08-34/456-161
1
Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2006-2-160 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 08-34/456-161
Karar Tarihi : 20.5.2008
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Tuncay SONGÖR, Süreyya ÇAKIN, Mehmet Akif ERSİN, Dr.
Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE
B. RAPORTÖRLER : E. Ebru ÖZTÜRK, Adnan AKGÜN, Evrim Özgül KAZAK
C. ŞİKAYET EDEN : - Tüm Akü İthalatçıları ve Üreticileri Derneği adına Yönetim
Kurulu Başkanı Mustafa AKALP
Perpa İş Merkezi A Blok Kat:12 No:1809
Halil Rıfat Paşa Mah. Okmeydanı- Şişli/İstanbul
D. HAKKINDA SORUŞTURMA
YAPILANLAR : - Aküçev Atık Akü Toplama ve Taşıma San. ve Tic. A.Ş.
1587/1 Sk. No: 8 Kat: 2 D: 201-202 Rod-Kar 2 İş Mrk.
Çınarlı/ İzmir
Temsilcisi: Av. Prof. Dr. Mehmet HELVACI
Fahrettin Kerim Gökay Caddesi Ekşi İş Merkezi No: 8 Daire:10
Kat:2 34662 Altunizade/İstanbul
- Akas Akü ve Malz. Sanayi Ltd. Şti.
Haraççı Beldesi Mareşal Fevzi Çakmak Cad. No:10
Gaziosmanpaşa/İstanbul
Temsilcisi: Av. Volkan RİŞVANOĞLU
Bağdat Cad. Vedat Han No: 53 K: 3/81 Kızıltoprak-
Kadıköy/İstanbul
- Aslan Kurşun Sanayi ve Tic. A.Ş.
Akçay Cad. No: 8 Gaziemir 35410 İzmir
- Esan Akümülatör ve Malz. San. Tic. Koll. Şti.
Kemerburgaz Yolu No: 40 34396 Ayazağa/İstanbul
Temsilcisi: Av. Volkan RİŞVANOĞLU
Bağdat Cad. Vedat Han No: 53 K: 3/81 Kızıltoprak-
Kadıköy/İstanbul
- İnci Akü Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Manisa Organize San. Böl. 2. Kısım 45030 Manisa
Temsilcisi: Av. Prof. Dr. Mehmet HELVACI
Fahrettin Kerim Gökay Caddesi Ekşi İş Merkezi No:8
Daire:10 Kat:2 34662 Altunizade/İstanbul
- Kudret Metalize Sanayi Tic. A.Ş.
08-34/456-161
2
Organize Sanayi Bölgesi Türkmenistan Cad. No: 27 06935
Sincan/Ankara
Temsilcileri: Av. Fadime SAĞOL – Av. Ömer SAĞOL
Organize Sanayi Bölgesi Prof. Dr. Orhan Işık Cad. No:8 Kat:3
Sincan/Ankara
- Mutlu Akü ve Malz. San. A.Ş.
Eski İzmit Yolu Üzeri Tepeören Köyü 34959 Tuzla/İstanbul
Temsilcisi: Av. Prof. Dr. Mehmet HELVACI
Fahrettin Kerim Gökay Caddesi Ekşi İş Merkezi No:8
Daire:10 Kat:2 34662 Altunizade/İstanbul
- Türker İzabe ve Rafine Sanayi A.Ş.
Eski İzmit Yolu Üzeri Tepeören Köyü 34959 Tuzla/İstanbul
Temsilcisi: Av. Prof. Dr. Mehmet HELVACI
Fahrettin Kerim Gökay Caddesi Ekşi İş Merkezi No:8
Daire:10 Kat:2 34662 Altunizade/İstanbul
- Yiğit Akü Malz. Sanayi Tic. A.Ş.
Organize Sanayi Bölgesi Türkmenistan Cad. No: 27 06935
Sincan/Ankara
Temsilcileri: Av. Fadime SAĞOL – Av. Ömer SAĞOL
Organize Sanayi Bölgesi Prof. Dr. Orhan Işık Cad. No:8 Kat:3
Sincan/Ankara
E. DOSYA KONUSU: Aküçev Atık Akü Toplama ve Taşıma San. ve Tic. A.Ş.,
Akas Akü ve Malz. Sanayi Ltd. Şti., Aslan Kurşun Sanayi ve Tic. A.Ş., Esan
Akümülatör ve Malz. San. Tic. Koll. Şti., İnci Akü Sanayi ve Ticaret A.Ş., Kudret
Metalize Sanayi Tic. A.Ş., Mutlu Akü ve Malz. San. A.Ş., Türker İzabe ve Rafine
Sanayi A.Ş., Yiğit Akü Malz. Sanayi Tic. A.Ş.’nin, 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesini ihlal edip etmediklerinin tespiti.
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Tüm Akü İthalatçıları ve Üreticileri Derneği (TÜMAKÜDER)
adına Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Akalp tarafından gönderilen dilekçede özetle;
- Akümülatör ve Geri Kazanım Sanayicileri Derneği (AKÜDER) ve yetkilendirdiği
Aküçev Atık Akü Toplama ve Taşıma San. ve Tic. A.Ş. (Aküçev)’nin asıl işi atık akü
olan firmaların faaliyetlerini tamamen önlediği ve atık aküleri kendi bayileri vasıtasıyla
toplayıp, dernek üyesi akü üreticilerinin geri dönüşüm tesislerine hammadde
sağladığı,
- Atık akü fiyatlarını tüketiciden toplayıcıya, depolama tesisine ve geri dönüşüme
kadar belirledikleri ve geri dönüşüm tesislerinin büyük kısmının kendi üyesi olması
nedeniyle bu tesislerin Aküçev dışındaki kaynaklardan atık akü alımını engelledikleri,
- Otomotiv aküleri üretiminde ilk üç firmanın toplam üretim içinde yaklaşık %80 paya
sahip olduğu, orta ve küçük ölçekli üretim yapan yaklaşık 100 firmanın geriye kalan
%20’yi paylaştığı; üretim sektöründe en yüksek pazar payına sahip olan iki firmanın
(Mutlu Akü ve Malz. San. A.Ş. ve Yiğit Akü Malz. Sanayi Tic. A.Ş.) aynı zamanda atık
aküden kurşun elde eden birer geri dönüşüm firması (sırasıyla Türker İzabe ve
Rafine Sanayi A.Ş. ve Kudret Metalize Sanayi Tic. A.Ş.) bulunduğu, bu firmaların
dördünün de AKÜDER kurucu üyesi olduğu,
- TÜMAKÜDER’in atık akülerin fiyatının belirlenmesini alıcı ve satıcının karşılıklı
anlaşmasına bıraktığı ve her firmanın lisanslı olmak koşulu ile atık aküyü dilediği
08-34/456-161
3
firmaya satabildiği; AKÜDER’in ise üyesi olan büyük firmaların bölge satış bayilerini
geçici depolama merkezi olarak kullandığı ve satış teşkilatını tersine çalıştırarak atık
aküleri bölge bayilerinde topladığı,
- AKÜDER’in bu şekilde sektörde hurdacı olarak faaliyet gösteren firmaları yok
saydığı, lisanslı/izinli bile olsalar bu firmaların tümünün faaliyetlerini durdurduğu, atık
akülerin kendi sistemi dışında toplanmasını engellediği, toplam sekiz adet olan
lisanslı geri dönüşüm firmasından altısının AKÜDER üyesi olduğu, bu nedenle
TÜMAKÜDER adına atık akü toplayan ve biriktiren geçici depolama merkezi
durumundaki firmaların, Atık Pil ve Akümülatörlerin Kontrolü (APAK) Yönetmeliği’nde
öngörüldüğü şekilde faaliyet göstermelerine rağmen, topladıkları atık aküleri hiçbir
yere satamadıkları,
- Sonuç olarak geniş bir satış ağına sahip olması nedeniyle AKÜDER ve Aküçev’in
piyasadaki fiyat hareketini istediği gibi manipüle ederek, geçici depolama merkezi
olarak faaliyet gösteren firmaları, küçük ve orta ölçekli akü üreticilerini ve
TÜMAKÜDER’i zor durumda bıraktığı, TÜMAKÜDER’in T.C. Çevre ve Orman
Bakanlığı’na karşı yükümlülüğünü yerine getiremez duruma geldiği
ifade edilerek gereğinin yapılması talep edilmektedir.
G. DOSYA EVRELERİ:
1. TÜMAKÜDER adına Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Akalp’in şikayet dilekçesi
15.11.2006 tarih ve 7615 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
2. Rekabet Kurulu'nun 20.12.2006 tarih ve 06-92/1164-M sayılı kararı ile AKÜDER,
AKÜDER üyesi tüm teşebbüs ve teşebbüs birlikleri ile Aküçev hakkında önaraştırma
yapılmasına karar verilmiştir.
3. Önaraştırma sonunda hazırlanan 22.1.2007 tarih ve 2006-2-160/ÖA-06-EÖ sayılı
Önaraştırma Raporu Rekabet Kurulu’nun 1.2.2007 tarihli toplantısında görüşülerek,
07-11/67- M sayı ile Aküçev, Akas Akü ve Malz. Sanayi Ltd. Şti. (Akas Akü), Aslan
Kurşun Sanayi ve Tic. A.Ş. (Aslan Kurşun), Esan Akümülatör ve Malz. San. Tic. Koll.
Şti. (Esan Akü), İnci Akü Sanayi ve Ticaret A.Ş. (İnci Akü), Kudret Metalize Sanayi
Tic. A.Ş. (Kudret Metal), Mutlu Akü ve Malz. San. A.Ş. (Mutlu Akü), Türker İzabe ve
Rafine Sanayi A.Ş. (Türker İzabe) ve Yiğit Akü Malz. Sanayi Tic. A.Ş. (Yiğit Akü)
hakkında, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlal edilip edilmediğinin tespiti
amacıyla, aynı Kanun'un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına karar
verilmiştir.
4. Kanun’un 43/2. maddesi uyarınca soruşturma kararı ve teşebbüsler ile ilgili olarak
ileri sürülen iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli bilgi, 6.2.2007 tarih ve 440, 441,
442, 444, 445, 446, 447, 448, 449 sayılı yazılar ile hakkında soruşturma yürütülen
teşebbüslere tebliğ edilerek, 30 gün içinde ilk yazılı savunmaları talep edilmiştir.
5. İnci Akü, Aslan Kurşun, Yiğit Akü (ve Kudret Metal), Esan Akü ve Akas Akü’nün ilk
yazılı savunmaları Kurum kayıtlarına sırasıyla 8.3.2007 tarih ve 1741 sayı; 5.3.2007
tarih ve 1627 sayı; 8.3.2007 tarih ve 1770 sayı; 8.3.2007 tarih ve 1753 sayı; 8.3.2007
tarih ve 1752 sayı ile intikal etmiştir. Aküçev, Mutlu Akü ve Türker İzabe’nin ortak ilk
yazılı savunmaları ise 5.3.2007 tarih ve 1641 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal
etmiştir.
6. TÜMAKÜDER Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Akalp’in Kurum kayıtlarına
21.2.2007 tarih ve 1305 sayı ile intikal eden dilekçesi ile 4054 sayılı Kanun’un 9.
maddesi gereğince geçici tedbir kararı alınması talep edilmiştir.
08-34/456-161
4
7. Rekabet Kurulu’nun 1.3.2007 tarih ve 07-18/166-56 sayılı kararı ile 4054 sayılı
Kanun’un 9. maddesindeki “ciddi ve telafi olunamayacak zararların ortaya çıkması
ihtimali” koşulunun gerçekleşmediği ve AKÜDER ve Aküçev hakkında geçici tedbir
kararı alınmasına gerek olmadığına karar verilmiştir.
8. Soruşturma heyetinin talebi üzerine, Rekabet Kurulu’nun 4.7.2007 tarih ve 07-
56/670-M sayılı kararı ile soruşturma süresinin altı ay uzatılmasına karar verilmiştir.
9. Soruşturma Heyeti'nce düzenlenen 27.12.2007 tarih ve SR/07-18 sayılı
Soruşturma Raporu, Kanun'un 45/1. maddesi uyarınca Kurul Üyeleri ile ilgili taraflara
tebliğ olunmuş ve aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince hakkında soruşturma
yürütülen teşebbüslerden 30 gün içinde ikinci yazılı savunmalarını göndermeleri
istenmiştir.
10. Esan Akü’nün ikinci yazılı savunması 4.2.2008 tarih ve 801 sayı ile; Akas Akü’nün
ikinci yazılı savunması 4.2.2008 tarih ve 800 sayı ile; Aküçev, Mutlu Akü, Türker
İzabe ve İnci Akü’nün ortak ikinci yazılı savunması 1.2.2008 tarih ve 766 sayı ile; Yiğit
Akü ve Kudret Metal’in ikinci yazılı savunması 4.2.2008 tarih ve 825 sayı ile; Aslan
Kurşun’un ikinci yazılı savunması 1.2.2008 tarih ve 767 sayı ile kurum kayıtlarına
intikal etmiştir.
11. Soruşturma Heyeti'nin hazırladığı 18.2.2008 tarih, 630 sayılı "Ek Yazılı Görüş",
Kanun'un 45/2. maddesi uyarınca tüm Kurul Üyeleri ve ilgili tarafa gönderilmiştir.
12. Esan Akü’nün ek görüşe karşı cevap yazısı 21.3.2008 tarih ve 1772 sayı ile;
Akas Akü’nün ek görüşe karşı cevap yazısı 21.3.2008 tarih ve 1773 sayı ile; Aslan
Kurşun’un ek görüşe karşı cevap yazısı 14.3.2008 tarih ve 1606 sayı ile; Yiğit Akü ve
Kudret Metal’in ek görüşe karşı cevap yazısı 19.3.2008 tarih ve 1741 sayı ile;
Aküçev, Mutlu Akü, Türker İzabe ve İnci Akü’nün ek görüşe karşı cevap yazısı
18.3.2008 tarih ve 1687 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
13. Tarafların talebi üzerine, Rekabet Kurulu’nun 27.3.2008 tarih ve 08-26/299-M
tarihli kararı ile 13.5.2008 günü saat 10.00'da sözlü savunma toplantısı yapılmasına
ve toplantıya şikayetçi ile soruşturma kapsamında bulunan tüm teşebbüslerin davet
edilmesine karar verilmiştir. Sözlü savunma toplantısı davetiyeleri, Kanun'un 46/2.
maddesi uyarınca ilgililere gönderilmiştir.
14. 13.5.2008 tarihinde yapılan sözlü savunma toplantısına şikayetçi TÜMAKÜDER
katılmamış; hakkında soruşturma yürütülen taraflar savunmalarını yapmışlardır.
15. Rekabet Kurulu 20.5.2008 tarihinde 08-34/456-161 sayı ile nihai kararını vermiş
ve karar Kanun'un 49. maddesi uyarınca 22.5.2008 tarihinde tefhim edilmiştir.
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ
Raportörler tarafından;
1. Akas Akü, Aslan Kurşun, Esan Akü, İnci Akü, Kudret Metal, Mutlu Akü, Türker
İzabe ve Yiğit Akü tarafından kurulan Aküçev’in;
- 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında kurucu taraflar arasındaki rekabetçi
davranışların koordinasyonunu sağlayan ve rekabeti sınırlayıcı amaç ve etkilere
sahip olan işbirliği anlaşması niteliğinde bir ortak girişim olduğu ve söz konusu
anlaşma sonucunda ilgili pazarda rekabetin önemli ölçüde ortadan kalktığı,
- Ortak girişimdeki aykırılıkların ortadan kaldırılmasının ve rekabetin tesisinin
sağlanması için taraflara 2 ay süre verilmesi ve bu süre içinde de rekabeti ortadan
kaldıran faaliyetlerden kaçınılması gerektiği,
08-34/456-161
5
2. Aküçev, Akas Akü, Esan Akü, İnci Akü, Kudret Metal, Mutlu Akü, Türker İzabe ve
Yiğit Akü’nün Kanun’un 4. maddesinin 2. fıkrasının (a), (b) ve (d) bendlerini açık bir
biçimde ihlal etmeleri nedeniyle anılan teşebbüslere aynı Kanun’un 16. maddesinin 2.
fıkrası uyarınca para cezası uygulanması gerektiği,
3. Aslan Kurşun hakkında Kanun’un 16. maddesinin 4. fıkrası uyarınca asgari para
cezası uygulanması gerektiği
görüşleri belirtilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Taraflar
I.1.1. Şikayet Eden Taraf: TÜMAKÜDER
TÜMAKÜDER’in amacı Dernek tüzüğünde “atık akülerin çevreyle uyumlu yönetiminin
sağlanması ve ekolojik dengenin bozulmasını önlemek için atık akü toplanmasına,
geri kazanılmasına, bertarafına dair yükümlülüklerin yerine getirilmesine yönelik
faaliyetlerde bulunmak” olarak belirlenmiştir. Bu amacı gerçekleştirmek üzere
10.5.2005 tarihinde T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından yetkilendirilen
TÜMAKÜDER’e üye olan teşebbüsler ağırlıklı olarak akümülatör (akü) ithalatı yapan
teşebbüslerdir. Derneğin üyeleri ve yönetim kurulu aşağıdaki gibidir:
TÜMAKÜDER Üyeleri:
1- Akdeniz Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Akdeniz Kimya)
2- Alfa Madencilik ve Metal Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
3- Alga Mühendislik Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti.
4- Aloto Otomotiv Malz. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti.
5- Artronic Elektronik San. Müm. Tic. Ltd. Şti.
6- Aspilsan Askeri Pil Sanayi ve Ticaret A.Ş.
7- Baykara Motorlu Araçlar Lastik ve Parça Tic. A.Ş.
8- Borusan Makina Servis ve Ticaret A.Ş.
9- Borusan Otomotiv İthalat ve Dağıtım A.Ş.
10- Bosch Sanayi ve Ticaret A.Ş.
11- Delta Marin Denizcilik Elektronik Akses. İml. ve Tic. Ltd. Şti.
12- Drager Medikal Ticaret ve Servis Ltd. Şti.
13- Eds Elektronik Destek Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
14- Eka Elektronik Kontrol Aletleri San ve Tic. A.Ş.
15- Elkotek Elektrik ve Elektronik Ltd. Şti.
16- Endel Elektronik Müh. Müş. Paz. İml. San. ve Tic. Ltd. Şti.
17- Enerji 2000 Elektrikli ve Elektronik Cihazlar Ticaret A.Ş.
18- Enisolar Enerji Sistemleri
19- Entel Enerji ve Telekom Sist. San. ve Tic. Ltd. Şti.
20- Epc Enerji ve Güç Dönüşüm Sist. San. ve Tic. A.Ş.
21- Ericsson Telekomünikasyon A.Ş.
22- Gesa Elektronik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
23- Gökhan Akü Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
24- Gümüş Madencilik ve Metal Sanayi A.Ş.
25- H. Baykal Akü San. ve Tic. Ltd. Şti.
26- İncekaralar Laboratuvar Cihazları Pazarlama A.Ş.
27- İnform Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş.
28- JVS Elektronik San ve Tic. Ltd. Şti.
29- Martaş Otomotiv Yedek Parça Tic. ve San. A.Ş.
08-34/456-161
6
30- Masterguard Güç Kaynakları Ltd. Şti.
31- Megasan Elektronik Tic. ve San. Ltd. Şti.
32- Mel Dış Ticaret- Cem Sağel
33- Mert İthalat İhracat Ticaret Ltd. Şti.
34- Mge Ups Systems Bilgisayar Sistemleri Ticaret A.Ş.
35- Mustafa Saatçi Otomotiv Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
36- Nilfisk-advance Profesyonel Temizlik Ekipmanları Tic. A.Ş.
37- Norm Elektronik Güv. Sist. İml. Paz. Müşv. Ltd. Şti.
38- Norm Enerji Sist. Tur. İnş. Paz. Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
39- Otolink Yedek Parça Sanayi ve Ticaret A.Ş.
40- Özyalın Akümülatör Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
41- Pasifik Elektronik İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
42- Pb Metal Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
43- Pilsan Plastik ve Oyuncak Sanayi A.Ş.
44- Reis Makine Ticaret ve Sanayi A.Ş.
45- Remivac Makine-Çelik İth. Müm. San. ve Tic. Ltd. Şti.
46- Sader İç ve Dış Ticaret Ltd Şti.
47- Servus Bilgisayar A.Ş.
48- Siemens Sanayi ve Ticaret A.Ş.
49- Tek İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti.
50- Telekom Mühendislik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
51- Tesan İletişim A.Ş.
52- Tunçmatik Elektrik Malzemeleri San ve Tic. A.Ş.
53- Tümel Elektronik San. Tic. Ltd. Şti.
54- Velomoto İthalat İhracat Nakliye Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
55- Vericon Elektro. Kont. ve Veri İşl. San. ve Tic. Ltd. Şti.
Tablo 1- TÜMAKÜDER Yönetim Kurulu
Başkan Mustafa Akalp
Başkan Yrd. İ. Nadir Zeren
Muhasip Nedim Gomel
Üye Mümtaz Turhan
Üye Alihan Sakçılar
I.1.2. Hakkında Soruşturma Yapılan Taraflar
I.1.2.1. Aküçev
APAK Yönetmeliğinin çıkarılmasının ardından akü üreticileri ve geri kazanım
sanayicileri tarafından AKÜDER kurulmuştur. Dernek tüzüğünün ‘Amaç ve
Faaliyetleri’ başlıklı 2. maddesinde AKÜDER’in amacı “Çevre ve Orman Bakanlığı’nın
APAK Yönetmeliği dahilinde üye kuruluşların yükümlülüklerinin yerine getirilmesine
yönelik faaliyetlerde bulunmak; bu amaca uygun olarak ve kar amacı gütmeden
kullanılmış akümülatörlerin toplanması, lisanslı depolama sahalarında depolanması,
lisanslı araçlar ile lisanslı geri kazanım tesislerine gönderilmesi faaliyetlerini ilgili
Bakanlıklar, yerel yönetimler ve diğer ilgili resmi ve özel kuruluşlar ile birlikte
düzenlemek ve toplumun kullanılmış akümülatörler konusunda bilinçlendirilmesini
sağlamak” olarak belirlenmiştir. AKÜDER, bu amacı gerçekleştirmek üzere T.C.
Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından 11.01.2005 tarihinde yetkilendirilmiştir.
AKÜDER’in üyeleri ve yönetim kurulu aşağıdaki gibidir:
AKÜDER Üyeleri:
1- Esan Akü
2- Mutlu Akü
08-34/456-161
7
3- Türker İzabe
4- Akas Akü
5- Aslan Kurşun
6- İnci Akü
7- Yiğit Akü
8- Kudret Metal
9- Bülbül Akü Malz. San. ve Tic. A.Ş. (Bülbül Akü)
10- Mahmutoğlu Elek. San. ve Tic. Ltd. Şti.
11- Esetaş Elek. Saat Endüstriyel A.Ş.
12- Çiçekçi Akü ve Malz. San. Tic. Ltd. Şti. (Çiçekçi Akü)
13- Kocabay Akü San. ve Tic. Koll. Şti. (Kocabay Akü)
14- Ak Metal San. ve Tic. A.Ş. (Ak Metal)
15- Çıldırlar Metal San. ve Tic. Ltd. Şti. (Çıldırlar Metal)
16- Soytürk Akü Malz. San. ve Tic. Ltd. Şti.
17- Yalçın Akü Elektrik San. Tic. Ltd. Şti.
18- Akım Akü Sanayi (Akım Akü)
19- Süzer Akü Oto. Tar. Ürün. San. ve Tic. (Süzer Akü)
20- Baykal Akü San. ve Tic. Ltd. Şti.
21- Serdar Akü San. ve Tic. Ltd. Şti. (Serdar Akü)
22- Teksan İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.
23- Start Akü Tic. ve San. Ltd. Şti. (Start Akü)
24- Uğur Akü Mak San. ve Tic. Ltd. Şti.
25- Profilo Telra Elek. San. Tic. A.Ş.
26- Karaşan Oto. Elek. Akü İmal Ltd. Şti.
27- Kaynak Akü San.
28- Güner Akü San. ve Paz. Koll. Şti.
29- Delta Güç Sistemleri A.Ş.
30- Efe Akü Ltd. Şti. (Efe Akü)
31- Erdil Otomotiv Ltd. Şti.
32- Aküsan Akü San. ve Tic. A.Ş.
33- Erol Eletronik İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti.
34- Arıkanlar Akü A.Ş.
35- Indeks A.Ş.
36- Zafer Akü San. Ltd. Şti.
37- IPC Enerji ve Elek. San. Tic. A.Ş. (IPC)
38- Dama Dağıtım Pazarlama ve Tic. A.Ş.
39- Mercedes Benz A.Ş.
40- Honda Türkiye A.Ş.
41- Doğuş Otomotiv Servis ve Tic. A.Ş.
42- Yeni Apeks Akü ve Elektrik Ltd. Şti.
43- Mais Motorlu Araçlar İmal ve Satış A.Ş.
44- Bi-moto Yedek Parça San. ve Tic. Ltd. Şti.
45- Uğur Motorlu Araçlar ve Tur. San. ve Tic. A.Ş.
46- Volvo Otomobil Tic. Ltd. Şti.
47- Champion Otoyed. Gıda. Teks. San. ve Tic. Ltd. Şti.
48- Hyundai Assan Otomotiv San. Tic. A.Ş.
49- Labris Madencilik San. Ltd. Şti.
50- Atlılar Bis. Mot. ve Yed. Par. San. Tic. Paz. A.Ş.
51- Chevrolet Otomotiv Tic. Ltd. Şti.
52- General Motors Türkiye Ltd. Şti.
08-34/456-161
8
53- Atlas Copco Makinaları A.Ş.
54- Crc Elektronik San. Tic. Ltd Şti.
55- Graftek A.Ş.
56- Faz Elek. Mot. Mak. San. Tic. A.Ş.
57- Ramzey Motorsiklet San. Dış Tic. Ltd. Şti.
58- Nortel Networks Netaş Telekomünikasyon A.Ş.
59- Göker İş Mak. San ve Tic. A.Ş.
60- Novalit Elektronik İletişim San. Dan. ve Tic. A.Ş.
61- Vodafone Telekomünikasyon A.Ş.
62- Nur Bek Elektrik İnşaat Gıd. San. ve Tic. Ltd. Şti.
63- Çelik Bisiklet Tic. ve San. A.Ş.
64- İncitaş Motorlu Araçlar San. ve Tic. A.Ş. (İncitaş)
65- Nokia Komünikasyon A.Ş.
Tablo 2- AKÜDER Yönetim Kurulu
Başkan Abdurrahman Acar
Üye Teoman Sunkar
Üye A. Cüneyt Ersoy
Üye Barış Coşan
Üye Göksel Paker
AKÜDER’in kurucu üyeleri olan Akas Akü, Aslan Kurşun, Esan Akü, İnci Akü, Kudret
Metal, Mutlu Akü, Türker İzabe ve Yiğit Akü, 23.12.2004 tarihinde atık aküleri
toplamak üzere bir şirket kurma kararı almışlar ve 25.1.2005 tarihinde Aküçev
kurulmuştur. 25.08.2005 tarihinde AKÜDER ile Aküçev arasında işbirliği protokolü
imzalanmış; hazırlanan “Atık Akümülatör Yönetim Planı” 10.10.2005 tarihinde Çevre
ve Orman Bakanlığı’na sunulmuştur. Anılan plan Bakanlık tarafından onaylanmıştır.
2006 yılı cirosu (……………) YTL olan Aküçev’in ortaklık yapısı ve yönetim kurulu
aşağıdaki gibidir:
Tablo 3- Aküçev Ortaklık Yapısı
HİSSEDAR PAYI (%)
Mutlu Akü 23
İnci Akü 13
Aslan Kurşun 12,3
Yiğit Akü 12
Kudret Metal 8
Türker İzabe 8
Esan Akü 5
Akas Akü 5
Bülbül Akü 2,8
Ak Metal 2,8
Çıldırlar Metal 2,8
Akım Akü 2,6
Start Akü 0,6
Serdar Akü 0,5
Kocabay Akü 0,4
Çiçekçi Akü 0,4
Yalçın Akü 0,3
Uğur Akü 0,2
To-Ro-Na Akü 0,1
Kaynak Akü 0,1
Süzer Akü 0,1
Toplam 100
Tablo 4- Aküçev Yönetim Kurulu
08-34/456-161
9
Başkan Aziz Cüneyt Ersoy
Başkan Vekili Mahmut Yiğit
Üye Göksel Paker
Üye Hayrettin Barış Coşan
Üye Hamit Yiğit
Üye Teoman Sunkar
Üye Abdurrahman Acar
Üye Bülent Şen
Üye Kudret Çiçekçi
I.1.2.2. Mutlu Akü
Mutlu Akü hem akü üreticisi, hem geri dönüşüm tesisi olarak faaliyet göstermektedir.
2006 yılı cirosu (……………) YTL olan şirketin yıllık kapasitesi üretimde (……………)
adet/yıl, geri dönüşümde (……….) ton/yıl’dır. Akü pazarındaki en büyük üretici olan
Mutlu Akü’nün yönetim kurulu üyeleri aşağıdaki gibidir:
Tablo 5- Mutlu Akü Yönetim Kurulu
Başkan Atilla Türker
Başkan Vekili Ali Nuri Türker
Üye Cemil İhsan Türker
Üye Füsun Türker
Üye Ayşe Bilgin
Üye Leyla Yasemin Türker
Üye Simla Türker Bayazıt
I.1.2.3. Türker İzabe
Türker İzabe, Mutlu Akü ile ekonomik birlik içindedir ve Mutlu Akü’nün geri dönüşüm
faaliyetleri 1.1.2006 - 31.8.2006 tarihleri arasında Türker İzabe tarafından yerine
getirilmiştir. 1.9.2006 tarihinden bu yana Mutlu Akü geri dönüşüm faaliyetlerini kendi
bünyesinde yürütmektedir. Anılan tarihten itibaren Türker İzabe sadece (Mutlu Akü
tarafından üretilen) Çelik markalı akülerin Türkiye genel dağıtımını yapmaktadır. 2006
yılı cirosu (……………) YTL olan şirketin yönetim kurulu aşağıdaki gibidir:
Tablo 6- Türker İzabe Yönetim Kurulu
Başkan Atilla Türker
Başkan Vekili Ali Nuri Türker
Üye Cemil İhsan Türker
Üye Ayşe Bilgin
Üye Leyla Yasemin Türker
I.1.2.4. Yiğit Akü
Yiğit Akü hem akü üreticisi, hem geri dönüşüm tesisi olarak faaliyet göstermektedir;
geri dönüşüm faaliyetini Kudret Metal aracılığıyla yerine getirmektedir. Üretim
kapasitesi (…………) adet/yıl olan Yiğit Akü’nün 2006 yılı cirosu (……………)
YTL’dir. Yiğit Akü’nün yönetim kurulu aşağıdaki gibidir:
Tablo 7- Yiğit Akü Yönetim Kurulu
Başkan Hamit Yiğit
Başkan Vekili Mahmut Yiğit
Üye Eyüp Yiğit
I.1.2.5. Kudret Metal
Yiğit Akü ile ekonomik birlik içinde olan Kudret Metal’in kurulu kapasitesi (………)
ton/yıl ve 2006 yılı cirosu (……………) YTL’dir. Şirketin yönetim kurulu aşağıdaki
gibidir:
Tablo 8- Kudret Metal Yönetim Kurulu
08-34/456-161
10
Başkan Eyüp Yiğit
Başkan Vekili Mahmut Yiğit
Üye Ali Rıza Orhan
I.1.2.6. İnci Akü
Soruşturma açıldığı tarihte sadece akü üreticisi olarak faaliyet gösteren İnci Akü,
soruşturma sürecinde T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan lisans alarak geri
dönüşüm alanında da faaliyet göstermeye başlamıştır. 2006 yılı cirosu (……………)
YTL olan şirketin yıllık kapasitesi üretimde (…………) adet/yıl starter akü, (…….)
adet/yıl traksiyoner akü; geri dönüşümde ise (……..) ton/yıl’dır. İnci Akü’nün yönetim
kurulu aşağıdaki gibidir:
Tablo 9- İnci Akü Yönetim Kurulu
Başkan Şerife Eren
Başkan Yardımsısı Meral Zaim
Üye Perihan İnci
Üye Ümit Elbirlik
Üye Neşe Gök
I.1.2.7. Esan Akü
Esan Akü akü üreticisi olup, geri dönüşüm alanında faaliyeti bulunmamaktadır. Yıllık
üretim kapasitesi (……..) adet/yıl olan Esan Akü’nün 2006 yılı cirosu (……………)
YTL’dir.
I.1.2.8. Aslan Kurşun
Aslan Kurşun av ve spor saçması üretmekte ve üretiminin tamamına yakınını ihraç
etmektedir. Aslan Avcı Döküm Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Aslan Avcı) ile ekonomik birlik
içinde olan Aslan Kurşun, hammaddesi olan alaşımlı külçe kurşunu Aslan Avcı’dan
sağlamaktadır. Geri dönüşüm faaliyeti Aslan Avcı tarafından yerine getirilmektedir.
Bununla birlikte AKÜDER ve Aküçev’in kuruluşuna Aslan Kurşun ünvanlı şirketin
katılması nedeniyle soruşturma bu şirket hakkında açılmıştır. Aslan Kurşun’un
yönetim kurulu aşağıdaki tabloda gösterilmektedir:
Tablo 10- Aslan Kurşun Yönetim Kurulu
Başkan Şennur Coşan
Üye Aynur Ekener
Üye Öznur Kolcuoğlu
Üye Ayşe Gül Yavaş
Üye Hasan Yavaş
Üye H. Barış Coşan
Üye Cihat Kolcuoğlu
Üye Mustafa Ekener
Yıllık kurulu atık akü işleme kapasitesi (………) ton/yıl olan Aslan Avcı’nın 2006 yılı
cirosu (……………) YTL’dir. Aslan Kurşun’un 2006 yılı cirosu ise (……………)
YTL’dir.
I.1.2.9. Akas Akü
Akas Akü akü üreticisi olup, geri dönüşüm alanında faaliyeti bulunmamaktadır. Şirket
2006 yılında (………) adet akü üretmiştir ve aynı yıla ait cirosu (……………) YTL’dir.
I.2. İlgili Pazar
08-34/456-161
11
Hakkında soruşturma yürütülen tarafların soruşturma konusu eylemleri “AKÜDER
Atık Akü Yönetim Planı” çerçevesinde atık akülerin kullanıcıdan/tüketiciden geri
dönüşüm tesisine ulaşmasına kadar olan faaliyetleri kapsamaktadır. Bu süreç
içerisinde yer alan faaliyetler atık akülerin toplanması ve bunların işlenerek geri
kazanılmasıdır. Bu faaliyet alanları ayrı ilgili ürün pazarları olarak tanımlanabileceği
gibi, bütünleşik bir sistemin farklı aşamaları olarak da değerlendirilebilecektir.
Tarafların oluşturduğu atık akü toplama sisteminin bu iki faaliyetin entegre
edilmesinden oluşması ve soruşturma konusunun da bu faaliyetlerin tümünü
kapsaması nedeniyle ilgili ürün pazarı genel olarak “atık akümülatör pazarı” olarak
belirlenmiştir.
İlgili coğrafi pazar ise, atık akünün toplanması, taşınması ve geri dönüşümü
işlemlerinin akünün kullanıldığı bölge ile sınırlı olmadığı, geri dönüşüm işleminin ülke
geneline yayılmış geri dönüşüm tesislerinde gerçekleştiği hususları göz önüne
alınarak, “Türkiye Cumhuriyeti sınırları” olarak belirlenmiştir.
Geri dönüşüm işlemi sonucunda elde edilen kurşunun akü üretiminin ana girdisi
olması ve bunun doğrudan doğruya üretim maliyetlerini belirlemesi nedeniyle, taraf
teşebbüslerin atık akü pazarındaki faaliyetleri akü pazarında da sonuç
doğurabilecektir. Bu çerçevede “akü pazarı” etkilenen ürün pazarı olarak
belirlenmiştir.
I.3. Yapılan İncelemelerde Elde Edilen Belgeler
Aşağıda önaraştırma ve soruşturma sürecinde yapılan yerinde incelemelerde elde
edilen ve ihlal tespitlerine dayanak oluşturan belgelere yer verilmektedir.
1. Aküçev Genel Müdürü İsmail Hakkı Ceylan tarafından yazılan yazıda;
“Değerli üyeler,
16.01.2007 tarihinde Ankara’da yapılan toplantıda Aküçev YK toplantısının 25 Ocak
2007 Perşembe günü yapılması kararlaştırılmıştır. …
Gündem;
…
PİYASADAKİ GELİŞMELER, FİYAT ARTIŞ BEKLENTİLERİNE YANIT
Mutlu’nun yeni uygulamaya başlayacağı hurda akü prim sistemi konuşuldu. Diğer
üyelerin bu uygulamayı inceleyip aynı yönde hareket etmeleri istendi. …
AKÜDER ÜYELERİNİN AKÜÇEV/AKÜDER DIŞINDA ATIK VERMELERİ
HALİNDE BAKANLIĞA SORU: BU ÜYELERİMİZDEN AYP (ATIK YÖNETİM
PLANI) DIŞINA ÇIKMAMALARI İÇİN TAAHHÜT ALABİLİR MİYİZ?
İlk fırsatta bu soru Bakanlığa sorulacak. …”
2. AKÜDER tarafından Çevre ve Orman Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel
Müdürlüğü’ne yazılan yazıda;
“Sayın Aydın Yıldırım Dikkatine,
İlgi: 16 Ocak 2007 Salı günü ofisinizde yaptığımız görüşme
… Aküçev ve bazı Aküder üyeleri, 16 adet lisanslı kamyonuyla 14.600+8.364=22.964
ton atığı ancak toplayıp taşıyabilmiştir. Burada şu soruları sormamız ve yanıtlarını
verebilmemiz gerekiyor:
- Aküçev’in sahip olduğu lisanslı araç (16) dışındaki lisanslı araç parkı …
15 adedin üzerinde olduğunu sanmıyoruz
08-34/456-161
12
- Aküçev’in dışında kalan atığın (yaklaşık 62.700 ton) 15 adet araçla
taşınması deneyimlerimize göre pek mümkün gözükmüyor
- Taşındı ise kayıtlar (UATF) bunu teyit etmelidir
- Yine taşındı ise hangi geri kazanım firmalarına gitmiştir?
Hiçbir atık çöpe gitmeyeceğine göre, şunlar açıkça tahmin edilmektedir:
- Taşınan atıkların büyük bir kısmı lisanssız araçlarla taşınmıştır.
- Taşınan atıklar için UATF doldurulmamıştır.
- Aküder/Aküçev dışında büyük bir kayıtdışılık söz konusudur. Kurşunun
değerli bir metal olduğu ve heba edilemeyeceği düşünüldüğünde,
toplanması gereken ile toplanan hurda miktarı arasındaki büyük farkın
ifade ettiği rakamsal değerler dikkate alındığında devletin çok yüksek
oranda vergi kaybına uğradığı çok açıktır. …
… Yetki alan hurdacıların yetki belgelerinde, atığını toplayacağı bölge, firmalar
ve markaları yazılmalıdır. Yetki sahibi olan hurdacı elindeki belgeyi göstererek
bütün satıcıların hurdalarını toplamaktadır. Satıcılar da herhangi bir firma ve
marka olmadığı için bunlara yapılan teslimatları yasal sanmaktadırlar.
Hurdacılara yetki aldığı bölgenin ve atığını toplamakla yükümlü olduğu
firmaların dışında atık toplayamayacağı, aksi halde cezalandırılacağı açıkça
belirtilmedikçe, Aküder’in hedefini yakalaması mümkün görünmemektedir. …
Ayrıca yetki alan bölgesel hurdacıya hurda satan yerel hurdacıların da geçici
depo oluşturmaları zorunlu olmalı”
3. “01 Mart 2007 GÜNÜ YAPILACAK TOPLANTI GÜNDEMİ” başlıklı belgede;
“… 2. Bakanlık toplantısında açıklanan ‘İthalatçıların Anadolu’ya yaptıkları satışlardan
kaynaklanan atıkların hurdacılar kanalıyla toplanabileceği tezine yanıt’: Anadolu’nun
her ilindeki bölge bayileri vasıtasıyla bütün atıkları toplayabileceğimizi Bakanlığa
yazılı olarak bildirmeliyiz. …
3. Bakanlığın R. Kurumuna yazdığı yazıdan esinlenerek daha yalın bir genelge ile
‘satıcılara yaptırım uygulayacak şekilde’ duyurulması, aynı yazıda üyelere de
hatırlatma
4. Fiyat artışını Aküçev kanalıyla veya üreticilerin duyurması ile tek fiyat olarak
uygulamak
Aküçev’den alınacak aylık raporlarla prim hesaplarınız kontrol edilebilir.
Prim uygulayamayan üyelerin sisteme atık vermeleri sağlanır.
Aküçev’in düşük fiyatla aldığı atıkların normal fiyatla satışı yapılır.
Tali bayi 720, bölge bayi 830, Aküçev 900 ytl/ton’dan satışı piyasaya uyar.”
4. 9.2.2007 tarihinde İnci Akü Planlama ve Satın Alma Müdürü Kadir Kaymakçı
tarafından Aküçev’e gönderilen e-posta’da;
“… Şubat ayında adımıza toplanacak akülerin 200 tonunu Ulukök Kurşun’a, 150
tonunu Ak Metal’e yönlendirmenizi rica ediyoruz. Geriye kalan miktarın nereye
yönlendirileceği konusunda pazartesi günü size bilgi vereceğim.”
5. “AKÜDER Yönetim Kurulunda Yapılacak Açıklama” başlıklı belgede;
“… 9. 2007 Mart veya Nisan ayında ülke genelini içine alan bölge bayileriyle bir
toplantı yapmalıyız ve seferberlik ilan etmeliyiz. Not: Akü fiyatlarına %5 zam yapılır,
08-34/456-161
13
bu fark atığını %100 teslim eden tali bayilere prim olarak ödenir. Bu sayede atık
akü hurdacılara gitmez. …
SONUÇ:
1. Toplanacak atığın ekonomik değeri çok fazla, buna sahip çıkmalıyız.
2. Bazı üyelerimiz bu ekonomik değerden yararlanamadığı için gönülsüz
çalışıyor, sadece yönetmeliğe uymasını istemek yeterli olmuyor, bunları
kazanmanın yolunu bulmalıyız, örneğin atığını yönelttiği geri kazanım firması
bunlar için özel fiyat uygulamalı
3. Hurda fiyatlarıyla, elde edilen kurşun fiyatları arasında ilişki kurulamıyor, bu
konuda açık olmalıyız, geri kazanım tesisi olmayanları rahatlatmak için
eskalasyon geliştirmeliyiz.
4. Geri kazanım tesisi olanlar üstünlük sağlıyor, elde edilen ürünün paylaşımıyla
ilgili bir çözüm bulmalıyız.”
6. 21.12.2006 tarihinde İnci Akü Planlama ve Satın Alma Müdürü Kadir Kaymakçı
tarafından İsmail Hakkı Ceylan’a gönderilen e-posta’da;
“… Aküçev’den toplanan hurdalardan payımıza düşen miktarı Gaziantep’deki Ulukök
Kurşun firmasına yönlendirmenizi rica ediyoruz. Firmanın lisanslı aracından
faydalanma konusunda da kendisi sizinle irtibata geçecektir.”
7. Aküçev Genel Müdürü İsmail Hakkı Ceylan’ın 9.1.2007 tarihli el yazısı notlarında;
“Aküder toplantısı
1. 2006 yılında Aküçev 14.600 ton atık toplamış.
2. Toplanması gereken 56.000 ton atık
3. Niçin daha çok toplayamadığımızı tartıştığımızda,
4. İnci, Mutlu, Yiğit atığının peşinde. Herkes aynı faydayı sağlamalıdır,
sağlayabilmelidir.
5. Mutlu, bu sistem yürüsün yürümesin biz atığımızı toplayacağız. Amaç mevcut
sistemi devam ettirmek.
6. Bu olmazsa İnci, Mutlu, Yiğit’le devam etmek
7. Bu da olmazsa Mutlu olarak atığımızı toplayacağız.”
8. “Hurdacılarla Yapılacak Sözleşmenin Koşulları” başlıklı belgede;
“… 4. Kendisine verilen bölgedeki hurda akü miktarına uygun olarak teminat
verebilmeli
5. Kendi bölgesi dışına çıkarak hurda akü toplamamalı
6. Ülke genelinde belirlenen hurda akü taban fiyat politikasına uymalı
… 8. Aküder ve Aküçev’le sözleşme yaparak Ç. Bakanlığından yetki almalı
… 10. Topladığı hurda aküleri Aküçev dışında hiçbir kimseye satmayacağını
taahhüt etmeli, satışı halinde teminatı irat kaydedilebilmeli
11. Öncelikle Aküder üyesi firmaların satış noktalarındaki hurda aküleri topladığını
belgelemeli
… 13. Yetkili hurdacılar, kendileriyle çalışan ‘yerel hurdacıları’ eğiteceğini ve
Aküder’in koşullarını kabul edeceklerini garanti etmeli
14. Aküder ve/veya Aküçev’le sözleşme yapan hurdacılar, başka hiçbir kurum ve
kişilerle bu amaçla çalışmamalı ve çalışmayacağını taahhüt etmeli
08-34/456-161
14
İşleyiş:
… 3. Ülke genelinde uygulanacak ‘hurda akü taban fiyatı’ belirlenecek, bu fiyat
üzerine toplama ve ara depoya taşıma maliyeti ve düşünülen kar eklenip, depoda
teslim fiyatı bulunacak.
4. Ön seçim sonucu seçilecek hurdacılardan (madde 3)’e uygun olarak teklifler
alınacak ve ülke genelinde bölge koşullarına göre Aküçev alış fiyatı belirlenecek (tek
fiyat veya birkaç farklı fiyat olabilir.)
… 7. Kesin seçim yapılan hurdacıların listesi Bakanlığa bildirilecek, Bakanlık bu
listelerdeki hurdacılara ‘yetki belgesi’ verecek ve il çevre müdürlüklerine gönderecek.
8. Bu yöntemle belirlenmiş hurdacılar dışında akü hurdası toplayıcılarına izin
verilmeyecek.”
9. 30.3.2007 tarihinde Aslan Kurşun Yönetim Kurulu üyesi Barış Coşan tarafından
Mutlu Akü Genel Müdürü Cüneyt Ersoy’a gönderilen e-posta’da;
“Ankara’da Aküçev yönetim kurulu toplantısının gıyabımda yapıldığını İ.H.Ceylan
Bey’den öğrenmiş bulunmaktayım. Davet edilmememin nedenini ve alınan kararlar
hakkında tarafıma bilgi verilmesini rica ederim.”
10. “8 Eylül 2006 tarihinde yapılan Aküçev Y.K. Toplantı Notları” başlıklı belgede;
“…9. AKÜDER üyesi olup, AKÜDER’in bilgisi dışında başka kaynaklardan yetki alıp
hurda akü toplayan geri kazanım firmalarına Aküçev kanalıyla hurda akü
verilmemesine,
10. Diğer derneğin yetkilendirdiği hurdacıların atıklarını Aküçev’den geçirmek
kaydıyla Aküçev koşullarıyla satın alınmasına,
11. AKÜDER üyesi G.K. (geri kazanım) firmalarının 2006 sonuna kadar dışardan atık
akü almamalarına
…karar verilmiştir.”
11. Aslan Kurşun adına Barış Coşan tarafından Aküçev Genel Müdürü İsmail Hakkı
Ceylan’a yazılan yazıda;
“… 22.06.2006 tarihli kararın 3üncü maddesi ile ‘geri kazanım firması ortaklarımızın
Aküçev dışından atık akü almaları halinde, 01.07.2006-31.12.2006 tarihleri arasında
Aküçev’in topladığı atıklardan pay almamaları’ kararı verildiği anlaşılmaktadır. Aküçev
ortağı akü imalatçılarının hurdalarını yeterli toplayamamaları nedeniyle, lisanslı diğer
toplayıcılardan geri kazanımcıların atık akü satın almalarının normal karşılanması
gerekir. Çünkü ihtiyaçlarını yeterli hurda akü toplayamayan Aküçev’den temin
edememektedir. Ayrıca tetkik ettiğimiz 01.01.2006-27.06.2006 döneminde, Aküçev’in
topladığı 6610 ton hurda akünün, özellikle bazı ortaklara hisselerinin çok üstünde
verilerek dengesiz dağıtıldığı, bize de her nasılsa tam hissemiz kadar verildiği
görülmektedir. 3. madde ile alınan kararı yeterli toplama ve dengeli dağıtım
yapılmadığından uygun görmemekle birlikte, bir ay kadar bir süre sonunda Aküçev
yönetim kurulu toplantısında yeniden değerlendirmek üzere uyacağımızı bilgilerinize
sunarım.”
12. 12.10.2006 tarihli “Atık Akü Fiyat Listesi - AKÜDER Üyeleri ve Bayilerine
Uygulanacak Atık Akülerin (Kullanılmış Akülerin) Hurda Bedeli” başlıklı yazıda;
08-34/456-161
15
“… 2) 12 Ekim 2006 tarihinde İstanbul’da yapılan yönetim kurulu toplantısında
12.10.2006 tarihinden geçerli (12.10.2006) sulu atık akü fiyatları aşağıdaki şekilde
belirlenmiştir.
Tali Bayi---Ana Bayi’ye……485 YTL/Ton’dan,
Ana Bayi—Aküçev’e………590 YTL/Ton’dan satacaktır.
Aküçev’in Bölge Bayisi’ne Ödeme Süresi: 30 Gündür.”
13. Aküçev ile Mısırlıoğlu Otom. San. ve Tic. Ltd. arasında akdedilen Atık Akü
Toplama ve Taşıma Sözleşmesi’nin “Bölge Bayiinin Yükümlülükleri” başlıklı 6.
maddesinde;
“ …6.3. Sattığı yeni akü kadar atık aküyü teslim etmekle,
6.4. Atık aküleri Aküçev dışında hiçbir kuruluşa vermemekle”,
“Sözleşmenin Süresi” başlıklı 8. maddesinde;
“Sözleşme süresiz olup Bölge Bayiinin bayiliği devam ettiği sürece geçerlidir.”
14. “Toplantı Notları” başlıklı belgede;
“…TÜMAKÜDER’in hurdacılarla çalışması normal, ancak sınırlar belirlenmeli,
AKÜDER bayilerinden toplanmamalıdır… AKÜDER’in önerisi: Hurdacılar kanalıyla
topladığınız hurda aküleri Aküçev olarak bayilerimizin fiyatlarıyla almaya hazırız. Zira
lisans alabilen 6 firmanın 6’sı da AKÜDER üyesi…”
15. “17.11.2005 tarihli Aküçev Yönetim Kurulu kararı” başlıklı belgede;
“… Yapılan yönetim kurulu toplantısında mevcut bulunanların oybirliği ile aşağıdaki
kararlar alınmıştır.
1. Aküçev A.Ş.’nin önerdiği sulu atık akü satış fiyatları:
Tali Bayi---Ana Bayi’ye 350,00 YTL/TON’dan
Ana Bayi---Aküçev A.Ş’ye 440,00 YTL/TON’dan
Aküçev A.Ş.---Geri Kazanım firmalarına 520,00 YTL/TON (Fabrika teslim)
…4. 1. maddedeki satış fiyatları 31.12.2005 tarihine kadar denenmesine karar
verilmiştir.
5. Geri Kazanım Firmaları 1. maddedeki satış fiyatlarından mal alıp almama
konusunda serbesttirler.”
16. 20.5.2005 tarihli “Yönetim Kurulu Toplantı Notları” başlıklı belgede;
“AKÜÇEV A.Ş.’nin Yönetim Kurulu üyeleri 17.5.2005 saat 10:00’da şirket merkezinde
toplanmış ve aşağıdaki kararları almıştır.
6. …Ancak bayilerden alınacak sulu atık akü fiyatları şimdilik şu şekilde belirlenmiştir;
Tali bayiden ana bayiinin alış fiyatı : 280 YTL/Ton
Ana Bayiden Aküçev’in alış fiyatı : 340 YTL/Ton
Aküçev’den Geri Kazanım Firmalarının alış fiyatı : 400 YTL/Ton
…11. Bayilerin yükümlülükleri ve alınacak taahhütname konusunun görüşülmesi
Bütün AKÜDER üyeleri örneği daha önce hazırlanıp gönderilen taahhütnameyi 23-30
Mayıs haftasında bayilerine göndereceklerdir.”
08-34/456-161
16
17. 19.8.2005 tarihinde Aslan Kurşun’dan Çağlar Gürel tarafından gönderilen e-
postada;
“Sn. Göksel Paker’in Dikkatine,
Hurda akü ithalatı ile ilgili bazı görüşlerimiz ekte sunulmuştur.
Saygılarımla
H.B.Coşan ASLAN KURŞUN SAN. VE TİC. A.Ş.”
E-postanın ekinde yer alan yazıda ise;
“HURDA AKÜ İTHALATI:
Hurda akü, yönetmelikte belirtildiği gibi tehlikeli bir atık değil, çok değerli bir kurşun
hammaddesidir. Uzun yıllar önce kurşun metali madenden elde edilmekteydi. Pahalı
ve çevreyi çok kirletici bir üretim olduğu için bütün dünyada külçe kurşun büyük
çoğunlukla hurda aküden elde edilmektedir.
Bundan 8-10 yıl öncesine kadar dünyanın her yerinden konteynırlar içinde binlerce
ton hurda akü ithal ederek geri dönüşüm tesislerimizde işlenmiş, SAF ve ALAŞIMLI
KURŞUN imal edilmiş ve akü üreticilerine sunulmuştur. Fiyatların Avrupa’ya göre
düşük olması nedeniyle, akücülerimiz rekabet edilebilir fiyatlarla akü ihracatı
yapmaktaydılar.
Özellikle İngiltere ve Almanya’dan hurda akü ithal etmeniz mümkün değildir. Ancak
belli miktardan (700-800 bin tondan) fazla hurda akü toplanırsa ihraç edilebilir diye
odaları aracılığıyla kararlar aldırarak çok kıymetli olan bu ana hammaddenin
ihracatını önlemişlerdir.
Ülkemizde bunun tam aksi uygulama yapılmakta, hurda akü ithalatı yasaklanmış
fakat ihracatı serbest bırakılmıştır. Herhalde tek amaç akünün hala tehlikeli bir atık
olarak kabul edilişi yanlışlığındadır.
Türkiye’de hurda akünün fiyatı 600.000 TL/KG’a kadar yükselmekteyken, bu fiyat
Avrupa’da 250.000 TL/KG civarındadır. Bu anormal yükseklikteki korkunç fiyatın tek
nedeni hurda akü ithalatının ülkemizde maalesef YASAK olmasındandır.
AB’nin ‘Basel Sözleşmesi’ni Türkiye de imzalayarak kabul etmiştir. Sözleşmenin en
göz alıcı noktası: Hurda akülerin ithalatı ve ihracatı ilgili Bakanlığın izniyle YAPILIR
denilmekteyken, bizde yapılır yerine YASAKTIR uygulaması kabul edilerek kurşun
üretimine büyük bir darbe indirilmiştir.
Artık ülkemizde AKÜDER ve AKÜÇEV gibi en büyük üreticilerin kurduğu bir dernek
ve bir A.Ş. vardır. Bunların katkılarıyla hurda akü toplama ve geri kazanım işi en etkin
biçimde yapılacak ve bu uygulamamız öteki bazı ülkelere de örnek olacaktır.
Şirketimiz külçe kurşundan başka, dünyanın en büyük saçma fabrikası olan
tesislerimizde ‘Aslan Avcı’ av saçmasını üreterek tamamını Avrupa’ya ihraç
etmektedir. Avrupa’nın en yüksek kaliteli av saçmasını 600.000 TL/kg’lık hurda
aküden imal ederek ihraç etmekteyiz. Oradaki fabrikalar 250.000 TL/kg’lık hurda
aküden saçma üretip satmaktadırlar. Yaklaşık iki buçuk katına mal ettiğimiz
saçmamızla rekabet etmek mümkün değildir. Fakat bu işi hemen hemen karsız
sürdürmekteyiz.
Türkiye’nin hurda aküsü, ülkemizdeki mevcut geri kazanım tesislerine yetmemektedir.
İzin verin, Avrupa’nın bütün hurda aküsünü bizler işleyelim ve onların kurşun ambarı
olalım, Türkiye kazansın.
SONUÇ:
08-34/456-161
17
Hurda akü ithalatının serbest bırakılması hem faturasız satışları kesin önleyecek,
hem de Türk ekonomisi bundan büyük kazanç sağlayacaktır.
H. Barış Coşan ASLAN KURŞUN SAN. VE TİC. A.Ş.”
18. 18.11.2005 tarihinde İsmail Hakkı Ceylan tarafından gönderilen e-postada;
“Değerli üyeler,
1. Şimdilik kaydıyla hurda akü fiyatları artırılmıştır. Bayilerinize iletiniz. …”
E-posta’nın ekinde yer alan “17.11.2005 tarihli Yönetim Kurulu Gündemi ve Alınan
Kararlar” başlıklı belgede;
“… 17. Geri kazanım firmalarının Aküçev dışında atık akü almaları demek, Aküçev’e
gelecek atığın başkaları tarafından çalınmasına yardımcı olmak demek değil mi?
Aküçev dışındaki kaynaklardan atık akü alan Aküçev ortağı geri kazanım firmaları,
kimden ne miktarda atık aldığını Aküçev’e bildirecek. Bildirmeyen firmaların durumu
Aküçev Y. Kurulunda tartışılacak.”
19. 26.12.2005 tarihinde Abdurrahman Acar tarafından gönderilen e-postada;
“… Bu arada aldığımız çok önemli kararlara dikkatinizi çekmek istiyorum.
1- Üye geri kazanım firmaları dernek dışındaki herhangi bir toplama sistemi veya
firma ile atık akü sözleşmesi veya protokol yapamaz.
2- Üye geri kazanım firmaları APAK Yönetmeliğine uygun toplanmış atık aküleri
belgeli olarak alıp işleyebilirler, miktarını ve kaynağını AKÜDER’e bildirmek
koşulu ile
3- Dernek üyeleri AKÜDER’in atık akü toplama işi ile yetkilendirdiği AKÜÇEV’le
uyumlu hareket etmek zorundadırlar.
… 5- Üyelerimizden yeteri kadar atık toplayamadığımız ortada. Toplantı gününe
kadar Mutlu -Yiğit –İnci ve Akas Akü dışında henüz atıkları Aküder-Aküçev
vasıtasıyla (Atık Yönetim Planımıza uygun) toplatan firma olmamıştır. …”
20. 23.11.2005 tarihinde İsmail Hakkı Ceylan tarafından gönderilen e-postada;
“Değerli üyeler,
17.11.2005 tarihinde toplanan Aküçev Yönetim Kurulunda alınan karar gereğince
‘geri kazanım tesislerine yakın bölge bayilerinden’ atık akü alınmasıyla ilgili yöntem
ekteki dosyada açıklanmıştır. …”
E-postanın ekinde yer alan “geri kazanım tesislerine yakın bölge bayilerinden atık
akü taşınması yöntemi” başlıklı yazıda ise;
“…- Aküçev’in bilgisi dışında geri kazanım firmaları, bölge bayileri ile bu amaçla
ilişkiye giremezler.
- Aküçev A.Ş. hangi geri kazanım tesisinin hangi bölge bayisinden atık akü alacağını
her iki tarafa da bildirir.”
21. 24.11.2005 tarihinde İsmail Hakkı Ceylan tarafından gönderilen e-postada;
“Değerli Üyeler,
Dernek üyesi olmayan üretici ve ithalatçı firmaların atık akülerini toplama ve taşıma
işlemi ekteki şekilde düşünülmektedir. …”
E-postanın ekinde yer alan “Atık Akü Toplama ve Taşıma Sözleşmesi”nde;
“… 2- KONU: IPC firmasının müşterilerinde oluşan atık akülerin bedelsiz olarak
Aküçev tarafından teslim alınması
… Sözleşmenin geçerli olduğu süre içinde IPC başka bir firmaya atık akülerinin
toplanması ve taşımasını yaptıramaz. …
08-34/456-161
18
4- IPC, Bakanlığa karşı yükümlülüğünü bu faturaları göstererek yerine getirir.”
22. “Türkiye’de Akü Sektörü” başlıklı belgede;
“… 4-Türkiye’deki Geri Kazanım Sektörü
Aküder’e üye 7 adet geri kazanım firması mevcut olup kurulu kapasiteleri 100.000
tonun üzerindedir. Bunların dışında 11 firma lisans başvurusu yapmış olup, bunların
kapasiteleri de yaklaşık 40.000 ton kabul edilirse Türkiye geneli toplam 140.000
tondur. Lisans başvurusu yapmayan kaçak çalışanlar bunun dışındadır. Buna karşılık
toplanabilecek atık akü miktarı en iyimser yaklaşımla yıllık 70-80 bin tondur. Kapasite
fazlası %100’e yakındır. Bu da atık akünün değerini aşırı derecede artırmaktadır. Bu
yüzden atık akü fiyatları diğer ülkelerde tonu yaklaşık 150 USD iken Türkiye’de 400
USD üzerindedir. Aşırı fiyat farkı dış rekabeti güçleştirmektedir.
…7- Aküçev’in Atık Akü Toplama ve Taşıma Sistemi
… Otomotiv firmalarının servislerinde oluşan atık aküler de AKÜÇEV ile OSD ve
ODD arasında yapılacak sözleşmeye göre akümülatör üreticilerinin ana veya bölge
bayileri tarafından toplanacaktır.
…F) Atık Akü Toplama ve Taşımanın Finansmanı
Atık akümülatörlerin toplanması, taşınması ve geri kazanımının finansmanı nasıl
sağlanacaktır?
1) Atık akümülatörler, değerli bir atık olup piyasada alınıp satılır.
2) Aküçev’in toplama sisteminde, perakende satıcıdan toptan satıcıya, toptan
satıcıdan Aküçev’e yapılan satışlar sistemin çalışmasını ve devamını
sağlayacak marjlara sahiptir.
3) Aküçev’den geri kazanım tesislerine yapılan satışlar, nakliye ve Aküçev’in
zorunlu giderlerini karşılayacak marjla yapılmaktadır. Burada Aküçev kar
amacı taşımamaktadır. Örnek verecek olursak, Aküçev toptan satıcıdan
340 YTL/T’dan alacağı atığı 420 YTL/T’dan geri kazanımcıya satacaktır. 80
YTL marjın içinde hem nakliye gideri hem Aküçev’in giderleri mevcuttur.
4) Atık akümülatör fiyatları, LME ve piyasa koşulları dikkate alınarak Aküçev
Yönetim Kurulunca belirlenmektedir.
…2006’da 37.800 ton atık akümülatör taşıyabileceğiz. Buna ek olarak geri kazanım
tesislerine yakın olan ana bayilerin doğrudan yapacakları teslimatlar da dikkate
alınırsa rahatlıkla 40.000 tonun üzerine çıkılabilecektir. …
İsmail H Ceylan 20.10.2005”
23. Abdülkadir Özcan A.Ş. yetkilisi Hakan Sevgili tarafından 14.2.2007 tarihinde
Mutlu Akü’ye gönderilen e-postada;
“Ankara bölgesinde atık akü toplayabilmek için kendi bayilerimiz ve diğer tedarikçiler
ziyaret edilmektedir. … Yönetmelikten anladığımız (sizlerin de ifadelerinize göre)
kadarı ile bayilerimiz atık akülerini bölge bayisi olan bizlere vermek zorunda, ancak
bazı bayilerin atık akülerini Çevre Bakanlığından izin almış hurdacılara (Gökhan Akü
- MNC Akü) sattıkları tespit edilmiştir. Bu firmaların düzenlemiş oldukları belgelerin
(Tümaküder kaşeli) geçerli olduğunu ve bizler dışında izinli herkese atıklarını
verebileceklerini Çevre İl Müdürlüğü söylemektedir. Bizim dışımızda Çevre
Bakanlığından yetkili veya Aküçev’den yetkili (Yiğit-İnci) bölge bayilerinin düzenlemiş
olduğu belgeler geçerli midir? Eğer geçerli ise ki Çevre İl Müdürlüğü geçerlidir diyor
bizim bayilerimizin buralara verdiği atık akü belgeleri bizim sorumluluğumuz olan %80
oranından mahsup edilecek mi? Yeni uygulamanız üzere başarılı olabilmek, Yiğit ve
08-34/456-161
19
İnci Akünün yanı sıra hurdacıların da yüksek fiyat vermesi nedeni ile %80 dönüşümü
şart koşmadan herkesten %40 primli fiyattan atık toplamaktayız. … Başlangıçta
lehimize olan durum diğer firmaların özellikle bize karşı agresif rekabetleri nedeniyle
aleyhimize dönmektedir. Bu şartlarda %80 dönüşümü tamamlayamama durumunda
büyük zarar edeceğimiz ortadadır.”
24. AKÜDER adına Başkan Teoman Sunkar tarafından Çevre ve Orman Bakanlığı
Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü’ne yazılan 11.4.2005 tarihli yazıda;
“APAK- Atık Pil ve Akümülatörlerin Kontrolü Yönetmeliği’nin başarı ile uygulanması
ve amaçlanan hedeflere ulaşılabilmesi için gerekli olduğunu düşündüğümüz hususlar
aşağıda dile getirilmeye çalışılmıştır.
A- DEPOZİTO UYGULAMASI
Depozito uygulaması anılan Yönetmeliğin hazırlanması ve yayınlanması
aşamalarında gerek Bakanlığınız mensupları ve gerekse akü sektörü firmaları
tarafından atık akü geri toplama-geri dönüşüm sorumluluklarının yerine getirilmesinde
yararlı bir araç olarak düşünülmüş ve anılan yönetmelikte yer alması uygun
görülmüştür.
Ancak,
1. ESAS OLARAK;
Depozito kelime anlamı itibariyle, herhangi bir malın mülkiyetinin alıcıya
devredilmediği, alıcıya sadece kullanım hakkının belirli veya belirsiz bir süre için
devredildiği durumu ifade etmektedir. (LPG Tüpü, iyi su damacanası vb.)
Halbuki Yönetmelikte yer aldığı şekli ile, satış işlemi ile fiilen mülkiyeti alıcıya
devredilen bir malda, işleyişi zorlaştırıcı, yasal olarak izahı mümkün olmayan,
tüketiciler tarafından yasal kovuşturma konusu olabilecek bir durum ortaya
çıkmaktadır.
2. MALİ AÇIDAN,
a. Mevcut mali mevzuat yönünden “depozito” uygulama olanağı görülememektedir.
b. Bilindiği gibi Bakanlığınızın girişimlerine rağmen T.C. Maliye Bakanlığından
herhangi bir görüş elde etme olanağı bulunamamıştır.
c. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ile “depozito” uygulaması ilişkisinin kurulmasında
zorluklar vardır.
d. Sektörde yer alan çok uluslu şirketlerde konunun muhasebeleştirilmesi açısından
yabancı ortaklara izahında güçlükler yaşanmaktadır.
e. Atık akü geri dönüşünün mümkün olmadığı satışlarda (orijinal ekipman, montaj,
ihale, kamu kurumlarına yapılan satışlar vb) fiktif olarak tahsil edilmesi-ödenmesi
düşünülen “depozito” bedellerinin nasıl muhasebeleştirileceği konusunda çözüm
bulunamamıştır.
…
4. SONUÇ
Atık akü, ticari bir metadır. Bugüne kadar da “çöp” olarak telakki edilen ve geri
dönüşüm sistemi dışında kalan atık akü görülmemiştir. Ortak amacımız olan atık akü
toplama –geri dönüşüm sisteminin başarısında “depozito” uygulanması ya da
uygulanmaması kayda değer bir önem taşımamaktadır.”
08-34/456-161
20
25. Mutlu Akü tarafından Çevre ve Orman Bakanlığı’na yazılan 18.5.2004 tarihli ve
“Mutlu Akü ve Malzemeleri San. A.Ş.’nin APAK Yönetmeliği Hakkında Görüşleri”
başlıklı yazıda;
“… Akü satışlarında depozito uygulamasını, akü sektörünün bugünkü şartları içinde
doğru bulmuyoruz. Çünkü kayıtdışı ekonominin var olduğu ülkemizde özellikle küçük
ve kontrol dışı üretim yapan akü imalatçılarının depozito sistemini
uygulayamayacakları için sektörde firmamız gibi kayıtlı ve her türlü yasal
sorumluluğunu yerine getiren kurumların fiyatlarında artışlara ve dolayısıyla haksız
rekabete neden olacaktır. Ayrıca depozito uygulaması halinde %15 çok yüksek bir
oran, bu durum kaçağı teşvik edecektir. Depozito oranı akü için hurda değerine yakın
olan %5 olarak uygulanabilir. Depozitonun satış fiyatına göre belirlenmesi merdiven
altı şeklinde ifade edebileceğimiz, hiçbir yasal yükümlülüğünü yerine getirmeyen
imalatçıların ucuz aküleri için avantaj sağlayacaktır.
Yönetmelikte satıcıların sorumlulukları çok dar, neredeyse sıfır. Ancak atık akülerin
oluştuğu ve toplanmaya başladığı yer satıcılar olduğundan, sorumlulukları artırılmalı
ve denetleme yöntemleri belirlenmelidir.
… Geri dönüşüm hedefi olarak ilk yıl için %80 oranı yeterli değildir, hedef dışı %20’lik
tolerans kayıtdışı faaliyetlerin devam etmesini sağlayacaktır. Bu hedef %100 olmalı
ve denetimin önü açılmalıdır. …”
26. 22.8.2006 tarihinde İsmail Hakkı Ceylan tarafından gönderilen e-postada;
“1) Apak yönetmeliği gereği ve 15.8.2006 tarihli görüşmemizde Sayın Kemal
Kurusakız’ın açıklamaları ışığında, Aküçev Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Cüneyt
Ersoy’un talimatları doğrultusunda, bugünden itibaren lisanslı olmayan Aküder üyesi
geri kazanım firmalarına atık akü teslimatı yapılmayacaktır.
2) 01.06.2006 tarihinde yapılan Genel Kurul’da almış olduğumuz karar hala geçerli
olup ‘Aküçev dışından atık akü alanlar Aküçev’den atık akü alamayacaklardır.’
Konunun önemi ve hassasiyeti nedeniyle tekrar hatırlatma zorunluluğu doğmuştur.”
Bu e-postaya cevaben 22.8.2006 tarihinde İnci Akü Genel Müdürü Göksel Paker
tarafından gönderilen e-postada;
“Bu mailde ilk maddede alınan kararı Bakanlıkla uyumlu paralel yönetmemiz gerekir.
Şu anda lisanslı olmayan ama lisanslama sürecinde olan ve çalışmasına izin verilen
tesislerle çalışmaya devam edilmelidir. Bu kararımızı yeniden gözden geçirelim
lütfen.”
27. 6.11.2006 tarihinde İsmail Hakkı Ceylan tarafından gönderilen e-postada;
“Değerli üyeler,
3 Kasım 2006 günü Çevre ve Orman Bakanlığı’nda Kemal Kurusakız Beyle görüşme
yapılmıştır. … Görüşmede;
1. Geri kazanım firmalarıyla ilgili bilgiler verildi. G.antep’te iki firmanın aldığını,
Akdeniz Kimya’ya 2 aylık çalışma izni verdiklerini (BUNA ŞİDDETLE KARŞI ÇIKTIK),
diğer firmalara yazılar yazdıklarını, bunların dışında adreslerini bilmedikleri 40 kadar
firma bulunduğunu bildirdiler. Ayrıca resmi dairelere gönderilecek yazı birlikte ele
alınıp son şekli verildi.”
28. 26.12.2005 tarihli ve “22.12.2005 tarihli AKÜDER - Aküçev Toplantı Notları”
başlıklı belgede;
08-34/456-161
21
“Tümaküder ile atık toplama sisteminde Aküder ile beraber hareket etmedikçe
diğer konularda da ortak hareket edilmeyecektir.
Bu yaklaşım ile Tümaküder’in geri kazanım firmaları ile yaptığı görüşmelerde
ortak hareket edebilmek için aşağıdaki kararlar alınmıştır.
1) Aküder üyesi geri kazanım tesisleri, Aküder dışı herhangi bir sistem (dernek) veya
firma ile sözleşme protokol yapamaz
2) Üye geri kazanım tesisleri, atık akü ihalelerine giremez, bu ihalelere Aküçev
girecektir. İstisna olarak yönetim kurulu kararı ile girilmeyen ihalelere girebilirler.
3) Üye geri kazanım tesisleri, lisanslı taşıyıcı ile Apak Yönetmeliği’ne uygun olarak
toplanan atık aküleri belgeleri ile miktar ve kaynağını belirterek satın alabilirler.
4) Atık akü ithalatına Bakanlık tarafından izin verildiğinde üye geri kazanım tesisleri
miktarlarını Aküçev’e bildirecektir.
5) Bu şartlara uymayan firmanın üyeliği tartışılacaktır.
… Bugüne kadar 750 ton atık toplanmış, bu atığın 443 tonu Mutlu, 70 tonu İnci, 173
tonu Yiğit, 27 tonunun Akas bayilerinden temin edildiği, toplam atığın 448 tonu Türker
İzabe’ye, 252 tonu Kudret Metal’e, 17,4 tonunun Ak Metal’e teslim edildiği
bildirilmiştir.”
29. 9.2.2005 tarihinde İsmail Hakkı Ceylan tarafından gönderilen “Atık Akülerin
(Kullanılmış Akülerin) Hurda Bedeli” başlıklı yazıda;
“Tali Bayi—Ana Bayiye…………25 YKRŞ/Kg
Ana Bayi—Aküçev’e ……………30 YKRŞ/Kg
Aküçev—Geri kazanımcıya ……36 YKRŞ/Kg dan satacaktır.”
30. 15.2.2006 tarihinde Mutlu Akü Satış Müdürü Cüneyt Ersoy tarafından Aküçev
ortaklarına gönderilen e-postada;
“LME kurşun fiyatlarındaki ani yükseliş ve bu artışa paralel akü fiyatlarına yapılan
zam ve hurdacıların hurda fiyatlarını yükseltmeleri bayilerde yeni hurda fiyat
beklentisine neden olmuştur. Bu beklenti nedeni ile bayiler Aküçev’e hurda
teslimatlarını yapmamaktadır. Sistemin düzenli çalışabilmesi, bayilerin hurdacılara
satışının engellenmesi için hurda fiyatının acil olarak yeniden belirlenmesi
gerekmektedir.
Ortalama saf kurşun fiyatlarına göre yaptığımız hesaplama sonucu Aküçev, geri
kazanım firmalarına sulu … satış fiyatı 70 Ykr., bölge bayi satış fiyatı 62 Ykr. şeklinde
belirlenmiştir.”
31. 22.6.2006 tarihinde İsmail Hakkı Ceylan tarafından üyelere gönderilen e-postada;
“…4. Tali Bayi—Bölge Bayiine 430 YTL/TON’dan, Bölge Bayi—Aküçev’e 530
YTL/TON’dan, Aküçev—Geri kazanımcıya 600 YTL/TON’dan satacaktır.
5. Geri kazanımcılar Aküçev’e fatura tarihinden 15 gün sonra, Aküçev bölge
bayilerine fatura tarihinden 20 gün sonra ödeyecekler.
6. Bugünden sonra herkese payları oranında sevkiyat yapılacağından; geri
kazanımcıların taleplerini yinelemelerini, diğer hissedarların paylarını hangi geri
kazanımcıya vereceklerini bir hafta içinde bildirmelerini rica ediyorum”
08-34/456-161
22
32. “03 Mart 2006 AKÜÇEV Y.K. TOPLANTI NOTLARI” başlıklı belgede;
“…4. Aküçev ortağı geri kazanım firmaları, Aküçev’in dağıtımını yaptığı hurda akü
dışında başka kaynaklardan atık alması halinde bunu Aküçev’e bildirecek. (Genel
tercih başka kaynaklardan hurda akü alınmaması.) …
5. İhale yoluyla hurda akü satışlarına tercihen Aküçev teklif verecek. Üyelerden
herhangi biri ihaleye girmek isterse bu defa Aküçev girmeyecek ve herkes
girebilecek.
……14. Bir üyemizin kendi bayilerinden toplayacağı atık aküler için Aküçev’in liste
fiyatının üzerinde fiyat belirleyip yayınlaması kimi üyelerce uygun bulunmadı.
17. İlerde atık akü fiyatlarında düşüş yapıldığında, bölge bayilerinin elindeki stoklar
istenecek, …”
33. 27.6.2006 tarihinde İsmail Hakkı Ceylan tarafından gönderilen ve 22.6.2006
tarihli Aküçev Yönetim Kurulu kararlarının bildirildiği e-postada;
“1. AKÜDER üyesi olup bugüne kadar Aküçev’e hiç atık akü teslimatı yapmayan
üyelerin isimleri AKÜDER’e bildirilecek, AKÜDER Yönetim Kurulu bu üyelere gerekli
uyarıyı yapacak.
2. Bölge bayi örgütü olan AKÜDER üyelerinin bazı bölge bayileri bugüne kadar
Aküçev’e hiç atık akü teslim etmemişlerdir. Bunların listesi 30.6.2006 tarihi itibariyle
güncellenecek ve üyelere bildirilecek.
3. Aküçev ortağı geri kazanım firmalarının Aküçev dışında başka kaynaklardan atık
akü almaları halinde 1.7.2006 tarihinden 31.12.2006 tarihine kadar Aküçev’in
topladığı atıklardan pay alamayacaklardır.”
34. “AKÜDER Üyeleri ve Bayilerine Uygulanacak Atık Akülerin Hurda Bedeli” başlıklı
belgede;
“… 2) 14 Eylül 2005 tarihinde yapılan Yönetim Kurulu kararıyla sulu atık akü fiyatları
şu şekilde belirlenmiştir.
Tali Bayi—Ana Bayiye 280 YTL/TON’dan, Ana Bayi—Aküçev’e 340 YTL/TON’dan,
Aküçev—Geri kazanımcıya 420 YTL/TON’dan satacaktır.”
35. 23.11.2005 tarihinde İsmail Hakkı Ceylan tarafından Aküçev hissedarlarına
gönderilen e-postada;
“ 1. Sizden gelen bilgiler doğrultusunda Ereğli hurda akü ihalesine Aküçev olarak 285
ytl/ton fiyatla girdik.
2. İhale süresinin bitimine kısa bir süre kala, başka bir firmanın 315 ytl/ton fiyat
verdiği bildirildi. Bunun üzerine faks mesajıyla Kudret Metal’in 320 ytl/ton fiyatla teklif
vermesini istedim. İhalenin kazanılması halinde Aküçev’e devrinde mutabık kaldım.
3. İhalenin Kudret Metal’de kaldığı teyid edildi. Kudret Metal gerekli işlemleri yerine
getirdi. Ereğli’yle sözleşmeyi imzaladı ve teslim alacağını bildirdi.
4. Hurda aküler Aküçev tarafından teslim alınacak ve Kudret Metal’e aşağıdaki
şekilde teslim edilecek:
Hurda bedeli 320 ytl/ton + yükleme bedeli 50 ytl/ton + Kudret Metal masrafı 10
ytl/ton= 380 ytl/ton (tamamen örnek).
08-34/456-161
23
Aküçev’in geri kazanım firmalarına satışı 520 ytl/ton (en son hurda akü fiyat listesi).
520-380=140 ytl/ton Aküçev Kudret Metal’e nakliye faturası kesecek
Bu şekilde Kudret Metal bir anlamda Aküçev adına ihaleye girmiş olmaktadır. Not:
Hurda aküler, Ulusal Atık Taşıma Formundan dolayı Kudret Metal dışında bir firmaya
teslim edilememektedir.”
36. 6.1.2006 tarihinde İsmail Hakkı Ceylan tarafından geri kazanımcı hissedarlara
gönderilen e-postada;
“Değerli geri kazanımcı üyeler,
Bildiğiniz gibi resmi ve özel hurda akü ihalelerine üye ve ortaklardan hiçbir firmanın
katılmayacağı, sadece Aküçev’in katılacağı, AKÜDER ve Aküçev yönetim kurulu
kararları ile karar altına alınmıştır. Bu nedenle:
1. 20.1.2006 tarihindeki Tüpraş-Kırıkkale ihalesine Aküçev girecektir.
2. Sizlere bildirilen diğer ihaleler var ise Aküçev’e yönlendirilecektir.”
37. 1.2.2007 tarihinde Yiğit Akü’ye fakslanan Mutlu Akü’nün 24.1.2007 tarihli 2007/01
sayılı sirkülerinde;
“Sn. Yetkili Satıcımız,
Firmamız 1 Ocak 2007 tarihinden geçerli olmak üzere, ‘Hurda Akü İade Teşvik Primi’
uygulayacaktır.
Bu uygulama Çevre Bakanlığı Apak Yönetmeliği’nden doğan hurda iade
sorumluluğunuzu yerine getirirken, piyasadaki olumsuz koşullar nedeni ile
uğradığınız zararı telafi etmeyi amaçlamaktadır.
Uygulamanın üçüncü yılı olan 2007 yılında, Çevre İl Müdürlükleri denetimlerinin
hızlanacağı ve ciddi cezai müeyyideler uygulanacağı Bakanlık tarafından ifade
edilmektedir.
İş ortaklarımız olan sizlerin bu nedenle herhangi bir zarara uğramaması için bu
konuda azami dikkat ve titizliği göstereceğinize inanmaktayız.
‘Hurda Alım İade Teşvik Primi’ uygulaması aşağıdaki şekilde gerçekleştirilecektir:
1. Bölge bayilerinizden yaptığınız akü alımlarının en az %80’i oranında hurda akü
iade etmeniz halinde 12.10.2006 tarihli Aküçev atık akü fiyatları üzerinden
%40 ‘Hurda Alım İade Teşvik Primi’ almaya hak kazanacaksınız.
… 4. Buna göre Aküçev’in 485 YTL/Ton olan atık akü fiyatlarından %40 oranında
(194 YTL/Ton) “Hurda Alım İade Teşvik Primi” kazanılacaktır. Toplam hurda akü
geliriniz 679 YTL/Ton olacaktır. …”
38. “01.02.2007 Tarihli Tavsiye Edilen Atık Akü Bayi Satış Fiyat Listesi” başlıklı
belgede “Cengizhan Bey’in dikkatine” (Yiğit Akü İç Satış ve Pazarlama Müdürü)
ifadesi ile birlikte, tali bayi Aküçev atık akü fiyatları ve tali İnci-Eas bayi atık akü satış
fiyatları (%40 primli) yer almaktadır.
39. Mutlu Akü’nün 24.1.2007 tarihli “Mutlu Akü Teşvik Primli Atık Akü Fiyat Listesi”
24.1.2007 tarihinde Yiğit Akü’ye fakslanmıştır.
40. 16.2.2007 tarihinde İsmail Hakkı Ceylan tarafından gönderilen e-postada;
“Kemal Bey Çevre Bakanlığı ile yapacağımız görüşmede Bakanlıktan ekteki yazıyı
Rekabet Kurumu’na göndermesini isteyeceğiz”
08-34/456-161
24
E-postanın ekinde yer alan “ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI’NIN REKABET
KURUMU’NA YAZMASINI İSTEDİĞİMİZ YAZI TASLAĞI” başlıklı yazıda;
“Konu: Apak Yönetmeliğinin Uygulanması Hk.da,
Apak Yönetmeliğinin 31.08.2004 tarih 25569 sayılı R. Gazetede yayınlanmasından
sonra Dernekler yetkilendirilmiş ve İşbirliği Protokolleri imzalanmıştır. Atık Yönetim
Planlarına göre çalışmalarının izlenebilmesi için aşağıdaki konunun açıklığa
kavuşturulması gereği ortaya çıkmıştır.
Apak Yönetmeliğinin 12. maddesine göre; “Akümülatör Ürünlerinin Dağıtımını ve
Satışını Yapan İşletmeler ve Araç Bakım-Onarım Yerlerini İşletenler, tüketiciler
tarafından getirilen atık akümülatörleri almakla, akümülatör üreticilerinin kuracakları
sisteme katılmakla, tüketicilerin getirdiği atık akümülatörleri, üreticinin öngördüğü
şekilde üreticiye veya üreticinin yetkilendirdiği bir kuruluşa dönmesini sağlamakla”
yükümlüdürler. Buna göre;
Aküder üyeleri ve bunların bayileri atık akümülatörlerini Aküçev A.Ş.’ye, Tümaküder
üyeleri ve bunların bayileri atık akümülatörlerini Tümaküder’in yetkilendirdiği
hurdacılara vermek zorundadırlar.
Üreticisinin kendisine veya yetkilendirdiği kuruluşa atık akümülatörlerini vermeyen
satıcılar 2872 sayılı Çevre Kanununa göre cezalandırılacaklardır.
Ancak üreticisi herhangi bir sisteme dahil olmamışsa veya faaliyetlerini
sonlandırmamışsa, satıcılar artık akümülatörlerini geçici depolama veya Lisanslı
taşıyıcılara veya Lisanslı geri kazanım tesislerine belgeli olarak teslim edebilirler.
Yukarıdaki açıklamaların ışığında atık akü bir ürün olmaktan öte çevre açısından
tehlikeli bir atık olarak kabul edilmiş toplama yetkisi sadece piyasaya ürünü sürene
(üretici/ithalatçı) verilmiştir. Bu yetki piyasaya sunduğu aküden doğan atıkla sınırlıdır.
Yönetmeliğin hazırlanması aşamasında AB direktiflerine uyum açısından
Bakanlığımıza danışmanlık hizmeti veren Hollanda firmasının önerileri doğrultusunda
Aküder ve Aküçev benzeri bir oluşum tarafımızdan teşvik edilmiştir. Tehlikeli atıkların
toplanmasının sadece rekabet hukuku konusu olması çevre açısından sakıncalıdır.”
41. İnci Akü’den Cihan Elbirlik tarafından 24.3.2005 tarihinde Aküçev ortaklarına
gönderilen “Aküçev Hissedarlar Sözleşmesi” konulu e-postada;
“Sizlere daha önce bahsettiğimiz gibi bugün yapılan YK’da alınan karar gereği
Aküçev’in ortaklar sözleşmesine öngörülmüş son düzeltmenin tarafınızca kabul
edilmeyeceğini ve bizim önerdiğimiz (%75’inin üretici tarafından değerlendirilebilmesi)
şeklinde yapılan düzenlemesini talep ettiğimizi bildiririz. Bu fedakarlığın tüm ortaklar
tarafından yapılması gerektiğini düşündüğümüzü de bildiririz. En son Ankara
toplantısında önerilen şeklin rekabetle ilgili bazı hukuksal sıkıntılara neden
olabileceği ve bizim önerimizin bu hukuksal problemi de çözeceği görüşündeyiz.
Hukuk danışmanımızın konuyla ilgili açıklamalarını ekte bilgilerinize sunuyoruz:
G. Paker
İnci Exide Akü
Hukukçumuzun görüşü:
Dünkü telefon görüşmemize istinaden Aküçev hissedarlar sözleşmesinde düzenlenen
genel iş uygulamaları kısmında şirket tarafından toplanan atık akülerin nasıl ve hangi
şartlarda satılacağına ilişkin diğer ortaklar tarafından önerilen metin tarafımızca
incelenmiştir.
08-34/456-161
25
Kanaatimizce hem genel olarak şirketin ortaklık yapısının hem de önerilen toplanan
akülerin şirket ortağı lisanslı geri kazanım firmalarına satılması hususlarının türk
rekabet hukuku açısından değerlendirilmesi gerekmektedir.
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 7. maddesinde ‘Bir ya da birden fazla
teşebbüsün hâkim durum yaratmaya veya hâkim durumlarını daha da güçlendirmeye
yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet
piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde
birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal
varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde
hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak
üzere, devralması hukuka aykırı ve yasaktır.
Hangi tür birleşme ve devralmaların hukukî geçerlilik kazanabilmesi için Kurula
bildirilerek izin alınması gerektiğini Kurul, çıkaracağı tebliğlerle ilan eder.’ hükmü yer
almaktadır.
Şirket’in pazar payının %25’ten fazla olacağı dikkate alındığında Aküçev’in ortaklık
yapısının dahi başlı başına rekabet hukuku bakımından sakıncalı olduğu ve bu
konuya ilişkin olarak RKHK m.10 uyarınca Rekabet Kurulu’na yapılacak başvurunun
nasıl sonuçlanacağı dahi şüphelidir. Ancak bu zorluğun aşılması Rekabet Kurulunun
bu oluşumun sadece yönetmelikteki yükümlülüklerin yerine getirilmesinin maliyetinin
düşürülmesi için oluşturulduğuna ve hakim durum oluşmasına ve/veya kötüye
kullanılmasına mahal verecek bir durumun olmadığına inandırılması ile mümkündür.
Ancak her halükarda anılan oluşumun atık akü piyasası dolayısı ile dikey pazar
olarak kurşun geri dönüşüm piyasalarında hakim durum yaratacağına hiçbir şüphe
bulunmamaktadır. RKHK’nun 3. maddesinde hakim durum, ‘Belirli bir piyasadaki bir
veya birden fazla teşebbüsün, rakipleri ve müşterilerinden bağımsız hareket ederek
fiyat, arz, üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik parametreleri belirleyebilme gücü’
olarak tanımlanmıştır. RKHK’nun 6. maddesinde ise hakim durumun kötüye
kullanılması şu şekilde düzenlenmiştir:
‘Bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal
veya hizmet piyasasındaki hâkim durumunu tek başına yahut başkaları ile yapacağı
anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye kullanması hukuka aykırı ve yasaktır.
Kötüye kullanma halleri özellikle şunlardır:
a) Ticari faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesine doğrudan veya dolaylı
olarak engel olunması ya da rakiplerin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasını
amaçlayan eylemler,
b) Eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar
ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayırımcılık yapılması,
c) Bir mal veya hizmetle birlikte, diğer mal veya hizmetin satın alınmasını veya aracı
teşebbüsler durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın veya hizmetin, diğer bir mal
veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da satın alınan bir
malın belirli bir fiyatın altında satılmaması gibi tekrar satış halinde alım satım
şartlarına ilişkin sınırlamalar getirilmesi,
d) Belirli bir piyasadaki hâkimiyetin yaratmış olduğu finansal, teknolojik ve ticarî
avantajlardan yararlanarak başka bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabet
koşullarını bozmayı amaçlayan eylemler,
08-34/456-161
26
e) Tüketicinin zararına olarak üretimin, pazarlamanın ya da teknik gelişmenin
kısıtlanması.”
Bu düzenleme dikkate alındığında toplanan akülerin şirket ortağı lisanslı geri kazanım
firmalarına satılmasının kararlaştırılması halinde bu durumun anılan maddenin altı
çizili düzenlemelerine aykırılık yaratacağı açıkça anlaşılmaktadır. (d bendi atık akü
piyasasındaki hakim durumun dikey pazar olarak kurşun pazarındaki etkisi
bakımından)
Dolayısıyla önerilen düzenlemenin hem birleşme iznini riske edeceğini hem de hakim
durumun kötüye kullanılması anlamına geleceğinden Şirket’in RKHK’nda öngörülen
müeyyide ve cezalar ile karşı karşıya kalmasına sebep olacağını belirtmek isteriz.
Kaldı ki bir an için hakim durum oluşmayacağı düşünülse dahi yapılan önerinin genel
olarak RKHK’ m.4’de düzenlenen rekabeti sınırlayıcı bir anlaşma olarak kabul
edilerek şirket’in bu halde dahi cezalandırılacağı açıkça ortadadır. Anılan maddenin
düzenlemesi şu şekildedir:
‘Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti
engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut
doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve
teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır.
Bu haller, özellikle şunlardır:
a) Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kâr gibi
unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi,
b) Mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının veya
unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü,
c) Mal veya hizmetin arz ya da talep miktarının kontrolü veya bunların piyasa dışında
belirlenmesi,
d) Rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, kısıtlanması veya piyasada
faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer davranışlarla piyasa dışına
çıkartılması yahut piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi,
e) Münhasır bayilik hariç olmak üzere, eşit hak, yükümlülük ve edimler için eşit
durumdaki kişilere farklı şartların uygulanması,
f) Anlaşmanın niteliği veya ticarî teamüllere aykırı olarak, bir mal veya hizmet ile
birlikte diğer mal veya hizmetin satın alınmasının zorunlu kılınması veya aracı
teşebbüs durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın ya da hizmetin diğer bir mal
veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da arz edilen bir mal
veya hizmetin tekrar arzına ilişkin şartların ileri sürülmesi,
Bir anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı durumlarda piyasadaki fiyat değişmelerinin
veya arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin, rekabetin
engellendiği, bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi,
teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil eder.
Ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanmak koşuluyla taraflardan her biri uyumlu
eylemde bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir.’
Kanatimizce tüm bu risklerin toplanan akülerin belli partilerde ihtiyari açık artırma
ve/veya tüm izabecilerden teklif alma suretiyle en yüksek değeri verene satılması ve
08-34/456-161
27
fakat bu değer üzerinden ortaklara öncelik hakkı tanınması suretiyle bertaraf
edilebilmesi mümkün olacaktır.”
42. İsmail Hakkı Ceylan tarafından 20.2.2006 tarihinde gönderilen e-postada;
“Değerli geri kazanımcı üyeler,
Bildiğiniz gibi resmi ve özel hurda akü ihalelerine üye ve ortaklardan hiçbir firmanın
katılmayacağı, sadece Aküçev’in katılacağı AKÜDER ve Aküçev YK kararları ile karar
altına alınmıştır. Bu nedenle, Turkcell’in hurda akü satışı ile ilgili talebi Aküçev
tarafından yanıtlanacaktır.”
43. İsmail Hakkı Ceylan tarafından 27.2.2006 tarihinde gönderilen e-postanın ekinde
yer alan belgede;
“Kullanılmış akü fiyatları-Piyasa Araştırması
Aküçev YK tarafından 22.2.2006 tarihinden geçerli kullanılmış akü fiyatları
belirlendiğinde piyasada fiyatlar ne idi?
- Kudret Metal Fabrika teslim fiyatı: kuru 570-600 YTL/tondan aldıkları
- Cemil KILIÇ Fabrika teslim fiyatı: kuru 560-600 YTL/tondan aldıkları
- Kemal ÖZGÜLER, Depo Teslim Fiyatı: kuru 600 YTL/Tondan satabileceğini
- Ankara’daki fiyatların kuru 580/650 YTL/Ton olduğunu tespit etmiş
bulunuyoruz.”
44. 6.6.2006 tarihinde Çevre ve Orman Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü
tarafından AKÜDER’e gönderilen yazıda;
“… söz konusu yönetmeliğin 29. maddesi gereğince atık akümülatörlerin toplanması
konusunda depozito uygulamasına geçildiği ve bu doğrultuda alımı yapılan yeni
akümülatörlere karşılık depozito bedelinin üreticiye ödenmesi veya aynı miktarda atık
haline dönüşmüş olan akümülatörlerin üreticiye iade edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bununla birlikte yönetmelik gereğince atık akümülatörlerin üreticiye verilmemesi
durumunda Bakanlığımızdan lisans almış atık akü geri kazanım tesislerine verilmesi
gerekli görülmektedir. …”
45. 17.6.2005 tarihinde bölge bayilerine gönderilen yazıda;
“Sayın Bölge Bayimiz
Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından yayınlanan APAK Yönetmeliği ekte
yollanmaktadır. Bu yönetmelikten doğan yükümlülüklerinizin yerine getirilmesi amacı
ile EK-I’deki taahhütnamenin imzalanarak tarafımıza gönderilmesi gerekmektedir. …
Atık toplama işinin düzenli çalışması için bölge bayilerinin, bayilerinden EK-II’deki
taahhütnameleri almaları uygun görülmüştür. …”
EK-I’de yer alan “Atık Akümülatör Toplama ve İade Taahhütnamesi” başlıklı yazıda;
“…Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından 31.8.2004 tarihli ve 25569 sayılı Resmi
Gazetede yayımlanan APAK yönetmeliği gereği 12. maddeden doğan
yükümlülüklerimi yerine getirmek amacıyla Yiğit Akü Malz. ve San. Tic. Şti.’nden
satın aldığım toplam amper saat karşılığı kullanılmış atık aküleri firmanızın
belirleyeceği lisanslı taşıyıcıya teslim edeceğimi, yıl içinde eksik kalan iade atık akü
miktarı bedelini Bakanlığın belirlediği depozito fiyatları üzerinden nakden
ödeyeceğimi taahhüt ederim.”
08-34/456-161
28
46. “15 Ağustos 2006 Ankara Toplantıları Gündemi Görüşme Sonucu Alınan
Kararlar” başlıklı yazıda;
“…Geri kazanım firmalarıyla yapılan görüşmede;
…b) Lisans alan firmaların Aküçev dışından hurda alıp alamayacaklarının kararı
c) Hurdacılarla sözleşmesi olan firmaların durumları
d) Aküder’in politikalarına uygun hareket edilmesi, uymayanlar hk.da yaptırım
uygulanıp uygulanmayacağı
… Gündemdeki maddeler üzerinde görüşler açıklandı. Ancak hiçbir karar alınamadı.
Herkesin ortak görüşü: Aküçev yeteri kadar hurda veremediği için çok düşük
kapasitelerde çalıştıkları, böyle giderse kimseye malzeme veremeyeceklerini, şayet
üyelerin sattığı yeni akü kadar hurda akü toplanabilirse geri kazanım firmalarının en
azından %50 kapasiteyle çalışabileceklerini, böyle giderse hurdacılardan hurda akü
almak zorunda olacaklarını belirttiler.
… A. ACAR: ‘dernek üyesi olan firmaların, hurdacılarla anlaşma yapmamasını,
Dernek üyesi herkesin AKÜDER’in yönetim planına uygun hareket etmesini, planda
tartışılmak istenen bir husus var ise tartışmasını, ancak bunu tartışmadan herkesin
istediği gibi hareket etmesini doğru bulmuyorum’ dedi.
Sonuç: Daha önce alınan karar hala geçerli olup geri kazanım firmaları, Aküçev
dışından hurda akü alırlarsa Aküçev’den alamayacaklardır. Firmalar tercihini buna
göre yapmalıdırlar.”
47. 17 Şubat 2006 tarihinde Yiğit Akü Satış ve Pazarlama Müdürü Yusuf Arslan
tarafından İsmail Hakkı Ceylan’a gönderilen e-postada;
“… Hurda akü hususunda değerli ortağımız Mutlu Akünün teklifi bizce mevcut
hurdacı-üretici rekabetini körükleyecek ve kanuni vazifelerimizi yerine getirme
çabalarımızı zafiyete uğratabilecek şekilde yüksektir. Her ne kadar hurda akü fiyat
artışı LME artışına paralel olsa da kurşun artışında oranın %20 olduğu ve yeni ürüne
%4 ile %8 oranında artış yapılabildiği bir dönemde ürününün hurdasına %35’e yakın
bir artış talebi bizce uygun değildir.
Ancak ortaklığın bir üyesi olarak bir artış yapılması gerekliliğinde biz de hemfikiriz. Bu
düşüncemiz aşağıdaki gibidir. Önerimizin tüm üye ve ortaklara tarafınızdan
iletilmesini istirham ederiz. Saygılarımızla
Önerimiz: Bayi fiyat: 45 Ykr/Kg Bölge Bayii fiyatı: 53 Ykr/Kg Aküçev fiyatı: 61 Ykr/Kg”
48. “Atık Akü Toplanmasında Hatırlatılması Gereken Noktalar” başlıklı belgede;
“… 3. ‘Taahhütname’nin bütün ana veya bölge bayilerinden alınması
… 10. Biriken aküleri Aküçev dışında hiçbir kişi veya kuruluşa satmamalarının
hatırlatılması”
49. Genel Müdür Erdoğan Yılmaz’ın bilgisayarında bulunan “Atık Akü Toplamada
Yöntemler, Kolaylıklar, Zorluklar” başlıklı belgede;
“1. Bugün Uygulanan Sistem
- Bugün Uygulanan Sistemdeki Zorluklar (Kayıtdışı çalışan ve belirlediğimiz
fiyatlardan yüksek fiyatla hurda alan hurdacılar, … )
08-34/456-161
29
- Bugün Uygulanan Sistemin Avantajları (Ana bayilerin bu işten %20 gelir elde etmesi
(bu gelir aslında bu işin masrafını dahi karşılamaktan uzak), …, atık akünün kayıt
içerisine girmesinden dolayı kayıtdışı sisteme kaçışın belli oranda engellenmesi)
2. Alternatif Yollar
- Cezai şartları ağırlaştırmak için depozitonun fiyata eklenmesi (…)
- Atık toplama konusunda hurdacılar ile işbirliği yapılması. Zaten hurdacılık bir meslek
kolu ve biz akü satmak için istihdam ettiğimiz ana bayilerimizi hurdacı yapmaya
çalışıyoruz. Bundan dolayı hurdacılar ile aramızdaki fiyat kavgası ve atık paylaşım
kavgası hep devam edecektir.
Oysa bu hurdacılar zaten TÜMAKÜDER tarafından yetkilendirilerek, valilikten araçları
için lisans alarak yasalar karşısında legal duruma gelmişlerdir. Çevre Bakanlığı’nın
legal kabul ettiği bu insanları biz rakip pozisyonuna almış bulunuyoruz. Oysa bu
onların ana iş koludur.
Bu durumda lisanslı hurdacılar ile hazırlanacak şartname çerçevesinde (teminatlı ve
tazminatlı) çalışmak bu sorumluluğu yerine getirmek için en makul yol olarak
görünmektedir.
Bu durumda gündeme gelen soru ise Aküçev’e gerek olup olmadığıdır. Atık akü
(hurdacılar) ile bu sözleşmeleri TÜMAKÜDER’de olduğu gibi AKÜDER de yapabilir.
Ama bugünkü yapısı içerisinde değil. Bu durumda AKÜDER’in başında muhakkak
sektörden olmayan birisinin olması gerekir. Ya da bu sözleşmeleri her akü imalatçısı
bağımsız olarak kendisi yapabilir. Bağımsız yapılması durumunda yine fiyat
farklılıkları vb konular oluşabilir. Bunun için bu sözleşmelerin tüm AKÜDER üyeleri
adına tek yerden yapılması daha doğru görünmektedir.
Son çözüm ise hurdamızı kendimizin toplamasıdır. Ama bu durumda yine hurdacılar
ile kavga devam edecektir. Zira kendimizin toplaması durumunda bayi-ana bayi
arasını yine ana bayinin toplaması gerekecektir.”
50. 21.2.2007 tarihinde Mutlu Akü’nün “hurda akü geri dönüş teşvik primi” ile ilgili
olarak yetkili satıcılarına gönderilen sirküleri 28.2.2007 tarihinde İncitaş’a (İnci
Akü’nün satış ve pazarlama faaliyetlerini yürüten şirketi) fakslanmıştır. Sirkülerde;
“Sn. Yetkili Satıcımız,
16 Ocak 2007 tarihli sirkülerimizde hurda akü geri dönüş teşvik primi
uygulamasındaki %80 sınırı kaldırılmış olup, tüm bayilerimiz iade edeceği hurda akü
miktarı üzerinden %40 oranındaki hurda akü geri dönüş teşvik primini (fatura
karşılığı) alacaklardır.
Ancak Çevre Bakanlığı’nın 31.08.2004 tarih 25569 sayılı Resmi Gazete’de
yayınlanan Atık Pil ve Akümülatörlerin Kontrolü Yönetmeliği kapsamındaki uygulama,
2007 yılında %90 iade etme koşulu ile devam edecektir. Bu kapsamda bölge
bayilerinizden almış olduğunuz akümülatörlerin karşılığında mevcut hurda
akümülatörlerinizi bağlı bulunduğunuz bölge bayilerine fatura mukabili iade etmeniz
gerekmektedir. 2007 yılı içerisinde bu konudaki Bakanlık denetlemelerinin daha sık
yapılacağı bilinciyle, tüm yetkili satıcılarımızın gerekli hassasiyeti göstereceğine
eminiz. …”
51. 30.9.2005 tarihinde İnci Akü bölge bayilerine gönderilen yazıda;
“… Bugünden itibaren yasaların bizlere vermiş olduğu sorumluluğu yerine getirmek
zorundayız. Buna bağlı olarak 1 Ekim 2005 tarihinden itibaren alımını yapacağınız
08-34/456-161
30
adetler karşılığı akülerin, yıl sonunda Aküçev’e iadesinin yapılmış olması
gerekmektedir. Alımlar kadar atık iadesi yapılamaması durumunda ise, aradaki fark
EK-3’deki bedeller üzerinden tarafınıza depozito olarak faturalandırılmak zorunda
kalınacaktır. …”
Yazının devamında yer alan “Muhtemel Sorular ve Cevapları” başlıklı belgede;
“1. Atık akü toplama taahhütnamesini ne yapacağız?
Bu taahhütnameyi acilen imzalayıp, tarafımıza göndermeniz gerekmektedir. Aynı
şekilde sizler de bayilerden bu taahhütnameyi alıp, tarafınızda muhafaza etmelisiniz.
… 9. Bu sisteme göre ana bayilerin bu işlemden karı olacak mı?
Evet ana bayiler bu işlemden yaklaşık %20 oranında kazanç sağlayacaklardır.
… 16. Bayiler bizim hurda değerimizden daha yüksek fiyata atık aküsünü başkasına
satar ise ne yapmamız gerekir?
Bu durumda yeni akü aldığında sizlere depozito bedeli ödemek durumunda kalacağı
için (örneğin 60 Ah için 5 ytl depozito) almış olduğu hurda bedelini veya hurda
bedeline yakın bir rakamı size ödeyecektir. Bu durumda herhangi bir kazancı
olmayacaktır. Oysa atık aküyü size verdiği zaman hem 4,2 ytl hurda bedeli alacak,
hem de depozito ödemekten kurtulacaktır.
… 19. Atık aküleri Aküçev dışında herhangi bir hurdacıya ya da lisanslı atık akü
toplayıcısına verebilir miyiz?
Hayır veremezsiniz. Unutmayınız ki atık aküleri toplama sorumluluğunu Bakanlık
imalatçı ve ithalatçılara vermiştir. Bu bağlamda sizler de aynı sorumluluk içerisine
girmiş olmaktasınız. Bunun için atık aküleri bizim de ortağı olduğumuz Aküçev’e
teslim ettiğinizde, hep beraber sorumluluklarımızı yerine getirmiş olabileceğiz. Bunun
için atık akü taahhütnamesi önem kazanmaktadır.
20. Bölgemizde lisanslı olmayan veya sizin belirttiğiniz fiyatlar dışında atık akü
toplayanlar olur ise ne yapmalıyız?
Böyle bir durum tespit ettiğinizde derhal şirketimize ya da Aküçev’e bu konuda bilgi
veriniz. Bu şekilde haksız rekabet sağlayan firmalar ile gerekli yasal mücadeleyi
Bakanlık nezdinde Aküçev ve Aküder yürütecektir.
21. Bölgemizde diğer akü üreticilerinin bu uygulamaları yapmayarak, haksız rekabet
sağlamaları durumunda ne yapmalıyız?
Bu durumda uygulama yapmayan firma ile ilgili bilgiyi hemen tarafımıza geçmeniz
gerekmektedir. Bu firmalar ile ilgili gerekli işlemleri Aküder nezdinde süratle
yapacağız.”
52. 2.4.2007 tarihinde Mutlu Akü Genel Müdürü Cüneyt Ersoy tarafından Barış
Coşan’a gönderilen e-postada;
“… 28 Mart 2007 tarihli Ankara’da yapılan toplantıda AKÜÇEV Yönetim Kurulu
toplantısı olmamasına rağmen toplantıya sizlerin katılmamanız üzerine İsmail Hakkı
CEYLAN’a neden olmadığınızı sordum ve gündem nedeni ile çağrılmadığınızı
öğrendim.
Tarafımıza gönderilen davet yazılarının sizlere gönderilmemesi dikkatimizden kaçmış
bir husus olup, sizlerin davet edilmemesi gibi herhangi talimat ya da talebimiz
olmamıştır.
08-34/456-161
31
Toplantıda AKÜÇEV faaliyetleri dışında üreticilerin atık akülere prim uygulamaları ile
ilgili görüşmeler yapılmasına karşılık sizlere de İsmail Hakkı CEYLAN tarafından bilgi
verilmesi kararı alınmıştır.”
53. 28 Mart 2007 tarihinde Aslan Kurşun’dan Çağlar Gürel tarafından İsmail Hakkı
Ceylan’a gönderilen e-postada;
“19.3.2007 tarihli yazımızda, atık akü geri kazanım lisansımızı yenilediğimizi bildirmiş,
bundan böyle hak ettiğimiz atık akülerin düzenli olarak gönderilmesini rica etmiştik.
Yazımıza bugüne kadar cevap verilmediği gibi atık akülerin de gönderilmediğine
dikkatinizi çekerek hassasiyet göstermenizi bekliyoruz.
Buna göre bu yıla ait (01.01.2007’den itibaren) hak ettiğimiz atık aküleri ivedilikle ve
düzenli olarak gönderilmesini tekrar rica ederiz.”
54. 19.3.2007 tarihli ve Barış Coşan imzalı yazıda;
“Ekli listede görüldüğü üzere şirketimiz atık akümülatör geri kazanım lisansı almıştır.
Bundan böyle hurda aküleri firmamıza düzenli olarak göndermenizi rica ederiz.”
55. Teoman Sunkar’ın tarihsiz el yazısı notlarında;
“Değerli Arkadaşlar,
Son yönetim toplantısından bir evvelki toplantıda dernek üyelerinin tamamına
yakınını birebir kucaklayabilecek, yönetmeliğin gereği toplanması gereken hurdanın
%90’ının rahatlıkla toplanabileceği planı görüşmüştük. Rekabete açık bu sistemin
uygulanabileceği bir karar çıkmıştı. 15 gün düşünelim dendi. O gün yönetimden bir
arkadaşım benim şahsi ortak olduğum ve başında bulunduğum firmamla ilgili yarı
şaka yarı ciddi, abi akü para kazanmıyor, yerin de kıymetli, sen bu işi bırak, işçilerini
de ben alayım dedi. Güldüm geçtim. Geldik son toplantıya, aynı arkadaşım umum
dernek üyelerini ilgilendiren bir karar alınacakken benim diğer derneğe gitmemi istedi.
Satış müdürü de Teoman Sunkar’ın firması olarak yapabileceği uygulamanın onun
müşterileri de örnek gösterip isteyeceklerini beyan etti.
Lütfen niçin benim firmamın alabileceği, uygulayabileceği kararlar hakkında hüküm
yürütüyorsunuz? Sizler bugün bu firmada … görevleriniz bittiğinde başka firmada
görev alacak kişilersiniz. Tabi şunu anlayamadım. Konuyu ilgilendiren diğer hangi
arkadaşlarla hemfikir olduğunuz bir görüş müdür açıklar mısınız yoksa kendinizin mi
yoksa firmanızın mı görüşüdür?
Bizler bugüne kadar büyükler, küçükler diye adlandırıldık. Gerekli cevapları verdik,
aldık. Yalnız şunu şöyle biliniz ki dernekçilik dernekçilik gibi yapılması gereken bir …
her firma eşittir, bir oy hakkına sahiptir. Hiçbir firmanın menfaati gözetilemez, bu
doğrultuda karar alınamaz, alınmış ise gereği yapılır, hesabı sorulur.
Ben Teoman Sunkar olarak akümülatör konusunda 30’u aşkın yılım var. Bunun da 20
yılından fazla dernek organlarında ve başkanlığında geçmiştir. Aküder’in
doğuşundaki rolüm de çok iyi bilinir.
Bizim son aldığımız kural (tam uygulanabilirliği yoktur) 2-3 şirket dışında kimsenin
sorununu çözmemekte, yönetmelik gereği sorun çıkartıcı olmuştur.
Bu kararı uygulamayalım. Gerekirse olağan genel kurulu toplayalım, her üyeyi
ilgilendiren bir karar.
08-34/456-161
32
Çünkü bizler bugüne kadar bazı arkadaşlarımızın satışları düşmesin diye radikal
kararlar alamadık, bazı konularda haklı idiler.
Bundan sonra yönetmelik 3. yılına girmektedir. Yönetmelik gereği başarısızlığımız
bellidir. Bizler bunu başarmak mecburiyetinde olduğumuzu hatırlamamız
gerekmektedir. 3. yılı da başarısızlıkla kapatamayız.
Üyelerimizden gelen bazı sorular var, kulak verelim. Sıfır bedelli alınan akülerin
kimlere peşkeş çekildiği, nasıl yapıldığı, nasıl yönlendirildiği sorulmaktadır. Bu da
dernek yönetimi için ağırdır. Lütfen açıklık getirelim.
Ben bana soranlara büyüklerin bayilerine yönlendirildiğini, şu ana kadar benim
firmamın hiçbir ana bayisi veya firmam tarafından alınmadığını rahatlıkla
söyleyebilirim. Lütfen böyle 100 küsur ton hurda için laf çıkmasını önleyelim.
Bugünkü değerle yapacağı rakam 60-70 milyar gibidir. …
Bayilerimizin akümülatör sanayine hizmet veren saygın kuruluşlar olduğunu bilelim.
Onlardan yarın zorda kalacakları işleri istemeyelim, yapmaları için zorlamayalım.
Gerekiyorsa yönetmelikteki gereken değişiklikleri talep edelim.
… Bütün yönetim kurulundan aklıselim, her kesimi kucaklayan, dernekçiliğe uygun
kararlar alınmasını, firma menfaatleri değil, firmalar menfaatleri olması gerekliliğini
(alınan son kararın uygulanmamasını, uygulandığı takdirde yazdığım yazının
gereklerinin yerine getirilmesinde tereddüt etmeden davranacağımın bilinmesini
bugünden sonra) bildirir, saygılar sunarım. Teoman Sunkar”
56. Kudret Metal tarafından Esan Akü’ye gönderilen 14.2.2007 tarihli yazıda;
“… 14.2.2007 tarihi itibarı ile külçe kurşun satış şartlarımız aşağıdaki gibidir.
1) Hurda akü (sulu) karşılığı verilecek olan kurşun fiyatı;
Hurda akü (sulu) alış fiyatı: 0,700 YTL/KG
Külçe kurşun Tip1 satış fiyatı: 2,30 YTL/KG
Külçe kurşun cos satış fiyatı: 2,35 YTL/KG
2) Hurda akü karşılığı olmayan külçe kurşun satış fiyatı;
Külçe kurşun Tip1 satış fiyatı: 2,70 YTL/KG
Külçe kurşun cos satış fiyatı: 2,80 YTL/KG”
57. 29.4.2005 tarihinde İsmail Hakkı Ceylan tarafından gönderilen e-postanın ekinde
yer alan “Türkiye’deki Akümülatör Sektörüne Genel Bakış” başlıklı yazıda;
“… Atıklarının değerli olduğunun farkında olmayan satıcılar da bulunmaktadır. APAK
Yönetmeliği bu dağınıklığa çözüm olacaktır.
… Atık toplayıcılar ve taşıyıcılar: Sektörde en az eğitimli, çevre faktörüne özen
göstermeyen ve kayıtdışı çalışmayı kural bilen kesimdir. Yeni düzende bunların yeri
olmamalıdır. Ancak lisans alabilen taşıyıcılar sisteme kazandırılabilir.
Geri kazanımcılar: 2-3 firma dışında bu sektörde, ne ekonomik açıdan ne de
çevreye özen göstermesi açısından yeterli değildir. APAK Yönetmeliği’yle getirilen
lisanslandırma sistemi bu sektöre sıkı bir şekilde uygulanmalı ve koşulları yeterli
olmayanlar sistem dışı kalmalıdır. Zira koşulları yeterli olan ve lisans alabilen
firmaların kapasiteleri Türkiye’deki atık aküleri rahatlıkla işleyebilecek durumdadır. …”
58. Mutlu Akü Satış Müdürü Cüneyt Ersoy tarafından gönderilen 1.10.2004 tarihli
“Dernek tüzük taslağı ve yönetici adayları hk.” başlıklı e-postada;
08-34/456-161
33
“... Daha önceki tüzük çalışmalarında yer alan ‘fiyat belirleme/tavsiye etme’
konusundaki madde Rekabet Kanunu çerçevesinde ileriye dönük hukuki, cezai
sorumluluklar getireceğinden ve fiyat, derneğin kuracağı iktisadi işletmenin faaliyet
konusu olacağından tüzükten çıkarılması tarafımızdan uygun görülmüştür.”
59. 16.8.2006 tarihinde Kerim Gündoğan tarafından İnci Akü’ye gönderilen yazıda;
“… Hurda akü tedariki İnci Akü tarafından Aküçev vasıtası ile yapılacaktır. Gönderilen
1 kilogram hurdaya karşılık 0,5 kilogram kurşun verilecektir. Ödeme: İnci Akü-Akım
Akü’ye, Akım Akü-Aküçev’e”
60. “Atık Akümülatörlerin Geri Kazanımı ile İlgili Mutlu Akü’nün Görüşleri” başlıklı
belgede;
“Akümülatörler kullanım ömürlerini tamamladığında atık olarak ekonomik bir değere
sahiptir, çünkü atık akünün geri kazanımı ile elde edilen kurşun, doğal kaynaklardan
elde edilmesinden daha kolaydır. Bu nedenle ülkemizde atık aküleri toplayan firmalar
ve bu akülerin geri kazanımını sağlayan tesisler mevcuttur. Bu süreç atık
akümülatörlerin ülke genelinde birebir toplanmasını sağlamakta, diğer atıklar (pil, oto
lastikleri, pet şişeler, içecek kutuları, konserve kutuları) gibi çöpe atılmasını ortadan
kaldırmaktadır. …”
ifadeleri yer almaktadır.
I.4. Değerlendirme
Bu başlık altında sırasıyla;
- Atık akü sektörünün işleyişi ve APAK Yönetmeliği hakkında genel bilgi
verilecek,
- Aküçev’in bir ortak girişim olarak rekabet hukukundaki yeri ortaya konacak,
- Aküçev ve kurucu ortaklarının uygulamaları 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi
çerçevesinde değerlendirilecek,
- 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi çerçevesinde bireysel muafiyet
değerlendirmesi yapılacak,
- Soruşturma konusuna ilişkin olarak Çevre ve Orman Bakanlığı ile yapılan
yazışmalar özetlenecek ve çevre mevzuatı bakımından genel çerçeve ortaya
konacak,
- Teşebbüslerin savunmaları özetlendikten sonra bunlara yanıt verilecektir.
I.4.1. Atık Akü Sektörünün İşleyişi ve APAK Yönetmeliği Hakkında Genel
Bilgiler
Akü en basit tanımıyla elektro-kimyasal olaylardan yararlanılarak elektriğin depo
edilmesini ve gerektiğinde doğru akım halinde kullanılmasını sağlayan bir enerji
kaynağıdır. Kurşun ızgara ve oksit (pasta), seperatör, elektrolit (sülfürik asit),
polipropilen veya abs kutu-kapak ve buşondan oluşan akünün üretimi; kapasitesine
ve amperine göre, uygun sayıdaki pozitif ve negatif plakalar arasına konan
seperatörlerin bir kutuya yerleştirilip kapatılması ve seyreltilmiş sülfürik asitle şarj
edilmesi suretiyle gerçekleşmektedir. Akü otomotiv tipi araçlarda, forkliftlerde,
demiryolu lokomotiflerinde, telefon santrallerinde, elektrik trafolarında, gemilerde,
kesintisiz güç kaynaklarında kullanılmaktadır.
08-34/456-161
34
Aküler kullanılma süresince birçok kez şarj ve deşarj olur. Ancak bir noktada akü artık
şarj kabul etmez; kapasitesi sıfıra yakın olan akü bağlı olduğu cihazı çalıştıramaz.
Böyle bir aküye kullanılmış akü veya “atık akü” denir. Atık aküler içerdikleri yüksek
miktarda kurşun ve asitten dolayı tehlikeli atık sınıfına girmektedir ve bu nedenle
“özel işleme tabi olan atıklar” olarak sınıflandırılmıştır.
Akü üretiminin ana girdisi saf kurşun ve alaşımlı kurşundur. Kurşun, -ana kullanım
alanı akü imalatı olmakla birlikte- cami kubbelerinde; mühimmat, renkli televizyon
tüpleri, ağ, olta, av saçması, çatı izolasyonunda kullanılan kurşun pulları,
hastanelerde radyasyon sızdırmazlığını sağlamak için kurşun levha imalatında; boya
sanayinde katkı maddesi olarak; yer altı kablolarında izolasyon maddesi olarak da
kullanılması nedeniyle sanayinin önemli bir hammaddesidir. Yumuşak olması,
işlenme kolaylığı, yüksek özgül ağırlığı, yüksek kaynama noktası, düşük erime
noktası, korozyona karşı direnci, enerji absorbsiyonu ve kısa dalga ışınları
geçirmeme özellikleri kurşuna birçok alanda kullanım üstünlüğü sağlamaktadır.
Ülkemizde cevherden kurşun üretimi yapılmamakta, saf kurşun ithalat yoluyla,
alaşımlı kurşunun önemli bir kısmı ise atık akülerin geri dönüşümü yoluyla
karşılanmaktadır. (Atık aküden saf kurşun da elde edilebilmekle birlikte, rafinasyon
maliyeti de olacağı için alaşımlı kurşun elde etmekten daha maliyetlidir.)
Türkiye’de satışı yapılan akülerin çok büyük bir kısmı kurşun-asit akülerdir. Nikel-
kadmiyum ve benzeri diğer akülerin pazar payları ihmal edilebilir düzeydedir. Akü
ithalatçısı olarak yaklaşık 200 teşebbüs faaliyet göstermekte, bunların bir kısmı
üretmekte oldukları akülü cihaz üretiminde kullanmak üzere ithalat yapmaktadır.
Toplam ithalatın %85’i de Türkiye’de üretimi yapılmayan kuru tip (AGM ve jel aküler)
akülerdir.
Aküler kuru ve sulu olmak üzere iki tipte üretilmektedir. Türkiye’de sadece sulu tipte
akü üretimi yapılmakta ve aküler içinde de kilogram olarak en büyük payı yaklaşık
%75’lik oran ile otomobil aküleri almaktadır. Ülkemizde üretici olarak faaliyet gösteren
teşebbüs sayısı yaklaşık 100’dür. Otomobil akümülatörü üretiminde üç firma (Mutlu
Akü, Yiğit Akü ve İnci Akü), ülkemizde toplam otomobil akü üretimi içinde yaklaşık
%80 pazar payına sahiptir. Geriye kalan küçük ve orta ölçekli firmalar pazarın
%20’sini oluşturmaktadır. Orta ve küçük ölçekli üretim yapan firmaların önemli bir
kısmı montaj üretimi yapmakta, kullanmakta oldukları akü plakası ve kurşun
ihtiyaçlarını büyük ya da bazı orta ölçekli firmalardan karşılamaktadır.
Üreticilerin ve ithalatçıların 2006 yılı başında Çevre ve Orman Bakanlığı’na
bildirdikleri rakamlara göre Türkiye’de yılda yaklaşık 85.000 ton atık akü
oluşmaktadır. Atık akülerin önemli bir değer ifade etmesinden dolayı bu sektörde,
toplama-biriktirme-geri dönüşüm sürecinde çöpe giden atık akü bulunmadığı ya da bu
miktarın ihmal edilebilir bir düzeyde olduğu genel kabul görmektedir.
Ülkemizde sadece kuşun-asit akülerin geri dönüşümü yapılmaktadır. Kurşun-asit
aküler aşağıdaki malzeme bileşenlerinden oluşmaktadır:
a) Kutu-kapak ve seperatörler; plastik kökenli malzemelerden oluşmaktadır.
b) Akü plakaları; saf kurşun, kurşun alaşımı ve kurşun oksit içermektedir.
c) Elektrolit; sülfirik asit çözeltisi içermektedir.
Ülkemizde akü elektroliti geri kazanımı konusunda kaydadeğer bir çalışma yoktur.
Geri dönüşüm tesislerinde ağırlıklı olarak nötralize edilmekte, düşük bir oranda da
08-34/456-161
35
farklı sektörlere ikinci kullanım için satışı yapılmaktadır. İlk iki malzeme grubunun
tamamına yakın bir kısmı ise geri kazanılabilmektedir.
Geri dönüşümden elde edilen kurşunun küçük ilavelerle, akü plakası aktif malzemesi
üretimine uygun hale getirilebilmesi nedeniyle, geri dönüşüm sektörü akü üreticileri
için büyük önem taşımaktadır. Bir atık akünün yaklaşık %65’i tekrar kurşun olarak
kazanılmaktadır. Ülkemizde atık akü ithalatının yasak olması nedeniyle geri dönüşüm
tesisleri bunu sadece iç piyasadan temin edebilmektedir. Türkiye’de yılda yaklaşık
85.000 ton atık akü oluşmaktadır. Lisanslı geri dönüşüm tesislerinin toplam atık akü
işleme kapasitesi ise yılda yaklaşık 148.000 tondur. Hem kapasite fazlası, hem de
ithalat yasağı atık aküyü daha da değerli hale getirmektedir.
Yukarıda da belirtildiği gibi ülkemizde cevherden kurşun üretimi yapılmamakta, saf
kurşun ithalat yoluyla, alaşımlı kurşunun önemli bir kısmı ise atık akülerin geri
dönüşümü yoluyla karşılanmaktadır. İthalatın işlem maliyeti düşünüldüğünde, atık
aküden geri kazanım yolu ile elde edilen kurşunun, kurşunu hammadde olarak
kullanan tüm sektörler bakımından son derece önemli olduğu görülmektedir. Atık
akünün ergitilmesi sonucu elde edilen kurşun; akünün yanısıra olta, hastane ve
camilerde kullanılan kurşun levhalar ve av saçması üretimi yapan teşebbüslerin de
ana girdisidir. Atık aküyü ergiterek kurşun elde etme işi geri dönüşüm firmaları
tarafından gerçekleştirilmektedir. Dolayısıyla atık akü, kurşunu hammadde olarak
kullanan tüm teşebbüsler ile bunların geri kazanımını sağlamak üzere kurulmuş olan
geri kazanım firmalarının faaliyetleri için temel girdi niteliğini haizdir. Bu sebeple
ülkemizde atık akü piyasasındaki kartelleşme benzeri, fiyatlar veya aktörler
üzerindeki her türlü anti-rekabetçi eylem ve kararın, kurşunu girdi olarak kullanan tüm
piyasaları doğrudan etkileyebilecek güce sahip olduğu görülmektedir.
Ülkemizde araç sahipleri genellikle yeni akü alımı sırasında eski akülerini, aküyü
satın aldıkları yere teslim etmektedirler. Akü satışı ile iştigal eden teşebbüsler
genellikle, akü dağıtımını ve satışını yapan teşebbüsler ile araç bakım-onarım
yerlerini işleten teşebbüslerdir. Bu teşebbüsler ellerinde biriken atık aküleri, hurdacı
tabir edilen teşebbüslere satmaktadır. Hurdacılar atık aküleri toplayarak geri kazanım
firmalarına satmaktadırlar. Daha önce ifade edildiği üzere, atık akülerin ergitilmesi ile
alaşımlı kurşun elde edilmektedir. Geri kazanım firmaları atık aküleri ergiterek
alaşımlı kurşun elde etmekte ve bunu kurşun hammaddesini talep eden firmalara
satmaktadırlar. Dolayısıyla atık akü sektörü, akü satışı yapan teşebbüsler, hurdacılar
ve geri kazanımcılar arasında alınıp satılan bir ticari faaliyet alanını ifade etmektedir.
Atık akünün fiyatı piyasa koşullarında belirlenmektedir.
31.8.2004 tarihinde atık akü piyasasında faaliyet gösteren tüm teşebbüslere yönelik
yeni düzenlemeler getiren Atık Pil ve Akümülatörlerin Kontrolü (APAK) Yönetmeliği
yürürlüğe girmiştir. Kapsamı 2. maddesinde “pil ve akümülatör ürünlerinin
etiketlenmesi ve işaretlenmesi, üretilmesinde zararlı madde miktarının azaltılması,
kullanıldıktan sonra atıklarının evsel ve diğer atıklardan ayrı olarak toplanması,
taşınması, bertarafı ile ithalat, transit geçiş ve ihracatına ilişkin yasak, sınırlama ve
yükümlülükleri, alınacak önlemleri, yapılacak denetimleri, tabi olunacak
sorumlulukları” düzenlemek olarak belirlenen APAK Yönetmeliği ile akü üreticilerine,
akü ithalatçılarına, atık akü taşıyan firmalara, atık akülerin depolandığı geçici
depolama merkezlerine ve geri dönüşüm tesislerine yönelik birtakım yeni
yükümlülükler getirilmiştir.
Yönetmeliğe göre akümülatör ürünlerinin dağıtımını ve satışını yapan işletmeler ve
araç bakım-onarım yerlerini işleten firmalar (ana ve tali bayiler) özetle, tüketiciler
08-34/456-161
36
tarafından getirilen atık akümülatörleri almakla, akümülatör üreticilerinin kuracakları
sisteme katılmakla ve getirilen atık akümülatörlerin yenisinin alınmaması halinde
depozito bedelini tüketiciye ödemekle, tüketicilerin getirdiği atık akümülatörleri,
üreticinin öngördüğü şekilde üreticiye veya üreticinin yetkilendirdiği bir kuruluşa
dönmesini sağlamakla (madde 12-a), atık aküler için geçici depolama alanı
oluşturmakla (madde 12-c) ve toplanan atık akülerin kayıtlarını tutmak, bu kayıtları
üreticiye bildirmek ve geçici depolama veya lisanslı taşıyıcılara veya lisanslı geri
kazanım tesislerine belgeli olarak teslim etmekle (madde 12-d) yükümlüdürler.
Geri kazanım tesislerinin ise özetle Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan ön lisans ve
lisans almak (madde 14-a), atık yönetimi ile ilgili kayıtları tutmak ve bu kayıtları
istendiğinde yetkililere ibraz etmek üzere üç yıl süreyle tesiste bulundurmak (madde
14-b) yükümlülüğü bulunmaktadır.
APAK Yönetmeliği atık akü taşıyıcılarına (hurdacılar) da birtakım yükümlülükler
getirmektedir. Buna göre atık akümülatörleri taşımak isteyen gerçek ve tüzel kişiler,
atık akü taşıma lisansı almak zorundadır (madde 17). Atık akülerin toplandıkları
yerden geçici depolama veya bertaraf tesislerine karayolu ile taşınması, Valilikten
taşıma lisansı almış gerçek ve tüzel kişilerce, atık türüne göre uygun araçla
yapılabilecektir (madde 15) ve atık pil ve akülerin taşınması sırasında araçlarda atık
taşıma formu bulundurulması zorunludur (madde 16).
Yönetmeliğe göre akü üreticileri1 genel bir toplama ve geri dönüşüm sistemi
geliştirerek veya belli bir sisteme katılarak atık akümülatörlerin toplanmasını, geri
kazanımını veya bertarafını sağlamakla yükümlüdür (madde 10-h). Üreticiler atık
akümülatörlerin geri kazanılmak üzere üreticiye geri dönmesini sağlamak amacıyla,
akümülatörlerinin satışında depozito uygulamak zorundadır (madde 29). Depozito
uygulamasına tabi olan atık akülerin Yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden
ilk yıl % 70, ikinci yıl % 80, üçüncü yıl % 90 oranından az olmayacak şekilde
toplanarak geri kazanılması, bertaraf edilmesi ve bunlara ilişkin belgelerin her yıl
depozito müracaatlarıyla birlikte Bakanlığa sunulması zorunludur (madde 29).
APAK Yönetmeliği’ne göre akü üreticileri “bu ürünlerin alıcı ortama olan etkilerini
asgariye indirebilmek amacıyla, atık akümülatörlerin toplanması, taşınması, geri
kazanımı, bertaraf veya ihraç edilmelerine dair yükümlülüklerinin yerine getirilmesi ve
bunlara yönelik gerekli harcamaların karşılanması ve eğitim faaliyetlerinin
gerçekleştirilmesi için, Bakanlığın koordinasyonunda bir araya gelerek kar amacı
taşımayan tüzel kişiliği haiz bir yapı oluşturabilir. Bu yapıya karşı yükümlülüklerini
yerine getiren ve harcamalara katılan kuruluşlar atık akümülatörlerin yönetimine
ilişkin yükümlülüklerini bu kuruluşa devredebilir. Bu yapıya dahil olanlar depozito
hedeflerinin tutturulmasından sorumludur” (madde 29). Yönetmeliğin yürürlüğe
girmesinden sonra bu hüküm uyarınca ağırlıklı olarak akü üreticilerinin bir araya
gelmesi ile AKÜDER ve ağırlıklı olarak akü ithalatçılarının bir araya gelmesi yoluyla
da TÜMAKÜDER oluşturulmuş; her iki dernek de Çevre ve Orman Bakanlığı
tarafından yetkilendirilmiştir.
AKÜDER’in kurucu üyeleri olan Akas Akü, Aslan Kurşun, Esan Akü, İnci Akü, Kudret
Metal, Mutlu Akü, Türker İzabe ve Yiğit Akü, 23.12.2004 tarihinde atık aküleri
toplamak üzere bir şirket kurma kararı almışlar ve 25.1.2005 tarihinde Aküçev
kurulmuştur. Aküçev bu teşebbüsler tarafından ortak kontrol edilmektedir. 25.08.2005
tarihinde AKÜDER ile Aküçev arasında işbirliği protokolü imzalanmıştır. Soruşturma
1 Yönetmeliğin 3. maddesinde yer alan üretici tanımı ithalatçıyı da kapsamaktadır.
08-34/456-161
37
konusunu Aküçev kurucu üyeleri tarafından Aküçev vasıtası ile hayata geçirilen atık
akü yönetim planı oluşturmaktadır.
I.4.2. Aküçev’in Bir Ortak Girişim Olarak Rekabet Hukuku Açısından
Değerlendirilmesi
Bir ortak girişime ilişkin sağlıklı bir değerlendirme yapılabilmesi için öncelikle ilgili
ortak girişimin yoğunlaşma doğurucu mu, işbirliği doğurucu mu olduğunun
belirlenmesi, diğer bir deyişle, ortak girişimin hangi rekabet hukuku düzenlemesi
çerçevesinde ele alınacağının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Ortak
girişimlerle ilgili olarak birleşme benzeri/yoğunlaşma doğurucu/tam işlevsel ortak
girişimler ve kartel benzeri/işbirliği doğurucu/tam işlevsel olmayan ortak girişimler
şeklinde temel bir ayrıma gidilebilir.
Bir ortak girişim, taraflar arasında rekabeti sınırlayıcı özellikler gösterebileceği gibi
ekonomik gücün belirli merkezlerde yoğunlaşmasına da neden olabilir. Rekabet
Hukuku’nda rekabeti kısıtlayıcı anlaşmalar ile yoğunlaşmaları düzenleyen hükümler
farklıdır. Teorideki bu farklılık yoğunlaşmaların teşebbüs yapılarında, kısıtlayıcı
anlaşmaların ise teşebbüs davranışları üzerinde etkide bulunmasına dayanmaktadır.
Ortak girişim anlaşmalarının kimi zaman yapısal, kimi zaman davranışsal özellikler
taşıması, bu tip anlaşmaların hem yoğunlaşma hem de kartel düzenlemeleri
kapsamında değerlendirilmesi sonucunu doğurmaktadır.
4054 sayılı Kanun’un 7. maddesine dayanılarak çıkarılan 1997/1 sayılı Rekabet
Kurulu'ndan İzin Alması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ'in
“Birleşme ve Devralma Sayılan Haller” başlıklı 2. maddesi (c) bendinde belirtilen
özellikleri haiz ortak girişimler birleşme ve devralma olarak kabul edilmektedir. Buna
göre;
- Ortak kontrol altında bir teşebbüsün bulunması,
- Bu ortak girişimin, amaçlarını gerçekleştirmek üzere işgücü ve malvarlığına sahip
olacak şekilde bağımsız bir iktisadi varlık olarak ortaya çıkması,
- Taraflar arasındaki veya taraflarla ortak girişim arasındaki rekabeti sınırlayıcı
amacı veya etkisi olmaması
gerekmektedir.
Bu niteliklere sahip olan ortak girişim sözleşmeleri yoğunlaşma doğurucu kabul
edilmekte; rekabeti kısıtlayıcı nitelikte olması halinde ise Kanun'un 4. maddesi
kapsamında anlaşma olarak değerlendirilmektedir. Aküçev oluşumu sayılan üç unsur
açısından ve taraflar arasında imzalanan “Aküçev Ana Sözleşmesi” ve “Hissedarlar
Sözleşmesi” hükümleri çerçevesinde aşağıda değerlendirilmiştir.
I.4.2.1. Ortak Kontrolün Varlığı
Bir teşebbüs, başka bir teşebbüsün ticari politikalarının oluşumunu kendi menfaatleri
doğrultusunda yönlendirme imkanı elde ettiği takdirde, “belirleyici etki”nin ve
dolayısıyla “kontrol”ün sağlandığı varsayılmaktadır. Ortak kontrol, kısaca iki veya
daha fazla teşebbüsün bir diğer teşebbüsün karar alma mekanizmasında belirleyici
etkiye sahip olmasıdır ve veto haklarının kullanılması, oylamalarda ortak hareket
edilmesi ya da fiili kontrole sahip olunması gibi çeşitli yollarla sağlanabilir.
Aküçev Ana Sözleşmesinin “Genel Kurul” başlıklı 12. maddesine göre;
“… Olağan ve Olağanüstü Genel Kurul toplantılarında hazır bulunan
hissedarların veya vekillerin bir hisse için bir oyu vardır. ……
08-34/456-161
38
f) Toplantı Karar Nisabı: Genel Kurul olağan ve olağanüstü her toplantısını
sermayenin en az %70’ini temsil eden pay sahiplerinin veya temsilcilerinin
varlığı ile yapabilir. Kanun’da daha yüksek bir karar nisabı aranmadığı hallerde
Genel Kurul’un olağan ve olağanüstü toplantısında karar alınabilmesi için
sermayenin en az %70’ini temsil eden pay sahiplerinin veya temsilcilerinin
olumlu oyları gereklidir. Aynı toplantı karar nisapları imtiyazlı pay sahipleri
Genel Kurulu’nun olağan ve olağanüstü toplantılarında da geçerlidir.”
Aynı Sözleşme’nin “Yönetim Kurulu ve Süresi: Toplantı ve Karar Nisabı ve Karar
Alınması Zorunlu Hususlar” başlıklı 9. maddesinde ise;
“Şirket Genel Kurul tarafından seçilmiş ve dokuz üyeden oluşan bir yönetim
kurulu tarafından idare ve temsil edilir. Yönetim Kurulu’nun üyelerinin (8) üyesi
A grubu, (1) üyesi B Grubu hissedarları tarafından gösterilen adaylar
arasından seçilecektir. …
Yönetim Kurulu’nda herhangi bir sebeple bir boşalma olması halinde, aday
gösteren Grup, bir halef tayin etme hakkına sahip olacak ve Yönetim Kurulu
bu halefi boşalan Yönetim Kurulu üyeliğine seçecektir.
… Yönetim Kurulu en az 7 üyenin varlığı ile toplanır ve kararlarını beş (5)
üyenin olumlu oyu ile verir.”
ifadeleri yer almaktadır. Aynı maddede bazı kararların ancak A Grubu hisselere sahip
olan üyelerin en az 4’ünün olumlu oyu ile alınabileceği hükme bağlanmaktadır.
Bunlar hisse satın almak, hisse senedi çıkarmak, şirketin üst düzey yöneticilerinin
atanması ve görevden alınması, tahvil ihracı, şirket adına verilecek teminatlar gibi
hususlardır.
“A Grubu Pay Sahipleri Kurulunun Yönetim Kurulu İçin Aday Gösterme
Toplantılarında Toplantı ve Karar Nisabı” başlıklı 18. maddeye göre ise; “A Grubu
pay sahipleri, yönetim kuruluna seçilmek üzere aday gösterme haklarını kurul olarak
kullanırlar. Bu kurulun toplantı nisabı, bu gruba dahil pay sahiplerinin tamamının
şirket sermayesine katılım oranları esas alınarak hesaplanacak en az %70’inin bir
araya gelmesi ile oluşur. Toplantı nisabının sağlanmasından sonra kararın
alınabilmesi için de A Grubu pay sahiplerinin şirket sermayesine katılım oranları esas
alınarak hesaplanacak en az %70’inin olumlu oy vermesi gerekmektedir.”
Bu hükümlerden Aküçev’in A Grubu hissedarlarca ortak kontrol edildiği
anlaşılmaktadır. A Grubu hissedarların hisseleri Aküçev’in toplam hisselerinin
%86,3’ünü oluşturmaktadır. Aküçev Ana Sözleşmesi’ne göre Aküçev hisse oranları
ve hisse türleri aşağıdaki gibidir:
Tablo 11- Aküçev Ortaklık Yapısı
HİSSEDAR HİSSE ORANI (%) HİSSE TÜRÜ
Mutlu Akü 23 A
İnci Akü 13 A
Aslan Kurşun 12,3 A
Yiğit Akü 12 A
Kudret Metal 8 A
Türker İzabe 8 A
Esan Akü 5 A
Akas Akü 5 A
Bülbül Akü 2,8 B
Ak Metal 2,8 B
Çıldırlar Metal 2,8 B
08-34/456-161
39
Akım Akü 2,6 B
Start Akü 0,6 B
Serdar Akü 0,5 B
Kocabay Akü 0,4 B
Çiçekçi Akü 0,4 B
Yalçın Akü 0,3 B
Uğur Akü 0,2 B
To-Ro-Na Akü 0,1 B
Kaynak Akü 0,1 B
Süzer Akü 0,1 B
Toplam 100
Ortak kontrolle ilgili ifade edilmesi gerekli diğer bir husus, ortak kontrolün
sağlanabilmesi bakımından, tüm tarafların eşit sermaye payına ya da oy hakkına
sahip olmasının gerekmediği, önemli olan hususun ortak girişim anlaşmalarında,
azınlık hissesine sahip olan taraf ya da taraflara stratejik kararlarda güçlendirilmiş bir
oy hakkı veya veto hakkı verilmiş olması ya da karar alma mekanizmasının ortak
kontrolü sağlayacak şekilde düzenlenmesidir. Yukarıdaki tablo, Ana Sözleşme’de yer
alan genel kurul ve yönetim kurulunun düzenlenmesine ilişkin hükümler ile birlikte
değerlendirildiğinde, taraflardan hiçbirinin tek başına Aküçev üzerinde belirleyici
etkiye sahip olmadığı görülmektedir.
Bu açıklamalar ışığında Aküçev’in, A Grubu pay sahipleri tarafından ortak kontrol
edildiği anlaşılmıştır.
I.4.2.2. Bağımsız İktisadi Varlık Olması
Bir ortak girişimin Kanun'un 7. maddesi ve Tebliğ'in 2 (c) maddesi kapsamında
değerlendirilebilmesi için ikinci koşul, ortak girişimin bağımsız bir iktisadi varlık
olması, bir başka deyişle fonksiyonel bağımsızlığa sahip olmasıdır. Bu kapsamdaki
bir ortak girişimin bağımsız bir ekonomik birimin bütün işlevlerini sürekli olarak yerine
getirebilmesi için pazarda bağımsız bir sağlayıcı ve alıcı olarak davranması, ticari
politikalarını özerk bir şekilde belirleyebilmesi ve buna imkan verecek yeterli işgücüne
ve malvarlığına sahip olması gerekmektedir. Bu nedenle ortak girişimin başlıca
tedarik kaynaklarının veya müşterilerinin kurucu teşebbüsler olup olmadığı ve
faaliyetlerinin kurucu teşebbüslerin faaliyetleri ile bütünleşip bütünleşmediği önem
taşımaktadır.
Kurucu teşebbüslerin faaliyetlerinden sadece birine yönelik olarak kurulan örneğin,
faaliyetleri araştırma-geliştirme veya üretim ile sınırlandırılan ortak girişimler ve ana
teşebbüslerin ürünlerinin dağıtımı faaliyetlerini sürdüren ortak girişimler fonksiyonel
olarak bağımsız değildir. Zira bu kuruluşlar, ana şirketin davranışlarına ve
politikalarına doğrudan bağımlıdırlar; ürünlere artı değer katmamaktadırlar ve ana
şirketlerin politikalarından ayrı ve bağımsız pazarlama veya satış politikaları
sürdüremezler. Bu genel bilgiler doğrultusunda Aküçev’in bağımsız iktisadi varlık
olma niteliği Ana Sözleşme’de yer verilen hükümler ve Aküçev’in faaliyetleri
doğrultusunda aşağıda değerlendirilecektir.
Ana Sözleşme’nin “Amaç ve Konu” başlıklı 3. maddesinde şirketin amacı ve faaliyet
konusu;
- “Atık Pil ve Akümülatörlerin Kontrolü Yönetmeliği”ne uygun olarak gerekli yasal
mevzuatlar çerçevesinde kullanılmış ve hurda aküleri çevreye zarar
vermeyecek şekilde maksimum oranda ve en ekonomik yollardan toplamak ve
geri kazanımını sağlamak için işlemek veya lisanslı firmalara satmak
08-34/456-161
40
- Kullanılmış ve hurda akülerin toplanması ve depolanması için toplama ve
depolama merkezleri oluşturmak veya bu amaçlı şubeler, acentelik ve irtibat
büroları oluşturmak
- Kullanılmış ve hurda akülerin toplanması için gerektiğinde bayilikler vermek
- Kullanılmış ve hurda akülerin yanında ekonomiye kazandırılması gereken
diğer sanayi ve yan sanayi ürünleri hurda ve atıklarını da toplama, depolama
ve ekonomiye geri kazandırma faaliyetlerinde bulunmak
- Kullanılmış ve hurda aküler ile diğer yan sanayi ürünleri hurda ve atıklarının
gerektiğinde akü ve diğer sanayide yeniden kullanılmasını sağlayan geri
dönüşüm ve işleme tesisleri kurarak işlemek ve ticaretini yapmak
olarak belirlenmiştir. Görüldüğü gibi Aküçev’in kurulma amacı tüketici tarafından
kullanıldıktan sonra hurda haline gelen aküleri toplamaktır. Dolayısıyla Aküçev’in
faaliyet konusunun yardımcı ve tamamlayıcı nitelikte olduğu söylenebilecektir.
Hissedarlar Sözleşmesi’nin “Genel İş Uygulamaları” başlıklı 5. maddesinde şirketin
alım satım ve fiyat politikalarına ilişkin olarak aşağıdaki ifadelere yer verildiği
görülmektedir:
“Şirket’in tüm alım ve satımları ve fiyat politikaları dahil ve fakat bunlarla sınırlı
olmaksızın ticari politikalarının tamamı Yönetim Kurulu tarafından belirlenecektir.
Akümülatör üretici hissedarlardan her biri en az Yönetmelik uyarınca toplamayı
yükümlendiği kullanılmış akü ve hurda aküleri kendi bayi ve dağıtım ağı vasıtası
ile toplayarak Şirket’in teslim almasını sağlayacaktır.
Şirket, Bayii ve diğer dağıtım kanallarından toplattığı Atık Aküleri, Yönetim Kurulu
tarafından belirlenecek periyotlarda, şirket ortağı olsun olmasın Lisanslı Geri
Kazanım Firmalarına “taban fiyatın”* üzerinden teklif almak suretiyle satacaktır.
Satış işlemi şu şekilde yapılacaktır.
1- Toplanan atık akünün %20’si en yüksek fiyatı verene öncelikle satılacak ve
teslim edilecektir. En yüksek fiyatı veren firma sayısı, birden fazla olması
halinde öncelik şirket ortağı firmaya verilecektir. Tamamının şirket ortağı
olması halinde %20 aralarında eşit olarak dağıtılacaktır.
2- Geri kalan %80’i, en yüksek fiyattan, en yüksek fiyatı veren firma dahil Şirket
ortağı firmalara satılacak ve Yönetim kurulu’nun belirleyeceği kriterlere göre
dağıtılacaktır. Dağıtılacak miktarda, Atık Aküyü almayacak firmanın olması
halinde kalan miktar, diğer firmalara Yönetim Kurulu’nun belirleyeceği
miktarlarda dağıtılacaktır.
3- Geri Kazanım firmalarının, satın aldığı Atık Akülerden, Geri Kazanılan
Kurşun’un ne kadarının akü üretimi yapan firmalara satılacağı Yönetim Kurulu
tarafından belirlenecektir.
* Taban fiyat= atık akü fiili maliyeti + Aküçev’in zorunlu giderleri”
Aküçev’in yaptığı hurda akü satışları uygulamada tam olarak bu hükümle örtüşmese
de, Aküçev hiçbir şekilde ticari risk taşımadan ve fonksiyonel olarak doğrudan ana
şirketlere bağımlı olarak faaliyet göstermek üzere oluşturulmuştur. Bağımsız bir
iktisadi varlık olmanın temel göstergelerinden biri, ortak girişimin başlıca mal aldığı ya
da mal sattığı yerlerin kurucu firmalar olup olmadığı veya ortak girişimin faaliyetlerinin
kurucu firmaların faaliyetleriyle bütünleşip bütünleşmediğidir. Aküçev, akü üreticisi
hissedarlarının bayilerinde biriken atık aküleri toplatmakta ve bunları yine hissedarı
08-34/456-161
41
olan geri dönüşüm tesislerine satmaktadır. Dolayısıyla Aküçev’in müşterileri bizatihi
Aküçev’in kurucu ortaklarıdır ve Aküçev’in faaliyeti kendi organizasyonuna değil, ana
teşebbüslerin bayiliklerine dayanmaktadır. Bu durum Aküçev’in bağımsız bir iktisadi
varlık olarak ortaya çıkmasına engel olmakta ve ana teşebbüslere bağlı kalmasına
neden olmaktadır.
Ortak girişimin bağımsız bir iktisadi varlık olarak ortaya çıkması ile ilgili bir başka
koşul da, ortak girişimin ticari faaliyetlerini sürekli bir biçimde yürütebilmesi için,
günlük faaliyetlerini sürdüren bir yönetime, mali, personel, taşınır ve taşınmaz
malvarlıklarını da içeren yeterli kaynaklara sahip olması gerekliliğidir. Aküçev’in bu
açıdan da bağımsız bir iktisadi varlık olma niteliği taşımadığı görülmektedir. Genel
Müdür’ün dışında Aküçev’in personel sayısı 3’tür. Bunların temel görevi toplanan atık
akülerin raporlarını ve kayıtlarını tutmaktır. Taşeron firmalarla sözleşme yaparak
üyelerinin atık akülerini taşıttıran Aküçev’in herhangi bir malvarlığı da
bulunmamaktadır.
Bu çerçevede Aküçev’in bağımsız bir iktisadi varlık olma niteliği taşımadığı
görülmektedir.
I.4.2.3. Rekabeti Sınırlayıcı Amaç ve Etkinin Olmaması
Ana teşebbüsler arasında veya ana teşebbüsler ile ortak girişim arasında
koordinasyona yol açan kısmi işlevsel ortak girişimler 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesinin ihlaline neden olabilirler. Bu unsurun değerlendirilmesinde belirleyici
faktör, ortak girişimin taraflar arasındaki rekabetçi davranışların koordinasyonuna
sebebiyet verip vermediğidir. Aşağıdaki hallerde bağımsız teşebbüsler arasında
rekabetçi davranışların koordinasyonu riski bulunmamaktadır:
- Ana teşebbüslerin ortak girişimin faaliyet göstereceği ilgili ürün pazarındaki
etkinliklerinin önemsiz seviyede kalması veya ana teşebbüslerden sadece birinin ilgili
ürün pazarındaki faaliyetlerine devam etmesi,
- Ana teşebbüslerin ortak girişimin faaliyet göstereceği ilgili ürün pazarındaki tüm
faaliyetlerini ortak girişime devretmeleri.
Bu bilgiler çerçevesinde Aküçev değerlendirildiğinde, öncelikle Aküçev’in, ortaklarının
faaliyet gösterdiği alanlarda faaliyet göstermediği ve onların önceki faaliyetlerini
devralmadığı görülmektedir. Aküçev akü üretmemekte ya da geri dönüştürmemekte;
bunun için gerekli olan atık aküyü toplama faaliyetini yerine getirmektedir.
Aşağıdaki hususlar gözönüne alındığında, Aküçev’in yapısal olarak yani başlı başına
varlığının bir koordinasyon riski taşıdığı ve rekabeti sınırlayıcı amaç ve etkinin söz
konusu olduğu ortaya çıkmaktadır:
Atık aküden elde edilen kurşunun en önemli alıcısı akü üreticileridir.
Aküçev, akü üreticileri ile atık akülerin tekrar akü hammaddesi olarak
kullanılmasını sağlayan geri dönüşüm tesislerini bünyesinde birleştirmektedir.
Toplanan atık aküler neredeyse ülkedeki tüm geri dönüşüm kapasitesine sahip
olan bu geri dönüşüm tesislerine aktarılmaktadır. (Halen lisanslı olarak faaliyet
gösteren 13 geri dönüşüm tesisinin 9’u Aküçev hissedarıdır.)
Mutlu Akü, Yiğit Akü ve İnci Akü Türkiye’nin en büyük üç akü üreticisidir. Bu üç
firma Türkiye’deki toplam akü üretiminin yaklaşık %80’ini gerçekleştirmektedir.
Aküçev’in de en büyük ortakları konumunda bulunan bu firmaların aynı
zamanda geri dönüşüm tesisleri de bulunmaktadır. (Bu üç firmanın ve bunların
08-34/456-161
42
geri dönüşüm tesislerinin Aküçev’de sahip oldukları hisselerin toplamı
%66,6’dır.)
Aküçev hissedarı olan akü üreticileri toplam akü üretiminin %80-90’ını
gerçekleştirmektedir.
Yukarıda yer verilenler sadece yapısal olarak yani Aküçev’in başlı başına varlığının
Rekabet Hukuku bakımından sakıncalı olduğu ve bir koordinasyon riski yarattığını
göstermektedir. Bunun dışında davranışsal özellikler de değerlendirildiğinde, aşağıda
ayrıntısıyla açıklanacağı üzere, geri dönüşüm pazarında, akü pazarında ve toplama
pazarında rekabetin kısıtlandığı görülmektedir. Şöyle ki geri dönüşümcülerin atık akü
alım fiyatları, üretim miktarları, ticari ilişkide bulunduğu taraflar ve koşullar Aküçev
tarafından belirlenmekte ve geri dönüşümcüler arasındaki rekabet tamamen ortadan
kalkmaktadır.
Atık akü pazarındaki koordinasyon akü pazarında yayılım etkisine sebep olabilir.
Yukarıda yer verilen Belge 5’de yer alan “Akü fiyatlarına %5 zam yapılır, bu fark
atığını %100 teslim eden tali bayilere prim olarak ödenir. Bu sayede atık akü
hurdacılara gitmez.” ifadesi atık akü pazarındaki koordinasyonun akü pazarına olası
yansımalarına ilişkin iyi bir örnektir.
Toplama pazarındaki rekabet ise hurdacılar tamamen sistem dışı bırakılarak
engellenmektedir. AKÜDER, bayileri toplama kanalı olarak kullanmakta ve bayilerin
Aküçev dışında bir kanala atık akü satmasını yasaklamakta ve Aküçev üyesi geri
kazanımcıların da hurdacılardan alım yapması engellenmektedir. Atık Yönetim
Sistemlerine İlişkin 2004 tarihli Komisyon Dokümanı’nda2 “Hem çevre, hem rekabet
açısından en verimli olacak olan yol seçilmelidir. Örneğin araba üreticisi olmayan
ancak hurda araba pazarında toplayıcı olarak faaliyet gösteren teşebbüslere üretici
sorumluluğu ilkesi çerçevesinde pazar kapatılmamalıdır.” ifadeleri yer almaktadır.
Dolayısıyla pazarın en büyükleri olan rakip firmaların Aküçev’i kurmuş olmaları
hususunun bu firmaların aralarında olası bir koordinasyonu kolaylaştırıcı bir unsur
olması sebebiyle “ortak girişimin taraflar arasında rekabeti sınırlayıcı amaç ve
etkisinin olmaması” koşulunun da yerine getirilmediği görülmektedir.
Sonuç olarak Aküçev’in, Kanun'un 7. ve 1997/1 sayılı Tebliğ’in 2(c) maddesi
kapsamında değerlendirilebilmesi için gereken “ortak kontrolün varlığı, bağımsız
iktisadi varlık olma, rekabeti kısıtlayıcı amaç ya da etkinin olmaması” koşullarından
sadece ilkini haiz olduğu anlaşılmaktadır. Bu çerçevede Aküçev kuruluş
sözleşmesinin, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında kurucu taraflar
arasındaki rekabetçi davranışların koordinasyonunu sağlayan ve rekabeti sınırlayıcı
amaç ve etkilere sahip olan bir işbirliği anlaşması olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
I.4.3. Aküçev Kurucu Hissedarlarının Eylemlerinin 4054 sayılı Kanun’un 4.
Maddesi Çerçevesinde Değerlendirilmesi
“AKÜDER Atık Yönetim Planı”na göre atık akü: Müşteri Tali Bayi/Servis Bölge
Bayi Lisanslı taşıyıcı Lisanslı geri dönüşüm tesisi zincirini takip etmektedir. Buna
göre; atık aküler tali bayilerden ana/bölge bayileri aracılığıyla toplanmakta (genellikle
geniş ve yurt çapında yaygın bayilik sistemi bulunan Mutlu Akü, Yiğit Akü ve İnci Akü
bayileri ile); ana/bölge bayi örgütü olmayan akü üreticileri, atık aküleri satıcılarından
ve bayilerinden kendileri toplamakta ya da diğer bölge bayilerinden
yararlanabilmektedir. Aküçev’in sisteminde ana/bölge bayileri veya üreticilerin
2 DG Competition Paper- Concerning Issues of Competition in Waste Management Systems
08-34/456-161
43
kendileri toplama ve yükleme noktası olmaktadır. Atık aküleri toplamak ve Aküçev’e
teslim etmekle görevlendirilen bölge bayileri ile tip sözleşmeler imzalanmaktadır.
Aküçev sözleşme yaptığı taşeron firma ile üyelerinin atık akülerini taşıtmakta ve
bunları geri dönüşüm tesislerine ulaştırmaktadır. Halen lisans almış 13 geri dönüşüm
tesisinin 9’u AKÜDER üyesidir. Atık aküler geri dönüşüm tesislerine Aküçev’deki
hisseleri oranında teslim edilmektedir. Bu işlem sırasında üretici firmanın ana/bölge
bayisi Aküçev’e; Aküçev de geri dönüşüm tesisine fatura kesmektedir. Dolayısıyla
Aküçev fiziki olarak alım-satım faaliyeti yapmamakta, alım-satım faaliyeti Aküçev
üzerinden gerçekleştirilmektedir.
Akü üreticileri, akülerini sattıkları bölge bayilerinden, atık aküleri kendilerine iade
edeceklerine dair bir “taahhütname” almaktadır. Bölge bayileri de kendi bayilerinden
benzer bir taahhütname almaktadır. Tali bayilerde biriken atık aküleri bölge bayileri
Aküçev’in belirlediği fiyattan satın almaktadır. Bölge bayileri de topladıkları atık
aküleri yine Aküçev’in belirlediği fiyattan Aküçev’e satmaktadır. Aküçev de topladığı
atık aküleri Aküçev Yönetim Kurulu kararları ile önceden ilan edilen fiyatlar üzerinden
geri kazanım tesislerine satmaktadır. Dolayısıyla sistemde Aküçev (tali bayiden
ana/bölge bayisine, ana/bölge bayisinden Aküçev’e ve Aküçev’den geri kazanım
tesisine olmak üzere) üç aşamada da fiyat belirlemektedir.
Görüldüğü üzere Aküçev, özellikle kurucu hissedarlarından büyük akü üreticileri olan
İnci Akü, Mutlu Akü ve Yiğit Akü’nün yerleşik ve tüm Türkiye’ye yaygın olan bayilik
sistemlerini tersine işletmek suretiyle atık aküleri toplamaktadır. Diğer bir ifade ile
Aküçev tarafından atık akülerin toplanmasına ilişkin olarak oluşturulan plan esasen
akü üreticilerinin bayilik sistemine dayanmaktadır.
Aküçev kurucu üyeleri tarafından Aküçev vasıtasıyla gerçekleştirilen ve rekabet ihlali
oluşturan eylemleri üç başlık altında toplamak mümkündür:
1. Atık akü fiyatlarının el değiştirdiği her aşamada tespit edilmesi,
2. Bölge bayileri ile imzaladığı sözleşmeler ve bayilerden aldığı taahhütnameler
yoluyla atık akülerin Aküçev’e satılmasının zorunlu tutulması,
3. Aküçev üyesi geri dönüşüm tesislerinin sadece Aküçev kanalından atık akü
almasının zorunlu tutulması.
I.4.3.1. Atık Akü Fiyatlarının Tespiti
Aküçev kurucu üyelerinin 4054 sayılı Kanun’a aykırılık oluşturan eylemlerinden ilki,
atık akülerin fiyatlarının belirlenmesidir. Yukarıda da belirtildiği gibi oluşturulan
sistemde Aküçev (tali bayiden ana/bölge bayisine, ana/bölge bayisinden Aküçev’e ve
Aküçev’den geri kazanım tesisine olmak üzere) atık akülerin el değiştirdiği her
aşamada fiyatlarını belirlemektedir. (Belge 3, Belge 12, Belge 15, Belge 16, Belge
29, Belge 30, Belge 31, Belge 34, Belge 43, Belge 47)
Aküçev Yönetim Kurulu tarafından belirlenen fiyatlar Belge 16’da görüldüğü gibi
genellikle e-posta ile ortaklara duyurulmaktadır: “AKÜÇEV A.Ş.’nin Yönetim Kurulu
üyeleri 17.5.2005 saat 10:00’da şirket merkezinde toplanmış ve aşağıdaki kararları
almıştır.
6. … Ancak bayilerden alınacak sulu atık akü fiyatları şimdilik şu şekilde
belirlenmiştir;
Tali bayiden ana bayiinin alış fiyatı : 280 YTL/Ton
Ana Bayiden Aküçev’in alış fiyatı : 340 YTL/Ton
08-34/456-161
44
Aküçev’den Geri Kazanım Firmalarının alış fiyatı : 400 YTL/Ton”
Böylelikle bu aşamalarda gerçekleşebilecek fiyat rekabeti tamamen ortadan
kaldırılmış olmaktadır.
Taraflar arasındaki atık akü fiyatlarını belirleme konusundaki koordinasyon
haklarında soruşturma açılması kararından sonra da devam etmiştir. Belge 1’de
“Mutlu’nun yeni uygulamaya başlayacağı hurda akü prim sistemi konuşuldu. Diğer
üyelerin bu uygulamayı inceleyip aynı yönde hareket etmeleri istendi.” Belge 3’de ise
“Fiyat artışını Aküçev kanalıyla veya üreticilerin duyurması ile tek fiyat olarak
uygulamak” ifadeleri yer almaktadır. Bayilere %40 prim verilmesi uygulamasına önce
Mutlu Akü başlamış, diğerleri de onu takip etmiştir. Mutlu Akü’nün prim
uygulamasıyla ilgili sirkülerinin Yiğit Akü’ye ve İnci Akü’ye fakslandığı (Belge 39,
Belge 50), İnci Akü’nün prim uygulamasıyla ilgili bilgilerin Yiğit Akü’ye fakslandığı
(Belge 38) tespit edilmiştir.
Taraf teşebbüsler arasındaki rekabetçi olmayan davranışların koordine edilmesinin
bir diğer örneği ihalelerde ortaya çıkmaktadır. Belge 28’de “Üye geri kazanım
tesisleri, atık akü ihalelerine giremez, bu ihalelere Aküçev girecektir. İstisna olarak
yönetim kurulu kararı ile girilmeyen ihalelere girebilirler.” ifadelerine yer verildiği ve
Aküçev tarafından bazı ihaleler için üyelerin teklif vermemesi gerektiğinin hatırlatıldığı
e-postalar (Belge 36, Belge 42) gönderildiği görülmektedir. Belge 32’de “Üyelerden
herhangi biri ihaleye girmek isterse, bu defa Aküçev girmeyecek ve herkes
girebilecek”; Belge 35’de ise “Ereğli hurda akü ihalesine öncelikle Aküçev’in girdiği,
ihaleye daha yüksek teklif verilmesi üzerine Aküçev ortaklarından Kudret Metal ile
görüşülerek bundan daha yüksek fiyat vermesinin istendiği ve ihalenin kazanılması
halinde Aküçev’e devrinde mutabık kalındığı” ifadeleri yer almaktadır. Bu belgelerden
en büyük hurda akü alıcısı konumunda bulunan Aküçev tarafından bir alım gücü
yaratıldığı ve ihalelerde de taraflar arasında koordinasyon sağlandığı anlaşılmaktadır.
I.4.3.2. Bayilere Getirilen Atık Akülerin Aküçev’e Teslim Edilmesi Zorunluluğu
Aküçev’in rekabetin sınırlandırılmasına yol açan bir diğer eylemi, bayilere getirilen
atık akülerin yalnızca Aküçev’e teslim edilmesi zorunluluğudur. Yukarıda da belirtildiği
gibi akü üreticileri, akülerini sattıkları bölge bayilerinden, atık aküleri kendilerine iade
edeceklerine dair bir “taahhütname” almaktadır. (Belge 16, Belge 45, Belge 48)
Alınan taahhütnamelerle akü satışı yapan işletmelere “satışı yapılan akü kadar atık
aküyü üreticiye verme zorunluluğu” getirilmektedir. Taahhütnamelerde akü satışı
yapan işletmenin bu zorunluluğu yerine getiremediği takdirde, yıl içinde eksik kalan
atık akü bedelini Bakanlığın belirlediği depozito fiyatları üzerinden nakden ödeyeceği
hükme bağlanmaktadır. Diğer bir ifade ile, bayiler satışını yaptıkları akü sayısının,
atık akü için belirlenmiş olan depozito bedeli ile çarpılması sonucu elde edilen değer
kadar borçlandırılmak suretiyle, sattıkları akü kadar atık aküyü üreticiye vermeye
zorlanmaktadır:
“… Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından 31.8.2004 tarihli ve 25569 sayılı
Resmi Gazetede yayımlanan APAK Yönetmeliği gereği 12. maddeden doğan
yükümlülüklerimi yerine getirmek amacıyla Yiğit Akü Malz. ve San. Tic. Şti.’nden
satın aldığım toplam amper saat karşılığı kullanılmış atık aküleri firmanızın
belirleyeceği lisanslı taşıyıcıya teslim edeceğimi, yıl içinde eksik kalan iade atık
akü miktarı bedelini Bakanlığın belirlediği depozito fiyatları üzerinden nakden
ödeyeceğimi taahhüt ederim.” (Belge 45)
08-34/456-161
45
Yukarıda da belirtildiği gibi Aküçev ayrıca akü üreticilerinin bölge bayileri ile tip
sözleşmeler imzalamaktadır. Bu sözleşmelerle de bölge bayilerine, sattığı yeni akü
kadar atık aküyü teslim etmek, atık aküleri Aküçev dışında hiçbir kuruluşa vermemek
gibi yükümlülükler getirilmektedir. (Belge 13) Bu noktada bayilere getirilen bu
yükümlülüklerin, herhangi bir yasal düzenlemeye dayanmaksızın oluşturulduğunun
ortaya konulması gerekmektedir.
APAK Yönetmeliği’nin 4. maddesinde depozito sistemi, “atık akümülatörlerin
toplanması için akümülatör satın alınırken satıcıya akümülatör başına ödenen fazla
paranın tüketiciye geri dönmesi sistemi” olarak tanımlanmıştır. Aynı Yönetmeliğin 13.
maddesinde tüketicilerin aracının aküsünü değiştirirken eskisini ücretsiz teslim
etmekle, eskilerini teslim etmeden yeni akü alınması halinde depozito bedelini
ödemekle yükümlü olduğu; 29. maddesinde ise atık akülerin tüketiciler tarafından
akümülatör ürünlerinin dağıtımını ve satışını yapan işletmelere verilmesi durumunda,
akü satışı yapan bu işletmelerin, ürün için belirlenen depozito bedelini tüketiciye
ödeyeceği hükümleri yer almaktadır.
Görüldüğü gibi Yönetmelik’te depozito sistemi sadece tüketiciler için öngörülmektedir
ve tüketicilerin atık akülerini teslim etmelerinin sağlanması amacı güdülmektedir.
Aşağıda yer verilen Yönetmeliğin 12. maddesi (a) bendi de benzer şekilde, esas
olarak atık akülerin tüketiciler tarafından teslim edilmesini ve sonrasında bunların geri
dönüşümünün sağlanmasını amaçlamaktadır. Anılan bendin lafzına bakıldığında da
depozito sözcüğünün bunlardan sadece ilk aşamaya ilişkin olarak kullanıldığı
görülmektedir.
Bu bağlamda depozitonun atık akülerin tüketiciler tarafından akü satışı yapan
işletmelere iade edilmesini sağlayan bir araç olarak tasarlandığı görülmektedir.
Yönetmeliğe göre depozito ilişkisinin akü satışı yapanlar ile üreticiler arasında
kurulması söz konusu değildir. Kaldı ki bunun ekonomik bir gerekçesi de
bulunmamaktadır. Ekonomik değeri oldukça fazla olan bu atığın üreticiler tarafından
toplanmasında herhangi bir sorun yaşanmamakta, hiçbir atık akü çöpe gitmemekte,
tümü toplanarak geri dönüşüm tesislerine ulaştırılmaktadır.
Görüldüğü gibi çevresel kaygılar nedeniyle atık akülerin geri dönüşümünün
sağlanması amacıyla ve sadece tüketiciler bakımından getirilmiş olan depozito
sistemi, Aküçev tarafından oluşturulan sistemde bayi-üretici arasında da
uygulanmakta ve bu “satışı yapılan akü kadar atık aküyü üreticiye verme zorunluluğu”
şeklinde gerçekleşmektedir. Bir başka deyişle Aküçev, yönetmelikte sadece
tüketiciler için öngörülmüş olan depozito sistemini, atık akü toplayabilmek için
bayilere karşı bir baskı aracı olarak kullanmaktadır.
Akümülatör ürünlerinin dağıtımını ve satışını yapan işletmeler ve araç bakım-onarım
yerlerini işletenlerin yükümlülükleri APAK Yönetmeliği’nin 12. maddesinde
düzenlenmektedir. Bu işletmeler maddenin (a) bendine göre;
“Tüketiciler tarafından getirilen atık akümülatörleri almakla, akümülatör
üreticilerinin kuracakları sisteme katılmakla ve getirilen atık akümülatörlerin
yenisinin alınmaması halinde depozito bedelini tüketiciye ödemekle,
tüketicilerin getirdiği atık akümülatörleri, üreticinin öngördüğü şekilde üreticiye
veya üreticinin yetkilendirdiği bir kuruluşa dönmesini sağlamakla”,
maddenin (d) bendine göre ise;
08-34/456-161
46
“Toplanan atık akümülatörlerin kayıtlarını tutmak, bu kayıtları üreticiye
bildirmek ve geçici depolama veya lisanslı taşıyıcılara veya lisanslı geri
kazanım tesislerine belgeli olarak teslim etmekle”
yükümlüdür.
12. maddenin (a) bendine göre akü üreticilerinin kuracakları sisteme katılmak
yükümlülüğü altında olan tali ve ana bayilerin, (d) bendine göre toplanan atık aküleri
istedikleri geçici depolama tesisi veya lisanslı taşıyıcı veya lisanslı geri kazanım
tesisine teslim edebilecekleri öngörülmektedir. Anılan bendlerin lafzının nasıl
anlaşılması gerektiğinin açıklığa kavuşturulması için Çevre ve Orman Bakanlığı’na
8.1.2007 tarih ve 34 sayı ile yazı yazılmıştır.
Yazıda “APAK Yönetmeliği’nin 12. maddesinde yer alan ve akümülatör satışı yapan
işletmelere ‘akümülatör üreticilerinin kuracakları sisteme katılmak’ ve ‘tüketicilerin
getirdiği atık akümülatörleri üreticinin öngördüğü şekilde üreticiye veya üreticinin
yetkilendirdiği bir kuruluşa dönmesini sağlamak’ yükümlülüğü getiren hükümler
karşısında, akü satışı yapan bir işletmenin lisanslı olmak şartıyla herhangi bir geri
kazanımcıya veya geçici depolamacıya veya taşıyıcıya hurdasını satıp
satamayacağı” bilgisi talep edilmiştir. Bakanlık tarafından gönderilen yazıda bu
hususa ilişkin olarak “Yönetmeliğin 10. maddesi gereğince, atık akümülatörlerin
üretici sorumluluğu altında doğrudan veya valilik izinleri alınmış geçici depolama
tesisleri vasıtasıyla lisanslı taşıma araçları kullanılarak herhangi bir lisanslı geri
dönüşüm veya nihai bertaraf tesisine gönderilmesinde bir sakınca bulunmadığı”
cevabı yer almaktadır. Bakanlığın cevabi yazısı çerçevesinde ana ve tali bayilerin atık
akülerini lisanslı olmak kaydı ile istedikleri geçici depolama tesisi, taşıyıcı veya geri
kazanımcıya satabilecekleri sonucuna ulaşılmıştır.
Söz konusu yazıdan sonra, Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından Kurumumuza bir
yazı daha gönderilerek, AKÜDER tarafından kendilerine yazılan bir yazı ile Rekabet
Kurumu’na verilecek savunma raporunda kullanılmak üzere atık akülerin ticari bir
ürün olmadığı ve bu tür atıkların toplanması, taşınması ve geri kazanımı konusunda
üreticilerin sorumlu olduğu konusunda Çevre ve Orman Bakanlığı’nın görüşlerinin
iletilmesinin talep edildiği, atık akünün ticari mal olmadığı, tehlikeli atık olduğu,
dolayısıyla Rekabet Hukuku’nun konusu olamayacağı, “Yönetmeliğin 12. maddesine
göre AKÜDER üyeleri ve bunların bayilerinin atık akümülatörlerini Aküçev A.Ş.’ye,
TÜMAKÜDER üyeleri ve bunların bayilerinin atık akümülatörlerini TÜMAKÜDER’in
yetkilendirdiği hurdacılara vermek zorunda oldukları, üreticisinin kendisine veya
yetkilendirdiği kuruluşa atık akümülatörlerini vermeyen satıcıların 2872 sayılı Çevre
Kanununa göre cezalandırılacakları, ancak üreticisi herhangi bir sisteme dahil
olmamışsa veya faaliyetlerini sonlandırmışsa, satıcıların atık akümülatörlerini geçici
depolama veya lisanslı taşıyıcılara veya lisanslı geri kazanım tesislerine belgeli
olarak teslim edebilecekleri” bildirilmiştir.
Görüldüğü üzere Bakanlık tarafından gönderilen ikinci yazıda –ilk yazının aksine- ana
ve tali bayilerin ellerindeki atık akülerini istedikleri lisanslı geçici depolama tesisi,
taşıyıcı veya geri kazanım tesisine veremeyecekleri, AKÜDER üyelerinin bayilerinin
atık akülerini Aküçev’e, TÜMAKÜDER üyelerinin bayilerinin atık akülerini
TÜMAKÜDER’in yetkilendirdiği hurdacılara vermek zorunda olduğu ifade
edilmektedir. Bu noktada yukarıda da yer verilen ve Bakanlığın yazısıyla hemen
hemen aynı ifadeleri içeren Belge 40’a dikkat çekilmesi gerekmektedir. Aküçev Genel
Müdürü tarafından yazılan belgede aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
08-34/456-161
47
“Kemal Bey, Çevre Bakanlığı ile yapacağımız görüşmede Bakanlıktan ekteki yazıyı
Rekabet Kurumu’na göndermesini isteyeceğiz”
E-postanın ekinde yer alan “ÇEVRE VE ORMAN BAKANLIĞI’NIN REKABET
KURUMU’NA YAZMASINI İSTEDİĞİMİZ YAZI TASLAĞI” başlıklı yazıda;
“Konu: Apak Yönetmeliğinin Uygulanması Hk.da,
… Aküder üyeleri ve bunların bayileri atık akümülatörlerini Aküçev A.Ş.’ye,
Tümaküder üyeleri ve bunların bayileri atık akümülatörlerini Tümaküder’in
yetkilendirdiği hurdacılara vermek zorundadırlar.
Üreticisinin kendisine veya yetkilendirdiği kuruluşa atık akümülatörlerini vermeyen
satıcılar 2872 sayılı Çevre Kanununa göre cezalandırılacaklardır.
Ancak üreticisi herhangi bir sisteme dahil olmamışsa veya faaliyetlerini
sonlandırmamışsa, satıcılar artık akümülatörlerini geçici depolama veya Lisanslı
taşıyıcılara veya Lisanslı geri kazanım tesislerine belgeli olarak teslim edebilirler.
Yukarıdaki açıklamaların ışığında atık akü bir ürün olmaktan öte çevre açısından
tehlikeli bir atık olarak kabul edilmiş toplama yetkisi sadece piyasaya ürünü sürene
(üretici/ithalatçı) verilmiştir. Bu yetki piyasaya sunduğu aküden doğan atıkla sınırlıdır.
Yönetmeliğin hazırlanması aşamasında AB direktiflerine uyum açısından
Bakanlığımıza danışmanlık hizmeti veren Hollanda firmasının önerileri doğrultusunda
Aküder ve Aküçev benzeri bir oluşum tarafımızdan teşvik edilmiştir. Tehlikeli atıkların
toplanmasının sadece rekabet hukuku konusu olması çevre açısından sakıncalıdır.”
Yukarıda yer verilen Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından Kurumumuza gönderilen
iki yazıdan, Bakanlığın Yönetmeliğin 12. maddesi ile ilgili olarak farklı tarihlerde farklı
açıklama ve değerlendirmelerde bulunduğu görülmektedir. Bununla birlikte,
Bakanlığın uygulamasının - aşağıda açıklanacağı üzere- tali ve ana bayilerin atık
akülerini istedikleri lisanslı taşıyıcıya verebilecekleri şeklinde olduğu tespit edilmiştir.
Şöyle ki akü üreticilerinin bayilerinin ellerinde bulunan atık aküleri APAK
Yönetmeliği’nin 12. maddesinin (d) bendi uyarınca, lisanslı taşıyıcı, geçici depolama
tesisi veya geri dönüşüm tesisine teslim etmelerinin Yönetmeliğe aykırı olmadığı ve
Bakanlık tarafından kabul edilir bir uygulama olduğu hususu, bizzat Bakanlık
tarafından hazırlanan ve aşağıda bir örneğine yer verilen “Üretici Gruplu UATF
Raporları”ndan anlaşılmaktadır.
Yönetmelik’le getirilen satılan akünün atığının toplanması yükümlülüğü, Bakanlık
tarafından ulusal atık taşıma formları aracılığıyla takip edilmekte ve bu formlar belirli
dönemlerde Çevre ve Orman Bakanlığı’na iletilmektedir. Aşağıda yer verilen ve
soruşturma sürecinde Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan alınan belgede, AKÜDER
üyesi İnci Akü’nün yükümlülüğü izlenmektedir. Belgeden de görüldüğü gibi İnci
Akü’nün bayilerinde biriken atık aküler, Aküçev tarafından değil, TÜMAKÜDER’in
yetkilendirdiği MNC Akü tarafından satın alınmış; satın alınan bu atık akülerin bir
kısmı AKÜDER üyesi Aslan Kurşun’a, bir kısmı ise AKÜDER üyesi olmayan Ulukök
Kurşun’a satılmış ve toplanan bu miktar İnci Akü’nün atık akü toplama
yükümlülüğünden düşülmüştür.
Şekil 1- Çevre ve Orman Bakanlığı Üretici Gruplu Ulusal Atık Taşıma Formu Raporu
08-34/456-161
48
Görüldüğü gibi AKÜDER üyesi akü üreticilerinin bayilerinin topladıkları atık aküleri
üreticilerine veya Aküçev’e teslim etme zorunluluğu bulunmamaktadır. Aksi takdirde,
AKÜDER üyesi üreticinin bayisinin atık akülerini Aküçev’e değil de, başka bir
taşıyıcıya verdiğini tespit eden Bakanlığın yukarıdaki atık akışını geçersiz sayması
gerekirdi. Yani Bakanlık AKÜDER üyesi akü üreticilerinin bayilerinin topladıkları atık
aküleri üreticilerine veya Aküçev’e teslim etmesini bir zorunluluk olarak
görmemektedir. AKÜDER üyesi akü üreticilerinin bayilerinin topladıkları atık aküleri
diğer lisanslı toplayıcılara teslim edebileceği ve bunun Yönetmeliğe aykırı olmadığı
bizzat Bakanlık tarafından tutulan atık takip belgeleri ile tespit edilmektedir. (Bu
durum Bakanlığın gönderdiği ilk yazı doğrultusundadır ancak ikinci yazı ile
çelişmektedir.) Bu sebeple ana ve tali bayilerin atık akülerini lisanslı olmak kaydı ile
istedikleri geçici depolama tesisi, taşıyıcı veya geri kazanım tesisine teslim
edebilecekleri sonucuna ulaşılmıştır.
UATF’lerin “üretici firma” başlıklı bölümüne üretici veya ithalatçının ünvanının
yazılması suretiyle, formda belirtilen miktar o firmanın Yönetmelik gereği toplaması
gereken miktardan düşülmektedir. Yani bölge bayileri atıklarını geri dönüşüm
tesislerine Aküçev kanalı ile de gönderse, lisanslı hurdacılar aracılığıyla da gönderse,
o üretici toplanan miktar kadar yükümlülüğünü yerine getirmiş olmaktadır. Önemli
olan o üreticinin ürettiği akünün geri dönüşümünün sağlanıyor olmasıdır. Bu husus
MNC Akü, Akım Akü, Ulukök Kurşun yetkilileri ile yapılan görüşme tutanaklarının
yanısıra hakkında soruşturma yürütülen teşebbüslerden Yiğit Akü ve Esan Akü ile
yapılan görüşme tutanaklarında da yer almaktadır. Belge 23’de ise “Yönetmelikten
anladığımız (sizlerin de ifadelerinize göre) kadarı ile bayilerimiz atık akülerini bölge
bayisi olan bizlere vermek zorunda, ancak bazı bayilerin atık akülerini Çevre
08-34/456-161
49
Bakanlığından izin almış hurdacılara (Gökhan Akü - MNC Akü) sattıkları tespit
edilmiştir. Bu firmaların düzenlemiş oldukları belgelerin (Tümaküder kaşeli) geçerli
olduğunu ve bizler dışında izinli herkese atıklarını verebileceklerini Çevre İl
Müdürlüğü söylemektedir.” ifadeleri yer almaktadır. Bu belgeden de Çevre ve Orman
Bakanlığı’nın bayilerin atık akülerini lisanslı taşıyıcılara verebilecekleri görüşünde
olduğu ve uygulamanın da bu şekilde olduğu anlaşılmaktadır.
Yönetmeliğin 12. maddesi ile getirilen düzenlemenin amacının, üreticisinin kim
olduğundan bağımsız olarak, satıcıların kendilerine getirilen ve almak zorunda
oldukları atık akülerin geri dönüşüm tesislerine ulaştırılmasını sağlamak olduğu çok
açıktır. Bu durumda bayilere üreticisinin kim olduğuna bakmaksızın alım yükümlülüğü
getiren bir düzenlemenin, bayileri söz konusu atık aküyü yalnızca kendi üreticisinin
taşıyıcısına vermeye zorladığı biçiminde anlaşılması imkansızdır.
Dolayısıyla tüm bu tespitler ışığında şu sonuca varılmaktadır: Akümülatör satışı
yapan işletmeler APAK Yönetmeliği gereği atık akülerini üreticilerine teslim etmek
zorunda değildirler. Bu teşebbüsler lisanslı olmak şartıyla, atık akülerini istedikleri
taşıyıcıya, geçici depolama tesisine ya da geri dönüşüm tesisine teslim edebilirler. Bu
konuya ilgili son olarak şu husus vurgulanmalıdır: Yönetmeliğin 12. maddesinin (a)
bendi, Çevre ve Orman Bakanlığının Rekabet Kurumu’na göndermiş olduğu ikinci
yazıda belirtildiği gibi bayilere “atık aküleri yalnızca üreticilere veya üreticilerin
yetkilendirdiği taşıyıcılara” teslim etmesi yükümlülüğü getirdiği şeklinde yorumlansa
dahi, bu durum üreticilerin bir araya gelerek Aküçev gibi rekabeti engelleyici bir yapı
oluşturmasını hiçbir şekilde yasal hale getirmemektedir. Bir başka deyişle, üreticilerin
bütün uygulama ve faaliyetleri, rekabetin sınırlanmasına yol açmayacak şekilde
hayata geçirilmelidir.
Görüldüğü gibi oluşturulan sistemle atık akü kaynakları kontrol edilmekte ve Aküçev
hissedarları garantili bir şekilde atık akü temin etmektedirler. Aküçev hissedarlarından
Aslan Kurşun ve Akım Akü yetkililerinin aşağıda yer verilen ifadeleri bu bağlamda
değerlendirilmelidir:
“… zamanla AKÜÇEV, APAK Yönetmeliğince belirlenen amaçlardan
sapmaya başlamıştır. Bu süreç içerisinde akü imalatçıları atık akü işini ticari
bir faaliyet alanı olarak görmeye başlamışlardır. Kendi geri kazanım tesislerini
geliştirmiş ve AKÜÇEV’i atık akülerin toplanmasında ve bu atık akülerin
yeniden dağıtımında kendi tesislerine aktarmak yönünde bir araç olarak
kullanma gayretindedirler.” (Aslan Kurşun Yönetim Kurulu üyesi ile yapılan
görüşme tutanağı)
“Aküçev’i özellikle Mutlu ve Yiğit kendi geri dönüşüm tesislerine hammaddeyi
daha kolay temin edebilmek için kurdular.” (Akım Akü sahibi ile yapılan
görüşme tutanağı).
Geri dönüşüm tesisi olmayan Aküçev hissedarları ise atıklarını yönelttikleri geri
dönüşüm tesislerinden, bunun karşılığında kurşun almaktadırlar. Örneğin İnci Akü
kendi geri dönüşüm tesisini kurmadan önce topladığı atık aküleri genellikle Ak Metal,
Çıldırlar Metal ve Akım Akü’ye yönlendirmekte idi (Belge 4, Belge 6). Belge 59’dan
İnci Akü’nün gönderdiği 1 kg hurda aküye karşılık Akım Akü tarafından 0,5 kg kurşun
verildiği anlaşılmaktadır. Belge 56’da ise Kudret Metal tarafından Esan Akü’ye
gönderilen yazıda “hurda akü karşılığı verilecek olan kurşun satış fiyatı” ve “hurda
akü karşılığı olmayan külçe kurşun satış fiyatı” olmak üzere iki farklı satış fiyatı yer
aldığı görülmektedir. Buna göre hurda akü karşılığı olan külçe kurşun fiyatı, hurda
akü karşılığı olmayan fiyata göre yaklaşık %20 oranında daha ucuzdur.
08-34/456-161
50
I.4.3.3. Geri Kazanımcılara Getirilen Atık Aküleri Yalnızca Aküçev’den Temin
Etme Zorunluluğu
Aküçev’in 4054 sayılı Kanun’a aykırılık oluşturan bir diğer eylemi, Aküçev hissedarı
olan geri dönüşüm firmalarının, Aküçev dışında başka kaynaklardan atık akü
almalarının engellenmesi yoluyla diğer taşıyıcıların (rakiplerin) faaliyetlerinin
zorlaştırılması ve piyasa dışına itilmesine yönelik kararlarıdır.
Aküçev’in, 22.6.2006 tarihli Yönetim Kurulu toplantısında geri dönüşüm tesislerinin
başka kaynaklardan atık akü almaları halinde Aküçev’in topladığı atıklardan pay
alamayacaklarını karara bağladığı tespit edilmiştir. 27.6.2006 tarihinde Aküçev Genel
Müdürü İsmail Hakkı Ceylan tarafından 22.6.2006 tarihli Aküçev Yönetim Kurulu
kararlarının bildirildiği e-postada (Belge 33);
“1. AKÜDER üyesi olup bugüne kadar Aküçev’e hiç atık akü teslimatı yapmayan
üyelerin isimleri AKÜDER’e bildirilecek, AKÜDER Yönetim Kurulu bu üyelere
gerekli uyarıyı yapacak.
2. Bölge bayi örgütü olan AKÜDER üyelerinin bazı bölge bayileri bugüne kadar
Aküçev’e hiç atık akü teslim etmemişlerdir. Bunların listesi 30.6.2006 tarihi
itibariyle güncellenecek ve üyelere bildirilecek.
3. Aküçev ortağı geri kazanım firmalarının Aküçev dışında başka kaynaklardan
atık akü almaları halinde 1.7.2006 tarihinden 31.12.2006 tarihine kadar
Aküçev’in topladığı atıklardan pay alamayacaklardır.”
ifadeleri yer almaktadır. 15.8.2006 ve 8.9.2006 tarihli yönetim kurulu kararlarında
(Belge 10 ve Belge 26) ise bu kararın halen geçerli olduğu ifade edilmektedir.
APAK Yönetmeliği’nin “Geri Kazanım Tesisleri İşletmecilerinin Yükümlülükleri”
başlıklı 14. maddesine göre; Bakanlıktan ön lisans ve lisans almak, atık yönetimi ile
ilgili kayıtları tutmak ve bu kayıtları istendiğinde yetkililere ibraz etmek üzere üç yıl
süreyle tesiste bulundurmak, atığın tesise girişinde geri kazanım işleminden önce
atığın ulusal atık taşıma formunda belirtilen atık tanımına uygunluğunu tespit etmek
yükümlülükleri bulunan geri kazanım firmalarına yönelik olarak alınan söz konusu
kararın Yönetmelik çerçevesinde bir dayanağının bulunmadığı görülmektedir. Bu
çerçevede kararın amacının,
a) Hurdacıların, topladıkları atık aküleri Aküçev üyesi geri kazanım tesislerine
satmalarını engellemek suretiyle müşterilerini kısıtlamak yoluyla faaliyetlerini
zorlaştırmak
b) Aküçev üyesi geri kazanımcıların3 diğer lisanslı toplayıcılarla çalışmasını
engellemek suretiyle hammadde kaynaklarını ve dolayısıyla üretim miktarlarını
kontrol etmek, serbest rekabet koşullarında alım yapmalarını önlemek
olduğu açıktır. Nitekim Aslan Kurşun, Çiçekçi Akü ve Akım Akü yetkilileri ile yapılan
görüşme tutanaklarından bu kararın bazı Aküçev hissedarlarından tepki aldığı
anlaşılmaktadır.
Kararın alındığı dönemde lisans almış 9 geri dönüşüm tesisinden 7’sinin Aküder
üyesi ve 6’sının Aküçev hissedarı olduğu düşünüldüğünde, bu kararın doğal
3 Mutlu Akü ve Kudret Metal dışındaki geri kazanımcılar. Bunlar kendi bayilerinden topladıkları atıkları
kendileri aldıkları ve geniş bayi ağına sahip oldukları için bu karardan etkilenmeleri söz konusu
değildir. Söz konusu Aküçev kararının alındığı tarihte İnci Akü’nün geri dönüşüm tesisi bulunmamakla
birlikte, daha sonra kurulmuştur.
08-34/456-161
51
sonucunun hurdacıların faaliyetlerinin zorlaştırılması ve piyasa dışına itilmeleri olduğu
açıktır. Belge 14’de “Hurdacılar kanalıyla topladığınız hurda aküleri Aküçev olarak
bayilerimizin fiyatlarıyla almaya hazırız. Zira lisans alabilen 6 firmanın 6’sı da
AKÜDER üyesi” ifadelerinin yer aldığı ve o dönemde geri dönüşüm firmalarının
tümünün AKÜDER üyesi olmasının verdiği güçle hurdacıların da bu sisteme
çekilmesinin amaçlandığı görülmektedir.
Bunun yanı sıra, geri dönüşümler arasındaki rekabetin de sınırlanmasına yol açacak
şekilde, toplanan atık akülerin ne kadarının, ne zaman ve hangi geri kazanım tesisine
gönderileceğine de Aküçev tarafından karar verilmektedir. (Belge 18, Belge 20,
Belge28) Diğer lisanslı toplayıcılardan mal temin etmeleri yasaklanan geri
kazanımcılara Aküçev tarafından da yeterince atık akü verilmediği, verilen miktarın
geri kazanımcıların ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğu anlaşılmaktadır (Belge 11,
Belge 46). Belge 46’da “Aküçev yeteri kadar hurda veremediği için çok düşük
kapasitelerde çalıştıkları, böyle giderse kimseye malzeme veremeyeceklerini, şayet
üyelerin sattığı yeni akü kadar hurda akü toplanabilirse geri kazanım firmalarının en
azından %50 kapasiteyle çalışabileceklerini, böyle giderse hurdacılardan hurda akü
almak zorunda olacaklarını belirttiler.” ifadeleri yer almaktadır.
Bu belgelerde, geri kazanım firmalarının;
- Hammadde alım fiyatları (Aküçev Yönetim Kurulu’nca belirlenen Aküçev’in geri
kazanım firmalarına atık akü satış fiyatı)
- Hammadde miktarları,
- Üretim miktarları,
- Ticari ilişkide bulundukları taraflar ve
- Atık akü ihalelerine girip giremeyecekleri
gibi hususların piyasa dinamikleri ve teşebbüslerin özgür ticari seçimlerinin dışında
üçüncü bir taraf olan Aküçev tarafından belirlendiği/kontrol altına alınmaya çalışıldığı
görülmektedir.
Aküçev’in yukarıdaki uygulamaları hammadde temininde zorlanan ve Aküçev ortağı
olmayan geri kazanımcıların faaliyetlerinin de zorlaştırılmasına ve pazarın dışına
itilmelerine yol açmaktadır. Bu bağlamda PVC plastikleri için katkı hammaddesi
üreten, stabilizatörlerle PVC’nin mukavemetini artıran kurşun tedariki için bir geri
dönüşüm tesisi kuran ancak Aküçev sistemi nedeniyle bu tesisi kapatmak zorunda
kaldığını bildiren Akdeniz Kimya’nın durumuna değinmek gerekmektedir. Belge 27’de
“Akdeniz Kimya’ya iki aylık çalışma izni verilmesine şiddetle karşı çıkıldığı” ifadeleri
yer almaktadır. Bilindiği gibi lisanslandırma ve geçici çalışma izni verilmesi Çevre ve
Orman Bakanlığı’nın yetkisinde olan konulardır. Söz konusu belgeden tarafların,
Akdeniz Kimya’nın pazar dışında bırakılmasını ve geri dönüşüm alanında sahip
oldukları pazar gücünü korumayı amaçladıkları anlaşılmaktadır.
Nitekim Akdeniz Kimya İş Geliştirme Koordinatörü ile yapılan görüşme tutanağında
“Akdeniz Kimya’nın çevre açısından tüm gereklilikleri yerine getiren, hiçbir atık
çıkarmadan, %99,99 saflıkta kurşun üretimi gerçekleştirmek amacıyla bir geri
dönüşüm tesisi kurduğu, bu tesisin 2006 yılı sonu itibariyle faaliyetlerine son verdiği,
bunun sebebinin AKÜDER ve Aküçev’in kurduğu sistem ve hammadde temin edilen
hurdacılara devlet baskısı oluşturulması nedeniyle atık akü temin edilememesi
olduğu, mevcut koşullar altında ancak atık akünün ithalatının serbest bırakılması
halinde geri dönüşüm tesisinin tekrar faaliyete geçebileceği” ifadeleri yer almaktadır.
08-34/456-161
52
Yukarıda yer verilen bilgi ve belgelerden, Aküçev’in geri kazanım tesislerini yalnızca
kendisinden atık akü temin etmeye zorlayarak gerek rakip toplayıcıların faaliyetlerini
zorlaştırdığı, gerekse alternatif kaynaklardan mal temin etmesi engellenen geri
dönüşümcülerin faaliyetlerini zorlaştırdığı ve bunlar arasındaki rekabeti engellediği açık
bir biçimde görülmektedir.
I.4.3.4. Genel Değerlendirme
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine göre “Belirli bir mal veya hizmet piyasasında
doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan
veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar,
uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve
yasaktır”. Anılan fıkranın;
(a) bendinde, “mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan
maliyet, kar gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit
edilmesi”,
(b) bendinde, “mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa
kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü”
(d) bendinde ise “rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması,
kısıtlanması ve piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer
davranışlarla piyasa dışına çıkarılması”
hukuka aykırı ve yasak haller olarak sayılmıştır.
Yukarıda yer verilen değerlendirmeler sonucunda Akas Akü, Esan Akü, İnci Akü,
Kudret Metal, Mutlu Akü, Türker İzabe, Yiğit Akü ve Aslan Kurşun’un, Aküçev
vasıtasıyla koordinasyon sağlayarak;
- Atık akülerin fiyatlarını el değiştirdiği her aşamada (nihai satıcıdan geri
dönüşüm tesisine kadar) tespit ederek 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin
ikinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki
- Bölge bayileri ile imzaladığı sözleşmeler ve bayilerden aldığı taahhütnameler
yoluyla atık akülerin Aküçev dışında hiçbir kuruluşa satılmamasını sağlayarak
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki
- Aküçev dışındaki kaynaklardan akü toplayan geri kazanım firmalarına
Aküçev kanalıyla atık akü verilmemesini karara bağlayarak 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi kapsamındaki
eylemleri gerçekleştirmek suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiği ve
taraflara aynı Kanun’un 16. maddesinin 2. fıkrası gereğince idari para cezası
verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Ancak bu noktada Aslan Kurşun’un oluşturulan bu sistem içindeki pozisyonunun
diğer Aküçev ortaklarından çok farklı olduğu vurgulanmalıdır. Hakkında soruşturma
yürütülen teşebbüslerden geri dönüşüm tesisi olarak faaliyet gösterenler aynı
zamanda akü üreticisi iken, Aslan Kurşun akü üretmemekte, av saçması
üretmektedir. Yukarıda da belirtildiği gibi geri dönüşüm faaliyeti Aslan Avcı tarafından
gerçekleştirilmektedir. 2006 yılında temin ettiği toplam 9.725 ton atık akünün 8.708
tonunu piyasadan, 1.017 tonunu Aküçev’den satın alan Aslan Avcı, Ocak-Ekim 2007
döneminde ise toplam 15.900 ton hurda akü toplayan Aküçev’den sadece 289.341 kg
hurda akü satın almıştır.
08-34/456-161
53
Yukarıda yer verilen bazı belgeler de (Belge 9, Belge 11, Belge 52, Belge 53, Belge
54) Aslan Kurşun’un Aküçev’le ve Aküçev hissedarları ile sorunlar yaşadığını, kimi
toplantılara davet edilmediğini ve kimi yönetim kurulu kararlarına karşı çıktığını,
toplanan aküden kendisine pay verilmediğini ya da çok az pay verildiğini, faaliyetlerini
yürütmek amacıyla hurdacılardan yüksek miktarlarda mal alımı yaptığını ortaya
koymaktadır.
Aslan Avcı geri dönüşüm lisansını Mart 2007’de almıştır. AKÜDER, Çevre ve Orman
Bakanlığı’na 23.8.2006 tarihinde bir yazı yazarak, dernek üyesi olan Ak Metal ve
Aslan Kurşun’un henüz atık akü geri kazanım lisansı almadığını belirterek, toplanan
atık akülerin söz konusu firmalara verilip verilemeyeceği konusunda bilgi talep
etmiştir. Bakanlık da 4.9.2006 tarihli yazısında atık akülerin o tarih itibariyle lisansı
bulunan 6 firma dışındaki firmalara gönderilmemesi gerektiğini belirtmiştir. Oysa
Bakanlığın 8.8.2006 tarihli “Bilgi Notu”nda geri dönüşüm tesisleri üç gruba ayrılmakta,
anılan her iki firma da “31.3.2006 tarihine kadar çalışma izni verilen ancak bugüne
kadar … emisyon dosyaları il müdürlüğünden Bakanlığımıza ulaştırılmayanlar”
arasında sayılmakta ve “bu firmalara Bakanlığımızdan kaynaklanan gecikmeden
dolayı cezai işlem uygulanmayacağı” ifade edilmektedir.
Sonuç olarak Bakanlığın verdiği bu cevaba istinaden Aslan Kurşun’a uzunca bir süre
hiç atık akü teslimatı yapılmamıştır. Lisans aldıktan sonra ise yukarıda yer verilen
rakamlardan da görüldüğü gibi çok az atık akü teslim edilmiştir.
Aslan Kurşun tarafından Kuruma gönderilen 3.12.2007 tarih ve 8006 sayılı yazıda;
İç piyasadan yeterli miktarda hammadde temin edemedikleri için üretim
kapasitelerini gerçekleştiremedikleri, büyük akü üreticilerinin hurda akü
fiyatlarını, iç piyasadaki egemenliklerini ve pazar paylarını küçük ve orta boy
akücülerin ve kendileri dışındaki lisanslı geri kazanımcıların aleyhine arttırmak
amacıyla sürekli yükseltmeleri sonucunda hurda akü fiyatlarının yurtdışının
yaklaşık iki katına ulaştığı, ülke içindeki mamul kurşun satışlarının ve av
saçması ihracatlarının durma noktasına geldiği,
Tek hammaddeleri olan hurda aküyü temin edebilme kaygısı, Çevre
Bakanlığı’nın üye olmaları gerektiği konusundaki telkinleri ve sektördeki
sorunların bu kurumlarla çözülebileceği inancı ile AKÜDER ve Aküçev’e üye
oldukları, o tarihte TÜMAKÜDER’in henüz kurulmamış olmasının kendilerini
alternatifsiz bıraktığı,
Baştan beri büyük akü üreticilerinin kendilerini istemediği, Bakanlığın diğer geri
kazanımcıların da üye olması gerektiği konusunda akü üreticilerine telkinleri ile
üye oldukları, İtalya’daki COBAT örneğinde olduğu gibi hurdacıların da bu
organizasyonda yer alması doğrultusundaki çabalarının büyük akü
üreticilerinin hegemonyasını aşamadığı, büyük akü üreticilerinin Aküçev
Yönetim Kurulu’nda sağladıkları ezici çoğunluktan aldıkları güçle kuruluştan
kısa bir süre sonra planlarını hayata geçirmeye başladıkları, çevreyi ve sektörü
değil, sadece kendi çıkarlarını düşündükleri,
Bertaraf sorumluluğunun kendilerinde olduğunu, Aslan Kurşun’un Aküçev’den
atık akü almaması gerektiğini söyleyerek kendilerine tavır aldıklarını, “Bize ait
olan aküleri biz alırız” mantığında oldukları, 17 Kasım 2006 tarihli Yönetim
Kurulu’nda alınan “Hurda aküden elde edilen kurşunun ihracatının
zorlaştırılması için Bakanlıkla görüşülecek” kararı ile doğrudan kendilerinin
hedef alındığı,
08-34/456-161
54
Lisans almalarının bürokratik nedenlerle uzamasını fırsat bilen büyük akü
üreticilerinin Bakanlığa yazı yazarak Aslan Avcı’ya hurda akü verilip
verilemeyeceğini sordukları, cevap olumsuz olunca hiç atık akü vermedikleri,
oysa Bakanlığın Ağustos 2006 tarihli “Bilgi Notu”nda kendilerinin “Bakanlıktan
kaynaklanan gecikmeler nedeniyle cezai işlem uygulanmayan firmalar”
arasında yer aldığı; lisans aldıktan sonra ise hurdacılardan da mal alarak
sistemi deldikleri gerekçesiyle mal alamadıkları, “hurdacılardan aldıklarınızı
bizimle paylaşırsanız, biz de topladıklarımızdan size pay veririz” cevabını
aldıkları,
Başından beri hurdacıların sektörün ana unsurlarından olduğunun bilincinde
oldukları, onların faaliyetlerini var güçleriyle destekledikleri, bu nedenle
Aküçev’den dışlandıkları, olayların Rekabet Hukuku’nu zedeleyecek boyutlara
ulaşmasında APAK Yönetmeliğinin bazı maddelerinin yoruma açık olmasının
yanı sıra, asıl olarak büyük akü üreticilerinin bu durumu kendi çıkarları için
kullanmaya kalkışmaları ve Çevre ve Orman Bakanlığı’nı bu doğrultuda
etkilemelerinin belirleyici rol oynadığı,
Yönetmeliklerin tüm taraflara eşit ve tutarlı olarak uygulanması gerektiği, geri
kazanım tesisleri ve hurdacılar Yönetmelik gereği hurda aküleri lisanslı
araçlarla taşımak zorundayken, tali bayilerin bunları lisanssız araçlarla bölge
bayilerine taşımalarının ve hurdacılar yüksek standartta ve maliyeti yüksek
geçici depolama alanları oluşturmak zorundayken, bölge bayilerinin çok daha
düşük standartlarda ve maliyeti çok düşük geçici depo oluşturabilmelerinin
eşitlik ilkesine aykırı ve çevreye zararlı olduğu,
Akü üreticilerinin sorumluluğunun toplanan hurda akülerin çevresel kurallara
uygun olarak depolanmasını, lisanslı araçlarla taşınmasını, lisanslı hurdacılar
aracılığıyla veya doğrudan doğruya lisanslı geri kazanım tesislerine
gönderilmesini sağlamaktan ibaret olduğu,
“Üretici sorumluluğu”nun bağımsız bir firma olan bayisinin hurdalarına bir tür el
koyma, onlar üzerinde tasarruf etme, fiyatını belirleme, yönetmelikleri bahane
ederek veya çarpıtarak, bayisinin gözünü çevresel ceza tehditleriyle
korkutarak elindeki hurdaları kendisine sevk etmeye zorlama hakkını asla
vermediği,
Büyük akü üreticilerinin Bakanlığı etkileme çabalarının sürdüğü, Bakanlığın
20.8.2007 tarihli yazısında “Geçici depolar arası atık sevkiyatının
yapılmaması, geçici depolardan çıkan atık akümülatörlerin doğrudan lisanslı
geri kazanım tesislerine gönderilmesi sağlanmalıdır” denilerek, geçici depo
sayılan hurdacının yine geçici depo sayılan bölge bayisinden hurda akü
almasının engellendiği,
2007 yılında kısmen de olsa hurdacıları sisteme monte etme çabalarının
AKÜDER içinde dile getirilmeye başlandığı ama büyük akü üreticilerinin
hegemonyasının sistemin gerçek anlamda işlemesini engellemeye devam
ettiği, AKÜDER Atık Yönetim Planı 2007 yılı Temmuz ayı içinde revize
edilmeye çalışılırken büyük akücülerin taslak metne “Atığını kendi bayileri
vasıtasıyla toplatan üyelerin tali bayi ve servisleri dışında kalan tali bayi ve
servisler atık akülerini hurdacılara satabileceklerdir” notunu düştükleri,
“Hurdacılarla Yapılacak Sözleşmenin Koşulları” başlıklı metne de “kendi atığını
bayileri vasıtasıyla toplatacak üyelerin bayilerinden atık akü almayacağına dair
08-34/456-161
55
güvence vermeli” maddesini ekledikleri, kurşun geri kazanım sektörünün üç
büyük akücünün tekeline bırakıldığı,
Hurda akünün fiyatına yapılan müdahaleler sonucunda hurda akünün fiyatının
uluslararası fiyatların çok üzerinde oluştuğu, yerli kurşunun maliyetinin ithal
kurşunun maliyetini geçtiği, böylelikle küçük ve orta boy akücülerin ve diğer
geri kazanımcıların yok olma tehdidi altında kaldıkları,
1.1.2007-31.10.2007 döneminde Aküçev’in 15.900.283 kg hurda akü dağıttığı,
bunun 10.099.746’sının Mutlu Akü’ye, 3.255.149’unun İnci Akü’ye,
2.256.047’sinin Kudret Metal’e teslim edildiği, kendilerine ise sadece 289.341
kg teslim edildiği,
ifade edilmektedir.
Bu tespitler ışığında yapılan değerlendirme çerçevesinde Aslan Kurşun’un akü üreticisi
olmaması, dolayısıyla akü üreticilerinin bayiliklerine dayanan bu sistemin ve bu sistemi
uygulamak için alınan hiçbir kararın Aslan Kurşun’un lehine olmaması, Aküçev
ortaklarının dışlayıcı tutumları nedeniyle Aküçev kanalından çok az atık akü alması,
alınan kararlara uymaması nedenleriyle Aslan Kurşun’a diğer soruşturma taraflarına
oranla daha az oranda (onbindebeş) para cezası takdir edilmiştir.
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi çerçevesinde değerlendirilen Aküçev oluşumunun aynı
Kanun’un 5. maddesi çerçevesinde bireysel muafiyet alıp alamayacağı aşağıda
değerlendirilmiştir.
I.4.4. Aküçev Kuruluş Sözleşmesine İlişkin Bireysel Muafiyet Değerlendirmesi
Bilindiği üzere Kanun’un 5. maddesine göre Kurul, aşağıda belirtilen şartların
tamamının varlığı halinde bireysel muafiyet kararı verebilmektedir.
a) Malların üretim ve dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve
iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması:
Aküçev atık akü taşıma lisanslı araçlarla, üyelerinin ülke geneline yayılmış olan bölge
ve tali bayilerinden atık akü toplanmasını ve toplanan atık akülerin geri kazanım
tesislerine ulaştırılmasını sağlamaktadır. AKÜDER üyeleri tarafından bildirilen bilgiler
üzerine, araçlarını oralara yönlendirmekte ve ulaşılması güç olan bölgelerdeki atık
aküleri dahi toplayabilmektedir. Soruşturma sırasında yapılan görüşmelerde
Aküçev’in sağladığı bu koordinasyon sebebiyle az miktardaki atık aküleri dahi
toplayabildiği, tek tek üreticilerin atık akü toplama aracı tahsis etmelerinin ticari
anlamda rasyonel olmayacağı ifade edilmiştir. Bu itibarla Aküçev’in, atık akü toplama
faaliyetinin maliyetlerinde azalma sağladığı ve bunu daha etkin bir şekilde
gerçekleştirdiği ileri sürülebilecektir. Dolayısıyla atık akülerin Aküçev organizasyonu
vasıtasıyla toplanmasının atık akü toplama hizmetinde bir iyileşme yarattığı, bu
sebeple Kanun’un 5. maddesinin (a) bendindeki şartı sağladığı iddiası kabul edilebilir.
b) Tüketicinin bundan yarar sağlaması:
Aküçev sisteminde atık aküler geçici depolama alanlarında biriktirilmekte, APAK
Yönetmeliği’nde belirtilen süreler (90 gün) içinde lisanslı araçlar tarafından
toplanmakta ve lisanslı geri kazanım tesislerine teslim edilmektedir. Aküçev atık
akülerin toplanması ve geri kazanım tesislerine teslimini Çevre ve Orman Bakanlığı
tarafından bunların çevresel risklerini azaltmak amacıyla getirilmiş olan
düzenlemelere uygun olarak yapmaktadır. Bu itibarla, Aküçev sisteminin atık akülerin
çevreye olan zararlı etkilerinin azaltılması yoluyla çevre sağlığı bakımından bir yarar
08-34/456-161
56
sağladığı söylenebilecektir. Bu yararın toplumsal bazda bir yarar olarak
değerlendirilmesi gerekmektedir. Avrupa Komisyonu’nun -ilgili kararları
incelendiğinde-, çevre sağlığına olumlu etkileri olan anlaşmaların toplumun tümüne
yarar sağladığı anlayışında olduğu görülmektedir. Çevresel anlamda iyileştirici etkileri
olan anlaşmalarda tüketici faydasına daha geniş bir perspektiften bakılarak,
anlaşmadan sağlanan dolaylı faydalar üzerinde durulduğu görülmektedir. Komisyon
birçok kararında çevre sağlığına iyileştirici etkileri tüketiciler için bir yarar olarak
değerlendirmiştir.4
Yukarıda değinildiği üzere Aküçev, çevreye zararlı maddeler ihtiva eden atık aküleri
olması gerektiği gibi yani Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan
düzenlemelere uygun ve çevreye olan zararlı etkileri en aza indirecek şekilde
toplamakta ve geri kazanım tesislerine teslim etmektedir. Çevrenin korunmasının da
toplumun tüm fertlerine faydası olduğu düşünüldüğünde, 4054 sayılı Kanun’un 5.
maddesinin (b) bendinde öngörülen koşulun da gerçekleştiği anlaşılmıştır.
c) İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması:
Yukarıda yer verilen değerlendirmelerde Aküçev oluşumunun piyasadaki etkileri
ayrıntılı olarak ortaya konmuştur. Çevre ve Orman Bakanlığı’nın Kurumumuza
bildirdiği rakamlara göre AKÜDER üyesi üreticilerin 2006 yılı toplam üretim ve ithalat
rakamları 56.352 tondur. Bu ise 2006 yılında Türkiye’de üretimi ve ithalatı yapılan
toplam akülerin yaklaşık %85’ini oluşturmaktadır. AKÜDER üyelerinin akü
pazarındaki pazar payları göz önüne alındığında, Aküçev’in atık akü pazarında hakim
durumda olduğu ve dolayısıyla Aküçev faaliyetleri sonucu ilgili piyasanın çok önemli
bir bölümünde rekabetin ortadan kalktığı görülmektedir.
Atık akü pazarında hakim konumda olan Aküçev, daha önce detaylarıyla açıklandığı
üzere, hayata geçirdiği plan ile atık akü piyasasının tüm aşamalarında rekabeti
olumsuz yönde etkilemiştir. Bilindiği gibi Aküçev, geri kazanım tesisi olarak faaliyet
gösteren üyelerine ve üretici üyelerinin ana ve tali bayilerine diğer atık akü
toplayıcıları ile çalışma yasağı getirmiştir. Bunlar, üyelerinin pazar payları göz önünde
bulundurulduğunda rekabetin önemli ölçüde ortadan kalkması sonucunu doğuracak
nitelikte uygulamalardır. Zira pazarın %85’ini oluşturan bölümünde sadece Aküçev
faaliyet gösterecektir. Atık aküden elde edilen kurşunun tekrar akü üretiminde
kullanılıyor olması nedeniyle bu durum akü pazarındaki rekabeti de etkilemektedir.
Yürütülen soruşturmanın konusunu da aslen bu hususlar oluşturmaktadır.
“Avrupa Topluluğu Anlaşması 81. Maddesinin Yatay İşbirliği Anlaşmalarına
Uygulanması Hakkında Rehber”in5 çevresel anlaşmalara muafiyet verilmesinin
4 The Exxon/Shell, OJ 144, 09/06/1994. Exxon ve Shell tarafından düşük ve yüksek yoğunluklu
polietilen üretilmesi amacıyla bir ortak girişim kurulması başvurusuna ilişkin olarak Komisyon, söz
konusu ortak girişim vasıtasıyla kurulacak olan fabrikada daha az maliyetlerle, daha düşük fiyatlarda,
plastik atıklarda azalma sağlayacak, polietilen üretiminde kullanılan zehirli maddelerin taşınmasında
iyileştirme sağlayan yeni bir teknolojinin kullanılacağı, bu yeni teknolojinin çevre ve doğal kaynaklar
üzerindeki olumlu etkilerinin birçok tüketici bakımından fayda sağlayacağına kanaat getirmiştir.
Philips/Orsam Joint Venture, OJ L378/37 1994. Philips ve Osram tarafından lambalarda kullanılmak
üzere kurşun boru üretilmesi amacıyla bir ortak girişim kurulması başvurusuna ilişkin olarak Komisyon,
söz konusu ortak girişim vasıtasıyla kurulacak olan fabrikanın üretimindeki emisyon problemlerini
aşacak teçhizata sahip olacağı, enerji kullanımında azalma sağlayacağı, tarafların birlikteliğinin ar-ge
ve ölçek ekonomilerine yol açacağı, tüketicilerin bu gelişmelerden doğrudan ve dolaylı olarak fayda
sağlayacağı sonucuna varmıştır.
5 Commission Notice Guidelines on the Applicability of Article 81 of the EC Treaty to Horizantal
Cooperation Agreements (2001/C 3/02) Paragraf 188
08-34/456-161
57
değerlendirildiği bölümüne göre, “Amaçlanan hükümlerin çevreyle ilgili ve iktisadi
anlamda kazandırdıkları ve gereklilikleri her ne olursa olsun, anlaşma, ürün veya
süreç farklılaştırma, teknoloji yeniliği veya kısa veya duruma bağlı olarak orta vadede
pazara giriş bakımından rekabeti ortadan kaldırmamalıdır.” ifadelerine yer
verilmektedir. Anılan Rehber’in “Çevresel Anlaşmalar” başlığı altında yine tarafların
üretim ve satışları üzerinde baskı kuran, üçüncü tarafların çıktılarını azaltan veya
önemli şekilde etkileyen veya tarafların ürünlerinin toplama ve/veya geri dönüşümü
için münhasır bir sağlayıcı tayin ettikleri anlaşmalar tarafların ilgili pazarın önemli bir
bölümünü oluşturduğu durumlarda rekabeti kısıtlayabilecek anlaşmalar olarak
sıralanmıştır.
Bu bilgiler çerçevesinde Aküçev karar ve uygulamaları sonucunda ilgili piyasanın
önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalktığı, bu nedenle Kanun’un 5. maddesinin
(c) bendindeki şartın gerçekleşmediği görülmektedir.
d) Rekabetin (a) ve (b) bendlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan
fazla sınırlanmaması:
Aküçev’in atık akülerin toplanması ve geri kazanım tesislerine iletilmesi faaliyetlerinin
4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (a) ve (b) bendleri çerçevesinde
değerlendirilmesi sonucunda, atık akülerin toplanmasında bir iyileşme sağlandığı ve
çevreye duyarlı şekilde toplanan atık akülerin tüketiciler için bir fayda olarak
değerlendirilebileceği belirtilmiştir. Aküçev faaliyetlerinin 4. madde yasağından muaf
tutulabilmesi için aranan bir diğer koşul rekabetin sayılan bu amaçların elde edilmesi
için gerekenden fazla sınırlanmaması koşuludur. Bu itibarla Aküçev’in soruşturma
konusu faaliyetlerinin, söz konusu amaçların gerçekleştirilmesi bakımından
gerekliliklerinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
Aküçev sisteminde atık akü fiyatları tali bayiden- ana bayiye, ana bayiden-Aküçev’e
ve Aküçev’den- geri kazanımcıya olmak üzere her aşamada Aküçev Yönetim Kurulu
kararlarıyla periyodik olarak belirlenmektedir. Rekabet hukukunda per se ihlal olarak
kabul edilen fiyat tespitine çevresel anlaşmalarda da olumlu bakılmamakla beraber,
fiyat belirlemenin amaçlanan çevresel fayda için gerekli olup olmadığının
değerlendirilmesi önem arz etmektedir. “Avrupa Komisyonu 25. Rekabet Politikası
Raporu”nda6, “Rekabet ve Çevre” başlığı altında, bu konu ile ilgili olarak şu ifadeler
yer almaktadır:
“… Ayrıca Komisyon üçüncü tarafların sisteme erişimine ilişkin sorunlar ve bir
ürünün pazardan dışarıya itilmesine sebep olabilecek anlaşmalar konusunda
özellikle ihtiyatlı olacaktır. Komisyon çevre üzerindeki bir anlaşmadan
kaynaklanan çok taraflı tarife ve fiyat belirlenmesine olumsuz bakmaktadır.
Komisyon bu konudaki değerlendirmesini olay bazında yapacak ve bu tür bir
anlaşmanın zorunlu olup olmadığına bakacaktır. Çevrenin korunması amacı,
fiyat üzerine bir anlaşmanın zorunlu olduğunu haklı çıkarmak için yeterli
değildir.”
Fiyat belirlemenin yanında Aküçev sisteminde, ana bayilere “satılan akü miktarı kadar
atık aküyü üreticilere verme” zorunluluğu getirilmiş, topladıkları atık aküleri de Aküçev
dışında herhangi bir kuruluşa satmaları yasaklanmıştır. Benzer şekilde Aküçev geri
kazanım tesislerinin ne kadar atık aküyü ve ne kadara alacağını düzenlemiş ve
Aküçev kanalı dışında atık akü temin etmelerini yasaklamıştır. Bu itibarla Aküçev’in,
kendisi gibi atık akü toplamak için gerekli izin ve lisansları alarak çalışan diğer
6 XXV the Report on Competition Policy- COM (96) s.40
08-34/456-161
58
toplayıcılar başta olmak üzere ilgili tüm ekonomik aktörlerin faaliyetlerini zorlaştırdığı
görülmektedir.
Aküçev araçları ile atık akülerin toplanması yoluyla yukarıda yer verilen yararların
elde edilebilmesi için yukarıda özetlenen sistemin uygulanmasının gerekli olmadığı
düşünülmektedir. Anılan faydalar atık akünün her aşamada fiyatının belirlenmesini,
diğer toplayıcıların sistemden dışlanmasını, tali bayi, ana bayi ve geri kazanımcılara
yönelik yasak ve zorlamalar getirilmesini gerektirmemektedir. Atık aküler serbest
piyasa dinamikleri içerisinde lisanslı aktörler tarafından usullere uygun şekillerde
toplanıp ergitilebilecektir. Atık akü toplama sistemi Çevre ve Orman Bakanlığı
tarafından onaylanmış olan TÜMAKÜDER sisteminde de atık aküler toplanmakta ve
yukarıda bahsi geçen faydalar sağlanabilmektedir. Tüm bunlar Aküçev’in atık akülerin
çevreye olan zararlarının engellenerek toplanması amacını aşarak, üyelerinin ticari
çıkarlarına hizmet eden bir oluşum halini aldığını ortaya koymaktadır.
“Avrupa Topluluğu Anlaşması 81. Maddesinin Yatay İşbirliği Anlaşmalarına
Uygulanması Hakkında Rehber”in “Çevresel Anlaşmalar” bölümünde, “İşbirliğinin
gerçekten çevresel amaçlarla ilgili olmadığı, üstü kapalı bir kartele veya diğer
şekillerde yasaklanmış fiyat belirleme, arzın kısıtlanması veya piyasaların
bölüşülmesine hizmet eden çevresel anlaşmalar veya işbirliğinin mevcut veya
potansiyel rekabeti engellemek amacıyla kısıtlayıcı bir anlaşma için kullanıldığı
çevresel anlaşmalar”, nitelikleri gereği her zaman yasaklanacak anlaşmalar olarak
duyurulmuştur.
Bu bilgiler ışığında Aküçev’in, rekabeti (a) ve (b) bendlerindeki amaçların elde
edilmesi için zorunlu olandan fazla rekabeti kısıtladığı, dolayısıyla Kanun’un 5(d)
maddesinde sayılan koşulun da sağlanmadığı görülmektedir. Bu çerçevede söz
konusu anlaşmaya bireysel muafiyet tanınamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
I.4.5. Çevre ve Orman Bakanlığı ile Yapılan Yazışmalar ve Çevre Mevzuatı
Bakımından Durum
I.4.5.1. Çevre ve Orman Bakanlığı Tarafından Gönderilen Yazılar
Yukarıda da belirtildiği gibi önaraştırma sürecinde Çevre ve Orman Bakanlığı Atık
Yönetimi Dairesi Başkanlığı’na yazı yazılarak,
1. APAK Yönetmeliği’nin 12. maddesinde yer alan ve akümülatör satışı yapan
işletmelere “akümülatör üreticilerinin kuracakları sisteme katılmak” ve
“tüketicilerin getirdiği atık akümülatörleri üreticinin öngördüğü şekilde üreticiye
veya üreticinin yetkilendirdiği bir kuruluşa dönmesini sağlamak” yükümlülüğü
getiren hükümler karşısında, akü satışı yapan bir işletmenin lisanslı olmak
şartıyla herhangi bir geri kazanımcıya veya geçici depolamacıya veya
taşıyıcıya hurdasını satıp satamayacağı,
2. Satmasının önünde bir engel yok ise, AKÜDER’in kurduğu sistemin
Bakanlığınız tarafından nasıl değerlendirildiği, çevre sağlığı ve anılan
yönetmelikteki yükümlülükleri yerine getirmek bakımından alternatif bir
sistemin kurulup kurulamayacağı ve AKÜDER ve TÜMAKÜDER’in
sistemlerinin bu açılardan karşılaştırılması
hususlarının bildirilmesi talep edilmiştir. Anılan Bakanlığın cevabi yazısında;
1. Yönetmeliğin 10. maddesi gereğince, atık akümülatörlerin üretici sorumluluğu
altında doğrudan veya valilik izinleri alınmış geçici depolama tesisleri
vasıtasıyla lisanslı taşıma araçları kullanılarak herhangi bir lisanslı geri
08-34/456-161
59
dönüşüm veya nihai bertaraf tesisine gönderilmesinde bir sakınca
bulunmadığı,
2. AKÜDER ve TÜMAKÜDER’in Yönetmeliğin 29. maddesi kapsamında atık
akümülatörlerin toplanması, taşınması, geri kazanımı ve nihai bertarafına dair
yükümlülüklerin üyeleri adına yerine getirilmesi ve etkin bir atık yönetim
sisteminin kurulması amacıyla oluşturulmuş dernekler olduğu, her iki derneğin
Bakanlıkla yapmış oldukları protokollere sadık kalarak her türlü iş ve
işlemlerini APAK Yönetmeliği ilkelerine uygun olarak icra etmekle yükümlü
oldukları, ülkemiz atık akümülatör toplama ağını güçlendirecek her türlü yapı
ve oluşumun ilgili mevzuat kapsamında Bakanlık tarafından değerlendirildiği,
uygun bulunması durumunda gerçekleştirilebileceği, esasen adı geçen
yönetmeliğin ve çevre mevzuatının amacının ticari rekabeti düzenlemek
olmadığı gibi, atıkların üretici sorumluluğu ile geri dönüşüm ve/veya nihai
bertarafına ilişkin esasları belirlemek olduğu, geri dönüşüm tesislerinin
hurda/atık kabulü veya satışı konusunun ise tamamen tesisin stok-ihtiyaç vb.
durumuna bağlı olarak ilgili işletmecinin yetkisinde olduğu
bildirilmiştir.
Önaraştırma raporunda ve taraflara gönderilen soruşturma bildiriminde “akü satışı
yapan işletmelerin APAK Yönetmeliği gereği atık akülerini üreticilerine teslim etmek
zorunda olmadıkları, bu teşebbüslerin lisanslı olmak şartıyla, atık akülerini istedikleri
taşıyıcıya, geçici depolama tesisine ya da geri dönüşüm tesisine teslim
edebilecekleri” tespitinin, Bakanlığın yukarıda yer verilen cevabi yazısı ile
desteklendiği ifade edilmektedir. Soruşturma sürecinde Çevre Bakanlığı Çevre
Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından Kurumumuza gönderilen 26.2.2007 tarih ve
1408 sayılı yazıda ise bu tespitle tamamen çelişen ifadeler yer almakta ve ayrıca atık
akünün ticari mal olmadığı, tehlikeli atık olduğu, dolayısıyla Rekabet Hukuku’nun
konusu olamayacağı ifade edilmektedir. Anılan yazıda özetle;
AKÜDER tarafından kendilerine yazılan bir yazı ile AKÜDER’in yönetim planı
ile ilgili olarak Aküçev’in, üretici firmaların ve bazı bayilerinin incelemeye tabi
tutulduğu ve yönetim planlarının rekabete aykırı olması nedeniyle haklarında
soruşturma açılmasına karar verildiği belirtilerek, Rekabet Kurumu’na verilecek
savunma raporunda kullanılmak üzere atık akülerin ticari bir ürün olmadığı ve
bu tür atıkların toplanması, taşınması ve geri kazanımı konusunda üreticilerin
sorumlu olduğu konusunda Çevre ve Orman Bakanlığı’nın görüşlerinin
iletilmesinin talep edildiği,
Gerek Bakanlığın, gerek Atık Pil ve Akümülatörlerin Kontrolü Yönetmeliği’nin
amacının atık akülerin toplanması, taşınması ve geri kazanımını sıkı şekilde
denetlemek ve kayıt altına almak olduğu,
Yönetmeliğin 12. maddesine göre AKÜDER üyeleri ve bunların bayilerinin atık
akümülatörlerini Aküçev A.Ş.’ye, TÜMAKÜDER üyeleri ve bunların bayilerinin
atık akümülatörlerini TÜMAKÜDER’in yetkilendirdiği hurdacılara vermek
zorunda oldukları,
Üreticisinin kendisine veya yetkilendirdiği kuruluşa atık akümülatörlerini
vermeyen satıcıların 2872 sayılı Çevre Kanununa göre cezalandırılacakları,
ancak üreticisi herhangi bir sisteme dahil olmamışsa veya faaliyetlerini
sonlandırmışsa, satıcıların atık akümülatörlerini geçici depolama veya lisanslı
08-34/456-161
60
taşıyıcılara veya lisanslı geri kazanım tesislerine belgeli olarak teslim
edebilecekleri,
Atık akünün bir ürün olmadığı, toplama yetkisi sadece ürünü sürene verilmiş
bir tehlikeli atık olduğu,
AB direktiflerine uyum açısından AKÜDER ve Aküçev benzeri bir oluşumun
kendileri tarafından teşvik edildiği,
4054 sayılı Kanun’un Amaç, Kapsam ve Tanımlar başta olmak üzere tümüyle
çok açık bir şekilde mal ve hizmete ilişkin düzenlemeler getirdiği,
Bir ticari mal ve ürün olmayan atık akülerin düzenlemesi ve yönetiminin de
2872 sayılı Çevre Kanunu, 4856 sayılı Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun başta olmak üzere, ilgili çevre mevzuatına göre
Bakanlıklarına verildiği, bu bağlamda tehlikeli atıkların yönetimi olarak ifade
edilen sürecin Rekabet Hukuku’nun konusu olamayacağı, aksine hareket
edilmesinin çevre ve insan sağlığı açısından sakıncalı olduğu
ifade edilmektedir.
Bu yazıya cevaben Kurumumuz tarafından gönderilen 3.4.2007 tarih ve 1185 sayılı
yazıda; AKÜDER ve Aküçev tarafından oluşturulan “Atık Yönetim Planı”
çerçevesinde atık akünün ticarete konu olduğu, atık akünün ergitilmesi sonucu elde
edilen kurşunun başta akü üretimi olmak üzere birçok sektörde hammadde olarak
kullanıldığı, atık akülerin içinde çevreye zararlı maddelerin olmasının bunların mal
olma niteliğini değiştirmeyeceği, 4054 sayılı Kanun’un 2. ve 3. maddeleri karşısında
atık akülerin Rekabet Hukuku’nun konusu olamayacağı iddiasının hiçbir hukuki
dayanağı bulunmadığı bildirilmiştir.
Bunun üzerine Çevre Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından
Kurumumuza bir yazı daha gönderilmiş, bu yazı da Kurum kayıtlarına 21.5.2007 tarih
ve 3559 sayı ile intikal etmiştir. Anılan yazıda özetle;
Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği’ne göre tehlikeli atık olarak
sınıflandırılan atık akülerin mal olmadığı, Avrupa Birliği’nde de tehlikeli atık
olarak sınıflandırılan atık akülerin bir ürün olarak değerlendirilmesinin
mümkün olmadığı,
APAK Yönetmeliği’nin Avrupa Birliği’nin 91/157/EEC Direktifi ile %75,
93/86/EC sayılı direktifi ile %100 uyumlu olarak hazırlandığı, bu direktiflerde
esas olan üretici sorumluluğu ilkesinin benimsendiği, konunun ürün boyutuyla
değerlendirilmesinin Avrupa Birliği müktesebatına uyum sürecinde
Bakanlıklarınca kat edilen aşamaların sekteye uğramasına ve taahhütlerin
sağlanamamasına neden olacağı,
Mevzuat gereği depozitoya ve toplama kotasına bağlanmış bir tehlikeli atık
üzerine rekabet inşa etmenin, çevre ve insan sağlığını korumak üzere AB
normlarında geliştirilen sistemi tam anlamıyla dinamitleyecek bir sonuç
doğuracağı, mal ve ürünün tüketicinin kullanımına hazır halde satışa sunulan
emtia olduğu, tehlikeli atıkların ise mevzuatla düzenlendiği ve kesinlikle
rekabete konu olmadığı,
AB Komisyonunca hazırlanan Türkiye İlerleme Raporu’nda atık yönetimine
ilişkin mevzuat uyumu çalışmalarının olumlu düzeyde olduğunun ve
uygulamanın gerçekleşmesi için atık yönetim planlarının oluşturulması
08-34/456-161
61
gerektiğinin belirtildiği, kurulan sistemin işleyişi bakımından bu hususların göz
önünde bulundurulması gerektiği
ifade edilmektedir.
I.4.5.2. Avrupa Birliği Direktifleri
Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından Avrupa Birliği müktesebatına uyum sürecinde
“91/157/EEC sayılı Belirli Tehlikeli Maddeler İçeren Pil ve Aküler Hakkında Komisyon
Direktifi” (91/157 sayılı Direktif) ile daha sonra bu direktifte bazı değişiklikler yapan
“Bazı Tehlikeli Maddeleri İçeren Pil ve Akümülatörler Hakkındaki 91/157/EEC sayılı
Komisyon Direktifini Teknik İlerlemeye Uygun Hale Getiren 93/86/EEC sayılı ve 4
Ekim 1993 tarihli Komisyon Direktifi”nin (93/86 sayılı Direktif) esas alındığı ifade
edilmektedir. “2006/66/EC sayılı Pil ve Akümülatörler ile Atık Pil ve Akümülatörler
Hakkında Komisyon Direktifi” (2006/66 sayılı Direktif) ise bu direktifleri yürürlükten
kaldırarak onların yerine geçen7 ve bu alanda AB’de halen yürürlükte olan direktiftir.
Aşağıda öncelikle bu direktiflerin ulaşmak istediği amaçlar özetlenecek, daha sonra
bu amaçlarla ülkemizdeki uygulamanın çeliştiği hususlar değerlendirilecektir.
91/157 sayılı Direktif, pil ve aküler ile atık pil ve aküler hakkında Avrupa Birliği üye
ülkelerinin uyması gereken kuralları belirlemektedir. Direktifin 7. maddesi aşağıdaki
gibidir:
“Üye devletler iyi çalışan ayrı bir toplama sistemi ve uygun olduğu takdirde
depozito sisteminin kurulmasını sağlar. Bunun yanında geri dönüşümü teşvik
etmek için üye devletler ekonomik araçlar gibi önlemler getirebilirler. Bu
önlemlerin ilgili taraflara danışıldıktan sonra, makul çevresel ve ekonomik
kriterlere dayanarak ve rekabet bozulmalarından kaçınacak şekilde
düzenlenmesi gerekmektedir. Madde 6’da atıfta bulunulan programların
bildirilmesinde, üye ülkeler 1. paragraf uyarınca aldıkları tedbirleri Komisyona
iletir.”
93/86 sayılı Direktif ise 91/157 sayılı Direktif’te düzenlenen işaretleme sistemine
detaylı düzenlemeler getirmek amacıyla hazırlanmıştır. Direktif, pil ve akü
üreticilerinin uyması gereken işaretleme sistemini, işaretlerin boyutlarını detaylı bir
biçimde düzenlemiş ve tüm üye devletlerin kanunlarını bu doğrultuda
uyumlaştırmalarını hükme bağlamıştır.
Yukarıda da belirtildiği gibi 2006/66 sayılı Direktif, bu direktifleri yürürlükten kaldıran
ve bu alanda AB’de halen yürürlükte olan direktiftir. Direktif’in konusunu, “(a) pil ve
akülerin piyasaya sürülmesine ilişkin kurallar ve özellikle tehlikeli maddeler içeren pil
ve akülerin piyasaya sürülmesiyle ilgili yasak, (b) atıklarla ilgili Topluluk mevzuatını
tamamlamak ve yüksek atık pil ve akü toplama ve geri dönüşüm oranları teşvik
etmek için; atık pil ve akülerin toplanması, işlenmesi, geri dönüştürülmesi ve atılması
için özel kurallar getirmek” oluşturmaktadır. Direktif; hacmi, ağırlığı, maddesel niteliği
ve kullanım alanı ne olursa olsun tüm pil ve aküler için kurallar getirmektedir.
(Getirilen tek istisna üye devletlerin zaruri güvenlik çıkarları, silahları, savaş
teçhizatları ile bağlantılı ekipmanlar ve uzaya gönderilmek amacıyla tasarlanmış
ekipmanlarda kullanılan pil ve akülerdir.) Pil ve aküler, portatif, sanayi ve otomotiv pil
ve aküleri olmak üzere üç ayrı başlık altında incelenmektedir.
7 2006/66 sayılı Direktif’te 91/157 sayılı Direktif’in 6 Ekim 2008’de yürürlükten kalkacağı belirtilerek, bir
geçiş süreci öngörülmüştür.
08-34/456-161
62
Direktife göre çevre sağlığının korunması için atık pil ve akülerin toplanması ve geri
dönüşümü sağlanmalıdır. Üye devletlerin yüksek toplama ve geri dönüştürme
oranları elde etmelerini garanti altına almak için Direktif, asgari toplama ve geri
dönüştürme hedefleri belirlemiştir. Buna göre üye ülkeler, portatif pil ve aküler için 26
Eylül 2012 tarihine kadar %25, 26 Eylül 2016 tarihine kadar %45 toplama oranlarını
sağlamak zorundadırlar. Toplamanın yanı sıra Direktif, üye devletlere atık pil ve
akülerin işlenmesi ve geri dönüştürülmesi ile ilgili olarak, üretici veya üçüncü
taraflarca, sağlık ve çevrenin korunması hususlarında mevcut en iyi tekniklerin
kullanıldığı planlar oluşturulmasını sağlama zorunluluğu getirmektedir. Direktif, geri
dönüştürme verimlilikleri ile ilgili de birtakım oranlar belirlemiş, üye devletlerin geri
dönüşüm işlemlerinin 26 Eylül 2010 tarihinden geç olmamak üzere söz konusu
kriterleri karşılaması gerektiğini hükme bağlamıştır.8
Direktif’e göre atık pil ve akülerin toplanmasından ve geri dönüşümünden doğacak
net maliyetler, üreticiler veya onların nam ve hesabına hareket eden üçüncü kişiler
tarafından finanse edilmelidir.9 Topluluk düzeyinde yüksek toplama ve geri dönüşüm
oranlarının yakalanması bakımından tüketicinin, pil ve akülerde kullanılan maddelerin
çevre ve insan sağlığına etkileri, etiketleme ve toplama sistemleri hakkında
bilgilendirilmeleri zaruridir. Direktif, tüketici bilinçlendirme kampanyaları dolayısıyla
ortaya çıkacak maliyetlere de üreticiler veya onların nam ve hesabına faaliyet
gösteren üçüncü taraflar tarafından katlanılması gerektiğini öngörmektedir. Direktif’e
göre farklı tip pil ve aküler için farklı tip finansman düzenlemeleri ve toplama planları
oluşturulması uygun olacaktır. Otomotiv pil ve akülerine ilişkin toplama planları,
üreticiler veya üçüncü taraflarca oluşturulabilecektir. Bununla birlikte Direktif’te,
finansman planlarının farklı ulusal koşulları yansıtabilecek şekilde düzenlenebilmesi
için bu konuda da esnek bir yaklaşım izlenmesinin doğru olacağı vurgulanmaktadır.
Direktif’in toplama ve geri dönüşüm sistemleri ile ilgili olarak özellikle üzerinde
durduğu husus, üye devletlerin bu planlara tüm ilgili tarafların iştirakinin sağlanmasını
temin etmeleri gerekliliğidir. Direktif’te, ekonomik aktörlerin çevresel yönetim
planlarına iştirakleri, üye devletlerin Direktif’in uygulanması ile ilgili olarak her üç yılda
bir Komisyon’a sunmak zorunda oldukları “Ulusal Uygulama Raporları”nda özellikle
yer alması gereken başlıklardan biri olarak düzenlenmiştir. Bu bağlamda Direktif’in
‘Konu’ başlıklı 1. maddesinde yine “Bu Direktif, pil ve atık pil ve akülerin çevresel
performansları ile üretici, nihai kullanıcı ve özellikle atık pil ve akülerin işleme ve geri
dönüştürülmesinde doğrudan yer alan aktörler gibi, pil ve atık pil ve akülerin yaşam
döngüsünde yer alan tüm ekonomik aktörlerin faaliyetlerinde iyileşmeyi
amaçlamaktadır” ifadesinin yer aldığı görülmektedir. Direktif’te, tüm ilgili tarafların
8 Ek III Bölüm B’de düzenlendiği şekliyle bir geri dönüşüm yönteminin sahip olması gereken asgari geri
dönüşüm verimlilikleri şunlardır:
(a) Aşırı maliyetlerden kaçınarak, kurşun içeriğinin teknik olarak mümkün olan en üst düzeyde geri
dönüşümü dahil olmak üzere, kurşun-asit pil ve akülerin ortalama ağırlığının %65’inin geri
dönüştürülmesi
(b) Aşırı maliyetlerden kaçınarak, kadmiyum içeriğinin teknik olarak mümkün olan en üst düzeyde geri
dönüşümü dahil olmak üzere, nikel-kadmiyum pil ve akülerin ortalama ağırlığının %75’inin geri
dönüştürülmesi
(c) Diğer atık pil ve akülerin ortalama ağırlığının %50’sinin geri dönüştürülmesi
9 Direktif’in “Küçük Üreticiler” başlıklı 18. maddesine göre, üye devletler ulusal piyasada pil ve akülerin
çok küçük bir miktarını piyasaya süren üreticileri, bu durum toplama ve geri dönüştürme planlarının
doğru bir şekilde işlemelerini engellemeyecek ise, finansmandan muaf tutabileceklerdir. Söz konusu
muafiyetin, üye devletler arasındaki ticarette keyfi bir ayrım vasıtası veya gizli bir kısıtlama meydana
getirip getirmediğinin tetkik edilmesi için, bu tür düzenlemelerin üye devletler tarafından yürürlüğe
konulmadan önce Komisyona ve Komisyondaki diğer üyelere bildirilmesi gerekmektedir.
08-34/456-161
63
toplama ve geri dönüşüm planlarına katılabilmeleri gerektiği, bu planların ithal pil ve
aküler aleyhine ayrımcılık yapılmasından, ticaret engellerinden veya rekabetteki
bozulmalardan kaçınacak şekilde tertip edilmesi gerektiği hükme
bağlanmaktadır.
Direktif’in birincil hedefi pil ve aküler ile atık pil ve akülerin çevreye olan olumsuz
etkilerini en aza indirmektir. Bununla birlikte Direktif, pil ve akülerin ağır metal
içeriğine ve etiketlenmesine ilişkin gereksinimlerin uyumlaştırılmasıyla iç pazarın
sağlıklı işleyişini sağlamayı ve Topluluk içindeki rekabetin bozulmasından
kaçınılmasını da amaçlamaktadır. Çevrenin korunması ve iç piyasanın arızasız
çalışmasının temini hedeflerinin üye devletler tarafından münferiden elde
edilemeyecek kapsam veya etkilere sahip olması nedeniyle bu hedeflere Topluluk
düzeyinde yapılacak düzenlemeler ile daha iyi ulaşılabileceği öngörülmüştür. Bu
sebeple Direktif ile getirilen pil ve aküler ile atık pil ve aküler hakkındaki kurallar, tüm
üye devletler tarafından uyumlaştırılmalıdır. Bununla birlikte Direktif ölçülülük
prensibine uygun olarak, söz konusu amaçların elde edilmesi için gerekli olanın
ötesine geçmemelidir.
Yukarıda temel hükümleri kısaca özetlenen 2006/66 sayılı Direktif’te toplama
sistemlerinin nasıl olması gerektiği açık ve net bir biçimde ortaya konulmamakla
birlikte, nasıl olmaması gerektiği düzenlenmektedir. Buna göre;
Toplama sistemlerine tüm ekonomik aktörlerin iştirak etmesi sağlanmalıdır.
Toplama sistemleri ticaret engellerinden veya rekabetteki bozulmalardan
kaçınacak şekilde tertip edilmelidir.10
Üye devletler toplama sistemlerinin pil ve akülerin yaşam döngüsünde yer alan tüm
ekonomik aktörleri kapsayacak şekilde düzenlenmesini sağlamak zorundadırlar. Tüm
aktörlerin katılımının sağlandığı bu toplama sistemleri sayesinde ilgili tarafların
ekonomik faaliyetlerinde iyileşme de amaçlanmaktadır.
Ülkemizde atık akü piyasasında faaliyet gösteren aktörler; üreticiler, tali ve ana
bayiler, hurdacılar ve geri kazanımcılar olarak sıralanabilir. APAK Yönetmeliği öncesi
durum özetle şu şekildedir. Tali ve ana bayiler yeni akü satışı esnasında tüketiciden
aldıkları atık aküleri hurdacılara satmaktadır. Hurdacılar doğrudan nihai tüketiciden,
ihale yolu ile kamu kurumlarından veya tali veya ana bayilerden topladıkları atık
aküleri geri kazanımcılara satmaktadır. Hurdacılardan atık akü tedarik eden geri
kazanımcılar ise, tesislerinde elde ettikleri kurşunu, bunu girdi olarak kullanan diğer
teşebbüslere satmaktadır. İlgili taraflar arasında oluşan bu ticaret, piyasa dinamikleri,
söz konusu teşebbüslerin ekonomik durumları, bölge koşulları gibi etkenlere dayalı
olarak piyasa koşullarında belirlenen atık akü fiyatı üzerinden gerçekleşmektedir.
Daha önceki bölümlerde de açıklandığı üzere APAK Yönetmeliği atık akülerin
çevreye olan zararlı etkilerini en aza indirebilmek amacıyla sektöre birtakım
düzenlemeler getirmiştir. Bu bağlamda, sektör aktörlerinin faaliyetlerinde uyması
gereken kurallar düzenlenmiş, geri kazanımcılar ve toplayıcılar (hurdacılar) için Çevre
ve Orman Bakanlığı’ndan lisans alma zorunluluğu getirilmiştir. Ülkemizde oluşturulan
AKÜDER ve TÜMAKÜDER sistemlerinin, akü yaşam döngüsünde yer alan tüm
aktörleri kapsaması bir zorunluluk iken, Aküçev kurucuları tarafından oluşturulan
sistem tali ve ana bayilerin, hurdacılar ve geri kazanımcıların faaliyetlerini zorlaştırıcı
uygulamalar içermektedir.
10 Yukarıda da belirtildiği gibi aynı yönde bir düzenleme 91/157 sayılı Direktif’te de yer almaktadır.
08-34/456-161
64
Bu sistemde APAK Yönetmeliği’nin sadece tüketiciler için öngördüğü depozito sistemi
ana bayilere de uygulanmakta, bayiler sattıkları akü kadar atık veremezlerse üreticiye
depozito bedeli üzerinden borçlandırılmaktadır. Bu durum ana bayilerin -faaliyet
alanları olmadığı halde- atık akü toplama işine başlamaları sonucunu doğurmuştur.
Şöyle ki, tali bayilere teslim ettiği her yeni akü karşılığında bir atık akü alamayan ana
bayiler, hurdacılar gibi piyasadan atık akü toplamak ve üreticilerine teslim etmek
durumunda bırakılmışlardır. Bunun yanısıra, ana bayiler tarafından toplanan atık
aküler Aküçev tarafından belirlenen fiyatlardan alınmakta, bayiler fiyatlarını eskiden
olduğu gibi kendileri belirleyememektedir. Böylelikle, APAK Yönetmeliği öncesinde
topladıkları atık aküleri piyasa koşullarında hurdacılara satabilen tali ve ana bayiler,
mevcut durumda hem açıkları olduğu zaman bunu kapatabilmek için atık akü toplama
külfetine katlanmak, hem de topladıkları atık aküleri Aküçev’in belirlediği fiyattan
Aküçev’e satmak gibi bir zorunlulukla karşı karşıya kalmaktadırlar.
Aküçev sistemi, hurdacıları ise toplama sisteminin tamamıyla dışında
bırakmaktadır.11 Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan gerekli izinleri alan hurdacılar,
APAK Yönetmeliği öncesi olduğu gibi tali bayilerden veya ana bayilerden atık akü
temin edememektedir. Tali ve ana bayilerin Aküçev dışında herhangi bir kanala atık
akü satmasını yasaklayan Aküçev, bu kararı ile hurdacıların atık akü temin
kaynaklarını önemli ölçüde kısıtlamaktadır. Bunun yanısıra Aküçev Yönetim Kurulu,
Aküçev dışında bir kaynaktan atık akü temin eden geri kazanımcılara Aküçev
kanalıyla atık akü verilmeyeceğini de karara bağlamıştır. Bu karar hurdacıların olduğu
kadar, (geniş bayi ağı olan Mutlu Akü, Yiğit Akü ve İnci Akü dışındaki) geri
kazanımcıların da aleyhinedir. Aküçev kanalından yeteri kadar hammadde temin
edemeyen geri kazanımcılar, diğer kanallardan atık akü temin etmeleri yasaklandığı
için çoğu zaman çalışamamakta veya düşük miktarda üretim yapabilmektedirler.
Özetle Aküçev, uygulamaları sonucu hurdacıların piyasa dışına itilmesine sebep
olmuş; geri kazanımcıların hammadde kaynaklarını kısıtlamış; tali ve ana bayilere de
birtakım yükümlülükler getirmiştir. Bu bağlamda, Aküçev tarafından getirilen toplama
sisteminin tüm piyasa aktörlerin iştirakini sağlayan bir sistem değil aksine dışlayıcı bir
sistem olduğu ve bunların ekonomik faaliyetlerinde iyileşme sağlamadığı, aksine
faaliyetlerini zorlaştırdığı görülmektedir.
Toplama sistemlerine tüm ekonomik aktörlerin iştirakinin sağlanmasının yanı sıra,
2006/66 sayılı Direktif tarafından getirilen bir diğer zorunluluk, söz konusu toplama
sistemlerinin ticaret engellerinden veya rekabetteki bozulmalardan kaçınacak şekilde
hazırlanması zorunluluğudur.
Aküçev tarafından uygulanmakta olan toplama sistemi, ana bayilerde toplanan atık
akülerin Aküçev tarafından toplanması ve Aküçev üyesi geri kazanım tesislerine
satılması esasına dayanmaktadır. Atık akünün; tali bayiden ana bayiye, ana bayiden
Aküçev’e ve Aküçev’den geri kazanımcılara satış fiyatları ve ödeme koşulları ise
Aküçev Yönetim Kurulu kararları ile belirlenmektedir. Bu da, normal koşullarda
fiyatlarını kendileri belirleyen ve bu şekilde rekabet eden sektör aktörleri arasındaki
rekabetin tamamen ortadan kalkması sonucunu doğurmaktadır. Tali ve ana bayiler
topladıkları atık aküleri kime ve ne kadara satacakları konusunda özgürlüğe sahip
11 2005 yılı itibariyle “genel hurda” toplama, biriktirme ve taşıma sektöründe faaliyet gösteren firma
sayısının 25.000 civarında olduğu tahmin edilmektedir. Bu firmalardan bir kısmı sadece atık akü
konusunda çalışmakta, diğerlerinin önemli bir kısmı da diğer hurdalarla beraber atık akü de
toplamaktadır.
08-34/456-161
65
olmadıkları gibi, geri kazanımcılar da satın almak istedikleri hammadde miktarı ve
fiyatını kendileri belirleyememektedir.
Daha önce piyasa koşullarına göre şekillenen atık akü ticaretinin, Aküçev
uygulamaları ile tamamen Aküçev tarafından belirlenen fiyat, ödeme koşulları ve
aktörler tarafından gerçekleştirildiği ve atık akü pazarındaki rekabetin önemli ölçüde
kısıtlandığı görülmektedir. Bu çerçevede, Aküçev uygulamalarının -atık akülerin
çevreye olan zararlarının engellenerek toplanması amacını aşarak- atık akü
piyasasında rekabeti bozucu etkiler yarattığı ve sistemin ticaret engellerinden veya
rekabetteki bozulmalardan kaçınacak şekilde tertip edilmediği sonucuna
ulaşılmaktadır.
Vurgulanması gereken bir husus da modern çevre politikasında önemli bir yer tutan
“üretici sorumluluğu” ilkesinin ulaşmak istediği amaçlardır. Buna göre kendi ürettiği
ürünün geri dönüşüm sorumluluğunu üstlenen bir üretici;
Üretim sürecinde çevresel açıdan daha güvenli maddeler kullanır.
Ürünü daha dayanaklı ve daha kullanışlı olacak şekilde dizayn eder.
Daha güvenli geri dönüşüm sistemleri yaratır.
Atık maliyetlerini düşürmeye çalışır.
Atık maliyeti devletin veya tüketicinin üstünde kalmaz.
Örneğin bir araba üreticisi ürettiği arabaların geri dönüşümünden sorumlu tutulursa,
daha düşük geri dönüşüm maliyeti olan arabalar üretecektir. Bu, atık yönetimi
masraflarını azaltırken, ürünün tekrar kullanılabilirliğini ve geri dönüştürülebilirliğini
artıracaktır. Oysa yukarıda ayrıntılarıyla açıklanan uygulamalar sonucunda ülkemizde
üretici sorumluluğu ilkesinin üreticiler için çok kıymetli olan bu atığın üreticiler
tarafından daha kolay toplanmasını sağlayan bir araç olarak kullanıldığı
görülmektedir. Nitekim “Mutlu Akü ve Malzemeleri San. A.Ş.’nin APAK Yönetmeliği
Hakkında Görüşleri” başlıklı Belge 25’de “Geri dönüşüm hedefi olarak ilk yıl için %80
oranı yeterli değildir, hedef dışı %20’lik tolerans kayıtdışı faaliyetlerin devam etmesini
sağlayacaktır. Bu hedef %100 olmalı …” ifadeleri yer almaktadır.
Soruşturma konusu olayda olduğu gibi geri toplama yükümlülüğü bulunan üreticilerin
koordinasyon içinde olmaları, teşebbüslerin geri dönüştürülebilirliği artırmak için
inovasyon geliştirme güdülerini azaltacaktır ki bu da çevre politikasının asıl amacını
baltalayacaktır.
Atık Yönetimine İlişkin 2004 tarihli Komisyon Dokümanı12: 2003 yılında Rekabet
Genel Müdürlüğü atık yönetimi pazarlarındaki temel rekabet sorunları hakkında bilgi
almak amacıyla ulusal rekabet otoriteleri ile bilgi alışverişi sürecine girmiştir.
Hazırlanan rapor 2004 yılının Eylül ayında Komisyon’un resmi sitesinde
yayınlanmıştır. Raporda Rekabet Genel Müdürlüğü’nün atık yönetimi pazarlarında üç
temel rekabet sorununa işaret ettiği görülmektedir:
Çevresel anlaşmalar yoluyla yapılan fiyat belirleme, diğer hassas bilgilerin
paylaşımı gibi rekabet karşıtı davranışlar mutlaka engellenmelidir.
Birbiriyle rekabet eden birçok atık yönetim sisteminin çalışmasına olanak
sağlayacak yasal çerçeveler oluşturulmalıdır.
Somut ve ikna edici ekonomik gerekçeler sunulmadıkça bu alanda her türlü
münhasır anlaşmalardan kaçınılması gerekmektedir.
12 bkz. dipnot 4.
08-34/456-161
66
I.4.5.3. OECD Çevresel Regülasyon ve Rekabet Raporu
OECD tarafından hazırlanan 17 Kasım 2006 tarihli “Çevresel Regülasyon ve
Rekabet” başlıklı raporun13 “Yönetici Özeti”14 başlığı altında aşağıdaki tespitlere yer
verilmektedir.
“1- Rekabet ve çevre politikaları birbirlerini tamamlayıcı niteliktedir. Her ikisi de piyasa
aksaklıklarının düzeltilmesi ve sosyal refahın arttırılmasını hedeflemektedir.
Rekabet ve çevre politikalarının hedefleri birbirlerini tamamlayıcı niteliktedir. Bunların,
sosyal refahın arttırılması bağlamında temel amaçlarının ortak olduğu yönünde
yaygın bir kabul vardır. Bu politikaların, yapılan müdahaleler bakımından da piyasa
aksaklıklarının düzeltilmesi gibi ortak bir gerekçesi bulunmaktadır. Rekabet
politikaları pazar gücünün sömürülmesi ya da elde edilmesi amacıyla yapılan
eylemlerden kaynaklanan bozulmaları düzeltmeye çalışırken, çevre politikaları
çevresel dışsallıkların düzenlenmesini amaçlamaktadır. (Genellikle teşebbüsler çevre
koruması için yeterli bireysel dürtüyü taşımamaktadırlar.) İdeal olan, çevre politika
yapıcılarının gereksiz bir şekilde rekabeti sınırlandıran çevre politikaları
uygulamamalarıdır.
2- Çevresel düzenlemeler, çeşitli kanallar vasıtasıyla pazardaki rekabeti azaltabilir,
fiyatların yükselmesine neden olabilir. Bu düzenlemeler giriş engelleri
yaratabilecekleri gibi pazardaki yoğunlaşmanın seviyesinin artmasına da neden
olabilir.
Çevresel düzenlemeler pazardaki yoğunlaşmanın seviyesini arttırabilir. Büyük yerel
firmalar bu düzenlemelerden küçük, yabancı ya da potansiyel olarak pazara yeni
girecek işletmelere göre daha az etkilenme eğilimindedirler. Mevcut kanıtların büyük
bir kısmı büyük firmaların çevresel düzenlemelere uyum bakımından birim başına
daha düşük bir maliyetle karşılaştıklarını göstermektedir. Ölçek ekonomilerinden
kaynaklanan büyük firmaların küçük firmalar karşısında sahip olduğu bu rekabetçi
avantajın pazardaki yoğunlaşmanın seviyesinin artmasına ve rekabetin azalmasına
neden olabileceği tahmin edilebilir. Gerçekten de çevresel düzenlemelere uyumun
artan maliyeti büyük firmalar için daha fazla kar anlamına gelebilmektedir.
Çevresel düzenlemeler giriş engellerini de arttırabilmektedir. Diğer pazara giriş
engelleriyle birlikte çevresel düzenlemeler, yerleşik firmaların aşırı kar elde etmelerini
sağlayan bir barınak sağlayabilmektedir. Bu başlıca üç şekilde olabilir. İlk olarak
çevresel düzenlemeler pazara girişle birlikte ortaya çıkan batık maliyetleri
arttırmaktadır. İkinci olarak yerleşik işletmeciler karşısında pazara yeni girenler
aleyhine maliyet farklılaşması yaratarak -bu da açık bir rekabet avantajıdır- pazara
girişleri caydırabilir. Bu örneğin karmaşık düzenlemelere nasıl uyulacağının
‘öğrenilmesine’ bağlı olarak ortaya çıkabilir. Üçüncü olarak pazara giriş süreci
yavaşlayabilir. Lisanslama ve yetkilendirme gibi prosedür gereklilikleri, pazara giriş
yapanlar üzerinde maliyet unsuru olmalarının yanı sıra giriş işlemlerini de
yavaşlatabilmektedir. Bu durum rekabetten kaynaklanan faydaların gecikmesine
neden olacağı gibi, aynı zamanda pazara giriş teşviklerinin azalmasına da neden
olabilecektir.
Bu etkiler, pazarda rekabetin azalması sonucunu doğurarak tüketici için nihai
fiyatların da yükselmesine neden olabilecektir. Dolayısıyla var olan ya da
uygulanması düşünülen çevresel bir düzenleme hakkında rekabetin azalmasından
13 DAF/COMP(2006)30 “Environmental Regulation and Competition”
14 s. 9-12
08-34/456-161
67
kaynaklanan maliyetler göz önüne alınmadan yapılan fayda-maliyet analizi eksik bir
değerlendirme olacaktır.
3- Çevresel düzenlemeler rekabete aykırı uygulamalara da neden olabilecektir. Bu
düzenlemeler, rakipleri dışlama ya da dezavantajlı konuma getirme amaçlarıyla
kötüye kullanılabileceği gibi, fiyat tespiti ya da diğer işbirlikçi davranışları da
kolaylaştırabilecektir.
Çevresel düzenlemeler bazı ‘yıkıcı’ uygulamalar için olanak sağlayabilir. Teşebbüsler
zaman zaman çevre koruma mekanizmalarını pazar gücü elde edebilmek amacıyla
kötüye kullanabilmektedirler. Örnek vermek gerekirse, petrol şirketi olan Unocal,
Amerika Birleşik Devletleri Federal Ticaret Komisyonu tarafından Californiya çevre
koruma programını -bu devletin Unocal tescilli rafinerileri kullanma zorunluluğu
getirmesini sağlayarak- kötüye kullandığı gerekçesiyle cezaya çarptırılmıştır.
Almanya Rekabet Otoritesi Bundeskartellamt (BKA), atık yönetim pazarında tekel
konumuna gelmesiyle birlikte aşırı yetkilendirme ücretleri uyguladığı ve pazara
girişleri engellediği gerekçeleriyle Duales System Deutschland GmbH (DSD) adlı
teşebbüs hakkında soruşturma yürütmüştür.15 BKA’nın incelemeleri DSD’nin kartel
davranışları, hakim durumunu kötüye kullanması ve boykotlarını kapsamaktadır. DSD
ayrıca AB Komisyonu tarafından da soruşturulmuş; soruşturma sonunda DSD’nin
uzun vadeli tedarik sözleşmeleri sona erdirilerek pazara girişler önündeki engeller
kaldırılmıştır.16 Bu kararın etkisi, DSD’nin kartel benzeri sahiplik yapısının sona
erdirilmesiyle birlikte, DSD için atık toplayan teşebbüslere uygulanan ücretlerde %20
15 Almanya’da, atık ambalajların toplanması ve geri kazanımı ile ilgili olarak yönetmelikle yapılan bir
düzenleme ile ambalaj üretenler ve dağıtanlar üzerinde doğrudan bir sorumluluk tahsis edilmiş; üretici
ve dağıtıcılara ambalajları geri alma ve bunları yeni ürünlerin üretiminde ya da diğer alanlarda
kullanma zorunluluğu getirilmiştir. Tek tek işletmeciler için külfetli olan bu yükümlülüğü yerine
getirebilmek için üreticiler ülke genelinde yaygın olan ve sürekli faaliyet gösteren bir organizasyona
katılabilmektedir. DSD bu alanda faaliyet gösteren ilk firma olarak kurulmuştur ve üreticilerin büyük bir
çoğunluğu bu organizasyona katılmıştır.
Toplama ve geri kazanma sorumluluğu altında bulunan büyük şirketler DSD bünyesinde lisans
ücretleri gibi konularda birlikte karar almışlar; atıkların geri kazanımı ile ilgili olarak rekabetçi bir
pazarda faaliyet göstermektense, DSD ile işbirliği yapmayı tercih etmişlerdir. DSD’nin bu yapısı
nedeniyle diğer toplayıcı ve geri kazanımcılar alternatif bir sistem kurma olanağı bulamamışlar;
DSD’nin sahip olduğu geri dönüşüm altyapısının yeniden oluşturulması mümkün olmadığından (en
azından etkin olmadığından) DSD’nin geri dönüşüm birimlerini kullanmak durumunda kalmışlardır.
DSD ise alternatif işletmecilerin pazara girişini mümkün olduğu kadar engelleyebilmek amacıyla
toplayıcılar nezdindeki bu konumunu kullanmıştır.
Sistemin ilk kurulduğu aşamada BKA, DSD’nin faaliyetleri ile ilgili olarak -ilgili çevre yönetmeliğinin
gereklerini yerine getirdiği gerekçesiyle- herhangi bir inceleme yapmamıştır. Ancak geçen zamanla
birlikte sistemin pazardaki rekabete ciddi bir şekilde sınırlama getirdiği açık bir şekilde ortaya çıkmıştır.
Bunun sonucu olarak lisans ücretlerinde aşırı fiyatların oluştuğu ve alternatif toplayıcıların ya da kendi
çözümlerini oluşturan firmaların pazara giremedikleri görülmüştür.
2001 yılında BKA, DSD hakkında idari soruşturma başlatmıştır. DSD rekabet mevzuatı kapsamında bir
yasaklama kararı çıkmasının önüne geçmek için yapısal önlemler alma yoluna gitmiştir. Ambalaj
üreticileri 2004 yılında bir finansal yatırımcıya devredilen DSD’nin önce yönetim kurulundan, sonra da
ortaklık yapısından tamamen ayrılmışlardır.
16 Komisyon’un 21 Şubat 2001 tarihli DSD kararında (Commission decision of 20 April 2001, DSD, OJ 2001
L 166/1 (Article 82 EC)) ise atık ambalajların toplanması ve geri dönüşümü alanında faaliyet gösteren
DSD’nin atık toplayan ve geri dönüşüm yapan firmalarla uzun süreli münhasırlık anlaşmaları
incelenmiştir. Yapılan incelemede DSD’nin pazardaki durumu değerlendirilerek, uzun vadeli
münhasırlık sözleşmelerinin yeni toplayıcıların pazara girişinin önüne geçtiği sonucuna varılmış ve bu
firmalar için 2007’de çıkılacağı öngörülen ihalelerin tarihinin 2003’e çekilmesi kararlaştırılmıştır.
08-34/456-161
68
düşüş, lisans ücretlerinde %40 düşüş ve tüketicilerin yaklaşık 500 milyon Euro
tasarruf etmesi şeklinde gerçekleşmiştir.
Teşebbüsler, rakipleri üzerinde kendilerine nazaran daha fazla maliyet yükleyen
dolayısıyla rekabet avantajı veren oransız çevresel düzenlemeleri desteklerler.
Alternatif olarak, -göreceli olarak ucuz ve makul etkinlik gerekçeleri bulunmayan
süreçlerle tekel gücü elde ederek- “ucuz dışlama” yöntemine başvurabilirler. Kamu
düzenlemelerinin kötüye kullanılması yoluyla dışlayıcı davranış, iş süreçlerine yatırım
yapılmasını gerektirmediği ve uygulanma bakımından kamu otoritesinin gücünden
faydalanıldığı için göreceli olarak ucuzdur.
4- Rekabet otoriteleri olağan işlerini yürütürken çevresel düzenlemeleri göz önünde
bulundurmakta fakat çevresel etkilere ya da çevre duyarlılığına özel bir önem
atfetmemektedir.
Çevre düzenlemeleri iş hayatını birçok şekilde etkilemektedir. Bu nedenle rekabet
otoriteleri olağan işlerinin yürütülmesinde bu düzenlemeleri göz önünde
bulundurmalıdır. Birleşme incelemelerinde, lisans, yetki gereklilikleri ve çevre
denetimi pazara girişleri belirgin bir şekilde yavaşlatabilir; birleşmenin potansiyel
rekabetçi etkileri üzerinde belirleyici olan bu hususların göz önünde bulundurulması
gerekir. Birçok ülkede rekabet otoriteleri, Birleşik Krallık Rekabet Otoritesi OFT’nin
pazar araştırması bağlamında yaptığı gibi, çevre kural ve düzenlemelerinin rekabet
üzerindeki etkilerini rutin olarak değerlendirme fırsatı bulmaktadır.
Buna karşın rekabet kuralları çevresel etkilere ya da çevre duyarlılığına özel bir önem
atfetmemekte, çevre boyutu olan davalarda standart bir analizin yapıldığı
görülmektedir. Söz gelimi İsveç atık pil dönüşüm şirketleri arasında gerçekleştirilen
birleşme işlemi çevresel temelde değil, batan firma savunması bağlamında
değerlendirilmiştir. Güney Afrika granit üreticilerinin arasında gerçekleştirilen birleşme
işlemine, her ne kadar işlem ikincil olarak çevresel faydalar sağlıyor olsa dahi,
birleşmeden kaynaklanan üretim etkinliklerinin rekabet karşıtı etkilerden fazla olması
gerekçesiyle izin verilmiştir. Türk LPG terminal kararında olduğu üzere teşebbüslerin
çevre kurallarının teşviki ile ortak girişim kurdukları hallerde, bu işlem ancak yatay
anlaşmalara uygulanan muafiyet rejiminden yararlanabilmektedir. Teşebbüslerin
çevre düzenlemeleri sonrasında oluşan davranışları da, yukarıda yer verilen DSD
kararında olduğu üzere olağan rekabet hukuku uygulamalarına tabi tutulmaktadır.
5- Çevre politikaları, hedeflerini yerine getirirken rekabeti gerektiğinden fazla
sınırlandırmayacak şekilde tasarlanmalıdır. Rekabet otoriteleri yasa koyuculara ve
çevre konusundaki düzenleyicilere çevresel amaçlara ulaşılmasında rekabeti en az
sınırlandıracak yolların bulunması hususunda yardımcı olmalıdır.
Rekabet ve çevre politikalarının etkileşimiyle ortaya çıkan sonuç, çevre politikası
amaçlarına ulaşılırken rekabetin gerektiğinden fazla sınırlandırılmaması için bu
politikaların koordinasyonunun gerekli olduğunu göstermektedir. Çevre politikalarının
rekabet üzerindeki etkilerinin azaltılmasını sağlamak amacıyla bu politikaların tekrar
tasarlandıklarına ilişkin birçok örnek bulunmaktadır. Sonuç olarak çevre alanındaki
düzenleyici birimler çevre ile ilgili düzenleme tekliflerinde bu düzenlemelerin rekabet
üzerindeki etkisini değerlendiren çalışmalar yürütmelidirler.
Böyle bir değerlendirmede rekabet otoriteleri yardımcı olabileceklerdir. Rekabet
otoriteleri çevre düzenlemelerinin tasarlanmasında çok sınırlı bir rol üstlenegelmiştir
ancak bunun gelişmekte olduğu görülmektedir. Örnek olarak, Office of Fair Trade
yerel yönetimlere Birleşik Krallık atık işleme pazarında potansiyel sağlayıcı tabanının
08-34/456-161
69
nasıl genişletilebileceğine dair tavsiyede bulunmuştur. Japonya’da JFTC (Japon
Rekabet Otoritesi) değiştirilmemesi halinde elektrik pazarında yerleşik işletmecilere
pazara yeni girenler karşısında çıkar sağlayan ve rekabeti olumsuz etkileyen emisyon
katsayısının yeniden belirlenmesinde Çevre Bakanlığı’na yardımcı olmuştur.
Rekabet otoriteleri çevre koruma önlemlerinin rekabetçi yapı üzerindeki etkileriyle
ilgili olarak yasama sürecinde de etkili olmaktadır. Örneğin Finlandiya Rekabet
Otoritesi, otomobillerin ve şişelerin geri dönüşümü ile ilgili mevzuatta, anılan
pazarlarda çevresel amaçların yanı sıra rekabetin de tesis edilmesini sağlamak üzere
değişiklik yapılmasını sağlamıştır. Benzer şekilde Çek otoritesi de monopol oluşturan
ve yeni girişler için dezavantaj yaratan elektronik çöp geri dönüşümü planının
yeniden gözden geçirilmesini sağlamak için uğraşmaktadır.”
OECD’nin yukarıda anılan raporunda Avrupa Birliği’nin bu konudaki yaklaşımı ise
kısaca şu şekilde özetlenmektedir: “AB hukuku, çevresel hususların tüm Birlik
politikaları ile bütünleştirilmesini öngörmektedir. Bu AB rekabet politikasını da
kapsamaktadır. Bu bağlamda üye ülkeler ve teşebbüsler Birliğin çevresel
politikalarının entegre edildiği rekabet kurallarına uyma yükümlülüğü altındadırlar. Bu
bağlamda aralarında rekabeti makul olmayacak şekilde sınırlandıracak işbirliklerine
girmemeli, bu yönde kural ve uygulamalar oluşturmamalıdırlar.
Komisyonun rekabet politikası alanında temel hedefi rekabet karşıtı davranışların
kaynağında engellendiği bir ortam yaratılmasıdır. Bu rekabet kurallarının
uygulanmasının yanında rekabet politikası prensiplerinin de savunuculuğunu
gerektirmektedir. Bu doğrultuda Avrupa Komisyonu rekabet savunuculuğu
uygulamaları, birlik genelinde ve ulusal seviyede, daha rekabetçi bir yapı için
düzenleyici süreçlere etki etmeyi hedeflemektedir. Komisyon her zaman rekabetin
aktif bir savunucusu olmuştur ve 2005 yazından bu yana sistematik olarak yasal
düzenlemelerin rekabet üzerindeki etkisini test etmektedir.
AB Rekabet Genel Müdürlüğü diğer piyasaların yanı sıra rekabet kurallarının
çevresel boyutları olan alanlara da uygulanmasını aktif olarak desteklemektedir.
Çevre sorunlarının önemi her geçen gün istikrarlı bir şekilde artarken, çevresel
önceliklerin oluşması nedeniyle bu alanda çok çeşitli ekonomik aktiviteler ve pazarlar
ortaya çıkmıştır. Bu gelişen pazarlar ve ekonomik aktiviteler çok çeşitli yatay işbirliği
uygulamalarını da beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda kurucu anlaşmanın 81.
maddesinde yer alan rekabeti engelleyen uygulama ve anlaşma yapma yasağının
açıklığa kavuşturulması için bir kılavuza ihtiyaç duyulmuştur. Bu çerçevede
Komisyon, 2001 yılında çıkarılan ve en çok karşılaşılan yatay anlaşmalara ilişkin
kılavuz niteliğinde olan dokümana çevre anlaşmaları ile ilgili açıklamayı da
eklemiştir.”
I.4.5.4. Atık Akü Yönetimi Konusunda Örnek Uygulama: COBAT
Atık akülerin çevreye zararlı etkilerinin önlenmesi ve geri kazanılması konusunda
farklı ülkelerde farklı sistemler uygulanmaktadır. Bu alandaki en başarılı örneklerden
biri olduğu kabul edilen ve yılda yaklaşık 191.000 ton atık akü toplayan İtalya’daki
konsorsiyum COBAT aşağıda incelenmektedir.
İtalya’da hurda akülerin toplanması, geri kazanım tesislerine gönderilmesi ve diğer
ülkelerden hurda akü ithalatı işlemleri İtalyan Hükümeti tarafından kurulan ve 1991
yılında faaliyete geçen COBAT Konsorsiyumu tarafından yerine getirilmektedir.
COBAT’ın yapısı şu şekildedir: %40 akü imalatçı ve ithalatçıları, %40 atık akü geri
kazanım fabrikaları, %10 akü satıcıları, %10 atık akü toplayıcıları.
08-34/456-161
70
1988 yılında çıkarılan 475/88 sayılı Kanun’un 9. maddesine göre COBAT’ın amaçları
şunlardır:
Atık pil ve akülerin toplanması ve stoklanmasının organize edilmesi
Bunların geri dönüşüm tesislerine teslim edilmesi
Geri kazanımın imkansız olduğu veya ekonomik olmadığı hallerde, toplanan
atıkların çevre mevzuatı çerçevesinde yok edilmesinin sağlanması
Kurşunun geri dönüşümü ve işlenmesi sürecinde teknolojik gelişmenin
sağlanması amaçlı pazar araştırmaları, sektör çalışmaları ve teknik
gelişmelerin teşvik edilmesi
Anılan kanuna göre “Elinde deşarj olmuş batarya ya da kurşunlu atık bulunduran
herkes bunları Konsorsiyuma doğrudan ya da Konsorsiyum tarafından görevlendirilen
firmalara vermek zorundadır.”
İtalya’da 19 adet akü toplama merkezi, 6 adet geri dönüşüm tesisi bulunmaktadır.
COBAT 2002 yılında hurda akülerin %98’ini toplamıştır. İtalya’da %96 olan akü geri
dönüşüm oranı dünyanın en yüksek oranları arasındadır. 1992’den bugüne kadar
COBAT tarafından 1.918.138 ton atık akü toplanmış, bunun 1.074.000 tonu yeniden
kurşun olarak elde edilmiştir.
İtalya’da depozito uygulaması yoktur. Müşteri tükenen aküyü geri getirdiğinde satış
yeri aküyü almak zorundadır fakat herhangi bir ödeme yapmakla yükümlü değildir.
Bunun yerine müşteri bir akü satın aldığında, akünün kapasitesine göre, iadesi
olmayan fazla bir ücret öder (birim ücret). Birim ücret Çevre Bakanlığı tarafından
yönetmelikle belirlenmektedir. Bugün 0,83 Euro olan 20-70 Ah oto aküsü üzerine
getirilen birim ücret Avrupa’daki en düşük birim ücrettir. Birim ücret akü üreticileri
tarafından toplanır ve (küçük bir işçilik ücreti çıkartıldıktan sonra) COBAT’a ödenir.
Tüm üreticiler ile akü ithalatçıları bu parayı tahsil etmek ve COBAT’a ödemek
zorundadırlar. Birim ücret tüm müşteriler ve tüm üreticiler için aynıdır. Yeni üretilip
pazarlanan akülere eklenen birim ücret, akü üreticileri, akü ithalatçıları, bünyelerine
doğrudan akü dahil edilen malların (örneğin oto araçları, traktör, forklift, telefon
donanımı, UPS, alarm, oyuncak) ithalatçıları tarafından ödenir ve satışın tüm
aşamalarında nihai alıcıya kadar uygulanır. Satışın her aşamasında birim ücret tutarı
faturada gösterilmek zorundadır.
COBAT kontrol ve organizasyon işlevini yerine getirmektedir. Tüm akü toplayıcıları
özel kuruluşlardır. COBAT’dan önce de faal olan toplayıcılar şimdi de COBAT’la
çalışmaktadır. Büyük olanların (yaklaşık 110) COBAT’la bir sözleşmesi vardır ve
topladıkları aküler için kendilerine ödeme yapılır. Küçük olanlar (1000’den fazla)
aküleri çoğunlukla büyük firmalara veya COBAT’a satarlar, büyük firmalara göre daha
az para alırlar. Büyük firmalara daha fazla ödeme yapılmasının nedeni bu firmaların
yükümlülükleri olmasıdır: Örneğin ulaşılması zor veya uzak yerlere girip aküleri
toplamak zorundadırlar. Çoğunlukla toplayıcılar taşıma işini kendi kamyonları ile
yapar. Taşıma bedeli hurda akülerin fiyatından ayrı olarak COBAT tarafından ödenir.
Konsorsiyumun ilk tam faaliyet yılı 1992’dir. COBAT tüm ülkede 95 toplayıcı firma ile
geçici sözleşmeler akdetmek suretiyle ilk toplama ağını kurmuş ve kurumsal düzeyde
bilgilendirme kampanyasını başlatmıştır. 1993’de atık aküleri toplamak üzere
bölgelerinde tek toplayıcı hakkı olmaksızın 77 toplayıcının seçilmesi için üç yıl süreli
ilk ihale yapılmıştır. 1996’da görevlendirilen toplayıcılar için bölge tek toplayıcılığı ve
toplayıcılara atık akü hareket verilerini bilişim ortamında kaydetme zorunluluğu
getirilmiştir. 1998’de Avrupa ülkelerine de açık yeni bir kamu ihalesi yapılmıştır.
08-34/456-161
71
Bunun sonucunda 63 coğrafi alanda 84 toplayıcıdan oluşan toplama ağı kurulmuş ve
her bir bölge için tek bir muhatap tayin edilmiştir.
Serbest rekabeti korumak için COBAT Yönetim Kurulu 28 Eylül 2000 günü aşağıda
yazılı hususları karar altına almıştır:
Konuya ilişkin yürürlükteki hükümlerin öngördüğü şart ve izinlere sahip olan
(istisnasız) herkes atık aküleri toplayabilir.
Ufak çap toplama ve elverişsiz bölgeler için COBAT önceden tespit edilen
tarihlerde kendi görevlilerini gönderir.
Toplanan aküler toplayanların ekonomik menfaatine göre COBAT ya da
görevlilerine teslim edilir ya da dış ülkelere satılır.
Tüm toplayıcılar için aynı olan akü birim ücreti Avrupa pazarları fiyatları ve
Londra Metal Borsası kurşun fiyatına göre belirlenir.
Birim ücreti en düşük düzeyde tutmak için COBAT hurda aküleri, ister İtalya
ister dış ülkelere en iyi şartlarla satmaya gayret eder.
COBAT Yönetim Kurulu 18 Mayıs 2001 tarihinde ise şu hususlarda karar almıştır:
Atık aküleri toplamaya yetkili firmalar bu atıkları COBAT ya da COBAT’ın
görevlendirdiği kişilere ya da İtalya veya İtalya haricindeki geri dönüşüm
tesislerine devretmeye yetkilidir.
Eğer atık aküler geri dönüşüm tesislerine doğrudan teslim edilecekse, bunlar
özel anlaşmalarla düzenlenecek ve COBAT bunları sadece denetleyecek. Bu
tür özel anlaşmalarla satılıp alınan miktarlar COBAT’a bildirilmelidir.
20 Şubat 2002’de onaylanan 2001 tarihli yeni Avrupa Birliği Kanunu, Konsorsiyumun
kararlarını benimseyerek, 15. maddesinde COBAT’ın özel kanununu değiştirerek,
yürürlükteki düzenlemeler çerçevesinde yetkili olan bütün firmaların atık
toplayabileceğini ve bu atıkları Avrupa Birliği’nin herhangi bir ülkesine satmakta
serbest olduklarını tespit etmiştir.
Anılan kanuna göre kanun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren atık akü toplama işini
yapan ancak Konsorsiyum tarafından görevlendirilmeyenler her halükarda toplanan
ve geri kazanıma gönderilen tüm aküler hakkındaki bilgileri içeren MUD’un (standart
atık bildirim formu) bir suretini COBAT’a vermekle yükümlüdürler. Yeni kanun
COBAT’a İtalya bölgesindeki atık aküleri toplama, pazarlama ve geri kazanım
faaliyetlerinin çevre ve kamu sağlığını koruyacak şekilde yapılmasını denetleme
görevini vermiştir.
Sonuçta COBAT toplayıcılardan atık akü satın almaktadır ve geri dönüşümcüler de
düşük fiyata COBAT’tan satın almaktadır. Toplayıcı COBAT’a ve COBAT da geri
dönüşümcülere fatura kesmektedir. COBAT esas gelirini, toplanan hurda aküleri
yaklaşık 60€/ton’dan geri kazanım tesislerine satarak temin etmektedir. Tüm kurşun
aküler aynı toplama sistemi içinde yer almaktadır; endüstriyel, SLI, motorsiklet,
stasyoner, OEM gibi piyasa akülerinin tamamı toplanmakta ve aynı ödemeye tabi
tutulmaktadır. Sadece COBAT ile doğrudan ilişkisi olan Telekom veya Demiryolları
gibi büyük kuruluşlar istisna teşkil etmektedir.
Görüldüğü gibi COBAT, piyasada faaliyet gösteren tüm aktörlerin temsil edildiği
devlet tarafından oluşturulmuş bir yapıdır. Bu yapıda gerekli izinleri almış her firma
toplama işini yapabilmekte, topladığı atık aküleri COBAT’a ya da geri kazanım
tesislerine satabilmektedir. Tarafların ticari ilişkileri veya atık akü fiyatı COBAT
08-34/456-161
72
tarafından belirlenmemektedir. COBAT’ın görevi daha çok aktörler arasındaki
organizasyonu sağlayarak, atık akülerin toplanmasından geri kazanımına kadar olan
süreci izlemek ve denetlemektir. Birim ücret uygulamasıyla evsel atıklara
karışmasının önüne geçilen atık aküler, Çevre Bakanlığı tarafından belirlenen
yeterliliklere sahip kişilerce toplanmakta, ergitilmekte ve tüm bu sistem COBAT
tarafından denetlenmektedir.
I.4.6. Savunmalar ve Değerlendirilmesi
Aşağıda hakkında soruşturma yürütülen teşebbüslerin savunmaları ve bunlara ilişkin
değerlendirmeler yer almaktadır. Öncelikle hemen hemen tüm savunmalarda yer alan
hususlar değerlendirilecek; daha sonra ortak olmayan savunmalara yer verilecektir.
I.4.6.1. Savunmalarda yer alan ortak iddialar
- Atık akünün mal olmadığı iddiası:
Savunmalarda atık akünün tehlikeli bir atık olduğu, tehlikeli atıkların mal olarak kabul
edilemeyeceği ve Rekabet Hukuku’nun konusu olamayacağı iddia edilmektedir.
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 2. maddesine göre “Türkiye
Cumhuriyeti sınırları içinde mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ya da bu
piyasaları etkileyen her türlü teşebbüsün aralarında yaptığı rekabeti engelleyici,
bozucu ve kısıtlayıcı anlaşma, uygulama ve kararlar ile piyasaya hâkim olan
teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmaları ve rekabeti önemli ölçüde
azaltacak birleşme ve devralma niteliğindeki her türlü hukuki işlem ve davranışlar,
rekabetin korunmasına yönelik tedbir, tespit, düzenleme ve denetlemeye ilişkin
işlemler bu Kanun kapsamına girer.” Aynı Kanun’un 3. maddesinde ise mal, “ticarete
konu olan her türlü taşınır ve taşınmaz eşya”, hizmet, “bir bedel veya menfaat
karşılığında yapılan bedeni, fikri veya her ikisi birden olan faaliyetler”, teşebbüs ise
“piyasada mal veya hizmet üreten, pazarlayan, satan gerçek ve tüzel kişilerle,
bağımsız karar verebilen ve ekonomik bakımdan bir bütün teşkil eden birimler” olarak
tanımlanmıştır.
Bu çerçevede açıktır ki ticarete konu olan her türlü eşya 4054 sayılı Kanun
bakımından bir maldır. Atık akü de AKÜDER ve Aküçev tarafından oluşturulan “Atık
Yönetim Planı” çerçevesinde ticarete konu olmaktadır. AKÜDER’in ‘Atık Yönetim
Planı’na göre atık akü: müşteri tali bayi/servis bölge bayi lisanslı taşıyıcı
lisanslı geri dönüşüm tesisi zincirini takip etmekte ve bu zincirin her aşamasında
ticari koşullarda el değiştirmekte ve geri dönüştürülerek tekrar akü hammaddesi
olarak üretim sürecine dahil olmaktadır. Dolayısıyla atık akü; diğer tehlikeli atıklarda
olduğu gibi toplanması atık sahiplerince külfet olarak görülen ve ticari değeri olmayan
bir atık değil, ergitilmesi sonucu ortaya çıkan kurşunun başta akü üretimi olmak üzere
birçok sektörde hammadde olarak kullanıldığı ticari değeri olan bir atıktır. Dolayısıyla
atık akülerin içerisinde çevreye zararlı maddelerin olması atık akülerin mal olma
niteliğini değiştirmemekte ve bunların Rekabet Hukuku’nun konusu olamayacağı
iddiasının da hiçbir hukuki dayanağı bulunmamaktadır.
Atık akünün mal olmadığı iddiası, yapılan yerinde incelemelerde elde edilen ve
yukarıda yer verilen bazı belgelerde, bizzat taraflar tarafından çürütülmektedir. Belge
5’de “Toplanacak atığın ekonomik değeri çok fazla, buna sahip çıkmalıyız”; Belge
17’de “Hurda akü yönetmelikte belirtildiği gibi tehlikeli bir atık değil, çok değerli bir
kurşun hammaddesidir”; Belge 22’de “Atık akümülatörler, değerli bir atık olup
piyasada alınıp satılır”; Belge 24’de “Atık akü ticari bir metadır. Bugüne kadar da ‘çöp’
olarak telakki edilen ve geri dönüşüm sistemi dışında kalan atık akü görülmemiştir”;
08-34/456-161
73
Belge 2’de “Kurşunun değerli bir metal olduğu ve heba edilemeyeceği
düşünüldüğünde …”; Belge 55’de “Sıfır bedelli alınan akülerin kimlere peşkeş
çekildiği … sorulmaktadır”; Belge 57’de “Atıklarının değerli olduğunun farkında
olmayan satıcılar da bulunmaktadır”; Belge 60’da “Akümülatörler … atık olarak
ekonomik bir değere sahiptir, çünkü atık akünün geri kazanımı ile elde edilen kurşun,
doğal kaynaklardan elde edilmesinden daha kolaydır. … Bu süreç atık
akümülatörlerin ülke genelinde birebir toplanmasını sağlamakta, diğer atıklar … gibi
çöpe atılmasını ortadan kaldırmaktadır”; Yiğit Akü’de yapılan görüşme tutanağında
“ekonomik bir değeri olan atık akünün değerlendirilmesinde …” ifadeleri yer
almaktadır.
Ayrıca sözlü savunma toplantısında Aküçev, Mutlu Akü, Türker İzabe ve İnci Akü
adına yapılan savunmada “Bunun elbette, zehirli atıktır, çevresel zararları vardır, ama
bir yönüyle de, içerisinde maden cevheri barındırdığı için tabi ki ticari meta olarak da
değerlendirilmesi haklıdır” denilmek suretiyle atık akünün mal olduğu ifade edilmiştir.
- Yasal bir zorunluluktan hareketle el değiştirmek zorunda olan, çıktığı ve varacağı
nokta belli, tüm aktörleri belirlenmiş ve yükümlülük altına alınmış bir alanda olan atık
akünün mal olduğunun söylenemeyeceği iddiası:
Savunmalarda atık akünün yasal bir zorunluluktan hareketle el değiştirmek zorunda
olduğu, piyasada serbestçe el değiştiremeyeceği, bu alandaki aktörlerin belirlenmiş
ve yükümlülük altına alınmış olduğu gerekçesiyle de mal olarak
değerlendirilemeyeceği iddiası yer almaktadır.
Günümüzde kamu otoriteleri, serbest piyasa rejiminin bir gereği olarak, toplumsal
yaşama ilişkin faaliyetleri bizzat üstlenmekten ziyade, daha çok kural koyucu ve
hakem olma görevini üstlenmektedirler. Bu bağlamda düzenleme ve denetleme,
belirli bir faaliyet alanının kurallarının belirlenmesi ve bu kurallara söz konusu
faaliyete iştirak eden aktörlerin riayet etmesinin sağlanması olarak
tanımlanabilecektir. Sosyal düzenlemeler ise en geniş anlamıyla sosyal yaşama etki
eden alanlarda kamu yararını korumaya yönelik olarak belirlenen ilkeler, alınan
önlem, tedbir ve kararlardır. Bu çerçevede devletin sosyal hayattaki düzenleyici
rolünün özellikle çevre, güvenlik, sağlık ve çalışanların durumu gibi konular üzerine
yoğunlaştığı söylenebilecektir.
Bu açıklamalar çerçevesinde söz konusu iddia bakımından soruşturma konusu
üretim faaliyetleri alanında öncelikle kamunun düzenleyici rolü hakkında bilgi
verilmesi gerekmektedir.
Sosyal düzenlemelerin gerekliliği, teşebbüslerin kar amacı güden birimler olması
nedeniyle, devlet müdahalesi olmaksızın bu birimlerin faaliyetlerinden doğacak
sosyal maliyetleri göze almayacakları inancından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla kar
güdüsüyle hareket edecek bir teşebbüs, çevreyi kirletme yönünde bir eğilim
gösterebilecektir. Bunun önüne geçilebilmesi için ülkemizdeki düzenleyici otorite olan
Çevre ve Orman Bakanlığı çevre politikalarının belirleyicisi olarak en önemli rolü
üstlenmektedir.
Çevre ve Orman Bakanlığı’nın bu alandaki görev ve sorumlulukları “4856 sayılı Çevre
ve Orman Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun” ile belirlenmiştir. Anılan
Kanun’un 2. maddesine göre Çevre ve Orman Bakanlığı’nın görevleri şunlardır:
“a) Çevrenin korunması, kirliliğinin önlenmesi ve iyileştirilmesi için prensip ve
politikalar tespit etmek, programlar hazırlamak; bu çerçevede, araştırmalar ve
08-34/456-161
74
projeler yapmak, yaptırmak, bunların uygulama esaslarını tespit etmek,
uygulanmasını sağlayacak tedbirleri almak
b) Çevrenin korunması ve kirliliğinin önlenmesi amacıyla ülke şartlarına uygun
olan teknolojiyi belirlemek, bu maksatla kurulacak tesislerin vasıflarını tespit
etmek
c) Ülke şartlarına uygun olan çevre standartlarını Türk Standartları Enstitüsü
ile birlikte belirlemek, uygulamak ve uygulanmasını sağlamak
d) Atık ve yakıtlar ile ekolojik dengeyi bozan, havada, suda ve toprakta kalıcı
özellik gösteren kirleticilerin çevreye zarar vermeyecek şekilde bertaraf
edilmesi için denetimler yapmak; ülke genelinde tüm uygulayıcı kurum ve
kuruluşların bu konudaki taleplerini değerlendirerek sonuçlandırmak; ülkenin
atık yönetimi politikasını belirlemek ve bu konuda gerekli tedbirleri almak;
tehlikeli hallerde veya gerekli durumlarda faaliyetlerin durdurulması ile ilgili
usul ve esasları yönetmelikle belirlemek
e) Çevrenin korunması ve kirliliğinin önlenmesi için çevre standartları ve
ekolojik kriterler esas olmak üzere her türlü analizi, ölçüm ve kontrolleri
gerçekleştirmek amacıyla laboratuar kurmak, kurdurmak ve denetimlerini
yapmak veya mevcut kamu kurum ve kuruluşlarının laboratuarlarından
yararlanmak
f) Ülkedeki kirlenme konuları ile kirlenmenin mevcut olduğu veya olması
muhtemel bölgeleri ve sektörleri tespit etmek ve izlemek, bu problemlerin
teknik, idari ve finansman bakımından çözümünü sağlayan kaynağın
bulunmasıyla ilgili çalışmaları yönetmek veya yönlendirmek
… h) Dengeli ve sürekli kalkınma amacına uygun olarak ekonomik kararlarla
ekolojik kararların bir arada düşünülmesine imkan veren rasyonel doğal
kaynak kullanımını sağlamak üzere, kalkınma planları ve bölge planları temel
alınarak çevre düzeni planlarını hazırlamak veya hazırlatmak, onaylamak,
uygulanmasını sağlamak
… i) Çevre konusunda görev verilmiş olan özel kuruluşlar ile kamu kurum ve
kuruluşları arasında işbirliği ve koordinasyonu sağlamak; bu konuda faaliyette
bulunan gönüllü kuruluşları yönlendirmek, desteklemek ve bakanlıklar arası
işbirliği esaslarını yönetmelikle belirlemek
j) Çevreye olumsuz etkileri olan her türlü faaliyeti ülke bütününde izlemek ve
denetlemek”
Maddeden de anlaşılacağı üzere Çevre ve Orman Bakanlığının yetkileri genel olarak,
çevresel konularda politika belirlenmesi, kirliliğin önlenmesi amacıyla üretim ve üretici
standartlarının belirlenmesi, çevre kirliliği konusunda izleme ve denetimin yapılması
ve gerekli önlemlerin alınması ve çevre konusunda çalışan kurum ve kuruluşlar
arasında organizasyonun sağlanması olarak özetlenebilecektir. Soruşturma konusu
olay bakımından ise Çevre ve Orman Bakanlığının yetkisinin, yukarıda yer verilen
maddenin (d) bendinde de belirtildiği üzere, klasik bir düzenleme yetkisi olduğu
anlaşılmaktadır. Bakanlık, üretilecek ürünlerin, üretim sürecinin nasıl, hangi yöntem
ve teknolojilerle gerçekleştirileceğinin standartlarını belirlemekte, belirlenen
standartlar doğrultusunda teşebbüslerin lisanslandırılması, yetkilendirilmesi ve
denetlenmesi görevini yerine getirmektedir.
08-34/456-161
75
Yukarıda da ifade edildiği üzere liberal ekonomik yaklaşımın bir gereği olarak devlet,
günümüzde sosyal ve ekonomik hayatın sağlıklı işlemesini sağlamak bakımından
kural koyucu ve denetleyici bir rol almaktadır. Hemen hemen tüm sektörlerde
tüketicilerin, çalışanların, çevrenin vb. korunması amacıyla çeşitli kurallar
getirilmektedir. Bunlar, yukarıda da ifade edildiği üzere, genellikle hangi hizmetlerin
kimler tarafından, ne şekilde yapılması gerektiğine ilişkin ilkelerin belirlendiği
kurallardır.
Söz gelimi kamu sağlığını ilgilendiren konularda sağlık işi ile ilgili ehil kişilerin faaliyet
gösteriyor olması kamusal bir gerekliliktir. Çevre konusunda da zararlı olabilecek
ürünlerin ehil kişiler tarafından toplanıyor, taşınıyor ya da bertaraf ediliyor olması aynı
derecede önem arz eden bir konudur. Bu alanda faaliyet gösteren teşebbüslerin
Çevre ve Orman Bakanlığı’nın belirlemiş olduğu ilkeler çerçevesinde bu faaliyetlerini
yürütmeleri ve bir takım düzenleyici kurallara uyuyor olmaları, bu alanın -soruşturma
konusu bakımından atık akülerin toplanması ve geri dönüşümü işinin- ekonomik bir
faaliyet olmadığı sonucuna varmamıza neden olarak gösterilemeyecektir. Aksinin
düşünülmesi halinde çeşitli sosyal ve kamusal gerekçeler ile düzenlemeye tabi olan
tüm sektör, pazar, mal ve hizmetlerin, sözgelimi hastane/sağlık hizmetlerinin, ticari bir
faaliyet alanı olmadığı sonucuna varmak gerekecektir ki bunun kabulü mümkün
değildir.
Rekabet Kurulu’nun düzenlemeye tabi bir alan olan telekomünikasyon hizmetleri
pazarında yürütülmekte olan bir soruşturma kapsamında aldığı 25.10.2004 tarih ve
04-68/976-236 tarih sayılı kararında yer verilen,
“Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde tüm mal ve hizmet piyasalarındaki
rekabetin tesisi ve korunması amacını hedefleyen 4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun’un kapsamı çerçevesinde, rekabeti engelleyici,
bozucu veya kısıtlayıcı eylemlere karşı her piyasada olduğu gibi
telekomünikasyon pazarında da Rekabet Kurulu’nun görevli ve yetkili
bulunduğuna”
ilişkin ifade bu bağlamda değerlendirilmelidir. Bunun yanı sıra Rekabet Kurulu’nun
düzenlemeye tabi olan ve çevresel boyutları da olan incelemelerindeki yaklaşımı
hakkında da bilgi vermek faydalı olacaktır.
Diyarbakır kömür pazarında S.S. Diyarbakır Kömür Temin Tevzi Kooperatifi dışında
herhangi bir yerden kömür temin edilemediği, ayrıca anılan kooperatifin girişimiyle
teşebbüslerin fiyat anlaşması yaparak 4054 sayılı Kanun’u ihlal ettikleri iddialarının
değerlendirildiği 05-07/59-26 sayılı Rekabet Kurulu kararında;
“… İl Mahalli Çevre Kurulunun 31.5.2004 tarih ve 4 sayılı kararı gereğince;
Diyarbakır’da yerli ve ithal kömür satışı yapabilmek için ‘S.S. Diyarbakır Kömür
Temin Tevzi Kooperatifine üye olunduğuna dair belge’nin talep edilmesinin,
uygun standartlarda kömür satışı yapılmasını sağlamak için gerekli bir koşul
olmadığı; bu düzenlemenin ilgili pazara girişi engelleyici ve dolayısıyla rekabeti
sınırlayıcı sonuç doğurabileceği, bu nedenle ilgili anılan kararda yer alan ‘S.S.
Diyarbakır Kömür Temin Tevzi Kooperatifine üye olma zorunluluğu’nun
kaldırılması gerektiği, bu amaçla Diyarbakır Valiliği ve Diyarbakır Büyükşehir
Belediye Başkanlığı’na görüş bildirilmesi”
ifadelerine yer verildiği görülmektedir.
Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü'ne ait İstanbul Hilton Oteli'nin özelleştirme yolu ile
devredilmesi ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından Turban Turizm A.Ş.’nin
08-34/456-161
76
bağlı ortaklığı olan Abant ve Bolu Çevresi Turizm A.Ş.’nin özelleştirilmesi işlemine
izin verilmesi taleplerini değerlendiren Rekabet Kurulu17, Çevre ve Orman Bakanlığı
düzenlemelerinin çevreye olan olumlu katkılarını da göz önünde bulundurmuştur. Bu
kararlarda Rekabet Kurulu’nun, ekonomik unsurların yanı sıra çevresel etkiler gibi
kamusal faydaları olan düzenlemeleri de dikkate aldığı görülmektedir.
Rekabet Kurulu’nun ekonomik etkilerin yanı sıra çevresel katkıları da değerlendirdiği
06-31/380-97 sayılı bir diğer kararında Aygaz A.Ş., İpragaz A.Ş. ve Pegagaz A.Ş.
arasında kurulması planlanan ortak girişime izin verilmiştir. Alınan kararda kurulacak
ortak girişimin, “üç ayrı firmanın aynı bölgeye üç ayrı terminal kurması yerine, ortak
bir terminal kurarak terminal ve pompalama hizmetleri vermesinin, maliyet avantajları
yanında çevreye etkileri bakımından da olumlu olacağı” kanaatine varılmıştır. Bu
bağlamda Rekabet Kurulu, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi kapsamında
değerlendirdiği dosyalarda muafiyet verilmesinin bir unsuru olarak çevresel faktörleri
de göz önünde bulundurmaktadır.
Yukarıda yer verilen açıklamalardan da anlaşıldığı gibi, Rekabet Kurulu aksi yönde
açık bir düzenleme olmadıkça, düzenlemeye tabi olsun ya da olmasın, rekabeti
engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı eylemlere karşı her sektörde yetkilidir. Kurul aldığı
kararlarda ise sektöre ilişkin düzenlemeleri göz önünde bulundurmakta ve 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesi kapsamına giren anlaşmalara muafiyet tanınması koşulları
arasında çevreye faydalı olma halini de değerlendirmektedir.
Rekabet Kurulu’nun bu yaklaşımının, Avrupa Birliği uygulamaları ile uyum içinde
olduğu görülmektedir. “AB Anlaşmasının 81. Maddesinin Yatay İşbirliği
Anlaşmalarına Uygulanmasına İlişkin Kılavuz”un18 “7. Çevresel Anlaşmalar” başlığı
altında rekabet kurallarının çevresel nitelik taşıyan anlaşmalara nasıl uygulanması
gerektiği konusunda açıklayıcı hükümlere yer verilmektedir. İlgili metinde çevresel
anlaşmalar tanımlandıktan sonra hangi tip anlaşmaların 81. madde kapsamında ihlal
olarak değerlendirileceği, hangilerinin değerlendirilemeyeceği yönünde ölçütlere yer
verilmekte ve takip edilmesi gereken usuller hakkında bilgi verilmektedir. Metinde
açıkça rekabet kurallarının çevresel nitelikteki anlaşmalara uygulanabileceği
belirtilirken, bazı çevresel anlaşmaların hükümetler tarafından teşvik edilebildiği fakat
kılavuzun devletlerin bu tip müdahalelerinin AB Kurucu Anlaşması bakımından üye
ülke sorumlulukları hakkında herhangi bir değerlendirme yapmadığı ifade
edilmektedir.
Atık akülerin toplanması ve bertaraf edilmesi ile ilgili AB Komisyonu’nun rekabet
perspektifinden yaklaşımı “Pil ve Akümülatörler ile Atık Pil ve Akümülatörler Hakkında
Direktif” çerçevesinde yukarıda değerlendirilmişti. Bu bağlamda AB Komisyonu da
Rekabet Kurulu gibi, çevresel nitelikli anlaşmaların da rekabet kuralları çerçevesinde
değerlendirilmesi gerektiğini kabul etmekte, bunun yanı sıra atık akülerin toplanması
ve geri dönüşümü konusunda üye ülkelerin yapacağı düzenlemelerin ve hazırlanacak
atık yönetim planlarının rekabetin sınırlandırılmasından kaçınılacak şekilde
düzenlemesini öngörmektedir.
- Üreticiye getirilen toplama yükümlülüğünün bir tercih değil yasal bir zorunluluk
olduğu, bu nedenle rekabete açık bir alandan bahsetmenin doğru olmadığı iddiası:
17 05-53/812-222 sayılı Rekabet Kurulu kararı
18 Guidelines On The Applicability Of Article 81 Of The EC Treaty To Horizontal Cooperation
Agreements
08-34/456-161
77
Yapılan savunmalarda “AKÜDER üyelerinin toplaması gereken atık aküleri hurdacı
ve TÜMAKÜDER üyelerinin toplamasında herhangi bir sakınca olmadığı, hatta bu
şekilde AKÜDER üyelerinin de atık toplama yükümlülüğünden kurtulacağı” tespitinin
APAK Yönetmeliği ile taban tabana zıt olduğu ve kabulünün mümkün olmadığı,
yönetmelikte (12. madde) AKÜDER ve bunların bayilerinin atık akülerini AKÜÇEV
A.Ş.’ye, TÜMAKÜDER üyeleri ve bayilerinin de TÜMAKÜDER’in yetkilendirdiği
hurdacılara vermek zorunda olduğunun belirtildiği, yönetmeliğin zorunlu kıldığı bu
hususun yerine getirilmesini temin için alınan tedbirlerin bu maddeden yetkilendiği, bu
alanın yönetmeliğe göre sadece kendi faaliyet alanları olduğu, başkalarına zaten
yasal olarak kapalı olduğu” iddia edilmektedir.
Yönetmelikle getirilen satılan akünün atığının toplanması yükümlülüğü, Bakanlık
tarafından ulusal atık taşıma formları aracılığıyla takip edilmektedir. Yukarıda yer
verilen ve soruşturma sürecinde Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan alınan belgede19,
AKÜDER üyesi İnci Akü’nün yükümlülüğü izlenmektedir. Belgeden de görüldüğü gibi
İnci Akü’nün bayilerinde biriken atık aküler, Aküçev tarafından değil, TÜMAKÜDER’in
yetkilendirdiği olan MNC Akü tarafından satın alınmış; satın alınan bu atık akülerin bir
kısmı AKÜDER üyesi Aslan Kurşun’a, bir kısmı ise AKÜDER üyesi olmayan Ulukök
Kurşun’a teslim edilmiş ve toplanan bu miktar İnci Akü’nün atık akü toplama
yükümlülüğünden düşülmüştür.
Benzer şekilde; Belge 21’de yer alan, (o tarihte AKÜDER üyesi olmayan) IPC’nin
müşterilerinde oluşan atık akülerin bedelsiz olarak Aküçev tarafından teslim alınması
için Aküçev ile IPC arasında imzalanan “Atık Akü Toplama ve Taşıma Sözleşmesi”nin
4. maddesi “IPC, Bakanlığa karşı yükümlülüğünü bu faturaları göstererek yerine
getirir.” şeklindedir. Sözleşmede yer alan bu hüküm, savunmada iddia edilenin aksine
ve yukarıda yer verilen tespiti doğrular şekilde, AKÜDER üyelerinde oluşan atık
akülerin hurdacılar tarafından toplanması ile AKÜDER üyelerinin toplama
yükümlülüğünün yerine gelmiş olacağını göstermektedir.
Görüldüğü gibi AKÜDER üyesi akü üreticilerinin bayilerinin topladıkları atık aküleri
üreticilerine veya Aküçev’e teslim etme zorunluluğu bulunmamaktadır. Bu durum
bizzat Bakanlık tarafından tutulan atık takip belgeleri ile tespit edilmektedir. Yapılan
bu tespitin gerekçeleri ve ayrıntıları yukarıda yer almaktadır. Bu çerçevede ana ve tali
bayilerin atık akülerini lisanslı olmak kaydı ile istedikleri geçici depolama tesisi,
taşıyıcı veya geri kazanım tesisine teslim edebilecekleri sonucuna ulaşılmıştır.
- 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde belirtilen şartların sağlandığı ve taraflara
bireysel muafiyet tanınması gerektiği iddiası:
Savunmalarda;
- Söz konusu uygulamanın genel anlamıyla akü sektöründe önceden tamamen
başı bozuk bir şekilde bırakılmış olan atık akü yönetimi, toplanması, nakliyesi,
dönüşüm ve bertarafı konularında Avrupa direktiflerine ve uyum yasalarına
göre gelişme ve iyileşmeler yaşanması yoluyla Kanun’un (a) bendindeki
“malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve
iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmelerin sağlanması” koşulunu
sağladığı,
- Sistemin yenisinin alınması gerektiğinde tüketicinin elindeki zehirli atık
niteliğindeki maddeyi alması ve elbirliği ile bertaraf etmesi sebebiyle tüketicinin
19 Şekil 1’de yer almaktadır.
08-34/456-161
78
bu gelişme ve faaliyetten para ile ölçülemeyecek değerde bir yarar sağladığı
ve bu yolla Kanun’un (b) bendindeki “tüketicinin bundan yarar sağlaması”
şartını gerçekleştirdiği,
- Piyasanın APAK Yönetmeliğinin devreye girmesiyle birlikte teknik olarak
bölünmüş olduğu, aktörlerin birbirlerinin alanına girememeleri ve dolayısıyla
birbirlerinin rekabetini engelleyememeleri sebebiyle Kanun’un (c) bendinde yer
alan “ilgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması”
şartının gerçekleştiği,
- AKÜDER üyeleri ile AKÜÇEV A.Ş.’nin APAK Yönetmeliği ile getirilen atık akü
toplama kotalarını dolduramadıkları, dolayısıyla zorunlu olandan fazla bir
alana taşılması söz konusu olmayacağından Kanun’un (d) bendinde getirilen
“rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan
fazla sınırlandırılmaması” şartının da yerine getirildiğinin görüleceği
iddia edilmektedir.
Bu iddia yukarıda I.4.4. başlığı altında değerlendirilmiştir.
- Çevre ve Orman Bakanlığı’nın teşviki ile AKÜDER’e üye oldukları iddiası:
Savunmalarda APAK Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak hareket ettikleri, bu
Yönetmelik hükümlerine uymamanın Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından cezai
müeyyidelere bağlanmış bir husus olduğu, Yönetmelik hükümlerine uyma
zorunluluğu ile hareket etmenin Rekabet Hukuku’na aykırı davranmış olma olarak
değerlendirilemeyeceği iddiaları yer almaktadır.
Öncelikle belirtilmelidir ki yukarıda yer verilen ve 4054 sayılı Kanun çerçevesinde ihlal
olarak tespit edilen hiçbir eylem, dayanağını APAK Yönetmeliği’nden veya Çevre ve
Orman Bakanlığı’nın telkin ya da teşvikinden almamaktadır ve yine yukarıda
açıklandığı üzere hiçbir rekabet sınırlaması teşebbüslerin Yönetmelik’ten
kaynaklanan yükümlülüklerinin yerine getirilmesi için gerekli değildir.
Çevre ve Orman Bakanlığı’nın APAK Yönetmeliğinin çıkmasının ardından atık
akülerin çevreyle uyumlu yönetiminin sağlanması için TÜMAKÜDER ve AKÜDER tipi
oluşumları desteklemiş olduğu doğrudur. Ancak bu husus, yukarıda yer verilen hiçbir
tespiti değiştirmemektedir. Bakanlık bu derneklere üye olmayı zorunlu tutmuş dahi
olsa Rekabet Hukuku açısından durum değişmemektedir. Zira salt AKÜDER üyeliği,
ihlal tespitine dayanak yapılıyor değildir. Nitekim yürütülen soruşturma tüm AKÜDER
üyeleri hakkında değil, Aküçev’i kuran AKÜDER üyeleri hakkındadır. Yukarıda
Aküçev ve kurucu ortakları tarafından oluşturulan sistem tüm boyutlarıyla
incelenmekte ve bunun rekabeti nasıl olumsuz yönde etkilediği tüm ayrıntılarıyla
ortaya konmaktadır.
Anılan Bakanlık, atık akülerin ekolojik dengenin bozulmasını önleyerek toplanmasını
sağlamaya çalışmaktadır. Bu amaçla kurulan her türlü dernek veya oluşumun
desteklenmesi Bakanlığın görev tanımı gereğidir. Ancak yukarıda ayrıntılarıyla ortaya
konulduğu üzere sorun Aküçev’in kurulmasıyla birlikte oluşturulan sistemle ilgilidir ve
bu sistem Rekabet Hukuku açısından sakıncalar içeren bir sistemdir. Yukarıda yer
verilen belgeler incelendiğinde, tablo çok net bir biçimde ortaya çıkmakta ve bu
belgelerde tarafların rekabeti sınırlama amacı çok açık bir biçimde görülebilmektedir.
Bu belgelerden biri, soruşturma muhatabı teşebbüslerin kurmakta oldukları sistemin
Rekabet Hukuku bakımından yaratacağı sakıncaların farkında olduğunu
göstermektedir. Hakkında soruşturma yürütülen tüm teşebbüslere gönderilen ve
08-34/456-161
79
Aküçev’in Rekabet Hukuku bakımından değerlendirildiği Belge 127’de; “Aküçev’in
ortaklık yapısının dahi başlı başına rekabet hukuku bakımından sakıncalı olduğu …”,
“Ancak her halükarda anılan oluşumun atık akü piyasası dolayısı ile dikey pazar
olarak kurşun geri dönüşüm piyasalarında hakim durum yaratacağına hiçbir şüphe
bulunmamaktadır.” ifadeleri yer almakta ve Kanun’un hakim durumun kötüye
kullanılmasını yasaklayan 6. maddesinin (a) ve (d) bendlerine dikkat çekilmekte ve
“Şirket’in RKHK’nda öngörülen müeyyide ve cezalar ile karşı karşıya kalmasına
sebep olacağını belirtmek isteriz. Kaldı ki bir an için hakim durum oluşmayacağı
düşünülse dahi yapılan önerinin genel olarak RKHK m.4’de düzenlenen rekabeti
sınırlayıcı bir anlaşma olarak kabul edilerek şirketin bu halde dahi cezalandırılacağı
açıkça ortadadır.” ifadeleri yer almaktadır.
Bir yönetmelikten kaynaklanan yükümlülüğün gereklerinin, yürürlükteki kanunlara
aykırı olmayacak şekilde yerine getirilmesi gerektiği muhakkaktır. Şöyle ki, eğer
üreticiler ya da sektörde faaliyet gösteren diğer işletmeciler, APAK Yönetmeliği’nde
yer alan yükümlülüklerini yerine getirmek amacıyla biraraya geldiklerini iddia
ediyorlarsa, işletmeciler bunu Rekabet Kanunu’nun getirdiği sınırlamalar içerisinde
yapmak zorundadırlar. Zira APAK Yönetmeliği’ne uymak zorunda olduklarını iddia
eden teşebbüsler, Rekabet Kanunu’na da uymakla yükümlüdürler.
Sonuç olarak tekrar etmek gerekirse, ihlal olarak kabul edilen hiçbir eylem
dayanağını APAK Yönetmeliği’nden ve Çevre ve Orman Bakanlığı’nın teşvikinden
almamaktadır. Bakanlık teşviki atık akülerin çevreyle uyumlu yönetiminin sağlanması
amacına yöneliktir ve bu konuda bir sistem oluşturulmasını ve derneklerin
kurulmasını desteklemekle sınırlıdır. Kaldı ki kararda bu husus değerlendirilmiş ve
ceza takdirinde hafifletici sebep olarak dikkate alınmıştır.
Son olarak rekabet ihlallerinde kamu otoritelerinin teşviki hususuna ilişkin olarak
Avrupa Birliği yaklaşımı hakkında bilgi verilecektir. Atık Yönetimi Konusunda 2004
tarihli Komisyon Dokümanı’nda20 şu ifadeler yer almaktadır: “Üreticilere yükümlülük
öngörüldüğü durumlarda, teşebbüslerin md. 81 ve 82 altındaki sorumluluğu ancak
anti-rekabetçi davranışta bulunmanın mevzuatta emredildiği durumda kalkar. Kamu
otoritelerinin desteklediği, teşvik ettiği veya buna olanak tanıdığı durumlarda
teşebbüslerin sorumluluğu kalkmaz.”
- Eğer rekabet hukukuna bir aykırılık varsa, amaca ve kasta bakılması gerektiği,
rekabet hukukunu ihlal etmek kastıyla hareket etmedikleri iddiası:
Rekabet Hukuku’nda bir anlaşmanın Kanun’un 4. maddesi kapsamında hukuka aykırı
sayılabilmesi için, amacının veya etkisinin rekabeti sınırlayıcı olması yeterlidir.
Soruşturma konusu olayda Aküçev; bölge bayileriyle imzaladığı sözleşmeler ve
bayilerden aldığı taahhütnameler yoluyla atık akülerin Aküçev dışında hiçbir kuruluşa
satılmamasını sağlamakta, atık akülerin fiyatlarını -nihai satıcıdan geri dönüşüm
tesisine kadar- tespit etmekte ve Aküçev dışındaki kaynaklardan atık akü toplayan
geri kazanım firmalarına Aküçev kanalıyla atık akü verilmemesini karara
bağlamaktadır. Aküçev ortaklarının bu yöntem üzerinde anlaşmaları, rekabeti
sınırlama “amacını” göstermektedir. Amacı rekabeti sınırlama olan bir anlaşmanın
tespiti halinde, “etkisinin” gösterilmesine gerek yoktur. Kaldı ki, fiyat rekabetinin
kısıtlanması Rekabet Hukuku’nda per se yasak olarak kabul edilmektedir. Bu tür bir
ihlalin etki açısından olumsuz sonuçlar doğuracağı tartışmasızdır. Soruşturma
sürecinde yapılan yerinde incelemelerde elde edilen ve yukarıda yer verilen birçok
20 bkz. dipnot 4.
08-34/456-161
80
belgede rekabeti sınırlama amacı çok açık bir biçimde görülebilmektedir. Belge 41,
Belge 58’den tarafların, eylem ve davranışlarının Rekabet Kanunu’na aykırı
olduğunun farkında oldukları da anlaşılmaktadır.
- Soruşturmanın başlamasından sonra soruşturmada rekabete aykırı olduğu iddia
olunan hareket ve eylemlere son verdikleri iddiası:
Savunmalarda iddianın delili olarak Aküçev Genel Müdürü İsmail Hakkı Ceylan’ın
“2.4.2007 tarihinden itibaren AKÜDER üyelerinin kendilerinden ve satış örgütlerinden
toplayacağı atıklarla ilgili fiyatları kendilerinin belirleyeceği” ifadelerine atıfta
bulunulmaktadır.
Öncelikle bu iddianın da dayanaksız olduğu ve tarafların haklarında soruşturma
açılması kararından sonra da rekabet ihlallerine devam ettikleri belirtilmelidir.
Haklarında soruşturma açılması kararından sonra bayilere %40 prim verilmesi
uygulamasına başlayan Mutlu Akü, Yiğit Akü ve İnci Akü arasındaki koordinasyonun
devam ettiği belgeleriyle ortaya konulmuştur. Savunmada ifade edildiği gibi tali bayi-
bölge bayi arasında belli bir tarihten sonra Aküçev tarafından fiyat tespiti
yapılmaması, o tarih itibariyle ihlallere son verildiği anlamına gelmemektedir. Zira
yukarıda belgeleriyle ispat edildiği üzere üreticiler koordinasyonlu olarak fiyat tespit
etmeye devam etmişlerdir.
Dolayısıyla soruşturma kararından sonra da atık akü ticareti bu pazarda faaliyet
gösteren teşebbüslerin özgür ticari seçimleri sonucunda ve piyasada oluşacak arz-
talep dengesine göre şekillenmemiş; bu sefer Aküçev tarafından değil, bizzat akü
üreticileri tarafından koordinasyonlu olarak belirlenen fiyatlara göre şekillenmiştir.
Belge 3’de yer alan “Fiyat artışını Aküçev kanalıyla veya üreticilerin duyurması ile tek
fiyat olarak uygulamak” ifadelerinden de anlaşıldığı gibi uygulamada fiilen hiçbir
değişiklik olmamıştır.
- Akü üreticilerinin bölge bayilerinden, bölge bayilerinin de kendi bayilerinden
taahhütname almalarının ve Aküçev’in bölge bayileriyle sözleşme imzalamalarının
dayanağının madde 12(a) ve madde 29’da belirtilen yükümlülüklerden kaynaklandığı
iddiası:
Savunmalarda “bayilerden taahhütname alınmasının yaptırımının olmadığı, bayilerin
atıklarının büyük kısmını daima faturasız alım yapan hurdacılara satmayı tercih
ettikleri, birçok bayinin de taahhütname ve sözleşmeleri imzalamadığı, bu işlemin
kağıt üzerinde kaldığı ve hiçbir üreticinin de bundan dolayı bayilerine herhangi bir
yaptırımda bulunmadığı, APAK Yönetmeliği’nin 12(d) maddesinin raporda
yorumlandığı şekilde uygulanması için Çevre ve Orman Bakanlığı’nın yönetmelikte
gerekli değişiklikleri yapması ve herkesin anlayacağı bir ifade kullanması gerektiği”
iddiaları yer almaktadır.
Yönetmeliğin 12. maddesinin (a) ve (d) bendleri Çevre ve Orman Bakanlığı atık takip
raporları çerçevesinde yukarıda değerlendirilmiş ve akü satıcılarının APAK
Yönetmeliği gereği atık akülerini üreticilerine teslim etmek zorunda olmadığı; bunların
lisanslı olmak şartıyla, atık akülerini istedikleri taşıyıcıya, geçici depolama tesisine ya
da geri dönüşüm tesisine teslim edebilecekleri sonucuna ulaşılmıştır. Yönetmeliğin
29. maddesi ise “Atık Akümülatörlere Depozito Uygulaması ve Sorumluluklar”
başlığını taşımaktadır. Yönetmeliğe göre depozito sisteminin sadece tüketiciler için
uygulanacağı ve bayi-üretici arasında depozito ilişkisinin kurulmasının söz konusu
olmadığı hususu da yukarıda değerlendirilmiştir.
08-34/456-161
81
Yönetmeliğin 4. maddesinde yer alan depozito tanımı son derece açık olup, 29.
madde de aynı şekilde nihai satışa ilişkindir. Aküçev tarafından oluşturulan sistemde
ise depozito uygulaması, bayi ve üretici arasında da kurulmakta ve satışını yaptığı
akü kadar atık aküyü üreticiye verme zorunluluğu şeklinde gerçekleşmektedir.
Dolayısıyla Yönetmelik gereğince tüketici ve üretici arasında -atık akülerin geri
dönmesini sağlamak için- kurulan depozito ilişkisinin, Aküçev tarafından üretici ve
bayi arasında kurulmak suretiyle atık akü toplayabilmek için bayilere karşı kullanılan
bir baskı aracına dönüştüğü görülmektedir. Bazı savunmalarda Çevre ve Orman
Bakanlığı yetkililerinin görüşlerinin de kendileriyle aynı yönde olduğu ifadesi yer
almaktadır. Oysa yukarıda yer verilen bazı belgelerden konunun Bakanlık tarafından
yukarıda yapılan tespitlerle örtüşen şekilde değerlendirildiği görülmektedir (Belge 23,
Belge 44).
Bu çerçevede bayilerden taahhütname alınmasının ve bunlarla sözleşme
imzalanmasının APAK Yönetmeliği’nden kaynaklanan hiçbir dayanağı
bulunmamaktadır. Bu hususa ilişkin olarak yapılan tüm tespitler yukarıda ayrıntılarıyla
yer almakta olup, burada tekrar edilmeyecektir. Bölge bayilerinden taahhütname
alınmasının hayata geçirilmediği ve kağıt üzerinde kaldığı iddialarına ilişkin olarak
ise, söz konusu taahhütnamelerle atık akünün Aküçev dışında başka bir toplama
kanalına teslimini önlemek suretiyle rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama
amacının varlığı tespiti altında, 4054 sayılı Kanun bakımından rekabet ihlalini ortadan
kaldıracak nitelikte olmadığı vurgulanmalıdır. Zira uygulamaya geçmemiş olsa dahi,
bayilerden taahhütname alınması piyasayı kapatmaya yöneliktir ve tarafların amacını
göstermektedir.
I.4.6.2. Aküçev, Mutlu Akü, Türker İzabe ve İnci Akü21 adına yapılan savunmalar
- Husumetin hukuka uygun olarak yöneltilmediğine ilişkin iddialar:
Birinci, ikinci ve üçüncü yazılı savunmalarda “AKÜDER Tüzüğü, Aküçev Hissedarlar
Sözleşmesi ve Aküçev Ana Sözleşmesinin rekabeti bozucu hiçbir düzenleme
içermediği, APAK Yönetmeliği ile yüklenen yükümlülüklerin yerine getirilmesi amacı
ile yapılmış olmaları sebebiyle, bu sözleşmeler bakımından yazılı bir hukuk kuralının
yerine getirilmesine ilişkin hukuka uygunluk nedeninin gerçekleşmiş olduğu ve 4054
sayılı Kanun kapsamında ihlal ve idari suç oluşturmayacağı, Aküçev’in faaliyetlerinin
hakim durumun kötüye kullanılmasına ilişkin 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi
çerçevesinde değerlendirilebileceği, bu sebeple husumetin Aküçev A.Ş. tüzel
kişiliğine yöneltilmesi gerektiği” iddia edilmektedir.
Aküçev’in atık akü pazarında hakim durumda olduğu tespiti yukarıda yapılmıştır.
Ancak ayrıntısına yine yukarıda yer verildiği üzere, Aküçev kartel benzeri bir
oluşumdur ve Aküçev’in faaliyetleri yoluyla Kanun’un 4. maddesinin 2. fıkrasının (a),
(b) ve (d) bendleri açık bir biçimde ihlal edilmektedir. Tarafların anlaşma yoluyla
önemli bir pazar gücü elde etmiş ya da hakim duruma geçmiş olmaları bu
teşebbüsler hakkında Kanun’un 6. maddesinin uygulanması gerektiği sonucunu
doğurmamaktadır. Aküçev oluşumu 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında bir
anlaşma niteliğindedir ve özü itibarıyla kartel benzeri bir oluşumdur. Yapılan
değerlendirmeler neticesinde Aküçev’in 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi
kapsamında kurucu taraflar arasındaki rekabetçi davranışların koordinasyonunu
21 İnci Akü, ikinci yazılı savunmadan itibaren diğer anılan teşebbüslerle ortak savunma yapmıştır.
Şirketin ilk yazılı savunmasında yer alan iddialar yukarıda değerlendirilen hususlar kapsamındadır.
08-34/456-161
82
sağlayan ve rekabeti sınırlayıcı amaç ve etkilere sahip olan bir işbirliği anlaşması
olduğu sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla doğaldır ki bu soruşturmanın muhatabı da
bu anlaşmanın tarafları olarak Aküçev kurucu ortakları olacaktır. Bu çerçevede
Aküçev’in kurulmasıyla sadece hukuki bir yükümlülüğün yerine getirildiği ve bu
nedenle bu sözleşmelerin Rekabet Hukuku düzenlemelerinin dışında
değerlendirilmeleri gerektiği iddiası hukuki dayanaktan tamamen yoksundur.
İlk yazılı savunmada ayrıca “dernek tüzel kişiliği tarafından alınmış olan kararlar ve
hukuki düzenlemeler bakımından husumetin tüzel kişiliğe yöneltilmesi gerektiği, bu
nedenle AKÜDER tüzel kişiliği tarafından alınan Aküçev A.Ş.’nin kurulmasına ilişkin
“atık aküleri toplayıp taşıyacak kar amacı gütmeyen ticari bir şirket kurma” kararına
katılan sekiz kurucu üyeye husumet yöneltilmesinin RKHK m.16/2’deki para
cezalarının uygulanmasında husumete ilişkin düzenlemeye uygun olmadığı, benzer
durumlarda Rekabet Kurulu’nun teşebbüslerin üye olduğu dernekleri teşebbüs birliği
olarak kabul ettiği ve husumeti doğrudan dernek tüzel kişiliğine yönelttiği, (örneğin
4.3.1999 tarih ve 99-13/99-40 sayılı BİAK Kararında Reklamcılar Derneğinin
teşebbüs birliği olarak değerlendirildiği), ilgili kararın alınması bakımından husumetin
teşebbüs birliği olarak AKÜDER tüzel kişiliğine yöneltilmesi gerektiği, bu kararın da
hiçbir şekilde rekabeti bozucu nitelikte olmadığı” ifade edilmektedir.
İkinci yazılı savunmada ise “Aküçev Hissedarlar Sözleşmesi ve Aküçev Ana
Sözleşmesi’nin 21 tarafı olduğu, husumetin bunlardan sadece Aküçev ile Aküder’in
kurucu üyeleri olan 8 akü üreticisi şirkete yöneltilmesinin hukuka uygun olmadığı”
iddia edilmektedir.
Bilindiği gibi Rekabet Kurulu’nun 20.12.2006 tarih ve 06-92/1164-M sayılı kararı
uyarınca AKÜDER, AKÜDER üyesi tüm teşebbüs ve teşebbüs birlikleri ve Aküçev
hakkında önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir. Yani savunmada iddia edildiği
gibi husumet başlangıçta AKÜDER ve Aküçev’e yöneltilmiş ve önaraştırma sürecinde
Aküder’in faaliyetlerinin 4054 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi yapılmıştır.
Yapılan bu tespit ve değerlendirmeler sonucunda soruşturma Aküçev ve Aküçev’i
kuran 8 teşebbüs hakkında açılmıştır. Diğer bir ifadeyle soruşturma muhatapları
Aküçev’in yanısıra “Aküçev’in kurucuları olan AKÜDER üyeleri” olarak belirlenmiştir.
Dolayısıyla taraf vekilinin iddia ettiği gibi Rekabet Kurulu’nun AKÜDER ve
AKÜDER’in tüm üyelerini muhatap alması gerektiği yönündeki iddia hukuki
dayanaktan yoksundur.
Savunmada atıf yapılan kararda bir teşebbüs birliğine soruşturma açılmış olmasının
bu soruşturmayı bağlayan herhangi bir yönü bulunmamaktadır. Rekabet ihlalleri her
olay bazında ayrı ayrı değerlendirilerek, soruşturma muhatabı belirlenmektedir.
Yukarıda da ifade edildiği gibi önaraştırmada yapılan tespitler çerçevesinde rekabet
ihlallerinin Aküçev’in kurulmasından ve onun eylemlerinden kaynaklanması nedeniyle
ne AKÜDER, ne de Aküçev kurucuları olan AKÜDER üyeleri dışındaki AKÜDER
üyeleri hakkında soruşturma açılmamıştır.
Aküçev’in diğer 13 hissedarı hakkında da soruşturma açılması gerektiği iddiasına
ilişkin olarak, öncelikle vurgulanmalıdır ki bu 8 teşebbüs hakkında soruşturma
açılmasının gerekçesi bunların Aküçev’de hissesi bulunması değildir. Aksi takdirde
Rekabet Kurulu tarafından bir şirket hakkında soruşturma açıldığı zaman, bu şirkette
hissedar olan tüm teşebbüsler hakkında da soruşturma açılması gerekirdi ki bunun
kabulünün mümkün olmadığı açıktır.
Aküçev kuruluş sözleşmesi 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında kurucu
taraflar arasındaki rekabetçi davranışların koordinasyonunu sağlayan ve rekabeti
08-34/456-161
83
sınırlayıcı amaç ve etkilere sahip olan bir işbirliği anlaşması niteliğindedir. Anılan
maddenin başlığı da “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar”dır.
Dolayısıyla Aküçev’in bizatihi kurulması kararı bu teşebbüslerin aralarında yaptıkları
rekabeti sınırlayan bir anlaşmadır. Bilindiği gibi Aküçev’in kurulması kararı bu 8
teşebbüs tarafından alınmıştır. Aküçev Ana Sözleşmesi, “belirleyici etki” ve “ortak
kontrol” kavramları bağlamında değerlendirildiğinde de, Aküçev’in bu teşebbüsler (A
grubu hissedarlar) tarafından kontrol edildiği görülmektedir.
- Atık Yönetim Planı’nın ve atık akü toplayıcıları ile yapılacak sözleşmelerin
değiştirildiği iddiası:
Üçüncü yazılı savunmada “AKÜDER Atık Yönetim Planı’nın değiştirildiği, yeni planın
19.09.2007 tarih ve 5633 sayılı yazı ile Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından
onaylandığı, atık akü toplayıcıları ile yapılacak sözleşmelerin değiştirildiği, AKÜDER
Tüzüğü ve Aküçev Ana Sözleşmesinde ihlal oluşturduğu iddia edilen eylemlere
yönelik kaymaların veya dönüşümlerin oluşma olasılığının ortadan kaldırılması için
gerekli değişikliklerin yapılması sürecinin başlatıldığı, bunları kanıtlayıcı delillerin
sözlü savunmada sunulacağı” ifade edilmektedir.
Öncelikle vurgulanmalıdır ki gerek Atık Yönetim Planı’nda, gerekse tüzük ve ana
sözleşmede yapılacak değişiklikler, “yeni” bir durumu ifade etmektedir. Bir başka
deyişle bu hususlar, kararda tespit edilen eylem ve kararların ihlal niteliğini
değiştirmemektedir. Ayrıca bu hususlar hakkında yeterli/detaylı bilgi ve bunları
kanıtlayıcı deliller ne yazılı olarak, ne de sözlü savunmada sunulmamıştır. (Taraflar
ikinci yazılı savunmalarını yaptıktan sonra Mutlu Akü, İnci Akü ve Aküçev tarafından
sırasıyla 7.2.2008, 8.2.2008 ve 14.2.2008 tarihlerinde gönderilen yazılarda Aküçev’in
faaliyetlerini durdurduğu bildirilmiştir.)
Taraflar zaten “AKÜDER Atık Yönetim Planı”nda ve bu plan çerçevesinde yapılacak
tüm sözleşmelerde gerekli değişikliklerin yapılarak gerekçeli kararın tebliğini takip
eden 60 gün içinde Rekabet Kuruluna tevsik etmek” yükümlülüğü altındadır. Bu
çerçevede yapılacak bildirim uyarınca ortaya çıkan yeni durum değerlendirilecektir.
- Rekabetin bir ölçüde kısıtlanmasının kaçınılmaz olduğu iddiası:
Üçüncü yazılı savunmada “Türkiye atık akü piyasasında Aküder ve Aküçev A.Ş.
çatısı altındaki akü üreticilerinin çevre ve insan sağlığının korunması amaçlarının
etkin bir şekilde gerçekleştirilebilmesi bakımından APAK Yönetmeliği’ndeki
yükümlülüklerinin yerine getirilebilmesi bakımından rekabetin hiç veya gerektiği kadar
kısıtlanmadığı bir toplama, taşıma ve geri dönüşüm sistemi kurmalarının gerçeklere
uygun olmadığı, rekabetin bir ölçüde kısıtlanmasının kaçınılmaz olduğu, çevre ve
insan sağlığına duyarlı olan şimdiki sistemin elde edilebilmesi için sıkı bir işbirliği
içinde kontrol edilebilir bir sistemin kurulmasının zorunlu olduğu, AB düzenlemelerinin
Türkiye’nin gerçekleri dikkate alınmadan aynen uygulanmasının doğru olmadığı, bu
nedenle Türkiye atık akü piyasasının ağır durumu karşısında, çevre ve insan
sağlığına yönelik etkin bir korumanın sağlanabilmesi için yeterli olabilecek bir atık akü
yönetim sisteminin, AB ülkelerinden daha ağır koşulları, sınırlamaları ve daha sıkı
kontrol edilmesinin gerektiği” iddiaları yer almaktadır.
Bu iddia yukarıda “Bireysel Muafiyet İncelemesi” başlığı altında değerlendirilmiş ve
Aküçev’in muafiyet alamayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Ticari bir değeri olan atık
akülerin aynı zamanda tehlikeli bir atık olması sebebiyle, atık akülerin toplanmasına
yönelik olarak oluşturulacak planlarda rekabetin kısıtlandığı kimi durumlar mümkün
olabilir.
08-34/456-161
84
Daha önce de ifade edildiği üzere, Rekabet Hukuku uygulamalarında çevresel amaç
ve düzenlemeler dikkate alınmakta, bununla birlikte çevre politikası amaçlarına
ulaşılırken rekabetin gerektiğinden fazla sınırlandırılmaması amaçlanmaktadır. Bu
sebeple, çevresel amaçlarla rekabetin kısıtlanması ancak ve ancak, sağlanacak
çevresel faydaların rekabet üzerindeki olumsuz etkiden fazla olması ve bu çevresel
amaçlara ulaşmak için rekabetin kısıtlanmasının bir zorunluluk olarak ortaya çıkması
durumunda söz konusu olabilir. Buna ilave olarak söz konusu çevresel faydalara
ulaşmak için daha az anti-rekabetçi olan başka bir yöntemin bulunmadığı ve ilgili
piyasada rekabetin tamamen ortadan kaldırılmadığı durumlar, olay bazında yapılacak
değerlendirme sonucunda Rekabet Hukuku anlamında kabul edilebilir bir uygulama
olabilecektir.
- Aküçev bayilerinden yeteri kadar atık akü toplayamadığı için dış kaynaklardan atık
akü alan geri kazanım firmalarının Aküçev’in topladığı atık akülerden pay
alamayacağının kararlaştırıldığı, ancak bu kararın hiçbir zaman uygulanmadığı,
Şikayetçi TÜMAKÜDER’in geçici tedbir talebi üzerine alınan 07-18/166-56 sayılı
Rekabet Kurulu kararında AKÜDER üyesi bazı geri dönüşüm firmalarının
TÜMAKÜDER tarafından yetkilendirilen teşebbüslerden atık akü almaları, yani
kararın tam anlamıyla uygulanmaması gerekçesiyle geçici tedbir kararı alınması
talebi reddedilmiştir. Ancak yukarıda da değerlendirildiği gibi bu husus, alınan kararın
Rekabet Hukuku anlamında ihlal olma niteliğini değiştirmemektedir.
- Rekabeti engelleyen bazı düzenlemelerin yapıldığı ancak bunların hayata
geçmediği iddiası:
Sözlü savunmada “soruşturma heyetinin tespit ettiği birtakım ihlal olarak
nitelendirilebilecek durumların ortaya çıktığının doğru olduğu, bunların gayet açık ve
net bir şekilde saptandığı, ancak bunların hemen hemen hepsinin teşebbüs
aşamasında kalan, sonuç doğurmayan ve ilgili piyasada rekabeti engelleyen
hadiseler olmadığı, birtakım düzenlemelerin yapıldığı ancak bunların hiçbir zaman
hayata geçmediği, her ne kadar Aküçev fiyatın belirlenmesi konusunda birtakım irade
açıklamalarında bulunmuşsa da, birçok olayda bayilerinin fiyatı kendilerinin
belirledikleri, hurdacılara mal verdiklerinin görüldüğü” ifade edilmiştir.
İhlal olduğu tespit edilen karar ve eylemlerin sektördeki tüm aktörlerin –geri
dönüşümcüler, hurdacılar, üreticiler- faaliyetleri bakımından doğurduğu sonuçlar
yukarıda ayrıntılarıyla ortaya konmuştur ve bunlar sonucunda rekabetin önemli
ölçüde kısıtlandığı açıktır. Bununla birlikte uygulamaya dönüşmemiş olsa dahi söz
konusu kararların amaç yönünden anti rekabetçi olduğu tespiti altında, bunların
Rekabet Hukuku anlamında ihlal olma niteliği değişmeyecektir.
I.4.6.3. Aslan Kurşun adına yapılan savunmalar
Aslan Kurşun’un ilk yazılı savunmasında “AKÜDER’e üye olmalarının ana sebebinin
kuruluşlarınca ülke içinden hurda akü temininin sağlanmasının yanı sıra yurt dışından
da tedarik yapabilmeleri için hurda akü ithalatı yasağının kaldırılması konusundaki
beklentilerinin olduğu, Çevre ve Orman Bakanlığı kirleten öder prensibi ile hurda
akülerin akü üreticileri tarafından organize olarak toplanmasının sağlanmasını
amaçlayarak akü üreticilerini de görevlendirince, geri kazanımcı olarak hurda akü
temini ile ilgili bu organizasyona katılmamaları halinde hurda akü temininin
imkansızlaşabileceğini düşündükleri, bu sebeple belli başlı akü üreticilerini ve geri
kazanımcıları bünyesinde barındıran ve bu özelliği nedeniyle ülkemizdeki hurda
akülerin tamamına yakınını toplayabilecek olan AKÜÇEV A.Ş.’nin kuruluşuna
08-34/456-161
85
katıldıkları, bu ticari zorunluluk ile kurucu oldukları, büyük bir kapasiteye sahip olan
tesislerinin ihtiyacını karşılamak için Bakanlık teşvik ve destekli bu organizasyonla
işbirliği yapmak zorunda oldukları” ifade edilmektedir.
Teşebbüsün ikinci yazılı savunmasında “asgari para cezası verilmesine dahi gerek
görülmemesi gerektiği” ifade edilmektedir.
Teşebbüsün üçüncü yazılı savunmasında ise “firmalarının soruşturma heyetince de
saptandığı üzere Aküder ve Aküçev örgütlenmelerindeki tavrıyla her aşamada 4054
sayılı Kanunu ihlal eder hiçbir davranışta bulunmayıp bu oluşumlar sebebiyle ciddi
zararlar görmesine rağmen heyetin asgari para cezası uygulanması yolundaki
görüşünün soruşturma raporu içeriğine aykırı olduğu” iddia edilmiştir.
Yukarıda Aslan Kurşun’un Aküçev içindeki konumunun, hakkında soruşturma
yürütülen diğer teşebbüslerden farkı ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Bunlar anılan
teşebbüse diğer taraflara oranla çok daha az oranda (onbindebeş) ceza takdir
edilmesinin gerekçeleridir. 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesine göre “Bu Kanunun 4,
6 ve 7nci maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunanlara … Kurul tarafından
saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idari para cezası
verilir.” Aslan Kurşun netice itibarıyle Kanun’un 4. maddesine aykırı olarak kurulmuş
olan Aküçev’in kurucularından biridir. Dolayısıyla diğer taraflar gibi 16. maddeye göre
cezalandırılacağı muhakkaktır. Kanun’un aynı maddesinde Kurul’un idari para
cezasına karar verirken dikkate alacağı unsurlar yer almaktadır. Kurul Aslan Kurşun’a
ceza verirken bu unsurları dikkate alarak diğer taraflara oranla daha az ceza takdir
etmiştir.
I.4.6.4. Akas Akü ve Esan Akü adına yapılan savunmalar
Akas Akü ve Esan Akü adına yapılan yazılı savunmalar yukarıda yer verilen ortak
savunmalar kapsamında değerlendirilmiştir.
- Rekabet ihlali olduğu kabul edilse bile bundan zarar görenlerin kayıtdışı çalışan
hurdacılar ve bunlarla çalışan ufak firmalar veya şahıs işletmeleri olduğu iddiası:
Sözlü savunmada “Bir an için rekabet kurallarının çiğnendiği düşünülse bile bundan
zarar görenlerin kayıt dışı olarak son derece sağlıksız koşullarda çalışan birkaç tane
hurdacı veya o hurdacılar ile çalışan ufak firmalar veya sahış işletmeleri olduğu,
burada kayıt dışı çalışan kişilerin haklarının ihlal edilmiş olmasının konuşulmasına
katılmanın mümkün olmadığı” ifade edilmiştir.
Öncelikle vurgulanmalıdır ki 4054 sayılı Kanun’un amacı “rekabetin korunması”nı
sağlamaktır. Dolayısıyla Rekabet Kurulu’nun bir piyasada rekabet ihlali bulunduğu
tespitini yapması ve bir karar tesis edebilmesi için, o piyasada çalışan “büyük
firmalar”ın zarar görmesi gibi bir gerekliliğin bulunmadığı izahtan varestedir. Kaldı ki
ihlal olduğu tespit edilen karar ve eylemlerin sektördeki birçok aktörün faaliyetleri
bakımından doğurduğu sonuçlar yukarıda ayrıntılarıyla ortaya konmuştur.
- Fiyat belirlenmesinin organize olmanın doğal sonucu olarak ortaya çıktığı iddiası:
Fiyat belirlenmesine ilişkin olarak yapılan değerlendirmeler, yukarıda I.4.3.1 başlığı
altında yer almaktadır.
I.4.6.5. Yiğit Akü adına yapılan savunmalar
08-34/456-161
86
- Lisanslı ya da lisanssız hurdacıların atık aküleri kayıt dışı bir şekilde topladıkları,
haksız kazanç sağladıkları, kendilerinin ve diğer AKÜDER üyelerinin kotalarını
dolduramayarak Çevre ve Orman Bakanlığı nezdinde suçlu duruma düşmelerine
sebep oldukları iddiası:
Lisanssız çalışan hurdacıların atık aküleri kayıt dışı bir şekilde topladıkları, haksız
kazanç sağladıkları ve bunun sonucunda kendilerinin ve diğer AKÜDER üyelerinin
kotalarını dolduramayarak, Çevre ve Orman Bakanlığı nezdinde suçlu duruma
düşmelerine sebep oldukları şeklindeki iddianın muhatabının Rekabet Kurulu
olmadığı muhakkaktır. Sektörü bu anlamda denetleyecek ve idari olarak
cezalandıracak kamu organları Maliye Bakanlığı ve Çevre ve Orman Bakanlığı’dır.
- Kurşun fiyatlarının Ekim 2007 dönemlerinde düşmesinden sonra, diğer tüm
aktörlerin (lisanslı/lisanssız hurdacı ve toplayıcıların) atık akü toplamayı kesmelerine
rağmen kendilerinin yasal zorunluluklarını yerine getirmek için atık akü toplamaya
devam ettikleri, bunun da faaliyetin ticari olmadığının en temel göstergesi olduğu
iddiası:
Öncelikle kurşun fiyatında meydana gelen düşüş ve yükselişlerin bu soruşturmanın
konusu olmadığı ve fiyatların düşmesinden sonra da üreticilerin atık akü toplamaya
devam etmelerinin yukarıda yer alan tespitlerle çelişen herhangi bir yönü
bulunmadığı vurgulanmalıdır. Zira üreticilerin bunu ucuz olduğu için topladıklarına
ilişkin bir iddiada bulunulmamıştır.
Soruşturma kapsamında iddia edilen husus, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin (b)
bendinde yer verilen “mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa
kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü” ihlalinin gerçekleştiğidir.
Ayrıca akü üreticisi olan Yiğit Akü’nün APAK Yönetmeliği’nden kaynaklanan
yükümlülüğü gereği atık akü fiyatları ne olursa olsun atığını toplatmaya devam
etmesi, Yönetmelik açısından bir zorunluluk olmakla birlikte; bu husus atık akünün,
fiyatı piyasa koşullarına göre artan veya azalan, ancak her halükarda, ergitilerek
kurşun elde edilen, bu suretle kurşunu hammadde olarak kullanan başta akü
üreticileri olmak üzere diğer tüm sektörler ve geri kazanım firmaları tarafından talep
edilen ticarete konu bir mal olma niteliğini değiştirmemektedir.
- APAK Yönetmeliği’ne göre tüketicilerin atık akülerini bedelsiz olarak vermek
zorunda olduğu, üreticilerin bayilerini ellerindeki atık aküleri kayıt dışı çalışanlara
vermelerini önlemek amacıyla mecburen fiyat belirlendiği, ticari bir kaygı ile hareket
edilmediği iddiası:
Sözlü savunmada “APAK Yönetmeliği’ne göre son kullanıcının atık aküsünü bedelsiz
olarak satıcıya vermek zorunda olduğu, Avrupa’daki sistemde, insanların aküleri
ömrünü tamamladığı ve atık hale geldiği zaman, bu atık akünün geri kazanılması ile
ilgili, her ülkeye göre değişen miktarlarda geri kazanım bedeli ödemek zorunda
oldukları, Türkiye’de ise tüketicinin hiçbir şekilde bir para almadan veya bir para
ödemeden, atık aküsünü vermekle bu sistemdeki görevini yerine getirdiği, aslında
tüketicilerden bedelsiz olarak alınan bu atık akülerin bir fiyat belirlenerek geri
toplanmasının sadece ve sadece APAK Yönetmeliğindeki kotaların doldurulması
amacıyla belirlendiği, üreticilerin bayilerini ellerindeki atık aküleri kayıt dışı çalışanlara
vermelerini önlemek amacıyla mecburen fiyat belirlendiği, ticari bir kaygı ile hareket
edilmediği” ifade edilmiştir.
APAK Yönetmeliği’nin 13. maddesine göre tüketiciler, akümülatör ürünlerinin
dağıtımını ve satışını yapan işletmelere/ bayilere/ son satıcılara aracının aküsünü
08-34/456-161
87
değiştirirken eskisini ücretsiz teslim etmekle, eskisini teslim etmeden yeni akü
alınması halinde ise bayiye depozito bedelini ödemekle yükümlüdür. Yönetmeliğin
29. maddesine göre ise atık akülerin tüketiciler tarafından akümülatör ürünlerinin
dağıtımını ve satışını yapan işletmelere verilmesi durumunda, akü satışı yapan bu
işletmeler, ürün için belirlenen depozito bedelini tüketiciye ödemek zorundadırlar.
Yani yeni akü alımı yapmayan bir tüketici elindeki atık aküyü bayiye getirdiğinde atık
aküyü bedelsiz olarak değil, aksine depozito bedeli karşılığında verebilecektir.
Tüketici sadece yeni akü satın alırken eski aküsünü ücretsiz olarak teslim etmek
durumundadır. Dolayısıyla oluşturulan bu depozito sistemi ile tüketicilerin atık
akülerini teslim etmesinin sağlanması amaçlanmaktadır.
- Çevre ve Orman Bakanlığı’nın Aküçev’in kapatılamayacağı görüşünde olduğu
iddiası:
Yapılan yazılı savunmalarda yer almamakla birlikte, Yiğit Akü vekili tarafından
gönderilen ve 26.3.2008 tarih ve 1876 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal eden yazıda,
Kurumumuza bildirilen Aküçev’in faaliyetlerinin durdurulmasına ilişkin yazıların bir
suretinin de Çevre ve Orman Bakanlığı’na gönderildiği, Bakanlığın cevaben yazdığı
6.3.2008 tarihli yazısında “atık akülerin toplanmasının ve kotaların tutturulmasının bir
zorunluluk olduğu, aksi halde 32 ve 35. maddelerde belirtilen cezaların
uygulanacağı”nın söylenerek talimat verildiği ifadeleri yer almakta ve Bakanlığın
anılan yazısı ek olarak sunulmaktadır.
Sözlü savunmada da “Çevre ve Orman Bakanlığı’nın çok sert bir yazıyla ‘buna ara
veremezsiniz, aynı şekilde toplamaya devam edeceksiniz, atık yönetim planınıza,
Bakanlığımızca onaylanmış plana uygun olarak toplamaya devam edeceksiniz’
dediği” ifade edilmiştir.
Bakanlığın anılan yazısında aynen şu ifadeler yer almaktadır:
“… Bilindiği gibi Atık Pil ve Akümülatörlerin Kontrolü Yönetmeliği’nin ‘Atık
Akümülatörlere Depozito Uygulaması ve Sorumluluklar’ başlıklı 29. maddesi
gereğince atık akümülatörlerin Yönetmeliğin 29. maddesinde belirtilen oranlar
doğrultusunda toplanması zorunludur. Bu çerçevede depozito yükümlüğüne tabi
olan üye firmalarınızca atık akümülatörlerin toplanması ve bertaraf edilmesine
yönelik hedeflerin gerçekleştirilmesi zorunlu olup, Yönetmeliğin 29.
maddesinde belirtilen oranların sağlanmaması durumunda akümülatör
üreticileri için Yönetmeliğin 32 ve 35. maddelerinde belirtilen cezalar
uygulanacaktır. …”
Görüldüğü gibi yazıda yer verilen ifadeler Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından
üreticilerin yükümlülüklerinin hatırlatılmasından ibarettir. Bu yazıdan Bakanlığın
Aküçev’in kapatılamayacağı görüşünde olduğu sonucunu çıkarmak mümkün değildir.
- Piyasada atık akü bulma sıkıntısının kendileri için de geçerli olduğu iddiası:
İkinci yazılı savunmada “Kudret Metal’in de hammadde sıkıntısı yaşadığı dolayısıyla
şikayette bulunanların iddia ettiği şekliyle ‘atık akü bulamıyoruz’ beyanlarının kendileri
açısından da geçerli olduğu, bu durumun aslen atık akü ithalatının durmuş
olmasından kaynaklandığı, buna lisanslı olmayan hurdacıların APAK Yönetmeliği’ne
aykırı olarak topladıkları atık aküleri stoklaması ve karaborsa oluşturma çabaları da
eklendiğinde atık akü temininde zorlukların arttığı” ifade edilmektedir.
Türkiye’de atık akü geri dönüşümünde kapasite fazlası bulunduğu tespiti yukarıda da
yapılmaktadır: “Türkiye’de yılda yaklaşık 85.000 ton atık akü oluşmaktadır. Lisanslı
08-34/456-161
88
geri dönüşüm tesislerinin toplam atık akü işleme kapasitesi ise yılda yaklaşık 148.000
tondur. Kapasite fazlası atık aküyü daha da değerli hale getirmektedir. Ülkemizde atık
akü ithalatının yasak olması nedeniyle akü üreticileri ve geri dönüşüm tesisleri bunu
sadece iç piyasadan temin edebilmektedir.” Aküçev bu durumdan ya da geri kazanım
firmalarının genel olarak düşük kapasiteler ile çalışmalarından sorumlu tutulmamakta;
Aküçev’in aldığı “geri dönüşüm tesislerinin başka kaynaklardan atık akü almaları
halinde, Aküçev’in topladığı atıklardan pay alamayacakları” kararının geri dönüşüm
firmalarının faaliyetleri üzerindeki zorlaştırıcı etkisi gösterilmektedir.
J. SONUÇ
01.02.2007 tarih ve 07-11/67-M sayılı Kurul kararı uyarınca Aküçev Atık Akü
Toplama ve Taşıma San. ve Tic. A.Ş., Akas Akü ve Malz. Sanayi Ltd. Şti., Aslan
Kurşun Sanayi ve Tic. A.Ş., Esan Akümülatör ve Malz. San. Tic. Koll. Şti., İnci Akü
Sanayi ve Ticaret A.Ş., Kudret Metalize Sanayi Tic. A.Ş., Mutlu Akü ve Malz. San.
A.Ş., Türker İzabe ve Rafine Sanayi A.Ş., Yiğit Akü Malz. Sanayi Tic. A.Ş. hakkında
yürütülen soruşturma ile ilgili olarak düzenlenen rapora, toplanan delillere ve
incelenen dosya kapsamına göre;
1. Akas Akü ve Malz. Sanayi Ltd. Şti., Aslan Kurşun Sanayi ve Tic. A.Ş., Esan
Akümülatör ve Malz. San. Tic. Koll. Şti., İnci Akü Sanayi ve Ticaret A.Ş., Kudret
Metalize Sanayi Tic. A.Ş., Mutlu Akü ve Malz. San. A.Ş., Türker İzabe ve Rafine
Sanayi A.Ş. ve Yiğit Akü Malz. Sanayi Tic. A.Ş. tarafından kurulan Aküçev Atık Akü
Toplama ve Taşıma San. ve Tic. A.Ş.’nin kuruluş sözleşmesinin;
a. 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında kurucu taraflar arasındaki
rekabetçi davranışların koordinasyonunu sağlayan ve rekabeti sınırlayıcı amaç
ve etkilere sahip olan bir işbirliği anlaşması olduğuna,
b. Anlaşmanın bu haliyle, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesindeki koşulları
taşımadığına, dolayısıyla aynı Kanun’un 4. maddesine aykırı olduğuna, söz
konusu anlaşmaya bireysel muafiyet tanınamayacağına,
OYBİRLİĞİ ile,
2. Akas Akü ve Malz. Sanayi Ltd. Şti., Esan Akümülatör ve Malz. San. Tic. Koll. Şti.,
İnci Akü Sanayi ve Ticaret A.Ş., Kudret Metalize Sanayi Tic. A.Ş., Mutlu Akü ve Malz.
San. A.Ş., Türker İzabe ve Rafine Sanayi A.Ş., Yiğit Akü Malz. Sanayi Tic. A.Ş. ve
Aslan Kurşun Sanayi ve Tic. A.Ş.’nin, Aküçev Atık Akü Toplama ve Taşıma San. ve
Tic. A.Ş. vasıtasıyla koordinasyon sağlayarak;
a. Atık akülerin fiyatlarını el değiştirdiği her aşamada (nihai satıcıdan geri
dönüşüm tesisine kadar) tespit ederek 4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki
b. Bölge bayileri ile imzaladığı sözleşmeler ve bayilerden aldığı
taahhütnameler yoluyla atık akülerin Aküçev Atık Akü Toplama ve Taşıma
San. ve Tic. A.Ş. dışında hiçbir kuruluşa satılmamasını sağlayarak 4054 sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrasının (b)
bendi kapsamındaki
c. Aküçev Atık Akü Toplama ve Taşıma San. ve Tic. A.Ş. dışındaki
kaynaklardan akü toplayan geri kazanım firmalarına Aküçev kanalıyla atık akü
verilmemesini karara bağlayarak 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi kapsamındaki
08-34/456-161
89
eylemleri gerçekleştirmek suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiğine,
OYBİRLİĞİ ile,
3. Bu nedenle aynı Kanunun 16. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, 2006 yılı
sonunda oluşan gayri safi gelirleri üzerinden;
Akas Akü ve Malz. Sanayi Ltd. Şti.’ye takdiren %1’i (yüzde bir) oranında olmak
üzere 49.588,78 YTL,
Aslan Kurşun Sanayi ve Tic. A.Ş.’ye takdiren %0,05 (onbinde beş) oranında
olmak üzere 7.874,66 YTL,
Esan Akümülatör ve Malz. San. Tic. Koll. Şti.’ye takdiren %1 (yüzde bir)
oranında olmak üzere 53.402,74 YTL,
İnci Akü Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye takdiren % 2,5 (yüzde ikibuçuk) oranında
olmak üzere 2.179.261,75 YTL,
Kudret Metalize Sanayi Tic. A.Ş.’ye takdiren %3 (yüzde üç) oranında olmak
üzere 324.896,11 YTL,
Mutlu Akü ve Malz. San. A.Ş.’ye takdiren %2 (yüzde iki) oranında olmak üzere
3.545.563,66 YTL,
Türker İzabe ve Rafine Sanayi A.Ş.’ye takdiren %3 (yüzde üç) oranında olmak
üzere 316.337,19 YTL,
Yiğit Akü Malz. Sanayi Tic. A.Ş.’ye takdiren %2 (yüzde iki) oranında olmak
üzere 1.029.232,42 YTL
tutarında olmak üzere idari para cezası verilmesine OYÇOKLUĞU ile,
4. Yukarıda adı geçen şirketlerin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamındaki
eylemlerine son vermelerine ve bu çerçevede atık akülerin fiyatlarını tespit
etmemelerine, tali ve bölge bayilerinin talep olması halinde atık akülerini lisanslı
toplayıcılara satabilmeleri gerektiğine OYBİRLİĞİ ile,
5. a. “AKÜDER Atık Yönetim Planı”nda ve bu plan çerçevesinde yapılacak tüm
sözleşmelerde gerekli değişikliklerin yapılarak gerekçeli kararın tebliğini takip
eden 60 gün içinde Rekabet Kuruluna tevsik edilmesine, bu süre içinde de
rekabeti ortadan kaldıran faaliyetlerden kaçınılmasına,
b. Aküçev Atık Akü Toplama ve Taşıma San. ve Tic. A.Ş.’nin ana sözleşmesinde
düzenlenen faaliyet konusunun değiştirilmesine ya da hukuki varlığının sona
erdirilmesine, buna ilişkin işlemlerin gerekçeli kararın tebliğini takip eden 60 gün
içinde yapılarak, Rekabet Kuruluna tevsik edilmesine,
OYBİRLİĞİ ile
karar verilmiştir.
08-34/456-161
90
KARŞI OY GEREKÇESİ
(20.05.2008 tarihli ve 08-34/456-161 sayılı Kurul Kararı)
İlgili Kurul Kararının 3. maddesine aşağıdaki gerekçelerle katılamıyorum:
1- Aküçev Atık Toplama ve Taşıma San. ve Tic. A.Ş., esasen AB’ye uyum ve
çevre duyarlılığı çerçevesinde hazırlanan APAK yönetmeliği hükümlerine
istinaden teşkil edilmiş; Aküçev’in kurulması ve faaliyete geçmesi bütünüyle
Çevre ve Orman Bakanlığı yönetiminin dahli ve denetimi altında
gerçekleşmiş, dolayısıyla böyle bir yapılanma ve işleyiş düzeni, Aküçev’i
oluşturan üyeler tarafından tamamen, kamu iradesiyle getirilen bir
zorunluluk olarak telâkki edilmiştir.
2- Akü üretimi ve ithalatı ile uğraşan teşebbüslere getirilen ve her yıl itibariyle
(ilk yıl %70, ikinci yıl %80, üçüncü yıl %90) artan oranda geri dönüşümün
sağlanmasını amaçlayan atık akülerin toplanması işi, soruşturma konusu
uygulamadan başka bir yol ve yöntem ile sağlanamayacak kadar zor ve
karmaşık bir faaliyettir: Bakanlık yetkililerince, neredeyse, piyasa konusu
bir meta olarak bile tanımlanmayan atık akülerin toplanması işlemi, eğer
ilgili ürün ve piyasa ile ilgili yeterli bir organizasyon, uygun bir tedarik ve
satış fiyatı ve gerekli sözleşmeler gibi unsurlar olmadıkça
gerçekleştirilemeyecek niteliktedir.
3- Diğer yandan, kamu otoritesi tarafından getirilen ve regülasyonlar yolu ile
hukukî teminat altına alınmaya çalışılan atık akülerin toplanması ve
dönüştürülmesi ile ilgili mükellefiyetler, ilgili piyasayı bölüşmek, tedarik ve
satış fiyatlarını belirleyerek elde edilen kârları arttırmak, mevcut piyasa
dengesini anlaşma yapanlar lehine sürdürebilmek gibi, kartel tipi anlaşma
yapan teşebbüs birliklerinde var olduğu kabul edilen amaç, ticari kaygı ve
kasıt unsurlarına imkân vermeyecek niteliktedir. Aküçev’i oluşturan
teşebbüslerin asli faaliyet alanı atık akü toplamak, bu pazarda başarılı olup
ekonomik amaçlarına ulaşmak değildir ve bu bağlamda, atık akü ve ilgili
pazardaki faaliyetler, tarafların aslî ekonomik/ticari hedeflerine ulaşması
bakımından yeterli bir araç olmaktan ziyade, yerine getirilmesi ve uyulması
gereken bir sorumluluk ve /veya bir zorunluluk alanıdır.
4- Konunun, ülkemiz ve kamu yönetimi düzenlemeleri açısından bir yenilik
olduğu açıktır. Mevcut uygulamanın, başlangıç dönemi olması bakımından
rekabete aykırı yönlerinin bulunduğu, zamanında, gerekli bilgilendirme ve
müdâheleler olabilse idi, (Nitekim soruşturma süreci içinde, kısmen de olsa,
taraflar, rekabete aykırılık teşkil eden bazı düzenleme ve uygulamalardan
vaz geçtiklerini, bu konuda Kurul tarafından getirilecek şart ve yeniden
düzenleme kararlarına uyacaklarını beyan etmişlerdir!) kamu
yararı/regülasyon ve rekabetçi düzen dengesinin sağlanabileceği ve
uygulamanın muafiyet alabileceği hususu izahtan vârestedir.
5- Bu bağlamda, diğer şart, unsur ve özelliklerden arındırılıp sadece formal
olarak bakıldığında, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine aykırı olduğuna ve
rekabeti ihlal ettiğine karar verilebilecek Aküçev’e, eğer bir ceza verilecek
08-34/456-161
91
ise, bu ceza en alt düzeyden olmalı ve/veya sadece teşebbüs birliğinin
kendi bilançosu üzerinden hesap edilmeli idi. Çünkü, ceza verilirken
benimsenen genel yaklaşımdan farklı olarak, bu dosya, teşebbüs birliğini
oluşturan teşebbüsler yerine, sadece teşebbüs birliğine ceza verilmesinin
daha uygun olacağı, böyle bir yola gitmenin hem hakkaniyet açısından hem
de usulen gerekli olduğunu içeren özellikler taşımaktadır. Kurul bu yönde
hareket etmemiş, atık akü pazarındaki rekabete aykırı bir teşebbüs birliği
anlaşma ve eylemine, başka bir ciro üzerinden, normal akü pazarındaki
teşebbüs ciroları üzerinden ceza vermiştir. Kısaca, tanımlanan bir pazarda
ve belli bir ürünle ilgili olarak belirlenen ihlal için, farklı bir ürün pazarındaki
cirolar üzerinden ceza verilmiştir.
6- Ayrıca, özellikle, cezaların artırılmasına veya azaltılmasına sebep
olabilecek değişkenlerin bilinmesi hakkaniyet açısından gereklidir. Cezalar
verilirken kasıt, niyet, ihlalin süresi, teşebbüsler açısından ortaya çıkan
aşırı kârlar ve diğer sonuçlar ile yine bu süreç sonucundaki “hasar”ın
belirlenmesi önemlidir. Bu konudaki belirsizlikleri önlemeye ve ceza
verirken gözetilmesi gereken hususları belirlemeye dönük yönetmelik (4054
sayılı Kanun’un, 23.01.2008 tarihi itibariyle değişen idari para cezalarına
ilişkin 16. maddesi hükümleri çerçevesindeki, Kurul tarafından çıkarılması
gereken, cezaların belirlenmesine ilişkin yönetmelik!) halen
çıkarılamamıştır. Dolayısıyla, ilgili Yönetmelik ortada yok iken verilen
cezaların, usul açısından da hukuka uygun olmadığını düşünüyorum.
Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Başkan
08-34/456-161
92
(20.05.2008 tarih, 08-34/456-161 sayılı Kurul Kararı’na)
KARŞI OY GEREKÇESİ
1. Akas Akü ve Malz. Sanayi Ltd. Şti., Aslan Kurşun Sanayi ve Tic. A.Ş., Esan
Akümülatör ve Malz. San. Tic. Koll. Şti., İnci Akü Sanayi ve Ticaret A.Ş., Kudret
Metalize Sanayi Tic. A.Ş., Mutlu Akü ve Malz. San. A.Ş., Türker İzabe ve Rafine
Sanayi A.Ş. ve Yiğit Akü Malz. Sanayi Tic. A.Ş. tarafından kurulan Aküçev Atık Akü
Toplama ve Taşıma San. ve Tic. A.Ş.’nin kuruluş sözleşmesinin;
a- 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında kurucu taraflar arasındaki
rekabetçi davranışların koordinasyonunu sağlayan ve rekabeti sınırlayıcı
amaç ve etkilere sahip olan bir işbirliği anlaşması olduğuna,
b- Anlaşmanın bu haliyle, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesindeki koşulları
taşımadığına, dolayısıyla aynı Kanun’un 4. maddesine aykırı olduğuna, söz
konusu anlaşmaya bireysel muafiyet tanınamayacağına,
2. Akas Akü ve Malz. Sanayi Ltd. Şti., Esan Akümülatör ve Malz. San. Tic.
Koll. Şti., İnci Akü Sanayi ve Ticaret A.Ş., Kudret Metalize Sanayi Tic. A.Ş., Mutlu
Akü ve Malz. San. A.Ş., Türker İzabe ve Rafine Sanayi A.Ş., Yiğit Akü Malz. Sanayi
Tic. A.Ş. ve Aslan Kurşun Sanayi ve Tic. A.Ş.’nin, Aküçev Atık Akü Toplama ve
Taşıma San. ve Tic. A.Ş. vasıtasıyla koordinasyon sağlayarak;
a- Atık akülerin fiyatlarını el değiştirdiği her aşamada (nihai satıcıdan geri
dönüşüm tesisine kadar) tespit ederek 4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki,
b- Bölge bayileri ile imzaladığı sözleşmeler ve bayilerden aldığı
taahhütnameler yoluyla atık akülerin Aküçev Atık Akü Toplama ve Taşıma
San ve Tic. A.Ş. dışında hiçbir kuruluşa satılmamasını sağlayarak 4054
sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesinin ikinci
fıkrasının (b) bendi kapsamındaki,
c- Aküçev Atık Akü Toplama ve Taşıma San. ve Tic. A.Ş. dışındaki
kaynaklardan akü toplayan geri kazanım firmalarına Aküçev kanalıyla atık akü
verilmemesini karara bağlayarak 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi kapsamındaki,
eylemleri gerçekleştirmek suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal
ettiğine karar verilmiştir.
08-34/456-161
93
Dosya kapsamın göre hakkında soruşturma açılan ve 4054 sayılı Kanunu ihlal
ettikleri kanaatine varılan teşebbüslerin eylem ve işlemlerinde, Çevre ve Orman
Bakanlığı’nın yönlendirme ve talimatlarının etkisi gayet açıktır.
Çevre ve Orman Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından,
Rekabet Kurumu’na yazılan cevap yazılarının içeriğinden de, Bakanlığın
teşebbüslerin üzerindeki etkisinin varlığı görülmektedir.
Aküder’in ve Aküçev’in kurulması fikri ve telkini Çevre ve Orman
Bakanlığı’ndan gelmiş, bu konu ile ilgili Çevre ve Orman Bakanlığı’nda 33 toplantı
yapılmış ve yine Bakanlığın yönlendirme ve telkinleri ile hazırlanan “Atık Yönetim
Planı”, Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından onaylanmıştır.
Bu toplantılar sırasında Rekabet Hukuku’na ilişkin olarak ortaya çıkabilecek
sorunlara yönelik, Çevre ve Orman Bakanlığı yetkilileri “biz bu konuyu Sanayi
Bakanlığı’ndan sorduk herhangi bir sorun yaratmaz” şeklinde yanıtlar verdikleri
de savunmalarda yer almaktadır.
Bu durumda dosya konusu fiil ve işlemlerde Çevre ve Orman Bakanlığı’nın
yönlendirme, talimat ve etkisinin gayet açık olduğu bir gerçektir.
Bunun yanında; İnci Akü, Mutlu Akü, Türker İzabe ve Aküçev tarafından
gönderilen yazı içeriklerine göre;
İnci Akü;
31.08.2004 tarih ve 25569 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 01.01.2005
tarihinde yürürlüğe giren Atık Pil ve Akümülatörlerin Kontrolü Yönetmeliği
gereği toplamakla yükümlü oldukları atık aküleri toplama işleminde uzun
zamandan beri sadece taşıma organizasyonu konusunda çalışmakta olduklarını
Atık Akü Toplama ve Taşıma San. Ve Tic. A.Ş.(kısaca Aküçev) ile 27.12.2007
tarih, SR/07-18 sayılı Soruşturma Raporu doğrultusunda, 07.02.2008 tarihi
itibariyle taşıma organizasyonu amaçlı olarak da çalışmama kararı aldıklarını,
Mutlu Akü ve Türker İzabe;
Kurumunuzca yürütülen araştırma süresinde yapılan uyarılar dikkate
alınarak, AKÜÇEV ile çalışmamız sadece taşıma organizasyonu seviyesine
çekilmişti. Ancak kurumunuzun raporların da uygulamalarının problem
olabileceği görüşünün devamı nedeni ile AKÜÇEV ile tüm çalışmalarını
durdurma kararı aldıklarını,
Aküçev;
12.02.2008 tarihli Yönetim Kurulu kararıyla Aküçev Atık Akü Toplama ve
Taşıma Sanayi ve Ticaret A.Ş. faaliyetlerini durduklarını,
belirtmişler,
Aküçev ayrıca Yönetim Kurulu’nun 12.02.2008 tarih ve 016 sayılı kararını da
yazı ekinde dosyaya ibraz etmiştir.
08-34/456-161
94
Diğer taraftan teşebbüsler üzerindeki önemli bir baskı unsuru da, Çevre ve
Orman Bakanlığı’nın APAK Yönetmeliği’nden kaynaklanan idari para cezasına
muhatap olmaları gerçeğidir.
Bütün bunlara rağmen teşebbüsler atık akü toplama ile ilgili olarak Aküçev ile
çalışmayacaklarını ve Aküçev’ in faaliyetlerini durduklarını ifade etmektedirler.
Soruşturma konusuna yönelik fiil ve işlemlerde Çevre ve Orman Bakanlığı’nın
etkisi, teşebbüslerin idari para cezasına muhatap olmaları ihtimali ve faaliyete son
vermiş olmaları göz önüne alındığında bütün teşebbüsler hakkında lehlerine
olabilecek bu hususların dikkate alınması ve asgari hadden en aşağı miktar
üzerinden ceza tayini yapılması gerektiği düşüncesiyle bu yönden çoğunluk kararına
katılmıyorum.
Tuncay SONGÖR
İkinci Başkan
Full & Egal Universal Law Academy