Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2008-3-124 (Muafiyet)
Karar Sayısı : 08-66/1061-416
Karar Tarihi : 20.11.2008
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI 10
Üyeler :Tuncay SONGÖR, M. Sıraç ASLAN, Süreyya ÇAKIN, Mehmet
Akif ERSİN, Dr.Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE
B. RAPORTÖRLER:Tarkan ERDOĞAN, Hilmi BOLATOĞLU, Çağlar Deniz ATA,
Neyzar MENTEŞOĞLU, Erdem AKTEKİN, İmren SEYRANTEPE
C. BİLDİRİMDE
BULUNAN : Merkez Gıda Pazarlama San. ve Tic. A.Ş.
D. TARAFLAR : Merkez Gıda Pazarlama Sanayi ve Ticaret A.Ş. 20
Kısıklı Mah. Ferah Cad. No:1 Üsküdar/ İstanbul
Distribütörler, Plasiyerler, Özel Statülü Müşteriler (ÖSM)
E. DOSYA KONUSU: Merkez Gıda Pazarlama San. ve Tic. A.Ş. ile distribütörleri
ve plasiyerleri arasında yapılacak tip sözleşme niteliğindeki münhasır
distribütörlük sözleşmelerine ve ÖSM kategorisindeki nihai satış noktalarıyla
yapılacak tip sözleşme niteliğindeki sözleşmelere bireysel muafiyet tanınması
talebi.
30
F. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 1.7.2008 tarih ve 4158 sayı ile giren ve en
son 10.9.2008 tarih ve 4529 sayı ile eksiklikleri tamamlanan bildirim üzerine, 4054
sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. ve 5. maddeleri ile 2002/2 sayılı
“Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği”nin ilgili hükümleri uyarınca yapılan
inceleme sonucu düzenlenen 12.11.2008 tarih ve 2008-3-124/MM-08-TE sayılı Menfi
Tespit/Muafiyet Ön İnceleme Raporu, 12.11.2008 tarih ve REK.0.07.00.00-130/246
sayılı Başkanlık Önergesi ile 08-66 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara
bağlanmıştır.
G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili Rapor'da; 40
1. 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine aykırılık taşıyan hükümler içermeleri
nedeniyle başvuru konusu Tek Elden Dağıtım Sözleşmesi, Tüccar Plasiyer Bayilik
Sözleşmesi ve ÖSM Sözleşmesi’ne Menfi Tespit Belgesi verilemeyeceği,
2. Mevcut haliyle 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan koşulların tamamını
karşılamaması nedeniyle başvuru konusu Tek Elden Dağıtım Sözleşmesi’ne
bireysel muafiyet tanınamayacağı, anılan sözleşmenin 23. maddesinde yer
verilen ve sözleşmenin feshinden sonraki dönemde rekabet yasağının ihlal
08-66/1061-416
2
edilmesi halinde distribütöre cezai şart öngören hükmün sadece sözleşme süresi
ile sınırlanacak şekilde düzenlemesinin gerekli olduğu, 50
3. Mevcut haliyle 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan koşulların tamamını
karşılamaması nedeniyle başvuru konusu ÖSM Sözleşmesi’ne bireysel muafiyet
tanınamayacağı;
a. Eşdeğer rakipleri rafta bulunan Merkez ürünlerinin doğrudan listelenmesi
zorunluluğuna ilişkin hükmün,
b. Teşhir alanlarında Merkez ürünleri için minimum en büyük rakibe ayrılan alan
kadar yer verilmesi şartının,
c. Çeşit Primi’ne yönelik hükümlerin,
anılan sözleşmeden çıkarılması gerektiği,
d. Hedef İndirimi sisteminin sadakat indirimi haline dönüşerek ilgili ÖSM’leri 60
ihtiyaçlarının önemli bir bölümünü Merkez’den satın almaya zorlayacak
biçimde değil hacim etkinliğine yönelik miktar indirimi şeklinde tüm ÖSM’ler
için objektif ve eşit şartlarda düzenlenmesi gerektiği,
4. 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan şartların tamamını karşılaması
nedeniyle başvuru konusu Tüccar Plasiyer Bayilik Sözleşmesi’ne bireysel
muafiyet tanınabileceği
sonuç ve kanaatine ulaşıldığı ifade edilmiştir.
70
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
H.1. Taraflar
H.1.1. Merkez Gıda Pazarlama Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Merkez)
2000 yılında faaliyete geçen Merkez’in iştigal alanını, esas itibarıyla Ülker ana
markasıyla üretilen bisküvi, kek, çikolata, çikolata kaplamalı ürünler, mutfak ürünleri
(Un, nişasta, toz tatlı ve puding, krem şanti, kakao, hazır çorba, ketçap, mayonez,
soslar vb.), sıvı yağ, zeytinyağı, margarin, harçlar ve bakliyat ile Önentaş Gıda 80
tarafından üretilen Dardanel markalı balık ve sebze konservesi ürünlerinden oluşan
oldukça geniş bir ürün portföyünün, Türkiye sınırları içinde doğrudan ve diğer satış
kanalları aracılığı ile satış ve dağıtımı oluşturmaktadır. Merkez, Yıldız Holding A.Ş.
ve/veya ortaklarının hissedar olduğu Ülker Grubu şirketlerinden biridir. Ülker Grubu,
özellikle gıda sektöründe, en geniş dağıtım ağlarından birine ve yüksek marka
bilinirliğine sahip olup; bisküvi, kek, çikolata, çikolata kaplamalı ürünler, margarin, sıvı
ve endüstriyel yağlar, süt ve süt ürünleri, dondurma, gazlı ve gazsız içecekler, meyve
suları, çay, kahve, sakız, şekerleme gibi ürünlerle sektörde faaliyet göstermektedir.
Ülker Grubu, gıda sektöründen ayrı olarak, hijyenik ped, çocuk bezi gibi çeşitli
ürünlerle hızlı tüketim malları sektöründe, diğer muhtelif ürünlerle ise ambalaj, finans, 90
bilgi işlem, elektronik gibi sektörlerde faaliyet göstermektedir.
Satışını gerçekleştirdiği ürünler bakımından, Merkez pazardaki en yüksek satış
miktarına ve en çok sayıda nokta erişimine sahip firmalardan biri konumundadır.
Merkez’in satış ve dağıtımını yaptığı ve Ülker Grubu’nun faaliyetleri arasında önemli
yeri olan bisküvi, kek, çikolata, çikolata kaplamalı ürünler iki öğün arasında atıştırmak
amacıyla tüketilen “macro snack” tabir edilen ürün kategorisindedir. Bu ürünler
08-66/1061-416
3
esasen tüketicinin alışveriş listesinde yer almayan, “anlık alışveriş (impulse buying)”
yoluyla satış noktasında görüp aldığı ürünlerdir. Bu tür ürünler bakımından, ürünün 100
tüketici için kolay ulaşılabilir olması ve ürünün tüketici nezdinde sahip olduğu imaj-
marka değeri oldukça önemlidir. Bu nedenle, söz konusu pazarlarlarda güçlü dağıtım
ağına ve yoğun reklam kampanyaları düzenleme gücüne sahip olmak pazarda
faaliyet gösteren teşebbüsler için oldukça önemlidir.
Ülker süt ve süt ürünleri sektöründe 1996 yılında faaliyete başlamıştır. Başlıca
rakipleri Sütaş, Pınar, Sek, Danone, Dimes ve Yörsan olarak sıralanabilir.
Hazır çorba pazarında 2000 yılında üretime başlayan Ülker’in yanı sıra Knorr, Maggi
ve Piyale faaliyet göstermektedir. Ülker, Nestle ve Unilever’in baslıca firmalar 110
arasında yer aldığı bulyon pazarının büyüklüğü ise 2006 yılında 60 milyon YTL’ye
ulaşmıştır ve pazarın 2010’a kadar %50 büyümesi beklenmektedir. Soslar (Ketçap ve
mayonez) pazarında ise Ülker’in yanı sıra, Tat, Tukaş, Calve, Pınar ve Unilever
faaliyette bulunmaktadır.
Ülker sıvı yağ ve margarin sektöründeki faaliyetlerine 1992 yılında başlamıştır.
Sektörde faaliyette bulunan diğer başlıca firmalar Unilever, Turyağ, Trakya Birlik,
Kırlangıç ve Orkide olarak sıralanabilir.
Merkez, ürünlerinin perakende satış noktalarına dağıtımını distribütörler ve 120
plasiyerler vasıtasıyla gerçekleştirmekte, bunun yanı sıra belirli nitelikleri sağlayan ve
ÖSM adı verilen perakende satış mağazalarına da ürün sağlamaktadır.
H.1.2. Distribütörler
Tek Elden Dağıtım Sözleşmesi’ne taraf olan Distribütörlerin faaliyet alanı,
Merkez’den satın aldıkları ürünleri kendi satış teşkilatları aracılığıyla bölgeleri içindeki
nihai satış noktalarına ulaştırılmasından oluşmaktadır. Merkez’in 100’ü aşkın
distribütörü bulunmaktadır.
130
H.1.3. Plasiyerler
Merkez ile imzaladıkları Tüccar Plasiyer Bayilik Sözleşmesi altında Merkez’den satın
aldıkları ürünleri kendileri için belirlenmiş olan satış noktalarına yine Merkez’den
kiralanmış araçlarla kendi adlarına satan kişilere plasiyer denilmektedir. Plasiyerler,
sadece İstanbul, Ankara ve İzmir illerinde faaliyet göstermektedirler. Plasiyerler,
distribütörlerin aksine göreceli olarak daha küçük perakende noktalarına, daha düşük
miktarlarda satış yapmaktadırlar.
H.1.4. Özel Statülü Müşteri (ÖSM) 140
ÖSM’ler, Merkez tarafından belirlenmiş kriterleri sağlayan, zincir marketlere kıyasla
daha küçük ölçekli nihai satış noktalarıdır. ÖSM’ler ile Merkez distribütörleri arasında
da Özel Statülü Müşteri Sözleşmesi imzalanmaktadır. Distribütör anlaşmaları aynı
zamanda ÖSM ile distribütör arasındaki ilişkiyi de düzenleyen sirkülerler
içermektedir. Distribütörlerin ÖSM’lerle yapılan anlaşmalarda Merkez tarafından
sağlanan model/matbu ÖSM sözleşmelerini kullandıkları bilinmektedir. Bu çerçevede,
distribütörlerin Merkez’e ve dolayısıyla Ülker Grubuna ekonomik olarak bağımlı bir
08-66/1061-416
4
konumda oldukları, ÖSM’lerle kurulan ilişkileri fiilen Merkez adına yürüttükleri
anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Rekabet Hukuku çerçevesinde distribütörler ile ÖSM’ler 150
arasında imzalanan ÖSM sözleşmelerinde Merkez’in (Ülker Grubu’nun) sağlayıcı
konumunda olduğu değerlendirilmektedir. Bir başka deyişle, ÖSM sözleşmeleri,
Borçlar Hukuk anlamındaki sözleşme çerçevesinden daha geniş anlamda olmak
üzere Rekabet Hukuku anlamında “anlaşma” olarak kabul edildiğinden taraflarının
sırasıyla Merkez (Ülker Grubu), Distribütör ve ÖSM’ler olduğu hususu dikkate
alınmalıdır.
H.2. İlgili Pazar
H.2.1. İlgili Ürün Pazarı 160
İlgili Pazarın Tanımlanmasına İlişkin Kılavuz’da 1997/1 sayılı Tebliğ’e atıfta bulunarak
ilgili ürün pazarının tespitinde dikkate alınacak unsurlar belirtilmektedir. Buna göre
ürün pazarının tespitinde tüketicinin gözünde fiyatı, kullanım amaçları ve nitelikleri
bakımından aynı sayılan mal ve hizmetlerden oluşan pazar dikkate alınmakta, ayrıca
tespit edilen ve pazarı etkileyebilecek diğer unsurlar da değerlendirmeye
katılabilmektedir.
Bildirime konu sözleşmeler, Ülker Grubu tarafından üretilen ve tedarik edilen bisküvi,
kek, çikolata, çikolata kaplamalı ürünler, mutfak ürünleri (Un, nişasta, toz tatlı ve 170
puding, krem şanti, kakao, hazır çorba, ketçap, mayonez, soslar vb.), sıvı yağ,
zeytinyağı, margarin, bakliyat, baharatlar ürünlerinin ve Önentaş Gıda tarafından
üretilen Dardanel markalı balık ve sebze konservesi ürünlerinin perakende
noktalarına satılmak üzere distribütör ve plasiyerlere, nihai tüketicilere satılmak üzere
ise ÖSM’lere satışını kapsamaktadır Bu tespitten hareketle dosya konusu inceleme
bakımından ilgili ürün pazarları 2.6.2005 tarih 05-38/487-116 sayılı Kurul kararına
paralel şekilde, “bisküvi pazarı”, “kek pazarı”, “çikolata pazarı”, “çikolata kaplamalı
ürünler pazarı”, “krem çikolata pazarı” ,“margarin pazarı”, sıvı yağ pazarı”, “süt
pazarı”, “toz içecek pazarı” olarak ve ayrıca “hazır çorba pazarı”, “bulyon pazarı”,
“yemek harçları pazarı”, “toz puding pazarı”, “bakliyat pazarı”, “ketçap pazarı”, 180
“mayonez pazarı, “un pazarı”, “krem şanti pazarı”, “ton balığı konservesi”, “muhtelif
balık konserveleri pazarı” ve “sebze konservesi pazarı” olarak belirlenmiştir. Her ne
kadar bakliyat pazarının mercimek, nohut, kuru fasulye gibi alt pazarlara ayrılma
imkânı olsa da, dosya kapsamındaki incelemeye etkisi bulunmayacağından böyle bir
ayrıma gidilmemiş, pazarın bakliyat pazarı olarak geniş tanımlanması yeterli
görülmüştür.
H.2.2. İlgili Coğrafi Pazar
Coğrafi pazar belirlenirken, özellikle ilgili mal ve hizmetlerin özellikleri ile tüketici 190
tercihleri bakımından giriş engellerinin, ilgili bölge ile komşu bölgeler arasında
teşebbüslerin pazar payları veya mal ve hizmetlerin fiyatları bakımından hissedilir bir
farklılığın olup olmadığı gibi unsurlar dikkate alınır.
İnceleme konusu ilgili ürün pazarında yer alan ürünler bakımından pazara giriş, arz
kaynaklarına ulaşma, üretim, dağıtım, pazarlama ve satış şartlarının bölgesel bir
farklılık göstermediği göz önüne alınarak ilgili coğrafi pazar Türkiye olarak
belirlenmiştir.
08-66/1061-416
5
200
H.3.Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme
İnceleme konusu bildirim, Merkez ile distribütörler, plasiyerler ve ÖSM’ler arasında
akdedilen tip sözleşmelere menfi tespit belgesi veya bireysel muafiyet verilmesi
talebini içermektedir. Tek Elden Dağıtım Sözleşmesi ve Tüccar Plasiyer Bayilik
Sözleşmesi ile Merkez, distribütörlerini ve plasiyerlerini sözleşme konusu ürünlerin
belirlenen bölge içindeki zincir marketler hariç olmak üzere münhasıran belirlenmiş
nihai satış noktalarına satış ve dağıtımı için yetkilendirmektedir. ÖSM Sözleşmesi
Merkez ile ÖSM arasındaki iş ilişkisini düzenlemektedir. Anılan anlaşmalar 2002/2
sayılı Tebliğ anlamında birer dikey anlaşmadır. Her üç sözleşmenin süresi de bir yıl 210
olarak belirlenmiş, taraflardan herhangi birinin yıl sonunda feshi ihbar etmemesi
durumunda sözleşmelerin her halükarda toplamda süresi 5 yılı aşmayacak şekilde
kendiliğinden yenileneceği hükme bağlanmıştır.
H.3.1. Menfi Tespit Değerlendirmesi
4054 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca bir anlaşmanın, kararın, eylemin veya
birleşme ve devralmanın Kanun’un 4, 6 ve 7. maddelerine aykırı olmaması
durumunda menfi tespit belgesi verilebilmektedir. Bu çerçevede öncellikle başvuru
konusu anlaşmaların 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine aykırılık taşıyıp 220
taşımadığının belirlenmesi gerekmektedir.
H.3.1.1. Tek Elden Dağıtım Sözleşmesi
Merkez ile distribütörleri arasında yapılacak olan Tek Elden Dağıtım Sözleşmesi ile
Merkez tarafından pazarlanan ürünlerin, distribütörler tarafından kendilerine tanınan
münhasır bölge sınırları içerisindeki münhasır müşteri gruplarına satış ve dağıtımının
yapılmasına ilişkin şartlar belirlenmektedir. Söz konusu anlaşma ile distribütöre,
kurulması gereken depo standartları, istihdam edilecek personelin sayısı ve
nitelikleri, kullanılacak bilgi işlem altyapısı, bulundurulacak stok miktarı gibi konulara 230
ilişkin yükümlülükler getirilmekte, aynı zamanda distribütörler kendilerine daha sonra
iletilecek olan “çalışma sirkülerlerine” uymakla yükümlü kılınmaktadırlar. Bu sirküler,
distribütörün ÖSM’lere ve yeniden satış yaptığı diğer teşebbüslere uygulayacağı prim
ve ıskonto oranlarını ve her türlü satış arttırıcı kampanya, promosyon, hediye ve
reklam gibi aktivitelere ilişkin uyulması gereken hükümleri içermektedir. Ayrıca
Sirküler hem distribütöre sağlayıcı teşebbüs tarafından uygulanacak indirimlere ilişkin
bilgileri hem de distribütörlerin ÖSM’lerine belirlenen sistemler içerisinde
uygulayacakları indirim oranlarını gösteren tabloyu da kapsamaktadır.
Sözleşmenin 3. maddesinde; 240
“Distribütörün münhasıran faaliyet göstereceği sınırlar aşağıda belirtilmiştir. Bu
sınırlar belirlenirken nüfus yoğunluğu, müşterilerin hizmet verdiği piyasalar, bu
piyasalardaki takribi perakendeci market sayıları, rekabet şartları gibi kıstaslar
dikkate alınmıştır. Distribütör, Şirket tarafından belirlenen münhasıran Şirkete veya
3.şahsa tahsis edilmiş olan başka bir bölgede müşteri arayamaz, aktif satış yapamaz,
kendi bölgesi dışındaki müşterileri doğrudan hedefleyen reklam, tanıtım vs. yapamaz.
Şirket ile diğer distribütörler arasında yapılan sözleşmelerde diğer distribütörlere
tahsis edilmemiş bölgeler Şirketin münhasır bölgesi olarak kabul edilecektir. Bu
08-66/1061-416
6
sınırlama Şirket tarafından tespit edilerek distribütöre bildirilecek, distribütör bölgesi
içindeki ve/veya dışındaki münhasır müşteri grubuna yapılacak satışları da kapsar.” 250
İfadesi yer almaktadır.
Sözleşmenin 4. maddesinde ise;
“Distribütörlük sınırları içindeki zincir marketler dışında kalan bakkal, kuruyemişçi,
benzin istasyonu, şirket tarafından belirlenen stratejik öneme haiz ÖSM’ler, yerinde
tüketim noktaları (otel, askeri birlik, lokanta, çay bahçesi, kantin, vb.) gibi perakende
satış noktaları distribütörün müşteri grubudur. Zincir marketler ve sirkülerle
duyurulacak diğer müşteri grubu Şirket’in münhasır müşteri grubu olarak kabul
edilecektir. Şirkete ait olan münhasır müşteri grubuna yalnızca şirket tarafından
doğrudan ürün verilebileceği gibi Şirket’in tespit edeceği 3. kişilerce de ürün 260
verilebilir. Distribütör, kendi bölgesi içindeki veya dışındaki Şirket’e ya da Şirket’in
yetki verdiği 3. bir şahsa ait münhasır müşteri grubuna aktif satış yoluyla ürün
vermeyeceğini peşinen kabul ve taahhüt eder”
hükümlerine yer verilmiştir.
Bu hüküm ile Merkez distribütörlerine münhasır bölge ve müşteri grubu tahsis
etmekte ve distribütörlerinin kendilerine ayrılmış bölge dışındaki münhasır bölge ve
müşteri gruplarına yapacağı aktif satışları kısıtlamaktadır.
Sözleşmenin Rekabet Yasağı başlıklı 25. maddesinde; 270
“...Şartlar ne olursa olsun, koşullar ne gerektirirse gerektirsin distribütör ne doğrudan
ne de dolaylı olarak rakip ürün satamaz, rakip kuruluşlarla iş ilişkisinde bulunamaz,
rakip ürünlerin üreticisi veya dağıtıcısı ya da yeniden satıcısı konumundaki hiçbir
teşebbüsün bayiliğini, dağıtıcılığını, yeniden satıcılığını üstlenemez. Rakip ürünlere
ilişkin mal veya hizmet ticareti yapamaz, müşteri arayamaz, nakliyesini yapamaz ve
tanıtım dahil olmak üzere bu ürünlere ilişkin hiçbir faaliyet gösteremez...”
hükmü yer almaktadır. Bu madde ile Merkez’in distribütörlerine rekabet etmeme
yükümlülüğü getirilmiştir.
Sözleşme’nin Cezai Şart başlıklı bölümünde ise şu ifadelere yer verilmiştir: 280
“Distribütörün 3. madde ile kendisine tanınan bölgenin dışındaki münhasır bölge
ve/veya müşteri gruplarına aktif satış yapması, işbu sözleşmenin feshinden sonra
dahi, 24.[23] maddede düzenlenen şeffaflık ve gizlilik ilkesini, 25.[24] maddede
düzenlenen fikri hakları, 26.[25] maddede düzenlenen rekabet yasağını ihlal etmesi
veya sözleşmeyi haklı bir sebep olmaksızın fesh etmesi ya da sözleşmeyi ihlal
ederek Şirket’in sözleşmeyi haklı nedenle feshetmesine sebep olması halinde,
Şirket’e son bir yıllık brüt cironun %5’i kadar cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt
eder…”.
Bu madde incelendiğinde 25. madde ile distribütörlere getirilen rekabet etmeme 290
yükümlülüğünün sözleşmenin sona ermesinden sonra da yürürlükte kalacağı
anlaşılmaktadır. Sözleşmenin bitişinden sonraki dönem için getirilen rekabet yasağı
rakiplerin dağıtım kanallarına erişimini engelleyerek pazar kapama etkisine yol
açabilecek niteliğe sahiptir.
H.3.1.2. Tüccar Plasiyer Bayilik Sözleşmesi
08-66/1061-416
7
Tüccar Plasiyer Bayilik Sözleşmesi ile Merkez’in satışını gerçekleştirdiği Ülker
ürünlerinin plasiyerler tarafından kendilerine atanan münhasır bölge ve müşteri
gruplarına yeniden satışına ilişkin şartlar düzenlenmektedir. Yine bu sözleşme ile de 300
plasiyerlere Tek Elden Dağıtım Sözleşmesine benzer olarak Merkez tarafından
gönderilecek çalışma sirkülerlerine uyma zorunluluğu getirilmektedir.
Sözleşmenin 3. maddesinde;
“Bayinin münhasıran faaliyet göstereceği sınırlar ve münhasır müşteri grubu Şirket
tarafından belirlenerek bayiye bildirilecektir… Bayi şirket tarafından belirlenen
münhasıran Şirkete veya 3. şahsa tahsis edilmiş olan başka bir bölgede müşteri
arayamaz, aktif satış yapamaz, kendi bölgesi dışındaki müşterileri doğrudan
hedefleyen reklam, tanıtım, vs. yapamaz. Şirket ile Bayi ve diğer bayiler arasında
yapılan sözleşmelerde bayiye ve diğer bayilere tahsis edilmemiş olan bölgeler ve 310
müşteri grupları Şirket’in münhasır bölgesi ve/veya münhasır müşteri grubu olarak
kabul edilecektir.”
ifadelerine yer verilerek plasiyerlere bölgesel münhasırlık tanınmıştır.
Sözleşmenin 11. maddesinde
“…Bayi rakip kuruluşlarla iş ilişkisinde bulunamaz, rakip ürünlerin üreticisi, dağıtıcısı
ya da yeniden satıcısı konumundaki hiçbir teşebbüsün bayiliğini, dağıtıcılığını,
yeniden satıcılığını yapamaz, müşteri arayamaz, nakliyesini yapamaz ve tanıtım dahil
olmak üzere bu ürünlere ilişkin hiçbir faaliyet gösteremez...”
hükmüyle plasiyerlere rekabet yasağı getirilmektedir. 320
H.3.1.3. ÖSM Sözleşmesi
İnceleme konusu ÖSM sözleşmeleri, ÖSM’nin çalışma şartlarını, ÖSM’lerin
mağazalarında bulunduracağı ürünlerin listesini, bu ürünlerin teşhir edileceği
alanlarla ilgili düzenlemeleri ve ÖSM’lere uygulanacak indirim ve prim sisteminin
detaylarını içermektedir.
ÖSM sözleşmesinin 8. maddesinde:
“… ÖSM’nin prim sistemine dahil olarak prim alabilmesi için öncelikle işbu sözleşmeyi 330
imzalaması ve işbu sözleşme ve eklerindeki hükümlerin mağazalarında eksiksiz
uygulaması şarttır… Prime esas ciro, KDV hariç ve iade düşülmüş tutar üzerinden
hesaplanacaktır…”
İfadesi yer almaktadır.
Kurul, Ülker Grubu ve/veya distribütörleri tarafından satış noktaları ile imzalanan
ÖSM sözleşmeleri nedeniyle ilgili pazarlarda rekabetin ihlal edildiği iddiasını
değerlendirmiş ve bu sözleşmelerde yer alan Ülker Aile Birliği uygulamasının rekabeti
kısıtlayıcı potansiyel etkilerinin varlığı nedeniyle ilgili daire tarafından izlenmesine
2.6.2005 tarih ve 05-38/487-116 sayı ile karar vermiştir. İlgili önaraştırma kararına 340
konu uygulamalardan olan Ülker Aile Birliği uygulamasının 1.1.2008 tarihi itibarıyla
sonlandırıldığı dosya mevcudu bilgi ve belgeden anlaşılmıştır.
Bununla birlikte, inceleme konusu ÖSM sözleşmelerinde yukarıda belirtilen Kurul
kararında değinilen rekabet sınırlamalarının büyük oranda korunduğu da
anlaşılmaktadır.
08-66/1061-416
8
Yeni çıkan ya da rakip eşdeğerleri satışa sunulan tüm Ülker Grubu ürünlerinin aynı
anda satışa sunulmasına ilişkin yükümlülük, tüm ürün çeşitlerinin ÖSM tarafından
satın alınması koşulu kapsamında bağlama uygulaması olarak değerlendirilebilecek 350
türden bir rekabet sınırlamasıdır. İnceleme konusu anlaşmaların ilgili Tebliğ kapsamı
dışına çıkması nedeniyle anılan sınırlamaların bireysel muafiyet çerçevesinde
incelenmesi gerekmektedir.
05-38/487-116 sayılı kararda rekabet etmeme yükümlülüğüne benzer etki
doğurabileceği kabul edilen uygulamalar, “Teşhir Alanları” başlığı altında düzenlenen
raf uygulaması ve ÖSM Sözleşmesi’nin 8. maddesinde yer alan ve anlaşmaya ek
sirkülerlerle düzenlenen Prim Sistemidir. Anılan karara konu anlaşma metninde raf
düzenlemelerinin pazar paylarına göre yapılması öngörülmüşken inceleme konusu
anlaşma metninde pazar payı ölçütünün kaldırıldığı, bunun yerine asgari olarak en 360
güçlü rakibin ürünlerine verilen yer kadar raf yeri verilmesi zorunlu tutulmaktadır.
Prim sistemi ise 05-38/487-116 sayılı karara konu anlaşma metninde yer alan
halinden farklı biçimde ancak benzer etkilere yol açmaya devam edebilecek şekilde
düzenlenmektedir.
05-38/487-116 sayılı Kurul kararında anlaşmaların süresinin beş yılla sınırlandırılmış
olması nedeniyle rekabet etmeme yükümlülüğüne benzer etkiler yaratabilecek anılan
uygulamaların 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında muafiyetten yararlandığı belirtilmiş
ise de inceleme konusu anlaşmaların ilgili Tebliğ kapsamı dışına çıkması nedeniyle
bu hükümlerin de bireysel muafiyet çerçevesinde incelenmesi gerekmektedir. 370
Yukarıda belirtilen doğrudan ya da dolaylı rekabet sınırlamaları nedeniyle başvuru
konusu sözleşmelere menfi tespit belgesi verilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
H.3.2. 2002/2 Sayılı Tebliğe Göre Yapılan Değerlendirme
İnceleme konusu dikey anlaşmalar Merkez ürün portföyünün dağıtım ve yeniden
satışını düzenlemektedir. Anılan anlaşmalar 2002/2 sayılı Tebliğ’in kapsamı dışına
çıkmalarına neden olacak türde ağır sınırlamalar içermemektedir. 2007/2 sayılı
Rekabet Kurulu Tebliği ile 2002/2 sayılı Tebliğ’de değişikliğe gidilmiş ve 2002/2 sayılı 380
Tebliğ ile sağlanan muafiyetten ilgili ürün pazarlarındaki pazar payı %40’ı aşmayan
teşebbüslerin yararlanabileceği hükmü eklenmiştir. Tablo 1’de Ülker grubunun dosya
kapsamındaki ilgili ürün pazarlarındaki pazar paylarına yer verilmiştir.
Yapılan incelemede Merkez’in satış ve dağıtımını yaptığı sıvı yağ, süt, hazır çorba,
hazır puding, bulyon, un, krem şanti, toz içecek, ketçap, mayonez ve yemek harçları
ürünlerinde Ülker Grubu’nun pazar payının % 40’ı aşmadığı görülmüştür.
Bakliyat, muhtelif balık konserveleri, sebze konservesi pazarlarına ilişkin pazar payı
verisine ulaşılamamış olsa da bildirim formundan, bu pazarlarda Ülker Grubunun 390
pazar payının çok düşük seviyelerde olduğu anlaşılmıştır.
Tablo 1’den; Merkez’in satış ve dağıtımını yaptığı ürünlerden “bisküvi pazarı”, “kek
pazarı”, “çikolata pazarı”, “çikolata kaplamalı ürünler pazarı”, “krem çikolata pazarı”,
“margarin pazarı” ve “ton balığı pazar”larında yer alanlar bakımından 2002/2 sayılı
Tebliğ’de belirtilen %40 pazar payı eşiğinin aşıldığı görülmektedir. Bu ürünler 2002/2
sayılı Tebliğ’in kapsamı dışında kalmaktadır.
08-66/1061-416
9
400
Tablo 1: Merkez’in Satış ve Dağıtımını Yaptığı Ürünlerin Pazar Payları
İlgili Ürün Pazarı 2005 2006 2007
2008 (Ocak -
Mayıs)
Bisküvi (…) (…) (…) (…)
Kek (…) (…) (…) (…)
Çikolata (…) (…) (…) (…)
Çikolata Kaplamalı
Ürünler (…) (…) (…) (…)
Krem Çikolata (…) (…) (…) (…)
Margarin (…) (…) (…) (…)
Ton Balığı Konservesi (…) (…) (…) (…)
Sıvı yağ (…) (…) (…) (…)
Süt (…) (…) (…) (…)
Hazır Çorba (…) (…) (…) (…)
Bulyon (…) (…) (…) (…)
Yemek Harçları (…) (…) (…) (…)
Toz Puding (…) (…) (…) (…)
Muhtelif Balık
Konserveleri (…) (…) (…) (…)
Bakliyat1 (…) (…) (…) (…)
Ketçap (…) (…) (…) (…)
Mayonez (…) (…) (…) (…)
Un (…) (…) (…) (…)
1 Bakliyat pazarının alt pazarlara ayrılması mümkün olmakla beraber dosya kapsamındaki değerlendirmeyi
etkilemeyeceğinden geniş pazar tanımı olan bakliyat pazarı yeterli görülmektedir.
08-66/1061-416
10
Krem Şanti (…) (…) (…) (…)
Sebze Konservesi (…) (…) (…) (…)
Toz İçecek (…) (…) (…) (…)
H.3.3. Bireysel Muafiyet Değerlendirmesi
Bu noktada, “bisküvi”, “kek”, “çikolata”, “çikolata kaplamalı ürünler”, “krem çikolata”,
“margarin” ve “ton balığı” pazarları bakımından grup muafiyetinden yararlanmadığı
tespit edilen ilgili anlaşmaların bireysel muafiyet koşullarını taşıyıp taşımadığı
irdelenecektir.
410
Tek Elden Dağıtım Sözleşmesi ve Tüccar Plasiyer Bayilik Sözleşmesi’nin, toptancı
seviyesinde faaliyet gösteren teşebbüslerle imzalanacak olması, aynı tip rekabet
kısıtları içermeleri ve hükümlerinin büyük oranda benzer olması nedeniyle söz
konusu anlaşmalar bireysel muafiyet değerlendirmesinde birlikte ele alınmıştır. ÖSM
sözleşmeleri ayrıca incelenmiştir.
İnceleme konusu anlaşmalara Kanun’un 5. maddesi uyarınca muafiyet tanınabilmesi
için aynı maddede bulunan dört koşulun bir arada sağlanması gerekmektedir. Bu dört
koşuldan ilk ikisi etkinlik artışlarını konu alırken son ikisi rekabetin önemli ölçüde
sınırlanmamasını konu almaktadır. 420
2002/2 sayılı Tebliğ’de getirilen pazar payı eşiğinin amacı pazar gücü yüksek
teşebbüslerin dikey anlaşmalarının muafiyet koşullarını sağladığı yolundaki
varsayıma son vermektir. Kanun’un 5. maddesinin (c) bendi bağlamında ilgili pazarın
önemli bir kısmında rekabetin ortadan kalkmaması şartının sağlanabilmesi ilgili
teşebbüsün pazar gücünü uygulayabilme yeteneğine sahip olmamasıyla mümkündür.
H.3.3.1. İlgili Piyasanın Önemli Bir Bölümünde Rekabetin Ortadan Kalkmaması
İlgili pazarın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkması riski bulunup 430
bulunmadığının belirlenmesi amacıyla ilgili anlaşmaların grup muafiyeti kapsamından
çıkmasına neden olan yüksek pazar gücü karinesinin geçerliliğinin öncelikle test
edilmesi gerekmektedir. Pazar gücünün pazardaki yansımasının incelenmesi için
kullanılacak ölçütler, sağlayıcının pazardaki konumu, rakiplerin pazardaki konumu,
alıcının pazardaki konumu, pazara giriş engelleri, pazarın doygunluk düzeyi, ticaretin
seviyesi, ürün özellikleri olarak sıralanabilir.
H.3.3.1.1. Sağlayıcının Pazardaki Konumu
Sağlayıcının pazardaki konumu hakkında fikir sahibi olmak amacıyla ilk ele alınan 440
unsur sağlayıcının ilgili pazardaki pazar payıdır. Merkez, Ülker Grubu içerisinde yer
aldığından pazar payının hesaplanmasında Ülker’in ilgili ürün pazarlarındaki toplam
pazar paylarının dikkate alınması gerekmektedir.
Ülker Grubu’nun ÖSM sistemi ve Ülker Aile Birliği uygulaması ile ilgili olarak yapılan
önaraştırma sonucunda alınan 2.6.2005 tarih ve 05-38/487-116 sayılı Kurul kararında
08-66/1061-416
11
Ülker Grubu’nun “bisküvi”, “çikolata” ve “çikolata kaplamalı ürünler” pazarlarında
hakim durumda bulunduğu tespit edilmiştir. Tablo 2’de gösterilen güncel pazar
payları da dikkate alındığında anılan karardaki tespitin geçerliliğini koruduğu
anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Ülker Grubu’nun kek ve margarin pazarlarında da önemli 450
bir pazar gücünü elinde tuttuğu anlaşıldığından, kek ve margarin pazarları için ayrıca
bir hakim durumu analizi yapılmasına bu dosya çerçevesinde gerek
bulunmamaktadır. Dardanel ise ton balığı konservesi pazarında yaklaşık %(…) pazar
payına sahiptir. Bu oran, Dardanel’in bu pazarda önemli bir pazar gücüne sahip
olduğuna yönelik bir göstergedir.
Bu noktada ifade etmek gerekir ki, hakim durum kavramı ilgili pazarın önemli bir
bölümünde rekabetin ortadan kaldırılması kavramı ile eşdeğerde tutulmamalıdır.
Hakim durum bir tür pazar gücü ölçeklendirmesine dayandığından pazar gücünün
ilgili anlaşmalar çerçevesinde pazara yansımasının incelenmesi gereklidir. Pazardaki 460
rekabetin ortadan kaldırılıp kaldırılmadığı konusu pazardaki rekabetin ilgili
anlaşmalardan önceki ve sonraki düzeyinin tespitini içermektedir. Bu bağlamda,
Ülker Grubu’nun ilgili pazarlarda hakim durum seviyesinde ya da yüksek pazar gücü
seviyesinde ortaya çıkan konumu, inceleme konusu anlaşmaların içerdiği rekabet
sınırlamalarının pazardaki rekabeti olumsuz etkileme gücünü arttırmaktadır.
Merkez’in faaliyet gösterdiği ilgili ürün pazarlarında Ülker Grubu’nun ve rakiplerinin
pazar paylarına Tablo 2’de yer verilmiştir.
470
Tablo 2: Ülker Grubu ve Rakiplerinin Pazar Payları
Pazar Payları (%)
2008
İlgili Ürün Pazarı Teşebbüs 2005 2006 2007
(Ocak-
Mayıs)
Ülker Grubu (…) (…) (…) (…)
Eti (…) (…) (…) (…)
Saray (…) (…) (…) (…)
Bifa (…) (…) (…) (…)
Lezzet (…) (…) (…) (…)
Bisküvi
Diğer (…) (…) (…) (…)
Kek
Ülker Grubu (…) (…) (…) (…)
08-66/1061-416
12
Eti (…) (…) (…) (…)
Saray (…) (…) (…) (…)
Uno (…) (…) (…) (…)
Bifa (…) (…) (…) (…)
Diğer (…) (…) (…) (…)
Ülker Grubu (…) (…) (…) (…)
Eti (…) (…) (…) (…)
Nestle (…) (…) (…) (…)
Şölen (…) (…) (…) (…)
Kraft (…) (…) (…) (…)
Sagra (…) (…) (…) (…)
Mars (…) (…) (…) (…)
Saray (…) (…) (…) (…)
Ferrero (…) (…) (…) (…)
Misbis (…) (…) (…) (…)
Çikolata Kaplamalı Ürünler
Diğer (…) (…) (…) (…)
Ülker Grubu (…) (…) (…) (…)
Sagra (…) (…) (…) (…)
Nestle (…) (…) (…) (…)
Ferrero (…) (…) (…) (…)
Krem Çikolata
Diğer (…) (…) (…) (…)
Ülker Grubu (…) (…) (…) (…)
Çikolata
Nestle (…) (…) (…) (…)
08-66/1061-416
13
Kraft (…) (…) (…) (…)
Sagra (…) (…) (…) (…)
Eti (…) (…) (…) (…)
Diğer (…) (…) (…) (…)
Ülker Grubu (…) (…) (…) (…)
Unilever (…) (…) (…) (…)
Margarin
Turyağ (…) (…) (…) (…)
H.3.3.1.2. Rakiplerin Pazardaki Konumu
İlgili pazarda mevcut rakipler ne kadar güçlü ise ve sayıca ne kadar çoksa, dikey
anlaşmaya taraf sağlayıcının veya alıcının ilgili pazarda kapama etkisi yaratması 480
ihtimali ve markalar arası rekabetin azalma riski o derece düşüktür. Tablo 2’de
görüldüğü üzere bisküvi pazarında, Ülker Grubu’nun en yakın rakibi olan Eti'nin pazar
payı Ülker Grubu’nun yarısı dolaylarında olup diğer rakipler görece çok düşük pazar
paylarında seyretmekte ve bu pazar payları istikrar kazanmış görünmektedir. Kek
pazarında her ne kadar Eti ile Ülker Grubu’nun pazar payları birbirine yakın bir seyir
izlemekte ise de diğer rakiplerin pazar payları görece çok düşük kalmaktadır.
Çikolata kaplamalı ürünler pazarında ise Ülker en yakın rakibinin yaklaşık on katı
pazar payına sahip bulunmakta, pazar Ülker dışında düşük pazar paylarına sahip çok
sayıda firmadan oluşmaktadır. Bu nedenle ilgili pazarlardaki göreli pazar payları
markalar arası rekabetin yoğunluğunun yeterli düzeyde olmadığına işaret etmektedir. 490
H.3.3.1.3. Alıcının Pazardaki Konumu
Dikey anlaşmalarda, alıcının ilgili ürün pazarındaki konumunun, pazarın yapısına
göre, etkin rekabete hem pozitif hem de negatif etkilerinin olabileceği bilinmektedir.
Güçlü bir sağlayıcı karşısında güçlü bir alıcının bulunması, sağlayıcının pazar
kapama etkisine neden olabilecek sınırlamalarını dikte ettirmesini zorlaştıracak, diğer
yandan dağıtım kanallarının açıklığı nedeniyle üst pazara başarılı yeni girişleri de
teşvik edecektir.
500
Mevcut durumda Ülker Grubu’nun ilgili pazarlarda dağıtım yaptığı üç kanal
bulunmaktadır. Bunlardan ilki Pasifik Tüketim Ürünleri Satış ve Ticaret A.Ş.
aracılığıyla ulusal zincir marketlere yapılan satışlardır. Diğer ikisi ise Merkez gibi
pazarlama şirketleri üzerinden distribütör ve daha küçük çaplı dağıtıcılar olan
plasiyerler vasıtasıyla gerçekleştirilen satışlar ile Merkez tarafından doğrudan
doğruya ÖSM’lere yapılan satışlardır. Dağıtım seviyesinde Merkez’in distribütörlerine
benzer nitelikte faaliyet gösteren teşebbüslerin sayılarının fazlalığı, bir yandan bu
kanalda alım gücünün var olmadığına işaret ederken diğer yandan da kanalın halen
rekabete açık bulunduğunu göstermektedir. Ulusal zincir marketler bakımından bu
kanallarda önemli bir alım gücünün bulunduğunun söylenmesi mümkündür. ÖSM’ler 510
08-66/1061-416
14
bakımından ise ulusal zincir marketler ölçüsünde bir alım gücünden bahsetmek olası
değildir.
H.3.3.1.4. Pazara Giriş Engelleri
Pazar payları, pazarların yapısı ve teşebbüslerin konumları hakkında önemli bilgiler
vermekle birlikte, söz konusu ürün pazarları açısından giriş engeli olarak ortaya çıkan
bazı unsurlar büyük önem taşımaktadır. Bu çerçevede marka gücü ve reklam
harcamaları, portföy gücü ve dağıtım kanalları gibi unsurların dosya konusu ürün
pazarları bakımından pazara giriş engeli özelliği gösterip göstermediği incelenmelidir. 520
Ülker markasının Türkiye çapında marka sıralamalarındaki konumu Ülker’in yüksek
marka gücüne sahip olduğunun bir göstergesidir. “impulse ürünler” açısından
markalaşma ve marka bilinirliğinin üst düzeyde tutulması büyük önem taşımaktadır.
Marka bilinirliğini yaratmak ise yüksek reklam ve pazarlama harcamalarını gerekli
kılmaktadır. Bu sektörde faaliyet gösteren firmalar değişik pazarlama ve satış
teknikleriyle tüketicilerin zihninde yer edinmeye çalışmaktadırlar. Pazara tüm ülke
çapında girmek isteyen girişimcilerin karşılaşacağı en büyük engel, tüketiciler
nezdinde marka bilinirliği çok yüksek ve yıllardan beri pazarda bulunan ürünlerin
arasına kendi çıkaracağı ürünleri konumlandırabilmek ve bu ürünlerin tüketiciler
tarafından kabul edilmesini sağlamaktır. Her ne kadar ilgili ürün pazarlarına yerel 530
bazda girişler mümkünse de, Türkiye çapında piyasaya Ülker’in üzerinde rekabetçi
baskı oluşturacak düzeyde etkin bir giriş yapılabilmesinin önündeki en büyük
engellerden biri, Ülker’in marka gücü ve yoğun reklam harcamalarıdır. Bu koşullar
pazara yeni girecek bir firmanın pazara etkin giriş yapabilmesi için yüksek reklam
giderlerine katlanmak durumunda olduğunu ortaya koymaktadır. Bu giderlerin batık
maliyet niteliğinde olduğu açıktır.
Tüketicinin belirli bir plan dahilinde değil alışveriş sırasında rafta görerek
düşünmeden satın aldığı ürünlerden oluşan “impulse ürünler” için son noktalarda
bulunurluk; satış sürecinin kesintisiz devamının sağlanması ve reklam 540
harcamalarından en üst düzey verimin alınabilmesi için büyük önem taşımaktadır. Bu
nedenlerden ötürü, pazarlarda ülke çapında faaliyet gösteren veya gösterecek
firmalar için sürekli değişen tüketici talebine adapte olabilecek bir üretim sisteminin
ve ürünlerin maksimum sayıda son noktaya ulaşmasını temin etmek amacı ile de
etkin ve geniş bir dağıtım ağının kurulması önemlidir.
Portföy gücü markalardan kaynaklanan toplam pazar gücünün, portföyü oluşturan
ayrı ayrı markaların pazar gücü toplamını aşması şeklinde tanımlanmaktadır.
Yeniden satıcılara geniş bir portföy sağlayabilmenin getireceği en önemli sonuçlar,
firmanın bu satıcılar karsısındaki pazarlık gücünü arttırması ve satış/pazarlama 550
faaliyetlerinde kapsam ekonomilerinden faydalanabilmesidir. Ülker’in atıştırmalık
ürünler, süt ve süt ürünleri, yağ, mutfak ürünleri, kahve gibi gıda ürünlerinin hemen
hemen bütün segmentlerinde reklam ve pazarlama aktiviteleriyle desteklediği belirli
bir marka bilinirliğine sahip ürünleri bulunmaktadır. Buna ek olarak Ülker Grubu
görece düşük gelirli tüketici grubuna hitap eden ikincil markalar(Halk) ile pazardaki
konumunu güçlendirmektedir. Bu sayede Ülker hem üst segmentte bulunan
markalarla rekabet etmekte hem de ekonomik segmentte yer alan markası Halk ile
de bu segmentteki rekabete ortak olmaktadır. Böylece pazarın değişik seviyelerindeki
tüketici talebini karşılayabilmekte ve toplam satışlarını artırmaktadır. Yukarıda sayılan
nedenlerle Ülker birçok perakendecinin değişik gıda segmentlerinde ve hatta değişik 560
08-66/1061-416
15
gelir segmentlerinde ihtiyaç duyabileceği ürünleri tek başına sağlayabilmektedir.
Böylece piyasaya yeni girecek firmaların, tüm ihtiyaçlarını tek bir dağıtıcından
almanın ekonomik kazanımlarının farkında olan perakendecilerle anlaşma yapmaları
zorlaşmaktadır.
Yukarıda ele alınan faktörler 2.6.2005 tarih ve 05-38/487-116 sayılı kararda, pazara
yeni girecek firmalar açısından birer giriş engeli olarak değerlendirilmiştir.
H.3.3.1.5. Pazarın Doygunluk Seviyesi
570
Teknolojik gelişmenin düşük düzeyde olduğu, yeni ürünlerin ve markaların pazara
sunulmadığı ve talebin genellikle sabit veya düşüşte olduğu pazarlar doygun pazarlar
olarak tanımlanmakta ve dikey anlaşmaların olumsuz etkilerinin dinamik pazarlara
göre bu tip doygun pazarlarda daha yüksek olacağı dikkate alınmaktadır. Dosya
konusu sözleşmelerden etkilenen pazarların gerek iç tüketim gerekse dış satım
yönüyle büyüme potansiyeli olan pazarlardır. Sözleşmeye konu ürünlerin bulunduğu
sektörlerde firmaların yeni ürünlerle tüketici gözünde diğer markalardan farklılaşma
çabalarına bağlı olarak, pazarın dinamik bir pazar olduğu ve pazarın bu özelliklerinin
hem sektördeki firmalar hem de tüketiciye yeni ve değişik ürün sunmak amacında
olan girişimciler açısından bir fırsat yaratabilecektir. 580
H.3.3.1.6. Ticaretin Seviyesi
Rekabet etmeme yükümlülüğü içeren dikey anlaşmaların, pazar gücüne sahip
teşebbüslerce, özellikle perakende seviyesindeki satış kanallarıyla yapıldığında
pazarın rakip teşebbüslere kapatılması gibi sonuçlar doğurduğu, anlaşmaya taraf
teşebbüsün pazar payını katılaştırdığı ve markalar arası rekabeti olumsuz yönde
etkilediği bilinmektedir.
Toptancı/Dağıtım seviyesinde bir yoğunlaşma bulunmadıkça rekabet etmeme 590
yükümlülüğü içeren dikey anlaşmaların perakende seviyesindeki anlaşmalara göre
daha az rekabet sorunu yarattığı söylenebilir. Distribütörlük/plasiyerlik anlaşmaları
Merkez ile toptancı seviyesinde faaliyet gösteren teşebbüsler arasında
imzalanmaktadır. Pazarın toptancı seviyesinde yapılan ve süresi toplamda 5 yılla
sınırlı olan ilgili sözleşmelerin dağıtım kanallarının rakip teşebbüslere kapanmasına
yol açmayacağı ve markalar arası rekabete etkisinin sınırlı düzeyde olacağı
kanaatine varılmıştır.
Bununla birlikte ÖSM’ler ile yapılan anlaşmalar perakende seviyesinde etkili
olmaktadır. ÖSM anlaşmalarında yer alan ürünlerin satışı, teşhiri ve prim sistemleri 600
ile ilgili düzenlemelerin olası etkilerinin ayrıca incelenmesi gerekmektedir.
H.3.3.1.7. Ürünün Niteliği
Dikey kısıtlamaların rekabet üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi özellikle nihai
ürünler açısından önem arz etmektedir. Eğer ürün heterojen ve görece daha ucuz ise
ve daha çok tek seferlik alımları gerektiriyorsa dikey kısıtlamaların ilgili ürünün yer
aldığı pazarlardaki rekabeti olumsuz etkilemesi daha olası kabul edilmektedir.
Sözleşme konusu ürünler ürün farklılaştırılmasına yönelik satış politikalarından
08-66/1061-416
16
kaynaklanan bir heterojen niteliğe sahip, görece ucuz ve sıklıkla tekrarlanan alımlar 610
gerektiren ürünlerdir.
Yukarıda yer verilen ölçütlerin tamamı bir arada değerlendirildiğinde inceleme konusu
distribütörlük/plasiyerlik anlaşmalarında yer alan rekabet etmeme yükümlülüklerinin
etkisini toptan/dağıtım seviyesinde gösterdiği, pazar kapama ihtimali çerçevesinde
anılan rekabet sınırlamalarının Ülker Grubu’nun büyük pazar gücüne rağmen mevcut
veya potansiyel rakiplerin toptan/dağıtım seviyesine erişebilmeleri üzerinde sınırlı bir
etki doğurmakta olduğu, toptancı seviyesindeki alıcılara getirilen bölge ve müşteri
münhasırlığı uygulamalarının da ilgili pazarların önemli bir bölümünde rekabeti
ortadan kaldıracak derecede bir etkisinin bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır. 620
Ancak diğer taraftan, Kurul’un 2.6.2005 tarih ve 05-38/487-116 sayılı önaraştırma
kararında da belirtildiği üzere, ÖSM sözleşmelerinde yer alan Ülker Grubu ürünlerinin
doğrudan rafa girmesine, teşhir alanlarının düzenlenmesine, prim ve indirim
sistemine ilişkin hükümlerin pazar kapama etkisine ve dolayısıyla ilgili pazarın önemli
bir bölümünde rekabetin sınırlanmasına yol açma riski bulunmaktadır.
İnceleme konusu ÖSM anlaşmasında yer alan “Mağazalarda Satılacak Merkez
Ürünleri” başlıklı 5. madde ÖSM’lere, çeşit primine hak kazanabilmeleri için, Merkez
tarafından dağıtılan yeni ürünlerin ya da rakipleri rafta bulunan ürünlerin doğrudan 630
listelenme zorunluluğu getirmekte olup 05-38/487-116 sayılı Kurul kararına konu bu
hüküm aynen korunmaktadır. Bahse konu kararda konuyla ilgili olarak şu tespitler
yapılmaktadır:
“Bağlama anlaşmaları (tying agreements) her ne kadar sınırları net bir sekilde
çizilemese de iktisadi açıdan, sağlayıcı konumundaki teşebbüsün bir mal veya
hizmetin satımını, alıcının ayrı bir ürünü de alması koşuluna bağladığı anlaşmalar
şeklinde tanımlanmaktadır. Bağlama anlaşmalarının genel tanımı, satın alma
sürecinde iki ürünün birbirine bağlanmasını şart koşmakla beraber, ticari hayatta
müşterilerin bağlı ürünü de satın almak zorunda kaldıkları yükümlülükler farklı
ağırlıklarda karsımıza çıkmaktadır. Bunların basında, tüm ürün çeşitlerinin alıcı 640
tarafından satın alınması koşuluna bağlı anlaşmalar gelmektedir. Sözleşmede yer
alan, yeni çıkan ve rakip muadillerinin satısının gerçekleştiği Ülker ürünlerinin de
satımının yapılma yükümlülüğü, tüm ürün çeşitlerinin ÖSM tarafından satın alınması
koşulu kapsamında bağlama anlaşması olarak değerlendirilebilecek türden bir
sınırlamadır.”
Bu çerçevede listeleme zorunluluğu uygulaması, talebi düşük ürünlerin de portföy
gücüne dayalı olarak pazarda yer almasını sağladığı gibi bazı segmentlerde Ülker
Grubu ürünler yerine başkaca rakip ürünlere yer vermeyi tercih etmek isteyebilecek
ÖSM’leri engellemektedir. 650
Diğer yandan, ÖSM’ler, Merkez Pazarlama ürünlerinin satışından elde ettiği ciro
primini alabilmek için anlaşmada yer alan tüm hükümlere uymak zorundadır. Buna
Merkez ürünlerinin doğrudan listelenmesi ile ilgili hükümler de dahildir. Bu durum,
listeleme zorunluluğunun prim ve raf uygulamalarıyla iç içe geçmiş olduğunu
göstermektedir. Söz konusu üç farklı uygulama birbirini tamamlayan bir görünüm arz
etmektedir.
08-66/1061-416
17
İnceleme konusu ÖSM anlaşmasının “Teşhir Alanları” başlıklı 6. maddesi Merkez
tarafından dağıtılan yeni ürünlerin ya da rakipleri rafta bulunan Merkez ürünlerinin 660
doğrudan rafa konması zorunluluğu getirmekte olup 05-38/487-116 sayılı Kurul
kararına konu olan biçiminde pazar paylarına dayalı olarak getirilen teşhir
zorunluluğu mevcut durumda “asgari her ürün kategorisine göre Merkez’in en güçlü
rakibi olan firmanın muadil ürünlerine verdiği raf yeri” ölçütüne bağlanmıştır.
Teşhir alanlarına ilişkin bu düzenleme, Ülker Grubu’nun bisküvi, kek, çikolata,
çikolata kaplamalı ürünler ve margarin gibi önemli ölçüde pazar gücüne sahip olduğu
pazar segmentlerindeki bu gücünün ekonomik etkinlik ve üstün iş yetenekleriyle değil
pazar gücüne dayanan yollarla rakiplere karşı korunması ve geliştirilmesine hizmet
eder niteliktedir. Öyle ki, rakip teşebbüslerin ürünlerine olan talep artsa dahi Ülker 670
Grubu ürünlerinin raftaki oranları hiçbir zaman pazar liderinden az olmayacaktır. Bu
durum ise rakiplerin performansları arttıkça raflarda daha fazla görünmelerine yönelik
olanakları fiilen ortadan kaldırmaktadır. Örneğin kek pazarında yaklaşık %(…) pazar
payına sahip olan Ülker Grubu’nun en büyük rakibi yaklaşık %(…) pazar payı ile
Eti’dir. Bu hüküm uyarınca Ülker rafta en büyük rakibi olan Eti’nin %(…) pazar payını
garantilemiş olmaktadır. Diğer rakipler için rafta kalan pay ise %(…)’dir. Eti’nin
performansına bağlı olarak pazar payını artırması Ülker’in herhangi bir satış artırıcı
çaba içine girmeksizin de pazar payını artırmasına neden olacak öyleki rafın sadece
bu iki firma tarafından kapsanmasına yol açabilecektir (Eti’nin pazar payı %(…)
olduğunda diğer küçük rakipler raflara giremeyeceklerdir). Dolayısıyla anılan hüküm 680
esas olarak küçük üreticileri olumsuz etkileyecek ve rafların iki teşebbüs arasında
paylaşılmasına neden olabilecektir.
İnceleme konusu ÖSM anlaşmasının “Iskontolar” başlıklı 7. ve “Prim Sistemi” başlıklı
8. maddeleri, yukarıdaki raf ve listeleme uygulamalarıyla bütünlük içinde bir indirim
sistemi öngörmektedir. 05-38/487-116 sayılı kararda konuyla ilgili aşağıda yer alan
tespitler yapılmıştır:
“ÖSM sözleşmesinde yer alan indirim sistemi incelendiğinde söz konusu sistemin
hedef indirimi niteliğine sahip olduğu görülmektedir. Uygulamada [anlaşmalar] 690
rekabet etmeme yükümlülüğü içermemesine rağmen hedef indirimi yoluyla da dolaylı
rekabet etmeme yükümlülüğünün tesis edilmesi mümkündür. Hedeflenen indirimin
verilmesinin sözleşmenin diğer hükümlerine ve aynı zamanda yukarıda açıklanan
teşhir alanı hükmüne uyulmasına bağlı olması da, fiili ya da dolaylı rekabet etmeme
yükümlülüğünü kuvvetlendiren bir unsurdur.”
İndirim oranlarını gösterir tablo ÖSM anlaşmalarına ek olarak düzenlenen “Merkez
Gıda - ÖSM Anlaşması 2008” başlıklı belgede yer almaktadır. 05-38/487-116 sayılı
karara paralel olarak inceleme konusu anlaşma maddesi ve bahse konu belgede yer
verilen tablo birlikte değerlendirildiğinde sözleşmeyle getirilen uygulamanın rekabet 700
etmeme yükümlülüğüne benzer etkiler doğurabilecek potansiyele sahip olduğu
kanaatine varılmıştır.
Anılan belgede yer alan tablo incelendiğinde ÖSM’lere dört farklı indirim uygulandığı
görülmektedir. Bunlardan ilki “Fatura Altı” indirim olup herhangi bir şarta
bağlanmaksızın ÖSM’lerin KDV öncesi toplam Merkez ürünleri alım miktarına,
belirtilen oranda indirim yapılması suretiyle uygulanan bir indirim biçimidir.
08-66/1061-416
18
İkinci tür indirim “Çeşit Primi” indirimidir. Bu uygulama çerçevesinde, ÖSM
noktalarının metrekareleri ve ciroları dikkate alınarak objektif kriterler çerçevesinde 710
bulundurmaları gereken ürünler tespit edilmekte ve ÖSM’lere ürün çeşit listesi ile
bildirilmektedir. Ürün çeşit listesi, ürünlerin kategorilerine göre ayrıldığı bir listedir.
ÖSM’lerin çeşit priminden faydalanabilmeleri için ürün çeşit listesinde bulunan tüm
Merkez ürünlerini mağazalarında satışa sunmaları gerekmektedir. Buna ek olarak,
ÖSM’ler hangi gerekçeyle olursa olsun listede yer alan herhangi bir Merkez ürününün
rakip eşdeğerinin satışını mağazalarında durdurmaları halinde Merkez ürünlerini de
liste dışı tutabilmekte fakat herhangi bir Merkez ürününün rakip eşdeğerini satmaya
başlamaları durumunda, ÖSM’lerin çeşit priminden yararlanmaya devam edebilmeleri
için, liste dışı bırakılan ilgili Merkez ürününü de raflarında bulundurmaları
gerekmektedir. ÖSM’ler listede belirtilen tüm kategorilerdeki ürünleri 720
bulundurduklarında ise toplam ciroları üzerinden ilave %(…) çeşit primine hak
kazanmaktadırlar.
Üçüncü indirim türü “Sabit Teşhir & Aktivite” indirimidir. ÖSM, kullanım hakkını bir
bedel karşılığında Merkez ürünlerine kiraladığı ek teşhir yerleri ile ilgili olarak toplam
ciroları üzerinden oranı önceden belirlenen bir indirime hak kazanmaktadır.
Dördüncü indirim türü ise “3 Aylık” ve “yıllık” performans indirimleridir. 3 Aylık
performans primi, sene başında belirlenmiş 3 aylık hedef ciro miktarlarına ulaşılması
durumunda kategori bazında öngörülen bir indirimdir. Yıllık performans primi ise, 730
sene başında bir araya gelen Merkez ve ÖSM yetkilileri o sene hedef indirimine konu
olacak ciro miktarını geçmiş senenin cirosunu da göz önüne alarak hedef ciro
biçiminde belirlemektedir. ÖSM’ler hedef ciroların %100’üne ulaştıklarında
performans primlerini almaya hak kazanmaktadırlar.
Bir teşebbüsün müşterilerine belirli bir dönem için saptanan satış hedefine ulaşmaları
durumunda uyguladığı indirime hedef indirimi adı verilmektedir. Bu indirimler yüksek
pazar gücüne sahip teşebbüsler tarafından uygulandığında dışlayıcı etkiler
doğurabilmektedir. Söz konusu indirimin hak edilmesi genellikle bir önceki yılın
satışlarında gerçekleşecek bir artışa bağlı olmakta ve bu durum alıcıyı hedef indirimi 740
uygulayan teşebbüsten yaptığı alımları her yıl arttırmaya teşvik etmektedir.
Yüksek pazar gücüne sahip teşebbüsler tarafından gerçekleştirilen hedef indirimi
uygulamaları genellikle teşebbüslerin pazar payını korumasını ya da arttırmasını
sağlamakta, pazarın rakiplere ya da pazara yeni girecek oyunculara kapanmasına
yol açabilmektedir. Ancak bu noktada hedef indirimi yoluyla fiili münhasırlık
olasılığının pazardaki kapsama alanı önem kazanmaktadır. Bu çerçevede ilk olarak
Merkez’in farklı satış kanallarında yapılan satışlarının değerlendirilmesi
gerekmektedir. Tablo 3’te Merkez’in 2007 yılı satışlarının kanallar bazında dağılımı
sunulmaktadır. 750
Tablo 3: Merkez Toplam Satışları içinde Alternatif Kanalların Ağırlığı
Kanal Miktar (%) YTL (%)
Zincir Market (….) (….)
Distribütör (….) (….)
08-66/1061-416
19
Plasiyer (….) (….)
Direkt Market2 (….) (….)
Diğer (Grup içi) (….) (….)
TOPLAM 100,0 100,0
Ülker Grubu’nun pazar gücü ve bu pazar gücünün inceleme konusu anlaşmalardaki
yansıması, pazarda fiilen sisteme dahil ÖSM sayısından ziyade anlaşmaların
pazardaki potansiyel kapsama alanı önem kazanmaktadır.
Muhtemel kapsama oranına Merkez açısından bakıldığında Merkez’in doğrudan ve
distribütörler vasıtasıyla ÖSM’ler ile anlaşma imzaladığı bilindiğinden Merkez
dağıtım/satış kanallarının %(…-…) gibi yüksek bir oranda ÖSM anlaşması içerme 760
potansiyeline sahip olduğu anlaşılmaktadır. Kapsama oranına perakende sektörü
açısından bakıldığında ÖSM statüsüne girmesi mümkün olan gıda perakende
noktalarının tüm gıda perakende sistemi içindeki yeri dikkate alınmalıdır.
İnceleme konusu ÖSM anlaşmalarına ek sirkülerde ÖSM statüsü SSM olarak
başlayan ve dört farklı Merkez cirosu düzeyine göre satış kapasitesiyle de orantılı
olarak büyüyen bir özellik göstermektedir. Hedef ciroya bağlı indirimler doğal olarak
satış kapasitesiyle de orantılı sonuç vermekte olduğundan küçük market türü satış
noktalarıyla büyük yerel zincir marketler arasındaki yelpazede bulunan tüm satış
noktaları potansiyel olarak ÖSM anlaşması imzalayabilecek konumdadır. Bu 770
bağlamda hedef indirimi uygulamasının pazarda önemli bir kapama etkisi yaratma
potansiyeli bulunmaktadır. 05-38/487-116 sayılı Kurul kararına konu ÖSM
anlaşmalarındaki hedef indirimi sistemiyle ilgili olarak:
“Atlas Pazarlama tarafından dağıtımı yapılan ürünlere ilişkin verilen indirim, tüm
ÖSM’ler için aynı oranda tespit edilmiştir. Diğer bir ifade ile her bir ÖSM’nin ihtiyacına
göre yapılandırılmış farklı farklı indirim sistemleri mevcut değildir. Bu yönüyle ilk
bakışta söz konusu sistemin alıcıların ihtiyacının önemli bir kısmının Ülker’den temin
edilmesine yönelik olarak düzenlendiğini söylemek zordur.“ ifadelerine yer verilmiştir.
780
Yukarıda yer verildiği üzere, Merkez’in inceleme konusu ÖSM anlaşmaları matbu
şekilde düzenlenmiş olup Ülker Grubu ekonomik bütünlüğünün iradesini
yansıtmaktadır. Dolayısıyla, inceleme konusu ÖSM anlaşmalarında düzenlenen
hedef indirimi sistemi Ülker Grubu şirketlerinin aynı tipteki ÖSM anlaşmalarında
düzenlenen indirim sistemiyle uyum içindedir. Merkez tarafından sunulan “ÖSM
Anlaşması 2008” başlıklı belgede ürün kategorilerinde yıllara göre ciro hedefleri
konulduğu görülmektedir. Yıllık ve üç aylık hedef cirolar ÖSM ve Merkez yetkililerinin
müzakereleri sonucunda kararlaştırılmaktadır. Belgeden 2008 yılına ait hedef
cirolarının 2007 yılında gerçekleşen cirolar esas alınarak belirlendiği ve yıllara göre
artan oranda olduğu anlaşılmaktadır. Bu çerçevede, Ülker Grubu’nun portföy gücü de 790
göz önüne alındığında, inceleme konusu ÖSM anlaşmalarında yer alan hedef indirimi
2 “Direkt Market” satışları Merkez’in ÖSM’lere distribütörü aracılıktan çıkararak kendi yaptığı satışları
kapsamaktadır.
08-66/1061-416
20
sisteminin hacim etkinliğine yönelik bir indirim olma niteliğini kaybederek ÖSM’leri
ihtiyaçlarının önemli bir bölümünü Merkez’den satın almaya zorlayacak bir sadakat
indirimi haline dönüşme olasılığı son derece yüksektir.
Diğer taraftan, inceleme konusu anlaşmalarda hedef indirimi olarak adlandırılabilecek
indirim türü dışında Merkez ürün portföyünün tamamını almaya teşvik eden (full line
forcing) türde bir indirim niteliği taşıyan çeşit primi de hedef indirimiyle birlikte birikimli
etki doğurarak fiili dışlamaya yol açabilecek bir niteliğe sahiptir.
800
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, ürün listeleme zorunluluğuna ve teşhir alanlarına
ilişkin düzenlemeler ve anılan prim/indirim sistemi bir bütün olarak
değerlendirildiğinde ÖSM anlaşmalarının rakiplerin dışlanmasına yol açabilecek
potansiyele sahip olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
H.3.3.2. Malların Üretim Veya Dağıtımı İle Hizmetlerin Sunulmasında Ekonomik
Veya Teknik Gelişmenin Sağlanması
Muafiyet değerlendirmesinde, üretim veya dağıtımda iyileşme ile ekonomik ve teknik
gelişme gibi yararlı etkilerden sadece işlemin taraflarının faydalanması değil, bu 810
gelişmelerin ekonomik etkinlik artışı yoluyla toplumsal refaha somut katkılarının
bulunması odak noktasını oluşturmaktadır. Üretim veya dağıtım maliyetlerinin
düşürülmesi, mal arzının artırılması ve devamlılığının sağlanması, piyasalara yeni
girişlerin kolaylaştırılması, kalitenin artırılması ve yeni ürünlerin ya da üretim
tekniklerinin bulunması gibi hallerde belirtilen somut faydanın ortaya çıktığı kabul
edilmektedir.
Sözleşme konusu ürünlerin çok sayıda satış noktasında tüketiciye ulaştırılması,
sektörde faaliyet gösteren tüm firmalar için büyük önem taşımaktadır. Reklam
harcamalarının yoğun olduğu sektörde, bu harcamalardan beklenen verimin 820
sağlanabilmesi için tüketicinin satış noktasında ürünle karşılaşması zorunludur.
Esasen tüketicinin alışveriş listesinde yer almayan ve “impulse buying” yoluyla satın
alınan söz konusu ürünler için bulunurluğun sağlanması tek başına yeterli
olmamakta, söz konusu ürünlerin teşhir yerlerinin nihai satış noktasındaki konumu da
önem kazanmaktadır. Ürünlerin kasa önünde ya da kasaya yakın stantlarda yer
alması tüketicinin ürünleri görerek satın alma kararı vermesi ile satın almayı
gerçekleştirmesi arasındaki süreyi kısaltarak satışların arttırılmasını sağlamaktadır.
Ülker Grubu’nun Merkez gibi pazarlama şirketleri yoluyla yürüttüğü distribütörlük
sistemi esasen büyük miktarlarda alım yapan sınırlı sayıda zincir market ve benzeri 830
noktalara yapılan satışlar için değil, sayıları oldukça yüksek ve daha küçük oranlarda
alım yapan satış noktalarına yapılan teslimatlar için kullanılmaktadır. Münhasır
distribütörlük sistemi ile sayıları yüksek miktarlarda olan bu satış noktalarında mal
arzının sürekliliği sağlanmakta, söz konusu ürünler için yapılan pazarlama ve reklam
harcamalarından verim alınabilmesi için gerekli temel unsur olan yüksek bulunurluk
oranlarının temin edilmesi kolaylaşmaktadır.
Öte yandan, tüm sağlayıcılar perakende satış noktalarında ürünlerinin yer almasını
sağlamak için distribütörleri aracılığıyla rekabet etmektedir. Söz konusu yükümlülük
distribütörlerin sağlayıcının reklam ve promosyon uygulamalarını sahaya birebir 840
yansıtmalarını sağlayacaktır. Distribütörlere getirilen rekabet etmeme yükümlülüğü ve
08-66/1061-416
21
münhasırlığa yönelik hükümler bunların emek ve faaliyetlerini kendi bölgesindeki
satış noktalarına ve tek markaya özgülemek suretiyle daha etkin bir dağıtım sistemi
oluşturmasına olanak tanırken markalar arası rekabetin artmasına katkı sağlamakta
ve diğer sağlayıcıların bu distribütörlere yapılan yatırımlardan yararlanması
(bedavacılık sorunu) engellenmektedir.
Buna ek olarak belirtmek gerekir ki, Merkez’in satışını yaptığı ürünler tüketici
tercihlerinin yakın takip edilmesini gerektiren ve belirli bir raf ömrü olan gıda
ürünleridir. Tüketicinin beklentilerine yönelik ürünler geliştirerek piyasa sunabilmek 850
için de sağlayıcıların nihai satış noktası ve distribütör kanalları üzerinden gelecek
sürekli bir veri akışına ihtiyaçları olmaktadır. Distribütör kendi bölgesindeki satış
noktalarına yoğunlaşarak firmaya tüketici tercihleri ile ilgili daha sağlıklı ve hızlı geri
bildirim ulaşmasını sağlarken nihai satış noktalarındaki ürünlerin raf ömrü ve saklama
koşullarının takibini daha kolay yapabilecek, stok yönetimini iyileştirecektir. Bu
durumda pazarlama, dağıtım ve reklam harcamalarının daha etkin bir biçimde
yapılmasını sağlarken ürün fiyatlarında bir azalmayı da beraberinde getirebilir.
Ancak bu değerlendirmeler hiç şüphesiz dağıtım kanallarında belirgin bir
yoğunlaşmanın bulunmadığı, alternatif kanalların benzer tipte anlaşmalarla aktif ya 860
da potansiyel rakiplere önemli ölçüde kapatılmadığı durumlarda geçerlidir. Şayet
toptan/dağıtım seviyesinde bir pazar kapama etkisi görülürse bu değerlendirmeler
geçersiz hale gelecektir. İnceleme konusu dosya bakımından bu kaygının henüz
bulunmadığı görülmektedir.
Perakende noktalarıyla yapılan anlaşmalarda önemli etkinlik artışları ancak ciddi
müşteriye özgü spesifik yatırımlar ve know-how aktarımları gibi yollarla sağlanabilir.
Bu bağlamda, perakende seviyesini ilgilendiren ÖSM anlaşmalarının yenilik yaratan
ve etkinlik arttırıcı özellikleri toptan/dağıtım seviyesine göre son derece sınırlı
olduğundan içerdikleri doğrudan ya da dolaylı rekabet sınırlamalarının muafiyet 870
koşullarını taşıma ihtimali de o derecede azalmaktadır.
H.3.3.3. Tüketicinin Yarar Sağlaması
Distribütörler/plasiyerler sayıları oldukça yüksek ve küçük ölçekli satış noktalarına
dağıtım yaptıklarından kendilerine atanan münhasır bölge ve müşteri grubuna
yoğunlaşarak ürünlerin tüketicilerin kolaylıkla erişebileceği nihai satış noktalarında
bulunmasını ve bu noktalarda mal arzının devamlılığını sağlamaktadır. Dağıtım
ağının etkinliği, tüketici tercihlerini en iyi şekilde yansıtan ürünlerin geliştirilmesinin ve
azalan pazarlama-dağıtım maliyetlerinin fiyatlara yansıtılmasıyla ürünlerin tüketicilere 880
daha düşük fiyatlarda sunulmasının önünü açabilecektir. Öte yandan nihai satış
noktalarındaki ürünlerin raf ömrü ve saklama koşulları distribütörler tarafından takip
edilmesi de tüketiciye hijyenik koşullarda kaliteli ürün sunulmasını kolaylaştıracaktır.
Bununla birlikte, yukarıda belirtildiği üzere, ÖSM anlaşmalarının etkinlik arttırıcı
özellikleri sınırlı bulunduğundan tüketiciye olan yansımaları da sınırlı kalacaktır.
H.3.3.4. Rekabetin Zorunlu Olandan Fazla Sınırlanmaması
4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (a) ve (b) bentlerindeki faydaların elde
edilebilmesi için rekabeti daha az sınırlayan bir yöntem mevcut ise, söz konusu 890
rekabet sınırlamalarına muafiyet tanınması mümkün değildir. Eğer, rekabet
08-66/1061-416
22
sınırlamaları önemli etkinlik artışlarıyla ya da objektif haklı gerekçelerle
dengelenemiyorsa söz konusu rekabet sınırlamalarının rekabeti gereğinden fazla
sınırladığı kabul edilir.
İnceleme konusu anlaşmalarda distribütörlere ve plasiyerlere münhasır dağıtım
yapacakları bölge ve müşteri gruplarının sınırları çizilmiş ve dağıtıcıların belirlenen
müşteri grubu dışına yapacağı aktif satışları kısıtlanmıştır. Sözleşmeler ile
distribütörlerin veya plasiyerlerin pasif satışlarını kısıtlayabilecek bir hüküm
getirilmemiştir. Bu yönüyle söz konusu hükümlerin rekabeti zorunlu olandan fazla 900
sınırlamadığı anlaşılmaktadır.
Anlaşmalardaki rekabet etmeme yükümlüklerinin 5 yılla sınırlı kalacağı belirtilmiştir.
Distribütörlere ve plasiyerlere anlaşma süresince getirilen rekabet etmeme
yükümlüğünün rekabeti zorunlu olandan fazla sınırlamadığı kanaatine varılmıştır.
Ancak, Tek Elden Dağıtım Sözleşmesi’nin Cezai Şart başlıklı maddesi, sözleşmeye
taraf distribütörlere sözleşmenin feshinden sonra dahi rekabet yasağını ihlal etmeleri
halinde cezai şart öngörerek distribütörlere getirilen rekabet yasağının fiilen süresiz
olarak uygulanmasının önünü açmaktadır. 910
Bu tür sınırlamalar ancak haklı gerekçelere dayanan istisnai durumlarda ve kısa
süreler için getirildiğinde muafiyet koşullarının sağlanması ile mümkün olabilmektedir.
Nitekim 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesine göre bu tür bir sınırlama barındıran
anlaşmaların grup muafiyetinden yararlanabilmesi için söz konusu rekabet yasağı:
1- Anlaşma konusu mal ve hizmetlere rakip mal ve hizmetlere ilişkin olmalı,
2- Yalnızca anlaşma süresince alıcının faaliyetini sürdürdüğü tesis veya araziyi
kapsamalı, 920
3- Alıcıya devredilen know-how’ın korunması için zorunlu olmalı,
4- Süresi bir yılı aşmamalıdır.
Bu çerçevede inceleme konusu dikey anlaşmalarda sözleşmenin sona erdiği döneme
ilişkin olarak alıcılara getirilen süresiz ve orantısız rekabet yasağının rekabetin
zorunlu olandan fazla sınırlanması sonucuna yol açtığı görüldüğünden sözleşme
sonrasına ilişkin olarak getirilen rekabet yasağı hükmünün ilgili anlaşmalardan
çıkarılması gerekmektedir. 930
I. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre
A- 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine aykırılık taşıyan hükümler içermeleri
nedeniyle başvuru konusu tip sözleşme niteliğindeki Tek Elden Dağıtım
Sözleşmesi, Tüccar Plasiyer Bayilik Sözleşmesi ve ÖSM Sözleşmesi’ne Menfi
Tespit Belgesi verilemeyeceğine,
940
08-66/1061-416
23
B- Bununla birlikte “bisküvi”, “kek”, “çikolata”, “çikolata kaplamalı ürünler”, “krem
çikolata”, “margarin”, “ton balığı” pazarları bakımından;
1- Mevcut haliyle 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan koşulların
tamamını karşılamaması nedeniyle başvuru konusu Tek Elden Dağıtım
Sözleşmesi’ne bireysel muafiyet tanınamayacağına, anılan sözleşmenin 23.
maddesinde yer verilen ve sözleşmenin feshinden sonraki dönemde rekabet
yasağının ihlal edilmesi halinde distribütöre cezai şart öngören hükmün
sadece sözleşme süresi ile sınırlanacak şekilde düzenlemesine,
950
2- Mevcut haliyle 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan koşulların
tamamını karşılamaması nedeniyle başvuru konusu ÖSM Sözleşmesi’ne
bireysel muafiyet tanınamayacağına;
a. Eşdeğer rakipleri rafta bulunan Merkez Gıda Pazarlama San. ve Tic.
A.Ş. ürünlerinin doğrudan listelenmesi zorunluluğuna ilişkin hükmün,
b. Teşhir alanlarında Merkez Gıda Pazarlama San. ve Tic. A.Ş. ürünleri
için minimum en büyük rakibe ayrılan alan kadar yer verilmesi şartının,
c. Çeşit Primi’ne yönelik hükümlerin,
anılan sözleşmeden çıkarılması gerektiğine, 960
d. Hedef İndirimi sisteminin sadakat indirimi haline dönüşerek ilgili
ÖSM’leri ihtiyaçlarının önemli bir bölümünü Merkez Gıda Pazarlama
San. ve Tic. A.Ş.’den satın almaya zorlayacak biçimde değil, hacim
etkinliğine yönelik miktar indirimi şeklinde tüm ÖSM’ler için objektif ve
eşit şartlarda düzenlenmesine,
3- 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan şartların tamamını karşılaması
nedeniyle başvuru konusu Tüccar Plasiyer Bayilik Sözleşmesi’ne bireysel
muafiyet tanınmasına, 970
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy