Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2009-2-288 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 10-21/271-100
Karar Tarihi : 04.03.2010
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER 10
Başkan : Prof.Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, Mehmet Akif ERSİN, İsmail Hakkı
KARAKELLE, Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY, Murat
ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER : Hakan BİLİR, Adnan AKGÜN
Özgür Can ÖZBEK, Can TANERİ
C. BAŞVURUDA : - Vodafone Telekomünikasyon A.Ş. 20
BULUNAN Temsilcisi: Av. Dr. Yılmaz ARSLAN
Barbaros Bulvarı Tan Apt. 60/5 Balmumcu Beşiktaş / İstanbul
D. HAKKINDA ÖNARAŞTIRMA YAPILAN:
-Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.
Turkcell Plaza, Meşrutiyet Cad. No: 71 Tepebaşı / İstanbul
E. DOSYA KONUSU: Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.’nin bazı şebeke içi
tarifelerini diğer GSM şebekelerine girdi olarak temin ettiği ara bağlantı
ücretinin altında belirlediği ve bu bağlamda fiyat sıkıştırması yoluyla hakim 30
durumunu kötüye kullandığı iddiası.
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Kurum kayıtlarına 18.05.2009 tarih ve 3500 sayı ile giren ve
geçici tedbir talebi içeren şikayet dilekçesinde özetle;
- Turkcell’in “BizBize Kamu” tarifesi ile başlattığı eylemlerin pazar gücünün
kötüye kullanılması sonucunu doğurduğu ve Turkcell’in anılan tarifesi ile fiyat
sıkıştırması ve yıkıcı fiyatlama yaparak 4054 sayılı Kanun’u ihlal ettiği,
- Turkcell’in hâkim durumda bulunduğu Turkcell şebekesinde sonlanan çağrılar
pazarında etkin piyasa gücünü kullanarak son kullanıcıya sunduğu hizmetlerin
(bazı şebeke içi tarifeler) ücretini aralarında Vodafone’un da bulunduğu rakip
GSM işletmecilerine zorunlu girdi olarak sunduğu arabağlantı ücretinin (çağrı 40
sonlandırma ücreti) altında belirlemek suretiyle GSM hizmetleri pazarındaki
payını hukuka aykırı şekilde arttırdığı ve fiyat sıkıştırması yaptığı, bu
çerçevede rakiplerin faaliyetini zorlaştırdığı ve piyasaya yeni girişleri
engellediği,
- Turkcell’in etkin piyasa gücüne sahip olduğunun emsal Bilgi Teknolojileri ve
İletişim Kurumu (BTK) ve Rekabet Kurulu kararları ile ortaya konulduğu,
Turkcell’in maliyet bilgilerine sahip olunmamakla beraber piyasadaki
işletmecilerin en önemli gelir kalemlerinden birini çağrı sonlandırma
10-21/271-100
2
ücretlerinin oluşturduğu ve sadece çağrı sonlandırma ücretleri ve hazine payı
gibi maliyetlerle bir hesaplama yapıldığında bile bazı kullanım oranlarında 50
kârlılığın negatif olduğu ve bu kullanım oranlarının gerçekleşmesinin olası
olduğu, dolayısıyla Turkcell’in zararının artacağı ve maliyet altı satış yapıyor
olacağı,
- Bu hususlara ek olarak tarifede tüm kamu çalışanları ve emeklilerine 5
yakınlarını da referans göstererek bu tarifeye dahil etme olanağının verildiği ve
bu kişiler için bir şart aranmadığı, dolayısıyla tarifenin özel hukuk tüzel kişileri
dışında neredeyse herkese açık olduğu ve ilk 50.000 Turkcell abonesinin
yararlanabilecek olması çerçevesinde Turkcell’in niyetinin aboneler arasında
gerçekleşen şebeke içi görüşme sürelerini arttırmak değil, rakip operatörlerden
numara taşınabilirliği kapsamında abone çalmak olduğu, ayrıca süresi ve 60
kapsamı bakımından değerlendirildiğinde tarifenin rekabeti bozma veya
engelleme amacı taşıdığı,
- Söz konusu özellikler göz önünde tutulduğunda tarifenin rakipleri piyasa dışına
çıkarma ihtimalinin yüksek olduğu, tarifeye geçişlerin çok yüksek hızda
gerçekleştiği, bu çerçevede rakiplerin disipline edilmiş olduğu ve böylece etkin
rekabet etmelerinin engellenmiş olduğu ayrıca söz konusu piyasaya girişlerin
oldukça zor olduğu, tüm bu koşullar çerçevesinde Turkcell’in yıkıcı fiyatlama
yapıyor olduğu
iddia edilmektedir.
G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 18.5.2009 tarih ve 3500 sayı ile intikal 70
eden başvuru üzerine yapılan incelemeler neticesinde hazırlanan 29.12.2009 tarih ve
2009–2-288/İİ–09-AA sayılı İlk İnceleme Raporu ve ekleri, 10-01 sayılı Kurul
toplantısında ele alınmış ve önaraştırma açılmasına karar verilmiştir. İlgili karar
uyarınca yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 25.2.2010 tarih ve 2009-2-
288/ÖA-10-HB sayılı Önaraştırma Raporu 2.3.2010 tarih ve REK.0.06.00.00-110/104
sayılı Başkanlık önergesi ile 10-21 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara
bağlanmıştır.
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda; Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.
hakkında 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına gerek 80
olmadığı ifade edilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
Yapılan başvuru ile ilgili olarak 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun
7. maddesi uyarınca BTK’dan 28.05.2009 tarih ve 2196 sayılı yazı ile görüş talep
edilmiş, akabinde BTK tarafından gönderilen 09.09.2009 tarih ve 6533 sayılı,
04.12.2009 tarih ve 8595 sayılı yazılar ile 25.12.2009 tarih ve 9268 sayılı görüş
Rekabet Kurumu kayıtlarına intikal etmiştir.
I.1. Şikayet Konusu “Bizbize Kamu Her Yöne 1200 Dakika Alt Seçeneği”
BizBize Kamu 1200, Turkcell tarafından “BizBize Kamu” tarifesinin alt seçeneği 90
olarak 29.04.2009 tarihinde uygulamaya konulmuştur. İlgili tarife alt seçeneği
kapsamında, kamu çalışanı ya da emeklisi olan, mevcut Turkcell abonelerine, yeni
bir faturalı hat alan ya da numarasını Turkcell’e taşıyan abonelere, KDV ve ÖİV dahil
ayda 35 TL karşılığında, her yöne toplam 1200 dakika arama yapabilme hakkı ve 5
adet yakınlarını referans göstererek ilgili alt seçeneğe kaydedilmelerini sağlama
10-21/271-100
3
imkanı tanınmıştır. Anılan tarife alt seçeneğinin tüm yönlere doğru yapılan aramalar
için paket aşım ücreti 0,24 TL’dir.
İlgili alt tarife seçeneğine katılım hâlihazırda, Turkcell şebekesine kayıtlı aboneler
bakımından 180.000 kişi ile sınırlandırılmış ancak yeni bir faturalı hat alan ya da
numarasını Turkcell’e taşıyan aboneler için katılım sınırı getirilmemiş; akabinde tarife 100
alt seçeneği 16.07.2009 tarihi ile abone alımına tamamen kapatılmıştır. Tarife alt
seçeneğinin bitiş tarihi 01.01.2011 olarak ilan edilmiştir.
I.2. Fiyat Sıkıştırması İddiasının Değerlendirilmesi
Şikayet dilekçesinde, Turkcell’in hâkim durumda bulunduğu kendi şebekesinde
sonlanan çağrılar pazarında; hâkim durumundan kaynaklanan gücünü kullanarak
bazı şebeke içi tarifelerinin ücretlerini, rakip GSM işletmecilerine zorunlu girdi olarak
sunduğu çağrı sonlandırma ücretinin altında belirlemek suretiyle hâkim durumunu
kötüye kullandığı ve bu suretle fiyat sıkıştırması yaptığı iddia edilmektedir.
Marj sıkıştırması ya da fiyat sıkıştırması, son dönemlerde rekabet otoritelerinin
özellikle telekomünikasyon sektöründe ilgi odağı olan1 bir hâkim durumun kötüye 110
kullanılması şeklidir. Fiyat sıkıştırması, üst pazarda yüksek pazar gücüne sahip dikey
bütünleşik bir firmanın, bu pazarda üretimini kontrol ettiği girdinin fiyatı ve bu girdiden
üretilen alt pazar ürününün fiyatı arasındaki marjı, bu fiyatların düzeyinde değişiklikler
yaparak kısması sonucunda oluşmaktadır. Hâkim durumdaki teşebbüsün üst pazar
fiyatını yükseltme, alt pazar fiyatını düşürme veya her ikisini aynı anda uygulama
yoluyla gerçekleştirdiği bu fiyatlama stratejisi sonucunda alt pazarda faaliyet
gösterebilmeleri bu girdiye bağlı olan, hâkim durumdaki firmaya girdi fiyatını ödemek
ve aynı zamanda firmanın alt pazar fiyatıyla rekabet etmek durumunda kalan mevcut
veya potansiyel rakiplerin hâkim durumdaki teşebbüsle rekabet edebilmesi olanaksız
hale gelebilmektedir. 120
Fiyat sıkıştırması kavramının bir ihlal olarak değerlendirilmesinin altında, dikey
bütünleşik bir teşebbüsün, kendisinin hâkim durumda bulunduğu bir pazardaki
konumunu kullanarak, yine kendisinin de faaliyet gösterdiği diğer bir pazardaki
rakiplerinin normal kâr elde etmesini engellemesi, bu yolla pazardan çıkışların
yaşanmasına veya potansiyel rakiplerin pazara girişinin engellenmesine neden
olması, bu hususların ayrı ayrı veya beraberce gerçekleşmesi durumunda da
rekabetin azaltılması, sınırlanması ya da azalma/sınırlanma ihtimalinin bulunması
gibi durumlara sebebiyet vermesi yatmaktadır.
Teşebbüsün fiyat sıkıştırması uygulamasının kendisi için kârlı ve rasyonel olabilmesi
için, üst pazarda üretilen girdinin alt pazardaki üretim ve rekabet için zorunluluk arz 130
etmesi, alt pazardaki eksik rekabet koşullarının varlığı, ürünün homojenlik düzeyinin
yüksek olması, teşebbüsün girdi fiyatı ve kârlılığı üzerinde kontrolünün olması, her iki
pazardaki üretim kapasitesinin yeterliliği ve rakiplerin dikey bütünleşme olasılığının
varlığı gibi unsurlar belirleyici olmaktadır. Bu unsurların olmaması halinde dahi bazı
durumlarda teşebbüsün fiyatlandırma politikası rakiplerin marjlarının sıkışmasına yol
açabilecektir; ancak bu durum dışsal ekonomik koşullardan veya teşebbüsün dikey
bütünleşmesinin getirdiği maliyet avantajının fiyatlara yansıması gibi nedenlerden
kaynaklanabilir. Rakiplerin marjlarının kısılmasıyla sonuçlanan her fiyatlama
davranışı anti-rekabetçi amaç ve etki doğurmayabilmektedir.
1 Rekabet Kurumu’nun 08-65/1055-411 sayılı Türk Telekom ve TTNET kararı. Deutsche Telekom (OJ
2003 L263/9), Wanadoo Espana vs Telefonica (COMP/38.784, 4.7.2007).
10-21/271-100
4
Avrupa Topluluğu Anlaşması’nın hâkim durum ihlallerini düzenleyen 82. maddesi, 140
hâkim durumdaki teşebbüs davranışlarını yasaklayan “genel normlar” niteliğinde
olduğundan bütün ihlal türleri betimlenmemiş ve bu sebeple de yıkıcı fiyatlamaya
doğrudan yer verilmemiştir. Bununla birlikte, 82. maddenin dışlayıcı ihlallere yönelik
uygulanmasında benimsenecek ilkelerin açıklandığı ve genel olarak teşebbüs
davranışlarına müdahalede tüketici zararının esas alındığı etki temelli yaklaşımın
benimsendiği Komisyon’un Tartışma Metni’nde (Tartışma Metni), fiyat sıkıştırması
sözleşme yapmayı reddetmenin bir çeşidi olarak nitelendirilmiştir2. Ancak Metin’de
fiyat sıkıştırmasının hukuki değerlendirmesine ayrıntılı bir şekilde yer verilmemiştir.
Hâkim durumdaki teşebbüsün rekabet karşıtı amaçlarla fiyat sıkıştırmasını
gerçekleştirebilmesi için öncelikle belirli ekonomik ve hukuki koşulların bir arada 150
bulunması gerekmektedir. AB rekabet hukuku içtihatlarında da genel kabul görmüş
bu koşullar kısaca;
1. Dikey bütünleşik bir teşebbüsün üst pazarda hâkim durumda bulunması,
2. Bu pazarda sunulan ürün veya hizmetin alt pazarda kendisi ve rakiplerinin
üretim yapabilmeleri ve rekabet ederek pazarda kalabilmeleri için zorunlu
olması,
3. Alt ve üst pazar fiyatı arasındaki marjın hâkim durumdaki teşebbüsün veya
hâkim durumdaki teşebbüs kadar etkin olan bir rakibin alt pazarda kar
edemeyeceği kadar düşük belirlenmiş olması,
4. Hâkim durumdaki teşebbüsün fiyat sıkıştırmasına yol açan davranışı 160
sonucunda alt pazardaki rakiplerin dışlanması, yeni girişlerin engellenmesi ya
da rakiplerin faaliyetlerinin sınırlandırılması gibi tüketici refahına zarar verecek
rekabete aykırı etkilerin doğması ya da doğması ihtimalinin bulunması,
5. Hâkim durumdaki teşebbüsün fiyat sıkıştırmasına yol açan fiyatlama
politikasına ilişkin olarak objektif gerekçelerinin bulunmamasıdır.
Fiyat sıkıştırmasına yönelik olarak yapılacak bir analizde, ihlalin mevcudiyeti için,
önce bu koşulların tamamının birlikteliği gerekmektedir. Bu koşulların sağlanamadığı
durumlarda fiyat sıkıştırmasının rekabete aykırı sonuçlar doğuran bir strateji
olduğunu kabul etmek mümkün olmayacaktır.
Bu çerçevede öncelikle ihlal iddiasına muhatap teşebbüsün diğer işletmecilere girdi 170
sağladığı ve hâkim durumda olduğu bir üst pazar ile teşebbüsün kendisinin de söz
konusu girdiyi kullandığı ve perakende düzeyde diğer işletmecilerle rekabet halinde
bulunduğu bir alt pazarın tanımlanması gerekmektedir. Fakat bununla birlikte,
yapılacak analizde, bu kriter de dahil olmak üzere, yukarıda yer verilen koşulların
çoğunluğunun mevcut olduğu varsayılarak, özellikle dördüncü sırada yer verilen
durum açısından bir değerlendirme yapılacaktır.
Şikâyete konu eylemin; “rakiplerin dışlanması, yeni girişlerin engellenmesi ya da
rakiplerin faaliyetlerinin sınırlandırılması gibi” sonuçlara yol açıp açmadığının
değerlendirilmesi bakımından “BizBize Kamu Her Yöne1200 Dakika”’ alt seçeneğine
kayıtlı abone sayısı, yaratılan gelir ve trafiğin hem Turkcell hem de şikâyetçi 180
Vodafone’nun toplam abone, gelir ve trafik miktarları içindeki büyüklüğü önem
kazanmaktadır.
2 European Commission DG Competition Discussion Paper on The Application of Article 82 of The
Treaty to Exclusionary Abuses, 2005
10-21/271-100
5
Öncelikle belirtilmesi gereken husus, incelemeye konu “BizBize Kamu Her Yöne1200
Dakika”nın bir tarife değil, “BizBize Kamu” tarifesinin bir alt seçeneği olduğudur.
Tarife alt seçenekleri Turkcell tarafından abone sayısı, şebeke içi gelir ve şebeke içi
trafik miktarı kırılımları kapsamında takip edilmemektedir. Bu çerçevede analiz için
gerekli hesaplamalar Turkcell’in genel göstergeleri dikkate alınarak yapılmıştır.
BizBize Kamu (BBK) Her Yöne 1200 Dakika alt seçeneği 29.04.2009 tarihinde
uygulamaya konulmuştur. Mayıs 2009’dan itibaren tarifenin abone sayısı, tarife
kullanılarak yapılan şebeke içi görüşme süreleri ve elde edilen şebeke içi gelir 190
aşağıda sunulmaktadır:
Tablo 1: BBK 1200 Kapsamında Elde Edilen Şebeke İçi Gelir, Şebeke İçi Süre, Toplam Abone Sayısı
Aylar Abone Sayısı Şebeke İçi Konuşma Süresi (dk) Şebeke İçi Gelir (TL)
Mayıs 2009 (……….) (……….) (……….)
Haziran 2009 (……….) (……….) (……….)
Temmuz 2009 (……….) (……….) (……….)
Ağustos 2009 (……….) (……….) (……….)
Eylül 2009 (……….) (……….) (……….)
Ekim 2009 (……….) (……….) (……….)
Kasım 2009 (……….) (……….) (……….)
Aralık 2009 (……….) (……….) (……….)
Aynı dönemde Turkcell’in bireysel abonelerinin sayısını ve bunların şebeke içi
konuşma süreleri ve elde edilen şebeke içi geliri aşağıdaki gibidir:
Tablo 2: Bireysel Turkcell Abonelerinin Şebeke İçi Gelir, Şebeke İçi Süre, Toplam Abone Sayısı
Aylar Abone Sayısı Şebeke İçi Konuşma Süresi (dk) Şebeke İçi Gelir (TL)
Mayıs 2009 (……….) (……….) (……….)
Haziran 2009 (……….) (……….) (……….)
Temmuz 2009 (……….) (……….) (……….)
Ağustos 2009 (……….) (……….) (……….)
Eylül 2009 (……….) (……….) (……….)
Ekim 2009 (……….) (……….) (……….)
Kasım 2009 (……….) (……….) (……….)
Aralık 2009 (……….) (……….) (……….)
Yukarıda yer verilen tarife alt seçeneğini kullanan abonelerin Turkcell’in tüm bireysel
abonelerine oranı, alt seçenekte gerçekleşen şebeke içi trafiğin toplam şebeke içi
trafiğe oranı, paketten elde edilen şebeke içi gelirin toplam bireysel şebeke içi gelire
ve toplam bireysel gelire oranı ise aşağıdaki gibidir:
Tablo 3: BBK 1200 Büyüklüklerinin Toplam Bireysel Büyüklükler İçindeki Yeri 200
Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık
Alt tarife abone/ bireysel abone (……….) (……….) (……….) (……….) (……….) (……….) (……….) (……….)
Alt tarife trafik/ Toplam Trafik (……….) (……….) (……….) (……….) (……….) (……….) (……….) (……….)
Alt tarife abone/
Vodafone Bireysel abone
(……….) (……….) (……….) (……….) (……….) (……….) (……….) (……….)
BBK 1200 şebeke içi gelir
/Toplam şebeke içi gelir
(……….) (……….) (……….) (……….) (……….) (……….) (……….) (……….)
BBK 1200 Ş.İ.G/ Toplam Gelir (……….) (……….) (……….) (……….) (……….) (……….) (……….) (……….)
Yukarıdaki tablo incelendiğinde alt seçenek abonelerinin bireysel Turkcell
abonelerinin içinde %(….) ile %(….) arasında bir büyüklüğe tekabül ettiği
görülmektedir. Alt tarife seçeneği abonelerinin şikayetçi teşebbüs Vodafone bireysel
abonelerine oranı ise % (….) ile % (….) arasında değişen bir aralıkta seyretmektedir.
Yaratılan şebeke içi trafiğin toplam şebeke içi trafiğe oranı Mayıs ayında %(….)
olarak gerçekleşirken, 4 ay için bu oran %(….) değerinin üzerine çıkmıştır. Bu
10-21/271-100
6
durumda ortaya çıkan trafik büyüklüğünün, tarife alt seçeneğinin müşteri tercihlerine
etkisini göstermesi bakımından daha detaylı bir şekilde incelenmesi gerekmektedir.
Tablo 4: BBK 1200 Aboneleri Ortalama Şebeke İçi Konuşma Süresi (dk)
Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık Abone Başı Şebeke İçi
Konuşma Süresi (dk) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Yukarıda yer verilen Tablo’dan görüldüğü üzere, sabit ücretli bir tarife seçeneği olan 210
BBK 1200’de, gerçekleşen konuşma süreleri paketlerde izin verilen konuşma
sürelerinin çok altında kalmaktadır. Tablodaki verilere göre BBK 1200 aboneleri
şebeke içinde ortalama (….) dakika ile (….) dakika arasında sürelerle konuşmaktadır.
BTK tarafından yayınlanan 2009 4. çeyrek verilerine göre gerçekleşmiş şebeke içi
trafiğin toplam trafik içerisindeki payının %70 düzeylerinde olduğu dikkate
alındığında, paketlerdeki konuşma sürelerinin ancak (….) tüketildiği sonucu
çıkarılmaktadır.
Diğer yandan “Her Yöne Sınırsız” olarak ifade edilen sabit ücretli GSM tarifelerinin
zamansal olarak ilk önce Avea İletişim Hizmetleri A.Ş. (Avea) tarafından başlatıldığı
ve diğer operatörlerin bu uygulamaya karşılık vermek üzere benzer tarife 220
seçeneklerini hayata geçirdikleri bilinmektedir. Numara taşınabilirliği uygulamasının
başlatılması ve Avea tarafından oluşturulan bu tarife ile birlikte diğer operatörlerin de
sınırsız tarifeli hizmet paketleri sunmalarının kullanıcıların GSM operatörlerini
değiştirmeleri ile sonuçlandığı söylenebilecektir.
Turkcell’in 2009 Şubat ayında bireysel genel abone sayısında (….) kişilik bir azalma
yaşanmıştır. Mart ayında ise bunu (….) kişilik bir abone kaybı izlemiştir. Numara
taşınabilirliği kapsamında ise Ocak ayı itibarıyla Turkcell yaklaşık olarak (….), Şubat
ayı itibarıyla ise yaklaşık (….) net abone kaybına uğramıştır. 2009 yılının genelinde
ise Turkcell (….) bireysel abone kaybetmiştir3.
Bu çerçevede bir diğer gösterge olarak Turkcell’in ilgili dönemde toplam abone ve 230
BBK 1200 alt tarifesi abonelerinin değişimine bakılması faydalı olacaktır. Aşağıda yer
verilen Tablo’ya bakıldığında, Turkcell’in şikayet konusu BBK 1200 uygulamasına
rağmen abone kaybettiği anlaşılmaktadır. Hatta BBK 1200 uygulamasına katılımın
yüksek olduğu aylarda Turkcell’in genel abone artış miktarlarındaki düşüklük dikkat
çekicidir.
Tablo 5: İlgili dönemde Turkcell’in Abone Sayısındaki Değişimler
Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık
BBK
1200
Abone
Değişimi
(….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Genel
Abone
Değişimi
(….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Yukarıda yer alan tablodaki veriler incelendiğinde ise, Turkcell’in iddiaya konu
tarifenin yürürlükte olduğu dönemde yalnızca Mayıs ve Haziran dönemlerinde abone
kazandığı, bunun dışındaki aylarda büyük miktarlarda abone kaybı yaşadığı; Mayıs-
Aralık dönemi itibarıyla net abone kaybının toplam (….) olduğu görülmektedir. Diğer 240
yandan tarifenin başlatıldığı Mayıs ayından Haziran ayına kadar yalnızca üç aylık bir
3 Kaybedilen abonelerin çok büyük bir kısmı numara taşınabilirliği kapsamında başka operatörlerin
şebekelerine geçmiştir.
10-21/271-100
7
dönem için bu tarifeyi seçen abonelerde bir artış olduğu gözlemlenirken Haziran
ayından sonra bu tarife alt seçeneğini tercih eden abonelerde bir azalma olduğu
görülmektedir. Son olarak ise 2009 yılının sonuna doğru hem abone sayısının hem
de şebeke içi trafiğin oransal olarak düşme eğilimi gösterdikleri görülmüştür.
Yukarıda yer verilen bilgilerden anlaşıldığı üzere, BBK 1200’ün abone sayısı, trafik ve
gelir rakamlarının toplam Turkcell rakamları içerisinde önemli değerlere ulaşmadığı
ve Turkcell’in ilgili dönemde net abone kaybı yaşadığı görülmektedir. Bu bilgiler
ışığında Turkcell tarafından uygulanan şikâyete konu tarife ile ilgili olarak, tarifenin
Turkcell tarafından rakipleri pazar dışına çıkarma saiki ile değil, fakat şebekesinde 250
yaşanan abone kayıplarına karşı alınan bir önlem olarak oluşturulduğu, bu anlamda
Turkcell’in davranışının iktisadi açıdan rasyonel bir uygulama olduğu kanaati
güçlenmektedir4.
Yukarıda yer verilen analizin bir benzerinin Vodafone için yapılması önem
taşımaktadır. Bu bakımdan tarifenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren şikayet konusu
uygulamaların etkisi sırasıyla; abone artışları, numara taşınabilirliği kapsamında
kazanılan ve kaybedilen aboneler, toplam gelir ve toplam trafik değişimleri göz önüne
alınarak incelenmiştir. Yapılan incelemelerde tarifenin başlangıç tarihi olan Mayıs
2009 ile Aralık 2009 tarihleri arasındaki dönem esas alınmıştır.
260
Tablo 6: İlgili dönemde Vodafone yeni abone sayısı
Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık
Bireysel (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Kurumsal (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Yukarıdaki tabloda ilgili dönemde Vodafone şebekesine katılan yeni abone bilgilerine
yer verilmektedir. Tabloda yer verilen bilgiler göz önüne alındığında, BBK 1200
tarifesinin yürürlükte olduğu aylar itibarIıyla, Vodafone’un hem bireysel hem de
kurumsal tarifeleri dâhilinde abone kazanmaya devam ettiği görülmektedir. Buna
göre, Turkcell tarafından söz konusu tarife kapsamında gerçekleştirilebilecek olası
dışlayıcı davranışların Vodafone üzerinde piyasa dışına itilme benzeri sonuçlar
doğurduğunu, abone edinme sayısı bakımından söylemek mümkün
görünmemektedir. Aksine, Vodafone’un abone kazanım miktarında tarifenin
başlangıcından itibaren artış eğilimi olduğu ve Vodafone’un abone kazanım 270
oranlarının tarifeye rağmen yükselebildiği görülmektedir.
Tablo 7: Vodafone toplam abone sayısı
2009 Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık
Bireysel (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Kurumsal (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Tablo 7’de görüldüğü üzere, tarifenin yürürlüğe girmesinden sonra Vodafone’un
abone sayısında, Haziran ayı hariç olmak üzere sürekli bir artış yaşandığı ve söz
konusu artışın Kasım ayına kadar da devam ettiği, Kasım ayında görülen düşüşün
ise Aralık ayında telafi edildiği görülmektedir. Bu anlamda yukarıda yer verilen
4 Tartışma Metni’nde Komisyon, yıkıcı fiyat uygulamalarında aradığı üç koşuldan biri olan niyet
unsurunun varlığını, kârdan fedanın söz konusu olup olmadığı ve ihlale konu davranışın rasyonel olup
olmadığı da dâhil olmak üzere çok çeşitli bulgulara dayandırmaktadır (para.112).
10-21/271-100
8
bilgilerden Turkcell’in iddia konusu dışlayıcı davranışlarına rağmen Vodafone’un
abone kazanmaya devam ettiği görülmektedir.
Şikâyet konusu uygulamanın Vodafone üzerinde yarattığı etkiyi değerlendirmek
amacıyla kullanılması gereken en önemli göstergelerden birisinin Turkcell ile 280
Vodafone arasında karşılıklı olarak gerçekleşen abone geçişi rakamları olduğu tespit
edilmiştir5.
Tablo 8: Numara taşınabilirliği kapsamında Turkcell’den Vodafone’a geçiş yapan abone sayısı
2009 Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık
Turkcell
(Faturalı)
(….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Turkcell
(Ön
ödemeli)
(….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Tablo 9: Numara taşınabilirliği kapsamında Vodafone’dan Turkcell’e geçiş yapan abone sayısı
2009 Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık
Turkcell
(Faturalı)
(….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Turkcell
(Ön
ödemeli)
(….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Tablo 10: İlgili dönemde, Vodafone’un numara taşınabilirliği kapsamında elde ettiği net abone sayısı
Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık Toplam
(….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Yukarıda yer alan tabloların birlikte değerlendirilmesi ile birlikte, tarifenin uygulandığı
dönem içerisinde, hem aylar hem de faturalı veya ön ödemeli Turkcell aboneleri için
geçerli her durumda; Vodafone’a Turkcell’den geçiş yapan abone sayısının 290
Vodafone’dan Turkcell’e geçiş yapan abone sayısının altında olduğu görülmektedir.
Buna göre incelemeye esas alınan dönemde Vodafone, Turkcell’den net olarak (….)
abone kazanmış durumdadır. İhlal olduğu iddia edilen tarifenin uygulandığı süreçte
Turkcell’in Vodafone’dan kazandığı abonelerin sayısı, bu tarifelere rağmen
Vodafone’un Turkcell’den elde ettiği abone sayısının altında kalmaktadır. Dolayısıyla
iddia edilen dışlayıcı davranışların, Vodafone’un abone kaybına uğramasına,
abonelerini Turkcell’e kaybetmesine ve dolayısıyla pazar dışına çıkmasına neden
olması gibi dışlayıcı etkileri ortaya çıkarmadığı görülmektedir. Aksine uygulanmakta
olan tarifeye rağmen Turkcell’in mevcut abonelerini Vodafone’a kaybetmiş olduğu
görülmektedir. 300
Yukarıda yer verilen bilgiler, kullanıcıların yıkıcı fiyat olduğu ve fiyat sıkıştırması
içerdiği iddia edilen tarifeyi hayata geçiren operatörden, kendileri için daha avantajlı
diğer GSM operatörlerinin sunduğu tarifelere geçiş yaptıkları yönünde kanaate neden
olmuştur. Bir fiyatlama uygulamasının dışlayıcı olarak değerlendirilebilmesi için, bu
fiyatlama davranışının sonucunda oluşan zararın telafi edilmesi ya da telafi
edilebilirliğinin muhtemel olması gerekmektedir. Tablodaki verilerden Turkcell’in
5 Şikayetçi tarafından gönderilen başvuruda, GSM operatörleri tarafından yapılan ve BBK 1200
tarifesinin koşullarına benzer koşullarda oluşturulan tarifelerin esas güdüsü, tarifeyi uygulamaya koyan
GSM operatörünce numara taşınabilirliğinden faydalanmak suretiyle diğer operatörlerdeki aboneleri,
kendi bünyesine kazandırmak olduğu ifade edilmektedir.
10-21/271-100
9
davranışının doğurduğu net etkiler bakımından, pazardaki rakipleri dışlayıcı olarak
nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, Turkcell açısından bu uygulamanın rakipleri
pazar dışına çıkarmaktan ziyade abone kayıplarının önlenmesine yönelik bir tutum
olduğu, oluşan pazar yapısı bakımından ise Turkcell’in oluştuğu iddia edilen 310
zararlarını, telafi imkânının da bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Tarifenin Turkcell
tarafından hayata geçirilmesinden yalnızca 3 ay sonra, Ağustos ayından itibaren bu
tarifeye abone olan kullanıcıların sayısında ciddi oranda düşüşler yaşanmıştır. Söz
konusu tarifenin süreli bir tarife olduğu, yukarıda yer verilen abone değişimleri de göz
önünde bulundurularak mevcut pazar koşullarında Turkcell’in rakiplerini pazar dışına
çıkarması gibi bir durumun söz konusu olmadığı ya da rakiplerini pazar dışına
çıkardıktan sonra oluşan zararlarını telafi etmesi gibi bir ihtimalin bulunmadığı tespit
edilmiştir.
Yapılan incelemelere ek olarak söz konusu tarifenin Vodafone’un toplam gelirleri
üzerinde ne tür etkiler doğurduğunun incelenmesi de faydalı olacaktır. 320
Tablo 11: Vodafone’un toplam gelirleri (TL)
2009 Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık
Bireysel (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Kurumsal (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Yukarıda yer alan bilgilere göre, incelemeye esas alınan dönemde Vodafone’un
gelirlerinin önemli ölçüde azaldığını söylemek mümkün görünmemektedir. İlgili
dönemde toplam gelirler artan ve azalan bir seyir izlemekle beraber söz konusu
azalış miktarlarının olası bir dışlayıcı davranış sonrasında oluşması beklenecek
şekilde belirgin ve yüksek düzeyde olmadığı ve tarifeden bağımsız bir seyir izlediği
görülmüştür. Bu sonuçlar değerlendirildiğinde, dışlayıcı olduğu iddia edilen eylemlere
karşı Vodafone tarafından stratejiler geliştirildiği ve söz konusu stratejilerin de gelirleri
arttırdığı görülmektedir. Dolayısıyla Turkcell’in söz konusu tarifeyi uygulamaya
koymasıyla doğrudan bağlantı kurulabilecek ve Vodafone’un piyasa dışına itilmesine 330
veya etkin bir şekilde rekabet etmesinin önlenmesine neden olabilecek düzeyde bir
gelir azalışı olduğunu söylemek mümkün görünmemektedir.
Şekil 1: GSM İşletmecilerinin 2009 yılı ARPU (Abone Başına Aylık Ortalama Gelir) Değerleri
10-21/271-100
10
BTK’nın “Türkiye Elektronik Haberleşme Sektörü- Üç Aylık Pazar Verileri Raporu-
2009”ndan (Rapor) alınan şekilden de yukarıda yer verilen açıklamaları destekler
şekilde Vodafone’un 2009’un birinci çeyreğinde 14,1TL olan ARPU’sunun 2. çeyrek 340
ufak bir düşüşle 13,7 TL’ye gerilediği fakat 3. çeyrekte bu rakam 15,1 TL’ye çıkarak
geçmiş dönemde yaşanan azalışın telafi edildiği 4. çeyrekte ise sene başında
gerçekleşen ARPU değerinden 0,2’lik bir artış ile 14,3’e ulaşıldığı görülmektedir.
Raporda GSM işletmecileri tarafından üretilen toplan trafiğin %89’luk kısmının
şebeke içi trafik olduğu Mobil şebekeler arası trafiğin ise %8 olduğu ifade
edilmektedir. Bu oranlar 2., 3. ve 4. çeyrekler için sırasıyla söyle gerçekleşmiştir;
(%81 - %14), (%74 - 20,9), (%73 - 21,1). Bu verilerden de anlaşılacağı üzere numara
taşınabilirliği uygulamasının başlaması ve her yöne sınırsız tarifelerin sunulması ile
birlikte şebekeler arası görüşme trafiğinde ciddi artışlar söz konusu olmuştur. Bu
durumun GSM işletmecilerinin arabağlantı giderleri üzerindeki kesin etkilerinin ortaya 350
konması için her bir operatörün çağrı sonlandırma bilgilerine ihtiyaç duyulmaktadır.
Tüm GSM operatörlerinin hem gönderici hem de sonlandırıcı oldukları göz önünde
bulundurulduğunda, net çağrı sonlandırma bilgileri olmadan kesin bir değerlendirme
yapılması mümkün olmasa da tüm GSM operatörlerinin her yöne sınırsız tarifelerinin
bulunması nedeniyle işletmeciler arasında 2008 yılında çağrı sonlandırmalar
bakımından var olan oransal durumun ciddi oranda değişmediği görülmektedir. Bu
nedenle Vodafone çağrı sonlandırma giderlerinin trafik artışı ile doğru orantılı bir
artışı olacağı sonucuna varılabilecektir. Dolayısı ile ihlalin olduğu iddia edilen
tarifelerin geçerli olduğu dönemde gelirleri artarken (net) çağrı sonlandırma giderleri
bakımından büyük bir değişiklik yaşanmadığı anlaşılmaktadır. 360
İlgili tarifeye ilişkin olarak yapılan incelemelerde esas alınan dönemde, Vodafone’un
toplam trafiğindeki değişimlerin incelenmesi etki analizinin tamamlanması
bakımından önem taşımaktadır.
Tablo 12: İlgili dönemde, Vodafone’un toplam bireysel trafiği (dk)
Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık
(……….) (……….) (…….) (……….) (……….) (……….) (……….) (…….)
Tablo 13: İlgili dönemde, Vodafone’un toplam kurumsal trafiği (dk)
Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık
(…….) (……….) (……….) (……….) (……….) (……….) (……….) (…)
Tablo incelendiğinde, Eylül ayında gerçekleşen düşüş haricinde Vodafone’un hem
bireysel hem de kurumsal trafik miktarlarının artış eğilimi içinde olduğu görülmektedir.
Söz konusu paralelliğin hem gelirler hem de trafik bakımından mevcut olması ise,
Vodafone’un da şikâyete konu tarifeye karşı aynı nitelikte tarife seçenekleri 370
uygulamaya koyması ile açıklanabilir.
Bununla beraber, son tabloda yer verilen gelirler, sadece Vodafone’un ses gelirlerini
içermektedir. İlgili gelire SMS gelirleri ve diğer gelirler de eklendiğinde Vodafone’un
şikâyet konusu tarife nedeniyle önemli bir gelir kaybına uğradığını söylemek mümkün
olmayacaktır. Bu anlamda yalnızca ses gelirleri bakımından incelendiğinde bile
Vodafone gelir kaybına uğramış görünmemektedir. Hatta kendi şebeke içi gelir ve
trafiğinin artması paralelinde gelirleri ve trafiği artış eğilimi içindedir.
380
10-21/271-100
11
Şekil 2 : GSM İşletmecilerinin Dönemlere Göre Yarattıkları Trafik Miktarı
Bir ihlal iddiasının, rekabeti kısıtlayıcı etkileri ile tüketici refahında neden olduğu artış
göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekmektedir6. Bu bağlamda etki
analizi bakımından değerlendirilmesi gereken bir diğer husus ihlal olduğu iddia edilen
davranışların tüketici refahı üzerindeki etkileridir. Yukarıdaki şekilden görüleceği
üzere 2009 yılı başı ve sonu itibarıyla GSM operatörlerinin yaratıkları trafik miktarı 23
milyar dakikadan yaklaşık %30’luk bir artışla 29 milyar dakikaya yükselmiştir. Bu 390
rakam Türkiye için ortalama bir abonenin aylık ortalama olarak 131 dakika olan
konuşma süresinin 189 dakikaya yükseldiği anlamına gelmektedir. Bu artışın
ortalama yaratılan görüşme dakikasındaki oransal değişiklikle karşılaştırıldığında
ARPU (Abone başına ortalama aylık gelir) değerlerindeki çok düşük bir artışla
karşılandığı görülmektedir. Bu oransal karşılaştırma ya da durum ise GSM
operatörleri arasında her yöne sınırsız tarifeler yoluyla oluşan rekabetin tüketici
refahına katkıda bulunduğu anlamına gelmektedir.
Benzer şekilde 2009 yılı başı itibarıyla Turkcell’in 18,1 TL olan ARPU değeri 2009 yılı
sonu itibarıyla bu dönemde yaşanan trafik miktarındaki artışla karşılaştırıldığında
düşük sayılabilecek bir artışla 18,6 TL’ye yükselmiştir. Bu dönemde Turkcell’in 400
yaratmış olduğu trafik miktarı ise yaklaşık %30’luk bir artışla 10,4 milyar dakikadan
13,3 milyar dakikaya yükselmiştir.
6 Komisyon da Kılavuz’da, 82. madde kapsamında temel uygulama amacının rakiplere pazarı kapatan
dolayısıyla tüketici refahına zarar veren dışlayıcı davranışların önlenmesi olduğunu belirtmektedir
p.19.
10-21/271-100
12
Bu çerçevede, yapılan değerlendirmeler neticesinde, şikayete konu uygulamanın
fiyat sıkıştırması olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
I.3. Yıkıcı Fiyatlama İddiasının Değerlendirilmesi
Şikayet dilekçesinde; Turkcell’in maliyet bilgilerine sahip olunmamasına rağmen
piyasadaki işletmecilerin en önemli gelir kalemlerinden birini çağrı sonlandırma
ücretlerinin oluşturduğu ve sadece çağrı sonlandırma ücreti ve hazine payı gibi 410
maliyetlerle bir hesaplama yapıldığında dahi tarifelere ilişkin olarak bazı dakika
kullanım oranlarında kârlılığın negatif olduğu ve bu kullanım oranlarının
gerçekleşmesinin olası olması sebebiyle Turkcell’in zararının artacağı ve maliyet altı
satış yapan bir firma konumunda olacağı, tarifede tüm kamu çalışanları ve
emeklilerine 5 yakınlarını da referans göstererek bu tarifeye dahil etme olanağının
tanındığı ve bu kişilerin çalışması şartının aranmaması sebebiyle tarifenin özel hukuk
tüzel kişileri dışında neredeyse herkese açık olduğu ve ilk 50.000 Turkcell’linin
yararlanabilecek olması nedeniyle Turkcell’in niyetinin aboneler arasında
gerçekleşen şebeke içi görüşme sürelerini arttırmak değil rakip operatörlerden
numara taşınabilirliği kapsamında abone almak olduğu, süresi ve kapsamı 420
bakımından da değerlendirildiğinde kampanyanın bütünüyle, rakipleri piyasa dışına
çıkarma ihtimalinin yüksek olduğu, tarifeye geçişlerin yüksek hızda gerçekleşmesi
sebebiyle rakiplerin disipline edilmiş ve etkin şekilde rekabet etmelerinin engellenmiş
olduğu, ilgili pazara girişlerin oldukça zor olması sebebiyle bu uygulamanın yıkıcı
fiyatlama olarak kabul edilmesi gerektiği iddia edilmektedir.
Yıkıcı fiyatlama rekabet hukuku uygulamaları çerçevesinde tartışmalı bir konu olma
özelliğini henüz kaybetmemiş bir hakim durumun kötüye kullanılması davranışıdır.
Esasen fiyat rekabeti, rekabet hukuku çerçevesinde teşvik edilen ve arzulanan bir
durum olmakla beraber her tür fiyat rekabeti yasal değildir. Yıkıcı fiyatlama yasal
kabul edilmeyen bir fiyat rekabeti türüdür. Yıkıcı fiyatlamanın henüz genel kabul 430
görmüş bir tanımı olmamakla beraber çeşitli kaynaklarda tanımlarına veya tanımlama
çalışmalarına rastlamak mümkündür. Teşebbüsün kısa vadede düşük fiyat, orta ve
uzun vadede ise ilk fiyata oranla daha yüksek bir fiyat uygulayarak rakiplerini pazar
dışına itme amacı güttüğü fiyatlama stratejisi yıkıcı fiyatlama olarak adlandırılabilir7.
Yıkıcı fiyatlama yapan bir teşebbüsün düşük fiyatlama yaptığı dönemde uğradığı
zararları, rakipleri pazar dışına çıkardıktan, rakipleri disipline ettikten veya potansiyel
pazar girişlerinin engellenmesinden sonra fiyatını arttırarak ve rekabetçi düzeyin
üzerine çıkararak telafi etme amacı taşıdığı kabul edilmektedir. Hatta teşebbüs yıkıcı
fiyatlama stratejisi uygulaması ile ünlenecek olursa, bu durum bile başlı başına bir
giriş engeli teşkil edebilir. 440
Yıkıcı fiyatlama analizi yapılırken üzerinde hassasiyetle durulması gereken konu,
rekabet hukukunun teşvik etmeye çalıştığı düşük fiyatların, tüketicinin zararına
sonuçlar doğurduğu istisnai durumların ortaya çıkarılması gerekliliğidir8. Düşük
fiyatların, tüketici refahını arttırdığı ve rekabet hukukunun en önemli amaçlarından
biri olduğu düşünüldüğünde, düşük fiyatlama yoluyla gerçekleştirilen rekabet hukuku
ihlallerinin analizinde düşük fiyatlama ile tüketicilere sağlanan fayda göz önünde
tutulmalı, etkinliğin düşük fiyatlar yoluyla tüketicilere aktarılmasına engel olunmamalı
ve firmaların yıkıcı fiyatlama suçlaması ile karşı karşıya kalma korkusu ile fiyat
rekabetinden vazgeçmeleri önlenmelidir. Tüm bu olumsuzlukların ortaya çıkmasını
7 O’Donoghue & Padilla, Sf. 236
8 O’Donoghue & Padilla, Sf. 236
10-21/271-100
13
önleyici şekilde bir yıkıcı fiyatlama analizi yapılması gerekliliği vardır. Böyle bir analiz 450
ise belli kurallar çerçevesinde yapıldığı anda anlam taşıyacaktır.
Teşebbüsler tarafından uygulanmakta olan fiyatların yıkıcı olup olmadığının
tespitinde kullanılmak üzere geliştirilen bazı testler mevcuttur ve bu testlerin
başlıcaları “Fiyat- Maliyet Testi”, “Telafi Testi”, “Niyet Testi” dir. Ancak hem
literatürde hem de rekabet otoriteleri uygulaması bazında üzerinde anlaşılan bir fiyat-
maliyet testi bulunmamaktadır. Bunun bir nedeni her testin sahip olduğu üstün
özelliklerin diğerlerine oranla farklı nitelik içermesi ve testlerin kimi yetersizliklerinin
hala tartışma konusu olmasıdır. Rekabet otoriteleri arasındaki uygulama
farklılıklarına ek olarak aynı otorite tarafından farklı olaylarda ve farklı zamanlarda
farklı testlerin kullanıldığı görülmektedir. 460
Örneğin Avrupa Adalet Divanı AKZO kararında, ODM (Ortalama Değişken Maliyet)
altındaki fiyatların ihlal oluşturduğunu, ODM üstü fiyatların ihlal oluşturmadığını, ODM
üstü olan ancak OTM (Ortalama Toplam Maliyet) altında kalan fiyatların ise rakibi
dışlama amacı ispatlanabiliyorsa ihlal oluşturduğunu kabul etmiştir. Bununla birlikte
Deutsche Post kararında, UDAM (uzun dönem artan maliyet) testine dayanılarak
analiz yapılmıştır.
ODM testinin özellikle de sabit maliyetlerin fazla, değişken maliyetlerin az olduğu
gaz, petrol, telekomünikasyon gibi sektörlerde kullanılmasının uygun olmadığı kabul
edilmektedir. Söz konusu sektörlerde firmalar ODM üstünde fiyatlama yaparak yeni
giriş yapan teşebbüslerin sabit maliyetlerini makul bir sürede karşılayabilmelerini 470
kolaylıkla önleyebilecektir. Ayrıca kısa ve uzun dönem maliyet kalemlerini ayrıştırmak
zorluk taşımakta, kısa dönemde sabit nitelik gösteren maliyetler uzun dönemde
değişken nitelik kazanabilmekte ve ODM esas alınırsa firmaların yıkıcı fiyatlama
yapma ihtimalleri oldukça düşük olmaktadır. Bununla birlikte OTM esas alınırsa
teşebbüsün dışlama niyetinin ispatlanması beraberinde pek çok zorluk getirmektedir.
Bu sebeple yıkıcı fiyatlamanın tespiti için UDAM testinin, özellikle farklı ürünlerden
oluşan bir arz yelpazesine sahip ve bu ürünlerle ilgili olarak ortak maliyetleri çok olan
teşebbüsler bakımından kullanılabileceği kabul edilmektedir. Buna göre bu özellikleri
taşıyan bir firmanın UDAM üstünde yaptığı bir fiyatlama eğer bu ortak maliyetleri
karşılama özelliğinden yoksunsa yıkıcı olarak değerlendirilebilir. 480
Yıkıcı fiyatlama yaparak kısa dönemde zarara uğrayan teşebbüsün bu davranışı
sürdürmesi için rasyonel bir saikle hareket etmesi gerekmektedir. Buna göre
teşebbüs bu esnada uğradığı zararı ileriki bir zamanda telefi etme imkanına sahip
olmalıdır. Bu sebeple yıkıcı fiyatlama analizi yapılırken telafi imkanının olup
olmadığını tespit etmek amacıyla telafi testinin kullanılması gerekmektedir. Söz
konusu test, rekabetin bozulup bozulmadığını ve bu yolla teşebbüsün zararlarını
telafi edip edemeyeceğini tespit etmeye yöneliktir. Eğer ihlal sona ermişse hasatın
gerçekleştiğini, ihlal devam ediyorsa hasatın gerçekleşebilirliğini göstermek testin
esas amacıdır. Testin, hasat ihtimalini çok düşük veya imkansız gösterdiği
durumlarda yıkıcı fiyatlamanın bir ihlal olarak değerlendirilmesi mümkün 490
olmayacaktır. Telafi testi ile, düşük fiyatın rakibe zarar verdiği durumlar ile rekabete
zarar verdiği durumlar ayrılabilmekte ve rekabetin teşvik ettiği fiyat rekabetinin önüne
geçilmesi engellenmektedir. Telafi testi uygulanırken düşük fiyatlamanın pazar yapısı
üzerindeki etkileri ortaya konulmalıdır.
10-21/271-100
14
Teşebbüsün nihai olarak ilgili piyasada rekabeti bozma niyetinin olup olmadığının
tespiti, yıkıcı fiyatlama iddialarının değerlendirilmesi için oldukça önem taşımaktadır.
Teşebbüsün söz konusu strateji ile güttüğü amacın gerçek anlamda tespiti için niyet 500
testi kullanılmaktadır. Söz konusu amacın ortaya konulması; yazılı deliller, rakibin
pazar dışına çıkarılma ihtimali, fiyat indiriminin kapsamı, süresi ve devamlılığı, diğer
dışlayıcı eylem ve uygulamaların varlığı, zararların gelecekte telafi edilebilirliği
ihtimali gibi objektif faktörlerin değerlendirilmesini gerektirmektedir. Teşebbüsün
amacının değerlendirilmesi, sayılan bu faktörler çerçevesinde yapılmalıdır9.
Maliyet altı fiyatlamanın anti-rekabetçi olduğunun ispatı bakımından, bu fiyatlamanın
anti-rekabetçi bir etkinin planlandığı uzun dönemli bir planın/stratejinin parçası
olduğunun gösterilmesi gereklidir. Buna ek olarak, teşebbüslerin meşru bir nedenle
maliyet altı fiyatlama yaptıkları istisnai durumlar da (bozulabilecek ürünler, stokların
eritilebilmesi vs.) değerlendirme esnasında göz önünde tutulmalıdır. 510
Hâkim durum, maliyet altı fiyat, rekabeti bozma amacı ve uygulama döneminde
katlanılan zararların telafi edilebilirliği şeklinde 4 unsurdan oluşan yıkıcı fiyatlama,
rakipleri dışlamak amacıyla düşük fiyat uygulanması ve rakipler piyasa dışına
çıkarıldıktan sonra rekabetçi baskılardan uzak hareket edebilme yetisine sahip
olunabilmesi için bir teşebbüs tarafından yürütülen strateji olarak tanımlanabilir.
Yukarıda yer verilen ve değerlendirmede yer alması gerektiği belirtilen hususlar
çerçevesinde, yıkıcı fiyatlama analizi esnasında şu hususların varlığı tespit
edilmelidir:
1. Yıkıcı fiyatlama ihlalini gerçekleştirdiği ileri sürülen teşebbüsün hâkim
durumda olması, 520
2. Hâkim durumda olan teşebbüs tarafından uygulanan fiyatın, maliyetlerinin
altında olması,
3. Hâkim durumda olan teşebbüsün yıkıcı fiyatlama yapma amacı,
4. Yıkıcı fiyatlama stratejisi sonucunda, bu esnada uğranılan zararların telafi
edilme imkânının varlığı (hasat olasılığı).
Bu çerçevede, başvuru konusu ile ilgili olarak öne sürülen iddialar söz konusu
kriterler dikkate alınarak değerlendirilecektir.
Şikâyete konu Turkcell davranışlarının yıkıcı fiyatlama olup olmadığının tespiti
bakımından tarife kapsamında elde edilen dakika başı gelir ve dakika başı maliyet
bilgilerine ihtiyaç duyulmaktadır. Dakika başı geliri hesaplamak için ihtiyaç duyulan 530
toplam geliri göstermek bakımından tarife alt seçeneğinin bedeli olan 35 TL’den Özel
İletişim ve Katma Değer Vergileri ile hazine payı çıkartılarak elde edilen abone başı
20,8 TL’lik gelir esas alınmıştır. Bu değerin alt tarife seçeneğinde yer alan aylık
abone sayısı ile çarpılmasıyla toplam gelir elde edilmiş, bu miktar da toplam
konuşma süresine bölünerek dakika başı ortalama gelir tespit edilmiştir. Turkcell
tarafından sunulan verilerde alt seçeneğe ilişkin toplam trafik verisi olmaması
nedeniyle toplam konuşma süresi çeşitli senaryolar altında hesaplanmıştır. Bu
senaryolardan ilkinde BBK 1200 abonelerinin Turkcell bireysel kullanıcılarına benzer
bir trafik oluşturdukları varsayılmıştır. Diğer iki senaryoda ise BTK tarafından
9 European Commission DG Competition Discussion Paper on The Application of Article 82 of The
Treaty to Exclusionary Abuses Sf. 32-33
10-21/271-100
15
yayınlanan Üç Aylık Pazar Verileri Raporu’ndan yararlanılmıştır. İlgili Rapor’a göre 540
2009 yılı son çeyreğinde mobil şebekede başlatılan çağrıların yaklaşık %73’ü şebeke
içinde kalırken, %21’i diğer mobil işletmecilere yönelmekte kalan %6,4’lük aramalar
ise PSTN ve uluslararası aramalar olarak dağılmaktadır. Bu veri seti kullanılarak
yapılan ilk senaryoda PSTN ve uluslararası çağrılar dışarıda bırakılmış, kalan %93,6
şeklindeki trafik büyüklüğü mobil işletmecilerin abone sayıları nispetinde
paylaştırılmıştır. İkinci senaryoda ise BBK 1200 abonelerinin şebeke içi çağrı oranı
%73 olarak kabul edilmiş, %21’lik diğer mobil işletmecilere giden çağrılar için
arabağlantı ücreti, iki şebeke operatörünün pazar payı farkının hesaplamalara
etkisinin ihmal edilebilir olması nedeniyle, Vodafone ve Avea’nın ücretlerinin
ortalaması olan 7,25 kuruş olarak kabul edilmiştir. 550
Bu çerçevede ilk olarak alt seçenek trafik kırılımlarının, Turkcell bireysel trafik
kırılımları ile benzer olduğu varsayılmıştır. Turkcell tarafından sunulan bireysel
kullanım miktarları verisinden elde edilen tablo aşağıda sunulmaktadır:
Tablo 14: Turkcell Bireysel Kullanıcıları Trafik Kırılımları Oranları
2009 Yılı Bireysel Trafik Kırılımları Şebeke İçi Sabit Operatör DMO
(….) (….) (….)
Bu verilere göre şebeke içi görüşme süresinin toplam görüşmelerin yüzde 82’sine
karşılık geldiği görülmektedir. Bu çerçevede yapılan hesaplamaya göre dakika başı
gelir, ağırlıklandırılmış arabağlantı maliyeti ve net gelir/gider durumu aşağıdaki gibi
hesaplanmıştır:
560
Tablo 15: BBK 1200 Kapsamında Turkcell Dakika Başı Geliri, Arabağlantı Maliyeti, Net Gelir/Gider (kr)
(I. Senaryo)
Aylar Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık
Dakika Başı Turkcell geliri (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Arabağlantı Maliyeti (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Net Gelir/Gider (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Tablo 15’te tespit edilen dakika başı gelire ilişkin önemli bir nokta hesaplamanın
tarifede verilen sürelerin aşılması ihtimalini göz ardı etmesidir. Bir başka deyişle
şikâyetçinin lehine olacak şekilde BBK 1200 alt seçeneğinin hiçbir abonesinin
kullanım sürelerini aşmadığı kabul edilmiştir.
Söz konusu uygulama ile yıkıcı fiyatlama yapılıp yapılmadığının belirlenebilmesi
bakımından elde edilen dakika başı gelirin kıyaslanacağı bir dakika başı maliyet
değerine ihtiyaç duyulmaktadır. Tarife kapsamındaki çağrıların hangi operatörlerde
neticelendiğinin bilinmesi halinde bu dağılımın ağırlıklandırılarak bir ara bağlantı 570
maliyeti hesaplanarak analizde kullanılması mümkündür. Ancak Turkcell’in bu veriyi
temin edememiş olması nedeniyle farklı senaryolar için gelir hesaplanırken dikkate
alınan varsayım maliyet hesabında da kullanılmıştır. Dolayısıyla BBK 1200
abonelerinin bireysel Turkcell aboneleriyle benzer bir kullanım örneği sergiledikleri
varsayımı altında aylara göre ağırlıklandırılmış ara bağlantı maliyeti hesaplanmıştır.
Bu hesap yapılırken Vodafone’da sonlanan çağrılar için arabağlantı maliyeti dakika
başına 6,75 kuruş, Avea’da sonlanan çağrılar için 7,75 kuruş, Türk Telekom’da
sonlanan çağrılar için 2,1 kuruş olarak analize dahil edilmiştir.
580
10-21/271-100
16
Yukarıda yer verilen ilk senaryoda BBK 1200 abonelerinin konuşma sürelerinin
şebekeler ve operatörler arasında dağılımının bireysel Turkcell kullanıcıları ile benzer
olduğu kabul edilmiş ve bu varsayım dahilinde dakika başı gelir ile dakika başı
ağırlıklandırılmış çağrı sonlandırma gideri hesaplanmıştır. Bu veriler kapsamında
Turkcell’in alt tarife seçeneğinden dakika başı elde ettiği gelirin seçeneğin yürürlükte
olduğu her bir ay için çağrı sonlandırma giderinden fazla olduğu görülmektedir.
Yapılan ikinci senaryo analizinde, en uç örnek olacak şekilde, BBK 1200 abonelerinin
yaptıkları aramaların yönlerinin; toplam çağrı trafiğinin GSM-PSTN dağılımını ve
GSM operatörlerinin abone sayısına göre pazar payını yansıttığı kabul edilmiştir.
BTK’nın Üç Aylık Veri Raporu’na göre 2009 yılının son çeyreğinde mobil 590
işletmecilerin yarattıkları trafiğin %93,6’sı şebeke içi ve diğer mobil işletmecilere
dönük iken kalan %6,4’lük trafik sabit operatöre ve yurt dışı aramalara
yönlenmektedir. Buna göre BBK 1200 abonelerinin şebeke içi görüşme sürelerinin
toplam görüşme sürelerinin %52,7’si olduğu ve başlattıkları çağrıların %52,7’sinin
Turkcell’de, %23,21’inin Vodafone’da, %17,6’sının Avea’da, %6,4’ünün ise Türk
Telekom’da sonlandırıldığı kabul edilmiştir. Ancak bu modelde aylık veri
bulunamadığı için, elde edilen sabit maliyet değeri her ay için elde edilen gelir değeri
ile kıyaslanmıştır. Bu değerlere göre ağırlıklandırılan dakika başı maliyet ise 3,07
kuruş olarak tespit edilmiştir10. Bu çerçevede Turkcell’in hesaplanan dakika başı
geliri, arabağlantı maliyeti ve net gelir/gider durumu aşağıda sunulmaktadır: 600
Tablo 16: BBK 1200 Kapsamında Turkcell Dakika Başı Geliri, Arabağlantı Maliyeti, Net Gelir/Gider (kr)
Aylar Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık
Dakika Başı Turkcell geliri (kr) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Arabağlantı Maliyeti (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Net Gelir/Gider (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Dakika başı arabağlantı maliyetinin Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarında
elde edilen dakika başı gelirin üzerinde olduğu görülmektedir. Bu dört ayda
Turkcell’in tarife alt seçeneğinden elde ettiği dakika başı gelir, çağrıların bu
senaryoda kabul edildiği şekilde dağılması halinde arabağlantı maliyetini
karşılamamaktadır.
Son olarak Turkcell’den başlayan çağrıların diğer şebeke ve mobil operatörlere
dağılımının BTK Üç Aylık Veri Raporu’nda sunulduğu şekilde gerçekleştiği
varsayımıyla bir hesaplama yapılmıştır. İlgili Rapor’a göre şebeke içinde sonlanan 610
çağrılar toplam çağrıların %72,5’ini, diğer operatörlerde sonlanan çağrılar %21,1’ini,
PSTN ve uluslararası çağrılar ise %6,4’ünü oluşturmaktadır. Bu varsayım altında
hesaplanan dakika başı arabağlantı maliyeti ise 1,668 kuruştur. Bu dağılıma göre
Turkcell’in BBK 1200 tarifesi kapsamında elde ettiği dakika başı gelir ve net
gelir/gider durumu aşağıdaki tabloda sunulmaktadır:
Tablo 17: BBK 1200 Kapsamında Turkcell Dakika Başı Geliri, Arabağlantı Maliyeti, Net Gelir/Gider (kr)
Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık
Dakika Başı Turkcell Geliri (kr) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Arabağlantı maliyeti (kr) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Net Gelir/Gider (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….) (….)
10 Ağırlıklandırılmış arabağlantı maliyeti şu şekilde hesaplanmıştır: (0,2321*6,75)+(0.176*7,75)+(0,066*2,1)
10-21/271-100
17
Görüldüğü üzere, bu varsayım dahilinde de tüm aylar için tarife alt seçeneğinden
elde edilen dakika başı gelir arabağlantıdan kaynaklanan dakika başı maliyetin 620
üzerindedir.
Üç senaryo altında yer verilen değerlendirmelerde, ancak gerçeğe en uzak bir
varsayım kullanılan örnekte, çağrı sonlandırma ücretinin gelirlerin üstünde olduğu,
diğer örneklerde ise gelirden az olduğu görülmektedir. Mevcut durumu çok daha
büyük oranda temsil ettiği düşünülen diğer iki senaryo için net gelirler yıkıcı fiyat
iddialarını ortadan kaldıracak şekilde pozitif olarak gerçekleşmektedir. Gerçek
duruma daha uygun senaryolarda ulaşılan sonuçların, BTK’nın 25.03.2009 tarih ve
2009/DK-07/149 sayılı kararında yer verilen tespitler ile paralel olduğu da
görülmektedir. Kararda “BizBize Kamu Her Yöne 1200” abonelik paketinin ağırlıklı
ortalama şebeke içi tarifelerinin, yalnızca Haziran-Temmuz 2009 döneminde 630
Turkcell’in diğer işletmecilere uyguladığı dakika başına ağırlıklı ortalama çağrı
sonlandırma ücretinin altında kaldığı ifade edilmiştir.
Bütün bu analizlere ek olarak belirtilmesi gereken bir başka önemli husus 10.02.2010
tarih ve 2010/DK–07/88 sayılı BTK Kararı ile arabağlantı ücretlerinin Avea’da
sonlanan çağrılar için 3,70, Vodafone’da sonlanan çağrılar için 3,23, Turkcell’de
sonlanan çağrılar için 3,13 kuruş seviyesine düşürülmüş olmasıdır. Yeni ücretler 1
Nisan 2010 tarihinden itibaren geçerli olacaktır. Bu düzenlemeye göre bir BBK 1200
abonesinin çağrılarını % 40 şebeke içine, % 30 oranında Vodafone, %20 oranında
Avea ve % 10 oranında sabit telefona yönlendirmesi halinde oluşacak
ağırlıklandırılmış arabağlantı maliyeti 1,919 kuruş olacaktır. Bu rakam yukarıda 640
Turkcell için yer verilen 3 senaryodaki her bir ay için hesaplanan dakika başı gelirin
altındadır. Dolayısıyla 01.01.2011 tarihine kadar yürürlükte kalacak tarifenin 2010
Nisan’ından itibaren dakika başı arabağlantı maliyetinden daha az gelir üretmesi
mümkün görünmemektedir.
Bilindiği gibi, fiyat maliyet analizine ilişkin değerlendirmeler yıkıcı fiyatlamanın
gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti bakımından tek kriter değildir. Yukarıda
sayılan amaç ve hasat imkanı gibi koşullar da mutlaka değerlendirmeye alınmalıdır.
Fiyat sıkıştırması bölümünde değinilen abone sayısı, trafik ve gelir durumundaki
değişimler tarife alt seçeneğinin sunum amacının yıkıcı fiyatlama yoluyla rakiplerin
piyasa dışına itilmesi olması ihtimalini; pakete abone alımının durmuş olması ve 2010 650
Nisan’ından itibaren arabağlantı ücretlerinin ciddi oranda düşürülmüş olması ise
hasat ihtimalini güçleştirmektedir. Sonuç olarak tarife alt seçeneği yıkıcı fiyat teorisi
kapsamında değerlendirildiğinde, dakika başı net gelirin daha olası senaryolar
dahilinde pozitif olması, yıkıcı fiyat amaç ve hasat imkanının paketin sunulmasından
bu yana abone sayısı, gelir ve trafik rakamlarında yaşanan değişimler ve yapılan
düzenlemeler sonucunda mümkün görünmemesi nedeniyle 4054 sayılı Kanun
kapsamında bir ihlal oluşmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
I.4. Genel Değerlendirme
Hâkim durumdaki firmalarca gerçekleştirilebilecek kötüye kullanma davranışları genel
olarak “dışlayıcı” ve “sömürücü” nitelikte davranışlar olarak iki başlık altında 660
toplanmaktadır. Bu açıklama ışığında Vodafone’un başvurusunda yer alan yıkıcı fiyat
ve fiyat sıkıştırması iddiaları dışlayıcı davranışlar olarak değerlendirilmiş ve ihlal
iddialarına ilişkin yapılan incelemeler, dışlayıcı davranışların genel özellikleri dikkate
alınarak, her bir iddia özelinde değil her iki iddiayı da kapsayacak şekilde
oluşturulmuştur.
10-21/271-100
18
Bilindiği üzere rekabet hukuku, hâkim durumda bulunan teşebbüslere, sahip oldukları
pazar gücü nedeniyle bu teşebbüslerin niyetlerinden bağımsız olarak rekabetin
sınırlandırılması sonucunu doğuran eylemlerinin bilincinde olma ve bu
davranışlardan kaçınma yükümlülüğü olarak özetlenebilecek özel bir yükümlülük
getirmektedir. Diğer bir ifade ile, hâkim durumdaki bir teşebbüsün rakiplerini dışlama 670
niyeti olmasa bile, gerçekleştirdiği eylem ve işlemler pazardaki rekabeti
sınırlandırıyorsa, bu durumda söz konusu eylemlerin kötüye kullanma olarak kabul
edilip rekabet kuralları çerçevesinde yasaklanması gerekmektedir.
Diğer yandan her ne kadar hakim durumdaki teşebbüslerin pazardaki rekabeti
sınırlandırmama gibi özel bir yükümlülük taşıdıkları söylenebilecekse de, bu prensip
teşebbüslerin rekabet etme olanaklarının elinden alınması sonucunu doğuracak
şekilde yorumlanmamalıdır. Bu husus Komisyonun 2009 yılının başında 82.
maddenin dışlayıcı davranışlara uygulanmasına ilişkin çıkardığı Kılavuz’un (Kılavuz)
ilk paragrafında, 82. madde kapsamında yalnızca hâkim durumun kötüye
kullanılmasının yasakladığı, bu bağlamda bir teşebbüs için hâkim durumda 680
bulunmanın yasadışı olarak kabul edilemeyeceği ve bu teşebbüslerin tekelleşme
sayılmayan rekabetçi davranışlar (competition on the merits) sergilemelerinin hakları
olduğu şeklinde ifade edilmektedir11.
Bu bakımdan teorik açıklamalara yer verilen bölümünde de ifade edildiği üzere
dışlayıcı karakterdeki bir eylemin varlığından bahsedilmesi hâkim durumdaki
teşebbüsün incelemeye konu davranışının pazarda yaratacağı etkilerin
değerlendirilmesini gerektirmektedir. Bu nedenle öncelikle fiyat sıkıştırması ve yıkıcı
fiyat iddiaları kapsamında ihlal olduğu öne sürülen fiillerin değerlendirmeleri etki bazlı
bir analiz neticesinde yapılmıştır. Bu kapsamda ulaşılan tespitler aşağıda
sunulmaktadır: 690
- BBK 1200 tarife alt seçeneğini kullanan abonelerin Turkcell bireysel aboneleri
içerisindeki büyüklüğü aylar bazında yüzde (….) ile yüzde (….) arasında
değişmektedir,
- BBK 1200 paketi kullanılarak yaratılan şebeke içi trafiğin toplam Turkcell
bireysel şebeke içi trafiği içerisindeki yeri %(….) ile %(….) arasında seyretmiştir,
- BBK 1200 paketinden elde edilen şebeke içi gelirin toplam şebeke içi gelire
oranı %(….) ile %(….) arasında değişmektedir,
- BBK 1200 paketinden elde edilen şebeke içi gelirin toplam gelire oranı %(….)
ile %(….) arasında değişmektedir,
- BBK 1200 paketinin sunulduğu aylar boyunca şikayetçi Vodafone hem 700
bireysel hem de kurumsal tarifeleri dâhilinde abone kazanmaya devam
etmiştir,
- Vodafone’un abone kazanım miktarında tarifenin başlangıcından itibaren artış
eğilimi olduğu ve Vodafone’un abone kazanım oranlarının tarifeye rağmen
yükselebildiği görülmektedir,
11 Communication from the Commission- Guidance on the Commission's enforcement priorities in
applying Article 82 of the EC Treaty to abusive exclusionary conduct by dominant undertakings,
(2009/C 45/02)
10-21/271-100
19
- 2009 yılı genelinde, Turkcell numara taşınabilirliği kapsamında 1.527.531
bireysel abone kaybetmiştir,
- Turkcell iddiaya konu tarifenin yürürlükte olduğu dönemde yalnızca Mayıs ve 710
Haziran dönemlerinde abone kazanmış, Mayıs-Aralık dönemi itibarıyla net
abone kaybı (……….) olmuştur,
- Tarifenin başlatıldığı Mayıs ayından Haziran ayına kadar yalnızca üç aylık bir
dönem için bu tarifeyi seçen abonelerde bir artış olmuş, Haziran ayından
sonra bu tarife alt seçeneğini tercih eden abonelerde bir azalma olduğu
görülmüştür.
- 2009 yılının sonuna doğru abone sayısı ve şebeke içi trafik oransal olarak
düşme eğilimi göstermiştir,
- Tarifenin yürürlüğe girmesinden sonra Vodafone’un abone sayısında, Haziran
ayı hariç olmak üzere sürekli bir artış yaşanmıştır, 720
- Tarifenin uygulandığı süre içerisinde, hem aylar hem de faturalı veya ön
ödemeli Turkcell aboneleri için bakıldığı her durumda; Vodafone’a Turkcell’den
geçiş yapan abone sayısının Vodafone’dan Turkcell’e geçiş yapan abone
sayısının altında olduğu görülmüştür,
- İncelemeye esas alınan dönemde Vodafone, Turkcell’den net olarak (……….)
abone kazanmıştır,
- 2009 yılı başı ve sonu itibarıyla GSM operatörlerinin yaratıkları trafik miktarı 23
milyar dakikadan yaklaşık %30’luk bir artışla 29 milyar dakikaya yükselmiş,
bunun sonucunda Türkiye için ortalama bir abonenin aylık ortalama olarak 131
dakika olan konuşma süresinin 189 dakika düzeyine gelmiştir, 730
- Bu dönemde Turkcell’in yaratmış olduğu trafik miktarı ise yaklaşık %30’luk bir
artışla 10,4 milyar dakikadan 13,3 milyar dakikaya yükselmiş, bu artışa
rağmen ihlale konu uygulamada paket dahilinde verilen sürenin yalnızca (….)
kullanılmıştır,
- Yıkıcı fiyatlamaya yönelik analizlerde değerlendirilen üç senaryodan yalnızca
BBK 1200 abonelerinin yaptıkları aramaların yönlerinin; toplam çağrı trafiğinin
GSM-PSTN dağılımını ve GSM operatörlerinin abone sayısına göre pazar
payını yansıttığının kabul edildiği uç örnekte, 4 ay için arabağlantı maliyetleri
dakika başı gelirin üzerinde kalmış, abonelerin kullanım sürelerini daha doğru
bir şekilde yansıttığı düşünülen diğer iki senaryo analizinde Turkcell’in dakika 740
başı geliri çağrı sonlandırma maliyetlerinin üzerinde kalmıştır,
- 25.03.2009 tarih ve 2009/DK-07/149 sayılı BTK kararında gelirler ve
maliyetlere ilişkin yukarıda ulaşılan sonuçlara paralel bir tespit yapılmıştır,
- 10.02.2010 tarih ve 2010/DK–07/88 sayılı BTK Kararı ile arabağlantı ücretleri
Avea’da sonlanan çağrılar için 3,70, Vodafone’da sonlanan çağrılar için 3,23,
Turkcell’de sonlanan çağrılar için 3,13 kuruş seviyesine düşürülmüştür. Bu
düzenlemeye göre bir BBK 1200 abonesinin çağrılarını % 40 şebeke içine, %
30 oranında Vodafone, % 20 oranında Avea ve % 10 oranında sabit telefona
yönlendirmesi halinde oluşacak ağırlıklandırılmış arabağlantı maliyeti 1,919
kuruş olacaktır. Bu rakam Turkcell için analiz edilen 3 senaryodaki her bir ay 750
için hesaplanan dakika başı gelirin altındadır,
10-21/271-100
20
Yukarıda yer verilen tespitler ışığında, Turkcell’in BizBize Kamu 1200 tarife alt
seçeneği kapsamındaki uygulamalarının fiyat sıkıştırması ya da yıkıcı fiyat yoluyla bir
rekabet ihlali (kötüye kullanma hali) oluşturmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
J. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre;dosya konusu iddialara
yönelik olarak Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş. hakkında 4054 sayılı Kanun’un 41.
maddesi uyarınca soruşturma açılmasına gerek olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Full & Egal Universal Law Academy