Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2009-2-194 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 09-59/1441-376
Karar Tarihi : 16.12.2009
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI (Başkan V.)
Üyeler : Mehmet Akif ERSİN, Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı 10
KARAKELLE, Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY, Murat
ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER : E. Ebru ÖZTÜRK, Nur Seda KÖKTÜRK, Nimet
ALACAPUNAR
C. ŞİKAYET EDEN : - Güven Kuyumculuk İnşaat Gıda Oto Taşımacılık San.
Tic. Ltd. Şti. Temsilcisi: Av. Dr. Fatoş KILIÇ
Süleyman Seba Cad. Sıraevleri No:41 Akaretler/Beşiktaş
İstanbul
D. HAKKINDA ÖNARAŞTIRMA
YAPILAN : - Knauf İnşaat ve Yapı Elemanları San. ve Tic. A.Ş. 20
Alçıpan Fabrikası 06530 Bilkent/Ankara
E. DOSYA KONUSU: Knauf İnşaat ve Yapı Elemanları San. ve Tic. A.Ş.’nin
yıkıcı fiyat uygulamak suretiyle diğer teşebbüslerin alçı levha pazarına
girmesini engellediği ve bayiler arası rekabeti bozarak rekabeti doğrudan ya
da dolaylı yoldan engellediği, bozduğu, kısıtladığı ve 4054 sayılı Kanun’un 4.
ve 6. maddelerini ihlal ettiği iddiası.
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Şikayet dilekçesinde özetle;
Knauf İnşaat ve Yapı Elemanları San. ve Tic. A.Ş. (Knauf)’nin alçı levha
pazarında hakim durumda olduğu, hakim durumunu toz alçı ve alçı levha
pazarında yıkıcı fiyat uygulayarak kötüye kullandığı, 30
Alçı levha piyasasında faaliyet gösteren firmaların Knauf, Dalsan Alçı
Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Lafarge-Dalsan), ABS Alçı Blok San. A.Ş. (ABS) ,
Doğaner Alçı Mad. Enerji İth. İhr. Paz. Tic. ve San. A.Ş. (Doğaner) ile
Aytaş Alçı Enerji Maden ve İnşaat San. Tic. A.Ş. (Aygips) olduğu,
Knauf’un alçı levha üretiminde dünya liderlerinden biri olduğu ve
ürünlerinin dağıtım ve satışını Türkiye çapında geniş bayi ağı ile yaptığı,
Eylül 2009’da faaliyete geçireceği (……….)ton/yıl kapasiteli fabrikası ile toz
alçı pazarında da atılım yapmayı planladığı,
Alçı levha pazarında Knauf’un (2008 ve 2009 yıllarında sırasıyla) %(….) ve
%(….), Lafarge-Dalsan’ın %(….) ve %(….), ABS’nin %(….) ve %(….), 40
09-59/1441-376
2
Doğaner’in %(….) ve %(….), Aygips’in %(….) ve %(….)’lik pazar paylarına
sahip olduğu, toz alçı pazarında ise en yüksek pazar payına sahip olan
firmaların ABS, Lafarge-Dalsan ve Saint Goben Rigips olarak sıralandığı,
Knauf’un alçı levha piyasasındaki diğer büyük oyuncularla anlaşarak, yeni
oyuncuların alçı levha pazarına girmesini engellediği, toz alçı pazarında
sektör maliyetlerinin altında zararına fiyatlama yaptığı,
Mayıs 2008’de Knauf’un Rigips’in ithal alçı levha getirmesini önlemek
amacıyla fiyatlarını 3,15 TL/m²’den 2,85 TL/m²’ye çektiği, Lafarge-
Dalsan’ın da fiyatları aynı seviyeye indirmesinin ardından 4 ay sonra iki
firmanın da fiyatları yükseltme konusunda anlaştığı ve Doğaner’in ürettiği 50
Panlux markalı alçı levhanın piyasaya girdiği Mart 2009 tarihine kadar 3,15
TL/m² seviyesinde kaldığı, Haziran 2009’da Knauf’un fiyatları 2 TL/m²’ye
çektiği ve arkasından Lafarge-Dalsan’ın da fiyatları 1,85 TL/m²’ye indirdiği,
Knauf ve Lafarge-Dalsan’ın nakliye fiyatlarını uygulama konusunda
aralarında anlaşarak Doğaner’in Panlux markalı alçı levhası ile İstanbul
alçı levha piyasasına girmesini engellediği,
2007-2008 yıllarında alçı levha fiyatları stabil bir şekilde devam ederken,
2009 yılında düşme trendine girdiği,
Knauf, Lafarge-Dalsan ve ABS’nin Madinsan Madencilik San. ve Tic. A.Ş.
(Madinsan) ve Maget Madencilik San. Tic. A.Ş. isimli şirketleri kurarak 60
onlarca alçı taşı maden ruhsatı sahibi olmalarına rağmen bu sahaları
çalıştırmadıkları, Madinsan’ın rödovans1 bedelini makul gerekçe
olmaksızın %38 arttırdığı,
Knauf ve Lafarge-Dalsan’ın Türkiye geneline kurmuş olduğu yaygın ve sıkı
bayi ağı ile diğer şirketlerin alçı levha satışını engelledikleri, bayilerin
münhasır olmamasına rağmen bayilere münhasırlık konusunda maddi ve
manevi baskı yapıldığı, aksi halde bayilik sözleşmelerinin feshedileceğinin
bildirildiği,
Markalar arasında yaşanan fiyat rekabetinden dolayı Doğaner bayisi
Güven Kuyumculuk İnşaat Gıda Oto Taşımacılık San. Tic. Ltd. Şti. (Güven 70
İnşaat)’nin karlarında azalma olduğu, bununla birlikte bayinin bankalar
nezdindeki itibarının düştüğü,
iddia edilerek, konunun 4054 sayılı Kanun çerçevesinde değerlendirilmesi talep
edilmektedir.
G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 07.08.2009 tarih ve 5613 sayı ile giren
şikayet üzerine yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 07.09.2009 tarih, 2009-2-
194/İİ-09-ES sayılı İlk İnceleme Raporu, Rekabet Kurulu’nun 16.09.2009 tarih ve
09-42 sayılı toplantısında görüşülmüş ve 1063-M sayılı karar ile Knauf hakkında
önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir. Yapılan inceleme sonucunda hazırlanan
11.12.2009 tarih ve 2009-2-194/ÖA-09-EÖ sayılı Önaraştırma Raporu, 11.12.2009 80
tarih ve REK.0.06.00.00-110/514 sayılı Başkanlık Önergesi ile 09-59 sayılı Kurul
toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
1 Rödovans sözleşmesinde ruhsat sahibi olan madenci işletme iznini devretmekte ve bunun
karşılığında rödovans bedeli denen pay almaktadır.
09-59/1441-376
3
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili Rapor’da; Knauf’un 4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun’un 4. ve 6. maddelerini ihlal ettiği iddiasına ilişkin
olarak soruşturma açılmasına gerek olmadığı sonucuna ulaşıldığı ifade edilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Taraflar
I.1.1 Şikayet Edilen Taraf: KNAUF
Almanya merkezli bir yapı malzemeleri üreticisi olan Knauf’un dünyanın 35
ülkesinde 100’den fazla fabrikası bulunmaktadır. Türkiye’de faaliyete başlaması, 90
Tepe Grubu’nun 1989’da Bilkent’te kurduğu alçı levha fabrikasına 1997 yılında
ortak olmasıyla gerçekleşmiştir. Bu tarihten sonra Tepe Knauf İnşaat ve Yapı
Elemanları San. ve Tic. A.Ş. adıyla faaliyetine devam eden şirket 2003 yılında Tepe
Grubu’nun tüm hisselerini Knauf International GmbH’ye devretmesiyle tamamen
Knauf’un kontrolüne geçmiştir. Knauf, alçı taşı maden ruhsatı sahibi olan
Madinsan’ın üç ortağından biridir.
I.1.2. Şikayet Eden Taraf: GÜVEN İNŞAAT
Güven İnşaat, yapı malzemeleri toptan ve perakende satışının yanı sıra
müteahhitlik ve taahhüt hizmetleri, projelendirme ve dekorasyon uygulamaları
alanlarında faaliyet göstermektedir. Doğaner Alçı, Weber Markem, Bilgin Metal ve 100
Fikskim bayisi olan Güven İnşaat, daha önce Knauf bayiliği de yapmıştır.
I.2. İlgili Pazar
I.2.1. Pazar Hakkında Genel Bilgiler
Knauf’un ana faaliyet konusunu oluşturan toz alçı ve alçı levha ürünleri,
hammaddesi alçı taşı olan ürünlerdir. Doğada bulunan alçı taşı minerallerinden jips,
toz alçı üretiminde kullanılmaya en uygun olanıdır. Jips, doğal olarak oluşan ve
bileşiminde iki molekül su bulunduran bir kalsiyum sülfat mineralidir. (CaSO4
2H2O) Günümüzde alçı taşı kullanımının % 5'i zirai amaçlı, %15’i endüstriyel
amaçlıdır. Geri kalan miktarın tamamı yapı sektöründe kullanılmaktadır. Bu
kullanım grubu başta çimento üretimi olmak üzere, cam sanayii, kalıpçılık, 110
sondajcılık, hayvan yemi ve böcek ilacı üretimi, boya, tutkal, plastik üretimi, gıda ve
ecza sanayii gibi çok çeşitli uygulamaları kapsamaktadır.
Alçı taşının bünyesinde yarım molekül su kalacak şekilde, yüksek sıcaklıklarda
pişirilmesi ve öğütülmesi ile toz alçı elde edilir. Toz alçı, su ile karıştırıldığında
katılaşarak bağlayıcılık özelliği gösteren bir yapı malzemesine dönüşür. Toz alçının
hammaddesi olduğu ürünler ve kullanım amaçları şunlardır:
- İnşaat alçısı: Duvar bloklarının birbirine ve diğer yapı bileşenlerine
yapıştırılmasında ve duvar tavan birleşimlerinde döşeme veya kiriş altında
kullanılan alçı türüdür.
- Kartonpiyer alçısı: Süsleme amacıyla duvar kenarlarına kullanılmaktadır. 120
- Saten perdah alçısı: Yüksek yapışma özelliğine sahip, boya altı son kat perdah
alçısıdır.
- Perlitli sıva alçısı: Duvar yüzeyini kaplamak için kullanılır, perlit maddesi uygulama
kolaylığı sağlamaktadır.
- Makine sıva alçısı: Sıva alçısının makine ile uygulanan halidir.
- Derz dolgu alçısı: Alçı levhaların birleşim noktaları için kullanılmaktadır.
- Yapıştırma alçısı: Alçı levhaları tuğla duvara yapıştırmak amacıyla ve alçı blokları
yapıştırmak amacıyla kullanılmaktadır.
09-59/1441-376
4
- Dolu gövdeli duval blok: Bölme duvarı yapımında kullanılan eski bir üründür; bu
ürünün yerine artık alçı levha tercih edilmektedir. 130
Alçı levha ise alçının iki dayanıklı karton levha arasında dökülüp dondurulması
yoluyla elde edilen farklı kalınlık, boy ve renklerde üretilen yapı malzemesidir. Alçı
levha kullanılarak duvar kaplama, ara bölme ve üst (tavan ve çatı) kaplama ürünleri
üretilmektedir.
Toz alçı ve alçı levhayı kapsayan alçı bazlı ürünlerin yararlarına Türkiye Alçı
Üreticileri Derneği’nin internet sitesinde yer verilmiştir.2 Buna göre alçı;
- Doğal hammadde kaynakları kullanılarak üretilmiş olması,
- Ekonomik olması,
- Uygulama ve bakım kolaylığı sağlaması,
- Kolay işlenebilirliği, yapılara kolay uyum sağlayabilmesi, 140
- Yüksek oranda ısı ve ses yalıtımı sağlaması
- Doğal klima ve nem düzenleyici özelliklerinin bulunması
- Yangına dayanıklılığı,
- Üretiminde çimento ve tuğla gibi ürünlere nazaran az enerji tüketilmesi,
- Yoğunluğu düşük bir malzeme olmasından dolayı kullanıldığı yapıyı
hafifletmesi ve depreme dayanıklılığı arttırması
gibi özelliklerinden dolayı diğer yapı malzemelerinden ayrılmaktadır.
I.2.2 İlgili Ürün Pazarı
Her ne kadar hem toz alçı, hem de alçı levha alçı taşı hammaddesinden üretiliyor
ve işlev olarak kimi durumlarda aynı amaçla kullanılabiliyorsa da, bu iki ürünü 150
birbirinden ayırmak gerekmektedir. Yukarıda da yer verildiği gibi toz alçı genel
olarak, duvar bloklarının yapıştırılması ve duvar yüzeylerinin kaplanarak daha
düzgün görünmesinin sağlanması gibi amaçlar için kullanılırken, alçı levha duvar
veya tavanın yapımında kullanılmaktadır. Toz alçının duvara uygulanması daha
emek yoğun bir süreçken, alçı levha toz alçı kadar bir usta mahareti
gerektirmemektedir. Alçı levhanın tercih edilmesinin ana sebebi hafif ve taşınabilir
olması, hızlı ve kolay uygulanabilirliğinin yanında ısı ve ses yalıtımı
sağlayabilmesidir.
Alçı levhanın bu özelliklerinin yanı sıra yoğunluğu, dayanıklılığı, düşük maliyetli
olması ve yangına dayanıklılığı gibi özellikleri, onu briket veya gazbeton gibi bölme 160
duvarı yapımında kullanılabilen diğer yapı malzemelerinden ve asma tavan
yapımında kullanılan metal ve sıkıştırılmış cam yünü esaslı plakalardan da
ayırmaktadır. Raportörlerce yapılan görüşmelerde kimi teşebbüsler alçı, kontrplak,
çimento sıvası, sunta, mantar gibi duvar kaplama malzemelerinin birbirlerinin yerine
kullanılabildiğini ve çimento pazarından pay almaya çalıştıklarını ifade etmişlerse
de, gerek yukarıda sayılan özellikler gerekse bu ürünlerin üretim teknolojilerinin
birbirinden tamamen farklı olması hususu dikkate alındığında, alçı levhanın yakın
ikamesi bir ürün bulunmadığı anlaşılmıştır.
Toz alçı ve alçı levha ürünleri arz ikamesi yönünden değerlendirildiğinde ise alçı
levha üretimi için toz alçıdan farklı bir üretim sürecinin gerektiği ve farklı bir teçhizat 170
yatırımına ihtiyaç duyulduğu görülmektedir. Bu nedenledir ki Türkiye pazarında, toz
alçı üretimi gerçekleştiren teşebbüslerin tamamı alçı levha üretimi
2
09-59/1441-376
5
gerçekleştirememekte, alçı levha üretimi halihazırda bu alanda yatırım yapmış olan
Lafarge-Dalsan, Knauf, ABS, Doğaner, Aygips ve yeni giriş yapan diğer firmalar
tarafından yapılmaktadır. Alçı levha üretimi yapan teşebbüsler genellikle aynı
zamanda toz alçı üreticisi olsa da, teşebbüslerin bir taraftaki pazar paylarını diğer
pazara yansıtamadıkları görülmektedir.
Bu değerlendirmeler ışığında, ilgili ürün pazarları şikayet konusu bakımından “toz
alçı pazarı” ve “alçı levha pazarı” olarak tanımlanmıştır.
I.2.3 İlgili Coğrafi Pazar 180
Alçı bazlı ürünlerin nakliye maliyetleri yüksek olmasına rağmen, dosya konusu
bakımından daha dar bir coğrafi pazar tanımına gerek görülmemiş ve ilgili coğrafi
pazar “Türkiye” olarak belirlenmiştir.
I.3. Hukuki Değerlendirme
Şikayet dilekçesinde yer verilen iddiaları beş başlık altında değerlendirmek
mümkündür:
- Knauf’un alçı levha pazarında hakim durumda olduğu ve yıkıcı fiyat
uygulayarak rakiplerini pazar dışına çıkarmayı amaçladığı iddiası,
- Knauf’un alçı levha pazarındaki hakim durumunu toz alçı pazarında kötüye
kullandığı iddiası, 190
- Alçı taşı madenlerinin fahiş fiyatlarla satıldığı iddiası,
- Knauf’un diğer rakiplerle anlaşma ve uyumlu eylem içinde olduğu iddiası,
- Bayiler arasında rekabeti engelleyen uygulamalar gerçekleştirildiği iddiası.
Alçı taşı madenlerinin fahiş fiyatla satıldığı iddiasına ilişkin olarak Knauf, Lafarge-
Dalsan ve ABS ortaklığı ile kurulan ve alçı taşı maden ruhsatı sahibi olan Madinsan
oluşumunda 18.4.2008 tarihli Yönetim Kurulu kararı uyarınca yapı değişikliğine
gidildiği ve buna ilişkin menfi tespit başvurusunun Rekabet Kurulu’nca reddedildiği
ifade edilmektedir. Madinsan’ın Ankara-Bala yöresindeki alçı taşı havzasında havza
işletmeciliğine dönüşüm ve kırma tesisinin kurulması ve bayilik ağı oluşturulmasına
ilişkin talebi 24.7.2008 tarih ve 08-47/650-247 sayılı Rekabet Kurulu kararında 200
değerlendirilmiş ve buna ilişkin olarak alınan karara 4054 sayılı Kanun’un 5.
maddesi uyarınca muafiyet tanınmıştır. Ayrıca bu yapı değişikliği henüz hayata
geçirilmiş de değildir.
Son iki iddiaya ilişkin olarak da yapılan incelemelerde herhangi bir belge ya da
bulgu bulunmamıştır. Piyasa aktörleriyle yapılan tüm görüşmelerde alçı ve alçı
levha piyasalarındaki bayiliklerin münhasır bayilik olmadığı ifade edilmiştir. Şikayet
dilekçesinde bu başlık altında yer verilen bir diğer iddia Knauf’un uyguladığı yıkıcı
fiyat politikası sonucunda bayilerin zarara uğradığı ve cirolarının düştüğü iddiasıdır.
Knauf’un yıkıcı fiyat uyguladığı iddiası aşağıda değerlendirilecektir. İddia edilen bu
eylem neticesinde bayilerin cirolarının düşmesinin 4054 sayılı Kanun kapsamında 210
değerlendirilebilecek herhangi bir yönü bulunmamaktadır.
Şikayet dilekçesinde yer verilen diğer iddialara ilişkin olarak Knauf’un alçı levha
pazarında hakim durumda olup olmadığının, hakim durumda olduğu tespitinin
yapılması halinde alçı levha ve toz alçı pazarlarında hakim durumunu kötüye
kullanıp kullanmadığının ortaya konulması gerekmektedir. Bu çerçevede öncelikle
Knauf’un alçı levha pazarında hakim durumda olup olmadığı değerlendirilecektir.
09-59/1441-376
6
I.3.1. Knauf’un Alçı Levha Pazarında Hakim Durumda Olduğu İddiası
I.3.1.1. Hakim Durum Analizi
4054 sayılı Kanun’un 3. maddesinde hakim durum; “Belirli bir piyasadaki bir veya
birden fazla teşebbüsün rakipleri ve müşterilerinden bağımsız hareket ederek fiyat, 220
arz, üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik parametreleri belirleyebilme gücü”
olarak tanımlanmıştır.
Teşebbüsün hakim durumda olup olmadığının anlaşılması için birçok faktörün
değerlendirilmesi, pazarın ve firmanın yapısının ele alınması gerekmektedir. Bu
kapsamda hakim durumda olduğu iddia edilen teşebbüsün pazardaki gücü, rakip
teşebbüslerin pazara giriş veya genişlemeleri önündeki engellerin varlığı, alıcıların
pazar gücü ve pazardaki rekabetin durumu gibi kriterler değerlendirilmelidir.
a) Pazar Payı: 1994-2007 yıllarına ait Knauf pazar payı ve 2007-2009 arası Knauf
ve rakiplerinin pazar paylarına Tablo 1’de ve Tablo 2’de yer verilmiştir:
Tablo 1- Knauf’un 1994-2006 Yıllarında Pazar Payı (%) 230
Yıl 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006
Knauf (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Tablo 2- Alçı Levha Pazarında Faaliyet Gösteren Teşebbüslerin Pazar Payları (%)
Teşebbüs/Yıl 2007 2008 2009- ilk 6 ay
Knauf (….) (….) (….)
Lafarge-Dalsan (….) (….) (….)
ABS (….) (….) (….)
BPB (….) (….) (….)
Doğaner (….) (….) (….)
Aygips (….) (….) (….)
Akasya (….) (….) (….)
Toplam (….) (….) (….)
Görüldüğü üzere alçı levha pazarında lider konumunda olan Knauf’un pazar payı
en yakın rakibi Lafarge-Dalsan’ın yaklaşık %(….)-(….) önündedir. Dikkat çeken bir
başka husus teşebbüsün pazar payının düşme eğiliminde olduğudur; 2007 yılında
%(….) olarak gerçekleşen pazar payı 2009’un ilk 6 ayında %(….)’e gerilemiştir.
Mart 2009’da alçı levha üretimine başlayan Doğaner’in de kısa sürede yaklaşık
%(….) pazar payı elde ettiği görülmektedir.
Padilla ve O’Donoghue’ye göre pazar payı %40-%50 arasında bulunan bir
teşebbüsün hakim durumda olduğu sonucuna varılabilmesi, diğer faktörlerin dikkatli
bir şekilde analiz edilmesini gerektirir. Zira bu seviyedeki pazar payı firmanın hakim 240
durumda olduğuna hükmedilebilecek kadar kuvvetli bir gösterge değildir.3
b) Kapasite: Alçı levha pazarının dikkat çeken bir özelliği de pazarda kapasite
fazlası olmasıdır. Yerinde inceleme esnasında elde edilen belgeye göre 2007-2009
gerçekleşen ve 2009-2012 tahmini kapasite oranları aşağıdaki gibidir:
3 O’Donoghue, R. and Padilla A. J. (2006), “The Law and Economics of Article 82 EC”, Hart
Publishing: Oregon,. s..114
09-59/1441-376
7
Tablo 3- Teşebbüslerin üretim kapasiteleri
Tablodan görüldüğü gibi sektörün 2008 yılında (……….)m2 olan toplam kapasitesi
2009 yılında (……….)m2’ye yükselmiştir. Dolayısıyla 2009 yılında toplam
kapasitenin %(….) oranında arttığı görülmektedir. Yine tablodan Knauf’un en yakın
rakibi olan Lafarge-Dalsan’ın 2009 yılında kapasitesini (….) katına çıkardığı
görülmektedir. Şikayet dilekçesinde ve Lafarge-Dalsan Genel Müdürü ile yapılan 250
görüşmede de Lafarge-Dalsan’ın Türkiye’nin tüm alçı levha ihtiyacını tek başına
karşılayabilecek güçte olduğu ifade edilmiştir.
Pazarın gerçekleşen büyüklüğü ile ilgili olarak ise Knauf’un tahminleri aşağıdaki
gibidir:
Tablo 4: Alçı Levha Pazar Büyüklüğü ile İlgili Knauf’un Tahminleri
Yıllar Tahmini Pazar Büyüklüğü (milyon m2)
2002 (….)
2003 (….)
2004 (….)
2005 (….)
2006 (….)
2007 (….)
2008 (….)
2009 (….)
2008 yılında yaklaşık (….) milyon m2, olduğu tahmin edilen pazar büyüklüğünün
2009 yılı sonunda (….) milyon m2 olacağı öngörülmektedir. Görüldüğü gibi, pazarda
hızla artan toplam kapasiteye rağmen talep oldukça düşük kalmıştır.
Önaraştırma kapsamında yapılan incelemelerde dile getirilen hususlardan biri,
özellikle 2005 ve 2006 yıllarında, inşaat sektöründe yaşanan canlılığa paralel 260
olarak alçı levha pazarında artan taleptir. Talepte ve dolayısıyla satışlarda yaşanan
artış gerek pazardaki oyuncuların gerekse diğer yatırımcıların alçı levha sektörüne
yatırım yapmaya karar vermeleri sonucunu doğurmuştur. 2008 yılında Knauf İzmit
fabrikasının kapasitesini arttırmış, Lafarge 2007 yılında Gebze fabrikasını faaliyete
geçirmiş, ABS ise 2008 yılında Ankara fabrikasının kapasitesini arttırmış ve Adana
2007 2008 2009 2010 2011 2012
Milyon
m2 %
Milyon
m2 %
Milyon
m2 %
Milyon
m2 %
Milyon
m2 %
Milyon
m2 %
Knauf (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Lafarge (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
ABS (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Doğaner (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Aygips (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Mina (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Fernas (….) (….) (….) (….)
Atışkan (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Teknobaran* (….) (….) (….) (….)
Arslanlı* (….) (….)
Alçıbay* (….) (….) (….) (….)
Akasya* (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Toplam (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
* = Kontrat imzalanmamış
09-59/1441-376
8
fabrikasında üretime başlamıştır. Bu gelişmelere ek olarak Doğaner ve Aygips
firmaları 2009 yılında faaliyete başlayarak alçı levha pazarına giriş yapmışlardır.
2010-2012 yıllarında ise yatırımını faaliyete geçirmeyi planlayan 6 adet teşebbüs
olduğu Tablo 3’ten anlaşılmaktadır. Pazarın toplam kapasitesi içinde Knauf’un
pazar payı 2007’den beri düşüş eğilimindedir ve Knauf tarafından yapılan 270
öngörülere göre 2009 sonrasında da bu düşüş devam edecektir. Hoffman La
Roche kararında ATAD, pazardaki küçük oyuncuların artan talebi kısa sürede
karşılayabilmeleri halinde bu pazarda yüksek pazar payına sahip olan teşebbüsün
hakim durumda olduğuna hükmetmenin zorlaştığını, bu sebeple özellikle atıl
kapasitenin bulunduğu pazarlarda küçük oyuncuların dahi lider firmanın pazardaki
gücünü kısıtlayabileceğini ifade etmiştir.4
c) Pazara Giriş Engelleri: Pazara giriş engelleri, ilgili pazara ve hakim durumda
olduğu iddia edilen teşebbüse özgü özelliklerden kaynaklanabilmektedir.
i. İlgili Pazarın Özellikleri:
Yasal giriş engelleri: Pazarda faaliyet gösterebilmek için gerekli olan izinler, 280
lisanslar özel haklar veya pazara özgü düzenlemeler, söz konusu pazara girmek
isteyen teşebbüsleri engelleyebilmektedir. Türkiye’de alçı levha pazarında faaliyet
gösterebilmek için lisans veya benzeri özel bir izne gerek olmadığından, yasal giriş
engellerinden bahsedilemeyecektir.
İktisadi giriş engelleri: İlgili pazarın yapısından kaynaklanan batık maliyetler, ölçek
ekonomileri veya ağ etkileri gibi hususlar da pazara giriş önünde bir engel
yaratabilir.
Batık maliyetler, herhangi bir pazarda faaliyet gösterebilmek için gerekli olan ilk
yatırımın maliyetini de kapsayan, pazardan çıkmak istendiğinde telafi edilemeyecek
maliyetlerdir. Faaliyete başlamak için gerekli olan ve başka bir amaçla 290
kullanılamayan makine teçhizat ve ekipman batık maliyetin önemli kalemleridir.
Alçı levha üretiminin, yaklaşık 10-30 milyon ABD Doları maliyet ve üretim
kararından sonra üretime geçmek için en az 12-18 aylık süre gerektirmekte olduğu
sektör temsilcileri tarafından dile getirilmiştir. Alçı levha üretimi esnasında
makinelerin durmasının firmaya yüksek maliyetler yükleyeceği, otomatik olarak
çalışan sistemlerde kesintiler yaşanmasının ciddi maddi kayıplara yol açtığı hususu
da raportörlerce yapılan görüşmede bir teşebbüs yetkilisi tarafından dile
getirilmiştir.
ii. Hakim Durumda Olduğu İddia Edilen Teşebbüsün Özellikleri:
Hakim durumda olduğu iddia edilen bir teşebbüsün mevcut veya potansiyel 300
rakiplerine karşı sahip olduğu rekabetçi avantajlar da pazara girişte engel
yaratabilmektedir.
Temel hammaddelere ve bilgiye sahip olma: Alçı levha üretiminin temel
hammaddesi alçı, alçı taşının ısıtılması ve soğutulması ile elde edilir. Alçı taşı ise
doğada bulunan düşük yoğunluklu bir taştır. Türkiye’de Ankara-Bala sahasında yer
alan alçı taşı madenlerinin ruhsatlarına Knauf, Lafarge-Dalsan ve ABS’nin ortağı
olduğu Madinsan sahiptir. Madinsan’ın ana faaliyet kolunu, alçı taşı sahalarını
rödovans karşılığı ocak işletmecisi firmalara işlettirmek oluşturmaktadır.5 Bala’daki
4 Case 85/76 Hoffmann-La Roche v. Commission [1979] ECR 461, [1979] 3 CMLR.
5 Yukarıda da belirtildiği gibi Rekabet Kurulu tarafından verilen 24.07.2008 tarih ve 08-47/650-247
sayılı kararda, Madinsan’ın havza işletmeciliğine dönüşüm ve kırma tesisinin kurulması ile birlikte
09-59/1441-376
9
alçı taşı rezervlerine ait ruhsatlara Knauf’la birlikte toz alçı ve alçı levha
pazarlarındaki en büyük rakipleri olan Lafarge-Dalsan ve ABS de sahiptir. Bunun 310
yanında Madinsan’a ortak olmayan ancak alçı levha pazarında faaliyet gösteren
veya bunu planlayan teşebbüsler de maden ocağı işletmecilerinden alçı taşı satın
alabilmektedirler. Ayrıca bu teşebbüslerin bazılarının kendi sahip oldukları sahaları
da mevcuttur.
Atıl Kapasite: Hakim durumda olduğu iddia edilen teşebbüsün sahip olduğu atıl
kapasite sebebiyle miktar ve fiyatı rakiplerinden ve müşterilerinden bağımsız olarak
belirleme imkanının arttığı kabul edilmektedir. Alçı levha pazarında, yalnızca
Knauf’un değil pazardaki tüm teşebbüslerin atıl kapasiteye sahip olduğu ve toplam
kapasite içinde Knauf’un kapasitesinin payının düştüğü göz önüne alındığında, atıl
kapasitenin Knauf’a belirgin bir avantaj sağlamayacağı anlaşılmıştır. 320
Dağıtım sistemi/ Bayilik Ağı: Knauf’un gerek bayilik gerekse nihai tüketiciye ulaşılan
tali bayilik kademelerinde yaygın bir bayi ağına sahip olduğu görülmektedir. Alçı
levha pazarının önemli özelliklerinden biri bayiler ile münhasır olarak
çalışılmamasıdır. Knauf dahil pazarda faaliyet gösteren teşebbüslerden hiçbirinin
bayilik sözleşmelerinde münhasırlık hükmü yer almamaktadır. Knauf’ta yapılan
yerinde inceleme esnasında elde edilen belgeye göre pazarda faaliyet gösteren
teşebbüslerin sahip oldukları bayi sayıları aşağıda gösterilmektedir:
Tablo 5- Alçı Levha Pazarında Faaliyet Gösteren Teşebbüslerin Bayi Sayıları
Knauf L. Dalsan ABS Doğaner Rigips
Marmara (….) (….) (….) (….) (….)
İç Anadolu (….) (….) (….) (….) (….)
Karadeniz (….) (….) (….) (….) (….)
Doğu Anadolu (….) (….) (….) (….) (….)
Güneydoğu Anadolu (….) (….) (….) (….) (….)
Akdeniz (….) (….) (….) (….) (….)
Ege (….) (….) (….) (….) (….)
Toplam (….) (….) (….) (….) (….)
Tablodan görüldüğü gibi Knauf pazarda en fazla bayiye sahip olan üçüncü
teşebbüs konumundadır. 330
Marka Bilinirliği: Alçı sektörünün Türkiye ve dünyada önde gelen firmalarından biri
olarak Knauf, marka bilinirliği ve ürünlerinin kalite algısı yüksek bir firmadır. Knauf
Türkiye’nin ilk alçı levha üreticisidir. Knauf’un patentli markası Alçıpan, Türkiye’de
alçı levha için kullanılan jenerik isim haline gelmiştir. Ancak alçı levha ürününün
nisbeten homojen bir özelliğe sahip olmasından dolayı, marka bilinirliği piyasaya
yeni giriş yapan firmalar için yüksek bir giriş engeli oluşturmamaktadır.
Finansal güç: Teşebbüslerin ekonomik ve finansal güçleri ile finansman
kaynaklarına ulaşabilme olanaklarının da pazara girişte bir engel oluşturabileceği
kabul edilmektedir. Knauf Türkiye Sorumlusu Isabel Knauf, 2009 yılı bayi
toplantısında yaptığı konuşmada Knauf’u sürdürülebilir başarıya taşıyan temel 340
ilkelerden ilkinin şirketin sağlam finansal yapısı ve bu yapının rakiplerine göre daha
kuvvetli olması olduğundan bahsetmiştir. Knauf’un 2009 yılı itibariyle 150’den fazla
üretim tesisine ve (….) milyar Avro’nun üzerinde satış cirosuna sahip olduğu da
bayilik sözleşmesi çerçevesinde satış yapılmasına ilişkin yapı değişikliğini içeren yönetim kurulu
kararına muafiyet verilmesine hükmedilmiştir.
09-59/1441-376
10
Knauf tarafından ifade edilmiştir. Lider firma olarak Knauf’un ekonomik ve finansal
gücü rakiplerine göre yüksek olmasına rağmen, pazarda faaliyet gösteren diğer
teşebbüsler de belli bir finansal ve ekonomik güce sahiptir. Lafarge-Dalsan global
çapta faaliyet gösteren Fransız Lafarge firması ile Daloğlu ailesinin ortaklığındadır.
Diğer oyuncular olan ABS, Doğaner ve Aygips’in de ekonomik açıdan kuvvetli
ailelerin kontrolünde olduğu bilinmektedir.
Portföy gücü: Knauf, sahip olduğu geniş ürün gamı ile alçı levha pazarında portföy 350
gücü en yüksek teşebbüs konumundadır. Knauf Alçıpan, akustik özellik, yangın
ve/veya suya dayanıklılık gibi özellikleriyle alçı levha pazarında farklı ihtiyaçlara
cevap veren ürünler geliştirmiştir. Knauf’un Alçıpan dışında da geniş bir ürün
portföyü bulunmaktadır. Bunun yanında alçı levha, esasen bir sistemin parçası
olarak satılan bir ürün olup, bu sistemi oluşturan ürünler bakımından da Knauf’un
sahip olduğu bir portföy gücü mevcuttur. Knauf ile kıyaslandığında, Lafarge-Dalsan
dışında diğer üreticilerin sınırlı ürün gamları ve sistem ürünleri bulunduğu
görülmektedir.Knauf Genel Müdürü de bayi toplantısında yaptığı bir konuşmasında
Knauf’un bu gücü hakkında şu ifadeleri kullanmıştır: “Rekabete karşı başarı için
(hedefimiz), sistem satışı ve ürün yelpazemizi kullanmak olmalıdır ve de olacaktır. 360
Evet, rekabet tüm sektörlerde olduğu gibi lokomotif ürünlerde yaşanır. Bizim
sektörümüzde ise bu lokomotifin adı Alçıpan’dır. Alçıpan bugüne kadar adı ve fiyatı
konuşulan tek ürün olmuş ve değerlendirmeler hep bu ürün üzerinden yapılmış.
Fakat bizim Knauf olarak rakiplerimize karşı üstünlüklerimiz yalnızca Alçıpan
değildir. Alçıpan kullanımındaki diğer sistem ürünlerimiz ve rakiplerimizde olmayan
1000’e yakın ürünümüzle kısaca Knauf gücüyle rekabete hazırız. Sizden ricamız,
rekabeti tek ürün bazına indirmemeniz ve sektörde de buna izin vermemeniz.
Sektörümüzde hiçbir üretici bizimle, hiçbir rakip bayisi sizinle kıyaslanamaz ve
kıyaslanmamalı.”
d) Alıcı Gücü: Knauf bayileri, satış ve pazarlama faaliyetleri açısından son satış 370
noktası olarak konumlanmışlardır. Bayiler hem perakende satış (nihai tüketiciye ve
projelere) hem de tali bayi adı verilen daha küçük çaplı işletmelere satış
yapmaktadır. Halihazırda Knauf’un bayi sayısı (….)’dır. Bayiler ile münhasır olarak
çalışılmamaktadır. Ayrıca bayiler arasında bölgesel bir münhasırlık da söz konusu
değildir; bir bayi yalnızca kendi bölgesine değil, imkanları el verdiği sürece
Türkiye’nin herhangi bir bölgesine mal sağlayabilmektedir. Knauf tarafından
sunulan, bayilerin 2008 yılı ve 2009 yılının ilk 11 ayı için en çok ciro yapan on
bayisinin yurtiçi bayi cirosu içindeki ağırlığına ilişkin tabloya aşağıda yer
verilmektedir:
Tablo 6- Knauf Bayilerinin Toplam Ciro İçerisindeki Payı 380
2008 (%) 2009/11ay (%)
1. Bayi (….) (….)
2. Bayi (….) (….)
3. Bayi (….) (….)
4. Bayi (….) (….)
5. Bayi (….) (….)
TOPLAM (….) (….)
6. Bayi (….) (….)
7. Bayi (….) (….)
8. Bayi (….) (….)
9. Bayi (….) (….)
09-59/1441-376
11
10. Bayi (….) (….)
TOPLAM (….) (….)
2008 yılında en yüksek ciro elde eden 5 Knauf bayisinin toplam cirodaki payı 2008
ve 2009 (ilk 11 ay) yıllarında sırasıyla %(….)ve %(….), 10 bayinin payı ise
%(….)ve %(….)’tür. (….) bayisinin 10’unun toplam cironun %(….)’den fazlasını
gerçekleştiriyor olması, Knauf’a karşı alıcı gücü olan bayilerin varlığının bir
göstergesi olsa da, Knauf Satış ve Pazarlama Koordinatörü’nün “bayilerin
tamamına aynı fiyatı uygularız” ifadesi ve prim sisteminde miktar priminin sürekli
olarak uygulanmıyor oluşunun bu gücü azalttığı anlaşılmaktadır.
Son olarak teşebbüsün hakim durum konusunda kendi değerlendirmesinin ne
olduğunu belirtmek gerekirse, Knauf’un alçı levha pazarının lider firması olduğunun
Knauf çalışanları tarafından özellikle bayi toplantılarında sıkça dile getirildiği 390
görülmektedir. Knauf Genel Müdürü bir bayi toplantısındaki konuşmasında; “Her
zaman zirvede olacağız. Her zaman lider kalacağız. (…) kapasite olarak (yine de)
rakiplerimize karşı üstünlüğümüz devam etmektedir ve de devam edecektir.”
ifadeleri, 2009 yılı başında gerçekleştirilen bayi toplantısında ise; “Her zaman
zirvede olacağız. Her zaman lider kalacağız. Pazar payı vermeyeceğiz; ortak
menfaatlerimizi koruyacağız. (…) Mevcut veya gelecek rakibin hamlelerine karşı
pazar fiyatını biz belirleyeceğiz. “ ifadeleri yer almaktadır.
Isabel Knauf ise yine bir bayi toplantısında; “Türkiye’de müşterileriyle tanıştığı
günden bu yana hep zirvede olan Knauf markası ve ürünlerini, yeni yılda da,
rakiplerine göre açık ara önde ve zirvede tutacağımız inancındayım.” şeklinde 400
ifadeler kullanmıştır.
e) Pazarda Gerçekleşen Rekabetin Durumu ile İlgili Tespitler: Padilla ve
O’Donoghue’ye göre “pazar payı, pazara giriş engelleri, alıcı gücü gibi faktörler, her
ne kadar önemli olsalar da, en nihayetinde hakim durumun tespitinde yalnızca birer
emare (proxy) görevi görmektedirler”.6 Söz konusu kriterlerin, ilgili pazardaki fiili
rekabetin değerlendirilmesi ile de doğrulanması gerekmektedir; zira pazarda
gerçekleşen rekabetin durumu, teşebbüsün hakim durumda olamayacağının
göstergesi olabilir. ATAD, Hoffmann-La Roche7 kararında, rakiplerinin fiyat düşüş
baskısının, teşebbüsü kendi fiyatlarını düşürmeye zorlaması durumunun,
teşebbüsün hakim durumda olduğunun en önemli göstergesi olan bağımsız hareket 410
etme kriteri ile uyuşmayacağını ifade etmiştir. Ancak bu, hakim durumda olan bir
teşebbüsün bulunduğu pazarlarda, bir miktar rekabetin olduğu/olacağı gerçeğini
dışlayacak bir durum değildir. Hakim durum tespitinin yapılabilmesi için pazardaki
rekabetin seviyesinin ne olması gerektiği ise belirsizdir. Temel olarak, eğer bir
teşebbüs bağımsız olarak bir fiyat koyucu/belirleyici olarak hareket edebiliyor ve
rakiplerini de fiyatları takip eder pozisyonda bırakıyorsa, bu teşebbüsün ilgili
pazarda hakim durumda olduğundan bahsedilebilecektir. Hakim durumda olduğu
iddia edilen teşebbüsün rakiplerin fiyat düşüşlerine yanıt verdiği durumlarda ise,
teşebbüs buna rağmen pazar payında artış yaratamıyorsa, bu durum hakim
durumun olmadığının ilk bakışta (prima facie) iyi bir göstergesidir. 420
Yeni ürün sunumlarının, yeni rakip girişlerinin, istikrarsız pazar paylarının veya
önde gelen üreticilerin paylarında düşüşlerin, artan/artması beklenen talebin,
6 O’Donoghue, R. and Padilla A. J. (2006), “The Law and Economics of Article 82 EC”, Hart
Publishing: Oregon,. s..134
7 Case 85/76 Hoffmann-La Roche v. Commission [1979] ECR 461, [1979] 3 CMLR.
09-59/1441-376
12
değişen tüketici tercihlerinin olduğu pazarlarda hakim durumda bir teşebbüs olma
ihtimali; pazar payının ancak yerleşik firmalardan pay alarak gerçekleştirilebildiği
doygun, durgun pazarlara göre daha düşüktür.8
Yukarıda yer verilen bazı genellemeler dışında, hakim durumun varlığının tespiti
için gerekli olan rekabetin seviyesi ile ilgili herhangi bir referans noktası/gösterge
bulunmamaktadır; bu noktada ilgili pazarın dinamikleri önem kazanmaktadır.
Daha önce de ifade edildiği üzere, Knauf, alçı sektöründe faaliyet gösteren ve
Türkiye’de alçı madeni ruhsatı sahibi, toz alçı ve alçı levha üreticisi bir teşebbüs 430
konumundadır. Knauf’un hakim durumda olduğu iddia edilen pazar ise alçı levha
pazarıdır.
Alçı levha pazarı, Türkiye’de son yıllarda gelişim gösteren ancak hala gelişmiş
ülkelere göre çok düşük üretim ve kullanım oranları görülen bir pazardır. Yerinde
incelemede elde edilen (tahmini olarak 2007 sonu-2008 başı tarihli) bir belgede
inşaat sektörünün 2004 yılından beri göstermiş olduğu ortalama %9’luk büyümenin
yanında alçı levha pazarının ortalama %23’ler seviyesinde büyüdüğü ve büyümenin
toplamda %170’lere vardığı belirtilmektedir. Aynı belgede yer alan ifadelere göre bu
durum “inşaat sektöründeki klasik yapı malzemelerinin yerini yıllar geçtikçe Alçıpan
sistemlerinin aldığını ve de alacağını göstermektedir”. Ayrıca Tablo 4’te yer alan 440
tahmini pazar büyüklüklerinden, alçı levha pazarının 2002-2008 yılları arasında
toplam %200’ün üzerinde bir büyüme gösterdiği görülebilir.
3.6.2009 tarihli bir diğer belgede ise ekonomik krizin etkisiyle inşaat sektörünün
%24, konut sektörünün ise %39 küçüldüğü, bunun yanında alçı levha pazarındaki
küçülmenin %19 olduğu belirtilmektedir. Bir başka deyişle, alçı levha sektörünün
gelişimi/küçülmesi, inşaat sektörü ile paralellik göstermekteyse de, genel trendin
üzerinde/altında büyüme/küçülme oranları, alçı levha pazarının inşaat sektöründeki
canlanmadan/durgunluktan ayrı bir gelişme dinamiğine sahip olduğunu
göstermektedir. Bu da alçı levhaya olan talebin önümüzdeki yıllarda artacağının ve
bu pazarın Türkiye’de büyümeye açık bir pazar olduğunun bir göstergesidir. 450
2004 yılından itibaren inşaat sektörü ile birlikte alçı levha sektöründe gerçekleşen
talep artışı ve özellikle 2005-2006 yıllarında arzın talebi karşılayamadığı zamanların
olması, pazarı izleyen yatırımcıların dikkatini çekmiş ve alçı levha pazarına yatırım
yapma kararı alan birçok teşebbüs olmuştur. Bu durum, artan talep ile birlikte alçı
levha gibi nispeten homojen bir ürünün fiyatlarında ve kar marjlarında yaşanan
artışın doğal bir sonucudur. Tablo 2’den görüldüğü üzere 2007 yılında pazarda 3’ü
Türkiye’de fabrikası olan toplam 4 oyuncu faaliyet göstermekteyken, 2009 yılının ilk
6 ayında bu sayı 7’ye ulaşmıştır. Ayrıca Tablo 3’den görülmektedir ki yatırım kararı
almış ancak faaliyete başlamamış teşebbüsler de mevcuttur. Daha önce de ifade
edildiği gibi, alçı levha pazarında faaliyete başlamak yatırım kararının ardından en 460
az 18-20 aylık süre ve 10-30 milyon ABD Doları maliyet gerektirmektedir. Kısa
dönemde pazara girişte engel yaratabilecek olan bu durum, orta ve uzun vadede
girişleri mümkün kılmaktadır. 2006 yılında tavan yapan talep üzerine alınan yatırım
kararlarının ancak 2009 yılı başlarında faaliyete geçirilebilmesi de bu durumun bir
göstergesidir.
2009 yılında alçı levha pazarında hem global ekonomik krizin, hem de yeni girişler
ile kapasite artışlarının etkisi fiyatlardaki düşüş ile kendini göstermiştir. Alçı levhaya
8 a.g.e, s.135.
09-59/1441-376
13
olan genel talebin düşmesinin (pazarın küçülmesinin) yanında, üretici teşebbüsler,
artan rekabetten kaynaklı bir baskı ile karşı karşıya kalmıştır. Bunun sonucunda
Knauf da rekabet ile karşılaştığı ürünlerde fiyatlarını düşürmüştür. Söz konusu 470
trend Grafik 1’den de görülecektir. Pazardaki oyuncu sayısının artmasıyla bu
baskının da artacağı sonucuna varılmıştır.
Grafik 1: Knauf RG125 Ürünü Satış Miktarı (milyon m2) ve Fiyat (TL/ m2)
(………..TİCARİ SIR……….)
Özellikle 2009 yılı başından itibaren talep düşüşlerinin yaşandığı, yeni girişlerin 480
olduğu Mart-Haziran arası dönemde ise fiyat düşüşlerine rağmen talebin düşmeye
devam ettiği görülmektedir. Knauf’un Haziran ayında yaptığı fiyat düşüşünün
ardından talepte bir artış görülmüş fakat bunun da etkisi kalıcı olmamıştır. Grafikten
görüldüğü üzere Temmuz ayından itibaren talep, düşüş trendine girmiş ve
sonrasında dalgalanmaya devam etmiştir. Knauf’un rakiplere verdiği tepkiye
rağmen ürününe olan talepte yüksek ve sürekli bir artış gerçekleştiremediği
anlaşılmaktadır.
Fiyatlardaki düşüşün artan rekabetten mi, yoksa Knauf’un pazara giriş yapan veya
yapmayı planlayan oyuncuları pazar dışına çıkarmak amacından mı kaynaklandığı
I.3.2 başlıklı bölümde ayrıca incelenecektir. 490
I.3.1.2. Hakim Durum İle İlgili Genel Değerlendirme
Yukarıda yer verilen değerlendirmeler özetlenecek olursa;
- Knauf’un pazar payının son yıllarda %(….)-%(….)arasında seyrettiği, bu
oranın teşebbüsün hakim durumda olduğu veya olmadığı sonucuna varmak
için yeterli olmadığı,
- Pazara girişte yasal engellerin bulunmadığı,
- Pazarda faaliyet gösterebilmek için gerekli olan ilk yatırım maliyeti kısa
dönemde bir giriş engeli yaratsa da, orta ve uzun dönemde pazara girişlerin
mümkün olduğu,
- Temel hammaddelere erişim açısından rakiplerine kıyasla önemli derecede 500
bir avantajının olmadığı,
- Yalnızca Knauf’un değil pazardaki tüm oyuncuların atıl kapasitesinin
bulunduğu,
- Bayilik ağında münhasırlık bulunmadığı, rakiplerin de benzer büyüklükte bayi
ağlarına sahip oldukları,
- Knauf alçı levha ürünlerinin marka bilinirliğinin ve kalite algısının yüksek
olduğu,
- Knauf’un üretimini gerçekleştirdiği veya grup içi/grup dışı alım yaptığı
ürünlerle birlikte güçlü bir portföye sahip olduğu, satışlarını bu portföy
gücünü kullanarak sistem satışı şeklinde gerçekleştirdiği, 510
09-59/1441-376
14
- Finansal güç bakımından Knauf’un rakiplerine göre az da olsa avantajlı
olduğu,
- Knauf’un fiyatlarını düşürdüğü zaman ürününe yönelik yüksek ve sürekli bir
artış gerçekleştiremediği,
- 2009 yılının tüm dünyada yaşanan ekonomik krizin etkilerinin görüldüğü ve
özellikle inşaat sektörünün olumsuz olarak etkilendiği bir yıl olduğu,
pazarların küçüldüğü
görülmektedir. Yukarıda yer verilen bazı göstergeler Knauf’un hakim durumda
olabileceğini destekler nitelikte iken, bazıları bu iddiayı çürütür niteliktedir. Bu
nedenle bu hususa ilişkin kesin bir yargıya varmaksızın, teşebbüsün alçı levha 520
pazarında hakim durumda olduğu varsayılarak, iddia konusu uygulamaların bir ihlal
teşkil edip etmediği incelenecek, ihlal tespit edilmesi halinde ise daha detaylı bir
hakim durum analizinin gerekli olduğu sonucuna varılacaktır.
I.3.2. Knauf’un Alçı Levha Pazarında Yıkıcı Fiyat Uyguladığı İddiası
I.3.2.1. Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Olarak Yıkıcı Fiyatlandırma
Şikayetçinin iddialarından biri, Knauf’un alçı levha pazarındaki hakim durumunu,
yıkıcı fiyat uygulayarak ve rakiplerini pazar dışına çıkarmayı amaçlayarak kötüye
kullandığıdır. Rekabet hukukunda “yıkıcı fiyat”ın genel kabul görmüş bir tanımı
olmamakla birlikte, teşebbüsün kısa dönemde düşük fiyat, orta ve uzun dönemde
ise daha yüksek fiyat uygulayarak rakiplerini pazar dışına çıkarması şeklinde 530
uyguladığı stratejiler yıkıcı fiyat olarak adlandırılmaktadır.9 Teşebbüsün uyguladığı
düşük fiyatlama sebebiyle katlanmak zorunda olduğu zararlar, orta ve uzun
vadede, mevcut rakiplerin pazardan çıkarılması, potansiyel girişlerin engellenmesi
veya rakiplerin disipline edilmesinden sonra fiyatların arttırılması yoluyla telafi
edilebilecektir.
AB Komisyonu’nun Aralık 2005’de yayınladığı “82. Madde’nin Uygulanması
Hakkında Kamuya Açık Tartışma Metni”nde (Tartışma Metni) yıkıcı fiyatın iki amacı
olabileceği vurgulanmaktadır. Bunlar, rakipleri kontrol etmek ya da piyasa dışına
çıkarmak veya bir ya da daha fazla rakibin piyasaya girmesini engelleyerek o
piyasanın daha rekabetçi hale gelmesini önlemek olarak belirlenmektedir. Bu 540
kapsamda, hakim durumdaki teşebbüsün amacı, rakiplerini piyasa dışına itmek
olabileceği gibi, kendisinden küçük firmaların kendisini özellikle fiyatlandırma
alanında takip etmesini sağlamak da olabilir. İkinci amaç çerçevesinde hareket
etmenin iki avantajı bulunmaktadır. Birincisi, daha az yoğun bir fiyatlandırma savaşı
yaşanacağından, söz konusu yıpratıcı süreç daha az maliyetli olacak, ikincisi
teşebbüsün başarıyla piyasa dışında bırakılması halinde, teşebbüsün mallarının
ucuza satılması nedeniyle piyasaya düşük maliyetlerle yeni teşebbüslerin girmesi
gibi bir risk doğmamış olacaktır.
Aynı metinde, dikkat çekilen bir başka husus da piyasada çok sayıda teşebbüsün
bulunması halinde yıkıcı fiyatlandırma uygulanıyor olma olasılığının düşük 550
olduğudur. Bunun nedeni, yıkıcı fiyatın uygulanabilmesi için fiyat savaşları
döneminde katlanılacak zararların telafi edilebileceği bir hasat döneminin var
olmasının gerekmesidir. Çok sayıda firmanın bulunduğu bir ortamda bir ya da
birkaç firmanın piyasa dışına itilmesi, bu sürece yapılan yatırımın yeterli karşılık
9 O’Donoghue, R. and Padilla A. J. (2006), “The Law and Economics of Article 82 EC”, Hart
Publishing: Oregon, s..236.
09-59/1441-376
15
bulamamasıyla sonuçlanacaktır. Benzer şekilde, az sayıda ancak güçlü rakiplerin
bulunduğu bir piyasada rakibi dışlamak zor olabilir.
Bu kapsamda, düşük fiyatların tüketici refahını arttırıcı etkisi ve rekabet hukukunun
amaçlarından biri olması da göz önüne alındığında, hakim durumdaki firmanın
fiyatları düşürmesinin hangi seviyeye kadar rekabetçi, hangi seviyeden sonra ihlal
olarak değerlendirileceği önem kazanmaktadır. Komisyon bu konuyu 560
değerlendirirken aşağıda yer verilen bazı kriterlerin önem kazanabileceğini
belirtmektedir:
– Yerinde incelemelerde teşebbüslerden elde edilecek bilgi ve belgeler,
– Fiyatlandırmanın rakibi dışlamayı amaçlıyor olmak dışında başka bir şekilde
izah edilip edilemediği,
– Yıkıcı olduğu iddia edilen uygulamanın, özellikle rakibe yönelmesi muhtemel
kendi müşterilerinin ya da rakibin müşterilerinin üzerinde yoğunlaşıp
yoğunlaşmadığı,
– Fiyatlandırmanın maliyetlerin altında olup olmadığı, altındaysa hangi
maliyetlerin ne kadar altında olduğu, 570
– Stratejinin başarıyla sonuçlanmasının ardından hasat imkanının ne ölçüde
mümkün olacağı,
– Bir piyasada katlanılan zararları diğer bir piyasada daha yüksek kar marjları
uygulayarak telafi etme imkanı bulunup bulunmadığı (çapraz sübvansiyon
uygulamanın mümkün olup olmadığı),
– Yıkıcı fiyat uygulamasına eşlik eden başka dışlayıcı uygulamaların benimsenip
benimsenmediği,
– Yıkıcı fiyat uygulamakta olan teşebbüsün ve mağdur durumundaki teşebbüslerin
dış finansmana bağımlı olup olmadıkları, bağımlılarsa ne derecede bağımlı
oldukları, 580
– Potansiyel rakiplere gözdağı vermek için bu uygulamalara yönelmiş olunup
olunmadığı,
– Yıkıcı fiyat uygulaması olarak şikayet edilen fiyatlandırmaları açıklayıcı, yakın
zamanda gözlemlenmiş, ani talep ya da maliyet değişiklikleri gibi unsurların olup
olmadığı,
– Fiyatlandırma politikalarının, ne ölçüde karşı tarafın fiyatlandırma politikalarına
cevap olarak değerlendirilebileceği.
Fiyat-Maliyet Analizi
Yukarıdaki kriterler çerçevesinde yapılacak bir değerlendirmede ortaya konulması
gerekecek temel unsur, hakim durumdaki teşebbüsün fiyatlarının maliyetlerinin 590
altında olup olmadığının tespit edilmesi olacağından, yapılması gereken
kullanılacak olan maliyet ölçütünün ve fiyatın yıkıcı olacağı alt seviyenin
belirlenmesidir. Teşebbüsün, belli bir süre için ürününe biçtiği düşük fiyat zarar
etmesine sebep oluyor ancak bu ürünü üretmediği takdirde söz konusu zarardan
kaçınabiliyorsa, teşebbüsün fiyatlama seviyesinin yıkıcı olduğu söylenebilir.
Rekabet otoriteleri tarafından üzerinde uzlaşılan bir fiyat-maliyet testi
bulunmamaktadır. Başlıca maliyet ölçütleri şunlardır:
- Ortalama değişken maliyet (ODM)
- Ortalama toplam maliyet (OTM)
09-59/1441-376
16
- Marjinal maliyet (MM) 600
- Ortalama kaçınılabilir maliyet (OKM)
- Uzun dönem ortalama artan maliyet (UDOAM)
Bir ürünün üretiminde katlanılan toplam maliyet, değişken ve sabit maliyetler olmak
üzere ikiye ayılmaktadır. İşgücü, enerji, hammadde gibi, üretilen miktarla doğru
orantılı olarak artan ya da azalan maliyetler değişken maliyetleri, üretilen ürünün ne
olduğundan bağımsız olarak katlanılması gerekecek kapasite kurulumu ya da
artırımı gibi maliyet kalemleri ise sabit maliyetleri oluşturmaktadır10. Toplam
değişken maliyetlerin toplam üretime bölünmesiyle ODM, sabit maliyetlerin toplam
üretime bölünmesiyle ortalama sabit maliyet (OSM), söz konusu iki ortalama
maliyet kaleminin toplanmasıyla ise OTM elde edilmektedir. 610
Yıkıcı fiyatlama değerlendirmesinde önem taşıyan bir diğer maliyet kalemi olan MM
bir firmanın üretimini bir birim daha arttırması halinde katlanması gereken ek
maliyet olarak tanımlanabilir11. Ancak MM’in hesaplanmasında güçlükler olması ve
ODM’nin MM’yi yansıttığı düşüncesinden hareketle, uygulamada genellikle MM
yerine ODM kullanılmaktadır.
Bu bağlamda kullanılabilecek bir diğer maliyet ölçütü ise “bir firmanın faaliyetlerine
son vermesi halinde katlanmak zorunda kalmayacağı ya da tasarruf edeceği
maliyetler olarak” tanımlanabilecek OKM’dir.12 UDOAM ise daha ziyade sabit
maliyetlerle mukayese edildiğinde oldukça düşük değişken maliyetlere katlanılması
gereken, bu nedenle değişken ya da kaçınılabilir maliyet ölçütlerinin sektörün 620
gerçeklerini yansıtmasının mümkün olmadığı “ağ endüstrisi” niteliğindeki
telekomünikasyon sektörü gibi alanlarda kullanılması uygun olan bir ölçüttür.
Yukarıda bahsi geçen fiyat-maliyet kıstaslarının farklı uygulamalar açısından
birbirlerine üstünlükleri söz konusudur. Dolayısıyla dosya konusu olaya göre hangi
maliyet ölçütünün kullanılacağı değişiklik gösterebilmektedir.
Yıkıcı olduğu iddia edilen fiyatların ODM ile karşılaştırılması esasına dayalı olan
Areeda-Turner testine göre ODM’nin altındaki fiyatlar yıkıcı, ODM’nin üstündeki
fiyatlar ise makul olarak değerlendirilmelidir. OTM’ye eşit ya da bundan yüksek
fiyatlar ise rekabetçi kabul edilmelidir.
Niyetin Varlığı 630
Maliyetlerin ODM’nin üstünde ancak OTM’nin altında olduğu durumlarda yıkıcı
fiyatlama yoluyla oluşan bir ihlalden bahsedilebilmesi için fiyatlamanın rakipleri
piyasa dışına çıkarma, disipline etme veya yeni girişleri engellemeye yönelik bir
stratejinin parçası olarak uygulanıp uygulanmadığının tespit edilmesi
10 Özdemir (2009), “Fiyatlandırmaya İlişkin Tek Taraflı Davranışların Değerlendirmesinde Kullanılan
Maliyet Ölçütleri” s.34.
11 A.g.e. s.36
12 Esasen ODM ve OKM’nin çoğu zaman farklılık göstermediği de iddia edilmektedir. Bu konuya
ilişkin olarak hem Tartışma Metni’nde, hem de Komisyon’un 2009’da yayınladığı Kılavuz’da
(Guidance on the Commission’s Enforcement Priorities in Applying Article 82 of the EC Treaty to the
Exclusionary Conduct by Dominant Undertakings) “Değişken maliyetler genellikle kaçınılabilir
olduğundan, çoğu durumda OKM ile ODC aynı sonucu verecektir. Ancak, OKM ve ODM’nin
farklılaşması halinde hakim durumdaki firma tarafından yapılmakta olan olası fedakarlıkları OKM
daha iyi yansıtacaktır. Örnek vermek gerekirse, hakim durumdaki firmanın yıkıcı fiyatlandırma
yapabilmesi için kapasite artırımına gitmesi gerekiyorsa, ek kapasitenin tesis edilmesi sürecinde
katlanılması gerekecek maliyetlerin de değerlendirmeye alınması gerekecektir” ifadeleri
kullanılmıştır.
09-59/1441-376
17
gerekmektedir. Bu stratejinin ve dolayısıyla teşebbüsün amacının/niyetinin
anlaşılması için kullanılabilecek unsurların başlıcaları ise; amacı açıkça ortaya
koyan yazılı deliller, fiyatlandırmanın ancak yıkıcı bir plan çerçevesinde ticari olarak
mantıklı olduğunun gösterilmesi, rakibin pazar dışına çıkmış olması veya bu
olasılığın bulunması, fiyatlandırmanın belirli müşteri gruplarını hedef alması, hakim
durumdaki teşebbüsün kapasite artırımı için özel olarak bir maliyete katlanmış 640
olması, düşük fiyatlandırmanın kapsamı, süresi ve devamlılığı, fiyatlandırmanın
diğer dışlayıcı eylemlerle birlikte uygulanması, hakim durumdaki teşebbüsün
zararlarını diğer satışlarından karşılama olasılığı ve gelecekte yüksek fiyatlar
uygulayarak zararlarını telafi etme olanağı olarak sıralanabilmektedir.13
Hasat İmkanı
Hakim durumun kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilen yıkıcı fiyat,
teşebbüsün orta ve/veya uzun dönemli karı için kısa dönem karından vazgeçtiği
varsayımına dayanmaktadır. Tartışma Metni’nde ise, ‘hasat’ kavramının, piyasadaki
rekabetin gelişimi üzerindeki olumsuz etkinin, (hakim durumdaki firmanın
perspektifinden) geçici zararlar vesilesiyle ortaya konan fedakarlığın iyi bir yatırım 650
olarak görülmesi için yeterli olup olmadığı sorusuyla ilgili olduğu belirtilmektedir14.
Dolayısıyla rekabet otoritesi açısından, yıkıcı fiyatın tespiti bakımından, yıkıcı
fiyatlama sonrasında katlanılan zararların telafi edilebilirliğinin/hasadın mümkün
olup olmadığının analiz edilmesi önem kazanmaktadır. Zira hasat ihtimalinin çok
düşük veya imkansız olduğunun gösterilmesi halinde, yıkıcı fiyatlamanın irrasyonel
olduğu ve tüketici refahını azaltmayacağı sonuçlarına varılabilecektir.
Hasat ile ilgili temel sorunlardan biri fiyat ve kar seviyelerini sayısallaştırmak, yani
yıkıcı fiyat uygulamasından önce ve sonra ortaya çıkan fiyat ve kar oranlarının ne
şekilde ele alınacağını belirlemektir. Hakim durumdaki bir teşebbüs rakibini pazar
dışına çıkarmak için yıkıcı fiyat uygulayabileceği gibi, piyasada agresif bir tutum 660
izleyerek potansiyel girişleri engellemek arzusunda da olabilir. Böyle bir durumda
pazara yeni bir oyuncunun girişinin ardından fiyatlarda meydana gelecek azalma
ve/veya pazardan bir oyuncu çıktıktan sonra fiyatların yükselmesi gibi bir durum
söz konusu olmayacaktır. Bu sebeple ileride oluşacak yüksek fiyat/karın ve
etkilerinin hesaplanmasından ziyade, hasat imkanının varlığının üzerinde durulması
gerekmektedir. Zararların telafi imkanının olup olmadığının değerlendirilmesi için
ise pazara giriş engellerinin, teşebbüsün pazardaki (güçlenen) konumunun ve
gelecekte (yani düşük fiyatlamadan sonra) pazar yapısında oluşacak öngörülebilir
değişikliklerin (rekabet üzerindeki etkinin) incelenmesi yeterli olacaktır.15
Avrupa Birliği Komisyonu içtihadına bakıldığında ise; düşük fiyatlandırmanın yıkıcı 670
fiyat olarak nitelenebilmesi için zararları telafi etme olasılığının kanıtlanmasına
gerek olmadığı ancak bu durumun, uygulamanın rekabet ihlali teşkil edip etmediği
incelenirken değerlendirmeye alınmasını dışlamayacağı anlaşılmaktadır.
I.3.2.2. Yıkıcı Fiyata İlişkin Değerlendirme
13 DG Competition discussion paper on the application of Article 82 of the Treaty to exclusionary
abuses - Public consultation, Aralık 2005.
14 a.g.e., s. 35, par.122
15 a.g.e., s. 35, par.122
09-59/1441-376
18
Yukarıda bahsi geçen maliyet ölçütlerine bakıldığında en kapsamlı olan ölçütün
OTM olduğu görülmektedir. Bunun nedeni gerek ODM’nin, gerekse OKM’nin
temelde OTM’den maliyetlerin sabitliği, değişkenliği ya da kaçınılabilirliği göz önüne
alınarak bazı kalemlerin çıkartılması ile hesaplanıyor olmasıdır.
Bu noktadan hareketle, dosya çerçevesinde yapılacak inceleme, ilk etapta OTM ile
sınırlı tutulacaktır. Fiyatların OTM’nin altında olduğunun saptanması halinde OKM 680
ve/veya ODM’ye yönelik bir değerlendirmeye yer verilecektir. Şikayet konusu
fiyatlamanın OTM’nin üzerinde olduğunun saptanması halindeyse, en riskli durum
açısından yapılacak bir değerlendirmede dahi maliyet altı olarak nitelendirilebilecek
bir fiyatlama politikasına ilişkin bir bulgu tespit edilememesinden hareketle, şikayet
konusu fiillerin yıkıcı fiyat teşkil ettiğinin öne sürülemeyeceği sonucuna varılacaktır.
Benimsenecek bu yöntemin Komisyon uygulamalarıyla da örtüşür olduğu
görülmektedir. Komisyon’a göre “Fiyatların ortalama toplam maliyetin üstünde
kaldığı fiyat indirimlerinin çoğunlukla yıkıcı olarak değerlendirilmeyeceği
düşünülmektedir. Bunun nedeni bu indirimlerin sadece daha az etkin rakipleri
dışlayabilecek olmasıdır.” 690
Bu kapsamda önem arz eden ilk husus, rekabet hukuku kapsamında yapılacak bir
değerlendirmede kullanılacak maliyet kalemlerinin ne olduğu ve hangi unsurları
içerdiğidir. Knauf tarafından sağlanan metrekare veya ton başına toplam maliyet
hesaplamasında aşağıdaki kalemlere yer verildiği görülmektedir:
Tablo 7- Knauf Alçı Levha Maliyet Kalemleri
1. Alçı sıva (stucco)
2. Kola (starch)
3. Yapıştırıcı (detergent/glue)
4. Önyüz karton (paper frontside)
5. Arkayüz karton (paper backside)
6. Çözücü (liquifier)
7. Hızlandırıcı (accelerator)
8. Yavaşlatıcı (Retarder)
9. Diğer hammaddeler
10. Toplam Materyal Maliyetleri
11. Personel
12. Enerji (birincil)
13. Enerji (ikincil)
14. Bakım onarım
15. Sermaye maliyeti
16. Çeşitli indirekt maliyetler
17. Yükleme/depo
18. Fabrika işletmesi
19. Toplam Üretim Maliyeti
20. Toplam İmalat Maliyeti
21. Nakliye
22. İşletme Giderleri
23. Pazarlama
24. Satış
25. Ar-Ge
26. Genel Yönetim
27. Toplam efektif maliyet
Yukarıda yer verilen maliyet hesaplamaları içinde hem değişken hem de sabit
maliyetlerin yer aldığı, pazarlama ve ar-ge gibi maliyet kalemlerinin ise inceleme
konusu ürünün toplam Knauf cirosu içindeki payına göre ağırlıklandırılması sonucu
hesaplandığı ifade edilmiştir. Tabloda yer alan nakliye kalemine ilişkin olarak ise,
09-59/1441-376
19
nihai ürünün bayi veya son kullanıcıya ulaştırılması ile ilgili nakliye maliyeti 700
olmadığı, alçı levha ürünlerinin fabrika-teslim (ex-works) olarak satışa sunulduğu ve
nakliye maliyetlerinin ürünün alıcısı konumundakiler tarafından karşılandığı
belirtilmiştir. Dolayısıyla esasen nakliye masrafı çok yüksek olan alçı levha ürünü
için Knauf’un katlanmak zorunda olduğu herhangi bir maliyet bulunmamaktadır.
Tabloda yer alan toplam efektif maliyet, maliyet hesaplamaları içindeki en
kapsamlısı (ve dolayısıyla en yüksek sonucu vereni) olarak görünmektedir.
Rekabet hukuku bağlamında hesaplanan OTM ile Knauf tarafından hesaplanan
maliyet ölçütü arasında farklılıklar olabileceği bilinmekle beraber, toplam efektif
maliyetin OTM’ye eşit veya OTM’den büyük olduğu göz önüne alındığında, toplam
maliyetler açısından daha detaylı bir incelemeye gidilmeksizin yapılan inceleme 710
açısından en riskli durumu gösteren toplam efektif maliyetin kullanılmasının uygun
olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Şikayet konusu iddialar Knauf’un alçı levha pazarında uyguladığı fiyatlama stratejisi
ile ilgilidir. Ancak Knauf, Alçıpan ismiyle birden çok ürünü alçı levha pazarına
sunmaktadır. Bunun yanında söz konusu ürünler farklı boyutlarda da üretilmektedir.
Knauf’un pazardaki ürünleri; Standart Flex Alçıpan (RG), Yangına Dayanıklı
Alçıpan (FR), Suya Dayanıklı Alçıpan (WR), Su ve Yangına Dayanıklı Alçıpan
(WR+HR), Herform Alçıpan (HRF), Karo Alçıpan (KR), Karolam Alçıpan (KRL),
Akustik Alçıpan (AKS)’dir. Ayrıca RG’nin 4, FR’nin 2 ve WR’nin ise 5 farklı kalınlıkta
üretimi yapılmaktadır. Knauf yetkilileri tarafından verilen bilgiye göre alçı levha 720
pazarında en çok satılan ürün Standart Flex Alçıpan 12,5 mm (RG 125) ürünüdür.
Aşağıda yer verilen Tablo 8’den de görüldüğü gibi toplam Alçıpan satış miktarı
içinde RG 125’in oranı yaklaşık %(….)-%(….) aralığındadır. Bu sebeple fiyat-
maliyet analizi ve dolayısıyla yıkıcı fiyat değerlendirmesinin RG 125 ürünü için
yapılmasının uygun ve yeterli olacağı kanaatine varılmıştır.
Tablo 8: RG 125 Ürününün Toplam Alçı Levha Satışları İçerisindeki Payı
% 2009/1 2009/2 2009/3 2009/4 2009/5 2009/6 2009/7 2009/8 2009/9 2009/10
RG 125 (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Knauf tarafından sağlanan maliyet verileri temel alınarak RG 125 ürünü için
aşağıdaki tablo oluşturulmuştur:
Tablo 9: RG 125 Ürününe Ait Metrekare Başına Maliyetleri, Fiyatları ve Karlılıkları 730
Maliyet (metrekare) Fiyat Kar
Kar Oranı %(maliyete
bölünmüş)
2008/1 (….) (….) (….) (….)
2008/2 (….) (….) (….) (….)
2008/3 (….) (….) (….) (….)
2008/4 (….) (….) (….) (….)
2008/5 (….) (….) (….) (….)
2008/6 (….) (….) (….) (….)
2008/7 (….) (….) (….) (….)
2008/8 (….) (….) (….) (….)
2008/9 (….) (….) (….) (….)
2008/10 (….) (….) (….) (….)
2008/11 (….) (….) (….) (….)
2008/12 (….) (….) (….) (….)
09-59/1441-376
20
2009/1 (….) (….) (….) (….)
2009/2 (….) (….) (….) (….)
2009/3 (….) (….) (….) (….)
2009/4 (….) (….) (….) (….)
2009/5 (….) (….) (….) (….)
2009/6 (….) (….) (….) (….)
2009/7 (….) (….) (….) (….)
2009/8 (….) (….) (….) (….)
2009/9 (….) (….) (….) (….)
2009/10 (….) (….) (….) (….)
*= Söz konusu aya ait maliyetler henüz hesaplanmadığından bir önceki ayın maliyet verisi
kullanılmıştır.
2008-2009 yılları arasında Knauf’un RG 125 ürününden elde ettiği karın %(….)’lerin
üzerine çıktığı dönemlerin yanı sıra negatif olduğu dönemlerin de bulunduğu
tablodan görülmektedir. 2008’in ikinci yarısında, ilk yarıya göre karların azaldığı,
Aralık ayında ise zarar edildiği görülmektedir. Ancak bu aydaki zarar, fiyatlarda
meydana gelen düşüşten ziyade maliyetlerde meydana gelen hızlı artıştan
kaynaklanmaktadır. Aralık 2008’e ait detaylı maliyet tablosu incelendiğinde, bu
artışın özellikle pazarlama, yönetim ve ar-ge maliyetlerinden kaynaklanan ve bu
aya özgü bir artış olduğu anlaşılmaktadır.
2009 yılında ise, ilk beş ayda karın yaklaşık %(….)-%(….) aralığında seyrettiği,
Mayıs ayında elde edilen %(….)’lik karın Haziran ayında %(….)’a düştüğü ve 740
düşüşlerin Eylül ayı dahil olmak üzere devam ettiği görülmektedir. Her ne kadar
2009 yılı içinde maliyetlerde değişimler meydana gelmiş olsa da, karlılıktaki
değişimin asıl sebebinin fiyatlardaki düşüş olduğu görülmektedir. RG 125 maliyet,
fiyat ve karlılığının 2008 ve 2009 yıllarında aylara göre izlediği seyir grafikteki
gibidir:
Grafik 2: RG 125 Ürününe Ait Maliyet, Fiyat ve Karlılık
(………. TİCARİ SIR……….)
750
Grafikten de anlaşıldığı gibi, inceleme konusu ürünün fiyatında Mart ayından
itibaren düşüş gözlenmeye başlamış ancak asıl kırılma Haziran ayında
gerçekleşmiştir. Fiyattaki bu düşüş ile birlikte üründen elde edilen kar, Eylül
2009’da negatife dönmüştür. 2009 Mart, alçı levha pazarına giriş yapan yeni
firmaların (Doğaner ve Aygips) olduğu ay olması açısından önem arz etmektedir.
Dolayısıyla Mart ayından itibaren yaşanan düşüşlerin, ilk bakışta, pazarda artan
rekabetin bir sonucu olduğu anlaşılmaktadır. Ancak Haziran ayında gerçekleşen
düşüşün devam etmesi ve fiyatın maliyetin altına düşmesi, Knauf’un rakipleri pazar 760
dışına çıkarma veya disipline etme amacının olup olmadığı sorusunu akla
getirmektedir.
Daha önce de açıklandığı üzere, yukarıdaki analizde kullanılan maliyet ölçütü,
doğrudan ilişkilendirilebilir maliyetler toplamı olarak tanımlanan OTM’ye eşit veya
09-59/1441-376
21
ondan daha büyük bir maliyettir. Bu hesaplamanın içerisinde yer alan pazarlama,
satış, ar-ge ve genel yönetim gibi bazı maliyet kalemleri, Knauf’un bu alanlardaki
toplam maliyetlerinin RG 125 ürününün maliyetlerine oransal bazda yansıtılması
şeklinde hesaplandığından, RG 125 ile doğrudan ilişkilendirilmeyen maliyetleri de
içerme olasılığı bulunmaktadır.
Eylül ayı için değişken ve sabit maliyetlerin birlikte yer aldığı toplam imalat 770
maliyetinin (….) TL/m2, değişken imalat maliyetlerinin ise (….) TL/ m2 olduğu
görülmektedir. Görüldüğü üzere Eylül ayı gerçekleşen fiyatı, yani (….) TL/m2toplam
imalat maliyetlerinin üzerindedir.
Dolayısıyla;
- fiyatların maliyetlerin altına yalnızca Eylül ayında inmesi16,
- kullanılan maliyet ölçüsünün OTM’den daha geniş olması,
- fiyatların maliyetin altına indiği Eylül ayında gerçekleşen değişken imalat
maliyetlerinin ve toplam imalat maliyetlerinin fiyatların altında olması
hususları göz önüne alındığında, eldeki maliyet, fiyat ve karlılık oranlarına bakılarak
Knauf hakkında yıkıcı fiyatlandırmaya hükmedilemeyecektir. Ancak Knauf’un yıkıcı 780
fiyatlama yoluyla rekabeti ihlal etmediği sonucuna varılabilmesi için, fiyatların OTM
ve ODM arasında olması durumunda incelenmesi gereken kriterlerin de
değerlendirmeye alınması gerekmektedir.
Fiyatın toplam maliyetten küçük ancak değişken maliyetten büyük olduğu
durumlarda ihlal kararı verebilmek için ek kanıtlara ihtiyaç duyulmaktadır.
Amacı açıkça ortaya koyan deliller: Knauf genel merkezinde, Türkiye sorumlusu,
genel müdür, genel müdür asistanı, satış ve pazarlama müdürü, satış ve pazarlama
bölümü çalışanlarının oda ve bilgisayarlarında yapılan yerinde incelemelerde,
Knauf’un 2009’un ikinci yarısında yaptığı fiyat düşüşlerinin amacının rakipleri
dışlamak olduğunu gösteren herhangi bir bilgi veya belgeye ulaşılamamıştır. 790
Fiyatlamanın ancak yıkıcı bir plan çerçevesinde ticari olarak mantıklı olduğunun
gösterilmesi: Hakim durumdaki teşebbüsün uyguladığı düşük fiyatlar rakipleri
dışlama amacını taşıyabileceği gibi, bu fiyatların, bazı durumlarda, ticari olarak
mantıklı gerekçeleri de olabilir. Tartışma Metni’ne göre, fiyatlamanın ancak yıkıcı bir
plan dahilinde mantıklı olduğunun, makul başka bir gerekçesinin olamayacağının
ve teşebbüsün yıkıcı fiyat haricinde farklı dışlayıcı eylemlerde de bulunduğunun
birlikte gösterilmesi, söz konusu eylemin yıkıcı plan çerçevesinde gerçekleştiği
sonucuna varmak için yeterli olacaktır.17
Bu noktada ilk söylenmesi gereken, iddia konusu yıkıcı fiyatlamanın tarihinin
değerlendirme açısından taşıdığı önemdir. 2009 yılı dünya ekonomisinin küresel 800
kriz ile karşı karşıya kaldığı bir dönem olmuştur. Ortaya çıkan kredi daralması ve
finansman imkanlarına ulaşmanın zorlaşması karşısında firmalar alternatif fiyatlama
stratejileri geliştirmek durumunda kalmıştır. Bunun yanında krizin etkilerinin kuvvetli
bir şekilde görüldüğü inşaat ve konut sektörlerinde ani ve büyük talep daralmaları
16 Fiyat, Ekim ayında da maliyetlerin altında görünmekle birlikte, bu ay için kullanılan maliyet rakamı,
Knauf tarafından henüz hesaplanmadığından, Eylül ayının verisi kullanılarak türetilmiştir.
17 DG Competition discussion paper on the application of Article 82 of the Treaty to exclusionary
abuses - Public consultation, Aralık 2005. s.34.
.
09-59/1441-376
22
oluşmuştur. Talepteki düşüşlerle oluşan stok artışları ve nakit akış ihtiyacı firmaları
fiyatlarını düşürmeye ve bu şekilde hem stok maliyetlerini azaltmaya, hem de nakit
para akışını daha hızlı ve kolay bir şekilde sağlamaya itmiştir. Bu bağlamda
Knauf’un faaliyet gösterdiği alçı levha pazarının da 2009 yılının ilk 6 ayında
yaklaşık %19 küçüldüğü belirtilmektedir. Knauf’ yetkilieri yıl sonunda bu küçülmenin
(2008’e göre) yaklaşık %25 olacağını tahmin etmektedir. Knauf Genel Müdürü, belli 810
üretim ve satış hedeflerinin bulunduğunu, üretime devam edebilmeleri için aylık
belirli miktar üretim/satış rakamlarının üzerine çıkmalarının şart olduğunu ve satış
miktarlarının hızlıca düştüğü böyle bir dönemde fiyatları düşürmedikleri takdirde bu
rakamlara ulaşamayacaklarını ifade etmiştir. Knauf ürün satışlarında 2008-2009
döneminde gerçekleşen değişim Grafik 3’te görülmektedir.
Grafik 3: Knauf RG 125 Ürünü Satış Miktarı
(………. TİCARİ SIR……….)
820
Satışlarda görülen dalgalanmalara rağmen, 2008’in ikinci yarısından itibaren genel
bir düşüş trendinin olduğu görülmektedir. 2009 yılı içerisinde ve özellikle Knauf’un
yıkıcı fiyat uyguladığı iddia edilen aylarda ortaya çıkan dalgalanmalar
incelendiğinde ise, 2009 Ocak ayından Nisana kadar satışlarda artış olduğu ancak
Nisan’dan itibaren hızlı bir düşüş yaşandığı görülmektedir. Daha önce de ifade
edildiği üzere Knauf’un fiyatlarının düşmeye başladığı Mart ayında pazara iki yeni
teşebbüs giriş yapmıştır. Knauf satışlarında bu dönemde meydana gelen
azalmanın, pazara düşük fiyatla giren rakiplerin baskısından ve nihayetinde
bunların Knauf’tan müşteri almasından kaynaklandığı anlaşılmıştır. Aşağıda yer 830
verilen belgeler de bu durumu destekler niteliktedir.
25.5.2009 tarihinde Knauf Satış ve Pazarlama Direktörü’ne gönderilen e-postada;
“Merhaba Savaş Bey,
Cuma günü Aygips’ten iki personel Şah-in’i ziyaret etmiş. Cumartesi günü tekrar
gideceklerini öğrenince cumartesi günkü görüşmede sivil olarak, Şah-in’den
biriymiş gibi ben de bulundum. Konu anlaşılmasın diye çok fazla zorlayamadım
fakat izlenimlerim ve öğrenebildiklerim şu şekilde:
- Söylemleri, oturuşları, duruşları tamamen adi, ahlaksız ve çamur atar
şekilde.
- Piyasayı dağıttıkları söylemindeler. 840
- Kendilerinin lider olacağını, dolayısıyla her ilde kendilerini tercih eden
bayilerin lider olacağını, diğer firmaların bayilerinin hiç şansı olmadığını
söylüyorlar.
- Kendileri dışındaki firmaların en fazla (….)’e düşebileceğini, fiyatlarının
yanına bile yaklaşamayacaklarını söylüyorlar.
- Primli bir satış sistemleri olduğunu ancak şu an prim vermediklerini
söylüyorlar.
09-59/1441-376
23
- “Orhan ve Savaş Bey bayi toplantısında bu yıl Alçıpan fiyatında
esneyebileceklerini söylemiş şimdi merak ediyoruz bakalım Knauf ne kadar
esneyebilecek” diyorlar. 850
- Bence en tehlikeli yaklaştıkları ve atılacak adımlarda en çok dikkat edilmesi
gereken konu şu: “Diğer firmalar da bizim fiyatımıza olur da düşerlerse (ama
düşemezler mümkün değil söylemindeler) bu sektörün dönüp siz yıllardır bizi
kazıklıyor musunuz diye hesap sorması gerekir” diyerek ziyaret ettikleri rakip
bayileri dolduruyorlar.
- Knauf’dan sevk isteyip araç bulma işini onlara bıraksanız gelen kamyon
piyasanın üstünde fiyatlar olur. Bizde asla öyle şeyler olmaz diyorlar.
- Açıkça söylemiyorlar ama konuşmalarından anladığım kadarıyla bir süre
sonra (….)-(….)TL/m2 fiyata geçerek prim sistemli bir satış yapacaklar. Bu
sürede (….)verip bu tip söylemlerle kafasını çelebildikleri mevcut bayilerden 860
çevirebildiklerini alabilmenin peşindeler.”
Rakip bir firmanın fiyatlarının bildirildiği e-postaya cevaben Knauf Genel Müdürü
tarafından gönderilen e-posta’da: “Göndermiş olduğunuz bilgiler için sağ olun. …
Kalıcı şirketler ve bayileri olarak biz Knauf ailesi geri dönülmez hareketlerden önce
her şeyi daha iyi değerlendirmek zorundayız diye düşünüyorum.” ifadesi yer
almaktadır. Ayrıca yerinde inceleme elde edilen ve Knauf Genel Müdürü’ne ait olan
el yazısı notlarda “geç reaksiyon”, “fiyat düzeltmelerde geç kalıyoruz”, “direksiyon
bizde değil gibi, reaksiyon/aksiyon” gibi ifadelere de rastlanmıştır. Raportörlerce
görüşme yapılan bir Knauf bayisi de pazarda Knauf’un daima bekle-gör politikası
izlediğini belirtmiştir. 870
Ürünlerine olan talepte meydana gelen düşüşün ardından Knauf, pazar fiyatını
aşağıya çekerek satışlarını arttırma kararı almıştır. Bu kapsamda Knauf Genel
Müdürü 3.6.2009 tarihinde düzenlenen bayi toplantısında yaptığı sunumda, toz alçı
ve alçı levha pazarlarındaki ürünlerinin fiyatlarını vermiş ve (azalan talep ve rekabet
artışı ardından oluşan) tahmini rekabet edilebilecek kötü (oluşabilecek en düşük)
fiyatları açıklamıştır. Rakipleri hakkında bilgi verdikten sonra ise Knauf’un tüm rakip
davranışlarını gözlemleyerek karar aldığını ifade etmiştir. Buna göre 4.6.2009 tarihi
itibariyle RG 125 ürünü fiyatının (….)TL/m² (iskonto ve primlerden sonra, fabrika
teslim) olarak belirlenmiştir. Fiyattaki bu düşüşün ardından satışların Mayıs ayına
göre Haziran’da yaklaşık %(….) arttığı görülmektedir. Ancak Temmuz ayında söz 880
konusu satış rakamları sürdürülemeyerek Mayıs satışlarının dahi altına düşmüştür.
Bu tarihten sonra fiyatlarda yaşanan düşüşe rağmen satışlarda artış meydana
gelmemiş, düşme trendi Eylül ayının sonuna kadar devam etmiştir. Ekim’de ise,
fiyattaki artışa rağmen, satışlarda bir miktar artış görülmektedir.
Yukarıda yer verilen değerlendirmelerin ardından, Knauf’un fiyatlarında meydana
gelen düşüşün, kriz ortamında küçülen pazara karşı satışlarını arttırarak stoklarını
azaltma ve nakit akışını sağlama gibi faydalar elde etme ve artan rekabeti
karşılama amaçlarından kaynaklandığı, dolayısıyla uygulamanın yıkıcı bir stratejinin
parçası olmadığı ve ticari olarak mantıklı bir açıklamasının olduğu kanaatine
ulaşılmıştır. 890
Fiyatlandırmanın belirli müşteri gruplarını hedef alması: Yapılan incelemede,
fiyatlandırmanın yalnızca bazı müşterileri hedeflediğine dair herhangi bir bilgi veya
belgeye rastlanamamıştır. Şikayetçiden veya görüşülen rakip teşebbüs
temsilcilerinden de bu yönde bir şikayet gelmemiştir.
09-59/1441-376
24
Fiyatlandırmanın diğer dışlayıcı eylemlerle birlikte uygulanması: Şikayetçinin,
Knauf’un alçı levha pazarında, yıkıcı fiyatlama hariç, başka bir dışlayıcı eylemde
bulunduğuna dair iddiası bulunmamaktadır. Önaraştırma kapsamında görüşülen
rakiplerin de bu konuyla ilgili herhangi bir ifadeleri olmamış, ayrıca yapılan
incelemelerde Knauf’un dışlayıcı eylemlerde bulunduğuna dair bilgi ve belgeye
rastlanmamıştır. 900
Kapasite artırımı için özel olarak bir maliyete katlanmış olması: Knauf alçı levha
üretim kapasitesini arttırmış olmakla birlikte, söz konusu artış yıkıcı fiyat iddiasının
bulunduğu 2009’un ikinci yarısından önceki bir tarihtedir ve 2006 yılında görülen
talep artışının ardından alınan bir yatırım kararının sonucudur. Kapasitelerin yer
aldığı Tablo 3’ten de kapasite artışının 2008’de gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bu
sebeple, kapasite artış maliyetinin özel olarak fiyatlandırma politikası kapsamında
katlanılan bir maliyet olmadığı düşünülmektedir.
Düşük fiyatlandırmanın kapsamı, süresi ve devamlılığı: Maliyetin altında fiyatlama
ile ilgili dikkati çeken en önemli husus, düşük fiyatların yalnızca Eylül ve (daha az
şekilde) Ekim ayında görülmesidir. Bu nedenle söz konusu fiyatlandırmanın 910
devamlılığı ile ilgili olarak bir değerlendirme yapmak mümkün değildir.
Dışlayıcı olduğu iddia edilen eylemin mevcut veya potansiyel etkileri: 2009 yılına
kadar alçı levha pazarında, üçü Türkiye’de üretim yapan (Knauf, Lafarge-Dalsan ve
ABS), biri yurtdışından ithal eden (Rigips) dört adet teşebbüs faaliyet
göstermekteyken, 2009 yılında Doğaner ve Aygips firmaları üretime başlamıştır. Ak
Alçı ise henüz test üretimlerini gerçekleştirmektedir. Knauf’un yıkıcı fiyatlama
yaptığı iddia edilen dönemde ne eski, ne de yeni hiçbir rakip pazar dışına
çıkmamıştır. Halihazırda fiyatlandırmanın süresinin çok kısa olması nedeniyle, söz
konusu eylemin potansiyel dışlayıcı etkilerinin olduğu sonucuna varılabilecek yeterli
veri bulunmamaktadır. 920
I.3.3. Knauf’un Alçı Levha Pazarındaki Hakim Durumunu Toz Alçı Pazarında
Kötüye Kullandığı İddiası
I.3.3.1. Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Olarak Çapraz Sübvansiyon
Dosya konusu iddialardan biri de Knauf’un alçı levha pazarındaki hakim durumunu
kullanarak toz alçı pazarında yıkıcı fiyat uyguladığı, alçı levha pazarındaki karı ile
toz alçı pazarındaki zararını finanse ettiğidir.
Çapraz sübvansiyon en genel anlamda, birden çok alanda faaliyet gösteren bir
teşebbüsün farklı alanlar arasında yaptığı kaynak transferi olarak tanımlanmaktadır.
Çapraz sübvansiyon uygulamasında firma bir pazardan elde ettiği gelir ile diğer
pazardaki faaliyetlerini finanse etmektedir. 930
Tartışma Metni’nde yıkıcı fiyatın 82. madde bağlamında bir ihlal olarak
nitelenebilmesi için hakim durumdaki teşebbüsün hakim durumunu korumaya veya
güçlendirmeye yönelik eylemlerde bulunması ve bu eylemlerini de genellikle hakim
durumda bulunduğu pazarda gerçekleştirmesi gerektiği ifade edilmiştir.
Teşebbüsün yıkıcı fiyatlamayı, hakim durumda bulunduğu pazardan farklı bir
pazarda uygulamasının ihlal olarak nitelenebilmesi ise bu eylemi komşu/bitişik bir
pazarda yaptığı ve bu eylemin etkisinin hakim durumda olduğu pazarda ortaya
çıktığı durumlarda söz konusu olacaktır. Bunun yanında normal koşullarda hakim
durumdaki bir teşebbüsün faaliyet gösterdiği ancak hakim durumda olmadığı
ilişkisiz bir pazardaki yıkıcı fiyat uygulaması, bu eylemin etkilerinin yalnızca söz 940
09-59/1441-376
25
konusu ilişkisiz pazarlarda görülmesi halinde, 82. madde kapsamında
değerlendirilmeyecektir. 18
I.3.3.2. Çapraz Sübvansiyon İddialarının Değerlendirilmesi
Dosya kapsamında Knauf’un alçı levha pazarında hakim durumda olduğu tespiti
yapılmamış olmakla birlikte, yukarıda da belirtildiği gibi söz konusu ihlal iddiası
Knauf’un alçı levha pazarında hakim durumda olduğu varsayılarak
değerlendirilecektir.
Knauf’un toz alçı pazarındaki ürünleri olan izogips, jetgips ve satengips ürünlerinde
2007-2009 arası ton başına maliyetler aşağıda verilmektedir.
Grafik 4- İzogips 35 kg Ürününün Maliyet, Fiyat ve Karlılığı 950
(……… TİCARİ SIR………)
Grafik 5- Jetgips 35 kg Ürününün Maliyet, Fiyat ve Karlılığı
960
(……… TİCARİ SIR………)
Grafik 6- Satengips 35 kg Ürününün Maliyet, Fiyat ve Karlılığı 970
(……… TİCARİ SIR………)
18 Bu noktada Tartışma Metni’ne bir dipnot düşülmüş ve yıkıcı fiyatlamanın, hakim durumun söz
konusu olmadığı pazarlarda gerçekleştirildiği ve etkisinin de yalnızca bu pazarlarda ortaya çıktığı ve
82. madde kapsamında ihlal olarak nitelendirildiği Tetra Pak II davasının istisnai olduğu ifade
edilmiştir. Kararda hakim durumun kötüye kullanılması ile ilgili 86. maddenin uygulanmasının, hakim
durum ile ihlal olduğu iddia edilen eylemin arasında bir bağ olduğu varsayımına dayandığı, ancak bu
durumun söz konusu olmadığı hallerde 86. maddenin kullanımının ancak özel durumların varlığı ile
açıklanabileceği ifade edilmiştir. Bu durumlar karardan karara değişebilecek olsa da iki pazar
arasında güçlü bağlar bulunması, Tetra Pak’ın aseptik karton pazarında yarı-monopol ve bu pazarla
yakın ilişki içerisindeki aseptik olmayan karton pazarındaki lider konumundan dolayı bu pazarda da
yarı-hakim durumda olması olarak sıralanmıştır. Zira Tetra Pak hakim durumda olduğu aseptik
karton pazarında yaklaşık %90, lider olduğu aseptik olmayan karton pazarında ise yaklaşık %50
pazar payına sahiptir. İki pazarın da dahil edildiği paketleme pazarında ise %78 ile en yakın
rakibinden 7 kat daha yüksek bir pazar payı vardır. Sufrin ve Jones ise, özellikle hakim durumda
bulunan pazardaki yarı-monopol durumun, böyle bir ihlalin varlığını göstermede kullanılan en önemli
kriter olduğunu belirtmektedir. Jones, A. and Sufrin, B. (2008), “EC Competition Law”, Oxford
University Pres: New York, s.455.
09-59/1441-376
26
Görüldüğü üzere, Knauf’un toz alçı ürünlerinin fiyatları, bu ürünlerin imalatında
katlanılan maliyetlerin dahi altında kalmaktadır. Ancak yukarıda ifade edildiği üzere,
çapraz sübvansiyon yoluyla bir ihlale ilişkin karar verebilmek için özel durumların
var olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir.
Her ne kadar dosya kapsamında Knauf’un alçı levha pazarında hakim durumda
olduğu varsayılmışsa da hakim durum analizinde kesin bir sonuca varılmamıştır.
Knauf’un pazarda sahip olduğu yaklaşık %(….) pazar payı, rakiplerin durumu, 980
pazara giriş engelleri, alıcıların ve pazardaki rekabetin durumu gibi faktörler göz
önüne alındığında, Knauf’un alçı levha pazarında yarı-monopol19 bir konumda
olmadığı görülmektedir.
Toz alçı pazarında faaliyet gösteren teşebbüslerin pazar payları ve toplam
kapasiteleri aşağıdaki tablolarda gösterilmektedir:
Tablo 10- Toz Alçı Pazarında Faaliyet Gösteren Teşebbüslerin Pazar Payları
2009 (%-tahmini)
ABS (….)
Lafarge Dalsan (….)
SG BPB (….)
Doğaner (….)
Atışkan (….)
Knauf (….)
Aytaş (Aygips) (….)
Diğer (….)
Toplam (….)
Tablo 11- Toz Alçı Pazarında Faaliyet Gösteren Teşebbüslerin Toplam Kapasiteleri
Ton/Yıl 2008 2009 2010
ABS (……….) (……….) (……….)
Lafarge Dalsan (……….) (……….) (……….)
SG BPB (……….) (……….) (……….)
Doğaner (……….) (……….) (……….)
Atışkan (……….) (……….) (……….)
Knauf (……….) (……….) (……….)
Alçıbay (……….) (……….) (……….)
Fernas (……….) (……….) (……….)
Aytaş (Aygips) (……….) (……….) (……….)
Akasya Alçı (……….) (……….) (……….)
Diğer (……….) (……….) (……….)
Toplam (……….) (……….) (……….)
Toz alçı pazarı da arzın talepten yüksek olduğu ve artmaya devam ettiği bir
pazardır. Toz alçı pazarında Knauf, pazar payı ve kapasite bakımından, ancak 990
pazar altıncısı konumundadır. Toz alçıda pazar lideri konumunda olan ABS,
Türkiye’nin farklı bölgelerinde 7 fabrikasının bulunması sebebiyle rakiplerinden
daha avantajlı konumdadır. Zira toz alçı nakliye masraflarının yüksek olduğu bir
üründür ve örneğin ABS’nin üretim tesisinin bulunduğu Adana bölgesine İzmit veya
Ankara fabrikasından ürün göndermek isteyen Knauf’un nakliye dahil fiyatları
19 bkz. Dipnot 19
09-59/1441-376
27
(İzogips ürünü için) ton başına (….)-(….) TL daha yüksektir. ABS ve Knauf
arasındaki satış fiyat farkı, ABS’nin Aşkale fabrikasının bulunduğu Karadeniz
Bölgesi’nde ise (….)-(….) TL arasında değişmektedir.
Tüm bunlara ek olarak her iki pazarda da fiyatların düşme eğiliminde olduğu ve alçı
levha pazarındaki kar seviyelerinin düştüğü dikkate alındığında, toz alçıdaki maliyet 1000
altı satışların yol açtığı zararın alçı levha pazarındaki kardan karşılandığı
söylenemeyecektir. Knauf Genel Müdürü şu andaki asıl şirket karlılıklarının üretim
işleminden geçirilmeden grup içinden veya grup dışından temin edilerek satışı
yapılan ticari ürünlerden karşılandığını ifade etmiştir.
Knauf’un 2009 Eylül ayında faaliyete başlayan Ahiboz toz alçı tesisinin kapasitesi
(……….) tondur ve bundan sonra Ankara fabrikasında üretimin durdurulması
planlanmaktadır. Bu sebeple teşebbüsün bu pazardaki kapasitesi en fazla (……….)
ton olabilecektir. Knauf Satış ve Pazarlama Koordinatörü’nün beyan ettiğine göre
ise, tesisin maksimum kapasitede çalışacağı öngörülmemekte ve yıllık yaklaşık
(……….) tonluk kapasitenin kullanılacağı tahmin edilmektedir. Ayrıca Knauf Genel 1010
Müdürü 2010 yılı için toz alçıda yaklaşık %(….)-(….) pazar payı öngördüklerini
ifade etmiştir.
Dolayısıyla Knauf’un alçı levha pazarındaki durumu ile toz alçı pazarındaki oyuncu
sayısının fazlalığı, Knauf’un pazardaki konumu ve sektörde tüm firmaların sahip
olduğu kapasite fazlası dikkate alındığında, Knauf’un alçı levha pazarındaki hakim
durumunu toz alçı pazarında uyguladığı yıkıcı fiyatlama ile toz alçı pazarında
kötüye kullandığı iddiasının da yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
J. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre, dosya konusu iddialara
ilişkin olarak 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına 1020
gerek olmadığına, şikayetin reddine OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy