Rekabet Kurumu Başkanlığından,
(Danıştay’ın Kararları Üzerine Verilen)
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2002-3-1 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 09-23/491-117
Karar Tarihi : 20.5.2009
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER: 10
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI (Başkan V.)
Üyeler : Mehmet Akif ERSİN, Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı
KARAKELLE, Doç.Dr.Cevdet İlhan GÜNAY, Murat ÇETİNKAYA.
B. RAPORTÖR : Ali Fuat KOÇ
C. ŞİKAYET EDEN: Re’sen
D. HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILAN: Akmaya Sanayi ve Ticaret A.Ş. 20
E-5 Karayolu Kavşağı Evrensekiz Yolu Üzeri
PK: 15 Lüleburgaz-Kırklareli
E. DOSYA KONUSU: Akmaya Sanayi ve Ticaret A. Ş.'nin bayileri ile yapmış
olduğu bayilik sözleşmelerinin 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup
Muafiyeti Tebliği'ne aykırı hükümler içerdiği ve bayilere yönelik fiyat tespitine
ilişkin uygulamalar ile 4054 sayılı Kanun'un ihlal edildiği iddiası üzerine
yürütülen soruşturmaya ilişkin alınan 9.7.2003 tarih ve 03-49/556-241 sayılı
Kurul kararı ile ilgili Danıştay kararları ertesi konunun yeniden
değerlendirilmesi. 30
F. İDDİALARIN ÖZETİ:
Akmaya Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin bayileri ile yapmış olduğu bayilik sözleşmelerinin
2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği'ne aykırı hükümler
içerdiği ve bayilere yönelik fiyat tespitine ilişkin uygulamalar ile 4054 sayılı Kanun'un
ihlal edildiği iddia edilmektedir.
G. DOSYA EVRELERİ
40
Ekmek Sanayi ve İşverenler Sendikası ile İstanbul Fırıncılar Odası‘nın sırasıyla
21.1.2002 ve 30.1.2002 tarihli başvuruları üzerine hazırlanan 30.1.2002 tarihli Bilgi
Notu, 12.2.2002 tarih ve 02-08 sayılı Kurul toplantısında görüşülmüş, dosya konusu
şikayetlerdeki iddiaların açıklığa kavuşturulabilmesi amacıyla 4054 sayılı Kanun'un
40/1. maddesi uyarınca, önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir.
Önaraştırma sonucunda hazırlanan 17.7.2002 tarih ve 2002-3-1/ÖA-02-ÜG sayılı
Önaraştırma Raporu, 1.8.2002 tarih ve 02-46 sayılı Kurul toplantısında görüşülmüş
ve;
“...Maya üreticilerinin yaş ekmek mayası fiyatlarını birlikte belirlediklerine ve fiyat 50
tekeli oluşturduklarına ilişkin herhangi bir belgeye ulaşılamaması nedeniyle ekmek
mayası üreticilerinin fiyat artış tarih ve oranları arasındaki paralelliklerin ekmek
mayası pazarının yapısından kaynaklandığı; mayanın homojen bir ürün olması,
marka bağımlılığının olmaması, fırınların birden fazla markayı aynı anda
kullanabilmeleri ve bir markadan diğerine rahatlıkla geçebilmeleri, pazarda
haberleşmenin kolay olması sonucu teşebbüslerin birbirlerinin hareketlerine çok kısa
sürede tepki gösterebilmeleri neticesinde oluştuğu, dolayısıyla bahsedilen konularda
Pak Gıda Üretim ve Pazarlama A.Ş., Özmaya San. A.Ş., Mauri Maya San. A.Ş. ve
Akmaya San. ve Tic. A.Ş. hakkında maya fiyatlarını birlikte belirlediklerine ve fiyat
tekeli oluşturduklarına ilişkin 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 60
41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına gerek olmadığına ve dolayısıyla her iki
şikayetin de reddine,
bununla birlikte, Önaraştırma sürecinde elde edilen diğer bilgi ve bulgular dolayısıyla;
Akmaya San. ve Tic. A.Ş.'nin bayileri Turgutlu Nakliye ve Gıda (İlhan Soyumtürk) ve
Sezmez Ticaret (Ziya Sezmez) ile akdettiği sözleşmelerde, bayinin yeniden satış
fiyatının belirlenmesine ve sözleşmenin bitiminden itibaren bayiye 1 yıllık rekabet
etmeme koşulunun getirilmesine yönelik hükümlerin ve uygulamalarının Kanun'un 4.
maddesine aykırı olduğu ve bu hükümlerin ilgili muafiyet tebliğlerinde izin verilenlerin
ötesinde rekabeti kısıtlayıcı özellikler taşıdığı yönündeki raportör görüşleri dikkate
alınarak ve Önaraştırma Raporunda ileri sürülen iddialar ile bilgi ve belgeler ciddi ve 70
yeterli bulunarak; Akmaya San. ve Tic. A.Ş. hakkında 4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına…"
karar verilmiştir.
4054 sayılı Kanun’un 43. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hakkında soruşturma
açıldığına dair bildirimde bulunulan ve 30 gün içinde ilk yazılı savunmasını
göndermesi istenilen Akmaya Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin ilk yazılı savunması,
19.9.2002 tarihinde Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Soruşturma Heyetince
tamamlanan 30.1.2003 tarih ve SR/03-01 sayılı Soruşturma Raporu, Kanun'un 45.
maddesinin 1. fıkrası uyarınca, Kurul Üyeleri ile ilgili taraflara tebliğ edilmiştir. Aynı 80
maddenin 2. fıkrası gereğince ilgili tarafa, 30 gün içinde yazılı savunmasını
göndermesi gerektiği hususu bildirilmiş ve ikinci yazılı savunma 27.3.2003 tarihinde
Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Soruşturma Heyeti'nin hazırladığı "ek yazılı
görüş"ün, Kanun'un 45. maddesi uyarınca tebliğini takiben, Akmaya Sanayi ve
Ticaret A.Ş.'nin "ek yazılı görüş"e karşı yazılı savunması 7.5.2003 tarihinde Kurum
kayıtlarına intikal etmiştir.
Akmaya Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin talebi üzerine; Kurul 15.5.2003 tarih ve 03-32
sayılı toplantısında, sözlü savunma toplantısı yapılmasına karar vermiştir. 25.6.2003
tarihinde sözlü savunma toplantısı yapılarak Akmaya Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin sözlü 90
açıklamaları dinlenilmiştir. Rekabet Kurulu, 9.7.2003 tarihinde 03-49/556-241 sayılı
nihai kararını vermiştir.
Gerekçeli kararın tebellüğ edilmesinin ardından, Akmaya Sanayi ve Ticaret A.Ş., Ali
Alpdoğan ve Abdullah Akbulut vekili tarafından, kararın iptali için Danıştay’a
başvurulmuştur. Danıştay 13. Dairesinin 2005/133 Esasında açılan davada,
19.4.2005 tarih ve 2005/2129 K. sayılı karar ile davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak anılan Danıştay 13. Dairesi kararı, davacı vekilinin temyizi üzerine Danıştay
İdari Dava Daireleri Kurulunun 29.1.2009 tarih ve 2005/2191 Esas, 2009/10 sayılı
kararı ile soruşturmayı yürüten Kurul üyesinin nihai karar toplantısına katılarak oy 100
kullanmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmuştur.
Kurul ilk inceleme, önaraştırma ve soruşturmaya ait tüm savunma, ek savunma,
sözlü savunma tutanakları, raporlar, Danıştay kararları, tüm dosya münderecatında
yer alan bilgi ve belgeleri inceleyerek; 20.5.2009 tarihinde 09-23/491-117 sayılı nihai
kararını vermiştir.
H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ:
İlgili yönetici özetinde; soruşturma sürecinde elde edilen bilgi ve belgeler ışığında, 110
hakkında karar alınması gereken taraf açısından Soruşturma Raporu’nda verilen
sonuçlarda herhangi bir değişikliğe gidilmesine gerek olmadığı ifade edilmektedir.
I. İNCELEME ve DEĞERLENDİRME
I.1. İlgili Pazar
I.1.1. İlgili Ürün Pazarı
İlgili ürün pazarı; aralarında yüksek ikame edilebilirliği ve diğer ürünlerle ikamesi 120
sınırlı olan ve aynı talebi karşılayabilen ürünlerden oluşan pazardır. Değişik ürünlerin
aynı pazarda sayılabilmesi için bu ürünlerin tüketici gözündeki nitelikleri, fiyatları ve
kullanım amaçları bakımından benzer olması gerekir. Aynı zamanda yüksek arz
esnekliğine sahip olan, kullanılan girdiler ve üretim teknikleri açısından benzerlik
gösteren ürünler aynı pazar tanımı içerisinde yer alabilirler.
Akmaya San. ve Tic. A.Ş.’nin başlıca faaliyet alanı ekmek mayası üretimi ve
dağıtımıdır. Ancak, yaş ekmek mayasının özellikleri itibarıyla diğer tür mayalardan
ayrıldığı, ekmek mayası türleri arasında, yaş ekmek mayasının endüstriyel pazarda
ağırlıklı olarak kullanıldığı, firmanın bayileri ile arasındaki ticarete, dolayısıyla 130
sözleşmelere konu olan ürünün yaş ekmek mayası olduğu ve faaliyetinin çok büyük
bölümünü yaş ekmek mayasının oluşturduğu dikkate alınarak, ilgili ürün pazarı “yaş
ekmek mayası” olarak belirlenmiştir.
I.1.2. İlgili Coğrafi Pazar
Homojen rekabet şartlarının bulunduğu coğrafi sınırlar olarak tanımlanan ilgili coğrafi
pazar; taşıma maliyetleri, malın dayanıklılığı, dağıtım sisteminin etkinliği, belirli
sağlayıcılar bakımından tüketici tercihleri ve geleneksel alışkanlıklar gibi unsurlar
incelendiğinde benzer bir yapıya sahip olmalıdır. 140
Akmaya San. ve Tic. A.Ş.’nin ürettiği ürünleri tüm Türkiye’ye ulaştırma kapasitesine
sahip olması ve satışlarını tüm Türkiye çapında gerçekleştirmesi nedeniyle ilgili
coğrafi pazar “Türkiye” olarak kabul edilmiştir.
I.2. Pazarın Genel Yapısı
Yaş ekmek mayası pazarı; az sayıda satıcı, çok sayıda alıcı bulunması, firmaların
kararlarını alırken piyasadaki diğer şirketlerin hareketlerini dikkate almak zorunda
olmaları, az sayıda satıcı olması nedeniyle diğerlerinin hareketlerini gözlemlemenin 150
kolay olması ve çok çaba göstermeden rakip firmaların birbirlerini takip
edebilmelerinin mümkün olması gibi tipik oligopol piyasası özellikleri göstermektedir.
Türkiye dahilinde yaş ekmek mayası dört firma tarafından üretilmekte, pazarın alıcı
tarafında ise endüstriyel alıcı niteliğinde çok sayıda ekmek üreticisi bulunmaktadır.
Fırınlar, endüstriyel alıcılar olmalarının da etkisiyle üretimde kullandıkları maya
markaları arasında herhangi bir fark gözetmemekte, birçoğu birden fazla markayı
aynı anda üretimde kullanabildikleri gibi bir markadan diğerine rahatlıkla
geçebilmektedirler. Marka bağımlılığının yok denilecek kadar az olduğu ekmek
mayası pazarında, kullanıcılar açısından homojen bir ürün olan mayanın satışlarının 160
artırılması için reklam, tanıtım, ürün çeşitlendirme gibi faaliyetler fazla etkili
olamamakta ve "fiyat" en etkili rekabet aracı haline gelmektedir.
Yaş ekmek mayasının uygun olmayan sıcak ortamlarda kolay bozulması sebebiyle,
ekmek üreticileri tarafından toplu alımı mümkün olmamakta ve ürünün alıcılara kısa
zaman aralıkları ile ulaştırılması gerekmektedir. Sık aralıklarla gerçekleşen ürün
teslimleri sırasında fırınlar, satış elemanlarına rakip maya üreticilerinin fiyatlarına
ilişkin olarak bilgiler vermektedir. Bu şekilde, maya üreticilerinin satış fiyatları
hakkındaki bilgiler, rakiplere rahatlıkla aktarılabildiği gibi, ekmek fırınları da maya
üreticilerinden önemli indirimler alabilmektedirler. 170
Maya üreticilerinin fırınlar ile uzun süreli iş ilişkisi kurarak kendi müşteri kitlelerini
oluşturamamaları ve satış elemanları tarafından aynı müşteri kitlesine homojen bir
ürünün satılmaya çalışılması sonucu pazar şeffaf hale gelmekte dolayısıyla, maya
üreticileri Türkiye'nin bir bölgesindeki herhangi bir fırına rakiplerinin hangi fiyatla mal
sattıklarını rahatlıkla takip edebilmektedirler. Bu nedenle, haberleşmenin kolay
olduğu şeffaf pazarlarda faaliyet gösteren teşebbüsler birbirlerinin hareketlerine kısa
sürede tepki gösterebilmektedirler. Türkiye ekmek mayası pazarında;
- Pak Gıda Üretim ve Pazarlama A.Ş.,
- Özmaya San. A.Ş., 180
- Mauri Maya San. A.Ş.,
- Akmaya San. ve Tic. A.Ş.
olmak üzere dört üretici firma faaliyet göstermektedir.
I.3. İlgili Taraf: Akmaya San. ve Tic. A.Ş.
Akmaya San. ve Tic. A.Ş., yaş ve kuru ekmek mayası, maya türevleri ve ekmek katkı
maddeleri üretimini gerçekleştirmek üzere kurulmuş olup, anılan teşebbüs tarafından
üretilen yaş hamur mayaları Hasmaya ve Canmaya markası ile pazara
sunulmaktadır. 190
I.4. Önaraştırma Döneminde Yapılan Tespitler
I.4.1. Akmaya San. ve Tic. A.Ş.’nin Bayilik Sözleşmelerine ve Dikey
Uygulamalarına Yönelik Tespitler
I.4.1.1. Bayilik Sözleşmeleri
27.6.2000 tarih ve 00-24/255-138 sayılı Kurul kararı ile; Türkiye Cumhuriyeti sınırları
dahilindeki yaş ekmek mayası pazarında faaliyet gösteren Pak Gıda Üretim ve 200
Pazarlama A.Ş., Özmaya San. A.Ş., Mauri Maya San. A.Ş., Akmaya San. ve Tic.
A.Ş. unvanlı teşebbüslerin anılan ürün pazarında bayileri aracılığı ile uyumlu eylem
gerçekleştirdikleri tespit edilerek, anılan firmalara 4054 sayılı Kanun’a aykırı
davranmaları sebebiyle para cezası verilmiştir. Ayrıca diğer teşebbüslerin yanı sıra
Akmaya San. ve Tic A.Ş.’ye;
“1997/3 sayılı "Tek Elden Dağıtım Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti
Tebliği"nde izin verilen rekabet kısıtlamaları haricinde rekabet kısıtlamaları içeren
dağıtım anlaşmalarını süresi içerisinde Kurumumuza bildirmeyen Akmaya San. ve
Tic. A.Ş.'ye, Kanun'un 16. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde öngörülen
608.400.000 TL. para cezası uygulanmasına” 210
da karar verilmiştir. Sözü edilen karara dayanak olan, 12.11.1999 tarih ve
SR/99-7 sayılı soruşturma raporunda;
“Akmaya San. ve Tic. A.Ş. tarafından Kurumumuza gönderilen rekabeti ihlal eden
hükümlerin çıkartıldığı yeni bayilik sözleşmeleri incelenmiştir. Yapılan
incelemelerde rekabet ihlali içeren -yeniden fiyat belirleme ve iki yıllık rekabet
etmeme yükümlülüğü- hükümlerinin kaldırılarak 1997/3 sayılı “Tek Elden Dağıtım
Anlaşmalarına İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği”ne uyumlu hale getirildiği tespit
edilmiştir.”
ifadeleri yer almaktadır.
220
Bu çerçevede önaraştırma döneminde, Akmaya San. ve Tic. A.Ş.’nin anılan tarihten
23.4.2002 tarihine kadar yapılan bayilik sözleşmeleri incelenmiş ve sözleşmeyi grup
muafiyeti dışına çıkaracak herhangi bir rekabet ihlaline rastlanılmamıştır. Ancak
23.4.2002 tarihinden sonra Akmaya San. ve Tic. A.Ş.’nin bayileri ile yaptığı standart
sözleşmelerde değişiklikler yapılarak yeni sözleşmelerin uygulanmaya başladığı
tespit edilmiştir. Sözleşmeler üzerinde yapılan incelemelerde karşılaşılan hususlar
aşağıda sunulmuştur;
Akmaya San. ve Tic. A.Ş. ile bayilerden Turgutlu Nakliye ve Gıda arasında 14.5.2002
tarihinde 1 yıl süreyle geçerli olacak şekilde imzalanan bayilik sözleşmesinin 4. 230
maddesinde;
“BAYİ, sözleşmenin bitiminden sonra .... (1) yıl süreyle AKMAYA’nın bayi iken
pazarladığı ve yukarıda zikredilen malların emsali markaların satıcılığını veya
bayiliğini yapamaz.”
hükmü ile sözleşmenin bitiminden sonra belli bir dönem için bayiye rekabet yasağı
getirilmiştir.
Yine, sözleşmenin 12/d maddesinde;
“Perakende fiyat listelerimiz Türkiye genelinde tek liste olarak geçerli sayılacak
satışlar perakende satış fiyat listeleri üzerinden olacaktır.” 240
hükmü yer almaktadır. Bu madde ile bayinin satış fiyatı sağlayıcı konumundaki
Akmaya San. ve Tic. A.Ş. tarafından belirlenmektedir.
Akmaya San. ve Tic. A.Ş.’den elde edilen diğer sözleşme örneklerinden Sezmez
Ticaret ile 30.5.2002 tarihinde imzalanan bayilik sözleşmesi de yukarıda bahsi geçen
sözleşme ile aynı hükümleri içermekte, sadece bayi ismi ve sözleşme tarihi farklılık
göstermektedir. Böylelikle söz konusu sözleşmelerin standart nitelikte oldukları
anlaşılmaktadır.
Ayrıca sözleşmelerde, bayiye, anlaşmanın sona ermesinden sonraki döneme ilişkin 1 250
yıl süre ile rekabet etmeme yükümlülüğü getirilmektedir. 2002/2 sayılı Tebliğ'in 5.
maddesinin (b) fıkrasına göre, anlaşmanın sona ermesinden sonraki döneme ilişkin
olarak, alıcıya mal ya da hizmet üretmesini, satın almasını, satmasını ya da yeniden
satmasını yasaklayan doğrudan ya da dolaylı herhangi bir yükümlülük getirilmesi
durumunda, anılan Tebliğ ile tanınan muafiyet uygulanamamaktadır.
Aynı fıkraya göre, söz konusu yasaklamanın, anlaşma konusu mal ya da hizmetlerle
rekabet halindeki mal ve hizmetlere ilişkin olması, anlaşma süresince alıcının
faaliyette bulunduğu tesis ya da arazi ile sınırlı olması ve sağlayıcı tarafından alıcıya
devredilen know-how’ı korumak için zorunlu olması koşullarıyla, alıcıya anlaşmanın 260
sona ermesinden itibaren bir yılı aşmamak kaydıyla rekabet yasağı
getirilebilmektedir. Ancak, söz konusu sözleşmelerde, bahse konu yasaklamanın
anlaşma süresince alıcının faaliyette bulunduğu tesis ya da arazi ile sınırlı olduğuna
ve sağlayıcı tarafından alıcıya know-how’ın devredildiğine ilişkin herhangi bir hüküm
yer almamaktadır. Dolayısıyla, rekabet etmeme yükümlülüğüne ilişkin hüküm,
sözleşmeyi 2002/2 sayılı Tebliğ’in tanıdığı grup muafiyeti kapsamı dışına
çıkarmaktadır.
Bu itibarla, sözleşmelerin içerdiği rekabet kısıtlamaları nedeniyle, 2002/2 sayılı Tebliğ
uyarınca grup muafiyetinden yararlanmalarının mümkün olmadığı kanaatine 270
varılmıştır.
I.4.1.2. Fiyat Tespitine Yönelik Uygulamalar
Akmaya San. ve Tic. A.Ş. tarafından hazırlanan liste fiyatı artışlarını içeren belgede
26.10.2001 tarihine kadar gerçekleştirilen fiyat artışları bayinin alış fiyatı üzerinden
gösterilirken, bu tarihten sonraki artışlar bayi maya satış fiyatı olarak belirtilmiştir.
Ayrıca, yerinde incelemelerde tespit edilen, Akmaya San. ve Tic. A.Ş. tarafından
bayiye gönderilen 25.10.2001 tarihli yazıda, 26.10.2001 tarihinden itibaren 280
uygulanacak olan yaş ekmek mayası satış fiyatları gösterilerek, hem Akmaya San. ve
Tic. A.Ş.'nin bayilere satış fiyatına hem de bayilerin fırınlara satış fiyatına yer
verilmektedir.
Bu belgelerden 26.10.2001 tarihinden itibaren Akmaya San. ve Tic. A.Ş.’nin bayi
satış fiyatlarını belirlediği ve bayilere bildirdiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, Akmaya
San. ve Tic. A.Ş.’nin grup muafiyeti tebliğlerine uyumlu hale getirdiği bayilik
sözleşmelerini değiştirerek, bayilerinin satış fiyatını belirlemeye yönelik girişimlerini
artırdığı görülmektedir.
290
I.5. Soruşturma Döneminde Yapılan Tespitler
Rekabet Kurulu’nun 1.8.2002 tarih ve 02-46/557-227 sayılı soruşturma kararı
çerçevesinde 14.11.2002 tarihinde Akmaya San. ve Tic. A.Ş.’de incelemede
bulunulmuş ve aşağıdaki bulgular elde edilmiştir.
Önaraştırma çerçevesinde, son dönemde yapılmış olan bayilik sözleşmelerine örnek
olması amacıyla incelenen iki adet bayilik sözleşmesi (Sezmez Ticaret ve Turgutlu
Gıda ile imzalanmış olan sözleşmeler) ile aynı hükümleri içeren çok sayıda bayilik
sözleşmesine soruşturma döneminde de rastlanılmıştır. 2002 Mayıs ayından itibaren 300
akdedilmeye başlandığı ifade edilen, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine aykırı
hükümler taşıyan ve 2002/2 sayılı Tebliğ’de izin verilenlerin ötesinde rekabet
kısıtlamaları içeren söz konusu sözleşmelerden, farklı tarihli 18 adet sözleşme
örnekleme yoluyla alınmıştır.
Ayrıca, anılan sözleşmelerin akdedildiği bayilerle Akmaya San. ve Tic. A.Ş.
arasındaki ödeme ilişkilerinin dökümleri de incelenmiştir. Bu belgeler, fiili durumda da
Akmaya San. ve Tic. A.Ş. ile söz konusu bayiler arasında ticari ilişkilerin mevcut
olduğunu göstermektedir.
310
Yapılan incelemede, 2002 yılının ikinci yarısında uygulamaya konulan söz konusu
sözleşmelerin tip sözleşme niteliğinde olduğu, bayi özelinde değişebilecek bilgi ve
hükümlerin bulunduğu kısımların boş bırakıldığı ve akdedilirken söz konusu
kısımların doldurulduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla, anılan sözleşmelerin aynı
konuyu düzenleyen, aynı hükümleri ve rekabet kısıtlamalarını içeren “tek tip
sözleşme” olduğu görülmüştür.
Örnek olarak alınan tek tip sözleşmelerden ikisi tarih içermemekle birlikte, en erken
olarak 23.4.2002 ve en son olarak 16.10.2002 tarihli sözleşmelere rastlanılmıştır.
Sözleşmelerin tümü bayi tarafından imzalanmıştır. Sözleşmelerin 10 adedinde 320
Akmaya San. ve Tic. A.Ş. adına imza mevcut iken, 8 adedinde Akmaya San. ve Tic.
A.Ş. tarafından imzalanması gereken bölüm boş bırakılmıştır. Bayiliğin sona
ermesinden sonra geçerli olacak rekabet yasağının süresini belirleyen kısım boş
bırakılmış ve alınan sözleşmelerin çoğunda bu bölüm doldurulmamıştır. Söz konusu
bölüm, bir sözleşmede (Yıldız Ticaret ile yapılan sözleşme) 2 yıl, önaraştırma
döneminde alınan iki sözleşmede ise 1 yıl olarak doldurulmuştur. Ayrıca
sözleşmelerin çoğunda sözleşmenin 2. maddesindeki bölge kısmı belirtilmiştir ki,
buna göre bayi belirtilen bölge dışına satış yapamayacaktır.
Tip sözleşmenin 4. maddesinde; 330
“Akmaya A.Ş. Bayi’ye münhasır bayilik vermemiş olup, aynı yetkiyi üçüncü şahıs
şirket ve kuruluşlara verebilir. Gerek görürse bizzat pazarlama faaliyetlerinde de
bulunabilir…
Bayi Akmaya A.Ş.’den aldığı malları 2. maddede belirtilen bölge hudutları dışında
satamaz.”
hükümleri ile bayiye münhasır bayilik verilmemekle birlikte, satışları için bölge
belirlenmekte ve belirlenen bölge dışına satış yasağı getirilmektedir.
Yine sözleşmenin 4. maddesinde;
“BAYİ, sözleşmenin bitiminden sonra (…) yıl süreyle AKMAYA’nın bayi iken 340
pazarladığı ve yukarıda zikredilen malların emsali markaların satıcılığını veya
bayiliğini yapamaz.”
hükmü ile sözleşmenin bitiminden sonra belli bir dönem için bayiye rekabet yasağı
getirilmiştir.
Sözleşmelerin 12/d maddesinde ise;
“Perakende fiyat listelerimiz Türkiye genelinde tek liste olarak geçerli sayılacak,
satışlar perakende satış fiyat listeleri üzerinden olacaktır.”
ifadesi yer almaktadır. Bu madde ile bayinin satış fiyatının sağlayıcı konumundaki
Akmaya San. ve Tic. A.Ş. tarafından belirlenen fiyattan farklı olamayacağı hükme 350
bağlanmıştır.
I.6. Akmaya San. ve Tic. A.Ş. Tarafından Yapılan Savunmalar
Akmaya San. ve Tic. A.Ş.’ye gönderilen bildirim yazısında; Turgutlu Nakliye ve Gıda
ile 14.5.2002 ve Sezmez Ticaret ile 30.5.2002 tarihlerinde akdedilen sözleşmelerde
rekabeti kısıtlayıcı hükümler olmasına rağmen, sözleşmelerin akdedilmesinden
itibaren bir aylık süre içerisinde Rekabet Kurumu’na bu konuda herhangi bir
başvuruda bulunulmadığı anılan teşebbüsün ilk yazılı savunmasında ifade edilmiştir.
İ. S. ile yapılan sözleşmeye ilişkin olarak; söz konusu sözleşme kapsamında veya 360
bunun dışında herhangi bir ticari bir faaliyetin gerçekleşmediği; dolayısı ile sonuç
doğurmayan bir sözleşmenin Rekabet Kurumu’na bildirilmemiş olmasının Kanun’un
ruhuna ve sözüne göre yasaya aykırı bir fiil olarak değerlendirilemeyeceği
belirtilmiştir. Sözleşme kapsamında hiçbir satış yapılmadığı ifade edilerek, 16.5.2002
ile 4.7.2002 tarihleri arasında Turgutlu Bayisinin Ertaç Ticaret; 11.7.2002 tarihinden
itibaren ise Turgutlu Bayisi’nin Hasan Abpak olduğu belirtilerek, İlhan Soyumtürk ile
Akmaya San. ve Tic. A.Ş. arasında herhangi bir ticari ilişkinin gerçekleşmediği
vurgulanmıştır.
Sezmez Ticaret’le akdedilen sözleşmeye ilişkin savunmada ise; anılan sözleşmenin 370
geçerliliği olmadığı belirtilerek, sözleşmenin pazarlama bölümündeki alt elamanlarca
düzenlendiği; bayi adayına imzalatıldığı ancak, Şirket yetkililerince imzalanmadığı
ifade edilmiştir. Devam eden açıklamalarda, yazılı sözleşmenin esaslı şartlarından
birinin akit taraflarının yetkili imzalarının sözleşmede yer alması olduğu belirtilmiştir.
Akmaya San. ve Tic. A.Ş.’nin temsil ve ilzamının, Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) ilgili
hükümlerince hazırlanmış imza sirkülerinde yer alan şahıslara ait olduğu, söz konusu
sözleşmede yetkili imzaların yanı sıra firma kaşesinin dahi olmadığı belirtilmiş,
neticede imzasız bir sözleşmenin geçerlilik şartından yoksun olduğu ve böyle bir
metin esas alınarak idari işlemin tesis edilemeyeceği ifade edilmiştir. Savunmalarının
ilk bölümünün sonucunda; sözleşmelerden birinin hiç yürürlüğe girmediği, ikincisinin 380
de imzalanmadığı, kendi ifadeleriyle yoklukla malul olduğu, anılan iki sözleşmeye
dayanılarak rekabet ihlalinden bahsedilemeyeceği ve somut verilere dayanmayan
ihlal iddiası gibi tekerrür iddiasının da dayanaktan yoksun olduğu dolayısıyla, ikinci
kez ihlalin de söz konusu olmadığı ve bu nedenle de ne 4054 sayılı Kanun’a, ne de
ilgili tebliğlere aykırı bir durum bulunmadığı belirtilmiştir.
Önaraştırma döneminde tespit edilen, Akmaya San. ve Tic. A.Ş. tarafından bayilere
gönderilen 25.10.2001 tarihli, 26.10.2001 tarihinden itibaren uygulanacak olan yaş
maya satış fiyatlarının gösterildiği yazıya ilişkin savunmada ise; söz konusu yazının;
zorla elde edilmiş bir belge olmayıp, iyi niyetle verilmiş bir belge olduğu, söz konusu 390
belgede yer alan fiyatların öneminin olmadığı, asıl fiyatların faturalarda belli olduğu,
dolayısıyla fiiliyatta anılan belgeye göre hiçbir işlem yapılmadığı ifade edilmiştir.
Bu duruma kanıt olarak, 27.10.2001 ile 4.9.2002 tarihleri arasında örnekleme yoluyla,
aynı günde değişik bayilere maya satış fiyatları listelenip, fatura fotokopilerinin ekte
sunulduğu belirtilerek, belgelerde bayilere yönelik fiyatlarda üç misline varan
farklılıkların bulunduğu ve anılan belgenin ihlal sayılabilmesi için bu belgeye uygun
Kanun’a aykırı fiillerin işlenmesinin gerektiği, ancak, belgeye dayanarak iddia edilenin
aksine, sabit fiyat yerine çok farklı fiyatların söz konusu olduğu belirtilmiştir.
400
Akmaya San. ve Tic. A.Ş.’ye ait ikinci yazılı savunmada; Şirket’in ticari eylem ve
işlemlerinde 4054 sayılı Kanun’a aykırı hiçbir fiil olmadığı, Soruşturma Raporu’nun
temel dayanağı olan Akmaya San. ve Tic. A.Ş.'ye ait “bayilik sözleşmeleri” olduğu
iddia edilen yazıların, aşağıda yer alan nedenlerden dolayı geçerli delil sayılmaması
gerektiği belirtilmiştir;
- Rapora konu olan “bayilik sözleşmeleri”nin pazarlama elemanlarınca düzenlendiği
ve herhangi bir ihlal içermediği düşüncesiyle evraklar arasında dosyalandığı
belirtilerek, Soruşturma Raporu’nun taraflarına intikal etmesi ve bu sebeple konuya
vakıf olmaları neticesinde hatalı olduklarının anlaşıldığı dolayısıyla asli olarak tek 410
hatalarının da bu olduğu ifade edilerek açıklamalarının devamında; 2003 yılı
başından itibaren bayilik sözleşmelerini gerçekleştirmeme şeklindeki politikalarından
vazgeçerek daha kurallı pazarlama amacıyla bayilik sözleşmesi imzalama ve bu
sözleşmelere uyma kararı aldıklarını ve düzenlenen yeni sözleşmelerin 4054 sayılı
Kanun’a aykırı olmasa da Rekabet Kurumu’na gönderileceği,
- “Bayilik Sözleşmeleri” olduğu iddia edilen yazıların şirket yetkilileri tarafından
imzalanmadığı, TTK hükümlerine göre sözleşmenin geçerlilik kazanabilmesi için
şirket yetkililerince imzalanması gerektiği,
- Pazarlama elemanlarının başarılı olma, bayii ikna etme v.b. kaygılarla, Şirketçe
kabulü mümkün olmayan teknik eksikliklerle dolu sözleşme adı altında bayilere 420
birtakım yazılar imzalattıkları ve bu yazıları merkeze göndererek tam anlamıyla
geçerli sözleşme imzalanmasını teşvik etmek istedikleri ancak, uzun süreden bu
yana Şirket tarafından herhangi bir bayilik sözleşmesi imzalanmadığı belirtilerek,
Şirketin yetkisiz elemanlarınca imzalanan borçlandırma v.b. belgelerin geçerliliğinin
olmadığı gibi sözleşmelerin de geçerliliğinin olmayacağı,
- Anılan “bayilik sözleşmeleri”nde yetkili imzaların olmaması sebebiyle geçersiz
olduğu ve bununla birlikte anılan sözleşmelerin uygulamasının da bulunmadığı
belirtilerek, özellikle 4054 sayılı Kanun’a aykırılığı eleştirilen hükümlerin hiçbirinin fiili
olarak gerçekleşmediği.
430
Ayrıca yetkililerce imzalanmayan ve uygulaması olmayan “bayilik sözleşmeleri”
adıyla anılan yazılı metinlerin hukuki ve fiili olarak geçerliliğinin olmaması sebebiyle
Akmaya San. ve Tic. A.Ş.’ye yöneltilen 4054 sayılı Kanun’a aykırı işlem ve eylem
iddialarının reddine karar verilmesi de talep edilmektedir.
Kurum kayıtlarına 7.5.2003 tarihinde intikal eden üçüncü yazılı savunma ve
25.6.2003 tarihinde yapılan Sözlü Savunma Toplantısı'nda, Akmaya San. ve Tic. A.Ş.
vekili tarafından yukarıda yer verilen savunmalara benzer nitelikte savunma
getirilmiştir.
440
Ancak Sözlü Savunma Toplantısı'nda Akmaya San. ve Tic. A.Ş.’ye; tespit edilen
bayilik sözleşmelerinin hemen hemen tümünde bayi olan kimsenin imzasının
olmasına rağmen, şirket adına imzanın neden yer almadığının açıklanmasına yönelik
soru karşılığında, Şirket vekili; genel olarak çift taraflı sözleşmelerde tarafların
imzasının karşılıklı olduğunu, tarafların imzaladıkları sözleşmeleri karşılıklı olarak
birbirlerine verdiklerini, hüküm ifade edeceği aşamada veya hukuki sorunun çıktığı
aşamada ise Akmaya San. ve Tic. A.Ş. imzasıyla mahkemeye ve ilgili yerlere
verileceğini ifade etmiştir.
I.7. Değerlendirme 450
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde; belirli bir mal ve hizmet piyasasında doğrudan
veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacı taşıyan veya
bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar
yasaklanmaktadır. İlgili madde, piyasadaki ekonomik süreç içerisinde aynı seviyede
yer alan teşebbüsler arasındaki anlaşmaları (yatay anlaşmalar) kapsadığı gibi, farklı
seviyelerde yer alan teşebbüsler arasındaki anlaşmaları da (dikey anlaşmalar)
kapsamaktadır.
Dikey bir anlaşmanın Rekabet Hukuku açısından taşıdığı risk, taraflara çeşitli 460
konularda münhasır haklar sağlayan veya tarafların iktisadi özgürlüklerini kısıtlayan
anlaşma koşulları nedeniyle oluşmaktadır. Aralarında doğrudan bir rekabet ilişkisinin
söz konusu olmadığı ve iktisadi yaşamın devamı, mal ve hizmetlerin mübadelesi
açısından bir zorunluluk olan dikey ilişkilerin Rekabet Hukuku açısından ne şekilde
değerlendirilmesi gerektiği hususunda kesin kurallar bulunmamaktadır. Somut olayı,
özelliklerine göre değerlendirmek gerekmekle birlikte, dikey ilişkilerin ekonomik
açıdan çok çeşitli yararlarının bulunduğu gerçeği de göz önünde bulundurularak,
Rekabet Hukuku açısından bu ilişkilerin yatay ilişkilerden daha farklı incelenmesi
gerekmektedir.
470
Dikey kısıtlamalar genel olarak pazarda oluşabilecek marka içi rekabeti
sınırlandırmakta ancak, diğer yandan ürünün satılmasında satış çabalarını teşvik
ederek markalar arası rekabeti artırmaktadır. Dikey kısıtlamalar, pazarın yapısına
bağlı olarak, gerek sağlayıcı seviyesinde gerekse dağıtıcı seviyesinde uyumlu
eyleme olanak sağlayabilmekte, Kanun’un 4. maddesi anlamında rakipler arasındaki
bir anlaşmanın uygulanmasını kolaylaştırıcı araçlar olarak kullanılabilmektedir.
I.7.1. Yazılı Savunmaların Değerlendirilmesi
I.7.1.1. Sözleşmelere İlişkin Yapılan Savunmaların Değerlendirilmesi
480
Soruşturma boyunca yapılan savunmalarda Akmaya San. ve Tic. A.Ş. tarafından,
önaraştırma döneminde örnek olarak alınan İlhan Soyumtürk ile imzalanan sözleşme
kapsamında veya sözleşme haricinde herhangi bir ticari faaliyetlerinin
gerçekleşmediği, dolayısıyla hiçbir sonuç doğurmadığı; uygulamaya konulmayan ve
sonuç doğurmayan bir sözleşmenin 4054 sayılı Kanun’a aykırı bir fiil olarak
değerlendirilemeyeceği ileri sürülmüştür. Sezmez Ticaret ile akdedilen sözleşmenin
ise pazarlama bölümündeki alt elemanlarca düzenlendiği ancak Akmaya San. ve Tic.
A.Ş. yetkililerince imzalanmadığı, dolayısıyla sözleşmenin geçerliliği olmadığı iddia
edilmekte, böyle bir metin esas alınarak idari işlem tesis edilmesinin mümkün
olmadığı ifade edilmektedir. Somut verilere dayanmayan ihlal iddiası gibi tekerrür 490
iddiasının da dayanaktan yoksun olduğu öne sürülmektedir.
4054 sayılı Kanun Genel Gerekçesi’nin 4. maddesi’nde;
“Maddenin amacı bakımından anlaşma, Medeni Hukukun geçerlilik koşullarına
uymasa bile tarafların kendilerini bağlı hissettikleri her türlü uzlaşma ya da uyuşma
anlamında kullanılmıştır. Anlaşmanın yazılı veya sözlü olmasının önemi
yoktur...Rekabeti kısıtlayıcı anlaşmalar dikey veya yatay anlaşmalar şeklinde
olabilmektedir. “
ifadeleri yer almaktadır.
500
Söz konusu savunma önaraştırma döneminde örnek olarak alınan iki sözleşme
özelinde yapılmıştır. Ayrıca, sözleşmelerin sadece bu bayilerle yapılmış olduğu ve
bunlardan biriyle hiç bir ticari ilişkinin olmadığı diğeri ile yapılan sözleşmenin ise
sözleşme olabilmesi için gerekli olan geçerlilik şartlarını taşımadığı iddia edilmiştir.
Ancak önaraştırma döneminde tespit edilen bu sözleşmelerin standart sözleşmeler
olduğu ve 2002 yılının ikinci yarısından itibaren diğer bayilerle de akdedilen
sözleşmelerin aynı hükümleri içeren, tek tip sözleşmeler olduğu doğrultusundaki
tespit, soruşturma döneminde de doğrulanmış ve bu tarihlerde imzalanmış olan
birçok sözleşme içerisinden örnekleme yoluyla 18 tanesi alınmıştır.
510
Belirli tarihlerde imzalanan sözleşmelerin genel olarak aynı olduğu ve uygulamanın
da bu yönde olduğunun gösterilmesi bakımından anılan sözleşme örneklerinin ispat
açısından yeterli olduğu ve gerek önaraştırma gerekse soruşturma dönemlerinde
tespit edildiği üzere söz konusu sözleşmelerin standart nitelikte olduğu anlaşılmıştır.
Hatta soruşturma kararının tebliğ edildiği 14.8.2002 tarihinden sonraki dönemlerde
de aynı tip sözleşmelerin bayilerle akdedilmesinin sürdürüldüğü görülmüştür. Nitekim
örnekler içinde en son imzalanmış 16.10.2002 tarihli bir sözleşme bulunmaktadır.
Söz konusu savunmaya ilişkin olarak, Rekabet Hukuku açısından anlaşmanın yazılı
veya sözlü olmasının dahi gerekmediği, sözleşmelerin diğer yasalar bakımından 520
geçerlilik şartlarını yerine getirip getirmemesinin, sözleşmenin 4054 sayılı Kanun
açısından anlaşma olarak değerlendirilebilmesi açısından bir öneminin olmadığı
açıktır.
Ayrıca anılan sözleşmeler bayi tarafından imzalandıktan sonra Akmaya San. ve Tic.
A.Ş.’nin evrak arşivinde “bayi sözleşmeleri” adı altında dosyalanmaktadır. Akmaya
San. ve Tic. A.Ş.’nin benimsemediği veya uygulamadığı bir anlaşmayı arşivinde
bulundurmasının da mantıklı bir açıklaması yoktur. Akmaya San. ve Tic. A.Ş. istediği
taktirde sözleşmedeki yetkili imza kısmını doldurup yürürlüğe koyabilme imkanına
sahiptir. Bayinin kendisini bu sözleşme ile bağlı hissetmesi için gerekli şartların 530
böylece oluştuğu, dolayısıyla konuya ilişkin savunmanın geçersiz olduğu ortadadır.
I.7.1.2. Dikey Fiyat Tespiti Uygulamalarına İlişkin Savunmaların
Değerlendirilmesi
Akmaya San. ve Tic. A.Ş. tarafından yapılan ilk yazılı savunmanın ikinci bölümünde;
önaraştırma döneminde tespit edilen, Akmaya San. ve Tic. A.Ş. tarafından bayiye
gönderilen 25.10.2001 tarihli, 26.10.2001 tarihinden itibaren uygulanacak olan yaş
maya satış fiyatlarının gösterildiği yazıya ilişkin olarak, bu belgenin zorla verilmiş bir
belge olmadığı, iyi niyetle verilmiş bir belge olduğu belirtilmekte, aslında anılan 540
belgeye göre hiçbir işlem yapılmadığı ifade edilmektedir. Bunun göstergesi olarak da
27.10.2001 ile 4.9.2002 tarihleri arasından bazı tarihler seçilip, değişik bayilere maya
satış fiyatları listelenerek, fatura fotokopileri ile birlikte sunulmuştur. Söz konusu
belgenin ihlal sayılabilmesi için bu belgeye uygun Kanun’a aykırı fiillerin işlenmesi
gerektiği, oysa belgeye dayanarak iddia edilenin aksine, sabit fiyat yerine çok farklı
fiyatların söz konusu olduğu, rekabeti engelleyici değil rekabeti arttırıcı
uygulamalarının mevcut olduğu ifade edilmektedir.
Yaş maya fiyat değişimlerinin gösterildiği belgede 26.10.2001 tarihinden itibaren
fiyatların bayi satış fiyatı olarak gösterilmesinin, Akmaya San. ve Tic. A.Ş.’nin bayi 550
satış fiyatını belirlediği yönünde bir gösterge olarak değerlendirilmesine yönelik
savunmada ise; belgenin hiçbir zaman yürürlükte olmadığı, fiili fiyatların söz konusu
belgede belirtilen fiyatlardan farklı olduğu ve fiyatların enflasyonist ortamda dahi
düştüğü belirtilmektedir.
Söz konusu belgeler, bayi sözleşmesinin 12. maddesindeki fiyat tespiti hükmü ile
birlikte değerlendirildiğinde, Akmaya San. ve Tic. A.Ş.’nin bayi satış fiyatını belirleme
ve bunu uygulama yönündeki çabası görülmektedir. Bununla birlikte, pazarın yapısı
göz önünde bulundurulduğunda, Akmaya San. ve Tic. A.Ş.’nin mevcut dikey
kısıtlamaları benzeri kısıtlamalar, gerek sağlayıcı seviyesinde gerekse dağıtıcı 560
seviyesinde Kanun’un 4. maddesi anlamında rakipler arasında meydana
getirilebilecek bir işbirliğini kolaylaştırıcı ve bu işbirliğinin devamını sağlayıcı bir araç
olarak kullanılabilme riski taşımaktadır.
Ayrıca, Rekabet Hukuku açısından bu tür çabaların cezalandırılabilmesi için etkisinin
piyasada görülmesi de şart değildir. Kanun’un 4. maddesinde teşebbüsler arası bir
anlaşmanın doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ve kısıtlama
amacı taşıması veya bu etkiyi doğurabilecek nitelikte olması hukuka aykırı ve yasak
olarak belirlenmiştir. 2002 yılı ikinci yarısından itibaren akdedilmeye başlanılan
sözleşmelerdeki rekabet ihlali içeren hükümlerin ve bayilere gönderilen 26.10.2001 570
tarihinden itibaren uygulanacak olan yaş maya satış fiyatlarının gösterildiği belgenin
rekabeti kısıtlama amacı taşıdığı ve aynı zamanda rekabeti kısıtlama etkisi
doğurabilecek nitelikte olduğu anlaşılmaktadır.
I.7.2. Bayilik Sözleşmelerinin Değerlendirilmesi
2002 yılı Nisan ayından itibaren bayilerle standart bir şekilde imzalandığı tespit edilen
sözleşmelerin 4. maddesinde yer alan,
“Akmaya. A.Ş. Bayi’ye münhasır bayilik vermemiş olup, aynı yetkiyi üçüncü şahıs
şirket ve kuruluşlara verebilir. Gerek görürse bizzat pazarlama faaliyetlerinde de 580
bulunabilir....
Bayi Akmaya A.Ş.’den aldığı malları 2. maddede belirtilen bölge hudutları dışında
satamaz.”
hükümleri ile bayiye münhasır bayilik verilmemekle birlikte, satışlarına aktif satış ve
pasif satış ayrımı getirmeksizin bölge sınırlaması getirilmektedir.
2002/2 sayılı Tebliğ’in 4. maddesi (b) bendinde belli haller dışında, alıcının sözleşme
konusu mal ve hizmetleri satacağı bölge veya müşterilerine ilişkin kısıtlamalar
getirilmesi durumunda, anlaşmayı bu Tebliğ ile tanınan muafiyetin dışına çıkaracağı
hükme bağlanmıştır. Buna göre; 590
"1) Alıcının müşterilerince yapılacak satışları kapsamaması kaydıyla, sağlayıcı
tarafından kendisine veya bir alıcıya tahsis edilmiş münhasır bir bölgeye ya da
münhasır müşteri grubuna yapılacak aktif satışların kısıtlanması,
2) Toptancı seviyesinde faaliyet gösteren alıcının son kullanıcılara yönelik
satışlarının kısıtlanması...”
istisnai haller olarak düzenlenmiştir.
Görüleceği üzere Akmaya San. ve Tic. A.Ş. tarafından sözleşme ile bayiye getirilen
bölge kısıtlaması, Tebliğ kapsamında alıcının sözleşme konusu mal ve hizmetleri
satacağı bölge veya müşterilere ilişkin kısıtlama getirilebilecek hallerden hiçbirisine 600
uymamakta dolayısıyla, söz konusu hüküm anlaşmayı Tebliğ ile tanınan muafiyetin
dışına çıkarmaktadır.
Yine sözleşmenin 4. maddesinde;
“BAYİ, sözleşmenin bitiminden sonra (...) yıl süreyle AKMAYA’nın bayi iken
pazarladığı ve yukarıda zikredilen malların emsali markaların satıcılığını veya
bayiliğini yapamaz.”
hükmü ile sözleşmenin bitiminden sonra belli bir dönem için bayiye rekabet yasağı
getirilmiştir.
610
2002/2 sayılı Tebliğ’in “Rekabet Etmeme Yükümlülüğü” başlıklı 5. maddesinde
anlaşmanın sona ermesinden sonraki dönemde alıcıya getirilen rekabet etmeme
yükümlülüğüne ilişkin olarak;
“Bu Tebliğ ile tanınan muafiyet anlaşmada yer alan, aşağıda belirtilen
yükümlülüklere uygulanmaz:
…
b) Anlaşmanın sona ermesinden sonraki döneme ilişkin olarak, alıcıya getirilen,
mal ya da hizmet üretmesini, satın almasını, satmasını ya da yeniden satmasını
yasaklayan doğrudan ya da dolaylı herhangi bir yükümlülük.
... 620
Ancak yasaklamanın, anlaşma konusu mal ya da hizmetlerle rekabet halindeki mal
ve hizmetlere ilişkin olması, anlaşma süresince alıcının faaliyette bulunduğu tesis
ya da arazi ile sınırlı olması ve sağlayıcı tarafından alıcıya devredilen know-how’ı
korumak için zorunlu olması koşullarıyla, alıcıya, anlaşmanın sona ermesinden
itibaren bir yılı aşmamak kaydıyla rekabet etmeme yükümlülüğü getirilebilir.
Kamuya mal olmamış know-how’ın kullanılması ve açıklanmasına ilişkin süresiz
yasaklama hakkı saklıdır...”
hükümleri yer almaktadır.
Görüldüğü üzere 2002/2 sayılı Tebliğ'in 5. maddesinin (b) fıkrasına göre, anlaşmanın 630
sona ermesinden sonraki döneme ilişkin olarak, alıcıya mal ya da hizmet üretmesini,
satın almasını, satmasını ya da yeniden satmasını yasaklayan doğrudan ya da
dolaylı herhangi bir yükümlülük getirilmesi durumunda, söz konusu yükümlülüklere
bu Tebliğ ile tanınan muafiyet uygulanamamaktadır. Yine aynı fıkraya göre, söz
konusu yasaklamanın, anlaşma konusu mal ya da hizmetlerle rekabet halindeki mal
ve hizmetlere ilişkin olması, anlaşma süresince alıcının faaliyette bulunduğu tesis ya
da arazi ile sınırlı olması ve sağlayıcı tarafından alıcıya devredilen know-how’ı
korumak için zorunlu olması koşullarıyla, alıcıya anlaşmanın sona ermesinden
itibaren bir yılı aşmamak kaydıyla rekabet yasağı getirilebilmektedir. Ancak, söz
konusu sözleşmelerde, rekabet etmeme yükümlülüğü ile bayiye, 2002/2 sayılı 640
Tebliğ'de izin verilen nitelikte herhangi bir gerekçe olmaksızın, anlaşmanın sona
ermesinden sonraki döneme ilişkin süresi belli olmayan rekabet etmeme
yükümlülüğü getirilmektedir. Bahse konu yasaklamanın anlaşma süresince alıcının
faaliyette bulunduğu tesis ya da arazi ile sınırlı olduğuna ve sağlayıcı tarafından
alıcıya herhangi bir know-how devredildiğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır.
Dolayısıyla, rekabet etmeme yükümlülüğüne dair söz konusu hüküm, anılan
sözleşmeleri 2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan grup muafiyeti kapsamı dışına
çıkarmaktadır.
Sözleşmenin 12/d maddesinde, “Perakende fiyat listelerimiz Türkiye genelinde tek 650
liste olarak geçerli sayılacak satışlar perakende satış fiyat listeleri üzerinden
olacaktır.” hükmü yer almaktadır. Bu madde ile bayinin satış fiyatının sağlayıcı
konumundaki Akmaya San. ve Tic. A.Ş. tarafından belirleneceği hükme bağlanmıştır.
Sözleşmelerde yer alan fiyat ile ilgili bu madde sayesinde Akmaya San. ve Tic. A.Ş.,
bayilerinin yeniden satış fiyatını tespit edebilecektir. 2002/2 sayılı Tebliğ’in 4.
maddesinde alıcının yeniden satış fiyatını belirleme serbestisinin engellenmesi
amacını taşıyan sınırlamaları içeren dikey anlaşmaların, Tebliğ ile tanınan muafiyetin
dışında kalacağı belirtilmiştir.
Tebliğ’in 4. Maddesine göre; “Alıcının kendi satış fiyatını belirleme serbestisinin 660
engellenmesi.” şeklinde tanımlanan sınırlamayı içeren anlaşmalar bu Tebliğ ile
tanınan muafiyetten yararlanamayacaktır. Anılan maddenin devamında; yalnızca
taraflardan herhangi birinin baskısı veya teşvik etmesi sonucu sabit veya asgari satış
fiyatına dönüşmemesi koşuluyla, sağlayıcı tarafından alıcı için azami satış fiyatı
belirlenmesine veya satış fiyatı tavsiye edilmesine izin verilmektedir.
Bu çerçevede, Akmaya San. ve Tic. A.Ş.'nin gerçekleştirdiği bayilik sözleşmelerinde,
ayrıntısına yer verilen bölge dışına satış yasağı, fiyat tespiti ve rekabet etmeme
yükümlüğüne yönelik hükümlerin, 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında izin verilebilecek
nitelikleri taşımadıkları anlaşılmaktadır. Bu itibarla, söz konusu sözleşmelerin 670
içerdikleri rekabet kısıtlamaları nedeniyle, 2002/2 sayılı Tebliğ uyarınca tanınan grup
muafiyetinden yararlanmalarının mümkün olmadığı görülmektedir.
I.7.3. Piyasadaki Etki Değerlendirmesi
Akmaya San. ve Tic. A.Ş.’nin ilk yazılı savunmasında ek olarak sunduğu liste ve
fatura örneklerinden ve piyasadaki ilgililerle yapılan görüşmelerden, mevcut halde
bölge ve bayi bazında fiyatlarda farklılıkların olduğu ve piyasadaki duruma göre bayi
bazında yaş maya fiyatlarının zaman içerisinde düşme ve yükselme gösterdiği, sabit
bir seyir izlemediği görülmektedir. 680
Ancak belirtildiği üzere, dikey kısıtlamaların genel olarak, belirli bir seviyedeki pazar
gücünü artırabileceği, giriş engellerini yükseltebileceği, uyumlu eylemi
kolaylaştırabileceği, rakiplerin maliyetini yükseltebileceği kabul edilmektedir.
Dolayısıyla söz konusu dikey anlaşma ve uygulamalar değerlendirilirken, dikey
kısıtlamaların piyasada aynı seviyedeki firmalar arasındaki yatay rekabeti olumsuz
etkileyebileceği hususunun göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Nitekim,
29.11.2000 tarih ve 24245 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 27.6.2000 tarih ve 00-
24/255-138 sayılı Kurul Kararında soruşturma kapsamındaki maya üreticisi
teşebbüslerin uyumlu eylem sonucu bayiler arasındaki rekabeti önleyerek bayi satış 690
fiyatlarını yükseltmek suretiyle Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'u ihlal
ettiklerine karar verilmiştir. Soruşturmanın yürütüldüğü pazara ilişkin olarak daha
önce verilmiş bu karar, söz konusu pazarın dikey kısıtlamalar yoluyla aynı seviyedeki
firmalar arasındaki rekabetin kısıtlanabileceği bir pazar yapısı sergilediği yönünde bir
gösterge olarak alınabilecektir.
Akmaya San. ve Tic. A.Ş.'nin bayilerle imzalamış olduğu sözleşmelerde mevcut olan
rekabet kısıtlamalarının şu anda piyasa üzerinde genel olarak uygulama alanının ve
etkisinin bulunmaması, bu hükümlerin Kanun’u ihlal ettiği gerçeğini
değiştirmemektedir. Söz konusu hükümlerin rekabeti kısıtlamasa dahi bu etkiyi 700
doğurabilecek nitelikte olduğu şüphesizdir. Aynı zamanda, etki doğurabilecek nitelikte
olan rekabet kısıtlamaları rekabeti sadece dikey anlamda etkilemekle kalmayacak,
üretici veya dağıtıcı seviyesindeki yatay rekabeti kısıtlayıcı uyumlu eylemleri de
kolaylaştırıcı rol oynayabilecektir.
J. GEREKÇE VE HUKUKİ DAYANAK
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile, belirli bir mal ve hizmet piyasasında doğrudan
veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya
bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar 710
hukuka aykırı bulunarak yasaklanmıştır. Bu hüküm teşebbüsler arası bütün anlaşma,
karar ve uyumlu eylemlere geniş bir şekilde uygulanmakta olup, temel amacı, her bir
işletmenin kendi ticari politikalarını ve piyasadaki faaliyetlerini tek basına,
diğerlerinden bağımsız olarak belirlemesidir.
Rekabet Hukuku anlamında sözleşmeler ve uygulamaları bir anlaşmalar bütünü
olarak kabul edilmektedir. Rekabet Hukuku açısından anlaşma kavramı geniş
kapsamlı olup, bir anlaşmanın yazılı ya da sözlü, hatta geçerli olmasının önemi
bulunmamaktadır. Önemli olan husus; tarafların bu anlaşmayla kendilerini bağlı
hissetmeleri, belli bir konu üzerinde mutabakata varmalarıdır. Soruşturma 720
kapsamında 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde rekabeti sınırlayıcı anlaşmalara
getirilen yasaklama çerçevesinde, Akmaya San ve Tic. A.Ş.’nin bayileri ile yapmış
oldukları sözleşmeler ve bu sözleşmelerin uygulamaları incelenmiştir. Bu bağlamda
soruşturmaya konu teşebbüsün bayileri ile akdettiği sözleşmeler ve tüm uygulamalar
bir “anlaşmalar bütünü”dür.
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde yasaklanan karar ve eylemlere verilen örnekler
arasında, (a) bendinde “Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı
oluşturan maliyet, kâr gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit
edilmesi” sayılmaktadır. Akmaya San ve Tic. A.Ş.’nin sözleşme ve uygulamaları, 730
bayilerin yeniden satış fiyatının belirlenmesi yoluyla Kanun’un 4. maddesinin (a)
bendini ihlal etmektedir. Bir anlaşmalar bütününde sağlayıcının yeniden satış fiyatını
tespit etme yetkisinin bulunması, Kanun'un 4. maddesine aykırılık açısından
yeterlidir. Çünkü 4. madde, rekabeti sınırlayıcı amaçlı anlaşmaları fiilen rekabeti
sınırlayıp sınırlamadığını aramaksızın yasaklamaktadır. 16. maddenin
uygulanabilmesi için de muafiyet tanınmamış ise 4. maddeye aykırılık yeterlidir. Bu
maddede 4. maddede yasaklanan ihlaller bakımından ceza uygulanmasına yönelik
olarak herhangi bir ayrım bulunmamaktadır. İster rekabeti kısıtlayıcı amaç olsun, ister
rekabeti kısıtlayıcı etki olsun, ister rekabeti kısıtlayıcı etki doğurabilecek nitelikte
olsun 16. madde uygulanacaktır. Ancak söz konusu maddenin dördüncü fıkrasında 740
sayılan unsurlar dikkate alınarak, rekabete verilen zararın derecesi ağırlaştırıcı ya da
hafifletici nedenler arasında değerlendirilecektir.
Öncelikle ifade etmek gerekir ki, bu dosyada incelenmiş bulunan bayilik sistemi
çağdaş, tüketicinin yararına bir sistemdir. Dikey anlaşmalarla düzenlenen bu
sistemde, çeşitli etkinlik kazanımları elde edilebilmekte ve bu kazanımlardan tüketici
de faydalanabilmektedir. Ancak dağıtım sistemi incelenirken rekabet kurallarının da
mutlaka göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Söyle ki; dağıtım anlaşmaları,
hem marka içi hem de markalar arası rekabeti sınırlayıcı etki yaratır. Dikey
anlaşmalarla sağlanan çeşitli korumalar ile dağıtıcı, benzer korumanın tanındığı bir 750
alanda faaliyetlerini yürüten aynı marka ürün dağıtıcılarının rekabeti ile doğrudan
karsılaşmadığından marka içi rekabet sınırlandırılmaktadır. Diğer taraftan üreticinin
dağıtıcıdan rakip malları satmamasını talep etmesi durumunda markalar arası
rekabet sınırlandırılmış olacaktır. Aynı zamanda sağlayıcıların, dağıtıcıları satış
öncesi ve sonrası hizmetleri arz etmeye teşvik etmesi nedeniyle, sağlayıcı ve dağıtıcı
arasındaki dikey sınırlamalar markalar arası rekabeti artırabilir. Bu durumda dikey
anlaşmalar ile rekabetin sınırlanmasından doğan kayıp ve kazançların
değerlendirilmesi gerekmektedir. 2002/2 sayılı Grup Muafiyet Tebliği ile bu kazanç ve
kayıpların dengelenmeye çalışıldığı ve bazı sınırlamaların anlaşmaları grup muafiyeti
kapsamından çıkaracağının düzenlendiği görülmektedir. Önceki bölümlerde ayrıntılı 760
olarak yer verildiği üzere Akmaya San. ve Tic. A.Ş.'nin gerçekleştirdiği bayilik
sözleşmelerinde bölge dışına satış yasağı, fiyat tespiti ve rekabet etmeme
yükümlüğüne yönelik hükümlerin, 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında izin verilebilecek
nitelikleri taşımadıkları anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan dikey kısıtlamalardan beklenen yararın elde edilmesi için fiyatın
belirlenmesine gerek de yoktur. Yeniden satış fiyatının belirlenmesinin baslıca iki
etkisi bulunmaktadır. Birincisi; artık dağıtıcıların o markada fiyatta rekabet
etmemeleridir ki, bu durum marka içi fiyat rekabetinin ortadan kalkmasına yol
açmaktadır. İkinci etki ise, özellikle yoğunlaşmanın yüksek olduğu piyasalarda fiyatta 770
şeffaflığı artırarak üretici/sağlayıcılar arasında ya da distribütörler arasında yatay
olarak anlaşma ya da uyumlu eylemi kolaylaştırmasıdır. Dolayısıyla yeniden satış
fiyatının belirlenmesi, yatay unsurları da içerme riski olan bir kısıtlamadır.
Son olarak, bir anlaşmada rekabeti sınırlama amacı açıksa, anlaşmanın kendisi veya
en azından rekabeti bozucu hükümleri, “per se” bir rekabet ihlali oluşturur. Kanun, bir
anlaşmanın hukuka aykırı bulunması için rekabeti sınırlayıcı amaçlı olmasını tek
başına yeterli saymaktadır. Başka bir deyişle; bir anlaşma, rekabeti sınırlayıcı etkileri
fiilen doğurmasa, uygulanmasa ya da uygulanamamış olsa dahi hükümlerinden
rekabeti sınırlayıcı amaçlı olduğu anlaşılıyorsa doğrudan yasaklanmaktadır. 780
Anlaşmanın amacının belirlenmesinde ise, tarafların subjektif amaçlarından öte
anlaşmanın genelinden ya da hükümlerinden çıkarılabilen objektif amaç dikkate
alınmaktadır.
Yukarıda yer verilen değerlendirmeler ışığında;
- Akmaya Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin bayileri ile yapmış olduğu sözleşmelerinin 4054
sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal eden hükümler içermesi ve anılan teşebbüsün
bayilerin satış fiyatlarını belirlemeye yönelik girişimlerinin, rekabeti kısıtlayıcı etki
doğurabilecek nitelikte olması nedeniyle Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiği,
- Bu nedenle, Akmaya Sanayi ve Ticaret A.S.’nin 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesi 790
yarınca cezalandırılması gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.
İdari para cezasına karar verirken ihlalin tekerrürü, süresi, teşebbüsün piyasa gücü,
sözleşmelerdeki ihlal içeren maddelerin değiştirilmesi gibi hususlar dikkate alınmış ve
ihlalin tekerrürünün ağırlaştırıcı unsur olarak kabul edilmesi yanında, ihlalin kartel
niteliğinde olmayıp ilgili ürün pazarındaki tek bir firmanın bayileri ile yaptığı dikey
anlaşmaları vasıtasıyla gerçekleştirilmesi, söz konusu teşebbüsün soruşturma
sürecinde Kurum ile işbirliği içinde olması nedenlerinin hafifletici unsurlar olarak kabul
edilmesi gerektiği kanaati oluşmuştur. Aynı zamanda ihlalin devam ettiği yıldan bir
önceki yıl olan 2001 yılındaki Akmaya cirosunun, 2003 yılında alınan nihai karardan 800
bir önceki yıl olan 2002 yılı cirosundan ve 2008 yılı cirosundan daha düşük olması
nedeniyle, para cezasının belirlenmesinde 2001 yılı cirosunun esas alınması
gerektiği kanaatine varılmıştır.
K. SONUÇ
Önaraştırma ve soruşturmaya ait tüm savunma, ek savunma, sözlü savunma
tutanakları, sözlü savunma toplantısının ses kayıtlarının yazılı açılımı, raporlar,
Danıştay kararları, tüm dosya münderecatında yer alan bilgi ve belgelerin okunup
incelenerek yapılan görüşmeler sonucunda; 810
1. Akmaya Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin bayileri ile yapmış olduğu sözleşmelerinin
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal eden hükümler içermesi ve anılan
teşebbüsün bayilerin satış fiyatlarını belirlemeye yönelik girişimlerinin, rekabeti
kısıtlayıcı etki doğurabilecek nitelikte olması nedeniyle Kanun’un 4. maddesini
ihlal ettiğine;
2. Bu nedenle
a) Akmaya Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesi 820
uyarınca idari para cezası ile cezalandırılmasına,
b) İdari para cezasının belirlenmesinde, ihlalin 2002 yılında da devam ediyor
olması göz önüne alınarak, adı geçen teşebbüsün 2001 yılı cirosunun esas
alınmasına,
c) Ceza hesaplamalarında;
- İhlalin tekerrürünün ağırlaştırıcı unsur olarak kabul edilmesine,
- İhlalin kartel niteliğinde olmayıp, ilgili ürün pazarındaki tek bir firmanın
bayileri ile yaptığı dikey anlaşmaları vasıtasıyla gerçekleştirilmesi, söz
konusu teşebbüsün soruşturma sürecinde Kurum ile işbirliği içinde
olması nedenlerinin hafifletici unsurlar olarak kabul edilmesine, 830
d) Bu çerçevede Akmaya Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ne 2001 yılı cirosunun
takdiren % 0,5(binde beş)’i oranında olmak üzere 187.022 TL idari para cezası
verilmesine,
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy