Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2008-3-118 (Muafiyet)
Karar Sayısı : 08-66/1062-417
Karar Tarihi : 20.11.2008
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI 10
Üyeler :Tuncay SONGÖR, M. Sıraç ASLAN, Süreyya ÇAKIN, Mehmet
Akif ERSİN, Dr.Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE
B. RAPORTÖRLER:Tarkan ERDOĞAN, Hilmi BOLATOĞLU, Çağlar Deniz ATA,
Neyzar MENTEŞOĞLU, Erdem AKTEKİN, İmren SEYRANTEPE
C. BİLDİRİMDE
BULUNAN : Rekor Gıda Pazarlama Sanayi ve Ticaret A.Ş.
D. TARAFLAR : Rekor Gıda Pazarlama Sanayi ve Ticaret A.Ş. 20
Ramazanoğlu Mah. Mahmut Bayram Cad. No:88
Kurtköy Pendik / İstanbul
Distribütörler, Özel Statülü Müşteriler (ÖSM)
E. DOSYA KONUSU: Rekor Gıda Pazarlama San. ve Tic. A.Ş. ile distribütörleri
arasında yapılacak tip sözleşme niteliğindeki münhasır distribütörlük
sözleşmelesine ve ÖSM kategorisindeki nihai satış noktalarıyla yapılacak tip
sözleşme niteliğindeki sözleşmelere bireysel muafiyet tanınması talebi.
30
F. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 27.6.2008 tarih ve 4077 sayı ile giren ve
en son 10.9.2008 tarih ve 4529 sayı ile eksiklikleri tamamlanan bildirim üzerine, 4054
sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. ve 5. maddeleri ile 2002/2 sayılı
“Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği”nin ilgili hükümleri uyarınca yapılan
inceleme sonucu düzenlenen 12.11.2008 tarih ve 2008-3-118/MM-08-TE sayılı Menfi
Tespit/Muafiyet Ön İnceleme Raporu, 12.11.2008 tarih ve REK.0.07.00.00-130/247
sayılı Başkanlık Önergesi ile 08-66 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara
bağlanmıştır.
G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili Rapor'da; 40
1. 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine aykırılık taşıyan hükümler içermeleri
nedeniyle başvuru konusu Tek Elden Dağıtım Sözleşmesi ve ÖSM Sözleşmesi’ne
Menfi Tespit Belgesi verilemeyeceği,
2. Mevcut haliyle 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan koşulların tamamını
karşılamaması nedeniyle başvuru konusu Tek Elden Dağıtım Sözleşmesi’ne
bireysel muafiyet tanınamayacağı, anılan sözleşmenin 23. maddesinde yer
verilen ve sözleşmenin feshinden sonraki dönemde rekabet yasağının ihlal
08-66/1062-417
2
edilmesi halinde distribütöre cezai şart öngören hükmün sadece sözleşme süresi
ile sınırlanacak şekilde düzenlemesinin gerekli olduğu, 50
3. Mevcut haliyle 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan koşulların tamamını
karşılamaması nedeniyle başvuru konusu ÖSM Sözleşmesi’ne bireysel muafiyet
tanınamayacağı;
a. Eşdeğer rakipleri rafta bulunan Rekor ürünlerinin doğrudan listelenmesi
zorunluluğuna ilişkin hükmün,
b. Teşhir alanlarında Rekor ürünleri için minimum en büyük rakibe ayrılan alan
kadar yer verilmesi şartının,
c. Çeşit Primi’ne yönelik hükümlerin,
anılan sözleşmeden çıkarılması gerektiği, 60
d. Hedef İndirimi sisteminin sadakat indirimi haline dönüşerek ilgili ÖSM’leri
ihtiyaçlarının önemli bir bölümünü Rekor’den satın almaya zorlayacak biçimde
değil hacim etkinliğine yönelik miktar indirimi şeklinde tüm ÖSM’ler için objektif
ve eşit şartlarda düzenlenmesi gerektiği,
sonuç ve kanaatine ulaşıldığı ifade edilmiştir.
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
70
H.1. Taraflar
H.1.1. Rekor Gıda Pazarlama Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Rekor)
1999 yılında kurulan Rekor’un faaliyet alanını, Ülker grubunun alt markası
konumundaki Halk markasıyla üretilen bisküvi, kek, çikolata, krem çikolata, çikolata
kaplamalı ürünler, margarin, sıvı yağ, süt, hazır çorba, bulyon, yemek harçları, meyve
suyu, bakliyat, toz puding, toz içeceklerin ve Dardanel tarafından Dardanel markası
altında üretilen ton balığı ve mısır konservelerinin Türkiye sınırları içinde doğrudan ve
diğer satış kanalları aracılığı ile satış ve dağıtımı oluşturmaktadır. Rekor, Yıldız 80
Holding A.Ş. ve/veya ortaklarının hissedar olduğu Ülker Grubu şirketlerinden biridir.
Ülker Grubu, özellikle gıda sektöründe, en geniş dağıtım ağlarından birine ve yüksek
marka bilinirliğine sahip olup; bisküvi, kek, çikolata, çikolata kaplamalı ürünler,
margarin, sıvı ve endüstriyel yağlar, süt ve süt ürünleri, dondurma, gazlı ve gazsız
içecekler, meyve suları, çay, kahve, sakız, şekerleme gibi ürünlerle sektörde faaliyet
göstermektedir. Ülker Grubu, gıda sektöründen ayrı olarak, hijyenik ped, çocuk bezi
gibi çeşitli ürünlerle hızlı tüketim malları sektöründe, diğer muhtelif ürünlerle ise
ambalaj, finans, bilgi işlem, elektronik gibi sektörlerde faaliyet göstermektedir.
Satışını gerçekleştirdiği ürünler bakımından, Rekor son yıllarda faaliyet gösterdiği 90
pazarlarda önemli satış miktarlarına ulaşmış ve mevcut Ülker ağının da etkisiyle çok
sayıda nokta erişimine sahip firmalardan biri konumuna gelmiştir.
Rekor, Ülker tarafından üretilen Halk markalı bisküvi, kek, çikolata, krem çikolata,
çikolata kaplamalı ürünler, margarin, sıvı yağ, süt, hazır çorba, bulyon, yemek
harçları, meyve suyu, bakliyat, toz puding, toz içeceklerin ve Dardanel markasıyla
satılan ton balığı ve mısır konservelerinin satış, dağıtım ve pazarlamasını
yapmaktadır.
08-66/1062-417
3
Ülker Grubu’nun faaliyetleri arasında önemli yeri olan bisküvi, kek, çikolata, çikolata, 100
krem çikolata, çikolata kaplamalı ürünler iki öğün arasında atıştırmak amacıyla
tüketilen “macro snack” tabir edilen ürün kategorisindedir. Bu ürünler esasen
tüketicinin alışveriş listesinde yer almayan, “impulse buying” yoluyla satış noktasında
görüp aldığı ürünlerdir. Bu tür ürünler bakımından, ürünün tüketici için kolay
ulaşılabilir olması ve ürünün tüketici nezdinde sahip olduğu imaj-marka değeri
oldukça önemlidir. Bu nedenle, söz konusu pazarlarlarda güçlü dağıtım ağına ve
yoğun reklam kampanyaları düzenleme gücüne sahip olmak pazarda faaliyet
gösteren teşebbüsler için oldukça önemlidir.
Ülker Grubu süt ve süt ürünleri üretimine 1996 yılında başlamıştır. Ülker bu sektörde 110
başlıca Sütaş, Pınar, Sek, Danone, Dimes ve Yörsan firmaları ile rekabet halindedir.
Un, nişasta, toz tatlı ve pasta malzemeleri (puding, krem şanti, kakao vb.), hazır
çorba, ketçap, mayonez ve soslar ile yemeklerin lezzetini arttırmada kullanılan harç
ve bulyon tarzı ürünler genel olarak mutfak ürünleri olarak adlandırılmaktadır. Pazar
büyüklüğünün yaklaşık 150 milyon YTL olduğu hazır çorba pazarında, son yıllarda
adet bazında %8, değer bazında ise %25 büyüme gerçekleşmektedir. Hazır çorba
pazarında 2000 yılında üretime başlayan Ülker’in yanı sıra Knorr, Maggi ve Piyale
faaliyet göstermektedir. Ülker, Nestle ve Unilever’in baslıca firmalar arasında yer
aldığı bulyon pazarının büyüklüğü ise 2006 yılında 60 milyon YTL’ye ulaşmıştır ve
pazarın 2010’a kadar %50 büyümesi beklenmektedir. 120
Margarin, zeytinyağı sanayii ürünleri ve bitkisel sıvı yağlar ürün gruplarından oluşan
yağ sektöründe 1992 yılından bu yana faaliyet gösteren Ülker, sektörde Unilever,
Marsa, Trakya Birlik ve Orkide firmalarıyla rekabet etmektedir.
Rekor, ürünlerinin perakende satış noktalarına dağıtımını distribütörler vasıtasıyla
gerçekleştirmekte, bunun yanı sıra belirli nitelikleri sağlayan ve ÖSM adı verilen
perakende satış mağazalarına da ürün sağlamaktadır.
H.1.2. Distribütörler 130
Tek Elden Dağıtım Sözleşmesi’ne taraf olan Distribütörlerin faaliyet alanı, Rekor’dan
satın aldıkları ürünleri kendi satış teşkilatları aracılığıyla bölgeleri içindeki nihai satış
noktalarına ulaştırılmasından oluşmaktadır. Rekor’ın 119 distribütörü bulunmaktadır.
H.1.3. Özel Statülü Müşteri (ÖSM)
ÖSM’ler, Rekor tarafından belirlenmiş kriterleri sağlayan, zincir marketlere kıyasla
daha küçük ölçekli nihai satış noktalarıdır. ÖSM’ler ile Rekor arasında Özel Statülü
Müşteri Sözleşmesi imzalanmaktadır. Distribütör anlaşmaları aynı zamanda ÖSM ile 140
distribütör arasındaki ilişkiyi de düzenleyen sirkülerler içermektedir. Distribütörlerin
ÖSM’lerle yapılan anlaşmalarda Rekor tarafından sağlanan model/matbu ÖSM
sözleşmelerini kullandıkları bilinmektedir. Bu çerçevede, distribütörlerin Rekor’a ve
dolayısıyla Ülker Grubuna ekonomik olarak bağımlı bir konumda oldukları, ÖSM’lerle
kurulan ilişkileri fiilen Rekor adına yürüttükleri anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Rekabet
Hukuku çerçevesinde distribütörler ile ÖSM’ler arasında imzalanan ÖSM
sözleşmelerinde Rekor’un (Ülker Grubu’nun) sağlayıcı konumunda olduğu
değerlendirilmektedir. Bir başka deyişle, ÖSM sözleşmeleri, Borçlar Hukuk
08-66/1062-417
4
anlamındaki sözleşme çerçevesinden daha geniş anlamda olmak üzere Rekabet
Hukuku anlamında “anlaşma” olarak kabul edildiğinden taraflarının sırasıyla Rekor 150
(Ülker Grubu), Distribütör ve ÖSM’ler olduğu hususu dikkate alınmalıdır.
H.2. İlgili Pazar
H.2.1. İlgili Ürün Pazarı
İlgili Pazarın Tanımlanmasına İlişkin Kılavuz’da 1997/1 sayılı Tebliğ’e atıfta bulunarak
ilgili ürün pazarının tespitinde dikkate alınacak unsurlar belirtilmektedir. Buna göre
ürün pazarının tespitinde tüketicinin gözünde fiyatı, kullanım amaçları ve nitelikleri
bakımından aynı sayılan mal ve hizmetlerden oluşan pazar dikkate alınmakta, ayrıca 160
tespit edilen ve pazarı etkileyebilecek diğer unsurlar da değerlendirmeye
katılabilmektedir.
Bildirime konu sözleşmeler, Ülker Grubu tarafından Halk markası altında üretilen ve
tedarik edilen bisküvi, kek, çikolata, krem çikolata, çikolata kaplamalı ürünler,
margarin, sıvı yağ, süt, hazır çorba, bulyon, yemek harçları, meyve suyu, bakliyat, toz
puding, toz içeceklerin ve Dardanel markasıyla satılan ton balığı ve mısır
konservelerinin perakende noktalarına satılmak üzere distribütörlere, nihai
tüketicillere satılmak üzere ise ÖSM’lere satışını kapsamaktadır. Bu tespitten
hareketle dosya konusu inceleme bakımından ilgili ürün pazarları Kurul’un 2.6.2005 170
tarih 05-38/487-116 sayılı kararına paralel olarak, “bisküvi pazarı”, “kek pazarı”,
“çikolata pazarı”, “krem çikolata pazarı”,”çikolata kaplamalı ürünler pazarı”, “margarin
pazarı”, “sıvı yağ pazarı”, “süt pazarı”, “hazır çorba pazarı”, “meyve suyu pazarı”, “toz
içecek pazarı” olarak ve ayrıca “bulyon pazarı”, “yemek harçları pazarı”, ”toz puding
pazarı”, “ton balığı konservesi pazarı”, “bakliyat pazarı” ve “sebze konservesi pazarı”
olarak belirlenmiştir. Her ne kadar bakliyat pazarının mercimek, nohut, kuru fasulye
gibi alt pazarlara ayrılma imkânı olsa da, dosya kapsamındaki incelemeye etkisi
bulunmayacağından böyle bir ayrıma gidilmemiş, pazarın bakliyat pazarı olarak geniş
tanımlanması yeterli görülmüştür.
180
H.2.2. İlgili Coğrafi Pazar
Coğrafi pazar belirlenirken, özellikle ilgili mal ve hizmetlerin özellikleri ile tüketici
tercihleri bakımından giriş engellerinin, ilgili bölge ile komşu bölgeler arasında
teşebbüslerin pazar payları veya mal ve hizmetlerin fiyatları bakımından hissedilir bir
farklılığın olup olmadığı gibi unsurlar dikkate alınır.
İnceleme konusu ilgili ürün pazarında yer alan ürünler bakımından pazara giriş, arz
kaynaklarına ulaşma, üretim, dağıtım, pazarlama ve satış şartlarının bölgesel bir
farklılık göstermediği göz önüne alınarak ilgili coğrafi pazar Türkiye olarak 190
belirlenmiştir.
H.3.Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme
İnceleme konusu bildirim, Rekor ile distribütörler ve ÖSM’ler arasında akdedilen tip
sözleşmelere menfi tespit belgesi veya bireysel muafiyet verilmesi talebini
içermektedir. Tek Elden Dağıtım Sözleşmesi ile Rekor, distribütörlerini sözleşme
konusu ürünlerin belirlenen bölge içindeki zincir marketler hariç olmak üzere
08-66/1062-417
5
münhasıran belirlenmiş nihai satış noktalarına satış ve dağıtımı için
yetkilendirmektedir. ÖSM Sözleşmesi Rekor ile ÖSM arasındaki iş ilişkisini 200
düzenlemektedir. Anılan anlaşmalar 2002/2 sayılı Tebliğ anlamında birer dikey
anlaşmadır. Söz konusu sözleşmelerin süresi bir yıl olarak belirlenmiş, taraflardan
herhangi birinin yıl sonunda feshi ihbar etmemesi durumunda sözleşmelerin her
halükarda toplamda süresi 5 yılı aşmayacak şekilde kendiliğinden yenileneceği
hükme bağlanmıştır.
H.3.1. Menfi Tespit Değerlendirmesi
4054 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca bir anlaşmanın, kararın, eylemin veya
birleşme ve devralmanın Kanun’un 4, 6 ve 7. maddelerine aykırı olmaması 210
durumunda menfi tespit belgesi verilebilmektedir. Bu çerçevede öncellikle başvuru
konusu anlaşmaların 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine aykırılık taşıyıp
taşımadığının belirlenmesi gerekmektedir.
H.3.1.1. Tek Elden Dağıtım Sözleşmesi
Rekor ile distribütörleri arasında yapılacak olan Tek Elden Dağıtım Sözleşmesi ile
Rekor tarafından pazarlanan Ülker (Halk Markalı) ve Dardanel ürünlerinin,
distribütörler tarafından kendilerine tanınan münhasır bölge sınırları içerisindeki
münhasır müşteri gruplarına satış ve dağıtımının yapılmasına ilişkin şartlar 220
belirlenmektedir. Söz konusu anlaşma ile distribütöre, kurulması gereken depo
standartları, istihdam edilecek personelin sayısı ve nitelikleri, kullanılacak bilgi işlem
altyapısı, bulundurulacak stok miktarı gibi konulara ilişkin yükümlülükler getirilmekte,
aynı zamanda distribütörler kendilerine daha sonra iletilecek olan “çalışma
sirkülerlerine” uymakla yükümlü kılınmaktadırlar. Bu sirküler, distribütörün ÖSM’lere
ve yeniden satış yaptığı diğer teşebbüslere uygulayacağı prim ve ıskonto oranlarını
ve her türlü satış artıcı kampanya, promosyon, hediye ve reklam gibi aktivitelere
ilişkin uyulması gereken hükümleri içermektedir. Ayrıca Sirküler hem distribütöre
sağlayıcı teşebbüs tarafından uygulanacak indirimlere ilişkin bilgileri hem de
distribütörlerin ÖSM’lerine belirlenen sistemler içerisinde uygulayacakları indirimlere 230
ilişkin bilgileri kapsamaktadır.
Sözleşmenin 3. maddesinde;
“Distribütörün münhasıran faaliyet göstereceği sınırlar aşağıda belirtilmiştir. Bu
sınırlar belirlenirken nüfus yoğunluğu, müşterilerin hizmet verdiği piyasalar, bu
piyasalardaki takribi perakendeci market sayıları, rekabet şartları gibi kıstaslar
dikkate alınmıştır. Distribütör, Şirket tarafından belirlenen münhasıran Şirkete veya
3.şahsa tahsis edilmiş olan başka bir bölgede müşteri arayamaz, aktif satış yapamaz,
kendi bölgesi dışındaki müşterileri doğrudan hedefleyen reklam, tanıtım vs. yapamaz.
Şirket ile diğer distribütörler arasında yapılan sözleşmelerde diğer distribütörlere 240
tahsis edilmemiş bölgeler Şirketin münhasır bölgesi olarak kabul edilecektir. Bu
sınırlama Şirket tarafından tespit edilerek distribütöre bildirilecek, distribütör bölgesi
içindeki ve/veya dışındaki münhasır müşteri grubuna yapılacak satışları da kapsar.”
ifadesi yer almaktadır.
Sözleşmenin 4. maddesinde ise;
“Distribütörlük sınırları içindeki zincir marketler dışında kalan bakkal, kuruyemişçi,
benzin istasyonu, şirket tarafından belirlenen stratejik öneme haiz ÖSM’ler, yerinde
08-66/1062-417
6
tüketim noktaları (otel, askeri birlik, lokanta, çay bahçesi, kantin, vb.) gibi perakende
satış noktaları distribütörün müşteri grubudur. Zincir marketler ve sirkülerle 250
duyurulacak diğer müşteri grubu Şirket’in münhasır müşteri grubu olarak kabul
edilecektir. Şirkete ait olan münhasır müşteri grubuna yalnızca şirket tarafından
doğrudan ürün verilebileceği gibi Şirket’in tespit edeceği 3. kişilerce de ürün
verilebilir. Distribütör, kendi bölgesi içindeki veya dışındaki Şirket’e ya da Şirket’in
yetki verdiği 3. bir şahsa ait münhasır müşteri grubuna aktif satış yoluyla ürün
vermeyeceğini peşinen kabul ve taahhüt eder”
hükümlerine yer verilmiştir.
Bu hüküm ile Rekor distribütörlerine münhasır bölge ve müşteri grubu tahsis etmekte
ve distribütörlerinin kendilerine ayrılmış bölge dışındaki münhasır bölge ve müşteri 260
gruplarına yapacağı aktif satışları kısıtlamaktadır.
Sözleşmenin Rekabet Yasağı başlıklı 25. maddesinde;
“...Şartlar ne olursa olsun, koşullar ne gerektirirse gerektirsin distribütör ne doğrudan
ne de dolaylı olarak rakip ürün satamaz, rakip kuruluşlarla iş ilişkisinde bulunamaz,
rakip ürünlerin üreticisi veya dağıtıcısı ya da yeniden satıcısı konumundaki hiçbir
teşebbüsün bayiliğini, dağıtıcılığını, yeniden satıcılığını üstlenemez. Rakip ürünlere
ilişkin mal veya hizmet ticareti yapamaz, müşteri arayamaz, nakliyesini yapamaz ve
tanıtım dahil olmak üzere bu ürünlere ilişkin hiçbir faaliyet gösteremez...”
hükmü yer almaktadır. Bu madde ile Rekor’un distribütörlerine rekabet etmeme 270
yükümlülüğü getirilmiştir.
Sözleşme’nin Cezai Şart başlıklı bölümünde ise şu ifadelere yer verilmiştir:
“Distribütörün 3. madde ile kendisine tanınan bölgenin dışındaki münhasır bölge
ve/veya müşteri gruplarına aktif satış yapması, işbu sözleşmenin feshinden sonra
dahi, 24.[23] maddede düzenlenen şeffaflık ve gizlilik ilkesini, 25.[24] maddede
düzenlenen fikri hakları, 26.[25] maddede düzenlenen rekabet yasağını ihlal etmesi
veya sözleşmeyi haklı bir sebep olmaksızın fesh etmesi ya da sözleşmeyi ihlal
ederek Şirket’in sözleşmeyi haklı nedenle feshetmesine sebep olması halinde,
Şirket’e son bir yıllık brüt cironun %5’i kadar cezai şart ödemeyi kabul ve taahhüt 280
eder…”.
Bu madde incelendiğinde 25. madde ile distribütörlere getirilen rekabet etmeme
yükümlülüğünün sözleşmenin sona ermesinden sonra da yürürlükte kalacağı
anlaşılmaktadır. Sözleşmenin bitişinden sonraki dönem için getirilen rekabet yasağı
rakiplerin dağıtım kanallarına erişimini engelleyerek pazar kapama etkisine yol
açabilecek niteliğe sahiptir.
H.3.1.2. ÖSM Sözleşmesi
290
İnceleme konusu ÖSM sözleşmeleri, ÖSM’nin çalışma şartlarını, ÖSM’lerin
mağazalarında bulunduracağı ürünlerin listesini, bu ürünlerin teşhir edileceği
alanlarla ilgili düzenlemeleri ve ÖSM’lere uygulanacak indirim ve prim sisteminin
detaylarını içermektedir.
ÖSM sözleşmesinin 8. maddesinde:
“… ÖSM’nin prim sistemine dahil olarak prim alabilmesi için öncelikle işbu sözleşmeyi
imzalaması ve işbu sözleşme ve eklerindeki hükümlerin mağazalarında eksiksiz
08-66/1062-417
7
uygulaması şarttır… Prime esas ciro, KDV hariç ve iade düşülmüş tutar üzerinden
hesaplanacaktır…” 300
ifadesi yer almaktadır.
Kurul, Ülker Grubu ve/veya distribütörleri tarafından satış noktaları ile imzalanan
ÖSM sözleşmeleri nedeniyle ilgili pazarlarda rekabetin ihlal edildiği iddiasını
değerlendirmiş ve bu sözleşmelerde yer alan Ülker Aile Birliği uygulamasının rekabeti
kısıtlayıcı potansiyel etkilerinin varlığı nedeniyle ilgili daire tarafından izlenmesine
2.6.2005 tarih ve 05-38/487-116 sayı ile karar vermiştir. İlgili karara konu
uygulamalardan olan Ülker Aile Birliği uygulamasının 1.1.2008 tarihi itibarıyla
sonlandırıldığı dosya mevcudu bilgi ve belgeden anlaşılmıştır.
310
Bununla birlikte, inceleme konusu ÖSM sözleşmelerinde yukarıda belirtilen Kurul
kararında değinilen rekabet sınırlamalarının büyük oranda korunduğu da
anlaşılmaktadır.
Yeni çıkan ya da rakip eşdeğerleri satışa sunulan tüm Ülker Grubu ürünlerinin aynı
anda satışa sunulmasına ilişkin yükümlülük, tüm ürün çeşitlerinin ÖSM tarafından
satın alınması koşulu kapsamında bağlama uygulaması olarak değerlendirilebilecek
türden bir rekabet sınırlamasıdır. İnceleme konusu anlaşmaların ilgili Tebliğ kapsamı
dışına çıkması nedeniyle anılan sınırlamaların bireysel muafiyet çerçevesinde
incelenmesi gerekmektedir. 320
05-38/487-116 sayılı kararda rekabet etmeme yükümlülüğüne benzer etki
doğurabileceği kabul edilen uygulamalar, “Teşhir Alanları” başlığı altında düzenlenen
raf uygulaması ve ÖSM Sözleşmesi’nin 8. maddesinde yer alan ve anlaşmaya ek
sirkülerlerle düzenlenen Prim Sistemidir. Anılan karara konu anlaşma metninde raf
düzenlemelerinin pazar paylarına göre yapılması öngörülmüşken inceleme konusu
anlaşma metninde pazar payı ölçütünün kaldırıldığı, bunun yerine asgari olarak en
güçlü rakibin ürünlerine verilen yer kadar raf yeri verilmesi zorunlu tutulmaktadır.
Prim sistemi ise 05-38/487-116 sayılı karara konu anlaşma metninde yer alan
halinden farklı biçimde ancak benzer etkilere yol açmaya devam edebilecek şekilde 330
düzenlenmektedir.
05-38/487-116 sayılı Kurul kararında anlaşmaların süresinin beş yılla sınırlandırılmış
olması nedeniyle rekabet etmeme yükümlülüğüne benzer etkiler yaratabilecek anılan
uygulamaların 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında muafiyetten yararlandığı belirtilmiş
ise de inceleme konusu anlaşmaların ilgili Tebliğ kapsamı dışına çıkması nedeniyle
bu hükümlerin de bireysel muafiyet çerçevesinde incelenmesi gerekmektedir.
Yukarıda belirtilen doğrudan ya da dolaylı rekabet sınırlamaları nedeniyle başvuru
konusu sözleşmelere menfi tespit belgesi verilemeyeceği kanaatine varılmıştır. 340
H.3.2. 2002/2 Sayılı Tebliğe Göre Yapılan Değerlendirme
İnceleme konusu dikey anlaşmalar Halk markasıyla üretilen bisküvi, kek, krem
çikolata, çikolata kaplamalı ürünler, margarin, sıvı yağ, süt, hazır çorba, bulyon,
yemek harçları, meyve suyu, bakliyat, toz puding, toz içeceklerin ve Dardanel
markasıyla satılan ton balığı ve mısır konservelerinden oluşan Rekor ürün
portföyünün dağıtım ve yeniden satışını düzenlemektedir. Anılan anlaşmalar 2002/2
08-66/1062-417
8
sayılı Tebliğ’in kapsamı dışına çıkmalarına neden olacak türde ağır sınırlamalar
içermemektedir. Ne var ki, 2007/2 sayılı Rekabet Kurulu Tebliği ile 2002/2 sayılı 350
Tebliğ’de değişikliğe gidilmiş ve 2002/2 sayılı Tebliğ ile sağlanan muafiyetten ilgili
ürün pazarlarındaki pazar payı %40’ı aşmayan teşebbüslerin yararlanabileceği
hükmü eklenmiştir. Tablo 1’de Ülker grubunun dosya kapsamında olan ilgili ürün
pazarlarındaki pazar paylarına yer verilmiştir.
Tablo 1: Ülker Grubunun Pazar Payları
İlgili Ürün Pazarı 2005 2006 2007
2008 (Ocak -
Mayıs)
Bisküvi (…) (…) (…) (…)
Kek (…) (…) (…) (…)
Çikolata (…) (…) (…) (…)
Çikolata Kaplamalı
Ürünler (…) (…) (…) (…)
Krem Çikolata (…) (…) (…) (…)
Margarin (…) (…) (…) (…)
Sıvı yağ (…) (…) (…) (…)
Süt (…) (…) (…) (…)
Hazır Çorba (…) (…) (…) (…)
Bulyon (…) (…) (…) (…)
Yemek Harçları (…) (…) (…) (…)
Meyve Suyu (…) (…) (…) (…)
Toz Puding (…) (…) (…) (…)
Toz İçecek (…) (…) (…) (…)
Ton Balığı (…) (…) (…) (…)
Bakliyat (…) (…) (…) (…)
Sebze Konservesi (…) (…) (…) (…)
“Bakliyat Pazarı” ve “Sebze Konservesi Pazarı”na ilişkin pazar payı verilerine
ulaşılamamıştır. Dosya mevcudundan, bu pazarlarda Ülker Grubunun pazar payının
çok düşük seviyede olduğu anlaşılmıştır. 360
08-66/1062-417
9
Pazar payı eşiğinin aşılmadığı ve dolayısıyla 2002/2 sayılı Tebliğ ile sağlanan grup
muafiyetinin devam ettiği sıvı yağ, süt, hazır çorba, meyve suyu, toz içecek, bulyon
yemek harçları, toz puding, bakliyat ve sebze konservesi pazarları açısından
herhangi bir işlem yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
Tablo 1’den, Rekor’un satış ve dağıtımını yaptığı ürünlerden “bisküvi pazarı”, “kek
pazarı”, “çikolata pazarı”, “çikolata kaplamalı ürünler pazarı”, “margarin pazarı”, “ton
balığı konservesi pazarı” ve “krem çikolata pazar”larında yer alanlar bakımından
2002/2 Sayılı Tebliğ’de belirtilen pazar payı eşiği aşılmaktadır. Bu ürünler 2002/2 370
sayılı Tebliğ kapsamında değildir.
H.3.3. Bireysel Muafiyet Değerlendirmesi
Bu noktada, “bisküvi pazarı”, “kek pazarı”, “çikolata pazarı”, çikolata kaplamalı
ürünler pazarı”, “margarin pazarı”, “ton balığı konservesi pazarı” ve “krem çikolata
pazarı” bakımından grup muafiyetinden yararlanmadığı tespit edilen ilgili
anlaşmaların bireysel muafiyet koşullarını taşıyıp taşımadığı irdelenecektir.
İnceleme konusu anlaşmalara Kanun’un 5. maddesi uyarınca muafiyet tanınabilmesi 380
için aynı maddede bulunan dört koşulun bir arada sağlanması gerekmektedir. Bu dört
koşuldan ilk ikisi etkinlik artışlarını konu alırken son ikisi rekabetin önemli ölçüde
sınırlanmamasını konu almaktadır.
2002/2 sayılı Tebliğ’de getirilen pazar payı eşiğinin amacı pazar gücü yüksek
teşebbüslerin dikey anlaşmalarının muafiyet koşullarını sağladığı yolundaki
varsayıma son vermektir. Kanun’un 5. maddesinin (c) bendi bağlamında ilgili pazarın
önemli bir kısmında rekabetin ortadan kalkmaması şartının sağlanabilmesi ilgili
teşebbüsün pazar gücünü uygulayabilme yeteneğine sahip olmamasıyla mümkündür
390
H.3.3.1. İlgili Piyasanın Önemli Bir Bölümünde Rekabetin Ortadan Kalkmaması
İlgili pazarın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkması riski bulunup
bulunmadığının belirlenmesi amacıyla ilgili anlaşmaların grup muafiyeti kapsamından
çıkmasına neden olan yüksek pazar gücü karinesinin geçerliliğinin öncelikle test
edilmesi gerekmektedir. Pazar gücünün pazardaki yansımasının incelenmesi için
kullanılacak ölçütler, sağlayıcının pazardaki konumu, rakiplerin pazardaki konumu,
alıcının pazardaki konumu, pazara giriş engelleri, pazarın doygunluk düzeyi, ticaretin
seviyesi, ürün özellikleri olarak sıralanabilir.
400
H.3.3.1.1. Sağlayıcının Pazardaki Konumu
Sağlayıcının pazardaki konumu hakkında fikir sahibi olmak amacıyla ilk ele alınan
unsur sağlayıcının ilgili pazardaki pazar payıdır. Rekor, Ülker Grubu içerisinde yer
aldığından pazar payının hesaplanmasında Ülker’in ilgili ürün pazarlarındaki toplam
pazar paylarının dikkate alınması gerekmektedir.
Ülker Grubu’nun ÖSM sistemi ve Ülker Aile Birliği uygulaması ile ilgili olarak alınan
2.6.2005 tarih ve 05-38/487-116 sayılı Kurul kararında Ülker Grubu’nun “bisküvi”,
“çikolata” ve “çikolata kaplamalı ürünler” pazarlarında hakim durumda bulunduğu 410
08-66/1062-417
10
tespit edilmiştir. Tablo 2’de gösterilen güncel pazar payları da dikkate alındığında
anılan karardaki tespitin geçerliliğini koruduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Ülker
Grubu’nun kek, margarin ve krem çikolata pazarında da önemli bir pazar gücünü
elinde tuttuğu belirtilmelidir. Bu nedenle kek, margarin ve krem çikolata pazarları için
ayrıca bir hakim durumu analizi yapılmasına bu dosya çerçevesinde gerek yoktur.
Dardanel ise ton balığı konservesi pazarında yaklaşık %(…) pazar payına sahiptir ve
Dardanelin bu orandaki bir pazar payı önemli bir pazar gücüne sahip olduğuna
yönelik bir göstergedir.
Bu noktada ifade etmek gerekir ki, hakim durum kavramı ilgili pazarın önemli bir 420
bölümünde rekabetin ortadan kaldırılması kavramı ile eşdeğerde tutulmamalıdır.
Hakim durum bir tür pazar gücü ölçeklendirmesine dayandığından pazar gücünün
ilgili anlaşmalar çerçevesinde pazara yansımasının incelenmesi gereklidir. Pazardaki
rekabetin ortadan kaldırılıp kaldırılmadığı konusu pazardaki rekabetin ilgili
anlaşmalardan önceki ve sonraki düzeyinin tespitini içermektedir. Bu bağlamda,
Ülker Grubu’nun ilgili pazarlarda hakim durum seviyesinde ya da yüksek pazar gücü
seviyesinde ortaya çıkan konumu, inceleme konusu anlaşmaların içerdiği rekabet
sınırlamalarının pazardaki rekabeti olumsuz etkileme gücünü arttırmaktadır.
Rekor’un faaliyet gösterdiği ilgili ürün pazarlarında Ülker Grubu’nun ve rakiplerinin 430
pazar paylarına Tablo 2’de yer verilmiştir.
Tablo 2: Ülker Grubu ve Rakiplerinin Pazar Payları
Pazar Payları (%)
2008 İlgili Ürün
Pazarı Teşebbüs 2005 2006 2007 (Ocak-Mayıs)
Ülker Grubu (…) (…) (…) (…)
Eti (…) (…) (…) (…)
Saray (…) (…) (…) (…)
Bifa (…) (…) (…) (…)
Lezzet (…) (…) (…) (…)
Bisküvi
Diğer (…) (…) (…) (…)
Ülker Grubu (…) (…) (…) (…)
Eti (…) (…) (…) (…)
Saray (…) (…) (…) (…)
Uno (…) (…) (…) (…)
Kek
Bifa (…) (…) (…) (…)
08-66/1062-417
11
Diğer (…) (…) (…) (…)
Ülker Grubu (…) (…) (…) (…)
Eti (…) (…) (…) (…)
Nestle (…) (…) (…) (…)
Şölen (…) (…) (…) (…)
Kraft (…) (…) (…) (…)
Sagra (…) (…) (…) (…)
Mars (…) (…) (…) (…)
Saray (…) (…) (…) (…)
Ferrero (…) (…) (…) (…)
Misbis (…) (…) (…) (…)
Çikolata
Kaplamalı
Ürünler
Diğer (…) (…) (…) (…)
Ülker Grubu (…) (…) (…) (…)
Sagra (…) (…) (…) (…)
Nestle (…) (…) (…) (…)
Ferrero (…) (…) (…) (…)
Krem Çikolata
Diğer (…) (…) (…) (…)
Ülker Grubu (…) (…) (…) (…)
Nestle (…) (…) (…) (…)
Kraft (…) (…) (…) (…)
Eti (…) (…) (…) (…)
Sagra (…) (…) (…) (…)
Çikolata
Diğer (…) (…) (…) (…)
08-66/1062-417
12
Ülker Grubu (…) (…) (…) (…)
Unilever (…) (…) (…) (…)
Trakya Birlik (…) (…) (…) (…)
Turyağ (…) (…) (…) (…)
Tariş (…) (…) (…) (…)
Margarin
Diğer (…) (…) (…) (…)
H.3.3.1.2. Rakiplerin Pazardaki Konumu
İlgili pazarda mevcut rakipler ne kadar güçlü ise ve sayıca ne kadar çoksa, dikey
anlaşmaya taraf sağlayıcının veya alıcının ilgili pazarda kapama etkisi yaratması
ihtimali ve markalar arası rekabetin azalma riski o derece düşüktür. Tablo 2’de
görüldüğü üzere bisküvi pazarında, Ülker Grubu’nun en yakın rakibi olan Eti'nin pazar
payı Ülker Grubu’nun yarısı dolaylarında olup diğer rakipler görece çok düşük pazar 440
paylarında seyretmekte ve bu pazar payları istikrar kazanmış görünmektedir. Kek
pazarında her ne kadar Eti ile Ülker Grubu’nun pazar payları birbirine yakın bir seyir
izlemekte ise de diğer rakiplerin pazar payları görece çok düşük kalmaktadır.
Çikolata kaplamalı ürünler pazarında ise Ülker en yakın rakibinin yaklaşık on katı
pazar payına sahip bulunmakta, pazar Ülker dışında düşük pazar paylarına sahip çok
sayıda firmadan oluşmaktadır. Margarin pazarı ise yine Ülker’in pazar lideri olduğu
duopol benzeri bir yapı göstermektedir. Krem çikolata ve çikolata pazarlarında da
durum diğer pazarlardan farklı değildir. Bu pazarlarda da Ülker’in pazar payı en yakın
rakibinin yaklaşık 3 katıdır. Bu nedenle ilgili pazarlardaki göreli pazar payları markalar
arası rekabetin yoğunluğunun yeterli düzeyde olmadığına işaret etmektedir. 450
H.3.3.1.3. Alıcının Pazardaki Konumu
Dikey anlaşmalarda, alıcının ilgili ürün pazarındaki konumunun, pazarın yapısına
göre, etkin rekabete hem pozitif hem de negatif etkilerinin olabileceği bilinmektedir.
Güçlü bir sağlayıcı karşısında güçlü bir alıcının bulunması, sağlayıcının pazar
kapama etkisine neden olabilecek sınırlamalarını dikte ettirmesini zorlaştıracak, diğer
yandan dağıtım kanallarının açıklığı nedeniyle üst pazara başarılı yeni girişleri de
teşvik edecektir.
460
Mevcut durumda Ülker Grubu’nun ilgili pazarlarda dağıtım yaptığı üç kanal
bulunmaktadır. Bunlardan ilki Pasifik Tüketim Ürünleri Satış ve Ticaret A.Ş.
aracılığıyla ulusal zincir marketlere yapılan satışlardır. Diğer ikisi ise Rekor gibi
pazarlama şirketleri üzerinden distribütörler vasıtasıyla gerçekleştirilen satışlar ile
Rekor tarafından doğrudan doğruya ÖSM’lere yapılan satışlardır. Dağıtım
seviyesinde Rekor’un distribütörlerine benzer nitelikte faaliyet gösteren teşebbüslerin
sayılarının fazlalığı, bir yandan bu kanalda alım gücünün var olmadığına işaret
ederken diğer yandan da kanalın halen rekabete açık bulunduğunu göstermektedir.
Ulusal zincir marketler bakımından bu kanallarda önemli bir alım gücünün
08-66/1062-417
13
bulunduğunun söylenmesi mümkündür. ÖSM’ler bakımından ise ulusal zincir 470
marketler ölçüsünde bir alım gücünden bahsetmek olası değildir.
H.3.3.1.4. Pazara Giriş Engelleri
Pazar payları, pazarların yapısı ve teşebbüslerin konumları hakkında önemli bilgiler
vermekle birlikte, söz konusu ürün pazarları açısından giriş engeli olarak ortaya çıkan
bazı unsurlar büyük önem taşımaktadır. Bu çerçevede marka gücü ve reklam
harcamaları, portföy gücü ve dağıtım kanalları gibi unsurların dosya konusu ürün
pazarları bakımından pazara giriş engeli özelliği gösterip göstermediği incelenmelidir.
480
Ülker markasının Türkiye çapında marka sıralamalarındaki konumu Ülker’in yüksek
marka gücüne sahip olduğunun bir göstergesidir. Rekor‘un dağıtımını yaptığı Halk
markalı ürünler de Ülker’in bu yüksek marka gücünden faydalanmaktadır. “İmpulse
ürünler” açısından markalaşma ve marka bilinirliğinin üst düzeyde tutulması büyük
önem taşımaktadır. Marka bilinirliğini yaratmak ise yüksek reklam ve pazarlama
harcamalarını gerekli kılmaktadır. Bu sektörde faaliyet gösteren firmalar değişik
pazarlama ve satış teknikleriyle tüketicilerin zihninde yer edinmeye çalışmaktadırlar.
Pazara tüm ülke çapında girmek isteyen girişimcilerin karşılaşacağı en büyük engel,
tüketiciler nezdinde marka bilinirliği çok yüksek ve yıllardan beri pazarda bulunan
ürünlerin arasına kendi çıkaracağı ürünleri konumlandırabilmek ve bu ürünlerin 490
tüketiciler tarafından kabul edilmesini sağlamaktır. Her ne kadar ilgili ürün pazarlarına
yerel bazda girişler mümkünse de, Türkiye çapında piyasaya Ülker’in üzerinde
rekabetçi baskı oluşturacak düzeyde etkin bir giriş yapılabilmesinin önündeki en
büyük engellerden biri, Ülker’in marka gücü ve yoğun reklam harcamalarıdır. Bu
koşullar pazara yeni girecek bir firmanın pazara etkin giriş yapabilmesi için yüksek
reklam giderlerine katlanmak durumunda olduğunu ortaya koymaktadır. Bu giderlerin
batık maliyet niteliğinde olduğu açıktır.
Tüketicinin belirli bir plan dahilinde değil, alışveriş sırasında rafta görerek
düşünmeden satın aldığı ürünlerden oluşan “impulse ürünler” için son noktalarda 500
bulunurluk; satış sürecinin kesintisiz devamının sağlanması ve reklam
harcamalarından en üst düzey verimin alınabilmesi için büyük önem taşımaktadır. Bu
nedenlerden ötürü, pazarlarda ülke çapında faaliyet gösteren veya gösterecek
firmalar için sürekli değişen tüketici talebine adapte olabilecek bir üretim sisteminin
ve ürünlerin maksimum sayıda son noktaya ulaşmasını temin etmek amacı ile de
etkin ve geniş bir dağıtım ağının kurulması önemlidir.
Portföy gücü markalardan kaynaklanan toplam pazar gücünün, portföyü oluşturan
ayrı ayrı markaların pazar gücü toplamını aşması şeklinde tanımlanmaktadır.
Yeniden satıcılara geniş bir portföy sağlayabilmenin getireceği en önemli sonuçlar, 510
firmanın bu satıcılar karsısındaki pazarlık gücünü arttırması ve satış/pazarlama
faaliyetlerinde kapsam ekonomilerinden faydalanabilmesidir. Ülker’in atıştırmalık
ürünler, süt ve süt ürünleri, yağ, mutfak ürünleri, kahve gibi gıda ürünlerinin hemen
hemen bütün segmentlerinde reklam ve pazarlama aktiviteleriyle desteklediği belirli
bir marka bilinirliğine sahip ürünleri bulunmaktadır. Buna ek olarak Ülker Grubu
görece düşük gelirli tüketici grubuna hitap eden ikincil markalar(Halk) ile pazardaki
konumunu güçlendirmektedir. Bu sayede Ülker hem üst segmentte bulunan
markalarla rekabet etmekte hem de ekonomik segmentte yer alan markası Halk ile
de bu segmentteki rekabete ortak olmaktadır. Böylece pazarın değişik seviyelerindeki
08-66/1062-417
14
tüketici talebini karşılayabilmekte ve toplam satışlarını artırmaktadır. Yukarıda sayılan 520
nedenlerle Ülker birçok perakendecinin değişik gıda segmentlerinde ve hatta değişik
gelir segmentlerinde ihtiyaç duyabileceği ürünleri tek başına sağlayabilmektedir.
Böylece piyasaya yeni girecek firmaların, tüm ihtiyaçlarını tek bir dağıtıcından
almanın ekonomik kazanımlarının farkında olan perakendecilerle anlaşma yapmaları
zorlaşmaktadır.
Yukarıda ele alınan faktörler 2.6.2005 tarih ve 05-38/487-116 sayılı kararda, pazara
yeni girecek firmalar açısından birer giriş engeli olarak değerlendirilmiştir.
H.3.3.1.5. Pazarın Doygunluk Seviyesi 530
Teknolojik gelişmenin düşük düzeyde olduğu, yeni ürünlerin ve markaların pazara
sunulmadığı ve talebin genellikle sabit veya düşüşte olduğu pazarlar doygun pazarlar
olarak tanımlanmakta ve dikey anlaşmaların olumsuz etkilerinin dinamik pazarlara
göre bu tip doygun pazarlarda daha yüksek olacağı dikkate alınmaktadır. Dosya
konusu sözleşmelerden etkilenen pazarların gerek iç tüketim gerekse dış satım
yönüyle büyüme potansiyeli olan pazarlardır. Sözleşmeye konu ürünlerin bulunduğu
sektörlerde firmaların yeni ürünlerle tüketici gözünde diğer markalardan farklılaşma
çabalarına bağlı olarak, pazarın dinamik bir pazar olduğu ve pazarın bu özelliklerinin
hem sektördeki firmalar hem de tüketiciye yeni ve değişik ürün sunmak amacında 540
olan girişimciler açısından bir fırsat yaratabilecektir.
H.3.3.1.6. Ticaretin Seviyesi
Rekabet etmeme yükümlülüğü içeren dikey anlaşmaların, pazar gücüne sahip
teşebbüslerce, özellikle perakende seviyesindeki satış kanallarıyla yapıldığında
pazarın rakip teşebbüslere kapatılması gibi sonuçlar doğurduğu, anlaşmaya taraf
teşebbüsün pazar payını katılaştırdığı ve markalar arası rekabeti olumsuz yönde
etkilediği bilinmektedir.
550
Toptancı/Dağıtım seviyesinde bir yoğunlaşma bulunmadıkça rekabet etmeme
yükümlülüğü içeren dikey anlaşmaların perakende seviyesindeki anlaşmalara göre
daha az rekabet sorunu yarattığı söylenebilir. Distribütörlük anlaşmaları Rekor ile
toptancı seviyesinde faaliyet gösteren teşebbüsler arasında imzalanmaktadır.
Pazarın toptancı seviyesinde yapılan ve süresi toplamda 5 yılla sınırlı olan ilgili
sözleşmelerin dağıtım kanallarının rakip teşebbüslere kapanmasına yol açmayacağı
ve markalar arası rekabete etkisinin sınırlı düzeyde olacağı kanaatine varılmıştır.
Bununla birlikte ÖSM’ler ile yapılan anlaşmalar perakende seviyesinde etkili
olmaktadır. ÖSM anlaşmalarında yer alan ürünlerin satışı, teşhiri ve prim sistemleri 560
ile ilgili düzenlemelerin olası etkilerinin ayrıca incelenmesi gerekmektedir.
H.3.3.1.7. Ürünün Niteliği
Dikey kısıtlamaların rekabet üzerindeki etkilerinin değerlendirilmesi özellikle nihai
ürünler açısından önem arz etmektedir. Eğer ürün heterojen ve görece daha ucuz ise
ve daha çok tek seferlik alımları gerektiriyorsa dikey kısıtlamaların ilgili ürünün yer
aldığı pazarlardaki rekabeti olumsuz etkilemesi daha olası kabul edilmektedir.
Sözleşme konusu ürünler ürün farklılaştırılmasına yönelik satış politikalarından
08-66/1062-417
15
kaynaklanan bir heterojen niteliğe sahip, görece ucuz ve sıklıkla tekrarlanan alımlar 570
gerektiren ürünlerdir.
Yukarıda yer verilen ölçütlerin tamamı bir arada değerlendirildiğinde inceleme konusu
distribütörlük anlaşmalarında yer alan rekabet etmeme yükümlülüklerinin etkisini
toptan/dağıtım seviyesinde gösterdiği, pazar kapama ihtimali çerçevesinde anılan
rekabet sınırlamalarının Ülker Grubu’nun büyük pazar gücüne rağmen mevcut veya
potansiyel rakiplerin toptan/dağıtım seviyesine erişebilmeleri üzerinde sınırlı bir etki
doğurmakta olduğu, toptancı seviyesindeki alıcılara getirilen bölge ve müşteri
münhasırlığı uygulamalarının da ilgili pazarların önemli bir bölümünde rekabeti
ortadan kaldıracak derecede bir etkisinin bulunmadığı kanaatine ulaşılmıştır. 580
Ancak diğer taraftan, 2.6.2005 tarih ve 05-38/487-116 sayılı Kurul kararında da
belirtildiği üzere, ÖSM sözleşmelerinde yer alan Ülker Grubu ürünlerinin doğrudan
rafa girmesine, teşhir alanlarının düzenlenmesine, prim ve indirim sistemine ilişkin
hükümlerin pazar kapama etkisine ve dolayısıyla ilgili pazarın önemli bir bölümünde
rekabetin sınırlanmasına yol açma riski bulunmaktadır.
İnceleme konusu ÖSM anlaşmasında yer alan “Mağazalarda Satılacak Şirket
Ürünleri” başlıklı 5. madde Rekor tarafından dağıtılan yeni ürünlerin ya da rakipleri
rafta bulunan ürünlerin doğrudan listelenme zorunluluğu getirmekte olup 05-38/487-590
116 sayılı Kurul kararına konu bu hüküm aynen korunmaktadır. Bahse konu kararda
konuyla ilgili olarak şu tespitler yapılmıştır:
“Bağlama anlaşmaları (tying agreements) her ne kadar sınırları net bir sekilde
çizilemese de iktisadi açıdan, sağlayıcı konumundaki teşebbüsün bir mal veya
hizmetin satımını, alıcının ayrı bir ürünü de alması koşuluna bağladığı anlaşmalar
şeklinde tanımlanmaktadır. Bağlama anlaşmalarının genel tanımı, satın alma
sürecinde iki ürünün birbirine bağlanmasını şart koşmakla beraber, ticari hayatta
müşterilerin bağlı ürünü de satın almak zorunda kaldıkları yükümlülükler farklı
ağırlıklarda karsımıza çıkmaktadır. Bunların basında, tüm ürün çeşitlerinin alıcı
tarafından satın alınması koşuluna bağlı anlaşmalar gelmektedir. Sözleşmede yer 600
alan, yeni çıkan ve rakip muadillerinin satısının gerçekleştiği Ülker ürünlerinin de
satımının yapılma yükümlülüğü, tüm ürün çeşitlerinin ÖSM tarafından satın alınması
koşulu kapsamında bağlama anlaşması olarak değerlendirilebilecek türden bir
sınırlamadır.”
Bu çerçevede listeleme zorunluluğu uygulaması, talebi düşük ürünlerin de portföy
gücüne dayalı olarak pazarda yer almasını sağladığı gibi bazı segmentlerde Ülker
Grubu ürünler yerine başkaca rakip ürünlere yer vermeyi tercih etmek isteyebilecek
ÖSM’leri engellemektedir.
610
Diğer yandan, ÖSM’ler, Rekor Pazarlama ürünlerinin satışından elde ettiği ciro
primini alabilmek için anlaşmada yer alan tüm hükümlere uymak zorundadır. Buna
Rekor ürünlerinin doğrudan listelenmesi ile ilgili hükümler de dahildir. Bu durum,
listeleme zorunluluğunun prim ve raf uygulamalarıyla iç içe geçmiş olduğunu
göstermektedir. Söz konusu üç farklı uygulama birbirini tamamlayan bir görünüm arz
etmektedir.
İnceleme konusu ÖSM anlaşmasının “Teşhir Alanları” başlıklı 6. maddesi Rekor
tarafından dağıtılan yeni ürünlerin ya da rakipleri rafta bulunan Rekor ürünlerinin
08-66/1062-417
16
doğrudan rafa konması zorunluluğu getirmekte olup 05-38/487-116 sayılı Kurul 620
kararına konu olan biçiminde pazar paylarına dayalı olarak getirilen teşhir
zorunluluğu mevcut durumda “asgari her ürün kategorisine göre Rekor’un en güçlü
rakibi olan firmanın muadil ürünlerine verdiği raf yeri” ölçütüne bağlanmıştır.
Teşhir alanlarına ilişkin bu düzenleme, Ülker Grubu’nun bisküvi, kek, krem çikolata,
margarin ve çikolata kaplamalı ürünler gibi önemli ölçüde pazar gücüne sahip olduğu
pazar segmentlerindeki bu gücünün ekonomik etkinlik ve üstün iş yetenekleriyle değil
pazar gücüne dayanan yollarla rakiplere karşı korunması ve geliştirilmesine hizmet
eder niteliktedir. Öyle ki, rakip teşebbüslerin ürünlerine olan talep artsa dahi Ülker
Grubu ürünlerinin raftaki oranları hiçbir zaman pazar liderinden az olmayacaktır. Bu 630
durum ise rakiplerin performansları arttıkça raflarda daha fazla görünmelerine yönelik
olanakları fiilen ortadan kaldırmaktadır. Örneğin kek pazarında yaklaşık %(…) pazar
payına sahip olan Ülker Grubu’nun en büyük rakibi yaklaşık %(…) pazar payı ile
Eti’dir. Bu hüküm uyarınca Ülker rafta en büyük rakibi olan Eti’nin %(…) pazar payını
garantilemiş olmaktadır. Diğer rakipler için rafta kalan pay ise %(…)’dir. Eti’nin
performansına bağlı olarak pazar payını artırması Ülker’in herhangi bir satış artırıcı
çaba içine girmeksizin de pazar payını artırmasına neden olacak öyleki rafın sadece
bu iki firma tarafından kapsanmasına yol açabilecektir (Eti’nin pazar payı %(…)
olduğunda diğer küçük rakipler raflara giremeyeceklerdir). Dolayısıyla anılan hüküm
esas olarak küçük üreticileri olumsuz etkileyecek ve rafların iki teşebbüs arasında 640
paylaşılmasına neden olabilecektir.
İnceleme konusu ÖSM anlaşmasının “Iskontolar” başlıklı 7. ve “Prim Sistemi” başlıklı
8. maddeleri, yukarıdaki raf ve listeleme uygulamalarıyla bütünlük içinde bir indirim
sistemi öngörmektedir. 05-38/487-116 sayılı kararda konuyla ilgili aşağıda yer alan
tespitler yapılmıştır:
“ÖSM sözleşmesinde yer alan indirim sistemi incelendiğinde söz konusu sistemin
hedef indirimi niteliğine sahip olduğu görülmektedir. Uygulamada [anlaşmalar]
rekabet etmeme yükümlülüğü içermemesine rağmen hedef indirimi yoluyla da dolaylı
rekabet etmeme yükümlülüğünün tesis edilmesi mümkündür. Hedeflenen indirimin 650
verilmesinin sözleşmenin diğer hükümlerine ve aynı zamanda yukarıda açıklanan
teşhir alanı hükmüne uyulmasına bağlı olması da, fiili ya da dolaylı rekabet etmeme
yükümlülüğünü kuvvetlendiren bir unsurdur.”
Anlaşmalara ek olarak gönderilen çalışma sirkülerinde ÖSM’ler satışını yaptıkları
Ülker Grubu ürünlerinden elde ettikleri aylık cirolara göre gruplara ayrılmakta ve tüm
indirim oranları grup bazında belirlenmektedir. İnceleme konusu ÖSM anlaşması ve
bu anlaşmaya ek çalışma sirkülerinden ÖSM’lere dört farklı indirim uygulandığı
anlaşılmaktadır.
660
Bunlardan ilki “Fatura Altı” indirim olup herhangi bir şarta bağlanmaksızın ÖSM’lerin
KDV öncesi toplam Ülker Grubu ürünleri alım miktarına, belirtilen oranda indirim
yapılması suretiyle uygulanan bir indirim biçimidir.
İkinci tür indirim “Çeşit Primi” indirimidir. Her ne kadar 2008 çalışma sirkülerinde çeşit
primine ilişkin özel bir düzenlemeye rastlanmamışsa da ÖSM anlaşmasında yer alan
hüküm gereğince çeşit primi uygulamasının diğer Ülker Grubu şirketlerinin çeşit primi
uygulamalarına paralel biçimde yapılması mümkündür. ÖSM’lerin çeşit priminden
faydalanabilmeleri için ürün çeşit listesinde bulunan tüm Rekor ürünlerini
08-66/1062-417
17
mağazalarında satışa sunmaları gerekmektedir. Buna ek olarak, ÖSM’ler hangi 670
gerekçeyle olursa olsun listede yer alan herhangi bir Rekor ürününün rakip
eşdeğerinin satışını mağazalarında durdurmaları halinde Rekor ürünlerini de liste dışı
tutabilmekte fakat herhangi bir Rekor ürününün rakip eşdeğerini satmaya başlamaları
durumunda, ÖSM’lerin çeşit priminden yararlanmaya devam edebilmeleri için, liste
dışı bırakılan ilgili Rekor ürününü de raflarında bulundurmaları gerekmektedir.
Üçüncü indirim türü “Aktivite/Aksiyon” indirimidir. ÖSM, kullanım hakkını bir bedel
karşılığında Rekor ürünlerine kiraladığı ek teşhir yerlerine Rekor ürünleri dışında ürün
koymaması ve Rekor ürünlerini bu noktalarda kesintisiz teşhir etmesi halinde toplam
ciroları üzerinden miktarı önceden belirlenen bu indirime hak kazanmaktadır. 680
Dördüncü indirim türü ise “Aylık”, “3 Aylık” ve “Yıllık” hedef primidir. Bu indirimler,
sene başında belirlenmiş hedef ciro miktarlarına ulaşılması durumunda
uygulanmaktadır. Sene başında bir araya gelen Rekor ve ÖSM yetkilileri o sene
hedef indirimine konu olacak ciro miktarını geçmiş senenin cirosunu da göz önüne
alarak kategori bazında belirlemektedir. Daha sonra ise bu ciro miktarına karşılık
gelen ciro miktarları hesaplanmaktadır.
690
Hedef indirimi, bir teşebbüsün müşterilerine belirli bir dönem için saptanan satış
hedefine ulaşmaları durumunda uyguladığı indirimdir. Bu indirimler yüksek pazar
gücüne sahip teşebbüsler tarafından uygulandığında dışlayıcı etkiler
doğurabilmektedir. Söz konusu indirimin hak edilmesi genellikle bir önceki yılın
satışlarında gerçekleşecek bir artışa bağlı olmakta ve bu durum alıcıyı hedef indirimi
uygulayan teşebbüsten yaptığı alımları her yıl arttırmaya teşvik etmektedir.
Yüksek pazar gücüne sahip teşebbüsler tarafından gerçekleştirilen hedef indirimi
uygulamaları genellikle teşebbüslerin pazar payını korumasını ya da arttırmasını
sağlamakta, pazarın rakiplere ya da pazara yeni girecek oyunculara kapanmasına 700
yol açabilmektedir. Ancak bu noktada hedef indirimi yoluyla fiili münhasırlık
olasılığının pazardaki kapsama alanı önem kazanmaktadır. Bu çerçevede ilk olarak
Rekor’un farklı satış kanallarında yapılan satışlarının değerlendirilmesi
gerekmektedir. Tablo 3’te Rekor’un 2007 yılı satışlarının kanallar bazında dağılımı
sunulmaktadır.
Tablo 3: Rekor Toplam Satışları içinde Alternatif Kanalların Ağırlığı
Kanal Miktar (%) YTL (%)
Zincir Market (…) (…)
Distribütör (…) (…)
ÖSM (…) (…)
TOPLAM 100,0 100,0
Ülker Grubu’nun pazar gücü ve bu pazar gücünün inceleme konusu anlaşmalardaki
yansıması, pazarda fiilen sisteme dahil ÖSM sayısından ziyade anlaşmaların 710
pazardaki potansiyel kapsama alanı önem kazanmaktadır.
08-66/1062-417
18
Muhtemel kapsama oranına Rekor açısından bakıldığında Rekor’un doğrudan ve
distribütörler vasıtasıyla ÖSM’ler ile anlaşma imzaladığı bilindiğinden Rekor
dağıtım/satış kanallarının %(…-…) gibi yüksek bir oranda ÖSM anlaşması içerme
potansiyeline sahip olduğu anlaşılmaktadır. Kapsama oranına perakende sektörü
açısından bakıldığında ÖSM statüsüne girmesi mümkün olan gıda perakende
noktalarının tüm gıda perakende sistemi içindeki yeri dikkate alınmalıdır.
İnceleme konusu ÖSM anlaşmalarına ek sirkülerde ÖSM statüsü SSM olarak 720
başlayan ve dört farklı Rekor cirosu düzeyine göre satış kapasitesiyle de orantılı
olarak büyüyen bir özellik göstermektedir. Hedef ciroya bağlı indirimler doğal olarak
satış kapasitesiyle de orantılı sonuç verdiğinden küçük market türü satış noktalarıyla
büyük yerel zincir marketler arasındaki yelpazede bulunan tüm satış noktaları
potansiyel olarak ÖSM anlaşması imzalayabilecek konumdadır. Bu bağlamda hedef
indirimi uygulamasının pazarda önemli bir kapama etkisi yaratma potansiyeli
bulunmaktadır. 05-38/487-116 sayılı Kurul kararına konu ÖSM anlaşmalarındaki
hedef indirimi sistemiyle ilgili olarak:
“Rekor Pazarlama tarafından dağıtımı yapılan ürünlere ilişkin verilen indirim, tüm 730
ÖSM’ler için aynı oranda tespit edilmiştir. Diğer bir ifade ile her bir ÖSM’nin ihtiyacına
göre yapılandırılmış farklı farklı indirim sistemleri mevcut değildir. Bu yönüyle ilk
bakışta söz konusu sistemin alıcıların ihtiyacının önemli bir kısmının Ülker’den temin
edilmesine yönelik olarak düzenlendiğini söylemek zordur.“ ifadelerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verildiği üzere, Rekor’un inceleme konusu ÖSM anlaşmaları matbu
şekilde düzenlenmiş olup Ülker Grubu ekonomik bütünlüğünün iradesini
yansıtmaktadır. Dolayısıyla, inceleme konusu ÖSM anlaşmalarında düzenlenen
hedef indirimi sistemi Ülker Grubu şirketlerinin aynı tipteki ÖSM anlaşmalarında
düzenlenen indirim sistemiyle uyum içindedir. Bu nedenle Rekor’ın ÖSM anlaşması 740
eki olarak düzenlenen çalışma sirkülerine ek olarak Merkez Gıda Pazarlama A.Ş.
(Merkez) tarafından sunulan “ÖSM Anlaşması 2008” başlıklı belgede yer alan
düzenlemeler de göz önünde bulundurulmalıdır. Anılan belgede ürün kategorilerinde
yıllara göre ciro hedefleri konulduğu görülmektedir. Yıllık ve üç aylık hedef cirolar
ÖSM ve Merkez yetkililerinin müzakereleri sonucunda kararlaştırılmaktadır. Belgede
2008 yılına ait hedef cirolarının 2007 yılında gerçekleşen cirolar esas alınarak
belirlendiği ve yıllara göre artan oranda olduğu anlaşılmaktadır. Bu çerçevede, Ülker
Grubu’nun portföy gücü de dikkate alındığında, inceleme konusu ÖSM
anlaşmalarında yer alan hedef indirimi sisteminin hacim etkinliğine yönelik bir indirim
olma niteliğini kaybederek ÖSM’leri ihtiyaçlarının önemli bir bölümünü Rekor’dan 750
satın almaya zorlayacak bir sadakat indirimi haline dönüşme olasılığı son derece
yüksektir.
Diğer taraftan, inceleme konusu anlaşmalarda hedef indirimi olarak adlandırılabilecek
indirim türü dışında Rekor ürün portföyünün tamamını almaya teşvik eden (full line
forcing) türde bir indirim niteliği taşıyan çeşit primi de hedef indirimiyle birlikte birikimli
etki doğurarak fiili dışlamaya yol açabilecek bir niteliğe sahiptir.
Tüm bu açıklamalar çerçevesinde, ürün listeleme zorunluluğuna ve teşhir alanlarına
ilişkin düzenlemeler ve anılan prim/indirim sistemi bir bütün olarak 760
08-66/1062-417
19
değerlendirildiğinde ÖSM anlaşmalarının rakiplerin dışlanmasına yol açabilecek
potansiyele sahip olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
H.3.3.2. Malların Üretim Veya Dağıtımı İle Hizmetlerin Sunulmasında Ekonomik
Veya Teknik Gelişmenin Sağlanması
Muafiyet değerlendirmesinde, üretim veya dağıtımda iyileşme ile ekonomik ve teknik
gelişme gibi yararlı etkilerden sadece işlemin taraflarının faydalanması değil, bu
gelişmelerin ekonomik etkinlik artışı yoluyla toplumsal refaha somut katkılarının
bulunması odak noktasını oluşturmaktadır. Üretim veya dağıtım maliyetlerinin 770
düşürülmesi, mal arzının artırılması ve devamlılığının sağlanması, piyasalara yeni
girişlerin kolaylaştırılması, kalitenin artırılması ve yeni ürünlerin ya da üretim
tekniklerinin bulunması gibi hallerde belirtilen somut faydanın ortaya çıktığı kabul
edilmektedir.
Sözleşme konusu ürünlerin çok sayıda satış noktasında tüketiciye ulaştırılması,
sektörde faaliyet gösteren tüm firmalar için büyük önem taşımaktadır. Reklam
harcamalarının yoğun olduğu sektörde, bu harcamalardan beklenen verimin
sağlanabilmesi için tüketicinin satış noktasında ürünle karşılaşması zorunludur.
Esasen tüketicinin alışveriş listesinde yer almayan ve “impulse buying” yoluyla satın 780
alınan söz konusu ürünler için bulunurluğun sağlanması tek başına yeterli
olmamakta, söz konusu ürünlerin teşhir yerlerinin nihai satış noktasındaki konumu da
önem kazanmaktadır. Ürünlerin kasa önünde ya da kasaya yakın stantlarda yer
alması tüketicinin ürünleri görerek satın alma kararı vermesi ile satın almayı
gerçekleştirmesi arasındaki süreyi kısaltarak satışların arttırılmasını sağlamaktadır.
Ülker Grubu’nun Rekor gibi pazarlama şirketleri yoluyla yürüttüğü distribütörlük
sistemi esasen büyük miktarlarda alım yapan sınırlı sayıda zincir market ve benzeri
noktalara yapılan satışlar için değil, sayıları oldukça yüksek ve daha küçük oranlarda
alım yapan satış noktalarına yapılan teslimatlar için kullanılmaktadır. Münhasır 790
distribütörlük sistemi ile sayıları yüksek miktarlarda olan bu satış noktalarında mal
arzının sürekliliği sağlanmakta, söz konusu ürünler için yapılan pazarlama ve reklam
harcamalarından verim alınabilmesi için gerekli temel unsur olan yüksek bulunurluk
oranlarının temin edilmesi kolaylaşmaktadır.
Öte yandan, tüm sağlayıcılar perakende satış noktalarında ürünlerinin yer almasını
sağlamak için distribütörleri aracılığıyla rekabet etmektedir. Söz konusu yükümlülük
distribütörlerin sağlayıcının reklam ve promosyon uygulamalarını sahaya birebir
yansıtmalarını sağlayacaktır. Distribütörlere getirilen rekabet etmeme yükümlülüğü ve
münhasırlığa yönelik hükümler bunların emek ve faaliyetlerini kendi bölgesindeki 800
satış noktalarına ve tek markaya özgülemek suretiyle daha etkin bir dağıtım sistemi
oluşturmasına olanak tanırken markalar arası rekabetin artmasına katkı sağlamakta
ve diğer sağlayıcıların bu distribütörlere yapılan yatırımlardan yararlanması
(bedavacılık sorunu) engellenmektedir.
Buna ek olarak belirtmek gerekir ki, Rekor’un satışını yaptığı ürünler tüketici
tercihlerinin yakın takip edilmesini gerektiren ve belirli bir raf ömrü olan gıda
ürünleridir. Tüketicinin beklentilerine yönelik ürünler geliştirerek piyasa sunabilmek
için de sağlayıcıların nihai satış noktası ve distribütör kanalları üzerinden gelecek
sürekli bir veri akışına ihtiyaçları olmaktadır. Distribütör kendi bölgesindeki satış 810
08-66/1062-417
20
noktalarına yoğunlaşarak firmaya tüketici tercihleri ile ilgili daha sağlıklı ve hızlı geri
bildirim ulaşmasını sağlarken nihai satış noktalarındaki ürünlerin raf ömrü ve saklama
koşullarının takibini daha kolay yapabilecek, stok yönetimini iyileştirecektir. Bu
durumda pazarlama, dağıtım ve reklam harcamalarının daha etkin bir biçimde
yapılmasını sağlarken ürün fiyatlarında bir azalmayı da beraberinde getirebilir.
Ancak bu değerlendirmeler hiç şüphesiz dağıtım kanallarında belirgin bir
yoğunlaşmanın bulunmadığı, alternatif kanalların benzer tipte anlaşmalarla aktif ya
da potansiyel rakiplere önemli ölçüde kapatılmadığı durumlarda geçerlidir. Şayet
toptan/dağıtım seviyesinde bir pazar kapama etkisi görülürse bu değerlendirmeler 820
geçersiz hale gelecektir. İnceleme konusu dosya bakımından bu kaygının henüz
bulunmadığı görülmektedir.
Perakende noktalarıyla yapılan anlaşmalarda önemli etkinlik artışları ancak ciddi
müşteriye özgü spesifik yatırımlar ve know-how aktarımları gibi yollarla sağlanabilir.
Bu bağlamda, perakende seviyesini ilgilendiren ÖSM anlaşmalarının yenilik yaratan
ve etkinlik arttırıcı özellikleri toptan/dağıtım seviyesine göre son derece sınırlı
olduğundan içerdikleri doğrudan ya da dolaylı rekabet sınırlamalarının muafiyet
koşullarını taşıma ihtimali de o derecede azalmaktadır.
830
H.3.3.3. Tüketicinin Yarar Sağlaması
Distribütörler sayıları oldukça yüksek ve küçük ölçekli satış noktalarına dağıtım
yaptıklarından kendilerine atanan münhasır bölge ve müşteri grubuna yoğunlaşarak
ürünlerin tüketicilerin kolaylıkla erişebileceği nihai satış noktalarında bulunmasını ve
bu noktalarda mal arzının devamlılığını sağlamaktadır. Dağıtım ağının etkinliği,
tüketici tercihlerini en iyi şekilde yansıtan ürünlerin geliştirilmesinin ve azalan
pazarlama-dağıtım maliyetlerinin fiyatlara yansıtılmasıyla ürünlerin tüketicilere daha
düşük fiyatlarda sunulmasının önünü açabilecektir. Öte yandan nihai satış
noktalarındaki ürünlerin raf ömrü ve saklama koşulları distribütörler tarafından takip 840
edilmesi de tüketiciye hijyenik koşullarda kaliteli ürün sunulmasını kolaylaştıracaktır.
Bununla birlikte, yukarıda belirtildiği üzere, ÖSM anlaşmalarının etkinlik arttırıcı
özellikleri sınırlı bulunduğundan tüketiciye olan yansımaları da sınırlı kalacaktır.
H.3.3.4. Rekabetin Zorunlu Olandan Fazla Sınırlanmaması
4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (a) ve (b) bentlerindeki faydaların elde
edilebilmesi için rekabeti daha az sınırlayan bir yöntem mevcut ise, söz konusu
rekabet sınırlamalarına muafiyet tanınması mümkün değildir. Eğer, rekabet 850
sınırlamaları önemli etkinlik artışlarıyla ya da objektif haklı gerekçelerle
dengelenemiyorsa söz konusu rekabet sınırlamalarının rekabeti gereğinden fazla
sınırladığı kabul edilir.
İnceleme konusu anlaşmalarda distribütörlere münhasır dağıtım yapacakları bölge ve
müşteri gruplarının sınırları çizilmiş ve dağıtıcıların belirlenen müşteri grubu dışına
yapacağı aktif satışları kısıtlanmıştır. Sözleşmeler ile distribütörlerin veya
plasiyerlerin pasif satışlarını kısıtlayabilecek bir hüküm getirilmemiştir. Bu yönüyle
söz konusu hükümlerin rekabeti zorunlu olandan fazla sınırlamadığı anlaşılmaktadır.
860
08-66/1062-417
21
Anlaşmalardaki rekabet etmeme yükümlüklerinin 5 yılla sınırlı kalacağı belirtilmiştir.
Distribütörlere anlaşma süresince getirilen rekabet etmeme yükümlüğünün rekabeti
zorunlu olandan fazla sınırlamadığı kanaatine varılmıştır.
Ancak, Tek Elden Dağıtım Sözleşmesi’nin Cezai Şart başlıklı maddesi, sözleşmeye
taraf distribütörlere sözleşmenin feshinden sonra dahi rekabet yasağını ihlal etmeleri
halinde cezai şart öngörerek distribütörlere getirilen rekabet yasağının fiilen süresiz
olarak uygulanmasının önünü açmaktadır.
Bu tür sınırlamalar ancak haklı gerekçelere dayanan istisnai durumlarda ve kısa 870
süreler için getirildiğinde muafiyet koşullarının sağlanması ile mümkün olabilmektedir.
Nitekim 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesine göre bu tür bir sınırlama barındıran
anlaşmaların grup muafiyetinden yararlanabilmesi için söz konusu rekabet yasağı:
1) Anlaşma konusu mal ve hizmetlere rakip mal ve hizmetlere ilişkin olmalı,
2) Yalnızca anlaşma süresince alıcının faaliyetini sürdürdüğü tesis veya araziyi 880
kapsamalı,
3) Alıcıya devredilen know-how’ın korunması için zorunlu olmalı,
4) Süresi bir yılı aşmamalıdır.
Bu çerçevede inceleme konusu dikey anlaşmalarda sözleşmenin sona erdiği döneme
ilişkin olarak alıcılara getirilen süresiz ve orantısız rekabet yasağının rekabetin
zorunlu olandan fazla sınırlanması sonucuna yol açtığı görüldüğünden sözleşme
sonrasına ilişkin olarak getirilen rekabet yasağı hükmünün ilgili anlaşmalardan 890
çıkarılması gerekmektedir.
I. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre
A- 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine aykırılık taşıyan hükümler içermeleri
nedeniyle başvuru konusu tip sözleşme niteliğindeki Tek Elden Dağıtım
Sözleşmesi ve ÖSM Sözleşmesi’ne Menfi Tespit Belgesi verilemeyeceğine,
900
B- Bununla birlikte “bisküvi”, “kek”, “çikolata”, “çikolata kaplamalı ürünler”, “krem
çikolata”, “margarin”, “ton balığı” pazarları bakımından;
1- Mevcut haliyle 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan koşulların
tamamını karşılamaması nedeniyle başvuru konusu Tek Elden Dağıtım
Sözleşmesi’ne bireysel muafiyet tanınamayacağına, anılan sözleşmenin 23.
maddesinde yer verilen ve sözleşmenin feshinden sonraki dönemde rekabet
yasağının ihlal edilmesi halinde distribütöre cezai şart öngören hükmün
sadece sözleşme süresi ile sınırlanacak şekilde düzenlemesine,
910
08-66/1062-417
22
2- Mevcut haliyle 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan koşulların
tamamını karşılamaması nedeniyle başvuru konusu ÖSM Sözleşmesi’ne
bireysel muafiyet tanınamayacağına;
a. Eşdeğer rakipleri rafta bulunan Rekor Gıda Pazarlama San. ve Tic.
A.Ş. ürünlerinin doğrudan listelenmesi zorunluluğuna ilişkin hükmün,
b. Teşhir alanlarında Rekor Gıda Pazarlama San. ve Tic. A.Ş. ürünleri için
minimum en büyük rakibe ayrılan alan kadar yer verilmesi şartının,
c. Çeşit Primi’ne yönelik hükümlerin,
920
anılan sözleşmeden çıkarılması gerektiğine,
d. Hedef İndirimi sisteminin sadakat indirimi haline dönüşerek ilgili
ÖSM’leri ihtiyaçlarının önemli bir bölümünü Rekor Gıda Pazarlama San.
ve Tic. A.Ş.’den satın almaya zorlayacak biçimde değil, hacim
etkinliğine yönelik miktar indirimi şeklinde tüm ÖSM’ler için objektif ve
eşit şartlarda düzenlenmesine,
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy