Rekabet Kurumu Başkanlığından,
(Danıştay’ın İptal Kararı Üzerine Verilen)
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2002-1-98 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 06-77/992-287
Karar Tarihi : 19.10.2006
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER 10
II. Başkan : Tuncay SONGÖR
Üyeler : Prof. Dr. Zühtü AYTAÇ, Rıfkı ÜNAL, Prof. Dr. Nurettin
KALDIRIMCI, M. Sıraç ASLAN, M. Akif ERSİN.
B. RAPORTÖRLER : M. Oğuzcan BÜLBÜL, Müge Özercan PAŞAOĞLU.
C. ŞİKAYET EDEN:
- 5.6.2002 tarih ve 2529 sayılı İhbar yazısı, 20
- İzmir İnşaat Malzemeleri İmalat ve Satıcıları Odası
1352 Sok. No:2 Kat 2/202 Konak-İzmir
D. KARŞI TARAF :
1. Akçansa Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş.,
Hüseyin Bağdatlıoğlu İş Merkezi Kaya Sultan Sok. No:97 Kat: 5-8
81090, Kozyatağı-İstanbul
Temsilcisi: Av. Nurkut İNAN
Çobanyıldızı Sok. No:8/12 Çankaya-Ankara 30
2. Batıçim Batı Anadolu Çimento Sanayii A.Ş.,
Ankara Asfaltı No:335 35050, Bornova-İzmir
Temsilcisi: Av. Mahmut Birsel, Av. Çağnur Alp
Cumhuriyet Bulvarı 140/1 Işık Apt. Kat:8 35210, Alsancak-İzmir
3. Batısöke Söke Çimento Sanayii T.A.Ş.,
Şarlak Mevkii 09200 Söke-AYDIN
Temsilcisi: Av. Mahmut Birsel, Av. Çağnur Alp
Cumhuriyet Bulvarı 140/1 Işık Apt. Kat:8 35210, Alsancak-İzmir
4. Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası Türk A.Ş.
Kemalpaşa Cad. 35070, Işıkkent-İZMİR 40
Temsilcisi: Av. Nurkut İNAN
Çobanyıldızı Sok. No:8/12 Çankaya/Ankara
5. Denizli Çimento Sanayii T.A.Ş.
Ankara Yolu 35. Km. Pk. 29 Denizli
Temsilcisi: Av. Abidin Kayhan
Aydın Sok. No:10 1. Levent-İstanbul
06-77/992-287
2
E. DOSYA KONUSU : Rekabet Kurulu’nun 2.12.2004 tarih, 04-77/1108-277
sayılı kararın iptaline ilişkin Danıştay 13. Dairesi’nin 9.5.2006 tarih, 50
2005/7386 E. 2006/2136 K.; 2005/7505 E. 2006/2139 K.; 2005/7388 E.
2006/2134 K.; 2005/7484 E. 2006/2131 K. ve 27.6.2006 tarih, 2005/7506 E.
2006/2752 K. sayılı kararları üzerine Ege Bölgesi’nde faaliyet gösteren
çimento üreticilerinin 4054 sayılı Kanun’u ihlal ettikleri iddiasının
yeniden değerlendirilmesi.
F. İDDİALARIN ÖZETİ : Ege Bölgesi çimento pazarında faaliyet gösteren
Akçansa Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş., Batıçim Batı Anadolu Çimento
Sanayii A.Ş., Batısöke Söke Çimento Sanayii T.A.Ş., Çimentaş İzmir Çimento
Fabrikası Türk A.Ş. ve Denizli Çimento Sanayii T.A.Ş.’nin 2002 ve 2003 60
yıllarında Ege Bölgesi torbalı çimento pazarında uyumlu eylem halinde fiyat
tespit etmek suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal edip
etmediklerinin tespiti.
G. DOSYA EVRELERİ
G.1. 5.6.2002 tarih, 2529 sayı; 2.9.2002 tarih, 3848 sayı; 30.9.2002 tarih,
4245 sayı; 17.1.2003 tarih, 214 sayı ve 3.2.2003 tarih, 499 sayı ile intikal eden
muhtelif şikayet dilekçeleri üzerine, 20.2.2003 tarih ve 03-11/120-M sayılı
Kurul kararı ile Akçansa Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş., Batıçim Batı Anadolu 70
Çimento Sanayii A.Ş., Batısöke Söke Çimento Sanayii T.A.Ş., Çimentaş İzmir
Çimento Fabrikası Türk A.Ş. ve Denizli Çimento Sanayii T.A.Ş. hakkında
soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının belirlenebilmesi amacıyla
önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir.
G.2. 8.4.2003 tarih, 2002-1-98/ÖA-03-AÖ sayılı Önaraştırma Raporu
24.4.2003 tarih, 03-27 sayılı Kurul toplantısında görüşülmüş ve 4054 sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesinde yasaklanmış olan
davranışların gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin tespiti amacıyla, aynı
Kanun'un 41. maddesi uyarınca, Ege Bölgesi çimento pazarında faaliyet 80
gösteren aşağıda isimleri yazılı teşebbüsler hakkında soruşturma açılmasına
karar verilmiştir:
- Akçansa Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş.,
- Batıçim Batı Anadolu Çimento Sanayii A.Ş.,
- Batısöke Söke Çimento Sanayii T.A.Ş.,
- Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası Türk A.Ş. ve
- Denizli Çimento Sanayii T.A.Ş.
G.3. 9.5.2003 tarihinde, Kanun’un 43/2. maddesi uyarınca ilgili teşebbüslere
soruşturma açıldığına dair bildirimde bulunularak 30 gün içinde ilk yazılı 90
savunmalarını göndermeleri istenmiştir. Denizli Çimento ise ek savunma
süresi istemiş, söz konusu talep Rekabet Kurulu tarafından reddedilmiştir.
Soruşturma kapsamındaki diğer teşebbüslerin ilk yazılı savunmaları yasal
süresi içinde Kurum kayıtlarına girmiştir.
06-77/992-287
3
G.4. Rekabet Kurulu’nun 2.10.2003 tarih ve 03-64/767-M sayılı kararı gereği
soruşturmanın süresi 24.10.2003 tarihinden itibaren 6 ay uzatılmıştır.
G.5. Soruşturma Heyetince tamamlanan 26.4.2004 tarih ve SR/04-03 sayılı
Soruşturma Raporu, Kanun'un 45/1. maddesi uyarınca tüm Kurul Üyeleri ile 100
soruşturma kapsamındaki teşebbüslere tebliğ edilmiş ve aynı maddenin ikinci
fıkrası gereğince, taraflardan 30 gün içinde yazılı savunmalarının
gönderilmesi istenilmiştir. Tarafların savunmaları yasal süresi içinde Kurum
kayıtlarına girmiştir.
G.6. Soruşturma Heyetinin hazırladığı Ek Yazılı Görüş, Kanun'un 45/2.
maddesi uyarınca 30.7.2004 tarihinde tüm Kurul Üyelerine ve taraflara tebliğ
edilmiştir. Tarafların savunmaları yasal süresi içinde Kurum'a intikal etmiştir.
G.7. 19.10.2004 tarih ve 04-66/941-M sayılı Kurul toplantısında sözlü 110
savunma toplantısının 23.11.2004 tarihinde yapılmasına karar verilmiştir.
G.8. 23.11.2004 tarihinde yapılan sözlü savunma toplantısının ardından
Kurul, 2.12.2004 tarih ve 04-77/1108-277 sayı ile nihai kararını vermiştir.
G.9. Anılan Kurul kararına karşı, Akçansa Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş.,
Batıçim Batı Anadolu Çimento ve Sanayi A.Ş., Batı Söke Çimento Sanayi ve
Ticaret A.Ş., Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası Türk A.Ş. ve Denizli Çimento
Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından Danıştay’da iptal istemli davalar açılmıştır.
120
G.10. Söz konusu davalar sonucunda, ilgili Kurul kararı, Danıştay 13.
Dairesi’nin 9.5.2006 tarih, 2005/7386 E. 2006/2136 K.; 2005/7505 E.
2006/2139 K.; 2005/7388 E. 2006/2134 K.; 2005/7484 E. 2006/2131 K. ve
27.6.2006 tarih, 2005/7506 E. 2006/2752 K. sayılı kararlarıyla, soruşturmayı
yürüten Kurul üyesinin karar oylamasına katılması nedeniyle iptal edilmiştir.
G.11. Kurul’un konu ile ilgili almış olduğu kararın gereği olarak dosya üzerinde
yapılan yeniden değerlendirmeler ışığında düzenlenen 13.10.2006 tarihli Bilgi
Notu 13.10.2006 tarih ve REK.0.05.00.00-110/195 sayılı Başkanlık Önergesi
ile Rekabet Kurulu, önaraştırma ve soruşturmaya ait tüm savunma, ek 130
savunma, sözlü savunma tutanakları, sözlü savunma toplantısının ses
kayıtlarının yazılı açılımı, raporlar, Danıştay’ın iptal kararları, tüm dosya
münderecatında yer alan bütün bilgi ve belgeleri inceleyerek, 19.10.2006 tarih
ve 06-77 sayılı toplantısında nihai kararını vermiştir.
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda;
1- Akçansa Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş., Batı Grubu Şirketler (Batıçim Batı
Anadolu Çimento Sanayii A.Ş. ve Batısöke Söke Çimento Sanayii T.A.Ş.),
Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası Türk A.Ş. ve Denizli Çimento Sanayii
Ticaret A.Ş.’nin; 140
a) 2002 yılı Nisan ayından başlayarak, İzmir ve Aydın başta olmak üzere tüm
Ege Bölgesi torbalı çimento pazarında uyumlu eylem halinde fiyat tespit
ettikleri,
06-77/992-287
4
b) 2003 yılı Haziran ayından başlayarak Körfez Bölgesi başta olmak üzere
tüm Ege Bölgesi torbalı çimento pazarında uyumlu eylem halinde fiyat tespit
ettikleri,
c) Kanun’un 4. maddesini ihlal eder nitelikteki söz konusu uyumlu eylemler
nedeniyle 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin 2. fıkrası gereğince idari para
cezası verilmesi gerektiği,
2- a) Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası Türk A.Ş.’nin, “Tek Elden Dağıtım 150
Anlaşması” ve “Tek Elden Satın Alma Anlaşması” adları altında akdettiği
standart yetkili satıcılık anlaşmalarının, uygulamalar ile birlikte
değerlendirildiğinde 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal eder nitelikte
olduğu ve 1997/3, 1997/4 ve 2002/2 sayılı Tebliğlerle sağlanan grup
muafiyetinden yararlanamayacağı,
b) Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası Türk A.Ş.’ye, Kanun’un 4. maddesini
ihlal eder nitelikteki söz konusu anlaşmalar nedeniyle 4054 sayılı Kanun’un
16. maddesinin 2. fıkrası gereğince idari para cezası verilmesi gerektiği,
3- Para cezaları verilirken, ihlalin tekrar etmesi, muhtemel zararların ağırlığı ve
ihlalin süresinin ağırlaştırıcı unsur olarak dikkate alınması gerektiği, 160
ifade edilmektedir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. İlgili Pazar
I.1.1. İlgili Ürün Pazarı
Soruşturma konusu şikayet edilen eylemler göz önünde bulundurulduğunda,
genel olarak çimento, ilgili ürün pazarını oluşturmakla birlikte, ilgili ürün
pazarının daha kesin olarak saptanabilmesi için çimento cinslerini ve
özelliklerini incelemek yerinde olacaktır. 170
Beyaz çimento dışında kalan diğer tüm çimento türleri gri çimento türleri
olarak kabul edilmektedir. Avrupa Komisyonu’nun çimento kararına1 benzer
şekilde, gerek üretim miktarları, gerekse kullanım alanları açısından
birbirinden farklı olmaları sebebiyle, beyaz çimento ve gri çimento ayrı ürün
pazarlarıdır.
Gri çimento, kullanılan katkı maddelerinin cinsi ve miktarına göre alt gruplara
ayrılmaktadır. Türkiye’de, çimentonun mukavemet alma süresinin hızlı olması
gereken yerlerde çoğunlukla PÇ 42,5 türünde çimento kullanılmaktadır 180
(Üretimi çok daha az olmakla beraber PÇ 52,5, PKÇ/A 42,5 ve PKÇ/B 42,5
bu grup içinde değerlendirilebilir). Bu ürün grubu genellikle daha nitelikli
işlerde kullanılmak üzere büyük inşaat şirketleri ve endüstriyel üreticiler
tarafından talep edilmektedir. Aynı miktarda betonun daha az çimento ile elde
edilmesini sağladığından, nispeten daha az nakliye maliyetine katlanmak
isteyen hazır beton tesisleri de bu ürün grubunun müşterisidir. Mukavemet
alma süresinin daha uzun olabileceği yerlerde ise çoğunlukla PKÇ/B 32,5,
PKÇ/A 32,5, KZÇ 32,5, TÇ 32,5, KÇ 32,5 ve CÇ 32,5 kullanılmakta ve bunlar
1 Cement (1994) OJ L343/1
06-77/992-287
5
da ayrı bir grup teşkil etmektedir. Bu iki ana grup dışında, SDÇ 32,5 gibi özel
nitelikli işlerde kullanılan çimento türleri de vardır; ancak bunların üreticileri az 190
sayıda olduğu gibi, kullanım alanları da sınırlıdır.
Çimento türleri ile ilgili bir diğer ayrım ise “torbalı” ve “dökme” olmak üzere
pazarlama yöntemi açısından yapılmaktadır. Dökme çimentonun müşteri
grubu, hazır beton tesisleri, diğer endüstriyel üreticiler ve silosu olan büyük
inşaat şirketleri iken; torbalı çimento, “elle beton dökümü” gibi daha düşük
yoğunluklu tüketim gerektiren işlerde kullanmak üzere talep edilmektedir.
Torbalı ve dökme çimento, sadece tüketicileri açısından değil, tüketim
merkezleri açısından da farklılık göstermektedir. Dökme çimento müşterileri
genellikle şehir merkezlerinde yer almaktadır. Ayrıca dökme çimentonun 200
nakliyesi, kapalı özel kamyonlarla (silobas) yapıldığından tek yönlü nakliyeye
neden olmakta ve bu da nakliye maliyetini yükseltmektedir. Buna karşılık,
torbalı çimentonun nakliyesi, genel amaçlı nakliye kamyonlarıyla
yapılabilmekte ve çift yönlü nakliye avantajına sahip olunduğunda, daha
düşük maliyetle çok daha uzun mesafelere satılabilmektedir.
Hakkında soruşturma yapılan teşebbüslerin üretim ve satış rakamlarına
bakıldığında, bu teşebbüslerin, ağırlıklı olarak, torbalı çimentoda PKÇ 32.5,
dökme çimentoda PÇ 42.5 üretimi ve satışı gerçekleştirdikleri görülmektedir.
210
Yukarıdaki bilgiler göz önünde bulundurulduğunda, ana ürün pazarı çimento
pazarı olmakla birlikte; yapılacak analizlerde en çok kullanılan ürünler olan
PKÇ/B 32.5 torbalı, PÇ 42.5 dökme ürünleri üzerinde durulacaktır.
I.1.2. İlgili Coğrafi Pazar
Çimento ürününün taşıma maliyetlerinin birim maliyete etkisinin yüksek olması
nedeniyle, çimentonun ekonomik olarak satılabileceği belirli bir uzaklığı
kapsayacak alan, ilgili coğrafi pazar olarak tanımlanmalıdır. Bu uzaklık tam
olarak belirlenmemiş olsa da, yaygın kanaat bu mesafenin 200-300 km’yi 220
aşmaması gerektiği yönündedir.
Çimento pazarı, genellikle fabrikaların çevresinde merkezileşen ancak, bazı
bölgeler için çakışan pazarlar seti olarak tanımlanmaktadır. Ölçek ekonomileri,
üretim maliyetleri, taşıma maliyetleri ve taşıma maliyetinin satış fiyatına
ilavesine yönelik fiyatlandırma yöntemleri dikkate alındığında, çimentonun
satılabileceği uzaklığın; üretim kapasitesi, kapasite kullanım oranı, üretim
maliyetleri, kullanılan nakliye araçları gibi birçok unsura bağlı olduğu
görülmektedir.
230
Soruşturma kapsamındaki teşebbüslerin, gerek 4054 sayılı Kanun
kapsamında değerlendirilen eylemlerini, gerekse diğer ticari faaliyetlerini Ege
Bölgesi bazında gerçekleştirdikleri ve zaman zaman bölgeye, bölge dışından
torbalı çimento satışı gerçekleştirildiği dikkate alındığında, çimento fabrikası
çevresindeki 200-300 km’lik satış alanı mesafesinin mutlak olmadığı ve
coğrafi pazarın kesin olarak belirlenmesinin zor olduğu görülmektedir.
06-77/992-287
6
Soruşturma kapsamında incelemeye konu olan Ege Bölgesi, kendi içerisinde
talebin yoğunluğuna ve çimento fabrikalarının yakınlığına göre değişik
özellikler gösteren alt bölgelere ayrılabilir. Bu bağlamda İzmir, Denizli ve 240
Söke/Aydın, çimento fabrikası bulunan merkezleri oluştururken (Afyon’da Set
Grubu’na ait bir çimento fabrikası bulunmaktadır. Ancak, Afyon ili, Türkiye
Bölgeler Haritası’na göre Ege Bölgesi’nde bulunmasına rağmen, soruşturma
tarafı çimento üreticileri tarafından, Ege Bölgesi için yapılan değerlendirme ve
anlaşmalarda bölge dışı fabrika olarak gösterilmektedir.), kuzeyde “Körfez
Bölgesi” denilen Edremit Körfezi etrafında sıralanan Edremit, Burhaniye ve
Ayvalık ilçelerinin oluşturduğu bölge, İzmir’in hemen güneyinde yer alan
Kuşadası, Selçuk ve Söke civarı, Nazilli ve Aydın, Bodrum, Marmaris ve
Fethiye ilçelerinin oluşturduğu Güney Ege’deki bölge ve Denizli merkez ile
İzmir merkezi ve yakın çevresi de yoğun talep bölgelerini teşkil etmektedir. 250
Teşebbüsler il, hatta ilçe bazında, pazarın uzaklığı, pazarda faaliyet gösteren
diğer teşebbüslerin davranışları, nakliye imkanları gibi etkenlere bağlı olarak
farklı fiyat politikaları uygulamaktadır. Bu durum mikro marketler oluşmasına
yol açmaktadır. Değerlendirmelere esas olarak “İzmir-Merkez”, “Manisa”,
“Aydın” ve “Körfez Bölgesi (Ayvalık-Burhaniye-Edremit)” coğrafi pazarları için
fiyat analizleri yapılmıştır. Bu bölgelerin belirlenmesinde, söz konusu
bölgelerin fabrika merkezi veya kesişim bölgesi olması yahut talebin ve
şikayetlerin yoğunlaştığı bölgeler olması kriter olarak dikkate alınmıştır. Fiyat
analizleri dışında ise, aksi belirtilmedikçe, genel pazar tanımı olan Ege 260
Bölgesi, ilgili coğrafi pazar olarak kabul edilecektir.
I.2. Çimento Pazarı Hakkında Bilgi
I.2.1. Ürün Özellikleri
I.2.1.1. Çimentonun Homojen Bir Ürün Olması
Çimento, homojen bir yapı malzemesidir. İlgili ürün pazarı başlığı altında daha
detaylı bilgi verildiği üzere, içerisine katılan katkı maddelerine göre bazı farklı
özellikler kazandırılabilmekte, bu durum ürünün kullanım alanında küçük
değişiklikler yapmaktadır. Örneğin sülfata dayanıklı çimento (SDÇ), suyla 270
temasında daha iyi mukavemet gösterdiğinden, havuz, baraj gibi inşaatlarda
tercih edilmektedir. Çimento türleri arasındaki özellikleri bakımından birbirine
benzeyen, ikamesi kolay bir ürün olan çimentonun özelliklerinin
farklılaştırılması, dolayısıyla da farklı müşteri kitlesine hitap etmesi ya da farklı
fiyatlandırma yapılması oldukça kısıtlıdır. Örneğin sabunda olduğu gibi,
kokusu, rengi, ambalajı… değiştirilerek farklılaştırılamamaktadır. Ancak
zaman zaman, özellikle kırsal kesimde, çimentonun renginin koyuluğu tercih
sebebi olabilmektedir. Oysaki, çimentonun standartları oluşmuş ve
yerleşmiştir. Ürün özelliklerini daha fazla değiştirme imkanı olmadığından,
pazarda rekabet aracı olarak sadece fiyat kullanılmaktadır. 280
I.2.1.2. Çimentonun Stoklanma Sıkıntıları
Çimento, uzun süre stoklarda duramadığı için üreticiler ve satıcılar
bakımından kısa zamanda satışının yapılması gereken bir üründür. Stok ömrü
3 ay olan çimentonun, stokta bu sürenin aşılması durumunda kalitesi bozulur.
06-77/992-287
7
Bu nedenle sektörde, nispeten stoklanma süresi uzun olan klinker
stoklanmakta, ancak klinkerin de uzun süre stoklanması mümkün
olmamaktadır. Sektörde stok süresi kısa olduğundan, talep tahminleri ve
ürünün üretiminden itibaren kısa sürede satılması önemlidir. 290
I.2.1.3. Çimentonun Ekonomiye Çarpan Etkisi
Çimentonun alternatifinin bulunmaması yanı sıra, kullanım alanı, yani alt
pazarı geniş bir üründür. Dolayısıyla çimento fiyatının alt pazarlarındaki
sektörler üzerindeki zincirleme etkisi, her pazarda katlanarak büyüyen, ülke
ekonomisine etkisinin yoğun olduğu bir üründür. Örneğin çimento fiyatındaki 1
birim değişme, hazır beton pazarını, daha sonra inşaat sektörünü, inşaatın
kullanıldığı konut veya işyerlerinin pazarlarını etkileyip, her pazarda katlanarak
büyüyen bir etkiye sahip olacak ve çimento fiyatlarındaki artışın ülke 300
ekonomisine olan etkisi zincirleme etki nedeniyle oldukça büyük olacaktır.
I.2.1.4. Çimentonun Alternatifinin Olmaması
Çimento, kendi türleri içinde ikamesi kolay olmasına rağmen, çimentonun
başka bir ürünle ikamesi mümkün değildir. Örneğin hazır beton üretiminde
kullanılan çimento miktarı belirli sınırlar içerisinde azaltılabilirken, çimento
kullanmadan hazır beton üretimi mümkün değildir. Bu özelliği nedeniyle
alternatifsiz bir yapı malzemesidir. Dolayısıyla türev pazarların (hazır beton,
yapı malzemeleri, inşaat sektörü gibi), çimento üreticilerine mutlak bir 310
bağımlılığı söz konusudur.
I.2.1.5. Çimento Nakliyesinin Yüksek Maliyetli Olması
Çimento yükçe ağır, pahaca hafif sayılan ürünlerdendir. Genel maliyetlerin
içinde ürün nakliyesinin maliyeti oldukça büyük bir yer kaplar. Bu özelliği
nedeniyle çimento fabrikalarının satış yapabileceği alan sınırlıdır. Sektörde, bu
alanın 200-300 km olduğu kabul görmüştür. Bu durum aynı zamanda
çimentonun bölgeler arası dolaşımını kısıtlamakta, her bölgenin dilediği
fabrikanın çimentosunu almasına engel bir durum yaratmaktadır. Bölgesel 320
ayrımlar yaşanmakta, böylece çimento fabrikaları bölgelerinde hakim
konumda bulunmaktadır. Bu durumun, tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye
çimento pazarında da, rekabet ihlallerinin oluşumunda en büyük rolü
bulunmaktadır. Nakliye maliyetlerinin bu kadar önemli olması, çimento
fabrikalarının uyguladığı fiyatlandırma sistemlerini de etkilemiştir.
I.2.1.6. Torbalı-Dökme Çimento Farklılığı
Dökme ve torbalı çimento, çimentonun sadece ambalajlanması bakımından
birbirinden farklılık gösteren iki pazarlama şeklidir. Ancak çimentonun 330
ambalajlı olması, dökme çimentoya göre pazar içinde ürünün daha kolay
dolaşımını sağlamakla birlikte, dökme çimentoyla eşit üretim maliyetlerine
sahip olmasına rağmen, ekstra torbalama maliyeti (üretim maliyetlerinin %
11’i) gerektirmesi nedeniyle, eşit talep koşullarında, dökme çimentodan daha
pahalı olmasını gerektirmektedir.
06-77/992-287
8
Dökme çimentonun müşteri grubu, hazır beton tesisleri, diğer endüstriyel
üreticiler ve silosu olan büyük inşaat şirketleri iken; torbalı çimento, “elle beton
dökümü” gibi daha düşük yoğunluklu tüketim gerektiren işlerde kullanmak
üzere talep edilmektedir. Torbalı ve dökme çimento, sadece tüketicileri 340
açısından değil, tüketim merkezleri açısından da farklılık göstermektedir.
Dökme çimento müşterileri genellikle şehir merkezlerinde yer almaktadır.
Ayrıca dökme çimentonun nakliyesi özel kapalı kamyonlarla yapıldığından tek
yönlü nakliyeye neden olmakta ve bu da nakliye maliyetini yükseltmektedir.
Buna karşılık, torbalı çimentonun nakliyesi genel amaçlı kamyonlarla
yapılabilmekte ve çift yönlü nakliye avantajına sahip olunduğunda, daha
düşük maliyetle çok daha uzun mesafelere satılabilmektedir. Hazır beton
kullanımının, 1. ve 2. derece deprem bölgelerinde zorunlu tutulması
nedeniyle, torbalı çimento kullanımı sadece sıva yahut tamirat gibi alanlarda
kullanılmakta; dolayısıyla torbalı çimento tüketimi azalmaktadır. 350
Torbalı çimento, bayiler aracılığıyla küçük miktarlarda satışı yapılan bir
çimentodur. Dökme çimento ise büyük müşterilerce doğrudan fabrikalardan
yahut dökme bayileri aracılığıyla fabrikalardan istenerek, özel kapalı
kamyonlarıyla taşınan, büyük miktarlarda sevkiyatı yapılan bir üründür. Bu
nedenle dökme çimento müşterileri, yıllardır çimento aldığı fabrikayı bırakıp
başka fabrikanın çimentosunu kullanmak konusunda isteksizdirler. Bu durum,
iki sonuç doğurmaktadır: İlki, dökme çimentonun sevkiyatı çimento fabrikası
tarafından gerçekleştirildiğinden, nereye gideceği kesin olarak bilinmektedir.
Böylece dökme çimentoda, torbalı çimento pazarında yaşanan, daha uzak 360
mesafeler için daha yüksek nakliye sübvansiyonuyla fabrikadan alınıp, söz
konusu bölgeden daha yakın bir bölgeye, bölgedeki fiyatlardan daha ucuza
satılması mümkün olamamaktadır. Dökme çimentonun, torbalı çimentoya göre
üretici fabrikalar tarafından kontrolü daha kolaydır. Bu nedenle torbalı çimento
pazarı, rekabetçi şartların oluşmasına daha yatkın bir pazardır. Yaşanan
rekabet sonucunda, torbalı çimentonun fiyatı dökme çimentonun altına dahi
düşmektedir. Diğer bir sonuç ise, dökme çimentonun büyük miktarlarda satışı
yapıldığından, üreticiler tarafından rakiplerle fiyat rekabetine girip, fiyatların
düşmesi durumunda, üretici fabrikaların rekabet öncesi fiyata göre zararı çok
daha büyük olacaktır. Bu nedenle, dökme çimento pazarından ziyade, torbalı 370
çimento pazarında, zaman zaman rekabet etmek fabrikaların menfaatinedir.
I.2.2. Pazarın Yapısı
I.2.2.1. Arzın yapısı
Çimento üretimi, sermaye yoğun bir faaliyettir. Hammadde değirmeninde
öğütülen kalker, marn, kil gibi hammaddeler daha sonra fırınlarda belli bir
ısıda pişirilerek klinkere dönüştürülür. Daha sonra klinkerin öğütülmesi ve
çeşitli katkı maddelerinin eklenmesiyle çimento elde edilir. Tüm bu aşamaların
gerçekleştirilebilmesi için gerekli olan sermaye, oldukça yüksek miktardadır. 380
Çimento sektöründe pazara girişin bu denli büyük miktarda sermaye
gerektirmesi, sektöre yeni girecek firmalar açısından caydırıcı bir durum teşkil
etmektedir.
Çimento sektörü, ölçek ekonomilerinin işleyişi için uygun bir pazardır.
Çimentonun homojen bir ürün olması da, ölçek ekonomisinden faydalanmak
06-77/992-287
9
için ortam sağlamaktadır. Üretim süreci gereği büyük miktarlarda üretim
yapılan çimento sektöründe, farklı üretim süreçlerinden farklı ürünlerin elde
edilmesi de gerekmediğinden, bölünme yaşanmadan ölçek ekonomisinden
faydalanmak için oldukça uygun bir pazardır. Çimento üretiminde optimum 390
kapasite, 1.000.000 ton/yıl olarak kabul görmüştür. Ege Bölgesi’nde faaliyet
gösteren çimento fabrikalarından Çimentaş, Batıçim ve Akçansa optimum
kapasite büyüklüğüne sahip olan fabrikalardandır2.
Çimento sektörü teknolojik gelişmenin yoğun olmadığı bir pazardır. Teknolojik
gelişme, daha önce tatmin edilmemiş ihtiyaçları tatmin edecek yeni ürün veya
yeni üretim süreci geliştirilmesine olanak sağlar. Oysa çimento sektöründe
enerji ve yakıt tasarrufu sağlayan bazı gelişmeler dışında pek bir teknolojik
gelişme yaşanmaz.
400
Çimento fabrikaları entegre tesislerdir. Kısaca, hammaddelerin fırınlanmasıyla
elde edilen klinker, öğütülüp katkı maddeleri katılarak çimentoya
dönüştürülmektedir. Ayrıca her çimento fabrikası, hazır beton pazarında da
faaliyet göstermektedir. Çimento pazarı, Uzan Grubu’na ait çimento fabrikaları
haricinde, dikey entegrasyonun sıkı olduğu bir pazardır.
I.2.2.2. Talebin Yapısı
Çimentonun temel kullanım alanı inşaatlardır. Başlanacak inşaatlar için
belediyeler gibi çeşitli kamu mercilerinden izin alınması yahut bizzat bazı 410
kamu kurumlarının (Bayındırlık Bakanlığı, valilikler, belediyeler…) ihaleler
açarak inşaat yaptırması nedeniyle, inşaatların yapılmadan önce öğrenilmesi
mümkündür. Bu durum, talebin tahmin edilmesinin çok zor olmadığının bir
göstergesidir.
Çimento pazarında talebin fiyat esnekliği düşüktür. Talebin fiyat esnekliğini
kısaca, talep miktarının fiyat değişimlerine vereceği tepki olarak
tanımlayabiliriz. Talebin fiyat esnekliğinin düşük olması durumunda,
müşterinin pazarlık gücü zayıftır. Nitekim, Ege Bölgesi’nde 4 çimento
fabrikasına karşılık, tüketici sayısının oldukça fazla olduğu dikkate alındığında, 420
tüketicilerin pazarlık gücünün düşüklüğü daha iyi anlaşılacaktır. Talebin fiyat
esnekliği düşükse, satıcıların da fiyat indirimi yapmaları ortak menfaatlerine
terstir. Çünkü yapacakları indirimle, bu indirimi karşılayıp hatta kara
geçecekleri talep artışıyla karşılaşmazlar. Bu nedenle de, talep esnekliği ne
kadar düşerse, pazarda yapılan fiyat anlaşmalarının kalıcılığı da daha
muhtemel hale geleceği söylenebilir.
430
2 “VIII. Beş Yıllık Kalkınma Planı: Taş ve Toprağa Dayalı ürünler Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Raporu
(Çimento ve Hazır Beton)” DPT, Ankara 2000, sf:21.
06-77/992-287
10
I.2.2.3. Pazardaki yoğunlaşma
Ege Bölgesi’nde çimento üretim ve satışını, asli olarak, söz konusu
soruşturmaya taraf olan Akçansa, Batı Grubu3 (Batıçim ve Batısöke),
Çimentaş ve Denizli Çimento yapmaktadır. Ancak zaman zaman bölge dışı 440
kabul edilen Göltaş (Isparta)’dan ve Ado Çimento (Antalya)’dan Güney
Ege’ye, Set Çimento (Balıkesir), Lalapaşa Çimento (Edirne) ve Eskişehir
Çimento’dan “Körfez Bölgesi” olarak adlandırılan Edremit, Ayvalık,
Burhaniye’ye, Afyon Set Çimento’dan Doğu Ege’ye satış yapılmaktadır.
Akçansa, Kuzey Ege’ye ve Aliağa’da bulunan terminali aracılığıyla İzmir’e;
Batıçim ve Çimentaş İzmir başta olmak üzere çevre illere, Denizli çimento ise
Denizli ve çevre illere satış yapmaktadır. Söz konusu şirketlerin, yıllar itibarıyla
çimento üretim ve satış miktarları aşağıda yer almaktadır:
Bölge Üreticilerinin Ege Bölgesi Toplam Çimento Üretimindeki Payları (%)
YILLAR Batıçim+Batısöke=BATI GRUBU ÇİMENTAŞ DENİZLİ Ç. AKÇANSA4
1997 (…) (…) (…) (…) (…) (…)
1998 (…) (…) (…) (…) (…) (…)
1999 (…) (…) (…) (…) (…) (…)
2000 (…) (…) (…) (…) (…) (…)
2001 (…) (…) (…) (…) (…) (…)
2002 (…) (…) (…) (…) (…) (…)
Ortalama (…) (…) (…) (…) (…) (…)
450
Yukarıda yer verilen tablodan, 1997-2001 yılları arasında başta Batıçim olmak
üzere tüm teşebbüslerin pazar paylarının değişmediği; her yıl bir önceki yıl
pazar payının çok yakınında bir pazar payına sahip oldukları görülmektedir.
Çimentaş’ın 2001 yılında İtalyan bir şirket olan Cementir SA’ya devredilmesi
işleminden sonra ise, pazar paylarının dağılımında bir miktar değişiklik olmuş,
ancak hemen sonrasında teşebbüsler, tekrar eski pazar paylarına
kavuşmuştur. Dolayısıyla, uzun yıllar boyunca pazar paylarının stabil
olduğunu söylemek mümkündür.
Bölge Üreticilerinin Ege Bölgesi Toplam Çimento Satışlarındaki Payları (%)
YILLAR BATIÇİM+BATISÖKE=BATI GRUBU ÇİMENTAŞ DENİZLİ Ç. AKÇANSA
1997 (…) (…) (…) (…) (…) (…)
1998 (…) (…) (…) (…) (…) (…)
1999 (…) (…) (…) (…) (…) (…)
2000 (…) (…) (…) (…) (…) (…)
2001 (…) (…) (…) (…) (…) (…)
2002 (…) (…) (…) (…) (…) (…)
Ortalama: (…) (…) (…) (…) (…) (…)
460
3 Batıçim ve Batısöke, aynı ekonomik bütünlük içerisinde bulunması nedeniyle tek teşebbüs niteliğinde
olduğundan, “Batı Grubu” olarak ifade edilecektir. Ancak farklı bölgelerde kurulu olmaları nedeniyle,
“Batı Grubu” olarak nitelendirilen teşebbüslerin, ilgili pazardaki diğer teşebbüslerle olan eylemlerinin
açıklıkla ortaya konulabilmesi için soruşturmanın Batıçim ve Batısöke için ayrı ayrı yürütülmesi gerekliliği
doğmuştur.
4 Akçansa’nın Ege Bölgesi’nde çimento üretiminin olmaması sebebiyle, teşebbüsün Ege Bölgesi toplam
çimento üretimindeki payı hesaplanırken Ege Bölgesi’nde gerçekleştirdiği toplam çimento satışları baz
alınmıştır.
06-77/992-287
11
Şirketlerin üretimdeki pazar paylarına benzer şekilde, satıştaki pazar
paylarının da uzun yıllar boyunca stabil olduğu söylenebilir.
I.2.2.4. Pazarın Şeffaf Olması
Çimento pazarında, üretici fabrikalar belirli dönemlerde fiyat listeleri
yayınlayarak fiyatlarını bayilerine ve müşterilerine duyurmaktadır. Ancak
genellikle söz konusu fiyat listelerine uyulmamakta, yapılan ıskontolarla fiili
fiyat daha düşük olmaktadır. Fiyat listelerinin üzerinden yapılan ıskontoların
oranını ise bölgedeki talebin durumu, çimentosu satılan üretici sayısı, bölgenin 470
rekabetçi olup olmaması ve nakliye mesafesi belirlemektedir. Ortak bayilerin
de bulunduğu bir pazar olması dolayısıyla, çimento üreticisi rakiplerin, ortak
bayiler ya da diğer çimento müşterilerinden, rakiplerin fiili fiyatlarını çok kısa
bir zamanda öğrenmeleri mümkündür. Bu nedenle, az sayıda üreticinin olduğu
dar bir oligopol pazar olan çimento pazarı, oldukça şeffaf bir pazardır.
I.2.2.5. Pazara Giriş Engelleri
İktisat literatüründe, pazara giriş engeli kavramı, endüstriye yeni girecek
firmanın katlanmak zorunda olduğu, fakat mevcut firmanın katlanmak zorunda 480
olmadığı üretim maliyeti olarak tanımlanmaktadır. Avrupa Birliği Hukuku
uygulamasında sermaye ihtiyacı, dikey entegrasyon, fazla kapasite, ürün
farklılaşması ve sınai mülkiyet hakları gibi, piyasaya yeni girecek olan
teşebbüsler için zorluk teşkil eden çok çeşitli faktörler giriş engeli olarak
nitelendirilmektedir. Aşağıda “çimento” pazarındaki giriş engelleri
incelenmektedir:
Sermaye İhtiyacı ve Batık Maliyet: Batık maliyet, bir sektörde faaliyet
gösterebilmek için yapılan maliyetlerden, sektörden çıkarken o varlığı elden
çıkarma yoluyla tekrar paraya dönüştürülemeyen ya da yapılan harcamanın 490
geri kazanılamaz veya başka bir faaliyet alanında kullanılamayacak nitelikte
olanlarını ifade etmektedir.
Çimento sektöründe var olan batık maliyetlerin yanı sıra, sektöre giriş önemli
miktarda sermaye gerektirmekte ve bu da sektöre yeni girecek firmalar
açısından caydırıcı bir durum teşkil etmektedir. Nitekim, AB Komisyonu bir
piyasaya giriş için gerekli yüksek sermaye ihtiyacını, batık maliyetleri dikkate
almaksızın giriş engeli olarak değerlendirmektedir.
Sermaye piyasası aksaklıkları da sermaye ihtiyacının giriş engeli 500
oluşturmasında etkilidir. Sermaye piyasasındaki bilgi asimetrilerinden (borç
verenin borçlunun risk düzeyini ve mali gücünü inceleme imkanını olmaması
gibi) dolayı, daha küçük bilançosu olan yeni teşebbüs, iflas olasılığı daha
yüksek görüldüğünden, ancak daha yüksek faizle kredi alabilmekte ve
sermaye maliyeti artmaktadır.
Türkiye çimento pazarına, optimum ölçek kabul edilen 1.000.000 ton/yıl
kapasiteli bir fabrika kurarak girmek isteyen bir teşebbüsün, 100 milyon USD’a
ihtiyacı olacaktır. Ege Bölgesi çimento pazarının, mevcut durumda, büyük
sermayeli şirketlerin faaliyet gösterdiği oligopol bir pazar olması, yeni giriş 510
06-77/992-287
12
yapacak firmalar açısından sermaye ihtiyacını artırıcı bir etki doğurmaktadır.
Ülkemiz sermaye piyasalarında var olan sıkıntılar sebebiyle, piyasaya yeni
giriş yapacak firmaların, gerekli sermaye için kredi bulmakta zorlanacağı ya da
daha yüksek bir sermaye maliyetine katlanmak durumunda kalacağı da
açıktır.
Yukarıdaki açıklamalar göz önüne alındığında, ilgili ürün pazarı olan “çimento”
pazarında batık maliyetlerin ve sermaye ihtiyacının ciddi giriş engelleri
oluşturduğu görülmektedir.
520
Ölçek Ekonomileri ve Fazla Kapasite: Çimento sektöründe, ana işlemin
basit olması, ürünün homojen olması ve teknolojinin herkes tarafından
uygulanabilir olması sebebiyle, ölçek ekonomilerinin sabit maliyet ve emek
maliyetleri üzerinde önemli bir etkisi bulunmaktadır. Bu nedenle, sektöre yeni
girecek teşebbüsün fiyat rekabeti yapabilmesi için büyük miktarlarda yatırım
ve geniş ölçekte üretim yapması gerekmektedir. Çimento üretiminde optimum
kapasite, 1.000.000 ton/yıl olarak kabul görmüştür.
BÖLGE ÜRETİCİLERİNİN ÇİMENTO ÜRETİMİNDEKİ
KAPASİTE KULLANIM ORANLARI5 (%)
Yıllar Akçansa Denizli Çimento Batıçim Batısöke
1997 (…) (…) (…) (…)
1998 (…) (…) (…) (…)
1999 (…) (…) (…) (…)
2000 (…) (…) (…) (…)
2001 (…) (…) (…) (…)
2002 (…) (…) (…) (…)
2003 (…) (…) (…) (…)
Önceki yıllarda verilen teşvikler sebebiyle, arz fazlasına sahip olan Türkiye
çimento pazarı, önce birbirini izleyen ekonomik krizler, sonra da deprem 530
sebebiyle büyük bir talep daralmasıyla karşı karşıya kalmıştır. Mevcut
durumda, doygun bir hale gelmiş sektördeki üretim fazlası, ihracat yoluyla
eritilmeye çalışılmaktadır.
Bir sektördeki arz fazlasının o sektöre giriş açısından bir engel teşkil ettiği
açıktır. Talepte bir artış yaşansa dahi, ülkemiz çimento sektöründeki kapasite
fazlası ve ölçek ekonomilerinden faydalanan firmaların varlığı nedeniyle yeni
firmaların pazara girme olasılığı düşük görülmektedir.
Dikey Entegrasyon: Hammaddelerin fırınlanarak pişirilmesiyle elde edilen
klinkerin, öğütülüp, toz haline getirildikten sonra katkı maddeleri eklenmesi 540
sonucu üretilen çimento, hazır beton üretiminin ana girdisini teşkil etmektedir.
Klinker, çimento ve hazır beton ürünlerinin bu nitelikleri sebebiyle, pazarda bu
ürünlerden her birinin üretim düzeyinde faaliyet gösteren, entegre bir sisteme
sahip firmaların varlığının pazara giriş engeli oluşturduğu açıktır.
5 (…………….TİCARİ SIR……………….).
06-77/992-287
13
Klinker, çimento ve hazır beton pazarlarının hepsinde birden faaliyet gösteren
entegre teşebbüsler, üretim için gerekli ana girdileri temin etmek için bu
teşebbüslere muhtaç olan bağımsız çimento ya da hazır beton üreticileri
açısından sıkıntı yaratabildiği gibi, yeni girişlerin önünde ciddi bir engeldir.
550
Ege Bölgesi’nde faaliyet gösteren klinker ve çimento üreten teşebbüslerin
hepsi hazır beton üretimi de yapmaktadır. Dolayısıyla çimento pazarına,
öğütme tesisi kurarak girmek isteyenlerin maliyet dezavantajına sahip olacağı
açıktır. Bu nedenle öğütme tesisinin yanı sıra klinker üretimini de yapmalarını
sağlayacak çimento fabrikasına sahip olmaları gereği doğmaktadır. Klinker,
çimento, hazır beton ürünlerinden üçünü de üreten üreticilerin pazarda var
olması nedeniyle, bunlardan herhangi bir ürün pazarına girmek isteyen
teşebbüs, diğer ürünleri üretememenin zorluk ve dezavantajına katlanmak
zorundadır. Aynı şekilde, hazır beton pazarına girmek isteyenlerin de klinker
ve çimento üretimi yapmaları maliyet avantajı sağlayacağından, entegre 560
olmuş bir pazara giriş için benzer entegrasyonu gerçekleştirme gereğinin,
önemli bir pazara giriş engel olduğu söylenebilir. Entegre olmadan söz konusu
entegrasyonun son aşaması olan hazır beton ürün pazarında faaliyet
göstermek isteyen bir teşebbüs, hammaddesi olan çimentoyu muhtemelen ya
yüksek fiyatla alacak yahut mevcut üreticilere bu pazarda rakip olacağından,
çimento alamayabilecektir.
Müşteri Bağımlılığı: Torbalı çimento, küçük ve sık satışlar yoluyla satılan,
dökme çimentoya göre nispeten taşınması kolay olan bir üründür. Dökme
çimento ise üreticiden doğrudan kullanıcıya özel kamyonlarında 570
nakledilmektedir. Dökme çimento, kamyonlarının ölçekleri nedeniyle büyük
miktarlarda satılmaktadır. Torbalı çimentoda fiyat daha önemliyken, büyük
miktarda alış yapan dökme çimento müşterileri ise fiyat dışında hangi
firmadan aldığı da önemsenmekte, çok önemli bir olay olmadıkça satıcı
değiştirmek istenmemektedir. Çünkü alıma konu olan miktar oldukça büyük
olduğundan, o zamana kadar iş yapılmamış olan başka firmadan alarak,
zamanında çimento alamama gibi risklere girmek istenmemektedir.
Dağıtım Ağı:Özellikle torbalı çimento satışı, temel olarak, bayilik sistemi
aracılığıyla yapılmaktadır. Tek satıcıdan mal alma zorunluluğu getiren bayilik 580
sistemi nedeniyle mevcut dağıtım ağına dahil olmak oldukça zordur. Bu
nedenle, özellikle dökme çimento pazarına girmek isteyen yeni çimento
üreticilerinin yeni bir dağıtım ağı kurması gerekecektir. Ayrıca çimento
tüketicisinin çok dağınık bir coğrafyaya dağılmış olması da kurulması gereken
bayi sayısını artıracak bir unsurdur.
I.2.2.6. Sektörün ve Teşebbüslerin Maliyet Yapısı
Fiyat tespitine yönelik bulgulara geçmeden önce, sektörün ve teşebbüslerin
maliyet yapısı hakkında bilgi vermenin yerinde olacağı düşünülmektedir. 590
Türkiye çimento sektöründeki sınai maliyet yapısı aşağıdaki gibidir6:
6 Kaynak: “VIII. 5 Yıllık Kalkınma Planı:Taş ve Toprağa Dayalı Ürünler Sanayii (Çimento ve Hazır Beton)
Özel İhtisas Komisyonu Raporu”, DPT, Ankara 2000, sf: 45
06-77/992-287
14
Türk Çimento Sektörü
Sınai Maliyet Kalemleri
Ortalama Maliyet %
Hammadde ve yardımcı maddeler 9,5
Elektrik 23,5
Yakıt 20,0
Ambalaj ve ambalaj işçiliği 11,5
Malzeme 6,5
İşçilik 14,0
Dışarıdan alınan hizmetler 10,0
Amortisman 3,0
Diğer 2,0
Toplam 100,0
Yukarıda yer alan üretim maliyetlerinin yanı sıra, ticari maliyetleri oluşturan
genel yönetim giderleri üretim maliyetlerinin % 14,3 oranında ve finansman
giderleri de % 14,5 oranındadır.
Soruşturma tarafları olan Akçansa, Batıçim, Batısöke, Çimentaş ve Denizli 600
Çimento’dan alınan ürün bazında toplam maliyetler incelenerek, söz konusu
şirketlerin birbirinden oldukça büyük farklılıklar içeren 2001 ve 2002 yılı torbalı
çimento maliyetlerinin grafiklerine aşağıda yer verilmiştir7:
GRAFİK (……………………TİCARİ SIR………………..)
Grafikten de anlaşılacağı üzere, çimento üreticilerinin maliyet yapıları 610
birbirinden oldukça farklıdır. Örneğin Batıçim’in maliyetleri yıl boyunca
(……….-…………) TL aralığındayken, Denizli Çimento’nun maliyetleri
(……….-…………)TL aralığındadır. Çimentaş’ın maliyetleri, (……….-
…………) TL aralığında oldukça dalgalı bir seyir izlemişken, Akçansa’nın
maliyetleri (……….-…………) TL aralığında düzenli bir artış kaydetmiştir.
Akçansa ve Batısöke’nin maliyetleri ise yıl boyunca birbirine çok yakın
oluşmuştur. Bahsi geçen şirketlerin 2002 yılındaki maliyetleri incelendiğinde
ise aşağıdaki grafik elde edilmiştir:
620
GRAFİK (……………………TİCARİ SIR………………..)
Yukarıda yer verilen 2002 yılı maliyet grafiği de çimento üreticilerinin,
(……….-…………) TL aralığında, birbirlerinden oldukça farklı maliyetlerle
çimento ürettiklerini göstermektedir. Kanaatimizce, şirketler arası maliyet
farklarının bu kadar büyük olmasının sebeplerinden birisi de, maliyetleri
muhasebeleştirmede seçilen yöntemlerden kaynaklanan sonuçlardır. Ayrıca
şirketlerin, hammadde kaynaklarına yakınlığı ve hammaddelerin kalitesi, kendi
7 Dökme ve torba çimento maliyetlerinin arasındaki temel fark ambalaj ve ambalaj işçiliği giderlerinden
kaynaklanmaktadır. Bu nedenle ambalajlama giderlerini de kapsayan torbalı çimentonun maliyetleri
örnek olarak alınmıştır.
06-77/992-287
15
elektriğini üretiyor olması, personel politikası gibi nedenlerle de maliyetlerinde 630
farklılıklar oluşması mümkündür.
I.2.2.7 Savunmalar ve Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
Soruşturma kapsamındaki teşebbüslerin, yukarıda yer verilen tespitlere ilişkin
olarak yaptığı ilk savunma8, talebin yapısına ilişkin olarak, bölgedeki arz
fazlası dolayısıyla, talebin elastik olduğu ve bu itibarla sağlayıcı gücünden
bahsedilemeyeceği, önemli olan etkenin müşteri sayısının çokluğu değil, talep 640
miktarının arza oranının olduğu söylenmektedir.
Talebin yapısı ve alıcı gücü konusunda ise eklenecek pek bir husus yoktur.
Çünkü bu konu pek de tartışmaya açık bir konu değildir. Çimentonun talep
elastikiyeti oldukça azdır. Alıcı gücü konusunda ise, çimento fabrikaları
karşısında alıcı gücünden söz etmenin mümkün olmadığı, sektörü biraz
tanıyan herkes tarafından bilinen bir gerçektir.
Talebin yapısı konusunda ise, Soruşturma Heyeti’nin Rapor’da talebin
yapısını iyice irdelemediği, bu itibarla örneğin müşterilerin pazarda 650
yoğunlaşması, büyük hacimli satın alımlar, geriye doğru entegrasyon gibi
hususların dikkate alınmadığı iddia edilmektedir. Talebin yapısı konusunda ise
söylenecek pek bir husus yoktur. Çünkü çimento üreticileri karşısında alıcı
gücünden söz etmenin mümkün olmadığı, sektörü biraz tanıyan herkes
tarafından bilinen bir gerçektir.
Savunmada pazara giriş engellerine ilişkin olarak da, Rapor’da çimento
sektörüne ilişkin olarak yer verilen pek çok giriş engeli irdelenerek, çimento
sektöründe giriş engellerinin çok düşük olduğu tablosu ortaya konulmaya
çalışılmıştır. 660
Pazara giriş engelleri konusu da oldukça açık bir konudur. Savunmada çeşitli
örneklerle pazara giriş engellerinin düşüklüğü gösterilmeye çalışılmıştır.
Sektöre giriş engellerinin, özellikle gerekli olan yatırım sermayesi dikkate
alındığında, yüksekliği bilinen bir gerçektir.
Arzın yapısına ilişkin olarak da, sadece dört şirketin kapsam dahilinde
incelenmesi eleştirilmekte Ege Bölgesi’ne satışı ya da etkisi olan diğer
teşebbüslerin de konuya dahil edilmesi gerektiği belirtilmektedir.
670
Soruşturma her ne kadar Ege Bölgesi’ne yönelik olarak açılmış olsa da,
çimento ürünü için ilgili coğrafi pazarın Ege Bölgesi olarak alınması doğru
değildir. Bu bağlamda Ege Bölgesi çapında hesaplanacak pazar payları,
sadece ek bir bilgi olarak değerlendirilebilecek, işin esasına yönelik olarak
kullanılamayacaktır. Zaten bu amaca yönelik olarak Soruşturma Raporu’nda
söz konusu bölge; İzmir, Aydın gibi bir takım alt pazarlara ayrılarak
incelenmiştir.
8 “Savunma” ifadesi, haklarında soruşturma yapılan teşebbüslerin, birinci ve ikinci yazılı savunmaları, ek
görüşe cevapları ile sözlü savunma toplantısında ileri sürdükleri hususları kapsamaktadır.
06-77/992-287
16
Öte yandan söz konusu yazılı savunmada, yaklaşık 1 milyon ton klinker/yıl
olarak belirtilen minimum ölçeğe ilişkin olarak bu seviyenin altında ve karlı bir 680
biçimde çalışan tesisler örnek gösterilmektedir. Ayrıca, sektöre giriş için
mutlaka entegre tesis kurulmasının gerekmediği, çok daha az maliyetle
öğütme tesisiyle de çimento pazarına girilebileceği ifade edilmektedir.
Optimum ölçek konusunda savunmada yer verilen hususlara katılmak
mümkün değildir. Optimum ölçek, ortalama maliyetlerinin en düşük seviyede
olması durumunu ifade etmektedir. Bu ölçek, ideal olanı gösterir. Bunun
altında ya da üstünde bir miktarda üretim yapılamaz diye bir koşul yoktur.
Optimum ölçeğin altında da üstünde de üretim yapılabilir ve bu husus,
savunmada gösterildiği üzere karlı da olabilir. Esasında bu durum bir ölçüde 690
de, pazardaki fiyatların olması gerekenden yüksek olduğuna ve bir takım
pazar aksaklıklarına işaret etmektedir.
Maliyetlere ilişkin olarak Rapor’da kullanılan bilgilerin, Akçansa açısından
gerçeği yansıtmadığı söylenmektedir.
Soruşturma Raporu’nda ana çerçevede verilen çimento maliyetlerine ilişkin
bilgiler DPT Özel İhtisas Komisyonu Raporu’ndan (2000) alınmıştır ve genel
bir bilgi niteliğindedir. Maliyetlerin, teşebbüs ve hatta tesis bazında farklılık
göstermesi doğaldır. 700
Çimentaş’ın savunmasında, Soruşturma Raporu’nda analizlere konu edilen
maliyetlerin Soruşturma Heyeti tarafından hesaplandığı iddia edilmektedir.
Böyle bir durum söz konusu değildir. Objektif olunması ve karşılaştırma
yapılabilmesi adına, Rapor’da kullanılan veriler ilgili teşebbüslerden, aynı
formatta olmak üzere, alınan verilerdir. Dolayısıyla Çimentaş’a ilişkin fiyat ve
maliyet bilgileri de, anılan teşebbüs tarafından hazırlanarak Soruşturma
Heyeti’ne gönderilen verilerdir. Bu konuda bir hata ya da eksiklik olması,
ancak Çimentaş’ın Rekabet Kurulu’na eksik, yanlış veya yanıltıcı bilgi
göndermiş olması halinde mümkündür. 710
Batısöke ve Batısöke’yle rekabet hukuku bağlamında tek teşebbüs kabul
edilen Batıçim Batı Anadolu Çimento Sanayii A.Ş. (Batıçim) için
soruşturmanın ayrı ayrı yürütülmeye devam edilmesinin rekabet hukukuna
aykırı olduğu ve Batısöke açısından mükerrer işlem yapılarak müeyyide
uygulanmasına sebep olacağı, Batısöke’nin, bağlı ortaklığı olduğu Batıçim ile
eylemlerinin “teşebbüsler arası” kabul edilerek 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesi kapsamında soruşturma başlatılmasının mümkün olmadığı ifade
edilmiştir.
720
Batısöke ile Batıçim’in, aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer alan şirketler
olmaları sebebiyle tek teşebbüs niteliği taşıdıkları, teşebbüsün yazılı
savunmasında da değinilmiş olduğu üzere, Soruşturma Raporu’nda ifade
edilmektedir. Söz konusu soruşturma, Batısöke ile bağlı ortaklığı olduğu
Batıçim’in birbirleri ile olan eylemlerine değil, aynı pazarda ilgili
teşebbüslerden bağımsız olarak faaliyet gösteren ve soruşturmanın Batıçim
ve Batısöke dışında kalan taraflarını oluşturan teşebbüsler ile
06-77/992-287
17
gerçekleştirdikleri eylemlerine yönelik olarak yürütülmektedir. Dolayısıyla,
Batısöke’nin bağlı ortaklığı olduğu Batıçim ile olan eylemlerinin “teşebbüsler
arası” kabul edilerek soruşturma başlatılmış olduğu iddiası yersizdir. 730
“Batı Grubu” olarak nitelendirilen teşebbüslerin, ilgili pazardaki diğer
teşebbüslerle olan eylemlerinin açıklıkla ortaya konulabilmesi için
soruşturmanın Batıçim ve Batısöke için ayrı ayrı yürütülmesi gerekliliği olup,
her iki teşebbüsün soruşturma kapsamında yer alması, Rekabet Kurulu’nun
soruşturmaya ilişkin ceza takdirlerini oluştururken teşebbüslerin aynı
ekonomik bütünlük içerisinde yer aldıklarını göz önüne almasına engel teşkil
etmemektedir.
I.3. Yatay İhlaller 740
Mevcut soruşturmanın tarafları olan İzmir-Merkez’de kurulu Çimentaş ve
Batıçim ile Aydın/Söke’de kurulu Batısöke ve Denizli-Merkez’de kurulu Denizli
Çimento, Ege Bölgesi’nde faaliyet göstermekte; Akçansa ise Çanakkale
merkezli olması nedeniyle bölgeye uzak görünmesine rağmen, Çanakkale
Fabrikası aracılığıyla Kuzey Ege’de, İzmir/Aliağa’daki terminali aracılığıyla da
İzmir’de faaliyet göstermektedir. Dolayısıyla Ege Bölgesi’nde 4 teşebbüs
çimento arzını sağlamaktadır. Söz konusu teşebbüslerin rekabeti ihlal
ettiklerine dair açık bir anlaşma metni bulunamamasına rağmen, pazarda
rekabet ihlallerinin varlığını gösteren pek çok bulguya rastlanmıştır. 750
I.3.1. Fiyat Tespiti
Fiyat tespiti başlığı altında, şikayetlerde belirtilen bölgelerden başlanmak
üzere, farklı fiyatlarla ayrılmış olan mikro bölgeler bazında, çimento üreticisi 4
teşebbüsün paralel fiyat artışlarına yer verilecektir. Daha sonra ise bu
artışların maliyet artışları ile ilişkisi kurulmaya çalışılacaktır. Ayrıca, rekabet
ihlalinin varlığını gösteren bazı analizlere de yer verilecektir.
760
I.3.1.1. 2002 Yılı
Soruşturmaya taraf olan teşebbüslerden alınan net satış fiyatları
incelendiğinde; 2002 yılı başından Nisan ayına kadar, çimento üreticileri
arasında özellikle torbalı çimento pazarında fiyat düşüşünü müteakip, paralel
olarak tüm illerdeki fiyatlarda büyük artışların başladığı gözlemlenmiştir. Söz
konusu paralel fiyat artışlarının maliyetlerden bağımsız olmasının yanı sıra,
pazarda rekabetin kısıtlandığını gösteren başka bulgulara da rastlanmıştır.
Fiyatların bölgelere göre belirlenmesi nedeniyle, iller bazında inceleme
yapılmıştır. Ancak soruşturmaya taraf olan teşebbüslerin, faturaları üzerinden 770
bölgelerin ayrıştırılarak uygulanan fiyatları hesaplamanın oldukça uzun zaman
alması, Ege Bölgesi’ndeki tüm illerde yaşanan çimento fiyat hareketlerini
incelemekte kısıt olarak karşımıza çıkmıştır. Bu nedenle, söz konusu
incelemelerden örnek olarak seçilen, özellikle şikayetlerin ve talebin
yoğunlaştığı illere ait değerlendirmelere aşağıda yer verilmiştir
06-77/992-287
18
I.3.1.1.1. Aydın İli
Kurum kayıtlarına (………) tarih ve (…) sayı ile intikal eden ihbar yazısında
aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“Aydın’da çimento ve hazır beton satışı yapmaktayız. Fakat son günlerde 780
Çimento Üreticiler Birliği maalesef Aydın ve çevresinde ortak fiyat politikası
belirlemekte ve serbest piyasa ekonomisinin gereklerini yerine
getirmemektedirler. Ege bölgesinde sadece Çimentaş-Batısöke-Denizli
Çimento ve Batıçim faaliyet göstermektedir ama maalesef sektörde bir
tröstleşme söz konusudur. Yatırım maliyetlerinin yüksek oluşu nedeniyle az
sayıda olan çimento fabrikaları rekabet etmemektedirler. Rekabet Kurulu sık
sık ceza yazmasına rağmen hala daha aynı tutum içindedirler.
Bir ay kadar önce 1.700.000 TL’ye aldığımız çimento (depo teslimi), şu anda
3.700.000 TL’dir. Aynı şekilde beton fiyatı da 24.000.000 TL’den 49.000.000 790
TL’ye yükselmiştir. Bir ay içinde ülkede hangi ekonomik değişiklikler olmuştur
ki fiyatlar bu kadar artmıştır. Zaten şu anda milletin satın alma gücü yoktur.
Fabrikalar maksimum karla çalışmaktadır.
Satıcı olarak biz ne kadar rekabet yapabiliriz ki. Kar oranımız zaten %1 veya
%2’dir. …”
Yukarıda yer verilen ihbarcı, dilekçesinde Nisan 2002’de 1.700.000 TL’ye
aldıkları torbalı çimentoyu Haziran 2002’de 3.700.000 TL’ye aldıklarını ifade
etmiştir. Söz konusu ihbardaki verileri kontrol etmek amacıyla, Aydın’da torbalı
çimento satan Batısöke, Çimentaş ve Denizli Çimento’dan istenen, söz 800
konusu şirketlerin faturalarından hesapladıkları torbalı çimento (PKÇ/B 32,5)
aylık ağırlıklı ortalama satış fiyatlarına aşağıda yer verilmektedir:
GRAFİK (……………………TİCARİ SIR………………..)
Batısöke’nin Aydın/Söke gibi Aydın’a diğer fabrikalardan daha yakın bir
mesafeden satış yapmasına karşılık; Denizli Çimento’nun Denizli’den,
Çimentaş’ın ise İzmir’den nakliye sübvansiyonu yaparak, yani daha düşük
fiyatlarla Aydın’a çimento satışı yaptığı bilinmektedir9. Bu nedenle, grafikte
Denizli Çimento ve Çimentaş’ın fiyatı, Batısöke’nin fiyatından düşük 810
görülmektedir. Denizli Çimento ve Çimentaş’ın Aydın ilinde oluşan nihai
fiyatlarının daha yüksek olacağı göz önünde bulundurulduğunda, fiyat artış
tarihleri ve artış trendindeki benzerlik dikkat çekicidir.
Grafikten de anlaşılacağı üzere, ihbarda belirtilen tarih olan Nisan 2002, tüm
şirketlerin fiyatlarında kırılma noktası olan bir tarihtir. Bu tarihten itibaren
fiyatlar artış trendine girmiş ve özellikle Mayıs, Haziran aylarında büyük bir
ivmeyle artmaya devam etmiş, Ağustos ayında fiyatlar zirveye çıkmıştır. Yıl
sonuna kadar Ağustos fiyatlarına yakın fiyatlarla satışların devam ettiği
anlaşılmaktadır. 2002 yılında, özellikle Nisan-Ekim ayları arasındaki fiyat 820
artışlarına bakıldığında;
9 Yukarıda yer verilen grafik verileri, çimento üreticisi şirketlerden alındığından, nakliye sübvansiyonlu
fiyatlardır. Ancak, nakliye maliyetinin eklenmesiyle pazardaki nihai fiyatlar, birbirine çok yakın yahut
aynısı olarak oluşacaktır.
06-77/992-287
19
BATISÖKE % 61,8
ÇİMENTAŞ % 116,6
DENİZLİ % 123,2
oranlarında zam yapıldığı görülmektedir. O dönemde enflasyonun % 21, kur
artışının % 23 olduğu göz önünde bulundurulduğunda, çimento fiyatlarındaki
artış oranlarının yüksekliği dikkat çekmektedir. Bu dönemde yapılan fiyat
artışlarının ekonomik bir gerekçesinin olup olmadığını anlamak için, şirketlerin 830
2002 yılı torbalı çimento (PKÇ/B 32,5) fiyat ve maliyetlerine bakıldığında;
maliyetlerin yıl boyunca neredeyse stabil olmasına rağmen, fiyatların oldukça
değişken bir seyir izlediği görülmüştür. Bu nedenle, söz konusu fiyat
artışlarının maliyetlerden bağımsız olarak gerçekleştirildiği, yani fiyat
artışlarının maliyetlerden kaynaklanmadığı anlaşılmıştır.
I.3.1.1.2. İzmir İli
Kurum kayıtlarına (………. tarih ve (………) sayı ile intikal eden şikayet
başvurusunda, aşağıdaki ifadeler yer almaktadır: 840
“Günümüz Türkiyesinin içinde bulunduğu ekonomik kriz ve 17 Ağustos
Marmara depreminden sonra reel sektörün itici gücü inşaat sektörü çok büyük
bir darbe almıştır. İnşaat sektörü içerisindeki imalat kalemleri düşünüldüğünde
125 ile 150 aile bu işten nafakasını çıkarmaktadır.
Yazımızın ana unsuru olan çimento imalat ve satışı konusunda çalışan
fabrikalar, bu sektörün temeli olan inşaatın ana maliyet unsuru olan çimentoda
tekelleşme eğilimindedirler.
850
Bahsettiğimiz tekelleşme sonucu çimento imalatı yapan fabrikalar, ülkemizde
bölge paylaşımı yapmışlar ve bu nedenle bir firmanın faaliyet gösterdiği
bölgeye diğerinin girmemesi sağlanmıştır.
...
Günümüzde talep ve üretim kapasitelerine göre bir bölgeye en fazla iki ya da
üç fabrika üretim ve satış amaçlı girmektedir. Bunun sonucu olarak da üretim
miktarı ile pazarlama koşullarını bu firmalar kendi aralarında serbestçe
belirlemektedir. 860
Bu durumun sonucu, bundan yaklaşık üç ay önce (Nisan ayında) 2.000.000
TL olan bir torba çimento (tonu 32-33 USD’ye tekabül ediyor), şu anda
4.250.000 TL civarına (tonu 51-52 USD’ye tekabül ediyor) satılmaktadır.
Bunun nedeni olarak da firmalar girdi maliyetlerinin ve özellikle de dövizin
yüksekliğini bahane etmektedirler. Halbuki ekte sunmuş olduğumuz banka
kayıt bilgilerine göre Nisan 2002 ile Temmuz 2002 ayları arasındaki döviz
artışı bir torba çimentonun fiyatındaki %100 artış oranı ile doğrudan bağlantı
kurulabilecek mantığın dışındadır.
870
Yine tekelleşmelerinin bir sonucu olarak çimentonun değişmeyen vadesi olan
nakit ödemede 21 günlük opsiyonu toplu olarak kaldırıp; bire bir satış denilen
06-77/992-287
20
nakit ödemeye dönüp, iki gün dahi fiyat garantisi olmayan günlük fiyat
vermeye başlamışlardır.
Bu haksız rekabet eden ve tekelci firmalar; Çimentaş, Batı Anadolu Çimento,
Denizli Çimento ve Akçansa’dır.
Özü itibari ile 40 günden fazla depo ömrü olmadığından çimento stok
yapılamayan bir malzemedir. 880
Belirttiğimiz tekelci firmalar, dış piyasada, iç piyasadaki gibi rahatça top
koşturamadıklarından, iç piyasada tonunu 51-52 USD’ye satmayı dayattıkları
fiyatın çok daha aşağısında olan bir rakamla, çimento üretimlerinin büyük bir
kısmını dış piyasada değişmez fiyat olan tonunu 25-32 USD’den liman teslimi
olarak satabilmektedirler.
Ekonomik kriz ortamı nedeniyle zarar gören iç piyasanın itici gücü inşaat
sektörü ana girdi maliyetini oluşturan çimento fiyatlarının, üretici firmaların
belirttiğimiz haksız rekabeti ve bölgesel tekelleşme eğilimi sonucu bir sonraki 890
gün fiyatının bilinemez hale gelmesi ve çok kısa bir dönemde keyfi olarak
%100’leri bile aşan zam yapılması, sektörden ekmeğini çıkaran 125-150
ailenin ekmeğiyle oynamaktır. İnşaat sektörü canlanamaz hale gelmiştir.
Yukarıda belirttiğimiz durumların ekteki 13 adet belge de göz önüne alınarak
sayın Kurulunuz tarafından araştırmaya tabi tutulmasını ve gereken işlemlerin
yapılarak haksız rekabete ve tekelleşmeye son verilmesini saygılarımızla arz
ederiz.”
900
(…………..) tarihinde, aynı şikayetçi ile yapılan görüşmede, aşağıdaki bilgiler
alınmıştır:
“Ege Bölgesi’nde Çimentaş ve Batı Anadolu Çimento pazarda güçlü bir
konumda bulunmaktadır. Özellikle Çimentaş, sermaye ve üretim kapasitesinin
güçlü olması sebebiyle pazar kurallarının belirleyicisi durumundadır.
Çimentaş, Temmuz 2002 tarihinde büyük bir ihracat bağlantısı yapmıştır. Batı
Anadolu ve Denizli Çimento’ya da ihracat bağlantısı yaptırmıştır. Bu
bağlantının hemen sonrasında tüm çimento türlerinde %60-%70’lik bir zam
gerçekleştirmiştir. Bu zammı Çimentaş, Batı Anadolu ve Denizli Çimento aynı 910
zamanda yapmışlardır. Gerekçe olarak doların artışını göstermelerine rağmen
o dönem dolardaki artış %10-15 civarındadır. Ayrıca, Temmuz 2002 tarihinde
21 günlük vadeyi peşine indirdiler. Vadeli satış talep edilmesi halinde %5-7
yüksek fiyatla satış yapmaya başladılar. Temmuz 2002 tarihinde belirlenen
fiyatlar hala geçerlidir. Dünya fiyatları 27-32 dolar iken, iç piyasada 55-60
dolar arasında satılmaktadır.
Fiyat tespitinin yanı sıra, söz konusu şirketler arasında bölge paylaşımı da
gerçekleşmektedir. Şirketler birbirinin pazarına satış yapmamaktadır.
920
Ayrıca, diğer bölgelere göre Ege Bölgesi’nde çimento fiyatları yüksektir. Diğer
bölgelerde çimento fiyatı 30 dolar civarındadır.”
06-77/992-287
21
Yukarıda ifadesine yer verilen şikayetçi, dilekçesinde Nisan 2002’de
2.000.000 TL’ye aldıkları torbalı çimentoyu Eylül 2002’de 4.000.000 TL’ye
aldıklarını ifade etmiştir. Söz konusu şikayet dilekçesindeki verileri kontrol
etmek amacıyla, öncelikle İzmir’de kurulu bulunan Batıçim ve Çimentaş’tan
istenen, söz konusu şirketlerin faturalarından hesapladıkları aylık ağırlıklı
ortalama torbalı çimento (PKÇ/B 32,5) satış fiyatlarına aşağıda yer
verilmektedir: 930
GRAFİK (……………………TİCARİ SIR………………..)
Yukarıda yer verilen grafikte İzmir’de fabrikaları olan Batıçim ve Çimentaş’ın
İzmir fiyatlarına yer verilmiştir. Fiyatlar, fiyat artış tarihleri ve artış trendinin
Ağustos ayına kadar birebir aynı olduğu, daha sonraki fiyatlarda ise çok az
farklılığının bulunduğu görülmektedir. Ayrıca Aydın ili fiyat değişimlerine
benzer şekilde, yılbaşından Nisan ayına kadar fiyatların düşüş trendinde iken
Nisan ayı itibarıyla fiyatların büyük bir artış trendine girdiği, paralel bir şekilde
arttığı anlaşılmaktadır. 940
Torbalı çimentonun 4 ay içerisinde 2.000.000 TL’den 4.000.000 TL’ye
çıkmasına ilişkin şikayette, İzmir’de kurulu çimento şirketleri olan Batıçim ve
Çimentaş’ın fiyatlarının esas alındığı anlaşılmaktadır. İzmir’de torbalı çimento
satan üreticilerin, 2002 yılında İzmir’deki torbalı çimento satışlarındaki payları
şu şekildedir:
Batıçim Çimentaş Denizli Çimento Akçansa
% (…) % (…) % (…) % (…)
Satış paylarından Çimentaş ve Batıçim’in, İzmir satışlarının neredeyse
tamamına yakınını gerçekleştirdiği anlaşılmaktadır. Nitekim, Akçansa’nın 950
fabrikasının Çanakkale’de, bir terminalinin Aliağa’da, Denizli Çimento’nun
Denizli’de olduğu göz önünde bulundurulduğunda; İzmir’de kurulu olması
nedeniyle Batıçim ve Çimentaş’ın İzmir’de daha fazla satış yapması da
yadsınamaz.
Aşağıda yer verilen grafikte ise, İzmir’de kurulu fabrikaların fiyatlarının yanı
sıra, İzmir dışından (Denizli ve Çanakkale) nakliye sübvansiyonu ile daha
düşük fabrika çıkış fiyatlarıyla İzmir’e torbalı çimento satışı yapan Denizli
Çimento ve Akçansa’nın İzmir fiyatları da yer almaktadır. İzmir dışı fabrikaların
nihai çimento fiyatlarının, nakliye maliyetinin eklenmesiyle grafikte yer alan 960
fiyatlardan yüksek olacağı muhakkaktır.
GRAFİK (……………………TİCARİ SIR………………..)
Yukarıda yer verilen grafikte, İzmir’de satılan torbalı çimento fiyatlarının artış
tarihleri ve trendindeki benzerlikler dikkat çekicidir. Söz konusu grafikte;
Nisan’da 2.000.000 TL civarında olan torbalı çimento aylık ağırlıklı ortalama
fiyatlarının Mayıs ve Haziran aylarında hızlı ve paralel bir şekilde arttığı,
Ağustos ayında Batıçim ve Çimentaş’ın fiyatlarının ortalamasının 3.850.000
TL’ye, Denizli Çimento’nun 3.540.000 TL’ye, Akçansa’nın ise 3.055.000 TL’ye 970
06-77/992-287
22
yükseldiği görülmektedir. Eylül ayında da benzer fiyat seviyeleri korunmuştur.
Bahsi geçen fiyatlardan Denizli Çimento fiyatları Denizli-İzmir ve Akçansa
fiyatları da Çanakkale-İzmir10 nakliye sübvansiyonu ile İzmir’de kurulu
fabrikaların fiyatlarından daha düşük fiyatlarla fabrikadan çıkış yapmaktadır.
Dolayısıyla, nakliye maliyetinin eklenmesiyle söz konusu teşebbüslerin
İzmir’deki nihai fiyatları, grafikte yer alandan daha yüksek ve Batıçim ile
Çimentaş’ın fiyatına yakın yahut eşit olacaktır.
2002 yılında, özellikle Nisan-Ekim ayları arasında, fiyatların aşırı yükseldiği
görülmektedir. Bu dönemdeki fiyat artışlarına bakıldığında; 980
BATIÇİM % 57.28
AKÇANSA % 82.85
ÇİMENTAŞ % 67.51
DENİZLİ % 130.76
oranlarında zam yapıldığı görülmektedir. Yukarıda yer verilen fiyat artış
oranlarındaki farklılık, nakliye sübvansiyonunun yanı sıra, nispeten rekabetçi
bir ortamın görüldüğü 2002 Nisan ayında, rakiplerin fiyatları arasındaki farkın
yüksek olmasına karşılık, rekabetin bozulduğu daha sonraki aylarda ise
fiyatlar arasındaki farkın çok düşmesinden kaynaklanmaktadır. 990
Söz konusu dönemde enflasyonun % 21, kur artışının % 23 olduğu göz
önünde bulundurulduğunda, çimento fiyatlarındaki artış oranlarının ne kadar
fahiş olduğu daha iyi anlaşılmaktadır. Bu dönemde yapılan fahiş fiyat
artışlarının ekonomik bir gerekçesinin olup olmadığını anlamak için,
teşebbüslerin 2002 yılı torbalı çimento fiyat ve maliyetleri incelendiğinde,
Nisan-Ekim döneminde yaşanan bazı teşebbüsler için % 100’ü aşan fiyat
artışlarıyla maliyetlerin ilişkisinin bulunmadığı, çimento fiyatlarının
maliyetlerden bağımsız ve oldukça yüksek olduğu görülmüştür. Böyle bir
durumda, yapılan fiyat artışlarının maliyetlerden kaynaklandığı söylenemez. 1000
2002 yılında Ocak-Nisan aylarında fiyatlar düşerken, bu tarihten itibaren Ege
Bölgesi genelinde büyük bir ivmeyle artmaya başlamış ve 4 ay gibi kısa bir
sürede bazı teşebbüslerin çimento fiyatları iki katına çıkmıştır. Söz konusu
dönemde enflasyon ve kur artışları % 20 civarındayken, teşebbüslerin
maliyetlerinde de bir değişme olmamıştır. Bu durum, fiyat artışlarına yönelik
rakipler arası anlaşmaların gerçekleştiği pazar özelliklerine benzerlik gösterip,
uyumlu eyleme karine teşkil etmektedir. Uyumlu eyleme karine teşkil eden
diğer unsurlara, 2003 yılının incelenmesinden sonra “Uyumlu Eyleme Karine
Teşkil Eden Diğer Hususlar” başlığı altında yer verilecektir. 1010
I.3.1.2. 2003 Yılı
Genel olarak, 2003 yılında Ege Bölgesi çimento pazarında gerçekleştirilen
rekabet ihlallerini, ilgili dönemde Uzan Grubu’na ait Eskişehir Çimento ve
Edirne Lalapaşa Çimento Fabrikaları’ndan, bölgenin belli merkezlerine yapılan
10 Akçansa’nın İzmir/Aliağa’da terminalinin olmasına rağmen, buraya da çimentonun Çanakkale’deki
fabrikadan geldiği dikkate alındığında, nakliyenin Çanakkale-İzmir olduğunu söylemek yanlış
olmayacaktır.
06-77/992-287
23
torbalı çimento sevkıyatında sorunların oluşmasıyla başlayan fiyat artışlarına
yönelik uyumlu eylem başlığı altında toplamak mümkündür.
Bu bağlamda, 2003 yılının Haziran – Aralık döneminde Körfez Bölgesi ile 1020
Aydın, İzmir ve Manisa illeri başta olmak üzere diğer illerde de torbalı çimento
pazarlarında, fiyatların uyumlu eylem halinde artırılması yoluyla 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesinin ihlaline ilişkin ayrıntılı değerlendirmeler aşağıda
sunulmaktadır:
I.3.1.2.1. Körfez Bölgesi
Ege Bölgesi’nin kuzeyinde yer alan, Edremit Körfezi etrafında sıralanan
Balıkesir’in Ayvalık, Burhaniye ve Edremit ilçelerinin oluşturduğu alan Körfez
Bölgesi olarak adlandırılmaktadır. Körfez Bölgesi’ne, coğrafi konumu, 1030
yakınında çimento fabrikası olmaması gibi nedenlerle civarda kurulu çeşitli
fabrikalardan çimento getirilmektedir. Bu bağlamda bölgede esas itibarıyla,
doğal hinterlandları içerisinde bulunan, İzmir’de kurulu Çimentaş ve Batıçim,
Balıkesir’de üretim yapan Balıkesir Set Çimento ve Çanakkale’de kurulu
Akçansa fabrikalarının çimentoları satılmaktadır. Ancak bunların yanı sıra,
Edirne Lalapaşa, Eskişehir Çimento ve Bursa Çimento Fabrikaları’ndan da
çok yoğun olmamakla birlikte, özellikle torbalı çimento sevkıyatı
yapılmaktadır11.
2003 yılının ilk yarısına kadar bölgeye torbalı çimento gönderen Lalapaşa ve 1040
Eskişehir Çimento Fabrikaları, Uzan Grubu mülkiyetinde iken; söz konusu
grubun, Çukurova Elektrik ve Kepez Elektrik şirketlerinde yasal olmayan
uygulamaların soruşturulması sürecinde başlayan olaylar neticesinde, bölgeye
Lalapaşa ve Eskişehir fabrikalarından yapılan sevkıyatlarda aksamalar
başlamıştır.
Körfez Bölgesi’nde faaliyet gösteren çimento yeniden satıcılarıyla yapılan
görüşmelere ilişkin bayi ifadeleri şu şekildedir:
“...Temmuz ayı başında Uzanlar’dan gelen çimentonun kesilmesi veya başka 1050
bir sebeple çimento firmaları fiyatlarına arka arkaya zam yaptılar. Temmuz ayı
başından bu yana çimento fiyatlarına 3 kez (07.07.2003, 28.07.2003 ve
01.09.2003’de) yaklaşık toplam % 30 zam yapıldı.
...
Körfez bölgesinde perakende torba çimento satış fiyatı Temmuz ayından önce
3.500.000 TL/Torba idi. Temmuz ayı başından sonra fiyat 4.750.000-
5.000.000.-TL/Torba seviyesine yükselmiştir ve halen bu seviyede devam
etmektedir.”
1060
“... 2003 yılı Mayıs ayından bu tarafa çimentoya ve hazır betona sadece
yaklaşık 4 defa zam geldi ama çimento fiyatları ile hazır beton fiyatları paralel
seyreder ve çimentoya zam geldikçe hazır beton fiyatları da zamlanır.
11 Körfez Bölgesi’nin yaklaşık ortasında yer alan Burhaniye, Edirne’ye 390 km., Eskişehir’e 380 km.,
Bursa’ya ise 250 km. uzaklıktadır.
06-77/992-287
24
Uzanlar’dan gelen çimento kesilince Temmuz ayı başında, diğer çimento
fabrikaları fiyatlarına 3 ay içerisinde arka arkaya yaklaşık % 30 zam yaptılar.”
“... Temmuz ayı başında İmar Bankası’na BDDK tarafından el konulmasından
sonra, Körfez Bölgesine Lalapaşa ve Eskişehir’den gelen çimentonun satışları
durmuştur. Uzanlar tarafından satılan çimento fiyatları, diğer firmalara göre 1070
her zaman çok aşağıdaydı. Bu olay sonrasında, diğer firmalar bu durumu
fırsat bilen diğer çimento firmaları (Set Çimento, Akçansa, Çimentaş, Batıçim)
fiyatlarına arka arkaya zam yapmıştır.”
“...Temmuz ayı başında Uzanlar’dan gelen çimentonun kesilmesi veya başka
bir sebeple çimento firmaları fiyatlarına arka arkaya zam yaptılar. Temmuz ayı
başından bu yana çimento fiyatlarına 3 kere zam yapıldı ve yaklaşık toplam
% 30 zam yapıldı.
...
1080
Körfez bölgesinde perakende Akçansa’nın torba çimento satış fiyatı Temmuz
ayından önce 3.700.000 TL/Torba idi. Temmuz ayı başında sonra fiyat
4.750.000-5.000.000.-TL/Torba seviyesine yükselmiştir ve halen bu seviyede
devam etmektedir.”12
“... Uzanlar’a el konulmadan, Körfez Bölgesinde perakende torba çimento
satış fiyatı, 3.200.000 TL/torba idi. Temmuz ayı başında Uzanlar’a el
konulduktan sonra fiyat, 4.750.000 –5.000.000 TL/torba seviyesine
yükselmiştir. Halen bu seviyede devam etmektedir. Herhangi bir ana üretim
girdisine (elektrik, mazot, benzin vb.) zam gelmediği halde ve enflasyon da 1090
düşerken bu zamların gerekçesinin ne olduğunu anlamış değiliz. ...”
Uzanlar’ın13 Lalapaşa ve Eskişehir Çimento’dan gelen torbalı çimento fiyatının
diğer fabrikaların fiyatlarına göre oldukça düşük olması, diğer çimento
fabrikalarının fiyatları üzerinde bir baskı oluşturmakta iken; 2003 Haziran
ayından itibaren14 söz konusu gruba yönelik soruşturmalar kapsamında İmar
12 Benzer içerikli ifadeler, 4 bayi tutanağında daha yer almaktadır.
13 TMSF tarafından el konulan Uzan Grubu’na ait 10 çimento fabrikası ve öğütme tesisi, 2002 yılı
verilerine göre Türkiye’nin 36 milyon tonluk klinker öğütme kapasitesinin yaklaşık 5,4 milyon tonuna
(%15), 64 milyon tonluk çimento üretim kapasitesinin ise yaklaşık 10 milyon tonuna (%16) sahiptir.
14 Bu sürece ilişkin kronolojik gelişim aşağıdaki şekildedir:
12 HAZİRAN 2003- Uzan Grubu’nun Çukurova Elektrik ve Kepez Elektrik ile imzalanan imtiyaz
sözleşmeleri iptal edildi. Enerji Bakanlığı, tesislere el koydu. Aynı gün, Bankacılık Düzenleme ve
Denetleme Kurulu, Uzan Grubu’na bağlı İmar Bankası’nın Yönetim Kurulundaki mevcut üyeyi veto
yetkisi ile donattı ve hiçbir şekilde Uzan Grubu’na kaynak aktarılmaması talimatı verdi.
26 HAZİRAN 2003- İmar Bankası’na Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) tarafından
atanan yönetim kurulu üyesi dışındaki üyeler toplu halde istifa etti.
3 TEMMUZ 2003- BDDK tarafından alınan kararla, İmar Bankası’nın bankacılık işlemleri yapma ve
mevduat kabul etme izni kaldırıldı ve bankanın yönetimi ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na
(TMSF) devredildi.
5 TEMMUZ 2003- BDDK, İmar Bankası’nın mallarına ve banka hesaplarına ihtiyati tedbir kararı aldırdı.
26 TEMMUZ 2003- BDDK, Uzan Grubu’nun ikinci bankası olan Adabank’ın yönetimini değiştirdi.
11 AĞUSTOS 2003- Uzan Grubu’na bağlı 82 şirkette, mal varlığı tespiti amacıyla çalışma başlatıldı.
12 AĞUSTOS 2003- İmar Bankası eski yöneticileri hakkında yürütülen soruşturmada Uzan Grubu’na ait
80 şirkete konulan ihtiyati tedbir kararı, bu şirketlerin ticari faaliyetlerini sürdürebilmeleri ve zorunlu
harcamalarını yapabilmeleri amacıyla “kısmen” kaldırıldı.
06-77/992-287
25
Bankası’ndaki grup şirketlerine ait hesaplara yatırılan paralara, Bankacılık
Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından el konulmaya
başlanmasıyla, bölgeye Lalapaşa ve Eskişehir’den yapılan sevkıyatlar sekteye
uğramış, hemen akabinde Çimentaş, Batıçim ve Akçansa’nın torbalı çimento 1100
fiyatları eş zamanlı olarak artmaya başlamıştır15. Yukarıda yer verilen
tutanaklarda, söz konusu artışların 10 günde 3 defa yapıldığı ve bu süre
içerisinde toplamda yaklaşık % 40’a ulaştığı vurgulanmaktadır. Daha önce
sonuçlandırılan, Ege Bölgesi ile İç Anadolu, Marmara ve Akdeniz Bölgesi
çimento pazarına ilişkin rekabet soruşturması16, Uzanlar’a ait çimento
fabrikalarının faaliyet bölgesine yönelik olmasına rağmen, söz konusu
soruşturmada herhangi bir ihlale karıştıkları tespit edilememiştir.
Bu çerçevede yapılan incelemelerde elde edilen, Körfez Bölgesi’nde 2003
yılının Haziran – Aralık ayları arasında PKÇ/B 32,5 torbalı çimentonun 1110
ortalama net satış fiyatına ve maliyetine ilişkin bilgiler aşağıda yer
almaktadır17:
GRAFİK (……………………TİCARİ SIR………………..)
GRAFİK (……………………TİCARİ SIR………………..)
Yukarıdaki grafiklerden de görüldüğü üzere, Haziran – Aralık 2003 döneminde
söz konusu teşebbüslerin torbalı çimento fiyatlarında yaptıkları artış yaklaşık
% 50’ler civarındadır. Yine grafiklerdeki bilgilerden, bu artışların maliyetlerden 1120
bağımsız olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca, ilgili dönemde gerçekleşen toplam
enflasyon % 2.20’ler civarında, kur artışı ise eksilerdedir.
Öte yandan, ilgili dönemdeki fatura örneklerine bakıldığında, söz konusu
paralel fiyat artışlarının boyutları daha iyi anlaşılmıştır18.
Akçansa: Akçansa’nın Körfez Bölgesindeki bayilerinden birisine kesilen
faturalardan aşağıdaki bilgiler elde edilmiştir.
Akçansa Bayisi 1130
PKÇ/B 32,5 R Torbalı Çimento Ton Fiyatı (KDV Dahil)
Tarih Fiyat
(…………..) (…………..)
(…………..) (…………..)
(…………..) (…………..)
(…………..) (…………..)
26 AĞUSTOS 2003- TMSF’ye devredilen İmar Bankası’nın eski yöneticilerine yönelik yürütülen
soruşturmada, Uzan Grubu’na bağlı oldukları yeni belirlenen 180 şirket hakkında daha ihtiyati tedbir
konuldu.
11 KASIM 2003- Hazine, Uzan Grubu’na bağlı Rumeli Sigorta ile Rumeli Hayat Sigorta’nın yönetimlerine
el koydu.
14 ŞUBAT 2004- TMSF, İmar Bankası soruşturması çerçevesinde el koyduğu Uzan Grubu’na ait 219 şirketi; medya,
çimento, telekom ve diğerleri olmak üzere 4 gruba ayırmasının ardından şirketlere atadığı yönetim kurulu üyeleri iş
başı yaptı.
15 Uzan Grubu’na ait fabrikalardan çimento alabilmek için mal bedelinin öncelikle İmar Bankası’nda söz konusu
fabrikalara ait hesaplara yatırılması gerekmektedir.
16 01.02.2002 tarih ve 02-06/51-24 sayılı Rekabet Kurulu Kararı.
17Çimentaş’ın, söz konusu döneme ait fiyat bilgilerinde kopukluk olduğu için fiyat grafiği çıkarılamamıştır.
18 Tüm fatura bilgileri elde olmadığından fiyat artış tarihleri tam olarak tespit edilememiştir.
06-77/992-287
26
Üç buçuk aydan az bir sürede Akçansa’nın yaptığı fiyat artışı yaklaşık %
53’tür.
Batıçim: Batıçim’in bayilerinden birisine kesilen faturalardan şu bilgiler elde
edilmiştir.
Batıçim Bayisi
PKÇ/B 32,5 Torbalı Çimento Ton Fiyatı (KDV Dahil) 1140
Tarih Fiyat (TL)
(…………..) (…………..)
(…………..) (…………..)
(…………..) (…………..)
(…………..) (…………..)
İki aydan az bir sürede Batıçim’in yaptığı artış yaklaşık % 45’tir.
Çimentaş: Çimentaş’ın bayilerinden birisine kesilen fatura bilgileri aşağıdaki
gibidir:
Çimentaş Bayisi
PKÇ/B 32,5 Torbalı Çimento Ton Fiyatı (KDV Dahil)
Tarih Fiyat (TL)
(…………..) (…………..)
(…………..) (…………..)
(…………..) (…………..)
(…………..) (…………..)
(…………..) (…………..)
İki buçuk aylık bir sürede Çimentaş’ın yaptığı artış yaklaşık % 47 olmuştur. 1150
Yukarıdaki fatura bilgileri, Batıçim, Çimentaş ve Akçansa’nın torbalı çimento
fiyatlarını, kısa sürede rasyonel gerekçelerden uzak bir biçimde arttırdıklarını
çok net olarak gözler önüne sermektedir.
I.3.1.2.2. Diğer Bölgeler
Körfez Bölgesi’nde yaşanan fiyat hareketlerinin benzeri, Aydın, İzmir, Manisa
illeri başta olmak üzere diğer illerde de yaşanmıştır. Söz konusu bölgelerde
de, torbalı çimento pazarında, 2003 yılının Haziran ayından başlamak üzere 1160
bölgede faaliyeti olan teşebbüsler tarafından fiyatların paralel ve maliyetlerden
bağımsız bir şekilde artırıldığı tespit edilmiştir.
Bu kapsamda, örnek olarak seçilen Aydın, İzmir ve Manisa illerinde, ilgili
dönemdeki torbalı çimento fiyatları ve bunlara ilişkin maliyet bilgileri aşağıdaki
gibidir:
GRAFİK (……………………TİCARİ SIR………………..)
GRAFİK (……………………TİCARİ SIR………………..) 1170
GRAFİK (……………………TİCARİ SIR………………..)
06-77/992-287
27
GRAFİK (……………………TİCARİ SIR………………..)
GRAFİK (……………………TİCARİ SIR………………..)
GRAFİK (……………………TİCARİ SIR………………..)
GRAFİK (……………………TİCARİ SIR………………..) 1180
GRAFİK (……………………TİCARİ SIR………………..)
GRAFİK (……………………TİCARİ SIR………………..)
GRAFİK (……………………TİCARİ SIR………………..)
GRAFİK (……………………TİCARİ SIR………………..)
GRAFİK (……………………TİCARİ SIR………………..) 1190
GRAFİK (……………………TİCARİ SIR………………..)
Yukarıda yer verilen grafiklerden, Haziran 2003 tarihinden itibaren fiyatlarda
paralel ve yüksek artışların yer aldığı, söz konusu artışların maliyetlerden
bağımsız olduğu anlaşılmaktadır.
2002 ve 2003 yılları fiyat tespitine ilişkin genel bir değerlendirme yapıldığında;
2002 yılında Ocak-Nisan aylarında fiyatlar düşerken, bu tarihten itibaren Ege
Bölgesi genelinde büyük bir ivmeyle artmaya başlamış ve 4 ay gibi kısa bir 1200
sürede bazı teşebbüslerin torbalı çimento fiyatları iki katına çıkmıştır. Söz
konusu dönemde enflasyon ve kur artışları % 20 civarındayken, teşebbüslerin
maliyetlerinde de bir değişme olmamıştır. 2003 yılında da benzer bir şekilde,
maliyetlerde bir değişme olmamasına rağmen, Haziran ayında fiyatlarda ani
bir yükselme başlamıştır.
I.3.2. Uyumlu Eyleme Karine Teşkil Eden Diğer Bulgular
Fiyat tespiti başlığı altında, şikayetlerde belirtilen bölgelerden başlanmak
üzere, farklı fiyatlarla ayrılmış olan bölgeler bazında çimento üreticisi 4 1210
teşebbüsün paralel fiyat artışlarına yer verilmişti. Daha sonra ise bu artışların
maliyet artışlarından kaynaklanmadığına ve maliyetlerin çok üzerinde fiyatlarla
(zaman zaman % 100’ü aşan karlılıkla) çimento satıldığından bahsedilerek,
fiyatların maliyetlerle ilişkisi kurulmaya çalışılmıştı. Fiyat artışlarının
maliyetlerden bağımsız olması ve üreticilerin belirli tarihlerde birlikte ve yüksek
oranlarda fiyat artırımına gitmeleri, rakipler arası koordinasyon sonucu
fiyatların tespit edilmesi suretiyle rekabetin bozulduğu pazar özellikleri ile
benzeşmektedir.
Bu aşamada ise Ege Bölgesi’ndeki çimento fiyatlarının, rekabetçi olmadığına 1220
işaret eden bazı özelliklerine (farklılıklarına) yer verilecektir:
06-77/992-287
28
I.3.2.1. Fiyatların Diğer Bölgelerden Yüksek Oluşu
Ege Bölgesi’ndeki çimento fiyatlarının oldukça yüksek olması, zaman zaman
başka bölgelerden bölgeye çimento getirilmesini cazip hale getirmiştir. Bu
konuyla ilgili tutanaklara aşağıda yer verilmiştir:
Ankara’dan: 1230
“…Temel problem aralarında anlaşmalarında. Aynı durum aslında çimento için
de geçerli. Nitekim bir süre önce bu çevredeki fabrikaların çimento fiyatı
4.300.000 TL civarında iken, biz (…………..) Çimento’dan 3.400.000. TL’ye
nakliye dahil çimento getirdik. Dolayısıyla buradan da bölgedeki çimento
fiyatlarının fabrikalar tarafından suni olarak yüksek tutulduğu aşikardır…”
Eskişehir’den (Uzanlar)19:
“…Şu anda çimento fiyatları çok yüksektir. Bu nedenle hazır beton maliyetleri 1240
de oldukça yüksek gerçekleşmektedir. Fiyatların bu kadar yüksek olmasına da
güç sahibi bu şirketlerin aralarında fiyatlar konusunda anlaşmaları sebep
olmaktadır. Özellikle çimento fabrikalarının dökme çimentoda anlaştıklarını
düşünüyoruz.
Uzanlar, Eskişehir Çimento Fabrikasını aldıktan sonra buraya daha ucuz
çimento getirmeye başladılar.”
“…Temmuz ayı başında Uzanlar’dan gelen çimentonun kesilmesi veya başka 1250
bir sebeple çimento firmaları fiyatlarına arka arkaya zam yaptılar. Temmuz ayı
başından bu yana çimento fiyatlarına 3 kez (07.07.2003, 28.07.2003 ve
01.09.2003’de) yaklaşık toplam % 30 zam yapıldı. …”
“… Uzanlar’dan gelen çimento kesilince Temmuz ayı başında, diğer çimento
fabrikaları fiyatlarına 3 ay içerisinde arka arkaya yaklaşık % 30 zam
yaptılar…”
Yukarıda yer alan ifadelerden, diğer bölgelerden Ege Bölgesi’ne daha ucuz 1260
çimento getirildiği anlaşılmaktadır. Düzenli olmasa da, yapılan satışların
fiyatları, bölgedeki mevcut fiyatlardan düşük gerçekleşmiştir. Oysaki çimento
gibi yükte ağır pahada hafif ürünlerde nakliye maliyeti oldukça önemli bir yer
tuttuğundan, satış yapılabilecek bölgeler 200–300 km ötesine
geçememektedir. Bu durumun yanı sıra, Ege Bölgesi’ndeki çimento satıcıları
ile yapılan görüşmelerde, Ege Bölgesi fiyatlarının diğer bölge fiyatlarından
yüksekliğinden şikayet edilmesi nedeniyle, diğer bölgelerin fiyatlarıyla Ege
Bölgesi fiyatlarının karşılaştırılması gereği duyulmuştur. Söz konusu
karşılaştırmada, nispeten rekabetçi bir pazar olan Ankara’da çimento satışı
19 Uzanlar’a ait çimento fabrikalarından bölgeye çimento gelmesi olayına, 2003 yılı Fiyat Tespiti başlığı
altında “Körfez Bölgesi” incelenirken yer verildiğinden, burada tekrar edilmemiş; örnek olarak 3 adet
tutanağa yer verilmiştir.
06-77/992-287
29
yapan fabrikaların fiyatları esas alınmıştır. Aşağıda, Ankara Bölgesi’nde 1270
faaliyet gösteren Yibitaş-Lafarge (YL), Baştaş ve Bolu Çimento Sanayi (BÇS)
ile İzmir ve Aydın illerindeki 2002 ve 2003 yıllarına ait fiyat karşılaştırma
grafikleri yer almaktadır:
GRAFİK (……………………TİCARİ SIR………………..)
Fiyat karşılaştırma grafiklerine bakıldığında, bölgeler arası fiyat farklarının
oldukça yüksek olduğu görülmektedir. Ege Bölgesi’nde, Ankara çimento
fiyatlarından zaman zaman % 65’lere ulaşan daha yüksek fiyatlar oluşmuştur.
1280
Ankara çimento pazarı, limanlara uzaklığı nedeniyle ihracat imkanının
bulunmadığı bir bölgededir. Bu nedenle çimento üreticilerinin üretimlerini yurt
içi pazarda satma zorunluluğu vardır. Bu zorunluluk üreticiler üzerinde
rekabetçi bir baskı oluşturmaktadır. Ege Bölgesi çimento üreticilerinden
Batıçim ve Çimentaş İzmir Limanından, Denizli Çimento Antalya limanından,
Akçansa ise Çanakkale limanından ihracat yapmaktadır.
Çimento fırınlarının yıl boyu çalışması gereği, üretiminin yıl boyunca süreklilik
arz etmesini, satışların azaldığı dönemlerde stokların ve stokların maliyetinin
yükselmesini zorunlu hale getirmektedir. Öte yandan, çimentonun stok 1290
ömrünün 3 ay gibi kısa bir süre olması da satış sürecinin uzun
tutulamayacağının göstergesidir.
Bu faktörler göz önüne alındığında, karasal iklimin yaşandığı Ankara ve
civarında, inşaat sezonunun Ege Bölgesine göre yaz aylarında yoğunlaşması
ile birlikte değerlendirildiğinde, Ankara pazarının, daha önceki rekabet
soruşturmasında20 rekabet ihlali tespit edilmiş olsa da, Ege Bölgesine göre
nispeten rekabetçi baskıların yaşandığı bir bölge olduğunu ortaya
koymaktadır. Bu nedenle, bölgesel maliyet değişimlerinin çok cüzi olabileceği
dikkate alındığında, Ege Bölgesi fiyatları ile Ankara bölgesi fiyatlarının 1300
karşılaştırılması sonucunda görülen bu denli yüksek fiyat farklılıklarının, Ege
Bölgesi torbalı çimento pazarında rekabetin bozulduğuna, paralel fiyat
artışlarının uyumlu eylem halinde rekabetin ihlal edildiğine işaret ettiği
kanaatine varılmıştır.
I.3.2.2. Sektörde Rekabet İhlallerinin Varlığını Gösteren Diğer Belgeler
ve Az Sayıda Belge Bulunmasının Sebepleri
Lafarge yetkilisi (…………………………..)’ya, aynı teşebbüsten
(………………)’ın gönderdiği “Temmuz Ayının Temel Verileri” başlıklı yazıda, şu 1310
ifadeler yer almaktadır:
“…Stratejik Araçlar:
İzmir için başlangıç görüşmesi 23 Temmuz’da; İstanbul için son
görüşme ise 30 Temmuz’da yapıldı. İstanbul’un resmi geçerliliği sizin
katılımınızla sağlanacak.
20 01.02.2002 tarih ve 02-06/51-24 sayılı Rekabet Kurulu Kararı.
06-77/992-287
30
Saygılar,
(…………..)” 1320
Batıçim’de yapılan yerinde incelemede bulunan bir belgede ise şu ifadeler yer
almaktadır:
“İŞİN TARİFİ:
- Ege Bölgesindeki fabrikalar arasındaki haksız rekabetin önlenerek,
gereksiz uygulamalara, fiyat düşüşlerine, ıskontolara, dampinglere mani
olmak.
1330
- Fabrikalara kar hedefli marjinal pazar uygulamaları düzenlemek.
- Bölgesel üretim - tüketim planları hazırlamak (mikro market)
- Fabrikaların uzun vadede bayii ilişkilerini standartlaştırmak.
(Vade - prim - yıl sonu primi)
- Hedef satış uygulamalarının yapılması
(Hafta sonu satışı - spot satış)
1340
- Pazarda eşit fiyatla mal olma ilkesinin benimsenmesi.
- Bölge dışı fabrikaların uygulamalarına karşı müşterek kararlar
alınması
SORUMLULUKLAR:
- İşin tarifinde belirtilen konuların organizasyonu ve takibi yapılacaktır.
- Tüm uygulamalar %100 gizlilik esasına göre yapılacaktır. 1350
- İlişkiler fabrika Genel Müdürleri seviyesinde yürütülecektir.
- Yönetim merkezi Çimentaş fabrikasında belirtilen yerdir. İşin
sekretaryası Çimentaş’tan yönetilecektir.
YETKİ:
- İşin yapılabilmesi için ilgili şahsa tüm fabrikalar en üst düzeyde her
türlü desteği verecektir. 1360
ÜCRET VE MASRAFLAR:”
Batıçim’de bulunan bu belge, daha önceki tespitleri doğruladığı gibi “işin”
organizasyonunun, sekretaryasının kimler tarafından yapılacağı gibi konuların
da belirlendiğini göstermektedir.
06-77/992-287
31
Lafarge’da bulunan belge ise Ege Bölgesi ve diğer bölgelerde faaliyet
gösteren çimento üreticilerinin yer aldığı daha geniş kapsamlı bir kartelin
göstergesidir. Belgede geçen fiyatlardan yola çıkarak, 2002 yılına ait olduğu 1370
düşünülen söz konusu belgede yer alan, “İzmir için başlangıç görüşmesi 23
Temmuz’da… yapıldı.” ifadesi ile, belgede geçen diğer bölgelerin yanı sıra,
İzmir için de toplantı yapıldığı, bu bölgede faaliyet gösteren teşebbüslerin de
söz konusu toplantılara katıldığı kabul edilmektedir. Söz konusu belge,
teşebbüslerin rekabet ihlallerine yönelik olarak toplantı yaptıklarını açıkça
göstermektedir.
Soruşturmanın yapıldığı bölge olan Ege Bölgesi, ikinci kez rekabet
soruşturması geçirmesi, söz konusu soruşturmada rekabet ihlallerini gösteren
belgelerin bulunmasını zorlaştırmıştır. Özellikle ajanda, not defteri gibi 1380
dokümanların, başka hukuk dalında belge niteliği bulunmamasına rağmen,
Rekabet Hukuku açısından anlam taşıyacağı; rekabet ihlallerinin zamanını ve
yerini tespit etmekte kullanılacağı, yürütülmekte olan soruşturmanın tarafları
olan çimento üreticileri tarafından anlaşılmıştır. Ayrıca, İç Anadolu, Marmara
ve Akdeniz Bölgesine yönelik olarak sonlandırılmış olan soruşturma da, tüm
Türkiye’deki çimento üreticilerinin dikkatini tekrar Rekabet Hukuku’na
çekmiştir. Sabancı grubuna ait olan Akçansa, her üç rekabet soruşturmasına
da taraf olmuştur. Çimentaş’ı 2001 yılında devralan Intercem SA – Cementir
SA ise İtalya ve Avrupa Komisyonu rekabet daireleri tarafından soruşturma
geçirmiştir. Dolayısıyla, geçmişteki soruşturmalardan elde edilen bu bilgi ve 1390
tecrübeler, çoğu durumda, teşebbüslerin temel olarak 4054 sayılı Kanun’a
uymasını sağlamaktan ziyade, rekabeti sınırlayıcı eylemlere ilişkin belgelerin
saklanması için usuller geliştirmesine yol açmaktadır. Nitekim Batıçim’de
bulunan belgede, “Tüm uygulamalar %100 gizlilik esasına göre yapılacaktır.”
ifadesi de bu durumu doğrulamaktadır.
I.3.3. Savunmalar ve Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
Soruşturmaya taraf teşebbüsler tarafından yapılan savunmalarda, raporun bir
takım eklerinin ve raporun bazı bölümlerinin kendilerine gönderilmediği ifade 1400
edilmektedir. Bunun dışında, 4054 sayılı Kanun’da yer alan uyumlu eylem
karinesinin Anayasa’ya aykırı olduğu iddia edilmektedir.
Raporda ve eklerinde yer alan eksik bölümler; diğer teşebbüslere ilişkin ticari
sır niteliğinde olan bilgileri ve isimlerinin gizli kalmasını isteyen kişilere ilişkin
kimlik bilgilerini içermektedir. Bunların dışında kalan tüm bölümler ilgili
teşebbüse gönderilmiştir. Usule ilişkin yapılan diğer itiraz için ise, başvuru
merciinin Rekabet Kurulu olmadığı açıktır.
Savunmalarda, teşebbüslerin karlılığının düşük olmasının yahut zarar 1410
etmesinin, fiyatların yüksek olmadığının ve bir anlamda pazardaki rekabetin
göstergesi olduğu iddia edilmiştir.
Şirketlerin mali tablolarında görünen kar ve kar oranı, o şirketin esas
faaliyetleri sonucu gerçekleşen durumunun birebir göstergesi değildir.
Dolayısıyla, çok yüksek fiyat-maliyet makasıyla çalışan şirketler bile yatırım
harcamaları, finansman giderleri, gibi kalemler dolayısıyla kar-zarar
06-77/992-287
32
tablosunda çok düşük karlılık ve hatta zarar açıklayabilir. Böyle durumlar,
şirketin satış fiyatının maliyetlerinden kopuk olmadığı anlamına gelmez. Bu
bağlamda, teşebbüslerin az kar etmesi yahut zarar açıklamasının, teşebbüsün 1420
uyumlu eylem yoluyla fiyatlarını artırması konusuna ilişkin olarak hiçbir
açıklayıcı gücü bulunmamaktadır.
Ayrıca savunmalarda, fiyat analizlerinde esas alınan dönemlerin marjinal ve
çok kısa dönemler olduğu, fiyatların en düşük ve en yüksek olduğu
dönemlerin dikkate alındığı, fiyatın “rekabet koşullarının bulunduğu
piyasalarda maliyetlere göre değil, arz ve talepteki değişime göre belirlendiği”
ifade edilmektedir.
Teoride tam rekabetçi pazarlar olarak tanımlanan pazarlarda, teşebbüsler için 1430
fiyat veri durumundadır. Pazarda oluşan bu fiyat, sistemdeki marjinal üreticinin
maliyetine göre oluşur. Tam rekabetçi pazarlarda durum böyle olmakla birlikte,
herkes tarafından bilinmektedir ki, çimento pazarları oligopol yapıdadır. Bir
başka ifadeyle, aksak rekabetin yaşandığı pazarlardır. Dolayısıyla fiyatların
maliyetlerden tamamıyla bağımsız belirlenmesi gibi fiyatlar üzerindeki etkisinin
olmaması söz konusu değildir.
Ayrıca, fiyat artış oranı hesaplanırken, fiyatların en düşük ve en yüksek
seviyelerinin dikkate alınması son derece doğaldır. Ürünün sezonluk olması
nedeniyle fiyatların sezonunda artması normal karşılanabilecekken, söz 1440
konusu artışın talep artışından kaynaklanıp kaynaklanmadığı önem
kazanmaktadır. Teşebbüsler savunmalarında, fiyatların talep artışından
kaynaklandığını söylemekle yetinmiş, talepteki artışı ortaya koyacak kabul
görebilecek delillere yer vermemişlerdir. Ayrıca, kış aylarında talebin çok daha
fazla düşüp, inşaat sezonunun tamamen yaz ayları olduğu, dolayısıyla
sezonda talep artışının nispeten fazla olacağı Ankara’daki fiyat artışlarıyla Ege
Bölgesi fiyat artışları karşılaştırıldığında da, fiyat artışlarının sezondan
kaynaklanması savının tersine, Ege Bölgesi’nde fiyatların çok daha fazla
arttığı tespit edilmiştir. Maliyetleri bölgeden bölgeye değişmeyecek olan
çimentonun, Ankara’ya göre sezon içi ve sezon dışı fiyatların Ege Bölgesinde 1450
oldukça yüksek olduğu görülmüştür. Bu durumda, maliyetlerden bağımsız,
talep artışıyla açıklanamayan ve nispeten rekabetçi bir pazara göre oldukça
yüksek olan paralel fiyat artışlarının, uyumlu eyleme karine teşkil etmesi
dışında bir açıklaması kalmamıştır. Bu durum, teşebbüsler arasında rekabetin
ihlal edildiğine işaret eden destekleyici bulgularla da ortaya konulmuştur.
Fiyat değerlendirmelerine esas alınan dönemler konusuna gelince, 2002 yılı
için Nisan ayında başlayan ve Eylül – Ekim aylarına kadar devam eden fiyat
artışı, yani 6–7 aylık bir dönem; 2003 yılı için ise, Haziran ayından başlayan
ve Aralık ayına kadar süren 7 aylık bir dönemde paralel fiyat artışları 1460
görülmüştür. Dolayısıyla savunmada iddia edildiği gibi incelemeler çok kısa
süreleri kapsamamaktadır. Ayrıca, yıllık toplam satış miktarlarının çok büyük
bir kısmının satıldığı söz konusu dönem, rekabetin yaşanıp yaşanmadığının
daha önemli hale geldiği, bu nedenle de değerlendirme yapmak için esas
alınabilecek en uygun dönemlerdir. Zira sezon dışında satışların azalması
nedeniyle rekabet ihlalinin gerçekleşmesi isteği ortadan kalkacaktır. Haziran-
Aralık dönemi yerine, Ocak-Aralık dönemi esas alınsa idi, yıl içindeki fiyat
06-77/992-287
33
hareketleri tamamen göz ardı edilerek, satışların az olduğu sezon dışı
dönemlerin fiyatları karşılaştırılmış olacaktı. Oysa savunmalarda da belirtildiği
üzere, fiyat artışları sezonda gerçekleşmektedir. Ayrıca, teşebbüslerin satış 1470
fiyatları, aylık ağırlıklı ortalama fiyatlar olduğundan, ay içerisinde gerçekleşen
aşırı fiyat hareketleri törpülenerek grafik ve analizlere katılmıştır.
Savunmalarda, fiyat analizlerinde kullanılan fiyatların yanlış olduğu, fiyatların
KDV’li, maliyetlerin ise KDV’siz olarak kullanıldığı ifade edilmektedir.
Analizlerde kullanılan fiyat ve maliyet bilgileri teşebbüsler tarafından
hazırlanmıştır. Teşebbüslerin gönderdiği fiyatlar KDV hariç fiyatlar
olduğundan, bu rakamlara % 18 KDV eklenerek, gerçek satış fiyatlarına
ulaşılmıştır. Maliyet kalemlerinde, dışarıdan alınan tüm girdilerin (kum, kalker, 1480
benzin, enerji vs.) KDV’li olması gereklidir. Bu bağlamda, söz konusu KDV’li
maliyet değerleriyle karşılaştırılabilir nitelikteki fiyatların da KDV’li olması gayet
doğaldır. Ayrıca, tüm fiyatlarda KDV’nin olmaması durumunda dahi,
fiyatlardaki paralel artış ve fiyat artış oranları değişmeyecektir. Zira yapılan
değerlendirmelerde, teşebbüslerin satışlarından ne kadar kar elde ettikleri
değil, fiyat artış oranları ve bu artışların paralel oluşu ve maliyetlerden
bağımsız hareket etmesi dikkate alınmıştır.
Ayrıca, Soruşturma Raporu’nda yer verilen belgelerin kendileri ile ilgisinin
olmadığı ve delil olarak kullanılamayacağı iddia edilmektedir. 1490
Taraflara savunma yapmaları için gönderilen Rapor’da, pazara ilişkin verilerin
yanı sıra iki adet belge delil olarak kullanılmıştır. Bunlardan ilki, Lafarge’da
bulunan, İzmir’de 23 Temmuz’da bir görüşmenin yapıldığı açık bir biçimde
ifade edilen belgedir. Çimento ve hazır beton pazarı ile ilgili olarak İzmir’de
yapılan bir görüşmeye İzmir pazarındaki payı oldukça yüksek olan bir
teşebbüsün katılmaması düşünülemez.
Rapor’da yer verilen, Batıçim’den elde edilen diğer belgede ise, Ege Bölgesi
çimento pazarının unsurlarının bölgedeki üreticiler tarafından, tespitine ilişkin 1500
açık ifadeler yer almaktadır. Söz konusu belgede, 4054 sayılı Kanun’a aykırı
bu sistemin yönetim merkezi olarak ise Çimentaş adres gösterilmektedir.
Ayrıca, uyumlu eylem karinesi kullanıldığından, söz konusu belgeler, temel
dayanak noktasını oluşturmamaktadır.
Öte yandan, belgelerin her teşebbüsten bulunmasını beklemek gizli ve
nadiren yazılı hale getirilen kartel anlaşmalarının doğasına aykırı olduğu gibi;
delilleri ortadan kaldıran teşebbüslerin ödüllendirilmesine de yol açabilecek
niteliktedir.
1510
Bunun dışında, uyumlu eylem karinesinin getirilmesine ilişkin olarak ilgili
teşebbüsler arasındaki koordinasyonun varlığının gösterilmediği, sadece
oligopolistik bağımlılığa dayanıldığı belirtilmektedir.
Kanun’un 4. Maddesinin 3. fıkrasında; “Bir anlaşmanın varlığının
ispatlanamadığı durumlarda, piyasadaki fiyat değişimlerinin veya arz ve talep
dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin, rekabetin engellendiği,
06-77/992-287
34
bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi,
teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil eder.” hükmü yer
almaktadır. 1520
Sıkı sıkıya lafza bağlı kalarak bir yorum yapılması halinde, karinenin kullanılabilmesi
için, pazarda oluşmuş bir etkinin (ya da paralel davranışın) gösterilmesi gerekecektir.
Ancak, oligopol pazarlarda, teşebbüslerin karşılıklı bağımlılık içinde oldukları ve
dolayısıyla söz konusu davranışların bu bağımlılıktan kaynaklandığı savunmalarının
kabul edilmesi halinde, paralel davranıştan başka herhangi bir delil bulunamaması
durumunda ihlal sonucuna ulaşılamayacaktır.
Oysa, paralel davranışın yanında koordinasyonu da gösteren delillerin bulunması
durumunda, karine kullanılmasına gerek kalmaksızın, uyumlu eylem olduğu 1530
sonucuna varılabilecektir.
Dolayısıyla, karinenin kullanılabilmesi için de, paralel davranış ve koordinasyon
gösteren delillerin aranması karineyi etkisiz hale getirecektir. Kanun’un açıkça verdiği
bir yetkinin kullanılamaması ya da gereksizliği söz konusu olmayacağına göre, bu
durumda iki ayrı yorum yapılabilir.
1- Karinenin kullanılabilmesi için aranan delil şartı uyumlu eylemin ortaya konulması
için aranandan daha düşüktür. Yani, teşebbüsler arasında doğrudan konuya ilişkin
açık bir koordinasyon olduğu net olarak ortaya konamasa bile, koordinasyona yönelik 1540
bazı emarelerin bulunması durumunda karine kullanılabilecektir.
2- Amaçsal bir yorumla, karinenin kullanılabilmesi için illa pazarda oluşmuş bir etkinin
gösterilmesine, yani paralel davranışın ortaya konmasına gerek olmayıp, örneğin,
teşebbüsler arasında stratejik, gizli nitelikli bilgi (örneğin, pazar payı, fiyat, satış
miktarları... vs) değişimi gibi, rekabetçi bir yapıda olması beklenmeyen davranışların
(ya da rekabetin bozulduğu pazarlardakine benzer davranışların) ortaya konması
yeterlidir. Bu durumda bir anlaşmanın ispatlanamaması halinde, karine
kullanılabilecek ve Kanun’un öngördüğü üzere, ispat yükü ilgili teşebbüslere
geçirilmiş olacaktır. 1550
Oligopol piyasa, tek başına hakim konumda olmayan ancak bireysel olarak
yüksek pazar payına sahip olan birden fazla teşebbüsün oluşturduğu
piyasadır. Oligopolistik piyasalarda faaliyet gösteren teşebbüsler aldıkları
kararların, rakiplerin karlarını etkilediğini ve her bir teşebbüsün karının sadece
kendi davranışına değil, bu davranış karşısında rakiplerin göstermesi
muhtemel tepkilerine bağlı olduğunun farkındadır. İşte bu farkındalık
neticesinde olipolistik pazarlarda faaliyet gösteren firmalar arasında meydana
gelen “bağımlılık”, oligopolistik bağımlık olarak nitelendirilmektedir.
1560
Bu oligopolistik bağımlılığın en doğal sonucu ise, oligopol pazarlarda faaliyet
gösteren teşebbüslerden herhangi birisinin pazar payını arttırmak için indirim
yapması halinde, diğer teşebbüslerin hemen buna kendi fiyatlarını indirerek
cevap vermesidir. Buna göre, böyle bir fiyat savaşı sonucunda gelinen denge
noktasında söz konusu pazarda faaliyet gösteren teşebbüslerden hiç birisi bir
önceki denge noktasına göre daha iyi durumda değil, aksine, daha düşük bir
06-77/992-287
35
fiyattan ve daha düşük bir karlılık ile satış yaptıkları için daha kötü durumda
faaliyetlerini sürdürmektedirler.
Oligopol piyasalarda faaliyet gösteren teşebbüsler arasındaki oligopolistik 1570
bağımlılık ve bu bağımlılık neticesinde yukarıda yer verilen şekilde karlarını
monopolcü firma karına yaklaştıracak ve hatta monopolcü firma karına
ulaştıracak fiyat seviyesine ulaşma biçiminde güdülenmesi beklenen
teşebbüslerin arasındaki ilişki “Oyun Teoremi” yardımıyla da açıklanabilir. Bu
şekilde bir açıklamaya geçmeden önce oyun teoremin ile ilgili kısaca bilgi
verilmesinin ve oyun teoreminde kullanılan bazı terimlerin açıklanmasının
yararlı olduğu düşünülmektedir. Oyun teoremi, 1944 yılında J. Von Neumann
ve O. Morgenstern tarafından bulunmuş bir iktisadi konsepttir. Bu teorem, en
basit anlatımla; rasyonel olduğu varsayılan oyuncuların, kendileri için en iyi
sonuca ulaşmak için rakip teşebbüslerin davranışlarını da dikkate alarak 1580
verdikleri kararlar bütünüdür. Teorem kapsamındaki her oyuncu, verecekleri
her kararın sonucunda ortaya kendi lehlerine veya aleyhlerine sonuçlar
çıkabileceğini ve rakip oyuncuların da karar aşamasında aynı rasyonellikle
hareket edeceği dikkate alarak hamlelerini yaparlar. Son olarak, oyun
içerisinde verilen kararlar sonucu ortaya çıkan sonuçlarının daha iyi
kavranabilmesi için açıklanması gerektiği düşünülen iki durum vardır. Bunlar,
“Pareto Optimum” ve “Nash Dengesi” kavramlarıdır. Pareto Optimum, rekabet
hukuku açısından en basit şekilde herhangi bir ilgili ürün pazarında faaliyet
gösteren bir teşebbüsün, diğer teşebbüslerin aleyhine bir duruma yol
açmadan kendi elde ettiği kazançları arttırmayacağı bir durumu; Nash 1590
Dengesi ise, her bir firmanın, diğer firma[ların] hareketlerini göz ardı etmeden,
kendi kârını olabildiğince maksimize edecek şekilde “rekabetçi” davrandığı
varsayımı altında tanımlanmıştır.
Teorem kapsamında burada yer verilecek olan oyunlar, oligopol pazarda
faaliyet gösteren teşebbüsler arasındaki oligopolistik bağımlılıktan başka
herhangi bir açık veya zımni irade uyuşması durumunu açıklayabilmek için
“işbirliği olmayan oyun” ve söz konusu oligopolistik pazarda faaliyet
gösteren teşebbüsler arasında mevcut olan oligopolistik bağımlılık yanında,
ilgili teşebbüsler arasında ayrıca açık veya zımni bir irade uyuşması olan 1600
durumu açıklayabilmek için de “işbirliği olan oyun” olarak iki grup halinde
ortaya konacaktır.
Buna göre; bir oligopol piyasada faaliyet gösteren A ve B teşebbüsü
olduğunu, bu teşebbüslerin birbirleri arasındaki oligopolistik bağımlılığın
farkında olduğunu, söz konusu oyunun (teşebbüslerin ekonomik hayatta
ömrünün genellikle uzun olması da dikkate alınarak) “sınırsız süreli” ve
“tekrarlanan” nitelikte olduğunu, teşebbüsler tarafından benimsenen
stratejileri oluşturan karar değişkeninin “fiyat” olduğunu, oyun süresince
teşebbüsler tarafından ortaya konan stratejiler sonucunda elde edilen 1610
kazancın “kar” olduğunu ve son olarak da söz konusu teşebbüsler arasında
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca yasaklanmış herhangi açık veya
zımni herhangi bir anlaşma olmadığını varsayalım. Bu varsayımlar altında,
firmaların “kazanç matrisini” aşağıdaki gibi oluşturulabilir:
06-77/992-287
36
TEŞEBBÜS B
Yüksek Fiyat Düşük Fiyat
Yüksek Fiyat 50,50 100,- 50 TEŞEBBÜS A
Düşük Fiyat -50,100 10,10
Yukarıdaki “kazanç matrisi” incelendiğinde, her iki teşebbüs açısından en iyi
kararın, yüksek fiyatlarla satış yapmak olduğu görülmektedir. Bu durumda, her
iki teşebbüsün da karı 50 TL olacak ve monopolcü firma karını elde 1620
edeceklerdir.
Ancak, A teşebbüsü; A ve B teşebbüsü arasında 4. madde kapsamında
değerlendirilebilecek bir anlaşma olmadığı için, B teşebbüsünün de kendisi
gibi yüksek fiyat vermeyeceğini, bunun aksine, A teşebbüsünden daha düşük
fiyat vererek veya fiyatını arttırmayarak A teşebbüsünün (yükselen fiyatlar
sonucu) müşterilerini ele geçireceğini düşünmektedir. Bu şekilde bir
çekinceye sahip olan teşebbüsler, 50 TL zarara uğramamak ve mevcut
müşterilerini rakibine kaptırıp onun 100 TL kar etmesini önleyecek kararı
vermek isterler. Bu düşünce içerisinde olan her iki teşebbüs için baskın strateji 1630
(Nash Dengesi) düşük fiyatlar vermek ve 10’ar TL kar elde etmektir. Sonuç
olarak, her iki teşebbüsün de düşük fiyatla satış yapma kararı, oligopolistik
bağımlılık içinde olan ancak birbiriyle herhangi bir koordinasyona girmemiş
rasyonel iki teşebbüsün birbirlerine güvenmeyerek verdikleri ve teşebbüsler
açısından baskın strateji olan (Nash Dengesi) ancak “Pareto Etkin” olmayan
(Pareto Etkin karar, her iki firmanın yüksek fiyatla satış yapıp 50’şer TL kar
elde etmesidir) bir karardır.
Öte yandan, yukarıda yer verilen sebeplerle fiyat rekabeti içine giren ve düşük
fiyatla satış yapan oligopolist A ve B teşebbüsü, fiyat konusunda rekabet 1640
etmenin kendilerine ürün başına 40 TL’ye mal olduğunu kavrar ve aralarında
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamına giren bir anlaşma yaparak
koordineli hareket etmeye başlarlarsa o zaman her iki teşebbüs de Pareto
Optimum dengeye ulaşarak karını maksimize edebilir (50,50 TL). Teşebbüsler
arasında herhangi bir şekilde ortaya çıkan irade uyuşması ve bunun
sonucundaki koordinasyonun, teşebbüslerin arasındaki güvensizliği ve bir
sonraki aşamada olması muhtemel belirsizliği ortadan kaldıracağı,
teşebbüslere yüksek fiyatla satış yapmasını imkan sağlayacağı görülmektedir
Savunmada ileri sürülen oligopolistik bağımlılık kavramı Rapor’da getirilen 1650
uyumlu eylem karinesinden farklı bir boyuttadır. Elbette, çimento gibi
oligopolistik özellikler sergileyen pazarlarda rakip teşebbüsler pek çok açıdan
birbirine bağımlı olacaktır. Raporda söylenen, oligopolistik bağımlılıktan öte bir
durumdur. Şöyle ki, fiyatların düşüş trendinde olması durumunda pazardaki
tüm teşebbüslerin belli seviyelere kadar bu seyre ayak uydurması gerekir, aksi
takdirde satışlarda büyük sorunlar yaşanır. Ancak, fiyatların yukarı doğru
hareketinde durum öncekinden biraz farklıdır. Fiyat artışı yapmak, normal
şartlarda teşebbüsler tarafından tercih edilmemesi gereken bir hareket
olmalıdır. Çünkü fiyat artışlarına katılmayan teşebbüsün satış miktarı önemli
ölçüde yükselecektir. Yine normal koşullarda, fiyatını artırmayı düşünen bir 1660
teşebbüs bunun diğer teşebbüsler tarafından izlenmemesi riskini taşır.
Dolayısıyla zorunlu olmadıkça fiyat artırımına gitmek istemez. Ancak
06-77/992-287
37
pazardaki tüm teşebbüsler, içlerinden herhangi birisi tarafından yapılacak fiyat
artışının diğerleri tarafından da izleneceğinden eminse, o zaman rahatlıkla ve
ciddi boyutlarda fiyat artışları görülebilir. Öte yandan, maliyetlerde ortak bir
yükseliş varsa bunun fiyatlara yansıtılması belli ölçülerde normal karşılanabilir.
Oysa söz konusu olayda, Rapor’da ayrıntılı biçimde yer verildiği üzere gerek
2002 gerekse 2003 yılında yapılan anormal boyuttaki fiyat artırımları
maliyetlerden bağımsız bir şekilde gerçekleşmiştir. Kaldı ki, gerek yukarıda
sıralanan iki belge, gerekse Ankara çimento pazarı ile yapılan karşılaştırma ve 1670
satış vadelerinin standart hale getirilmesi çabası, söz konusu uyumlu eylem
karinesini destekleyici niteliktedir.
Ege Bölgesi çimento pazarının özelliklerinin işlendiği savunmanın bu
bölümünde, çok ilginç bir de ifade kullanılmıştır. Çimentaş savunmasında,
aşağı doğru fiyat hareketlerinde teşebbüslerin satışlarını düşürmemek ve
dolayısıyla pazar paylarını kaybetmemek adına düşen fiyatlara ayak
uydurmak zorunda olduğundan söz edilmektedir. Bu açıklamaların ardından,
fiyat indirimleri için söylenenlerin, fiyat artışları için de geçerli olduğu
söylenmektedir. Bu ifade özellikle ilginçtir ve ekonomi teorisinde normal 1680
koşullarda beklenenin aksini söylenmektedir. Fiyat artışlarına ayak uydurma
zorunluluğu olduğu iddiasına katılmak mümkün değildir.
Batısöke’nin fiyat tespiti konusunda uyumlu eylem yolu ile ihlalde
bulunduğuna ilişkin müvekkil şirketten hiçbir belgeye dayanılmadığı ve
teşebbüsün soruşturma konusu piyasadaki tüm faaliyetlerinin ekonomik ve
rasyonel gerekçelerle kanıtlanabildiği ifade edilmektedir.
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin son bendinde “Bir anlaşmanın varlığının
ispatlanamadığı durumlarda piyasadaki fiyat değişmelerinin veya arz ve talep 1690
dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin, rekabetin engellendiği,
bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi,
teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil eder. Ekonomik ve
rasyonel gerçeklere dayanmak koşuluyla taraflardan her biri uyumlu eylemde
bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir.” denilmektedir.
Dolayısıyla, teşebbüslerden elde edilen belgeler uyumlu eylem olgusunda
esas unsurlar olmadığı gibi, Soruşturma Raporu’nda yer verilen ve ilgili
pazardaki rekabet ihlallerine işaret eden belgelerin, soruşturma tarafı bir
teşebbüsün ihlalde bulunduğuna ilişkin delil olarak değerlendirilebilmesi için,
teşebbüsün kendisinden elde edilmiş olması gerekmemektedir. Kaldı ki, 1700
Soruşturma Raporu’nda yer verilen ve Batıçim’den elde edilmiş olan “İşin
Tarifi” başlıklı belge de, teşebbüs tarafından belge niteliği taşımayan bir
bilgisayar çıktısı olarak betimlenmekte ise de; aslında sektördeki rekabet
ihlallerinin varlığına ciddi bir delil teşkil etmektedir.
Yazılı savunmasında, teşebbüs tarafından, piyasadaki davranışlarının
ekonomik ve rasyonel gerekçelerle açıklanabildiği ifade edilmekte ise de, bu
gerekçeleri ortaya koyan analizlere yer verilmemektedir. Söz konusu
teşebbüsün piyasadaki eylemleri, genel olarak piyasanın yapısıyla ve
oligopolistik bağımlılık ile açıklanmaya çalışılmıştır. 1710
06-77/992-287
38
Ayrıca, teşebbüsün savunmasında, Soruşturma Raporu’nda yer verilen
dönemlerdeki fiyat artışları, talebin mevsimsel oluşu ve ilgili pazarda genel
olarak maliyetin yükseklik arz etmesi ile açıklanmakla birlikte, ne bu
dönemlere ilişkin talep artış miktarları ne de maliyet rakamları ortaya
konulmaktadır.
Batıçim’in yazılı savunmasında, Soruşturma Raporu’nun 39 uncu sayfasında
yer verilen 2002 yılı İzmir Torbalı Çimento fiyatlarına ilişkin tabloda görülen
yıllık bazda %19 oranında fiyat artışı, teşebbüsün cüzi oranda bir fiyat artışına 1720
gittiğinin kanıtı olarak sunulmaktadır. Ancak, böyle bir değerlendirme, sadece
söz konusu senenin Ocak ayı ile Aralık ayının fiyat seviyesinin
karşılaştırılması anlamına gelmekte olup, Nisan ayından itibaren gerçekleşen
çok yüksek düzeyde fiyat artışlarını açıklamamaktadır. Teşebbüsün, fiyat
artışlarını talebin mevsimsel olması ile ilişkilendirmesi de, daha önceden de
ifade edildiği üzere, fiyat artış oranları göz önüne alındığında, bu fiyat
artışlarına makul bir açıklama getirememektedir.
Akçansa tarafından esasa ilişkin olarak ileri sürülen iddiaların ilki, teşebbüsün
Ege Bölgesi çimento pazarındaki payının düşük olması (% 7 civarında) 1730
itibarıyla, soruşturma kapsamındaki diğer teşebbüslerle aynı kefeye
konulmasına ilişkindir.
Bunun dışında, uyumlu eylem karinesinin getirilmesine ilişkin olarak ilgili
teşebbüsler arasındaki koordinasyonun varlığının gösterilmediği, Soruşturma
Raporu’nda sadece oligopolistik bağımlılığa dayanıldığı ifade edilmektedir.
Soruşturma Heyeti’nin Akçansa’nın 4054 sayılı Kanun’a aykırılık teşkil eden
fiillerine yönelik tespitlerin esasını, torbalı çimento pazarında 2002 Nisan ve
2003 Haziran aylarından başlayan uyumlu eylem içerisinde olmaları hususu 1740
oluşturmaktadır.
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde uyumlu eyleme ilişkin olarak, “...Bir
anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı durumlarda piyasadaki fiyat
değişmelerinin veya arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet
bölgelerinin, rekabetin kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi,
teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil eder. Ekonomik ve
rasyonel gerekçelere dayanmak koşuluyla taraflardan her biri uyumlu eylemde
bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir.” denilmektedir.
1750
Bu çerçevede, Soruşturma Raporu’nda gerek 2002 gerekse 2003 yılı
içerisinde incelenen pazarlar bağlamında, aralarında Akçansa’nın da
bulunduğu teşebbüslerin, eş zamanlı ve aşırı fiyat artırımlarının uyumlu eylemi
gösterdiği belirtilmekte ve sadece bununla yetinilmeyerek, bu artışların
maliyetlerden bağımsız olduğu gerçeği de gözler önüne serilerek, bu durumun
bir anlamda sağlaması yapılmaktadır. Dolayısıyla Soruşturma Heyeti,
Akçansa ve ilgili diğer teşebbüsler için sadece uyumlu eylem karinesini
getirmekle kalmamış, bir adım daha öteye geçerek bu artışların ekonomik ve
rasyonel gerekçelerden uzak olduğunu da göstermiştir. Hal böyle iken,
savunmanın pek çok yerinde (Örn. 39. sayfanın 3. paragrafında) teşebbüsün 1760
savunmasında yapması gereken analiz ve açıklamaların Soruşturma
06-77/992-287
39
Heyeti’nden beklendiği ifade edilmektedir. Bu durum, 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesinde hükme bağlanan “uyumlu eylem” kavramının özüne ters
düşmektedir ve bu itibarla hayretle karşılanmıştır.
I.4. Dikey İhlaller
Dikey ihlaller başlığı altında, pasif satışların engellenmesi nedeniyle hakkında
soruşturma açılan Çimentaş’ın dikey yapılanması ve dikey anlaşmaları lafzı ve 1770
uygulaması çerçevesinde değerlendirilmiştir.
I.4.1. Dikey Yapılanma
Çimentaş’ın bayilik anlaşmaları, Tek Elden Dağıtım Anlaşması (TEDA) ve Tek
Elden Satım Anlaşması (TESA) olarak adlandırılan iki tip sözleşmeden
oluşmaktadır (………………..TİCARİ SIR………………). Gerek sözleşmelerin
başlığından ve gerekse aşağıda yer verilen görüşme tutanağında yer alan
ifadelerden, bu sözleşmelerin 1997/3 ve 1997/4 sayılı Tebliğ’lere göre
hazırlandığı anlaşılmaktadır: 1780
10.03.2003 tarihinde, Raportörler tarafından satış politikalarına ilişkin olarak
yöneltilen çeşitli sorulara, Çimentaş Topluluğu Satış ve Pazarlama Direktörü İ.
Ali ÖZİNÖNÜ ve Hukuk İşleri Şefi Av. Kayhan KARABAYIR, şu cevabı
vermiştir:
“Çimento satışlarımızın yaklaşık %(…)’i torbalı, %()…’i dökme çimento
şeklindedir. Satış alanımız Ege Bölgesi’dir. Bu bölge içinde, mesafeden
kaynaklanan nakliye maliyeti, pazar koşulları ve buna bağlı olarak pazardaki
rekabet koşulları vb. ekonomik gerekçeler çerçevesinde farklı bant çıkış 1790
fiyatları uyguluyoruz. Çimento satışını doğrudan ya da 44 bayimiz vasıtasıyla
gerçekleştiriyoruz………………….TİCARİ SIR………………….) 1998 yılında
hayata geçen Rekabet Kurumu tebliğlerine uygun olarak hazırlanmış, 4 Mayıs
1998 tarihinde Kurumunuza gönderilmiş ve olumsuz bir görüş de
bildirilmemiştir. İşbu sözleşmelerimiz bu tarihten bu yana da değişmemiştir ve
halen devam etmektedir. Bazı TEDA bayilerimizden gelen şikayetler üzerine
bölgeleri dışında ve diğer TEDA bayilerinin bölgelerinde ve TEDA
sözleşmesine aykırı biçimde aktif satış yaptıkları tespit edilen TEDA bayilerini
tanımlanmış bölgesi dışında aktif satış yaptıkları için uyarıyoruz; bazı
durumlarda da para cezası veriyoruz. Ancak bugüne dek hiçbir TEDA bayisine 1800
ceza uygulaması olmamıştır.( …..…………..TİCARİ SIR………………..)...”
Teşebbüs yetkililerinin de ifade ettiği üzere, şirket merkezinin bulunduğu
(…………)’deki bayilerle TESA, (……………..) bayilerle ise TEDA
anlaşmalarının yapıldığı görülmektedir. İç Anadolu, Akdeniz ve Marmara
bölgelerinde faaliyet gösteren çimento sağlayıcısı teşebbüslere yönelik
soruşturma raporunda geçen ve aşağıda yer verilen belge, neden böyle bir
yapılanmaya gidildiğine açıklık getirebilecek niteliktedir:
“RAPOR 1810
06-77/992-287
40
Rekabet Kanunu ve ilgili 1997/1 ve 1997/2 sayılı Grup Muafiyeti Tebliğleri’ne
uyumlu yeni jenerasyon sözleşmelerin hazırlanmasına ilişkin çalışmaların
birinci bölümü tamamlanmıştır.
Bu çalışmalarda, ...’nın yeniden satışa konu olarak dağıtım sistemindeki
bayileriyle akdettikleri sözleşmeler incelenmiştir.
Öte yandan şirketlerin ayrı ayrı piyasa şartları, dağıtım sistemleri ve
sözleşmeleri, ...’daki çalışma toplantılarında incelenmiş ve piyasaların özel 1820
şartları kapsamında faaliyetleri rekabet mevzuatı çerçevesinde niteliksel ve
niceliksel olarak değerlendirilmiştir.
Muafiyet rejiminin dahi, ... işletmelerinin mevcut uygulamalarını
sürdürmelerine olanak tanımadığı tespit edilmiştir. Uyumlu olmadığı tespit
edilen hususların re’sen veya şikayet ile Kanun’un 6’ıncı maddesinin (a) ve (b)
bentlerinde tanımlanan ihlaller olduğu iddia edilebilir.
Meselenin hallinin sabit bant çıkış fiyatının tüm satışlara eşit olarak
uygulanması olduğu bilinmektedir. Fakat bununla birlikte, bu uygulamaya 1830
derhal geçilemeyeceği, bu yönde bir uygulamanın başlaması için piyasaların
eşit şart ve şekilde faaliyetlerini yeniden düzenlemeleri gerekliliği tarafınızdan
belirtilmiştir.
Bu durumda izlenebilecek yolun, piyasaların “mevzuatla uyumlu” satış
prosedürlerini uygulamaya almalarına kadar geçecek süre içerisinde, ...
işletmelerinin mevcut faaliyetlerinin “muafiyet rejimi” dahilinde yeniden
düzenlenmesi olduğuna kanaat getirilmiştir.
Bu itibarla bölgesel farklılıklar oluşturan fiyat yapılarını “gizlemek” için, 1840
muafiyet rejiminin tanıdığı Tek Elden Dağıtım Anlaşmaları (TEDA) ve Tek
Elden Satın Alma Anlaşmaları (TESA) Grup Muafiyetleri ile, eş edimdeki
alıcılara farklı fiyatlar uygulanması pratiğinin, edimleri farklılaştırıcı bir statü
yaratılması cihetine gidilmiştir.
Bu sistem ile, üretim tesislerine uzak mesafelerde bulunan alım merkezleri
bölgesel sınır ile tefrik edilecek ve bu bölgeye (……….) çerçevesinde bir
Dağıtıcı ihdas edilecek ve böylelikle düşük fiyatlı bant fiyatına karşın,
edimlerin üretim tesisinin ana hinterlandı içerisinde yer alan (………..) lar ile
farklılıkları ortaya koyulacaktır. 1850
Bu yöntemin kalıcı bir çözüm getirmesi beklenemez. Yalnızca piyasadaki
hatalı uygulamaların birlikte sona erdirileceği tarihe kadar geçecek olan süre
zarfında, ... işletmelerinin bayi satışları nedeni ile ceza almamasını temin
edebilecektir.
Bu itibarla biri TEDA diğeri TESA formatında iki tip sözleşme oluşturulmuştur.
Bu sözleşmeler taslak niteliğinde olup işletmelere eş zamanlı olarak
bildirilecektir. İşletmeler ferdi pazar şartlarından kaynaklanan prosedür
farklılıklarını, diğer çekince, itiraz ve taleplerini de belirterek tarafımıza 1860
06-77/992-287
41
bildireceklerdir. Böylelikle sözleşmelere nihai şekil verilebilecek ve
tensiplerinize arz edilebilecektir.
Tarafınızdan uygulamaya alınması ön görülen ve tarafımızdan evvelemirde
uygulanabileceğine kanaat getirilen yegane yöntem niteliğindeki tip
sözleşmeler eklidir. Bu sistemin kalıcı bir çözüme hizmet etmeyeceğini ve
ihlallerin tek fiyat uygulamalarıyla durdurulmasının esas olduğunu birkez daha
vurgulayarak durumu tensiplerinize arz ederiz.”
Çimentaş Topluluğu Hukuk İşleri Şefi Av. Kayhan KARABAYIR’ın odasında 1870
yapılan yerinde incelemede bulunan benzer nitelikte bir çalışmada ise
aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası Türk A.Ş.’nin Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun’un Uygulanmasından Doğan Sıkıntıları Karşısındaki İstekleri;
1- TEDA ve TESA bayilerine dağıtımı yapılan çimento torbalarının renklerinin
farklı olması,
... 1880
RKHK ile sadece markalar arası rekabet değil marka içi rekabette
düzenlenmektedir.
Sözleşmelerin kanuna uygunluğuna bakılırken sadece anlaşma hükümleri ile
değil sözleşmenin etkilerinin de göz önünde bulundurulması yani fiili
uygulamaya da dikkat edilmesi gerekliliğidir.
Yukarıda belirtilen kararlar ve doktrinsel görüşler eşliğinde 1. sorunumuz ile
ilgili olarak irdelediğimiz takdirde; her bölge için farklı torba rengi uygulamamız 1890
halinde bölgeler arası kesin sınırlar çizilmiş olup kesin paralel satış engeli
yaratmaya yönelik çalışma olarak değerlendirileceği için bu tür uygulamalar
karşısında grup muafiyetimizin iptal edilmesi ve 4. madde kapsamında
soruşturma açılması tehlikesi ile karşı karşıya kalabiliriz.
TEDA ve TESA bölgelerimizde dağıtımı yapılan çimento torbalarında farklı
renkleri uygulamamız neticesinde ise Kurulca şu suçlamalar ile karşılaşabiliriz.
- Ekonomik ve rasyonel açıklaması olmaksızın farklı renkli torba uygulaması
karşısında bölgelerin dolaylı bir şekilde bölündüğü ve paralel satış imkanının 1900
zorlaştırıldığı
Ve / Veya
- Bu tür uygulamalarla, RKHK gereğince malın sağlayıcıdan çıktıktan sonra
sağlayıcı tarafından takip edilmemesi gerekir ki mal piyasada kendi fiyatını
bulsun. Bu davranış şekline aykırı davranıldığı gerekçesiyle de soruşturma
açılabilir...”
06-77/992-287
42
I.4.2. Fiili Uygulamalar 1910
Söz konusu belgelerden, bölgesel ayrıştırma yapabilmek ve bölgesel fiyat
farklılıklarını gizlemek için böyle bir yapılanmaya gidilmiş olabileceği
anlaşılmaktadır. Ancak böyle bir yapının korunabilmesi için, bölgeler arası
ticaretin olabildiğince kontrol edilerek önüne geçilmesi gerekmektedir.
Çimentaş’la ilgili olarak bu kontrolün boyutları aşağıda yer verilen belgelerde
ortaya konulmaktadır:
Bölge Dışına Satış Yasağı
1920
Çimentaş’ta yapılan yerinde incelemede bulunan ve Çimentaş Yönetim Kurulu
Başkanı Walter MONTEVECCHI ve Pazarlama Koordinatörü Ali
ÖZİNÖNÜ’nün imzası ile tüm yetkili satıcılara gönderildiği tespit edilen
17.09.2002 tarihli yazıda şu ifadeler yer almaktadır:
“Şirketimizle müesseseniz arasında imzalanan ve yetkili satıcılık ilişkisini tesis
eden yürürlükteki Tek Elden Dağıtım Anlaşmasının 3. Maddesine göre,
ürünlerimizi münhasıran ve aktif şekilde satmakla yetkili ve yükümlü
olduğunuz bölge sınırları açık bir biçimde saptanmıştır. Gerek anlaşmanın
anılan hükmü ve gerekse diğer yasal mevzuat hükümleri gereği şirketimizden
mal alımı için doldurduğunuz “Sipariş Fişi” üzerinde belirttiğiniz teslim 1930
noktasına, malın fiilen boşaltılması hususunun da tarafınızdan duyarlılıkla
izlenmesi ve yerine getirilmesi gerekmektedir.
Ancak; bazı yetkili satıcılarımızdan zaman zaman gelen uyarılardan; kimi
yetkili satıcılarımızın akdi ve yasal bu yükümlülüklerini diğer yetkili satıcılar
aleyhine ihlal ettikleri ve kendilerine tanınan bölgeler dışında da aktif satış
faaliyeti yürüttükleri anlaşılmaktadır.
Tek elden dağıtım sistemine aykırı bu davranışlar ne yazık ki yetkili
satıcılarımızın kendi bölgelerinde iş yapmasını engellemekte ve dağıtım 1940
sistemine ve yetkili satıcılara zarar vermektedir.
Bu nedenle; herhangi bir yetkili satıcının satın aldığı malı Sipariş Fişinde
belirtilen adresten farklı bir mahalle teslim ettiği tarafımızdan herhangi bir
şekilde tespit edildiği takdirde;
A – bölgeler arasında fiyat farkı yok ise;
- birinci defada ihlali gerçekleştiren yetkili satıcı yazılı olarak uyarılır,
- ikincisinde ise teslim edilen mal bedelinin %10’unun ilave olarak yetkili
satıcıya fatura edileceğini,
B – bölgeler arasında fiyat farkı var ise ve bu sayede ihlal eden yetkili satıcı o 1950
bölgedeki yetkili satıcının aleyhine ekstra mali bir kazanç sağlıyorsa;
- birinci defada, bölgeler arasındaki fiyat farkının,
- ikinci defada teslim edilen mal bedelinin %20’sinin ilave olarak,
- üçüncü defada ise ihlal eden teslimin yapıldığı on günlük fatura
döneminde ihlal eden yetkili satıcıya ait faturaların toplam tutarının %20’sinin
ilave olarak yetkili satıcıya fatura edileceğini bildiririz.
06-77/992-287
43
Yukarıda anılan yaptırımların uygulanmaması ileride de uygulanmayacağı
anlamına gelmeyeceği gibi; TEDA sözleşmesinin fesih hakkı da saklıdır.
1960
Not: Yetkili satıcının kendi bölgesi içerisindeki fiyat farklılıklarını kötüye
kullanması halinde yukarıda B paragrafındaki yaptırımlar uygulanacaktır.”
Çimentaş’ta yapılan yerinde incelemede bulunan Çimentaş yetkili
satıcılarından iki tanesine ilişkin belgeler, yukarıdaki tutanak ve yazılarda
bahsi geçen para cezalarının uygulandığını göstermektedir.
Yukarıda yer verilen 19.2.2002 tarihinde Çimentaş Yönetim Kurulu Başkanı ile
Pazarlama Müdürünün imzalarını taşıyan ve bütün yetkili satıcılara gönderilen
yazıda, aktif ya da pasif satış ayırımı yapılmaksızın bölge dışına yapılan bütün 1970
satışları kapsayan bir uyarıda bulunulmakta, bölge dışına satış yapan bayiler
için öngörülen çeşitli yaptırımlara değinilmektedir. Bu yazı, TEDA’larda
öngörüldüğü üzere, sadece aktif satışların değil, bölge dışına yapılacak pasif
satışların da yasaklandığını; üstelik söz konusu uygulamanın TESA anlaşması
imzalanan bayiler bakımından da geçerli olduğunu ortaya koymaktadır. Zira,
herhangi bir yetkili satıcının satın aldığı malı Sipariş Fişinde belirtilen adresten
farklı bir mahale teslim ettiği herhangi bir şekilde tespit edildiği takdirde, söz
konusu yaptırımların uygulanacağı açıkça ifade edilmektedir. Aşağıda yer
verilen belge de, bölge dışına satış yasağının pasif satışları da kapsadığını
teyit etmektedir. 1980
Söz konusu cezaların muhataplarından bir bayide, (…………..) tarihinde
hazırlanan tutanakta, aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“(………) yılından beri Çimentaş bayiliği yapmaktayız. Alt bayilere, çift yönlü
nakliyeden yararlanmak isteyen nakliyecilere vb. satış yapmaktayız. Alıcılar
bize telefon açarak fiyatımızı sorarlar. Verdiğimiz fiyatı uygun bulurlarsa ‘şu
plakalı araç sizden mal alacak’ şeklinde Çimentaş’a bilgi veririz. Satışlarımız
bu yolla olmaktadır. Salihli’deki depomuz dışında depomuz, şubemiz vb. satış
yerimiz bulunmamaktadır. Az önce de ifade ettiğimiz üzere, alıcılar bize 1990
telefon açarak ya da depomuza gelerek fiyat alır. Verdiğimiz fiyatı uygun
bulurlarsa da talepte bulunurlar.”
Tutanakta yer alan bilgilerden, aktif / pasif ayırımı gözetilmeden bölge dışına
yapılan bütün satışların yasaklandığı anlaşılmaktadır.
I.4.3 Değerlendirme
I.4.3.1. Yukarıda Yer Verilen Uygulamalar 4054 Sayılı Kanun’un 4.
Maddesi Kapsamında Anlaşmadır 2000
I.4.3.1.1. Genel Değerlendirme
Kanun’un 4. maddesi kapsamında bir anlaşmanın varlığını ispat edebilmek
için noter onaylı ya da tarafların açıkça imzaladıkları bir belgenin var olması
gerekmediği tartışılmaz bir gerçektir. Bu bağlamda, Medeni Hukuk ya da
Borçlar Hukuku’na göre geçerli olmayan bir sözleşme de Rekabet Hukuku
06-77/992-287
44
bakımından bir anlaşma olarak kabul edilebilmektedir. Dikey kısıtlamalar
bakımından ise anlaşma kavramı çok daha geniş yorumlanmaktadır. Rekabet
Hukuku bakımından bir anlaşmanın varlığına işaret eden en önemli kıstas,
teşebbüslerin hareketlerinde kendilerini özgür hissetmeleridir. Eğer bir 2010
teşebbüs hareketlerinde kendini özgür hissetmiyor ve belirli bir yönde hareket
etme gereğini kabulleniyorsa, o yönde bir anlaşma oluşmuş demektir.
Özellikle dikey ilişkiler bakımından, böyle bir durum anlaşmanın varlığını
göstermektedir.
Bu noktada, dikey anlaşmalar bakımından önemli bir husus olan “dikey
bağımlılığa” değinmek yerinde olacaktır. Bilindiği üzere, ürünlerin nihai
kullanıcılara ulaştırılması bakımından bayilik sistemi, birçok sektör için önemli,
çoğu zaman vazgeçilmez niteliktedir. Bununla birlikte bayiler, sağlayıcı/üretici
teşebbüse göre oldukça küçük yapılanmalardır. Ekonomik güçleri bakımından 2020
aşırı bir dengesizlik mevcuttur. Dolayısıyla, üreticiler bayileri istedikleri şekilde
hareket etmeye zorlayabilmektedir. Çoğu durumda bayi, üreticiden gelen
herhangi bir talebi uygulamaya zorunlu olduğunu hissetmektedir. Üreticiler ve
bayiler arasındaki güç dengesizliği, çimento sektörü bakımından da böyledir.
Bu durumda, uygulanmak istenen herhangi bir kısıtlama (pasif satışların
yasaklanması ya da fiyat tespiti gibi), doğrudan sözleşme metnine yazılmadan
da, kolayca karşı tarafa (bayiye) kabul ettirilebilmektedir.
I.4.3.1.2. İlgili Teşebbüs Uygulamasının Değerlendirilmesi
2030
Bu açıklamalar ışığında, yukarıda tespit edilen pasif satışın yasaklanmasına
dair uygulamalar, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi anlamında anlaşma
niteliğindedir. Dolayısıyla, bu uygulama ile, Çimentaş ile bayiler arasında
akdedilen “Tek Elden Dağıtım Anlaşmalarındaki” aktif satış yasağını
düzenleyen hüküm genişletilerek, pasif satışları da kapsamıştır. “Tek Elden
Satın Alma Anlaşmaları” bakımından ise, aktif satışları dahi kısıtlama imkanı
bulunmazken, bu bayiler bakımından da bölgesel kısıtlama getirildiği
belgelerden anlaşılmaktadır.
Uygulamalarla birlikte değerlendirildiğinde, dikey anlaşmalar yoluyla; 2040
- yetkili satıcıların Çimentaş ürünleri ile rekabet halindeki ürünleri
üretmesi ve satması yasaklanmak suretiyle rekabet yasağı getirilmekte
(TESA-Madde 2, 4.2, 4.3; TEDA-Madde 5.3, 5.4) ve
- yetkili satıcıların belirli bölgeler dışına aktif ya da pasif satış yapması
engellenmektedir.
Ayrıca, söz konusu kısıtlamaların uygulanması çeşitli şekillerde
denetlenmekte ve aykırı davrananlar için yaptırım uygulanmaktadır.
Dolayısıyla, bu anlaşmalar yoluyla getirilen dikey kısıtlamaların, rekabeti 2050
bozucu amaç ve etkiye sahip olduğu ve bu suretle 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesini ihlal ettiği muhakkaktır.
06-77/992-287
45
I.4.3.2. Anlaşmaların 2002/2 Sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup
Muafiyeti Tebliği Çerçevesinde Değerlendirmesi
I.4.3.2.1. Genel Değerlendirme
2002 yılı içinde 1997/3, 1997/4 ve 1998/7 Sayılı Tebliğler yürürlükten 2060
kaldırılarak, bunların yerine 14.07.2002 tarihinde yürürlüğe giren 2002/2 sayılı
“Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği” yürürlüğe girmiş ve bu
Tebliğ’le dikey anlaşmalar bakımından yeni bir grup muafiyeti sistemi
getirilmiştir. Bu Tebliğ’in geçici 1 inci maddesine göre; Tebliğ’in yürürlüğe
girdiği tarihte uygulanmakta olan ve bu Tebliğ’le kaldırılan Tebliğ’lerden
herhangi birisine göre grup muafiyeti kapsamında olan anlaşmaların yeni
Tebliğ’e uyarlanabilmesi için bir yıllık bir geçiş süreci öngörülmüştür. Ancak,
2002/2 sayılı Tebliğ’le ilga edilen Tebliğ’lere göre muafiyet tanınamayacak
durumdaki anlaşmalar bakımından söz konusu geçiş sürecinden yararlanma
imkanı bulunmamaktadır. 2070
Anlaşmaları 2002/2 sayılı Tebliğ’in kapsamı dışına çıkaracak olan hükümler,
Tebliğ’in “Anlaşmaları Grup Muafiyeti Kapsamı Dışına Çıkaran Sınırlamalar”
başlıklı 4. maddesinde düzenlenmiştir. Tebliğ’in 4(b) maddesi, alıcılara
sözleşme konusu mal veya hizmetleri satacağı bölge ve müşteriler konusunda
getirilen kısıtlamalara ilişkindir. Buna göre, maddede sayılan dört istisna
dışında kalan hallerde, alıcıya bölge veya müşteri kısıtlaması getirmek
mümkün değildir. Dolayısıyla, Tebliğ’in 4. maddesinin (b) bendinde yer verilen
istisnalar haricinde sınırlamalar içeren sözleşmeler, söz konusu Tebliğ ile
tanınan muafiyetten yararlanamaz. Tebliğ’in 4/b/1 inci maddesi ise, bir 2080
anlaşmanın grup muafiyetinden yararlanabilmesi için, aktif satışların hangi
koşullar altında yasaklanabileceğini düzenlemektedir. Buna göre, münhasır bir
bölge tespiti söz konusu ise, bu münhasır bölgeye diğer bölgelerden aktif satış
yapılması yasaklanabilmektedir.
Tebliğ ile aktif satış yasağının “kişi” esaslı uygulamasından vazgeçilerek
“bölge” esaslı uygulamaya geçilmiş; daha açık bir ifadeyle alıcıların, sadece
münhasıran sağlayıcıya veya başka bir alıcıya tahsis edilmiş bölgelerde aktif
satış yapmasının engellenmesine izin verilmiştir. Bunun ötesine geçebilecek
bir aktif satış yasağı ise anlaşmanın Tebliğ’de sağlanan muafiyetten 2090
yararlanamaması sonucunu doğurmaktadır. Ancak bu gelişme, önceki rejimin
temel ilkelerinde, özellikle de “aktif-pasif satış” tanımlarında bir değişikliğe
neden olmamıştır. Konuya ilişkin olarak yeni Tebliğ’le getirilen ilkeler şu
şekilde özetlenebilir:
- Teşebbüslere münhasır bir bölge verme suretiyle tanınan koruma
mutlak bir koruma değildir. Alıcı teşebbüsler, sorumlu oldukları bölgede satış
yaparken diğer dağıtıcıların ancak aktif rekabetinden korunabilirler. Başka bir
ifadeyle, sağlayıcı teşebbüsler, kendisine veya bir alıcıya tahsis edilmiş
münhasır bölgeye yapılacak aktif satışları kısıtlayabilir. Bu bölgeye yapılacak 2100
pasif satışların kısıtlanması ağır ihlal olarak değerlendirilecektir. Bu noktada
aktif satış-pasif satış ayırımı önem kazanmaktadır.
06-77/992-287
46
- Başka bir dağıtıcının bölgesindeki müşterilerden gelen ve dağıtıcının
aktif çabaları neticesi olmayan tesadüfi talepleri karşılamak, teslimatı dağıtıcı
teşebbüs gerçekleştirse dahi, “pasif satış” anlamına gelmektedir. Medya veya
internet aracılığı ile yapılan genel nitelikteki reklamlar veya promosyonlar,
münhasır olmayan bölgelerdeki ya da dağıtıcının kendi bölgesindeki
müşterilere ulaşmak için makul bir yol olması kaydıyla, pasif satış yöntemi
olarak değerlendirilecektir. Böyle bir durumda, diğer bir dağıtıcının münhasır 2110
bölgesindeki müşterilerin de bu tür genel nitelikteki reklam veya
promosyonlardan etkilenmesi çoğunlukla kaçınılmazdır. Bu tür genel nitelikteki
pazarlama yöntemleri neticesinde başka bir dağıtıcının münhasır bölgesindeki
müşterilere gerçekleştirilen satışlar da pasif satış kapsamındadır. İnternet
yoluyla yapılan satışlar genellikle pasif satıştır. Zira internet her müşteriye
ulaşmak için yapılan makul bir satış yöntemidir.
- Alıcıların satış yaptığı bölgenin münhasır olarak değerlendirilmesi için,
o bölgeye sadece tek bir alıcının veya sadece sağlayıcının kendisinin aktif
olarak satış yapıyor olması gerekmektedir. Başka bir ifadeyle, belirli bir 2120
bölgeye aktif olarak satış yapan teşebbüs sayısı iki veya daha fazla ise o
bölge artık münhasır değildir. Bu tür “serbest” bölgelerdeki müşterilere
herhangi bir alıcı dilediği gibi aktif olarak satış yapabilmelidir.
Aynı Tebliğ’in 4 (a) maddesi ise, alıcı teşebbüsün kendi satış fiyatını belirleme
serbestisinin engellenmesine ilişkindir. Buna göre, söz konusu Tebliğ’de,
alıcının sabit veya asgari satış fiyatının belirlenmesinin kesinlikle yasak olduğu
ancak, sabit veya asgari satış fiyatına dönüşmemesi koşuluyla sağlayıcının,
alıcının azami satış fiyatını belirlemesinin veya alıcıya satış fiyatını tavsiye
etmesinin mümkün olduğu belirtilmektedir. Sağlayıcı teşebbüsler, akdetmiş 2130
oldukları dikey anlaşmalara açık hüküm koymak suretiyle alıcının satış fiyatını
doğrudan belirlemelerinin yanı sıra, aynı ihlali değişik uygulamalar vasıtasıyla
dolaylı yollarla da gerçekleştirebilmektedirler. Alıcının kar marjının
belirlenmesi, tavsiye fiyat niteliğinde ilan edilmiş bir fiyat seviyesinden alıcının
uygulayabileceği indirim oranının en üst seviyesinin belirlenmesi, alıcıya
tavsiye edilen fiyatlara uyduğu oranda kendisine ilave indirimler uygulanması
ya da bu fiyatlara uymaması durumunda teslimatların geciktirilmesi, askıya
alınması veya anlaşmanın sona erdirilmesi şeklinde alıcının tehdit edilmesi ya
da fiilen bu tür cezai yaptırımların uygulanması gibi uygulamalar yeniden satış
fiyatının dolaylı yoldan belirlenmesinin örnekleri olarak sayılmaktadır. 2140
Yukarıda değinilen satış bölgesinin ve nihai satış fiyatının belirlenmesine dair
olan sınırlamalar, Tebliğ’e uygunluğu ortadan kaldıran ağır (hardcore)
sınırlamalardır ve herhangi bir anlaşmada söz konusu sınırlamaların
bulunması halinde, söz konusu anlaşmanın tamamını muafiyet kapsamı
dışına çıkarmaktadır.
I.4.3.2.2. Çimentaş’ın Satış Sisteminin 2002/2 Sayılı Tebliğ Çerçevesinde
Değerlendirilmesi
2150
A’da yer verilen ilkeler çerçevesinde söz konusu anlaşmalar incelendiğinde,
TESA’lar bakımından lafzen bir uyumsuzluk olmamakla birlikte, TEDA’ların
lafzi olarak dahi 2002/2 sayılı Grup Muafiyeti Tebliği’nden
06-77/992-287
47
yararlanamayacakları görülmektedir. Çünkü, söz konusu anlaşmalar ile
Çimentaş’ın, TEDA bölgesinde tüketime tabi, doğrudan satışlar yapabileceği
düzenlendiğinden (Madde 5.1), her bir bölge için münhasırlık ortadan
kaldırılmış olmaktadır. Dolayısıyla, bölge tanımı (Madde 3), ve bölge dışında
müşteri aramama, şube ve/veya depo açmamaya ilişkin (aktif satış yasağını
düzenleyen) hüküm (Madde 5.2) gereğince söz konusu anlaşmalar, Tebliğ’in
4/(b)/1 maddesinde getirilen istisnadan yararlanamayacaktır. Bunun da 2160
ötesinde bazı bölgelerde (…….) TESA anlaşması imzalanmıştır. Bu
bölgelerde herhangi bir münhasırlık olmadığı açıktır. TEDA anlaşmalarında
getirilen aktif satış yasağı, TESA uygulanan bölgeleri de kapsadığından,
2002/2 sayılı Tebliğ’le sağlanan muafiyetten bu sebeple de
yararlanamayacaktır.
Bu çerçevede, ... ve ...’ne çimento indirdiği için para cezasının verildiği... ve ...
bölgelerinde, herhangi bir tek elden dağıtıcının görevlendirilmemiş olması da
önem arz etmektedir.
2170
Anlaşma metinlerinin yanında uygulamalar da dikkate alındığında, TEDA’ların
yanı sıra TESA’lar bakımından da bölge sınırlaması getirildiği ve bölge dışına
yapılacak aktif ve pasif satışların yasaklandığı dikkate alındığında, bu
anlaşmaların da 2002/2 sayılı Tebliğ’in sağladığı muafiyetten
yararlanamayacağı tespit edilmiştir.
I.4.3.3. Süre
Değerlendirme konusu olan ve TESA ve TEDA olarak adlandırılan standart
yetkili satıcılık anlaşmalarının 1998 yılı Nisan ayında uygulamaya konulduğu, 2180
2003 yılı sonu itibarıyla ve 21.04.2004 tarihi itibarıyla aynı sözleşmelerin
yürürlükte olduğu teşebbüs yetkilileri tarafından beyan edilmiştir.
Çimentaş için her ne kadar yukarıda yer verilen tutanak ve belgeler 2002 ve
2003 yıllarına aitse de, ilgili belgelerde yer alan ifadelerden, söz konusu
anlaşmaların ilk akdedilmesinden itibaren bölge dışına yapılacak pasif
satışları yasaklayıcı mahiyette uygulandığı anlaşılmaktadır.
I.4.3.4. Dikey Anlaşmaların Yatay Etkileri
2190
Yatay ihlaller başlığı altında görüldüğü üzere, teşebbüsler bölgelere göre farklı
fiyatlar uygulamaktadırlar. Bu durum genellikle, fabrika merkezinin bulunduğu
bölge dışına nakliye sübvansiyonu uygulanması şeklinde gerçekleşmektedir.
İlk bakışta böyle bir uygulamanın rekabetçi güdülerle yapıldığı, fabrikadan
uzak bölgelerde bulunan yerlerde, diğer teşebbüslerle rekabet edebilmek için
nakliye sübvansiyonun gerekli olduğu söylenebilir. Ancak, uygulamada
durumun hiç de bu yönde olmadığı görülmektedir. Aksine, bu uygulama ile
fabrika merkezlerinde yüksek fiyat politikası izlenmesi kolaylaştırılmaktadır.
Zira teşebbüsler genellikle rakiplerinin etkin olduğu bölgelere, bir başka
deyişle rakip fabrikaların üretim merkezi ve hinterlandına ya hiç girmemekte 2200
ya da buralarda minimum düzeyde faaliyet göstermektedirler.
06-77/992-287
48
Böyle bir uygulamayı mümkün kılabilmek için dikey yapılanmanın önemi
oldukça büyüktür. Üretim tesisinin bulunduğu bölgede yüksek fiyat uygulayan
bir teşebbüs, nakliye sübvansiyonu yaparak ürün sağladığı uzak bölgelerden
ana merkeze ürün girmesini engellemek veya en aza indirmek isteyecektir.
Bunun gibi, kimi bölgelerde gündeme gelebilecek düşük fiyatların diğer
bölgelere yansımaması için de, bölgeler arası ticaretin engellenebilmesinin
önemi büyüktür. Örneğin, Körfez Bölgesi’nde olduğu gibi, kimi bölgelere
dışarıdan daha ucuz çimento arz edilmesi durumunda, bu bölgede fiyatlarda 2210
yaşanacak düşüşün diğer bölgelere yansımaması dikey yapılanma sayesinde
mümkün olabilmektedir.
Çimentaş’ın “Tek Elden Dağıtım Anlaşması” ve “Tek Elden Satın Alma
Anlaşması” adı altında yaptığı anlaşmalar yoluyla kurduğu dikey yapılanmanın
farklı bölgelere farklı fiyatlar uygulayabilmek ve fabrika çevresindeki alıcılara
daha yüksek fiyat uygulamasını gerekçelendirebilmek amacıyla uygulanan bir
sistem olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar söz konusu belgede, ilgili
teşebbüslerin adları yer almasa da, söz konusu teşebbüslerin yaptıkları dikey
anlaşmalar incelendiğinde, Batı Grubu ve Çimentaş bakımından söz konusu 2220
belgede ifade edilen sisteme uygun bir yapılanmaya gidildiği görülmektedir.
Dolayısıyla söz konusu anlaşmaların da yukarıda yer verilen belgedeki
değerlendirmelerin bahse konu teşebbüsler için de geçerli olduğu
söylenebilecektir.
I.4.3.5. Savunmalar ve Değerlendirmeler
Yapılan savunmalarda özetle; Çimentaş’ın bayilerinin pasif satışlarını değil,
sadece aktif satışlarını yasakladığı, Rapor’da yer alan belgelerin, Çimentaş’ın
bayilerin pasif satış yapmalarını yasakladığını ispatlamaya yeterli olmadığı, 2230
Çimentaş’ın dağıtım sisteminin bir bütün olarak ele alınması sonucu, kimi
bölgelerde birden fazla bayinin faaliyet gösterdiğine dair yapılan tespitin
gerçeği yansıtmadığı ileri sürülmektedir.
Çimentaş tarafından pasif satışların yasaklandığının gösterilemediği
yönündeki savunmalara katılma imkanı bulunmamaktadır. Konuya ilişkin
olarak yapılan savunmada, ispat vasıtası olarak kullanılan belgelerin
tamamının gönderilmediği iddia edilmektedir. Öncelikle ifade etmek gerekir ki,
pasif satışın yasaklandığına dair tespitlerde kullanılan ana dokümanlar,
Çimentaş’tan elde edilmiş belgelerdir. Bu belgelerin Çimentaş’ın bilgisine 2240
sunulmadığı iddia olunamaz. Bulguları destekler nitelikteki diğer belgelerin ise,
en azından, konuyla ilgili olabilecek kısımları teşebbüse gönderilmiştir.
Savunma tarafından, başka bir soruşturmada kullanılmış olan bir belgenin, bu
soruşturmada kullanılamayacağı iddia edilmektedir. Oysa bir belge ilgili
olduğu ölçüde, mükerrer cezalandırmaya neden olmayacak şekilde birden
fazla soruşturmada kullanılabilecektir. Söz konusu belge, Çimentaş’ın
İzmir’deki bayilerle TESA, İzmir dışındaki bayilerle ise TEDA anlaşmaları
yapmasının nedenleri hakkında fikir verebilecek nitelikte olduğu için
kullanılmış, destekleyici nitelikte bir belgedir. Bu belgeye dayanarak herhangi 2250
bir ihlal ve ceza sonucuna ulaşılmış değildir.
06-77/992-287
49
Çimentaş tarafından bayilere gönderilen mektup konusunda yapılan
savunmada, bu belgelerin TEDA bayilerine gönderildiği ifade edilmekte ve
mektupta kullanılan “bölge dışına satışların” sadece aktif satışları kastettiğinin
hiçbir tereddüde mahal vermeyecek şekilde anlaşıldığı iddia edilmektedir.
Gerçekten de söz konusu yazıda aktif satıştan söz edilmektedir. Ancak,
yapılan ihtar, “herhangi bir yetkili satıcının satın aldığı malı Sipariş Fişinde
belirtilen adresten farklı bir mahale teslim ettiği herhangi bir şekilde tespit
edildiği takdirde, söz konusu yaptırımların uygulanacağı” şeklindedir. 2260
Görüleceği üzere, bu ihtarda, aktif-pasif satış ayırımı yoktur. Yani bayinin
aldığı malı farklı bir bölgeye teslim ettiği herhangi bir şekilde anlaşıldığında
yaptırıma tabi olacağı bildirilmektedir. Söz konusu tespitle ilgili olarak aktif
satış söz konusu olabileceği gibi, pasif satış olma ihtimali de göz önünden
kaçırılmamalıdır. Böyle bir uygulamanın pasif satışları da yasaklayıcı ve
caydırıcı olduğu muhakkaktır. Konuyla ilgili bir başka husus ise, savunmada
her ne kadar sadece TEDA bayilerine gönderildiği ifade edilse de, söz konusu
yazının bütün bayilere gönderilmiş olduğudur. Söz konusu bayilerden bir kısmı
ile TESA anlaşması imzalandığı ve dolayısıyla herhangi bir aktif satış yasağı
dahi bulunmayan söz konusu bayiler bakımından, aktif-pasif satış ayırımının 2270
nasıl yapıldığı ve sadece aktif satışların izlendiği sorulmalıdır. Hal böyle iken
söz konusu yazıdaki kısıtlamanın sadece aktif satışlar için geçerli olduğunu
iddia etmek mümkün görünmemektedir. Bu bulguyu destekler nitelikte
kullanılan bayi tutanağında da bölge dışına yapılan satışların nasıl yapıldığı
açıkça beyan edilmiştir.
Bir diğer savunma ise, yetkili satıcının bölgesi dışında alt bayilik tesis ettiğinin
ve alt bayisi aracılığıyla bölgesi dışına satış yaptığının yetkili satıcıların
görüşme tutanaklarında yer aldığı, dolayısıyla bu satışların aktif satış olduğu
hakkındadır. Oysa söz konusu görüşme tutanağında bayi, kendi alt 2280
bayilerinden değil, başka alt bayilerden bahsetmiştir. Bayinin, “Alt bayilere, çift
yönlü nakliyeden yararlanmak isteyen nakliyecilere vb. satış yapmaktayız.
Alıcılar bize telefon açarak fiyatımızı sorarlar. Verdiğimiz fiyatı uygun
bulurlarsa ‘şu plakalı araç sizden mal alacak’ şeklinde Çimentaş’a bilgi veririz.
Satışlarımız bu yolla olmaktadır. Salihli’deki depomuz dışında depomuz,
şubemiz vb. satış yerimiz bulunmamaktadır.” şeklindeki ifade de bu durumu
doğrulamaktadır. Dolayısıyla aktif satışın söz konusu olmadığı, müşterinin
telefon etmesi yoluyla mal satışının ise pasif satış olduğu açıktır.
Ayrıca savunmalarda, bayilerin fabrikadan çimento alırken bayilerin belirttiği 2290
çimentonun gideceği yerin fatura ve sevk irsaliyesine yazıldığı, bayinin
çimentoyu başka yere götürmesi durumunda, sevk irsaliyesinin gerçeğe aykırı
düzenlenmesi nedeniyle VUK 353 ve mükerrer 354. Maddelerine göre
Çimentaş’ın cezaya muhatap olacağı, geçmişte bunun örneklerinin yaşandığı
iddia edilmiştir. Oysa, VUK 353. maddesinde, sevk irsaliyesini düzenleyene
ceza öngörülmüştür. Sevk irsaliyesini kimin düzenlemesi gerektiğine ilişkin
olarak ise, VUK 230. maddesinde;
“Faturada en az aşağıdaki bilgiler bulunur:
… 2300
5. Satılan malların teslim tarihi ve irsaliye numarası, (Malın alıcıya
teslim edilmek üzere satıcı tarafından taşındığı veya taşıttırıldığı hallerde
06-77/992-287
50
satıcının, teslim edilen malın alıcı tarafından taşınması veya taşıttırılması
halinde alıcının, taşınan veya taşıttırılan mallar için sevk irsaliyesi
düzenlemesi ve taşıtta bulundurulması şarttır.”
denilmektedir. Dolayısıyla, çimentonun bayi tarafından taşınması nedeniyle,
bayi tarafından düzenlenmesi gereken sevk irsaliyesinin, gerçeğe aykırı
düzenlenmesinden de bayi sorumlu olacaktır. Çimentaş’ın, bu nedenle bayi
kamyonunun gittiği yeri kontrol ettiği ve yaptırım uyguladığı iddiası yersiz 2310
bulunmuştur. Geçmişte benzer cezalara muhatap olunduğu konusu ise,
herhangi bir belge ile ispatlanmamıştır.
Aynı bölgede birden fazla bayinin faaliyet göstermesi konusunda, söz konusu
bölgelerde faaliyet gösterdiği ifade edilen bayilerle farklı zamanlarda anlaşma
yapıldığı ve sonraki anlaşmalarda yeni bayilere tahsis edilen bölgelerin, eski
bayilerin bölgesi olmaktan çıkarıldığı, böylece karşılıklı mutabakatlar sonucu
bu bölgelerde yeni münhasırlıklar kurulduğu ifade edilmekte ve dolayısıyla,
aynı bölgede faaliyet gösteren birden fazla bayi bulunmadığı iddia edilmiştir.
Bu iddialar kabul edilebilir bulunmamıştır. Zira, 2000 yılında (…...) İnşaat’la 2320
anlaşma yapılması sonucu (……) Ticaret’in (……)’deki münhasırlığının
kaldırıldığı ifade edilmesine rağmen, Çimentaş’tan talep edilmek suretiyle
temin edilen 2002 yılı yetkili satıcılar listesinde de, (…….) hem (…….)
İnşaat’ın, hem de (……) Ticaret’in faaliyet alanı olarak beyan edilmiştir.
Çimentaş son yazılı savunmasında ise söz konusu bölgede iki münhasır
bayinin bulunmadığını, Kurul’a verilen listelerde yanlışlıkla başka bir bayinin
münhasır bölgede gösterilmiş olduğunu iddia etmiştir. Söz konusu
savunmalar, Kurul tarafından kabul edilmemiş, 2002 yılı itibarıyla da bu
bölgede iki bayi faaliyet göstermekte olduğu, en azından bu bölge bakımından
bir münhasırlık bulunmadığı anlaşılmıştır. 2330
I.5. Ağırlaştırıcı Unsurlar
4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin 4. fıkrasına göre; “Kurul, para cezasını
verirken, kastın varlığı, kusurun ağırlığı, ceza uygulanan teşebbüs veya
teşebbüslerin pazar içindeki gücü ve muhtemel zararın ağırlığı gibi unsurları
dikkate alır.” ifadesi yer almaktadır. Soruşturma raporunda, Kanunun emredici
bu hükmüne göre, Kurul tarafından Ege Bölgesi çimento üreticilerine ceza
verilmesi halinde dikkate alınması önerilen ağırlaştırıcı unsurlara ve tarafların
savunmaları ile bu savunmalara ilişkin değerlendirmelere aşağıda yer 2340
verilmiştir21:
I.5.1. Muhtemel Zararın Ağırlığı
Çimentonun alternatifinin bulunmaması yanı sıra, kullanım alanının geniş
olması, temel bir malzeme olması nedeniyle, çimento fiyatlarındaki suni
artışın, alt pazarlarındaki sektörler (hazır beton, inşaat...) üzerindeki
zincirleme etkisi, her alt pazarda katlanarak büyüyen bir etkiye sahip olacak
ve ülke ekonomisine olan etkisi bu nedenle oldukça büyük olacaktır. Herhangi 2350
21 Raporda yer verilen ihlaller, kartele ilişkin olduğundan, kastın varlığı, ihlalin doğası gereğidir. Bu
nedenle söz konusu ağırlaştırıcı unsura ayrı bir başlık altında yer vermeye gerek görülmemiştir.
06-77/992-287
51
bir tüketim malının fiyatında gerçekleştirilen fiyat tespitinin sonuçları ile
çimento gibi temel bir malzemenin fiyatları konusunda yapılan fiyat tespitinin
farkı açıktır. Bu durumda, olması gerekenden çok daha yüksek fiyat seviyeleri
şeklinde ortaya çıkan ihlallerin, özellikle son dönemlerde enflasyonu
düşürmek için çok yüksek bedeller ödemiş ve halen de ödemekte olan
ülkemiz ekonomisine olumsuz şekilde yansıdığı gerçeği ortadadır. Çimento
pazarında gerçekleştirilen rekabet ihlallerinin yaratacağı muhtemel zararların
oldukça büyük oluşu da, söz konusu soruşturmada dikkate alınması gereken
ağırlaştırıcı unsurlardan birisidir.
2360
I.5.2. İhlallerin Süresi
Fiyat tespiti başlığı altında yer verilen fiyat grafikleri birbirine eklenerek
incelendiğinde, 2002 yılı Nisan ayında başlayan ihlaller sonucunda
oluşturulan yüksek fiyatların, 2003 yılında kısa bir dönem düşmesine rağmen,
tekrar 2003 Haziran ayında yeni bir fiyat tespiti yapılarak fiyatların yükseltildiği
görülmektedir. Dolayısıyla ihlalin süresinin oldukça geniş bir zaman dilimini
kapsaması nedeniyle, ceza verilirken söz konusu durum ağırlaştırıcı bir unsur
olarak kabul edilmiştir.
2370
I.5.3. Savunmalar ve Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
Savunmalarda, çimentonun inşaat maliyetleri içerisindeki payının %5
civarında olduğu, dolayısıyla çimento fiyatlarında meydana gelecek %10
oranındaki bir artışın, inşaat maliyetlerinde % 0,5 oranında bir yükselmeye yol
açacağı belirtilmektedir. Bu itibarla çimento fiyatlarındaki değişimin piyasalara
etkisinin artan ve katlanan oranda değil, tam aksine azalan oranda olabileceği
ifade edilmektedir. Burada söylenen ifadelerden hareketle hemen hiçbir
girdinin alt pazarlardaki etkisi artan oranlı olmayacaktır, çünkü mamul
üretiminde birden fazla girdi kullanılmaktadır. Rapor’da söylenen, çimento 2380
fiyatlarındaki artışın (Burada çok kısa süreler içerisinde %60-70 oranında
artıştan söz edilmektedir.), çimentonun üretimde kullanılan temel bir girdi
olması sebebiyle pek çok alanda maliyetleri artırıcı etkisinin olduğu
yönündedir.
Soruşturma Raporu’nda “Ağırlaştırıcı Unsurlar” olarak ifade edilen muhtemel
zararların ağırlığı ve ihlalin süresi gibi hususların hiçbirinin fiili ve hukuki
dayanağı bulunmadığı iddia edilmektedir.
Soruşturma Raporu’nda muhtemel zararın ağırlığı başlığı altında yer verilen 2390
çimento sektöründe fiyat tespitinin enflasyonu yükselterek ekonomiyi olumsuz
etkilediği olgusu, teşebbüsün yazılı savunmasında, çimentonun enflasyonun
hesaplanmasında kıstas alınan ürünler arasında yer almadığı ve etkilediği
sektör olan inşaat sektöründe maliyete etkisinin sadece % 5 - % 7 arasında
son derece cüzi bir oranda olduğu ifade edilerek reddedilmektedir.
Çimento sektörünün inşaat sektörü dışında da etkilediği bir çok yan sektör
olduğu göz önüne alındığında bu sektörde gerçekleşen bir fiyat tespitinin
ilişkili tüm sektörleri etkileyeceği ve enflasyonu yükselteceği açıktır.
2400
06-77/992-287
52
Teşebbüs tarafından son olarak, Soruşturma Heyeti’nin ihlalin süresinin
ağırlaştırıcı unsur olarak değerlendirilmesi talebine itiraz edilmekte olup,
Soruşturma Heyeti’nce değerlendirmelere esas alınan dönemin uzun bir
dönem olarak nitelendirilemeyeceği iddia edilmektedir.
Teşebbüsün bu iddiasına ilişkin olarak ise; 2002 yılı Nisan ayında başlayıp,
2003 yılı başında kısa bir dönem kesintiye uğradıktan sonra 2003 yılı Haziran
ayından itibaren yeni bir fiyat tespitiyle devam eden bir dönemin, fiyat tespiti
gibi bir ihlal açısından son derece uzun bir dönem olduğu ifade edilmelidir.
2410
J. GEREKÇE VE HUKUKİ DAYANAK
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde, “belirli bir mal veya hizmet piyasasında
doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama
amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan
teşebbüsler arası anlaşmaların hukuka aykırı ve yasak olduğu”
düzenlenmiştir. Bu hüküm, bütün teşebbüsler arası anlaşma, karar ve uyumlu
eylemlere geniş bir şekilde uygulanmakta olup, temel amacı, her bir
teşebbüsün kendi ticari politikalarını ve piyasadaki faaliyetlerini tek başına,
diğerlerinden bağımsız olarak belirlemesidir. 2420
Rekabet Hukuku açısından fiyat tespitine yönelik anlaşmalar en ağır rekabete
aykırılık halleri arasında değerlendirilmiş ve çok açık bir biçimde
yasaklanmıştır.
Bir anlaşmada, rekabeti sınırlama amacı açıksa, anlaşmanın kendisi veya en
azından rekabeti bozucu hükümleri, “per se” bir rekabet ihlali oluşturur. Bu
durumda anlaşmanın rekabet üzerindeki etkilerinin incelenmesine gerek
yoktur. Rekabeti bozucu nitelikte olan anlaşmalar, tarafların kendi bağımsız
rekabetçi faaliyetlerini ortak çıkarlar adına gözden çıkardıkları bir yapısal 2430
çerçeve yaratır. Bu sebepten dolayı, sadece rekabete aykırı bir anlaşmaya
taraf olmak, anlaşma etkilerini gerçekleştirmemiş olsa dahi yasaktır.
Öte yandan, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin gerekçesinde, “Bu Kanunun
amacı rekabetin korunması olduğuna göre, rekabeti engelleyici, kısıtlayıcı
veya bozucu teşebbüsler arası anlaşma ve uygulamaların yasaklanması
gerekir. Maddenin amacı bakımından anlaşma, hukuki şekil şartlarına uymasa
bile tarafların kendilerini bağlı hissettikleri her türlü uzlaşma ya da uyuşma
anlamında kullanılmıştır. Anlaşmanın yazılı veya sözlü olmasının önemi
yoktur. Teşebbüsler arasında bir anlaşmanın varlığı tespit edilemese bile 2440
teşebbüsler arasında kendi bağımsız davranışları yerine geçen bir
koordinasyon veya pratik işbirliği sağlayan, doğrudan veya dolaylı ilişkiler de,
eğer aynı sonucu doğuruyorsa, yasaklanmıştır. Böylece teşebbüslerin Kanuna
karşı hile yolu ile rekabeti sınırlayıcı uygulamaları meşru göstermeleri
engellenmek istenmiştir” denilerek, anlaşma kavramının, sözleşmelerden çok
daha geniş bir irade birlikteliği niteliğinde olduğu açıklanmıştır. Sözleşme
olmaksızın da rekabet ortamını bozan her türlü ilişkinin uygulamaya sokulması
da anlaşma niteliğindedir. Ayrıca, rekabeti kısıtlayıcı, sınırlayıcı, ya da ortadan
kaldırıcı etkileri nedeniyle, "centilmenlik anlaşmaları" ve "sözlü anlaşmalar" da
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında değerlendirilmektedir. 2450
06-77/992-287
53
Ayrıca, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin son fıkrasında; “Bir anlaşmanın
varlığının ispatlanamadığı durumlarda piyasadaki fiyat değişmelerinin veya
arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin, rekabetin
engellendiği, bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik
göstermesi, teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil eder.
Ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanmak koşuluyla taraflardan her biri
uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir.”
hükmü yer almaktadır. Söz konusu hükme ilişkin olarak maddenin
gerekçesinde ise; “Rekabeti kısıtlayıcı anlaşmaların yasaklandığı bir hukuk 2460
düzeninde genellikle bu tür anlaşmalar gizli yapılmakta ve bunların varlığının
ispatı oldukça güç, bazen de imkansız olmaktadır. Bu nedenle Maddenin
üçüncü fıkrasında belirtilen hallerin varlığı halinde teşebbüslerin uyumlu eylem
içinde oldukları karinesi kabul edilmiştir. Böylelikle uyumlu eylem içinde
olmadıklarını ispat yükü ilgili teşebbüslere geçirilmiş bulunmakta ve ispat
güçlüğü nedeniyle Kanunun işlemez hale gelmesinin önlenmesi
amaçlanmıştır.” denilerek “uyumlu eylem karinesi”nin amacı ve işleyişi
açıklanmıştır. Bu doğrultuda,
Yukarıda yer verilen değerlendirmeler ışığında; 2470
1- Akçansa Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş., Batı Grubu Şirketler
(Batıçim Batı Anadolu Çimento Sanayii A.Ş. ve Batısöke Söke Çimento
Sanayii T.A.Ş.), Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası Türk A.Ş. ve Denizli
Çimento Sanayii Ticaret A.Ş.’nin;
a) 2002 yılı Nisan ayından başlayarak, İzmir ve Aydın başta olmak
üzere tüm Ege Bölgesi torbalı çimento pazarında uyumlu eylem halinde fiyat
tespit ettikleri,
2480
b) 2003 yılı Haziran ayından başlayarak Körfez Bölgesi başta olmak
üzere tüm Ege Bölgesi torbalı çimento pazarında uyumlu eylem halinde fiyat
tespit ettikleri,
2- Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası Türk A.Ş.’nin, “Tek Elden Dağıtım
Anlaşması” ve “Tek Elden Satın Alma Anlaşması” adları altında akdettiği
standart yetkili satıcılık anlaşmalarının, uygulamalar ile birlikte
değerlendirildiğinde, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal eder nitelikte
olduğu ve 1997/3, 1997/4 ve 2002/2 sayılı Tebliğlerle sağlanan grup
muafiyetinden yararlanamayacağı, 2490
tespit edilmiş; bu eylemlerin, 4054 sayılı Kanun’un “Rekabeti Sınırlayıcı
Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar” başlıklı 4. maddesinin, “Belirli bir mal
veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme,
bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut
doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve
teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır”
şeklindeki genel hükmünü ve özellikle de, “Mal veya hizmetlerin alım ya da
satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kar gibi unsurlar ile her türlü alım yahut
06-77/992-287
54
satım şartlarının tespit edilmesi” hükmünü içeren (a) bendini açıkça ihlal eder 2500
nitelikli olduğu görüşüne ulaşılmıştır.
4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin ikinci fıkrası, “bu Kanunun 4 üncü ve
6 ncı maddesinde yasaklanmış olan davranışları gerçekleştirdiği Kurul kararı
ile sabit olanlarla bu Kanunun 11 inci maddesinin (b) bendinde yazılı
davranışlarda bulunan teşebbüs niteliğindeki gerçek ve tüzel kişiler ile
teşebbüs birlikleri ve/veya bu birliklerin üyelerinin bir yıl önceki mali yıl
sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirinin
yüzde onuna kadar para cezası verilebileceğini” hükme bağlamaktadır. Bu
bağlamda, Kurul tarafından takdir olunan idari para cezasının belirlenmesinde, 2510
ilgili teşebbüslerin, 2002 mali yıl sonunda oluşan yıllık gayri safi gelirleri esas
alınmıştır.
K. SONUÇ
Önaraştırma ve soruşturmaya ait tüm savunma, ek savunma, sözlü savunma
tutanakları, sözlü savunma toplantısının ses kayıtlarının yazılı açılımı,
raporlar, Danıştay’ın iptal kararları, tüm dosya münderecatında yer alan bilgi
ve belgelerin okunup incelenmesi sonucunda;
2520
1- Akçansa Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş., Batı Grubu Şirketler (Batıçim Batı
Anadolu Çimento Sanayii A.Ş. ve Batısöke Söke Çimento Sanayii T.A.Ş.),
Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası Türk A.Ş. ve Denizli Çimento Sanayii
Ticaret A.Ş.’nin;
a) 2002 yılı Nisan ayından başlayarak, İzmir ve Aydın başta olmak üzere
tüm Ege Bölgesi torbalı çimento pazarında uyumlu eylem halinde fiyat tespit
ettiklerine,
b) 2003 yılı Haziran ayından başlayarak Körfez Bölgesi başta olmak 2530
üzere tüm Ege Bölgesi torbalı çimento pazarında uyumlu eylem halinde fiyat
tespit ettiklerine,
c) Bu ihlallerinden dolayı, 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin 2. fıkrası
uyarınca
2002 yılı net satışlarının takdiren %1.5’i olmak üzere;
-Akçansa Çimento Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye 3.475.642,62 YTL.,
2540
2002 yılı net satışlarının takdiren %3’ü olmak üzere
-Batıçim Batı Anadolu Çimento Sanayii A.Ş.'ye 4.413.154,08 YTL,
-Batısöke Söke Çimento Sanayii T.A.Ş.'ye 1.342.119,99 YTL,
-Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası Türk A.Ş.'ye 2.769.394,92 YTL,
-Denizli Çimento Sanayii Ticaret A.Ş.'ye 2.649.352,64 YTL
idari para cezası verilmesine,
06-77/992-287
55
2- a) Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası Türk A.Ş.’nin, “Tek Elden Dağıtım 2550
Anlaşması” ve “Tek Elden Satın Alma Anlaşması” adları altında akdettiği
standart yetkili satıcılık anlaşmalarının, uygulamalar ile birlikte
değerlendirildiğinde 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal eder nitelikte
olduğuna ve 1997/3, 1997/4 sayılı Tebliğlerle sağlanan grup muafiyetinden ve
“Tek Elden Dağıtım Anlaşması”nın 2002/2 sayılı Tebliğlerle sağlanan grup
muafiyetinden yararlanamayacağına,
b) Çimentaş İzmir Çimento Fabrikası Türk A.Ş.’ye, Kanun’un 4. maddesini
ihlal eder nitelikteki söz konusu anlaşmalar nedeniyle, 4054 sayılı Kanun’un
16. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, 2002 yılı net satışları üzerinden takdiren 2560
%0,2 oranında olmak üzere 184.626,33 YTL idari para cezası verilmesine,
3- 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca, rekabetin tesisi ve ihlalden
önceki durumun korunmasını teminen, ihlale son verilmesi gereğinin ilgili
teşebbüslere bildirilmesine,
Kurul Üyesi Rıfkı ÜNAL’ın 1(c) maddesine farklı gerekçesiyle ve OYBİRLİĞİ
ile karar verilmiştir.
06-77/992-287
56
(Rekabet Kurulu’nun 19.10.2006 tarih ve 06-77/992-287 sayılı Kararı)
FARKLI GEREKÇE
Ege Bölgesinde faaliyette bulunan soruşturmaya konu teşebbüslerin
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’u ilgili Kurul Kararının 1-a)
ve 1-b) maddelerinde belirtildiği üzere “torbalı çimento pazarında uyumlu
eylem halinde fiyat tespit ettiklerine” kanaat getirilerek teşebbüsler hakkında
idari para cezası verilmesine hükmedilmiştir.
Soruşturma raporunda da ifade edildiği üzere; aynı ilgili ürün
pazarında, aynı eylemleri için diğer 4 teşebbüse 2002 yılı net satışlarının
takdiren % 3’ü oranında para cezası verilmesine rağmen, Akçansa Çimento
Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ne ilgili coğrafi pazarda teşebbüsün satış miktarından
hareketle, pazar payının diğerlerinden daha düşük olduğu gerekçesiyle % 1.5
oranında idari para cezası takdir edilmesinin Kanun’un 16’ncı maddesi hükmü
ve Kurul’un benzer soruşturma kararlarındaki uygulamaları çerçevesinde
uygun olmadığı kanaatindeyim.
Rıfkı ÜNAL
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy