Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2008-1-98 (Menfi Tespit / Muafiyet)
Karar Sayısı : 08-58/923-370
Karar Tarihi : 16.10.2008
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
10
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Tuncay SONGÖR, M. Sıraç ASLAN, Süreyya ÇAKIN,
Mehmet Akif ERSİN, İsmail Hakkı KARAKELLE
B. RAPORTÖR : Metin PEKTAŞ
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : - Total Oil Türkiye A.Ş.
Temsilcisi: Av. Ayşegül Değer Özden
Onur Ofis Park İş Merkezi İnkılap Mah., Üntel Sk. No: 10 B1 Blok 20
34768 Ümraniye/İstanbul
- Shell & Turcas Petrol A.Ş.
Temsilcisi Av. Ebru TUKUR
Salih Tozan Cad. Gülbahar Mah. No:18 B Blok Esentepe/İstanbul
D. TARAFLAR : - Total Oil Türkiye A.Ş.
Onur Ofis Park İş Merkezi İnkılap Mah., Üntel Sk. No: 10 B1 Blok
34768 Ümraniye/İstanbul
- Shell & Turcas Petrol A.Ş.
Salih Tozan Cad. Gülbahar Mah. No:18 B Blok Esentepe/İstanbul 30
E. DOSYA KONUSU: Total Oil Türk A.Ş.’nin (Total) kontrolünde bulunan Samsun
Akaryakıt Depolama A.Ş.’nin (SADAŞ) %50 oranındaki hissesinin Shell&Turcas
Petrol A.Ş. (Shell & Turcas)’ye devredilmesi işlemine izin verilmesi talebi.
F. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 11.8.2008 tarih, 5231 sayı ve 22.8.2008
tarih, 3164 sayı ile intikal eden devralma başvurusu, işlemin rakipler arasında işbirliği
doğurucu bir anlaşma niteliğinde olması nedeniyle menfi tespit – muafiyet bildirimi
olarak kabul edilmiş ve bunun üzerine düzenlenen 10.10.2008 tarih, 2008-1-98/MM-
08-MP sayılı Devralma Ön İnceleme Raporu 10.10.2008 tarih, REK.0.05.00.00-40
130/180 sayılı Başkanlık Önergesi ile 08-58 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek
karara bağlanmıştır.
G. RAPORTÖRÜN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda; Total’in kontrolünde bulunan SADAŞ’ın
%50 oranındaki hissesinin Shell & Turcas’a devredilmesi işleminin ve taraflar arasında
imzalanan ikmal sözleşmelerinin, tarafların Türkiye akaryakıt dağıtımı pazarında
birbirleriyle rakip teşebbüsler olmaları nedeniyle rekabetin kısıtlanması sonucunu
doğurabilecek nitelikte birer işbirliği anlaşması olduğu, bu nedenle 4054 sayılı
Kanun'un 4. maddesi kapsamına girecekleri ve söz konusu anlaşmalara menfi tespit
08-58/923-370
2
belgesi verilmesinin mümkün olmadığı, bununla birlikte bu işbirliklerine Kanun'un 5. 50
maddesi kapsamında muafiyet verilmesinin uygun olacağı ifade edilmektedir.
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
H.1. Taraflar
H.1.1. Total Oil Türkiye A.Ş. (Total)
Türkiye’de 1992 yılından beri ayrı olarak faaliyet gösteren Total ve Elf şirketleri, dünya
genelinde gerçekleştirilen birleşmelerini takiben 8.7.2002 tarihinde Total Oil Türkiye
A.Ş. adı altında hukuken birleşmiş ve 5.8.2003 tarihinde Totalgaz’ı da bünyesine
alarak tek bir akaryakıt, madeni yağ ve LPG şirketi olarak faaliyet göstermeye 60
başlamıştır.
Ana faaliyet alanı akaryakıt, madeni yağ ve LPG ürünlerinin satışı, pazarlanması,
depolanması ve taşınması olan şirketin ödenmiş sermayesi 44.399.650,93 YTL olup;
mevcut hissedarları aşağıda gösterilmektedir:
Total S.A. %49,14
Total Outre-Mer S.A. %30,79
Total Union Oceane %20,07
Diğer
H.1.2. Shell & Turcas Petrol A.Ş. (Shell & Turcas)
Daha önce faaliyetlerine Turcas Petrol A.Ş. ve The Shell Company of Turkey Ltd.
olarak devam eden teşebbüsler, Rekabet Kurulu’nun 06-08/103-29 sayı ve 2.2.2006
tarihli kararı ile izin verdiği süreçte kurdukları Shell & Turcas Petrol A.Ş. ünvanlı ortak
girişim şirketi çatısı altında faaliyetlerini birleştirmiştir. Yönetim Kurulu, Paul Stone,
Erdal Aksoy, Yılmaz Tecmen, A. Canan Ediboğlu, Lisa Davis, Trudy Bovay, Robertus
Henrucus M. Miesen’den oluşan Shell&Turcas’ın sermaye dağılımı aşağıda yer
almaktadır: 80
The Shell Company of Turkey Limited %66.999
Turcas Petrol A.Ş. %30
Diğer
H.2. İlgili Pazar
H.2.1. İlgili Ürün Pazarı
Akaryakıtın ana dağıtım şirketleri tarafından dağıtımı; bayilik teşkilatı ile yapılan
satışlar ve doğrudan tüketiciye yapılan satışlar şeklinde iki yolla gerçekleştirilmektedir. 90
Akaryakıt dağıtım pazarında faaliyet gösteren teşebbüsler, yerli rafinerilerde üretilen ya
da ithal edilerek Türkiye’ye getirilen petrol ürünlerinin dağıtımını yapmaktadırlar.
Dolayısıyla, dağıtımı yapılacak olan akaryakıt ürünlerinin, yurt dışından ithal edilmek
suretiyle Türkiye’ye getirilmesi veya yerli rafinerilerden alınması, söz konusu ürünlerin
depolanması zorunluluğu açısından herhangi bir fark yaratmamaktadır.
Bildirime konu ortak girişimin faaliyet alanının akaryakıt ürünlerinin depolanmasına
ilişkin olduğu ve ortak girişimin ‘Lisanslı Depoculuk’ faaliyeti göstereceği, lisanslı
depoculuğun 5015 sayılı Kanun’da ayrı bir piyasa faaliyeti olarak belirlendiği
08-58/923-370
3
görülmektedir. Böylelikle, her ne kadar akaryakıt dağıtımı faaliyetinin tamamlayıcı bir 100
unsuru olsa da depolama faaliyetleri ayrı bir pazar olarak ortaya çıkmaktadır. Bu
nedenle bu dosya çerçevesinde ilgili ürün pazarı “akaryakıt depolama faaliyetleri
pazarı” olarak belirlenmiştir.
H.2.2. İlgili Coğrafi Pazar
Rekabet hukuku uygulamalarında, akaryakıt depolama faaliyetlerinde ilgili coğrafi
pazar, her depolama tesisinin bulunduğu coğrafi konum ve bu tesislerin sahip olduğu
nakliye maliyetlerine göre belirlenebilecek “ikmal yapabilme mesafesi” dikkate alınarak
belirlenmektedir. Bu çerçevede ilgili coğrafi pazar, başvuru dosyasında işlem konusu 110
akaryakıt depolama tesisinin hizmet verebileceği iller olarak gösterilen; “Kastamonu,
Gümüşhane, Bayburt, Ardahan, Kars, Iğdır, Ankara, Amasya, Artvin, Çorum, Erzincan,
Erzurum, Kırıkkale, Giresun, Ordu, Rize, Samsun, Sinop, Sivas, Tokat, Trabzon ve
Yozgat’ı içeren bölge” şeklinde tanımlanmıştır.
H.3. Değerlendirme
H.3.1. Ortak Girişim Değerlendirmesi ve İşlemin Niteliği
4054 sayılı Kanun’da ortak girişim kavramına yer verilmemiş olmasına karşın, mezkûr
Kanun’un 7. maddesine dayanılarak çıkarılan 1997/1 sayılı Tebliğ’in “Birleşme ve 120
Devralmalar Sayılan Haller” başlıklı 2. maddesinin (c) bendinde ortak girişimlerden
bahsedilmektedir. Belirli bir ortak girişim yapısını tanımlayan bent, şu şekildedir:
"Amaçlarını gerçekleştirmek üzere işgücü ve malvarlığına sahip olacak şekilde
bağımsız iktisadi bir varlık olarak ortaya çıkan ve taraflar arasındaki veya taraflarla
ortak girişim arasındaki rekabeti sınırlayıcı amacı veya etkisi olmayan ortak girişimler"
Buna göre bir ortak girişim şirketinin oluşup oluşmadığının tespiti bakımından
aşağıdaki şartların değerlendirilmesi gerekmektedir:
130
a) Ortak kontrol altında bir teşebbüsün bulunması,
b) Ortak girişimin, taraflar arasında veya taraflarla ortak girişim arasındaki rekabeti
sınırlayıcı amaç veya etkisinin olmaması,
c) Ortak girişimin bağımsız bir iktisadi varlık olarak ortaya çıkması.
Yukarıdaki tanıma ve sıralanan şartlara uyan ortak girişimler, 4054 sayılı Kanun’un 7.
maddesi çerçevesinde teşebbüsler arasındaki özel bir birleşme veya devralma hali
kabul edilerek, anılan Tebliğ kapsamında izne tabi tutulmaktadır. Ancak ortak girişimler
çoğu zaman yoğunlaşma doğurucu işlemler olarak kabul edilmekle birlikte, bazı ortak
girişimlerin yapısal bir birliktelik yerine, rakip teşebbüslerin belli alanlarda işbirliğine 140
gitmelerini sağlamaya yönelik olarak kurulduğu görülmektedir. Böyle durumlarda
yukarıda “b” bendinde yer alan şartın sağlanmadığı açıktır. Bu nedenle bu tür işbirliği
doğurucu ortak girişimler, işbirliği doğuran anlaşmalar olarak Kanun'un 4. maddesi
kapsamında değerlendirilmektedir.
Zira yatay işbirliği anlaşmaları olarak isimlendirilen bu tür yapılar; fiyat tespiti, arz
miktarının belirlenmesi, pazar veya müşteri paylaşımı gibi rekabeti kısıtlayıcı nitelikte
unsurlar içerebilmektedir. Ancak bu tür sakıncalarının yanı sıra, yatay işbirliği
anlaşmalarının riskin paylaşılması, maliyetlerin azalması, know-how paylaşımı,
teknolojik gelişimin hızlanması gibi bazı ekonomik faydalar sağladığı da söylenebilir. 150
08-58/923-370
4
Avrupa Birliği'nde rakipler arasında gerçekleşen bu tür işbirliği anlaşmaları, Avrupa
Komisyonu’nun Yatay İşbirliği Anlaşmalarına İlişkin Rehberi1 kapsamında
değerlendirilmektedir. Söz konusu Rehberde, pazarda aynı seviyede faaliyet gösteren
firmalar arasındaki anlaşmaların "yatay" nitelikli olduğu ifade edilmekte ve yatay
işbirliği anlaşmalarının ar-ge anlaşmaları, ortak üretim anlaşmaları, ortak alım
anlaşmaları, ticarileştirme anlaşmaları ve standartlaştırma anlaşmaları şeklinde
örneklendirildiği görülmektedir.
Akaryakıt sektöründe lojistik bakımdan önemli bir yeri olan depoculuk faaliyetlerinde,
geçmişten beri çeşitli ortaklıklar söz konusu olmaktadır. 5015 sayılı Petrol Piyasası 160
Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle lisanslı depoculuk faaliyetlerinin başlamasının
ardından bu tür ortaklıklar daha da yaygınlaşmıştır. Her ne kadar lisanslı depoculuk
faaliyeti kapsamında depoculuk faaliyeti dağıtım faaliyetinin bir unsuru olmanın
ötesinde ayrı bir pazar olma özelliğini kazanmaya başlasa da, bu alanda yapılan
ortaklıklarda, ortakların dağıtım faaliyetlerinde birbirinin rakibi olması halinde rekabetçi
davranışların koordinasyonu riskinin dikkate alındığı ve bu ortaklıkların Kanun’un 4.
maddesi kapsamında kabul edildiği görülmektedir. Nitekim lisanslı depoculuk
faaliyetleri göstermekte olan Ambarlı2 ve Çekisan3 ortak girişimlerine ilişkin kararlarında
da Kurul, rakip teşebbüsler arasında akaryakıt depolama faaliyeti alanında kurulan
ortak girişimleri Kanunun 4. maddesi kapsamına almış ve 5. madde kapsamında 170
muafiyet vermiştir.
Bildirime konu işlemde, Total’in mülkiyetinde olan ve Samsun’da kurulu bulunan
akaryakıt depolama tesisi öncelikle, yine Total’in tüm hisselerine sahip olduğu Total
Petrol ve Gaz Tic. A.Ş. (Total Petrol) bünyesine geçirilecek, daha sonra Total Petrol’ün
unvanı SADAŞ olarak değiştirilerek bu şirketin %50 hissesi Shell & Turcas’a ve Shell &
Turcas tarafından gösterilecek iki gerçek kişiye devredilecektir. Başvuru dosyasındaki
bilgiler ve 1.7.2008 tarihli Hissedarlar Anlaşması’na göre, Total ve Shell & Turcas,
SADAŞ’ın %50’şer hissesine sahip olacak ve toplam dört üyeden oluşan yönetim
kuruluna ikişer üye tayin edecektir. Yönetim kurulu %100 nisap ile toplanabilecek ve 180
kararlarını oybirliğiyle alacaktır. Bildirim formunda SADAŞ’ın sermayesinin dosya
konusu işlem öncesinde, EPDK mevzuatı uyarınca depolama lisansı alınabilmesi için
gereken asgari sermaye yükümlülüğü olan 1.000.000 YTL’ye yükseltilecektir. Bu
bilgiler ışığında SADAŞ’ın “bağımsız bir iktisadi varlık” olarak Total ve Shell &
Turcas’ın “ortak kontrolü”nde bir ortak girişim şirketi olduğu görülmektedir.
Ancak bildirim konusu işlem, bir hisse devri içermekle birlikte, asıl itibarıyla akaryakıt
dağıtımı alanında faaliyet göstermekte olan iki rakip teşebbüsün (Shell-Turcas ve
Total) akaryakıt depolama alanında işbirliği yapmasına ilişkindir. İşlem taraflarının
akaryakıt dağıtım pazarında önemli oyuncular olduğu da dikkate alındığında, kurulacak 190
ortak girişimin, yukarıda “b” bendinde sayılan “ortak girişimin, taraflar arasında veya
taraflarla ortak girişim arasındaki rekabeti sınırlayıcı amaç veya etkisinin olmaması”
şartını sağlamadığı ve yatay işbirliği doğurucu bir anlaşma niteliğinde olduğu
anlaşılmaktadır. Bu nedenle aşağıda söz konusu işlem hakkında menfi tespit ve
muafiyet değerlendirmeleri yapılmıştır.
1 COMMISSION NOTICE “Guidelines on the applicability of Article 81 of the EC Treaty to horizontal cooperation
agreements” (2001/C 3/02).
2 25.7.2007 tarih ve 07-61/730-260 sayılı Rekabet Kurulu kararı.
3 22.8.2007 tarih ve 07-66/812-307 sayılı Rekabet Kurulu kararı.
08-58/923-370
5
H.3.2. Menfi Tespit Değerlendirmesi
200
Belirli bir bölgede de olsa, birbirine rakip olan firmaların mallarının depolanacağı tesisin
işletimini birlikte yapmaları, bu firmalar arasında rekabetin kısıtlanmasına yol
açabilecek koordinasyon riskleri taşımaktadır. Daha önce de belirtildiği üzere Kanun’un
4. maddesi, doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama
amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler
arası anlaşmaları hukuka aykırı ve yasak ilan etmektedir.
Dosya konusu işlemde, işbirliği anlaşmasının tarafı olan teşebbüslerin depolama
konusundaki lojistiğe yönelik işbirliklerinin sektörde başka ortaklıklar (Ambarlı, Çekisan
ve ATAŞ depoları) şeklinde mevcut olmasının ağ etkisi yönüyle koordinasyon riskini 210
ortaya çıkardığı gibi hususlar dikkate alındığında; Shell & Turcas ve Total tarafından
yapılan bildirime konu olan işbirliğinin Kanun'un 4. maddesinde belirtilen rekabeti
engelleme, bozma ya da kısıtlama etkisini doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler
arası anlaşmalar tanımına uyduğu görülmektedir. Bu nedenle de söz konusu oluşuma
Kanun'un 8. maddesi kapsamında menfi tespit belgesi verilemeyeceği kanaatine
varılmıştır.
H.3.3. Bireysel Muafiyet Değerlendirmesi
Kanun'un 4. maddesi kapsamında olan bir anlaşma rekabet hukuku çerçevesinde ele 220
alınırken, ürünün üretim veya dağıtımında gelişmeye ya da ekonomik veya teknolojik
gelişmeye katkı sağlanıyorsa, rekabeti kısıtlayıcı etkiler göz ardı edilebilmektedir.
Muafiyet incelemesinin daha sonraki aşamalarında ise tarafların, bu tür olumlu
sonuçların işbirliği sayesinde gerçekleştiğini ve rekabeti daha az kısıtlayan araçlarla bu
sonuçlara ulaşılmasının mümkün olmayacağını gösterip göstermedikleri
değerlendirilmektedir. Bu çerçevede başvuru konusu ortak girişim anlaşmasının, 4054
sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca yapılan bireysel muafiyet değerlendirmesine
aşağıda yer verilmiştir:
a) Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve 230
iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması
Kanun'un 5. maddesinin (a) bendinde yer alan muafiyet şartlarından ilkinin taşıdığı
unsurları şu şekilde sıralamak mümkündür:
bir malın ya da hizmetin dağıtımında iyileşme ve gelişme,
bir malın ya da hizmetin üretiminde iyileşme ve gelişme,
teknolojik gelişmenin sağlanması,
ekonomik gelişmenin sağlanması
240
Bununla birlikte, Avrupa Komisyonu uygulamalarında, muafiyete konu olan
anlaşmaların çevreye ve sosyal hayata etkileri de dikkate alınmakta ve bu etkiler
“teknolojik gelişme” başlığı altında mütalâa edilmektedir.
Başvuru konusu anlaşma ile Samsun’da Kurulu bulunan akaryakıt depolama tesisinin
kapasitesi 22.150 m3’ten 38.360 m3’e çıkartılmaktadır. Artan kapasite sayesinde
anlaşma tarafı olan teşebbüslerin yanı sıra üçüncü kişi konumundaki dağıtıcıların da
bu depodan faydalanmaları sağlanmakta, böylelikle bir yandan sermayenin daha
verimli kullanılması ve yüksek ölçekli depolama yatırımlarının daha ekonomik bir
08-58/923-370
6
şekilde yapılması mümkün olmakta, diğer yandan elde edilen maliyet avantajı 250
sayesinde akaryakıt dağıtım faaliyetinin daha etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi
sağlanmaktadır. Bu çerçevede işlemin gerçekleşmesiyle elde edilecek tüm bu sonuçlar
“bir malın ya da hizmetin dağıtımında iyileşme ve gelişme” olarak değerlendirilebilecek
niteliktedir.
Diğer yandan, başvuru konusu anlaşma mevcut bir akaryakıt depolama tesisinin
kapasitesinin genişletilerek ortak kullanıma geçirilmesini mümkün kılmakta, böylelikle
ilgili coğrafi pazarda depolama tesislerinin sayısının artması önlenmektedir. Bu
durumda, yeni bir depolama tesisinin çevreye vereceği olası zararların da önlenmesi
noktasında önemli ölçüde fayda sağlanacağı anlaşılmaktadır. 260
b) Tüketicinin bundan yarar sağlaması
Kanun’un 4. maddesi anlamında rekabeti sınırlayıcı etkileri olan bir anlaşmanın
muafiyet alabilmesi için aranan ikinci koşul, yukarıda sıralanan ekonomik yararlardan
tüketicilerin de faydalandırılmasıdır.
İşlem konusu akaryakıt depolama tesisinin daha çok sayıda akaryakıt dağıtıcısına
sağlayacağı nakliye maliyet avantajı ve lojistik kolaylık, akaryakıt istasyonu sahiplerinin
düzenli akaryakıt temin etmelerine, tüketicilerin ise daha nitelikli hizmet ve daha 270
yüksek kalite elde etmeleri mümkündür. Bu çerçevede başvuru konusu anlaşmanın bu
koşula uygun olduğu görülmektedir.
c) İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması
Esas itibarıyla bu koşul, hakim durum ve pazar gücü kavramları ile daha yakından
ilişkilidir. Hakim durumun ya da yüksek pazar gücünün söz konusu olduğu durumlarda,
anti-rekabetçi etkiler yaratan bir yatay anlaşmaya muafiyet verilmesi zorlaşmaktadır.
Bu nedenledir ki, bu koşulun değerlendirmesi yapılırken ön plana çıkan nokta, pazarın
yapısal özellikleri olmalıdır. Çünkü anlaşmaya taraf olan teşebbüslerin piyasa payı ile 280
piyasadaki rekabetin etkilenmesi arasında doğrudan bir ilişki bulunmaktadır.
Teşebbüslerin piyasa payı ne kadar yüksekse, ilgili piyasanın anlaşmadan etkilenme
olasılığı da o nispette artmaktadır.
Bildirim formundan elde edilen bilgilerden, ilgili coğrafi pazarda bulunan tüm depolama
tesislerinin toplam kapasitesi 430.752 m3 iken, işlem tarafları olan Total ve Shell &
Turcas’ın kapasiteleri sırasıyla (……) m3 ve (……) m3’tür. Bu durumda kapasite
rakamlarına dayanılarak yapılacak bir pazar payı hesabına göre, ilgili coğrafi pazarda
Total’in pazar payı %(….) iken, Shell & Turcas’ın pazar payı %(….)’dır. Aynı coğrafi
pazarda Petrol Ofisi A.Ş.’nin pazar payı ise (……)’dır. Bu çerçevede, Total ve Shell & 290
Turcas tarafından oluşturulması planlanan ortak girişimle oluşacak yapının depolama
faaliyeti açısından ülkenin bütününde ya da bir bölümünde rekabetin ortadan
kalkmasına yol açacak bir durum oluşturmayacağı anlaşılmaktadır.
d) Rekabetin (a) ve (b) Bentlerindeki Amaçların Elde Edilmesi İçin Zorunlu
Olandan Fazla Sınırlanmaması
Bir anlaşmanın muafiyet incelemesine tabi olmasının, o anlaşmanın Kanun'un 4.
maddesi kapsamında rekabetçi yapı için bir takım olumsuzluklar içerdiğinin baştan
kabul edildiği anlamına geldiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Muafiyet verilmesinin 300
08-58/923-370
7
sebebi ise, özellikle Kanun'un 5. maddesinin (a) ve (b) bentlerinde yer alan olumlu
özellikleri taşıması olacaktır. Bir başka ifadeyle, muafiyete konu olan anlaşmanın hem
olumlu, hem de olumsuz yönlerinin bulunduğu söylenebilir. Bu noktada, muafiyet
verilmesinin son koşulunun temelinde, anlaşma ile beklenen faydalara ulaşırken
rekabetin gereğinden fazla kısıtlanıp kısıtlanmadığı sorusu yatmaktadır.
Başvuru konusu işleme bakıldığında; kurulan ortak girişimin tamamen tarafların
depolama ihtiyaçlarına çözüm getirmeye yönelik bir işbirliği amacıyla kurulduğu
görülmektedir. Bununla birlikte artan kapasitenin söz konusu olması halinde üçüncü
taraflara ayrımcılık gözetmeksizin hizmet verileceği gerek taraflarla yapılan 310
görüşmelerde gerekse yine taraflardan gelen bilgilerden anlaşılmaktadır.
Depoculuk faaliyetine ilişkin değerlendirmede değişken olarak ortaya çıkan bir başka
husus da, yine lisanslı depoculuk faaliyetleriyle bağlantılı olarak piyasa yapısıdır. Daha
önce de belirtildiği üzere, Kanun’un 4. maddesi kapsamına giren bir durumun 5.
maddesi kapsamında muafiyet alabilmesi için, anlaşma ile beklenen faydalara
ulaşırken rekabetin gereğinden fazla kısıtlanmaması gerekmektedir. Başka bir ifadeyle,
birbirine rakip olan teşebbüslerce yapılan işbirliğinin ulaşılmak istenen amaç için
gerekli olduğunun ortaya konması önemlidir. İşlemin amacına bakıldığında, akaryakıt
dağıtımı faaliyetleri için belirli alanlarda depolama kapasitesine ihtiyaç duyan 320
teşebbüslerin hem maliyet avantajı sağlamak, hem de kısıtlı depolama alanlarını en
etkin şekilde kullanmak amacı taşıdıkları söylenebilir. Ancak bunun yanında, 5015
sayılı Petrol Piyasası Kanunu’nun 16. maddesi, dağıtım firmalarına zorunlu stok tutma
yükümlülüğü getirmektedir ki, bu da söz konusu firmalar için belirli bir depolama
kapasitesine sahip olma gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır.
Ortak depo kurmaya yönelik işbirliklerini gerekli kılan husus, ülke depo kapasitesinin
yetersizliği ve dağıtım firmalarının bu alanda yatırım yapma gereksinimleridir. Söz
konusu yatırımın lojistik bir özelliğe sahip olması ve ortak yatırım yapılmasının bir
takım maliyet ve etkinlik avantajları yaratması da ortak yatırımı anlamlı kılabilmektedir. 330
Bu değerlendirmeler çerçevesinde “d” bendindeki koşulunda sağlandığını söylemek
mümkündür. Hiç şüphesiz, gerek Total ve Shell & Turcas arasında kurulan dosya
konusu ortaklık gerekse Rekabet Kurulu’nun daha önce muafiyet tanıdığı diğer ortak
depoculuk faaliyetlerinin koordinasyon riski içermenin ötesinde fiili olarak rekabeti
engelleyici etki yapmaya başlamaları hali, taraflara verilen muafiyetin geri alınması için
bir gerekçe oluşturacaktır.
H.3.4. İkmal Sözleşmeleri
340
Bildirim konusu ortak girişimin başvurusunun ekinde, Total’in Mersin – ATAŞ ve
Antalya – Çekisan’daki ürün ihtiyaçlarını Shell & Turcas’dan temin etmesini öngören iki
farklı ikmal sözleşmesi bulunmakta ve bildirim formunda da bunlara değinilmektedir.
Bu sözleşmeler esas olarak Total’in ATAŞ ve Çekisan’ın hizmet verdiği bölgelerdeki
ürün ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik olup, Total’e lojistik fayda ve maliyet avantajı
sağlayacaktır. Dolayısıyla teşebbüsleri ortak depoculuk yapmaya sevkeden genel
amaçların ikmal sözleşmeleri için de geçerli olduğu ve yine benzer etkilerin ortaya
çıkacağı söylenebilir. Bu çerçevede yukarıda yapılan menfi tespit ve bireysel muafiyet
değerlendirmelerinin ikmal sözleşmeleri için de büyük ölçüde geçerli olduğu ve bu
sözleşmelerin de bireysel muafiyetten faydalanabileceği kanaatine varılmıştır. 350
08-58/923-370
8
I. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre;
1. Total Oil Türk A.Ş.’nin kontrolünde bulunan Samsun Akaryakıt Depolama
A.Ş.’nin %50 oranındaki hissesinin Shell & Turcas Petrol A.Ş.’ye devredilmesi
işleminin ve taraflar arasında imzalanan ikmal sözleşmelerinin, tarafların Türkiye
akaryakıt dağıtımı pazarında birbirleriyle rakip teşebbüsler olmaları nedeniyle
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında taraflar arasında rekabeti
sınırlayıcı nitelikte işbirliği anlaşması olduğuna, dolayısıla işleme aynı Kanun’un
8. maddesi çerçevesinde menfi tespit belgesi verilemeyeceğine, 360
2. Bununla birlikte, söz konusu sözleşmelere 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi
çerçevesinde bireysel muafiyet tanınmasına
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy