Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2010-1-41 (Özelleştirme)
Karar Sayısı : 10-29/437-163
Karar Tarihi : 8.4.2010
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI 10
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, Mehmet Akif ERSİN,
İsmail Hakkı KARAKELLE, Doç. Dr. Cevdet İlhan
GÜNAY, Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER: Cengiz SOYSAL, Harun ULU, Harun GÜNDÜZ,
Cemal Ökmen YÜCEL, S. Yersu ŞAHİN
C. BİLDİRİMDE
BULUNAN : Özelleştirme İdaresi Başkanlığı
D. TARAFLAR : - Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 20
(Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş.)
Ziya Gökalp Cad. No: 80 06600 Kurtuluş/Ankara
- Kolin İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Horasan Sokak No: 24 06700 GOP/Ankara
- Anadolu Doğalgaz Dağıtım A.Ş.
Akçaburgaz Çiftliği Sanayi 1 Bulvarı 4. Bölge 11. Cad.
No:23-B Büyükçekmece/İstanbul
- Cengiz Elektrik Toptan Satış A.Ş.
Altunizade Mahir İz Cad. No:30 34662
Üsküdar/İstanbul 30
- Çalık Enerji ve Sanayi Ticaret A.Ş.
Akplaza Yaşam Cad. No:7 Kat:10 Söğütözü/Ankara
E. DOSYA KONUSU: Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin % 100
oranındaki hissesinin blok satış yöntemiyle özelleştirilmesi kapsamında
söz konusu hisselerin Kolin İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş.,
Anadolu Doğalgaz Dağıtım A.Ş., Cengiz Elektrik Toptan Satış A.Ş. veya
Çalık Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından devralınması işlemine izin
verilmesi talebi.
F. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 24.2.2010 tarih ve 1691 sayı ile
giren ve eksiklikleri en son 19.3.2010 tarihi itibarıyla tamamlanan bildirim 40
üzerine, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 7. maddesi ile
1998/4 sayılı Özelleştirme Yoluyla Devralmaların Hukuki Geçerlilik
Kazanabilmeleri İçin Rekabet Kurumuna Yapılacak Ön Bildirimlerde ve İzin
Başvurularında Takip Edilecek Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ’in ilgili
hükümleri çerçevesinde düzenlenen 2.4.2010 tarih ve 2010-1-41/ÖN-10-CS
sayılı Özelleştirme Nihai İnceleme Raporu 2.4.2010 tarih ve REK.0.05.00.00-
120/90 sayılı Başkanlık Önergesi ile 10-29 sayılı Kurul toplantısında
görüşülerek karara bağlanmıştır.
10-29/437-163
2
G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda, raportör Cengiz SOYSAL 50
tarafından bildirim konusu işleme ilişkin;
- 4054 sayılı Kanun ve 1998/4 sayılı Tebliğ kapsamında izne tabi olduğu,
- Teklif sahiplerinden birisinin Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin %100
oranındaki hissesini blok olarak devralmasının 4054 sayılı Kanun’un 7.
maddesi ve 1997/1 sayılı Tebliğ hükümleri uyarınca hâkim durum yaratan
veya mevcut hâkim durumu güçlendiren ve böylece ilgili pazarlarda
rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuran bir işlem olmadığı,
dolayısıyla bildirim konusu işleme izin verilmesi gerektiği,
görüşü yer alırken; raportörlerden Harun ULU, Harun GÜNDÜZ, C. Ökmen
YÜCEL ve S. Yersu ŞAHİN tarafından karşı görüş olarak; 60
- Teklif sahibinin Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin %100 oranındaki
hissesini blok olarak devralmasının 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi ve
1997/1 sayılı Tebliğ hükümleri uyarınca hâkim durum yaratan veya mevcut
hâkim durumu güçlendiren ve böylece ilgili pazarlarda rekabetin önemli
ölçüde azaltılması sonucunu doğuran bir işlem olduğu, dolayısıyla bildirim
konusu işleme izin verilmemesi gerektiği,
belirtilmiştir.
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
H.1. Taraflar 70
H.1.1. Devredilen: Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş. (ÇAMLIBEL)
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun gereğince ÇAMLIBEL
hisselerinin %100’ü Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na aittir.
Elektrik dağıtımı, perakende satışı ve perakende satış hizmeti faaliyetlerinde
bulunan ve tamamı kamu mülkiyetinde bir iktisadi devlet teşekkülü olan
Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ), 2.4.2004 tarih ve 2004/22 sayılı
Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) Kararı ile özelleştirme kapsam ve
programına alınmıştır. ÇAMLIBEL, TEDAŞ’ın özelleştirilmesi kapsamında
Sivas, Tokat, Yozgat illerini kapsayan bölgedeki elektrik dağıtım ve perakende
hizmetlerini yerine getirmek için, 2005 yılında TEDAŞ’a bağlı bir ortaklık 80
olarak kurulmuştur. ÇAMLIBEL, ilgili faaliyetlerini 4046 sayılı Kanun
çerçevesinde yürütmektedir.
ÇAMLIBEL’in 2008 yılı cirosu ………. TL, 2008 yılı elektrik satışı ise … GWh
olarak gerçekleşmiş olup perakende elektrik satışı ve hizmeti pazarında 2008
yılı payı yaklaşık olarak %1’dir.
H.1.2. Teklif Sahibi: Kolin İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş. (KOLİN)
1977 yılında KOLİN İnşaat İmalat ve Ticaret A.Ş. unvanıyla kurulan şirket,
ulaştırma projeleri, barajlar, sulama sistemleri, arıtma sistemleri, su nakil
hatları, boru hatları yapımı, enerji, haberleşme, taşımacılık projeleri gibi geniş
bir yelpazede mühendislik ve taahhüt alanında faaliyet göstermektedir. KOLİN 90
ve bağlı ortaklıklarının 2008 yılı grup cirosu ………. TL’dir.
10-29/437-163
3
KOLİN’in hissedarlık yapısı ile yönetim ve denetim kurulu üyeleri aşağıdaki
gibidir:
Tablo -1: KOLİN’in Hissedarlık Yapısı
Hisse Sahibi Hisse Oranı (%)
Kolsan A.Ş. …
Güzin KOLOĞLU …
Veysi Akın KOLOĞLU …
Mukadder KOLOĞLU …
Celal KOLOĞLU …
Naci KOLOĞLU …
Necla DOĞAN …
Tamer DOĞAN …
Şebnem DOĞAN …
Alper DOĞAN …
Mustafa Kemal KOLOĞLU …
Hayriye Deniz İSTEMİ …
Demet MOĞOLKOÇ …
TOPLAM 100,00
Tablo -2: KOLİN’in Yönetim ve Denetim Kurulu Üyeleri
Adı-Soyadı Görevi
Naci KOLOĞLU Yönetim Kurulu Başkanı
Veysi Akın KOLOĞLU Yönetim Kurulu Başkan Vekili
Celal KOLOĞLU Yönetim Kurulu Üyesi
Turgut NASÜN Denetim Kurulu Üyesi
31 Aralık 2008 tarihi itibariyle KOLİN’in enerji ile ilgili alanlardaki bağlı
ortaklıkları, faaliyet konuları ve KOLİN’in bu ortaklıklardaki doğrudan sahiplik
oranı aşağıdaki gibidir: 100
Tablo -3: KOLİN Bağlı Ortaklıkları, Faaliyet Konuları ve Doğrudan Sahiplik Oranı
Bağlı Ortaklık Faaliyet Konusu Doğrudan
Sahiplik
Oranı (%)
Akköy Enerji A.Ş. Enerji (elektrik
üretimi ve ticareti)
…
Esgaz Eskişehir Şehiriçi Doğalgaz Dağıtım Tic. ve
Taah. A.Ş.
Enerji …
İzmirgaz Şehiriçi Doğalgaz Dağıtım Tic. ve Taah. A.Ş. Enerji …
Truva Doğalgaz Enerji İlt. Loj. İnş. Eğt. Dan. İth. İhr.
San. ve Tic. A.Ş.
Enerji …
Naturgaz Doğazgaz İth. İhr. San. ve Tic. A.Ş. Enerji …
Efes Doğalgaz İth. İhr. San. ve Tic. A.Ş. Enerji …
Hidrogen Enerji İth. İhr. ve Dağıtım A.Ş. Enerji …
Kolen Elektrik Enerjisi Üretim ve Tic. A.Ş. Enerji …
10-29/437-163
4
Teos Marina İşletme ve Ticaret A.Ş. Liman …
Işıksu Enerji Üretim ve Ticaret A.Ş. Enerji …
ANC Enerji Üretim ve Ticaret A.Ş. Enerji (proje
aşamasında)
…
K-L Enerji Yatırımları Sanayi ve Ticaret A.Ş. Enerji (proje
aşamasında)
…
KOLİN ile aynı grupta yer alan şirketlerin, elektrik dağıtım sektöründe
herhangi bir faaliyeti bulunmamaktadır. Bununla birlikte elektrik üretim
pazarındaki faaliyetlerine ilişkin bilgiye aşağıda yer verilmektedir.
Tablo -4: KOLİN’in Bulunduğu Gruba Ait Elektrik Üretim Yatırımları (2008)
Yatırım Yakıt Tipi Kurulu Güç
(MW)
Satılan Elektrik (2008,
MWh)
Akköy I Hidroelektrik … …
Yukarıda yer verilen bilgiler göz önüne alındığında KOLİN’in elektrik üretim
pazarındaki faaliyetleri ve pazar paylarına ilişkin özet tablo aşağıdadır
Tablo -5: KOLİN’in Elektrik Üretim Faaliyetleri ve Türkiye’deki Pazar Payları
Satılan Elektrik
(MWh)
Kurulu Güç
(MW)
Türkiye
Tüketim Miktarı
(MWh)
Türkiye
Kurulu
Gücü
(MW)
Üretim
Pazar Payı
(%)
Kurulu
Güç Pazar
Payı (%)
KOLİN … … 198.085.200 41.817,2 … …
Bunun yanında KOLİN’in yapım veya lisans aşamasında olan ya da faaliyette 110
olmayan yaklaşık toplam …MW’lık kurulu güce sahip elektrik üretim yatırımı
bulunmaktadır.
Kolin ile aynı grupta yer alan ve Kolin ile iştirak ilişkisi içinde olan İzmirgaz
Şehiriçi Doğalgaz Dağıtım Tic. ve Taah. A.Ş. ile Esgaz Eskişehir Şehiriçi
Doğalgaz Dağıtım Tic. ve Taah. A.Ş. doğal gaz dağıtım faaliyeti
gerçekleştirmektedir.
H.1.3. Teklif Sahibi: Anadolu Doğalgaz Dağıtım A.Ş. (ANADOLU DOĞAL
GAZ)
2008 yılı cirosu ………. TL olan ANADOLU DOĞAL GAZ’ın hissedarlık yapısı
ile yönetim kurulu üyelerine aşağıdaki tablolarda yer verilmiştir: 120
Tablo -6: ANADOLU DOĞAL GAZ’ın Hissedarlık Yapısı
Hisse Sahibi Hisse Oranı (%)
Fatih BÜYÜKTOPÇU …
Faik IŞIK …
Şerafettin AKKAYA …
Mustafa KURNAZ …
Yaşar ARSLAN …
TOPLAM 100,00
Tablo -7: ANADOLU DOĞAL GAZ’ın Yönetim Kurulu Üyeleri
Adı-Soyadı Görevi
Fatih BÜYÜKTOPÇU Yönetim Kurulu Başkanı
Mustafa KURNAZ Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
Yaşar ARSLAN Yönetim Kurulu Üyesi
ANADOLU DOĞAL GAZ’ı kontrol eden Fatih BÜYÜKTOPÇU’nun kontrolü
altında bulunan diğer tüzel kişilere ve bunların faaliyet alanlarına aşağıdaki
tabloda yer verilmiştir.:
10-29/437-163
5
Tablo -8: Fatih BÜYÜKTOPÇU’nun Kontrol Ettiği Tüzel Kişiler ve Faaliyet Alanları
Şirket Faaliyet Alanı
Koni İnşaat Sanayi A.Ş. İnşaat
Rasa Enerji Üretim A.Ş. Enerji Üretimi
İdil İki Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş. Enerji Üretimi
Bandırma Doğalgaz Dağıtım A.Ş. Doğal Gaz Dağıtım
Trakya Doğalgaz Dağıtım A.Ş. Doğal Gaz Dağıtım
Sivas Doğalgaz Dağıtım A.Ş. Doğal Gaz Dağıtım
Gemlik Doğalgaz Dağıtım A.Ş. Doğal Gaz Dağıtım
Anadolu Doğalgaz Toptan Satış A.Ş. Doğal Gaz Dağıtım
Tokat-Amasya Doğalgaz Dağıtım A.Ş. Doğal Gaz Dağıtım
Gümüşhane-Bayburt Doğalgaz Dağıtım A.Ş. Doğal Gaz Dağıtım
Afyon Doğalgaz Dağıtım A.Ş. Doğal Gaz Dağıtım
Elazığ Doğalgaz Dağıtım A.Ş. Doğal Gaz Dağıtım
Mustafakemalpaşa Susurluk Karacabey Doğalgaz Dağıtım
A.Ş.
Doğal Gaz Dağıtım
Bununla birlikte, Kazancı Holding, YEŞİLIRMAK’a teklif veren ve Fatih 130
BÜYÜKTOPÇU’nun kontrolünde bulunan ANADOLU DOĞAL GAZ ve aynı
grup içersinde yer alan bir dizi1 doğal gaz dağıtım şirketini devralmak üzere
Kurum’a başvuruda bulunmuş ve Rekabet Kurulu’nun 18.2.2010 tarih ve 10-
18/209-80 sayılı kararı çerçevesinde bu başvuruya izin verilmiştir.
Dosya kapsamında değerlendirilmek üzere, Kazancı Holding’in faaliyetleri,
elektrik ile doğal gaz pazarlarında ayrı ayrı incelenecektir.
Elektrik
AKSA Elektrik Perakende Satış A.Ş. (AKSA) ve AKSA’yı kontrol eden Kazancı
Holding, halihazırda elektrik dağıtım ve perakende pazarında aktif olmamakla
birlikte, elektrik enerjisi üretimi pazarında faaliyet göstermektedir. Kazancı 140
Holding tarafından kontrol edilen Aksa Enerji Üretim A.Ş.; Fatih
BÜYÜKTOPÇU’nun kontrolündeki Koni İnşaat Sanayi A.Ş.’nin (Koni İnşaat)
kontrol ettiği Rasa Enerji Üretim A.Ş. ile İdil İki Enerji Sanayi ve Ticaret
A.Ş.’deki Koni İnşaat hisselerini devralmak üzere 12.3.2010 tarih ve 2184
sayılı yazı ile Kurumumuza bildirimde bulunmuş; söz konusu işleme Kurul’un
31.3.2010 tarihli kararı ile izin verilmiştir. Kazancı Holding’in bahsedilen
devralma işlemleri sonrasında, elektrik üretim pazarında faaliyet gösteren
grup şirketleri ve bu şirketlerin üretimine ilişkin bilgiye aşağıda yer
verilmektedir.
Tablo -9: Kazancı Holding’in Elektrik Üretim Faaliyetleri (2008) 150
Grup Şirketi
Kurulu Güç
(MW) Satılan Elektrik (MWh)
Aksa Enerji Üretim A.Ş. … …
Rasa Radyatör San. … …
Deniz Elektrik Üretim Ltd. Şti. … …
Baki Elektrik Üretim Ltd. Şti. … …
Rasa Enerji Üretim A.Ş. … …
İdil İki Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş. … …
TOPLAM … …
1 Anadolu Doğalgaz Dağıtım A.Ş.’nin yanında Anadolu Doğalgaz Toptan Satış A.Ş., Trakya
Doğalgaz Dağıtım A.Ş., Gemlik Doğalgaz Dağıtım A.Ş., M. Kemalpaşa Susurluk Karacabey
Doğalgaz Dağıtım A.Ş., Afyon Doğalgaz Dağıtım A.Ş., Gümüşhane Bayburt Doğalgaz
Dağıtım A.Ş., Sivas Doğalgaz Dağıtım A.Ş., Elazığ Doğalgaz Dağıtım A.Ş., Bandırma
Doğalgaz Dağıtım A.Ş., Tokat Amasya Doğalgaz Dağıtım A.Ş. ve Siirt Batman Doğalgaz
Dağıtım A.Ş.
10-29/437-163
6
Yukarıda yer alan bilgiler göz önüne alınarak hazırlanan, AKSA ve AKSA’yı
kontrol eden Kazancı Holding’in elektrik üretim pazarındaki faaliyetleri ve
pazar paylarına ilişkin özet tablo aşağıdaki şekildedir:
Tablo -10: Kazancı Holding’in Elektrik Üretim Faaliyetleri ve Türkiye’deki Pazar Payları
(2008)
Satılan
Elektrik
(MWh)
Kurulu
Güç (MW)
Türkiye
Tüketim
Miktarı (MWh)
Türkiye
Kurulu
Gücü
(MW)
Üretim
Pazar
Payı (%)
Kurulu
Güç
Pazar
Payı (%)
Kazancı
Holding
… …
198.085.200 41.817,2
… …
Bunun yanında, Kazancı Holding’in yapım veya lisans aşamasında olan ve
toplam …. MW kurulu güce sahip olması planlanan elektrik üretim yatırımı
bulunmaktadır.
Doğal Gaz 160
Kazancı Holding’in doğal gaz toptan satış ve dağıtım pazarında faaliyet
gösteren grup şirketlerine ve bu şirketlerin doğal gaz satış miktarları ile
Türkiye pazar paylarına ilişkin bilgiye aşağıda yer verilmektedir:
Tablo -11: Kazancı Holding’in Doğal Gaz Toptan Satış ve Dağıtım Faaliyetleri (2008)
Şirket Grup Dağıtım Bölgesi
1 Bilecik Bolu Doğalgaz
Dağıtım A.Ş. (BEYGAZ)
Kazancı
Grubu
Bilecik, Bolu, Bozüyük, İnönü, Söğüt,
Pazaryeri, Çukurhisar, Osmaneli, Vezirhan,
Bayırköy
2 Manisa Doğalgaz
Dağıtım A.Ş.
Kazancı
Grubu
Manisa, Turgutlu, Akhisar, Muradiye
3 Van Doğalgaz Dağıtım
A.Ş.
Kazancı
Grubu Van
4 Balıkesir Doğalgaz
Dağıtım A.Ş. (BALGAZ)
Kazancı
Grubu Balıkesir
5 Düzce Ereğli Doğalgaz
Dağıtım A.Ş.(DERGAZ)
Kazancı
Grubu
Ereğli, Düzce, Konuralp, Kaynaşlı, Gülüç,
Alaplı, Beyköy, Cumayeri, Gümüşova
6 Çanakkale Doğalgaz
Dağıtım A.Ş.
Kazancı
Grubu
Çanakkale, Biga, Çan, Ezine Bayramiçi,
Kepez, Mahmudiye
7 Ordu Giresun Doğalgaz
Dağıtım A.Ş.
Kazancı
Grubu Ordu, Giresun, Çarşamba, Ünye, Fatsa, Terme
8 Karadeniz Doğalgaz
Dağıtım A.Ş.
Kazancı
Grubu Trabzon, Rize, Akçaabat, Of
9
Malatya Doğalgaz
Dağıtım A.Ş.
Kazancı
Grubu
Malatya, Konak, Gündüzbey, Yeşilyurt,
Bostanbaşı, Yakınca, Topsöğüt, Şahnahan,
Dilek, Hatunsuyu, Hanımçiftliği, Ordüzü,
Battalgazi, Hasırcılar
10 Şanlıurfa Doğalgaz
Dağıtım A.Ş.
Kazancı
Grubu Urfa, Siverek, Suruç, Karaköprü, Onbirnisan
11
Aksa Gaz Dağıtım A.Ş. Kazancı Grubu
Adana, Osmaniye, Mersin, İskenderun,
Sarıseki, Karayılan, Bekbele, Denizciler,
Ceyhan, Payas, Toprakkale, Tarsus, Azganlık,
Nardüzü, Kadirlı, Belen, Dörtyol, Antakya
12 Aksa Doğal Gaz Toptan
Satış A.Ş.
Kazancı
Grubu --
10-29/437-163
7
13 Afyon Doğalgaz
Dağıtım A.Ş.
Anadolu
Grubu Afyonkarahisar, Bolvadin, Çay ve Dinar
14 Sivas Doğalgaz Dağıtım
A.Ş. (SİDAŞ)
Anadolu
Grubu Sivas, Şarkışla, Suşehri ve Cemel
15 Trakya Doğalgaz
Dağıtım A.Ş.
(TRAKYADAŞ)
Anadolu
Grubu Çatalca, Muratbey ve Hadımköy
16 Gemlik Doğalgaz
Dağıtım A.Ş.
(GEMDAŞ)
Anadolu
Grubu Gemlik ve Umurbey
17 Bandırma Doğalgaz
Dağıtım A.Ş. (BADAŞ)
Anadolu
Grubu Bandırma
18 Elazığ Doğalgaz
Dağıtım A.Ş.
Anadolu
Grubu Elazığ, Yazıkonak, Yurtbaşı ve Hankendi
19 Tokat Amasya
Doğalgaz Dağıtım A.Ş.
(TAMDAŞ)
Anadolu
Grubu
Amasya, Tokat, Merzifon, Suluova, Turhal,
Niksar, Erbaa, Zile ve Ziyaret
20 Mustafa Kemalpaşa
Susurluk Karacabey
Doğalgaz Dağıtım A.Ş.
(OVAGAZ)
Anadolu
Grubu
Mustafakemalpaşa, Susurluk, Karacabey,
Ovaazatlı, Yalıntaş ve Tatkavaklı
21 Gümüşhane Bayburt
Doğalgaz Dağıtım A.Ş.
Anadolu
Grubu Gümüşhane ve Bayburt
22 Siirt Batman Doğalgaz
Dağıtım A.Ş.
Anadolu
Grubu Siirt, Batman ve Kurtalan
23 Anadolu Doğalgaz
Dağıtım A.Ş.
Anadolu
Grubu --
24 Anadolu Doğalgaz
Toptan Satış A.Ş.
Anadolu
Grubu --
Daha önce de ifade edildiği üzere, Rekabet Kurulunun 18.2.2010 tarih ve 10-
18/209-80 sayılı kararıyla, Anadolu Doğal Gaz Grubu bünyesinde yer alan
şirketlerin çoğunluk hisselerinin Kazancı Holding’e devrine izin verilmiş olup,
bu işleme ilişkin EPDK’dan alınması gereken izin süreci halihazırda devam
etmektedir. 170
H.1.4. Teklif Sahibi: Cengiz Elektrik Toptan Satış A.Ş. (CENGİZ)
CENGİZ, 17.7.2003 tarih ve 5843 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde
yayımlanarak tescil edilmiş bir teşebbüs olup, kurulduğu günden bu yana esas
amaç ve konusunda bir faaliyeti olmamıştır. CENGİZ’in hissedarlık yapısı ve
yönetim kurulu listesine aşağıdaki tablolarda yer verilmektedir.
Tablo -12: CENGİZ Hissedarlık Yapısı
Hisse Sahibi Hisse Oranı (%)
Mehmet CENGİZ …
Ekrem CENGİZ …
Ahmet CENGİZ …
Şeref CENGİZ …
Asım CENGİZ …
Kazım CENGİZ …
TOPLAM 100
180
10-29/437-163
8
Tablo -13: CENGİZ Yönetim Kurulu Üyeleri
Adı – Soyadı
Mehmet CENGİZ
Ekrem CENGİZ
Ahmet CENGİZ
Şeref CENGİZ
Asım CENGİZ
Dosya mevcudu bilgilerden, CENGİZ’in, CENGİZ ile aynı hissedarların pay
sahibi olduğu Cengiz Holding A.Ş. (Cengiz Holding) tarafından kontrol edilen
bir grup şirketi olduğu anlaşılmıştır.
Cengiz Holding, 2007 yılında tescil olunarak kurulmuş olup, 1980 yılından 190
itibaren inşaat alanında faaliyete başlayan ve enerji, maden, turizm gibi
sektörlerde de faaliyette bulunan şirketlerin yönetimini üstlenmektedir. 2008
yılı elektrik enerjisi üretiminden elde ettiği ciro ………. TL olan Cengiz
Holding’in hissedarlık yapısı ve yönetim kurulu üyelerine aşağıdaki tablolarda
yer verilmektedir.
Tablo -14: Cengiz Holding Hissedarlık Yapısı
Hisse Sahibi Hisse Oranı (%)
Mehmet CENGİZ …
Ekrem CENGİZ …
Ahmet CENGİZ …
Şeref CENGİZ …
Asım CENGİZ …
Kazım CENGİZ …
TOPLAM 100
Tablo -15: Cengiz Holding Yönetim Kurulu Üyeleri
Adı – Soyadı
Mehmet CENGİZ
Ahmet CENGİZ
Ekrem CENGİZ
Şeref CENGİZ
Asım CENGİZ
Bildirim Formu ve cevabi yazıya göre Cengiz Holding’in elektrik dağıtım ve 200
üretim pazarında faaliyetleri aşağıdaki gibidir.
- Cengiz Holding’in Elektrik Dağıtım Pazarındaki Faaliyetleri:
Cengiz Holding, Rekabet Kurulu’nun 4.12.2008 tarih ve 08-69/1115-432 sayılı
kararı ile %100 oranındaki hissesinin blok olarak satış yöntemiyle
özelleştirilmesine izin verdiği MERAM Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin (MERAM)
ihalesinde, ihaleyi kazanan Alsim Alarko Sanayi Tesisleri ve Tic. A.Ş.’nin
(Alsim Alarko) ardından en yüksek teklifi veren teşebbüslerden birisidir.
İzleyen süreçte, MERAM’ın devralınmasına yönelik ihale şartnamesinin 20.
maddesi hükmüne göre, Alsim Alarko ve Cengiz Holding’in ortak olarak yer
aldığı ALCEN Enerji Dağıtım ve Perakende Satış Hizmetleri A.Ş. (ALCEN) 210
unvanlı bir şirket kurulmuş ve bu devir işlemi için Rekabet Kurulu’na bildirim
yapılmıştır. Rekabet Kurulu 28.10.2009 tarih ve 09-49/1219-307 sayılı kararı
ile ALCEN’in bir ortak girişim olduğuna karar vermiş ve işleme izin vermiştir.
Sonuç olarak Cengiz Holding’in, MERAM’ı kontrol eden ALCEN adlı ortak
girişimdeki iki ortaktan birisi olarak elektrik dağıtım pazarında faaliyeti
10-29/437-163
9
bulunmaktadır. Kırşehir, Nevşehir, Niğde, Aksaray, Konya ve Karaman
illerinde elektrik dağıtım ve perakende hizmetlerini yürütmek üzere kurulmuş
olan MERAM’ın söz konusu illerdeki elektrik dağıtım hizmetleri açısından
%100 pazar payı bulunmaktadır.
Anılan teşebbüsün Türkiye elektrik pazarında alım-satımdaki payı ve kaçak 220
elektrik kullanımındaki durumuna aşağıdaki tabloda yer verilmektedir.
Tablo -16: MERAM ait alım-satım ve kayıp kaçaklara ilişkin veri (2008)
Alınan
Elektrik
(GWh)
Satılan
Elektrik
(GWh)
Kayıp ve
Kaçak (GWh)
Kayıp ve Kaçak
Oranı (%)
Alınan
Elektrikteki
Pay (%)
Satılan
Elektrikteki
Pay (%)
6394 5859 535 8,4 4,01 4,29
- Cengiz Holding’in Elektrik Üretim Pazarındaki Faaliyetleri
Cengiz Holding’in elektrik üretim pazarında faaliyet gösteren grup şirketleri ve
bu şirketlerin üretimine ilişkin bilgiye aşağıda yer verilmektedir.
Tablo -17: Cengiz Holding’in Elektrik Üretim Faaliyetleri
Grup Şirketi Yakıt Tipi Kurulu Güç (MW) Satılan Elektrik (2008, MWh)
Eti Alüminyum A.Ş.
(Oymapınar)
Hidroelektrik … …
Eti Alüminyum A.Ş. Fuel Oil … …
Eti Bakır A.Ş. Hidroelektrik … …
TOPLAM … …
Yukarıda yer verilen bilgiler göz önüne alınarak ulaşılan, CENGİZ ve
CENGİZ’i kontrol eden Cengiz Holding’in elektrik üretim pazarındaki 230
faaliyetleri ve pazar paylarına ilişkin özet tablo aşağıdadır.
Tablo -18: Cengiz Holding’in Elektrik Üretim Faaliyetleri ve Türkiye’deki Pazar Payları
Satılan
Elektrik
(MWh)
Kurulu
Güç (MW)
Türkiye
Tüketim Miktarı
(MWh)
Türkiye
Kurulu
Gücü (MW)
Üretim
Pazar
Payı (%)
Kurulu Güç
Pazar Payı
(%)
Cengiz
Holding
… …
198.085.200 41.817,2
… …
Bunun yanında Cengiz Holding’in yapım veya lisans aşamasında olan ya da
faaliyette olmayan yaklaşık toplam … MW kurulu güce sahip elektrik üretim
yatırımı bulunmaktadır.
H.1.5. Teklif Sahibi: Çalık Enerji ve Sanayi Ticaret A.Ş. (ÇALIK)
Elektrik enerjisi üretim tesisleri kurmak, elektrik enerjisi üretimi ve ticareti
yapmak, doğal gaz ve petrol üretimi, iletimi, dağıtımı ve ticareti yapmak
amacıyla kurulan ÇALIK’ın, 2008 yılı itibariyle konsolide cirosu ………. TL’dir. 240
ÇALIK’ın hissedarlık yapısı ile yönetim ve denetim kurulu üyelerine aşağıdaki
tablolarda yer verilmektedir.
Tablo -19: ÇALIK’ın Hissedarlık Yapısı
Hisse Sahibi Hisse Oranı (%)
Çalık Holding A.Ş. …
Gap Güneydoğu Tekstil Sanayi Ticaret A.Ş. …
Gap Pazarlama A.Ş. …
Gap İnşaat Yatırım Dış Ticaret A.Ş. …
Ahmet ÇALIK …
Mahmut ÇALIK …
Çiğdem ÇALIK …
TOPLAM 100,000
10-29/437-163
10
Tablo -20: ÇALIK’ın Yönetim Kurulu Üyeleri
Adı-Soyadı
Ahmet ÇALIK
Abidin SUNGUR
Osman Saim DİNÇ
Çalık Holding A.Ş.’nin (Çalık Holding) hissedarlık yapısına aşağıda yer
verilmektedir.
Tablo -21: Çalık Holding’in Hissedarlık Yapısı
Hisse Sahibi Hisse Oranı (%)
Ahmet ÇALIK …
Mahmut Can ÇALIK …
Çiğdem ÇALIK …
Diniye ÇALIK …
Gap İnşaat Yatırım ve Dış Tic. A.Ş. …
TOPLAM 100,0
Yukarıda aktarılan bilgilerden, ÇALIK’ın, hisselerinin önemli bölümü Ahmet
ÇALIK’a ait olan Çalık Holding tarafından kontrol edildiği anlaşılmıştır. 250
ÇALIK’ı kontrol eden Çalık Holding’in, elektrik üretim, toptan satış, dağıtım ve
perakende pazarında faaliyet göstermesi planlanan şirketlerine aşağıdaki
tabloda yer verilmektedir.
Tablo -22: Elektrik Üretim, Toptan Satış, Dağıtım ve Perakende Faaliyeti Göstermesi
Planlanan Çalık Holding Şirketleri
Grup Şirketi Faaliyet Konusu
Türkmen’in Altın Asrı Elektrik Enerjisi Toptan Satış
A.Ş. Elektrik toptan satışı
Çalık Enerji Elektrik Üretim ve Madencilik A.Ş. Elektrik üretim ve iletimi, madencilik
Kızılırmak Enerji Elektrik Üretim A.Ş. Elektrik üretimi, iletimi ve dağıtımı
Enel Enerji Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş. Elektrik üretimi, iletimi ve dağıtımı
Yeşilçay Enerji Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş. Elektrik üretimi, iletimi ve dağıtımı
Bunun yanında, Çalık Holding’in yapım ve lisans aşamasında olan ve toplam
… MW kurulu güce sahip olması planlanan elektrik enerjisi üretim yatırımı
bulunmaktadır.
ÇALIK, ihaleyi kazanan teklif sahibi olduğu takdirde asgari %51 oranında pay
sahibi olacağı bir anonim şirket kuracak ve ÇAMLIBEL’in sermayesinin 260
tamamı, kurulacak şirkete ait olacaktır.
H.2. İlgili Pazar
H.2.1. İlgili Ürün Pazarı
Dosya kapsamında ilgili ürün pazarları, “elektrik dağıtım hizmeti pazarı” ve
“küçük ölçekli endüstriyel, ticari ve hane halkından oluşan tüketicilere yapılan
perakende satışlar” olarak belirlenmiştir. Bunun yanı sıra, değerlendirmede
toptan satış ve ikili anlaşmalar kapsamında dağıtım şirketlerine yapılan
satışlar ve doğal gaz dağıtım ve perakende faaliyetlerine ilişkin tespitlere de
yer verilecek olmakla birlikte, bu aşamada bu faaliyetlere ilişkin nihai bir pazar 270
tanımı yapılmasına gerek görülmemiştir.
H.2.2. İlgili Coğrafi Pazar
Dosyadaki bilgiler doğrultusunda, her iki ilgili ürün pazarı açısından da ilgili
coğrafi pazar, “Sivas – Tokat - Yozgat illeri” olarak kabul edilmiştir.
H.3. Değerlendirme
10-29/437-163
11
İlgili ürün pazarı olarak belirlenen dağıtım faaliyetlerinin bölgesel olarak doğal
tekel niteliği taşıması nedeniyle, ÇAMLIBEL’in anılan pazarda %100 pazar
payına sahip olduğu dikkate alındığında, tek başına bu durum sebebiyle dahi, 280
bildirime konu devir işleminin, alıcı taraf her kim olursa olsun Rekabet Kurulu
iznine tabi olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Kaldı ki, ÇAMLIBEL’in 2008 yılı
cirosu ………. TL’dir.
H.3.1. Hukuki Ayrıştırma
Rekabet Kurulu TEDAŞ’ın özelleştirilmesine ilişkin oluşturduğu 21.7.2005
tarihli Kurul Görüşünde,
“Geçiş döneminin sonuna kadar dağıtım faaliyetlerinin ve diğer elektrik
piyasası faaliyetlerinin hukuki olarak ayrıştırılmasının Rekabet
Kurulu’nun nihai izin koşulu olduğu”
hükmüne yer vermiştir. Nitekim dağıtım özelleştirmeleri kapsamında 290
olmamakla birlikte, ayrı bir sürecin devamı niteliğindeki Aydın-Muğla-Denizli
bölgesinin dağıtım faaliyetlerinin AYDEM tarafından devralınmasına ilişkin
işlemde, AYDEM tarafından söz konusu hukuki ayrıştırmanın yapılacağına
ilişkin taahhüt ile birlikte Kurul devre izin vermiştir. Bildirime konu işlem ise
özelleştirme programı içinde gerçekleştirilmektedir ve konuya ilişkin Rekabet
Kurulu görüşüne dayanılarak hazırlanan İhale Şartnamesinin 17. maddesi2
uyarınca teklif sahipleri söz konusu ayrıştırmayı yapacaklarını taahhüt etmiş
bulunmaktadırlar. Kaldı ki, 4628 sayılı Kanunda yapılan değişikliğin ardından
dağıtım firmalarının 2013’ten itibaren üretim ve perakende faaliyetlerini ayrı
tüzel kişilikler altında göstermeleri bir yükümlülük haline gelmiştir. Dolayısıyla 300
Kurulun konuya ilişkin koşulunun yerine geldiği anlaşılmaktadır.
H.3.2. Rekabetçi Davranışların Koordinasyonu Riskine İlişkin
Değerlendirme
1997/1 sayılı Tebliğ kapsamında, bir ortak girişimin yoğunlaşma doğurucu
sayılması için, söz konusu ortak girişimin taraflar arasındaki veya taraflarla
ortak girişim arasındaki rekabeti sınırlayıcı amacı veya etkisi olmayan bir
yapıya sahip olması gerekir.. Esas itibarıyla, burada ifade edilen rekabeti
sınırlayıcı amaç veya etkinin belirlenmesinde, kurulan ortak girişim ile birlikte,
kurucu teşebbüslerin kendi aralarında ya da kurucu teşebbüslerle ortak girişim
arasında rekabetçi davranışların koordinasyonu riskinin doğup doğmadığıdır. 310
Rekabetçi davranışların koordinasyonu riskinin bulunması, söz konusu
ortaklığı 1997/1 sayılı Tebliğ kapsamında bir ortaklıktan çıkarmakta ve işlemin
4054 sayılı Kanunun 4. maddesi kapsamında değerlendirilmesini
gerektirmektedir.
ÇAMLIBEL’in devrine ilişkin olarak bu dosya kapsamında değerlendirilen teklif
sahipleri arasında ortak kontrole tabi bir yapı bulunmamaktadır. Öte yandan,
teklif sahiplerinin başka bölgelerdeki dağıtım faaliyetlerinde ya da elektrik
piyasasının diğer alt ya da üst pazarlarında mevcut ortaklıkları da bu
çerçevede değerlendirmeye alınmalıdır. Taraflar bu bakımdan incelendiğinde,
teklif sahiplerinden CENGİZ’in, önceki bir özelleştirme işleminde MERAM’ı, 320
Cengiz Holding ve Alsim Alarko ile kurmuş oldukları ortak girişim şirketi olan
ALCEN ile devraldıkları görülmektedir. Nitekim, elektrik üretim faaliyetinde
2 İhale Şartnamesi Madde 17. Alıcının Taahhüdü: Alıcı, Ek 5’de sunulan, Rekabet Kurulu’nun
21.07.2005 tarih ve 05-48/695-M sayılı Kararı’nda belirtildiği şekilde 31.12.2012 tarihine kadar dağıtım
faaliyetini ve diğer elektrik piyasası faaliyetlerini hukuken ayrıştıracağını kabul, beyan ve taahhüt eder.
Rekabet Kurulu’nun ve Kurul’un bu konudaki yetkileri saklıdır.”
10-29/437-163
12
birbirlerine rakip olan bu iki teşebbüsün kurmuş olduğu ortaklıkla ilgili olarak
rekabetçi davranışların koordinasyonu değerlendirmesi, söz konusu devir
işlemine ilişkin 28.10.2009 tarih ve 09-49/1219-307 sayılı Rekabet Kurulu
kararında yer almış ve mevcut yapıda söz konusu ortaklığın, bu riski ortaya
çıkaracak bir pazar payına ulaşmadığı sonucuna varılmıştır. Bahse konu
kararda, dağıtım, toptan satış ve üretimdeki paylar dikkate alınmış, dağıtım
hizmetinin halihazırda doğal tekel niteliğine sahip olduğu belirtildikten sonra,
toptan satış pazarı ve üretime ilişkin olarak da tarafların pazar payları dikkate 330
alınarak bir değerlendirme yapılmıştır. Bu değerlendirmede, MERAM’ın alıcı
olarak Türkiye pazarındaki payının sadece %4,1 seviyesinde olduğu ve
tarafların doğrudan kontrol ettikleri ya da ortak oldukları başka bir dağıtım
bölgesi de bulunmadığı gerekçesinden hareketle, ikili anlaşmalar bakımından
koordinasyon etkisi doğuracak bir durumun bulunmadığı sonucuna
ulaşılmıştır.
Cengiz’in kurulu gücünün mevcut durumda Türkiye kapasitesinin sadece
%....’ü olması ve iki rakip arasındaki ortaklığın da sadece ALCEN’in bölgesi
olan MERAM ile sınırlı olması da dikkate alındığında, bu aşamada CENGİZ’in
ÇAMLIBEL’İ devralmasında yayılma etkisi ya da koordinasyon riski 340
bakımından bir sakınca bulunmayacağı anlaşılmaktadır. Söz konusu
özelleştirme sürecinde yer alan adaylar bakımından, CENGİZ’in MERAM’da
ALARKO ile ortaklığı bulunması dışında, koordinasyon riski doğurabileceği
düşünülen başka bir ortaklık bu aşamada bulunmamaktadır. Dolayısıyla,
yapılacak olası devir işleminin, herhangi bir piyasada koordinasyon riski
doğurmayacağı değerlendirilmektedir.
H.3.3. Kanun’un 7. Maddesi Kapsamında Değerlendirme
Dağıtım özelleştirmelerine ilişkin 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi
kapsamındaki değerlendirmelere geçmeden önce, 4628 sayılı Elektrik
Piyasası Kanunu’nda yer alan pazar payı eşikleri ile teşebbüslere getirilen 350
sınırlamalara değinmek yerinde olacaktır. Şöyle ki, 4628 sayılı Kanun ile
gerçek ve tüzel kişilere sahip olacakları üretim kapasitesi bakımından %203 ve
toptan satış şirketleriyle yapılacak satışlar bakımından %10’luk4 sınır
getirilmektedir. Bununla birlikte, dağıtım faaliyetleri açısından üretim ve toptan
satıştaki gibi bir sınırlama bulunmamaktadır. Bu sınırlamalar özellikle
özelleştirme sürecinde rekabetçi bir piyasa yapısı oluşturmak adına önemli
olmakla birlikte, 4054 sayılı Kanunun 7. maddesi kapsamında yapılacak
değerlendirmede, “hakim durum yaratılması veya hakim durumun
güçlendirilmesi” yönünde yapılacak tespitler önem kazanmaktadır. Rekabet
politikası açısından ise, söz konusu devir işlemlerine ilişkin değerlendirmede, 360
piyasada etkinliği artırma hedefi çerçevesinde, elektrik sektörünün
özelliklerinden kaynaklanan ölçek ekonomisinin sağlayacağı etkinlik ile
rekabetçi yapının getireceği etkinliği sağlamaya yönelik olarak devir
işlemlerine getirilecek sınırlamalar arasında uygun dengeyi bulmak önem
kazanmaktadır. Bu kapsamda, söz konusu devirler açısından hakim durum
analizinde yatay ve dikey yoğunlaşmaların değerlendirilmesi önem
kazanmaktadır.
3 “…Herhangi bir gerçek kişinin ya da özel sektör tüzel kişisinin kontrol ettiği üretim şirketleri
aracılığıyla sahip olacağı toplam elektrik enerjisi kurulu gücü, bir önceki yıla ait yayımlanmış
Türkiye toplam elektrik enerjisi kurulu gücünün yüzde yirmisini geçemez.”
4 “…Herhangi bir gerçek kişinin ya da özel sektör tüzel kişisinin kontrol ettiği toptan satış
şirketleri aracılığıyla toptan satışını yapabilecekleri elektrik enerjisi miktarı, piyasada bir
önceki yılda tüketilen toplam elektrik enerjisi miktarının yüzde onunu geçemez.”
10-29/437-163
13
Yatay ve dikey bütünleşme yönleriyle yapılacak hakim durum analizlerinin
yanında; serbestleşmeye ilişkin geçiş döneminde olan elektrik piyasalarında,
özelleştirmelerin, devirler sonrası rekabetçi yapıda teşebbüslerin üstleneceği 370
rollerin belirlenmesi bakımından da önemli olduğu açıktır. Bu nedenle, söz
konusu devirler, sadece devrin gerçekleştiği elektrik dağıtım pazarı
bakımından değil, bu pazarlarla rekabetçi yapıda etkileşim içinde olması
beklenen doğal gaz pazarı bakımından da değerlendirmeyi gerekli
kılmaktadır. Nitekim OSMANGAZİ, YEŞİLIRMAK ve ÇORUH özelleştirmeleri
sürecinde alıcı tarafların belli olmasıyla ortaya çıkan yeni tartışma alanı, bir
bölgede doğal gaz dağıtımı yapan teşebbüslerin, aynı bölgedeki elektrik
dağıtım faaliyetlerini devralmaları ile gerçekleşecek olan yakınsayan pazar
bütünleşmesi durumudur. Şöyle ki; elektrik ve doğalgaz perakende pazarında
faaliyet gösteren şirketler, özellikle dağıtım şirketleri, birbirlerinin pazarlarına 380
girme konusunda potansiyel rakip konumudadırlar. Bu nedenle, yakınsayan
pazar bütünleşmesi aslında rakipler arasında gerçekleşen yatay bir
yoğunlaşmanın özel bir türünü oluşturmaktadır. Bununla birlikte, bu konunun
ayrı bir başlık altında değerlendirilmesi yerinde olacaktır.
Bu nedenle, bu dosya kapsamında yapılan hakim durum analizinde
yakınsayan pazar bütünleşmesine ilişkin ayrı bir başlık açılacaktır. Bu
kapsamda, dağıtıma ilişkin özelleştirmelerde hakim durum analizi şu üç başlık
altında yapılmıştır:
- Yoğunlaşmaya (yatay) ilişkin değerlendirme
- Dikey bütünleşmeye ilişkin değerlendirme 390
- Yakınsayan pazarlar bakımından değerlendirme
a. Yoğunlaşmaya İlişkin Değerlendirme
Dağıtım Hizmeti Pazarı: Elektrik dağıtım hizmeti pazarı açısından
bakıldığında ÇAMLIBEL’in ve diğer dağıtım şirketlerinin doğal tekel
konumunda olduğu ve özelleştirme işlemlerinin kamu tekelinin özel tekele
devri niteliğinde olacağı, başka bir ifadeyle mevcut hakim durumun
korunacağı görülmektedir. Bu bakımdan devir işleminin alıcı taraf her kim
olursa olsun mevcut hakim durumun (tekelin) el değiştirmesi anlamına
geleceği, dolayısıyla yeni bir hakim durum yaratılması ya da mevcut bir hakim
durumun güçlendirilmesinin söz konusu olmayacağı görülmektedir. 400
Perakende Satış Pazarı: Perakende satış hizmetleri bakımından da özellikle
serbest olmayan tüketiciler açısından, piyasada faaliyette olan perakende
satış firmalarının bulunmadığı ve dağıtıcının perakende satış tarifesinin
düzenlemeye tabi olduğu da dikkate alındığında, anılan özelleştirme işlemiyle,
düzenlenmiş bir alanın devrinin söz konusu olduğu söylenebilir. Dolayısıyla,
dağıtım bölgesini kim alırsa alsın geçiş dönemi sonuna kadar %100 pazar
payına sahip olacağı dikkate alındığında, yatay yoğunlaşma bakımından
mevcut hakim durumun güçlenmesinin söz konusu olmadığı görülmektedir.
Ancak bu değerlendirme, salt elektrik perakende faaliyetleri bakımından yatay
yoğunlaşmanın değerlendirmesi şeklindedir. Daha önce de belirtildiği üzere, 410
yatay yoğunlaşma bakımından bir başka başlık da yakınsayan pazarlar
konusudur. Serbest olmayan tüketicilerin, serbest tüketici limitlerinin sıfıra
indirilmesiyle tamamen serbestleşeceği ve serbestleşmese bile, perakende
şirketlerinin faaliyetlere başlamasıyla, dağıtım firmasının bu alanda sahip
olduğu fiili tekelin ortadan kalkacağı görülmektedir. Bu noktada, dağıtım
firmasının bölgede %100 olan pazar payının, rekabetçi pazar yapısına geçişin
etkin bir şekilde sağlanabilmesi halinde zamanla düşmesi beklenmektedir. Bu
10-29/437-163
14
noktada, yapılacak özelleştirmenin, alıcı tarafın özelliklerine göre, giriş engeli
yaratacak şekilde elektrik dağıtım firmasının hakim durumunu güçlendiren bir
özellik taşımaması gerekmektedir ki, yatay yoğunlaşma bakımından bu konu 420
yakınsayan pazara ilişkin bölümünde yeniden ele alınacaktır.
İkili Anlaşmalar Pazarı: Dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesinin, sadece
şebeke hizmetlerinin devri yönüyle değil, toptan satış pazarının talep tarafında
piyasanın oluşması yönüyle de ele alınması gerekmektedir. Mevcut durumda
dağıtım firmaları, bölgelerindeki serbest olmayan tüketicilerin münhasır
tedarikçisi oldukları gibi, serbest tüketicilerin de büyük bölümüne satış
yapmaktadır. Söz konusu yerleşik dağıtım firmalarını devralacak olan
teşebbüs, dağıtıma ilişkin teknik faaliyetlerle birlikte, perakende satış işini ve
müşteri portföyünü de devralacaktır. Geçiş dönemi sonunda bütün tüketicilerin
serbest tüketici statüsüne geçmesinin beklenmesi ve 2013’ten itibaren dağıtım 430
firmalarının perakende faaliyetlerini ayrı tüzel kişilik altında sürdürecek olması,
dağıtım bölgelerine yeni tedarikçilerin girerek rekabetçi bir baskı yaratmaları
beklentisini beraberinde getirse de, dağıtım faaliyetleriyle birlikte müşteri
bilgilerine sahip olmak ve tüketici gözünde bölgenin dağıtım firması
konumunda olmak gibi hususlar, söz konusu dağıtım şirketlerine rekabetçi
avantaj sağlayacaktır. Bu nedenle, özelleştirmeye tabi olan dağıtım şirketlerini
devralan teşebbüslerin, ikili anlaşmalar piyasasının talep tarafından da pay
almış olarak kabul edilmeleri gerektiği ve söz konusu devir işlemlerinin, toptan
satış pazarında alım gücü bakımından da yoğunlaşma oluşturup
oluşturmadığının dikkate alınması gerekmektedir. Bu kapsamda, daraltılmış 440
pazar tanımı olan dağıtım şirketlerine yapılan toptan satışlar itibarıyla
bakıldığında, Türkiye’deki dağıtım şirketlerinin 2008 yılı itibarıyla yapmış
oldukları alım ve satımlar aşağıdaki tabloda yer almaktadır.
Tablo -23: Dağıtım şirketlerine ait alım-satım ve kayıp kaçaklara ilişkin veri (2008)
Bölge Dağıtım Şirketi İsmi
Alınan
Elektrik
(GWh)
Satılan
Elektrik
(GWh)
Kayıp ve
Kaçak
(GWh)
Kayıp ve
Kaçak
Oranı (%)
Alınan
Elektrikteki
Pay (%)
Satılan
Elektrikteki
Pay (%)
1 Dicle Elektrik 14.576 5.214 9.362 64,2 9,15 3,82
2 Vangölü Elektrik 2.580 1.137 1.443 55,9 1,62 0,83
3 Aras Elektrik 2.274 1.656 618 27,2 1,43 1,21
4 Çoruh Elektrik 2.538 2.268 270 10,7 1,59 1,66
5 Fırat Elektrik 2.396 2.145 250 10,5 1,50 1,57
6 Çamlıbel Elektrik 2.290 2.088 202 8,8 1,44 1,53
7 Toroslar Elektrik 15.263 13.905 1.358 8,9 9,58 10,18
8 Meram Elektrik 6.394 5.859 535 8,4 4,01 4,29
9 Başkent Elektrik 12.167 11.161 1.005 8,3 7,64 8,17
10 Akdeniz 6.646 6.049 597 9 4,17 4,43
11 Gediz Elektrik 14.797 13.862 935 6,3 9,29 10,15
12 Uludağ Elektrik 11.643 10.941 702 6 7,31 8,01
13 Trakya Elektrik 5.886 5.473 413 7 3,70 4,01
14 İstanbul A. Yakası 9.491 8.672 819 8,6 5,96 6,35
15 Sakarya Elektrik 9.349 8.760 588 6,3 5,87 6,41
16 Osmangazi Elektrik 5.320 5.042 278 5,2 3,34 3,69
17 Boğaziçi Elektrik 21.282 18.948 2.335 11 13,36 13,87
18 Kayseri Elektrik 2.391 2224 167 7 1,50 1,63
19 AYDEM 3.982 3.815 167 4,2 2,50 2,79
20 Göksu Elektrik 3.562 3.303 260 7,3 2,24 2,42
21 Yeşilırmak Elektrik 4.467 4.063 405 9,1 2,80 2,97
TOPLAM 159.294 136.585 22.709 100,00 100,00
Tablodan da görüleceği üzere, ÇAMLIBEL’in bütün dağıtım şirketleri içindeki
payı %1,53’tür. Rekabet Kurulu’nun 18.2.2010 tarih ve 10-18/209-80 sayılı
10-29/437-163
15
kararı çerçevesinde, AKSA’yı kontrol eden Kazancı Holding’e devrine izin
verilen ANADOLU DOĞAL GAZ, ÇAMLIBEL’e teklif vermiştir. Kazancı
Holding’in kontrolündeki AKSA’nın da, VANGÖLÜ ile FIRAT’a teklif verdiği
göz önüne alındığında, yoğunlaşmaya ilişkin değerlendirmede her üç bölgenin 450
de tek bir teşebbüs tarafından devralınmasının analiz edilmesi gerekmektedir.
Bu kapsamda, üç bölgenin de Kazancı Holding’in kontrol ettiği teşebbüslere
verilmesi olasılığı değerlendirildiğinde, tek kontrolde olacak elektrik dağıtım
bölgelerinin toplam payının %3,93 olacağı hesaplanmaktadır.
Öte yandan, özelleştirme işlemleri devam eden YEŞİLIRMAK, ÇORUH ve
OSMANGAZİ’nin de Kazancı Holding’in kontrol ettiği teşebbüslere verilmesi
olasılığı değerlendirildiğinde, altı bölgenin de Kazancı Holding tarafından
kontrol edilen teşebbüslere verilmesi durumunda, tek kontrolde olacak elektrik
dağıtım bölgelerinin toplam payının %16,54 olacağı hesaplanmaktadır.
VANGÖLÜ’ne de teklif veren KOLİN’in her iki bölgeyi de alması durumunda, 460
tek kontrolde olacak elektrik dağıtım bölgelerinin toplam payının %2,36
olacağı ve hakim durum yaratılması gibi bir sakınca doğurmayacağı
değerlendirilmektedir. ÇAMLIBEL’in yanı sıra ULUDAĞ ve FIRAT’a da teklif
veren ÇALIK her üç bölgeyi de aldığı takdirde, tek kontrolde olacak elektrik
dağıtım bölgelerinin toplam payı %11,11 olacak ve hakim durum yaratılması
gibi bir sakınca doğurmayacaktır.
Özelleştirme işlemleri devam eden YEŞİLIRMAK’a da teklif veren KOLİN, her
üç bölgeyi de aldığı takdirde, tek kontrolde olacak elektrik dağıtım bölgelerinin
toplam payı %5,33 olacak ve hakim durumun yaratılması sonucu
doğmayacaktır. Benzer şekilde, ÇAMLIBEL’in yanı sıra, özelleştirme işlemleri 470
devam eden ÇORUH, OSMANGAZİ ve YEŞİLIRMAK’a da teklif veren
CENGİZ, dört bölgeyi de aldığı takdirde, tek kontrolde olacak dağıtım
bölgelerinin toplam payı %9,85 olacak ve hakim durumun yaratılması sonucu
doğmayacaktır. Diğer taraftan, özelleştirme işlemleri devam eden ÇORUH ve
YEŞİLIRMAK’a teklif veren ÇALIK, beş dağıtım bölgesini de aldığı takdirde,
toplam %15,74 paya sahip olacaktır.
Düşük bir olasılık olmasına rağmen yukarıdaki şekilde devralmalar
gerçekleştiği takdirde, dağıtım bölgeleri içinde en büyük tüketim seviyesine
sahip olan İstanbul Avrupa yakası dağıtım şirketi olan Boğaziçi Elektrik
Dağıtım A.Ş.’nin toplam içindeki payının aşılabileceği görülmekle birlikte, 480
yatay yoğunlaşma bakımından hakim durum yaratabilecek kadar yüksek
seviyelere ulaşılamayacağı değerlendirilmektedir.
b. Dikey Bütünleşmeye İlişkin Değerlendirme
Elektrik endüstrisinin serbestleşme sürecindeki yeniden yapılandırılmasında,
üretim, iletim, dağıtım ve perakende satış faaliyetlerinin ayrıştırılması
öngörülmekle birlikte, üretim ve perakende satış faaliyetlerinin
bütünleşmesinin engellenmediği görülmektedir. Dikey bütünleşme, sağlıklı
işleyen rekabetçi bir piyasa yapısı açısından hem olumlu hem de olumsuz
sonuçlar doğurabilecektir.
Üretim ve perakende satış bütünleşmesinin sağlanmasıyla elde edilen olumlu 490
sonuçlardan birinin, tüm tüketicilerin serbest olmasıyla birlikte uzun dönemli
ikili anlaşmaların azalması ve üretim yatırımlarının cazibesini kaybetmesi
riskini azaltmaya yönelik olarak, üretim yatırımlarının teşvik edilmesi olduğu
söylenebilir. Bunun yanında, spot piyasada oluşacak değişken fiyat
seviyelerine karşı da dağıtım/perakende satış firmalarının üretim ile bütünleşik
10-29/437-163
16
bir yapıya sahip olmasının avantaj yaratacağı ileri sürülebilir. Tüm tüketicilerin
seçme hakkı kazanmasıyla, dikey bütünleşmenin bir risk olmaktan çıkacağı
yönünde görüşler bulunsa da, serbest olmayan tüketicilerden oluşan münhasır
bir müşteri portföyüyle özelleştirilen dağıtım firmaları açısından, dikey
bütünleşmenin rekabetçi yapı açısından hiçbir risk taşımadığını söylemek 500
mümkün değildir.
Dağıtım bölgelerinde perakende satış faaliyetlerinde rekabetin oluşturulması
açısından, dağıtım şirketlerinin, aynı ekonomik bütünlük içindeki üretim
şirketleriyle ikili anlaşmalar yapmaları, yüksek fiyatla alınan elektriğin
maliyetinin tüketicilere yansıtılması riskini taşımaktadır. Bu nedenle, iyi işleyen
bir ikili anlaşmalar piyasası sağlanabilmesi açısından, dağıtım ve üretim
şirketlerinin özelleştirme işlemleri, dikey bütünleşme yönüyle de ayrıntılı olarak
ele alınmalı ve hem yapısal hem de davranışsal olarak rekabetçi bir toptan
satış piyasası oluşturulması sağlanmalıdır. Şüphesiz, üretim-perakende satış
bütünleşmesi ile piyasada hakim durum yaratma riski, üretim ve/veya 510
perakende satış seviyelerinde yoğunlaşmanın varlığı halinde ortaya
çıkacaktır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, elektrik piyasasında, kurulu güç bakımından
kamunun egemenliği söz konusudur. Türkiye’de 2008 yılı itibarıyla kurulu
gücün üretici kuruluşlara göre dağılımı aşağıdaki tabloda görüldüğü gibidir:
Tablo -24: Türkiye’nin Yakıt Cinslerine Göre Kurulu Gücü (2008, MW)
Kuruluşlar Termik Hidroelektrik Jeotermal Rüzgar
Kuruluş
Toplamı
Oran
(%)
EÜAŞ 8690,9 11.455,9 20.146,8 48,2
EÜAŞ'IN Bağlı Ortaklık Ortaklıkları 3.834,0 3.834,0 9,2
Mobil Santraller 262,7 262,7 0,6
Otoprodüktör + Üretim Şirketleri +
İHD 14.807,4 2.372,8 363,7 29,8 17573,8 42,0
TOPLAM 27.595,0 13.828,7 363,7 29,8 41.817,3
Kaynakların Kurulu Güce Katkısı
(%) 66,0 33,1 0,9 0,1 %100
Burada hemen belirtmek gerekir ki, Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ)’a ait santraller
(%48,2) ve EÜAŞ’ın bağlı ortaklıkları (%9,2) gibi, üretimini yaptıkları elektriği
anlaşmalar çerçevesinde devlete satan santraller dikkate alındığında, Türkiye
kurulu gücünün yaklaşık %57,4’ünün kamu kuruluşu ve onlarla ilişkili şirketler 520
tarafından işletildiği görülmektedir.
Türkiye’de 2008 yılı itibarıyla elektrik üretiminin üretici kuruluşlara göre
dağılımı aşağıdaki tabloda görüldüğü gibidir:
Tablo -25: Türkiye’nin Yakıt Cinslerine Göre Elektrik Üretimi, Brüt Talebi (2008, GWh)
Kuruluşlar Termik Hidroelektrik Jeotermal Rüzgar
Kuruluş
Toplamı
Oran
(%)
EÜAŞ 46.499,6 28.419,4 74.919,1 37,82
EÜAŞ'IN Bağlı Ortaklık Ortaklıkları 22.797,8 22.797,8 11,51
Mobil Santraller 330,5 330,5 0,17
Üretim Şirketleri 75.223,7 5109.2 80.332,9 40,55
Otoprodüktörler+ İHD 19.287,6 750,1 20.037,7 10,12
TOPLAM (Türkiye) 164.139,2 34.278,7 198.417,9
İthalat 789,4 0,40
İhracat 1.122,2 -0,57
BRÜT TALEP (Tüketim) 198.085,2 100
10-29/437-163
17
İhalede teklif veren teşebbüslerin sahip olduğu kurulu güç, üretim miktarı ve
pazar paylarına ilişkin tablo aşağıdadır:
Tablo -26: Teklif Sahibi Teşebbüslerin Elektrik Satım, Kurulu Güç ve Üretim Pazar
Payları (2008)
Satılan
Elektrik
(MWh)
Kurulu
Güç
(MW)
Türkiye
Tüketim
Miktarı (MWh)
Türkiye
Kurulu
Gücü
(MW)
Üretim
Pazar
Payı (%)
Kurulu
Güç
Pazar
Payı (%)
ANADOLU
DOĞAL GAZ
… … … …
KOLİN … … … …
CENGİZ … … … …
ÇALIK … …
198.085.200 41.817,2
… …
Bütün bu veriler göstermektedir ki, teklif sahibi teşebbüslerin sahip olduğu 530
üretim kapasitesi, dikey bütünleşme açısından rekabetçi risk doğuracak
büyüklükte değildir. Dikey bütünleşme konusu, dağıtım ve üretim
özelleştirmelerinde izlenen strateji kapsamında, daha sonra gerçekleşecek
olan üretim özelleştirmeleri aşamasında daha detaylı değerlendirmeyi
gerektirecek bir husus olarak görülmektedir. Bu çerçevede, KOLİN,
ANADOLU DOĞAL GAZ, CENGİZ veya ÇALIK’ın ÇAMLIBEL’i devralmasının,
dikey bütünleşme açısından da hakim durum yaratılması ya da mevcut bir
hakim durumun güçlendirilmesine neden olmayacağı değerlendirilmektedir.
c. Yakınsayan Pazarlara İlişkin Değerlendirme
Esas itibarıyla yatay yoğunlaşma başlığının alt bölümlerinden biri olmakla 540
birlikte, bu bölümde “yakınsayan pazarlar” bakımından işlemin hakim durum
yaratılması ya da mevcut hakim durumun güçlendirilmesi yönüyle
değerlendirilmesi yapılmıştır.
c.1. Yakınsama Kavramı:
Yakınsama; bölgeler, ülkeler, endüstriler ve aktiviteler arasındaki farklılıkların
azalması ve benzerliklerin artması sürecini ifade etmektedir. Bu kapsamda
yakınsama terimi, daha önce ayrı kabul edilen altyapı ve şebeke
endüstrilerinin kısmen veya tam olarak entegrasyonu anlamına gelmektedir
(gaz ve elektrik sektörü/Telekom-TV-internet sektörü gibi). Bunun yanında
aynı terim, altyapı ve şebeke endüstrilerine ilişkin düzenlemelerdeki artan 550
benzerlikler için de kullanılmaktadır.
Enerji ve enformasyon endüstrilerinde son dönemde ortaya çıkan değişimler,
elektrik, doğalgaz, internet, telefon, kablo TV gibi temel hizmetlerin üretim ve
dağıtım şeklini değiştirmektedir. Tekel endüstrileri serbestleştirme girişimleri
ve takip eden birleşme, devralma ve ortaklıklar, geleneksel kamu hizmetleri
arasındaki sınırları bulanıklaştırmaktadır. Öyle ki elektrik şirketleri
telekomünikasyon hizmetleri sunarken, doğal gaz şirketleri elektrik şirketleri ile
kablolu hizmet veren şirketler telefon şirketleri ile birleşmektedir.
Endüstriler arasındaki yakınsama kavramı ilk olarak bilgisayar ve
telekomünikasyon endüstrilerinde kullanılmaya başlanmıştır. Söz konusu 560
sektörlerin ekonomilerinin enerji endüstrilerinden farklı olduğu dikkate
alındığında, yakınsamanın nedenleri endüstri bakımından farklılıklar arz
etmektedir.
10-29/437-163
18
c.2. Elektrik ve Doğal Gaz Sektörleri Bakımından Yakınsama
Enerji şebekeleri arasındaki yakınsamanın nedenleri 4 başlık altında ele
alınabilir:
Enformasyon teknolojisindeki gelişmeler,
Şebeke ekonomisi, 570
Serbestleştirme,
Enerji ve enformasyon endüstrilerindeki müşteri talepleri.
Enformasyon teknolojisi: Enformasyon teknolojileri bütün endüstrilerde
ortaya çıkan yakınsamanın temelinde bulunmaktadır. Bütün iletişimin dijital
hale gelmesi iletişim endüstrisinde bir yakınsamaya neden olmuş ve bu durum
diğer endüstrilerdeki yakınsamanın ilk ayağını teşkil etmiştir. Bilgisayar
teknolojisindeki ilerlemenin büyük miktarlardaki bilginin depolanması ve
yayılmasını olanaklı hale getirmesi, bu yakınsamayı daha da hızlandırmıştır.
Şöyle ki, bilgisayar hafıza ve programlarındaki gelişmeler, bilgilerin kısa
zamanda çeşitli bölgelerden toplanması ve değerlendirilmesini olanaklı 580
kılmıştır.
Şebeke ekonomisi: Küçük ve verimli doğal gaz santrallerinin kurulmasının
elektrik ve doğal gaz sektörleri arasındaki yakınsamada büyük payı vardır. Bu
tip santrallerin kullanımının artması, elektrik üreticilerinin doğal gaz işiyle
bütünleşmesini rasyonel kılmaktadır. Bütünleşik faaliyet tedarik, koordinasyon,
taşıma, talep ve risk yönetimi gibi konularda önemli avantajlar doğurmaktadır.
Serbestleştirme: ABD, Avrupa ve Pasifik ülkelerinde başlayan ve hala devam
eden, enerji sektörünü serbestleştirmeye ve düzenlemeye ilişkin süreç, enerji
endüstrileri arasındaki yakınsamayı hızlandırmıştır. Bu süreçte, daha önce
bütünleşik yapı içerisinde merkezi bir idareye tabi olan ulusal enerji 590
şirketlerinin faaliyetleri ayrıştırılmış ve bazı ülkelerde özelleştirmeye tabi
tutulmuştur. Giriş engellerinin kaldırılmasıyla birçok özel şirketin girdiği bu
endüstrilerde pazar ekonomisine dayalı bir model oluşturulmaya
çalışılmaktadır. Riskin olmadığı tekelci bir yapıdan rekabetçi bir yapıya geçen
enerji piyasalarındaki oyuncuların, faaliyet alanlarını genişleterek riskleri
dağıtma stratejileri, yakınsamaya hız kazandırmaktadır.
Müşteri talepleri: Müşteri talepleri, yeni teknoloji ve ürün gelişimini
sağlayarak endüstriler arasındaki yakınsamayı artırmaktadır. Müşterilerin,
farklılaştırılmış yeni ürünler talep etmeleri, elektrik, gaz, su, telefon gibi temel
hizmetleri bir paket olarak sunan şirketlere yönelmeleri, yakınsamayı artıran 600
faktörler arasındadır.
Dikey olarak da birbirine benzer yapılara sahip olan elektrik ve gaz pazarları
arasındaki yakınsama, esas itibarıyla bu sektörlerin dikey yapılarındaki üç ayrı
kademede ortaya çıkmaktadır: (i) üst pazarlardaki yakınsama, (ii) orta
pazarlardaki yakınsama ve (iii) alt pazarlardaki (perakende) yakınsama.
Hemen belirtmek gerekir ki, bu dosya kapsamında, elektrik ve doğal gaz
pazarlarının dağıtım ve perakende satış seviyelerinde ortaya çıkan
yakınsama özelliği ve bu bakımdan devir işleminin “serbestleşme” sürecine
etkisi üzerinde durulmuştur.
c.3. Elektrik ve Doğal Gaz Perakende Seviyesinde Rekabet 610
Elektrik ve doğal gaz pazarlarının yakınsama özelliklerine geçmeden önce, bu
pazarların mevcut durumda ve serbestleşme sürecinde nasıl bir rekabetçi
10-29/437-163
19
yapıya sahip olduklarının ve bu pazarlarda rekabetin sağlanmasının niçin
önemli olduğunun ortaya konması yerinde olacaktır.
Elektrik ve gaz sektöründeki serbestleşme hedeflerinden birisi de bu
sektörlerin perakende pazarlarının rekabete açılmasıdır. Avrupa ülkelerinde
serbestleştirmenin fiilen başlamasından önceki dönemde, bu pazarlara görevli
şirketlerin yanında bu ürünlerin üretim ve dağıtım işinde bulunmayan bağımsız
perakendecilerin de gireceği umulmaktaydı. Ancak bu beklenti, perakende
işinin kendi başına bir katma değer yaratmaması ve dolayısıyla bir iş modeline 620
konu olmaması nedeniyle istenilen ölçüde gerçekleşememiştir. Bu noktada,
aslında katma değer yaratmayan bir pazar seviyesinde hakim durum
yaratılmasının önemli olup olmadığı, hatta bundan da öte, böyle bir pazar
tanımına gerek olup olmadığı sorgulanabilir. Nitekim raportörlerce bu dosya
kapsamında yapılan çeşitli görüşmelerde, elektrik sektöründe üretim
kapasitesinin rekabet üzerindeki asıl belirleyici olduğu, eğer üretim rekabetçi
bir yapıda olursa, toptan satış ve perakende pazarlarının da rekabetçi olacağı
görüşünün sıklıkla dile getirildiği görülmektedir. Bu konuda bir yargıya varmak
için yürürlükteki mevzuatın nasıl bir piyasa modeli öngördüğünü dikkate almak
gerekmektedir. Aşağıda kısaca, mevcut düzenlemeler kapsamında elektrik ve 630
doğal gaz perakende piyasalarında hedeflenen rekabetçi yapı ele alınmıştır:
i. Elektrik Piyasası Bakımından Perakendede Rekabet: Elektrik piyasaları
bakımından dönüm noktasını, 2001 yılında yürürlüğe girmiş olan 4628 sayılı
Elektrik Piyasası Kanunu oluşturmaktadır. Bu Kanun ile birlikte temelde piyasa
faaliyetlerinin düzenleyici kurum denetimi altında gerçekleştiği, piyasadaki
alım satım faaliyetlerinin ikili anlaşmalara dayandığı, bütün tüketicilerin
tedarikçisini seçme serbestisine kavuşacağı, rekabete dayalı bir piyasa
yapısının hedeflendiği görülmektedir. Bu kapsamda Kanun’da perakende satış
şirketlerine de yer verilmiş, bunun yanında, hedeflenen rekabetçi piyasa
yapısını oluşturmaya yönelik gerekli düzenlemelerin yapılması için de 640
Kanun’un Geçici 9. Maddesi ile bir geçiş dönemi (31.12.2012) belirlenmiştir.
Geçiş döneminin ardından tüm tüketicilerin tedarikçisini seçme serbestisine
ulaşması ve hanehalkına satış yapmaya yönelik perakende satış şirketlerinin
de faaliyete geçmesiyle, hanehalkına yapılan satışlar bakımından da rekabetçi
bir piyasa yapısına yönelik önemli bir adım atılmış olacaktır. Geçiş dönemi
boyunca ise dağıtım ve perakende satışlara ilişkin “Geçiş Dönemi Tarifeleri”
uygulandığı görülmektedir. Dağıtım faaliyetleri bakımından geçiş dönemi
tarifelerini dört kısma ayırmak mümkündür:
Perakende satış tarifeleri
Dağıtım sistem kullanım tarifeleri 650
Perakende hizmet tarifeleri
İletim tarifeleri
İletim tarifeleri TEİAŞ tarafından belirlenen ve tüketiciye aynen yansıtılan bir
kalemdir. Dağıtım sistem kullanım ve perakende hizmetleri tarifesi ise bu
faaliyetlere ilişkin işletme giderlerini ve yatırım harcamalarını karşılamaya
yönelik “gelir tavanı” yöntemi ile belirlenmektedir. Öte yandan, perakende
satış tarifesi,dağıtım şirketi tarafından satın alınan enerjinin ortalama fiyatının
doğrudan tüketiciye yansıtıldığı “fiyat tavanı” yöntemi ile belirlenmektedir.
Burada, perakende satış tarifesinde düzenlemenin olduğu geçiş döneminde
dahi, dağıtıcının, enerji bedelini olduğu gibi tüketiciye yansıttığı görülmektedir. 660
Bu noktada hemen belirtmek gerekir ki, Strateji Belgesi uyarınca yapılacak
özelleştirmelere hazırlık amacıyla, dağıtım şirketleriyle TETAŞ ve EÜAŞ’ın
10-29/437-163
20
portföy şirketleri arasında geçiş dönemi sözleşmeleri imzalanmıştır. Bu
kapsamda, dağıtım şirketlerinin enerji talebinin en az %85’ine gelen miktarına
ilişkin olarak, söz konusu kamu üretim ve toptan satış şirketleri arasında,
düzenlenmiş fiyatlar üzerinden geçiş dönemi sonuna kadar süren enerji alım
anlaşmaları yapılmıştır. Bu sözleşmelerin süreleri bittiğinde ise dağıtım
firmaları ve sağlayıcılar arasında pazarlık sonucunda oluşan ve piyasa
fiyatlarına dayalı ikili anlaşmalar yapılacak ve böylelikle rekabetçi piyasaya
geçiş yapılacaktır. Başka bir ifade ile, söz konusu perakende tarifesi ya da 670
daha genel ifadeyle perakende fiyatının oluşmasında, özellikle geçiş
döneminin ardından, bölgede yerleşik dağıtım firmasının perakende satışlar
bakımından nasıl bir rekabetçi ortam içinde faaliyet gösterdiği, ucuz enerji
bulma gereksiniminin ne olduğu önem kazanacaktır. Yerleşik dağıtım firması
bakımından, serbestleşmiş bir perakende piyasasında tüketicilere daha ucuz
elektrik satışı yapmak ve bunun için daha ucuz kaynaklardan enerji alımı
yapmak yönündeki baskı, ancak perakende satışa yönelik fiili ve potansiyel
rakiplerin varlığıyla mümkün olacaktır.
ii. Doğal Gaz Piyasası Bakımından Perakendede Rekabet: Doğal gaz
piyasası ele alındığında, 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu 680
kapsamında, elektrik piyasasına ilişkin düzenlemelerden farklı olarak “doğal
gaz perakende satış şirketi” kavramına yer verilmediği görülmektedir. Böyle
bir tanıma ya da kavrama yer verilmemesinin doğal gaz piyasalarına ilişkin
olarak perakende seviyesinde rekabetin amaçlanmadığı gibi bir hükme yol
açması söz konusu değildir.
Bahse konu 4646 sayılı Kanun’un amacını açıklayan 1. maddesinde, doğal
gaz piyasasının serbestleştirilmesinin Kanun’un amaçlarından olduğu
açıklanmış olup ilgili mevzuat da bu saikle düzenlenmiştir. Bu temelde
rekabetçi bir doğal gaz piyasasının oluşturulması için doğal gaz tedarikçisini
seçme yetisine sahip “serbest tüketici” ve doğal gazı kendi kullanımı için 690
dağıtım şirketlerinden almak zorunda olan “serbest olmayan tüketici” tanımları
getirilmiş olup, söz konusu ayrım EPDK tarafından yıllık doğal gaz tüketimine
ilişkin bir limit ile belirlenmektedir. Bu limitin gelecekte sıfıra düşürülmesi
amaçlanmakla birlikte, kademeli olarak düşürüldüğü göz önüne alındığında
serbest piyasaya geçiş yönünde bir geçiş dönemi olduğu görülmektedir.
Nitekim 4646 sayılı Kanun’da 1 milyon m3 olarak belirlenen serbest tüketici
olma sınırı, EPDK’nın 29.12.2009 tarihli ve 2378 tarihli Kurul kararı ile 800.000
m3’e indirilmiştir.
Doğal gaz dağıtım şirketleri, dağıtım faaliyetlerinin yanı sıra kendi bölgelerinde
perakende satış gerçekleştirmektedirler. Hatta dağıtım şirketleri, kendi 700
bölgelerindeki serbest olmayan tüketicilere doğal gaz satış hizmeti vermekle
yükümlüdürler. Kendi bölgelerinde bulunan serbest tüketici olmaya hak
kazanan tüketicilere ise talep etmeleri durumunda doğal gaz tedarik
etmektedirler.
Doğal gazın nihai tüketicilere satışına bakıldığında, tarifelerin serbest
tüketiciler ve serbest olmayan tüketiciler için ayrı ayrı tanımlandığı, serbest
tüketicilerin alt grupları için alım miktarı, sözleşme süresi gibi kriterlere
dayanılarak herhangi bir tarife ayrıştırması yapılmadığı görülmektedir. Mevcut
durumda, dağıtım şirketi, serbest tüketicilere yaptığı satışlarda BOTAŞ’ın
doğal gaz satış fiyatı üzerine bir taşıma bedeli eklemekte; serbest olmayan 710
tüketicilere yapılan satışlarda ise BOTAŞ’ın doğal gaz satış fiyatına birim
hizmet ve amortisman bedelini eklemektedir. Tedarik pazarının rekabete
açılması ve BOTAŞ’ın yanı sıra yeni tedarik şirketlerinin piyasada faaliyete
10-29/437-163
21
başlamasının ardından dağıtım şirketleri, tarife hesaplarında BOTAŞ satış
fiyatı yerine yeni teşebbüsün satış fiyatını kullanacaklardır. Bu noktada,
dağıtım şirketlerinin serbest olmayan tüketicilere yaptığı satışlar bakımından,
doğal gaz alım fiyatını aynen tüketiciye yansıttığı, bu yöntemde doğal gaz
ticaretinden bir kar ya da zararının söz konusu olmadığı ileri sürülebilir.
Bununla birlikte, serbestleşmenin ilerleyen dönemlerinde, BOTAŞ’ın sağlayıcı
olarak payının azalması ve yeni piyasa yapısı içinde dikey bütünleşmelerin de 720
söz konusu olmasının ardından, bu satışlar bakımından, dağıtım firmalarının
ucuz kaynaktan gaz bulmalarını ve perakende tüketicilerine ucuza gaz temin
etmelerini sağlamak önem kazanmaktadır.
Bu noktada, 4646 sayılı Kanun’un 7 ve 11. maddeleri, bu husustaki eksikliği
ortadan kaldırmaya yönelik hükümler ihtiva etmektedir. Nitekim 7. madde
kapsamında, dağıtım şirketlerinin bir yıl içinde dağıtacakları gazın en fazla
yüzde ellisini bir tüzel kişiden satın alabilecekleri, EPDK’nın rekabet ortamının
oluşmasını dikkate alarak bu oranı arttırabileceği ya da azaltabileceği hükme
bağlanmıştır. Buna ek olarak, Kanun’un 11. maddesi uyarınca dağıtım
şirketleri, en ucuz kaynaktan gaz temin ettiklerini ispat etmekle yükümlü 730
kılınmıştır. Bu maddeler ile dağıtım firmasına, ucuz yerden alma yönünde bir
yükümlülük getirilmiş olmakla birlikte, böyle bir yükümlülüğün etkin bir şekilde
uygulanmasının zor olduğu düşünülmektedir5. Bir yandan piyasaları
serbestleştirir ve piyasadaki firmaların fiyatlandırmalarındaki ayrıntılı
düzenlemeleri ortadan kaldırırken, bir yandan da bu firmalara en ucuz
kaynaktan alma yükümlülüğü getiren mevzuatla rekabetçi davranışı
sağlamaya çalışmanın kolay ve etkin olmayacağı düşünülmektedir. Etkin bir
serbestleşme sürecinde esas olması gereken, şüphesiz serbest tüketici
limitinin sıfıra indirilmesiyle birlikte hanehalklarına da satış yapmayı
hedefleyen doğal gaz ticareti yapan firmaların, yerleşik dağıtım firmalarının 740
karşısına rakip olarak çıkması, başka bir ifadeyle, dağıtıcıların fiyatlarını
düzenleme görevini, perakende aşamasında oluşturulan rekabetin
üstlenmesidir. Böyle bir sistemde yerleşik şirketin yüksek fiyat uygulamasını
önleyecek tek mekanizma, perakende pazarında rakiplerin varlığıdır. Bu
çerçevede, fiyat baskısı yaratarak, görevli şirketlerin ucuz enerji tedarikine
yöneltilmesini ve toptan pazarın bu yolla daha verimli çalışmasını sağlama
bakımından, perakende pazarındaki rekabetin ihmal edilemeyecek bir işlevi
olduğu anlaşılmaktadır.
Bu çerçevede, her ne kadar farklı kavramlara yer verilmiş olsa da, 4628 sayılı
Elektrik Piyasası Kanunu ile 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu’nun, 750
perakende seviyesinde rekabetin oluşturulmasına yönelik benzer vizyona
sahip düzenlemeler olduğu görülmektedir. Her iki pazarda da, dağıtım
konusunda görevli şirketlerin bölgelerinde uygulayacakları (aynı zamanda
serbestleşmenin ardından tüketicinin satın aldığı enerjide ödemek durumunda
olduğu) enerji satış fiyatları şu şekilde basitleştirilebilir:
Görevli şirket enerji satış fiyatı = dağıtım bedeli + enerji bedeli
5 Örneğin, vade koşulları ve al-ya da-öde gibi, parametreleri farklı olan iki gaz kontratından hangisinin
ucuz olduğu, şirketin risk anlayışı ve uyguladığı indirim oranı gibi sübjektif değerlere bağlıdır ve başka
bir şirkete göre daha ucuz veya pahalı olabilir. Başka bir ifade ile, enerji bedeli bir ölçüde şirketin
uygulamaları ve inisiyatifine kalmıştır. Bu durumda ortaya çıkması beklenen sonuç ise, düzenlemeye
tabi olan şirketin (dağıtım), düzenlemeye tabi olmayan yavru şirketine yüksek fiyatlardan alımlar yapmak
yoluyla (toptan satış) kar aktarmasıdır. Böyle bir sistemde ise görevli şirketin yüksek fiyat uygulamasını
önleyecek tek mekanizma, perakende pazarında rakiplerin varlığıdır.
10-29/437-163
22
Bu formülde yer alan dağıtım bedeli düzenlemeye tabidir. Enerji bedeli ise,
tüketiciye doğrudan yansıtılan rekabete açık elektrik veya gaz toptan
piyasalardan alınan enerjinin maliyetidir. 760
c.4. Elektrik ve Doğal Gaz Perakendesinde Rekabeti Oluşturmadaki
Zorluklar
Yukarıda da belirtildiği üzere, enerji piyasalarında serbestleşmeye yönelik
yapısal geçiş döneminde, serbestleşmenin başarıya ulaşmasındaki önemli
noktalardan biri de nihai tüketiciye yapılan perakende satışlarda rekabetin
sağlanması ve bu yönde, dağıtım bölgeleriyle sınırları oluşturulmuş olan
bölgesel tekellerin ortadan kalkmasıdır. Esas itibarıyla, hanehalkına yönelik
elektrik arzında rekabetçi yapıyı etkileyen dört unsur ön plana çıkmaktadır:
i. Piyasanın açılması ve tüketicinin sağlayıcısını değiştirme fırsatı,
firmaların fiyatlandırma stratejilerini belirlerken, geçiş maliyetlerinden 770
dolayı, yeni müşteri kapmak ya da müşteri sadakati yaratmak arasında
tercih yapmak durumunda kalmasına neden olmaktadır.
ii. Elektrik arzı, kalite bakımından homojen bir üründür, bu nedenle fiyat
farklılaşması dışında ürün farklılaştırması zordur.
iii. Piyasa, abonelik sistemine dayanmaktadır, bu nedenle bir müşterinin
aynı anda iki farklı sağlayıcıdan hizmet alması söz konusu değildir.
iv. Piyasa doygunluğa ulaşmıştır ve talepte artış oldukça azdır. Bu yapı
içerisinde müşterilerin, yerleşik dağıtım firmaları tarafından bağlanmış
olması nedeniyle diğer firmaların yeni müşteriler bularak piyasaya
girmesinin maliyeti artmaktadır. 780
Türkiye tecrübesinde, elektrik bölgeleri henüz özelleştirme aşamasında olup,
geçiş dönemi boyunca dağıtım firmalarının hanehalkına münhasıran satış
yapacakları; doğal gaz bakımından ise, sektörün büyük bölümünün halen
yatırım aşamasında olduğu ve küçük tüketiciler bakımından bu alanlardaki
tekelin kalkmasının ancak serbest tüketici limitinin sıfırlanmasından sonra
gerçekleşeceği görülmektedir. Bu nedenle, her ne kadar mevzuat ve pazar
yapısı bakımından birebir aynı olmasa da, özellikle Avrupa Birliği üyesi
ülkelerde yaşanan serbestleşme tecrübeleri, devam eden özelleştirme
sürecinde dikkat edilmesi gereken noktalar bakımından yol gösterici nitelikte
olmaktadır. 790
Elektrik ve doğal gaz perakende satışları kapsamında, özellikle hanehalkı ve
küçük müşterilere yönelik satışlar yönünden, söz konusu tüketicilerin
sağlayıcılarını değiştirmesine yönelik geçiş maliyetlerinin rekabetin
oluşturulmasında en büyük engeli oluşturduğu görülmektedir.
i. Genel Olarak Geçiş Maliyetleri: Geçiş maliyetleri, sağlayıcı değiştirirken
katlanılan gerçek veya algılanan maliyetlerdir. Bunlar, müşterinin mevcut
sağlayıcısından ürün almaya devam etmesi durumunda ortaya çıkmayan;
fakat aynı ürünü, aynı fiyatla olsa dahi, yeni bir sağlayıcıdan tedarik etmesi
halinde oluşan maliyetlerdir. Bu maliyetler, sağlayıcı değiştirme anında değil,
sürecinde ortaya çıkmaktadır. Öte yandan, geçiş maliyetleri sadece objektif, 800
ekonomik maliyetleri kapsamamakta; geçiş sürecinde yaşanan zaman kaybı,
gösterilen çaba ve katlanılan stres gibi sübjektif değerleri de içermektedir.
Office of Fair Trading’in (OFT) 2003 yılında yaptığı bir çalışmasındaki geçiş
maliyetleri tanımında yer alan “gerçek veya algılanan” ifadesi, müşterinin
sağlayıcı değiştirirken katlandığı sübjektif maliyetlere atıf yapmaktadır:
10-29/437-163
23
Müşterilerin, sağlayıcı değiştirme işlemlerini karmaşık ve zaman kaybına
neden olan bir işlem olarak algılamaları, bununla ilgili mali fayda ve zararları
tam olarak hesaplayamamaları nedeniyle bu maliyetlerin, gerçekte
olduğundan daha yüksek olarak algılanması olasıdır. Nitekim, İngiltere doğal
gaz pazarına ilişkin bir araştırma, tüketicilerin sağlayıcı değiştirme 810
olanaklarının farkında olmalarına rağmen, araştırma ve geçiş maliyetlerini
gerçekte olduğundan daha yüksek algılamaları nedeniyle, yerleşik şirketlerin,
rakiplerin tarifelerinden daha yüksek fiyatlardan satış yapmalarını
kabullendiklerini göstermektedir.
Geçiş maliyetlerinin, endüstri yapısı ve dinamikleri ile pazardaki oyuncuların
davranışları üzerinde önemli etkileri vardır. Şöyle ki, bu maliyetler, homojen bir
ürünün alım sonrasında müşteri tarafından heterojen olarak algılanmasına
neden olabilmektedir. Bu bakımdan, bir nevi yapay ürün çeşitlendirmesine yol
açan geçiş maliyetleri, teşebbüslerin ürün gamında ve fiyatlama
seçeneklerinde etkili olmaktadır. Bu kapsamda, teori ve pratikte ortaya çıkan 820
genel sonuç, geçiş maliyetlerinin, müşterilerin sağlayıcı değiştirmesini
güçleştirerek şirketlerin talep esnekliğini azalttığı, pazara giriş engeli yarattığı
ve özellikle elektrik ve gaz gibi pazarlarda yerleşik şirketlerin, yeni giriş yapan
şirketlere oranla müşterilerine daha yüksek fiyatlar uygulamasına neden
olduğu yönündedir.
Geçiş maliyetleri her pazarda ortaya çıkmamakla birlikte, ortaya çıkış
nedenlerinin nitelikleri ve sonuçları endüstriler arasında farklılık arz
etmektedir. Geçiş maliyetlerinin çeşitlerine ilişkin değişik sınıflandırmalar
bulunmakla birlikte bunlar, aşağıda yer verildiği şekilde ele alınabilir:
Ekonomik risk maliyeti 830
Değerlendirme maliyeti
Öğrenme maliyeti
Kurulum maliyeti
Yarar kaybı maliyeti
Parasal kayıp maliyetleri
Kişisel ilişki kaybı maliyetleri
Geçiş maliyetleri, müşterilerin sağlayıcı değiştirmekte isteksiz davranmasına
yol açmakta ve bu bakımdan firmaların iş ve fiyatlama stratejilerini
etkilemektedir. Bu stratejiler, temel olarak ticari bir ilişki başlatarak (abonelik
gibi) müşteriyi bağlamak (lock-in) ve daha sonrasında geçiş maliyetlerinin 840
varlığından yararlanarak pazar payını artırma, giriş engelleri yaratma veya
bağlanan müşterilere yüksek fiyatlar uygulamaya dayanmaktadır. Söz konusu
stratejiler, pazarın yeni veya olgun olup olmadığına ve ilgili teşebbüslerin
pazar paylarına bağlı olarak şekillenmektedir. Pazarın durumu ve teşebbüsün
pazar payına göre çeşitlilik gösteren stratejiler aşağıda özetlenmiştir.
Pazarın olgunluk derecesi: Geçiş maliyetleri, pazarın olgunluk derecesine
bağlı olarak değişik pazar dinamikleri ve rekabet koşulları yaratabilmektedir.
Yeni oluşan pazarlarda bu maliyetlerin önemli ölçüde fiyat rekabeti yarattığı
söylenebilir. Bu pazarlardaki müşterilerin büyük bölümü başlangıçta bir
sağlayıcı tarafından bağlanmamıştır. Bu nedenle, teşebbüslerin, bu 850
müşterilerle ticari ilişki oluşturmak ve belirli bir müşteri portföyü yaratmak için
düşük fiyatlar teklif etmesi beklenmelidir. Olgunlaşmış pazarlarda ise,
neredeyse bütün müşteriler bağlanmış olduğu ve şirketlerin portföyleri ve
pazar payları istikrar kazandığı için, sıkı bir fiyat rekabeti yerine, daha önce
yapılan düşük fiyatlı satışların telafi edilmesi ve mevcut müşterilerden rant
10-29/437-163
24
elde edilmesi için yüksek fiyatlamaya eşlik eden düşük bir fiyat rekabeti söz
konusu olabilmektedir (yatırım-hasat stratejisi).
Teşebbüsün pazar payı: Geçiş maliyetlerinin söz konusu olduğu bir pazarda
faaliyet gösteren yüksek pazar payına sahip bir teşebbüs, pazar payı
kaybetmeye neden olsa dahi yüksek fiyat uygulayabilmektedir. Bu strateji, çok 860
sayıdaki bağlanmış müşteriden kar elde etmeye dayanmakta olup, uygulanan
yüksek fiyatlardan elde edilen gelirin, azalan müşteri sayısından kaynaklanan
kayıpları geçmesi halinde rasyonel hale gelmektedir. Bu nedenle, bölgelerinde
tekel konumunda olan yerleşik elektrik ve gaz dağıtım şirketleri, piyasalar
serbestleştirildikten sonra bölgelerine giren diğer şirketlere oranla, perakende
müşterilerine daha yüksek fiyat uygulamaktadırlar. Görevli şirketlerin bu pazar
güçleri, serbestleşmenin ilk yıllarında daha yoğun olarak gözlemlenmektedir.
ii. Elektrik ve Doğal Gaz Perakende Pazarında Ortaya Çıkan Geçiş
Maliyetleri: Elektrik ve doğal gaz endüstrisinin perakende seviyesi, geçiş
maliyetlerinin ortaya çıktığı önemli pazarlardandır. Bu pazarlarda ortaya çıkan 870
ana geçiş maliyetleri, önem sırasına göre; işlem maliyetleri, araştırma
maliyetleri, sözleşmeden doğan maliyetler ve psikolojik maliyetlerdir. Bunlarla
ilgili kısa açıklamalara aşağıda yer verilmiştir:
İşlem maliyeti: Sağlayıcı değiştirme sürecinde müşterinin yeni bir sağlayıcı
bulması ve bu yeni sağlayıcı ile anlaşması gerekmektedir. Ülke uygulamaları
çeşitlilik göstermekle birlikte, genellikle, tüketicinin bu süreçte dikkate alması
gereken yasal süreler bulunmaktadır. Bunun yanında, geçiş esnasında yanlış
faturalama ve düşük hizmet kalitesi ortaya çıkabilmektedir.
Araştırma maliyeti: Bu maliyetler, bölgesinde etkinlik gösteren sağlayıcıları
belirleme, fiyat alma, ödeme çeşitlerini ve tasarruf miktarlarını hesaplama 880
sırasında müşterinin katlandığı mali olmayan maliyetlerdir. Öte yandan
müşterinin, aynı anda hem elektrik hem de gaz tüketicisi olduğu dikkate
alındığında, aynı işlemleri her bir ürün için ayrı ayrı yaptıktan sonra bunları
farklı sağlayıcılardan mı, yoksa tek sağlayıcıdan mı alacağına karar vermesi
gerekmektedir.
Sözleşmesel geçiş maliyetleri: Bazı sağlayıcılar, yapılan indirim karşılığı
sözleşmenin geçerli olduğu sabit bir süre tayin edebilmektedirler. Böyle bir
sözleşmeye taraf olan müşterinin yeni bir sağlayıcıya geçmesi halinde,
mevcut sözleşmesini süresinden önce iptal ettiği için belirli bir ceza ödemesi
söz konusu olabilmektedir. 890
Psikolojik maliyetler: Piyasaların serbestleştirilmesinden önce yerleşik
şirketlerden alım yapan müşteriler, sunulan hizmetlerden memnun olabilirler
ve bu durum sağlayıcı değiştirme isteğini azaltırken, bununla ilgili algılanan
riskleri yükseltebilir.
Yukarıda açıklandığı gibi, geçiş maliyetleri, serbestleşme sonrasında
bölgedeki müşteri portföyünün tamamını devralan görevli şirketlere belirli bir
pazar gücü sağlamaktadır. Öte yandan, bölgelerine yeni giriş yapacak
şirketlere karşı görevli şirketlere rekabet avantajı sağlayan diğer bazı hususlar
da bulunmaktadır. İlk olarak, görevli şirket, bölgesinde, uzun süre tekel
olmasından kaynaklanan bir marka tanınmışlığına sahiptir. Öte yandan, 900
dağıtım alt yapısını elinde tutan görevli şirketin, bölgedeki müşteriler ile
doğrudan ilişkisi bulunmaktadır. Bu ise, pazarlama konusunda görevli şirkete
önemli bir avantaj sağlamaktadır. Şöyle ki, yeni bağlantı, rutin kontroller veya
acil durumlar gibi nedenlerle görevli şirket müşteri ile direkt temas
10-29/437-163
25
kurabilmektedir. Bu da şirketin, bölgede müşteri ile birebir iletişim kuran çok
sayıda teknik ve satış elemanı bulundurması sonucunu doğurmaktadır. Ek
olarak, görevli şirket, gerek geçmişteki tekel konumu, gerekse dağıtım
sistemini yönetmesi nedeniyle bölgesindeki müşterilerle ilgili tüketim profilleri
ve finansal risk gibi önemli bilgilere sahip olmaktadır. Buna karşılık, bölgeye
yeni girecek şirketin marka tanınmışlığının olmadığı, müşteri ile iletişim 910
kurmakta zorluklarla karşılaşacağı ve etkin bir pazarlama faaliyeti için çok
sayıda eleman bulundurmak zorunda kalacağı hususları dikkate alındığında,
görevli şirketlerin bölgelerinde önemli rekabetçi avantajlara sahip olduğu
görülmektedir.
iii. Ülke Örnekleri Bakımından Dağıtım Bölgelerinin Serbestleşmesi:
Yukarıda belirtilen geçiş maliyetlerinin yüksek oluşu ve diğer unsurlar, yerleşik
dağıtım firmalarının, bölgelerinde, özellikle serbestleşme sürecinin
başlangıcında, yüksek pazar paylarını korumasını temin etmektedir.
OFT’nin 2003 yılında geçiş maliyetlerine ilişkin düzenlediği raporda, yerleşik
şirketlerin pazar gücü hususunun altı çizilerek, bunların, bölgelerine yeni 920
girenlere göre daha yüksek fiyatlar uyguladığı belirtilmektedir. Bu rapordaki
bulgular, gaz piyasasının serbestleştirildiği 19976 yılı ile 2001 yılı arasında,
yerleşik şirket konumundaki British Gaz’ın satış tarifesinin, pazara yeni giren
şirketlere göre ortalama %9 daha yüksek olduğunu göstermektedir7. Aynı
raporda, 2001 yılında elektrik pazarının perakende seviyesindeki yerleşik
şirketlerin, bölgelerine yeni giriş yapanlara göre ortalama %6 ile %14 arasında
değişen oranlarda daha yüksek tarife uyguladığı belirtilmektedir. Green’in
(2005) İngiltere doğal gaz ve elektrik perakende pazarına ilişkin olarak yaptığı
çalışmada da, elektrik ve doğal gaz pazarında yerleşik şirketten alım yapan bir
müşterinin, ortalama %10’dan fazla bedel ödemek zorunda kaldığı 930
gösterilmektedir.
Bu noktada, yerleşik şirketlerin, bölgelerine yeni giren şirketlere göre daha
yüksek fiyat uygulamaları nedeniyle pazar payı kaybına uğrayıp uğramadıkları
sorusu akla gelebilir. Bu konuda yapılan bazı çalışmalar, yerleşik şirketlerin,
pazarın rekabete açılmasıyla birlikte kendi bölgelerinde pazar payı kaybına
uğradıklarını göstermektedir. Aşağıdaki tabloda, İngiltere’de gaz ve elektrik
dağıtımı bölgesinde yerleşik şirketlerin pazar paylarının serbestleşme
sonrasındaki seyrine yer verilmiştir:
Tablo -27: Yerleşik şirketlerin elektrik ve doğal gaz dağıtım bölgesindeki ortalama pazar
payları 940
Pazar Payı (%) Pazar Şirket
1994 1999 2001 2003
British Gas (görevli şirket) 100 75 67 61 Doğalgaz
Yeni giriş 0 25 33 39
Görevli şirket 100 90 70 59 Elektrik
Yeni giriş 0 10 20 41
Bu tablodan da anlaşılacağı üzere, görevli şirketlerin daha yüksek fiyat
uygulamasına ve pazarın rekabete açılmasının üzerinden 5 yıl geçmesine
rağmen müşterilerin yaklaşık %60’ı, bölgelerindeki yerleşik şirketlerden
elektrik ve gaz temin etmektedir.
6 Pazar, Nisan 1998 yılında tamamen rekabete açılmıştır.
7 İlgili raporda, pazara yeni girenlerin, British Gas’a göre ortalama %9 iskonto uyguladığı belirtilmektedir.
Fakat bu durum kaynaklarda genellikle görevli şirketlerin yüksek fiyat uyguladığı şeklinde ele
alınmaktadır.
10-29/437-163
26
İngiltere’nin söz konusu pazarlarının, tüketici geçiş oranları ve rekabet şartları
bakımından dünyada birinci sırada bulunduğunu belirmek yerinde olacaktır.
Başka bir ifade ile, yukarıda yer verilen müşteri geçiş oranları ve görevli
şirketlerin bölgesel pazar payları ülke örnekleri içinde en iyimser tabloyu
çizmektedir. Örneğin, elektrik piyasasında serbestleştirmeyi ilk başlatan ve
zengin hidroelektrik kaynakları ile ucuza elektrik üreten bir ülke konumundaki 950
Norveç, üretim ve toptan satış piyasasında oluşturduğu etkin rekabeti,
perakende seviyesinde tam olarak sağlayamamıştır. Bu ülkenin elektrik
pazarında 1990’da başlayan serbestleşme süreci, küçük müşterilerin de
tamamen serbest müşteri olmasıyla 1999’da tamamlanmıştır. Norveç elektrik
pazarının perakende seviyesine ilişkin bir araştırma, 2007 yılı itibariyle elektrik
dağıtımında görevli şirketlerin ortalama %10-15 yüksek tarife uygulamalarına
rağmen, bölgelerinin perakende satış seviyesinde %72 pazar payına sahip
olduğunu göstermektedir. Elektrik perakende pazarları rekabete açık
ülkelerde, görevli şirketten yeni bir sağlayıcıya geçen tüketicilerin ortalama
oranına aşağıdaki tabloda yer verilmiştir: 960
Tablo -28: Çeşitli ülkelerin elektrik pazarında küçük tüketicinin geçiş oranı
Ülke Rekabete Açılış Geçiş oranı (%) Görevli şirketin payı (%)
İngiltere 1999 47 53
İsveç 1999 32 68
Norveç 1997 28 72
İspanya 2003 7 93
Finlandiya 1998 11 89
Belçika 2003 12 88
Hollanda 2004 15 85
Almanya 1998 7 93
Fransa 2004 6 94
Danimarka 2003 2 98
Avrupa ülkelerinin doğal gaz perakende satış seviyesindeki geçiş oranlarına
gelindiğinde, bu pazarın rekabete açılmasında çeşitli sorunlarla
karşılaşılmaktadır. Elektrikten farklı olarak, gazın doğal bir kaynak olması,
üretimin az sayıdaki ülkenin elinde toplanması ve buna bağlı olarak birçok
ülkede henüz toptan satış piyasasının oluşturulamaması, var olan temin ve
toptan satış piyasalarında fiyat başta olmak üzere çeşitli parametrelerin şeffaf
olması, geçmişte milli şirketlerin dikey bütünleşmiş bir yapı ile piyasa
faaliyetlerini tek elden yürütmüş olması gibi sorunlar nedeniyle, bu alandaki
serbestleştirme çalışmalarının Avrupa ülkelerinde yavaş yürüdüğü ve hatta 970
ülkelerin bu pazarı rekabete açmakta isteksiz davrandığı söylenebilir. Öte
yandan, tam olarak rekabete açılan piyasalarda eski tekel şirketlerinden başka
temin kaynağı bulunamadığı için müşteriler, rekabetçi teklifler veren değişik
firmalar bulmakta zorluklarla karşılaşmaktadırlar. Bu nedenle müşteri geçiş
oranları çok düşük seviyelerde gerçekleşmektedir. Geçiş miktarlarına ilişkin
karşılaştırmalı tablo bulunmamakla birlikte, bu alanda en etkin piyasa
yapısının %18,4 yıllık geçiş oranı İngiltere ve %8,3 geçiş oranı ile Hollanda
olduğu görülmektedir. Avrupa’da da doğal gaz piyasalarının henüz
olgunlaşmamış olmasından dolayı geçiş miktarlarının düşük olduğu ve ayrıca,
sağlayıcıyı değiştirme konusunda elektrik tüketicilerinin doğal gaz 980
tüketicilerine göre daha aktif olduğu görülmektedir.
c.5. Elektrik ve Doğal Gaz Yakınsaması – Potansiyel Rekabet
Bir önceki bölümde, serbestleşme sürecinde dağıtım bölgelerinde yapılan
perakende satışlar bakımından yerleşik dağıtım firmalarının hakim durumda
olduğu ve yeni girişlerin zor olduğu belirtilmişti. Bu noktada, halihazırda zor
10-29/437-163
27
olan bu yeni girişlerin kimler ya da hangi teşebbüsler tarafından
gerçekleştirildiği, başka bir ifadeyle potansiyel rakiplerin kim olabileceği
sorusu ortaya çıkmaktadır. Türkiye’de dağıtım pazarlarının elektrik
bakımından henüz özelleştirme aşamasında, doğal gaz bakımından ise
özelleştirme ve bazı bölgeler için yatırım aşamasında olduğu ve henüz 990
serbestliğe geçişin sağlanmadığı dikkate alındığında, bu konuda da diğer ülke
örneklerinden yararlanmanın yerinde olacağı görülmektedir.
Serbestleşmenin en başarılı olduğu ülkelerden İngiltere doğal gaz ve elektrik
piyasalarının perakende seviyesinde görevli şirketlerin, bölgelerinde sahip
oldukları pazar paylarının zaman içindeki seyrine ilişkin (bir önceki bölümde
de yer verilen) tablo aşağıdadır:
Tablo -29: Görevli şirketlerin elektrik ve doğalgaz dağıtım bölgesindeki ortalama pazar
payları
Pazar Payı (%) Pazar Şirket
1994 1999 2001 2003
British Gas (görevli şirket) 100 75 67 61 Doğal gaz
Yeni giriş 0 25 33 39
Görevli şirket 100 90 70 59 Elektrik
Yeni giriş 0 10 20 41
Elektrik perakende satışları bakımından 2003 yılı itibarıyla İngiltere genelinde
teşebbüslerin payları ise aşağıdaki tablodan görülebilir: 1000
Tablo -30: 2003 ve 2009 yılı sonu itibariyle hane halkına yapılan elektrik satışında ulusal
pazar payları
Şirket 2003 Pazar Payı (%) 2009 Pazar Payı (%)
British Gas (doğal gaz – görevli şirket) 24 22
EdF Energy (elektrik - görevli şirket) 14 13
PowerGen (elektrik - görevli şirket) 21 18
Npower (elektrik - görevli şirket) 15 15
SS Energy (elektrik - görevli şirket) 14 19
Scottish Power (elektrik - görevli şirket) 11 12
Bağımsız giriş yapanlar 1 1
TOPLAM 100 100
Yukarıdaki tabloda elektrik perakende satışında %24 pazar payına sahip
olduğu görülen British Gaz aslında gaz dağıtım faaliyeti yürüten görevli
teşebbüstür. Bu tabloda yer alan diğer şirketler ise İngiltere’deki 12 elektrik
dağıtım bölgesinde görevli olan şirketlerdir. Görevli olmayan şirketler ise
“bağımsız giriş yapanlar” başlığı altında toplanmıştır. Burada dikkat çekici ilk
nokta, doğal gaz şirketinin ulusal düzeyde elektrik perakende satış pazarında
görevli şirketlerden daha yüksek bir pazar payına sahip olmasıdır. Bu durum,
yukarıda da ifade edildiği gibi, görevli şirketlerin müşteriye ulaşma 1010
konusundaki avantajlarından kaynaklanmaktadır. Şöyle ki; British Gaz,
geçmişte gaz satışı konusunda ülke boyutunda tekel olması ve söz konusu
araştırmanın yapıldığı tarihte bütün bölgelerde (BGas markasını kullanan
yavru şirketi Centrica vasıtasıyla) faaliyet göstermesi, doğal gaz müşterilerine
aynı zamanda elektrik de satarak pazara girme ve müşteri elde etmede, diğer
şirketlerden daha başarılı olmasına olanak sağlamaktadır. Almanya’da da
benzer şekilde elektrik perakende pazarındaki satışların yarısı, gaz şirketleri
tarafından gerçekleştirilmektedir.
Tablodan çıkarılan diğer bir sonuç ise, elektrik ve doğal gaz dağıtımında
görevli şirketlerin, ülke düzeyinde elektrik perakende pazarını elinde tuttuğu; 1020
yeni giriş yapan bağımsız şirketlerin pazar payının ise %1’in altında kaldığı
hususudur.
10-29/437-163
28
Yukarıdaki tablolarda ortaya konulan ve İngiltere elektrik perakende
piyasasında yaşanan sürecin, İngiltere doğal gaz perakende piyasası için de
geçerli olduğu görülmektedir. 2003 yılında İngiltere’de doğal gaz perakende
pazarının hanehalkına yapılan perakende satış seviyesinde faaliyet gösteren
şirketlerin ulusal pazar paylarına aşağıdaki tabloda yer verilmiştir:
Tablo -31: 2003 ve 2009 yılı sonu itibariyle İngiltere ülke bazında hane halkına yapılan
doğalgaz satışlarına ilişkin teşebbüslerin payları
Şirket 2003 Pazar Payı (%) 2009 Pazar Payı (%)
British Gas (Doğal gaz - görevli şirket) 61 44
EdF Energy (elektrik-görevli şirket) 5 7
PowerGen (elektrik-görevli şirket) 12 13
Npower (elektrik-görevli şirket) 9 12
SS Energy (elektrik-görevli şirket) 7 15
Scottish Power (elektrik-görevli şirket) 6 9
Bağımsız giriş yapanlar TOPLAM 100 100
Tablodaki veriler, doğal gaz pazarının elektrik pazarına göre daha 1030
yoğunlaşmış olduğunu göstermektedir. Elektrik pazarına benzer şekilde,
piyasaya bağımsız yeni girişlerin ihmal edilebilecek kadar küçük olduğu ve
pazarın ağırlıklı olarak görevli şirket British Gas tarafından kontrol edildiği
görülmektedir. Bu pazara rakip olarak giren oyuncuların ise, mevcut elektrik
müşterilerine doğal gaz pazarlayan görevli elektrik şirketleri olduğu
görülmektedir.
Serbestleşme tecrübesi yaşayan ülkelerde elektrik ve doğal gaz
görevli/yerleşik firmalarının birbirlerinin rakipleri olarak ortaya çıkmaları, bu
teşebbüslerin, birleşme/devralma vakalarında potansiyel rakip olarak
değerlendirilmeleri sonucunu beraberinde getirmiştir. Bu nedenle, özellikle 1040
serbestleşmenin ilk yıllarında yaşanan tecrübeler de dikkate alınarak, gerek
Avrupa Komisyonu ve gerekse ülke uygulamalarında elektrik ve doğal gaz
şebekelerinin bütünleşmesine ilişkin yoğunlaşma kararlarında, yakınsama
konusunun ayrıntılı olarak ele alındığı görülmektedir.
İngiltere’den başlamak gerekirse, elektrik ve doğal gaz bütünleşmesinin
özellikle son dönemde daha detaylı bir şekilde değerlendirildiği görülmektedir.
İngiliz Enerji Komisyonu OFGEM tarafından elektrik ve gaz sektöründeki
yoğunlaşmalara ilişkin iki ayrı ”politika belgesi” hazırlanmıştır. Bunlardan,
elektrik dağıtım sektöründeki yoğunlaşmalara ilişkin politika belgesi 2002
yılında, Doğal gaz dağıtımdaki yoğunlaşma politikası ise 2007 yılında 1050
yayımlanmıştır. Bununla birlikte OFGEM, 7.12.2009 tarihinde yayımladığı
bildiride, elektrik ve gaz sektörlerindeki yoğunlaşmalara ilişkin politika
belgelerini, güncelleme ihtiyacından dolayı, geçici bir süre askıya alma
konusunu kamuoyunun görüşüne açmıştır. Komisyon bu bildirisinde, diğer
konuların yanında, elektrik ve gaz şebekelerine sahip şirketler arasındaki
yoğunlaşmaların da gözden geçirme sürecinde ele alınacağını ifade etmiştir.
Komisyon, 02.02.2010 tarihinde yayımladığı kararında ise, enerji
sektörlerindeki yoğunlaşmalara ilişkin politikasını, gözden geçirme işlemi
tamamlanana karar askıya aldığını, yeni bir politika oluşturulana karar
yapılacak başvuruları vaka bazında değerlendireceğini ilan etmiştir. Bu 1060
gelişmelerden anlaşılmaktadır ki, perakende seviyesinin rekabete açılmasında
en büyük tecrübeye sahip ülkelerin başında gelen İngiltere’de, elektrik ve gaz
şebekelerinin sahiplik bakımından çakışmasına daha hassas yaklaşmaya
başlanmıştır.
10-29/437-163
29
Elektrik ve gaz sektörleri arasındaki birleşme girişimlerinden birisi de Gaz
Natural/Endesa dosyasıdır. İspanya gaz sektöründe faaliyet gösteren Gaz
Natural ve aynı ülkede elektrik sektöründe faaliyet gösteren Endesa’nın 2005
yılında yaptıkları birleşme başvurusu, İspanya Enerji Komisyonu ve İspanya
rekabet otoritesi tarafından ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Enerji Komisyonu,
bildirilen başvurunun elektrik ve gaz sektörünün çeşitli seviyelerinde rekabet 1070
problemlerine yol açtığı yönünde değerlendirmelerde bulunmuştur. Komisyon,
elektrik ve gaz perakende pazarına ilişkin olarak ise, bildirilen işlemin ilgili
ürün pazarlarında mevcut hakim durumu güçlendireceği ve önemli bir rakibi
ortadan kaldıracağını belirtilmiştir. Yoğunlaşma işleminin, perakende satış
pazarında yaratacağı rekabet sorunlarını gidermeye yönelik olarak ise,
tarafların şebekelerinin kesiştiği bölgelerde gaz şebekesini ve belirli bir
müşteri portföyünü devretme koşulu getirilmiştir.
Yine, 2008 yılında, İspanya’da, Gas Natural’in Union Fenosa’yı devralmasına
ilişkin başvurunun değerlendirmesinde de elektrik ve doğal gaz dağıtım
bölgelerinin kesişmesi konusunun yer aldığı görülmektedir. Gaz Natural, 1080
İspanya’nın büyük bölümünde gaz dağıtımını elinde tutarken, Union Fenosa
ise ülkenin elektrik dağıtımının %14’ünde faaliyet göstermektedir. Dolayısıyla,
devralmanın sonucu olarak teşebbüslerin bazı bölgelerde ikili fiyat sunma
avantajı ile rekabet avantajı elde edeceği değerlendirmesi yapılmıştır. Söz
konusu devralma işleminin olumsuz etkilerini bertaraf etmek için Gas Natural,
Union Fenosa’nın perakende satış yapan firmasını, Gas Natural’den bağımsız
olarak faaliyet gösterecek şekilde elinde tutmayı taahhüt etmiştir. Bunun
yanında Gas Natural, kesişmeye konu olan bölgelerde toplam 600.000
noktaya hizmet veren gaz dağıtım ağını devretmeyi de taahhüt etmiştir.
Yakınsayan pazarlar ile ilgili olarak Avrupa Komisyonu, Eni/EDP/GDP 1090
kararında geniş değerlendirmelerde bulunmuştur. Burada, söz konusu karara
geniş bir biçimde yer vermek yerinde olacaktır. EDP, Portekiz’de faaliyet
gösteren bir elektrik şirketi, GDP ise aynı ülkede etkin olan bir doğal gaz
şirketidir. ENI ise bir İtalyan enerji şirketidir.
Komisyona bildirilen bu yoğunlaşma işlemi, ENI ve EDP tarafından GDP’nin
ortak kontrolünün devralınmasına ilişkindir. Bu dosyada Komisyon, perakende
pazarını, (i) büyük endüstriyel tüketiciler ve (ii) küçük tüketiciler-hanehalkı
olarak ikiye ayırmıştır. Sonuçta Komisyon, doğal gaz ve elektrik pazarında
mevcut hakim durumun güçlenmesine neden olacağı için işleme izin
vermemiştir. Komisyon’un, dosyada elektrik ve doğal gaz pazarlarına ilişkin 1100
değerlendirmesi şu şekildedir:
Elektrik pazarı: Komisyon bu kararında, elektrik toptan satış pazarında ve
perakende satış pazarında EDP’nin mevcut hakim durumunun güçleneceğini
belirtmiştir. Perakende pazarıyla ilgili olarak Komisyon, EDP’nin hakim
durumda olduğu, tek potansiyel rakibinin geniş bir müşteri çevresi, tanınmış
markası ve ikili enerji teklifi yapma imkanı bulunan GDP olduğu, bu nedenle
GDP’yi devralmasının bu pazarda önemli potansiyel bir rakibi ortadan
kaldıracağı kanaatine ulaşmıştır.
Doğal gaz pazarı: Komisyon, bildirilen işlemin, doğal gaz pazarının her
seviyesinde GDP’nin hakim durumunu güçlendireceği sonucuna varmıştır. 1110
Doğal gazın perakende satış pazarıyla ilgili olarak Komisyon, GDP’nin hakim
durumda olduğu, bu pazardaki potansiyel rakibinin elektrik şirketi EDP olduğu,
bu işlem sonucunda bu potansiyel rakibin ortadan kalkması nedeniyle
GDP’nin hakim durumunun güçleneceği ve pazara giriş engelleri yaratılacağı
10-29/437-163
30
sonucuna ulaşmıştır. Komisyon bu kararında, İspanya düzenleyici otoritesinin,
gaz ve elektrikteki görevli şirketlerin birbirinin pazarlarına girme konusunda en
uygun potansiyel rakipler olduğu şeklindeki görüşlerine de yer vermiştir.
Yukarıdaki örneklerde, elektrik ve doğal gaz dağıtımının birbirlerinin potansiyel
rakibi olarak kabul edilmelerine dayanan Komisyon ve üye ülke yaklaşımları
görülmektedir. Bu örnek kararlarda Türkiye uygulamaları bakımından farklılık 1120
arz eden hususların başında, söz konusu ülkelerde fiili olarak perakende
seviyesinde rekabetin başlamış olması, ayrıca ilgili kararlarda yer alan
teşebbüslerin ülke çapında dikey bütünleşmiş yapıları gelmektedir.
c.6. Kanun’un 7. Maddesi Kapsamında Elektrik ve Doğal Gaz
Yakınsaması
Bir önceki bölüm esas itibarıyla; perakende satış piyasalarının serbestleşme
sürecinde elektrik ve doğal gaz şebekelerini elinde tutan teşebbüslerin
birbirlerinin potansiyel rakipleri konumunda olduklarını ortaya koyan teori ve
ülke tecrübelerini içermektedir. Şüphesiz, sadece söz konusu tespitten
hareketle, herhangi bir kesişmeye yol açan devir işleminin 4054 sayılı 1130
Kanunun 7. maddesi kapsamında izin verilemez bir durum olduğunu ileri
sürmek söz konusu değildir. Elektrik dağıtım özelleştirmeleri kapsamında
elektrik ve doğal gaz dağıtım bölgelerinin kesişmesinden dolayı yakınsayan
pazarlar kavramı altında yapılacak değerlendirmelerde belirleyici olan unsur,
4054 sayılı Kanun’un 7. maddesidir.
“Madde 7 - Bir ya da birden fazla teşebbüsün hâkim durum yaratmaya veya
hâkim durumlarını daha da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut
bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli
ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir
teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık 1140
paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma
yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere,
devralması hukuka aykırı ve yasaktır.”
Bu bağlamda, devre konu elektrik dağıtım bölgelerini devralacak teşebbüsün,
görevli olduğu bölgede elektrik perakende satışında hakim durumda olup
olmadığı, devralan teşebbüsün aynı bölgede doğal gaz dağıtımında görevli
olması halinde bunun söz konusu hakim durumu güçlendirip
güçlendirmeyeceği, ayrıca bu durumun rekabetin önemli ölçüde azaltılması
sonucu doğurup doğurmayacağı hususlarının değerlendirilmesi
gerekmektedir. 1150
Geçiş maliyetlerine ilişkin bölümde ifade edildiği üzere, görevli şirketler, çeşitli
nedenlerden dolayı bölgelerinde önemli bir pazar gücüne sahip olmaktadırlar.
Gerçekte, görevli şirketin sahip olduğu pazar gücü ve rekabetçi avantaj,
dağıtım şebekesini elinde tutmasından kaynaklanmaktadır. Şebekeyi kontrol
etmekten ve o bölgede yerleşik olmaktan kaynaklanan rekabet avantajı geçiş
maliyetleri, müşteriye doğrudan ulaşma ve pazarlama teknikleri ile ilgili
bulunmaktadır.
Teknolojik ve ekonomik gelişmelere bağlı olarak tüketici ihtiyaç ve tercihleri
devamlı değişmektedir. Daha önceden ürünleri en ucuz ve verimli şekilde
üretmeyi ve tüketiciye ulaştırmayı amaçlayan, şirketlerin tek taraflı kararlarına 1160
bağlı yönetim ve pazarlama teknikleri, tüketici gelir düzeyindeki artışlara
paralel olarak yerini, şirketlerin üretim ve pazarlama kararlarını müşterilerin
ihtiyaç, istek ve ilgi alanlarına göre şekillendirdiği bir anlayışa bırakmıştır. Bu
yeni pazarlama anlayışı içerisinde şirketler, üretim ve pazarlama
10-29/437-163
31
pozisyonlarını, belirli bir hedef müşteri kitlesini dikkate alarak
oluşturmaktadırlar. Pazarlama alanındaki bu gelişmelerin, elektrik ve gaz
sektörlerindeki faaliyetleri de etkilediği görülmektedir. Bir şebekeyi elinde tutan
görevli şirketlerin sahip olacağı pazarlama avantajları şu şekilde özetlenebilir:
Marka tanınmışlığı: Görevli şirketlerin, bölgelerinde yüksek oranda
marka tanımışlığı bulunmaktadır. 1170
Müşteri Farkındalığı: Pazarlama teorilerinde müşterilerin alım kararını
etkileyen ilk unsurların; bir ihtiyacın ortaya çıkması ve müşterilerin bu
ihtiyacı giderecek sağlayıcıların farkında olması şeklinde sıralandığı
görülmektedir. Bölgeye dışarıdan gelen bir şirket, ulusal boyutta marka
tanınmışlığına sahip olsa bile, yerel boyutta müşterilerin dikkatini
çekmeyebilir.
Promosyon/Doğrudan pazarlama: Doğrudan pazarlamanın, başka bir
ifade ile çeşitli araçlar yoluyla veya müşteri ile yüz yüze karşılıklı olarak
iletişimde bulunma ve cevap alabilme yönteminin önemi artmaktadır.
Görevli şirketler, geçiş maliyetlerine ilişkin bölümde değinildiği üzere, 1180
doğrudan pazarlama konusunda diğerlerine göre daha avantajlıdırlar.
Hatta ülke örnekleri, şebekeyi kontrol eden şirketlerin iş sahalarını, gaz
ve elektrik dışında, internet, kablo TV hizmeti ve klima satışına kadar
uzatabilmektedir.
Lojistik: Lojistik, ürünlerin ve pazarlama parametrelerine ilişkin bilgilerin,
üretim merkezinden müşteriye ulaştığı noktaya kadar verimli ve etkin bir
şekilde akışına ilişkin planlama, uygulama ve kontrol prosesini ifade
etmektedir. Hizmet sektörü açısından değerlendirildiğinde ise lojistik,
maddi olmayan ürünlerin en düşük maliyetle ve kaliteli bir şekilde
müşteriye ulaşmasına yönelik etkinliklerin koordine edilmesini ifade 1190
etmektedir. Görevli şirketler, bölgelerinde, lojistik kapsamında
değerlendirilebilecek dağıtım, promosyon, talep idaresi ve bilgi akışı
konusunda diğer şirketlere göre daha avantajlıdırlar. Öte yandan,
lojistikle ilgili yaklaşımlar, bir şirketin bölgede rekabet yaratabilmesi için,
fiziksel olarak bir bölgede bulunmasının önemini göstermektedir. Yine
bu çerçevede, görevli şirketlerin bölgelerinde önemli bir insan kaynağına
sahip bulunmaları ve müşteri ilişkilerindeki üstünlükleri, bu şirketlere
önemli bir pazar gücü sağlamaktadır.
Özellikle bu piyasaların serbestleşmesinin ilk yıllarında, elektrik ve gaz
şirketlerinin pazar güçleri ve pazar payları dikkate alındığında bu şirketlerin 1200
görevli oldukları bölgenin perakende satış seviyesinde hakim durumda
olacakları öngörülebilir. Bu noktada, bir bölgenin elektrik ve doğal gaz
faaliyetlerini aynı teşebbüsün devralmasına ilişkin değerlendirirken, 1997/1
sayılı Tebliğ’in
“Birleşme ve Devralmaların Değerlendirilmesi
Madde 6- Rekabet Kurulu, birleşme ve devralmaları Kanun’un 7 nci ve
müteakip maddeleri çerçevesinde değerlendirir. Bu değerlendirmede özellikle:
a) İlgili piyasanın yapısı ve ülke içinde veya dışında yerleşmiş olan
teşebbüslerin fiili ve potansiyel rekabeti bakımından ülkedeki etkin rekabetin
korunması ve geliştirilmesi ihtiyacı; 1210
b) İlgili teşebbüslerin, pazardaki durumu, ekonomik ve mali güçleri, sağlayıcı ve
kullanıcı bulabilme alternatifleri, arz kaynaklarına ulaşabilme veya pazarlara
giriş olanakları; pazara girişte herhangi bir yasal veya diğer giriş engelleri, ilgili
10-29/437-163
32
mal ve hizmetlere olan arz-talep eğilimleri, aracı ve son tüketicilerin menfaatleri,
rekabet engeli şeklinde olmayan ve tüketiciye avantajlar sağlayan teknik ve
ekonomik süreçteki gelişmeler ve diğer hususlar göz önünde tutulur.”
şeklindeki 6. maddesini göz önünde bulundurmak yerinde olacaktır. Aynı
bölgedeki elektrik ve gaz dağıtım şirketleri arasındaki birleşme ve
devralmalarda değerlendirilmesi gereken husus, operasyonlar ve pazarlama
açısından hayati öneme sahip olan ve maliklerine rekabet avantajı sunan iki 1220
şebekenin tek elde toplanmasının rekabet üzerinde yaratacağı etkilerdir. Bu
değerlendirmenin, ülkenin sahip olduğu mevzuata göre farklı değerlendirilmesi
olasıdır. Örneğin, elektrik ve doğal gaz sektörlerinin perakende seviyesini
rekabete açmamış olan bir ülkede, söz konusu iki şebekenin aynı elde
toplanmasına müsaade edilebilir, hatta bu yoğunlaşmanın doğuracağı
etkinlikler ve bunların tüketicilere yansıması dikkate alınarak, şebekelerin aynı
elde toplanması desteklenebilir. İlgili sektörlerin perakende seviyesinin
rekabete açık olmasının hedeflenmesi halinde ise, aynı bölgedeki şebekelerin
tek elde toplanması, söz konusu görevli şirketin potansiyel rakibinin ortadan
kalkması yönüyle bir değerlendirmeyi gerekli kılacaktır. Bu konuya ilişkin 1230
gerekçe ve açıklamalara aşağıda başlıklar halinde yer verilmiştir.
Rakip veya potansiyel rakip olma hususu: Bir bölgedeki görevli şirket,
şebekeden doğan dışsallıkları kullanarak, aynı müşteriye hem elektrik
hem de gaz pazarlayabilmektedir. Bölgeye diğer bölgelerden girişlerin
önündeki engeller dikkate aldığında, söz konusu şebekeleri elinde tutan
şirketlerin, görev bölgelerinde birbirlerinin mevcut veya potansiyel en
büyük rakibi olduğu ortadır. Bu iki şebekenin birleşmesi ise mevcut veya
potansiyel en büyük rakibin ortadan kalkması anlamına gelecektir.
İkili enerji teklif etme olanağı: Görevli şirketler, bölgelerinde güçlü bir
müşteri tabanına sahiptirler. Elektrik ve gazı birlikte, en uygun koşullarla 1240
müşteriye teklif edebilme ve bu sayede müşteri tabanlarını artırabilme
olanağına sahip bu şirketler, bölgede görevli elektrik ve doğal gaz
şirketleridir. Bunlar arasındaki bir yoğunlaşma sonrasında oluşacak yeni
şirket sahip olacağı “portföy etkisiyle”8, rakipleri harekete geçemeden
doğrudan ikili enerji sunan bir konuma geçecektir. Bu ise, ilgili
pazarlardaki hakim durumu güçlendirecek ve özellikle rekabetin az
olduğu doğal gaz pazarında giriş engelleri yaratabilecektir.
Bu değerlendirmeler ışığında, bir elektrik dağıtım bölgesinin, bu bölgede doğal
gaz dağıtım faaliyetleri olan bir teşebbüs tarafından devralınmasının,
-potansiyel rekabet bakımından ülkedeki etkin rekabetin korunması ve 1250
geliştirilmesi ihtiyacı- yönünden değerlendirilebileceği görülmektedir. Bu
noktada ortaya çıkan soru, her türlü çakışmanın, Kanun’un 7. maddesi
kapsamında izin verilemez (per se yasaklanmış) bir bütünleşme olarak
değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususudur.
Yukarıda yer verilen 1997/1 sayılı Tebliğ’in “Birleşme ve Devralmaların
Değerlendirilmesi” başlıklı 6. maddesinde, birleşme ve devralmaların
değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekenler arasında, potansiyel
rekabetin korunmasının yanında, son tüketicinin menfaatlerine de yer
verildiği görülmektedir. Bu noktada, devir işlemlerinin değerlendirilmesinde,
devralma işleminin yol açacağı “son tüketicinin menfaatlerine uygun olan olası 1260
8 Portföy Etkisi: Hakim durum olmasa bile, tarafların bir pazar gücüne sahip olduğu ve komşu ya da
ilişkili pazarlarda satılan ürünleri konu alan birleşmeler sonucu ortaya çıkabilecek rekabetçi ve anti-
rekabetçi etkiler.
10-29/437-163
33
etkinlikleri” de dikkate almak gerekmektedir. Söz konusu etkinlikler; sabit
maliyetlerde azalma, elektrik ve gaz işletmesindeki ölçek ekonomileri ve yeni
ürün yelpazesi oluşturabilmenin sağlayacağı talep yönlü etkinlikler olabilir. Bu
noktada, homojen olan elektrik ürünü bakımından müşterilerin gözünde en
temel belirleyicinin fiyat olduğu dikkate alındığında, kesişmenin, etkinlik ve
benzeri sebeplerle fiyat üzerinde olumlu etkisinin bulunup bulunmadığını
ortaya koymak gerekecektir. Bu noktada, daha önceki bölümlerde de yer
verilen, elektrik ve doğal gaz dağıtım ve perakende faaliyetleri bakımından
enerji satış bedelinin basitleştirilmiş formülüne dönmek yerinde olacaktır:
Görevli şirket enerji satış fiyatı = dağıtım bedeli + enerji bedeli 1270
Kararın bu bölümüne kadar ağırlıklı olarak, aynı teşebbüsün elektrik ve doğal
gaz dağıtım faaliyetlerini elinde tutmasının, perakende satış faaliyetlerinde
rekabetin oluşmasını zorlaştıracağı ve bunun yansımasının da yukarıdaki
formülde yer alan enerji bedelinin artmasına ve tüketicinin daha pahalı ürün
almasına neden olabileceği üzerinde durulmuştur. Bununla birlikte, aynı
bölgedeki şebeke faaliyetlerinin tek teşebbüs tarafından yürütülmesinin
doğuracağı etkinliğin, yukarıdaki formülde yer alan ve tarifeye bağlı olan
dağıtım bedeline yansıtılacağını, dolayısıyla böyle bir kesişmenin esas
itibarıyla tüketici yararına olacağını öne süren görüşler de mevcuttur. Elektrik
dağıtım özelleştirmeleri sürecinde ÖİB ile yapılan görüşmeler kapsamında, 1280
hem doğal gaz hem elektrik şebeke faaliyetleri gösteren şirketlerin, elde
ettikleri sinerjiden dolayı maliyetleri düşürme fırsatı yakaladıkları ve bunun,
toplam maliyetlerde %5-10 civarında bir azalmayı mümkün kıldığı
belirtilmektedir. Söz konusu sinerjinin %63’ünün çakışmadan dolayı değil
genel olarak ölçek ekonomilerinden kaynaklandığı, başka bir ifadeyle, farklı
bölgelerde şebekeler söz konusu olsa bile bu sinerjinin mümkün olduğu;
geriye kalan %37 oranındaki sinerjinin ise, aynı bölgedeki dağıtım
faaliyetlerinin tek teşebbüs tarafından gerçekleştirilmesi halinde ortaya çıktığı
ifade edilmektedir. Buradan hareketle, aynı bölgedeki şebekelerin tek
teşebbüs tarafından yürütülmesinin, yaratılan sinerji bakımından dağıtım 1290
maliyetlerinin %2-4 oranında düşürdüğü görülmektedir. Çakışmanın olumlu
yönlerinin ağır bastığını öne süren bu görüşte, aşağıdaki argümanlar öne
çıkmaktadır:
Şebekelerin aynı teşebbüs tarafından yürütülmesi maliyetlerde %2-4
arası bir azalmaya yol açacaktır.
Çakışmanın ölçeği arttıkça, maliyetlerdeki düşüş oranı da artacaktır.
Dağıtım faaliyetleri ve dağıtım bedelleri tarifeye bağlı olduğu için,
düzenleyici kurum tarafından, maliyetlerdeki bu düşüşün tüketiciye
yansıtılması imkanı bulunmaktadır.
İki şebekenin gerek teknik gerekse organizasyonel bakımdan tam 1300
entegrasyonunu sağlamaktaki zorluklar, bu durumun giriş engeli olarak
kullanılmasını güç hale getirmektedir.
Bu noktada, yakınsayan elektrik ve doğal gaz dağıtımının bazı bölgelerde
kesişmesi konusunun hangi ölçekte olursa olsun izin verilemez bir durum
olarak değerlendirilemeyeceği, söz konusu kesişmelerde, konunun olumlu ve
olumsuz etkilerinin ortaya konularak her dosya bazında muhakeme
kurallarının (rule of reason) uygulanmasının yerinde olacağı anlaşılmaktadır.
Bu yönde yapılacak değerlendirmede dikkate alınması gereken unsurlar
şunlar olmalıdır:
1310
10-29/437-163
34
i. Türkiye Serbestleşme Süreci
ii. Düzenleyici Kurumun Rolü
iii. Son Tüketici Yararı – Kesişmenin Fiyata Etkisi
iv. Potansiyel Rekabet
i. Türkiye Serbestleşme Süreci
Daha önceki bölümlerde de sık sık tekrarlandığı üzere, Türkiye elektrik ve
doğal gaz sektörleri serbestleşme süreci içindedir. Bu nedenle, yakınsayan
pazarlar olmaları sebebiyle aynı bölgedeki elektrik ve doğal gaz şebekelerinin
tek elde toplanmasının hakim durum değerlendirmesinde bir sorun yaratıp
yaratmadığı hususu da sektörlerin fiili durumları üzerinde yapılan 1320
değerlendirmeleri değil; özellikle Avrupa ülke örneklerinde yaşanan
serbestleşme tecrübesi ve bu tecrübe kapsamında ortaya çıkan literatüre
dayanılarak yapılan değerlendirmeleri kapsamaktadır. Bu değerlendirmeler
de, ancak geçiş döneminin ardından (mevcut mevzuat kapsamında 2013
yılından itibaren) elektrik ve doğal gaz perakende piyasalarının rekabete
açılacak olması hedefi çerçevesinde yapılmaktadır. Hiç şüphesiz, piyasalarda
rekabetin korunması bakımından 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi
kapsamında ex ante olarak yapılan birleşme-devralma değerlendirmelerinde,
piyasanın geleceğine dönük değerlendirmeler de etkin ve anlamlıdır. Ancak,
bu noktada piyasaların geleceğine dönük değerlendirmelerde kısa, orta ve 1330
uzun dönem beklentilerin bir bütün olarak değerlendirilmesi yerinde olacaktır.
Bu durumda, yakınsayan pazarlara ilişkin değerlendirmelerde olduğu üzere
Avrupa ülkelerinin tecrübelerini dikkate almak yerinde olacaktır. Gerek Avrupa
Komisyonu ve gerekse üye ülkelerin rekabet hukuku uygulamalarında da
elektrik ve doğal gaz sektörlerine ilişkin ilgili pazar ve ilgili ürün pazarı
tanımlarının serbestleşme süreci ile birlikte değişikliklere uğradığı
görülmektedir. Örneğin, Almanya uygulamalarında, hanehalkı ve küçük ticari
işletmelere yapılan satışlar bakımından genellikle şehir ve belediyelere yönelik
coğrafi pazar tanımları yapılırken, son dönemde, bu tanımın ulusal ölçekte
genişletilmesi yönünde bir yaklaşımın başladığı görülmektedir. Diğer ülke 1340
uygulamalarına bakıldığında da, fiili durumda sektörün rekabetçi yapısında
ağırlıklı olarak, az sayıda ve dikey bütünleşik firmanın faaliyet gösterdiği bir
yapının söz konusu olduğu anlaşılmaktadır.
Şöyle ki; Almanya piyasa yapısına bakıldığında, üretimin yaklaşık %70’ini
elinde bulunduran dört teşebbüsün, perakende seviyesinde de pazar payı
bakımından aynı orana ulaştığı görülmektedir. Almanya’da bu dört
teşebbüsün dışında 800’den fazla elektrik dağıtım ve perakende şirketi ile
700’e yakın küçük belediyelere ait doğal gaz dağıtım ve perakende şirketinin
olduğu bir yapı söz konusudur. İtalya’da, üretimde yoğunlaşma görece düşük
olup, Enel’in %25 ile en büyük paya sahip olduğu, bununla birlikte dağıtım 1350
ağının büyük bölümünün ve perakende satışların yaklaşık %50’sinin Enel
tarafından gerçekleştirildiği görülmektedir. Doğal gaz piyasaları bakımındansa
ENİ, Enel ve Edison’un tedarik pazarının yaklaşık %75’ini kontrol ettiği, buna
karşın perakende seviyesinde ENI ve ENEL’in toplam pazar paylarının %60’a
yaklaştığı görülmektedir.
Ülke örneklerine ilişkin bölümde belirtildiği üzere, perakende piyasalarının
rekabete açılmasında en fazla yol kateden ülke olan İngiltere’de dahi, şebeke
sahipliği bakımından dağıtım bölgelerinin kesişmesi konusu 2010 yılında
hazırlanma aşamasında olan politika belgesi kapsamında tartışmaya
açılmıştır. Dağıtım şebekelerinin kesişmesinin rekabet hukuku kapsamında 1360
değerlendirmeye tabi tutulduğu ülkelerden biri İspanya’dır. 2008 yılında yetkili
10-29/437-163
35
otoriteler tarafından değerlendirilen Gas Natural/Union Fenosa devralması
örneğinde de, Gas Natural’in, İspanya doğal gaz dağıtım faaliyetlerinin
neredeyse tamamını elinde tutan teşebbüs; Union Fenosa’nın ise elektrik
dağıtımının %14’ünü elinde tutan teşebbüs olduğu görülmektedir. Bütün bu
örnekler de göstermektedir ki, perakende piyasasında oluşması beklenen
rekabetçi yapı, esas itibarıyla, elektrik ve doğal gaz piyasalarındaki değer
zincirlerinin farklı aşamalarında da faaliyet gösteren sınırlı sayıda teşebbüsler
arasında gerçekleşmektedir.
Avrupa örnekleri bakımından dikkate alınması gereken bir nokta da, bu 1370
ülkelerde altyapı çalışmalarının büyük ölçüde tamamlanmış olmasıdır.
Türkiye örneğinde ise, doğal gaz piyasasının büyük bölümünün henüz
yatırım aşamasında olduğu ve tam olgunlaşmadığı, elektrik
piyasalarının, olgunlaşmış olmakla birlikte, dağıtım faaliyetleri
bakımından bir takım yatırımlara ihtiyaç duyduğu bir yapı mevcuttur.
Ayrıca, elektrik piyasaları bakımından, dağıtım faaliyetlerinde
gerçekleşen kayıp-kaçak oranlarının yüksekliğinin de, dağıtımda
etkinliğin sağlamasının, Türkiye bakımından, Avrupa ülkelerine kıyasla
daha öncelikli hale gelmesine sebep olmaktadır.
ii. Etkinlik - Son Tüketici Yararı – Kesişmenin Fiyata Etkisi 1380
Yukarıda da belirtildiği üzere, elektrik ve doğal gaz yakınsamasına ilişkin
değerlendirmede, özellikle elektrikte yüksek kayıp-kaçak oranları ile doğal
gazda dağıtım ağını yaygınlaştırmaya ilişkin yatırım gereksinimi, Türkiye
bakımından, konunun değerlendirmesinde “sinerjiden dolayı sağlanabilecek
etkinlikler” konusunun önemini artırmaktadır. Bu durumda, yakınsamadan
dolayı perakende seviyesinin serbestleşmesi sürecinde oluşabilecek
olumsuzluklar ile, aynı bölgedeki iki şebekenin entegrasyonunun sağladığı
etkinlikten kaynaklanan maliyet avantajlarının değerlendirmeye tabi tutulması
gerekmektedir.
Şüphesiz, bu yönde oluşacak etkinliğin tarifelere yansıtılması, tüketici 1390
bakımından olumlu sonuçlar doğuracaktır. Bununla birlikte, dağıtım ve
perakende satış faaliyetleri, geçiş döneminin sonuna kadar bütünleşik bir
yapıda olsa da, perakende faaliyetlerinin, geçiş döneminin ardından hukuki
ayrıştırmaya tabi tutulacağı görülmektedir. Bu noktada, tüketiciye yansıyan
fiyat içerisinde dağıtım hizmet bedelleri tarifeye bağlı olsa da, satın alınan
enerjinin bedelini rekabetçi yapı belirleyecektir. Dolayısıyla, aynı bölgedeki
elektrik ve doğal gaz şebekesinin tek bir teşebbüs elinde toplanmasının
etkilerinin değerlendirmesinde; dağıtım hizmet bedellerinde sinerjiden dolayı
yaşanabilecek olumlu katkı ile potansiyel rekabetin ortadan kalkmasının enerji
bedeline olumsuz etkisinin karşılaştırmaya tabi tutulması gerekliliği ortaya 1400
çıkmaktadır.
Bu yönde bir karşılaştırmada ortaya çıkan ilk zorluk; sinerjiden kaynaklanan
maliyetlerdeki düşüş hesaplanabilir nitelikteyken (%2-4 oranında), potansiyel
rekabetin ortadan kalkmasının ileride fiyatları ne şekilde etkileyeceğine ilişkin
bir hesaplama yapılmasının mümkün olmamasıdır. Bu nedenle, yapılacak
değerlendirmede, Türkiye elektrik ve doğal gaz sektörlerinin perakende
piyasalarının rekabete açılması ile birlikte, hedeflenen yapıda hangi
ölçekteki bölge ya da şehirlerin, potansiyel perakende teşebbüslerin
oluşmasını sağlayacağının, ayrıca hangi ölçekteki çakışmaların
potansiyel olarak bir perakende teşebbüsünü ortadan kaldıracağının göz 1410
önünde bulundurulması gerekecektir. Bu yaklaşım, esas itibarıyla, küçük
10-29/437-163
36
ölçekli şehirlerdeki çakışmalarda ölçek ekonomisinin sağlanarak
etkinliğin artırılmasının ön planda tutulması, büyük ölçekli şehirlerde ise,
çakışmanın ortadan kaldıracağı potansiyel rekabetin değerlendirmede
dikkate alınması sonucunu doğurmaktadır.
iii. Potansiyel Rekabet
Bir önceki bölümde de görüldüğü üzere, bildirime konu işlemin Kanun’un 7.
maddesi kapsamında değerlendirmesinde kilit noktayı potansiyel rekabet
konusu oluşturmaktadır.
Potansiyel rakipleri konu alan birleşmeler, birleşme olmasa idi gerçek rakip 1420
olacakları varsayılan veya zaten pazardaki rekabet üzerinde etkisi bulunan
teşebbüsleri konu almakla, yatay rekabete işaret etmektedir. Potansiyel
rekabet teorisi, birleşme sırasında ilgili pazarda faaliyette bulunmamasına
rağmen, konumu itibarıyla bu pazara girebilecek durumda olan ve dolayısıyla
potansiyel rakip olan bir teşebbüsün, birleşme yoluyla pazara girmesi
sebebiyle, pazardaki teşebbüsler üzerindeki etkisinin ortadan kalkacağına
işaret etmektedir. Bu etkinin ortadan kalkmasıyla, pazarda yer alan
teşebbüsler, üzerlerinde daha az bir rekabetçi baskı hissedecekler ve hakim
durumda olan teşebbüslerin pazar gücü daha da artacaktır. Söz konusu teori
daha ziyade aynı ürün pazarında ama farklı coğrafi pazarlarda faaliyet 1430
gösteren teşebbüsler bakımından söz konusu olmakla birlikte, ilişkili ya da
komşu pazarlarda faaliyet gösteren teşebbüsler bakımından da gündeme
gelmiştir.
Avrupa Birliği uygulamaları açısından potansiyel rekabetin birleşme ve
devralmalar bağlamında kısıtlanmasına ilişkin hususlar Avrupa
Komisyonu’nun yayınladığı 2004/C 31/03 sayılı “Teşebbüsler Arası
Birleşmelerin Kontrolü Kapsamında Yatay Birleşmelerin Değerlendirilmesi
Rehberi”nde (Rehber) de konu edilmiştir. Rehberde “Potansiyel Rakip ile
Birleşme” başlığını taşıyan 58-60. paragraflarında ilgili pazarda faaliyet
gösteren bir teşebbüsün o pazardaki potansiyel bir rakibi devralmasının, aynı 1440
pazarda faaliyet gösteren iki rakibin birleşmesine benzer şekilde koordinasyon
doğurucu olan veya olmayan rekabeti bozucu etkilere neden olabileceği
belirtilmiştir. Söz konusu rekabeti bozucu etkilerin ortaya çıkabilmesi için
potansiyel rakibin ilgili pazara girmesini kolay kılacak ve önemli batık
maliyetler yaratmayacak varlıklara sahip olması gerektiği vurgulanmıştır.
Rekabeti kısıtlayacak bu etkilerin özellikle, devralınan tarafın gerekli batık
maliyetleri üstlenmeye olan yatkınlığının yüksek olduğu alanlarda ortaya
çıkabileceği ifade edilmiştir. Bahse konu Rehber, bu çerçevede potansiyel bir
rakibin devralınmasının rekabeti kısıtlayıcı ciddi etkiler yaratabilmesi için iki
temel unsurun varlığının aranması gerektiğini vurgulamıştır: 1450
Potansiyel rakibin hali hazırda ciddi bir rekabetçi etki unsuruna sahip
olması ya da etkin bir rekabetçi güç olabilme ihtimali.
Yeterli rekabetçi baskı yaratabilecek yeterli sayıda başka potansiyel
rakibin olmaması.
Bir elektrik dağıtım bölgesindeki en büyük potansiyel rakibin aynı bölgede
görevli doğal gaz dağıtım şirketi olduğu yukarıda aktarılan örnek ve
analizlerde ortaya konmaktadır. Bu bağlamda söz konusu devir çerçevesinde
Rehber’in ilk şartının sağlandığı öne sürülebilir. Öte yandan, bir elektrik
dağıtım bölgesinde görevli teşebbüsün perakende elektrik satışı pazarındaki
potansiyel rakiplerinin sadece o bölgede görevli doğal gaz dağıtım şirketi değil 1460
–elektrik piyasasının serbestleştirilmesinden beklenen piyasa tasarımı
10-29/437-163
37
kapsamında- başka bölgelerdeki elektrik dağıtım şirketlerinin de olabildiği
görülmektedir. Bu durumun, devam etmekte olan özelleştirme sürecinde söz
konusu olabilecek şebeke çakışmalarının doğrudan yasaklanması yerine,
dosya özelinde alıcı tarafların özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmesi
gerekliliğini ortaya çıkardığı açıktır.
ABD uygulamaları bakımından ‘Potansiyel Rekabet Doktrininde’ gerçek ve
algılanan potansiyel rekabet olmak üzere iki başlık açmak mümkün olmakla
birlikte, birleşmeler kapsamındaki uygulamalarda, ‘algılanan potansiyel
rekabet’ argümanına ağırlık verildiği görülmektedir. Algılanan potansiyel 1470
rekabet teorisi; bir pazarda fiilen bulunmamasına rağmen, pazarın kıyısında
olduğu kabul edilen, pazardaki diğer teşebbüsler tarafından pazara her an
girebileceği düşünülen ve dolayısıyla bu pazardaki fiyatların artmasına engel
teşkil eden bir teşebbüsün, pazardaki mevcut rekabet yapısını
değiştirmeyecek bir birleşme ile bu pazara girmesi durumunda, önemli
potansiyel bir rakibin eliminasyonu sebebiyle fiyatların artabileceği
argümanına dayanmaktadır.
Gerek Komisyon uygulamalarında gerekse ABD uygulamalarında potansiyel
rekabet teorisi kapsamında aynı ürün pazarında olmasa da ilişkili ya da komşu
pazarlarda faaliyet gösteren teşebbüsler de potansiyel rakip olarak kabul 1480
ediliyorsa da, söz konusu teori daha ziyade aynı ürün pazarında ama farklı
coğrafi pazarlarda faaliyet gösteren teşebbüsler bakımından gündeme
gelmektedir. Elektrik ve gaz şebekelerinin birbirine potansiyel rakip olduğunun
ortaya konduğu İngiltere örneğine geri dönülecek olursa, bir bölgedeki elektrik
dağıtım şebekesinin tek potansiyel rakibinin gaz dağıtım şebekesi olmadığı,
diğer bölgelerdeki elektrik dağıtım şebekelerinin de potansiyel rakip olarak
ortaya çıktığı görülmektedir.
Bu değerlendirmeler kapsamında, rekabetin önemli ölçüde azaltılmasının
ortaya konulması gereken etki analizi bakımından, küçük ölçekli bir bölgede
dahi olsa şebekeler arasındaki çakışmanın Kanunun 7. maddesi kapsamında 1490
değerlendirilmesinde, öncelikle devir işlemini gerçekleştiren teşebbüse ve
devralınan bölgeye ilişkin dosya bazında değerlendirmeler yapılması gerektiği
ortadadır. Bu değerlendirmelerde şu iki noktanın öne çıktığı görülmektedir:
Devralan tarafın elektrik ya da doğal gaz dağıtımı bakımından ülke
bazında ne kadar yaygın bir ağa sahip olduğu ve bu alanlarda yeni
girişleri yapabilecek potansiyel perakende şirketlerinin mevcudiyeti,
Devre konu çakışan bölgenin ölçek itibarıyla aynı bölgedeki diğer
şebeke faaliyetine ya da aynı faaliyet alanı bakımından diğer bölgelere
ciddi potansiyel rakip oluşturabilecek olması.
iv. Düzenleyici Kurumun Rolü 1500
Birleşme devralmalar kapsamında potansiyel rekabete dayalı
değerlendirmeler esas itibarıyla kısa dönem/uzun dönem perspektifine
dayanmaktadır. Bu değerlendirmelerde mevcut durumda potansiyel rakibe
ilişkin değerlendirmeler dahi geleceğe dair bir takım öngörüleri
gerektirmekteyken, dağıtım özelleştirmeleri kapsamında perakende
piyasalarındaki rekabete ilişkin değerlendirmeler, geçiş dönemi sonrasına
ilişkin öngörüleri kapsamaktadır.
Daha önceki bölümlerde serbestleşmeye yönelik genel politikalar ve mevzuat
bakımından mevcut temel kavramlar üzerinden geçiş dönemi sonrasına
yönelik değerlendirmeler yapılmış olsa da, gerek elektrik gerekse doğal gaz 1510
10-29/437-163
38
perakende piyasası bakımından henüz geçiş döneminin içinde olunmasından
dolayı, mevzuat ve piyasa yapısının şekillenmesi bakımından belirsizlikler
oldukça fazladır. Bu geçiş dönemi boyunca birincil mevzuat kapsamında
yapılabilecek yeni düzenlemeler ve EPDK tarafından yapılacak ikincil mevzuat
çalışmalarının, geçiş dönemi sonrasında oluşacak piyasa tasarımında
belirleyici olacağı açıktır. Elektrik ve doğal gaz dağıtım ve perakende
faaliyetlerinde geçiş döneminin ardından, işleyen rekabetçi bir yapının
belirlenmesi için;
Şeffaflık
Hukuki ayrıştırmanın nasıl uygulanacağı 1520
Müşteri bilgilerine ulaşım
‘Son Çare’ (last resort) uygulamalarının kapsamı
Yerleşik firmalara yönelik yapısal ve davranışsal kısıtlamalar
Fiyat tarifeleri
ve benzeri konularda düzenleme yapma gerekliliği bulunmaktadır. Şüphesiz,
şebekelere ilişkin bir kesişme olsun ya da olmasın, bu dağıtım bölgelerinde
perakende seviyesinde oluşması beklenen rekabet bakımından en önemli
unsur, geçiş dönemi boyunca EPDK tarafından hazırlanacak ikincil
mevzuattır. Bu noktada, özellikle kesişmeden kaynaklanacak etkinlik ve
dolayısıyla maliyetlerde yaşanacak azalmanın, EPDK tarafından tarifelere 1530
yansıtılması da önem kazanmaktadır. Buna ilaveten, serbestleşme sürecinde
gerek özelleştirmeler gerekse mevzuat değişiklikleri bakımından Rekabet
Kurumunun sürece zamanında dahil edilmesi, sürecin etkin bir şekilde
sürdürülmesi bakımından önem kazanmaktadır.
c.7. Yakınsama Kapsamında Taraflara İlişkin Değerlendirme
Bir önceki bölümde de belirtildiği üzere; birleşme-devralmalar çerçevesinde
elektrik ve doğal gaz dağıtım faaliyetlerinin kesişmesi halinde bu iki faaliyetin
yakınsayan pazarlar olmasından ötürü rekabetçi yapı bakımından ortaya
çıkabilecek sorunların değerlendirmesinde, özellikle küçük ölçekli kesişmeler
bakımından doğrudan yasaklamanın yerinde olmayacağı görülmektedir. Her 1540
ne kadar kesişen bölgelerdeki perakende piyasası bakımından bu iki faaliyet
birbirlerinin potansiyel rakipleri olsalar da, tek potansiyel rakip olarak
değerlendirilmeleri söz konusu değildir. Bir elektrik dağıtım bölgesinde görevli
teşebbüsün perakende elektrik satışı pazarındaki geçiş dönemi sonrası
faaliyetleri bakımından, (elektrik piyasasının serbestleştirilmesinden beklenen
piyasa tasarımı kapsamında) başka bölgelerdeki elektrik dağıtım şirketlerinin
de potansiyel rakip olduğu görülmektedir. Bu durum, doğal gaz faaliyetleri
bakımından da geçerlidir.
Dolayısıyla, sadece çakışma olmasının, söz konusu devir işleminin rekabetin
önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak bir işlem olarak 1550
değerlendirilmesi için yeterli olmadığı görülmektedir. Şüphesiz bu
değerlendirme, yakınsayan pazarlar kavramının ve aynı bölgedeki şebekelerin
tek teşebbüste toplanmasının Kanun’un 7. maddesi kapsamında hiçbir şekilde
sorun oluşturmayacağı anlamına gelmemelidir. Devir işleminin alıcı tarafının
mevcut elektrik ve doğal gaz piyasalarındaki konumu, ülke çapında her iki
sektörün perakende piyasaları bakımından nasıl bir yapılanmanın olduğu
(diğer potansiyel rakiplerin durumu) ve kesişen bölgeye ilişkin devir işleminin
gerçekleşmesinin hangi ölçekte bir potansiyel rakibi ortadan kaldırmakta
olduğu gibi unsurların dikkate alınması sonucu, devir işlemine ilişkin piyasanın
10-29/437-163
39
rekabetçi yapısında rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracağı 1560
dolayısıyla izin verilemeyeceği değerlendirmesi yapmak da mümkündür.
Bu noktada Türkiye elektrik ve doğal gaz dağıtım faaliyetlerine ilişkin yapıya
bakıldığında; bir yanda gerekli alt yapı yatırımları kamu tarafından
tamamlanmış olan ancak özelleştirme süreci içinde özel sektöre devir süreci
devam etmekte olan elektrik dağıtımı, diğer yanda ise hali hazırda özel sektör
teşebbüslerinin görevlendirildiği ancak çoğu bölgesinde halen alt yapı yatırım
süreci devam etmekte olan doğal gaz dağıtımı faaliyetleri söz konusudur.
Daha önce ifade edildiği üzere Kazancı Holding, ANADOLU DOĞAL GAZ
Grubu bünyesinde yer alan şirketlerin çoğunluk hisselerini devralmak üzere
Rekabet Kurulu’ndan izin almıştır. Dolayısıyla, yapılacak değerlendirmelerde 1570
bu iki Grubun da yer alması yerinde olacaktır.
Önceki bölümlerde de belirtildiği üzere, Türkiye doğal gaz piyasasının gelişimi
bakımından mevcut durumda talep tarafında ağırlıklı olarak elektrik üreten
doğalgaz çevrim santrallerinin yer aldığı, serbest olmayan abone niteliğindeki
tüketicilerin ise Türkiye tüketiminin %22’sini oluşturduğu görülmektedir. Bu
noktada, gerek Kazancı gerekse ANADOLU DOĞAL GAZ Grubunun bölgeler
itibarıyla abonelere ve serbest müşterilere yapmış oldukları satışları
değerlendirmek gerekmektedir. Kazancı Grubu ve ANADOLU DOĞAL GAZ
Grubu kapsamındaki şirketlerin yapmış oldukları satışlara ilişkin tablo aşağıda
yer almaktadır: 1580
Tablo -32: Kazancı Grubu ve Anadolu Doğalgaz Grubu 2008 yılı satışları
Abone (sm³) Serbest Tüketici (sm³) TOPLAM
ANADOLU
DOĞALGAZ GRUBU
AFYON … … …
SİDAŞ … … …
TRAKYADAŞ … … …
GEMDAŞ … … …
BADAŞ … … …
ELAZIĞ … … …
TAMDAŞ … … …
OVAGAZ … … …
TOPLAM … … …
KAZANCI GRUBU … … …
BEYGAZ … … …
MANİSA … … …
VAN … … …
BALGAZ … … …
DERGAZ … … …
ÇANAKKALE … … …
ORDU … … …
RİZE … … …
MALATYA … … …
URFA … … …
TOPLAM … … …
GENEL TOPLAM … … …
Türkiye toplam tüketimi 2008 yılı itibarıyla 35.638 milyar sm3’dır. Kazancı
Grubu ve ANADOLU DOĞALGAZ GRUBU’nun toplam satış miktarının …m3
ile Türkiye toplam tüketiminin %....’sini oluşturduğu görülmektedir. İki grubun
Türkiye genelinde serbest olmayan müşterilere satışlardaki payının ise
%....’de kaldığı görülmektedir. Oldukça düşük seviyede kalan bu pay şüphesiz
tek başına anlamlı değildir, çünkü, daha önce de belirtildiği üzere mevcut
10-29/437-163
40
durumda halen bazı bölgelerdeki alt yapı çalışmaları devam etmektedir ve bu
pay yatırımların tamamlanması halinde farklılık gösterebilecektir. Bu noktada,
Kazancı Grubu ve ANADOLU DOĞAL GAZ Grubu bünyesinde toplam 21 adet 1590
doğal gaz dağıtım bölgesinin bulunmasının da potansiyel rekabet üzerindeki
etkileri bakımından değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bakımdan, adet
olarak 60 bölgeden 21’inin Kazancı Holding’e ait olmakla birlikte, doğal gaz
perakendesinde potansiyeli oluşturacak bölgelerin esas itibarıyla büyük
tüketim miktarına sahip bölgeler olacağı değerlendirilmektedir. Sektörde
potansiyel rekabeti oluşturabilecek bölgeler bakımından, özelleştirilecek olan
İstanbul ve Ankara ile İzmir (Kolin), İzmit (GDF) Bursa - Kayseri (EWE) gibi
büyük illeri elinde bulunduran teşebbüsler ve yine çok sayıda ili elinde
bulunduran Energaz’ın mevcut olduğu görülmektedir. Bu bakımdan, her ne
kadar Kazancı Holding’in sahip olacağı 20 adet bölge adet olarak Türkiye 1600
toplamının yaklaşık üçte birini oluştursa da, ileride oluşacak doğal gaz
perakende pazarı bakımından potansiyel rekabeti oluşturacak yapı
bakımından yeterli sayıda teşebbüs bulunmaktadır.
Elektrik dağıtım ve perakende satış faaliyetleri bakımından konu
değerlendirildiğinde, daha önce belirtildiği üzere bu alan halen özelleştirme
sürecindedir. Bu süreçte Kazancı Holding’in mevcut elektrik dağıtım faaliyeti
bulunmamaktadır. Bununla birlikte Kazancı Grubu’nun ÇORUH bölgesinin
özelleştirilmesine ilişkin ihalede ilk teklif sahibi olduğu, ayrıca yine FIRAT ve
VANGÖLÜ dağıtım bölgelerinde de en yüksek teklifi verdiği görülmektedir.
Bu değerlendirmeler kapsamında, doğal gazda görece güçlü bir konumda 1610
olan Kazancı Holding’in her iki piyasa bakımından da geçiş dönemi sonrası
perakende piyasalarının oluşmasında potansiyel perakende satış firması
olacak bir yapılanma içinde olduğu görülmektedir. Kazancı Holding’in
halihazırda doğal gazda yaygın bir dağıtım ağına sahip olması nedeniyle,
devir işlemleri sonrasında oluşabilecek doğal gaz ve elektrik dağıtım bölgeleri
kesişmelerinin, bu iki faaliyetin kesiştiği bölgeler bakımından hangi ölçekte bir
potansiyel rekabeti ortadan kaldırdığının değerlendirmesi önem
kazanmaktadır. Bu noktada ÇAMLIBEL elektrik dağıtım bölgesinde Kazancı
Holding’in doğal gaz dağıtım lisansına sahip olduğu Sivas ve Tokat
şehirlerinin kesişmeye konu olduğu görülmektedir. Söz konusu kesişmenin 1620
gerek nüfus gerekse abone sayıları bakımından oldukça küçük ölçekli bir ilde
ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, her ne kadar Kazancı Holding
mevcut durumda yaygın doğal gaz ağına sahip bir teşebbüs olsa da devre
konu ÇAMLIBEL bakımından çakışmaya tabi olan bölgenin ölçek olarak
serbestleşme sürecinde rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu
doğuracak şekilde potansiyel rekabetin ortadan kalkmasına neden
olmayacağı değerlendirilmektedir.
H.3.4. İhale Şartnamesinin 20. Maddesi Kapsamında Değerlendirme
ÇAMLIBEL’in özelleştirilmesine ilişkin 17.4.2009 tarihli ihale şartnamesinin
“devir ve teslim” başlıklı 20. maddesi ile, ihale sonucu ÖYK kararının ardından 1630
yapılacak devrin, en az %51’ini ihaleye teklif veren teklif sahibinin oluşturacağı
şirket ile tamamlanması öngörülmektedir. Söz konusu hüküm şu şekildedir;
”İhale sonucunda ÖYK tarafından tüzel kişiye satışın yapılmasına karar
verilmesi halinde, Teklif Sahibi’nin talebi durumunda idarece belirlenecek süre
içerisinde sermayesinin en az % 51’ini (elli bir) ihaleye teklif veren teklif
sahibinin oluşturacağı bir anonim şirket kurulacak ve Hisse Satış Sözleşmesi bu
surette kurulacak anonim şirket ile yapılacaktır.
10-29/437-163
41
İhale sonucunda ÖYK tarafından Ortak Girişim Grubu’na satışın yapılmasına
karar verilmesi halinde, İdarece belirlenecek süre içinde, Ortak Girişim Grubu
Beyannamesindeki pay oranları esas olmak üzere sermayesinin en az % 51’ini 1640
(ellibir) ihaleye telif veren Ortak Girişim Grubu üyelerinin oluşturacağı bir
“Anonim Şirket” kurulacak ve Hisse Satış Sözleşmesi bu surette kurulacak
anonim şirket ile yapılacaktır.
İhale sonucunda Teklif Sahibi’nin kuracağı ve sermayesinin en az % 51’ini (elli
bir) Teklif Sahibi’nin oluşturacağı anonim şirketteki diğer hissedarların Rekabet
Kurulundan ve EPDK nezdinde Kurul’dan İdare’ce belirlenecek süre içinde izin
ve onay alması ve İdareye başvurması gerekmektedir.”
Hiç şüphesiz, ihale şartnamesinin 20. maddesi ile teklif sahibine verilen hakkın
kullanılması aşamasında en az % 51’i teklif sahibi tarafından oluşturulacak
yeni tüzel kişideki diğer hisselerin farklı bir teşebbüse ait olması ve bir kontrol 1650
değişikliğinin söz konusu olması halinde, bu işlemin yeni bir devir işlemi olarak
ele alınması ve 4054 sayılı Kanunun 7. maddesi kapsamında yapılacak
değerlendirmeyle yeni oluşuma izin verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi
gerekecektir. Yeni kurulacak anonim şirketin hissedarları içinde Teklif Sahibi
dışında rekabet hukuku çerçevesinde farklı bir teşebbüsün bulunmaması
halinde ise söz konusu işlemin yeni bir devir işlemi olarak bildirilmesine gerek
olmadığı, mezkûr bildirim kapsamında verilen kararın yeterli olduğu
düşünülmektedir9. Bu nedenle, bu özelleştirme kapsamında, ÖYK kararının
ardından ÇAMLIBEL hisselerini devralacak şirketin hisselerinin % 51’inin
Teklif Sahibine ait olması ve kontrolün de Teklif Sahibine ait olması 1660
durumunda anılan durumun yeni bir işlem olarak nitelendirilemeyeceği; ancak
devralacak yeni şirket içerisinde Teklif Sahibi dışında başka teşebbüslerin
bulunması ve bunlarla ortak kontrole sahip olunması durumunda bu işleme
ilişkin olarak bildirim yapılması gerektiği değerlendirilmektedir.
I. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre;
1- Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin % 100 oranındaki hissesinin blok satış
yöntemiyle özelleştirilmesi kapsamında söz konusu hisselerin Kolin İnşaat
Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş., Anadolu Doğalgaz Dağıtım A.Ş., Cengiz
Elektrik Toptan Satış A.Ş. veya Çalık Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından 1670
devralınması işleminin, 4054 sayılı “Rekabetin Korunması Hakkında Kanun”un
7. maddesi ve 1998/4 sayılı “Özelleştirme Yoluyla Devralmaların Hukuki
Geçerlilik Kazanabilmeleri İçin Rekabet Kurumuna Yapılacak Ön Bildirimlerde
ve İzin Başvurularında Takip Edilecek Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ”
kapsamında izne tabi olduğuna OYBİRLİĞİ ile
1680
9 Nitekim ADÜAŞ’ın Zorlu Grubu’na devri işleminde İhale Şartnamesi’nde bulunan benzer hükümden
dolayı kurulan yeni anonim şirketin devir sözleşmelerini imzalaması aşamasında yapılan bildirim
kapsamında Kurul, işlemin 4054 sayılı Kanun ve 1997/1 sayılı Tebliğ kapsamında olmadığına karar
vermiştir.
10-29/437-163
42
2- Adı geçen teklif sahiplerinden herhangi biri tarafından gerçekleştirilecek
muhtemel devralma işlemi sonucunda aynı Kanun maddesinde belirtilen
nitelikte hakim durum yaratılmasının veya mevcut hakim durumun
güçlendirilmesinin ve böylece ilgili pazarda rekabetin önemli ölçüde
azaltılmasının söz konusu olmadığına, bu nedenle bildirim konusu işleme izin
verilmesinde sakınca bulunmadığına OYÇOKLUĞU ile
karar verilmiştir.
10-29/437-163
43
Rekabet Kurulu’nun 08.04.2010 tarih ve 10-29/437-163 Sayılı Kararına
KARŞI OY GEREKÇESİ
Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin %100 oranındaki hisselerinin blok satış
yöntemiyle özelleştirilmesi kapsamında ihaleye katılan Kolin İnşaat Turizm Sanayi ve
Ticaret A.Ş., Anadolu Doğalgaz Dağıtım A.Ş., Cengiz Elektrik Toptan Satış A.Ş.
veya Çalık Enerji Sanayi ve Ticaret A.Ş tarafından devralınması işleminin 4054 sayılı
Kanunun 7. maddesi kapsamında hâkim durum yaratmayacağı veya mevcut hâkim
durumun güçlendirilmesi sonucunu doğurmayacağından bahisle, mezkûr teşebbüsün
teklif sahiplerinden herhangi biri tarafından devralınmasına izin verilmesinde bir
sakınca bulunmadığına ilişkin 08.04.2010 tarih ve 10-29/437-163 Kurul kararına
aşağıda açıklanacak sebeplerden dolayı iştirak etmem mümkün olmamıştır.
Bilindiği gibi, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun amacı 1/1. maddesinde,
“Elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde
tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine
göre faaliyet gösterebilecek, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi
piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin
sağlanması” şeklinde açıklanmıştır. Madde lafzından da açıkça anlaşıldığı üzere, 4628
sayılı Kanunda rekabetçi bir elektrik piyasası öngörülmüştür.
Aynı Kanunun 3. maddesi ise, dağıtım şirketlerinin üretim ve perakende satış
faaliyetlerini, 01.01.2013 tarihinden itibaren ayrı tüzel kişilikler altında yürütmeleri
hükmünü amirdir. Kanun “serbest olan” ve “serbest olamayan” tüketici ayrımı
getirerek, serbest tüketici tanımına ilişkin limitlerdeki indirimleri belirlemek ve yeni
limitleri yayımlama görevini Enerji Piyasası Düzenleme Kuruluna (EPDK) vermiştir.
Kanunun 5. maddesine göre EPDK bu limitleri her yılın Ocak ayının sonuna kadar
belirlemek ve kamuya duyurmak zorundadır.
Kısaca ifade edilecek olursa, 4628 sayılı Kanunun yukarıda sözü edilen hükümleri
birlikte değerlendirildiğinde; rekabetçi olması beklenen elektrik üretimi ve perakende
satışının, doğal tekel niteliğinde, regüle edilen bir şebeke faaliyeti durumundaki
elektrik dağıtımı faaliyetinden hukuki olarak ayrıştırılarak, rekabetçi bir elektrik
üretim ve perakende satış piyasası için gerekli altyapının hazırlanmasına çalışıldığı;
serbest tüketici limitlerinin düşürülmesi ile de, tüketicilerin, tedarikçilerini seçme
serbestisine kavuşturulmalarının ve yine bu yolla, rekabetçi bir elektrik perakende
satış piyasasının oluşturulmasının amaçlandığı görülmektedir.
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanununun 7. maddesi uyarınca; “Bir ya
da birden fazla teşebbüsün hâkim durum yaratmaya veya hâkim durumlarını daha da
güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal
veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak
şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün
mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine
yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç
olmak üzere, devralması hukuka aykırı ve yasaktır.” Görüldüğü gibi kanun koyucu
tarafından, hâkim durumun yaratılması veya güçlendirilmesi yoluyla rekabetin önemli
ölçüde azaltılması sonucunu doğuran birleşme ve devralma işlemleri, hukuka aykırı
ve yasak olarak kabul edilmektedir.
10-29/437-163
44
Dosya konusu ve blok satış yöntemiyle %100’ü özelleştirilmek istenen Çamlıbel
Elektrik Dağıtım A.Ş.; Sivas, Tokat ve Yozgat illerini kapsayan bölgede elektrik
dağıtım faaliyetinde tekel durumda olan bir teşebbüstür. Aynı şekilde anılan şirket
elektrik perakende satış faaliyeti bakımından serbest olmayan tüketiciler için bu
bölgenin tek tedarikçisi konumundadır. Diğer bir ifadeyle Çamlıbel Elektrik Dağıtım
A.Ş., faaliyet gösterdiği bölgede “şimdilik” tedarikçisini seçme serbestisi bulunmayan
küçük ticarethaneler ve hane halkı (küçük tüketiciler) bakımından da tekel
durumundadır. Bu sebeple karar konusu özelleştirme işlemiyle ilk etapta devlete ait
tekelin özel sektöre devrinden söz edilebilir.
Oysa 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun temel amacı rekabetçi bir elektrik
piyasa yapısını tesis etmektir. Bu Kanunda öngörülen rekabetçi piyasaların
oluşturulabilmesi için, kamu mülkiyetindeki teşebbüslerin özel sektöre devri gerekli
ise de tek başına yeterli değildir. Bunun için, özel sektöre tekel olarak devredilen,
ancak yakın gelecekte rekabetçi olması öngörülen pazarlarda faaliyet gösteren
teşebbüslerin tekel olarak kalmalarını engelleyecek tedbirlerin alınmasına ihtiyaç
vardır. Bu çerçevede, düzenleyici otorite olan EPDK’nın yapacağı düzenlemelerle,
serbestleştirilen piyasaların rekabete açılması konusunda gerekli tedbirleri alması
beklenen bir husustur. Esasen 4628 sayılı Kanun ile EPDK’ya verilen görev de bunu
gerektirmektedir.
Ancak, özelleştirme yoluyla serbestleştirilen piyasaların rekabete açılması sürecinde,
Rekabet Kurumuna da önemli görevler düşmektedir. Rekabet Kurulu, özelleştirme
işlemlerinde, ön bildirim aşamasında verdiği görüşlerle ve nihai bildirim aşamasında
aldığı işleme izin verme/vermeme kararlarıyla elektrik piyasalarının, 4628 sayılı
Kanunda öngörüldüğü şekilde rekabetçi kılınabilmesi doğrultusunda katkıda bulunma
imkânına sahiptir.
Özelleştirme işlemine konu Çamlıbel Elektrik Dağıtım Bölgesinde dağıtım faaliyetini
yürütmek üzere ihaleye teklif veren teşebbüslerden Anadolu Doğalgaz A.Ş.’nin aynı
bölgede (Sivas ve Tokat illeriyle Suşehri, Şarkışla, Cemel, Turhal, Niksar, Erbaa, Zile
ve Ziyaret ilçelerinde) doğalgaz dağıtım lisansları da bulunmaktadır. Bu itibarla
ihalenin Anadolu Doğalgaz A.Ş. üzerinde kalması halinde Çamlıbel Elektrik Dağıtım
Bölgesindeki adı geçen şehirlerde elektrik ve doğalgazın dağıtımı ve pazarlanması
hizmetlerinde bir “çakışma” söz konusu olacaktır.
Gerçi doğalgaz piyasasına ilişkin coğrafi pazar tanımı elektik piyasasında olduğu gibi
birkaç ili içine alacak şekilde değil, dağıtım lisanslarında belirtilen görev bölgeleri
olarak yapılmış ve bu bölgeler de ekseriyetle “il merkezi” şeklinde belirlenmiştir.
Doğalgaz dağıtım bölgelerinin genellikle il seviyesinde belirlendiği dikkate
alındığında, bir ildeki elektrik ve doğal gaz şebekesinin aynı şirkete verilmesi o
düzeydeki pazarda hâkim durum yaratılması veya güçlendirilmesi şeklinde bir
yoğunlaşmaya neden olabilecektir.
Elektrik ve doğalgaz dağıtım ve pazarlama faaliyetleri arasında teknolojik yeniliklerin
de katkısıyla son dönemde önemli bir yakınsama ortaya çıkmıştır. Yakınsama
kavramı, bölgeler, ülkeler, endüstriler ve faaliyetler arasındaki farklılıkların azalarak
benzerliklerin artmasını ifade eder. Bu çerçevede, elektrik ve doğalgaz sektörlerinde
üretim, dağıtım ve pazarlama için daha önce ayrı kabul edilen altyapı ve şebekelerin
kısmen veya tamamen entegrasyonunu yakınsama olarak nitelendirmek mümkündür.
Zira günümüzde artık bilgi ve iletişim sektöründeki teknolojik yenilikler, şebeke
ekonomisi, enerji sektörünü serbestleştirme ve düzenlemeye yönelik süreçler ile
enerji, bilgi ve iletişim endüstrisindeki müşteri talepleri çeşitli sektörler arasındaki
yakınsamaya büyük bir ivme kazandırmıştır.
10-29/437-163
45
Bundan dolayıdır ki, doğalgaz işiyle uğraşan bir teşebbüs aynı zamanda elektrik
dağıtım ve pazarlama faaliyetlerini, elektrikle iştigal eden bir teşebbüs de doğalgaz
sektöründeki faaliyetleri asıl uğraş alanıyla birlikte sürdürebilmektedir.
Endüstriler arasındaki yakınsamanın iktisadi açıdan etkinlik sağlaması nedeniyle arzu
edilebilir bir keyfiyet olduğu izahtan varestedir. Rekabetçi açıdan bakıldığında da
kınanacak bir durumun olmadığı savunulabilir. Ancak, belli bir coğrafi pazarda
elektrik ve doğalgaz dağıtım faaliyetlerinin tek bir teşebbüs elinde toplanmasını, söz
konusu pazarda rekabetçi bir yapının tesisi bakımından sorunsuz bir durum olarak
görmek mümkün değildir. Zira eğer bir yoğunlaşma işlemi hâkim durumun
yaratılması veya tahkimi sonucunu doğuruyorsa, etkinlik değerlendirmesinin rekabet
hukuku bakımından önemi ikinci planda kalmaktadır.
İşbu kararda da zikrolunan ülke örneklerinden görüldüğü gibi, bir bölgede piyasanın
rekabete açılması safhasında oyuna %100 pazar payı ile başlayan bir perakende satış
firması, zaman içerisinde, söz konusu payın bir bölümünü başka perakende satış
şirketlerine kaybetse de, çoğunlukla süper hâkim durumda kalmaya devam
etmektedir. Bunun nedeni, bölgede yerleşik teşebbüs olmanın kendisine sağladığı
avantajdır. Ülke örnekleri göstermektedir ki, elektrik perakende satış piyasasında,
yerleşik elektrik dağıtım şirketinin en büyük ve çoğu zaman tek rakibi yine o bölgede
yerleşik doğal gaz dağıtım şirketi olmaktadır. Nitekim en rekabetçi perakende satış
piyasasına sahip ülkelerin başında geldiği kabul edilen İngiltere’de dahi bu tablo ile
karşılaşılmaktadır.
4054 sayılı Kanun’a dayanılarak çıkartılan 1997/1 sayılı Rekabet Kurulu’ndan İzin
Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında 1997/1 sayılı Tebliğin 6.
maddesinde, birleşme ve devralmaların değerlendirmesinde Rekabet Kurulu
tarafından ilgili piyasanın yapısı ve ülke içinde veya dışında yerleşmiş olan
teşebbüslerin fiili ve potansiyel rekabeti bakımından ülkedeki etkin rekabetin
korunması ve geliştirilmesi ihtiyacının göz önünde tutulması öngörülmüştür. Bu
hüküm dikkate alındığında; rekabete açılması istenen bir piyasada, oyuna %100 pazar
payıyla başlama imkânını, o tekelin en büyük ve belki de tek potansiyel rakibine
verilmesinin “hâkim durumun tahkimi” sonucunu doğuracağına şüphe yoktur.
Perakende piyasalarının rekabete açılmasında en fazla yol kat eden ülke olan
İngiltere’de dahi, şebeke sahipliği bakımından dağıtım bölgelerinin kesişmesi
konusunun 2010 yılında hazırlanma aşamasında olan politika belgesi kapsamında
tartışmaya açıldığı ifade edilmektedir. Perakende piyasalarını rekabete açmak
konusunda en fazla yol kat eden İngiltere’de bile şebeke endüstrilerindeki
yakınsamanın neden olduğu çakışma olgusu üzerinde tartışılmaya değer bir konu
olarak değerlendirilmektedir. Ülkemizin elektrik ve doğal gaz piyasalarının
serbestleştirilme ve rekabete açılma takviminin çoğu ülkenin gerisinde kalması, diğer
ülke örneklerinin incelenip, yapılan yanlışlardan ders alınması bakımından bir fırsat
olarak görülebilir. Bu durumda, diğer ülkelerin düştüğü ve ancak yeni yeni tartışmaya
açtığı yanlışların ülkemizde tekrarına düşülmemelidir kanısındayım.
Çakışma sorunu, Kararda savunulan çoğunluk görüşünün aksine, büyük bölgeler için
değil küçük bölgeler bakımından sorun teşkil edecektir. Zira büyük bölgelerde
potansiyel rekabet imkânı daha fazla iken küçük bölgelerde, yerleşik elektrik
perakende satış şirketinin tek rakibi muhtemelen yine o bölgede yerleşik doğalgaz
dağıtım şirketi olacaktır. Bu nedenle Fırat ve benzeri küçük bölgelerde elektrik ve
doğalgaz dağıtım ve pazarlama faaliyetlerinin aynı teşebbüs bünyesinde olması,
özellikle hane halkları ile küçük düzeydeki endüstriyel ve ticari tüketiciler
bakımından ciddi şekilde endişeleri davet etmektedir.
10-29/437-163
46
Esasen şu an için büyük-küçük bölge ayrımı yapabilmek için elimizde uygun bir ölçüt
de bulunmamaktadır. Bundan dolayı elektrik ve doğalgaz sektörlerinde çakışmaya
büyük-küçük bölge ayrımı yapılmaksızın izin verilmemesi bize göre daha doğru bir
tercih görünmektedir. Çünkü rekabet hukukunda, rekabeti bozucu bir işleme izin
vermek yönünde yapılacak hatanın telafisi olmayacaktır. Bu durumda, rekabeti çok da
büyük ölçüde kısıtlamayacak bir işleme izin verilmemesi, tersi duruma oranla daha da
tercihe şayandır.
Mamafih dünya örnekleri dikkate alınarak raporda da ifade edildiği gibi elektrik ve
doğalgaz piyasaları ve bu piyasalarda dağıtım faaliyeti gerçekleştiren görevli şirketler:
- Geçiş maliyetleri ve pazarlama avantajları nedeniyle görev bölgelerinde önemli
bir pazar gücüne sahiptirler.
- Serbestleşmenin hemen sonrasında %100 civarında bir pazar payı ile yarışa
başlamaktadırlar.
- Yüksek fiyat uygulamalarına ve rekabetin gelişmesine bağlı olarak görevli
şirketlerin pazar payları zamanla azalmakla birlikte, hâkim durumlarını devam
ettirmektedirler.
- Elektrik ve doğal gaz bölgelerine, diğer dağıtım bölgelerinde görevli başka
teşebbüslerin girmesi zor, bağımsız girişler ise neredeyse imkânsızdır.
- Elektrik ve doğal gaz pazarında aynı bölgede görevli şirketler, birbirlerinin
potansiyel veya gerçek rakibidirler.
Teklif sahiplerinden Anadolu Doğalgazın doğalgaz dağıtım lisansına sahip olduğu
şehirlerde aynı zamanda elektrik dağıtım lisansına da sahip olması, elektrik ve
doğalgaz dağıtım bölgelerinde ortaya çıkan çakışmadan dolayı rekabet hukuku
yönünden tecviz edilemeyecek düzeyde yoğunlaşmaya neden olacaktır. İşleme izin
verilmesiyle ortaya çıkan yoğunlaşma elektrik pazarındaki hâkim durumu
güçlendirirken, rekabete açılmasının önünde zorluklar bulunan doğalgaz piyasasında
hem hâkim durumu güçlendirecek, hem de giriş engellerini artırabilecektir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle, Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin %100 oranındaki
hisselerinin blok satış yöntemiyle özelleştirilmesi kapsamında ihaleye katılan Anadolu
Doğalgaz A.Ş tarafından devralınması, 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi ve 1997/1
sayılı Tebliğ hükümleri uyarınca bir hâkim durum yaratan veya mevcut hâkim
durumu güçlendiren ve böylece ilgili pazarlarda rekabetin önemli ölçüde azaltılması
sonucunu doğuracağından, bildirim konusu işleme adı geçen teşebbüs yönünden izin
verilmemesi, verilecekse de elektrik ile doğalgaz dağıtım faaliyetlerinin kesiştiği
bölgelerde doğalgaz dağıtım işinin başka bir teşebbüse devredilmesi taahhüdünde
bulunulması kaydıyla izin verilmesi gerektiği, kanaatiyle çoğunlukça benimsenen
Karar hükmünün 2. paragrafına iştirak etmiyorum.
Doç. Dr. Mustafa ATEŞ
Kurul İkinci Başkanı
10-29/437-163
47
KARŞI OY
(08.04.2010 tarihli 10-29/437-163 Sayılı Kurul Kararı)
08.04.2010 tarihli 10-29/437-163 Sayılı Rekabet Kurulu Kararına; doğalgaz
dağıtım şebekesine sahip teşebbüsün aynı bölgede elektrik dağıtım
şebekesine de sahip olmasının yaratacağı rekabetçi endişeleri giderici
tedbirler almadığı için katılmam mümkün olamamıştır.
Söz konusu kararın alındığı Kurul toplantısında görüşülen, konuya ilişkin
Özelleştirme Nihai Bildirim Raporunda da (ayrık görüş sahibi raportörlerce
daha açık ifade edilmektedir) belirtildiği üzere, elektrik ve doğalgaz dağıtım
faaliyeti ile görevli teşebbüsler;
Serbestleşme sonrasında %100 pazar payına yakın olarak yarışa
başlamaktadırlar,
Bu bölgelere diğer dağıtım bölgelerinde görevli teşebbüslerin girmesi
zor, bağımsız girişler ise çok daha zordur.
Elektrik ve doğal gaz dağıtım pazarlarında görevli şirketler birbirlerinin
fiili veya potansiyel rakibidirler.
Rekabet Kurulu birleşme ve devralmaları değerlendirirken 97/1 Sayılı
Tebliğ’in 6.Maddesinin 2/a bendinde yer alan “İlgili piyasanın yapısı ve ülke
içinde veya dışında yerleşmiş olan teşebbüslerin fiili ve potansiyel rekabeti
bakımından ülkedeki etkin rekabetin korunması ve geliştirilmesi ihtiyacını
dikkate almak durumundadır. Bu noktadan hareketle, Rekabet Kurulu’nun
dosya konusu işlemi karara bağlarken elektrik dağıtım şebekesine sahip
teşebbüsün o bölgedeki muhtemel tek rakibinin doğalgaz dağıtım şebekesine
sahip teşebbüs olacağı hususunu dikkate almayarak 4054 Sayılı Kanunun
7.maddesinin ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan 97/1 Sayılı Tebliğin
gereğini yerine getirmediğini düşünmekteyiz.
Yukarıda özetlenen nedenlerle Rekabet Kurulu’nun teklif sahiplerinden
Anadolu Doğalgaz Dağıtım A.Ş’nin Çamlıbel Elektrik Dağıtım A.Ş’nin %100
oranındaki hissesini blok olarak devralması işlemine “makul bir sürede
doğalgaz dağıtım işini devretme” veya bu sonucu sağlayacak benzeri bir
koşula bağlamaksızın izin vermesi yönündeki Kararına katılmam mümkün
olamamıştır.
İsmail Hakkı KARAKELLE
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy