Rekabet Kurumu Başkanlığından,
(Danıştay’ın İptal Kararı Üzerine Verilen)
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : Ö.G./1/D1-97/1 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 09-07/129-40
Karar Tarihi : 18.2.2009
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER 10
Başkan : Prof.Dr.Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : M.Sıraç ASLAN, Süreyya ÇAKIN, Mehmet Akif ERSİN, Dr.Mustafa
ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE
B. RAPORTÖRLER: Tarkan ERDOĞAN, Aydın ÇELEN, Ali İhsan ÇAĞLAYAN, Pelin
ERDOĞAN
C. ŞİKAYET EDEN: İstanbul Gıda Toptancı Tüccarları Derneği (İGTOD)
İstanbul Toptan Gıda Merkezi Rami-Eyüp-İSTANBUL 20
D. HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILAN:
- Unilever Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Değirmenyolu Cad. Huzur Hoca Sok. No: 84 İçerenköy-İstanbul
Temsilcisi: Av. Gökhan SARAÇ ve Av. Burak KİREÇÇİ
Değirmenyolu Cad. Huzur Hoca Sok. No: 84 İçerenköy-İstanbul
E. DOSYA KONUSU: Benckiser Temizlik Malzemesi Sanayi ve Ticaret A.Ş., Besler Gıda
ve Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş., Eczacıbaşı Procter & Gamble Dağıtım ve Satış A.Ş., 30
Marsa Kraft Jacobs Suchard Sabancı Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş., Sezginler Gıda
Sanayi ve Ticaret A.Ş., Unilever Sanayi ve Ticaret A.Ş., LeverElida Tem. ve Kişi. Bak.
Ür. San. ve Tic. A.Ş., Ülker Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. hakkında yürütülen soruşturma
sonucunda alınan 24.11.1999 tarih ve 99-53/575-365 sayılı kararın Danıştay 13.
Dairesi’nin 2007/14688 E. ve 2008/7651 K. sayılı kararı ile iptal edilmesi sonrasında
dosyanın Unilever Sanayi ve Ticaret A.Ş. yönünden yeniden değerlendirilmesi.
F. İDDİALARIN ÖZETİ:
1- İstanbul Gıda Toptancı Tüccarları Derneği'nin (İGTOD) 19.11.1997 tarihli şikayet 40
başvurusunda;
- Besler Gıda ve Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş.,
Eczacıbaşı Procter & Gamble Dağıtım ve Satış A.Ş.,
Marsa Kraft Jacobs Suchard Sabancı Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.,
Sezginler Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.,
Unilever Sanayi ve Ticaret A.Ş.,
Ülker Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.
09-07/129-40
2
teşebbüslerinin dayanıksız gıda ve gıda dışı tüketim mallarına ilişkin İGTOD 50
üyeleri aleyhine uyumlu eylem halinde arz boykotu uyguladıkları,
- Söz konusu üretici firmaların rekabet mevzuatına aykırı olarak aynı dönemde
ihdas ettikleri distribütörlerine belirli bölgelerde tek satıcılık imtiyazı tanıyarak,
tüketici nezdinde kullanım amaçları açısından aynı olan rakip ürünlerin yeniden
satıcılığının yapılmaması şartı getirdikleri, aynı bölgede bulunan diğer toptancılara
fabrika tarafından sevkıyat yapılmayacağı güvencesi verdikleri ve distribütörlerinin
Rami Piyasası’na ürün tedarik etmelerine engel olmak suretiyle İGTOD üyelerini
piyasa dışına çıkardıkları,
60
- Bağımsız alıcılar açısından esas sorunun “üretici tarafından, ilgili bölgedeki tek
distribütörden tedarik yapma zorunluluğunun getirilmiş olması” ve “… alıcının
kendi olanakları ile komşu bölge distribütörlerinden satınalım yapmalarına üretici
firmalar tarafından yasaklama getirilmesi” olduğu, başka bir ifadeyle, ikincil tedarik
kaynaklarının da ortadan kaldırıldığı,
- Aynı firmaların distribütörlerine fiyat empoze ettikleri,
- Tüketici zararına pazarlamayı kısıtladıkları,
70
- Ayrı ayrı ürünlerde hakim durumlarını kötüye kullandıkları
öne sürülerek, bu eylemleri ile 4054 sayılı Kanun’u ihlal eden teşebbüsler hakkında işlem
yapılması istenmiştir.
2- Haklarında soruşturma yürütülen teşebbüsler, Kararın ilerleyen bölümlerindeki
savunmalarında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere 4054 sayılı Kanun’u ihlal etmediklerini
iddia etmişlerdir.
G. DOSYA EVRELERİ 80
İGTOD’un söz konusu şikayet dilekçesi üzerine, Kurum raportörleri tarafından hazırlanan
8.12.1997 tarihli ve Ö.G.1-D1-97/1 sayılı İlk İnceleme Raporu Rekabet Kurulu'nun
10.12.1997 tarihli toplantısında görüşülmüş ve 280-25 sayılı Karar ile 4054 sayılı
Kanun'un 40. maddesinin birinci fıkrası uyarınca konuya ilişkin önaraştırma yapılmasına
karar verilmiştir.
Önaraştırma sonucunda Kurum raportörlerince düzenlenen 24.3.1998 tarihli ve D1/2-
M.B.-98/1 sayılı Önaraştırma Raporu, Rekabet Kurulu'nun 26.3.1998 tarihli toplantısında
görüşülmüş ve 59/436-57 sayılı Karar ile 4054 sayılı Kanun'un 41. maddesi ve 43. 90
maddesinin birinci fıkrası uyarınca;
- Marsa Kraft Jacobs Suchard Sabancı Gıda San. ve Tic. A.Ş. (Marsa KJS),
- Eczacıbaşı Procter & Gamble Dağıtım ve Satış A.Ş. (EPG),
- Ülker Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Ülker),
- Besler Gıda ve Kimya Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Besler),
- Sezginler Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Sezginler),
09-07/129-40
3
- Unilever Grubuna ait Unilever Sanayi ve Ticaret Türk A.Ş. (Unilever), Lever Temizlik
Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Lever), Dosan Konserve Sanayi ve Ticaret A.Ş.
(Dosan) ve Elida Kozmetik Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Elida) 100
hakkında aynı Kanun'un 4. maddesinin ikinci fıkrasının (a), (b), (d) ve (f) bentlerini;
- Benckiser Temizlik Malzemesi San. ve Tic. A.Ş. (Benckiser),
- Unilever Tüketim Ürünleri Satış, Pazarlama ve Ticaret A.Ş. (UNIPA)
hakkında ise aynı maddenin yukarıda ifade edilen (a), (b) ve (f) bentlerini
ihlal ettikleri gerekçesiyle soruşturma açılmasına, bu aşamada geçici tedbir
alınmasına gerek olmadığına karar verilmiştir. 110
13.4.1998 tarihinde, Kanun'un 43. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca taraflara soruşturma
açıldığına dair bildirimde bulunularak taraflardan 30 gün içinde ilk yazılı savunmalarını
göndermeleri istenmiştir.
Haklarında soruşturma açılan teşebbüslerin ilk yazılı savunmaları, 12.5.1998- 11.6.1998
tarihleri arasında Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
Ülker ve Besler, distribütörleri ile akdettikleri dağıtım anlaşmalarına ilişkin olarak 4.5.1998
tarihinde, Sezginler ise Benckiser ile akdettiği dağıtım anlaşması için 5.5.1998 tarihinde 120
Kurum kayıtlarına intikal eden başvuruları ile menfi tespit/muafiyet talebinde
bulunmuştur.
2.7.1998 tarih ve 72 sayılı toplantıda Kurul, sürmekte olan önaraştırma ya da soruşturma
konusu olan anlaşma, uyumlu eylem ya da kararlara ilişkin muafiyet/menfi tespit
başvurularının yürüyen mevcut dosyaları ile birleştirilerek değerlendirilmesine karar
vermiştir.
Kurul'un 10.9.1998 tarihli kararı ile 4054 sayılı Kanun'un 43. maddesinin birinci fıkrası
uyarınca soruşturmanın süresi 6 ay uzatılmıştır. 130
25.3.1999 tarih ve SR/99-2 sayılı Soruşturma Raporu, Kanun'un 45. maddesinin birinci
fıkrası uyarınca Başkanlıkça tüm Kurul Üyeleri ile ilgili taraflara 26.3.1999 tarihinde tebliğ
olunmuş ve aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince taraflardan 30 gün içinde yazılı
savunmalarını göndermeleri istenmiştir.
Soruşturma Raporunun tebliğini takiben, hakkında soruşturma yürütülen teşebbüsler,
savunma sürelerinin Kanun'un 45. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 30 gün uzatılmasını
talep etmişlerdir. Unilever Grubu, Kurum kayıtlarına 27.4.1999 tarihinde intikal eden
başvuruları ile süre uzatımı talebinde bulunmakla birlikte, 4.5.1999 tarihinde Kurum 140
kayıtlarına intikal eden yazılarında bu taleplerinden sarfı nazar ettiklerini bildirmişlerdir.
Diğer teşebbüslerin talepleri Kurul kararları ile kabul edilmiş ve bu teşebbüslere 30’ar gün
ek savunma süresi tanınmıştır. Hakkında soruşturma yürütülen bütün teşebbüslerin ikinci
yazılı savunmaları 3.5.1999-1.6.1999 tarihleri arasında Kurumumuz kayıtlarına intikal
etmiştir.
09-07/129-40
4
İkinci yazılı savunmalara ilişkin "Ek Yazılı Görüş", Kanun'un 45. maddesinin ikinci fıkrası
uyarınca, 22.6.1999 tarihinde tüm Kurul Üyeleri ve taraflara tebliğ edilmiştir.
Ek yazılı görüşün tebliğini takiben, EPG dışında hakkında soruşturma yürütülen 150
teşebbüsler, savunma sürelerinin Kanun'un 45. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 30 gün
uzatılmasını talep etmişlerdir. İlgili teşebbüslerin talepleri Kurulca uygun görülmüş ve her
teşebbüs için 30 gün ek savunma süresi tanınmıştır.
İlgili teşebbüslerin ek yazılı görüşe karşı yazılı savunmaları 22.7.1999-15.9.1999 tarihleri
arasında Rekabet Kurumu kayıtlarına intikal etmiştir.
Soruşturma kapsamındaki teşebbüslerin talepleri üzerine; Rekabet Kurulu'nun 21.9.1999
tarih ve 99-43 sayılı toplantısında, yürütülen soruşturma ile ilgili olarak 10.11.1999
tarihinde sözlü savunma toplantısı yapılmasına karar verilmiş ve sözlü savunma 160
toplantısı davetiyeleri, Kanun'un 46. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca ilgililere
gönderilmiştir.
10.11.1999 ve 11.11.1999 tarihlerinde yapılan “Sözlü Savunma Toplantısı”nda, taraflar
son savunmalarını yapmışlardır.
Rekabet Kurulu, 24.11.1999 tarihinde nihai kararını vermiş ve 25.11.1999 tarihinde karar
taraflara tefhim edilmiştir.
Gerekçeli karar taraflara 6.2.2001 tarihinde gönderilmiş, taraflar da gerekçeli kararı 170
7.2.2001 ve 8.2.2001 tarihlerinde tebellüğ etmişlerdir.
Taraflar ve şikayetçi, Danıştay’da süresi içinde dava açmıştır. Danıştay 10. Dairesi,
Benckiser’e ilişkin 5.6.2003 tarih, 2001/871 E. 2003/2267 K. sayılı, Besler’e ilişkin
6.3.2003 tarih, 2001/777 E. 2003/760 K. sayılı, EPG’ye ilişkin 21.10.2003 tarih, 2001/908
E. 2003/4067 K. sayılı, Marsa KJS’ye ilişkin 21.10.2003 tarih, 2001/907 E. 2003/4066 K.
sayılı, Sezginler’e ilişkin 21.10.2003 tarih, 2001/902 E. 2003/4068 K. sayılı, Unilever’e
ilişkin 31.11.2003 tarih, 2001/655 E. 2003/5451 K. sayılı, LeverElida’ya ilişkin 15.5.2003
tarih, 2001/656 E. 2003/1774 K. sayılı, Ülker’e ilişkin 6.3.2003 tarih, 2001/778 E.
2003/761 K. sayılı, şikayetçi İGTOD’a ilişkin 19.11.2003 tarih, 2001/2278 E. 2003/4479 180
K. sayılı Kararları ile; davaların reddine karar vererek 24.11.1999 tarih ve 99-53/575-365
sayılı Kurul Kararı’nı onamıştır. EPG haricindeki diğer taraflar ve şikayetçi, Danıştay
Dava Daireleri Kurulu’nda red kararlarını temyiz etmişlerdir.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Benckiser’e ilişkin 21.12.2006 tarih, 2003/1052 E.
2006/2447 K. sayılı, Besler’e ilişkin 21.12.2006 tarih, 2003/1049 E. 2006/2442 K. sayılı,
Marsa KJS’ye ilişkin 3.5.2007 tarih, 2004/2457 E. 2007/870 K. sayılı, Sezginler’e ilişkin
21.12.2006 tarih, 2003/1062 E. 2006/2448 K. sayılı, LeverElida’ya ilişkin 21.12.2006
tarih, 2003/1050 E. 2006/2446 K. sayılı, Ülker’e ilişkin 21.12.2006 tarih, 2003/1062 E.
2006/2448 K. sayılı, Unilever’e ilişkin 3.5.2007 tarih, 2004/2343 E. 2007/865 K. sayılı ve 190
şikayetçi İGTOD’a ilişkin 3.5.2007 tarih, 2004/863 E. 2006/2448 K. sayılı Kararları ile;
Danıştay 10. Dairesi’nin red kararlarını, Soruşturma Heyeti Başkanı Kurul Üyesinin nihai
kararda oy kullanmasının tarafsızlık ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle bozmuştur.
Bozma kararları üzerine Danıştay 13. Dairesi, 12.12.2007 tarihinde Danıştay İdari Dava
Daireleri Kurulu’nun bozma gerekçelerini dikkate alarak, Benckiser’e ilişkin 2007/10148
09-07/129-40
5
E. 2007/8737 K. sayılı, Besler’e ilişkin 2007/8026 E. 2007/8744 K. sayılı, Marsa KJS’ye
ilişkin 2007/12798 E. 2007/8703 K. sayılı, Müflis Sezginler’e ilişkin 2007/12797 E.
2007/8742 K. sayılı, LeverElida’ya ilişkin 2007/8028 E. 2007/8738 K. sayılı ve Ülker’e
ilişkin 2007/8027 E. 2007/8707 K. sayılı Kararlarında; 24.11.1999 tarih ve 99-53/575-365 200
sayılı Kurul Kararı’nın davacılara yönelik kısımlarının iptalini hükme bağlamıştır.
Rekabet Kurulu 3.7.2008 tarih ve 08-43 sayılı toplantısında ilk inceleme, önaraştırma,
soruşturmaya ait tüm savunma, ek savunma, sözlü savunma tutanakları, raporlar,
Danıştay’ın iptal kararları, tüm dosya münderecatında yer alan bilgi ve belgeleri
inceleyerek, 3.7.2008 tarih ve 08-43/591-223 sayı ile nihai kararını vermiştir.
Diğer yandan Unilever’in, Danıştay 10. Dairesi’nin 31.11.2003 tarih, 2001/655 E.
2003/5451 K. sayılı red kararını temyiz etmesi üzerine; Danıştay Dava Daireleri Kurulu
anılan kararı, 3.5.2007 tarih, 2004/2343 E. 2007/865 K. sayılı Kararı ile Soruşturma 210
Heyeti Başkanı Kurul Üyesinin nihai kararda oy kullanmasının tarafsızlık ilkesine aykırı
olduğu gerekçesiyle bozmuştur.
Bozma kararı üzerine Danıştay 13. Dairesi, 5.12.2008 tarihinde Danıştay İdari Dava
Daireleri Kurulu’nun bozma gerekçesini dikkate alarak, 2007/14688 E. 2008/7651 K.
sayılı Kararı’nda; 24.11.1999 tarih ve 99-53/575-365 sayılı Kurul Kararı’nın Unilever’e
yönelik kısımlarının iptalini hükme bağlamıştır.
Dosya üzerinde yapılan değerlendirmeler ışığında düzenlenen 10.2.2009 tarihli dosya
11.2.2009 tarih ve REK.0.07.00.00.-110/46 sayılı Başkanlık önergesi ile 18.2.2009 tarih 220
ve 09-07 sayılı toplantısında görüşülmüş ve Kurul ilk inceleme, önaraştırma,
soruşturmaya ait tüm savunma, ek savunma, sözlü savunma tutanakları, raporlar,
Danıştay’ın iptal kararları, tüm dosya münderecatında yer alan bilgi ve belgeleri
inceleyerek, nihai kararını vermiştir.
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: Soruşturma sürecinde elde edilen bilgi ve belgeler
ışığında, Soruşturma Raporu’nda verilen sonuçlarda herhangi bir değişikliğe gidilmesine
gerek olmadığı ifade edilmektedir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME 230
I.1. İlgili Pazar
I.1.1. İlgili Ürün Pazarı
Haklarında soruşturma yürütülen firmalar tarafından üretilen ve/veya dağıtımı yapılan
ürün çeşidi çok fazla sayıdadır, ancak aynı firma ürünlerinin benzer dağıtım kanalları
kullanılarak dağıtılması daha genel bir yaklaşımın benimsenmesini gerektirmektedir. Bu
nedenle birbiri ile içiçe olmak üzere dört pazar belirlenmiştir. Bunlardan birincisi, üst
pazar konumundadır ve bütün diğer ürün pazarlarını kapsamaktadır: Gıda ve gıda dışı 240
dayanıksız tüketim maddeleri toptan ticareti pazarı. Ancak bu pazar kaçınılmaz olarak
perakende düzeyinde ticareti de etkilemektedir. Alt Pazarlar ise şu şekilde belirlenmiştir:
Gıda, Temizlik Maddeleri, Kozmetik (Kişisel Bakım Ürünleri).
09-07/129-40
6
I.1.2. İlgili Coğrafi Pazar
Şikayet konusu firmaların akdettikleri dağıtım anlaşmaları ile Türkiye genelinde bir
anlaşmalar ağı oluşturdukları ve sözleşmelerin standart olduğu dikkate alınarak coğrafi 250
pazar, ülkenin bütünü olarak belirlenmiştir.
I.2. Unilever Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Unilever Grubu, Unisel adı altında tüzel kişiliği olmayan bir organizasyon marifetiyle
ürünlerini 1.1.1997 tarihinden itibaren distribütörlük sistemine geçmek suretiyle
dağıtmaya başlamıştır. 1 Ocak 1998 tarihinden itibaren ise UNIPA tüzel kişiliği içinde ilgili
mallar pazarlanmaktadır. UNIPA her distribütörün bünyesinde bölge müdürü unvanıyla
çalışan personel bulundurmaktadır. Bu elemanların görevi, distribütör ile UNIPA
arasındaki koordinasyonu sağlamak, satışları artırmak için gerekli kontrolleri yapmak, 260
personelin eğitimini sağlamaktır. Siparişler Unisel’in satış temsilcileri tarafından önceden
belirlenmiş rutlar üzerinden dolaşılarak el bilgisayarlarına kaydedilmektedir. Günlük
ziyaretini tamamlayan satış temsilcileri, el bilgisayarına (janus) kaydedilen bu bilgileri
distribütörün ana bilgisayar sistemine yüklemektedir. Distribütörün ana bilgisayar sistemi,
bu siparişlerin dağıtım araçlarına yükleme planlarını hazırlamaktadır. Araçlar bu planlara
göre yüklendikten sonra, distribütör tarafından sipariş, araç ve yük bilgileri distribütörün
dağıtım elemanının el bilgisayarına yüklenmekte, dağıtım elemanı aracın üzerinde
siparişi olan perakende satış noktalarına teslimatı gerçekleştirmektedir.
Distribütör ana bilgisayar sistemi “network” ağıyla Unisel merkezine bağlıdır. Bu durumda 270
Unisel, distribütörün bilgisayarındaki tüm bilgileri, özellikle müşteri listelerini, ürün
bazında mevcut stokları, hasarlı olanları ve açık miktarlarını (sevk edilmemiş sipariş
miktarı), net depo stokunu (mevcut-açık) görebilmektedir. Siparişi alanlar UNISEL satış
temsilcileridir. Bunun nedeni de, zaten ürünlerin kalite ve erişilebilirlik bakımından aynı
elemanlar tarafından parekendeci ziyaretleri ile kontrol ediliyor olması ve distribütörlere
ilave personel maliyeti yaratmaması şeklinde açıklanmaktadır.
Hafta sonları Unilever, distribütörleri arayarak replikasyon (fiyatlarda ve promosyonlarda
değişme) olduğunu bildirmekte, bunun üzerine distribütör yeni fiyatları bilgisayar sistemini
kullanarak kendi sistemine transfer etmektedir. 280
Unisel, bilgisayar ortamında iki fiyat listesi göndermektedir. Bunlardan biri Unisel
distribütör fiyat listesi, diğeri Unisel perakende fiyat listesidir. Unisel distribütör fiyat
listesi, Unisel’in distribütöre gönderdiği kendi satış fiyatını göstermektedir. Distribütör bu
liste bedeli yani fatura bedeli üzerinden %2.5 oranında bütün ürünlerde indirim
almaktadır (fatura altı ıskonto). Düzenli olarak ödeme yapılması, dağıtımın zamanında
gerçekleştirilmesi, mümkün olduğunca çok satış noktasına ulaşılması hedefine bağlı
olarak da ay sonunda %0.5 ek indirim verilmektedir. Sonuçta %3 (2.5+0.5) fatura altı
ıskonto almaktadır. Ayrıca bunlara ilaveten Unisel’den gelen diğer perakende fiyat
listelerine uyulduğunda %3 getiri sağlanabilmektedir. Böylece distribütör, toplamda %6 290
kazanmaktadır.
09-07/129-40
7
I.3.Yapılan Tespitler ve Deliller
I.3.1. Yazılı Savunmalardaki Genel İtirazlar ve Bu Savunmalara İlişkin
Değerlendirmeler 300
I.3.1.1. Soruşturma Kapsamına İlişkin İtiraz ve Bu Savunmaya Yönelik
Değerlendirme
Savunmalarda soruşturma kapsamına ilişkin özetle;
- 1.1.1985 tarihinden 1997 sonuna kadar Elida tarafından üretilen veya ithal edilen
kişisel bakım ürünlerinin münhasıran Lever’e satıldığı ve Lever tarafından üretilen ev
bakım ürünleri ile birlikte satış ve pazarlamasının Lever tarafından gerçekleştirildiği,
Dosan tarafından üretilen çay ürünlerinin ise 1.7.1987 tarihinden itibaren münhasıran 310
Unilever Sanayi’ye satıldığı ve diğer ürünlerle Unilever Sanayi tarafından
pazarlandığı,
- Elida’nın 1985’ten, Dosan’ın ise 1987’den sonra şikayete ve soruşturmaya konu
faaliyetlerini yürütmediği ve 1 Ocak 1997 tarihinde yürürlüğe konulan distribütörlük
sistemi ile Unilever Sanayi ve LeverElida tarafından UNISEL satış teşkilatının devreye
konduğu ve 1 Ocak 1998 tarihinden itibaren ise UNIPA tüzel kişiliği içinde ilgili
malların pazarlandığı,
- UNIPA dışında soruşturmaya tabi olan grup şirketlerinin hiçbirinin soruşturmaya konu
faaliyetinin söz konusu olmadığı, bu nedenle de UNIPA dışındaki şirketlerin
soruşturma kapsamı dışında tutulmasına karar verilmesi gerektiği 320
ifade edilmektedir.
Soruşturmaya konu ilgili firmaların ürünlerinin, UNIPA tarafından pazarlanmaya
başlandığı 1 Ocak 1998 tarihinden önce de pazarlandığı ve soruşturmanın sadece bu
tarihten sonraki rekabete aykırı eylemlerle ilgili olarak değil, önceki eylemlerle ilgili olarak
da açıldığı dikkate alınarak, soruşturma kapsamı sadece UNIPA ile sınırlı tutulmamıştır.
Ayrıca yine bu tarihten önceki distribütörlük sözleşmeleri incelendiğinde tarafların
Unilever Sanayi ve LeverElida olduğu görülmektedir.
330
I.3.1.2. Rekabet İhlallerinin Amaç ve Etkilerine Yönelik İtiraz ve Bu Savunmaya
İlişkin Değerlendirme
Unilever’in savunmasında rekabet ihlallerinin amaç ve etkilerine ilişkin olarak özetle;
yeniden satış fiyatının belirlenmesinin ve/veya pasif satışların engellenmesinin piyasada
etkilerine yönelik hiçbir tespitte bulunulmadığı, söz konusu ihlallerle ilgili olarak herhangi
bir ekonomik analiz yapılmadığı ve fiili durumun ne olduğuna ilişkin bilgi ve bulguların
Soruşturma Raporunda yer almadığı ifade edilmiştir.
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan 340
veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu
etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu
eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemlerinin hukuka aykırı ve yasak
olduğu düzenlenmiştir.
09-07/129-40
8
Rekabeti engelleyici, sınırlayıcı veya bozucu “amaçlı” veya “etkili” uygulamalar bir ayrıma
tabi tutulmamaktadır. Nitekim elde edilen belge ve bulgular fiili durumun tespiti
niteliğindedir. Soruşturma kapsamında teşebbüslerde yapılan yerinde incelemelerde
tespit edilen belgelerden de anlaşıldığı üzere, teşebbüslerin rekabeti engelleyici amaçla
hareket ederek yeniden satış fiyatını belirledikleri ve/veya pasif satışları engellemek 350
istedikleri görülmektedir.
I.3.2. Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi
I.3.2.1. Elde Edilen Bulgular
I.3.2.1.1. Distribütörün Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi
Tim Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Paz. A.Ş.’nin Unisel Bölge Müdürü ile 22.1.1998 tarihinde
yapılan görüşmede; bölge müdürünün görev alanı, distribütör ile uyumlu olarak satışları 360
artırmak amacıyla gerekli kontrolleri yapmak, personel eğitimini sağlamak ve Unilever ile
gerekli koordinasyonu sağlamak şeklinde tanımlanmış ve aynen
“- Unilever A.Ş.’nin distribütörlere ilettiği tavsiye fiyatlarında çok fazla değişiklik
yapma ihtiyacı duyulmadığı için, genelde distribütörlere ayrılmış bölgeler arasında
fazla talep kayması olmadığı,
- Distribütörün aylık masraflarının aylık satış tutarının %3.5-4’ünü
oluşturduğu, tavsiye fiyatlarını uygular ise satış tutarı üzerinden %6 getiri elde
edebileceği, bu nedenle distribütörün kâr elde edebilmesi için en az tavsiye fiyatı 370
üzerinden satış yapmak zorunda olduğu”
ifade edilmiştir.
Unisel tarafından bilgisayar ortamında distribütörlere gönderilen fiyat listeleri,
distribütörün satış noktaları ve özel satış noktalarına çeşitli vadelerde ürünleri
satabileceği fiyatları göstermektedir. Her ne kadar distribütörler ve Unisel yetkilileri bu
listelerin sadece tavsiye niteliğinde olduğunu ifade ediyorlar ise de, uygulamada ancak
bu listelere uymak suretiyle getiri sağlamak mümkündür. Bu da yüksek yatırım maliyetleri
yani sabit masraflar gözönünde bulundurulduğunda, liste fiyatlarının uygulanmasını 380
zorlayıcı bir unsurdur. Başka bir deyişle, distribütörlerin bu masrafları karşılayıp kâra
geçebilmeleri için tavsiye fiyatlarına uymaları gerekmektedir. Yine kendi açıklamalarına
göre ancak aşırı stoklar varsa tavsiye fiyatının altında satabilmektedirler.
1997 yılında distribütörlerle akdedilen standart Distribütörlük Sözleşmesinin “Fiyatlar ve
Ödeme Şartları ve Sair Mali Hükümler” başlıklı bölümünde yer alan 7.5. maddesinde,
“7.5. Distribütör, Ürünlerin Satış Noktaları ve Özel Satış Noktaları’nda uygulanan
nihai tüketiciye satış fiyatlarının UniseL tarafından verilen fiyat listesinde tavsiye
edilen tüketiciye satış fiyatları ile uyumlu olmasına çalışacaktır.” 390
hükmü bulunmaktadır.
Sistemin dayandığı amaç penetrasyonu artırmak olduğuna göre, distribütörün müşteri
portföyünün ağırlıklı olarak perakende noktalardan oluşacağı açıktır. Distribütöre bu
09-07/129-40
9
madde ile verilen görev, perakendecinin tüketiciye satış fiyatının Unisel tarafından
gönderilen liste fiyatı ile uyumlu olmasına gayret gösterilmesi, dolayısıyla distribütörün
perakendeciye satış fiyatının da bu liste fiyatı ile uyumlu olmasıdır. Sözleşmedeki bu
hüküm, tavsiye listelerinin uygulanmasına yönelik bir baskı unsurudur. Nitekim uygulama
incelendiğinde Unisel tarafından distribütörlere düzenli olarak bilgisayar sistemi 400
vasıtasıyla fiyat listeleri gönderilmektedir. Bu fiyat listelerinin son sütununda tavsiye
edilen tüketici fiyatı (KDV Dahil) bulunmaktadır.
Distribütör Ayışığı Dağıtım Paz. Koll. Şti.’nde tespit edilen, Bölge Müdürünün
(Soruşturma döneminde Marmara bölgesindeki 3 distribütörün bölge müdürlüğü görevini
yürütmektedir.) isminin geçtiği “Distribütör-Bölge Müdürü İlişkileri” başlıklı yazının;
Distribütör Sisteminin Amacı bölümünün 1. maddesi fiyat istikrarıdır.
Organizasyon Yapısı bölümünde ise aşağıdaki ifadeler aynen yer almaktadır:
410
“BÖLGE MÜDÜRÜ
ASİSTAN/SEKRETER DİSTRİBÜTÖR
S.MÜFETTİŞLERİ D.ELEMANI- MUHASEBE-OPERATÖR
*DAĞITIM ELEMANLARI, MUHASEBE, OPERATÖR İDARİ OLARAK DİSTRİBÜTÖRE,
OPERASYONEL OLARAK BÖLGE MD’NE BAĞLI.
*DİSTRİBÜTÖR SİSTEMDE TAMAMEN FİNANSÖRDÜR. ANCAK SİPARİŞ, MALIN SATIŞ
FİYATLARINA, KİME MALIN VERİLECEĞİNE KARIŞAMAZ. BU KONUDA SORUMLULUK 420
BÖLGE MÜDÜRÜNE AİTTİR.”
Belgeden anlaşıldığı üzere, distribütörlük sisteminin amaçlarından biri olarak fiyat istikrarı
gösterilmektedir. Burada fiyat istikrarından anlaşılması gereken, belirli bir mal için tek
fiyattır. Nitekim Gaziosmanpaşa Merkez bölgesi satış temsilcisinin Pakdağ Bölge Müdürü
ve Bölge Müfettişine gönderdiği bölge değerlendirmesi raporunda aynen; “…Piyasaya
çıkmaya başladığım ilk günden itibaren müşterilerimle hem tanışmaya hem de
sistemimizi anlatmaya başladım. Tepkiler beklediğimden de iyiydi. %80 gibi müşteri
oranım sisteme çok sıcak bakıyordu. Özellikle tek bir fiyatın olması en çok hoşlarına
giden durumdu. İnanmayan %20’lik kesim moralimi çok da fazla bozamıyordu.” ifadesine 430
yer verilmiştir. Ayrıca distribütör Tim Gıda Bölge Müdürünün ifade ettiği gibi Unisel’in
distribütörlere ilettiği tavsiye fiyatlarında değişiklik yapma ihtiyacı duyulmamaktadır.
Zaten distribütörün kâr elde edebilmesi için en az tavsiye fiyatı üzerinden satış
yapmasının zorunlu olduğu yine Tim Gıda Unisel Bölge Müdürü tarafından ifade
edilmiştir. Dolayısıyla distribütörün satış fiyatı Unisel tarafından gönderilen fiyat listeleri
vasıtasıyla belirlenmektedir. Kaldı ki distribütörün kendi satış fiyatını belirleme özgürlüğü
yoktur. Çünkü yukarıdaki belgeden de anlaşıldığı gibi, bu sistemde distribütör sadece
finansör olup malın satış fiyatlarına karışamaz. Bu konuda sorumluluk Bölge Müdürüne
aittir. Ayrıca distribütörlük sistemine ait organizasyon yapısında Bölge Müdürü
Distribütörün üzerinde yer almaktadır. 440
1998 yılı standart distribütörlük sözleşmelerinde 1997 yılı sözleşmelerindeki 7.5. maddesi
çıkarılarak sözleşmenin “Fiyatlar ve Ödeme Şartları ve Sair Mali Hükümler” başlıklı
bölümünde yer alan 7.2. maddesinde,
“7.2. Distribütör, ürünlerin yeniden satış fiyatını serbestçe belirleyebilir.” ifadesine yer
verilmiştir.
09-07/129-40
10
I.3.2.1.2. Perakendecinin Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi
450
1997 yılı distribütörlük sözleşmesinin, tanımlar kısmında;
“1.6 Özel Satış Noktaları doğrudan UniseL ile işbu Sözleşme’den bağımsız özel
satış şartları altında Ürünler’in Distribütör’e Unilever ve Lever tarafından
satılmasını müteakip Ürünler’in kendilerine satış ve teslimatının Distribütör
tarafından gerçekleştiği ticarethaneler olup, bunlar ve haklarında uygulanacak özel
satış, fiyatlandırma ve prim sistemi ayrıca zaman zaman UNISEL tarafından
Distribütör’e yazılı olarak bildirilecektir.” maddesi yer almaktadır
Madde metninde görüldüğü gibi, sağlayıcı tarafından belirlenen özel satış, fiyatlandırma 460
ve prim sistemi gibi koşullar distribütör tarafından uygulanmak durumundadır. Bir başka
deyişle, distribütörün bu noktalara uygulayacağı fiyat ve diğer satış koşulları sağlayıcı
tarafından belirlenmektedir.
Distribütör ile S.Market arasında (8 hafta) süre için akdedilen 9.2.1998 tarihli S.Market
“Yeni Yıl Kampanyası” Katılım Sözleşmesi metninin 6-Vade bölümünde,
“UniseL ürünlerinin karşılığı ödemelere uygulanan vadeler UniseL tarafından SM’e
yazılı olarak verilir. UniseL, gerekli gördüğü durumlarda vade sürelerini azaltabilir
veya artırabilir…”, 470
12- Satış Şartları-Raf Fiyatları bölümünde,
“SM, UniseL ürünlerini, UniseL tarafından belirlenen ve kendisine S.Temsilcisi
tarafından bildirilen fiyattan satar. SM bu fiyatların altında satış yapamaz. SM’e raf
fiyatlarına yansıtılmak üzere mal fazlası veya fatura altı iskonto verebileceği gibi
fiyata yansıtılmak üzere kendisinden hizmet faturası da alınabilir. Bu durumda SM
kendisine bu şekilde verilen avantajı aynen raf fiyatlarına yansıtacaktır.”
ifadeleri bulunmaktadır. 480
Söz konusu maddeden vade koşulları ve raf fiyatlarının Unisel tarafından belirlendiği
anlaşılmaktadır.
Distribütör Pakdağ Gıda ile İstif Gıda’nın 1.1.1997 tarihinden itibaren 2 (iki) yıl süre için
akdetmiş olduğu ÖMM Sözleşmesinde;
“6. VADE
UniseL ürünlerinin karşılığı ödemelere uygulanan vadeler UniseL tarafından
belirlenir ve DİSTRİBÜTÖR’ün satış temsilcisi tarafından ÖMM’ne yazılı olarak 490
verilir. UniseL, gerekli gördüğü durumlarda vade sürelerini azaltabilir veya
artırabilir. ÖMM, UniseL tarafından belirlenen bu vade sürelerine bir itirazda
bulunmayacağını peşinen kabul ve taahhüt eder… Erken ödeme iskontosu ve
gecikme faizi oranları UniseL tarafından belirlenerek DİSTRİBÜTÖR’e
bildirilmektedir. UniseL, erken ödeme iskontosu oranı ile gecikme faizi oranını
farklı olarak tespit edebilir. DİSTRİBÜTÖR, bu oranlar dışında bir oran
09-07/129-40
11
uygulayamaz. ÖMM, UniseL tarafından belirlenen bu oranlara uymayı ve herhangi
bir itirazda bulunmamayı peşinen kabul ve taahhüt eder.
12. SATIŞ ŞARTLARI –RAF FİYATLARI : 500
ÖMM, UniseL ürünlerini UniseL tarafından belirlenen ve Distribütör tarafından
kendisine bildirilen fiyattan satar. ÖMM, bu fiyatların altında satış yapamaz.
ÖMM’ne raf fiyatlarına yansıtılmak üzere mal fazlası veya fatura altı ıskonto
verilebileceği gibi fiyata yansıtılmak üzere kendisinden hizmet faturası da
alınabilir. Bu durumda ÖMM, kendisine bu şekilde verilen avantajı aynen raf
fiyatlarına yansıtacaktır.
…
ÖMM’nin bu maddede belirtildiği şekilde belirlenen raf fiyatlarının altında satış
yapması halinde DİSTRİBÜTÖR işbu sözleşmeyi derhal feshedebilir.”
510
hükümleri yer almaktadır.
Dolayısıyla Distribütörün ÖMM’ye uygulayacağı vade, ıskonto gibi satış koşulları ve raf
fiyatları Unisel tarafından belirlenmektedir. Söz konusu hükme uyulmamasının yaptırımı
sözleşmenin feshidir.
1.1.1998 tarihinden itibaren iki yıl için geçerli ÖMM sözleşmesinde ise, sadece vade
koşullarının Unisel tarafından belirlenmesi söz konusudur.
16.5.1997 tarih ve Beğendik & Unisel Geliştirme Toplantısı-1 başlıklı yazının Fiyat 520
İstikrarı bölümünde aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“UniseL sistemi ile büyük ilerleme kaydedilmesine rağmen gidilecek yol var.
KA(Key Account) noktaların yanında ÖMM noktalarındaki fiyatlar da problem
yaratabiliyor. Aksiyon: ÖMM fiyatları yakın takip edilerek fiyat istikrarına uymaları
temin edilecek.”
I.3.2.1.3. Zincir Marketlerin Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesi
Zincir marketlerden (Key Account)’lardan Sorumlu Müdür tarafından 30.10.1997 tarihinde 530
gönderilen İngilizce e-postanın bir bölümünde özetle; Carrefour ile yaşanan fiyat
problemlerinden bahsedilmektedir. OMO 4 kg’lık üründe promosyon yapıldığı, bunun
sonucunda Carrefour’a minimum raf fiyatı (the cheapest shelf price) artı tüketiciye bir
hediye teklif edildiği ve Carrefour’dan Unilever’in bir önceki fabrika fiyatının (ex-factory
price) altında satmasının istenmediği ifade edilmiş, fakat bu gerçekleşmeyince söz
konusu üründe sevkıyatın kesildiği belirtilmiştir. Ayrıca Carrefour’un diğer ürünlerde de
kendilerinin haberi olmadan fabrika fiyatının altında sattığı ifade edilmektedir.
10.7.1996 tarihinde Metro yetkilisinden Key Account’lardan Sorumlu Müdüre gönderilen
yazıda aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir: 540
“Daha önce tarafınıza piyasada yayınlanan aksiyon dergilerinde 97 endex
mantığının uygulanamadığını, bu baskının sadece Metro üzerinde oluşturulmaya
çalışıldığını, Metro’nun aksiyon dönemlerinde sizin tavsiye fiyatlarına uyduğu
takdirde tüketiciye hitap eden marketlerden bile daha pahalı kaldığını ve bu tür
problemlerin devam etmesi halinde Metro’nun tavsiye ettiğiniz aksiyon fiyatlarına
09-07/129-40
12
uymayacağını yazılı olarak bildirmiştik. Fakat bu tepkimizi sizlere ilettiğimiz
tarihten bu yana, piyasadaki aksiyon fiyatlarının daha düşük yapılmaya
başlandığını gördük. Öyle ki başka herhangi bir yerle aynı anda aksiyona girmek
istemememize rağmen bu yapılmakta ve toptancı market olmamıza rağmen Metro 550
fiyatları her zaman için diğer yerlerin üzerinde kalmaktadır. Bu olaylar bizi
müşterilerimiz karşısında komik duruma düşürdüğü gibi tatmin edici bir satış
yapmamıza da engel olmaktadır. Ekteki aksiyon fiyatlarını inceleyerek, Metropost
tavsiye fiyatlarının daha gerçekçi bir şekilde oluşturulmasını ve acilen tarafıma
bilgi verilmesini rica ederim.”
27.5.1996 tarihinde yine aynı Metro yetkilisinden Key Account’lardan Sorumlu Müdüre
gönderilen yazıda aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır:
“31/05/96-13/06/96 tarihleri arasında 11. Metropost’ta yer alan 3 kg Omomatik 560
Color adlı ürün, firmanız tarafından tavsiye edilen ve 97 endex mantığını içeren
593.990+KDV fiyattan basılmıştır. Fakat, aynı sürelerle çakışan 23/05/96-05/06/96
tarihli Migroskop’ta adı geçen ürün 552.173+KDV’den çıkmıştır. (90 Endex)
Tüketiciye hitap eden bir marketin bile, Metropost fiyatından daha ucuza bu ürünü
satması Metropost’taki 97 endex baskısının sadece Metro’ya uygulandığı inancını
doğurmuştur. Bu probleme bir çözüm bulunana kadar Metro Omomatik Color
grubunu raflarında sergilemeyecek ve Metropostlarda da tavsiye fiyatlarına
uymayacaktır.”
Yukarıdaki belgelerden, Unilever tarafından gönderilen tavsiye fiyatlarına uyulması için 570
Metro üzerinde baskı oluşturulduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu belgelerden de
görüldüğü üzere, her ne kadar adı “tavsiye” de olsa gerçekte uyulması konusunda baskı
oluşturulan fiyat listeleri gönderilmektedir.
Sonuç olarak, yukarıdaki bilgi ve belgeler ışığında; Unisel’in (UNİPA), distribütörden nihai
tüketiciye kadar giden aşamalarda fiyat, vade gibi satış koşullarını kontrol ettiği ve bu
aşamaların her birinde kendisinin belirlediği fiyatın oluşmasına çalıştığı anlaşılmaktadır.
I.3.2.2. Yeniden Satış Fiyatının Belirlenmesine Yönelik Savunmaları ve Bu
Savunmalara İlişkin Değerlendirmeler 580
Unilever’in savunmalarında bu konuya ilişkin özetle;
- 1997 yılı distribütörlük sözleşmelerinin 1.6. ve 7.5. maddelerinde hiçbir surette
distribütörlere nihai tüketiciye satış fiyatını belirlemeleri yönünde emredici bir hüküm
bulunmadığı, söz konusu fiyatların bağlayıcılığı olmayan tavsiye fiyatı olduğu, ayrıca
distribütörlerinin bu yöndeki bir eylem veya teşebbüsüne ilişkin tespitte bulunulmadığı,
sözleşmenin amacının tek elden dağıtım sistemine uygun olarak tarafların karşılıklı
hak ve sorumluluklarının belirlenmesinden ibaret olduğu,
- soruşturma kapsamında yeniden satış fiyatının belirlendiği yönünde hiçbir fiili tespit ve 590
bulgunun olmadığı, aksine iddianın tersini ispat eden AC Nielsen ZET raporları,
distribütör faturaları ve bilgisayar sistemi gibi delillerin mevcut olduğu,
- distribütörlerin perakende satış noktaları ile imzaladıkları ÖMM ve SM
sözleşmelerinde kendilerinin taraf olmadığı, bu sözleşmelerin kendilerini bağlamadığı
ve bu sözleşmeler şirket tarafından verilmediğinden aleyhlerine delil olarak
kullanılamayacağı, ayrıca SM sözleşmelerinin yapısı, amacı, uygulama alanı ve
09-07/129-40
13
süresi dikkate alındığında genel bir uygulamayı ortaya koyabilecek nitelikte olmadığı,
diğer taraftan AC Nielsen ZET raporlarına göre fiyatların son derece değişken
olduğunun görüldüğü, nitekim 1998 yılından itibaren ÖMM sözleşmelerinin Rekabet
Hukukuna uygun hale getirildiği, 600
- Unisel Genel Müdürü imzalı ve 12.12.1997 tarihli ve distribütörlere elden, imza
karşılığı tebliğ edilen yazının tarafları bağladığı, dolayısıyla distribütörlük
sözleşmesine “Ek Sözleşme” niteliği taşıdığı, ayrıca söz konusu yazının
distribütörlerine fiyat serbestisi yönünde bir hatırlatma niteliğinde olduğu,
- Key Account’lardan Sorumlu Müdür tarafından gönderilen 30.10.1997 tarihli e-
postadaki ifadelerin tamamının dikkate alınmadığı, metnin bütününden Unilever’in
Carrefour’a fiyat empozisyonunda bulunması bir yana, aksine karşı tarafın raflara
girebilme, kendilerine uygulanacak fiyat, satış koşulları gibi konularda satış gücünü
baskı aracı olarak kullandığının anlaşılabileceği, Raportörlerin fiili tespitte
bulunmadıkları, Carrefour’un fabrika fiyatlarının altında satış yapabildiğini metnin 610
açıkça ortaya koyduğu, ayrıca şirket yetkililerinin imzasını ya da el yazılarını
taşımayan bu belgenin delil olarak kabul edilemeyeceği,
- 16.5.1997 tarihli Beğendik & Unisel Geliştirme Toplantısı-1 başlıklı yazının, üzerinde
imza bulunmayan ve kimin tarafından yazıldığı belli olmayan bir yazı olduğu ve böyle
bir yazının hiçbir şekilde ÖMM noktalarında satış fiyatlarını Firmanın belirlediği
şeklindeki hiçbir tespit ve fiili duruma dayanmayan bir iddiaya dayanak olamayacağı
ve şirket yetkililerinin imzasını ya da el yazılarını taşımayan bu belgenin delil olarak
kabul edilemeyeceği
ifade edilmektedir. 620
1997 yılı distribütörlük sözleşmelerinin 1.6. ve 7.5. maddelerinde tüketici satış fiyatının
belirlenmesine yönelik düzenleme söz konusudur. Ayrıca SM ve ÖMM sözleşmeleri ile
birlikte değerlendirildiğinde, Unilever Grubunun tüketici satış fiyatının belirlenmesi
yönünde çaba içerisinde olduğu açıktır.
Yeniden satış fiyatının belirlenmesine yönelik herhangi bir fiili tespitte bulunulmadığı
yönündeki iddiaya ilişkin olarak; Kararın I.3.2 numaralı bölümünde ifade edildiği üzere,
burada önemli olan bir anlaşmanın hükümlerinin rekabete aykırı olması durumunda o
anlaşmanın yasaklanması için bu durumun yeterli olduğudur. Nitekim 1997 yılı 630
distribütörlük sözleşmesinde ve ilgili ÖMM ve SM sözleşmelerinde yeniden satış fiyatını
belirleyen açık hükümler bulunması amacın rekabetin kısıtlanması olduğunu ortaya
koymaktadır.
Diğer taraftan, sözlü savunma toplantısında sunulan noter onaylı distribütör beyanlarında
distribütörlere fiyat konusunda Unilever’in herhangi bir baskı yapmadığı hususu,
yukarıdaki belge ve bulgular dikkate alındığında gerçeği yansıtmamaktadır.
Her ne kadar SM ve ÖMM sözleşmelerine taraf olmasa da ilgili sözleşmelerin
maddelerinden SM ve ÖMM’nin satış fiyatlarının Unisel tarafından belirlendiği açıktır. 640
AC Nielsen ZET raporlarına göre perakende satış noktalarındaki fiyatlar farklılıklar
gösterse de bu durum Unilever’in distribütörlerinin ve ÖMM’lerin satış fiyatlarını belirleme
yani rekabeti kısıtlama çabası içinde olmadığını göstermemektedir. Hem 1997 yılı
distribütörlük sözleşmelerinden hem de bazı ÖMM anlaşmalarından söz konusu rekabeti
09-07/129-40
14
kısıtlama amacı ortaya çıkmaktadır. Kaldı ki, diğer belge ve bilgilerden rekabeti kısıtlama
amacı olduğu görülmektedir.
Savunmada 1998 yılından itibaren ÖMM sözleşmelerinin Rekabet Hukukuna uygun hale
getirildiğinin iddia edilmesine rağmen yapılan yerinde incelemeler esnasında 1997 yılında 650
iki yıllığına akdedilmiş ve 1999 yılında da geçerli olan ÖMM sözleşmesi tespit edilmiştir.
Unisel Genel Müdürü imzasıyla distribütörlere gönderilen yazının “Ek Sözleşme” olduğu
iddiasına karşılık, yazının düzenlenişinden ve hitap şeklinden bir bilgilendirme olduğu
anlaşılmaktadır. Unisel Genel Müdürünün talimatına rağmen uygulamanın fiyat tespiti
şeklinde olduğuna dair belge ve bulgular bulunmaktadır.
Key Account’lardan Sorumlu Müdürün gönderdiği e-postanın Rekabet Hukuku ile ilgili
bölümleri dikkate alındığında, ilgili alıntılarda açıkça yaptırımı da uygulanmış rekabet
ihlali görülmektedir. Belgede Carrefour’dan minimum raf fiyatının altında satmamasının 660
istendiği, başlangıçta Carrefour’un da bunu onayladığı, ardından bu mutabakata
uymayarak söz konusu fiyatın altında satması üzerine sevkıyatın durdurulduğu, ayrıca
Carrefour’un diğer ürünlerde de Firmanın haberi olmadan belirlenmiş fiyatın altında
sattığı ifade edilmektedir. Buradaki rekabet ihlali, Carrefour’un satış fiyatının teşebbüs
tarafından belirlenmesi ve uyulmadığı zaman yaptırım olarak mal sevkıyatının
durdurulmasıdır.
Belgede ne anlama geldiği şüpheli olan bu ifadeleri açıklığa kavuşturmak için fiili tespitte
bulunulmadığı itirazı yerinde değildir. Belgeden açıkça fiili uygulamanın zincir markete
mal sevkıyatının durdurulması şeklinde olduğu anlaşılmaktadır. 670
Öte yandan savunmada, belgedeki ifadelerin Carrefour'un fabrika fiyatlarının altında satış
yapabildiğini ortaya koyduğu belirtilmektedir. Esasen olması gereken, Carrefour'un
başkalarının müdahalesi olmadan istediği fiyattan satış yapabilmesidir. Savunmada ileri
sürülen Carrefour’un istediği fiyattan satabildiği, dolayısıyla fiyat empozesinde
bulunulmadığı savı yerinde değildir. Çünkü belgeden, Carrefour buna uymadığı için
rahatsızlık duyulduğu anlaşılmaktadır.
16.5.1997 tarihli “Beğendik & Unisel Geliştirme Toplantısı-1” başlıklı belge, deterjan
grubundan katılımcıların isimlerinin tek tek yazıldığı toplantı tutanağıdır. Katılımcılar 680
arasında Unisel Ankara Bölgeler Müdürlüğünde Zincir Marketler Deterjan Sorumlusu
(KAM Det.) ve Unisel merkez ofisi görevlisi bulunmaktadır. Dolayısıyla söz konusu
toplantı tutanağında kimlerin katıldığı ve katılanların bir kısmının firma personeli olduğu
açıktır. Ayrıca ilgili belge de, diğer belgeleri destekleyici nitelikte olup, Teşebbüsün ÖMM
noktalarındaki satış fiyatlarını belirlediği tespitine dayanak teşkil etmektedir. Şöyle ki,
bazı ÖMM sözleşmelerinde satış noktalarındaki fiyatların Unisel tarafından belirlendiğini
ifade eden açık hükümler bulunmaktadır.
I.3.3. Sözleşmenin 3.1. Maddesi
690
Sözleşmenin 3.1 maddesinde;
“kural olarak siparişler doğrudan distribütör tarafından verilip ürünlerin teslimatı
Unilever ve/veya Lever tarafından depoya yapılacak ise de bazı hallerde
distribütör namına Unilever ve Lever’in satış noktaları veya özel satış
09-07/129-40
15
noktalarından doğrudan kendi imkanları ile sipariş almasını ve bu siparişler
karşılığında Unilever ve/veya Lever tarafından doğrudan satış noktaları ve özel
satış noktalarına teslimat yapılmasına muvafakat ettiğini ve yapılan teslimatların
kendisi adına yapılmış olduğunu distribütör kabul etmiştir.”
700
ifadesi yer almaktadır. Yeni distribütörlük sözleşmesinin 3.1 maddesinde de genel itibarla
aynı ifadelere yer verilmiştir.
Soruşturma Raporu Raportör görüşünde; sözleşmenin ilgili maddesi ile distribütörün
müşteri seçiminin kısıtlandığı belirtilmiş, buna karşılık savunmada, sözleşme maddesinin
sipariş sisteminde kısıtlama getirmediği, sipariş almada aksaklık olduğunda bu aksaklığın
giderilmesinin amaçlandığı, distribütörün sipariş almadan imtina etmesini önlemek
amacıyla bu maddenin düzenlendiği ileri sürülmüştür.
Teşebbüsün de savunması dikkate alındığında, anılan işlemleri satış artırıcı nitelikte 710
çabalar olarak kabul etmek mümkün olduğundan, eski ve yeni distribütörlük
sözleşmelerinde yer alan 3.1 maddesi hükmünü 1997/3 sayılı Tebliğ kapsamında
değerlendirmek gerekmektedir.
J. GEREKÇE VE HUKUKİ DAYANAK
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi, amacı veya etkisi rekabeti engelleme, sınırlama veya
bozma olan teşebbüsler arası anlaşmalara, uyumlu eylemlere ve işletme birliklerinin
kararlarına karşı genel bir yasaklama getirmektedir. Bu hüküm, bütün işletmeler arası
anlaşma, karar ve uyumlu eylemlere geniş bir şekilde uygulanmakta olup temel amacı, 720
her bir işletmenin kendi ticari politikalarını ve piyasadaki faaliyetlerini tek başına,
diğerlerinden bağımsız olarak belirlemesidir.
Rekabet Hukuku anlamında sözleşmeler ve uygulamaları bir anlaşmalar bütünü olarak
kabul edilmektedir. Rekabet Hukuku açısından anlaşma kavramı geniş kapsamlı olup, bir
anlaşmanın yazılı ya da sözlü, hatta geçerli olmasının önemi bulunmamaktadır. Önemli
olan husus; tarafların bu anlaşmayla kendilerini bağlı hissetmeleri, belli bir konu üzerinde
mutabakata varmalarıdır. 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde rekabeti sınırlayıcı
anlaşmalara getirilen yasaklama çerçevesinde soruşturma kapsamında teşebbüslerin
distribütörleri (bayileri) ile yapmış oldukları sözleşmeler ve bu sözleşmelerin uygulamaları 730
incelenmiştir. Dolayısıyla soruşturmaya konu teşebbüslerle distribütörlerinin akdettikleri
sözleşmeler, bu sözleşmelere dayanılarak distribütörlerle perakende satış noktaları
(süpermarket, market gibi) arasında akdedilen sözleşmeler (SM, ÖMM gibi) ya da
teşebbüslerin doğrudan mal verdiği zincir marketlerle yaptığı yazılı yahut sözlü
anlaşmalar ve tüm uygulamalar bir “anlaşmalar bütünü”dür.
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde yasaklanan karar ve eylemlere verilen örnekler
arasında, (a) bendinde “Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan
maliyet, kâr gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi”
sayılmaktadır. Unilever’in sözleşme ve uygulamaları, distribütörlerin, perakendecilerin ve 740
zincir marketlerin yeniden satış fiyatının belirlenmesi yoluyla Kanun’un 4. maddesinin (a)
bendini ihlal etmektedir.
Bir anlaşmalar bütününde sağlayıcının fiyatları tespit etme yetkisinin bulunması,
Kanun'un 4. maddesine aykırılık açısından yeterlidir. Çünkü 4. madde, rekabeti sınırlayıcı
09-07/129-40
16
amaçlı anlaşmaları fiilen rekabeti sınırlayıp sınırlamadığını aramaksızın yasaklamaktadır.
16. maddenin uygulanabilmesi için de muafiyet tanınmamış ise 4. maddeye aykırılık
yeterlidir. Bu maddede 4. maddede yasaklanan ihlaller bakımından ceza uygulanmasına
yönelik olarak herhangi bir ayrım bulunmamaktadır. İster rekabeti kısıtlayıcı amaç olsun,
ister rekabeti kısıtlayıcı etki olsun, ister rekabeti kısıtlayıcı etki doğurabilecek nitelikte 750
olsun 16. madde uygulanacaktır. Ancak söz konusu maddenin dördüncü fıkrasında
sayılan unsurlar dikkate alınarak, rekabete verilen zararın derecesi ağırlaştırıcı ya da
hafifletici nedenler arasında değerlendirilecektir.
Öncelikle ifade etmek gerekir ki, bu dosyada incelenmiş bulunan distribütörlük sistemi
çağdaş, tüketicinin yararına bir sistemdir. Distribütörlük sisteminde dağıtıcılara münhasır
bölge verilmektedir. Bu yönü ile distribütörler başka dağıtıcıların rekabetinden
korunmakta, kendilerine tahsis edilen bölgede satış ve pazarlama faaliyetlerine
yoğunlaşabilmekte, bölge içinde daha çok noktaya ulaşabilmekte, dolayısıyla dağıtım
kanalları rasyonelleşmektedir. Distribütör, anlaşma konusu ürünlerin özelliğini göz 760
önünde bulundurarak depo ve depolama sistemi hazırlamakta, iş hacmi doğrultusunda
araç, personel ve bilgisayar yatırımı yapmaktadır. Bu yatırımlar sonucunda ürün
tüketiciye daha hızlı ulaşmakta, dolayısıyla zamandan büyük tasarruf sağlanmakta, satış
artmakta ve dağıtım daha rasyonel gerçekleşmektedir. Distribütörler perakende satış
noktalarına düzenli ziyaretler yapmaktadır. Bu ziyaretler esnasında satışları biten malın
yenisi verilmekte, raf süresi geçen mal değiştirilmekte, dolayısıyla hizmetin kalitesi
artmaktadır. Sistemin bu şekilde işleyişi, tüketicinin talebinin zamanında
karşılanabilmesine, gereksiz stok bulundurulmamasına ve tedarik zinciri planlamasında
tahmin edilebilir tüketici talebine göre hammadde alımından başlayarak üretim
planlamasının daha etkin yapılabilmesine neden olmakta ve tüm bunların sonucunda 770
maliyetler düşmekte ve gelirin artmasıyla birlikte yatırımlar da artmaktadır.
Distribütörlük sistemiyle tüketicinin de yararlandığı sonuçlar oluşmaktadır. Ürün ve
ürünlerin raf ömürleri açısından üretimden tüketicinin eline ulaşıncaya kadar geçen
aşamaların önemi büyüktür. Söz konusu sistemde; depo, araç, bilgisayar, personel
yatırımları sonucunda mallar tüketiciye daha sağlıklı koşullarda ve hızlı bir şekilde
ulaşmaktadır. Ayrıca sistemin amaçlarından birisinin tüm ürün çeşitlerinin bölgede
mümkün olan en çok satış noktasına ulaşmasını sağlamak yani penetrasyonu artırmak
olduğu dikkate alındığında tüketicinin tüm ürün çeşitlerine ulaşması kolaylaşmaktadır.
780
Ancak distribütörlük sistemi işlerken rekabet kurallarının da mutlaka göz önünde
bulundurulması gerekmektedir. Yeniden satış fiyatının belirlenmesi ve pasif satışların
engellenmesi dikey anlaşmalar yoluyla gerçekleştirilen en ağır rekabet ihlalleridir.
Şöyle ki; dağıtım anlaşmaları, hem marka içi hem de markalararası rekabeti sınırlayıcı
etki yaratır. Sağlanan topraksal koruma ile dağıtıcı, benzer korumanın tanındığı bir
alanda faaliyetlerini yürüten aynı marka ürün dağıtıcılarının rekabeti ile doğrudan
karşılaşmadığından marka içi rekabet sınırlandırılmaktadır. Diğer taraftan üreticinin
dağıtıcıdan rakip malları satmamasını talep etmesi durumunda markala rarası rekabet
sınırlandırılmış olacaktır. Ancak sağlayıcının, dağıtıcıyı satış öncesi ve sonrası hizmetleri 790
arzetmeye teşvik etmesi nedeniyle, sağlayıcı ve dağıtıcı arasındaki dikey sınırlamalar
markalar arası rekabeti artırabilir. Sağlayıcı tarafından verilecek teşvik ise marka içi
rekabetten korumanın çeşitli dereceleri sunularak sağlanır. Diğer taraftan güçlü bir
markalar arası rekabetin varlığı; korunan dağıtıcıyı tüketici tarafından arzu edilen
hizmetleri mümkün olduğunca etkin sağlamaya zorlayabilir. Bu durumda marka içi
09-07/129-40
17
rekabetin sınırlanmasından doğan kayıp ve kazançların değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bu noktada dağıtım anlaşmalarının grup muafiyeti tebliği açısından değerlendirilmesine
geçmeden önce 24.11.1999 tarih ve 99-53/575-65 sayılı Kurul Kararı’nın alındığı tarihte
yürürlükte bulunan 1997/3 sayılı Tek Elden Dağıtım Anlaşmalarına ilişkin Grup Muafiyeti
Tebliği’nin 14.7.2002 tarih, 2003/3 ve 2007/2 sayılı Rekabet Kurulu Tebliği ile Değişik, 800
2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara ilişkin Grup Muafiyeti Tebliği ile yürürlükten kaldırıldığı
belirtilmelidir. Mevcut durumda yürürlükte bulunan 2002/2 sayılı Tebliğ’in 2. maddesinin
ikinci fıkrası uyarınca, bu Tebliğ ile sağlanan muafiyet, sağlayıcının dikey anlaşma
konusu mal veya hizmetleri sağladığı ilgili pazardaki pazar payının %40’ı aşmaması
durumunda uygulanır. 1997/3 sayılı Tebliğ’de ise muafiyetin tanınması bakımından pazar
payına yönelik herhangi bir koşul öngörülmemiştir. Diğer yandan, her iki tebliğde de
yeniden satış fiyatının belirlenmesi ve pasif satışların engellenmesi, anlaşmaları grup
muafiyeti kapsamı dışına çıkaran sınırlamalar olarak düzenlenmiştir. Bu itibarla, lehe olan
düzenlemelerin geriye yürümesi ilkesi gereği hakkında soruşturma yürütülen
teşebbüslerin ilgili ürün pazar(lar)ında sahip oldukları pazar payları dikkate alındığında, 810
2002/2 sayılı Tebliğ bakımından grup muafiyeti kapsamı dışına çıkılması olasılıkları söz
konusu olduğundan bundan sonra değerlendirmeler 1997/3 sayılı Tebliğ çerçevesinde
yapılacaktır. Tekrar marka içi rekabetin sınırlanmasından doğan kayıp ve kazançların ele
alınması hususuna dönülecek olursa, 1997/3 sayılı Grup Muafiyet Tebliği ile bu kazanç
ve kayıpların dengelenmeye çalışıldığı, dikey sınırlamaların sınırının belirlendiği,
dağıtıcıya getirilebilecek yükümlülükler sayılarak bu yükümlülüklerden başka yükümlülük
getirilemeyeceğinin öngörüldüğü belirtilmelidir. Dolayısıyla dağıtıcının sağlayıcı
tarafından belirlenen fiyatları uygulaması ve/veya bölge dışından gelen talepleri
karşılayamaması, bu sınırı aşan bir yükümlülüktür. Bu nedenle ilgili sözleşmeler grup
muafiyeti tebliğinin kapsamı dışında kalmaktadır. 820
Diğer taraftan dikey kısıtlamalardan beklenen yararın elde edilmesi için fiyatın
belirlenmesine gerek de yoktur. Yeniden satış fiyatının belirlenmesinin başlıca iki etkisi
bulunmaktadır. Birincisi; artık distribütörlerin o markada fiyatta rekabet etmemeleridir ki,
bu durum marka içi fiyat rekabetinin tamamen ortadan kalkmasına yol açmaktadır. İkinci
etki ise, özellikle yoğunlaşmanın yüksek olduğu piyasalarda fiyatta şeffaflığı artırarak
üretici/sağlayıcılar arasında ya da distribütörler arasında yatay olarak anlaşma ya da
uyumlu eylemi kolaylaştırmasıdır. Tek elden dağıtımda öngörülen kısıtlamalar ile yeniden
satış fiyatının kombinasyonu, durumu daha da ağırlaştırmaktadır. Zira tek elden
dağıtımın ilk sonucu zaten marka içi rekabetin sınırlandırılmasıdır, yeniden satış fiyatının 830
belirlenmesi ise marka içi fiyat rekabetini ortadan kaldırmaktadır. İki kısıtlamanın bir
arada olması halinde ise kısa sürede marka içi rekabet tamamıyla ortadan kalkar ve
üreticiler/sağlayıcılar arasında yatay anlaşma veya uyumlu eylem olasılığı artar.
Dolayısıyla yeniden satış fiyatının belirlenmesi, yatay unsurları da içerme riski olan bir
kısıtlamadır.
Bu nedenledir ki, teşebbüsler arasında fiyatın belirlenmesi dikey-yatay anlaşma ayırımı
yapılmaksızın 4054 sayılı Kanun’a aykırıdır, ancak ülke koşulları dikkate alındığında,
tavsiye fiyatının bildirilmesi makul ve mümkün görülebilecektir. Soruşturma kapsamındaki
sözleşmelerin yeniden satış fiyatının belirlenmesine yönelik hükümleri ve bu konudaki 840
uygulamaların olumsuz yanı; sistemde hem distribütörlerin satış fiyatının hem de
perakende satış noktaları fiyatlarının gerek sözleşmeler, gerekse uygulamalar yoluyla
belirlenerek marka içi fiyat rekabetinden kaçınılmasıdır.
09-07/129-40
18
Son olarak, bir anlaşmada rekabeti sınırlama amacı açıksa, anlaşmanın kendisi veya en
azından rekabeti bozucu hükümleri, “per se” bir rekabet ihlali oluşturur. Bu durumda
anlaşmanın rekabet üzerindeki etkilerinin incelenmesine gerek yoktur. Rekabeti bozucu
nitelikte olan anlaşmalar, tarafların kendi bağımsız rekabetçi faaliyetlerini ortak çıkarlar
adına gözden çıkardıkları bir yapısal çerçeve yaratır. Bu sebepten dolayı, sadece
rekabete aykırı bir anlaşmaya taraf olmak, anlaşma etkilerini gerçekleştirmemiş olsa dahi 850
yasaktır.
Yukarıda yer verilen değerlendirmeler ışığında;
- Unilever Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin yeniden satış fiyatını belirlediği,
- Bu eylemin, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un “Rekabeti Sınırlayıcı
Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar” başlıklı 4. maddesinin;
“Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme,
bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek 860
nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu
tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır.” şeklindeki genel hükmünü ve özellikle
de;
“Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kâr gibi unsurlar
ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi,” hükmünü içeren (a) bendini
açıkça ihlal eder nitelikli olduğu,
- Bu nedenle, Unilever Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin
üçüncü fıkrası uyarınca cezalandırılması gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. 870
K. SONUÇ
Önaraştırma ve soruşturmaya ait tüm savunma, ek savunma, sözlü savunma tutanakları,
raporlar, Danıştay’ın iptal kararları, tüm dosya münderecatında yer alan bilgi ve
belgelerin incelenmesi sonucunda;
1- Unilever Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yeniden satış fiyatının belirlendiği
yönündeki tespitler bakımından ihlalin var olduğuna;
2- Bu nedenle
a) Adı geçen teşebbüse 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesinin üçüncü fıkrası
uyarınca para cezası uygulanması gerektiğine, 880
b) Para cezasının belirlenmesinde, ihlalin 1998 yılında da devam ediyor olması
göz önüne alınarak, adı geçen teşebbüsün 1997 yılı cirosunun esas
alınmasına,
c) Ceza hesaplamalarında;
- İlgili ürün pazarı dikkate alındığında, söz konusu ürünlerin tüketici açısından
öneminin yüksek olması ve rekabet ihlalleri içeren anlaşmaların tüm
Türkiye’de uygulanıyor olması hususlarının ağırlaştırıcı unsurlar olarak
kabul edilmesine,
- 4054 sayılı Kanun'un uygulamasının yeni olması, söz konusu teşebbüsün
soruşturma sürecinde sözleşmelerini değiştirmesi ve soruşturma 890
09-07/129-40
19
safhasında Kurum ile işbirliği içinde olması nedenlerinin hafifletici unsurlar
olarak kabul edilmesine ve dolayısıyla Kanun'un 16. maddesinin üçüncü
fıkrasındaki azami sınırın uygulanmasına gerek olmadığına,
d) Bu çerçevede Unilever Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin 1997 yılı cirosunun takdiren
‰(…) (binde…)’si oranında olmak üzere 147.323 TL
(yüzkırkyedibinüçyüzyirmiüç TL) idari para cezası ile cezalandırılmasına
OYÇOKLUĞU ile karar verilmiştir.
09-07/129-40
20
Rekabet Kurulu’nun 18.02.2009 Tarih ve 09-07/129-40 Sayılı Kararına
KARŞI OY GEREKÇESİ
Benckiser Temizlik Malzemesi Sanayi ve Ticaret A.Ş., Besler Gıda ve Kimya
Sanayi ve Ticaret A.Ş., Eczacıbaşı Procter & Gamble Dağıtım ve Satış A.Ş., Marsa
Kraft Jacobs Suchard Sabancı Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. Sezginler Gıda Sanayi ve
Ticaret A.Ş., Unilever Sanayi ve Ticaret A.Ş., Lever Elida Tem. Ve Kişi. Bak. Ür.
San. Ve Tic. A.Ş., Ülker Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. hakkında yürütülen
soruşturma sonucunda alınan kararın Danıştay 13. Dairesi’nin kararı ile iptal
edilmesi sonrasında dosya Unilever Sanayi ve Ticaret A.Ş. yönünden yeniden
değerlendirilmiş, karara bağlanmıştır. Alınan karara katılmamaktayım. Şöyle ki ;
23.1.2008 tarih ve 5728 sayılı “Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla
Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”
un 578. maddesinin (kk) bendi, 4054 sayılı Kanun’un zamanaşımı ve kesilmesi
hallerini düzenleyen 19. maddesini yürürlükten kaldırmıştır. Para cezalarında
zamanaşımına ilişkin mülga 19. maddenin dördüncü fıkrasında, karar aleyhine yargı
yoluna başvurulmuş olmasının zamanaşımı süresini keseceği düzenlenmiştir. 4054
sayılı Kanun’un 19. maddesinin yürürlükten kaldırılması ile rekabet ihlallerinde
zamanaşımı, 30.3.2005 tarih ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’ndaki ilgili
düzenlemeye tabi hale gelmiştir. Kabahatler Kanunu’nda iki tür zamanaşımı
öngörülmüştür : Soruşturma ve tahsil zamanaşımı. Soruşturma zamanaşımı,
kabahat işlendikten sonra, Kanunda yazılı belirli bir süre içerisinde soruşturma
yapılıp idari para cezası verilip verilmediğine yönelik iken; tahsil zamanaşımı,
verilen cezanın Kanunda belirlenen süre içinde uygulanmasına ilişkindir. Kabahatler
Kanunu’nun soruşturma zamanaşımı başlıklı 20. maddesinin üçüncü ve dördüncü
fıkralarına göre, nispi para cezasını gerektiren kabahatlerde zamanaşımı süresi 8 yıl
olup, fiilin işlenmesiyle veya neticenin gerçekleşmesiyle işlemeye başlamaktadır.
4054 sayılı Kanun’un 5728 sayılı Kanun’un 472. maddesi ile değişik 16.
maddesinde düzenlenen idari para cezasının nispi para cezası niteliğinde olduğu göz
önünde bulundurulduğunda, Kabahatler Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca
zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu anlaşılmaktadır. Zamanaşımı yönünden 5326
sayılı Kabahatler Kanunu’nun 20. maddesi, 4054 sayılı Kanunun kaldırılan 19.
maddesine göre teşebbüsler açısından lehe bir düzenleme içermektedir. Bu
durumda anılan soruşturma dosyasında zamanaşımı ele alınırken fiilin işlenmesi
veya neticenin gerçekleşmesinin tespiti önem kazanmaktadır.
09-07/129-40
21
24.11.1999 tarh ve 99-53/575-365 sayılı İGTOD Kararı’nın sonuç bölümünde
belirtildiği üzere, Rekabet Kurulu tarafından ihlallerin 1998 yılında devam ettiği
tespit edilmiştir. Bu nedenle dosya bakımından ihlaller mütemadi suç niteliğinde
olduğundan zamanaşımı açısından fiilin gerçekleşmesi olarak ihlalin en son
yapıldığı tarihin alınmalı ve buna göre zamanaşımının 1998 yılından itibaren
işletilmelidir. Zamanaşımı süresinin başlangıcı olarak 1998 yılı olarak dikkate
alındığında ise süre 2006 yılında sona ermiş bulunmaktadır.
Öte yandan, Kabahatler Kanunu’nun Geçici 2. maddesinde yer verilen anılan
Kanun’un, yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla idare mahkemelerine dava açılarak iptali
istenen idari yaptırım kararları hakkında uygulanmayacağı düzenlemesinin amacının
kanun yolu açısından olduğu açıktır. Diğer bir ifadeyle, idare mahkemelerinde
görülmekte iken Kabahatler Kanunu kapsamında tanımlanan kabahatler karşılığında
uygulanacak idari yaptırımlara karşı başvuru yolu sulh ceza mahkemesi olarak
belirlenmiş olup, kanun koyucunun, idare mahkemelerinde açılmış davaların sulh
ceza mahkemesine taşınmasını önlemeye çalışmış olması muhtemeldir. Nitekim
bilindiği üzere, kanun yolu açısından doğabilecek sorunlar, Kabahatler Kanunu’nun
Anayasa Mahkemesi’nin iptali üzerine değişen 3. maddesi ile giderilmiş ve anılan
Kanun’un idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer
kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça uygulanacağı düzenlenmiştir.
Yukarıda yer verilen değerlendirmeler neticesinde, Unilever Sanayi ve
Ticaret A.Ş. tarafından yeniden satış fiyatının belirlendiği ve bu nedenle para cezası
uygulanması gerektiği yönündeki 18.2.2009 tarih ve 09-07/129-40 sayılı Kurul
Kararı’nın, 5326 sayılı Kabahatler Kanununda belirtilen 8 yıllık zamanaşımı
süresine tabi olması nedeniyle “soruşturma zamanaşımının dolması nedeniyle idari
para cezası verilmesine yer olmadığına” şeklinde olması gerektiğini
düşündüğümden çoğunluğun görüşüne katılmamaktayım.
M. Sıraç ASLAN
Kurul Üyesi
09-07/129-40
22
18.2.2009 tarihli, 09-07/129-40 sayılı Kurul Kararına
KARŞI OY GEREKÇESİ
Rekabet Kurulunun kararına aşağıda ayrıntılı bir şekilde izah edilen nedenlerden
dolayı iştirak etmemiz mümkün olamamıştır.
Benckiser Temizlik Malzemesi Sanayi ve Ticaret A.Ş., Besler Gıda ve Kimya
Sanayi ve Ticaret A.Ş., Eczacıbaşı Procter & Gamble Dağıtım ve Satış A.Ş., Marsa Kraft
Jacobs Suchard Sabancı Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş., Sezginler Gıda Sanayi ve Ticaret
A.Ş., Unilever Sanayi ve Ticaret A.Ş., LeverElida Tem. ve Kişi. Bak. Ür. San. ve Tic.
A.Ş., Ülker Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş., Rekabet Kurulu’nun 24.11.1999 tarih ve 99-
53/575-365 sayılı kararının iptali istemiyle dava açmışlardır. Danıştay 10. Dairesi,
muhtelif tarihlerde davaların reddine karar vermiştir. Eczacıbaşı Procter & Gamble
Dağıtım ve Satış A.Ş. haricindeki diğer teşebbüslerin, red kararlarını temyizleri üzerine
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, muhtelif tarihlerde Danıştay 10. Dairesi’nin red
kararlarını, Soruşturma Heyeti Başkanı Kurul Üyesinin nihai kararda oy kullanmasının
tarafsızlık ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle bozmuştur. Bozma kararları üzerine
Danıştay 13. Dairesi, 12.12.2007 tarihinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun
bozma gerekçelerini dikkate alarak, 24.11.1999 tarih ve 99-53/575-365 sayılı Kurul
Kararı’nın her bir davacı teşebbüse ilişkin kısmını iptal etmiştir. Muhalif kalınan
18.2.2009 tarihli, 09-07/129-40 sayılı karar, Unilever Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile ilgili
olarak Kurulun yargı tarafından iptal edilen işleminin yeniden ele alınmasına ilişkindir.
Bu noktada, para cezalarında uygulanacak zamanaşımına ilişkin son düzenlemelerin
dikkate alınması, buna göre de Kurulun mezkûr dosya ile ilgili karar verip veremeyeceğine
karar verilmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere, 23.1.2008 tarih ve 5728 sayılı “Temel
Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un 578. maddesinin (kk) bendi, 4054 sayılı Kanun’un
18 ve 19. maddelerini yürürlükten kaldırmıştır. Para cezalarında zamanaşımına ilişkin
mülga 19. maddenin dördüncü fıkrasında karar aleyhine yargı yoluna başvurulmuş
olmasının zamanaşımı süresini keseceği düzenlenmiştir. 4054 sayılı Kanun’un 19.
maddesinin yürürlükten kaldırılması ile rekabet ihlallerinde zamanaşımı, 30.3.2005 tarih
ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’ndaki ilgili düzenlemeye tabi hale gelmiştir. Kabahatler
Kanunu’nda iki tür zamanaşımı öngörülmüştür: Soruşturma ve tahsil zamanaşımı.
Soruşturma zamanaşımı, kabahat işlendikten sonra, Kanunda yazılı belirli bir süre
içerisinde soruşturma yapılıp idari para cezası verilip verilemediğine yönelik iken; tahsil
zamanaşımı, verilen cezanın Kanunda belirlenen süre içinde uygulanmasına ilişkindir.
Kabahatler Kanunu’nun soruşturma zamanaşımı başlıklı 20. maddesinin üçüncü ve
dördüncü fıkralarına göre, nispi para cezasını gerektiren kabahatlerde zamanaşımı süresi 8
yıl olup, fiilin işlenmesiyle veya neticenin gerçekleşmesiyle işlemeye başlamaktadır.
4054 sayılı Kanun’un 5728 sayılı Kanun’un 472. maddesi ile değişik 16.
maddesinde düzenlenen idari para cezasının nispi para cezası niteliğinde olduğu göz
önünde bulundurulduğunda, Kabahatler Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca zamanaşımı
09-07/129-40
23
süresinin 8 yıl olduğu anlaşılmaktadır. Zamanaşımı yönünden 5326 sayılı Kabahatler
Kanununun 20. maddesi, 4054 sayılı Kanunun kaldırılan 19. maddesine göre teşebbüsler
açısından lehe bir düzenleme içermektedir. Bu durumda anılan soruşturma dosyasında
zamanaşımı ele alınırken fiilin işlenmesi veya neticenin gerçekleşmesinin tespiti önem
kazanmaktadır.
24.11.1999 tarih ve 99-53/575-365 sayılı İGTOD Kararı’nın sonuç bölümünde
belirtildiği üzere, Rekabet Kurulu tarafından ihlallerin 1998 yılında devam ettiği tespit
edilmiştir. Bu nedenle dosya bakımından ihlaller mütemadi suç niteliğinde olduğundan
zamanaşımı açısından fiilin gerçekleşmesi olarak ihlalin en son yapıldığı tarihin alınması
gerektiği ve buna göre zamanaşımının 1998 yılından itibaren işletilmesi gerekmektedir.
Zamanaşımı süresinin başlangıcı olarak 1998 yılı olarak dikkate alındığında ise süre 2006
yılında sona ermiş bulunmaktadır.
Öte yandan, Kabahatler Kanunu’nun Geçici 2. maddesinde yer verilen anılan
Kanun’un, yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla idare mahkemelerine dava açılarak iptali
istenen idari yaptırım kararları hakkında uygulanmayacağı düzenlemesinin amacının
kanun yolu açısından olduğu açıktır. Diğer bir ifadeyle, idare mahkemelerinde görülmekte
iken Kabahatler Kanunu kapsamında tanımlanan kabahatler karşılığında uygulanacak idari
yaptırımlara karşı başvuru yolu sulh ceza mahkemesi olarak belirlenmiş olup, kanun
koyucunun idare mahkemelerinde açılmış davaların sulh ceza mahkemesine taşınmasını
önlemeye çalışmış olması muhtemeldir. Nitekim bilindiği üzere, kanun yolu açısından
doğabilecek sorunlar, Kabahatler Kanunu’nun Anayasa Mahkemesi’nin iptali üzerine
değişen 3. maddesi ile giderilmiş ve anılan Kanun’un idari yaptırım kararlarına karşı
kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça
uygulanacağı düzenlenmiştir.
Yukarıda yer verilen değerlendirmeler ışığında, 24.11.1999 tarih ve 99-53/575-365
sayılı Kurul Kararı’nın teşebbüslerce açılan davalarda Danıştay tarafından iptal edilmesi
üzerine, Kurul’un dosyaya ilişkin alacağı kararın bu konudaki ihlalin tespitinden sonra;
5326 sayılı Kabahatler Kanununda belirtilen 8 yıllık zamanaşımı süresine tabi olması
nedeniyle “soruşturma zamanaşımının dolması nedeniyle idari para cezası verilmesine yer
olmadığına” şeklinde olması gerektiğini düşündüğümüzden çoğunluğun görüşüne
katılmamız mümkün olamamıştır.
Mehmet Akif ERSİN
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy