Rekabet Kurumu Başkanlığından,
(Danıştay’ın İptal Kararı Üzerine Verilen)
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2003-1-41 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 06-79/1021-295
Karar Tarihi : 2.11.2006
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER 10
Başkan : Mustafa PARLAK
Üyeler : Prof. Dr. Zühtü AYTAÇ, Rıfkı ÜNAL, M. Sıraç ASLAN,
Süreyya ÇAKIN, Mehmet Akif ERSİN.
B. RAPORTÖRLER: E. Cenk GÜLERGÜN, M. Oğuzcan BÜLBÜL
C. ŞİKAYET EDEN :
- Bolu İli Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı
T.C. Bolu Valiliği-Bolu 20
- Sinop İli Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı
T.C. Sinop Valiliği-Sinop
D. KARŞI TARAF :
- Türk Eczacıları Birliği ve bağlı eczacı odaları
Willy Brandt Sok. No:9 06690 Çankaya- Ankara
- Temsilcisi: Prof. Dr. Arif ESİN
Akaretler Sıraevleri S.Seba Cad. No:35
Beşiktaş-İstanbul
30
E. DOSYA KONUSU : Rekabet Kurulu’nun 4.11.2004 tarih, 04-70/1012-247
sayılı kararının iptaline ilişkin Danıştay 13. Dairesi’nin 23.5.2006 tarih,
2005/7504 E. 2006/2230 K., 2005/7622 E. 2006/2231 K. sayılı kararları
üzerine, Türk Eczacıları Birliği ve bağlı eczacı odalarının, resmi/özel
kurum ve kuruluşlara ilaç satışlarında indirim oranını belirlemeye yönelik
karar ve uygulamaları ile 4054 sayılı Kanun’u ihlal ettiği iddiasının
yeniden değerlendirilmesi.
F. İDDİALARIN ÖZETİ : Bolu ve Sinop İlleri Sosyal Yardımlaşma ve
Dayanışma Vakıflarının muhtaç kişilerin tedavilerinde kullanılan ilaçların 40
bedelini karşılamak üzere her yıl o ildeki eczanelerden indirim teklifleri aldığı
ve Türk Eczacıları Birliği’nin bir kararı doğrultusunda 2003 yılında eczanelerin
tümünün %2.5 indirim yapmayı teklif ettiği belirtilmiş, bu uygulamanın rekabeti
sınırlayıcı olduğu ileri sürülmüştür.
G. DOSYA EVRELERİ :
- Bolu ve Sinop İlleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının sırasıyla
26.2.2003 ve 7.3.2003 tarihli şikayet yazıları, T.C. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı
06-79/1021-295
2
Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğü’nden alınan ve Kurum
kayıtlarına 21.3.2003 tarihinde giren yazının ekinde gönderilmiştir. 50
- Başvurular üzerine yapılan ilk inceleme sonunda hazırlanan 30.4.2003 tarih
ve 2003-1-41/BN-03-ECG bilgi notu 8.5.2003 tarih ve 03-31 sayılı Kurul
toplantısında görüşülmüş ve şikayet konusu iddialarla ilgili soruşturma
açılmasına gerek olup olmadığının belirlenebilmesi amacıyla önaraştırma
yapılmasına karar verilmiştir.
- Önaraştırma sırasında, Ankara Eczacı Odası, Kurum kayıtlarına 23.6.2003
tarihinde giren bir şikayet başvurusunda bulunmuştur. Başvuruda; T.C.
Merkez Bankası ile Türk Eczacıları Birliği (TEB) Merkez Heyeti arasında
9.5.2002 tarihinde Banka mensuplarının ilaç bedellerinin geri ödenmesine
ilişkin mali protokol imzalandığı, bu protokolde indirimin %2.5 olarak 60
belirlendiği, ancak Bankanın 2003 yılında Ankara’da 4 eczane ile kendi
belirlediği ıskonto üzerinden anlaştığı, bunun 4054 sayılı Kanun’a aykırı
olduğu belirtilmiş, Banka ve bu dört eczane hakkında soruşturma açılması
talep edilmiştir. Rekabet Kurulu, 17.7.2003 tarih ve 03-51 sayılı toplantısında,
TEB hakkında soruşturma açılmasına ve şikayet başvurusunun bu inceleme
dahilinde değerlendirildiğinin Odaya bildirilmesine karar vermiştir.
- Önaraştırma sonunda hazırlanan 14.7.2003 tarih ve 2003-1-41/ÖA-03-ECG
sayılı rapor, 17.7.2003 tarih ve 03-51 sayılı Kurul toplantısında
değerlendirilmiş ve TEB ile bağlı eczacı odaları hakkında soruşturma
açılmasına karar verilmiştir. 70
- Hakkında soruşturma açıldığına dair TEB’e bildirimde bulunulmuş ve tarafın
ilk yazılı savunması yasal süresi içinde Kurum kayıtlarına girmiştir.
- 6.1.2004 tarih ve REK.0.02.00.08 sayılı önerge üzerine, Kurul’un 8.1.2004
tarih ve 04-01/28-M sayılı kararı ile, soruşturma süresi 17.1.2004 tarihinden
itibaren 3 ay uzatılmıştır.
- Soruşturma safhası sonunda hazırlanan 16.4.2004 tarih ve SR/04-4 sayılı
rapor, Kurul üyeleri ve TEB’e tebliğ edilmiştir.
- Kurul, 13.5.2004 tarih ve 04-34/380-M sayılı kararı ile, tarafın talebini uygun
bularak ikinci yazılı savunma süresini 30 gün uzatmıştır. Bunun üzerine,
TEB’in ikinci yazılı savunması 17.6.2004 tarihinde Kuruma intikal etmiştir. 80
- Kanun’un 45/2. maddesi uyarınca hazırlanan ek yazılı görüşü 2.7.2004
tarihinde tebellüğ eden TEB’in talebini uygun bulan Kurul, 15.7.2004 tarih ve
04-47/627-M sayılı kararı ile, son yazılı savunma süresini 30 gün uzatmıştır.
Tarafın son yazılı savunması 3.9.2004 tarihinde Kurum kayıtlarına girmiştir.
- Son yazılı savunmada talep edilmesi üzerine alınan 7.9.2004 tarih ve 04-
58/820-M sayılı Kurul kararı gereğince, 2.11.2004 tarihinde sözlü savunma
toplantısı yapılmıştır.
- Kurul’un 4.11.2004 tarih ve 04-70/1012-247 sayılı nihai kararı, gerekçeli
karar daha sonra tebliğ edilmek üzere 11.11.2004 tarihinde tefhim edilmiştir.
- Anılan Kurul kararına karşı, Türk Eczacıları Birliği tarafından Danıştay’da 90
iptal istemli davalar açılmıştır.
- Söz konusu davalar sonucunda, ilgili Kurul kararı, Danıştay 13. Dairesi’nin
23.5.2006 tarih, 2005/7504 E. 2006/2230 K., 2005/7622 E. 2006/2231 K.
06-79/1021-295
3
sayılı kararlarıyla, soruşturmayı yürüten Kurul üyesinin karar oylamasına
katılması nedeniyle iptal edilmiştir.
- Kurul’un konu ile ilgili almış olduğu kararın gereği olarak dosya üzerinde
yapılan yeniden değerlendirmeler ışığında düzenlenen 9.10.2006 tarihli Bilgi
Notu, 16.10.2006 tarih ve REK.0.05.00.00-110/199 sayılı Başkanlık Önergesi
ile Rekabet Kurulu, önaraştırma ve soruşturmaya ait tüm savunma, ek
savunma, sözlü savunma tutanakları, sözlü savunma toplantısının ses 100
kayıtlarının yazılı açılımı, raporlar, Danıştay’ın iptal kararları, tüm dosya
münderecatında yer alan bütün bilgi ve belgeleri inceleyerek 2.11.2006 tarih
ve 06-79/1021-295 sayılı toplantısında nihai kararını vermiştir.
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili Rapor’da;
- TEB ve bağlı eczacı odalarının karar ve uygulamalarının etkisiyle, TEB
Merkez Heyeti ile Maliye Bakanlığı arasında imzalanan protokol kapsamı
dışında bulunan Bolu ve Sinop İlleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma
Vakıflarına eczanelerin ilaç satışlarında protokolde belirlenmiş olan %2.5’lik
ıskontonun birlikte uygulanarak rekabetin kısıtlandığı, 110
- ancak şikayete konu eylemin kaynağının TEB kararı olması ve bağlı eczacı
odaları ile eczanelerin, 6643 sayılı Kanun uyarınca bu karara uymak zorunda
olması sebebiyle, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamındaki bu
teşebbüs birliği kararı nedeniyle sadece TEB’in cezalandırılması gerektiği,
- bu nedenle, TEB’e 4054 sayılı Kanun’un 16/2. maddesi uyarınca para cezası
verilmesi gerektiği,
sonucuna varılmıştır.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Şikayetçiler ve Hakkında Soruşturma Yürütülen Taraf 120
I.1.1. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları
Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları; 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma
ve Dayanışmayı Teşvik Kanunu ile, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı
Teşvik Fonunda toplanan kaynağı ülke çapında ihtiyaç sahibi vatandaşlara
nakdi ve ayni olarak dağıtmak üzere her il ve ilçede kurulmuştur. Kanun’un 2.
maddesine göre, “Fakrü zarûret içinde ve muhtaç durumda bulunan, kanunla
kurulu sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olmayan ve bu kuruluşlardan aylık ve
gelir almayan (2022 sayılı Kanuna göre aylık alan kişiler dahil) vatandaşlar ile
geçici olarak küçük bir yardım veya eğitim ve öğretim imkanı sağlanması 130
halinde topluma faydalı hale getirilecek, üretken duruma geçirilebilecek kişiler
bu Kanun kapsamı içindedir.”
Şikayetçi Vakıflar, fakir ve muhtaç kimselere dağıtmak üzere ilaç almamakta,
ancak bu kimselerin ilaç bedellerini karşılamaktadır. Bunun için öncelikle, her
yılın sonunda izleyen yıl için eczanelerden indirim teklifleri alınmaktadır. İlaç
alımları, en yüksek oranda indirim yapmayı taahhüt eden eczane(ler)den
yapılmaktadır. Yapılan anlaşma çerçevesinde Vakıflar, muhtaç kimseleri
anlaşmalı eczaneye yönlendirmektedir. Bu kimseler herhangi bir ödeme
yapmadan ihtiyaç duydukları ilaçları almakta ve eczaneler ilaç bedelini, diğer 140
06-79/1021-295
4
bu tür alımların bedelleriyle birlikte belirli dönemlerde (genellikle aylık bazda)
Vakıflardan tahsil etmektedir.
Çok sayıda fakir ve muhtaç kimsenin ilaç bedelini karşılayan Vakıflar, ilacın
perakende satışında en büyük alıcılardandır. Ödemelerini, diğer büyük alıcılar
olan Bağ-Kur ve SSK gibi kuruluşlara göre çok daha kısa sürede yapan
Vakıflar, doğal olarak pazarlık gücünü kullanıp avantajlı koşullarda, örneğin
yüksek ıskontoyla, ilaç alımı yapmayı tercih etmektedir.
I.1.2. TEB 150
TEB 6643 sayılı Türk Eczacıları Birliği Kanunu ile kurulmuş olup TEB’in ve
bağlı eczacı odalarının görev ve yetkileri aynı Kanun’la belirlenmiştir.
Kanun’un amacının belirlendiği 1. maddesi, “Türkiye sınırları içinde meslek ve
sanatlarını yürütmeye yetkili olup da, özel kanunlarında üye olmayacakları
belirtilenler hariç, sanatlarıyla uğraşan ve meslekleriyle ilgili hizmetlerde
çalışan eczacıların katılmasıyla; eczacıların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak,
mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, eczacılığın genel menfaatlere uygun
olarak gelişmesini sağlamak; eczacıların birbirleri ile ve halk ile olan
ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere, meslek disiplini ve 160
ahlakını korumak maksadıyla tüzel kişiliğe sahip kamu kurumu niteliğinde
Türk Eczacıları Birliği kurulmuştur.” şeklindedir.
6643 sayılı Kanun’un 2. maddesine göre TEB’in organları; Merkez Heyeti,
Yüksek Haysiyet Divanı, Büyük Kongre ve eczacı odalarıdır. Kanun’un 20.
maddesinin (g) bendine göre ise, eczacılıkla ilgili kanunlar ve yönetmelikler ile
Deontoloji Tüzüğü hükümlerinin, oda ve Birlikçe alınmış mesleki kararların
uygulanıp uygulanmadığını belirlemek için eczacıların iş yerlerini denetlemek
eczacı odası idare heyetinin görevlerindendir. Diğer yandan, 6643 sayılı
Kanun’un 39. ve 45. maddelerinde, oda haysiyet divanının verdiği kararlara 170
itiraz yerinin TEB Yüksek Haysiyet Divanı olduğu hükme bağlanmıştır.
Özetle, eczacı odalarının TEB Büyük Kongresi ve Merkez Heyeti’nin
kararlarına uymak durumunda olduğu, oda haysiyet divanı kararlarının itiraz
üzerine TEB Yüksek Haysiyet Divanı’nda görüşüldüğü ve odaların TEB
tarafından denetlendiği noktalarından hareketle; TEB’in eczacı odalarının üst
kuruluşu olduğu anlaşılmaktadır.
6643 sayılı Kanun’da yer alan bazı düzenlemeler, eczanelerin ekonomik
kararlarına yöneliktir. Bu tür düzenlemeler; TEB ve eczacı odalarının görev ve 180
yetkilerinin, eczacılar tarafından yapılması yasak fiillerin ve eczacılara karşı
uygulanabilecek yaptırımların belirlendiği noktalarda ortaya çıkmaktadır.
Kanun’un 39(j). maddesinde, eczanelerden sağlık hizmeti alacak kamu ve
özel kurum ve kuruluşlarla anlaşma yapmak, imzalanan anlaşmaya uygun tek
tip sözleşmeleri bastırarak eczanelere dağıtmak TEB Merkez Heyeti’nin
görevleri arasında sayılmıştır. 20. maddeye göre ise, eczacıların kar hadlerine
uymamalarını önlemek, oda ve TEB tarafından alınan mesleki kararların
uygulanıp uygulanmadığını belirlemek için eczacıların çalışmalarını ve iş
yerlerini denetlemek eczacı odalarının görevlerindendir. Bunun yanı sıra, 190
06-79/1021-295
5
Kanun’un getirdiği sorumlulukları yerine getirmeyen veya yasak fiiller olarak
belirlenen eylemlerde bulunan eczacılara yaptırım uygulama yetkisi TEB ve
odalara verilmiştir. 30., 46. ve 47. maddelerde belirtildiği üzere; oda haysiyet
divanları ve TEB Yüksek Haysiyet Divanı’nca verilen cezalar yazılı ihtar, para
cezası ve meslekten men şekillerinde olabilmektedir.
Diğer yandan, 27.7.1968 tarih ve 12961 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
“Türk Eczacıları Deontoloji Tüzüğü”nde de, meslek örgütlerinin eczacılar
üzerindeki denetim rolünün diğer yönlerinin ortaya konulduğu düzenlemeler
yer almaktadır. Tüzük’ün 9. maddesinde, eczacının hiçbir şekilde reklam 200
yapamayacağı; 12. maddesinde, eczacının Sağlık Bakanlığı’nca onaylanan
fiyatın üzerinde fiyatla satış yapamayacağı hükme bağlanmıştır. 18. maddede,
Tüzük hükümlerine aykırı hareket eden eczacılara 6643 sayılı Kanun
gereğince yaptırım uygulanacağı belirtilmiştir.
Şikayet tarihi itibarıyla yaklaşık 21.000 eczacının çoğu eczane sahibidir.
Eczane sahibi olmayan eczacıların bir kısmı ecza depolarının sahibi veya
mesul müdürü konumundayken, geriye kalanlar sağlayıcı firmaların yanı sıra
Sağlık Bakanlığı, SSK, üniversiteler ve diğer kamu kurumlarına bağlı olarak
çalışmaktadır. Görülmektedir ki, eczacıların büyük çoğunluğu pazarda hizmet 210
sunumunda bulunan birimlerin (eczanelerin veya ecza depolarının) sahibi
veya temsilcisi konumundadır. Buna bağlı olarak, eczacı odaları ve bunların
üst kuruluşu olan TEB’in bünyesinde, teşebbüslerin iradesi temsil
edilmektedir. Bu çerçevede, Rekabet Kurulu’nun 18.9.2000 tarih ve 00-
35/393-220 sayılı kararı ile bu karara ilişkin 2001/4801 esas ve 2004/2386
karar nolu Danıştay 10. Dairesi kararında tespit edildiği gibi, TEB ve bağlı
eczacı odaları 4054 sayılı Kanun anlamında teşebbüs birliğidir.
I.2. Protokol
220
Değerlendirmenin esaslı unsurlarından olan, Maliye Bakanlığı ile TEB Merkez
Heyeti arasında her yıl imzalanan ve resmi kurum/kuruluşlara ilaç satışlarının
koşullarını düzenleyen protokol aşağıda özet olarak açıklanmıştır.
Maliye Bakanlığı’nın çıkardığı “Tedavi Yardımı” Bütçe Uygulama Talimatı’nın
ekinde yer alan protokol, “Devlet Memurlarının Tedavi Yardımı ve Cenaze
Giderleri Yönetmeliği” uyarınca kurum mensuplarının eczanelerden ilaç temin
etmesiyle ilgili olarak düzenlenmektedir. Protokolün kapsamı 1. maddede şu
şekilde belirlenmiştir:
“Bu protokol hükümleri; 230
1- 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 1. maddesi kapsamına giren
memurlar ile aynı Kanunun ek geçici 9. ve 16. maddeleri kapsamına giren
personel ve bunların bakmakla yükümlü bulundukları aile fertleri,
2- 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu, 2802 sayılı Hakimler ve
Savcılar Kanunu ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu
kapsamında bulunan personel ile bunların bakmakla yükümlü bulundukları
aile fertleri,
3- 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanununun geçici 139. maddesi
uyarınca emekli, adi malullük veya vazife malullüğü aylığı bağlanmış olanlarla
06-79/1021-295
6
bunların bakmakla yükümlü bulundukları aile fertleriyle, dul ve yetim aylığı 240
alanlar,
4- 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamına giren
kurumlarda çalışan Devlet memurları ve diğer kamu görevlileri ile bunların
bakmakla yükümlü bulundukları aile fertleri,
hakkında uygulanır”.
Protokol tarafı olarak TEB Merkez Heyeti, eczaneleri temsil etmektedir.
Protokol koşullarını kabul eden eczaneler, ilgili kuruluşlarla, protokolün
ekindeki matbu formu doldurmak suretiyle anlaşma yapabilmektedir.
Protokolde; ıskonto oranı dahil olmak üzere satışa ilişkin teknik ayrıntılar, 250
sözleşmenin feshini gerektiren fiiller ve ilgili kurumların ödeme zamanı gibi
düzenlemeler getirilmektedir.
2001 yılı protokolünde indirim oranı %5 olarak belirlenmişken, 2002’de bu
oran %2.5’e çekilmiş ve 2003’te yine %2.5 olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla,
2003 yılında protokol kapsamındaki bir kurumla anlaşma yapmış bir eczane,
reçete bedeli üzerinden %2.5 indirim yapmaktadır.
I.3. Yapılan Tespitler ve Deliller
260
Önaraştırma ve soruşturma dönemlerinde, Raportörlerce TEB ve bazı eczacı
odalarında yerinde inceleme yapılmış, bunlar ile şikayetçi Vakıfların
yetkilileriyle ve bazı eczacılarla görüşülmüştür. Bu çerçevede edinilen bilgi ve
belgelerin değerlendirmesiyle yapılan tespitlere aşağıda yer verilmiştir.
I.3.1. TEB olağan büyük kongrelerinde ıskontoyla ilgili kararlar alınmış
ve bunlar odalara bildirilerek gereğinin yapılması istenmiştir.
- 4-7 Aralık 1997 tarihinde yapılan TEB 31. Olağan Büyük Kongresi’nde,
İstanbul delegasyonunun aşağıdaki önerisi tartışılmıştır: 270
“… Eczaneler, özel ve kamu kurum ve kuruluşlarıyla %5 ıskontoyu
aşan miktarda anlaşma yapamayacaklardır.
Bu kararın ihlali, meslek suçu oluşturacağından, ihlal edenler disiplin
kuruluna sevk edilerek cezalandırılacak.” Önerinin tartışılmasının ardından
%5’in üzerinde indirim yapılmasının suç olduğuna karar verilmiştir.
- 20-23 Aralık 2001 tarihinde yapılan TEB 33. Olağan Büyük Kongresi’nde ise,
ıskonto oranının düşürülmesiyle ilgili çalışma yapması için Merkez Heyeti’ne
yetki verilmiştir.
280
- TEB Merkez Heyeti’nin 7.2.2002 tarihli kararında, şikayet konusuyla ilgili
düzenlemeler getirilmiştir. Kararın, 14. maddesi, “Bağ-Kur, SSK ve Maliye
Kurumları dışında kalan kuruluşları ve banka vb. özel kuruluşlar ile %2.5 oranı
dışında (üstünde veya altında) sözleşme yapılmaması konusunda Bölge
Eczacı Odaları’na bilgi verilmesine”; 17. maddesi, “TEB 33. Olağan Büyük
Kongre kararı uyarınca TEB Merkez Heyeti tarafından yapılan çalışmalar
sonucu daha önce %5 olan ıskonto oranının tüm kamu kurum ve kuruluşları
ve tüm özel kuruluşlarda %2.5 (yüzde ikibuçuk) olarak uygulanmasına karar
verilmiştir, uygulamanın tüm kuruluşlarda yürürlüğe konulmasına karar
06-79/1021-295
7
verilmiş, özel reçetelerde de bu hususa riayet edilmesine ve alınan kararın 290
üyelerimize duyurulmasına karar verilmiştir.” şeklindedir.
- 24.6.2003 tarihinde yapılan görüşmede, TEB Genel Sekreteri, “…%2.5’lik
iskonto oranı TEB Merkez Heyeti’nin 7 Şubat 2002 tarihli kararı ile
kararlaştırılmıştır. TEB Merkez Heyeti tarafından belirlenen %2.5 ıskonto oranı
tüm satışlar için geçerlidir…” ifadesini kullanmıştır.
- 24.6.2003 tarihinde yapılan görüşmede, Sakarya Eczacı Odası Başkanı,
“ … her yıl başında, TEB Genel Kurulu tarafından belirlenen ve Maliye
Bakanlığı ile imzalanan protokole esas olan iskonto oranının, tüm eczaneler 300
tarafından özel ve resmi kurum ve kuruluşlara uygulanmak zorunda olduğu…”
şeklinde konuşmuştur.
- 26.6.2003 tarihinde yapılan görüşmede, Samsun Eczacı Odası Başkanı,
“ … Bütün kamu, özel kurum ve kuruluşlara ayrım yapmadan uygulanan
%2.5’luk iskonto oranının dayanağının TEB’in 31’inci olağan genel kurul kararı
olduğunu düşünüyorum ve bizim Samsun Eczacı Odası olarak bu kararlara
6643 sayılı Kanun gereği uymamız gereklidir … Daha önceki yıllarda %5
iskonto yapabilme olanağımız vardı. Ancak 2002 başında Sağlık Bakanlığı
tarafından eczanelerin kârının düşürülmesi üzerine; TEB, aldığı bir karar ile bu 310
iskonto oranı %2.5’a düşürmüştür … ” demiştir.
- TEB Genel Sekreteri imzalı, 18.3.2002 tarihli ve Sakarya Eczacı Odası’na
gönderilen yazıda, “ … Bankalar başta olmak üzere Maliye Bakanlığı dışında
kalan bazı kurumların yüksek oranda iskonto talep ettiği ve Türk Eczacıları
Birliği tarafından hazırlanan protokol dışında özel anlaşmalar yapılmak
istendiği tarafımızdan bilinmektedir.
Türk Eczacıları Birliği 31. Olağan Büyük Kongresi’nde, Türk Eczacıları
Birliği tarafından belirlenen oranlar dışında iskonto yapılamayacağı kararı
alınmıştır. Büyük Kongre Birliğimizin en yüksek organı olduğundan kararlar 320
yasal olarak tüm eczacılarımızı bağlayıcıdır … ” ifadesine yer verilmiştir. Aynı
yazı Samsun Eczacı Odası’nda da bulunmuştur.
- TEB Genel Sekreteri imzalı, 11.4.2003 tarihli ve Samsun Eczacı Odası’na
gönderilen yazıda, “ … Türk Eczacıları Birliği 31. Olağan Büyük Kongresi’nde,
Türk Eczacıları Birliği tarafından belirlenen oranlar dışında iskonto
yapılmayacağı kararı alınmıştır. Büyük Kongre Birliğimizin en yüksek organı
olduğundan kararlar yasal olarak tüm eczacılarımızı bağlayıcıdır.
%2.5 üzerinde herhangi bir iskonto uygulaması Büyük Kongre kararına
aykırı hareket etmekten disiplin soruşturması, talep eden kurum hakkında da 330
eczacıyı suça teşvik etmekten yasal işlem yapılacaktır … ” denilmiştir.
I.3.2. Eczanelerin TEB’in belirlediğinden daha yüksek oranda indirim
yapıp yapmadığı denetlenmiş, bazı eczacılar cezalandırılmıştır.
- Sakarya Eczacı Odası Yönetim Kurulu ve Haysiyet Divanı’nın kararları ile
yerinde incelemede bulunan diğer belgelerde; Bolu ve Sakarya’da faaliyet
gösteren eczane sahibi altı eczacının “Büyük kongre kararını aşan oranda”
ıskonto yapmaları nedeniyle cezalandırıldığı görülmüştür.
06-79/1021-295
8
340
- Samsun Eczacı Odası Başkanı imzalı ve 16.11.2001 tarihli yazı, “Sayın
Meslektaşımız, İş Bankası bildiğiniz gibi son günlerde Türkiye genelinde
eczanelerden yüksek iskonto talep etmektedir. %5’den fazla iskontoyu kabul
edenler Türk Eczacıları Birliği Genel Kurul Kararı ve Deontoloji Tüzüğü’nün 2
ve 8. maddelerini ihlal etmeleri gerekçesiyle, soruşturma açılarak haysiyet
divanına sevk edileceklerini bilgilerinize sunarım…” şeklindedir. Yazının
üzerine el yazısıyla “Osmancık, Şifa, Tepeoğlu, Gemici, Sevgi, Derman, … ,
Şahin, Merkez, Esra, Coşkun, Burcu, Kale Eczanelerine gönderilmiştir.” notu
alınmıştır.
350
- Samsun Eczacı Odası Başkanı imzalı ve 13.2.2002 tarihli diğer bir yazı,
“Sayın Meslektaşım, İş Bankası ile yapılan görüşmelerde bankanın %5
iskonto ile herkesle Anlaşma yapacağını belirtmesine rağmen, anlaşma yapan
eczanelerden aslında en fazla %2.5 iskonto verilmesi gerekirken yapılan %5
iskontoya ek olarak %5 daha kestiği tespit edilmiştir …. Bundan böyle İş
Bankası ile sözleşmesi olan tüm eczanelerin sözleşmelerini iptal etmeleri
gerekmektedir. Vermeye devam eden eczaneler Onur Kuruluna verilecektir…”
şeklindedir.
- 24.6.2003 tarihinde yapılan görüşmede, TEB Genel Sekreteri, “ … %2.5 360
dışında herhangi bir kamu ya da özel kuruma herhangi bir farklı iskonto
uygulanması söz konusu değildir … Eğer bir eczane %2.5’luk iskonto oranını
uygulamaz ve daha fazla iskonto yaparsa bu eczane Oda haysiyet divanı
tarafından Deontoloji Tüzüğü’ne uymama nedeni ile cezalandırılabilir. Ya da
ilgili mevzuata göre cezalandırılabilir … ” demiştir.
- 24.6.2003 tarihinde Sakarya Eczacı Odası Başkanı ile yapılan görüşmede,
“…her yıl başında TEB Genel Kurulu tarafından belirlenen ve Maliye Bakanlığı
ile imzalanan protokole esas olan iskonto oranının, tüm eczaneler tarafından
özel ve resmi kurum ve kuruluşlara uygulanmak zorunda olduğu; aksi bir 370
uygulama içinde olan eczaneler hakkında işlem yapıldığı … Sakarya Eczacı
Odası Haysiyet Divanı kararları ile, TEB Genel Kurulu tarafından belirlenen
iskonto oranından daha fazla iskonto yapan eczanelere TEB Kanun’unun ilgili
maddeleri uyarınca çeşitli müeyyideler uygulandığı … ” belirtilmiştir.
- 26.6.2003 tarihinde yapılan görüşmede Samsun Eczacı Odası Başkanı,
“ … %5 iskontonun uygulandığı dönemlerde de bu oran üzerinde iskonto
yapan eczaneler denetlenir ve %5’in üzerinde iskonto yapan eczaneler
cezalandırılırdı. Dolayısıyla şu an için geçerli olan %2.5’luk oranın
uygulanması için yapılan sıkı denetimlerin ve bu denetimler sonucu yapılan 380
cezalandırmaların bu döneme özgü olmadığını, geçmişte de böyle olduğunu
düşünüyorum … ” ifadesini kullanmıştır.
- 25.6.2003 tarihinde yapılan görüşmede, (……..) Eczanesi (Bolu) sahibi ve
mesul müdürü, “Sakarya Eczacı odası tarafından bize bildirilen %2.5 iskonto
oranına uymak zorundayız. Aksi halde eczacılar arasında haksız rekabete
neden olduğundan cezalandırılmamız söz konusudur … ” şeklinde
konuşmuştur.
06-79/1021-295
9
- 25.6.2003 tarihinde yapılan görüşmede, (……..) Eczane (Bolu) sahibi ve
mesul müdürü, “…Alınan karar öncesinde daha fazla (örneğin %8, %10) 390
iskonto oranı üzerinde çeşitli anlaşmalar imzalayan eczaneler, Sakarya
Eczacı odasına şikayet edilmiş ve cezalandırılmıştır. Biz de bu eczanelerden
biriyiz ve fazla iskonto yaptığımız için yıllık oda aidatımızın 15 misli oranında
cezaya çarptırıldık. Vakıf yetkilileri ile yapılan görüşmede, Sosyal
Yardımlaşma Vakfı’nın özel kanunla kurulmuş olması sebebiyle Maliye
Bakanlığı ve TEB arasında imzalanan protokol kapsamı dışında olduğu
kanaatine ulaştık ve geçen sene %20 oranında iskonto yaptık Vakıf’a. Ancak
2002 yılının Kasım ayı gibi diğer eczanelerin bizi şikayet etmeleri sonucu
yukarıda belirttiğim cezaya çarptırıldık … ” demiştir.
400
- 25.6.2003 tarihinde yapılan görüşmede, (……..) Eczanesi (Bolu) sahibi ve
mesul müdürü, “ … Özel kurum ve kuruluşlara yapılan fazla iskontolara göz
yumulması uygulamalarına TEB tarafından alınan kararla, Ocak 2003
sonundan itibaren son verilmesi istenmiş ve bu uygulamaya son vermeyen
eczanelerin de cezalandırılacağı eczacılar odası aracılığı ile Bolu’daki
eczanelere bildirilmiştir. (……..) Eczanesi, 2003 yılı başında, Vakıf tarafından
açılan ilaç alım ihalesine %11 iskonto oranı içeren bir teklif vermiş ve ihaleyi
kazanarak ilaç verme işlemine başlamıştır. Ancak TEB tarafından verilen
karara istinaden Sakarya Eczacı Odası tarafından (……..) Eczanesine uyarı
yapılarak Vakıf’a yapılan bu %11’lik iskonto uygulamasına son verilmesi 410
istenmiştir. Bu durumun sonucunda biz, 20.01.2003 tarihinde Vakıf’a dilekçe
vererek %11 oranında iskonto uygulamasına artık devam edemeyeceğimizi
bildirerek %2.5’lik iskonto miktarına dönmek istediğimizi bildirdik … ” ifadesini
kullanmıştır.
- 27.6.2003 tarihinde yapılan görüşmede, (……..) Eczanesi (Sinop) sahibi ve
mesul müdürü, “TEB’in aldığı karar ne ise ona uyarız. Onların belirlediği
iskonto oranından farklı bir oran uygulayamayız. Aksi halde meslek
örgütlerince cezalandırılırız. Bu cezalandırma, eczanenin kapatılmasına kadar
gidebilir … ” şeklinde konuşmuştur. 420
- 27.6.2003 tarihinde yapılan görüşmede, (……..) Eczanesi (Sinop) sahibi ve
mesul müdürü, “ … Bunun dışındaki bir uygulama olursa bu durum Sinop
ilindeki TEB temsilcisi aracılığı ile Samsun Eczacı odasına gider ve
cezalandırılma söz konusu olur.” demiştir.
- İstanbul Eczacı Odası tarafından (……..) Eczanesi’ne gönderilen 31.7.2002
tarihli yazıda; Eczanenin İş Bankası’na %2.5 üzerinde ıskonto yapmasıyla ilgili
olarak görüşülmesi için yapılan çağrılara cevap vermemesi sebebiyle Eczane
sahibinin Haysiyet Divanı’na sevk edildiği belirtilmektedir: “ … Yönetim 430
Kurulumuz 25.07.2002 tarihli toplantısında … Eczacı … ’a ait dosyayı
inceleyerek Türkiye İş Bankası’na %10 ıskonto yaptığı şikayeti üzerine yapılan
çağrıya katılmadığından dolayı Haysiyet Divanı’na sevkine karar vermiştir … ”
- İstanbul Eczacı Odası Haysiyet Divanı’nın 27.6.2003 tarihli kararında şu
ifade bulunmaktadır: “ ... Gerekçeli karar: … Türk Eczacıları Birliği Deontoloji
Tüzüğü’nün 17. maddesine aykırı davranmış ve 31. Büyük Kongrede alınan
‘Kamu kurum ve kuruluşları dışındaki özel kuruluşlara ve şahıslara ıskonto
06-79/1021-295
10
yapılamaz.’ kararına uymayarak Deniz Feneri adlı bir kuruluşa %17 oranında
ıskonto yapmıştır. Bu durum denetleme tutanağı ile tespit edilmiştir. Sonuç 440
olarak Eczacılık mesleğinin saygınlığı, bu mesleğin yasa tüzük ve
gerekliliklerinin yerine getirilmesi ile korunabilir. Meslektaşlar arasında haksız
rekabete neden olan bu davranışları nedeniyle … ’ın Onur Kurulumuzca 6643
sayılı kanunun 08.03.1995 tarih ve 22221 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan
4078-4 sayılı yasa ile değişik 30. Maddesinin b bendi uyarınca Oda yıllık
aidatının 15 katı para cezasıyla cezalandırılmasına oy birliği ile karar
verilmiştir.”
- İstanbul Eczacı Odası Haysiyet Divanı’nın 27.6.2003 tarihli diğer kararı şu
şekildedir: “ ... Gerekçeli karar: … Türk Eczacıları Birliği Deontoloji 450
Tüzüğü’nün 17. maddesine aykırı davranmış ve 31. Büyük Kongrede alınan
‘Kamu kurum ve kuruluşları dışındaki özel kuruluşlara ve şahıslara ıskonto
yapılamaz.’ kararına uymayarak kendisine sunulan reçeteye ıskonto
uygulamıştır. Ayrıca dosya içerisindeki … adına kesilmiş faturadan da bu
husus (%10+%5) tespit edilmiştir. Sonuç olarak Eczacılık mesleğinin
saygınlığı, bu mesleğin yasa tüzük ve gerekliliklerinin yerine getirilmesi ile
korunabilir. Meslektaşlar arasında haksız rekabete neden olan bu davranışları
nedeniyle … ’ın Onur Kurulumuzca 6643 sayılı kanunun 08.03.1995 tarih ve
22221 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 4078-4 sayılı yasa ile değişik 30.
Maddesinin b bendi uyarınca Oda yıllık aidatının 15 katı para cezasıyla 460
cezalandırılmasına oy birliği ile karar verilmiştir.”
- İstanbul Eczacı Odası Haysiyet Divanı’nın 27.6.2003 tarihli diğer kararı;
“ ... Gerekçeli karar: … Türk Eczacıları Birliği Deontoloji Tüzüğü’nün 17.
maddesine aykırı davranmış ve 31. Büyük Kongrede alınan ‘Kamu kurum ve
kuruluşları dışındaki özel kuruluşlara ve şahıslara ıskonto yapılamaz.’ kararına
uymayarak kendisine sunulan … adlı hastaya ait reçeteye %15 oranında
ıskonto uygulamıştır. Bu durum denetleme tutanağı ile tespit edilmiştir. Sonuç
olarak Eczacılık mesleğinin saygınlığı, bu mesleğin yasa tüzük ve
gerekliliklerinin yerine getirilmesi ile korunabilir. Meslektaşlar arasında haksız 470
rekabete neden olan bu davranışları nedeniyle … ’in Onur Kurulumuzca 6643
sayılı kanunun 08.03.1995 tarih ve 22221 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan
4078-4 sayılı yasa ile değişik 30. Maddesinin b bendi uyarınca Oda yıllık
aidatının 15 katı para cezasıyla cezalandırılmasına oy birliği ile karar
verilmiştir” şeklindedir.
I.3.3. Protokol kapsamı dışındaki bazı kurum/kuruluşlarla eczacı meslek
örgütleri arasında indirim konusunda anlaşmazlık yaşanmıştır.
- Sakarya Eczacı Odası Başkanı imzalı, 17.3.2003 tarihli ve TEB Merkez 480
Heyeti’ne yönelik yazı, “ … Şekerbank Genel Müdürlüğü tarafından Sakarya
ilinde sözleşmeli olan eczaneler aranarak, %2.5 ıskontonun %10’a
çıkarılması, aksi takdirde sözleşmenin fesih edileceği sözlü olarak bildirilmiştir.
Eczacı meslektaşlarımızın TEB Büyük Kongrelerinde belirlenen oran
üzerinde ıskonto yapmaları mümkün değildir. Genel Müdürlük nezdinde,
meslektaşları yasadışı yollara teşvik eden bu uygulamadan vazgeçilmesi için
gereğini arz ederim…” şeklindedir. TEB Merkez Heyeti’nin 20.3.2003 tarihli
cevabi yazısının ekinde, TEB’in Şekerbank Genel Müdürlüğü’ne yazısı yer
06-79/1021-295
11
almaktadır. Bu yazıda, protokol kapsamı dışındaki bazı kuruluşların yüksek
oranda ıskonto talep ettiği ve protokol dışında özel anlaşmalar yapmak 490
istediği, %2.5’in üzerinde ıskonto uygulanması halinde eczacının suç işlemiş
olacağı, ilgili kurumun hakkında ise eczacıyı suça teşvik etmekten yasal işlem
yapılacağı, protokol dışında özel anlaşma yapılması durumunda iki taraf
hakkında da yasal işlemlerin başlatılacağı belirtilmiştir.
- TEB’in Sakarya Eczacı Odası’na 31.1.2002 tarihli yazısında; Türkiye İş
Bankası’nın %10 ıskontoyla alım yapmak istediği, o tarihte Büyük Kongre’nin
“%5 ıskonto” kararının geçerli olduğu, TEB Merkez Heyeti’nin Banka Yönetim
Kurulu üyeleriyle görüşme yapıp kurumlara %5 ıskonto yapılabileceğini
bildirdiği, TEB Başkanı ile Banka Genel Müdür Yardımcısı arasındaki 500
23.11.2001 tarihli toplantının sonuç vermediği ve bunun üzerine TEB Merkez
Heyeti’nin Türkiye İş Bankası’ndaki hesapları çekmeye başlayacağı
belirtilmiştir. Yazıda ayrıca; “Tüm eczacı odalarının hesaplarının T.İş Bankası
dışındaki başka bankalarda değerlendirilmesi” ve “Eczanelerdeki T.İş Bankası
POS makinesinin iadesi” gibi önlemlerin öngörüldüğü ifade edilmiştir. Aynı
belge, Samsun Eczacı Odası’nda da bulunmuştur. Ayrıca, Oda Başkanı,
13.2.2002 tarihli yazısı ile, bölgedeki eczacıları gelişmelerle ilgili haberdar
etmiştir. Yazıda şu ifade yer almaktadır: “Bundan böyle İş Bankası ile
sözleşmesi olan tüm eczanelerin sözleşmelerini iptal etmeleri gerekmektedir.
Vermeye devam eden eczaneler Onur Kuruluna verilecektir.” 510
- İstanbul Eczacı Odası’nın, TEB ile Türkiye İş Bankası A.Ş. arasında
ıskontoya ilişkin anlaşmazlığın sürdüğü dönemde, Bankaya ilaç satışı
yapılmamasına ve var olan anlaşmalarının fesih edilmesine ilişkin daha önce
verilen TEB kararına karşı gelecek şekilde satış yapmayı sürdüren toplam 50
adet eczaneye yolladığı 29.4.2002 tarihli metin şu şekildedir:
“ … Odamıza yapılan şikayetlere göre İş Bankası ile anlaşmanızın
devam ettiği düşünülmektedir.
İş Bankası ile ilgili konuyu görüşmek üzere 20 Mayıs 2002 Pazartesi
günü saat 15:30’da Oda Merkezimizde bulunmanızı rica ederiz. 520
Eğer, İş Bankası ile anlaşmanızı fesh ettiyseniz ekte örneğini
gönderdiğimiz yazıyı İş Bankasından adınıza yeni tarihli olarak yukarıdaki
tarihe kadar göndermenizi rica ederiz.
Aksi takdirde odamız hakkınızda yasal işlemlere başvuracaktır … ”
Odanın, 7 eczaneye gönderdiği, aynı dönemdeki ve aynı konu üzerine olan
2.5.2002 tarihli metinde şu ifadeler bulunmaktadır:
“ … Odamıza yapılan şikayetlere göre İş Bankası ile anlaşmanızın
devam ettiği düşünülmektedir.
İş Bankası ile ilgili konuyu görüşmek üzere 24 Mayıs 2002 Cuma günü 530
saat 13:00’da Oda Merkezimizde bulunmanızı rica ederiz.
Eğer, İş Bankası ile anlaşmanızı fesh ettiyseniz ekte örneğini
gönderdiğimiz yazıyı İş Bankasından adınıza yeni tarihli olarak yukarıdaki
tarihe kadar göndermenizi rica ederiz.
Aksi takdirde odamız hakkınızda yasal işlemlere başvuracaktır … ”
- (……..) Eczanesi’nin İstanbul Eczacı Odası’na gönderdiği 10.6.2002 tarihli
yazı aşağıdaki gibidir:
06-79/1021-295
12
“ … İş Bankası ile olan anlaşmamı uyarınızı dikkate alarak fesh ettim.
Ancak bölgemizde bulunan Bulvar Eczanesi hala İş Bankasının anlaşmalı 540
eczanesi olarak reçetelerini yapmaktadır.
Bu durumun çözümlenmesini ve şartların eczaneler açısından eşit hale
getirilmesi, kurala uymayan eczaneler hakkında yasal takibin yerine getirilmesi
hususunda gereğinin yapılmasını saygılarımla arz ederim … ”
- Sakarya ve Samsun Eczacı Odalarında yapılan yerinde incelemelerde
bulunan, TEB’in 18.3.2002 tarihli yazısında, protokol kapsamı dışındaki bazı
bankaların yüksek oranda ıskonto ile protokol dışında özel anlaşmalar
yapmak istediği belirtilmiştir. Yazıda şu ifade dikkat çekmektedir: “%2.5
iskonto oranı dışında herhangi bir iskonto uygulaması yapılamayacağı Türkiye 550
Bankalar Birliği ve Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği’ne bildirilmiş
ve eczanelerin özel bankalar ve özel sigorta şirketleriyle imzalayacakları
sözleşme örnekleri gönderilmiştir.”
- Türkiye Kızılay Derneği Genel Müdürlüğü’nün Ankara Eczacı Odası’na
gönderdiği 5.2.2003 tarihli yazıda, 2001 yılında ekonomik kriz sebebiyle
yoksullara yeterli ilaç yardımı yapılamadığı belirtilmekte ve sosyal güvencesi
bulunmayanlara dağıtılan ilaçların bir bölümünün ücretsiz verilmesi veya
ücretli alımlarda daha yüksek ıskonto talep edilmektedir:
“İlaç alımı anlaşmasına ilişkin ilgide kayıtlı yazınız incelenmiştir ve 560
indirim oranının %2.5 olarak belirlendiği görülmüştür.
Bilindiği üzere, Türkiye Kızılay Derneği, Dernekler Kanununun 71.nci
maddesinde belirtilen özel statüsü bulunan, kamu yararına hizmet sunan bir
hayır kurumudur …
… Geçmişte büyük oranla bağışlar veya gönüllü indirim oranları ile ilaç
temin ederek, bölgelerle sosyal güvencesi bulunmadığı belirlenen günde
ortalama 100 muhtaç hastaya, reçete karşılığı dağıtımda bulunulmaktadır.
Derneğimizin de etkilendiği ekonomik kriz nedeniyle, iki yıldır yoksullara
sunulmakta olan ilaç yardımını etkisiz hale getirecektir.
Bu nedenle, Türkiye Kızılay Derneğimiz, sizlerin de yoksullara hizmet 570
sunulmasında bir köprü görevi yapabileceği düşünüldüğünde …
… Derneğimiz tarafından sosyal güvencesi bulunmayan gerçek yoksul
ve muhtaçlara dağıtılan ilaçların bir bölümünün ücretsiz veya ücretli alımda
daha yüksek indirim olanağının sağlanması için Odanız ve/veya Birliğinizin,
Derneğimize özel istisnai bir uygulama ile ilgili olarak yeniden bir
değerlendirme yapılması konularında destek ve işbirliğinize ihtiyaç
duyulmaktadır…”
- Türkiye Kızılay Derneği’nin Ankara Eczacı Odası’na gönderdiği 10.2.2003
tarihli yazıya cevaben Oda tarafından 3.3.2003 tarih ile gönderilen yazıda şu 580
ifadeler bulunmaktadır:
“ … Türk Eczacılar Birliği 31. Olağan Büyük Kongresi’nde, Türk
Eczacıları Birliği tarafından belirlenen oranlar dışında indirim yapılamayacağı
kararı alınmıştır. Büyük Kongre en yüksek karar organı olup, alınan kararlar
yasal olarak tüm eczacı odalarını ve doğal olarak da üye tüm serbest
eczacıları bağlamaktadır.
2003 yılında, Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti ile Maliye Bakanlığı,
Bağ-Kur ve SSK arasında yapılan görüşmeler sonucunda indirim oranı %2.5
06-79/1021-295
13
olarak kabul edilerek protokole bağlanmış ve Maliye Bakanlığı 2003 Yılı Bütçe
Uygulama Talimatı’nda da açıkça belirtilmiştir. 590
Yukarıda anılan kongre kararı ve anlaşmanın ‘kamu yararına çalışan
hayır kurumlarını da kapsaması’ nedeniyle indirim yoluyla ilaç yardımının
istisna olarak dahi yapılması Odamızın yetkisinde olmadığı gibi kanunen de
mümkün değildir … ”
- Ankara Eczacı Odası tarafından Akbank T.A.Ş. Mensupları Tekaüt Sandığı
Vakfı İç Hizmetler Grup Müdürlüğü’ne gönderilen 21.5.2003 tarihli yazı
aşağıdaki gibidir:
“ ... 25.01.1956 tarihli, 6643 sayılı Türk Eczacıları Birliği Kanunu’nun
madde 39-j bendine göre ‘Eczanelerden sağlık hizmeti satın alacak bütün 600
kamu, özel kurum ve kuruluşlarla anlaşma yapmak, imzalanan protokole
uygun tip sözleşmeleri bastırmak ve belirleyeceği bedel karşılığı eczanelere
dağıtmak’ Merkez Heyeti’nin görevidir ...
… 2003 yılında, Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti ile Maliye
Bakanlığı, Bağ-Kur ve SSK arasında yapılan görüşmeler sonucunda indirim
oranı %2.5 olarak kabul edilerek protokole bağlanmış ve Maliye Bakanlığı
2003 Yılı Bütçe Uygulama Talimatı’nda da açıkça belirtilmiştir…
… Bölgemizde faaliyet gösteren ve Akbank çalışanlarının/emeklilerinin
reçetelerini karşılayan eczanelerden gelen dilekçelerde bankanızın Ankara’da
8 eczane ile yüksek ıskonto oranlarıyla özel olarak anlaştığı ve reçetelerini bu 610
eczanelere yönlendirdiği bildirilmektedir.
Gerek %2.5 indirim üzerinde herhangi bir indirim uygulaması gerekse
Türk Eczacıları Birliği tarafından hazırlanan protokol dışında özel anlaşma
talep edilmesi ve yapılması Merkez Heyeti’nin yasal görevine müdahale
anlamına geldiğinden bu tür anlaşmanın tarafları (kuruluş-eczacı) hakkında
yasal işlemler başlatılacağını, bu tip anlaşmalardaki taraf eczacılar hakkında
da Büyük Kongrenin bu konuda aldığı karara aykırı hareket etmekten dolayı
Ankara Eczacı Odası tarafından da disiplin soruşturması açılacağını
bildiririz...”
620
- İstanbul Eczacı Odası tarafından Akbank Genel Müdürlüğü’ne gönderilen
10.11.2003 tarihli yazı şu şekildedir:
“ … Meslektaşlarımızdan gelen yoğun şikayetlerde kurumunuz ile
anlaşma yapmak isteyen eczanelerden yüksek ıskonto talebinde
bulunduğunuz, bu talebi kabul etmeyen ve %2.5 ıskonto yapan eczanelere
giden personelin maaşlarından belirlediğiniz ıskonto oranlarının farkı kadar
kesinti yaptığınız tarafımıza bildirilmiştir.
Bildiğiniz gibi 2003 Mali Yılı için SSK, Bağ-Kur ve Maliye Bakanlığı ile
Türk Eczacıları Birliği arasında yapılacak ıskonto oranı %2.5 olarak
belirlenmiştir. Devletin tüm kamu kurum ve kuruluşları ile anlaşma dışında 630
farklı bir ıskonto talebi yasalara aykırıdır.
25.01.1956 tarihinde kabul edilen 6643 sayılı Türk Eczacıları Birliği
Kanunu’nun Merkez Heyeti Görevlerini belirleyen 39. maddesinin j bendinde
‘Eczanelerden sağlık hizmeti satın alacak bütün kamu ve özel kurum ve
kuruluşlarla anlaşmalar yapmak, imzalanan protokole uygun tip sözleşmeleri
bastırmak ve belirleyeceği bedel karşılığı eczanelere dağıtmak’ hükmü yer
almaktadır. Birliğimizin yasa ile kendisine verilen görevleri herhangi bir
06-79/1021-295
14
kuruma devretmesi olanaksızdır. Bu nedenle eczanelerden %2.5 ıskonto
dışında bir indirim talep edilmemesi gerekmektedir ...
…TEB Olağan Genel Kurulunda eczanelerin TEB tarafından belirlenen 640
ıskonto oranları dışında ıskonto yapamayacağı kararı alındığından %2.5 oranı
üstünde eczaneler ile anlaşma yapılması durumunda sözleşmeyi yapan
eczane hakkında Eczacılık Yasaları uyarınca disiplin cezası uygulanacağı,
sözleşmenin diğer tarafı olan kurum hakkında da eczacının yasa dışı
ıskontoya zorlanmasından dolayı yasal işlemlerin başlatılacağı bilginize
sunulur … ”
- (……..) Eczanesi’nin, İstanbul Eczacı Odası Yönetim Kurulu’na gönderdiği
ve Şekerbank tarafından %10 indirim istenmesine ilişkin 11.8.2003 tarihli
yazısında şu ifadeler bulunmaktadır: 650
“ ... Şekerbank ile Kurum anlaşması yapmak için yaptığım görüşmede
Ankara merkezli olan vakıflarından %10 oranında (ithal ilaçlarda) indirim talep
edilmiştir. Bu koşulları sağlayarak ilaç veren anlaşmalı eczanelerin olduğunu
da belirtmişlerdir.
Yasal ıskonto oranımızın hayli üzerinde olan bu talep ve bunu
karşılayan eczaneler hakkında gereğini bilgilerinize sunarım ... ”
- Ankara Eczacı Odası tarafından Şekerbank T.A.Ş. Genel Müdürlüğü’ne
gönderilen 4.4.2002 tarihli yazı aşağıdaki gibidir:
“ ... 25.01.1956 tarihli, 6643 sayılı Türk Eczacıları Birliği Kanunu’nun 660
madde 39-j bendine göre ‘Eczanelerden sağlık hizmeti satın alacak bütün
kamu, özel kurum ve kuruluşlarla anlaşma yapmak, imzalanan protokole
uygun tip sözleşmeleri bastırmak ve belirleyeceği bedel karşılığı eczanelere
dağıtmak’ Merkez Heyeti’nin görevidir ...
… 2002 yılında, Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti ile Maliye
Bakanlığı, Bağ-Kur ve SSK arasında yapılan görüşmeler sonucunda indirim
oranı %2.5 olarak kabul edilerek protokole bağlanmış ve Maliye Bakanlığı
2002 Yılı Bütçe Uygulama Talimatı’nda da açıkça belirtilmiştir…
… Belirlenen %2.5 oranının üzerinde yapılacak bir indirim
uygulamasının kabul edilemeyeceği Türkiye Bankalar Birliği ile Türkiye Sigorta 670
ve Reasürans Şirketleri Birliği’ne bildirerek eczanelerin özel bankalar ve özel
sigorta şirketleriyle imzalayacakları anlaşma örnekleri gönderilmiştir.
Bankalar ve sigorta şirketlerinin eczanelerden yüksek oranda indirim
yapmaları için baskı yaptığı ve Türk Eczacıları Birliği tarafından hazırlanan
protokol dışında özel anlaşmalar yapılmak istendiği bilinmektedir.
Gerek %2.5 indirim üzerinde herhangi bir indirim uygulaması gerekse
Türk Eczacıları Birliği tarafından hazırlanan protokol dışında özel anlaşma
talep edilmesi ve yapılması Merkez Heyeti’nin yasal görevine müdahale
anlamına geldiğinden bu tür anlaşmanın tarafları (kuruluş-eczacı) hakkında
yasal işlemler başlatılacağını, bu tip anlaşmalardaki taraf eczacılar hakkında 680
da Büyük Kongrenin bu konuda aldığı karara aykırı hareket etmekten dolayı
Ankara Eczacı Odası tarafından da disiplin soruşturması açılacağını
bildiririz...”
- İstanbul Eczacı Odası tarafından Şekerbank A.Ş. Personel Sağlık Sigorta
Sandığı Vakfı Müdürlüğü’ne gönderilen 12.8.2003 tarihli yazı şu şekildedir:
06-79/1021-295
15
“ ... Meslektaşlarımızdan gelen yoğun şikayetlerde kurumunuz ile
anlaşma yapmak isteyen eczanelerden yerli ilaçta %20, ithal ilaçta %10
ıskonto talebinde bulunduğunuz tarafımıza bildirilmiştir.
Bildiğiniz gibi 2003 Mali Yılı için SSK, Bağ-Kur ve Maliye Bakanlığı ile 690
Türk Eczacıları Birliği arasında yapılacak ıskonto oranı %2.5 olarak
belirlenmiştir. Devletin tüm kamu kurum ve kuruluşları ile anlaşma dışında
farklı bir ıskonto talebi yasalara aykırıdır.
25.01.1956 tarihinde kabul edilen 6643 sayılı Türk Eczacıları Birliği
Kanunu’nun Merkez Heyeti Görevlerini belirleyen 39. maddesinin j bendinde
‘Eczanelerden sağlık hizmeti satın alacak bütün kamu ve özel kurum ve
kuruluşlarla anlaşmalar yapmak, imzalanan protokole uygun tip sözleşmeleri
bastırmak ve belirleyeceği bedel karşılığı eczanelere dağıtmak’ hükmü yer
almaktadır. Birliğimizin yasa ile kendisine verilen görevleri herhangi bir
kuruma devretmesi olanaksızdır. Bu nedenle eczanelerden %2.5 ıskonto 700
dışında bir indirim talep edilmemesi gerekmektedir ...
… TEB Olağan Genel Kurulunda eczanelerin TEB tarafından belirlenen
ıskonto oranları dışında ıskonto yapamayacağı kararı alındığından %2.5 oranı
üstünde eczaneler ile anlaşma yapılması durumunda sözleşmeyi yapan
eczane hakkında Eczacılık Yasaları uyarınca disiplin cezası uygulanacağı,
sözleşmenin diğer tarafı olan kurum hakkında da eczacının yasa dışı
ıskontoya zorlanmasından dolayı yasal işlemlerin başlatılacağı bilginize
sunulur … ”
- Ankara Eczacı Odası’nın 75 özel banka ve sigorta şirketine gönderdiği 710
28.3.2002 tarihli matbu yazıda şu ifadeler bulunmaktadır:
“ ... 25.01.1956 tarihli, 6643 sayılı Türk Eczacıları Birliği Kanunu’nun
madde 39-j bendine göre ‘Eczanelerden sağlık hizmeti satın alacak bütün
kamu, özel kurum ve kuruluşlarla anlaşma yapmak, imzalanan protokole
uygun tip sözleşmeleri bastırmak ve belirleyeceği bedel karşılığı eczanelere
dağıtmak’ Merkez Heyeti’nin görevidir ...
… 2002 yılında, Türk Eczacıları Birliği Merkez Heyeti ile Maliye
Bakanlığı, Bağ-Kur ve SSK arasında yapılan görüşmeler sonucunda indirim
oranı %2.5 olarak kabul edilerek protokole bağlanmış ve Maliye Bakanlığı
2002 Yılı Bütçe Uygulama Talimatı’nda da açıkça belirtilmiştir… 720
… Belirlenen %2.5 oranının üzerinde yapılacak bir indirim
uygulamasının kabul edilemeyeceği Türkiye Bankalar Birliği ile Türkiye Sigorta
ve Reasürans Şirketleri Birliği’ne bildirerek eczanelerin özel bankalar ve özel
sigorta şirketleriyle imzalayacakları anlaşma örnekleri gönderilmiştir.
Bankalar ve sigorta şirketlerinin eczanelerden yüksek oranda indirim
yapmaları için baskı yaptığı ve Türk Eczacıları Birliği tarafından hazırlanan
protokol dışında özel anlaşmalar yapılmak istendiği bilinmektedir.
Gerek %2.5 indirim üzerinde herhangi bir indirim uygulaması gerekse
Türk Eczacıları Birliği tarafından hazırlanan protokol dışında özel anlaşma
talep edilmesi ve yapılması Merkez Heyeti’nin yasal görevine müdahale 730
anlamına geldiğinden bu tür anlaşmanın tarafları (kuruluş-eczacı) hakkında
yasal işlemler başlatılacağını, bu tip anlaşmalardaki taraf eczacılar hakkında
da Büyük Kongrenin bu konuda aldığı karara aykırı hareket etmekten dolayı
Ankara Eczacı Odası tarafından da disiplin soruşturması açılacağını
bildiririz...”
06-79/1021-295
16
- T.C. Merkez Bankası ve TEB arasında, 2002 Mayıs’ta protokol
imzalanmasından önce, yine indirim konusunda anlaşmazlığın ortaya çıktığı
ve Bankanın TEB’in belirlediğinden daha yüksek oranda ıskonto talep ettiği
tespit edilmiştir. Bu durum hakkında daha ayrıntılı bilgi edinilebilmesi için 740
Bankaya 11.11.2003 tarihli yazıyla sorular yöneltilmiştir. Bu yazıya gelen
cevapta şu ifadeler bulunmaktadır:
“ ... Bilindiği üzere, 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası
Kanunu’nun 1. maddesinde, Bankamızın özel hukuk hükümlerine tabi bir
anonim şirket statüsünde kurulmuş olduğu ve bu kanunda sarahat
bulunmayan hallerde özel hukuk hükümlerine tabi bulunduğu hükme
bağlanmıştır.
Bu itibarla, özel hukuk tüzel kişiliğine sahip bulunan Bankamızın
memurlarına yapılacak aile, sağlık, ölüm yardımı ve cenaze giderlerine ilişkin
uygulamalar, yetkili organları tarafından onaylanarak yürürlüğe giren Aile ve 750
Sağlık Yardımları Yönetmeliği çerçevesinde yürütülmektedir. Bu bağlamda;
1) Bankamız, çalışanları ve aile bireylerinin ilaç kullanımlarını bilgisayar
ortamında izlemek üzere Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü ile bir Protokol
imzalayarak, 1 Mayıs 2002 tarihinde Ankara’da yerleşik birimlerinde, 1 Ocak
2003 tarihinde ise 20 ildeki şubelerinde eczane ilaç denetim programını
uygulamaya başlamıştır... Bu Protokol’ü takiben 09.05.2002 tarihinde de TEB
ile Protokol imzalanmıştır …
5) İlaç alımlarında ve ıskonto konusunda, gerek eczaneler gerekse
mensuplarımız tarafından iletilmiş herhangi bir sorun bulunmamakla birlikte,
TEB’ce ıskonto konusunda ihtilaf olduğuna ilişkin Bankamıza yazılmış, birer 760
örneği ekte gönderilen yazılar alınmış ancak, tarafımızca bu yazılara cevap
verilme gereği duyulmamıştır ... ”
- TEB tarafından 5.5.2003 tarihinde T.C. Merkez Bankası’na gönderilen
yazıda şu ifadeler bulunmaktadır:
“ ... Türk Eczacıları Birliği ile Bankanız arasında 09.05.2002 tarihinde
imzalanan sözleşmenin, imzalandığı tarihten itibaren 1 (bir) yıl süreyle geçerli
olmasından bahisle, 2003 Mali Yılı sözleşme görüşmelerimizin başlaması
talep edilmiş, ancak bugüne kadar cevap alınamamıştır.
Birliğimiz ile Bankanız arasında imzalanan sözleşmenin sadece Emekli 770
Sandığı bilgisayar programından yararlanabilmek için yapıldığının söylendiği
ve %2.5 üzerinde ıskonto talep edildiği konusunda Birliğimize başvurular
yapılmaktadır.
Türk Eczacıları Birliği 31. Olağan Büyük Kongresi’nde, Türk Eczacıları
Birliği tarafından belirlenen oranlar dışında ıskonto yapılmayacağı kararı
alınmıştır. Büyük Kongre Birliğimizin en yüksek organı olduğundan kararlar
yasal tüm eczacılarımızı bağlayıcıdır.
Bankanız tarafından %2.5 oranından fazla ıskonto talep edilmesinin
kabul edilemez olduğunun ve talep edildiğinin tespiti halinde Bankanızın
Emekli Sandığı programından çıkarılması için Emekli Sandığı ile irtibat 780
kurulacağının bilinmesini arz ederim ... ”
06-79/1021-295
17
I.3.4. TEB ile protokol kapsamında bulunmayan kurum/kuruluşlar
arasında ilaç alımına ilişkin protokoller düzenlenmiştir.
- TEB’in İş Bankası’na karşı toplu hareket edilmesi yönündeki çağrısının
ardından, 1.10.2002 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, TEB ile İş 790
Bankası arasında %2.5 ıskonto ve 36 gün ödeme süresi ile protokol
düzenlenmiştir. TEB’in Samsun Eczacı Odası’na gönderdiği 3.9.2002 tarihli
yazısında, bu anlaşmanın yapıldığı duyurulmuş; Samsun Eczacı Odası
Başkanı, 10.9.2002 tarihli yazı ile, bölgedeki eczacıları Bankayla yapılan
sözleşme hakkında bilgilendirmiştir.
- TEB’in Sakarya ve Samsun Eczacı Odalarına gönderdiği 17.5.2002 tarihli
yazıda; “T.C. Merkez Bankası çalışanları, emeklileri ve bakmakla yükümlü
bulundukları kimselere ilaç temini sırasında uygulanacak koşulların
belirlenmesi amacıyla, Birliğimiz ile T.C. Merkez Bankası İdare Merkezi 800
arasında 09.05.2002 tarihinde protokol” imzalandığı, eczaneler tarafından
Merkez Bankası’na ilaç temininde 2002 Yılı Bütçe Uygulama Talimatı
hükümlerinin (yani protokolün) geçerli olacağı belirtilmiştir. Yazının ekindeki
protokol metninde indirim %2.5 olarak belirlenmiştir.
- Altındağ İlçesi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı ile Ankara Eczacı
Odası arasında 26.4.2003 tarihinde imzalanan protokolde Vakfın yapacağı
ilaç alımlarında indirim %2.5 olarak tespit edilmiştir:
“ …1) Bu sözleşme çerçevesinde; reçete bedelleri Vakıfça karşılanan
kişilerin resmi sağlık kurul ve kuruluşlarındaki muayeneleri neticesinde 810
tedavileri için verilecek reçetelerdeki muhteviyat, eczane tarafından reçete
bedeline %2.5 ıskonto yapılarak verilecektir…
2) Vakıf eczane ödemelerini 45 (kırkbeş) gün içerisinde ödeyecektir …”
- 24.6.2003 tarihinde yapılan görüşmede, TEB Genel Sekreteri; TEB’in, Maliye
Bakanlığı dışında anlaşma yaptığı kuruluşları şu şekilde sıralamıştır: Emekli
Sandığı, SSK, Bağ-Kur, İş Bankası ve Merkez Bankası.
- 26.6.2003 tarihinde yapılan görüşmede Samsun Eczacı Odası Başkanı,
protokolün bağlamadığı kuruluşlarla da sözleşme imzalanabileceğiyle ilgili 820
olarak “ … Protokol kapsamı dışındaki kuruluşlara yapılacak satışlar için bu
kuruluşlarla anlaşma yapılabilir. Eğer anlaşma yapılamazsa, o kuruluşlara
mensup kişilere yapılacak ilaç satışları şahsa fatura kesilmek suretiyle
yapılabilir … ” demiştir.
I.3.5. Şikayetçi Vakıflara, geçmişte yüksek oranda indirim teklifi
verilirken, 2003 yılı başlarında indirimler %2.5’e çekilmiştir.
- Bolu İli Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı, 2003 yılına kadar,
eczanelerden yüksek ıskonto teklifleri almış ve ödemeleri bunun üzerinden 830
yapmıştır. Vakıftan alınan “İlaç Alımı Döküm Listesi”ne göre, 2002 yılı için
geçerli indirim %20 olmuştur. 2002’de eczanelerin indirim teklifleri %5, %10,
%15, %18.1, %18.5 ve %20 düzeyinde olup Vakfın Mütevelli Heyeti, alımların
en yüksek oranda indirim teklif eden (……..) Eczane ve (……..)
Eczanesi’nden yapılmasına karar vermiştir. (……..) Eczanesi sahibinin teklif
06-79/1021-295
18
mektubunun değerlendirmeye alınmaması talebi üzerine alımlar yalnızca
(……..) Eczane’den yapılmıştır.
- 2003 yılı için verilen onüç teklifin onbirinde %2.5, ikisinde ise %5 ve %11
indirim verilmiştir. Bunun üzerine, Vakıf Mütevelli Heyeti en yüksek ıskonto 840
teklifini veren (……..) Eczanesi’den alım yapılmasına karar vermiştir.
- Sinop İli Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı 2003 yılından önce
%2.5’ten daha yüksek oranda indirimle ilaç alımı yapmıştır. Vakıftan alınan
belgelerde;
(i) 2000 yılı Aralık ayında Vakfın eczanelerden 2001 yılı için teklifleri
istediği,
(ii) Samsun Eczacı Odası Başkanı’nın Vakfa, %5’in üzerinde ıskontolu
satış yapmanın suç olduğunun iddia edildiği ve bu şekilde satış yapan
eczacının eczanesinin kapatılması ile cezalandırılacağının belirtildiği 850
12.12.2000 tarihli bir yazı gönderdiği,
(iii) Vakfın bu yazıya cevaben Odaya, Maliye Bakanlığı’nın Bütçe
Kanununa göre yayınladığı %5 indirim yapılacağına ilişkin Genelgenin Vakfı
bağlamadığının, Odanın eczanelerin daha fazla indirim yapmasını önleyerek
rekabeti engellediğinin ve Vakfı zarara uğrattığının belirtildiği 3.9.2001 tarihli
bir yazı gönderdiği,
(iv) Oda Sinop temsilcisinin yazısı ekindeki, onsekiz eczanenin teklif
mektuplarının tamamının aynen “İlgi yazınız incelenmiş olup, eczanemizce
%5 iskonto uygulanması uygun görülmüştür.
Ancak, meslektaşlarımız arasında ayrıcalığa neden olmamak için 860
sırayla her ay bir eczanenin vakfa ilaç vermesinin uygun olacağını
saygılarımla arz ederim.” şeklinde olduğu
görülmüştür.
- Sinop Vali Yardımcısı’ndan alınan faks metninde, Vakfın 2002 yılında %5
ıskontolu ilaç alımı yaparken, 2003’te indirimin %2.5’e çekildiği belirtilmiştir.
Samsun Eczacı Odası Başkanı ve Sinop’taki üç eczanenin sahipleriyle
yapılan görüşmelerde de bu gelişme dile getirilmiştir.
I.4. TEB’in Savunmaları 870
TEB’in yazılı ve sözlü savunmalarında yer verdiği açıklama ve iddialar ile
bunlarla ilgili değerlendirmeler aşağıda özetlenmiştir:
I.4.1. Iskonto ve sürşarj konusu birlikte değerlendirilmelidir.
Sürşarj, Bakanlığın onayladığı yeni fiyatlara etiket yapıştırmak suretiyle
geçilmesidir. Iskonto ise, ilaç satışlarında veya ilaç bedeli geri ödemelerinde
indirim yapılmasıdır. İlk yazılı savunmada, ilaç fiyatlarındaki değişikliğin artış
yönünde olacağı varsayımıyla, sürşarj yapmamanın indirim yapmakla eş 880
işlemler olduğu ileri sürülmüştür. Oysa ki örneğin, 6.2.2004 tarihli, 2004/6781
sayılı ve “Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılmasına Dair Karar” başlıklı
Bakanlar Kurulu kararının yürürlüğe girmesiyle, birçok ilacın fiyatı düşmüş,
dolayısıyla sürşarj fiyatın azaltılması sonucunu doğurmuştur. Bu örnekte,
sürşarj yapılmaması (Bakanlığın belirlediği fiyatların üstünde fiyatlarla satış
06-79/1021-295
19
yapılması yasaktır.) ile indirim fiyatı aksi yönlerde etkileyecektir. Kaldı ki,
Kararda döviz kurundaki değişiklikler göz önüne alınarak fiyat ayarlamaları
yapılabilmesi düzenlenerek yine olası fiyat düşüşlerine kapı açılmıştır. Bu
çerçevede, farklı işlemler olan ve ayrı mevzuat düzenlemelerine konu sürşarj
ve indirimin savunmada ileri sürüldüğü gibi birlikte değerlendirilebileceğini 890
söylemek mümkün değildir.
I.4.2. Kurul’un 24.2.2000 tarih ve 00-8/72/34 sayılı kararında; eczanelerin
resmi kurumlara satışlarında %5 dışında indirim yapmaması, TEB
Merkez Heyeti’nin 6643 sayılı Kanun’un 39(j) maddesinden aldığı yetkiye
bağlanarak Karacabey Kaymakamlığı’nın şikayeti reddedilmiştir.
Söz konusu karara konu olayda, Karacabey Kaymakamlığı, ilçede resmi
kurumlara ilaç satışlarında topluca %5 oranında indirim yapan eczaneleri
şikayet etmiştir. İlçedeki resmi kurumların ilaç alımları protokole tabidir. 900
Taraflarından biri, 6643 sayılı Kanun’un 39(j) maddesi gereğince TEB Merkez
Heyeti olan protokolde, resmi kurum/kuruluşlara satışlarda %5 oranında
ıskonto yapılması öngörülmüştür. Protokol kapsamındaki tüm resmi kuruluşlar
bu çerçevede matbu sözleşmelerle ilaç alımı yaptığından, ortaya böyle bir
manzaranın çıkması doğaldır. Bu durumu yaratan bir yasal düzenleme ve
Maliye Bakanlığı’nın taraf olduğu bir protokol olduğundan, Rekabet Kurulu
anılan şikayeti reddetmiştir. Oysa ki, işbu olay özelinde, Vakıfların ilaç bedeli
geri ödemeleri protokol kapsamında değildir. TEB, protokolde belirlenen
indirimi tek taraflı dayatmasıyla protokolün tarafı olmayan üçüncü kişilere
satışlarda uygulamaya çalışılmaktadır. Dolayısıyla, tarafın, 24.2.2000 tarihli 910
Kurul kararını savunmasına dayanak göstermesi yersizdir.
I.4.3. Soruşturma Heyeti ilgili ürün pazarı ve ilgili coğrafi pazar tanımı
yapmayarak tarafın savunma hakkını kısıtlamıştır.
İlgili pazarın tanımlanması, esas itibarıyla rekabet kuralları kapsamındaki bir
işlemin taraflarının hakim durumda olup olmadığının belirlenmesine hizmet
etmektedir. İktisat yazınına göre pazar tanımı, işlem taraflarının pazar gücüne
sahip olup olmadığının belirlenmesinin ilk adımıdır. Bunun rekabet hukuku
uygulamasında özellikle anlamlı olduğu iki alan, Kanun’un 4. ve 6. maddeleri 920
altında düzenlenen birleşme-devralmalar ile hakim durumun kötüye
kullanılmasıdır. Nitekim, son yazılı savunmada atıf yapılan “İlgili Pazarın
Tanımlanması Üzerine Avrupa Komisyonu Duyurusu”nda,1 pazar tanımı ile bu
iki başlığın ilişkisine sıkça işaret edilmiştir. Birleşme-devralmalar özelinde,
tarafların işlem sonrasında hakim duruma geçip geçmeyeceğinin veya
taraflardan birinin halihazırda hakim durumda olup olmadığının ve taraflardan
biri hakim durumdaysa işlemin bunu pazardaki rekabetin önemli ölçüde
azalması sonucunu doğuracak şekilde güçlendirip güçlendirmeyeceğinin
belirlenmesi için ilgili pazarın tanımlanması kaçınılmazdır. Kanun’un 6.
maddesinin ihlali iddiasının tartışılmasında da, eylemin kötüye kullanma 930
kapsamında olduğunun belirlenmesinden sonra, teşebbüsün hakim durumda
bulunup bulunmadığının anlaşılabilmesi için ilgili pazar tanımlanmalıdır.
1 OJ C 372, 9.12.1997
06-79/1021-295
20
Diğer yandan, Kanun’un 6. ve 7. maddeleri kapsamındaki işlemlerin
değerlendirilmesinde ilgili pazarın tanımlanması olmazsa olmazken, 4.
madde anlamında bir anlaşma, uyumlu eylem ya da teşebbüs birliği kararı söz
konusu olduğunda bunun gerekli olduğu belirli durumlardan söz
edilebilecektir. Örneğin, Kanun’un 5. maddesinde düzenlenen muafiyet
düzeneğinin işletilebilmesinin koşularından olan “ilgili piyasanın önemli bir
bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması” ölçütü olay bazında test edilirken
pazar tanımlaması yapılmaksızın ilgili piyasanın önemli bir bölümü 940
bilinemeyecektir. Ancak, 4. madde kapsamında Kanun’un ihlali pazar tanımı
yapılmadan tespit edilebilecektir. Pazarda bilinçli koşutluğun ve/veya
rekabetin kısıtlanması amacının tespit edilmesi bu anlamda yeterlidir.
Bu çerçevede, ikinci yazılı savunma göstermiştir ki, rekabet hukukunda ilgili
pazar tanımlanmasının gerekliliği TEB tarafından tam olarak anlaşılamamıştır.
Pazar tanımına yoğunlaşmalar ve hakim durumun kötüye kullanılması
vakalarında atfedilen önem ve anlamın 4. madde kapsamındaki işlemler
özelinde aynen gündeme getirilmiş olması bu karışıklıktan kaynaklanmıştır.
950
Soruşturma raporunda ve ek yazılı görüşte, ihlalin nerede oluştuğu açıkça
gösterilmiştir. TEB 31. ve 33. Olağan Büyük Kongrelerince ve 7.2.2002
tarihinde Merkez Heyeti’nce alınan kararlar ile, resmi/özel kuruluşlara
yapılacak indirimlerin standartlaştırılması öngörülmüştür. Bu kararlarda belirli
kurum ve kuruluşlar adres gösterilmediği gibi, belirli bir bölgeden de söz
edilmemiştir. Yapılan yerinde incelemeler ve görüşmeler de, TEB’in karar ve
uygulamalarının tüm Türkiye’yi ve tüm resmi/özel kurum/kuruluşlara ilaç
satışlarını hedef aldığını göstermiştir. O halde, ihlalin nerede ortaya çıktığının
belirli kılınmayarak savunma hakkının kısıtlandığı iddiası geçersizdir.
960
I.4.4. Heyet ilgisiz yerlerde incelemeler yapmış, Sakarya ve Sinop hariç
Kurum merkez ve irtibat bürolarının bulunduğu yerler dışında inceleme
yapmamış, konuyla ilgisi olmadığı halde bazı kuruluşlarla yapılan
anlaşmaları incelemiştir.
Savunmada yukarıda özetlenen iddiayla ilgili açıklamalarda maddi hatalarla
karşılaşılmıştır. Savunmada Ankara, İstanbul, Sakarya ve Sinop hariç hiçbir
ilde araştırma yapılmadığı ileri sürülmüştür. Ne var ki, soruşturma raporunda,
Samsun Eczacı Odası’nda yerinde inceleme yapıldığı ve Oda Başkanı ile
görüşüldüğü, tarafa yapılan soruşturma bildiriminde ise Bolu’da bazı 970
eczacılarla görüşüldüğü ifade edilmiştir. Öte yandan savunmada, soruşturma
raporunun Bolu ve Samsun illerindeki ihlallerden söz edilerek tamamlandığı
belirtilmiştir. Bu da hatalı bir açıklamadır. Raporun “Sonuç” kısmında, Bolu ve
Sinop (Samsun değil) İlleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının
şikayetlerinin ciddi bulunduğundan söz edilmiştir. Bu husus, yukarıdaki
açıklamalar çerçevesinde, ihlalin bu illerle sınırlı olmayıp tüm Türkiye’yi ve
protokole tabi olmayan tüm kurum/kuruluşlara yapılan satışları kapsadığı
tespitini değiştirmemektedir.
Şikayet Bolu ve Sinop illerindeki uygulamaları konu almakla birlikte, şikayette 980
uygulamanın kaynağı doğru olarak TEB kararları olarak gösterilmiştir. Bu
kararlar da, yukarda belirtildiği gibi, tüm Türkiye’yi hedef almaktadır. Böyle
06-79/1021-295
21
olunca da, soruşturma çerçevesinde diğer illerde de, Ankara ve İstanbul gibi,
inceleme yapılması kaçınılmaz olmuştur. Nitekim bu illerdeki Odalarda yapılan
yerinde incelemelerde konuyla ilgili çok sayıda belge bulunmuştur.
Şikayetçi Vakıflar, anılan protokole tabi olmayan ve TEB uygulamalarından
zarar gören kuruluşlardan yalnızca ikisidir. İhlali doğuran karar ve
uygulamalar, diğer kurum ve kuruluşları da etkilemiştir ya da etkileyebilecek
niteliktedir. Dolayısıyla, bu tür kuruluşlarla yapılan yazışmalarla ilgili inceleme 990
yapılmıştır. Zira, bu yazışmalarda ihlali doğuran kararlara atıf yapıldığı
görülmektedir. Bu bağlamda, tarafın bu savunması da geçersizdir.
I.4.5. Diğer illerde inceleme yapılmış olsaydı, protokole tabi olmayan
vakıf veya özel kuruluşlara yer yer %2.5’in üzerinde indirim verildiği
görülecekti. Kaldı ki, Sinop ve Bolu’nun toplam pazar içindeki payı
oldukça düşüktür.
6 ilde (Bolu, Sakarya, Samsun, Sinop, Ankara, İstanbul) inceleme ve görüşme
yapılmıştır. Bu çalışma, karar ve uygulamaların tüm Türkiye’ye yönelik 1000
olduğunu görmeye yetmiştir. Bu nedenle, diğer illerde inceleme yapılmamış
olması, eksiklik değildir ve soruşturmanın Türkiye genelinde yürütülmediğini
göstermemektedir. Bolu ve Sinop illerinin toplam ilaç tüketimi içindeki payının
düşük olması, ihlal bu illerle sınırlı olmadığından, ihlalin ağırlığı bakımından bir
anlam ifade etmemektedir.
2. savunmanın ekinde yer verilen bir tabloda gösterilerek bazı il ve ilçelerde
%2.5’in üzerinde indirim yapıldığı ileri sürülmüştür. Tablo herhangi bir belge ile
desteklenmemiştir. Bu durum ek yazılı görüşte açıkça dile getirilmiş olmasına
karşın, TEB ne son yazılı savunmasında ne de sözlü savunmada bu tabloya 1010
ilişkin herhangi bir belge sunmamıştır. Ayrıca tablonun içerdiği bilginin
güvenilirliği tartışmalıdır. Tabloda bazı il ve ilçelerde %50, %75 ve %80 gibi
çok yüksek oranda indirim yapıldığı, hatta Vakfıkebir (Trabzon) ve Rize’de bu
oranın %100’e vardığı görülmektedir. Buna göre, Vakfıkebir ve Rize’de vakıf
ve özel kuruluşlara bedelsiz ilaç verilmektedir. Bu husus sözlü savunma
toplantısında gündeme geldiğinde, TEB yetkili ve temsilcileri, tabloda yanlış
bilgilerin bulunduğunu kabul etmiştir. Doğruluğu varsayımı altında bile, tabloya
göre çoğunlukla %2.5 indirim verilmektedir.
I.4.6. Büyük Kongre kararları hukuka uygundur. 1020
6643 sayılı Kanun’un 39(j) maddesi uyarınca, TEB’in kurum/kuruluşlarla
eczaneler adına anlaşma yetkisi vardır. Ancak protokol tarafı olmayan
kuruluşlara, protokolde belirlenen indirimin TEB’ce tek taraflı olarak
dayatılmasının ve bunun sonucunca eczanelerin koşut hareket etmesinin
4054 sayılı Kanun’a aykırı olduğu açıktır. Ayrıca TEB kararlarının hukuka
uygun olduğu iddiası karşısında, Bolu Vakfının geçmişte yüksek ıskontoyla
geri ödeme yapabilmesi ve savunmanın ekindeki bir tabloda gösterilerek bazı
il ve ilçelerde yüksek indirim verildiğinin ileri sürülmesi ilgi çekicidir.
1030
06-79/1021-295
22
J. GEREKÇE VE HUKUKİ DAYANAK
Şikayet konusu iddia, Bolu ve Sinop İlleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma
Vakıflarının ilaç alımlarında, eczanelerin ortak bir indirim oranı (%2.5) teklif
ederek aralarındaki rekabeti kısıtladığı ve böylece Vakıfları zarara uğrattığı
yönündedir. Özellikle Bolu’daki Vakıf örneğinde, geçmişte yüksek oranlarda
indirim yapan eczaneler 2003 yılı başından itibaren indirimi uyumlu bir şekilde
%2.5’e çekmiştir. Bu gelişme, TEB kararları ve bağlı eczacı odalarının
denetim, uyarı ve yaptırım uygulamaları sonucunda ortaya çıkmıştır. Şikayet 1040
konusuna benzer eylemlerin, protokol kapsamı dışında olan tüm kurum ve
kuruluşları hedef aldığı anlaşılmıştır.
J.1. Büyük Kongre Kararlarının Niteliği
TEB; eczacı odaları, Merkez Heyeti, Yüksek Haysiyet Divanı ve Büyük
Kongre’den oluşan bir teşebbüs birliğidir. Büyük Kongre, TEB’in en üst
organıdır. 6643 sayılı Kanun’un 53(k). maddesinde, Büyük Kongre’nin
görevleri arasında “Kongreye arz edilen dilekleri müzakere ve yapılması
gereken işleri tespit etmek ve uyulması mecburi mesleki kararlar almak” 1050
sayılmıştır. Alınan kararlar, Kanun’un 39(a) maddesi gereğince, Merkez
Heyeti tarafından yaşama geçirilmektedir. Buna göre, Büyük Kongre
tarafından alınan kararlar eczacılar açısından bağlayıcıdır. Ne var ki, bu
kararların bağlayıcılığı hukuka uygunluk koşulunu karşılamada yeterli değildir.
Bunun için, Büyük Kongre kararlarının 4054 sayılı Kanun dahil tüm yasal
düzenlemelere uygun olması gerekmektedir.
J.2. Merkez Heyeti’nin 6643 sayılı Kanun’un 39(j) Maddesi Kapsamındaki
Yetkisi
1060
6643 sayılı Kanun’un 39(j) maddesinde, “Eczanelerden sağlık hizmeti satın
alacak bütün kamu ve özel kurum ve kuruluşlarla anlaşmalar yapmak,
imzalanan protokole uygun tip sözleşmeleri bastırmak ve belirleyeceği bedel
karşılığı eczanelere dağıtmak” TEB Merkez Heyeti’nin görevleri arasında
sayılmıştır. Merkez Heyeti Maliye Bakanlığı, Bağ-Kur, SSK gibi kurumlarla ve
İş Bankası gibi özel kuruluşlarla eczaneler adına protokoller yapabilmektedir.
39(j) maddesinin lafzından, kurumsal tüketicilerle “münhasıran” TEB Merkez
Heyeti’nin anlaşma yapabileceği anlamı çıkmamaktadır. Nitekim ilgili
mevzuatta, eczaneler ve kuruluşlar adına böyle bir zorunluluk öngörülmemiş, 1070
böyle bir çerçeve anlaşmanın yokluğunda kurumlarla doğrudan anlaşma
yapan eczanelerin cezalandırılacağına dair bir düzenleme getirilmemiştir. Zira
bazı kurum ve kuruluşların doğrudan eczanelerle anlaşma yaptığı örnekler
mevcuttur. Bu düzenleme esasen kurumsal tüketicilere sağlanmış bir
kolaylıktır. Özellikle teşkilatı ülkeye yayılmış ve mensupları ülkenin birçok
noktasında ilaç alımı yapan, dolayısıyla ülkenin birçok noktasında eczanelere
geri ödeme yapan kurumlar, bu sayede binlerce eczaneyle ayrı ayrı görüşme
yapmak yerine, bunları temsilen TEB ile anlaşma yapabilmektedir. Aksi bir
yorum altında, TEB’le protokol düzenlememiş kuruluşların indirimli ilaç alımı
yapamaması durumu söz konusu olacaktır. Diğer yandan, TEB Merkez Heyeti 1080
06-79/1021-295
23
ile Maliye Bakanlığı arasında düzenlenen protokolün, tarafı olmayan
kuruluşları bağladığını söylemek hukuken olanaklı değildir.
TEB tarafından kurumlara gönderilen yazılarda, eczaneler adına anlaşma
yapma yetkisinin 39(j) maddesi uyarınca yalnızca Merkez Heyeti’nde
bulunduğu ileri sürülerek kurumlar üzerinde baskı kurulmuştur. 39(j)
maddesinin bu şekilde yorumlanarak teşebbüslerin uyarılmasının, Büyük
Kongre tarafından belirlenen %2.5’lik ıskonto oranının tüm Türkiye genelinde
uygulanabilmesini sağlama amaçlı olduğu açıktır.
1090
Burada dikkat çeken başka bir husus ise, TEB’in ıskonto dışında herhangi bir
düzenleme üzerinde görüş bildirmemiş olmasıdır. Oysa ilaç alımı
anlaşmalarında indirimin belirlenmesinin yanında ödeme süresi ve reçetenin
hazırlanması gibi birçok konuda düzenleme yer almaktadır. Diğer konularda
eczanelere müdahale etmeyen TEB’in ıskonto meselesini bu şekilde ön plana
çıkarması, 39(j) maddesi hükmünün işletilmesi ile değil, ancak kuruluşlara ilaç
satışlarında fiyat rekabetini ortadan kaldırma amacı ile açıklanabilecektir.
J.3. TEB Tarafından İndirimin Belirlenmesinin 4054 sayılı Kanun
Çerçevesinde Değerlendirilmesi 1100
4-7 Aralık 1997 tarihlerinde yapılan TEB 31. Olağan Büyük Kongresi’nde,
eczanelerin tüm kurum/kuruluşlara ilaç satışlarında %5’in dışında indirim
yapamayacağı, bunun aksi yönde davrananların cezalandırılacağı karara
bağlanmıştır. 20-23 Aralık 2001 tarihlerinde yapılan TEB 33. Olağan Büyük
Kongresi’nde ise, iskonto oranının düşürülmesiyle ilgili çalışma yapması için
Merkez Heyeti’ne yetki verilmiştir. TEB Merkez Heyeti’nin 7.2.2002 tarihli
kararında, şikayet konusuyla ilgili düzenlemeler getirilmiştir. Kararda indirim
%2.5 olarak belirlenmiştir.
1110
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde; belirli bir mal veya hizmet piyasasında
doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama
amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan
teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür
karar ve eylemlerinin hukuka aykırı ve yasak olduğu hüküm altına alınmıştır.
Böylece, teşebbüslerin bağımsızca ekonomik karar alabilmesi öngörülmüştür.
Düzenlemeye tabi pazarlarda, teşebbüsler mevzuatın çizdiği sınırlar içinde
faaliyet göstermek durumundadır. Bu durum, rekabet hukukunun
uygulanmasını da etkileyebilmektedir. 1120
İlaç pazarının perakendeci seviyesinde, reklamın yasaklanması ve azami
fiyatın belirlenmesi gibi düzenlemelerle eczane faaliyetleri sınırlandırılmış
olmakla birlikte, rekabete açık bir alan mevcuttur. Sağlık Bakanlığı’nca
belirlenen azami fiyatın altında fiyatla satış dahil olmak üzere, mevzuatta
yasak getirilmemiş konularda bağımsızca karar alınabilecektir. Resmi/özel
kurumlara satışlarda indirim yapılması bunun örneklerindendir. TEB Merkez
Heyeti ve ilgili kuruluş arasında bir protokol düzenlenmediği takdirde,
eczaneler arasında indirim bazında rekabet ortaya çıkabilecek ve bundan ilgili
kuruluş faydalanabilecek, böylece rekabet maliyet etkin bir sonuç 1130
06-79/1021-295
24
doğurabilecektir. Bu çerçevede, TEB’in ıskonto oranının belirlenmesine
yönelik kararları, eczanelerin bağımsızca ekonomik karar almasını engelleyen
teşebbüs birliği kararı niteliğindedir ve 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi
kapsamındadır.
Danıştay 10. Dairesi’nin 2001/4801 esas nolu kararındaki bir değerlendirme,
yukarıdaki tespiti destekler niteliktedir: “Mal ve hizmet fiyatlarının herhangi bir
müdahale olmaksızın piyasa koşullarına göre serbestçe oluşması piyasa
ekonomisinin temel kuralı olup, fiyatı dolaylı olarak etkileyebilecek olan ödeme
koşulları, kredi, vade, indirim gibi unsurların da piyasanın normal işleyişi içinde 1140
belirlenmesi gerektiğinden teşebbüs birliklerince alınan kararlarla bu koşullar
üzerinde belirleyici etkilerde bulunulmasının rekabeti sınırlayıcı etki
göstereceği kuşkusuzdur.”
TEB’in soruşturmaya konu karar ve uygulamalarının ilgili mevzuatta
dayanağının bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. TEB tüm
kurum/kuruluşlara satışlarda indirimi %2.5 olarak belirleyerek protokol
kapsamı dışındaki satışlarda rekabeti engellemektedir. Kaldı ki, protokolde
indirim oranı tarafların karşılıklı iradesiyle belirlenirken, TEB’in tek taraflı
olarak ıskontoyu takdir etmiş olması ve bunun söz konusu kararın alınması 1150
sürecinin dışındaki üçüncü kişilere mal edilmeye çalışılması, yersiz olduğu
gibi, ilgilileri bağlayıcı değildir.
Eşdeğer ilaçlarda yoğun rekabet vardır. İhalelerde, eşdeğer ilaçlarda üretici ve
depoların Bakanlığın onayladığı fiyatlar üzerinden büyük indirimlere gittiği
bilinmektedir. Diğer yandan, üreticiler depolara satışlarında vade, mal fazlası
ve ıskonto değişkenleri ile rekabet etmektedir. Depolar da aynı şekilde kendi
aralarındaki yarış gereğince eczanelere avantajlı satış koşulları sunmaktadır.
Ne var ki, üretici ve depo seviyelerindeki rekabetin getirdiği avantajlar
eczanelere aktarılmakta ve fakat TEB’in soruşturmaya konu eylemleri ile, 1160
bunun eczanelerce reçete sahipleri ve kurumlarla paylaşılması önlenmektedir.
Rekabetin ilaç bedeli yükünün çoğunu taşıyan resmi/özel kuruluşlar faydasına
işlemesinin yolu, eczanelerin indirim noktasında yarıştırılmasıdır. Ancak
protokollerde indirim oranının belirlenmesi bu olanağı büyük ölçüde ortadan
kaldırmaktadır. Protokole tabi olmayan kuruluşlara satışlarda da, hukukla
bağdaşmayacak şekilde protokolde belirlenen indirimin dayatılması, rekabetin
işletilmesini tamamen olanaksız kılmaktadır. O halde, TEB’in soruşturmaya
konu kararları, rekabeti sınırlayıcı olduğu gibi, rekabetin ilaç bedelini
karşılayan kuruluşların faydasına sonuç doğurmasını da önlemektedir. 1170
TEB’in 4054 sayılı Kanun’u ihlali 1997 sonunda 31. Olağan Büyük Kongre’de
alınan kararla başlamış, 33. Olağan Büyük Kongre ve 7.2.2002 tarihli Merkez
Heyeti kararlarıyla sürmüştür. Bu anlamda, ihlal devamlılık göstermiş ve belirli
aşamalarda alınan kararlarla uygulama sürmüştür. TEB de, ilk yazılı
savunmasında, uygulamanın 1996 yılına kadar uzandığını belirtmiştir. İhlal
daha eski tarihlerde başlamış olmakla birlikte, uygulamanın sıkılaştırılması ve
netleştirilmesi 7.2.2002 tarihli Merkez Heyeti kararıyla söz konusu olmuştur.
Bu nedenle, anılan karar incelemeye konu eylemin kaynağı sayılmıştır.
06-79/1021-295
25
1180
“Dosyanın Evreleri” başlığı altında belirtildiği gibi, Kurul’un 17.7.2003 tarih ve
03-51 toplantısında, Ankara Eczacı Odası’nın önaraştırma sırasında yaptığı
şikayet başvurusunun TEB hakkında yürütülen inceleme dahilinde
değerlendirildiğinin Odaya bildirilmesine karar vermiştir. Hakkında soruşturma
açılan taraf TEB iken, Oda’nın şikayet ettiği T.C. Merkez Bankası olsa da;
soruşturma ve şikayet konuları örtüşmektedir. Şöyle ki, başvuruda Bankanın
uygun hareket etmediği belirtilen karar, işbu soruşturma sonunda ve yukarıda
gösterilen gerekçelerle Kanun’un 4. maddesi kapsamında bulunmuştur.
Kurum ve kuruluşlar, TEB ile anlaşma yapabileceği gibi, böyle bir anlaşmanın 1190
yokluğunda doğrudan eczanelerle de sözleşme yapabilir. Şikayet
başvurusundan, 2002 yılında TEB ile %2.5 indirimle protokol imzalayan
Bankanın 2003 yılında daha yüksek oranda indirim yapan 4 eczaneyle
sözleşme yaptığı anlaşılmaktadır. Banka bu şekilde hareket ederek ilaç bedeli
yükünü hafifletmek için eczaneler arasında rekabet ortamı yaratmıştır. Merkez
Bankası’nın bu uygulaması, 4054 sayılı Kanun’a aykırı olmak bir yana,
eczaneler arasında rekabet yaratmaktadır. Zira, bunun aksi yöndeki bir
uygulamayı ülke genelinde ve tüm resmi/özel kurum ve kuruluş nezdinde
geçerli kılmak isteyen TEB’in karar ve uygulamaları Kanun’a aykırıdır. Bu
çerçevede, Ankara Eczacı Odası’nın iddiasına Kanun’da yer yoktur. 1200
J.4. İhlalin Ağırlığı
Soruşturmaya konu ihlal, aşağıda gösterilen nedenlerle ağırdır:
- Rekabet hukukunda, rakiplerin fiyatı birlikte belirlemesi, açık ihlal sayılmakta
ve ağırlık bakımından ihlal türlerinin başında gelmektedir. Ürünün reel fiyatını
belirleyen koşullar arasında indirim bulunmaktadır. Üstelik resmi/özel
kurum/kuruluşlara satışlarda indirim, başlıca rekabet değişkenidir. Dolayısıyla
TEB tarafından ıskontonun belirlenmiş olmasıyla, kurumsal tüketicilere
satışlarda rekabetin tamamen ortadan kaldırılması amaçlanmıştır.
- Soruşturmaya konu kararlar geniş kapsamlı olup tüm Türkiye’deki tüm kurum 1210
ve kuruluşlara ilaç satışlarını konu almıştır.
- İhlal uzun sürelidir. TEB Merkez Heyeti’nin 7.2.2002 tarihli kararıyla %2.5
dışında indirim yapılması yasaklanarak uygulama sıkılaştırılmış olmakla
birlikte, bu yönde 1997 yılında ilk kararın alınmasından bu yana ihlal
sürdürülmektedir. Hatta ilk yazılı savunmada, uygulamanın 1996 yılına kadar
uzandığı belirtilmiştir.
- Kararların etkili uygulanmasını sağlamak üzere eczaneler denetlenmiş,
kararlara uygun hareket etmediği belirlenen eczacılar cezalandırılmıştır.
- Şikayetçi Vakıfların bulunduğu illerde, kararların etki doğurduğu ve
indirimlerin %2.5’e çekildiği tespit edilmiştir. İncelemelerde bulunan belgeler 1220
ve görüşmelerdeki ifadeler, bu etkinin ülke genelinde ortaya çıktığını
göstermektedir.
- TEB ve bağlı eczacı odaları, daha yüksek oranda indirimle geri ödeme
yapmak isteyen ve protokol kapsamı dışın bulunan kurum/kuruluşlar üzerinde
baskı kurmuştur.
06-79/1021-295
26
K. SONUÇ
Önaraştırma ve soruşturmaya ait tüm savunma, ek savunma, sözlü savunma
tutanakları, sözlü savunma toplantısının ses kayıtlarının yazılı açılımı,
raporlar, Danıştay’ın iptal kararları, tüm dosya münderecatında yer alan bilgi 1230
ve belgelerin okunup incelenmesi sonucunda;
1- Türk Eczacıları Birliği (TEB) ve bağlı eczacı odalarının, resmi/özel kurum ve
kuruluşlara ilaç satışlarında indirim oranını belirlemeye yönelik karar ve
uygulamalarının 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4.
maddesi kapsamında olduğuna,
2- Ancak incelemeye konu eylemin kaynağı TEB Merkez Heyeti’nin 7.2.2002
tarihli kararı olduğundan ve bağlı eczacı odaları 6643 sayılı Kanun uyarınca bu
karara uymak durumunda bulunduğundan, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi
kapsamında olan bu teşebbüs birliği kararı nedeniyle yalnızca TEB’in
cezalandırılması gerektiğine, 1240
3- Bu nedenle aynı Kanun’un 16. maddesinin 2. fıkrası uyarınca,
2002 yılı net satışları üzerinden takdiren %6'sı oranında olmak üzere
TEB'e 260.433.11 YTL idari para cezası verilmesine;
4- 5388 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile 4054 sayılı Kanun kapsamında
bulunan anlaşmaların bildirilmesi yükümlülüğü kaldırıldığından, bu konuda
karar verilmesine gerek olmadığına,
5- Kanun’un 27(g) maddesi uyarınca, Maliye Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı’na,
resmi/özel kurum ve kuruluşlara ilaç satışlarında rekabet koşullarını etkileyen
düzenleme ve eylemlerle ilgili tespit ve önerileri içerecek görüş bildirilmesine
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir. 1250
Full & Egal Universal Law Academy