1
Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2008-4-24 (Nihai İnceleme)
Karar Sayısı : 08-71/1150-447
Karar Tarihi : 15.12.2008
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI 10
Üyeler : Tuncay SONGÖR, M. Sıraç ASLAN,
Süreyya ÇAKIN, Mehmet Akif ERSİN,
Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE
B. RAPORTÖRLER : Süleyman CENGİZ, Orçun SENYÜCEL, Murat AYBER,
Evren SESLİ, Sinan BOZKUŞ
C. BİLDİRİMDE
BULUNAN : Global Liman İşletmeleri A.Ş.
Temsilcisi: Av. Ahmet Levent ÇELEPÇİ 20
Rıhtım Cd. Galata Şarap İskelesi Sk. 6. Vakıfhan No:10
K:4 34425 Karaköy/İstanbul
D. TARAFLAR : - Global Liman İşletmeleri A.Ş.
Rıhtım Cd. No:51 34425 Karaköy/İstanbul
- ERS İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Nergis Sk. No:10/6 Çankaya/Ankara
E. DOSYA KONUSU: ERS İnşaat Sanayi Ticaret A.Ş. (ERS)’nin Bodrum Liman
İşletmeleri A.Ş. (Bodrum Liman)’de sahip olduğu % 60 oranındaki hissenin 30
Global Liman İşletmeleri A.Ş. (Global Lİman) tarafından devralınması
işlemine izin verilmesi talebi.
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Bildirim üzerine hazırlanan Ön İnceleme Raporu’nda ve
takiben ilgili Kurul kararı üzerine hazırlanan Nihai İnceleme Raporu’nda, söz
konusu işlemin ilgili pazarda hakim durum yaratacağı veya mevcut hakim durumu
güçlendireceği görüşüne yer verilmiştir.
G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına en son 3.3.2008 tarih ve 1331 sayı ile
giren bildirim üzerine, 4054 sayılı “Rekabetin Korunması Hakkında Kanun”un 7. 40
maddesi ile 1997/1 sayılı “Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve
Devralmalar Hakkında Tebliğ”in ilgili hükümleri uyarınca düzenlenen 13.3.2008
tarih ve 2008-4-24/Öİ-08-SC sayılı Devralma Ön İnceleme Raporu 14.3.2008 tarih
ve REK.0.08.00.00-120/68 sayılı Başkanlık Önergesi ile Kurulun 20.3.2008 tarih ve
08-25 sayılı toplantısında görüşülerek, işlemin 4054 sayılı Kanun’un 10.
maddesinin birinci fıkrası uyarınca nihai incelemeye alınmasına karar verilmiştir.
08-71/1150-447
2
İlgili karar uyarınca bildirim sahiplerine 28.3.2008 tarih ve 1088 sayılı yazı ile
işlemin nihai incelemeye alındığı, süreç tamamlanıncaya kadar devir işleminin
askıda olduğu bildirilmiş ve hazırlanan Ön İnceleme Raporu’na ilişkin
savunmalarının 4054 sayılı Kanun’un 43. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca en geç 50
bir ay içerisinde gönderilmesi istenmiştir. Taraf vekillerince gönderilen birinci yazılı
savunma ve ekleri süresi içinde Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Konuya ilişkin
21.7.2008 tarih ve 2008-4-24/Nİ-08-SC sayılı Nihai İnceleme Raporu’nun tarflara
gönderilmesini takiben ikinci savunma yazısı ve ekleri süresi içinde Kurum
kayıtlarına girmiş ve 2.12.2008 tarihinde sözlü savunma toplantısı yapılmıştır.
Dosya konusu 08-71 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili Rapor'da,
- Bildirimi yapılan işlemin 1997/1 sayılı Tebliğ’in 4. maddesi çerçevesinde izne tabi
olduğu, 60
- İşlemin Türkiye kruvaziyer gemilerine yönelik liman hizmetleri ulusal pazarında
hâkim durum yaratarak ve Ege Bölgesi kruvaziyer gemilerine yönelik liman
hizmetleri yerel pazarında hakim durumu güçlendirerek rekabeti önemli ölçüde
azaltmasının kuvvetle muhtemel olması nedeniyle işleme izin verilmemesi gerektiği
görüşü ifade edilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. İlgili Pazar
70
I.1.1. İlgili Ürün Pazarı
Bodrum Liman tarafından işletilen Bodrum Limanı’nda esas itibarıyla kruvaziyer
gemilerine hizmet verileceğinden ilgili ürün pazarı “kruvaziyer gemilerine yönelik
liman hizmetleri pazarı” olarak belirlenmiştir. Liman hizmetleri, gemilerin limana
yanaşma işleminden limandan ayrılma işlemine kadar ilgili liman işletmesi
tarafından gemiye ve yolcuya sunulan tüm hizmetleri kapsamaktadır. Bodrum
Limanı’nda; kılavuzluk ve römorkaj hizmetleri, barınma hizmetleri, katı ve sıvı atık
tesisi, tatlı su hizmeti, yakıt hizmeti ve talep olması halinde kumanya hizmeti
verilecek olup ilgili hizmet pazarı da bu hizmetlerden oluşmaktadır. Çeşitli
limanlarda söz konusu hizmetlerin birbirinden bağımsız teşebbüsler tarafından 80
verilmesi mümkün olabilmektedir. Bu nedenle, limanlarda kruvaziyer gemilerine ve
bu gemilerin yolcularına sunulan çeşitli hizmetlerin her birinin diğerlerinden ayrı bir
ilgili ürün ya da hizmet pazarı olarak da değerlendirilmesi mümkündür. Ancak
Bodrum Limanı’nda bu hizmetler toplu olarak tek bir teşebbüs tarafından
sunulduğundan, “kruvaziyer gemilerine yönelik liman hizmetleri pazarı” olarak tek
bir ana başlık altında toplanmaları uygun bulunmuştur.
I.1.2. İlgili Coğrafi Pazar
Liman hizmetlerinin verildiği ilgili coğrafi pazarlar gerek limanın bulunduğu coğrafi
konum gerekse limanın hizmet verdiği diğer liman ve hatlar ile yakın ilişkilidir. 90
08-71/1150-447
3
Anılan durum, limanlarla ilgili olarak kullanılan ve yakalama alanları (catchment
areas) olarak tabir edilen, ilgili limana hizmet veren ya da ilgili limanın hizmet
verdiği limanlar ve/veya coğrafi alanları kapsayan, diğer bir deyişle limanın rekabet
edebileceği coğrafi aralıklar ile açıklanabilir.
Kruvaziyer limanlarının sundukları hizmetlerin en büyük müşterisi kruvaziyer
gemileridir. Dosya mevcudu bilgilere göre, Türkiye’nin henüz standart kruvaziyer
imkânlarına sahip bir gemisi bulunmamakta, bu nedenle kruvaziyer sektörü
uluslararası kruvaziyer hatları tarafından organize edilmekte ve yönetilmektedir.
Kruvaziyer gemilerinin güzergâhlarındaki bir limanda, liman hizmetlerinin
fiyatlarının yükselmesi gibi birtakım olumsuzluklarla karşılaşmaları durumunda, 100
güzergâh değişikliği ile koşulları uygun başka bir limanı uğrak limanı yapmaları
rastlanılan bir durumdur. Ancak, elbette bu tür liman değişiklikleri turistlerin
yolculuk amacının gerçekleşmesini önlememelidir. Bu bakımdan, çizilen rotalarda
limanın bulunduğu bölge, bölgenin tarihi ve doğa güzellikleri, yolcuların diğer tercih
nedenleri ve ayrıca limanın kapasitesi, su derinliği gibi bir takım unsurlar da dikkate
alınmaktadır.
Türkiye’de kruvaziyer turizmine hizmet eden başlıca limanlar, İstanbul, İzmir,
Kuşadası, Marmaris, Antalya ve Alanya limanlarıdır.
Nihai inceleme kapsamında raportörlerce yapılan araştırma ve görüşmeler dikkate
alınarak, kruvaziyer gemilerine yönelik hizmetler açısından coğrafi pazarın 110
tespitinde Türkiye limanlarını yakınlarında bulundukları çekim merkezlerine göre
gruplandırmak gerektiği neticesine varılmıştır. Buna göre, İstanbul Limanı
Türkiye’de kruvaziyer turizmine hizmet veren diğer limanlardan farklı bir konuma
sahip olduğundan, anılan Limanı diğer limanlardan ayrı konumlandırmak mümkün
olabilmektedir. Buna göre İstanbul, diğer limanlardan daha uzak bir konumda
bulunduğu ve ulaşılması için boğazlardan geçilmesi gerektiği için, İstanbul’a gelen
gemiler, bu şehri ayrıca seyahat planlarına eklemekte, buna karşılık Ege
limanlarına çoğu zaman uğramamayı tercih edebilmektedir. Benzer şekilde,
Akdeniz limanlarının da coğrafi pazar tespitinde farklı bir yeri bulunmakta olup,
genellikle Mısır ve İsrail gibi ülkeleri güzergâhına alan kruvaziyer gemileri Antalya 120
ve Alanya limanlarına uğramayı tercih etmektedirler. Kruvaziyer turizmine hizmet
veren diğer iki liman, Kuşadası ve İzmir limanları Meryem Ana Evi ve Efes
Harabeleri’ne yakınlıkları nedeniyle, bu tarihi yerlere gitmek isteyenleri taşıyan
kruvaziyer gemilerinin uğrak noktalarıdır. Dosya konusu, Bodrum Limanı ise
eğlence için tercih edilen bir liman olup, diğer limanların aksine kruvaziyer gemileri
Bodrum’a gece yanaşmaktadırlar. Gece eğlenceleri için Bodrum Limanı’na
alternatif oluşturan tek Türk Limanı Marmaris Limanı’dır. Bu bilgiler çerçevesinde,
ilgili coğrafi pazar “Bodrum ve Marmaris limanları” olarak tespit edilmiştir.
Esasen, Yunanistan’a ait bir çok limanın da eğlence turizmine hizmet ettiği dikkate
alındığında Bodrum ve Marmaris limanlarına alternatif oluşturabilecekleri 130
düşünülebilir. Ancak kruvaziyer gemilerinin anılan limanlara uğradığında ödediği
ücretlerin Türk limanlarının çok altında olduğu dikkate alınarak bu limanlar coğrafi
pazara dahil edilmemiştir.
08-71/1150-447
4
I.2. Tespit ve Savunmalar
I.2.1. Yapılan Görüşmeler
Bodrum Limanı’nın Global Liman tarafından devralınması işlemi ile ilgili olarak,
raportörler Türkiye’de faaliyet gösteren çeşitli acente, kruvaziyer firma temsilcileri
ve deniz ticaret odası yetkilileri ile görüşerek konu hakkında bilgi almışlardır. Bu 140
kapsamda İstanbul’da Deniz Ticaret Odası, Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği,
MSC Cruises Türkiye, Tura Turizm A.Ş., International Travel Services ve Setur
Servis Turistik A.Ş. yetkilileriyle; İzmir’de ise Deniz Ticaret Odası, Ticaret Odası ve
Karavan Turizm A.Ş. ile görüşülmüştür. Ayrıca Türkiye Denizcilik İşletmeleri A.Ş.
İstanbul Liman İşletmesi, TCDD İzmir Limanı ve Bodrum Limanı’nda yetkiler ile
görüşülmüştür. Yapılan görüşmelerden ortaya çıkan sonuçları aşağıdaki şekilde
özetlemek mümkündür:
Kruvaziyer turizmi genel itibarıyla gelir seviyesi ortalamanın üzerinde olan turistlere
hitap etmektedir. Ancak son yıllarda 3.000 ve üzeri yolcu kapasiteli gemilerin inşa
edilmesiyle beraber bu algı değişmiş ve ortalama bir gelir seviyesine sahip turistler 150
de kruvaziyer turizmine katılmaya başlamışlardır. Kruvaziyer turizmine katılan
yolcuların bir kısmı için “gemi” başlı başına bir tercih nedeni olurken, bir diğer kısmı
için uğrak limanlar ve etrafında bulunan tarihi/doğal güzellikler çekim merkezi
olabilmektedir. Bu nedenle ilgili firmalar hem kruvaziyer gemileriyle turistlerin ilgisini
çekebilecek yerlere seferler düzenlenlemekte, hem de bu gemileri turistlerin rahatı
ve eğlencesi için gerekli her türlü ekipmanla donatmaktadırlar. Kruvaziyer firmaları
bu anlamda daha büyük ve konforlu gemilerle hizmet vermek ve yeni çekim
alanları bularak turist götürebilmek amacıyla birbirleriyle sıkı bir rekabet
içindedirler. Ülkemizin kruvaziyer turizmi bakımından potansiyeli henüz yeterince
kullanılamamakla beraber, son yıllarda ülkemize gelen gemi sayısı ve yolcu 160
sayısında artışlar yaşanmaktadır. Ancak yaşanan bu artışın asıl sebebinin,
ülkemizdeki limanların ya da imkanların gelişmesinden ziyade, her yıl hizmete
giren yeni gemilerin farklı yerler arama çabaları olduğu sektör yetkililerince dile
getirilmektedir.
Görüşülen acenteler kruvaziyer turizminin ülkemizde halen çok bilinmediğini, ancak
son birkaç yılda önemli ilerlemeler kaydedildiğini ifade etmişlerdir. Türkiye’de
henüz yerli kruvaziyer firmaları olmadığından, sektörde faaliyet gösterenler yabancı
gemi işletmecilerinin acentesi olarak hizmet vermektedirler. Sektörde yerli turistin
kruvaziyer turlarına katılımına ilişkin net bir rakam olmamakla beraber, dışarıdan
satın alınan turlarla birlikte yaklaşık 30.000 kişinin kruvaziyer turizmine katıldığı 170
belirtilmiştir.
Yapılan görüşmelerde, ülkemiz limanlarının genel itibarıyla kruvaziyer gemilerin
yanaşabilmeleri açısından henüz yeterli altyapıya sahip olmadığı ifade edilmiştir.
Kruvaziyer gemilerin bir limanı tercih ederken göz önüne aldıkları faktörler arasında
ilk sıralarda güvenlik, altyapı, liman ücretleri ve uğrak liman çevresindeki mekânlar
yer almaktadır. Bu unsurlar kısaca açıklanacak olursa güvenlik hem liman hem de
limandan ayrıldıktan sonra turistlerin taşınması esnasında meydana gelebilecek
olumsuz durumlar karşısında alınabilecek önlemleri içermektedir. Liman içinde
güvenlik hizmetleri uluslararası standart olan ISPS kodları ile ölçülmektedir.
08-71/1150-447
5
Kruvaziyer gemileri yanaşırken limanlarda bu standartlara uyulup uyulmadığını 180
kontrol ederken, limanın bulunduğu şehrin de güvenli olup olmadığını kontrol
etmektedirler. Güvenlik açısından zafiyet bulunan yöreler fiyat gibi unsurlar
bakımından avantajlı olsa dahi işletmeciler tarafından tercih edilmemektedir.
Özellikle 11.9.2001 sonrası ABD merkezli kruvaziyer firmaları güvenlik unsuruna
daha fazla önem vermeye başlamış ve limanlardan da daha fazla güvenlik önlemi
almalarını istemişlerdir. Ülkemizde kruvaziyer gemilerinin yanaştığı limanlarda
ISPS standartları bulunmaktadır. Ancak bazı limanlarda (genellikle kamu
tarafından işletilen) ekstra güvenlik önlemi alma ve özel güvenlik elemanı temini
noktasında sıkıntılar bulunduğu sektör temsilcileri tarafından ifade edilmiştir.
Altyapı olarak ise gemiler limana yanaşırken uygun uzunlukta iskele veya rıhtım 190
bulunması ve yolcular için bekleme salonlarının olması önem taşımaktadır.
Günümüzde inşa edilen gemilerin uzunlukları genellikle 300 metrenin üzerinde
olduğundan bu tip gemilerin yanaşabileceği liman sayısı açısından ülkemizde çok
fazla alternatif bulunmamaktadır. Yukarıda sayılan özelliklerden sonra kruvaziyer
işletmecileri açısından önem taşıyan diğer bir unsur ise liman ücretleridir. Liman
ücretleri, geminin limana yanaşırken almak zorunda olduğu kılavuzluk ve römorkaj
hizmetleri, ayakbastı ücretleri gibi ücretlerden oluşmaktadır. Bunun yanında devlet
tarafından tahsil edilen sağlık ve fener hizmetleri ücretleri de bulunmaktadır.
Ülkemizde uygulanan liman ücretleri çevre ülkelerdeki benzer limanlara göre
oldukça pahalıdır. Bir geminin Yunan limanlarına uğradığında ödediği ücret Türk 200
limanlarının üçte biri kadar olup, ayakbastı ücretlerinde de 10 kata varan farklar
bulunmaktadır. Bu ücretlerin diğer ülke limanları ile aynı seviyelere çekilmesi
durumunda ülkemize gelen gemi sayısında artış olacağı gibi hâlihazırda sefer
düzenleyen gemiler de sefer sıklığını artırabilecektir.
I.2.2. İlgili Tarafın Savunması
Tarafların 1. ve 2. savunma yazılarında ve sözlü savunma toplantısında aşağıdaki
hususlara yer verilmiştir:
I.2.2.1. Usule İlişkin Savunma
- Zımni Kabulün Gerçekleştiği Savunması 210
4054 sayılı Kanun’un 10. maddesinde Kurul’un 30 gün içinde bildirim konusu
işleme herhangi bir cevap vermediği yahut işlem yapmadığı takdirde birleşme ve
devralmanın yürürlüğe girdiği ifade edilmektedir. Somut olayda Bildirim Formu
17.1.2008 tarihinde Rekabet Kurumu kayıtlarına intikal etmiş ve idarenin zımni
kabulü için öngörülen süre bu tarihte işlemeye başlamıştır. Her ne kadar Ön
İnceleme Raporu’nda eksikliklerin 14.2.2008 ve 3.3.2008 tarihlerinde Kurum
kayıtlarına intikal eden yazılarla tamamlandığı iddia edilmekte ise de taraf
vekillerine sunulan (25.2.2008 ve 29.2.2008 tarihlerinde) Bilgi Sağlama
Yazılarından ilk bilgi talebinin 20.2.2008 tarihinde ve sözlü olarak yapıldığı
anlaşılmaktadır. Eğer ilk bilgi talebi 20.2.2008 tarihinde gerçekleşmiş ise 30 günlük 220
süreyi geçtikten sonra Kurum ilk işlemini yapmış, dolayısıyla bildirim konusu
devralma işlemi zımnen yürürlüğe girmiş demektir. Bu bağlamda mevcut durumda
ayrıca izin alınmasına gerek bulunmamaktadır.
08-71/1150-447
6
I.2.2.2. Esasa ilişkin savunmalar
- Pazar payının tespit edilmesinde hataya düşüldüğü savunması
Global Lİman’ın pazar payını tespit ederken Global Holding’in tek kontrole sahip
olduğu limanların hesaplamaya dâhil edilmesi gerektiği halde, Ön İnceleme
Raporu’nda Global Lİman’ın tek başına kontrol etmediği Antalya ve İzmir Limanları
da hesaplamaya dâhil edilmiştir. Bu bağlamda Global’in tek başına kontrol etmediği 230
limanlara ait pazar payları inceleme dışında bırakıldığında, Global’in pazar payı
yolcu sayısı esasına göre % (…), gemi sayısı esasına göre de % (…) olacağından,
iddia edildiği gibi yüksek çıkmayacaktır.
Burada göz önüne alınması gereken unsurlardan biri de İzmir Limanı’nın hukuki
statüsüdür. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun yürütmeyi durdurma kararı
sebebiyle, fiziki devir işlemi gerçekleşmediği için Global Lİman gerçekte İzmir
Limanı’nı işleten bir teşebbüs değildir.
Göz önüne alınması gereken hususlardan bir diğeri de teşebbüslerin pazar
paylarının sürekli olmaması ve yıllar itibarıyla değişiklik göstermesidir. Hâkim
durum tespitinde incelenmesi gereken unsurlardan olan bu hususun Global 240
Liman’ın hâkim durumda olup olmadığı ile ilgili değerlendirmede göz önüne
alınması gerekmektedir.
- Piyasaya giriş önünde engel bulunmadığı ve potansiyel rekabetin var olduğu
savunması
Liman hizmetleri bakımından piyasaya giriş engeli çok düşük seviyededir. Yatırım
maliyetlerinin pazara giriş önünde engel olarak kabul edilmemesi gerekmektedir.
Zira bu harcamalar pazarda aktif olarak faaliyet gösteren firmalar tarafından
gerçekleştirilmektedir. Ayrıca yeni kruvaziyer limanı inşa etmek yerine, yeterli
rıhtım uzunluğuna sahip mevcut limanlar da küçük yatırımlarla kruvaziyer gemilerin
yanaşmasına uygun hale getirilebilir. Batık maliyetler de limanlar açısından söz 250
konusu değildir, zira son 5 yıl içinde Kuşadası, Trabzon, Dikili, Mersin ve İzmir
limanları yüksek bedellerle satılmıştır.
Ön İnceleme Raporu’nda göz ardı edilen en önemli hususlardan biri Çeşme
Limanı’dır. Ulusoy Grubu tarafından Çeşme Limanı’na kruvaziyer gemilerin
yanaşabilmeleri için dolgu çalışmaları devam etmekte olup, mevcut 150 metrelik
ana iskelenin 315 metreye çıkarılması ve 212,5 metrelik ikinci bir iskelenin inşa
edilmesi söz konusudur.
Potansiyel rekabet açısından önem taşıyan limanlardan biri de halen inşaatı devam
eden Didim Yat Limanı’dır. 2009 yılında inşaatı tamamlanması beklenen Didim Yat
Limanı mevcut kruvaziyer limanlara ciddi bir alternatif olabilecektir. 260
Yine Fethiye Limanı da bulunduğu konum itibarıyla kruvaziyer turizm açısından
elverişli bir limandır. Söz konusu liman, rıhtım uzunluğunun arttırılması durumunda
küçük ve orta boy kruvaziyer gemiler için uğrak yeri olabilecektir. Ön İnceleme
Raporu’nda Bodrum Limanı’na 700 ila 1000 kişilik kruvaziyer gemilerin
yanaşabileceği belirtilmiş olup, bu tür gemiler küçük gemiler olarak
08-71/1150-447
7
adlandırılmaktadır. Dolayısıyla Bodrum Limanı’na yanaşabilen gemilerin Fethiye
Limanı’na da yanaşması mümkündür.
Dikili Limanı, raporda mevcut limanlara güçlü bir alternatif olmadığı şeklinde
değerlendirilmesine rağmen 178 metre uzunluğa ve 8 metre derinliğe sahip olan bu
liman bir hudut kapısıdır ve ISPS güvenlik planına sahiptir. Dolayısıyla, Bodrum 270
Limanı’na yanaşabilecek bir kruvaziyer gemi Dikili Limanı’na da yanaşabilecektir.
Güllük Limanı kruvaziyer gemiler bakımından önemli bir potansiyele sahiptir. Her
biri 10-12 metre derinliğe ve 173,2 metre uzunluğa sahip olan 2 rıhtım ve 1 iskele
bulunmaktadır. Aynı zamanda deniz hudut kapısı olan bu liman Bodrum’a olan
yakınlığı sebebiyle kruvaziyer liman hizmetleri pazarı açısından önemli bir
potansiyele sahiptir.
- Coğrafi pazar ve rekabet eden yabancı limanlar savunması
Ön İnceleme Raporu’nda coğrafi pazarın tespitinde hinterlanddan ziyade dinamik
unsurun esas alınması gerektiği ifade edilmiştir. Dinamik unsur limanı kullanan
gemilerin izlediği hatlardan oluşmakta olup anılan hatlar sadece Türkiye ile sınırlı 280
olmayıp, yakın coğrafya olarak görülebilecek Yunanistan’ı da kapsamaktadır. Zira
Akdeniz çanağında faaliyet gösteren kruvaziyer gemilerinin ilk çıkış ve son varış
limanları arasında Türkiye ve Yunanistan limanları çoğunlukla bulunmaktadır. Bu
bağlamda Yunanistan’da bulunan Mikanos, Santorini, Corfu, Piraeus limanları ve
Makedonya’da bulunan Thessalonica Limanı kruvaziyer turizm açısından Türk
limanlarına ikame olarak değerlendirilmelidir.
- Talep elastikiyetinin yüksekliği hakkındaki savunmalar
4054 sayılı Kanun’da yapılan hâkim durum tanımı dikkate alındığında bir firmanın
hâkim durumda sayılabilmesi için o firmanın rakiplerinden ve müşterilerinden
bağımsız bir şekilde fiyat, arz, üretim gibi faktörleri belirleyebilmesi gerekmektedir. 290
Bu durum pazar gücü olarak da ifade edilebilmektedir. Bir firmanın fiyatını katı bir
biçimde yükseltebilmesi için ise karşı karşıya olduğu talebin, fiyat esnekliğinin
düşük olması gerekmektedir. Kruvaziyer liman hizmetleri bakımından talep
elastikiyetinin yüksek oluşu, bu pazarda, pazar gücünün kullanılması suretiyle
fiyatların yükseltilmesini önlemektedir. Ön İnceleme Raporu’nda da belirtildiği gibi
kruvaziyer gemilerin değişen şartlara kolayca uyum sağlayabilmesi mümkündür.
Bir limanda ücretlerin yükselmesi durumunda güzergâh değişikliği ile uygun olan
başka bir limanı uğrak liman yapabilmektedirler. Dolayısıyla ilgili pazarda talebin
fiyat ve diğer parametrelere duyarlı oluşu bir hâkim durumun oluşmasını
önlemektedir. 300
- İç pazarın etkilenmediği savunması
Hâlihazırda Türkiye’de standart kruvaziyer gemisinin bulunmaması nedeniyle
ülkemizde kruvaziyer turizmi hemen hemen tamamıyla yabancı kruvaziyer hatları
tarafından kontrol edilmektedir. Kruvaziyer turizmine katılan yolcuları da Ön
İnceleme Raporu’nda belirtildiği gibi Kuzey Amerika ve Avrupa ülkelerinin
vatandaşları oluşturmaktadır. Türkiye’den katılımın 10.000 kişi gibi sınırlı bir sayıda
olması nedeniyle varlığı iddia edilen hâkim durumun ulusal refah dağılımı
üzerindeki etkisi son derece sınırlı olacaktır. İnceleme konusu işlemde hizmetlerin
08-71/1150-447
8
ağırlıklı olarak yabancı turistlere yönelik olması nedeniyle iç pazarda hissedilir
derecede bir etki doğurmayacağı Ön İnceleme Raporu’nda da ifade edilmektedir. 310
Her ne kadar raporda varlığı iddia edilen hâkim durumun turizm gelirlerini önemli
ölçüde etkileyeceği ifade edilmiş olsa da, böyle bir senaryonun gerçekleşmesi
ancak kruvaziyer hatlarının limanı tercih etmesinde etkili olunabilmesi halinde
mümkün olabilecektir. Alım gücü yüksek olan kruvaziyer liman hizmetlerinde liman
işletmecilerinin doğrudan bir belirleyiciliği bulunmamaktadır.
- Hâkim durumun güçlendirilmesinin söz konusu olmadığı savunması
İnceleme konusu işlemde Global Liman’ın hâkim durumda olduğu kabul edilse dahi
Bodrum Limanı’nın devralınması bu durumunu güçlendiren unsurlardan biri
değildir. Zira Bodrum Limanı’nın inşaatı yeni tamamlanmış olup faaliyete henüz
geçmemesi nedeniyle ilgili pazarda cirosu ya da pazar payı bulunmamaktadır. Ön 320
İnceleme Raporu’nda potansiyel rekabet açısından mevcut kruvaziyer limanlarına
alternatif bir liman olabileceği gerekçesi ile hâkim durumun güçlendirileceği ifade
edilmiştir. Ancak 1997/1 sayılı Tebliğ’in “Birleşme ve Devralmaların
Değerlendirilmesi” başlıklı 7. maddesi uyarınca bir işlemin yasaklanabilmesi için o
işlem sonucunda etkin rekabetin yani faal rekabetin etkilenmesi gerekmektedir.
Somut olayda Bodrum Limanı’nın hâlihazırda ilgili pazarda herhangi bir faaliyeti
olmaması nedeniyle devralma sonucunda pazar yapısında bir değişiklik meydana
gelmeyecektir. Ön İnceleme Raporu’nda Bodrum Limanı’na geleceği tahmin edilen
ve kesin olmayan bir pazar payı nazara alınarak bugünden bir değerlendirme
yapılmıştır. Bu şekilde öngörüye dayalı, geleceğe yönelik bir değerlendirmeye 330
dayanarak, devralmanın yapıldığı tarihte pazar yapısında hiçbir değişikliğe neden
olmayan bir işlemin yasaklanması mümkün ve gerekli değildir. Raporda iddia
edilen hususların aksini ifade eden Rekabet Kurulu kararları da bulunmaktadır.
9.10.2006 tarih ve 06-72/951-273 sayılı Kurul kararında “…mevcut iskelesiyle
Bodrum Limanı da kruvaziyer limanı olarak anılsa da rıhtım uzunluklarının yetersiz
olması nedeniyle orta veya büyük boy kruvaziyer gemileri yanaşamadığı için
dikkate değecek ölçüde bir pazara sahip bulunmamaktadır.” ifadeleri yer
almaktadır.
Devralma işleminin gerçekleştirilmesi sonucu ortaya çıkan yapısal ve davranışsal
durum ve dinamikler ancak 4054 sayılı Kanun ve 1997/1 sayılı Tebliğ çerçevesinde 340
incelenebilir. Gelecekte meydana gelebilecek gelişmelerin ilgili hükümler
çerçevesinde incelenmesi mümkün değildir. Ön İnceleme Raporu’nda bahsedilen
öngörü gerçekleştiği takdirde 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi çerçevesinde işlem
yapılması söz konusu olabilecektir.
- Düzenleyici ve denetleyici tedbirlerin bulunduğu savunması
İlgili piyasada rekabetçi davranışların sergilenmesini sağlayacak düzenleyici ve
denetleyici tedbirler bulunmaktadır. Bu tedbirlerin başında Bodrum Yolcu İskelesi
Uygulama Sözleşmesi’nde yer verilen düzenlemeler gelmektedir. Sözleşme
uyarınca İdarenin geniş bir denetim yetkisi bulunmaktadır. Anılan Sözleşme’de
ücretlerin belirlenmesinin yürürlükteki mevzuata uygun olmasının zorunlu tutulduğu 350
ve Denizcilik Müsteşarlığı’nın 3348 sayılı Kanun uyarınca liman ve iskelelerde
uygulanacak ücret tarifelerini incelemek ve gerekli düzenlemeleri yapmak gibi
08-71/1150-447
9
yetkilerinin bulunduğu göz önüne alındığında piyasadaki rekabetin kısıtlanması
mümkün değildir. Ayrıca Bodrum Liman Yönetmeliği’nde yer alan düzenlemeler de
Liman Başkanlığı’na her türlü yetkiyi vermektedir. Liman Başkanlığı gemilerin
limana yanaşması ve limandan ayrılması hususunda limanın ve gemilerin elverişli
olup olmadığını tespit etmeye ve yanaşma ya da ayrılmaya izin vermeye yetkili
olan tek mercidir.
- Global Liman’ın limanı devralması durumunda etkinlik sağlayacağı savunması
Global Liman’ın kruvaziyer liman işletmeciliğinde sahip olduğu tecrübe ve 360
uluslararası ağ sayesinde Bodrum Limanı uluslararası bir pazar olan kruvaziyer
liman hizmetleri pazarından önemli bir pay alabilecektir.
I.2.3. Hukuki Değerlendirme
Dosyanın konusu, ERS’nin Bodrum Limanı’nda sahip olduğu % 60 oranındaki
hissenin Global Liman tarafından devralınması işlemine izin verilmesi talebine
ilişkindir.
Konuya ilişkin bildirim üzerine hazırlanan Devralma Ön İnceleme Raporu’nda,
raportörlerce “pazardaki rekabeti önemli ölçüde kısıtlamasının kuvvetle muhtemel
olduğu kanaatine” varılarak, konunun 4054 sayılı Kanun’un 10. maddesi 370
çerçevesinde nihai incelemeye alınmasının yerinde olacağı sonucuna varılmıştır.
Kurulun nihai inceleme yapılması kararı üzerine hazırlanan Nihai İnceleme
Raporu’nda ilgili ürün pazarı “kruvaziyer gemilerine yönelik liman hizmetleri pazarı”
şeklinde tespit edilmiş, ilgili coğrafi pazar olarak ise hem Türkiye geneli (ulusal
pazar) hem de Ege Bölgesi (yerel pazar) dikkate alınmıştır. Bu veriler çerçevesinde
yapılan değerlendirme sonucunda, “İşlemin Türkiye kruvaziyer gemilerine yönelik
liman hizmetleri ulusal pazarında hâkim durum yaratarak ve Ege Bölgesi
kruvaziyer gemilerine yönelik liman hizmetleri yerel pazarında hakim durumu
güçlendirerek rekabeti önemli ölçüde azaltmasının kuvvetle muhtemel olması
nedeniyle işleme izin verilmemesi gerektiği” kanaatine varıldığı belirtilmiştir. 380
Söz konusu Rapor, dosyada mevcut tespitler ve Savunmalar dikkate alınarak
konuya ilişkin değerlendirme yapılmıştır:
I.2.3.1. Usule İlişkin Değerlendirme
Taraf vekillerince yapılan savunmalarda, Kurul’un yapılan bildirime 30 gün içinde
herhangi bir cevap vermediği ve işlem yapmadığı, bu nedenle 4054 sayılı
Kanun’un 10. maddesi uyarınca devralmanın yürürlüğe girdiği iddia edilmiştir.
Bodrum Limanı’nın devrine ilişkin Bildirim Formu ve ekleri 17.1.2008 tarih ve 388
sayı ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Yapılan incelemede tespit edilen
eksiklikler bildirim sahiplerine ilk olarak 29.1.2008 tarih ve 380 sayılı yazı ile 390
bildirilmiştir. Anılan Kurum yazısı üzerine taraf vekillerince gönderilen cevabi yazı
ve ekleri 14.2.2008 tarih ve 1030 sayı ile Kurum kayıtlarına girmiştir. Daha sonra,
gönderilen belgelerde tespit edilen eksikliklerin düzeltilmesi için 26.2.2008 tarih ve
691 sayılı yazı taraf vekillerine gönderilmiş, buna ilişkin cevabi yazı ve ekleri ise
3.3.2008 tarih ve 1331 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal ederek bildirim
08-71/1150-447
10
tamamlanmıştır. Bunun üzerine hazırlanan 13.3.2008 tarih ve 2008-4-24/Öİ-08-SC
sayılı Ön İnceleme Raporu, Rekabet Kurulu’nun 20.3.2008 tarih ve 08-25 sayılı
toplantısında görüşülerek işlemin 4054 sayılı Kanun’un 10. maddesi çerçevesinde
Nihai İncelemeye alınmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu işlemin nihai
incelemeye alındığı, nihai karar verilene kadar askıda olduğu hakkındaki ve ön 400
inceleme raporunda belirtilen hususlara ilişkin savunmaların en geç 30 gün içinde
Kuruma gönderilmesini isteyen yazılarımız ise bildirim sahiplerine 24.03.2008 tarih,
1048 sayı ve 28.03.2008 tarih, 1088 sayı ile iletilmiştir.
1997/1 sayılı Tebliğ’in “Birleşme ve Devralmaların Bildirilmesi” başlıklı 5.
maddesinin beşinci fıkrasında “Bildirim Rekabet Kurumunca alındığı tarihte
yapılmış sayılır. Yetkisiz kişiler tarafından yapılmış bildirimler yapılmamış sayılır.
Formda istenen bilgilerin yanlış ve eksik olması halinde bildirim, Kurul’un talebi
üzerine bu bilgilerin tamamlandığı tarihte yapılmış sayılır.” hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen dosya evrelerinde belirtildiği üzere bildirim sahiplerine yazılan
ilk eksiklik yazısı 29.1.2008 tarihlidir. Bildirim Formu’nun Kurum kayıtlarına intikal 410
ettiği tarih olan 17.1.2008 tarihi dikkate alındığında, geçen süre 12 gün olup, 4054
sayılı Kanun’un 10. maddesi ve 1997/1 sayılı Tebliğ uyarınca öngörülen 15 günlük
ön inceleme ve 30 günlük zımni kabul süreleri dışına çıkılmadığı açıktır. Anılan
Kurum yazısı üzerine bildirim sahipleri tarafından iletilen cevabi yazı Kurum
kayıtlarına 14.2.2008 tarihinde intikal etmiştir. Dolayısıyla başvuru konusu işleme
ilişkin süre 1997/1 sayılı Tebliğ uyarınca bu tarihten itibaren yeniden işlemeye
başlamıştır. Gönderilen belgelerde tespit edilen eksiklikler bu defa 26.2.2008 tarihli
yazı ile bildirim sahiplerine gönderilmiş ve yine anılan Tebliğ ve Kanun hükmü
uyarınca öngörülen 15 günlük ön inceleme ve 30 günlük zımni kabul süresi dışına
çıkılmamıştır. Bunun üzerine Kuruma gönderilen cevabi yazı ve ekleri 3.3.2008 420
tarihinde gönderildiğinden başvuru konusu işleme ilişkin süre bu tarihten itibaren
işlemeye başlamıştır.
İşlemin nihai incelemeye alındığına dair yazımız bildirim sahiplerine 26.3.2008
tarihinde iletildiğinden zımni kabulün gerçekleşmesi için gereken 30 günlük süre
dolmamıştır. Dolayısıyla bahse konu işlemin zımnen yürürlüğe girdiğini ve ayrıca
izin alınmasına gerek olmadığı şeklindeki savunmanın muteber olmadığı kanaatine
varılmıştır.
I.2.3.2. Esasa İlişkin Değerlendirme
1997/1 sayılı Tebliğ'in “Birleşme ve Devralma Sayılan Haller” başlıklı 2. maddesinin 430
(b) bendine göre, "herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün
malvarlığını ya da ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine
yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları devralması veya kontrol etmesi"
4054 sayılı Kanun"un 7. maddesi çerçevesinde teşebbüsler arası birleşme ve
devralma olarak kabul edilmektedir.
Bildirim konusu işlem, devre konu şirketin kontrol yapısında değişikliğe neden
olacağından, 1997/1 sayılı Tebliğ’in 2. maddesi anlamında bir devralma işlemidir.
Öte yandan, anılan Tebliğ'in 1998/2 sayılı Tebliğ ile değişik 4. maddesinde yer
alan, “...birleşme veya devralmayı gerçekleştiren teşebbüslerin ülkenin tamamında
08-71/1150-447
11
veya bir bölümünde ilgili ürün piyasasında, toplam pazar paylarının, piyasanın 440
%25’ini aşması halinde veya bu oranı aşmasa bile toplam cirolarının yirmibeş
trilyon Türk Lirası’nı aşması halinde Rekabet Kurulundan izin almaları zorunludur.”
hükmü ile izne tabi birleşme ve devralmalara pazar payı ve ciro eşiği getirilmiştir.
Devralan Global Liman İşletmeleri A.Ş.’nin, ilgili ürün pazarındaki 2007 cirosu
(………….…) YTL. olduğundan, anılan işlemin Kurul’un iznine tabi olduğu
anlaşılmıştır.
Dosya konusuna ilişkin coğrafi pazar limanların yakınlarında bulundukları çekim
merkezlerine göre, dolayısıyla alıcıların tercihleri dikkate alınarak Bodrum ve
Marmaris Limanları ile sınırlandırılmıştır. Diğer bir deyişle, ilgili pazarın tespitinde
alıcıların davranışları belirleyici olduğundan, coğrafi pazar belirlenirken bu kriter 450
dikkate alınmıştır. Söz konusu pazarda, devralan Global Liman’ın faaliyetinin
bulunmaması nedeniyle, devir işlemi sonucunda pazarın yapısında herhangi bir
değişiklik olmayacak, dolayısıyla bir yoğunlaşma da söz konusu olmayacaktır.
Coğrafi pazar tespitinde hizmeti kullananların tercihlerini esas almamamız halinde
de, tüm limanların hinterlendlarının Türkiye’den özellikler taşıması nedeniyle, alıcı
konumundaki kruvaziyer gemiler açısından söz konusu hizmeti veren limanlar
arasında fark olmayacaktır. Bu durumda pazarı belirlerken, coğrafi yakınlığı kriter
olarak kullanmak da anlamlı olmayacağından, Ege Bölgesin’deki limanları
diğerlerinden ayırmak mümkün olmayacak, Türkiye’nin kruvaziyer hizmeti veren,
başta İstanbul olmak üzere, tüm limanları ve hatta fiyat benzerliği bulunan 460
Yunanistan’ın Ege adalarındaki limanlarını da kapsayan çok geniş bir pazar tanımı
yapmak gerekecek ki, bu takdirde de işlemin hiç bir şekilde yoğunlaşma doğurması
söz konusu olmayacaktır.
Öte yandan, Dünya’da kruvaziyer gemi hizmetleri 3’ü (Carnival Corporation, Royal
Carribean Cruises ve Star Cruise Group) çok büyük olmak üzere az sayıda
teşebbüs tarafından verilmekte olup, bu tip gemilere yönelik liman hizmetleri
pazarında herhangi bir liman işletmecisinin fiyat gibi ekonomik parametreleri
belirlerken söz konusu teşebbüslerden bağımsız hareket edebilmesi, dolayısıyla
hakim duruma gelmesi mümkün görülmemektedir.
Rekabet hukuku açısından belirtilmesi gereken son bir husus da kruvaziyer 470
hizmetlerinin neredeyse tamamının yurt dışından gelen turistlere yönelik olması
nedeniyle, devir işleminin 4054 sayılı Kanun’un uygulama alanına etkisinin son
derece sınırlı olacağıdır.
J. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre; bildirim konusu işlemin
4054 sayılı “Rekabetin Korunması Hakkında Kanun”un 7. maddesi ve bu maddeye
dayanılarak çıkarılan 1997/1 sayılı “Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken
Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ” kapsamında izne tabi olduğuna; işlem
sonucunda aynı Kanun maddesinde belirtilen nitelikte hakim durum yaratılmasının 480
veya mevcut hakim durumun güçlendirilmesinin ve böylece ilgili pazarda rekabetin
08-71/1150-447
12
önemli ölçüde azaltılmasının söz konusu olmadığına, bu nedenle bildirim konusu
işleme izin verilmesine OYÇOKLUĞU ile karar verilmiştir.
08-71/1150-447
13
Rekabet Kurulu’nun 15.12.2008 Tarih ve 08-71/1150-447 Sayılı Kararına
KARŞI OY GEREKÇESİ
ERS İnşaat Sanayi Ticaret A.Ş.’nin (ERS) Bodrum Liman İşletmeleri A.Ş.’de
(Bodrum Limanı) sahip olduğu %60 oranındaki hissenin Global Liman İşletmeleri
A.Ş. (Global Liman) tarafından devralınması işlemine izin verilmesi talebine ilişkin
olarak Rekabet Kurulu tarafından 15.12.2008 tarihinde alınan karara
katılmamaktayım. Şöyle ki;
Kruvaziyer turizmi, turizmin diğer dalları gibi gerek ekonomiye sağladığı
döviz girdisi gerekse de işgücüne katkısı nedeniyle ülkemiz açısından önem arz eden
sektörlerden biri konumundadır. Kaldı ki, kruvaziyer turizminin turizm sektörünün
genel ortalamasından daha hızlı bir büyüme eğiliminde olduğu dikkate alındığında,
sektörün özellikle önümüzdeki yıllarda daha da ön plana çıkabileceğini söylemek
mümkündür. Ne var ki, kruvaziyer turizminin önemli ayaklarından biri olan
kruvaziyer limanlarına baktığımızda ülkemizde büyük kruvaziyer gemilerine hizmet
verebilecek limanların hâlihazırda İstanbul, Kuşadası, İzmir, Antalya, Alanya,
Marmaris ve devre konu Bodrum limanları ile sınırlı olduğunu görmekteyiz. Bu
durum kanaatimce, Yap-İşlet-Devret modeli çerçevesinde inşası 2007 yılında biten
ve 2008 yılında hizmet vermeye başlayan Bodrum Limanı’nın devrini ve dolayısıyla
“kruvaziyer gemilerine yönelik liman hizmetleri” pazarındaki rekabetin varlığını
oldukça önemli kılmaktadır.
21.7.2008 tarihli Nihai İnceleme Raporu’nun (Rapor) “İlgili Coğrafi Pazar”
başlıklı bölümünde de belirtildiği üzere ülkemizin hâlihazırda kruvaziyer gemisi
bulunmamaktadır. Bu çerçevede, Doğu Akdeniz çanağındaki ülkelere (İtalya,
Yunanistan ve Türkiye) seferleri bulunan kruvaziyer gemileri gerekli altyapı
şartlarını sağlayan ülkemiz limanlarını uğrak limanı olarak tercih edebilmektedir.
Nitekim Rekabet Kurulu’nun ilgili pazara yönelik önceki kararlarında da kruvaziyer
gemileri için ülkemiz limanlarının birbirine alternatif oluşturabileceği sonucuna
ulaşılmıştır. Raportörler tarafından yapılan değerlendirmelerde ise Türkiye pazarına
yönelik değerlendirmelerin yanı sıra devralma işleminin pazara olan rekabetçi
etkilerini daha iyi görebilmek amacıyla sektör yetkililerinden alınan bilgiler ve
yapılan araştırmalar neticesinde İstanbul, Ege Bölgesi, Akdeniz Bölgesi ve
Karadeniz Bölgesi şeklinde bölgesel bir ayrımın da etkileri incelenmiştir. Böylelikle,
İstanbul’un dünya tarafından da kabul gören bir marka olarak kendine özgü turizm
potansiyeli, İzmir ve Kuşadası’nın Meryem Ana ve Efes Harabelerine yakınlığı
nedeniyle sahip olduğu dini ve kültürel turizm potansiyeli, Antalya, Alanya,
Marmaris ve Bodrum’un deniz-güneş ve eğlence turizmi potansiyeli de
08-71/1150-447
14
değerlendirmelere katılabilmiştir. Diğer taraftan, söz konusu limanların
hinterlandlarından kaynaklanan çeşitli özelliklerinin yanı sıra kruvaziyer hatları
tarafından belirlenen güzergâhlar (dinamik unsur) da ilgili coğrafi pazarın tespitinde
aynı derecede önem arz etmektedir. Örneğin Akdeniz Bölgesi’nde bulunan Antalya
ve Alanya limanları daha ziyade Mısır ve İsrail gibi ülkeleri güzergahına alan
kruvaziyer gemileri tarafından tercih edilebilirken, Yunanistan’a uğrayan gemiler
açısından ise söz konusu iki limana uğranabilmesi mümkün olabilmekle beraber
denizde seyir halinde geçecek süre fazla olabileceğinden ekseriyetle Ege
Bölgesi’ndeki limanlar güzergaha dahil edilebilmektedir. Dolayısıyla, Karar’da ilgili
coğrafi pazarın dinamik unsurlar dikkate alınmaksızın sadece limanın
hinterlandında sunulan EĞLENCE TURIZMINE YÖNELIK
HIZMETLERLE SINIRLANMIŞ bir biçimde “Bodrum ve Marmaris
limanları” olarak tespit edilmesi doğru değildir. Kruvaziyer hatlarının
destinasyonları göz önünde bulundurulmaksızın yapılan bu ilgili coğrafi pazar
tespitinin, pazardaki yapıyı yeterli derecede ortaya koyamayacak biçimde dar
olduğu açıktır. Globalin pazardaki payına nazaran izin verilmesi olanaksız olan bu
devralma işlemine ancak böyle bir coğrafi pazarın kabulü halinde izin verilmesi
mümkün olacağı için, bugüne kadar Rekabet Kurulu tarafından uygulanmamış olan
bir ölçü nazara alınmış ve işleme izin verilmiştir.
Karar’da ilgili coğrafi pazarın “Bodrum ve Marmaris limanları” olarak dar bir
biçimde belirlenmesi pazardaki yapının incelenmesinde ve dolayısıyla devralma
işlemin pazardaki etkilerinin değerlendirilmesinde oldukça önemli eksikliklere
neden olmuştur. Bu çerçevede, üzerinde durulması gereken en önemli konunun
işlemde devralan konumunda bulunan Global Liman’ın ilgili pazardaki faaliyetleri
olduğu düşüncesindeyim. Ülkemizde hâlihazırda büyük kruvaziyer gemilerine
hizmet verebilen kruvaziyer limanlarının devre konu Bodrum Limanı haricinde
İstanbul, Kuşadası, İzmir, Antalya, Alanya ve Marmaris limanları ile sınırlı olduğu
ve devralan Global Liman’ın söz konusu altı limandan üçünde (Türkiye’nin en
büyük kruvaziyer limanı konumundaki Kuşadası Limanı, Türkiye’nin en büyük
üçüncü kruvaziyer limanı konumundaki İzmir Limanı ve Antalya Limanı) ortak
veya tek başına kontrole sahip olduğu dikkate alındığında, işlemin pazardaki
rekabete olan etkisinin ne derece önemli olduğu net bir biçimde ortadadır.
Devralma işlemi neticesinde Global Liman’ın Türkiye pazarındaki payı 2008
yılında yolcu sayılarına göre %(…)’ye ve gemi sayılarına göre ise %(….)’ye ulaşmış
olacaktır. Ege pazarında ise Global Liman’ın payı 2008 yılında yolcu sayılarına göre
%(…)’e ve gemi sayılarına göre ise %(…) olacaktır. Global Liman’ın ortak
kontrolünde bulunan İzmir ve Antalya limanları, ortak girişim olarak bağımsız birer
teşebbüs şeklinde kabul edilmekle beraber oldukça yoğunlaşmış olan ilgili pazardaki
koordinasyon riskini ortaya koymak açısından yer verilen pazar payları önemli bir
gösterge niteliğindedir. Zira Rapor’un 40.-43., sayfalarında Herfindahl-Hirshmann
Endeksi kullanılarak pazarın aşırı yoğunlaşmış olduğu ve pazarda gerçekleştirilecek
08-71/1150-447
15
birleşme ve devralma işlemlerinin ne derece önem arz ettiği raportörler tarafından
net bir şekilde ortaya konulmuştur. Öte yandan, devralma işlemi sonrasında Global
Liman’ın tek başına kontrolünde bulunan Türkiye’nin en büyük kruvaziyer limanı
olan Kuşadası Limanı ile Bodrum Limanı’nın Türkiye pazarındaki payı 2008 yılında
yolcu sayısına göre (…)’ya ve gemi sayısına göre %(…)’ye ulaşacak; Ege
Bölgesi’nde ise pazar payı yolcu sayısına göre %(…) ve gemi sayısına göre %(…)
olacaktır. Kaldı ki, Kuşadası Limanı’nın önemli rakiplerinden biri olan İstanbul
Limanı ise özelleştirme programında olması nedeniyle yeterli yatırım
yapamadığından yaratabileceği rekabetçi baskı oldukça sınırlı kalmaktadır.
Devir işleminin önemini ortaya koyan bir diğer önemli husus ise devre konu
Bodrum Limanı’nın henüz faaliyete geçmiş bir liman olmasına rağmen kısa sürede
pazarda faaliyet gösteren diğer birçok limandan daha yüksek bir pazar payına
(Türkiye pazarında yolcu sayısına göre %(…) ve gemi sayısına göre %(…); Ege
pazarında yolcu sayısına göre %(…) ve gemi sayısına göre %(…)) yaklaşık ulaşmış
olmasıdır. Kruvaziyer turizminde rotaların birkaç yıl öncesinden belirlendiği dikkate
alındığında Bodrum Limanı’nın potansiyeli ve devir işleminin pazarda
yaratabileceği etki daha net bir şekilde görülebilmektedir.
Diğer taraftan; yeni kruvaziyer limanı inşa edebilmek için uygun yer
bulunmasının güçlüğü, uygun kıyı şeridi bulunması halinde dahi liman
yatırımlarının gerektirdiği yüksek maliyetler ve yatırımların tabi olduğu hukuki ve
bürokratik süreçler de liman yatırımları yapılmasını güçleştirmektedir.
Bu şartlar altında Bodrum Limanı’nın %60 hissesinin hâlihazırda ülkemizdeki en
büyük kruvaziyer limanı işletmecisi konumunda bulunan Global Liman’a
devredilmesinin pazardaki rekabeti önemli ölçüde azaltacağı düşüncesiyle devir
işlemine izin verilmesine karşıyım.
M. Sıraç ASLAN
Kurul Üyesi
08-71/1150-447
16
Rekabet Kurulu’nun 15.12.2008 günlü ve 08-71/1150-447 Sayılı Kararına;
KARŞI OY
İzin istemi, ERS İnşaat Sanayi Ticaret A.Ş.(ERS)’nin Bodrum Liman
İşletmeleri A.Ş. (Bodrum Limanı)’nda sahip olduğu %60 oranındaki hissenin
Global Liman İşletmeleri A.Ş.(Global Liman)’a devredilmesi işlemine
ilişkindir.
1997/1 sayılı Tebliğ’in “Birleşme ve Devralma Sayılan Haller” başlıklı
2 inci maddesinin (b) bendinde “herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer
bir teşebbüsün mal varlığını ya da ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını
ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları devralması
veya kontrol etmesi” 4054 sayılı Kanun’un 7 inci maddesi çerçevesinde
teşebbüsler arası birleşme ve devralma kabul edilerek, bunlar hakkında
Tebliğin 4 üncü maddesindeki koşullara bağlı olarak Rekabet Kurulundan izin
alınması gerektiği belirtilmiştir.
Bildirim konusu işlem, devre konu şirketin kontrol yapısında
değişikliğe neden olacağından 1997/1 sayılı Tebliğin 2 inci maddesi
kapsamında bir devralma işlemi olduğu tartışılmazdır.
Diğer taraftan anılan Tebliğin 1998/2 sayılı Tebliğ ile değişik 4 üncü
maddesinde yer alan “… birleşme veya devralmayı gerçekleştiren
teşebbüslerin ülkenin tamamında veya bir bölümünde ilgili ürün piyasasında,
toplam pazar paylarının, piyasanın % 25 ini aşması halinde veya bu oranı
08-71/1150-447
17
aşmasa bile toplam cirolarının yirmi beş trilyon Türk Lirasını aşması halinde
Rekabet Kurulu’ndan izin almaları zorunludur.” hükmü ile izne tabi birleşme
ve devralmalara pazar payı ve ciro eşiği getirilmiştir.
Devralan Global Liman İşletmeleri A.Ş.’nin ilgili ürün pazarındaki
2007 yılı cirosu 30.641.988 Türk Lirası olduğundan söz konusu işlem
Kurul’un iznine tabi olmuştur.
Bodrum yolcu limanını, inşaat ve işletmesine ilişkin olarak Yap-İşlet-
Devret modeli çerçevesinde Ulaştırma Bakanlığı Demiryolları, Limanlar ve
Hava Meydanları İnşaatı Genel Müdürlüğü (DLH)’ndan 13 yıl 4 ay (süre
uzatmaları dahil 49 yılı aşamayacak şekilde) için devralan ERS İnşaat San. ve
Tic. A.Ş. %(…) hissesini Global Liman İşletmeleri A.Ş.’ye devretmektedir.
Türkiye’de kruvaziyer turizmine hizmet eden başlıca limanlar; İstanbul,
İzmir, Kuşadası, Marmaris, Antalya ve Alanya limanlarıdır. Bodrum Limanı
da bu kapsamda kruvazer turizmine yönelik hizmet verecektir.
Ege denizine uğrayan kruvaziyer gemilerin Türkiye ile Yunanistan
arasında paylaşılmasına yönelik bir rekabet bulunmaktadır. Bu açıdan Türk
limanlarının işletim modeli önem taşımaktadır .
Bu noktada değerlendirilmesi gereken husus, Ege denizinde sunulan
kruvaziyer liman hizmetleri pazarından Türkiye’nin daha çok pay alması için
bu hizmeti sunabilecek limanların merkezi bir teşebbüs tarafından koordine
edilmesi ile Türk limanlarının kendi aralarında rekabet etmelerinin Türk
turizmi için oluşturacakları faydanın analizi ve tercihidir.
08-71/1150-447
18
Rekabet Kurulunun önceki kararlarında, kruvaziyer gemileri için bu
limanlardan herhangi birinin uğrak limanı olarak belirlenebileceği, dolayısıyla
her bir limanın diğerine alternatif olabileceği değerlendirilmiştir. Nitekim
geçmiş yıllarda Kuşadası Limanındaki hizmet fiyatlarının artışı nedeniyle bazı
kruvaziyer gemileri alternatif olarak İzmir Limanına uğramayı tercih
etmişlerdir.
Bu limanların her birinin yakın hinterlandında, kruvaziyer gemisi
yolcularına hitap edebilecek farklı doğa ve tarihi güzellikler bulunmaktadır.
İstanbul’da günübirlik turlar için Topkapı Sarayı, Ayasofya Müzesi ve
Sultanahmet Camii, Kuşadası ve İzmir’den Meryem Ana Evi ve Efes
harabeleri; Antalya, Marmaris ve Alanya’da ise deniz, güneş veya eğlence
turizmi tercih edilmektedir.
Bu durumda “kruvaziyer gemilerine yönelik liman hizmetleri”
pazarında coğrafi pazar’ın tespitinde Türkiye limanlarını yakınlarında
bulundukları çekim merkezlerine göre gruplandırmak daha doğrudur. Dosya
konusu Bodrum Limanı ise Ege Bölgesindeki tarih, doğa, deniz, güneş veya
eğlence için tercih edilebilecek limanlardan biridir. Bu nedenle ilgili coğrafi
pazarın “Ege Bölgesi Kruvazer gemilerine yönelik liman hizmetleri pazarları”
olarak benimsenmesi gerekir.
Bodrum Limanını devralan Global Liman Hizmetleri A.Ş.’in ilgili
pazarda Kuşadası Limanındaki pazar payının gemi ve yolcu sayısı dikkate
08-71/1150-447
19
alındığında %(…) , Antalya Limanında %(…) İzmir Limanında %(…) ve
Bodrum Limanında %(…) olduğu bilinmektedir.
Global’in tek veya ortak kontrolünde bulunan limanların pazar
paylarının bir bütün olarak kabul edilmesiyle hesaplanan HHI değerleri; yolcu
sayısına göre 4.594 ve gemi sayısına göre (…) dir.
HHI değerinin 1.800’ü aşması halinde pazarın aşırı yoğunlaşmış kabul
edildiği bilinmektedir.
Devralma öncesi pazarın genel yapısının belirlenmesi için rekabet
uzmanlarınca nihai inceleme sürecinde yapılan hesaplamalarda ulaşılan HHI
değerleri sektörün rekabetçi bir yapıdan uzak olduğunu göstermekteyken
devralma sonrası Global için hesaplanan HHI değerleri daha da yükselmiştir.
Yoğunlaşmayı ortaya koyan değerlerdeki bu artış, sektördeki ortak
girişimler ağının rekabet üzerine etkisinin bir göstergesidir.
Bodrum limanı henüz faaliyete geçmiş olmasına rağmen limanlarımızın
2008 yılı pazar payları değerlendirildiğinde sektörde uzun zamandır faaliyet
gösteren pek çok limandan daha yüksek bir pazar payına ulaştığı
görülmektedir.
Kruvaziyer işletme sektöründe rotalar birkaç yıl öncesinden belirlenerek
oluşturulmaktadır.
08-71/1150-447
20
Kruvaziyer işletmecileri bakımından cazip olabilecek bütün limanların
tek bir teşebbüs çatısı altında birleştirilmesi, bu teşebbüsün kontrolü dışındaki
liman işletmelerinin rekabet imkanlarını kısıtlayacaktır.
Bağımsız limanların rekabet etme imkanı ancak diğer bağımsız
limanlarla bir araya gelerek alternatif paketler geliştirmeleriyle oluşabilecektir.
Kruvaziyer liman işletmeciliği pazarında talebin fiyat esnekliğinin
yüksek olduğu yolundaki tespit; Türkiye’deki liman hizmetlerinin fiyatları
arttığında kruvaziyer işletmecilerinin alternatif yabancı limanlara yöneleceği
anlamına gelmektedir.
Ulusal pazarlar kapsamında yapılan değerlendirmelerde tüketimin bir
teşebbüse yada bir diğerine yönelmesi; genel refah bakımından olumlu bir
süreç olarak değerlendirilse de aynı değerlendirme limanların turistik amaçlı
kullanılmaları bakımından yerinde değildir. Çünkü yabancı limanlara yönelen
talep ancak ülkenin rekabet gücünün düştüğünün bir göstergesi olarak kabul
edilebilir.
Kruvaziyer turizminin dünya çapında hızla gelişen ve gelişmesi
beklenen bir iş kolu olması ve kruvaziyer gemilerinin çok çeşitli turizm alt
sektörlerini etkilemekte olması karşısında; iç talebin henüz düşük olduğundan
bahisle söz konusu devralma işleminin iç pazarı etkilemeyeceğinden söz
edilmesi yanlış, 4054 sayılı Yasanın uygulama alanına etkisinin sınırlı olacağı
söylemi de gerçeğe aykırıdır.
08-71/1150-447
21
Bu nedenlerle söz konusu devralma işlemi sonucunda Global Liman
İşletmeleri A.Ş.’nin Türkiye’de hakim duruma gelmesi ve Ege Bölgesi
kruvaziyer gemilerine yönelik liman hizmetleri pazarında hakim durumunun
güçlendirilerek rekabetin önemli ölçüde azaltılmasının muhtemel olacağı,
devralma işlemine izin verilmemesi gerektiği görüşüyle karara karşıyım.
Süreyya ÇAKIN
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy