Rekabet Kurumu Başkanlığından,
(Danıştay’ın İptal Kararı Üzerine Verilen)
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : Ö.G./1/D1-97/1 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 08-43/591-223
Karar Tarihi : 3.7.2008
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER 10
Başkan : Prof.Dr.Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Tuncay SONGÖR, Süreyya ÇAKIN, Mehmet Akif ERSİN,
Dr.Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE
B. RAPORTÖRLER: Tarkan ERDOĞAN, Aydın ÇELEN, Ali İhsan ÇAĞLAYAN, Pelin
ERDOĞAN
C. ŞİKAYET EDEN: İstanbul Gıda Toptancı Tüccarları Derneği (İGTOD)
İstanbul Toptan Gıda Merkezi Rami-Eyüp-İSTANBUL 20
D. HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILANLAR:
1- Benckiser Temizlik Malzemesi Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Emirhan Cad. Barbaros Plaza No: 145 C Blok Kat 19 Balmumcu, Beşiktaş-
İstanbul
2- Müflis Sezginler Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. İflas İdaresi
Av. Timur DOĞUÇ
SSK Bölge Hukuk İşleri Servisi Unkapanı-İstanbul
30
Av. Mustafa ASLAN
Levent Cad. Güvercin Sok. No: 26 1.Levent-İstanbul
Av. Ahmet YILMAZ
İstiklal Mah. Alemdağ Cad. No: 224 Özer Apt. A Blok Ümraniye-İstanbul
3- Ülker Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Kısıklı Mah. Ferah Cad. Kısıklı Çeşme Sok. No: 2/4 Büyükçamlıca-İstanbul
Temsilcisi: Av. Teoman SEYİTHANOĞLU 40
Atatürk Bulv. 199/A-12 Kavaklıdere-Ankara
4- Besler Gıda ve Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Ramazanoğlu Mah. Mahmut Bayram Cad. No: 88 Kurtköy, Pendik-İstanbul
Temsilcisi: Av. Teoman SEYİTHANOĞLU
Atatürk Bulv. 199/A-12 Kavaklıdere-Ankara
5- Marsa Kraft Jacobs Suchard Sabancı Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Kısıklı Cad. No: 90 34662 Altunizade Üsküdar-İstanbul 50
08-43/591-223
2
6- LeverElida Temizlik ve Kişisel Bakım Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Değirmenyolu Cad. Huzur Hoca Sok. No: 84 İçerenköy-İstanbul
Temsilcisi: Av. Gökhan SARAÇ ve Av. Burak KİREÇÇİ
Değirmenyolu Cad. Huzur Hoca Sok. No: 84 İçerenköy-İstanbul
E. DOSYA KONUSU: Benckiser Temizlik Malzemesi Sanayi ve Ticaret A.Ş., Besler Gıda
ve Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş., Marsa Kraft Jacobs Suchard Sabancı Gıda Sanayi ve
Ticaret A.Ş., Müflis Sezginler Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. İflas İdaresi, LeverElida Tem. 60
ve Kişi. Bak. Ür. San. ve Tic. A.Ş., Ülker Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. hakkında yürütülen
soruşturma sonucunda alınan 24.11.1999 tarih ve 99-53/575-65 sayılı Kurul Kararının
Danıştay 13. Dairesi tarafından iptal edilmesi üzerine, ilgili dosyanın yeniden
değerlendirilmesi.
F. İDDİALARIN ÖZETİ:
1- İstanbul Gıda Toptancı Tüccarları Derneği'nin (İGTOD) 19.11.1997 tarihli şikayet
başvurusunda;
70
- Besler Gıda ve Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş.,
Eczacıbaşı Procter & Gamble Dağıtım ve Satış A.Ş.,
Marsa Kraft Jacobs Suchard Sabancı Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.,
Sezginler Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.,
Unilever Sanayi ve Ticaret A.Ş.,
Ülker Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.
teşebbüslerinin dayanıksız gıda ve gıda dışı tüketim mallarına ilişkin İGTOD
üyeleri aleyhine uyumlu eylem halinde arz boykotu uyguladıkları,
80
- Söz konusu üretici firmaların rekabet mevzuatına aykırı olarak aynı dönemde
ihdas ettikleri distribütörlerine belirli bölgelerde tek satıcılık imtiyazı tanıyarak,
tüketici nezdinde kullanım amaçları açısından aynı olan rakip ürünlerin yeniden
satıcılığının yapılmaması şartı getirdikleri, aynı bölgede bulunan diğer toptancılara
fabrika tarafından sevkıyat yapılmayacağı güvencesi verdikleri ve distribütörlerinin
Rami Piyasası’na ürün tedarik etmelerine engel olmak suretiyle İGTOD üyelerini
piyasa dışına çıkardıkları,
- Bağımsız alıcılar açısından esas sorunun “üretici tarafından, ilgili bölgedeki tek
distribütörden tedarik yapma zorunluluğunun getirilmiş olması” ve “… alıcının 90
kendi olanakları ile komşu bölge distribütörlerinden satınalım yapmalarına üretici
firmalar tarafından yasaklama getirilmesi” olduğu, başka bir ifadeyle, ikincil tedarik
kaynaklarının da ortadan kaldırıldığı,
- Aynı firmaların distribütörlerine fiyat empoze ettikleri,
- Tüketici zararına pazarlamayı kısıtladıkları,
- Ayrı ayrı ürünlerde hakim durumlarını kötüye kullandıkları
100
08-43/591-223
3
öne sürülerek, bu eylemleri ile 4054 sayılı Kanun’u ihlal eden teşebbüsler hakkında işlem
yapılması istenmiştir.
2- Haklarında soruşturma yürütülen teşebbüsler, Kararın ilerleyen bölümlerindeki
savunmalarında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere 4054 sayılı Kanun’u ihlal etmediklerini
iddia etmişlerdir.
G. DOSYA EVRELERİ
İGTOD’un söz konusu şikayet dilekçesi üzerine, Kurum raportörleri tarafından hazırlanan 110
8.12.1997 tarihli ve Ö.G.1-D1-97/1 sayılı İlk İnceleme Raporu Rekabet Kurulu'nun
10.12.1997 tarihli toplantısında görüşülmüş ve 280-25 sayılı Karar ile 4054 sayılı
Kanun'un 40. maddesinin birinci fıkrası uyarınca konuya ilişkin önaraştırma yapılmasına
karar verilmiştir.
Önaraştırma sonucunda Kurum raportörlerince düzenlenen 24.3.1998 tarihli ve D1/2-
M.B.-98/1 sayılı Önaraştırma Raporu, Rekabet Kurulu'nun 26.3.1998 tarihli toplantısında
görüşülmüş ve 59/436-57 sayılı Karar ile 4054 sayılı Kanun'un 41. maddesi ve 43.
maddesinin birinci fıkrası uyarınca;
120
- Marsa Kraft Jacobs Suchard Sabancı Gıda San. ve Tic. A.Ş. (Marsa KJS),
- Eczacıbaşı Procter & Gamble Dağıtım ve Satış A.Ş. (EPG),
- Ülker Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Ülker),
- Besler Gıda ve Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Besler),
- Sezginler Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Sezginler),
- Unilever Grubuna ait Unilever Sanayi ve Ticaret Türk A.Ş. (Unilever), Lever Temizlik
Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Lever), Dosan Konserve Sanayi ve Ticaret A.Ş.
(Dosan) ve Elida Kozmetik Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Elida)
hakkında aynı Kanun'un 4. maddesinin ikinci fıkrasının (a), (b), (d) ve (f) bentlerini; 130
- Benckiser Temizlik Malzemesi San. ve Tic. A.Ş. (Benckiser),
- Unilever Tüketim Ürünleri Satış, Pazarlama ve Ticaret A.Ş. (UNIPA)
hakkında ise aynı maddenin yukarıda ifade edilen (a), (b) ve (f) bentlerini
ihlal ettikleri gerekçesiyle soruşturma açılmasına, bu aşamada geçici tedbir
alınmasına gerek olmadığına karar verilmiştir.
13.4.1998 tarihinde, Kanun'un 43. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca taraflara soruşturma 140
açıldığına dair bildirimde bulunularak taraflardan 30 gün içinde ilk yazılı savunmalarını
göndermeleri istenmiştir.
Haklarında soruşturma açılan teşebbüslerin ilk yazılı savunmaları, 12.5.1998- 11.6.1998
tarihleri arasında Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
Ülker ve Besler, distribütörleri ile akdettikleri dağıtım anlaşmalarına ilişkin olarak 4.5.1998
tarihinde, Sezginler ise Benckiser ile akdettiği dağıtım anlaşması için 5.5.1998 tarihinde
Kurum kayıtlarına intikal eden başvuruları ile menfi tespit/muafiyet talebinde
bulunmuştur. 150
08-43/591-223
4
2.7.1998 tarih ve 72 sayılı toplantıda Kurul, sürmekte olan önaraştırma ya da soruşturma
konusu olan anlaşma, uyumlu eylem ya da kararlara ilişkin muafiyet/menfi tespit
başvurularının yürüyen mevcut dosyaları ile birleştirilerek değerlendirilmesine karar
vermiştir.
Kurul'un 10.9.1998 tarihli kararı ile 4054 sayılı Kanun'un 43. maddesinin birinci fıkrası
uyarınca soruşturmanın süresi 6 ay uzatılmıştır.
25.3.1999 tarih ve SR/99-2 sayılı Soruşturma Raporu, Kanun'un 45. maddesinin birinci 160
fıkrası uyarınca Başkanlıkça tüm Kurul Üyeleri ile ilgili taraflara 26.3.1999 tarihinde tebliğ
olunmuş ve aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince taraflardan 30 gün içinde yazılı
savunmalarını göndermeleri istenmiştir.
Soruşturma Raporunun tebliğini takiben, hakkında soruşturma yürütülen teşebbüsler,
savunma sürelerinin Kanun'un 45. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 30 gün uzatılmasını
talep etmişlerdir. Unilever Grubu, Kurum kayıtlarına 27.4.1999 tarihinde intikal eden
başvuruları ile süre uzatımı talebinde bulunmakla birlikte, 4.5.1999 tarihinde Kurum
kayıtlarına intikal eden yazılarında bu taleplerinden sarfı nazar ettiklerini bildirmişlerdir.
Diğer teşebbüslerin talepleri Kurul kararları ile kabul edilmiş ve bu teşebbüslere 30’ar gün 170
ek savunma süresi tanınmıştır. Hakkında soruşturma yürütülen bütün teşebbüslerin ikinci
yazılı savunmaları 3.5.1999-1.6.1999 tarihleri arasında Kurumumuz kayıtlarına intikal
etmiştir.
İkinci yazılı savunmalara ilişkin "Ek Yazılı Görüş", Kanun'un 45. maddesinin ikinci fıkrası
uyarınca, 22.6.1999 tarihinde tüm Kurul Üyeleri ve taraflara tebliğ edilmiştir.
Ek yazılı görüşün tebliğini takiben, EPG dışında hakkında soruşturma yürütülen
teşebbüsler, savunma sürelerinin Kanun'un 45. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 30 gün
uzatılmasını talep etmişlerdir. İlgili teşebbüslerin talepleri Kurulca uygun görülmüş ve her 180
teşebbüs için 30 gün ek savunma süresi tanınmıştır.
İlgili teşebbüslerin ek yazılı görüşe karşı yazılı savunmaları 22.7.1999-15.9.1999 tarihleri
arasında Rekabet Kurumu kayıtlarına intikal etmiştir.
Soruşturma kapsamındaki teşebbüslerin talepleri üzerine; Rekabet Kurulu'nun 21.9.1999
tarih ve 99-43 sayılı toplantısında, yürütülen soruşturma ile ilgili olarak 10.11.1999
tarihinde sözlü savunma toplantısı yapılmasına karar verilmiş ve sözlü savunma
toplantısı davetiyeleri, Kanun'un 46. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilgililere
gönderilmiştir. 190
10.11.1999 ve 11.11.1999 tarihlerinde yapılan “Sözlü Savunma Toplantısı”nda, taraflar
son savunmalarını yapmışlardır.
Rekabet Kurulu, 24.11.1999 tarihinde nihai kararını vermiş ve 25.11.1999 tarihinde karar
taraflara tefhim edilmiştir.
Gerekçeli karar taraflara 6.2.2001 tarihinde gönderilmiş, taraflar da gerekçeli kararı
7.2.2001 ve 8.2.2001 tarihlerinde tebellüğ etmişlerdir.
200
08-43/591-223
5
Taraflar ve şikayetçi, Danıştay’da süresi içinde dava açmıştır. Danıştay 10. Dairesi,
Benckiser’e ilişkin 5.6.2003 tarih, 2001/871 E. 2003/2267 K. sayılı, Besler’e ilişkin
6.3.2003 tarih, 2001/777 E. 2003/760 K. sayılı, EPG’ye ilişkin 21.10.2003 tarih, 2001/908
E. 2003/4067 K. sayılı, Marsa KJS’ye ilişkin 21.10.2003 tarih, 2001/907 E. 2003/4066 K.
sayılı, Sezginler’e ilişkin 21.10.2003 tarih, 2001/902 E. 2003/4068 K. sayılı, Unilever’e
ilişkin 31.11.2003 tarih, 2001/655 E. 2003/5451 K. sayılı, LeverElida’ya ilişkin 15.5.2003
tarih, 2001/656 E. 2003/1774 K. sayılı, Ülker’e ilişkin 6.3.2003 tarih, 2001/778 E.
2003/761 K. sayılı Kararları ile; davaların reddine karar vererek 24.11.1999 tarih ve 99-
53/575-365 sayılı Kurul Kararı’nı onamıştır. EPG haricindeki diğer taraflar ve şikayetçi,
Danıştay Dava Daireleri Kurulu’nda red kararlarını temyiz etmişlerdir. 210
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Benckiser’e ilişkin 21.12.2006 tarih, 2003/1052 E.
2006/2447 K. sayılı, Besler’e ilişkin 21.12.2006 tarih, 2003/1049 E. 2006/2442 K. sayılı,
Marsa KJS’ye ilişkin 3.5.2007 tarih, 2004/2457 E. 2007/870 K. sayılı, Sezginler’e ilişkin
3.5.2007 tarih, 2004/2343 E. 2007/865 K. sayılı, LeverElida’ya ilişkin 21.12.2006 tarih,
2003/1050 E. 2006/2446 K. sayılı, Ülker’e ilişkin 21.12.2006 tarih, 2003/1062 E.
2006/2448 K. sayılı ve şikayetçi İGTOD’a ilişkin 3.5.2007 tarih, 2004/863 E. 2006/2448
K. sayılı Kararları ile; Danıştay 10. Dairesi’nin red kararlarını, Soruşturma Heyeti Başkanı
Kurul Üyesinin nihai kararda oy kullanmasının tarafsızlık ilkesine aykırı olduğu
gerekçesiyle bozmuştur. 220
Bozma kararları üzerine Danıştay 13. Dairesi, 12.12.2007 tarihinde Danıştay İdari Dava
Daireleri Kurulu’nun bozma gerekçelerini dikkate alarak, Benckiser’e ilişkin 2007/10148
E. 2007/8737 K. sayılı, Besler’e ilişkin 2007/8026 E. 2007/8744 K. sayılı, Marsa KJS’ye
ilişkin 2007/12798 E. 2007/8703 K. sayılı, Müflis Sezginler’e ilişkin 2007/12797 E.
2007/8742 K. sayılı, LeverElida’ya ilişkin 2007/8028 E. 2007/8738 K. sayılı ve Ülker’e
ilişkin 2007/8027 E. 2007/8707 K. sayılı Kararlarında; 24.11.1999 tarih ve 99-53/575-365
sayılı Kurul Kararı’nın davacılara yönelik kısımlarının iptalini hükme bağlamıştır.
Bunun üzerine 27.6.2008 tarih ve 08-41 sayılı Kurul toplantısında; mevcut dosya 230
üzerinden yeniden karar verilmesini teminen gerekli hazırlık çalışmalarının yapılmasına
ve konunun Kurul gündemine getirilmesine karar verilmiştir.
Kurul’un konu ile ilgili almış olduğu kararın gereği olarak dosya üzerinde yapılan
değerlendirmeler ışığında düzenlenen 2.7.2008 tarihli dosya 13.6.2008 tarih ve
REK.0.07.00.00.-110/99 sayılı Başkanlık önergesi ile Rekabet Kurulu 3.7.2008 tarih ve
08-43 sayılı toplantısında ilk inceleme, önaraştırma, soruşturmaya ait tüm savunma, ek
savunma, sözlü savunma tutanakları, raporlar, Danıştay’ın iptal kararları, tüm dosya
münderecatında yer alan bilgi ve belgeleri inceleyerek, nihai kararını vermiştir.
240
24.11.1999 tarih ve 99-53/575-365 sayılı Kurul Kararı’nın, Danıştay 10. Dairesi’nin
21.10.2003 tarih, 2001/908 E. 2003/4067 K. sayılı Kararı uyarınca EPG’ye ilişkin red
kararı kesinleştiğinden EPG’ye yönelik kısmı yeniden değerlendirilmemiştir. Diğer
yandan, İdari Dava Daireleri Kurulu’nun bozma kararları üzerine Danıştay 13. Dairesi,
Unilever’e ve İGTOD’a ilişkin henüz karar almadığından Unilever ve İGTOD açısından da
karar yeniden değerlendirilmemiştir. Ayrıca 5388 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile 4054
sayılı Kanun kapsamında bulunan anlaşmaların bildirilmesi yükümlülüğünün kaldırılmış
olması nedeniyle bu konuya ilişkin savunmalar ve açıklamalara da yer verilmemiştir.
08-43/591-223
6
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: Soruşturma sürecinde elde edilen bilgi ve belgeler 250
ışığında, Soruşturma Raporu’nda verilen sonuçlarda herhangi bir değişikliğe gidilmesine
gerek olmadığı ifade edilmektedir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. İlgili Pazar
I.1.1. İlgili Ürün Pazarı
Haklarında soruşturma yürütülen firmalar tarafından üretilen ve/veya dağıtımı yapılan 260
ürün çeşidi çok fazla sayıdadır, ancak aynı firma ürünlerinin benzer dağıtım kanalları
kullanılarak dağıtılması daha genel bir yaklaşımın benimsenmesini gerektirmektedir. Bu
nedenle birbiri ile içiçe olmak üzere dört pazar belirlenmiştir. Bunlardan birincisi, üst
pazar konumundadır ve bütün diğer ürün pazarlarını kapsamaktadır: Gıda ve gıda dışı
dayanıksız tüketim maddeleri toptan ticareti pazarı. Ancak bu pazar kaçınılmaz olarak
perakende düzeyinde ticareti de etkilemektedir. Alt Pazarlar ise şu şekilde belirlenmiştir:
Gıda, Temizlik Maddeleri, Kozmetik (Kişisel Bakım Ürünleri).
I.1.2. İlgili Coğrafi Pazar:
270
Şikayet konusu firmaların akdettikleri dağıtım anlaşmaları ile Türkiye genelinde bir
anlaşmalar ağı oluşturdukları ve sözleşmelerin standart olduğu dikkate alınarak coğrafi
pazar, ülkenin bütünü olarak belirlenmiştir.
I.1.3. Soruşturmaya Tabi Teşebbüslerin İlgili Pazara Yönelik İtirazları ve Bu
İtirazlara İlişkin Değerlendirmeler
Benckiser, Ülker, Besler ve Marsa KJS, savunmalarında ilgili ürün pazarının tespitine
ilişkin olarak özetle, ilgili ürün pazarının ne şekilde tespit edildiğinin net olarak
anlaşılamadığı yönünde itirazda bulunmuştur. 280
Gıda ve gıda dışı çok sayıda ürün soruşturma kapsamındadır. Bu pazara çamaşır
deterjanından genel yüzey temizleyicilerine, bulaşık makinası tuzundan sabuna,
şampuandan diş macununa, kekten mayoneze, margarinden bisküviye kadar yüzlerce
ürün dahildir ve bütün ürünler aynı yöntemle dağıtılmaktadır. Sağlayıcılar iki dağıtım
kanalı kullanmaktadır. Birincisi, sağlayıcınin belli bir bölgede distribütör tayin etmesi ve
ürünlerin dağıtımını distribütör kanalıyla gerçekleştirmesidir. İkincisi ise, sağlayıcının
zincir marketlere doğrudan mal satarak tüketiciye ulaşmasıdır. Soruşturmanın konusu;
dağıtımın doğrudan tüketiciye satış yapıldığı düzeyine ilişkin değil, dağıtım zincirinin bir
üst halkasında sağlayıcının dağıtıcıya satışı aşamasında rekabetin kısıtlanması ve bunun 290
zincirin diğer halkalarına etkisine ilişkindir.
I.2. Soruşturma Raporunun Tebliğ Şekline Yönelik İtirazlar ve Bu İtirazlara İlişkin
Değerlendirmeler
Benckiser, Ülker ve Besler, savunmalarında Soruşturma Raporunun kendilerine bir bütün
olarak tebliğ edilmediği ve bu nedenle savunma haklarının kısıtlandığı yönünde itirazda
bulunmuştur.
08-43/591-223
7
Soruşturma Raporu, 11 bölümden oluşmaktadır. Raporda haklarında soruşturma 300
yürütülen rakip teşebbüslerin benzer eylemleri gerçekleştirmelerine rağmen, bunu bir
anlaşma ile ya da uyumlu eylem şeklinde yaptıklarına dair bir tespit veya bir iddia
bulunmamaktadır. Bu nedenle her teşebbüse ihlal içeren kendi eylemleriyle ilgili bölümler
gönderilmiştir. Soruşturma kapsamındaki diğer teşebbüslerin ihlal ve eylemleriyle ilgili
bölümlerin gönderilmemesi savunma hakkını kısıtlamamaktadır. Kaldı ki; Kanun'un 44
üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre haklarında soruşturmaya başlanan tarafların sözlü
savunma hakkını kullanma taleplerine kadar Kurum bünyesinde kendileri ile ilgili
düzenlenmiş her türlü evrakın ve mümkünse elde edilmiş olan her türlü delilin bir
nüshasının verilmesini talep edebilme hakları da bulunmaktadır.
310
I.3. Dikey Anlaşmalara Yönelik Savunmalar ve Bu Savunmalara İlişkin
Değerlendirmeler
Benckiser, Ülker ve Besler’in savunmalarında dikey anlaşmalarda fiyat tespiti ve/veya
pasif satışların engellenmesine ilişkin olarak özetle; Kanun’un 4. maddesinin rekabeti
sınırlayıcı amaç ve etkiyi ayrı ayrı vurguladığı, 16. maddenin uygulanabilmesi için
rekabeti sınırlama amacının yeterli olmadığı, rekabeti sınırlayıcı amaç var fakat rekabet
fiilen sınırlanmamış ise yasaklama kararı verilebileceği, ancak sırf amaca ya da niyete
para cezası verilmesinin söz konusu olamayacağı ifade edilmiştir.
320
Bir anlaşmada sağlayıcının fiyatları tespit etme ve/veya pasif satışları engelleme
yetkisinin bulunması, Kanun'un 4. maddesine aykırılık açısından yeterlidir. Çünkü 4.
madde, rekabeti sınırlayıcı amaçlı anlaşmaları fiilen rekabeti sınırlayıp sınırlamadığını
aramaksızın yasaklamaktadır. 16. maddenin uygulanabilmesi için de muafiyet
tanınmamış ise 4. maddeye aykırılık yeterlidir. Bu maddede 4. maddede yasaklanan
ihlaller bakımından ceza uygulanmasına yönelik olarak herhangi bir ayrım
bulunmamaktadır. İster rekabeti kısıtlayıcı amaç olsun, ister rekabeti kısıtlayıcı etki olsun,
ister rekabeti kısıtlayıcı etki doğurabilecek nitelikte olsun 16. madde uygulanacaktır.
Ancak söz konusu maddenin dördüncü fıkrasında sayılan unsurlar dikkate alınarak,
rekabete verilen zararın derecesi ağırlaştırıcı ya da hafifletici nedenler arasında 330
değerlendirilecektir.
Dağıtım anlaşmaları, hem marka içi hem de markalararası rekabeti sınırlayıcı etki yaratır.
Sağlanan topraksal koruma ile dağıtıcı, benzer korumanın tanındığı bir alanda
faaliyetlerini yürüten aynı marka ürün dağıtıcılarının rekabeti ile doğrudan
karşılaşmadığından marka içi rekabet sınırlandırılmaktadır. Diğer taraftan üreticinin
dağıtıcıdan rakip malları satmamasını talep etmesi durumunda markalararası rekabet
sınırlandırılmış olacaktır. Ancak sağlayıcının, dağıtıcıyı satış öncesi ve sonrası hizmetleri
arzetmeye teşvik etmesi nedeniyle, sağlayıcı ve dağıtıcı arasındaki dikey sınırlamalar
markalar arası rekabeti artırabilir. Sağlayıcı tarafından verilecek teşvik ise marka içi 340
rekabetten korumanın çeşitli dereceleri sunularak sağlanır. Diğer taraftan güçlü bir
markalar arası rekabetin varlığı; korunan dağıtıcıyı tüketici tarafından arzu edilen
hizmetleri mümkün olduğunca etkin sağlamaya zorlayabilir. Bu durumda marka içi
rekabetin sınırlanmasından doğan kayıp ve kazançların değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu noktada dağıtım anlaşmalarının grup muafiyeti tebliği açısından değerlendirilmesine
geçmeden önce 24.11.1999 tarih ve 99-53/575-65 sayılı Kurul Kararı’nın alındığı tarihte
yürürlükte bulunan 1997/3 sayılı Tek Elden Dağıtım Anlaşmalarına ilişkin Grup Muafiyeti
Tebliği’nin 14.7.2002 tarih, 2003/3 ve 2007/2 sayılı Rekabet Kurulu Tebliği ile Değişik,
2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara ilişkin Grup Muafiyeti Tebliği ile yürürlükten kaldırıldığı
08-43/591-223
8
belirtilmelidir. Mevcut durumda yürürlükte bulunan 2002/2 sayılı Tebliğ’in 2. maddesinin 350
ikinci fıkrası uyarınca, bu Tebliğ ile sağlanan muafiyet, sağlayıcının dikey anlaşma
konusu mal veya hizmetleri sağladığı ilgili pazardaki pazar payının %40’ı aşmaması
durumunda uygulanır. 1997/3 sayılı Tebliğ’de ise muafiyetin tanınması bakımından pazar
payına yönelik herhangi bir koşul öngörülmemiştir. Diğer yandan, her iki tebliğde de
yeniden satış fiyatının belirlenmesi ve pasif satışların engellenmesi, anlaşmaları grup
muafiyeti kapsamı dışına çıkaran sınırlamalar olarak düzenlenmiştir. Bu itibarla, lehe olan
düzenlemelerin geriye yürümesi ilkesi gereği hakkında soruşturma yürütülen
teşebbüslerin ilgili ürün pazar(lar)ında sahip oldukları pazar payları dikkate alındığında,
2002/2 sayılı Tebliğ bakımından grup muafiyeti kapsamı dışına çıkılması olasılıkları söz
konusu olduğundan bundan sonra değerlendirmeler 1997/3 sayılı Tebliğ çerçevesinde 360
yapılacaktır. Tekrar marka içi rekabetin sınırlanmasından doğan kayıp ve kazançların ele
alınması hususuna dönülecek olursa, 1997/3 sayılı Grup Muafiyet Tebliği ile bu kazanç
ve kayıpların dengelenmeye çalışıldığı, dikey sınırlamaların sınırının belirlendiği,
dağıtıcıya getirilebilecek yükümlülükler sayılarak bu yükümlülüklerden başka yükümlülük
getirilemeyeceğinin öngörüldüğü belirtilmelidir. Dolayısıyla dağıtıcının sağlayıcı
tarafından belirlenen fiyatları uygulaması ve/veya bölge dışından gelen talepleri
karşılayamaması, bu sınırı aşan bir yükümlülüktür. Bu nedenle ilgili sözleşmeler grup
muafiyeti tebliğinin kapsamı dışında kalmaktadır.
Diğer taraftan dikey kısıtlamalardan beklenen yararın elde edilmesi için fiyatın 370
belirlenmesine gerek de yoktur. Yeniden satış fiyatının belirlenmesinin başlıca iki etkisi
bulunmaktadır. Birincisi; artık distribütörlerin o markada fiyatta rekabet etmemeleridir ki,
bu durum marka içi fiyat rekabetinin tamamen ortadan kalkmasına yol açmaktadır. İkinci
etki ise, özellikle yoğunlaşmanın yüksek olduğu piyasalarda fiyatta şeffaflığı artırarak
üretici/sağlayıcılar arasında ya da distribütörler arasında yatay olarak anlaşma ya da
uyumlu eylemi kolaylaştırmasıdır. Tek elden dağıtımda öngörülen kısıtlamalar ile yeniden
satış fiyatının kombinasyonu, durumu daha da ağırlaştırmaktadır. Zira tek elden
dağıtımın ilk sonucu zaten marka içi rekabetin sınırlandırılmasıdır, yeniden satış fiyatının
belirlenmesi ise marka içi fiyat rekabetini ortadan kaldırmaktadır. İki kısıtlamanın bir
arada olması halinde ise kısa sürede marka içi rekabet tamamıyla ortadan kalkar ve 380
üreticiler/sağlayıcılar arasında yatay anlaşma veya uyumlu eylem olasılığı artar.
Dolayısıyla yeniden satış fiyatının belirlenmesi, yatay unsurları da içerme riski olan bir
kısıtlamadır.
Aynı şekilde, dikey kısıtlamalardan beklenen faydanın gerçekleşebilmesi için pasif
satışların engellenmesi gerekli değildir. Mutlak manada pasif satışlar engellenebildiği
takdirde marka içi rekabet tamamen yok edilmiş olacaktır. Ayrıca bu durum markalar
arasında uyumlu eylemi kolaylaştırabilecektir.
I.4. Rekabet İhlallerinin Amaç ve Etkilerine Yönelik İtirazlar ve Bu İtirazlara İlişkin 390
Değerlendirmeler
Sezginler, Ülker, Besler ve LeverElida’nın savunmalarında rekabet ihlallerinin amaç ve
etkilerine ilişkin olarak özetle; yeniden satış fiyatının belirlenmesinin ve/veya pasif
satışların engellenmesinin piyasada etkilerine yönelik hiçbir tespitte bulunulmadığı, söz
konusu ihlallerle ilgili olarak herhangi bir ekonomik analiz yapılmadığı ve fiili durumun ne
olduğuna ilişkin bilgi ve bulguların Soruşturma Raporunda yer almadığı Ifade edilmiştir.
08-43/591-223
9
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan
veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu 400
etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu
eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemlerinin hukuka aykırı ve yasak
olduğu düzenlenmiştir.
Rekabeti engelleyici, sınırlayıcı veya bozucu “amaçlı” veya “etkili” uygulamalar bir ayrıma
tabi tutulmamaktadır. Nitekim elde edilen belge ve bulgular fiili durumun tespiti
niteliğindedir. Söz konusu teşebbüslerde yerinde incelemelerde tespit edilen belgelerden
de anlaşıldığı üzere, teşebbüslerin rekabeti engelleyici amaçla hareket ederek yeniden
satış fiyatını belirledikleri ve/veya pasif satışları engellemek istedikleri görülmektedir.
410
I.5. Benckiser Temizlik Malzemesi Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Temizlik malzemeleri sektöründe faaliyet gösteren Benckiser’in ürünlerinin Türkiye’de
dağıtımı Sezginler tarafından yapılmaktadır. Sezginler ile distribütörlük sözleşmesi 1987
yılında imzalanmıştır.
I.5.1. Yazılı Savunmalardaki Genel İtirazlar ve Bu Savunmalara İlişkin
Değerlendirmeler
I.5.1.1. Soruşturma Açılması Kararına İlişkin İtirazları 420
Benckiser’in savunmalarında şikayet edilen teşebbüsler arasında Benckiser'in
bulunmadığı belirtilerek, buradan soruşturmanın re'sen açıldığının anlaşıldığı, ancak
soruşturmanın re'sen açıldığının bildirilmediği ifade edilmektedir.
Kararın (G) bölümünde ifade edildiği üzere, bir şikayet üzerine önaraştırma açılmıştır.
Yapılan incelemeler sırasında, hakkında önaraştırma yürütülen teşebbüslerden
Sezginler’in ihlal olduğu düşünülen eylemlerinin Benckiser ile akdettiği sözleşmenin
uygulanmasından kaynaklandığı tespit edilmiş, bunun üzerine Kurul Kararı ile Benckiser
de soruşturma kapsamına alınmıştır. Yapılan işlem, şikayet üzerine başlatılan 430
incelemenin kapsamının genişletilmesidir. Yürütülen bir önaraştırma veya soruşturmada,
ihlal içinde olduğu tespit edilen diğer bir teşebbüsün de kapsama alınması, 4054 sayılı
Kanun'dan kaynaklanan bir yükümlülüktür.
I.5.1.2. Bildirime İlişkin İtirazları
Sezginler ile aralarında akdedilen distiribütörlük sözleşmesinin Kurul’a bildirimine ilişkin
olarak savunmalarda;
- Sezginler ile aralarında imzalanmış distribütörlük sözleşmesinin süresi içinde muafiyet 440
talebiyle Kurum’a bildirildiği,
- ancak bu sözleşmenin 12. maddesinde yer alan fiyat tespitine ilişkin hükmün bireysel
muafiyet alıp alamayacağı konusunda Soruşturma Raporunda hiçbir değerlendirme
yapılmadığı, ayrıca bu tartışmaların muafiyet dosyası kapsamında yapılması gerektiği,
bu değerlendirme yapılmadan nihai karar verilmesi talebinin usul hatası olduğu,
- Kurul’un öncelikle bu başvuruyu incelemesi, itiraz ettiği hükümler varsa bunları
belirterek bunların ne şekilde değiştirilmesi gerektiği hakkında kendilerine tavsiyelerde
08-43/591-223
10
bulunması ve Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası çerçevesinde ihlale ne şekilde
son verileceğine ilişkin görüşlerini bildirmesi gerektiği,
- nitekim bu prosedür işletilmediği halde Kurul’un fiyat tespiti ile ilgili görüşleri dikkate 450
alınarak sözleşmenin 12 ve 13. maddelerinin değiştirildiği, bu nedenle bu konuda bir
yasaklama kararı vermeye gerek kalmadığı
ifade edilmektedir.
Taraflardan Sezginler'in Benckiser ile aralarında akdedilen 1987 tarihli sözleşmeye ilişkin
başvurusu, 5.5.1998 tarihinde faksla, aslı daha sonra gönderilmek üzere Kurum'a intikal
etmiştir. 13.5.1998 tarihinde gönderilen Benckiser'in ilk yazılı savunmasında ise;
distribütörlük sözleşmesinin Kanun'a aykırı hükümlerinin Kanun'un yürürlüğe girmesi ile
birlikte geçersizlik nedeniyle yürürlükten kalktığı ve sözleşme taraflarının bu hükümlere 460
uyulması için birbirlerinden herhangi bir talepte bulunmadıkları ileri sürülmüş, ilgili
maddelerin anlaşma metninden çıkarılması için de girişimin başlatıldığı ifade edilmiştir.
Başvuru sahibi Sezginler’den 10.2.1999 tarihinde eksikliklerin giderilmesi istenmiş, talep
edilen bilgi ve belgeler ancak 10.8.1999 tarihinde Benckiser’in Kuruma intikal eden
üçüncü yazılı savunması ile birlikte gönderilmiştir. Bu itibarla ilgili başvurunun
değerlendirilmesinin geciktirilmesi sözkonusu değildir. Ayrıca Kurul’un 22.11.1999 tarih
ve 99-53 sayılı toplantısında muafiyet başvurusu görüşülmüş ve “05.05.1998 tarihinde
bildirilmiş olan ve 1987 yılında uygulanmasına başlanmış olan distribütörlük
sözleşmesinin, 1997/3 sayılı Tebliğin öngördüğü koşulların tamamını sağlamamasından 470
dolayı muafiyet almasının mümkün olmadığına; ancak, Kurulumuzca nihai karar
alınmadan önce sözleşmedeki 1997/3 sayılı Tebliğe aykırı hüküm olan 12. maddenin
değiştirilmiş ve sözkonusu Tebliğ ile uyumlu hale getirilmiş olması nedeniyle, bildirim
konusu sözleşmenin değiştirilmiş bu haliyle 1997/3 sayılı Tebliğ kapsamında olduğuna”
oybirliğiyle karar verilmiştir.
Diğer taraftan önaraştırma sürecinde tespit edilen ve ihlal olarak değerlendirilen
hususlara ilişkin olarak soruşturma açılmış ve bu durum taraflara bildirilmiştir. Benckiser'e
de 13.4.1998 tarihli ve 579 sayılı bildirim yazısı ile soruşturma kararı ve soruşturma
açılmasına dayanak teşkil eden hususlar, ihlalin niteliği ve kapsamı, ihlalin grup muafiyeti 480
kapsamı dışında bulunduğu duyurulmuş, Benckiser ise savunma yazısında ilgili
sözleşme maddelerinin metinden çıkarılması için girişimlerin başlatıldığını bildirmiştir.
Dolayısıyla soruşturmanın bildirimi aşamasında ihlale son verilmesine ilişkin bir karar
alınmasına gerek bulunmamaktadır. Zira hakkında soruşturma yürütülmesine başlanan
taraf zaten ihlal olduğunu kabul etmiş ve anlaşma metninden çıkarılması girişimlerinin
başlatıldığını ifade etmiştir. Teşebbüslerin Rekabet Kurulu'nun görüşlerini kabul ederek
davranışlarını bu yönde değiştirmesi halinde, ihlalin varolduğu döneme ilişkin cezai
sorumluluk baki kalmak üzere ihlalin de sona ereceği açıktır.
I.5.2. Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi 490
I.5.2.1. Elde Edilen Bulgular
Benckiser tarafından düzenlenen tek distribütörlük anlaşmasının 12. maddesinde, tüketici
fiyatlarının belirlenmesine ilişkin olarak aşağıdaki ifadeler kullanılmıştır:
08-43/591-223
11
“Tüketiciye ve piyasaya uygulanacak satış fiyatlarını tayin etmek hakkı sadece
Benckiser’e aittir. Distribütör fiyatlar hakkında Benckiser’e tavsiye ve tenkitlerini
bildirebilir, fakat Benckiser’in tayin ettiği fiyatları hiçbir zaman reddetme ve
değiştirme hakkına sahip olamaz”. 500
Distribütörün satış fiyatı ve perakendecinin satış fiyatı (KDV dahil tüketici fiyatı), üretici
konumunda bulunan Benckiser tarafından belirlenmektedir. Başka bir deyişle, Sezginler,
Sezginler’in distribütörleri ve perakende satış noktaları, satış fiyatına kendileri karar
verememektedirler.
Soruşturma döneminde elde edilen belgelerden Benckiser’in satış noktaları arasında fiyat
farkı istemediği ve verilen liste fiyatını uygulamayan firmalara doğrudan müdahale ettiği
anlaşılmaktadır.
510
19.10.1998 tarihli Benckiser Satış Koordinasyon Müdürüne gönderilen ve onayına
sunulan Market Bülten Çalışması başlıklı yazıda aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir:
“...Bültene sokulacak ürünler birlikte tespit edilecek ve fiyat yapıları kesinlikle
endex fiyat yapısından daha aşağıda olamayacaktır...”
27.10.1998 tarihinde Carrefour Satınalma Müdürlüğünden Benckiser Satış Koordinasyon
Müdürüne gönderilen faks mesajında Carrefour’un düşük fiyatından duyulan rahatsızlığa
istinaden şu ifadeler kullanılmıştır:
520
“...Yapmış olduğumuz görüşmede 1. Katalog üzerinde uygulanan fiyatlarda
hemfikir olmadığınızı, ürünlerinizi yeteri kadar pahalı satmadığımızı belirtmiştiniz.
3. Katalogda belirlenecek olan fiyatların, Carrefour ile beraber tasarlanması
prensibinde anlaştığımız konusunu görüşmüştük...”
Yazının devamında Benckiser’in ürünlerini satmasını istediği fiyatlar belirtildikten sonra
rakip zincir marketlerin fiyatları belirtilerek istedikleri fiyatı uygulamalarının mümkün
olmadığı ifade edilmiştir.
31.7.1997 tarihinde Benckiser Satış ve Lojistik Direktörü, Sezginler Satış Pazarlama 530
Direktörü ve Sezginler Satış Müdürünün yaptıkları toplantıda şu hususlar görüşülüp
karara bağlanmıştır:
“1) Carrefour ile ilgili fiyat farklılığı problemi devam ediyor ancak özellikle hafta
sonu malsızlık çekilmemesi için bugün ve yarın Carrefour’un talep ettiği mamüller
gönderilecektir.
...
5) Zincirler %6 şok zam listesine 1 Ağustos tarihinden itibaren tamamen
geçecektir.”
540
Yine 26.9.1997 tarihli Carrefour-Benckiser-Sezginler Toplantı Notları konulu yazıda
aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir:
“...
2.2. Carrefour özellikle hafta sonlarında Benckiser ürün fiyatlarını index olarak
tespit edilmiş olan seviyenin çok altına çekmekte ve neticede Benckiser’in bölgede
08-43/591-223
12
faaliyet gösteren perakende noktalar ve diğer zincirlerle olan ilişkileri bozulmakta,
(daha) önemlisi Sezginler distribütörlerinin müşterileri ile olan çalışmalarında
problemler doğmaktadır.
2.3. Yukarıdaki nedenden dolayı Sezginler Carrefour’a zaman zaman ürün 550
sevkiyatını durdurmakta ve bu da doğal olarak rafların boş kalmasına, satışların
düşmesine neden olmaktadır.
...
6.2. Sezginler, Benckiser olarak Metro kolili fiyatları ile ilgili olarak girişimlerde
bulunacak olup problemin giderilmesi görevini üstlenmiştir.
6.3. Carrefour Benckiser ürün fiyatları konusunda daha duyarlı olacak ayrıca raf
payları konusunda gerekleri yerine getirecektir.”
23.12.1996 tarihinde Benckiser Satış Koordinasyon Müdürünün İzmir-Ankara bölge
ziyaretlerini rapor ettiği ve Benckiser Genel Müdürüne sunduğu yazıda şunlar ifade 560
edilmiştir:
“ ... 4-GENEL:
4.1- Ziyaret etmiş olduğumuz hemen tüm noktalarda yeni mamüllerimiz mevcut
olup problem fiyat farkındadır. Bölge sorumluları farkın toz grubundaki eski
satışlardan kaynaklandığını belirtmektedirler. Tüm satış ekibi yeni ürünlerimizin raf
fiyatlarına dikkat etmeli ve en kısa sürede dengeyi sağlamalıdırlar.”
5.6.1997 tarihinde Benckiser Satış Koordinasyon Müdürüne gönderilen yazıda Benckiser
fiyat listelerinin dağıtımı hakkında aynen şu ifadeler kullanılmıştır: 570
“Tarafınıza gönderilmiş olan 2 Haziran 1997 tarihinden geçerli ve 1997/7 nolu fiyat
listelerinin fiyat istikrarı açısından yaygın şekilde perakende noktalara dağılımı
gerekmektedir...”
19.6.1997 tarihinde Benckiser Satış Koordinasyon Müdürünün Sezginler Satış Müdürüne
gönderdiği fiyat geçişine ilişkin yazıda fiyat istikrarsızlığından şu şekilde sözedilmiştir:
“...Aldığımız bilgiye göre fiyat listelerinin dağılımı esnasında bazı market sahipleri,
ürünleri yeni fiyatla satın aldıklarını belirterek ajans ekibimiz ile problem 580
yaşamışlardır. … Görünen odur ki bayimiz Mayıs ayında piyasaya Haziran ayında
geçeceğimiz liste fiyatları üzerinden mal satmıştır. Bu uygulama ve durumun
ortaya çıkması Benckiser- Sezginler imajını, güvenilirliğini zedeleyici ve fiyat
yapılarımızı bozacağı gibi ... şayet uygulama gerçek ise bayiler hakkında
gereğinin yapılmasını ehemmiyetle rica ederiz.”
8.3.1997 tarihli Muğla-Bodrum raporunda Tespo unvanlı marketin düşük fiyatları rapor
edilmiş ve aşağıdaki ifadeler kullanılmıştır:
“MARMARİS TESPO İLE İLGİLİ: Burada bir diğer problem ise Tespo fiyatlarıdır... 590
Ancak hemen hemen tüm fiyatlar çok fazla düşük bulunmaktadır.
TESPO FİYAT LİSTEMİZ PEŞİN İSK.HALİNDE
621.450.-TL. 884.500.-TL. 778.360.-TL.
08-43/591-223
13
Aradaki fark buna rağmen 156.910.-TL.’dir…”
Satış ve Lojistik Direktörünün 11.6.1997 tarihinde Sezginler Zincir Marketler
Departmanına gönderdiği yazıda Carrefour-Sa’dan şu ifadelerle şikayet edilmektedir. 600
“... 2) Özellikle fiyat yapımızda Liste Fiyatlarımızın dışında tüm piyasayı bozucu
etkilerde bulunabilecek özel fiyat uyguladıkları,”
I.5.2.2. Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesine Yönelik Savunmalar ve Bu
Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
Benckiser’in ilk yazılı savunmasında;
- yeniden satış fiyatının belirlenmesi sonucunu doğuran tek distribütörlük sözleşmesinin 610
12/1 maddesi sözleşmeye konurken tüketicinin korunmasının ve Sezginler
distribütörleri arasında fiyat dengesinin sağlanmasının amaçlandığı,
- bazı perakendecilerin yazlık veya turizm bölgelerine veya ulaşım olarak uzak yerlere
yüksek fiyatla satış yapmalarının dikkate alınması gerektiği,
- ayrıca fiyat konusunda kesin belirleme yerine bağlayıcı olmayan tavsiyede bulunma
sürecinin de başlatıldığı
ifade edilmiş, daha sonraki savunmalarda ise sözleşme maddesinin amacı konusunda
farklı savunma getirilmiştir.
620
İlk yazılı savunmada yeniden satış fiyatının belirlenmesinin nedeni olarak, distribütörler
arasında fiyat dengesini sağlamak ve bazı perakendecilerin ürünleri pahalıya satması
nedeniyle tüketicinin zarar görmesini önlemek gösterilmiştir. Ancak her iki neden de
geçerli nedenler değildir. Benckiser’in Sezginler distribütörleri arasındaki fiyat dengesini
sağlaması distribütörler arasındaki marka içi rekabeti engellemesi anlamına gelmektedir.
Diğer taraftan, bazı perakendecilerin ürünleri pahalıya satması da yine Benckiser’in
yeniden satış fiyatını belirlemesini gerektirmemektedir.
Teşebbüs tarafından fiyat konusunda kesin belirleme yerine bağlayıcı olmayan tavsiyede
bulunma sürecinin başlatıldığı belirtilmesine karşın, 19.10.1998 tarihli belgeden anılan 630
tarih itibariyle dahi, fiyat tespiti uygulamasının devam ettiği anlaşılmaktadır.
I.5.2.2.1. Zincir Market Uygulamalarına İlişkin Savunmalar ve Bu Savunmalara
İlişkin Değerlendirmeler
Benckiser’in zincir market uygulamalarına ilişkin savunmalarında;
- Benckiser ürünlerinin dağıtımı Sezginler tarafından yapıldığı için Benckiser’in zincir
marketleri cezalandırmak gayesi ile onlara mal vermeyi kesmesinin söz konusu
olmadığı, 640
- ayrıca mal vermeyi kesmek tek yanlı bir eylem olduğuna göre böyle bir eylemin 4.
maddeye aykırılık teşkil etmeyeceği
ifade edilmektedir.
08-43/591-223
14
Bulgular kısmında yer alan belgelerden anlaşılacağı üzere; Carrefour’un liste fiyatları
dışında tüm piyasayı bozucu fiyatlar uygulamasından rahatsızlık duyulmakta, Benckiser
ve Sezginler yetkilileri arasında yapılan toplantıda, Benckiser’in bölgede faaliyet gösteren
perakende noktalar ve diğer zincirlerle olan ilişkilerinin bozulması, Sezginler
distribütörlerinin müşterileri ile olan çalışmalarında problem yaratması gerekçe 650
gösterilerek Carrefour'un da katılımının sağlanacağı bir toplantı düzenlenmesine karar
verilmekte ve yapılan üçlü (Benckiser-Sezginler-Carrefour) toplantıda Sezginler ve
Carrefour'un karşılıklı yükümlülükleri belirlenmektedir. Dolayısıyla Sezginler ile birlikte
hareket edildiğinden kuşku bulunmamaktadır.
Yukarıda yer verilen açıklamalardan anlaşılacağı üzere; perakende satış noktalarının
siparişlerinin karşılanıp karşılanmayacağına, miktar ve fiyatlarına Sezginler ile birlikte
karar verilmektedir. Dolayısıyla Benckiser Sezginlerin davranışlarından değil, sözleşme
maddesinin uygulanmasına yönelik olarak Sezginlerle birlikte ortak yürütülen
eylemlerden sorumlu tutulmaktadır. 660
Sonuç olarak, yukarıdaki belgelerden Benckiser’in yeniden satış fiyatını belirlemeye
yönelik bir rekabet ihlali içinde olduğu anlaşılmaktadır.
I.6. Müflis Sezginler Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. İflas İdaresi (Sezginler)
Sezginler, 1994 yılında Türkiye‘nin belli bölgelerinde distribütörlükler ihdas ederek
distribütörlük sistemini benimsemiştir.
İki dağıtım kanalı kullanmaktadır. 670
- Coğrafi bölge tahsis edilen distribütörler.
- Zincir marketler (distribütörün bölgesi içinde bulunan zincir marketlere doğrudan satış
yapılmaktadır.)
Sezginler tarafından distribütörlere gönderilen fiyat listelerinde yer verilen “Alış Fiyatı”
sütunu, perakendecinin distribütörden alış fiyatlarını da göstermektedir. Bir başka deyişle
distribütörün alış fiyatı ile satış fiyatı aynıdır; ancak distribütörün satın alımlarında bu
fiyatlar üzerinden belli bir oranda indirim yapılmaktadır.
I.6.1. Yazılı Savunmalardaki Genel İtirazlar ve Bu Savunmalara İlişkin 680
Değerlendirmeler
I.6.1.1. Acentelik İlişkisine Yönelik Savunma
Sezginler’in distribütörleri ile ilişkilerinin acentelik ilişkisi olduğu konusunda;
- distribütörün satıcılara verdiği ürünlerin mülkiyetinin Sezginler’de kalmaya devam
ettiği, bu durumda bu kişilerin bağımsız bir ekonomik operatör olarak mütalâa
edilemeyeceği,
- satıcıların Sezginler adına satış yapmalarından dolayı acente niteliğinde olduğu ve bu 690
ilişkinin mehaz hukukta ihlal niteliği taşımadığı
ifade edilmiştir.
08-43/591-223
15
Mehaz hukukta, acenteler ile bağımsız tacirler arasındaki en önemli fark, “acentenin
işlemlerinden kaynaklanan herhangi bir riski üzerine alıp almama” noktasında ortaya
çıkmaktadır. Acentenin, ana şirket adına/hesabına sonuçlandırdığı akitlere ilişkin olarak
herhangi bir risk taşımaması durumunda, alış veya satış işlemi, acentenin bağımsız bir
işletme olmasına bakılmaksızın, ana şirketin faaliyetlerinin bir parçası olarak
nitelendirilmektedir. 700
Acentenin aşağıda sayılı faaliyetleri ve bunların benzerlerini üstlenmesi durumunda
acente ve ana şirket arasındaki sözleşme Roma Antlaşmasının 81(1). maddesi
kapsamında kalacaktır. Örneğin, acentenin hizmetlerin sağlanması ya da malların
alım/satımına ilişkin taşıma gibi maliyetlere katılımda bulunması; sözleşme konusu mal
stoklarına ilişkin risk taşıması; tesis, malzeme ve personel yatırımı yaparak dağıtım ağı
organize etmesi; satılan ürüne dayalı bir hasara ilişkin olarak üçüncü kişilere karşı
sorumluluk taşıması ve müşterinin ödeme yapmaması halinde sorumluluğun kendisinde
olması gibi durumlarda acentelik ilişkisi bağımsız bir ilişki olarak kabul edilmektedir.
710
Dolayısıyla, dağıtıcının sözleşmede veya fiiliyatta “acente” olarak nitelendirilmesi önem
taşımamakta, şayet dağıtıcı yaptığı işlemlerden dolayı herhangi bir riski taşıyorsa o
dağıtıcı “Bağımsız Tacir” olarak nitelendirilmekte ve sağlayıcı ile arasındaki ilişkiler 81(1).
madde kapsamına girebilmektedir. Sezginlerin ürünlerinin dağıtımını yapan
distribütörlerin tüm riskleri kendilerinin taşıdığı açıktır. Öncelikle, distribütör; tesis,
malzeme ve personel yatırımı yaparak dağıtım ağı kurmaktadır. Ürünleri taşıma
maliyetini distribütör yüklenmiştir, ayrıca satılan ürünün hasarlı olması halinde üçüncü
kişilere karşı sorumluluk taşımaktadır ve müşterilerin ödeme yapmaması sorumluluğu
yine distribütöre aittir. Bu itibarla, mehaz hukukta aranan “faaliyetlerinden kaynaklanan
herhangi bir risk taşımama” koşulunun sağlanamaması nedeniyle, Sezginler ile 720
distribütörler arasındaki ilişkinin Rekabet Hukuku anlamında “acentelik ilişkisi” olduğunu
ileri sürmek mümkün değildir.
Nitekim Türk Ticaret Hukukunda da tek satıcı ve acente arasında fark gözetilmiştir.
Doktrinde tek satıcının acenteden farkı; malları KENDİ NAM ve HESABINA satın alarak
kendisine tanınan tekel bölgesinde sözleşme ile tekrar satması olarak belirtilmektedir.
Tek satıcı, faaliyetinin tüm risklerine katlanır. Acente SAĞLAYICI NAM ve HESABINA
sözleşme yapar ya da malların satılmasına aracılık eder. Distribütör anlaşmaları
bağımsız işletmelerle yapılmaktadır. Distribütörün acente olarak nitelendirilmesi mümkün
değildir. Burada ölçüt; malın emanet olup olmadığı değil, işletmenin bağımsız karar alıp 730
almadığı ve kâr zararının kendisine ait olup olmadığıdır.
I.6.1.2. Distribütör Beyanlarına İlişkin İtirazlar
Raportörlerce görüşleri alınan distribütör yetkililerinin, Sezginler ile aralarında bulunan ve
başka konulardan kaynaklanan çekişmeler nedeniyle kötüniyetle açıklamalar yaptıkları,
bu açıklamaların Sezginler aleyhine delil olarak sunulmasının genel hukuk ilkeleri
uyarınca kabul edilemez olduğu, karşı sorgulama yapılmadan alınan ifadelerin kesin
yargılara yol açmasının söz konusu olamayacağı, bu nedenle bu ifadeler konusunda
itirazlarının saklı olduğu belirtilmiştir. 740
İlgililerin beyanları, elde edilen diğer belgeler dikkate alınarak birlikte değerlendirilmiştir.
Soruşturma esnasında ilgili kişilerle görüşmeye giden uzmanlar, görüşmeye başlamadan
önce orada neden bulunduklarını açıklayan, yerinde inceleme ile ilgili yetkilerini ve
08-43/591-223
16
görüşülen kişiye 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin (c) bendi gereğince bilgi isteme
veya yerinde inceleme hallerinde eksik, yanlış veya yanıltıcı bilgi verilmesi durumunda
idari para cezası ve Kurul uzmanlarının yerinde inceleme yapmalarının engellenmesi
halinde aynı Kanun’un 17. maddesinin (b) bendi uyarınca kararda belirtilecek tarihten
başlamak üzere her gün için süreli para cezası verileceğini içeren Yetki Belgelerini
sunmaktadır. İlgili kişinin bu belgeyi okuduktan sonra yaptığı açıklamaların doğruluğu 750
kendi sorumluluğu altındadır.
I.6.2. Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi
I.6.2.1. Distribütörün Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi
I.6.2.1.1. Elde Edilen Bulgular
5.2.1998 tarihinde distribütörlerden Gökay Gıda Temizlik Malz. ve Kimya Sanayi Dağıtım
Ticaret Ltd. Şti. Genel Müdürü kendisiyle yapılan görüşmede şu hususları ifade etmiştir: 760
“...Sezginler bize fiyat listeleri göndermektedir. Bu listelerdeki fiyatlar hem bizim
alış fiyatımız hem de perakendecilere satış fiyatımızdır. Sezginler tüm
distribütörlere aynı fiyat listelerini göndermektedir. Ayrıca, Sezginler alış yapan
distribütörlerine belli bir oranda iskonto uygulamaktadır. Bu iskonto oranı tüm
distribütörler için sabittir… Distribütör olarak bizim bu fiyat listelerindeki satış
fiyatlarımızı arttırıp azaltmamız mümkün değildir. Ancak, Sezginler’in belirlemiş
olduğu indirimleri müşterilerimize uygularız. Sezginler’in belirlediği bu indirimlerin
dışında herhangi bir indirim yapmamız mümkün değildir.”
770
Aynı görüşmede Gökay Gıda’nın aynı zamanda hissedarı olan Şirket Müdürü de Genel
Müdürü destekler mahiyette açıklamalar yapmıştır.
14.2.1998 tarihinde distribütörlerden Form Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’nin ortağı,
yapılan görüşmede şunları belirtmiştir:
“Sezginlerden bize fiyat listeleri gönderilmektedir. Bu listelerdeki fiyatlar bizim hem
alış hem de satış fiyatımızdır. Sezginlerden mal alışlarımızda bu alış fiyatları
üzerinden bize fatura altı iskonto uygulanmaktadır… Satış fiyatımızda olduğu gibi
müşterilerimize uyguladığımız bu iskontolar da Sezginler tarafından belirlenir. 780
Bizim distribütör olarak bu satış fiyatlarını veya iskontoları değiştirerek,
Sezginler’in belirlediği fiyat dışında herhangi bir fiyatla satış yapmamız mümkün
değildir. Çünkü, Sezginler’in amacı, distribütörleri aracılığı ile dağıttığı ürünler için
piyasada fiyat istikrarı sağlamaktır…”
14.2.1998 tarihinde Mangüpler Dağıtım ve Pazarlama Ltd. Şti. Ortağı, yapılan
görüşmede bayiliklerinin sona ermesi konusunda aşağıdaki hususları ifade etmiştir:
“Kısa bir süre öncesine kadar Sezginlerin distribütörlüğünü yapmakta idik. Ancak,
distribütörlüğü bıraktık. Distribütörlüğü bırakmamızın nedeni, Sezginler tarafından 790
belirlenen kârımızın yeterli olmamasıdır. Müşteriye satış fiyatımızın ve
uyguladığımız iskontonun Sezginler tarafından belirlenmesi nedeniyle kârımızı da
Sezginler belirliyordu. Distribütörlük sisteminde, Sezginler distribütörlerin satış
fiyatını belirlemektedir…”
08-43/591-223
17
2.1.1996 tarihinde bölge müdürlerine ve bayi yöneticilerine gönderilen duyuruda, bayilere
ve bayiler tarafından müşterilere uygulanacak olan ıskonto oranları belirtilmiştir:
“Peşin Ödeme :%16
Erken Ödeme :%0.32/Gün 800
Bayilerimiz müşterilerine peşin ödemede %11 iskonto uygulayacaklardır.”
13.2.1996 tarihli yazı da, yukarıdaki belgeye benzer niteliktedir.
5.8.1996 tarihinde ürün sorumlusunun bölge müdürleri ile bayi yöneticilerine gönderdiği
ve Oba Çay ürünlerinde bayilerin mal verdiği satış noktalarına uygulayacakları ıskonto
oranlarını bildirdiği yazıda şu hususlara yer verilmiştir:
“*A tipi marketlere 15/09/1996 tarihine kadar fatura altı %6 iskonto yapılacaktır.
*B-C tipi satış noktalarına stand ve kule kurma karşılığında fatura altı %3 iskonto 810
yapılacaktır. A marketlere kesinlikle stand ve kule kurma karşılığında %3 iskonto
yapılmayacaktır.
Süre: B, C satış noktalarında uygulanacak olan stand ve kule kurma iskontosu
05/08/1996-31/08/1996 tarihleri arasında geçerli olacaktır. Kurulan stand ve
kuleler en az 15 gün süre ile teşhir edilecektir.”
Yukarıdaki belgelerden görüldüğü üzere, bölge müdürleri ile bayi yöneticilerine
gönderilen yazılarda, bayilerin (distribütörlerin) müşterilerine uygulayacakları ıskonto
oranları bildirilmekte ve ıskonto oranları aracılığı ile bayilerin yeniden satış fiyatı
belirlenmektedir. 820
Benzer şekilde bir başka belgede distribütörlerden Mangüpler Gıda’nın Rammar Market
adlı satış noktasına %10 müşteri ıskontosu uygulayarak sözleşmeli müşteri statüsünden
yararlandırması, bayiliği iptal ettirecek bir uygulama olarak nitelendirilmektedir.
Satış Operasyon Müdürünün, Benckiser fiyat uygulamalarını bölge müdürleri, bayi şefleri,
bayi yöneticileri, zincir market satış ekiplerine gönderdiği 8.5.1997 tarihli yazısında fiyat
değişim oranları ve listeleri şu şekilde sunulmuştur:
“02 Haziran 1997 tarihinden geçerli olmak üzere bazı ürün gruplarının fiyat yapıları 830
ekteki şekli ile değiştirilmiştir. Ekte 1997/6 nolu fiyat değişim oranları ve listeleri
ilgilerinize sunulmaktadır.
02 Haziran 1997 tarihli 1997/6 nolu listeler 02 Haziran gününden geçerli olacak
olup bu tarihe kadar hiçbir bayi yeni listeleri uygulamayacaktır…”
Satış Operasyon Müdürünün 7.4.1997 tarihli yazısı da yukarıdaki belge ile aynı
niteliktedir.
Yukarıda ifade edilen iki belgeden görüleceği üzere; bölge müdürlerine, bayi şeflerine,
bayi yöneticilerine ve zincir market satış ekiplerine yeni fiyat listeleri gönderilmekte, bu 840
listelerin belirlenen tarihten itibaren geçerli olacağı ve o tarihe kadar kesinlikle
uygulanmayacağı ifade edilmektedir. Dolayısıyla bayinin istediği fiyattan satma özgürlüğü
kısıtlanmaktadır.
08-43/591-223
18
Benckiser’de tespit edilen ve 19.6.1997 tarihinde Benckiser Satış Koordinasyon
Müdürünün Sezginler Bayi Satış Müdürüne gönderdiği fiyat geçişine ilişkin yazıda fiyat
istikrarsızlığından şu şekilde sözedilmiştir:
“...Aldığımız bilgiye göre fiyat listelerinin dağılımı esnasında bazı market sahipleri
ürünleri yeni fiyatla satın aldıklarını belirterek ajans ekibimiz ile problem 850
yaşamışlardır. ... Görünen odur ki bayimiz Mayıs ayında piyasaya Haziran ayında
geçeceğimiz liste fiyatları üzerinden mal satmıştır. Bu uygulama ve durumun
ortaya çıkması Benckiser- Sezginler imajını, güvenilirliğini zedeleyici ve fiyat
yapılarımızı bozacağı gibi... şayet uygulama gerçek ise bayiler hakkında gereğinin
yapılmasını ehemmiyetle rica ederiz.”
Yukarıdaki belgede fiyat listelerinin piyasaya dağıtıldığı, çünkü mevcut fiyat yapılarının
korunabilmesinin amaçlandığı belirtilmiş, söz konusu bayinin fiyat listesine erken
geçmesinin firmalarının imajını zedeleyeceği ve fiyat yapılarını bozacağı ifade edilerek
bayiler hakkında gereğinin yapılması istenmiştir. 860
Distribütör Gökay Gıda’nın hissedarı ve Genel Müdürü ile yapılan 1.12.1998 tarihli ikinci
görüşmelerde; yetkililer, Önaraştırma döneminde Sezginler tarafından gönderilen fiyat
listelerinde değişiklik yapamadıkları şeklindeki ifadelerini değiştirerek, Sezginler
tarafından herhangi bir müdahale olmadan istedikleri fiyattan satabildiklerini ifade
etmişlerdir. Ancak bu ifadeler diğer belgelerle çelişmektedir.
Soruşturma döneminde Form Gıda ortağı, yapılan ikinci görüşmede Sezginler’in
distribütörlerin liste fiyatlarının altında satış yapmasına müdahale etmediğini, üzerinde
satış yapmasına ise distribütörlüğün iptali de dahil olmak üzere çeşitli yaptırımlar 870
uygulamak suretiyle engel olduğunu belirtmiştir.
Bayi Satış Yöneticisinin görev tanımlarının yer aldığı bir başka belgede bayi satış
yöneticisinin görevleri arasında bayinin piyasaya verdiği ıskonto ve promosyonların takip
edilmesi bulunmaktadır.
İlgili belgelerden anlaşıldığı üzere bayinin piyasaya verdiği ıskontolar Sezginler
tarafından belirlenmektedir. Bayinin belirlenen ıskontolara uyup uymadığının takip
edilmesinden ise Bayi Satış Yöneticisi sorumludur.
880
Sonuç olarak, yukarıdaki belgelerden Sezginlerin distribütörlerin perakende satış fiyatını
ve uygulayacakları ıskonto oranlarını gönderdiği fiyat listeleri ile belirlediği
anlaşılmaktadır.
I.6.2.1.2. Distribütörün Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesine Yönelik Savunmalar
ve Bu Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
Sezginler’in savunmalarında;
- enflasyonist bir ülke olan Türkiye’de üretim maliyetlerinin sürekli olarak arttığı, bu
artışların da üretici şirketler tarafından bayiler aracılığı ile tüketiciye yansıtıldığı, ancak 890
esnafın fiyat artışlarını izleyemediği ve hangi malı kaça satacağını bilemediği,
- bu nedenle tavsiye edilen fiyatları gösteren listeler gönderilmesinin, aldığı fiyat
üzerine kâr ve diğer giderleri ilave etmekte güçlük çeken on binlerce bakkal için ciddi
bir zorunluluk arzettiği,
08-43/591-223
19
- gönderilen listelerin hiçbir şekilde mecburi satış fiyatları olmadığı, tamamen “tavsiye
edilen” fiyat niteliğinde olduğu, mehaz hukukta da tavsiye edilen fiyat uygulamasına
olumlu yaklaşıldığı,
- önerilen fiyatlar dışında daha pahalı veya daha ucuza mal satan şirketlere karşı hiçbir
yaptırımın söz konusu olmadığı, bu nedenle de hiçbir sözleşmenin sona erdirilmediği,
distribütörlerin ekonomik kararlarında tamamen serbest olup malı diledikleri fiyata 900
satabildikleri,
- belgelerde yer alan ifadeler ve distribütör firma yetkililerine ait tüm ifadelerin geneline
bakıldığında, bunların muğlak ifadeler olduğu ve hiçbir şekilde somut ve yazılı bir
delile dayandırılamadığı
ifade edilmektedir.
I.6.2.1.1. no’lu bölümde yer verilen yeniden satış fiyatının belirlenmesine ilişkin belgeler,
liste fiyatlarının uygulanması konusunda bir zorlama olduğunu gösterdiğinden,
savunmada ileri sürülen fiyat listelerinin bağlayıcı olmadığına, tavsiye niteliğinde 910
olduğuna dair görüş geçerli değildir.
I.6.2.2. Zincir Marketlerin Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi
I.6.2.2.1. Elde Edilen Bulgular
Booker C&C Satış Müdüründen Bölge Müdürlerine, Bayi Şeflerine, Zincir Market
Şeflerine, Bayi Yöneticilerine ve Zincir Market Sorumlularına 14.2.1997 tarihinde
gönderilen yazıda şu ifadeler yer almaktadır:
920
“Her geçen gün bölgenizde zincir ve A market sayısı artmakta, bu yüzden de
ürünlerin fiyat oluşumları önem arzetmektedir. Özellikle bazı marketler zaman
zaman liste fiyatlarının altında fiyatlar yapmakta ve bunlar da diğer marketleri
rahatsız etmektedir.
Bu sebeple tüm Türkiye’de, öncelikle aşağıda adı geçen noktalarda daha sonra da
diğer satış noktalarında fiyat istikrarının sağlanması gereği doğmuştur. Fiyatların
oluşumu aşamasında mutlaka bir minimum (endeks) fiyat belirlenmesi ortaya
çıkmıştır. Yapmış olduğumuz çalışmalarda BENCKİSER ürünlerinin 105
ENDEKS’li ve 103 ENDEKS’li fiyatları aşağıdaki şekilde olmuştur. 930
105 Endeks : Liste Fiyatı + %5 anlamındadır.
103 Endeks : Liste Fiyatı + %3 anlamındadır.
Endeks fiyatını vermekteki amaç, ürünlerimizin satış fiyatlarının tabanını
oluşturmaktır. Yani ürünler aşağıda belirtilen endeks fiyatının altında
satılmayacaktır. Ürünler promosyonda, insertte, gondolda, palette v.s. olsa dahi
minimum satış fiyatı (KDV dahil) aşağıda belirlenmiş endeks fiyatlarının altında
olmayacaktır. Dolayısıyla bölgemizdeki piyasa fiyat oluşumlarını çok yakından
takip etmeniz ve tavsiye endeks fiyatlarımıza uymayan noktalara derhal müdahale
etmeniz gerekmektedir …” 940
Yine 22.2.1997 ve 2.4.1997 tarihli belgeler de aynı niteliktedir.
08-43/591-223
20
24.5.1997 tarihli yazıda ise, insert çalışmalarında raf fiyatlarının tavsiye niteliğinde
olduğu, bu fiyatın üstünde mal satılabileceği, ancak altına inilemeyeceği, aksi takdirde
katılım bedellerinin ödenmeyeceği belirtilmiştir.
Booker C&C Satış Müdürünün Sezginlere gönderdiği 12.6.1997 tarihli yazıda endeks
fiyatının altında satış yapan zincir marketlere yaptırım olarak mal sevkıyatının
durdurulacağı belirtilmiştir. 950
26.2.1997 tarihli yazıda, şok indirim yaparak mal satan zincir marketlere yaptırım olarak
hizmet bedeli faturası kesileceği ifade edilmiştir.
Ayrıca 26.6.1997 tarihli yazıda ise, minimum fiyatlara uyulmadığı takdirde ilave
ıskontonun ve ciro priminin verilmeyeceği anlatılmıştır.
16.6.1997 tarihinde Booker C&C Satış Müdürü tarafından Kellogs Türkiye Sorumlusuna
gönderilen İngilizce yazının Türkçe karşılığı şu şekildedir:
960
“ … Raf fiyatları konusunda Carrefour’la aramızda birçok büyük problemler var.
Çünkü çok agresif bir alım ve satım stratejisine sahipler. Ürünlerimizi satacakları
minimum marjı gösteren (enaz %5 + KDV) fiyat endekslerini (tavsiye raf fiyatı)
zincir marketlere gönderiyoruz… Fakat Carrefour bizim fiyat endeksimizi
önemsememektedir ve bu tip davranış piyasadaki satış stratejimizi bozmaktadır.
Diğer zincir marketler (Migros, Continent, Tansaş, Makro ve diğerleri) satış
stratejimize saygı gösterip uyarken Carrefour bunu yapmamaktadır…”
Yine Benckiser’de tespit edilen 26.9.1997 tarihli Carrefour-Benckiser-Sezginler Toplantı
Notları başlıklı yazıda ve 8.9.1997 tarihli yazıda Carrefour’un liste fiyatının altında satış 970
yapmasından dolayı zaman zaman ürün sevkıyatının durdurulduğu anlatılmıştır.
Benckiser’de tespit edilen Sezginler Zincir Marketler Satış Departmanından 19.5.1997
tarihinde Metro Satınalma Müdürlüğüne gönderilen yazıda Metro’nun fiyat
politikalarından duyulan rahatsızlık dile getirilmiştir. İlgili yazıya istinaden Metro yetkilisi
tarafından gönderilen 21.5.1997 tarihli yazıda fiyatlar konusunda savunma yapılmış,
hatta sevkıyatını durdurdukları malların rakip marketlerdeki fiyatları gönderilmiştir. Aynı
tarihte bir Metro yetkilisi, Benckiser Genel Müdürüne dağıtıcısı Sezginler’i kendilerine mal
sevk etmediği için şikayet etmiştir.
980
Yine 30.3.1998 tarihli yazıda Metro mağazalarına mal sevkıyatının durdurulduğu
yönünde zincir market şeflerine bilgi verilmiştir.
Sonuç olarak, zincir marketlerin satış fiyatının belirlenmeye çalışıldığı, endeks fiyatına
uymayan zincir marketlere çeşitli yaptırımlar uygulandığı anlaşılmaktadır.
I.6.2.2.2. Zincir Marketlerin Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesine Yönelik
Savunmalar ve Bu Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
Zincir marketlere ilişkin savunmalarda; 990
- çoğu yabancı sermayeli hipermarketlerin bazı ürünleri maliyetinin çok altında satışa
sunduğu, müşterileri kendi işyerlerine çekebilmek amacıyla tanınmış ve aranan
ürünlerin, herkesin bildiği belli bir satış fiyatının çok altında satıldığını reklamlarla
08-43/591-223
21
açıklamak ve zararına satış yapmak suretiyle tüketicileri alıştıkları perakende satış
dükkanlarından “kendilerine cezbederek” piyasada yer alan rakip işyerlerini iflasa
sürükledikleri,
- bu uygulamanın Sezginler’in diğer müşterileri tarafından Sezginler’in bu şirketlere
normal fiyatın çok altında mal verdiği şeklinde algılandığı ve bu konuda Sezginler’in
haksız ve mesnetsiz olarak suçlanmakta olduğu,
- tüm dağıtıcı ve yeniden satıcılara aynı fiyatla satış yaptıkları, 1000
- söz konusu hipermarketlere malları çok ucuza sattığı yolundaki iddialar karşısında,
küçük işletmelerin haklı yakınmalarına bir çözüm olarak “tavsiye nitelikli” fiyat
listelerinin ve “endeks uygulaması”nın getirildiği,
- fiyat endeks sisteminin tavsiye niteliğinde olduğunun, Booker C&C Satış Müdürü
tarafından Kellogs Türkiye Sorumlusuna gönderilen 16.7.1997 tarihli yazıdan da
açıkça anlaşılmakta olduğu
ifade edilmektedir.
Sezginler tarafından zincir marketlerde minimum raf fiyatının belirlenmesi amacıyla 1010
yürütülen “fiyat endeksi” uygulamasının tavsiye nitelikli olduğu ileri sürülmekle birlikte; bu
uygulamanın iddia edilenin aksine tavsiye niteliğinde olmadığı yukarıda ayrıntılarıyla
ifade edilen belgelerden anlaşılmaktadır.
Yukarıda firmanın savunmasında bahsi geçen Booker C&C Satış Müdüründen Kellogs
Türkiye Sorumlusuna gönderilen yazıda “tavsiye fiyat” ifadesinin kullanılmış olması,
Sezginler tarafından iddia edildiği gibi endeks sisteminin tavsiye niteliğinde olduğunu
göstermemektedir. Adı ne olursa olsun yayımlanan fiyat listelerinin uygulanması için bir
zorlama söz konusu ise, bu uygulamanın 4054 sayılı Kanun’u ihlal etmediğini ileri sürmek
mümkün değildir. 1020
Sezginlerin fiyat endekslerine aynen uyulması için bir zorlama içerisinde olduğunu
gösteren çok sayıda belge mevcuttur. Nitekim bu belgelerde zincir marketlerin fiyat
endeksine uyması kesin bir dille istenmekte, hatta uyulmaması halinde mal sevkıyatının
durdurulması, ciro priminin verilmemesi, ilave ıskonto uygulanmaması, liste fiyatı altında
satış yapılması halinde hizmet bedeli olarak zincir markete fatura edilmesi gibi
yaptırımların uygulandığı ifade edilmekte ya da bu yaptırımların uygulanacağı belirtilerek
zincir marketler uyarılmaktadır.
I.6.2.3. Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesine İlişkin Diğer Savunmalar 1030
I.6.2.3.1. 4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi ve Yatay Anlaşmalar
Sezginler’in savunmasında, Kanun’un 4. maddesinin (a) bendinin rakip firmaların
karşılıklı fiyatı ya da fiyatı oluşturan unsurları belirlemelerine ilişkin olduğu ve (e) bendinin
ise münhasır bayilik düzenlemesini hariç tuttuğu; bu nedenle distribütörlük sisteminin ilgili
maddenin (a) bendi kapsamında değerlendirilemeyeceği ifade edilmektedir.
Sezginler, 4054 sayılı Kanun’un 4(a) maddesi hükmünün, birbiriyle rakip olan
teşebbüslerin rekabete girmeden anlaşarak fiyat tespit etmelerini yasakladığını ifade 1040
etmektedir. Rakip teşebbüsler arasında fiyat tespitine ilişkin anlaşmalar gerçekten de
4(a) kapsamındadır ve yasaktır. Ancak, 4. madde sadece yatay anlaşmalara ilişkin
08-43/591-223
22
değildir; dikey anlaşmalar da 4. madde kapsamındadır. Dolayısıyla sağlayıcının dikey
anlaşmalar ile distribütörlerine fiyat empoze etmesi de yasak faaliyetlerdendir.
Ayrıca münhasır bayilik düzenlemesi, sadece 4(e) yasağından muaf tutulmakta, genel
olarak 4. maddenin yasaklamasından muaf tutulmamaktadır. Örneğin, münhasır bayilik
sisteminde fiyat tespitine veya pasif satışların engellenmesine ilişkin unsurlar mevcut ise
bu düzenleme 4. madde kapsamındadır ve yasaktır.
1050
I.6.2.3.2. Bilgi Akışı
İlk yazılı savunmada ayrıca, Bellamy&Child’a1 atfen dağıtıcının, sağlayıcısına ticari
durumu, satış eğilimleri, pazar durumu, stoklar, beklenen talep, brüt gelir, verilen
ıskontolar ve diğer bilgiler vermesinin madde 81(1)’e aykırı olmadığı ifade edilmekte,
dağıtıcılarının birbirleriyle nasıl rekabet ettiğini öğreniyor olsa bile bu bilgileri kötüye
kullanmadıkça sağlayıcının madde 81(1)’i ihlal etmediği ileri sürülmekte, bir bayiden
aldığı bilgiyi diğerine veren veya distribütörü ürünleri satacağı fiyat veya bölge açısından
etkileyen sağlayıcının durumu, bilgilerin kötüye kullanılmasına örnek olarak
gösterilmektedir. 1060
Gerçekten de tek elden dağıtım anlaşmalarından beklenen faydanın sağlanabilmesinde
sağlayıcı ile dağıtıcının yakın ilişkide bulunması önem arzetmektedir. Nitekim bu gerekçe
ile tüm distribütörlerde Sezginler personeli olarak çalışan bir bayi yöneticisi görev
yapmaktadır. Ancak sağlayıcının distribütörleri ile kurduğu yakın ilişkiler sonucu elde
ettiği bilgileri kötüye kullanmaması gerekmektedir. Örneğin, distribütör ile sağlayıcı
arasında koordinasyondan sorumlu bayi yöneticisinin distribütörün faturalarını kontrol
etmesi ilk bakışta ihlal olarak görülmeyebilir. Ancak Sezginler’de olduğu gibi
distribütörlerin, müşterilerine vermeleri gereken ıskontolar belirlenmiş ve distribütörlerin
buna uyup uymadığı bayi yöneticileri tarafından yapılan fatura kontrolleri ile tespit ediliyor 1070
ise bu tip bir kontrol ihlal niteliğindedir. Mangüpler Gıda’nın Rammar Market isimli bir
perakendeciye vermesi gereken ıskontonun üzerinde ıskonto uygulaması da bu tip
kontrollerin birinde ortaya çıkarılmış ve bayiliğinin iptali söz konusu olmuştur. Dolayısıyla,
söz konusu bu kontrol ilk bakışta bir ihlal olarak nitelendirilmese de, aslında bir ihlalin
yapılmasını sağlamaya yönelik uygulamalardan biridir. Ayrıca savunulduğu gibi
üretici/dağıtıcı şirketin bayilerinin kime mal sattığının kontrolü yönünde satışlarına ilişkin
bilgi toplamasını istatistiki bilgiler olarak değerlendirerek bunun caiz olduğunu ileri
sürmek doğru değildir. Sonuç olarak, Sezginler’in distribütörleri üzerinde kurmuş olduğu
kontrol mekanizması yeniden satış fiyatının belirlenmesinde önemli bir rol oynamaktadır.
1080
I.6.2.3.3. Düşük Fiyatla Satış
Sezginlerin ilk yazılı savunmasında, düşük fiyatla satışa ilişkin olarak, daha ucuza mal
satımının ekonomik açıdan mümkün olmadığı, zaten düşük kâr marjlarıyla çalışıldığı için
en küçük bir indirimin dahi zararına satış olacağı, zararına satışın hipermarketler ve
yasalara uygun çalışmayan firmalar tarafından gerçekleştirildiği ifade edilmektedir. Ayrıca
bu tür firmaların malı “finansman aracı” olarak kullandığı ve bu yıkıcı fiyat indirimlerinin
rekabet kurallarına aykırı olduğu belirtilmektedir.
Sezginler’in yukarıdaki iddiasına göre, iyiniyetli bir yeniden satıcının liste fiyatları altında 1090
satış yapması mümkün değildir. Öncelikle, yeniden satıcılar farklı maliyet yapılarına
1 Bellamy&Child; Common Market Law of Competition, Fourth Edition, London, 1993.
08-43/591-223
23
sahiptirler. Buna bağlı olarak, iki yeniden satıcı aynı ürünü, aynı sağlayıcıdan aynı fiyatla
almalarına rağmen, söz konusu satıcıların maliyetleri birbirinden farklı olmaktadır. Genel
olarak, süper ve hipermarketlerin bakkallara göre maliyetlerinin daha az ve satış
miktarlarının daha fazla olması beklenebilir. Dolayısıyla, satış potansiyeli yüksek olan
hipermarketler ile bakkalların aynı fiyat listesini uygulamak zorunda olduğunu iddia etmek
mümkün değildir. Zira, belirtildiği üzere bu iki satış noktasının maliyet yapıları birbirinden
oldukça farklıdır. Biri, çok fazla ürün satamadığı ve satış potansiyeli sınırlı olduğu için
yüksek kâr marjı koymak zorunda kalırken, diğeri kâr marjından küçük bir fedakârlık ile
çok büyük müşteri kitlelerini kendine çekebilmekte ve sürümden kazanabilmektedir. 1100
Dolayısıyla, satış noktalarına dağıtılan listelerin bu noktalarca aynen uygulanmak
zorunda olduğu yolundaki savunma gerçekleri yansıtmamaktadır. İkinci olarak, satış
noktaları zararına satış yapıyor olsalar bile; bu, Sezginler’in iddia ettiği gibi onların
kötüniyetli olduğu anlamına gelmeyebilir. Herhangi bir satıcı elindeki fazla stoku
eritebilmek için zararına satış yapabilir. Ayrıca, bir firmanın herhangi bir anlaşma, uyumlu
eylem veya karar olmadan zararına satış yapması 4054 sayılı Kanun’u ihlal
etmemektedir. Firma hakim durumda ve amacı başka teşebbüsleri piyasa dışına
çıkartmak veya yeni girecekleri engellemek ise, ancak bu durumda 4054 sayılı Kanun
ihlal edilmiş olur.
1110
Sezginler, fiyat listeleri göndermesinin nedenlerinden biri olarak, bazı firmaların vadeli
aldıkları malı, peşin olarak satarak birçok esnafı dolandırmalarını göstermiştir. Ancak,
piyasada bu tip firmaların bulunması ile Sezginler’in piyasadaki yeniden satıcılara fiyat
empoze etmesi arasında herhangi bir ilişki bulunmamaktadır.
Ayrıca bazı firmaların diğer firmaları piyasa dışına çıkartmak istedikleri yolundaki iddia ile
ya da piyasada vergilerini ve çalışanlarının sigorta primlerini ödemeyen firmaların olduğu
iddiasının doğru olduğu kabul edilse bile; bu, Sezginler’in 4054 sayılı Kanun’u ihlal
ederek minimum raf fiyatlarını belirlemesini gerektirmemektedir.
1120
I.6.2.3.4. Uyum Çalışması
4054 sayılı Kanun’un yeni bir yasal düzenleme olduğuna ve uygulanmasının da ilk kez
görüldüğüne işaret eden Sezginler, tebliğler ve uygulama esaslarının incelenerek tüm bu
uygulamalarda ortaya çıkabilecek tereddüt ve kuşkulu hususları açıklığa kavuşturmak
üzere yeni bir çalışma başlattıklarını, Rekabet Kurumu’nun tereddütlü bulduğu konularda
uygulamayı değiştirdiklerini, yayımlanan fiyat listelerinin tamamen tavsiye niteliğinde
olduğunun ve kesinlikle bağlayıcı olmadığının bir kez daha vurgulanmaya başladığını
belirtmekte ise de, Soruşturma döneminde yapılan incelemelerde bu değişiklikleri gösterir
bir uygulama tespit edilememiştir. 1130
I.6.3. Pasif Satışların Engellenmesi
I.6.3.1. Elde Edilen Bulgular
5.2.1998 tarihinde distribütörlerden Gökay Gıda Temizlik Malz. ve Kimya Sanayi Dağıtım
Ticaret Ltd. Şti. Genel Müdürü, yapılan görüşmede “Başka distribütörün bölgesinden size
talep geldiği zaman bu talebi karşılıyor musunuz?” şeklindeki soruya şu şekilde yanıt
vermiştir:
1140
08-43/591-223
24
“Bu tip bir talebi karşılamam mümkün değil. Bölge ihlali yaptığım için Sezginler
buna izin vermez ve distribütörlüğüme son verebilir. Bu yüzden, gelen bu tip
talepleri ilgili komşu distribütöre veya Sezginler’e bildiririm.”
14.2.1998 tarihinde distribütörlerden Form Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.’nin Ortağı,
yapılan görüşmede şunları belirtmiştir:
“...Halen dağıtımını yaptığımız Benckiser ürünlerinin kolilerinin üzerine firmamızın
kaşesini (FORM) basmaktayız. Bu uygulama 1996 yılı ortalarından itibaren
uygulanmaya başlamıştır. Sezginler, tüm distribütörlerin bu kurala harfiyen 1150
uymasını istemektedir. Amaç, distribütörler aracılığı ile dağıtılan Benckiser
ürünlerinin nerelere gittiğini takip edebilmektir. Ayrıca, eğer … bölge ihlali oluyorsa
bu sevkiyatı veya ihlali hangi distribütörün yaptığı kolilerin kaşelenmesi yolu ile
ortaya çıkarılmaktadır.
Komşu distribütörün bölgesindeki perakendecilerden gelen talepler
karşılanamamaktadır. Sezginler bu tip taleplerin karşılanmasına izin
vermemektedir.”
30.11.1998 tarihinde yapılan ikinci görüşmede, Form Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. Ortağı, 1160
aynı doğrultuda bilgi vermiş; ayrıca Benckiser ürünlerinin kaşelenme nedeninin sahte
ürünlerle mücadele değil, distribütörlerin bölgeleri dışına mal satmalarını engellemek
olduğunu belirtmiştir.
Distribütörlerle yapılan görüşme tutanaklarından bölge dışına satışların engellendiği ve
bölge dışına satış yapma yasağı ile her dağıtıcıya bölgesinde mutlak topraksal koruma
sağlandığı anlaşılmaktadır.
Sezginler Eğitim ve Kariyer Planlama Müdürlüğü tarafından hazırlanan Şubat 1998 tarihli
temel görev analizleri raporunda bayi satış yöneticisinin görev tanımları; işbaşı eğitim 1170
tekniğine göre şu şekilde belirtilmiştir:
“BAYİ SATIŞ YÖNETİCİSİNİN KURUM İÇİNDEKİ TEMEL KONUMU VE GÖREVLERİ
GÖREV NO 04- : BAYİNİN BELİRLENEN BÖLGE DIŞINDA
MAL SATMASINI ENGELLEMEK
NE NASIL NEDEN
1.BAYİ DEPOSUNDA
BULUNAN KOLİLERİ
KAŞELEMEK
BAYİ ADINA HAZIRLANMIŞ
KAŞELERİ KOLİLERE BASARAK
PERAKENDECİDE
YABANCI BAYİYE AİT MAL
BULUNUP, BULUNMADIĞININ
TESPİTİ İÇİN
4. BÖLGEDE MÜŞTERİ
ZİYARETİ YAPMAK
PERAKENDECİLERİ
ZİYARET EDEREK MALI HANGİ
BAYİDEN ALDIĞINI SORARAK
VARSA BÖLGE
DIŞINA MAL SATAN BAYİYİ
TESPİT İÇİN
Yukarıda yer verilen Bayi Yöneticisinin görev ve sorumluluklarının belirtildiği belgeden 1180
görüldüğü üzere, bayinin belirlenen bölge dışında mal satışını engellemek, distribütör
bünyesinde Sezginler personeli olarak çalışan Bayi Satış Yöneticisinin görevleri arasında
sayılmakta; bu görevin nasıl ifa edileceği, uygulanacak yöntemler ve nedenleri ayrıntılı
08-43/591-223
25
olarak açıklanmaktadır. Bu talimat, distribütörün bölge dışına aktif satışını yasakladığı
gibi pasif satışları da engelleyebilecek niteliktedir.
Distribütör Gökay Gıda’nın hissedarı ve Genel Müdürü, 1.12.1998 tarihinde yapılan
görüşmelerde; Önaraştırma döneminde, başka distribütörün bölgesinden gelen talepleri
karşılamalarının mümkün olmadığı şeklindeki ifadelerini değiştirerek, kendilerinden mal
talep eden herkese mal satabildiklerini ifade etmişlerdir. Ancak bu ifadeler yukarıda yer 1190
verilen diğer belgelerle çelişmektedir.
I.6.3.2. Pasif Satışların Engellenmesine Yönelik Savunmalar ve Bu Savunmalara
İlişkin Değerlendirmeler
Pasif satışların engellenmesine ilişkin savunmalarda; Önaraştırma döneminde
Raportörlerce görüşülen distribütörler tarafından yapılan açıklamaların kabul edilmediği,
bu açıklamaların tamamen konuşan şahsın kendi varsayım ve tahminleri olduğu; ülkede
yerleşmiş ticari teamül nedeniyle bayiler arasında bölge dışına satış yapmama gibi bir
anlayış olabileceği ve bu durumun kendilerinden kaynaklanmadığı ifade edilmektedir. 1200
Ayrıca, ürünlere kaşe vurulması uygulamasının sadece taklit ürünlerle mücadele için
yapıldığı belirtilmektedir.
4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca düzenlenen 1997/3 sayılı Tebliğin 3(b)
maddesinin üçüncü bendi ile tek elden dağıtıcı üzerine anlaşmada belirlenen bölge
dışında anlaşma konusu mallarla ilgili olarak; müşteri aramama, şube açmama ve
dağıtım deposu kurmama yükümlülüklerinden başka rekabet sınırlaması
yüklenemeyeceği öngörülmüştür. Söz konusu madde hükmü, aktif ve pasif satış ayrımına
dayanmaktadır. Tek elden dağıtıcının bölge dışında satış yapmaya yönelik aktif
faaliyetleri sınırlanabilir, ancak bölge dışından gelen talepleri karşılaması engellenemez. 1210
Her tek dağıtıcı ile bölge dışına satış yapılmayacağı konusunda anlaşılması ya da
pratikte bölge dışına satışın engellenmesi, tek dağıtıcılara kendilerine tahsis edilen
bölgede mutlak koruma sağlar. Bu durumda marka içi rekabet tamamen ortadan kalkmış
olacağından, bu uygulama ya da bu uygulamaya ilişkin hükümler taşıyan anlaşmalar
grup muafiyeti kapsamı dışındadır. Soruşturma döneminde aktif satışların
sınırlanmaması gerektiğine ilişkin herhangi bir görüş ileri sürülmemiştir.
Önaraştırma döneminde görüşülen distribütörler ile Soruşturma döneminde de
görüşülmüş, Form Gıda ortağı ilk görüşmede beyan ettiklerine paralel olarak
distribütörlük sistemine geçişten itibaren diğer bölgelerden gelen müşterilerin mal 1220
talebinde bulunduğunu, bu tür başvuru ile gelen müşteriye öncelikle bölgesinin
sorulduğunu, şayet kendi bölgelerinde değilse Sezginler istemediği için mal
vermediklerini ifade etmiştir. Bu hususlara ilişkin belgelere yukarıda yer verilmiştir.
Savunmalarda, distribütörlerin beyanlarının neye dayandığı belli olmayan ve tamamen
kişisel değerlendirme olduğu ve faraziyelere isnat ettirilen yorum ve ihtimallerden ibaret
olduğu ifade edilmekle birlikte, kişinin Distribütör Form Gıda’nın ortağı olması nedeniyle
distribütör şirketi temsil ettiği ve değerlendirmesinin ilgili şirketin beyanı olarak kabul
edilmesi gerektiği açıktır. Nitekim distribütörlerin benzer ifadeleri kullanması tesadüften
ziyade, sistem kurulurken aynı yönde bilgilendirildiklerini göstermektedir.
1230
Diğer taraftan adı geçen Şirketin rekabet ihlaline ilişkin olarak dikkate alınan belgeler,
sadece bilgi tutanakları değildir. Konuya ilişkin olarak ilgili bölümde zikrolunan başka
08-43/591-223
26
belgeler de mevcuttur ve tek belge üzerinden kesin yargıya ulaşılmamıştır. Tüm belgeler
birlikte değerlendirildiğinde Sezginlerin rekabet ihlali içinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Üstelik I.6.1.1. no’lu bölümde ifade edildiği gibi, verilen distribütörün acente niteliğinde
olduğu savunularak bağımsız bir ekonomik operatör olarak mütalâa edilmesinin mümkün
olmadığının ileri sürülmesi, distribütörlerin beyanlarının kendilerini bağlamadığı iddiası ile
çelişmektedir.
1240
Ayrıca bayi yöneticisinin görev ve sorumluluklarını belirten belgede görüldüğü üzere,
bayinin belirlenen bölge dışında mal satışını engellemek, distribütör bünyesinde
Sezginler personeli olarak çalışan Bayi Satış Yöneticisinin görevleri arasında sayılmakta,
bu görevin nasıl ifa edileceği, uygulanacak yöntemler ve nedenleri ayrıntılı olarak
açıklanmaktadır. Bu talimat, distribütörün bölge dışına aktif satışını yasakladığı gibi pasif
satışları da engelleyebilecek niteliktedir.
Bayiler arasında bölge dışına satış yapmama gibi bir anlayışın ticari teamül ve örf ve
adetten kaynaklanabileceği iddiası yerinde değildir. Çünkü distribütörlerin ifadelerinde
bölge dışına satış yapmamalarının ticari teamül olduğundan değil, buna Sezginlerin izin 1250
vermeyecek olmasından sözedilmektedir.
Firma, savunmasında taklit ürünlerle mücadele için kaşenin ürünlere vurulduğunu ifade
etmektedir. Halbuki distribütörlerin beyanlarından görüleceği üzere kaşeler ürünlere değil
kolilere vurulmaktadır. Dolayısıyla kolilere kaşe vurulmasının taklit ürünlerle mücadelenin
yolu olamayacağı çok açıktır. Ayrıca bayi yöneticisinin görev ve sorumluluklarını gösteren
belgede kolilerin kaşelenmesinin amacının açıkça perakendecide yabancı bayiye ait mal
bulunup bulunmadığının tespiti olduğu belirtilmektedir.
Ayrıca sözlü savunma toplantısında Sezginler, pasif satışların engellenmediği ve başka 1260
bölgelere mal satıldığına dair distribütör beyanları ve faturalar sunmuştur. Yukarıdaki
belge ve bulgular dikkate alındığında, bu faturaların pasif satışların engellenmediğini
kanıtlar nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır.
I.7. Ülker Grubu
Ülker Grubu şirketlerinden Ülker Gıda San. ve Tic. A.Ş. ve Besler Gıda ve Kimya San. ve
Tic. A.Ş. hakkında soruşturma açılmıştır.
Ülker; bisküvi, çikolata ve çikolata kaplamalı ürünler üretmektedir. Üretilen bu ürünlerin 1270
yurt içerisinde dağıtımı ve pazarlaması, Ülker Grubu şirketlerinden Atlas Gıda Paz. San.
ve Tic. A.Ş. (Atlas) tarafından yapılmaktadır. Ülker distribütörlük sistemine 1996 yılında
geçmiştir. 15.1.1998 tarihli standart distribütörlük sözleşmesinde, Ülker, Atlas, İstanbul
Gıda Dış Ticaret A.Ş. (İstanbul Gıda), Üstün Gıda San. ve Tic. A.Ş. (Üstün Gıda),
Anadolu Gıda San. A.Ş. (Anadolu Gıda) ve Dura Unlu ve Şekerli Gıda Maddeleri Üretim
ve Satışı A.Ş. (Dura) taraf olarak bulunmaktadır.
Besler, sıvı yağ ve margarin üretimi yapmaktadır. Üretilen bu ürünlerin yurt içerisinde
dağıtımı ve pazarlaması, yine Besler tarafından yapılmaktadır. 1994 yılında üretime
geçen Besler, ürünlerinin dağıtımını kısa bir süre Ülker plasiyerlerini kullanarak yapmış, 1280
daha sonra klimatize araçlara sahip bayilerle dağıtıma devam etmiştir. Ülker ve Besler;
distribütör, zincir market, plasiyer şeklinde ayırdığı müşterilere, genelde fatura altı
08-43/591-223
27
ıskontosu, dönem primi, erken ödeme ıskontosu isimleri altında farklı satış koşulları
uygulamaktadır.
Savunmaların benzer olması nedeniyle ihlaller aynı başlık altında değerlendirilmiştir.
I.7.1. Savunmalardaki Genel İtirazlar ve Bu İtirazlara İlişkin Değerlendirmeler
I.7.1.1. İddiaların Türü ve Niteliğine İlişkin İtiraz 1290
Ülker ve Besler savunmalarında kendilerine soruşturma bildirim yazısı ile birlikte
iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli bilginin verilmediği, bildirim yazısının eksik
inceleme, yorum ve teorik açıklamaların yer aldığı bir metin halinde olduğu, Kanun’un 44.
maddesinin üçüncü fıkrasında, Kurul’un bilgilendirmediği ve savunma hakkı vermediği
konuları karara dayanak yapamayacağı hükmü yer aldığı, toptan ticareti piyasasında
rekabeti önlemeye yönelik davranışlardan bahsedilmesine rağmen, bilgilendirme ve
savunma hakkı tanımaya yönelik konulara hiç yer verilmediği ifade edilmektedir.
4054 sayılı Kanun’un 43. maddesinin “…taraflara tanınan ilk yazılı cevap süresinin 1300
başlayabilmesi için Kurul’un bu Bildirim Yazısı ile birlikte, iddiaların türü ve niteliği
hakkında yeterli bilgiyi ilgili taraflara göndermesi gerekir.” hükmünden anlaşılacağı üzere,
bahsi geçen “iddialar” ibaresi şikayetçi tarafın şikayet edilenler hakkında ileri sürdüğü
iddiaları değil, Kurul’un soruşturma açılması kararına dayanak oluşturan bulguları ve
bunların Kanun’un ilgili hükümleri kapsamında olup olmadığını ifade etmektedir.
Ayrıca teşebbüslerin 4054 sayılı Kanun’un 44. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca
şikayetçinin söz konusu şikayet dosyasını ve Kurul bünyesinde kendileri ile ilgili
düzenlenmiş her türlü evrakı ve mümkünse elde edilmiş olan her türlü delilin bir
nüshasını Kurum’dan talep etme hakkı mevcuttur. Bu itibarla İddiaların türü ve niteliğine 1310
yer verilmediği hususunun ileri sürüldüğü savunmalar gerçeği yansıtmamaktadır. Ülker
ve Besler, savunmalarının çeşitli bölümlerinde Kurulca kendilerine yöneltilen iddialardan
bahsetmek suretiyle iddiaların kendilerine gönderildiğini kabul etmiş olmaktadırlar.
I.7.1.2. Yasal Muhatabın Ülker Olmadığına İlişkin İtiraz
Ülker, Kurul kararına mesnet teşkil eden anlaşmanın tarafının Ülker’den tamamen
müstakil bir hükmi şahsiyet olan Atlas Gıda olduğunu ve bu sebeple Kurulca alınmış olan
kararın yasal muhatabının Ülker olmadığını belirterek, hukuk tekniği ve kanuni gerek
açısından husumetin yanlış tevcih edildiğini iddia etmiştir. 1320
Öncelikle, soruşturmaya konu olan distribütörlük sözleşmesinin tarafı Firmanın iddia ettiği
gibi sadece Atlas değildir. Atlas'la birlikte Ülker, İstanbul Gıda, Üstün Gıda, Anadolu Gıda
ve Dura sözleşmenin bir tarafını oluşturmaktadır. Sabri Ülker, Orhan Özokur ve Murat
Ülker yukarıda sayılan şirketlerin namına imza ve temsile yetkili olarak belirtilmiştir.
Firmanın ilk yazılı savunmasının 8. sayfasında yeralan “…Bu değerlendirmeler tabii
olarak bizi müvekkil Ülker AŞ’nin imzaladığı Distribütörlük Sözleşmesinde muafiyet
şartlarının bulunup bulunmadığı meselesine götürmektedir…” ifadesi de yine Firma
tarafından ileri sürülen Kurul kararına mesnet teşkil eden anlaşmanın tarafının Ülker’den
tamamen müstakil bir hükmi şahsiyet olan Atlas Gıda olduğu ve bu sebeple de Kurulca 1330
alınmış olan kararın yasal muhatabının Ülker olmadığı yolundaki savunmayı geçersiz
kılmaktadır. Ayrıca Ülker ve Atlas Gıda’nın ortaklık yapısı ve yönetim kurulu üyelikleri
08-43/591-223
28
incelendiğinde, her iki şirketin de aynı kişilerce yönetildiği görülmektedir. Dolayısıyla,
yasal muhatabın Ülker yerine Atlas Gıda olması gerektiği yönünde bir savunma yerinde
görülmemiştir.
I.7.1.3. Soruşturma Bildirim Yazısının Süresi İçerisinde Bildirilmediğine İlişkin İtiraz
Savunmalarda soruşturma kararının alınma tarihi ile bildirim tarihi arasında 18 gün
olduğu, Kanun'un 43. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen sürelerle ilgili lazımeye 1340
uyulmadığı ifade edilmiştir.
Savunmada da belirtildiği üzere, soruşturma kararının alınma tarihi ile kararın firmaya
bildirim tarihi arasında 18 gün vardır. 27.3.1998 tarihinde başlayan 15 günlük süre, resmi
tatil olan 10.4.1998’de bitmiştir. Ancak, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 8. maddesinin
iknci fıkrasında belirtildiği üzere, sürenin son günü tatil gününe rastlarsa, süre tatil
gününü izleyen çalışma gününün bitimine kadar uzamaktadır. Söz konusu bildirim tatil
sonrası ilk gün olan 13.4.1998 tarihinde teşebbüse gönderilerek, 4054 sayılı Kanun’un
43/3 maddesinin gereği yerine getirilmiştir.
1350
I.7.2. Pasif Satışların Engellenmesi
I.7.2.1. Elde Edilen Bulgular
I.7.2.1.1. Ülker Gıda San. ve Tic. A.Ş.
15.1.1998 tarihli distribütörlük sözleşmesinin 3. maddesinde “DİSTRİBÜTÖR’ün faaliyet
sınırlarını ŞİRKET belirleyecektir” ve “DİSTRİBÜTÖR belirlenen sınırların dışına
kesinlikle ŞİRKET ürünlerini satamaz” ifadesi yer almaktadır. Bu maddeye göre, diğer
bölgelerden gelmesi muhtemel bir talep karşılanmayacaktır. Böylece gerek diğer 1360
distribütörler, gerekse diğer bölgelerdeki aracılar karşılıklı olarak birer alternatif temin
kaynağı olma özelliklerini kaybetmiş olmaktadırlar.
1997/3 sayılı Tebliğ ile bir yeniden satıcıya diğer bazı sınırlamaların yanında aktif satış
yapmama yükümlülüğü getirilmiş buna karşılık bölge dışına talep üzerine satış yapılması,
yeniden satıcıya getirilebilecek sınırlamalar arasında sayılmamıştır.
Zira bir anlaşma, yeniden satıcıya komşu bölgeden gelecek olası bir talebi karşılamama
yükümlülüğü getiriyorsa ve bütün yeniden satıcılar karşılıklı olarak aynı yükümlülük
altında ise, her yeniden satıcıya mutlak topraksal koruma sağlanacak, böylece bir 1370
bölgedeki aracının bölgesi dışındaki alternatif temin kaynakları işlevsiz kalmış olacaktır.
Aşağıda yer verilen değişik örneklerde de, mutlak bölgesel koruma amacının taraflarca
benimsendiği ve buna aykırı uygulamaların önüne geçilmeye çalışıldığı görülmektedir.
Atlas Gıda Bölgeler AR-GE Müdüründen distribütörlere gönderilen, 15.1.1997 tarihli
matbu yazıda şu ifadeler kullanılmıştır:
"Distribütörlük sisteminin birinci ve en önemli şartı her Distribütörün kendi
bölgesinde mal satmasıdır. Tersini düşünecek olursak bölgesi dışına asla mal 1380
satmamasıdır…
08-43/591-223
29
Her ne suretle olursa olsun bölgesi dışına mal satan bir Distribütörümüz, kendinin
de içinde bulunduğu sistemi bilerek veya bilmeyerek zaafa uğratmaktadır.
Firmamızın bu duruma müsaade etmeyeceği malumunuzdur.
Bölge dışına mal satması konusunda hiçbir Distribütör’ümüzün firmamızdan
anlayış beklememesi gerekir. Bölge dışına her ne şekilde olursa olsun mal satan
Distribütör hakkında gerekli olan işlem uygulanacaktır.
1390
İlk uygulanacak yaptırımların başlıca ve en önemlisi, iki ayda bir ödenen %2'lik
dönem priminin iptal edilmesi olacaktır. Bu yaptırıma rağmen ihlaller devam
ederse mukavelede belirtilen şartlar işletilecektir…”
20.10.1997 tarihli Atlas Gıda Bölgeler AR-GE Müdürü tarafından satış birimlerine
gönderilen matbu belgede de aynı nitelikte ifadeler yer almaktadır.
Gaziantep depodan Atlas’a gönderilen 8.4.1997 tarihli “1997 Mart Ayı Ülker Raporu”
başlıklı yazıda kaşelemenin bölge ihlalini önlemek için yapıldığı aşağıdaki ifadelerle
anlatılmıştır: 1400
“…
Distribüsyon sistemine geçmemize rağmen bölge ihlali yapıldığı yönündeki
şikayetler devam etmektedir. Bunu önlemek için uyguladığımız kolilerin
kaşelenmesi işleminin tam olarak yapılması gerekmektedir. Zira bazı bölgelerde
97 imal tarihli olmasına rağmen koli üzerinde Distribütöre ait kaşe
bulunmamaktadır. Bu ise tespit yapılmasını engellemektedir.
İstanbul fabrikamızın yanında bulunan Ülker Shop mağazasının toplu satış yaptığı
ve şubat ayında Mardin bölgesine 100 koli 228-Sürpriz’in sözkonusu mağazadan
alınıp getirildiği öğrenilmiştir.”
1410
15.11.1997 tarihli Atlas Gıda Bölgeler AR-GE Müdüründen Genel Müdüre gönderilen
yazıda ise kolileri kaşelemenin nedeni şu ifadelerle açıklanmıştır:
“…bölgeler arası mal kaymalarını önlemek maksadı ile, … fabrikamızdan çıkan,
distribütöre ve zincir mağazalara verilen mallar isim bildirilen kaşeler ile
kaşelenmektedir. Bu uygulamanın tek istisnası Atlas plasiyerlerinin aldığı mallarda
yapılmaktadır.”
26.2.1998 tarihli Bölgeler Müdür Yardımcısı tarafından Atlas Gıda Genel Müdür
Yardımcısına gönderilen bölge ihlali konulu yazıda, distribütör olarak seçilmeyen kişilerin 1420
bölgeye dışarıdan Ülker mamülleri getirip sattığının tespit edildiği, kaşeleme sayesinde
ürünlerin hangi distribütörlerden temin edildiğinin öğrenildiği belirtilerek, söz konusu
distribütörlerin uyarılması ve gereğinin yapılması istenmektedir:
"…
…. (Uşak Bakkallar Derneği başkan ve başkan yardımcısı) tercih
edilmemelerinden dolayı bölgeye dışarıdan Ülker mamülleri getirip satmaktadırlar.
Mamullerimizi de yakın bölgelerden (Afyon, Balıkesir ve özellikle İzmir) temin
etmektedir. Temin ettiği Ülker mamüllerini noktalara %5, potansiyel noktalara
(Örnek; Gimpaş) %5+5 iskonto ile satmaktadır. Bu durum bölgede huzursuzluk ve
problem getirmektedir. (İzmir, İmanoğlu ve Yıldız kaşeli koliler tarafıma 1430
gönderilmiştir)
08-43/591-223
30
Bölge ihlalinin sistemimiz açısından ve penetrasyon açısından nasıl bir olumsuz
etki yapacağı hepimiz tarafından bilinen bir durumdur. İhlalin önlenmesi için yakın
bölge distribütörlerin uyarılması ve gereğinin yapılmasını bilgilerinize arz ederim. "
Yazının ekinde yer alan raporda, bölge şef yardımcısı şunları belirtmiştir:
"Turgutlu distribütörümüz Uşak bakkallar derneğine mal göndermeyi kabul
etmiştir. Akabinde benim bir telefon görüşmem olmuş ve bana da istediğim 1440
takdirde istenilen kadar malı göndereceği söylenmiştir…"
Bölge şef yardımcısından Bölgeler Müdürlüğü’ne gönderilen 10.3.1998 tarihli Aylık Rapor
konulu yazının "Bölgedeki Sorunlar" başlıklı bölümünde aşağıdaki ifadelere yer
verilmiştir:
“Uşak bölgesinde Erçel Gıda Ltd. Şti. 05.02.1998 tarihinde soğuk satış olarak
satışa başlamıştır. Fakat Uşak Bakkallar Derneği Başkan ve Başkan Yardımcısı
dışarıdan mal getirmek suretiyle Ülker mamülleri satmaktadır. Bu da distribütör ve
elemanların moral motivasyonlarını bozmaktadır. Ayrıca çok fazla verilen 5+2 gibi 1450
tavizler piyasanın dengesini de bozmaktadır.
Bu insanlar malı Balıkesir İmanoğlu’nun feshedilen bir alt distribütöründen, İzmir
Booker’dan, Kütahya Tavşanlı’dan bulmuştur.
Turgutlu distribütörü Nurol Ticaret Nevzat Şenol mal vermeyi kabul etmiş fakat
zamanında yapılan müdahale sonunda verememiş. Denizli Kanarya A.Ş.’den,
Konya’dan, Kastamonu’dan girişimlerde bulunmuş fakat sonuç alamamıştır…”
Yukarıdaki iki belgede yer verilen ifadelerlerden, Uşak Bakkallar Derneği Başkan ve 1460
Başkan Yardımcısının dışarıdan mal getirmek suretiyle Ülker ürünleri sattığı, yapılan
araştırma sonunda koli üzerindeki kaşelerden malın Turgutlu distribütöründen temin
edildiğinin belirlendiği, telefon görüşmesi ile bu nitelikte satışın yapıldığının teyit
edildiği, yapılan müdahale sonucunda benzer bir satışın gerçekleşmediği
anlaşılmaktadır.
Atlas Gıda Bölge Satış Şefinden Bölgeler Ar-Ge Müdürlüğüne gönderilen “Bölge İhlalleri
Hakkında” konu başlıklı 21.3.1997 tarihli yazıda aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir:
“Bölgemizde bazı perakende noktaların Ülker ürünlerini bizim dışımızdaki 1470
yerlerden temin etmeleri üzerine başlattığımız kapsamlı çalışma sonuç vermiş ve
Isparta ve Alanya’da Silleli Ticaret kaşeli bol miktarda ürüne
rastlanmıştır…Sistemin gerçek anlamda oturması ve sistemden başarı alınması
için ilgili distribütörlerin ikaz ve ihtar edilmesi gerektiği kanaatindeyim.”
Satış ve Pazarlama Müdüründen Konya’daki Silleli Çalışkan Gıda’ya gönderilen bölge
ihlali hakkında 26.3.1997 tarihli yazıda şu ifadelere yer verilmiştir:
“Antalya Bölge Satış Şefi Salim Ataman Bey’in göndermiş olduğu yazısında
belirtildiği üzere Isparta ve Alanya’da Silleli Ticaret kaşeli bol miktarda ürüne 1480
rastlanmıştır. Ayrıca Beyşehir’deki alt toptancı müşterimiz Ayşah Gıda’nın Silleliler
Ticaret kaşeli ürünlerinin distribütör bölgeniz dışındaki Yalvaç yerleşim bölgesinde
08-43/591-223
31
satmakta olduğu ifade edilmektedir. Tarafınıza gönderilen malın distribütörlük
sözleşmesi ile belirlenen sınırların içerisinde satılması, distribütör sınırlarının
dışarısına mal satılmaması gerekmektedir…”
Satış ve Pazarlama Müdüründen Atlas Gıda Bölgeler AR-GE Müdürüne gönderilen
5.3.1997 tarihli yazıda aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir:
“20.01.1997 tarihli Bölge Şefi Ahmet Gül’ün raporuna istinaden Kastamonu 1490
distribütörünün satışları Bölge Şefi Zeki Alan’a incelettirilip bilgisayar marifetiyle
Aralık, Ocak ve Şubat satış dökümleri alınmıştır. Dökümlerde yapılan incelemeler
sonucu distribütör bölgesi dışına fatura kestiği tespit edilememiştir.
Ancak İnebolu toptancı müşterisi Aziz Bektaş’a önemli miktarda mal gönderdiği
tespit edilmiştir.
Bunun üzerine 28.02.1997 tarihli Kastamonu distribütörü Ankara’ya çağrılarak
Tevfik Bey’le beraber uzunca bir görüşmemiz oldu. İnebolu alt müşterisinin bu
malı Ukrayna’ya gönderdiğini beyan ederek kesinlikle bölgesi haricinde herhangi 1500
bir bölgeye mal satmadığını söylemiştir. İnebolu alt müşterisine de mal
vermemesi ikazı yapılmış. Böyle bir tespitin kesinleşmesi halinde kesinlikle
distribütörlük sözleşmesinin fesh edileceği kesin bir dille anlatılmıştır. Zaten
Kılıçkanlar Ticaret yıllardır bizi uğraştıran, Ankara’da büyük sıkıntılar veren bir
firmadır. Biz de zaman zaman deposunu değişik şekilde kontrol ettiriyoruz ama
maalesef kodlu mala rastlayamadık. Mallar ya kodsuz ya da kodlar yırtılmış
oluyor. Sözkonusu distribütörümüzün bölgesi dışına mal sattığını tespit ettiğimiz
an kesinlikle değiştirmeyi düşünüyoruz.”
Bu ifadelerden bölge dışına mal satışının her ne şekilde olursa olsun yasaklandığı ve 1510
buna uymamanın yaptırımının ağır olduğu anlaşılmaktadır.
Gaziantep depodan Atlas Gıda Bölgeler AR-GE Müdürüne 4.6.1996 tarihinde gönderilen
yazıda pasif satışın nasıl engellendiğine dair ifadelere yer verilmiştir:
“Kayseri depomuzun bölgesi kapsamında bulunan Elbistan bölgesine bizim
bölgemizde müşterimiz olan 270067-Güven A.Ş.’nin bizzat gitmemekle birlikte
Elbistan esnafına satış yaptığı bildirilmektedir. Bu gelişme üzerine adı geçen
müşterimizle görüşerek durumun önemi izah edilmiş ve bu şekil satış yapmaması
istenmiştir. Güven A.Ş. Elbistan’a gitmediğini ve şu an zaten satış yapmadığını 1520
belirterek, 96 yılı başlarında Elbistan Kahiroğulları firmasının Gaziantep’e gelerek
kendilerinden ve piyasadaki esnaftan diğer ihtiyaçlarının yanısıra Ülker de aldığını,
… belirtmiştir. Netice olarak zaten bazı müşterilerimizle birlikte Güven A.Ş.’nin
depomuzdan aldığı kolilere “kaşe” vurulmaktadır. Sanırım bundan sonra böyle bir
durumla karşılaşılmayacaktır.”
Gaziantep depodan Atlas Gıda Bölgeler AR-GE Müdürüne 19.3.1997 tarihinde
gönderilen yazıda aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:
“Diyarbakır’da Deniz Tic. ünvanlı firmanın dışarıdan Ülker mamülleri getirerek 1530
satış yaptığı yönünde bilgiler alınmıştır. Deniz Tic.’in Ülker’i satmak için bir
pazarlamacı tuttuğu ve düşük fiyatla satış yaptığı bildirilmektedir. …Deniz
08-43/591-223
32
Ticaret’in Ülker satmaya başlaması öğrenilince nereden aldığı araştırılmış fakat
koli üzerlerinde kaşe bulunmadığı için tespit edilmesi mümkün olmamıştır. …Bu
konuda Hayırlı Ticaret/Aziz bey’le yapılan görüşmede Deniz Ticaret’in Ülker’i
Elazığ’dan aldığını öğrendiğini, hatta el arabasıyla satış yapan başka birinin 1.7
milyarlık Ülker’i Elazığ’dan aldığını bildiğini belirtmiştir. …Eğer gerçekten bildirildiği
gibi Elazığ’dan satış yapılıyorsa bunun önlenmesi gerekmektedir. ”
Bu belgede önce kaşeleme sayesinde satışı kimin yaptığı araştırılmış, ancak koli 1540
üzerlerinde kaşe bulunmadığı için tespiti yapılamamıştır. İddialar doğrultusunda
Elazığ’dan satış yapılıyorsa, önlenmesi gerektiğinden söz edilmiştir.
Gaziantep deponun Atlas Gıda Bölgeler AR-GE Müdürüne gönderdiği 15.5.1997 tarihli
yazıda şu ifadelere yer verilmiştir:
“…1. İstanbul distribütörlerinden Okyanus Tic. kaşeli Ülker kolileri(nin) Diyarbakır
piyasasına girdiği tespit edilmiştir. Sözkonusu Ülker ürünlerinin İstanbul/Kumkapı-
Gedikpaşa’da bulunan bir marketten alındığı öğrenilmiştir.
2. Elazığ distribütörü Ulaş Tic.’ten mal aldığını belirten bir şahıs piyasaya sürekli 1550
Ülker ürünleri vermektedir. …”
I.7.2.1.2. Besler Gıda ve Kimya San. ve Tic. A.Ş.
1.8.1995 tarihinde düzenlenen ve üçüncü yazılı savunmayla birlikte gönderilen yeni
sözleşmeye kadar yürürlükte olan distribütörlük sözleşmesinin 4. maddesinde “ …
belirtilen bölge dışında Bayii’nin her ne sebeple olursa olsun mal satışı yasaktır. Tesbiti
halinde Besler A.Ş. sözleşmeyi iptal hakkına sahiptir” ifadesi yer almaktadır.
Bu ifadeyle bir başka bölgeye aktif satışın yanı sıra pasif satış yapılması da 1560
yasaklanmaktadır. Tüm distribütörler ile bu hükmü içeren sözleşmeler imzalandığı
düşünüldüğünde, her distribütör için mutlak bölgesel koruma sağlanmaktadır.
Satış Müdürü tarafından distribütörlerce yapılan satışlara ilişkin olarak şu tespitler ve
hatırlatmalar yapılmaktadır:
“Besler Gıda ve Kimya San. ve Tic. A.Ş. ile aranızda düzenlenen “Distribütörlük
Sözleşmesi”nde de söz edildiği üzere, bir distribütörümüzün kendi bölgesi dışına
direkt ya da dolaylı olarak mal satışı kesinlikle yasaktır…
1570
Bölge dışı satışlar konusunda şikayet aldığımız distribütörlerimizin ay sonu %2
kota primleri verilmeyeceği gibi, devamı halinde distribütörlüğün devamı
konusunda da yeniden değerlendirme yapmak zorunda kalacağız…”
“Distribütör Çalışması” başlıklı ve 5.9.1996 tarihli yazıda distribütörün sorumluluklarından
biri olarak bölge dışına hiçbir şekilde direkt ya da indirekt olarak mal satışı yapmaması
gösterilmiştir.
Satış Müdüründen iki distribütöre gönderilen 11.11.1997 tarihli faks mesajında şunlar
belirtilmiştir: 1580
“…
08-43/591-223
33
Diğer konular:
İki distribütör hiçbir şekilde birbirlerinin bölgesine direkt ya da başka toptancı
kanalıyla giremeyecektir.
Fiyatlandırma konusunda distribütörler birbirlerine zarar verecek davranış içine
giremeyeceklerdir."
7.3.1998 tarihli Ege Bölgesi Haftalık satış değerlendirmesi raporunda, bir yeniden
satıcının bölge ihlalinin devam etmesinin distribütörü son derece rahatsız ettiği belirtilerek 1590
bu sorunun çözümlenmesi istenmektedir.
I.7.2.2. Pasif Satışların Engellenmesine Yönelik Savunmalar ve Bu Savunmalara
İlişkin Değerlendirmeler
I.7.2.2.1. Sözleşme Maddelerinin Yanlış Anlaşıldığına İlişkin Savunma
Ülker ve Besler'in bu konuya ilişkin savunmalarında;
- sözleşme maddesinde böyle bir düzenlemeye yer verilmesindeki amacın, dağıtıcının 1600
kendi bölgesinde etkin dağıtımı yapmasını sağlamak olduğu,
- Ülker distribütörlük sözleşmesinin 3. maddesinin aktif satışlarla ilgili olduğu, zira
hükmün lafzi yapısının “Distribütör … belirlenen sınırların dışına … satamaz” şeklinde
olduğu,
- Besler distribütörlük sözleşmesinin 4. maddesinde bir kesinliğin olmadığı, söz konusu
maddede sadece bir hakkın ifade edildiği, Besler’in bu hükümden hareketle hiçbir
şekilde distribütörlük iptali yoluna gitmediği, nihai tüketicinin veya aracı teşebbüslerin
bu yoğun ağ içinde pasif satış engeliyle karşılaşacağı iddiasının gerçeklikten uzak
olduğu,
- bahse konu sözleşme maddelerinin mutlak bölgesel korumayı sağlamadığı 1610
belirtilmektedir.
Ayrıca sözlü savunma toplantısı akabinde, Ülker'le daha önce beraber çalışmış ve/veya
çalışmaya devam eden kişilerin noter tasdikli beyanları Kurul'a sunulmuştur. Bu
beyanlarda mealen Ülker'in pasif satışları engellemediği belirtilmektedir
Grup Muafiyeti Tebliğleri, rekabet sınırlamalarını bir ölçüye kadar 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesi kapsamındaki hükümlerden muaf tutabilmektedir. Örneğin, bir yeniden satıcıya
bölgesi dışında müşteri aramama, şube açmama, depo kurmama yükümlülükleri 1620
getirilebilir. Ancak bu kısıtlamalar bölge dışına aktif satış yapmama yükümlülüğüne
ilişkindir. Eğer bir anlaşma, yeniden satıcıya diğer bölgeden gelecek olası bir talebi
karşılamama yükümlülüğü getiriyorsa ve bütün yeniden satıcılar karşılıklı olarak aynı
yükümlülük altında ise, her yeniden satıcıya mutlak topraksal koruma sağlanmış
olacaktır. Böylece bir bölgedeki aracının bölgesi dışındaki alternatif temin kaynakları
işlevsiz kılınmaktadır.
Ülker’in distribütörlük sözleşmesinin ilgili maddesi şu şekildedir: “Distribütörün faaliyet
sınırlarını ŞİRKET belirleyecektir… Distribütör belirlenen sınırların dışına kesinlikle
ŞİRKET ürünlerini satamaz”. Bu hükümden anlaşılan distribütörün her ne sebeple olursa
olsun şirket ürünlerini belirlenen sınırların dışına satamayacağıdır. Ülker’in kurduğu 1630
sistemde distribütörler, sınırları çizilen bölgeleri dışında malları görüldüğü anda bölge
08-43/591-223
34
ihlali yapmış olmaktadırlar. Bu noktada aktif-pasif satış ayırımı yapılmamaktadır. Nitekim
bulgular kısmında yer verilen belgelerde görüldüğü üzere, bir distribütörün uyarılması için
mallarının bölge dışında bulunması yeterlidir.
Ülker bölgeler müdüründen distribütörlere gönderilen 15.1.1997 tarihli belgede,
distribütörlük sisteminin birinci ve en önemli şartının her distribütörün kendi bölgesinde
mal satması olduğu ifade edilerek, her ne surette olursa olsun bölgesi dışına mal
satılmaması gerektiği, aksi takdirde dönem priminin iptal edileceği ve bu yaptırıma
rağmen ihlaller devam ederse mukavelenin fesih hükümlerinin işletileceği bildirilmektedir.
Benzer şekilde 20.10.1997 tarihli bölgeler müdüründen satış birimlerine gönderilen 1640
yazıda, yeni satış sisteminin bölgelerin dışına her ne sebeple olursa olsun satış
yapılmaması prensibine dayandığı, satış birimlerinin distribütörlerin sorumlu olduğu
bölgeler haricine mal satmalarına asla müsade edilmemesi gerektiği, bölge yöneticilerinin
sevkıyatları titizlikle incelemeleri ve beklenmedik artışların nedeninin araştırılması
gerektiği belirtilmektedir. 26.2.1998 tarihli genel müdür yardımcısına gönderilen yazıda
da, bölge ihlalinin önlenmesi ve ilgili distribütörlerin uyarılarak gereğinin yapılması
istenmektedir.
Her türlü uyarıya rağmen olası bölgeler arası mal geçişlerini önlemek için de distribütöre
ve zincir mağazalara gönderilen mallar fabrikadan çıkarken kaşelenmektedir. Bu durum 1650
bölgeler müdürünün genel müdüre gönderdiği 15.11.1997 tarihli yazıda "… bölgeler arası
mal kaymalarını önlemek maksadı ile, … fabrikamızdan çıkan, distribütöre ve zincir
mağazalara verilen mallar isim bildirilen kaşeler ile kaşelenmektedir…" ifadesi ile
belirtilmektedir. Benzer şekilde 26.3.1997 tarihli satış ve pazarlama müdüründen
distribütöre gönderilen yazı ve 4.6.1996, 19.3.1997 ve 15.5.1997 tarihli Gaziantep depo
ile merkez arasındaki yazışmalarda da, kaşeleme ile bölge ihlallerinin nasıl tespit edildiği
anlatılmaktadır.
Bu belgelerle ilgili olarak yapılan savunmalarda, kaşelemenin amacı olarak, ürünlerin
sorumluluğunun hangi tedarikçide olduğunu anlamak, bölge dışına aktif satış yapılıp
yapılmadığını kontrol etmek ve raf ömrü tükenen malları toplamak gösterilmiştir. Ancak 1660
yazışmalardan görüldüğü üzere, amacın bölge dışına yapılan satışları engellemek olduğu
anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bu hükmün sadece aktif satışlarla ilgili olduğu iddiası geçersiz
kalmaktadır. Bu hükümle aktif-pasif ayırımı yapılmadan bölge dışına yapılan satışlar
yasaklanmaktadır.
Besler’in distribütörlük sözleşmesinin 4. maddesi "Yukarıda belirtilen bölge dışında her
ne surette olursa olsun mal satışı yasaktır. Tespiti halinde Besler A.Ş. sözleşmeyi iptal
hakkına sahiptir." şeklindedir. Savunma yazısında, bu maddenin "bayi pasif satış
yapamaz" şeklinde yorumlanamayacağı ileri sürülmesine karşın, yukarıda bulgular
kısmında yer verilen belgeler, sözleşmede geçen "her ne surette" ifadesinin anlamını 1670
yoruma yer bırakmayacak şekilde açıklamaktadır.
Distribütörün bölge dışında satış yapması durumunda, sözleşmeyi iptal etme hakkını
Besler’in hiç kullanmamış olması, rekabet ihlali içinde bulunulmadığını göstermemektedir.
Bir anlaşmanın Rekabet Hukuku açısından yasak kapsamına girebilmesi için, anlaşmanın
fiili sonucunun mutlaka bir ihlal doğurmuş olması gerekmemektedir. Dolayısıyla,
08-43/591-223
35
distribütörlük sözleşmelerinde pasif satışları engelleyebilecek mahiyette bir madde olduğu
müddetçe distribütörlük sözleşmesinin ilgili maddeleri yasak kapsamındadır.
Aynı şekilde, soruşturma bildirim yazısında belirtilen satışların, aktif satışlara ilişkin
olduğu iddiası da, sözleşmede pasif satışları engelleyecek mahiyette bir hükmün
bulunması nedeniyle geçerliliğini kaybetmektedir. Kaldı ki; soruşturma döneminde 1680
yapılan tespitler savunmada iddia edilenin aksine, Besler’in söz konusu maddeyi
kullanarak, distribütörlerin yaptıkları pasif satışları engelleme çabası içerisinde olduğunu
göstermektedir.
Besler Satış Müdüründen distribütörlere gönderilen yazıda da, yine distribütörlük
sözleşmesinin 4. maddesine atıf yapılarak, bölge dışına direkt ya da dolaylı olarak mal
satışının kesinlikle yasak olduğu distribütörlere hatırlatılmakta ve bu tip satışları devam
eden distribütörlerin ay sonu %2 kota primlerinin verilmeyeceği, devamı halinde
distribütörlüğün sona erdirilebileceği uyarısında bulunulmaktadır. Bu uyarı yazısı ile,
savunmada belirtildiği gibi distribütörlere sadece aktif satış yasağı getirildiğini, pasif 1690
satışların engellenmediğini kabul etmek mümkün değildir.
Satış Müdüründen gönderilen Tokat İli’nin iki distribütör arasında paylaşımına ilişkin
11.11.1997 tarihli yazıda da, iki distribütörün hiçbir şekilde birbirlerinin bölgesine direkt ya
da toptancı kanalıyla giremeyeceği belirtilerek, distribütörlerin yapacakları pasif satışlar
engellenmeye çalışılmıştır. Yine, “Distribütör Çalışması” başlıklı 5.9.1996 tarihli yazıda,
distribütörün sorumluluklarından biri olarak, bölge dışına hiçbir şekilde direkt ya da
indirekt olarak mal satışı yapmaması gösterilmiştir.
Besler, nihai tüketicinin veya aracı teşebbüslerin pasif satış engeliyle karşılaşacağı
iddiasının gerçeklikten uzak olduğunu ifade etmiştir. Gerçekten de nihai tüketicilerin pasif 1700
satış engeliyle karşılaşmaları mümkün değildir. Zira, nihai tüketici bulunduğu bölgedeki
veya dışarıdaki herhangi bir perakendeciden ihtiyaçlarını tedarik edebilir. Ancak, bu
durum, perakendeciler için geçerli değildir. Herhangi bir perakendecinin kendisi ile aynı
seviyedeki başka bir perakendeciden ürün tedarik etmesi ekonomik açıdan makul
değildir. Bu nedenle, perakendeci, bulunduğu bölgedeki distribütörden mal almak
istemediği veya alamadığı zaman, diğer distribütörden bu malı rahatlıkla alabilmelidir.
Sonuç olarak, Ülker ve Besler’in distribütörlük sözleşmelerindeki ilgili maddelerle fiiliyatta
sadece distribütörlerin yaptıkları aktif satışların yasaklandığı, pasif satışların
engellenmediği yolundaki savunmaları, yapılan tespitlerle bağdaşmamaktadır.
1710
I.7.2.2.2. Distribütörlük Sözleşmelerinin Kurul’a Bildirilmiş Olmasına İlişkin
Savunma
Ülker ve Besler’in bu konudaki savunmalarında,
- Kanun’un 8 ve 10. maddesi ile Geçici 2. madde hükümlerinden kaynaklanan
haklarının kısıtlandığı,
- Süresi içinde sözleşmelerin bildirilmiş olduğu ve bunun sadece kararda
değerlendirileceği ifadesinin önemli bir değerlendirme eksikliği olduğu ve bunun adeta
yanlı davranıldığını gösterdiği, 1720
- Kanun'un 9. maddesi kapsamında kaçınılması gereken uygulamaların kendilerine
bildirilmediği
belirtilmektedir.
08-43/591-223
36
İlgili teşebbüslerin Kanun’un yukarıda bahsedilen maddelerinden kaynaklanan haklarının
kısıtlandığı yönündeki savunmaları varit görülmemiştir. Ülker ve Besler’in distribütörlük
sözleşmeleri 4.5.1998 tarihinde Kurum’a bildirilmiştir. Rekabet Kurulu’nun 2.7.1998
tarihinde almış olduğu kararda, söz konusu başvuruların soruşturma dosyaları ile birlikte
değerlendirileceği ifade edilmiştir. 1730
Soruşturma raporu tebliğ edildikten sonra, Ülker ve Besler, sözleşme yenileme
çalışmalarının başladığını ifade etmişler, ancak yenilenen sözleşmeler üçüncü yazılı
savunmalarla birlikte Kurul’a sunulmuştur. Sözkonusu sözleşmeler, Kurul'un 22.11.1999
tarih, 99-53 sayılı toplantısında görüşülmüş ve 1997/3 sayılı Tebliğ'in öngördüğü
koşulların tamamını sağlamamasından dolayı muafiyet almasının mümkün olmadığına,
üçüncü yazılı savunmada sunulan sözleşmelerin 12. maddesinde yeniden satış fiyatının
belirlenmesine ilişkin Kanun'a aykırı ifadelerin sözleşmelerde yer almaya devam etmesi
nedeniyle değiştirilmiş bu haliyle de 1997/3 sayılı Tebliğ kapsamında
değerlendirilemeyeceğine, sözleşmelerin ilgili karar metninde belirtilen şekilde tadil 1740
edilmesi koşuluyla 1997/3 sayılı Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden
yararlanabileceğine karar verilmiştir.
Diğer taraftan önaraştırma sürecinde tespit edilen ve ihlal olarak değerlendirilen
hususlara ilişkin olarak soruşturma açılmış ve bu durum taraflara bildirilmiştir. Ülker'e
13.4.1998 tarih ve 577 sayılı, Besler'e de 13.4.1998 tarih ve 576 sayılı bildirim yazıları ile
soruşturma kararı ve soruşturma açılmasına dayanak teşkil eden hususlar, ihlalin niteliği,
kapsamı ve ihlalin grup muafiyeti kapsamı dışında bulunduğu duyurulmuş, Ülker ve
Besler ikinci yazılı savunmalarında ilgili sözleşmeleri yenileme çalışmalarının
başlatıldığını belirtilmişlerdir. Teşebbüslerin Rekabet Kurulu'nun görüşlerini kabul ederek 1750
davranışlarını bu yönde değiştirmesi halinde, ihlalin sürdüğü dönem için var olan cezai
sorumluluk baki kalmak üzere, ihlalin de sona ereceği açıktır. Anılan ihlaller için cezai
müeyyide uygulanıp uygulanmayacağı ancak soruşturma sonucunda belirlenebilecektir.
I.7.2.2.3. Muvazaalı Satış Konusuna İlişkin Savunma
Savunma yazılarında; raporlarda yer verilen belgelerin aktif satışların engellenmesi ile
ilgili olduğu, Ülker ve Besler’in ürünün mahiyeti gereği kamu sağlığı, marka imajı ve
kanuna karşı hilelerin önüne geçebilmeyi teminen piyasaları izlediği, distribütörlerin
dolaylı olarak dahi bir dağıtım ağı kurmasının ardından, muvazaalı satış yaparak aktif 1760
satış yapabileceği ileri sürülmüştür.
“Direkt bölge dışı satış” ile “dolaylı bölge dışı satış”ı birbirinden ayırarak değerlendirme
yapmak gerekmektedir. Distribütörler direkt bölge dışına, müşteri arayarak, depo kurarak
veya fiyat teklifinde bulunarak, aktif olarak satış yaparlarsa, sağlayıcı konumundaki Ülker
ve Besler bu tip aktif satışları engelleme hakkına sahiptir. Ancak distribütörler kendilerine
talep geldiğinde bölge dışına direkt olarak, pasif satış yoluyla mal satarlarsa ve sağlayıcı
bu tip pasif satışları engelleme çabası içerisinde olur ise, söz konusu dağıtım
anlaşmasının 1997/3 sayılı Tebliğ'in öngördüğü grup muafiyetinden yararlanması
mümkün değildir. 1770
Bu açıklamalar çerçevesinde önce Ülker ile ilgili belgeler değerlendirilecektir. Bölgeler
müdür yardımcısından genel müdür yardımcısına gönderilen 26.2.1998 ve 10.3.1998
tarihli belgelerde, Uşak'ta distribütör olarak seçilmeyen Uşak Bakkallar Derneği başkan
08-43/591-223
37
ve yardımcısının, bölgeye dışarıdan mal getirip satmaları bölge ihlali olarak
değerlendirilmiş, malları temin ettikleri yakın bölge distribütörlerinin (Afyon, Balıkesir ve
İzmir) uyarılması ve gereğinin yapılması istenmiştir. Satış ve pazarlama müdüründen
distribütöre gönderilen 26.3.1997 tarihli belgede, bölge ihlali yapan distribütör uyarılmış
ve “gönderilen malın distribütör sözleşmesi ile belirlenen sınırların içerisinde satılması,
distribütör sınırlarının dışarısına mal satılmaması gerektiği” hatırlatılmıştır. 5.3.1997 tarihli 1780
Satış ve Pazarlama Müdüründen Bölgeler Ar-Ge Müdürüne gönderilen yazıda ise bölge
haricinde herhangi bir bölgeye mal sattığı tespit edilen distribütöre uygulanacak
yaptırımın, sözleşme feshi olduğu belirtilmektedir.
Besler Satış Müdürü tarafından distribütörlere gönderilen 11.11.1997 tarihli yazıda, Tokat
ilinde faaliyet gösteren iki distribütörün toptancı kanalıyla dahi olsa birbirlerinin
bölgelerine giremeyecekleri ifade edilmiştir. Ayrıca, 7.3.1998 tarihli Ege Bölgesi haftalık
satış değerlendirmesi raporunda, bir yeniden satıcının bölge ihlalinin devam etmesinin
distribütörü rahatsız ettiği belirtilerek, bu konunun halledilmesi istenmektedir.
1790
Ülker ve Besler, soruşturma süresince distribütörlerin muvazaalı satış yoluyla aktif satış
yapabileceğini ileri sürmüş, ancak bu yöndeki iddialarını kanıtlayan söz konusu belgelere
ilişkin herhangi bir delil ortaya koyamamışlardır. Dolayısıyla bu konuda amaç, muvazaalı
satışın önüne geçmek değil, pasif satışları engellemektir.
I.7.2.2.4. Mutlak Topraksal Korumanın Fiyat Maksimizasyonuna Yol Açması
Gerektiğine İlişkin Savunma
Savunma yazılarında, mutlak topraksal koruma sağlanmış olsaydı, fiyat
maksimizasyonunun oluşmasının kaçınılmaz olacağı, böyle bir durum oluşmadığına 1800
göre; pasif satışların engellenmediği ifade edilmektedir.
Mutlak topraksal koruma markalar arası rekabetin olmadığı ya da etkin rekabetin
olmadığı piyasalarda aşırı derecede yüksek fiyatlarla satışa yol açabilir. Nitekim bu
durum 1997/3 sayılı Tebliğin 6(d) maddesi ile yasaklanmıştır ve muafiyetin geri alınacağı
öngörülmüştür. Ancak fiyat maksimizasyonu gerçekleştirilmediğinden pasif satışlar
engellenmiyor ifadesi gerçeği yansıtmamaktadır. Zira pasif satışlar, Ülker Grubu
tarafından fiyat istikrarının sağlanmasını zorlaştıran bir faktör olarak
değerlendirilmektedir.
Ülker ve Besler ürünleri tüketici gözünde ikamesi olan ürünlerdir. Distribütörün kendi 1810
iradesiyle ya da sağlayıcıların zorlamasıyla fiyat maksimizasyonuna uzun bir süre
gidilemeyecektir. Aksi takdirde ciddi pazar kayıplarıyla karşılaşılabilir. Ancak aktif-pasif
ayırımı yapılmadan bölge dışına yapılan satışlar bölge ihlali olduğu gerekçesiyle
yasaklandığında, eğer distribütörlere rakip Ülker ve Besler ürünlerini satan başka satıcılar
da yoksa, distribütörler bölgelerinde fazla zorlanmadan mallarını belli bir fiyattan
satabileceklerdir. Zincir marketler de kontrol altında tutulduğu takdirde, hem distribütöre
rakip olan satıcılara talep kayması engellenebilecek, hem de fiyatta zincir marketlerin
distribütöre rakip olması engellenmiş olacaktır. Ancak fiyat kontrolü sağlanmış ise
rakiplerle gizli bir yatay anlaşma yapma olasılığı da artacaktır. Marka içi rekabeti
engelleyen böyle bir durum Kanun'a aykırıdır. 1820
I.7.2.2.5. Tespit Edilen Belgelerin Kişisel Görüş ve Notlar Olduğuna İlişkin
Savunma
08-43/591-223
38
Elde edilen belgelerin yalnızca kişisel düşünce, yorum ve notlardan oluştuğu, bunların da
ancak bir anlaşmanın ispatlanamadığı durumlarda anlaşmanın varlığını ispat etmek için,
uyumlu eylem bulunduğuna karine olarak ya da hakim durumun kötüye kullanıldığını
göstermek için kullanılabileceği iddia edilmektedir. Ayrıca, pasif ticaretin önlenmesi
kavramı ile bölgelerarası ticaretten memnun olmama kavramlarının karıştırıldığı da ileri
sürülmektedir. 1830
Mevcut belgeler incelendiğinde; bunların bir kısmının bölge satış sorumluları tarafından
hazırlanan bölgedeki gidişatı ya da sorunları anlatan kimi zaman rapor şeklinde kimi
zaman ise birkaç sayfalık notlar halinde bölgeler müdürüne gönderilen yazılar, bir
kısmının distribütörlere gönderilen uyarı yazıları, bir kısmının ise problemin büyüklüğüne
göre üst düzey yöneticiler arasındaki yazışmalar olduğu görülmektedir. Özellikle
yöneticilerin yazışmalarında, bölge dışına satış yapılmamasının sistemin ana
unsurlarından biri olduğu ifade edilmektedir. Bizzat pazarın içerisinde bulunan,
müşterilerin, rakiplerin tepkilerini gözleyerek, üstlerine rapor eden, pazarın nabzını tutan
satış personelinin yazdıkları yazılar kişisel görüş ve notlar olarak 1840
değerlendirilmemektedir.
Yapılan tespitlerin çoğunun bölgeler arası ticaretten memnun olmayan satış
elemanlarının yazıları olduğu, onların şikayetlerinin normal karşılanması gerektiği
yolundaki savunma, söz konusu tespitlerin bölgeler arası ticaretten memnun olmamanın
ötesinde birtakım yaptırım tehditleri ve uyarıları içeren yazışmalar olduğu dikkate
alındığında, hukuken geçerli görülmemektedir.
I.7.3. Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi (Besler Gıda ve Kimya San. ve Tic. A.Ş)
1850
I.7.3.1. Elde Edilen Bulgular
I.7.3.1.1. Distribütörün Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi
1.8.1995 tarihinde düzenlenen ve üçüncü yazılı savunmayla birlikte gönderilen yeni
sözleşmeye kadar yürürlükte olan distribütörlük sözleşmesinin 6. maddesinde “Prensip
olarak perakende noktalara iskonto yapılmayacak, merkezden alınan uygulama
esaslarına sadık kalınarak satış gerçekleştirilecektir. Bölge Müdürlüklüklerince iskonto
verilmesi uygun görülen satış noktalarına Merkez’in de görüşü alınarak özel uygulamalar
gerekli görülürse yapılabilecektir.” ifadesi yer almaktadır. 1860
Bu madde ile, distribütörün müşterilerine uygulayacağı ıskonto sağlayıcının onayına tabi
tutulmaktadır.
Sözleşmenin 11. maddesinde vade şartları ile ilgili şu hükme yer verilmiştir:
“Vadeler:
Vadeli satış : Fatura tarihinden itibaren 40 gün.
Peşin satış : Fatura tarihinden itibaren 5 gündür.
Bu vadelerin arttırımı Besler A.Ş.’nin bilgisi olmadan sözkonusu olamaz.” 1870
Bu maddeye göre vade şartları sağlayıcının onayına tabi tutulmaktadır.
08-43/591-223
39
Besler’in distribütörlüğünü yapan İhsan Gıda ve Yağ Pazarlama ve Tic. A.Ş. yetkilisi,
6.2.1998 tarihinde yapılan görüşmede, Besler’den fiyat listeleri geldiğini, listelerdeki
fiyatların kendilerinin hem alış hem de satış fiyatı olduğunu, satışlarında kendilerinin ve
kendileriyle çalışan tüccar plasiyerlerin bu fiyatları değiştirerek satış yapmalarının
mümkün olmadığını, Besler’in kendilerine mal alımlarında %7 ıskonto uyguladığını ve bu
oranın kendilerinin brüt kârlarını oluşturduğunu belirtmiştir.
1880
Satış Müdüründen iki distribütöre gönderilen, pasif satışların engellenmesine dair
bulgular kısmında yer alan 11.11.1997 tarihli faks mesajı, fiyata ilişkin ihlaller de
içerdiğinden tekrar alıntılanmıştır:
“…
Fiyatlandırma konusunda distribütörler birbirlerine zarar verecek davranış içine
giremeyeceklerdir. ...”
Satış Müdüründen Bölge Müdürlerine gönderilen 17.3.1998 tarihli faks mesajında peşin
satışlara ilişkin şu hususlar belirtilmiştir: 1890
“Perakendeciye yapılan peşin satışların uygulanması için hazırladığımız fiyat
listesinin distribütörlerimiz tarafından uygulanmasının temini için gerekli
çalışmaların yapılması gerektiğini bildirmiştik.
Zaman zaman distribütörlerimiz Besler’den peşin alım yapmadıkları için piyasaya
peşin satış iskontoları yapmalarının, kendilerine zarar verdiği yönünde görüş
bildirmektedirler.
… Peşin mal alım yapmayan distribütörlerimizin yukarıda bahsettiğimiz 1900
gerekçeden dolayı piyasaya peşin fiyatlar ile mal satmamaları halinde kendilerini
ikaz etmemiz gerekmektedir…”
Satış Müdüründen Bölge Müdürlerine gönderilen 11.3.1998 tarihli faks mesajında,
yazının ekinde yeni bir uygulama olarak “Perakendeciye Satış Fiyat Listesi”nin
gönderildiği, distribütörlere dağıtılarak perakendeciye yaptıkları satışın vadeli ve peşin
gerçekleşmesi halinde uygulamaların asgari bu liste fiyatlarından olması gerektiği ifade
edilmiştir.
Satış Müdürü tarafından hazırlanan 24.7.1998 tarihli faks mesajında, ÖSM (Özel 1910
Seçilmiş Market) müşterileri için ıskonto uygulamasına ilişkin olarak şu cümleye yer
verilmiştir:
“…uygulama esasları ile ilgili bilgiler şöyledir:
ÖSM satış noktasına listede yazılı iskonto nispetlerini asgari olarak distribütör ve
plasiyer mutlaka uygulayacak ve bunu istenildiğinde faturaları ile birlikte beyan
edecektir.
Distribütör veya plasiyer belirlenen iskonto nispeti üzerinde bir uygulama yapıyor 1920
ise Besler’in karşılayacağı miktar listedekinin yarısının üzerinde olmayacaktır…”
08-43/591-223
40
Satış müdürü tarafından ÖSM noktalarında liste fiyatlarının uygulanıp uygulanmadığı
denetlenmektedir.
“Distribütör Çalışması” başlıklı pasif satışların engellenmesine dair bulgular kısmında
bahsedilen 5.9.1996 tarihli yazıda, distribütörün sorumluluklarından biri olarak fiyat
istikrarını bozacak davranışlarda bulunmamak gösterilmiştir.
Endüstriyel Ürün Satış Yöneticisinden gönderilen 10.6.1998 tarihli yazıda, endüstriyel 1930
ürünlerin fiyatlarına ilişkin aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir:
“10.06.1998 tarihinden itibaren pastanelere aşağıda belirtilen fiyatlarda satış
yapılması gerekmektedir. Gerekli ilgi ve takibini rica ederim…"
11.3.1998 ve 5.6.1998 tarihli pastacılık margarinleri fiyat listelerinde ve 6.8.1998 tarihli
faks mesajında bayinin satış fiyatları belirtilmiştir.
Bu belgeler, sadece tüketici grubu ürünlerin yeniden satış fiyatının değil, aynı zamanda
endüstriyel ürünlerinin de distribütör satış fiyatlarının belirlendiğini göstermektedir. 1940
Satış Müdüründen satış birimlerine gönderilen 27.3.1997 tarihli faks mesajında, ekte yeni
listelerinin bulunduğu, içeriye girilmiş olan siparişlerin eski fiyatlı olarak sevkedileceği,
eski fiyattan başka sipariş alınmayacağı ve yeni fiyatların distribütörler kanalıyla
perakendecilere uygulanmaya başlatılacağı tarihin 1.4.1997 olduğu ifade edilmiştir.
I.7.3.1.2. Zincir Marketlerin Raf Fiyatının Belirlenmesi
Distribütörlerden Okyanus Gıda Satış Müdürünün Besler Satış Müdürüne 17.7.1998
tarihinde gönderdiği faks mesajında şu ifadelere yer verilmiştir: 1950
“15.07.1998 Çarşamba günü yaptığımız görüşmeden sonra 16.07.1998 tarihinde
yaptığımız araştırmada … Furkan Gıda'da (Kopuz Gıda) Bizim paket margarinin
fiyatı 95.000 (Doksanbeşbin) TL., ½ İçim Sütün fiyatı 108.000 (Yüzsekizbin)
TL.’den satıldığını tespit ettik. Satış fişi tarafımızdadır. Gereğini bilgilerinize
arzederim.”
Yukarıdaki yazıya cevaben Marmara Bölge Müdürünün Okyanus Gıda’ya gönderdiği
17.7.1998 tarihli yazıda şu cümle yer almaktadır:
1960
“Kopuz markette Bizim paket margarinin 95.000 TL’den satıldığına vakıfız. Gerekli
düzeltme yapılarak 17.07.1998 tarihi itibariyle birim fiyatı 120.000 TL olarak
değiştirilmiştir.”
Distribütörün bir marketi bazı ürünlerin indirimli fiyattan satıldığını Besler’e şikayet etmesi
üzerine, Besler “gerekli düzeltmeyi yaparak”, ürünün fiyatını yükselttirmiştir.
Satış Müfettişinin 7.10.1996 tarihli raporunda Konya ziyaretiyle ilgili şu ifadeler
bulunmaktadır:
1970
“01.10.1996 tarihinde Konya Bölgemize yapmış olduğum ziyarette AFRA’ya
uğradım… Vermiş olduğumuz yüksek iskontoları fiyatlara yansıtarak Konya’da
08-43/591-223
41
market piyasasının fiyat istikrarını bozmaktadırlar. …AFRA’ya Besler mamülü
veren bayimiz ARCAN GIDA’ya; margarin için %3, Ayçiçek yağı için de %5
iskonto uygulaması için talimat verdim. Konya’nın diğer büyük marketi olan
ADESA’nın satın alma Müdürü Abdullah Bey bize serzenişte bulundu. Ben sizden
mal almayacağım, AFRA daha ucuz satıyor, ondan alacağım demiştir. Diğer
market yöneticileri de bu doğrultuda sözler sarfetmişlerdir…”
Satış Müdüründen Carrefour yöneticilerine gönderilen 14.12.1996 tarihli faks mesajında, 1980
Carrefour’un Besler’den izin almadan Bizim Ayçiçek 5 lt. Teneke ürününü Yılbaşı
kataloğuna almasına ilişkin olarak şöyle denilmektedir:
“13-30 Aralık Yılbaşı katalog programınıza BİZİM AYÇİÇEK 5 Lt. TENEKE
ürünümüzü şirketimize danışmadan, görüşümüzü ve onayımızı almadan,
tamamen tek taraflı olarak katalogda yayınlamanızı maalesef 13 Aralık 1996 tarihli
kataloğunuzdan öğrenmiş bulunuyoruz.
Besler Gıda ve Kimya San. Tic. A.Ş. olarak yılbaşı kataloğunuza kesinlikle katalog
bedeli ve ilave iskonto verilmeyecektir. 1990
Şirketimiz satış ve fiyat politikası açısından, sizin bu çalışmanız dolayısıyla tepki
ve eleştirilere maruz kalmıştır.
Bu vesile ile fiyat farklılığınızdan dolayı piyasadan gelecek olan diğer
perakendecilerin fiyat farkı fatura talepleri olduğu taktirde tarafınıza rucu
edilecektir…”
İstanbul Satış Şefinden Continent Hipermarket yöneticilerine gönderilen 4.1.1997 ve
24.1.1997 tarihli yazılarda, Bizim margarinin ve özellikle Bizim Kase margarinin 2000
perakende satış fiyatının önerilen raf fiyatlarına yükseltilmesi istenmiştir.
Satış Müdüründen gönderilen 27.3.1997 tarihli faks mesajında, özel müşterilere
uygulanmak üzere fiyat listelerinin hazırlanmasındaki amaç, şu şekilde ifade edilmiştir.
“Ekte özel müşteriler fiyat listesi mevcuttur. Bu fiyat listesinin hazırlanmasındaki
maksat, aşağıda isimleri yazılı zincir ve hipermarketlerde fiyat birlikteliğini
sağlamak ve diğer satış noktaları ile fiyat aralığının yükselmesini önlemektir…”
Satış Şefi ve Satış Müfettişinden Greens (Karabatak Gıda Ltd. Şti.) yöneticisine 2010
gönderilen 3.6.1997 tarihli faks mesajında tavsiye edilen minimum raf fiyatları hakkında
şunlar ifade edilmiştir:
“Şirketimizin 26 Mayıs 1997 tarihinde yayınlamış olduğu fiyat listemizde belirtilen
tavsiye edilen minimum raf fiyatı uygulamamızın dışında bir raf fiyatı ile satış
yaptığınız gözlenmiştir.
Tavsiye ettiğimiz raf fiyatları tüm İstanbul’daki marketler tarafından
uygulanmaktadır. Sizin koyduğunuz raf fiyatları ile satış yapmanız bütün bu
uygulamanın marketler tarafından benimsenmesini zorlaştırmaktadır. 2020
08-43/591-223
42
Bu yüzden tavsiye ettiğimiz minimum raf fiyatları üzerinden satışlarınızı yapmanızı
ve hemen bu uygulamaya geçmenizi rica ederiz…”
Satış Müdüründen Booker Cash&Carry Satınalma Müdürüne gönderilen 9.12.1997 tarihli
yazıda, Booker Kocaeli ve İzmir mağazalarında Booker ile Besler arasında aktedilen
sözleşmenin 5/a maddesinde yer alan fiyatlandırma esaslarını ihlal edecek mahiyette
uygulamaların tespit edildiği ifade edilmiştir. Söz konusu sözleşmenin 5/a maddesinde,
Booker’ın koli satışlarında Besler’in en son fiyat listesine göre KDV dahil fiyatın %3
altında asgari satış fiyatını belirleyerek satış yapabileceği, bu nisbetin üzerinde bir fiyat 2030
indirimi yapılması halinde Besler’in mal sevkıyatını durdurabileceği hükme bağlanmıştır.
Pazarlama Genel Müdür Yardımcısından Bakkallar Odası Başkanına gönderilen
24.9.1997 tarihli faks mesajında aynen aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“Ülker şirketimize gönderdiğiniz 16.09.1997 tarihli yazınızda hipermarket
zincirlerinin ürünlerimizde aşırı indirimli fiyatlarla satış yapıldığını ve bu fiyatlarını
bazen gazetelerde ilanen yayınladığını belirtmektesiniz.
Size öncelikle bizi de fevkalade üzen bu durumda gösterdiğiniz hassasiyet ve ilgi 2040
yazınız için teşekkür ederiz. Nitekim ilanını eklediğiniz Carrefour firmasının
Bizimyağ fiyatı şirketimize danışmadan yayınladığı bir fiyattır. Şirketimiz bu
uygulamadan fevkalade müteessir olmuş ve Carrefour şirketini ikaz ederek derhal
margarin sevkiyatını durdurmuş ve şirketimiz elemanları kanalı ile raflardan ürün
toplatılmıştır.
Söz konusu firma ticari teamüllere uygun olarak davranmadığı sürece margarin
ürünümüzü ve diğer ürünleri vermeme kararı alınmıştır…”
Besler ile direkt mal verdiği marketlerden Real Hipermarketler Zinciri A.Ş., Kiler Alışveriş 2050
Hizm. Gıda ve San. A.Ş., Birpa Birleşik Pazarlama ve Dış Tic. A.Ş., Sezginler Gıda San.
ve Tic. A.Ş., Gima Gıda ve Kimya San. ve Tic. A.Ş. ve Metro Alışveriş Hizmetleri Tic. ve
San. A.Ş. arasında aktedilen satış sözleşmelerinde, alıcı konumundaki marketlerin
Besler ile ek sözleşme yapmadan özel uygulamalar yapamayacakları, insert, gondol gibi
perakendeciye yönelik çalışmaların karşılıklı mutabık kalınan zamanlarda yapılabileceği
ve perakende satış fiyatlarının belirlenmesinde en son Besler fiyat listesinin %3
üzerindeki fiyatın altında satış yapamayacakları hükme bağlanmıştır.
21.9.1998 tarihli haftalık değerlendirme raporunda, gezilen “bütün marketlerde raf
kontrolleriyle birlikte raf fiyatlarının da kontrol edildiği ve fiyat olarak geri kalan noktalarda 2060
görüşmeler yapılarak gerekli düzeltmelerin yapıldığı” belirtilmiştir.
Belgelerde geçen, “fiyat istikrarı” ile serbest piyasa koşulları altında oluşan bir istikrardan
ziyade, her bir distribütörün ya da zincir marketin aynı fiyat listesini uygulaması
zorunluluğundan doğan bir istikrardan bahsedilmektedir.
I.7.3.2. Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesine Yönelik Savunmalar ve Bu
Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
I.7.3.2.1. Rule of reason ve per se Analizlerine İlişkin Savunma 2070
08-43/591-223
43
İlk yazılı savunmada özetle,
- Kurumun, sözleşmenin maddelerini 4054 sayılı Kanun’un 4(a) kapsamında mütalâa
etmesinin gerisinde fiyat tespitine ilişkin anlaşmalar ile fiyatların kontrolüne ilişkin
uygulamaların Topluluk ve ABD uygulamalarında per se hukuk dışı sayılması
görüşünün bulunduğu,
- oysa sözleşmenin bu maddelerinin arkasında yatan düşüncenin muafiyet için 4054
sayılı Kanun’un 5. maddesinde aranan tüm unsurları bünyesinde taşıdığı,
- mevcut düzenlemedeki amacın, fahiş ya da zararına satış suretiyle ülke ekonomisine 2080
zarar verilmesinin önüne geçmek, tüketicilerin zarara uğramasını engellemek ve
tüketici memnuniyetinin temini olduğu,
- 4054 sayılı Kanun’un 4(a) maddesinin somut sözleşmedeki düzenleme ve
uygulamayı değil, aynı sektörde, ürün pazarında bulunan işletmelerin anlaşmalı
fiyatlar belirlemek sureti ile pazarı etkilemelerini yasaklama amacını taşıdığı,
kendilerinin faaliyet gösterdiği alanda yatay bir fiyat belirlemesi olmadığı gibi, tersine
yoğun bir rekabetin olduğu ve mevcut sistemin rekabetin ve tüketicinin korunması
bakımından yegâne yol olduğu,
- amaçlarının ürünlerin serbest rekabet düzeni içinde en yüksek kalitede, en uygun
fiyatla tüm ülke çapında tüketiciye ulaştırılması olduğu 2090
ifade edilmiştir.
Öncelikle açıklanması gereken husus, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin kapsamına
ilişkindir. Bu madde ile, yatay-dikey anlaşma ayrımı yapılmaksızın, belirli bir mal veya
hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da
kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran ya da doğurabilecek nitelikte olan
teşebbüsler arası anlaşmaların, uyumlu eylemlerin ve teşebbüs birliği karar ve
eylemlerinin yasak olduğu hükme bağlanmıştır. Bir başka deyişle madde hükmünün
öngördüğü yasaklama, savunma yazısında ileri sürüldüğü gibi sadece yatay anlaşmaları 2100
değil, koşulları gerçekleşmiş ise, yatay ya da dikey ayrımı yapılmaksızın bütün
anlaşmaları kapsamaktadır. Yeniden satış fiyatının belirlenmesine ilişkin anlaşmaları ya
da yeniden satış fiyatının belirlenmesine ilişkin hüküm içeren anlaşmaları da bu
çerçevede değerlendirmek gerekmektedir.
Diğer taraftan dikey anlaşmalar, dağıtım ve satış sonrası hizmetleri iyileştirmesi,
teşebbüslerin doğru satış tahminleri ile üretimlerini düzenlemesi ve böylece verimliliğin
artması, tüketicilerin de bundan yarar sağlaması gibi olumlu sonuçlara da yol
açabilmektedir. Bu nedenle yatay anlaşmalar ile dikey anlaşmaların rekabeti bozucu
etkileri farklıdır. Nitekim belirli kriterleri karşılayan dikey anlaşmalar, Kanun’un 5. maddesi 2110
uyarınca düzenlenen grup muafiyeti tebliğleri ile 4. maddenin mutlak yasaklamasından
muaf tutulmuştur. Ancak bu tebliğler ile, yeniden satış fiyatının belirlenmesine ilişkin
hükümler taşıyan anlaşmalar muafiyet kapsamında değerlendirilmemektedir.
ABD uygulamalarında fiyat tespitine ilişkin anlaşmalar per se hukuk dışı sayılırken,
Topluluk uygulamalarında da bu tip anlaşmalara genellikle muafiyet tanınmamaktadır.
Nitekim 1997/3 sayılı Tebliğin hazırlanmasına dayanak teşkil eden 1983/83 sayılı AB
Tüzüğünün gerekçesinin 8. maddesinde tekelden dağıtıcının müşterilerini seçme ve
fiyatlarını belirleme özgürlüğünü sınırlayan rekabet sınırlamalarına bu Tüzüğe göre
muafiyet verilemeyeceği ifade edilmiş, bir başka deyişle doğrudan ya da dolaylı olarak 2120
yeniden satış fiyatının belirlenmesine ilişkin sınırlamalar içeren anlaşmaların grup
08-43/591-223
44
muafiyetinin dışında olduğu açıkça belirtilmiştir. Fiyatta rekabet, rekabetin önemli bir
yönüdür. Ancak tek elden dağıtım anlaşmalarının olumlu yönlerini elde etmek için
fiyatların tespiti zorunlu değildir; her tek dağıtıcı pazarın özel koşullarına göre fiyatını ve
satış koşullarını tespit etme özgürlüğüne sahip olmalıdır. Bu nedenle önaraştırma
döneminde sözleşmelerin fiyata ve satış koşullarına ilişkin maddelerinin ve
uygulamalarının grup muafiyeti kapsamında değerlendirilemeyeceği ifade edilmiştir.
Esas itibarıyla savunma yazısında “Kurul tarafından yeniden satış fiyatının belirlenmesi
olarak değerlendirilen sözleşme maddelerinin arkasında, Kurul’un muafiyet için aradığı 2130
koşulların mevcut olduğu” ifade edilmek suretiyle, sözleşme maddeleri ile distribütörün
satış fiyatının belirlendiği de kabul edilmektedir. Distribütörle yapılan görüşmedeki, %7
ıskonto tutarının kendilerinin brüt kârları olduğu ve fiyatları değiştirerek satış
yapmalarının mümkün olmadığı yolundaki distribütör beyanı ve prensip olarak perakende
noktalara ıskonto uygulanmayacağı, merkezden alınan uygulama esaslarına sadık
kalınarak satış yapılacağı, Bölge Müdürlüklerince ıskonto verilmesi uygun görülen satış
noktalarına Merkez’in de görüşü alınarak özel uygulamaların yapılacağına ilişkin
sözleşmenin 6. maddesi, açıkça distribütörün satış fiyatını Besler’in belirlediğini
gösterecek mahiyettedir.
2140
Ayrıca ilk yazılı savunmada mevcut düzenlemede amacın, “fahiş ya da zararına satış
suretiyle ülke ekonomisine zarar verilmesinin önüne geçme ve tüketicilerin zarara
uğramasını engelleme” olduğu belirtilmiştir. Ancak Besler’in böyle bir amaç içerisinde
bulunması, aşağıda açıklanan nedenlerden dolayı muafiyet için yeterli değildir.
Besler, tüketici menfaatine olduğunu savunarak bütün distribütörlerin yayımlanan liste
fiyatlarından satış yapmalarını sağlamaya çalışmaktadır. Oysa, her distribütörün maliyet
yapısı birbirinden farklı olabileceği gibi, “zararına veya fahiş fiyatla satış yapmak”
istemeseler dahi, aynı fiyat listesi üzerinden satış yapmak zorunda değildirler. Diğer
taraftan “zararına satışların” her durumda Besler’in ifade ettiği gibi tüketiciye zarar 2150
verdiğini iddia etmek mümkün değildir. Bir teşebbüs; anlaşma, uyumlu eylem veya karar
olmadan tek başına mevcut stoklarını eritmek, piyasaya yeni sürülen ürününü
tutundurmak, işletmenin tanıtımını yapmak gibi herhangi bir nedenle zararına satış
yapabilir ve bu eylem de 4054 sayılı Kanun’u ihlal etmeyebilir. Aynı şekilde bir teşebbüs
hakim durumda olsa bile, başka teşebbüsleri piyasa dışına çıkarma amacı olmadığı
sürece zararına satış yapabilir. Dolayısıyla, zararına satış yapma ihtimalleri olması
nedeniyle, Besler’in tüm distribütörleri aynı fiyat listelerini uygulamaya zorlamasının
Kanun kapsamında makul bir gerekçesi yoktur.
Aynı şekilde, distribütörlerin fahiş fiyatla satış yapmalarının engellenmesi için herhangi bir 2160
neden bulunmamaktadır. Hakim durumda olmadıkları veya herhangi bir anlaşma, uyumlu
eylem veya karar bulunmadığı sürece distribütörlerin “fahiş fiyatla satış”2 yapmasında
herhangi bir sakınca yoktur. Ancak bu durumda, münhasır bölgeler arasında pasif
satışlar engellenmemiş olmalı ve alternatif temin kaynakları bulunmalıdır. Ayrıca 1997/3
sayılı Tebliğin 6(d) maddesinde aşırı derecede yüksek fiyatlarla satılması durumunda
muafiyetin geri alınacağı hükme bağlanmış bulunmaktadır. Dolayısıyla, Besler’in
distribütörlerin fahiş fiyatla mal satmalarını engellemek maksadıyla, tüm distribütörlerin
aynı fiyat listelerini uygulamalarını sağlamaya çalışması rekabet hukuku kuralları ile
bağdaşmamaktadır.
2170
2 İlk yazılı savunmada yer verilen fahiş fiyat ifadesinin, aşırı fiyatlandırma anlamında kullanıldığı düşünülmektedir.
08-43/591-223
45
Savunma yazısında, Besler’in amacının, ürünlerin serbest rekabet düzeni içinde en
yüksek kalitede, en uygun fiyatla tüm ülke çapında tüketiciye ulaştırılması olduğu ifade
edilmektedir. Ancak, mülkiyetinde olan bir ürünü kaça satacağına kendisi karar
veremeyen, aksine aynı seviyedeki diğer distribütörlerle aynı fiyattan satmak zorunda
bırakılan distribütörlerin bulunduğu bir sistemde serbest rekabet düzeninden söz etmek
mümkün değildir.
I.7.3.2.2. Sözleşmenin 11. Maddesine İlişkin Savunma
Bu konuda, 2180
- sözleşmenin 11. maddesinde belirtilen koşulların tamamen üretici ile dağıtıcı
arasındaki düzenleme olduğu,
- dağıtım sırasında perakende satış noktalarında satış vadelerinin pratikte takip
imkanının bulunmadığı, vade uygulamasının piyasadan kaynaklanan rasyonel
gerekçelere dayandığı
ileri sürülmektedir.
Söz konusu 11. madde şu şekildedir: 2190
“Vadeler:
Vadeli satış : Fatura tarihinden itibaren 40 gün.
Peşin satış : Fatura tarihinden itibaren 5 gündür.
Bu vadelerin arttırımı Besler A.Ş.’nin bilgisi olmadan söz konusu olamaz”
Teşebbüsün bu maddenin tamamen üretici ile dağıtıcı arasındaki düzenleme olduğu
yönündeki savunması, aynı maddede neden “bu vadelerin arttırımı Besler A.Ş.’nin bilgisi
olmadan söz konusu olamaz” ifadesine yer verildiğini açıklamamaktadır. Zira tek
dağıtıcının üretici ile yaptığı anlaşmada tek taraflı olarak ödeme sürelerini uzatması işin
doğası gereği zaten mümkün değildir; üretici firma ile karşılıklı müzakere sonucunda 2200
tarafların birlikte kararına bağlı olarak ödeme süresinin uzunluğunun belirlenebileceği
açıktır. Ayrıca bir yandan söz konusu maddenin üretici ile dağıtıcı arasında bir
düzenleme olduğu ileri sürülürken, diğer yandan perakende satış noktalarındaki vade
uygulamasının makul gerekçeleri olduğu savunulmaktadır.
I.7.3.2.3. Sözleşmelerin Kurum’a Bildirilmiş Olmasına İlişkin Savunma
Teşebbüs, savunmasında:
Bayilik sözleşmelerindeki fiyata ilişkin hükümlerin hiçbir zaman fiyat belirlemesi olarak 2210
uygulanmadığını,
sözleşmelerin 4 Mayıs 1998 tarihi ile Rekabet Kurumu Başkanlığı'na bildirildikten
sonra, ilgili maddelerin uygulamadan kaldırıldığını, bundan sonra şirket
uygulamalarında bunun sayısız örneklerini görmenin mümkün olduğunu,
5 Mayıs 1998 tarihinden sonraki dönemlere ilişkin belgelerin azımsanacak oranda ve
genelde zincir market uygulamalarıyla ilgili olduğunu
ifade etmiştir.
08-43/591-223
46
Bulgular kısmında yer verilen belgelerden de görüleceği gibi, distribütörlerin fiyat 2220
konusunda birbirleriyle rekabet etmemelerinin istenmesi, fiyat listelerinin dağıtılarak
uygulamalarının takip edilmesi, sözleşmenin fiyata ilişkin hükümlerinin uygulandığını
göstermektedir. Ayrıca söz konusu hükümlerin fiyat belirlemesi olarak uygulanmadığı
iddia edilebilirse de, o takdirde sözleşmede o hükümlerin neden yer aldığı sorusu
cevapsız kalmaktadır. Uygulamalardan anlaşılacağı üzere, distribütörlerin özgürce fiyat
belirlemeleri engellenmiştir. Bunun da kamu yararına “istikrarlı” bir fiyat oluşturacağı savı
temelsiz kalmaktadır. Diğer taraftan belge sayısından ziyade, önemli olan ihlalin
gerçekleşmesidir.
Ayrıca, bulgular kısmında yer verilen belgeler, savunmada belirtilenin aksine 5.5.1998 2230
sonrasında da uygulamaların devam ettiğini göstermektedir.
I.7.3.2.4. Zincir Marketlerin Alım Güçlerine İlişkin Savunma
Teşebbüs zincir marketlerle ilgili savunmasında; zincir marketlerin malların tanıtımı,
sergilenmesi, mağaza içi aksiyonların yapılması gibi hizmetler karşılığında aldıkları
tavizleri bir rekabet avantajı olarak kullandıklarını, Besler’in de ürünlerinin rafta
sergilenmesi amacıyla bu tavizleri vermek durumunda kaldığını, verilen bu tavizlerin raf
fiyatlarına yansıtılması sonucu diğer ürünlerde rekabet gücü elde edilmeye çalışıldığını,
Besler'in mağdur bulunduğu bu süreç içerisinde oluşan aksaklıkların sorumluluğunun 2240
Besler'e bırakılmasının rekabet kültürünün gelişimine olumsuz etki yapacağını ifade
etmiştir.
Besler’in zincir marketlerle ilgili uygulamalarının temelinde, zincir ve hiper marketlerde
fiyat birlikteliğini sağlamak ve diğer satış noktaları ile fiyat aralığının yükselmesini
önlemek yatmaktadır. Belgelerin incelenmesi sonucunda fiyat birlikteliğinin sağlanması
amacıyla; mal sevkıyatının durdurulması, raflardaki ürünlerin toplatılması, fiyat farkının
rücu edilmesi, fiyatların yükseltilmesi için uyarı yapılması, minimum fiyatların belirlenmesi
ve altında satış yapmanın yasaklanması gibi yöntemlere başvurulduğu anlaşılmaktadır.
2250
Ticari kârlılığın sağlanabilmesi kaygısıyla hareket edilerek, yeniden satıcıların (distribütör,
market, zincir market) satış fiyatlarının sağlayıcı tarafından belirlenmesi, 4054 sayılı
Kanun'un ihlal edilmesine gerekçe olarak sunulamaz. Savunma yazısında verildiği ifade
edilen "tavizleri", tarafların karşılıklı hak ve yükümlülükleri çerçevesinde özel hukuk ilişkisi
olarak değerlendirmek gerekir. Bu itibarla 4054 sayılı Kanun kapsamında değildir.
I.8. Marsa Kraft Jacobs Suchard Sabancı Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.
1997 yılında 51 distribütör ile distribütörlük sistemine geçen Marsa KJS, 16 zincir
markete doğrudan ürün temin etmektedir. Distribütörler tarafından bakkallara sıcak satış, 2260
SSM-A (Seçilmiş Süpermarket-A) ve SSM-B (Seçilmiş Süpermarktet-B) müşterilere
soğuk satış olmak üzere iki satış şekli uygulanmaktadır. Firmanın satış
organizasyonunda distribütör ile Firma arasında koordinasyonu sağlamak üzere her
distribütörden sorumlu bölge müdürleri ve satış temsilcileri görevlendirilmiştir. Çoğunlukla
sağlayıcı Firmanın bu personeli için distribütör firma binasında çalışma ofisi tahsis
edilmektedir.
I.8.1. Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi
08-43/591-223
47
I.8.1.1. Elde Edilen Bulgular 2270
Marsa KJS ile distribütörler arasında akdedilen ve 31.12.1997 tarihine kadar geçerli olan
standard distribütörlük sözleşmelerinin “Satış ve Uygulama” başlıklı bölümü 19.
maddesinde,
“19- Özel müşteri, Marsa KJS’in vereceği malları Marsa KJS’in belirlediği fiyatlar
üzerinden müşterilerine satmayı kabul ve taahhüt eder.”
hükmü yer almaktadır.
2280
Sözleşme maddesinin nasıl uygulanacağı ise, Marsa KJS tarafından eğitim amaçlı bir
toplantıda sunulan yazıda ifade edilmektedir. Söz konusu yazının,
Marsa KJS Temel Görevleri başlıklı sayfasında,
“Perakende satış fiyatı fiyat listesinde yer alacak.”
Distribütör Temel Görevleri başlıklı sayfasında ise,
“Belirlenen fiyat politikasının dışına çıkmayacak” ifadelerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen gerek sözleşme maddesinden gerekse eğitim amaçlı toplantı 2290
notundan, Marsa KJS distribütörlük sisteminin yeniden satış fiyatını belirleme temeli
üzerine kurulduğu anlaşılmaktadır.
Aşağıdaki belgeler, uygulamaların da sözleşme maddesi ve toplantı notundaki
açıklamalara paralel yönde olduğunu göstermektedir.
41. hafta uygulamasına ilişkin olarak bölge müdürlerine gönderilen yazıda,
“bu hafta itibarıyle tüm distribütörler kendi satışlarında Evet margarinde 25.08.1997
tarihli, Ona paket/kase margarin, Evin, Luna ve Ekstra/Vitaminli Sabah margarinde 2300
de 08.09.1997 tarihli liste fiyatlarını uygulamaya başlayacaktır. Bu konuyu tüm
bölge müdürleri titizlikle takip etmeli ve bunun dışında uygulama kesinlikle
olmamalıdır.”
ifadesi yer almaktadır.
1997 yılı 42 ve 43. haftalara ilişkin olan yazılar da aynı içeriktedir. Bu yazılarda, Marsa
KJS ürünlerinde distribütörlerin hangi fiyatlardan satış yapacakları bölge müdürlerine
bildirilmekte ve bildirilen fiyatların dışında herhangi bir uygulama olmaması talimatı
verilmektedir. 2310
Benzer şekilde, distribütörlere gönderilen 24.6.1997 ve 30.7.1997 tarihli yazılarda da
Marsa KJS ürünlerinin perakendeciye satış fiyatlarının Marsa KJS tarafından belirlendiği
görülmektedir.
Distribütörlerin satış fiyatının belirlenmesine ilişkin olarak 1997 yılı distribütörlük
sözleşmelerinde yer alan hüküm, 1998 yılı sözleşmelerinden çıkarılmıştır. Ancak
marketlerin satış fiyatlarını belirleme uygulamasına 1998 yılında da devam edilmiştir.
08-43/591-223
48
Perakende satış yapan marketlerin satış fiyatlarının Marsa KJS tarafından belirlendiğine 2320
ilişkin olarak elde edilen tespitlerden anlaşıldığı üzere, Marsa KJS marketlerin minimum
raf fiyatlarını belirleyerek ürünlerinin belli bir fiyatın altında satılmasını engelleme çabası
içerisindedir.
Distribütörler ile SSM-A (Seçilmiş Süpermarket-A) statüsündeki marketler arasında
akdedilen ve Marsa KJS tarafından hazırlanan sözleşmelerin 4. maddesinde;
“1997 yılında tüm marketlerde fiyat birliği esası ön planda olup, belirtilen (toplu
tüketim noktalarında uygulanan) raf fiyatlarının altında mal satan marketlerin
anlaşması iptal edilecektir” 2330
ifadesi, söz konusu metnin “Çalışma koşulları” başlıklı ekinde yer verilen Fiyat Birliği
başlıklı maddesinde ise,
“1997 yılında fiyat birliği politikası önem kazanmış olup, Marsa KJS’in bildirdiği
minimum raf fiyatlarına uyulmadığı takdirde anlaşma geçerliliğini yitirecektir”
ifadesi bulunmaktadır.
1998 yılı SSM-A sözleşmelerinde de benzer hüküm yer almaktadır.
2340
Aşağıda yer verilen belgeler Marsa KJS tarafından zincir marketlerin satış fiyatlarına da
müdahale edildiğini göstermektedir.
Marsa KJS tarafından Continent'e 19.8.1997 tarihinde gönderilen yazıda, Tang ürününün
minimum raf fiyatı bildirilmekte ve raf fiyatlarının minimum raf fiyatının altında olmaması
istenmektedir.
21.8.1997 tarihinde Marsa KJS Toplu Tüketim Satış Müdüründen Carrefour Yöneticisine
gönderilen yazıda, ürünlerin düşük fiyatla satılmaması konusunda Carrefour ile Marsa
KJS arasında mutabakata varılmasına rağmen, Carrefour'un özellikle Tang ürününü 2350
düşük fiyatla sattığı belirtilerek, bu eylemin Marsa KJS'nin fiyatlandırma politikasına zarar
verdiği ifade edilmekte ve bu konuda Carrefour'dan destek istenmektedir.
Toplu Tüketim Müdüründen Toplu Tüketim Müşteri Temsilcileri, Müşteri Temsilcileri ve
Perakende Satış Temsilcilerine 19.1.1998 tarihinde gönderilen yazıda;
“bölgenizde bulunan her hangi bir marketin raf fiyatının düşüklüğünden dolayı
firmalarınızın fiyat farkı faturası kesmek istemesi kesinlikle kabul edilmeyecektir."
uyarısı yapıldıktan sonra, 2360
"uygulamada belirtilen fiyat geçişlerine ve yeni fiyat tanımlamalarına özen
gösterilmesi, fiyat düşüklüğü bulunan marketlerin fiyatlarının yükseltilmesi için
gerekli uyarıların yapılması”
talimatı verilmektedir.
Doğu Bölgeleri Grup Müdüründen Genel Müdür Vekiline gönderilen 4.5.1998 tarihli
yazıda yer alan
08-43/591-223
49
2370
“CarrefourSa ve özellikle Metro Grosmarket’in Bu düşük seviyedeki raf fiyatları her
ne kadar kendileri uyarıldıktan sonra 1-2 gün içerisinde düzeltilse de tekrarlandığı
için piyasadaki fiyat istikrarını bozmakta ve distrbütör ile sürtüşmelere neden
olmaktadır.”
ifadesinden adı geçen marketlerin düşük fiyatları nedeniyle uyarıldıkları, uyarıdan sonra
belirli bir süre için fiyatların istenilen düzeye yükseltilmesinin sağlandığı anlaşılmaktadır.
Toplu Tüketim Grup Müdürüne gönderilen yazıda, 18.11.1998 tarihinde Bursa’da
açılacak Continent’in uygulayacağı fiyatların düşük olması halinde bölgede bulunan 2380
SSM-A müşterilerinin fiyat farkı faturası keseceklerini bildirmeleri üzerine fiyatların
yukarıya çekilmesi konusunda Continent’e uyarı götürülmesi gerektiği bildirilmektedir.
Continent yöneticisinden Toplu Tüketim Müşteri Temsilcisine gönderilen yazıda yer alan
“Pazartesi günü yeni fiyatlara geçmemize rağmen, hiçbir rakibimiz fiyatlara
geçmemiştir.
16.01.1998 tarihi itibarıyle bütün fiyatlarımızı geriye çekiyoruz. Rakiplerimizin yeni
fiyatlı etiketi veya kasa fişi olmadan fiyatlarımızı düzeltmemiz mümkün değildir.”
2390
ifadeleri de, belirli bir tarihten itibaren yeni fiyatlardan satış yapılmasının bildirilmesi
suretiyle Marsa KJS tarafından raf fiyatlarına müdahale edildiğini göstermektedir.
Beğendik'in başka bölgelerden ürün satınalarak Kayseri'de düşük fiyatla satış yapacağı
duyumu üzerine gönderilen Toplu Tüketim Müdürü’nün 6.8.1997 tarihli yazısı ile Marsa
KJS çalışanları, çok düşük miktarda dahi olsa, kesinlikle Beğendik'e ürün satışının
yapılmaması konusunda uyarılmaktadır.
Müşteri temsilcisinden Toplu Tüketim Grup Müdürüne gönderilen yazıda, Carrefour ve
Metro'da Milka Çıtır Gofret ürününün düşük fiyatla satıldığına işaret edilerek, "bu 2400
noktalara ürün sevkıyatının durdurulmasına rağmen insert bülteninde basılı olması
nedeniyle" diğer noktalara yapılan satışların olumsuz yönde etkilendiği ifade edilmektedir.
Marsa KJS tarafından zincir marketlere 21.3.1997, 3.4.1997, 7.5.1997, 30.6.1997,
9.10.1997, 14.10.1997 ve 4.2.1998 tarihlerinde gönderilen yazılar da, zincir marketlerin
satış fiyatlarının Marsa KJS tarafından belirlendiğine ilişkindir.
I.8.1.2. Distribütörlerin Satış Fiyatlarının Belirlenmesine Yönelik Savunmaları ve Bu
Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
2410
Distribütörlerin satış fiyatının Marsa KJS tarafından belirlenmesine ilişkin olarak, yazılı
savunmalarda özetle;
- 1997 yılı distribütörlük sözleşmesinin 19. maddesinin hiçbir zaman zorlama ile
uygulanmadığı ve 1998 yılı sözleşmelerinden çıkarıldığı,
- Marsa KJS fiyatlandırma sistemlerinin yanlış anlaşıldığı, fiyat listeleri üzerinde yazan
“Tüketici grubu fiyat listesi” ibaresinin perakende satış fiyatını göstermediği gibi,
distribütörün satış fiyatını da göstermediği, söz konusu fiyatların Marsa KJS’nin
doğrudan ticaret yaptığı perakendecilere uyguladığı satış fiyatları olduğu ve bu
fiyatların distribütörlere de bildirildiği,
08-43/591-223
50
- büyük perakendecilerle yaptıkları ticaretin distribütörün perakendecilerle yaptığı 2420
ticaretten daha büyük ve gözönünde olması nedeniyle distribütörün perakende
ticaretine örnek oluşturduğu ve distribütörlerin de ihtiyari olarak aynı listeleri
kullandıkları,
- aynı listeyi kullanmanın aynı fiyattan satış yapmak anlamına gelmediği, distribütörlerin
bu listeler üzerinden tamamen kendi iradeleri ile ve Marsa KJS uygulamalarından
farklı ıskontolar uygulayarak farklı satış fiyatlarına eriştikleri, aynı ay içerisinde bir
ürünün distribütör tarafından yedi farklı fiyattan satışa sunulmuş olduğunu gösteren
fatura örneklerinin de zorunlu tek fiyat uygulandığı iddiasının doğru olmadığını
gösterdiği,
- fiyat kontrolü terimini her zaman rekabeti bozucu bir unsur olarak değerlendirmenin 2430
doğru olmadığı,
- anlaşma olmaksızın ve Rekabet Hukukuna uygun olarak bir firmanın (özellikle hakim
durumda değilse) kendi satış fiyatlarını ve indirim oranlarını değiştirerek veya
promosyon yaparak fiyat kontrolünü gerçekleştirebileceği,
- tüm bu uygulamaların üretici firma tarafından perakende satış fiyatının kontrolü
amacıyla yapılabileceğini ve bunun rekabeti bozucu bir yanının bulunmadığı,
- Soruşturma Raporunda yer alan belgelerde geçen fiyat kontrolünden kastedilenin de
genellikle bu olduğu
ifade edilmektedir. 2440
1997 yılı distribütörlük sözleşmesinin 19. maddesi gereği distribütör, Marsa KJS'nin
belirlediği fiyattan satış yapmakla yükümlüdür. Savunmalarda bu maddenin zorlama ile
uygulanmadığı ifade edilmesine karşın, belgeler, uygulamanın aksi yönde olduğunu
göstermektedir. Ayrıntısı I.8.1.1. no’lu bölümde açıklanan 1997 yılının 41., 42. ve 43.
haftalarına ilişkin yazılarda, tarihler itibarıyla uygulanacak fiyat listeleri bildirilmekte ve
bölge müdürlerine distribütörlerin bu yöndeki uygulamalarının titizlikle takip edilmesi
görevi verilmektedir. Bahse konu yazılarda yer verilen "bunun dışında uygulama kesinlikle
olmamalıdır" talimatı ise, merkez yönetimi tarafından farklı fiyattan satışların istenmediğini
ve engellenmeye çalışıldığını göstermektedir. 2450
Yine aynı bölümde yer verilen eğitim amaçlı toplantıda sunulan yazıda; distribütörler,
tarafların karşılıklı görevleri konusunda şu şekilde bilgilendirilmektedirler: Marsa KJS
tarafından gönderilen fiyat listelerinde perakende satış fiyatları bildirilecek, buna karşılık
distribütör de belirlenen fiyat politikasının dışına çıkmayacaktır. Bu ifadelerden;
distribütörlerin, zincir marketlere uygulanan fiyatları kendi satışlarında dikkate almak
zorunda oldukları anlaşılmaktadır. Dolayısıyla distribütörlerin zincir marketlere uygulanan
fiyatları ihtiyari olarak kendi satışlarında uyguladıkları iddiası gerçeği yansıtmamaktadır.
Yukarıda yer verilen belgeler birlikte değerlendirildiğinde, Marsa KJS'nin, fiyat listelerine 2460
uyulması yönünde bir zorlama içerisinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle Marsa KJS
ürünlerinin distribütörler tarafından yedi farklı fiyattan satışının yapılması, distribütörlerin
yeniden satış fiyatına müdahale edilmediğini kanıtlayacak nitelikte değildir. Ayrıca ifade
edilmelidir ki; yeniden satış fiyatını belirleme eyleminin ihlal kapsamında
değerlendirilebilmesi için piyasada tek bir fiyattan satış yapılması gerekmemekte,
teşebbüslerin fiyat belirlemeye yönelik eylemleri yeterli olmaktadır.
Marsa KJS savunmalarında, teşebbüslerin kendi satış fiyatlarını ve indirim oranlarını
belirleyerek fiyat kontrolünü gerçekleştirmelerinin ihlal olmadığı ifade edilmiştir. Ancak
08-43/591-223
51
soruşturmanın konusu, Marsa KJS'nin kendi satış fiyatlarını ve indirim oranlarını 2470
belirlemesi değil, yeniden satıcıların satış fiyatlarının sağlayıcı konumunda olan Marsa
KJS tarafından belirlenmesidir. Bu nedenle Marsa KJS'nin kendi satış fiyatlarını ve
indirim oranlarını belirlemesi ihlal olarak nitelendirilmemiştir.
I.8.1.3. Marketlerin ve Zincir Marketlerin Satış Fiyatının Belirlenmesine Yönelik
Savunmaları ve Bu Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
Raf fiyatlarının belirlendiği iddiasına ilişkin olarak yazılı savunmalarda,
- hiçbir şekilde perakendecilerin raf fiyatlarına müdahale edilmediği, raf fiyat listelerinin
tavsiye niteliğinde olduğu, Marsa KJS’nin 160.000 satış noktasında bu listeleri 2480
uygulatmasının mümkün olmadığı, sonuçta aynı ürün için perakendecilerde farklı
fiyatların oluştuğu,
- distribütör ile SSM-A marketler arasında akdedilmek üzere Marsa KJS tarafından
hazırlanan sözleşme taslağının hayata geçmediği,
- perakendecilerin minimum raf fiyatlarına uymaları gerektiği yönündeki 1997 yılı SSM-
A anlaşmalarındaki maddenin 1998 yılı SSM-A sözleşmelerinden çıkarıldığı,
- Soruşturma Raporunda yer alan evrakın çoğunun 1997 yılına ait olduğu, 1998 yılına
ait belgelerin çoğunun iç yazışma niteliğinde olduğu, bir kısmının ise zincir market
yöneticilerinin fiyatların farklı olmasından dolayı yaptıkları şikayetlere ilişkin olduğu,
- Soruşturma Raporunda delil olarak gösterilen belgelerin karar verme yetkisine sahip 2490
olmayan Marsa KJS personelinin yazıları ile üçüncü kişilerin şikayetlerinden ibaret
olduğu, bu nedenle bu belgelerin yegane ispat aracı olarak kullanılamayacağı,
- Soruşturma Raporunda yer alan iç yazışmaların Marsa KJS satış teşkilatının merkez
yönetimden birtakım istek ve taleplerine ilişkin olduğu, bu talepler karşısında merkez
yönetiminin aldığı ne bir karar ne bir yaptırımın bulunduğu,
- diğer birtakım belgelerin ise zincir market yöneticilerinin, diğer marketlerin uyguladığı
farklı fiyatlardan duymuş oldukları sıkıntı ve bu konuya ilişkin Marsa KJS’ye yaptıkları
şikayetleri içerdiği,
- örneğin, Continent tarafından Marsa KJS toplu tüketim müşteri temsilcisine
gönderilen yazıda, pek çok zincir markette Marsa KJS ürünlerinin farklı fiyatlarda 2500
satılmasından duyulan rahatsızlığın dile getirildiği,
- bu belgede adı geçen satış noktalarındaki birbirinden bu kadar farklılık gösteren
fiyatların da Marsa KJS fiyatlarının tavsiye niteliğinde olduğunu gösterdiği,
- zincir marketlerden gelen bu şikayetler karşısında Marsa KJS’nin ne bir yaptırım
uyguladığı, ne de bir önlem aldığı; bu satış noktalarının serbestçe fiyatlarını tayin
ettikleri, satış noktalarından gelen bu tip şikayetlerin Marsa KJS ürünlerini satan
teşebbüsler arasında yoğun bir rekabetin varlığını gösterdiği,
ifade edilmektedir.
2510
1997 yılı SSM-A sözleşmelerinde yer verilen "tüm marketlerde fiyat birliğinin ön planda
olduğuna ve Marsa KJS tarafından bildirilen raf fiyatlarının altında satış yapan
marketlerin anlaşmasının iptal edileceğine" dair hüküm, bir talimatı içermekte ve bu
talimata uyulmaması halinde de bir yaptırımı öngörmektedir. Bu nedenle söz konusu
sözleşme maddesinin tavsiye niteliğinde olduğu iddiası gerçeği yansıtmamaktadır. Ayrıca
savunmada, her ne kadar 1998 yılı SSM-A sözleşme taslağının hayata geçirilmediği ve
SSM-A statüsündeki marketlerin minimum raf fiyatlarına uymaları gerektiğine ilişkin
maddenin sözleşme metninden çıkarıldığı ileri sürülse de, I.8.1.1. no’lu bölümde
08-43/591-223
52
açıklandığı üzere, taslak metnin imzalandığı ve aynı maddeye bu sözleşmede de yer
verildiği tespit edilmiştir. 2520
Savunma yazısında, soruşturma raporunda yer verilen zincir marketlere ilişkin belgelerin
farklı fiyatlardan satış yapılmasından duyulan rahatsızlığı yansıttığı ifade edilmekte,
Continent Yöneticisinden Toplu Tüketim Müşteri Temsilcisine gönderilen yazı, bu duruma
örnek olarak verilmektedir. Bahse konu metin incelendiğinde ise, metinde yer alan
ifadelerden Marsa KJS'nin Continent'ten ve diğer zincir marketlerden belirli bir tarihte
daha yüksek fiyatları uygulamaya başlamalarını istediği, ancak Continent’in yeni fiyatları
uygulamaya başlamasına karşın diğer marketlerin aynı tarihte bildirilen fiyattan satışa
başlamadığı anlaşılmaktadır.
2530
Bu konuya ilişkin bir başka örnek, Marsa KJS Toplu Tüketim Satış Müdüründen
Carrefour'a gönderilen yazıdır. Söz konusu yazıda, Carrefour'un fiyatlarını yükseltmesi
konusunda daha önce bir görüşme yapılmış olmasına rağmen, Carrefour'un birçok ürünü
düşük fiyatla satmaya devam ettiği belirtilmekte ve Carrefour bu konuda uyarılmaktadır.
Zincir marketlere ilişkin olarak I.8.1.1. no’lu bölümde yer verilen bütün belgelerde geçen
ifadeler, marketlerin farklı fiyatlardan yapılan satışlardan duydukları rahatsızlığı değil,
Marsa KJS tarafından belirli bir fiyattan daha düşük fiyatla satış yapılmaması yönünde
marketlere müdahale edildiğini ve bu müdahalenin yarattığı rahatsızlığı ortaya
koymaktadır. 2540
I.8.1.1. no’lu bölümde yer verilen bütün belgeler dikkate alındığında, Marsa KJS'nin,
bildirdiği fiyatlara uyulması yönünde bir zorlama içerisinde olduğu anlaşılmaktadır. Bu
nedenle aynı ürün için piyasada farklı fiyatların oluşması, Marsa KJS tarafından
perakendecilerin satış fiyatlarına müdahale edilmediğini göstermemektedir. Daha önce
de ifade edildiği üzere, yeniden satış fiyatının belirlenmesi eyleminin ihlal niteliği
kazanabilmesi için, piyasada tek bir fiyatın oluşması gerekmemekte, teşebbüslerin
yeniden satış fiyatını belirlemeye yönelik eylemleri yeterli olmaktadır.
Ayrıca bahse konu belgeler; Marsa KJS çalışanlarına düşük fiyatla satış yapan zincir 2550
marketlerin uyarılması talimatının verildiğini, ilgili birim tarafından bu talimat gereği
marketlerin uyarıldığını ve düşük fiyatla satış yapan zincir marketlere mal sevkıyatının
durdurulduğunu göstermektedir. Dolayısıyla farklı fiyatlardan satışların yapılması
gerekçesiyle Marsa KJS’nin yaptırım uygulamadığı ve önlem almadığı savunması geçerli
değildir. Keza müşterilerin tepkilerini ve karşılaşılan sorunları gözlemleyerek üstlerine
rapor eden satış personelinin yazıları, karar verme yetkisine sahip olmadıkları
gerekçesiyle sadece istem olarak nitelendirilemez. Yazılar yukarıda da ifade edildiği
üzere uyarıları, talimatları ve yaptırıma ilişkin ifadeleri de içermesi nedeniyle merkez
yönetiminin dağıtıma ilişkin olarak kurduğu sistemi ve satış uygulamalarını
yansıtmaktadır. 2560
Marsa KJS savunmasında ayrıca, distribütörlerin fiyatlarını kontrol etmeksizin, raf
fiyatlarını manipule etmenin teknik olarak mümkün olmadığı iddia edilmektedir. Ancak bu
savunma ileri sürülürken, bulgular bölümünde yer verilen ve yeniden satış fiyatının
belirlenmesine yönelik açık ifadeler bulunan SSM-A sözleşmeleri ve zincir marketlerle
ilgili yazışmaların gözardı edildiği anlaşılmaktadır.
I.8.2. Pasif Satışların Engellenmesi
08-43/591-223
53
I.8.2.1. Elde Edilen Bulgular 2570
Distribütörler tarafından yapılan pasif satışların ve bölgelerarası ticaretin Marsa KJS
tarafından engellendiğine ilişkin düzenleme 1997 yılı distribütörlük sözleşmelerinde
yeralmaktadır. Söz konusu standart sözleşmelerin "Kapsam" bölümünde yer alan 1.
maddenin üçüncü paragrafında "Özel müşteri bölge sınırları dışına satış yapamaz"
ifadesi ile distribütörlerin bölgeleri dışına yapacakları aktif satışların yanısıra pasif satışlar
da engellenmektedir.
Marsa KJS distribütörlük sisteminde aktif veya pasif satış ayırımı yapmadan münhasır
bölgeler arasındaki satışların istenmediği ve engellenmeye çalışıldığı, Marsa KJS'den 2580
Hedef Gıda'ya gönderilen yazıdan anlaşılmaktadır. Söz konusu yazıda,
"Bildiğiniz gibi distribütörlük sistemine geçmiş bulunmaktayız...03.02.1997 tarihi
itibari ile her distribütör kendi bölgesinde satış yapacaktır. Sisteme geçtiğimiz bu
günlerde bölge sınırlarına ve fiyat birliğine uyarak, sistemi işler hale getirmek
hepimizin görevidir..." ifadesi yer almaktadır.
Pasif satışların engellenmesine ilişkin olarak soruşturma döneminde yapılan tespitler
1997 yılına ilişkindir. Pasif satışları engelleyici nitelikteki sözleşme hükmü 1998 yılı
sözleşmelerinde 1997/3 sayılı Tebliğ'e uygun bir şekilde düzenlenmiştir. 2590
I.8.2.2. Pasif Satışların Engellenmesine Yönelik Savunmaları ve Bu Savunmalara
İlişkin Değerlendirmeler
1997 yılı distribütörlük sözleşmelerinde yeralan "Özel müşteri bölge dışına satış
yapamaz" şeklindeki hükmün sadece aktif satışları engellemek amacıyla düzenlendiğini
ileri süren Marsa KJS, yanlış anlaşılmalara neden olabileceği düşünüldüğünden bu
hükmün de 1998 yılı sözleşmelerinden çıkarıldığını ifade etmektedir. Bölgelerarası
ticaretin engelenmeye çalışıldığı iddiasına ilişkin olarak ise, ilgili ürün pazarının toplum
sağlığını yakından ilgilendiren gıda pazarı olması nedeniyle, asgari sağlık koşullarına 2600
uygunluk mecburiyetinin ve bundan doğan sorumluluğunun bir gereği olarak Marsa
KJS’nin bu tür satışları da takip etmesinin kaçınılmaz olduğu ileri sürülmektedir.
1997 yılı distribütörlük sözleşmelerinde yer verilen "Özel müşteri bölge sınırları dışına
satış yapamaz" hükmünün, sadece bölge dışına yapılabilecek aktif satışları engellemek
amacıyla konulduğu savunmada ileri sürülmesine rağmen, söz konusu sözleşme
hükmünün bölge dışına yapılacak her türlü satışı engelleyebilecek mahiyette olduğu
görülmektedir. Nitekim Hedef Gıda’ya gönderilen yazıdan; distribütörlerin, aktif veya pasif
satış ayrımı yapılmaksızın bölge dışına yapılan her türlü satışın distribütörlük sisteminde
istenmeyen bir durum olduğu anlaşılmaktadır. 2610
Distribütörler tarafından yapılan bölgelerarası satışlar, savunmada ifade edilenin aksine,
Marsa KJS tarafından sadece takip edilmemiş, aynı zamanda engellenmek istenmiştir.
İlgili pazarın gıda pazarı olmasının bölgelerarası ticareti engellemek için bir gerekçe
olmadığı da açıktır.
I.8.3. Rekabeti Kısıtlayıcı Anlaşma Bulunmadığına İlişkin Savunma
08-43/591-223
54
Savunma yazılarında özetle;
- Kanun'un 4. maddesinin amacı rekabeti kısıtlamak olan anlaşmaları yasakladığı, 2620
dolayısıyla amacı belirlemeden önce anlaşmanın varlığının ispat edilmesi gerektiği,
- anlaşma olmadan bir tarafın niyetini açıklamasının yasaya aykırı olamayacağı, aksi
takdirde düşünceyi açıklamanın suç sayılması gibi sakıncalı bir sonuca gidileceği,
- anlaşmaların düzeltilmesinden itibaren Marsa KJS'nin rekabeti sınırlayıcı bir
anlaşmasının bulunmadığı,
- zımni bir anlaşma söz konusu ise Marsa KJS'nin bir yaptırımının veya zorlamasının
ispat edilmesi gerektiği,
- Soruşturma Raporunda 1998 yılına ilişkin kullanılan delillerin iç yazışma niteliğinde
olduğu, diğer bazı belgelerde geçen ifadelerin ise Marsa KJS’nin tek taraflı bir niyet
açıklaması olduğu, bu belgelerde herhangi bir zorlamanın ispat edilemediği, 2630
ifade edilmektedir.
Marsa KJS’nin 1997 yılında düstribütörleri ile akdettiği distribütörlük sözleşmeleri rekabeti
kısıtlayıcı hükümler içermektedir. 1998 yılı distribütörlük sözleşmelerinde bu hükümler
çıkarılmasına rağmen 1998 yılı SSM-A sözleşmelerinde yeralan hükümler vasıtasıyla
marketlerin satış fiyatının belirlenmesi ihlali devam etmiştir. Bu itibarla, rekabeti sınırlayıcı
nitelikteki anlaşmanın ispat edilemediği yönündeki itiraz geçersizdir.
Distribütörlük sözleşmeleri ile SSM-A sözleşmelerinin rekabeti sınırlayıcı nitelikte olması 2640
nedeniyle, anlaşma var olmadığından niyet açıklamasının sakıncalı olamayacağı
yönündeki savunma yerinde bulunmamıştır.
Soruşturma döneminde elde edilen belgeler; dağıtım ağının nasıl yapılandığını,
distribütör ve perakendecinin uygulamalarının kontrol altında tutulabilmesi için yapılan
işlemleri yansıtmaktadır. Bu nedenle söz konusu belgeler, Marsa KJS çalışanlarının
niyet açıklamalarından ziyade, distribütörlük sisteminin işleyişine ilişkin fiili durum
tespitinden ibarettir. Dolayısıyla, “düşüncenin açıklanması suç olmamalı” yaklaşımı ile
birçoğu üst düzeyde olmak üzere firma çalışanlarının uygulamalara ilişkin talimat ve
uyarıları içeren ifadelerini dikkate almayarak değerlendirme dışında tutmak mümkün 2650
değildir.
I.8.4. Distribütör Beyanlarındaki Çelişkiler
Soruşturma döneminde yerinde yapılan incelemeler sırasında, distribütörlerden Akyüz
Gıda Pazarlama Tic. Koll. Şti. ve Aktif Tüketim Ürünleri Dağıtım A.Ş. genel müdürleri
3.2.1998 tarihinde yapılan görüşmede, satış fiyatlarını Marsa KJS’nin belirlediğini, buna
karşılık 9.12.1998 tarihinde yapılan görüşmede ilk görüşme tarihinde ve ikinci görüşme
tarihinde satış fiyatlarına kendilerinin karar verdiklerini, bu konuda Marsa KJS’nin
herhangi bir baskısının olmadığını beyan etmişlerdir. 2660
Marsa KJS'nin savunmasında ise, distribütör beyanlarındaki bu çelişkilerin,
distribütörlerin uyum programı öncesindeki 1997 yılı uygulamalarını dikkate almaları
nedeniyle oluştuğu ifade edilmektedir.
Distribütör beyanlarındaki çelişkiler, elde edilen belgeler karşısında soruşturmanın seyrini
değiştirebilecek nitelikte görülmemiştir.
08-43/591-223
55
I.9. LeverElida Temizlik ve Kişisel Bakım Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.
2670
Unilever Grubu, Unisel adı altında tüzel kişiliği olmayan bir organizasyon marifetiyle
ürünlerini 1.1.1997 tarihinden itibaren distribütörlük sistemine geçmek suretiyle
dağıtmaya başlamışlardır. 1 Ocak 1998 tarihinden itibaren ise UNIPA tüzel kişiliği içinde
ilgili mallar pazarlanmaktadır. UNIPA her distribütörün bünyesinde bölge müdürü
unvanıyla çalışan personel bulundurmaktadır. Bu elemanların görevi, distribütör ile
UNIPA arasındaki koordinasyonu sağlamak, satışları artırmak için gerekli kontrolleri
yapmak, personelin eğitimini sağlamaktır. Siparişler Unisel’in satış temsilcileri tarafından
önceden belirlenmiş rutlar üzerinden dolaşılarak el bilgisayarlarına kaydedilmektedir.
Günlük ziyaretini tamamlayan satış temsilcileri, el bilgisayarına (janus) kaydedilen bu
bilgileri distribütörün ana bilgisayar sistemine yüklemektedir. Distribütörün ana bilgisayar 2680
sistemi, bu siparişlerin dağıtım araçlarına yükleme planlarını hazırlamaktadır. Araçlar bu
planlara göre yüklendikten sonra, distribütör tarafından sipariş, araç ve yük bilgileri
distribütörün dağıtım elemanının el bilgisayarına yüklenmekte, dağıtım elemanı aracın
üzerinde siparişi olan perakende satış noktalarına teslimatı gerçekleştirmektedir.
Distribütör ana bilgisayar sistemi “network” ağıyla Unisel merkezine bağlıdır. Bu durumda
Unisel, distribütörün bilgisayarındaki tüm bilgileri, özellikle müşteri listelerini, ürün
bazında mevcut stokları, hasarlı olanları ve açık miktarlarını (sevk edilmemiş sipariş
miktarı), net depo stokunu (mevcut-açık) görebilmektedir. Siparişi alanlar UNISEL satış
temsilcileridir. Bunun nedeni de, zaten ürünlerin kalite ve erişilebilirlik bakımından aynı 2690
elemanlar tarafından parekendeci ziyaretleri ile kontrol ediliyor olması ve distribütörlere
ilave personel maliyeti yaratmaması şeklinde açıklanmaktadır.
Hafta sonları Unilever, distribütörleri arayarak replikasyon (fiyatlarda ve promosyonlarda
değişme) olduğunu bildirmekte, bunun üzerine distribütör yeni fiyatları bilgisayar sistemini
kullanarak kendi sistemine transfer etmektedir.
Unisel, bilgisayar ortamında iki fiyat listesi göndermektedir. Bunlardan biri Unisel
distribütör fiyat listesi, diğeri Unisel perakende fiyat listesidir. Unisel distribütör fiyat
listesi, Unisel’in distribütöre gönderdiği kendi satış fiyatını göstermektedir. Distribütör bu 2700
liste bedeli yani fatura bedeli üzerinden %2.5 oranında bütün ürünlerde indirim
almaktadır (fatura altı ıskonto). Düzenli olarak ödeme yapılması, dağıtımın zamanında
gerçekleştirilmesi, mümkün olduğunca çok satış noktasına ulaşılması hedefine bağlı
olarak da ay sonunda %0.5 ek indirim verilmektedir. Sonuçta %3 (2.5+0.5) fatura altı
ıskonto almaktadır. Ayrıca bunlara ilaveten Unisel’den gelen diğer perakende fiyat
listelerine uyulduğunda %3 getiri sağlanabilmektedir. Böylece distribütör, toplamda %6
kazanmaktadır.
I.9.1. Soruşturma Kapsamına İlişkin İtiraz ve Bu Savunmaya Yönelik Değerlendirme
2710
Soruşturma kapsamına ilişkin savunmalarda özetle;
- 1.1.1985 tarihinden 1997 sonuna kadar Elida tarafından üretilen veya ithal edilen
kişisel bakım ürünlerinin münhasıran Lever’e satıldığı ve Lever tarafından üretilen ev
bakım ürünleri ile birlikte satış ve pazarlamasının Lever tarafından gerçekleştirildiği,
Dosan tarafından üretilen çay ürünlerinin ise 1.7.1987 tarihinden itibaren münhasıran
Unilever Sanayi’ye satıldığı ve diğer ürünlerle Unilever Sanayi tarafından
pazarlandığı,
08-43/591-223
56
- Elida’nın 1985’ten, Dosan’ın ise 1987’den sonra şikayete ve soruşturmaya konu
faaliyetlerini yürütmediği ve 1 Ocak 1997 tarihinde yürürlüğe konulan distribütörlük 2720
sistemi ile Unilever Sanayi ve LeverElida tarafından UNISEL satış teşkilatının devreye
konduğu ve 1 Ocak 1998 tarihinden itibaren ise UNIPA tüzel kişiliği içinde ilgili
malların pazarlandığı,
- UNIPA dışında soruşturmaya tabi olan grup şirketlerinin hiçbirinin soruşturmaya konu
faaliyetinin söz konusu olmadığı, bu nedenle de UNIPA dışındaki şirketlerin
soruşturma kapsamı dışında tutulmasına karar verilmesi gerektiği
ifade edilmektedir.
Soruşturmaya konu ilgili firmaların ürünlerinin, UNIPA tarafından pazarlanmaya 2730
başlandığı 1 Ocak 1998 tarihinden önce de pazarlandığı ve soruşturmanın sadece bu
tarihten sonraki rekabete aykırı eylemlerle ilgili olarak değil, önceki eylemlerle ilgili olarak
da açıldığı dikkate alınarak, soruşturma kapsamı sadece UNIPA ile sınırlı tutulmamıştır.
Ayrıca yine bu tarihten önceki distribütörlük sözleşmeleri incelendiğinde tarafların
Unilever Sanayi ve LeverElida olduğu görülmektedir.
I.9.2. Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi
I.9.2.1. Elde Edilen Bulgular
2740
I.9.2.1.1. Distribütörün Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi
Tim Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Paz. A.Ş.’nin Unisel Bölge Müdürü ile 22.1.1998 tarihinde
yapılan görüşmede; bölge müdürünün görev alanı, distribütör ile uyumlu olarak satışları
artırmak amacıyla gerekli kontrolleri yapmak, personel eğitimini sağlamak ve Unilever
Sanayi ile gerekli koordinasyonu sağlamak şeklinde tanımlanmış ve aynen
“- Unilever A.Ş.’nin distribütörlere ilettiği tavsiye fiyatlarında çok fazla değişiklik
yapma ihtiyacı duyulmadığı için, genelde distribütörlere ayrılmış bölgeler arasında
fazla talep kayması olmadığı, 2750
- Distribütörün aylık masraflarının aylık satış tutarının %3.5-4’ünü
oluşturduğu, tavsiye fiyatlarını uygular ise satış tutarı üzerinden %6 getiri elde
edebileceği, bu nedenle distribütörün kâr elde edebilmesi için en az tavsiye fiyatı
üzerinden satış yapmak zorunda olduğu”
ifade edilmiştir.
Unisel tarafından bilgisayar ortamında distribütörlere gönderilen fiyat listeleri,
distribütörün satış noktaları ve özel satış noktalarına çeşitli vadelerde ürünleri 2760
satabileceği fiyatları göstermektedir. Her ne kadar distribütörler ve Unisel yetkilileri bu
listelerin sadece tavsiye niteliğinde olduğunu ifade ediyorlar ise de, uygulamada ancak
bu listelere uymak suretiyle getiri sağlamak mümkündür. Bu da yüksek yatırım maliyetleri
yani sabit masraflar gözönünde bulundurulduğunda, liste fiyatlarının uygulanmasını
zorlayıcı bir unsurdur. Başka bir deyişle, distribütörlerin bu masrafları karşılayıp kâra
geçebilmeleri için tavsiye fiyatlarına uymaları gerekmektedir. Yine kendi açıklamalarına
göre ancak aşırı stoklar varsa tavsiye fiyatının altında satabilmektedirler.
08-43/591-223
57
1997 yılında distribütörlerle akdedilen standart Distribütörlük Sözleşmesinin “Fiyatlar ve
Ödeme Şartları ve Sair Mali Hükümler” başlıklı bölümünde yer alan 7.5. maddesinde, 2770
“7.5. Distribütör, Ürünlerin Satış Noktaları ve Özel Satış Noktaları’nda uygulanan
nihai tüketiciye satış fiyatlarının UniseL tarafından verilen fiyat listesinde tavsiye
edilen tüketiciye satış fiyatları ile uyumlu olmasına çalışacaktır.”
hükmü bulunmaktadır.
Sistemin dayandığı amaç penetrasyonu artırmak olduğuna göre, distribütörün müşteri
portföyünün ağırlıklı olarak perakende noktalardan oluşacağı açıktır. Distribütöre bu
madde ile verilen görev, perakendecinin tüketiciye satış fiyatının Unisel tarafından 2780
gönderilen liste fiyatı ile uyumlu olmasına gayret gösterilmesi, dolayısıyla distribütörün
perakendeciye satış fiyatının da bu liste fiyatı ile uyumlu olmasıdır. Sözleşmedeki bu
hüküm, tavsiye listelerinin uygulanmasına yönelik bir baskı unsurudur. Nitekim uygulama
incelendiğinde Unisel tarafından distribütörlere düzenli olarak bilgisayar sistemi
vasıtasıyla fiyat listeleri gönderilmektedir. Bu fiyat listelerinin son sütununda tavsiye
edilen tüketici fiyatı (KDV Dahil) bulunmaktadır.
Distribütör Ayışığı Dağıtım Paz. Koll. Şti.’nde tespit edilen, Bölge Müdürünün
(Soruşturma döneminde Marmara bölgesindeki 3 distribütörün bölge müdürlüğü görevini
yürütmektedir.) isminin geçtiği “Distribütör-Bölge Müdürü İlişkileri” başlıklı yazının; 2790
Distribütör Sisteminin Amacı bölümünün 1. maddesi fiyat istikrarıdır.
Organizasyon Yapısı bölümünde ise aşağıdaki ifadeler aynen yer almaktadır:
“BÖLGE MÜDÜRÜ
ASİSTAN/SEKRETER DİSTRİBÜTÖR
S.MÜFETTİŞLERİ D.ELEMANI- MUHASEBE-OPERATÖR
2800
*DAĞITIM ELEMANLARI, MUHASEBE, OPERATÖR İDARİ OLARAK DİSTRİBÜTÖRE,
OPERASYONEL OLARAK BÖLGE MD’NE BAĞLI.
*DİSTRİBÜTÖR SİSTEMDE TAMAMEN FİNANSÖRDÜR. ANCAK SİPARİŞ, MALIN SATIŞ
FİYATLARINA, KİME MALIN VERİLECEĞİNE KARIŞAMAZ. BU KONUDA SORUMLULUK
BÖLGE MÜDÜRÜNE AİTTİR.”
Belgeden anlaşıldığı üzere, distribütörlük sisteminin amaçlarından biri olarak fiyat istikrarı
gösterilmektedir. Burada fiyat istikrarından anlaşılması gereken, belirli bir mal için tek
fiyattır. Nitekim Gaziosmanpaşa Merkez bölgesi satış temsilcisinin Pakdağ Bölge Müdürü
ve Bölge Müfettişine gönderdiği bölge değerlendirmesi raporunda aynen; “…Piyasaya 2810
çıkmaya başladığım ilk günden itibaren müşterilerimle hem tanışmaya hem de
sistemimizi anlatmaya başladım. Tepkiler beklediğimden de iyiydi. %80 gibi müşteri
oranım sisteme çok sıcak bakıyordu. Özellikle tek bir fiyatın olması en çok hoşlarına
giden durumdu. İnanmayan %20’lik kesim moralimi çok da fazla bozamıyordu.” ifadesine
yer verilmiştir. Ayrıca distribütör Tim Gıda Bölge Müdürünün ifade ettiği gibi Unisel’in
distribütörlere ilettiği tavsiye fiyatlarında değişiklik yapma ihtiyacı duyulmamaktadır.
Zaten distribütörün kâr elde edebilmesi için en az tavsiye fiyatı üzerinden satış
yapmasının zorunlu olduğu yine Tim Gıda Unisel Bölge Müdürü tarafından ifade
edilmiştir. Dolayısıyla distribütörün satış fiyatı Unisel tarafından gönderilen fiyat listeleri
vasıtasıyla belirlenmektedir. Kaldı ki distribütörün kendi satış fiyatını belirleme özgürlüğü 2820
08-43/591-223
58
yoktur. Çünkü yukarıdaki belgeden de anlaşıldığı gibi, bu sistemde distribütör sadece
finansör olup malın satış fiyatlarına karışamaz. Bu konuda sorumluluk Bölge Müdürüne
aittir. Ayrıca distribütörlük sistemine ait organizasyon yapısında Bölge Müdürü
Distribütörün üzerinde yer almaktadır.
1998 yılı standart distribütörlük sözleşmelerinde 1997 yılı sözleşmelerindeki 7.5. maddesi
çıkarılarak sözleşmenin “Fiyatlar ve Ödeme Şartları ve Sair Mali Hükümler” başlıklı
bölümünde yer alan 7.2. maddesinde,
“7.2. Distribütör, ürünlerin yeniden satış fiyatını serbestçe belirleyebilir.” ifadesine yer 2830
verilmiştir.
I.9.2.1.2. Perakendecinin Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi
1997 yılı distribütörlük sözleşmesinin, tanımlar kısmında;
“1.6 Özel Satış Noktaları doğrudan UniseL ile işbu Sözleşme’den bağımsız özel
satış şartları altında Ürünler’in Distribütör’e Unilever ve Lever tarafından
satılmasını müteakip Ürünler’in kendilerine satış ve teslimatının Distribütör
tarafından gerçekleştiği ticarethaneler olup, bunlar ve haklarında uygulanacak özel 2840
satış, fiyatlandırma ve prim sistemi ayrıca zaman zaman UNISEL tarafından
Distribütör’e yazılı olarak bildirilecektir.” maddesi yer almaktadır
Madde metninde görüldüğü gibi, sağlayıcı tarafından belirlenen özel satış, fiyatlandırma
ve prim sistemi gibi koşullar distribütör tarafından uygulanmak durumundadır. Bir başka
deyişle, distribütörün bu noktalara uygulayacağı fiyat ve diğer satış koşulları sağlayıcı
tarafından belirlenmektedir.
Distribütör ile S.Market arasında (8 hafta) süre için akdedilen 9.2.1998 tarihli S.Market
“Yeni Yıl Kampanyası” Katılım Sözleşmesi metninin 6-Vade bölümünde, 2850
“UniseL ürünlerinin karşılığı ödemelere uygulanan vadeler UniseL tarafından SM’e
yazılı olarak verilir. UniseL, gerekli gördüğü durumlarda vade sürelerini azaltabilir
veya artırabilir…”,
12- Satış Şartları-Raf Fiyatları bölümünde,
“SM, UniseL ürünlerini, UniseL tarafından belirlenen ve kendisine S.Temsilcisi
tarafından bildirilen fiyattan satar. SM bu fiyatların altında satış yapamaz. SM’e raf
fiyatlarına yansıtılmak üzere mal fazlası veya fatura altı iskonto verebileceği gibi 2860
fiyata yansıtılmak üzere kendisinden hizmet faturası da alınabilir. Bu durumda SM
kendisine bu şekilde verilen avantajı aynen raf fiyatlarına yansıtacaktır.”
ifadeleri bulunmaktadır.
Söz konusu maddeden vade koşulları ve raf fiyatlarının Unisel tarafından belirlendiği
anlaşılmaktadır.
Distribütör Pakdağ Gıda ile İstif Gıda’nın 1.1.1997 tarihinden itibaren 2 (iki) yıl süre için
akdetmiş olduğu ÖMM Sözleşmesinde; 2870
08-43/591-223
59
“6. VADE
UniseL ürünlerinin karşılığı ödemelere uygulanan vadeler UniseL tarafından
belirlenir ve DİSTRİBÜTÖR’ün satış temsilcisi tarafından ÖMM’ne yazılı olarak
verilir. UniseL, gerekli gördüğü durumlarda vade sürelerini azaltabilir veya
artırabilir. ÖMM, UniseL tarafından belirlenen bu vade sürelerine bir itirazda
bulunmayacağını peşinen kabul ve taahhüt eder… Erken ödeme iskontosu ve
gecikme faizi oranları UniseL tarafından belirlenerek DİSTRİBÜTÖR’e
bildirilmektedir. UniseL, erken ödeme iskontosu oranı ile gecikme faizi oranını
farklı olarak tespit edebilir. DİSTRİBÜTÖR, bu oranlar dışında bir oran 2880
uygulayamaz. ÖMM, UniseL tarafından belirlenen bu oranlara uymayı ve herhangi
bir itirazda bulunmamayı peşinen kabul ve taahhüt eder.
12. SATIŞ ŞARTLARI –RAF FİYATLARI :
ÖMM, UniseL ürünlerini UniseL tarafından belirlenen ve Distribütör tarafından
kendisine bildirilen fiyattan satar. ÖMM, bu fiyatların altında satış yapamaz.
ÖMM’ne raf fiyatlarına yansıtılmak üzere mal fazlası veya fatura altı ıskonto
verilebileceği gibi fiyata yansıtılmak üzere kendisinden hizmet faturası da
alınabilir. Bu durumda ÖMM, kendisine bu şekilde verilen avantajı aynen raf
fiyatlarına yansıtacaktır. 2890
…
ÖMM’nin bu maddede belirtildiği şekilde belirlenen raf fiyatlarının altında satış
yapması halinde DİSTRİBÜTÖR işbu sözleşmeyi derhal feshedebilir.”
hükümleri yer almaktadır.
Dolayısıyla Distribütörün ÖMM’ye uygulayacağı vade, ıskonto gibi satış koşulları ve raf
fiyatları Unisel tarafından belirlenmektedir. Söz konusu hükme uyulmamasının yaptırımı
sözleşmenin feshidir.
2900
1.1.1998 tarihinden itibaren iki yıl için geçerli ÖMM sözleşmesinde ise, sadece vade
koşullarının Unisel tarafından belirlenmesi söz konusudur.
16.5.1997 tarih ve Beğendik & Unisel Geliştirme Toplantısı-1 başlıklı yazının Fiyat
İstikrarı bölümünde aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“UniseL sistemi ile büyük ilerleme kaydedilmesine rağmen gidilecek yol var.
KA(Key Account) noktaların yanında ÖMM noktalarındaki fiyatlar da problem
yaratabiliyor. Aksiyon: ÖMM fiyatları yakın takip edilerek fiyat istikrarına uymaları
temin edilecek.” 2910
I.9.2.1.3. Zincir Marketlerin Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi
Zincir marketlerden (Key Account)’lardan Sorumlu Müdür tarafından 30.10.1997 tarihinde
gönderilen İngilizce e-postanın bir bölümünde özetle; Carrefour ile yaşanan fiyat
problemlerinden bahsedilmektedir. OMO 4 kg’lık üründe promosyon yapıldığı, bunun
sonucunda Carrefour’a minimum raf fiyatı (the cheapest shelf price) artı tüketiciye bir
hediye teklif edildiği ve Carrefour’dan Unilever’in bir önceki fabrika fiyatının (ex-factory
price) altında satmasının istenmediği ifade edilmiş, fakat bu gerçekleşmeyince söz
08-43/591-223
60
konusu üründe sevkıyatın kesildiği belirtilmiştir. Ayrıca Carrefour’un diğer ürünlerde de 2920
kendilerinin haberi olmadan fabrika fiyatının altında sattığı ifade edilmektedir.
10.7.1996 tarihinde Metro yetkilisinden Key Account’lardan Sorumlu Müdüre gönderilen
yazıda aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir:
“Daha önce tarafınıza piyasada yayınlanan aksiyon dergilerinde 97 endex
mantığının uygulanamadığını, bu baskının sadece Metro üzerinde oluşturulmaya
çalışıldığını, Metro’nun aksiyon dönemlerinde sizin tavsiye fiyatlarına uyduğu
takdirde tüketiciye hitap eden marketlerden bile daha pahalı kaldığını ve bu tür
problemlerin devam etmesi halinde Metro’nun tavsiye ettiğiniz aksiyon fiyatlarına 2930
uymayacağını yazılı olarak bildirmiştik. Fakat bu tepkimizi sizlere ilettiğimiz
tarihten bu yana, piyasadaki aksiyon fiyatlarının daha düşük yapılmaya
başlandığını gördük. Öyle ki başka herhangi bir yerle aynı anda aksiyona girmek
istemememize rağmen bu yapılmakta ve toptancı market olmamıza rağmen Metro
fiyatları her zaman için diğer yerlerin üzerinde kalmaktadır. Bu olaylar bizi
müşterilerimiz karşısında komik duruma düşürdüğü gibi tatmin edici bir satış
yapmamıza da engel olmaktadır. Ekteki aksiyon fiyatlarını inceleyerek, Metropost
tavsiye fiyatlarının daha gerçekçi bir şekilde oluşturulmasını ve acilen tarafıma
bilgi verilmesini rica ederim.”
2940
27.5.1996 tarihinde yine aynı Metro yetkilisinden Key Account’lardan Sorumlu Müdüre
gönderilen yazıda aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır:
“31/05/96-13/06/96 tarihleri arasında 11. Metropost’ta yer alan 3 kg Omomatik
Color adlı ürün, firmanız tarafından tavsiye edilen ve 97 endex mantığını içeren
593.990+KDV fiyattan basılmıştır. Fakat, aynı sürelerle çakışan 23/05/96-05/06/96
tarihli Migroskop’ta adı geçen ürün 552.173+KDV’den çıkmıştır. (90 Endex)
Tüketiciye hitap eden bir marketin bile, Metropost fiyatından daha ucuza bu ürünü
satması Metropost’taki 97 endex baskısının sadece Metro’ya uygulandığı inancını
doğurmuştur. Bu probleme bir çözüm bulunana kadar Metro Omomatik Color 2950
grubunu raflarında sergilemeyecek ve Metropostlarda da tavsiye fiyatlarına
uymayacaktır.”
Yukarıdaki belgelerden, Unilever tarafından gönderilen tavsiye fiyatlarına uyulması için
Metro üzerinde baskı oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu belgelerden de
görüldüğü üzere, her ne kadar adı “tavsiye” de olsa gerçekte uyulması konusunda baskı
oluşturulan fiyat listeleri gönderilmektedir.
Sonuç olarak, yukarıdaki bilgi ve belgeler ışığında; Unisel’in (UNİPA), distribütörden nihai
tüketiciye kadar giden aşamalarda fiyat, vade gibi satış koşullarını kontrol ettiği ve bu 2960
aşamaların her birinde kendisinin belirlediği fiyatın oluşmasına çalıştığı anlaşılmaktadır.
I.9.2.2. Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesine Yönelik Savunmaları ve Bu
Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler
LeverElida’nın savunmalarında bu konuya ilişkin özetle;
- 1997 yılı distribütörlük sözleşmelerinin 1.6. ve 7.5. maddelerinde hiçbir surette
distribütörlere nihai tüketiciye satış fiyatını belirlemeleri yönünde emredici bir hüküm
08-43/591-223
61
bulunmadığı, söz konusu fiyatların bağlayıcılığı olmayan tavsiye fiyatı olduğu, ayrıca 2970
distribütörlerinin bu yöndeki bir eylem veya teşebbüsüne ilişkin tespitte bulunulmadığı,
sözleşmenin amacının tek elden dağıtım sistemine uygun olarak tarafların karşılıklı
hak ve sorumluluklarının belirlenmesinden ibaret olduğu,
- soruşturma kapsamında yeniden satış fiyatının belirlendiği yönünde hiçbir fiili tespit ve
bulgunun olmadığı, aksine iddianın tersini ispat eden AC Nielsen ZET raporları,
distribütör faturaları ve bilgisayar sistemi gibi delillerin mevcut olduğu,
- distribütörlerin perakende satış noktaları ile imzaladıkları ÖMM ve SM
sözleşmelerinde kendilerinin taraf olmadığı, bu sözleşmelerin kendilerini bağlamadığı
ve bu sözleşmeler şirket tarafından verilmediğinden aleyhlerine delil olarak
kullanılamayacağı, ayrıca SM sözleşmelerinin yapısı, amacı, uygulama alanı ve 2980
süresi dikkate alındığında genel bir uygulamayı ortaya koyabilecek nitelikte olmadığı,
diğer taraftan AC Nielsen ZET raporlarına göre fiyatların son derece değişken
olduğunun görüldüğü, nitekim 1998 yılından itibaren ÖMM sözleşmelerinin Rekabet
Hukukuna uygun hale getirildiği,
- Unisel Genel Müdürü imzalı ve 12.12.1997 tarihli ve distribütörlere elden, imza
karşılığı tebliğ edilen yazının tarafları bağladığı, dolayısıyla distribütörlük
sözleşmesine “Ek Sözleşme” niteliği taşıdığı, ayrıca söz konusu yazının
distribütörlerine fiyat serbestisi yönünde bir hatırlatma niteliğinde olduğu,
- Key Account’lardan Sorumlu Müdür tarafından gönderilen 30.10.1997 tarihli e-
postadaki ifadelerin tamamının dikkate alınmadığı, metnin bütününden Unilever’in 2990
Carrefour’a fiyat empozisyonunda bulunması bir yana, aksine karşı tarafın raflara
girebilme, kendilerine uygulanacak fiyat, satış koşulları gibi konularda satış gücünü
baskı aracı olarak kullandığının anlaşılabileceği, Raportörlerin fiili tespitte
bulunmadıkları, Carrefour’un fabrika fiyatlarının altında satış yapabildiğini metnin
açıkça ortaya koyduğu, ayrıca şirket yetkililerinin imzasını ya da el yazılarını
taşımayan bu belgenin delil olarak kabul edilemeyeceği,
- 16.5.1997 tarihli Beğendik & Unisel Geliştirme Toplantısı-1 başlıklı yazının, üzerinde
imza bulunmayan ve kimin tarafından yazıldığı belli olmayan bir yazı olduğu ve böyle
bir yazının hiçbir şekilde ÖMM noktalarında satış fiyatlarını Firmanın belirlediği
şeklindeki hiçbir tespit ve fiili duruma dayanmayan bir iddiaya dayanak olamayacağı 3000
ve şirket yetkililerinin imzasını ya da el yazılarını taşımayan bu belgenin delil olarak
kabul edilemeyeceği
ifade edilmektedir.
1997 yılı distribütörlük sözleşmelerinin 1.6. ve 7.5. maddelerinde tüketici satış fiyatının
belirlenmesine yönelik düzenleme söz konusudur. Ayrıca SM ve ÖMM sözleşmeleri ile
birlikte değerlendirildiğinde, Unilever Grubunun tüketici satış fiyatının belirlenmesi
yönünde çaba içerisinde olduğu açıktır.
3010
Yeniden satış fiyatının belirlenmesine yönelik herhangi bir fiili tespitte bulunulmadığı
yönündeki iddiaya ilişkin olarak; Kararın I.4. no’lu bölümünde ifade edildiği üzere, burada
önemli olan bir anlaşmanın hükümlerinin rekabete aykırı olması durumunda o
anlaşmanın yasaklanması için bu durumun yeterli olduğudur. Nitekim 1997 yılı
distribütörlük sözleşmesinde ve ilgili ÖMM ve SM sözleşmelerinde yeniden satış fiyatını
belirleyen açık hükümler bulunması amacın rekabetin kısıtlanması olduğunu ortaya
koymaktadır.
08-43/591-223
62
Diğer taraftan, sözlü savunma toplantısında sunulan noter onaylı distribütör beyanlarında
distribütörlere fiyat konusunda Unilever’in herhangi bir baskı yapmadığı hususu, 3020
yukarıdaki belge ve bulgular dikkate alındığında gerçeği yansıtmamaktadır.
Her ne kadar SM ve ÖMM sözleşmelerine taraf olmasa da ilgili sözleşmelerin
maddelerinden SM ve ÖMM’nin satış fiyatlarının Unisel tarafından belirlendiği açıktır.
AC Nielsen ZET raporlarına göre perakende satış noktalarındaki fiyatlar farklılıklar
gösterse de bu durum Unilever’in distribütörlerinin ve ÖMM’lerin satış fiyatlarını belirleme
yani rekabeti kısıtlama çabası içinde olmadığını göstermemektedir. Hem 1997 yılı
distribütörlük sözleşmelerinden hem de bazı ÖMM anlaşmalarından söz konusu rekabeti
kısıtlama amacı ortaya çıkmaktadır. Kaldı ki, diğer belge ve bilgilerden rekabeti kısıtlama 3030
amacı olduğu görülmektedir.
Savunmada 1998 yılından itibaren ÖMM sözleşmelerinin Rekabet Hukukuna uygun hale
getirildiğinin iddia edilmesine rağmen yapılan yerinde incelemeler esnasında 1997 yılında
iki yıllığına akdedilmiş ve 1999 yılında da geçerli olan ÖMM sözleşmesi tespit edilmiştir.
Unisel Genel Müdür'ü imzasıyla distribütörlere gönderilen yazının “Ek Sözleşme” olduğu
iddiasına karşılık, yazının düzenlenişinden ve hitap şeklinden bir bilgilendirme olduğu
anlaşılmaktadır. Unisel Genel Müdürünün talimatına rağmen uygulamanın fiyat tespiti
şeklinde olduğuna dair belge ve bulgular bulunmaktadır. 3040
Key Accountlar’dan Sorumlu Müdürün e-postanın Rekabet Hukuku ile ilgili bölümleri
dikkate alındığında, ilgili alıntılarda açıkça yaptırımı da uygulanmış rekabet ihlali
görülmektedir. Belgede Carrefour’dan minimum raf fiyatının altında satmamasının
istendiği, başlangıçta Carrefour’un da bunu onayladığı, ardından bu mutabakata
uymayarak söz konusu fiyatın altında satması üzerine sevkıyatın durdurulduğu, ayrıca
Carrefour’un diğer ürünlerde de Firmanın haberi olmadan belirlenmiş fiyatın altında
sattığı ifade edilmektedir. Buradaki rekabet ihlali, Carrefour’un satış fiyatının Teşebbüs
tarafından belirlenmesi ve uyulmadığı zaman yaptırım olarak mal sevkıyatının
durdurulmasıdır. 3050
Belgede ne anlama geldiği şüpheli olan bu ifadeleri açıklığa kavuşturmak için fiili tespitte
bulunulmadığı itirazı yerinde değildir. Belgeden açıkça fiili uygulamanın zincir markete
mal sevkıyatının durdurulması şeklinde olduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan savunmada, belgedeki ifadelerin Carrefour'un fabrika fiyatlarının altında satış
yapabildiğini ortaya koyduğu belirtilmektedir. Esasen olması gereken, Carrefour'un
başkalarının müdahalesi olmadan istediği fiyattan satış yapabilmesidir. Savunmada ileri
sürülen Carrefour’un istediği fiyattan satabildiği, dolayısıyla Firmanın fiyat empozesinde
bulunmadığı savı yerinde değildir. Çünkü belgeden, Carrefour buna uymadığı için 3060
rahatsızlık duyulduğu anlaşılmaktadır.
16.5.1997 tarihli “Beğendik & Unisel Geliştirme Toplantısı-1” başlıklı belge, deterjan
grubundan katılımcıların isimlerinin tek tek yazıldığı toplantı tutanağıdır. Katılımcılar
arasında Unisel Ankara Bölgeler Müdürlüğünde Zincir Marketler Deterjan Sorumlusu
(KAM Det.) ve Unisel merkez ofisi görevlisi bulunmaktadır. Dolayısıyla söz konusu
toplantı tutanağında kimlerin katıldığı ve katılanların bir kısmının firma personeli olduğu
08-43/591-223
63
açıktır. Ayrıca ilgili belge de, diğer belgeleri destekleyici nitelikte olup, Teşebbüsün ÖMM
noktalarındaki satış fiyatlarını belirlediği tespitine dayanak teşkil etmektedir. Şöyle ki,
bazı ÖMM sözleşmelerinde satış noktalarındaki fiyatların Unisel tarafından belirlendiğini 3070
ifade eden açık hükümler bulunmaktadır.
I.9.3. Sözleşmenin 3.1. Maddesi
Sözleşmenin 3.1 maddesinde;
“kural olarak siparişler doğrudan distribütör tarafından verilip ürünlerin teslimatı
Unilever ve/veya Lever tarafından depoya yapılacak ise de bazı hallerde
distribütör namına Unilever ve Lever’in satış noktaları veya özel satış
noktalarından doğrudan kendi imkanları ile sipariş almasını ve bu siparişler 3080
karşılığında Unilever ve/veya Lever tarafından doğrudan satış noktaları ve özel
satış noktalarına teslimat yapılmasına muvafakat ettiğini ve yapılan teslimatların
kendisi adına yapılmış olduğunu distribütör kabul etmiştir.”
ifadesi yer almaktadır. Yeni distribütörlük sözleşmesinin 3.1 maddesinde de genel itibarla
aynı ifadelere yer verilmiştir.
Soruşturma Raporu Raportör görüşünde; sözleşmenin ilgili maddesi ile distribütörün
müşteri seçiminin kısıtlandığı belirtilmiş, buna karşılık savunmada, sözleşme maddesinin
sipariş sisteminde kısıtlama getirmediği, sipariş almada aksaklık olduğunda bu aksaklığın 3090
giderilmesinin amaçlandığı, distribütörün sipariş almadan imtina etmesini önlemek
amacıyla bu maddenin düzenlendiği ileri sürülmüştür.
Teşebbüsün de savunması dikkate alındığında, anılan işlemleri satış artırıcı nitelikte
çabalar olarak kabul etmek mümkün olduğundan, eski ve yeni distribütörlük
sözleşmelerinde yer alan 3.1 maddesi hükmünü 1997/3 sayılı Tebliğ kapsamında
değerlendirmek gerekmektedir.
J. GEREKÇE VE HUKUKİ DAYANAK
3100
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi, amacı veya etkisi rekabeti engelleme, sınırlama veya
bozma olan teşebbüsler arası anlaşmalara, uyumlu eylemlere ve işletme birliklerinin
kararlarına karşı genel bir yasaklama getirmektedir. Bu hüküm, bütün işletmeler arası
anlaşma, karar ve uyumlu eylemlere geniş bir şekilde uygulanmakta olup temel amacı,
her bir işletmenin kendi ticari politikalarını ve piyasadaki faaliyetlerini tek başına,
diğerlerinden bağımsız olarak belirlemesidir.
Rekabet Hukuku anlamında sözleşmeler ve uygulamaları bir anlaşmalar bütünü olarak
kabul edilmektedir. Rekabet Hukuku açısından anlaşma kavramı geniş kapsamlı olup, bir
anlaşmanın yazılı ya da sözlü, hatta geçerli olmasının önemi bulunmamaktadır. Önemli 3110
olan husus; tarafların bu anlaşmayla kendilerini bağlı hissetmeleri, belli bir konu üzerinde
mutabakata varmalarıdır. 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde rekabeti sınırlayıcı
anlaşmalara getirilen yasaklama çerçevesinde soruşturma kapsamında teşebbüslerin
distribütörleri (bayileri) ile yapmış oldukları sözleşmeler ve bu sözleşmelerin uygulamaları
incelenmiştir. Dolayısıyla soruşturmaya konu teşebbüslerle distribütörlerinin akdettikleri
sözleşmeler, bu sözleşmelere dayanılarak distribütörlerle perakende satış noktaları
(süpermarket, market gibi) arasında akdedilen sözleşmeler (SM, ÖMM gibi) ya da
08-43/591-223
64
teşebbüslerin doğrudan mal verdiği zincir marketlerle yaptığı yazılı yahut sözlü
anlaşmalar ve tüm uygulamalar bir “anlaşmalar bütünü”dür.
3120
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde yasaklanan karar ve eylemlere verilen örnekler
arasında, (a) bendinde “Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan
maliyet, kâr gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi” ve (b)
bendinde “Mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının
veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü” sayılmaktadır. Haklarında soruşturma
yürütülen teşebbüslerin distribütörlük sözleşmeleri ya da uygulamaları, yeniden satış
fiyatının belirlenmesi ve/veya pasif satışların engellenmesi yoluyla Kanun’un 4.
maddesinin (a) ve/veya (b) bentlerini ihlal etmektedir.
Öncelikle ifade etmek gerekir ki, bu dosyada incelenmiş bulunan distribütörlük sistemi 3130
çağdaş, tüketicinin yararına bir sistemdir. Distribütörlük sisteminde dağıtıcılara münhasır
bölge verilmektedir. Bu yönü ile distribütörler başka dağıtıcıların rekabetinden
korunmakta, kendilerine tahsis edilen bölgede satış ve pazarlama faaliyetlerine
yoğunlaşabilmekte, bölge içinde daha çok noktaya ulaşabilmekte, dolayısıyla dağıtım
kanalları rasyonelleşmektedir. Distribütör, anlaşma konusu ürünlerin özelliğini gözönünde
bulundurarak depo ve depolama sistemi hazırlamakta, iş hacmi doğrultusunda araç,
personel ve bilgisayar yatırımı yapmaktadır. Bu yatırımlar sonucunda ürün tüketiciye
daha hızlı ulaşmakta, dolayısıyla zamandan büyük tasarruf sağlanmakta, satış artmakta
ve dağıtım daha rasyonel gerçekleşmektedir. Distribütörler perakende satış noktalarına
düzenli ziyaretler yapmaktadırlar. Bu ziyaretler esnasında satışları biten malın yenisi 3140
verilmekte, raf süresi geçen mal değiştirilmekte, dolayısıyla hizmetin kalitesi artmaktadır.
Sistemin bu şekilde işleyişi, tüketicinin talebinin zamanında karşılanabilmesine, gereksiz
stok bulundurulmamasına ve tedarik zinciri planlamasında tahmin edilebilir tüketici
talebine göre hammadde alımından başlayarak üretim planlamasının daha etkin
yapılabilmesine neden olmakta ve tüm bunların sonucunda maliyetler düşmekte ve
gelirin artmasıyla birlikte yatırımlar da artmaktadır.
Distribütörlük sistemiyle tüketicinin de yararlandığı sonuçlar oluşmaktadır. Ürün ve
ürünlerin raf ömürleri açısından üretimden tüketicinin eline ulaşıncaya kadar geçen
aşamaların önemi büyüktür. Söz konusu sistemde; depo, araç, bilgisayar, personel 3150
yatırımları sonucunda mallar tüketiciye daha sağlıklı koşullarda ve hızlı bir şekilde
ulaşmaktadır. Ayrıca sistemin amaçlarından birisinin tüm ürün çeşitlerinin bölgede
mümkün olan en çok satış noktasına ulaşmasını sağlamak yani penetrasyonu artırmak
olduğu dikkate alındığında tüketicinin tüm ürün çeşitlerine ulaşması kolaylaşmaktadır.
Ancak distribütörlük sistemi işlerken rekabet kurallarının da mutlaka gözönünde
bulundurulması gerekmektedir. Yeniden satış fiyatının belirlenmesi ve pasif satışların
engellenmesi dikey anlaşmalar yoluyla gerçekleştirilen en ağır rekabet ihlalleridir. Ayrıca
teşebbüsler arasında fiyatın belirlenmesi dikey-yatay anlaşma ayırımı yapılmaksızın
4054 sayılı Kanun’a aykırıdır, ancak ülke koşulları dikkate alındığında, tavsiye fiyatının 3160
bildirilmesi makul ve mümkün görülebilecektir. Soruşturma kapsamındaki sözleşmelerin
yeniden satış fiyatının belirlenmesine yönelik hükümleri ve bu konudaki uygulamaların
olumsuz yanı; sistemde hem distribütörlerin satış fiyatının hem de perakende satış
noktaları fiyatlarının gerek sözleşmeler, gerekse uygulamalar yoluyla belirlenerek marka
içi fiyat rekabetinden kaçınılmasıdır.
08-43/591-223
65
1997/3 sayılı Grup Muafiyeti Tebliği’nin 3. maddesi ile grup muafiyeti kapsamına giren
yükümlülükler arasında “anlaşmada belirlenen bölge dışında anlaşma konusu mallarla
ilgili olarak müşteri aramama, şube açmama ve dağıtım deposu kurmama” yükümlülüğü
de yer almaktadır. Ancak, bu yükümlülük aktif ve pasif satış ayrımına dayanmaktadır. 3170
Tek elden dağıtıcının bölge dışında satış yapmaya yönelik aktif faaliyetleri sınırlanabilir;
bölge dışından gelen talepleri karşılaması engellenemez. Bir başka deyişle, tek elden
dağıtıcı üzerine bölge dışında müşteri aramama, dağıtım deposu kurmama, şube
açmama yükümlülükleri (aktif satışlar) getirilebilir; ancak talep üzerine satış yapması
(pasif satışlar) konusunda sınırlama getirilemez. Tek dağıtıcı ile bölge dışına satış
yapılmayacağı konusunda anlaşılması ya da pratikte bölge dışına satışın engellenmesi,
tek dağıtıcılara kendilerine tahsis edilen bölgede mutlak koruma sağlar. Bu durumda
marka içi rekabet tamamen ortadan kalkmış olacağından, bu tür hükümler taşıyan
anlaşmalar grup muafiyeti dışındadır. Dolayısıyla, pasif satışların engellenmesi ya da bu
uygulamaya ilişkin hükümler 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile hukuka aykırı bulunup 3180
yasaklanan ve aynı maddenin ikinci fıkrasında sıralanan hallerden “Mal veya hizmet
piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının veya unsurlarının
paylaşılması ya da kontrolü” şeklindeki (b) bendine uygunluk göstermektedir.
Bir anlaşmada, rekabeti sınırlama amacı açıksa, anlaşmanın kendisi veya en azından
rekabeti bozucu hükümleri, “per se” bir rekabet ihlali oluşturur. Bu durumda anlaşmanın
rekabet üzerindeki etkilerinin incelenmesine gerek yoktur. Rekabeti bozucu nitelikte olan
anlaşmalar, tarafların kendi bağımsız rekabetçi faaliyetlerini ortak çıkarlar adına gözden
çıkardıkları bir yapısal çerçeve yaratır. Bu sebepten dolayı, sadece rekabete aykırı bir
anlaşmaya taraf olmak, anlaşma etkilerini gerçekleştirmemiş olsa dahi yasaktır. 3190
Yukarıda yer verilen değerlendirmeler ışığında;
- Benckiser Temizlik Malzemesi Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin yeniden satış fiyatını
belirlediği,
- Sezginler Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin yeniden satış fiyatını belirlediği ve pasif
satışları engellediği,
- Ülker Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin pasif satışları engellediği,
- Besler Gıda ve Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin yeniden satış fiyatını belirlediği ve
pasif satışları engellediği,
3200
- Marsa Kraft Jacobs Suchard Sabancı Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin yeniden satış
fiyatını belirlediği ve pasif satışları engellediği,
- LeverElida Temizlik ve Kişisel Bakım Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin yeniden satış
fiyatını belirlediği,
- Yukarıda zikredilen eylemlerin, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un
“Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar” başlıklı 4. maddesinin;
“Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti 3210
engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut
doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs
birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır.” şeklindeki genel hükmünü
ve özellikle de;
08-43/591-223
66
“Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kâr gibi
unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi,” hükmünü içeren (a)
bendini ve
“Mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının veya 3220
unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü,” hükmünü içeren (b) bendini açıkça ihlal eder
nitelikli olduğu,
- Bu nedenlerden dolayı, Benckiser Temizlik Malzemesi Sanayi ve Ticaret A.Ş., Sezginler
Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş., Ülker Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş., Besler Gıda ve Kimya
Sanayi ve Ticaret A.Ş., Marsa Kraft Jacobs Suchard Sabancı Gıda Sanayi ve Ticaret
A.Ş. ile LeverElida Temizlik ve Kişisel Bakım Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.
teşebbüslerinin 4054 sayılı Rekabetin Korunması hakkında Kanun’un 16. maddesinin
üçüncü fıkrası uyarınca cezalandırılmaları gerektiği,
3230
kanaatine ulaşılmıştır.
K. SONUÇ
Önaraştırma ve soruşturmaya ait tüm savunma, ek savunma, sözlü savunma tutanakları,
raporlar, Danıştay’ın iptal kararları, tüm dosya münderecatında yer alan bilgi ve
belgelerin incelenmesi sonucunda;
1) Soruşturma kapsamındaki teşebbüslerden;
a. Benckiser Temizlik Malzemesi Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yeniden satış
fiyatının belirlendiği,
b. Müflis Sezginler Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. İflas Idaresi tarafindan yeniden 3240
satış fiyatının belirlendiği ve pasif satışların engellendiği,
c. Ülker Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından pasif satışların engellendiği,
d. Besler Gıda ve Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yeniden satış fiyatının
belirlendiği ve pasif satışların engellendiği,
e. Marsa Kraft Jacobs Suchard Sabancı Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından
yeniden satış fiyatının belirlendiği ve pasif satışların engellendiği,
f. LeverElida Temizlik ve Kişisel Bakım Ürünleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından
yeniden satış fiyatının belirlendiği
yönündeki tespitler bakımından ihlalin var olduğuna OYBİRLİĞİ ile
2- Bu nedenle 3250
a) Adı geçen teşebbüslere 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesinin üçüncü fıkrası
uyarınca para cezası uygulanması gerektiğine,
b) Anılan eylemlere katılan söz konusu teşebbüslerin hüküm altına alınacak para
cezalarının belirlenmesinde, ihlallerin 1998 yılında da devam ediyor olması göz
önüne alınarak, 1997 yılı cirolarının esas alınmasına,
c) Ceza hesaplamalarında;
- 4054 sayılı Kanun'un uygulamasının yeni olması, söz konusu teşebbüslerin
soruşturma sürecinde sözleşmelerini değiştirmeleri ve soruşturma
safhasında Kurum ile işbirliği içinde olmaları nedenlerinin hafifletici unsurlar
08-43/591-223
67
olarak kabul edilmesi ve dolayısıyla Kanun'un 16. maddesinin üçüncü 3260
fıkrasındaki azami sınırın uygulanmasına gerek olmadığına,
- İlgili ürün pazarı dikkate alındığında, söz konusu ürünlerin tüketici açısından
öneminin yüksek olması ve rekabet ihlalleri içeren distribütörlük
anlaşmalarının tüm Türkiye’de uygulanıyor olması hususlarının ağırlaştırıcı
unsurlar olarak kabul edilmesine,
d) Ceza hesaplamalarında yukarıda (c) bendindeki gerekçeler ile ve Kanun'un 4.
maddesinin (a) ve/veya (b) bentlerini ihlal etmelerine göre her bir ihlal için
ciroların takdiren ‰ 2'sinin esas alınmasına,
e) Bu çerçevede;
- Benckiser Temizlik Malzemesi San. ve Tic. A.Ş.’nin 23.279 YTL 3270
- Müflis Sezginler Gıda San. ve Tic. A.Ş. İflas İdaresinin 137.480 YTL
- Ülker Gıda San. ve Tic. A.Ş.’nin 86.275 YTL
- Besler Gıda ve Kimya San. ve Tic. A.Ş.’nin 76.190 YTL
- MARSA Kraft Jac. Such. Sabancı Gıda San. ve Tic. A.Ş.’nin 157.818 YTL
- LeverElida Tem. Ve Kişisel Bak. Ür. San. ve Tic. A.Ş.’nin 93.302 YTL
idari para cezası ile cezalandırılmalarına
OYÇOKLUĞU ile karar verilmiştir.
08-43/591-223
68
3.7.2008 tarihli, 08-43/591-223 sayılı Kurul Kararına
KARŞI OY GEREKÇESİ
Rekabet Kurulunun kararına aşağıda ayrıntılı bir şekilde izah edilen nedenlerden
dolayı iştirak etmemiz mümkün olamamıştır.
Benckiser Temizlik Malzemesi Sanayi ve Ticaret A.Ş., Besler Gıda ve Kimya
Sanayi ve Ticaret A.Ş., Eczacıbaşı Procter & Gamble Dağıtım ve Satış A.Ş., Marsa Kraft
Jacobs Suchard Sabancı Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş., Sezginler Gıda Sanayi ve Ticaret
A.Ş., Unilever Sanayi ve Ticaret A.Ş., LeverElida Tem. ve Kişi. Bak. Ür. San. ve Tic.
A.Ş., Ülker Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş., Rekabet Kurulu’nun 24.11.1999 tarih ve 99-
53/575-365 sayılı kararının iptali istemiyle dava açmışlardır. Danıştay 10. Dairesi,
muhtelif tarihlerde davaların reddine karar vermiştir. Eczacıbaşı Procter & Gamble
Dağıtım ve Satış A.Ş. haricindeki diğer teşebbüslerin, red kararlarını temyizleri üzerine
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, muhtelif tarihlerde Danıştay 10. Dairesi’nin red
kararlarını, Soruşturma Heyeti Başkanı Kurul Üyesinin nihai kararda oy kullanmasının
tarafsızlık ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle bozmuştur. Bozma kararları üzerine
Danıştay 13. Dairesi, 12.12.2007 tarihinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun
bozma gerekçelerini dikkate alarak, 24.11.1999 tarih ve 99-53/575-365 sayılı Kurul
Kararı’nın her bir davacı teşebbüse ilişkin kısmını iptal etmiştir. Muhalif kalınan 3.7.2008
tarihli, 08-43/591-223 sayılı karar Kurulun yargı tarafından iptal edilen işleminin yeniden
ele alınmasına ilişkindir.
Bu noktada, para cezalarında uygulanacak zamanaşımına ilişkin son düzenlemelerin
dikkate alınması, buna göre de Kurulun mezkûr dosya ile ilgili karar verip veremeyeceğine
karar verilmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere, 23.1.2008 tarih ve 5728 sayılı “Temel
Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un 578. maddesinin (kk) bendi, 4054 sayılı Kanun’un
18 ve 19. maddelerini yürürlükten kaldırmıştır. Para cezalarında zamanaşımına ilişkin
mülga 19. maddenin dördüncü fıkrasında karar aleyhine yargı yoluna başvurulmuş
olmasının zamanaşımı süresini keseceği düzenlenmiştir. 4054 sayılı Kanun’un 19.
maddesinin yürürlükten kaldırılması ile rekabet ihlallerinde zamanaşımı, 30.3.2005 tarih
ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’ndaki ilgili düzenlemeye tabi hale gelmiştir. Kabahatler
Kanunu’nda iki tür zamanaşımı öngörülmüştür: Soruşturma ve tahsil zamanaşımı.
Soruşturma zamanaşımı, kabahat işlendikten sonra, Kanunda yazılı belirli bir süre
içerisinde soruşturma yapılıp idari para cezası verilip verilemediğine yönelik iken; tahsil
zamanaşımı, verilen cezanın Kanunda belirlenen süre içinde uygulanmasına ilişkindir.
Kabahatler Kanunu’nun soruşturma zamanaşımı başlıklı 20. maddesinin üçüncü ve
dördüncü fıkralarına göre, nispi para cezasını gerektiren kabahatlerde zamanaşımı süresi 8
yıl olup, fiilin işlenmesiyle veya neticenin gerçekleşmesiyle işlemeye başlamaktadır.
4054 sayılı Kanun’un 5728 sayılı Kanun’un 472. maddesi ile değişik 16.
maddesinde düzenlenen idari para cezasının nispi para cezası niteliğinde olduğu göz
önünde bulundurulduğunda, Kabahatler Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca zamanaşımı
süresinin 8 yıl olduğu anlaşılmaktadır. Zamanaşımı yönünden 5326 sayılı Kabahatler
08-43/591-223
69
Kanununun 20. maddesi, 4054 sayılı Kanunun kaldırılan 19. maddesine göre teşebbüsler
açısından lehe bir düzenleme içermektedir. Bu durumda anılan soruşturma dosyasında
zamanaşımı ele alınırken fiilin işlenmesi veya neticenin gerçekleşmesinin tespiti önem
kazanmaktadır.
24.11.1999 tarih ve 99-53/575-365 sayılı İGTOD Kararı’nın sonuç bölümünde
belirtildiği üzere, Rekabet Kurulu tarafından ihlallerin 1998 yılında devam ettiği tespit
edilmiştir. Bu nedenle dosya bakımından ihlaller mütemadi suç niteliğinde olduğundan
zamanaşımı açısından fiilin gerçekleşmesi olarak ihlalin en son yapıldığı tarihin alınması
gerektiği ve buna göre zamanaşımının 1998 yılından itibaren işletilmesi gerekmektedir.
Zamanaşımı süresinin başlangıcı olarak 1998 yılı olarak dikkate alındığında ise süre 2006
yılında sona ermiş bulunmaktadır.
Öte yandan, Kabahatler Kanunu’nun Geçici 2. maddesinde yer verilen anılan
Kanun’un, yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla idare mahkemelerine dava açılarak iptali
istenen idari yaptırım kararları hakkında uygulanmayacağı düzenlemesinin amacının
kanun yolu açısından olduğu açıktır. Diğer bir ifadeyle, idare mahkemelerinde görülmekte
iken Kabahatler Kanunu kapsamında tanımlanan kabahatler karşılığında uygulanacak idari
yaptırımlara karşı başvuru yolu sulh ceza mahkemesi olarak belirlenmiş olup, kanun
koyucunun idare mahkemelerinde açılmış davaların sulh ceza mahkemesine taşınmasını
önlemeye çalışmış olması muhtemeldir. Nitekim bilindiği üzere, kanun yolu açısından
doğabilecek sorunlar, Kabahatler Kanunu’nun Anayasa Mahkemesi’nin iptali üzerine
değişen 3. maddesi ile giderilmiş ve anılan Kanun’un idari yaptırım kararlarına karşı
kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça
uygulanacağı düzenlenmiştir.
Yukarıda yer verilen değerlendirmeler ışığında, 24.11.1999 tarih ve 99-53/575-365
sayılı Kurul Kararı’nın teşebbüslerce açılan davalarda Danıştay tarafından iptal edilmesi
üzerine, Kurul’un dosyaya ilişkin alacağı kararın bu konudaki ihlalin tespitinden sonra;
5326 sayılı Kabahatler Kanununda belirtilen 8 yıllık zamanaşımı süresine tabi olması
nedeniyle “soruşturma zamanaşımının dolması nedeniyle idari para cezası verilmesine yer
olmadığına” şeklinde olması gerektiğini düşündüğümüzden çoğunluğun görüşüne
katılmamız mümkün olamamıştır.
Tuncay SONGÖR Mehmet Akif ERSİN
İkinci Başkan Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy