Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2009-4-75
Karar Sayısı : 09-23/492-118
Karar Tarihi : 20.5.2009
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI (Başkan V.) 10
Üyeler : Mehmet Akif ERSİN, Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı
KARAKELLE, Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY, Murat
ÇETİNKAYA
B. RAPORTÖRLER : Bekir KOCABAŞ
C. ŞİKÂYET EDEN : Polaris Sigorta ve Reasürans Brokerlik Hizmetleri A.Ş.
Temsilcilerii: Av. Dr. M. Çağrı BAĞATUR, Av. J. Işıl
BAĞATUR
Süleyman Seba Cd. Acısu Sk. No:1/14 34367 20
Maçka/İstanbul
D. ŞİKÂYET EDİLEN: - Eureko Sigorta A.Ş.
Büyükdere Cad. Nurol Plaza No:71 34398 Maslak/İstanbul
- Türkiye Garanti Bankası A.Ş.
Levent Nispetiye Mah. Aytar Cad. No:2, 34340
Beşiktaş/İstanbul
E. DOSYA KONUSU: Polaris Sigorta ve Reasürans Brokerlik Hizmetleri A.Ş.
(Polaris), 2004 yılından bu yana Atateks Şirketler Grubu (Atateks)’nun sigorta 30
brokerliğini yürütmekteyken, Atateks ile kredi ilişkisi içerisinde bulunan
Garanti Bankası A.Ş. (Garanti Bankası)’nin Euroka Sigorta A.Ş. (Euroka
Sigorta) ile uyumlu eylem içerisinde hareket ederek, Atateks’i Euroka Sigorta
için sigorta acenteliği hizmeti sunan Garanti Bankası’nın Merter Şubesi ile
çalışmaya zorladığı ve bu suretle 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddelerini
ihlal ettiği iddiası.
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Şikayet dilekçesinde, Polaris’in 2004 yılından itibaren
aralıksız bir şekilde Atateks’in brokerliğini yaptığı; 2008-2009 dönemi için de
sigorta yenilemeleri hususunda Euroka Sigorta ile yapılan toplantı ve yazışmalar 40
neticesinde fiyat ve şartlarda mutabık kalındığı, kuver mektubu alınarak Atateks’e
sigorta programının yenilendiği bilgisinin iletildiği ve plasman emrinin verildiği;
ancak daha sonra Polaris’in devre dışı bırakılarak Garanti Bankası’nın Merter
Şubesi aracılığıyla “aynı fiyat ve şartlarla” sigorta poliçelerinin yenilendiği
belirtilmekte ve bu durumun Garanti Bankası Merter Şubesi’nin kullandırdığı kredi
nedeniyle, Atateks’i sigorta işlemlerinde acente olarak kendisiyle çalışmaya
zorlamasından kaynaklandığı ileri sürülmektedir. Dilekçede, gerek Euroka
09-23/492-118
2
Sigorta’nın gerekse Garanti Bankası’nın bu eylemlerinin anılan şirketler arasındaki
bir uyumlu eyleme dayandığı ve 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddeleri
kapsamında ihlal teşkil ettiği iddia edilmektedir. Dilekçede ayrıca, Polaris’in 50
Atateks’in 2008-2009 yılı sigorta programı için detaylı bir bedel ve risk tespit
çalışması yaptığı; bu çalışmayı yapmanın bedelinin (……….) ABD Doları olduğu;
bu kapsamda bir çalışma yapma imkânı bulunmayan Garanti Bankası Merter
Şubesi’nin ise Atateks’e ilişkin sigortalama işini yürütürken bütünüyle Polaris
tarafından yapılmış olan bu programın detaylarından faydalandığı ileri sürülmekte
ve Garanti Bankası ve Euroka Sigorta’nın şikâyet konusu uygulamalarının kanuna
aykırılığının saptanması durumunda Polaris’in uğradığı (………..) ABD Doları
tutarındaki zararın üç katı oranında tazminata hükmedilmesi talep edilmektedir.
G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 6.4.2009 tarih ve 2427 sayı ile giren 60
başvuru üzerine düzenlenen 13.5.2009 tarih, 2009-4-75/İİ-09-BK sayılı İlk İnceleme
Raporu 14.5.2009 tarih, REK.0.08.00.00-110/149 sayılı Başkanlık önergesi ile 09-
23 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili Raporda, şikâyet konusu iddialar hakkında 4054
sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun kapsamında herhangi bir işlem
yapılmasına gerek olmadığı görüşüne yer verilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
70
I.1. İlgili Ürün Pazarı ve Etkilenen Pazar
Şikâyet dilekçesi, Garanti Bankası’nın müşterisi olan Atateks’e ticari kredi hizmeti
sunarken, sigorta işlemlerini kendisinden yaptırması yönünde ilave koşullar ileri
sürdüğü ve böylece sigorta brokerliği alanında faaliyet gösteren Polaris’in zarara
uğramasına neden olduğu iddiasına dayanmaktadır. Bankaların tüketicilere ve
şirketlere verdikleri krediler de dâhil olmak üzere, sundukları bankacılık
hizmetlerinin her biri, farklı bir pazar oluşturabilecek niteliktedir. Zira bunların
birbirini ikame etmeleri ya da müşteri gözünde aynı işi görmeleri söz konusu
değildir. Bu çerçevede şikâyet konusu dikkate alınarak, ilgili ürün pazarı “ticari kredi
hizmetleri pazarı” olarak belirlenmiştir. 80
Diğer taraftan, şikâyet dilekçesinde Garanti Bankası’nın şikâyete konu uygulaması
nedeniyle sigorta brokerliği hizmeti sunan Polaris’in zarar gördüğü iddia edildiği
için, Polaris’in faaliyet gösterdiği pazarın da dosya kapsamında dikkate alınması
gerekmektedir.
1.11.2000 tarih ve 24217 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren
Sigorta ve Reasürans Brokerleri Yönetmeliği’nin 4. maddesine göre “sigorta
brokerliği” faaliyeti, hayat veya hayat dışı sigorta yaptırmak isteyenler temsil
edilerek, sözleşmenin akdinden önce gerekli hazırlık çalışmalarının yapılmasında
ve temsil edilen kişilerin aksine bir talimatı yoksa şirket seçiminde tamamen
tarafsız ve bağımsız davranılarak, temsil edilen kişilerle sigorta şirketlerinin bir 90
araya getirilmesinde, sözleşmenin uygulanmasında ve özellikle riziko
gerçekleştiğinde tazminatın sözleşme hükümlerine uygun olarak ödenmesinde
yardımcı olunması işini ifade etmektedir. Anılan yönetmeliğin 10. maddesi
uyarınca, Türkiye’de sigorta brokerliği yapmak üzere ticari işletme veya şirket
09-23/492-118
3
kurulması, Hazine Müsteşarlığı’nın iznine bağlıdır. Ayrıca, kuruluş ve tescil
işlemlerini tamamlayan gerçek ve tüzel kişi brokerler faaliyetlerine başlamadan
önce hayat veya hayat dışı ya da reasürans alanlarından birinde veya birkaçında
faaliyet gösterebilmek için her bir alanda ayrı olmak üzere Müsteşarlıktan ruhsat
almak zorundadırlar. Sigorta brokerleri taahhüt ettikleri hizmetleri sunarken, bu
hizmetler karşılığında müşterilerinden herhangi bir ücret talep etmemekte, 100
düzenlenen her bir poliçe içerisinde, acente komisyonu olarak adlandırılan pay
bulunmaktadır. Sigorta brokerleri vermekte oldukları hizmetlerin karşılığını,
acentelerde olduğu gibi sigorta şirketlerinden ve anılan payın içinden temin
etmektedir.
Sigorta brokerliği hizmeti, sigorta hizmetinin sunumunda müşteri ile sigorta şirketi
arasında aracılık faaliyetinde bulunulması yönüyle sigorta acenteliği hizmetine
benzemekle birlikte, iki hizmetin niteliği arasında belirgin bir farklılık da
bulunmaktadır. Zira sigorta acenteleri sigorta şirketlerine bağlı olarak çalışırken
sigorta brokerleri sigorta şirketlerinden bağımsız olarak müşterilerinden aldıkları
vekâletler yoluyla çalışmaktadır. Dolayısıyla, sigorta acenteleri ile çalışan 110
müşteriler, en uygun sigorta şirketini bulmaya yönelik faaliyetleri kendileri
yürütürken, sigorta brokerleri ile çalışılması halinde, bu faaliyetler müşteriler adına
brokerler tarafından yürütülmektedir.
Bu çerçevede, dosya kapsamında “sigorta brokerliği hizmetleri pazarının”,
etkilenen pazar olarak dikkate alınması uygun olacaktır.
I.2. İlgili Coğrafi Pazar
“Ticari kredi hizmeti” sunan bankaların şubeler yoluyla ülkemizin tamamında
hizmet sunabiliyor olması nedeniyle, ilgili coğrafi pazar “Türkiye” olarak tespit
edilmiştir. 120
I.3. Değerlendirme
Şikâyetin konusunu, Garanti Bankası’nın ticari kredi verdiği Atateks’e, sigorta
işlemlerini Euroka Sigorta’nın acentesi olan Garanti Bankası Merter Şubesi
aracılığıyla yapma yönünde baskı uygulaması ve bunun sonucunda 2004 yılından
bu yana Atateks’in sigorta brokerliğini yapan ve 2008-2009 yılı için de gerekli
yatırımı yaparak ön çalışmaları tamamlayan Polaris’in söz konusu şirketle
çalışamaması sonucunda zarara uğraması oluşturmaktadır.
Bir mal veya hizmetin alımının başka bir mal veya hizmetin alımı ile
ilişkilendirilmesi, rekabet hukukunda “bağlama” olarak adlandırılmaktadır. 4054
sayılı Kanun’un 4. maddesinde, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan 130
veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan
veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası
anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemlerinin
hukuka aykırı ve yasak olduğu belirtildikten sonra, maddenin ikinci fıkrasının (f)
bendinde, “anlaşmanın niteliği veya ticarî teamüllere aykırı olarak, bir mal veya
hizmet ile birlikte diğer mal veya hizmetin satın alınmasının zorunlu kılınması veya
aracı teşebbüs durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın ya da hizmetin diğer bir
mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da arz edilen bir
mal veya hizmetin tekrar arzına ilişkin şartların ileri sürülmesi” rekabeti bozucu
09-23/492-118
4
anlaşma ve uyumlu eylemlere örnek olarak gösterilmiştir. 4054 sayılı Kanun’un 6. 140
maddesinde ise, bir veya birden fazla teşebbüsün hakim durumlarını kötüye
kullanmalarının yasak olduğu belirtildikten sonra, ikinci fıkranın (c) bendinde; “Bir
mal veya hizmetle birlikte, diğer mal veya hizmetin satın alınmasını veya aracı
teşebbüsler durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın veya hizmetin, diğer bir mal
veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması..”; (d) bendinde ise,
“Belirli bir piyasadaki hâkimiyetin yaratmış olduğu finansal, teknolojik ve ticarî
avantajlardan yararlanarak başka bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabet
koşullarını bozmayı amaçlayan eylemler” kötüye kullanma örnekleri arasında
sayılmıştır. 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddelerinde yer alan bu ifadelerden,
bağlama uygulamalarının Kanun’un hem 4. maddesi kapsamında hem de 6. 150
maddesi kapsamında değerlendirilebileceği anlaşılmaktadır.
I.3.1. 4054 Sayılı Kanun Çerçevesinde Bağlama Uygulamalarının
Değerlendirilmesinde İncelemenin Kapsamının Belirlenmesi1
Bağlama uygulamaları, alıcı ile satıcı arasındaki ticari ilişki çerçevesinde ortaya
çıkan ve anlaşmanın niteliğine ve ticari teamüllere aykırı olarak, bir mal veya
hizmet ile birlikte diğer bir mal veya hizmetin satın alınmasının zorunlu kılındığı
uygulamalardır. Ticari hayatta bağlama uygulamalarının ortaya çıkabileceği
durumlar şunlardır:
a) Satıcı ile nihai tüketici arasındaki ticarette, satıcının dayatması (tek taraflı 160
davranışı) ile bir mal veya hizmetin alınmasının yanında başka bir mal veya
hizmetin de alınmasının zorunlu kılınması,
b) Satıcı ile yeniden satıcı arasındaki bir dikey anlaşmada bir mal veya hizmetin
alınmasının yanında başka bir mal veya hizmetin de alınmasının zorunlu kılınması,
c) Teşebbüsler arasında yapılan ve fakat dikey anlaşma niteliğini taşımayan bir
anlaşmada, bir mal veya hizmet ile birlikte diğer mal veya hizmetin satın
alınmasının zorunlu kılınması konusunda mutabakata varılması.
Buna göre, yukarıda sayılan üç durumdan (a) maddesinde belirtilen durumun
varlığı halinde, ancak 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında bir inceleme
yapılabilecektir. Zira uygulama satıcının tek taraflı davranışı sonucunda 170
gerçekleşmektedir.
Bağlama uygulamalarının ortaya çıkabileceği ikinci bir durum, yukarıda (b)
maddesinde belirtildiği şekilde, bağlama uygulamasının dikey anlaşma bağlamında
ortaya çıkmasıdır. Bu durumda hem 4. madde kapsamında hem de 6. madde
kapsamında inceleme yapılabilecektir.
Bağlama uygulamasının ortaya çıkışında, (c) maddesindeki durumun, yani
teşebbüsler arasında dikey nitelik taşımayan bir anlaşmanın bulunması halinde ise,
anlaşma taraflarının birbirinin rakibi olması ve rakibi olmaması şeklinde iki ihtimal
söz konusudur. Anlaşma tarafları birinin rakibi ise ve taraflar arasındaki anlaşma
1 Alıcı ile satıcı arasındaki ticari ilişki çerçevesinde ortaya çıkan ve anlaşmanın niteliğine ve ticari
teamüllere aykırı olarak, bir mal veya hizmet ile birlikte diğer bir mal veya hizmetin satın alınmasının
zorunlu kılındığı uygulamalar, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 5. maddesi
kapsamında da yasaklanmaktadır. Ancak bu dosya kapsamındaki değerlendirmeler, 4054 sayılı
Kanun’un kapsamı ile sınırlıdır.
09-23/492-118
5
pazarda “birlikte hakim duruma” yol açmıyorsa, rekabet hukukunda “bağlama” 180
olarak adlandırılan spesifik bir ihlalden ziyade, “mal veya hizmetlerin arz
koşullarının rakip teşebbüsler arasındaki bir irade uyuşması ile belirlenmesi” olarak
tanımlanabilecek 4. madde kapsamında bir rekabeti bozucu anlaşmadan/uyumlu
eylemden bahsetmek gerekecektir. Teşebbüsler arasındaki anlaşmanın/uyumlu
eylemin birlikte hâkim duruma yol açması halinde ise, uygulama hem 4. madde
kapsamında hem de 6. madde kapsamında değerlendirilebilecektir.
Bağlama uygulamasının teşebbüsler arasındaki bir anlaşma çerçevesinde ortaya
çıkabileceği ikinci bir durum ise, teşebbüslerin birbirinin rakibi veya
müşterisi/sağlayıcısı olmadığı durumdur. Uygulamada oldukça ender rastlanan bu
tür bir durumda, taraflar için anlaşmayı rasyonel kılan tek olasılık, teşebbüslerden 190
birinin bağlayan ürün pazarında, diğerinin ise bağlanan ürün pazarında faaliyet
göstermesi ve bağlama uygulamasının teşebbüsler arasındaki yatay bir anlaşma
ile hayata geçirilerek elde edilen rantın paylaşılmasıdır. Görüldüğü üzere, bu tür bir
durumda, teşebbüsler arasındaki anlaşma, “bağlama” uygulamasının hayata
geçirilebilmesi için zaruridir. Diğer bir ifadeyle, teşebbüsler arasındaki anlaşma ile
bağlama uygulaması arasında açık bir illiyet bağı bulunmaktadır.
I.3.2. 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 6. Maddesi Kapsamında “Bağlama” İhlalinin
Unsurları
Yukarıda belirtildiği üzere, bağlama uygulamalarının ortaya çıkış şekline bağlı
olarak hem 4. madde kapsamında hem de 6. madde kapsamında ele alınması 200
mümkündür. Bu incelemede 4. madde kapsamında yapılacak bir değerlendirme ile
6. madde kapsamında yapılacak bir değerlendirmede aranacak ihlal unsurlarının
aynı olup olmayacağı sorusu gündeme gelebilecektir. Bu noktada, 4054 sayılı
Kanun’un yorumlanmasında lâfzî bir yorumla yetinilmesi halinde, 4. maddenin
ifadesinde ihlal tespiti için, “hâkim durumun veya birlikte hâkim durumun varlığı” bir
ön koşul olarak öngörülmediği için 4. maddenin ikinci fıkrasının (f) bendinde yer
aldığı şekliyle “anlaşmanın niteliği veya ticarî teamüllere aykırı olarak, bir mal veya
hizmet ile birlikte diğer mal veya hizmetin satın alınmasının zorunlu kılınması veya
aracı teşebbüs durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın ya da hizmetin diğer bir
mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanmasının” söz konusu 210
olduğu tüm dikey anlaşmaların 4. madde kapsamında ihlal teşkil edeceği sonucuna
ulaşılabilecektir. Ne var ki bağlama uygulamalarında (ve genel olarak dikey
anlaşmalar çerçevesinde ortaya çıkan rekabet kısıtlamalarında) salt Kanun’un
lafzına bağlı bir yorum, ne Kanun’un sistematiğine ne de amacına uygun olacaktır.
Zira bu durumda aynı eylem; 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında
“rekabetçi” bir eylem olarak değerlendirilirken, Kanun’un 4. maddesi kapsamında
“rekabeti bozucu” bir eylem olarak değerlendirilecektir. Oysaki 4054 sayılı
Kanun’un bir bütün olarak rekabetin korunması ve böylece tüketici refahının
artırılması amacını taşıdığı dikkate alındığında, aynı eyleme ilişkin olarak Kanun’un
farklı maddeleri arasında bir çatışmanın bulunmaması gerekir. 220
Diğer taraftan, bağlama uygulamalarının rekabet hukukunda yasaklanmasının
ardında yatan temel kaygı, bu uygulamaların tüketici refahını azaltması ihtimalidir.
Bu konuya ilişkin iktisadi çalışmalar, ticari hayatta yaygın olarak kullanılan bu
uygulamaların pek çok rekabetçi etkisinin bulunduğunu; dolayısıyla genellikle
09-23/492-118
6
rekabetçi uygulamalar olduğunu; bununla birlikte bazı koşulların varlığı halinde
bağlama uygulamalarının tüketici refahını azaltabildiğini ortaya koymaktadır.
Bağlama uygulamalarının tüketici refahını azaltması iki yolla gerçekleşmektedir.
Bunlardan ilki, bağlayan ürün pazarında tekel konumunda bulunan (en azından
ciddi bir pazar gücüne sahip olan) teşebbüsün, bağlama uygulaması yoluyla bu
pazardaki tekel konumunu korumasıdır. İkincisi ise bağlayan ürün pazarında tekel 230
konumunda olan teşebbüsün bağlama yoluyla bağlanan ürün pazarındaki
rakiplerini dışlaması ve böylece bir pazardaki gücünü diğer bir pazara aktarmasıdır.
Görüldüğü üzere, bağlama uygulamalarında tüketici zararının ortaya çıkmasının ön
koşulu, bağlama uygulamasını gerçekleştiren teşebbüsün bağlayan ürün pazarında
önemli ölçüde pazar gücüne sahip olmasıdır. Ancak bunun yanında, şikâyet
konusu olayın niteliğine bağlı olarak uygulamanın pazardaki yaygınlığı, bağlama
uygulamasına maruz kalan müşteriler dışında bağlanan ürün pazarına girişin
mümkün olup olmadığı gibi hususlara da bakılabilir.
I.3.3. Şikayet Konusunun 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 6. Maddesi Kapsamında 240
Değerlendirilmesi
- 4. Madde Kapsamında Değerlendirme
Şikâyet dilekçesindeki ifadelere göre, Garanti Bankası’nın şikâyete konu
uygulaması, Garanti Bankası ile bu bankanın hisse sahibi olduğu Euroka Sigorta
arasındaki bir uyumlu eylemin sonucunda ortaya çıkmıştır. Garanti Bankası, sigorta
hizmetleri pazarında Euroka Sigorta’nın acentesi konumundadır. Ancak bağlama
uygulamasının gerçekleştiği pazar olan “ticari kredi hizmetleri” pazarında tarafların
herhangi bir müvekkil-acente ilişkisi bulunmamaktadır. Buna göre şikâyet
dilekçesinde, birbirine rakip olmayan ve birbirine karşı sağlayıcı/alıcı konumunda 250
da bulunmayan iki teşebbüs arasındaki bir uyumlu eylemin sonucunda şikâyete
konu uygulamanın ortaya çıktığının iddia edildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki
yukarıda da ifade edildiği üzere, birbirine karşı rakip konumda veya sağlayıcı/alıcı
konumunda olmayan iki teşebbüs arasındaki bir anlaşma/uyumlu eylem yoluyla
bağlama uygulamasının ortaya çıkabilmesi için, bağlamanın ancak tarafların
danışıklı hareketi ile gerçekleştirilebiliyor olması gerekmektedir. Aksi taktirde,
teşebbüsler açısından bağlama uygulamasını gerçekleştirmek üzere bir
anlaşma/uyumlu eylemde bulunmanın herhangi bir rasyonel gerekçesi
bulunmayacaktır.
Şikâyete konu olayda, Garanti Bankası’nın müşterisine verdiği kredide sigorta 260
hizmetini de kendisinden almasını şart koşması ve bu bağlamayı hayata
geçirebilmesi için Euroka Sigorta ile yapılacak bir anlaşma veya uyumlu eyleme
ihtiyacı bulunmamaktadır. Diğer bir ifadeyle, Garanti Bankası açısından, şikâyete
konu bağlama uygulamasını gerçekleştirirken Euroka Sigorta ile uyumlu eylem
içerisinde bulunmanın hiçbir rasyonel gerekçesi bulunmamaktadır. Euroka Sigorta
açısından değerlendirildiğinde de durum farklı değildir. Zira Atateks ister Polaris
aracılığıyla çalışsın isterse Garanti Bankası’nın Merter Şubesi ile çalışsın şikâyete
konu uygulamanın gerçekleştiği 2008-2009 yılı için Atateks’in sigorta işlemleri
Euroka Sigorta tarafından yapılacaktır. Ayrıca şikâyet dilekçesinde de belirtildiği
üzere, Polaris yerine Garanti Bankası’nın aracı kurum olarak geçmesiyle, yapılan 270
sigortanın koşullarında herhangi bir değişiklik olmamış, sigorta aynı koşullarda
09-23/492-118
7
yapılmıştır. Dolayısıyla Euroka Sigorta açısından da böyle bir uyumlu eylemin
rasyonel gerekçesi bulunmamaktadır. Kaldı ki şikâyet dilekçesinde de tarafların
somut olarak hangi konuda danışıklı hareket ederek rekabet ihlaline yol açtığına
ilişkin bir açıklama bulunmamaktadır.
Türk Rekabet Hukuku’nda, teşebbüsler arasındaki koordinasyonun tam anlamıyla
bir anlaşma düzeyine ulaşmadığı; ancak bu koordinasyonun teşebbüsler
üzerindeki rekabet baskısını hafiflettiği veya teşebbüsler için geleceğe yönelik
belirsizliği kısmen de olsa giderdiği durumlar için öngörülmüş olan uyumlu eylem
karinesinin ileri sürülebilmesi için belirli koşulların bulunması gerekmektedir. Bu 280
koşullardan en önemlisi, teşebbüsler arasındaki danışıklılık ile rekabeti bozucu
eylem arasında bir illiyet bağının bulunmasıdır. Şikâyete konu olayda ise, Garanti
Bankası ile Euroka Sigorta arasında nasıl bir danışıklılığın bulunduğuna ilişkin
herhangi bir bilgi bulunmadığı gibi, bir an için iki teşebbüs arasında bir danışıklılığın
bulunduğu kabul edilse bile bu danışıklılık ile Garanti Bankası’nın şikâyete konu
uygulaması arasında nasıl bir illiyet bağının bulunduğuna ilişkin herhangi bir
açıklama bulunmamaktadır. Yukarıda da belirtildiği üzere, tarafların konumu ve
imkânları düşünüldüğünde, şikâyete konu uygulamanın ortaya çıkabilmesi için,
zaten taraflar arasında bir uyumlu eyleme de ihtiyaç yoktur. Dolayısıyla, şikâyet
dilekçesindeki uyumlu eylem iddiasına ilişkin olarak 4054 sayılı Kanun’un 4. 290
maddesi kapsamında herhangi bir işlem yapılmasına gerek bulunmamaktadır.
- 6. Madde Kapsamında Değerlendirme
Euroka Sigorta ile Garanti Bankası arasında bulunduğu iddia edilen uyumlu eylem
ile Garanti Bankası’nın şikâyete konu uygulaması arasında bir bağlantı
bulunmadığı için, şikâyete konu uygulamanın Garanti Bankası’nın tek taraflı bir
davranışı olarak ele alınması mümkündür. Bu durumda, 4054 sayılı Kanun’un 6.
maddesi kapsamında cevap aranması gereken soru, ticari kredi pazarında
(bağlayan ürün pazarında) faaliyet gösteren Garanti Bankası’nın, Atateks’e verdiği
kredide sigorta hizmetlerinin de kendisinden alınmasını şart koşarak sigorta 300
brokerliği pazarındaki (bağlanan ürün pazarı) rekabeti bozup bozmadığıdır.
Bir önceki bölümde de aktarıldığı üzere, Garanti Bankası’nın şikayete konu
uygulamasının “hakim durumun kötüye kullanılması” olarak kabul edilebilmesi için
öncelikle Garanti Bankası’nın ticari krediler pazarında (bağlayan ürün pazarında)
hakim durumda bulunması gerekmektedir.
Hakim durum analizinde dikkate alınan ilk husus, teşebbüsün pazar payıdır.
Garanti Bankası’nın ilgili pazardaki pazar payı incelendiğinde, teşebbüsün ticari
kredilerdeki pazar payının 2007 yılında %(…), 2008 yılında ise %(…) olarak
gerçekleştiği görülmektedir. Buna göre, ticari krediler pazarının yaklaşık %(…) gibi
büyük bir kısmında, Garanti Bankası’nın rakiplerinin faaliyet gösterdiği 310
anlaşılmaktadır. Ayrıca, herhangi bir bankadan kredi alamayan bir tüketicinin, diğer
bir bankaya geçmesinin önünde ciddi bir engel bulunmamaktadır. Bankalar
açısından bakıldığında da, daha cazip teklifi sunan bir bankanın, herhangi bir
müşteriyi kendine çekmesinin önünde bir engel bulunmamaktadır. Bu hususlar
dikkate alındığında, Garanti Bankası’nın bağlayan ürün pazarı olan ticari krediler
pazarında hakim durumda olmadığı; dolayısıyla, şikayete konu uygulamanın da
09-23/492-118
8
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında hakim durumun kötüye kullanılması
olarak değerlendirilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
J. SONUÇ 320
Düzenlenen rapora ve dosya kapsamına göre, başvuru konusu iddialara ilişkin
olarak 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun çerçevesinde herhangi
bir işlem yapılmasına gerek bulunmadığına, şikâyetin reddine OYBİRLİĞİ ile karar
verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy