Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2007-4-137 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 09-11/213-64
Karar Tarihi : 11.3.2009
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI 10
Üyeler : Tuncay SONGÖR, Mehmet Akif ERSİN,
Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE
B. RAPORTÖRLER : Neşe Nur ONUKLU, Sinan BOZKUŞ, Recep GÜNDÜZ
C. ŞİKAYET EDEN : Sercem Otomotiv Sanayi A.Ş.
İzmir Yolu 12. Km. No:173 Bursa
Temsilcisi: Av. Dr. İ. Yılmaz ASLAN
Barbaros Blv. Tan Apt. No:60/5 34349 Balmumcu
Beşiktaş/İstanbul 20
D. KARŞI TARAF : Chrysler Jeep Ticaret A.Ş.
TEM Otoyolu Hadımköy Çıkışı 34900
Büyükçekmece/İstanbul
E. DOSYA KONUSU: Chrysler Jeep Ticaret A.Ş. (Chrysler)’nin Sercem
Otomotiv Sanayi A.Ş. (Sercem) ile yapmış olduğu bayilik sözleşmesini
rekabete aykırı bir şekilde feshederek, 2005/4 sayılı Motorlu Taşıtlar
Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyeti
Tebliği’nde ve rekabet ihlali oluşturan yükümlülüklerle sözleşmenin 30
yürürlükte olduğu dönemde tabi olduğu 1998/3 sayılı Motorlu Taşıtlar
Dağıtım ve Servis Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nde
öngörülen muafiyet koşullarını ihlâl ettiği iddiası.
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Şikâyetin konusunu esas olarak mezkur tebliğlerde
öngörülen muafiyet koşullarına aykırılık arz eden işlem ve eylemlerin tespit
edilmesi oluşturmaktadır.
G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 22.8.2007 tarih ve 5593 sayı ile giren
başvuru üzerine düzenlenen 26.9.2007 tarih, 2007-4-137/İİ-07-MHA sayılı İlk 40
İnceleme Raporu 24.10.2007 tarih ve 07-77 sayılı Kurul toplantısında görüşülmüş
ve Chrysler ile Sercem arasında 23.6.2000 tarihinde imzalanmış olan “Bayilik
Sözleşmesinin” süresi ve feshi ihbara ilişkin hükmü dışında 1998/3 sayılı Tebliğ ile
uyumlu olduğuna; süre ve feshe ilişkin hükümleri dolayısıyla 1998/3 sayılı
Tebliğ’in sağlamış olduğu muafiyetten yararlanamayan münfesih Bayilik
Sözleşmesi’ne ilişkin olarak açık ihlâl niteliğinde hükümler içermemesi nedeniyle
09-11/213-64
2
önaraştırma yapılamasına ya da soruşturma açılmasına gerek olmadığına;
Chrysler’in, Sercem ile olana ilişkisine çok markalılık nedeniyle son verildiği ve bu
nedenle yeniden bayilik ağına alınmadığı iddiasına yönelik olarak ise önaraştırma
yapılmasını veya soruşturma açılmasını gerektirecek nitelikte ciddi delillerin 50
bulunmaması nedeniyle şikâyetin reddine 07-77/917-351 sayı ile karar verilmiştir.
Bahse konu Kurul kararına ilişkin olarak yargı yoluna başvurulmuş, Danıştay 13.
Dairesi tarafından, 5.5.2008 tarih ve 2008/553 E. sayılı karar ile “davacı
iddialarının Kanun’un 4. maddesi kapsamında ihlal iddialarına ilişkin bulunması
nedeniyle, davalı idarece davacının iddiaları ile ilgili olarak soruşturma açılmasına
gerek olup olmadığının tespiti için önaraştırma yapılmasına karar verilmesi
gerekirken, belirtilen sürece uyulmaksızın Kurulca doğrudan ilk inceleme raporu
değerlendirilerek karar verilmesinde 4054 sayılı Kanun’a uyarlılık görülmemiştir.”
gerekçesine dayanılarak anılan kararın yürütmesi durdurulmuştur.
Yürütmeyi durdurma kararına karşı yapılan itiraz Danıştay İdari Dava Daireleri 60
Kurulu tarafından 25.9.2008 tarih ve 2008/789 E. sayılı karar ile reddedilmiştir.
Bu gelişmeler üzerine düzenlenen 13.1.2009 tarihli Bilgi Notu, 20.1.2009 tarihli
Kurul toplantısında ele alınmış ve 09-03/53-M sayı ile, şikâyet iddialarına ilişkin
olarak önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir.
İlgili karar uyarınca düzenlenen 6.3.2009 tarih 2007-4-137/ÖA-09-NNO sayılı
Önaraştırma Raporu aynı tarih, REK.0.08.00.00-110/74 sayılı Başkanlık Önergesi
ile 09-11 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili Rapor’da;
- Chrysler ile Sercem arasında 23.6.2000 tarihinde imzalanmış olan “Bayilik 70
Sözleşmesi”nin sözleşmenin süresi ve feshi ihbara ilişkin hükmü dışında 1998/3
sayılı Tebliğ ile uyumlu olduğu,
- Süre ve feshe ilişkin hükümleri dolayısıyla 1998/3 sayılı Tebliğ’in sağlamış
olduğu muafiyetten yararlanamayan münfesih “Bayilik Sözleşmesi”ne ilişkin
olarak, açık ihlâl niteliğinde hükümler içermemesi nedeniyle soruşturma
açılmasına gerek olmadığı,
- Chrysler’in Sercem ile olan ilişkisine çok markalılık nedeniyle son verildiği ve bu
nedenle yeniden bayilik ağına alınmadığı iddiasına yönelik olarak soruşturma
açılmasını gerektirecek nitelikte ciddi delillerin bulunmaması nedeniyle şikâyetin
reddedilmesi gerektiği, 80
görüşlerine yer verilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Hakkında Önaraştırma Yapılan Taraf
2000 yılında faaliyetine başlayan teşebbüs; Chrysler, Jeep ve Dodge marka
araçların Türkiye distribütörlüğünü yapmaktadır. Bir Chrysler LLC iştiraki olan
09-11/213-64
3
Chrysler, aynı zamanda adı geçen markaların servis ve yedek parça hizmeti
veren bayi ve servis teşkilatlanmasını da kontrol etmektedir.
Öte yandan, merkezi ABD’de bulunan Chrysler LLC’nin hisselerinin tamamı 90
Chrysler Holdings LLC’ye aittir. Chrysler LLC’nin bünyesinde Chrysler Motors
Company LLC ile Chrysler Canada Inc. ve Chrysler de Mexico S.A. de C.V gibi
ulusal pazarlarda faaliyet gösteren diğer şirketler bulunmaktadır. Söz konusu
firmalar Chrysler, Jeep, Dodge ve GEM markaları altında araçların üretim, dağıtım
ve satışını gerekleştirmektedir. Tüm bu teşebbüslerin kontrolünü elinde
bulunduran Chrysler Holdings LLC’nin hisselerinin %80,1’i Cerberus Capital
Management LP, geriye kalan %19,9’u ise Daimler AG tarafından kontrol
edilmektedir.
I.2. İlgili Pazar 100
I.2.1. İlgili Ürün Pazarı
Hakkında önaraştırma yapılan Chrysler, bayilik ağı vasıtasıyla Türkiye çapında
Chrysler, Jeep ve Dodge marka otomobillerin dağıtımını gerçekleştirmektedir.
Chrysler bayileri ise anılan marka otomobillerin satışı, satış sonrası yedek parça,
bakım ve onarım hizmetleri vermektedir. İnceleme konusu dosyanın sadece araç
satış faaliyetlerini konu alan yetkili bayilik ilişkisini ele aldığı göz önünde
bulundurulduğunda, ilgili ürün pazarları “yeni motorlu taşıtlar dağıtımı, satışı ve
pazarlaması” olarak belirlenmiştir.
110
I.2.2. İlgili Coğrafi Pazar
İncelemeye konu anlaşmanın Türkiye’deki hemen hemen tüm bayilerle yapılmış
olması nedeniyle ilgili coğrafi pazar, “Türkiye” dir.
I.3. Yapılan Tespitler ve Deliller
Başvuru dilekçesinde Sercem ve Chrysler arasında 23.6.2000 tarihinde Bayilik
Sözleşmesi imzalandığı ifade edilmiş ve bir örneği sunulmuştur. Başvuru
dilekçesinde Chrysler tarafından yapılan feshi ihbarın haksız olduğu iddiası yer
aldığından, aşağıda söz konusu ihbarlara ve taraflar arasındaki yazışmalara
kısaca yer verilecektir. 120
- 10.6.2005 tarihli fesih ihbarnamesi: Chrysler tarafından gönderilen ihbarname
ile, Bayilik Sözleşmesi’nin 2007 Haziran ayı sonu itibarıyla feshedildiği
bildirilmiştir.
- 14.2.2006 tarihli yazı: Söz konusu yazıda, 1.1.2006 tarihi itibarıyla 2005/4 sayılı
Tebliğ’in yürürlüğe girdiğinden bahsedilmekte ve “Chrysler Jeep Ticaret A.Ş.
olarak tüm teşkilatımıza 10.06.2005 tarihli ve noter kanalıyla feshini ihbar ettiğimiz
bayilik ve servis sözleşmeleri bu yeni tebliğ öncesi iki yıllık ihbar müddeti dahilinde
30.6.2007 tarihine kadar geçerliliğini sürdürecekti. Yeni Grup Muafiyeti Tebliği
kapsamında öngörülen 1 yıllık geçiş süresi ve uyum müddeti sebebiyle, feshi 30
Haziran 2007 olarak önceden ihbarı yapılmış tüm bu sözleşmelerin 1.1.2007 tarihi 130
09-11/213-64
4
itibari ile yeni Tebliğ hükümlerine uydurulmuş olması gerekmektedir.”
denilmektedir. Yazının devamında uyum sürecine ilişkin tarihler verilmekte ve
“Şirketimiz, Chrysler, Jeep ve Dodge markaları için öngörülen standartlara uygun
olduğu değerlendirilen satış ve servis lokasyonları ile 2006 yılı içerisinde yeni ve
yürürlükteki Grup Muafiyeti Tebliği’ne uygun yeni dağıtım sözleşmeleri
akdedecektir.” ifadeleri yer almaktadır.
- Chrysler’in gönderdiği 14.2.2006 tarihli yazıya Sercem’in 9.3.2006 tarihli cevap
yazısı: Yazıda, Sercem’in yazılı olmayan, ancak sözlü olarak belirtilen
standartların büyük çoğunluğuna sahip olduğu, söz konusu standartlara
31.12.2006’yı beklemeksizin uymaya hazır olduğu, yeni Tebliğ’den dolayı 140
kendilerinden kaynaklanan bir sıkıntı yaşanmayacağı ifade edilmiştir. Yazıda
ayrıca Chrysler’in tek taraflı olarak sözleşmelerini feshetmesinin kanuna aykırı
olduğu ve yeni Tebliğ’in aynı satış alanında birden çok markaya hizmet
verilmesine imkan verdiği hususları da yer almıştır. Yazıda “Yeni Kanun ile
beraber, bilindiği üzere binalarda şirketlerin şu ya da bu şekilde marka
standartlarını uygulatması uygun olmamasına rağmen, şirketimiz yine de bunlar
bize bildirildiğinde bunları da uygulamaya hazırdır. Yeni kanunun önemli
noktalarından biri aynı anda birden çok markanın satılabilmesi serbestliği olup,
alan hesaplaması yapılırken bir markanın kapladığı alan, diğer markaların
metrekaresine düşülememektedir. “ ifadeleri yer almıştır. 150
- 21.7.2006 tarihli, Chrysler’in Sercem’e gönderdiği yazı: Yazıda, feshedilen
sözleşmelerin, 2005/4 sayılı Tebliğ ile alakası olmaksızın eski mevzuata göre
Haziran 2005 tarihinde 2 senelik feshi ihbar süresi verilerek feshedildiği,
sözleşmelerin Sercem ile 30.6.2007 tarihinden sonraki yeni dönem için
yenilenmeyecek olduğu, yeni Tebliğ’in yürürlüğe gireceği tarih olan 1.1.2007 ile
sözleşmenin fesih tarihi olan 30.6.2007 tarihleri arasındaki 6 ayda sözleşmelerin
yeni Tebliğ’e uyumlu hale getirilmesi gerektiği, aksi takdirde sözleşmelerin
30.6.2007 tarihi değil, 31.12.2006 tarihi itibarıyla fesih olunacağı bildirilmiştir.
- 15.8.2006 tarihli, Sercem tarafından Chrysler’e gönderilen yazı: Başvuru
dilekçesine göre, İstanbul Crown Plaza Otel’de 20.6.2006 tarihinde tüm bayilik 160
teşkilatının davet edildiği ve Sercem’in de katıldığı bayilik toplantısı ile Chrysler
bayilik standartları duyurulmuştur. Bunun üzerine Sercem tarafından gönderilen
yazıda; “20.6.2006 tarihinde standartlarınız İstanbul Crown Plaza Otel’de tüm bayi
teşkilatına sunuldu. Standartlarınızda yapılan sunuma göre şirketimizin tesisleri
fiziki olarak bu standartların hepsini fazlasıyla karşılayacak durumdadır. Kaldı ki
eksik olan marka kurumsal standartları da gerekli süre olan 31.12.2006 tarihine
kadar da rahatlıkla yapılabilecek durumdadır. Tebliğin getirdiği bir konuda bir
firma birden fazla markanın satıcısı ise marka kurumsal kimlik standartlarını
yapmak zorunda değildir… Kurumsal kimlik olarak yapmam zorunlu olmamasına
rağmen özellikle bu konuda kalan eksiklerimin de tamamının planlamasını kısa 170
sürede yaptım.” ifadeleri yer almıştır. Yazıda ayrıca standartlara uyan bayiler ile
sözleşme imzalanacağının bildirildiği, Sercem’in bu standartlara uyacağını
bildirmesine rağmen 21.7.2006 tarihli yazı ile sözleşmenin imzalanmayacağının
ifade edildiği, Sercem’in Chrysler bayiliği için yüksek miktarda yatırım yaptığı,
09-11/213-64
5
anlaşmanın haksız feshi halinde zararın tazmini için gerekli yerlere ve Rekabet
Kurumu’na başvurulacağı Chrysler’e bildirilmiştir.
- 29.8.2006 tarihli Sercem tarafından Chrysler’e yapılan bildirim: Söz konusu
bildirimde daha önce yapılan yazışmalar açıklanarak süreç özetlenmiş, fesih
ihbarının haksız ve mevzuata aykırı olduğundan bahsedilmiştir. Chrysler’e,
Sercem ile yeni sözleşmeleri akdetmekten kaçınması halinde Sercem tarafından 180
tesis, ekipman ve personel ücretlerine ilişkin olarak yapılmış harcamaların tazmin
edilmesi ihtaren bildirilmiştir.
- 8.9.2006 tarihli Chrysler tarafından gönderilen cevap yazısı: Chrysler, Sercem’in
taleplerini reddettiğini bildirmiştir.
- 12.10.2006 tarihli Sercem tarafından gönderilen yazı: Yetkili bayi ve servis
standartlarına uyum sağlanmış olmasına ve sözleşmelerin devam ettirilmek
istenmesine rağmen Chrysler’in sözleşmelerin sona ereceğini ve
yenilenmeyeceğini belirtmesi sebebiyle 1.1.2007 tarihinden itibaren söz konusu
sözleşmeler ile bağlı kalınmayacağı, sözleşmelerin haksız sona erdirilmesi ve
kriterlerin karşılanmasına rağmen sözleşme imzalanmaması sebebiyle doğan 190
zararların tazminine ilişkin olarak Rekabet Kanunu, Borçlar Kanunu, Türk Ticaret
Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında ve diğer bilcümle yasal hakkın saklı
tutulduğu bildirilmiştir.
- Son olarak, 14.11.2006 tarihinde Chrysler tarafından Sercem’in satış ve tesis
yerinin yeterliliğine ilişkin olarak denetim yapılmıştır. Yapılan denetim sonucu
düzenlenen raporlara göre, tesis yerinin büyüklüğü, ürün yelpazesi, teşhir araçları
gibi ana unsurların tamam olduğu, kurumsal kimlik elemanları gibi tali unsurların
ise tamamlanmadığı tespit edilmiştir. Bu unsurların tamamlanamama nedeni
tutanakta, “Sözleşmenin tazelenmeyeceği ihtar edilmiş olduğundan, talep edilen
standartlar karşılanamamıştır. Böyle bir ihtar olmasaydı, tüm standartlar 200
karşılanacaktı” olarak belirtilmiştir.
J. GEREKÇE ve HUKUKİ DAYANAK
Şikâyet, Sercem ile Chrysler arasında akdedilmiş olan Bayilik Sözleşmesi’nin
rekabete aykırı olarak haksız bir şekilde feshedildiği ve mezkûr sözleşmenin
mülga 1998/3 sayılı Tebliğ’e aykırı hükümler içerdiği iddialarını taşımaktadır.
Öncelikle şikâyet dilekçesinde değinilen ve 1998/3 sayılı Tebliğ’e aykırı olduğu
belirtilen sözleşme maddeleri ile anılan Tebliğ’in ilgili hükümlerinin karşılaştırması
yapılarak 1998/3 sayılı Tebliğ’e aykırı hükümlerin tespitinin yapılması yerinde
olacaktır. 210
Sözleşmenin “Bayi Satış Alanı (BSA)/Satış Hakkı/Sözleşme Bölgesi” başlıklı 1.
maddesi;
“…
b. Bayi, sözleşme bölgesi dışında şube veya başka dağıtım depoları açamaz,
işletemez veya üçüncü şahıslara açtıramaz ve işlettiremez ya da ürünlerin satışı,
09-11/213-64
6
dağıtımı veya servisi için alt bayiler tayin edemez veya bu konuda başkalarına
yardımcı olamaz.
c. Bayi, sözleşme konusu ürünleri başka bayi sözleşme bölgesi içinde satışa
sunamaz veya müşteri bulmak amacıyla başka bayi sözleşme bölgesi içinde
kendi işletmesi için yapılacak reklamlar aracılığıyla aktif olarak çaba gösteremez. 220
d. Bayi, sözleşme bölgesi içinde sözleşme konusu ürünler için CJT’nin
muvaffakatıyla başka dağıtım depoları ve servisler açabilir.”
şeklindedir. Söz konusu hüküm 1998/3 sayılı Tebliğ’in 4/b-8’de yer alan;
“Anlaşma bölgesi dışında anlaşma konusu malların dağıtımı için şube veya
dağıtım depoları açmama veya bunların pazarlanmasına yönelik aktif faaliyetlerde
bulunmama veya bu mallara ilişkin olarak dağıtım veya servis sağlanması için
üçüncü kişilere yetki vermeme yükümlülüğü.” ve 4/b-6’da yer alan “Sağlayıcının
onayı olmaksızın, anlaşma bölgesi içinde faaliyet gösteren teşebbüslerle anlaşma
konusu mallara ilişkin olarak dağıtım veya servis anlaşmaları yapmama, bu gibi
anlaşmaları değiştirmeme veya son vermeme yükümlülüğü.” 230
hükümleri ile uyumludur.
Bayilik Sözleşmesi’nin “Bayinin Satış Örgütü” başlıklı 6. maddesinin altıncı
bendinde yer alan;
“6. Bayi, CJT’nin yeterli sayıda bayi içeren tek aşamalı bir satış ağı oluşturma ana
kuralına aykırı olarak tali bayi /tali servis atayamaz.”
hükmünün yukarıda değinilen 4/b-6 hükmüne paralel olduğu kanaatine varılmıştır.
Sözleşmenin “Rekabet Hükmü” başlıklı 4. maddesinin ikinci, üçüncü ve dördüncü
bendlerinde düzenlenen;
“2. DaimlerChrysler ve/veya CJT ile rekabet içinde olan ürünler üretemez ve
MOPAR kalitesine her bakımdan uygun olmadıkça, MOPAR’a rekabet eden 240
yedek parça satışı yapamaz.
3. Bayi, sözleşmenin devamı süresince Chrysler, Jeep ürün programı muadili
motorlu araç ve motor alanındaki teşebbüslerin fabrika çıkışlı araçlarını ancak
aşağıdaki şartların tamamının birlikte mevcut olması halinde CJT’den önceden
yazılı onay almadan satabilir:
- Diğer araç ve şasilerin mahal olarak ayrı satış yerlerinde satılması,
- İşletmenin kendi başına tüzel kişiliği olan ayrı bir yasal varlık olması,
- Şirket yönetiminin tamamen veya kısmen aynı olmaması,
- Markaların karışmasına imkan vermeyecek bir şekilde faaliyet gösterilmesi.
Bayinin objektif haklı nedenlerin olduğunu kanıtlaması halinde CJT, Bayi bu 250
yükümlülükten muaf tutabilir.
09-11/213-64
7
4. CJT tarafından müsaade edilen başka fabrika çıkışı araçların satışına veya
bunların bakımının yapılmasına başlanmadan önce CJT’ye yazılı olarak derhal
haber verilecektir.
Bayi, başka markalar için yapmış olduğu bir anlaşma çerçevesinde Chrysler, Jeep
markası haricindeki motorlu araçların servisini kendi servisinde, ancak bundan
dolayı CJT’nin, özellikle servisin donanımı veya personelin eğitimi için yaptığı
yatırımlardan dolayı üçüncü bir tarafa haksız bir fayda sağlamaması halinde
verebilir…”
hallerinin, 1998/3 sayılı Tebliğ’in 4/b-2 maddesinde yer alan “Anlaşma konusu 260
malları ve rakip malları üretmeme yükümlülüğü.” hükmü, 4/b-3’de yer alan “Ayrı
satış yerlerinde, ayrı bir yönetimle ve ayrı bir yasal varlık halinde ve markalar
arasında karışıklıktan kaçınacak şekilde satış halleri hariç olmak üzere üreticiden
başka kişiler tarafından sunulan motorlu yeni taşıt araçlarını satmama
yükümlülüğü.” hükmü, “Ortak bakım ve onarım birimlerinde verilen satış sonrası
hizmetlerde üçüncü kişilerin, sağlayıcı tarafından yapılan yatırımlardan, özellikle
araç-gereç ve eğitimli personelden, haksız yere yararlanmasına izin vermeme
yükümlülüğü.” hükmü ve 4/b-4 maddesinde yer alan “Anlaşma konusu mallarla
aynı kalitede olmayan başka yedek parçaları satmama, tamir ve bakımda
kullanmama yükümlülüğü.” hükmü ile paralellik arz ettiği belirlenmiştir. 270
Sözleşme’nin “Tesisler, Standartlar ve Personel” başlıklı 11. maddesinin beşinci
bendinde düzenlenen;
“5. Bayi, CJT’nin ön onayını almadan, başka ilave tesisler, uydular ya da başka
satış ve servis yerleri açamaz.”
hükmü yine yukarıda yer verilen 4/b-6 ve 8. madde hükümlerine paraleldir.
Buna karşılık Bayilik Sözleşmesi’nin “Sözleşme Süresi ve Sözleşmenin
Feshedilmesi” başlıklı 23. maddesinin;
1. İşbu sözleşme 1.7.2000 tarihinde yürürlüğe girer ve üç yıl süreyle akdedilmiştir.
Akit taraflardan her biri, bu sözleşmeyi yenilememe isteğini sözleşmenin sona
ermesinden altı ay önce diğer tarafa bildirerek feshedebilir. Fesih ihbarında 280
bulunulmasına rağmen, sözleşme süresinin bitiminden sonra da ticari faaliyetin
zımnen devam ettirilmesi halinde, işbu sözleşme hükümleri geçerli olur. Ancak,
böyle bir durumda, taraflardan her biri, derhal geçerli olmak üzere, her zaman
ticari ilişkiye son verilmesini isteme hakkını haizdir.
2. Taraflar, önemli bir nedene dayanarak sözleşmeyi bir süre ile bağlı kalmaksızın
feshedebilirler. Taraflardan birinin sözleşmenin öngördüğü önemli bir
yükümlülüğünü yerine getirmemesi fesih için önemli bir neden sayılır. CJT için
önemli nedenler özellikle şunlardır: …”
şeklindeki birinci ve ikinci bendlerinin; 1998/3 sayılı Tebliğ’in 2000/3 sayılı Tebliğ
ile değişik 6. maddesinin ikinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerine aykırı olarak 290
düzenlenmiş olduğu anlaşılmıştır.
09-11/213-64
8
Yukarıda değinilen hükümlere ilaveten Sözleşme’nin “Bayinin Bayilik ile İlgili
Genel Mükellefiyetleri” başlıklı 2. maddesinde yer verilen bayinin sözleşme ağına
dahil olmayan yeniden satıcılara ve aracılara mal satmasını kısıtlayan hüküm ve
sözleşmenin 8. maddesinde yer alan yedek parça satışına ilişkin hususları
düzenleyen hükmün de 1998/3 sayılı Tebliğ kapsamında olduğu ve Tebliğ’e
uygun olarak düzenlenmiş olduğu belirtilmelidir. Bu hükümler dışında yeniden
satış fiyatının belirlenmesi gibi açık ihlal niteliğinde bir hükme de sözleşmede yer
verilmemiştir.
Yukarıda değinildiği üzere şikâyet esas itibarıyla Chrysler’in Sercem’in 300
Sözleşmesi’ni haksız olarak feshettiği ve anılan Sözleşme’de 1998/3 sayılı
Tebliğ’e aykırı hususlar bulunduğu üzerinedir. Dilekçede 1998/3 sayılı Tebliğ’e
aykırı olduğu belirtilen ve yukarıda yer verilen sözleşme maddelerinin incelenmesi
sonucunda, bayinin sözleşme bölgesinde aktif satışının ve alt bayi ve servis açma
hakkının kısıtlandığı belirtilen hükümlerin 1998/3 sayılı Tebliğ’in 4. maddesinin b-6
bendine uygun olduğu anlaşılmıştır. Sözleşme’nin çok markalılık, eşdeğer kalitede
yedek parça kullanımı, rakip araçları satmama ve bu araçlara bakım-onarım
hizmeti vermeme gibi hükümlerinin de 1998/3 sayılı Tebliğ’e uygun olarak
düzenlenmiş olduğunun anlaşılması dolayısıyla, 1998/3 sayılı Tebliğ’e aykırı
olarak tanımlanabilecek tek hususun sözleşmenin süresine ve feshi ihbara ilişkin 310
olduğu ve değerlendirmenin bu konu üzerinden yapılması gerektiği anlaşılmıştır.
Şikâyet dilekçesinde söz konusu hüküm nedeniyle taraflar arasındaki bayilik
sözleşmesinin 1998/3 sayılı Tebliğ’in öngördüğü muafiyetten ve bu bağlamda
2005/4 sayılı Tebliğ’in öngörmüş olduğu geçiş sürecinden yararlanamayacağı ileri
sürüldüğü için, öncelikle konunun bu yönüyle değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bayilik Sözleşmesi’nin incelenmesinden, Sözleşme’nin üç yıl süreli olmak üzere
23.6.2000 tarihinde imzalandığı ve 1.7.2000 tarihinde yürürlüğe girdiği,
yenilememe isteğinin bildirilmesi için ise 6 ay süre belirlendiği görülmektedir. Buna
karşılık belirtilen sürenin sona ermesinden sonra dahi sözleşmenin yürürlükte
kalmaya devam ettiği anlaşılmaktadır. Zira şikâyet dilekçesinden ve eklerinden 320
anlaşıldığı üzere, taraflar arasındaki sözleşme Chrysler tarafından gönderilen
10.6.2005 tarihli noter ihtarnamesi ile iki yıllık süre vermek kaydıyla feshedilmiştir.
Yine dilekçe ve eklerinden anlaşıldığı üzere söz konusu ihtarname tüm bayilik
teşkilatına gönderilmiştir. Bu durumda ilk imzalandığı halde 3 yıl olarak öngörülen
sözleşme süresinin sona ermesinden sonra yürürlükte kalan Sözleşme’nin artık
süresiz olarak kabul edilmiş olduğu Chrysler tarafından 2005 yılında Sercem’e
gönderilen ihtarnamenin iki yıl süreli olmasından anlaşılmaktadır. Nitekim şikayet
dilekçesinde de Sözleşme’nin süresiz hale geldiğine yer verilmektedir. Şikayet
dilekçesi ve eklerinden Bayilik Sözleşmesi’nin 1998/3 sayılı Tebliğ’in süresiz
anlaşmalar için öngördüğü iki yıllık süreye riayet edilerek feshedildiği sabittir. 330
Bu bağlamda değerlendirilmesi gereken husus sözleşme süresinin 1998/3 sayılı
Tebliğ’e aykırı olarak düzenlenmiş olmasının, inceleme konusu özelinde tek
başına soruşturma açmayı gerektirip gerektirmediğidir. Bilindiği üzere Rekabet
Kurulu tarafından motorlu taşıtlar sektörüne özgü olarak çıkarılan grup muafiyeti
tebliğleri yetkili satıcıların güçlü konumda olan sağlayıcılar karşısında korunması
09-11/213-64
9
amacıyla esasen rekabet hukuku ile ilgisi bulunmayan bazı hükümler de
içermektedir. Söz konusu hükümler esas itibarıyla rekabeti kısıtlayıcı nitelik
taşımamakta, rekabetçi ve yenilikçi bir dağıtım sisteminin ancak güçlü bir bayilik
yapısı ile mümkün olabileceği anlayışını yansıtmaktadır. Mehaz AB Komisyonu
tüzüklerinde de yer verilen bu hususlar arasında sözleşmelerin sürelerine ve 340
feshedilmelerine ilişkin olarak bir takım koşullar da bulunmaktadır. Taraflar
arasındaki sözleşmenin ilişkide güçlü konumda bulunan sağlayıcı tarafından
kolayca feshedilmemesi ve yetkili satıcıların yapmış oldukları yatırımların
karşılığının alabilmeleri için belirli bir süre sözleşmenin yürürlükte kalması
gerektiği düşüncesi bu hükümlerin gerekçesini oluşturmaktadır.
Gerek 1998/3 sayılı Tebliğ’de gerekse 2005/4 sayılı Tebliğ’de sözleşmelerin
sürelerine ve feshi ihbara ilişkin koşullar anlaşmaların grup muafiyetinden
yararlanabilmesi için uyulması gereken haller arasında yer almaktadır. Söz
konusu hükümler, muafiyetin önkoşulu olmakla birlikte, açık rekabet ihlali niteliğini
de taşımadıkları şüphesizdir. Aksine söz konusu hükümlere aykırılığı Kanun’un 4. 350
maddesi anlamında tek başına rekabet kısıtlaması olarak tanımlamak imkânı dahi
bulunmamaktadır. Bu bağlamda kara liste olarak tabir edilen hükümlere aykırılık
halinde anlaşmanın bireysel muafiyetten yararlanması olasılığı oldukça zayıf
olmakla birlikte, bu tür hükümlere aykırı olarak hazırlanan bir sözleşmenin bireysel
muafiyet alması olasılığı mevcuttur. Bu halde yapılması gereken şikâyete konu
sözleşmeye ilişkin olarak bireysel muafiyet incelemesi yapmak ve koşulların
karşılanmaması halinde soruşturma açmak olacaktır. Ancak inceleme konusu
açısından şu aşamada geçmişe dönük olarak bir bireysel muafiyet
değerlendirmesi yapmaya dahi gerek bulunmamaktadır. Zira diğer hükümlerinin
1998/3 sayılı Tebliğ’e uygun olduğu anlaşılan Bayilik Sözleşmesi’nin, yürürlükten 360
kalkmış olması dolayısıyla esas itibarıyla rekabet kısıtlaması niteliği taşımayan bir
hükme yönelik olarak muafiyet değerlendirmesi yapılmasına veya ihlal gerekçesi
ile soruşturma açılmasına gerek bulunmamaktadır.
Nitekim benzer nitelikte Automobile Dacia S.A. ile bayileri arasında yapılan
anlaşmalarda 1998/3 sayılı Tebliğ’e aykırı olarak düzenlenen sözleşme ve feshi
ihbar sürelerinin grup muafiyetinden yararlanmaya engel olduğu ancak
sözleşmenin diğer hükümlerinde açık ihlal olarak nitelendirilebilecek herhangi bir
ihlale rastlanmadığından soruşturma açılmasına gerek bulunmadığına ilişkin
Rekabet Kurulu’nun 29.1.2004 tarih ve 04-09/79-21 sayılı kararı, Danıştay
Onüçüncü Dairesi’nin 12.12.2006 tarihli E.2005/1724, K.2006/4710 ve 370
E.2005/1722, K.2006/4711 sayılı kararları ile onaylanmıştır. Kaldı ki şikâyet
konusu bakımından başlangıçta 1998/3 sayılı Tebliğ’e aykırı şekilde üç yıl süreli
olarak belirlenen Sözleşme’nin, öngörülen sürenin dolması ile belirsiz süreli
sözleşme halini aldığı ve fesih işleminde belirsiz süreli sözleşmelere ilişkin
hükümlerin uygulandığı dikkate alındığında Tebliğ ile uyumun sağlandığı
anlaşılmaktadır. Esasen şikâyet dilekçesinde de Sözleşme’nin belirsiz süreli hale
getirildiği teyit edilmektedir.
Diğer taraftan şikâyet dilekçesinde Chrysler tarafından gerçekleştirilen fesih
işleminin haksız olduğu ve Sercem’in çok markalı olması nedeniyle Chrysler ağına
09-11/213-64
10
alınmadığı ileri sürülmektedir. Öncelikle belirtilmelidir ki yukarıda da değinildiği 380
üzere taraflar arasındaki münfesih bayilik sözleşmesi 1998/3 sayılı Tebliğ’in çok
markalılık ile ilgili hükümlerine paralel niteliktedir. Hatta Chrysler’in bir adım daha
ileri gitmek suretiyle, 1998/3 sayılı Tebliğ döneminde dahi Sözleşme’ye konulan
“Bayinin objektif haklı nedenlerin olduğunu kanıtlaması halinde CJT, Bayi bu
yükümlülükten muaf tutabilir.” maddesi ile farklı uygulamalara olanak
tanıyabileceğini hükme bağladığı görülmektedir. Şikâyet dilekçesinden Sercem’in
2000 yılından yani Chrysler ile anlaşma imzaladığı tarihten bu yana Hyundai ile
Chrysler bayiliklerini aynı binada yürütmekte oldukları anlaşılmaktadır. Buna göre
en azından 1998/3 sayılı Tebliğ anlamında çok markalılığın Sözleşme’nin
başından beri uygulandığı görülmektedir. 390
Dilekçe ve eklerinde feshin gerekçesinin çok markalılık olduğuna ilişkin olarak
gösterilen delillerden ilki Sercem tarafından Chrysler’e gönderilen 9.3.2006 tarihli
yazıda yer alan “Yeni kanun ile beraber bilindiği üzere binalarda şirketleri şu ya da
bu şekilde marka standartlarını uygulatması uygun olmamasına rağmen şirketimiz
yine de bize bunlar bildirildiğinde bunları da uygulamaya hazırdır. Yeni kanunun
en önemli noktalarından biri aynı alanda birden çok markanın satılabilmesi
serbestliği olup, alan hesaplaması yapılırken bir markanın kapladığı alan diğer
markaların m2’sinden düşülememektedir.” ifadesidir. Bir başka delil olarak da
Sercem tarafından İstanbul Beyoğlu 31. Noterliği aracılığıyla Chrysler’e çekilen
29.8.2006 tarihli ihtarnamede yer verilen “Bunun sebebi Sercem Otomotivin halen 400
Hyundai bayii olması ve her iki bayilik ilişkisini aynı yerde sürdürecek olmasıdır.
Çünkü yapılan tüm görüşmelerde Chrysler standartların ayrı bir binada yerine
getirilmesi şartını koşmuş, ancak Sercem Otomotiv tarafından kabul edilmeyince
bu ihtar çekilmiştir. Sercem otomotiv yeni tebliğe göre aynı yerde iki bayiliği
yürütme hakkı olduğunun bilincinde olarak ve bugüne kadar da her iki bayiliğin
aynı yerde yürütülmüş ve başarılı olunmuş olması gerekçeleri ile bu isteği kabul
etmemiştir. Chrysler tebliğe açık aykırılık oluşturduğundan bu şartı yazılı olarak
ileri sürmemişse de, asıl sorun bu konudan kaynaklanmaktadır. Chrysler çok
markalı bayilik hakkını önlemek istemektedir. Çünkü Sercem Otomotiv kendisine
bildirilen tüm objektif ve yazılı standartları yerine getirmiştir, sözleşme yapmanın 410
reddedilmesi için başka bir gerekçe bulunmamaktadır. Chrysler temsilcileri esasen
asıl anlaşmazlık konusunun çok markalılık meselesi olduğunu açıkça sözlü olarak
beyan etmiş bulunmaktadırlar.” ifadesi gösterilmektedir. Bu ihtarnameye karşılık
Chrysler tarafından Beyoğlu 2. Noterliği kanalıyla verilen 8.9.2006 tarihli cevapta
ise “Müvekkil şirketin çok markalı bayilik hakkını önlemek istediğine ilişkin
Muhatap iddiaları ise külliyen hilaf-ı hakikattir. Bu iddia, sadece 2005/4 sayılı
“Motorlu Taşıtlar Sektöründeki Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere İlişkin
Grup Muafiyeti Tebliği”nin getirdiği yeni hükümlerin şemsiyesi altına girebilmek ve
Muhatabın Tazminat Taleplerine gerekçe oluşturabilmek amacıyla ihtarnameye
alınmıştır. Ancak, gerçeğe aykırı bu iddianın, Muhatabın hayali tazminat 420
taleplerine hiçbir olumlu katkısı olmayacağı açıktır. Zira müvekkil şirketin bu yönde
hiçbir zaman hiçbir beyan ve ifadesi olmamıştır.” denilmektedir.
Öncelikle belirtilmelidir ki 1998/3 sayılı Tebliğ çerçevesinde sağlayıcı feshi ihbar
sürelerine uymak kaydıyla herhangi bir gerekçe göstermeksizin bayilik
09-11/213-64
11
anlaşmasını feshetme hakkına sahiptir. Nitekim bu konuda bir tartışma
bulunmamaktadır. 2005/4 sayılı Tebliğ’e göre ise sağlayıcıların kendilerine
başvuran her yetkili satıcı adayını dağıtım sistemine kabul etmek gibi bir
zorunluluğu bulunmamaktadır. 2005/4 sayılı Tebliğ’in sağlayıcıları standartları
yerine getiren her yetkili satıcı adayı ile anlaşma yapmaya zorlamadığı
belirtilmelidir. Bu durum ancak sağlayıcının yeni araçlar bakımından pazar payının 430
%40’ın üzerinde olması halinde, grup muafiyetinden yararlanmak için zorunlu
olarak niteliksel seçici dağıtım sisteminin benimsenmesi halinde mümkündür.
Bunun dışında kalan hallerde sağlayıcılar herhangi bir gerekçe göstermeksizin,
standartları karşılamış olsa dahi bir bayi adayını reddedebilirler. Esasen şikâyet
dilekçesine ek olarak verilen yazışmalardan şikayetçi tarafından ileri sürüldüğü
üzere, Chrysler’in Sercem ile yeni bir bayilik anlaşması imzalayacağına dair
herhangi bir anlam çıkmamaktadır. Bu itibarla, şikâyetçinin bayilik talebinin
reddedilmesine gerekçe olarak çok markalılıktan başka bir neden bulunmadığı
iddiasının geçerliliği bulunmamaktadır.
Bu noktada belirtilmelidir ki 2005/4 sayılı Tebliğ çok markalı bayilerin kurumsal 440
kimlik standartlarını tamamen ortadan kaldırmasına cevaz verecek hükümler
içermemektedir. Nitekim bu hususa, “2005/4 Sayılı Motorlu Taşıtlar Sektöründeki
Dikey Anlaşmalar ve Uyumlu Eylemlere İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nin
Açıklanmasına Dair Kılavuz”un 35. sorusuna verilen cevapta değinilmektedir.
Diğer taraftan şikâyetçinin uzun bir süredir Hyundai ile Chrysler bayiliğini birlikte
yürütmesi de çok markalılık konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık
olmadığının göstergesidir. Şikâyet dilekçesinden yer verilen ve yukarıda değinilen
iki belgenin de 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi hükümleri çerçevesinde
soruşturma açılmasını sağlamaya yeterli olmadığı kanaatine varılmıştır.
Son olarak Chrysler’in tüm bayilik sözleşmelerini feshetmesinin 2005/4 sayılı 450
Tebliğ’e ve 4054 sayılı Kanun’a aykırılık teşkil ettiği iddiasına yönelik olarak,
2005/4 sayılı Tebliğ’in yürürlüğe girmesinin böyle bir feshe imkân tanıyıp
tanımadığına kısaca değinilmesi gerekmektedir. Yukarıda yer verildiği üzere
1998/3 sayılı Tebliğ’e göre belirsiz süreli anlaşmalarda feshi ihbar süresinin iki yıl
olması gerekmektedir. Ancak Tebliğ’in 6. maddesinin üçüncü fıkrasının (a)
bendinde yer verilen “Dağıtım sisteminin kısmen veya tamamen yeniden organize
edilmesinin zorunlu olduğu hallerde, bir yıllık feshi ihbar süresine uymak kaydıyla,
sağlayıcının anlaşmayı feshetme hakkı,” hükmü ile bu sürenin bir yıla
indirilebileceği öngörülmüştür. Buna göre sağlayıcı tarafından gerçekleştirilen
fesih işleminin bu hükümler çerçevesinde haklı olup olmadığının 460
değerlendirmesinin de görevli yargı yerlerince yapılması gerekmektedir. Nitekim
2005/4 sayılı Tebliğ’in mehazı olan 1400/2002 sayılı Tüzüğün AB’de yürürlüğe
girmesinin ardından benzer tartışmalar orada da yaşanmıştır ve ortaya çıkan
uyuşmazlıklar mahkemelere intikal etmiştir. AB Komisyonu’nun yayımlamış
olduğu Açıklayıcı Kılavuz’un 68. sorusunda böyle bir sorunun ortaya çıkması
halinde feshin haklı olup olmadığının ulusal mahkemeler veya hakem tarafından
belirlenmesi gerektiğini açıkça ifade etmiştir. ATAD ise Roma Antlaşması’nın 234.
maddesi uyarınca ulusal mahkemeler tarafından sorulan sorulara benzer nitelikte
cevaplar vermiştir.
09-11/213-64
12
Nitekim, Sercem’in konuyu İstanbul 4. Asliye Sicil Mahkemesi’ne taşımış olduğu, 470
Chrysler ile yapılan telefon görüşmesinden ve daha sonra Kurum kayıtlarına
27.2.2009 tarih ve 1502 sayı ile giren yazıdan anlaşılmıştır. Chrysler’e mevcut
durumda Sercem ile olan ilişkisi ve birden fazla marka satışı yapan bayisi olup
olmadığına ilişkin sorular yöneltilmiş ve bu soruları cevaplamak amacıyla
gönderilen yazıda, Sercem’in bayilik sözleşmesinin haksız feshedilmesi iddiasıyla
açtığı davanın, davacının feragati sebebiyle sonlandığı ilgili belgeler ekte
sunularak ifade edilmiştir. Ayrıca Sercem ile 9.1.2009 tarihinde imzalanan
protokol ile Sercem’in sözleşmenin haksız feshedildiği iddiasından ve bu iddiaya
dayanan taleplerinden vazgeçmesinin yanı sıra, yetkili bayi ve servis sözleşmeleri
ile ilgili tüm hak ve taleplerinden de Chrysler’i ibra ettiği öğrenilmiştir. Dolayısıyla 480
mevcut durumda Sercem dosya çerçevesinde başvuru konusu olan bayilik
sözleşmesinin haksız feshedildiği iddiasından 9.1.2009 tarihi itibarıyla vazgeçmiş
bulunmaktadır.
Chrysler tarafından gönderilen söz konusu yazıda ayrıca Sercem’in Bayilik
Sözleşmesi’nin devamı süresince 2000 yılından itibaren 6 yıl boyunca aynı tesiste
Hyundai bayiliğini sürdürdüğü ve Chrysler’in mevcut durumda başka marka araç
satışı yapan 6 adet bayi olduğu belirtilmektedir.
Yukarıda yer verilen bilgi ve değerlendirmeler ışığında, yürürlükten kalkmış
bulunan bayilik sözleşmesine yönelik olarak, esas itibarıyla rekabet kısıtlaması
niteliği taşımayan feshe ilişkin hükmü hakkında, sözleşmenin sonradan belirsiz 490
süreli sözleşme niteliği kazanması ve fesih işleminin bu sözleşmeler için geçerli
olan hükümler çerçevesinde gerçekleştirilmesi nedeniyle muafiyet
değerlendirmesi yapılmasına veya ihlal gerekçesi ile soruşturma açılmasına gerek
olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca Sözleşme’nin Sercem’in başka marka
araçları da satmak istemesi nedeniyle feshedildiği iddiasına ilişkin olarak ise,
gerek Sercem’in sözleşme süresince başka bir markanın daha bayisi olması
gerekse de mevcut durumda Chrysler’in farklı marka satışı yapan bayilerinin
varlığı göz önünde bulundurulduğunda, soruşturma açılmasını gerektirecek
nitelikte ciddi delillerin bulunmaması nedeniyle şikâyetin reddedilmesi gerektiği
kanaatine varılmıştır. 500
K. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve dosya kapsamına göre;
1. Chrysler Jeep Ticaret A.Ş. ile Sercem Otomotiv Sanayi A.Ş. arasında
23.6.2000 tarihinde imzalanmış olan “Bayilik Sözleşmesi”nin sözleşmenin süresi
ve feshi ihbara ilişkin hükmü dışında 1998/3 sayılı Motorlu Taşıtlar Dağıtım ve
Seervis Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği ile uyumlu olduğuna,
- Süre ve feshe ilişkin hükümleri dolayısıyla 1998/3 sayılı Tebliğ’in sağlamış
olduğu muafiyetten yararlanamayan münfesih “Bayilik Sözleşmesi”ne ilişkin olarak
açık ihlal niteliğinde hükümler içermemesi nedeniyle soruşturma açılmasına gerek 510
olmadığına,
- Chrysler Jeep Ticaret A.Ş.’nin Sercem Otomotiv sanayi A.Ş. ile olan ilişkisine
çok markalılık nedeniyle son verildiği ve bu nedenle yeniden bayilik ağına
09-11/213-64
13
alınmadığı iddiasına yönelik olarak soruşturma açılmasını gerektirecek nitelikte
ciddi delillerin bulunmaması nedeniyle şikâyetin reddine
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy