Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2010-1-18 (Muafiyet)
Karar Sayısı : 10-21/265-98
Karar Tarihi : 04.03.2010
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI 10
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ Mehmet Akif ERSİN,
İsmail Hakkı KARAKELLE, Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY,
Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER: Harun ULU, Şamil PİŞMAF, Tuğçe KOYUNCU
C. BİLDİRİMDE
BULUNAN : Petrol Ofisi A.Ş.
Temsilcisi: Dr. Aydın ÖZTUNALI
Turan Güneş Bul. No:63/1 Yıldız/Ankara 20
D. TARAFLAR : - Petrol Ofisi A.Ş.
Eski Büyükdere Cad. No:37 B-Blok34398 Ayazağa-Şişli/İstanbul
- Al-Kar Besicilik Orm. Ür. İnş. Mob. Otom. San. Tic. Ltd. Şti.
Aksaray Mah. Cahit Dalokay Cad. No:22 Merkez Elazığ
- B-Baykan Pet. Ürn. Nak. Gıda Oto. İnş. Tic. Ltd. Şti.
Sağlık Mah. Marmara Sok. 22/5 Çankaya/Ankara
- Şan Petrol Nak. İnş. Gıda Hububat Otom.
Yedek Parça Tic. San. A.Ş.
Timurhan Mah. Çankırı Devlet Yolu 4. Km No:157 Akyurt/Ankara 30
E. DOSYA KONUSU: Petrol Ofisi A.Ş. ile Al-Kar Besicilik Orm. Ür. İnş. Mob. Otom.
San. Tic. Ltd. Şti., B-Baykan Pet. Ürn. Nak. Gıda Oto. İnş. Tic. Ltd. Şti. ve Şan
Petrol Nak. İnş. Gıda Hububat Otomotiv Yedek Parça Tic. San. A.Ş. arasında
imzalanan dikey anlaşmalara muafiyet tanınması talebi.
F. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 15.01.2010 tarih ve sırasıyla 461, 463 ve
464 sayılar ile giren bildirimler üzerine, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun'un 4 ve 5. maddeleri hükümleri uyarınca yapılan inceleme sonucunda
düzenlenen 26.02.2010 tarih ve 2010-1-18/MM-10-HU sayılı Muafiyet Ön İnceleme 40
Raporu, 26.02.2010 tarih ve REK.0.05.00.00-130/52 sayılı Başkanlık önergesi ile 10-
21 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda;
- Taraflar arasında imzalanan dikey anlaşmaların 18.09.2010 tarihine kadar 2002/2
sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği ile tanınan muafiyetten
yararlanma ve bu tarihe kadar uygulanma olanağı olduğu,
- Söz konusu anlaşmalara 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi kapsamında bireysel
muafiyet tanınamayacağı,
görüşü ifade edilmiştir. 50
10-21/265-98
2
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
H.1. Taraflar
2000 yılında özelleştirilen Petrol Ofisi A.Ş. (PO), EPDK’dan alınan 6.4.2005 tarihli
Dağıtıcı Lisansı ile benzin, motorin, gazyağı, fuel oil, kalorifer yakıtı, biodizel, jet yakıtı
ürünleri, madeni yağlar ve 11.5.2006 tarihli LPG Dağıtıcı Lisansı ile LPG dağıtıcısı
olarak faaliyetlerini sürdürmektedir. Hisselerinin %52,73’ü Doğan Şirketler Grubu’na,
%34’ü OMV Aktiengesellschaft (OMV)’a ait olup geriye kalan %13,27’si halka açık bir
anonim şirkettir. Hali hazırda Doğan Grubu ve OMV ortak kontrolünde bir ortak girişim
niteliğindedir.
Dosyadaki bilgilerde yer alan ve EPDK tarafından hazırlanan 2008 yılı Petrol Piyasası 60
Raporu’nun ilgili bölümüne göre, PO’nun akaryakıt dağıtım pazarındaki payı %30,4
düzeyinde olup şirkete ait Petrol Ofisi ve Erk markaları altında faaliyet gösteren toplam
istasyonlu bayi sayısı 3040’tır.
Bildirim Formundaki bilgilere göre:
Al-Kar Besicilik Orm. Ür. İnş. Mob. Otom. San. Tic. Ltd. Şti. (Al-Kar) Elazığ’da
kurulu bir şirket olup 15.01.2010 tarihli ve 461 sayılı bildirime konu istasyonda
istasyonlu bayilik faaliyeti yürütmektedir,
B-Baykan Pet. Ürn. Nak. Gıda Oto. İnş. Tic. Ltd. Şti. (Baykan) Ankara’da kurulu
bir şirket olup 15.01.2010 tarihli ve 463 sayılı bildirime konu istasyonda
istasyonlu bayilik faaliyeti yürütmektedir, 70
Şan Petrol Nak. İnş. Gıda Hububat Otomotiv Yedek Parça Tic. San. A.Ş. (Şan
Petrol) Ankara’da kurulu bir şirket olup 15.01.2010 tarihli ve 464 sayılı bildirime
konu istasyonda, istasyonlu bayilik faaliyeti yürütmektedir. Aynı zamanda bahse
konu istasyonun malikidir.
H.2. İlgili Pazar
H.2.1. İlgili Ürün Pazarı
Taraflar arasındaki “Bayilik Sözleşmesi”nin kapsamı göz önüne alındığında, bildirime
konu işlem çerçevesinde ilgili ürün pazarı, “oto lpg dışında kalan otomotiv yakıtları”
“oto-LPG” ve “madeni yağ” pazarları olarak belirlenmiştir.
H.2.2. İlgili Coğrafi Pazar 80
Gerek beyaz akaryakıt ürünleri, gerekse oto-LPG ve madeni yağ dağıtım faaliyetlerinin
yurt çapında gerçekleştirilmesi ve ilgili hizmetler bakımından rekabet şartlarının
farklılaşmasına neden olacak bir unsur bulunmaması nedeniyle coğrafi pazar,
“Türkiye” olarak kabul edilmiştir.
H.3. Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme
H.3.1. PO ve Al-Kar Arasında İmzalanan Dikey Anlaşma
Dosyadaki bilgilere göre; başvuruya konu taşınmaz üzerinde malik Gıyasettin Demirtaş
tarafından PO lehine 25.11.2004 tarihinde 15 yıl süreyle geçerli olmak üzere intifa
hakkı tesis edilmiş ve PO ile malik arasında 15.10.2004 tarihli Bayilik Sözleşmesi
imzalanmıştır. (İşletmeden edinilen bilgilere göre, 1991 yılından istasyonun Al-Kar’a 90
devir tarihine kadar ilgili taşınmazda Gıyasettin Demirtaş tarafından bayilik faaliyeti
yürütülmüştür.) Daha sonra söz konusu bayilik ilişkisinin tarafların karşılıklı mutabakatı
ile Al-Kar’a devredildiği ve PO ile Al-Kar arasında 26.12.2008 tarihinde 5 yıl süreyle
geçerli olmak üzere “İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi” imzalandığı ifade edilmiştir. Ancak
malik Gıyasettin Demirtaş’ın Al-Kar’dan önce söz konusu taşınmazda bayilik faaliyeti
gerçekleştirdiği için yeni bayilik ilişkisinin Al-Kar ile kurulması neticesinde malik
10-21/265-98
3
Gıyasettin Demirtaş’ın bayi ile bağlantısız 3. kişi konumuna geldiği, Al-Kar’dan bayilik
hakkı verilmesine karşılık olarak intifa veya kira hakkı alınmadığı, böylece rekabet
yasağı etkisi doğurabilecek ilave bir hakkın tesis edilmediği belirtilerek, anılan ilişkinin
muafiyet hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi talep edilmiştir. 100
Başvuru konusu dikey ilişkilerin grup muafiyetinden yararlanacağı süreyi belirlerken
2002/2 sayılı Tebliğ’in 5 (a) maddesinde yer alan istisna hükmü dikkate alınmalıdır.
Söz konusu hüküm, “Alıcının anlaşmaya dayalı faaliyetlerini sürdürürken kullanacağı
tesisin mülkiyeti arazi ile birlikte veya alıcı ile bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden
sağlanan bir üst hakkı çerçevesinde sağlayıcıya ait ise yahut alıcı bu faaliyetini
sağlayıcının alıcı ile bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden elde ettiği bir ayni veya şahsi
kullanım hakkının konusu olan bir tesiste sürdürecekse, alıcıya getirilen rekabet
etmeme yükümlülüğü, söz konusu tesisin alıcı tarafından kullanıldığı süreye
bağlanabilir; şu kadar ki, rekabet etmeme yükümlülüğü, bu sürenin beş yılı aşan kısmı
bakımından, sadece alıcının söz konusu tesiste yürüteceği faaliyetini kapsar.” 110
şeklindedir.
Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’un 38. paragrafında istisna hükmünün nasıl
yorumlanması gerektiği şu şekilde ifade edilmiştir; “Tebliğ’in 5 inci maddesi ile getirilen
bu istisna, “öncelikle ve özellikle” ilişkinin başlangıcından itibaren üçüncü şahıslardan
ayni ya da şahsi haklar kapsamında taşınmazın kullanma ve/veya yararlanma hakkının
alınması ve bunu müteakiben tesisin bizzat sağlayıcı tarafından işletilmesi ya da
kullanma/yararlanma hakkı veren ile hiçbir bağlantısı olmayan şahıslarla bayilik
ilişkisinin kurulması ile sınırlıdır. Muafiyet kapsamındaki beş yıllık süre dolmadan;
faaliyetlerin sona erdirilmesi, devralma vb. yollarla dikey anlaşmanın taraflarında
değişiklik ortaya çıkması halinde muafiyetten yararlanılabilecek sürenin uzaması söz 120
konusu değildir.”
Bu çerçevede Tebliğ’in 5 (a) maddesinde yer alan istisna hükmü esas itibarıyla,
istasyon sahibinin dağıtıcıya en baştan itibaren yalnızca kira veya intifa hakkı tanıdığı
ve fakat taraflar arasında herhangi bir bayilik ilişkisinin bulunmadığı durumları
düzenlemektedir. Başka bir deyişle alıcının satışlarını, sağlayıcının alıcı ile bağlantısı
olmayan üçüncü kişilerden elde ettiği bir ayni veya şahsi kullanım hakkının konusu
olan yerde gerçekleştiriyor olması koşulu ilişkinin başlangıcından itibaren
sağlanmalıdır. Ancak başvuru konusu olayda, dağıtıcı ile istasyon sahibi arasında hem
bayilik hem de intifa sözleşmesi bulunduğundan, muafiyet kapsamındaki beş yıllık süre
dolmadan bayilik ilişkisinin Al-Kar’a devredilmiş olması nedeniyle dikey anlaşmanın 130
taraflarında değişiklik ortaya çıkmış olması, muafiyetten yararlanılabilecek sürenin
uzamasına yol açmayacaktır. Bu nedenle, başvuru konusu olay bakımından 2002/2
sayılı Tebliğ’in 5/a maddesinde yer alan istisna hükmünden yararlanma imkânı
bulunmamaktadır.
Yukarıda yer alan açıklamalar çerçevesinde, gerek yargı kararları gerekse Rekabet
Kurulunun konuya ilişkin geçmiş tarihli kararları doğrultusunda; esasını 25.11.2004
tarihli intifa hakkının oluşturduğu taraflar arasındaki dikey ilişkinin 18.09.2010 tarihine
kadar 2002/2 sayılı Tebliğ’in sağladığı grup muafiyeti kapsamında yer aldığı sonucu
ortaya çıkmaktadır.
H.3.2 PO ve Baykan Arasında İmzalanan Dikey Anlaşma 140
Başvuruda, PO, bayi Baykan ve malik Zekeriya AKAR arasında 21.07.2004 tarihinde
yapılan üçlü protokol çerçevesinde 29.07.2004 tarihinde PO ile Baykan arasında “PO
Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi” imzalandığı, yine aynı protokol kapsamında 01.08.2004
tarihinde Baykan ile Zekeriya AKAR arasında 10 yıl süreli kira sözleşmesi imzalandığı
ve nihayetinde 04.08.2004 tarihinde Zekeriya AKAR’a ait başvuruya konu taşınmaz
üzerinde PO lehine 10 yıl süre ile intifa hakkı tanındığı belirtilmekte, bahse konu
10-21/265-98
4
anlaşma bütününün dikey anlaşmalardaki rekabet etmeme yükümlülüklerine ilişkin
olarak 2002/2 sayılı Tebliği’nin 5. maddesinin (a) bendinde düzenlenen istisna hükmü
kapsamında yer alıp almadığına karar verilmesi; şayet yer almıyorsa anlaşmaya 4054
sayılı Kanun’un 5. maddesi kapsamında bireysel muafiyet tanınması talep 150
edilmektedir.
Bildirime konu “PO Akaryakıt Bayilik Sözleşmesinin” “Satışlar” başlıklı 4. maddesinde
yer alan “BAYİ, işbu standart “Bayilik Sözleşmesi” hükümleri altında, yalnız mezkur
akaryakıt satış yerinde münhasıran PO’dan ve/veya nakliye masrafları kendisine ait
olmak üzere, PO’nun belirleyeceği yerden satın alacağı akaryakıt, LPG, madeni yağlar
ve diğer malları, evsafını değiştirmeden satmayı, bulundurmayı, … , PO tarafından
tesbit ve tayin olunacak şirketlerin malları dışında başkaca hakiki ve hükmi şahısların
mallarını hiçbir şekilde satmamayı, bulundurmamayı, … kabul ve taahhüt etmiştir,”
hükümleri yer almaktadır.
Görüldüğü üzere bahse konu sözleşme ile Baykan’ın faaliyetleri üzerine 2002/2 sayılı 160
Tebliğ anlamında rekabet yasağı getirilmekte olup söz konusu yasağın süresinin
belirlenmesinde ise gerek bayilik sözleşmesi, gerekse PO lehine tesis edilen intifa
hakkı süresinin dikkate alınması gerekmektedir. Danıştay’ın 13.05.2008 tarihli ve
E.2006/1604, K.2008/4196 sayılı kararı ve bu karar üzerine Rekabet Kurulunun
konuyla ilgili olarak daha önce almış olduğu kararlar ile sabit olduğu üzere; intifa,
tapuya şerh edilmiş kira veya benzer etkiye sahip sözleşmeler, bayi üzerindeki rekabet
etmeme yükümlülüğünün süresinin 2002/2 sayılı Tebliğ ile düzenlenen 5 yıllık üst sınırı
fiili olarak aşmasına neden olmaktadır.
Bu nedenle, bildirim konusu “PO Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi”, Protokol ve PO lehine
tesis edilen intifa hakkı, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi anlamında tek bir anlaşma 170
şeklinde değerlendirilmiştir.
2002/2 sayılı Tebliğ’in 2. maddesinde üretim ve dağıtım zincirinin farklı seviyelerinde
faaliyet gösteren iki ya da daha fazla teşebbüs arasında belirli mal veya hizmetin alımı,
satımı veya yeniden satımı amacıyla yapılan anlaşmalar dikey anlaşma olarak
tanımlanmaktadır. Bu açıdan, PO, Baykan ve Zekeriya AKAR arasında imzalanan
Protokol, PO ile Baykan arasında imzalanan “PO Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi” ve
bunlarla bağlantılı intifa hakkı dikey anlaşma niteliğinde olup 2002/2 sayılı Tebliğ
kapsamındadır.
2002/2 sayılı Tebliğ’in 3. maddesinde rekabet etmeme yükümlülüğü “alıcının anlaşma
konusu mal veya hizmetlerle rekabet eden mal veya hizmetleri üretmesini, satın 180
almasını, satmasını ya da yeniden satmasını engelleyen doğrudan veya dolaylı her
türlü yükümlülük” olarak ifade edilmiştir. Tebliğ’in “Rekabet Etmeme Yükümlülüğü”
başlıklı 5. maddesinde ise “Bu Tebliğ ile tanınan muafiyet anlaşmada yer alan, aşağıda
belirtilen yükümlülüklere uygulanmaz:
a) Alıcıya getirilen belirsiz süreli veya süresi beş yılı aşan rekabet etmeme
yükümlülüğü.
(Değişik: 2003/3 sayılı Rekabet Kurulu Tebliği; RG- 18.09.2003, 25233) Rekabet
etmeme yükümlülüğünün yukarıda belirtilen süreyi aşacak şekilde zımnen
yenilenebileceğinin kararlaştırılması halinde, rekabet etmeme yükümlülüğü belirsiz
süreli sayılır.” hükümlerine yer verilmiştir. 190
Yukarıda daha önce yer verildiği üzere bahse konu anlaşma ile Baykan üzerine 2002/2
sayılı Tebliğ’in 3. maddesi anlamında rekabet etmeme yükümlülüğü getirilmiştir. Diğer
taraftan “PO Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi”nin 3. maddesinde “İşbu sözleşme,
taraflarca imzalandığı tarihten itibaren geçerli olmak üzere (bir) yıl süreli olup,
taraflarca sürenin bitiminden en geç üç ay önce yazılı olarak yenilenmeyeceği ihbar
10-21/265-98
5
edilmediği takdirde, kendiliğinden aynı şartlarla 1 (bir) yıl daha uzar.” hükmü yer
almaktadır. Buna ilave olarak, yukarıda tarihine yer verilen Protokol uyarınca, anlaşma
konusu taşınmaz üzerinde PO lehine 04.08.2004 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle
geçerli olmak üzere intifa hakkı tesis edilmiştir. Bu çerçevede, bildirim konusu
Protokoller, “Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi” ve intifa haklarından oluşan dikey ilişkinin, 200
2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinde öngörülen beş yıllık süreyi aşar nitelikte rekabet
etmeme yükümlülüğü içerdiği sonucu ortaya çıkmaktadır.
Diğer yandan bildirim formunda, Baykan’ın ortağı veya ortaklarının yakını olmayan
anlaşma konusu akaryakıt istasyonunun maliki Zekeriya AKAR tarafından, 145.000 TL
bedelle PO’ya yukarıda belirtilen tarihte 10 yıl süre ile geçerli intifa hakkı tanındığı, bu
çerçevede taraflar arasındaki ilişkinin 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinin (a)
bendinde düzenlenen istisna kapsamında kabulünün gerektiği iddia edilmektedir.
Yukarıda daha önce yer verilmesine karşın tekrarlanmasında fayda görülen, Tebliğ’in
bahse konu hükmü şu şekildedir:
“Alıcının anlaşmaya dayalı faaliyetlerini sürdürürken kullanacağı tesisin mülkiyeti arazi 210
ile birlikte veya alıcı ile bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden sağlanan bir üst hakkı
çerçevesinde sağlayıcıya ait ise, yahut alıcı bu faaliyetini sağlayıcının alıcı ile
bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden elde ettiği bir ayni veya şahsi kullanım hakkının
konusu olan bir tesiste sürdürecekse, alıcıya getirilen rekabet etmeme yükümlülüğü,
söz konusu tesisin alıcı tarafından kullanıldığı süreye bağlanabilir; şu kadar ki, rekabet
etmeme yükümlülüğü, bu sürenin beş yılı aşan kısmı bakımından, sadece alıcının söz
konusu tesiste yürüteceği faaliyetini kapsar.”
Söz konusu hükümler dikkatle irdelendiğinde, bahse konu istisnadan yararlanmanın,
öncelikle iki koşuldan birinin varlığına bağlı olduğu görülmektedir. Buna göre alıcı
(bayi) anlaşmaya dayalı faaliyetini: 220
- ya doğrudan veya alıcıyla hiçbir bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden sağlanan
bir üst hakkı çerçevesinde sağlayıcıya (dağıtıcıya) ait tesis (akaryakıt istasyonu)
üzerinde,
- ya da bizzat sağlayıcı tarafından alıcıyla hiçbir bağlantısı olmayan üçüncü
kişilerden elde edilen bir ayni veya şahsi kullanım hakkına konu bir tesiste,
sürdürmelidir. Diğer yandan bahse konu hükmün ne şekilde yorumlanması gerektiğine
yönelik olarak Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’un 38. paragrafında yer verilen
açıklamalar bir önceki bölümde ayrıntılı aktarılmış olup burada tekrarlamaya ihtiyaç
görülmemiştir.
Dolayısıyla, bir anlaşmanın istisna kapsamında değerlendirilebilmesi için dağıtım 230
şirketinin (sağlayıcı) ilgili akaryakıt istasyonuna ilişkin ayni veya şahsi hakkını
doğrudan malikten alması ve daha sonra bu istasyonu başka bir şahsa işlettirmesi şartı
aranmaktadır. Bu bakımdan, bayinin sağlayıcıdan önce ilgili istasyon üzerinde ayni
veya şahsi bir hakka sahip olması halinde, daha sonra sağlayıcıya ayni veya şahsi
hakkı veren üçüncü bir kişi ile (malik) bağlantılı olduğu kabul edilmekte ve bu tür
sözleşmeler istisna kapsamında değerlendirilmemektedir.
Dosyadaki bilgilere göre ise, öncelikle salt taraflar arasında yapılan üçlü protokolün
dahi Baykan ile Zekeriya AKAR arasında bir bağlantı kurduğunu ifade etmek
gerekmektedir. Diğer taraftan PO lehine intifa hakkı tesisi öncesinde Baykan ile
Zekeriya AKAR arasında düzenlenen 01.08.2004 tarihli ve 10 yıl süreli bir de kira 240
anlaşması bulunmaktadır ki, bu anlaşma da taraflar arasında hukuki bir bağlantı
oluşturmaktadır. Dolayısıyla taşınmaz üzerinde kira bedeli, beklenilenin aksine, intifa
hakkı sahibi PO yerine, doğrudan malik Zekeriya AKAR’a ödenmektedir. Yine söz
konusu Protokol çerçevesinde, belirlenen intifa ivazının malik Zekeriya AKAR’a değil
10-21/265-98
6
bayi Baykan’a ödeneceği de karara bağlanmıştır. Nitekim söz konusu bedelin
Baykan’a ödenmiş olduğu bildirim formunda da belirtilmiştir. Bunun da ötesinde:
taraflar arasında imzalanan üçlü Protokol’ün “Feshin Sonuçları” başlıklı 12. maddesinin
(b) bendinde “İşbu protokol ve/veya buna uygun olarak akdedilmiş bayilik
sözleşmesinin (11). Maddenin (b) fıkrası gereğince feshi ve intifanın terkini halinde;
(bb) MALİKLER, işlememiş olan intifa süresine tekabül eden bakiye intifa ivazını, geri 250
ödeme tarihindeki Merkez Bankası Döviz Satış kuru üzerinden Türk Lirası olarak,
PO’ya iadeten ödemeyi beyan, kabul ve taahhüt etmişlerdir. Ayrıca bu nedenlerle,
PO’nun uğrayacağı kar mahrumiyeti dahil sair zarar ve ziyanın tazminini talep hakkı
her zaman mahfuzdur.” ifadeleri bulunmaktadır. Buna göre, Protokol’ün 11.
maddesinin (b) fıkrasında öngörülen nedenlerle PO ile Baykan arasında imzalanan
“PO Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi”nin feshi halinde dahi, PO tarafından Baykan’a
ödenen intifa ivazının işlememiş olan intifa süresine tekabül eden bakiye tutarı, malik
Zekeriya AKAR tarafından ödenecektir.
Tüm bu sayılan hususlar ışığında, Baykan ile Zekeriya AKAR arasında herhangi bir
bağlantı bulunmadığının, yahut bildirim formunda ifade edilen şekliyle, malik Zekeriya 260
AKAR’ın (bayi Baykan ile) “bağlantısız üçüncü kişi” sayılmasının kabulü mümkün
değildir. Bu çerçevede değerlendirildiğinde, şikâyete konu dikey ilişkinin Tebliğ’de
belirlenen istisnadan yararlanmadığı değerlendirilmektedir.
Bu çerçevede, gerek yargı kararları gerekse Rekabet Kurulunun konuya ilişkin geçmiş
tarihli kararları ışığında, bildirime konu dikey anlaşmanın 18.09.2010 tarihine kadar
2002/2 sayılı Tebliğ’in sağladığı grup muafiyeti kapsamında yer aldığı sonucuna
varılmaktadır.
H.3.3 PO ve Şan Petrol Arasında İmzalanan Dikey Anlaşma
Dosyadaki bilgilere göre, PO ile Şan arasında ilk olarak 06.01.1994 tarihinde bayilik
sözleşmesi yapıldığı, 2006 yılına kadar bu ilişkinin intifa hakkı kurulmaksızın devam 270
ettiği, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi sürerken 26.05.2006 tarihinde istasyonlu
bayilik faaliyetinin yürütüldüğü Şan Petrol’e ait başvuruya konu taşınmazda PO lehine
15 yıl süre ile intifa hakkı tanındığı, son olarak taraflar arasında 16.08.2007 tarihli
bayilik sözleşmesinin imzalandığı belirtilmekte ve söz konusu dikey anlaşmanın PO
lehine intifa hakkı tanınan 26.05.2006 tarihinden itibaren beş yıl süreyle geçerli olmak
üzere 26.05.2011 tarihine kadar 2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden
yararlandığına Rekabet Kurulunca karar verilmesi, bunun mümkün görülmemesi
halinde bahse konu dikey anlaşmaya bireysel muafiyet tanınması talep edilmektedir.
Önceki bölümlerde detaylı olarak yer verilen açıklamalar, bahse konu anlaşma
bakımından da geçerli olup başvuru konusu dosyanın incelenmesinden, anlaşma 280
kapsamında bayi üzerine rekabet etmememe yükümlülüğü getirildiği ve söz konusu
yükümlülüğün anlaşmanın ayrılmaz bir parçası olduğu konusunda tereddüt
bulunmamaktadır. Bu noktada önem kazanan husus, taraflar arasındaki dikey ilişkinin
süresinin ve bu çerçevede söz konusu dikey ilişkinin 2002/2 sayılı Tebliğ çerçevesinde
grup muafiyetinden yararlanabileceği en son tarihin belirlenmesi gerekmektedir.
Başvuru konusu dikey anlaşma, Rekabet Kurulunun konuyla ilgili olarak daha önce
almış olduğu ve taraflar arasındaki rekabet yasağına dayalı dikey ilişkinin kapsamının
ve süresinin ne şekilde tespit edileceğinin açık bir şekilde ortaya konduğu kararlardaki1
yaklaşımı doğrultusunda incelendiğinde: 2006 yılında hali hazırda tarafları bağlayıcı
nitelikteki bayilik sözleşmesi sürmekteyken PO lehine tanınan intifa hakkı nedeniyle 290
mevcut dikey ilişkinin süresinin uzatıldığı, 2007 yılında ise yine bu kez intifa hakkının
varlığında taraflar arasında yeni bir bayilik sözleşmesi imzalandığı görülmektedir. Bu
1 Rekabet Kurulunun 05.03.2009 tarih, 09-09-187-57 ve 09.12.2009 tarih, 09-58/1394-363 sayılı kararları.
10-21/265-98
7
nedenle taraflar arasında 06.01.1994 tarihinde imzalanan bayilik sözleşmesi ile kurulan
dikey ilişkinin anılan tarihten beri kesintiye uğramaksızın sürmekte olduğu, bu nedenle
söz konusu dikey anlaşmanın 18.09.2010 tarihine kadar 2002/2 sayılı Tebliğ ile
tanınan grup muafiyetinden yararlanabileceği sonucu ortaya çıkmaktadır.
H.3.4. Bireysel Muafiyet Değerlendirmesi
4054 sayılı Kanunun “Muafiyet” başlıklı 5. maddesine göre, Rekabet Kurulu, bu
maddede belirtilen koşulların tamamının varlığı halinde teşebbüsler arası anlaşma,
uyumlu eylem ve teşebbüs birlikleri kararlarının 4. madde hükümlerinin 300
uygulanmasından muaf tutulmasına karar verebilir: Bu koşullar 5. maddenin birinci
fıkrasında;
a. Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve
iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması,
b. Tüketicinin bundan yarar sağlaması,
c. İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması,
d. Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan
fazla sınırlanmaması
şeklinde sayılmıştır. Başvuruya konu dikey anlaşmaların yukarıda yer alan muafiyet
koşullarını taşıyıp taşımadığına ilişkin değerlendirmelere aşağıda yer verilmiştir. 310
H.3.4.1. Malların Üretim ve Dağıtımı ile Hizmetlerin Sunulmasında Yeni Gelişme
ve İyileşmelerin ya da Ekonomik veya Teknik Gelişmenin Sağlanması Şartı,
PO’nun Savunması ve Değerlendirme
Bu koşulun sağlandığının kabulü için üretimin ve dağıtımın iyileştirilmesi, teknik ve
ekonomik gelişmenin artması ve bunun net pozitif etkilerle sonuçlanması, etkinlik
artışının nesnel olarak gösterilebilmesi gerekmektedir.
Bu noktada, mehaz mevzuatın uygulanması konusundaki ATAD içtihadı, taraflara özgü
olan, yani öznel sayılabilecek ekonomik faydaların kabul edilemeyeceğini
gösterdiğinden, Komisyon’un Uygulama Rehberi; ileri sürülen etkinlik artışının niteliği,
anlaşma ile etkinlik artışı arasındaki bağlantı, iddia edilen etkinlik artışının büyüklüğü 320
ve gerçekleşme olasılığı, bunun nasıl ve ne zaman ortaya çıkacağı ve etkinlik artışına
ulaşmanın maliyeti konularında ikna edici açıklamaların bulunması gerektiğini
belirtmektedir.
Buna karşın bildirim formunda, taraflar arasında kurulan türden bayilik ilişkileri ile
dağıtım kanallarının genişlediği; buna ek olarak Al-Kar adına yapılan başvuruda, dosya
konusu türünden dikey ilişkilere muafiyet tanındığında Al-Kar’ın faaliyette bulunduğu
Elazığ merkezde akaryakıt ve madeni yağ dağıtım pazarında daha fazla oyuncunun
faaliyet göstermesinin sağlanacağı, diğer yandan akaryakıt istasyonu olmaya uygun bir
taşınmazı bulunmayan bayilerin de pazarda kalmasının sağlanabileceği belirtilmekle
yetinilmiştir. 330
Sayılan türden faydalar dikey anlaşmaların genel mahiyette ve bilinen faydaları
olmakla birlikte, yapılan açıklamalar bildirim konusu anlaşmara bireysel mufiyet
tanınması halinde yaratılacak ekonomik ve teknolojik iyileşme ve/veya gelişmeleri
nesnel olarak ortaya koyabilmekten uzaktır. Kaldı ki, anılan türden faydaların
sağlanması için ilgili dikey anlaşmaların bildirim kapsamında talep edilen süreler kadar
uygulanmasının gerekli ve yeterli koşul olduğu yönünde hiç bir somut açıklama da
bulunmamaktadır. Bu hususa aşağıda ayrıca değinilmiştir.
10-21/265-98
8
H.3.4.2. Tüketicinin Ortaya Çıkan Ekonomik veya Teknik Gelişmeden Yarar 340
Sağlaması Şartı, PO’nun Savunması ve Değerlendirme
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi anlamında rekabeti sınırlayıcı etkileri olan bir
anlaşmanın muafiyet alabilmesi için, tüketicinin ekonomik gelişmeden yarar sağlaması,
ortaya çıkacak faydadan tüketicinin adil bir pay alması bir diğer koşuldur. Tüketiciye
yansıyacak yararlar kapsamında; fiyatlarda sağlanacak düşüş, kalitenin ve ürün
çeşitliliğinin arttırılması, mal veya hizmet arzında devamlılığın sağlanması gibi hususlar
sayılabilir.
Bu hususa ilişkin olarak bildirim formlarında yapılan açıklamalar da: taraflar arasında
kurulan türden bayilik ilişkileri ile dağıtım kanallarının genişlediği, bayi sayısının
artmasının ise gerek marka içi gerekse markalar arası rekabeti artırarak tüketiciye 350
daha kaliteli hizmet ve daha düşük maliyet olarak yansıdığı ile sınırlıdır.
Bildirim konusu anlaşmalar bakımından tüketici yararı öncelikle fiyat açısından
değerlendirilecektir. Fiyat konusu Rekabet Kurulu’nun 24.07.2008 tarih ve 08-47/653-
250 sayılı kararında ayrıntılı olarak ele alınmış olup; kararda akaryakıt dağıtım
şirketlerinin uyguladıkları fiyatlar arasında litre bazında genellikle 1-3 kuruşluk farkların
bulunduğu, genel olarak ise rafineri çıkış fiyatlarını takip ettikleri belirtilmiştir.
Petrol piyasasında satışa sunulan ürünlerin -özellikle ulusal marker uygulamasından
sonra- büyük ölçüde homojen nitelikte olmaları, rafinaj ve dağıtım kademelerinde
yeterince rekabetçi bir yapının bulunmaması, pompa satış fiyatları içerisinde dolaylı
vergilerin payının çok yüksek olması gibi nedenlerle, farklı dağıtıcılarca ülke genelinde 360
uygulanan akaryakıt fiyatlarının birbirine çok yakın düzeylerde seyrettiği dikkate
alındığında, dikey anlaşmalar bakımından getirilecek kolaylıklar sonucunda fiyatlarda
tüketiciye doğrudan yansıyacak anlamlı bir düşüş beklentisinin gerçekçi olmayacağı
açıktır.
Diğer yandan, somut olarak bakıldığında da akaryakıt ürünlerinde rekabetçi bir
fiyatlandırmanın olmadığına işaret eden olgular mevcuttur: Bilindiği üzere 2009 yılının
ortalarında, uzun süreli intifa sürelerine dayalı anlaşmaların yürürlükte olduğu
dönemde ortaya çıkan fiyatlandırma yapısına EPDK tarafından müdahale edilmiştir.
EPDK tarafından yapılan tavan fiyat müdahalesinin en önemli gerekçeleri; ilgili pazarda
fiyatların dünya fiyatlarına kıyasla ve yalnızca dolaylı vergi oranlarıyla 370
açıklanamayacak derecede yüksek olması ve pazardaki dağıtıcılar tarafından
uygulanan fiyatların neredeyse aynı sayılabilecek kadar birbirine yakın seyretmesidir.
Yalnızca dikey anlaşmalara dayalı katı yapıyla açıklanması mümkün olmamakla
birlikte, ortaya çıkan bu sorunlar, uzun süreli sözleşmelere dayalı yapının fiyatlandırma
bakımından olumlu sonuçlar doğurmadığını göstermektedir.
PO tarafından öne sürülen: tüketiciye daha kaliteli hizmet sunulabilmesi için bildirime
konu türden anlaşmaların gerçekten de muafiyet talep edilen süreler kadar
uygulanmasına ihtiyaç bulunup bulunmadığı, dolayısıyla rekabetin gereğinden fazla
kısıtlanıp kısıtlanmadığı Kararın izleyen bölümlerinde ele alınmıştır.
H.3.4.3. İlgili Pazarın Önemli Bir Bölümünde Rekabetin Ortadan Kalkmaması 380
Şartı, PO’nun Savunması ve Değerlendirme
Muafiyet kararı verilebilmesinde aranan bu olumsuz koşul gereğince, muafiyete konu
anlaşma ilgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmasına neden
olmamalı, başka bir deyişle sağlanan ekonomik gelişme veya fayda ile tüketicinin
bundan yarar sağlaması, rekabetin ortadan kaldırılması ile ulaşılan sonuçlar
olmamalıdır. Bu değerlendirme yapılırken dikkate alınması gereken başlıca hususlar;
pazarda hâlihazırda giriş engellerinin olup olmadığı, hâkim durumda olan bir
teşebbüsün bulunup bulunmadığı, dikey anlaşmalar aracılığıyla giriş engeli yaratılıp
10-21/265-98
9
yaratılmadığı, tüketici tercihlerinin ne ölçüde kısıtlandığı ve pazarın yapısı olarak
sıralanabilir. 390
Esasen akaryakıt dağıtım lisansı alabilmek için pazarda önemli bir hukuki giriş engeli
bulunmamaktadır. Bu nedenle hâlihazırda çok sayıda dağıtım firmasının sektörde
faaliyet gösterdiği söylenebilir. Akaryakıt dağıtım piyasasında 1994 yılında 10 adet
şirket faaliyet gösterirken 2009 yılı itibarıyla 53 lisanslı dağıtım şirketi bulunmaktadır.
Akaryakıt ürünlerinin tüketiciyle buluştuğu bayiler bakımından ise 5015 sayılı Kanun’da
belirtilen kilometre tahdidi ve istasyon ruhsatı alabilecek arsa bulma zorluğu, kısmi giriş
engelleri olarak değerlendirilebilir.
EPDK verilerine göre, pazar paylarına göre en büyük 5 dağıtıcı şirketin, pazarın
yaklaşık %84’üne; en büyük 10 dağıtıcı şirketin ise, pazarın yaklaşık %92’sine sahip
olduğu görülmektedir. Teşebbüslerin pazar paylarına bakıldığında, herhangi bir 400
teşebbüsün hakim durumda olduğunu söylemenin mümkün olmadığı ilgili ürün
pazarında, yaklaşık %26’lık oranla en yüksek pazar payına sahip teşebbüsün Petrol
Ofisi A.Ş. olduğu, onu sırasıyla yaklaşık yine %21 ile Shell&Turcas A.Ş., %16 oranla
Opet Petrolcülük A.Ş. ve %12 ile BP Petrolleri A.Ş.’nin takip ettiği görülmektedir.
Pazara ilişkin bu genel istatistiksel verilerin ötesinde, ilgili pazarın önemli bir
bölümünde rekabetin ortadan kalkıp kalkmadığına ilişkin değerlendirmelerde; dikey
anlaşmalardaki rekabet kısıtlamalarının, teşebbüslerin bu kısıtlamaları stratejik bir
şekilde piyasaya girişleri kapatmak için kullanma olasılığı çerçevesinde ele alınması ve
benzer anlaşmaların pazarda yaratacağı kümülatif (birikimli) etkiye bakılması
gerekmektedir. 410
En geniş tanımı ile piyasa kapama etkisi, alıcının sağlayıcıya ve/veya sağlayıcının
alıcıya erişimini kısıtlayan ticari stratejileri ifade etmektedir. Bir diğer tanımda ise
piyasa kapama etkisi, mevcut ya da piyasaya yeni giren rakip teşebbüslerin rekabet
etme şansı bulamadığı piyasa yapısı şeklinde ifade edilmiştir. Dağıtım seviyesinde
ortaya çıkan kapama etkisi, ilgili piyasada bağlı satış noktası sayısının toplam dağıtım
ağına oranı şeklinde ifade edilmektedir. Bu oranın yükselmesi, bir sağlayıcının, girdi
temininde veya üretimde herhangi bir güçlük yaşamadığı halde dahi, en basit ifadeyle
ürettiği mal ya da hizmetleri son kullanıcılara ulaştıracak alıcı bulamaması nedeniyle
piyasa dışına çıkmasına neden olabilmektedir. Bir başka deyişle, eğer bir teşebbüs
yeterli sayıda müşterisini rakiplerinden mal almamaya ikna ederse, rakipler etkin bir 420
şekilde üretim yapmalarını ya da piyasada var olmalarını sağlayacak miktardaki ürünü
satın alacak sayıda (hacimde) müşteri bulamayabilirler. Bu durumun doğal sonucu,
potansiyel rakiplerin piyasaya girişinin engellenmesi ve/veya mevcut rakiplerin görece
yüksek maliyetlere katlanarak varlığını sürdürme ya da piyasadan çekilme kararı ile
karşı karşıya kalmasıdır. Kuşkusuz bu sonucun ortaya çıkmasında ve yaratacağı
olumsuz etkilerin derecesinde, piyasa kapama etkisine neden olan dikey anlaşmanın
süresi de son derece önem arz etmektedir.
Bu bakımdan dikey anlaşmaların ekonomiye ve tüketiciye sağlayacağı yararlar ile ilgili
pazardaki rekabetçi yapı üzerinde yaratması muhtemel zararlar arasında makul bir
denge kurmayı hedefleyen 2002/2 sayılı Tebliğ, bu tür anlaşmaların rekabet yasağına 430
ilişkin hükümlerinin beş yılı aşmamak kaydıyla muafiyetten yararlanabileceğini
düzenlemektedir.
Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuzun 119. paragrafı şu şekildedir:
“Sağlayıcının pazar gücü değerlendirilirken “rakiplerin pazardaki konumu” da önemlidir.
Rakipler yeterince çok ve güçlü ise sağlayıcının uyguladığı tek marka anlaşmasından
hissedilir derecede rekabeti bozucu etkiler beklenmez. Pazar kapama etkisi, rakip
teşebbüslerin tek marka anlaşmasını uygulayan sağlayıcıdan önemli ölçüde küçük
10-21/265-98
10
olduğu hallerde ortaya çıkabilecektir. Rakipler birbirine benzer büyüklükte ve benzer
çekicilikte ürünler sunuyorlarsa pazarın rakiplere kapatılması söz konusu
olmayabilecektir. Ancak ilgili pazarda sağlayıcılar önemli sayıda alıcıyla bu yönde 440
anlaşmalar yapmış ise, pazar potansiyel rakiplere kapatılabilir. Birikimli etki olarak
da adlandırılan bu durum aynı zamanda sağlayıcılar arasında rekabeti sınırlayıcı
işbirliğine (collusion) de yol açabilir. Şayet sağlayıcılar Tebliğ kapsamında iseler bu
yöndeki birikimli etkiyi ortadan kaldırmak için muafiyetin geri alınması gerekebilir. Bir
sağlayıcının bağlı pazar payı % 5’ten az ise, anılan sağlayıcının birikimli kapama
etkisine önemli bir katkıda bulunmadığı kabul edilebilir.”
Söz konusu Kılavuz’un 49. paragrafında ise şu açıklamalar bulunmaktadır:
“…Pazarda faaliyet gösteren pek çok sağlayıcının dağıtım organizasyonlarını benzer
kısıtlamaları kullanarak birbirlerine paralel biçimde düzenlemeleri, dikey kısıtlamaların
olumsuz etkilerini arttırıcı etkiye sahiptir. Bu durum birikimli etki olarak da 450
tanımlanmakta olup, muafiyetin geri alınması, birikimli etkiden kaynaklanabilecek
rekabet sorunları nedeniyle de gündeme gelebilecektir. İlgili pazara girişler ve ilgili
pazardaki rekabet, birbiriyle rekabet halindeki sağlayıcılar veya alıcılar tarafından
uygulanan benzer nitelikteki dikey anlaşmaların oluşturduğu paralel ağlar tarafından
önemli ölçüde engellenmekte ise Kanun’un 5. maddesindeki muafiyet şartlarının
gerçekleşmesi mümkün değildir.”
2002/2 sayılı Tebliğ’in 6. maddesinde de şu düzenleme yer almaktadır:
“Benzer nitelikteki dikey sınırlamaların oluşturduğu paralel ağlar ilgili pazarın
%50’sinden fazlasını kapsıyorsa, Rekabet Kurulu, ayrıca çıkaracağı bir tebliğ ile ilgili
pazarda belirli sınırlamaları içeren dikey anlaşmaları bu Tebliğ’in sağladığı muafiyetin 460
dışına çıkarabilir.”
Yukarıda yer verilen açıklamalar büyük ölçüde, pazar payının muafiyete ilişkin
değerlendirmelerde dikkate alınması gereken asli bir unsur olduğunu göstermektedir.
Bu noktada PO’nun pazar payı bakımından ilgili pazardaki en büyük teşebbüs
konumunda olduğunu vurgulamakta fayda görülmektedir. Diğer yandan, muhtemel
kümülatif etkinin belirlenmesinde yalnızca ilgili tarafların pazar payına dayalı bir
yaklaşım yeterli olmayıp, muafiyet tanınan anlaşmanın niteliği ve diğer anlaşmalar
içerisindeki yerinin iyi tespit edilmesi ve benzer anlaşmalarla birlikte ele alınması
gerekmektedir.
Bu noktada, pazar payı ölçütü dışarıda bırakıldığında, akaryakıt ürünlerinin istasyonlar 470
marifetiyle satışında, gerek yerleşik teamüller gerekse ilgili mevzuat nedeniyle, benzer
nitelikteki dikey sınırlamalar içeren anlaşmaların oluşturduğu paralel ağların, ilgili
pazarın %100’ünü kapsadığını vurgulamak gerekmektedir. Yani ilgili pazarda yer alan
dağıtıcı teşebbüslerin tamamının istasyonlu bayileri ile yapmış oldukları bütün dikey
anlaşmalar tek marka sınırlaması içermekte ve bu bakımdan, bayiler üzerine
dağıtıcılar tarafından arz edilen mallar ile rekabet etmeme yükümlülüğü getirmektedir.
Bu bakımdan: münferit olarak değerlendirildiğinde, pazarda hissedilir bir etki
yaratmayabileceği düşünülen bir anlaşmanın, sektörde eşdeğer ya da büyük ölçüde
benzer durumda olan teşebbüslerin tamamınca uygulanması nedeniyle ortaya çıkan
birikimli etkinin, pazarın önemli bir bölümünün diğer dağıtıcıların rekabetine 480
kapatılması, pazarda işbirliği ve koordinasyon riskinin önemli ölçüde artması sonucunu
doğurması kaçınılmaz olacaktır.
Başvuru konusu dikey anlaşmaların sürelerinin, ilgili pazardaki rekabetçi yapı üzerine
mevcut ve/veya muhtemel etkilerine de ayrıca değinmekte fayda görülmektedir. Dikey
Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’un 118. paragrafında konuyla ilgili olarak şu açıklamalar
bulunmaktadır:
10-21/265-98
11
“Sağlayıcının pazardaki konumu yanında uygulanan rekabet etmeme yükümlülüğünün
kapsamı ve süresi de anılan değerlendirmede çok önem kazanmaktadır. Sağlayıcının
satışlarının tek marka anlaşmasından kaynaklanan kısmı arttıkça, eş deyişle bağlı
pazar payı arttıkça, pazarda kapama riski de artacaktır. Benzer şekilde rekabet 490
etmeme yükümlüğünün süresi arttıkça pazarın kapanması o oranda artacaktır. Hakim
durumda olmayan teşebbüsler tarafından yapılan ve rekabet etmeme yükümlülüğünün
süresi bir yıldan az olan anlaşmaların, genel olarak hissedilir derecede rekabeti bozma
etkisi olmadığı kabul edilir. Hakim durumda olmayan teşebbüslerin bir ila beş yıl
arasındaki rekabet etmeme yükümlülüğü içeren anlaşmalarının muafiyet alabilmeleri
bu anlaşmaların rekabeti azaltıcı ve artırıcı etkilerinin dengelenmesine bağlıdır. Öte
yandan beş yılı aşan bu yöndeki anlaşmalar birçok yatırım türü için ileri sürülen
etkinliklere ulaşmak için gerekli görülmez veya bu etkinlikler pazar kapama
etkisini dengelemeye yeterli değildir.”
Yukarıda da aktarıldığı üzere, PO tarafından muafiyeti istenen anlaşmalardan iki adeti 500
altı, bir adeti ise 16 yıldır kesintisiz olarak uygulanmaktadır. Bununla birlikte, Al-Kar,
Baykan ve Şan il yapılan dikey anlaşmalara konu istasyonlar üzerinde PO lehine tesis
edilen intifa haklarının kalan süreleri ise sırasıyla dokuz, dört ve 16 yıldır.
Oysa Kılavuz’un ilgili bölümünde de açıkça belirtildiği üzere, dikey anlaşmalardaki
rekabet etmeme yükümlülüklerine ya da bu yükümlülüklerin anlaşmanın esaslı bir
unsuru olduğu hallerde bir bütün olarak ilgili anlaşmaya, 2002/2 sayılı Tebliğ ile
getirilen beş yıllık sürenin üzerinde bir süre için muafiyet tanınması çoğu kez haklı
görülememekte, anlaşma sonucu ortaya çıkan etkinlikler, süresi beş yılı aşan
anlaşmaların yaratacağı pazar kapama etkisini dengelemeye yeterli olarak
değerlendirilememektedir. Nitekim bildirim formlarında da anılan anlaşmalara süreleri 510
sonuna kadar muafiyet tanınması talebinin haklı gerekçeleri açıklanamamamıştır.
Bu açıklamaların sonunda özetle ifade etmek gerekirse, bildirime konu anlaşmaların
ilgili pazarın önemli bir bölümünde rekabeti ortadan kaldıracak nitelikte anlaşmalar
oldukları, bu nedenle 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer
verilen koşulları taşımadıkları kanaatine varılmıştır.
H.3.4.4. Rekabetin (a) ve (b) Bentlerindeki Amaçların Elde Edilmesi İçin Zorunlu
Olandan Fazla Sınırlanmaması Şartı, PO’nun Savunması ve Değerlendirme
4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca, ilgili piyasanın önemli bir kısmında
rekabetin önemli ölçüde ortadan kaldırılmasına yol açmayacak olan bir anlaşmanın,
tüketicilerin de faydasına olacak şekilde doğuracağı gelişme veya iyileşmelerin 520
rekabeti daha az sınırlayıcı bir yol izlenerek elde edilmesi mümkünse, söz konusu
anlaşmaya muafiyet tanınması mümkün değildir. Buna göre, sınırlama, anlaşmanın
ardında yatan temel amaca uygun ve bunun gerçekleştirilmesi için gerekli olmalıdır.
Buna karşın, yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere, bildirim konusu anlaşmalar
4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 1. fıkrasının (a) ve (b) bentleri anlamında dikkate
değer ölçüde iyileşme ve/veya gelişme ile tüketici yararı sağlamadıkları gibi; ilgili
pazarın önemli bir bölümünde de rekabetin ortadan kaldırılmasına neden olacak
niteliktedirler. Bu nedenle söz konusu anlaşmalar bakımından, iddia edilen olumlu
sonuçların alınabilmesi için 2002/2 sayılı Tebliğ ile getirilen beş yıllık genel muafiyet
süresi yeterlidir. Kaldı ki; söz konusu beş yıllık sürenin sonunda tarafların özgür 530
iradeleri ile yeni bir anlaşma yapmaları önünde herhangi bir engel de
bulunmamaktadır. Dolayısıyla bahse konu anlaşmalar bakımından Tebliğ ile
düzenlenen sınırı aşan sürelerin, rekabetin gereğinden fazla sınırlanması sonucunu
ortaya çıkardığı görülmektedir.
10-21/265-98
12
Tüm bu tespit ve değerlendirmeler neticesinde: bildirime konu anlaşmaların 4054 sayılı
Kanun’un 5. maddesinin 1. fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerinde sayılan koşulları
taşımadıkları ve bu nedenle hepsine birden 2002/2 sayılı Tebliğ ile öngörülen sınırı
aşan süreler için bireysel muafiyet tanınmasının mümkün olmadığı sonucuna
ulaşılmıştır.
I. SONUÇ 540
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre;
- Petrol Ofisi A.Ş. ile sırasıyla Al-Kar Besicilik Orm. Ür. İnş. Mob. Otom. San. Tic. Ltd.
Şti., B-Baykan Pet. Ürn. Nak. Gıda Oto. İnş. Tic. Ltd. Şti. ve Şan Petrol Nak. İnş. Gıda
Hububat Otomotiv Yedek Parça Tic. San. A.Ş. arasında imzalanan dikey anlaşmaların
18.09.2010 tarihine kadar 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara Ilişkin Grup Muafiyeti
Tebliği kapsamında grup muafiyetinden yararlandığına ve bu tarihe kadar uygulama
olanağı olduğuna,
- Söz konusu anlaşmalara 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 5.
maddesi kapsamında bireysel muafiyet tanınamayacağına
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir. 550
Full & Egal Universal Law Academy