1
Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2009-4-119 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 09-34/786-191
Karar Tarihi : 5.8.2009
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI (Başkan V.) 10
Üyeler : Mehmet Akif ERSİN, Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı
KARAKELLE, Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY, Murat
ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER : Bekir KOCABAŞ, Fatma ÇELİK
C. ŞİKÂYET EDEN : - Mehmet URLU
Axa Sigorta A.Ş. Türev Sigorta Acentesi
GOP Blv. No:9 K:2/204 Esen Han (Hilton Oteli Yanı)
Çankaya/İzmir 20
- Eşref EVCİL
(Adres tespit edilememiştir.)
D. ŞİKÂYET EDİLEN: Sigorta acenteliği yapan bankalar
E. DOSYA KONUSU: Sigorta acenteliği yapan banka şubelerinin ve bu arada
T.C. Ziraat Bankası A.Ş. Mudanya Şubesi ile T. Vakıflar Bankası T.A.O.
Basmane Şubesi’nin kredi kullandırdığı müşterileri sigorta poliçesi almaya
yönlendirerek sigorta acenteleri aleyhine haksız rekabet oluşturduğu iddiası.
30
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Kuruma ulaşan konuya ilişkin dilekçeler farklı banka
şubelerinin uygulamalarına ilişkindir. Dilekçelerde, banka şubelerinin kredi
kullandırdığı müşterilerini, acentesi olduğu şirketten sigorta poliçesi almaya
yönlendirdiği veya zorladığı; bu eylemin diğer sigorta acenteleri aleyhinde haksız
rekabet oluşturduğu iddia edilmektedir.
G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 5.6.2009 ve 15.6.2009 tarihlerinde,
3992 ve 4398 sayılar ile giren başvurular üzerine hazırlanan 19.6.2009 tarih ve
2009-4-119/İİ-09-FÇ sayılı İlk İnceleme Raporu, 24.6.2009 tarih ve 09-30 sayılı
Kurul toplantısında görüşülmüş ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında 40
Kanun’un 4. ve 6. maddelerinin ihlaline ilişkin bir soruşturma açılmasına gerek olup
olmadığının belirlenmesi amacıyla, Kanun'un 40/1. maddesi uyarınca önaraştırma
yapılmasına 09-30/659-M sayı ile karar verilmiştir. Önaraştırma döneminde
24.7.2009 tarih ve 5248 sayı ile inceleme konusu ile ilgili olarak Kurum kayıtlarına
yeni bir şikâyet intikal etmiştir.
İlgili karar uyarınca düzenlenen 28.7.2009 tarih ve 2009-4-119/ÖA-09-BK sayılı
Önaraştırma Raporu 3.8.2009 tarih ve REK.0.08.00.00-110/242 sayılı Başkanlık
önergesi ile 09-34 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
50
09-34/786-191
2
H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili Rapor’da, şikâyet konusu iddialara yönelik olarak
soruşturma açılmasına gerek bulunmadığı görüşüne yer verilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. İlgili Pazar
I.1.1. İlgili Ürün Pazarı
Şikâyet dilekçeleri, içerikleri itibarıyla, banka şubelerinin kredi kullandırdığı
müşterilerini acentesi olduğu şirketten sigorta poliçesi almaya yönlendirdiği veya
zorladığına ilişkindir. Diğer bir ifade ile bankalar sigorta hizmetlerini, -iddiaya göre-
kredi hizmetlerine bağlayarak pazarlamaktadır. Bankalar, kredi verirken doğal
olarak verdikleri kredinin geri ödenebilme gücüne dikkat etmekte olup, araç ve 60
konut tipi kredilerde, satın alınması için kredi sağlanan ürünü teminat olarak kabul
etmektedirler. Ayrıca konut veya araçta herhangi bir zararın meydana gelmesi
halinde alacaklarını güvence altına almak için dain-i mürtehini banka olmak
koşuluyla sigorta yaptırılmasını talep etmektedirler. Dolayısıyla burada kredi
hizmetleri pazarı bağlayan ürün pazarı, sigorta hizmetleri pazarı ise bağlanan ürün
pazarı olarak ayrıştırılabilir. Bu çerçevede ilgili ürün/hizmet pazarı “hayat-dışı
sigortacılık hizmetleri pazarı”, etkilenen pazar ise “bireysel ve ticari kredi hizmetleri
pazarı” olarak belirlenmiştir.
I.1.2. İlgili Coğrafi Pazar
Sigorta hizmetlerini talep edenler, sigorta şirketlerinin yurt çapına dağılmış 70
acentelikleri veya sigorta acenteliği icra eden banka şubeleri aracılığıyla istedikleri
noktalardan bu hizmete ulaşabilmektedirler. Bu çerçevede, ilgili ürünler açısından
rekabetin ülke çapında homojen dağıldığının aksine göstergeler bulunmaması ve
iddia edilen uygulamanın tüm ülkeyi etkileyebilecek nitelikte olması da dikkate
alınarak, ilgili coğrafi pazar “Türkiye” olarak tespit edilmiştir.
I.2. Bilgi İsteme Yazıları ve Alınan Cevaplar
Konuya ilişkin olarak gönderilen yazılarla, sigorta şirketleri, Anadolu Anonim Türk
Sigorta A.Ş. (Anadolu Sigorta), Ergo İsviçre Sigorta A.Ş. (Ergo İsviçre), Eureko
Sigorta A.Ş. (Eureko), AXA Sigorta A.Ş. (AXA), Allianz Sigorta A.Ş. (Allianz), AIG
Sigorta A.Ş. (AIG), Yapı Kredi Sigorta A.Ş. (Yapı Kredi Sigorta), Aksigorta Sigorta 80
A.Ş. (Aksigorta), Güneş Sigorta A.Ş. (Yapı Kredi Sigorta), Türkiye Genel Sigorta
A.Ş. (Genel Sigorta) ve Başak Groupama Sigorta A.Ş. (Başak Groupama)) ve
bankalara (T.C. Ziraat Bankası A.Ş. (Ziraat Bankası), Türkiye Vakıflar Bankası
T.A.O. (Vakıfbank), Türkiye İş Bankası A.Ş. (İş Bankası), Türkiye Garanti Bankası
A.Ş. (Garanti Bankası), Akbank T.A.Ş. (Akbank), Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. (Yapı
Kredi Bankası) ve ING Bank A.Ş. (ING)’ye sorular yöneltilmiştir.
Ayrıca Ziraat Bankası Mudanya Şubesi ve Vakıfbank Basmane Şubesi hakkında
somut şikâyetlerin bulunması sebebiyle bu bankaların Bursa ve İzmir geneline
ilişkin verileri ayrıca istenmiştir. Bilgi İsteme yazılarına verilen cevaplardan elde
edilen veriler aşağıdaki şekildedir: 90
Sigorta şirketlerinin cevaplarında genel olarak, birçok koşul bakımından banka
acentelerinin diğer acentelerle aynı sözleşme hükümleri ile bağlı olduğu, farklı
dağıtım kanalları vasıtasıyla pazarlanan ürünlerin fiyatlarında herhangi bir
farklılığın bulunmadığı; acentenin komisyonu ve kâr payı noktasında ise genellikle
acentenin portföyü ve iş hacmine göre bazı farklılıkların bulunabildiği ifade
edilmiştir. Acentelik sözleşmelerinin incelenmesi neticesinde de sigorta şirketlerinin
poliçelerinin dağıtımında bankalara önemli ayrıcalıklar tanımadığı ve acentelere
eşit davranıldığı anlaşılmıştır.
09-34/786-191
3
Yazılarda, fiyatların tespiti konusunda, Hazine Müsteşarlığının belirlediği zorunlu
asgari bedellere risk değerlendirmeleri ve kâr marjının eklendiği bilgisi verilmiş; 100
ayrıca, banka acenteleri ile diğer acentelere tavsiye edilen fiyatların genellikle aynı
olduğu belirtilmiştir.
Öte yandan, cevaplardan, sigorta acenteliği yapan bankaların sigorta şirketi ile
ortaklık ilişkisinin olduğu (Garanti Bankası-Eureko ve Akbank-Aksigorta gibi)
durumlarda ve özel sigorta acenteleri için, sözleşmelerde -genellikle- rekabet
yasağı hükümlerine yer verildiği; sigorta şirketleri ile ortaklık ilişkisi olmayan
bankaların ise birden çok sigorta şirketinin acenteliğini aldığı anlaşılmıştır.
Sigorta şirketlerinden elde edilen, her bir sigorta branşı bazında banka
acentelerinin ve özel acentelerin sattıkları poliçe adedi bilgisi ışığında, sektörde
banka acentelerinin ağırlığı ortaya çıkarılmıştır. Örneğin, Eureko özel acentelerden 110
ziyade başta Garanti Bankası olmak üzere banka acenteleri kanalıyla hizmet
vermektedir. Toplam prim üretiminin % (…)’unu banka acenteleri kanalıyla
gerçekleştiren Başak Groupama, % (…)’sini banka acenteleri kanalıyla
gerçekleştiren Yapı Kredi ve % (…)’ünü banka acenteleri kanalıyla gerçekleştiren
Aksigorta da banka acenteliği konusunda öncü teşebbüsler olarak gösterilebilir.
Diğer yandan Allianz, Ergo İsviçre ve Genel Sigorta gibi şirketler ise banka
sigortacılığından ziyade özel acenteleri kanalıyla faaliyet göstermektedirler.
Şikâyet konusuna ilişkin olarak, bankaların cevaplarında bireysel veya ticari kredi
kullanan müşterilere sigorta poliçesi alma zorunluluğu getirilmesi veya bu tür
yönlendirmeler yapılmasının söz konusu olmadığı ifade edilmiştir. Bankalar kendi 120
acentesi oldukları sigorta şirketinin ürünlerini müşterilerine tanıttıklarını, ancak
bankanın sigorta poliçesinde dain-i mürtehin sıfatıyla yer almak şartıyla piyasada
faaliyet gösteren diğer sigorta şirketlerinin düzenlediği poliçeleri de kabul ettiklerini,
aynı seçim özgürlüğünün kredi teminat sigortaları bakımından da geçerli olduğunu
belirtmişlerdir. Diğer yandan, dosya mevcudu bilgilere göre, pek çok banka, sadece
kasko sigortasını banka şubesi aracılığı ile yaptırmayı kabul eden bireysel veya
ticari taşıt kredisi müşterilerine aylık cari faiz oranından binde beş indirimli kredi
kullanma imkânı sunmaktadır.
Bankalara yöneltilen personelin terfi sürecinde sattıkları poliçe tutarının etkisinin
bulunup bulunmadığı sorusuna ise bazı bankalar olumlu bazıları ise olumsuz yanıt 130
vermiştir. Örneğin Vakıfbank satılan poliçe tutarından alınan komisyonun
%(…)’ının personele dağıtıldığı ve ayrıca performansa göre prim ödemesi
yapıldığını belirtmiştir.
Diğer taraftan bankaların bireysel ve ticari kredilerdeki pazar payları ve sattıkları
poliçelerin ne kadarının kullandırdıkları krediye bağlı olduğu bilgisi sorularak,
bankaların başarılı bir şekilde bağlama uygulaması yapıp yapamayacakları ve
yapabiliyorlarsa bağlama uygulamalarının yaygınlığı ortaya çıkarılmaya
çalışılmıştır. ING ve Vakıfbank ellerinde bu tür bir bilginin bulunmadığını
belirtmişlerdir. Ziraat Bankası’nın gönderdiği verilerden ise sadece DASK poliçe
adetlerine ilişkin bilgiler karşılaştırma yapmaya uygun bulunmuştur. Buna göre 140
Ziraat Bankası’nın sattığı toplam (………) adet DASK poliçesinden sadece
(………)’ü krediye bağlıdır. Bu da %(…)’lik bir orana tekabül etmektedir. İş
Bankası, Garanti Bankası, Akbank ve Yapı Kredi Bankası’nın gönderdiği veriler
kullanılarak oluşturulan ve anılan dört bankanın bağlama uygulaması hakkında
ipucu verebilecek rakamlar aşağıdaki tabloda gösterilmektedir. İzleyen tabloda ise
bankaların başarılı bir bağlama uygulaması yapıp yapamayacağı noktasındaki
değerlendirmeler için gerekli olan, önde gelen bankaların bireysel ve ticari
kredilerdeki pazar payları gösterilmektedir.
4
1 Bu sigorta türü, her bir kredi müşterisi hastalık, iş göremeyecek düzeyde yaralanma, ölüm vb. gibi nedenlerle krediyi geri ödeyememe riski ile karşı karşıya olduğu
için kredi verilmesi esnasında bankalarca yapılmaktadır. Dolayısıyla, bankaların “hayat sigortası” başlığı altındaki sigorta faaliyetlerinin neredeyse tamamını kredi
esnasında yapılan hayat sigortaları oluşturmaktadır.
Tablo 1- Çeşitli Sigorta Branşlarında Bankaların Kullandırdıkları Krediye Bağlı olarak ve Toplamda Sattıkları Poliçe Adetleri
Branş İş Bankası Garanti Bankası Akbank Yapıkredi Bankası
Krediye
Bağlı
Poliçe
Adedi
Toplam
Poliçe
Adedi
Krediye
Bağlı
Poliçelerin
Toplam
Poliçeler
İçindeki Oranı
(%)
Krediye
Bağlı
Poliçe
Adedi
Toplam
Poliçe
Adedi
Krediye
Bağlı
Poliçelerin
Toplam
Poliçeler
İçindeki
Oranı (%)
Krediye
Bağlı
Poliçe
Adedi
Toplam
Poliçe
Adedi
Krediye
Bağlı
Poliçelerin
Toplam
Poliçeler
İçindeki
Oranı (%)
Krediye
Bağlı
Poliçe
Adedi
Toplam
Poliçe
Adedi
Krediye
Bağlı
Poliçelerin
Toplam
Poliçeler
İçindeki
Oranı (%)
Kasko (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……)
Trafik (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……)
Yangın (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……)
Dask (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……)
İşyeri (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……)
Konut (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……)
Hırsızlık (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……)
Nakliyat (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……)
Toplam (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……)
Hayat1 (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……) (……)
5
Tablo 2- Bilgi İsteme Yazılarına Cevap Veren Bankaların Kredi Pazarındaki Pazar Payları (%)
Banka Adı Ticari Krediler
Pazar Payı
(2008)
Ticari Krediler
Pazar Payı
(Mart 2009)
Bireysel Krediler
Pazar Payı (2008)
Bireysel Krediler
Pazar Payı
(Mart 2009)
Ziraat Bankası (……) (……) (……) (……)
Vakıf Bank (……) (……) (……) (……)
İş Bankası (……) (……) (……) (……)
Garanti Bankası (……) (……) (……) (……)
Akbank (……) (……) (……) (……)
Yapıkredi Bankası (……) (……) (……) (……)
ING Bank (……) (……) (……) (……)
Toplam (……) (……) (……) (……)
Tablo 1’den anlaşıldığı üzere, Kuruma en sık intikal eden şikâyetlerden olan kasko
poliçesi ile taşıt kredisinin bağlandığı iddiası (% (…) oranıyla) Yapı Kredi Bankası 150
bakımından doğru kabul edilebilir. Ancak bankaların krediler pazarındaki pazar
paylarını gösteren tablodan görülebileceği üzere, Yapı Kredi’nin pazar payı %(…)’dur.
Diğer yandan Garanti Bankası için taşıt kredisine bağlı kasko poliçesi oranı % (…),
Akbank için %(…) ve İş Bankası için % (…)’dir.
2008 yılında toplam hayat dışı sigorta poliçelerinin Akbank % (…)’ünü, Yapı Kredi
Bankası % (…)’ini, İş Bankası % (…)’ünü ve Garanti Bankası % (…)’ini krediye bağlı
olarak satmıştır. Hayat sigortaları bakımından ise veri gönderen İş Bankası ve
Akbank’ın % (…)’lik bir orana ulaştığı görülmektedir. Bunun sebebini açıklamaya
geçmeden önce, bu oranların söz konusu olduğu hayat sigortasının bilinen anlamında
değil, krediye bağlı hayat sigortası olduğu belirtilmelidir. Esasında bu bir anlamda 160
üçüncü kişi lehine sigorta olup, kredi alan müşterinin krediyi geri ödeme döneminde
hayati bir risk ile karşılaşması halinde bankanın sigorta şirketinden tazminat alması
temeline dayanmaktadır. Kredi hayat sigortası, sadece kredi geri ödeme süresi
boyunca geçerli olan düşük bedelli bir poliçe türü olduğundan bu branşın kredi alan
müşteriye bankadan pazarlanması daha pratiktir. Zira müşteri düşük bedelli bir poliçe
için çoğunlukla böyle bir seçeneği olduğunun farkında bile olmaksızın pazar
araştırması yapma gereği duymamakta, kredi işlemleri ile birlikte bu poliçeyi de satın
almaktadır. Bir diğer deyişle müşteri, bu poliçe türünü bir sigortacılık ürününden ziyade
banka lehine olarak tüketici kredisi almanın bir ön koşulu olarak değerlendirmekte ve
bedelinin de yüksek olmaması nedeniyle arama maliyetine katlanmak istememektedir. 170
J. GEREKÇE ve HUKUKİ DAYANAK:
Önaraştırmanın konusunu, sigorta acenteliği yapan banka şubelerinin ve özellikle
Ziraat Bankası Mudanya Şubesi ile Vakıflar Bankası Basmane Şubesi’nin kredi
kullandırdığı müşterilerini sigorta poliçesini de kendisinden almaya zorlayarak diğer
sigorta acentelerini zor durumda bıraktığı iddiaları oluşturmaktadır. Anılan iddialardan
09-34/786-191
6
Ziraat Bankası Mudanya Şubesi’ne ilişkin olanı, taşıt kredisi satışında kasko
sigortasının bağlandığı iddiasını taşımaktadır. Diğerlerinde ise, belirli bir kredi türü ve
sigorta branşı zikredilmeksizin genel bir iddia yer almaktadır.
Esasen, bir mal veya hizmet ile birlikte başka bir mal veya hizmetin alımının 180
zorlanması, rekabet hukukunda “bağlama” olarak adlandırılmaktadır. 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesinde, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya
dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu
etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu
eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemlerinin hukuka aykırı ve yasak
olduğu belirtildikten sonra maddenin 2. fıkrasının (f) bendinde, “anlaşmanın niteliği
veya ticarî teamüllere aykırı olarak, bir mal veya hizmet ile birlikte diğer mal veya
hizmetin satın alınmasının zorunlu kılınması veya aracı teşebbüs durumundaki
alıcıların talep ettiği bir malın ya da hizmetin diğer bir mal veya hizmetin de alıcı
tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da arz edilen bir mal veya hizmetin tekrar 190
arzına ilişkin şartların ileri sürülmesi” rekabeti bozucu anlaşma ve uyumlu eylemlere
örnek olarak gösterilmiştir. 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinde ise, bir veya birden
fazla teşebbüsün hâkim durumlarını kötüye kullanmalarının yasak olduğu belirtildikten
sonra, ikinci fıkranın (c) bendinde; “Bir mal veya hizmetle birlikte, diğer mal veya
hizmetin satın alınmasını veya aracı teşebbüsler durumundaki alıcıların talep ettiği bir
malın veya hizmetin, diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına
bağlanması...”; (d) bendinde ise, “Belirli bir piyasadaki hâkimiyetin yaratmış olduğu
finansal, teknolojik ve ticarî avantajlardan yararlanarak başka bir mal veya hizmet
piyasasındaki rekabet koşullarını bozmayı amaçlayan eylemler” kötüye kullanma
örnekleri arasında sayılmıştır. 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 6. maddelerinde yer alan bu 200
ifadelerden, bağlama uygulamalarının Kanun’un hem 4. maddesi kapsamında hem de
6. maddesi kapsamında değerlendirilebileceği anlaşılmaktadır.
J.1. Türkiye’de Faaliyet Gösteren Bankaların Bireysel ve Ticari Kredi
Hizmetlerinin Sunumunda Bağlama Yaptığı İddiasına Yönelik Genel
Değerlendirme
J.1.1. 4054 Sayılı Kanun’un 6. Maddesi Kapsamında Değerlendirme
Bağlama uygulamalarının rekabet hukukunda yasaklanmasının ardında yatan temel
kaygı, bu uygulamaların tüketici refahını azaltması ihtimalidir. Bu konuya ilişkin iktisadi
çalışmalar, ticari hayatta yaygın olarak kullanılan bu uygulamaların pek çok rekabetçi
etkisinin bulunduğunu; dolayısıyla genellikle rekabetçi uygulamalar olduğunu; bununla 210
birlikte bazı koşulların varlığı halinde bağlama uygulamalarının tüketici refahını
azaltabildiğini ortaya koymaktadır.
Bağlama uygulamalarının tüketici refahını azaltması iki yolla gerçekleşmektedir.
Bunlardan ilki, bağlayan ürün pazarında tekel konumunda bulunan (en azından ciddi
bir pazar gücüne sahip olan) teşebbüsün, bağlama uygulaması yoluyla bu pazardaki
tekel konumunu korumasıdır. İkincisi ise yine bağlayan ürün pazarında tekel
konumunda olan teşebbüsün bağlama yoluyla bağlanan ürün pazarındaki rakiplerini
dışlaması ve böylece bir pazardaki gücünü diğer bir pazara aktarmasıdır. Görüldüğü
üzere, bağlama uygulamalarında tüketici zararının ortaya çıkmasının ön koşulu,
bağlama uygulamasını gerçekleştiren teşebbüsün bağlayan ürün pazarında önemli 220
ölçüde pazar gücüne sahip olması, diğer bir ifadeyle hâkim durumda olmasıdır. Ancak
bu koşul, ihlal tespiti için “gerekli” olmakla birlikte “yeterli” değildir. Zira hâkim
09-34/786-191
7
durumdaki bir teşebbüsün gerçekleştirdiği bir bağlama uygulamasının “tüketici
refahını” azaltması için, uygulama sonucunda fiili veya potansiyel rakiplerin pazardan
dışlanması gerekmektedir. Bunun gerçekleşmesi için ise her şeyden önce, hâkim
durumdaki teşebbüs tarafından bağlama uygulamasının pazarda yaygın bir şekilde ve
yeterince uzun bir süre uygulanması gerekmektedir. Ayrıca, bağlama uygulaması
sonucunda rakiplerin dışlanması ve pazarın kapatılması için rakipler açısından
bağlama uygulamasına maruz kalan müşteriler dışında pazara etkin bir girişin
mümkün olmaması gerekmektedir. 230
Türkiye’de faaliyet gösteren bankaların ticari ve bireysel kredi hizmet sunumundaki
uygulamalarına ilişkin iddialar bu çerçevede değerlendirilirken, öncelikle bankaların
bireysel ve ticari kredi hizmeti sunumunda müşterilerine sigorta hizmetini de
kendilerinden alma yönünde bir baskı uygulayıp uygulamadıklarının araştırılması
gerekmektedir. Bu konuya ilişkin olarak bankalar, bilgi isteme yazılarına verdikleri
cevaplarda, kredi müşterilerine yönelik olarak sigorta poliçelerini de kendilerinden
almaları yönünde bir baskı ve yönlendirmede bulunmadıklarını; aksine müşterilerini
sigorta poliçelerini alacakları şirketi seçme haklarının bulunduğu konusunda
aydınlattıklarını belirtmişlerdir. Sigorta acenteliği alanında faaliyet gösteren başlıca
bankaların sattığı poliçelerin ne kadarının krediye bağlı olarak satıldığına ilişkin 240
önaraştırma sürecinde talep edilen bilgilere verilen cevaplara göre ise, hayat dışı
sigorta dallarında İş Bankası’nın sattığı poliçelerin %(…)’inin, Garanti Bankası’nın
sattığı poliçelerinin %(…)’sinin, Akbank’ın sattığı poliçelerin %(…)’inin, Yapı kredi
Bankası’nın sattığı poliçelerinin ise %(…)’inin krediye bağlı olarak satıldığı bilgisi
edinilmiştir. Bankaların hayat sigortaları kapsamında sattığı poliçelerin ise yaklaşık
%(…)’ının krediye bağlı olarak satıldığı bilgisi edinilmiştir.
Bankaların bağlama uygulamasında bulunmadıkları yönündeki cevaplarına itibar
edilmeyerek uygulamaların bağlama uygulamaları olduğu kabul edilse dahi, bu
uygulamaların 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında “hâkim durumun kötüye
kullanılması” olarak nitelendirilmesinin mümkün olmayacağı kanaatine varılmıştır. Zira 250
yukarıda da belirtildiği üzere, bir bağlama uygulamasının 4054 sayılı Kanun’un 6.
maddesi kapsamında değerlendirilebilmesi için, bağlama uygulayan teşebbüsün
bağlayan ürün pazarında hâkim durumda bulunması gerekmektedir. Hâkim durum
analizinde dikkate alınan ilk husus ise, teşebbüsün pazar payıdır. Bankaların bireysel
ve tüketici kredileri pazarındaki 2008 yılı pazar payları incelendiğinde, İş Bankası’nın
%(…)’lik pazar payı dışında tüm bankaların pazar paylarının %(…)’in altında olduğu
görülmektedir. 2009 yılının ilk çeyrek verilerine göre ise, İş Bankası dâhil tüm
bankaların pazar payları %(…)’in altındadır. Ayrıca, herhangi bir bankadan kredi
alamayan bir tüketicinin, diğer bir bankaya geçmesinin önünde ciddi bir engel
bulunmamaktadır. Bankalar açısından bakıldığında da, daha cazip teklifi sunan bir 260
bankanın, herhangi bir müşteriyi kendine çekmesinin önünde bir engel yoktur. Bu
hususlar dikkate alındığında, Türkiye’de hiçbir bankanın bireysel ve ticari krediler
pazarında tek başına veya diğer bankalarla birlikte hâkim durumda olmadığı;
dolayısıyla bankalar tarafından müşterilerine sundukları kredilere sigorta ürünleri
bağlanmış olsa bile bu uygulamaların “hâkim durumun kötüye kullanılması” olarak
kabul edilemeyeceği anlaşılmıştır.
Diğer taraftan, sigorta hizmetlerinin sunumunda banka kanalının büyüklüğüne
bakıldığında da, bankaların bağlama uygulamaları yoluyla sigorta hizmetlerinin
sunumundaki diğer rakiplerini dışlamasının mümkün olmadığı görülmektedir. Şöyle ki,
09-34/786-191
8
270
2008 yılı rakamlarına göre ülkemizde sigortacılık sektöründe üretilen toplam primlerin
sadece %11,57’si bankalar aracılığıyla gerçekleştirilmiş, buna karşılık %73,28’i
acenteler aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Ayrıca Türkiye’deki en büyük dokuz sigorta
şirketinin kasko, trafik, yangın, DASK, mühendislik, hırsızlık, nakliyat gibi hayat dışı
sigorta branşlarındaki poliçe sayılarının değişik kanallara göre dağılımı incelendiğinde,
Eureko dışındaki sigorta şirketlerinin toplam poliçelerinin içinde Bankalar tarafından
gerçekleştirilmiş olanların oranının %(…)’u geçmediği görülmektedir. Sigorta branşları
özelinde ise, Başak Grupama’nın ve Yapı Kredi Sigorta’nın yangın ve DASK
sigortalarında bankaların sahip olduğu sırasıyla %(…)’lük ve %(…)’lik pay ile 280
Aksigorta’nın ve Güneş Sigorta’nın yangın sigortaları içinde bankaların sahip olduğu
sırasıyla %(…) ve %(…)’lük pay dışında, sigorta şirketlerinin toplam poliçeleri içinde
bankalar tarafından satılanların payının genellikle %30’un altında olduğu
görülmektedir. Eureko’nun toplam poliçelerinin içerisinde bankalar tarafından
satılanların oranının %(…) gibi oldukça yüksek bir düzeyde olmasının sebebinin ise,
söz konusu şirketin bir şirket politikası gereği ağırlıklı olarak bankalarla çalışma
yönündeki uygulamasından kaynaklandığı neticesine ulaşılmıştır. Bu çerçevede,
bankalar tarafından satılan kredilerde, sigorta hizmetlerinin bağlanması söz konusu
olsa bile, bankalar ile kredi ilişkisi içerisinde olmayan çok sayıda sigorta müşterisinin
bulunduğu görülmektedir. Dolayısıyla bankalar tarafından gerçekleştirilen şikâyete 290
konu bağlama uygulamalarının sigorta acentelerini ilgili pazardan dışlaması mümkün
değildir.
J.1.2. 4054 Sayılı Kanun’un 4. Maddesi Kapsamında Değerlendirme
Bankaların şikâyete konu uygulamalarının 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlali
olarak değerlendirilebilmesi için ya sigorta acenteliği yapan bankalar arasında
bağlama yapma konusunda bir yatay anlaşmanın ya da bankalar ile kredi müşterileri
arasındaki dikey ilişkide bağlama uygulamasının koşullarına yönelik bir mutabakatın
bulunması gerekmektedir.
Öncelikle ilk ihtimal değerlendirilecek olursa, sigorta poliçesini krediye bağlama 300
uygulamasının hem sigorta acenteliği hem de bankacılık yapan 33 mevduat bankası
tarafından benimsenmesi mümkün gözükmemektedir. Hem bankalar arasındaki kredi
pazarında süren rekabet hem de çapraz acentelik ilişkileri bu ihtimalin gerçekleşmesini
güçleştirmektedir. Ayrıca yukarıda yer alan Tablo-1’den de anlaşılacağı üzere her
bankanın krediye bağlı olarak sattığı poliçelerin oranının farklı olması, bu konuda
bankalar arasında tek düze bir uygulamanın bulunmadığını göstermektedir. Esasen,
bireysel ve ticari kredilere sigorta hizmetlerinin bağlanmasına yönelik olarak bankalar
arasında yatay bir anlaşmanın bulunduğuna ilişkin herhangi bir tespit
bulunmamaktadır.
Bağlama uygulamalarının 4. madde kapsamında bir ihlal olarak değerlendirilebileceği 310
ikinci ihtimal ise, bireysel veya ticari kredilerin sunumunda dikey bir ilişki içerisinde
bulunan bankalar ile kredi müşterileri arasında, sigorta hizmetlerinin kredi hizmetlerine
bağlanmasına yönelik bir anlaşmanın bulunmasıdır. Diğer bir ifadeyle bağlama
uygulamasına ilişkin olarak sağlayıcı konumundaki bankalar ile alıcı konumundaki
müşteriler arasında dikey bir anlaşmanın bulunması ihtimalidir. Ancak bankalar ile
kredi müşterileri arasındaki ilişkide bu tür bir durum, ancak istisnai koşullarda ortaya
09-34/786-191
9
çıkabilir. Zira bankalar ile kredi müşterileri arasındaki tüm kredi ilişkilerinde, her iki
tarafın da “teşebbüs” niteliğini haiz olması mümkün değildir. Bankaların özellikle
bireysel kredilerdeki müşterilerin büyük çoğunluğu bağımsız ticari bir faaliyette
bulunmayan gerçek kişilerdir. Dolayısıyla bu kişilere kullandırılan kredilerde sigorta 320
ürünleri krediye bağlanmış olsa bile, teşebbüsler arasında bir anlaşmadan
bahsedilemeyeceği için, bu uygulamaların 4. madde kapsamında değerlendirilmesi
mümkün değildir. Diğer taraftan, kredi ilişkisinin ve dolayısıyla bağlama uygulamasının
tarafları teşebbüs niteliğini haiz olsa ve hatta taraflar arasında bağlama uygulamasına
ilişkin şeklen bir sözleşme yapılmış olsa dahi, bankalar ile nihai müşteri konumundaki
müşteriler arasında alıcının seçim özgürlüğünü kısıtlayan bu tür bir kısıtlamanın
tarafların karşılıklı irade uyuşmasının bir sonucunda ortaya çıktığını ileri sürmek kolay
değildir. Esasında dikey anlaşmalarda tarafların karşılıklı mutabakatı ile alıcıya veya
satıcıya birtakım kısıtlamaların getirilmesi, uygulamada yaygın olarak karşılaşılan bir
durumdur. Ancak bu tür kısıtlamaların getirildiği anlaşmalarda çoğunlukla kısıtlama 330
getirilen tarafların bu kaybı kendilerine sağlanan bazı imkânlar veya ayrıcalıklarla telafi
edilmekte ve böylece tarafların rızası sağlanmaktadır. Ancak inceleme konusu olayda,
bağlama uygulamasına razı olma karşılığında kredinin alınabilmesinin bu çerçevede
menfaatler dengesinin sağlanmasına yönelik bir uygulama olarak kabul edilmesi
mümkün değildir. Dolayısıyla, kredi alma karşılığında alıcı taraf bağlama hükümlerini
kabul etmiş olsa bile bu alıcının rızasının bulunduğu şeklinde yorumlanamaz.
Buna göre, kredi hizmetlerinin sunumuna ilişkin bağlama uygulamalarının
değerlendirilmesi bakımından, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine kıyasla 6. madde
daha elverişli bir araçtır. Kaldı ki bankalar ile kredi müşterilerinin karşılıklı irade
uyuşması sonucunda bağlama uygulamaları gerçekleştirilmiş olsa dahi, bağlama 340
uygulamalarının değerlendirilmesi açısından 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde
aranan kriterler ile 6. maddesi kapsamında aranan kriterler arasında belirgin bir
farklılık bulunmamaktadır. Dolayısıyla, 6. madde kapsamındaki değerlendirmeler 4.
madde için de geçerli olup, kredi hizmetlerinin sunumunda bankalar ile müşteriler
arasındaki dikey anlaşmalar çerçevesinde ortaya çıkan bağlama uygulamalarının, fiili
veya potansiyel rakiplerin dışlanmasına yol açması mümkün değildir.
Bankalar ile müşteriler arasındaki dikey anlaşmalar çerçevesinde ortaya çıkan
bağlama uygulamalarının 4. madde kapsamında yasaklanabileceği istisnai bir durum
ise, “paralel ağlar” durumudur. Buna göre, pazarda benzer dikey kısıtlamalar rakip
teşebbüsler tarafından yaygın olarak kullanılmaktaysa, her bir teşebbüs hâkim 350
durumda bulunmasa bile, bu uygulamaların pazar düzeyindeki kümülatif etkisi,
pazarın potansiyel rakiplere kapanması sonucunu doğurabilecektir. İnceleme konusu
dosya bakımından bu husus değerlendirildiğinde, 2008 yılında Türkiye’de hayat dışı
sigorta branşlarında satılan toplam poliçeler içinde bankaların payının sadece % 11,57
düzeyinde olduğu görülmektedir. Buna göre, bankaların sattığı poliçelerin tamamı
krediye bağlanarak satılmış olsa bile toplamda sigortacılık pazarının sadece %11,57’si
kapatılmış olacaktır. Bu rakamların ışığında, Türkiye’de faaliyet gösteren bankaların
bireysel ve ticari kredi hizmetlerinin sunumunda bağlama uygulaması içerisinde
bulunmasının kümülatif etkisinin, pazarın potansiyel rakiplere kapatılması sonucunu
doğurmayacağı; dolayısıyla Türkiye’de faaliyet gösteren bankaların dosya konusu 360
uygulamalarına ilişkin olarak 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında herhangi
bir işlem yapılmasına gerek bulunmadığı neticesine varılmıştır.
09-34/786-191
10
J.2. Bursa ve İzmir İllerinden Gelen Şikâyetlere İlişkin Değerlendirme
Önaraştırma Bursa Mudanya’dan ve İzmir’den gelen şikâyetler üzerine açılmıştır.
Başak Groupama Bursa ili Mudanya ilçesi yetkili acentesi Eşref EVCİL tarafından
yapılan başvuruda, Mudanya ilçesinde bulunan Ziraat Bankası şubesinin kredi verdiği 370
müşterilerine kasko sigorta poliçelerinin de banka aracılığı ile yaptırılması konusunda
dayatmada bulunduğu iddia edilmiştir. AXA acentesi Türev Sigorta adına Mehmet
URLU tarafından gönderilen başvuruda ise şikâyetçi, 15 yılı aşkın süredir hizmet
verdiği Özfiliz Elektronik İnş. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin Vakıfbank Basmane
Şubesi’nden kredi almak istemesi üzerine, bankanın kredi vermeyi sigorta poliçesi de
alma şartına bağladığını ve bu nedenle müşterisini kaybettiğini iddia etmiştir. Bu
şikâyetlerin rekabet hukuku alanında yasaklanan türden bir bağlamadan kaynaklanıp
kaynaklanmadığının anlaşılabilmesi için Ziraat Bankası’na ve Başak Groupama’ya
Bursa’da satılan toplam poliçe adedi, bunun içinde Ziraat Bankası’nın payı ve Ziraat
Bankası’nın sattığı poliçelerden kaçının krediye bağlı olduğu sorulmuştur. 380
Anılan teşebbüslerden gelen bilgilere göre, Başak Grupama’nın, Bursa’da 2008
yılında banka kanalıyla satılan toplam poliçe adedi (……..); banka dışındaki kanallarla
satılan toplam poliçe adedi (……..)’dir. Diğer bir deyişle, poliçelerden %(…)’i banka
acentesi olan Ziraat Bankası tarafından satılmıştır. Ziraat Bankası’nın gönderdiği
bilgilerden sadece DASK poliçeleri karşılaştırma yapmaya uygundur. Buna göre,
anılan banka tarafından krediye bağlı olarak düzenlenen (……..) DASK poliçesi
bulunmaktayken, kredi ile ilişkisi olmaksızın satılan toplam DASK poliçe adedi
(……..)’dir. Bu da %(…)’lük bir orana tekabül etmektedir. Bu oranlardan yola çıkılarak
Bursa’da yüksek oranlı bir bağlama olmadığı söylenebilecektir. Ayrıca konut kredisi
alan müşterilerin DASK poliçesini zorunlu olarak yaptırmaları nedeniyle banka için bu 390
ürünleri bağlamak daha kolay olmaktadır. Aynı şekilde Ziraat Bankası’nın tarım
sigortalarında daha yoğun bağlama uyguladığı, bunun sebebinin ise çiftçiler için
avantajlı krediler veren bir banka olduğu söylenebilecektir.
Diğer yandan Vakıfbank bakımından benzer bir oranlama yapılamayacaktır. Zira
şikâyet AXA acentesinden gelmesine karşılık Vakıfbank Güneş Sigorta’nın acenteliğini
yapmaktadır. Bu nedenle İzmir bakımından Türkiye genelindeki verilere göre
değerlendirme yapıldığında, bankaların diğer prim üretim kanalları arasında sadece %
(…)’lik bir paya sahip olduğu görülmektedir.
Sonuç olarak İzmir ve Bursa illeri bakımından şikâyet edilen bankaların kredi
ürünlerine sigorta poliçelerini bağladıklarını gösteren bir bulguya rastlanamadığı 400
söylenebilecektir.
Son olarak bu iller bakımından bağlama yapıldığı varsayılsa bile şikâyet edilen
bankaların pazar payları, bağlamanın ihlal olarak kabul edilmesine engel olacaktır.
Zira Ziraat Bankası Bursa’daki bireysel krediler pazar payını 2008 yılı için % (…),
2009’un ilk çeyreği için % (…) olarak; ticari krediler pazar payını 2008 yılı için % (…),
2009’un ilk çeyreği için % (…) olarak bildirmiştir. Vakıfbank ise İzmir’deki bireysel
krediler pazar payını 2008 yılı için % (…), 2009’un ilk çeyreği için % (…); ticari krediler
pazar payını 2008 yılı için % (…), 2009’un ilk çeyreği için % (…)olarak bildirmiştir.
Esasen, pazar gücünün yokluğunda bağlamanın 4. veya 6. madde anlamında ihlal
olarak kabul edilmesi imkânı bulunmamaktadır. Çünkü müşterilerin alternatif temin 410
kaynakları vardır. Dolayısıyla şikâyetlerin geldiği iller bakımından yapılan
09-34/786-191
11
değerlendirme de Türkiye genelindeki değerlendirmeye paralel olarak şikâyet konusu
iddiaların rekabet ihlali olmadığı yönündedir.
K. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve dosya kapsamına göre; başvuru konusu iddialara ilişkin olarak
4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına gerek
bulunmadığına, şikâyetlerin reddine OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy