Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2008-3-126 (Muafiyet)
Karar Sayısı : 08-66/1059-414
Karar Tarihi : 20.11.2008
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI 10
Üyeler :Tuncay SONGÖR, M. Sıraç ASLAN, Süreyya ÇAKIN, Mehmet
Akif ERSİN, Dr.Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE
B. RAPORTÖRLER:Tarkan ERDOĞAN, Hilmi BOLATOĞLU, Çağlar Deniz ATA,
Neyzar MENTEŞOĞLU, Erdem AKTEKİN, İmren SEYRANTEPE
C. BİLDİRİMDE
BULUNAN : Atlantik Gıda Pazarlama Sanayi ve Ticaret A.Ş.
D. TARAFLAR : Atlantik Gıda Pazarlama Sanayi ve Ticaret A.Ş. 20
Kısıklı Mah. Ferah Cad. No:1 Üsküdar/ İstanbul
Distribütörler, Plasiyerler, Özel Statülü Müşteriler (ÖSM)
E. DOSYA KONUSU: Atlantik Gıda Pazarlama San. ve Tic. A.Ş. ile distribütörleri
ve plasiyerleri arasında yapılacak tip sözleşme niteliğindeki münhasır
distribütörlük sözleşmelerine ve ÖSM kategorisindeki nihai satış noktalarıyla
yapılacak tip sözleşme niteliğindeki sözleşmelere bireysel muafiyet tanınması
talebi.
30
F. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 1.7.2008 tarih ve 4159 sayı ile giren ve en
son 10.9.2008 tarih ve 6018 sayı ile eksiklikleri tamamlanan bildirim üzerine, 4054
sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. ve 5. maddeleri ile 2002/2 sayılı
“Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği”nin ilgili hükümleri uyarınca yapılan
inceleme sonucu düzenlenen 12.11.2008 tarih ve 2008-3-126/MM-08-TE sayılı Menfi
Tespit/Muafiyet Ön İnceleme Raporu, 12.11.2008 tarih ve REK.0.07.00.00-130/244
sayılı Başkanlık Önergesi ile 08-66 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara
bağlanmıştır.
G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili Rapor'da; 40
1. 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine aykırılık taşıyan hükümler içermeleri
nedeniyle başvuru konusu Tek Elden Dağıtım Sözleşmesi, Tüccar Plasiyer Bayilik
Sözleşmesi ve ÖSM Sözleşmesi’ne Menfi Tespit Belgesi verilemeyeceği,
2. Mevcut haliyle 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan koşulların tamamını
karşılamaması nedeniyle başvuru konusu Tek Elden Dağıtım Sözleşmesi’ne
bireysel muafiyet tanınamayacağı, anılan sözleşmenin 23. maddesinde yer
verilen ve sözleşmenin feshinden sonraki dönemde rekabet yasağının ihlal
edilmesi halinde distribütöre cezai şart öngören hükmün sadece sözleşme süresi
ile sınırlanacak şekilde düzenlemesinin gerekli olduğu,
08-66/1059-414
2
3. Mevcut haliyle 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan koşulların tamamını 50
karşılamaması nedeniyle başvuru konusu ÖSM Sözleşmesi’ne bireysel muafiyet
tanınamayacağı;
a. Eşdeğer rakipleri rafta bulunan Atlantik ürünlerinin doğrudan listelenmesi
zorunluluğuna ilişkin hükmün,
b. Teşhir alanlarında Atlantik ürünleri için minimum en büyük rakibe ayrılan alan
kadar yer verilmesi şartının,
c. Çeşit Primi’ne yönelik hükümlerin,
anılan sözleşmeden çıkarılması gerektiği,
d. Hedef İndirimi sisteminin sadakat indirimi haline dönüşerek ilgili ÖSM’leri
ihtiyaçlarının önemli bir bölümünü Atlantik’ten satın almaya zorlayacak 60
biçimde değil hacim etkinliğine yönelik miktar indirimi şeklinde tüm ÖSM’ler
için objektif ve eşit şartlarda düzenlenmesi gerektiği,
4. 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan şartların tamamını karşılaması
nedeniyle başvuru konusu Tüccar Plasiyer Bayilik Sözleşmesi’ne bireysel
muafiyet tanınabileceği
sonuç ve kanaatine ulaşıldığı ifade edilmiştir.
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
H.1. Taraflar 70
H.1.1. Atlantik Gıda Pazarlama Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Atlantik)
Atlantik, Yıldız Holding A.Ş. ve/veya ortaklarının hissedar olduğu Ülker Grubu
şirketlerinden biridir. Ülker Grubu, özellikle gıda sektöründe, en geniş dağıtım
ağlarından birine ve yüksek marka bilinirliğine sahip olup; bisküvi, kek, çikolata,
çikolata kaplamalı ürünler, margarin, sıvı ve endüstriyel yağlar, süt ve süt ürünleri,
dondurma, gazlı ve gazsız içecekler, meyve suları, çay, kahve, sakız, şekerleme gibi
ürünlerle sektörde faaliyet göstermektedir. Ülker Grubu, ayrıca, hijyenik ped, çocuk
bezi gibi çeşitli ürünlerle hızlı tüketim malları sektöründe, diğer muhtelif ürünlerle ise 80
ambalaj, finans, bilgi işlem, elektronik gibi sektörlerde de faaliyettedir.
Satışını gerçekleştirdiği ürünler bakımından, Atlantik pazardaki en yüksek satış
miktarına ve en çok sayıda nokta erişimine sahip firmalardan biri konumundadır.
Atlantik, en çok Ülker markalı çikolata kaplamalı ürünler, çikolata ürünleri ve krem
çikolata ürünlerinin satış, dağıtım ve pazarlamasını yapmaktadır. Ülker Grubu’nun
faaliyetleri arasında önemli yeri olan çikolata kaplamalı ürünler, çikolata ve krem
çikolata ürünleri iki öğün arasında atıştırmak amacıyla tüketilen “macro snack” tabir
edilen ürün kategorisindedir. Bu ürünler esasen tüketicinin alışveriş listesinde yer 90
almayan, “anlık alışveriş” (impulse buying) yoluyla satış noktasında görüp aldığı
ürünlerdir. Bu tür ürünler bakımından, ürünün tüketici için kolay ulaşılabilir olması ve
ürünün tüketici nezdinde sahip olduğu imaj-marka değeri oldukça önemlidir. Bu
nedenle, söz konusu pazarlarlarda güçlü dağıtım ağına ve yoğun reklâm
kampanyaları düzenleme gücüne sahip olmak pazarda faaliyet gösteren teşebbüsler
için oldukça önemlidir.
08-66/1059-414
3
Atlantik, ürünlerinin perakende satış noktalarına dağıtımını distribütörler ve
plasiyerler vasıtasıyla gerçekleştirmekte, bunun yanı sıra belirli nitelikleri sağlayan ve
ÖSM adı verilen perakende satış mağazalarına da ürün sağlamaktadır. 100
H.1.2. Distribütörler
Tek Elden Dağıtım Sözleşmesi’ne taraf olan Distribütörlerin faaliyet alanı, Atlantik’ten
satın aldıkları ürünleri kendi satış teşkilatları aracılığıyla bölgeleri içindeki nihai satış
noktalarına ulaştırılmasından oluşmaktadır. Atlantik’in Türkiye genelinde 119
distribütörü bulunmaktadır.
H.1.3. Plasiyerler
110
Atlantik ile imzaladıkları Tüccar Plasiyer Bayilik Sözleşmesi altında Atlantik’ten satın
aldıkları ürünleri kendileri için belirlenmiş olan satış noktalarına yine Atlantik’ten
kiralanmış araçlarla kendi adlarına satan kişilere plasiyer denilmektedir. Plasiyerler,
sadece İstanbul, Ankara ve İzmir illerinde faaliyet göstermektedirler. Plasiyerler,
distribütörlerin aksine göreceli olarak daha küçük perakende noktalarına, daha düşük
miktarlarda satış yapmaktadırlar.
H.1.4. Özel Statülü Müşteri (ÖSM)
ÖSM’ler, Atlantik tarafından belirlenmiş kriterleri sağlayan, zincir marketlere kıyasla 120
daha küçük ölçekli nihai satış noktalarıdır. ÖSM’ler ile Atlantik distribütörleri arasında
da Özel Statülü Müşteri Sözleşmesi imzalanmaktadır. Distribütör anlaşmaları aynı
zamanda ÖSM ile distribütör arasındaki ilişkiyi de düzenleyen sirkülerler
içermektedir. Distribütörlerin ÖSM’lerle yapılan anlaşmalarda Atlantik tarafından
sağlanan model/matbu ÖSM sözleşmelerini kullandıkları bilinmektedir. Bu çerçevede,
distribütörlerin Atlantik’e ve dolayısıyla Ülker Grubuna ekonomik olarak bağımlı bir
konumda oldukları, ÖSM’lerle kurulan ilişkileri fiilen Atlantik adına yürüttükleri
anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Rekabet Hukuku çerçevesinde distribütörler ile ÖSM’ler
arasında imzalanan ÖSM sözleşmelerinde Atlantik’in (Ülker Grubu’nun) sağlayıcı
konumunda olduğu değerlendirilmektedir. Bir başka deyişle, ÖSM sözleşmeleri, 130
Borçlar Hukuk anlamındaki sözleşme çerçevesinden daha geniş anlamda olmak
üzere Rekabet Hukuku anlamında “anlaşma” olarak kabul edildiğinden taraflarının
sırasıyla Atlantik(Ülker Grubu), Distribütör ve ÖSM’ler olduğu hususu dikkate
alınmalıdır.
H.2. İlgili Pazar
H.2.1. İlgili Ürün Pazarı
İlgili Pazarın Tanımlanmasına İlişkin Kılavuz’da 1997/1 sayılı Tebliğ’e atıfta bulunarak 140
ilgili ürün pazarının tespitinde dikkate alınacak unsurlar belirtilmektedir. Buna göre
ürün pazarının tespitinde tüketicinin gözünde fiyatı, kullanım amaçları ve nitelikleri
bakımından aynı sayılan mal ve hizmetlerden oluşan pazar dikkate alınmakta, ayrıca
tespit edilen ve pazarı etkileyebilecek diğer unsurlar da değerlendirmeye
katılabilmektedir.
08-66/1059-414
4
Bildirime konu sözleşmeler, Ülker Grubu tarafından üretilen ve tedarik edilen çikolata,
krem çikolata, kahvaltılık tahıl gevreği, kakao, çakmak, hijyenik ped, traş bıçağı, pil,
bebek bezi ve çikolata kaplamalı ürünlerin perakende noktalarına satılmak üzere
distribütör ve plasiyerlere, nihai tüketicilere satılmak üzere ise ÖSM’lere satışını 150
kapsamaktadır Bu tespitten hareketle dosya konusu inceleme bakımından ilgili ürün
pazarları 2.6.2005 tarih 05-38/487-116 sayılı Kurul kararına paralel şekilde, “çikolata
kaplamalı ürünler pazarı”, ve “çikolata ürünleri pazarı ” olarak ve ayrıca “krem
çikolata pazarı”, “bebek maması ürünleri”, “hazır kahve ürünleri pazarı”, “kahvaltılık
tahıl gevreği pazarı”, “kakao pazarı”, “bebek bezi pazarı”, “hijyenik ped pazarı”, “traş
bıçağı pazarı” ve “pil pazarı” ve “çakmak pazarı” olarak belirlenmiştir.
H.2.2. İlgili Coğrafi Pazar
Coğrafi pazar belirlenirken, özellikle ilgili mal ve hizmetlerin özellikleri ile tüketici
tercihleri bakımından giriş engellerinin, ilgili bölge ile komşu bölgeler arasında 160
teşebbüslerin pazar payları veya mal ve hizmetlerin fiyatları bakımından hissedilir bir
farklılığın olup olmadığı gibi unsurlar dikkate alınır.
İnceleme konusu ilgili ürün pazarında yer alan ürünler bakımından pazara giriş, arz
kaynaklarına ulaşma, üretim, dağıtım, pazarlama ve satış şartlarının bölgesel bir
farklılık göstermediği göz önüne alınarak ilgili coğrafi pazar Türkiye olarak
belirlenmiştir.
H.3.Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme
İnceleme konusu bildirim, Atlantik ile distribütörler, plasiyerler ve ÖSM’ler arasında 170
akdedilen tip sözleşmelere menfi tespit belgesi veya bireysel muafiyet verilmesi
talebini içermektedir. Tek Elden Dağıtım Sözleşmesi ve Tüccar Plasiyer Bayilik
Sözleşmesi ile Atlantik, distribütörlerini ve plasiyerlerini sözleşme konusu ürünlerin
belirlenen bölge içindeki zincir marketler hariç olmak üzere münhasıran belirlenmiş
nihai satış noktalarına satış ve dağıtımı için yetkilendirmektedir. ÖSM Sözleşmesi
Atlantik ile ÖSM arasındaki iş ilişkisini düzenlemektedir. Anılan anlaşmalar 2002/2
sayılı Tebliğ anlamında birer dikey anlaşmadır. Her üç sözleşmenin süresi de bir yıl
olarak belirlenmiş, taraflardan herhangi birinin yıl sonunda feshi ihbar etmemesi
durumunda sözleşmelerin her halükarda toplamda süresi 5 yılı aşmayacak şekilde
kendiliğinden yenileneceği hükme bağlanmıştır. 180
H.3.1. Menfi Tespit Değerlendirmesi
4054 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca bir anlaşmanın, kararın, eylemin veya
birleşme ve devralmanın Kanun’un 4, 6 ve 7. maddelerine aykırı olmaması
durumunda menfi tespit belgesi verilebilmektedir. Bu çerçevede öncellikle başvuru
konusu anlaşmaların 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine aykırılık taşıyıp
taşımadığının belirlenmesi gerekmektedir.
H.3.1.1. Tek Elden Dağıtım Sözleşmesi
Atlantik ile distribütörleri arasında yapılacak olan Tek Elden Dağıtım Sözleşmesi ile 190
Atlantik tarafından pazarlanan Ülker ürünlerinin, distribütörler tarafından kendilerine
tanınan münhasır bölge sınırları içerisindeki münhasır müşteri gruplarına satış ve
dağıtımının yapılmasına ilişkin şartlar belirlenmektedir. Söz konusu anlaşma ile
distribütöre, kurulması gereken depo standartları, istihdam edilecek personelin sayısı
ve nitelikleri, kullanılacak bilgi işlem altyapısı, bulundurulacak stok miktarı gibi
konulara ilişkin yükümlülükler getirilmekte, aynı zamanda distribütörler kendilerine
08-66/1059-414
5
daha sonra iletilecek olan “çalışma sirkülerlerine” uymakla yükümlü kılınmaktadırlar.
Bu sirküler, distribütörün ÖSM’lere ve yeniden satış yaptığı diğer teşebbüslere
uygulayacağı prim ve ıskonto oranlarını ve her türlü satış arttırıcı kampanya,
promosyon, hediye ve reklam gibi aktivitelere ilişkin uyulması gereken hükümleri 200
içermektedir. Ayrıca Sirküler hem distribütöre sağlayıcı teşebbüs tarafından
uygulanacak indirimlere ilişkin bilgileri hem de distribütörlerin ÖSM’lerine belirlenen
sistemler içerisinde uygulayacakları indirim oranlarını gösteren tabloyu da
kapsamaktadır.
Sözleşmenin 3. maddesinde;
“Distribütörün münhasıran faaliyet göstereceği sınırlar aşağıda belirtilmiştir. Bu
sınırlar belirlenirken nüfus yoğunluğu, müşterilerin hizmet verdiği piyasalar, bu
piyasalardaki takribi perakendeci market sayıları, rekabet şartları gibi kıstaslar
dikkate alınmıştır. Distribütör, Şirket tarafından belirlenen münhasıran Şirkete veya 210
3.şahsa tahsis edilmiş olan başka bir bölgede müşteri arayamaz, aktif satış yapamaz,
kendi bölgesi dışındaki müşterileri doğrudan hedefleyen reklam, tanıtım vs. yapamaz.
Şirket ile diğer distribütörler arasında yapılan sözleşmelerde diğer distribütörlere
tahsis edilmemiş bölgeler Şirketin münhasır bölgesi olarak kabul edilecektir. Bu
sınırlama Şirket tarafından tespit edilerek distribütöre bildirilecek, distribütör bölgesi
içindeki ve/veya dışındaki münhasır müşteri grubuna yapılacak satışları da kapsar.”
İfadesi yer almaktadır.
Sözleşmenin 4. maddesinde ise;
“Distribütörlük sınırları içindeki zincir marketler dışında kalan bakkal, kuruyemişçi, 220
benzin istasyonu, şirket tarafından belirlenen stratejik öneme haiz ÖSM’ler, yerinde
tüketim noktaları (otel, askeri birlik, lokanta, çay bahçesi, kantin, vb.) gibi perakende
satış noktaları distribütörün müşteri grubudur. Zincir marketler ve sirkülerle
duyurulacak diğer müşteri grubu Şirket’in münhasır müşteri grubu olarak kabul
edilecektir. Şirkete ait olan münhasır müşteri grubuna yalnızca şirket tarafından
doğrudan ürün verilebileceği gibi Şirket’in tespit edeceği 3. kişilerce de ürün
verilebilir. Distribütör, kendi bölgesi içindeki veya dışındaki Şirket’e ya da Şirket’in
yetki verdiği 3. bir şahsa ait münhasır müşteri grubuna aktif satış yoluyla ürün
vermeyeceğini peşinen kabul ve taahhüt eder”
hükümlerine yer verilmiştir. 230
Bu hüküm ile Atlantik distribütörlerine münhasır bölge ve müşteri grubu tahsis
etmekte ve distribütörlerinin kendilerine ayrılmış bölge dışındaki münhasır bölge ve
müşteri gruplarına yapacağı aktif satışları kısıtlamaktadır.
Sözleşmenin Rekabet Yasağı başlıklı 25. maddesinde;
“...Şartlar ne olursa olsun, koşullar ne gerektirirse gerektirsin distribütör ne doğrudan
ne de dolaylı olarak rakip ürün satamaz, rakip kuruluşlarla iş ilişkisinde bulunamaz,
rakip ürünlerin üreticisi veya dağıtıcısı ya da yeniden satıcısı konumundaki hiçbir
teşebbüsün bayiliğini, dağıtıcılığını, yeniden satıcılığını üstlenemez. Rakip ürünlere 240
ilişkin mal veya hizmet ticareti yapamaz, müşteri arayamaz, nakliyesini yapamaz ve
tanıtım dahil olmak üzere bu ürünlere ilişkin hiçbir faaliyet gösteremez...”
hükmü yer almaktadır. Bu madde ile Atlantik’in distribütörlerine rekabet etmeme
yükümlülüğü getirilmiştir.
Sözleşme’nin Cezai Şart başlıklı bölümünde ise şu ifadelere yer verilmiştir:
08-66/1059-414
6
“Distribütörün 3. madde ile kendisine tanınan bölgenin dışındaki münhasır bölge
ve/veya müşteri gruplarına aktif satış yapması, işbu sözleşmenin feshinden sonra
dahi, 24.[23] maddede düzenlenen şeffaflık ve gizlilik ilkesini, 25.[24] maddede
düzenlenen fikri hakları, 26.[25] maddede düzenlenen rekabet yasağını ihlal etmesi 250
veya sözleşmeyi haklı bir sebep olmaksızın fesh etmesi ya da sözleşmeyi ihlal
ederek Şirket’in sözleşmeyi haklı nedenle feshetmesine sebep olması halinde,
Şirket’e son bir yıllık brüt cironun %5’i kadar cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt
eder…”.
Bu madde incelendiğinde 25. madde ile distribütörlere getirilen rekabet etmeme
yükümlülüğünün sözleşmenin sona ermesinden sonra da yürürlükte kalacağı
anlaşılmaktadır. Sözleşmenin bitişinden sonraki dönem için getirilen rekabet yasağı
rakiplerin dağıtım kanallarına erişimini engelleyerek pazar kapama etkisine yol
açabilecek niteliğe sahiptir. 260
H.3.1.2. Tüccar Plasiyer Bayilik Sözleşmesi
Tüccar Plasiyer Bayilik Sözleşmesi ile Atlantik’in satışını gerçekleştirdiği Ülker
ürünlerinin plasiyerler tarafından kendilerine atanan münhasır bölge ve müşteri
gruplarına yeniden satışına ilişkin şartlar düzenlenmektedir. Yine bu sözleşme ile de
plasiyerlere Tek Elden Dağıtım Sözleşmesine benzer olarak Atlantik tarafından
gönderilecek çalışma sirkülerlerine uyma zorunluluğu getirilmektedir.
Sözleşmenin 3. maddesinde;
“Bayinin münhasıran faaliyet göstereceği sınırlar ve münhasır müşteri grubu Şirket 270
tarafından belirlenerek bayiye bildirilecektir… Bayi şirket tarafından belirlenen
münhasıran Şirkete veya 3. şahsa tahsis edilmiş olan başka bir bölgede müşteri
arayamaz, aktif satış yapamaz, kendi bölgesi dışındaki müşterileri doğrudan
hedefleyen reklam, tanıtım, vs. yapamaz. Şirket ile Bayi ve diğer bayiler arasında
yapılan sözleşmelerde bayiye ve diğer bayilere tahsis edilmemiş olan bölgeler ve
müşteri grupları Şirket’in münhasır bölgesi ve/veya münhasır müşteri grubu olarak
kabul edilecektir.”
ifadelerine yer verilerek plasiyerlere bölgesel münhasırlık tanınmıştır.
Sözleşmenin 11. maddesinde 280
“…Bayi rakip kuruluşlarla iş ilişkisinde bulunamaz, rakip ürünlerin üreticisi, dağıtıcısı
ya da yeniden satıcısı konumundaki hiçbir teşebbüsün bayiliğini, dağıtıcılığını,
yeniden satıcılığını yapamaz, müşteri arayamaz, nakliyesini yapamaz ve tanıtım dahil
olmak üzere bu ürünlere ilişkin hiçbir faaliyet gösteremez...”
hükmüyle plasiyerlere rekabet yasağı getirilmektedir.
H.3.1.3. ÖSM Sözleşmesi
İnceleme konusu ÖSM sözleşmeleri, ÖSM’nin çalışma şartlarını, ÖSM’lerin
mağazalarında bulunduracağı ürünlerin listesini, bu ürünlerin teşhir edileceği
alanlarla ilgili düzenlemeleri ve ÖSM’lere uygulanacak indirim ve prim sisteminin 290
detaylarını içermektedir.
ÖSM sözleşmesinin 8. maddesinde:
“… ÖSM’nin prim sistemine dahil olarak prim alabilmesi için öncelikle işbu sözleşmeyi
imzalaması ve işbu sözleşme ve eklerindeki hükümlerin mağazalarında eksiksiz
08-66/1059-414
7
uygulaması şarttır… Prime esas ciro, KDV hariç ve iade düşülmüş tutar üzerinden
hesaplanacaktır…”
İfadesi yer almaktadır.
Kurul, Ülker Grubu ve/veya distribütörleri tarafından satış noktaları ile imzalanan 300
ÖSM sözleşmeleri nedeniyle ilgili pazarlarda rekabetin ihlal edildiği iddiasını
değerlendirmiş ve bu sözleşmelerde yer alan Ülker Aile Birliği uygulamasının rekabeti
kısıtlayıcı potansiyel etkilerinin varlığı nedeniyle ilgili daire tarafından izlenmesine
2.6.2005 tarih ve 05-38/487-116 sayı ile karar vermiştir. İlgili önaraştırma kararına
konu uygulamalardan olan Ülker Aile Birliği uygulamasının 1.1.2008 tarihi itibarıyla
sonlandırıldığı dosya mevcudu bilgi ve belgeden anlaşılmıştır.
Bununla birlikte, inceleme konusu ÖSM sözleşmelerinde yukarıda belirtilen Kurul
kararında değinilen rekabet sınırlamalarının büyük oranda korunduğu da
anlaşılmaktadır. 310
Yeni çıkan ya da rakip eşdeğerleri satışa sunulan tüm Ülker Grubu ürünlerinin aynı
anda satışa sunulmasına ilişkin yükümlülük, tüm ürün çeşitlerinin ÖSM tarafından
satın alınması koşulu kapsamında bağlama uygulaması olarak değerlendirilebilecek
türden bir rekabet sınırlamasıdır. İnceleme konusu anlaşmaların ilgili Tebliğ kapsamı
dışına çıkması nedeniyle anılan sınırlamaların bireysel muafiyet çerçevesinde
incelenmesi gerekmektedir.
05-38/487-116 sayılı kararda rekabet etmeme yükümlülüğüne benzer etki
doğurabileceği kabul edilen uygulamalar, “Teşhir Alanları” başlığı altında düzenlenen 320
raf uygulaması ve ÖSM Sözleşmesi’nin 8. maddesinde yer alan ve anlaşmaya ek
sirkülerlerle düzenlenen Prim Sistemidir. Anılan karara konu anlaşma metninde raf
düzenlemelerinin pazar paylarına göre yapılması öngörülmüşken inceleme konusu
anlaşma metninde pazar payı ölçütünün kaldırıldığı, bunun yerine asgari olarak en
güçlü rakibin ürünlerine verilen yer kadar raf yeri verilmesi zorunlu tutulmaktadır.
Prim sistemi ise 05-38/487-116 sayılı karara konu anlaşma metninde yer alan
halinden farklı biçimde ancak benzer etkilere yol açmaya devam edebilecek şekilde
düzenlenmektedir.
05-38/487-116 sayılı Kurul kararında anlaşmaların süresinin beş yılla sınırlandırılmış 330
olması nedeniyle rekabet etmeme yükümlülüğüne benzer etkiler yaratabilecek anılan
uygulamaların 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında muafiyetten yararlandığı belirtilmiş
ise de inceleme konusu anlaşmaların ilgili Tebliğ kapsamı dışına çıkması nedeniyle
bu hükümlerin de bireysel muafiyet çerçevesinde incelenmesi gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen doğrudan ya da dolaylı rekabet sınırlamaları nedeniyle başvuru
konusu sözleşmelere menfi tespit belgesi verilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
H.3.2. 2002/2 Sayılı Tebliğe Göre Yapılan Değerlendirme
İnceleme konusu dikey anlaşmalar Atlantik ürün portföyünün dağıtım ve yeniden 340
satışını düzenlemektedir. Anılan anlaşmalar 2002/2 sayılı Tebliğ’in kapsamı dışına
çıkmalarına neden olacak türde ağır sınırlamalar içermemektedir. 2007/2 sayılı
Rekabet Kurulu Tebliği ile 2002/2 sayılı Tebliğ’de değişikliğe gidilmiş ve 2002/2 sayılı
Tebliğ ile sağlanan muafiyetten ilgili ürün pazarlarındaki pazar payı %40’ı aşmayan
08-66/1059-414
8
teşebbüslerin yararlanabileceği hükmü eklenmiştir. Tablo 1’de Ülker grubunun dosya
kapsamındaki ilgili ürün pazarlarındaki pazar paylarına yer verilmiştir.
Pazar payı eşiğinin aşılmadığı ve dolayısıyla 2002/2 sayılı Tebliğ ile sağlanan grup
muafiyetinin devam ettiği kahvaltılık tahıl gevreği, kakao, çakmak, hijyenik ped, traş
bıçağı, pil ve bebek bezi pazarları açısından herhangi bir işlem yapılmasına gerek 350
bulunmamaktadır.
Atlantik şirketinin dağıtımını yaptığı krem çikolata, çikolata ve çikolata kaplamalı
ürünler pazarlarında ise Ülker‘in pazar payı %40’ın üzerinde bulunmaktadır ve bu
ürünler 2002/2 sayılı tebliğin kapsamı dışında kalmaktadır.
H.3.3. Bireysel Muafiyet Değerlendirmesi
Bu noktada, grup muafiyetinden yararlanmadığı tespit edilen ilgili anlaşmaların
bireysel muafiyet koşullarını taşıyıp taşımadığı irdelenecektir.
360
Tek Elden Dağıtım Sözleşmesi ve Tüccar Plasiyer Bayilik Sözleşmesi’nin, toptancı
seviyesinde faaliyet gösteren teşebbüslerle imzalanacak olması, aynı tip rekabet
kısıtları içermeleri ve hükümlerinin büyük oranda benzer olması nedeniyle söz
konusu anlaşmalar bireysel muafiyet değerlendirmesinde birlikte ele alınmıştır. ÖSM
sözleşmeleri ayrıca incelenmiştir.
İnceleme konusu anlaşmalara Kanun’un 5. maddesi uyarınca muafiyet tanınabilmesi
için aynı maddede bulunan dört koşulun bir arada sağlanması gerekmektedir. Bu dört
koşuldan ilk ikisi etkinlik artışlarını konu alırken son ikisi rekabetin önemli ölçüde
sınırlanmamasını konu almaktadır. 370
2002/2 sayılı Tebliğ’de getirilen pazar payı eşiğinin amacı pazar gücü yüksek
teşebbüslerin dikey anlaşmalarının muafiyet koşullarını sağladığı yolundaki
varsayıma son vermektir. Kanun’un 5. maddesinin (c) bendi bağlamında ilgili pazarın
önemli bir kısmında rekabetin ortadan kalkmaması şartının sağlanabilmesi ilgili
teşebbüsün pazar gücünü uygulayabilme yeteneğine sahip olmamasıyla mümkündür.
H.3.3.1. İlgili Piyasanın Önemli Bir Bölümünde Rekabetin Ortadan Kalkmaması
İlgili pazarın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkması riski bulunup
bulunmadığının belirlenmesi amacıyla ilgili anlaşmaların grup muafiyeti kapsamından 380
çıkmasına neden olan yüksek pazar gücü karinesinin geçerliliğinin öncelikle test
edilmesi gerekmektedir. Pazar gücünün pazardaki yansımasının incelenmesi için
kullanılacak ölçütler, sağlayıcının pazardaki konumu, rakiplerin pazardaki konumu,
alıcının pazardaki konumu, pazara giriş engelleri, pazarın doygunluk düzeyi, ticaretin
seviyesi, ürün özellikleri olarak sıralanabilir.
H.3.3.1.1. Sağlayıcının Pazardaki Konumu
Sağlayıcının pazardaki konumu hakkında fikir sahibi olmak amacıyla ilk ele alınan
unsur sağlayıcının ilgili pazardaki pazar payıdır. Atlantik, Ülker Grubu içerisinde yer
aldığından pazar payının hesaplanmasında Ülker’in ilgili ürün pazarlarındaki toplam 390
pazar paylarının dikkate alınması gerekmektedir.
Ülker Grubu’nun ÖSM sistemi ve Ülker Aile Birliği uygulaması ile ilgili olarak yapılan
önaraştırma sonucunda alınan 2.6.2005 tarih ve 05-38/487-116 sayılı Kurul kararında
08-66/1059-414
9
Ülker Grubu’nun “bisküvi”, “çikolata” ve “çikolata kaplamalı ürünler” pazarlarında
hakim durumda bulunduğu tespit edilmiştir. Atlantik’in faaliyet gösterdiği ilgili ürün
pazarlarında Ülker Grubu’nun ve rakiplerinin pazar paylarının yer aldığı Tablo 1’de
gösterilen güncel pazar payları da dikkate alındığında anılan karardaki tespitin
geçerliliğini koruduğu anlaşılmaktadır. Krem çikolata pazarında ise Ülker Grubunun
en yakın rakibinin yaklaşık dört katı ve pazarın yarısı gibi bir oranda pazar payına 400
sahip olması, yüksek pazar gücünü ortaya koymaktadır.
Tablo 1: Ülker Grubu ve Rakiplerinin Pazar Payları
Pazar Payları (%)
2008
İlgili Ürün Pazarı Teşebbüs 2005 2006 2007
(Ocak-
Mayıs)
Ülker Grubu (…) (…) (…) (…)
Sagra (…) (…) (…) (…)
Nestle (…) (…) (…) (…)
Ferrero (…) (…) (…) (…)
Eti (…) (…) (…) (…)
Saray (…) (…) (…) (…)
Krem Çikolata
Diğer (…) (…) (…) (…)
Ülker Grubu (…) (…) (…) (…)
Nestle (…) (…) (…) (…)
Kraft (…) (…) (…) (…)
Eti (…) (…) (…) (…)
Ferrero (…) (…) (…) (…)
Sagra (…) (…) (…) (…)
Çikolata
Diğer (…) (…) (…) (…)
Ülker Grubu (…) (…) (…) (…)
Eti (…) (…) (…) (…)
Çikolata Kaplamalı Ürünler
Nestle (…) (…) (…) (…)
08-66/1059-414
10
Şölen (…) (…) (…) (…)
Kraft (…) (…) (…) (…)
Sagra (…) (…) (…) (…)
Mars (…) (…) (…) (…)
Saray (…) (…) (…) (…)
Ferrero (…) (…) (…) (…)
Misbis (…) (…) (…) (…)
Diğer (…) (…) (…) (…)
Bu noktada ifade etmek gerekir ki, hakim durum kavramı ilgili pazarın önemli bir
bölümünde rekabetin ortadan kaldırılması kavramı ile eşdeğerde tutulmamalıdır.
Hakim durum bir tür pazar gücü ölçeklendirmesine dayandığından pazar gücünün
ilgili anlaşmalar çerçevesinde pazara yansımasının incelenmesi gereklidir. Pazardaki
rekabetin ortadan kaldırılıp kaldırılmadığı konusu pazardaki rekabetin ilgili
anlaşmalardan önceki ve sonraki düzeyinin tespitini içermektedir. Bu bağlamda, 410
Ülker Grubu’nun ilgili pazarlarda hakim durum seviyesinde ya da yüksek pazar gücü
seviyesinde ortaya çıkan konumu, inceleme konusu anlaşmaların içerdiği rekabet
sınırlamalarının pazardaki rekabeti olumsuz etkileme gücünü arttırmaktadır.
H.3.3.1.2. Rakiplerin Pazardaki Konumu
İlgili pazarda mevcut rakipler ne kadar güçlü ise ve sayıca ne kadar çoksa, dikey
anlaşmaya taraf sağlayıcının veya alıcının ilgili pazarda kapama etkisi yaratması
ihtimali ve markalar arası rekabetin azalma riski o derece düşüktür. Tablo 1’de
görüldüğü üzere görüldüğü üzere krem çikolata pazarında, Ülker Grubu’nun 2007
yılında en yakın rakibi olan Nestle'nin pazar payı Ülker Grubu’nun dörtte biri
dolaylarında olup diğer rakipler görece çok düşük pazar paylarında seyretmekte ve 420
bu pazar payları istikrar kazanmış görünmektedir. Çikolata ürünleri pazarında ise en
yakın iki rakibin pazar payları toplamı neredeyse Ülker Grubu’nun pazar payının
yarısı seviyesinde kalmaktadır. Çikolata kaplamalı ürünler pazarında ise Ülker en
yakın rakibinin yaklaşık on katı pazar payına sahip bulunmakta, pazar Ülker dışında
düşük pazar paylarına sahip çok sayıda firmadan oluşmaktadır. Bu nedenle ilgili
pazarlardaki göreli pazar payları markalar arası rekabetin yoğunluğunun yeterli
düzeyde olmadığına işaret etmektedir.
H.3.3.1.3. Alıcının Pazardaki Konumu
Dikey anlaşmalarda, alıcının ilgili ürün pazarındaki konumunun, pazarın yapısına 430
göre, etkin rekabete hem pozitif hem de negatif etkilerinin olabileceği bilinmektedir.
Güçlü bir sağlayıcı karşısında güçlü bir alıcının bulunması, sağlayıcının pazar
kapama etkisine neden olabilecek sınırlamalarını dikte ettirmesini zorlaştıracak, diğer
yandan dağıtım kanallarının açıklığı nedeniyle üst pazara başarılı yeni girişleri de
teşvik edecektir.
08-66/1059-414
11
Mevcut durumda Ülker Grubu’nun ilgili pazarlarda dağıtım yaptığı üç kanal
bulunmaktadır. Bunlardan ilki Pasifik Tüketim Ürünleri Satış ve Ticaret A.Ş.
aracılığıyla ulusal zincir marketlere yapılan satışlardır. Diğer ikisi ise Atlantik gibi
pazarlama şirketleri üzerinden distribütör ve daha küçük çaplı dağıtıcılar olan 440
plasiyerler vasıtasıyla gerçekleştirilen satışlar ile Atlantik tarafından doğrudan
doğruya ÖSM’lere yapılan satışlardır. Dağıtım seviyesinde Atlantik’in distribütörlerine
benzer nitelikte faaliyet gösteren teşebbüslerin sayılarının fazlalığı, bir yandan bu
kanalda alım gücünün var olmadığına işaret ederken diğer yandan da kanalın halen
rekabete açık bulunduğunu göstermektedir. Ulusal zincir marketler bakımından bu
kanallarda önemli bir alım gücünün bulunduğunun söylenmesi mümkündür. ÖSM’ler
bakımından ise ulusal zincir marketler ölçüsünde bir alım gücünden bahsetmek olası
değildir.
H.3.3.1.4. Pazara Giriş Engelleri 450
Pazar payları, pazarların yapısı ve teşebbüslerin konumları hakkında önemli bilgiler
vermekle birlikte, söz konusu ürün pazarları açısından giriş engeli olarak ortaya çıkan
bazı unsurlar büyük önem taşımaktadır. Bu çerçevede marka gücü ve reklam
harcamaları, portföy gücü ve dağıtım kanalları gibi unsurların dosya konusu ürün
pazarları bakımından pazara giriş engeli özelliği gösterip göstermediği incelenmelidir.
Ülker markasının Türkiye çapında marka sıralamalarındaki konumu Ülker’in yüksek
marka gücüne sahip olduğunun bir göstergesidir. “impulse ürünler” açısından
markalaşma ve marka bilinirliğinin üst düzeyde tutulması büyük önem taşımaktadır.
Marka bilinirliğini yaratmak ise yüksek reklam ve pazarlama harcamalarını gerekli 460
kılmaktadır. Bu sektörde faaliyet gösteren firmalar değişik pazarlama ve satış
teknikleriyle tüketicilerin zihninde yer edinmeye çalışmaktadırlar. Pazara tüm ülke
çapında girmek isteyen girişimcilerin karşılaşacağı en büyük engel, tüketiciler
nezdinde marka bilinirliği çok yüksek ve yıllardan beri pazarda bulunan ürünlerin
arasına kendi çıkaracağı ürünleri konumlandırabilmek ve bu ürünlerin tüketiciler
tarafından kabul edilmesini sağlamaktır. Her ne kadar ilgili ürün pazarlarına yerel
bazda girişler mümkünse de, Türkiye çapında piyasaya Ülker’in üzerinde rekabetçi
baskı oluşturacak düzeyde etkin bir giriş yapılabilmesinin önündeki en büyük
engellerden biri, Ülker’in marka gücü ve yoğun reklam harcamalarıdır. Bu koşullar
pazara yeni girecek bir firmanın pazara etkin giriş yapabilmesi için yüksek reklam 470
giderlerine katlanmak durumunda olduğunu ortaya koymaktadır. Bu giderlerin batık
maliyet niteliğinde olduğu açıktır.
Tüketicinin belirli bir plan dahilinde değil alışveriş sırasında rafta görerek
düşünmeden satın aldığı ürünlerden oluşan “impulse ürünler” için son noktalarda
bulunurluk; satış sürecinin kesintisiz devamının sağlanması ve reklam
harcamalarından en üst düzey verimin alınabilmesi için büyük önem taşımaktadır. Bu
nedenlerden ötürü, pazarlarda ülke çapında faaliyet gösteren veya gösterecek
firmalar için sürekli değişen tüketici talebine adapte olabilecek bir üretim sisteminin
ve ürünlerin maksimum sayıda son noktaya ulaşmasını temin etmek amacı ile de 480
etkin ve geniş bir dağıtım ağının kurulması önemlidir.
Portföy gücü markalardan kaynaklanan toplam pazar gücünün, portföyü oluşturan
ayrı ayrı markaların pazar gücü toplamını aşması şeklinde tanımlanmaktadır.
Yeniden satıcılara geniş bir portföy sağlayabilmenin getireceği en önemli sonuçlar,
firmanın bu satıcılar karsısındaki pazarlık gücünü arttırması ve satış/pazarlama
08-66/1059-414
12
faaliyetlerinde kapsam ekonomilerinden faydalanabilmesidir. Ülker’in atıştırmalık
ürünler, süt ve süt ürünleri, yağ, mutfak ürünleri, kahve gibi gıda ürünlerinin hemen
hemen bütün segmentlerinde reklam ve pazarlama aktiviteleriyle desteklediği belirli
bir marka bilinirliğine sahip ürünleri bulunmaktadır. Buna ek olarak Ülker Grubu 490
görece düşük gelirli tüketici grubuna hitap eden ikincil markalar(Halk) ile pazardaki
konumunu güçlendirmektedir. Bu sayede Ülker hem üst segmentte bulunan
markalarla rekabet etmekte hem de ekonomik segmentte yer alan markası Halk ile
de bu segmentteki rekabete ortak olmaktadır. Böylece pazarın değişik seviyelerindeki
tüketici talebini karşılayabilmekte ve toplam satışlarını artırmaktadır. Yukarıda sayılan
nedenlerle Ülker birçok perakendecinin değişik gıda segmentlerinde ve hatta değişik
gelir segmentlerinde ihtiyaç duyabileceği ürünleri tek başına sağlayabilmektedir.
Böylece piyasaya yeni girecek firmaların, tüm ihtiyaçlarını tek bir dağıtıcıdan almanın
ekonomik kazanımlarının farkında olan perakendecilerle anlaşma yapmaları
zorlaşmaktadır. 500
Yukarıda ele alınan faktörler 2.6.2005 tarih ve 05-38/487-116 sayılı kararda, pazara
yeni girecek firmalar açısından birer giriş engeli olarak değerlendirilmiştir.
H.3.3.1.5. Pazarın Doygunluk Seviyesi
Teknolojik gelişmenin düşük düzeyde olduğu, yeni ürünlerin ve markaların pazara
sunulmadığı ve talebin genellikle sabit veya düşüşte olduğu pazarlar doygun pazarlar
olarak tanımlanmakta ve dikey anlaşmaların olumsuz etkilerinin dinamik pazarlara
göre bu tip doygun pazarlarda daha yüksek olacağı dikkate alınmaktadır. Dosya
konusu sözleşmelerden etkilenen pazarların gerek iç tüketim gerekse dış satım 510
yönüyle büyüme potansiyeli olan pazarlardır. Sözleşmeye konu ürünlerin bulunduğu
sektörlerde firmaların yeni ürünlerle tüketici gözünde diğer markalardan farklılaşma
çabalarına bağlı olarak, pazarın dinamik bir pazar olduğu ve pazarın bu özelliklerinin
hem sektördeki firmalar hem de tüketiciye yeni ve değişik ürün sunmak amacında
olan girişimciler açısından bir fırsat yaratabilecektir.
H.3.3.1.6. Ticaretin Seviyesi
Rekabet etmeme yükümlülüğü içeren dikey anlaşmaların, pazar gücüne sahip
teşebbüslerce, özellikle perakende seviyesindeki satış kanallarıyla yapıldığında
pazarın rakip teşebbüslere kapatılması gibi sonuçlar doğurduğu, anlaşmaya taraf 520
teşebbüsün pazar payını katılaştırdığı ve markalar arası rekabeti olumsuz yönde
etkilediği bilinmektedir.
Toptancı/Dağıtım seviyesinde bir yoğunlaşma bulunmadıkça rekabet etmeme
yükümlülüğü içeren dikey anlaşmaların perakende seviyesindeki anlaşmalara göre
daha az rekabet sorunu yarattığı söylenebilir. Distribütörlük/plasiyerlik anlaşmaları
Atlantik ile toptancı seviyesinde faaliyet gösteren teşebbüsler arasında
imzalanmaktadır. Pazarın toptancı seviyesinde yapılan ve süresi toplamda 5 yılla
sınırlı olan ilgili sözleşmelerin dağıtım kanallarının rakip teşebbüslere kapanmasına
yol açmayacağı ve markalar arası rekabete etkisinin sınırlı düzeyde olacağı 530
kanaatine varılmıştır.
Bununla birlikte ÖSM’ler ile yapılan anlaşmalar perakende seviyesinde etkili
olmaktadır. ÖSM anlaşmalarında yer alan ürünlerin satışı, teşhiri ve prim sistemleri
ile ilgili düzenlemelerin olası etkilerinin ayrıca incelenmesi gerekmektedir.
08-66/1059-414
13
H.3.3.1.7. Ürünün Niteliği
Dikey kısıtlamaların rekabet üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi özellikle nihai
ürünler açısından önem arz etmektedir. Eğer ürün heterojen ve görece daha ucuz ise
ve daha çok tek seferlik alımları gerektiriyorsa dikey kısıtlamaların ilgili ürünün yer 540
aldığı pazarlardaki rekabeti olumsuz etkilemesi daha olası kabul edilmektedir.
Sözleşme konusu ürünler ürün farklılaştırılmasına yönelik satış politikalarından
kaynaklanan bir heterojen niteliğe sahip, görece ucuz ve sıklıkla tekrarlanan alımlar
gerektiren ürünlerdir.
Yukarıda yer verilen ölçütlerin tamamı bir arada değerlendirildiğinde inceleme konusu
distribütörlük/plasiyerlik anlaşmalarında yer alan rekabet etmeme yükümlülüklerinin
etkisini toptan/dağıtım seviyesinde gösterdiği, pazar kapama ihtimali çerçevesinde
anılan rekabet sınırlamalarının Ülker Grubu’nun büyük pazar gücüne rağmen mevcut
veya potansiyel rakiplerin toptan/dağıtım seviyesine erişebilmeleri üzerinde sınırlı bir 550
etki doğurmakta olduğu, toptancı seviyesindeki alıcılara getirilen bölge ve müşteri
münhasırlığı uygulamalarının da ilgili pazarların önemli bir bölümünde rekabeti
ortadan kaldıracak derecede bir etkisinin bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
Ancak diğer taraftan, Kurul’un 2.6.2005 tarih ve 05-38/487-116 sayılı önaraştırma
kararında da belirtildiği üzere, ÖSM sözleşmelerinde yer alan Ülker Grubu ürünlerinin
doğrudan rafa girmesine, teşhir alanlarının düzenlenmesine, prim ve indirim
sistemine ilişkin hükümlerin pazar kapama etkisine ve dolayısıyla ilgili pazarın önemli
bir bölümünde rekabetin sınırlanmasına yol açma riski bulunmaktadır.
560
İnceleme konusu ÖSM anlaşmasında yer alan “Mağazalarda Satılacak Atlantik
Ürünleri” başlıklı 5. madde Atlantik tarafından dağıtılan yeni ürünlerin ya da rakipleri
rafta bulunan ürünlerin doğrudan listelenme zorunluluğu getirmekte olup 05-38/487-
116 sayılı Kurul kararına konu bu hüküm aynen korunmaktadır. Bahse konu kararda
konuyla ilgili olarak şu tespitler yapılmıştır:
“Bağlama anlaşmaları (tying agreements) her ne kadar sınırları net bir sekilde
çizilemese de iktisadi açıdan, sağlayıcı konumundaki teşebbüsün bir mal veya
hizmetin satımını, alıcının ayrı bir ürünü de alması koşuluna bağladığı anlaşmalar
şeklinde tanımlanmaktadır. Bağlama anlaşmalarının genel tanımı, satın alma 570
sürecinde iki ürünün birbirine bağlanmasını şart koşmakla beraber, ticari hayatta
müşterilerin bağlı ürünü de satın almak zorunda kaldıkları yükümlülükler farklı
ağırlıklarda karsımıza çıkmaktadır. Bunların basında, tüm ürün çeşitlerinin alıcı
tarafından satın alınması koşuluna bağlı anlaşmalar gelmektedir. Sözleşmede yer
alan, yeni çıkan ve rakip muadillerinin satısının gerçekleştiği Ülker ürünlerinin de
satımının yapılma yükümlülüğü, tüm ürün çeşitlerinin ÖSM tarafından satın alınması
koşulu kapsamında bağlama anlaşması olarak değerlendirilebilecek türden bir
sınırlamadır.”
Bu çerçevede listeleme zorunluluğu uygulaması, talebi düşük ürünlerin de portföy 580
gücüne dayalı olarak pazarda yer almasını sağladığı gibi bazı segmentlerde Ülker
Grubu ürünler yerine başkaca rakip ürünlere yer vermeyi tercih etmek isteyebilecek
ÖSM’leri engellemektedir.
08-66/1059-414
14
Diğer yandan, ÖSM’ler, Atlantik ürünlerinin satışından elde ettiği ciro primini
alabilmek için anlaşmada yer alan tüm hükümlere uymak zorundadır. Buna Atlantik
ürünlerinin doğrudan listelenmesi ile ilgili hükümler de dahildir. Bu durum, listeleme
zorunluluğunun prim ve raf uygulamalarıyla iç içe geçmiş olduğunu göstermektedir.
Söz konusu üç farklı uygulama birbirini tamamlayan bir görünüm arz etmektedir.
590
İnceleme konusu ÖSM anlaşmasının “Teşhir Alanları” başlıklı 6. maddesi Atlantik
tarafından dağıtılan yeni ürünlerin ya da rakipleri rafta bulunan Atlantik ürünlerinin
doğrudan rafa konması zorunluluğu getirmektedir. 05-38/487-116 sayılı Kurul
kararına konu olan biçiminde pazar paylarına dayalı olarak getirilen teşhir
zorunluluğu mevcut durumda “asgari her ürün kategorisine göre Atlantik’in en güçlü
rakibi olan firmanın muadil ürünlerine verdiği raf yeri” ölçütüne bağlanmıştır.
Teşhir alanlarına ilişkin bu düzenleme, Ülker Grubu’nun krem çikolata, çikolata ve
çikolata kaplamalı ürünler gibi önemli ölçüde pazar gücüne sahip olduğu pazar
segmentlerindeki bu gücünün ekonomik etkinlik ve üstün iş yetenekleriyle değil pazar 600
gücüne dayanan yollarla rakiplere karşı korunması ve geliştirilmesine hizmet eder
niteliktedir. Öyle ki, rakip teşebbüslerin ürünlerine olan talep artsa dahi Ülker Grubu
ürünlerinin raftaki oranları hiçbir zaman pazar liderinden az olmayacaktır. Bu durum
ise rakiplerin performansları arttıkça raflarda daha fazla görünmelerine yönelik
olanakları fiilen ortadan kaldırmaktadır.
İnceleme konusu ÖSM anlaşmasının “Iskontolar” başlıklı 7. ve “Prim Sistemi” başlıklı
8. maddeleri, yukarıdaki raf ve listeleme uygulamalarıyla bütünlük içinde bir indirim
sistemi öngörmektedir. 05-38/487-116 sayılı kararda konuyla ilgili aşağıda yer alan
tespitler yapılmıştır: 610
“ÖSM sözleşmesinde yer alan indirim sistemi incelendiğinde söz konusu sistemin
hedef indirimi niteliğine sahip olduğu görülmektedir. Uygulamada [anlaşmalar]
rekabet etmeme yükümlülüğü içermemesine rağmen hedef indirimi yoluyla da dolaylı
rekabet etmeme yükümlülüğünün tesis edilmesi mümkündür. Hedeflenen indirimin
verilmesinin sözleşmenin diğer hükümlerine ve aynı zamanda yukarıda açıklanan
teşhir alanı hükmüne uyulmasına bağlı olması da, fiili ya da dolaylı rekabet etmeme
yükümlülüğünü kuvvetlendiren bir unsurdur.”
İndirim oranlarını gösterir tablo distribütörlere gönderilen “Atlantik Gıda - Distribütör 620
Çalışma Sirküleri”nin “ÖSM Çalışma Şartları” başlıklı maddesinde yer almaktadır. 05-
38/487-116 sayılı karara paralel olarak inceleme konusu anlaşma maddesi ve bahse
konu belgede yer verilen tablo birlikte değerlendirildiğinde sözleşmeyle getirilen
uygulamanın rekabet etmeme yükümlülüğüne benzer etkiler doğurabilecek
potansiyele sahip olduğu kanaatine varılmıştır.
Anlaşmalara ek olarak gönderilen çalışma sirkülerinde ÖSM’ler Atlantik ürünlerinden
elde ettikleri aylık cirolara göre gruplara ayrılmakta ve tüm indirim oranları grup
bazında belirlenmektedir. Tablo 2’den ÖSM’lere dört farklı indirim uygulandığı
görülmektedir. Bunlardan ilki “Fatura Altı” indirim olup herhangi bir şarta 630
bağlanmaksızın ÖSM’lerin KDV öncesi toplam Atlantik ürünleri alım miktarına,
belirtilen oranda indirim yapılması suretiyle uygulanan bir indirim biçimidir.
08-66/1059-414
15
Tablo 2: ÖSM İndirim ve Prim Oranları
Aylık Ciro
Miktarları
Fatura
Altı(%)
3 Aylık
Hedef(%)
Çeşit
Primi(%)
Toplam
İskonto(%)
Sabit Teşhir &
Aksiyon(%)
Toplam
Maliyet(%)
SSM
(…-…) YTL (…) (…) (…) (…) (…) (…)
ÖSM (…-…)
YTL (…) (…) (…) (…) (…) (…)
ÖSM (…-…)
YTL (…) (…) (…) (…) (…) (…)
ÖSM (…-…)
YTL (…) (…) (…) (…) (…) (…)
ÖSM (…-…)
YTL (…) (…) (…) (…) (…) (…)
(………….) (…) (………….) (…)
İkinci tür indirim “Çeşit Primi” indirimidir. Bu uygulama çerçevesinde, ÖSM
noktalarının metrekareleri ve ciroları dikkate alınarak objektif kriterler çerçevesinde
bulundurmaları gereken ürünler tespit edilmekte ve ÖSM’lere ürün çeşit listesi ile 640
bildirilmektedir. Ürün çeşit listesi, ürünlerin kategorilerine göre ayrıldığı bir listedir.
ÖSM’lerin çeşit priminden faydalanabilmeleri için ürün çeşit listesinde bulunan tüm
Atlantik ürünlerini mağazalarında satışa sunmaları gerekmektedir. Buna ek olarak,
ÖSM’ler hangi gerekçeyle olursa olsun listede yer alan herhangi bir Atlantik ürününün
rakip eşdeğerinin satışını mağazalarında durdurmaları halinde Atlantik ürünlerini de
liste dışı tutabilmekte fakat herhangi bir Atlantik ürününün rakip eşdeğerini satmaya
başlamaları durumunda, ÖSM’lerin çeşit priminden yararlanmaya devam edebilmeleri
için, liste dışı bırakılan ilgili Atlantik ürününü de raflarında bulundurmaları
gerekmektedir.
650
Çeşit primi iki parçadan oluşmaktadır. ÖSM’ler tek bir ürün kategorisine ait tüm
ürünleri bulundurduklarında o kategori cirosu üzerinden belirlenmiş indirimi
kazanmakta (%...) buna ek olarak ÖSM’ler listede belirtilen tüm kategorilerdeki
ürünleri bulundurduklarında ise toplam ciroları üzerinden ilave %(…) indirime daha
hak kazanmaktadırlar.
Üçüncü indirim türü “Sabit Teşhir & Aksiyon” indirimidir. ÖSM, kullanım hakkını bir
bedel karşılığında Atlantik ürünlerine kiraladığı ek teşhir yerlerine Atlantik ürünleri
dışında ürün koymaması ve Atlantik ürünlerini bu noktalarda kesintisiz teşhir etmesi
halinde toplam ciroları üzerinden miktarı önceden belirlenen bu indirime hak 660
kazanmaktadır.
Dördüncü indirim türü ise “3 Aylık Hedef” indirimidir. Bu indirim, sene başında
belirlenmiş 3 aylık hedef ciro miktarlarına ulaşılması durumunda hak edilen bir
indirimdir. Sene başında bir araya gelen Atlantik ve ÖSM yetkilileri o sene hedef
indirimine konu olacak ciro miktarını geçmiş senenin cirosunu da göz önüne alarak
kategori bazında belirlemektedir. Daha sonra ise bu ciro miktarına karşılık gelen 3
aylık ciro miktarları hesaplanmaktadır. ÖSM’ler belirlenen bu 3 aylık ciro miktarlarının
%100’ünü gerçekleştirdiklerinde tabloda belirtilen indirim miktarının tamamını,
%95’ini gerçekleştirdikleri takdirde %75’ini ve %90’ını gerçekleştirdikleri takdirde ise 670
%50’sini almaya hak kazanmaktadırlar. Hedef gerçekleşme oranı %90’ın altında
kalan ÖSM’ler ise 3 aylık hedef indiriminden yararlanamamaktadır.
08-66/1059-414
16
Hedef indirimi; bir teşebbüsün müşterilerine belirli bir dönem için saptanan satış
hedefine ulaşmaları durumunda uyguladığı indirimdir. Bu indirimler yüksek pazar
gücüne sahip teşebbüsler tarafından uygulandığında dışlayıcı etkiler
doğurabilmektedir. Söz konusu indirimin hak edilmesi genellikle bir önceki yılın
satışlarında gerçekleşecek bir artışa bağlı olmakta ve bu durum alıcıyı hedef indirimi
uygulayan teşebbüsten yaptığı alımları her yıl arttırmaya teşvik etmektedir.
680
Yüksek pazar gücüne sahip teşebbüsler tarafından gerçekleştirilen hedef indirimi
uygulamaları genellikle teşebbüslerin pazar payını korumasını ya da arttırmasını
sağlamakta, pazarın rakiplere ya da pazara yeni girecek oyunculara kapanmasına
yol açabilmektedir. Ancak bu noktada hedef indirimi yoluyla fiili münhasırlık
olasılığının pazardaki kapsama alanı önem kazanmaktadır. Bu çerçevede ilk olarak
Atlantik’in farklı satış kanallarında yapılan satışlarının değerlendirilmesi
gerekmektedir. Tablo 3’te Atlantik’in 2007 yılı satışlarının kanallar bazında dağılımı
sunulmaktadır.
Tablo 3: Atlantik Toplam Satışları içinde Alternatif Kanalların Ağırlığı 690
Kanal Miktar(%) YTL(%)
Zincir Market (….) (…)
Distribütör (….) (…)
Plasiyer (….) (…)
ÖSM (….) (…)
Diğer (Grup içi) (….) (…)
TOPLAM 100 100
Ülker Grubu’nun pazar gücü ve bu pazar gücünün inceleme konusu anlaşmalardaki
yansıması, pazarda fiilen sisteme dahil ÖSM sayısından ziyade anlaşmaların
pazardaki potansiyel kapsama alanı önem kazanmaktadır.
Muhtemel kapsama oranına Atlantik açısından bakıldığında Atlantik’in doğrudan ve
distribütörler vasıtasıyla ÖSM’ler ile anlaşma imzaladığı bilindiğinden Atlantik
dağıtım/satış kanallarının %65-70 gibi yüksek bir oranda ÖSM anlaşması içerme
potansiyeline sahip olduğu anlaşılmaktadır. Kapsama oranına perakende sektörü
açısından bakıldığında ÖSM statüsüne girmesi mümkün olan gıda perakende 700
noktalarının tüm gıda perakende sistemi içindeki yeri dikkate alınmalıdır.
İnceleme konusu ÖSM anlaşmalarına ek sirkülerde ÖSM statüsü SSM olarak
başlayan ve dört farklı Atlantik cirosu düzeyine göre satış kapasitesiyle de orantılı
olarak büyüyen bir özellik göstermektedir. Hedef ciroya bağlı indirimler doğal olarak
satış kapasitesiyle de orantılı sonuç vermekte olduğundan küçük market türü satış
noktalarıyla büyük yerel zincir marketler arasındaki yelpazede bulunan tüm satış
noktaları potansiyel olarak ÖSM anlaşması imzalayabilecek konumdadır. Bu
bağlamda hedef indirimi uygulamasının pazarda önemli bir kapama etkisi yaratma
potansiyeli bulunmaktadır. 05-38/487-116 sayılı Kurul kararına konu ÖSM 710
anlaşmalarındaki hedef indirimi sistemiyle ilgili olarak:
“Atlas Pazarlama tarafından dağıtımı yapılan ürünlere ilişkin verilen indirim, tüm
ÖSM’ler için aynı oranda tespit edilmiştir. Diğer bir ifade ile her bir ÖSM’nin ihtiyacına
08-66/1059-414
17
göre yapılandırılmış farklı farklı indirim sistemleri mevcut değildir. Bu yönüyle ilk
bakışta söz konusu sistemin alıcıların ihtiyacının önemli bir kısmının Ülker’den temin
edilmesine yönelik olarak düzenlendiğini söylemek zordur.“ ifadelerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verildiği üzere, Atlantik’in inceleme konusu ÖSM anlaşmaları matbu
şekilde düzenlenmiş olup Ülker Grubu ekonomik bütünlüğünün iradesini 720
yansıtmaktadır. Dolayısıyla, inceleme konusu ÖSM anlaşmalarında düzenlenen
hedef indirimi sistemi Ülker Grubu şirketlerinin aynı tipteki ÖSM anlaşmalarında
düzenlenen indirim sistemiyle uyum içindedir. Bu nedenle Atlantik’in ÖSM anlaşması
eki olarak düzenlenen çalışma sirkülerine ek olarak Merkez Gıda Pazarlama A.Ş.
(Merkez) tarafından sunulan “ÖSM Anlaşması 2008” başlıklı belgede yer alan
düzenlemeler de göz önünde bulundurulmalıdır. Anılan belgede ürün kategorilerinde
yıllara göre ciro hedefleri konulduğu görülmektedir. Yıllık ve üç aylık hedef cirolar
ÖSM ve Merkez yetkililerinin müzakereleri sonucunda kararlaştırılmaktadır. Belgede
2008 yılına ait hedef cirolarının 2007 yılında gerçekleşen cirolar esas alınarak
belirlendiği ve yıllara göre artan oranda olduğu anlaşılmaktadır. Bu çerçevede, Ülker 730
Grubu’nun portföy gücü de dikkate alındığında, inceleme konusu ÖSM
anlaşmalarında yer alan hedef indirimi sisteminin hacim etkinliğine yönelik bir indirim
olma niteliğini kaybederek ÖSM’leri ihtiyaçlarının önemli bir bölümünü Atlantik’ten
satın almaya zorlayacak bir sadakat indirimi haline dönüşme olasılığının yüksek
olduğu kanaatine varılmıştır.
Diğer taraftan, inceleme konusu anlaşmalarda hedef indirimi olarak adlandırılabilecek
indirim türü dışında Atlantik ürün portföyünün tamamını almaya teşvik eden (full line
forcing) türde bir indirim niteliği taşıyan çeşit primi de hedef indirimiyle birlikte birikimli
etki doğurarak fiili dışlamaya yol açabilecek bir niteliğe sahiptir. 740
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, ürün listeleme zorunluluğuna ve teşhir alanlarına
ilişkin düzenlemeler ve anılan prim/indirim sistemi bir bütün olarak
değerlendirildiğinde ÖSM anlaşmalarının rakiplerin dışlanmasına yol açabilecek
potansiyele sahip olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
H.3.3.2. Malların Üretim Veya Dağıtımı İle Hizmetlerin Sunulmasında Ekonomik
Veya Teknik Gelişmenin Sağlanması
Muafiyet değerlendirmesinde, üretim veya dağıtımda iyileşme ile ekonomik ve teknik
gelişme gibi yararlı etkilerden sadece işlemin taraflarının faydalanması değil, bu 750
gelişmelerin ekonomik etkinlik artışı yoluyla toplumsal refaha somut katkılarının
bulunması odak noktasını oluşturmaktadır. Üretim veya dağıtım maliyetlerinin
düşürülmesi, mal arzının artırılması ve devamlılığının sağlanması, piyasalara yeni
girişlerin kolaylaştırılması, kalitenin artırılması ve yeni ürünlerin ya da üretim
tekniklerinin bulunması gibi hallerde belirtilen somut faydanın ortaya çıktığı kabul
edilmektedir.
Sözleşme konusu ürünlerin çok sayıda satış noktasında tüketiciye ulaştırılması,
sektörde faaliyet gösteren tüm firmalar için büyük önem taşımaktadır. Reklam
harcamalarının yoğun olduğu sektörde, bu harcamalardan beklenen verimin 760
sağlanabilmesi için tüketicinin satış noktasında ürünle karşılaşması zorunludur.
Esasen tüketicinin alışveriş listesinde yer almayan ve “impulse buying” yoluyla satın
alınan söz konusu ürünler için bulunurluğun sağlanması tek başına yeterli
olmamakta, söz konusu ürünlerin teşhir yerlerinin nihai satış noktasındaki konumu da
08-66/1059-414
18
önem kazanmaktadır. Ürünlerin kasa önünde ya da kasaya yakın stantlarda yer
alması tüketicinin ürünleri görerek satın alma kararı vermesi ile satın almayı
gerçekleştirmesi arasındaki süreyi kısaltarak satışların arttırılmasını sağlamaktadır.
Ülker Grubu’nun Atlantik gibi pazarlama şirketleri yoluyla yürüttüğü distribütörlük
sistemi esasen büyük miktarlarda alım yapan sınırlı sayıda zincir market ve benzeri 770
noktalara yapılan satışlar için değil, sayıları oldukça yüksek ve daha küçük oranlarda
alım yapan satış noktalarına yapılan teslimatlar için kullanılmaktadır. Münhasır
distribütörlük sistemi ile sayıları yüksek miktarlarda olan bu satış noktalarında mal
arzının sürekliliği sağlanmakta, söz konusu ürünler için yapılan pazarlama ve reklam
harcamalarından verim alınabilmesi için gerekli temel unsur olan yüksek bulunurluk
oranlarının temin edilmesi kolaylaşmaktadır.
Öte yandan, tüm sağlayıcılar perakende satış noktalarında ürünlerinin yer almasını
sağlamak için distribütörleri aracılığıyla rekabet etmektedir. Söz konusu yükümlülük
distribütörlerin sağlayıcının reklam ve promosyon uygulamalarını sahaya birebir 780
yansıtmalarını sağlayacaktır. Distribütörlere getirilen rekabet etmeme yükümlülüğü ve
münhasırlığa yönelik hükümler bunların emek ve faaliyetlerini kendi bölgesindeki
satış noktalarına ve tek markaya özgülemek suretiyle daha etkin bir dağıtım sistemi
oluşturmasına olanak tanırken markalar arası rekabetin artmasına katkı sağlamakta
ve diğer sağlayıcıların bu distribütörlere yapılan yatırımlardan yararlanması
(bedavacılık sorunu) engellenmektedir.
Buna ek olarak belirtmek gerekir ki, Atlantik’in satışını yaptığı ürünler tüketici
tercihlerinin yakın takip edilmesini gerektiren ve belirli bir raf ömrü olan gıda
ürünleridir. Tüketicinin beklentilerine yönelik ürünler geliştirerek piyasa sunabilmek 790
için de sağlayıcıların nihai satış noktası ve distribütör kanalları üzerinden gelecek
sürekli bir veri akışına ihtiyaçları olmaktadır. Distribütör kendi bölgesindeki satış
noktalarına yoğunlaşarak firmaya tüketici tercihleri ile ilgili daha sağlıklı ve hızlı geri
bildirim ulaşmasını sağlarken nihai satış noktalarındaki ürünlerin raf ömrü ve saklama
koşullarının takibini daha kolay yapabilecek, stok yönetimini iyileştirecektir. Bu
durumda pazarlama, dağıtım ve reklam harcamalarının daha etkin bir biçimde
yapılmasını sağlarken ürün fiyatlarında bir azalmayı da beraberinde getirebilir.
Ancak bu değerlendirmeler hiç şüphesiz dağıtım kanallarında belirgin bir
yoğunlaşmanın bulunmadığı, alternatif kanalların benzer tipte anlaşmalarla aktif ya 800
da potansiyel rakiplere önemli ölçüde kapatılmadığı durumlarda geçerlidir. Şayet
toptan/dağıtım seviyesinde bir pazar kapama etkisi görülürse bu değerlendirmeler
geçersiz hale gelecektir. İnceleme konusu dosya bakımından bu kaygının henüz
bulunmadığı görülmektedir.
Perakende noktalarıyla yapılan anlaşmalarda önemli etkinlik artışları ancak ciddi
müşteriye özgü spesifik yatırımlar ve know-how aktarımları gibi yollarla sağlanabilir.
Bu bağlamda, perakende seviyesini ilgilendiren ÖSM anlaşmalarının yenilik yaratan
ve etkinlik arttırıcı özellikleri toptan/dağıtım seviyesine göre son derece sınırlı
olduğundan içerdikleri doğrudan ya da dolaylı rekabet sınırlamalarının muafiyet 810
koşullarını taşıma ihtimali de o derecede azalmaktadır.
08-66/1059-414
19
H.3.3.3. Tüketicinin Yarar Sağlaması
Distribütörler/plasiyerler sayıları oldukça yüksek ve küçük ölçekli satış noktalarına
dağıtım yaptıklarından kendilerine atanan münhasır bölge ve müşteri grubuna
yoğunlaşarak ürünlerin tüketicilerin kolaylıkla erişebileceği nihai satış noktalarında
bulunmasını ve bu noktalarda mal arzının devamlılığını sağlamaktadır. Dağıtım
ağının etkinliği, tüketici tercihlerini en iyi şekilde yansıtan ürünlerin geliştirilmesinin ve
azalan pazarlama-dağıtım maliyetlerinin fiyatlara yansıtılmasıyla ürünlerin tüketicilere
daha düşük fiyatlarda sunulmasının önünü açabilecektir. Öte yandan nihai satış 820
noktalarındaki ürünlerin raf ömrü ve saklama koşulları distribütörler tarafından takip
edilmesi de tüketiciye hijyenik koşullarda kaliteli ürün sunulmasını kolaylaştıracaktır.
Bununla birlikte, yukarıda belirtildiği üzere, ÖSM anlaşmalarının etkinlik arttırıcı
özellikleri sınırlı bulunduğundan tüketiciye olan yansımaları da sınırlı kalacaktır.
H.3.3.4. Rekabetin Zorunlu Olandan Fazla Sınırlanmaması
4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (a) ve (b) bentlerindeki faydaların elde
edilebilmesi için rekabeti daha az sınırlayan bir yöntem mevcut ise, söz konusu
rekabet sınırlamalarına muafiyet tanınması mümkün değildir. Eğer, rekabet
sınırlamaları önemli etkinlik artışlarıyla ya da objektif haklı gerekçelerle 830
dengelenemiyorsa söz konusu rekabet sınırlamalarının rekabeti gereğinden fazla
sınırladığı kabul edilir.
İnceleme konusu anlaşmalarda distribütörlere ve plasiyerlere münhasır dağıtım
yapacakları bölge ve müşteri gruplarının sınırları çizilmiş ve dağıtıcıların belirlenen
müşteri grubu dışına yapacağı aktif satışları kısıtlanmıştır. Sözleşmeler ile
distribütörlerin veya plasiyerlerin pasif satışlarını kısıtlayabilecek bir hüküm
getirilmemiştir. Bu yönüyle söz konusu hükümlerin rekabeti zorunlu olandan fazla
sınırlamadığı anlaşılmaktadır.
840
Anlaşmalardaki rekabet etmeme yükümlüklerinin 5 yılla sınırlı kalacağı belirtilmiştir.
Distribütörlere ve plasiyerlere anlaşma süresince getirilen rekabet etmeme
yükümlüğünün rekabeti zorunlu olandan fazla sınırlamadığı kanaatine varılmıştır.
Ancak, Tek Elden Dağıtım Sözleşmesi’nin Cezai Şart başlıklı maddesi, sözleşmeye
taraf distribütörlere sözleşmenin feshinden sonra dahi rekabet yasağını ihlal etmeleri
halinde cezai şart öngörerek distribütörlere getirilen rekabet yasağının fiilen süresiz
olarak uygulanmasının önünü açmaktadır.
Bu tür sınırlamalar ancak haklı gerekçelere dayanan istisnai durumlarda ve kısa 850
süreler için getirildiğinde muafiyet koşullarının sağlanması ile mümkün olabilmektedir.
Nitekim 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesine göre bu tür bir sınırlama barındıran
anlaşmaların grup muafiyetinden yararlanabilmesi için söz konusu rekabet yasağı:
Anlaşma konusu mal ve hizmetlere rakip mal ve hizmetlere ilişkin olmalı,
1) Yalnızca anlaşma süresince alıcının faaliyetini sürdürdüğü tesis veya araziyi
kapsamalı,
2) Alıcıya devredilen know-how’ın korunması için zorunlu olmalı,
3) Süresi bir yılı aşmamalıdır.
Bu çerçevede inceleme konusu dikey anlaşmalarda sözleşmenin sona erdiği döneme 860
ilişkin olarak alıcılara getirilen süresiz ve orantısız rekabet yasağının rekabetin
08-66/1059-414
20
zorunlu olandan fazla sınırlanması sonucuna yol açtığı görüldüğünden sözleşme
sonrasına ilişkin olarak getirilen rekabet yasağı hükmünün ilgili anlaşmalardan
çıkarılması gerekmektedir.
I. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre
A- 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine aykırılık taşıyan hükümler içermeleri 870
nedeniyle başvuru konusu tip sözleşme niteliğindeki Tek Elden Dağıtım
Sözleşmesi, Tüccar Plasiyer Bayilik Sözleşmesi ve ÖSM Sözleşmesi’ne Menfi
Tespit Belgesi verilemeyeceğine,
B- Bununla birlikte “krem çikolata”, “çikolata” ve “çikolata kaplamalı ürünler” pazarları
bakımından;
1- Mevcut haliyle 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan koşulların
tamamını karşılamaması nedeniyle başvuru konusu Tek Elden Dağıtım
Sözleşmesi’ne bireysel muafiyet tanınamayacağına, anılan sözleşmenin 23. 880
maddesinde yer verilen ve sözleşmenin feshinden sonraki dönemde rekabet
yasağının ihlal edilmesi halinde distribütöre cezai şart öngören hükmün
sadece sözleşme süresi ile sınırlanacak şekilde düzenlemesine,
2- Mevcut haliyle 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan koşulların
tamamını karşılamaması nedeniyle başvuru konusu ÖSM Sözleşmesi’ne
bireysel muafiyet tanınamayacağına;
a. Eşdeğer rakipleri rafta bulunan Atlantik Gıda Pazarlama San. ve Tic.
A.Ş. ürünlerinin doğrudan listelenmesi zorunluluğuna ilişkin hükmün, 890
b. Teşhir alanlarında Atlantik Gıda Pazarlama San. ve Tic. A.Ş. ürünleri
için minimum en büyük rakibe ayrılan alan kadar yer verilmesi şartının,
c. Çeşit Primi’ne yönelik hükümlerin,
anılan sözleşmeden çıkarılmasına,
d. Hedef İndirimi sisteminin sadakat indirimi haline dönüşerek ilgili
ÖSM’leri ihtiyaçlarının önemli bir bölümünü Atlantik Gıda Pazarlama
San. ve Tic. A.Ş.’den satın almaya zorlayacak biçimde değil, hacim
etkinliğine yönelik miktar indirimi şeklinde tüm ÖSM’ler için objektif ve
eşit şartlarda düzenlenmesine,
900
3- 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan şartların tamamını karşılaması
nedeniyle başvuru konusu Tüccar Plasiyer Bayilik Sözleşmesi’ne bireysel
muafiyet tanınmasına,
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy