Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2006-4-228 (Menfi Tespit/Muafiyet)
Karar Sayısı : 06-87/1120-325
Karar Tarihi : 6.12.2006
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Mustafa PARLAK 10
Üyeler : Tuncay SONGÖR, Prof. Dr. Zühtü AYTAÇ, Rıfkı ÜNAL,
M. Sıraç ASLAN, Süreyya ÇAKIN
B. RAPORTÖRLER : Oğuzkan GÜZEL, Evren SESLİ, Fatma ÇELİK
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : - Akbank T.A.Ş.
- Exsa Export Mamülleri Satış ve Araştırma A.Ş.
Temsilcisi: Av. Sarp ŞENOL
Maya Akar Center Büyükdere Cd. No:100/17 İstanbul 20
- Citibank Overseas Investment Corporation
Temsilcileri: Av. Tolga KARATAŞ, Av. Hakan HANLI
La martine Cd. No:10 34437 Taksim/İstanbul
D. TARAFLAR : - Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş.
Sabancı Center 34330 4. Levent/İstanbul
- Aksigorta A.Ş.
Meclis-i Mebusan Cad. No:14734427 Fındıklı/İstanbul
- Dilek SABANCI
Sabancı Center 34330 4. Levent/İstanbul 30
- Sevil SABANCI
Sabancı Center 34330 4. Levent/İstanbul
- Suzan SABANCI DİNÇER
Sabancı Center 34330 4. Levent/İstanbul
- Çiğdem SABANCI BİLEN
Sabancı Center 34330 4. Levent/İstanbul
- Yüksel TARCAN
Sabancı Center 34330 4. Levent/İstanbul
- Güler SABANCI
Sabancı Center 34330 4. Levent/İstanbul 40
- Nur SABANCI (DÜVENCİ)
Sabancı Center 34330 4. Levent/İstanbul
06-87/1120-325
2
- Yakup SABANCI
Sabancı Center 34330 4. Levent/İstanbul
- Exsa Export Mamülleri Satış ve Araştırma A.Ş.
Atatürk Cd. Sabancı İş Merkezi No:3 K:6,7,8 Adana
- Europlus Investment Holdings Ltd.
Sabancı Center 34330 4. Levent/İstanbul
- Hacı Ömer Sabancı Vakfı 50
Sabancı Center Kat:8 34330 4. Levent/İstanbul
- Akbank T.A.Ş. Mensupları Tekaüt Sandığı Vakfı
Sivritaş Sok. No: 4 34387 Mecidiyeköy / İSTANBUL
- Akbank T.A.Ş.
Sabancı Center 34330 4. Levent/İstanbul
- Citigroup Inc.
399 Park Avenue New York NY 10043
- Citibank Overseas Investment Corporation
One Penn’s Way New Castel 19720 ABD
60
E. DOSYA KONUSU : Citigroup Inc (Citigroup)’nin dolaylı olarak tamamına
sahip olduğu Citigroup Overseas Investment Corporation (COIC)
aracılığıyla Akbank T.A.Ş.’de % 20 oranında hisse devralması işlemine
ilişkin olarak imzalanan ”Yediemin Sözleşmesi” ve stratejik ortaklık
kurulmasına yönelik ilişkilerin çerçevesini belirlemek amacıyla imzalanan
”Hissedarlar Sözleşmesi”ne menfi tespit belgesi verilmesi veya muafiyet
tanınması talebi.
F. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına en son 21.11.2006 tarih ve 7835 ile
giren başvuru üzerine düzenlenen 30.11.2006 tarih, 2006-4-228/Öİ-06-OG sayılı 70
Muafiyet Ön İnceleme Raporu 1.12.2006 tarih, REK.0.08.00.00-120/334 sayılı
Başkanlık önergesi ile 06-87 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara
bağlanmıştır.
G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili Raporda,
- Bildirime konu işlemin, 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi ve bu Kanuna
dayanılarak çıkarılan 1997/1 sayılı “Rekabet Kurulu’ndan İzin Alması
Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ” kapsamında izne tabi
bir devralma işlemi olmadığı;
- Akbank’ın %20 oranındaki hissesinin COIC tarafından satın alınmasına 80
ilişkin düzenlemeler içeren ve 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi
kapsamında herhangi bir rekabet kısıtı içermeyen “Yediemin
Sözleşmesi”ne 4054 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca menfi tespit
belgesi verilmesinin uygun olacağı;
06-87/1120-325
3
- Akbank T.A.Ş. ve Citibank A.Ş. arasında kurulması amaçlanan stratejik
ortaklığa ilişkin hak ve yükümlülükleri tesis etmek ve ilişkilerin çerçevesini
belirlemek amacıyla imzalanan “Hissedarlar Sözleşmesi”ne rekabeti
sınırlayıcı nitelikte bir anlaşma olması sebebiyle 4054 sayılı Kanun’un 8.
maddesi çerçevesinde menfi tespit belgesi verilmesinin mümkün olmadığı;
- “Hissedarlar Sözleşmesi”ne taraf teşebbüslerin rakip teşebbüsler olmaları 90
nedeniyle, sözleşmenin 2002/2 sayılı “Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup
Muafiyeti Tebliği” kapsamında grup muafiyetinden yararlanamayacağı;
- “Hissedarlar Sözleşmesi”nin, 3.1. madde, 3.3. madde ve “Ticari İşbirliği”
başlıklı 3.2. maddesinde atıfta bulunulan Ek-B’de sıralanan aşağıdaki beş
işbirliği alanı dışındaki bütün maddelerinin, Kanun’un 5. maddesinde
belirlenen dört koşulu taşıdığı;
- “Hissedarlar Sözleşmesi”nin “Ticari İşbirliği” başlıklı 3.2. maddesinde atıfta
bulunulan Ek-B’de sıralanan “İşbirliği Alanları”ndan özellikle “Kredi
makineleri ve mobil telefon işlemleri ile verilen krediler dahil olmak üzere
tüketici kredi imkanları”, “İpotek ve yatırım ürünleri gibi ürünlerin kaynak 100
çeşitlendirme çalışmaları dahil, tüketici ürünleri alanında işbirliği”,
“Kurumsal Bankacılık ve Yatırım Bankacılığı faaliyetlerinde, Proje ve
Ticaret Finansmanı, Özel Sermaye, Gayrimenkul Finansmanı, Sınır Ötesi
Sendikasyon alanlarında karşılıklı sevk ve muhtemel ortak katılım”,
“Finansal kiralama faaliyetlerinin kombinasyonu” ve “Hazine: Finansman,
hedging” alanlarındaki gelişmelerin takip edilerek gerçekleştirilen
işbirliklerinin ve yeni düzenlemelerin Kurum’a bildirilmesinin gerekli olduğu;
- “Taraflar, ayrı ve bağımsız tüzel kişiliklerini muhafaza edecekler ve
ürünlerin fiyatlandırılmasına ve müşterilere ilişkin kararlar da dahil olmak
üzere tüm ticari ve bankacılık kararlarını ayrı ayrı alacaklardır.” şeklindeki 110
ifadenin “Hissedarlar Sözleşmesi”nin 3. maddesinde yer almasının
bağımsızlığa ilişkin ortaya çıkan belirsizliği gidereceği ve öngörülen
değişikliklerin yerine getirilmesi için, taraflara kararın tebliğinden itibaren
60 gün süre verilmesinin yerinde olacağı;
- Bu şartların yerine getirilmesi halinde “Hissedarlar Sözleşmesi”ne tanınacak
olan muafiyetin 5 yıllık bir süre ile sınırlı olması gerektiği
görüşlerine yer verilmiştir.
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
120
H.1. İlgili Pazar
H.1.1. Ürün Pazarı
Bildirime konu teşebbüslerin faaliyet alanları dikkate alınarak ilgili ürün/hizmet
pazarının “bankacılık ve finansal hizmetler pazarı” olarak belirlenmiştir. Bununla
birlikte finansal kiralama, portföy yönetimi, menkul değerler, yatırım ortaklığı gibi
alt pazarlar da ilgili ürün/hizmet pazarına dahildir.
06-87/1120-325
4
H.1.2. Coğrafi Pazar
Dosya mevcudu bilgiler çerçevesinde, ilgili coğrafi pazar “Türkiye Cumhuriyeti
Sınırları” olarak tespit edilmiştir. Rekabet Kurumu incelemesinde işlemin Türkiye 130
Cumhuriyeti sınırları dahilindeki etkileri dikkate alınmakla beraber, işlemin
taraflarının tüm dünyada pek çok ülkede ve uluslararası piyasalarda faaliyette
bulunması nedeniyle yurtdışındaki pazarlar da işlemden etkilenecektir.
H.2. Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme
H.2.1. Taraflara İlişkin Bilgiler
H.2.1.1. Akbank T.A.Ş. (Akbank)
140
Akbank hâlihazırda İstanbul’daki Genel Müdürlüğü ve 13 Bölgesel Müdürlüğüyle
birlikte 674 şubeyi kapsayan bir dağıtım ağı üzerinden çalışmaktadır. Akbank’ın
Türkiye’deki şubelerinin yanı sıra Almanya ve Malta’da da birer şubesi
bulunmaktadır.
Akbank, temel bankacılık hizmetlerinin yanı sıra bireysel, ticari, kurumsal, özel
bankacılık ve uluslararası ticaretin finansmanı hizmetlerini sunmaktadır.
Bankacılık dışı finansal hizmetler ile sermaye piyasası ve yatırım hizmetleri ise,
Banka’nın iştirakleri tarafından verilmektedir.
Söz konusu Akbank iştirakleri ise 1983 yılında yurtdışında kurulan ilk Türk özel
sektör bankası olan Sabancı Bank, 1996 yılında açılan Ak Yatırım Menkul 150
Değerler A.Ş., 1998 yılında açılan Ak Yatırım Ortaklığı A.Ş., 2000 yılında açılan
Ak Portföy Yönetimi A.Ş., 2002 yılında kurulan Akbank N.V. Hollanda, Akbank
AG, Ak Global Funding B.V. ve 2005 yılında gruba dahil olan Ak Finansal
Kiralama A.Ş.’dir. Ayrıca, Akbank 2005 yılı içinde daha önce %39,99’una sahip
olduğu, İstanbul’da kurulu BNP-Ak-Dresdner Bank’ın geriye kalan %60 hissesini
yabancı ortaklardan satın almış ve bu bankayı birleşme yoluyla bünyesine dahil
etmiştir.
Bildirim Formu’ndan edinilen bilgilere göre, Akbank’ın 31.12.2005’te sona eren
mali yıla dair cirosu (……………………) YTL’dir.
H.2.1.1. Citibank A.Ş. (Citibank) 160
Citibank A.Ş. (Citibank), Türkiye Cumhuriyeti’nde halen yürürlükte olan mevzuat,
özellikle Bankalar Kanunu ve ileride yürürlüğe girecek kanunlar ve bunlara ilişkin
yasal mevzuatın öngördüğü veya öngöreceği sınırlar içinde, mevduat kabul
edilmesi, her türlü bankacılık işlemlerinin yapılması ve bankaların faaliyet
konularına giren diğer muamele, fiil ve işlerin ifası ile iştigal eden bir anonim
şirkettir.
Citibank’ın %99,99’una sahip olan Citibank COIC, hisselerinin %100’üne sahip
Citibank N.A. aracılığıyla Citigroup’un dolaylı iştirakidir. Citibank’ın diğer tüm
hissedarları da Citigroup’un iştirakleridir.
06-87/1120-325
5
Citibank’ın ana şirketi konumundaki Citigroup, 100’den fazla ülkede 200 milyon 170
kadar müşteri hesabı bulunan önemli finansal hizmet şirketlerinden birisidir.
Grubun ticari faaliyetleri Global Tüketici, Kurumsal ve Yatırım Bankacılığı ve
Global Varlık Yönetimi olmak üzere üç gruba ayrılmıştır. Bu grupların yanı sıra
Citigroup Alternatif Yatırımlar adında bağımsız bir işkolu da mevcuttur.
Türkiye’de Citigroup tarafından kontrol edilen tek banka Citibank A.Ş. olup,
grubun Türkiye’de dolaylı olarak tamamına sahip olduğu bir diğer iştiraki ise
Citilease Finansal Kiralama A.Ş.’dir. COIC tarafından tayin edilen hissedarlar
yoluyla dolaylı kontrol da dahil olmak üzere tamamıyla COIC tarafından kontrol
edilen şirket, finansal kiralama faaliyetlerinde bulunmaktadır.
Dosya mevcudu bilgilere göre, Citibank’ın 31.12.2005’de sona eren mali yıla dair 180
cirosu yaklaşık olarak (……………….) YTL’dir.
H.2.2. Stratejik İşbirliği Anlaşmalarının Rekabet Hukukundaki Yeri
Stratejik işbirlikleri (Sİ) basit ticari ilişkilerden veya sözleşmelerden daha ileri,
fakat bir birleşme işleminden daha önceki bir safhadır. Sİ birleşmeden farklı
olarak tarafların bağımsızlıklarını ve ayrı ayrı kimliklerini korumalarına, kendi
kişisel çıkarlarını gözetmelerine imkân vermektedir. Bu özellik sebebiyle şirket
birleşmeleri bir “evliliğe” benzetilirken, Sİ’leri “nişanlanmaya” benzetilmektedir.
Rekabet hukuku kapsamında önem arz eden bir Sİ: “İki veya daha fazla bağımsız
şirketin kendi otonomilerini koruyarak, birbirlerine göre rekabet avantajına sahip
oldukları teknoloji, uzmanlık, üretim vb. belli spesifik faaliyetleri birlikte 190
gerçekleştirmek veya ortak hedeflere ulaşmak amacıyla yaptıkları, basit ticari
sözleşmelerle birleşme işlemleri arasında yer alan, kısa vadeli, esnek yapılı yeni
bir hukuki varlığın kurulmasını gerektirmeyen (kontrolün el değiştirmesini
gerektirmeyen), sözleşme bazlı anlaşmalar” şeklinde tanımlanmaktadır.
Sİ’nin objektif unsurları ise şunlardır: Sİ’nin yasal olarak birbirinden bağımsız
şirketlerce bir sözleşme çerçevesinde oluşturulması, işlemin tam bir birleşme
olmaması, çoğu Sİ’nin farklı ülkelerde yerleşik ve kendi pazarlarında genellikle
hakim durumda olan büyük firmalar arasında yapılması ve mutlaka uzun vadeli
bir bakış açısını içermesi. Uzun vadeli bakış açısından kasıt, Sİ’nin geçici nitelik
arz eden, şirketler arasındaki kısa süreli, tek seferlik ilişkilerden farklı oluşudur. 200
Stratejik hedefe ulaşılması, en azından birkaç yılı almaktadır. Bununla birlikte,
Sİ’leri çok uzun ömürlü ortaklıklar da değildir. Yapılan çalışmalar, Ortak
Girişimlerin %50’sinden fazlasının beş yıldan kısa sürede yok olduklarını veya
yeniden yapılandırıldıklarını ve pek azının on yıldan uzun yaşayabildiğini ortaya
koymaktadır. Sİ’nin ömürlerinin genellikle kısa olmakla birlikte ittifakın bitiminde
ilgili faaliyetin ortaklardan biri tarafından devralınması ile yukarıda nişanlanmaya
benzetilen ittifak evlilikle (şirketlerin birleşmesi) sonlanmaktadır.
Sİ genellikle gelecek hakkında bir tahminde bulunmanın güç olduğu karmaşık
alanlarda yapılmaktadır. Sİ’nde tarafların, karı ve riski paylaşmaları sebebiyle
beklenmedik olayların gerçekleşebileceği durumları, klasik anlaşmalara göre 210
daha rahat atlatabilmesi mümkündür.
06-87/1120-325
6
Sİ’nde ortakların sadece belli alanlarda işbirliği yapma imkânları vardır. İşbirliğinin
kapsamı, zaman içinde genişletilebilir veya değersizleşen faaliyetler bırakılarak
daraltılabilir. Bu imkân, Sİ’lerine birleşme ve devralmalara göre çok büyük bir
avantaj sağlamaktadır. Yine, Sİ’nde kontrolün el değiştirmesi gerekmediği için
ortaklar kendi uzmanlık alanlarına odaklanabilme imkânına da sahiptir.
Stratejik işbirlikleri çeşitli hukuki yapılarda ve karmaşık ilişkiler ağı şeklinde ortaya
çıkabildiğinden rekabet otoritelerince temkinli karşılanmaktadır. En çok şüpheyle
yaklaşılan Sİ, rakip firmalar arasında yapılanlardır. Bu bakımdan, fiyat tespiti, arz
kısıtı veya pazar paylaşımı içeren Sİ’leri yasaklanmaktadır. Dikey işbirliklerinde 220
ise pazarı kapatma ve taşma etkileri ile ayrımcı eylemlerin yasaklandığı
görülmektedir.
Sİ incelenirken ilgili sektördeki yoğunlaşma oranları dikkate alınmaktadır.
Bununla birlikte, rakipler arasındaki Sİ’nin olası etki ve sonuçları konusunda kesin
teorilerin bulunmaması, hem otoritelerin bu konuda uygulayacakları mevzuat hem
de eylemleri bakımın belirsizliğe yol açmaktadır. Kimi durumlarda rakipler
arasındaki işbirlikleri, birleşme ve devralmalara göre daha yumuşak müdahale
edilirken, özellikle A.B.D.’de bu girişimler çok katı kurallarla incelenmektedir.
Dünya çapında Sİ’ne olan yaklaşımın AB’de daha toleranslı olduğunu ve Tek
Pazar’da önemli bir rekabet ihlali yaratmayan Stratejik İşbirliği Anlaşmalarına 230
global ölçekte etkinlik yaratacakları gerekçesiyle izin verildiği gözlemlenmektedir.
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ve ikincil mevzuatı
incelendiğinde, “stratejik işbirliği” tanımı veya Sİ’ne ilişkin herhangi bir atıfın
bulunmadığı görülmektedir. Bununla birlikte, bu bölümde yer verilen Sİ
tanımlarına giren birçok işbirliği türünün Kanun kapsamında olduğu
görülmektedir.
Yapılan Sİ tanımlarının kapsamına giren işlemler, 4054 sayılı Kanun’da 4. madde
ve Kanun’a bağlı olarak çıkartılan 1997/1 sayılı “Rekabet kurulu’ndan İzin
Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ”in 2(c) maddesinde
açıklanan ortak girişimler çerçevesinde düzenlenmektedir. İşbirliği doğurucu Sİ 240
ve ayrı bir tüzel kişilik kurulmadan rakipler arasındaki üretim, dağıtım ve benzeri
nitelikteki işbirliklerine yönelik anlaşmalar yoluyla gerçekleştirilen Sİ ise Kanun’un
4. maddesi çerçevesinde incelenebilmektedir. Bunların dışında bir ar-ge
faaliyetini ve/veya bir dikey ilişkiyi içeren Sİ, 2003/2 sayılı “Araştırma ve
Geliştirme Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği” ile 2002/2 sayılı “Dikey
Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği” çerçevesinde
değerlendirilebilmektedir.
Taraflara sınırları belirli bir alanda işbirliği yapma imkanı veren Kurul Kararlarına
bankacılık sektöründe kredi kartı ağının yaygınlığından yararlanmak isteyen
bankalara verilen muafiyet kararları örnek gösterilebilir. Bununla birlikte anılan 250
kararlarda Stratejik İşbirliği konusunda ayrıntılı bir incelemeye gidilmemiş olması
nedeniyle mevcut karar bu bakımdan ilk olma özelliğini taşımaktadır.
Stratejik ortaklıkların sektörel dağılımına bakıldığında, stratejik işbirliğinin yoğun
olarak görüldüğü sektörler arasında bankacılık sektörü yer almamaktadır. Bu
06-87/1120-325
7
durum, bankacılığın çok hızlı değişen teknoloji ve yüksek ar-ge yatırımı
gerektiren sektörler arasında yer almamasından kaynaklanmaktadır.
Bankacılık ve finans alanında yapılan bir stratejik işbirliği anlaşmasının Avrupa
Birliği’ndeki tek örneği 24.06.1996 tarihinde AB Komisyonu’nun muafiyet tanıdığı
Banque Nationale de Paris (BNP) - Dresdner Bank (DB)1 arasındaki İşbirliği
Anlaşmasıdır. 27.01.1993 tarihinde AB Komisyonu’na bankacılık sektöründe 260
Banque Nationale De Paris (BNP) ile Dresdner Bank (DB) arasında dünya
çapında, tam ve münhasır bir işbirliği sağlayan bir anlaşma için bildirim yapılarak
izin talep edilmiştir. BNP ve DB, bu işbirliği anlaşması ile global pazarda rekabet
edebilmek için uluslararası pazarda genişlemeyi ve Fransa ile Almanya’daki
müşterilerine daha geniş kapsamlı finansal hizmetler sunmayı
hedeflemektedirler. Bu doğrultuda işbirliği yapılacak alanlar; örgütlenmeye ilişkin
konularda bilgi değişimi, işbirliği yapılacak spesifik bankacılık konuları (yeni
konsorsiyumlara birlikte girme, bireysel olarak davet edildikleri finansal
platformlara ortağın da girmesi için çaba sarfetme gibi), üçüncü ülkelerdeki
faaliyetlerin koordinasyonunun sağlanması, Fransız ve Alman pazarlarında 270
işbirliği olarak belirlenmiştir.
Taraflar kendi pazarlarında bağımsız hareket edeceklerdir. Ancak her biri
diğerinin ülkesinde yerli rakipleriyle bir anlaşma yapmadan önce diğerine haber
verecektir. Taraflar birbirinin pazarına girmekte serbest olacak ama birbirinin
yerel rakipleriyle işbirliği içine girmeyecektir.
Neticede Komisyon BNP ve DB arasında işbirliği anlaşmasına 23.01.1995’ten
22.01.2005’e kadar 10 yıllığına muafiyet tanınmasına karar vermiştir.
10 yıllık muafiyetin varlığına karşın BNP ile DB arasındaki işbirliğinin beş yıllık bir
sürecin ardından 2001 yılında çözüldüğü bilinmektedir. Bu somut veri stratejik
işbirliklerinin bir nevi geçiş süreci olduğunu ve genellikle beş yıldan daha uzun 280
ömürlü olmadıkları tespitini güçlendirmektedir.
Türkiye’de Bankacılık Sektöründe Sınırlı Konularda Yapılan İşbirliği
Anlaşmaları
Ülkemizde bankacılık sektöründe işbirliği denince Rekabet Hukuku açısından
akla gelen ilk işbirliği konusu kredi kartları pazarında yapılan işbirliği
anlaşmalarıdır. Bilindiği gibi kredi kartlarının başarısı hem tüketiciler hem de üye
işyerleri bakımından kurdukları ağın genişliğine bağlıdır. Çok markalı kredi
kartlarına yönelik üye işyeri edinme pazarında, işbirliği anlaşmaları sonucunda
kapalı ağ olarak faaliyet gösteren üye işyeri ağı yeni bir bankaya açılmakta
böylece bankaların yeni bir üye işyeri ağı oluşturmasına gerek kalmaksızın 290
mevcut ağda ihraç ettiği kartları kullandırma imkânı doğmaktadır. İşbirliği
anlaşmaları sayesinde kendi kredi kartını yeterince yaygınlaştıramamış olan
bankalar da anlaştıkları bankanın mevcut üye işyeri ağından faydalanacak ve
güçlü bir marka ile beraber çok markalı kredi kartları piyasasında faaliyet
gösterecektir. Kredi kartları konusunda bankalar arasındaki işbirliklerine muafiyet
tanıyan Rekabet Kurulu Kararları bulunmaktadır.
1 Banque Nationale de Paris-Dresdner Bank, OJ L 188, 27.07.1996
06-87/1120-325
8
H.2.3. Hissedarlar Sözleşmesinin Önemli Maddeleri
1. Oy Sözleşmesi
Akbank T.A.Ş. Yönetim Kurulu
COIC Akbank yönetim kuruluna icra görevi olmayan bir üye atama hakkına 300
sahip olacaktır. Akbank’ın diğer yönetin kurulu üyelerinden hiçbiri başka bir
yabancı veya yabancı banka bağlantılı finans kuruluşu tarafından
atanmayacak veya başka bir yabancı veya yabancı banka bağlantılı finans
kuruluşu ile aktif bir şekilde bağlantılı olmayacaktır. (…......TİCARİ SIR……)
Citibank A.Ş. Yönetim Kurulu
Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş. Türkiye Cumhuriyeti kanunları uyarınca
kurulmuş bir anonim şirket olan Citibank A.Ş. yönetim kuruluna icra görevi
olmayan bir üye atama hakkına sahip olacaktır. Citibank A.Ş.’nin diğer
yönetim kurulu üyelerinden hiçbiri Citigroup Inc. Dışında bir Türk bankası
veya finans kuruluşu tarafından atanmayacak veya Akbank dışında bir Türk 310
bankası veya finans kuruluşu ile aktif bir şekilde bağlantılı bulunmayacaktır.
2. Hisse Devirleri
Citibank Overseas Investment Corporation, yürürlük tarihini takip eden 36
aylık “devir yasağı” süresi boyunca hisselerini satmayacak veya sair bir
şekilde devretmeyecektir.
3. Stratejik İşbirliği
Teknoloji Paylaşımı. Citigroup ile Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş. tarafları,
Citigroup ile Akbank’ın teknoloji ve know-how’un her iki kuruluş arasında 320
paylaşımına ilişkin teklifler hazırlayacak ortak bir takım oluşmasını
sağlayacaklardır. Yukarıda belirtileni sınırlamamak üzere belirtilmektedir ki,
Citigroup Inc. İle Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş. taraflarının Citigroup Inc.
İle Akbank’ın her iki tarafa da fayda sağlayacak şekilde Akbank’ın seçkin
Türk platformlarına ve sistemlerine erişimi karşılığında Citigroup Inc.’nin
kendisine ait global platformlara ve sistemlere erişim sağlayabileceği
fırsatları belirlemek için çalışmasını sağlayacaklardır.
Ticari İşbirliği. Citigroup ile Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş. tarafları
Citigroup İle Akbank’ın yönlendirme anlaşmaları, ortak girişimler, ittifaklar
ve benzeri düzenlemeler de dahil olmak üzere potansiyel ticari işbirliklerine 330
ilişkin teklifler hazırlayacak ortak bir takım oluşturulmasını sağlayacaklardır.
Bu düzenlemeler, anlaşmalar ve ittifaklara Ek B’de listesi verilen konular da
dahil olacaktır. Bunlara ek olarak Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş. tarafları,
bir tarafta Akbank ve bağlı şirketleri, diğer tarafta Citigroup, Citibank A.Ş. ve
bağlı şirketleri olmak üzere kendilerinin ve müşterilerinin, aksi takdirde
bağlantılı olmayan üçüncü kişilerden almaları gereken ürünleri ve hizmetleri
Ek B’de belirtilen şekilde birbirlerinden almalarını teşvik etmek amacı ile
düzenlemeler yapmak için çalışmalar yapmalarını sağlayacaktır.
06-87/1120-325
9
Üst Yönetim Toplantıları. Citigroup ile Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş.
tarafları, Citigroup ile Akbank’ın söz konusu tarafların üst düzey 340
yöneticilerinin bu kuruluşlar arasında üst düzeyde daha yakın ilişkiler
geliştirilmesi ve Citigroup ile Akbank arasındaki kurumsal ilişkilerin
artırılması amacı ile düzenli şekilde bir araya gelmelerini sağlamak üzere
bir program başlatmalarını sağlayacaklardır.
İttifakı Geliştirme Potansiyeli. Zaman içinde Citigroup Inc. İle Hacı Ömer
Sabancı Holding A.Ş. tarafları, Citigroup Inc. İle Akbank’ın bu ticari ilişkileri
daha da geliştirmek ve Citibank A.Ş. ile Akbank’ın faaliyetlerini uyumlu hale
getirmek amacıyla çalışmalar yapmalarını sağlayacaklardır.
5. Münhasır Stratejik İlişki 350
5.1. Citigroup ile kontrol ettiği iştirakleri, Akbank veya Citibank dışında
Türkiye’deki diğer banka veya finans kuruluşları vasıtasıyla Citigroup ürün
veya hizmetlerinin satış veya dağıtımına ilişkin sözleşmeler de dahil olmak
üzere, Türkiye’deki diğer bankalar veya finans kuruluşlarıyla (Citibank hariç
olmak üzere) stratejik işbirliği anlaşmaları yapmayacaklardır.
5.2. Akbank, Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş. tarafları, Akbank ve kontrol
ettiği iştiraklerinin, Türk piyasası ile ilgili olarak tamamı veya çoğunluğu
Türklere ait olmayan başka bir banka veya finans kuruluşu ile stratejik
işbirliği anlaşması yapmamasını sağlayacak olup bu anlaşmalara
Citigroup’un benzer ürün ve hizmetleri sunduğu alanlarda Türk olmayan 360
herhangi bir finans kuruluşu’nun ürün veya hizmetlerinin dağıtımına ilişkin
anlaşmalar da dahildir.
7. Citigroup Inc. ve Akbank Tarafından Yapılacak Birleşme ve
Devralmalar
Bu sözleşmede aksi öngörülmediği takdirde, Citigroup ve Citibank bağımsız
taraflar olarak faaliyette bulunmaya devam edeceklerdir.
Dosya mevcudu bilgilere göre taraflar, stratejik işbirliğinin yapısı ve işleyiş
sürecine ilişkin taraflar arasında imzalanmış herhangi bir ek protokol veya
Hissedarlar Sözleşmesi dışında bir başka sözleşmenin mevcut olmadığını 370
bildirmişlerdir.
H.2.4. 1997/1 Sayılı Tebliğ Bakımından Değerlendirme
Bildirim konusu işlem, Citigroup’un dolaylı olarak tamamına sahip olduğu iştiraki
ve Citibank’ın %99,99 oranındaki hissesine sahip COIC aracılığıyla Akbank’ta
%20 oranında hisse satın alması ve stratejik ortaklık kurulmasıdır. Başvuruda,
Akbank’ın %20 oranındaki hissesinin devredilmesi neticesinde Sabancı
Grubu’nun Akbank üzerindeki tek başına kontrolünün devam edeceği fakat iki
banka arasında kurulacak stratejik işbirliği sonucunda kontrolün kalitesinin
hissedilir ölçüde değişeceği ifade edilerek 1997/1 sayılı Tebliğ kapsamında 380
işleme izin verilmesi talep edilmiştir.
06-87/1120-325
10
Devralma işlemi, 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesine dayanılarak çıkarılan
1997/1 sayılı Tebliğ’in 2. maddesinde, “herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin
diğer bir teşebbüsün malvarlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir
kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları
devralması veya kontrol etmesi” olarak tanımlanmıştır.
Bildirime konu işlemde Akbank’ın %20 oranındaki hissesi iki aşamalı bir işlem ile
COIC tarafından satın alınacaktır. İşleme ilişkin ilk aşama Akbank’ın
28.000.000.000 adet hissesinin satıcı hissedarlardan alınması, ikinci aşama ise,
Akbank’ın sermaye artırımı sonucunda ihraç edilecek 20.000.000.000 adet 390
hissenin alımıdır.
Devralma işlemi öncesinde Akbank’ın kontrolü H.Ö. Sabancı Holding A.Ş.’de iken
devralma işlemi neticesinde teşebbüsün kontrolünde herhangi bir değişiklik
meydana gelmeksizin sadece H.Ö. Sabancı Holding A.Ş.’nin Akbank’taki hisse
oranı düşecektir. Ayrıca, H.Ö. Sabancı Holding A.Ş.’nin hisseleri ile birlikte yine
holding bünyesinde faaliyet gösteren Akbank T.A.Ş. ve Sabancı Ailesi’nin toplam
hisselerinin işlem sonrasında dahi %(…,…) (%....-…) arası) olduğu dikkate
alındığında Akbank’ın kontrolünde herhangi bir değişiklikten söz etmek mümkün
değildir. Diğer taraftan, Akbank’ın kontrolünde değişiklik olmadığı bildirim
formunda taraflarca da açıkça ifade edilmiştir. Ayrıca, tarafların birbirlerinin 400
yönetim kurullarına atayacakları birer üyenin de kendilerine yönetimde söz sahibi
olmayı veya belirleyici etki uygulama olanağını sağlayacak bir araç olarak
değerlendirilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla, anılan Tebliğ’in 2. maddesi
anlamında bir devralma olarak kabul edilemeyecek olan bildirim konusu işlemin
1997/1 sayılı Tebliğ kapsamında değildir.
H.2.5. Menfi Tespit Değerlendirmesi
H.2.5.1. Yediemin Sözleşmesi
17.10.2006 tarihinde Citigroup, COIC, H.Ö. Sabancı Holding A.Ş., Aksigorta A.Ş.,
Exsa Export Mamulleri Satış ve Araştırma A.Ş., Europlus Investment Holdings
Ltd., Akbank T.A.Ş. Mensupları Tekaüt Sandığı Vakfı ve Akbank’ın Sabancı 410
Ailesi’ne mensup hissedarları arasında imzalanan “Yediemin Sözleşmesi”nde
Akbank’ın %20 oranındaki hissesinin COIC tarafından satın alınmasına ilişkin
düzenlemeler yer almaktadır.
4054 sayılı Kanun’un 4., 6. ve 7. maddeleri kapsamında herhangi bir rekabet
kısıtlaması içermeyen söz konusu sözleşmeye, Kanun’un 8. maddesi uyarınca
menfi tespit belgesi verilmesinin uygun olacağı kanaatine varılmıştır.
H.2.5.2 Hissedarlar Sözleşmesi
H.2.5.2.1. Menfi Tespit Değerlendirmesi
17 10.2006 tarihinde Citigroup, COIC, H.Ö. Sabancı Holding A.Ş., Aksigorta A.Ş. 420
ve Akbank arasında imzalanan ikinci sözleşme olan “Hissedarlar Sözleşmesi”nin
konusunu ise iki banka arasında kurulması amaçlanan stratejik ortaklığa ilişkin
hak ve yükümlülükleri tesis etmek ve ilişkilerin çerçevesini belirlemek
oluşturmaktadır.
06-87/1120-325
11
Akbank ve Citibank ilgili ürün/hizmet pazarı olarak belirlenen “bankacılık ve
finansal hizmetler pazarı”nda birbirlerine rakip durumdadırlar. 4054 sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi “Belirli bir mal veya hizmet
piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da
kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran veya doğurabilecek nitelikte
olan teşebbüsler arası anlaşmalar…hukuka aykırı ve yasaktır.” hükmünü haizdir. 430
Dolayısıyla, aynı piyasada faaliyet gösteren ve birbirine rakip olan iki teşebbüsün
sınırları son derece geniş belirlenmiş çeşitli alanlarda stratejik ortak olarak birlikte
hareket etmelerini düzenleyen Sözleşme rekabeti kısıtlayıcı nitelikte olup, 4.
madde yasağına tabidir.
Ayrıca, “Hissedarlar Sözleşmesi”nin yönetim kurulu dağılımlarına, oylamalara,
hissedarlık oranının çoğaltılmamasına ve hisselere ilişkin devir yasağına, ön
alım, ilk teklif ve rüçhan haklarına ilişkin düzenlemeler içeren 1, 2 ve 4 maddeleri,
stratejik işbirliği ve münhasır stratejik ilişkileri düzenleyen 3 ve 5. maddeleri ile
birleşme ve devralmalara ilişkin düzenlemeler içeren 7. maddesi rekabeti
sınırlayıcı niteliktedir. Bu maddeleriyle de teşebbüsler arası rekabeti sınırlayıcı 440
nitelikte bir anlaşma olduğu anlaşılan “Hissedarlar Sözleşmesi”ne 4054 sayılı
Kanun’un 8. maddesi çerçevesinde menfi tespit belgesi verilmesi mümkün
değildir.
H.2.5.2.2. Grup Muafiyeti Değerlendirmesi
2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği, aynı ilgili pazarda
yatay seviyede bulunan rakip teşebbüsler arasında yapılan mal veya hizmet
alımı, satımı veya yeniden satımı konulu dikey anlaşmalara
uygulanamamaktadır. Anılan Tebliğ’in “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde rakip
teşebbüsler “Aynı ürün pazarında faaliyette bulunan veya bulunma potansiyeline
sahip sağlayıcılar” olarak tanımlanmıştır. Akbank ve Citibank arasında dikey 450
nitelikli bir sağlayıcılık ilişkisi bulunmamaktadır. Akbank ve Citibank bankacılık ve
finansal hizmetler pazarında yer alan çeşitli ürün ve hizmet türlerinde birbirlerine
rakip olduklarından; rakip olmadıkları ürün ve hizmet türlerinde ise gerekli
altyapıyı tesis etme gücüne sahip bulunduklarından bildirime konu “Hissedarlar
Sözleşmesi”ne 2002/2 sayılı Tebliğ uygulanamaz.
H.2.5.2.3. Bireysel Muafiyet Değerlendirmesi
Akbank ve Citibank arasında kontrolün devrine ya da ortak kontrole geçiş
sağlayacak bir yoğunlaşma işleminin gerçekleşmesi halinde, işlemin taraflarının
pazar paylarının toplamının hakim durum yaratacak ölçüye ulaşmaması veya bir
hakim durumu güçlendirmemesi ve dolayısıyla ülkede veya ülkenin bir 460
bölümünde etkin rekabeti önemli ölçüde engellememesi nedeniyle işleme izin
verilebilecekken, taraflar arasında bankacılık faaliyetlerinin neredeyse tümünü
kapsayan son derece geniş bir alanda işbirliği geliştirilmesi ve iki bankanın
faaliyetlerinin uyumlu hale getirilmesi farklı bir durum arz etmektedir. Kural olarak
iki bağımsız teşebbüsün bu şekilde koordinasyon içine girmesi rekabet hukuku
uygulamasında yasaklanmaktadır. Ancak stratejik işbirliği anlaşmalarının doğası
gereği tarafların yoğun bir şekilde birlikte çalışmaya başlamasıyla bu birliktelikten
etkinlikler doğması ve yeni teknolojik gelişmelerin ortaya çıkması nedenleriyle
06-87/1120-325
12
stratejik işbirlikleri muafiyete tabi tutulabilmektedir. Ayrıca stratejik işbirliklerinin
ticari anlaşmalarla birleşmeler arasında bir noktada konumlandırılması ve 470
literatürde şirket birleşmesinden bir önceki safha veya bir nevi nişanlanma olarak
değerlendirilmesi sebebiyle stratejik ortaklara ileride birleşmeleri kuvvetle
muhtemel gözüyle bakılmaktadır.
Bununla birlikte, tarafların sadece mevcut pazar payları ve piyasadaki konumları
dikkate alınarak yapılacak bir değerlendirme eksik kalacaktır. Citigroup’un dünya
çapında muhtelif finansal hizmetler ve ürünler sunan bir global finans hizmeti
kuruluşu olduğu, Akbank’ın ise Türkiye’de ilk beş banka arasında yer alan saygın
yerel bir banka olduğu göz önüne alınarak tarafların potansiyel bir rekabet kısıtı
yaratma gücüne sahip olacakları sonucuna ulaşılabilmektedir. Hatta Akbank ve
Citibank arasındaki stratejik işbirliğinin, sınırlarının ve kapsamının 480
netleştirilmemesi halinde potansiyel bir pazar kapama etkisi dahi yaratılabileceği
ve netice itibarıyla söz konusu işbirliğinin potansiyel bir rekabet ihlaline yol
açabileceği dikkate alınması gereken bir husus olarak ortaya çıkmaktadır.
Özellikle stratejik işbirliklerinin bazı durumlarda rakipler arasındaki kartel benzeri
yapılanmaların kılıfı olarak kullanılabildiği verisi göz önüne alınacak olursa,
bankacılık sektöründe sınırları belli olmayan çok sayıda stratejik işbirliğine izin
verilmesi pazardaki aktör sayısını dolaylı yoldan azaltıp koordinasyon için ortam
sağlamak risklerini barındırmaktadır. Bu şekilde piyasadaki aktörlerin stratejik
işbirliği kılıfı altında birlikte hareket etmeleri rakip sayısını önemli oranda azaltıp
pazar kapama etkisine neden olma ihtimalini taşımaktadır. 490
Bu çerçevede, “Hissedarlar Sözleşmesi”nin bireysel muafiyetten yararlanıp
yararlanmayacağına ilişkin olarak 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi esas alınmak
suretiyle yapılan değerlendirmelerde Sözleşme iki grup halinde incelenmiştir.
İlk grupta “Hissedarlar Sözleşmesi”nin “Stratejik İşbirliği” başlıklı 3. maddesi ile
“Ticari İşbirliği” başlıklı 3.2. maddesinde atıfta bulunulan Ek-B’de sıralanan
“İşbirliği Alanları”ndan özellikle “Kredi makineleri ve mobil telefon işlemleri ile
verilen krediler dahil olmak üzere tüketici kredi imkanları”, “İpotek ve yatırım
ürünleri gibi ürünlerin kaynak çeşitlendirme çalışmaları dahil, tüketici ürünleri
alanında işbirliği”, “Kurumsal Bankacılık ve Yatırım Bankacılığı faaliyetlerinde,
Proje ve Ticaret Finansmanı, Özel Sermaye, Gayrimenkul Finansmanı, Sınır 500
Ötesi Sendikasyon alanlarında karşılıklı sevk ve muhtemel ortak katılım”,
“Finansal kiralama faaliyetlerinin kombinasyonu” ve “Hazine: Finansman,
hedging” alanları dışındaki hükümleri yer almaktadır. Buna karşılık ikinci grupta,
“Hissedarlar Sözleşmesi”nin 3. maddesi ve Ek-B’de yer alan ve yukarıda
sıralanan beş işbirliği alanı yer almaktadır. İlk gruba ilişkin olarak 4054 sayılı
Kanun’un 5. maddesi çerçevesinde yapılan muafiyet değerlendirmesine aşağıda
yer verilmiştir.
H.2.5.2.3.1. Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni
gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin
sağlanması 510
Bu hüküm çerçevesinde hangi hallerin ekonomik yarar sağladığının somut olayın
özelliklerine göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, üretim ve
06-87/1120-325
13
dağıtım maliyetlerinin düşürülmesi, kalitenin artırılması, malın arzında
devamlılığın sağlanması, yeni piyasalara girişin kolaylaştırılması ve yeni ürünlerin
ya da üretim tekniklerinin bulunması ekonomik yararın sağlandığı hususlar
arasında görülmektedir.
Kurulacak stratejik ortaklık ile finans piyasalarında uluslararası güce sahip
Citibank ile Türkiye bankacılık ve finansal hizmetler pazarında güçlü bir konuma
sahip Akbank biraraya gelecektir. Bu yönüyle, söz konusu stratejik ortaklık ile
Akbank kendi ürün ve hizmetlerinin uluslararası dağıtımında daha geniş 520
imkânlara sahip olurken, Citibank’ın Türkiye pazarında Akbank’ın yaygın şube ve
dağıtım ağından yararlanma imkânı doğacaktır. Diğer taraftan, iki bankanın
teknoloji ve know-how paylaşmaları müşterilere yeni finansal ürün ve hizmetler
sunulmasına, mevcut ürün ve hizmetlerde ise kalitenin artmasına hizmet
edecektir. Akbank ve Citibank arasındaki işbirliği ile üretim ve dağıtım
maliyetlerinin düşmesi ise stratejik ortaklığın muhtemel yararları arasındadır.
Şöyle ki; söz konusu işbirliği ile Akbank herhangi bir ürün geliştirme maliyetine
katlanmaksızın dünya finans piyasalarında yeni ürün ve hizmetleri müşterilerine
sunabilecek, Citibank ise Akbank’ın şube ve dağıtım ağından faydalanmak
suretiyle yeni bir dağıtım ağı oluşturmanın maliyetine katlanmaksızın geniş bir 530
müşteri grubuna ulaşabilecektir. Bunlara ilaveten, tarafların oluşturacağı stratejik
işbirliğinin birbirini yakından takip eden ve yeniliklere çabuk ayak uyduran bir
sektör olan bankacılıkta daha rekabetçi bir ortama olanak sağlayacaktır.
H.2.5.2.3.2. Tüketicinin bundan yarar sağlaması
Muafiyetin ikinci şartı; anlaşmanın tüketicilere ortaya çıkan objektif faydadan adil
bir pay alma imkânı tanıması gereğidir. Kanun'un 4. maddesi anlamında rekabeti
sınırlayıcı etkileri olan bir anlaşmanın muafiyet alabilmesi için, yukarıda değinilen
malların dağıtımı veya hizmetlerin sunulmasından elde edilen iyileşmenin
tüketiciye yansıtılması ve ortaya çıkan ekonomik fayda ile tüketicinin elde
edeceği menfaat arasında makul bir denge olması gerekmektedir. Bu çerçevede; 540
fiyatlar seviyesindeki düşüş, satış sonrası etkin hizmetler, ürün çeşitliliğinin
artması, tüketicinin ürüne daha kolay ulaşabilmesi, malın arzında devamlılığın
sağlanması gibi koşullar tüketicinin elde edeceği menfaat kapsamında
değerlendirilebilmektedir.
Tüketici yararı açısından bakıldığında Akbank ve Citibank arasında
gerçekleşecek stratejik ortaklık öncelikle her iki bankanın müşterilerine yeni
finansal ürün ve hizmetler sunulmasına neden olacağından, tüketicilere yönelik
ürün ve hizmet çeşitliliği artacaktır. Ayrıca, Citibank müşterilerinin Akbank’ın
yaygın şube ve dağıtım ağlarından yararlanması da önemli bir tüketici yararı
olarak ortaya çıkmaktadır. Diğer taraftan, Akbank müşterileri kurulacak işbirliği 550
neticesinde finans alanında uluslararası güce sahip bir markanın getireceği
yeniliklerden yararlanma fırsatına sahip olacaklardır. Mevcut ürün ve hizmetlere
yönelik olarak ise iki bankanın teknoloji, kaynak kullanımı ve altyapı alanındaki
işbirliği sonucunda düşen maliyetlerin düşük fiyatlar olarak tüketiciye yansıyacağı
ve/veya hâlihazırdaki fiyatlarda daha iyileştirilmiş ürünleri tüketicilere
06-87/1120-325
14
sunulabilecektir. Oluşması öngörülen güçlü ve etkin teknik altyapı ile özellikle
elektronik bankacılıkta hizmet erişimi artacaktır.
H.2.5.2.3.3. İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan
kalkmaması
Muafiyetin üçüncü şartı, anlaşmanın veya kararın teşebbüslere ilgili piyasanın 560
önemli bir bölümünde rekabeti ortadan kaldırma imkânı tanımaması, bir başka
deyişle sağlanan ekonomik gelişme veya fayda ile tüketicinin bundan yarar
sağlamasının rekabetin ortadan kaldırılması sonucunda elde ediliyor
olmamasıdır. Bu şartın amacı, rekabetin kısmen sınırlandırılmasına izin verilen
piyasalardaki reel ve potansiyel rekabetin devamının teminidir.
Türkiye Bankalar Birliği verilerine göre 31.12.2005 tarihi itibariyle Akbank’ın aktif
büyüklüklerine göre hesaplanan pazar payı %13,63 iken Citibank’ın payı
%0,65’tir. Kredilere göre hesaplanan pazar payının Akbank için %14,83; Citibank
için %0,75 olduğu ve mevduata göre hesaplanan pazar payının ise Akbank için
%12,64 ve Citibank için %0,76’dır. Buna göre, Akbank ile Citibank’ın aktif 570
büyüklüklerine göre hesaplanan pazar payları %14,28 olmaktadır. Benzer şekilde
tarafların kredilere göre hesaplanan pazar payları toplamı %15,58 iken mevduata
göre hesaplanan pazar payları toplamı %13,40’tır. Yer verilen pazar payı
bilgilerinin yanı sıra bankacılık sektöründe günümüz itibariyle 46 bankanın aktif
olarak faaliyette bulunması ve sektörün etkin rekabetin devam ettiği bir piyasa
özelliği göstermesi nedeniyle Citibank ve Akbank arasında akdedilen “Hissedarlar
Sözleşmesi”nin Stratejik İşbirliği başlıklı 3. maddesinde yer verilen işbirliği
konuları ile bu maddenin ekinde yer alan Ek-B’de sıralanan “İşbirliği
Alanları”ndan özellikle “Kredi makineleri ve mobil telefon işlemleri ile verilen
krediler dahil olmak üzere tüketici kredi imkanları”, “İpotek ve yatırım ürünleri gibi 580
ürünlerin kaynak çeşitlendirme çalışmaları dahil, tüketici ürünleri alanında
işbirliği”, “Kurumsal Bankacılık ve Yatırım Bankacılığı faaliyetlerinde, Proje ve
Ticaret Finansmanı, Özel Sermaye, Gayrimenkul Finansmanı, Sınır Ötesi
Sendikasyon alanlarında karşılıklı sevk ve muhtemel ortak katılım”, “Finansal
kiralama faaliyetlerinin kombinasyonu” ve “Hazine: Finansman, hedging” alanları
hariç olmak üzere “Hissedarlar Sözleşmesi” ilgili piyasanın önemli bir bölümünde
rekabetin ortadan kalkmasına neden olmayacaktır.
H.2.5.2.3.4. Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için
zorunlu olandan fazla sınırlanmaması
Kanun’un 5. maddesinde öngörülen bu son koşul gereği, tüketicilere yansıtılan 590
ekonomik gelişme ve iyileştirmenin elde edilmesinde rekabeti daha az sınırlayan
bir yöntem mevcut ise anlaşmaya muafiyet tanınamayacaktır. Bu koşula aykırılık,
ya izlenen amacın elde edilmesi için rekabetin gereğinden fazla sınırlanması ya
da rekabetin sınırlanması gereğinin dahi bulunmaması halinde olabilir.
Teşebbüsler prensip olarak anlaşma ile amaçladıkları ekonomik yararların
gerçekleştirilmesinde rekabeti en az sınırlayıcı yöntemi tercih etmekle
yükümlüdürler.
“Hissedarlar Sözleşmesi”nin Münhasır Stratejik İlişkileri düzenleyen 5. maddesi
ile Citigoup’un ve kontrol ettiği iştiraklerinin Türkiye’de Citibank ve Akbank
06-87/1120-325
15
dışında diğer banka veya finans kuruluşları ile stratejik işbirliği yapmaları; Akbank 600
ve kontrol ettiği iştiraklerinin ise Türkiye piyasası ile ilgili tamamı veya çoğunluğu
Türklere ait olmayan başka bir banka veya finans kuruluşu ile stratejik işbirliği
yapmaları ve Citibank’ın Akbank dışında Türkiye’de faaliyet gösteren diğer
finansal kurumların ürünlerini satması ve dağıtımını yapması kısıtlanmıştır. Keza,
Sözleşme’nin 2. maddesi ile COIC ve bağlı iştiraklerinin hisse devir işleminin
tamamlanmasının ardından 36 aylık süre boyunca Akbank hislerini satması veya
devretmesi yasaklanmış, 7. maddede ise iki bankanın yapacağı birleşme ve
devralmalara ilişkin bazı sınırlamalar getirilmiştir. Söz konusu düzenlemeler 4054
sayılı Kanun çerçevesinde değerlendirilen rekabet kısıtlamalarıdır.
Akbank ve Citibank arasında Akbank hisselerinin %20’sinin COIC tarafından 610
satın alınması sonrasında bankacılık ve finansal hizmetler pazarında çok sayıda
alanı kapsayan bir stratejik işbirliği kurulması amaçlanmaktadır. Ortak girişim ve
birleşme arasında bir noktada konumlandırılabilecek olan stratejik işbirliklerinin
amacına ulaşabilmesi ve öngörülen işbirliği alanlarında etkinliğin sağlanabilmesi
için bazı kısıtlamaların getirilmesi olağandır. Buna göre, Sözleşme’nin 5. ve 7.
maddesi ile getirilen kısıtlamaların taraflar arasında üretim, dağıtım ve teknoloji
alanında yapılması planlanan işbirliği ve sonucunda ortaya çıkması muhtemel
ürün çeşitliliği ve ürün kalitesinde artış, maliyetlerde azalma gibi stratejik
işbirliğinden beklenen ve tüketicilere de yansıyacak söz konusu faydalara
erişilmesi açından makul olduğu değerlendirilmektedir. Diğer taraftan, 2. 620
maddedeki düzenlemelerin ise kurulacak stratejik işbirliğinin amacına
ulaşabilmesi için gerekli bir kısıtlama olduğu düşünülmekle birlikte, aynı zamanda
yapılan yatırımı güvence altına almaya yönelik teknik bir düzenleme olduğu
kanaati oluşmuştur.
Bu hususlar dikkate alınarak, bildirime konu Sözleşme ile getirilen söz konusu
kısıtlamaların ortaya çıkan yararla kıyaslandığında rekabeti zorunlu olandan fazla
kısıtlamamakta olduğu ortaya çıkmaktadır.
Yukarıda yer verilen tespit ve değerlendirmeler neticesinde “Hissedarlar
Sözleşmesi”nin “Stratejik İşbirliği” başlıklı 3. maddesi, ile 3. maddenin atıfta
bulunduğu Ek-B’de sıralanan “İşbirliği Alanları”ndan özellikle “Kredi makineleri ve 630
mobil telefon işlemleri ile verilen krediler dahil olmak üzere tüketici kredi
imkanları”, “İpotek ve yatırım ürünleri gibi ürünlerin kaynak çeşitlendirme
çalışmaları dahil, tüketici ürünleri alanında işbirliği”, “Kurumsal Bankacılık ve
Yatırım Bankacılığı faaliyetlerinde, Proje ve Ticaret Finansmanı, Özel Sermaye,
Gayrimenkul Finansmanı, Sınır Ötesi Sendikasyon alanlarında karşılıklı sevk ve
muhtemel ortak katılım”, “Finansal kiralama faaliyetlerinin kombinasyonu” ve
“Hazine: Finansman, hedging” alanları hariç olmak üzere “Hissedarlar
Sözleşmesi” 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan muafiyet şartlarını
taşımaktadır.
Ancak ikinci grupta yer alan ve Ek-B’de sıralanan 5 alandaki işbirliğinin, ağırlıklı 640
olarak bankacılığın ve finansal hizmetlerin kamudan mali kaynak toplamaya veya
tüketiciye kredi kullandırmaya yönelik alanlardan oluştuğu göz önüne alınarak, iki
bağımsız teşebbüsün birlikte fiyat belirlemesi, pazar paylaşması gibi sonuçlara
yol açabilecek genişlikte düzenlenmiş olması kaygı verici bulunmaktadır. Ek bilgi
06-87/1120-325
16
talebi üzerine taraf vekilleri tarafından problemli bulunan alanlarda yeni ürün
geliştirme (ATM’den kredi kullanma, mobil kredi gibi), know-how paylaşımı, ortak
girişimler, çapraz tedarik, yönlendirme anlaşmaları, ürünlerin satılması ve
dağıtımı ve küresel platformlara erişim alanları gibi bankacılık süreç ve
yöntemlerine ilişkin işbirlikleri yapılabileceği vurgulanmasına ve bankaların
fonlama farklılıkları, müşteri gizliliği, bankacılık alanındaki ayrıntılı mevzuat 650
hükümleri ve de pazarın şeffaflığı sebepleriyle fiyat tespiti gibi rekabet hukukunda
“per se” yasak kabul edilen durumların yaşanmasının zorluklarına dikkat
çekilmesine rağmen işbirliğinin uygulamaya yansıması konusunda belirsizliklerin
devam ettiği tespit edilmiştir.
“Hissedarlar Sözleşmesi”nin 3. maddesi ile ilgili olarak ifade edilmesi gereken
hususlardan bir diğeri ise teknoloji paylaşımı konusunda çalışacak ortak takımlar
kurulması ve düzenli olarak üst yönetim toplantıları düzenlenmesi gibi konuların
henüz yeterince açık olarak hükme bağlanmamış olmasıdır.
Bu nedenle, mevcut hali ile muafiyet koşullarını taşımayan “Hissedarlar
Sözleşmesi”nin “Stratejik İşbirliği” başlıklı 3. maddesi ve yukarıda sıralanan Ek- 660
B’de yer alan beş işbirliği alanlanının da muafiyet kapsamına girebilmesi için
“Taraflar, ayrı ve bağımsız tüzel kişiliklerini muhafaza edecekler ve ürünlerin
fiyatlandırılmasına ve müşterilere ilişkin kararlar da dahil olmak üzere tüm ticari
ve bankacılık kararlarını koordinasyon doğurmayacak şekilde ayrı ayrı
alacaklardır.” şeklindeki ifadenin tarafların bağımsızlığını hukuken açıklığa
kavuşturmak amacıyla aynı Sözleşme’nin 3. maddesine eklenmesi
gerekmektedir. Ayrıca tarafların stratejik ortaklığın yapısı ve işleyiş sürecine
ilişkin imzaladıkları herhangi bir ek protokol veya Hissedarlar Sözleşmesi dışında
bir başka sözleşmenin mevcut olmaması da dikkate alınarak, yapılacak yeni
düzenlemeler ile gerçekleştirilen işbirliklerinin Rekabet Hukuku bağlamında 670
değerlendirilmesi için Kurum’a bildirilmeleri gerektiği neticesine varılmıştır.
Değerlendirilmesi gereken son husus ise belirlenen şartların sağlanması halinde
“Hissedarlık Sözleşmesi”ne tanınabilecek olan muafiyetin süresidir. “Hissedarlık
Sözleşmesi”ne tanınması muhtemel muafiyetin 5 yıl süreyle sınırlı olarak verilip,
sürenin sonunda ise yeni bir değerlendirme yapılması uygun olacaktır. Zira
“Hissedarlar Sözleşmesi”nin 2.1. maddesinde Citigroup’un 36 aylık bir süre
boyunca devir yasağına uyması yönünde bir hüküm bulunmaktadır. Bu hükmün
bir amacının da kurulan stratejik işbirliğinin sonuçlarının doğmasına uygun bir
süre tanımak ve üç yılın sonundaki gelişmelere göre taraflar arasındaki ilişkiye
yön vermek olduğu ortadadır. Dolayısıyla, hem taraflar hem de sektör için önemli 680
sonuçlar doğurması beklenen bu stratejik işbirliğinin belirli bir süre sonunda
izlenmesi gereklidir. Ayrıca stratejik işbirliklerinin genellikle 5 yıllık süre sonunda
ya şirket birleşmesiyle ya da ilişkiye son verilmesiyle neticelendiği tespiti
karşısında da muafiyetin 5 yıllık bir süre ile sınırlı olarak tanınması gerektiği
anlaşılmıştır.
06-87/1120-325
17
I. SONUÇ 690
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre,
1- Bildirime konu işlemin, 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi ve bu Kanuna
dayanılarak çıkarılan 1997/1 sayılı “Rekabet Kurulu’ndan İzin Alması Gereken
Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ” kapsamında olmadığına,
2- Akbank T.A.Ş.’nin %20 oranında hissesinin Citibank Overseas Investment
Corporation tarafından satın alınmasına ilişkin düzenlemelere yönelik “Yediemin
Sözleşmesi”ne 4054 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca menfi tespit belgesi
verilmesine,
3- Akbank T.A.Ş. ve Citibank A.Ş. arasında kurulması amaçlanan stratejik
ortaklığa ilişkin hak ve yükümlülükleri tesis etmek ve ilişkilerin çerçevesini 700
belirlemek amacıyla imzalanan “Hissedarlar Sözleşmesi”ne 4054 sayılı Kanun’un
8. maddesi çerçevesinde menfi tespit belgesi verilemeyeceğine,
4- “Hissedarlar Sözleşmesi”ne taraf teşebbüslerin rakip teşebbüsler olmaları
nedeniyle, sözleşmenin 2002/2 sayılı “Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti
Tebliği” kapsamında grup muafiyetinden yararlanamayacağına,
5- “Hissedarlar Sözleşmesi”ne bu haliyle Kanun’un 5. maddesi uyarınca bireysel
muafiyet verilemeyeceğine,
5-i) Bununla birlikte “Taraflar, ayrı ve bağımsız tüzel kişiliklerini muhafaza
edecekler ve ürünlerin fiyatlandırılmasına ve müşterilere ilişkin kararlar da dahil
olmak üzere tüm ticari ve bankacılık kararlarını koordinasyon doğurmayacak 710
şekilde ayrı ayrı alacaklardır.” şeklindeki ifadenin “Hissedarlar Sözleşmesi”nin 3.
maddesine eklenmesine, bu yönde değişikliklerin yerine getirilmesi için, taraflara
kararın tebliğinden itibaren 60 gün süre verilmesine,
5-ii) Bu koşulun yerine getirilmesi halinde “Hissedarlar Sözleşmesi”ne 5 yıl süre
ile bireysel muafiyet tanınıp tanınmayacağı hususunun değerlendirilmesine,
5-iii) Ayrıca “Hissedarlar Sözleşmesi”nin gerek 3.1. ve 3.3. maddeleri
kapsamında, gerekse 3.2. maddesinde atıfta bulunulan Ek-B’de sıralanan
“İşbirliği Alanları”ndan özellikle “Kredi makineleri ve mobil telefon işlemleri ile
verilen krediler dahil olmak üzere tüketici kredi imkanları”, “İpotek ve yatırım
ürünleri gibi ürünlerin kaynak çeşitlendirme çalışmaları dahil, tüketici ürünleri 720
alanında işbirliği”, “Kurumsal Bankacılık ve Yatırım Bankacılığı faaliyetlerinde,
Proje ve Ticaret Finansmanı, Özel Sermaye, Gayrimenkul Finansmanı, Sınır
Ötesi Sendikasyon alanlarında karşılıklı sevk ve muhtemel ortak katılım”,
“Finansal kiralama faaliyetlerinin kombinasyonu” ve “Hazine: Finansman,
hedging” alanlarında gerçekleştirilen işbirliklerinin ve her yeni düzenlemenin
yapıldığı tarihten itibaren 15 gün içinde Kurum’a bildirilmesine,
OYÇOKLUĞU ile karar verilmiştir.
730
06-87/1120-325
18
Rekabet Kurulu’nun 06.12.2006 Tarih ve 06-87/1120-325 Sayılı Kararına
KARŞI OY GEREKÇESİ
Citigroup Inc.nin dolaylı olarak tamamına sahip olduğu iştiraki
Citibank Overseas Investment Corporation aracılığıyla Akbank T.A.Ş’de
%20 oranında hisse devralması işlemine ilişkin imzalanan “Yediemin
Sözleşmesi” ve stratejik ortaklık kurulmasına yönelik ilişkilerin çerçevesini
belirlemek amacıyla imzalanan “Hissedarlar Sözleşmesi”ne menfi tespit
belgesi verilmesi veya muhalefet tanınması talebiyle ilgili 06.12.2006
tarihinde alınan karara katılmamaktayım. Şöyle ki:
I-a) Kurul, bildirime konu işlemin 4054 Sayılı Kanunun 7. ve 1997/1
sayılı tebliğ kapsamında olmadığını kararlaştırmıştır.
b) İstem, 4054 Sayılı Kanunun 7. maddesi ve bu kanuna dayanılarak
çıkarılan 1997/1 sayılı Rekabet Kurulun’dan İzin Alınması Gereken
Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ kapsamındadır. 4054 Sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 7. ve Rekabet Kurulun’dan İzin
Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkındaki 1997/1 Sayılı
Tebliğ’in 2/b maddesine göre karara konu hisse devri bir devralmadır. 4054
Sayılı Kanun’un Birleşme ve Devralma başlıklı 7. maddesi, “bir ya da birden
fazla teşebbüsün hakim durum yaratmaya veya hakim durumlarını daha da
güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi
bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması
sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da
kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının
TÜMÜNÜ VEYA BİR KISMINI ya da kendisine yönetimde hak sahibi
olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere
DEVRALMASINI rekabet hukuku bakımından devralma olarak kabul
etmektedir. Görüleceği üzere Kanun ortaklık payının “bir kısmını” veya
sözcüğüyle, “tümünü” devralmadan ayrı ve müstakilen bir devralma işlemi
olarak kabul etmektedir. Keza payların bir kısmını “kendisine yönetimde
hak sahibi olma yetkisi” vermesi ile irtibatlandırmaksızın YA DA sözcükleri
ile hissenin bir kısmının devralınması “devralma” olarak kabul edilmiştir.
1997/1 sayılı tebliğin 2. maddesinin başlığı “Birleşme veya Devralma
Sayılan Haller” dir. 2. maddenin b bendinde aynen “herhangi bir teşebbüsün
ya da kişinin diğer bir teşebbüsün malvarlığını yahut ortaklık paylarının
06-87/1120-325
19
tümünü VEYA bir kısmını YA DA kendisine yönetimde hak sahibi olma
yetkisi veren araçları devralması VEYA kontrol etmesinin” devralma
sayılacağı belirtilmiştir.
Karara konu devralma işleminin 4054 Sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun’un 7 nci ve bu kanuna dayanılarak çıkarılan 1997/1
sayılı Tebliğ kapsamında olduğu gözönünde bulundurularak buna göre karar
verilmesi gerekir.
Bu itibarla Kurul, başvurunun 4054 sayılı Kanunun 7. maddesi
kapsamında olduğunu kabul edip, 1997/1 sayılı Tebliğ’e uyumunu
inceleyerek, Akbank ve Citibank’ın Pazar paylarının toplamının (% 14.28)
hakim durum yaratacak ölçüye ulaşmaması ve başkaca yasal bir engel
bulunmaması nedeniyle COIC’nin % 20 hisse devralmasının Akbank’ın
kontrolünde herhangi bir değişikliğe neden olmadığı için koşulsuz İZİN
vermeliydi
II. Bildirimin konusu; Citigroup İnc.’nin dolaylı olarak tamamına
sahip olduğu iştiraki Citibank Overseas İnvestment Corporation (COİC)
aracılığı ile Akbank A.Ş. de %20 oranında hisse devralması işlemine ilişkin
olarak imzalanan iki sözleşmeye menfi tespit belgesi verilmesi veya
muafiyet tanınmasıdır. Bu anlaşmalardan biri hisse devralmasına ilişkin
olarak imzalanan “Yediemin Sözleşmesi” diğeri, stratejik ortaklık
kurulmasına yönelik ilişkilerin çerçevesini belirlemek amacıyla imzalanan
“Hissedarlar Sözleşmesi” dir.
1- “Yediemin Sözleşmesi” 4054 sayılı Kanun’a (4, 6 ve 7.
maddelerine) aykırı hiçbir hüküm içermediğinden Kurulca bu sözleşmeye
menfi tespit belgesi verilmesi uygun görülmüştür. Bu sonuca ben de aynen
katılmaktayım.
2- Hissedarlar Sözleşmesi ile COİC tarafından Akbank hisselerinin %
20 sinin satın alınmasının ardından Akbank ile Citibank arasında bir
stratejik ortaklık kurulması amaçlanmaktadır. Hedef ; teknoloji ve know-
how paylaşımı, muhtemel ticari düzenlemeler (yönlendirme anlaşmaları,
ortak girişimler, işbirlikleri ve benzeri düzenlemeler) ve mevcut müşterilere
ek hizmetler satılmasıdır. Her işletme kendi ticari politikalarını ve
piyasadaki faaliyetlerini tek başına diğerlerinden bağımsız olarak
belirleyecektir. Akbank ve Citibank bağımsız tüzel kişiliklerini muhafaza
edecekler, ürünlerin fiyatlandırılmasına ve müşterilere ilişkin kararlar da
dahil olmak üzere tüm ticari ve bankacılık kararlarını ayrı ayrı alacaklardır.
06-87/1120-325
20
Tarafların bankacılık faaliyetleri birbirinden bağımsız olacağı için
sözkonusu stratejik işbirliği Citibank ve Akbank’ın pazar paylarını
doğrudan etkilemeyecektir. Meydana gelecek herhangi bir dolaylı etki
tarafların daha geniş bir ürün ve hizmet yelpazesi sunmasını ve müşteri
sayısının artmasını sağlayacaktır. Bu stratejik işbirliğinin daha rekabetçi bir
piyasanın oluşmasına yardımcı olacağı, Türk bankacılık sektörünün daha
verimli ve gelişmiş bir yapıya kavuşmasına ve müşterilerine (tüketiciye)
yüksek standartlı ürün ve hizmetler sunmasına katkıda bulunacağı açıktır.
Kaldı ki yedi maddeden oluşan Hissedarlar Sözleşmesi 4054 sayılı
Kanun’un 5. maddesine göre bireysel muafiyet alacak durumdadır. Bilindiği
üzere 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan şartların tamamının
varlığı halinde teşebbüsler arası anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs
birlikleri kararlarının 4. madde hükümlerinin uygulanmasından muaf
tutulabileceği hükmü yeralmaktadır. Hissedarlar Sözleşmesinin bir bütün
olarak;
a) Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni
gelişme ve iyileşmeler ekonomik ve teknik gelişme sağlayacağı,
b) Tüketicinin bundan yarar göreceği,
c) Piyasada rekabetin ortadan kalkmasının sözkonusu olmayacağı
d) Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için
zorunlu olandan fazla kısıtlamadığı,
açıktır. Nitekim rekabet uzmanları da düzenledikleri 30.11.2006 tarihli
yazılı görüş ve kurul toplantısındaki sunuşlarında; yedi maddeli Hissedarlar
Sözleşmesinin 3.1 , 3.3 ve ticari işbirliği başlıklı 3.2 maddesinin atıfta
bulunduğu Ek-B’nin sadece 5 işbirliği (Ek-B’de öngörülen işbirliği alanı
16’dır) alanı dışındaki tüm maddelerinin sözkonusu maddeler için ise, 3.
maddede bağımsızlığa ilişkin ortaya çıkacak belirsizliğin giderilmesine
yönelik yapılacak değişiklikte (60 gün süre verilerek) tereddütsüz muafiyet
tanınabileceğini vurgulamışlardır. Bu maddelerin de 4054 Sayılı Kanunun 4.
maddesindeki koşulların kapsamında olmaları nedeniyle bireysel muafiyet
alacakları kesin kanısındayım.
Kurul, bugüne kadarki uygulamalarında, bir sözleşmenin bazı
maddelerinin tadilini veya yeniden düzenlenmesini öngörmesi ve bu
işlemden sonra muafiyet vermeyi düşündüğü, değerlendirdiği durumlarda
işleme muafiyet vermekte öngördüğü değişiklikler için teşebbüslere süre
tanımaktaydı. Stratejik işbirliği öngören bu dosyada; ki Avrupa’da tek
06-87/1120-325
21
(Banque Nationale De Paris (BNP), Dresdner Bank (DB), işbirliği), Türk
Rekabet Hukuk ve Rekabet Kurumunda hiç uygulaması olmayan ve
tartışılmayan bir başvuruda, değişiklik için taraflara 60 günlük süre
vermekte, bu koşulun yerine getirilmesi durumunda bile bireysel
muafiyet tanınıp tanınmayacağını değerlendireceğini karar altına
almaktadır. Bu Türkiye’de toplam aktifleri itibariyle 3, toplam kredileri
itibariyle 1. olan Akbank ve Dünyada yüzden fazla ülkede 200 milyon
müşteri hesabı bulunan (Citigroup Inc.) Citibank’a haksızlıktır. Türkiye’ye
2.5 milyar dolar yabancı sermaye girişine olanak sağlayacak olan
teşebbüsleri belirsizliğe itmektir. Bu nevi stratejik işbirliği düşüncesinde
olan Teşebbüslerin, bu projelerinden vazgeçmelerine neden olabilecek bir
durumdur. Kurul’un vermesi gereken karar, önceki uygulamalarındaki gibi
"Teşebbüsler, size sözleşmenin şu maddelerinde 60 gün içerisinde değişiklik
yapmanız koşuluyla bireysel muafiyet verdim״ olmalıydı. Alınan karara
göre, teşebbüsler büyük emek ve mesailerle sözleşmede değişiklikler
yapacaklar, Kurul’a müracaat edecekler ve fakat muafiyet alıp
alamayacaklarını bilemeyeceklerdir.
Bu noktada şu hususa da değinmek istiyorum. Rekabet Kurulu,
kendisine yapılan menfi tespit ve muafiyet başvurularını, imzalanmış ve icra
özelliği bulunan anlaşmalara hasren yapmaktadır. Ortada uygulanacak bir
imzalanmış anlaşma mevcut değilse, menfi tespit veya muafiyet incelemesi
yapmamakta, karar oluşturmamaktadır. Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun’un 25.4.2005 tarih 320-82 sayılı, 13.5.2005 tarih 385-98 sayılı
kararları buna örnektir (Ek-1/a-b). Danıştay da bu görüştedir. Danıştay 13.
Dairesi 9.10.2006 tarih 2006/3868 sayılı kararında aynen “…Rekabet
Kurulu tarafından muafiyet veya menfi tespit talepleri, ancak uygulanan ve
yürürlükte bulunan anlaşmalarla ilgili olarak değerlendirebilir.” öngörmüştür
(Ek-2). İncelemeye konu Hissedarlar Sözleşmesi’nin B maddesi “….taraflar
aşağıda tanımlanan şekilde stratejik bir ittifak kurmak istemektedirler.
Stratejik ittifak Crimson(Citigroup) ve Amber’in (Akbank A.Ş.) mutabık
kaldığı şekilde stratejik büyüme, teknolojiye ve ticari işbirliğine ilişkin
olarak işbirliğinde bulunulmasını kapsamaktadır.” şeklindedir. Henüz
stratejik büyüme, teknolojik ve ticari işbirliğine yönelik bir anlaşma
imzalanmamıştır. Bu anlaşmalar imzalanmış ve icra edilebilir bir şekilde
Hissedarlar Sözleşmesi ekinde Rekabet Kurulu’nun incelemesine sunulup
menfi tespit veya muafiyet talep edilseydi Kurul’un aldığı karar hukuki
anlam ve sonuç doğurabilirdi.
Yasası 13 Aralık 1994 yılında çıkan Rekabet Kurulu’nun Türkiye’de
faaliyete geçişi 1999 yılıdır. A.B.D. deki uygulamaya göre 100 yıl,
Avrupa’dakine göre 50 yıl sonradır. Diğer etmenlerin yanında, Rekabet
06-87/1120-325
22
Hukuku ve kültürünün gelişmesinde Rekabet Kuruluna da büyük görev ve
sorumluluk düşmektedir. Bu başvuru (dosya) Türk Rekabet Hukukunda ve
Rekabet Kurulun’da ilktir. Raportörlerin raporunun 9. sayfasının 1. ve
sonuncu paragraflarında sıkça vurgulanmıştır. Avrupa’da da tek örneği
(BNP-DB) vardır. Konusu, kapsamı, Türkiye’ye bu büyüklükte yabancı
sermayenin girişine yol açması bakımından bundan sonraki stratejik
işbirliklerine örnek oluşturacaktır. O itibarla bu dosya bir Rekabet Uzmanı
ile yeni ve son derece deneyimsiz olan 2 uzman yardımcısına değil, en az üç
kıdemli Rekabet Uzmanına incelettirilmeliydi. Kurumda “Stratejik
İşbirlikleri ve Rekabet” konulu tez sahibi A.Özlem Uzun ve sektörle alakalı
uygulama ve birikimleri olan seçkin uzmanlar görevlendirilmeliydi.
Ayrıca ; “Yedieminlik Sözleşmeleri” ile “Hissedarlık Sözleşmeleri”
Türk Ticaret Kanunu ve Borçlar Kanunun’da özellik arz eden
sözleşmelerdir.Kurul nihai kararından önce Kurum Hukuk Müşavirliğinin
görüşünü almalı, Yediemin Sözleşmesi ve Hissedarlık Sözleşmelerinin
hukuki tanımı, anlamı, sonuçları ve Rekabet Hukukundaki yeri ve yorumu
yapılmalıydı. Karar bu yönüyle eksik incelemeye dayalı , Rekabet
Kurulu’nun uygulamalarına ve hukuka aykırıdır.
Açıkladığım sebeplerle alınan karara karşıyım.
M.Sıraç ASLAN
Kurul Üyesi
Ek-1: 2 adet belge (Ek-1a: 25/04/2005 tarih ve 05-28/320-82 sayılı Rekabet
Kurulu kararı; Ek-1b: 13/05/2004 tarih ve 04-34/385-98 sayılı Rekabet
Kurulu kararı)
Ek-2: 1 adet belge (Danıştay 13. Dairesinin 09/10/2006 tarih ve E.
2006/3868 sayılıYD Kabul kararı)
Full & Egal Universal Law Academy