Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2008-2-124 (İlk İnceleme)
Karar Sayısı : 08-43/587-220
Karar Tarihi : 3.7.2008
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER 10
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Tuncay SONGÖR, Süreyya ÇAKIN, Mehmet Akif ERSİN,
Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE
B. RAPORTÖRLER : Adnan AKGÜN, Remzi Özge ARITÜRK
C.ŞİKAYET EDEN : - Yaşam Televizyon Yayın Hizmetleri A.Ş.
- Ar-Te Program ve Reklam Ajansı İnş. San. Tic. Ltd. Şti.
- Rıfat Aras 20
Temsilcileri: Av. Ali Hikmet Akıllı ve Av. Fahrettin Kayhan
Tunus Cad. No:87/9 Kavaklıdere /Ankara
D.HAKKINDA İLK İNCELEME
YAPILAN : Türksat Uydu Haberleşme Kablo TV ve İşletme A.Ş.
Konya Yolu 40. km Gölbaşı / Ankara
E. DOSYA KONUSU : Kablo TV şebekesine entegre edilecek yazılım ve
donanım ile ulusal kanallarda yerel nitelikte bilgilendirme, haber ve reklam
benzeri katma değerli hizmetlerin sunulmasının mümkün olduğu, ancak 30
şikayetçilerin patentine sahip oldukları bu sistemin kurulumu yönündeki
başvurularının Türksat Uydu Haberleşme Kablo TV ve İşletme A.Ş. (Türksat)
tarafından cevaplandırılmadığı iddiası.
F. İDDİALARIN ÖZETİ : Başvuruda;
- Ar-Te’nin, ulusal TV yayınlarında yapılamayan yerel yayınları, bindirme
biçimindeki bant yayınlarını, yerel karasal vericiler ve TV kablo merkezleri
aracılığıyla gerçekleştirebilen “TV Yayın Kuruluşu, Devamlılık Stüdyosu
Kontrollü, Uzak İstasyon Yayınlarının Farklılaştırılması, Denetim Yönetimi 40
Sistemi ve Yönetimi” (Kablo TV Sistemi) adlı bir yayın sisteminin patent
sahibi olduğu,
- Bu sistemin kablo yayınında yer alabilmesi için “VBI satırlarından alınacak
bilgiyi yayına verebilecek dekoderin, Ankara head-end merkezinde, receiver
ile modülatör arasına bağlanması” gerektiği,
08-43/587-220
2
- Ancak ülkemizde kablo TV yayıncılığı alanında tekel konumundaki
Türksat’ın, şikayetçilerin bu konudaki başvurusunu bir yılı aşkın bir süredir
yerine getirmediği,
- Bu suretle başvuru sahiplerinin özellikle reklam pazarına girmelerinin
engellendiği 50
hususları ifade edilerek bu durumun 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun’un 6. maddesinin (a) ve (e) bendlerine aykırı olduğu iddia edilmektedir.
G. DOSYA EVRELERİ : Kurum kayıtlarına 9.4.2008 tarih ve 2201 sayı ile giren
başvuru üzerine yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 26.06.2008 tarih, 2008-
2-124/İİ-08-AA sayılı İlk İnceleme Raporu, 30.6.2008 tarih, REK.0.06.00.00-
110/194 sayılı Başkanlık önergesi ile 08-43 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek
karara bağlanmıştır.
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda; şikayet dilekçesinde yer alan 60
iddialar hakkında 4054 sayılı Kanun’un 40. maddesi uyarınca soruşturma
açılmasına ya da soruşturma açılmasının gerek olup olmadığının tespiti için
önaraştırma yapılmasına gerek olmadığı ve başvurunun reddedilmesi gerektiği
ifade edilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
Başvuruda, Kablo TV şebekesine entegre edilecek cihaz (decoder) ve sistem ile
TV kuruluşunun merkezi stüdyosunda yerel içerikli olarak hazırlanmış olan haber,
duyuru, tanıtım ve benzeri verilerin karasal verici ve TV kablo istasyonlarına
kurulmuş olan uzak istasyon bileşenlerine ayrı içerik ve biçimlerde iletilebileceği, 70
geri bildirimlerle raporların alınabileceği, yayın zamanı geldiğinde yayın kuruluşu
merkezinden verilecek başlatma komutu ile her yerleşim biriminde ayrı içerik ve
biçimde olmak üzere, yayının belirli bir yüzdesinin üzerine eş zamanlı olarak
önceden hazırlanmış alt yazı, grafit, animasyon veya hareketli video verilerinin
bindirilebileceği ifade edilmektedir.
Sistemin Kablo TV şebekesine eklenmesi ile birlikte yöresel kent haberlerinin,
yerleşim birimlerine yönelik eğitim ve sağlık bilgilendirmelerinin, yerel nüfusa
yönelik kampanya, nöbetçi eczane, kültür sanat etkinlikleri, açılışlar, bilimsel
toplantılar, panel duyuruları ve benzeri bir çok içeriğin sunulabileceği, bunlara ek 80
olarak ulusal yayın mecralarında reklam yapma olanağı bulamayan KOBİ’lerin bu
sistemden etkin bir şekilde yararlanabileceği ve gerçek bir rekabet ortamının
oluşabileceği belirtilmektedir.
Konuyla ilgili olarak 25.04.2008 tarih ve 1337 sayılı yazı ile 2813 sayılı Telsiz
Kanunu'nun 7. maddesi üçüncü fıkrası gereğince Telekomünikasyon Kurumu
görüşüne başvurulmuştur. Rekabet Kurumu kayıtlarına 21.05.2008 tarih ve 3158
sayı ile giren Telekomünikasyon Kurumu görüşünde özetle;
08-43/587-220
3
- Türksat’ın “Kablo TV hizmetlerinde müşteri memnuniyetinin arttırılması ve 90
alternatif hizmetler karşısında rekabet gücünün iyileştirilmesi amacıyla
18.3.2008 tarihinden itibaren İstanbul, Ankara, İzmir illerinde “Sayısal Paket
1” adı altında analog ve digital yayınların bir arada verileceği yayınlarına
başlayacağı bilgisinin Türksat tarafından kendilerine verildiği,
- Telekomünikasyon Kurumu ile Türksat arasında 18.5.2008 tarihinden
itibaren geçerli olmak üzere imzalanmış bulunan Uydu Haberleşme
Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Görev Sözleşmesi’nde (Görev
Sözleşmesi) “head-end merkezlerinde reciever ile modülatör arasına VBI
satırlarından alınacak bilgiyi yayına verebilecek decoder bağlanması”
hususunun değerlendirilmesine ilişkin spesifik bir hüküm bulunmamakla 100
birlikte, konunun Görev Sözleşmesi’nin 12. maddesinde yer alan “Teknolojik
Gelişmeler”e ilişkin genel hüküm kapsamında değerlendirilmesinin mümkün
olabileceği,
- Bunun dışında, Türksat’ın ileteceği yayınları belirlemesi ve/veya ilettiği bu
yayınlar üzerinde ekranın bir kısmı kullanılarak “yerel reklamları ya da
duyuruları” da iletmesi hususundaki olası yükümlülüklerin Rekabet
Kurulu’nca değerlendirilmesinin uygun olacağı
ifade edilmektedir.
İnceleme kapsamında öncelikle ilgili şikayetin rekabet uygulamaları bakımından 110
hangi şekil ve koşullarda değerlendirilebileceği ile ilgili bilgi verilecek, ardından
konuyla ilgili telekomünikasyon mevzuatına değinilerek başvuru hakkında ne
yapılması gerektiği ile ilgili açıklamada bulunulacaktır.
Anılan Kablo TV sistemi hakkında başvuruda yer verilen bilgilerden, patentli bir
takım donanım ve yazılımın Kablo TV şebekesine erişim sağlanarak eklenmesi
gerektiği, kurulacak sistem üzerinden ise bilgilendirme haber ve reklam benzeri
katma değerli hizmetlerin sunulabileceği anlaşılmaktadır.
Bu tespitten bahisle başvuru konusu rekabet uygulamaları bakımından erişimin 120
reddedilmesi, sözleşme yapmayı reddetme böylelikle Kanun’un 6. maddesinin
tüketicinin zararına olarak üretimin, pazarlamanın ya da teknik gelişmenin
kısıtlanması şeklindeki (e) bendi kapsamında değerlendirilebilecektir1.
Bilindiği üzere rekabet kuralları hakim konumu ya da tekeli yasaklamamakta fakat
bu pazar gücünün kötüye kullanılmasını yasaklamaktadır. Rekabet hukukunun ve
özelde 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin, teşebbüslere belirli yükümlülükler2
yükleme amacına değil de teşebbüslerce gerçekleştirilecek bazı davranışları
1 Erişim sağlamayı, mal vermeyi, sözleşme yapmayı reddetme eylemleri, “tüketicinin aleyhine
üretimin, teknik gelişmenin kısıtlanması” bağlamında düşünülebileceği gibi, bu eylemlerden
bağımsız olarak da düşünülebilir. Önemli olan eylemin hangi şekilde ortaya çıktığı değil, rekabet
üzerindeki etkisinin ne olduğudur.
2 Yükümlülük ile kastedilen bir rekabet ihlalin ortadan kaldırılmasına ilişkin teşebbüslerin kaçınması
gereken davranışlar (yıkıcı fiyatlama, münhasır sözleşmeler ile pazar kapama vb.) değil, rekabet
ihlali olduğu kabul edilen davranışların dışında teşebbüslerin çalışma usul ve esasları ile ilgili
tutumlarıdır.
08-43/587-220
4
yasaklama amacına hizmet ettiği göz önünde bulundurulduğunda, hakim konuma
sahip işletmecilerin rekabet içtihatlarının oluşturduğu kurallar bütünü içerisinde 130
faaliyetlerinde istediği yöntemi ya da çalışacağı kişileri tercih edebilme serbestisine
sahip olmalarının temel prensip olduğunu kabul etmek gerekmektedir.
Rekabet kuralları ve dolayısıyla 4054 sayılı Kanun’un, “tüketicinin zararına olarak
üretimin, pazarlamanın ya da teknik gelişmenin kısıtlanması”na yer vermek
suretiyle, teşebbüsler üzerine üretimi, pazarlamayı ya da teknik gelişmeyi “artırma”
gibi müspet bir yükümlülük getirmediği, dolayısıyla böyle bir yükümlülüğe aykırı
davranılmasının da kötüye kullanma olarak nitelendirilemeyeceği ortadadır.
4054 sayılı Kanun, “hakim teşebbüslerce gerçekleştirilebilecek bu davranışları 140
ancak söz konusu davranışlar teşebbüslerin hakim konumlarını sürdürmelerine
veya geleceğe taşımalarına yol açıyor ve bu davranışların rekabetin ortadan
kaldırılması ya da sınırlandırılmasına yol açmaktan başka ekonomik bir anlamı
bulunmuyorsa” yasaklamaktadır. Aksinin kabulü halinde hakim konumda bulunan
tüm teşebbüsler için sözleşme serbestisinden bahsetmenin mümkün olmayacağı
kanatine varılması gerekmektedir ki bu görüş serbest piyasa ekonomisi kuralları ile
bağdaşır görünmemektedir.
Bu açıklamalar çerçevesinde sözleşme yapmayı ya da mal vermeyi reddetme
olarak adlandırılan rekabet ihlalleri hakkında bilgi verilmesinin yerinde olacağı 150
görülmüştür. Hakim (tekel) durumdaki teşebbüslere getirilen anlaşma yapma
yükümlülüğü bağlamında, ortaya çıkan önemli bir uygulama alanı “zorunlu unsur
doktrini (essential facilities)”dir.
Doktrinin uygulandığı olaylar esas itibarıyla birbirleriyle dikey olarak ilişkili iki
pazarı (üst pazar-alt pazar) gerekli kılmaktadır. Üst pazar genellikle tekelci
(yoğunlaşmış) bir yapıya sahipken (elektrik şebekesi), bu tekelci teşebbüsün
faaliyet gösterdiği alt pazar (elektrik dağıtım/perakende) daha rekabetçidir3.
Doktrinin altında yatan felsefe, üst pazardaki sınırlı kaynağın alt pazardaki
teşebbüslerin faaliyetlerini sürdürmeleri için zorunlu olması ve bundan dolayı üst 160
pazarı kontrol eden teşebbüsün rakipleriyle anlaşma yapmayı reddederek aşağı
pazardaki rekabeti sınırlandırma (tekelleştirme) imkanına sahip olmasıdır.
Bu zorunluluk üst pazardaki faaliyetin gerçek ya da potansiyel alternatifinin
olmamasından ve buna ihtiyaç duyan teşebbüslerin makul olarak bu faaliyetin
aynısını veya benzerini kuramamasından kaynaklanmaktadır. Bundan dolayı
rekabet otoriteleri, üst pazarda ortaya çıkan yoğunlaşmış yapının, aşağı pazardaki
rekabetçi yapıyı tehdit etmesinin önüne geçmek ve buradaki rekabet koşullarını
geliştirmek amacıyla, zorunlu unsur doktrini altında hakim durumdaki teşebbüslere
rakipleriyle zorunlu anlaşma (paylaşım) yükümlülüğü getirebilmektedirler. 170
3 Sektörün niteliğine göre, alt pazar tekelleşmiş ve üst pazar rekabetçi olabilir. Bu ayrım nihai
değerlendirmeyi değiştirmemektedir.
08-43/587-220
5
İnceleme kapsamındaki başvuru konusunun, zorunlu unsur ve sözleşme yapmayı
reddetme ile ilgili ABD ve AB uygulamalarında ortaya çıkan temel prensipler
doğrultusunda değerlendirilebilmesi için bu temel ilkeler hakkında bilgi verilecektir.
Zorunlu unsur doktrininin uygulanmasına ilişkin temel prensipler ilk defa ABD’de
AT&T/MCI davasında ortaya konmuştur4. MCI firması zorunlu unsur doktrini
çerçevesinde haklı bulunmuş ve Mahkeme “zorunlu unsur doktrini”nin uygulama
esasları olarak kabul edilebilecek dört koşullu sistematik bir test (MCI Testi)
geliştirmiştir. Bu teste göre 180
- Giriş yapılmak istenen varlığın (zorunlu unsurun) bir tekelci teşebbüs
tarafından kontrolü,
- (Giriş yapmak isteyen) bir rakibin pratik olarak ve makul bir şekilde ilgili
varlığı/ürünü/tesisi/alt yapıyı (zorunlu unsuru) kurmasının/üretmesinin
imkansız olması,
- Tekelci teşebbüsün giriş yapmak isteyen rakibi reddetmesi,
- İlgili zorunlu unsurdan faydalanmanın imkanlar dahilinde olması
gerekmektedir.
Bir unsurun zorunlu olup olmadığını tespit etmek için bu şartların tamamı değil, 190
sadece ilk iki şartın gerçekleşmesi yeterlidir. Diğer iki koşul zorunlu kabul edilen bir
unsura ilişkin olarak “doktrin” altında bir zorunlu paylaşım ya da anlaşma yapma
yükümlülüğü getirilip getirilmeyeceğini belirlemek için kullanılmaktadır.
İnceleme konusu başvuru bakımından yapılacak ilk tespit ise erişim istenilen
pazara ilişkin dikey bir bütünleşmenin diğer bir ifade ile tekelci bir firma tarafından
alt ve üst pazar olarak tanımlanabilecek faaliyet alanlarının bulunup bulunmadığı
ile ilgilidir. Daha önce de ifade edildiği üzere, şikayetin konusu, Türksat’ın sahip
olduğu Kablo TV şebekesine çeşitli yazılım ve donanımların eklenerek bu şebeke
üzerinden reklam ve bilgilendirme hizmetleri vb. katma değerli hizmetlerin 200
sunumuna ilişkindir. Belirtilmelidir ki Türksat’ın Kablo TV hizmetlerine ilişkin temel
faaliyeti, alt yapıya sahip şebeke operatörü olarak bu şebekenin işletilmesidir.
Dolayısıyla Türksat’ın şikayet konusunda ifade edilen reklam ve benzeri bilgi
içerikli katma değerli hizmetleri sunan dikey bütünleşik bir şirket olduğundan
bahsetmek mümkün değildir. Dolayısıyla başvuru sahibinin erişim talebinin Türksat
tarafından sunulmayan yeni bir hizmet için olduğunun kabulü gerekecektir. Bu bilgi
ışığında Türksat’ın mal vermeyi ya da erişim sağlamayı reddederek herhangi bir
rakibini pazar dışına çıkardığı ya da rakipler arasındaki rekabeti sınırlandırdığını
ifade etmek mümkün değildir.
210
MCI testinin bir diğer prensibi olan “giriş yapılmak istenen varlığın (zorunlu
unsurun) bir tekelci teşebbüs tarafından kontrolü” ile ilgili olarak ifade edilebilecek
şikayet konusuna ilişkin birçok husus bulunmaktadır. Bilindiği üzere reklam ve
benzeri katma değerli hizmetlerin sunumuna ilişkin olarak başta televizyon,
gazete, mecmua ve radyo olmak üzere açık hava, internet, GSM şebekeleri,
4 Bu davada, AT&T’nin şebeke üzerindeki tekel gücünü, uzun mesafeli görüşmelerdeki gücünü
korumak için MCI firmasıyla ara bağlantı yapmayı reddederek kötüye kullandığı iddia edilmiştir.
08-43/587-220
6
sinema vb olmak üzere bir çok mecra bulunmaktadır. Şu aşamada tüm bu
mecralar üzerinden sunulan hizmetler ile ilgili olarak belirli bir pazar tanımlamasına
gidilememesinden bahisle Kablo TV şebekesinin zorunlu unsur olup olmadığı
konusunda net bir değerlendirme yapılamamakla birlikte, söz konusu şebekenin ve
dolayısıyla bu şebekeye sahip olan Türksat’ın tüm reklam mecraları içinde bir 220
zorunlu unsur niteliğine sahip olduğunu söylemenin mümkün olmadığı kanaatine
varılmıştır.
Diğer yandan MCI testinin diğer bir unsuru olan, erişim talep edilen unsurun
yeniden inşasının imkansız ya da çok zor olması konusunda da açıklamalara yer
verilmesi gerekmektedir. Kablo platform altyapı ve işletmeciliğine ilişkin
“Telekomünikasyon Hizmet ve Altyapılarına İlişkin Yetkilendirme Yönetmeliğinde
Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” 05.02.2005 tarih ve 25718 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Yönetmelik kapsamında
yetkilendirilecek teşebbüslerin hizmet bölgesinde kablo platform şebekesine ait her 230
türlü altyapıyı tesis etme ve işletme hakkına sahip oldukları görülmektedir. Bu
bilgiler ışığında Türksat’ın sahip olduğu alt yapının yeniden inşasının en azından
mevzuat açısından mümkün olmadığı söylenememektedir.
Zorunlu unsur ve erişim sağlamayı reddetme hususunda değinilmesi gerekli diğer
bir husus da konunun düzenleyici boyutuna ilişkindir. Rekabet kuralları ve özelde
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi altında teşebbüslerin sorumluluğundan
bahsedilebilmesi, inceleme konusu davranış nedeniyle oluşan veya oluşması
muhtemel zararın ortaya konulmasını zorunlu kılmakta, düzenlemeler ise çoğu
durumda rekabet kurallarının uygulanması için gösterilmesi zorunlu olan bu 240
“zarar”ın doğması riskini engelleyici nitelik arz edebilmektedir.
Bu bağlamda Telekomünikasyon Kurumu tarafından 406 ve 2813 sayılı Kanunlara
dayanılarak çıkarılan “Erişim ve Arabağlantı” Yönetmeliğinin amacı, “kullanıcıların
makul bir ücret karşılığında telekomünikasyon hizmetlerinden ve altyapısından
azami ölçüde yararlanmasını sağlayacak uygulamaların teşvik edilmesi,
telekomünikasyon sektöründe verimliliğin, sürdürülebilir rekabet ortamının
sağlanması, telekomünikasyon hizmetlerinin karşılıklı çalışabilirliğinin sağlanması
ve uzun vadede kullanıcıların yararına olacak rekabet ortamının oluşturulmasına
yönelik altyapı yatırımlarının desteklenmesi için telekomünikasyon şebekelerine 250
erişim ve arabağlantıya ilişkin usul ve esasları düzenlemesi” olarak belirlenmiştir.
Yönetmeliğin “Erişim’in Kapsamı” başlıklı 6. maddesinde aşağıdaki ifadelere yer
verildiği görülmektedir:
“Bu Yönetmelikte geçen erişim terimi, aşağıdakilerle sınırlı olmamak üzere;
a) Yerel ağa ayrıştırılmış erişimi ve veri akış erişimini de içerecek şekilde sabit
veya mobil telekomünikasyon şebekesi bileşenlerine ve ilgili tesislerine her türlü
yöntemle erişimi,
b) Binalar, borular ve direkleri de içerecek şekilde fiziksel altyapıya erişimi, 260
c) İşletim destek sistemlerini de içerecek şekilde ilgili yazılım sistemlerine erişimi,
08-43/587-220
7
ç) Numara dönüşümüne veya eşdeğer işlevselliğe sahip sistemlere erişimi,
d) Hizmetlerin karşılıklı çalışabilirliği veya sanal şebeke hizmetleri için gerekli
arayüzlere, protokollere veya diğer teknolojilere erişimi,
e) İki telekomünikasyon şebekesi arasındaki arabağlantıyı,
f) Akıllı şebeke hizmetlerine yönelik bileşenlere erişimi ve mobil şebekelerde ulusal
dolaşımı (roaming) da içerecek şekilde kullanıcılara sunulan hizmetlerin karşılıklı
çalışabilirliğinin temini için belirli hizmetlerin sağlanmasını,
g) Yeniden satış amacıyla belirli hizmetlerin toptan seviyede sunulmasını,
kapsar.” 270
Yönetmeliğin 7. maddesi ile erişim yükümlüsü olarak belirlenebilecek işletmeciler
hakkında ise şu hüküm getirilmektedir; “Kurum, ilgili pazarda etkin piyasa gücüne
sahip bir işletmecinin diğer işletmecilerin erişimine izin vermemesinin veya aynı
sonucu doğuracak şekilde erişim için makul olmayan süre ve şartlar ileri
sürmesinin rekabet ortamının oluşumunu engelleyeceğine veya ortaya çıkacak
durumun kullanıcıların aleyhine olacağına karar vermesi hâlinde, etkin piyasa
gücüne sahip söz konusu işletmeciye erişim sağlama yükümlülüğü getirebilir.”
Yukarıda yer verilen telekomünikasyon mevzuatı hükümlerinden Türksat Kablo TV 280
şebekesine çeşitli donanım ve yazılımlarla erişim sağlanmasının “Erişim ve
Arabağlantı Yönetmeliği” kapsamında olduğu ve Türksat’ın bir telekomünikasyon
işletmecisi olarak Telekomünikasyon Kurumu tarafından erişim sağlama
yükümlüsü olarak belirlenebileceği anlaşılmaktadır.
Buna ek olarak Telekomünikasyon Kurumu görüşünde; “Telekomünikasyon
Kurumu ile Türksat arasında 18.5.2008 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere
imzalanmış bulunan Uydu Haberleşme Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Görev
Sözleşmesi’nde (Görev Sözleşmesi) “head-end merkezlerinde reciever ile
modülatör arasına VBI satırlarından alınacak bilgiyi yayına verebilecek decoder 290
bağlanması” hususunun değerlendirilmesine ilişkin spesifik bir hüküm
bulunmamakla birlikte, konunun Görev Sözleşmesi’nin 12. maddesinde yer alan
“Teknolojik Gelişmeler”e ilişkin genel hüküm kapsamında değerlendirilmesinin
mümkün olabileceği” hususları ifade edilmektedir.
Kablo TV şebekesine erişim sağlanamaması yoluyla rekabetin sınırlandırıldığı
gerekçesiyle bu şebekenin erişime açılması gerekliliğinin rekabet kurallarından
önce telekomünikasyon faaliyetlerine özgü düzenleyici kurallar çerçevesinde
değerlendirilmesi yoluyla iddia olunan ve 6. madde kapsamında ortaya konulması
gerekecek (rekabetçi) zararın önüne geçilebileceği sonucuna varılmıştır. 300
Bu açıklamalar çerçevesinde rekabet uygulamaları bağlamında oluşan içtihat
bakımından başvuru konusu Türksat Kablo TV şebekesine erişim taleplerinin
Kanun’un 6. maddesi çerçevesinde değerlendirilmesi mümkün görünmemektedir.
08-43/587-220
8
J. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve dosya kapsamına göre; dosya konusuna ilişkin olarak 4054
sayılı Kanun çerçevesinde herhangi bir işlem yapılmasına gerek olmadığına, 310
şikayetin reddine OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy