Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2008-2-91 (Devralma)
Karar Sayısı : 08-45/638-242
Karar Tarihi : 17.7.2008
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof.Dr. Nurettin KALDIRIMCI 10
Üyeler :Tuncay SONGÖR, M.Sıraç ASLAN, Mehmet Akif ERSİN,
İsmail Hakkı KARAKELLE
B. RAPORTÖRLER : Ali DEMİRÖZ, Fatma GÖZLÜKAYA ANGI, Remzi Özge
ARITÜRK, Özgür Can ÖZBEK
C. BİLDİRİMDE : - Lapis Televizyon ve Radyo Yayıncılık A.Ş.
BULUNAN Temsilcisi:Av. Aslıhan Dumlu Durmaz
Doğan Tv Center 32404 Bağcılar/ İstanbul
20
D. TARAFLAR : - Lapis Televizyon ve Radyo Yayıncılık A.Ş.
Doğan Tv Center 32404 Bağcılar/ İstanbul
- Anadolu İletişim Hizmetleri A.Ş.
Ziyabey Cad. 13. Sok., No:12 Balgat/Ankara
E. DOSYA KONUSU: Anadolu İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin, müktesep hak teşkil
etmemek üzere geçici rejim süresince kullandığı ulusal karasal yayın izninin,
Doğan TV Holding bünyesinde bulunan Lapis Televizyon ve Radyo Yayıncılık
A.Ş. tarafından devralınması işlemine izin verilmesi talebi.
F. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 13.5.2008 tarih ve 2985 sayı ile intikal
eden ve eksiklikleri en son 27.6.2008 tarih, 4073 sayı ile tamamlanan bildirim 30
üzerine, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ve 1997/1 sayılı Rekabet
Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ’in ilgili
hükümleri çerçevesinde düzenlenen 7.7.2008 tarih ve 2008-2-91/Öİ-08-AD sayılı
Devralma Ön İnceleme Raporu, 15.7.2008 tarih ve REK.0.06.00.00-120/225 sayılı
Başkanlık Önergesi ile 08-45 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara
bağlanmıştır.
G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili Rapor’da; bildirim konusu devralma işleminin
1997/1 sayılı Tebliğ kapsamında izne tabi bir devralma olduğu, söz konusu devralma
işleminin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 7. maddesi
kapsamında ilgili pazarda rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuran bir 40
işlem olmadığı ve işleme izin verilmesinde bir sakınca bulunmadığı ifade edilmiştir.
08-45/638-242
2
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
H.1. Taraflar
H.1.1. Lapis Televizyon ve Radyo Yayıncılık A.Ş. (Lapis)
Bildirime konu işlemle ulusal karasal yayın hakkını devralacak olan Lapis, 21.6.2007
tarihinde kurulmuş ve 2007 sonuna kadar faal olmayan bir şirket olarak kalmıştır. 50
CNN TÜRK, Mart 2008 itibarıyla faaliyetlerini Lapis bünyesinde sürdürmeye
başlamıştır. Lapis’in ortaklık yapısına aşağıda yer verilmiştir:
Tablo 1: Lapis ortaklık yapısı
HİSSEDAR HİSSE PAYI (%)
Alp Görsel İletişim Hizmetleri A.Ş. ~86,67
Hür Bim Görsel Yayıncılık A.Ş. ~3,33
Mehmet Ali Yalçındağ ~3,33
Soner Gedik ~3,33
Mustafa Gözalan ~3,33
TOPLAM 100
Lapis hisselerinin büyük kısmına sahip olan Alp Görsel İletişim Hizmetleri A.Ş. (Alp
Görsel)’nin ortaklık yapısı aşağıdaki gibidir:
Tablo 2: Alp Görsel ortaklık yapısı
HİSSEDAR HİSSE PAYI (%)
Doğan Prodüksiyon Hizmetleri A.Ş. ~100
Hür Bim Görsel Yayıncılık A.Ş. ~0
Hür Servis Sosyal Hizmetler ve Tic. A.Ş. ~0
Hür Medya İlancılık ve Reklamcılık Tic A.Ş. ~0
Hürriyet Medya Basım Hizm. Ve Tic A.Ş. ~0
TOPLAM 100
Alp Görsel hisselerinin neredeyse tamamına sahip olan Doğan Prodüksiyon
Hizmetleri A.Ş. (Doğan Prodüksiyon)’nin ortaklık yapısı aşağıdaki gibidir:
Tablo 3: Doğan Prodüksiyon ortaklık yapısı 60
HİSSEDAR HİSSE PAYI (%)
D Yapım Reklamcılık ve Dağıtım A.Ş. ~100
Hür Bim Görsel Yayıncılık A.Ş. ~0
Arzuhan Yalçındağ ~0
Mehmet Ali Yalçındağ ~0
Soner Gedik ~0
TOPLAM 100
Doğan Prodüksiyon hisselerinin tamamına yakınına sahip olan D Yapım Reklamcılık
ve Dağıtım A.Ş. (D Yapım)’nin ortaklık yapısı aşağıdaki gibidir:
Tablo 4: D Yapım ortaklık yapısı
HİSSEDAR HİSSE PAYI (%)
Doğan TV Holding A.Ş. ~100
Murat Saygı ~0
Arzuhan Yalçındağ ~0
Mehmet Ali Yalçındağ ~0
Soner Gedik ~0
TOPLAM 100
08-45/638-242
3
D Yapım hisselerinin tamamına yakınına sahip olan Doğan TV Holding A.Ş. (Doğan
TV)’nin ortaklık yapısı aşağıdaki gibidir:
Tablo 5: Doğan TV ortaklık yapısı
HİSSEDAR HİSSE PAYI (%)
Doğan Yayın Holding A.Ş. 74,51
Dreiundvierzigste Media
Vermögensverwaltungsgesellschaft GMBH 25
Doğuş Yayın Grubu A.Ş. 0,49
Arzuhan Yalçındağ ~0
Mehmet Ali Yalçındağ ~0
Soner Gedik ~0
TOPLAM 100
Rekabet Kurulu’nun 15.12.2006 tarih ve 06-91/1163-344 sayılı kararı uyarınca, 70
yukarıda ortaklık yapısına yer verilen Doğan TV, Doğan Yayın Holding A.Ş. ve
Dreiundvierzigste Media Vermögensverwaltungsgesellschaft GMBH (Media)
tarafından ortak kontrol edilmektedir. Bu nedenle Lapis, dolaylı olarak Doğan TV
tarafından kontrol edilmektedir. Dolayısıyla, başvuru konusu işlem değerlendirilirken
sadece Lapis değil, Doğan TV bünyesinde yer alan diğer yayın kuruluşlarının
faaliyetleri de dikkate alınmalıdır. Doğan TV’nin %74,51 oranında hissedarı olan
Doğan Yayın Holding A.Ş. ise, Doğan Şirketler Grubu Holding A.Ş. ve Adil Bey
Holding A.Ş. aracılığıyla Doğan Ailesi tarafından kontrol edilmektedir.
Dosya mevcudu bilgilere göre Doğan TV hisselerinin %74,51’ine sahip olan Doğan
Grubu’nun medya sektöründeki faaliyetleri şu şekilde özetlenebilir: 80
Görsel medya alanında ulusal yayın yapan Kanal D, TNT (Mart 2008’de Eko TV
bünyesine katılarak faaliyete başlamıştır), Star TV, CNN Türk ile kablo tv üzerinden
yayın yapan Dream TV, Fenerbahçe TV ve Beşiktaş TV bulunmaktadır. Radyo
yayıncılığı alanında Radyo D, CNN TÜRK Radio, Radyo Foreks bulunmaktadır.
Ayrıca D-Production TV yapımcılık alanında faaliyet göstermektedir.
Doğan Grubu yazılı medya alanında Hürriyet, Milliyet, Vatan, Radikal, Posta, Fanatik,
Fanatik Basket, Referans, Turkish Daily News gazetelerini yayımlamakta ve Doğan
Burda, Doğan Books, Doğan Egmont Publishing ve DPP ile de dergi ve kitapçılık
alanında faaliyet göstermektedir. Doğan Grubu yazılı medya sektörüne yönelik
dağıtım faaliyetlerini ise Yaysat-Doğan dağıtım firması ve D&R mağazaları 90
aracılığıyla yürütmektedir.
H.1.2. Anadolu İletişim Hizmetleri A.Ş. (Anadolu)
Dosyada yer alan bilgiler çerçevesinde Anadolu, TV 5 logolu televizyon kanalını
işletmek suretiyle ulusal televizyon yayıncılığı pazarında faaliyette bulunmaktadır.
Anadolu bünyesinde söz konusu alanda faaliyet gösteren bir başka teşebbüs
bulunmamaktadır. Anadolu’nun ortaklık yapısı aşağıdaki gibidir:
Tablo 6: Anadolu ortaklık yapısı
HİSSEDAR HİSSE PAYI (%)
İletişim Holding A.Ş. 95
Şeref Malkoç 1
İsmail Aydos 1
Cafer Güneş 1
Suat Pamukçu 1
Ekrem Şama 1
TOPLAM 100
08-45/638-242
4
Anadolu hisselerinin büyük kısmına sahip olan İletişim Holding A.Ş.’nin ortaklık yapısı
ise aşağıdaki gibidir:
Tablo 7: İletişim Holding ortaklık yapısı 100
HİSSEDAR HİSSE PAYI (%)
Mustafa Kamalak 20
Yakup Budak 20
Muhammet Polat 20
Abdülhamit Gül 20
Yaşar Canbay 20
TOPLAM 100
H.2. İlgili Pazar
H.2.1. Genel Olarak Televizyon Yayıncılığı
Televizyon yayıncılığı alanında pazar tanımlaması yapılırken kullanılan başlıca dört
kriter bulunmaktadır.
H.2.1.1. Yayın Alanlarının Genişliğine Göre Televizyon Yayıncılığı
Yayın alanlarının genişliğine göre televizyon yayıncılığı piyasaları ulusal, bölgesel ve
yerel olarak sınıflandırılmaktadır. 15.5.2002 tarih ve 4756 sayılı Yasa ile değişik 3984
sayılı Radyo ve Televizyon Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun’un “Tanımlar”
başlıklı 3. maddesine göre;
- Ulusal yayın; bütün ülkeye yapılan radyo, televizyon ve veri yayınını, 110
- Bölgesel yayın; birbirine komşu en az üç il ve en çok bir coğrafi bölge
alanının asgari yüzde yetmişine yapılan radyo, televizyon ve veri yayınını,
- Yerel yayın; mülki taksimat itibariyle en az bir ilçe (merkez ilçe dahil) veya
bir ilin alanının en az yüzde yetmişine yapılan radyo, televizyon ve veri
yayınını
ifade etmektedir.
H.2.1.2. Yayın Türlerine Göre Televizyon Yayıncılığı
Yayın türlerine göre, yayın kuruluşlarını genel ve tematik yayın yapanlar olarak
sınıflandırmak mümkündür. Buna göre;
- Genel nitelikte yayın yapan kanalları; yayın programları, filmler, kültür, 120
spor, magazin, çocuk, kadın, dizi, din, eğlence ve haber programları gibi
çok farklı konuları içeren kanallar,
- Tematik yayın kanallar kanalları; haber, belgesel, spor, müzik ve benzeri
türlerde olmak üzere, yalnızca belli bir konuda yayın yapan kanallar
olarak tanımlamak mümkündür.
H.2.1.3. Finansman Türlerine Göre Televizyon Yayıncılığı
Bu kritere göre yayın kuruluşları açık ve paralı yayın yapanlar olarak
sınıflandırılmaktadır.
- Açık kanal, izleyicinin herhangi bir ücret ödemeden izleyebildiği yayıncılık
türüdür. Bu kanalların esas gelir kaynaklarını, yayınladıkları programların 130
aralarına, başlarına veya sonlarına aldıkları reklamlar ve sponsorluklar
oluşturmaktadır. Dolayısıyla, izleyici ve kanal arasında ticari bir ilişki
bulunmamaktadır. Ticari ilişki kanallar ile reklam verenler arasında olup, bu
08-45/638-242
5
piyasada tüketici konumunda olan reklam verendir. Bu nedenle de izlenme
payları reklam geliri ile finanse edilen kanallar için çok önemlidir.
- Paralı (şifreli) kanal; yayın hizmetinden faydalanabilmek için izleyicilerin
abone olarak belli bir süre için belirli meblağlar ödediği kanallardır. İzleyici
sayısı, abone sayısı ile sınırlıdır. Her ne kadar bu kanallar da reklam ve
sponsorluk alabiliyor olsalar da, gelirlerinin en önemli kısmı abonelerinden
aldıkları abonelik ücretlerinden oluşmaktadır. Dolayısıyla, parasız 140
kanallardan farklı olarak, abone ile kanal arasında ticari bir ilişki söz
konusudur ve kanallar için esas olan abone sayısı ve ücretidir.
H.2.1.4 Yayın Şekillerine Göre Televizyon Yayıncılığı
Yayın kuruluşlarını, yayın şekillerine göre karasal, uydudan ve kablolu olarak üçe
ayırmak mümkünse de TV kanalları genellikle ulaşılan izleyici sayısını arttırabilmek
için farklı iletim tekniklerini bir arada kullanarak yayın yapmayı tercih etmektedir.
Buna göre;
- Karasal yayın; uydu veya kablo aracılığı olmaksızın, karadan vericiler ve
yansıtıcılar vasıtasıyla gönderilen sinyallerle alıcılara ulaştırılan yayın
türünü, 150
- Kablolu yayın; radyo ve televizyon ve veri yayınlarının kablo, cam iletken
ve benzeri bir fiziki ortam üzerinden abonelere ulaştırılmasını sağlayan
yayın türünü,
- Uydudan yayın; radyo ve televizyon programlarının yetkili yayıncı veya
hizmeti temin edecek kişi veya kuruluş tarafından şifreli veya şifresiz olarak
uzayda sinyal iletebilen herhangi bir araç vasıtasıyla yapılan ilk yayını
ifade etmektedir.
Bu yayın türleri arasında frekans bandının sınırlı olması nedeniyle, ulusal karasal
yayını ancak belli sayıda yayıncı tarafından yapılabilmektedir. RTÜK tarafından
verilen bilgilere göre, karasal yayın reklam gelirleri açısından halen en ağırlıklı ortam 160
olarak etkinliğini devam ettirmektedir. Kablo ve uydudan yayın yapmak isteyen
yayıncılar bakımından ise benzer herhangi bir kısıtlama bulunmamaktadır.
H.2.2. İlgili Ürün Pazarı
Televizyon yayıncılığı alanında pazar tanımı yapılırken, yukarıda yer verilen unsurlar
televizyon kanallarının reklam geliri elde edebilme kabiliyetine etkileri açısından
önem kazanmaktadır. Televizyon yayıncılığı ürününün iki tip alıcı (izleyici ve reklam
veren) tarafından farklı amaçlar için kullanılmasından dolayı izleyici talebi reklam
gelirine yansımaktadır. Dosya konusu işlem bakımından piyasanın bu ikili yapısı
belirleyici öneme sahiptir.
Ödemeli kanallar haricinde televizyon kanallarının temel finansman kaynağını reklam 170
gelirleri oluşturmaktadır. Pazar, reklam veren-yayıncı ilişkisi çerçevesinde
şekillenmekte, televizyon kanallarının pazar gücü temel olarak reklam yeri satışlarına
göre belirlenmektedir. Reklam verenler ise, reklam harcamalarını kanallar arasında
dağıtırken, kanalların hedef kitleye erişim olanakları ve izlenme payı kriterini öncelikli
olarak dikkate almaktadırlar.
Ulusal yayın yapan kanalların yayın alanlarının genişliği, reklamların hedef aldığı
izleyicilere ulaşma olanaklarını arttırmaktadır. Bu sebeple reklam verenler reklam
harcamalarının dağılımını yaparken, öncelikle ulusal yayın yapan kanallar arasında
08-45/638-242
6
izlenme paylarına göre seçim yapmaktadırlar. Bu durum ulusal yayın yapan
kanalların aynı pazar içinde ele alınmasını gerektirmektedir. 180
İlgili ürün pazarı tanımlanırken dikkat edilen noktalardan biri de arz ikamesidir. Arz
ikamesi tüketicinin perspektifinden ikame olmasalar da, üreticilerin birbirine ikame
olabilecek nitelikteki ürünleri üretebilme imkânına sahip oldukları durumlarda ortaya
çıkmaktadır. Üretimin diğer ürüne kolayca kaydırılabildiği durumlarda iki ürün aynı
piyasada kabul edilebilmektedir. Bu durum ilgili ürün pazarı tanımlanırken yapılan
yayın türüne ilişkin bir ayırıma gidilmemesinin de sebebidir. Zira tematik kanalların
üstelik de reklam yeri pazarı açısından rekabetin son derece yoğun olduğu prime
time kuşağında bile genel nitelikli yayın yapan kanallarla ciddi bir rekabet içinde
olabildikleri bilinmektedir. Bunun yanı sıra sahiplik el değiştirmeden, yayın türü olarak
tematik yayınlardan genel nitelikli yayınlara geçildiği gözlenmektedir. 190
Ödemeli kanallar ile açık kanallar rekabet koşullarındaki farklılıklar sebebiyle ayrı
ürün pazarlarını oluşturmaktadır. Zira açık televizyonlarda ticari ilişki sadece program
sağlayıcılar ile reklam endüstrisi arasındayken ödemeli kanallarda ticari ilişki temel
olarak program sağlayıcılar ile aboneler yani izleyiciler arasındadır. Bunun sonucu
olarak açık televizyonlar için izleyici payı ve reklam oranları en önemli parametreler
iken ödemeli kanallarda hedef grupların beklentilerini karşılamak ve abonelik düzeyi
kritik hale gelmektedir. Ülkemizde sayısallaşma sürecine geçilmesi ile beraber
ödemeli kanallar ile açık kanallar arasında bir yakınsama olması beklenebilir olmakla
birlikte, bu durum, söz konusu iki televizyon yayıncılığı türünün aynı ürün pazarında
yer almasını mümkün kılmamaktadır. 200
Sonuç olarak ulusal bir kanal olarak yayın yapmak yurt çapında çok sayıda izleyiciye
ulaşabilme imkânı yarattığından, reklam toplayabilme kabiliyeti açısından önemli bir
farklılık oluşturmaktadır. Buna ek olarak frekans bandının sınırlı olması ulusal karasal
yayıncılığın az sayıda yayıncı tarafından yapılmasına sebep olmaktadır. Dolayısıyla
dosya konusu devir işleminin değerlendirilmesi bakımından ilgili ürün pazarı, açık
yayın yapan ve karasal yayın hakkı bulunan yayıncılardan oluşacak şekilde “ulusal
televizyon yayıncılığı pazarı” olarak belirlenmiştir.
H.2.3. İlgili Coğrafi Pazar
İlgili ürün pazarında ülke içinde rekabet şartlarının farklılık arz etmesine neden olan
herhangi bir unsur bulunmaması nedeniyle ilgili coğrafi pazar “Türkiye Cumhuriyeti 210
Sınırları” olarak ele alınmıştır.
H.3. Değerlendirme
H.3.1. İşlemin Niteliği Bakımından Yapılan Değerlendirme
Dosya konusunun ulusal karasal televizyon yayıncılığı yapabilmek için gerekli olan
ulusal karasal yayın hakkının devri olması, öncelikle böyle bir hakkın devrinin 4054
sayılı Kanun’un 7. maddesi ve 1997/1 sayılı Tebliğ bakımından bir devralma işlemi
sayılıp sayılmayacağının değerlendirilmesini gerektirmektedir.
1997/1 sayılı Tebliğ’in “Birleşme veya Devralma Sayılan Haller” başlıklı 2.
maddesinin (b) bendine göre; herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir
teşebbüsün malvarlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da 220
kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları devralması veya kontrol
etmesi 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi çerçevesinde teşebbüsler arası birleşme
veya devralma işlemi olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla, malvarlıklarının devri de
rekabet hukuku anlamında bir devralma işlemi oluşturabilmektedir.
08-45/638-242
7
Bildirim konusu işlem ile Anadolu’nun halihazırda bünyesinde televizyon yayıncılığı
faaliyetinde bulunduğu TV 5 adlı kanal için müktesep hak teşkil etmemek üzere
geçici rejim süresince kullandığı ulusal karasal yayın hakkının Doğan TV bünyesinde
CNN TÜRK logosu ile yayın yapan Lapis tarafından devralınması öngörülmektedir.
Rekabet hukukunda kontrolün nesnesinin, hukuki varlık oluşturan bir veya daha fazla
teşebbüs veya bu teşebbüslerin mal varlıklarının tümü veya sadece bir kısmı 230
olabileceği; marka, yöntem bilgisi (know how) veya lisans da olabilen söz konusu
malvarlığının net bir gelirin atfedilebildiği bir faaliyet ya da birim olması gerektiği kabul
edilmektedir.
Rekabet Kurulu da önceki kararlarında fikri mülkiyet haklarının, müşteri portföyünün,
ticari sözleşmeler, yöntem bilgisi, müşteri portföyü ve marka ve patent gibi maddi
olmayan varlıkların devrini 1997/1 sayılı Tebliğ kapsamında birer devralma işlemi
olarak nitelendirerek malvarlığı devirlerinin birleşme veya devralma sayılabileceğini
kabul etmiştir.
Bu çerçevede devre konu malvarlığı olarak söz konusu ulusal karasal yayın hakkının
kontrolün nesnesini oluşturmakta olduğu, anılan malvarlığına açık bir şekilde bir gelir 240
atfedilebilmesi nedeniyle bildirim konusu işlemin 1997/1 sayılı Tebliğ kapsamında bir
devralma olarak nitelendirilebileceği sonucuna varılmıştır.
H.3.2. Bildirim Yükümlülüğü Bakımından Yapılan Değerlendirme
1997/1 sayılı Tebliğ'in 1998/2 sayılı Tebliğ ile değişik 4. maddesi uyarınca “Bu
Tebliğ’in 2. maddesinde belirtilen bir birleşme veya devralma sonucunda birleşmeyi
veya devralmayı gerçekleştiren teşebbüslerin, ülkenin tamamında veya bir
bölümünde ilgili ürün piyasasında, toplam pazar paylarının, piyasanın % 25’ini
aşması halinde veya bu oranı aşmasa bile toplam cirolarının yirmibeş trilyon Türk
Lirası’nı (yirmi beş milyon Yeni Türk Lirası) aşması halinde Rekabet Kurulu’ndan izin
almaları zorunludur”. 250
Dosya konusu devralma işlemi TV 5’in yayın logosunu, uydu veya kablo lisansını
kapsamamakta, sadece halihazırda kullandığı ulusal karasal yayın hakkını
kapsamaktadır. Bu bakımdan her ne kadar devre konu malvarlığına açık bir şekilde
gelir atfetmek mümkünse de, Anadolu’nun cirosunun ne kadarının söz konusu hak
nedeniyle ortaya çıktığını belirlemek oldukça güçtür. Zira söz konusu yayın hakkı
farklı bir grubun kontrolü ve dolayısıyla yayın logosu altında, farklı bir içeriğin sunumu
amacıyla kullanılacaktır. Bununla birlikte bildirim yükümlülüğünün belirlenebilmesi
bakımından, Doğan TV bünyesinde ulusal televizyon yayıncılığı alanında faaliyet
gösteren şirketlerin1 2007 yılında ilgili ürün pazarında elde ettikleri toplam reklam
gelirinin yaklaşık (…..) (……………….) YTL olduğu ve toplam pazar paylarının 260
yaklaşık %48 (kırksekiz) olduğu dikkate alındığında, 1997/1 sayılı Tebliğ’de
öngörülen eşiklerin aşıldığı ve işlemin izne tabi olduğu anlaşıldığından, devre konu
malvarlığının cirosunu yok saymanın veya Anadolu’nun cirosu olarak kabul etmenin
bir sakıncası bulunmamaktadır.
Dolayısıyla 1997/1 sayılı Tebliğ’in 4. maddesinde belirtilen ciro ve pazar payı eşiğinin
aşılması nedeniyle, dosya konusu işlemin Rekabet Kurulu’ndan izin alınması gereken
bir işlem olduğu tespit edilmiştir.
1 DTV Haber ve Görsel Yayıncılık A.Ş. (Kanal D), Işıl Televizyon Yayıncılık A.Ş. (STAR) ve Eko TV
Televizyon ve Yayıncılık A.Ş. (CNN TÜRK Mart 2008’e kadar yayınlarını Eko TV tüzel kişiliği altında
yapmıştır.)
08-45/638-242
8
H.3.3. İşlemin 4054 Sayılı Kanun’un 7. Maddesi Çerçevesinde Değerlendirilmesi
4054 sayılı Kanun’un 7. maddesinde, hâkim durum yaratmaya veya mevcut bir hâkim
durumu güçlendirmeye yönelik olarak rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu 270
doğuracak şekilde gerçekleştirilen birleşme veya devralma işlemleri
yasaklanmaktadır.
4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi kapsamında bir birleşme ya da devralma
sonucunda hâkim durum yaratılıp yaratılmadığı veya mevcut bir hâkim durumun
güçlendirilip güçlendirilmediğinin değerlendirilmesinde, işlemin yatay, dikey ya da
konglomera (portföy) etkileri değerlendirilmektedir.
Bununla birlikte yukarıda belirtildiği üzere, inceleme konusu işlem bir televizyon
kuruluşunun sadece geçici karasal yayın hakkının devralınmasından ibaret olup diğer
bir teşebbüsün kontrolünün devralınması niteliğini taşımamaktadır. Ayrıca aşağıda
detayları verileceği üzere, devreden taraf olan Anadolu’nun ilgili pazarda kayda değer 280
bir varlık gösterememiş olması da dikkate alındığında, işlemin yatay düzeyde önemli
bir rakibi ortadan kaldıran ya da devralana doğrudan önemli oranda pazar payı katan,
alınan varlık nedeniyle dikey olarak alıcının alt veya üst pazarlardaki gücünü
pekiştiren ya da alıcının faaliyet gösterdiği yakın ilişkili pazarlarda güçlenerek portföy
etkisi ortaya çıkarabilecek nitelikte bir işlem olmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle
işlem temel olarak yatay etkiler bağlamında tek başına hakim durum yaratılması ya
da mevcut tek başına hakim durumun güçlendirilmesi yoluyla rekabetin önemli
ölçüde azaltılması bakımından ele alınmaktadır. Bunun dışında işlem sonucunda
rekabeti önemli ölçüde azaltıcı nitelikte portföy etkileri, dikey etkiler ya da yatay
etkiler bağlamında birlikte hakim durum yaratılması ya da birlikte hakim durumun 290
güçlendirilmesi sonucunun ortaya çıkmayacağının açık olduğu düşünülmektedir.
Devralma işlemlerinde yatay etkiler bağlamında ele alınan ve tek başına hakim
durum yaratılarak ya da mevcut bir tek başına hakim durumun güçlendirilerek
rekabetin önemli ölçüde azaltılıp azaltılmadığının değerlendirilmesinde pazar payları
ve yoğunlaşma oranları, arzın ve talebin yapısı gibi hususlar ele alınmaktadır.
Söz konusu hususların ele alınmasından önce, devir işleminin Doğan TV’ye
katkısının ne olacağının ele alınması gerekmektedir. Daha önce de belirtildiği üzere
Anadolu, Doğan TV bünyesinde yer alan Lapis’e karasal yayın hakkını devredecektir.
Dolayısıyla işlem sonucunda Doğan TV ya da Lapis’e doğrudan bir pazar payı katkısı
devredilmeyecektir. Kaldı ki aksi düşünülse bile Anadolu’nun 2006, 2007 ve 2008 (ilk 300
dört ay) reklam gelirlerine göre sırasıyla %(…), %(…) ve %(…)’lik pazar payı elde
ettiği dikkate alındığında, devir işlemi sonucunda pazarda yer alan rekabetçi bir
gücün ortadan kaldırıldığından bahsetmek güç olacaktır.
Bu nedenle, devir işlemi sonucunda ilgili pazarın yapısında doğrudan bir değişme
olmayacağı ve dosya mevcudu belgelerde söz konusu yayın hakkının CNN TÜRK
kanalı için kullanılacağı hatta istenirse bu konuda taahhüt verilebileceği şeklindeki
ifadeler dikkate alındığında, işlemin etkisinin CNN TÜRK’ün uydu ve kablolu yayınına
ek olarak karasal yayına da geçmesi olarak dolaylı bir şekilde ortaya çıkacağı
anlaşılmaktadır.
Dosya mevcudunda, işlem sonucunda Doğan Grubu’nun ilgili pazardaki payının 310
%(…)’dan %(…)’ye çıkacağı, bunun HHI oranında sadece 1 (bir) puanlık bir artışa yol
açacağı, söz konusu artışın, pazardaki yoğunlaşma oranı yüksek bile olsa, AB ve
ABD’nin yatay birleşmelerin değerlendirilmesi rehberlerinde rekabetçi açıdan sorun
oluşturabileceği kabul edilen artış oranlarından oldukça düşük olduğu ifade edilerek
08-45/638-242
9
4054 sayılı Kanun’un 7. maddesinde birleşme ve devralma işlemlerinin
değerlendirilmesi bakımından ortaya konan ölçütün iki ayağından biri olan ve her
şartta dikkate alınması gereken işlem sonucunda rekabetin önemli ölçüde
azaltılmasının sonucunun doğmayacağı dolayısıyla işleme izin verilmesi talep
edilmektedir.
Bu çerçevede, ilgili ürün pazarında faaliyet gösteren teşebbüslerin pazar payları ve 320
yoğunlaşma oranları ele alınacaktır.
Pazar Payları ve Yoğunlaşma Oranları
RTÜK tarafından verilen bilgilere göre ulusal televizyon yayıncılığı pazarında TRT
kanalları hariç olmak üzere ulusal karasal (T1) lisansına sahip olan 23 yayıncı
kuruluş bulunmaktadır. Bunlardan HBB ve BRT logolu kanalların yayına ara verdiği,
Kanal 6 logolu kanalın ise 2007 ve 2008 yılında geliri bulunmadığı öğrenilmiştir.
Açık televizyonculuk faaliyetindeki temel ekonomik aktivite izlenme paylarına göre
değerlenen reklam yerlerinin satışı ve temel gelir kaynağı da reklam gelirleridir. Bu
sebeple, televizyon yayıncılığı piyasasında pazar paylarının, izlenme oranları ve
özellikle de reklam gelirleri esas alınarak belirlenmesi kabul görmektedir. (Bu 330
incelemede ulusal karasal yayın yapan televizyon kuruluşlarının reklam gelirleri ve
izlenme payları dikkate alınarak pazar payı analizi yapılmaktadır.) RTÜK ve TRT’den
elde edilen reklam gelirleri ile AGB izlenme payı verileri esas alınarak ulusal yayın
yapan televizyon kanallarının 2005, 2006 ve 2007 yıllarına ait izlenme payı bilgisine
aşağıda yer verilmektedir.
Tablo 8: Ulusal Yayın Yapan Kanalların Yıllık İzlenme Payları (Tüm Gün)
KANALLAR 2005 2006 2007
ATV 12.1 12.4 10.4
CINE5 - - 0.4
FLASH 3.0 2.3 1.8
FOX - - 4.7
KANAL1 - 2.4 3.3
KANAL7 5.7 6.0 6.5
KANAL D 14.3 13.8 14.2
SHOW TV 15.8 13.8 11.9
STAR TV 10.3 9.8 9.4
STV 5.7 6.2 5.6
TGRT 7.0 4.6 -
TRT1 5.1 4.2 3.9
TRT2 1.2 1.2 1.4
DİĞER 19.8 23.4 26.28
Kaynak: AGB (Sadece ölçümlenmesi yapılan kanalların izlenme paylarına yer verilmiştir.)
Tablodan anlaşılacağı üzere, Kanal D, ATV, SHOW TV ve Star TV logolu kanallar en
yüksek izlenme paylarına sahip kanallardır. Ancak televizyon kanallarının pazar 340
paylarının ait olduğu gruplar bakımından dikkate alınması rekabet hukuku açısından
daha doğru olduğundan aşağıda üç büyük grup bakımından izlenme paylarına yer
verilmektedir.
Tablo 9: Ulusal Yayın Yapan Kanallara Sahip İlk Üç Büyük Grubun Yıllık İzlenme Payları (Tüm
Gün)
GRUPLAR 2005 2006 2007
Doğan TV
(Kanal D+Star)
24,6
23,6
23,6
Turkuaz Grubu
08-45/638-242
10
(ATV) 12,1 12,4 10,4
Çukurova Grubu
(Show TV)
15,8
13,8
11,9
Toplam 52,5 49,8 45,3
Tablo’daki verilere göre, son üç yıl içinde Doğan TV açık farkla birinci konumunu
korumakta ve Turkuvaz ile Çukurova Grubu birbirlerine yakın izlenme paylarıyla
Doğan TV’yi takip etmektedir. Görüleceği üzere Doğan TV’nin diğer ulusal kanalları
CNN TÜRK ve 2008 yılı Mart ayında faaliyete geçen TNT’nin izlenme payları buna
dahil edilmemiştir. Bildirimde, CNN TÜRK’ün 2007 yılı tüm gün izlenme payının 350
%1,02 olarak tahmin edildiği belirtilmiştir.
Daha önce de belirtildiği üzere işlem ile bir televizyon kanalının tüm malvarlığı ile
birlikte devralınması söz konusu olmadığından, işlemin izlenme payları bakımından
piyasa üzerinde yaratacağı olası etkinin TV 5’in mevcut izlenme payı dikkate alınarak
ortaya konulmasının sağlıklı bir değerlendirme olmayacağı açıktır. Lapis tarafından
gönderilen 30.5.2008 tarih, 3402 sayılı yazıda, söz konusu devralma işlemi ile
mevcut frekansın Doğan TV bünyesinde yayına başlayan TNT’ye devredilmesi
sonucunda düşen izlenirlik oranının artırılmasının amaçlandığı belirtilmektedir. Söz
konusu düşüşe örnek olarak CNN TÜRK’ün 2006, 2007 ve 2008 yıllarının Mart ve
Nisan aylarında gerçekleşen izlenme paylarının karşılaştırmasına yer verilmektedir. 360
Bu tabloya aşağıda yer verilmektedir:
Tablo10: CNN TÜRK 2006-2007-2008 yılları Mart-Nisan aylarındaki izlenme payları
2006 (%) 2007 (%) 2008 (%)
Mart 1,0 0,8 0,4
Nisan 1,0 1,1 0,4
Tablodan görüldüğü üzere, CNN TÜRK’ün ulusal karasal yayın hakkının TNT’ye
devri neticesinde önceki yıllarda %0,8- %1,1 arasında değişen Mart-Nisan ayı
izlenme oranları %0,4’e düşmüştür. Bu veriden hareketle inceleme konusu devralma
işlemine izin verilmesi halinde CNN TÜRK’ün izlenme payında ortaya çıkabilecek
artış oranının %0,4- 0,7 arasında değişebilecektir. 370
İzlenme oranları bakımından bakıldığında, Doğan TV’nin diğer ulusal kanalları da bir
araya gelse, yaklaşık %25 civarında bir izlenme payı ve dolayısıyla pazar payı elde
edeceği görülmektedir. Her ne kadar bu oran Doğan TV’nin en yakın rakibinin pazar
payının iki katından fazla ise de, 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi bakımından sorun
yaratacak bir pazar payı düzeyi niteliğinde değildir. Bu nedenle, televizyon yayıncılığı
bakımından izlenme paylarının yanında, söz konusu izlenme paylarının kısmen bir
sonucu olarak ortaya çıkan reklam gelirleri üzerinden hesaplanacak pazar payları
dikkate alınmaktadır. Reklam gelirleri verilerinin ölçülmesi daha kolay olduğundan ve
kesinlik taşıdığından, buna dayanılarak hesaplanan pazar payı verileri daha sağlıklı
değerlendirme yapmayı sağlayabilecektir. 380
Aşağıda RTÜK tarafından sağlanan veriler2 ışığında pazar payları hesaplanmıştır.
2 Bu çerçevede, 3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun’un 12.
maddesi uyarınca RTÜK’ün gelirlerini oluşturan kalemlerden bir tanesini özel radyo ve televizyon
kuruluşlarının yıllık brüt reklam gelirlerinden %5 oranında ayrılacak paylar oluşturduğu ve televizyon
yayın kuruluşlarının RTÜK’e reklam gelirlerini bildirdiği göz önüne alınmıştır. TRT kamu yayıncısı
olarak bu sisteme tabi olmadığından TRT’nin reklam gelirleri TRT’den ayrıca talep edilmiştir.
08-45/638-242
11
Tablo11: Ulusal Yayın Yapan Kanalların Toplam Reklam Gelirleri ve Pazar Payları
Yayıncı Kuruluş
Rek.Gel.2006
(YTL) Pazar Payı (%)
Rek.Gel.2007
(YTL) Pazar Payı (%) Rek.Gel.2008OcakNisan (YTL) Pazar Payı (%)
ATV (…………..) (…) (…………..) (…) (…………..) (…)
Cine5 (…………..) (…) (…………..) (…) (…………..) (…)
CNBCE (…………..) (…) (…………..) (…) (…………..) (…)
CNN TÜRK3 (…………..) (…) (…………..) (…) (…………..) (…)
Flash Tv (…………..) (…) (…………..) (…) (…………..) (…)
TGRT/FOX (…………..) (…) (…………..) (…) (…………..) (…)
Kanal1 (…………..) (…) (…………..) (…) (…………..) (…)
Kanal 6 (…………..) (…) (…………..) (…) (…………..) (…)
Kanal 7 (…………..) (…) (…………..) (…) (…………..) (…)
Kanal D (…………..) (…) (…………..) (…) (…………..) (…)
Kral TV (…………..) (…) (…………..) (…) (…………..) (…)
Meltem TV (…………..) (…) (…………..) (…) (…………..) (…)
NTV (…………..) (…) (…………..) (…) (…………..) (…)
Show (…………..) (…) (…………..) (…) (…………..) (…)
Star TV (…………..) (…) (…………..) (…) (…………..) (…)
STV (…………..) (…) (…………..) (…) (…………..) (…)
TV5 (…………..) (…) (…………..) (…) (…………..) (…)
Tempo TV (…………..) (…) (…………..) (…) (…………..) (…)
TVNET (…………..) (…) (…………..) (…) (…………..) (…)
TV8 (…………..) (…) (…………..) (…) (…………..) (…)
ATA TV (…………..) (…) (…………..) (…) (…………..) (…)
HBB (…………..) (…) (…………..) (…) (…………..) (…)
Erya (…………..) (…) (…………..) (…) (…………..) (…)
TRT (…………..) (…) (…………..) (…) (…………..) (…)
TOPLAM (…………..) 100,00 (…………..) 100,00 (…………..) 1,00
Kaynak: RTÜK, TRT
3 CNN TÜRK Mart 2008 tarihinden itibaren karasal yayını sona erdirdiğinden 2008 yılı için sadece ilk iki ayki reklam gelirleri hesaplara dahil edilmesi
gerekirken, aylık bazda rakamlar mevcut olmadığından ayrıştırma yapılamamıştır. Bu dönemde karasal yayına başlayan TNT’nin ise reklam geliri verisi
sağlıklı olmadığından dikkate alınmamıştır.
08-45/638-242
12
Yukarıdaki tablo esas alınarak hazırlanan gruplar bazında pazar paylarına ise
aşağıda yer verilmektedir.
Tablo12: Ulusal Yayın Yapan Televizyon Kuruluşlarının Gruplar Bazında Reklam Gelirine Dayalı
Pazar Payları
Medya Grubu 2006 Pazar Payı (%) 2007 Pazar Payı (%)
2008 Pazar Payı (İlk
Dört Ay) (%)
Doğan Grubu (KANALD,
STAR, CNNTURK)4 39,2 45,7 48,6
Çukurova Grubu (ShowTV) (…) (…) (…)
Turkuaz (ATV) (…) (…) (…)
Doğuş (NTV, CNBCE)5 (…) (…) (…)
Fox (…) (…) (…)
Samanyolu (…) (…) (…)
Kanal7 (…) (…) (…)
Ciner Grubu (Kanal1) (…) (…) (…)
Diğer (…) (…) (…)
Toplam 100 100 100
Yukarıdaki tablodan da anlaşılacağı üzere Doğan TV’nin pazar payı 2008 yılının ilk 390
dört ayı itibariyle %(…) seviyesine yükselmiştir. Bu noktada, işlem öncesi açısından
bakıldığında, CNN TÜRK’ün karasal lisansının artık TNT’ye kullandırılması
dolayısıyla, Doğan TV’nin pazar paylarına dahil edilen CNN TÜRK’ün 2006, 2007 ve
2008 yılları ilk dört ayına ilişkin elde ettiği yaklaşık ortalama %3 pazar payının artık
Doğan TV’nin ulusal televizyon yayıncılığı pazar payları içinde değerlendirilmemesi
gerekmektedir. CNN TÜRK yerine Doğan TV bünyesinde çift dil opsiyonlu dizi ve film
kanalı olan TNT’nin Doğan TV’nin pazar payına ne ölçüde katkıda bulunacağı elde
sağlıklı veriler olmaması ve yayına kısa bir süre önce başlaması nedeniyle belirsizdir.
Benzer bir formatta yayın yapan Doğuş Grubu’nun CNBCE kanalının başarısını elde
etmesi durumunda, TNT’nin yaklaşık CNN TÜRK kadar Doğan TV’nin pazar payına 400
katkıda bulunabileceği düşünülmektedir. Dolayısıyla işlem öncesi Doğan TV’nin
pazar payının yukarıdaki tabloda yer verilen seviyede olacağının varsayılmasının
sakıncası olmadığı sonucuna varılmıştır.
Doğan TV’nin yaklaşık %48’lik pazar payı, pazarda en yakın rakibinin neredeyse üç
katı bir büyüklüğe tekabül etmektedir. Bilindiği gibi mehaz uygulama olan AB
uygulamasında %50 ve üzerindeki pazar payları, tek başına, bir hakim durumun
göstergesi olarak ele alınabilmektedir.
Bu noktada, işlem sonrasında Lapis’in karasal yayın hakkını elde etmesiyle birlikte
CNN TÜRK’ün yeniden ulusal yayın piyasası içerisinde faaliyet gösterecek olması
nedeniyle, işlem sonrasında TNT’nin en az CNN TÜRK kadar pazar payı elde etmesi 410
veri olarak kabul edildiğinde, CNN TÜRK’ün tüm geliri ulusal karasal yayın ile
ilişkilendirilse bile, Doğan TV’nin pazar payının en fazla %2,90 artışla %51,5 olacağı
tahmin edilmektedir. Ancak hemen belirtilmelidir ki, söz konusu olası pazar payı
artışının tümünü ulusal karasal lisans hakkına atfetmek doğru olmayacaktır.
4 Dipnot8’de yer verilen sebeplerle TNT hesaplamaya dahil edilmemiştir.
5 Doğuş Grubu TMSF kontrolünde ulusal televizyon yayıncılığı faaliyetinde bulunan Kral TV ihalesini
kazanmış olmakla birlikte, devir işlemleri sürdüğünden söz konusu kanal Doğuş Grubu altında
değerlendirilmemiştir.
08-45/638-242
13
Bu kapsamda, pazar paylarının yanında pazarın rekabetçi yapısı hakkındaki önemli
göstergelerden biri olan yoğunlaşma oranlarına bakılması gerekmektdir. Yoğunlaşma
oranlarının hesaplanmasında ise genel olarak Herfindahl–Hirschman Index (HHI)
kullanılmaktadır. Bu hesaplama yöntemi ağırlığı oransal olarak yüksek pazar payına
sahip firmalara vermektedir. AB’nin “Yatay Birleşmelerin Değerlendirilmesine İlişkin
Rehberi”ne göre, birleşme sonrası HHI oranının; 420
- 1000’in altında olduğu,
- HHI’ın 1000 ve 2000 arasında olduğu ancak HHI’daki değişimin 250’den az
olduğu,
- HHI’ın 2000’in üzerinde olmakla birlikte HHI’daki değişimin 150’den az
olduğu
durumlarda, devralınan firmanın küçük ve yeni ama pazarda yenilikçi olan ve önemli
bir rekabetçi baskı oluşturan bir teşebbüs olması gibi istisnalar haricinde yatay olarak
rekabetçi endişe duyulmamaktadır. Bu oranları aşan HHI ve HHI değişim oranları ise,
pazarın rekabetçi yapısı konusunda endişe verici bir gösterge olarak ortaya
çıkmaktadır. Ancak hemen belirtilmelidir ki, bu oranlar tek başına değil pazarın diğer 430
tüm özellikleri ile bir arada değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.
Aşağıda gruplar bazında pazar payları dikkate alınarak hazırlanan işlem öncesi HHI
oranları gösterilmektedir6.
Tablo 13: Ulusal Yayın Yapan Televizyon Kuruluşlarının Gruplar Bazında Reklam Gelirine Dayalı HHI
Değerleri
Medya Grubu 2007 2008 (İlk Dört Ay)
Doğan Grubu (KANALD, STAR,
CNNTURK) 2116 2401
Çukurova Grubu (ShowTV) (…) (…)
Turkuaz (ATV) (…) (…)
Doğuş (NTV, CNBCE) (…) (…)
Fox (…) (…)
Samanyolu (…) (…)
Kanal7 (…) (…)
Ciner Grubu (Kanal1) (…) (…)
Toplam 2777 2933
Görüleceği üzere, 2007 ve 2008 yılı (ilk dört ay) rakamlarına göre işlem öncesinde
pazarda oldukça yüksek yoğunlaşma oranları mevcuttur. Devre konu karasal yayın
hakkının Lapis tarafından devralınmasıyla halihazırda uydu ve kablodan yayın yapan
CNN TÜRK’e katkısının ne olacağı konusundaki belirsizlik, HHI oranlarının işlem 440
sonrasında ne kadar değişeceği hesabının da tam olarak yapılamamasına neden
olmaktadır. Rekabetçi açıdan en kötü senaryo olan, TNT’nin CNN TÜRK kadar pazar
payı aldığı kabulüyle CNN TÜRK’ün karasal yayın yaptığı dönemdeki kadar bir pazar
payı elde ettiği varsayıldığında, HHI oranı 303 (üçyüzüç) artacak ve işlem rekabet
açısından riskli işlemler grubunda yer alacaktır.
Esasen, pazarda Doğan TV’nin yüksek oranda pazar payı ve işlem öncesinde yüksek
yoğunlaşma oranları bulunmakla birlikte, karasal yayın hakkının mevcut işleyen
6 Hesaplamada kolaylık açısından pazar payları yuvarlanmış ve kayda değer pazar payı olmayan
yayıncıların payları hesaplamada dikkate alınmamıştır.
08-45/638-242
14
televizyon kanalının pazar payına olan katkısı konusundaki değerlendirmelere göre
işlemin ne kadar riskli olduğu konusundaki analizler değişecektir.
Bu noktada aşağıda pazar payları ve yoğunlaşma oranlarıyla birlikte ele alınması 450
gereken arzın ve talebin yapısına yer verilecektir.
Arzın Yapısı
Ulusal düzeyde televizyon yayıncılığının kablo ve uydudan da yapılabildiği, bununla
birlikte, temel olarak karasal yayının önemli olduğu, söz konusu yayın hakkının sınırlı
olması nedeniyle oyuncu sayısının da sınırlı olduğu yukarıda belirtilmiştir. Söz
konusu husus, ilgili pazara giriş ve tüm izleyici gruplarına yayını ulaştırmak
bakımından önemli olmakla birlikte, bu alandaki mevcut durum dosya konusu işlem
yoluyla karasal yayın hakkı alan Doğan TV’nin bu alanda önemli bir kapasite işgal
eder konumda olmayacağını göstermektedir. Bir başka ifadeyle, Doğan TV işlem
sonucunda alacağı karasal yayın frekansı ile 4 (dört) adet ulusal frekansın sahibi 460
olacaktır. Bu rakam özel yayıncı kuruluşların kullanımında bulunan frekansların
%20’sine, TRT dahil edildiğinde ise %16’sına tekabül etmektedir. Rakiplere bu
açıdan bakıldığında ise, Doğuş Grubu’nun Kral TV ve Kral FM Ticari ve İktisadi
Bütünlüğünün satışına ilişkin ihaleyi kazandığı da göz önüne alınarak 3 (üç) ulusal
karasal lisansı elinde bulunduracağı görülmektedir. Diğer grup ve yayıncılar ise birer
ulusal karasal yayın hakkına sahip olacaklardır. Dolayısıyla, karasal yayın hakkı bir
kapasite olarak değerlendirilirse, Doğan TV mevcut kapasitenin %16-20’sine sahip
olacaktır. Aşağıda değinileceği üzere bu kapasite değişik yayın türlerinin bir arada
izleyicilere sunulabilmesi bakımından önemli olmakla birlikte, yaklaşık %25’lik
izlenme payı ile birlikte değerlendirildiğinde, Doğan Grubu’nun rakiplerin faaliyetlerini 470
genişletmelerine engel olabilecek bir güce sahip olamayacağı sonucuna varılmıştır.
Ayrıca söz konusu pazarın özellikle izleyicilerin beğenisini kazanmaya yönelik içerik
sunulması durumunda izleyicinin ilgili kanala yönelmeleri özelliği dikkate alındığında,
Doğuş Grubu, Turkuvaz Grubu, Çukurova Grubu ve Ciner Grubu gibi bu alana
yatırım yapan ve finansal olarak güçlü rakiplerin de pazar paylarını artırabileceklerini
ortaya koymaktadır. Tek bir kanalın %32’lik pazar payı elde edebildiği dikkate
alındığında, ilgili pazarda lisans sayısından bağımsız olarak rakiplerin faaliyetlerini
geliştirme imkânı olduğu ortaya çıkmaktadır. Kaldı ki CNN TÜRK’ün genel olarak bir
haber kanalı niteliği taşıması sebebiyle ve geçmiş dönemdeki pazar paylarından
hareketle bu kanal üzerinden elde edilen reklam gelirinin sınırlı olacağı 480
anlaşılmaktadır.
İlgili pazarda arzın yapısı ile ilgili değerlendirilmesi gereken bir başka nokta da özel
olarak televizyon yayıncılığı hizmetlerinin tedarik zincirinin ve genel olarak medyanın
tüm alanlarında faaliyette bulunmanın önemli olmasıdır. Doğan TV’nin, yapım, yayın
ve iletim aşamalarının her birinde önemli faaliyetleri bulunmakla birlikte7, yayınların
dağıtımı açısından8 rakiplerin faaliyetlerini kontrol edebilecek ya da kısıtlayacak güce
sahip bulunmadığı düşünülmektedir.
Bu durum içerik temini açısından da geçerlidir. Spor müsabakaları, yerli-yabancı
filmler, yerli dizi filmler, yarışma programları gibi temel veya kritik yayın hakları olarak
7 Doğan Yayın Holding 2007 Faaliyet Raporuna göre, Doğan Grubu, gazete alanında %34 tiraj, %57
reklam payı, dergi alanında %38 tiraj, %41 pazar payı, televizyonda ise %24 izlenme payı, %40
reklam payı bulunmaktadır.
8 Doğan TV ya da Doğan TV’nin büyük hissedarı Doğan Grubu’nun karasal dağıtım kapasitesi
verilmiştir. Uydudan ve Kablodan dağıtımda ise Doğan Grubu’nun önemli bir gücü bulunmamaktadır.
08-45/638-242
15
tanımlanabilecek içeriğin temini ve satışı televizyon yayıncılığında yüksek izlenme 490
oranlarına ulaşabilmek için önem arz etmektedir. Bu tür hakların tek elde toplanması
veya haklara erişimin kısıtlanması bir giriş engeli yaratabileceği gibi mevcut
yayıncılar için rekabetin kısıtlanması sonucunu da doğurabilecektir. Uzun süreli,
kollektif ve münhasır yayın sözleşmeleri içeriğe ulaşılmasını engelleyerek televizyon
yayıncılığı piyasasının rekabetçi yapısını bozabilecek etkiler doğurabilmektedir.
Yapılan incelemede Doğan Grubunun, özellikle Eko TV (TNT)’de ortaklığı bulunan
Turner Broadcasting Int ile arasındaki ticari ilişki bakımından, piyasada bu tür etkiler
doğurabilecek nitelikte haklara sahip olduğuna ilişkin bir bilgiye rastlanmamıştır.
Ayrıca, Doğan Grubu’nun rakiplerine sağladığı hizmetlere bakıldığında, hem içerik
hem de karasal yayının iletimi aşamasında kullanılan bina, yer ve direk hizmetlerinin 500
sınırlı düzeyde olduğu görülmektedir.
Arzın yapısı bakımından değinilecek son husus ise televizyon yayıncılığı piyasasında
son dönemde yaygınlaşmaya başlayan ve reklam yeri satışında televizyon
kuruluşlarının reklam verenler karşısındaki durumunu güçlendiren bir uygulama olan
grup bünyesindeki televizyon kanallarına ait reklam yeri satışının birlikte yapılmasıdır.
Bu konuda TMSF Tarafından Merkez Grubu Medya Şirketlerinin Satışı Hakkında
1998/4 Sayılı Rekabet Kurulu Tebliği Çerçevesinde Hazırlanan Rekabet Kurumu 2.
Daire Görüşü’nde önemli endişeler dile getirilmiş ve oluşacak “portföy gücünün”
gruba tek tek kanallarının sağlayacağı güçten daha fazlasını sağlayacağı
belirtilmiştir. Buna karşılık Lapis tarafından Doğan TV kanallarından Kanal D, Star ve 510
CNN TÜRK’ün reklam yerlerinin 2006’da birlikte pazarlanmasının söz konusu
olmadığı ancak 2007 yılında bu tarz bir pazarlama uygulamasının gerçekleştiği; 2007
yılında bu tür satışların kanalların toplam satışları içindeki payının Kanal D için %
(…), Star için % (…) ve CNN TÜRK için % (…) olduğu bildirilmiştir. Rakiplerden bu
konuda istenen bilgilerde de, birlikte pazarlamanın pazarda yerleşik bir uygulama
haline gelmediği yönünde benzeri görüşler dile getirilmiştir.
Talebin Yapısı
Arz ile ilgili faktörlerin yanında, pazardaki talebin özellikleri de işlemin etkilerinin
değerlendirilmesi bakımından önemlidir. Daha önce de belirtildiği gibi, söz konusu
hizmetler bir yandan izleyiciler tarafından talep edilirken diğer yandan da reklam 520
verenler tarafından talep edilmektedir. Reklam verenlerin önemli bir kısmının büyük
şirket ya da gruplar olması nedeniyle söz konusu gruplar reklam yeri satın alırken
pazarlık gücüne sahip olmaktadır. Rekabet Kurulu Star TV Ticari ve İktisadi
Bütünlüğü’nün Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) tarafından satışına ilişkin
25.10.2005 tarih, 05-73/984-272 sayılı kararında, pazarda alıcı konumundaki reklam
verenlerin pazarlık gücünün yüksek olduğuna ilişkin tespitlerde bulunmaktadır.
Yukarıda, yer verilen pazar payı ve yoğunlaşma oranları ile arz ve talebin yapısına
ilişkin hususlar bir arada değerlendirildiğinde, ön inceleme kapsamında mevcut
bilgilerden, Doğan TV’nin ulusal televizyon yayıncılığı alanında yaklaşık %48,6’lık
pazar payıyla güçlü konumda bulunduğu, pazarda yoğunlaşma oranlarının yüksek 530
olduğu, Doğan TV ve Doğan TV’nin büyük hissedarı konumundaki Doğan Grubu’nun
hem televizyon yayıncılığı alanındaki hem de genel olarak tüm medya pazarlarında
güçlü olduğu, buna karşın rakiplerin yayın dağıtımı ve tedariki bakımından
faaliyetlerini kontrol edecek seviyede bir gücünün bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu
nedenle, işlem öncesinde Doğan TV’nin ilgili pazarda olup olmadığı ya da işlem
sonrasında hakim duruma geçip geçmeyeceği konusunda kesin bir sonuca
ulaşılmamaktadır.
08-45/638-242
16
Bu çerçevede, 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesinde getirilen testin iki aşamalı bir test
olması nedeniyle, söz konusu testin ikinci aşaması olan, işlem sonucunda rekabetin
önemli ölçüde azaltılması sonucunun doğup doğmadığı bakımından ayrı bir 540
değerlendirme yapılabileceği kanaatine varılmıştır. Bu kapsamda,
- Devre konu varlığın sadece karasal yayın hakkı olması dolayısıyla işlemin
Doğan TV’ye doğrudan bir pazar payı katkısı sağlamaması,
- Söz konusu karasal yayın hakkını devreden Anadolu’nun pazardan kayda
değer bir pay almıyor olması ve bu nedenle pazardan çıkmasının pazarda
önemli bir rekabetçi baskının ortadan kaldırılmasına sebep olmaması,
- Devre konu karasal yayın hakkının halihazırda uydu ve kablodan yayın
yapan CNN Türk tarafından kullanılacak olması ve haber kanalı niteliği
nedeniyle söz konusu hakkın devralınması durumunda Doğan TV’ye olan
pazar payı katkısının sınırlı olacağı, dolayısıyla pazarın yapısında önemli 550
bir değişiklik getirmeyecek olması
dikkate alınarak, ilgili pazarda işlem sonucunda rekabetin önemli ölçüde
azalmayacağı, bu nedenle Doğan TV’nin ilgili pazarda hakim durumda olup olmadığı
ya da işlem sonrasında böyle bir durumun yaratılıp yaratılamayacağı tespiti
yapılmasına gerek kalmadığı ve işleme izin verilmesinde bir sakınca olmadığı
kanaatine ulaşılmıştır. Bu çerçevede, işlemin ilgili pazardaki rekabetçi yapı üzerindeki
olası olumsuz etkilerinin önlenmesi amacıyla, tarafların verdikleri taahhütlere paralel
olarak, söz konusu hakkın sadece haber yayınları yapan CNN Türk kanalı tarafından
kullanılması koşuluyla işleme izin verilmesinde bir sakınca olmadığı sonucuna
ulaşılmıştır. 560
I. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre, frekans tahsisi, devri ve
kullanımına ilişkin ilgili mevzuat hükümleri mahfuz olmak kaydıyla bildirim konusu
işlemin 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan
1997/1 sayılı “Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar
Hakkında Tebliğ” kapsamında izne tabi olduğuna, devredilen yayın izninin sadece
haber yayınları yapan CNN Türk kanalının yayınında kullanılması koşuluyla bahse
konu işleme izin verilmesine OYÇOKLUĞU ile karar verilmiştir.
570
08-45/638-242
17
580
Rekabet Kurulu’nun 17.07.2008 Tarih ve 08-45/638-242 Sayılı Kararı’na
KARŞI OY GEREKÇESİ
Anadolu İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin, müktesep hak teşkil etmemek üzere
geçici rejim süresince kullandığı ulusal karasal yayın izninin, Doğan TV
Holding A.Ş. bünyesinde bulunan Lapis Televizyon ve Radyo Yayıncılık A.Ş.
tarafından devralınması işlemine Rekabet Kurulu tarafından koşullu olarak izin
verilmiştir.
A- 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 7. maddesi, 590
hakim durum yaratmaya veya mevcut bir hakim durumu güçlendirmeye yönelik
olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet
piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak nitelikte
olan birleşme veya devralma işlemlerini yasaklamaktadır. Aynı maddenin
“Hangi tür birleşme ve devralmaların hukuki geçerlilik kazanabilmesi için
Kurula bildirilerek izin alınması gerektiğini Kurul, çıkaracağı tebliğlerle ilan
eder.” şeklindeki ikinci fıkrası uyarınca 1997/1 sayılı “Rekabet Kurulu’ndan
İzin Alınması gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ”çıkarılarak,
belirli nitelikteki işlemlerin hukuki geçerlilik kazanabilmesi için önceden
Rekabet Kurulu’na bildirilmesi ve izin alınması öngörülmüştür. Bir başka 600
ifadeyle, belli nitelikteki birleşme veya devralma işlemleri Rekabet Kurulu’nun
ex ante denetimine tabi kılınmıştır.
Bir birleşme veya devralmanın Rekabet Kurulu’nun iznine tabi olması
için aranan ilk şart, söz konusu madde hükmünde bahsedilen türde bir işlemin
varlığıdır. Bu işlem de bir akitle (anlaşma, sözleşme) gerçekleştirilebilir.
Borçlar Kanunu’nun özel hükümlerinde düzenlenen akit tiplerinden biri olan
“Satım Akdi” , satılanın parayla (semenle) değiştirilmesi konusunda tarafların
anlaşmasıdır. Satım akdinin esas noktaları; satılan (satım konusu), Semen ve
bunların birbiriyle değiştirilmesi taahüdüdür. Satım konusunun ve bedelinin
belirlenmesi hususu, satım sözleşmesinin kurulabilmesi bakımından önem 610
taşımaktadır.
Rekabet Kanunu’nun 7. ve 1997/1 sayılı tebliğ uyarınca; birleşme ve
devralma işlemlerinin (anlaşmaların) hukuki geçerlilik kazanabilmesi için
önceden Rekabet Kurulu’na bildirilmesi ve izin alınması öngörülmüştür. 4054
Sayılı Kanunun “Bildirim” başlıklı 12. maddesinde “Bildirim, Kurul tarafından
hazırlanacak Bildirim formlarının istediği bilgileri tam ve eksiksiz içerir”
denilmektedir.
08-45/638-242
18
1997/1 Sayılı Tebliğin 5. maddesine bakıldığında, özetle, bildirimin ve
ekli evraklarının 3 nüsha halinde hazırlanarak Rekabet Kurumu’na
gönderilmesi, evraklar arasında kopyalar varsa bildirimde bulunanların bunların 620
asıllarına uygunluğunu onaylaması gerekmektedir. Bildirim, bildirim
formunda istenmiş olan bilgileri tam ve doğru içermeli ve bu bilgilerde
sonradan oluşacak değişikliklerin de derhal Kurula bildirilmesi icap etmektedir.
Birleşmeler ve Devralmalar Hakkında Bildirim Formuna bakıldığında,
formun başlangıç kısmındaki açıklamada, bildirime konu olan birleşme ve
devralmaya ilişkin anlaşma veya kararın bir kopyasının forma eklenmek
zorunda olduğu belirtilmektedir.
Yine Bildirim formunun, “ Bildirimin eklerine ilişkin bilgiler” başlıklı
7. maddesinin 7.1 no’lu fıkrasında, “Bildirime konu olan ve birleşme veya
devralmayı düzenleyen anlaşma ya da kararın nihai halinin bir kopyasının” 630
forma eklenmesi gerektiği belirtilmektedir.
Bu durumda, devralma ile ilgili kararın ya da anlaşmanın nihai
kopyasının Kurumumuza bildirilmesi zorunludur. Kurumumuza bildirilen
metnin ise “Karasal Yayın Frekansı Devir Sözleşmesi” olarak adlandırıldığı, bu
belgenin, “anlaşma” niteliğinde Rekabet Kurumuna sunulduğu anlaşılmaktadır.
Teşebbüs temsilcilerinin ifadelerine bakıldığında ise bu anlaşmanın henüz
nihai olmadığı görülmektedir.
Anlaşma denilen metin incelendiğinde: bazı yerlerin karalandığı,
sözleşmede satış bedeline yer verilmediği, sözleşmenin sonunda imzaların
kime ait olduğunun belli olmadığı, imzalar kısmında devralan teşebbüsten 640
başka bir teşebbüsün adına yer verilerek imzalandığı görülmektedir.
Örneğin, sözleşmenin sonunda, sadece “Doğan TV-Radyo Yayıncılık A.Ş.” ile
Anadolu İletişim A.Ş. adına yer verilmiştir. Oysa sözleşmenin başında ve
bildirim formunda devralan “Lapis Televizyon ve Radyo Yayıncılık A.Ş.”
olarak belirtilmiştir. Ancak sözleşmenin sonunda, devralanın “Doğan TV-Radyo
Yayıncılık A.Ş.” olduğu anlaşılmaktadır(Ek-1). “Doğan TV-Radyo Yayıncılık
A.Ş.” adlı şirket hakkında ise dosyada bilgi bulunmamaktadır.
Anlaşmadaki eksiklikler, ilgili teşebbüse sorulduğunda, “Lapis
Televizyon ve Radyo Yayıncılık A.Ş.” vekili Av. Aslıhan Dumlu’nun
Kurumumuza verdiği cevapta, bu sözleşmenin nihai olmadığı, “ön protokol” 650
niteliğinde olduğu , Kurumumuzun işleme onay vermesi halinde nihai devir
sözleşmesinin imzalanacağı beyan edilmiştir(Ek-2). Bu durumda Kurumumuz
devir sözleşmesinin nihai haline değil de “ön protokol” işlemine mi izin
verecektir? Nihai hali için Kurumumuza tekrar mı gelinecektir? şeklinde sorular
akla gelebilmektedir.
Belirtmek gerekir ki, Kurumumuza sunulan belgenin başlığı “ön
protokol” olmayıp, “Karasal Yayın Devir Sözleşmesi”dir. Ayrıca bildirim
formunda işleme izin verilmediği takdirde bu bildirim için muafiyet ve menfi
08-45/638-242
19
tespit değerlendirilmesi de talep edilmiştir. Yani teşebbüsün sunduğu devir
sözleşmesinin teşebbüs vekilince “ön protokol” olarak adlandırılması, işleme 660
izin verilmesi durumunda hukuken karışıklığa neden olabilecektir.
Bazı sistemlerde, örneğin AB mevzuatında tarafların anlaşma imzalamak
için iyi niyet içinde olduklarını göstermeleri bildirim için yeterli kabul
edilmektedir. Ancak, Türk Mevzuatının esnek davranmaya müsaade
etmeyecek kadar da katı düzenlendiği açıktır. Nitekim, bu husus, Rekabet
Kurumu’nun 1997/1 sayılı Tebliğin Gözden Geçirilmesi Hakkındaki Tartışma
metninde de dolaylı olarak kabul edilerek mevzuatımızın esnek bir yapıya
kavuşturulması istenilmiştir. Anılan tartışma metninde, 1997/1 sayılı Tebliğ’in,
“Bu çerçevede AB mevzuatında olduğu gibi tarafların öngörülen yoğunlaşma
için anlaşma yapma niyetlerini ve yoğunlaşma için planlarının somut olduğunu 670
prensip anlaşması, mutabakat anlaşması veya tüm ilgili teşebbüslerce
imzalanmış niyet anlaşmasına dayandırarak göstermeleri durumunda, söz
konusu işlem için bildirimde bulunabilmelerine imkan sağlayacak bir hüküm
getirilmesinin planlandığı” belirtilmiştir.
Rekabet Kurulu, 25.04.2005 tarih ve 05-28/320-82 sayılı kararında,
taraflararası çerçeve anlaşmasını yeterli kabul etmeyerek taraflar arasında
nihai anlaşma yapılması şartını arayarak, bildirim için katı şekil şartı
aramıştır.(Ek-3).
Öte yandan, Kurul’un nihai anlaşma metni yerine ön protokol
bildirimini, devralma işlemi için yeterli kabul etmesi halinde bile, bu metnin 680
hukuken tartışmaya neden olacağını düşünmekteyim. Çünkü metnin sonunda,
devralan teşebbüs “Lapis Televizyon ve Radyo Yayıncılık A.Ş.” değil, “Doğan
TV- Radyo Yayıncılık A.Ş.”dir. Yani, bir an için bu metin, çerçeve anlaşması,
prensip anlaşması v.s. olarak kabul edilse bile, yine de taraflar arasında
imzalanmış olması gerekmektedir. Ön protokolün, yetkili taraflarca
imzalandığını gösterir belgeler dosyada mevcut değildir. “Lapis Televizyon
ve Radyo Yayıncılık A.Ş.” adına imzaya yetkili kişilerin adı ve imza sirküleri
dosyada bulunmamaktadır. Şirket vekili, bu sözleşmenin Mehmet Ali
Yalçındağ, Barboros Çağa ve Taha Akyol tarafından imzalandığını sonradan
beyan etmişse de (Ek-2), anlaşma metninde bu kişilerin adı olmadığı gibi, bu 690
kişilerin “Lapis Televizyon ve Radyo Yayıncılık A.Ş.” adına imzaya yetkili
olup olmadıklarını gösterir belgeler ve bu kişilere ait imza sirkülerleri
dosyada mevcut değildir.
Dosyanın Kurul gündeminde görüşüldüğü evrede (9/7/2008 tarihli Kurul
gündeminde müzakereler yapılırken, devir sözleşmesiyle ilgili Hukuk
Müşavirliğinden görüş alınmasına karar verilip bir hafta sonraki gündem olan
17/7/2008 tarihinde görüşülürken, bu tarihler arasında bir şekilde teşebbüsler
eksiklikler konusunda bilgilendirilmiş olacaklar ki ) teşebbüslerce 16.7.2008
tarihli bir yazı ile “ Lapis Televizyon ve Radyo Yayıncılık A.Ş.’nin imza
08-45/638-242
20
sirküleri Kurula gönderilmiştir. Bu belgenin tetkikinde; “ şirket adına taahhüd 700
içeren bağlayıcı nitelikteki her tür işlem, belge, sözleşme vs.nin birinci
derecede iki yetkilinin imzasını taşıması gerektiği öngörülmekte, birinci
derecede imza yetkilerinin Mehmet Ali Yalçındağ, Arzuhan Yalçındağ, Soner
Gedik, Mustafa Gözalan, Murat Saygı, Erdem Seçkin, Nafia Sevim Ergun
Akaya, Hakan Tümer ikinci derecede imza yetkilerinin ise Esra Özbay ve 8
isim belirtilmektedir.
Rekabet Kurumu 2.Daire Başkanlığınca ; “Sözleşmenin II. maddesinde
“XYZ” olarak tanınmakta olduğu ifade edilen teşebbüsün hukuki kimliği,
sözleşmeyi imzalayan kişilerin kimliğinin belli olmaması gibi belirsizliklere
açıklık getirilmesi 23.5.2008 tarihli yazıyla istemiş, taraf teşebbüsçe verilen 710
cevapta; “Karasal Yayın Frekansı Devir Sözleşmesi’nin şirket adına Mehmet
Ali Yalçındağ, Barboros Çağa ve Taha Akyol tarafından imza edildiği
bildirilmiştir. Sözleşme metni, teşebbüsten alınan cevabi yazı ve imza sirküleri
(Ek-4) birlikte değerlendirildiğinde; Barboros Çağa ve Taha Akyol’un şirketi
ilzama yetkili imza sahibi ve sözleşme imzalamaya yetkileri olmadığı
anlaşılmıştır. Sözleşme bu yönüyle hukuken geçersiz bir metin niteliğinde
bulunmaktadır.
Ayrıca, dosya konusu anlaşma bir “ Karasal Yayın Devir Sözleşmesi”
olup, RTÜK mevzuatına göre bu sözleşmenin yazılı ve noterce onaylanmış
olması gerekmektedir. Özel Radyo ve Televizyon Kuruluşları İdari ve Mali 720
Şartlar Yönetmeliğinin 2.maddesine göre; “Devir Sözleşmesi = Yayın
lisansını, yayın istasyonlarını ve şebekelerini devreden kuruluş ile devralan
kuruluş arasında akdedilen NOTER ONAYLI ve Üst Kurulun incelemesine
tabi sözleşmeyi” ifade etmekte, 10.maddesinde de “Devir Sözleşmesi noter
onaylı olmalıdır.” denilmektedir.
Bu ifadelerden, Türk mevzuatında, yayın izni veya lisans devri
sözleşmelerinin yazılı ve noter onaylı ve Üst Kurulun incelemesine tabi olması
gerektiği anlaşılmaktadır. Ancak Kurumumuza sunulan anlaşmanın bu
nitelikte olmadığı, aslına uygunluğu dahi onaylanmamış bir fotokopi
olduğu da görülmektedir. 730
Rekabet Kurulu bir an için RTÜK mevzuatını görmezlikten gelse bile,
taraflar arasında imzalanmış, Borçlar Kanununun sözleşmeler için öngördüğü
zorunlu unsurları içeren bir anlaşmayı incelemek, böyle bir anlaşmanın
teşebbüsler tarafından Bildirim Formu ekinde Rekabet Kuruluna sunulmasını
aramak mecburiyetindedir. Kurulun yerleşik kararları da bu yöndedir.
Marzotto SpA ile Verzoletto SpA tarafından kurulacak ortak girişime izin
verilmesi istemiyle Rekabet Kurumuna müracaat edilmiştir. Teşebbüsler, bir
ortak girişim kurarak, faaliyette bulundukları yün ve yün karışımı iplik ve akrilik
iplik üretimini bu ortak girişime gevretmek üzere anlaşmışlardır. Ortak girişim
kurulması işlemi, Çerçeve Anlaşması ile düzenlenmiştir. Bu amaca ulaşmak için 740
tarafların imzaladığı 18.3.2005 ve 24.3 2005 tarihli bağlayıcı niyet mektupları
başvuru formuna ek olarak sunulmuştur. Niyet mektupları uyarınca tarafların,
08-45/638-242
21
tüm rekabet izinlerinin alınması şartıyla ve takiben Çerçeve Anlaşmayı kapama
tarihinde imzalayacaklarını taahhüt etmişlerdir. Rekabet Kurulu tarafından
“henüz taraflar arasında Ortak Girişim Anlaşmasının yapılmamış” olması
nedeniyle, işleme izin verilmemiştir. (Ek -3)
Rekabet Kurumu Hukuk Müşavirliği de 16.07.2008 tarihli yazılı
görüşünde; anlaşmanın nihai olmadığı ve “ön protokol” olduğunun beyan
edildiğinin görüldüğü, Kuruma bildirilen “Karasal Yayın Frekansı Devir
Sözleşmesi” başlıklı belgede karalamalar, eksiklikler ve hangi teşebbüs 750
tarafından devralındığı gibi hukuken tartışma yaratacak belirsizlikler
içerdiğinin görüldüğü, bu metin “ön protokol olarak kabul kabul edilse bile
halâ hangi teşebbüsler arasında imzalandığının tartışılabileceği, oysa 4054
sayılı Kanun’un 12. maddesinde, Bildirim formlarının istediği bilgilerin “tam
ve eksiksiz” olmasının gerektiğinin belirtildiği, ancak anılan dosyadaki
belgelerden ise bildirimin “tam ve eksiksiz” yapılmadığı, bildirimde
eksiklikler ve belirsizlikler olduğunu belirtmektedir.
Kurulun konuyu karara bağlandığı 17.7.2008 tarihli toplantısında;
tarafımdan yapılan yukarıda belirttiğim değerlendirmelerin yanında; “Karasal
Yayın Frekansı Devir Sözleşmesinin; 760
a) Sözleşmenin 1.maddesindeki Taraflardan birinin (devralanın)
“DOĞAN HOLDİNG A.Ş.” olarak yazılı olduğu, sonradan bu ismin
karalanarak el yazısı ile “LAPİS TELEVİZYON ve YAYINCILIK A.Ş.”
yazıldığını, bu karalama ve düzeltmenin sözleşme taraflarınca imza ya da paraf
edilmediğini, sözleşmenin imzalar bölümünde ise imzalayanın “DOĞAN TV-
RADYO YAYINCILIK A.Ş.” olarak belirtildiğini, devralan tarafın kim
olduğunun karıştırıldığını, ünvan altında 3 imza bulunduğunu, imzalayanların
isimlerinin yazılmadığını,
b) Sözleşmenin III.1 maddesinde, devir konusunun “XYZ” olarak
tanınmakta bulunan ve işbu isim/logo ile yayın yapan ulusal televizyon kanalı 770
olduğu ifade edilerek devir konusunun NE OLDUĞUNUN saklandığını,
c) Sözleşmenin “III.2” maddesinde; “Yayın frekansının toplam satış
bedeli “ ” olarak saptanmıştır denilerek Borçlar
Kanununa göre sözleşmenin ana ve temel unsuru olan semenin (devir satış
bedeli) gizlendiğini,
d) Madde “III.4” ün 1. ve 2. paragraflarındaki iki karalama, sözleşmenin
iki tarafı ve tüm mümzîleri tarafından paraf edilmesi gerekirken, bir tek paraf
bulunduğunu,
e) Devralan tarafça, devir sözleşmesini (imzaların altında isim
bulunmaması nedeniyle) imzalayanların Mehmet Ali Yalçındağ, Barboros 780
Çağa ve Taha Akyol olduğu bildirilmesine karşın, gelen imza sirkülerinde
şirketi ilzama yetkili imzacılar arasında Barboros Çağa ve Taha Akyol’un
bulunmadığını, imza sirkülerine göre de tek imza ile (Mehmet Ali Yalçındağ’ın
08-45/638-242
22
imzası ile) bu nitelikteki bir sözleşmenin imzalanamayacağını, bu nedenle
sözleşmenin hukuki geçerliliğinin bulunmadığını,
f) Devir Sözleşmesinin “Doğan TV-Radyo Yayıncılık A.Ş.” ünvanı
altındaki üç imzadan birincisinin, dosyaya son anda giren imza sirkülerinde
bulunan Mehmet Ali Yalçındağ’ın imzasına benzetilmeye çalışılarak atılmış bir
imza olabileceği kanaatinde olduğumu, bu hususun araştırılması gerektiğini
vurgulayarak; 790
aa) Tarafları belli olmayan,
bb) Satış fiyatı (semeni) daksille silinip bedelsiz hale getirilen ,
cc) “XYZ” rumuzu yazılarak sözleşme konusunun ne olduğu orta yere
konmayan,
çç) Her yeri karalamalarla dolu olan
dd) Devralan tarafın imzacılarının Mehmet Ali Yalçındağ, Barboros Çağa
, Taha Akyol olduğu belirtilmesine rağmen Barbaros Çağa ve Taha Akyol
Şirketi temsile yetkili olmadıkları anlaşıldığından sakatlığı kesin olan,
ee) Ve şirketi ilzama yetkililerce imzalanmamış ister protokol, isterse 800
anlaşma olsun hiçbir geçerliliği olmayan bir belgeyi Rekabet Kurulunun
incelememesi gerektiğini, hukuken sakat olan bu belgeye (Devir Sözleşmesi adlı
belgeye) Rekabet Kurulu Kararıyla meşruiyet kazandırılmasının hukuken doğru
olmayacağını belirttim.
Uzmanlarca, teşebbüslerin eksiksiz, işaret edilen noksanları gidermiş
YENİ BİR ANLAŞMA metnini hemen hazırlayıp Rekabet Kurulu’na
sunabileceklerini söyledikleri ifade edilince; karar toplantısının birkaç gün
sonraya bırakılarak teşebbüslere bu imkanın sağlanmasını talep etmeme rağmen,
çoğunluk tarafından karşı oyuma konu karar verilmiştir. Taraflar arasında
devir konusunda bir ihtilaf vuku bulduğunda ve dava konusu yaptıklarında 810
işlemin yargı kararıyla iptal edileceği muhakkaktır.
B- KABUL’e göre de :
Devralma işleminin “devredilen yayın izninin sadece haber yayınları
yapan CNN Türk kanalının yayınında kullanılması” koşuluna bağlanmasını
doğru bulmamaktayım. Bu haliyle işleme izin verilecekse hiçbir koşul
öngörülmeden verilmelidir. Şöyle ki ;
-Devre konu varlığın sadece karasal yayın hakkı olması dolayısıyla
işlemin Doğan TV’ye doğrudan bir Pazar payı katkısı sağlamaması,
-Söz konusu karasal yayın hakkını devreden Anadolu’nun pazardan kayda
değer bir pay almıyor olması ve bu nedenle pazardan çıkmasının pazarda önemli 820
bir rekabetçi baskının ortadan kaldırılmasına sebep olmaması,
-Devre konu karasal yayın hakkının halihazırda uydu ve kablodan yayın
yapan CNN Türk tarafından kullanılacak olması ve haber kanalı niteliği
nedeniyle söz konusu hakkın devralınması durumunda Doğan TV’ye olan Pazar
08-45/638-242
23
payı katkısının sınırlı olacağı, dolayısıyla pazarın yapısında önemli bir değişiklik
getirmeyecek olması dikkate alınarak ilgili pazarda işlem sonucunda rekabetin
önemli ölçüde azalmayacağı,
dolayısıyla Doğan TV’nin ilgili pazarda hakim durumda olmadığı, işlem
sonrasında böyle bir durumun yaratılmadığı çok açık olduğundan işleme
KOŞULSUZ olarak izin verilmeliydi. 830
Yukarıda açıkladığım gerekçelerle Rekabet Kurulu’nun 17.7.2008 tarih ve
08-45/638-242 sayılı kararına karşıyım.
M.Sıraç ASLAN
Kurul Üyesi
840
EKLER:
Ek 1: Devir Sözleşmesi
Ek 2: Av.Aslıhan Dumlu’nın cevabi yazısı
Ek 3: Bildirim için şekil şartı arandığına ilişkin Karar örneği
Ek 4: İmza Sirküleri
Full & Egal Universal Law Academy