Rekabet Kurumu Başkanlığından,
(Danıştay’ın İptal Kararları Üzerine Verilen)
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2006-2-144 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 09-42/1087- 272
Karar Tarihi : 16.09.2009
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER 10
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI (Başkan V.)
Üyeler :Mehmet Akif ERSİN, Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail
Hakkı KARAKELLE, Doç. Dr. Cevdet İlhan
GÜNAY,Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER : Hüseyin ORMAN, Esma GÜNDOĞDU
C. ŞİKAYET EDENLER
- Aks Televizyon Reklamcılık ve Filmcilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.
(Show TV) 20
Eski Büyükdere Cad., 100. Yıl Sanayi Sitesi Girişi, No:77,
Maslak- İstanbul
- Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.
Meşrutiyet Cad. No:153, Turkcell Plaza, Tepebaşı-İstanbul
D. KARŞI TARAF
- Türkiye Futbol Federasyonu
İstinye Mahallesi Darüşşafaka Caddesi No: 45 Kat: 2-3
İstinye-İstanbul
- Teleon Reklamcılık ve Filmcilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. 30
Dr. Eminpaşa Sok. No:20-2, Cağaloğlu-İstanbul
E. DOSYA KONUSU: Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ve Teleon
Reklamcılık ve Filmcilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Teleon) arasında
28.05.2009 tarihinde imzalanan sözleşme ve bu sözleşme ile tesis edilen
havuz sisteminin 4054 sayılı Kanun kapsamında ihlal oluşturduğu; bu
sözleşme ile 1. futbol ligi kulüpleri maç yayın hakları piyasasında hakim
duruma gelen Teleon’un bu konumunu 1.futbol ligi maçları görüntüleri
ve GSM hatları operatörlüğü piyasalarında kötüye kullandığı iddialarına
ilişkin yürütülen soruşturma sonucunda alınan 26.9.2005 tarih ve 05-40
61/900-243 sayılı Kurul kararının Danıştay 13. Dairesi’nin 13.2.2009 tarih
ve 2006/654 E., 2009/1767 K. sayılı kararı ile kısmen iptali üzerine, dosya
konusunun yeniden değerlendirilmesi.
F. İDDİALARIN ÖZETİ
Şikayet dilekçelerinde özetle;
- Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) ve Teleon Reklamcılık ve Filmcilik
Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Teleon) arasında 28.5.1999 tarihinde imzalanan
sözleşme ve bu sözleşme ile tesis edilen havuz sisteminin 4054 sayılı 50
Kanun kapsamında ihlal oluşturduğu,
09-42/1087-272
2
- Bu sözleşme ile 1. futbol ligi kulüpleri maç yayın hakları piyasasında hakim
duruma gelen Teleon’un bu konumunu 1. futbol ligi maçları görüntüleri ve
GSM hatları operatörlüğü piyasalarında kötüye kullandığı
iddia edilmektedir.
G. DOSYA EVRELERİ
60
Aks Televizyon Reklamcılık ve Filmcilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin (Aks A.Ş.)
özetle Türkiye 1. Profeyonel Futbol Ligi karşılaşmalarının haber amaçlı
görüntülerinin temini ve Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin özetle dekoder
satışlarında Telsim Mobil Telekomünikasyon Hizmetleri A.Ş. abonelerine farklı
koşullar uygulanması hakkında, Teleon’un hakim durumunu kötüye kullandığı
iddiası ile ayrı ayrı yapmış oldukları şikayete ilişkin dilekçeleri Rekabet
Kurumu kayıtlarına sırasıyla 31.8.1999 tarih, 2809 sayı ve 31.8.1999 tarih,
2836 sayı ile intikal etmiştir.
Bu başvurular üzerine hazırlanan 8.9.1999 tarih ve D2/1/M.Ç.-99/4 sayılı İlk 70
İnceleme Raporu, Rekabet Kurulu’nun 14.9.1999 tarih ve 99-42 sayılı
toplantısında görüşülmüş ve TFF ile Teleon hakkında soruşturma açılması,
99-42/447-281 sayı ile karar altına alınmıştır.
Soruşturma açılmasına dair karar, Kanun’un 43/2. maddesi uyarınca,
1.10.1999 tarihinde, haklarında soruşturma açılan TFF ve Teleon’a tebliğ
edilmiş, taraflardan 30 gün içinde ilk yazılı savunmalarını göndermeleri
istenmiştir.
Taraflardan Teleon, savunmasını tebliğ tarihinden 60 gün sonra, 2.12.1999 80
tarihinde göndermiştir.
Hakkında soruşturma açılan diğer taraf olan TFF ise, 27.10.1999 tarihinde
Kurum kayıtlarına intikal eden yazı ile, kendilerine yapılan bildirimde yer alan
bilgi ve açıklamaların yetersiz olması nedeniyle Kanun’un 44/2. maddesi
gereğince “kendileri ile ilgili dosyaya intikal eden tüm bilgi ve belgeler”
taraflarına tebliğ edilinceye kadar ilk yazılı savunma haklarını saklı tuttuklarını
ve konu hakkında sadece kısa açıklamalarını bildirdiklerini beyan etmiştir.
21.9.1999 tarihli Kurul toplantısında Aks A.Ş.’nin Teleon tarafından haber 90
amaçlı görüntülerin teminat mektubu şartı öne sürülmeden verilmesi
konusundaki tedbir talebi değerlendirilmiş ve “Türkiye 1’inci futbol ligi
maçlarından görüntü yayınlama pazarında meydana gelebilecek rekabet
ihlallerini ve bunların yol açabileceği telafi edilemeyecek nitelikte zararları
önlemek amacıyla, Teleon’un TFF Yayın Talimatı’nın “HABER VERME
GÖREVİ VE YAYIN” başlıklı 13. maddesinin 4’üncü fıkrası ile “Yayın Hakları
Devir Sözleşmesi'’nin 7.ç. maddesinin ikinci paragrafında söz konusu edilen
haber amaçlı görüntüleri herhangi bir yayın kuruluşunun, oynanan herhangi
bir maçla ilgili talebi üzerine, anılan sözleşmede belirlenen sınır içinde peşin
olarak ödenecek bir ücret karşılığında ve herhangi bir teminat isteminde 100
bulunmaksızın, ait olduğu maçın, varsa, golleri ve diğer önemli pozisyonlarını
içerir biçimde hazırlanacak yayına uygun kalitede 1-3 dakikalık, aynı içerikte
09-42/1087-272
3
görüntüler halinde, maç bitiminden sonra en geç 45 dakika içinde, talep sahibi
bütün yayın kuruluşlarının temsilcilerine aynı zamanda teslim edilmek
koşuluyla vermesi ve görüntülerin alıcı yayın kuruluşunca hiçbir değişiklik
yapılmadan yayınlanması şeklinde uygulama yapılmasını teminen” 99-43/450-
283(a) sayılı tedbir kararı alınmıştır.
Söz konusu tedbir kararının yürütülmesinin durdurulması istemiyle Teleon
tarafından 99/4514 sayılı dosya ile Danıştay’da dava açılmış, Danıştay 10. 110
Dairesi 24.2.2000 tarih ve 1999/4514 E. sayılı kararı ile yürütmenin
durdurulması talebini reddetmiştir.
Bu karara Teleon tarafından Danıştay İdari Davalar Genel Kurulu nezdinde
itiraz edilmiş, Genel Kurul 26.5.2000 tarih ve 2000/258 sayı ile itirazı
reddetmiştir.
Teleon tarafından gönderilen ve Kurum kayıtlarına 9.8.2000 tarih ve 3437 sayı
ile intikal eden yazıda tedbir kararına uyulacağı ve bu nedenle süreli para
cezasının durdurulması talep edilmiştir. Bunun üzerine ulusal yayın yapan 120
kanallara gönderilen bilgi isteme yazıları sonucunda Teleon’un 21.9.1999 tarih
ve 99-43/450–283(a) sayılı geçici tedbir kararına uymadığı belirlenmiştir.
Kurul’un 8.3.2000 tarih ve 00-10/106-52 sayılı kararı ile Kanun’un 43. maddesi
hükmü uyarınca soruşturma süresi altı (6) ay uzatılmıştır.
Soruşturma Heyeti’nce tamamlanan 12.9.2000 tarih ve SR/00-10 sayılı
Soruşturma Raporu, Kanun’un 45/1. maddesi uyarınca Başkanlıkça tüm Kurul
Üyeleri ile ilgili taraflara 14.9.2000 tarihinde gönderilmiş ve aynı maddenin
ikinci fıkrası gereğince taraflardan 30 gün içinde yazılı savunmalarını 130
göndermeleri istenilmiştir.
Teleon’un ikinci yazılı savunması 16.10.2000 tarih ve 7215 sayı ile Kurum
kayıtlarına girmiştir.
Soruşturma Heyeti’nin hazırladığı “Ek Yazılı Görüş”, Kanun’un 45/2. maddesi
uyarınca, 1.11.2000 tarihinde tüm Kurul Üyeleri ile Teleon ve TFF’ye
gönderilmiştir.
Tarafların ek yazılı görüşe karşı cevapları yasal süreleri içinde Rekabet 140
Kurumu’na ulaşmıştır. Kurul, 12.12.2000 tarih ve 00-49/528-290 sayı ile,
yürütülen soruşturma ile ilgili olarak 24.1.2001 tarihinde sözlü savunma
toplantısı yapılmasına karar vermiş ve sözlü savunma toplantısı davetiyeleri,
Kanun’un 46/2. maddesi uyarınca ilgililere gönderilmiştir.
24.1.2001 tarihinde sözlü savunma toplantısı yapılmıştır.
6.2.2001 tarihinde Kurul soruşturmaya ilişkin nihai kararını vermiştir. Geçici
Tedbir kararının iptali istemiyle Teleon tarafından açılan davada Danıştay 10.
Dairesi 22.11.2001 tarih ve 1999/4514 E. ve 2001/4033 K. sayılı kararı ile iptal 150
talebini reddetmiştir.
09-42/1087-272
4
Bu karara karşı da Teleon tarafından Danıştay İdari Davalar Genel Kurulu
nezdinde itiraz edilmiş, Genel Kurul 25.11.2004 tarih ve 2002/242 E. ve
2004/1882 K. sayılı kararı ile itirazı reddetmiştir.
Teleon tarafından Rekabet Kurulu’nun 6.2.2001 tarih ve 01-07/62-19 sayılı
kararının iptali ve yürütmenin durdurulması talebiyle dava açılmış, Danıştay
10. Daire’nin 2003/2857 E. sayılı kararı ile yürütmeyi durdurma talebi
reddedilmiştir. 160
Kurul’un 6.2.2001 tarih ve 01-07/62-19 sayılı kararı “Soruşturmayı yürüten
Kurul üyesinin nihai karar toplantısına katılarak oy kullanmasının hukuka
aykırı olduğu” gerekçesiyle Danıştay 13. Dairesi’nin 1.7.2005 tarih ve
2005/934 E., 2005/3395 K. sayılı kararı ile iptal edilmiştir.
Bu karar üzerine Kurul, 26.9.2005 tarihinde 05-61/900-243 sayılı karar ile
dosyaya ilişkin nihai kararını vermiştir. Ancak bu kararın da sonuç kısmının 2-
(b) maddesinde “Söz konusu ihlal nedeniyle, 4054 sayılı Kanun’un 16.
maddesinin ikinci fıkrası gereğince Teleon’un 1999 mali yılı içinde oluşan yıllık 170
gayrisafi gelirinin takdiren %3’ü oranında olmak üzere 1.334.678.811.000 TL
olarak takdir edilen idari para cezası ile cezalandırılmasına” ilişkin kısmı,
“Teleon Reklamcılık ve Filmcilik A.Ş. hakkında 14.09.1999 tarihinde
soruşturma açıldığından, Kurul’ca davacı şirketin, eylem tarihinden bir önceki
mali yıl olan 1998 yılı sonunda oluşan yıllık gayrisafi geliri üzerinden
cezalandırılması gerektiği” gerekçesiyle Danıştay 13. Dairesi’nin 13.02.2009
tarih ve 2006/654 E., 2009/1767 K. sayılı kararı ile kısmen iptal edilmiştir.
Anılan iptal kararından sonra, Kurul ilk inceleme ve soruşturmaya ait tüm
savunma, ek savunma, sözlü savunma tutanakları, raporlar, Danıştay’ın iptal
kararları, tüm dosya münderecatında yer alan bütün bilgi ve belgeleri 180
inceleyerek 16.9.2009 tarihinde dosyaya ilişkin nihai kararını vermiştir.
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ:
1- Teleon’un görüntü satışı için yüksek meblağlarda teminat talep etmek gibi
ağır ve kabul edilemeyeceği önceden bilinebilen bir satış koşulu ileri
sürmesinin ve böylelikle kendisiyle ekonomik birlik içinde bulunduğu bilinen
Star TV dışındaki kanalları maçlardan haber verirken görüntü yayınlayamaz
durumda bırakmasının, Türkiye 1. Profesyonel Futbol Ligi karşılaşmalarının
yayın haklarını tekel olarak devralmakla Türkiye 1. Profesyonel Futbol Ligi 190
karşılaşmalarının banda kaydedilmiş görüntüleri piyasasında elde etttiği hakim
durumun Teleon’ca televizyon yayınları piyasasında kötüye kullanılması
olduğu,
2- Dolayısıyla, yayıncı kuruluş Teleon’un, 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi
anlamında hakim durumun kötüye kullanılmasına tam uygunluk gösteren bu
uygulamadan ötürü Kanun’un 16. maddesi uyarınca idari para cezası ile
cezalandırılması gerektiği
ifade edilmiştir. 200
09-42/1087-272
5
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. İlgili Pazar
TFF ile Teleon arasında 28.5.1999 tarihinde akdedilen Yayın Sözleşmesi’nin
(Sözleşme) “Konu” başlıklı 2. maddesinde sözleşmenin konusu “1999-2000 ve 210
2000-2001 sezonları Türkiye Profesyonel 1. Ligi maçlarının, yurtiçine her hafta
3 adedinin canlı yayın hakkı ile kalan maçların banttan ve/veya özet olarak
yayın hakkının verilmesi” olarak belirlenmiştir.
Sözleşme’ye konu olan Türkiye 1. Profesyonel Futbol Ligi maçlarına ilişkin
yayın haklarının başlı başına bir piyasa oluşturup oluşturamayacağının tespiti
için, bu hakların, diğer spor müsabakalarının yayın hakları ve Türkiye sınırları
içerisinde gerçekleşen diğer futbol müsabakaları ve organizasyonlarına ilişkin
yayın hakları ile ikame edilip edilemeyeceğinin değerlendirilmesi
gerekmektedir. 220
Spor müsabakaları yayın hakları diğer ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de
yayıncılar açısından izleyiciyi ekran başına çekmek bakımından büyük önem
arzetmektedir. Spor müsabakaları her ülkenin sosyo-ekonomik yapısına bağlı
olarak şekillenen izleyici tercihleri ve talepleri bakımından kendi aralarında
farklılık göstermektedir.
Spor olaylarının spor izleyicileri açısından incelenmesi sonucunda, futbol
müsabakaları yayınlarının, diğer spor müsabakalarından çok farklı bir izleyici
talebine konu oldukları görülmektedir. 230
Nitekim televizyon yayınlarına ilişkin izlenme oranlarının ölçümünde yetkili tek
kuruluş olan AGB Anadolu A.Ş. izlenme raporlarına bakıldığında, izleyiciler
açısından futbol müsabakaları yayınlarına olan ilgi ve bu yayınlar ile diğer
spor yayınlarına olan ilgi arası belirgin farklılık açıkça görülmektedir.
1998 yılı “Tüm Kişiler” en çok izlenen “İlk 100 Program” sıralamasında yer
alan spor programlarının tamamı futbol karşılaşmaları yayınlarından veya bu
karşılaşmalar ile ilgili yapılan programlardan oluşmaktadır.
240
Bunun yanı sıra 1998 yılı “İlk 20 Haber Programı” sıralamasında yer alan spor
haberlerinin tamamı (91. Dakika, Bizim Stadyum, Maraton vb.) futbola ilişkin
haber programlarından oluşmaktadır.
Ancak spor olayları arasında futbolun diğer spor dallarına ilişkin yayınlardan
ayrı ele alınmasını gerektiren en belirgin gösterge 1998 yılı “İlk 20 Spor
Programı” sıralamasıdır. Söz konusu sıralamaya bakıldığında, sıralamada yer
alan bütün spor programlarının futbol karşılaşmalarına ilişkin olduğu
görülmektedir.
250
Bu açıklamalar çerçevesinde incelemenin, diğer spor branşlarından ayrı ele
alınması gerektiği sonucuna ulaşılan futbol karşılaşmaları üzerine
yoğunlaştırılması gerekmektedir. Ülkemizde de gerçekleşen futbol
müsabakalarını,
09-42/1087-272
6
a) Hazırlık müsabakaları,
b) Dostluk müsabakaları,
c) Jubile müsabakaları,
d) Milli müsabakalar,
e) Türkiye Spor Yazarları Derneği Kupası (TSYD) dahilinde 260
yapılan müsabakalar,
f) Bir lig dahilinde oynanan müsabakalar
1- 1. lig müsabakaları,
2- 2. lig müsabakaları,
3- 3. lig müsabakaları,
4- Şampiyonlar ligi müsabakaları,
g) Eleme usulü oynanan müsabakalar
1- Türkiye Kupası müsabakaları
2- UEFA Kupası müsabakaları
270
şeklinde tasnif etmek mümkündür.
Sözleşmeye konu olan Türkiye 1. Profesyonel Futbol Ligi, 18 spor kulübünün
futbol takımlarının 17’şer haftalık iki ayrı devreden oluşan bir sezon boyunca
karşılıklı müsabakalar yaptıkları bir organizasyondur. Lig, eleme usulü ile
oynanan bir düzenleme değildir. Sezon başında yapılan fikstür çekilişleri ile
müsabakaların sırası ve takımların bu sıraya göre eşleşmeleri
belirlenmektedir. Bu kapsamda, takımlar birbirleri ile, sezon sonuna (34 hafta
boyunca) kadar her hafta cuma, cumartesi veya pazar günleri gerçekleştirilen
dokuz adet karşılaşmada mücadele etmektedirler. 280
Lig organizasyonunda, hangi takımın sezonu kaçıncı sırada bitireceği, ligdeki
herbir takımın ayrı ayrı diğer takımlarla yapacakları maçların sonuçlarına
bağlıdır. Bir takımın bütün müsabakalar gerçekleştikten sonra kaçıncı sırada
yer alacağı, kendisini yakından takip eden diğer takımların alacakları bir fazla
puandan ya da bir fazla gol sayısından bile etkilenmektedir.
Tüm maçlar halka açık şekilde, stadyumlarda seyirci önünde oynanmaktadır.
Toplanan seyirci hâsılatı belli giderler düşüldükten sonra ev sahibi takıma ait
olmakta ve kulüplerinin başlıca gelir kalemlerinden birisini oluşturmaktadır. 290
Spor kulüplerinin futbol müsabakalarının oynanmasından doğan en önemli
gelir kaynağı ise; müsabakaların televizyon, radyo gibi iletişim kanallarında
yayınlanması karşılığında elde edilen gelirlerdir.
1. lig maçlarının gerek iletişim kanallarından gerekse stadyumlarda fiilen
izlenmesi konusunda futbol izleyicilerinden kaynaklanan büyük bir talep
mevcuttur. Yayın kuruluşları için izleyicilerin tercihi kuşkusuz büyük önem
arzetmektedir. Bu sebepten dolayı yayın kuruluşları izleyicilerden gelen yoğun
talebi karşılamak için bu maçlara ilişkin görüntüleri izleyicilere aktarmaya
büyük önem vermektedirler. 300
1. lig müsabakalarına ilişkin yayın haklarının diğer müsabakalara ilişkin yayın
hakları ile ikame edilip edilemeyeceğinin belirlenmesi için, yayın haklarına
talip olan yayın kuruluşlarının başta izleyici tercihleri olmak üzere gözönüne
aldıkları noktaların kısaca incelenmesi gerekmektedir.
09-42/1087-272
7
a) İzleyici Tercihleri
Yukarıda detaylı olarak anlatıldığı üzere, Türkiye 1. Futbol Ligi 34 haftadan
oluşan bir mücadeleyi ifade etmektedir. 1. ligde yer alan bir futbol takımı 310
olağanüstü bir durum olmadıkça 34 haftanın hepsinde maç yapmaktadır. Bir
takımın ligdeki başarı grafiğinin düşük olması, bu takımın maç yapma hakkına
halel getirmemekte, aynı şekilde takımın başarı grafiğinin yüksekliği de takıma
fazladan maç yapma hakkı vermemektedir.
Diğer organizasyonlar veya sair maçlar izleyici gözünde, bir kereye mahsus
olma, devamlılık arzetmeme, arızi olma gibi organizasyonun kendine has
özelliklerinden dolayı; oynanan müsabakaların uzun soluklu bir mücadeleyi ve
buna bağlı olarak uzun süreli bir heyecanı ifade ettiği 1. ligden
ayrılmaktadırlar. 320
b) Yayın Haklarının Yayıncı İçin Taşıdığı Risk
Futbol maçlarına ilişkin yayın haklarını talep eden yayıncılar gözünde ligler,
diğer organizasyonlara göre daha az risk ifade etmektedir. Yayıncılar
açısından lig maçlarının yayın hakları 34 hafta sürecek bir yayını ifade
etmektedir. Buna göre, yayıncılar geleceğe yönelik yayın program
ayarlamalarını daha güvenli bir şekilde yapabilmektedir. Yayıncılar açısından
lig dışında seyirci çekme potansiyeli olan diğer müsabakalardan UEFA Kupası
maçları eleme usulü ile oynandığı için, yayın hakkı satın alınmak istenen 330
takımın bir üst tura çıkıp çıkmayacağı, daha doğrusu elenip elenmeyeceği
belli değildir. Dolayısıyla bu yayın hakları yayıncılar açısından risk ifade
etmektedir.
Seyirci çekme potansiyeli olan organizasyonlardan, Şampiyonlar Ligi ise her
ne kadar bir lig adı altında oynansa da normal lig müsabakalarından farklılık
göstermektedir. Bu organizasyonda takımların dörderli gruplar halinde
birbirleri ile maç yapmalarından sonra grupta birinci ve ikinci sırayı alanlar
ikinci aşamaya yükselmekte, üçüncü sıradaki takımlar UEFA kupasında
mücadele etme hakkı kazanırken son sırada yer alan takımlar elenmektedir. 340
İkinci aşama ise, yine dörtlü gruplar halinde oynanan müsabakalar sonunda
gruplarda birinci ve ikinci olanların son sekiz takım içerisinde mücadele etme
hakkı kazanmalarını içermektedir. Grupların birinci ve ikincilerinin çapraz
eleme usulü ile karşılaşması sonunda yarı final ve finale kalanlar
belirlenmekte ve sonuçta iki finalistin karşılaşması sonucunda şampiyon takım
ortaya çıkmaktadır.
UEFA ve Şampiyonlar Ligi’nde her sene Türkiye Ligi’nde yer alan takımların
da mücadele etmesine rağmen, öncelikle ilerleyen turlarda mücadele eden
Türk takımlarının sayısının azalması nedeniyle, Türk seyircilerinin yabancı 350
takımların birbirleriyle oynadığı diğer maçlara duyduğu ilgi azalmakta ve bu
nedenle Türkiye 1. lig müsabakalarının yayın hakları; yayın kuruluşları için,
diğer organizasyonların yayın haklarından farklılık göstermektedir.
09-42/1087-272
8
c) Reklamverenlerle İlişkiler
Reklamverenlerin reklamlarını yayınlatacakları televizyon kanallarını
seçmelerinde en belirleyici etken kanalların izlenme oranlarıdır. 360
Reklamveren doğal olarak reklamının en fazla izlenen kanalda yayınlanmasını
istemektedir. Bu sayede reklamlar en yüksek sayıda izleyiciye ulaşabilecektir.
Futbol müsabaka görüntülerinin ve özellikle 1. lig müsabakalarının
futbolseverleri devamlılık, sürükleyicilik, sonuçların belirsizliği gibi unsurlara
dayalı olarak ekran başına çekme hususunda önemli bir yeri olduğu
kuşkusuzdur. Bu nedenle yayın kuruluşları, izlenme oranlarını yükseltmek,
dolayısı ile reklam gelirlerini artırmak için; futbolseverlerin ilgisini ve
heyecanını daha uzun süre tahrik eden 1. lig maçlarının yayın haklarını satın
almayı özellikle istemektedirler. 370
Havuz sistemi uygulamalarının başlamasından buyana, münhasırlık çerçeve-
sinde ve birden fazla futbol sezonunu kapsayacak biçimde toplu olarak
pazarlanan 1. lig maçları yayın haklarının fiyatında sürekli ve büyük artışlar
meydana gelmiş1, ihalelerde kanallar büyük fiyat savaşlarına girerek bu
haklara talip olmuşlardır.
Fiyatların yükselmesiyle birlikte gerek diğer futbol müsabakalarının gerekse
başka spor branşlarının müsabakalarının yayın haklarına doğru bir talep
kayması olmamış ve hatta Türkiye 1. Profesyonel Futbol Ligi maçlarının yayın 380
haklarının toplu halde bir yayıncıya satılmasından sonra diğer kanallar başka
müsabakaları yayınlamaya yönelseler bile 1. lig maçlarına ait haber amaçlı
özet görüntüleri satın almak için de yüksek maliyetlere katlanmayı göze
almışlardır.
Yukarıdaki açıklamalar karşısında, nihai tüketici olan izleyiciler, yayıncılar ve
reklam şirketleri açısından diğer müsakalara ait yayın hakları ile ikame
edilemez nitelik taşıyan “Türkiye 1. Profesyonel Futbol Ligi karşılaşmalarının
yayın hakları”nın başlı başına bir piyasa oluşturduğuna hükmetmek
kaçınılmaz olmaktadır. 390
Söz konusu yayın haklarını satın alan yayıncı kuruluş stadlara girerek çekim
yapabilecek tek kuruluş olarak belirlenmiştir. Bu şekilde söz konusu hakları
satın alarak maçların canlı yayın hakkını elinde bulunduran kuruluş, aynı
zamanda bu maçlara ait banttan, özet veya haber amaçlı görüntüler için de
tek temin kaynağı haline gelmektedir. Ancak hak sahibi yayıncı kuruluşun
yayın haklarını münhasıran elinde bulundurması karşısında, diğer yayıncı
kuruluşların da 1. lig maçlarına ilişkin görüntülü haber yayını yapmaları
Sözleşme ile güvence altına alınmış, tekrar yayın, özet ve banttan görüntü
satışı kaydı ile bir çeşit “alt-lisanslama” sistemi getirilmiştir. Bir başka deyişle, 400
naklen yayınlanan ya da yayınlanmayan maçların kaydedilen görüntüleri,
yayın haklarını elinde bulunduran kuruluş tarafından maçlar ile ilgili yayın
yapmak isteyen yayın kuruluşlarına satılabilmektedir. Bu şekilde, reklam
gelirlerini garanti edebilmek için çeşitli yayın farklılaşmalarına gitmesi gereken
1 1996-1997,1997-1998, 1998-1999 futbol sezonlarına ilişkin olarak yayın haklarının bedeli, %10 TFF
payı da dahil olmak üzere 154.111.100 ABD Doları, 1999-2000 ve 2000-2001 sezonlarına ilişkin olarak
ise 274.378.500 ABD Doları olarak belirlenmiştir.
09-42/1087-272
9
kanallar, belirli yayın gün ve saatlerinde bu görüntülerin yer aldığı programlar
hazırlayarak, izlenme oranlarını artırmaya çalışmakta, bu programlar bazında
birbirleriyle rekabet etmektedirler. Teleon ve TFF arasında akdedilen
sözleşme ile maçların haber amaçlı özetlerine getirilen azami fiyatın
yüksekliğine karşın bu görüntülerin talep bulması, maç görüntülerine
seyircilerin ve dolayısı ile yayıncı kanalların verdikleri önemin bir göstergesidir. 410
Bu durum başka piyasaların varlığına da işaret etmektedir.
Maç yayın haklarının satışından doğrudan etkilenen ve rekabet hukuku
açısından ayrı bir ürün olduğu sonucuna varılan ürün, “Türkiye 1. Profesyonel
Futbol Ligi Karşılaşmalarının Banda Kaydedilmiş Görüntüleri”; bu ürünün alım
satıma konu olduğu piyasa ise, “Türkiye 1. Profesyonel Futbol Ligi
Karşılaşmalarının Banda Kaydedilmiş Görüntüleri Piyasası” olarak tespit
edilmiştir.
Maçın oynadığı gün veya bir gün sonra yayınlanan, maça ilişkin görüntülerin 420
yer aldığı, önemli pozisyonların değerlendirildiği, ligin ilerleyen günlerine dair
tahminlerin yapıldığı, önemli spor otoritelerinin, futbolcuların ve yorumcuların
katıldığı spor programları yayıncılar açısından büyük önem taşımakta,
kanallar bu programları görüntülü yapabilmek için önemli maliyetlerin altına
girmeyi göze almaktadır. Dolayısıyla, bir diğer ilgili ürün pazarı da, “açık
(bedelsiz) televizyon yayınları piyasası” olarak belirlenmiştir.
I.2. Tespit ve Deliller
I.2.1 Görüntü Satışları
430
Teleon'un haber amaçlı görüntülerin diğer televizyon kuruluşlarınca satın
alınmasına ilişkin düzenlediği taslak sözleşme incelendiğinde, başlangıçta
görüntülerin her hafta ayrı ayrı değil, iki futbol sezonunu kapsayacak şekilde
paket olarak satın alınması zorunluluğu, 35.000.000 ABD Doları tutarında
banka teminat mektubu gibi şartların bulunduğu görülmektedir. Teleon satışa
ilişkin şartları daha sonra değişik bir taslak sözleşme metni olarak hazırlamış,
bu taslakta teminat mektubu miktarı 10.000.000 ABD Doları olarak yer
almıştır. Haber amaçlı görüntü alacak kuruluşların imzalaması öngörülen
taslak sözleşmede daha sonra bir takım değişiklikler daha yapılmıştır. Son
durumda istenen teminat mektubu miktarı 2.000.000 ABD Doları olarak 440
belirlenmiştir.
Teleon’un bu eylemleri sonucunda bazı yayın kuruluşlarının 1999-2000
sezonuna kadar yayınladıkları bazı spor programlarını görüntüsüz
yayınlanmaları sonucunda izlenme payları genellikle düşmüştür. Bu yayıncılar
bazı programları ise yayından çıkarmak zorunda kalmışlardır.
I.3. Savunmalar
Teleon'un yazılı ve sözlü savunmalarında yer verdiği temel noktalar da 450
aşağıda yer almaktadır:
09-42/1087-272
10
I.3.1. Pazar Tanımı Konusunda
- Televizyon seyircisi bakımından 1. lig maçları ile aynı nitelikte, fiyatta veya
kullanım amacı aynı olan başka görüntüler varsa bunların hepsinin aynı
pazarda kabul edilmesi gerektiği, 460
- Bu açıdan futbol maçları yayınlarının, diğer programlardan (diziler, filmler
vb.) bir farkı olmadığı,
- Rekabetin esas ölçüsünün “rating”ler olduğu,
- Bazı televizyon programlarının futbol maçlarından fazla “rating” alabildiği,
- Nitekim Soruşturma Raporu’nun ekinde yer alan AGB raporunun 117.
sayfasından da görüleceği üzere Galatasaray- Beşiktaş futbol maçının % 31.8
“rating” aldığı, TV seyircisinin % 68.2’sinin ise başka programları izledikleri,
maç yerine başka programları seyreden büyük bir kitlenin olduğu, hal böyle
iken 1. lig maçları yayın piyasasının varlığından söz edilemeyeceği, 470
- Asıl rekabetin televizyon yayınları pazarında gerçekleştiği,
- Oligopol piyasası olan TV yayıncılığına yeni girmeye çalışan Teleon’un
daha önce maç yayın haklarını devralmış başka bir şifreli yayıncı olan Cine 5
Filmcilik ve Yapımcılık A.Ş.’ye (Cine 5) benzer bir şekilde futbol maçlarına
ihtiyacı olduğu, bu sayede TV yayıncılığında rekabetin arttığı, şikayet
edilmelerinin ardında yatan gerekçenin TV yayıncılığında rekabetin artmış
olmasının olduğu,
- Bu gerekçelerden dolayı pazar tanımlamasının yanlış olduğu.
I.3.2. Hakim Durum Konusunda 480
- Kurul’a göre Teleon’un ihale sonucu maçların yayın hakkını almakla hakim
duruma geçtiğinin kabul edildiği, burada Teleon’un hakim durumda olduğuna
karar verilmesine sebep olan gerekçenin ihaleyi kazanmış olmasının olduğu,
başkaca herhangi bir analiz yapılmadığı,
- Fikri mülkiyet haklarının sahibine hukuki tekel hakkı verdiği, ancak bu hakkı
elinde tutan işletmenin ekonomik olarak hakim durumda olduğu önermesinin
her zaman geçerli olmadığı,
490
- Sırf hukuki tekele sahip olunmasının, hak sahibinin ekonomik bakımdan da
tekel olması sonucunu doğurmayacağı, ekonomik bakımdan tekel olmanın
gösterilebilmesi için hukuki tekel olma dışında başka pazar unsurlarına da
bakılmasını gerektirdiği,
- Teleon’un “dekoder” satamaması durumunda sırf hukuken tekel hakkına
sahip olduğu için hakim durumda olduğundan söz etmenin daha detaylı bir
analiz gerektireceği,
- Bundan önceki ihaleyi kazanan yayın kuruluşunun abone sayısının 550.000 500
civarında olduğu ve Teleon’un şu ana kadar yalnız 124.055 abonelik sattığı,
bu durumda maç yayınlarını anında izlemek isteyen 550.000 kişinin
varlığından söz edilebileceği, bunlardan 124.055 adedine sahip olabilmiş
Teleon’un hakim durumda olduğundan bahsetmenin zayıf bir görüş olduğu, bu
nedenle Kurul’un sadece hukuken tekel hakkına sahip olmakla fiilen,
09-42/1087-272
11
ekonomik olarak hakim durumda olmayı eş tutmasından kaynaklanan hakim
durum tespitinin yetersiz kaldığı.
I.3.3. Haber Amaçlı Görüntüler ve Hakim Durumun Kötüye Kullanılması
Konusunda 510
- Diğer yayıncı kuruluşlara verilmediği iddia edilen görüntülerin haber amaçlı
görüntüler olduğu ve Kurul tarafından varlığı iddia edilen hakim durumun
kötüye kullanılması eyleminin de bu nedenle televizyon yayınları pazarında
değil televizyon haber programları yayını pazarında gerçekleşmesi gerektiği,
- Yayın sözleşmesinin 7/ç maddesine göre Teleon tarafından diğer yayın
kuruluşlarına verilen görüntülerin haber amaçlı olduğu ve bu görüntülerin
sadece haber programlarında gösterilebileceği ve bu görüntüleri alan TV
kanallarının bu görüntüleri haber programları haricinde kullanma haklarının 520
bulunmadığı,
- Haber programlarına alınacak reklamların Radyo ve Televizyon Üst Kurulu
tarafından sınırlanmış olmasından bahisle bu görüntülerin verilmemesinin
diğer TV yayınları reklam piyasasını etkilemeyeceği, haber programlarındaki
reklamların ise etkilenme ihtimalinin çok düşük olduğu, RTÜK tarafından bu
reklamların sınırlanması nedeniyle tüm kanalların RTÜK tarafından izin verilen
süreyi tamamen doldurabildikleri,
- Kurul tarafından bir kötüye kullanma hali olarak kabul edilen Teleon’un 530
2.000.000 ABD Doları teminat vermedikleri sürece haber amaçlı ve maçlarla
aynı gün yayınlanacak olan görüntüleri vermemesi eyleminin; Teleon
tarafından yapılmış olan yatırımların korunması, izinsiz kullanımların
engellenmesi amacına dayandığı,
- Eski dönemde Cine 5 tarafından bu amaçla açılmış ve bazıları henüz
sonuçlanmamış pek çok davanın bulunmasının bu amacı desteklediği,
- Sözleşmenin karşı tarafı olan TFF’nin de bu uygulamanın sözleşmeye
uygun olduğunu belirttiği, 540
- Büyük televizyon kuruluşları için özellikle Show TV gibi senelik yaklaşık
100.000.000 ABD Doları reklam geliri olan bir şirket için 2.000.000 ABD Doları
gibi bir teminatın “faaliyetlerini zorlaştırmaya” yetmeyeceğinin açık olduğu,
- Teleon tarafından istenilen teminat mektubunun, kendi grup bankası olan
Show TV için maliyetsiz bir işlem olacağı,
- Teleon tarafından istenilen teminat mektubunun hangi hallerde nakde
çevrileceğinin sözleşmede açıkça belirtildiği ve ancak bu hallerin 550
gerçekleşmesi halinde teminat mektubunun nakde çevrilebileceği, bu koşullar
altında ağır ve kabul edilemez bir teminat şartının getirildiğinden söz
edilemeyeceği,
09-42/1087-272
12
- Kötüye kullanma olarak kabul edilen uygulamaların sonuçlarının tespiti
mümkünken Kurul’un bu uygulamaların sonuçlarını kanallara sorduğu, oysa
bu sonuçların AGB’den temin edilebileceği.
I.4. Savunmaların Değerlendirilmesi
560
I.4.1. Pazar Tanımına İlişkin Görüşler
Teleon'un savunmalarının ilk bölümünü pazar tanımına ilişkin yapılan itirazlar
oluşturmaktadır.
Adı geçen kuruluş tarafından, pazarın Türkiye 1. Profesyonel Futbol Ligi
karşılaşmaları görüntüleri olarak ele alınmasının daraltıcı olduğu ve rekabetin
esas ölçüsünün "rating”ler olduğu, TV kanalları açısından kanallarda
yayınlanan programların aldıkları “rating”lere göre birbiri ile ikame edilebilir
oldukları, bu sayede TV kanalları için futbol maçlarının diğer programlardan 570
bağımsız olarak ele alınamayacağı, futbol maçlarına yakın veya benzer
“rating” alan diğer programların varlığı göz önünde bulundurularak, pazarın TV
yayınları pazarı olarak ele alınması gerektiği ifade edilmektedir.
TV yayıncılığı, izleyiciye içerikleri farklı programların ulaştırılması faaliyeti
olarak tanımlanabilmektedir. Yayıncılık faaliyeti teknolojik gelişmelere paralel
olarak günümüzde geleneksel olarak yapılan açık yayıncılık haricinde şifreli
(paralı) olarak da sunulmaktadır.
TV kanalları tarafından izleyicilere ulaştırılan yayınların açık veya şifreli 580
olması, bu sektöre ilişkin yapılacak pazar tanımlarını da etkilemektedir.
Açık televizyon yayıncılığında, kanal tarafından sunulan yayınlar herhangi bir
bedel karşılığı olmaksızın izleyiciye ulaştırılmakta, dolayısıyla kanal ve izleyici
arasında bir ticari ilişki bulunmamaktadır. Yayınların bu şekilde ticarete konu
olmadığı bir durumda açık yayınlara ilişkin rekabet hukuku anlamında bir
yayın pazarından bahsedilememektedir. Ancak aşağıda açıklanacağı üzere
reklam yeri, yayın hakları, yayın materyalleri gibi bazı pazarları içinde
barındıran genel anlamda bir yayıncılık sektörü tanımlanabilmektedir.
590
Bedelsiz sunulan söz konusu yayınlar büyük oranda reklam yeri satışı ile
finanse edilmektedir. Kanal-reklamveren arasında reklam yeri alım-satımına
dayalı ilişki göz önünde bulunduruğunda, TV yayıncılığı sektörüne ilişkin
olarak “reklam yeri pazarı” tanımı yapılabilmektedir.
Kanalların izleyiciye sundukları program profilleri ve izleyicilerin programlara
karşı olan ilgisi yukarıda tanımlanan bu piyasada ilgili ürün olan reklam yerinin
değerinin saptanmasında temel kriterlerdir.
Kanallar, çeşitli programlar ile farklı nitelikte izleyici kitlelerini ekran başına 600
çekerek reklamverenlerin reklam yerlerine olan taleplerini artırmaya
çalışmaktadırlar. Bu nedenle, farklı içerikte programların hazırlanabilmesi
kanallar açısından büyük önem arzetmektedir. Bu çerçevede televizyon
yayıncılığı sektörü ile ilgili reklam yeri pazarının yanısıra, farklı nitelikte
09-42/1087-272
13
programların yapılmasına olanak sağlayan “program materyal pazarları” ya da
“yayın malzemesi pazarları” tanımlanabilmektedir.
İzleyici tercihlerinin ne yönde oluştuğu programların izlenme oranları ve
izlenme paylarının belirlenmesi ile tespit edilmektedir. İzlenme oranı kanalda
yayınlanan bir programın toplam izleyicilerin yüzde kaçı tarafından, izlenme 610
payı ise bir programın belirli bir zaman diliminde ekran başında olan
izleyicilerin yüzde kaçı tarafından izlendiğini gösteren ölçümlerdir.
İzleyicilerin kendilerine sunulan farklı içerikteki programlardan bazılarını
seçmesi ve bu programların benzer izlenme oranı ya da paylarına sahip
olması, söz konusu programların izleyiciler açısından birbirini ikame
edebildiğini değil, izleyici tercihlerinin programlara olan dağılımını
göstermektedir. Başka bir ifade ile, TV yayıncılığında örneğin, maç yayınları
ile dizi ya da filmlerin birbirine yakın izlenme payı almaları; maç yayınları ile
diziler ya da filmler gibi birbirinden farklı programların birbirini ikame edebildiği 620
biçiminde yorumlanamaz. Bu nedenle, izleyici açısından programlara ilişkin
olarak bir ikame edilebilirlik değil bir tercih sorunu bulunmakta, izleyicinin
belirli bir zaman aralığında çeşitli nedenlerle bir programı seçmesinden sonra
bu programın ikame edilebilir olup olmadığı tartışması anlamsız kalmaktadır.
Bu çerçevede aynı nitelikte izleyici tercihlerine konu olan, benzer içerikte
programların temin edildikleri pazarların ayrı ayrı pazar teşkil ettiğini (örneğin
spor içerikli programlar, yerli diziler, eğlence programları, yarışma programları
v.b.) söylemek mümkündür. Bu programların içeriğini belirleyen her türlü fikri
mülkiyet hakları ve bu haklara dayalı olarak oluşturulan eserler, “hak 630
pazarları” ve “görüntü pazarları” olarak tanımlanabilecek pazarları
yaratmaktadır. Bu duruma örnek olarak 1. Profesyonel Futbol Ligi
karşılaşmaları yayın hakları pazarı ve hakkı elde eden kuruluşların (ülkemizde
“kuruluşun”) diğer kuruluşlara ürün satabileceği “banda kaydedilmiş görüntüler
pazarı” verilebilmektedir.
Türkiye 1. Profesyonel Futbol Ligi karşılaşmalarının yayın haklarına
dayanılarak hazırlanan banda kaydedilmiş görüntüler, spor içerikli
programlarda kullanılan hammaddeyi teşkil etmektedir. Teleon tarafından
banda kaydedilmiş bu görüntülerin spor içerikli programlarda kullanılmak 640
üzere diğer yayın kuruluşlarına satılması diğer kanalların “spor içerikli
programlar” yapabilmesi için zorunludur. Futbol maçlarına ilişkin görüntülerin
ilgili pazardaki öneminin tespitinde, ülkemizde yayınlanan spor programlarının
büyük oranda futbol karşılaşmaları görüntülerini kullandığı ve söz konusu
görüntülere dayalı programların yüksek izleme paylarına sahip oldukları
gözönünde bulundurulmalıdır.
I.4.2. Hakim Duruma İlişkin Görüşler
Soruşturma Raporu'nda, Teleon’a yayın haklarının tahsisinin tek başına pazar 650
tanımı için yeterli olmayacağı düşünülmüş ve bu doğrultuda hak tahsisine
konu maç yayın haklarına ilişkin olarak; gerek bu hakları talep eden yayın
kuruluşları gerek izleyici tercihleri gerekse reklamverenler açısından teknik
analiz yapılmış olup, bunun sonucunda tanımlanan “Türkiye 1. Profesyonel
Futbol Ligi maçları yayın hakları pazarı”nda tek olan ürüne iki yıl süre ile sahip
09-42/1087-272
14
olmuş bulunan Teleon’un, “Türkiye 1. Profesyonel Futbol Ligi maçlarının
banda kaydedilmiş görüntüleri pazarı” nda mutlak hakim durumda olduğu
yargısına varılmıştır.
Teleon tarafından ileri sürülen, Teleon’un abonelik sayısının henüz 660
kendisinden önce maç yayın haklarını devralmış Cine 5’in abonelik sayısına
ulaşmamış olduğu iddiası ise, Teleon tarafından maç yayın hakları ile şifreli
yayıncılık piyasalarının birlikte ele alınması nedeniyle ulaşılan hatalı bir
sonuçtur.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, yukarıda da değinildiği üzere,
Teleon’un spor içerikli programlar piyasasının hammaddesi olan Türkiye 1.
Profesyonel Futbol Ligi maçlarının banda kaydedilmiş görüntülerinin tek temin
kaynağı haline gelmiş olmasıdır. Dolayısı ile yayın hakları ile şifreli yayıncılık
piyasalarının gerek Soruşturma Raporu gerekse yukarıda yer alan açıklamalar 670
çerçevesinde ayrı ayrı piyasalar olduğu göz önünde bulundurulduğunda,
Teleon tarafından ileri sürülen, adı geçen kuruluşun şifreli yayıncılık
piyasasında hakim durumda olmadığı iddiasının soruşturma konusu ile bir
ilgisinin bulunmadığı açıkça görülmektedir.
I.4.3. Haber Amaçlı Görüntüler ve Hakim Durumun Kötüye
Kullanılmasına İlişkin Görüşler
Teleon’un savunmalarında, “haber amaçlı görüntülerin” ancak haber
programlarında kullanılabileceği, diğer programlar içinde kullanılamayacağı, 680
bu nedenle söz konusu eylemin etkilerinin haber programları bazında
incelenmesi gerektiği, bunun yanısıra söz konusu eylemin bir kötüye kullanma
teşkil edebilecek etkiye sahip olmadığı iddia edilmektedir.
Haber amaçlı görüntüler tanımı, yayın haklarının devrine ilişkin mevcut
sözleşmede, aynı gün satılacak/yayınlanacak maç görüntülerinin daha sonra
satılacak/yayınlanacak maç görüntülerinden ayırdedilmesi amacıyla TFF
tarafından kullanılmış bir deyimi teşkil etmektedir. Bu deyim seçimi de,
oynanan maçla ilgili görüntülerin ancak yazılı basında görülmeden önce
yayınlanmasının haber değeri taşıdığı ve televizyonda yayınlanacak spor 690
haber programlarının haber değeri taşıması için ele alınan spor olayından
görüntüler içermesinin gerekli olduğu kabulüne dayanmaktadır.
Haber amaçlı görüntü tanımına konu görüntüler, maçların goller gibi önemli
pozisyonlarını içeren kısa görüntüler olarak ele alınmaktadır. Nitekim benzer
görüntülere yurt dışı uygulamalarında “short excerpts” (kısa alıntılar)
denildiğine de rastlanılmaktadır. Soruşturma konusu olayda da görüldüğü
üzere, haber amaçlı görüntüleri temin eden tek kuruluş olan Star TV’nin
görüntüleri gerek haber programlarında gerekse maç yorum ve değerlendirme
programlarında kullanması, yukarıda yer alan açıklamaları teyit edici 700
niteliktedir.
Soruşturma konusu olayda diğer TV kanallarından maç görüntü bedeli peşin
ödenmesine rağmen teminat mektubu istenilmektedir. Satıcı açısından bu
eylemin amacı, pazarın kapatılması, giriş engeli yaratmak ve belirli
teşebbüslere avantaj sağlamak olabilir. Bir başka deyişle, teminat mektubu
09-42/1087-272
15
talebi ile bazı yayıncıların söz konusu görüntüleri satın almaları pratikte
olanaksız kılınmaktadır.
Görüntülerin satın alınmasının zorlaştırılması ile de, hem dekoder satışlarının 710
artırılması, hem de hak sahibi yayıncı kuruluşla yakın ilişkide olduğu bilinen
açık televizyon kanalının (Star TV) rekabette avantajlı konuma geçirilmesi
amaçlanmaktadır. Söz konusu eylem hakim durumda olan firmaların, hakim
durumdan kaynaklanan güçlerini kötüye kullanma hallerine uygunluk
göstermektedir.
J. GEREKÇE VE HUKUKİ DAYANAK
J.1. Teleon’un Haber Amaçlı Görüntü Satın Alınmasını Güçleştirmesi
Soruşturma Raporu’nda yer alan tespitlere göre, Teleon, maçların oynandığı 720
gün bu maçlara ait haber amaçlı görüntüleri aynı gün yayınlamak isteyen
diğer televizyon kanallarından yayın sözleşmesinde düzenlenen şartlara ek
olarak bir de 2 milyon ABD Doları tutarında teminat mektubu talep etmektedir.
Bu mektubun nakde çevrilme koşullarına netlik getirilmemesi ise verecekleri
teminat mektubunun keyfi olarak nakde çevrilebileceği ve 2 milyon ABD
Dolarına el konulabileceği endişesini taşıyan diğer (Star TV'ye rakip)
kanalların, maç günü yayınlanmak üzere haber amaçlı görüntü talebinde
bulunmalarını neredeyse olanaksız hale getirmiştir.
Teleon’un bu eylemleri sonucunda bazı yayın kuruluşlarının 1999-2000 730
sezonuna kadar yayınlamış oldukları spor programlarını yayından kaldırmak
zorunda kaldıkları göz önüne alındığında, Teleon’un teminat koşulunu, açık
televizyon yayıncılığı alanında kendi grubunun temsilcisi olan Star TV’ye rakip
kanalları futbol ağırlıklı programlar konusunda dezavantajlı kılmak ve
böylelikle Star TV’nin reklam pastasından daha büyük pay almasını sağlamak
amacıyla ileri sürdüğü, bu suretle haber amaçlı görüntüleri yayınlamak isteyen
diğer yayıncılar için rekabet koşullarını ağırlaştırdığı kanaati oluşmuştur.
Bu durum karşısında, haber amaçlı görüntülerin bedelinin peşin olarak talep
edilmesine karşın Teleon’un görüntü satışında, diğer yayıncılar tarafından 740
teminat koşullarında netlik olmaması nedeniyle kabul edilmeyeceği önceden
bilinebilecek satış koşulları ileri sürmesinin, adı geçen teşebbüsün Türkiye 1.
Profesyonel Futbol Ligi karşılaşmalarının banda kaydedilmiş görüntüleri
piyasasında elde ettiği hakim durumunu açık televizyon yayınları piyasasında
kötüye kullanması halini teşkil ettiği ve söz konusu eyleminin 4054 sayılı
Kanun’un 6. maddesi kapsamında bir ihlal olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bu ihlal nedeniyle Kanun’un 16. maddesi çerçevesinde Teleon’a verilecek
olan cezanın hesaplanmasında lehe değerlendirme yapmayı gerektiren bir
husus olarak anılan maddenin 23.1.2008 tarih ve 5728 sayılı Kanun’la değişik 750
3. fıkrası uyarınca nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan yıllık
gayrisafi gelirin esas alınması üzerinde durulmuş olmakla beraber, iptale konu
Kurul kararının verildiği tarihte yürürlükte olan düzenlemeye göre ihlal
tarihinden bir önceki yıl olan 1998 mali yılı gayri safi geliri üzerinden idari para
cezası verilmesinin söz konusu teşebbüs için lehe olduğu kanaatine
varılmıştır.
09-42/1087-272
16
K. SONUÇ
Önaraştırma ve soruşturmaya ait tüm savunma, ek savunma, sözlü savunma
tutanakları, sözlü savunma toplantısının ses kayıtlarının yazılı açılımı, 760
raporlar, Danıştay kararları ve dosyada yer alan diğer bilgi ve belgelerin
okunup incelenmesi sonucunda;
1- Teleon’un haber amaçlı görüntü satışına ilişkin ağırlaştırıcı koşullar ileri
sürerek diğer kanalları görüntü alamaz duruma getirmesinin, 4054
sayılı Kanun’un 6. maddesi kapsamında ihlal oluşturduğuna,
2- Söz konusu ihlal nedeniyle, 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesinin
üçüncü fıkrası gereğince Teleon’un 1998 mali yılı içinde oluşan
(……….) TL tutarındaki yıllık gayrisafi gelirinin takdiren %(….)’ü 770
oranında olmak üzere 32.087,49 TL idari para cezası ile
cezalandırılmasına,
Danıştay yolu açık olmak üzere OYÇOKLUĞU karar verilmiştir.
780
790
800
09-42/1087-272
17
16.9.2009 tarihli, 09-42/1087-272 sayılı Kurul Kararına
KARŞI OY GEREKÇESİ 810
Rekabet Kurulunun kararına aşağıda ayrıntılı bir şekilde izah edilen
nedenlerden dolayı iştirak etmemiz mümkün olamamıştır.
Teleon Reklamcılık ve Filimcilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. Rekabet
Kurulu’nun 6.2.2001 tarih ve 01-07/62-19 sayılı kararının iptali istemiyle dava
açmışlardır. Danıştay 13. Dairesi, 1.7.2005 tarih ve 2005/934 E., 2005/3395
sayılı kararı ile soruşturmayı yürüten Kurul Üyesinin nihai karar toplantısına
katılarak oy kullanmasının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle anılan kararı
iptal etmiştirMuhalif kalınan 16.9.2009 tarihli, 09-42/1087-272 sayılı karar
Kurulun yargı tarafından iptal edilen işleminin yeniden ele alınmasına ilişkindir. 820
Bu noktada, para cezalarında uygulanacak zamanaşımına ilişkin son
düzenlemelerin dikkate alınması, buna göre de Kurulun mezkûr dosya ile ilgili
karar verip veremeyeceğine karar verilmesi gerekmektedir. Bilindiği üzere,
23.1.2008 tarih ve 5728 sayılı “Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla
Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair
Kanun”un 578. maddesinin (kk) bendi, 4054 sayılı Kanun’un 18 ve 19.
maddelerini yürürlükten kaldırmıştır. Para cezalarında zamanaşımına ilişkin
mülga 19. maddenin dördüncü fıkrasında karar aleyhine yargı yoluna
başvurulmuş olmasının zamanaşımı süresini keseceği düzenlenmiştir. 4054
sayılı Kanun’un 19. maddesinin yürürlükten kaldırılması ile rekabet ihlallerinde 830
zamanaşımı, 30.3.2005 tarih ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’ndaki ilgili
düzenlemeye tabi hale gelmiştir. Kabahatler Kanunu’nda iki tür zamanaşımı
öngörülmüştür: Soruşturma ve tahsil zamanaşımı. Soruşturma zamanaşımı,
kabahat işlendikten sonra, Kanunda yazılı belirli bir süre içerisinde soruşturma
yapılıp idari para cezası verilip verilemediğine yönelik iken; tahsil zamanaşımı,
verilen cezanın Kanunda belirlenen süre içinde uygulanmasına ilişkindir.
Kabahatler Kanunu’nun soruşturma zamanaşımı başlıklı 20. maddesinin
üçüncü ve dördüncü fıkralarına göre, nispi para cezasını gerektiren
kabahatlerde zamanaşımı süresi 8 yıl olup, fiilin işlenmesiyle veya neticenin
gerçekleşmesiyle işlemeye başlamaktadır. 840
4054 sayılı Kanun’un 5728 sayılı Kanun’un 472. maddesi ile değişik 16.
maddesinde düzenlenen idari para cezasının nispi para cezası niteliğinde
olduğu göz önünde bulundurulduğunda, Kabahatler Kanunu’nun 20. maddesi
uyarınca zamanaşımı süresinin 8 yıl olduğu anlaşılmaktadır. Zamanaşımı
yönünden 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 20. maddesi, 4054 sayılı
Kanunun kaldırılan 19. maddesine göre teşebbüsler açısından lehe bir
düzenleme içermektedir. Bu durumda anılan soruşturma dosyasında
zamanaşımı ele alınırken fiilin işlenmesi veya neticenin gerçekleşmesinin
tespiti önem kazanmaktadır.
16.9.2009 tarihli, 09-42/1087-272 sayılı Kararda da belirtildiği üzere, 850
Rekabet Kurulu tarafından ihlal olarak nitelendirilen eylemler 1999-2000 futbol
sezonunda gerçekleşmiştir. Bu nedenle dosya bakımından ihlaller mütemadi
suç niteliğinde olduğundan zamanaşımı açısından fiilin gerçekleşmesi olarak
ihlalin en son yapıldığı tarihin alınması gerektiği ve buna göre zamanaşımının
2000 yılından itibaren işletilmesi gerekmektedir. Zamanaşımı süresinin
09-42/1087-272
18
başlangıcı olarak 2000 yılı olarak dikkate alındığında ise süre 2008 yılında
sona ermiş bulunmaktadır.
Öte yandan, Kabahatler Kanunu’nun Geçici 2. maddesinde yer verilen anılan
Kanun’un, yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla idare mahkemelerine dava açılarak
iptali istenen idari yaptırım kararları hakkında uygulanmayacağı 860
düzenlemesinin amacının kanun yolu açısından olduğu açıktır. Diğer bir
ifadeyle, idare mahkemelerinde görülmekte iken Kabahatler Kanunu
kapsamında tanımlanan kabahatler karşılığında uygulanacak idari
yaptırımlara karşı başvuru yolu sulh ceza mahkemesi olarak belirlenmiş olup,
kanun koyucunun idare mahkemelerinde açılmış davaların sulh ceza
mahkemesine taşınmasını önlemeye çalışmış olması muhtemeldir. Nitekim
bilindiği üzere, kanun yolu açısından doğabilecek sorunlar, Kabahatler
Kanunu’nun Anayasa Mahkemesi’nin iptali üzerine değişen 3. maddesi ile
giderilmiş ve anılan Kanun’un idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna
ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça 870
uygulanacağı düzenlenmiştir.
Yukarıda yer verilen değerlendirmeler ışığında, 6.2.2001 tarih ve 01-07/62-19
sayılı Kurul Kararı’nın teşebbüsce açılan davalarla Danıştay tarafından iptal
edilmesi üzerine, Kurul’un dosyaya ilişkin alacağı kararın bu konudaki ihlalin
tespitinden sonra; 5326 sayılı Kabahatler Kanununda belirtilen 8 yıllık
zamanaşımı süresine tabi olması karşısında “soruşturma zamanaşımının
dolması nedeniyle idari para cezası verilmesine yer olmadığına” şeklinde
olması gerektiğini düşündüğümden çoğunluğun görüşüne katılmam mümkün
olamamıştır.
880
Mehmet Akif ERSİN
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy