Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2007-4-56 (Muafiyet)
Karar Sayısı : 07-59/684-240
Karar Tarihi : 11.7.2007
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
10
Başkan : Tuncay SONGÖR (İkinci Başkan)
Üyeler : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI, M. Sıraç ASLAN,
Süreyya ÇAKIN, Mehmet Akif ERSİN.
B. RAPORTÖRLER : M. Haluk ARI, Esin AYGÜN
C. BİLDİRİMDE
BULUNAN : - Hyundai Assan Otomotiv San. ve Tic. A.Ş.
Temsilcisi: Av. M. Feridun İZGİ
Şehit Mehmet Fatih Öngül Sok. No.2 34742 Kozyatağı/İstanbul 20
D. TARAFLAR : - Hyundai Assan Otomotiv San. ve Tic. A.Ş.
Şehit Mehmet Fatih Öngül Sok. No.2 34742 Kozyatağı/İstanbul
- Uçar Otomotiv Turizm San. ve Tic. A.Ş.
Altunizade Mah. Kısıklı Cad. No: 113 Üsküdar/İstanbul
E. DOSYA KONUSU: Hyundai Assan Otomotiv San. ve Tic. A.Ş.’nin (Hyundai
Assan) yapmış olduğu Yetkili Satıcı ve Yetkili Servis Sözleşmelerinin 2005/4 sayılı
Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup
Muafiyeti Tebliği ile sağlanan muafiyetten yararlandığının tespiti talebi. 30
F. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 3.4.2007 tarih ve 2498 sayı ile giren bildirim
üzerine, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un ilgili hükümleri uyarınca
düzenlenen 5.7.2007 tarih, 2007-4-56/MM-07-MHA sayılı Muafiyet Ön İnceleme Raporu
6.7.2007 tarih, REK.0.08.00.00-130/224 sayılı Başkanlık Önergesi ile 07-59 sayılı Kurul
toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili Rapor'da, Hyundai Assan ile Uçar Otomotiv
Turizm San. ve Tic. A.Ş. (Uçar Otomotiv) arasında imzalanan Yetkili Satıcı
Sözleşmesi’nin ve Yetkili Servis Sözleşmesi’nin; 40
- İçermiş olduğu rekabeti kısıtlayıcı hükümler nedeniyle menfi tespit belgesi
alamayacağı,
- Bununla birlikte Yetkili Satıcı Sözleşmesi’nin 2005/4 sayılı Motorlu Taşıtlar
Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyeti
Tebliği ile sağlanan grup muafiyetinden yararlandığı,
- Yetkili Servis Sözleşmesi’nin ise 9. maddesinde yer alan ve yetkili servisin
toplam yedek parça alımlarının en az %30’unu Hyundai Assan’dan almasına
05-88/1226-356
2
yönelik olarak getirilmiş olan düzenleme hariç olmak üzere grup
muafiyetinden yararlandığı,
- Söz konusu sözleşmenin ilgili hükmünün 2005/4 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi 50
kapsamında yer alması nedeniyle sadece kendisinin grup muafiyetinden
yararlanamadığı,
- Yetkili Servis Sözleşmesinde yer alan rekabet etmeme yükümlülüğüne ilişkin
olarak yapılan bireysel muafiyet değerlendirmesinde de Kanun’un 5.
maddesinde yer alan koşulların karşılanmadığı,
- Bu nedenle, başvuru sahibi teşebbüse verilecek makul bir süre içerisinde,
yetkili servisin alım yükümlülüğünün bir önceki yıldaki yedek parça alımlarının
%30’u aşmaması yönünde yapılacak değişiklikle, ilgili kısıtlamanın grup
muafiyetinden yararlanacağının bildirilmesinin yerinde olacağı,
ifade edilmektedir. 60
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
H.1. İlgili Pazar
H.1.1. İlgili Ürün Pazarı
Bildirimin konusunu Hyundai marka araçların satımı ve bu araçlara satış sonrası
hizmetlerin verilmesine dair imzalanan iki ayrı sözleşme oluşturmaktadır. Dolayısıyla
incelemeye konu iki farklı ürün pazarı bulunmaktadır. Bu bağlamda “Hyundai Yetkili
Satıcı Sözleşmesi” ile düzenlenen Hyundai marka araçların satış ve pazarlamasına
yönelik ilgili ürün pazarı “yeni binek otomobillerin dağıtımı, satışı ve pazarlaması” ve
“Hyundai Yetkili Servis Sözleşmesi” ile düzenlenen Hyundai marka otomobillerin satış 70
sonrası hizmetlerine yönelik ilgili ürün pazarı ise "Hyundai marka otomobillerin satış
sonrası yedek parça, bakım ve onarım hizmetleri" olarak belirlenmiştir.
H.1.2. İlgili Coğrafi Pazar
İnceleme konusu açısından ilgili coğrafi pazar, “Türkiye Cumhuriyeti sınırları” olarak
belirlenmiştir.
H.2. Taraflar
H.2.1. Hyundai Assan Otomotiv San. ve Tic. A.Ş. (Hyundai Assan)
Hyundai marka araçların Türk otomotiv pazarına girişi 1990 yılı sonunda ASSAN
Hyundai M.A.S. A.Ş.'nin Hyundai Motor Company'nin Türkiye distribütörü olması ile
başlamaktadır. 1994 yılı sonunda Hyundai Assan, %50-50 eşit hisseye sahip Hyundai 80
Motor Company ve Kibar Holding ortaklığıyla kurulmuştur. 10.3.1997 tarihinde
distribütörlük hakları tamamen Hyundai Assan Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş.'ye
devredilmiştir.
H.2.2. Uçar Otomotiv Turizm San. ve Tic. A.Ş. (Uçar Otomotiv)
Uçar Otomotiv, otomotiv satış, servis ve yedek parça hizmetleri alanlarında faaliyet
göstermektedir.
05-88/1226-356
3
H.3. DEĞERLENDİRME 90
Bildirim formunun 6.1. maddesinde yer alan soruya menfi tespit talebinde bulunulduğu
şeklinde cevap verilmesi nedeniyle, öncelikle söz konusu anlaşmaların menfi tespit alıp
alamayacağının değerlendirilmesi gerekmektedir. Bunun mümkün olmaması halinde ise
bildirime konu anlaşmaların 2005/4 sayılı Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey
Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği (2005/4 sayılı Tebliğ)
kapsamında değerlendirilmesi yapılacaktır.
H.3.1. Menfi Tespit Değerlendirmesi
Gerek yetkili satıcılık gerekse yetkili servis sözleşmesi 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi
anlamında rekabeti kısıtlayıcı nitelikte dikey sınırlamalar içermektedir. Bu nedenle söz
konusu anlaşmaya menfi tespit verilmesi mümkün değildir. 100
H.3.2. Grup Muafiyeti Değerlendirmesi
Yapılan bildirimin konusunu esasen taraflar arasında akdedilmiş olan “Yetkili Satıcı
Sözleşmesi” ve “Yetkili Servis Sözleşmesi”nin 2005/4 sayılı Tebliğ ile sağlanan
muafiyetten yararlandığının tespiti talebi oluşturmaktadır. Bildirim formunda, bildirime
konu “Yetkili Satıcı Sözleşmesi”nin, Türkiye’de üretilen veya yurt dışında üretilip Hyundai
tarafından ithal edilerek pazarlanan kara yollarında kullanım amaçlı üç veya daha fazla
tekerlekli yeni Hyundai marka araçların Hyundai bayileri tarafından satın alınması, teşhir
edilmesi ve yeniden satılmasına ilişkin bir dağıtım anlaşması niteliğinde olduğu ifade
edilmiştir. “Yetkili Servis Sözleşmesi” ise, hizmet tedarikçisi firma olan Hyundai Assan ile
pazarda hizmeti sunmaya yetkilendirilmiş servisler arasında akdedilmiş bir satış sonrası 110
sözleşmesidir. Bildirime göre anlaşma, Hyundai yetkili servislerinin Hyundai markalı,
karayollarında kullanım amaçlı üç veya daha fazla tekerlekli motorlu taşıt araçlarının
yedek parçalarını temin etmesi, satması ve servis hizmetlerini vermesini kapsamaktadır.
1.1.2006 itibarıyla yürürlüğe giren 2005/4 sayılı Tebliğ’in 2. maddesine göre “Yeni
motorlu taşıtların, bunların yedek parçalarının tamir ve bakım hizmetlerinin alımı, satımı
veya yeniden satımı konulu dikey anlaşmalar, dikey sınırlamalar içermeleri halinde bu
Tebliğ’de düzenlenen koşullara uymak kaydıyla, Kanun’un 4 üncü maddesindeki
yasaklamadan Kanun’un 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasına dayanılarak grup olarak
muaf tutulmuştur.” söz konusu anlaşmaların nitelikleri dikkate alındığında, bildirime konu
anlaşmalar 2005/4 sayılı Tebliğ kapsamındadır ve anlaşmalarda yer alan hükümlerin 120
anılan Tebliğ çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Öncelikle Hyudai Assan tarafından seçilen sistemlerin Tebliğ’e uygun olup olmadığı
değerlendirilmelidir. 2005/4 sayılı Tebliğ’in “Muafiyetin Genel Koşulları” başlıklı 4.
maddesinde;
“Muafiyet hükümleri, dikey anlaşmanın aşağıdaki koşulları taşıması kaydıyla
sağlayıcının motorlu taşıt veya yedek parça ya da bakım ve onarım hizmeti sağladığı
ilgili pazardaki pazar payının %30’u; motorlu taşıtların dağıtımı için niceliksel seçici
dağıtımın tercih edildiği anlaşmalarda ise %40’ı geçmemesi durumunda uygulanır.
Niteliksel seçici dağıtım sistemi oluşturan anlaşmalar için pazar payı eşiği
bulunmamaktadır. 130
Tek elden sağlama yükümlülüğü içeren dikey anlaşmalarda muafiyet, alıcının anlaşma
konusu malları ve hizmetleri aldığı ilgili pazardaki payının %30’u aşmaması koşuluyla
uygulanır.”
05-88/1226-356
4
hükmü yer almaktadır. Buna göre Tebliğ kapsamına giren herhangi bir anlaşmanın grup
muafiyetinden yararlanabilmesi için gerekli olan önkoşulun pazar payı eşiklerine bağlı
olarak uygun dağıtım sisteminin benimsenmesi olduğu anlaşılmaktadır.
Yapılan bildirime göre, Hyundai Assan yeni motorlu taşıt satışında niceliksel seçici
dağıtım sistemini benimsemiştir. Yine bildirime göre, Hyundai Assan’ın 2003 yılı pazar
payı %5.9, 2004 yılı pazar payı %9.4, 2005 yılı pazar payı ise %9,9 olarak
gerçekleşmiştir. Dolayısıyla Tebliğ’de getirilen pazar payı eşiğinin sağlandığı 140
anlaşılmaktadır. Yetkili Servis Sözleşmesinin incelenmesi ile satış sonrası hizmetler
bakımından niteliksel seçici dağıtım sisteminin benimsendiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla,
satış sonrası hizmetlerde seçilen dağıtım sistemi bakımından da Tebliğ’de öngörülen
koşullara aykırılık bulunmamaktadır.
Tebliğ’in 4. maddesinde düzenlenen muafiyetin genel şartları ile ilgili diğer hükümler
açısından bakıldığında, bildirime konu sözleşmelerin; dağıtıcı veya yetkili servisin
anlaşmadan doğan hak ve yükümlülüklerini devir hakkı, fesih ihbarının detaylı, objektif
gerekçeleri biçimde yazılı olarak yapılması, sözleşmelerin ve fesih ihbarının süresi ve
uyuşmazlıkların çözümü için hakeme gitme koşullarını karşıladığı anlaşılmıştır.
Tebliğ’in 5. maddesi ile anlaşmaları grup muafiyeti dışına çıkaran sınırlamalara yer 150
verilmiş ve dağıtıcı veya yetkili servisin kendi satış fiyatını belirleyebilme serbestisinin
kısıtlanması, Tebliğle sayılan haller dışında dağıtıcı veya yetkili satıcının anlaşma
konusu mal veya hizmetleri satacağı bölge ya da müşterilere ilişkin kısıtlamalar
getirilmesi, dağıtıcının, bakım onarım hizmetlerine ilişkin yükümlülüklerini, imzalayacağı
alt anlaşmalarla yetkili servislere devretme hakkının kısıtlanması gibi kısıtlamalar ağır
kısıtlamalar arasında sayılmıştır. Bildirime konu anlaşmaların incelenmesi sonucunda
söz konusu anlaşmalarda Tebliğ’in 5.maddesinde yer verilen ve anlaşmanın tümünün
grup muafiyetinden yararlanmasını engelleyecek hükümlerin bulunmadığı saptanmıştır.
Yetkili Satıcı Sözleşmesi’nde yer alan ek satış ve teslimat yerlerine ilişkin olarak getirilen
düzenlemelerin, toplam satış hedeflerinin tarafların karşılıklı mutabakatı ile 160
belirleneceğine yönelik hükmün, yetkili satıcının birden fazla markaya hizmet vermesi
halinde kurumsal kimlik elemanlarına ilişkin standartların esnetileceğine dair konulan
ibarenin, 2005/4 sayılı Tebliğ ve 2005/4 sayılı Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey
Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nin Açıklanmasına Dair
Kılavuz (Kılavuz)’da yer alan ilkelerle uyumlu olduğu görülmüştür. Benzer şekilde, Yetkili
Servis Anlaşmasında yer alan, eş değer ve orijinal yedek parçaya ilişkin olarak getirilen
açıklamalar ile Hyundai Assan ve Servis arasındaki ilişkinin tesisini sağlayan araçların
standartlarına yönelik açıklamalar da Tebliğ ve Kılavuz’da yer alan ilkelere paraleldir.
Bununla birlikte, anlaşmalarda dikkat çeken birkaç noktanın 2005/4 sayılı Tebliğ ve
Kılavuz açısından ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu hususlardan ilki, Yetkili 170
Servis Sözleşmesi’nin 9. maddesinde yer alan ve asgari stok miktarının Hyundai Assan
tarafından objektif kriterlere göre belirlenmesine ve Yönetmelik hükümlerine uygun
olarak bulundurulmasına ilişkin yükümlülüktür. 4077 sayılı Tüketicinin Korunması
Hakkında Kanun’un 15. maddesi ile bu Kanun uyarınca çıkarılan Sanayi Mallarının Satış
Sonrası Hizmetleri Hakkında Yönetmelik’in 12, 16 ve 17. maddeleri uyarınca imalatçı
veya ithalatçılar belirli bir yedek parça stoku bulundurmak durumundadırlar. Nitekim söz
konusu maddede de ilgili mevzuat hükümlerine atıfta bulunulmak suretiyle yetkili servisin
taşıması gereken bir yedek parça stoku bulunduğundan bahsedilmiştir. Bu bağlamda
05-88/1226-356
5
söz konusu stok bulundurma yükümlülüğünün mevzuattan kaynaklanması nedeniyle,
yetkili servise getirilen bir kısıtlama olarak kabul edilmemesi gerekmektedir. 180
Değerlendirilmesi gereken bir başka husus ise, servise getirilmiş olan ihracat yasağıdır.
İlgili sözleşme maddesi uyarınca servisin, değişikliğe uğramış olsun ya da olmasın, her
türlü Hyundai yedek parçalarını yurt dışına satması veya yurt dışına ihraç etmesi
yasaklanmıştır. Öncelikle belirtmek gerekmektedir ki, ihracat üzerine getirilen
sınırlamalar Türk pazarında rekabeti kısıtlayıcı etki doğurmaması halinde 4054 sayılı
Kanun’a aykırılık teşkil etmeyecektir. Zira 4054 sayılı Kanun’un Kapsam başlıklı 2.
maddesi “Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde mal ve hizmet piyasalarında faaliyet
gösteren ya da bu piyasaları etkileyen her türlü teşebbüsün aralarında yaptığı rekabeti
engelleyici, bozucu ve kısıtlayıcı anlaşma, uygulama ve kararlar ile piyasaya hâkim olan
teşebbüslerin bu hâkimiyetlerini kötüye kullanmaları ve rekabeti önemli ölçüde azaltacak 190
birleşme ve devralma niteliğindeki her türlü hukukî işlem ve davranışlar, rekabetin
korunmasına yönelik tedbir, tespit, düzenleme ve denetlemeye ilişkin işlemler bu Kanun
kapsamına girer.” şeklindedir. Bu hüküm uyarınca herhangi bir işlem veya eylemin 4054
sayılı Kanun kapsamında değerlendirilebilmesi için Türkiye Cumhuriyeti’ndeki piyasaları
etkilemesi gerekmektedir. Bu hususlar dikkate alınarak, yetkili servislerin yurt dışına
ürün satmalarına yönelik olarak getirilen ihracat yasağının 4054 sayılı Kanun’a aykırı
olmadığı değerlendirilmektedir.
Son olarak, 9. maddede yer alan alım yükümlülüklerine ilişkin olarak getirilen hükmün de
Tebliğ’le öngörülen rekabet etmeme yükümlülüğüne ilişkin hükümler karşısındaki
durumunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Hemen belirtilmelidir ki, söz konusu 200
maddede yer alan düzenleme Tebliğ anlamında rekabet etmeme yükümlülüğü olarak
kabul edilmelidir. Zira Tebliğ’in rekabet etmeme yükümlülüğü başlıklı maddesine göre,
“rekabet etmeme yükümlülüğü, alıcının anlaşma konusu mal veya hizmetlerle rekabet
eden malları veya hizmetleri üretmesini, satın almasını, satmasını veya yeniden
satmasını engelleyen doğrudan ya da dolaylı her türlü yükümlülüktür. Ayrıca alıcının bir
önceki takvim yılındaki alımları esas alınarak, ilgili pazardaki anlaşma konusu mal veya
hizmetlerin ya da onları ikame eden mal veya hizmetlerin %30’undan fazlasının
sağlayıcıdan veya sağlayıcının göstereceği başka bir teşebbüsten satın almasına
yönelik olarak alıcıya doğrudan veya dolaylı biçimde getirilen herhangi bir yükümlülük de
rekabet etmeme yükümlülüğü olarak kabul edilir.” Dolayısıyla, “Servis, geçen yılki toplam 210
alımlarının en az %30’u oranında yedek parçayı Şirket’ten almayı kabul ve taahhüt
eder.” şeklinde düzenlenmiş olan bu yükümlülük, Tebliğ’de öngörülenin aksine alt sınırı
%30 olarak belirlediği ve bunun üzerindeki bir oranın da sağlayıcı tarafından talep
edilmesine olanak tanıyabileceği için rekabet etmeme yükümlülüğü olarak kabul
edilecek ve Tebliğ’le sağlanan muafiyetten yararlanmayacaktır. Nitekim Tebliğ’in “Özel
hükümler” başlıklı 6. maddesi ile her türlü doğrudan veya dolaylı rekabet etmeme
yükümlülüğüne muafiyet uygulanmayacağı düzenlenmiştir.
Konuya ilişkin olarak Raportörlerce Hyundai’den şifahi olarak ek bilgi talep edilmiştir.
12.6.2007 tarih ve 4018 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal eden yazıda;
220
“Söz konusu hükümde servisin geçen yılki alımlarının en az %30’u oranında yedek
parçayı müvekkil şirketten alması öngörülmüş olmakla birlikte hükmün amacı müvekkil
şirketin Tebliğ’in kendisine tanıdığı imkândan faydalanmasını sağlamaktır. Zira en az
%30’u denmediği ihtimalde yetkili servis toplam alımlarının örneğin %5’ini müvekkil
05-88/1226-356
6
şirketten yaptığı ihtimalde servis sözleşmeye uygun hareket etmiş olacak ve müvekkil
şirketin Tebliğ’in kendisine tanıdığı %30 eşiğinden faydalanması imkânsız hale
gelecektir. Hükmün amacı yetkili servise bir önceki yılki yedek parça toplam alımlarının
%30’undan daha azını müvekkil şirketten alabilmesi imkânını getirmek değil, %30’unun
müvekkil şirketten alınmasını sağlamaktır. %30’un üzerinde alım yapmak ise yetkili
servisin kendi tercih ve inisiyatifine bağlıdır. Aksesuar alım taleplerine ilişkin 230
yükümlülüğün “geçen seneki toplam alımlarının en az %80’i” şeklinde kaleme alınmış
olması da aynı sebebe dayanmaktadır.”
denilmek suretiyle ilgili hükme açıklama getirilmiştir. Ancak bu konuda Tebliğ hükmü
açık olduğu gibi Kılavuz’da da söz konusu düzenlemenin nasıl uygulanacağına ilişkin
açıklamaya yer verilmiştir. Nitekim Kılavuz’un çok markalılık başlıklı 2.4.1. no’lu
bölümünde rekabet etmeme yükümlülüğüne ilişkin olarak;
“Tebliğ, dağıtıcıları veya yetkili servisleri, aynı ilgili pazara ait araç veya yedek parça
alımlarının %30’dan fazlasını tek bir sağlayıcıdan almak zorunda bırakan doğrudan veya
dolaylı yükümlülükleri yasaklamaktadır. Ancak bu durum, dağıtıcının veya yetkili
servisin, belirtilen miktarı (alımların %30’una kadar) doğrudan sağlayıcıdan almasının 240
istenebileceği anlamına gelmemektedir. Söz konusu işletmeler aynı malları, dağıtım
sistemine dahil olan teşebbüsler gibi, sağlayıcının gösterdiği diğer kaynaklardan da
alabilir.”
ifadesine yer verilmiştir. Bu düzenleme uyarınca sağlayıcılar %30’dan fazla alım
yükümlülüğü getiremeyecekleri gibi söz konusu alım yükümlülüğünün sistem içerisinde
bulunan diğer teşebbüslerden tedarik edilmesine de engel olamamaktadırlar.
Rekabet etmeme yükümlülüğü, 2005/4 sayılı Tebliğ’in Özel Hükümler başlıklı 6.
maddesinde yer almaktadır. Bilindiği üzere söz konusu maddede düzenlenen hususlar,
anlaşmayı grup muafiyetinden çıkarmamakta, sadece ilgili hükmün grup muafiyetinden
yararlanmasını engellemektedir. Bu nedenle yukarıda yer verilen bilgiler ışığında, 250
bildirime konu Yetkili Servis Sözleşmesi’nin rekabet etmeme yükümlülüğüne ilişkin
düzenlemesi hariç olmak üzere 2005/4 sayılı Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden
yararlandığı, ancak rekabet etmeme yükümlülüğüne ilişkin düzenlemenin bu haliyle grup
muafiyetinden yararlanamayacağı sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu durumda yapılması
gereken, söz konusu yükümlülüğün tek başına bireysel muafiyet koşullarını karşılayıp
karşılamadığının incelenmesidir.
H.3.3. Bireysel Muafiyet Değerlendirmesi
2005/4 sayılı Tebliğ’in sağladığı muafiyetten yararlanamadığı tespit edilen rekabet
etmeme yükümlülüğüne ilişkin kısıtlamanın, bireysel muafiyet tanınması için Kanun’un 5.
maddesinde öngörülen koşulları sağlayıp sağlamadığı incelenmelidir. Herhangi bir 260
rekabet kısıtlamasına bireysel muafiyet tanınması için iki olumlu iki olumsuz koşulun
birlikte sağlanması gerekmektedir. Bu hallerden birinin dahi karşılanmaması halinde,
bireysel muafiyet tanınması mümkün olmayacaktır.
a) Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve
iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmelerin sağlanması
Bu hüküm çerçevesinde hangi hallerin ekonomik yarar sağladığının somut olayın
özelliklerine göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, üretim ve dağıtım
05-88/1226-356
7
maliyetlerinin düşürülmesi, kalitenin artırılması, malın arzında devamlılığın sağlanması,
yeni piyasalara girişin kolaylaştırılması ve yeni ürünlerin ya da üretim tekniklerinin 270
bulunması ekonomik yararın sağlandığı hususlar arasında görülmektedir.
Kurulumuza iletilen ek bilgilerde, bayinin geçen yılki alımlarının en az %30’u oranında
yedek parçayı Hyundai Assan’dan almasına yönelik düzenlemenin amacının Tebliğ’in
sağladığı alım yükümlülüğüne ilişkin %30’luk eşikten yararlanmak olduğu ifade
edilmiştir. Bu düzenleme aracılığıyla alıcının %30’luk eşiğin altında ürün satın almasının
önüne geçilebileceği beklenmektedir. Ancak söz konusu hüküm aynı şekilde
sağlayıcının alıcıya örneğin bir önceki yılki alımlarının %50’si oranında yedek parça
alımına zorlamasına imkân tanıyabilecektir.
Bilindiği üzere 2005/4 sayılı Tebliğ’in ana amaçlarından biri çok markalılığı sağlamaktır.
Çok markalılık sadece yeni araçların satışı bakımından değil, satış sonrası hizmetler 280
olan bakım-onarım ve yedek parça satışı için de Tebliğin ana hedeflerinde birini
oluşturmaktadır. Esasen Türk otomotiv pazarı açısından, satış sonrası hizmetlerde
rekabetin ve çok markalılığın daha da kritik önemi haiz olduğunu söylemek yanlış
olmayacaktır. Bu nedenle Yetkili Servis Sözleşmesi ile getirilen en az %30 alım
yükümlülüğünün çok markalılık ile hedeflenen başka yedek parça üreticileri tarafından
tedarik edilen ürünlerin pazara erişiminin önünde engel oluşturabileceği ve bu koşul
anlamından bir iyileşme sağlamayacağı değerlendirilmektedir.
b) Tüketicinin bundan yarar sağlaması
Yukarıda değinildiği üzere herhangi bir sözleşmeye bireysel muafiyet tanınabilmesi için
5. maddede öngörülen koşulların tamamının birlikte sağlanması gerekmektedir. 290
Muafiyetin ilk koşulunu sağlamayan kısıtlama hakkında diğer değerlendirmeleri
yapmaya gerek bulunmamakla birlikte, tüketicinin yarar sağlaması bakımından da
koşulun karşılanıp karşılanmadığına yönelik bir değerlendirmenin yapılması yerinde
olacaktır.
Muafiyetin bu ikinci şartı; anlaşmanın, tüketicilere bir önceki şart sonucunda ortaya çıkan
objektif faydadan adil bir pay alma imkânı tanıması gereğidir. Kanun’un 4. maddesi
anlamında rekabeti sınırlayıcı etkileri olan bir anlaşmanın muafiyet alabilmesi için,
yukarıda değinilen malların dağıtımı veya hizmetlerin sunulmasından elde edilen
iyileşmenin tüketiciye yansıtılması ve ortaya çıkan ekonomik fayda ile tüketicinin elde
edeceği menfaat arasında makul bir denge olması gerekmektedir. Bu çerçevede fiyatlar 300
seviyesindeki düşüş, satış sonrası etkin hizmetler, ürün çeşitliliğinin artması, tüketicinin
ürüne daha kolay ulaşabilmesi, malın arzında devamlılığın sağlanması gibi koşullar da
tüketicinin elde edeceği menfaat kapsamında değerlendirilebilmektedir.
Bildirime konu sözleşmede yer alan rekabet etmeme yükümlülüğüne yönelik hüküm,
yetkili servisin belirtilen miktarda yedek parçayı sağlayıcıdan almak zorunda kalmasına
yol açacağı için tüketici tercihlerinin sınırlanmasına yol açabilecektir. Tüketici tercihleri
bakımından ürün çeşitliliğinin artması otomotiv sektöründe özel bir öneme sahiptir. Zira
tüketiciler yeni araç alırken birden fazla sağlayıcı arasında tercih yapabilme imkanına
sahip olmakla birlikte, bir kez araç aldıktan sonra esas olarak yetkili servislere gitmek ve
bir çok durumda o marka araca ilişkin yedek parçaları satın almak durumunda 310
kalmaktadırlar. 2005/4 sayılı Tebliğ’in cevaz verdiği ve servisler için kısıtlayıcı nitelikte
bulunan eşdeğer kalitede yedek parça kullanma zorunluluğu dolayısıyla halihazırda
birçok yedek parça bakımından alternatif temin olanaklarının kısıtlı olduğu bilinmektedir.
05-88/1226-356
8
Ayrıca markaya özgü bazı yedek parçaların da ancak sağlayıcı kanalıyla tüketiciye
ulaşabildiği belirtilmelidir. Dolayısıyla pazar koşullarından dolayı kısıtlı olan tüketici
alternatiflerinin, 2005/4 sayılı Tebliğ’in izin verdiği ölçünün ötesine geçerek ayrıca
sözleşme ile biraz daha kısıtlanmasına olanak tanıyacak bir hükmün muhafazasının bu
koşul bakımından makul bir gerekçesinin mevcut olmadığı değerlendirilmiştir.
Yukarıda aktarılan 5. maddenin (a) ve (b) bentlerine ilişkin bu değerlendirmeler
çerçevesinde, söz konusu rekabet etmeme yükümlülüğünün bireysel muafiyet için 320
öngörülen koşulları karşılamadığı sonucuna ulaşıldığından diğer iki koşulu bakımından
değerlendirme yapmaya gerek bulunmamaktadır.
Sonuç olarak grup muafiyetinden yararlanamayan, bireysel muafiyet koşullarını da
karşılamayan Yetkili Servis Sözleşmesi’nin 9. maddesinde yer verilen, yetkili servisin bir
önceki alımlarının en az %30’u oranında yedek parçayı sağlayıcıdan alma
yükümlülüğüne ilişkin sözleşme hükmü, bir önceki yılki alımlarının %30 oranını
aşmayacak şekilde değiştirilmesi halinde sözleşme bütün halinde grup muafiyetinden
yararlanabilecektir.
I. SONUÇ 330
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre,
1. Hyundai Assan Otomotiv San. ve Tic. A.Ş. ile Uçar Otomotiv Turizm San. Ve Tic.
A.Ş. arasında imzalanan Yetkili Satıcı Sözleşmesi’nin ve Yetkili Servis
Sözleşmesi’nin içermiş olduğu rekabeti kısıtlayıcı hükümler nedeniyle menfi tespit
belgesi alamayacağına,
2. Bununla birlikte, Yetkili Satıcı Sözleşmesi’nin 2005/4 sayılı Motorlu Taşıtlar
Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği ile
sağlanan grup muafiyetinden yararlandığına, 340
3. Yetkili Servis Sözleşmesi’nin ise 9. maddesinde yer alan ve yetkili servisin toplam
yedek parça alımlarının en az %30’unu Hyundai Assan Otomotiv San. ve Tic.
A.Ş.’den almasına yönelik olarak getirilmiş olan düzenleme hariç olmak üzere grup
muafiyetinden yararlandığına,
4. 2005/4 sayılı Tebliğ’in 6. maddesi kapsamında yer alması nedeniyle sadece söz
konusu sözleşmenin ilgili hükmünün grup muafiyetinden yararlanamadığına,
5. Yetkili Servis Sözleşmesinde yer alan rekabet etmeme yükümlülüğüne ilişkin olarak
yapılan bireysel muafiyet değerlendirmesinde de Kanun’un 5. maddesinde yer alan
koşulların karşılanmadığına,
05-88/1226-356
9
6. Bu nedenle, başvuru sahibi teşebbüse verilecek 45 gün içerisinde, yetkili servisin 350
alım yükümlülüğünün bir önceki yıldaki yedek parça alımlarının %30’u aşmaması
yönünde yapılacak değişiklikle, ilgili kısıtlamanın grup muafiyetinden
yararlanacağının bildirilmesine,
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy