Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2010-1-42 (Özelleştirme)
Karar Sayısı : 10-29/438-164
Karar Tarihi : 8.4.2010
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI 10
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, Mehmet Akif ERSİN,
İsmail Hakkı KARAKELLE, Doç. Dr. Cevdet İlhan
GÜNAY, Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER: Cengiz SOYSAL, Harun ULU, Harun GÜNDÜZ,
Cemal Ökmen YÜCEL, S. Yersu ŞAHİN
C. BİLDİRİMDE
BULUNAN : Özelleştirme İdaresi Başkanlığı
D. TARAFLAR : - Özelleştirme İdaresi Başkanlığı
(Uludağ Elektrik Dağıtım A.Ş.) 20
Ziya Gökalp Cad. No: 80 06600 Kurtuluş/Ankara
- Limak İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Hafta Sokak No:9 G.O.P/ANKARA
- Çalık Enerji ve Sanayi Ticaret A.Ş.
Akplaza Yaşam Cad. No:7 Kat:10 Söğütözü/ANKARA
E. DOSYA KONUSU: Uludağ Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin %100 oranındaki
hissesinin blok satış yöntemiyle özelleştirilmesi kapsamında söz konusu
hisselerin Limak İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. veya Çalık Enerji ve
Sanayi Ticaret A.Ş. tarafından devralınması işlemine izin verilmesi talebi.
F. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 24.2.2010 tarih ve 1692 sayı ile 30
giren ve eksiklikleri en son 19.3.2010 tarihi itibarıyla tamamlanan bildirim
üzerine, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 7. maddesi ile
1998/4 sayılı Özelleştirme Yoluyla Devralmaların Hukuki Geçerlilik
Kazanabilmeleri İçin Rekabet Kurumuna Yapılacak Ön Bildirimlerde ve İzin
Başvurularında Takip Edilecek Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ’in ilgili
hükümleri çerçevesinde düzenlenen 2.4.2010 tarih ve 2010-1-42/ÖN-10-CS
sayılı Özelleştirme Nihai İnceleme Raporu, aynı tarih ve REK.0.05.00.00-
120/91 sayılı Başkanlık Önergesi ile 10-29 sayılı Kurul toplantısında
görüşülerek karara bağlanmıştır.
G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda bildirim konusu işleme ilişkin; 40
- 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ve 1998/4 sayılı Tebliğ
kapsamında izne tabi olduğu,
- Teklif sahiplerinden birisinin Uludağ Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin %100
oranındaki hissesini blok olarak devralmasının 4054 sayılı Kanun’un 7.
maddesi ve 1997/1 sayılı Tebliğ hükümleri uyarınca hâkim durum yaratan
veya mevcut hâkim durumu güçlendiren ve böylece ilgili pazarlarda
10-29/438-164
2
rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuran bir işlem olmadığı,
dolayısıyla bildirim konusu işleme izin verilmesi gerektiği
görüşü yer almaktadır.
50
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
H.1. Taraflar
H.1.1. Devredilen: Uludağ Elektrik Dağıtım A.Ş. (ULUDAĞ)
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun gereğince, ULUDAĞ
hisselerinin %100’ü Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na aittir.
Elektrik dağıtımı, perakende satışı ve perakende satış hizmeti faaliyetlerinde
bulunan ve tamamı kamu mülkiyetinde bir iktisadi devlet teşekkülü olan
Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ), 2.4.2004 tarih ve 2004/22 sayılı
Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) Kararı ile özelleştirme kapsam ve
programına alınmıştır. ULUDAĞ, TEDAŞ’ın özelleştirilmesi kapsamında 60
Balıkesir, Bursa, Çanakkale, Yalova illerini kapsayan bölgedeki elektrik
dağıtım ve perakende hizmetlerini yerine getirmek için, 2005 yılında TEDAŞ’a
bağlı bir ortaklık olarak kurulmuştur. ULUDAĞ, ilgili faaliyetlerini 4046 sayılı
Kanun çerçevesinde yürütmektedir.
ULUDAĞ’ın 2008 yılı cirosu (……….) TL, 2008 yılı elektrik satışı ise (….)
GWh olarak gerçekleşmiş olup perakende elektrik satışı ve hizmeti pazarında
2008 yılı payı yaklaşık olarak %8,01’dir.
H.1.2. Teklif Sahibi: Limak İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. (LİMAK)
LİMAK, hisselerinin %97,8’i Limak Holding tarafından kontrol edilen, Limak
Şirketler Grubu’na bağlı bir şirkettir. 1976 yılında LİMAK ile inşaat 70
faaliyetlerine başlayan Limak Şirketler Grubu daha sonraları turizm, enerji,
çimento, teknoloji, havacılık ve gıda sektörlerinde de faaliyet göstermeye
başlamıştır. LİMAK, 1979 yılından sonra, baraj, sulama tesisleri, boru hatları,
arıtma tesisleri, anahtar teslim fabrika ve yol/otoyol işlerini üstlenmiştir.
2008 yılı cirosu (……….) TL olan LİMAK’ın hissedarlık yapısı ile yönetim
kurulu üyelerine aşağıda yer verilmektedir:
Tablo 1: LİMAK’ın Hissedarlık Yapısı
Hisse Sahibi Hisse Oranı (%)
Limak Holding (….)
Nihat ÖZDEMİR (….)
Sezai BACAKSIZ (….)
Ebru ÖZDEMİR (….)
M. Serhan BACAKSIZ (….)
Batuhan ÖZDEMİR (….)
T. Serdar BACAKSIZ (….)
TOPLAM 100,0000
Tablo 2: LİMAK’ın Yönetim ve Denetim Kurulu Üyeleri
Adı-Soyadı Görevi
Nihat ÖZDEMİR Yönetim Kurulu Başkanı
Sezai BACAKSIZ Yönetim Kurulu Başkan Vekili
Ebru ÖZDEMİR Yönetim Kurulu Üyesi
Arif ÇAÇAN Denetim Kurulu Üyesi
80
10-29/438-164
3
LİMAK’ı kontrol eden Limak Holding’in hissedarlık yapısına aşağıda yer
verilmektedir:
Tablo 3: Limak Holding’in Hissedarlık Yapısı
Hisse Sahibi Hisse Oranı (%)
Nihat ÖZDEMİR (….)
Sezai BACAKSIZ (….)
Ebru ÖZDEMİR (….)
M. Serhan BACAKSIZ (….)
Batuhan ÖZDEMİR (….)
T. Serdar BACAKSIZ (….)
TOPLAM 100,00
Limak Holding’e bağlı grup şirketlerinin, elektrik dağıtım sektöründe herhangi
bir faaliyeti bulunmamaktadır.
Limak Holding, Limak Enerji Grubu’na bağlı şirketler aracılığıyla 1997 yılından
bu yana elektrik üretim pazarında faaliyet göstermektedir. Limak Enerji
Grubu’nun elektrik üretim pazarında 2008 yılında elde ettiği ciro (……….)
TL’dir. Limak Enerji Grubu’na ait elektrik üretim şirketlerine ve bu şirketlerin
faaliyetlerine aşağıda yer verilmektedir. 90
Limak Holding’in elektrik üretim pazarında faaliyet gösteren grup şirketleri ve
bu şirketlerin üretimine ilişkin bilgiye aşağıda yer verilmektedir.
Tablo 4: Limak Holding Elektrik Üretim Faaliyetleri
Grup Şirketi Yakıt Tipi Kurulu Güç (MW) Satılan Elektrik (2008, MWh)
Limak Enerji
Üretim Dağıtım
Sanayi ve Ticaret
A.Ş. (Çal)
Hidroelektrik (….) (….)
Darenhes Elektrik
Üretim A.Ş.
(Seyrantepe)
Hidroelektrik (….) (….)
Pamuk HES
Elektrik Üretim A.Ş.
(Pamuk)
Hidroelektrik (….) (….)
TOPLAM (….) (….)
Yukarıda yer verilen bilgilere göre hazırlanan, LİMAK ve LİMAK’ı kontrol eden
Limak Holding’in elektrik üretim pazarındaki faaliyetleri ve pazar paylarına
ilişkin özet tablo aşağıdadır:
Tablo 5: Limak Holding’in Elektrik Üretim Faaliyetleri ve Türkiye’deki Pazar Payları
Satılan
Elektrik
(MWh)
Kurulu
Güç
(MW)
Türkiye
Tüketim
Miktarı
(MWh)
Türkiye
Kurulu
Gücü
(MW)
Tüketim
Pazar
Payı (%)
Kurulu
Güç
Pazar
Payı (%)
Limak Holding (….) (….) (….) (….) (….) (….)
Bunun yanında Limak Holding’in yapım veya lisans aşamasında olan ya da
faaliyette olmayan yaklaşık toplam 1115 MW’lık Kurulu güce sahip elektrik
üretim yatırımı bulunmaktadır. Limak Holding’in, yatırımı devam eden elektrik 100
üretim tesislerine ilişkin bilgilere aşağıdaki tabloda yer verilmektedir:
10-29/438-164
4
Tablo 6: Limak Holding’in, Yatırımı Devam Eden Elektrik Üretim Faaliyetleri
Grup Şirketi Yakıt Tipi
Kurulu Güç
(MW)
Darenhes Elektrik Üretim A.Ş. (Tatar) Hidroelektrik (….)
Darenhes Elektrik Üretim A.Ş. (Pembelik) Hidroelektrik (….)
LİMAK (Uzunçayır) Hidroelektrik (….)
Bess Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Dereköy
Demirkapı)
Hidroelektrik (….)
Limak Hidroelektrik Santral Yatırım A.Ş. (Alkumru) Hidroelektrik (….)
Baren Enerji Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Kirazlık) Hidroelektrik (….)
Kargı Enerji Üretim ve Ticaret A.Ş. (Kargı) Hidroelektrik (….)
Erinc Enerji Üretim ve Ticaret A.Ş. (Eriç) Hidroelektrik (….)
LNS Enerji Üretim ve Sanayi A.Ş. (Bayram) Hidroelektrik (….)
TOPLAM (….)
H.1.3. Teklif Sahibi: Çalık Enerji ve Sanayi Ticaret A.Ş. (ÇALIK)
Elektrik enerjisi üretim tesisleri kurmak, elektrik enerjisi üretimi ve ticareti
yapmak, doğal gaz ve petrol üretimi, iletimi, dağıtımı ve ticareti yapmak
amacıyla kurulan ÇALIK’ın, 2008 yılı itibariyle konsolide cirosu (……….)
TL’dir. 110
ÇALIK’ın hissedarlık yapısı ile yönetim ve denetim kurulu üyelerine aşağıdaki
tablolarda yer verilmektedir.
Tablo 7: ÇALIK’ın Hissedarlık Yapısı
Hisse Sahibi Hisse Oranı (%)
Çalık Holding A.Ş. (….)
Gap Güneydoğu Tekstil Sanayi Ticaret A.Ş. (….)
Gap Pazarlama A.Ş. (….)
Gap İnşaat Yatırım Dış Ticaret A.Ş. (….)
Ahmet ÇALIK (….)
Mahmut ÇALIK (….)
Çiğdem ÇALIK (….)
TOPLAM 100,000
Tablo 8: ÇALIK’ın Yönetim Kurulu Üyeleri
Adı-Soyadı
Ahmet ÇALIK
Abidin SUNGUR
Osman Saim DİNÇ
Çalık Holding A.Ş.’nin (Çalık Holding) hissedarlık yapısına aşağıda yer
verilmektedir.
Tablo 9: Çalık Holding’in Hissedarlık Yapısı
Hisse Sahibi Hisse Oranı (%)
Ahmet ÇALIK (….)
Mahmut Can ÇALIK (….)
Çiğdem ÇALIK (….)
Diniye ÇALIK (….)
Gap İnşaat Yatırım ve Dış Tic. A.Ş. (….)
TOPLAM 100,0
Yukarıda aktarılan bilgilerden, ÇALIK’ın, hisselerinin önemli bölümü Ahmet
ÇALIK’a ait olan Çalık Holding tarafından kontrol edildiği anlaşılmıştır.
ÇALIK’ı kontrol eden Çalık Holding’in, elektrik üretim, toptan satış, dağıtım ve 120
perakende pazarında faaliyet göstermesi planlanan şirketlerine aşağıdaki
tabloda yer verilmektedir.
10-29/438-164
5
Tablo 10: Elektrik Üretim, Toptan Satış, Dağıtım ve Perakende Faaliyeti Göstermesi
Planlanan Çalık Holding Şirketleri
Grup Şirketi Faaliyet Konusu
Türkmen’in Altın Asrı Elektrik Enerjisi Toptan Satış
A.Ş. Elektrik toptan satışı
Çalık Enerji Elektrik Üretim ve Madencilik A.Ş. Elektrik üretim ve iletimi, madencilik
Kızılırmak Enerji Elektrik Üretim A.Ş. Elektrik üretimi, iletimi ve dağıtımı
Enel Enerji Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş. Elektrik üretimi, iletimi ve dağıtımı
Yeşilçay Enerji Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş. Elektrik üretimi, iletimi ve dağıtımı
Bunun yanında, Çalık Holding’in yapım ve lisans aşamasında olan ve toplam
(….) MW kurulu güce sahip olması planlanan elektrik enerjisi üretim yatırımı
bulunmaktadır.
ÇALIK, ihaleyi kazanan teklif sahibi olduğu takdirde, asgari %51 oranında pay
sahibi olacağı bir anonim şirket kuracak ve ULUDAĞ’ın’ın sermayesinin 130
tamamı, kurulacak şirkete ait olacaktır.
H.2. İlgili Pazar
H.2.1. İlgili Ürün Pazarı
Dosya kapsamında ilgili ürün pazarları, “elektrik dağıtım hizmeti pazarı” ve
“küçük ölçekli endüstriyel, ticari ve hane halkından oluşan tüketicilere yapılan
perakende satışlar” olarak belirlenmiştir. Bunun yanı sıra, değerlendirmede
toptan satış ve ikili anlaşmalar kapsamında dağıtım şirketlerine yapılan
satışlar ve doğal gaz dağıtım ve perakende faaliyetlerine ilişkin tespitlere de
yer verilecek olmakla birlikte, bu aşamada bu faaliyetlere ilişkin nihai bir pazar
tanımı yapılmasına gerek görülmemiştir. 140
H.2.2. İlgili Coğrafi Pazar
Dosyadaki bilgiler doğrultusunda, her iki ilgili ürün pazarı açısından da ilgili
coğrafi pazar, “Balıkesir – Bursa – Çanakkale - Yalova illeri” olarak kabul
edilmiştir.
H.3. Değerlendirme
İlgili ürün pazarı olarak belirlenen dağıtım faaliyetlerinin bölgesel olarak doğal
tekel niteliği taşıması nedeniyle ULUDAĞ’ın anılan pazarda %100 pazar
payına sahip olduğu dikkate alındığında, tek başına bu durum sebebiyle dahi,
bildirime konu devir işleminin, alıcı taraf her kim olursa olsun Rekabet Kurulu
iznine tabi olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Kaldı ki, ULUDAĞ’ın 2008 yılı 150
cirosu (……….) TL’dir.
H.3.1. Hukuki Ayrıştırma
Rekabet Kurulu TEDAŞ’ın özelleştirilmesine ilişkin oluşturduğu 21.7.2005
tarihli Kurul Görüşünde,
“Geçiş döneminin sonuna kadar dağıtım faaliyetlerinin ve diğer elektrik
piyasası faaliyetlerinin hukuki olarak ayrıştırılmasının Rekabet
Kurulu’nun nihai izin koşulu olduğu”
hükmüne yer vermiştir. Nitekim dağıtım özelleştirmeleri kapsamında
olmamakla birlikte, ayrı bir sürecin devamı niteliğindeki Aydın-Muğla-Denizli
bölgesinin dağıtım faaliyetlerinin AYDEM tarafından devralınmasına ilişkin 160
10-29/438-164
6
işlemde, AYDEM tarafından söz konusu hukuki ayrıştırmanın yapılacağına
ilişkin taahhüt ile birlikte Kurul devre izin vermiştir. Bildirime konu işlem ise
özelleştirme programı içinde gerçekleştirilmektedir ve konuya ilişkin Rekabet
Kurulu görüşüne dayanılarak hazırlanan İhale Şartnamesinin 17. maddesi1
uyarınca teklif sahipleri söz konusu ayrıştırmayı yapacaklarını taahhüt etmiş
bulunmaktadırlar. Kaldı ki, 4628 sayılı Kanunda yapılan değişikliğin ardından
dağıtım firmalarının 2013’ten itibaren üretim ve perakende faaliyetlerini ayrı
tüzel kişilikler altında göstermeleri bir yükümlülük haline gelmiştir. Dolayısıyla
Kurulun konuya ilişkin koşulunun yerine geldiği anlaşılmaktadır.
H.3.2. Kanun’un 7. Maddesi Kapsamında Değerlendirme 170
Dağıtım özelleştirmelerine ilişkin 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi
kapsamındaki değerlendirmelere geçmeden önce, 4628 sayılı Elektrik
Piyasası Kanunu’nda yer alan pazar payı eşikleri ile teşebbüslere getirilen
sınırlamalara değinmek yerinde olacaktır. Şöyle ki, 4628 sayılı Kanun ile
gerçek ve tüzel kişilere sahip olacakları üretim kapasitesi bakımından %202 ve
toptan satış şirketleriyle yapılacak satışlar bakımından %10’luk3 sınır
getirilmektedir. Bununla birlikte, dağıtım faaliyetleri açısından üretim ve toptan
satıştaki gibi bir sınırlama bulunmamaktadır. Bu sınırlamalar özellikle
özelleştirme sürecinde rekabetçi bir piyasa yapısı oluşturmak adına önemli
olmakla birlikte, 4054 sayılı Kanunun 7. maddesi kapsamında yapılacak 180
değerlendirmede, “hakim durum yaratılması veya hakim durumun
güçlendirilmesi” yönünde yapılacak tespitler önem kazanmaktadır. Rekabet
politikası açısından ise, söz konusu devir işlemlerine ilişkin değerlendirmede,
piyasada etkinliği artırma hedefi çerçevesinde, elektrik sektörünün
özelliklerinden kaynaklanan ölçek ekonomisinin sağlayacağı etkinlik ile
rekabetçi yapının getireceği etkinliği sağlamaya yönelik olarak devir
işlemlerine getirilecek sınırlamalar arasında uygun dengeyi bulmak önem
kazanmaktadır. Bu kapsamda, söz konusu devirler açısından hakim durum
analizinde yatay ve dikey yoğunlaşmaların değerlendirilmesi önem
kazanmaktadır. 190
Yatay ve dikey bütünleşme yönleriyle yapılacak hakim durum analizlerinin
yanında; serbestleşmeye ilişkin geçiş döneminde olan elektrik piyasalarında,
özelleştirmelerin, devirler sonrası rekabetçi yapıda teşebbüslerin üstleneceği
rollerin belirlenmesi bakımından da önemli olduğu açıktır. Bu nedenle, söz
konusu devirler, sadece devrin gerçekleştiği elektrik dağıtım pazarı
bakımından değil, bu pazarlarla rekabetçi yapıda etkileşim içinde olması
beklenen doğal gaz pazarı bakımından da değerlendirmeyi gerekli
kılmaktadır. Nitekim OSMANGAZİ, YEŞİLIRMAK ve ÇORUH özelleştirmeleri
sürecinde alıcı tarafların belli olmasıyla ortaya çıkan yeni tartışma alanı, bir
bölgede doğal gaz dağıtımı yapan teşebbüslerin, aynı bölgedeki elektrik 200
1 İhale Şartnamesi Madde 17. Alıcının Taahhüdü: Alıcı, Ek 5’de sunulan, Rekabet Kurulu’nun
21.07.2005 tarih ve 05-48/695-M sayılı Kararı’nda belirtildiği şekilde 31.12.2012 tarihine kadar dağıtım
faaliyetini ve diğer elektrik piyasası faaliyetlerini hukuken ayrıştıracağını kabul, beyan ve taahhüt eder.
Rekabet Kurulu’nun ve Kurul’un bu konudaki yetkileri saklıdır.”
2 “…Herhangi bir gerçek kişinin ya da özel sektör tüzel kişisinin kontrol ettiği üretim şirketleri
aracılığıyla sahip olacağı toplam elektrik enerjisi kurulu gücü, bir önceki yıla ait yayımlanmış
Türkiye toplam elektrik enerjisi kurulu gücünün yüzde yirmisini geçemez.”
3 “…Herhangi bir gerçek kişinin ya da özel sektör tüzel kişisinin kontrol ettiği toptan satış
şirketleri aracılığıyla toptan satışını yapabilecekleri elektrik enerjisi miktarı, piyasada bir
önceki yılda tüketilen toplam elektrik enerjisi miktarının yüzde onunu geçemez.”
10-29/438-164
7
dağıtım faaliyetlerini devralmaları ile gerçekleşecek olan yakınsayan pazar
bütünleşmesi durumudur. Şöyle ki; elektrik ve doğalgaz perakende pazarında
faaliyet gösteren şirketler, özellikle dağıtım şirketleri, birbirlerinin pazarlarına
girme konusunda potansiyel rakip konumudadırlar. Bu nedenle, yakınsayan
pazar bütünleşmesi aslında rakipler arasında gerçekleşen yatay bir
yoğunlaşmanın özel bir türünü oluşturmaktadır. Bununla birlikte, bu konunun
ayrı bir başlık altında değerlendirilmesi yerinde olacaktır.
Bu nedenle, bu dosya kapsamında yapılan hakim durum analizinde
yakınsayan pazar bütünleşmesine ilişkin ayrı bir başlık açılacaktır. Bu
kapsamda, dağıtıma ilişkin özelleştirmelerde hakim durum analizi şu üç başlık 210
altında yapılmıştır:
- Yoğunlaşmaya (yatay) ilişkin değerlendirme
- Dikey bütünleşmeye ilişkin değerlendirme
- Yakınsayan pazarlar bakımından değerlendirme
a. Yoğunlaşmaya İlişkin Değerlendirme
Dağıtım Hizmeti Pazarı: Elektrik dağıtım hizmeti pazarı açısından
bakıldığında ULUDAĞ’ın ve diğer dağıtım şirketlerinin doğal tekel konumunda
olduğu ve özelleştirme işlemlerinin kamu tekelinin özel tekele devri niteliğinde
olacağı, başka bir ifadeyle mevcut hakim durumun korunacağı görülmektedir.
Bu bakımdan devir işleminin alıcı taraf her kim olursa olsun mevcut hakim 220
durumun (tekelin) el değiştirmesi anlamına geleceği, dolayısıyla yeni bir hakim
durum yaratılması ya da mevcut bir hakim durumun güçlendirilmesinin söz
konusu olmayacağı görülmektedir.
Perakende Satış Pazarı: Perakende satış hizmetleri bakımından da özellikle
serbest olmayan tüketiciler açısından, piyasada faaliyette olan perakende
satış firmalarının bulunmadığı ve dağıtıcının perakende satış tarifesinin
düzenlemeye tabi olduğu da dikkate alındığında, anılan özelleştirme işlemiyle,
düzenlenmiş bir alanın devrinin söz konusu olduğu söylenebilir. Dolayısıyla,
dağıtım bölgesini kim alırsa alsın geçiş dönemi sonuna kadar %100 pazar
payına sahip olacağı dikkate alındığında, yatay yoğunlaşma bakımından 230
mevcut hakim durumun güçlenmesinin söz konusu olmadığı görülmektedir.
Ancak bu değerlendirme, salt elektrik perakende faaliyetleri bakımından yatay
yoğunlaşmanın değerlendirmesi şeklindedir. Daha önce de belirtildiği üzere,
yatay yoğunlaşma bakımından bir başka başlık da yakınsayan pazarlar
konusudur. Serbest olmayan tüketicilerin, serbest tüketici limitlerinin sıfıra
indirilmesiyle tamamen serbestleşeceği ve serbestleşmese bile, perakende
şirketlerinin faaliyetlere başlamasıyla, dağıtım firmasının bu alanda sahip
olduğu fiili tekelin ortadan kalkacağı görülmektedir. Bu noktada, dağıtım
firmasının bölgede %100 olan pazar payının, rekabetçi pazar yapısına geçişin
etkin bir şekilde sağlanabilmesi halinde zamanla düşmesi beklenmektedir. Bu 240
noktada, yapılacak özelleştirmenin, alıcı tarafın özelliklerine göre, giriş engeli
yaratacak şekilde elektrik dağıtım firmasının hakim durumunu güçlendiren bir
özellik taşımaması gerekmektedir ki, yatay yoğunlaşma bakımından bu konu
yakınsayan pazara ilişkin bölümünde yeniden ele alınacaktır.
İkili Anlaşmalar Pazarı: Dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesinin, sadece
şebeke hizmetlerinin devri yönüyle değil, toptan satış pazarının talep tarafında
piyasanın oluşması yönüyle de ele alınması gerekmektedir. Mevcut durumda
10-29/438-164
8
dağıtım firmaları, bölgelerindeki serbest olmayan tüketicilerin münhasır
tedarikçisi oldukları gibi, serbest tüketicilerin de büyük bölümüne satış
yapmaktadır. Söz konusu yerleşik dağıtım firmalarını devralacak olan 250
teşebbüs, dağıtıma ilişkin teknik faaliyetlerle birlikte, perakende satış işini ve
müşteri portföyünü de devralacaktır. Geçiş dönemi sonunda bütün tüketicilerin
serbest tüketici statüsüne geçmesinin beklenmesi ve 2013’ten itibaren dağıtım
firmalarının perakende faaliyetlerini ayrı tüzel kişilik altında sürdürecek olması,
dağıtım bölgelerine yeni tedarikçilerin girerek rekabetçi bir baskı yaratmaları
beklentisini beraberinde getirse de, dağıtım faaliyetleriyle birlikte müşteri
bilgilerine sahip olmak ve tüketici gözünde bölgenin dağıtım firması
konumunda olmak gibi hususlar, söz konusu dağıtım şirketlerine rekabetçi
avantaj sağlayacaktır. Bu nedenle, özelleştirmeye tabi olan dağıtım şirketlerini
devralan teşebbüslerin, ikili anlaşmalar piyasasının talep tarafından da pay 260
almış olarak kabul edilmeleri gerektiği ve söz konusu devir işlemlerinin, toptan
satış pazarında alım gücü bakımından da yoğunlaşma oluşturup
oluşturmadığının dikkate alınması gerekmektedir. Bu kapsamda, daraltılmış
pazar tanımı olan dağıtım şirketlerine yapılan toptan satışlar itibarıyla
bakıldığında, Türkiye’deki dağıtım şirketlerinin 2008 yılı itibarıyla yapmış
oldukları alım ve satımlar aşağıdaki tabloda yer almaktadır.
Tablo -11: Dağıtım şirketlerine ait alım-satım ve kayıp kaçaklara ilişkin veri (2008)
Bölge Dağıtım Şirketi
Alınan
Elektrik
(GWh)
Satılan
Elektrik
(GWh)
Kayıp ve
Kaçak
(GWh)
Kayıp ve
Kaçak
Oranı (%)
Alınan
Elektrikteki
Pay (%)
Satılan
Elektrikteki
Pay (%)
1 Dicle Elektrik 14.576 5.214 9.362 64,2 9,15 3,82
2 Vangölü Elektrik 2.580 1.137 1.443 55,9 1,62 0,83
3 Aras Elektrik 2.274 1.656 618 27,2 1,43 1,21
4 Çoruh Elektrik 2.538 2.268 270 10,7 1,59 1,66
5 Fırat Elektrik 2.396 2.145 250 10,5 1,50 1,57
6 Çamlıbel Elektrik 2.290 2.088 202 8,8 1,44 1,53
7 Toroslar Elektrik 15.263 13.905 1.358 8,9 9,58 10,18
8 Meram Elektrik 6.394 5.859 535 8,4 4,01 4,29
9 Başkent Elektrik 12.167 11.161 1.005 8,3 7,64 8,17
10 Akdeniz 6.646 6.049 597 9 4,17 4,43
11 Gediz Elektrik 14.797 13.862 935 6,3 9,29 10,15
12 Uludağ Elektrik 11.643 10.941 702 6 7,31 8,01
13 Trakya Elektrik 5.886 5.473 413 7 3,70 4,01
14 İstanbul A. Yakası 9.491 8.672 819 8,6 5,96 6,35
15 Sakarya Elektrik 9.349 8.760 588 6,3 5,87 6,41
16 Osmangazi Elektrik 5.320 5.042 278 5,2 3,34 3,69
17 Boğaziçi Elektrik 21.282 18.948 2.335 11 13,36 13,87
18 Kayseri Elektrik 2.391 2224 167 7 1,50 1,63
19 AYDEM 3.982 3.815 167 4,2 2,50 2,79
20 Göksu Elektrik 3.562 3.303 260 7,3 2,24 2,42
21 Yeşilırmak Elektrik 4.467 4.063 405 9,1 2,80 2,97
TOPLAM 159.294 136.585 22.709 100,00 100,00
Tablodan da görüleceği üzere, ULUDAĞ’ın bütün dağıtım şirketleri içindeki
payı %8,01’dir. ULUDAĞ’ın yanı sıra, özelleştirme işlemleri devam eden
YEŞİLIRMAK’a teklif veren LİMAK, her iki dağıtım bölgesini de aldığı takdirde, 270
toplam %10,98 paya sahip olacak ve bu durum, hakim durum yaratılması gibi
bir sakınca doğurmayacaktır. Nitekim, Rekabet Kurulu’nun 6.1.2010 tarihli 10-
01/3-3 sayılı kararında yapılan değerlendirmede de her üç bölgenin de
CENGİZ’e devredilmesinin, yatay yoğunlaşma açısından rekabetçi bir sorun
doğurmayacağı kanaatine varılmıştır. Dolayısıyla, bu bölgelerin LİMAK’a
devredilmesinde de bir sakınca yoktur.
10-29/438-164
9
ÇAMLIBEL ve FIRAT’a da teklif veren ÇALIK’ın her üç bölgeyi de alması
halinde, tek kontrolde olacak elektrik dağıtım bölgelerinin toplam payı %11,11
olacaktır. Bununla birlikte, özelleştirme işlemleri devam eden ÇORUH ve
YEŞİLIRMAK’a teklif veren ÇALIK, beş dağıtım bölgesini de aldığı takdirde, 280
toplam %15,74 paya sahip olacaktır.
Düşük bir olasılık olmasına rağmen yukarıdaki şekilde devralmalar
gerçekleştiği takdirde, dağıtım bölgeleri içinde en büyük tüketim seviyesine
sahip olan İstanbul Avrupa yakası dağıtım şirketi olan Boğaziçi Elektrik
Dağıtım A.Ş.’nin toplam içindeki payının aşılabileceği görülmekle birlikte,
yatay yoğunlaşma bakımından hakim durum yaratabilecek kadar yüksek
seviyelere ulaşılamayacağı değerlendirilmektedir.
b. Dikey Bütünleşmeye İlişkin Değerlendirme
Elektrik endüstrisinin serbestleşme sürecindeki yeniden yapılandırılmasında,
üretim, iletim, dağıtım ve perakende satış faaliyetlerinin ayrıştırılması 290
öngörülmekle birlikte, üretim ve perakende satış faaliyetlerinin
bütünleşmesinin engellenmediği görülmektedir. Dikey bütünleşme, sağlıklı
işleyen rekabetçi bir piyasa yapısı açısından hem olumlu hem de olumsuz
sonuçlar doğurabilecektir.
Üretim ve perakende satış bütünleşmesinin sağlanmasıyla elde edilen olumlu
sonuçlardan birinin, tüm tüketicilerin serbest olmasıyla birlikte uzun dönemli
ikili anlaşmaların azalması ve üretim yatırımlarının cazibesini kaybetmesi
riskini azaltmaya yönelik olarak, üretim yatırımlarının teşvik edilmesi olduğu
söylenebilir. Bunun yanında, spot piyasada oluşacak değişken fiyat
seviyelerine karşı da dağıtım/perakende satış firmalarının üretim ile bütünleşik 300
bir yapıya sahip olmasının avantaj yaratacağı ileri sürülebilir. Tüm tüketicilerin
seçme hakkı kazanmasıyla, dikey bütünleşmenin bir risk olmaktan çıkacağı
yönünde görüşler bulunsa da, serbest olmayan tüketicilerden oluşan münhasır
bir müşteri portföyüyle özelleştirilen dağıtım firmaları açısından, dikey
bütünleşmenin rekabetçi yapı açısından hiçbir risk taşımadığını söylemek
mümkün değildir.
Dağıtım bölgelerinde perakende satış faaliyetlerinde rekabetin oluşturulması
açısından, dağıtım şirketlerinin, aynı ekonomik bütünlük içindeki üretim
şirketleriyle ikili anlaşmalar yapmaları, yüksek fiyatla alınan elektriğin
maliyetinin tüketicilere yansıtılması riskini taşımaktadır. Bu nedenle, iyi işleyen 310
bir ikili anlaşmalar piyasası sağlanabilmesi açısından, dağıtım ve üretim
şirketlerinin özelleştirme işlemleri, dikey bütünleşme yönüyle de ayrıntılı olarak
ele alınmalı ve hem yapısal hem de davranışsal olarak rekabetçi bir toptan
satış piyasası oluşturulması sağlanmalıdır. Şüphesiz, üretim-perakende satış
bütünleşmesi ile piyasada hakim durum yaratma riski, üretim ve/veya
perakende satış seviyelerinde yoğunlaşmanın varlığı halinde ortaya
çıkacaktır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, elektrik piyasasında, kurulu güç bakımından
kamunun egemenliği söz konusudur. Türkiye’de 2008 yılı itibarıyla kurulu
gücün üretici kuruluşlara göre dağılımı aşağıdaki tabloda görüldüğü gibidir: 320
10-29/438-164
10
Tablo -12: Türkiye’nin Yakıt Cinslerine Göre Kurulu Gücü (2008, MW)
Kuruluşlar Termik Hidroelektrik Jeotermal Rüzgar
Kuruluş
Toplamı
Oran
(%)
EÜAŞ 8690,9 11.455,9 20.146,8 48,2
EÜAŞ'IN Bağlı Ortaklık Ortaklıkları 3.834,0 3.834,0 9,2
Mobil Santraller 262,7 262,7 0,6
Otoprodüktör + Üretim Şirketleri + İHD 14.807,4 2372,8 363,7 29,8 17573,8 42,0
TOPLAM 27.595,0 13.828,7 363,7 29,8 41.817,3
Kaynakların Kurulu Güce Katkısı
(%) 66,0 33,1 0,9 0,1 %100
Burada hemen belirtmek gerekir ki, Elektrik Üretim A.Ş.’ye (EÜAŞ) ait
santraller (%48,2) ve EÜAŞ’ın bağlı ortaklıkları (%9,2) gibi, üretimini yaptıkları
elektriği anlaşmalar çerçevesinde devlete satan santraller dikkate alındığında,
Türkiye kurulu gücünün yaklaşık %57,4’ünün kamu kuruluşu ve onlarla ilişkili
şirketler tarafından işletildiği görülmektedir.
Türkiye’de 2008 yılı itibarıyla elektrik üretiminin üretici kuruluşlara göre
dağılımı aşağıdaki tabloda görüldüğü gibidir:
Tablo -13: Türkiye’nin Yakıt Cinslerine Göre Elektrik Üretimi, Brüt Talebi (2008, GWh) 330
Kuruluşlar Termik Hidroelektrik Jeotermal Rüzgar
Kuruluş
Toplamı
Oran
(%)
EÜAŞ 46.499,6 28.419,4 74.919,1 37,82
EÜAŞ'IN Bağlı Ortaklık Ortaklıkları 22.797,8 22.797,8 11,51
Mobil Santraller 330,5 330,5 0,17
Üretim Şirketleri 75.223,7 5109.2 80.332,9 40,55
Otoprodüktörler+ İHD 19.287,6 750,1 20.037,7 10,12
TOPLAM (Türkiye) 164.139,2 34.278,7 198.417,9
İthalat 789,4 0,40
İhracat 1.122,2 -0,57
BRÜT TALEP (Tüketim) 198.085,2 100
İhalede teklif veren teşebbüslerin sahip olduğu kurulu güç, üretim miktarı ve
pazar paylarına ilişkin tablo aşağıdadır:
Tablo -14: Teklif Sahibi Teşebbüslerin Elektrik Satım, Kurulu Güç ve Üretim Pazar
Payları (2008)
Satılan
Elektrik
(MWh)
Kurulu
Güç
(MW)
Türkiye
Tüketim
Miktarı (MWh)
Türkiye
Kurulu
Gücü
(MW)
Üretim
Pazar
Payı (%)
Kurulu
Güç
Pazar
Payı (%)
ÇALIK (….) (….) (….) (….)
LİMAK (….) (….)
(….)
(….)
(….)
(….) (….) (….)
Bütün bu veriler göstermektedir ki, teklif sahibi teşebbüslerin sahip olduğu
üretim kapasitesi, dikey bütünleşme açısından rekabetçi risk doğuracak
büyüklükte değildir. Dikey bütünleşme konusu, dağıtım ve üretim
özelleştirmelerinde izlenen strateji kapsamında, daha sonra gerçekleşecek
olan üretim özelleştirmeleri aşamasında daha detaylı değerlendirmeyi
gerektirecek bir husus olarak görülmektedir. Bu çerçevede, LİMAK’ın veya 340
ÇALIK’ın ULUDAĞ’ı devralmasının, dikey bütünleşme açısından da hakim
durum yaratılması ya da mevcut bir hakim durumun güçlendirilmesi
bakımından bir sakınca doğurmadığı değerlendirilmektedir.
10-29/438-164
11
c. Yakınsayan Pazarlara İlişkin Değerlendirme
Esas itibarıyla yatay yoğunlaşma başlığının alt bölümlerinden biri olmakla
birlikte, bu bölümde “yakınsayan pazarlar” bakımından işlemin hakim durum
yaratılması ya da mevcut hakim durumun güçlendirilmesi yönüyle
değerlendirilmesi yapılmıştır. 350
c.1. Yakınsama Kavramı:
Yakınsama; bölgeler, ülkeler, endüstriler ve aktiviteler arasındaki farklılıkların
azalması ve benzerliklerin artması sürecini ifade etmektedir. Bu kapsamda
yakınsama terimi, daha önce ayrı kabul edilen altyapı ve şebeke
endüstrilerinin kısmen veya tam olarak entegrasyonu anlamına gelmektedir
(gaz ve elektrik sektörü/Telekom-TV-internet sektörü gibi). Bunun yanında
aynı terim, altyapı ve şebeke endüstrilerine ilişkin düzenlemelerdeki artan
benzerlikler için de kullanılmaktadır.
Enerji ve enformasyon endüstrilerinde son dönemde ortaya çıkan değişimler,
elektrik, doğalgaz, internet, telefon, kablo TV gibi temel hizmetlerin üretim ve 360
dağıtım şeklini değiştirmektedir. Tekel endüstrileri serbestleştirme girişimleri
ve takip eden birleşme, devralma ve ortaklıklar, geleneksel kamu hizmetleri
arasındaki sınırları bulanıklaştırmaktadır. Öyle ki elektrik şirketleri
telekomünikasyon hizmetleri sunarken, doğal gaz şirketleri elektrik şirketleri ile
kablolu hizmet veren şirketler telefon şirketleri ile birleşmektedir.
Endüstriler arasındaki yakınsama kavramı ilk olarak bilgisayar ve
telekomünikasyon endüstrilerinde kullanılmaya başlanmıştır. Söz konusu
sektörlerin ekonomilerinin enerji endüstrilerinden farklı olduğu dikkate
alındığında, yakınsamanın nedenleri endüstri bakımından farklılıklar arz
etmektedir. 370
c.2. Elektrik ve Doğal Gaz Sektörleri Bakımından Yakınsama
Enerji şebekeleri arasındaki yakınsamanın nedenleri 4 başlık altında ele
alınabilir:
Enformasyon teknolojisindeki gelişmeler,
Şebeke ekonomisi,
Serbestleştirme,
Enerji ve enformasyon endüstrilerindeki müşteri talepleri.
Enformasyon teknolojisi: Enformasyon teknolojileri bütün endüstrilerde
ortaya çıkan yakınsamanın temelinde bulunmaktadır. Bütün iletişimin dijital
hale gelmesi iletişim endüstrisinde bir yakınsamaya neden olmuş ve bu durum 380
diğer endüstrilerdeki yakınsamanın ilk ayağını teşkil etmiştir. Bilgisayar
teknolojisindeki ilerlemenin büyük miktarlardaki bilginin depolanması ve
yayılmasını olanaklı hale getirmesi, bu yakınsamayı daha da hızlandırmıştır.
Şöyle ki, bilgisayar hafıza ve programlarındaki gelişmeler, bilgilerin kısa
zamanda çeşitli bölgelerden toplanması ve değerlendirilmesini olanaklı
kılmıştır.
Şebeke ekonomisi: Küçük ve verimli doğal gaz santrallerinin kurulmasının
elektrik ve doğal gaz sektörleri arasındaki yakınsamada büyük payı vardır. Bu
tip santrallerin kullanımının artması, elektrik üreticilerinin doğal gaz işiyle
10-29/438-164
12
bütünleşmesini rasyonel kılmaktadır. Bütünleşik faaliyet tedarik, koordinasyon, 390
taşıma, talep ve risk yönetimi gibi konularda önemli avantajlar doğurmaktadır.
Serbestleştirme: ABD, Avrupa ve Pasifik ülkelerinde başlayan ve hala devam
eden, enerji sektörünü serbestleştirmeye ve düzenlemeye ilişkin süreç, enerji
endüstrileri arasındaki yakınsamayı hızlandırmıştır. Bu süreçte, daha önce
bütünleşik yapı içerisinde merkezi bir idareye tabi olan ulusal enerji
şirketlerinin faaliyetleri ayrıştırılmış ve bazı ülkelerde özelleştirmeye tabi
tutulmuştur. Giriş engellerinin kaldırılmasıyla birçok özel şirketin girdiği bu
endüstrilerde pazar ekonomisine dayalı bir model oluşturulmaya
çalışılmaktadır. Riskin olmadığı tekelci bir yapıdan rekabetçi bir yapıya geçen
enerji piyasalarındaki oyuncuların, faaliyet alanlarını genişleterek riskleri 400
dağıtma stratejileri, yakınsamaya hız kazandırmaktadır.
Müşteri talepleri: Müşteri talepleri, yeni teknoloji ve ürün gelişimini
sağlayarak endüstriler arasındaki yakınsamayı artırmaktadır. Müşterilerin,
farklılaştırılmış yeni ürünler talep etmeleri, elektrik, gaz, su, telefon gibi temel
hizmetleri bir paket olarak sunan şirketlere yönelmeleri, yakınsamayı artıran
faktörler arasındadır.
Dikey olarak da birbirine benzer yapılara sahip olan elektrik ve gaz pazarları
arasındaki yakınsama, esas itibarıyla bu sektörlerin dikey yapılarındaki üç ayrı
kademede ortaya çıkmaktadır: (i) üst pazarlardaki yakınsama, (ii) orta
pazarlardaki yakınsama ve (iii) alt pazarlardaki (perakende) yakınsama. 410
Hemen belirtmek gerekir ki, bu dosya kapsamında, elektrik ve doğal gaz
pazarlarının dağıtım ve perakende satış seviyelerinde ortaya çıkan
yakınsama özelliği ve bu bakımdan devir işleminin “serbestleşme” sürecine
etkisi üzerinde durulmuştur.
c.3. Elektrik ve Doğal Gaz Perakende Seviyesinde Rekabet
Elektrik ve doğal gaz pazarlarının yakınsama özelliklerine geçmeden önce, bu
pazarların mevcut durumda ve serbestleşme sürecinde nasıl bir rekabetçi
yapıya sahip olduklarının ve bu pazarlarda rekabetin sağlanmasının niçin
önemli olduğunun ortaya konması yerinde olacaktır.
Elektrik ve gaz sektöründeki serbestleşme hedeflerinden birisi de bu 420
sektörlerin perakende pazarlarının rekabete açılmasıdır. Avrupa ülkelerinde
serbestleştirmenin fiilen başlamasından önceki dönemde, bu pazarlara görevli
şirketlerin yanında bu ürünlerin üretim ve dağıtım işinde bulunmayan bağımsız
perakendecilerin de gireceği umulmaktaydı. Ancak bu beklenti, perakende
işinin kendi başına bir katma değer yaratmaması ve dolayısıyla bir iş modeline
konu olmaması nedeniyle istenilen ölçüde gerçekleşememiştir. Bu noktada,
aslında katma değer yaratmayan bir pazar seviyesinde hakim durum
yaratılmasının önemli olup olmadığı, hatta bundan da öte, böyle bir pazar
tanımına gerek olup olmadığı sorgulanabilir. Nitekim raportörlerce bu dosya
kapsamında yapılan çeşitli görüşmelerde, elektrik sektöründe üretim 430
kapasitesinin rekabet üzerindeki asıl belirleyici olduğu, eğer üretim rekabetçi
bir yapıda olursa, toptan satış ve perakende pazarlarının da rekabetçi olacağı
görüşünün sıklıkla dile getirildiği görülmektedir. Bu konuda bir yargıya varmak
için yürürlükteki mevzuatın nasıl bir piyasa modeli öngördüğünü dikkate almak
gerekmektedir. Aşağıda kısaca, mevcut düzenlemeler kapsamında elektrik ve
doğal gaz perakende piyasalarında hedeflenen rekabetçi yapı ele alınmıştır:
10-29/438-164
13
i. Elektrik Piyasası Bakımından Perakendede Rekabet: Elektrik piyasaları
bakımından dönüm noktasını, 2001 yılında yürürlüğe girmiş olan 4628 sayılı
Elektrik Piyasası Kanunu oluşturmaktadır. Bu Kanun ile birlikte temelde piyasa
faaliyetlerinin düzenleyici kurum denetimi altında gerçekleştiği, piyasadaki 440
alım satım faaliyetlerinin ikili anlaşmalara dayandığı, bütün tüketicilerin
tedarikçisini seçme serbestisine kavuşacağı, rekabete dayalı bir piyasa
yapısının hedeflendiği görülmektedir. Bu kapsamda Kanun’da perakende satış
şirketlerine de yer verilmiş, bunun yanında, hedeflenen rekabetçi piyasa
yapısını oluşturmaya yönelik gerekli düzenlemelerin yapılması için de
Kanun’un Geçici 9. Maddesi ile bir geçiş dönemi (31.12.2012) belirlenmiştir.
Geçiş döneminin ardından tüm tüketicilerin tedarikçisini seçme serbestisine
ulaşması ve hanehalkına satış yapmaya yönelik perakende satış şirketlerinin
de faaliyete geçmesiyle, hanehalkına yapılan satışlar bakımından da rekabetçi
bir piyasa yapısına yönelik önemli bir adım atılmış olacaktır. Geçiş dönemi 450
boyunca ise dağıtım ve perakende satışlara ilişkin “Geçiş Dönemi Tarifeleri”
uygulandığı görülmektedir. Dağıtım faaliyetleri bakımından geçiş dönemi
tarifelerini dört kısma ayırmak mümkündür:
Perakende satış tarifeleri
Dağıtım sistem kullanım tarifeleri
Perakende hizmet tarifeleri
İletim tarifeleri
İletim tarifeleri TEİAŞ tarafından belirlenen ve tüketiciye aynen yansıtılan bir
kalemdir. Dağıtım sistem kullanım ve perakende hizmetleri tarifesi ise bu
faaliyetlere ilişkin işletme giderlerini ve yatırım harcamalarını karşılamaya 460
yönelik “gelir tavanı” yöntemi ile belirlenmektedir. Öte yandan, perakende
satış tarifesi,dağıtım şirketi tarafından satın alınan enerjinin ortalama fiyatının
doğrudan tüketiciye yansıtıldığı “fiyat tavanı” yöntemi ile belirlenmektedir.
Burada, perakende satış tarifesinde düzenlemenin olduğu geçiş döneminde
dahi, dağıtıcının, enerji bedelini olduğu gibi tüketiciye yansıttığı görülmektedir.
Bu noktada hemen belirtmek gerekir ki, Strateji Belgesi uyarınca yapılacak
özelleştirmelere hazırlık amacıyla, dağıtım şirketleriyle TETAŞ ve EÜAŞ’ın
portföy şirketleri arasında geçiş dönemi sözleşmeleri imzalanmıştır. Bu
kapsamda, dağıtım şirketlerinin enerji talebinin en az %85’ine gelen miktarına
ilişkin olarak, söz konusu kamu üretim ve toptan satış şirketleri arasında, 470
düzenlenmiş fiyatlar üzerinden geçiş dönemi sonuna kadar süren enerji alım
anlaşmaları yapılmıştır. Bu sözleşmelerin süreleri bittiğinde ise dağıtım
firmaları ve sağlayıcılar arasında pazarlık sonucunda oluşan ve piyasa
fiyatlarına dayalı ikili anlaşmalar yapılacak ve böylelikle rekabetçi piyasaya
geçiş yapılacaktır. Başka bir ifade ile, söz konusu perakende tarifesi ya da
daha genel ifadeyle perakende fiyatının oluşmasında, özellikle geçiş
döneminin ardından, bölgede yerleşik dağıtım firmasının perakende satışlar
bakımından nasıl bir rekabetçi ortam içinde faaliyet gösterdiği, ucuz enerji
bulma gereksiniminin ne olduğu önem kazanacaktır. Yerleşik dağıtım firması
bakımından, serbestleşmiş bir perakende piyasasında tüketicilere daha ucuz 480
elektrik satışı yapmak ve bunun için daha ucuz kaynaklardan enerji alımı
yapmak yönündeki baskı, ancak perakende satışa yönelik fiili ve potansiyel
rakiplerin varlığıyla mümkün olacaktır.
ii. Doğal Gaz Piyasası Bakımından Perakendede Rekabet: Doğal gaz
piyasası ele alındığında, 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu
10-29/438-164
14
kapsamında, elektrik piyasasına ilişkin düzenlemelerden farklı olarak “doğal
gaz perakende satış şirketi” kavramına yer verilmediği görülmektedir. Böyle
bir tanıma ya da kavrama yer verilmemesinin doğal gaz piyasalarına ilişkin
olarak perakende seviyesinde rekabetin amaçlanmadığı gibi bir hükme yol
açması söz konusu değildir. 490
Bahse konu 4646 sayılı Kanun’un amacını açıklayan 1. maddesinde, doğal
gaz piyasasının serbestleştirilmesinin Kanun’un amaçlarından olduğu
açıklanmış olup ilgili mevzuat da bu saikle düzenlenmiştir. Bu temelde
rekabetçi bir doğal gaz piyasasının oluşturulması için doğal gaz tedarikçisini
seçme yetisine sahip “serbest tüketici” ve doğal gazı kendi kullanımı için
dağıtım şirketlerinden almak zorunda olan “serbest olmayan tüketici” tanımları
getirilmiş olup, söz konusu ayrım EPDK tarafından yıllık doğal gaz tüketimine
ilişkin bir limit ile belirlenmektedir. Bu limitin gelecekte sıfıra düşürülmesi
amaçlanmakla birlikte, kademeli olarak düşürüldüğü göz önüne alındığında
serbest piyasaya geçiş yönünde bir geçiş dönemi olduğu görülmektedir. 500
Nitekim 4646 sayılı Kanun’da 1 milyon m3 olarak belirlenen serbest tüketici
olma sınırı, EPDK’nın 29.12.2009 tarihli ve 2378 tarihli Kurul kararı ile 800.000
m3’e indirilmiştir.
Doğal gaz dağıtım şirketleri, dağıtım faaliyetlerinin yanı sıra kendi bölgelerinde
perakende satış gerçekleştirmektedirler. Hatta dağıtım şirketleri, kendi
bölgelerindeki serbest olmayan tüketicilere doğal gaz satış hizmeti vermekle
yükümlüdürler. Kendi bölgelerinde bulunan serbest tüketici olmaya hak
kazanan tüketicilere ise talep etmeleri durumunda doğal gaz tedarik
etmektedirler.
Doğal gazın nihai tüketicilere satışına bakıldığında, tarifelerin serbest 510
tüketiciler ve serbest olmayan tüketiciler için ayrı ayrı tanımlandığı, serbest
tüketicilerin alt grupları için alım miktarı, sözleşme süresi gibi kriterlere
dayanılarak herhangi bir tarife ayrıştırması yapılmadığı görülmektedir. Mevcut
durumda, dağıtım şirketi, serbest tüketicilere yaptığı satışlarda BOTAŞ’ın
doğal gaz satış fiyatı üzerine bir taşıma bedeli eklemekte; serbest olmayan
tüketicilere yapılan satışlarda ise BOTAŞ’ın doğal gaz satış fiyatına birim
hizmet ve amortisman bedelini eklemektedir. Tedarik pazarının rekabete
açılması ve BOTAŞ’ın yanı sıra yeni tedarik şirketlerinin piyasada faaliyete
başlamasının ardından dağıtım şirketleri, tarife hesaplarında BOTAŞ satış
fiyatı yerine yeni teşebbüsün satış fiyatını kullanacaklardır. Bu noktada, 520
dağıtım şirketlerinin serbest olmayan tüketicilere yaptığı satışlar bakımından,
doğal gaz alım fiyatını aynen tüketiciye yansıttığı, bu yöntemde doğal gaz
ticaretinden bir kar ya da zararının söz konusu olmadığı ileri sürülebilir.
Bununla birlikte, serbestleşmenin ilerleyen dönemlerinde, BOTAŞ’ın sağlayıcı
olarak payının azalması ve yeni piyasa yapısı içinde dikey bütünleşmelerin de
söz konusu olmasının ardından, bu satışlar bakımından, dağıtım firmalarının
ucuz kaynaktan gaz bulmalarını ve perakende tüketicilerine ucuza gaz temin
etmelerini sağlamak önem kazanmaktadır.
Bu noktada, 4646 sayılı Kanun’un 7 ve 11. maddeleri, bu husustaki eksikliği
ortadan kaldırmaya yönelik hükümler ihtiva etmektedir. Nitekim 7. madde 530
kapsamında, dağıtım şirketlerinin bir yıl içinde dağıtacakları gazın en fazla
yüzde ellisini bir tüzel kişiden satın alabilecekleri, EPDK’nın rekabet ortamının
oluşmasını dikkate alarak bu oranı arttırabileceği ya da azaltabileceği hükme
10-29/438-164
15
bağlanmıştır. Buna ek olarak, Kanun’un 11. maddesi uyarınca dağıtım
şirketleri, en ucuz kaynaktan gaz temin ettiklerini ispat etmekle yükümlü
kılınmıştır. Bu maddeler ile dağıtım firmasına, ucuz yerden alma yönünde bir
yükümlülük getirilmiş olmakla birlikte, böyle bir yükümlülüğün etkin bir şekilde
uygulanmasının zor olduğu düşünülmektedir4. Bir yandan piyasaları
serbestleştirir ve piyasadaki firmaların fiyatlandırmalarındaki ayrıntılı
düzenlemeleri ortadan kaldırırken, bir yandan da bu firmalara en ucuz 540
kaynaktan alma yükümlülüğü getiren mevzuatla rekabetçi davranışı
sağlamaya çalışmanın kolay ve etkin olmayacağı düşünülmektedir. Etkin bir
serbestleşme sürecinde esas olması gereken, şüphesiz serbest tüketici
limitinin sıfıra indirilmesiyle birlikte hanehalklarına da satış yapmayı
hedefleyen doğal gaz ticareti yapan firmaların, yerleşik dağıtım firmalarının
karşısına rakip olarak çıkması, başka bir ifadeyle, dağıtıcıların fiyatlarını
düzenleme görevini, perakende aşamasında oluşturulan rekabetin
üstlenmesidir. Böyle bir sistemde yerleşik şirketin yüksek fiyat uygulamasını
önleyecek tek mekanizma, perakende pazarında rakiplerin varlığıdır. Bu
çerçevede, fiyat baskısı yaratarak, görevli şirketlerin ucuz enerji tedarikine 550
yöneltilmesini ve toptan pazarın bu yolla daha verimli çalışmasını sağlama
bakımından, perakende pazarındaki rekabetin ihmal edilemeyecek bir işlevi
olduğu anlaşılmaktadır.
Bu çerçevede, her ne kadar farklı kavramlara yer verilmiş olsa da, 4628 sayılı
Elektrik Piyasası Kanunu ile 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanununun,
perakende seviyesinde rekabetin oluşturulmasına yönelik benzer vizyona
sahip düzenlemeler olduğu görülmektedir. Her iki pazarda da, dağıtım
konusunda görevli şirketlerin bölgelerinde uygulayacakları (aynı zamanda
serbestleşmenin ardından tüketicinin satın aldığı enerjide ödemek durumunda
olduğu) enerji satış fiyatları şu şekilde basitleştirilebilir: 560
Görevli şirket enerji satış fiyatı = dağıtım bedeli + enerji
bedeli
Bu formülde yer alan dağıtım bedeli düzenlemeye tabidir. Enerji bedeli ise,
tüketiciye doğrudan yansıtılan rekabete açık elektrik veya gaz toptan
piyasalardan alınan enerjinin maliyetidir.
c.4. Elektrik ve Doğal Gaz Perakendesinde Rekabeti Oluşturmadaki
Zorluklar
Yukarıda da belirtildiği üzere, enerji piyasalarında serbestleşmeye yönelik
yapısal geçiş döneminde, serbestleşmenin başarıya ulaşmasındaki önemli
noktalardan biri de nihai tüketiciye yapılan perakende satışlarda rekabetin 570
sağlanması ve bu yönde, dağıtım bölgeleriyle sınırları oluşturulmuş olan
bölgesel tekellerin ortadan kalkmasıdır. Esas itibarıyla, hanehalkına yönelik
elektrik arzında rekabetçi yapıyı etkileyen dört unsur ön plana çıkmaktadır:
4 Örneğin, vade koşulları ve al-ya da-öde gibi, parametreleri farklı olan iki gaz kontratından hangisinin
ucuz olduğu, şirketin risk anlayışı ve uyguladığı indirim oranı gibi sübjektif değerlere bağlıdır ve başka
bir şirkete göre daha ucuz veya pahalı olabilir. Başka bir ifade ile, enerji bedeli bir ölçüde şirketin
uygulamaları ve inisiyatifine kalmıştır. Bu durumda ortaya çıkması beklenen sonuç ise, düzenlemeye
tabi olan şirketin (dağıtım), düzenlemeye tabi olmayan yavru şirketine yüksek fiyatlardan alımlar yapmak
yoluyla (toptan satış) kar aktarmasıdır. Böyle bir sistemde ise görevli şirketin yüksek fiyat uygulamasını
önleyecek tek mekanizma, perakende pazarında rakiplerin varlığıdır.
10-29/438-164
16
i. Piyasanın açılması ve tüketicinin sağlayıcısını değiştirme fırsatı,
firmaların fiyatlandırma stratejilerini belirlerken, geçiş maliyetlerinden
dolayı, yeni müşteri kapmak ya da müşteri sadakati yaratmak arasında
tercih yapmak durumunda kalmasına neden olmaktadır.
ii. Elektrik arzı, kalite bakımından homojen bir üründür, bu nedenle fiyat
farklılaşması dışında ürün farklılaştırması zordur.
iii. Piyasa, abonelik sistemine dayanmaktadır, bu nedenle bir müşterinin 580
aynı anda iki farklı sağlayıcıdan hizmet alması söz konusu değildir.
iv. Piyasa doygunluğa ulaşmıştır ve talepte artış oldukça azdır. Bu yapı
içerisinde müşterilerin, yerleşik dağıtım firmaları tarafından bağlanmış
olması nedeniyle diğer firmaların yeni müşteriler bularak piyasaya
girmesinin maliyeti artmaktadır.
Türkiye tecrübesinde, elektrik bölgeleri henüz özelleştirme aşamasında olup,
geçiş dönemi boyunca dağıtım firmalarının hanehalkına münhasıran satış
yapacakları; doğal gaz bakımından ise, sektörün büyük bölümünün halen
yatırım aşamasında olduğu ve küçük tüketiciler bakımından bu alanlardaki
tekelin kalkmasının ancak serbest tüketici limitinin sıfırlanmasından sonra 590
gerçekleşeceği görülmektedir. Bu nedenle, her ne kadar mevzuat ve pazar
yapısı bakımından birebir aynı olmasa da, özellikle Avrupa Birliği üyesi
ülkelerde yaşanan serbestleşme tecrübeleri, devam eden özelleştirme
sürecinde dikkat edilmesi gereken noktalar bakımından yol gösterici nitelikte
olmaktadır.
Elektrik ve doğal gaz perakende satışları kapsamında, özellikle hanehalkı ve
küçük müşterilere yönelik satışlar yönünden, söz konusu tüketicilerin
sağlayıcılarını değiştirmesine yönelik geçiş maliyetlerinin rekabetin
oluşturulmasında en büyük engeli oluşturduğu görülmektedir.
i. Genel Olarak Geçiş Maliyetleri: Geçiş maliyetleri, sağlayıcı değiştirirken 600
katlanılan gerçek veya algılanan maliyetlerdir. Bunlar, müşterinin mevcut
sağlayıcısından ürün almaya devam etmesi durumunda ortaya çıkmayan;
fakat aynı ürünü, aynı fiyatla olsa dahi, yeni bir sağlayıcıdan tedarik etmesi
halinde oluşan maliyetlerdir. Bu maliyetler, sağlayıcı değiştirme anında değil,
sürecinde ortaya çıkmaktadır. Öte yandan, geçiş maliyetleri sadece objektif,
ekonomik maliyetleri kapsamamakta; geçiş sürecinde yaşanan zaman kaybı,
gösterilen çaba ve katlanılan stres gibi sübjektif değerleri de içermektedir.
Office of Fair Trading’in (OFT) 2003 yılında yaptığı bir çalışmasındaki geçiş
maliyetleri tanımında yer alan “gerçek veya algılanan” ifadesi, müşterinin
sağlayıcı değiştirirken katlandığı sübjektif maliyetlere atıf yapmaktadır: 610
Müşterilerin, sağlayıcı değiştirme işlemlerini karmaşık ve zaman kaybına
neden olan bir işlem olarak algılamaları, bununla ilgili mali fayda ve zararları
tam olarak hesaplayamamaları nedeniyle bu maliyetlerin, gerçekte
olduğundan daha yüksek olarak algılanması olasıdır. Nitekim, İngiltere doğal
gaz pazarına ilişkin bir araştırma, tüketicilerin sağlayıcı değiştirme
olanaklarının farkında olmalarına rağmen, araştırma ve geçiş maliyetlerini
gerçekte olduğundan daha yüksek algılamaları nedeniyle, yerleşik şirketlerin,
rakiplerin tarifelerinden daha yüksek fiyatlardan satış yapmalarını
kabullendiklerini göstermektedir.
10-29/438-164
17
Geçiş maliyetlerinin, endüstri yapısı ve dinamikleri ile pazardaki oyuncuların 620
davranışları üzerinde önemli etkileri vardır. Şöyle ki, bu maliyetler, homojen bir
ürünün alım sonrasında müşteri tarafından heterojen olarak algılanmasına
neden olabilmektedir. Bu bakımdan, bir nevi yapay ürün çeşitlendirmesine yol
açan geçiş maliyetleri, teşebbüslerin ürün gamında ve fiyatlama
seçeneklerinde etkili olmaktadır. Bu kapsamda, teori ve pratikte ortaya çıkan
genel sonuç, geçiş maliyetlerinin, müşterilerin sağlayıcı değiştirmesini
güçleştirerek şirketlerin talep esnekliğini azalttığı, pazara giriş engeli yarattığı
ve özellikle elektrik ve gaz gibi pazarlarda yerleşik şirketlerin, yeni giriş yapan
şirketlere oranla müşterilerine daha yüksek fiyatlar uygulamasına neden
olduğu yönündedir. 630
Geçiş maliyetleri her pazarda ortaya çıkmamakla birlikte, ortaya çıkış
nedenlerinin nitelikleri ve sonuçları endüstriler arasında farklılık arz
etmektedir. Geçiş maliyetlerinin çeşitlerine ilişkin değişik sınıflandırmalar
bulunmakla birlikte bunlar, aşağıda yer verildiği şekilde ele alınabilir:
Ekonomik risk maliyeti
Değerlendirme maliyeti
Öğrenme maliyeti
Kurulum maliyeti
Yarar kaybı maliyeti
Parasal kayıp maliyetleri 640
Kişisel ilişki kaybı maliyetleri
Geçiş maliyetleri, müşterilerin sağlayıcı değiştirmekte isteksiz davranmasına
yol açmakta ve bu bakımdan firmaların iş ve fiyatlama stratejilerini
etkilemektedir. Bu stratejiler, temel olarak ticari bir ilişki başlatarak (abonelik
gibi) müşteriyi bağlamak (lock-in) ve daha sonrasında geçiş maliyetlerinin
varlığından yararlanarak pazar payını artırma, giriş engelleri yaratma veya
bağlanan müşterilere yüksek fiyatlar uygulamaya dayanmaktadır. Söz konusu
stratejiler, pazarın yeni veya olgun olup olmadığına ve ilgili teşebbüslerin
pazar paylarına bağlı olarak şekillenmektedir. Pazarın durumu ve teşebbüsün
pazar payına göre çeşitlilik gösteren stratejiler aşağıda özetlenmiştir. 650
Pazarın olgunluk derecesi: Geçiş maliyetleri, pazarın olgunluk derecesine
bağlı olarak değişik pazar dinamikleri ve rekabet koşulları yaratabilmektedir.
Yeni oluşan pazarlarda bu maliyetlerin önemli ölçüde fiyat rekabeti yarattığı
söylenebilir. Bu pazarlardaki müşterilerin büyük bölümü başlangıçta bir
sağlayıcı tarafından bağlanmamıştır. Bu nedenle, teşebbüslerin, bu
müşterilerle ticari ilişki oluşturmak ve belirli bir müşteri portföyü yaratmak için
düşük fiyatlar teklif etmesi beklenmelidir. Olgunlaşmış pazarlarda ise,
neredeyse bütün müşteriler bağlanmış olduğu ve şirketlerin portföyleri ve
pazar payları istikrar kazandığı için, sıkı bir fiyat rekabeti yerine, daha önce
yapılan düşük fiyatlı satışların telafi edilmesi ve mevcut müşterilerden rant 660
elde edilmesi için yüksek fiyatlamaya eşlik eden düşük bir fiyat rekabeti söz
konusu olabilmektedir (yatırım-hasat stratejisi).
Teşebbüsün pazar payı: Geçiş maliyetlerinin söz konusu olduğu bir pazarda
faaliyet gösteren yüksek pazar payına sahip bir teşebbüs, pazar payı
kaybetmeye neden olsa dahi yüksek fiyat uygulayabilmektedir. Bu strateji, çok
sayıdaki bağlanmış müşteriden kar elde etmeye dayanmakta olup, uygulanan
10-29/438-164
18
yüksek fiyatlardan elde edilen gelirin, azalan müşteri sayısından kaynaklanan
kayıpları geçmesi halinde rasyonel hale gelmektedir. Bu nedenle, bölgelerinde
tekel konumunda olan yerleşik elektrik ve gaz dağıtım şirketleri, piyasalar
serbestleştirildikten sonra bölgelerine giren diğer şirketlere oranla, perakende 670
müşterilerine daha yüksek fiyat uygulamaktadırlar. Görevli şirketlerin bu pazar
güçleri, serbestleşmenin ilk yıllarında daha yoğun olarak gözlemlenmektedir.
ii. Elektrik ve Doğal Gaz Perakende Pazarında Ortaya Çıkan Geçiş
Maliyetleri: Elektrik ve doğal gaz endüstrisinin perakende seviyesi, geçiş
maliyetlerinin ortaya çıktığı önemli pazarlardandır. Bu pazarlarda ortaya çıkan
ana geçiş maliyetleri, önem sırasına göre; işlem maliyetleri, araştırma
maliyetleri, sözleşmeden doğan maliyetler ve psikolojik maliyetlerdir. Bunlarla
ilgili kısa açıklamalara aşağıda yer verilmiştir:
İşlem maliyeti: Sağlayıcı değiştirme sürecinde müşterinin yeni bir sağlayıcı
bulması ve bu yeni sağlayıcı ile anlaşması gerekmektedir. Ülke uygulamaları 680
çeşitlilik göstermekle birlikte, genellikle, tüketicinin bu süreçte dikkate alması
gereken yasal süreler bulunmaktadır. Bunun yanında, geçiş esnasında yanlış
faturalama ve düşük hizmet kalitesi ortaya çıkabilmektedir.
Araştırma maliyeti: Bu maliyetler, bölgesinde etkinlik gösteren sağlayıcıları
belirleme, fiyat alma, ödeme çeşitlerini ve tasarruf miktarlarını hesaplama
sırasında müşterinin katlandığı mali olmayan maliyetlerdir. Öte yandan
müşterinin, aynı anda hem elektrik hem de gaz tüketicisi olduğu dikkate
alındığında, aynı işlemleri her bir ürün için ayrı ayrı yaptıktan sonra bunları
farklı sağlayıcılardan mı, yoksa tek sağlayıcıdan mı alacağına karar vermesi
gerekmektedir. 690
Sözleşmesel geçiş maliyetleri: Bazı sağlayıcılar, yapılan indirim karşılığı
sözleşmenin geçerli olduğu sabit bir süre tayin edebilmektedirler. Böyle bir
sözleşmeye taraf olan müşterinin yeni bir sağlayıcıya geçmesi halinde,
mevcut sözleşmesini süresinden önce iptal ettiği için belirli bir ceza ödemesi
söz konusu olabilmektedir.
Psikolojik maliyetler: Piyasaların serbestleştirilmesinden önce yerleşik
şirketlerden alım yapan müşteriler, sunulan hizmetlerden memnun olabilirler
ve bu durum sağlayıcı değiştirme isteğini azaltırken, bununla ilgili algılanan
riskleri yükseltebilir.
Yukarıda açıklandığı gibi, geçiş maliyetleri, serbestleşme sonrasında 700
bölgedeki müşteri portföyünün tamamını devralan görevli şirketlere belirli bir
pazar gücü sağlamaktadır. Öte yandan, bölgelerine yeni giriş yapacak
şirketlere karşı görevli şirketlere rekabet avantajı sağlayan diğer bazı hususlar
da bulunmaktadır. İlk olarak, görevli şirket, bölgesinde, uzun süre tekel
olmasından kaynaklanan bir marka tanınmışlığına sahiptir. Öte yandan,
dağıtım alt yapısını elinde tutan görevli şirketin, bölgedeki müşteriler ile
doğrudan ilişkisi bulunmaktadır. Bu ise, pazarlama konusunda görevli şirkete
önemli bir avantaj sağlamaktadır. Şöyle ki, yeni bağlantı, rutin kontroller veya
acil durumlar gibi nedenlerle görevli şirket müşteri ile direkt temas
kurabilmektedir. Bu da şirketin, bölgede müşteri ile birebir iletişim kuran çok 710
sayıda teknik ve satış elemanı bulundurması sonucunu doğurmaktadır. Ek
olarak, görevli şirket, gerek geçmişteki tekel konumu, gerekse dağıtım
sistemini yönetmesi nedeniyle bölgesindeki müşterilerle ilgili tüketim profilleri
10-29/438-164
19
ve finansal risk gibi önemli bilgilere sahip olmaktadır. Buna karşılık, bölgeye
yeni girecek şirketin marka tanınmışlığının olmadığı, müşteri ile iletişim
kurmakta zorluklarla karşılaşacağı ve etkin bir pazarlama faaliyeti için çok
sayıda eleman bulundurmak zorunda kalacağı hususları dikkate alındığında,
görevli şirketlerin bölgelerinde önemli rekabetçi avantajlara sahip olduğu
görülmektedir.
iii. Ülke Örnekleri Bakımından Dağıtım Bölgelerinin Serbestleşmesi: 720
Yukarıda belirtilen geçiş maliyetlerinin yüksek oluşu ve diğer unsurlar, yerleşik
dağıtım firmalarının, bölgelerinde, özellikle serbestleşme sürecinin
başlangıcında, yüksek pazar paylarını korumasını temin etmektedir.
OFT’nin 2003 yılında geçiş maliyetlerine ilişkin düzenlediği raporda, yerleşik
şirketlerin pazar gücü hususunun altı çizilerek, bunların, bölgelerine yeni
girenlere göre daha yüksek fiyatlar uyguladığı belirtilmektedir. Bu rapordaki
bulgular, gaz piyasasının serbestleştirildiği 19975 yılı ile 2001 yılı arasında,
yerleşik şirket konumundaki British Gaz’ın satış tarifesinin, pazara yeni giren
şirketlere göre ortalama %9 daha yüksek olduğunu göstermektedir6. Aynı
raporda, 2001 yılında elektrik pazarının perakende seviyesindeki yerleşik 730
şirketlerin, bölgelerine yeni giriş yapanlara göre ortalama %6 ile %14 arasında
değişen oranlarda daha yüksek tarife uyguladığı belirtilmektedir. Green’in
(2005) İngiltere doğal gaz ve elektrik perakende pazarına ilişkin olarak yaptığı
çalışmada da, elektrik ve doğal gaz pazarında yerleşik şirketten alım yapan bir
müşterinin, ortalama %10’dan fazla bedel ödemek zorunda kaldığı
gösterilmektedir.
Bu noktada, yerleşik şirketlerin, bölgelerine yeni giren şirketlere göre daha
yüksek fiyat uygulamaları nedeniyle pazar payı kaybına uğrayıp uğramadıkları
sorusu akla gelebilir. Bu konuda yapılan bazı çalışmalar, yerleşik şirketlerin,
pazarın rekabete açılmasıyla birlikte kendi bölgelerinde pazar payı kaybına 740
uğradıklarını göstermektedir. Aşağıdaki tabloda, İngiltere’de gaz ve elektrik
dağıtımı bölgesinde yerleşik şirketlerin pazar paylarının serbestleşme
sonrasındaki seyrine yer verilmiştir:
Tablo -15: Yerleşik şirketlerin elektrik ve doğal gaz dağıtım bölgesindeki ortalama pazar
payları
Pazar Payı (%) Pazar Şirket
1994 1999 2001 2003
British Gas (görevli şirket) 100 75 67 61 Doğalgaz
Yeni giriş 0 25 33 39
Görevli şirket 100 90 70 59 Elektrik
Yeni giriş 0 10 20 41
Bu tablodan da anlaşılacağı üzere, görevli şirketlerin daha yüksek fiyat
uygulamasına ve pazarın rekabete açılmasının üzerinden 5 yıl geçmesine
rağmen müşterilerin yaklaşık %60’ı, bölgelerindeki yerleşik şirketlerden
elektrik ve gaz temin etmektedir.
İngiltere’nin söz konusu pazarlarının, tüketici geçiş oranları ve rekabet şartları 750
bakımından dünyada birinci sırada bulunduğunu belirmek yerinde olacaktır.
Başka bir ifade ile, yukarıda yer verilen müşteri geçiş oranları ve görevli
5 Pazar, Nisan 1998 yılında tamamen rekabete açılmıştır.
6 İlgili raporda, pazara yeni girenlerin, British Gas’a göre ortalama %9 iskonto uyguladığı belirtilmektedir.
Fakat bu durum kaynaklarda genellikle görevli şirketlerin yüksek fiyat uyguladığı şeklinde ele
alınmaktadır.
10-29/438-164
20
şirketlerin bölgesel pazar payları ülke örnekleri içinde en iyimser tabloyu
çizmektedir. Örneğin, elektrik piyasasında serbestleştirmeyi ilk başlatan ve
zengin hidroelektrik kaynakları ile ucuza elektrik üreten bir ülke konumundaki
Norveç, üretim ve toptan satış piyasasında oluşturduğu etkin rekabeti,
perakende seviyesinde tam olarak sağlayamamıştır. Bu ülkenin elektrik
pazarında 1990’da başlayan serbestleşme süreci, küçük müşterilerin de
tamamen serbest müşteri olmasıyla 1999’da tamamlanmıştır. Norveç elektrik
pazarının perakende seviyesine ilişkin bir araştırma, 2007 yılı itibariyle elektrik 760
dağıtımında görevli şirketlerin ortalama %10-15 yüksek tarife uygulamalarına
rağmen, bölgelerinin perakende satış seviyesinde %72 pazar payına sahip
olduğunu göstermektedir. Elektrik perakende pazarları rekabete açık
ülkelerde, görevli şirketten yeni bir sağlayıcıya geçen tüketicilerin ortalama
oranına aşağıdaki tabloda yer verilmiştir:
Tablo -16: Çeşitli ülkelerin elektrik pazarında küçük tüketicinin geçiş oranı
Ülke Rekabete Açılış Geçiş oranı (%) Görevli şirketin payı (%)
İngiltere 1999 47 53
İsveç 1999 32 68
Norveç 1997 28 72
İspanya 2003 7 93
Finlandiya 1998 11 89
Belçika 2003 12 88
Hollanda 2004 15 85
Almanya 1998 7 93
Fransa 2004 6 94
Danimarka 2003 2 98
Avrupa ülkelerinin doğal gaz perakende satış seviyesindeki geçiş oranlarına
gelindiğinde, bu pazarın rekabete açılmasında çeşitli sorunlarla
karşılaşılmaktadır. Elektrikten farklı olarak, gazın doğal bir kaynak olması,
üretimin az sayıdaki ülkenin elinde toplanması ve buna bağlı olarak birçok 770
ülkede henüz toptan satış piyasasının oluşturulamaması, var olan temin ve
toptan satış piyasalarında fiyat başta olmak üzere çeşitli parametrelerin şeffaf
olması, geçmişte milli şirketlerin dikey bütünleşmiş bir yapı ile piyasa
faaliyetlerini tek elden yürütmüş olması gibi sorunlar nedeniyle, bu alandaki
serbestleştirme çalışmalarının Avrupa ülkelerinde yavaş yürüdüğü ve hatta
ülkelerin bu pazarı rekabete açmakta isteksiz davrandığı söylenebilir. Öte
yandan, tam olarak rekabete açılan piyasalarda eski tekel şirketlerinden başka
temin kaynağı bulunamadığı için müşteriler, rekabetçi teklifler veren değişik
firmalar bulmakta zorluklarla karşılaşmaktadırlar. Bu nedenle müşteri geçiş
oranları çok düşük seviyelerde gerçekleşmektedir. Geçiş miktarlarına ilişkin 780
karşılaştırmalı tablo bulunmamakla birlikte, bu alanda en etkin piyasa
yapısının %18,4 yıllık geçiş oranı İngiltere ve %8,3 geçiş oranı ile Hollanda
olduğu görülmektedir. Avrupa’da da doğal gaz piyasalarının henüz
olgunlaşmamış olmasından dolayı geçiş miktarlarının düşük olduğu ve ayrıca,
sağlayıcıyı değiştirme konusunda elektrik tüketicilerinin doğal gaz
tüketicilerine göre daha aktif olduğu görülmektedir.
c.5. Elektrik ve Doğal Gaz Yakınsaması – Potansiyel Rekabet
Bir önceki bölümde, serbestleşme sürecinde dağıtım bölgelerinde yapılan
perakende satışlar bakımından yerleşik dağıtım firmalarının hakim durumda
olduğu ve yeni girişlerin zor olduğu belirtilmişti. Bu noktada, halihazırda zor 790
olan bu yeni girişlerin kimler ya da hangi teşebbüsler tarafından
10-29/438-164
21
gerçekleştirildiği, başka bir ifadeyle potansiyel rakiplerin kim olabileceği
sorusu ortaya çıkmaktadır. Türkiye’de dağıtım pazarlarının elektrik
bakımından henüz özelleştirme aşamasında, doğal gaz bakımından ise
özelleştirme ve bazı bölgeler için yatırım aşamasında olduğu ve henüz
serbestliğe geçişin sağlanmadığı dikkate alındığında, bu konuda da diğer ülke
örneklerinden yararlanmanın yerinde olacağı görülmektedir.
Serbestleşmenin en başarılı olduğu ülkelerden İngiltere doğal gaz ve elektrik
piyasalarının perakende seviyesinde görevli şirketlerin, bölgelerinde sahip
oldukları pazar paylarının zaman içindeki seyrine ilişkin (bir önceki bölümde 800
de yer verilen) tablo aşağıdadır:
Tablo -17: Görevli şirketlerin elektrik ve doğalgaz dağıtım bölgesindeki ortalama pazar
payları
Pazar Payı (%) Pazar Şirket
1994 1999 2001 2003
British Gas (görevli şirket) 100 75 67 61 Doğal gaz
Yeni giriş 0 25 33 39
Görevli şirket 100 90 70 59 Elektrik
Yeni giriş 0 10 20 41
Elektrik perakende satışları bakımından 2003 yılı itibarıyla İngiltere genelinde
teşebbüslerin payları ise aşağıdaki tablodan görülebilir:
Tablo -18: 2003 ve 2009 yılı sonu itibariyle hane halkına yapılan elektrik satışında ulusal
pazar payları
Şirket 2003 Pazar Payı (%) 2009 Pazar Payı (%)
British Gas (doğal gaz – görevli şirket) 24 22
EdF Energy (elektrik - görevli şirket) 14 13
PowerGen (elektrik - görevli şirket) 21 18
Npower (elektrik - görevli şirket) 15 15
SS Energy (elektrik - görevli şirket) 14 19
Scottish Power (elektrik - görevli şirket) 11 12
Bağımsız giriş yapanlar 1 1
TOPLAM 100 100
Yukarıdaki tabloda elektrik perakende satışında %24 pazar payına sahip
olduğu görülen British Gaz aslında gaz dağıtım faaliyeti yürüten görevli
teşebbüstür. Bu tabloda yer alan diğer şirketler ise İngiltere’deki 12 elektrik 810
dağıtım bölgesinde görevli olan şirketlerdir. Görevli olmayan şirketler ise
“bağımsız giriş yapanlar” başlığı altında toplanmıştır. Burada dikkat çekici ilk
nokta, doğal gaz şirketinin ulusal düzeyde elektrik perakende satış pazarında
görevli şirketlerden daha yüksek bir pazar payına sahip olmasıdır. Bu durum,
yukarıda da ifade edildiği gibi, görevli şirketlerin müşteriye ulaşma
konusundaki avantajlarından kaynaklanmaktadır. Şöyle ki; British Gaz,
geçmişte gaz satışı konusunda ülke boyutunda tekel olması ve söz konusu
araştırmanın yapıldığı tarihte bütün bölgelerde (BGas markasını kullanan
yavru şirketi Centrica vasıtasıyla) faaliyet göstermesi, doğal gaz müşterilerine
aynı zamanda elektrik de satarak pazara girme ve müşteri elde etmede, diğer 820
şirketlerden daha başarılı olmasına olanak sağlamaktadır. Almanya’da da
benzer şekilde elektrik perakende pazarındaki satışların yarısı, gaz şirketleri
tarafından gerçekleştirilmektedir.
Tablodan çıkarılan diğer bir sonuç ise, elektrik ve doğal gaz dağıtımında
görevli şirketlerin, ülke düzeyinde elektrik perakende pazarını elinde tuttuğu;
10-29/438-164
22
yeni giriş yapan bağımsız şirketlerin pazar payının ise %1’in altında kaldığı
hususudur.
Yukarıdaki tablolarda ortaya konulan ve İngiltere elektrik perakende
piyasasında yaşanan sürecin, İngiltere doğal gaz perakende piyasası için de
geçerli olduğu görülmektedir. 2003 yılında İngiltere’de doğal gaz perakende 830
pazarının hanehalkına yapılan perakende satış seviyesinde faaliyet gösteren
şirketlerin ulusal pazar paylarına aşağıdaki tabloda yer verilmiştir:
Tablo -19: 2003 ve 2009 yılı sonu itibariyle İngiltere ülke bazında hane halkına yapılan
doğalgaz satışlarına ilişkin teşebbüslerin payları
Şirket 2003 Pazar Payı (%) 2009 Pazar Payı (%)
British Gas (Doğal gaz - görevli şirket) 61 44
EdF Energy (elektrik-görevli şirket) 5 7
PowerGen (elektrik-görevli şirket) 12 13
Npower (elektrik-görevli şirket) 9 12
SS Energy (elektrik-görevli şirket) 7 15
Scottish Power (elektrik-görevli şirket) 6 9
Bağımsız giriş yapanlar TOPLAM 100 100
Tablodaki veriler, doğal gaz pazarının elektrik pazarına göre daha
yoğunlaşmış olduğunu göstermektedir. Elektrik pazarına benzer şekilde,
piyasaya bağımsız yeni girişlerin ihmal edilebilecek kadar küçük olduğu ve
pazarın ağırlıklı olarak görevli şirket British Gas tarafından kontrol edildiği
görülmektedir. Bu pazara rakip olarak giren oyuncuların ise, mevcut elektrik
müşterilerine doğal gaz pazarlayan görevli elektrik şirketleri olduğu 840
görülmektedir.
Serbestleşme tecrübesi yaşayan ülkelerde elektrik ve doğal gaz
görevli/yerleşik firmalarının birbirlerinin rakipleri olarak ortaya çıkmaları, bu
teşebbüslerin, birleşme/devralma vakalarında potansiyel rakip olarak
değerlendirilmeleri sonucunu beraberinde getirmiştir. Bu nedenle, özellikle
serbestleşmenin ilk yıllarında yaşanan tecrübeler de dikkate alınarak, gerek
Avrupa Komisyonu ve gerekse ülke uygulamalarında elektrik ve doğal gaz
şebekelerinin bütünleşmesine ilişkin yoğunlaşma kararlarında, yakınsama
konusunun ayrıntılı olarak ele alındığı görülmektedir.
İngiltere’den başlamak gerekirse, elektrik ve doğal gaz bütünleşmesinin 850
özellikle son dönemde daha detaylı bir şekilde değerlendirildiği görülmektedir.
İngiliz Enerji Komisyonu OFGEM tarafından elektrik ve gaz sektöründeki
yoğunlaşmalara ilişkin iki ayrı “politika belgesi” hazırlanmıştır. Bunlardan,
elektrik dağıtım sektöründeki yoğunlaşmalara ilişkin politika belgesi 2002
yılında, Doğal gaz dağıtımdaki yoğunlaşma politikası ise 2007 yılında
yayımlanmıştır. Bununla birlikte OFGEM, 7.12.2009 tarihinde yayımladığı
bildiride, elektrik ve gaz sektörlerindeki yoğunlaşmalara ilişkin politika
belgelerini, güncelleme ihtiyacından dolayı, geçici bir süre askıya alma
konusunu kamuoyunun görüşüne açmıştır. Komisyon bu bildirisinde, diğer
konuların yanında, elektrik ve gaz şebekelerine sahip şirketler arasındaki 860
yoğunlaşmaların da gözden geçirme sürecinde ele alınacağını ifade etmiştir.
Komisyon, 02.02.2010 tarihinde yayımladığı kararında ise, enerji
sektörlerindeki yoğunlaşmalara ilişkin politikasını, gözden geçirme işlemi
tamamlanana karar askıya aldığını, yeni bir politika oluşturulana kadar
yapılacak başvuruları vaka bazında değerlendireceğini ilan etmiştir. Bu
10-29/438-164
23
gelişmelerden anlaşılmaktadır ki, perakende seviyesinin rekabete açılmasında
en büyük tecrübeye sahip ülkelerin başında gelen İngiltere’de, elektrik ve gaz
şebekelerinin sahiplik bakımından çakışmasına daha hassas yaklaşmaya
başlanmıştır.
Elektrik ve gaz sektörleri arasındaki birleşme girişimlerinden birisi de Gaz 870
Natural/Endesa dosyasıdır. İspanya gaz sektöründe faaliyet gösteren Gaz
Natural ve aynı ülkede elektrik sektöründe faaliyet gösteren Endesa’nın 2005
yılında yaptıkları birleşme başvurusu, İspanya Enerji Komisyonu ve İspanya
rekabet otoritesi tarafından ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Enerji Komisyonu,
bildirilen başvurunun elektrik ve gaz sektörünün çeşitli seviyelerinde rekabet
problemlerine yol açtığı yönünde değerlendirmelerde bulunmuştur. Komisyon,
elektrik ve gaz perakende pazarına ilişkin olarak ise, bildirilen işlemin ilgili
ürün pazarlarında mevcut hakim durumu güçlendireceği ve önemli bir rakibi
ortadan kaldıracağını belirtilmiştir. Yoğunlaşma işleminin, perakende satış
pazarında yaratacağı rekabet sorunlarını gidermeye yönelik olarak ise, 880
tarafların şebekelerinin kesiştiği bölgelerde gaz şebekesini ve belirli bir
müşteri portföyünü devretme koşulu getirilmiştir.
Yine, 2008 yılında, İspanya’da, Gas Natural’in Union Fenosa’yı devralmasına
ilişkin başvurunun değerlendirmesinde de elektrik ve doğal gaz dağıtım
bölgelerinin kesişmesi konusunun yer aldığı görülmektedir. Gaz Natural,
İspanya’nın büyük bölümünde gaz dağıtımını elinde tutarken, Union Fenosa
ise ülkenin elektrik dağıtımının %14’ünde faaliyet göstermektedir. Dolayısıyla,
devralmanın sonucu olarak teşebbüslerin bazı bölgelerde ikili fiyat sunma
avantajı ile rekabet avantajı elde edeceği değerlendirmesi yapılmıştır. Söz
konusu devralma işleminin olumsuz etkilerini bertaraf etmek için Gas Natural, 890
Union Fenosa’nın perakende satış yapan firmasını, Gas Natural’den bağımsız
olarak faaliyet gösterecek şekilde elinde tutmayı taahhüt etmiştir. Bunun
yanında Gas Natural, kesişmeye konu olan bölgelerde toplam 600.000
noktaya hizmet veren gaz dağıtım ağını devretmeyi de taahhüt etmiştir.
Yakınsayan pazarlar ile ilgili olarak Avrupa Komisyonu, Eni/EDP/GDP
kararında geniş değerlendirmelerde bulunmuştur. Burada, söz konusu karara
geniş bir biçimde yer vermek yerinde olacaktır. EDP, Portekiz’de faaliyet
gösteren bir elektrik şirketi, GDP ise aynı ülkede etkin olan bir doğal gaz
şirketidir. ENI ise bir İtalyan enerji şirketidir.
Komisyona bildirilen bu yoğunlaşma işlemi, ENI ve EDP tarafından GDP’nin 900
ortak kontrolünün devralınmasına ilişkindir. Bu dosyada Komisyon, perakende
pazarını, (i) büyük endüstriyel tüketiciler ve (ii) küçük tüketiciler-hanehalkı
olarak ikiye ayırmıştır. Sonuçta Komisyon, doğal gaz ve elektrik pazarında
mevcut hakim durumun güçlenmesine neden olacağı için işleme izin
vermemiştir. Komisyon’un, dosyada elektrik ve doğal gaz pazarlarına ilişkin
değerlendirmesi şu şekildedir:
Elektrik pazarı: Komisyon bu kararında, elektrik toptan satış pazarında ve
perakende satış pazarında EDP’nin mevcut hakim durumunun güçleneceğini
belirtmiştir. Perakende pazarıyla ilgili olarak Komisyon, EDP’nin hakim
durumda olduğu, tek potansiyel rakibinin geniş bir müşteri çevresi, tanınmış 910
markası ve ikili enerji teklifi yapma imkanı bulunan GDP olduğu, bu nedenle
GDP’yi devralmasının bu pazarda önemli potansiyel bir rakibi ortadan
kaldıracağı kanaatine ulaşmıştır.
10-29/438-164
24
Doğal gaz pazarı: Komisyon, bildirilen işlemin, doğal gaz pazarının her
seviyesinde GDP’nin hakim durumunu güçlendireceği sonucuna varmıştır.
Doğal gazın perakende satış pazarıyla ilgili olarak Komisyon, GDP’nin hakim
durumda olduğu, bu pazardaki potansiyel rakibinin elektrik şirketi EDP olduğu,
bu işlem sonucunda bu potansiyel rakibin ortadan kalkması nedeniyle
GDP’nin hakim durumunun güçleneceği ve pazara giriş engelleri yaratılacağı
sonucuna ulaşmıştır. Komisyon bu kararında, İspanya düzenleyici otoritesinin, 920
gaz ve elektrikteki görevli şirketlerin birbirinin pazarlarına girme konusunda en
uygun potansiyel rakipler olduğu şeklindeki görüşlerine de yer vermiştir.
Yukarıdaki örneklerde, elektrik ve doğal gaz dağıtımının birbirlerinin potansiyel
rakibi olarak kabul edilmelerine dayanan Komisyon ve üye ülke yaklaşımları
görülmektedir. Bu örnek kararlarda Türkiye uygulamaları bakımından farklılık
arz eden hususların başında, söz konusu ülkelerde fiili olarak perakende
seviyesinde rekabetin başlamış olması, ayrıca ilgili kararlarda yer alan
teşebbüslerin ülke çapında dikey bütünleşmiş yapıları gelmektedir.
c.6. Kanun’un 7. Maddesi Kapsamında Elektrik ve Doğal Gaz
Yakınsaması 930
Bir önceki bölüm esas itibarıyla; perakende satış piyasalarının serbestleşme
sürecinde elektrik ve doğal gaz şebekelerini elinde tutan teşebbüslerin
birbirlerinin potansiyel rakipleri konumunda olduklarını ortaya koyan teori ve
ülke tecrübelerini içermektedir. Şüphesiz, sadece söz konusu tespitten
hareketle, herhangi bir kesişmeye yol açan devir işleminin 4054 sayılı
Kanunun 7. maddesi kapsamında izin verilemez bir durum olduğunu ileri
sürmek söz konusu değildir. Elektrik dağıtım özelleştirmeleri kapsamında
elektrik ve doğal gaz dağıtım bölgelerinin kesişmesinden dolayı yakınsayan
pazarlar kavramı altında yapılacak değerlendirmelerde belirleyici olan unsur,
4054 sayılı Kanun’un 7. maddesidir. 940
“Madde 7 - Bir ya da birden fazla teşebbüsün hâkim durum yaratmaya veya
hâkim durumlarını daha da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut
bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli
ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir
teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık
paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma
yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere,
devralması hukuka aykırı ve yasaktır.”
Bu bağlamda, devre konu elektrik dağıtım bölgelerini devralacak teşebbüsün,
görevli olduğu bölgede elektrik perakende satışında hakim durumda olup 950
olmadığı, devralan teşebbüsün aynı bölgede doğal gaz dağıtımında görevli
olması halinde bunun söz konusu hakim durumu güçlendirip
güçlendirmeyeceği, ayrıca bu durumun rekabetin önemli ölçüde azaltılması
sonucu doğurup doğurmayacağı hususlarının değerlendirilmesi
gerekmektedir.
Geçiş maliyetlerine ilişkin bölümde ifade edildiği üzere, görevli şirketler, çeşitli
nedenlerden dolayı bölgelerinde önemli bir pazar gücüne sahip olmaktadırlar.
Gerçekte, görevli şirketin sahip olduğu pazar gücü ve rekabetçi avantaj,
dağıtım şebekesini elinde tutmasından kaynaklanmaktadır. Şebekeyi kontrol
etmekten ve o bölgede yerleşik olmaktan kaynaklanan rekabet avantajı geçiş 960
10-29/438-164
25
maliyetleri, müşteriye doğrudan ulaşma ve pazarlama teknikleri ile ilgili
bulunmaktadır.
Teknolojik ve ekonomik gelişmelere bağlı olarak tüketici ihtiyaç ve tercihleri
devamlı değişmektedir. Daha önceden ürünleri en ucuz ve verimli şekilde
üretmeyi ve tüketiciye ulaştırmayı amaçlayan, şirketlerin tek taraflı kararlarına
bağlı yönetim ve pazarlama teknikleri, tüketici gelir düzeyindeki artışlara
paralel olarak yerini, şirketlerin üretim ve pazarlama kararlarını müşterilerin
ihtiyaç, istek ve ilgi alanlarına göre şekillendirdiği bir anlayışa bırakmıştır. Bu
yeni pazarlama anlayışı içerisinde şirketler, üretim ve pazarlama
pozisyonlarını, belirli bir hedef müşteri kitlesini dikkate alarak 970
oluşturmaktadırlar. Pazarlama alanındaki bu gelişmelerin, elektrik ve gaz
sektörlerindeki faaliyetleri de etkilediği görülmektedir. Bir şebekeyi elinde tutan
görevli şirketlerin sahip olacağı pazarlama avantajları şu şekilde özetlenebilir:
Marka tanınmışlığı: Görevli şirketlerin, bölgelerinde yüksek oranda
marka tanımışlığı bulunmaktadır.
Müşteri Farkındalığı: Pazarlama teorilerinde müşterilerin alım kararını
etkileyen ilk unsurların; bir ihtiyacın ortaya çıkması ve müşterilerin bu
ihtiyacı giderecek sağlayıcıların farkında olması şeklinde sıralandığı
görülmektedir. Bölgeye dışarıdan gelen bir şirket, ulusal boyutta marka
tanınmışlığına sahip olsa bile, yerel boyutta müşterilerin dikkatini 980
çekmeyebilir.
Promosyon/Doğrudan pazarlama: Doğrudan pazarlamanın, başka bir
ifade ile çeşitli araçlar yoluyla veya müşteri ile yüz yüze karşılıklı olarak
iletişimde bulunma ve cevap alabilme yönteminin önemi artmaktadır.
Görevli şirketler, geçiş maliyetlerine ilişkin bölümde değinildiği üzere,
doğrudan pazarlama konusunda diğerlerine göre daha avantajlıdırlar.
Hatta ülke örnekleri, şebekeyi kontrol eden şirketlerin iş sahalarını, gaz
ve elektrik dışında, internet, kablo TV hizmeti ve klima satışına kadar
uzatabilmektedir.
Lojistik: Lojistik, ürünlerin ve pazarlama parametrelerine ilişkin bilgilerin, 990
üretim merkezinden müşteriye ulaştığı noktaya kadar verimli ve etkin bir
şekilde akışına ilişkin planlama, uygulama ve kontrol prosesini ifade
etmektedir. Hizmet sektörü açısından değerlendirildiğinde ise lojistik,
maddi olmayan ürünlerin en düşük maliyetle ve kaliteli bir şekilde
müşteriye ulaşmasına yönelik etkinliklerin koordine edilmesini ifade
etmektedir. Görevli şirketler, bölgelerinde, lojistik kapsamında
değerlendirilebilecek dağıtım, promosyon, talep idaresi ve bilgi akışı
konusunda diğer şirketlere göre daha avantajlıdırlar. Öte yandan,
lojistikle ilgili yaklaşımlar, bir şirketin bölgede rekabet yaratabilmesi için,
fiziksel olarak bir bölgede bulunmasının önemini göstermektedir. Yine 1000
bu çerçevede, görevli şirketlerin bölgelerinde önemli bir insan kaynağına
sahip bulunmaları ve müşteri ilişkilerindeki üstünlükleri, bu şirketlere
önemli bir pazar gücü sağlamaktadır.
Özellikle bu piyasaların serbestleşmesinin ilk yıllarında, elektrik ve gaz
şirketlerinin pazar güçleri ve pazar payları dikkate alındığında bu şirketlerin
görevli oldukları bölgenin perakende satış seviyesinde hakim durumda
olacakları öngörülebilir. Bu noktada, bir bölgenin elektrik ve doğal gaz
10-29/438-164
26
faaliyetlerini aynı teşebbüsün devralmasına ilişkin değerlendirirken, 1997/1
sayılı Tebliğ’in
“Birleşme ve Devralmaların Değerlendirilmesi 1010
Madde 6- Rekabet Kurulu, birleşme ve devralmaları Kanun’un 7 nci ve
müteakip maddeleri çerçevesinde değerlendirir. Bu değerlendirmede özellikle:
a) İlgili piyasanın yapısı ve ülke içinde veya dışında yerleşmiş olan
teşebbüslerin fiili ve potansiyel rekabeti bakımından ülkedeki etkin rekabetin
korunması ve geliştirilmesi ihtiyacı;
b) İlgili teşebbüslerin, pazardaki durumu, ekonomik ve mali güçleri, sağlayıcı ve
kullanıcı bulabilme alternatifleri, arz kaynaklarına ulaşabilme veya pazarlara
giriş olanakları; pazara girişte herhangi bir yasal veya diğer giriş engelleri, ilgili
mal ve hizmetlere olan arz-talep eğilimleri, aracı ve son tüketicilerin menfaatleri,
rekabet engeli şeklinde olmayan ve tüketiciye avantajlar sağlayan teknik ve 1020
ekonomik süreçteki gelişmeler ve diğer hususlar göz önünde tutulur.”
şeklindeki 6. maddesini göz önünde bulundurmak yerinde olacaktır. Aynı
bölgedeki elektrik ve gaz dağıtım şirketleri arasındaki birleşme ve
devralmalarda değerlendirilmesi gereken husus, operasyonlar ve pazarlama
açısından hayati öneme sahip olan ve maliklerine rekabet avantajı sunan iki
şebekenin tek elde toplanmasının rekabet üzerinde yaratacağı etkilerdir. Bu
değerlendirmenin, ülkenin sahip olduğu mevzuata göre farklı değerlendirilmesi
olasıdır. Örneğin, elektrik ve doğal gaz sektörlerinin perakende seviyesini
rekabete açmamış olan bir ülkede, söz konusu iki şebekenin aynı elde
toplanmasına müsaade edilebilir, hatta bu yoğunlaşmanın doğuracağı 1030
etkinlikler ve bunların tüketicilere yansıması dikkate alınarak, şebekelerin aynı
elde toplanması desteklenebilir. İlgili sektörlerin perakende seviyesinin
rekabete açık olmasının hedeflenmesi halinde ise, aynı bölgedeki şebekelerin
tek elde toplanması, söz konusu görevli şirketin potansiyel rakibinin ortadan
kalkması yönüyle bir değerlendirmeyi gerekli kılacaktır. Bu konuya ilişkin
gerekçe ve açıklamalara aşağıda başlıklar halinde yer verilmiştir:
Rakip veya potansiyel rakip olma hususu: Bir bölgedeki görevli şirket,
şebekeden doğan dışsallıkları kullanarak, aynı müşteriye hem elektrik
hem de gaz pazarlayabilmektedir. Bölgeye diğer bölgelerden girişlerin
önündeki engeller dikkate aldığında, söz konusu şebekeleri elinde tutan 1040
şirketlerin, görev bölgelerinde birbirlerinin mevcut veya potansiyel en
büyük rakibi olduğu ortadır. Bu iki şebekenin birleşmesi ise mevcut veya
potansiyel en büyük rakibin ortadan kalkması anlamına gelecektir.
İkili enerji teklif etme olanağı: Görevli şirketler, bölgelerinde güçlü bir
müşteri tabanına sahiptirler. Elektrik ve gazı birlikte, en uygun koşullarla
müşteriye teklif edebilme ve bu sayede müşteri tabanlarını artırabilme
olanağına sahip bu şirketler, bölgede görevli elektrik ve doğal gaz
şirketleridir. Bunlar arasındaki bir yoğunlaşma sonrasında oluşacak yeni
şirket sahip olacağı “portföy etkisiyle”7, rakipleri harekete geçemeden
doğrudan ikili enerji sunan bir konuma geçecektir. Bu ise, ilgili 1050
pazarlardaki hakim durumu güçlendirecek ve özellikle rekabetin az
olduğu doğal gaz pazarında giriş engelleri yaratabilecektir.
7 Portföy Etkisi: Hakim durum olmasa bile, tarafların bir pazar gücüne sahip olduğu ve komşu ya da
ilişkili pazarlarda satılan ürünleri konu alan birleşmeler sonucu ortaya çıkabilecek rekabetçi ve anti-
rekabetçi etkiler.
10-29/438-164
27
Bu değerlendirmeler ışığında, bir elektrik dağıtım bölgesinin, bu bölgede doğal
gaz dağıtım faaliyetleri olan bir teşebbüs tarafından devralınmasının,
-potansiyel rekabet bakımından ülkedeki etkin rekabetin korunması ve
geliştirilmesi ihtiyacı- yönünden değerlendirilebileceği görülmektedir. Bu
noktada ortaya çıkan soru, her türlü çakışmanın, Kanun’un 7. maddesi
kapsamında izin verilemez (per se yasaklanmış) bir bütünleşme olarak
değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususudur.
Yukarıda yer verilen 1997/1 sayılı Tebliğ’in “Birleşme ve Devralmaların 1060
Değerlendirilmesi” başlıklı 6. maddesinde, birleşme ve devralmaların
değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekenler arasında, potansiyel
rekabetin korunmasının yanında, son tüketicinin menfaatlerine de yer
verildiği görülmektedir. Bu noktada, devir işlemlerinin değerlendirilmesinde,
devralma işleminin yol açacağı “son tüketicinin menfaatlerine uygun olan olası
etkinlikleri” de dikkate almak gerekmektedir. Söz konusu etkinlikler; sabit
maliyetlerde azalma, elektrik ve gaz işletmesindeki ölçek ekonomileri ve yeni
ürün yelpazesi oluşturabilmenin sağlayacağı talep yönlü etkinlikler olabilir. Bu
noktada, homojen olan elektrik ürünü bakımından müşterilerin gözünde en
temel belirleyicinin fiyat olduğu dikkate alındığında, kesişmenin, etkinlik ve 1070
benzeri sebeplerle fiyat üzerinde olumlu etkisinin bulunup bulunmadığını
ortaya koymak gerekecektir. Bu noktada, daha önceki bölümlerde de yer
verilen, elektrik ve doğal gaz dağıtım ve perakende faaliyetleri bakımından
enerji satış bedelinin basitleştirilmiş formülüne dönmek yerinde olacaktır:
Görevli şirket enerji satış fiyatı = dağıtım bedeli + enerji bedeli
Kararın bu bölümüne kadar ağırlıklı olarak, aynı teşebbüsün elektrik ve doğal
gaz dağıtım faaliyetlerini elinde tutmasının, perakende satış faaliyetlerinde
rekabetin oluşmasını zorlaştıracağı ve bunun yansımasının da yukarıdaki
formülde yer alan enerji bedelinin artmasına ve tüketicinin daha pahalı ürün
almasına neden olabileceği üzerinde durulmuştur. Bununla birlikte, aynı 1080
bölgedeki şebeke faaliyetlerinin tek teşebbüs tarafından yürütülmesinin
doğuracağı etkinliğin, yukarıdaki formülde yer alan ve tarifeye bağlı olan
dağıtım bedeline yansıtılacağını, dolayısıyla böyle bir kesişmenin esas
itibarıyla tüketici yararına olacağını öne süren görüşler de mevcuttur. Elektrik
dağıtım özelleştirmeleri sürecinde ÖİB ile yapılan görüşmeler kapsamında,
hem doğal gaz hem de elektrik şebeke faaliyetleri gösteren şirketlerin, elde
ettikleri sinerjiden dolayı maliyetleri düşürme fırsatı yakaladıkları ve bunun,
toplam maliyetlerde %5-10 civarında bir azalmayı mümkün kıldığı
belirtilmektedir. Söz konusu sinerjinin %63’ünün çakışmadan dolayı değil
genel olarak ölçek ekonomilerinden kaynaklandığı, başka bir ifadeyle, farklı 1090
bölgelerde şebekeler söz konusu olsa bile bu sinerjinin mümkün olduğu;
geriye kalan %37 oranındaki sinerjinin ise, aynı bölgedeki dağıtım
faaliyetlerinin tek teşebbüs tarafından gerçekleştirilmesi halinde ortaya çıktığı
ifade edilmektedir. Buradan hareketle, aynı bölgedeki şebekelerin tek
teşebbüs tarafından yürütülmesinin, yaratılan sinerji bakımından dağıtım
maliyetlerinin %2-4 oranında düşürdüğü görülmektedir. Çakışmanın olumlu
yönlerinin ağır bastığını öne süren bu görüşte, aşağıdaki argümanlar öne
çıkmaktadır:
10-29/438-164
28
Şebekelerin aynı teşebbüs tarafından yürütülmesi maliyetlerde %2-4 1100
arası bir azalmaya yol açacaktır.
Çakışmanın ölçeği arttıkça, maliyetlerdeki düşüş oranı da artacaktır.
Dağıtım faaliyetleri ve dağıtım bedelleri tarifeye bağlı olduğu için,
düzenleyici kurum tarafından, maliyetlerdeki bu düşüşün tüketiciye
yansıtılması imkanı bulunmaktadır.
İki şebekenin gerek teknik gerekse organizasyonel bakımdan tam
entegrasyonunu sağlamaktaki zorluklar, bu durumun giriş engeli olarak
kullanılmasını güç hale getirmektedir.
Bu noktada, yakınsayan elektrik ve doğal gaz dağıtımının bazı bölgelerde
kesişmesi konusunun hangi ölçekte olursa olsun izin verilemez bir durum 1110
olarak değerlendirilemeyeceği, söz konusu kesişmelerde, konunun olumlu ve
olumsuz etkilerinin ortaya konularak her dosya bazında muhakeme
kurallarının (rule of reason) uygulanmasının yerinde olacağı anlaşılmaktadır.
Bu yönde yapılacak değerlendirmede dikkate alınması gereken unsurlar
şunlar olmalıdır:
i. Türkiye Serbestleşme Süreci
ii. Düzenleyici Kurumun Rolü
iii. Son Tüketici Yararı – Kesişmenin Fiyata Etkisi
iv. Potansiyel Rekabet
i. Türkiye Serbestleşme Süreci 1120
Daha önceki bölümlerde de sık sık tekrarlandığı üzere, Türkiye elektrik ve
doğal gaz sektörleri serbestleşme süreci içindedir. Bu nedenle, yakınsayan
pazarlar olmaları sebebiyle aynı bölgedeki elektrik ve doğal gaz şebekelerinin
tek elde toplanmasının hakim durum değerlendirmesinde bir sorun yaratıp
yaratmadığı hususu da sektörlerin fiili durumları üzerinde yapılan
değerlendirmeleri değil; özellikle Avrupa ülke örneklerinde yaşanan
serbestleşme tecrübesi ve bu tecrübe kapsamında ortaya çıkan literatüre
dayanılarak yapılan değerlendirmeleri kapsamaktadır. Bu değerlendirmeler
de, ancak geçiş döneminin ardından (mevcut mevzuat kapsamında 2013
yılından itibaren) elektrik ve doğal gaz perakende piyasalarının rekabete 1130
açılacak olması hedefi çerçevesinde yapılmaktadır. Hiç şüphesiz, piyasalarda
rekabetin korunması bakımından 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi
kapsamında ex ante olarak yapılan birleşme-devralma değerlendirmelerinde,
piyasanın geleceğine dönük değerlendirmeler de etkin ve anlamlıdır. Ancak,
bu noktada piyasaların geleceğine dönük değerlendirmelerde kısa, orta ve
uzun dönem beklentilerin bir bütün olarak değerlendirilmesi yerinde olacaktır.
Bu durumda, yakınsayan pazarlara ilişkin değerlendirmelerde olduğu üzere
Avrupa ülkelerinin tecrübelerini dikkate almak yerinde olacaktır. Gerek Avrupa
Komisyonu ve gerekse üye ülkelerin rekabet hukuku uygulamalarında da
elektrik ve doğal gaz sektörlerine ilişkin ilgili pazar ve ilgili ürün pazarı 1140
tanımlarının serbestleşme süreci ile birlikte değişikliklere uğradığı
görülmektedir. Örneğin, Almanya uygulamalarında, hanehalkı ve küçük ticari
işletmelere yapılan satışlar bakımından genellikle şehir ve belediyelere yönelik
coğrafi pazar tanımları yapılırken, son dönemde, bu tanımın ulusal ölçekte
genişletilmesi yönünde bir yaklaşımın başladığı görülmektedir. Diğer ülke
uygulamalarına bakıldığında da, fiili durumda sektörün rekabetçi yapısında
10-29/438-164
29
ağırlıklı olarak, az sayıda ve dikey bütünleşik firmanın faaliyet gösterdiği bir
yapının söz konusu olduğu anlaşılmaktadır.
Şöyle ki; Almanya piyasa yapısına bakıldığında, üretimin yaklaşık %70’ini
elinde bulunduran dört teşebbüsün, perakende seviyesinde de pazar payı 1150
bakımından aynı orana ulaştığı görülmektedir. Almanya’da bu dört
teşebbüsün dışında 800’den fazla elektrik dağıtım ve perakende şirketi ile
700’e yakın küçük belediyelere ait doğal gaz dağıtım ve perakende şirketinin
olduğu bir yapı söz konusudur. İtalya’da, üretimde yoğunlaşma görece düşük
olup, Enel’in %25 ile en büyük paya sahip olduğu, bununla birlikte dağıtım
ağının büyük bölümünün ve perakende satışların yaklaşık %50’sinin Enel
tarafından gerçekleştirildiği görülmektedir. Doğal gaz piyasaları bakımındansa
ENİ, Enel ve Edison’un tedarik pazarının yaklaşık %75’ini kontrol ettiği, buna
karşın perakende seviyesinde ENI ve ENEL’in toplam pazar paylarının %60’a
yaklaştığı görülmektedir. 1160
Ülke örneklerine ilişkin bölümde belirtildiği üzere, perakende piyasalarının
rekabete açılmasında en fazla yol kateden ülke olan İngiltere’de dahi, şebeke
sahipliği bakımından dağıtım bölgelerinin kesişmesi konusu 2010 yılında
hazırlanma aşamasında olan politika belgesi kapsamında tartışmaya
açılmıştır. Dağıtım şebekelerinin kesişmesinin rekabet hukuku kapsamında
değerlendirmeye tabi tutulduğu ülkelerden biri İspanya’dır. 2008 yılında yetkili
otoriteler tarafından değerlendirilen Gas Natural/Union Fenosa devralması
örneğinde de, Gas Natural’in, İspanya doğal gaz dağıtım faaliyetlerinin
neredeyse tamamını elinde tutan teşebbüs; Union Fenosa’nın ise elektrik
dağıtımının %14’ünü elinde tutan teşebbüs olduğu görülmektedir. Bütün bu 1170
örnekler de göstermektedir ki, perakende piyasasında oluşması beklenen
rekabetçi yapı, esas itibarıyla, elektrik ve doğal gaz piyasalarındaki değer
zincirlerinin farklı aşamalarında da faaliyet gösteren sınırlı sayıda teşebbüsler
arasında gerçekleşmektedir.
Avrupa örnekleri bakımından dikkate alınması gereken bir nokta da, bu
ülkelerde altyapı çalışmalarının büyük ölçüde tamamlanmış olmasıdır.
Türkiye örneğinde ise, doğal gaz piyasasının büyük bölümünün henüz
yatırım aşamasında olduğu ve tam olgunlaşmadığı, elektrik
piyasalarının, olgunlaşmış olmakla birlikte, dağıtım faaliyetleri
bakımından bir takım yatırımlara ihtiyaç duyduğu bir yapı mevcuttur. 1180
Ayrıca, elektrik piyasaları bakımından, dağıtım faaliyetlerinde
gerçekleşen kayıp-kaçak oranlarının yüksekliğinin de, dağıtımda
etkinliğin sağlamasının, Türkiye bakımından, Avrupa ülkelerine kıyasla
daha öncelikli hale gelmesine sebep olmaktadır.
ii. Etkinlik - Son Tüketici Yararı – Kesişmenin Fiyata Etkisi
Yukarıda da belirtildiği üzere, elektrik ve doğal gaz yakınsamasına ilişkin
değerlendirmede, özellikle elektrikte yüksek kayıp-kaçak oranları ile doğal
gazda dağıtım ağını yaygınlaştırmaya ilişkin yatırım gereksinimi, Türkiye
bakımından, konunun değerlendirmesinde “sinerjiden dolayı sağlanabilecek
etkinlikler” konusunun önemini artırmaktadır. Bu durumda, yakınsamadan 1190
dolayı perakende seviyesinin serbestleşmesi sürecinde oluşabilecek
olumsuzluklar ile, aynı bölgedeki iki şebekenin entegrasyonunun sağladığı
etkinlikten kaynaklanan maliyet avantajlarının değerlendirmeye tabi tutulması
gerekmektedir.
10-29/438-164
30
Şüphesiz, bu yönde oluşacak etkinliğin tarifelere yansıtılması, tüketici
bakımından olumlu sonuçlar doğuracaktır. Bununla birlikte, dağıtım ve
perakende satış faaliyetleri, geçiş döneminin sonuna kadar bütünleşik bir
yapıda olsa da, perakende faaliyetlerinin, geçiş döneminin ardından hukuki
ayrıştırmaya tabi tutulacağı görülmektedir. Bu noktada, tüketiciye yansıyan
fiyat içerisinde dağıtım hizmet bedelleri tarifeye bağlı olsa da, satın alınan 1200
enerjinin bedelini rekabetçi yapı belirleyecektir. Dolayısıyla, aynı bölgedeki
elektrik ve doğal gaz şebekesinin tek bir teşebbüs elinde toplanmasının
etkilerinin değerlendirmesinde; dağıtım hizmet bedellerinde sinerjiden dolayı
yaşanabilecek olumlu katkı ile potansiyel rekabetin ortadan kalkmasının enerji
bedeline olumsuz etkisinin karşılaştırmaya tabi tutulması gerekliliği ortaya
çıkmaktadır.
Bu yönde bir karşılaştırmada ortaya çıkan ilk zorluk; sinerjiden kaynaklanan
maliyetlerdeki düşüş hesaplanabilir nitelikteyken (%2-4 oranında), potansiyel
rekabetin ortadan kalkmasının ileride fiyatları ne şekilde etkileyeceğine ilişkin
bir hesaplama yapılmasının mümkün olmamasıdır. Bu nedenle, yapılacak 1210
değerlendirmede, Türkiye elektrik ve doğal gaz sektörlerinin perakende
piyasalarının rekabete açılması ile birlikte, hedeflenen yapıda hangi
ölçekteki bölge ya da şehirlerin, potansiyel perakende teşebbüslerin
oluşmasını sağlayacağının, ayrıca hangi ölçekteki çakışmaların
potansiyel olarak bir perakende teşebbüsünü ortadan kaldıracağının göz
önünde bulundurulması gerekecektir. Bu yaklaşım, esas itibarıyla, küçük
ölçekli şehirlerdeki çakışmalarda ölçek ekonomisinin sağlanarak
etkinliğin artırılmasının ön planda tutulması, büyük ölçekli şehirlerde ise,
çakışmanın ortadan kaldıracağı potansiyel rekabetin değerlendirmede
dikkate alınması sonucunu doğurmaktadır. 1220
iii. Potansiyel Rekabet
Bir önceki bölümde de görüldüğü üzere, bildirime konu işlemin Kanun’un 7.
maddesi kapsamında değerlendirmesinde kilit noktayı potansiyel rekabet
konusu oluşturmaktadır.
Potansiyel rakipleri konu alan birleşmeler, birleşme olmasa idi gerçek rakip
olacakları varsayılan veya zaten pazardaki rekabet üzerinde etkisi bulunan
teşebbüsleri konu almakla, yatay rekabete işaret etmektedir. Potansiyel
rekabet teorisi, birleşme sırasında ilgili pazarda faaliyette bulunmamasına
rağmen, konumu itibarıyla bu pazara girebilecek durumda olan ve dolayısıyla
potansiyel rakip olan bir teşebbüsün, birleşme yoluyla pazara girmesi 1230
sebebiyle, pazardaki teşebbüsler üzerindeki etkisinin ortadan kalkacağına
işaret etmektedir. Bu etkinin ortadan kalkmasıyla, pazarda yer alan
teşebbüsler, üzerlerinde daha az bir rekabetçi baskı hissedecekler ve hakim
durumda olan teşebbüslerin pazar gücü daha da artacaktır. Söz konusu teori
daha ziyade aynı ürün pazarında ama farklı coğrafi pazarlarda faaliyet
gösteren teşebbüsler bakımından söz konusu olmakla birlikte, ilişkili ya da
komşu pazarlarda faaliyet gösteren teşebbüsler bakımından da gündeme
gelmiştir.
Avrupa Birliği uygulamaları açısından potansiyel rekabetin birleşme ve
devralmalar bağlamında kısıtlanmasına ilişkin hususlar Avrupa 1240
Komisyonu’nun yayınladığı 2004/C 31/03 sayılı “Teşebbüsler Arası
Birleşmelerin Kontrolü Kapsamında Yatay Birleşmelerin Değerlendirilmesi
10-29/438-164
31
Rehberi”nde (Rehber) de konu edilmiştir. Rehberde “Potansiyel Rakip ile
Birleşme” başlığını taşıyan 58-60. paragraflarında ilgili pazarda faaliyet
gösteren bir teşebbüsün o pazardaki potansiyel bir rakibi devralmasının, aynı
pazarda faaliyet gösteren iki rakibin birleşmesine benzer şekilde koordinasyon
doğurucu olan veya olmayan rekabeti bozucu etkilere neden olabileceği
belirtilmiştir. Söz konusu rekabeti bozucu etkilerin ortaya çıkabilmesi için
potansiyel rakibin ilgili pazara girmesini kolay kılacak ve önemli batık
maliyetler yaratmayacak varlıklara sahip olması gerektiği vurgulanmıştır. 1250
Rekabeti kısıtlayacak bu etkilerin özellikle, devralınan tarafın gerekli batık
maliyetleri üstlenmeye olan yatkınlığının yüksek olduğu alanlarda ortaya
çıkabileceği ifade edilmiştir. Bahse konu Rehber, bu çerçevede potansiyel bir
rakibin devralınmasının rekabeti kısıtlayıcı ciddi etkiler yaratabilmesi için iki
temel unsurun varlığının aranması gerektiğini vurgulamıştır:
Potansiyel rakibin hali hazırda ciddi bir rekabetçi etki unsuruna sahip
olması ya da etkin bir rekabetçi güç olabilme ihtimali.
Yeterli rekabetçi baskı yaratabilecek yeterli sayıda başka potansiyel
rakibin olmaması.
Bir elektrik dağıtım bölgesindeki en büyük potansiyel rakibin aynı bölgede 1260
görevli doğal gaz dağıtım şirketi olduğu yukarıda aktarılan örnek ve
analizlerde ortaya konmaktadır. Bu bağlamda söz konusu devir çerçevesinde
Rehber’in ilk şartının sağlandığı öne sürülebilir. Öte yandan, bir elektrik
dağıtım bölgesinde görevli teşebbüsün perakende elektrik satışı pazarındaki
potansiyel rakiplerinin sadece o bölgede görevli doğal gaz dağıtım şirketi değil
–elektrik piyasasının serbestleştirilmesinden beklenen piyasa tasarımı
kapsamında- başka bölgelerdeki elektrik dağıtım şirketlerinin de olabildiği
görülmektedir. Bu durumun, devam etmekte olan özelleştirme sürecinde söz
konusu olabilecek şebeke çakışmalarının doğrudan yasaklanması yerine,
dosya özelinde alıcı tarafların özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmesi 1270
gerekliliğini ortaya çıkardığı açıktır.
ABD uygulamaları bakımından ‘Potansiyel Rekabet Doktrininde’ gerçek ve
algılanan potansiyel rekabet olmak üzere iki başlık açmak mümkün olmakla
birlikte, birleşmeler kapsamındaki uygulamalarda, ‘algılanan potansiyel
rekabet’ argümanına ağırlık verildiği görülmektedir. Algılanan potansiyel
rekabet teorisi; bir pazarda fiilen bulunmamasına rağmen, pazarın kıyısında
olduğu kabul edilen, pazardaki diğer teşebbüsler tarafından pazara her an
girebileceği düşünülen ve dolayısıyla bu pazardaki fiyatların artmasına engel
teşkil eden bir teşebbüsün, pazardaki mevcut rekabet yapısını
değiştirmeyecek bir birleşme ile bu pazara girmesi durumunda, önemli 1280
potansiyel bir rakibin eliminasyonu sebebiyle fiyatların artabileceği
argümanına dayanmaktadır.
Gerek Komisyon uygulamalarında gerekse ABD uygulamalarında potansiyel
rekabet teorisi kapsamında aynı ürün pazarında olmasa da ilişkili ya da komşu
pazarlarda faaliyet gösteren teşebbüsler de potansiyel rakip olarak kabul
ediliyorsa da, söz konusu teori daha ziyade aynı ürün pazarında ama farklı
coğrafi pazarlarda faaliyet gösteren teşebbüsler bakımından gündeme
gelmektedir. Elektrik ve gaz şebekelerinin birbirine potansiyel rakip olduğunun
ortaya konduğu İngiltere örneğine geri dönülecek olursa, bir bölgedeki elektrik
dağıtım şebekesinin tek potansiyel rakibinin gaz dağıtım şebekesi olmadığı, 1290
10-29/438-164
32
diğer bölgelerdeki elektrik dağıtım şebekelerinin de potansiyel rakip olarak
ortaya çıktığı görülmektedir.
Bu değerlendirmeler kapsamında, rekabetin önemli ölçüde azaltılmasının
ortaya konulması gereken etki analizi bakımından, küçük ölçekli bir bölgede
dahi olsa şebekeler arasındaki çakışmanın Kanunun 7. maddesi kapsamında
değerlendirilmesinde, öncelikle devir işlemini gerçekleştiren teşebbüse ve
devralınan bölgeye ilişkin dosya bazında değerlendirmeler yapılması gerektiği
ortadadır. Bu değerlendirmelerde şu iki noktanın öne çıktığı görülmektedir:
Devralan tarafın elektrik ya da doğal gaz dağıtımı bakımından ülke
bazında ne kadar yaygın bir ağa sahip olduğu ve bu alanlarda yeni 1300
girişleri yapabilecek potansiyel perakende şirketlerinin mevcudiyeti,
Devre konu çakışan bölgenin ölçek itibarıyla aynı bölgedeki diğer
şebeke faaliyetine ya da aynı faaliyet alanı bakımından diğer bölgelere
ciddi potansiyel rakip oluşturabilecek olması.
iv. Düzenleyici Kurumun Rolü
Birleşme devralmalar kapsamında potansiyel rekabete dayalı
değerlendirmeler esas itibarıyla kısa dönem/uzun dönem perspektifine
dayanmaktadır. Bu değerlendirmelerde mevcut durumda potansiyel rakibe
ilişkin değerlendirmeler dahi geleceğe dair bir takım öngörüleri
gerektirmekteyken, dağıtım özelleştirmeleri kapsamında perakende 1310
piyasalarındaki rekabete ilişkin değerlendirmeler, geçiş dönemi sonrasına
ilişkin öngörüleri kapsamaktadır.
Daha önceki bölümlerde serbestleşmeye yönelik genel politikalar ve mevzuat
bakımından mevcut temel kavramlar üzerinden geçiş dönemi sonrasına
yönelik değerlendirmeler yapılmış olsa da, gerek elektrik gerekse doğal gaz
perakende piyasası bakımından henüz geçiş döneminin içinde olunmasından
dolayı, mevzuat ve piyasa yapısının şekillenmesi bakımından belirsizlikler
oldukça fazladır. Bu geçiş dönemi boyunca birincil mevzuat kapsamında
yapılabilecek yeni düzenlemeler ve EPDK tarafından yapılacak ikincil mevzuat
çalışmalarının, geçiş dönemi sonrasında oluşacak piyasa tasarımında 1320
belirleyici olacağı açıktır. Elektrik ve doğal gaz dağıtım ve perakende
faaliyetlerinde geçiş döneminin ardından, işleyen rekabetçi bir yapının
belirlenmesi için;
Şeffaflık
Hukuki ayrıştırmanın nasıl uygulanacağı
Müşteri bilgilerine ulaşım
‘Son Çare’ (last resort) uygulamalarının kapsamı
Yerleşik firmalara yönelik yapısal ve davranışsal kısıtlamalar
Fiyat tarifeleri
ve benzeri konularda düzenleme yapma gerekliliği bulunmaktadır. Şüphesiz, 1330
şebekelere ilişkin bir kesişme olsun ya da olmasın, bu dağıtım bölgelerinde
perakende seviyesinde oluşması beklenen rekabet bakımından en önemli
unsur, geçiş dönemi boyunca EPDK tarafından hazırlanacak ikincil
mevzuattır. Bu noktada, özellikle kesişmeden kaynaklanacak etkinlik ve
dolayısıyla maliyetlerde yaşanacak azalmanın, EPDK tarafından tarifelere
yansıtılması da önem kazanmaktadır. Buna ilaveten, serbestleşme sürecinde
10-29/438-164
33
gerek özelleştirmeler gerekse mevzuat değişiklikleri bakımından Rekabet
Kurumunun sürece zamanında dahil edilmesi, sürecin etkin bir şekilde
sürdürülmesi bakımından önem kazanmaktadır.
c.7. Yakınsama Kapsamında Taraflara İlişkin Değerlendirme 1340
Bir önceki bölümde de belirtildiği üzere; birleşme-devralmalar çerçevesinde
elektrik ve doğal gaz dağıtım faaliyetlerinin kesişmesi halinde bu iki faaliyetin
yakınsayan pazarlar olmasından ötürü rekabetçi yapı bakımından ortaya
çıkabilecek sorunlar ağırlıklı olarak, aynı bölgede faaliyet gösteren elektrik ve
doğal gaz dağıtıcısının, perakende faaliyetleri bakımından birbirlerinin
potansiyel rakipleri olacağı görüşüne dayanmaktadır. ULUDAĞ bölgesi
bakımından bakıldığında teklif sahiplerinden LİMAK’ın bu bölgede kesişmeye
konu olan herhangi bir doğal gaz dağıtım faaliyetinin bulunmadığı, ÇALIK’ın
ise kontrol ettiği bir doğal gaz faaliyeti olmamakla birlikte, Bursagaz’da %10
hissesi bulunduğu görülmektedir. Bu noktada, yapılacak değerlendirmede 1350
ÇALIK’ın sahip olduğu bu paya ilişkin bir paragraf açmak yerinde olacaktır.
ÇALIK, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ile imzalanan 19.4.2004 tarihli hisse
devir sözleşmesi ile Bursagaz’ı devralmıştır. Bursagaz, Bursa İli Lisans
Bölgesi dahilinde doğal gaz dağıtımı ve satışı faaliyetini yürütmektedir.
Rekabet Kurulu’nun 5.4.2007 tarihli ve 07-30/290-107 sayılı Kararı ile Çalık
Enerji’nin Bursagaz’da sahip olduğu hisselerin %39,9’luk kısmının EWE
Enerji’ye devredilmesi işlemine onay verilmiştir. Devir işleminden sonra
Bursagaz, ÇALIK ve EWE Enerji ortak kontrolünde yönetilmeye başlamıştır.
Devam eden süreçte EWE Enerji, ÇALIK’a ait hisselerin %40,1’lik kısmını da
devralarak Bursagaz’daki hisselerini %80’e çıkarmış; ÇALIK’ın hisseleri ise 1360
%10’a düşümüştür. Söz konusu devir işlemine ilişkin 9.10.2008 tarih ve 08-
57/919-367 sayılı Rekabet Kurulu kararında, Bursagaz yönetim kurulunda altı
üyeden birinin ÇALIK tarafından belirleneceği, bununla birlikte daha önce
ortak kontrol altında olan Bursagaz’ın kontrol yapısının değişerek EWE
Enerji’nin tek kontrolünün söz konusu olacağı belirtilmiştir. Bu noktadan
hareketle, ÇALIK’ın artık Bursagaz üzerinde bir kontrolünün söz konusu
olmadığı görülmektedir. Dolayısıyla, ÇALIK’ın ULUDAĞ’ı almasının, elektrik
ve doğal gaz faaliyetleri bakımından bir kesişmeye yol açmayacağı ve
Kanun’un 7. maddesi kapsamında bir değerlendirmeye gerek olmadığı
ortadadır. Bu noktada belirtmek gerekir ki, her ne kadar ÇALIK’ın Bursagaz 1370
üzerinde kontrol hisseleri bulunmasa da, serbestleşme sürecinde, Bursagaz
yönetiminde yer almasından dolayı, potansiyel rakipler arasındaki bu
hissedarlık ilişkisi, Kanun’un 4. maddesi kapsamında rekabetçi davranışların
koordinasyonuna yol açabilecek olması yönüyle ele alınabilecektir. Bununla
birlikte, bir ex-ante denetim aracı olan birleşme ve devralmalara ilişkin
Kanun’un 7. maddesinden farklı olarak, bu konunun Kanun’un 4. maddesi
kapsamında değerlendirilmesinin serbestleşme sürecinin devamında piyasa
yapısındaki gelişmelerle birlikte ele alınması yerinde olacaktır. Henüz geçiş
döneminde olunmasından dolayı mevcut durumda potansiyel rekabetin söz
konusu olmadığı dikkate alındığında, bu konunun geçiş dönemi sonrasında 1380
piyasa yapısı dikkate alınarak Kanun’un 4. maddesi kapsamına
değerlendirilmesi gerektiği, mevcut durumda Kanun’un 4. maddesi
kapsamında müdaahale edilmesi gereken bir hususun bulunmadığı
anlaşılmaktadır.
10-29/438-164
34
H.3.3. İhale Şartnamesinin 20. Maddesi Kapsamında Değerlendirme
ULUDAĞ’ın özelleştirilmesine ilişkin 17.4.2009 tarihli ihale şartnamesinin
“devir ve teslim” başlıklı 20. maddesi ile, ihale sonucu ÖYK kararının ardından
yapılacak devrin, en az %51’ini ihaleye teklif veren teklif sahibinin oluşturacağı
şirket ile tamamlanması öngörülmektedir. Söz konusu hüküm şu şekildedir;
”İhale sonucunda ÖYK tarafından tüzel kişiye satışın yapılmasına karar 1390
verilmesi halinde, Teklif Sahibi’nin talebi durumunda idarece belirlenecek süre
içerisinde sermayesinin en az % 51’ini (elli bir) ihaleye teklif veren teklif
sahibinin oluşturacağı bir anonim şirket kurulacak ve Hisse Satış Sözleşmesi bu
surette kurulacak anonim şirket ile yapılacaktır.
İhale sonucunda ÖYK tarafından Ortak Girişim Grubu’na satışın yapılmasına
karar verilmesi halinde, İdarece belirlenecek süre içinde, Ortak Girişim Grubu
Beyannamesindeki pay oranları esas olmak üzere sermayesinin en az % 51’ini
(ellibir) ihaleye telif veren Ortak Girişim Grubu üyelerinin oluşturacağı bir
“Anonim Şirket” kurulacak ve Hisse Satış Sözleşmesi bu surette kurulacak
anonim şirket ile yapılacaktır. 1400
İhale sonucunda Teklif Sahibi’nin kuracağı ve sermayesinin en az % 51’ini (elli
bir) Teklif Sahibi’nin oluşturacağı anonim şirketteki diğer hissedarların Rekabet
Kurulundan ve EPDK nezdinde Kurul’dan İdare’ce belirlenecek süre içinde izin
ve onay alması ve İdareye başvurması gerekmektedir.”
Hiç şüphesiz, ihale şartnamesinin 20. maddesi ile teklif sahibine verilen hakkın
kullanılması aşamasında en az % 51’i teklif sahibi tarafından oluşturulacak
yeni tüzel kişideki diğer hisselerin farklı bir teşebbüse ait olması ve bir kontrol
değişikliğinin söz konusu olması halinde, bu işlemin yeni bir devir işlemi olarak
ele alınması ve 4054 sayılı Kanunun 7. maddesi kapsamında yapılacak
değerlendirmeyle yeni oluşuma izin verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi 1410
gerekecektir. Yeni kurulacak anonim şirketin hissedarları içinde Teklif Sahibi
dışında rekabet hukuku çerçevesinde farklı bir teşebbüsün bulunmaması
halinde ise söz konusu işlemin yeni bir devir işlemi olarak bildirilmesine gerek
olmadığı, mezkûr bildirim kapsamında verilen kararın yeterli olduğu
düşünülmektedir8. Bu nedenle, bu özelleştirme kapsamında, ÖYK kararının
ardından ULUDAĞ hisselerini devralacak şirketin hisselerinin % 51’inin Teklif
Sahibine ait olması ve kontrolün de Teklif Sahibine ait olması durumunda
anılan durumun yeni bir işlem olarak nitelendirilemeyeceği; ancak devralacak
yeni şirket içerisinde Teklif Sahibi dışında başka teşebbüslerin bulunması ve
bunlarla ortak kontrole sahip olunması durumunda bu işleme ilişkin olarak 1420
bildirim yapılması gerektiği değerlendirilmektedir.
I. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre;
1. Uludağ Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin %100 oranındaki hissesinin blok satış
yöntemiyle özelleştirilmesi kapsamında söz konusu hisselerin Limak İnşaat
Sanayi ve Ticaret A.Ş. veya Çalık Enerji ve Sanayi Ticaret A.Ş. tarafından
devralınması işleminin, 4054 sayılı “Rekabetin Korunması Hakkında Kanun”un
7. maddesi ve 1998/4 sayılı “Özelleştirme Yoluyla Devralmaların Hukuki
8 Nitekim ADÜAŞ’ın Zorlu Grubu’na devri işleminde İhale Şartnamesi’nde bulunan benzer hükümden
dolayı kurulan yeni anonim şirketin devir sözleşmelerini imzalaması aşamasında yapılan bildirim
kapsamında Kurul, işlemin 4054 sayılı Kanun ve 1997/1 sayılı Tebliğ kapsamında olmadığına karar
vermiştir.
10-29/438-164
35
Geçerlilik Kazanabilmeleri İçin Rekabet Kurumuna Yapılacak Ön Bildirimlerde
ve İzin Başvurularında Takip Edilecek Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ” 1430
kapsamında izne tabi olduğuna,
2. Adı geçen teklif sahiplerinden herhangi biri tarafından gerçekleştirilecek
muhtemel devralma işlemi sonucunda aynı Kanun maddesinde belirtilen
nitelikte hakim durum yaratılmasının veya mevcut hakim durumun
güçlendirilmesinin ve böylece ilgili pazarda rekabetin önemli ölçüde
azaltılmasının söz konusu olmadığına, bu nedenle bildirim konusu işleme izin
verilmesinde sakınca bulunmadığına
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy