çalışması ve
distribütörleri münhasır çalışmak zorunda bırakan uygulamalara başvurmaması
gerektiği;
3. Turkcell'in soruşturulan dönemde dağıtım ağındaki teşebbüsler (TAM -
Turkcell Aktivasyon Merkezi, TAN - Turkcell Abone Noktası) ile yaptığı
sözleşmelerde yer alan fiyat tespitine ve münhasırlığa ilişkin hükümler nedeniyle
bu sözleşmelerin 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamında ihlal teşkil ettiği,
Soruşturma dönemi boyunca, Aralık 1999 tarihine dek yürürlükte olan
sözleşmelerin ve bu tarihten sonra yürürlüğe giren yeni sözleşmelerin fiyat
tespitine ilişkin hükümleri ve buna dayalı eylemlerinden dolayı 4054 sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 16. maddesinin ikinci fıkrası gereğince
idari para cezası ile cezalandırılması gerektiği
ifade edilmektedir.
H - İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
H.1. İLGİLİ PAZAR
İlgili pazar, sayısal hücresel mobil telekomünikasyon hizmetlerinin belirli
karakteristik özellikleri itibarıyla, fiyat, kullanım amaçları, tüketici tercihleri
açısından önce PSTN denilen sabit kablolu telefon hizmetleri ile, daha sonra
analog mobil telekomünikasyon hizmetleri (NMT-450) ile, son olarak da kullanılan
farklı frekanslara göre kendi aralarında ikame edilebilir olup olmadığına ve bunun
05-88/1221-353
6
yanı sıra sürekli bir ihtiyacı karşılamaya uygun olup olmadığına1 bağlı olarak
tespit edilmiştir.
Türkiye'de sayısal (dijital) hücresel mobil telekomünikasyon hizmetleri,
soruşturma döneminde iki operatör tarafından GSM-900 şebekelerinden
verilmektedir. GSM, dijital taşıyıcılar için Avrupa’da en yaygın şekilde kullanılan
standarttır. Bu standardın içinde de GSM-900 ve GSM-1800 Avrupa’nın birçok
ülkesinde ve uzakdoğuda yüksek bir kullanım oranına sahiptir. Zaman içinde
sağlanan teknolojik gelişmeler ile birlikte verilen hizmet türleri çok çeşitlenmiş, bir
sim kart ile birçok hizmetten faydalanmak mümkün hale gelmiştir. Bugün en
yaygın kullanılan hizmetler konuşma ve daha sonra kısa mesaj gönderme olarak
devam etse de bunların yanı sıra kısa mesaj bazlı data hizmetleri, faks, e-posta
gönderme, mobil bankacılık, WAP, GPRS gibi daha birçok hizmet de tüketiciler
tarafından kullanılmaktadır.
Bütün bu hizmet türleri göz önüne alındığında, GSM sistemi kullanılarak
mekan sınırlaması olmaksızın her türlü kişisel iletişim olanağının 24 saat boyunca
erişilebilir olduğu görülmekte, bu hizmetlerin sosyal hayatta ve profesyonel
hayatta bir çok kolaylık yarattığı, farklı teknolojileri bir platform üzerinde
birleştirerek kişinin "yakınsama"nın avantajlarından faydalanmasını sağladığı
anlaşılmaktadır. Özellikle de mobil telefon penetrasyon oranı ve mobil
operatörlerin sayısı arttıkça konuşma dışı katma değerli hizmetlerin kullanım
oranının yükseleceği, operatörler arası rekabetin bu alanda yoğunlaşacağı bir çok
ülke örneğinde gözlemlenmektedir. Bu hizmetlerin, sabit telefon hatları üzerinden
sesli iletişim (PSTN) hizmetinden çok daha geniş kapsamlı olduğu ve çok farklı
ve çok yönlü amaçları sağlamaya yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu iki
şebekenin kesiştiği tek alan olan sesli iletişimde ise PSTN'in mekan ile sınırlı
olduğu göz önüne alındığında söz konusu hizmetlerin birbirinin yerine
geçebilmesinden bahsetmek güç görünmektedir. Bu iki hizmet türünün daha çok
birbirini tamamlaması söz konusu olabilir. Evinde sabit telefonu olan bir kişi
ayrıca mobil telefon sahibi de olmaktadır. Aynı durum işyerlerinde, ofis içinde ve
ofis dışında işleri yürütebilmek amacıyla hem sabit telefon hem de mobil
telefonun kullanılması şeklinde gerçekleşmektedir. Evrensel hizmet niteliğine
bağlı olarak sabit telefon konuşma tarifeleri, şimdilik ağırlıklı olarak özel hizmet
niteliği taşıyan mobil iletişime ilişkin konuşma tarifelerinden daha düşüktür. Bu
bilgiler ışığında, büyük oranda farklı nitelik taşıyan ve farklı amaç ve ihtiyaçlara
yönelik olan sabit telefon hizmetleri ile mobil telefon hizmetlerinin ikame
edilebilirliğinden söz edilemeyeceği, buna dayalı olarak da söz konusu
hizmetlerin aynı pazar içinde yer almasının mümkün olmadığı görülmektedir.
GSM hizmetlerinin analog hizmetler kategorisinde yer alan NMT-450
standardından verilen mobil hizmetler karşısında teknik olarak üstünlükler
taşıması ve hizmet çeşitlendirmesine çok daha elverişli olması, bu nedenle
dünyada analog mobil hizmetlerin çok sınırlı bir gelişme gösterebilmiş olması,
Türkiye'ye özgü olarak bu standarda uygun araçların özel olarak üretiminin
maliyetinin fazla olması ve sadece karayollarında bazı kapsama avantajlarına da
paralel olarak daha çok araç telefonu fonksiyonu ile sınırlı kalmasından ötürü,
1 "Telekomünikasyon sektöründe Avrupa Topluluğu rekabet kurallarının uygulanmasına yönelik
rehber"’de (Guidelines on the application of EEC competition rules in the telecomunications
sector) yer alan ilgili pazar tanımına ilişkin önerilen kriterler dikkate alınmıştır.
05-88/1221-353
7
GSM hizmetleri ile aynı hizmet kategorisi içinde algılanamayacağı, dolayısıyla bu
hizmetlerin tüketici tercihleri açısından ortak bir talebe konu olmadığı, ortak bir
ihtiyacı karşılamadığı, tüm bunların sonucunda da aynı pazar içinde ele
alınamayacağı anlaşılmaktadır.
Son olarak, GSM-900 ile GSM-1800 şebekeleri üzerinden sunulan
telekomünikasyon hizmetleri incelendiğinde, tüketici açısından bu hizmetlerin bir
değişiklik yaratmadığı, aynı türde ve çeşitte hizmetlerin iki şebeke üzerinden de
sağlanabildiği görülmektedir. Dolayısıyla GSM-900 ve GSM-1800'den sunulan
hizmetler, dual-band cihazları kullanmak koşuluyla tam olarak aynı türde
ihtiyaçları sağlamaya yönelik olduğundan birbirini tam olarak ikame edebilen
hizmetlerdir. Bu bakımdan ilgili ürünün bu iki standardı da kapsayacak şekilde
"GSM hizmetleri" olarak, ilgili ürün pazarının da "GSM hizmetleri pazarı" olarak
belirlenmesi gerekmektedir.
İlgili coğrafi pazar ise, GSM hücresel mobil telefon sistemi kurulması,
geliştirilmesi ve işletilmesine ilişkin lisansların "Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde
ve tüm yurt sathını kapsayacak şekilde" verilmiş olmasından ötürü "Türkiye
Cumhuriyeti sınırları"dır. Bu değerlendirmeler sonucunda ilgili pazar, "Türkiye
GSM hizmetleri pazarı" olarak belirlenmiştir.
GSM hizmetlerinin tüketiciye ulaşması, başka bir deyişle bir abonenin
kendisine tahsis edilen GSM hattını kullanabilmesi, tüketicinin bu sisteme uyumlu
bir cihaza sahip olması ile olanaklıdır. Bu durumda "GSM cep telefonu pazarı"
bağlantılı pazar olarak tespit edilmiştir.
H.2. HAKİM DURUM TESPİTİ
Dosya mevcudu bilgi ve belgelere göre Turkcell'in soruşturmaya konu olan
dönemde (1994-2000) hakim durumda olduğuna ilişkin tespitlere aşağıda yer
verilmiştir.
H.2.1. Pazar Gücünün Tespiti
H.2.1.1. Pazar Payı
Pazar payı, hakim durumun tespitinde tek başına yeterli olmayan ancak diğer
faktörlere göre her zaman öncelikli öneme sahip olan bir göstergedir2. Çok
yüksek pazar payı ise hakim durumun varlığına ilişkin güçlü bir emaredir3.
Belirli ve uzunca bir süre boyunca sabit bir şekilde seyreden pazar payları,
genelde bir pazarda faaliyet gösteren firmaların, o pazarda sahip oldukları pazar
2 Nitekim 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un hazırlanmasında yararlanılan
Avrupa Birliği rekabet mevzuatında ve uygulamasında aynı doğrultuda değerlendirmeler
yapılmıştır. Örneğin Hoffmann-La Roche v. Commission Davasında Avrupa Topluluğu Adalet
Divanı, hakim durumun tespitinde hiçbiri tek başına belirleyici olmayan faktörler arasında en
büyük öneme sahip olanın yüksek pazar payları olduğunu belirtmiştir. Michelin v Commission
Davasında ise %57 ve %65 pazar payları, karşıt herhangi bir göstergenin yokluğunda, hakim
durum için yeterli kanıt sayılmıştır.
3 Yine Hoffmann-La Roche v. Commission Davasında Adalet Divanı bu değerlendirmeyi
yapmıştır.
05-88/1221-353
8
gücünün bir ifadesidir. Dolayısıyla uzunca bir süre yüksek bir pazar payını
koruyabilmiş olan teşebbüsün hakim durumda olduğu veri kabul edilebilir4.
Bir teşebbüsün pazar payının, en yakın rakiplerinin pazar payı ile
karşılaştırılması sonucu ortaya çıkacak tablo da hakim durum tespitinde rol
oynayabilmektedir. Hakim durumda olduğu iddia edilen firmanın pazar payı, yakın
rakiplerinden açık farkla fazla ise bu, hakim durumun tespitinde önemli bir
gösterge olarak değerlendirilebilir5.
Turkcell ve Telsim’in 1994’den 2000 Temmuz’a kadar geçen altı yıllık sürede
edindikleri abone sayısına dayalı olarak belirlenen pazar paylarının seyri
aşağıdaki gibidir.
Tablo – 1 : Turkcell ve Telsim Pazar Payları (1994-2000 Temmuz)
TURKCELL TELSİM Yıllar
Yıllık % Toplam % Yıllık % Toplam %
1994 78 78 22 22
1995 64 68 36 32
1996 90 80 10 20
1997 74 77 26 23
1998 64 69 36 31
1999 68 69 32 31
2000 67 69 33 31
Temmuz 2000 itibarıyla, Turkcell’in toplam 8.037.000 [6.176.500’i sonradan
ödemeli (postpaid-faturalı), 1.860.500’i ön ödemeli (prepaid-faturasız)], Telsim’in
ise toplam 3.633.398 (2.970.419’u sonradan ödemeli, 662.979’u ön ödemeli)
abonesi olduğu bilinmektedir.
Turkcell'in hem pazar payının piyasaya girişten itibaren rakibinden açık farkla
fazla olması, hem de bu durumun altı yıl boyunca korunmuş olması Turkcell'in
pazardaki gücünün yüksekliğine ilişkin önemli bir gösterge teşkil etmektedir.
Ancak GSM hizmetleri pazarında faaliyet gelirlerinin abonelerin hizmetleri
kullanmalarından oluştuğu, operatörlerin aboneleri sunulan hizmetleri kullanmaya
teşvik etmek için yeni hizmetler geliştirerek ve kullanım avantajları sağlayarak
rekabet ettikleri dikkate alındığında, ses ve veri iletişimi için toplam kullanım
miktarlarına ve bu kullanımlardan elde edilen gelirlere ilişkin rakamlar, şirketlerin
pazardaki konumları ve pazar payına dayalı olarak hakim durumun tespiti
açısından oldukça önemlidir.
4 Hoffmann-La Roche Kararında Adalet Divanı, bir teşebbüs tarafından "bir süre" boyunca
korunan yüksek pazar payının, söz konusu teşebbüsün ilgili pazarda "kaçınılmaz ticari taraf"
olmasına imkan verdiği, bunun ise hakim durum tespitinde önemli bir kriter olan "teşebbüsün
davranışlarında bağımsız olması"’na yol açtığını belirtmiştir. AKZO Chemie BV v Commission
Davasında ise en az üç yıl boyunca süregelen %50'lik pazar payı, hakim durumun varlığına ilişkin
güçlü bir kanıt olarak kabul edilmiştir.
5 Adalet Divanı Hoffmann-La Roche Kararında, A vitamini pazarında %47 pazar payına sahip
firmanın, rakiplerinin %27, %18 ve %7'lik pazar payları karşısında hakim durumda olduğunu kabul
etmiştir. (Burada pazar "dar oligopolistik pazar" olarak tanımlanmıştır.)
05-88/1221-353
9
Bu çerçevede, operatörlerin hizmetlerinin aboneler tarafından ne oranda
kullanıldığına ilişkin en önemli gösterge, "sesli telefon" hizmetinin en çok
kullanılan hizmet olması ve gelirin en büyük kısmını oluşturması itibarıyla,
konuşma süreleridir. 1998 - 2000 yıllarında Turkcell ve Telsim’in abone başına
aylık ortalama kullanım süreleri aşağıda yer almaktadır.
Tablo – 2 : Turkcell Abone Başına Aylık Ortalama Kullanım Süreleri
Yıl Kullanım
1998 164 dk.
1999 132,9 dk.
2000 125 dk.
Tablo – 3 : Telsim Abone Başına Aylık Ortalama Kullanım Süreleri
Yıl Kullanım
1998 69,03 dk.
1999 59,14 dk.
2000 45,57 dk.
Kullanım sürelerinin abone sayılarına dayalı pazar payları çarpımı sonucu
ortaya çıkan rakamlara göre, Turkcell'in pazar payı yaklaşık %83 civarında
belirlenebilmektedir.
Kullanım sürelerine ilişkin 1998-2000 yılları arasındaki verilerinin
karşılaştırılması, Turkcell abonelerinin kullanım oranlarının Telsim'inkilere göre
daha fazla (iki katından fazla) olduğunu ortaya koymaktadır. Bu açıklamalar
göstermektedir ki, Turkcell hizmetlerinin aboneler tarafından daha fazla oranda
kullanılıyor olması nedeniyle Turkcell’in pazardan aldığı pay, rakibine kıyasla
abone sayısına dayalı olarak belirlenen paydan daha da yüksek olarak ortaya
çıkmaktadır.
H.2.1.2. Talebin Yapısı
İlgili dönemde Telsim'in cihaz distribütörlerine çoğunlukla Turkcell'den daha
fazla destek verdiği, bu sayede de aynı markada ve modelde telefonların çoğu
zaman Telsim hatlı satış fiyatlarının Turkcell hatlı satış fiyatlarından daha ucuz
olduğu bilinmektedir. Örneğin Mart 2000'de Ericsson A 1018 model telefonun
Turkcell hatlı satış fiyatı ortalama 70.000.000 TL iken Telsim hatlı ortalama satış
fiyatı 50.000.000 TL olarak gerçekleşmiştir. Nokia 3210'un Turkcell hatlı fiyatı
146.500.000 TL iken Telsim hatlı fiyatı 120.000.000 TL olmuştur. Aynı döneme ait
Telsim ve Turkcell'in abonelik rakamları, bu rakamların söz konusu markalara
dağılımı ve abonelik iptal rakamları ise bu tablo ile ters bir ilişki sergilemekte,
Telsim hatlı cihazların fiyatlarındaki söz konusu ucuzluğa rağmen Turkcell hatlı
cihaz satışlarının daha fazla gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Mart 2000'de
Turkcell'in toplam abonelik rakamı 276.246 olarak, Telsim'in toplam abonelik
rakamı ise 105.615 olarak gerçekleşmiş, bu rakamların markalara dağılımına
bakıldığında ise toplam %28 olan Ericsson satışlarının %89'unun Turkcell hatlı
05-88/1221-353
10
satışlardan, %11'inin Telsim hatlı satışlardan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Toplam cihaz satışları içinde Mart ayında %32 paya sahip Nokia satışlarının
%72'sinin Turkcell, %28'inin Telsim hatlı satışlardan oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu
aya ilişkin şebeke değiştirme rakamlarına bakıldığında ise, diğer şebekeden
Turkcell'e geçişlerin 1162 adet olduğu, Turkcell'den diğer şebekeye geçişin ise
sadece 89 olduğu görülmektedir. Mart ayına ilişkin yapılan bu tespitlerin büyük
ölçüde piyasanın genel durumunu yansıtıyor olduğu, diğer aylara ve kümülatif
olarak yıllara ilişkin verilerle de desteklenmektedir. Şebekeler arası geçiş
rakamlarının 1998 Nisan-2000 Nisan arası seyri ise aşağıdaki gibidir:
Tablo – 4 : Şebekeler Arası Geçiş Rakamları (1998-2000 Nisan)
1998 1999 2000
Telsim'den Turkcell'e 5.507 41.133 5.871
Turkcell'den Telsim'e 676 451 342
Yukarıda yer verilen bu veriler rakip operatör hattı ile satılan cep telefonlarının
daha ucuz olmasına rağmen Turkcell hatlarına olan talebin azalmadığını
göstermektedir. Turkcell hatlarına olan talebin bu yapısı ise Turkcell'in rekabetçi
bir piyasada geçerli olmayacak uygulamalarda bulunma olanağına sahip
olmasına neden olmuştur.
H.2.1.3. Pazara Giriş Engelleri
Bir teşebbüsün bir pazarda pazar gücüne dayalı olarak rekabetçi olmayan
uygulamalarda bulunabilmesi, potansiyel rakiplerin pazara kolaylıkla
girememelerine de bağlıdır. Dolayısıyla hakim durum tespitinde bir pazara girişte
karşılaşılan zorlukların düzeyi ve çeşidi önem kazanmaktadır.
H.2.1.3.1. Yasal Giriş Engelleri
Bir pazarda faaliyet gösterebilmek için bir kamu otoritesi tarafından tahsis
edilen herhangi bir münhasır hak, o pazarda giriş engeli yaratmaktadır. Bu
çerçevede kamusal otorite kullanan bir kurum bir imtiyaz, bir işletme lisansı,
faaliyette bulunabilmek için bir izin, ruhsat alma mecburiyeti söz konusu pazara
girmek isteyen yeni teşebbüsler için "yasal veya idari giriş engeli"
oluşturmaktadır.
Türkiye'de GSM-900 standardında hücresel mobil iletişim hizmetleri, 1994
yılında Türk Telekom'un Turkcell ve Telsim ile düzenlediği "gelir ortaklığı"
sözleşmeleri ile başlamıştır. 1.8.1996 tarih ve 4161 Sayılı Kanun’un yürürlüğe
girmesiyle sözkonusu gelir ortaklığı sözleşmelerinin, lisans sözleşmelerine
dönüştürülmesine yönelik çalışmalar hız kazanmış ve lisans anlaşmaları
27.4.1998’de imzalanmıştır.
Yukarıda özetlenen süreçten anlaşılacağı üzere soruşturma dönemini
kapsayan süre içinde GSM-900 bandında, lisans sözleşmeleri (imtiyaz
sözleşmeleri) uyarınca faaliyet gösteren iki operatör şirket bulunmaktadır.
05-88/1221-353
11
Yukarıdaki açıklamalardan soruşturma döneminde Ulaştırma Bakanlığı6
tarafından verilen lisans olmaksızın herhangi bir aktörün pazara girişinin söz
konusu olmadığı, yani ortada yasal bir giriş engeli bulunduğu anlaşılmaktadır.
Teşebbüs sayısının devlet tarafından belirlendiği bu pazarda faaliyet gösteren az
sayıda operatör, diğer rekabetçi sektörlerde olduğu gibi bir potansiyel rekabet
tehdidi ile karşı karşıya değildir.
H.2.1.3.2. Diğer Giriş Engelleri
Devletten imtiyaz alınarak GSM hizmetleri piyasasında faaliyet göstermeye
hak kazanan bir teşebbüsün söz konusu piyasadaki varlığına “hukuken” izin
verilse dahi, o teşebbüsün "fiili" olarak piyasaya girebilmesi ve piyasada kayda
değer bir güce ulaşabilmesi belirli bir süreci gerektirmektedir. Daha önceden
piyasada var olan operatörlerin konumları ise yeni girişten sonradan girenlerin
etkinlik kazanabilecekleri sürecin zorluk seviyesi ve uzunluğu ile ters orantılı bir
şekilde etkilenecektir. Başka bir deyişle, bu süreci uzatan ve zorlaştıran
engellerden bahsedilebildiği ölçüde, mevcut operatörlerin pazardaki konumları ve
güçleri garanti altında olacak, rekabetçi olmayan davranışlarda bulunma
olasılıkları o kadar artacak, hakim durumun varlığından bahsetmek de bu
durumda o kadar kolaylaşacaktır. Bu engeller aşağıda açıklanmıştır.
H.2.1.3.2.1. Batık Maliyetler
Pazara girişin başarılı olamaması halinde telafi edilemeyecek olan maliyetlerin
tümü batık maliyetlerdir. Bu kapsamdaki maliyetler üretim, araştırma ve
geliştirme, dağıtım ve pazarlama gibi ilgili teşebbüsün faaliyet gösterdiği alana
göre farklılıklar göstermektedir. Fabrika ve diğer üretim faktörlerine yapılan ve
girişin başarılı olmaması durumunda telafi edilemeyecek olan tüm üretim
harcamaları pazara giriş engeli yaratmakta olup, konu GSM hizmetleri piyasasına
ilişkin olarak aşağıda değerlendirilmiştir.
H.2.1.3.2.1.1. Altyapı Yatırım Maliyetleri
GSM hizmetleri pazarında büyük çoğunluğu batık maliyetler kapsamına giren
altyapı yatırım maliyetleri, teşebbüslerin harcamalarının en büyük kısmını
oluşturmaktadır. Bu maliyetlerin batık maliyet olarak nitelendirilmesinde asıl etken
operatörlerle imzalanan lisans sözleşmelerinin "Sözleşme, uzatılmadığı takdirde
lisans süresinin bitiminde kendiliğinden sona erer. Bu durumda işletmeci, GSM
sistemine ait merkezi işletme birimleri olan network management center, gateway
santrallarını ve merkezi abone işleri sistemi (her türlü teknik donanımı dahil) ile
sistemin işleyişini etkileyici tüm teçhizatı ve bu teçhizatın kurulu bulunduğu
işletmecinin kullanımında olan taşınmazları Bakanlığa veya Bakanlığın
göstereceği kuruluşa bedelsiz olarak devredecektir" şeklindeki 47. maddesidir.
Altyapı maliyet kaleminin büyüklüğü, pazarda faaliyet gösteren aktörlerin
kendilerine talep yaratabilme süreçlerini uzatabileceği gibi, birçok aktör üzerinde
de piyasaya girme konusunda caydırıcı etki yaratabilecektir.
6 4673 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesi sonrasında işletmecilere yetki belgesi verilmesi görevini
Telekomünikasyon Kurumu üstlenmiştir.
05-88/1221-353
12
GSM operatörleri, imzalamış oldukları lisans sözleşmelerinde yer alan altyapı
yükümlülüklerinin yerine getirilmesi, bunun yanı sıra abone sayısındaki artışa
paralel olarak teknik kapasitelerinin artırılabilmesi ve sunulan hizmetlerin
çeşitlendirilebilmesi için sürekli olarak altyapılarının geliştirilmesi zorunluluğu ile
karşı karşıyadırlar. Operatörlerin hızla değişen koşullar çerçevesinde sıkça
teknolojilerini güncellemeleri ve diğer teknoloji pazarları ile gerekli bağlantıları
kurmaları gereklidir. 1999 yılında Turkcell abonelerinin sayısındaki patlamaya
paralel olarak ek şebeke yatırımları yapılmış, bu şekilde maddi ve gayri-maddi
varlıklar %80 artırılmıştır:
Tablo – 5 : Turkcell Yatırım Harcamaları (000 ABD $) (1997-1999)
%Artış
(1999-1998)
1997 1998 1999
Operasyonel Duran Varlıklar %140 269.210 457.723 1.099.202
Operasyonel Olmayan Duran
Varlıklar
%192 19.846 59.926 174.768
Maddi Olmayan Varlıklar %169 54.726 102.457 275.981
Lisans %1 - 500.000 504.800
Devam Eden İnşaatlar %65 76.436 227.392 375.878
TOPLAM %80 420.218 1.347.498 2.430.629
Turkcell'in yeni abone başına yapılan yeni yatırım oranlarına bakıldığında da
şebeke yatırımlarının önemi anlaşılmaktadır:
Tablo – 6 : Turkcell Abone Başına Yeni Yatırım (1997-1999)
1997 1998 1999
Yeni Yatırım/Yeni Abone (ABD
$/abone)
235 356 345
Yeni Abone Sayısı 582.025 1.199.640 3.124.588
Yeni Yatırım (000 ABD $)
(lisans bedeli dışındaki)
136.633 427.280 1.078.331
GSM hizmetlerinin temel hizmetler ile sınırlı kalmayarak, bankacılık hizmetleri,
fatura bilgi hattı, flaş haber gibi SMS (kısa mesaj servisi) bazlı uygulamaları ile
WAP, GPRS ve benzer data uygulamalarının geliştirilmesi, tüketicilerin bu
hizmetleri kullanmaya yönlendirilmesi, hizmet çeşitliliği üzerinden rekabetin
yaşandığı bir ortam yaratmaktadır. Temel ve yukarıda örnekleri verilen katma
değerli hizmetlerin etkin ve hızlı yürütülmesi, teknik arızaların en aza indirilmesi
de kalite rekabetini oluşturmaktadır. Hizmet çeşitliliği ve kalitesi üzerinden
yürütülecek rekabet özellikle de operatör ve GSM abonelerinin sayısının artması
ile önem kazanmaktadır. Bu durumda gerekli teknoloji yatırımlarını yapmakta
geciken veya zorluklar yaşayan operatörlerin rekabet etme gücü azalacaktır. Bu
açıdan altyapı için yapılan harcamaların büyüklüğü pazara fiili giriş engeli
yaratmaktadır.
05-88/1221-353
13
H.2.1.3.2.1.2. Pazarlama, Satış ve Dağıtım Harcamaları
GSM hizmetlerinin operatörler tarafından kullanıcıya ulaştırılması pazarlama,
satış ve dağıtım için yüksek miktarda harcamayı gerektirmektedir. Bu harcamalar
içinde dağıtım ağının kurulması ve işletilmesi, ürün yönetimi, pazar araştırmaları,
direkt pazarlama, tanıtım ve reklam harcamaları vb. kalemler yer almaktadır. Bu
kalemlerin büyüklüğü, yeni operatörlerin pazarda etkinlik göstermelerini
kısıtlayabilmektedir.
GSM hizmetleri yüksek teknoloji içerdiğinden ve kullanıcı için yabancı ve
karmaşık olduğundan, bu servislerin pazarlanması, operatörler için yüksek
tanıtım harcamalarını gerektirmektedir. GSM hizmetlerinin uygulamada cihazlar
ile birlikte satılması, çoğu zaman operatör tarafından, distribütörlerle düzenlenen
kampanyalarda cihazların tanıtımını içeren reklam harcamalarının bir kısmının
üstlenilmesini de beraberinde getirmektedir. Yazılı ve görsel medyada yayınlanan
reklamlar ve pazarlamaya ilişkin diğer harcamalar, mevcut operatörlerin
maliyetlerinde önemli bir kalemi oluşturmaktadır.
Bu konuda Turkcell'in rakamlarına bakıldığında toplam pazarlama, satış ve
dağıtım harcamalarının 31.12.1999 tarihi itibarıyla 96,5 trilyon TL olduğu, bu
harcamalardan 9,7 trilyon TL'sının yazılı ve görsel medyada yer alan reklamların
karşılığı olduğu anlaşılmaktadır.
Telsim'in 31.12.1999 tarihi itibarıyla pazarlama, satış ve dağıtım harca-
malarına bakıldığında ise Turkcell'in aynı döneme ilişkin harcama rakamlarıyla
neredeyse aynı olmak üzere 95,3 trilyon TL olduğu görülmektedir. Ancak
Turkcell'e göre bunun daha büyük bir kısmı, 1999 yılı için 11,9 trilyon TL'sı reklam
harcamalarından oluşmaktadır.
Başlangıçta yaşadığı bir takım dezavantajlar ve çeşitli yönetimsel ve
operasyonel nedenlerle Turkcell'e göre daha sınırlı bir büyüme kaydeden
Telsim'in, soruşturulan dönemde pazardaki varlığını koruyabilmek için özellikle
Turkcell'in harcamalarını aşan reklam ve tanıtım harcamalarına girdiği
görülmektedir. Telsim, 1999 yılında Turkcell'in reklam harcamalarından 2,2 trilyon
TL daha fazla, 2000 yılında ise Turkcell'in reklam harcamalarının iki katı maliyet
altına girmiştir.
H.2.1.3.2.2. Ürün Bağımlılığı ve Şebeke Dışsallıkları
Ürünlerinin ayırt edilebilir bir kalitede olduğunun algılanmasını sağlayabilen bir
üretici, ürününe karşı bir tür marka bağımlılığı yaratacağından belirli bir miktar
pazar gücünü garanti edebilecek ve ayrıca müşterilerinin tümünü kaybetme riski
olmaksızın fiyatlandırma dahil olmak üzere çeşitli satış stratejilerini uygulayabilme
olanağına sahip olacaktır. Bu bağımlılık, potansiyel üreticilerin "henüz
bilinmeyen" ürünlerini piyasaya sunmalarını güçleştirecektir.
Tüketiciler ürünleri kalitelerindeki veya performanslarındaki farklılıklar gibi
nedenlerle birbirinin tam ikamesi olarak görmeyebilirler. Bunların yanı sıra bir
markadan diğerine geçmek bir takım maliyetleri beraberinde getirebilir.
Dolayısıyla tüketici bir kere böyle bir ürünü satın aldıktan sonra o ürüne bağımlı
hale gelmektedir.
05-88/1221-353
14
Reklamlar sayesinde üreticiler tüketicinin, ürünlerin kalitesine ilişkin kanılarını
etkilemek ve benzer veya aynı ürünler arasında doğal olmayan farklılıklar
algılamalarına yol açmak suretiyle sosyal maliyetler yaratabilirler. Ancak çoğu
zaman farklılaşma algılanan değil de gerçek nedenlere de dayanabilir. Satış
sonrası servisler, garanti servisleri, ürüne ilişkin alışkanlıklar, geçiş maliyetleri gibi
nedenler müşterinin belirli bir ürüne bağlılığını sağlayabilmektedir. Bir kere bu
bağımlılık gerçekleştikten sonra müşterinin diğer bir markaya geçmesi
zorlaşacağından, ürün farklılaşması üreticiye belirli bir düzeyde davranış
serbestisi sağlamaktadır. Ancak bu noktada farklılaşma ile ikame edilebilirliğin
ayrı kavramlar olduğu unutulmamalıdır.
Turkcell örneğinde ise aşağıda yer verilen çeşitli nedenlerden bu firmanın
GSM hizmetlerinde bir farklılaşma yaratabildiği ve hizmetlerine karşı bir marka
bağımlılığı oluşturabildiği görülmektedir.
Lisanslı döneme daha fazla abone ile başlanması, altyapı çalışmalarının
kesintisiz ve etkin bir şekilde sürdürülmesi ve kapsama alanında gerekli
büyüklüklere rakibinden daha önce ulaşabilmesi, etkin ve münhasır çalışan bir
dağıtım ağının kurulması ve ileride de değinilecek olan bu gibi operasyonel
hususlar ve Türk telekomünikasyon mevzuatında numara taşınabilirliğinin
düzenlenmemiş olmasının aboneler açısından yaratacağı geçiş maliyetleri
nedenleriyle Turkcell sadık bir tüketici kitlesi kazanmıştır.
GSM hizmetleri pazarında Turkcell'in pazar gücü üzerinde büyük ölçüde
belirleyici bir role sahip olması nedeniyle üzerinde durulması gereken bir konu da,
bu piyasada "şebeke dışsallıkları"nın varlığıdır. Şebeke dışsallıkları, şebeke
pazarlarında (kablolu-kablosuz telefon, faks, e-posta şebekeleri, vb) her bir
tüketicinin diğer tüketicilerin şebekeye katılmalarından fayda sağlaması anlamına
gelmektedir. Dolayısıyla GSM hizmetleri pazarında GSM abonesi olmak isteyen
bir kişi olabildiğince çok fayda sağlayabilmek için en fazla sayıda aboneyi
bünyesinde bulunduran, yani en yaygın olan GSM şebekesinin parçası olmak
isteyecektir.
Turkcell'in, ilk olmanın sağladığı avantajla beliren liderliği, ilerleyen dönem-
lerde gittikçe artan abone sayısı ile devam etmiştir. Tüketicilerin bu piyasada
yaygın olan şebekeyi tercih etmeleri büyük ölçüde şebeke içi tarife indirimlerinden
fayda sağlamak istemelerine bağlıdır. Diğer bir neden ise tüketicilerin aynı
şebeke içinde iletişimin teknik olarak daha sorunsuz olacağına dair kanılarıdır.
Ancak Turkcell'in tercih edilmesine neden olan ve bu pazarın bir şebeke pazarı
olmasından kaynaklanan doğal (operatörlerin uygulamaları sonucu oluşmayan)
bir etken, şebekelerin gelecekteki durumu hakkındaki tüketici beklentileridir.
Turkcell'in rakibine kıyasla çok daha fazla sayıda aboneye sahip olması, bu
şebekenin gelecekteki büyüklüğü hakkında tüketicilerin olumlu beklentiler içine
girmelerine yol açmaktadır. Bu durumda şebekenin bugünkü konumu büyük
ölçüde gelecekteki konumunun da belirleyicisi haline gelmektedir. Tüketiciler
büyük bir şebekenin parçası olmayı daha güvenli bulmakta, hizmetlere ve
altyapıya ilişkin teknik gelişmelerden daha fazla yararlanabileceklerini
düşünmektedirler. Yeni giriş yapan bir operatörün de, kritik sayıda bir kullanıcı
kitlesi elde etmeksizin, söz konusu dışsallıkları yaratma kabiliyeti olmayacak; bu
durumda pazarda köklü bir değişim yaratacak bir yenilikle pazara girmesi olasılığı
05-88/1221-353
15
dışında, pazarda yerleşik şebeke olan Turkcell karşısında yeterli derecede
rekabet gücü olmayacaktır.
Sonuç olarak Turkcell, yaygın kullanımın yarattığı dışsallıklar nedeniyle çok
etkin bir şekilde abone sayısını korumakta ve arttırmakta; bu durum doğal olarak
rakibi Telsim'in pazar payını koruyabilmesini güçleştirmektedir.
Dolayısıyla ürün bağımlılığı, açıklanan bu dışsallıklar ile, normal ürün
pazarlarına oranla daha da bağlayıcı etkiler doğurmakta, Turkcell'i seçen bir
tüketici "kuvvetle muhtemel" bu seçimiyle bağlı kalacağı gibi, iletişim halinde
olduğu başka tüketicilerin de aynı tercihi yapmalarına neden olabilecektir. Bu
durum ise pazara girişi zorlaştırmaktadır.
H.2.1.3.2.3. Dikey Bütünlük
Bir pazarda bir firmanın rakiplerine göre daha etkin pazarlama ve dağıtım
olanaklarına sahip olması, firmanın diğerleri karşısında belli bir maliyet avantajı
elde etmesine neden olabilir. Bu da o firmanın rakiplerinin pazara fiili girişini
geciktirebilir: Bu durumda bir giriş engelinden bahsedilebilir.
Çeşitli pazarlama ve dağıtım kanallarından faydalanma olanaklarını, bu
kaynakları kendine bağımlı hale getirerek kısıtlayan firma, faaliyette bulunduğu
pazara yeni girişleri zorlaştırmaktadır.
Turkcell'in, soruşturmaya konu olan dönemde uyguladığı çeşitli yöntemler ile
pazarda dağıtım avantajını ele geçirdiği anlaşılmaktadır. Turkcell sim kartlarını
cihaz ithalatçılarına (marka distribütörleri ve paralel ithalatçılar) satmakta, bu
ithalatçılar kartları cihazlar ile eşleştirerek bayilerine göndermekte, buradan da
nihai tüketiciye satış yapılmaktadır. Ancak bu bayiler çoğu zaman ikili bir yapı
sergilemekte, aynı zamanda operatör adına hat aktivasyon işlemlerini de
yürütmektedir. Hat aktivasyonu yapmaya yetki kazanan bayilere aktivasyon
merkezi denmektedir. İlgili dönemde Turkcell’in yaklaşık 610 aktivasyon merkezi
(TAM) bulunmaktadır. Bağımsız çalışan alt bayiler de (6500 civarında) Turkcell
hatlı cihazların satışını yapmaktadır. Bu alt bayilerden 4381'i bir aktivasyon
merkezine bağlı olarak çalışan abone noktaları (TAN) olarak 2000 yılı yazı
itibarıyla yeni bir statü kazanmıştır. Bu merkezler dışında sadece ön ödemeli kart
ve bunların kontör yükleme kartlarının pazarlama, satış ve dağıtımını yapmak
üzere kurulan A-Tel Pazarlama ve Servis Hizmetleri A.Ş. (A-TEL) aracılığıyla
3700 gazete bayisinde söz konusu kartların satışı yapılmaktadır. Dolayısıyla ön
ödemeli kart satışları yukarıda bahse konu olan bayilerin yanı sıra gazete bayileri
üzerinden de yapılmaktadır.
Soruşturma döneminde, yukarıda genel hatları çizilen dağıtım ağı içerisinde
bazı distribütörler (KVK, Genpa, Tekofaks ve Ertel) ve TAM'lar ile münhasır
koşullarla çalışılmakta, TAN'larla da pratikte bu münhasırlık sağlanmaktadır (Bu
konuda H.3 bölümünde ayrıntılı açıklamalar yer almaktadır). Bu durumun diğer
bir açıklaması, yukarıda adı geçen dört distribütör ile aktivasyon işlemlerinin
yapıldığı merkezlere rekabet etmeme yükümlülüğü getirilmiş olmasıdır. Ayrıca
Turkcell tarafından uygulanan çeşitli destek ve bağlılık programlarının da pratikte
Turkcell lehine bu ağın genişlemesinde etkisi olduğu ve Turkcell'e ilişkin bir
marka bağımlılığı yarattığı söylenebilir.
05-88/1221-353
16
Görüldüğü üzere soruşturma döneminde Turkcell'in geniş, etkin ve büyük
ölçüde bağımlı bir dağıtım ağı bulunmaktadır. Bu durumun pratikte yarattığı
sonuçlara bakacak olduğumuzda;
Soruşturulan dönemin sonunda, 2000’de, 4381 alt bayi TAN kimliği altında
Turkcell ile çalışmaktadır. TAN sözleşmesinde münhasır çalışmaya ilişkin bir
hüküm bulunmasa dahi, pratikte (ileride ayrıntılarına yer verilecek olan TAM'lar ile
TAN'lar arasında imzalanan sözleşmelerle de sağlandığı üzere) buraların rakip
teşebbüs ile çalışmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla yeni oluşturulan TAN
sisteminin de esasında bayi bağımlılığını artırmanın bir yolu olarak tercih edildiği
görülmektedir.
610 olan TAM sayısının, rakip Telsim'in 220 Telsim Shop'u karşısında oldukça
yüksek olduğu açıktır. TAM'lar sadece Turkcell hatlarının aktivasyonunu
yapmaktadırlar. A-Tel aracılığıyla Turkcell hazır kartlarının satışını yapan 3700
gazete kiosku da sadece Turkcell kartları satmaktadır. Hazır kartlar için kullanılan
kiosklar gerek yaygınlığı, gerek kolay ulaşılabilirliği ile etkin satış yerleridir.
Yine soruşturulan dönemde, Turkcell'in münhasır olarak çalıştığı KVK, Genpa,
Tekofaks ve Ertel Turkcell satışlarının %81'ini gerçekleştirmektedir. Turkcell de
GSM hizmetleri piyasasının %70 abonesini elinde bulundurduğuna göre, bu dört
distribütör Türkiye'de yapılan toplam aktivasyonların yaklaşık %60'ını
gerçekleştirmektedir.
Turkcell ön ödemeli kart satışlarında sadece A-Tel, KVK, Genpa ve Tekofaks
ile (A-Tel, KVK ve Genpa ağırlıklı olmak üzere) çalışmaktadır. Bunlar dışındaki
cihaz ithalatçısına ön ödemeli kart satışı yapılmamaktadır. En yüksek gelişme
potansiyeli gösteren pazar segmentini oluşturan ön ödemeli kart sisteminde yeni
abone kayıtlarının %69'unu Turkcell'in gerçekleştirdiği göz önüne alındığında,
yukarıda sayılan firmalar dışında bütün cihaz ithalatçılarının bu gelişmenin
dışında kaldığı anlaşılmaktadır.
Turkcell'in GSM cihazları piyasasının yaklaşık %60'ını elinde bulunduran dört
distribütör ile münhasırlık şartı ile kampanya düzenlemesi, yapılan cep telefonu
satışlarının ise tamamına yakınının kampanyalar dahilinde gerçekleşmesi
sonucu, mevcut ve potansiyel rakiplerin Turkcell'in birlikte kampanya düzenlediği
distribütörler ile çalışması zor görünmektedir. Özellikle de bu distribütörlerden
KVK'nın Turkcell ile aynı grubun bünyesinde olması, Genpa ile bir takım stratejik
ortaklıklara girilmiş olması (Mobicom'da), A-tel'de de KVK'nın %50 ortaklık
payının bulunması Turkcell'in birlikte çalıştığı dağıtıcı firmaların büyük ölçüde
kendine bağımlı olması sonucunu doğurmaktadır.
Telsim, soruşturmaya konu olan dönemde, Turkcell'in münhasır
distribütörlerinin dağıtımını üstlendiği Ericsson, Alcatel, Panasonic gibi önemli
markaları ise ancak paralel ithalat yoluyla getiren, çeşitli dezavantajları olan
ithalatçılar yoluyla kendi hattıyla açtırabilmektedir. Bu yolla satılan cihazların
dezavantajına rağmen müşteri tarafından tercih edilebilmesi için çoğu zaman
Turkcell'e oranla daha büyük oranda sübvansiyon yapmak zorunda kalmaktadır.
Telsim'in Unitel'i kurması da, Turkcell kanadındaki KVK oluşumuna karşı bir
gelişme olmuştur.
05-88/1221-353
17
Görüldüğü üzere, Turkcell'in cihaz ithalatçıları ile bir çeşit dikey entegrasyona
girmiş olması, rakibi Telsim'in pazarda tutunmak için katlanmak zorunda olduğu
maliyetleri artırmıştır. Abone sayısına dayalı olarak belirlenen %70 ve %30'luk
farklı pazar paylarına rağmen dağıtım ağı oluşturma, cihaz sübvansiyonu gibi
maliyetleri de içeren pazarlama, satış, dağıtım harcamalarının 1999 sonu
itibarıyla 96,5 trilyon TL ve 95,3 trilyon TL olmak üzere neredeyse aynı olduğu,
daha az sayıda distribütör ve bayi ile çalışan Telsim'in Turkcell kadar harcama
yapmak durumunda kaldığı anlaşılmaktadır. Bu da Turkcell'e dikey
entegrasyonunun kazandırdığı avantajların rakipleri için maliyet artırıcı etkiler
doğurduğunun göstergesi olarak değerlendirilebilir.
H.2.2. Grup Avantajları
Turkcell'de soruşturma döneminde, Çukurova Grubu'nun %48, Sonera'nın
%41 ortaklık payı bulunmaktadır (mevcut durumda ilgili teşebbüsün ortaklık
yapısı bir hayli değişmiştir). Turkcell'in o dönemki ortaklarının oldukça geniş bir
spektruma yayılan diğer alanlardaki faaliyetlerinin, Turkcell'in GSM hizmetleri
piyasasındaki konumunu nasıl etkilediği, Turkcell'in pazar gücü konusunda
önemli bir kriter teşkil etmektedir.
1972 yılında kurulan Çukurova Holding ilgili dönem itibarıyla Türkiye’nin belli
başlı holdingleri arasındadır. Holdingin iştirakleri bankacılık ve finansal hizmetler,
telekomünikasyon, medya, turizm, demir-çelik, kağıt mamulleri, tekstil, ticari araç
üretimi ve inşaat sektörlerinde faaliyet yürütmektedir. Holdingin bilişim sektöründe
faaliyet gösteren iştirakleri ise; Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş., Verinet Uydu
Haberleşme San. ve Tic. A.Ş. (uydu yer istasyonu hizmetleri), Topaz
Telekomünikasyon Yayıncılık Reklamcılık Sanayi ve Ticaret A.Ş. (kablo-TV
hizmetleri), Superonline Uluslararası Elektronik Bilgilendirme ve Haberleşme
Hizmetleri A.Ş. (internet erişim ve içerik hizmetleri), Mobicom Bilgi İletişim
Hizmetleri A.Ş. (kablosuz telekomünikasyon hizmetleri), Hobim Bilgi İşlem
Hizmetleri, Bilpa-Bilgi İşlem Pazarlama A.Ş., KVK Mobil Telefon Sistemleri
Ticaret A.Ş. (cep telefonu distribütörlüğü) ve Digital Platform İletişim Hizmetleri
A.Ş. (sayısal uydu platform hizmetleri)'dir. Turkcell, ayrıca Avrupa’da en hızlı
büyüyen GSM operatörlerindendir.
Görüldüğü gibi holding bilgi teknolojileri alanında önemli şirketlere sahip olup
soruşturmaya konu olan dönemde bu alanda kazandığı sinerjiyi sürdürmeyi ve
holding olarak özellikle telekomünikasyon, medya ve teknolojide büyümeyi, yeni
ekonomi konsepti çerçevesinde bir strateji izlemiştir. Nitekim bu stratejinin bir
uzantısı olarak medya sektöründe Akşam Gazetesi ve Show TV satın alınmıştır.
Sayısal yayın platformu Digiturk de bu anlamda önemli bir katkıyı ifade
etmektedir.
Çukurova Holding'in yukarıda özetlenen faaliyet alanlarının birbiri ile ilişkisi
"convergence" denen ve telekomünikasyon, medya ve enformasyon teknolojileri
sektörlerinin aynı teknolojileri artan oranlarda kullanması olarak açıklanabilecek
olan "yakınsama" kavramı çerçevesinde önem kazanmaktadır. Birbiri ile ilk
bakışta ilgisiz görünen faaliyet alanları, sayısal tekniklerdeki gelişmeler
sonucunda günümüzde içiçe geçmiş durumdadır. İnternet üzerinden ses
iletişiminin gerçekleştirilmesi, bankacılık hizmetleri verilmesi, sayısal yayın
platformu üzerinden veri iletimi, e-posta, kablosuz telefon şebekeleri üzerinden
05-88/1221-353
18
internet erişimi gibi daha birçok hizmet yakınsamanın somut örneklerini
oluşturmaktadır. Bu kapsamda, kablosuz telekomünikasyon hizmetlerinin internet
servis sağlayıcılığı, sayısal yayın, bankacılık gibi sektörlerden bağımsız olmadığı
açıktır. Özellikle kablosuz telekomünikasyon hizmetlerindeki rekabetin zaman
geçtikçe hizmet kalitesi ve çeşitliliği üzerinden yaşanacağı, bu bağlamda da
internet tabanlı hizmetlerin (mobil çoklu ortam) öneminin artacağı göz önüne
alındığında, Çukurova Grubu'nun avantajlı konumu ortaya çıkmaktadır.
Sonera'nın telekomünikasyon alanındaki tecrübeleri de bu konumu
desteklemektedir.
Yakınsamanın yarattığı yukarıda özetlenen avantajların yanı sıra, Çukurova
Grubu'nun farklı sektörlerde faaliyet göstermesinin başka avantajlar yarattığı da
açıktır. Türkiye'de gelişme aşamasında olan GSM hizmetleri pazarında
operatörler tüketiciye ulaşmak için çok çeşitli yöntemler kullanmak durumundadır.
Bu yöntemler tüketicilerin ilgisini farklı yönlerden çekmeyi amaçlayan satış
kampanyalarından oluşmaktadır. İlgili dönemde Turkcell'in Yapı Kredi Bankası ve
Pamukbank ile düzenlediği kampanyalar bu durumun örneklerini oluşturmaktadır.
Turkcell abonelerinden bir kısmının bedelsiz Digiturk abonesi yapılması da grup
avantajının bir örneğidir.
Yukarıda yer verilen bilgiler çerçevesinde Turkcell'in, hem ortaklarının çeşitli
piyasalardaki konumu ve gücü, hem de ortak olduğu şirketler vasıtasıyla
faaliyetlerini genişletmiş olması sonucunda, büyüklük ve yaygınlığın sağladığı
sinerjiden faydalandığı, pazardaki gücünü pekiştirdiği anlaşılmaktadır. Pazara
yeni girecek operatörler için aynı derecede grup avantajına sahip olunmaması bir
giriş engeli olarak değerlendirilebilecektir.
H.2.3. Hakim Durum İncelemesinin Sonucu
Hakim durum tespitine yönelik olarak yukarıda yer verilen değerlendirmeler
sonucunda 1994-2000 yılları arasında;
Turkcell'in sadece yüksek pazar payı nedeniyle değil, ona pazarda belli bir
davranış serbestisi sağlayan giriş engelleri, dikey bütünlük avantajları ve
büyüklük ve yaygınlık avantajları nedenleriyle de piyasadaki konumunu uzunca
bir süre muhafaza edebildiği ve GSM hizmetleri pazarında altı yıllık süre içindeki
pazar davranışlarında, rekabetçi koşullarda gerçekleşmeyecek bir serbestiye
sahip olduğu,
Tüm bu göstergeler ışığında, Turkcell'in, 4054 sayılı Kanun'un 3. maddesinde
yer verilen hakim durum tanımına uygun olarak, "rakipleri ve müşterilerinden
bağımsız hareket ederek" GSM hizmetleri piyasasında talep üzerinde belirleyici
rol oynayan değişkenleri (sübvansiyon miktarları, hat arz miktarı vb) büyük ölçüde
kendi stratejileri doğrultusunda belirleme gücüne sahip olduğu, dolayısıyla 4054
sayılı Kanun çerçevesinde hakim durumda bulunduğu tespit edilmiştir.
H.2.4. Savunmalar ve Değerlendirilmesi
Hakim durum tespitine yönelik olarak Turkcell yazılı ve sözlü savunmalarında
ilk olarak,
05-88/1221-353
19
- Turkcell ile imzalanan lisans sözleşmesinin 12. maddesi uyarınca tarifelerde
azami fiyatı belirleme yetkisinin Ulaştırma Bakanlığı'na ait olduğunu ve Turkcell'in
bu fiyatın üstüne çıkmasının mümkün olmadığını, devletin arz ve talep miktarı ile
fiyat gibi parametrelere müdahalede bulunma selahiyetinin, tarifelerde uygula-
nacak fiyatların olurunun Bakanlık'tan alınması ile sınırlı olmadığını, Turkcell
faturaları marifeti ile tahsilatı yapılan vergilerin uygulaması ve oranları,
kullanılması zorunlu altyapı unsurlarının bedelleri ve bunların kullanım
koşullarının devletin kontrolünde bulunduğunu, 3.4.2000 tarihinde açılan ihale ile
pazarın düopol yapısının değiştirildiğini,
Dolayısıyla, piyasadaki arz ve talep miktarları ile her türlü ekonomik
parametreleri belirleme yetkisinin kamusal yetkilerle donatılan kuruluşlara ait
olduğunu, bu nedenle Turkcell'in herhangi bir piyasada azımsanacak pazar payı
ile faaliyet gösteren teşebbüslerin dahi sahip olduğu bağımsız olarak ekonomik
parametreleri belirleyebilme yeteneğine sahip bulunmadığını; pazarın tüm
koşullarının bu şekilde devlet eliyle belirlendiği durumda Turkcell'in 4054 sayılı
Kanun'un 3. maddesi anlamında hakim durumda bulunmadığı belirtilmektedir.
Ulaştırma Bakanlığı tarafından azami fiyat belirlenmesi, tarifelerin oldukça
yüksek tutulan bu sınır altında operatörler tarafından serbestçe belirlemesi
hususunda bir engel teşkil etmemektedir. Özellikle de soruşturma döneminin son
zamanlarında Turkcell daha önceki uygulamalarından oldukça farklı birtakım
tarife çeşitlendirmesi ve indirimlerine gitmiş, bu konuda ne derece büyük bir
serbestiye sahip olduğunu bu stratejik uygulamalarla ortaya koymuştur. Kaldı ki
tarifeler, GSM hizmetleri piyasasında talep üzerinde etki eden faktörlerden
sadece biridir. Azami fiyat tespiti şeklinde gerçekleşen devlet müdahalesi,
teşebbüslerin bağımsız davranışlarını ortadan kaldırmamakta ve onların pazar
güçlerinin saptanmasına engel oluşturmamaktadır. Aksi halde regülasyon
kuruluşlarının düzenlemelerde bulunduğu piyasalarda bir teşebbüsün hakim
durumda olamayacağı gibi yanlış bir sonuca ulaşılacaktır.
Devlet tarafından GSM işletme imtiyazları verilerek piyasada faaliyet
gösterecek operatör sayısının belirlenmesi sonucunda piyasa yapısının genel
çerçevesinin belirlendiği doğru olmakla birlikte, bu durumun rekabetçi bir yapı arz
etmesi büyük ölçüde aktörlerin tutum ve eylemlerine bağlıdır. Devletin belirli
konulardaki (roaming, arabağlantı, tarifeler vb) hukuksal düzenlemelerle sınırlı
olan regülasyon faaliyetlerinin teşebbüslerin iktisadi bağımsızlıkları önünde bir
engel olarak görülmesi ve piyasadaki her türlü oluşumdan devletin sorumlu
tutulması ise yine piyasa gerçeklerinin gözardı edilmesi anlamına gelmektedir.
- Turkcell tarafından öne sürülen diğer bir savunma, pazarın doygunluğa çok
uzak bir noktada bulunduğu, pazarın 30 milyon abone derinliğine erişmesinin
beklendiği, pazara yeni giriş yapma hazırlığında bulunan iki teşebbüsün toplam 6
milyon ABD Doları lisans ücreti ödemelerinin ise bu kanıyı desteklediğidir.
Yeni operatörlerle pazarın yapısı değişse dahi, bu durum 1994-2001 yılları
arasında iki aktörlü piyasada Turkcell'in konumuna ve bu konuma dayalı
davranışlarına ilişkin tespitlerin değişmesi için gerekçe teşkil etmemektedir.
- Piyasaya yeni giren aktörlerden birinin, önümüzdeki yıllarda da tekel hakkını
sürdürecek olan ve bu dönemden sonra da tekel hakkının ne şekilde son
bulacağı henüz belli olmayan Türk Telekom olduğu, geleneksel kablolu telefon
05-88/1221-353
20
hatlarına ve 20 milyona yakın aboneye sahip olan Türk Telekom'un potansiyel ve
fiili rakip olduğu bir piyasada, Turkcell'in rakiplerinden ve müşterilerinden
bağımsız olarak hareket edebilmesinin mümkün olmadığı da Turkcell'in
savunmaları arasındadır.
Soruşturma döneminde Türk Telekom henüz bir GSM operatörü olarak
faaliyete başlamamıştır. Türk Telekom'un GSM hizmetleri pazarında faaliyeti
başlaması ile birlikte, telekom altyapısı üzerinde sahip olduğu tekel konumuna
dayalı olarak, piyasanın rekabetçi yapısı üzerinde baş gösterebileceği Turkcell
tarafından öne sürülen muhtemel olumsuz etkilerin Turkcell'in pazar gücüne
ilişkin tespitlerle ilgisi bulunmamaktadır. İleride bundan kaynaklanan
olumsuzlukların ortaya çıkması halinde Türk Telekom'un ilgili davranışları
kuşkusuz rekabet kurallarının uygulama alanına girecektir.
- Türkiye'de bugüne kadar oluşan GSM hizmetleri piyasasında pazar payı
kriterinin, hakim durum tespitinde kullanılmaya elverişli bir faktör olmadığı, hakim
durum tespitinde pazarın, lisans anlaşmaları ile piyasaya girişe olanak tanınması,
yüksek teknoloji kullanımı, yatırım maliyetlerinin büyüklüğü gibi özelliklerinin
dikkate alınması gerektiği getirilen savunmalar arasındadır.
Pazar payının tek başına yeterli bir ölçüt olmadığı bilinmekle birlikte, uzunca
bir süre korunan ve rakiplerden açık farkla fazla olan yüksek pazar paylarının
hakim durum tespitinde önemli bir gösterge olduğu açıktır. Turkcell'e ilişkin olarak
ise, 1994 yılından 2000 yılına kadar %70'ler civarında korunmuş olan pazar
payının Telsim'in %30'luk pazar payı karşısında önemli bir gösterge olduğu,
abone sayısına bağlı olarak belirlenen bu pazar payının yanı sıra hizmetlerin
kullanımından ya da başka bir deyişle hizmet satışından kaynaklanan gelirler
bazında yapılan bir karşılaştırmanın ise Turkcell'in gerçek pazar payının daha da
yüksek olarak belirlenmesine olanak tanıdığı tespit edilmiştir. Hakim durum tespiti
yapılırken pazar payının yanı sıra, talep esnekliği, yasal giriş engelleri, batık
maliyetler, ürün bağımlılığı ve dikey ilişkilerden oluşan diğer giriş engelleri,
stratejik davranışlar ve grup avantajları değerlendirilmiş; bu değerlendirmelerde
pazarın yüksek teknoloji pazarı olması, yasal giriş engelleri bulunması, altyapı
yatırım harcamalarının büyük olması gibi özellikleri ayrıntılı bir şekilde incelenmiş;
pazarın özellikle de sergilediği şebeke etkileri sonucunda bir operatör lehine
gelişme kaydettiği ortaya konmuştur. Sonuç olarak Turkcell'in pazar
davranışlarında normal rekabet tehdidi altındaki bir teşebbüsün sahip olmadığı bir
davranış serbestisine sahip olduğu belirlenmiştir.
- Pazara girişte lisans sözleşmesinin imzalanması zorunluluğunun piyasayı
göreceli olarak rekabete kapattığı ve GSM operatörlerinin bu kuralı
değiştirmelerinin mümkün olmadığı, ayrıca yüksek teknoloji kullanılan bir pazar
olması nedeniyle kullanılan teknolojideki değişikliklerin sahip olunan pazar payını
bir anda değiştirebileceği, dolayısıyla bu ve benzer sebeplerle, yasal olarak
sadece iki operatörün çalışma lisansına sahip olduğu bir pazarda, sadece
diğerine nispetle daha fazla pazar payına sahip olduğu için bir operatörü hakim
durumda kabul etmenin, pazarın kendine özgü koşullarının göz ardı edilmesi
sonucunu doğurduğu, yeni GSM operatörlerinin pazara katılmaları ve yeni
teknolojinin aşamalı olarak yerleşmesi ile pazar paylarında önemli değişiklikler
yaşanacağı, dolayısıyla Turkcell'in halihazırdaki pazar payının pazarın özellik-
05-88/1221-353
21
lerinden kaynaklanan bir durum olduğu Turkcell'in öne sürdüğü savunmalardan
bir diğeridir.
GSM hizmetleri piyasasında lisans alınması zorunluluğu olarak beliren yasal
giriş engelinin piyasayı potansiyel rekabete kapattığı bilinmekle birlikte piyasada
Turkcell'e diğer operatörden ve müşterilerinden büyük ölçüde bağımsız
davranabilme serbestisi sağlayan birçok unsura hakim durum tespitinde yer
verilmiştir. Yeni GSM operatörlerinin pazara katılmaları ve yeni teknolojinin
aşamalı olarak yerleşmesi ile pazar paylarında önemli değişiklikler yaşanacağı
iddiası bir varsayımı ortaya koymakla birlikte bunun soruşturulan döneme ilişkin
tespitleri geçersiz kılması mümkün değildir.
- Savunmada belirtilen diğer bir husus, Telsim'in raporda da belirtilen
nedenlerle pazarda göreceli olarak düşük bir paya sahip olduğu, bu durumun
sektörün doğasından kaynaklandığı ve geçici bir durum olduğu, bunun Turkcell'in
rekabeti sınırlayıcı müdahalelerinden kaynaklanmadığı; dolayısıyla Telsim'in
kendi hatalarından kaynaklanan sonuçlardan ötürü 4054 sayılı Kanun anlamında
Turkcell'e nazaran dezavantajlı konuma gelmesinin veya Turkcell'in hakim
durumda bulunduğu iddiasına muhatap edilmesinin, kusurun kusur sahibine hak
oluşturması anlamını taşıyacağı ve bunun da hukukun temel bir prensibine
aykırılık doğuracağıdır.
Pazara girişte Telsim'in yaşadığı zorlukların, Turkcell tarafından çeşitli
nedenlerle yaşanmamış olması, Turkcell'e piyasada öncelikli bir konuma sahip
olmasına neden olan bazı avantajlar sağlamış; şebeke dışsallıklarının da etkisi ile
bu avantajlar, abone sayısında artışa neden olmuştur. Burada Turkcell'in hakim
durumda olduğuna dair objektif gerekçelere dayanan bir tespit yapılmaktadır.
- Turkcell'in, Telsim'in başlangıçta kendi kusuru sayılabilecek bir süre kapalı
kalmış olmasından ötürü %70 seviyesine yaklaşan bir paya ulaştığı; ancak 2000
yılının ilk yarısında Telsim'in düzenlediği bir reklam kampanyası ile o dönemde
kaydedilen abone sayılarında Turkcell ile başabaş paylara ulaştığı, aynı dönemde
Telsim'in 30 milyon doları aşkın bütçeyle gerçekleştirdiği reklam kampanyası ile
büyük bir çıkış yakalamış olduğu ve talebi önemli ölçüde çektiği göz önünde
bulundurulduğunda, Turkcell'in rakibinden bağımsız olarak arz ve talep miktarı
gibi ekonomik parametreleri belirleyebilme gücüne sahip olmadığının görüleceği
de Turkcell'in savunmalarından biridir.
Savunmada bahsi geçen döneme ilişkin (2000 Ocak-Temmuz arası) abonelik
rakamları, Telsim lehine geçen yıla oranla sadece %1'lik bir artışı sergilemekte;
bu durum da 30 milyon Amerikan Dolarını aşan reklam harcamalarına rağmen
(Turkcell'in aynı dönemde reklam harcamaları bunun yarısı kadardır), istenilen
satış rakamlarına Telsim tarafından ulaşılamadığını, böylesine büyük
kampanyalara karşın Turkcell'in pazardaki konumunun sarsılmadığını ortaya
koymaktadır. Dolayısıyla bu durum Turkcell'in savunmada iddia ettiği üzere
Telsim'in Turkcell karşısında etkin bir rekabet tehdidi oluşturabildiğinin değil, çok
yoğun çabalarına rağmen Turkcell'in pazar gücünü aşındıramadığının kanıtıdır.
- Turkcell'in diğer bir savunması da, hakim durum tespiti için Kanun'un
öngördüğü ölçüt kullanılmazken, AB rekabet hukuku uygulamalarından verilen
örneklerle mücerret hakim durum iddiasının desteklenmeye çalışıldığı; metod
olarak pazara giriş engelleri, altyapı maliyetleri, pazarlama, satış ve dağıtım
05-88/1221-353
22
harcamaları, ürün farklılaştırması, teknoloji avantajları, dikey bütünlük gibi
konuların incelendiği ve soyut bir biçimde Turkcell'in hakim durumda bulunduğu
sonucuna varıldığıdır.
Hakim durum analizinde, 4054 sayılı Kanun'un 3. maddesindeki tanımın lafzi
yorumu yanı sıra bu madde hükmünün fonksiyonel yorumu da yapılmış, madde
hükmünün ardında yatan temel prensipler ve gerekçeler ortaya konulmaya
çalışılmıştır. Hakim durumda olduğu öne sürülen teşebbüsün bütün pazar
davranışlarının ve pazarın yapısal özelliklerinin detaylı bir değerlendirmesi
yapılarak, bu değerlendirmeler çeşitli verilerle (satış rakamları, istatistikler, mali
tablolar, fiyat listeleri vb) desteklenerek, 3. maddede yer alan "Belirli bir
piyasadaki bir veya birden fazla teşebbüsün, rakipleri ve müşterilerinden
bağımsız hareket ederek fiyat, arz, üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik
parametreleri belirleyebilme gücü" tanımının ardında yatan iktisadi gerekçeler
gösterilmeye çalışılmıştır. Dolayısıyla Turkcell'in hakim durumda bulunduğu,
yapılan iktisadi ve somut olgulara dayalı analizler sonucunda Kanun'un amacına
uygun bir şekilde belirlenmiştir.
- Savunmalar arasında son olarak, dikey bütünlük konusunda, Turkcell abone
merkezlerinin raporda 610 olarak belirtilen sayısının Telsim'in 220 Telsim Shop'u
karşısında yüksek bir sayıyı ifade etmesinin son derece ekonomik ve rasyonel bir
oluşumu işaret ettiği, Telsim'in de hizmet kalitesini artırması halinde kısa sürede
artacak talep karşısında Telsim Shop'ların sayısının da artış göstereceği, diğer
yandan Turkcell'in TAN olarak adlandırılan teşebbüslerle münhasır çalışmadığı,
A-Tel aracılığıyla Turkcell'in hazır kartlarının satışını yapan 3700 kioska ilişkin
Turkcell'in herhangi bir münhasırlık talebinin bulunmadığı, eğer bu durum bir
olumsuzluk doğuruyorsa bundan Turkcell'in sorumlu tutulamayacağı, A-Tel'in
kartları dağıttığı dağıtım kanalı dışında daha güçlü dağıtım kanallarının
bulunduğu iddiaları yer almaktadır.
Hakim durum analizinde dikey bütünlük konusunda raportörlerin görüşleri bir
durum tespiti şeklindedir ve Turkcell'in dağıtım ağının profili çıkarılmaya
çalışılmaktadır. Bunun sonucunda Turkcell'in Türkiye'deki pazar yapısı içinde son
derece yaygın ve etkin bir dağıtım ağı oluşturmuş olduğu ve bunun da pazardaki
konumunu sağlamlaştırdığı öne sürülmektedir. Bu kanıya varılırken Turkcell'den
elde edilen bilgi ve belgelerden ve bunlarda yer alan ifade ve rakamlardan
yararlanılmıştır. Tabii olarak bunun yanı sıra raportörlerce yerinde gözlemler de
yapılmış, belgelerde yer alan hususların pratikte geçerli olup olmadığı
araştırılmıştır. Bu noktada sayısı 4381 olduğu Turkcell raporlarından öğrenilen
TAN'ların (Turkcell Abone Noktası), sözleşmelerinde münhasırlık şartı yer almasa
dahi pratikte büyük oranda münhasır çalıştıkları, bu noktaların birer TAM'ne
(Turkcell Abone Merkezi) bağlı çalışmalarının da bu münhasırlığı sağlamanın bir
yolu olduğu görülmüştür. Soruşturma raporunda A-Tel aracılığıyla Turkcell'in
hazır kartlarının satışını yapan 3700 kioskun münhasır çalıştığına ilişkin herhangi
bir iddiası ise zaten bulunmamaktadır.
Sonuç olarak savunmalar "Turkcell'in GSM hizmetleri pazarında hakim
durumda olduğu"na ilişkin görüşün değişmesi sonucunu doğurmamıştır.
05-88/1221-353
23
H.3. TURKCELL'İN 4054 SAYILI KANUN'UN 4. MADDESİ KAPSAMINDAKİ
EYLEMLERİ
H.3.1. Yapılan Tespitler ve Elde Edilen Deliller
Hakkında soruşturma yürütülen teşebbüsün 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi
kapsamındaki eylemleri münhasırlık ve fiyat tespiti başlıkları altında
toplanmaktadır.
“Münhasırlık” kavramı rekabet kuralları açısından “sağlayıcı-alıcı” ilişkileri
çerçevesinde birden fazla anlama gelebilen geniş kapsamlı bir kavramdır. Bu
soruşturmada söz konusu kavram, Turkcell’in dağıtım ağı içinde yer alan çeşitli
nitelikte teşebbüslere, imzaladığı sözleşmeler kapsamında ve bu sözleşmelerden
kaynaklanan uygulamalar sonucunda, “rakip ürünleri satmama” veya başka bir
deyişle “rekabet etmeme yükümlülüğü" getirmesi olarak ele alınmıştır.
4054 Sayılı Kanun'un "Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve
Kararlar" başlıklı 4. maddesi “Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan
veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan
veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası
anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri
hukuka aykırı ve yasaktır” şeklindedir.
Önaraştırma döneminde yapılan incelemelerde Turkcell’in bayileri ile yaptığı
sözleşmelerin münhasırlık ve fiyat tespiti içerdiği ve bu hükümleri nedeniyle 4054
sayılı Kanun'un yukarıda belirtilen 4. maddesi kapsamında bir anlaşma olduğu ve
aynı Kanun'un geçici 2. maddesi ve 1997/2 Sayılı Anlaşmaların, Uyumlu
Eylemlerin ve Teşebbüs Birliği Kararlarının Kanunun 10. Maddesine Göre
Bildiriminin Usul ve Esasları Hakkında Rekabet Kurulu Tebliği'nin 4. maddesi
uyarınca 5.5.1998 tarihine kadar muafiyet veya menfi tespit talebiyle Rekabet
Kurumu'na bildirilmesi gereken anlaşmalar kapsamında olduğu halde, süresi
içinde bildirilmediği tespit edilmiş, Turkcell Kanun'un 16. maddesinin (c) bendine
göre Kurul kararı ile idari para cezasına çaptırılmış ve 4. maddeye aykırılık
iddiasıyla soruşturma açılmasına karar verilmiştir.
Soruşturma kararının tebliği sonrasında, Turkcell tarafından gönderilen ilk
yazılı savunmayla beraber, anılan anlaşmaların tümünün yürürlükten kaldırılarak,
yerlerine yeni anlaşmaların Türkiye sathında Aralık 1999 tarihinden itibaren
yürürlüğe konulduğu ifade edilmiş ve söz konusu anlaşmaların bir örneği Rekabet
Kurumu'na gönderilmiştir.
Gerek ilk yazılı savunmada ve gerekse verilen idari cezaya yönelik yapılan
itirazda, önaraştırma döneminde tespit edilen anlaşmanın acentelik anlaşması
olduğu ve bu nedenle Rekabet Kurulu tarafından daha önce verilmiş bir karar
dayanak gösterilerek 4054 Sayılı Kanun kapsamında olmadığı savunulmuştur.
Ayrıca aynı savunmanın, yenilenen sözleşme için de geçerli olduğu belirtilmiştir.
Bu iddialar haklı bulunmamıştır.
05-88/1221-353
24
H.3.1.1. Münhasırlık
H.3.1.1.1. Dikey anlaşmalar
Turkcell’in soruşturmaya başlandığı zamanda mevcut dikey anlaşmaları
soruşturma döneminde değiştirilmiştir.
a) Soruşturma Başladığında Mevcut Olan Dikey Anlaşmalar
Bu sözleşmelerde;
Bayi: “GSM işletmecisi olan Turkcell ile yaptığı özel anlaşma uyarınca,
Turkcell'in abonelik işlemleri ile GSM işletmesi kapsamındaki iş ve hizmetlerden
belirleyeceklerini yürüten işletmelerdir.”
Turkcell Abone Merkezi (TAM): “Turkcell'in abonelerine sunmuş olduğu ve
sunacağı tüm servislerde ve hizmetlerde, abonelik işlemleri ve depozito
tahsilatları, abone isteği ile açma-kapama, sim kart değişikliği, vesaire konularda
Turkcell'in abone yönetmeliğine uygun olarak faaliyet gösteren Turkcell ve/veya
Bayi tarafından kurulan birimlerden her biridir” şeklinde tanımlanmıştır.
Soruşturma konularından birisini teşkil eden münhasırlığa ilişkin olarak
sözleşmenin 4.2.2. maddesinde;
“Bayi bu sözleşmeyi imzalamakla, operatör hizmeti olarak sadece Turkcell'in
servis ve hizmetlerini satmak zorundadır. Rakip durumda olan diğer operatör
firmaların kartlarını satamaz, hatlarını açamaz, hizmet ve servislerini kendi
şirketinde ve bağlı şirket kuruluşlarında veremez” denilmektedir.
Aynı sözleşmenin 4.2.13. maddesinde ise;
“Bayi, rakip durumda olan mobil telefon şebekelerinin hat açma işlemini
yapamaz ve yaptıramaz, rakip şirketlerin kartlarını diğer şirket ve kuruluşlarında
satamaz” hükmü yer almaktadır.
b) Değiştirilen Dikey Anlaşmalar
Aralık 1999’da yürürlüğe girdiği bildirilen dikey anlaşmalarda ise;
Turkcell Abone Merkezi (TAM): “Turkcell'in abonelerine sunmuş olduğu ve
sunacağı tüm ürün, servis ve hizmetlerde, Turkcell'in belirleyerek duyurduğu
konularda Turkcell'in kurallarına ve/veya duyurularına uygun olarak aracılık
faaliyetleri gösteren ve Turkcell ile yaptığı işbu anlaşma uyarınca, sözleşme
konusu iş ve hizmetleri Turkcell Abone Merkezi olarak anılan mekanlarda yürüten
işletmedir.”
Bayi “Cep telefonu satan ve Turkcell'in pazarladığı ürün ve hizmetleri
abonelere sunmak için TAM'lara müracaat eden her türlü perakende satış
birimleridir” şeklinde tanımlanmıştır.
29.2.2000 tarih ve 5506 sayılı ilk yazılı savunmada değiştirildiği bildirilen
Turkcell Abone Merkezi sözleşmelerinin 4.A.2. maddesinde;
“Turkcell Abone Merkezi (TAM) Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin sunduğu
mal ve hizmetlere rakip durumda olan diğer operatör firmaların kartlarını ve sair
ürünlerini hiçbir surette satamaz, hatlarını açamaz, hizmet ve servislerini kendi
05-88/1221-353
25
şirketlerinde ve bağlı kuruluşlarında veremez. TAM veya ortaklarından biri (ya da
birinci dereceden akrabaları) Turkcell’in rakibi durumunda olan mobil telefon
firmalarının hat açma işlemini yapan ve satan bir firmaya ya da merkeze kısmen
ya da tamamen ortak olamaz, çalışan, danışman, yönetici ve sair sıfatla
çalışamaz" hükmü yer almaktadır.
Bu suretle, Turkcell’in TAM’lar ile yaptığı yeni sözleşmelerde de münhasır
çalışma şartı bulunmakta, TAM’ların TAN’lar ile yaptığı sözleşmelerde ise bu şart
bulunmamaktadır.
H.3.1.1.2. İlgililerin Beyanları ve Diğer Maddi Deliller
Raportörlerce yerinde incelemeler sırasında elde edilen belgelerde dağıtım
zinciri içinde Turkcell abone merkezlerinin münhasır çalıştığına ilişkin ifadelere ve
bu durumu gösterir tablolara yer verilmektedir;
- "Dağıtım Kanalı" (Distribution Channel) adlı raporda Turkcell abone
merkezlerinin beş yıllık sözleşmeler uyarınca münhasır çalıştığı ifadesi
bulunmaktadır.
- Yine “Satışlar ve Pazarlama” (Sales and Marketing) başlıklı raporda
münhasır 532 aktivasyon merkezinin (bu sayı Ağustos 2000 itibarıyla 610'a
ulaşmıştır.) Turkcell'in abonelik hizmetleri departmanına doğrudan bilgisayar
bağlantısı olduğu, bunların dışında münhasır olmayan 6500 alt bayi ile de
çalışıldığı ifade edilmektedir. Bu raporda TAM'lara "münhasır satıcı"
denilmektedir.
Raportörlerce Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. Genel Müdürü ile yapılan
9.11.1999 tarihli görüşmede; 350 kadar bayi ile münhasır çalışıldığı, bunların
bölge müdürlüklerine “online” bağlı oldukları 2000’e yakın alt bayi olduğu,
bunlarla münhasır çalışılmadığı fakat tabela ve benzeri desteğin yapıldığı, diğer
operatörle çalışılırsa bu desteğin kesildiği belirtilmiştir.
Yeni sözleşme ile oluşturulan mevcut durumda, yukarıdaki TAM tanımından
da anlaşılacağı gibi, ifade tutanağında belirtilen 350 kadar münhasır bayiye TAM
adı verilmiş, alt bayiler ise her biri bir TAM’la sözleşme yapmak suretiyle TAN
tanımına dahil edilmiştir. Soruşturma sırasında elde edilen belgelerden TAM’ların
sayısının 610’a, TAN’ların sayısının ise 4381'e ulaştığı anlaşılmıştır.
Yetkililerin ifadelerinde TAM’lar ile münhasır çalışıldığı, TAN’lar ile münhasır
çalışılmadığı belirtilse de raportörlerce yerinde incelemeler sırasındaki gözlem ve
tespitler sonucunda TAN’lara reklam ve tabela desteğinin verildiği ve bunlarla da
münhasır çalışıldığı anlaşılmıştır.
Konu bakımından üzerinde durulması gereken nokta, Turkcell ile kampanya
yapan cep telefonu distribütörü şirketlerin kampanya koşullarıdır. Turkcell ilgili
dönemde Türkiye’de en çok satılan cep telefonu markalarının (Ericsson, Nokia,
Panasonic, Alcatel, Siemens) distribütörleri olan KVK, Ertel, Gen-Pa ve Tekofaks
ile sürekli olarak kampanyalar düzenlemektedir. Bu kampanya protokolleri
incelendiğinde, kampanya süresince benzer bir kampanyanın diğer operatörlerle
düzenlenmesine izin verilmediği görülmektedir. Kampanyalı satışların toplam
satışların ortalama olarak %98’ini oluşturduğu göz önüne alınırsa münhasır
çalışma şartının süreklilik arz ettiğini söylemek yanlış olmayacaktır.
05-88/1221-353
26
Distribütörlerin ve bayilerinin Turkcell ile münhasır çalışmalarının genel olarak
kendi çıkarlarına uygun olmadığı kabul edilebilir. Cep telefonu satanların,
telefonlarını müşterinin istediği GSM operatörünün hattıyla satabilmeyi istemeleri
doğaldır. Ancak Turkcell’in rakip operatörle çalışan cep telefonu distribütörleriyle
kampanya düzenlememesi, cep telefonu distribütörlerini mevcut GSM
operatörlerinden birini tercih etmek zorunda bırakmaktadır. Bu nedenle piyasada
öncelikle yer alan distribütörler, doğal olarak pazar payı yüksek olan Turkcell’i
tercih etmek zorunda kalmış, Telsim ise Turkcell’in çalışmayı tercih etmediği ve
piyasa talebi düşük distribütörlerle çalışmak durumunda bırakılmıştır.
Belirtilmesi gerekli bir diğer husus Turkcell’in bayileri olan TAN ve TAM’ların
aynı zamanda cep telefonu distribütörlerinin de bayileri olmalarıdır. Fiili
uygulamada Turkcell cep telefonu sim kartlarını distribütörlere ithal edilen telefon
adedi kadar vermekte ve kartlar cep telefonları ile birleştirilerek distribütörlerin
bayilerine ulaştırılmaktadır.
Burada cep telefonu ile sim kartı eşleştirme işlemine yol açan yeni hat tesisi
ile cep telefonunun birlikte satılmasına ilişkin uygulamadan da söz etmek
gerekmektedir. Turkcell ve Telsim ile Ulaştırma Bakanlığı arasında akdedilen
GSM Pan Avrupa Mobil Telefon Sisteminin Kurulması Ve İşletilmesi İle İlgili
Lisans Verilmesine İlişkin İmtiyaz Sözleşmelerinin "Terminal Cihazları" başlıklı
18.i. maddesinde “İşletmeci abonelik sözleşmelerine, müşterilerinin GSM
sistemine bağlanabilmek için sadece GSM MoU’nun ve bakanlığın usulünce
onayladığı ve belgelendirdiği terminal cihazlarını kullanabilmelerini öngören bir
hüküm koyacak ve abone kaydında da bu hükmün gereğini yerine getirecektir”
ifadesine yer verilmektedir. Bu hükümle bağlantılı olarak Turkcell, Abonelik
Sözleşmesi’nin 4.6. maddesinde “Abone Turkcell GSM sistemine bağlanabilmek
için sadece GSM MoU7 ve Bakanlığın usulünce onayladığı ve belgelendirdiği
terminal cihazlarını kullanabilir” ifadesi yer almaktadır. Özellikle usulüne uygun
olarak ithal edilmeyen ve GSM sistemine uygun olmayan cihazların satışının
engellenmesi amacıyla en pratik yöntem olarak abone kayıt işlemi ile cep
telefonu satışının birlikte yapılması şeklinde bir uygulama oluşmuştur.
Raportörlerce konuyla ilgili olarak görüşülen Teleses Telekomünikasyon
Pazarlama A.Ş. Genel Müdürü telefonsuz hat satışının mümkün olmadığını,
abone formunda yer alan cihaz bilgilerinin doldurulmaksızın hattın açılmadığını
belirtmiştir.
Tüm bu hususlar dikkate alındığında, sim kart satışı ile cep telefonu satış
işlemlerinin birlikte yapılmasının da etkisiyle,
- Cep telefonu distribütörlerinin bayilerinin aynı zamanda Turkcell’in münhasır
bayileri (TAM ve TAN’lar) olmaları, bu bayilerde belirli markalı cep telefonlarının
sadece Turkcell hattı ile satılmasına ve rakip konumdaki operatör hattıyla
satılmamasına,
- Cep telefonu distribütörü şirketlerin pazar payı büyük olan Turkcell ile
çalışmayı tercih etmek zorunda kalmaları sonucu rakip operatörün faaliyetlerinin
zorlaşmasına,
7 GSM MoU, dünyadaki GSM operatörlerinin biraraya gelerek oluşturduğu ve bu sistemin
kullanıldığı şebekelerde uyulmasını kararlaştırdıkları standartları belirleyen anlaşma metnidir.
05-88/1221-353
27
- Tüketicinin istediği marka cep telefonunu istediği operatörün hattıyla
kullanabilme olanağının ortadan kalkmasına,
- Hakim durumda olan bir teşebbüsün son satış noktalarında bu şekilde
münhasır çalışmasının mevcut rakip Telsim’in faaliyetlerini ve potansiyel
rakiplerin pazara girişini zorlaştırmasına
yol açmak suretiyle, yukarıda bahsi geçen ve münhasırlık hakkı içeren
anlaşmaların ilgili pazarda rekabeti önemli ölçüde sınırlandırdığı ve bu nedenle
4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamında olduğu tespit edilmiştir.
H.3.1.2. Fiyat Tespiti
Turkcell ile bayileri arasında yapılan eski sözleşmelerin 4.2.13. maddesinde;
“Bayi aksine bir bildirim Turkcell tarafından yapılmadığı sürece, her türlü
hizmetlerle ilgili olarak Turkcell’in bildirmiş olduğu fiyatları uygulamak zorundadır.
Bayinin herhangi bir şekilde farklı fiyat uygulama yetkisi bulunmamaktadır.
Turkcell fiyat değişikliklerini bayiye bildirecektir” ifadesi yer almaktadır.
29.2.2000 tarih ve 5506 sayılı ilk yazılı savunmayla beraber gönderilen ve
Aralık 1999 tarihinde uygulamaya konulan yeni TAM sözleşmesinin 4.A.1.C
maddesinde;
“Aksine bir bildirim Turkcell tarafından yapılmadığı sürece işbu sözleşme
kapsamında belirlenen her türlü hizmetle ilgili olarak Turkcell’in bildirmiş olduğu
fiyatları uygulamak zorundadır. TAM’ın herhangi bir şekilde farklı fiyat uygulama
yetkisi bulunmamaktadır” ifadesi yer almaktadır.
Turkcell’in dikey yapılanmasında TAM’ların ve onların altında her biri bir
TAM’a bağlı bulunan TAN’ların yer aldığı yukarıda belirtilmişti. TAM ile TAN
arasında akdedilen sözleşmelerde TAN şu şekilde tanımlanmıştır: “Cep telefonu
satan ve Turkcell’in pazarladığı ürün ve hizmetleri abonelere sunmak için Turkcell
Abone Merkezleri’ne müracaat eden ve Turkcell Abone Merkezi ile Turkcell
Abone Noktası sözleşmesi imzalamış olan her türlü perakende satış birimleridir.”
Turkcell Aktivasyon Merkezleri ve Turkcell Abone Noktası arasında imzalanan
sözleşmelerde TAM’lar kendi yetkileri çerçevesinde TAN’ları yetkilendirmektedir.
Sözleşmenin 4.A-a. maddesinde “TAN, TAM vasıtası ile bilgi sahibi olduğu
Turkcell’in tebliğlerine, talimatlarına, duyurularına, bildirmiş olduğu standart ve
yönetmeliklere aynen riayet edecek ve herhangi bir sebeple bunlara aykırı
hareket etmeyecektir” denmektedir. Daha önce de belirtildiği gibi Turkcell
tarafından TAM’lara sözleşmede bahsedilen işlemler ve hizmetlerle ilgili olarak
fiyat belirleme serbestisi verilmemiştir. TAM ile TAN arasında akdedilmiş olan
sözleşmenin yukarıdaki hükümlerinden TAM’ların talimatlarına tabi olan TAN’ların
da Turkcell’den ayrı olarak fiyat belirleme serbestisinin olmadığını söylemek
yanlış olmayacaktır.
Bu anlatılanlar ışığında tüm fiyatların, Turkcell tarafından belirlendiği ortaya
çıkmaktadır. Bu noktada, hangi mal ve hizmetlerin fiyatlarının Turkcell tarafından
belirlenmesinin 4054 sayılı Kanun'a aykırı olduğu konusu önem kazanmaktadır.
Turkcell ile TAM’lar arasında akdedilen sözleşmenin 3. maddesinde ve
sözleşme ekinde belirtilen aktivasyon hizmetleri;
05-88/1221-353
28
“1. Yeni hat tesisi
2. Faks data tesisi
3. Şebekeler arası geçiş
4. Diğer abonelik işlemleri
5. Abonelik dosyalarının düzenlenmesi, korunması ve zamanında Turkcell
Bölge Ofislerine ulaştırılması
6. Turkcell tarafından belirlenecek yukarıdaki iş ve işlemler dışındaki iş ve
işlemler” olarak belirtilmiştir.
6. madde kapsamında TAM’ların Turkcell adına yaptığı işlemler;
- Cep telefonu distribütörlerince verilen sim kartlar dışında Turkcell tarafından
doğrudan TAM’lara verilen ön ödemeli ve sonradan ödemeli sim kartların,
- Kontör kartların
satışlarından oluşmaktadır.
Görüldüğü gibi TAM’ların doğrudan veya TAN’lar vasıtası ile yaptığı işlemler
iki grupta toplanmaktadır.
Birinci grupta aktivasyon adı altında yukarıda ilk beş maddede açıklanan
hizmetler yer almakta ve bu hizmetler Turkcell’in satış departmanının devamı
niteliğinde, Turkcell adına belirli bir komisyon karşılığında yapılan hizmetler olup
bu hizmetlerin bedelinin Turkcell tarafından tespit edilmesinde rekabet kuralları
bakımından herhangi bir sakınca olmadığı görülmektedir.
İkinci grupta mülkiyeti TAM’lara geçen kontör kart gibi TAM’ların yeniden
satıcı sıfatıyla gerçekleştirdikleri işlemler yer almakta olup, bunların yeniden satış
fiyatının Turkcell tarafından belirlenmesinin 4054 sayılı Kanun uyarınca mümkün
olmadığı açıktır.
Yukarıda anlatılanlar ışığında Turkcell’in bayileri ile imzalamış olduğu eski ve
yeni sözleşmelerin fiyat tespiti içermesi nedeniyle 4054 sayılı Kanunun 4.
maddesine aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
H.3.2. Savunmalar ve Değerlendirilmesi
Turkcell'in bu konudaki savunmaları önce "Genel Savunmalar ve
Değerlendirilmesi" başlığı altında incelendikten sonra, Turkcell'in bayileriyle olan
ilişkilerinin acentelik ilişkisi olduğu hususundaki savunma ayrıca değerlen-
dirilmiştir.
H.3.2.1. Genel Savunmalar ve Değerlendirilmesi
- Turkcell tüm savunmalarında TAN’lar ile münhasır çalışmadığını iddia
etmektedir.
Turkcell ile TAM'lar arasında düzenlenen sözleşmenin 4.2.13. maddesinde
TAM'ların rakip operatör ile çalışamayacağı, TAM'lar ile TAN'lar arasında yapılan
sözleşmelerin 4.A.a. maddesinde TAN'ların TAM'ların talimatlarına göre işlem
yapacağı hükme bağlanmıştır. Turkcell Genel Müdürü, münhasır çalışmayan
05-88/1221-353
29
TAN'lara reklam ve tabela desteği verilmediğini beyan etmiştir ki bu da TAN'ların
münhasır çalıştığını göstermektedir.
- İlk yazılı savunmada TAM sözleşmelerinde “münhasıran Turkcell’e hizmet
verilmesini” öngören hükmün TAM’ın faaliyetlerini sürdürebilmesi için gereksinim
duyacağı bilgisayar sisteminin, yazılımın, Turkcell’e ait olan ve Turkcell bilgi
merkezinin güvenliği ile doğrudan ilgili olan şifrelerin, TAM dekorasyonunun
Turkcell tarafından tahsis edilmesi ve bedellerinin ödenmesinden
kaynaklandığının göz önünde bulundurulmasının gerektiği belirtilmektedir.
Bilgi teknolojilerinin bu denli gelişmiş olduğu günümüzde münhasır
çalışmayacak TAM’ların Turkcell’in ticari sırlarına ulaşmalarını engellemek üzere
gerekli bilgisayar yazılımı düzenlemelerinin yapılması oldukça kolaydır. Bayilerin
dekorasyonunun yapılması ve Turkcell kimliğine büründürülmesi, söz konusu
dağıtım ağında münhasır çalışma biçiminin rekabet kurallarına uygun olup
olmadığının tespitinin ardından ele alınacak bir konu olması gerekir. Bayi
dekorasyonuna katkı sağlanmasının, rekabeti sınırlayan münhasır çalışmanın
gerekçesi olamayacağı doğaldır.
- Yine ilk yazılı savunmada; “Münhasırlık hükmünün değerlendirilmesinde
dikkat edilmesi gereken bir diğer husus, fiili ve potansiyel rekabet ile ilgilidir.
Mevcut durumda lisans altında GSM operasyonları sürdüren iki teşebbüs
bulunmaktadır. Bu teşebbüslerin herhangi birinin abone kayıt işlemlerini,
yaptırmak üzere aracı teşebbüs bulamaması gibi bir teşebbüs kaynağı kısıtı
bulunmamaktadır. Turkcell’in abone kayıtlarında aracılık hizmeti veren TAM’ların
Türkiye sathında sayısının 200’ler seviyesinde olduğu, Turkcell’in fiili rakibi olan
Telsim’in abone kayıtlarını yaptırdığı aracılarının sayılarının da aynı seviyelerde
olduğunun göz önünde bulundurulması gerektiği, ayrıca üçüncü ve sonraki GSM
lisansları sahiplerinin (potansiyel rakiplerinin) aynı biçimde abone kayıt
faaliyetlerini sürdürebilecekleri, muhatapları bulabilmeleri için, yalnızca beyaz
eşya yeniden satışı ile iştigal eden 5 bini aşkın bayinin Türkiye sathında
bulunduğu ve makul yatırımlar ile gereksinim duyulacağı sayıda abone işlemi
aracılığı gerçekleştirilebilecek türden potansiyel muhatabın oluşturulabileceği göz
önünde bulundurulmalıdır” denmektedir. İkinci yazılı savunmada ise, piyasaya
yeni giren İş-Tim’in sözleşme imzaladığı birçok bayinin Turkcell ile TAM
anlaşmasını sona erdirerek İş-Tim ile çalışmaya başlaması, İş-Tim’in henüz
faaliyete bile başlamamış olduğu halde 300 bayi ile anlaşmış olması ileri
sürülerek Turkcell’in münhasır bayilik yapısıyla piyasada rekabeti engellemediği
belirtilmiştir.
Bu konuda önem taşıyan husus daha önce de değinildiği gibi Turkcell'in
münhasır bayilerinin aynı zamanda Turkcell ile münhasır çalışan cep telefonu
distribütörlerinin bayileri olması ve Turkcell'in rakibi operatörün bu distribütörlere
ait cep telefonları ile birlikte hat satışı yapamamasıdır. İş-Tim'in bayiler elde ettiği
yönündeki savunmalar bu kapsamda değerlendirildiğinde, bu bayilerin ancak
Turkcell TAM veya TAN'lığını muhafaza ettiğine yönelik maddi delillerin
sunulması halinde kabul edilebilir olacaktır. Fakat ne Telsim'in ne de İş-Tim'in
herhangi bir TAM veya TAN ile Turkcell'in bayilik vasıflarını korudukları sürece
çalıştıklarına yönelik herhangi bir maddi delil sunulamamıştır. Nitekim
raportörlerce İş-Tim bayileri nezdinde yapılan araştırmada, İş-Tim'in bayi
seçerken GSM sektörü içinden olanları tercih ettiği ancak bayilerin taraf olduğu
05-88/1221-353
30
münhasır sözleşmeler nedeniyle zorluklar çıktığı ifade edilmiş, savunmada
belirtilen beyanın aksine 300 değil sadece 154 bayi ile anlaşıldığı ve bunların da
100 adedinin bir operatörün bayisi veya daha önce sadece cep telefonu satışı ile
uğraşan kuruluşlar olduğu belirtilerek, bayilik yapısında sorunlar yaşandığı ortaya
konulmuştur. Burada önemli olan husus önemli markaların Türkiye
distribütörlerinin (KVK, Gen-pa, Tekofaks) dağıtım ağlarından, Turkcell ile
münhasır çalışmaları sonucu Telsim veya yeni gelecek operatörlerin
faydalanamamalarıdır.
Münhasır çalışma şartının rakip operatörün kendi münhasır bayileri ile hat
akivasyonu yaptırmasına engel olmadığı savunmada vurgulanmaktadır. Burada
rekabet hukuku açısından kabul edilemez olan husus, cep telefonu
distribütörlerinin bayilerinin aynı zamanda Turkcell’in münhasır bayileri olması,
belirli marka cep telefonlarının sadece Turkcell hattı ile satılması ve rakip
operatörün faaliyetlerinin kısıtlanması sonucunu doğuran münhasırlıktır.
Hakkında soruşturma yürütülen taraf tüm savunmalarında, 4054 sayılı Kanun'un
4. madde kapsamında TAM ve TAN’ların aynı zamanda cep telefonu bayisi
olduğu gerçeğini göz ardı etmekte ve bu konuya ilişkin bir savunma
getirmemektedir. Cep telefonu hizmetlerinin dağıtım aşamasıyla ilgili piyasa
aksaklığına yol açan en önemli sorun, Turkcell’in aynı zamanda cep telefonu
distribütörlerinin bayisi olan kuruluşlardan oluşan kendi dağıtım ağında iki
aşamalı sözleşmeler yoluyla münhasır çalışma zorunluluğu getirerek rakiplerinin
bu distribütör bayileriyle çalışmalarını engellemesidir. Çünkü bu bayiler aynı
zamanda sayıları 5000’e ulaşan alt bayilere bulundukları bölgelerde mal
sağlamaktadırlar. Turkcell ile münhasır çalışan TAM ve TAN’ların bu alt bayilere
diğer operatörün hattıyla çalışan telefonları sağlamaları güçleşmektedir. Çünkü
soruşturmanın ilgili olduğu dönemde bir operatör hattının aktive edilmesi için
mutlaka Türkiye’de yasal olarak satın alınmış ve başka bir operatör hattıyla
kullanılmayan bir cep telefonunun abonede mevcut olması şartı aranmıştır8. Bu
uygulama cep telefonu ve hattın bir paket halinde satışını gerektirmiş ve
operatörlerden alınan hatlar cep telefonları ile eşleştirilerek bayi ağına paket
halinde gönderilerek satışa sunulmuştur.
- İkinci yazılı savunmada, Başarı’nın şikayet dilekçesinde çalışacak bayi
bulmak konusunda herhangi bir zorlukla karşılaşıldığı yönünde bir iddia
bulunmadığı, Telsim’in şikayet dilekçesinde de Turkcell’in dağıtım yapısının
Telsim’in bayilik piyasasına girişini zorlaştırdığına yönelik bir iddiaya yer
verilmediği belirtilmiştir.
Rekabet Kurulu bir başvuru üzerine incelemeye başladıktan sonra şikayetin
kapsamı ile bağlı değildir ve tespit ettiği tüm ihlalleri kanun çerçevesinde
soruşturmak yetkisine sahiptir. Ayrıca Başarı Elektronik'in Turkcell’in eylemleri
neticesinde bayi bulamadığı yönünde soruşturma raporunda herhangi bir iddia ve
tespit bulunmamaktadır.
- İkinci yazılı savunmada yeniden satış fiyatının tespitine ilişkin öne sürülen
görüşlerden birisi, “ön ödemeli kart satışlarına ilişkin mülkiyet devri söz konusu
olan işlemlerde Ulaştırma Bakanlığı'nın onay verdiği satış fiyatlarının Turkcell
8 Bu uygulama, 2813 sayılı Telsiz Kanunu'nun 13. maddesine dayalı olarak kaçak telefon girişinin
engellenmesi amacıyla Telsiz Genel Müdürlüğü tarafından bir protokolle zorunlu tutulmuştur.
05-88/1221-353
31
tarafından önerildiği ve öneri mahiyetini aşan nitelikte herhangi bir müdahalenin
yapılmadığı” şeklindedir.
Ancak soruşturma raporunun bir eki olarak sunulan Turkcell tarafından
yayınlanmış 466 sayılı Sinyal adlı duyuruda "28 Eylül 2000 tarihinden itibaren
uygulanacak kontör fiyatları aşağıda belirtilmiştir" ifadesinden bunun bir talimat
olduğu ve öneri olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
Ulaştırma Bakanlığı'nın tarifeleri onaylamasının nedeni operatörlerin belirlenen
tavan fiyat üzerinde işlem yapmasını engellemektir. Bu yüzden Turkcell
tarafından belirlenen tavan fiyata ilişkin bayilere talimat verilmesi marka içi
rekabeti kısıtlayan bir ihlal oluşturmaktadır.
- Turkcell ikinci yazılı savunmasında, Telsim’in kendi kusurlarından
kaynaklanan nedenlerle çalışacak bayi bulamamasının ve başarısızlığının
getirdiği faturanın Telsim ile eşit seviyede ve koşullarla rekabet yarışı yapan
Turkcell’e ödetilmek istenmesinin 4054 sayılı Kanun'un ruhuna aykırı olduğu ifade
edilmiştir.
Bu soruşturmayla elde edilmek istenen sonuç GSM hizmetleri ve GSM cep
telefonu piyasalarında sağlıklı rekabet ortamının sağlanması yoluyla iktisadi
etkinliğe katkıda bulunmaktır. Bu açıdan soruşturma konusu ihlal ile şikayet
edilen şirketin başarısı arasında herhangi bir illiyet bağı kurulması söz konusu
değildir.
- Üçüncü yazılı savunmada bayilerin aktivasyon primi ödemelerinde zorluk
çıkaran GSM operatörleriyle çalışmak istemedikleri belirtilmiştir.
Öncelikle incelenen dikey anlaşmalardan TAM ve TAN’ların isteseler bile
Turkcell dışındaki operatörlerle çalışmalarının mümkün olmadığı görülmektedir.
Ayrıca, Turkcell’in başarısız olduğu ve bayilerle ilişkilerinin düzgün olmadığını
iddia ettiği mevcut operatör dışında piyasaya yeni giren İş-Tim’in dağıtım ağı
konusunda zorluklar çekmesi Turkcell’in bu savunmasını desteksiz kılmaktadır.
- Turkcell’in üçüncü yazılı savunmasında, hat ve cihaz satışının birlikte
yapılması şeklindeki uygulamaya sebep olan GSM MoU ve Ulaştırma
Bakanlığı'nın yasal olarak satışa sunulmuş cep telefonlarının hatlar ile
kullanılması koşulunun sorumluluğunun Turkcell’e ait olmadığı belirtilmektedir.
Soruşturma açılmasına dayanak oluşturan iddialar arasında bu uygulamanın
hukuki dayanağı ve sorumluları hakkında bir iddia bulunmayıp, soruşturma
kapsamında Turkcell’in bu uygulamadan faydalanarak stratejik bir davranışta
bulunması ve piyasada rekabeti kısıtlaması değerlendirilmiştir.
- Turkcell tarafından yapılan üçüncü yazılı savunmada, “distribütör bayi
faaliyetlerinin Turkcell haricinde cereyan eden süreçler olması nedeniyle, var
olabilecek aksaklıkların Turkcell tarafından savunulmasının üstlenilmesinin
olanaklı olmadığı” ifade edilmektedir. Ayrıca, sözlü savunma toplantısında
“Turkcell’in, cihaz distribütörlerinin TAM ve TAN adı altındaki bayilerle münhasır
çalışmalarına ilişkin anlaşmaların hukuki muhatabı olmadığı, bu konuda bir
aykırılık varsa bunun giderilmesi için kendi hukuki haklarından feragat etmesinin
istenmesinin hiçbir hukuki normda yeri bulunmadığını” belirtmiştir.
05-88/1221-353
32
Soruşturma konusu anlaşmalar, Turkcell ile bayileri arasında münhasır
çalışma koşulu içeren anlaşmalar olup, cep telefonu distribütörlerinin bu bayilerle
münhasır çalışıp çalışmadığı ve münhasır çalışıyorlarsa bunun rekabet
kurallarına aykırı olup olmadığı konusu soruşturma kapsamı dışındadır. Bu
nedenle yürütülen soruşturma cep telefonu distribütörleri ile bayileri arasındaki
anlaşmalardaki değil Turkcell ile bu bayiler arasındaki anlaşmalardaki münhasır
çalışma koşullarıyla ilgilidir. Dolayısıyla bu savunmanın soruşturma konusu ile bir
bağlantısı bulunmamaktadır.
- Turkcell’in üçüncü yazılı savunmasında kendisinin TAM ve TAN’lar ile
münhasır çalışmasının rekabet kuralları gereğince yasaklanabilmesi için zorunlu
unsur anlamında bu dağıtım ağının rakip operatörler tarafından kullanılmasının
kaçınılmaz olması gerektiği belirtilmektedir.
Münhasırlık koşulu içeren dikey anlaşmalar 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi
kapsamında yasaklanmaktadır. Ancak Rekabet Kurulu 5. maddede belirtilen
şartların varlığı halinde bu anlaşmaları 4. madde hükümlerinin uygulanmasından
muaf tutabilir. TAM ve TAN’ların aynı zamanda cep telefonu distribütörlerinin
bayileri olmaları nedeniyle, Turkcell’in bunlarla münhasır olarak çalışmasının ilgili
piyasanın önemli bir bölümünde rekabeti ortadan kaldırması sebebiyle bu
anlaşmalar 4. maddede öngörülen yasak kapsamı dışına tutulamaz.
- Sözlü savunmada, “Halihazırda piyasada beş bini aşkın birden fazla sayıda
operatöre hizmet vermesi önünde hukuki ve fiili bir engel bulunmayan aracı
teşebbüs mevcut olduğu” ifade edilmiş ve raportörlerce Turkcell’in münhasır
olduğu iddia edilen abone noktalarının aslında birden çok markaya hizmet
verdiğini gösteren fotoğraflar sunulmuştur.
Öncelikle sözlü savunmada Kurul'a verilen fotoğrafların TAN’lara ait olduğuna
ve soruşturmanın ilgili olduğu zaman diliminin tamamını yansıtan bir yapıyı
sergilediğine ilişkin herhangi bir maddi delil sunulamamıştır. İkincisi Kurul
Turkcell’in aynı zamanda cep telefonu distribütörü bayisi olan bayilerle münhasır
çalışmasını rekabeti ihlal eder nitelikte bulmuştur. Söz konusu fotoğraflardan bu
bayilerin aynı zamanda cep telefonu distribütörü bayisi olduğunu gösterir tabela
vb. görülmemektedir. Dolayısıyla fotoğraftaki bayilerin TAN sözleşmeleri olup
olmadığı ve aynı zamanda cep telefonu distribütörü bayisi olup olmadıkları
anlaşılamamaktadır. Birden çok markaya hizmet veren satış noktaları herhangi
bir operatörün ya da distribütörün bayisi olmayan serbest satıcı niteliğindedir.
Bunların TAM ve TAN'lardan cihaz ve hat sağlayarak satış yapmaları
mümkündür. Ancak bu, olayın niteliğini değiştirmemektedir. Şöyle ki işlem
yaptıkları TAM veya TAN hangi cep telefonu distribütörünün bayisi ise o
distribütörün cihazlarının Turkcell hattı ile aktive edilmesi işlemine aracılık
etmektedir. Sonuç olarak Turkcell ile münhasır olarak çalışan distribütörlerin
cihazlarının rakip operatör hattıyla aktive edilmesi mümkün olamamaktadır.
H.3.2.2. TAM'ların Turkcell'in Acentesi Olduğuna İlişkin Savunma ve
Değerlendirilmesi
Turkcell'in ilk yazılı savunmasında, bayinin yalnızca sağlayıcının mal ve
hizmetlerini nihai tüketiciye satmasında aracılık hizmeti vermesiyle sınırlı olan ve
bayinin ticari risk üstlenmediği tür dikey anlaşmaların rekabet hukukunda
05-88/1221-353
33
acentelik anlaşmaları olarak değerlendirildiği ve AB Anlaşması'nın 81/1 maddesi
kapsamına girmediği; Avrupa Birliği rekabet hukukunun acentecilik faaliyetlerine
ilişkin 1962 yılından bu yana süregelmiş olan bu düzenlemesinin (Ticari
Acentelerle Akdedilen Münhasır Acentelik Sözleşmelerine İlişkin Komisyon
Duyurusu, ATRG, 139, 1962, s.2921) Türk Rekabet Otoritesi'nce de kabul
gördüğü ve Rekabet Kurulunun 13.7.1999 tarih ve 99-35/341-212 sayılı
toplantısında THY'nin acenteleriyle yaptığı sözleşmelerin 4054 Sayılı Kanun
kapsamı dışında olduğuna karar verdiği belirtilmektedir. İlk yazılı savunmada
ayrıca, Turkcell'in TAM olarak adlandırılan Turkcell Abone Merkezleri ile bir
sözleşme akdettiği, işbu sözleşme mucibince bayinin Turkcell nam ve hesabına
olarak, mülkiyeti kendisine ait olmayan GSM hatlarının satışlarına aracılık hizmeti
verdiği ve bu aracılık hizmeti karşılığında belli bir hizmet bedeli aldığı ve bu
nedenle Turkcell'in "bayileriyle" akdettiği anlaşmaların 4054 Sayılı Kanun
kapsamında olmadığı ileri sürülmektedir.
Turkcell’in savunmasının ağırlık merkezini TAM’ların ve TAN’ların Turkcell’in
acentesi olduğu ve bu nedenle 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamında
bulunmadığı oluşturmaktadır. Bu savunma değerlendirilirken önce acentenin
kısaca tanımı yapılacak, acentelik sözleşmelerinin 4054 sayılı Kanun kapsamına
girip girmediği değerlendirilecektir.
a) Acente
Türk Ticaret Kanunu’nun 116. maddesine göre: “Ticari mümessil, ticari vekil,
satış memuru veya müstahdem gibi tabi bir sıfatı olmaksızın bir mukaveleye
dayanarak muayyen bir yer veya bölge içinde daimi bir surette ticari bir işletmeyi
ilgilendiren akitlere aracılık etmeyi veya bunları o işletme adına yapmayı meslek
edinen kimseye acente denir.”
Bu tanımdan anlaşılacağı üzere acentenin unsurları genel olarak şöyle
sıralanabilir:
- Acente, bir ticari işletmeyi ilgilendiren sözleşmelere aracılık etme veya
bunları o işletme adına yapma şeklinde faaliyet gösterir.
- Acentenin aracılıkta bulunma veya sözleşme yapma faaliyeti süreklilik arz
eder.
- Acente bu işi meslek edinmiş bir kimsedir.
Aksi yazılı olarak kararlaştırılmış olmadıkça bir teşebbüs aynı zamanda ve
aynı yer ve bölge içinde aynı ticaret dalı için birden fazla acente tayin
edemeyeceği gibi; acente dahi aynı yer ve bölge içinde birbirleriyle rekabette
bulunan müteaddit teşebbüsler hesabına aracılık yapamaz(TTK m. 118).
Hususi ve yazılı bir izin olmadan acente müvekkili namına sözleşme yapmaya
yetkili değildir(TTK m. 121).
b) Acentelik Kavramının Rekabet Hukuku Kapsamında Değerlendirilmesi
Rekabet hukukunda acentelik tanımının yapılması için aranan koşullar, bir
işletmenin yürüttüğü işlerle ilgili ticari risk üstlenmiyor olmasına dayanmaktadır.
Sözleşme çerçevesinde alım ya da satıma konu olan malların mülkiyeti acentenin
üzerinde değilse ya da acente, kendisi sözleşmeye konu hizmetlerin sağlayıcısı
05-88/1221-353
34
değilse ve aşağıda sayılı faaliyetleri ve bunların benzerlerini üstlenmiyorsa, söz
konusu acente ile ana şirket arasındaki sözleşme rekabet kurallarının uygulama
alanı dışında kalacaktır. Bu faaliyetler; hizmetlerin sağlanması veya malların
alımına ilişkin maliyetlere katılımda bulunmak; reklam bütçelerine katkı ya da
benzer şekillerde satış promosyonuna ilişkin yatırım yapmak; sözleşme konusu
mal stoklarına ilişkin risk taşımak; satış, satış sonrası ve garanti servisi
oluşturmak ve yürütmek; tesis, malzeme ve personel yatırımı yapılarak bir
dağıtım ağı organize etmek; satılan ürüne dayalı bir hasara ilişkin olarak üçüncü
kişilere karşı sorumluluk taşımak ve müşterinin ödemesini yapmaması karşısında
sorumluluk taşımak şeklinde sınırlayıcı olmamak üzere sıralanabilir.9
Yukarıda sayılı faaliyetleri veya bunların benzerlerini üstlenmemek suretiyle
işini başka birinin nam ve hesabına yürüttüğü kabul edilen, dolayısıyla acente
olarak adlandırılan ve 4054 sayılı Kanun kapsamında bağımsız bir teşebbüs
sayılamayacak olan bir işletme ile adına ve namına işlerini yürüttüğü ana şirket
arasındaki acentelik sözleşmesi aynı Kanun'un 4. maddesinin kapsamı dışında
kalmaktadır. Sonuç olarak, iki bağımsız teşebbüsün arasındaki anlaşmalar 4054
sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamına girebilmekte, bağımsız teşebbüs
niteliğinde olmayan acentelerle ana şirket arasındaki sözleşmeler ise 4. madde
kapsamı dışında kalmaktadır.
4054 sayılı Kanun kapsamı dışında olduğu kabul edilen acentelik
sözleşmelerinde, başka sözleşmelerde rekabeti kısıtlayıcı olarak yorumlanan
bazı sınırlamaların bulunması makul sayılmaktadır. Bu nitelikte hükümler,
sözleşme kapsamındaki mal ve hizmetler, acentenin faaliyet göstereceği bölge
(münhasır bölge), acentenin satış yapabileceği müşteriler ve mal veya hizmetlerin
9 AB Komisyonu'nun 1999 yılında yayınladığı "Dikey Sınırlamalara İlişkin Rehber"de (Guidelines
On Vertical Restraints) Roma Anlaşması'nın 81. maddesinin uygulanmayacağı acenteler aynı
nitelikte belirlenmiştir.
VVR v. Sociale Dienst davasında ATAD, çok sayıdaki seyahat acentesinin pazarladıkları
seyahatleri yine çok sayıdaki tur operatörleri adına satmalarına ve acentelerin müşterileri ile
yapmış oldukları kontratların tur operatörleri adına olmasına rağmen, seyahat acentelerinin
verdiği hizmetin tamamıyla bağımsız bir esası olduğunu belirtmektedir (Bellamy&Child, Common
Market Law Of Competition, 1993, s.389).
Pittsburgh Corning davasında ise Komisyon acentenin gerçek anlamda bir yardımcı olması yani
müvekkilin dağıtım sistemine tam anlamıyla entegre olması halinde, acentelik sözleşmesinin
81(1) maddenin dışında kalacağını belirtmektedir. Eğer acente, acentelik konusunun dışındaki
ürünlerin bağımsız üreticisi veya dağıtıcısı durumunda ise yukarıdaki koşullar sağlanmamış
olacaktır. Söz konusu davada Komisyon, Formica Belgium’un Corning’in bir acentesi olmadığını,
başka firmalar için de önemli fonksiyonlar üstlendiğini ve kendi mallarını da ürettiğinden yola
çıkarak, Pittsburg Corning’e ekonomik bir bağlılığın bulunmadığını belirtmiştir (Richard Whish&
Brenda Sufrin, Competition Law, 1993, s.554).
Acentenin müvekkili lehine yaptığı satışlar haricinde, bağımsız bir tacir olarak başka üreticilerin
aynı veya benzer ürünlerini de satması durumunda, acentenin bağımsız ticari faaliyetlerine
getirilen her türlü kısıtlama da 81. maddenin konusuna girmektedir (Ritter&Braun&Rawlison, EEC
Competition Law, 1991, s.208). ATAD, Suiker Unie davasında Komisyon'un şeker üreticileri ile
acenteler arasındaki anlaşmalarının acentelik anlaşması olmadığını, çünkü üreticilerin atadığı
acentelerin üçüncü şahısların aynı nitelikteki işlerini de yaptıklarını ve güçlü birer komisyoncu
oldukları yönündeki kararlarını onaylamıştır. Sözkonusu davada ayrıca acentelerin müvekkillerinin
rakipleri için de faaliyette bulunmalarının veya üçüncü şahıslar adına da ilgili veya ilgisiz bir
piyasada bazı ticari işler yapmalarının, acenteleri 81. madde kapsamına alacağı belirtilmektedir
(Richard Whish& Brenda Sufrin, a.g.e., 1993, s.554).
05-88/1221-353
35
alım-satım fiyatları üzerinde sınırlamalar getiren düzenlemeler olmak üzere
sayılabilir. Acentenin faaliyetleri üzerine sınırlama getiren tüm bu hükümler,
sözleşme konusu işlere ilişkin finansal ve ticari riskleri üzerine almış olan ana
şirketin, ticari stratejisini belirleme hakkının bir parçası olarak kabul edilmektedir.
Burada söz konusu olan finansal ve ticari riskler, belirli olan ve acentenin ana
şirket adına/hesabına sonuçlandırdığı akitlerle doğrudan ilgili olan risklerdir.
Acentelik servisinin sağlanması faaliyetine yönelik riskler genellikle
değerlendirme dışında kalmaktadır.
Acentenin ana şirket hesabına alım veya satımını gerçekleştirdiği mal veya
hizmetlere ilişkin yukarıda sayılı sınırlamaların yanı sıra, acentelik
anlaşmalarında, ana şirketin belirli bir işlem, belirli bir müşteri ya da belirli bir
bölge için herhangi başka bir acenteyi görevlendirmesini (münhasır acentelik
hükümleri) ya da acentenin ana şirketin rakibi teşebbüslerin bayisi ya da acentesi
olmasını engelleyen hükümler (rekabet etmeme hükümleri) yer alabilir. Eğer bu
türde hükümler acentelik hizmetlerinden ana şirketin rakiplerinin faydalanmasını
zorlaştırıyorsa ya da başka bir deyişle acentelik hizmetleri pazarını rakipler
aleyhine kapatıyorsa, söz konusu hükümler 4. madde kapsamında
değerlendirilebilir.10
c) Turkcell'in Bayilerle Yaptığı Sözleşmelerin Rekabet Hukuku Çerçevesinde
Değerlendirilmesi
Sözleşmenin "Bayinin Yükümlülükleri" başlıklı 4.2.1. maddesi "Bayi, Turkcell
adına abone kayıt işlemleri ile ileride Turkcell tarafından bildirilecek iş ve işlemleri
Turkcell adına yapar ve bu iş ve işlemlerde Turkcell'e aracılık hizmeti verir"
şeklindedir. Bu sözleşme çerçevesinde, bayiler Turkcell adına müşteri ile
"abonelik sözleşmesi"’ni akdetmekte, daha sonra da müşterinin abonelik
bilgilerini kaydederek Turkcell veri merkezine ulaştırmaktadır. Bu hizmetler esas
olarak Turkcell'in sunduğu GSM servisinin bir devamı niteliğindedir. Ancak
bayilerin yapmış olduğu sim kart ve kontör kartı satma ve bunun gibi hizmetler
bayilerin yeniden satıcı sıfatıyla yaptığı işlemlerdir.
Prosedürlere ve standartlara uygunluk başlıklı 4.2.13. maddeye göre, "Bayi,
faaliyetlerinde Turkcell'in tebliğlerine, talimatlarına ve emirlerine, bildirmiş olduğu
yönetmeliklerine riayet edecek ve herhangi bir sebeple bunlara aykırı hareket
etmeyecektir. … Bayi, sadece Turkcell tarafından kabul edilen ve onaylanmış
hizmet ve servisleri sunabilir. Bayi aksine bir bildirim Turkcell tarafından
yapılmadığı sürece, her türlü hizmetle ilgili olarak Turkcell'in bildirmiş olduğu
fiyatları uygulamak zorundadır. Bayinin herhangi bir şekilde farklı bir fiyat
uygulama yetkisi bulunmamaktadır. Turkcell fiyat değişikliklerini bayiye
bildirecektir." Bu maddeden, bayinin sözleşme dahilindeki ve Turkcell'in uzantısı
niteliğinde (acente gibi) yaptığı hizmetleri Turkcell'in belirleyeceği standart
prosedürler çerçevesinde yürütmekle yükümlü olduğu, hizmetlerin yürütülme
şeklini ve hizmetlerin bedellerini belirleme yetkisi bulunmadığı anlaşılmaktadır.
10 AB Komisyonu tarafından yayınlanan rehberde, acentelik sözleşmelerinde yer verilen "rekabet
etmeme yükümlülüğü (ya da rakip ile çalışmama şartı)" acentelik hizmetleri pazarına rakiplerin
erişimini sınırlıyorsa, söz konusu acentelik sözleşmesinin Roma Anlaşması'nın 81. maddesi
kapsamına girdiği ifade edilmektedir.
05-88/1221-353
36
Ancak bayilerin yeniden satıcı sıfatıyla sattıkları sim kart ve kontör kartların satış
fiyatlarının Turkcell tarafından belirlenmesi bir rekabet kısıtlamasıdır.
Ön ödemeli kartlarda abone belli bir konuşma ücretini önceden peşin olarak
ödemekte ve ödediği kontör ücreti kadar konuşma yapabilmektedir. Turkcell’den
alınan fatura örnekleri incelendiğinde, ön ödemeli kartların mülkiyetinin
distribütörlere ve onlardan bayilere geçtiği ve kart ücretlerinin Turkcell tarafından
gelir olarak tahakkuk ettirildiği gözlenmektedir. Dolayısıyla ön ödemeli kartların
dağıtımını ve satımını yapan bayilerin bu işlemlerde sadece aracılık ettiği ve
herhangi bir ticari risk üstlenmediği şeklindeki iddiaların geçerliliği kalmamaktadır.
Çünkü ön ödemeli kartların dağıtımını yapan bayilerin kartı mülkiyetine aldığı ve
bu kartların bedeli ölçüsünde ticari risk altına girdiği yukarıda da belirtildiği gibi
faturalardan görülmektedir.
Sonradan ödemeli kartlarda da sim kartların mülkiyetinin bayiye aynı şekilde
geçtiği; dolayısıyla aynı derecede olmasa da yine bir ticari risk üstlenildiği
görülmektedir.
Sonuç olarak Turkcell abone merkezlerinin faaliyetleri iki gruba ayrılmaktadır.
Birinci grupta acentelik hizmeti niteliğinde olan aktivasyon hizmetleri; ikinci grupta
ise bayilik hizmeti niteliğinde olan ve yeniden satıcı sıfatıyla yapılan hizmetler yer
almaktadır. Bu nedenle Turkcell'in TAM'larla yaptığı sözleşmeler 4054 sayılı
Kanun'un 4. maddesi kapsamındadır.
H.3.3. Gerekçe ve Hukuki Dayanak
Önceki bölümde de açıklandığı üzere Turkcell ile TAM'lar arasındaki ilişki
aktivasyon hizmetleri bakımından acentelik ilişkisini, mülkiyeti TAM'lara geçen
sim kart ve kontör kartların satışı bakımından da yeniden satıcılık şeklinde bir
bayilik ilişkisini ifade etmektedir. Bu çerçevede;
- Sim kart ve kontör kart gibi mülkiyeti yeniden satıcılara geçen malların satış
fiyatlarının Turkcell tarafından belirlenmesi Rekabet Kanunu'nun 4. maddesi
kapsamında yasaktır.
- Acentelik anlaşmalarına konulan rekabet etmeme hükümleri rakiplerin
pazara girişini engelleyecek bir etki doğurmakta ise, bu tür anlaşmaları 4054
sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca 4. maddenin uygulamasının dışına çıkarmak
mümkün değildir.
Bu bakımdan ve savunmalarda belirtilen hususlar da dikkate alınarak;
a) Fiyatların belirlenmesine ilişkin olarak,
- Turkcell bayilerinin (TAM’ların doğrudan veya TAN’lar vasıtasıyla) Turkcell’in
bir yardımcısı gibi ve Turkcell abone hizmetlerinin devamı niteliğinde yaptığı
aktivasyon hizmetlerinin satış bedellerinin Turkcell tarafından belirlenmesinin
rekabet kuralları bakımından bir sakınca oluşturmadığı,
- Ancak mülkiyetlerinin Turkcell dikey yapılanması içindeki teşebbüslere geçtiği
ve yeniden satıcı sıfatıyla devralındığı sim kart, kontör kartların yeniden satış
fiyatlarının Turkcell tarafından belirlenemeyeceği,
b) Bayilerin münhasır çalışmasına ilişkin olarak,
05-88/1221-353
37
- TAM ve TAN’ların aynı zamanda cep telefonu distribütörü bayileri olmaması
durumunda savunmalarda da belirtildiği gibi rakip operatörlerin aynı nitelikte bayi
edinmelerine engel bulunmadığından münhasır çalışma şartının herhangi bir
sakıncasının olmadığı,
- TAM ve TAN’ların aynı zamanda Turkcell ile münhasır çalışan cep telefonu
distribütörlerinin bayileri olmaları halinde rakip operatörlerin söz konusu
distribütörlerin markalarını satan bayi edinmeleri mümkün olmadığından ve bu
suretle rekabet önemli ölçüde kısıtlanacağından münhasır çalışma şartının
getirilemeyeceği,
c) Aralık 1999 tarihine dek yürürlükte olan anlaşmanın ve bu tarihten sonra
yürürlüğe giren yeni anlaşmanın yukarıda izah edilen nedenlerden dolayı 4054
sayılı Kanun’un 4. maddesine aykırı olduğu,
d) Turkcell’in uygulamada da fiyat tespiti anlamına gelen ve münhasır çalışmaya
zorlayan eylemlerde bulunmaması gerektiği
sonuçlarına ulaşılmıştır.
H.4. TURKCELL'İN 4054 SAYILI KANUN'UN 6. MADDESİ KAPSAMINDAKİ
EYLEMLERİ
H.4.1. Distribütörlerle Münhasır Çalışma Şartı
H.4.1.1. Yapılan Tespitler ve Elde Edilen Deliller
Telsim’in Rekabet Kurumu kayıtlarına 27.9.1999 tarih ve 1145 sayı ile intikal
eden dilekçesinde, “Hem hat piyasasında hem de cihaz piyasasının dağıtım
sisteminde aynı distribütör ve bayi ağının kullanılması, bu ağın Türkiye genelinde
yaygın oluşu ve sadakat indirimleri ile Telsim’in ilgili piyasaya sokulmasının
engellenmesiyle yüksek pazar payının muhafaza edilebildiği…” iddia edil-
mektedir.
Soruşturulan 1994-2000 yılları arasında, GSM cep telefonu pazarında faaliyet
gösteren belli başlı distribütörlerin yetkili dağıtıcılığını ve paralel ithalatını
yaptıkları cihazların bu distribütörler arasındaki dağılımına bakıldığında;
KVK Mobil Telefon Sistemleri A.Ş.'nin (KVK) Ericsson, Nokia ve Alcatel,
Gen-Pa Genel Pazarlama San. ve Tic. A.Ş.'nin (Gen-Pa) Ericsson, Siemens
ve Nokia,
Tekofaks Ofis ve Haberleşme Ürünleri A.Ş.'nin (Tekofaks) Panasonic,
Ertel Erdem Telekomünikasyon A.Ş.'nin (Ertel) Alcatel,
Başarı Elektronik Tic. ve San. A.Ş.'nin (Başarı) Nokia, Kenwood ve Samsung,
Unitel Telefon Pazarlama A.Ş.'nin (Unitel) Motorola,
Interline Telekomünikasyon San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin (Interline) Bosch, Maxon,
Swatch ve Telit,
STS Sakarya Telekomünikasyon Ltd. Şti.'nin (STS) Sagem,
05-88/1221-353
38
Gipaş'ın NEC marka mobil telefonların yetkili distribütörlüğünü yaptığı,
Interline'ın Ericsson ve Samsung,
Simpeks ve Telsis'in Ericsson,
Başarı'nın Alcatel,
Unitel'in Panasonic marka mobil telefonların paralel ithalatını yaptığı
görülmektedir.
Operatörler, soruşturmaya konu olan dönemde bu distribütörlere yukarıda da
bahsedildiği üzere çeşitli yazılı veya sözlü kampanya protokolleri çerçevesinde
sim kart satışı yapmakta, bu kartlarla eşleştirilen cihazlar için çeşitli desteklerde
bulunmaktadır. Bu destekler çoğu zaman hat ve kart bedelinin distribütörden
tahsil edilmemesini de içermektedir. Cihazlara verilen destekler cihaz marka ve
modellerine göre belirlenmektedir. Aboneliğe açılan hat sayısına göre
hesaplanan toplam destek operatör tarafından belli bir dönemin sonunda
distribütöre ödenmektedir. Operatörler tarafından cihazların bu şekilde sübvanse
edilmesi, dünyada çok yaygın, hatta operatörler açısından kaçınılmaz olan bir
uygulamadır. Bu uygulama özellikle de rekabetçi pazarlarda önemli bir pazarlama
aracı işlevi görmektedir.
Turkcell'in distribütörlerle imzaladığı kampanya sözleşmelerinin çoğunda
"Firma kampanya süresince başka bir sim kart operatörü ile kampanya
düzenleyemez, satış ve pazarlama anlaşması yapamaz" şeklinde bir hüküm
bulunmaktadır. Kampanyalı satışlar bütün satışların tamamına yakınını
oluşturduğundan, distribütörlere getirilen bu rekabet etmeme yükümlülüğü
piyasada belirleyici bir hal almaktadır.
Turkcell; KVK, Genpa, Tekofaks ve Ertel olmak üzere dört distribütörü
münhasır distribütör olarak nitelendirmekte, bu firmaları kendi dağıtım zincirinin
parçaları olarak kabul etmektedir. Bunlardan KVK zaten Turkcell ile ekonomik
birlik içindedir; Erdem Holding'e bağlı olan Genpa ve Ertel de faaliyete
başlamalarından itibaren sadece Turkcell hatlı satış yapmıştır. Tekofaks ise
önceleri her iki operatör ile çalışırken lisanslı dönemden itibaren sadece Turkcell
ile çalışma kararı almıştır.
Raportörlerce yerinde incelemede elde edilen 15.6.2000 tarihli "Turkcell
Sunumu" adlı belgede Güçlü Satış Ağı başlığı altında anlaşmalı distribütörler
olarak KVK, Genpa (Ertel, Genpa ile aynı holding bünyesinde olduğundan ayrıca
belirtilmemiş) ve Tekofaks gösterilmiştir. Yine Turkcell'e ait 6.3.2000 tarihli "Sales
and Marketing" (Satış ve Pazarlama) adlı belgede "mevcut durumda KVK,
Genpa, Tekofaks ve Ertel olmak üzere dört ithalatçı sadece Turkcell sim kartlarını
dağıtmaktadır" ifadesi yer almakta; "Distribution Channel" (Dağıtım Kanalı) adlı
raporda da dağıtım şebekesinde yer alan cihaz distribütörleri KVK, Genpa,
Tekofaks ve Ertel olarak sayılmakta, bunların münhasır olduğu belirtilmektedir.
Aynı raporda Telsim'in dağıtım şebekesinde yer alan cihaz distribütörleri Unitel,
STS, Interline ve Başarı olarak gösterilmiş, bu distribütörlerin "yetkili distribütör"
olduğu belirtilmiştir.
05-88/1221-353
39
Gelir ortaklığı sözleşmesinin imzalandığı yıl olan 1994'ten, 2000 yılının
Temmuz ayına kadar Turkcell sim kart satışlarının distribütörlere dağılımı
aşağıdaki gibidir:
Tablo – 7 : Turkcell Sonradan Ödemeli Sim Kart Satışlarının Distribütörlere Dağılımı (1994-
2000 Temmuz)
Distribütör Payı (%)
KVK 41
GENPA 22
TEKOFAKS 16
BAŞARI 6
ERTEL 2
DİĞER 13
TOPLAM 100
Tablo – 8 : Turkcell Ön Ödemeli Sim Kart Satışlarının Distribütörlere Dağılımı
Distribütör Payı (%)
KVK 18
GENPA 34
TEKOFAKS 3
A-TEL* 45
TOPLAM 100
(*A-TEL, ön ödemeli sim kartların ve bunların kontör kartlarının pazarlama, satış ve dağıtımı için
%50-%50 KVK- Medya Holding ortaklığı olarak kurulmuş olan ve Birleşik Basın Dağıtım'ın gazete
bayilerini satış yeri olarak kullanan şirketin adıdır.)
1994'den 1999 Aralık'a kadar Telsim'in aktivasyon rakamlarının (sonradan
ödemeli ve ön ödemeli) distribütör ve paralel ithalatçılar arasındaki dağılımı da
aşağıdaki gibidir:
05-88/1221-353
40
Tablo – 9 : Telsim Aktivasyonlarının Dağılımı
Distribütör Payı (%)
BAŞARI 36
UNİTEL 25
İNTERLİNE 13
TELSİS 6
NETAŞ 3
TELSİM 3
SİMPEKS 4
SAKARYA 3
GİPAŞ 1
DİĞER 6
TOPLAM 100
Yukarıda yer verilen tablolardan operatörlerin hangi distribütörlerle yoğun
olarak çalıştığı açık biçimde görülmektedir. Operatörlerin hatlarının cep telefonu
markalarına dağılımı ise aşağıdaki gibidir:
Tablo – 10 : 1994-Temmuz 2000 Arasında Satılan Turkcell Hatlarının Cep Telefonu
Markalarına Dağılımı
Turkcell satışları
içindeki pay (%)
Toplam hatlı cihaz satışları
içindeki pay*(%)
ERICSSON 52 36,4
NOKIA 18 12,6
PANASONIC 16 11,2
SIEMENS 6 4,2
ALCATEL 4 2,8
DİĞER 4 2,8
TOPLAM 100 70
(* Turkcell satışları içindeki oranların Turkcell'in pazar payı ile çarpımı sonucu çıkan yaklaşık
değerler. Bu değerler, tüketicilerin abone olurken satın aldıkları cihazların dağılımını göstermek-
tedir.)
05-88/1221-353
41
Tablo – 11 : 1994-Aralık 1999 Arasında Satılan Telsim Hatlarının Cep Telefonu Markalarına
Dağılımı
Telsim satışları
içindeki pay (%)
Toplam hatlı cihaz satışları
içindeki pay (%)
NOKIA 34,80 10,44
MOTOROLA 26,68 8,004
ERICSSON 16,06 4,818
BOSCH 4,19 1,257
PANASONIC 3,22 0,966
DİĞER 9,78 2,934
PHILIPS 3,18 0,954
SAMSUNG 2,10 0,63
TOPLAM 100 30
Bu rakamların başka bir ifadesi olan hangi marka cep telefonunun hangi
operatör tarafından yaklaşık olarak hangi oranda satıldığı -en çok satılan üç
telefon markasına ilişkin olarak- aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.
Tablo – 12 : En Yüksek Pazar Payına Sahip Üç Marka Satışları İçinde Operatör Hat Dağılımı
Turkcell Telsim
Ericsson %88,32 %11,68
Nokia %54,65 %45,35
Panasonic %92,06 %7,94
Bu tablodan görüleceği üzere, Turkcell'in münhasır çalıştığı distribütörlerden
KVK, Gen-Pa, Tekofaks tarafından dağıtımı yapılan markalarda, Turkcell hatlı
satışlar bu markalara ilişkin toplam satışların çok büyük bir kısmını oluşturmakta;
Başarı'nın da dağıtımını yaptığı ve Telsim'le de kampanyalı satılan Nokia’da ise
toplam satışların hatlara dağılımı iki operatör için birbirine yakın oranlarda
gerçekleşmektedir. Bu durum Turkcell tarafından distribütörlere uygulanan
münhasırlığın rakipler için doğurduğu dezavantajın önemli bir göstergesini
oluşturmaktadır.
Telsim hatlı Ericsson marka telefonların hepsi paralel ithalat yoluyla getirilmiş
olan telefonlardır. Bu ithalatı yapan firmalar Interline, Telsis ve Simpeks'dir.
Telsim hat aktivasyonlarının en çok Başarı ile yürütüldüğü, bunun yansıması
olarak da Nokia markası ile satılan hatların Telsim hatlı satışlar içinde büyük bir
oran teşkil ettiği gözlemlenmektedir.
Telsim ve Turkcell'in distribütörlere cihaz markaları bazında verdiği destekler
incelendiğinde aynı dönemlerde aynı marka cihazlar için Telsim'in daha fazla
destek verdiği anlaşılmaktadır. Turkcell Ocak, Şubat ve Mart 2000 döneminde
Ericsson marka cihazlar için Genpa ve KVK'ya model bazında 80 veya 90 DM
destek vermiştir. Ocak 2000'de Telsim'in Interline, Telsis ve Simpeks'e Ericsson
marka cihazlar için verdiği destek ise 150 DM'dır. Yine Ocak, Şubat, Mart 2000
döneminde Turkcell'in Nokia marka cihazlar için uyguladığı destek miktarı 80
05-88/1221-353
42
veya 90 DM olarak belirlenmiş iken, Ocak 2000'de Telsim aynı marka cihazlar
için Başarı'ya 130 DM destek uygulamıştır. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.
Bu destekler sonucunda aynı markada Telsim hatlı cihazlar çoğu zaman Turkcell
hatlı cihazlardan daha ucuza bulunabilmektedir. Her iki operatörün distribütörlere
destek politikaları göstermektedir ki, Telsim, hatlarının Turkcell'in münhasır
distribütörlerinin satışını yaptığı cihazlarla rekabet edebilecek cihazlarla
satılmasını sağlayabilmek için oldukça yüksek pazarlama harcamaları altına
girmek zorunda kalmaktadır. Zira, GSM operatörlerinin hat satışı yapabilmesinde
ve pazar payını artırabilmesinde en önemli şartlardan biri hatlarını tüketici
gözünde tanınmış, bilinen cihaz markaları ile satışa sunmasıdır. Soruşturma
dönemi itibarıyla Ericsson'un, pazara ilk giriş avantajına da bağlı olarak Türkiye
cihaz pazarında en bilinen marka konumunda olduğu gözlenmiştir. Nokia da
tüketici tarafından büyük oranda tercih edilen bir markadır. Tüketicilerin tercih
ettikleri cep telefonu markası abone olacakları GSM şebekesini seçmeleri
üzerinde önemli bir etken olmaktadır.
KVK ve Genpa'nın Ericsson markasının yetkili distribütörü olmaları ve sadece
Turkcell ile çalışmaları sonucunda Telsim bu markanın paralel ithalatını
özendirebilmek için yüksek distribütör destek ödemelerine katlanmak zorunda
kalmaktadır. Öte yandan Telsim ile çalışan paralel ithalatçılar, Ericsson ile teknik
servis anlaşması olan firmalardan (KVK, Genpa, Denba ve Asya) teknik servis
sağlayamamaktadır. Bu da doğal olarak Telsim açısından dezavantaj
yaratmaktadır. Paralel ithalatçı firmalarla çalışmanın beraberinde getirdiği
sorunlardan biri de belirli bir kaynaktan düzenli bir mal akışı olmamasıdır. Ani
taleplerin karşılanmasında ve yeni modellerin piyasaya sunulmasında özellikle
yetersizlikler ve gecikmeler yaşanmaktadır.
Paralel ithalat yoluyla getirilen Ericsson markalı cihazlara ilişkin yukarıda
sayılan zorluklar büyük oranda yine bu yolla getirilen Panasonic, Alcatel ve
Siemens marka cihazlara ilişkin olarak da geçerlidir.
Nokia ve Motorola dışında yetkili distribütörlerden temin edilerek Telsim hatlı
satılan markaların Bosch, Philips, Samsung, Kenwood, Telit ve Sagem olduğu
görülmektedir. Ancak bu markaların Türkiye cep telefonu piyasasında ilgili
dönemde henüz bilinirlik kazanmamış, yeterli yaygınlığa ulaşmamış markalar
olduğu görülmektedir.
Bu konuda son olarak belirtilmesi gereken konu, Turkcell'in uyguladığı
münhasırlık koşuluna karşın Telsim'in birlikte çalıştığı distribütörlere böyle bir
kısıtlama getirmediğidir. Bunun en açık örneklerini Telsim ile yoğun olarak çalışan
Başarı ve Interline'ın önceleri Turkcell ile de kampanya düzenlemesi ve bilahare
kampanya düzenleyebilmek için vaki talepleri oluşturmaktadır.
H.4.1.2. Savunmalar ve Değerlendirilmesi
- Turkcell'in ilk yazılı savunmasında, cihaz piyasasında faaliyet
göstermedikleri ancak hat - cihaz birlikte satışını zorunlu kılan uygulamalar
çerçevesinde, tüketiciler açısından cihaz maliyetlerini düşürerek pazara yatırım
yapmak anlamında, abone kazanmak amacıyla cihaz distribütörleri ile
kampanyalar düzenledikleri; yine bunlarla bağlantılı olarak cihaz distribütörlerinin
faaliyet gösterdikleri piyasanın, GSM operatörlerinin faaliyet gösterdiği piyasaya
05-88/1221-353
43
göre, elde edilen gelirler bazında çok daha küçük çaplı bir piyasa olduğu ve
operatörlerin bu piyasayla tek ilgisinin abone kayıtları ile ilgili cihaz satışlarının
artırılması yönünde olduğu, cihaz piyasasına verilen destekler karşılığında,
operatörlerin faaliyet gösterdiği piyasada verilen desteğin birkaç katı bir gelir
(ciro) elde edildiği ve Telsim'in de kendi hattı ile çalışacak cihaz satışlarını
desteklediği, Turkcell'in düzenlediği kampanyalar marifetiyle Telsim'in faaliyetle-
rinin zorlaştığı iddiasının ise ancak Telsim'in kampanya düzenleyecek mali
kaynaklara sahip olmaması halinde ileri sürülebilecek bir iddia olduğu, oysa
Telsim'in bağlı bulunduğu Uzan Grubu'nun yeterli finansal kaynaklara sahip güçlü
bir grup olduğu ve operatörler arası girişilen rekabet ile tüketicilerin daha ucuza
cihaz alma olanağını elde ettikleri, Turkcell hatlı satışların Telsim hatlı satışlardan
daha fazla olmasının sebebinin, bu iki operatörün sundukları hizmetlere
piyasanın verdiği cevaptan kaynaklandığı ifade edilmektedir.
Bu bölümdeki savunmalarda cihaz piyasasına operatör desteklerinin hangi
nedenlerle ve nasıl yapıldığı açıklanmış olup, bu tür desteklerin bu piyasanın
doğal bir işleyişi olduğu bilinmektedir. Burada ihlal oluşturan husus ise, hakim
konumdaki operatör olan Turkcell'in verdiği desteklerin "rakip ile çalışmama"
esasına dayandırılması, başka bir deyişle münhasır çalışma koşuluna
bağlanmasıdır. Turkcell'in münhasır olarak çalıştığı distribütörlerin soruşturulan
dönemde operatörler açısından, Türkiye piyasasının kendine has koşulları
dikkate alındığında, vazgeçilemeyecek cihaz markalarının pazarlama ve satışını
yapıyor olmaları dolayısıyla Telsim'in bu distribütörlerle çalışamaması piyasanın
büyük bir bölümünden mahrum kalması sonucunu doğurmuştur. Uzan Grubu'nun
sahip olduğu finansal kaynakların konuyla bağlantısı bulunmamaktadır. Bu
piyasanın rekabetçi işleyebilmesi için ideal olan, bağımsız distribütörlerin
sattıkları cep telefonlarının tüm operatörler açısından erişilebilir olmasıdır. Kaldı
ki, söz konusu distribütörler başlangıçta her iki operatör ile de çalışabilmişken
sonradan bu durum Turkcell tarafından münhasır çalışma koşulunun empoze
edilmesi ile değişmiş, yani piyasanın rekabetçi işleyişi bozulmuştur.
- İkinci ve üçüncü yazılı savunmalarında ise Turkcell, Telsim'in abone başına
yeni yatırımlarının Turkcell'e nazaran önemli ölçüde düşük olduğunu tahmin
ettiklerini, bunun nedeninin santral ve baz istasyonu yatırımlarını artırarak abone
memnuniyetine yönelik bir yatırım programı uygulamak yerine, fonların kampanya
desteklerini artırarak pazara yönelik kullanılması şeklinde bir yönetim stratejisine
dayandığını düşündüklerini; Telsim’in, Turkcell'e oranla daha yüksek oranda
kampanya destek primi uygulamasının Telsim'in yönetsel tercihlerinden
kaynaklandığını, ayrıca aboneleri kalite rekabetine girişerek artırma yöntemini
benimsememelerinin sonuçlarının ağır olduğunu gösterdiğini ifade etmektedir.
Telsim lisans anlaşmalarından kaynaklanan yatırım yükümlülüklerini yerine
getirmiş ve özellikle de son zamanlarda birçok yeni hizmeti piyasaya Turkcell ile
eş zamanlı sunabilmiştir. Telsim'in Turkcell'e nazaran daha yüksek kampanya
destek primi uygulamasına rağmen pazarda aynı etkinliği sağlayamamasının
pazarın rekabetçi olmayan yapısından kaynaklandığı iddiası bu savunmayla
giderilememiştir.
- Turkcell'in öne sürdüğü diğer bir husus, paralel ticaret başta olmak üzere
Türkiye'ye üçüncü kişiler tarafından her marka cihazın getirilerek satılabildiği ve
05-88/1221-353
44
bu cihazlar için de kampanya düzenlenerek aktivasyonun artırılabildiği, hal böyle
iken distribütörler üzerindeki münhasırlığın piyasaları olumsuz etkilemediğidir.
Paralel ithalat yoluyla cihaz sağlanması savunmanın iddia ettiği üzere yetkili
distribütörlerin yaptığı cihaz ithalatı ile eş avantajlar yaratmamakta, yetkili
distribütörlüğe alternatif bir yöntem haline gelmemektedir. Bu durumun temel
nedenleri paralel ithalatta sürekli ve düzenli bir mal arzının olmaması, yetkili
servis hizmeti sunulmasında sorunlar yaşanması ve daha yüksek maliyetlerle
karşılaşılmasıdır.
- Savunmanın cihaz üreticileri tarafından Türkiye'de yeni distribütörlükler ihdas
edilebileceği ve bu şekilde her operatörün istediği marka ile çalışabileceği ve
gerek cihaz gerekse GSM hizmetleri pazarının daha rekabetçi hale gelebileceği
iddiasının ise, soruşturulan dönemdeki mevcut ve mümkün koşulları yansıtmadığı
açıktır. 1994'den 2001'e kadar cihaz piyasasının yapısı incelenmiş ve bu mevcut
yapı çerçevesinde etkinliğin sağlanmasının yolları aranmış, Turkcell'in,
distribütörleri ve dolayısıyla markaları kendine bağlayıcı politikalarına son
verilmesi ve piyasanın bağımsız bir yapıya kavuşturulması en etkin çözüm olarak
görülmektedir.
- Savunmanın, Başarı'nın münhasıran Telsim ile çalışması halinde yüksek
kampanya desteklerinden yararlandığı, İnterline açısından durumun farklı
olmadığı, dolayısıyla bunların Telsim ile münhasır çalışma şartı ile faaliyet
göstermediklerinin doğru olmadığı şeklindeki iddiası ise, soruşturma döneminde
elde edilen kampanya protokolleri ve satış istatistikleri karşısında geçersiz
kalmaktadır. Söz konusu teşebbüslerden elde edilen bilgi ve belgeler de Telsim'in
münhasır çalışma koşulu empoze etmediğini göstermektedir.
Sözlü savunmada ise Turkcell tarafından yukarıda yer verilen yazılı savun-
malardan farklı ve savunmalara ilişkin görüşleri değiştirebilecek herhangi yeni bir
husus ortaya konulmamıştır.
H.4.1.3. Gerekçe ve Hukuki Dayanak
Daha önce de değinildiği üzere, Türkiye GSM hizmetleri pazarında faaliyet
gösteren GSM operatörlerinin sundukları mobil iletişim hizmetlerini tüketicilere
ulaştırabilmeleri, GSM cep telefonu pazarında sağlayıcı olarak faaliyet gösteren
cihaz distribütörleri ile anlaşmalar yaparak, hatlarının bu distribütörlerin dağıtımını
yaptıkları cihazlar ile satışa sunulmasını sağlayabilmelerine bağlıdır. Bu
anlaşmalar çerçevesinde cihazların sübvanse edilmesi veya hat ve kart bedelinin
distribütörden alınmamasına yönelik operatör destekleri düzenlenmektedir.
Dolayısıyla operatörler için distribütörler ticari ilişkide bulunulması kaçınılmaz
taraflar olmaktadır. Bu distribütörlerin GSM hizmetleri pazarında hakim durumda
olan teşebbüs tarafından kendine bağlanması ve diğer operatörlerle ticari ilişkiye
kapatılması, GSM hizmetleri pazarında rekabet koşullarını bozucu etkiler
doğurmaktadır.
Hakim konumdaki bir operatörün, sunulan hizmetin tamamlayıcısı niteliğinde
olan cep telefonlarının sağlayıcısı distribütörlere "rakip operatör ile çalışmama"
koşulunu dayatması ve vereceği subvansiyonları bu koşula bağlaması, yeni
gelişen bir şebekenin tüketiciler için cazip olabilmesi ve varlığını sürdürebilmesi
için gerekli sayıda aboneyi elde edebilmesinin önünde engel oluşturabilmektedir.
05-88/1221-353
45
Söz konusu münhasırlık uygulaması, şebeke piyasalarında zaten yeni girenler
aleyhine olan pazar koşullarını iyice zorlaştırmaktadır.
Turkcell'in kendisiyle münhasır çalışılması koşuluna dayalı olarak
distribütörlerle çalışması yönündeki davranışı, Turkcell'in hakim durumunu
gözardı edemeyerek tercihlerini bu yönde kullanan distribütörlerin, Turkcell ile
zorunlu bir bağımlılık sergilemelerine neden olmaktadır. Bu durum sadece Telsim
için değil, yeni giriş yapacak operatörler için de pazarda tutunmayı zorlaştırıcı, bu
operatörleri pazardan dışlayıcı bir oluşuma neden olacaktır. Telsim'in bu
firmaların distribütörlüğünü yaptığı cihazlara ancak bu firmalara göre daha küçük
çaplı işletmeler olan paralel ithlatçılar kanalıyla ulaşabilmesi, bu cihazlar için
Telsim'in gereğinden fazla harcama yapmasını zorunlu kılmakta, KVK, Gen-Pa,
Tekofaks gibi büyük işletmelerin işbirliğinden de Telsim'i mahrum bırakmaktadır.
Bu açıklamalar göstermektedir ki, Turkcell fiilen cep telefonu distribütörlerinin
önemli bir bölümünün rakipleri ile çalışmamasını sağlamıştır. Distribütörler ise bu
piyasanın yapısı itibarıyla sergilediği "şebeke dışsallıkları"nın etkisiyle, hakim
durumda olan Turkcell ile çalışmamayı veya Turkcell'den destek almamayı göze
alamadıklarından, normal koşullarda ticari çıkarlarına ters bir durumu
kabullenmek zorunda kalmışlardır. Münhasırlığın rakipleri açısından yarattığı
olumsuzlukların fiili olarak Telsim aleyhine gerçekleştiği net bir şekilde ortada
olmakla birlikte, yeni operatörler için de pazara giriş engeli yaratıldığı, yeni
teşebbüslerin mevcut kanallardan faydalanmak yerine kendi kanallarını yaratmak
zorunda kalacakları anlaşılmaktadır.
Yukarıda açıklanan gerekçelerle, Turkcell'in cihaz distribütörleri ile "rakip
operatör ile kampanya düzenlememe" koşuluna dayalı olarak düzenlediği
kampanyalar çerçevesinde cep telefonu distribütörleri ile münhasır çalışması
veya bunları kendisine bağımlı konuma getirmesi suretiyle, bu distribütörlerin
rakip operatörle benzer kampanyalar yapmasını ve sonuç olarak bu
distribütörlere ait cihazların rakip operatör hattı ile satılmasını engelleyerek rakip
operatörün piyasadaki faaliyetlerini zorlaştırdığı, böylece 4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesinin (a) bendinde örneklendiği üzere
ihlale yol açtığı tespit edilmiştir.
H.4.2. Bayilerle Münhasır Çalışma Şartı
H.4.2.1. Yapılan Tespitler ve Elde Edilen Deliller
Rekabet Kurumu kayıtlarına 27.9.1999 tarih ve 1145 sayı ile intikal eden
başvuruda Telsim tarafından, "hem hat piyasasında hem de cihaz piyasasının
dağıtım sisteminde aynı distribütör ve bayi ağının kullanılması, bu ağın Türkiye
genelinde yaygın oluşu ve sadakat indirimleri ile Telsim'in ilgili piyasaya
sokulmasının engellenmesiyle yüksek pazar payının muhafaza edilebildiği"
şikayet edilmektedir.
Turkcell'in bayileri ile münhasır çalıştığına ilişkin yapılan tespitler ve elde
edilen deliller H.3.1.1. maddede açıklandığı için burada ayrıca tekrarlanmayacak,
söz konusu bölümdeki açıklamalara ek nitelikte açıklamalar vermekle
yetinilecektir.
05-88/1221-353
46
Turkcell'in bayi dağıtım ağı karşısında Telsim'in dağıtım ağına bakıldığında,
Telsim'in soruşturma döneminde toplam 220 Telsim Shop ile çalıştığı, bu
merkezlerle ilişkilerin yazılı sözleşme kapsamında değil, şifahen ve duyurular
yoluyla yürütüldüğü görülmektedir.
Ağustos 2000 itibarıyla sayısı 610'a ulaşmış olan Turkcell abone merkezleri,
çoğunlukla KVK ve GENPA bayisidir. (TAM'lar arasında az sayıda olmak üzere
Tekofaks ve diğer distribütörlerin de bayileri bulunmaktadır.)
H.4.2.2. Savunmalar ve Değerlendirilmesi
Turkcell'in bu konudaki savunmaları ve bu savunmaların değerlendirilmesine
H.3.2. maddede yer verilmiştir.
H.4.2.3. Gerekçe ve Hukuki Dayanak
Hakim durumdaki bir teşebbüsün alıcı veya sağlayıcılarına münhasır çalışma
yükümlülüğü getirmesi, bunları hakim durumdaki teşebbüs dışında herhangi
başka bir teşebbüs ile çalışmayı reddetmek zorunda bırakmaktadır. Bu tip bir
münhasırlık, hakim durumdaki teşebbüsün rakipleri açısından pazarda bir
"kapatılma" veya "pazardan dışlanma"ya neden oluyorsa kötüye kullanma olarak
nitelendirilebilecektir.
Münhasırlığın hukuki veya fiili olması arasında bir fark bulunmamaktadır.
Münhasırlığın tesisine ilişkin hüküm yazılı bir sözleşme maddesi olabileceği gibi,
bazı uygulamalar da dolaylı olarak aynı sonucu doğurabilmektedir. Ancak bu
münhasırlığın kötüye kullanma olarak kabul edilmesi, münhasırlık koşulunun
pazarın kayda değer bir kısmının rakiplere kapanmasına, dolayısıyla pazarda
rekabetin zayıflatılmasına neden olmasına bağlıdır.
Bağımsız bayilerin, esasında kendi ticari çıkarlarına da aykırı olabilecek
şekilde Turkcell'e mahkum hale gelmesine yol açan münhasırlığın yukarıda
açıklanan nedenlerle sadece Telsim'in faaliyetlerini zorlaştırmakla kalmadığı,
pazara yeni girecek operatörler için de pazara giriş engeli yarattığı açıktır.
Turkcell'in kendine bağladığı dağıtım kanallarından faydalanamayacak yeni
operatörlerin, normal koşullar altında oluşmayacak olan maliyetler altına
gireceklerini beklemek yanlış olmayacaktır. Nitekim, İş Bankası ile yapılan
görüşmelerde, yetkililer tarafından mevcut dağıtım kanallarının pazara giriş için
yeterli olmadığı, yeni bir dağıtım sisteminin kurulmasının zorunlu göründüğü ifade
edilmiştir. Dolayısıyla söz konusu münhasırlığın yeni giriş yapan rakiplerin
pazarda etkinlik göstermesini güçleştireceği de beklenen bir sonuçtur.
Gerek distribütörler, gerekse bunların bayileri, operatörlerden bağımsız
teşebbüslerdir. Kuşkusuz telekomünikasyon sektörünün yapısı itibarıyla
operatörler ile işbirliği içinde çalışma zorunlulukları bulunmaktadır. Hakim
durumdaki operatör olan Turkcell ile iş yapamama kaygısıyla distribütörler ve
bunların uzantısı olan bayilerin bu operatör ile münhasır çalışmayı kabul etmesi,
aynı pazar gücüne sahip olmayan mevcut ve potansiyel rakiplerin bu bağımsız
kanallardan faydalanmasını imkansız hale getirmektedir. Dolayısıyla bayilere
uygulanan münhasırlık koşulu, distribütörlere uygulanan münhasırlık koşuluyla
birlikte, Turkcell'in hakim durumunu güçlendirmekte, bu konumu garanti altına
almaktadır.
05-88/1221-353
47
Bu değerlendirmeler ışığında;
- Turkcell’in, soruşturmaya konu olan dönemde, cihaz distribütörlerini ve
bayileri, gerek sözleşmeler kapsamında, gerekse bu teşebbüsleri kendine
bağlayan fiili uygulamalarla münhasır çalışma koşuluna tabi tutmak suretiyle,
rakiplerin hizmetlerini sunması için gerekli olan kanalları büyük ölçüde kapatarak,
bugüne kadarki fiili durumda rakip teşebbüs Telsim’in Türkiye pazarı için önem
arz eden bazı markalarla satış yapma olanaklarını kısıtladığı, bu uygulamalarla
Telsim'in maliyetlerinde normal koşullarda gerçekleşmeyecek artışlara neden
olduğu ve söz konusu rakibin GSM hizmetleri piyasasında faaliyetlerinin
zorlaşmasına neden olduğu,
- Dolayısıyla Turkcell'in GSM hizmetleri piyasasındaki hakim durumuna dayalı
olarak gerçekleştirdiği söz konusu münhasırlık uygulamalarının, yukarıda yer
verilen nedenlerle 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesinin ( a ) bendinde örneklenen
yasak eylemlerde bulunduğu,
sonucuna ulaşılmıştır.
H.4.3. Eşit Durumdaki Cep Telefonu Distribütörlerine Karşı Ayrımcı
Uygulamalar
H.4.3.1. Yapılan Tespitler ve Elde Edilen Deliller
Turkcell'in cihaz distribütörleri ile ilişkileri 1994-2000 yılları arasında,
kampanya protokolleri çerçevesinde yürütülmektedir. Bu protokol veya
sözleşmelerde, "Turkcell sim kartlı cep telefonu satışlarını destekleyerek
arttırmak, mevcut pazar şartlarındaki satışlara ilave katkı sağlamak"
amaçlanmaktadır. Kampanyaların içeriği, "firma bayilerinde satılan ve son
kullanıcıya ulaştırılan perakende satışların desteklenmesi" olarak ifade
edilmektedir. Toplam satışların %98'ini oluşturan kampanyalı satışlarda, ürünler
sim kilitli olarak satılmaktadır. Kampanya kapsamındaki satışlarda
distribütörlerden hat ve sim kart ücreti talep edilmemektedir.
1994-2000 (Temmuz'a kadar) döneminde distribütörlerin Turkcell satışları
içindeki pazar payları incelendiğinde KVK'nın %41, Genpa'nın %22, Tekofaks'ın
%16, Ertel'in %2 ve diğer distribütörlerin %13'lük paya sahip oldukları
görülmektedir. Aşağıdaki tablo incelendiğinde, Turkcell’in belli birkaç distribütör
ile yoğun olarak çalışma eğilimi belirginleşmektedir. Bu tablodan, satışların büyük
kısmının KVK, Gen-pa ve Tekofaks kanalıyla yapıldığı görülmektedir.
Başarı'nın satışları Nisan 1999'da 42.216 iken Mayıs 1999'da 3.664’e
gerilemiş ve yıl sonuna kadar da buna yakın miktarlarda sürmüştür. (Mayıs 1999
Turkcell'in Başarı Elektronik'e verdiği desteği kaldırdığı dönemdir.) 1999'un ilk
dört ayında Turkcell satışları içinde %20,4'lük paya sahip olan Başarı
Elektronik'in kalan sekiz aydaki payı %1,68'dir.
Turkcell’in “Aylık Bazda Distribütörlerin Kampanyalı Aktivasyon Takip Raporu”
incelendiğinde, distribütörlerle yürütülen kampanyalarda verilecek birim desteğin
cep telefonu modelleri bazında belirlendiği ve distribütörlere aynı model cihazlar
için aynı desteklerin verilmiş olduğu anlaşılmaktadır.
05-88/1221-353
48
Tablo-13: 1994-2000 (Temmuz'a kadar) Döneminde Toplam Turkcell Hat Satışları
(sonradan ödemeli)
1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000
KVK 17.421 73.172 97.300 169.200 489.135 1.197.452 626.683
GENPA 0 37.129 67.068 151.366 372.282 573.338 242.184
TEKOFAKS 5.794 10.179 42.200 50.350 134.900 431.025 384.000
BAŞARI 7.267 3.096 35.112 66.456 85.717 214.054 4.250
ERTEL 0 0 0 0 21.500 94.331 4.621
DİĞER 40.127 46.196 116.256 154.061 200.612 236.019 42.783
TOPLAM 70.609 169.772 357.936 591.433 1.304.146 2.746.219 1.304.521
Daha önce de belirtildiği üzere Turkcell, kampanya sözleşmelerinde
distribütörlere "münhasır çalışma yükümlülüğü" getirmektedir. Bu yükümlülüğe
uymayan, yani rakip operatörle de çalışan distribütörlerle çalışmamaktadır.
Turkcell KVK, Gen-Pa, Tekofaks ve Ertel'i "münhasır distribütör" olarak
nitelendirdiğini çeşitli raporlarda ifade etmiştir. (Dağıtım Kanalı ve Dağıtım
Stratejileri Raporları) 2000 yılında münhasır distribütörlerin Turkcell satışlarının
%98'ini gerçekleştirdiği görülmektedir. Turkcell 1999'da az miktarda da olsa satış
yaptığı Simpeks ve Interline ile 2000 yılında çalışmamıştır. Başarı Elektronik'in
2000 yılındaki payı ise %1'in altındadır.
Başarı Elektronik'in şikayet dilekçesinde; Turkcell’in diğer cep telefonu
satıcılarına uyguladığı distribütör satış destek primini önceleri kendilerine de
uyguladığı, bu uygulamanın diğer distribütörlere uygulanan orandan daha düşük
olmasına rağmen Başarı Elektronik'in Turkcell hatlı satışlarındaki pazar payının
önemli ölçüde arttığı, Başarı Elektronik'in, piyasadaki gücünü artırması üzerine
Turkcell’in adı geçen şirkete uyguladığı satış destek primini kaldırdığı ve ayrımcı
bir davranışla şirketten hat ve sim kart ücreti talep ettiği, bunun sonucunda Başarı
Elektronik'in satışını yaptığı cep telefonlarının bedelinde rakiplerine nazaran 100 -
200 DM arasında bir artış meydana geldiği belirtilmektedir. Raportörlerce Başarı
Elektronik yetkilileriyle yapılan görüşmelerde de; Turkcell’le kampanya yürütülen
26 Ocak - 30 Nisan döneminde 50 bin adetlik kampanya hedefine çok kısa
sürede ulaşılmasına ve süre sonunda 110 bin adet satış rakamına erişilmesine
rağmen, kampanyanın ilave miktar ile devamı yolundaki talebin Turkcell
tarafından kabul edilmediği ifade edilmiştir. Ayrıca diğer distribütörlerden talep
edilmeyen hat ve kart bedeli bu dönemden sonra Başarı Elektronik'ten talep
edilmeye başlanmıştır. Desteğin kaldırıldığı Mayıs 1999’dan sonra Başarı
Elektronik'in pazar payında belirgin bir düşüş olmuştur.
Turkcell'den destek alamayan diğer bir distribütör Interline'dır. Interline
yetkilileri, Turkcell’in ortaklık yapısında bulunan kişi ve kuruluşların aynı zamanda
cihaz ithalatı yaptıklarını ve satış politikalarının bu firmalara yönelik olduğunu, bu
nedenle Turkcell'le çalışamadıklarını ifade etmişlerdir. Interline Telsim’in ön
ödemeli sistemi olan Pratik Kart'ı satabiliyor iken, Turkcell’in ön ödemeli kartını
yaptığı sözlü başvurulara rağmen satamamaktadır.
05-88/1221-353
49
H.4.3.2. Savunmalar ve Değerlendirilmesi
- Turkcell'in ilk yazılı savunmasında, Turkcell hattı ile açılacak cep telefonu
satışı gerçekleştiren distribütörlere ekonomik ve rasyonel ölçütler içerisinde
objektif olarak destek sağlandığı, bu ölçütlerin hangi miktarda abone kaydedildiği
ile doğrudan bağlantılı olduğu ifade edilmektedir.
Burada Turkcell'in kampanya kapsamında çalıştığı distribütörlere eşit
destekler vererek ayrımcılık yapmadığı savunma konusu yapılmaktadır.
Turkcell'in münhasır veya bağımlı distribütörleri arasında ayrımcı davrandığına
ilişkin bir iddia söz konusu değildir. Soruşturmaya konu olan husus, bu
distribütörler lehine ve rakip operatörle çalışan distribütörler aleyhine
gerçekleştirilen ayrımcı uygulamalara ilişkindir.
- Turkcell, Başarı Elektronik ile ticari ilişkilerinde sürekliliğin bulunmadığını,
Başarı Elektronik'in 1997-1998 yıllarının pek çok ayında Turkcell'den kampanya
desteği almamış olduğunu, Başarı Elektronik'in Turkcell'den kampanya desteği
almadığı yıllarda da satış adetlerini artırdığı halde 1999 Mayıs dönemi
sonrasında görülen satış düşüşlerinin yalnızca Turkcell tarafından verilen maddi
desteklerin sona erdirilmesi ile açıklanamayacağını, Başarı Elektronik ile sadece
bir kampanya düzenlemelerine karşılık KVK, Gen-pa ve Tekofaks ile ise sürekli
olarak kampanya düzenlediklerini, dolayısıyla ticari ilişkileri devamlılık arz eden
distribütörler olarak bunları gördüklerini, sim kart talebinde bulunan diğer
distribütörlere de zaman zaman olumsuz yanıt verebildiklerini ifade etmiştir.
Aşağıdaki tabloda Başarı Elektronik'in Turkcell hat aktivasyonları içindeki
payının yıllara göre değişimi gösterilmektedir:
Tablo-14: Başarı Elektronik’in Turkcell Satışları İçindeki Payı
1994 % 10,29
1995 % 1,82
1996 % 9,8
1997 % 11,2
1998 % 6,57
1999 % 7,79
2000 % 0,32
Başarı Elektronik yetkilileri raportörlere 1994-1999 Mayıs döneminde her yıl
destek alındığını ifade etmiştir. 12.2.2001 tarihinde Başarı Elektronik tarafından
Rekabet Kurumu'na gönderilen belgelerden 1998 yılında Turkcell'in Başarı
Elektronik ile kampanya düzenlediği anlaşılmaktadır. 1.10.1998 tarihinde Başarı
Elektronik tarafından bayilerine gönderilen yazıda Nokia-Turkcell işbirliği ile
hazırlanan "Türkiye Ayağa Kalktı, Milli Mutabakat Sağlandı" kampanyasından söz
edilmektedir.
Tablonun tetkikinden de görüleceği üzere Turkcell'in Başarı ile kampanya
yapmadığı dönem olan 2000 yılında Başarı Elektronik'in Turkcell satışları içindeki
payı asgari seviyeye düşmüştür.
05-88/1221-353
50
Bu suretle, Turkcell'in Başarı Elektronik ile çalışmalarının sureklilik arz
etmediği ve Başarı Elektronik'in faaliyetlerindeki azalmanın Turkcell'den
kaynaklanmadığı şeklindeki iddiaların yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
- Turkcell'in savunmalarında cihaz yenileme pazarının toplam satışlar içinde
%35-40 oranına eriştiği ve bu satışların önünde herhangi bir engel olmadığı ifade
edilmektedir.
Başarı Elektronik yetkilileri toplam satışları içinde cihaz yenileme satışlarının
%10'dan daha az bir oran teşkil ettiğini ifade etmiştir. Ayrıca cihaz yenileme
pazarında gerçekleştirilen satışların Turkcell'in iddia ettiği oranın çok altında
kaldığı bilinmektedir. Diğer yandan, Başarı Elektronik'in sadece cihaz yenileme
pazarında faaliyet göstermek zorunda bırakılması önemli rekabet sınırlaması
olarak görülmektedir.
Sözlü savunma toplantısında yazılı savunmalarda yer verilen hususlardan
farklı bir savunma yapılmamıştır.
H.4.3.3. Gerekçe ve Hukuki Dayanak
Turkcell'in kötüye kullanma kapsamındaki eylemlerinden ilki, ayrımcılığın
bağımlılık yönü denilen alıcıların rakip teşebbüslerle ticari ilişkiye girme
isteklerinin kırılması karşılığında hakim durumda bulunan teşebbüsle ticari ilişkiye
girme isteklerinin artırılmasıdır. Turkcell, %70'lik pazar payına sahip olmanın
verdiği güçle, Telsim ile satış yapan distribütör ve bayilerle çalışmamak suretiyle
onları piyasanın önemli bölümünden mahrum kalma riski ile karşı karşıya
bırakmakta ve bu riski göze alamayan distribütör ve bayileri kendisine bağımlı
hale getirmektedir.
Piyasada Turkcell belirleyici aktör konumundadır. Turkcell'in desteğini kestiği
distribütörün pazar payı belirgin biçimde düşmekte (Başarı Elektronik); Turkcell'in
portföyüne giren bir telefon markasının (Nokia) pazar payında birkaç ay içinde
sıçrama olmakta; dünya pazar payı %10 olan bir markanın (Ericsson) Türkiye
piyasasındaki payı Turkcell desteği ile %40-50'lere ulaşmaktadır. Turkcell'in dört
münhasır distribütörünün pazar payları toplamı yaklaşık %60'dır. Turkcell ile
münhasır çalışmayan distribütörler daha başından pazarın %70'inden mahrum
kalmaktadır. Turkcell'in yarattığı bağımlılık esas olarak pazardaki bu gücünün
münhasır çalışma sistemiyle birleşmesinden kaynaklanmaktadır.
Ayrımcılığın rekabete etkisi iki yönlü olmaktadır. Birincisi satıcılar (GSM
operatörleri) arasındaki (birinci basamak) rekabete etkisidir. Bunda hakim
durumdaki teşebbüs alıcıları (distribütörler) arasında ayrımcılık yaparak diğer
satıcıların alıcılara mal satmasını zorlaştırabilir. Bu etki önceki ana başlık altında
incelenmiştir. Ayrımcılığın ikinci etkisi ise alıcılar arasındaki (ikinci basamak)
rekabete etkisidir. Böylece hakim durumda bulunan teşebbüs alıcılarına
ayrımcılık yaparak alıcılardan bazılarına diğer alıcılara göre avantaj sağlayabilir.
Ayrımcılığın kabulü için hakim durumdaki teşebbüsün alıcılarına farklı
davranmasının alıcıları etkilemesi yeterlidir. Turkcell'in ayrımcı davranışları
sonucu münhasır distribütörleri, diğer distribütörlere karşı rekabet avantajı elde
etmektedirler. Bu avantaj, münhasır distribütörlerin pazar paylarından da
gözlemlenebilmektedir.
05-88/1221-353
51
Turkcell'in kötüye kullanma kapsamındaki diğer eylemi mal vermeyi reddetme
ve mal vermeyi kesme olarak ortaya çıkmaktadır. (Sektör yapısı ve özellikleri
nedeniyle, bu piyasada mal vermeyi reddetme veya kesme distribütör satış
destek primini kaldırma şeklinde olmaktadır.) Herhangi bir teşebbüsün sağladığı
imkanlardan yararlanamamak etkin rekabet yapısına sahip bir pazarda alıcıların
önemli zararlara uğramasına neden olmayabilir. Ancak pazarda hakim durumda
bir teşebbüsün bulunması durumunda alıcıların bu zararları çok büyür. Bu
nedenle pazarda hakim durumda olan bir işletme tarafından satış yapmanın
reddedilmesi halinde satış yapmanın reddedilmesi ya da satıştan kaçınılmasının
ardında yatan nedenlerin incelenmesi gerekir. Satışı reddetme objektif olarak
haklı ve makul gerekçelere dayanıyorsa, kötüye kullanmadan söz etmek mümkün
olmayabilir. Rekabet hukuku bakımından satış yapmanın reddedilmesine ilişkin
olaylarda, "objektif gerekçeler" kavramı önem taşımaktadır. Buna göre, satış
yapmayı reddeden bir işletme, olayın şartları çerçevesinde, objektif nedenlerle bu
şekilde davranmış olduğunu kanıtladığı takdirde, bu davranış kötüye kullanma
sayılmayabilecektir. Mal vermeyi kesmenin kötüye kullanma olabilmesi için mal
talebinde bulunan işletmeye uzun süreden beri mal veriliyor olması, müşterinin
talebinin her zamankinden farklı olmaması ve mal vermeyi kesmek için başka bir
haklı sebebin olmaması gerekmektedir.
Başarı Elektronik'in durumuna bakıldığında 1994 yılından itibaren Turkcell'den
kampanyalar çerçevesinde düzenli olarak hat sağladığı, talepte herhangi bir
azalma olmadığı, aksine Başarı'nın Turkcell hatlı aktivasyonlarının, desteğin
kesildiği dönemde oldukça yüksek olduğu, dolayısıyla mal vermeyi kesmek için
haklı bir sebebin olmadığı görülmektedir. Raportörlerce Turkcell yetkilileri ile
yapılan görüşmede “Başarı Elektronik ile dönem dönem birlikte çalışıldığı, ancak
Başarı’nın Telsim ile çeşitli kampanyalar yürüttüğü, içinde bulunulan dönemde
Başarı ile çalışıl-mamasının tamamen ticari bir tercih olduğu” ifade edilmiştir.
Başarı Elektronik'in şikayeti ve yukarıda yer verilen delil ve analizler sonucu,
Turkcell'in, kendisi ile münhasır çalışan distribütörlerin lehine ve münhasır
çalışmayan distribütörlerin aleyhine ayrımcı uygulamalarda bulunduğu ve bu
suretle 4054 Sayılı Kanun'un 6. maddesinin (b) bendinde örneklenen yasak
eylemlerde bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
H.4.4. Turkcell'in GSM Hizmetleri Pazarındaki Hakim Durumunu KVK’nın
GSM Cep Telefonu Pazarındaki Durumunu Güçlendirmek Amacıyla
Kullanması
H.4.4.1. Yapılan Tespitler ve Elde Edilen Deliller
Başarı Elektronik'in şikayet dilekçesinde Turkcell’in ortaklarından olan büyük
bir grubun aynı zamanda Ericsson cep telefonlarının Türkiye distribütörlüğünü
yapan KVK'nın da en büyük hissedarı olduğu, Turkcell'in KVK'ya uyguladığı
destek primini kendisine uygulamadığı, desteği tamamen kaldırdığı, bunun
sonucunda Başarı Elektronik’in güç durumda kaldığı; Telsim'in şikayet
dilekçesinde de iki ayrı ürün piyasası olarak ele alınması gereken GSM hizmetleri
pazarı ile GSM cep telefonu pazarının Çukurova Holding tarafından tek bir piyasa
gibi algılandığı ve ekonomik faaliyetlerde ayrı ayrı ürün piyasalarında elde edilen
hakim durumun getirdiği avantajların beraberce kullanıldığı; GSM hizmetleri
pazarında Turkcell'in %70 oranında, GSM cep telefonu pazarında da Ericsson’un
05-88/1221-353
52
%50'den fazla pazar payına sahip olması ve Ericsson cihazlarının Turkcell
hatlarıyla birlikte kullanılmasının zorunlu tutularak her iki piyasadaki hakim
durumlarının daha da güçlendirildiği; hem hat piyasasında hem de cihaz
piyasasının dağıtım sisteminde aynı distribütör ve bayi ağının kullanıldığı iddiaları
yer almaktadır.
1994 yılında kurulan ve Ericsson, Alcatel, Nokia ve Aselsan'ın yetkili
distribütörü olan KVK'nın 1999 yılı cirosu 116.860.975.000.000 TL'dir. Pazar payı
en yüksek (yaklaşık %31) distribütör olan şirketin 1999 yılı itibarıyla ortaklık
yapısı aşağıda gösterilmiştir:
Tablo – 15 : KVK Ortaklık Yapısı
PAY SAHİBİ PAY ORANI (%)
Türkiye Genel Sigorta A.Ş. 57,98
Bilka Bilgi Kaynak ve İletişim Sanayi ve Ticaret A.Ş. 3,38
Suadiye Haberleşme Cihazları Bilgisayar Sistemleri İletişim
San.Tic A.Ş.
29,15
Mehmet Emin Karamehmet 0,48
Hüseyin Murat Vargı 0,48
Osman Berkmen 0,48
Mehmet Muzaffer Akpınar 2,58
Karamko İmalat Ziraat End. Ve Tic. A.Ş. 5,49
KVK'nın yukarıda yer verilen iortaklık yapısı incelendiğinde, ilgili dönemde
Çukurova Holding şirketlerinden olan Türkiye Genel Sigorta A.Ş., Karamko İmalat
Ziraat Endüstri ve Ticaret A.Ş. ve Mehmet Emin Karamehmet'in payları
toplamının %64'e ulaştığı görülmektedir. Turkcell'de ortaklığı bulunan Murat Vargı
ve yine MV Holding şirketlerinden olan Suadiye Haberleşme Cihazları Bilgisayar
Sistemleri Sanayi Ticaret A.Ş.'nin toplam payı ise yaklaşık %30'dur. Turkcell'de
%4 ortaklık payı bulunan Bilka'nın payı da eklenince, KVK hisselerinin %97'sinin
Turkcell'de ortaklığı bulunan kişilere, şirketlere ya da bu şirketlerin bağlı olduğu
holdinglere ait olduğu; dolayısıyla soruşturmanın yürütüldüğü dönemde KVK'nın
Turkcell ile ekonomik birlik içinde olduğu anlaşılmaktadır.
Satışını yaptığı tüm cep telefonlarını Turkcell hattıyla aktive eden KVK'nın
Turkcell'in toplam satışları içindeki payı 1994-2000 (Temmuza kadar) döneminde
%41; 1999'da %43,37; 2000'de (Temmuz'a kadar) ise %48,90'dır.
Turkcell'in 2000 yılının Ocak ve Şubat aylarına ait "Aylık Bazda Distribütörlerin
Kampanyalı Aktivasyon Takip Raporu" incelendiğinde, bu dönemde Genpa ile üç;
Ertel ile iki; Tekofaks ile bir kampanya yapılırken, KVK ile beş ayrı kampanya
yürütüldüğü görülmektedir.
05-88/1221-353
53
Tablo – 16 : Turkcell Sim Kart Alışlarına Göre İlk On Distribütör
HAZ 98 HAZ 99
Distribütör adı Sim kart adedi Sıra Sim kart adedi Sıra
KVK 32.000 1 124.680 1
GENPA 29.607 2 61.143 2
TEKOFAKS 4.200 4 50.000 3
BOSCH 18.314 4
ERTEL 900 9 12.921 5
BAŞARI 4.960 3 7.920 6
ŞEMİSTAN 1.650 8 7.500 7
SİMPEKS 200 11 6.506 8
TEKNOTEKS 5.250 9
ASELSAN 4.000 10
610 Turkcell Abone Merkezinin 313'ü KVK bayisidir. KVK kuruluşundan bu
yana pazarda sahip olduğu gücünü ve yüksek pazar payını çok büyük ölçüde
Ericsson'daki satışıyla sağlamıştır. Tüketicinin en çok tercih ettiği markalardan biri
olan Ericsson satışlarının %55 - %60'ını KVK gerçekleştirmektedir.
Tablo – 17 : Ericsson Satışları
Distribütör 1998 1999 2000 (Temmuza kadar)
Genpa 347.900 645.381 506.063
KVK 505.475 843.356 585.901
Raportörlerce KVK'da yapılan yerinde incelemede Genel Müdür Yardımcısının
odasında bulunan "KVK Gölge Müşteri Araştırması- Yönetici Özeti" başlıklı KVK
Shoplar'ın çalışmalarını denetlemeye yönelik bir piyasa araştırmasının
sonuçlarını içeren belgeye göre 25 Nisan - 12 Mayıs 2000 tarihleri arasında
gerçekleştirilen araştırmada satış temsilcilerinin %89'unun müşterileri Ericsson
markasına yönlendirdiği ve %87'sinin Turkcell kullanmanın daha avantajlı
olduğunu belirttiği ifade edilmektedir. 1996'dan 2000'e kadar KVK Shop'ların iç
dizaynlarını ve KVK ve Turkcell tabela örneklerini gösteren tanıtım broşürü de
"1996'dan 2000'e kadar KVK Shoplar (Süregelen Bütünlük)" başlığını
taşımaktadır.
3700 gazete bayi aracılığıyla Turkcell'in ön ödemeli kartlarından biri olan
"Muhabbet Kart"ın (diğeri Hazır Kart) ve kontör yükleme kartlarının pazarlama,
satış ve dağıtımını yapmak üzere kurulan A-TEL'de de KVK'nın %50 ortaklık payı
bulunmaktadır. A-Tel'in ortaklık yapısı aşağıda gösterilmektedir:
05-88/1221-353
54
Tablo – 18 : A-Tel’in Ortaklık Yapısı
ORTAK PAYI (%)
KVK Mobil Telefon Sistemleri A.Ş. 50
Medya Holding A.Ş. 25
Bilgin Holding A.Ş. 19,5
Bilgin Yayıncılık A.Ş. 5
Önay Şevket Bilgin 0,5
Aşağıdaki tabloda Mart 1999 - Temmuz 2000 arasında Turkcell'in toplam ön
ödemeli kart satış yüzdeleri gösterilmektedir. Tablodan görüldüğü gibi ön ödemeli
satışların üçte ikisine yakını KVK ve A-Tel kanalıyla gerçekleştirilmektedir.
Tablo – 19 : Turkcell’in ön ödemeli kart satışlarının distribütörlere dağılımı
DİSTRİBÜTÖR PAYI (%)
A-Tel 45
Genpa 34
KVK 18
Tekofaks 3
19.1.2000 tarihinde Genpa bayisi olan Şengüller GSM Center yetkilisi
tarafından Mobisad Başkanına yazılan mektupta 15.12.1999-31.12.1999 tarihleri
arasında TAM'lar tarafından yapılacak Nokia aktivasyonlarına Turkcell tarafından
distribütörler aracılığıyla 5.000.000 TL iade edileceği ve bunun da ‘deprem
verginiz bize ait’ sloganıyla tüketiciye yansıtılacağı; ancak Genpa bayileri olan
TAM'ların Nokia aktivasyonlarına KVK bayisi olmadıkları ve bu konuda Turkcell
ile birebir muhatap olamadıkları için 5.000.000 TL deprem iadesi alma hakkından
mahrum kaldıkları belirtilmektedir. Bu durum hakim konumda olan Turkcell'in
ekonomik bütünlük içinde olduğu KVK lehine ayrımcılık yaptığını göstermektedir.
Erdem Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı tarafından Çukurova Holding
A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanına gönderilen mektupta ise Genpa’nın 1999 yılında
Turkcell ön ödemeli kart satışlarında %45’lik, 2000 yılının ilk altı ayında ise
%40'lık pazar payına sahip olmasına rağmen 2000 yılının Temmuz ayından
itibaren pazar payının gerektirdiği miktarda hazır kart temin edemediği; A-TEL'in
Temmuz ayında yaklaşık 400 bin adet hazır kart sattığı, 1999 ve 2000 yılının ilk
altı ayında oluşan pazar payı (%40-%45) göz önüne alındığında Genpa’ya da
yaklaşık olarak 300 bin adet hazır kart tahsis edilmesi gerektiği ancak Temmuz
ayı için Turkcell'in Genpa’ya tahsis edilen hazır kart adedinin 37 bin olduğu ve bu
sayının ay sonunda 63 bine çıkacağının Turkcell tarafından ifade edildiği
belirtilmektedir.
Yukarıda belirttiğimiz tespitlere ek olarak, bu kararın önceki maddesinde
açıklandığı üzere Turkcell Nokia marka cep telefonlarına ilişkin olarak Başarı
Elektronik ile çalışırken KVK'nın Nokia distribütörlüğünü almasından sonra Başarı
05-88/1221-353
55
ile kampanya yapmayarak Nokia satışlarını da KVK'ya yönlendirmiştir. Turkcell'in
bunu gerçekleştirmek için uyguladığı yöntem Başarı Elektronik’e verdiği desteği
kesmek olmuştur. Bunun üzerine Başarı Elektronik’in Turkcell içindeki pazar payı
%25'lerden %4'lere düşmüş; sonuçta Nokia Finlandiya bir başka ithalatçı firmaya
da distribütörlük vermek durumunda kalmıştır. Turkcell'in desteğini kestiği
döneme kadar Başarı Elektronik'in Turkcell hatlı aktivasyonları oldukça yüksektir
ve talepte herhangi bir azalma söz konusu değildir.
Turkcell'in yukarıda belirtilen eylemleri 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesinin (d)
bendinde örneklenen yasak eylemler kapsamındadır.
H.4.4.2. Savunmalar ve Değerlendirilmesi
- Turkcell'in ilk yazılı savunmasında KVK ile Turkcell’in aynı piyasada faaliyet
göstermedikleri, dolayısıyla sözkonusu ihlalin gerçekleşemeyeceği iddia edil-
mektedir.
Turkcell ve KVK'nın aynı pazarda faaliyet gösterdiklerine dair bir iddia söz
konusu değildir. 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi "Belirli bir piyasadaki
hakimiyetin yaratmış olduğu finansal, teknolojik ve ticari avantajlardan
yararlanarak başka bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabet koşullarını
bozmayı amaçlayan eylemler"i yasaklamaktadır. Turkcell'in soruşturmaya konu
olan eylemi GSM operatörlüğü piyasasındaki hakim durumun, GSM cep
telefonları piyasasında KVK'nın durumunu güçlendirmek amacıyla
kullanılmasıdır. Dolayısıyla ihlalin oluşması için Turkcell'in cihaz piyasasında
doğrudan bir faaliyetinin bulunması gerekmemekte; GSM operatörlüğü piyasa-
sında sahip olduğu gücü cihaz piyasasında KVK'yı güçlendirmek yönünde
kullanması yeterli olmaktadır.
- İlk yazılı savunmada ayrıca Turkcell'in bundan hiçbir ekonomik çıkarının
bulunmadığı, Turkcell'in ekonomik hedefinin abone sayısını artırmak olduğu,
cihaz piyasasında hangi distribütörle çalışıldığının, ticari mutabakatlara uyulması
ve başarılı olunması kaydıyla, Turkcell açısından önem arz etmediği; Turkcell'in
GSM aboneleri içindeki payının, kendi başarıları ve rakibinin başarısızlıkları
karşısında tüketicinin şekillendirdiği oranda bulunduğu, Unitel isimli bir firmanın
da Uzan Grubu’na bağlı olduğu, ayrıca bunun dışında da Telsim’in kendisine aktif
olarak faaliyet gösterebilecek birçok ticari muhatap bulmasının mümkün olduğu
ve kampanyaların birkaç aylık kısa süreli anlaşmalar olduğu, bunun
distribütörlerin Telsim’le de kampanya düzenlemelerine engel olmadığı iddia
edilmektedir.
Turkcell'in ekonomik hedefinin abone sayısını artırmak olması gerektiği
muhakkaktır. Bunu kendisine hedef olarak belirleyen bir operatörün kendisiyle
kampanya kapsamında çalışmak isteyen distribütörlerin taleplerini geri
çevirmemesi beklenir. Ancak önceki bölümlerde açıklandığı gibi Turkcell'in
distribütörler arasında ayrımcı uygulamalarda bulunarak, toplam abone sayısını
artırmaktan çok, münhasır distribütörleri kanalıyla kazandığı abone sayısını
artırmayı hedeflediği anlaşılmaktadır. Kaldı ki, KVK ile ekonomik birlik içinde
bulunması nedeniyle bundan ekonomik çıkarı bulunduğu açıktır. Piyasada
rekabet koşullarının tesisi için piyasanın operatör-distribütör arasındaki bağımlılık
ilişkilerinden kurtarılması gerekmektedir.
05-88/1221-353
56
- İkinci yazılı savunmada ise KVK'nın Turkcell ile ekonomik birlik içinde
olduğu iddiasının doğru olmadığı, Turkcell ile KVK'nın ayrı yönetim organlarına,
personele ve mali kaynaklara sahip oldukları, KVK ile Turkcell’in iki ayrı teşebbüs
olduğu gerçeği kabul edilirken, bunların aynı grup tarafından kontrol edildiği
görüşünün çelişki oluşturduğu iddia edilmektedir.
Turkcell GSM hizmetleri piyasasında, KVK ise cep telefonu piyasasında
faaliyet gösteren ayrı şirketlerdir. Turkcell'in kendi piyasasındaki hakim durumunu
cep telefonu piyasasında KVK lehine kötüye kullanması mümkündür.
Sözlü savunma toplantısında yazılı savunmalarda yer verilen hususlardan
farklı bir savunma yapılmamıştır.
H.4.4.3. Gerekçe ve Hukuki Dayanak
Telsim'in, GSM hizmetleri pazarında hakim durumda olan Turkcell'in bu hakim
durumunu GSM cep telefonu pazarında da güçlenme yönünde kullandığına;
Başarı Elektronik’in de Turkcell'in KVK'nın en büyük ortağı olduğuna ve
Turkcell'in ayrımcı bir uygulama ile kendilerine yapılan desteği kestiğine dair
iddiaları incelenmiş;
- KVK hisselerinin 1999 itibarıyla %97'sinin Turkcell'de ortaklığı bulunanlara
ait olduğu,
- KVK aracılığıyla gerçekleştirilen aktivasyonlar için deprem vergisi tüketiciden
alınmazken, Genpa bayilerine aynı olanağın sağlanmadığı ve kendisine yeteri
kadar hazır kart tahsis edilmediği hususunda Genpa'nın şikayetçi olduğu,
- Turkcell'in Nokia marka cep telefonları için Başarı Elektronik ile kampanya
düzenlerken KVK'nın Nokia distribütörlüğünü almasından sonra ayrımcı
uygulamada bulunarak Başarı Elektronik’e desteğini kesmiş olduğu anlaşılmıştır.
Bir piyasada hakim durumda bulunan teşebbüsün ekonomik birlik içinde
olduğu başka bir piyasadaki teşebbüse yapacağı destek, o piyasadaki
teşebbüsler arasında rekabeti bozmamalıdır. Yukarıda yer verilen Başarı
Elektronik örneğine dönecek olursak; Turkcell, KVK’nın Nokia distribütörlüğünü
almasını müteakip Başarı Elektronik’e verdiği desteği kaldırmış; tüm Turkcell hatlı
Nokia satışları KVK kanalıyla yapılmaya başlanmış ve bu eylemler sonucunda
cep telefonu piyasasında rekabet kısıtlanmıştır. Dolayısıyla Turkcell’in KVK’ya
yaptığı desteklerin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunda belirleyici unsur, cep
telefonu piyasasında rekabet kuralları bakımından doğurduğu sonuçlar
olmaktadır.
Yukarıda belirtilen uygulamaları ile Turkcell’in, GSM hizmetleri pazarındaki
hakim durumunu, kendisi ile ekonomik birlik içinde olan KVK'nın cep telefonu
piyasasındaki durumunu güçlendirmek için kullanarak ve bu pazarda KVK’nın
rakibi durumunda olan distribütörler aleyhine rekabeti kısıtlayarak 4054 Sayılı
Kanun'un 6. maddesinin (d) bendinde örneklenen yasak eylemlerde bulunduğu
sonucuna ulaşılmıştır.
05-88/1221-353
57
I. SONUÇ
Önaraştırma ve soruşturmaya ait tüm savunma, ek savunma, sözlü savunma
tutanakları, raporlar, Danıştay’ın iptal kararı, tüm dosya münderecatında yer alan
bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda;
1- Rekabet Kurulu’nun 15.8.2005 tarihli ve 05-51/785-M sayı ile
“soruşturmayı yürüten Kurul üyesinin nihai karar toplantısına katılarak oy
kullanmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesine dayanan ve Kurumumuzca
tebellüğ edilen ve Danıştay 13. Dairesi ve İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun
değişik kararlarıyla yerleşik hale gelen mahkeme kararlarının bugünkü tarihten
itibaren temyiz edilmemesine ve yürütmenin durdurulması kararı verilenler
açısından itiraz edilmemesine; gelecekte de bu nitelikteki bir gerekçeyle
Kurumumuza tebliğ edilecek tüm kararların temyiz edilmemesine ve yürütmenin
durdurulması kararı verilenler açısından itiraz edilmemesine”
şeklinde alınan kararı uyarınca ilgili Danıştay kararının temyiz edilmeksizin
dosyanın yeniden değerlendirilebileceğine OYÇOKLUĞU ile;
2- Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin soruşturmaya konu olan 1994-2000
yılları arasında GSM hizmetleri pazarında hakim durumda olduğuna
OYÇOKLUĞU ile;
3- a) Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin ilgili dönemde,
i) Düzenlediği kampanyalar çerçevesinde cep telefonu distribütörleri ile
münhasır çalışması veya bunları kendisine bağımlı konuma getirmesi suretiyle,
bu distribütörlerin rakip operatörlerle benzer kampanyalar yapmasını ve sonuç
olarak bu distribütörlere ait cihazların rakip operatör hattı ile satılmasını
engellediğine;
ii) Aralık 1999 öncesinde bayileri, Aralık 1999 sonrasında ise abone
merkezleri ve abone noktaları ile münhasır çalışması suretiyle, abone merkezleri
ve abone noktalarının aynı zamanda distribütörlerin bayileri olmaları ve bu
distribütörlerin tamamına yakınının yukarıda açıklandığı üzere münhasır ve
bağımlı kılınmış distribütörler olmalarının birlikte sonucu olarak rakip operatörün
piyasadaki faaliyetlerini zorlaştırdığına;
ve böylece 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesinin
(a) bendinde örnek olarak belirtilen yasak eylemlerde bulunduğuna
OYÇOKLUĞU ile;
b) Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin,
i) GSM hizmetleri pazarındaki hakim durumuna dayalı olarak, GSM cep
telefonu pazarında faaliyet gösteren distribütörler arasında gerçekleştirdiği
ayrımcı uygulamalar sonucunda kendisi ile münhasır ve bağımlı çalışan
distribütörler karşısında, bu tür ilişkiye girmeyen distribütörlerin rekabette
dezavantajlı konuma gelmelerine neden olarak, 4054 sayılı Rekabetin Korunması
05-88/1221-353
58
Hakkında Kanun'un 6. maddesinin (b) bendinde örneklenen yasak eylemlerde
bulunduğuna OYÇOKLUĞU ile;
ii) GSM hizmetleri pazarındaki hakim durumunu, kendisi ile ekonomik birlik
içinde olan KVK Mobil Telefon Sistemleri A.Ş.'nin GSM cep telefonu pazarındaki
durumunu güçlendirmek için kullanarak ve bu pazarda KVK’nın rakibi durumunda
olan distribütörler aleyhine rekabeti kısıtlayarak, 4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesinin (d) bendinde örneklenen yasak
eylemlerde bulunduğuna OYÇOKLUĞU ile;
4- Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin dağıtım ağındaki teşebbüsler ile yaptığı
Aralık 1999 tarihine dek yürürlükte olan sözleşmeler ile bu tarihten sonra
yürürlüğe giren yeni sözleşmelerde yer alan fiyat tespitine ilişkin hükümler ve bu
sözleşmelere dayalı eylemlerinin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun'un 4. maddesi kapsamında ihlale yol açtığına OYBİRLİĞİ ile;
5- Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.'nin yukarıda;
a) 2. maddede belirtilen 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal eden
eylemlerinden dolayı, soruşturmanın yürütülmesi sırasında gösterdiği olumlu
tutum ve soruşturma heyetine sağladığı kolaylıklar hafifletici sebep olarak dikkate
alınarak, 1999 yılı sonunda oluşan yıllık gayrisafi gelirinin (net satışlar) takdiren
%0,9’u oranında 6.275.816.100.000.- (Altı trilyon iki yüz yetmiş beş milyar sekiz
yüz on altı milyon yüz bin) TL. para cezası ile cezalandırılmasına OYÇOKLUĞU
ile;
b) 3. maddede belirtilen 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal eden
eylemlerinden dolayı, soruşturmanın yürütülmesi sırasında gösterdiği olumlu
tutum ve soruşturma heyetine sağladığı kolaylıklar hafifletici sebep olarak dikkate
alınarak, 1999 yılı sonunda oluşan yıllık gayrisafi gelirinin (net satışlar) takdiren
%0,1’i oranında 697.312.900.000.- (Altı yüz doksan yedi milyar üç yüz on iki
milyon dokuz yüzbin) TL. para cezası ile cezalandırılmasına OYBİRLİĞİ ile
karar verilmiştir.
05-88/1221-353
59
(29.12.2005 tarih, 05-88/1221-353 sayılı Kurul Kararı’na)
KARŞI OY GEREKÇESİ
Danıştay 13. Dairesinin “soruşturmayı yürüten Kurul Üyesi’nin nihai karar
toplantısına katılarak oy kullanmasının hukuka aykırı olduğu” gerekçesiyle ortaya
çıkan iptal kararlarının ve Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’nun değişik
kararlarıyla yerleşik hale gelen mahkeme kararlarının temyiz edilmemesine ve
yürütmenin durdurulması kararı verilenler yönünden itiraz edilmemesine,
gelecektede bu tür tüm kararların temyiz edilmemesine ve yürütmenin
durdurulması kararı verilenler açısından itiraz edilmemesine dair çoğunluk
görüşüne katılmıyoruz.
Gidilecek yargı yolu yönünden itiraz veya temyiz imkanı bulunan dosya ya
da davalar hakkında sahip olunan tüm yargı yollarının ve hakkının süresinde
kullanılmak suretiyle tüketilmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Rekabet Kurulu kararlarının ilk derece mahkemesi sıfatıyla Danıştay ilgili
dairesinde görülüyor olması nedeniyle verilen kararlar, bir başka dosya için emsal
karar olması niteliğini taşımaması gerekir. İdari Dava Daireleri Genel Kurulu
tarafından verilen kararlar, Rekabet Kurulu kararları yönünden temyiz niteliğinde
olduğundan, Danıştay’ın ilgili dairesi tarafından emsal olarak kabul edilmelidir. O
halde itiraz ya da temyiz imkanı bulunan dosyalar yönünden ve hatta geleceğede
yönelik olarak bu yargı yolunu kapatırcasına alınan kararın uygun olmadığı
görüşündeyiz. Kaldı ki, Rekabet Kurulu kararlarının, 4054 sayılı Kanun’un 56 vd.
maddelerinde yer verilen “Özel Hukuk Alanındaki Sonuçları” nedeniyle tarafların
bu yöndeki haklarını mahkemelerde kullanabileceği göz önüne alındığında, sahip
olunan yasal yolları kullanmaktan vazgeçmenin sorumluluğu ve önemi daha da
açığa çıkmaktadır. Bu nedenle, bu dosya yönünden henüz temyiz süresi
dolmadığından öncelikle temyiz başvurusunun yapılması gerektiğini
düşündüğümüzden, çoğunluk kararına karşıyız.
Tuncay SONGÖR Prof. Dr. Zühtü AYTAÇ Rıfkı ÜNAL
İkinci Başkan Kurul Üyesi Kurul Üyesi
05-88/1221-353
60
Rekabet Kurulu’nun 29.12.2005 Tarih ve 05-88/1221-353 Sayılı Kararı’na
KARŞI OY GEREKÇESİ
Rekabet Kurulu’nun 05-88/1221-353 sayılı Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.
hakkındaki Kararının 2, 3 ve 5(a) maddelerine aşağıda belirttiğim nedenlerle
katılmamaktayım.
I- Bilindiği gibi Hâkim Durum; bir teşebbüsün belirli bir piyasada, rakipleri
ve müşterilerinden bağımsız hareket ederek fiyat, arz, üretim ve dağıtım miktarı
gibi ekonomik parametrelerini belirleyebilme gücüdür.
Soruşturma döneminde GSM Hizmetleri piyasasında Turkcell ve Telsim
olmak üzere iki teşebbüs faaliyet göstermektedir. İş-Tim ve Telekom da lisans
meselelerini halletmiş, piyasada faaliyet için hazırlık yapmaktadırlar.
İki aktörün faaliyet gösterdiği diopol bir piyasada, pazarın tam ortadan eşit
şekilde bölünmesi söz konusu olamaz. Birtakım davranışlardan dolayı birinin
diğerinden farklı pazar payına sahip olması hâkim durumda olduğunu göstermez.
Her ne kadar pazar paylaşımı %70 - %30 biçiminde ise de bu Pazar paylaşımı
tek başına hâkim durumun varlığı için yeterli değildir.
Yine bilindiği gibi piyasaya girişin yasal izne bağlı oluşu, bir giriş engeli gibi
gözükebilir. Ama unutulmamalıdır ki, piyasaya giriş izne tabi olduğu gibi, bu
piyasadaki birçok düzenlemeler de kamu otoritesinin denetimi altındadır.
Kamusal müdahalenin bu denli çok olduğu bir piyasada hâkim durumdan
bahsetmek mümkün değildir.
Kaldı ki iki operatörün daha(Türk Telekom-Ay-Cell ve İş-Tim-Aria)
piyasaya giriş hazırlığı içinde oluşu, var olan operatörleri de potansiyel rekabete
daha duyarlı hale getirmektedir. Bu durumda pazar payı %70 olan bir operatörün
bırakınız mevcut operatörden bağımsız, piyasaya henüz girmemiş olan ve girme
hazırlığı yapan operatörleri bile dikkate almadan herhangi bir ekonomik
parametre (fiyat gibi) belirleyebilmesi mümkün değildir.
Nisan 2001’de İş-Tim’in piyasaya giriş hazırlığı içinde olduğu dönemde
henüz pazar payı % 0 ve pazarda faaliyeti olmamasına rağmen; fiyat ve abonelik
koşullarıyla ilgili yaptığı düzenlemeye Turkcell kayıtsız kalamamış, fiyatlarını
indirmek zorunda kalmıştır.
Sonuç olarak; pazara girişin izne tabi oluşu, altyapı harcamalarının yüklü,
satış ve dağıtım harcamalarının büyüklüğü giriş engeli teşkil ediyor olmasına
rağmen, operatörlerin ekonomik parametrelerini de bağımsız belirleyemediği ve
kamusal denetime tabi olduğu bir piyasada sadece pazar payı ile hâkim
durumda olduğunu söylemek mümkün olmayacaktır.
05-88/1221-353
61
II- Kararın 3(a) ve (b) ile 5(a) maddelerindeki hükümler, Turkcell İletişim
Hizmetleri A.Ş.’nin GSM hizmetleri piyasasında hâkim durumda olduğu kararına
dayandırılarak alınmıştır.
Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin;
i) düzenlediği kampanyalar çerçevesinde cep telefonu distribütörleri ile
münhasır çalışması veya bunları kendisine bağımlı konuma getirmesi suretiyle,
bu distribütörlerin rakip operatörlerle benzer kampanyalar yapmasının
engellenmesi,
ii) bu distribütörlere ait cihazların rakip operatör hattı ile satılmasının
önlenmesi,
iii) bayileri aktivasyon merkezleri ve abone noktaları ile münhasır çalışması
suretiyle, aktivasyon merkezleri ve abone noktalarının aynı zamanda
distribütörlerin bayileri olmaları sonucunda bu distribütörlerin tamamına yakınının
münhasır ve bağımlı kılınmış olması,
ve böylece eylemleri neticesinde rakip operatörün piyasadaki faaliyetlerini
zorlaştırması, ancak bu şirketin hâkim durumda olması halinde ihlal sayılabilir.
Ancak, hakim durumun bulunmaması durumunda bu eylemlerin de ihlal
sayılmaması gerekir.
Ayrıca, distribütörler arasındaki ayrımcı uygulama sayesinde kendisi ile
çalışanları avantajlı, rakip distribütörleri aleyhine rekabeti kısıtlama eylemi de
hâkim durumuna dayalı olarak değerlendirilebilecek olan bir ihlal olup, Turkcell’in
hakim durumda olduğu hususu kabul edilmediği takdirde bu eylemler de ihlal
teşkil etmeyeceğinden, Kurul’un nihai kararının yukarıda bahsi geçen
hükümlerine katılmıyorum.
M.Sıraç ASLAN
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy