Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2009-1-5 (Muafiyet)
Karar Sayısı : 10-13/130-50
Karar Tarihi : 4.2.2010
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
10
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, Mehmet Akif ERSĐN,
Đsmail Hakkı KARAKELLE, Doç. Dr. Cevdet Đlhan GÜNAY,
Murat ÇETĐNKAYA, Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER: Abdulgani GÜNGÖRDÜ, Đsmail Yücel ARDIÇ
C. BĐLDĐRĐMDE
BULUNAN : Petrol Sanayi Derneği Đktisadi Đşletmesi
Temsilcisi: Prof. Dr. Đ. Yılmaz ASLAN 20
Barbaros Bulv. Tan Apt. 60/5 Balmumcu, Beşiktaş/Đstanbul
D. TARAFLAR : - Petrol Sanayi Derneği Đktisadi Đşletmesi
Kaptanpaşa Mah. Piyalepaşa Blv. Ortadoğu Plaza Kat:5,
Daire:10 Okmeydanı, Şişli/Đstanbul
- Motor Yağı Toplama ve Bertaraf Etme Yükümlülüğü Olan
Teşebbüsler
E. DOSYA KONUSU: Petrol Sanayi Derneği Đktisadi Đşletmesi ile motor yağlarını
üretenler, kendi markaları ile piyasaya sürenler, ithal edenler veya yurt dışından 30
ithal ettikleri araçların içerisinde bulunan motor yağından dolayı toplama ve
bertaraf yükümlülüğü bulunan teşebbüsler arasında imzalanan “Atık Yağların
Yönetimi Protokolü”ne menfi tespit belgesi verilmesi veya muafiyet tanınması
talebi.
F. DOSYA EVRELERĐ: Kurum kayıtlarına 20.1.2009 tarih ve 541 sayı ile giren ve
eksikleri en son 13.5.2010 tarih ve 3429 sayı ile tamamlanan bildirim üzerine, 4054
sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 5 ve 8. maddeleri hükümleri uyarınca
yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 26.1.2010 tarih ve 2009-1-5/MM-10-AG
sayılı Menfi Tespit/Muafiyet Ön Đnceleme Raporu, 28.1.2010 tarih ve REK.0.05.00.00-40
130/32 sayılı Başkanlık önergesi ile 10-13 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara
bağlanmıştır.
G. RAPORTÖRLERĐN GÖRÜŞÜ: Đlgili raporda,
- Taraflar arasında imzalanan “Atık Yağların Yönetimi Protokol” ile yaratılan ilişkinin,
rakip konumundaki teşebbüsleri bir araya getiren yatay nitelikte bir ilişki olduğu ve
bu nedenle söz konusu Protokole 4054 sayılı Kanun kapsamında menfi tespit
belgesi verilemeyeceği,
10-13/130-50
2
- Bununla birlikte bildirim konusu Protokolün 4054 sayılı Kanunun 5. maddesindeki 50
muafiyet koşullarını taşıdığı anlaşıldığından söz konusu Protokole bireysel
muafiyet verilebileceği,
görüşü ifade edilmiştir.
H. ĐNCELEME VE DEĞERLENDĐRME
H.1. Taraflar
H.1.1. Petrol Sanayi Derneği Đktisadi Đşletmesi (PETDER Đktisadi Đşletmesi)
Bildirime konu olan Atık Yağların Yönetimi Protokolüne taraf PETDER Đktisadi
Đşletmesi, motor yağı üreten ve piyasaya süren yükümlüler adına 21 Ocak 2004 tarihli
Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliğinden kaynaklanan sorumlulukları yükümlü şirketler 60
adına yerine getirmek üzere 12 Nisan 2004 tarihinde kurulmuştur. 21 Ocak 2004 tarihli
Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği Çevre ve Orman Bakanlığı’nca yürürlükten kaldırılıp
yerine 30 Temmuz 2008 tarih ve 26952 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Atık
Yağların Kontrolü Yönetmeliği” (2008 tarihli Yönetmelik) yürürlüğe sokulması üzerine,
PETDER Đktisadi Đşletmesi 2008 tarihli Yönetmeliğin 4. maddesi uyarınca Çevre ve
Orman Bakanlığı tarafından 4 Eylül 2008 tarihinde Yetkilendirilmiş Kuruluş olarak
atanmıştır. 2008 tarihli Yönetmelikte Yetkilendirilmiş Kuruluş; “Atık motor yağlarının
toplanması amacıyla, Bakanlıkça belirlenen esaslar dahilinde piyasa payları toplamı en
az %30 olan motor yağı üreticileri tarafından kurulan atık motor yağı toplama
organizasyonu” olarak tanımlanmıştır. 2008 tarihli Yönetmeliğe göre atık motor 70
yağlarının sadece yetkilendirilmiş kuruluş ve motor yağı üreticileri tarafından toplanma
zorunluluğu bulunmaktadır. Atık motor yağlarının toplanması ile ilgili olarak hâlihazırda
yetkilendirilmiş kuruluş statüsünde PETDER Đktisadi Đşletmesi dışında başka bir
kuruluş bulunmamaktadır.
PETDER Đktisadi Đşletmesi, Petrol Sanayi Derneği’ne (PETDER) bağlıdır. PETDER’e
Türkiye’nin önde gelen akaryakıt, LPG ve madeni yağ üreticileri olan BP Petrolleri A.Ş.,
Shell & Turcas Petrol A.Ş., Turcas Petrol A.Ş., Total Oil Türkiye A.Ş., Belgin Madeni
Yağlar A.Ş., Petrol Ofisi A.Ş., Delta Akaryakıt Ticaret A.Ş. ve Altınbaş Petrol ve Ticaret
A.Ş. üyedir. PETDER Đktisadi Đşletmesi, atık motor yağlarının toplanması konusunda
PETDER üyesi teşebbüsler yanında 2008 tarihli Yönetmelik uyarınca atık motor yağı 80
toplamakla yükümlü, PETDER üyesi olmayan motor yağı üreticilerine de hizmet
vermektedir. PETDER Đktisadi Đşletmesi, hâlihazırda 58 motor yağı üreten veya
piyasaya sunan teşebbüsler ile bildirim konusu “Atık Yağların Yönetimi Protokolü”
imzalayarak söz konusu teşebbüslerin 2008 tarihli Yönetmelik çerçevesinde atık motor
yağların toplanması, taşınması ve bertaraf edilmesi yükümlülüklerini yerine
getirmektedir.
H.1.2. 2008 tarihli Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği Çerçevesinde Atık Motor
Yağlarını Toplamakla Yükümlü Teşebbüsler
2008 tarihli Yönetmelikte yağ üreticileri; rafineri hariç olmak üzere orijinal kullanım 90
amacına uygun olarak motor yağı üreten, ithal eden veya kendi markası ile piyasaya
sürenler veya atık yağları işleyerek ulusal ve uluslararası standart ve şartnamelere
uygun baz yağ veya motor yağına dönüştürebilen tesisleri işleten gerçek ve tüzel
kişiler olarak tanımlanmaktadır (madde 4). 2008 tarihli Yönetmelik ile yağ üreticileri
içerisinde sadece motor yağı üreticileri üretmiş oldukları motor yağlarını toplamakla
yükümlü kılınmışlardır (madde 10). Bu çerçevede, motor yağı üreten, kendi markaları
ile piyasaya süren, ithal eden veya yurt dışından ithal ettikleri araçların içerisinde
bulunan yağdan dolayı sorumlulukları bulunan teşebbüsler (genel olarak motor yağı
10-13/130-50
3
üreticileri), 2008 tarihli Yönetmelik çerçevesinde atık motor yağlarını toplama ve
bertaraf yükümlülükleri bulunmaktadır. Motor yağı üreticileri atık motor yağlarını 100
toplamak üzere ülke genelinde bir sistem kurmak ve bu sistemi verimli bir şekilde
işletmekle yükümlüdürler. Motor yağı üreticileri bu yükümlülüklerini ya doğrudan ya da
kendileri adına yetkilendirilmiş kuruluş vasıtasıyla yerine getirebilirler (madde 13).
Dosyadaki bilgilere göre, Türkiye’de sayısı tam olarak bilinmemekle birlikte 130-140
adet motor yağı üreticisinin bulunduğu tahmin edilmektedir. 58 motor yağı üreticisi
veya piyasaya sunan teşebbüs, Yetkilendirilmiş kuruluş olan PETDER Đktisadi
Đşletmesi ile Atık Yağların Yönetimi Protokolünü imzalayarak, 2008 tarihli
Yönetmelikten kaynaklanan sorumluluklarını PETDER Đktisadi Đşletmesine
devretmişlerdir.
110
H.2. Đlgili Pazar
H.2.1. Đlgili Ürün Pazarı
Menfi tespit/muafiyet verilmesi talep edilen “Atık Yağların Yönetimi Protokolü”nün
konusunu, 2008 tarihli Yönetmelik uyarınca atık motor yağları toplamakla yükümlü
teşebbüslerin yükümlülüklerini Yetkili Kuruluşa devredilmesi ve bu yükümlülüklerin
Yönetmelik hükümlerine uygun olarak yerine getirilerek Çevre ve Orman Bakanlığı’na
ve yükümlü teşebbüse raporlanması oluşturmaktadır. Bu bakımdan Protokol temelde
bir atık piyasası olan “atık motor yağları” piyasasında etkili olacaktır.
Atık piyasası, ürünün atık haline gelmesinden sonra, düzenlemeler çerçevesinde tabi
olduğu işlemlerin tümünün gerçekleştirildiği piyasayı ifade etmektedir. Bu anlamda atık 120
piyasasını, atık yönetiminin sağlandığı “atık yönetimi piyasası” olarak ifade etmek de
mümkündür. Atık yönetimi piyasasını, olay bazında farklı alt piyasalara ayırabilmek
mümkündür. Örneğin ambalaj atıklarının geri dönüştürülmesi için öncelikle toplanan
atıkların türlerine göre (cam, plastik vb.) birbirlerinden ayrıştırılması gerekmektedir. Bu
nedenle, ambalaj atıklarına ilişkin olarak ayrıştırma işlemi ayrı bir pazar olarak kabul
edilebilecektir. Geri kazanılması mümkün olmayan atıklar ile geri kazanım işlemleri
sonrasında ortaya çıkan atıkların bertaraf edilmesine ilişkin ise ayrıca bir bertaraf
piyasasının tanımlanması gerekli olabilmektedir. Dolayısıyla atık yönetimine ilişkin
piyasa yapılanması, atığın türüne veya söz konusu atıkla ilgili olarak düzenlemelerle
getirilen yönetim zorunluluklarına göre farklılık gösterebilmektedir. Bu açıklamalar 130
ışığında bildirim konusu işlem bakımından ilgili ürün pazarı, atık motor yağların
yönetimini sağlayacak sistemlerin hizmet sunduğu ve atıkların toplanmasını da
kapsayacak şekilde “atık motor yağları yönetim sistemleri pazarı” olarak
tanımlanmıştır.
H.2.2. Đlgili Coğrafi Pazar
Dosya kapsamında ilgili coğrafi pazar, “Türkiye” olarak belirlenmiştir.
H.3. Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme
Başvuruya konu olan Protokol, motor yağlarını üretenler, kendi markaları ile piyasaya 140
sürenler, ithal edenler veya yurt dışından ithal ettikleri araçların içerisinde bulunan
motor yağından dolayı toplama ve bertaraf yükümlülüğü bulunan yükümlülerin (Şirket)
2008 tarihli Atık Yönetmeliğinden kaynaklanan yükümlülüklerinin PETDER Đktisadi
Đşletmesine devredilmesi ve bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak yerine getirilerek
Çevre ve Orman Bakanlığı’na ve Şirket’e raporlanmasını konu almaktadır. Dolayısıyla
anılan Protokolün kapsam ve dayanağını 2008 tarihli Atık Yönetmeliğin uygulanması
oluşturmaktadır.
10-13/130-50
4
Söz konusu Yönetmelikte, atık yağlardan kaynaklanan her türlü zararın giderilmesi için
yapılan harcamaların “kirleten öder” prensibine göre kirliliğe neden olan gerçek ve
tüzel kişiler tarafından karşılanacağı, atık motor yağların, motor yağı üreticileri veya 150
bunların yetkilendirilmiş kuruluşları tarafından toplanacağı, atık motor yağların bunlar
dışındaki gerçek ve tüzel kişiler tarafından toplanamayacağı, motor yağı üreticilerinin,
ülkenin her yanından atık motor yağlarını toplayacak şekilde sistem kurmakla ve bu
sistemi etkin olarak çalıştırmakla yükümlü oldukları ifade edilmiştir. 2008 tarihli Atık
Yönetmeliğinde “kirleten öder ilkesine” göre yapılan harcamalara kirliliğe neden olan
gerçek ve tüzel kişiler tarafından karşılanacağı belirtilmekle birlikte, kirleteni üreticiler
olarak belirlemesi nedeniyle kirleten öder ilkesinin yalnızca üreticilere uygulanan özel
bir çeşidi olarak tanımlanan üretici sorumluluğu ilkesini benimsediği görülmektedir.
Üretici sorumluluğu ilkesi, kirleten öder prensibi uyarınca, kirletenin “üretici” olarak
tanımlandığı ve dolayısıyla kirlilik maliyetlerinin üretici tarafından karşılanması 160
gerekliliğini ifade etmektedir.
H.3.1. Bireysel/Kolektif Atık Yönetim Sistemleri ve PETDER Đktisadi Đşletmesinin
4054 sayılı Kanun Karşısındaki Durumu
Üretici sorumluluğu çerçevesinde 2008 tarihli Atık Yönetmeliği ile motor yağı
üreticilerine atık motor yağların toplanmasının sağlanması için ya doğrudan kendileri
bir sistem oluşturma (bireysel sistem/organizasyon) ya da bir sisteme (kolektif
sistem/organizasyon-yetkilendirilmiş kuruluş) katılma zorunluluğu getirilmiştir.
Üreticilerin sorumluluklarını yerine getirebilmeleri bakımından doğrudan kendilerinin
oluşturacakları bireysel sistemler ile kolektif sistemler ilke olarak birbirlerinin yerine 170
kullanılabilen seçenekler olarak değerlendirilmektedir1.
Üretici sorumluluğu çerçevesinde kurulan kolektif sistemlere üye/hissedar olarak
katılan üreticilerin atık yönetim sistemleri kurma yükümlülükleri bulunduğu göz önüne
alındığında, söz konusu kolektif sistemin bulunmadığı durumda, bu üreticilerin bireysel
olarak veya diğer üreticilerle birlikte sistem kurmaları gerekmektedir. Bu anlamda
kolektif sistemler, bu sisteme rakip sistemleri kurabilecek teşebbüsler tarafından
oluşturulmaktadır. Dolayısıyla ilgili tüm üreticilerin üye/hissedar olarak hizmet aldıkları
bir sistemin varlığı esasen, potansiyel olarak atık yönetim hizmeti sağlayabilecek
teşebbüslerin bir araya getirilmesi anlamını taşımaktadır. Bu çerçevede, diğer yatay
işbirliği alanlarında olduğu gibi sistem çatısı altında rakipler arasında yaratılan 180
işbirliğinin de dikkatlice değerlendirilmesi gerekmektedir. OECD2’ye göre, üreticiler atık
yönetimini sağlamak üzere birlikte çalışabiliyor ve kolektif sistemler oluşturabiliyorlarsa,
bu firmaların başka konular üzerinde de danışıklı hareket edebilmeleri her zaman
mümkün olabilecektir. Benzer şekilde AB Komisyonu tarafından da, üye ülkelerin
tamamında yükümlü teşebbüslerin atık yönetim sistemleri kurmak için koordinasyona
yöneldikleri, bu durumun birtakım rekabetçi endişeler yarattığı ifade edilmiştir3. Bu
anlamda, ürün piyasasında rakip olan teşebbüslerin ortaklığına dayanan kolektif
sistemlerin ilk bakışta rekabet hukuku bakımından sakıncalı olduğu düşünülse bile, AB
Komisyonu’nun atık yönetimine ilişkin olarak verdiği kararlarda, sistemin “rakiplerin
birlikteliğine dayanan yapısını” muafiyet değerlendirmesine konu yapmadığı, ancak 190
1 AB Komisyonu, aynı atık çeşidine ilişkin olarak verdiği Eco-Emballages kararında, düzenlemelerde bu tarz bir
zorunluluğun bulunmaması karşısında, sistem piyasasını alt piyasalara ayırmamıştır. Benzer şekilde Komisyon, AB
Direktifleri çerçevesinde atık cihaz ile hurda araçlara ilişkin yaptığı değerlendirmede, bireysel ve kolektif sistemleri
ayrı pazar tanımlarının konusu yapmayarak, söz konusu çözümlerin birbirine ikame kabul edildiği tek bir sistem
piyasası belirlemiştir.
2OECD (2006), “Working Group on Waste Prevention and Recyling: EPR Policies and Product Design: Economic
Theory and Selected Case Studies” ENV/EPOC/WGWPR(2005)9/FINAL s.11.
3 European Commission (2005), “Concerning Issues of Competition in Waste Management Systems” DG
Competition Paper s.14.
10-13/130-50
5
atık yönetim sistemlerinin yapısına itiraz etmemekle birlikte, faaliyet ve kararlarının
rekabet kurallarına uygunluğunu yakından izlediği görülmektedir. Bu çerçevede,
PETDER Đktisadi Đşletmesinin, Türkiye’de hâlihazırda ulusal anlamda atık yönetimi
hizmeti veren ve üyelerine çevresel düzenlemelerden kaynaklanan sorumluluklarından
bağışıklık sağlayan fiilen tek sistem olduğu (yetkilendirilmiş kuruluş), bu sebeple bu tip
bir sistemden hizmet almak isteyen üreticiler bakımından hayati olduğu (2008 tarihli
Atık Yönetmeliği madde 13), PETDER Đktisadi Đşletmesi ortak/üyelerinin başka
sistemlerle anlaşma yapmak konusunda serbest oldukları dikkate alındığında,
PETDER Đktisadi Đşletmesi yapısının 4054 sayılı Kanun kapsamında bir
değerlendirmesi yapılmasının gerekli olmadığı düşünülmektedir. Üstelik 2008 tarihli 200
Atık Yönetmeliğinin 4. maddesinde, motor yağı üreticilerinin bir araya gelerek kolektif
sistemler (yetkilendirilmiş kuruluş) kurabilecekleri açıkça belirtilmiştir.
Yukarıda da ifade edildiği üzere her ne kadar çevresel düzenlemeler gereği kurulan
kolektif sistem yapılarının, rekabet hukuku bakımından bir sakınca doğurmadığı kabul
edilse bile, faaliyet ve kararları yakından incelenmelidir.
H.3.2. Menfi Tespit/Muafiyet Değerlendirmesi
Yetkilendirilmiş kuruluş olarak atanan PETDER Đktisadi Đşletmesi ile 2008 tarihli Atık
Yönetmeliği uyarınca atık motor yağlarını toplamak ve bertaraf etmekle yükümlü motor
yağı üreticisi ve ithalatçısı teşebbüsler arasında imzalanan “Protokol” ile kurulan 210
sistem, bu sisteme rakip sistemleri kurabilecek teşebbüslerin bir araya gelerek
oluşturdukları kolektif bir sistem niteliğindedir. Dolayısıyla ilgili tüm üreticilerin
üye/hissedar olarak hizmet aldıkları bir sistemin varlığı esasen, potansiyel olarak atık
yönetim hizmeti sağlayabilecek teşebbüslerin bir araya getirilmesi anlamını
taşımaktadır. Bu bakımdan, başvuru konusu Protokol ile yaratılan ilişkinin, rakip
konumundaki teşebbüsleri bir araya getiren yatay nitelikte bir ilişki olduğu ve bu
nedenle Protokole 4054 sayılı Kanun kapsamında menfi tespit belgesi verilmesinin
mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
4054 sayılı Kanunun “Muafiyet” başlıklı 5. maddesine göre, Rekabet Kurulu, bu
maddede belirtilen koşulların tamamının varlığı halinde teşebbüsler arası anlaşma, 220
uyumlu eylem ve teşebbüs birlikleri kararlarının 4. madde hükümlerinin
uygulanmasından muaf tutulmasına karar verebilir: Bu koşullar;
a. Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve
iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması,
b. Tüketicinin bundan yarar sağlaması,
c. Đlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması,
d. Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan
fazla sınırlanmaması
şeklindedir. Söz konusu Protokolün yukarıda yer alan muafiyet koşullarını taşıyıp
taşımadığına ilişkin değerlendirmelere aşağıda yer verilmiştir. 230
a. Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve
iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması
Taraflar arasında imzalanan Protokol hükümleri çerçevesinde toplanan atık motor
yağları, Çevre ve Orman Bakanlığı’ndan lisans alarak yakıtlarına karıştırarak
yakabilecek ve böylece enerji elde edebilecek olan çeşitli şirketlere nakliye ve hizmet
bedeli üzerinden fiyatlandırılarak satılmak suretiyle ekonomiye geri
kazandırılabilecektir. Bu şirketler bir yandan ucuz alternatif yakıt elde ederken bir
10-13/130-50
6
yandan da çevreye zararlı etkileri olan ve uygun olmayan yöntemlerle işlenerek tekrar
pazara sürülerek ekonomiye zarar veren atık motor yağlarının Çevre ve Orman
Bakanlığı’nın öngördüğü kurallara uygun olarak bertaraf edilmesi sağlayacaklardır. Öte 240
yandan toplanan atık motor yağlarından, 2008 tarihli Atık Yönetmeliğinde öngörülen
kimyasal özellikleri taşıması durumunda geri dönüşüm şirketlerine verilerek hem
atıklardan ekonomik değeri olan ürünler üretilecek hem de çevreye zararlı etkileri olan
atıkların çevreye salınmasının önüne geçilecektir. Sonuç olarak bildirim konusu
Protokolün bu şartı sağladığı anlaşılmaktadır.
b. Tüketicinin bundan yarar sağlaması
Protokolün konusunu oluşturan atık motor yağlarının toplanması iki açıdan tüketicinin
yararına sonuçlar doğuracaktır. Birincisi tüketici atık motor yağlarının doğaya
salınmasından oluşacak olan çevre kirliliğine maruz kalmayacaktır. Đkincisi, atık motor
yağların uygun olmayan şartlarda yeniden işlenerek tüketiciye satılması ihtimali 250
ortadan kalkacağından tüketicinin doğrudan sağlığını tehlikeye atan ürünler Çevre ve
Orman Bakanlığı’nın öngördüğü kurallara uygun olarak bertaraf edilmiş ve/veya geri
kazanılmış olacaktır.
c. Đlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması
Dosyadaki bilgiler doğrultusunda, atık yönetim pazarında çıkabilecek rekabet
sorunlarını dört başlık altında toplamak mümkündür:
1. Sistem Aidatı
2. Üyelik Koşulları
3. Potansiyel Rekabet/Giriş Engelleri
4. Üyelik Süreleri 260
1. Sistem Aidatı:
Çevresel düzenlemelerle üreticilere atık yönetiminin sağlanması zorunluluğunun
getirilmesi esasen, üreticiler için ek bir maliyet kaleminin yaratılması anlamını
taşımaktadır. Yükümlülüklerini kolektif sistemler vasıtasıyla gerçekleştiren üreticiler,
atık yönetim hizmeti karşılığında sisteme belli bir ücret/aidat ödemektedirler.
Dolayısıyla sistem aidatı, bu üreticiler bakımından, atık yönetim maliyetlerini ifade
etmektedir.
Sistem aidat miktarı, sistemin yetkili organları tarafından (sistemde kontrol hakkı
bulunan üye yükümlü teşebbüsler) belirlenmektedir. Sistem ortakları arasında, tüm
taraflar için geçerli olacak sabit bir aidat üzerinde anlaşılması, tarafların atık yönetim 270
maliyetleri üzerinde anlaşması anlamı taşımaktadır. Söz konusu anlaşma ile atık
yönetim maliyetleri belirlenmekte ve tüm taraflar için aynı/ortak hale getirilmektedir. AB
Komisyonu’na göre, atık yönetimine ilişkin maliyetlerin ortaklaştırılmasının;
- ürün piyasasındaki fiyat rekabetinin kısıtlanması,
- rakipler arasında toplama/geri kazanım maliyetlerinin düşürülmesine yönelik
rekabetin oluşmasının engellenmesi ve dolayısıyla teşebbüslerin daha
kolay/ucuz geri kazanılabilecek ürün tasarımı ve yenilik güdülerinin kısıtlanması,
olmak üzere iki anti-rekabetçi etkisinden bahsetmek mümkündür4.
4 European Commission (2005), “Concerning Issues of Competition in Waste Management Systems” DG
Competition Paper s.15.
10-13/130-50
7
Genel bir kural olarak, teşebbüslerin maliyetlerini ürün/hizmet satış gelirleriyle 280
karşıladıkları ve dolayısıyla ürün/hizmet fiyatlarının maliyetler çerçevesinde belirlendiği
kabul edilmektedir. Dolayısıyla maliyetler, ürün fiyatlarının önemli bir unsurunu
oluşturmaktadır. Bu çerçevede prensip olarak, maliyetler arttıkça ürün fiyatlarının da
artacağı, maliyetleri benzer olan ürünlerin fiyatlarının da benzer olacağı kabul
edilmektedir.
Bu çerçevede, taraflar bakımından atık yönetim maliyetlerini ifade eden sistem
aidatlarının belirlendiği anlaşmaların da, ürün piyasasındaki fiyat rekabetine olan
etkileri bakımından değerlendirilmesi gerekmektedir. Toplama/geri kazanım maliyetleri,
her atık bakımından farklı değerleri ifade etmektedir. Söz konusu maliyetler bazı
sektörlerde önemli miktarlara ulaşırken, bazılarında önemsenmeyecek değerlerde 290
kalmaktadır. Örneğin AB Komisyonuna göre, toplama/geri kazanım maliyetleri ambalaj
atıklarında, ürüne ilişkin toplam maliyetler içerisinde önemsiz bir bölüm oluştururken,
cihaz atıklarından olan lamba atıklarında bu durumun tam tersi olarak
gerçekleşmektedir. Bu nedenle AB Komisyonu’na göre, lamba üreticileri arasında atık
yönetim sistemi bazında sağlanan koordinasyonla belirlenen sistem aidatının, lamba
üreticilerinin ürün fiyatlarında bir fiyat birlikteliği yaratma riski bulunmaktadır. AB
Komisyonu VOTOB kararında5 da benzer bir değerlendirme yaparak, finansmanı
üyelerden toplanan sabit bir aidat ile sağlanan, kimya endüstrisinde faaliyet gösteren
firmalara kimyasal maddelerin depolanması hizmetini sunan altı firma arasında yapılan
anlaşmayı, söz konusu aidatın üyelerin ürün maliyetlerini uyumlaştırdığı ve fiyatın 300
önemli bir bileşeninde rekabeti önlediği gerekçesiyle rekabeti kısıtlayıcı olarak
nitelendirmiştir.
Sistem aidatının tüm taraflar için eşit hale getirilmesinin bir diğer olumsuz etkisi, sabit
ücretlerin, üreticilerin ürünlerinin toplama/geri kazanım maliyetlerini düşürme
motivasyonlarını azaltabilmesidir. Gerçekte üreticilerin daha kolay parçalanan,
toplanan (hafif) veya geri kazanılan ürünler tasarlamak suretiyle atık yönetim
maliyetlerini azaltabilmeleri mümkündür. Üreticiler atık yönetim maliyetlerini düşürmek
suretiyle ürün piyasasındaki rekabetçi konumlarını güçlendirebileceklerdir. Bu
anlamda, rakipler arasında toplama/geri kazanım maliyetlerinin düşürülmesine yönelik
bir rekabetin oluşması da söz konusu olabilecektir. AB Komisyonu’na göre, 310
toplama/geri kazanım maliyetlerinin tüm üreticiler için eşit bir hale getirilmesi,
teşebbüslerin yükümlülüklerini daha düşük maliyetlerle gerçekleştirmek üzere bir
yarışa girmelerini engellemekte, çevreye duyarlı ürün tasarımlarına yönelerek atık
yönetim maliyetlerini azaltma güdülerini azaltmaktadır.
Bildirim konusu Protokolün “6.2. Organizasyona Katılan Şirketler için Maliyete Katılım
Esasları” başlıklı maddesinde üyelerin sisteme katılım aidatları düzenlenmektedir. Đlgili
maddenin “Tanıtım ve Eğitim Giderlerine Katılım” başlıklı bölümünde, sisteme katılan
şirketlerin tanıtım ve eğitim giderlerine eşit miktarlarda iştirak edecekleri ve bu
katılımında yılda bir seferde 2.000 TL’yi geçmeyeceği belirtilmiştir. Maddenin “Diğer
Masraflara Katılım” başlıklı kısmında ise; yıllık piyasaya arz edilen motor yağı miktarı 320
150 tonun üzerinde olan şirketler bakımından ilgili şirketin bir önceki yıl satışa arz
edilen motor yağı miktarının Yetkilendirilmiş Kuruluş’la sözleşme imzalamış şirketlerin
bir önceki yıl toplam motor yağı satışına olan oranında, şirkete aylık olarak fatura
edeceği ve bu katılım paylarının tahsil edileceği; yıllık piyasaya arz edilen motor yağı
miktarı 150 tonun altında olan şirketler için masraflara katılım payı olan 1.500 TL sabit
miktarı ödeyecekleri ifade edilmiştir. Protokolde, tanıtım ve eğitim giderlerine katılımın
sabit bir miktar olarak belirlenmesinin, tanıtım ve eğitim faaliyetlerinden tüm üye
5 VOTOB, 22. Commission Report on Competition Policy (1992), par.177. Karar resmi olarak yayınlanmamıştır.
10-13/130-50
8
teşebbüslerin eşit olarak yararlanacağı noktası göz önüne alındığında, ayrıca yıllık
piyasaya arz edilen motor yağı miktarı 150 tonun altında olan şirketler bakımından da
diğer masraflara katılım bedellerinin yıllık sabit bir miktar olarak belirlenmesinin, gerek 330
kolektif bir sistemin işlemesinin sabit bir maliyeti gerektirmesi, gerekse sisteme katılan
teşebbüslerin çoğunun aylık sistem giderlerine katılım bedellerinin son derece düşük
olmasının bir takım muhasebe sorunlarına sebep olması nedenleriyle, yukarıda ifade
edilen anti-rekabetçi sonuçları ortaya çıkarmayacağı düşünülmektedir.
2. Üyelik Koşulları
Bazı endüstrilerde faaliyet gösteren üreticilere çevresel düzenlemeler ile atık yönetim
sistemleri oluşturma zorunluluğu getirilmesi nedeniyle, çevresel düzenlemelere tabi
endüstrilerde faaliyette bulunabilmenin koşullarından birini bireysel/kolektif bir atık
yönetim sistemi kurmak veya kurulu sistemlere katılmak oluşturmaktadır. Bu durumda
kolektif sistemlerin veya kolektif sistem ortakları olan üreticilerin, ürün piyasasındaki 340
rakiplerine hizmet vermesi gündeme gelebilmektedir ki, bu durumun ürün piyasasına
girişleri engelleyebilecek nitelikte uygulamaları beraberinde getirebilmesi mümkündür.
Bu nedenle, sistem üyelik koşullarının yükümlü teşebbüslerin büyüklükleriyle orantılı,
sisteme üye olunmasını ve dolayısıyla ürün piyasasına girişleri destekler nitelikte
tasarlanması, özellikle küçük üreticilerin ürün piyasasındaki rekabetçi güçlerinin
korunması bakımından hayati bir önem arz etmektedir.
AB Komisyonu’na göre, sistem üyelik koşullarının ürün piyasasına girişler üzerindeki
olumsuz etkilerinin önlenebilmesi için sistemler tarafından ayrımcı olmayan koşulların
getirilmesi gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen anti-rekabetçi kaygılar, dosya konusu Protokol bakımından 350
değerlendirildiğinde, ürün piyasasına yeni girişleri olumsuz etkileyebilecek üyelik
koşullarının Protokol hükümleri arasında bulunmadığı görülmüştür.
3. Potansiyel Rekabet/Giriş Engelleri
Genel bir ilke olarak pazara girişlerin kolay ve hızlı olduğu durumlarda, ilgili piyasada
faaliyet gösteren teşebbüslerin mevcut pazar paylarını sürdürebilmelerinin
güçleşeceği, bu nedenle potansiyel rekabetin varlığının piyasa yapılanmalarının
değerlendirilmesi bakımından dikkate alınması gereken bir husus olduğu kabul
edilmektedir.
Sistem hizmetinin sunulması bakımından potansiyel sağlayıcı konumunda bulunan
üreticiler, sistem bakımından ise potansiyel müşteri konumunda bulunmaktadır. Birden 360
fazla üretici tarafından kurulan kolektif sistemler, ücreti karşılığında diğer yükümlü
teşebbüslere de hizmet sunabilmektedir. Bu anlamda kolektif sistemlerin
oluşturabilmesi her şeyden önce atık yönetim hizmetlerini talep eden üreticilerin
varlığını gerektirmektedir. Dolayısıyla, tüm müşterileri bünyesinde bulunduran bir
sistem karşısında, potansiyel sistemlerin kurulabilmesi olası değildir. Alternatif müşteri
kaynaklarının bulunmaması/kısıtlı olması sebebiyle, mevcut kolektif sistem dışında yer
alan herhangi bir üreticinin, kolektif bir sistem kurmak için bu alana yatırım yapma
güdüsü kısıtlı olacaktır. Yukarıda yer verilen bilgiler çerçevesinde üreticilerin,
- atık yönetim sistemi hizmetinin sunulması bakımından potansiyel sağlayıcı,
- atık yönetim sistemleri bakımından potansiyel müşteri 370
konumunda bulunması nedeniyle, söz konusu üreticilerin tamamı veya önemli bir
kısmını bünyesinde bulunduran kolektif sistemlerin atık yönetimi piyasalarındaki
potansiyel rekabeti önemli ölçüde kısıtladığı sonucuna ulaşılmaktadır. Bu durum,
piyasaya girişlerin engellenmesi suretiyle, atık yönetim sistemleri piyasalarındaki
10-13/130-50
9
yüksek yoğunlaşma seviyeleri veya tekelleşmenin, süreklilik arz etmesine neden
olmaktadır.
Üreticilerin, sistemler bakımından hem potansiyel sağlayıcı hem de müşteri
konumunda bulunmaları, söz konusu teşebbüsleri tek bir sisteme bağlı hale getiren
uygulamaların atık yönetim sistemleri piyasalarındaki mevcut ve potansiyel rekabet
üzerinde önemli etkiler doğurabilmesine yol açmaktadır. AB Komisyonu’nun, sistem 380
piyasalarındaki rekabet analizlerinin, üreticilerin potansiyel müşteri konumlarının
dikkate alınarak yapıldığı ve üreticileri tek bir sisteme bağlı hale getiren uygulamalara
itiraz edildiği görülmektedir.
Sistemlerin kimi zaman üreticilere “sorumluklarındaki atıkların tamamının yönetiminin
sisteme devredilmesi” koşuluyla hizmet verdiği görülmektedir. Bu durumda yükümlü
teşebbüsler, yönetiminden sorumlu oldukları atıkların tamamının toplanması/geri
kazanılmasını sisteme devretmek zorunda bırakılmakta, aksi takdirde sistemden
herhangi bir hizmet alamamaktadır. AB Komisyonu’na göre “ya hep ya hiç kuralı” (all or
nothing rule) olarak ifade edilebilecek bu koşul, atık yönetim sistemleri piyasasında,
mevcut sistem dışındaki alternatiflerin oluşmasını engeller niteliktedir. Yükümlü 390
teşebbüslerin, sorumlulukları altındaki atık miktarının tamamı için bir sistem ile
anlaşmak zorunda bırakılmaları, bu teşebbüslerin yükümlülüğü altındaki atıkların bir
kısmı için mevcut sistemle, diğer kısmı için mevcut sistemden farklı sistemler ile
çalışabilmelerini engellemektedir. Dolayısıyla ya hep ya hiç kuralı, hizmet verilecek
müşterilerin bağlanması sebebiyle, sistem piyasasına girişleri engellemekte,
hâlihazırda faaliyet gösteren diğer sistemlerin faaliyetlerini ise zorlaştırmaktadır.
Dosya konusu Protokolde “ya hep ya hiç kuralı” olarak değerlendirilen hükümlere yer
verilmiştir. Protokolde şirketlerin Yönetmelikten kaynaklanan tüm yükümlülüklerini
Yetkilendirilmiş Kuruluşa devredecekleri (madde 3) ve mükerrer uygulamaları önlemek
üzere Protokol süresi boyunca şirketin Yetkilendirilmiş Kuruluş dışında, atık motor 400
yağlarının toplanması ile ilgili Yönetmelik hükümlerini yerine getirmek amacı ile
herhangi bir surette bireysel toplama faaliyetine girişmeyecekleri, böyle bir girişime
aracı olmayacakları veya üçüncü şahıslarla benzer kapsamda bir anlaşma
yapmayacakları düzenlenmiştir (madde 4.4.). Bu noktada yükümlü teşebbüslerin tek
bir sistemle çalışmasının zorunlu olup olmadığının açıklığa kavuşturulması
gerekmektedir. Bildirim formunda mükerrer uygulamaları önlemek, iki ayrı toplama
şirketi ile sözleşme yapılması halinde atık motor yağlarının toplanması katkı paylarının
hesaplanmasında çeşitli sorunlar çıkacağı ve ülke genelinde planlanan
organizasyonun verimli ve ekonomik olarak çalışabilmesi için yükümlü şirketlerin
sadece bir tek yetkilendirilmiş kuruluşla çalışmasının bir zorunluluk olduğu belirtilmiştir. 410
Söz konusu gerekçeler dikkate alındığında, atık motor yağlarını toplamakla yükümlü
şirketlerin yükümlülüklerini etkin olarak yerine getirebilmeleri ve kolektif sistemlerin de
etkin ve ekonomik olarak çalışabilmeleri nedenleriyle sadece tek bir sistem ile
çalışmanın bir zorunluluk olduğu anlaşılmaktadır.
Sadece tek bir sistemle çalışmanın zorunluluk olarak ortaya çıktığı bir piyasada,
sisteme üyelik süreleri büyük bir önem kazanmaktadır. Aşağıda bildirim konusu
Protokol çevresinde sisteme üyelik süreleri değerlendirilmiştir.
4. Üyelik Süreleri
Kolektif sistem ile yükümlü teşebbüsler arasındaki ilişkilerde çıkabilecek rekabet
sorunlarının analizinde dikkat edilmesi gereken bir diğer konuyu, üyelik süreleri 420
oluşturmaktadır. Yükümlü teşebbüslerin, uzun süreli üyelik sözleşmeleri ile bir sisteme
bağlanması da, rakip sistemlerin müşteri kaynaklarının sınırlandırılması ve bu yolla
piyasaya girmelerinin engellenmesi sonucunu doğurabilecektir.
10-13/130-50
10
AB Komisyonu’nun üyelik sürelerine ilişkin yaklaşımını Eco-Emballages kararında6 yer
verilen tespitlerden görebilmek mümkündür. Eco-Emballages ile üye teşebbüsler
arasındaki üyelik anlaşmaları (taraflarca altı ay önce itiraz edilmediği takdirde
kendiliğinden bir yıl uzayacak şekilde) üç yıl süreli olarak yapılmaktadır. Söz konusu
süreler 1996 yılında (taraflarca itiraz edilmediği takdirde kendiliğinden üç yıl uzayacak
şekilde) altı yıla çıkartılmıştır. AB Komisyonu’na göre bu süreler, yükümlü
teşebbüslerin farklı sistemler arasındaki seçim hakkını kısıtlayarak, rakip sistemlerin 430
piyasaya girmesine olanak vermeyecek uzunluktadır. Soruşturması sırasında AB
Komisyonu tarafından yapılan itirazlar üzerine, Eco-Emballages tarafından üyelik
anlaşmalarının süresinin bir yıl ile sınırlandırılmasına yönelik taahhütte bulunulmuştur.
Protokolün, “Süre ve Sözleşmenin Feshi” başlıklı 9. maddesinde, protokol süresinin 2
yıl olduğu, taraflardan herhangi biri tarafından bu süre ve Protokol’ün uzatıldığı süreler
dolmadan bir ay önce yazılı olarak feshedilmediği takdirde, Protokol aynı şartlarla birer
yıllık süreler için uzamış olacağı, Protokolün hiçbir şekilde yürürlüğe girdiği tarihten
itibaren beş (5) yıldan daha uzun bir süre yürürlükte kalmayacağı, taraflar dilerlerse,
söz konusu beş yıllık sürenin sonunda iradelerini açıkça beyan etmek suretiyle yeni bir
protokol akdedebilecekleri ifade edilmiştir. Dosyada yer alan 21.1.2010 tarihli görüşme 440
tutanağında, PETDER Genel Sekreteri ve Genel Operasyon Müdürü tarafından,
sözleşme süresinin 2 yıl olarak öngörülmekle birlikte ilgili şirketin dilediği zaman
sözleşmeyi feshedebileceği, ayrıca 2010 yılından itibaren imzalanan sözleşmelerin 1
yıl süre ile yapıldığı ve sözleşmeye “ilgili şirketin istediği zaman çıkabileceğine ilişkin”
açık bir hüküm konulacağı ifade edilmiştir. Bu ifadeler ve taahhütler dikkate
alındığında, rakip atık yönetim sistemlerin müşteri kaynaklarının sınırlandırılması ve bu
yolla piyasaya girmelerinin zorlaştırılmasının önünde engellerin kalktığı
değerlendirilmektedir.
d. Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan
fazla sınırlanmaması 450
Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında, bildirim konusu Protokol bakımından ilgili
pazarda rekabetin 4054 sayılı Kanunun 5. maddesi a ve b bentlerindeki amaçların elde
edilmesi için zorunlu olandan fazla kısıtlayacak bir husus tespit edilememiştir.
Sonuç olarak yukarıda yer verilen açıklamalar ve değerlendirmeler ışığında, ilgili
Protokolün 4054 sayılı 5. maddesi çerçevesinde muafiyet koşullarını taşıdığı
değerlendirilmiş ve söz konusu Protokole bireysel muafiyet tanınabileceği kanaatine
varılmıştır.
I. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre, 460
1. Petrol Sanayi Derneği Đktisadi Đşletmesi ile 30 Temmuz 2008 tarihli 26952 sayılı
Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Yağların Kontrolü Yönetmeliği
uyarınca motor yağlarını üretenler, kendi markaları ile piyasaya sürenler, ithal
edenler veya yurt dışından ithal ettikleri araçların içerisinde bulunan motor yağından
dolayı toplama ve bertaraf yükümlülüğü bulunan şirketler arasında imzalanan “Atık
Yağların Yönetimi Protokolü”ne, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında
olması nedeniyle aynı Kanun’un 8. maddesi çerçevesinde menfi tespit belgesi
verilemeyeceğine,
6
Commission Decision of 15 June, 2001, Eco Emballages, OJ 2001 L 233/37
10-13/130-50
11
2. Bununla birlikte bildirim konusu Protokolün 2010 yılında değişiklik yapılacağı ifade
edilen haliyle 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesindeki muafiyet koşullarını taşıdığı 470
anlaşıldığından söz konusu Protokole bireysel muafiyet verilmesine,
OYBĐRLĐĞĐ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy