Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2009-2-148 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 09-50/1236-310
Karar Tarihi : 02.11.2009
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI (Başkan V.) 10
Üyeler : Mehmet Akif ERSİN, Doç. Dr. Mustafa ATEŞ,
İsmail Hakkı KARAKELLE, Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY,
Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER: Bayram Ali GEÇGİL, Ekrem SOLMAZ, Can TANERİ
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğü
TRT Genel Müdürlüğü Turan Güneş Bulvarı 06109
Oran/Ankara 20
D. HAKKINDA ÖNARAŞTIRMA YAPILANLAR:
-Televizyon İzleme Araştırmaları Komitesi (TİAK)
Büyükdere Caddesi Çayırçimen Sokak Emlak Kredi Blokları
A-1 Blok Kat:9 Daire:36 Levent İstanbul
-AGB Anadolu Piyasa Araştırma Hizmetleri A.Ş. (AGB Türkiye)
Koşuyolu Katip Salih Sokak No: 116 Kadıköy
34718 İstanbul
30
E. DOSYA KONUSU: Rating ölçüm pazarında hakim durumda bulunan AGB
Türkiye’nin, TİAK denetiminden geçen ölçümlerinde yaptığı usulsüzlükler ve
yanlış ölçümler yolu ile hakim durumunu kötüye kullandığı ve RTÜK’ün 3984
sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun ve RTÜK
Teşkilatı Kuruluş ve Görev Yönetmeliği’nden doğan görevlerini yerine
getirmemesinin rekabeti önemli ölçüde bozan unsurlardan biri olduğu iddiası.
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Şikayetçi tarafından gönderilen dilekçede özetle;
- AGB Anadolu Piyasa Araştırma Hizmetleri A.Ş. (AGB)’nin televizyon izleme
ölçümü hizmetleri sağlayıcısı niteliğiyle, Televizyon İzleme Ölçüm Komitesi 40
(TİAK)’ın ise televizyon izleme ölçümü hizmetleri yöneticisi ve denetleyicisi
nitelikleriyle “televizyon izleme ölçümü pazarı”’nda ayrı ayrı hakim durumda
oldukları,
- AGB’nin tüzel kişiliği olan teşebbüs, TİAK’ın ise hem teşebbüsleri hem de
teşebbüs birliklerini bünyesinde bulunduran teşebbüs birliği niteliğine sahip
oldukları,
09-50/1236-310
2
- Televizyon kanallarının reklam verenleri çekebilmek için izlenme oranlarını ve
paylarını kullandıkları bunlara ilişkin ölçümlerin ise AGB tarafından yapıldığı
ve izlenme oranları ve paylarına ilişkin ölçümlerin gerçeği yansıtmamasının
televizyon kanallarının en önemli rekabet aracına zarar vereceği, 50
- TİAK’ın Türkiye’de bu televizyon izleme ölçüm hizmetine ilşkin olarak hizmetin
yerine getirilmesine imkan vermek, sözleşmeler yapmak ve bu sözleşmeleri
denetlemek ile sorumlu olduğu, böylece hizmetin nasıl verileceğini, hizmetleri
nasıl talep ettiğini ve hizmetleri kimin sağlayacağını belirlemekte olduğu,
TİAK’ın söz konusu ölçümleri AGB’ye yaptırdığı ve 1989 yılından beri bu
hizmeti Türkiye’de sadece AGB’nin sağladığı,
- AGB’nin TİAK’ın denetiminden geçen söz konusu ölçümlerinde yaptığı
usulsüzlüklerin ve yanlış ölçümlerin, etkilenen pazarlar olan “ulusal televizyon
yayıncılığı pazarı” ve “reklam yeri pazarı”nda rekabetin bozulması etkisini
doğurmakta olduğu ve dolayısıyla sözkonusu uygulamaların 4054 sayılı 60
Kanun’un 6. maddesinin “d” bendinde tanımlanan şekilde hakim durumun
kötüye kullanılması kapsamına girdiği,
- Televizyon izleme ölçüm hizmetine ilişkin pazarlarda ölçek ve kapsam
ekonomileri sebebi ile tek firmanın olduğu fakat pazar için rekabeti sağlamak
gerektiğinden bu hizmeti verecek tek firmanın seçiminde rekabet sağlanması
gerektiği, bunun da rekabetçi bir ihale süreci ile olacağı ve bu ihalelerin belli
sürelerle tekrarlanması gerektiği,
- Yurtdışında genelde 5 yıllık yapılan sözleşmelerin olduğu fakat AGB ile
yapılan sözleşmenin çok uzun süreli olması ile pazara girişlerin tamamen
kapandığı ve rekabetin bozulduğu; bahsedilen sebeplerle TİAK ve AGB 70
arasındaki sözleşmenin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine aykırı olduğu ve
bu kapsamda incelenmesi gerektiği,
- RTÜK’ün 3984 sayılı Kanun ve RTÜK Teşkilatı Kuruluş ve Görev
Yönetmeliği’nden doğan televizyon izlenme oranlarını ölçme işlemlerini
yapmak, yayın araştırmasına yönelik ölçümün gerçekleştirilmesini teminen
gerekli sistemleri planlamak ve bu tespitlerini açıklamak görevlerini yerine
getirmediği,
- Bu nedenle doğru verilerin elde edilememesi sebebiyle “ulusal televizyon
yayıncılığı pazarı” ve “reklam yeri pazarı”’nda rekabetin bozulmasına sebep
olan en önemli unsuru oluşturduğu ve bu yolla pek çok kanalın zarara 80
uğramakta olduğu,
ifade edilerek ve söz konusu nedenlerden ötürü;
- Şikayete konu olan ihlal niteliğindeki uygulamaların devam etmesi nedeniyle
TRT’nin de aralarında bulunduğu bir çok televizyon kanalının halihazırda
devam eden zararlarının önlenmesi amacıyla Rekabet Kurulu’nun ivedilikle
geçici tedbir kararı vermesi ve önaraştırma yapılmaksızın soruşturma açması,
- TİAK ve AGB arasındaki anlaşmanın incelenerek,RKHK’nın 4. maddesine
aykırılığın tespit edilmesi,
- RTÜK’ün faaliyetlerinin inceleme altına alınarak, 4054 sayılı Kanun’un 27.
maddesi gereğince görüş bildirilmesi 90
talep edilmiştir.
09-50/1236-310
3
Şikayetçi tarafından ek bir takım kanıtlar sunmak amacıyla gönderilen 30.7.2009 tarih
ve 5423 sayılı ikinci dilekçede ise özetle;
- TRT’nin izlenme oranlarındaki usulsüzlüklerle ilgili hukuki süreci başlattığı
Nisan 2009’a ait izlenme oranlarında önceki yıllarla kıyaslandığında ciddi bir
düşüş olduğu ve bunun da maddi gelir kaybına yol açtığı, bununla TRT’ye
mesaj verilmek istendiği,
- Yalnızca AGB ve TİAK denetçisi tarafından erişilebilir olması gereken denek
bilgilerinin çeşitli basın yayın organlarında yayınlandığı ve bu durumun denek
listelerini ele geçiren televizyon kuruluşlarının kendi programlarını izlettirmek 100
için manipülasyon yapmasına olanak tanıdığı,
- AGB’nin TİAK ile imzalamış olduğu teknik şartnameye aykırı olarak uzun
süredir yapmadığı denek değişimi işlemini, TRT’nin hukuki girişimlere
başlamasından sonra hızla gerçekleştirmeye başladığını, TRT’nin bu dönem
içerisinde %30’lara varan oranda rating kaybına, dolayısıyla da maddi zarara
uğradığı, söz konusu değişim sürecinde TRT izlenen hanelerdeki cihazların
sökülüp başka evlere takıldığı yönünde kaygılar taşındığı,
- AGB ile bağlantılı olan reklam ve medya satın alma şirketlerinden TRT’ye
gelen reklamların son bir yıl içerisinde önemli derecede azaldığı
ifade edilmiştir. 110
G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 16.06.2009 tarih ve 4257 sayı ile ve
30.7.2009 tarih ve 5423 sayı ile giren başvurular üzerine yapılan inceleme
sonucunda hazırlanan 13.07.2009 tarih ve 2009-2-148/İİ-09-BAG sayılı İlk İnceleme
Raporu Rekabet Kurulu’nun 09-39 sayılı toplantısında görüşülmüş ve önaraştırma
yapılmasına karar verilmiştir. İlgili karar uyarınca yapılan inceleme sonucunda
düzenlenen 12.10.2009 tarih ve 2009-2-148/ÖA-09-BAG sayılı Önaraştırma Raporu
ve 19.10.2009 tarih ve 2009-2-148/BN-09-BAG sayılı Bilgi Notu 19.10.2009 tarih,
REK.0.06.00.00-110/418 sayılı Başkanlık önergesi ile 09-50 sayılı Kurul toplantısında
görüşülerek karara bağlanmıştır.
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili Raporda; 120
1. AGB Türkiye’nin, izleme ölçümlerinde yapmış olduğu yanlış ölçüm ve
usulsüzlükler yoluyla TRT’nin faaliyetlerini zorlaştırdığına dair herhangi bir bilgi
ve belgeye ulaşılamamış olması nedeniyle AGB Türkiye hakkında 4054 sayılı
Kanun’un 41. maddesi kapsamında soruşturma açılmasına gerek olmadığı,
2. TİAK’ın, mevcut yapısı ve işleyişinin,
-TİAK tarafından AGB’ye yaptırılan izleme ölçümlerinin sektörde kullanılan tek
geçerli ölçüt olarak alternatifinin bulunmadığı,
-AGB tarafından ölçülen izlenme oranlarının Türkiye’deki toplam izlemenin %
80’inden fazlasını oluşturduğu
-TV reklam harcamalarının toplam reklam harcamaları içindeki büyüklüğü ve 130
AGB verilerinin söz konusu bu harcamanın kanallar arasında ne şekilde
yapılacağına olan doğrudan etkisi,
-TV kanallarının, mevcut sistemin denetim ve güvenilirliğine ilişkin ciddi bir
takım problemlerin bulunduğunu belirtmeleri ve yeni bir oluşuma gitmek
istemeleri
09-50/1236-310
4
-Mevcut yapıya ilişkin sorunların IAA, RVD ve RD temsilcileri tarafından da
kabul edilmesi ve yapının Rekabet Hukuku’na uygunluğu amacıyla çalışmalar
yaptıkları
- TİAK’ın EBU tarafından yayınlanan TAM rehberinde yer verilen MEK
standartlarını karşılamaktan uzak olduğu 140
hususları ve Kurul’un benzer durumdaki BİAK ve ABC Türkiye yapılarına ilişkin
almış olduğu kararlar birlikte dikkate alındığında;
Türkiye’de IAA çatısı altında faaliyet gösteren ve üyelerini IAA, RD, RVD ve
TV yayıncılarının temsilcilerinin oluşturduğu bir MEK olan TİAK’ın, 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesinde zikredilen belirli bir mal veya hizmet piyasasında
doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama
etkisini doğurabilecek nitelikte bir teşebbüs birliği olduğu,
3. Ancak gerek IAA gerek TİAK yetkililerinin bu sorunların farkında olarak bir
takım önlemler almaya ve çalışmalar yapmaya başlamış olmaları nedeniyle bu
aşamada IAA ve TİAK’ı oluşturan diğer teşebbüs ve teşebbüs birlikleri 150
hakkında 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi kapsamında soruşturma
açılmasına gerek olmadığı,
4. Bununla birlikte, TİAK tarafından AGB’ye yaptırılan izlenme araştırmasının
sektörde ikamesi olmayan geçerli tek ölçüt olduğu, piyasaya olan doğrudan
etkisi ve önceki Kurul kararları dikkate alındığında; mevcut yapıya ilişkin olarak
rekabet ihlali doğurabilecek nitelikte olan ve raporun değerlendirme kısmında
ayrıntılılarıyla ele alınan tam bağımsızlık, kurumsal yapı ve objektif yazılı
kurallara göre hareket etme, karar alma ve itiraz konularında hukuki belirlilik
ve teknik yeterlilik hususlarına ilişkin var olan tereddütleri giderici
değişikliklerin, bu raporun değerlendirme kısmında dikkat çekilen hususlar 160
çerçevesinde düzenlenerek 90 gün içinde Kurum’a bildirilmesi, yapılan
değişikliklere ilişkin başvurunun Kurul tarafından Kanun kapsamında yeniden
değerlendirilmesi ve öngörülen bu değişikliklerin verilen süre içinde yapılıp
Kurul’a bildirilmemesi durumunda TİAK’ı oluşturan teşebbüs birlikleri hakkında
soruşturma açılacağı hususlarına ilişkin Kurul görüşünün, 4054 sayılı
Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca TİAK yönetimine bildirilmesi,
5. TAM hizmetinin tek firmadan uzun süreli anlaşmalar vasıtasıyla sağlanması,
ölçüm piyasasının girişlere kapatılması suretiyle bu piyasada rekabetin
engellenmesine neden olabilecek bir durum olmakla birlikte, TAM hizmetinin
tek bir firma tarafından temin edilmesinin dünya genelinde kabul gören ve 170
etkinlik yaratan bir durum olduğu ve geçmişte TİAK ve AGB arasında uzun
süreli anlaşma yapılmak suretiyle rekabetin bozulduğuna dair yeterli bilgi ve
belgenin olmaması dikkate alındığında, TİAK hakkında geçmişe ilişkin olarak
Kanun’un 4. ve 6. maddeleri kapsamında soruşturma açılmasına gerek
olmadığı,
6. TİAK tarafından başlatılan ve sürdürülmekte olan ihale sürecinin, TİAK’ın
mevcut yapısının bir faaliyeti olması nedeniyle, değerlendirme kısmında
rekabet ihlali olabilecek sayılan hususlarla aynı statüde ele alınması gerektiği,
çünkü mevcut yapısı itibariyle Kanun’a aykırı olduğu düşünülen TİAK’ın, söz
konusu bu yapısıyla başlıca kuruluş amacı olan TAM hizmetinin sağlanmasına 180
ilişkin olarak yapmış olduğu eylemlerinin de 4054 sayılı Kanun’a aykırı olduğu,
09-50/1236-310
5
7. Bu kapsamda, IAA ve TİAK tarafından ihale sürecinin devam ettirilmesi
durumunda Kurul’un taraflar hakkında Kanun kapsamında işlem başlatacağı
ve yeni ihale konusunun yukarıda yer verilen değerlendirmeler dikkate
alınarak TİAK’ın mevcut yapısındaki sakıncaların ortadan kalktığının Kurul
tarafından tespit edilmesinden sonra ele alınması gerektiği hususlarının, 4054
sayılı Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince Kurul görüşü olarak
IAA ve TİAK yönetimine bildirilmesi gerektiği,
8. TAM hizmetlerinin temini için yapılacak ihalelerin rekabetçi bir yapıda olması,
sağlayıcı ile yapılacak anlaşmanın ise ölçüm piyasasını yeni girişlere 190
kapatmayacak şekilde makul bir süre için yapılması hususlarının 4054 sayılı
Kanun’un 9.maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Rekabet Kurulu görüşü olarak
TİAK yönetimine bildirilmesi gerektiği,
9. Diğer reklam mecralarına ilişkin ölçüm yapan TİAK benzeri oluşumlarının
mevcut yapılarının ve faaliyetlerinin, Kurul tarafından başlatılacak yeni bir
önaraştırma kapsamında incelemeye alınması gerektiği
sonuç ve kanaatine ulaşıldığı ifade edilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. İlgili Pazar 200
I.1.1. Televizyon İzleme Ölçümü (Television Auidence Measurement-TAM)
Hizmeti
TAM hizmetleri, ulusal çapta aralıklarla veya sürekli olarak yapılan televizyon
izleyicisi tahminlerini kapsamaktadır. Ortaya çıkan sonuç, yani belirli bir süre boyunca
bir kanalı izleyen belirli bir nüfusun yüzdesi ve izleme örneklerine ilişkin diğer bilgiler
olarak tanımlanan “rating” bilgileri, tüketicilere ve izleyicilere ulaşmanın bir yolu olarak
öncelikle program üreticileri, yayıncılar, yayımcılar, medya planlayıcıları ve TV’de
ayrılan reklam süresini satın alanlar vb. tarafından kullanılmaktadır.
İzleyici ölçer cihazı (peoplemeter), günümüzün çok kanallı, ekranın video, teletext
gibi TV izleme dışında amaçlarla da kullanıldığı, yayınların kaydedilip istendiği zaman 210
izlenmesine olanak sağlayan teknolojik ürünlerin giderek yaygınlaştığı televizyon
ortamında sağlıklı izleyici ölçümünü mümkün kılan tek sistem olarak tüm dünyada
kabul görmekte ve pek çok ülkede kullanılmaktadır.
Söz konusu ölçüm sistemi belli aşamalardan oluşan entegre bir sistemdir. İlk aşama
veri tabanı araştırması yapılmasıdır. Veri tabanı araştırması, temsil edilecek nüfusun
sosyal, demografik özellikleri ile televizyon ortamına ilişkin bilgi toplanan geniş ölçekli
ve her yıl tekrarlanan bir araştırmadır. Araştırmadan elde edilen nüfus bilgisi, panel
kompozisyonuna temel olacak temsiliyet kriterlerinin saptanması ve evrenin
belirlenmesi ve güncellenmesi için temel kaynaktır. Panel, bu araştırmadan çıkan
nüfus resmine göre tasarlanmaktadır. Araştırmada görüşülen haneler, panelin hem 220
kurulması hem de devamlılığının sağlanmasında kullanılacak bir hane veri tabanı
oluşturmaktadır. Panel aileleri, belirlenen kriterlere göre bu veri tabanından
seçilmektedir. Televizyon ortamıyla ilgili olarak toplanan veri, televizyon ve ilişkili
cihaz penetrasyonu ve özellikleri, yayın alma biçimleri ve yayını alınabilen kanallara
ilişkin bilgi içermektedir. Araştırmanın sürekliliği, bu ortamdaki gelişmelerin takibini ve
gerektiğinde ölçüm sisteminin yeni koşullara uygun olarak güncellenmesini
sağlamaktadır.
09-50/1236-310
6
Ölçüm sisteminin ikinci aşaması panelin oluşturulmasıdır. Panel, izleme ölçümü
yapılacak nüfusun belirlenen temsiliyet kriterleri bazında oluşturulmuş istatistikî
örneğidir. Paneli oluşturan aileler, veri tabanı araştırmasında görüşülen ve panele 230
katılmayı kabul eden aileler arasından seçilmektedir. Panel üyelerinin izleme
davranışı, eğitim sürecinin tamamlanmasını takiben veri üretimine alınmaktadır.
Sistemin üçüncü aşamasında izleyici ölçüm cihazı ve bu cihazla birlikte çalışan
kumandanın kullanılmasını gerektirmektedir. Buna göre panel üyelerinin yapması
gereken tek görev, izlemeye başladıklarında ve izlemeyi bıraktıklarında kumanda
cihazında kendilerine ayrılmış düğmeye basarak cihazın söz konusu izlemeyi
kaydetmesini sağlamaktır. Bu görevin doğru yapılıp yapılmadığı periyodik kontrollerle
saptanmaktadır. Kumanda cihazının üzerinde her biri ailenin bir bireyine tahsis
edilmiş düğmeler bulunmaktadır. Kişiler, televizyon izlemeye başladıkları ve
bıraktıklarında kendilerine ait düğmeye basmakta ve cihaz izlemeyi ölçüm cihazına 240
aktarmaktadır ve izlenen saat ve kanal bilgisini ölçüm cihazı kaydetmektedir. Ölçüm
cihazı hanedeki tüm televizyonlara takılmaktadır.
Dördüncü aşama, veri aktarımıdır. Bu aşamada, izleyici ölçüm cihazında toplanan
verilerin veri üretim merkezine çekilmesi söz konusudur. Veri üretim yazılımı
tarafından her gün otomatik olarak tekrarlanan bu işlem, yazılımın hanedeki ölçüm
cihazına modem aracılığıyla bağlanmasıyla gerçekleştirilmektedir. Çoğu ülkede bu
işlem 02:00-06:00 saatleri arasında yapılmaktadır. Veri aktarımının ardından beşinci
aşama olan veri üretimi aşaması gelmektedir. Veri üretimi, izleyici ölçüm cihazından
çekilen verinin onaylanması, ağırlıklandırılması, ve analiz yazılımının kullanabileceği
formata dönüştürülmesini kapsamaktadır. 250
Sistemin altıncı aşamasında, program ve reklam yeri tabanından faydalanılmaktadır.
Söz konusu taban, yayınların isim, tipoloji, başlama ve bitiş saatleri bilgilerini
kapsamaktadır. İzleyici ölçüm cihazından gelen kişi-kişi, dakika-dakika veri, bu veri
tabanında birleştirilerek, izleyici verisi, kullanıcının program ve reklam kuşaklarını da
analiz edebileceği nihai haline ulaşmaktadır. Bu yolla her evden alınan ham bilgiler,
zaman içinde bireysel izleme alışkanlıklarını gösteren bildirimler olarak düzenlenir.
Belirli istasyonlar veya programların izlenme paylarına, belirli programları ve/veya
günün bir kısmında yayınlananları izleyenlerin sayısına ve sıralamasına, tek veya
birçok yayındaki belirli program veya reklamları izleyen kümülatif izleyicilere ve
izleme işleminin süresi ve sıklığına ilişkin raporlar dahil bu veriler belirli bir süreye 260
ilişkin olarak program ratingleri ve kanal ratinglerini oluşturmak için işlenir. Son
aşamada ise, müşterilerin izleyici verilerine günlük olarak ulaşabilmeleri
sağlanmaktadır.
Elde edilen bu rating bilgileri televizyon yayıncılarının reklam verenlere sundukları
reklam yerinin birim fiyatını doğrudan etkilemektedir. Reklam yerlerinin satışından
elde edilen gelirler ise televizyon yayıncılarının (paralı kanallar hariç olmak üzere) en
önemli gelir kalemlerinden birisini teşkil etmektedir.
I.1.2. İlgili Ürün Pazarı
Dosya konusu şikayet, ulusal yayın yapan televizyon kanallarının rating ölçümlerini
gerçekleştiren AGB Türkiye’nin TİAK’ın denetiminden geçen faaliyetlerinde 270
usulsüzlük ve yanlış ölçüm yapılması suretiyle hakim durumunu kötüye kullandığına
ilişkindir. AGB Türkiye rating ölçümünü TİAK adına yapmakta ve faaliyetleri TİAK’ın
görevlendirdiği bir denetçi tarafından denetlenmektedir.
09-50/1236-310
7
TAM hizmetleri, ulusal çapta aralıklarla veya sürekli olarak yapılan televizyon
izleyicisi tahminlerini kapsamaktadır. Ortaya çıkan sonuç, yani belirli bir süre boyunca
bir kanalı izleyen belirli bir nüfusun yüzdesi ve izleme örneklerine ilişkin diğer bilgiler
olarak tanımlanan “rating” bilgileri, tüketicilere ve izleyicilere ulaşmanın bir yolu olarak
öncelikle program üreticileri, yayıncılar, yayımcılar, medya planlayıcıları ve TV’de
ayrılan reklam süresini satın alanlar vb. tarafından kullanılmaktadır.
TAM verileriyle ilgilenenler; program üreticileri, yayıncılar, yayımcılar, medya 280
planlayıcıları, ayrılan reklam süresini satın alanlar ve program izleyicilerini
değerlendirmede ve/veya televizyon programlarını tanıtmada ticari veya kamu
hizmeti duyurularını yayınlamak için ayrılan reklam süresini satın alma veya satma ile
ilgilenen diğer kişileri kapsar. Bu tip kullanıcılar, TV izleyicisi ölçümleri konusunda
güvenilir ve yaygın bir kaynağa ihtiyaç duyarlar. TAM hizmetinin, belirli bir pazar veya
coğrafya için söz konusu olması sebebiyle bu hizmetin genelde tek bir sağlayıcısı
bulunmaktadır.
TİAK, televizyon izleme araştırmalarını organize etmekte ve denetlemektedir. TİAK’ın
üyeleri Televizyon Yayıncıları Derneği, Reklamverenler Derneği, Reklamcılar Derneği
ve Uluslararası Reklamcılık Derneği temsilcilerinden oluşmaktadır. 290
TİAK üyesi ulusal televizyon kanalları, ödemeli kanallardan farklı olarak izleyicilerden
herhangi bir ücret almamakta ve bu kanalların temel finansman kaynağını reklam
gelirleri oluşturmaktadır.
Ulusal yayın yapan kanalların yayın alanlarının genişliği, reklamların hedef aldığı
izleyicilere ulaşma olanaklarını arttırmaktadır. Bu sebeple reklam verenler reklam
harcamalarının dağılımını yaparken, öncelikle ulusal yayın yapan kanallar arasında
izlenme paylarına göre seçim yapmaktadırlar. Bu durum ulusal yayın yapan
kanalların aynı pazar içinde ele alınmasını gerektirmektedir.
Televizyon kanallarının pazar gücü temel olarak reklam yeri satışlarına göre
belirlenmektedir. Reklam verenler ise, reklam harcamalarını kanallar arasında 300
dağıtırken, kanalların hedef kitleye erişim olanakları ve izlenme payı kriterlerini
öncelikli olarak dikkate almaktadırlar. Bu nedenle AGB tarafından ölçülen
televizyonların izlenme oranları, reklamverenlerin hangi kanallara reklam verileceğini
ve bu reklamların süreleri ile televizyon kanallarına reklamların yayınlanması
nedeniyle ücretlerin nasıl ödeneceğinin belirlenmesinde ve bunun sonucunda da
televizyon kanallarının gelirlerinin belirlenmesinde büyük oranda etkili olmaktadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar, TİAK ve AGB tarafından gerçekleştirilen ulusal
televizyonların izlenme oranlarını belirlemesi faaliyetinin ulusal televizyon yayıncılığı
ile ulusal televizyon yayıncılığı reklam yeri pazarlarında faaliyet gösteren teşebbüsleri
de etkilediğini göstermektedir. 310
Bu bilgiler ışığında dosya kapsamında ilgili ürün pazarları, “ulusal televizyonlar rating
ölçüm pazarı”, “ulusal televizyon yayıncılığı pazarı” ve “ulusal televizyon yayıncılığı
reklamyeri pazarı ” olarak belirlenmiştir.
I.1.3. İlgili Coğrafi Pazar
TİAK ve AGB’nin ulusal çapta yayın yapan televizyon kanallarının rating ölçümlerine
yönelik faaliyet göstermeleri nedeniyle ilgili coğrafi pazar “Türkiye” olarak
belirlenmiştir.
09-50/1236-310
8
I.2.Taraflar
I.2.1. AGB Holding
AGB Holding, İtalya kanunlarına göre kurulmuş, merkez adresi İtalya’da bulunan bir 320
şirkettir. AGB Holding, Türkiye’de AGB Anadolu Piyasa Araştırma Hizmetleri A.Ş.
(AGB Türkiye) aracılığı ile faaliyet göstermektedir. Dolayısıyla şirket, AGB Holding
kontrolündedir. AGB Nielsen Media Research Piyasa Araştırma Hizmetleri A.Ş.,(ilk
adı ile AGB Anadolu) grup içinde ilk kurulan şirketlerden olup, 1989 yılından beri
Türkiye’de TV izleyici ölçümü yapmaktadır, ilk izleyici verisi ise 1990 yılında
yayınlanmıştır. AGB Nielsen Media Research, televizyon izleyici ölçümleri alanında
faaliyet gösteren iki grubun; AGB Grubu ve Nielsen Media Research International’ın
%50-50 ortaklığıyla Mart 2005’te kurulmuştur. Şirket, Kasım 2008’den itibaren %100
Nielsen grubunun firmalarından biri olmuştur.
AGB Nielsen Media Research Piyasa Araştırma Hizmetleri A.Ş. (AGB), televizyon 330
izleyici anketleri, pazarlama ve reklam kampanyalarının planlanması ile ilgili bilgilerin
(TAM hizmetleri) sağlanması alanında uzmanlaşmıştır. TAM hizmetleri, genellikle
"kişi ölçer" olarak bilinen elektronik televizyon izleyicisi anket araçlarının yönetimi ile
sağlanmaktadır. AGB Nielsen Media Research Piyasa Araştırma Hizmetleri A.Ş.,
entegre bir TAM tedarikçisidir ve panel tasarım, donanım üretimi, yazılım tasarım
üretimi ve geliştirilen yazılımların uygulanması alanlarında faaliyet göstermektedir.
TAM hizmetleri, rating ve diğer izleme bilgilerinin ölçülmesinde kullanılmak üzere
televizyon izleyicisi bilgilerinin toplanması için tasarlanmıştır. AGB Nielsen Media
Research, global anlamda Asya, Avrupa, Afrika, Amerika, Avustralya kıtalarında, 28
ülkede hizmet vermekte ve toplamda 47.345 hane üzerinden veri toplamaktadır. 340
Türkiye’de ise ölçüm paneli, 2500 panel hanesi ile kentli Türkiye nüfusunu temsil
etmektedir. Şirket, 1992 yılından beri TİAK ile imzalanan sözleşme gereği TV izleyici
ölçümleri veri sağlayıcısıdır. Mevcut sözleşmesi, 2010 yılı sonuna kadar devam
etmektedir. Uluslararası Reklamcılık Derneği (IAA), 2011 yılından başlamak üzere
TAM hizmetlerinin temini için yeni bir ihale açmış olup ihale süreci devam etmektedir.
Şirketin 2008 yılı cirosu (……….) TL’dir. Pazarda faaliyet gösteren başka bir
teşebbüs bulunmadığından AGB, Türkiye televizyon izleme ölçümü pazarında tekel
durumundadır. Ancak bu durum TİAK üyeleri ile AGB arasında yapılan sözleşmeyle
ortaya çıkmış bir tekel durumudur.
Tablo 1: AGB Nielsen Media Research Piyasa Araştırma Hizmetleri A.Ş Ortaklık Yapısı 350
Hissedarın Adı Hisse Oranı (%)
AGB Nielsen Media Research Tam Holding BV ……..
AGB Nielsen Media Research Holding Spa ……..
AGB Nielsen Media Research Ltd. ……..
AGB Nielsen Media Research SRL ……..
Rossano POZZİ ……..
Toplam ……..
I.2.2. Televizyon İzleme Araştırma Kurulu
Türkiye’de, televizyon izleme ölçüm yöntemlerinden “Müşterek Endüstri Komitesi”
(MEK) modeli1 uygulanmaktadır. Söz konusu bu model kapsamında Televizyon
İzleme Araştırma Kurulu (TİAK) faaliyet göstermektedir. TİAK, Türkiye’de 1992
1Müşterek endüstri komiteleri (MEK): Medya planlayıcıları ve ayrılan reklam süresinin alıcıları gibi farklı
yayıncılar ve/veya diğer ortaklar, izleyici verilerinin tedarik edilmesi için bir TAM (televizyon izleme ölçüm
hizmeti) hizmet saglayıcısı ile sözleşme akdeden bir müşterek endüstri komitesi kurarlar.
09-50/1236-310
9
yılında, sektörün ortak kullanımına sunulmak üzere televizyon izleme araştırmalarını
organize etmek ve denetlemek, reklam ve medya ajanslarının doğru hedef kitlelere
ulaşabilmesi ve reklamverenlerin reklam harcamalarını en etkin biçimde yapabilmesi
için ortak birim oluşturmak amacıyla reklamveren, reklam ajansları ve kanalların bir
araya gelmesiyle kurulmuş bir MEK’tir. Türkiye’de TAM hizmetleri, TİAK tarafından
düzenlenen bir ihale ile 1992 yılında İstanbul’da (150 hane halkı ile) AGB Türkiye 360
tarafından başlatılmıştır.
IAA bünyesinde kurulan, IAA yönetim kuruluna karşı sorumlu olarak çalışan ve
gönüllü bir teknik komite olan TİAK, tüzel kişiliğe sahip değildir, bu çerçevede hukuki
bir sorumluluğu olmayan bir kuruldur ve kuruluşu herhangi bir sözleşmeye dayalı
olarak gerçekleşmemiştir.
TAM hizmetlerinin sağlanması, TİAK ile AGB arasında değil, TİAK abonesi TV
kanalları ve reklam ajanslarının AGB ile yapmış oldukları iki ayrı anlaşma ile
sağlanmaktadır. AGB ile TİAK abonesi TV ve reklam ajansları arasında 01.01.2005-
31.12.2009 tarihleri arasında geçerli olmak üzere yapılmış olan “Televizyon
İstasyonlarının Karşılaştırılmalı İzlenme Oranları Ölçümü Araştırması Satış ve 370
Abonelik Sözleşmesi”nin bazı maddelerinde TİAK’a ilişkin bazı maddeler yer
almaktadır. İlgili bu maddelere aşağıda yer verilmektedir.
Sözleşmenin;
1.6’ncı maddesi, “ ‘TİAK’ (Televizyon İzleme Araştırma Kurulu) deyimi, böyle bir
araştırmayı gerçekleştirme, yönetme, denetleme ve hakemlik etme amacıyla,
Reklamcılar Derneği, Reklamverenler Derneği, Televizyon Kanalları ve Uluslararası
Reklamcılık Derneğinin temsilcilerinden oluşan, IAA bünyesinde kurulan ve IAA
yönetim kuruluna karşı sorumlu olarak çalışan bununla birlikte herhangi bir hukuki
sorumluluğu bulunmayan kurulu ifade eder.”
1.6.1’nci maddesi,“ ‘TİAK’ aşağıdaki kişilerden kurulur; 380
Reklamcılar Derneği’nin atayacağı iki kişi,
Reklamverenler Derneği’nin atayacağı iki kişi,
Abone televizyon kuruluşlarının her yıl kendi aralarında seçeceği ve atayacağı iki kişi,
Uluslararası Reklamcılık Derneği’nin atayacağı iki kişi.” denilmektedir.
1.6.2’nci maddesi, “Sekiz kişiden oluşan ‘TİAK’ ilk toplantısında bir başkan ve bir
başkan yardımcısı seçer.”
1.6.3’üncü maddesi, “ ‘TİAK’, ayda bir kez önceden belirlenen gündemle toplanır.
Gündem 48 saat önceden üyelere ve abone olan tüm kanallara gönderilir.”
1.6.4’üncü maddesi, “ ‘TİAK’ta kararlar oylama ile alınır. Çoğunluğun verdiği karara
uyulur. Oylama eşitlikle sonuçlanırsa başkan kararı belirler. Toplantıda alınan 390
kararlar tüm abonelere bildirilir.”
şeklinde düzenlenmiştir.
Derneklerin TİAK’daki temsilci sayıları sözleşmede yukarıdaki şekilde düzenlenmiş
olsa da, bu sayılar IAA tarafından, 7 tanesi abone televizyon kanallarından (Medya
temsilcisi sıfatıyla), 3 tanesi Reklamverenler Derneği’nden (RVD), 3 tanesi
Reklamcılar Derneği’nden (RD), 3 tanesi de Uluslararası Reklamcılık Derneği’nden
(IAA) olacak şekilde değiştirilmiştir ve toplam 16 üyeden oluşmaktadır.
09-50/1236-310
10
400
Tablo 2: TİAK üyeleri
İSİM FİRMA SIFATI
………………… HSBC IAA Temsilcisi
………………… - IAA Temsilcisi
………………… Mind Share IAA Temsilcisi
………………… Koç Holding RVD Temsilcisi
………………… Unilever RVD Temsilcisi
………………… P&G RVD Temsilcisi
………………… Optimum Media RD Temsilcisi
………………… Starcom All Media RD Temsilcisi
………………… Zenith Media RD Temsilcisi
………………… Kanal D-DTV Medya Temsilcisi
………………… ATV Reklam Grup Bşk. Medya Temsilcisi
………………… Kanal 7 Medya Temsilcisi
………………… FOX TV Medya Temsilcisi
………………… TRT Medya Temsilcisi
………………… SHOW TV Medya Temsilcisi
………………… STV Medya Temsilcisi
………………… ODTÜ Denetçi
………………… AGB AGB
………………… IAA Dernek IAA
Denetçi, IAA ve AGB temsilcileri de toplantılara katılmakta ancak oy hakları
bulunmamaktadır.
I.2.2.1 TİAK’ı Oluşturan Teşebbüs Birlikleri
1)Reklamcılar Derneği (RD)
Türkiye'deki reklam ajanslarının mesleki kuruluşu durumunda olan Reklamcılar
Derneği, Türkiye'de reklamcılık mesleğinin ve reklam ajanslarının gelişerek ve 410
09-50/1236-310
11
güçlenerek devamını sağlamak amacıyla 1984 yılında kurulmuştur. Tüzükte belirtilen
niteliklere sahip reklam ve medya ajanslarının tüzel kişi, bu tür ajanslarda çalışan
imza yetkisine sahip yöneticilerin de gerçek kişi olarak üye olabildiği derneğin halen
98 tüzel kişi (11 üyesi medya ajansı olmak üzere) ve 28 gerçek kişi üyesi
bulunmaktadır.
2)Reklamverenler Derneği (RVD)
Reklamcılık ve medya gelişmeleri konularında üyeler arasında bilgi, tecrübe ve fikir
alışverişi sağlamak, reklamcılık ve medyanın standartlarının yükselmesine katkıda
bulunmak, yeni imkânlar ve tekniklerle ilgili çeşitli analizler yaptırmak, reklamcılar
reklamveren ve medya arasında doğabilecek anlaşmazlıklarda arabuluculuk ve 420
danışmanlık hizmetlerinde bulunmak amacıyla 29 Temmuz 1992 tarihinde kurulmuş
olan Reklamverenler Derneği'nin halen 97 üyesi bulunmaktadır. Dernek üyesi
teşebbüsler Türkiye reklamcılık piyasasının %80'inden fazlasını kontrol etmektedir.
Dernek tüzüğüne göre derneğe medeni hakları kullanma ehliyetine sahip ve 18
yaşını bitirmiş herkes, Dernekler Yasası'nın 4. ve 16. maddelerinde belirtilen sürekli
hak yoksunluğu veya hak sınırlaması kapsamında kalmamak koşuluyla üye
olabilmektedir.
3)Uluslararası Reklamcılık Derneği (International Advertising Association-IAA)
Temel amacı, tüketicinin de yararlarını gözeterek, pazarlama ve reklamcılık
mesleğinin düzeyini yükseltmeye çalışmak olan Uluslararası Reklamcılık Derneği 430
1988 yılında kurulmuş olup halen reklamverenleri, reklam ajanslarını, yazılı ve görsel
medyayı, medya satın alma, planlama, halkla ilişkiler ve araştırma şirketlerini temsil
eden 159 üyeye sahiptir. IAA Türkiye, bağlı bulunduğu IAA Global gibi, iletişim ve
pazarlama konularında, hükümetlerin yasal düzenlemelerine katkıda bulunmakta,
reklamın işlevinin daha iyi anlaşılması için eğitimciler ve tüketici birlikleri ile işbirliği
yapmakta ve aynı amaçla kurulmuş ulusal derneklerle birlikte çalışmaktadır.
TİAK’da temsil edilen dördüncü grup ise TV yayıncılarıdır. Bu yayıncıların bir çoğu
Televizyon Yayıncıları Derneği üyesidir.
I.2.2.2. Tam Hizmetlerinin Sağlanmasında Kullanılan Modeller
Tüm kullanıcıların ihtiyaçlarına hitap eden bilginin üretilmesini sağlamak bakımından 440
televizyon izleyici ölçüm faaliyetini denetleyici örgüt önemli bir rol oynamaktadır.
Avrupa Yayıncılar Birliği tarafından yayınlanan “Televizyon İzleme Ölçümüne İlişkin
Global Kılavuz”a (Global Guidelines for Television Auidience Measurement-GGTAM)
göre esas itibariyle, izleme ölçümlerinin sağlanmasında üç temel örgüt yapısı
mevcuttur. Fakat dünya pratiğinde bu yapılanmaların her birisinde, örgütsel
düzenlemelerin devamlılığını sağlayan farklılaşmalar vardır.
1) Araştırma şirketinin kendi servisi: Araştırma şirketi, izleyici bilgilerini özel, ticari
bir teşebbüs gibi arz etmekte ve bilgileri satın alanlarla pek çok tek taraflı sözleşme
imzalamaktadır. Bu sistemlerin, kullanıcı gruplarıyla yapılan düzenli kullanıcı
görüşmeleri için resmi hüküm getirmesi, bağımsız bir denetçiye ve endüstrinin aktif 450
katılımını içeren denklik prosedürlerine tabi olması beklenmektedir.
2) Kullanıcı sektör komitesi (Media Owners Committee-MOC): Bazı izleyici bilgisi
kullanıcıları, belirli bir hizmet için ihaleye çıkarlar/sözleşme imzalarlar ve finansmanı
garanti ederler. Bu yapılanmanın en yaygın örneklerinden birisi yayımcı kuruluşların
bir araya gelmesiyle oluşan medya sahipleri komitesidir. Reklamcılar ve ajanslar
komite lisansının hükümlerinin belirlenmesinde veya sözleşmenin denetlenmesinde
09-50/1236-310
12
yer almazlar fakat, istişari kullanıcı teknik komitelerinde yer almaları için davet
edilmelidirler.
Sistemden yararlanan tüm kullanıcılara resmi veya düzenli danışma hizmeti
verilmesindeki aksamalar özellikle reklamcılar ve ajanslar bakımından kabul 460
edilemez bulunmaktadır. Medya sahipleri telif haklarına sahip olabilirler, ya da
araştırma şirketinin telif haklarını elinde tutmasına engel olarak bilgiyi diğer taraflara
satabilmektedirler.
3) Müşterek endüstri komiteleri-MEK (Joint Industry Committee-JIC): Bilgi
işleme ve alan çalışması faaliyetlerini yerine getiren araştırma şirket veya şirketleri,
yayımcı, reklamcı ve ajans temsilcilerinden oluşan bir birleşik endüstri komitesiyle
resmi bir sözleşmeye sahiptir. Komite, genellikle hizmete yönelik ihale şartnamelerini
düzenler, ihale katılımcılarını davet eder, ihaleyi yapar, sözleşmeyi kurar, hizmeti
denetler, telif haklarına sahiptir ve bilgiye ulaşım lisansına yönelik şart ve hükümleri
tespit eder. Günlük yönetim faaliyeti yetkisi ve teknik görev ve yetkiler; temsili 470
yönetime ve teknik danışma komitelerine verilmektedir.
I.2.2.3. Ülke Örnekleri
İTALYA
İtalya’da televizyon izleyici ölçümü faaliyeti Auditel tarafından yerine getirilmektedir.
Auditel, devlet televizyonu (RAI), özel yayıncılar (network’ler, ulusal ve yerel
kanallar), reklamverenler (UPA), medya ve reklam ajanslarının (Asso Conunicavione
ve UNICOM) uyum içinde temsil edildiği üç ayaklı bir sistem olarak kurulmuştur.
Finansmanı da söz konusu taraflarca sağlanmaktadır. Tam zamanlı bir genel müdür
ve destek personeli ile uzman istatistik danışmanları istihdam etmektedir. Yönetim
kurulu ve teknik komite, teknik/bilimsel danışma kurulu sistemin kuruluşundan 480
başlayarak her safhayı uluslararası düzeyde kabul edilmiş olan ve GGTAM
tarafından önerilen “Birleşik Endüstri Komitesi” modeliyle izlemekte ve takip
etmektedir. Auditel’in yönetim kurulları, Yönetim Kurulu ve Teknik Komite’dir.
Yönetim Kurulu üç ana katılımcıyı dengeli bir şekilde temsil eden 19 üyeden
oluşmaktadır. Teknik Komite, Yönetim Kurulu’nun aday gösterdiği 16 üyeden
oluşmaktadır ve araştırma ve dataya ilişkin planlama ve geliştirme için olduğu kadar
data üretimi ve dağıtımıyla ilgili yöntemler konusunda da danışma kurulu olarak işlev
görmektedir.
AVUSTRALYA
Avustralya’da televizyon izleyici ölçüm faaliyeti OzTAM2 tarafından yerine 490
getirilmektedir. OzTAM, havadan yayın yapan üç televizyon kanalı tarafından
kurulmuştur. Finansmanı doğrudan yayıncılardan gelmektedir, bunun içinde datanın
diğer yayıncılara satılması, kanalların, ajansların ve müşterilerin abonelikleri de
vardır. Finansman kaynağının çoğunluğu üç yayıncıdan gelmektedir. Her bir kurucu
(yönetim kurulu üyeleri), tüm büyük kararlar için bir oya (toplamda üç oya) sahiptir,
kararlar oybirliği ile çıkmaktadır. Şirket, tam zamanlı çalışan genel müdüre, finans
müdürüne, istatistik müdürüne, destek personeline ve yarı zamanlı çalışan denetçiye
sahiptir. Hizmet geliştirme, tecrübeli bir teknik komite ve sektörün tüm
oyuncularından oluşan temsilciler ile birlikte OzTAM ve AGB Nielsen tarafından
yürütülmektedir. Alt komiteler tüm ana konular konusunda şekillendirilmiştir. Büyük 500
teknik komite her altı haftada bir toplanmaktadır. Ana konulardaki tüm teknik
2
09-50/1236-310
13
değişiklikler son karar için yönetim kurulundan geçerken küçük konulardaki
gelişmeler geçmez.
İNGİLTERE
İngiltere’de televizyon izleyici ölçüm faaliyeti, BARB3 (Yayıncılar İzleyici Araştırmaları
Kurulu) tarafından yerine getirilmektedir. BARB, kar amacı gütmeyen bir limited
şirkettir. BBC, ITV, Channel 4, Five, BSkyB ve IPA(Institute of Practitioners in
Advertising) gibi sektördeki büyük şirketler tarafından finanse edilmektedir. Diğer 510
yayıncılar ve pek çok ticari kuruluş, örneğin araştırma uzmanları, yayımcılar ve
reklamverenler BARB sürdürme maliyetine abonelik vasıtasıyla katkıda
bulunmaktadırlar. ISBA da (Incorporated Society of British Advertisers) BARB
yönetim kurulu toplantılarında temsil edilmektedir. BARB kendi başına pazar
araştırması yapmamaktadır. BARB sözleşmesi gereği araştırma sağlayıcı olarak SLA
ve KPI yapısına uygun 3. şahıs bir firma seçilmektedir. BARB çalışanları, tam
zamanlı ve BARB Ltd. Şti. için çalışan genel müdür, araştırma müdürü, finans
müdürü ve ticari müdürden oluşmaktadır. Bunlara ilave olarak destek elemanları ve
dışarıdan özel konularla ilgili çalışan danışmanlar da istihdam edilmektedir. Endüstri
teknik komitesi, sistemde değişiklik yapacak tüm teknik konuları tartışmakta ve 520
karara bağlamaktadır.
GÜNEY AFRİKA
Güney Afrika’da izleyici ölçüm faaliyeti, SAARF4 tarafından yerine getirilmektedir.
SAARF, tüm reklam mecrasından toplanan parayla finanse edilen, Güney Afrika’da
tüm medya araştırmalarıyla ilgili sözleşmeleri elinde tutan, kar amacı gütmeyen bir
kuruluştur. Ortak kararlar, tüm ilgili taraflar arasında alınmaktadır. Halihazırda
taraflar, yayıncılar, abone kanallar ve reklamverenlerdir. SAARF, tam zamanlı bir
genel müdür, finans müdürü, iki istatistikçi ve destek personeli istihdam etmektedir.
Hizmetin geliştirilmesine ilişkin çalışma SAARF ve AGB Nielsen’in yukarıda anılan
sektörlerin temsilcilerinden oluşan TAM teknik komitesiyle birlikte yürütülmektedir. 530
Önemli meseleler için alt komiteler oluşturulmaktadır. Tüm teknik komite 4-6 haftada
bir toplanmaktadır. SAARF TAM konseyi, rating sağlayıcısına hizmetin nasıl yerine
getirileceğine ilişkin çok net talimatlar vermektedir.
ALMANYA
Almanya’da izleyici ölçüm faaliyeti AGF tarafından yerine getirilmektedir. AGF, tüzel
kişiliğe sahip özel bir şirkettir. Şirketin ortakları dört televizyon kanalıdır: ARD,ZDF,
Pro 7 ve RTL. Şirketin yönetim kurulu, ana ortak dört televizyon kanalını temsilen
birer üye, reklam/medya ajanslarını temsilen bir üye, reklamverenleri temsilen 1 üye
olmak üzere toplam altı üyeden oluşur, üyelerin eşit oy hakkı vardır, kararlar oybirliği
ile alınır, yatırımla ilgili kararlarda sadece ana ortak olan dört üye karar vermektedir. 540
Teknik komite, ana ortak dört televizyon kanalından ikişer üye, diğer abone
televizyon kanallarını temsilen iki üye, abone reklam/medya ajanslarını temsilen iki
üye, reklamverenleri temsilen bir üyeden olmak üzere toplam on üç üyeden oluşur.
Ayrıca, altı uzmanlık alanında faaliyet gösteren çalışma grupları vardır: Metodoloji
çalışma grubu, Üretim ve veri tabanı çalışma grubu, Ölçüm tekniği çalışma grubu,
3
4
09-50/1236-310
14
Program kodlama çalışma grubu, Televizyon planlama çalışma grubu, Kurallar ve
prosedürler çalışma grubu. Yaptırılacak araştırmaların türüne göre değişik
sözleşmeler yapılmakta ve sözleşmeler AGF ve Gfk5 arasında imzalanmaktadır.
Finansmanın %75’ini dört ana ortak televizyon kanalı, %23’ünü diğer abone
televizyon kanalları, %2’sini ise abone ajanslar sağlamaktadır. Sürekli ve düzenli bir 550
denetim söz konusu olmamakla beraber teknik komite ve çalışma grupları
araştırmayı sürekli takip etmektedirler. Ayrıca 2-3 yılda bir telefonla anket yöntemi
uygulanmaktadır.
I.3 Önaraştırma Kapsamında Yapılan Görüşmeler
Önaraştıma kapsamında AGB, TİAK ve OTS’de raportörlerce yerinde incelemeler
yapılmış ayrıca TİAK denetçisi Uğur Çağlı ile de görüşülmüştür. Yetkililerin TRT’nin
iddialarına yönelik ifadeleri tutanak altına alınmıştır.
I.4 AGB’nin Ölçüm Sistemine İlişkin Tespitler
Ham verilerin elde edildiği panel üyelerinin belirlenmesi ve yenilenmesi ile bu
işlemlerin denetimine ilişkin tespitler 560
TİAK, rating ölçümlerinin 20.000 ve üzeri kişinin yaşadığı yerleşim yerlerinde
yapılması kriterini belirlemiştir. Bu kriter doğrultusunda rating ölçümleri TİAK
Denetçisi ve AGB tarafından belirlenen Türkiye genelindeki (….) ilde ve (….)-(….)
ilçede, toplam (….)6 hanede yapılmaktadır.
Hangi il ve ilçelere cihaz yerleştirileceği TÜİK tarafından Türkiye geneline yönelik
belirlenen 26 alt bölge ve bu bölgelerin nüfusları dikkate alınarak belirlenmekte ve
tüm alt bölgelerde ölçüm yapılmaktadır. Cihaz yerleştirilecek hanelerin
belirlenmesinde ise yine TÜİK tarafından bu alt bölgelerdeki hanelerin özellikleri
dikkate alınarak belirlenen ve alt bölgeleri temsil eden, içerisinde belirli sayıda ailenin
yer aldığı bloklar kullanılmaktadır. 570
Aşağıdaki tabloda TÜİK tarafından belirlenen benzer sosyo-ekonomik özellikler
gösteren alt bölgeler ve bu alt bölgelerde bulunan iller yer almaktadır:
580
5 Gfk rating ölçüm şirketidir.
6 Mevcut durumda rating ölçümü yapılan toplam hane sayısı (….)’dur.
09-50/1236-310
15
590
Tablo 3: TÜİK Tarafından Belirlenen Türkiye Alt Bölgeleri
09-50/1236-310
16
Alt Bölgeler İller
Edirne Edirne, Kırıkkale, Tekirdağ
İstanbul İstanbul
Kocaeli Kocaeli, Sakarya, Düzce, Bolu, Yalova
Bursa Bursa, Eskişehir, Bolu
Balıkesir Balıkesir, Çanakkale
İzmir İzmir
Manisa Manisa, Afyonkarahisar, Kütahya, Uşak
Denizli Denizli, Aydın, Muğla
Antalya Antalya, Isparta, Burdur
Konya Konya, Karaman
Ankara Ankara
Zonguldak Zonguldak, Karabük
Kastamonu Kastamonu, Çankırı, Sinop
Samsun Samsun, Tokat, Çorum, Amasya
Nevşehir Nevşehir, Kırıkkale, Aksaray, Niğde,
Kırşehir
Kayseri Kayseri, Sivas, Yozgat
Adana Adana, Mersin
Hatay Hatay, Kahramanmaraş, Osmaniye
Gaziantep Gaziantep, Adıyaman, Kilis
Malatya Malatya, Elazığ, Bingöl, Tunceli
Diyarbakır Diyarbakır, Şanlıurfa
Şırnak Şırnak, Mardin, Batman, Siirt
Van Van, Muş, Bitlis, Hakkari
Kars Kars, Ağrı, Iğdır, Ardahan
Erzurum Erzurum, Erzincan, Bayburt
Trabzon Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin,
Gümüşhane
Bu iller arasından denetçi ve AGB tarafından seçilenlere ilişkin olarak, TÜİK
tarafından belirlenen ve 100’er hanenin yer aldığı bloklarda AGB’nin belirlediği 600
kriterler doğrultusunda saha araştırma ve anket firması olan OTS tarafından hane
halkları ile anketler yapılmaktadır. Yapılan anketlerin sonuçları AGB tarafından
değerlendirilmekte ve panele eklenecek haneler AGB tarafından belirlenmektedir.
Hanelerin seçim sürecinde kullanılan kriterler, anketlerin içerikleri ve hanelerin seçimi
Denetçi’nin onayına tabidir.
Panel hanelerinin belirlenmesinde şehir, merkez/kır bilgisi, sosyo-ekonomik statü,
hanedeki birey sayısı temel değişken olarak, hanede bulunan televizyon sayısı ve
yayın tipi (anten, dijital veya havadan) kontrol değişkeni olarak alınmaktadır.
09-50/1236-310
17
Bloklardan seçilen ve evlerine rating ölçüm cihazı takılan haneler sadece Denetçi ve
AGB tarafından bilinmekte, bu konuda TİAK’a herhangi bir bilgi verilmemektedir. 610
Ayrıca TRT’nin, panel hane ve ölçüm yapılan il sayısının artırılması ile 20000’in
altında nüfusa sahip yerleşim birimlerinin de kapsama alınmasına dair talepleri
doğrultusunda, hanelerin toplam nüfusu temsil kabiliyetinin artırılması amacıyla
AGB’nin ölçüm yaptığı il sayısı ile (….) olan paneldeki hane sayısının artırılmasının
ve İstanbul ile kırsal kesime yönelik yeni paneller oluşturulması yönünde denetçi ve
AGB tarafından bazı çalışmalar yapılmıştır. AGB yetkilileri kendileri açısından ölçüm
yapılan il ve hane sayısının artırılmasının teknik olarak mümkün olmakla birlikte bu
değişiklerin ölçüm maliyetlerinde artışa neden olacağını belirtmişlerdir. Mevcut
durumda, ölçüm maliyetlerinde meydana gelecek artışının herhangi bir televizyon
kanalı veya medya/reklam ajansı tarafından karşılanmaması sebebiyle yukarıda 620
belirtilen değişiklikler gerçekleştirilememektedir.
TRT’nin izlenme oranlarındaki usulsüzlük iddialarıyla ilgili hukuki süreci
başlattığı Nisan 2009’a ait izlenme oranlarında önceki yıllarla kıyaslandığında
ciddi bir düşüş olduğu, TRT izlenen evlerdeki cihazların sökülüp başka
hanelere takıldığı ve bunun da maddi gelir kaybına yol açtığı bununla TRT’ye
mesaj verilmek istendiği iddialarına ilişkin tespitler
Bu bölümde öncelikle şüpheli izleme yapan bir hanenin ölçüm dışı bırakılması veya
hanedeki ölçüm cihazının sökülmesi kararının verilmesi sürecinde AGB ve Denetçi
tarafından hanelerin şüpheli izleme yapıp yapmadıklarının belirlenmesinde kullanılan
yöntemler hakkında bilgi verilecektir7. Daha sonra ise TRT’de yayınlanan “(….)” 630
programına yönelik şüpheli izleme iddiası hakkında AGB ve Denetçi tarafından
izlenmiş olan sürece yer verilecektir.
Şüpheli izlemelerin belirlenmesinde öncelikle hanelerin geçmiş izleme davranışları
incelenmekte ve izleme davranışlarında farklılık olup olmadığı AGB’nin kontrol
bölümü tarafından “outlier”8 analizi ile tespit edilmektedir. Bu uygulamada paneldeki
tüm hanelerin ve bireylerin program izleme bilgilerinin yer aldığı data seti
kullanılmaktadır.
AGB tarafından hanelerin ve bireylerin normal izleme davranışlarının belirlenmesinde
bireylerin bir programı ne kadar süre ile izlediği ve bireylerin normal davranıştan
hangi ölçüde saptığı belirlenmektedir. Sapmanın belirlenmesinde programların bölüm 640
bazında biriktirilen bilgileri kullanılarak sezon analizi yapılmakta, tüm bireylerin izleme
alışkanlıkları incelenerek herhangi bir bireyin normal davranıştan hangi ölçüde
saptığı belirlenmektedir.
AGB tarafından normal izleme davranışı için alt ve üst limitler belirlenmektedir. Bu
limitleri aşan hane veya bireyler “outlier” olarak kabul edilmekte ve bu
haneler/bireyler üretim bölümü tarafından takibe alınarak gerekirse şüpheli izleme
analizi başlatılmaktadır.
7 Bir hanenin üretim dışı bırakılması durumunda hanedeki televizyonda ölçüm cihazı bulunmaya devam etmekte
ve bu cihaz vasıtasıyla kaydedilen bilgiler AGB tarafından kaydedilmekte fakat bu hanelerden elde edilen izleme
bilgileri televizyon programlarının veya kanallarının izlenme oranlarının belirlenmesinde kullanılmamaktadır.
Bir hanenin panelden çıkartılması durumunda ise hanede bulunan ölçüm cihazı AGB tarafından sökülmektedir.
8 Belirli bir veri setinde, veri setinin ortalama değerlerinden belirgin bir şekilde uzaklaşmış olan veriler
09-50/1236-310
18
İkinci aşamada şüpheli izleme yapan bireylerin başka programları izleme tutumları
“Arianna” programı ile incelemektedir. Ayrıca bu aşamada ailenin demografik
yapısında veya aile tarafından televizyon izlemede kullanılan elektronik aksamda 650
değişiklik olup olmadığı gibi hanenin izleme alışkanlığında değişikliğe sebep
olabilecek farklı değişkenler de incelenmektedir.
Diğer değişkenlerde herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen hanelerin izleme
alışkanlıklarında sapma tespit edilmesi durumunda, bu haneler şüpheli etiketiyle
Denetçiye bildirilmektedir.
İzleme ölçümüne yönelik şüpheli durumların izlenmesinde AGB’ye yapılan
ihbarlardan da faydalanılmaktadır. İhbarlar çoğunlukla panel haneleri tarafından
yapılmakta ve üçüncü kişilerin kendileri ile temasa geçtiğine veya geçmeye
çalıştığına ilişkin olmaktadır.
Şüpheli izleme yapan hane bilgilerinin Denetçi’ye iletilmesi sonrasında Denetçi 660
tarafından bu haneler evlerinde ziyaret edilmektedir. Ev ziyaretinde Denetçi aile
üyelerinin televizyon izleme alışkanlıkları ve son zamanlarda bu alışkanlıklarda
meydana gelen değişiklikler hakkında bilgi almakta, ailenin yapısı ile televizyon
izleme alışkanlıkları ve izlenilen programlar karşılaştırılmaktadır. Son aşamada,
şüpheli izleme yapan haneler Denetçi’nin kararı ile ölçüm dışı bırakılmakta veya ABG
tarafından panelden çıkartılmaktadır. Sonrasında ise panelden çıkartılan hanelerin
yerine bu ailelerin sosyo-ekonomik kriterleri doğrultusunda benzer aileler panele
eklenmektedir.
Önaraştırma çerçevesinde yapılan yerinde incelemelerde elde edilen bilgiler ve
yapılan görüşmeler sonucunda 2009 yılı Nisan ayında TRT’de yayınlanan “(….)” adlı 670
program hakkında üçüncü kişilerce haneler ile temasa geçildiğine dair bilgi
edinilmiştir. Bu bilgi sonrasında program AGB tarafından şüpheli izlemeye alınmıştır.
Bu izleme aşamasında bazı hanelerin programı izleme sürelerinde daha öncesine
kıyasla büyük artış olduğu belirlenmiştir. Şüpheli hanelerin televizyon izleme
alışkanlıkları ve geçmiş program izleme bilgileri Denetçi tarafından incelenmiştir.
AGB’den elde edilen ve şüpheli izleme yaptığı iddia edilen hanelerin programı izleme
çizelgeleri de bu hanelerin önemli bir kısmının ilk haftalarda programı hiç
izlemediğini, bazılarının ise çok az izlediğini 2009 Nisan ayının ikinci haftası
sonrasında ise hanelerde programın çok uzun süreler izlendiğini göstermektedir.
Ayrıca şüpheli izleme yaptıkları konusunda ciddi kuşkular oluşan Ankara ve İzmir’de 680
ikamet eden bazı panel haneleri Denetçi tarafından ziyaret edilerek konu hakkında
daha kapsamlı inceleme ve gözlem yapılmıştır. Denetçi tarafından yapılan inceleme
sonrasında şüpheli izleme gerçekleştiren haneler ile sadece kendileri ile temasa
geçilmeye çalışılan, fakat şüpheli izleme gerçekleştirmeyen ve bu durumu AGB’ye
ileten, deşifre olmuş hanelerden bazıları ölçüm dışı bırakılmış, bazıları ise sistemden
çıkartılmıştır.
İzmir’de ikamet eden bazı panel hane üyeleri, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na
verdikleri ifadelerinde; bazı kişilerin kendileri ile temasa geçtiğini ve TRT’de
yayınlanan “(….)” ve “(….)” adlı prgramları izlemeleri için kendilerine para verdiklerini
belirtmişlerdir. Hanelerle temasa geçen bu kişiler hakkında AGB tarafından İzmir 690
Cumhuriyet Başsavcılığı’na şikayette bulunulmuştur ve bu konu hakkındaki hukuki
süreç devam etmektedir.
Yerinde incelemede elde edilen ve AGB çalışanları ile Denetçi arasında gönderilen
elektronik postalar da sürecin bu şekilde olduğunu ve yapılan inceleme sonucunda
09-50/1236-310
19
şüpheli izleme gerçekleştiren bazı hanelerin ölçüm dışı bırakıldığını veya sistemden
çıkartıldığını göstermektedir. Ayrıca AGB ve TİAK’ta yapılan yerinde incelemelerde
şikayet dilekçesinde iddia edildiği şekilde TRT’nin ratinglerinin düşük çıkmasına
yönelik olarak AGB ve TİAK tarafından manipülasyon yapıldığına dair herhangi bir
bilgi veya belgeye ulaşılamamıştır.
AGB’nin TİAK ile imzalamış olduğu teknik şartnameye aykırı olarak uzun 700
süredir yapmadığı denek değişimi işlemini, TRT’nin hukuki girişimlere
başlamasından sonra hızla gerçekleştirmeye başladığını, TRT’nin bu dönem
içerisinde %30’lara varan oranda rating kaybına, dolayısıyla da maddi zarara
uğradığı, söz konusu değişim sürecinde TRT izlenen hanelerdeki cihazların
sökülüp başka evlere takıldığı yönünde kaygılar taşındığı iddiasına ilişkin
tespitler
Denetçi, kendisi ile yapılan görüşmede, ölçüm yapılan ailelerin taşınması veya
deşifre olması gibi olağandışı durumlar da dahil olmak üzere her yıl hanelerin
ortalama %(….)’sinin değiştirildiğini, 2008-2009 yıllarında ise değişim oranının
yaklaşık % (….) olduğunu ifade etmiştir. 710
AGB tarafından yıllar itibarıyla panel dağılımı, hanelerin isteği gibi değişik nedenlerle
değiştirilen hane sayısı ve bu sayının toplam haneler içindeki oranı aşağıdaki gibidir:
Tablo 4: Hane Değişimi
Yıl
Değiştirilen Hane Sayısı
Toplam Hane Sayısına Oranı (%)
2006 (….) (….)
2007 (….) (….)
2008 (….) (….)
20099 (….) (….)
Yukarıdaki tabloda da görüldüğü gibi AGB tarafından son yıllarda yapılan hane
değişiklikleri AGB ile diğer taraflar arasında imzalanan Teknik Şartname’de AGB
tarafından taahhüt edilen %(….) oranının üzerindedir.
Yukarıda da belirtildiği gibi TRT’de yayınlanan (….) programına yönelik şüpheli
izleme gerçekleştiren haneler, yapılan inceleme sonucunda Denetçinin onayıyla AGB
tarafından ölçüm dışı bırakılmış veya sistemden çıkartılmıştır. Bu durum ise TRT
izlenen hanelerin belirlenerek sistemden çıkarıldığı ve bu şekilde TRT’nin 720
ratinglerinin düşürüldüğü izleniminin doğmasına neden olmaktadır.
(….) Programı Rating Değişimi
Aşağıdaki tabloda TRT 1’de yayınlanan (….) programının bölüm bazında bazı
bireyler tarafından izlenme süreleri (dakika) yer almaktadır. Birey sütununda yer alan
ilk sayı haneleri, ikinci sayı ise bu hanelerde yaşıyan bireyleri temsil etmektedir.
9 İlk sekiz ay itibarıyla
09-50/1236-310
20
Tablo 5: (….) Programı İzlenme Süreleri
Birey Şehir 31/03 03/04 04/04 07/04 10/04 14/04 21/04 28/04 05/05 19/05
2420116-1 İzmir 0 0 0 0 0 0 0 74 76 0
2420116-2 İzmir 0 0 0 0 0 0 0 74 57 0
2420116-3 İzmir 0 0 0 0 0 0 0 71 57 0
2400053-1 İzmir 2 0 0 0 0 0 54 16 70
2400053-2 İzmir 2 0 0 0 0 0 54 16 70
2400053-3 İzmir 0 0 0 0 0 0 54 16 0
2400053-4 İzmir 0 0 0 0 0 0 47 0 0
2300066-1 İzmir 0 0 0 0 0 27 72 27 0 0
2300066-2 İzmir 0 0 0 0 0 1 71 83 0 0
2300066-3 İzmir 0 0 0 0 0 27 28 83 0 0
1300731-1 Ankara 0 0 0 3 0 100 68 71 0 0
1300731-2 Ankara 0 11 1 3 0 99 68 71 0 0
1300731-3 Ankara 0 0 0 0 0 98 43 71 0 0
1300731-4 Ankara 0 1 0 0 0 98 68 71 0 0
1300701-1 Ankara 3 17 0 4 0 121 71 81
1300701-2 Ankara 0 17 0 4 0 121 71 81
1300701-3 Ankara 0 17 0 0 0 121 71 81
1300701-4 Ankara 0 17 0 0 0 121 71 81
730
09-50/1236-310
21
Yukarıdaki tabloda görüldüğü üzere, şüpheli izleme yapılan hanelerde programın ilk
bölümleri çok az izlenmiş veya hiç izlenmemiştir. 14.4.2009 tarihinden sonra ise
program, hanelerdeki tüm bireyler tarafından oldukça uzun sürelerle izlenmeye
başlanmıştır. Hane halklarının ifade tutanaklarında da üçüncü kişilerin kendileri ile
2009 yılı Nisan ayında iletişim kurdukları bilgisi yer almaktadır.
Bazı haneler tarafından AGB’ye yapılan ihbar sonrasında Denetçi tarafından bu ve
benzeri davranış sergileyen haneler hakkında yapılan inceme sonucunda Denetçi bu
hanelerin panelden çıkarılmasına karar vermiştir.
“(……….)” ve “(……….)” Programları
Yerinde incelemede AGB’de elde edilen ve AGB çalışanları arasında gönderilen bir 740
elektronik postada hane halkları raporu yer almaktadır. Bu raporda hane halklarına
yapılan ziyaretler hakkında bilgi verilmektedir. Bu rapor ve raporda yer alan bir hane
halkı hakkında yapılan işlemler ve izlenen süreç, (….) programına yönelik şüpheli
izleme yapılması ve bazı hanelerin deşifre olması ile bu olaylar sonrasında Denetçi
tarafından izlenen sürecin karşılaştırılması açısından aydınlatıcı niteliktedir.
Belirtilen rapordaki hane halkları arasında (….) programını şüpheli izleyen bir hane ile
birlikte AGB teknisyenine Kanal D’de yayınlanan “(….)” ile “(….)” programlarını
izlemelerini isteyen kişilerce ziyaret edildiklerini belirten bir hane de yer almaktadır.
Denetçi tarafından bu haneye 13.4.2009 tarihinde ev ziyareti yapılmış ve aile bu
durumu teyit etmiştir. 750
Bu hanenin (….) ve (….) programlarına yönelik geçmiş izleme verileri incelendiğinde
hanenin belirtilen programları izleme alışkanlığında şüphe uyandıracak bir değişiklik
meydana gelmediği görülmektedir. Deşifre olan hanelerin şüpheli izleme
gerçekleştirmemiş olsalar da panelden çıkartılması politikası nedeniyle hane
20.4.2009 tarihi itibarıyla panelden çıkartılmıştır.
I.5. Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme
I.5.1. AGB’nin Faaliyetlerine İlişkin Değerlendirme
AGB Türkiye’nin izleme oranları ölçümü faaliyetlerine ilişkin değerlendirmeye
geçmeden önce TİAK denetiminden geçen bu faaliyetlerin hangilerinin ne şekilde
Rekabet Hukuku kapsamında ele alınabileceği hususuna değinilecektir. 760
İzleme araştırmalarında, benzer diğer araştırmalarda da olduğu gibi araştırmanın
kapsam ve büyüklüğü ile maliyeti doğru orantılıdır. İzleme araştırmalarının toplam
bütçesinin yeterliliği doğrultusunda araştırmanın kaç hanede, kaç adet cihazla ve en
az kaç nüfuslu yerleşim yerlerinde yapılacağına TİAK karar vermektedir. Ölçüm
sistemine ilişkin olarak verilen bu ilk kararlardan sonraki kararlar ve kurulan sistem
AGB Türkiye tarafından belirlenmekte olup TİAK denetçisi tarafından
denetlenmektedir. Bu noktada AGB Türkiye tarafından kurulan sistem ve bu sistem
içinde yer alan; ölçüm yapılacak yerleşim yerlerinin hangileri olacağı, cihazların
dağılımı ve kullanılan bu cihazların, bilgisayar sistemlerinin ve analiz yöntemlerinin
türü, teknolojisi ve benzeri hususlarının teknik açıdan uygun olup olmadığı konusu 770
doğrudan Rekabet Hukuku uygulaması kapsamında değildir. Bununla birlikte, söz
konusu bu kararlar ve kullanılan sistem, dışlama ve ayrımcılığa yol açarak belirli bir
teşebbüsün piyasadaki faaliyetlerini zorlaştırabilecek nitelikte olur ise Rekabet
Kurumu konuya müdahale edebilir.
09-50/1236-310
22
Öte yandan burada önemle üzerinde durulması gereken konu; televizyon izleme
araştırmalarının temini için oluşturulan müşterek endüstri komitesinin, araştırma
sürecinin bütün aşamalarını sağlıklı ve yeterli bir şekilde kontrol edebilecek ve
denetleyecek teknik altyapıya ve elemana sahip olması ve bunun ilgili piyasalarda
muhtemel ayrımcı ve dışlayıcı uygulamaların önlenmesi noktasında çok önemli
olduğudur. 780
Raportörlerce yapılan incelemelerde AGB tarafından yapılan rating ölçümlerinde
TRT’nin rating oranlarının bilinçli olarak düşük gösterildiği, TRT kanallarını izleme
alışkanlığına sahip hanelerin panelden çıkarıldığı iddiaları incelenmiştir.
Bu kapsamda 2009 yılı Nisan ayı sonrasında çok sayıda hanenin Denetçinin onayı ile
üretimden çıkartıldığı görülmüştür. Yukarıda da belirtildiği üzere bu hanelerin
panelden çıkartılması TRT’de yayınlanan bir programa yönelik şüpheli izleme
gerçekleştirmiş olmaları ve Denetçinin hanelerdeki bireyler ile yaptığı görüşmelerin
de bu yöndeki kuşkuları doğrulamış olmasından kaynaklanmaktadır.
TRT’de yayınlanan bir programa yönelik şüpheli izleme gerçekleştiren çok sayıda
hanenin ölçüm dışı bırakılması veya panelden çıkartılması TRT’nin ratinglerinde 790
düşüş meydana gelmesine neden olmuştur. Bu durum ise hanelerin ölçüm dışı
bırakılmaları aşamasında hanelerin televizyon izleme alışkanlıkları incelenerek, TRT
programlarını yoğun olarak izleyen hanelerin belirlendiği ve TRT’nin ratinglerin
düşmesine neden olacak şekilde TRT izleyen hanelerin kasıtlı olarak panelden
çıkartıldığı izleniminin doğmasına sebep olmuştur.
Şüpheli izleme gerçekleştiren haneler ile şüpheli izleme gerçekleştirmeyen ve
kendileri ile üçüncü kişilerce temasa geçilmeye çalışıldığını AGB’ye bildiren hanelerin
temas tarihi olarak belirttikleri 2009 yılı Nisan ayı ile birlikte “(….)” programını izleme
sürelerinde o hanede kayıtlı bulunan tüm bireyler açısından büyük oranda artış
olmuş, hatta Nisan ayı öncesinde programın hiç izlenmediği hanelerin de programı 800
her hafta uzun süreler izledikleri görülmüştür.
Rating ölçümünün güvenliği için hanelerin isimleri ve adresleri gizli tutulmakta, bu
konuda sadece Denetçi ve AGB’nin bilgisi bulunmaktadır. Şüpheli izleme
gerçekleştirmemiş olsalar da deşifre olan haneler panelden çıkartılmaktadır.
Böylelikle üçüncü kişilerin ileride deşifre olan haneler ile temasa geçmeleri ve rating
ölçümlerinin güvenirliğinin zedelenmesi ihtimali engellenmektedir.
Bu nedenle Denetçi tarafından (….) programına yönelik yapılan inceleme sonucunda
da şüpheli izleme gerçekleştiren haneler ile birlikte şüpheli izleme gerçekleştirmeyen
fakat üçüncü kişilerce temas kurulmasından sonra deşifre olan haneler de ölçüm dışı
bırakılmıştır. Hanelerin panelden çıkarılması sürecinin incelenmesi sonucunda 810
TRT’nin ratinglerinin düşürülmesinin amaçlandığını gösteren herhangi bir bilgi ya da
belgeye ulaşılamamıştır.
Raportörlerce Denetçi ile yapılan görüşmede, herhangi bir nedenle ölçüm dışı
bırakılan, panelden çıkan veya çıkartılan hanelerin yerine bu ailelerin sosyo-
ekonomik kriterleri doğrultusunda benzer ailelerin panele eklendiği belirtilmiştir. 2009
yılı Nisan ayı sonrasında gerçekleştirilen hane değişiminde şüpheli izleme
gerçekleştiren haneler ölçüm dışı bırakılmıştır.
Panele eklenecek yeni hanelerin belirlenmesinde ise TÜİK tarafından hazırlanan
bloklar kullanılmaktadır. Bu blok ise hanelerin sosyal ve ekonomik gelişmişlik
düzeylerini dikkate alarak hazırlanmakta ve belirli bir bölgede yaşayan çok sayıda 820
09-50/1236-310
23
aileyi içermektedir. Panele eklenecek yeni hanelerin belirlenmesi aşamasında
Denetçi tarafından bu bloklardan rastgele hane seçimi yapılmaktadır.
Ayrıca dosya kapsamında şüpheli izleme gerçekleştiren hanelerin ölçüm dışı
bırakılması veya panelden çıkartılması işleminin sadece TRT’de yayınlanan
programlara yönelik şüpheli izleme gerçekleştirilmesi sonucunda uygulanıp
uygulanmadığı da incelenmiştir. Yukarıda da belirtildiği gibi Kanal D’de yayınlanan
“(….)” ile “(….)” programlarını izlemelerini isteyen kişilerce ziyaret edildiklerini AGB’ye
bildiren bir hane de her ne kadar belirtilen programlara yönelik şüpheli izleme
gerçekleştirmemiş olsa da, deşifre olması sebebiyle ölçüm dışı bırakılmıştır.
Şüpheli izleme gerçekleştiren hanelerin ölçüm dışı bırakılması veya panelden 830
çıkartılması işlemine yönelik TİAK’ın geçmiş uygulamalarının incelenmesi sonucunda
dosya konusu uygulamaya benzer bir uygulama tespit edilmiştir. 2006 yılında
TGRT’de yayınlanan “(….)”,“(….)” ve “(….)” ile Star TV’de yayınlanan “(….)” adlı
programlara yönelik şüpheli izleme gerçekleştiren ve büyük çoğunluğu (….),(….) ve
(….) illerinde bulunan 37 hane panel dışına çıkartılmıştır.
Sonuç olarak, önaraştırma sürecinde AGB tarafından yapılan televizyonların izlenme
oranlarına ilişkin ölçümlerin gerçeği yansıtmadığına ve ölçümlerde usulsüzlük
yapılarak TRT’nin ratinglerinin düşürüldüğüne dair herhangi bir bilgi veya belgeye
ulaşılamamıştır. Bu nedenle, söz konusu iddialara ilişkin olarak 4054 sayılı Kanun’un
41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına gerek olmadığına karar verilmiştir. 840
I.5.2. TİAK’a İlişkin Değerlendirme
I.5.2.1. TİAK’ın Teşebbüs Birliği Yapısı
TİAK’ın yapısının ve faaliyetlerinin değerlendirmesine geçmeden önce öncelikle
TİAK’ın statüsünün Rekabet Hukuku kapsamında hangi zeminde ele alınması
gerektiği üzerinde durulacaktır. Bilindiği üzere 4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkındaki Kanun’un Tanımlar başlıklı 3. maddesinde teşebbüs, “Piyasada mal veya
hizmet üreten, pazarlayan, satan gerçek ve tüzel kişilerle, bağımsız karar verebilen
ve ekonomik bakımdan bir bütün teşkil eden birimler”, teşebbüs birliği ise
“Teşebbüslerin belirli amaçlara ulaşmak için oluşturduğu tüzel kişiliği haiz ya da tüzel
kişiliği olmayan her türlü birlikler” olarak tanımlanmıştır. TİAK, Türkiye’de 1992 850
yılında, üyelerini, Reklamcılar Derneği, Reklamverenler Derneği, Televizyon
Yayıncıları Derneği ve Uluslararası Reklamcılık Derneği temsilcilerinin oluşturduğu
bir komite olarak sektörün ortak kullanımına sunulmak üzere televizyon izleme
araştırmalarını organize etmek ve denetlemek amacıyla kurulmuş bir komitedir. Bu
noktada TİAK’ın, bir teşebbüs birliği niteliğinde olduğu anlaşılmıştır.
Yapılan incelemelerde TİAK’ın kuruluşuna ilişkin olarak imzalanan herhangi bir
sözleşme bulunmadığı görülmüş olmakla birlikte, tespitler kısmında da yer verildiği
üzere TİAK’ı oluşturan teşebbüs birliklerinin üyeleriyle AGB arasında yapılan
sözleşmede, TİAK’ın amacı, yapısı ve işleyişine ilişkin bir takım maddeler
bulunmaktadır. 860
I.5.2.2 TAM Verilerinin Önemi
İlgili ürün pazarı başlığı altında ele alınan tespitlerde de yer verildiği üzere Türkiye’de
TİAK tarafından 1992 yılından beri yaptırılmakta olan televizyon izleme araştırmaları
işi ve bu iş sonucunda elde edilen izlenme bilgileri, başta sektörün üç farklı ayağını
oluşturan yayıncılar, reklamverenler ve reklamcılar olmak üzere tüm katılımcılar
tarafından kullanılmakta olan çok önemli bir bilgidir. Söz konusu bu izlenme bilgileri
09-50/1236-310
24
sayesinde yayıncılar, izleyiciye sunmuş oldukları farklı içerikteki programların
izleyiciler tarafından ne şekilde ve hangi oranlarda izlendiğini öğrenebilmektedir. Bu
bilgiler yayıncılar tarafından hem gelecekteki yayın politikaları ve yatırımların
planlanmasında hem de ve daha önemli olarak program içine veya aralarına alınacak 870
reklamların birim süre fiyatlarının belirlenmesinde kullanılmaktadır.
Reklam gelirleri, ücretli abonelik sistemi dışında çalışan açık televizyon kanalları için
en önemli gelir kaynağı durumundadır ve belirli bir programa ait izlenme oranları o
program içine alınan reklamların birim süre fiyatını, dolayısıyla da o televizyon
kanalının reklam gelirlerini etkilemektedir. İzlenme bilgileri reklamverenler için de
hayati bir öneme sahiptir. Reklamverenler bu bilgileri, hem ürün ve hizmetlerinin
reklamlarının hangi kanal ve programlarda yer alacağı hem de bu reklamların
izlenme oranlarının (reklamın yer aldığı programın izlenme oranından farklı olarak)
ne olduğu, bu doğrultuda reklam yatırımı ve harcamalarının hesaplanmasında
kullanmaktadırlar. Aynı şekilde reklam ajansları da bu bilgileri reklamların 880
hazırlanması, hedef kitlenin tespiti, hedef kitleye ulaşımı ve reklam bütçelerinin
hazırlanması aşamalarında kullanmaktadırlar. Görüldüğü gibi televizyon izleme
bilgileri başta TV yayıncılığı ve TV reklam yeri pazarları olmak üzere bu pazarlarla
ilişkili pazarlarda (yapımcılık gibi) faaliyet gösteren teşebbüsler açısından son derece
kritik bir öneme sahiptir.
Türkiye Reklam Konseyi’nin verilerine göre Türkiye geneli 2007 yılı toplam reklam
harcamaları 3.117 milyon TL, 2008 yılı toplam reklam harcamaları ise 3.182 milyon
TL olarak gerçekleşmiştir. Toplam harcamalardan televizyon kanallarının almış
olduğu pay 2007 yılı için 1.583 milyon TL ile toplam harcamaların % 50,8’ini, 2008 yılı
için ise 1.603 milyon TL ile toplam harcamaların %50,4’ünü oluşturmaktadır. 890
Görüldüğü gibi TV mecrasına yapılan reklam harcaması, toplam harcamaların
yarısından fazlasını oluşturmaktadır. Reklamverenlerin TV mecralarına yaptıkları bu
büyük harcamaların miktarının ve televizyon kanalları arasındaki dağılımının
belirlenmesinde en önemli kıstas ise televizyonların izlenme oranlarıdır.
Türkiye’de izlenme ölçümleri TİAK tarafından 1992 yılından beri AGB’ye
yaptırılmaktadır. AGB tarafından ölçülen ve duyurulan televizyon kanallarının gün
bazında ortalama izlenme oranları toplamı 2007 ve 2008 yılları için aşağıdaki şekilde
gerçekleşmiştir;
Tablo 6: Abone ve diğer kanallar yıllık izlenme oranları
2008 2009
Tüm Gün (%) Prime Time (%) Tüm Gün (%) Prime Time (%)
Abone Kanallar 80,4 85,8 77,4 84,4
Diğer 19,6 14,2 22,6 15,6
900
Görüldüğü gibi TİAK tarafından yaptırılmakta olan izleme araştırması kapsamında
ölçülen televizyon kanallarının izlenme oranları Türkiye genelinde yapılan toplam
izlemenin %80’inden fazlasını oluşturmaktadır. Dolayısıyla 1 milyar dolar ile Türkiye
toplam reklam harcamalarının yarısından fazlasını oluşturan TV reklam
harcamalarının TV kanalları arasında nasıl paylaşılacağı noktasında söz konusu bu
ölçüm verileri en önemli kriter olarak karşımıza çıkmaktadır.
09-50/1236-310
25
I.5.2.3 TAM Verilerinin Elde Edilmesinde MEK (Müşterek Endüstri Komitesi)
Modeli
Dünyada TV izleme ölçümleri farklı yöntemlerle yapılmaktadır. Türkiye’de 910
uygulanmakta olan sistem sektörün farklı oyuncularının bir araya gelerek
oluşturdukları MEK (Müşterek Endüstri Komitesi-Joint Industry Committe) sistemidir.
Bir kısım ülkelerdeki Media Owners Committe sisteminde ise yayıncılar bir araya
gelerek kendi izlenme oranlarını ölçtürmekte ve bu bilgiyi talep eden diğer teşebbüs
ve teşebbüs birliklerine (reklamcı, reklamveren, yapımcı) belirli şartlar altında
sağlamaktadırlar.
İlgili ürün pazarı analizi kapsamında yer verilen pazarlarda faaliyet gösteren teşebbüs
ve teşebbüs birliklerinin meydana getirdiği MEK veya Media Owners sistemlerinin
rekabet hukuku açısından etkilerinin tam olarak anlaşılabilmesi için bu sistemlerin var
olmadığı bir yapının nasıl olabileceği üzerine durulmasında fayda bulunmaktadır. 920
Bahsedilen bu yapıda birbirleriyle rekabet eden veya alt veya üst ilişkili pazarlarda
faaliyet gösteren teşebbüslerin ihtiyaçları olan izlenme bilgilerini tamamen kendi
başlarına elde etmeye çalışmaları söz konusu olacaktır. Bu durumda teşebbüsler
farklı veya aynı sağlayıcılarla veyahut bir sağlayıcı kullanmaksızın tamamen kendi
imkânlarıyla TV programlarının ve reklamların izlenme bilgilerini elde etmeye
çalışacaktır. Örneğin bir TV kanalı veya reklamveren bir önceki gün yayınlanan
programların izlenme bilgilerini öğrenmek için, TAM hizmetine ilişkin bilgilerde de yer
verildiği üzere, en basit anlamda telefon ile veya yüz yüze anket çalışması
yapabileceği gibi bu işi televizyonlara bağlanan ölçüm cihazları vasıtasıyla da
yapabilecektir. 930
Böyle bir piyasada birden fazla TAM ölçüm tekniği, TAM sağlayıcısı ve buna bağlı
olarak aynı reklam veya programa ilişkin olarak birden fazla ölçüm verisinin ortaya
çıkması da mümkün olacaktır. Böyle bir durum, sektörde faaliyet gösteren rakip veya
dikey ilişki zinciri içinde yer alan teşebbüslerin, harcamaların, gelirlerin ve yatırımların
planlanmasında ihtiyaç duydukları izlenme bilgilerinin birden fazla olmasına ve
devamında da hangi verinin esas alınması gerektiği noktasında bir karmaşıklığa
neden olabilecek bir durumdur. Bu nedenlerden dolayı birçok ülkede birden fazla
izlenme verisinin oluşturabileceği kaostan kaçınmak amacıyla sektörün benzer
(Media Owners Committee modeli) veya farklı (MEK modeli) katılımcıları bir araya
gelerek sektör için tek geçerli ölçüt (single currency) olacak tek bir izlenme verisinin 940
elde edilmesini sağlamaktadırlar.
Ancak bu durum her teşebbüsün ihtiyacı olan izleme bilgilerini kendi belirlediği şartlar
ve imkanlar çerçevesinde elde ettiği sistemden farklı olarak söz konusu bu tek
ölçütün elde edilmesi işleminin tüm aşamalarında bütün teşebbüsler için tek bir
metodoloji ve kurallar bütününün uygulanmasını da beraberinde getirmektedir. Bu
noktada söz konusu bu metodoloji ve kurallar bütününün belirlenme şekli, içeriğinin
ne olduğu ve uygulama şekli piyasadaki rekabetin üzerinde önemli etkiler
yaratabilecek niteliktedir. Bu nedenle TAM hizmetlerinin sağlanmasında kullanılan ve
sektördeki çeşitli tarafların bir araya gelmesi ile oluşturulan MEK’in yapısının, söz
konusu bu kuralların ve metodolojinin belirlenmesi, uygulanması ve denetlenmesi gibi 950
konularda bağımsız karar alabilen, objektif olarak belirlenmiş yerleşik kurallara göre
çalışan, hukuki belirliliğe, teknik yeterliliğe ve kurumsal yapıya sahip bir organizasyon
olması gerekmektedir. Söz konusu özellikleri haiz olmayan bir MEK yapısının, tek
ölçüt sisteminden beklenen faydaları sağlaması mümkün değildir. Bu durumda ilgili
09-50/1236-310
26
piyasalarda rekabetin kısıtlanması imkan dahilindedir. Nitekim Rekabet Kurulu bu
kapsamda değerlendirdiği ve rekabet ihlali oluşturabilecek nitelikte olan bazı MEK
yapılarını incelemeye alarak bu yönde var olan endişelerin giderilmesi için bir takım
önlemler almıştır.
I.5.2.4 TİAK’ın Yapısı ve İşleyişi
TİAK’ın herhangi bir kuruluş sözleşmesi olmamakla birlikte AGB ile TV yayıncıları ve 960
AGB ile reklam ajansları arasında yapılan sözleşmelerde TİAK’a ilişkin bir takım
maddeler bulunmaktadır. Sözleşmenin 1.6 ncı maddesinde;
“ ‘TİAK’ (Televizyon İzleme Araştırma Kurulu) deyimi, böyle bir araştırmayı
gerçekleştirme, yönetme, denetleme ve hakemlik etme amacıyla, Reklamcılar
Derneği, Reklamverenler Derneği, Televizyon Kanalları ve Uluslararası Reklamcılık
Derneğinin temsilcilerinden oluşan, IAA bünyesinde kurulan ve IAA yönetim kuruluna
karşı sorumlu olarak çalışan bununla birlikte herhangi bir hukuki sorumluluğu
bulunmayan kurulu ifade eder.” denilmektedir.
TİAK 1992 yılından beri (17 yıldır) faaliyette olan bir komite olmasına rağmen,
çalışma şekli, karar alma prosedürleri, temsilci sayıları, oy hakları ve diğer bir takım 970
önemli hususlarda yazılı herhangi bir kurala bağlı olarak değil teamüllere dayalı
olarak çalışmaktadır. Toplantılarda konuların ne şekilde tartışıldığı, hangi
gerekçelerle kabul ve reddedildiğine dair ayrıntılı bilgiler ve şerhler bulunmamakta ve
tüm kararların oy birliği ile alındığı izlenimi ortaya çıkmaktadır. Örneğin toplantılarda
görüşülen konulara dair notlar tüm üyelere elektronik ortamlarda gönderilmekte
ancak son birkaç aydır toplantılar ayrıca karar defterine işlenmektedir.
TİAK’ın, IAA bünyesinde faaliyet gösteren “gönüllü bir komite” olarak isimlendirilmesi
ve tüzel kişiliğinin olmaması, şirket, dernek, vakıf gibi tüzel kişiliklerden farklı olarak
belirli kayıtları tutma zorunluluğunun olmaması ve bu yükümlülükleri karşılamadığı
takdirde herhangi bir yaptırıma tabi olmaması gibi nedenlerle, karar alma ve itiraz 980
süreçleri konusunda bir belirlilik bulunmamaktadır. Örneğin AGB ve TV yayıncıları
arasında yapılan sözleşmenin TİAK’a dair maddelerinde kararların oy çokluğu ile
alındığı belirtilmekte iken uygulamada finansal konularda TV temsilcilerinin veto hakkı
oluğu IAA yetkilisi tarafından ifade edilmiştir. Yine aynı sözleşmede IAA, RD ve
RVD’nin ikişer kişi tarafından temsil edilmesi öngörülmüş iken bu sayının üçe
çıkartılması TİAK toplantısında değil IAA yönetim kurulunda kararlaştırılmıştır.
Yerinde inceleme sırasında elde edilen bilgi ve belgelerden, IAA Avukatı’ndan TİAK’a
ilişkin çalışma prosedürleri hazırlanmasının talep edildiği ve taslak bir çalışma
prosedürü hazırlandığı tespit edilmiştir. Ancak bu prosedürler henüz kabul edilip
uygulamaya geçirilmemiştir. TİAK’a ilişkin olarak hazırlanmakta olan bu çalışma 990
prosedürleri dışında IAA yönetim kurulunun 8.1.2009 tarihli toplantısında TİAK
yapısının Rekabet Hukuku’na uygunluğunun sağlanması amacıyla hukuki görüş
hazırlatılmasına karar verilmiştir. Nitekim yerinde inceleme sırasında özel bir hukuk
bürosu tarafından bu konuya ilişkin olarak hazırlanmış bir takım hukuki mütalaaların
mevcut olduğu tespit edilmiştir.
Ayrıca 25.4.2008 tarihli TİAK toplantısında, (…….) “TİAK’ın işlerliğini sağladığımız
zaman (oy/veto) gibi sorunların hemen hemen ortadan kalkacağına inandığını”,
(…….) ise “TİAK prosedürü oluşturulurken her şeyin yazılı olması gerektiğini” ifade
etmiştir. Yine aynı toplantıda (…….), TİAK’a yasal bir konum ve hukuki etkinlik
kazandırılması önerisinde bulunmuştur. (…….) ise 2-3 yıldır TV’lerin TİAK/AGB ile 1000
ilgili sorunları olduğunu dile getirmiş ve bu sorunları 3 ana başlık altında toplamıştır:
09-50/1236-310
27
Önceki dönemlerde TİAK içerisinde televizyonların yeterince temsil
edilememeleri
Ölçümleme sistemi hakkında var olan tereddütler
2010 yılında bitecek olan ve 2008 Haziran’ında fesih bildiriminde bulunulmaz
ise 3 yıl süreyle yenilenecek olan AGB sözleşmesi
Görüldüğü üzere 1992’den beri faaliyet göstermekte olan TİAK’ın yapısına ve
işleyişine ilişkin bir takım sorunların varlığı TİAK ve IAA yetkilileri tarafından da kabul
edilen bir durum olup, söz konusu problemlerin giderilmesi için bir takım çalışmalar
başlatılmıştır. 1010
TİAK’ın yapısı ve işleyişine ilişkin söz konusu bu problemlere ek olarak TV
yayıncılarının TİAK sistemine ilişkin önemli eleştirileri bulunmaktadır. 3 Mayıs 2007
tarihinde yapılan genişletilmiş TİAK toplantısında (…….), kurulmasını düşündükleri
yeni sisteme ilişkin olarak aşağıdaki görüşleri açıklamıştır;
“TV izleme araştırmalarının batıda nasıl yürütüldüğü incelenmiş ve Almanya örneği
uygun bulunarak aşağıdaki model oluşturulmuştur:
Rating A.Ş. isimli, TV kanallarının sahibi olduğu bir şirket kurulacak ve bu şirketin
profesyonel yönetiminin görevi;
Pazardaki gelişmeleri izlemek
Türkiye için en uygun sistem ve örnek büyüklüğünü belirlemek 1020
İhale açmak
Araştırmayı yaptırmak ve sahibi olarak kanallara ve/veya ajanslara satmak
Sektör temsilcilerinden (reklamveren, reklamcılar ve kanallar) oluşacak TİAK
komitesinin bu şirketin çatısı altında oluşturulması ve icra kurulu görevini
üstlenmesi.”
(…….) Rating A.Ş’ye RTÜK’ün de dahil edilmesi, böylece örneğin büyütülmesi için
gerekli finansmanın bu yolla sağlanabileceğini beyan etmiş, böyle bir değişikliğe
gereksinim duyma gerekçelerini ise;
Araştırmayı ve yatırımları finanse etmelerine karşılık hiçbirinin sahibi
olmamaları, 1030
Batı ülkelerinde 15 saniyelik ölçümlere geçilmesine rağmen Türkiye’de hala 1
dk.lık ölçüm yapıldığı başka bir değişle eski teknoloji kullanıldığı,
Alternatif olmaması nedeniyle kanalların önlerine gelen bütçeleri çok yüksek
olmasına rağmen kabul etmek zorunda olmaları ve doğruluğunu tartışma
şanslarının olmaması,
Araştırmanın ve denetiminin güvenilirliği konusunda şüpheleri olması
şeklinde ifade etmiştir.
12 Temmuz 2007 tarihinde yapılan toplantıda ise (…….)’ın önceki toplantıda önermiş
olduğu sisteme ilişkin olarak IAA Türkiye Bölümü, RVD ve RD’nin araştırmanın
profesyonellerce yönetilmesini uygun buldukları ancak araştırmanın tarafsızlığını 1040
koruyabilmesi için IAA Türkiye bölümü bünyesinde kalmasını doğru buldukları ifade
edilmiştir.
09-50/1236-310
28
Yerinde inceleme sırasında raportörlerce görüşülen bir AGB Türkiye yetkilisi ise;
IAA’nın komite oluşturmak gibi resmi bir yetkisinin olmadığı, IAA’nın sadece bir
şemsiye olduğu, TİAK’ın tam zamanlı çalışanlara ve teknik elemanlara sahip
olmaması, tüzel kişiliğinin olmaması, kurumsal olmaması, sadece isimden ibaret
olması, üyelerinin gönüllük esasına göre çalışması gibi hususların TİAK’ın
dezavantajları olarak sıralanabileceği, diğer ülkelerdeki TİAK benzeri uygulamaların
daha profesyonelce (tam zamanlı-ücretli) çalışan kişilerden oluştuğu, sözleşmeyi
teknik olarak denetledikleri ve bu işten para kazanan kişiler olduğu, diğer ülkelerde 1050
tarafları yayıncılar, reklam ajansları ve reklam verenlerden oluşan bağımsız bir
yapının olduğu ve ast üst ilişkisinin olmadığı şeklinde görüş ifade etmiştir.
Gerek TV yayıncıları gerekse RD ve RVD’nin mevcut TİAK sistemi ve TAM
araştırmasının yapılmasına dair olarak profesyonellik, kurumsallık ve hukuki işlerlik
konularına ilişkin bir takım sorunların var olduğunu kabul ettikleri görülmektedir. Bu
çerçevede yabancı ülke örnekleri incelenmiş, Almanya sistemi üzerine ayrıntılı bir
rapor hazırlanmıştır.
Burada asıl önemle üzerinde durulması gereken nokta, TV yayıncılarının bunlara ek
olarak mevcut TİAK sisteminde, finansman, yüksek maliyet, alternatifsizlik, denetime
ve verilere güvensizlik şeklinde özetlenebilecek çok hayati konularda problemlerin 1060
olduğunu dile getirmekte olmalarıdır. Bunlar içinde özellikle sistemin denetimi ve
verilerin güvenilirliği noktasındaki problemlerin varlığı çok önemli olup bu hususlar,
televizyonların reklam harcamalarından almış oldukları 1 milyar dolarlık pay ve bu
payın kanallar arasında nasıl dağıtılacağı noktasında piyasada tek ölçüt olan AGB
verilerinin önemi dikkate alındığında, “Ulusal televizyon yayıncılığı” ve “Ulusal
Televizyon reklam yeri” piyasalarında rekabetin kısıtlanmasına neden olabilecek
niteliktedir.
Nitekim söz konusu bu nedenlerden dolayı TV yayıncıları profesyonel yönetime sahip
yeni bir yapılanmaya ilişkin bir takım çalışmalar yapmışlardır. Ancak TV
yayıncılarının, mevcut sistemi açıkça eleştirmelerine ve yeni bir sistemin kurulması 1070
gerektiğini savunmalarına rağmen, kurulmasını önerdikleri yeni sistemin Müşterek
Endüstri Komitesi (MEK) ile Medya Sahipleri Komitesi (MOC) sistemlerinin bir
bileşkesi olması nedeniyle tek başlarına hareket etmek istemedikleri anlaşılmaktadır.
I.5.2.5 TİAK-IAA İlişkisi
Yukarıda da ifade edildiği gibi TİAK’ın kuruluşuna ve işleyişine ilişkin ayrı bir
sözleşme bulunmamaktadır. Yalnızca AGB ile TV kanalları ve AGB ile reklam
ajansları arasında TAM hizmetinin sağlanması amacıyla yapılan sözleşmelerde, TİAK
yapısı ve işleyişine ilişkin bir takım maddeler bulunmaktadır. Bununla birlikte IAA’da
yapılan yerinde incelemelerde elde edilen bilgi ve belgelere göre TİAK, IAA’ya karşı
sorumlu ve onun bünyesinde faaliyet gösteren bir komitedir. TİAK, IAA ile aynı ofisi 1080
ve sekretarya hizmetlerini paylaşmaktadır. IAA Genel Müdürü aynı zamanda TİAK
Koordinatörü olarak görev yapmaktadır. TİAK başkanı, TİAK’da IAA’yı temsil eden
üyeler arasından seçilmektedir.
IAA’nın muhtelif yönetim kurulu toplantılarında TİAK’a ilişkin çok sayıda karar
alınmıştır. Bu kararların bazıları şu şekildedir:
13.6.2005 tarihli toplantı: TİAK ihalesinde ihaleye katılan kuruluşların tekliflerin
değerlendirilmesi ve short-list’e kalacak kuruluşların belirlenmesi işleminin IAA
toplantısında belirlenmesine,
09-50/1236-310
29
5.12.2005 tarihli toplantı: TİAK ve BİAK toplantılarında IAA, RD ve RVD temsilci
sayısının ikiden üçe çıkarılmasına ve bu konunun RV ve RVD yönetim kurullarında 1090
gündeme getirilip karar çıkmasının sağlanmasına,
3.5.2006 tarihli toplantı: TİAK’ı oluşturan teşebbüs birlikleri temsilcilerinden yalnızca
birinin toplantıya katılması durumunda o kişinin temsil ettiği taraf adına oy
kullanabilmesine,
2.7.2007 tarihli toplantı: TİAK ve BİAK dışında var olan ve olacak sektör
araştırmalarının da tarafların kazanımları değişmeksizin IAA çatısı altında alınması
için Dernek Başkanları ile görüşmelere başlanmasına, TV kanallarının TİAK
araştırmasında bir süredir gündemde olan manipülasyon söylentilerini ve AGB’nin
tekel konumu nedeniyle araştırma bütçesinin yükselmesine rağmen halen günün
şartlarına uygun olmaması gibi nedenlerle farklı bir oluşuma gitme istekleri olduğu, bu 1100
kanalların kendilerinin ortak olacakları bir şirket kurarak profesyonel bir kadro ile
araştırmayı yürütmek istedikleri ifade edilmiş buna karşılık olarak TV ve diğer sektör
araştırmalarının IAA çatısı altında olmasının en doğru yaklaşım olduğu
benimsenmiştir.
Yine aynı toplantıda; Dernek avukatının bundan sonra tüm YK, BİAK ve TİAK
toplantılarına katılacağı, ilk iş olarak IAA tüzüğü ve BİAK-TİAK’ın iç
prosedürü/çalışma prensipleri üzerinde çalıştığı aktarılmıştır.
8.2.2008 tarihli toplantı: Dakika bazlı ölçümden saniye bazlı ölçüme geçilmesine
gerek olmadığına, mevcut uygulamanın herhangi bir sakıncası olmadığına, yine aynı
toplantıda AGB’den Almanya modelinin test çalışmalarına başlamasına bu arada da 1110
eski yöntemle devam edilmesine karar verilmiş, Hukuk bürosu tarafından hazırlanan
TİAK çalışma prosedürünün (…….) ile paylaşılarak uygun görülen değişikliklerin bu
metin üzerinden yapılabileceği ifade edilmiştir.
4.12.2008 tarihli toplantı: AGB ölçümlerinde manipülasyon olduğu yönündeki
iddialara karşı acil olarak strateji oluşturulmasına, bir kişinin TİAK sözcüsü olarak
belirlenmesine karar verilmiştir.
8.1.2009 tarihli toplantı: TİAK ihalesine ilişkin basın açıklaması yapılmamasına
karar verilmiş, araştırmanın reklamverenlerin reklam yatırımlarını yönlendirmek için
kullandıkları bir araç olduğu ve reklamverenlerin araştırmadan yeterince
yararlandığının vurgulanmasının önemi üzerinde durulmuş, TİAK için ihale sürecine 1120
en kısa zamanda başlanması gerektiğine ve IAA Yönetim Kurulu’na karşı sorumlu
olarak çalışan TİAK ve BİAK Komitelerinin Rekabet Hukuku açısından inceletilmesi
için bir Rekabet Hukuku avukatıyla çalışılmasına karar verilmiştir.
Ayrıca 19.2.2009 tarihli TİAK Teklif Toplama Komitesi toplantısında yapılması
planlanan yeni ihaleye ilişkin teknik şartname taslağının TİAK Koordinatörü ve aynı
zamanda IAA Genel Sekreteri olan kişi tarafından, idari şartname taslağının ise IAA
hukuk müşavirliği tarafından hazırlanmasına karar verilmiştir.
Görüldüğü gibi bu kararların birçoğu TİAK’ın yapısını, işleyişini ve fonksiyonlarını
doğrudan ilgilendiren stratejik kararlardır. Mevcut yapı içerisinde IAA Türkiye
televizyon izleme araştırmaları piyasasında sektörün bütün oyuncularını bir araya 1130
getiren bir üst yapıdan ziyade TİAK’ı ve dolayısıyla TAM hizmetinin sağlanması işini
doğrudan etkileyen ve yönlendiren bir fonksiyonu haizdir. Bu noktada dünya
genelinde TAM hizmetinin temini işi için MEK modelini benimseyen ülke örneklerinde
uygulanmakta olan tam bağımsız MEK modeli ile Türkiye’deki modelin
karşılaştırmasının yapılması gerekmektedir. İtalya’da Auditel, Avustralya’da OzTAM,
09-50/1236-310
30
İngiltere’de BARB, Güney Afrika’da SAARF, Almanya’da ise AGF, ismi geçen
ülkelerde yer alan TİAK benzeri oluşumlardır. Yukarıda isimleri verilen bu kuruluşlar
TİAK ile aynı faaliyetleri yerine getiren yapılar olsalar da organizasyon şemaları
TİAK’tan oldukça farklıdır. TİAK, IAA bünyesinde çalışmakta iken diğer ülke
örneklerinde belirtilen bu kuruluşlar bağımsız birer örgüt olarak oluşturulmuşlardır ve 1140
hiçbirinde herhangi bir derneğe bağlı faaliyet gösterilmesi durumu söz konusu
değildir.
Bu durum IAA yönetimini elinde bulunduran kişi ve grupların TİAK’ın, dolayısıyla da
TAM hizmetlerinin sağlanmasını kontrol edebilmesine imkân verebilecek niteliktedir.
Örneğin IAA yönetiminde etkin olan veya çoğunluk sağlayan bir medya grubunun IAA
yönetim kurulunda yeteri kadar veya hiç temsil edilmeyen bir sektör katılımcı kişisi
veya grubu aleyhine kararlar alması mümkündür. Türkiye’ye özgü, bağımsız hareket
kabiliyeti IAA tarafından önemli derecede sınırlanmış bulunan TİAK yapısı, dünya
genelinde uygulanmakta olan MEK yapılarından tamamen farklı olarak, TAM
verilerinin sektör açısından önemi dikkate alındığında, ilgili ürün pazarlarında rekabet 1150
ihlali yaratabilecek niteliktedir.
I.5.2.6 TİAK’ın Teknik Yeterliliği
Türkiye’de uygulanmakta olan ve sektördeki tarafları bir araya getiren MEK sistemi ile
yurt dışında uygulanmakta olan sistemin karşılaştırılması kapsamında karşımıza
çıkan bir diğer önemli husus ise MEK’in teknik yeterliliği hususudur. TAM hizmeti, ilk
aşama olan veri tabanı araştırmasının tasarımı ve uygulamasından başlayarak son
aşama olan PM (ölçüm cihazı) cihazlarından izleme bilgilerinin alınıp işlendikten
sonra kullanıma sunulduğu son aşamaya kadar özellikle software, matematiksel ve
istatistikî açılardan teknik ağırlığı üst düzeyde olan bir iştir. İzlenme oranlarının bütün
nüfusu temsil edecek şekilde en az hata ve en yüksek veri güvenirliği ile ortaya 1160
konabilmesi için MEK’in TAM hizmetinin bütün aşamalarını belirleme, analiz ve
kontrol edebilme yeteneğine sahip olması gerekmektedir. Bu nedenle yukarıda yer
verilen yabancı ülke örneklerinde de görüldüğü üzere bu MEK’lerin tamamında
denetçiden ayrı olarak teknik yeterliliğe sahip tam zamanlı çalışanlar istihdam
edilmektedir.
Örneğin, İtalya’da faaliyet gösteren Auditel, yönetim kurulunun aday gösterdiği 16
üyeden oluşan bir teknik komiteye sahiptir ve kuruluş bünyesinde tam zamanlı destek
personeli ve uzman istatistik danışmanları istihdam edilmektedir. Avustralya’da
faaliyet gösteren OzTAM, tam zamanlı çalışan finans ve istatistik müdürleri ve destek
personeli ile yarı zamanlı çalışan bir denetçi istihdam etmektedir, ayrıca teknik 1170
komiteye sahiptir. İngiltere’de faaliyet gösteren BARB, tam zamanlı çalışan araştırma
finans ve ticaret müdürleri ile destek elemanları ve özel konulara ilişkin danışmanlar
istihdam etmektedir ayrıca teknik konuları karara bağlayan endüstri teknik komitesine
sahiptir. Güney Afrika’da faaliyet gösteren SAARF, tam zamanlı finans müdürü, iki
istatistikçi ve destek personeli istihdam etmektedir ayrıca TAM teknik komitesine
sahiptir. Almanya’da faaliyet gösteren AGF’nin ise altı uzmanlık alanında çalışan
çalışma grupları vardır. Söz konusu gruplar metodoloji, üretim ve veri tabanı, ölçüm
tekniği, program kodlama, televizyon planlama ve kurallar ve prosedürler konularında
uzmanlaşarak faaliyet göstermektedirler. AGF ayrıca teknik komiteye de sahiptir.
Türkiye’deki TİAK yapısında tam zamanlı çalışan profesyonel teknik bir ekip 1180
bulunmayıp yalnızca üyeler arasından bir teknik komite oluşturulmuştur. Bu komite
yalnızca gerekli görülen hallerde bir araya gelmekte ve hazırladıkları raporu TİAK’a
sunmaktadır. Bu komite üyeleri yurt dışı örneklerdeki teknik komitelerden farklı olarak
09-50/1236-310
31
tam zamanlı profesyonellerden değil reklamcı, reklamveren ve yayıncı teşebbüslerde
farklı alanlarda çalışan kişilerden oluşmaktadır.
Öte yandan TİAK’ın teknik yeterliliğine ilişkin olarak bir AGB Türkiye yetkilisi; TİAK’ın
en büyük dezavantajının bünyesinde teknik bir komite bulundurmaması olduğunu,
diğer ülkelerde iddiaların bilgi ve delil ile teknik bir komiteden geldiğini, denetçi ve
teknik komitenin ayrı olduğunu, denetçinin prosedürün uygulanması ve danışmanlık
kısmıyla ilgili olduğunu, çalışmalarını iyi yürütmekte olduğunu fakat teknik komite için 1190
bir kişinin yeterli olmadığını, TİAK üyelerinin teknik bilgisinin derin olmadığını ifade
etmiştir.
(…….) ise, TİAK’ın yeterli teknik bilgiye ve tam zamanlı çalışanlara sahip olmadığını,
bu durumun işlerin yavaş ilerlemesine sebep olduğunu, diğer ülkelerde örneğin
Almanya’da TİAK benzeri kuruluşun tamamen teknik bilgiye sahip kişilerden
oluştuğunu ifade etmiştir.
Ayrıca IAA’da yapılan yerinde inceleme kapsamında elde edilen 19.2.2009 tarihli
“TİAK Teklif Toplama Komitesi Toplantısı” başlıklı belgede yeni açılması planlanan
ihale için teknik şartname taslağı hazırlanması görevinin IAA genel sekreteri ve aynı
zamanda TİAK koordinatörü olan kişiye verilmesi kararlaştırılmıştır. 1200
Yerinde inceleme sırasında elde edilen ve (…….) tarafından 3.4.2009 tarihinde
(…….) isimli kişiye gönderilen elektronik postada (…….) isimli TİAK üyesinin
kendisine, TİAK tarafından hazırlanmakta olan söz konusu teknik ihale şartnamesi
hakkında;
Şartnamenin şimdiye kadar hazırlanmış halinin mevcut TİAK teknik
şartnamesinin, Romanya’dan alınan şartnamenin ve Türk müşterilerin
temennilerinin bir kopyala-yapıştır versiyonu oluğunu,
Mantıksız birçok talep içerdiğini,
Yardım edilmez ise hazırlanmakta olan şartnamenin tamamıyla anlamsız bir
materyal olacağını 1210
söylediğini ifade etmiştir.
Bu durumda TİAK’ın TAM hizmetinin en az hata ve en yüksek veri güvenliği ile
çalışması için hayati öneme sahip teknik analiz ve kontrol kabiliyetinden önemli
derecede yoksun olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu bu teknik yetersizlik sorunu
TİAK’ın en temel fonksiyonu olan TAM hizmetlerinin tespit, temin ve denetiminin
yapılması noktasında ilgili piyasalarda rekabetin bozulmasına neden olabilecek
niteliktedir. Nitekim bu sorundan en fazla etkilenecek grup olan TV yayıncıları
önerdikleri yeni yapının profesyonellerce idare edilmesini istemektedirler.
GGTAM10 Standartları 1220
Avrupa Yayıncılar Birliği’nin (EBU) TAM verilerinin elde edilmesi konusunda
yayınlamış olduğu rehberde de MEK yapılarının nasıl olması gerektiği konusunda
bilgilere yer verilmiştir. Bu kapsamda rehberde;
“…Yukarıda söz edilen örgüt ve finansman düzenlemeleri izleyici ölçüm
sisteminin bağımsızlığı ve cevap verebilirliği arasında uygun bir denge
kurabilmeyi amaçlamaktadır.
10 Global Guidelines for Television Auidience Measurement
09-50/1236-310
32
Örgütsel düzenleme ne şekilde olursa olsun, tüm katılımcılara karşı adil (tüm
satıcılara, tüm alıcılara ve satıcılar ile alıcılar arasında) ve tüm katılımcılara açık
(uygun açıklama, tartışma ve katılım çerçevesinde) bir izleyici ölçüm sistemi
oluşturmak süreklilik gerektiren bir uğraştır. 1230
Yukarıda bahsedilen prensiplerin hayata geçirilmesi amacıyla hangi örgütsel ve
finansal yapılanma seçilirse seçilsin şu hususları göz önünde tutmak faydalı olacaktır:
Sistemin kullanıcı ihtiyaçlarını tatmin edici bir şekilde karşılayabilmesini
sağlamak için resmi prosedürler kabul edilmeli. Kullanıcı temsil
gruplarının hizmet ve sağlanan bilgi üzerinde etkin bir şekilde söz
söyleyebilmesi gereklidir.
Araştırma yöntemlerinin tüm yönleri incelenmeye açık olmalıdır. Kullanıcının
güveninin sağlanması açısından araştırma yöntemlerinin şeffaflığı büyük bir
önem taşır. Şeffaflık, kısmen kalite kontrol özelliklerinin ve geçerlilik
prosedürlerinin tanımlanması ile sağlanabileceği gibi bağımsız denetçi ve 1240
denklik prosedürleri ile de sağlanabilir. Sadece böyle bir şeffaflık ile kullanıcılar
mevcut faaliyeti gözlemleyebilir ve bilgi sağlayıcısını bağımsız olarak kontrol
edebilirler.
Reklam sürelerinin alım satımının yapılmasında kullanılan bilgilere ulaşımda,
farklı kullanıcı grupları aynı koşullara tabi olmalıdır. Bu şekilde
sınırlandırılmamış bir erişim sistemin şeffaflığına katkıda bulunur, alıcılar ve
satıcılar arasında izleyici bilgileri ile ilgili ticari şartları garanti altına alır ve
bilginin mümkün olan en fazla şekilde işletilmesini kolaylaştırır.
Bilgi sağlayıcıları araştırma yöntemlerinin ilgili tüm uluslararası davranış
kurallarına uygunluğu konusunda emin olmalıdırlar.” 1250
ifadelerine yer verilmektedir.
Görüldüğü gibi GGTAM standartlarına göre de bağımsızlık, hızlı çözüm bulabilme
(responsiveness),resmi prosedürlerin var olması, temsil gruplarının hizmet ve
sağlanan bilgi üzerinde etkin bir şekilde söz söylemesi ve uluslararası kurallara
uyulması hususları TAM verilerinin sağlanmasında önemli noktalar olarak sayılmıştır.
Dosya kapsamında incelenen TİAK yapısının ise söz konusu standartları
karşılamaktan uzak olduğu görülmüştür.
I.5.2.7 MEK’lere İlişkin Kurul Kararları
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi “Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan
veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya 1260
bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar,
uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve
yasaktır.” şeklinde düzenlenmiş, aynı maddenin (d) bendinde ise “Rakip
teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, kısıtlanması veya piyasada faaliyet
gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer davranışlarla piyasa dışına çıkartılması
yahut piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi” bu kapsamda ele alınabilecek
durumlardan biri olarak gösterilmiştir.
Nitekim Rekabet Kurulu, geçmişte medya piyasalarında bu tipte etkiler doğurabilecek
nitelikte olan benzer MEK yapılarına müdahale etmek zorunda kalmıştır.
1270
09-50/1236-310
33
BİAK Kararı
Bunlardan ilki olan BİAK kararında11 Kurul, tüzel kişiliği bulunmayan, Avrupa
ülkelerinde uygulanmakta olan okurluk araştırmalarına benzer nitelikte bir araştırmayı
gerçekleştirme ve finanse etme amacı ile bir araya gelen reklam ajansları,
reklamverenler ve mecra kuruluşları temsilcilerinden oluşan, projenin işletilmesinden
ve koordinasyonundan sorumlu olan Basın İzleme Araştırma Kurulu (BİAK)’ın
bünyesinde Uluslararası Reklamcılık Derneği, Reklamcılar Derneği ve
Reklamverenler Derneği temsilcilerini barındıran bir teşebbüs birliği olduğu sonucuna
ulaşmış ve aşağıdaki tespitleri yapmıştır; 1280
“4054 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesi kapsamına giren anlaşmaları iki gruba
ayırmak mümkündür. Birinci grup anlaşmalar, rekabeti kısıtlamak amacına yönelik
anlaşmalardır. Bu tür anlaşmalarda taraflar rekabetin kısıtlanmasını istemektedir ve
anlaşma bu amacın elde edilmesinde bir araçtır. İkinci grup anlaşmalar ise, rekabetin
kısıtlanmasına neden olan anlaşmalardır. Burada amaç rekabetin kısıtlanması
dışındaki herhangi bir konudur; ancak piyasa koşulları ve tarafların özellikleri
nedeniyle anlaşmanın rekabeti kısıtlayıcı etkisi vardır ya da anlaşma böyle bir etkiyi
doğurabilecek nitelik taşımaktadır. Basın İzleme Araştırması Sözleşmesi, aşağıdaki
nedenlerden dolayı ikinci grupta yer alan anlaşmalardandır:
Sektördeki diğer okurluk araştırmaları da göz önüne alındığında, BİAK 1290
araştırmasının sonuçları yazılı basın reklam piyasası açısından “tek geçerli
ölçüt”, sektörde kullanılan ifade ile “single currency”dir.
Çünkü; araştırma örneklem büyüklüğü ve içerdiği yayın sayısı ile Türkiye’de
bugüne kadar yapılan okurluk araştırmalarının en kapsamlısıdır.”
Kurul’un buradaki gerekçesine dayanak olan bu durum (tek geçerli ölçüt ve en
kapsamlı olma), TİAK tarafından AGB’ye yaptırılan TV izleme ölçümleri için de
geçerlidir.
ABC Türkiye Kararı
Yine medya sektöründe Kurul’un benzer nitelikte incelemelerine konu olmuş bir diğer
MEK ise ABC Türkiye’dir. Kurum’a 30.9.2004 tarihinde yapılan başvuru ile gazete ve 1300
dergiler başta olmak üzere reklam mecrası niteliğindeki süreli yayınların tiraj
rakamlarını tek çatı altında ve tarafsız biçimde denetleyerek oluşturmak, bu konuda
karşılaştırılabilir onaylı belgeler hazırlamak amacıyla oluşturulan ABC Türkiye Tiraj
Denetim Kurulu Sözleşmesi’ne Menfi Tespit Belgesi verilmesi talep edilmiştir.
Sözleşmenin tarafları Reklamverenler Derneği, Reklamcılar Derneği, Doğan Dağıtım,
Atlas Dergisi, Sabah Gazetesi, Merkez Dağıtım, Hürriyet Gazetecilik ve Yeni Aktüel
Dergisi'dir. Sözleşme ile reklam mecrası niteliğindeki yayınların tirajının
doğruluğunun denetlenmesine ilişkin ilke ve esasları belirleyen ve bunları üyeleri
dahilinde uygulamak üzere ABC Türkiye Tiraj Denetim Kurulu (ABC Türkiye)
oluşturulmaktadır. Yapılan inceleme neticesinde Kurul söz konusu oluşuma menfi 1310
tespit belgesi verilmesine karar vermiştir.12 Ancak Kurul kısa bir süre sonra ABC
Türkiye hakkında bir üye teşebbüsün faaliyetlerini zorlaştırdığı ve kuruluş
sözleşmesinde, almış olduğu menfi tespit belgesi hilafına bir takım değişiklikler
yaptığı iddialarına ilişkin olarak yeni bir inceleme yapmak zorunda kalmış, yapılan bu
inceleme sonucunda;
11 4.3.1999 tarih ve 99-13/99-40 sayılı karar
12 11.3.2005 tarih ve 05-14/160-57 sayılı Kurul kararı
09-50/1236-310
34
“ABC’nin mevcut yapısının, uygulamalarının ve oluşumun etkilerinin menfi
tespit verilmesi aşamasında öngörülen olumlu niteliklerden uzaklaştığı; bir
başka deyişle Kuruluş Sözleşmesi’nde ve Denetim Standartlarında değişiklik
olmasaydı dahi ABC Türkiye’nin karar alma süreçlerinin, fiili yapısının ve
uygulamalarının menfi tespit kararında öngörülenden farklılaştığı ve menfi 1320
tespit ile öngörülen faydaları sağlamasının mümkün görünmediği,
ABC’nin mevcut yapısının ve uygulamalarının Rekabet Kurulu’nun ABC
oluşumuna menfi tespit belgesi vermesi aşamasında ısrarla vurguladığı
çoğulculuk, şeffaflık ve objektiflik ilkelerinin gereklerini karşılamaktan uzak
olduğu”
gerekçeleriyle ABC Türkiye’nin kuruluş sözleşmesine verilen menfi tespit belgesinin
geri alınmasına ve ABC Türkiye’nin, 4054 sayılı Kanun’un 9. maddesinin üçüncü
fıkrası uyarınca denetim standartlarını kararda yer verilen ilkeler doğrultusunda
katılımcı bir şekilde belirleyip, objektif, kapsamlı, karşılaştırılabilir ve istikrarlı bir hale
getirerek 90 gün içinde Kurul’a tevsik etmesine karar13 verilmiştir. 1330
Görüldüğü gibi her iki Kararda da değinildiği üzere medya piyasalarında sektörün
bütünün katılımcıları için geçerli olacak bir tek geçerli ölçüt belirleme amaçlı meydana
getirilen oluşumlar, yapılarının ve tek ölçüt mekanizmasının bir gereği de olarak bir
takım potansiyel rekabet ihlallerini de beraberlerinde getirmektedirler. Bu noktada
önemle üzerinde durulması gerekli olan konu, Kurul’un her iki kararda da MEK
yapılarının rakip firmaların faaliyetlerinin zorlaştırıldığına dair bir sonuca ulaşmamış
olmasına rağmen, bu tür yapıların 4. madde kapsamında ihlal doğurabilecek nitelikte
olmaları nedeniyle söz konusu MEK’lere bir takım yaptırımlar uygulanmasına karar
vermiş olmasıdır.
Özellikle BİAK kararında Kurul; BİAK sözleşmesinin sektörde kullanılan “tek geçerli 1340
ölçüt” olması ve araştırmanın örneklem büyüklüğü ve içerdiği yayın sayısı ile
Türkiye’de bugüne kadar yapılan okurluk araştırmalarının en kapsamlısı olması
nedeniyle BİAK sözleşmesini Kanun’un 4. maddesi kapsamında rekabet ihlaline yol
açabilecek bir anlaşma olarak kabul etmiştir. TİAK yapısı incelendiğinde de benzer
bir durumun mevcut olduğu görülmektedir. TİAK tarafından yaptırılmakta olan TAM
araştırması sektörde uzun yıllardır yapılmakta olan ilk ve tek araştırmadır ve bu
araştırma sonuçları piyasada kullanılan tek ölçüt durumunda olup herhangi bir
alternatifi bulunmamaktadır. Büyüklüğü 3 milyar TL’yi aşan reklam harcamalarından
% 50 ile en fazla payı alan TV reklam harcamaları bu ölçüm bilgilerine dayanılarak
yapılmaktadır. Herhangi bir TV kanalının söz konusu bu tek ölçüt mekanizması 1350
dışında kalması veya ayrımcılığa maruz kalması, en büyük gelir kalemleri olan
reklam gelirlerinin olumsuz yönde etkilenmesi anlamına gelmektedir.
TİAK’a ilişkin olarak yukarıda yer verilen değerlendirmeler özetlenecek olursa;
1. TİAK tarafından yaptırılmakta olan Türkiye ulusal televizyonlar izleme
araştırması Türkiye’deki ilk ve tek izleme araştırmasıdır. Bu araştırma
sonucunda elde edilen bilgiler piyasada tek geçerli ölçüt durumunda olup
alternatifi bulunmamaktadır.
2. Türkiye geneli 2007 yılı toplam reklam harcamaları 3.117 milyon TL, 2008 yılı
toplam reklam harcamaları ise 3.182 milyon TL olarak gerçekleşmiştir. Toplam 1360
13 24.4.2007 tarih ve 07-34/347-127 sayılı Kurul kararı
09-50/1236-310
35
harcamalardan televizyon kanallarının almış olduğu pay 2007 yılı için 1.583
milyon TL ile toplam harcamaların % 50,8’ini, 2008 yılı için ise 1.603 milyon TL
ile toplam harcamaların %50,4’ünü oluşturmaktadır. TV mecrasına yapılan
harcama, toplam harcamaların yarısından fazlasını oluşturmaktadır.
Reklamverenlerin TV mecralarına yaptıkları bu büyük harcamaların
dağıtılmasında en önemli kıstas ise televizyonların izlenme oranlarıdır.
3. Bu nedenle TAM hizmetlerinin sağlanmasında kullanılan MEK’in yapısının, söz
konusu bu kuralların ve metodolojinin belirlenmesi, uygulanması ve
denetlenmesi gibi konularda bağımsız karar alabilen, objektif olarak
belirlenmiş yerleşik kurallara göre çalışan, hukuki belirliliğe, teknik yeterliliğe 1370
ve kurumsal yapıya sahip bir organizasyon olması gerekmektedir. Söz konusu
özellikleri haiz olmayan bir MEK yapısının, tek ölçüt sisteminden beklenen
faydaları sağlaması mümkün olmayıp bir takım rekabet ihlallerine yol açması
imkan dahilindedir.
4. Türkiye’de uygulanmakta olan MEK modeli bağımsız bir model değildir. TİAK,
IAA altında ona karşı sorumlu faaliyet gösteren bir alt komite durumundadır.
Kuruluş sözleşmesi veya yazılı kuralları bulunmamakta, çalışmalar teamüllere
göre yapılmaktadır. Bu durum TİAK’ı, sektörün bütün katılımcılarını bir araya
getiren ve bütün bu katılımcılar için hayati öneme sahip TAM verilerinin temin
edilmesi işinin bütün aşamalarını kendilerinin belirlediği kurallar çerçevesinde 1380
temin ve kontrol eden, konu ile ilgili stratejik kararları kendisi alabilen kurumsal
kimliğe, teknik yeterliliğe ve işlerliğe sahip bir yapı olmaktan çok doğrudan
IAA’ya karşı sorumlu IAA yönetimini elinde tutan kişi ve gruplar tarafından
idare edilebilen, kurumsal yapısı ve işlerliği olmayan, herhangi bir kuruluş
sözleşmesi, ayrıntılı bir görev tanımlaması ve çalışma ilkeleri bulunmayan,
düşük fonksiyonlu bir çalışma grubu durumuna getirmektedir.
5. TİAK, TAM hizmetinin en az hata ve en yüksek veri güvenilirliği ile çalışması
için hayati öneme sahip teknik analiz ve kontrol kabiliyetinden önemli
derecede yoksun olup bu durum gerek (…….) gerekse (…….) tarafından da
teyit edilmiştir. Söz konusu bu teknik yetersizlik sorunu TİAK’ın en temel 1390
fonksiyonu olan TAM hizmetlerinin tespit, temin ve denetiminin yapılması
noktasında rekabetin bozulmasına neden olabilecek niteliktedir.
6. TİAK yapısı, EBU tarafından yayınlanan rehberde (GGTAM) vurgulanan;
bağımsızlık, hızlı çözüm bulabilme (responsiveness), resmi prosedürlerin var
olması, temsil gruplarının hizmet ve sağlanan bilgi üzerinde etkin bir şekilde
söz söylemesi ve uluslar arası kurallara uyulması kriterlerini karşılamaktan
uzaktır.
7. Mevcut yapıda ciddi bir takım sorunlar olduğu hususu, IAA ve TİAK yetkilileri
tarafından da kabul edilen bir durum olup, yapının Rekabet Hukuku’na
uygunluğunun sağlanması için bir takım çalışmalar başlatılmıştır. Bu 1400
çerçevede özel bir hukuk bürosuna görüş hazırlatılmış, yabancı ülke örnekleri
incelenmiş ve Almanya sistemi üzerine ayrıntılı bir rapor hazırlanmıştır.
8. TİAK bünyesinde bulunan ve araştırma maliyetlerinin %(….) kısmını
karşılayan TV yayıncıları, mevcut sistemde özellikle yüksek maliyet,
alternatifsizlik ve verilerin güvenilirliği gibi hususlarda ciddi problemlerin var
olduğunu dile getirmektedir. Bu durum özellikle TV kanalları arasında reklam
gelirlerinin dağılımı noktasında rekabetin bozulmasına neden olabilecek
niteliktedir. Bu nedenle TV yayıncıları, profesyonel yapıya ve hukuki bir
09-50/1236-310
36
zemine sahip yeni bir oluşum önermektedirler. Ancak bu yeni sistemde diğer
grupların da bulunmasını istedikleri için bağımsız hareket etmek 1410
istememektedirler.
9. Kurul, benzer durumdaki BİAK ve ABC Türkiye yapılarına, özellikle piyasada
tek ölçüt olmalarını dikkate alarak, rekabet ihlaline yol açabilecek unsurlar
taşımaları nedeniyle müdahale etmiştir.
10. Bu noktada mevcut MEK yapısı kendisinden beklenen, tek ölçüt sisteminin
yapısı gereği mevcut bulunan potansiyel rekabet ihlallerini yok edecek veya en
aza indirecek yapıdan uzak olduğu gibi, bu yönde oluşabilecek rekabet
ihlallerini kolaylaştırıcı ve bu ihlallere zemin hazırlayıcı bir niteliktedir.
Bu nedenlerden ötürü, yukarıda yer verilen değerlendirmeler ve Kurul’un önceki MEK
kararlarında önemle vurgulamış olduğu hususlar ve gerekçeleri de dikkate 1420
alındığında; Türkiye’de IAA çatısı altında faaliyet gösteren ve üyelerini IAA, RD, RVD
ve TV yayıncılarının temsilcilerinin oluşturduğu müşterek endüstri komitesi olan
TİAK’ın, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında, belirli bir mal veya hizmet
piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama
etkisini doğurabilecek nitelikte olan bir teşebbüs birliği olduğu sonucuna
ulaşılmaktadır.
Ancak;
Gerek IAA gerek TİAK yetkililerinin bu sorunların farkında olarak bir takım
önlemler almaya ve çalışmalar yapmaya başlamış olmaları nedeniyle bu
aşamada IAA ve TİAK’ı oluşturan diğer teşebbüs birlikleri hakkında Kanun’un 1430
4. ve 6. maddeleri kapsamında soruşturma açılmasına gerek olmadığı,
Bununla birlikte TİAK tarafından AGB’ye yaptırılan izlenme araştırmasının
sektörde ikamesi olmayan geçerli tek ölçüt olduğu, piyasaya olan doğrudan
etkisi ve önceki Kurul kararları dikkate alındığında; mevcut yapıya ilişkin olarak
rekabet ihlali doğurabilecek nitelikte olan ve yukarıda ayrıntılılarıyla ele alınan
- tam bağımsızlık,
- kurumsal yapı,
-yazılı ve objektif kurallara göre hareket etme
- hukuki belirlilik ve teknik yeterlilik
hususlarına ilişkin var olan tereddütleri giderici değişikliklerin, değerlendirme 1440
kısmında dikkat çekilen başlıklar çerçevesinde düzenlenerek 90 gün içinde
Kurum’a bildirilmesine dair Kurul görüşünün, 4054 sayılı Kanun’un 9.
maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca TİAK yönetimine bildirilmesi,
Verilen süre içinde yapılan değişikliklere ilişkin başvurunun, Kanun
kapsamında Kurul tarafından yeniden değerlendirilmesi,
Öngörülen bu değişikliklerin verilen süre içinde yapılıp Kurul’a bildirilmemesi
durumunda ise TİAK ve TİAK’ı oluşturan teşebbüs birlikleri hakkında 4054
sayılı Kanun kapsamında işlem başlatılması gerektiği
kanaatine ulaşılmıştır.
1450
09-50/1236-310
37
I.5.3. TİAK VE AGB ARASINDA YAPILAN SÖZLEŞMELERE İLİŞKİN
DEĞERLENDİRME
AGB ile Televizyon kuruluşları arasında imzalanan Televizyon İstasyonlarının
Karşılaştırılmalı İzlenme Oranları Ölçümü Araştırması Satış ve Abonelik
Sözleşmesi’nin (Sözleşme-1) 9.1. maddesinde “İşbu Sözleşme 1.1.2005 tarihinde
yürürlüğe girer ve 31.12.2009 tarihinde sona erer.”, 9.2. maddesinde ise “Taraflar
sürenin bitiminden 18 ay önce fesih isteklerini karşı tarafa bildirmedikleri takdirde
Sözleşme aynı koşullarla 3 (üç) yıl için yenilenmiş sayılır.” denilmektedir.
Taraflardan herhangi birinin sözleşmenin feshine yönelik olarak diğer tarafa
bildirimde bulunmaması durumunda sürenin yenilenmiş olacağının kabul edilmesi 1460
nedeniyle Sözleşme-1’in belirsiz süreli olarak akdedildiği kabul edilebilir.
Benzer şekilde AGB ile reklam ve Medya Ajansları arasında imzalanan Televizyon
İstasyonlarının Karşılaştırılmalı İzlenme Oranları Ölçümü Araştırması Satış ve
Abonelik Sözleşmesi’nin (Sözleşme-2) 9.1. maddesinde “İşbu Sözleşme 1.1.2005 ile
31.12.2005 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 1 (bir) yıllıktır.”, 9.2. maddesinde
ise “Abone sürenin bitiminden 2 (iki) ay önceden fesih isteğini noter kanalıyla yazılı
olarak diğer taraflara bildirmediği takdirde Sözleşme aynı koşullarla birer yıl için
yenilenmiş sayılır” denilmektedir.
Abonelerden herhangi birinin sözleşmenin feshine yönelik olarak diğer taraflara
bildirimde bulunmaması durumunda sürenin yenilenmiş olacağının kabul edilmesi 1470
nedeniyle Sözleşme-2’nin de belirsiz süreli olarak akdedildiği kabul edilebilir.
Mevcut durum incelendiğinde de hem Sözleşme-1’in hem de Sözleşme-2’nin 2005,
2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında geçerli olduğu görülmektedir.
Sözleşme-1 ve Sözleşme-2’ye taraf olan televizyon kuruluşları ile reklam ve medya
ajansları adına IAA tarafından 8.5.2009 tarihinde AGB’ye Sözleşme-1 ve Sözleşme-
2’nin feshi ihbar edilmiştir. Sonrasında ise TİAK tarafından rating ölçümü için ihale
süreci başlatılmıştır.
Dünya uygulaması incelendiğinde genel olarak televizyonların rating ölçümlerinin
ülke genelinde bir kurum tarafından yapıldığı görülmektedir. Türkiye’de de rating
ölçümü yapacak şirket, televizyon yayıncıları, reklamverenler ve reklam ajansları 1480
tarafından oluşturulmuş bir yapı olan TİAK tarafından belirlenen kurum tarafından
yapılmaktadır. Televizyon kanallarının veya reklam ajanslarının TİAK yapısı dışında
bireysel olarak rating ölçümü yaptırmaları teorik olarak mümkün olsa da kanalların
veya ajansların bu süreçte katlanmaları gereken maliyetler rating ölçümü ile
hedeflenen faydalardan yüksek olabileceği gibi bireysel ölçüm sonucunda elde edilen
rating bilgilerinin reklamverenler tarafından sağlıklı bir veri olarak
değerlendirilememesi ihtimali de mevcuttur. Diğer bir ifadeyle, televizyon kanalları
açısından TİAK yapısı kapsamında rating ölçümü yapılmasının uygun bir ikamesi
bulunmamaktadır.
Yukarıda belirtilen nedenlerle TİAK tarafından rating ölçümü yapacak firmanın 1490
belirleneceği ihale süreci ve ihale sonrasında imzalanacak sözleşmenin süresi rating
ölçüm pazarının rekabetçi yapıya sahip olması bakımından büyük önem
taşımaktadır. Bu nedenle yapılacak ihale sonrasında belirlenecek firma ile
imzalanacak sözleşmenin belirsiz süreli olması rating ölçümü pazarında rekabetin
engellenmesi sonucunu doğurabilecek niteliktedir. Belirli pazarlarda rekabetçi yapının
sağlanması ve pazarın rekabete kapanmamasının sağlanmasında alımların veya
09-50/1236-310
38
sözleşmelerin ihale yoluyla gerçekleştirilmesi ve bu ihalelerin koşulları ile süreleri
büyük önem taşımaktadır.
Rekabet Kurulu 29.12.2006 tarih ve 06-96/1224-369 sayılı Türk Hava Yolları A.O.
(THY) ile DoCo İstanbul Catering ve Restaurant Hizmetleri Tic. A.Ş. (DoCo) arasında 1500
gerçekleştirilen ortak girişim işlemine izin verilmesi hakkındaki kararında “…THY’nin
ikram hizmetleri alımını bildirime konu işlemden önce yaptığı şekilde rekabetçi bir
şekilde gerçekleştirmeye devam etmesi halinde işlem sonrasında ilgili pazarda ortaya
çıkabilecek olası rekabet karşıtı etkilerin önlenebileceği ve böylece bildirime konu
işlem ile rekabeti önemli ölçüde azaltabilecek bir hakim durum yaratılmasının veya
mevcut bir hakim durumun güçlendirilmesinin engellenebileceği düşünülmektedir.”
denilerek işlem sonrasında ilgili pazarın rekabetçi yapısının korunmasının önemi
vurgulanmış ve bu doğrultuda THY’nin ikram hizmetleri alımlarının “Havayolu İkram
Sözleşmesi” sonrasında ihale yoluyla yapılması sonucunu doğuracak şekilde söz
konusu işleme “THY’nin ikram hizmetleri alımlarını, ortak girişim ile yapılması 1510
öngörülen “Havayolu İkram Sözleşmesi”nin bitiminden itibaren rekabetçi şartlarda
gerçekleştirmesi koşuluyla” izin verilmiştir.
Ayrıca ihaleler sonucunda yapılan sözleşmelerin uzun süreli olması ilgili pazarın
rekabete kapatılmasına neden olabilir. Fransız Rekabet Otoritesi’nin 1 Ekim 2009
tarihli kararında Fransa Futbol Federasyonu’na ve Société Sportive isimli teşebbüse
aralarında anlaşma yapıldığı ve bu çerçevede federasyonun yayın haklarının
pazarlanmasında rekabetin ortadan kaldırıldığı gerekçesiyle ceza verilmiştir. Kararda,
sözleşmede yer alan münhasırlık, otomatik yenilenme ve sözleşmenin sona
erdirilmesi durumunda ödenecek tazminatlara yönelik hükümler bulunması ile
sözleşmelerin sona ermesinden çok önce sözleşmelerin uzatılmasının rekabete 1520
aykırı olduğu ifade edilmiş ve yayın haklarının elde edilmesinin rekabete açılmasının
çok uzun süre (1985-2002 yılları arasında) engellendiği belirtilmiştir.
Türkiye uygulamasında ulusal televizyon kanallarının gelirlerinin önemli bir kısmını
reklam gelirlerinin oluşturması ve televizyonların rating oranlarının reklamverenler
tarafından televizyonlara verilecek reklamlar ile bu reklamlar için ödenecek ücretlerin
belirlenmesindeki etkisi dikkate alındığında rating ölçüm pazarının rekabetçi bir
yapıya sahip olmaması televizyon yayıncılığı pazarında da rekabetin engellenmesine
neden olabilecek niteliktedir.
Yukarıda yapılan değerlendirmeler ışığında; TAM hizmetinin tek bir firma tarafından
temin edilmesinin dünya genelinde kabul gören ve etkinlik yaratan bir durum olduğu 1530
ve TİAK ile AGB arasında yapılan uzun süreli anlaşma nedeniyle piyasada rekabetin
kısıtlandığına dair yeterli bilgi ve belge bulunmadığı dikkate alındığında, TİAK ve
AGB hakkında geçmiş dönemlere ilişkin olarak soruşturma açılmasına gerek
olmadığı, ancak TAM hizmetinin tek firmadan sağlandığı ve bu firma ile yapılacak
uzun süreli anlaşmaların piyasaya yeni girişleri ve rekabetçi baskıyı engelleyebileceği
göz önüne alındığında TİAK’a; TAM hizmetlerinin temini için yapılacak ihalelerin
rekabetçi bir yapıda olması, ihale sonrası yapılacak anlaşmanın ise ölçüm piyasasını
yeni girişlere kapatmayacak şekilde makul bir süre için yapılması hususlarının 4054
sayılı Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Kurul görüşü olarak TİAK’a
bildirilmesi gerektiği anlaşılmıştır. 1540
Bu noktada üzerinde durulması gerekli olan bir diğer önemli konu ise TİAK’ın açmış
olduğu ve halen sürecin devam etmekte olduğu yeni ihalenin durumudur. TİAK’a
ilişkin değerlendirmede yer verildiği üzere TİAK’ın mevcut yapısı ve işleyişi rekabet
ihlali doğurabilecek nitelikte olup, sakıncalı hususların yeniden düzenlenerek 90 gün
09-50/1236-310
39
içinde Kurum’a tevsik edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu durumda mevcut TİAK
yapısı tarafından başlatılan ve sürdürülmekte olan ihale sürecinin de, TİAK’ın mevcut
yapısının bir faaliyeti olması nedeniyle, değerlendirme kısmında rekabet ihlali
olabilecek sayılan hususlarla aynı statüde ele alınması gerekmektedir. Çünkü mevcut
yapısı itibariyle Kanun’a aykırı olduğu düşünülen TİAK’ın, söz konusu yapısıyla
başlıca kuruluş amacı olan TAM hizmetinin sağlanmasına ilişkin olarak yapmış 1550
olduğu eylemlerinin de Kanun’a aykırı olabileceği kanaati oluşmuştur.
Bu tespitler ışığında mevcut ihale sürecinin devam ettirilmesi durumunda Kurul’un
konu hakkında Kanun kapsamında işlem başlatacağı ve bu konunun yukarıda yer
verilen değerlendirmeler dikkate alınarak TİAK’ın mevcut yapısındaki sakıncaların
ortadan kaldırılmasından sonra ele alınması gerektiği hususlarının, 4054 sayılı
Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Kurul görüşü olarak TİAK
yönetimine bildirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
I.5.4. RTÜK ve Televizyon İzleme Araştırmaları İlişkisi
Şikayetçi yaptığı başvuruda, RTÜK’ün, 3984 sayılı Kanun ve RTÜK Teşkilatı Kuruluş
ve Görev Yönetmeliği’nden doğan televizyon izlenme oranlarını ölçme işlemlerini 1560
yapmak, yayın araştırmasına yönelik ölçümün gerçekleştirilmesini teminen gerekli
sistemleri planlamak ve bu tespitlerini açıklamak görevlerini yerine getirmesinden
dolayı Rekabet Kurulu’nun, RTÜK’ün faaliyetlerinin inceleme altına alınarak, 4054
sayılı Kanun’un 27. maddesi gereğince görüş bildirilmesini talep etmiştir.
4054 sayılı Kanun’un 27. maddesi Kurul’un görev ve yetkilerini düzenlemektedir. Bu
madde kapsamında ilgili mevzuatta kendisine verilen görevleri yerine
getirmemesinden ötürü başka kamu kurum ve kuruluşlarının faaliyetlerini inceleme
altına alma hususunun Kurul’un görev ve yetkileri kapsamı dışında kaldığı, ancak ilgili
kamu kurum veya kuruluşunun talebi halinde Kurul’un, görev ve yetki alanına giren
konularda görüş bildirmesinin, kamu kurumlarının işbirliği içinde çalışması açısından 1570
gerçekleşebilecek bir durum olduğu düşünülmektedir.
J. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre;
1. AGB Türkiye tarafından tercih edilen usul ve araçların yeterliliği mahfuz olmak
koşuluyla izleme ölçümlerinde yapmış olduğu yanlış ölçüm ve usulsüzlükler
yoluyla Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğü’nün faaliyetlerini
zorlaştırdığına dair herhangi bir bilgi ve belgeye ulaşılamamış olması
nedeniyle AGB Türkiye hakkında 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi
kapsamında soruşturma açılmasına gerek olmadığına,
2. TİAK’ın 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde zikredilen belirli bir mal veya 1580
hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma
ya da kısıtlama etkisini doğurabilecek nitelikte bir teşebbüs birliği olduğuna,
3. Ancak bu aşamada Uluslararası Reklamcılık Derneği (IAA) ve TİAK’ı oluşturan
teşebbüs ve teşebbüs birlikleri hakkında 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi
kapsamında soruşturma açılmasına gerek olmadığına,
4. TİAK ve AGB Türkiye arasında uzun süreli anlaşma yapılmak suretiyle
rekabetin bozulduğuna dair yeterli bilgi ve belgenin olmaması dikkate
alındığında, TİAK hakkında bu iddiaya ilişkin olarak Kanun’un 4. ve 6.
maddeleri kapsamında soruşturma açılmasına gerek olmadığına,
09-50/1236-310
40
5. a) Mevcut yapıya ilişkin olarak var olan tereddütleri giderici değişikliklerin 1590
yapılarak gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 90 gün içinde Kurum’a tevsik
edilmesi; aksi takdirde TİAK’ı oluşturan teşebbüs ve teşebbüs birlikleri
hakkında 4054 sayılı Kanun çerçevesinde işlem başlatılacağı,
b) Mevcut ihale sürecinin devam ettirilmesi durumunda IAA ve TİAK hakkında
Kanun kapsamında işlem başlatılacağı ve yeni ihale konusunun TİAK’ın
yapısındaki sakıncaların ortadan kalktığının Kurul tarafından tespit
edilmesinden sonra ele alınması gerektiği,
c) Televizyon İzleme Ölçümü hizmetlerinin temini için yapılacak ihalelerin
rekabetçi bir yapıda olması, sağlayıcı ile yapılacak anlaşmanın ise ölçüm
piyasasını yeni girişlere kapatmayacak şekilde makul bir süre için yapılması 1600
hususlarının, IAA ve TİAK yönetimine bildirilmesine yönelik olarak 4054 sayılı
Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca görüş yazısı gönderilmesi
hususunda Başkanlığın görevlendirilmesine
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
1610
Full & Egal Universal Law Academy