Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2007-1-127 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 08-15/146-49
Karar Tarihi : 14.2.2008
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
10
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Tuncay SONGÖR, M. Sıraç ASLAN, Süreyya ÇAKIN,
Mehmet Akif ERSİN, İsmail Hakkı KARAKELLE
B. RAPORTÖRLER: Bülent GÖKDEMİR, Çiğdem ÜNAL
C. ŞİKAYET EDEN : İlknur AĞAOĞLU
Menderes Textile A.Ş. İzmir Asfaltı Üzeri
Köprü Başı Mevkii No: 146 Sarayköy Denizli
20
D. HAKKINDA ÖNARAŞTIRMA
YAPILAN : Bereket Jeotermal Enerji Üretim A.Ş.
Atatürk Bulvarı 75. Yıl Esnaf Sarayı No:171 Kat:2 Denizli
E. DOSYA KONUSU: Bereket Jeotermal Enerji Üretim A.Ş.’nin Denizli’nin
Sarayköy İlçesinde jeotermal konut ısıtması alanında faaliyet gösteren tek firma
olması nedeniyle hakim durumda olduğu ve hakim durumunu kötüye kullandığı
iddası.
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Şikayet dilekçesinde özetle; Denizli’nin Sarayköy ilçesinde 30
jeotermal enerji ile ısınma hizmetinin münhasıran Bereket Jeotermal Enerji Üretim A.Ş.
(Bereket Jeotermal) tarafından sağlandığı, Bereket Jeotermalin tekel gücünü
kullanarak fiyatları istediği gibi arttırabildiği ve 2007/2008 dönemi tarifeleriyle aboneler
üzerinde ağır bir mali yük yarattığı iddia edilmektedir.
G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 21.9.2007 tarih ve 6323 sayı ile intikal eden
şikayet başvurusu ile ilgili olarak düzenlenen 22.11.2007 tarih ve 2007-1-127/İİ-07-BG
sayılı İlk İnceleme Raporu, 23.11.2007 tarih ve REK.0.05.00.00-110/207 sayılı
Başkanlık Önergesi ile 29.11.2007 tarihli Kurul toplantısında görüşülmüş ve 07-
88/1116-M sayı ile dosya konusu iddialara yönelik önaraştırma yapılmasına karar 40
verilmiştir. Önaraştırma sonucunda hazırlanan 5.2.2008 tarih ve 2007-1-127/ÖA-08-
BG sayılı Önaraştırma Raporu, 8.2.2008 tarih ve REK.0.05.00.00-110/21 sayılı
Başkanlık Önergesi ile 08-15 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara
bağlanmıştır.
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda;
- Bereket Jeotermalin Sarayköy’de jeotermal ısınma hizmetinin sunumunda bu
aşamada sömürücü nitelikte aşırı fiyatlandırma yaparak ilgili pazarda hâkim
durumunu kötüye kullandığı iddiasını destekleyecek bulgulara rastlanılmadığı, bu
nedenle anılan teşebbüs hakkında bir soruşturma açılmasına yer olmadığı, 50
08-15/146-49
2
- Sarayköy’ün özgül koşulları, jeotermal ısınma hizmetinin iktisadi regülasyona tâbi
kılınmamış olması, Bereket Jeotermalin önümüzdeki yıllarda maliyet kalemlerinde
önemli bir artış gerçekleşmeksizin toplam gelir ve kâr rakamlarında ciddi oranlı
artışlar elde etme ihtimali göz önüne alınarak, aşırı fiyatlamayı ortaya çıkarabilecek
davranışların kontrolü ve bu bağlamda teşebbüs tarafından sunulan taahhüdün
takibi amacıyla pazarın 2009 yılından itibaren beş yıl süreyle 1. Daire Başkanlığı
tarafından izlenmesinin yerinde olacağı,
ifade edilmektedir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME 60
I.1. Şikayetin Konusu
Başvuru dilekçesinde ve önaraştırma sürecinde raportörlerce yapılan görüşmelerde
şikayetçi özetle; ikamet edilmekte olunan Denizli İline bağlı Sarayköy ilçesinin yaklaşık
3 yıldır jeotermal enerji ile ısındığını, ısınma hizmetinin anılan bölgede münhasıran
faaliyet gösteren Bereket Jeotermal tarafından sağlandığını, Bereket Jeotermalin tekel
gücünü kullanarak fiyatları istediği gibi arttırabildiğini, 2007/2008 dönemi için tarife
değişikliğine gidilerek sistem kullanım bedelinin ve eşanjör bedelinin ısınma
bedellerine dahil edildiğini, böylece eski abonelikler ile yeni abonelikler için farklı aylık
ısınma bedelleri uygulandığını ve bu uygulamanın yeni aboneler üzerinde ağır bir mali 70
yük yarattığını ifade etmiştir.
I.2. Sektör Hakkında Genel Bilgi
I.2.1.Jeotermal Enerji
Jeotermal kaynak; yerkabuğunun çeşitli derinliklerinde birikmiş ısının oluşturduğu,
sıcaklıkları sürekli olarak bölgesel atmosferik ortalama sıcaklığın üzerinde olan ve
çevresindeki normal yer altı ve yerüstü sularına göre daha fazla erimiş mineral, çeşitli
tuzlar ve gazlar içerebilen sıcak su ve buhar olarak tanımlanmaktadır. Jeotermal enerji
ise jeotermal kaynaklardan doğrudan veya dolaylı her türlü faydalanmaya işaret 80
etmektedir.
Jeotermal enerji, sıcaklık içeriğine göre genel olarak üç gruba ayrılmaktadır:
- 20-70 °C düşük sıcaklıklı sahalar
- 70-150 °C orta sıcaklıklı sahalar
- 150 °C ve üstü yüksek sıcaklıklı sahalar
Bugün mevcut olan teknolojik ve ekonomik koşullar altında, düşük ve orta sıcaklıklı
sahalar sera, bina vs. unsurların ısıtılması, yiyecek kurutulması, kerestecilik, kağıt ve
dokuma sanayi, dericilik ve soğutma tesisleri gibi endüstri kollarında, lityum, borik asit, 90
amonyum bikarbonat, ağır su, kurubuz gibi kimyasal madde üretiminde
kullanılabilmektedir. Ayrıca son zamanlarda yeni geliştirilen teknolojiler ile orta
sıcaklıklı sahalardaki akışkanlardan da elektrik üretimi mümkün hale gelmiştir. Yüksek
sıcaklıktaki sahalardan elde edilen akışkanlar ise elektrik üretiminin yanı sıra entegre
olarak diğer alanlarda da kullanılabilmektedir.
Jeotermal enerji yenilenebilir ve çevre dostu bir enerji türü olduğundan, artan çevre
kirliliği ve fosil yakıtların giderek azalan rezervleri nedeniyle son yıllarda daha çok
tercih edilmektedir. 2007 yılı itibarıyla dünyadaki jeotermal elektrik kurulu gücü 8912
08-15/146-49
3
MW olup, 27.824,8 MW karşılığında jeotermal akışkan ise doğrudan kullanımda 100
değerlendirilmektedir.
I.2.2. Türkiye’de Jeotermal Enerji Kullanımı
Elektrik Üretim A.Ş (EÜAŞ)’nin verilerine göre, Türkiye’de 35 °C’nin üzerinde jeotermal
akışkan içeren 170 adet jeotermal saha bulunmaktadır. Bu sahalardan 200-242 °C
sıcaklığa sahip Denizli - Kızıldere, 200-232 °C sıcaklığa sahip Aydın - Germencik, 182
°C sıcaklığa sahip Manisa - Salihli - Göbekli, 173 °C sıcaklığa sahip Çanakkale -Tuzla,
171 °C sıcaklığa sahip Aydın - Salavatlı, 162 °C sıcaklığa sahip Kütahya - Simav, 155
°C sıcaklığa sahip Manisa-Salihli, 153 °C sıcaklığa sahip İzmir - Seferhisar ve 142 °C
sıcaklığa sahip Aydın - Yılmazköy sahaları elektrik üretimine, diğer sahalar ise merkezi 110
ısıtma ve diğer kullanımlara uygundur.
I.2.2.1. Jeotermal Enerji İle Elektrik Üretimi
Türkiye’de elektrik üretimine elverişli ilk jeotermal alan 1968 yılında Denizli-Kızıldere’de
keşfedilmiştir. Türkiye Elektrik Kurumu (TEK) tarafından yaptırılan ve 1984 yılında
devreye giren 20 MW gücündeki Denizli-Kızıldere Jeotermal Santrali Türkiye’nin ilk
ticari jeotermal santralidir.1 24.1.2008 tarihi itibarıyla Enerji Piyasası Düzenleme
Kurulundan (EPDK) jeotermal elektrik santrali (JES) kurmak üzere alınmış, toplam
kurulu gücü 91,801 MW olan 6 adet üretim lisansı bulunmaktadır. 120
Yukarıda bahsedilen 9 sahada açılan kuyularda belirlenen üretim verilerine göre
Türkiye’nin jeotermal üretim potansiyeli 765 MW’dir.
I.2.2.2. Jeotermal Enerjinin Isıl Uygulamalarda Kullanılması
Türkiye’de Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü (MTA) tarafından keşfedilmiş olan 170
sahanın %95’ini oluşturan 161 sahadaki düşük ve orta sıcaklığa sahip jeotermal
akışkan ısıl amaçlı (doğrudan) kullanıma uygundur. Doğrudan kullanıma uygun 161
adet sahanın 90’ı, 50 °C alt sınırına göre konut ısıtmacılığına, geriye kalan 50ºC’nin 130
altındaki jeotermal alanlarda bulunan sıcak sular ise tedavi amaçlı kaplıcalar, sera
ısıtmacılığı ve diğer kullanımlara uygundur.
Türkiye’nin MTA tarafından görünür hale getirilen jeotermal ısıl enerji potansiyeli 3.140
MW, tahmin edilen ısı potansiyeli ise 31.500 MW’dir. Türkiye sahip olduğu jeotermal
enerji bakımından Dünya’da 7. sırada bulunmaktadır. Ancak, bu potansiyelden ısıtma
amaçlı 493 MW (52.800 konut eşdeğeri) ve 194 adet sağlık amaçlı kaplıca kullanımı
için 327 MW olmak üzere toplam 820 MW’lık kısmı değerlendirilmektedir. Anılan fiili
kullanım kapasitesi dikkate alındığında Türkiye’nin dünyada 5. sırada yer aldığı
görülmektedir. 140
I.2.3. Jeotermal Enerji ile Konut Isıtılması
Jeotermal enerjinin en önemli doğrudan kullanım alanı konut ısıtılmasıdır. Konut
ısıtmasına yönelik sistemlerde temel mantık, kuyudan çıkarılan jeotermal akışkanın
kendisinin ya da jeotermal akışkanın ısısından faydalanarak ısıtılan başka bir
akışkanın ısıtılacak bölgeye iletilmesi ve sistemden faydalanan konutlara
dağıtılmasıdır. Ancak, konut ısıtma sistemlerinin hepsi aynı olmayıp, jeotermal
1 Kızıldere alanında elektrik üretiminin yanı sıra buhar içinde kondense olmayan gazlardan sıvı karbondioksit (CO2)
ve kuru buz üretimi amacıyla yıllık kapasitesi 120000 ton olan bir tesis kurulmuş olup, tesis 1986 yılından beri
üretimini sürdürmektedir.
08-15/146-49
4
akışkanın kimyasal özelliğine bağlı olarak farklılıklar göstermektedir. Eğer jeotermal
akışkan kimyasal özelliği bakımından problem yaratmayacak nitelikte ise, radyatör ve 150
uygun borular aracılığı ile ısıtılacak alanda dolaştırılarak ısıtma sağlanır. Ancak
akışkan kimyasal özelliğine bağlı olarak kabuklaşma, korozyon gibi problemler
yaratacak nitelikte ise, ısısı ısı eşanjörleri aracılığıyla düşük kimyasal konsantrasyonlu
suya (şehir şebeke suyu) aktarılmakta ve bu su ısıtılacak alanda dolaştırılarak ısınma
hizmeti sunulmaktadır.
Yine jeotermal akışkanın sıcaklığı da kurulan ısıtma sisteminin teknik özelliklerini
etkileyen unsurlardan biridir. Jeotermal akışkanın sıcaklığının direkt kullanıma uygun
olmadığı düşük sıcaklık hallerinde ısı pompası adı verilen bir sistem ile kullanılarak
akışkanın sıcaklığı ısıtmaya uygun hale getirilmektedir. Isı pompası sisteminin 160
kullanılması için kompresörü çalıştıracak bir enerji kaynağına ihtiyaç duyulmaktadır.
Elektrik bu konuda en yaygın olarak kullanılan enerji kaynağıdır.
Bir bölgede kurulacak ısıtma sisteminin özelliğini belirleyen diğer bir etken ise
jeotermal kaynak ile ısıtılacak bölge arasındaki mesafedir. Dünyada 60 km uzaklığa
kadar jeotermal akışkan taşıması yapılabilmekteyse de ısıtılacak bölge kaynaktan
uzaklaştıkça sistem maliyetleri artmaktadır. Ayrıca jeotermal enerji ile ısıtılacak
bölgenin iklimi ve o bölgedeki bina yoğunluğu da jeotermal konut ısıtması sisteminin
iktisadiliği noktasında değerlendirilmesi gereken unsurlar arasındadır.
170
Yukarıda yer verilen tüm unsurlar aynı zamanda sistem için yapılacak yatırım miktarını
ve sistemin işletim maliyetini de büyük ölçüde farklılaştırmaktadır. Bununla birlikte DPT
9. Kalkınma Planı (2007-2013) Madencilik Özel İhtisas Komisyonu Enerji Maddeleri Alt
Komisyonu Jeotermal Çalışma Grubu Raporu’nda yer alan bilgilere göre, genel olarak,
bir jeotermal merkezi ısıtma sistemi yatırımının %60’ını iletim ve dağıtım boru hattı
şebekesi, %15’ini üretim ve reenjeksiyon kuyuları, %15’ini bina adaptasyonu, %5’ini ısı
merkezi, %5’ini ise proje ve mühendislik faaliyetlerinin teşkil etmektedir.
Türkiye’de ilk jeotermal konut ısıtması sistemi 1983 yılında Gönen’de faaliyete geçmiş
olup, halen 14 ilçe jeotermal enerji ile ısınmaktadır. 180
I.3. Hukuki Çerçeve
Türkiye’de jeotermal faaliyetleri düzenleyen ilk Kanun 30.6.1926 tarih ve 408 sayılı
Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 927 sayılı “Sıcak ve Soğuk Maden
Sularının İstismarı ile Kaplıcalar Tesisatı Hakkında Kanun”dur. Bu Kanun daha çok
kaplıcalara ve mineralli sulara yönelik olarak hazırlanmış, il özel idareleri bu kaynakları
işletmekle yetkili kılınmıştır. Jeotermal kaynaklar, 1983 yılında 6309 sayılı Kanun ile
Maden Kanunu kapsamına alınmış, ancak, 1985 yılında 3213 sayılı Maden Kanunu ile
yeniden kapsamdan çıkarılmış ve 927 sayılı Kanun hükümleri saklı tutulmuştur. 190
Denizli-Kızıldere Jeotermal sahasından elde edilen akışkanlar, kimyasal ve fiziksel
özellikleri itibarıyla 927 sayılı Kanun kapsamında bulunmakla birlikte, aynı zamanda
enerji elde edilen yüksek sıcaklıklı endüstriyel su niteliği taşımaktadır. 1.3.1985 tarih ve
18681 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 3154 sayılı “Enerji ve
Tabii Kaynaklar Bakanlığının Görevleri Hakkında Kanun”a göre enerji üretilen bu tür
akışkanların üretim, dağıtım, tüketim ve pazarlama hakkı gibi konularda yetki, Enerji ve
Tabii Kaynaklar Bakanlığına aittir. Nitekim Denizli Bölge İdare Mahkemesinin
2006/1396 sayılı Kararında da, söz konusu jeotermal atık suyun 3154 sayılı Kanun
08-15/146-49
5
kapsamında bir enerji kaynağı olduğu, dolayısıyla 3154 sayılı Kanun ve EÜAŞ’ın ana 200
sözleşmesinde yer alan hükümler uyarınca suyun Sarayköy Belediyesine tahsisinde
EÜAŞ’ın yetkili bulunduğu sonucuna varılmıştır.
2004 yılında yürürlük kazanan 5177 sayılı “Maden Kanununda ve Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun” ile özel sektörün de jeotermal faaliyetlere
katılması amaçlanmış ancak jeotermal kaynaklar ve mineralli sularla ilgili yeni bir yasal
düzenleme yapılıncaya kadar bu kaynaklara ilişkin faaliyet izni verilmeden önce Maden
İşleri Genel Müdürlüğünün ve MTA Genel Müdürlüğünün uygun görüşlerinin alınması
zorunlu kılınmıştır. 5686 sayılı Kanun yürürlüğe girdikten sonra bu uygulama da sona
ermiştir. 210
3.6.2007 tarihinde kabul edilen ve 13.6.2007 tarih ve 26551 sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanarak yürürlüğe giren 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular
Kanunu’nun 1. maddesi ile Kanun’un amacı “jeotermal ve doğal mineralli su
kaynaklarının etkin bir şekilde aranması, araştırılması, geliştirilmesi, üretilmesi,
korunması, bu kaynaklar üzerinde hak sahibi olunması ve hakların devredilmesi, çevre
ile uyumlu olarak ekonomik şekilde değerlendirilmesi ve terk edilmesi ile ilgili usul ve
esasları düzenlemek” şeklinde ortaya konmuştur.
5686 sayılı Kanun’un genel çerçevesine bakılacak olursa, tüm ruhsat müracaatları il 220
özel idarelerine yapılacak, başvuruya ilişkin kayıtlar Maden İşleri Genel Müdürlüğü
tarafından tutulacak, ihtiyaç duyulması halinde teknik konularda MTA Genel
Müdürlüğünün görüşüne başvurulacaktır. Faaliyetlerin denetimi ise il özel idarelerinin
sorumluluğuna verilmiştir. Bu kapsamda, elektrik üretimine yönelik olarak işletme
ruhsatı alan tüzel kişiler, EPDK’ya elektrik üretim lisansı için başvurabileceklerdir.
Jeotermal kaynağa dayalı elektrik üretimi ise 10.5.2005 tarihinde kabul edilen ve
18.5.2005 tarih ve 25819 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5346
sayılı “Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin
Kanun” ve ilgili yönetmelikleri ile 4628 sayılı “Elektrik Piyasası Kanunu” ve “Elektrik 230
Piyasası Lisans Yönetmeliği” ile düzenlenmiştir. Bu çerçevede; jeotermal kaynağa
dayalı elektrik üretmek isteyen tüzel kişiler de EPDK’dan üretim lisansı almak
zorundadır. Bu başvurularda talep edilen belgelerin en önemlisi; söz konusu jeotermal
sahanın, elektrik üretimi amacıyla, lisans başvurusunda bulunan tüzel kişiye tahsis
edildiğine ilişkin belgedir. 5686 sayılı Kanun öncesinde saha ve akışkan üzerinde hak
sahibi olan yetkili kurum ve kuruluşlar ile imzalanmış ve sahanın elektrik üretimi
amacıyla lisans başvurusunda bulunan tüzel kişiye tahsis edildiğine ilişkin “kaynak
kullanım anlaşması” istenmekte idi. 5686 sayılı Kanun’un uygulanması ile elektrik
üretimine yönelik olarak işletme ruhsatı alan tüzel kişiler, EPDK’ya üretim lisansı için
başvurabileceklerdir. 2 240
Anılan mevzuatta jeotermal enerji ile konut ısıtılmasına yönelik doğrudan bir
düzenleme olmamakla birlikte, 5346 sayılı Kanun’un 7. maddesi ile “yeterli jeotermal
kaynakların bulunduğu bölgelerdeki valilik ve belediyelerin sınırları içinde kalan
yerleşim birimlerinin, ısı enerjisi ihtiyaçlarını öncelikle jeotermal ve güneş termal
kaynaklarından karşılamaları esastır.” hükmü getirilmiştir. Bu madde ile jeotermal
kaynakların bulunduğu yerlerde jeotermal konut ısıtmacılığı öncelik kazanmaktadır.
2 DURAK S.,Jeotermal Kaynağa Dayalı Elektrik Üretimine İlişkin Yasal Düzenleme ve Destekler, TMMOB Türkiye
Jeotermal Kongresi, 21-23 Kasım 2007, Ankara
08-15/146-49
6
Ancak mevzuatta var olan boşluk nedeniyle, jeotermal konut ısıtmacılığına ilişkin
faaliyetlerin düzenlenmesi ve denetlenmesi yükümlülüğü herhangi bir kuruma 250
verilmemiş, konu bu faaliyeti yürüten şirketlerin ya da yerel yönetimlerin inisiyatifine
bırakılmıştır.
I.4. Kızıldere Jeotermal Kaynağının Kullanımına İlişkin Süreç
I.4.1. Denizli-Kızıldere Jeotermal Santrali
Denizli - Kızıldere jeotermal sahasından elde edilmekte olan jeotermal akışkan aynı
zamanda enerji elde edilen yüksek sıcaklıklı endüstriyel su niteliğindedir. Enerji ve
Tabii Kaynaklar Bakanlığının bağlı kuruluşu olan MTA, kaynağın aranıp bulunmasını
ve projelendirmesini gerçekleştirdikten sonra, kaynak enerji üretimine yönlendirmek 260
üzere, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 24.10.1979 tarih ve 12413 sayılı onayı
doğrultusunda, 1981 yılında yine aynı Bakanlık bünyesindeki TEK’e devredilmiştir.
TEK 1984 yılında bu sahada 20 MW kurulu güce sahip bir elektrik santrali kurmuş ve
faaliyete başlatmıştır. Bu santralde doğal buhar kullanılarak elektrik üretimi yapılmakta
ve santrale 200-242 °C ile giren jeotermal akışkan 145°C ile atılmakta idi. Bu santral
1993 yılında TEK’in Türkiye Elektrik Üretim İletim A.Ş. (TEAŞ) ve Türkiye Elektrik
Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ) olarak bölünmesiyle TEAŞ bünyesinde, 2001 yılında ise
TEAŞ’ın Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ), Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ) ve Türkiye
Elektrik Taahhüt ve Ticaret A.Ş. (TETAŞ) olarak üç ayrı tüzel kişilik haline getirildikten
sonra ise EÜAŞ bünyesinde faaliyet göstermeye devam etmiştir. Santral halihazırda 15 270
MW güce sahiptir. Özelleştirme Yüksek Kurulunun 27.12.2006 tarih ve 2006/100 sayılı
kararı ile özelleştirme programına alınan santral 30.6.2007 tarihinden itibaren
sermayesinin tamamı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na ait Ankara Doğal Elektrik
Üretim ve Ticaret A.Ş. (ADÜAŞ) bünyesinde faaliyet göstermektedir.
I.4.2. Sarayköy Belediyesine Jeotermal Atık Suyun Kullanım Hakkı Verilmesi
Sarayköy Belediyesinin, jeotermal kaynağın TEK tarafından değerlendirilmeyen
kısmından Sarayköy ilçesinde konut ısıtılması ve seracılık, turizm gibi yöreye
ekonomik katkı sağlayacak alanlarda kullanılmak üzere talep etmesini müteakip 280
19.7.2001 tarihinde TEAŞ ile Sarayköy Belediye Başkanlığı arasında bir protokol
imzalanmıştır. Bu protokol ile TEAŞ Genel Müdürlüğünün Denizli/Sarayköy/Kızıldere
mevkiinde elektrik enerjisi üretmek amacıyla açtığı kuyulardan çıkan jeotermal
kaynağın enerji üretiminde kullandığı kısım dışında kalan yüksek sıcaklıktaki atık
suyun ısısından, Sarayköy Belediyesinin konut ısıtılması ve yöreye ekonomik katkı
sağlayıcı faaliyetlerde bulunmak amacıyla istifade edebilmesini sağlamak üzere
kullanımı amacıyla düzenlenmiştir. 20.7.2001 tarih ve 15303 sayılı TEAŞ Yönetim
Kurulu Kararıyla onaylanan protokol ile TEAŞ, 460 m3/saat debide jeotermal atık sudan
Sarayköy Belediyesinin, Sarayköy İlçesinin ısıtılması, seracılık, termal turizm gibi
amaçlarla faydalanmasına müsaade etmekte, ancak jeotermal atık suyun sıcaklığı ve 290
debisi konusunda bir garanti vermemektedir.
Bununla birlikte Protokolün 6. maddesi ile TEAŞ’ın yeni üretim kuyuları açması ve
jeotermal atık su miktarının artması neticesinde, Sarayköy Belediyesinin de protokolde
belirtilen miktardan fazla jeotermal atık su talebi olması halinde, TEAŞ ile yeni bir
protokol yapılacağı hükme bağlanmıştır.
08-15/146-49
7
Protokolde yer alan bir başka önemli hüküm ise, 7. maddede yer alan “Jeotermal
Santralın özelleşmesi söz konusu olduğunda, Sarayköy Belediyesinin bu protokol ile
sağladığı aynen devir sözleşmesine aktarılacaktır.” hükmüdür. 300
Anılan protokolün imzalanmasını müteakip Sarayköy Belediyesinin %96 oranında pay
sahibi olduğu Sarayköy Jeotermal Isıtma Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Sarayköy
Jeotermal) vasıtası ile sıcak atık su ile Sarayköy ilçe merkezindeki konutların ısıtılması
işi, yüklenici Nimka İnşaat Turizm Jeotermal Taah. ve Tic. Ltd. Şti. (Nimka)’ya ihale
edilmiştir. Nimka sıcak suyu Sarayköy’e getirecek boru hattını döşemiş ve sıcak su
Sarayköy ısı dağıtım merkezine kadar getirilmiştir. Ancak Sarayköy Jeotermalin,
Nimka’ya olan borcunu ödeyememesi nedeniyle Sarayköy Belediye Meclisi 25.4.2002
tarih ve 16 sayı ile;
310
“TEAŞ tarafından Sarayköy Belediyesine 19.07.2001 ve B15.2-TEAŞ 0.12.00.03-
24771/2969 sayılı sözleşme ile verilmiş bulunan Kızıldere Jeotermal suyunun kullanım
hakkının aynı şartlar dairesinde Sarayköy Jeotermal Isıtma Turizm Sanayi ve Ticaret
A.Ş.’ye devrine veya Sarayköy Jeotermal Isıtma Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş. mevcut
mali imkan ve sermaye yapısı ile ilçe konutlarının ısıtılması, seracılık, jeotermal turizm
ve diğer ekonomik faydaları kapsayan projeyi gerçekleştirecek durumda
olmamasından, hem şimdiye kadar yapılanların ekonomik değerini yitirmemesi, hem
de halkın genel ve ortak ısınma ihtiyacının karşılanması ancak mali imkansızlık nedeni
ile işin tamamlanamaması ve yapılanların ekonomik değerini yitirme tehlikesi
karşısında ortada kalan projenin hayata geçirilmesi, halkın ve kamu kurumlarının genel 320
ve ortak ihtiyacının bir an önce giderilmesi için TEAŞ ile Sarayköy Belediyesi arasında
19.07.2001 günü yapılan 20.7.2001 tarih ve 15303 sayı ile TEAŞ Yönetim Kurulu
kararıyla onaylanan protokolle Sarayköy Belediyesine sağlanan hak ve yükümlülüklerin
aynı koşullarda özel hukuk tüzel kişilerine (şirketlere) devri için Belediye Başkanı
Ahmet Çelikak’a yetki verilmesine” karar vermiştir.
I.4.3. Su Kullanım Hakkının Belediye Tarafından Bereket Jeotermale Devri
Belediye Meclisinin, Belediyenin jeotermal su ile ilgili hak ve yükümlülüklerinin özel
hukuk tüzel kişilerine devrine ilişkin 25.4.2002 tarih ve 16 sayılı Kararı’ndan sonra, 330
Sarayköy ve Denizli’nin ileri gelenleri tarafından işi üstlenmesi için Bereket Enerjiye
teklif götürülmüş, ancak Bereket Enerji tarafından yapılan fizibilite çalışması
neticesinde konut ısıtması işinin tek başına ekonomik açıdan uygun olmadığı ve ancak
elektrik üretimi ile birlikte entegre bir iş olarak yapıldığı halde uygun olacağı sonucuna
varılmıştır. Raportörlerce gerçekleştirilen görüşmede Bereket Enerjinin ve aynı
zamanda Bereket Jeotermalin Yönetim Kurulu Başkanı tarafından konuyla ilgili olarak
aşağıdaki hususlar ifade edilmiştir:
“Belediye suyu ısıtma başta olmak üzere yöreye faydalı faaliyetlerde kullanmak istedi.
Ancak kriz dönemi olduğu için belediye gerekli yatırımı yapacak kaynak bulamadı ve 340
bu yatırımı yaparak bu işi üstlenmesi için Bereket Enerji’ye başvurdu. Biz önce Şirket
olarak kayıtsız kaldık çünkü konut ısıtması bizim faaliyet alanımızda değildi. Ancak
ısrarlar sonucu bir fizibilite çalışması yaptık ve konut ısıtması işinin tek başına feasable
olmadığını gördük. İş ancak entegre halde yapılırsa feasable olacaktı.
O sırada önümüze konan proje 460 ton/saat su ile 5000 konutun ısıtılmasına yönelikti.
Ancak bu miktarda su yeterli değil idi. Tahsis edilmesi gereken su miktarı 700 ton/saat
08-15/146-49
8
olmalıydı. Biz bu hususları değerlendirdik ve bu işe teklif vermek üzere 3 şart öne
sürdük. Bu şartlar;
Suyun 700 ton/saate çıkarılması 350
Elektrik üretiminin mümkün kılınması
İşin özel sektöre yaptırılmasının uygun olduğuna dair EÜAŞ’ın onayının
alınmasıdır.
Belediye başkanı ve yerel yöneticiler bu üç şartın sağlanacağını taahhüt ettiler ve biz
tüm finansmanı üstlenmeyi ve kârdan Belediye’ye %20 oranında pay vermeyi teklif
ettik. Verilen diğer tekliflerde tüm finansman karşılanmıyordu. Aslında bu işe girmenin
temel sebebi sosyal sorumluluktu.“
Belediye Meclisi Kararı ile verilen yetkiye istinaden 26.5.2002 tarihinde Sarayköy
Belediye Başkanı ile Bereket Jeotermal arasında bir protokol imzalanmıştır. Bu 360
protokolün 2. maddesi ile Bereket Jeotermalin konut ısıtma ve soğutma, seracılık,
termal turizm ve teknik imkanlar elverdiği takdirde elektrik üretimi gibi jeotermal
akışkanın değerlendirilmesine yönelik amaçlarla yöreye faydalı ekonomik faaliyetlerde
bulunacağı; 5. maddesi ile Sarayköy konut ısıtılması işinden elde edilecek net karın
%20’sini Sarayköy Belediyesine ödeyeceği; 10. maddesi ile şimdiye kadar ödenen
katılım payları sonucu hak sahipliğinin Sarayköy Jeotermal ile Bereket Jeotermal
arasında varılacak mutabakat ile Bereket Jeotermal bünyesinde devam edeceği; 12.
maddesi ile protokolün feshi halinde, şirketin jeotermal akışkana dayalı olarak yaptığı
her türlü yatırımın tüm masrafları dâhil edilerek ve ABD tüketici fiyatlarındaki yıllık artış
oranında eskale edilerek ABD Doları bazındaki tutarı ile faizleri ve kar mahrumiyetinin 370
defaten Sarayköy Belediyesi tarafından ödeneceği hükme bağlanmıştır.
Yürürlüğe girmesi EÜAŞ’ın onayına tâbi kılınan protokolde, ısınma hizmet bedeli ile
ilgili olarak “Şirket ısıtma için abonelik bedelini ekonomik gereklere göre saptar. Ayrıca
ayda bir alınacak konut ısıtma bedelinin belirlenmesinde şirketin ekonomik durumu ile
birlikte Simav, Balçova, Sandıklı, Gönen ve Afyon gibi jeotermalle ısınan bölgelerdeki
uygulanan tarifeler dikkate alınacaktır.” hükmü yer almaktadır.
EÜAŞ Yönetim Kurulunun 22.5.2002 tarih ve 14-101 sayılı toplantısında; Sarayköy
Belediyesi ile 19.7.2001 tarihinde yapılmış olan protokolün ilgili hükümleri 380
çerçevesinde, Sarayköy Belediyesine verilmesi gereken 460 ton/saat jeotermal
akışkanın yaklaşık 700 ton/saat miktara yükseltilerek Sarayköy Belediyesine tahsisine
ve Belediyece yapılacak işlerin başka bir firma aracılığı ile yaptırılması ve bu hususun
da EÜAŞ tarafından onaylanmasına engel bir hüküm olmadığına karar verilmiştir.
EÜAŞ Genel Müdürlüğünün Sarayköy Belediye Başkanlığına hitaben yazdığı
28.5.2002 tarih ve 2817 sayılı yazısı ile anılan protokoller gereğince Sarayköy
Belediyesince yapılması öngörülen işlerin, Bereket Jeotermal aracılığı ile
yaptırılmasının uygun görüldüğü Belediyeye bildirilmiştir.
EÜAŞ’ın onayının ardından Sarayköy Belediye Meclisinin 25.6.2002 tarih ve 38 sayılı 390
kararı ile Kızıldere jeotermal akışkanının Sarayköy Belediyesi uhdesinde bulunan
kullanma hakkının 26.5.2002 tarihli protokol ve 18.6.2002 tarihli ek protokolde yazılı
şartlar dairesinde Bereket Jeotermale devri konusu kabul edilmiştir.
EÜAŞ’ın ve Belediye Meclisinin onaylarından sonra Protokolün yürürlüğe girmesi ile
birlikte Sarayköy Belediyesi 6.1.2003 tarih ve 24/5-243 sayılı yazısı ile EÜAŞ’a Bereket
Enerji tarafından öncelikle konut ısıtmasında harcanacak elektrik enerjisinin üretilmesi
amacıyla teknik imkanlar elverdiği takdirde aynı atık suyun kullanılması suretiyle küçük
08-15/146-49
9
bir elektrik santralinin kurulmasının ve üretilecek olan enerjinin ısıtma projesinden arta
kalan bölümünün yöre tüketicilerine arzının planlandığı bildirilmiş ve bu durumun 400
EÜAŞ bakımından bir sakınca yaratıp yaratmayacağı sorulmuştur.
EÜAŞ’ın 10.1.2003 tarih ve 187 sayılı cevabi yazısında Belediyeye tahsis edilmiş olan
atık jeotermal akışkanın elektrik enerjisi üretiminde de kullanılmasının EPDK’nın
lisansına bağlı olduğu, EDPK tarafından uygun bulunması halinde durumun EÜAŞ
bakımından bir sakınca doğurmayacağı belirtilmiştir.
Bereket Jeotermalin EPDK’ya yapmış olduğu lisans başvurusu neticesinde EPDK’nın
17.7.2003 tarih ve 163-3 sayılı kararı ile 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve ilgili
mevzuat uyarınca Bereket Jeotermale Denizli İli, Sarayköy İlçesi sınırları içerisinde 410
kurulacak jeotermal üretim tesisinde 17.7.2003 tarihinden itibaren 20 yıl süre ile üretim
faaliyeti göstermek üzere EÜ/163-3/311 sayılı üretim lisansı verilmiştir. Lisansta tesis
toplam kurulu gücü 5,5 MW, tesis tamamlanma süresi 24 ay olarak belirtilmiş olmakla
birlikte, EPDK’nın 23.6.2005 tarih ve 500-11 sayılı kararı ile lisansta yapılan tadil ile
tesis toplam kurulu gücü 6,85 MW’a, tesis tamamlanma süresi ise 38 aya
yükseltilmiştir. Tesis 2007 yılı sonlarında deneme üretimlerini gerçekleştirmeye
başlamıştır.
Ayrıca, Bereket Jeotermalin EPDK’dan almış olduğu 17.7.2003 tarih ve EÜ/163-3/311
sayılı Üretim Lisansında, 23.3.2004 tarih ve 308-8 sayılı EPDK kararı ile tadilat 420
yapılmış ve lisansa “lisans sahibi, lisans başvurusu kapsamındaki piyasa faaliyetlerini
tamamlayan ve faaliyetin gereği olan; Sarayköy İlçesinde jeotermal atık su ile konut,
işyeri vs. ısıtılması faaliyetini, ayrı hesap tutma kaydı ile yürütebilir.” ibaresi eklenmiştir.
Yukarıda açıklanan bürokratik süreçlerin tamamlanması ve gerekli izinlerin alınmasıyla
birlikte, Denizli-Kızıldere Jeotermal Santralinden çıkan atık su Bereket Jeotermal
tarafından şu şekilde kullanılmaktadır: Jeotermal sahada açılan kuyulardan çıkan 202
°C sıcaklıktaki akışkan ADÜAŞ’ın jeotermal santraline gelmekte ve bu santralde
akışkanın buharı ile elektrik üretilmekte ve akışkan 145 °C ile santralden çıkmaktadır.
Bu sıcaklıktaki atık su Bereket Jeotermalin santraline gelmektedir. Bu santralde yeni 430
bir teknoloji ile elektrik üretilmektedir. 145 °C sıcaklığındaki suda elektrik üretimi için
gerekli buhar bulunmamaktadır. Bu üretim yönteminde suyun ısısıyla organik bir
akışkan ısıtılmakta, buharlaştırılmakta ve bu akışkanın buharıyla elektrik üretilmektedir.
Bu elektrik üretim sürecinden sonra suyun sıcaklığı konut ısıtması için uygun olan 90
°C’ye düşürülmektedir. 90 °C sıcaklığındaki bu jeotermal akışkanın ısısı kaynakta
bulunan büyük bir eşanjör yardımıyla şebeke suyuna aktarılmakta, bu su da Sarayköy
konut ısıtmasına verilmektedir. Ancak, Sarayköy’de bu sistem ile ısınan her binada bir
eşanjör daha bulunmakta, sular arasında gerçekleştirilen yeni bir ısı transferi ile bina içi
tesisatta dolaşan su ısıtılmakta ve böylece binanın ısıtılması gerçekleştirilmektedir.
Dolayısıyla ADÜAŞ’ın santralinden alınan suyun tamamı üretim basamağından 440
geçirilip, ısıtmaya verilmektedir. Bir başka deyişle, atık suyun elektrik üretimi ve ısıtma
arasında tahsisi söz konusu değildir.
I.5. Bereket Jeotermal
Bereket Jeotermal, Bereket Enerji Üretim A.Ş. (Bereket Enerji)’nin bir iştirakidir.
Bereket Enerji, 1995 yılında ortaklarının enerji ihtiyacını karşılamak amacıyla,
Türkiye’de hidroelektrik santral yatırımı yapan ilk otoprodüktör şirketi olarak Denizli’de
kurulmuştur. Türkiye’de jeotermal enerjinin konut ısıtması ve sanayide elektrik enerjisi
08-15/146-49
10
olarak kullanılması konusu gündeme gelince jeotermal enerjinin ekonomiye 450
kazandırılması amacıyla 2002 yılında Bereket Enerjinin ortakları tarafından Bereket
Jeotermal kurulmuştur. Bereket Enerji Grubu (Bereket Enerji ve Bereket
Jeotermal)’nun EPDK’dan üretim lisansı almış tesislerinin kurulu gücü toplam 464,89
MW’dır.
I.6. İlgili Pazar
I.6.1.İlgili Ürün Pazarı
Ürün pazarının tanımlanması noktasında, ilk aşamada, analize belirli bir üründen ya da
ürün grubundan başlanmaktadır. Uygulamada pazar, başlangıç noktası olan 460
üründen/hizmetten daha geniş bir ürün/hizmet yelpazesini kapsayabilmektedir.
Önaraştırma konusu sektör bakımından ilgili ürün pazarının tespitinde başlangıç
noktası merkezi jeotermal sistemi ile ısınma hizmeti olarak belirlenebilir. Söz konusu
hizmet ile ikame edilme potansiyeli taşıyan diğer hizmetlerin; doğalgaz sistemi ile
ısınma, fuel-oil sistemi ile ısınma, elektrikli ısıtıcılar ile ısınma, merkezi kömür kazanı
sistemi ile ısınma ve merkezi sistemlerden bağımsız olarak kömür sobası ile ısınma
olarak sıralanması mümkündür.
İkinci aşamada söz konusu hizmetlerin tüketici algısında birbirleriyle ikame ürün/hizmet
olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği tahlil edilmelidir. Sarayköy İlçesi 470
bakımından değerlendirildiğinde, doğalgaz şebekesinin bulunmaması nedeniyle doğal
gaz sistemi ile ısınma seçeneğinin mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Diğer yandan
merkezi fuel-oil sistemi ile ısınma seçeneği, söz konusu sistemin, görece pahalı
olduğundan hiçbir tarihte kullanılmamış olması nedeniyle analiz kapsamına
alınmayacaktır. Netice itibariyle jeotermal ısınma hizmeti ile ikame edilebilecek
hizmetler; merkezi kömür kazanı sistemi ile ısınma, elektrikli ısıtıcılar ile ısınma ve
merkezi sistemlerden bağımsız olarak kömür sobası ile ısınma seçenekleridir.
İkame analizi noktasında dikkate alınması gereken öncelikli değişken, ilgili
ürün/hizmetin özellikleri ve kullanım amacıdır. Ancak, ürünlerin birbirinin yerine 480
kullanılabilme imkânları ve benzer özelliklere sahip olmaları, tüketicilerin anılan mallara
yönelik tutumlarının başka etmenlerce belirlenmesi nedeniyle ilgili ürün pazarı tanımı
bakımından tek başına belirleyici olmayabilmektedir.
Bu noktadan hareketle daha üstün refah koşulları sunan jeotermal ısınma hizmeti,
kömür sobasıyla ısınmadan daha farklı bir pazara işaret etmektedir. Zira jeotermal
ısınma, merkezi bir sistemle gerçekleştirilmekte ve sistemle bütünleşen hanenin tüm
bölümlerinin ısınmasını temin etmektedir. Kömür sobası seçeneğinde ise, genellikle,
sadece evlerin oturma odaları ısıtılmaktadır. Ayrıca jeotermal ısınma seçeneği, kömür
sobasına nispeten, tüketicileri, kömürün taşınması, sobanın yakılması, yanan kömür 490
kalıntılarının atılması ve benzeri işlem maliyetlerinden kurtarmaktadır. Benzer bir durum
elektrikli ısıtıcılar ile ısınma seçeneği için de geçerlidir. Bu seçeneğin, kömür
sobasından farklı olarak yukarıda sıralanan işlem maliyetleri ve zahmete yol
açmamakla birlikte, konutları sadece bir bölümünün ısıtılması amacıyla kullanılabilmesi,
ayrıca yüksek enerji maliyetlerine yol açması nedeniyle jeotermal ısınma hizmetine
tercih edilebilmesi olası değildir.
Diğer yandan, tüketiciye sağlanan rahatlık ve konfor bakımından merkezi jeotermal
ısınma hizmeti ile merkezi kömür kazanı arasında ikame olanağının varlığından söz
edilebilir. Şöyle ki, kömür sobasından farklı olarak, merkezi kömür kazanı sisteminde 500
08-15/146-49
11
tüketiciler yukarıda sıralanan birçok zahmete katlanmamakta, ancak kazanın yakılması
ve atık işlemleri için bir görevli istihdam edilmesi gerekmekte, bu da ek maliyet unsuru
olarak ortaya çıkmaktadır.
Diğer yandan gerek merkezi jeotermal ısınması, gerek merkezi kömür kazanı ısınması
için gerekli bina tesisatı, ana kazan dışında birbirinin yerine kullanılabilmektedir. Bir
diğer ifadeyle jeotermal sistemine bütünleşik bir bina, eşanjör yerine sadece bir kömür
kazanı satın almak suretiyle merkezi kömür kazanı sistemine geçebilmektedir.
Dosyada yer alan konu ile ilgili bir çalışmaya göre, söz konusu geçiş için gerekli kazan
maliyeti dört dairelik bir bina için 1351 $ olarak hesaplanmaktadır. Söz konusu rakam 510
bina için gerekli toplam sabit yatırımın yaklaşık %20’sine tekabül etmektedir. Bununla
birlikte kazan bedelinin yanı sıra jeotermal ısınma hizmeti sağlayıcısına ödenmiş
abonelik ücreti ile eşanjör bedeli de birer geçiş maliyeti olarak dikkate alınmalıdır.
Sarayköy bakımından söz konusu rakamlar çeşitli tarihlerde tarife değişikliklerine koşut
olarak farklılık arz etmektedir. Örneğin aboneliğin başlangıcından köklü tarife
değişikliğine gidilen 2006 yılının sonuna kadar geçen dönemde, zaman zaman
miktarlar ve ödeme koşulları küçük değişikliklere maruz kalmakla birlikte ortalama
1500 $ rakamı abonelik (katılım) artı eşanjör bedeli olarak tespit edilmiştir. 2006 yılının
10. ayından itibaren söz konusu rakam 2500 $ seviyesine yükseltilmiş, ancak önceki 520
uygulamalardan farklı olarak bu rakam ısınma bedeline dâhil edilerek tahsil edilmeye
başlanmıştır. Anılan değişiklikle birlikte 10 yıldan önce abonelikten ayrılan bir tüketici,
500 $ tutarındaki eşanjör bedelinin amortisman miktarı düşüldükten sonra kalan
bakiyesini geri alabilmek olanağına kavuşmuştur. Ayrıca yeni tarife düzeneği ile
abonelik bedeli de sisteme dâhil olunan süre için ödenmektedir. Böylece sistemden
çıkış maliyetinin bir ölçüde azaldığı ileri sürülebilecektir Sonuçta hâlihazırda bu yönlü
bir sistem değişikliğinin maliyeti, kömür kazanı ile sistemle bütünleşik süre dikkate
alınarak hesaplanan abonelik ve eşanjör bedelidir.
Tersi halde, yani kömür kazanı sisteminden jeotermal ısınma sistemine geçiş 530
aşamasında ise kazan yerine bir adet eşanjör alınması gerekmektedir. Sarayköy
uygulamasında dışarıdan eşanjör alımına birtakım teknik gerekçelerle izin
verilmemektedir. Bu nedenle geçiş maliyeti abonelik ve eşanjör bedeli olarak ortaya
çıkmaktadır.
İkamenin olanaklılığı konusunda sabit giderlerin yanı sıra ısınma bedelleri de belirleyici
rol oynamaktadır. Önaraştırma sürecinde raportörlerce, bölgede ikamet eden
tüketiciler, yerel yöneticiler ve konu ile ilgili uzmanlar ile yapılan görüşmelerde ortalama
büyüklükte bir binada 100 m2 alana sahip bir konut için yıllık ortalama 2-3 ton kömür
tüketildiği ifade edilmiştir. Söz konusu rakam, kış dönemi ortalama sıcaklıklarına, 540
incelenen binanın yalıtımına ve benzeri bazı değişkenlere bağlı olarak değişebilecektir.
Aşağıdaki tabloda 100 m2 konut için yıllık ortalama 3 ton kömür kullanıldığı varsayımı
altında, Sarayköy Belediyesi yetkililerinden elde edilen kömür fiyatları baz alınarak
2003-2007 yılları arasında kömür kazanı ile jeotermal ısınma birim fiyatları
karşılaştırılmaktadır:
Tablo 1: Kömür Kazanı-Jeotermal Isınma Birim Fiyatları (YTL)
Kömür Kazanı Birim Fiyatı (m2/ay) Jeotermal Yıllık Gider (Konut) (m2/ay)
2003 0,410 0,533
2004 0,350 0,533
2005 0,500 0,564
2006 0,540 0,724
2007 0,590 0,765
08-15/146-49
12
Burada vurgulanması gereken nokta jeotermal ısınma için hesaplanan giderlere
abonelik ve eşanjör bedellerinin de dâhil edilmiş olduğudur. Daha önce ifade edildiği
üzere, 2006 yılının 10. ayından itibaren sisteme giren aboneler 100 m2 büyüklüğünde
bir konut için 2500 $ tutarındaki abonelik ve eşanjör bedelini 10 yıllık bir kullanım ömrü 550
dikkate alınarak ısınma bedeli ile birlikte ödemektedir. Bu tarihten önce sisteme giren
abonelerin ise, çeşitli tarihlerde değiştirilmekle birlikte, ortalama 1500 $ tutarında bir
bedel ödedikleri varsayılmaktadır. Söz konusu bedeller metrekare/ay bazında
hesaplandığında 2006 yılı sonuna kadar 0,16 YTL m2/ay, bu tarihten sonra ise 0,24
YTL m2/ay rakamına ulaşılmaktadır.
Tablo 1’den görüldüğü üzere, birim jeotermal ısınma gideri birim kömür kazanı ile
ısınma giderine oranla yaklaşık %30-50 daha yüksektir. Diğer yandan Tablo 1’de
kömür kazanı ile ısınma giderleri, yukarıda sıralanan ek işlem maliyetlerini (taşıma,
istihdam vs.) ihtiva etmemektedir. Anılan giderlerin kömür maliyetlerini bir miktar yukarı 560
çekmesi beklenebilir. Dahası, jeotermal ısınma bedelleri, sıcaklık ne kadar düşerse
düşsün sabit kalmakta, buna karşın kömür kazanı seçeneğinde maliyetler sıcaklık
düşüşleri ile ters oranda yükselmektedir. Bu noktadan hareketle anılan seçenekler
arasındaki birim fiyat farkının bir miktar azalması beklenebilir.
Yukarıda yer verilen bilgilerin ışığında anılan seçenekler arasında geçiş için gerekli
sabit giderlerin görece düşük olması, ısınma bedelleri arasında çok yüksek farklılıklar
bulunmaması ve bazı dışsal etmenlere bağlı olarak bu farkın azalması olasılığının
varlığı dikkate alındığında, jeotermal ısınma hizmeti ile kömür kazanı ile ısınma hizmeti
seçeneklerinin ikame edilebilir olduğu kabul edilebilecektir. Bir diğer ifadeyle, kömür 570
kazanı seçeneği jeotermal ısınma hizmeti sunan teşebbüs üzerinde rekabetçi baskı
yaratabilecektir. Sonuç olarak ilgili ürün pazarı, “merkezi jeotermal sistemi ve merkezi
kömür sistemi ile ısınma hizmetleri pazarı” olarak tanımlanmıştır.
I.6.2. İlgili Coğrafi Pazar
Jeotermal ısınma hizmetinin Sarayköy bölgesinde yerleşik konut ve resmi dairelere
yönelik olması ve gerek arz gerekse talep yönünden bu bölgenin dışındaki unsurların
ilgili ürün pazarında rekabet üzerinde belirleyici bir rol üstlenmesinin ihtimal dâhilinde
bulunmaması nedenleriyle ilgili coğrafi pazar “Denizli İli Sarayköy İlçesi sınırları” olarak 580
tanımlanmıştır.
I.7. Değerlendirme
I.7.1. Hâkim Durum Analizi
Sarayköy’de yaklaşık 6800 adet konut, işyeri ve resmi bina bulunmakta, bunların 1686
adedi jeotermal sistem ile ısınmaktadır. Merkezi kömür kazanı ile ısınan hane sayısı
ise toplam hane sayısının tahmini %5’i olan 340 haneye karşılık gelmektedir. Bu halde,
toplam 2026 haneyi kapsayan ilgili ürün pazarında Bereket Jeotermalin pazar payı
tahmini %83 olarak hesaplanmıştır. 590
Anılan yüksek pazar payı rakamı, jeotermal ısınma hizmetinin doğal tekel niteliği
taşıması nedeniyle aynı alanda başka bir teşebbüsün faaliyet göstermesinin olanaklı
olmaması, kömür kazanının ikame edilme olanağının bulunmasına karşın bunun bir
miktar finansal ve işlem maliyetine yol açacak olması hususları dikkate alındığında,
Bereket Jeotermalin ilgili pazarda hâkim durumda olduğu tespit edilmiştir.
08-15/146-49
13
I.7.2. Aşırı Fiyat Değerlendirmesi
Aşırı fiyat uygulamaları ABD’de nadiren rekabet hukuku kapsamında incelenmekte, 600
seyrek görülen müdahaleler ise dışlayıcı aşırı fiyat uygulamaları ile sınırlı kalmaktadır.
AB’de ise, aksine, sömürücü aşırı fiyat davaları da rekabet hukuku kapsamında
değerlendirilmektedir.
AB uygulamasında sömürücü aşırı fiyata ilişkin en şöhretli karar United Brands
Davası3’dır. Anılan Kararda, hâkim durumda bulunan teşebbüsün, rekabetçi pazarlarda
ortaya çıkan fiyatların anlamlı ölçüde üzerinde fiyat uygulaması adil olmayan bir
yaklaşım olarak görülmüş ve bu türden eylemler hâkim durumun kötüye kullanılması
olarak değerlendirilmiştir.
610
Literatürde, sömürücü aşırı fiyat uygulamalarına rekabet müdahalesinin hem olumlu
hem de olumsuz etkiler doğurduğu ileri sürülmektedir. Buna göre olumsuz etkiler;
pazara yeni girişlerin caydırılması; hâkim durumda bulunan teşebbüsün yatırım
güdüsünün bozulması; uygulamada aşırı fiyatın varlığını anıştıran eşiğin tespitinin
güçlüğü ve rekabet otoritelerinin politikacılar tarafından fiyatların düşürülmesi amacıyla
baskı altına alınması riski olarak sıralanmaktadır.
Bunlara ilaveten üzerinde en çok durulan nokta, rekabet otoritelerinin fiyat regülasyonu
yetkisinin bulunmaması nedeniyle rekabet hukuku araçlarıyla soruna kalıcı bir çözüm
üretmenin mümkün olmadığı savıdır. Bu sorun rekabet otoriteleri tarafından aşırı fiyat 620
riskinin var olduğu hallerde ilgili teşebbüsün gözlem altına alınması ile aşılabilecek gibi
görünse de, bu uygulama da de-facto regülasyon olarak değerlendirilebilecektir. Üstelik
bu tür bir uygulamada ortaya çıkması muhtemel bir diğer sorun, her fiyat artışı
döneminde maliyetler ve diğer parametrelerde gözlenen değişikliklere koşut olarak aşırı
fiyat analizi yapmak gerekliliğinin ortaya çıkmasıdır.
Sömürücü aşırı fiyat uygulamalarına müdahale edilmesi gerektiğini savunanlar
tarafından ileri sürülen temel görüş, rekabeti bozan diğer teşebbüs davranışları gibi
aşırı fiyat uygulamasının da tüketicilerden tekelciye doğru bir refah aktarımı sonucu
doğurması ve bu davranışın regülasyon rejiminin var olmadığı durumlarda rekabet 630
hukuku araçlarıyla çözülebileceğidir. Bir diğer ifadeyle, sömürücü aşırı fiyat
uygulamalarında bizatihi rekabet düzeni bozuluyor olmasa da, dağılım etkinliği
bozulmakta, bu da toplumsal refah ençoklanmasının önünde engel teşkil etmektedir.
Diğer yandan sömürücü aşırı fiyat uygulamasının rekabet düzenini bozması zaten
beklenmemelidir. Zira bu tür bir davranış genellikle doğal tekel veya hukuki tekellerin
var olduğu piyasalarda gözlenmektedir.
Literatürde sömürücü aşırı fiyat uygulamalarının tespitine yönelik çok sayıda test
önerilmektedir. Bunların bazıları aşırı fiyatın varlığını daha sıkı kurallara bağlarken,
bazıları da, bir takım genellemelere dayanarak, görece hafif kurallara bağlamaktadır. 640
Anılan testler bakımından ortak payda olarak tespit edilebilecek koşullar: (1) yüksek
giriş engellerden kaynaklanan güçlü bir hâkim durumun varlığı (2) sektöre özgü fiyat
regülasyonunun bulunmaması ve (3) ilgili mal/hizmetin piyasa değerinin üzerinde
fiyatlamanın tespit edilmesi olarak sıralanabilir.
Fiyatın, “aşırı” olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceğinin tespitine yönelik bazı
yöntemler mevcuttur. Bunlardan birincisi mal/hizmetin maliyet ile fiyatlarının
3 United Brands 27/76 (1978), ECR 207
08-15/146-49
14
kıyaslanmasıdır. Burada yöntemin amacı maliyet ile fiyat arasında aşırı bir fark olup
olmadığının belirlenmesidir. Söz konusu farkın çok büyük olması aşırı fiyatın varlığına
işaret etmektedir. İkinci yöntem söz konusu teşebbüsün aynı ya da benzer bir başka 650
ürün için farklı bir pazarda uyguladığı fiyatların dikkate alınmasıdır. Şayet ikincisinde
teşebbüs kâr elde edebiliyor ise ilk pazarda uyguladığı görece yüksek fiyat aşırı
fiyatlamanın göstergesi olarak kabul edilebilmektedir. Üçüncü yöntem ise, incelenen
bölgelerdeki fiyatlar ile aynı pazarda ya da farklı bir pazarda farklı teşebbüsler
tarafından uygulanan fiyatların mukayese edilmesidir. Dördüncü yöntem kapsamında,
incelenen teşebbüsün kâr oranı rekabetçi pazarlarda elde edilen kâr oranlarıyla ya da
diğer teşebbüslerin kâr oranları ile karşılaştırılmaktadır.
Yukarıda yer verilen bilgi ve değerlendirmelerin ışığında önaraştırma çerçevesinde
incelenen iddianın; Bereket Jeotermalin ilgili pazarda hâkim durumda bulunması; söz 660
konusu hâkim durumun Kızıldere jeotermal akışkanının Sarayköy Belediyesine ait olan
kullanma hakkının 26.05.2002 tarihli Protokol ve 18.06.2002 tarihli Ek Protokol de yer
verilen şartlar uyarınca Bereket Jeotermal’e devrinden kaynaklanması, bir diğer
ifadeyle hukuki bir giriş engelinin var olması; daha önce ifade edildiği üzere, söz
konusu hizmete yönelik herhangi bir iktisadi regülasyonun yanı sıra anılan
Protokollerde fiyat regülasyonuna ya da aşırı fiyat uygulamasına sınırlandırma getiren
herhangi bir hükmün mevcut olmaması nedenleriyle aşırı fiyat analizine konu edilmiştir.
I.7.3. Bereket Jeotermale Yönelik Aşırı Fiyat İddiasının Değerlendirilmesi
670
Gerek ilgili yazında gerek konu ile ilgili Kurul kararlarında, uygulanan fiyatın aşırı olup
olmadığının tespiti için fiyat-maliyet karşılaştırması ile ilgili pazarda veya komşu
pazarlarda aynı veya benzer ürün/hizmetlerin fiyatlarının karşılaştırılması yöntemleri ön
plana çıkmaktadır. Bu noktadan hareketle ilk aşamada Bereket Jeotermal’e ilişkin fiyat
ve maliyet verileri analiz edilecek, ikinci aşamada ise Sarayköy’de sunulan jeotermal
ısınma hizmetinin fiyatları farklı bölgelerde sunulan jeotermal ısınma hizmeti fiyatları ile
karşılaştırılacaktır.
I.7.3.1. Bereket Jeotermale İlişkin Fiyat-Maliyet Analizi4
680
Sarayköy’de 2001 yılından itibaren abonelik kabulüne başlanmış, farklı tarihlerde farklı
abonelik bedelleri talep edilmiştir. Birim ısınma bedelleri ise, hizmetin sunumuna
başlanılan 2003 yılından itibaren Bereket Jeotermal tarafından yıllık olarak belirlenmiş,
2004 yılı dışında günümüze kadar her yıl değişen oranlarda arttırılmıştır.
Abonelik kabul tarihi olan 2001 yılının sonundan, hizmetin sunumunun yapılan Protokol
dairesinde Bereket Jeotermal tarafından üstlenilen 2002 yılının Mayıs ayına kadar
geçen sürede abonelik başvuruları Sarayköy Belediyesi tarafından kabul edilmiş, bu
çerçevede farklı tarihler için farklı abonelik bedelleri talep edilmiştir. Bu dönem içinde
genel hatları ile erken abonelik başvurusunda bulunan tüketicilere görece avantajlı 690
koşullar sağlama ilkesi gözetilerek, 300 milyon TL+1000 $ ile 1500$ arasında değişen
abonelik bedelleri öngörülmüştür.
Hizmet sunum imtiyazının Bereket Jeotermale devredildiği Mayıs 2002 tarihi ile Ekim
2006 tarihi arasında abonelik başvurusunda bulunan tüketicilerden 1000$ abonelik ve
4 Bu başlık altında toplam aboneliklerin çok büyük bir kısmını teşkil eden konut verileri dikkate alınmış, 2005
yılından itibaren ısınma hizmeti verilen ve toplam abonelikler içinde küçük bir paya sahip olan işyeri verileri dikkate
alınmamıştır.
08-15/146-49
15
500$ eşanjör bedeli talep edilmiş, ısınma bedelleri ayrıca belirlenmiştir. Ekim 2006
tarihinde, yukarıda dile getirildiği üzere, tarife sisteminde değişikliğe gidilmiş, 2500 $
tutarında abonelik ve eşanjör bedeli ısınma bedeli ile birlikte tahsil olunmaya
başlanmıştır. Aşağıdaki tabloda 2003-2007 yılları arasında tüketicilere (konut)
uygulanan m2/ay bazında KDV hariç çıplak ve giydirilmiş (abonelik+eşanjör) ısınma 700
bedelleri gösterilmektedir:
Tablo 2: Sarayköy Konut Isınma Bedelleri
Çıplak Isınma Bedelleri (m2/ay) Giydirilmiş Isınma Bedelleri (m2/ay)
2003 0,350 0,530
2004 0,350 0,530
2005 0,400 0,560
2006 0,470 0,720
2007 0,510 0,770
Sunulan hizmet maliyetlerinin tespiti noktasında vurgulanması gereken konu, hizmetin
niteliği gereği değişken maliyetlerin küçük bir orana sahip olması, buna karşın yüksek
yatırım maliyetlerinin gereği olarak toplam maliyetler içinde finansman giderleri ve
amortisman giderlerinin çok yüksek bir pay almış olmasıdır. Aşağıdaki tabloda 2003-
2007 yılları arasında yıllık bazda toplam maliyetler5 ve amortisman ve finansman
gideri6 kalemlerine yer verilmektedir:
Tablo 3: Bereket Jeotermal Ana Giderler 710
Toplam Maliyet
(YTL)
Satılan Hizmet
Maliyeti (YTL)
Amortisman
(makine ve tesis)
Giderleri (YTL)
Finansman
Giderleri
(YTL)
2003 667.559.000 132.007.840 (…………) (…………)
2004 1.831.093.630 49.902.610 (…………) (…………)
2005 985.416.100 263.502.110 (…………) (…………)
2006 1.518.645.650 744.502.330 (…………) (…………)
2007 826.183.920 541.709.890 (…………) (…………)
Hâlihazırda Sarayköy’de abone sayısı 1686 olarak tespit edilmiştir. Raportörlerce
teşebbüs yetkililerinden alınan bilgilere göre toplam ısınma hizmeti sunulan alan
180.000 m2 seviyesindedir. Bu bilgilerden hareketle hesaplanan 2003-2007 yılları
itibarıyla m2/ay bazında maliyetler ve KDV hariç giydirilmiş ısınma bedelleri aşağıdaki
tabloda sunulmaktadır:
Tablo 4: Birim Fiyat-Maliyet Karşılaştırması7
Isınma Maliyetleri
(m2/ay)
Giydirilmiş Isınma
Bedelleri
(m2/ay)
Birim kâr/zarar
(m2/ay)
Birim kâr/zarar
oranı
2003 0,309 0,530 0,224 %72
2004 0,840 0,530 (-)0,307 (-)%36
2005 0,456 0,560 0,108 %23
2006 0,703 0,720 0,021 %3
2007 0,380 0,770 0,385 %101
5 Toplam maliyetler, satış maliyetleri, faaliyet giderleri ve finansman giderleri kalemlerinden oluşmaktadır.
6 Finansman giderleri, yatırımlar için gereksenen finansman ihtiyacını karşılamak üzere bankalardan alınan krediler
ve grubun diğer şirketlerinden alınan borçlar için ödenen faiz giderlerinden oluşmaktadır. Teşebbüs yetkililerince
grubun diğer şirketlerinden alınan borçlara uygulanacak faiz oranının tespitinde Merkez Bankası faiz oranının esas
alındığı ifade edilmiştir.
7 Bu tabloda fiyat verileri bakımından toplam abonelik içinde görece küçük pay alan konut ve kamu kurumu bedelleri
dikkate alınmamıştır. Bununla birlikte söz konusu abone gruplarına uygulanan bedellerin konutlara oranla yüksek
olduğu ifade edilmelidir. Bu guruplara uygulanan fiyatların dikkate alınması halinde birim ısınma bedellerinin ihmal
edilebilecek bir oranda yükseleceği hususu vurgulanmalıdır.
08-15/146-49
16
Tablo 4’ten görüldüğü üzere, Bereket Jeotermalin yıllık birim kâr oranı dalgalanma
sergilemektedir. Hal böyleyken 2003 ve 2007 yıllarına ilişkin rakamların bir hayli 720
yüksek olduğu dikkat çekmektedir. 2007 yılı verileri bakımından yüksek kâr oranının
ısınma bedellerindeki artıştan çok abonelik bedellerindeki yüksek oranlı artıştan
kaynaklanmış olması muhtemeldir. Diğer yandan 2004 yılında %36 oranında birim
zarar söz konusudur.
Yukarıdaki tablodan hareketle, özellikle yüksek kâr oranı gözlenen 2003 ve 2007
yıllarında teşebbüsün dönem kârının net satışlara oranının yüksek olması
beklenebilecektir. Ancak teşebbüse ait yıllık bilançolar ve gelir tabloları incelendiğinde
beklenen kârların elde edilemediği görülmektedir. Aşağıdaki tabloda yıllık net satışlar
ve dönem kârı rakamlarına yer verilmektedir: 730
Tablo 5: Yıllık Net Satışlar ve Dönem Kâr/Zararı
Net Satışlar (YTL) Dönem Kâr/Zararı (YTL) Kâr/Zarar Oranı
2003 150.519.030 343.885.660 %220
2004 213.793.920 56.699.370 %26
2005 720.114.300 (-)147.051.890 (-)%20
2006 985.925.110 30.772.670 %3
2007 634.889.460 134.609.560 %21
Tablolardan görüldüğü üzere rakamlar arasında izahata muhtaç bazı uyuşmazlıklar
mevcuttur. 2003 yılı itibarıyla, beklentilere uygun olarak birim satış kârlarına koşut
yüksek bir kâr oranı elde edilmekle birlikte, söz konusu rakamın birim kâr oranının çok
üzerinde gerçekleştiği görülmektedir. Bu orantısızlığın temel nedeni bu yılda çok
yüksek kambiyo kârı elde edilmiş olmasıdır. Nitekim 2003 yılı kambiyo kârı aynı yıla ait
net satışların yaklaşık 5,5 katı seviyesinde gerçekleşmiştir. 2004 yılında, negatif birim
kâra karşın net dönem kârı elde edilmesinin nedeni de, aynı şekilde, anılan yılın net
satışlarının 5 katı rakama ulaşan kambiyo kârı kalemidir. 740
2005 yılı dönem zararının ise, makul bir birim kâr oranına karşın, kambiyo kârında bir
önceki döneme göre %900’e yakın düşüşün ortaya çıkmasından ve yüksek finansman
giderlerinden kaynaklandığı görülmektedir. 2006 yılına ait dönem kârının, birim kâr
oranı ile aynı orana sahip olduğu anlaşılmaktadır. Anılan döneme ilişkin yüksek
finansman gideri rakamının, 2005 yılına göre %500 dolayında artan kambiyo kârı ile
ödünlendiği gözlenmektedir. 2007 yılı dönem kârı oranının ise, birim kâr oranı dikkate
alındığında, ciddi oranda düşük bir seviyede gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumu,
görece düşük kambiyo kârı ve finansman gideri rakamlarıyla açıklamak mümkündür.
750
Bu verilerin ışığında bazı yıllara ait çok yüksek birim kâr oranlarına karşın dönem
kârının, söz konusu yıllara ilişkin reel faiz oranları dikkate alındığında, “aşırı” olarak
nitelendirilebilecek seviyelerde gerçekleşmediği görülmektedir. Bu noktada üzerinde
durulması gereken bir başka konu da, birim maliyetler üzerinde doğrudan etkisi
bulunan amortisman rakamlarının henüz yarısının aktifleştirilmiş olmasıdır.
Teşebbüs yetkililerinden alınan bilgiler çerçevesinde, 2007 yılına kadar yapılan toplam
16,6 milyon YTL tutarında yatırımın (…………..) YTL tutarında bölümünün aktifleştirildiği
anlaşılmıştır. Raportörlerce yapılan görüşmelerde teşebbüs yetkilileri tarafından, 5000
konutluk proje için gerekli olan toplam yatırımın yaklaşık %90’ının tamamlandığı, söz 760
konusu yatırımların bir kısmının halen sürmekte olduğu, bu nedenle henüz
amortismanlarının aktifleştirilmediği, bir kısmının ise, (………..TİCARİ SIR……...).
Ayrılan toplam amortismanlar yıllık bazda incelendiğinde; 2003, 2004 ve 2005
yıllarında görece çok düşük miktarlarda aktifleştirme yapıldığı, esas olarak 2006
08-15/146-49
17
yılından itibaren gelir tablosunda yer alan maliyet kalemlerini ciddi oranda etkileyecek
miktarda amortisman tutarının ayrıldığı görülmektedir.
Netice itibarıyla gelir tablolarında yer alan maliyet rakamlarının, aktifleştirilmiş
amortismanların düşük olması nedeniyle olması gerekenden daha düşük bir seviyede
gerçekleştiği, buna bağlı olarak birim kâr oranının olması gerekenden daha yüksek 770
göründüğü ileri sürülebilir. Önümüzdeki dönemde, abone sayısının sabit kalması
durumunda, (…………….) henüz ayrılmamış olan amortisman giderleri ile tamamlanan
yatırımlara koşut olarak ayrılacak amortisman giderleri aktifleştirildikçe birim kâr
oranının düşmesi beklenmektedir. Bununla birlikte 5000 konutluk proje için yapılan
yatırımların büyük ölçüde tamamlanmış olması ve hâlihazırda 1686 abonenin sisteme
dâhil olması dikkate alındığında, gelecek yıllarda abone sayısı artışına koşut olarak
birim maliyetlerin düşmesi, birim kar oranının ise yükselmesi beklenmektedir.
I.7.3.2. Diğer Bölgelerde Uygulanan Fiyatların Sarayköy Fiyatları ile Mukayesesi
780
Türkiye’de Sarayköy dışında birçok bölgede jeotermal ısınma hizmet verildiği
bilinmektedir. Aşırı fiyat analizinde dikkate alınan ölçütlerden biri de farklı ilgili coğrafi
pazarlarda uygulanan fiyatların incelenen bölge fiyatları ile mukayeseye tâbi
tutulmasıdır. Ancak incelenen dosya bakımından diğer bölgelerde hizmet sunumunu
gerçekleştiren teşebbüslerin, daha önce vurgulandığı gibi, belediye ya da il özel idaresi
tarafından kontrol edildiği hususu göz ardı edilmemelidir. Zira söz konusu bölgelerde
fiyat tespiti noktasında ekonomik yaklaşımdan çok bazı sosyal güdülerle hareket
edildiği, bu nedenle fiyatların tüm maliyet unsurlarını yansıtmadığı ileri sürülebilecektir.
Nitekim söz konusu teşebbüslerden birinin yetkilisi ile Raportörlerce yapılan
görüşmede bu sav desteklenmiş, fiyatların sübvanse edildiği ifade edilmiştir. Aşağıdaki 790
tabloda bazı bölgelerde uygulanan fiyatlara ilişkin bilgiler sunulmaktadır:
Tablo 6: Bazı Bölgelerde Giydirilmiş Jeotermal Isınma Bedelleri (m2/ay) (KDV Hariç YTL)
2004 2005 2006 2007
Gönen (Balıkesir) 0,62 0,70 0,82 0,82
Simav (Kütahya) 0,43 0,53 0,53 0,56
Diyadin (Ağrı) 0,65 0,72 0,74 0,75
Sandıklı (Afyon) 0,70 0,85 8,88 0,93
Merkez (Afyon) 0,71 0,84 0,89 0,99
Salihli(Manisa) 0,40 0,44 0,46 0,50
Sarayköy (Denizli) 0,53 0,56 0,72 0,77
Görüldüğü üzere Sarayköy jeotermal ısınma birim hizmet bedelleri, bazı bölgelerde
uygulanan fiyatların üzerindeyken, bazı bölgelerin altında kalmaktadır. Üstelik bazı
bölgelerde eşanjör kullanılmamakta, bu da giydirilmiş birim fiyatları aşağıya
çekmektedir. Genel olarak anılan bölgede uygulanan fiyatların yaklaşık olarak
karşılaştırma yapılan bölgelerin ortalamasına tekabül ettiği anlaşılmaktadır. Ancak fiyat
karşılaştırması analizinin daha sağlıklı bir zemine oturması için karşılaştırılan bölgeler
bakımından birim maliyetleri etkileyen temel unsurların da dikkate alınması 800
gerekmektedir.
Bu unsurlardan biri ortalama su sıcaklığıdır. Jeotermal suyun kaynak çıkış sıcaklığı
arttıkça maliyetlerin azaldığı bilinmektedir. Bu çerçevede, Türkiye Jeotermal
Derneğinden alınan bilgilere göre Sarayköy’de jeotermal su sıcaklığı (140 0C)
karşılaştırma yapılan diğer tüm bölgelerden daha yüksektir. Bu bakımdan aynı
teknolojinin kullanıldığı varsayımı altında Sarayköy’de hizmet maliyetlerinin daha
düşük olması beklenmelidir.
08-15/146-49
18
Birim maliyetleri etkileyen diğer bir önemli unsur kaynağın ısıtılan bölgeye olan 810
uzaklığıdır. Özellikle altyapı yatırımlarının toplam maliyetlerin önemli bir kısmını teşkil
ettiği dikkate alındığında, anılan unsurun yatırımlar üzerinde görece yüksek bir ağırlık
taşıdığı ileri sürülebilecektir. Sarayköy’de ısıtılan bölge jeotermal kaynağına 9
kilometre uzaklıkta bulunmaktadır. Karşılaştırma yapılan diğer bölgeler arasında
sadece Afyon Merkez (14 kilometre) için bu mesafenin daha fazla olduğu tespit
edilmiştir. Bunun dışındaki tüm bölgelerde kaynağa olan uzaklık 5 kilometreyi
geçmemektedir. Bu bakımdan Sarayköy’de, Afyon Merkez müstesna olmak üzere,
diğer bölgelere nispeten bir maliyet dezavantajı bulunmaktadır.
Dikkate alınması gereken üçüncü önemli unsur mevcut abone sayısının toplam 820
kapasiteye oranıdır. Bu unsur özellikle öngörülen kapasite için gerekli yatırımın büyük
ölçüde tamamlandığı, ancak abone sayısının sınırlı kaldığı bölgelerde birim fiyatları
önemli oranda etkilemektedir. Daha önce vurgulandığı gibi Sarayköy’de 5000 konutluk
yatırım önemli ölçüde tamamlanmış olmasına karşın abone sayısı hâlihazırda 1686 ile
sınırlı kalmıştır. Bu durumda yatırımlar olması gerekenden daha az sayıda aboneye
yansıtılmakta, böylece ortalama birim fiyatlar yükselmektedir. Karşılaştırma yapılan
diğer bölgelerin tümünde abone sayısı/proje büyüklüğü oranının Sarayköy’den daha
yüksek olduğu görülmektedir.8
Sonuç olarak toplam maliyetleri belirleyen temel unsurlardan her birinin toplam maliyet 830
rakamları üzerindeki net etkisini tespit etmek mümkün olmamakla birlikte, genel olarak
bu unsurlar bakımından Sarayköy’ün diğer bölgelerden herhangi bir üstünlüğünün
bulunmadığı, aksine toplamda dezavantajlı konumda bulunduğu ileri sürülebilecektir.
Bu çerçevede fiyat verileri bakımından aşırı fiyatın varlığına işaret eden bir tablonun
ortaya çıkmadığı anlaşılmaktadır.
I.8.Genel Değerlendirme
Yukarıda yer verilen bilgi ve değerlendirmelerden hareketle ortaya çıkan tablonun
Bereket Jeotermal’in jeotermal ısınma hizmetinin sunumunda sömürücü nitelikte aşırı 840
fiyatlandırma yoluna gitmek suretiyle ilgili pazarda hâkim durumunu kötüye kullandığı
iddiasını desteklememektedir. Bu kanaat esas olarak iki temel tespite dayanmaktadır.
Bunlardan birincisi incelenen beş yıllık zaman dilimi içinde, bazı yıllarda birim kâr
oranının oldukça yüksek olmasına karşın bazı yıllarda düşük olması, 2004 yılında ise
yüksek bir negatif değere karşılık gelmesidir. İlaveten birim kâr oranının yüksek olduğu
yıllarda elde edilen kârların, yukarıda ayrıntılandırılan nedenlerle yıllık net kâr
oranlarına aynı ölçüde yansımaması ve ortalama reel faiz oranları dikkate alındığında,
net kârların makul seviyelerde gerçekleşmiş olması da önemli bir etmen olarak ortaya
çıkmaktadır.
850
İkinci tespit ise, anılan bölgede uygulanan giydirilmiş fiyat düzeyinin, il özel idaresi
veya belediyeler ya da her ikisinin kontrol ettiği teşebbüsler tarafından jeotermal
ısınma hizmeti sunulan diğer bölgelerde gözlenen giydirilmiş fiyatlara yakın olması, söz
konusu fiyat düzeyinin bazı bölgelerden yüksek iken bazı bölgelere nispeten düşük
seviyelerde gerçekleşmiş olmasıdır. Oluşan kanaati anılan tespit ile ilişkili olarak
kuvvetlendiren bir diğer olgu da, Sarayköy’de jeotermal ısınma hizmeti sunmak için
8 Söz konusu oranlar; Gönen, Simav ve Diyadin için %100; Sandıklı için %72 seviyesindedir. Salihli’de bu oranın
5000/24000 olduğu tespit edilmiştir. Ancak hizmeti sunan teşebbüs yetkilileri ile yapılan görüşmede toplam yatırım
tutarının %50-60’ının gerçekleştiği ifade edilmiştir. Bu durumda söz konusu oranın, esasen 5000/12000-14000
olduğu, bu oranın da, diğer bölgeler gibi Sarayköy’den yüksek olduğu görülmektedir.
08-15/146-49
19
gerek duyulan yatırımların yapılması noktasında, diğer bölgelerle karşılaştırıldığında,
birim maliyetleri aşağıya çekecek bir maliyet üstünlüğünün var olmaması, aksine
maliyet dezavantajına yol açabilecek unsurların tespit edilmiş bulunmasıdır.
860
Yapılan inceleme kapsamında ele alınması gereken önemli bir hususun daha var
olduğu düşünülmektedir. Bilindiği gibi jeotermal ısınma hizmeti sadece Sarayköy’de
özel teşebbüs eliyle sunulmaktadır. Bununla birlikte söz konusu hizmet doğal tekel
niteliği taşımakta, Bereket Jeotermal ilgili pazarda çok yüksek bir pazar payına sahip
bulunmakta, jeotermal ısınma hizmetini düzenleyen mevzuatta iktisadi regülasyon
rejimi öngörülmemektedir. Bu nedenle söz konusu hizmetin sunulduğu bölgelerde ilgili
teşebbüslerin sömürücü aşırı fiyatlama yapma olanağına sahip olduğu
düşünülmektedir.
Diğer yandan hâlihazırda Sarayköy’de Bereket Jeotermal’den ısınma hizmeti satın 870
alan 1686 abone bulunduğu, oysa projede 5000 abonenin öngörüldüğü ve bu rakama
yönelik altyapı yatırımlarının büyük ölçüde tamamlandığı dikkate alındığında,
önümüzdeki yıllarda abone sayısındaki muhtemel artışa ve dolayısıyla net satışlar
kalemindeki artışa koşut olarak söz konusu teşebbüsün kârının yükseleceği
beklenmektedir. Ayrıca kısa bir zaman içinde elektrik üretimine başlaması öngörülen
elektrik santralinin de devreye girmesiyle Bereket Jeotermalin net satışlarının daha da
artması muhtemeldir.
Net satışlardaki artış sonucunda birim fiyatların aşağıya çekilmemesi durumunda, birim
fiyatlar jeotermal ısınma hizmetinin sunulduğu diğer bölgelerde uygulanan fiyatların 880
üzerinde olmasa dahi, sömürücü aşırı fiyatlama davranışının varlığından söz
edilebilecektir. Bu seçenek dikkate değer görünmektedir. Zira Bereket Jeotermali bu
tür bir davranışa zorlayacak herhangi bir mekanizma mevcut değildir. Nitekim 2007 yılı
verileri dikkate alındığında Bereket Jeotermal tarafından elde edilen birim kâr oranının
%101 gibi aşırı yüksek bir orana karşılık geldiği tespit edilmiştir. Her ne kadar
incelenen dönem itibarıyla yıllık dalgalanmaların etkisiyle toplamda aşırı fiyatı anıştıran
bir göstergenin bulunmadığı düşünülmekte ise de, 2008 yılından itibaren anılan yüksek
birim kâr seviyesinin sürdürülmeyeceğinin bir garantisi bulunmamaktadır.
Bu noktada, birçok Kurul kararında yer verildiği şekliyle, yapılan inceleme neticesinde 890
ilgili kamu kurumlarına, söz konusu hizmetin iktisadi regülasyona tâbi kılınmasının
gerekliliğine işaret eden bir “Kurul Görüşü” gönderilmesi seçeneği akla gelmektedir.
Ancak Sarayköy’e özgü bazı koşulların varlığı anılan seçeneği işlevsiz kılabilecektir.
İlgili bölümde ifade edildiği üzere, Sarayköy’de ısıtma amaçlı kullanılan jeotermal su
EÜAŞ tarafından elektrik üretimi amaçlı kullanılan santralden çıkan ve atık niteliği
taşıyan akışkandır. Söz konusu akışkanın kullanım hakkı Sarayköy Belediyesi’ne
verilmiş, Belediye, yapılan bir protokol dairesinde, EÜAŞ’nin de onayını almak suretiyle
söz konusu kullanma hakkını Bereket Jeotermal’e devretmiştir.9 Anılan protokolde fiyat
tespit yetkisi herhangi bir sınırlandırma öngörülmeksizin Bereket Jeotermal’e
tanınmıştır. Dolayısıyla sektöre yönelik bir iktisadi regülasyon öngören bir mevzuat 900
değişikliğine karşın Bereket Jeotermal’in, anılan sözleşmeye dayanarak, söz konusu
düzenlemeye tâbi olmadığı ileri sürülebilecektir. Bu halde yukarıda yer verilen aşırı
fiyatlama riskinin kontrol altında tutulması gerekliliği ortaya çıkmaktadır.
9 Belediye ile Bereket Jeotermal arasında akdedilen protokolün, niteliği dikkate alındığında bir kamu imtiyaz
sözleşmesi olarak adlandırılıp adlandırılamayacağı, şayet imtiyaz sözleşmesi olarak kabul edildiği takdirde,
akdedildiği tarihte yürürlükte olan mevzuata uygun olup olmadığı, bir başka ifadeyle hukuken geçerlik taşıyıp
taşımadığı ayrı bir hukuki tartışma konusudur.
08-15/146-49
20
Nitekim Bereket Jeotermal Üretim A.Ş. Vekili imzasıyla Kurumumuza gönderilen
yazıda: “Halen uygulanan fiyat tarifeleri yatırımların geri ödenmesinde yeterli değildir.
Sonuçta bölgemizde, yöremiz halkına hizmeti sunarken; kredilerin geri ödenmesi
tamamlandığında ve mevcut abone sayısının artması halinde, ekonomik gerekler
dikkate alınarak fiyatlarımızın aşağıya çekilmesi doğal ve bizim de en içten
arzumuzdur. Bu dileğimizin yürütülmekte olan soruşturmada aynı zamanda bir taahhüt 910
olarak dikkate alınmasını vekaleten saygı ile arz ve talep ederiz.” denmek suretiyle,
kredilerin geri ödenme sürecinin tamamlanması ve mevcut abone sayısının artmasına
koşut olarak ortaya çıkacak maliyet azalışlarının (gelir artışı) fiyatlara yansıtılacağı
taahhüt edilmektedir. Bu itibarla, yukarıda yer verilen değerlendirmelere istinaden
ortaya çıkabilecek aşırı fiyatlamanın kontrol altında tutulması ve teşebbüs tarafından
sunulan taahhüdün yerine getirilip getirilmediğinin takibi amacıyla 1. Daire Başkanlığı
tarafından ilgili pazarın beş yıl süresince izlenmesi yerinde olacaktır.
J. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre; 920
1- Şikayet konusu iddia ile ilgili olarak bu aşamada 4054 sayılı Kanun
çerçevesinde soruşturma açılmasına gerek olmadığına, şikayetin reddine;
2- Pazarın 2009 yılından itibaren beş yıl süreyle 1. Daire Başkanlığı tarafından
izlenmesine
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy