Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2009-1-14 (İlk İnceleme)
Karar Sayısı : 09-09/187-57
Karar Tarihi : 5.3.2009
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI 10
Üyeler : Süreyya ÇAKIN, Mehmet Akif ERSİN, Dr. Mustafa ATEŞ,
İsmail Hakkı KARAKELLE
B. RAPORTÖRLER: İsmail Atalay YOLCU, Mehmet Akif KAYAR, Şamil PİŞMAF
C. ŞİKAYET EDEN : - Barbaros Akaryakıt San Tic. Ltd. Şti.
Temsilcisi: Av. İbrahim GÜL
Mithatpaşa Cad. No:13/12 Kızılay/Ankara
D. HAKKINDA İLK İNCELEME 20
YAPILAN : - Altınbaş Petrol ve Ticaret A.Ş.
Mahmutbey Mah. Dilmenler Cad. No.26/4-5-6 Bağcılar/İstanbul
E. DOSYA KONUSU: Barbaros Akaryakıt San. Tic. Ltd. Şti.’ye ait taşınmaz
üzerinde bayilik karşılığı 15 yıl süre için tesis edilen intifa hakkının süresinin 5
yılla sınırlandırılması veya kaldırılması talebinin Altınbaş Petrol ve Ticaret A.Ş.
tarafından reddedildiği ve intifa sözleşmesinin, bayinin fiyatlandırması üzerinde
baskı aracı olarak kullanıldığı iddiası.
F. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 9.2.2009 tarih ve 1015 sayı ile intikal eden 30
şikayet başvurusunda öne sürülen iddiaların 4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun (Kanun) çerçevesinde incelenmesi sonucu düzenlenen 25.2.2009
tarihli ve 2009-1-14/İİ-09-İAY sayılı Ön İnceleme Raporu, 5.3.2009 tarihli ve
REK.0.05.00.00-110/25 sayılı Başkanlık önergesi ile 09-09 sayılı Kurul toplantısında
görüşülerek karara bağlanmıştır.
G. İDDİALARIN ÖZETİ: Şikayet başvurusu ve eklerinde özetle;
Barbaros Akaryakıt San. Tic. Ltd. Şti. (Barbaros) ile Altınbaş Petrol ve Ticaret A.Ş.
(Alpet) arasında yapılan sözleşme gereğince, 3.6.2005 tarihinde mülkiyeti
Barbaros’a ait taşınmaz üzerinde Alpet’e bayilik karşılığında 15 yıl süreli intifa 40
hakkı tesis edildiği,
Alpet’in bayilik sözleşmesi yanında 20-30 yıla kadar intifa sözleşmesi tesis etme
yoluna giderek beş yıl sınırını aşmak için iki ayrı sözleşme var gibi gösterdiği,
Bu şekilde beş yılı aşar nitelikte sözleşme yapma yasağından kurtulmak için bir
yıldan beş yıla kadar süreli bayilik sözleşmesi yapmakta olduğu ancak bayilik
sözleşmesinin beş yıldan daha uzun süre ile bayi tarafından yenilenmesini zorunlu
hale getirmek için, intifaları beş yılı aşan biçimde uzun vadeli yaptığı,
Müvekkil bayinin rakip dağıtıcı ile çalışmak için bayilik sözleşmesini sona erdirmek
istemesi halinde, Alpet tarafından ya bayinin akaryakıt istasyonunu tahliye
etmesinin ya da Alpet’in belirlediği şartlarda sözleşmenin yenilenmesinin talep 50
edildiği, böyle bir seçimle karşı karşıya kalan bayilerin sözleşmeyi yenilemek
zorunda kaldıkları,
Barbaros’un böyle bir tercih yapmak istememesi ve yasalara uygunluğun
sağlanabilmesi bakımından 2007 yılından itibaren bayilik ve intifa sözleşmesinin
süresinin beş yılla sınırlandırılması gerektiğinden bahisle Alpet’e sözlü olarak
başvurduğu, buna karşın Alpet’in beş yılı aşan bir biçimde tesis edilen intifanın
kaldırılmasına yanaşmadığı,
Alpet’in bu pazar davranışları nedeniyle pazara yeni girişlerin zorlaştığı, pazarın
suni nedenlerle değişimlere kapalı bir hal aldığı,
Alpet’in özellikle intifa yoluyla Barbaros üzerinde kurduğu baskı aracılığıyla her 60
türlü yükümlülüğü Barbaros’a yüklediği, izleyen süreçte Barbaros’un pompa satış
fiyatlarını belirlediği,
belirtilmekte ve Alpet hakkında soruşturma açılması talep edilmektedir.
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda;
Gerek yargı kararı gerekse Rekabet Kurulunun değerlendirmeleri gereğince Bayilik
Sözleşmesi ile birlikte ele alınması gereken intifa senedinin de 2002/2 sayılı Dikey
Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nin 5. maddesi ile uyumlu hale
getirilmesi zorunlu olan sözleşmeler grubunda yer aldığının anlaşıldığı,
Dikey anlaşmalarda yer alan rekabet yasağına ilişkin hükümlerin, 2002/2 sayılı 70
Tebliğ’in 5. maddesiyle uyumlu hale getirilmesine ilişkin geçiş sürecin 18.9.2005
tarihinde sona erdiği; ancak bu tarih itibarıyla gerekli değişiklikler yapılmamış olan
tüm dikey anlaşmalar gibi intifa senedinin de 18.9.2010 tarihine kadar uygulanma
olanağının mevcut olduğu,
Bu nedenle, 2002/2 sayılı Tebliğ hükümlerinin uygulanması bakımından henüz bir
aykırılığın ortaya çıkmadığı, bu aşamada önaraştırma yapılmasına ya da
soruşturma açılmasına gerek olmadığı ve şikayetin reddedilmesi gerektiği,
Bayinin 18.9.2010 tarihinden sonra da intifa hakkı yoluyla zorlamalara tabi
tutulması halinde ise Tebliğ’de yer alan muafiyet koşullarının ortadan kalkmış
olacağı ve Kanun’un 4. maddesi çerçevesinde işlem yapılması gerektiği, 80
ifade edilmektedir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. İlgili Pazar
I.1.1. İlgili Ürün Pazarı
Taraflar arasındaki sözleşmelerin kapsamı göz önüne alındığında, dosya konusu
başvuru bakımından ilgili ürün pazarı “beyaz akaryakıt ürünleri pazarı” ve “madeni yağ
pazarı” olarak belirlenmiştir.
I.1.2. İlgili Coğrafi Pazar
Gerek beyaz akaryakıt ürünleri, gerekse madeni yağ dağıtım faaliyetlerinin yurt 90
çapında gerçekleştirilmesi ve ilgili hizmetler bakımından rekabet şartlarının
farklılaşmasına neden olacak bir unsur bulunmaması nedeniyle coğrafi pazar olarak
“Türkiye” kabul edilmiştir.
I.2. Şikayet Edilen Taraf: Altınbaş Petrol ve Ticaret A.Ş. (Alpet)
Alpet 2001 yılından bu yana Türkiye’de faaliyet göstermekte olup; Enerji Piyasası
Düzenleme ve Denetleme Kurumundan alınan 14.3.2005 tarihli Dağıtıcı Lisansı ile
benzin, motorin, gazyağı, fuel oil, ve jet yakıtı ürünleri dağıtıcısı olarak faaliyetlerini
sürdürmektedir. LPG dağıtım lisansı ise bulunmamaktadır. Dosyadaki bilgilere göre,
Alpet’in gerek benzin gerekse motorin dağıtım pazarındaki paylarının yaklaşık %1
düzeyinde olduğu görülmektedir1. 100
I.3 Rekabet Kurulu ve Danıştay Kararları Çerçevesinde Akaryakıt Sektöründe
İntifa Sözleşmeleri
Akaryakıt sektöründeki dağıtım şirketlerinin bayileriyle yaptıkları rekabet yasağı içeren
işleticilik sözleşmelerinin yanında ayrıca akdedilen ve süresi işleticilik sözleşmesinden
fazla olan intifa ve tapuya şerh edilmiş kira sözleşmelerinin, 2002/2 sayılı Tebliğ’de yer
alan rekabet etmeme yükümlülüğünün süresini dolaylı olarak uzattığına ilişkin iddialar,
Rekabet Kurulu gündemine çeşitli vesilelerle getirilmiştir.
Konuya ilişkin olarak Rekabet Kurulunun aldığı ilk karar olan 2.10.2003 tarihli ve 03-
64/770-356 sayılı Cabbaroğlu-Shell kararında, taraflar arasında mülkiyeti
Cabbaroğlu’na ait olan istasyonun Shell’e kiralanmasını içeren ve tapuya şerh olunmuş 110
bulunan kira sözleşmesinin Rekabet Hukuku açısından değerlendirmesi yapılmıştır.
Kararda öncelikle işletme sözleşmesi ile tapuya şerh edilmiş olan kira sözleşmesi
arasındaki bağlantıyı gösteren sözleşme hükümlerine yer verilerek Kurul tarafından
rekabet hukuku açısından işleticilik sözleşmesi ve bu sözleşmede yer alan rekabet
etmeme yükümlülüğünün süresine ilişkin tespitler yapılmış, bu tespitlerin sonucunda
taraflar arasındaki kira/intifa hakkına ilişkin hususlar ise özel hukuk alanına
bırakılmıştır.
Bu kararın ardından, Aypet Oto Bakım ve Petrol San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından
yapılan benzer içerikteki başvuruya ilişkin olarak alınan 26.1.2006 tarihli ve 06-04/56-
14 sayılı Rekabet Kurulu kararında da Cabbaroğlu-Shell kararına atıfta bulunularak 120
aynı yönde karar verilmiştir. Söz konusu karara karşı Danıştay’da açılan 2006/1287
Esas ve 2007/145 sıra numarasına kayıtlı iptal davasında Danıştay’ın vermiş olduğu
kararın da yukarıda yer verilen Kurul görüşüyle aynı yönde olduğu görülmektedir.
Ancak, son olarak TOTAL/Akdağ dosyasında Rekabet Kurulu kararına karşı Danıştay
13. Dairesi’nin E.2006/1604 sıra numarasına kayden açılan dava sonucunda verilen
13.5.2008 tarihli ve K.2008/4196 sayılı kararla, Rekabet Kurulu’nun, yukarıda yer
verilen değerlendirmeleriyle paralellik arz eden 26.1.2006 tarih ve 06-04/57-15 sayılı
kararı iptal edilmiştir. Danıştay tarafından verilen iptal kararının gerekçesinde, Total’in
bayilerle kurmuş olduğu hukuki ilişkinin temelinin işletme sözleşmesi ve kira
sözleşmesi olmak üzere iki anlaşmaya dayandığı belirtildikten sonra şu ifadelere yer 130
verilmektedir:
“İşletme sözleşmesinin birer yıl süreli yapıldığı ve bu sözleşmenin 1.3.2005 tarihinde
Total tarafından tek taraflı olarak feshedildiği anlaşılmakla birlikte, kira sözleşmesinin
işletme sözleşmesine olan etkisi nedeniyle işletme sözleşmesi de kira sözleşmesiyle
birlikte 2017 yılı itibarıyla sona erecek bulunduğundan, taraflar arasında imzalanan
işletme sözleşmesinin süresinin belirsiz hale geldiği yolunda ciddi bulguya
ulaşılmaktadır.
1 Rekabet Kurumu 1. Daire Başkanlığı tarafından hazırlanan Akaryakıt Sektör Raporu’nun ilgili bölümü.
Bu durumda, 2002/2 sayılı Tebliğ hükümleri uyarınca, belirsiz bir süre için veya beş
yıldan daha uzun bir süre için anlaşma yapılarak bayiye rekabet etmeme
yükümlülüğünün getirilmesi, anlaşmayı Tebliğ dışına çıkarabileceğinden, şikayete konu 140
olan işletme sözleşmesinin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine uygunluk denetiminin
yapılması gereklidir.”
Kararda yer alan, intifa sözleşmelerinin bayilik sözleşmeleri ile birlikte değerlendirilmesi
gerektiği yönündeki ifadelerden, Danıştay’ın, Cabbaroğlu kararı ile başlayıp devam
eden süreçte alınan Rekabet Kurulu kararları hakkında yapmakta olduğu
değerlendirmelerde bir farklılık oluştuğu görülmektedir. Bu farklılık Akaryakıt Sektör
Raporu’nda yer verilen ve Kurul tarafından da benimsenen “intifa ile tapuya şerh
edilmiş kira sözleşmelerinin, bayilik sözleşmelerinde yer alan rekabet yasağının
süresini fiili olarak uzattığı” görüşüyle örtüşmektedir.
Nitekim Rekabet Kurulu, aynı dosyaya ilişkin olarak Danıştay’ın 13.5.2008 tarihli iptal 150
kararı gereğince aldığı 30.10.2008 tarihli ve 08-61/997-389 sayılı kararında;
Danıştay’ın gerekçeli kararında yer alan tespitler doğrultusunda, taraflar arasında
imzalanan işletme ve intifa sözleşmelerini birlikte değerlendirmiştir. Anılan kararın ilgili
bölümüne aşağıda yer verilmiştir.
“Ancak yukarıda ayrıntılı olarak anlatılan Rekabet Kurulu kararından farklı olarak
şikayet konusu TOTAL-AKDAG kararında Rekabet Kurulu’nun önceki kararlarında
benimsediği yaklaşım Danıştay tarafından kabul görmemiştir. Danıştay; bayilik
sözleşmesinin bir yıl süreli olmasına ve 1.3.2005 tarihinde TOTAL tarafından tek taraflı
olarak feshedilmesine rağmen, intifa sözleşmesinin bayilik sözleşmesine etkisi
nedeniyle ikisi birlikte değerlendirmiştir. Danıştay, her iki sözleşmen beraber 160
değerlendirildiğinde sürelerinin 2017 yılında sona ereceğini ve bu nedenle bayilik
sözleşmesinin süresinin belirsiz hale geldiği yolunda ciddi bulgulara ulaşıldığını ifade
etmiştir. Dolayısıyla Danıştay’ın her iki sözleşmeyi beraber değerlendirerek bayilere
getirilen “rekabet yasağına” ilişkin süreyi 5 yıldan uzun süreli ve belirsiz olarak gördüğü
anlaşılmaktadır.
Şikayet konusu TOTAL ile AKDAG arasındaki uyuşmazlık bakımından Danıştay kararı
doğrultusunda bir değerlendirme yapılacak olursa, fesih tarihi itibarıyla taraflar
arasındaki işletme sözleşmesi ve intifa ile kurulan ilişkinin tek bir anlaşma gibi
değerlendirilerek rekabet yasağı süresinin buna göre belirlenmesi gerektiği
anlaşılmaktadır. …” 170
I.4. Değerlendirme
Danıştay’ın 13.5.2008 tarihli kararında yer alan değerlendirmeler, bu değerlendirmeler
doğrultusunda Rekabet Kurulunun aldığı ve yukarıda değinilen Total-Akdağ kararı ile
Akaryakıt Sektör Raporu’nda yer verilen tespitler; akaryakıt sektöründe bayilik
sözleşmeleri yanında düzenlenen intifa, tapuya şerh edilmiş kira veya benzer etkiye
sahip sözleşmelerin, bayi üzerindeki rekabet etmeme yükümlülüğünün süresinin
2002/2 sayılı Tebliğ ile düzenlenen 5 yıllık üst sınırı fiili olarak aşmasına neden olduğu
konusunda şüpheye yer bırakmamaktadır. Söz konusu görüş ve değerlendirmelerin
tamamı incelendiğinde, bayi ile dağıtıcı arasında imzalanan bayilik sözleşmesi ile intifa
veya benzer etkiye sahip sözleşmelerin tamamının, aralarındaki hukuki ve/veya iktisadi 180
ilişki nedeniyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi anlamında tek bir anlaşma şeklinde
değerlendirilmesi ve bir bütün halinde 2002/2 sayılı Tebliğ’e uygunluklarının
değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Dosya mevcudu bilgi ve belgelere göre, Barbaros ile Alpet arasında 3.6.2005 tarihinde
Karasu Tapu Sicil Müdürlüğü huzurunda düzenlenen Resmi Senet uyarınca; mülkiyeti
Barbaros’a ait olan Sakarya İli Karasu İlçesi, Karasu Köyü, Bahçealtı mevkiinde
bulunan, tapuda 17 pafta, 1676 adada kayıtlı ve gayrimenkul üzerinde Alpet lehine 15
yıl süre ile intifa hakkı tesis edilmiş ve dosya ekinde yer alan tapu senedi örneğine
göre bu durum aynı tarihte tapu siciline işlenmiştir.
Diğer yandan, şikayet dilekçesine ilave olarak müşteki vekilince gönderilen 190
belgelerden, taraflar arasında her ikisi de 7.6.2005 tarihli iki farklı “Akaryakıt Bayilik
Sözleşmesi” imzalandığı görülmektedir. Raportörlerce Barbaros vekili ile yapılan sözlü
görüşmede, bahse konu sözleşmelerin hangisinin geçerli olduğuna ilişkin açıklama
talep edilmiştir. Bunun üzerine taraf temsilcisince gönderilen ve Kurum kayıtlarına
25.2.2009 tarih ve 1446 sayı ile intikal eden yazıda; süresi 3.6.2020 tarihine kadar olan
sözleşmenin taraflar arasında imzalanan ilk sözleşme olduğu, garantörlük içeren ve
beş yıl süreli olan sözleşmenin ise dağıtım şirketinin baskısıyla sonradan imzalandığı
belirtilmiştir. Bununla birlikte her iki sözleşme de ayrı ayrı incelenmiştir.
Müşteki vekilince taraflar arasında imzalanan ilk sözleşme olduğu belirtilen
sözleşmenin “TANIMLAR” başlıklı maddesinde “petrol ürünleri”; “kurşunsuz benzin, 200
süper benzin, motorin, fuel-oil v.b ile kal-yak ve madeni yağlar” şeklinde
tanımlanmakta, 2. maddesinde yer alan; “Bayi, her türlü “petrol ürününü”- münhasıran
Şirketten almayı kabul ve taahhüt eder.” ifadeleri ile gerek akaryakıt ürünleri, gerekse
madeni yağlar bakımından, Barbaros’a Alpet ürünleri ile rekabet etmeme yükümlülüğü
getirilmektedir.
Bu durum; taraflar arasında akdedilen diğer sözleşmenin 4. maddesinde; “BAYİ, her
türlü “petrol ürününü”- münhasıran ALPET’ten almayı kabul ve taahhüt eder. BAYİ,
ALPET haricinde herhangi bir şirketten her ne sebeple olursa olsun petrol ürünü
almamak ve her ne sebeple olursa olsun başka şirketlerden alınmış petrol ürününü
istasyonda bulundurmamakla yükümlüdür.”, ve 6. maddesinde bulunan “BAYİ iş bu 210
standart Bayilik Sözleşmesi hükümleri altında yalnız mezkur istasyonda münhasıran
ALPET’ten ve/veya nakliye masrafı kendisine ait olmak üzere ALPET’in belirleyeceği
yerden satın alacağı petrol ürününü, evsafını değiştirmeden satmayı, bulundurmayı,
teşhir etmeyi ve ALPET tarafından satış yerinde açılması talep edilen reyon ve satış
mahallerinin açılmasına muvafakat etmeyi ve bu konuda ALPET ile işbirliği yapmayı,
bu yerlerde ALPET tarafından tespit ve tayin olunacak şirketlerin malları dışında
başkaca hakiki veya hükmi şahısların mallarını hiçbir şekilde satmamayı,
bulundurmamayı ve teşhir etmemeyi, bu sözleşme çerçevesinde tayin ve tespit edilen
işler dışında başka bir işle iştigal etmemeyi kabul ve taahhüt eder” ifadeleriyle, petrol
ürünleri dışında kalan diğer ürünleri de kapsayacak şekilde belirtilmektedir. 220
2002/2 sayılı Tebliğ’in “Rekabet Etmeme Yükümlülüğü” başlıklı 5. maddesinde; “Bu
Tebliğ ile tanınan muafiyet anlaşmada yer alan, aşağıda belirtilen yükümlülüklere
uygulanmaz:
a) Alıcıya getirilen belirsiz süreli veya süresi beş yılı aşan rekabet etmeme
yükümlülüğü.
Rekabet etmeme yükümlülüğünün yukarıda belirtilen süreyi aşacak şekilde zımnen
yenilenebileceğinin kararlaştırılması halinde, rekabet etmeme yükümlülüğü belirsiz
süreli sayılır.” hükümleri yer almaktadır.
Bu noktada, taraflar arasındaki sözleşmelerin gerek rekabet yasağı süresi bakımından
5 yıl kuralına uyup uymadığı gerekse bu sürenin zımnen aşılıp aşılmadığı hususlarının 230
ayrı ayrı ele alınması gerekmektedir:
Taraflar arasında imzalanan her iki sözleşmenin de incelenmesinden, söz konusu
sözleşmelerin, rekabet yasağına ilişkin sürelerin düzenleniş biçimi bakımından 2002/2
sayılı Tebliğ’in 5. maddesi ile uyumlu olmadığı görülmektedir.
Bununla birlikte Rekabet Kurulunun akaryakıt sektörüne yönelik olarak yapılan
önaraştırma neticesinde aldığı 15.11.2006 tarihli ve 06-84/1059-306 sayılı kararı
uyarınca Alpet’e gönderilen 24.11.2006 tarihli ve 4369 sayılı yazıya istinaden Alpet
tarafından Rekabet Kurumuna gönderilen 24.1.2007 tarihli yazıdan, bayilerine yapılan
tek taraflı bildirimler yolu ile sözleşmelerin sürelere ilişkin maddelerinin 2002/2 sayılı
Tebliğ’e uygun olarak değiştirildiği anlaşılmıştır. 240
Diğer taraftan, Barbaros ile Alpet arasında imzalanan ilk sözleşmenin “Sözleşmenin
Süresi ve Feshi” başlıklı 24. maddesinde;
“İşbu sözleşmenin hükümlerine aykırı hareketten dolayı Şirketin Bayiiliğin feshini talep
etme hakkı her zaman vardır. Bayiiliğin Şirket tarafından feshedilmesi halinde, Bayii
derhal istasyonu tahliye etmeyi beyan kabul ve taahhüt eder.
Bayi, fesih halinin kendisine tebliğ tarihini takiben 2 gün içerisinde istasyonu ve
tesislerini İstasyon üzerinde Karasu/Sakarya Tapu Sicil Müdürlüğü’nün 03/06/2005
tarih ve 1355 yev. numaralı intifa resmi senedine istinaden Şirket lehine kurulmuş olan
intifa hakkı sebebiyle Şirkete teslim edeceğini aksi halde intifa hakkına dayanılarak
Şirket tarafından cebri icra yoluyla tahliye edileceğinin bilincinde olduğunu … kabul ve 250
taahhüt eder.”
hükümleri bulunmaktadır.
Yine taraflar arasında imzalanan ikinci sözleşmenin 45. maddesinde yer alan;
“Sözleşmenin feshinin sonuçları aşağıdadır.
BAYİ, fesih tarihini takiben 2 gün içerisinde istasyonu ve tesislerini ALPET’e teslim
edeceğini, aksi halde ALPET tarafından cebri icra yoluyla tahliye edileceğinin bilincinde
olduğunu … kabul ve taahhüt eder.”
ifadeleriyle de bu husus vurgulanmaktadır.
Taraflar arasında yapılan dikey anlaşma ile alıcıya (bayiye) yüklenen rekabet etmeme
yükümlülüğünün süresinin tespitinde, dikey ilişkinin başladığı tarih ile söz konusu 260
ilişkinin kesintisiz olarak devam ettiği en son tarih arasında geçen sürenin dikkate
alınması gerekmektedir. Sağlayıcı (dağıtıcı – dağıtım şirketi) ile alıcı (bayi) arasında
akdedilen intifa ya da benzer etkiye sahip başka bir sözleşmenin varlığında, taraflar
arasındaki bayilik sözleşmesi yenilenmiş dahi olsa dikey ilişkinin kesintiye
uğramasından bahsedilemeyecektir. Bu şekilde yapılan değerlendirmeye göre; taraflar
arasında akdedilen ve rekabet etmeme yükümlülüğü içeren dikey anlaşmaların
kesintisiz olarak 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinde öngörülen beş yıllık süreyi aştığı
yahut bu süreyi aşacak şekilde düzenlendiği durumlarda, beş yılı aşan süreler
bakımından 2002/2 sayılı Tebliğ ile düzenlenen muafiyet koşulları ortadan
kalkmaktadır. Bu duruma ilişkin olarak, 2002/2 sayılı Tebliğin Açıklanmasına dair 270
Kılavuz’un 37. paragrafında şu açıklamalar bulunmaktadır;
“Rekabet etmeme yükümlülüğüne ilişkin diğer bir önemli husus da, alıcının beş yıllık
süre sonunda rekabet etmeme yükümlülüğünden kurtulmasını engelleyen herhangi bir
fiili durumun olmaması zorunluluğudur. Örneğin, sağlayıcı alıcıya kredi temin etmiş ise
bu kredinin geri ödemesi, alıcının beş yıl sonunda rekabet etmeme yükümlülüğünden
kurtulmasını engelleyecek şekilde düzenlenmemelidir. Alıcı, beş yıllık rekabet etmeme
şartının süresinin dolmasından sonra varsa kalan borçları geri ödeme olanağına sahip
olmalıdır. Benzer şekilde, sağlayıcının alıcıya bazı ekipmanlar sağladığı hallerde,
alıcının beş yıllık rekabet etmeme süresinin sonunda bu ekipmanları piyasa değeri
üzerinden devralabilme imkanına sahip olması gerekmektedir.” 280
Nitekim Rekabet Kurulunun, konu ile ilgili çalışmaları bilinen akademisyenlerden aldığı
görüşler de bu doğrultudadır:
Bu kapsamda alınan bir hukuki görüşte; akaryakıt sektöründeki intifa hakkı ya da uzun
süreli kira sözleşmelerinin bayilik/işleticilik sözleşmeleri ile bağlantılı olarak yapılması
ve bu sözleşmeler arasında bağlantı kurulması nedeniyle, bayilik/işleticilik
sözleşmesinde rekabet yasağı beş yıl olarak kararlaştırılmış olsa bile kira sözleşmesi
ya da intifa hakkının daha uzun bir süreyi kapsaması ve bayi ya da işleticinin beş yıllık
süre sonunda sağlayıcıya bağımlı olması sonucunu doğurması nedeniyle, kira ya da
intifa hakkı sürelerinin de muafiyetten yararlanılabilecek süre ile sınırlanması ve
uyumlu olması gerektiği değerlendirilmektedir2. 290
Yine bir başka görüşte3, rekabet hukuku açısından yapılacak analiz ve
değerlendirmelerde anlaşma veya sözleşme hükümlerinin değil, bu hükümler
çerçevesinde tarafların kurdukları ve uyguladıkları “ekonomik ilişki”nin dikkate alınması
gerektiği, intifa hakkı ve bayilik/işletme sözleşmeleri arasında sıkı bir ilişki bulunduğu
belirtilmekte; intifa hakkının dağıtım şirketinin bayi üzerinde ekonomik güç
uygulamasına imkan verdiği, bu hakkın bayiyi işletme sözleşmesini feshetmemeye,
hatta yenilemeye ve bu arada münhasırlık kaydını fiilen devam ettirmeye zorlayıcı bir
unsur oluşturduğu ifade edilmektedir. Bu tespitler çerçevesinde sözleşmelerin rekabet
hukuku açısından bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmakta ve
ekonomik açıdan da bu sözleşmelerin bir bütün teşkil ettiği ifade edilerek, bu 300
sözleşmelerin yol açtığı ekonomik ilişki 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine aykırı
olarak rekabeti sınırlayıcı etki doğurduğu takdirde, sadece işletme sözleşmesinin değil,
intifa sözleşmesinin de 4. madde hükmüne aykırı olacağı değerlendirmesinde
bulunulmaktadır.
Dolayısıyla yukarıda yer verilen sözleşme hükümlerinin bu çerçevede
değerlendirilmesi, istasyon üzerinde Alpet lehine tesis edilen intifa hakkı devam ettiği
sürece, mevcut koşullarda beş yıllık bayilik sözleşmesi süresinin anlamsız kaldığını, bu
sürenin sonunda Barbaros’un belirli bir cezai şart ödemek suretiyle de olsa bir başka
dağıtıcı ile anlaşma yaparak kendine ait istasyon üzerinde akaryakıt satış faaliyeti
sürdürmesinin mümkün olamayacağını göstermektedir. Bunun sonucu olarak bayiye 310
kalan tek seçenek, akaryakıt satış faaliyetini sürdürmek istediği sürece Alpet ile olan
akaryakıt bayilik sözleşmesini her defasında yenilemektir.
Bu nedenle, Danıştay’ın yukarıda yer verilen 13.5.2008 tarihli kararı ve bu karara
istinaden Rekabet Kurulunun aldığı 08-61/997-389 sayılı karar ile şekillenen,
akademisyenler tarafından da hukuka uygunluğu ve gerekliliği vurgulanan yaklaşım
doğrultusunda; Barbaros ile Alpet arasında 3.6.2005 tarihinde düzenlenen Alpet lehine
15 yıl süreli intifa hakkı tesisine ilişkin senet ile 7.6.2005 tarihli “Akaryakıt Bayilik
2 (…………………) tarihli hukuki mütalaa.
3 (………………….) tarihli hukuki mütalaa.
Sözleşmesi”nin, aralarındaki gerek hukuki gerekse iktisadi ilişki nedeniyle, 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesi anlamında birlikte değerlendirilmesi gereği ortaya çıkmaktadır.
Söz konusu anlaşmanın bir bütün olarak bu hükümler doğrultusunda ele alınması 320
halinde; 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinde öngörülen beş yıllık süreyi aşar nitelikte
rekabet etmeme yükümlülüğü içerdiği sonucu ortaya çıkmaktadır.
Rekabet Kurulunun akaryakıt sektörüne yönelik olarak yapılan önaraştırma neticesinde
aldığı 15.11.2006 tarihli ve 06-84/1059-306 sayılı kararında rekabet yasağına ilişkin
olarak yapmış olduğu değerlendirmede, 2003/3 sayılı Tebliğ ile öngörülen
uyumlaştırmaya yönelik bir değişiklik yapılmamış olsa dahi, 18.9.2005’den önce
yapılmış anlaşmaların 18.9.2010 tarihine kadar uygulama süresi bulunduğu
belirtilmiştir. Kararın ilgili bölümü aşağıdaki gibidir:
“Mevcut durumda, 18.9.2005 tarihinden önce yapılan ve Tebliğ’e uygun olmayan
sözleşmelerin 18.9.2010 tarihine kadar uygulama süresi bulunmaktadır. Tebliğ’e aykırı 330
olan sözleşmelerin de uygulama süresi henüz 5 yıla ulaşmamıştır. Özetle, akaryakıt
piyasasındaki mevcut bayilik sözleşmelerinin hiçbiri henüz 5 yıllık uygulama sürecini
aşmamıştır. Bu nedenle, rekabet etme yasağı süresi bakımından yukarıda yer verilen
sözleşmelerle ilgili herhangi bir ihlalin söz konusu olmadığı, bu nedenle soruşturma
açılmasına gerek bulunmadığına, ancak ilgili teşebbüslere 5 yıllık azami uygulama
süresinin aşılması halinde ilgili sözleşmenin 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında
muafiyetten yararlanamayacağına ilişkin bir yazı gönderilmesinin yerinde olacağı
sonucuna ulaşılmıştır.”
Bu karara paralel olarak; Barbaros ile Alpet arasında 3.6.2005 tarihinde düzenlenen
intifa hakkına ilişkin senet ile 7.6.2005 tarihinde imzalanan “Akaryakıt Bayilik 340
Sözleşmesi”nden oluşan anlaşma bütünü de 18.9.2010 tarihine kadar 2002/2 sayılı
Tebliğ ile tanınan muafiyetten yararlanacak ve Kanun’un 4. maddesindeki yasaklama
hükmü uygulanmayacaktır. 18.9.2010 tarihinden sonra ise Barbaros ile Alpet
arasındaki anlaşmanın süresi itibarıyla 2002/2 sayılı Tebliğ’deki korumadan
yararlanamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Dolayısıyla geçiş döneminin sonu olan 18.9.2010 tarihine kadar şikayet konusu
hususun 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesindeki yasaklamadan muaf tutulduğu ve bu
nedenle bu aşamada önaraştırma yapılmasına veya soruşturma açılmasına gerek
olmadığı kanaatine varılmıştır. Bu tarihten sonra ise taraflar arasında mevcut olan
“rekabet yasağına dayalı iktisadi ilişki”nin, her iki tarafın da rızası olmaksızın herhangi 350
bir sebeple uzatılmaya zorlanması halinde 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi
çerçevesinde işlem tesis edilecektir.
J. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve dosya kapsamına göre;
1. 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nde koşulları
belirtilen muafiyetten yararlanabilmek bakımından, alıcılar üzerine getirilen
rekabet yasağının süresinin beş yılı aşmaması gerektiğine,
2. Taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi ile bağlantılı kredi sözleşmeleri, ekipman
sözleşmeleri, uzun süreli kira sözleşmeleri ya da uzun süreli intifa hakkı 360
tanınması gibi şahsi ya da ayni hakların da rekabet yasağının süresini fiilen
uzatacak şekilde kullanılamayacağına,
3. Bu tür sözleşmelerin varlığı halinde, beş yılı aşan süreler bakımından, 2002/2
sayılı Tebliğ’de tanınan muafiyet koşullarının ortadan kalkacağına,
4. Dikey anlaşmalarda yer alan rekabet yasağına ilişkin hükümlerin, 2002/2 Sayılı
Tebliğ’in 5. maddesiyle uyumlu hale getirilmesine ilişkin geçiş sürecinin
18.9.2003 tarihinde başlayıp,18.9.2005 tarihinde sona erdiğine, bu çerçevede;
5. 18.9.2005 tarihinden önce yapılmış olan ve süresi beş yılı aşan sözleşmelerin,
Rekabet Kurulu tarafından uygulanan “azami hadde indirme” ilkesi gereğince
18.9.2010 tarihine kadar Tebliğ’de yer alan muafiyetten yararlanabileceğine ve 370
bu tarihten sonra muafiyet koşullarının ortadan kalkacağına,
6. Barbaros ile Alpet arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin ve buna bağlı
olarak intifa hakkı tesisine ilişkin resmi senedin 18.9.2010 tarihine kadar 2002/2
sayılı Tebliğ uyarınca muafiyetten yararlanabileceğine, bu nedenle bu aşamada
önaraştırma yapılmasına ya da soruşturma açılmasına gerek olmadığına,
7. Bu tarihten itibaren intifa hakkı çerçevesinde bayilerin yeniden sözleşme
yapmaya zorlanması halinde 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi çerçevesinde
işlem başlatılacağının ilgili taraflara bildirilmesine,
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
380
Full & Egal Universal Law Academy