Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2010-1-40 (Özelleştirme)
Karar Sayısı : 10-29/440-166
Karar Tarihi : 8.4.2010
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI 10
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, Mehmet Akif ERSİN, İsmail
Hakkı KARAKELLE, Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY,
Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER: Cengiz SOYSAL, Harun ULU, Harun GÜNDÜZ,
Cemal Ökmen YÜCEL, S. Yersu ŞAHİN
C. BİLDİRİMDE
BULUNAN : Özelleştirme İdaresi Başkanlığı
D. TARAFLAR : - Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 20
(Vangölü Elektrik Dağıtım A.Ş.)
Ziya Gökalp Cad. No: 80 06600 Kurtuluş/Ankara
- AKSA Elektrik Perakende Satış A.Ş.
Gülbahar Cad. 1. Sokak No:2 34540Güneşli/İstanbul
- Kolin İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Horasan Sokak No: 24 06700 GOP/ANKARA
E. DOSYA KONUSU: Vangölü Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin % 100 oranındaki
hissesinin blok satış yöntemiyle özelleştirilmesi kapsamında söz
konusu hisselerin Aksa Elektrik Perakende Satış A.Ş. veya Kolin İnşaat
Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından devralınması işlemine izin 30
verilmesi talebi.
F. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 24.2.2010 tarih ve 1694 sayı ile
giren ve eksiklikleri en son 19.3.2010 tarihi itibarıyla tamamlanan bildirim
üzerine, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 7. maddesi ile
1998/4 sayılı Özelleştirme Yoluyla Devralmaların Hukuki Geçerlilik
Kazanabilmeleri İçin Rekabet Kurumuna Yapılacak Ön Bildirimlerde ve İzin
Başvurularında Takip Edilecek Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ’in ilgili
hükümleri çerçevesinde düzenlenen 2.4.2010 tarih ve 2010-1-40/ÖN-10-CS
sayılı Özelleştirme Nihai İnceleme Raporu 2.4.2010 tarih ve REK.0.05.00.00-
120/88 sayılı Başkanlık Önergesi ile 10-29 sayılı Kurul toplantısında 40
görüşülerek karara bağlanmıştır.
G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda, raportör Cengiz SOYSAL ve
Harun ULU tarafından bildirim konusu işleme ilişkin;
- 4054 sayılı Kanun ve 1998/4 sayılı Tebliğ kapsamında izne tabi olduğu,
- Teklif sahiplerinden birisinin Vangölü Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin %100
oranındaki hissesini blok olarak devralmasının 4054 sayılı Kanun’un 7.
maddesi ve 1997/1 sayılı Tebliğ hükümleri uyarınca hâkim durum yaratan
veya mevcut hâkim durumu güçlendiren ve böylece ilgili pazarlarda
10-29/440-166
2
rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuran bir işlem olmadığı,
dolayısıyla bildirim konusu işleme izin verilmesi gerektiği, 50
görüşü yer alırken; raportörlerden Harun GÜNDÜZ, C. Ökmen YÜCEL ve S.
Yersu ŞAHİN tarafından karşı görüş olarak;
- Teklif sahibinin Vangölü Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin %100 oranındaki
hissesini blok olarak devralmasının 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi ve
1997/1 sayılı Tebliğ hükümleri uyarınca bir hakim durum yaratan veya
mevcut hakim durumu güçlendiren ve böylece ilgili pazarlarda rekabetin
önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuran bir işlem olduğu, dolayısıyla
bildirim konusu işleme izin verilmemesi gerektiği,
belirtilmiştir.
60
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
H.1. Taraflar
H.1.1. Devredilen: Vangölü Elektrik Dağıtım A.Ş. (VANGÖLÜ)
4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun gereğince VANGÖLÜ
hisselerinin %100’ü Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na aittir.
Elektrik dağıtımı, perakende satışı ve perakende satış hizmeti faaliyetlerinde
bulunan ve tamamı kamu mülkiyetinde bir iktisadi devlet teşekkülü olan
Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ), 2.4.2004 tarih ve 2004/22 sayılı
Özelleştirme Yüksek Kurulu (ÖYK) Kararı ile özelleştirme kapsam ve
programına alınmıştır. VANGÖLÜ, TEDAŞ’ın özelleştirilmesi kapsamında 70
Bitlis, Hakkari, Muş, Van illerini kapsayan bölgedeki elektrik dağıtım ve
perakende hizmetlerini yerine getirmek için 2005 yılında TEDAŞ’a bağlı bir
ortaklık olarak kurulmuştur. VANGÖLÜ, ilgili faaliyetlerini 4046 sayılı Kanun
çerçevesinde yürütmektedir.
VANGÖLÜ’nün 2008 yılı cirosu (……….) TL, 2008 yılı elektrik satışı ise (….)
GWh olarak gerçekleşmiş olup perakende elektrik satışı ve hizmeti pazarında
2008 yılı payı yaklaşık olarak %(….).
H.1.2. Teklif Sahibi: AKSA Elektrik Perakende Satış A.Ş. (AKSA)
2007 ve 2008 yılında cirosu bulunmayan AKSA’nın hissedarlık yapısı ve
yönetim kurulu listesine aşağıda yer verilmektedir: 80
Tablo 1: AKSA’nın Hissedarlık Yapısı
Hisse Sahibi Hisse Oranı (%)
Kazancı Holding A.Ş. (….)
Ali Metin KAZANCI (….)
Necati BAYKAL (….)
Mehmet KAZANCI (….)
Ş. Cemil KAZANCI (….)
TOPLAM 100,00
Tablo 2: AKSA’nın Yönetim ve Denetim Kurulu Üyeleri
Adı-Soyadı Görevi
Şaban Cemil KAZANCI Yönetim Kurulu Başkanı
Sedat SİVEREK Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
A. Serdar NİŞLİ Yönetim Kurulu Üyesi
Kazancı Holding’in hissedarlık yapısı ise aşağıda gösterilmektedir:
10-29/440-166
3
Tablo 3: Kazancı Holding’in Hissedarlık Yapısı
Hisse Sahibi Hisse Oranı (%)
Ali Metin KAZANCI (….)
Gönül KAZANCI (….)
Mehmet KAZANCI (….)
Ş. Cemil KAZANCI (….)
Necati BAYKAL (….)
Tülay BAYKAL (….)
TOPLAM 100,00
Yukarıda aktarılan hissedarlık yapıları ve Bildirim Formu’ndaki ifadelerden
AKSA’nın, Metin KAZANCI’nın hisselerinin önemli bir bölümüne sahip olduğu
Kazancı Holding A.Ş. (Kazancı Holding) tarafından kontrol edildiği
anlaşılmıştır. Kazancı Holding’in 2008 yılına ait cirosu ise (……….) TL’dir. 90
Kazancı Holding, Yeşilırmak Elektrik Dağıtım A.Ş.’ye (YEŞİLIRMAK) teklif
veren ve Fatih BÜYÜKTOPÇU’nun kontrolünde bulunan Anadolu Doğal Gaz
Dağıtım A.Ş. (ANADOLU DOĞAL GAZ) ve aynı grup içinde yer alan bir dizi1
doğal gaz dağıtım şirketini devralmak üzere Kurum’a başvuruda bulunmuş ve
Rekabet Kurulunun 18.2.2010 tarih ve 10-18/209-80 sayılı kararı
çerçevesinde bu başvuruya izin verilmiştir. Ancak, söz konusu işlem
bakımından EPDK’dan alınması gereken izin süreci halihazırda devam
etmektedir.
Dosya kapsamında değerlendirilmek üzere, Kazancı Holding’in faaliyetleri
elektrik ile doğal gaz pazarlarında ayrı ayrı incelenmiştir: 100
Elektrik
AKSA ve AKSA’yı kontrol eden Kazancı Holding, elektrik dağıtım ve
perakende pazarında herhangi bir faaliyet göstermemekle birlikte elektrik
enerjisi üretimi pazarında faaliyet göstermektedir. Kazancı Holding’in elektrik
üretim pazarında faaliyet gösteren grup şirketleri ve bu şirketlerin üretimine
ilişkin bilgiye aşağıda yer verilmiştir:
Tablo 4: Kazancı Holding’in Elektrik Üretim Faaliyetleri (2008)
Grup Şirketi Yakıt Tipi
Kurulu
Güç (MW)
Satılan
Elektrik (MWh)
Aksa Enerji Üretim A.Ş. Doğal gaz ve fuel-oil (….) (….)
Rasa Radyatör San. Fuel-oil (….) (….)
Deniz Elektrik Üretim Ltd. Şti. Rüzgar (….) (….)
Baki Elektrik Üretim Ltd. Şti. Rüzgar (….) (….)
TOPLAM (….) (….)
Yukarıda yer verilen bilgiler göz önüne alınarak oluşturulan AKSA’nın ve
AKSA’yı kontrol eden Kazancı Holding’in elektrik üretim pazarındaki
faaliyetleri ve pazar paylarına ilişkin özet tablo aşağıdadır: 110
Tablo 5: Kazancı Holding’in Elektrik Üretim Faaliyetleri ve Türkiye’deki Pazar Payları
(2008)
Satılan
Elektrik
(MWh)
Kurulu
Güç (MW)
Türkiye
Tüketim
Miktarı (MWh)
Türkiye
Kurulu
Gücü
(MW)
Üretim
Pazar
Payı (%)
Kurulu
Güç
Pazar
Payı (%)
Kazancı
Holding (….) (….) 198.085.200 41.817,2 (….) (….)
1 Anadolu Doğalgaz Toptan Satış A.Ş., Trakya Doğalgaz Dağıtım A.Ş., Gemlik Doğalgaz Dağıtım A.Ş.,
M. Kemalpaşa Susurluk Karacabey Doğalgaz Dağıtım A.Ş., Afyon Doğalgaz Dağıtım A.Ş., Gümüşhane
Bayburt Doğalgaz Dağıtım A.Ş., Sivas Doğalgaz Dağıtım A.Ş., Elazığ Doğalgaz Dağıtım A.Ş., Bandırma
Doğalgaz Dağıtım A.Ş., Tokat Amasya Doğalgaz Dağıtım A.Ş. ve Siirt Batman Doğalgaz Dağıtım A.Ş.
10-29/440-166
4
Bunun yanında, Kazancı Holding’in yapım veya lisans aşamasında olan ve
toplam (….) MW kurulu güce sahip olması planlanan elektrik üretim yatırımı
bulunmaktadır.
Doğal Gaz
Kazancı Holding’in doğal gaz toptan satış ve dağıtım pazarında faaliyet
gösteren grup şirketlerine ve bu şirketlerin doğal gaz satış miktarları ile
Türkiye pazar paylarına ilişkin bilgiye aşağıda yer verilmektedir:
Tablo 6: Kazancı Holding ile Anadolu Doğalgaz Grubu’nun Doğal Gaz Toptan Satış ve 120
Dağıtım Faaliyetleri
Şirket Grup Dağıtım Bölgesi
1 Bilecik Bolu Doğalgaz
Dağıtım A.Ş. (BEYGAZ)
Kazancı
Grubu
Bilecik, Bolu, Bozüyük, İnönü, Söğüt, Pazaryeri,
Çukurhisar, Osmaneli, Vezirhan, Bayırköy
2 Manisa Doğalgaz Dağıtım
A.Ş.
Kazancı
Grubu
Manisa, Turgutlu, Akhisar, Muradiye
3 Van Doğalgaz Dağıtım
A.Ş.
Kazancı
Grubu Van
4 Balıkesir Doğalgaz Dağıtım
A.Ş. (BALGAZ)
Kazancı
Grubu Balıkesir
5 Düzce Ereğli Doğalgaz
Dağıtım A.Ş.(DERGAZ)
Kazancı
Grubu
Ereğli, Düzce, Konuralp, Kaynaşlı, Gülüç, Alaplı, Beyköy,
Cumayeri, Gümüşova
6 Çanakkale Doğalgaz
Dağıtım A.Ş.
Kazancı
Grubu
Çanakkale, Biga, Çan, Ezine Bayramiçi, Kepez,
Mahmudiye
7 Ordu Giresun Doğalgaz
Dağıtım A.Ş.
Kazancı
Grubu Ordu, Giresun, Çarşamba, Ünye, Fatsa, Terme
8 Karadeniz Doğalgaz
Dağıtım A.Ş.
Kazancı
Grubu Trabzon, Rize, Akçaabat, Of
9 Malatya Doğalgaz Dağıtım
A.Ş.
Kazancı
Grubu
Malatya, Konak, Gündüzbey, Yeşilyurt, Bostanbaşı,
Yakınca, Topsöğüt, Şahnahan, Dilek, Hatunsuyu,
Hanımçiftliği, Ordüzü, Battalgazi, Hasırcılar
10 Şanlıurfa Doğalgaz
Dağıtım A.Ş.
Kazancı
Grubu Urfa, Siverek, Suruç, Karaköprü, Onbirnisan
11
Aksa Gaz Dağıtım A.Ş. Kazancı Grubu
Adana, Osmaniye, Mersin, İskenderun, Sarıseki,
Karayılan, Bekbele, Denizciler, Ceyhan, Payas,
Toprakkale, Tarsus, Azganlık, Nardüzü, Kadirlı, Belen,
Dörtyol, Antakya
12 Aksa Doğal Gaz Toptan
Satış A.Ş.
Kazancı
Grubu --
13 Afyon Doğalgaz Dağıtım
A.Ş.
Anadolu
Grubu Afyonkarahisar, Bolvadin, Çay ve Dinar
14 Sivas Doğalgaz Dağıtım
A.Ş. (SİDAŞ)
Anadolu
Grubu Sivas, Şarkışla, Suşehri ve Cemel
15 Trakya Doğalgaz Dağıtım
A.Ş. (TRAKYADAŞ)
Anadolu
Grubu Çatalca, Muratbey ve Hadımköy
16 Gemlik Doğalgaz Dağıtım
A.Ş. (GEMDAŞ)
Anadolu
Grubu Gemlik ve Umurbey
17 Bandırma Doğalgaz
Dağıtım A.Ş. (BADAŞ)
Anadolu
Grubu Bandırma
18 Elazığ Doğalgaz Dağıtım
A.Ş.
Anadolu
Grubu Elazığ, Yazıkonak, Yurtbaşı ve Hankendi
19 Tokat Amasya Doğalgaz
Dağıtım A.Ş. (TAMDAŞ)
Anadolu
Grubu
Amasya, Tokat, Merzifon, Suluova, Turhal, Niksar, Erbaa,
Zile ve Ziyaret
20 Mustafa Kemalpaşa
Susurluk Karacabey
Doğalgaz Dağıtım A.Ş.
(OVAGAZ)
Anadolu
Grubu
Mustafakemalpaşa, Susurluk, Karacabey, Ovaazatlı,
Yalıntaş ve Tatkavaklı
21 Gümüşhane Bayburt
Doğalgaz Dağıtım A.Ş.
Anadolu
Grubu Gümüşhane ve Bayburt
22 Siirt Batman Doğalgaz
Dağıtım A.Ş.
Anadolu
Grubu Siirt, Batman ve Kurtalan
23 Anadolu Doğalgaz Dağıtım
A.Ş.
Anadolu
Grubu --
24 Anadolu Doğalgaz Toptan
Satış A.Ş.
Anadolu
Grubu --
10-29/440-166
5
H.1.3. Teklif Sahibi: Kolin İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş. (KOLİN)
1977 yılında KOLİN İnşaat İmalat ve Ticaret A.Ş. unvanıyla kurulan şirket,
ulaştırma projeleri, barajlar, sulama sistemleri, arıtma sistemleri, su nakil
hatları, boru hatları yapımı, enerji, haberleşme, taşımacılık projeleri gibi geniş
bir yelpazede mühendislik ve taahhüt alanında faaliyet göstermektedir. KOLİN
ve bağlı ortaklıklarının 2008 yılı grup cirosu (……….) TL’dir.
KOLİN’in hissedarlık yapısı ile yönetim ve denetim kurulu üyeleri aşağıdaki
gibidir:
Tablo 7: KOLİN’in Hissedarlık Yapısı 130
Hisse Sahibi Hisse Oranı (%)
Kolsan A.Ş. (….)
Güzin KOLOĞLU (….)
Veysi Akın KOLOĞLU (….)
Mukadder KOLOĞLU (….)
Celal KOLOĞLU (….)
Naci KOLOĞLU (….)
Necla DOĞAN (….)
Tamer DOĞAN (….)
Şebnem DOĞAN (….)
Alper DOĞAN (….)
Mustafa Kemal KOLOĞLU (….)
Hayriye Deniz İSTEMİ (….)
Demet MOĞOLKOÇ (….)
TOPLAM 100,00
Tablo 8: KOLİN’in Yönetim ve Denetim Kurulu Üyeleri
Adı-Soyadı Görevi
Naci KOLOĞLU Yönetim Kurulu Başkanı
Veysi Akın KOLOĞLU Yönetim Kurulu Başkan Vekili
Celal KOLOĞLU Yönetim Kurulu Üyesi
Turgut NASÜN Denetim Kurulu Üyesi
31 Aralık 2008 tarihi itibariyle KOLİN’in enerji ile ilgili alanlardaki bağlı
ortaklıkları, faaliyet konuları ve KOLİN’in bu ortaklıklardaki doğrudan sahiplik
oranı aşağıdaki gibidir:
Tablo 9: KOLİN Bağlı Ortaklıkları, Faaliyet Konuları ve Doğrudan Sahiplik Oranı
Bağlı Ortaklık Faaliyet Konusu Doğrudan
Sahiplik
Oranı (%)
Akköy Enerji A.Ş. Enerji (elektrik
üretimi ve ticareti)
(….)
Esgaz Eskişehir Şehiriçi Doğalgaz Dağıtım Tic. ve
Taah. A.Ş.
Enerji (….)
İzmirgaz Şehiriçi Doğalgaz Dağıtım Tic. ve Taah. A.Ş. Enerji (….)
Truva Doğalgaz Enerji İlt. Loj. İnş. Eğt. Dan. İth. İhr.
San. ve Tic. A.Ş.
Enerji (….)
Naturgaz Doğazgaz İth. İhr. San. ve Tic. A.Ş. Enerji (….)
Efes Doğalgaz İth. İhr. San. ve Tic. A.Ş. Enerji (….)
Hidrogen Enerji İth. İhr. ve Dağıtım A.Ş. Enerji (….)
Kolen Elektrik Enerjisi Üretim ve Tic. A.Ş. Enerji (….)
Teos Marina İşletme ve Ticaret A.Ş. Liman (….)
Işıksu Enerji Üretim ve Ticaret A.Ş. Enerji (….)
ANC Enerji Üretim ve Ticaret A.Ş. Enerji (proje
aşamasında)
(….)
K-L Enerji Yatırımları Sanayi ve Ticaret A.Ş. Enerji (proje
aşamasında)
(….)
10-29/440-166
6
KOLİN ile aynı grupta yer alan şirketlerin, elektrik dağıtım sektöründe
herhangi bir faaliyeti bulunmamaktadır. Bununla birlikte elektrik üretim
pazarındaki faaliyetlerine ilişkin bilgiye aşağıda yer verilmektedir:
Tablo 10: KOLİN’in Bulunduğu Gruba Ait Elektrik Üretim Yatırımları (2008)
Yatırım Yakıt Tipi Kurulu Güç
(MW)
Satılan Elektrik (2008,
MWh)
Akköy I Hidroelektrik (….) (….)
140
Yukarıda yer verilen bilgiler göz önüne alındığında KOLİN’in elektrik üretim
pazarındaki faaliyetleri ve pazar paylarına ilişkin özet tablo aşağıdadır:
Tablo 11: KOLİN’in Elektrik Üretim Faaliyetleri ve Türkiye’deki Pazar Payları
Satılan
Elektrik
(MWh)
Kurulu
Güç (MW)
Türkiye
Tüketim
Miktarı (MWh)
Türkiye
Kurulu
Gücü (MW)
Üretim
Pazar
Payı (%)
Kurulu
Güç
Pazar
Payı (%)
KOLİN (….) (….) 198.085.200 41.817,2 (….) (….)
Bunun yanında KOLİN’in yapım veya lisans aşamasında olan ya da faaliyette
olmayan yaklaşık toplam (….) MW’lık kurulu güce sahip elektrik üretim
yatırımı bulunmaktadır.
Kolin ile aynı grupta yer alan ve Kolin ile iştirak ilişkisi içinde olan İzmirgaz
Şehiriçi Doğalgaz Dağıtım Tic. ve Taah. A.Ş. ile Esgaz Eskişehir Şehiriçi
Doğalgaz Dağıtım Tic. ve Taah. A.Ş. doğal gaz dağıtım faaliyeti
gerçekleştirmektedir. 150
H.2. İlgili Pazar
H.2.1. İlgili Ürün Pazarı
Dosya kapsamında ilgili ürün pazarları, “elektrik dağıtım hizmeti pazarı” ve
“küçük ölçekli endüstriyel, ticari ve hane halkından oluşan tüketicilere yapılan
perakende satışlar” olarak belirlenmiştir. Bunun yanı sıra, değerlendirmede
toptan satış ve ikili anlaşmalar kapsamında dağıtım şirketlerine yapılan
satışlar ve doğal gaz dağıtım ve perakende faaliyetlerine ilişkin tespitlere de
yer verilecek olmakla birlikte, bu aşamada bu faaliyetlere ilişkin nihai bir pazar
tanımı yapılmasına gerek görülmemiştir. 160
H.2.2. İlgili Coğrafi Pazar
Dosyadaki bilgiler doğrultusunda, her iki ilgili ürün pazarı açısından da ilgili
coğrafi pazar, “Bitlis – Hakkari – Muş - Van illeri” olarak kabul edilmiştir.
H.3. Değerlendirme
İlgili ürün pazarı olarak belirlenen dağıtım faaliyetlerinin bölgesel olarak doğal
tekel niteliği taşıması nedeniyle VANGÖLÜ’nün anılan pazarda %100 pazar
payına sahip olduğu dikkate alındığında, tek başına bu durum sebebiyle dahi,
bildirime konu devir işleminin, alıcı taraf her kim olursa olsun Rekabet Kurulu 170
iznine tabi olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Kaldı ki, VANGÖLÜ’nün 2008 yılı
cirosu (……….) TL’dir. Değerlendirmenin bundan sonraki bölümünde öncelikle
dağıtım özelleştirmelerine ilişkin ön bildirim aşamasında oluşturulan Kurul
kararında yer alan hukuki ayrıştırma konusuna değinilecek, ardından, hakim
durum analizi kapsamında yatay ve dikey bütünleşme ile yakınsama
10-29/440-166
7
açısından değerlendirmeler yapılacak ve son bölümde de İhale Şartnamesinin
20. maddesine2 ilişkin bir bölüme yer verilecektir.
H.3.1. Hukuki Ayrıştırma
Rekabet Kurulu TEDAŞ’ın özelleştirilmesine ilişkin oluşturduğu 21.7.2005
tarihli Kurul Görüşünde, 180
“Geçiş döneminin sonuna kadar dağıtım faaliyetlerinin ve diğer elektrik
piyasası faaliyetlerinin hukuki olarak ayrıştırılmasının Rekabet
Kurulu’nun nihai izin koşulu olduğu”
hükmüne yer vermiştir. Nitekim dağıtım özelleştirmeleri kapsamında
olmamakla birlikte, ayrı bir sürecin devamı niteliğindeki Aydın-Muğla-Denizli
bölgesinin dağıtım faaliyetlerinin AYDEM tarafından devralınmasına ilişkin
işlemde, AYDEM tarafından söz konusu hukuki ayrıştırmanın yapılacağına
ilişkin taahhüt ile birlikte Kurul devre izin vermiştir. Bildirime konu işlem ise
özelleştirme programı içinde gerçekleştirilmektedir ve konuya ilişkin Rekabet
Kurulu görüşüne dayanılarak hazırlanan İhale Şartnamesinin 17. maddesi3 190
uyarınca teklif sahipleri söz konusu ayrıştırmayı yapacaklarını taahhüt etmiş
bulunmaktadırlar. Kaldı ki, 4628 sayılı Kanunda yapılan değişikliğin ardından
dağıtım firmalarının 2013’ten itibaren üretim ve perakende faaliyetlerini ayrı
tüzel kişilikler altında göstermeleri bir yükümlülük haline gelmiştir. Dolayısıyla
Kurulun konuya ilişkin koşulunun yerine geldiği anlaşılmaktadır.
H.3.2. Kanun’un 7. Maddesi Kapsamında Değerlendirme
Dağıtım özelleştirmelerine ilişkin 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi
kapsamındaki değerlendirmelere geçmeden önce, 4628 sayılı Elektrik
Piyasası Kanunu’nda yer alan pazar payı eşikleri ile teşebbüslere getirilen
sınırlamalara değinmek yerinde olacaktır. Şöyle ki, 4628 sayılı Kanun ile 200
gerçek ve tüzel kişilere sahip olacakları üretim kapasitesi bakımından %204 ve
toptan satış şirketleriyle yapılacak satışlar bakımından %10’luk5 sınır
getirilmektedir. Bununla birlikte, dağıtım faaliyetleri açısından üretim ve toptan
satıştaki gibi bir sınırlama bulunmamaktadır. Bu sınırlamalar özellikle
özelleştirme sürecinde rekabetçi bir piyasa yapısı oluşturmak adına önemli
olmakla birlikte, 4054 sayılı Kanunun 7. maddesi kapsamında yapılacak
değerlendirmede, “hakim durum yaratılması veya hakim durumun
güçlendirilmesi” yönünde yapılacak tespitler önem kazanmaktadır. Rekabet
politikası açısından ise, söz konusu devir işlemlerine ilişkin değerlendirmede,
piyasada etkinliği artırma hedefi çerçevesinde, elektrik sektörünün 210
özelliklerinden kaynaklanan ölçek ekonomisinin sağlayacağı etkinlik ile
rekabetçi yapının getireceği etkinliği sağlamaya yönelik olarak devir
işlemlerine getirilecek sınırlamalar arasında uygun dengeyi bulmak önem
kazanmaktadır. Bu kapsamda, söz konusu devirler açısından hakim durum
2 ÖYK kararının ardından yapılacak devir sözleşmelerinin en az %51’ini Teklif Sahibinin oluşturacağı
anonim şirket ile yapılması durumunda Rekabet Kurulu onayının aranmasına ilişkin İhale Şartnamesinde
yer alan hüküm.
3 İhale Şartnamesi Madde 17. Alıcının Taahhüdü: Alıcı, Ek 5’de sunulan, Rekabet Kurulu’nun
21.07.2005 tarih ve 05-48/695-M sayılı Kararı’nda belirtildiği şekilde 31.12.2012 tarihine kadar dağıtım
faaliyetini ve diğer elektrik piyasası faaliyetlerini hukuken ayrıştıracağını kabul, beyan ve taahhüt eder.
Rekabet Kurulu’nun ve Kurul’un bu konudaki yetkileri saklıdır.”
4 “…Herhangi bir gerçek kişinin ya da özel sektör tüzel kişisinin kontrol ettiği üretim şirketleri aracılığıyla
sahip olacağı toplam elektrik enerjisi kurulu gücü, bir önceki yıla ait yayımlanmış Türkiye toplam elektrik
enerjisi kurulu gücünün yüzde yirmisini geçemez.”
5 “…Herhangi bir gerçek kişinin ya da özel sektör tüzel kişisinin kontrol ettiği toptan satış şirketleri
aracılığıyla toptan satışını yapabilecekleri elektrik enerjisi miktarı, piyasada bir önceki yılda tüketilen
toplam elektrik enerjisi miktarının yüzde onunu geçemez.”
10-29/440-166
8
analizinde yatay ve dikey yoğunlaşmaların değerlendirilmesi önem
kazanmaktadır.
Yatay ve dikey bütünleşme yönleriyle yapılacak hakim durum analizlerinin
yanında; serbestleşmeye ilişkin geçiş döneminde olan elektrik piyasalarında,
özelleştirmelerin, devirler sonrası rekabetçi yapıda teşebbüslerin üstleneceği
rollerin belirlenmesi bakımından da önemli olduğu açıktır. Bu nedenle, söz 220
konusu devirler, sadece devrin gerçekleştiği elektrik dağıtım pazarı
bakımından değil, bu pazarlarla rekabetçi yapıda etkileşim içinde olması
beklenen doğal gaz pazarı bakımından da değerlendirmeyi gerekli
kılmaktadır. Nitekim OSMANGAZİ, YEŞİLIRMAK ve ÇORUH özelleştirmeleri
sürecinde alıcı tarafların belli olmasıyla ortaya çıkan yeni tartışma alanı, bir
bölgede doğal gaz dağıtımı yapan teşebbüslerin, aynı bölgedeki elektrik
dağıtım faaliyetlerini devralmaları ile gerçekleşecek olan yakınsayan pazar
bütünleşmesi durumudur. Şöyle ki; elektrik ve doğalgaz perakende pazarında
faaliyet gösteren şirketler, özellikle dağıtım şirketleri, birbirlerinin pazarlarına
girme konusunda potansiyel rakip konumudadırlar. Bu nedenle, yakınsayan 230
pazar bütünleşmesi aslında rakipler arasında gerçekleşen yatay bir
yoğunlaşmanın özel bir türünü oluşturmaktadır. Bununla birlikte, bu konunun
ayrı bir başlık altında değerlendirilmesi yerinde olacaktır.
Bu nedenle, bu dosya kapsamında yapılan hakim durum analizinde
yakınsayan pazar bütünleşmesine ilişkin ayrı bir başlık açılacaktır. Bu
kapsamda, dağıtıma ilişkin özelleştirmelerde hakim durum analizi şu üç başlık
altında yapılmıştır:
- Yoğunlaşmaya (yatay) ilişkin değerlendirme
- Dikey bütünleşmeye ilişkin değerlendirme
- Yakınsayan pazarlar bakımından değerlendirme 240
a. Yoğunlaşmaya İlişkin Değerlendirme
Dağıtım Hizmeti Pazarı: Elektrik dağıtım hizmeti pazarı açısından
bakıldığında VANGÖLÜ’nün ve diğer dağıtım şirketlerinin doğal tekel
konumunda olduğu ve özelleştirme işlemlerinin kamu tekelinin özel tekele
devri niteliğinde olacağı, başka bir ifadeyle mevcut hakim durumun
korunacağı görülmektedir. Bu bakımdan devir işleminin alıcı taraf her kim
olursa olsun mevcut hakim durumun (tekelin) el değiştirmesi anlamına
geleceği, dolayısıyla yeni bir hakim durum yaratılması ya da mevcut bir hakim
durumun güçlendirilmesinin söz konusu olmayacağı görülmektedir.
Perakende Satış Pazarı: Perakende satış hizmetleri bakımından da özellikle 250
serbest olmayan tüketiciler açısından, piyasada faaliyette olan perakende
satış firmalarının bulunmadığı ve dağıtıcının perakende satış tarifesinin
düzenlemeye tabi olduğu da dikkate alındığında, anılan özelleştirme işlemiyle,
düzenlenmiş bir alanın devrinin söz konusu olduğu söylenebilir. Dolayısıyla,
dağıtım bölgesini kim alırsa alsın geçiş dönemi sonuna kadar %100 pazar
payına sahip olacağı dikkate alındığında, yatay yoğunlaşma bakımından
mevcut hakim durumun güçlenmesinin söz konusu olmadığı görülmektedir.
Ancak bu değerlendirme, salt elektrik perakende faaliyetleri bakımından yatay
yoğunlaşmanın değerlendirmesi şeklindedir. Daha önce de belirtildiği üzere,
yatay yoğunlaşma bakımından bir başka başlık da yakınsayan pazarlar 260
konusudur. Serbest olmayan tüketicilerin, serbest tüketici limitlerinin sıfıra
indirilmesiyle tamamen serbestleşeceği ve serbestleşmese bile, perakende
şirketlerinin faaliyetlere başlamasıyla, dağıtım firmasının bu alanda sahip
10-29/440-166
9
olduğu fiili tekelin ortadan kalkacağı görülmektedir. Bu noktada, dağıtım
firmasının bölgede %100 olan pazar payının, rekabetçi pazar yapısına geçişin
etkin bir şekilde sağlanabilmesi halinde zamanla düşmesi beklenmektedir. Bu
noktada, yapılacak özelleştirmenin, alıcı tarafın özelliklerine göre, giriş engeli
yaratacak şekilde elektrik dağıtım firmasının hakim durumunu güçlendiren bir
özellik taşımaması gerekmektedir ki, yatay yoğunlaşma bakımından bu konu
yakınsayan pazara ilişkin bölümünde yeniden ele alınacaktır. 270
İkili Anlaşmalar Pazarı: Dağıtım şirketlerinin özelleştirilmesinin, sadece
şebeke hizmetlerinin devri yönüyle değil, toptan satış pazarının talep tarafında
piyasanın oluşması yönüyle de ele alınması gerekmektedir. Mevcut durumda
dağıtım firmaları, bölgelerindeki serbest olmayan tüketicilerin münhasır
tedarikçisi oldukları gibi, serbest tüketicilerin de büyük bölümüne satış
yapmaktadır. Söz konusu yerleşik dağıtım firmalarını devralacak olan
teşebbüs, dağıtıma ilişkin teknik faaliyetlerle birlikte, perakende satış işini ve
müşteri portföyünü de devralacaktır. Geçiş dönemi sonunda bütün tüketicilerin
serbest tüketici statüsüne geçmesinin beklenmesi ve 2013’ten itibaren dağıtım
firmalarının perakende faaliyetlerini ayrı tüzel kişilik altında sürdürecek olması, 280
dağıtım bölgelerine yeni tedarikçilerin girerek rekabetçi bir baskı yaratmaları
beklentisini beraberinde getirse de, dağıtım faaliyetleriyle birlikte müşteri
bilgilerine sahip olmak ve tüketici gözünde bölgenin dağıtım firması
konumunda olmak gibi hususlar, söz konusu dağıtım şirketlerine rekabetçi
avantaj sağlayacaktır. Bu nedenle, özelleştirmeye tabi olan dağıtım şirketlerini
devralan teşebbüslerin, ikili anlaşmalar piyasasının talep tarafından da pay
almış olarak kabul edilmeleri gerektiği ve söz konusu devir işlemlerinin, toptan
satış pazarında alım gücü bakımından da yoğunlaşma oluşturup
oluşturmadığının dikkate alınması gerekmektedir. Bu kapsamda, daraltılmış
pazar tanımı olan dağıtım şirketlerine yapılan toptan satışlar itibarıyla 290
bakıldığında, Türkiye’deki dağıtım şirketlerinin 2008 yılı itibarıyla yapmış
oldukları alım ve satımlar aşağıdaki tabloda yer almaktadır:
Tablo -12: Dağıtım şirketlerine ait alım-satım ve kayıp kaçaklara ilişkin veri (2008)
Bölge Dağıtım Şirketi İsmi
Alınan
Elektrik
(GWh)
Satılan
Elektrik
(GWh)
Kayıp ve
Kaçak
(GWh)
Kayıp ve
Kaçak
Oranı (%)
Alınan
Elektrikteki
Pay (%)
Satılan
Elektrikteki
Pay (%)
1 Dicle Elektrik 14.576 5.214 9.362 64,2 9,15 3,82
2 Vangölü Elektrik 2.580 1.137 1.443 55,9 1,62 0,83
3 Aras Elektrik 2.274 1.656 618 27,2 1,43 1,21
4 Çoruh Elektrik 2.538 2.268 270 10,7 1,59 1,66
5 Fırat Elektrik 2.396 2.145 250 10,5 1,50 1,57
6 Çamlıbel Elektrik 2.290 2.088 202 8,8 1,44 1,53
7 Toroslar Elektrik 15.263 13.905 1.358 8,9 9,58 10,18
8 Meram Elektrik 6.394 5.859 535 8,4 4,01 4,29
9 Başkent Elektrik 12.167 11.161 1.005 8,3 7,64 8,17
10 Akdeniz 6.646 6.049 597 9 4,17 4,43
11 Gediz Elektrik 14.797 13.862 935 6,3 9,29 10,15
12 Uludağ Elektrik 11.643 10.941 702 6 7,31 8,01
13 Trakya Elektrik 5.886 5.473 413 7 3,70 4,01
14 İstanbul A. Yakası 9.491 8.672 819 8,6 5,96 6,35
15 Sakarya Elektrik 9.349 8.760 588 6,3 5,87 6,41
16 Osmangazi Elektrik 5.320 5.042 278 5,2 3,34 3,69
17 Boğaziçi Elektrik 21.282 18.948 2.335 11 13,36 13,87
18 Kayseri Elektrik 2.391 2224 167 7 1,50 1,63
19 AYDEM 3.982 3.815 167 4,2 2,50 2,79
20 Göksu Elektrik 3.562 3.303 260 7,3 2,24 2,42
21 Yeşilırmak Elektrik 4.467 4.063 405 9,1 2,80 2,97
TOPLAM 159.294 136.585 22.709 100,00 100,00
10-29/440-166
10
Tablodan da görüleceği üzere, VANGÖLÜ’nün bütün dağıtım şirketleri içindeki
payı %0,83’tür. AKSA, VANGÖLÜ’nün yanı sıra FIRAT’a da teklif vermiştir.
Buna ek olarak Rekabet Kurulu’nun 18.2.2010 tarih ve 10-18/209-80 sayılı
kararı çerçevesinde AKSA’yı kontrol eden Kazancı Holding’e devrine izin
verilen ANADOLU DOĞAL GAZ’ın da ÇAMLIBEL’e teklif verdiği göz önüne
alındığında yoğunlaşmaya ilişkin değerlendirmede her üç bölgenin de tek bir
teşebbüs tarafından devralınmasının analiz edilmesi gerekmektedir. Bu 300
kapsamda, üç bölgenin de Kazancı Holding’in kontrol ettiği teşebbüslere
verilmesi olasılığı değerlendirildiğinde, tek kontrolde olacak elektrik dağıtım
bölgelerinin toplam payının %3,93 olacağı hesaplanmaktadır.
Öte yandan, özelleştirme işlemleri devam eden YEŞİLIRMAK, ÇORUH ve
OSMANGAZİ’nin de Kazancı Holding’in kontrol ettiği teşebbüslere verilmesi
olasılığı değerlendirildiğinde, altı bölgenin de Kazancı Holding tarafından
kontrol edilen teşebbüslere verilmesi durumunda, tek kontrolde olacak elektrik
dağıtım bölgelerinin toplam payının %16,54 olacağı hesaplanmaktadır.
Söz konusu devralmalar gerçekleştiği takdirde dağıtım bölgeleri içinde en
büyük tüketim seviyesine sahip olan İstanbul Avrupa yakası dağıtım şirketi 310
olan Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin toplam içindeki payının aşılabileceği
görülmekle birlikte, yatay yoğunlaşma bakımından hakim durum yaratabilecek
kadar yüksek seviyelere ulaşılamayacağı görülmektedir. Kaldı ki, bu payların
hesaplanmasında dikkate alınan bölgelerin büyük bölümünde Kazancı
Holding’in ikinci ya da üçüncü sıradaki teklif sahipleri olduğu ortadadır.
b. Dikey Bütünleşmeye İlişkin Değerlendirme
Elektrik endüstrisinin serbestleşme sürecindeki yeniden yapılandırılmasında,
üretim, iletim, dağıtım ve perakende satış faaliyetlerinin ayrıştırılması
öngörülmekle birlikte, üretim ve perakende satış faaliyetlerinin
bütünleşmesinin engellenmediği görülmektedir. Dikey bütünleşme, sağlıklı 320
işleyen rekabetçi bir piyasa yapısı açısından hem olumlu hem de olumsuz
sonuçlar doğurabilecektir.
Üretim ve perakende satış bütünleşmesinin sağlanmasıyla elde edilen olumlu
sonuçlardan birinin, tüm tüketicilerin serbest olmasıyla birlikte uzun dönemli
ikili anlaşmaların azalması ve üretim yatırımlarının cazibesini kaybetmesi
riskini azaltmaya yönelik olarak, üretim yatırımlarının teşvik edilmesi olduğu
söylenebilir. Bunun yanında, spot piyasada oluşacak değişken fiyat
seviyelerine karşı da dağıtım/perakende satış firmalarının üretim ile bütünleşik
bir yapıya sahip olmasının avantaj yaratacağı ileri sürülebilir. Tüm tüketicilerin
seçme hakkı kazanmasıyla, dikey bütünleşmenin bir risk olmaktan çıkacağı 330
yönünde görüşler bulunsa da, serbest olmayan tüketicilerden oluşan münhasır
bir müşteri portföyüyle özelleştirilen dağıtım firmaları açısından, dikey
bütünleşmenin rekabetçi yapı açısından hiçbir risk taşımadığını söylemek
mümkün değildir.
Dağıtım bölgelerinde perakende satış faaliyetlerinde rekabetin oluşturulması
açısından, dağıtım şirketlerinin, aynı ekonomik bütünlük içindeki üretim
şirketleriyle ikili anlaşmalar yapmaları, yüksek fiyatla alınan elektriğin
maliyetinin tüketicilere yansıtılması riskini taşımaktadır. Bu nedenle, iyi işleyen
bir ikili anlaşmalar piyasası sağlanabilmesi açısından, dağıtım ve üretim
şirketlerinin özelleştirme işlemleri, dikey bütünleşme yönüyle de ayrıntılı olarak 340
ele alınmalı ve hem yapısal hem de davranışsal olarak rekabetçi bir toptan
satış piyasası oluşturulması sağlanmalıdır. Şüphesiz, üretim-perakende satış
10-29/440-166
11
bütünleşmesi ile piyasada hakim durum yaratma riski, üretim ve/veya
perakende satış seviyelerinde yoğunlaşmanın varlığı halinde ortaya
çıkacaktır. Bu noktada, bir önceki bölümde dağıtım/perakende seviyesinin ele
alınmış olmasından hareketle, aşağıda kısaca Türkiye üretim pazarına göz
atılacaktır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, elektrik piyasasında, kurulu güç bakımından
kamunun egemenliği söz konusudur. Türkiye’de 2008 yılı itibarıyla kurulu
gücün üretici kuruluşlara göre dağılımı aşağıdaki tabloda görüldüğü gibidir: 350
Tablo -13: Türkiye’nin Yakıt Cinslerine Göre Kurulu Gücü (2008, MW)
Kuruluşlar Termik Hidroelektrik Jeotermal Rüzgar
Kuruluş
Toplamı
Oran
(%)
EÜAŞ 8690,9 11.455,9 20.146,8 48,2
EÜAŞ'IN Bağlı Ortaklık Ortaklıkları 3.834,0 3.834,0 9,2
Mobil Santraller 262,7 262,7 0,6
Otoprodüktör + Üretim Şirketleri +
İHD 14.807,4 2.372,8 363,7 29,8 17573,8 42,0
TOPLAM 27.595,0 13.828,7 363,7 29,8 41.817,3
Kaynakların Kurulu Güce Katkısı
(%) 66,0 33,1 0,9 0,1 %100
Burada hemen belirtmek gerekir ki, Elektrik Üretim A.Ş.’ye (EÜAŞ) ait
santraller (%48,2) ve EÜAŞ’ın bağlı ortaklıkları (%9,2) gibi, üretimini yaptıkları
elektriği anlaşmalar çerçevesinde devlete satan santraller dikkate alındığında,
Türkiye kurulu gücünün yaklaşık %57,4’ünün kamu kuruluşu ve onlarla ilişkili
şirketler tarafından işletildiği görülmektedir.
Türkiye’de 2008 yılı itibarıyla elektrik üretiminin üretici kuruluşlara göre
dağılımı aşağıdaki tabloda görüldüğü gibidir:
Tablo -14: Türkiye’nin Yakıt Cinslerine Göre Elektrik Üretimi, Brüt Talebi (2008, GWh)
Kuruluşlar Termik Hidroelektrik Jeotermal Rüzgar
Kuruluş
Toplamı
Oran
(%)
EÜAŞ 46.499,6 28.419,4 74.919,1 37,82
EÜAŞ'IN Bağlı Ortaklık Ortaklıkları 22.797,8 22.797,8 11,51
Mobil Santraller 330,5 330,5 0,17
Üretim Şirketleri 75.223,7 5109.2 80.332,9 40,55
Otoprodüktörler+ İHD 19.287,6 750,1 20.037,7 10,12
TOPLAM (Türkiye) 164.139,2 34.278,7 198.417,9
İthalat 789,4 0,40
İhracat 1.122,2 -0,57
BRÜT TALEP (Tüketim) 198.085,2 100
İhalede teklif veren teşebbüslerin sahip olduğu kurulu güç, üretim miktarı ve 360
pazar paylarına ilişkin tablo aşağıdadır:
Tablo -15: Teklif Sahibi Teşebbüslerin Elektrik Satım, Kurulu Güç ve Üretim Pazar
Payları (2008)
Satılan
Elektrik
(MWh)
Kurulu
Güç
(MW)
Türkiye
Tüketim
Miktarı (MWh)
Türkiye
Kurulu
Gücü
(MW)
Üretim
Pazar
Payı (%)
Kurulu
Güç
Pazar
Payı (%)
Kazancı
Holding
(….) (….) (….) (….)
KOLİN (….) (….)
198.085.200 41.817,2
(….) (….)
Bütün bu veriler göstermektedir ki, teklif sahibi teşebbüslerin sahip olduğu
üretim kapasitesi, dikey bütünleşme açısından rekabetçi risk doğuracak
büyüklükte değildir. Dikey bütünleşme konusu, dağıtım ve üretim
özelleştirmelerinde izlenen strateji kapsamında, daha sonra gerçekleşecek
10-29/440-166
12
olan üretim özelleştirmeleri aşamasında daha detaylı değerlendirmeyi
gerektirecek bir husus olarak görülmektedir. Bu çerçevede, AKSA’nın veya
KOLİN’in VANGÖLÜ’nü devralmasının, dikey bütünleşme açısından da hakim 370
durum yaratılması ya da mevcut bir hakim durumun güçlendirilmesi
bakımından bir sakınca doğurmadığı değerlendirilmektedir.
c. Yakınsayan Pazarlara İlişkin Değerlendirme
Esas itibarıyla yatay yoğunlaşma başlığının alt bölümlerinden biri olmakla
birlikte, bu bölümde “yakınsayan pazarlar” bakımından işlemin hakim durum
yaratılması ya da mevcut hakim durumun güçlendirilmesi yönüyle
değerlendirilmesi yapılmıştır.
c.1. Yakınsama Kavramı:
Yakınsama; bölgeler, ülkeler, endüstriler ve aktiviteler arasındaki farklılıkların
azalması ve benzerliklerin artması sürecini ifade etmektedir. Bu kapsamda 380
yakınsama terimi, daha önce ayrı kabul edilen altyapı ve şebeke
endüstrilerinin kısmen veya tam olarak entegrasyonu anlamına gelmektedir
(gaz ve elektrik sektörü/Telekom-TV-internet sektörü gibi). Bunun yanında
aynı terim, altyapı ve şebeke endüstrilerine ilişkin düzenlemelerdeki artan
benzerlikler için de kullanılmaktadır.
Enerji ve enformasyon endüstrilerinde son dönemde ortaya çıkan değişimler,
elektrik, doğalgaz, internet, telefon, kablo TV gibi temel hizmetlerin üretim ve
dağıtım şeklini değiştirmektedir. Tekel endüstrileri serbestleştirme girişimleri
ve takip eden birleşme, devralma ve ortaklıklar, geleneksel kamu hizmetleri
arasındaki sınırları bulanıklaştırmaktadır. Öyle ki elektrik şirketleri 390
telekomünikasyon hizmetleri sunarken, doğal gaz şirketleri elektrik şirketleri ile
kablolu hizmet veren şirketler telefon şirketleri ile birleşmektedir.
Endüstriler arasındaki yakınsama kavramı ilk olarak bilgisayar ve
telekomünikasyon endüstrilerinde kullanılmaya başlanmıştır. Söz konusu
sektörlerin ekonomilerinin enerji endüstrilerinden farklı olduğu dikkate
alındığında, yakınsamanın nedenleri endüstri bakımından farklılıklar arz
etmektedir.
c.2. Elektrik ve Doğal Gaz Sektörleri Bakımından Yakınsama
Enerji şebekeleri arasındaki yakınsamanın nedenleri 4 başlık altında ele
alınabilir: 400
Enformasyon teknolojisindeki gelişmeler,
Şebeke ekonomisi,
Serbestleştirme,
Enerji ve enformasyon endüstrilerindeki müşteri talepleri.
Enformasyon teknolojisi: Enformasyon teknolojileri bütün endüstrilerde
ortaya çıkan yakınsamanın temelinde bulunmaktadır. Bütün iletişimin dijital
hale gelmesi iletişim endüstrisinde bir yakınsamaya neden olmuş ve bu durum
diğer endüstrilerdeki yakınsamanın ilk ayağını teşkil etmiştir. Bilgisayar
teknolojisindeki ilerlemenin büyük miktarlardaki bilginin depolanması ve
yayılmasını olanaklı hale getirmesi, bu yakınsamayı daha da hızlandırmıştır. 410
Şöyle ki, bilgisayar hafıza ve programlarındaki gelişmeler, bilgilerin kısa
zamanda çeşitli bölgelerden toplanması ve değerlendirilmesini olanaklı
kılmıştır.
10-29/440-166
13
Şebeke ekonomisi: Küçük ve verimli doğal gaz santrallerinin kurulmasının
elektrik ve doğal gaz sektörleri arasındaki yakınsamada büyük payı vardır. Bu
tip santrallerin kullanımının artması, elektrik üreticilerinin doğal gaz işiyle
bütünleşmesini rasyonel kılmaktadır. Bütünleşik faaliyet tedarik, koordinasyon,
taşıma, talep ve risk yönetimi gibi konularda önemli avantajlar doğurmaktadır.
Serbestleştirme: ABD, Avrupa ve Pasifik ülkelerinde başlayan ve hala devam
eden, enerji sektörünü serbestleştirmeye ve düzenlemeye ilişkin süreç, enerji 420
endüstrileri arasındaki yakınsamayı hızlandırmıştır. Bu süreçte, daha önce
bütünleşik yapı içerisinde merkezi bir idareye tabi olan ulusal enerji
şirketlerinin faaliyetleri ayrıştırılmış ve bazı ülkelerde özelleştirmeye tabi
tutulmuştur. Giriş engellerinin kaldırılmasıyla birçok özel şirketin girdiği bu
endüstrilerde pazar ekonomisine dayalı bir model oluşturulmaya
çalışılmaktadır. Riskin olmadığı tekelci bir yapıdan rekabetçi bir yapıya geçen
enerji piyasalarındaki oyuncuların, faaliyet alanlarını genişleterek riskleri
dağıtma stratejileri, yakınsamaya hız kazandırmaktadır.
Müşteri talepleri: Müşteri talepleri, yeni teknoloji ve ürün gelişimini
sağlayarak endüstriler arasındaki yakınsamayı artırmaktadır. Müşterilerin, 430
farklılaştırılmış yeni ürünler talep etmeleri, elektrik, gaz, su, telefon gibi temel
hizmetleri bir paket olarak sunan şirketlere yönelmeleri, yakınsamayı artıran
faktörler arasındadır.
Dikey olarak da birbirine benzer yapılara sahip olan elektrik ve gaz pazarları
arasındaki yakınsama, esas itibarıyla bu sektörlerin dikey yapılarındaki üç ayrı
kademede ortaya çıkmaktadır: (i) üst pazarlardaki yakınsama, (ii) orta
pazarlardaki yakınsama ve (iii) alt pazarlardaki (perakende) yakınsama.
Hemen belirtmek gerekir ki, bu dosya kapsamında, elektrik ve doğal gaz
pazarlarının dağıtım ve perakende satış seviyelerinde ortaya çıkan
yakınsama özelliği ve bu bakımdan devir işleminin “serbestleşme” sürecine 440
etkisi üzerinde durulmuştur.
c.3. Elektrik ve Doğal Gaz Perakende Seviyesinde Rekabet
Elektrik ve doğal gaz pazarlarının yakınsama özelliklerine geçmeden önce, bu
pazarların mevcut durumda ve serbestleşme sürecinde nasıl bir rekabetçi
yapıya sahip olduklarının ve bu pazarlarda rekabetin sağlanmasının niçin
önemli olduğunun ortaya konması yerinde olacaktır.
Elektrik ve gaz sektöründeki serbestleşme hedeflerinden birisi de bu
sektörlerin perakende pazarlarının rekabete açılmasıdır. Avrupa ülkelerinde
serbestleştirmenin fiilen başlamasından önceki dönemde, bu pazarlara görevli
şirketlerin yanında bu ürünlerin üretim ve dağıtım işinde bulunmayan bağımsız 450
perakendecilerin de gireceği umulmaktaydı. Ancak bu beklenti, perakende
işinin kendi başına bir katma değer yaratmaması ve dolayısıyla bir iş modeline
konu olmaması nedeniyle istenilen ölçüde gerçekleşememiştir. Bu noktada,
aslında katma değer yaratmayan bir pazar seviyesinde hakim durum
yaratılmasının önemli olup olmadığı, hatta bundan da öte, böyle bir pazar
tanımına gerek olup olmadığı sorgulanabilir. Nitekim raportörlerce bu dosya
kapsamında yapılan çeşitli görüşmelerde, elektrik sektöründe üretim
kapasitesinin rekabet üzerindeki asıl belirleyici olduğu, eğer üretim rekabetçi
bir yapıda olursa, toptan satış ve perakende pazarlarının da rekabetçi olacağı
görüşünün sıklıkla dile getirildiği görülmektedir. Bu konuda bir yargıya varmak 460
için yürürlükteki mevzuatın nasıl bir piyasa modeli öngördüğünü dikkate almak
10-29/440-166
14
gerekmektedir. Aşağıda kısaca, mevcut düzenlemeler kapsamında elektrik ve
doğal gaz perakende piyasalarında hedeflenen rekabetçi yapı ele alınmıştır:
i. Elektrik Piyasası Bakımından Perakendede Rekabet: Elektrik piyasaları
bakımından dönüm noktasını, 2001 yılında yürürlüğe girmiş olan 4628 sayılı
Elektrik Piyasası Kanunu oluşturmaktadır. Bu Kanun ile birlikte temelde piyasa
faaliyetlerinin düzenleyici kurum denetimi altında gerçekleştiği, piyasadaki
alım satım faaliyetlerinin ikili anlaşmalara dayandığı, bütün tüketicilerin
tedarikçisini seçme serbestisine kavuşacağı, rekabete dayalı bir piyasa
yapısının hedeflendiği görülmektedir. Bu kapsamda Kanun’da perakende satış 470
şirketlerine de yer verilmiş, bunun yanında, hedeflenen rekabetçi piyasa
yapısını oluşturmaya yönelik gerekli düzenlemelerin yapılması için de
Kanun’un Geçici 9. Maddesi ile bir geçiş dönemi (31.12.2012) belirlenmiştir.
Geçiş döneminin ardından tüm tüketicilerin tedarikçisini seçme serbestisine
ulaşması ve hanehalkına satış yapmaya yönelik perakende satış şirketlerinin
de faaliyete geçmesiyle, hanehalkına yapılan satışlar bakımından da rekabetçi
bir piyasa yapısına yönelik önemli bir adım atılmış olacaktır. Geçiş dönemi
boyunca ise dağıtım ve perakende satışlara ilişkin “Geçiş Dönemi Tarifeleri”
uygulandığı görülmektedir. Dağıtım faaliyetleri bakımından geçiş dönemi
tarifelerini dört kısma ayırmak mümkündür: 480
Perakende satış tarifeleri
Dağıtım sistem kullanım tarifeleri
Perakende hizmet tarifeleri
İletim tarifeleri
İletim tarifeleri TEİAŞ tarafından belirlenen ve tüketiciye aynen yansıtılan bir
kalemdir. Dağıtım sistem kullanım ve perakende hizmetleri tarifesi ise bu
faaliyetlere ilişkin işletme giderlerini ve yatırım harcamalarını karşılamaya
yönelik “gelir tavanı” yöntemi ile belirlenmektedir. Öte yandan, perakende
satış tarifesi,dağıtım şirketi tarafından satın alınan enerjinin ortalama fiyatının
doğrudan tüketiciye yansıtıldığı “fiyat tavanı” yöntemi ile belirlenmektedir. 490
Burada, perakende satış tarifesinde düzenlemenin olduğu geçiş döneminde
dahi, dağıtıcının, enerji bedelini olduğu gibi tüketiciye yansıttığı görülmektedir.
Bu noktada hemen belirtmek gerekir ki, Strateji Belgesi uyarınca yapılacak
özelleştirmelere hazırlık amacıyla, dağıtım şirketleriyle TETAŞ ve EÜAŞ’ın
portföy şirketleri arasında geçiş dönemi sözleşmeleri imzalanmıştır. Bu
kapsamda, dağıtım şirketlerinin enerji talebinin en az %85’ine gelen miktarına
ilişkin olarak, söz konusu kamu üretim ve toptan satış şirketleri arasında,
düzenlenmiş fiyatlar üzerinden geçiş dönemi sonuna kadar süren enerji alım
anlaşmaları yapılmıştır. Bu sözleşmelerin süreleri bittiğinde ise dağıtım
firmaları ve sağlayıcılar arasında pazarlık sonucunda oluşan ve piyasa 500
fiyatlarına dayalı ikili anlaşmalar yapılacak ve böylelikle rekabetçi piyasaya
geçiş yapılacaktır. Başka bir ifade ile, söz konusu perakende tarifesi ya da
daha genel ifadeyle perakende fiyatının oluşmasında, özellikle geçiş
döneminin ardından, bölgede yerleşik dağıtım firmasının perakende satışlar
bakımından nasıl bir rekabetçi ortam içinde faaliyet gösterdiği, ucuz enerji
bulma gereksiniminin ne olduğu önem kazanacaktır. Yerleşik dağıtım firması
bakımından, serbestleşmiş bir perakende piyasasında tüketicilere daha ucuz
elektrik satışı yapmak ve bunun için daha ucuz kaynaklardan enerji alımı
yapmak yönündeki baskı, ancak perakende satışa yönelik fiili ve potansiyel
rakiplerin varlığıyla mümkün olacaktır. 510
10-29/440-166
15
ii. Doğal Gaz Piyasası Bakımından Perakendede Rekabet: Doğal gaz
piyasası ele alındığında, 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu
kapsamında, elektrik piyasasına ilişkin düzenlemelerden farklı olarak “doğal
gaz perakende satış şirketi” kavramına yer verilmediği görülmektedir. Böyle
bir tanıma ya da kavrama yer verilmemesinin doğal gaz piyasalarına ilişkin
olarak perakende seviyesinde rekabetin amaçlanmadığı gibi bir hükme yol
açması söz konusu değildir.
Bahse konu 4646 sayılı Kanun’un amacını açıklayan 1. maddesinde, doğal
gaz piyasasının serbestleştirilmesinin Kanun’un amaçlarından olduğu
açıklanmış olup ilgili mevzuat da bu saikle düzenlenmiştir. Bu temelde 520
rekabetçi bir doğal gaz piyasasının oluşturulması için doğal gaz tedarikçisini
seçme yetisine sahip “serbest tüketici” ve doğal gazı kendi kullanımı için
dağıtım şirketlerinden almak zorunda olan “serbest olmayan tüketici” tanımları
getirilmiş olup, söz konusu ayrım EPDK tarafından yıllık doğal gaz tüketimine
ilişkin bir limit ile belirlenmektedir. Bu limitin gelecekte sıfıra düşürülmesi
amaçlanmakla birlikte, kademeli olarak düşürüldüğü göz önüne alındığında
serbest piyasaya geçiş yönünde bir geçiş dönemi olduğu görülmektedir.
Nitekim 4646 sayılı Kanun’da 1 milyon m3 olarak belirlenen serbest tüketici
olma sınırı, EPDK’nın 29.12.2009 tarihli ve 2378 tarihli Kurul kararı ile 800.000
m3’e indirilmiştir. 530
Doğal gaz dağıtım şirketleri, dağıtım faaliyetlerinin yanı sıra kendi bölgelerinde
perakende satış gerçekleştirmektedirler. Hatta dağıtım şirketleri, kendi
bölgelerindeki serbest olmayan tüketicilere doğal gaz satış hizmeti vermekle
yükümlüdürler. Kendi bölgelerinde bulunan serbest tüketici olmaya hak
kazanan tüketicilere ise talep etmeleri durumunda doğal gaz tedarik
etmektedirler.
Doğal gazın nihai tüketicilere satışına bakıldığında, tarifelerin serbest
tüketiciler ve serbest olmayan tüketiciler için ayrı ayrı tanımlandığı, serbest
tüketicilerin alt grupları için alım miktarı, sözleşme süresi gibi kriterlere
dayanılarak herhangi bir tarife ayrıştırması yapılmadığı görülmektedir. Mevcut 540
durumda, dağıtım şirketi, serbest tüketicilere yaptığı satışlarda BOTAŞ’ın
doğal gaz satış fiyatı üzerine bir taşıma bedeli eklemekte; serbest olmayan
tüketicilere yapılan satışlarda ise BOTAŞ’ın doğal gaz satış fiyatına birim
hizmet ve amortisman bedelini eklemektedir. Tedarik pazarının rekabete
açılması ve BOTAŞ’ın yanı sıra yeni tedarik şirketlerinin piyasada faaliyete
başlamasının ardından dağıtım şirketleri, tarife hesaplarında BOTAŞ satış
fiyatı yerine yeni teşebbüsün satış fiyatını kullanacaklardır. Bu noktada,
dağıtım şirketlerinin serbest olmayan tüketicilere yaptığı satışlar bakımından,
doğal gaz alım fiyatını aynen tüketiciye yansıttığı, bu yöntemde doğal gaz
ticaretinden bir kar ya da zararının söz konusu olmadığı ileri sürülebilir. 550
Bununla birlikte, serbestleşmenin ilerleyen dönemlerinde, BOTAŞ’ın sağlayıcı
olarak payının azalması ve yeni piyasa yapısı içinde dikey bütünleşmelerin de
söz konusu olmasının ardından, bu satışlar bakımından, dağıtım firmalarının
ucuz kaynaktan gaz bulmalarını ve perakende tüketicilerine ucuza gaz temin
etmelerini sağlamak önem kazanmaktadır.
Bu noktada, 4646 sayılı Kanun’un 7 ve 11. maddeleri, bu husustaki eksikliği
ortadan kaldırmaya yönelik hükümler ihtiva etmektedir. Nitekim 7. madde
kapsamında, dağıtım şirketlerinin bir yıl içinde dağıtacakları gazın en fazla
yüzde ellisini bir tüzel kişiden satın alabilecekleri, EPDK’nın rekabet ortamının
oluşmasını dikkate alarak bu oranı arttırabileceği ya da azaltabileceği hükme 560
10-29/440-166
16
bağlanmıştır. Buna ek olarak, Kanun’un 11. maddesi uyarınca dağıtım
şirketleri, en ucuz kaynaktan gaz temin ettiklerini ispat etmekle yükümlü
kılınmıştır. Bu maddeler ile dağıtım firmasına, ucuz yerden alma yönünde bir
yükümlülük getirilmiş olmakla birlikte, böyle bir yükümlülüğün etkin bir şekilde
uygulanmasının zor olduğu düşünülmektedir6. Bir yandan piyasaları
serbestleştirir ve piyasadaki firmaların fiyatlandırmalarındaki ayrıntılı
düzenlemeleri ortadan kaldırırken, bir yandan da bu firmalara en ucuz
kaynaktan alma yükümlülüğü getiren mevzuatla rekabetçi davranışı
sağlamaya çalışmanın kolay ve etkin olmayacağı düşünülmektedir. Etkin bir
serbestleşme sürecinde esas olması gereken, şüphesiz serbest tüketici 570
limitinin sıfıra indirilmesiyle birlikte hanehalklarına da satış yapmayı
hedefleyen doğal gaz ticareti yapan firmaların, yerleşik dağıtım firmalarının
karşısına rakip olarak çıkması, başka bir ifadeyle, dağıtıcıların fiyatlarını
düzenleme görevini, perakende aşamasında oluşturulan rekabetin
üstlenmesidir. Böyle bir sistemde yerleşik şirketin yüksek fiyat uygulamasını
önleyecek tek mekanizma, perakende pazarında rakiplerin varlığıdır. Bu
çerçevede, fiyat baskısı yaratarak, görevli şirketlerin ucuz enerji tedarikine
yöneltilmesini ve toptan pazarın bu yolla daha verimli çalışmasını sağlama
bakımından, perakende pazarındaki rekabetin ihmal edilemeyecek bir işlevi
olduğu anlaşılmaktadır. 580
Bu çerçevede, her ne kadar farklı kavramlara yer verilmiş olsa da, 4628 sayılı
Elektrik Piyasası Kanunu ile 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanununun,
perakende seviyesinde rekabetin oluşturulmasına yönelik benzer vizyona
sahip düzenlemeler olduğu görülmektedir. Her iki pazarda da, dağıtım
konusunda görevli şirketlerin bölgelerinde uygulayacakları (aynı zamanda
serbestleşmenin ardından tüketicinin satın aldığı enerjide ödemek durumunda
olduğu) enerji satış fiyatları şu şekilde basitleştirilebilir:
Görevli şirket enerji satış fiyatı = dağıtım bedeli + enerji bedeli
Bu formülde yer alan dağıtım bedeli düzenlemeye tabidir. Enerji bedeli ise,
tüketiciye doğrudan yansıtılan rekabete açık elektrik veya gaz toptan 590
piyasalardan alınan enerjinin maliyetidir.
c.4. Elektrik ve Doğal Gaz Perakendesinde Rekabeti Oluşturmadaki
Zorluklar
Yukarıda da belirtildiği üzere, enerji piyasalarında serbestleşmeye yönelik
yapısal geçiş döneminde, serbestleşmenin başarıya ulaşmasındaki önemli
noktalardan biri de nihai tüketiciye yapılan perakende satışlarda rekabetin
sağlanması ve bu yönde, dağıtım bölgeleriyle sınırları oluşturulmuş olan
bölgesel tekellerin ortadan kalkmasıdır. Esas itibarıyla, hanehalkına yönelik
elektrik arzında rekabetçi yapıyı etkileyen dört unsur ön plana çıkmaktadır:
i. Piyasanın açılması ve tüketicinin sağlayıcısını değiştirme fırsatı, 600
firmaların fiyatlandırma stratejilerini belirlerken, geçiş maliyetlerinden
dolayı, yeni müşteri kapmak ya da müşteri sadakati yaratmak arasında
tercih yapmak durumunda kalmasına neden olmaktadır.
6 Örneğin, vade koşulları ve al-ya da-öde gibi, parametreleri farklı olan iki gaz kontratından hangisinin
ucuz olduğu, şirketin risk anlayışı ve uyguladığı indirim oranı gibi sübjektif değerlere bağlıdır ve başka
bir şirkete göre daha ucuz veya pahalı olabilir. Başka bir ifade ile, enerji bedeli bir ölçüde şirketin
uygulamaları ve inisiyatifine kalmıştır. Bu durumda ortaya çıkması beklenen sonuç ise, düzenlemeye
tabi olan şirketin (dağıtım), düzenlemeye tabi olmayan yavru şirketine yüksek fiyatlardan alımlar yapmak
yoluyla (toptan satış) kar aktarmasıdır. Böyle bir sistemde ise görevli şirketin yüksek fiyat uygulamasını
önleyecek tek mekanizma, perakende pazarında rakiplerin varlığıdır.
10-29/440-166
17
ii. Elektrik arzı, kalite bakımından homojen bir üründür, bu nedenle fiyat
farklılaşması dışında ürün farklılaştırması zordur.
iii. Piyasa, abonelik sistemine dayanmaktadır, bu nedenle bir müşterinin
aynı anda iki farklı sağlayıcıdan hizmet alması söz konusu değildir.
iv. Piyasa doygunluğa ulaşmıştır ve talepte artış oldukça azdır. Bu yapı
içerisinde müşterilerin, yerleşik dağıtım firmaları tarafından bağlanmış
olması nedeniyle diğer firmaların yeni müşteriler bularak piyasaya 610
girmesinin maliyeti artmaktadır.
Türkiye tecrübesinde, elektrik bölgeleri henüz özelleştirme aşamasında olup,
geçiş dönemi boyunca dağıtım firmalarının hanehalkına münhasıran satış
yapacakları; doğal gaz bakımından ise, sektörün büyük bölümünün halen
yatırım aşamasında olduğu ve küçük tüketiciler bakımından bu alanlardaki
tekelin kalkmasının ancak serbest tüketici limitinin sıfırlanmasından sonra
gerçekleşeceği görülmektedir. Bu nedenle, her ne kadar mevzuat ve pazar
yapısı bakımından birebir aynı olmasa da, özellikle Avrupa Birliği üyesi
ülkelerde yaşanan serbestleşme tecrübeleri, devam eden özelleştirme
sürecinde dikkat edilmesi gereken noktalar bakımından yol gösterici nitelikte 620
olmaktadır.
Elektrik ve doğal gaz perakende satışları kapsamında, özellikle hanehalkı ve
küçük müşterilere yönelik satışlar yönünden, söz konusu tüketicilerin
sağlayıcılarını değiştirmesine yönelik geçiş maliyetlerinin rekabetin
oluşturulmasında en büyük engeli oluşturduğu görülmektedir.
i. Genel Olarak Geçiş Maliyetleri: Geçiş maliyetleri, sağlayıcı değiştirirken
katlanılan gerçek veya algılanan maliyetlerdir. Bunlar, müşterinin mevcut
sağlayıcısından ürün almaya devam etmesi durumunda ortaya çıkmayan;
fakat aynı ürünü, aynı fiyatla olsa dahi, yeni bir sağlayıcıdan tedarik etmesi
halinde oluşan maliyetlerdir. Bu maliyetler, sağlayıcı değiştirme anında değil, 630
sürecinde ortaya çıkmaktadır. Öte yandan, geçiş maliyetleri sadece objektif,
ekonomik maliyetleri kapsamamakta; geçiş sürecinde yaşanan zaman kaybı,
gösterilen çaba ve katlanılan stres gibi sübjektif değerleri de içermektedir.
Office of Fair Trading’in (OFT) 2003 yılında yaptığı bir çalışmasındaki geçiş
maliyetleri tanımında yer alan “gerçek veya algılanan” ifadesi, müşterinin
sağlayıcı değiştirirken katlandığı sübjektif maliyetlere atıf yapmaktadır:
Müşterilerin, sağlayıcı değiştirme işlemlerini karmaşık ve zaman kaybına
neden olan bir işlem olarak algılamaları, bununla ilgili mali fayda ve zararları
tam olarak hesaplayamamaları nedeniyle bu maliyetlerin, gerçekte
olduğundan daha yüksek olarak algılanması olasıdır. Nitekim, İngiltere doğal 640
gaz pazarına ilişkin bir araştırma, tüketicilerin sağlayıcı değiştirme
olanaklarının farkında olmalarına rağmen, araştırma ve geçiş maliyetlerini
gerçekte olduğundan daha yüksek algılamaları nedeniyle, yerleşik şirketlerin,
rakiplerin tarifelerinden daha yüksek fiyatlardan satış yapmalarını
kabullendiklerini göstermektedir.
Geçiş maliyetlerinin, endüstri yapısı ve dinamikleri ile pazardaki oyuncuların
davranışları üzerinde önemli etkileri vardır. Şöyle ki, bu maliyetler, homojen bir
ürünün alım sonrasında müşteri tarafından heterojen olarak algılanmasına
neden olabilmektedir. Bu bakımdan, bir nevi yapay ürün çeşitlendirmesine yol
açan geçiş maliyetleri, teşebbüslerin ürün gamında ve fiyatlama 650
seçeneklerinde etkili olmaktadır. Bu kapsamda, teori ve pratikte ortaya çıkan
genel sonuç, geçiş maliyetlerinin, müşterilerin sağlayıcı değiştirmesini
10-29/440-166
18
güçleştirerek şirketlerin talep esnekliğini azalttığı, pazara giriş engeli yarattığı
ve özellikle elektrik ve gaz gibi pazarlarda yerleşik şirketlerin, yeni giriş yapan
şirketlere oranla müşterilerine daha yüksek fiyatlar uygulamasına neden
olduğu yönündedir.
Geçiş maliyetleri her pazarda ortaya çıkmamakla birlikte, ortaya çıkış
nedenlerinin nitelikleri ve sonuçları endüstriler arasında farklılık arz
etmektedir. Geçiş maliyetlerinin çeşitlerine ilişkin değişik sınıflandırmalar
bulunmakla birlikte bunlar, aşağıda yer verildiği şekilde ele alınabilir: 660
Ekonomik risk maliyeti
Değerlendirme maliyeti
Öğrenme maliyeti
Kurulum maliyeti
Yarar kaybı maliyeti
Parasal kayıp maliyetleri
Kişisel ilişki kaybı maliyetleri
Geçiş maliyetleri, müşterilerin sağlayıcı değiştirmekte isteksiz davranmasına
yol açmakta ve bu bakımdan firmaların iş ve fiyatlama stratejilerini
etkilemektedir. Bu stratejiler, temel olarak ticari bir ilişki başlatarak (abonelik 670
gibi) müşteriyi bağlamak (lock-in) ve daha sonrasında geçiş maliyetlerinin
varlığından yararlanarak pazar payını artırma, giriş engelleri yaratma veya
bağlanan müşterilere yüksek fiyatlar uygulamaya dayanmaktadır. Söz konusu
stratejiler, pazarın yeni veya olgun olup olmadığına ve ilgili teşebbüslerin
pazar paylarına bağlı olarak şekillenmektedir. Pazarın durumu ve teşebbüsün
pazar payına göre çeşitlilik gösteren stratejiler aşağıda özetlenmiştir.
Pazarın olgunluk derecesi: Geçiş maliyetleri, pazarın olgunluk derecesine
bağlı olarak değişik pazar dinamikleri ve rekabet koşulları yaratabilmektedir.
Yeni oluşan pazarlarda bu maliyetlerin önemli ölçüde fiyat rekabeti yarattığı
söylenebilir. Bu pazarlardaki müşterilerin büyük bölümü başlangıçta bir 680
sağlayıcı tarafından bağlanmamıştır. Bu nedenle, teşebbüslerin, bu
müşterilerle ticari ilişki oluşturmak ve belirli bir müşteri portföyü yaratmak için
düşük fiyatlar teklif etmesi beklenmelidir. Olgunlaşmış pazarlarda ise,
neredeyse bütün müşteriler bağlanmış olduğu ve şirketlerin portföyleri ve
pazar payları istikrar kazandığı için, sıkı bir fiyat rekabeti yerine, daha önce
yapılan düşük fiyatlı satışların telafi edilmesi ve mevcut müşterilerden rant
elde edilmesi için yüksek fiyatlamaya eşlik eden düşük bir fiyat rekabeti söz
konusu olabilmektedir (yatırım-hasat stratejisi).
Teşebbüsün pazar payı: Geçiş maliyetlerinin söz konusu olduğu bir pazarda
faaliyet gösteren yüksek pazar payına sahip bir teşebbüs, pazar payı 690
kaybetmeye neden olsa dahi yüksek fiyat uygulayabilmektedir. Bu strateji, çok
sayıdaki bağlanmış müşteriden kar elde etmeye dayanmakta olup, uygulanan
yüksek fiyatlardan elde edilen gelirin, azalan müşteri sayısından kaynaklanan
kayıpları geçmesi halinde rasyonel hale gelmektedir. Bu nedenle, bölgelerinde
tekel konumunda olan yerleşik elektrik ve gaz dağıtım şirketleri, piyasalar
serbestleştirildikten sonra bölgelerine giren diğer şirketlere oranla, perakende
müşterilerine daha yüksek fiyat uygulamaktadırlar. Görevli şirketlerin bu pazar
güçleri, serbestleşmenin ilk yıllarında daha yoğun olarak gözlemlenmektedir.
ii. Elektrik ve Doğal Gaz Perakende Pazarında Ortaya Çıkan Geçiş
Maliyetleri: Elektrik ve doğal gaz endüstrisinin perakende seviyesi, geçiş 700
maliyetlerinin ortaya çıktığı önemli pazarlardandır. Bu pazarlarda ortaya çıkan
10-29/440-166
19
ana geçiş maliyetleri, önem sırasına göre; işlem maliyetleri, araştırma
maliyetleri, sözleşmeden doğan maliyetler ve psikolojik maliyetlerdir. Bunlarla
ilgili kısa açıklamalara aşağıda yer verilmiştir:
İşlem maliyeti: Sağlayıcı değiştirme sürecinde müşterinin yeni bir sağlayıcı
bulması ve bu yeni sağlayıcı ile anlaşması gerekmektedir. Ülke uygulamaları
çeşitlilik göstermekle birlikte, genellikle, tüketicinin bu süreçte dikkate alması
gereken yasal süreler bulunmaktadır. Bunun yanında, geçiş esnasında yanlış
faturalama ve düşük hizmet kalitesi ortaya çıkabilmektedir.
Araştırma maliyeti: Bu maliyetler, bölgesinde etkinlik gösteren sağlayıcıları 710
belirleme, fiyat alma, ödeme çeşitlerini ve tasarruf miktarlarını hesaplama
sırasında müşterinin katlandığı mali olmayan maliyetlerdir. Öte yandan
müşterinin, aynı anda hem elektrik hem de gaz tüketicisi olduğu dikkate
alındığında, aynı işlemleri her bir ürün için ayrı ayrı yaptıktan sonra bunları
farklı sağlayıcılardan mı, yoksa tek sağlayıcıdan mı alacağına karar vermesi
gerekmektedir.
Sözleşmesel geçiş maliyetleri: Bazı sağlayıcılar, yapılan indirim karşılığı
sözleşmenin geçerli olduğu sabit bir süre tayin edebilmektedirler. Böyle bir
sözleşmeye taraf olan müşterinin yeni bir sağlayıcıya geçmesi halinde,
mevcut sözleşmesini süresinden önce iptal ettiği için belirli bir ceza ödemesi 720
söz konusu olabilmektedir.
Psikolojik maliyetler: Piyasaların serbestleştirilmesinden önce yerleşik
şirketlerden alım yapan müşteriler, sunulan hizmetlerden memnun olabilirler
ve bu durum sağlayıcı değiştirme isteğini azaltırken, bununla ilgili algılanan
riskleri yükseltebilir.
Yukarıda açıklandığı gibi, geçiş maliyetleri, serbestleşme sonrasında
bölgedeki müşteri portföyünün tamamını devralan görevli şirketlere belirli bir
pazar gücü sağlamaktadır. Öte yandan, bölgelerine yeni giriş yapacak
şirketlere karşı görevli şirketlere rekabet avantajı sağlayan diğer bazı hususlar
da bulunmaktadır. İlk olarak, görevli şirket, bölgesinde, uzun süre tekel 730
olmasından kaynaklanan bir marka tanınmışlığına sahiptir. Öte yandan,
dağıtım alt yapısını elinde tutan görevli şirketin, bölgedeki müşteriler ile
doğrudan ilişkisi bulunmaktadır. Bu ise, pazarlama konusunda görevli şirkete
önemli bir avantaj sağlamaktadır. Şöyle ki, yeni bağlantı, rutin kontroller veya
acil durumlar gibi nedenlerle görevli şirket müşteri ile direkt temas
kurabilmektedir. Bu da şirketin, bölgede müşteri ile birebir iletişim kuran çok
sayıda teknik ve satış elemanı bulundurması sonucunu doğurmaktadır. Ek
olarak, görevli şirket, gerek geçmişteki tekel konumu, gerekse dağıtım
sistemini yönetmesi nedeniyle bölgesindeki müşterilerle ilgili tüketim profilleri
ve finansal risk gibi önemli bilgilere sahip olmaktadır. Buna karşılık, bölgeye 740
yeni girecek şirketin marka tanınmışlığının olmadığı, müşteri ile iletişim
kurmakta zorluklarla karşılaşacağı ve etkin bir pazarlama faaliyeti için çok
sayıda eleman bulundurmak zorunda kalacağı hususları dikkate alındığında,
görevli şirketlerin bölgelerinde önemli rekabetçi avantajlara sahip olduğu
görülmektedir.
iii. Ülke Örnekleri Bakımından Dağıtım Bölgelerinin Serbestleşmesi:
Yukarıda belirtilen geçiş maliyetlerinin yüksek oluşu ve diğer unsurlar, yerleşik
dağıtım firmalarının, bölgelerinde, özellikle serbestleşme sürecinin
başlangıcında, yüksek pazar paylarını korumasını temin etmektedir.
10-29/440-166
20
OFT’nin 2003 yılında geçiş maliyetlerine ilişkin düzenlediği raporda, yerleşik 750
şirketlerin pazar gücü hususunun altı çizilerek, bunların, bölgelerine yeni
girenlere göre daha yüksek fiyatlar uyguladığı belirtilmektedir. Bu rapordaki
bulgular, gaz piyasasının serbestleştirildiği 19977 yılı ile 2001 yılı arasında,
yerleşik şirket konumundaki British Gaz’ın satış tarifesinin, pazara yeni giren
şirketlere göre ortalama %9 daha yüksek olduğunu göstermektedir8. Aynı
raporda, 2001 yılında elektrik pazarının perakende seviyesindeki yerleşik
şirketlerin, bölgelerine yeni giriş yapanlara göre ortalama %6 ile %14 arasında
değişen oranlarda daha yüksek tarife uyguladığı belirtilmektedir. Green’in
(2005) İngiltere doğal gaz ve elektrik perakende pazarına ilişkin olarak yaptığı
çalışmada da, elektrik ve doğal gaz pazarında yerleşik şirketten alım yapan bir 760
müşterinin, ortalama %10’dan fazla bedel ödemek zorunda kaldığı
gösterilmektedir.
Bu noktada, yerleşik şirketlerin, bölgelerine yeni giren şirketlere göre daha
yüksek fiyat uygulamaları nedeniyle pazar payı kaybına uğrayıp uğramadıkları
sorusu akla gelebilir. Bu konuda yapılan bazı çalışmalar, yerleşik şirketlerin,
pazarın rekabete açılmasıyla birlikte kendi bölgelerinde pazar payı kaybına
uğradıklarını göstermektedir. Aşağıdaki tabloda, İngiltere’de gaz ve elektrik
dağıtımı bölgesinde yerleşik şirketlerin pazar paylarının serbestleşme
sonrasındaki seyrine yer verilmiştir:
Tablo -16: Yerleşik şirketlerin elektrik ve doğal gaz dağıtım bölgesindeki ortalama pazar 770
payları
Pazar Payı (%) Pazar Şirket
1994 1999 2001 2003
British Gas (görevli şirket) 100 75 67 61 Doğalgaz
Yeni giriş 0 25 33 39
Görevli şirket 100 90 70 59 Elektrik
Yeni giriş 0 10 20 41
Bu tablodan da anlaşılacağı üzere, görevli şirketlerin daha yüksek fiyat
uygulamasına ve pazarın rekabete açılmasının üzerinden 5 yıl geçmesine
rağmen müşterilerin yaklaşık %60’ı, bölgelerindeki yerleşik şirketlerden
elektrik ve gaz temin etmektedir.
İngiltere’nin söz konusu pazarlarının, tüketici geçiş oranları ve rekabet şartları
bakımından dünyada birinci sırada bulunduğunu belirmek yerinde olacaktır.
Başka bir ifade ile, yukarıda yer verilen müşteri geçiş oranları ve görevli
şirketlerin bölgesel pazar payları ülke örnekleri içinde en iyimser tabloyu
çizmektedir. Örneğin, elektrik piyasasında serbestleştirmeyi ilk başlatan ve 780
zengin hidroelektrik kaynakları ile ucuza elektrik üreten bir ülke konumundaki
Norveç, üretim ve toptan satış piyasasında oluşturduğu etkin rekabeti,
perakende seviyesinde tam olarak sağlayamamıştır. Bu ülkenin elektrik
pazarında 1990’da başlayan serbestleşme süreci, küçük müşterilerin de
tamamen serbest müşteri olmasıyla 1999’da tamamlanmıştır. Norveç elektrik
pazarının perakende seviyesine ilişkin bir araştırma, 2007 yılı itibariyle elektrik
dağıtımında görevli şirketlerin ortalama %10-15 yüksek tarife uygulamalarına
rağmen, bölgelerinin perakende satış seviyesinde %72 pazar payına sahip
olduğunu göstermektedir. Elektrik perakende pazarları rekabete açık
7 Pazar, Nisan 1998 yılında tamamen rekabete açılmıştır.
8 İlgili raporda, pazara yeni girenlerin, British Gas’a göre ortalama %9 iskonto uyguladığı belirtilmektedir.
Fakat bu durum kaynaklarda genellikle görevli şirketlerin yüksek fiyat uyguladığı şeklinde ele
alınmaktadır.
10-29/440-166
21
ülkelerde, görevli şirketten yeni bir sağlayıcıya geçen tüketicilerin ortalama 790
oranına aşağıdaki tabloda yer verilmiştir:
Tablo -17: Çeşitli ülkelerin elektrik pazarında küçük tüketicinin geçiş oranı
Ülke Rekabete Açılış Geçiş oranı (%) Görevli şirketin payı (%)
İngiltere 1999 47 53
İsveç 1999 32 68
Norveç 1997 28 72
İspanya 2003 7 93
Finlandiya 1998 11 89
Belçika 2003 12 88
Hollanda 2004 15 85
Almanya 1998 7 93
Fransa 2004 6 94
Danimarka 2003 2 98
Avrupa ülkelerinin doğal gaz perakende satış seviyesindeki geçiş oranlarına
gelindiğinde, bu pazarın rekabete açılmasında çeşitli sorunlarla
karşılaşılmaktadır. Elektrikten farklı olarak, gazın doğal bir kaynak olması,
üretimin az sayıdaki ülkenin elinde toplanması ve buna bağlı olarak birçok
ülkede henüz toptan satış piyasasının oluşturulamaması, var olan temin ve
toptan satış piyasalarında fiyat başta olmak üzere çeşitli parametrelerin şeffaf
olması, geçmişte milli şirketlerin dikey bütünleşmiş bir yapı ile piyasa
faaliyetlerini tek elden yürütmüş olması gibi sorunlar nedeniyle, bu alandaki 800
serbestleştirme çalışmalarının Avrupa ülkelerinde yavaş yürüdüğü ve hatta
ülkelerin bu pazarı rekabete açmakta isteksiz davrandığı söylenebilir. Öte
yandan, tam olarak rekabete açılan piyasalarda eski tekel şirketlerinden başka
temin kaynağı bulunamadığı için müşteriler, rekabetçi teklifler veren değişik
firmalar bulmakta zorluklarla karşılaşmaktadırlar. Bu nedenle müşteri geçiş
oranları çok düşük seviyelerde gerçekleşmektedir. Geçiş miktarlarına ilişkin
karşılaştırmalı tablo bulunmamakla birlikte, bu alanda en etkin piyasa
yapısının %18,4 yıllık geçiş oranı İngiltere ve %8,3 geçiş oranı ile Hollanda
olduğu görülmektedir. Avrupa’da da doğal gaz piyasalarının henüz
olgunlaşmamış olmasından dolayı geçiş miktarlarının düşük olduğu ve ayrıca, 810
sağlayıcıyı değiştirme konusunda elektrik tüketicilerinin doğal gaz
tüketicilerine göre daha aktif olduğu görülmektedir.
c.5. Elektrik ve Doğal Gaz Yakınsaması – Potansiyel Rekabet
Bir önceki bölümde, serbestleşme sürecinde dağıtım bölgelerinde yapılan
perakende satışlar bakımından yerleşik dağıtım firmalarının hakim durumda
olduğu ve yeni girişlerin zor olduğu belirtilmişti. Bu noktada, halihazırda zor
olan bu yeni girişlerin kimler ya da hangi teşebbüsler tarafından
gerçekleştirildiği, başka bir ifadeyle potansiyel rakiplerin kim olabileceği
sorusu ortaya çıkmaktadır. Türkiye’de dağıtım pazarlarının elektrik
bakımından henüz özelleştirme aşamasında, doğal gaz bakımından ise 820
özelleştirme ve bazı bölgeler için yatırım aşamasında olduğu ve henüz
serbestliğe geçişin sağlanmadığı dikkate alındığında, bu konuda da diğer ülke
örneklerinden yararlanmanın yerinde olacağı görülmektedir.
Serbestleşmenin en başarılı olduğu ülkelerden İngiltere doğal gaz ve elektrik
piyasalarının perakende seviyesinde görevli şirketlerin, bölgelerinde sahip
oldukları pazar paylarının zaman içindeki seyrine ilişkin (bir önceki bölümde
de yer verilen) tablo aşağıdadır:
10-29/440-166
22
Tablo -18: Görevli şirketlerin elektrik ve doğalgaz dağıtım bölgesindeki ortalama pazar
payları 830
Pazar Payı (%) Pazar Şirket
1994 1999 2001 2003
British Gas (görevli şirket) 100 75 67 61 Doğal gaz
Yeni giriş 0 25 33 39
Görevli şirket 100 90 70 59 Elektrik
Yeni giriş 0 10 20 41
Elektrik perakende satışları bakımından 2003 yılı itibarıyla İngiltere genelinde
teşebbüslerin payları ise aşağıdaki tablodan görülebilir:
Tablo -19: 2003 ve 2009 yılı sonu itibariyle hane halkına yapılan elektrik satışında ulusal
pazar payları
Şirket 2003 Pazar Payı (%) 2009 Pazar Payı (%)
British Gas (doğal gaz – görevli şirket) 24 22
EdF Energy (elektrik - görevli şirket) 14 13
PowerGen (elektrik - görevli şirket) 21 18
Npower (elektrik - görevli şirket) 15 15
SS Energy (elektrik - görevli şirket) 14 19
Scottish Power (elektrik - görevli şirket) 11 12
Bağımsız giriş yapanlar 1 1
TOPLAM 100 100
Yukarıdaki tabloda elektrik perakende satışında %24 pazar payına sahip
olduğu görülen British Gaz aslında gaz dağıtım faaliyeti yürüten görevli
teşebbüstür. Bu tabloda yer alan diğer şirketler ise İngiltere’deki 12 elektrik
dağıtım bölgesinde görevli olan şirketlerdir. Görevli olmayan şirketler ise
“bağımsız giriş yapanlar” başlığı altında toplanmıştır. Burada dikkat çekici ilk
nokta, doğal gaz şirketinin ulusal düzeyde elektrik perakende satış pazarında 840
görevli şirketlerden daha yüksek bir pazar payına sahip olmasıdır. Bu durum,
yukarıda da ifade edildiği gibi, görevli şirketlerin müşteriye ulaşma
konusundaki avantajlarından kaynaklanmaktadır. Şöyle ki; British Gaz,
geçmişte gaz satışı konusunda ülke boyutunda tekel olması ve söz konusu
araştırmanın yapıldığı tarihte bütün bölgelerde (BGas markasını kullanan
yavru şirketi Centrica vasıtasıyla) faaliyet göstermesi, doğal gaz müşterilerine
aynı zamanda elektrik de satarak pazara girme ve müşteri elde etmede, diğer
şirketlerden daha başarılı olmasına olanak sağlamaktadır. Almanya’da da
benzer şekilde elektrik perakende pazarındaki satışların yarısı, gaz şirketleri
tarafından gerçekleştirilmektedir. 850
Tablodan çıkarılan diğer bir sonuç ise, elektrik ve doğal gaz dağıtımında
görevli şirketlerin, ülke düzeyinde elektrik perakende pazarını elinde tuttuğu;
yeni giriş yapan bağımsız şirketlerin pazar payının ise %1’in altında kaldığı
hususudur.
Yukarıdaki tablolarda ortaya konulan ve İngiltere elektrik perakende
piyasasında yaşanan sürecin, İngiltere doğal gaz perakende piyasası için de
geçerli olduğu görülmektedir. 2003 yılında İngiltere’de doğal gaz perakende
pazarının hanehalkına yapılan perakende satış seviyesinde faaliyet gösteren
şirketlerin ulusal pazar paylarına aşağıdaki tabloda yer verilmiştir:
860
10-29/440-166
23
Tablo -20: 2003 ve 2009 yılı sonu itibariyle İngiltere ülke bazında hane halkına yapılan
doğalgaz satışlarına ilişkin teşebbüslerin payları
Şirket 2003 Pazar Payı (%) 2009 Pazar Payı (%)
British Gas (Doğal gaz - görevli şirket) 61 44
EdF Energy (elektrik-görevli şirket) 5 7
PowerGen (elektrik-görevli şirket) 12 13
Npower (elektrik-görevli şirket) 9 12
SS Energy (elektrik-görevli şirket) 7 15
Scottish Power (elektrik-görevli şirket) 6 9
Bağımsız giriş yapanlar TOPLAM 100 100
Tablodaki veriler, doğal gaz pazarının elektrik pazarına göre daha
yoğunlaşmış olduğunu göstermektedir. Elektrik pazarına benzer şekilde,
piyasaya bağımsız yeni girişlerin ihmal edilebilecek kadar küçük olduğu ve
pazarın ağırlıklı olarak görevli şirket British Gas tarafından kontrol edildiği
görülmektedir. Bu pazara rakip olarak giren oyuncuların ise, mevcut elektrik 870
müşterilerine doğal gaz pazarlayan görevli elektrik şirketleri olduğu
görülmektedir.
Serbestleşme tecrübesi yaşayan ülkelerde elektrik ve doğal gaz
görevli/yerleşik firmalarının birbirlerinin rakipleri olarak ortaya çıkmaları, bu
teşebbüslerin, birleşme/devralma vakalarında potansiyel rakip olarak
değerlendirilmeleri sonucunu beraberinde getirmiştir. Bu nedenle, özellikle
serbestleşmenin ilk yıllarında yaşanan tecrübeler de dikkate alınarak, gerek
Avrupa Komisyonu ve gerekse ülke uygulamalarında elektrik ve doğal gaz
şebekelerinin bütünleşmesine ilişkin yoğunlaşma kararlarında, yakınsama
konusunun ayrıntılı olarak ele alındığı görülmektedir. 880
İngiltere’den başlamak gerekirse, elektrik ve doğal gaz bütünleşmesinin
özellikle son dönemde daha detaylı bir şekilde değerlendirildiği görülmektedir.
İngiliz Enerji Komisyonu OFGEM tarafından elektrik ve gaz sektöründeki
yoğunlaşmalara ilişkin iki ayrı ”politika belgesi” hazırlanmıştır. Bunlardan,
elektrik dağıtım sektöründeki yoğunlaşmalara ilişkin politika belgesi 2002
yılında, Doğal gaz dağıtımdaki yoğunlaşma politikası ise 2007 yılında
yayımlanmıştır. Bununla birlikte OFGEM, 7.12.2009 tarihinde yayımladığı
bildiride, elektrik ve gaz sektörlerindeki yoğunlaşmalara ilişkin politika
belgelerini, güncelleme ihtiyacından dolayı, geçici bir süre askıya alma
konusunu kamuoyunun görüşüne açmıştır. Komisyon bu bildirisinde, diğer 890
konuların yanında, elektrik ve gaz şebekelerine sahip şirketler arasındaki
yoğunlaşmaların da gözden geçirme sürecinde ele alınacağını ifade etmiştir.
Komisyon, 02.02.2010 tarihinde yayımladığı kararında ise, enerji
sektörlerindeki yoğunlaşmalara ilişkin politikasını, gözden geçirme işlemi
tamamlanana karar askıya aldığını, yeni bir politika oluşturulana kadar
yapılacak başvuruları vaka bazında değerlendireceğini ilan etmiştir. Bu
gelişmelerden anlaşılmaktadır ki, perakende seviyesinin rekabete açılmasında
en büyük tecrübeye sahip ülkelerin başında gelen İngiltere’de, elektrik ve gaz
şebekelerinin sahiplik bakımından çakışmasına daha hassas yaklaşmaya
başlanmıştır. 900
Elektrik ve gaz sektörleri arasındaki birleşme girişimlerinden birisi de Gaz
Natural/Endesa dosyasıdır. İspanya gaz sektöründe faaliyet gösteren Gaz
Natural ve aynı ülkede elektrik sektöründe faaliyet gösteren Endesa’nın 2005
yılında yaptıkları birleşme başvurusu, İspanya Enerji Komisyonu ve İspanya
rekabet otoritesi tarafından ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Enerji Komisyonu,
bildirilen başvurunun elektrik ve gaz sektörünün çeşitli seviyelerinde rekabet
10-29/440-166
24
problemlerine yol açtığı yönünde değerlendirmelerde bulunmuştur. Komisyon,
elektrik ve gaz perakende pazarına ilişkin olarak ise, bildirilen işlemin ilgili
ürün pazarlarında mevcut hakim durumu güçlendireceği ve önemli bir rakibi
ortadan kaldıracağını belirtilmiştir. Yoğunlaşma işleminin, perakende satış 910
pazarında yaratacağı rekabet sorunlarını gidermeye yönelik olarak ise,
tarafların şebekelerinin kesiştiği bölgelerde gaz şebekesini ve belirli bir
müşteri portföyünü devretme koşulu getirilmiştir.
Yine, 2008 yılında, İspanya’da, Gas Natural’in Union Fenosa’yı devralmasına
ilişkin başvurunun değerlendirmesinde de elektrik ve doğal gaz dağıtım
bölgelerinin kesişmesi konusunun yer aldığı görülmektedir. Gaz Natural,
İspanya’nın büyük bölümünde gaz dağıtımını elinde tutarken, Union Fenosa
ise ülkenin elektrik dağıtımının %14’ünde faaliyet göstermektedir. Dolayısıyla,
devralmanın sonucu olarak teşebbüslerin bazı bölgelerde ikili fiyat sunma
avantajı ile rekabet avantajı elde edeceği değerlendirmesi yapılmıştır. Söz 920
konusu devralma işleminin olumsuz etkilerini bertaraf etmek için Gas Natural,
Union Fenosa’nın perakende satış yapan firmasını, Gas Natural’den bağımsız
olarak faaliyet gösterecek şekilde elinde tutmayı taahhüt etmiştir. Bunun
yanında Gas Natural, kesişmeye konu olan bölgelerde toplam 600.000
noktaya hizmet veren gaz dağıtım ağını devretmeyi de taahhüt etmiştir.
Yakınsayan pazarlar ile ilgili olarak Avrupa Komisyonu, Eni/EDP/GDP
kararında geniş değerlendirmelerde bulunmuştur. Burada, söz konusu karara
geniş bir biçimde yer vermek yerinde olacaktır. EDP, Portekiz’de faaliyet
gösteren bir elektrik şirketi, GDP ise aynı ülkede etkin olan bir doğal gaz
şirketidir. ENI ise bir İtalyan enerji şirketidir. 930
Komisyona bildirilen bu yoğunlaşma işlemi, ENI ve EDP tarafından GDP’nin
ortak kontrolünün devralınmasına ilişkindir. Bu dosyada Komisyon, perakende
pazarını, (i) büyük endüstriyel tüketiciler ve (ii) küçük tüketiciler-hanehalkı
olarak ikiye ayırmıştır. Sonuçta Komisyon, doğal gaz ve elektrik pazarında
mevcut hakim durumun güçlenmesine neden olacağı için işleme izin
vermemiştir. Komisyon’un, dosyada elektrik ve doğal gaz pazarlarına ilişkin
değerlendirmesi şu şekildedir:
Elektrik pazarı: Komisyon bu kararında, elektrik toptan satış pazarında ve
perakende satış pazarında EDP’nin mevcut hakim durumunun güçleneceğini
belirtmiştir. Perakende pazarıyla ilgili olarak Komisyon, EDP’nin hakim 940
durumda olduğu, tek potansiyel rakibinin geniş bir müşteri çevresi, tanınmış
markası ve ikili enerji teklifi yapma imkanı bulunan GDP olduğu, bu nedenle
GDP’yi devralmasının bu pazarda önemli potansiyel bir rakibi ortadan
kaldıracağı kanaatine ulaşmıştır.
Doğal gaz pazarı: Komisyon, bildirilen işlemin, doğal gaz pazarının her
seviyesinde GDP’nin hakim durumunu güçlendireceği sonucuna varmıştır.
Doğal gazın perakende satış pazarıyla ilgili olarak Komisyon, GDP’nin hakim
durumda olduğu, bu pazardaki potansiyel rakibinin elektrik şirketi EDP olduğu,
bu işlem sonucunda bu potansiyel rakibin ortadan kalkması nedeniyle
GDP’nin hakim durumunun güçleneceği ve pazara giriş engelleri yaratılacağı 950
sonucuna ulaşmıştır. Komisyon bu kararında, İspanya düzenleyici otoritesinin,
gaz ve elektrikteki görevli şirketlerin birbirinin pazarlarına girme konusunda en
uygun potansiyel rakipler olduğu şeklindeki görüşlerine de yer vermiştir.
10-29/440-166
25
Yukarıdaki örneklerde, elektrik ve doğal gaz dağıtımının birbirlerinin potansiyel
rakibi olarak kabul edilmelerine dayanan Komisyon ve üye ülke yaklaşımları
görülmektedir. Bu örnek kararlarda Türkiye uygulamaları bakımından farklılık
arz eden hususların başında, söz konusu ülkelerde fiili olarak perakende
seviyesinde rekabetin başlamış olması, ayrıca ilgili kararlarda yer alan
teşebbüslerin ülke çapında dikey bütünleşmiş yapıları gelmektedir. 960
c.6. Kanun’un 7. Maddesi Kapsamında Elektrik ve Doğal Gaz
Yakınsaması
Bir önceki bölüm esas itibarıyla; perakende satış piyasalarının serbestleşme
sürecinde elektrik ve doğal gaz şebekelerini elinde tutan teşebbüslerin
birbirlerinin potansiyel rakipleri konumunda olduklarını ortaya koyan teori ve
ülke tecrübelerini içermektedir. Şüphesiz, sadece söz konusu tespitten
hareketle, herhangi bir kesişmeye yol açan devir işleminin 4054 sayılı
Kanunun 7. maddesi kapsamında izin verilemez bir durum olduğunu ileri
sürmek söz konusu değildir. Elektrik dağıtım özelleştirmeleri kapsamında
elektrik ve doğal gaz dağıtım bölgelerinin kesişmesinden dolayı yakınsayan 970
pazarlar kavramı altında yapılacak değerlendirmelerde belirleyici olan unsur,
4054 sayılı Kanun’un 7. maddesidir.
“Madde 7 - Bir ya da birden fazla teşebbüsün hâkim durum yaratmaya veya
hâkim durumlarını daha da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut
bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli
ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir
teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık
paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma
yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere,
devralması hukuka aykırı ve yasaktır.” 980
Bu bağlamda, devre konu elektrik dağıtım bölgelerini devralacak teşebbüsün,
görevli olduğu bölgede elektrik perakende satışında hakim durumda olup
olmadığı, devralan teşebbüsün aynı bölgede doğal gaz dağıtımında görevli
olması halinde bunun söz konusu hakim durumu güçlendirip
güçlendirmeyeceği, ayrıca bu durumun rekabetin önemli ölçüde azaltılması
sonucu doğurup doğurmayacağı hususlarının değerlendirilmesi
gerekmektedir.
Geçiş maliyetlerine ilişkin bölümde ifade edildiği üzere, görevli şirketler, çeşitli
nedenlerden dolayı bölgelerinde önemli bir pazar gücüne sahip olmaktadırlar.
Gerçekte, görevli şirketin sahip olduğu pazar gücü ve rekabetçi avantaj, 990
dağıtım şebekesini elinde tutmasından kaynaklanmaktadır. Şebekeyi kontrol
etmekten ve o bölgede yerleşik olmaktan kaynaklanan rekabet avantajı geçiş
maliyetleri, müşteriye doğrudan ulaşma ve pazarlama teknikleri ile ilgili
bulunmaktadır.
Teknolojik ve ekonomik gelişmelere bağlı olarak tüketici ihtiyaç ve tercihleri
devamlı değişmektedir. Daha önceden ürünleri en ucuz ve verimli şekilde
üretmeyi ve tüketiciye ulaştırmayı amaçlayan, şirketlerin tek taraflı kararlarına
bağlı yönetim ve pazarlama teknikleri, tüketici gelir düzeyindeki artışlara
paralel olarak yerini, şirketlerin üretim ve pazarlama kararlarını müşterilerin
ihtiyaç, istek ve ilgi alanlarına göre şekillendirdiği bir anlayışa bırakmıştır. Bu 1000
yeni pazarlama anlayışı içerisinde şirketler, üretim ve pazarlama
pozisyonlarını, belirli bir hedef müşteri kitlesini dikkate alarak
oluşturmaktadırlar. Pazarlama alanındaki bu gelişmelerin, elektrik ve gaz
10-29/440-166
26
sektörlerindeki faaliyetleri de etkilediği görülmektedir. Bir şebekeyi elinde tutan
görevli şirketlerin sahip olacağı pazarlama avantajları şu şekilde özetlenebilir:
Marka tanınmışlığı: Görevli şirketlerin, bölgelerinde yüksek oranda
marka tanımışlığı bulunmaktadır.
Müşteri Farkındalığı: Pazarlama teorilerinde müşterilerin alım kararını
etkileyen ilk unsurların; bir ihtiyacın ortaya çıkması ve müşterilerin bu
ihtiyacı giderecek sağlayıcıların farkında olması şeklinde sıralandığı 1010
görülmektedir. Bölgeye dışarıdan gelen bir şirket, ulusal boyutta marka
tanınmışlığına sahip olsa bile, yerel boyutta müşterilerin dikkatini
çekmeyebilir.
Promosyon/Doğrudan pazarlama: Doğrudan pazarlamanın, başka bir
ifade ile çeşitli araçlar yoluyla veya müşteri ile yüz yüze karşılıklı olarak
iletişimde bulunma ve cevap alabilme yönteminin önemi artmaktadır.
Görevli şirketler, geçiş maliyetlerine ilişkin bölümde değinildiği üzere,
doğrudan pazarlama konusunda diğerlerine göre daha avantajlıdırlar.
Hatta ülke örnekleri, şebekeyi kontrol eden şirketlerin iş sahalarını, gaz
ve elektrik dışında, internet, kablo TV hizmeti ve klima satışına kadar 1020
uzatabilmektedir.
Lojistik: Lojistik, ürünlerin ve pazarlama parametrelerine ilişkin bilgilerin,
üretim merkezinden müşteriye ulaştığı noktaya kadar verimli ve etkin bir
şekilde akışına ilişkin planlama, uygulama ve kontrol prosesini ifade
etmektedir. Hizmet sektörü açısından değerlendirildiğinde ise lojistik,
maddi olmayan ürünlerin en düşük maliyetle ve kaliteli bir şekilde
müşteriye ulaşmasına yönelik etkinliklerin koordine edilmesini ifade
etmektedir. Görevli şirketler, bölgelerinde, lojistik kapsamında
değerlendirilebilecek dağıtım, promosyon, talep idaresi ve bilgi akışı
konusunda diğer şirketlere göre daha avantajlıdırlar. Öte yandan, 1030
lojistikle ilgili yaklaşımlar, bir şirketin bölgede rekabet yaratabilmesi için,
fiziksel olarak bir bölgede bulunmasının önemini göstermektedir. Yine
bu çerçevede, görevli şirketlerin bölgelerinde önemli bir insan kaynağına
sahip bulunmaları ve müşteri ilişkilerindeki üstünlükleri, bu şirketlere
önemli bir pazar gücü sağlamaktadır.
Özellikle bu piyasaların serbestleşmesinin ilk yıllarında, elektrik ve gaz
şirketlerinin pazar güçleri ve pazar payları dikkate alındığında bu şirketlerin
görevli oldukları bölgenin perakende satış seviyesinde hakim durumda
olacakları öngörülebilir. Bu noktada, bir bölgenin elektrik ve doğal gaz
faaliyetlerini aynı teşebbüsün devralmasına ilişkin değerlendirirken, 1997/1 1040
sayılı Tebliğ’in
“Birleşme ve Devralmaların Değerlendirilmesi
Madde 6- Rekabet Kurulu, birleşme ve devralmaları Kanun’un 7 nci ve
müteakip maddeleri çerçevesinde değerlendirir. Bu değerlendirmede özellikle:
a) İlgili piyasanın yapısı ve ülke içinde veya dışında yerleşmiş olan
teşebbüslerin fiili ve potansiyel rekabeti bakımından ülkedeki etkin rekabetin
korunması ve geliştirilmesi ihtiyacı;
b) İlgili teşebbüslerin, pazardaki durumu, ekonomik ve mali güçleri, sağlayıcı ve
kullanıcı bulabilme alternatifleri, arz kaynaklarına ulaşabilme veya pazarlara
giriş olanakları; pazara girişte herhangi bir yasal veya diğer giriş engelleri, ilgili 1050
mal ve hizmetlere olan arz-talep eğilimleri, aracı ve son tüketicilerin menfaatleri,
10-29/440-166
27
rekabet engeli şeklinde olmayan ve tüketiciye avantajlar sağlayan teknik ve
ekonomik süreçteki gelişmeler ve diğer hususlar göz önünde tutulur.”
şeklindeki 6. maddesini göz önünde bulundurmak yerinde olacaktır. Aynı
bölgedeki elektrik ve gaz dağıtım şirketleri arasındaki birleşme ve
devralmalarda değerlendirilmesi gereken husus, operasyonlar ve pazarlama
açısından hayati öneme sahip olan ve maliklerine rekabet avantajı sunan iki
şebekenin tek elde toplanmasının rekabet üzerinde yaratacağı etkilerdir. Bu
değerlendirmenin, ülkenin sahip olduğu mevzuata göre farklı değerlendirilmesi
olasıdır. Örneğin, elektrik ve doğal gaz sektörlerinin perakende seviyesini 1060
rekabete açmamış olan bir ülkede, söz konusu iki şebekenin aynı elde
toplanmasına müsaade edilebilir, hatta bu yoğunlaşmanın doğuracağı
etkinlikler ve bunların tüketicilere yansıması dikkate alınarak, şebekelerin aynı
elde toplanması desteklenebilir. İlgili sektörlerin perakende seviyesinin
rekabete açık olmasının hedeflenmesi halinde ise, aynı bölgedeki şebekelerin
tek elde toplanması, söz konusu görevli şirketin potansiyel rakibinin ortadan
kalkması yönüyle bir değerlendirmeyi gerekli kılacaktır. Bu konuya ilişkin
gerekçe ve açıklamalara aşağıda başlıklar halinde yer verilmiştir.
Rakip veya potansiyel rakip olma hususu: Bir bölgedeki görevli şirket,
şebekeden doğan dışsallıkları kullanarak, aynı müşteriye hem elektrik 1070
hem de gaz pazarlayabilmektedir. Bölgeye diğer bölgelerden girişlerin
önündeki engeller dikkate aldığında, söz konusu şebekeleri elinde tutan
şirketlerin, görev bölgelerinde birbirlerinin mevcut veya potansiyel en
büyük rakibi olduğu ortadır. Bu iki şebekenin birleşmesi ise mevcut veya
potansiyel en büyük rakibin ortadan kalkması anlamına gelecektir.
İkili enerji teklif etme olanağı: Görevli şirketler, bölgelerinde güçlü bir
müşteri tabanına sahiptirler. Elektrik ve gazı birlikte, en uygun koşullarla
müşteriye teklif edebilme ve bu sayede müşteri tabanlarını artırabilme
olanağına sahip bu şirketler, bölgede görevli elektrik ve doğal gaz
şirketleridir. Bunlar arasındaki bir yoğunlaşma sonrasında oluşacak yeni 1080
şirket sahip olacağı “portföy etkisiyle”9, rakipleri harekete geçemeden
doğrudan ikili enerji sunan bir konuma geçecektir. Bu ise, ilgili
pazarlardaki hakim durumu güçlendirecek ve özellikle rekabetin az
olduğu doğal gaz pazarında giriş engelleri yaratabilecektir.
Bu değerlendirmeler ışığında, bir elektrik dağıtım bölgesinin, bu bölgede doğal
gaz dağıtım faaliyetleri olan bir teşebbüs tarafından devralınmasının,
-potansiyel rekabet bakımından ülkedeki etkin rekabetin korunması ve
geliştirilmesi ihtiyacı- yönünden değerlendirilebileceği görülmektedir. Bu
noktada ortaya çıkan soru, her türlü çakışmanın, Kanun’un 7. maddesi
kapsamında izin verilemez (per se yasaklanmış) bir bütünleşme olarak 1090
değerlendirilip değerlendirilemeyeceği hususudur.
Yukarıda yer verilen 1997/1 sayılı Tebliğ’in “Birleşme ve Devralmaların
Değerlendirilmesi” başlıklı 6. maddesinde, birleşme ve devralmaların
değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekenler arasında, potansiyel
rekabetin korunmasının yanında, son tüketicinin menfaatlerine de yer
verildiği görülmektedir. Bu noktada, devir işlemlerinin değerlendirilmesinde,
devralma işleminin yol açacağı “son tüketicinin menfaatlerine uygun olan olası
etkinlikleri” de dikkate almak gerekmektedir. Söz konusu etkinlikler; sabit
9 Portföy Etkisi: Hakim durum olmasa bile, tarafların bir pazar gücüne sahip olduğu ve komşu ya da
ilişkili pazarlarda satılan ürünleri konu alan birleşmeler sonucu ortaya çıkabilecek rekabetçi ve anti-
rekabetçi etkiler.
10-29/440-166
28
maliyetlerde azalma, elektrik ve gaz işletmesindeki ölçek ekonomileri ve yeni
ürün yelpazesi oluşturabilmenin sağlayacağı talep yönlü etkinlikler olabilir. Bu 1100
noktada, homojen olan elektrik ürünü bakımından müşterilerin gözünde en
temel belirleyicinin fiyat olduğu dikkate alındığında, kesişmenin, etkinlik ve
benzeri sebeplerle fiyat üzerinde olumlu etkisinin bulunup bulunmadığını
ortaya koymak gerekecektir. Bu noktada, daha önceki bölümlerde de yer
verilen, elektrik ve doğal gaz dağıtım ve perakende faaliyetleri bakımından
enerji satış bedelinin basitleştirilmiş formülüne dönmek yerinde olacaktır:
Görevli şirket enerji satış fiyatı = dağıtım bedeli + enerji bedeli
Kararın bu bölümüne kadar ağırlıklı olarak, aynı teşebbüsün elektrik ve doğal
gaz dağıtım faaliyetlerini elinde tutmasının, perakende satış faaliyetlerinde
rekabetin oluşmasını zorlaştıracağı ve bunun yansımasının da yukarıdaki 1110
formülde yer alan enerji bedelinin artmasına ve tüketicinin daha pahalı ürün
almasına neden olabileceği üzerinde durulmuştur. Bununla birlikte, aynı
bölgedeki şebeke faaliyetlerinin tek teşebbüs tarafından yürütülmesinin
doğuracağı etkinliğin, yukarıdaki formülde yer alan ve tarifeye bağlı olan
dağıtım bedeline yansıtılacağını, dolayısıyla böyle bir kesişmenin esas
itibarıyla tüketici yararına olacağını öne süren görüşler de mevcuttur. Elektrik
dağıtım özelleştirmeleri sürecinde ÖİB ile yapılan görüşmeler kapsamında,
hem doğal gaz hem de elektrik şebeke faaliyetleri gösteren şirketlerin, elde
ettikleri sinerjiden dolayı maliyetleri düşürme fırsatı yakaladıkları ve bunun,
toplam maliyetlerde %5-10 civarında bir azalmayı mümkün kıldığı 1120
belirtilmektedir. Söz konusu sinerjinin %63’ünün çakışmadan dolayı değil
genel olarak ölçek ekonomilerinden kaynaklandığı, başka bir ifadeyle, farklı
bölgelerde şebekeler söz konusu olsa bile bu sinerjinin mümkün olduğu;
geriye kalan %37 oranındaki sinerjinin ise, aynı bölgedeki dağıtım
faaliyetlerinin tek teşebbüs tarafından gerçekleştirilmesi halinde ortaya çıktığı
ifade edilmektedir. Buradan hareketle, aynı bölgedeki şebekelerin tek
teşebbüs tarafından yürütülmesinin, yaratılan sinerji bakımından dağıtım
maliyetlerinin %2-4 oranında düşürdüğü görülmektedir. Çakışmanın olumlu
yönlerinin ağır bastığını öne süren bu görüşte, aşağıdaki argümanlar öne
çıkmaktadır: 1130
Şebekelerin aynı teşebbüs tarafından yürütülmesi maliyetlerde %2-4
arası bir azalmaya yol açacaktır.
Çakışmanın ölçeği arttıkça, maliyetlerdeki düşüş oranı da artacaktır.
Dağıtım faaliyetleri ve dağıtım bedelleri tarifeye bağlı olduğu için,
düzenleyici kurum tarafından, maliyetlerdeki bu düşüşün tüketiciye
yansıtılması imkanı bulunmaktadır.
İki şebekenin gerek teknik gerekse organizasyonel bakımdan tam
entegrasyonunu sağlamaktaki zorluklar, bu durumun giriş engeli olarak
kullanılmasını güç hale getirmektedir.
Bu noktada, yakınsayan elektrik ve doğal gaz dağıtımının bazı bölgelerde 1140
kesişmesi konusunun hangi ölçekte olursa olsun izin verilemez bir durum
olarak değerlendirilemeyeceği, söz konusu kesişmelerde, konunun olumlu ve
olumsuz etkilerinin ortaya konularak her dosya bazında muhakeme
kurallarının (rule of reason) uygulanmasının yerinde olacağı anlaşılmaktadır.
Bu yönde yapılacak değerlendirmede dikkate alınması gereken unsurlar
şunlar olmalıdır:
10-29/440-166
29
i. Türkiye Serbestleşme Süreci
ii. Düzenleyici Kurumun Rolü
iii. Son Tüketici Yararı – Kesişmenin Fiyata Etkisi 1150
iv. Potansiyel Rekabet
i. Türkiye Serbestleşme Süreci
Daha önceki bölümlerde de sık sık tekrarlandığı üzere, Türkiye elektrik ve
doğal gaz sektörleri serbestleşme süreci içindedir. Bu nedenle, yakınsayan
pazarlar olmaları sebebiyle aynı bölgedeki elektrik ve doğal gaz şebekelerinin
tek elde toplanmasının hakim durum değerlendirmesinde bir sorun yaratıp
yaratmadığı hususu da sektörlerin fiili durumları üzerinde yapılan
değerlendirmeleri değil; özellikle Avrupa ülke örneklerinde yaşanan
serbestleşme tecrübesi ve bu tecrübe kapsamında ortaya çıkan literatüre
dayanılarak yapılan değerlendirmeleri kapsamaktadır. Bu değerlendirmeler 1160
de, ancak geçiş döneminin ardından (mevcut mevzuat kapsamında 2013
yılından itibaren) elektrik ve doğal gaz perakende piyasalarının rekabete
açılacak olması hedefi çerçevesinde yapılmaktadır. Hiç şüphesiz, piyasalarda
rekabetin korunması bakımından 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi
kapsamında ex ante olarak yapılan birleşme-devralma değerlendirmelerinde,
piyasanın geleceğine dönük değerlendirmeler de etkin ve anlamlıdır. Ancak,
bu noktada piyasaların geleceğine dönük değerlendirmelerde kısa, orta ve
uzun dönem beklentilerin bir bütün olarak değerlendirilmesi yerinde olacaktır.
Bu durumda, yakınsayan pazarlara ilişkin değerlendirmelerde olduğu üzere
Avrupa ülkelerinin tecrübelerini dikkate almak yerinde olacaktır. Gerek Avrupa 1170
Komisyonu ve gerekse üye ülkelerin rekabet hukuku uygulamalarında da
elektrik ve doğal gaz sektörlerine ilişkin ilgili pazar ve ilgili ürün pazarı
tanımlarının serbestleşme süreci ile birlikte değişikliklere uğradığı
görülmektedir. Örneğin, Almanya uygulamalarında, hanehalkı ve küçük ticari
işletmelere yapılan satışlar bakımından genellikle şehir ve belediyelere yönelik
coğrafi pazar tanımları yapılırken, son dönemde, bu tanımın ulusal ölçekte
genişletilmesi yönünde bir yaklaşımın başladığı görülmektedir. Diğer ülke
uygulamalarına bakıldığında da, fiili durumda sektörün rekabetçi yapısında
ağırlıklı olarak, az sayıda ve dikey bütünleşik firmanın faaliyet gösterdiği bir
yapının söz konusu olduğu anlaşılmaktadır. 1180
Şöyle ki; Almanya piyasa yapısına bakıldığında, üretimin yaklaşık %70’ini
elinde bulunduran dört teşebbüsün, perakende seviyesinde de pazar payı
bakımından aynı orana ulaştığı görülmektedir. Almanya’da bu dört
teşebbüsün dışında 800’den fazla elektrik dağıtım ve perakende şirketi ile
700’e yakın küçük belediyelere ait doğal gaz dağıtım ve perakende şirketinin
olduğu bir yapı söz konusudur. İtalya’da, üretimde yoğunlaşma görece düşük
olup, Enel’in %25 ile en büyük paya sahip olduğu, bununla birlikte dağıtım
ağının büyük bölümünün ve perakende satışların yaklaşık %50’sinin Enel
tarafından gerçekleştirildiği görülmektedir. Doğal gaz piyasaları bakımındansa
ENİ, Enel ve Edison’un tedarik pazarının yaklaşık %75’ini kontrol ettiği, buna 1190
karşın perakende seviyesinde ENI ve ENEL’in toplam pazar paylarının %60’a
yaklaştığı görülmektedir.
Ülke örneklerine ilişkin bölümde belirtildiği üzere, perakende piyasalarının
rekabete açılmasında en fazla yol kateden ülke olan İngiltere’de dahi, şebeke
sahipliği bakımından dağıtım bölgelerinin kesişmesi konusu 2010 yılında
hazırlanma aşamasında olan politika belgesi kapsamında tartışmaya
açılmıştır. Dağıtım şebekelerinin kesişmesinin rekabet hukuku kapsamında
10-29/440-166
30
değerlendirmeye tabi tutulduğu ülkelerden biri İspanya’dır. 2008 yılında yetkili
otoriteler tarafından değerlendirilen Gas Natural/Union Fenosa devralması
örneğinde de, Gas Natural’in, İspanya doğal gaz dağıtım faaliyetlerinin 1200
neredeyse tamamını elinde tutan teşebbüs; Union Fenosa’nın ise elektrik
dağıtımının %14’ünü elinde tutan teşebbüs olduğu görülmektedir. Bütün bu
örnekler de göstermektedir ki, perakende piyasasında oluşması beklenen
rekabetçi yapı, esas itibarıyla, elektrik ve doğal gaz piyasalarındaki değer
zincirlerinin farklı aşamalarında da faaliyet gösteren sınırlı sayıda teşebbüsler
arasında gerçekleşmektedir.
Avrupa örnekleri bakımından dikkate alınması gereken bir nokta da, bu
ülkelerde altyapı çalışmalarının büyük ölçüde tamamlanmış olmasıdır.
Türkiye örneğinde ise, doğal gaz piyasasının büyük bölümünün henüz
yatırım aşamasında olduğu ve tam olgunlaşmadığı, elektrik 1210
piyasalarının, olgunlaşmış olmakla birlikte, dağıtım faaliyetleri
bakımından bir takım yatırımlara ihtiyaç duyduğu bir yapı mevcuttur.
Ayrıca, elektrik piyasaları bakımından, dağıtım faaliyetlerinde
gerçekleşen kayıp-kaçak oranlarının yüksekliğinin de, dağıtımda
etkinliğin sağlamasının, Türkiye bakımından, Avrupa ülkelerine kıyasla
daha öncelikli hale gelmesine sebep olmaktadır.
ii. Etkinlik - Son Tüketici Yararı – Kesişmenin Fiyata Etkisi
Yukarıda da belirtildiği üzere, elektrik ve doğal gaz yakınsamasına ilişkin
değerlendirmede, özellikle elektrikte yüksek kayıp-kaçak oranları ile doğal
gazda dağıtım ağını yaygınlaştırmaya ilişkin yatırım gereksinimi, Türkiye 1220
bakımından, konunun değerlendirmesinde “sinerjiden dolayı sağlanabilecek
etkinlikler” konusunun önemini artırmaktadır. Bu durumda, yakınsamadan
dolayı perakende seviyesinin serbestleşmesi sürecinde oluşabilecek
olumsuzluklar ile, aynı bölgedeki iki şebekenin entegrasyonunun sağladığı
etkinlikten kaynaklanan maliyet avantajlarının değerlendirmeye tabi tutulması
gerekmektedir.
Şüphesiz, bu yönde oluşacak etkinliğin tarifelere yansıtılması, tüketici
bakımından olumlu sonuçlar doğuracaktır. Bununla birlikte, dağıtım ve
perakende satış faaliyetleri, geçiş döneminin sonuna kadar bütünleşik bir
yapıda olsa da, perakende faaliyetlerinin, geçiş döneminin ardından hukuki 1230
ayrıştırmaya tabi tutulacağı görülmektedir. Bu noktada, tüketiciye yansıyan
fiyat içerisinde dağıtım hizmet bedelleri tarifeye bağlı olsa da, satın alınan
enerjinin bedelini rekabetçi yapı belirleyecektir. Dolayısıyla, aynı bölgedeki
elektrik ve doğal gaz şebekesinin tek bir teşebbüs elinde toplanmasının
etkilerinin değerlendirmesinde; dağıtım hizmet bedellerinde sinerjiden dolayı
yaşanabilecek olumlu katkı ile potansiyel rekabetin ortadan kalkmasının enerji
bedeline olumsuz etkisinin karşılaştırmaya tabi tutulması gerekliliği ortaya
çıkmaktadır.
Bu yönde bir karşılaştırmada ortaya çıkan ilk zorluk; sinerjiden kaynaklanan
maliyetlerdeki düşüş hesaplanabilir nitelikteyken (%2-4 oranında), potansiyel 1240
rekabetin ortadan kalkmasının ileride fiyatları ne şekilde etkileyeceğine ilişkin
bir hesaplama yapılmasının mümkün olmamasıdır. Bu nedenle, yapılacak
değerlendirmede, Türkiye elektrik ve doğal gaz sektörlerinin perakende
piyasalarının rekabete açılması ile birlikte, hedeflenen yapıda hangi
ölçekteki bölge ya da şehirlerin, potansiyel perakende teşebbüslerin
oluşmasını sağlayacağının, ayrıca hangi ölçekteki çakışmaların
potansiyel olarak bir perakende teşebbüsünü ortadan kaldıracağının göz
10-29/440-166
31
önünde bulundurulması gerekecektir. Bu yaklaşım, esas itibarıyla, küçük
ölçekli şehirlerdeki çakışmalarda ölçek ekonomisinin sağlanarak
etkinliğin artırılmasının ön planda tutulması, büyük ölçekli şehirlerde ise, 1250
çakışmanın ortadan kaldıracağı potansiyel rekabetin değerlendirmede
dikkate alınması sonucunu doğurmaktadır.
iii. Potansiyel Rekabet
Bir önceki bölümde de görüldüğü üzere, bildirime konu işlemin Kanun’un 7.
maddesi kapsamında değerlendirmesinde kilit noktayı potansiyel rekabet
konusu oluşturmaktadır.
Potansiyel rakipleri konu alan birleşmeler, birleşme olmasa idi gerçek rakip
olacakları varsayılan veya zaten pazardaki rekabet üzerinde etkisi bulunan
teşebbüsleri konu almakla, yatay rekabete işaret etmektedir. Potansiyel
rekabet teorisi, birleşme sırasında ilgili pazarda faaliyette bulunmamasına 1260
rağmen, konumu itibarıyla bu pazara girebilecek durumda olan ve dolayısıyla
potansiyel rakip olan bir teşebbüsün, birleşme yoluyla pazara girmesi
sebebiyle, pazardaki teşebbüsler üzerindeki etkisinin ortadan kalkacağına
işaret etmektedir. Bu etkinin ortadan kalkmasıyla, pazarda yer alan
teşebbüsler, üzerlerinde daha az bir rekabetçi baskı hissedecekler ve hakim
durumda olan teşebbüslerin pazar gücü daha da artacaktır. Söz konusu teori
daha ziyade aynı ürün pazarında ama farklı coğrafi pazarlarda faaliyet
gösteren teşebbüsler bakımından söz konusu olmakla birlikte, ilişkili ya da
komşu pazarlarda faaliyet gösteren teşebbüsler bakımından da gündeme
gelmiştir. 1270
Avrupa Birliği uygulamaları açısından potansiyel rekabetin birleşme ve
devralmalar bağlamında kısıtlanmasına ilişkin hususlar Avrupa
Komisyonu’nun yayınladığı 2004/C 31/03 sayılı “Teşebbüsler Arası
Birleşmelerin Kontrolü Kapsamında Yatay Birleşmelerin Değerlendirilmesi
Rehberi”nde (Rehber) de konu edilmiştir. Rehberde “Potansiyel Rakip ile
Birleşme” başlığını taşıyan 58-60. paragraflarında ilgili pazarda faaliyet
gösteren bir teşebbüsün o pazardaki potansiyel bir rakibi devralmasının, aynı
pazarda faaliyet gösteren iki rakibin birleşmesine benzer şekilde koordinasyon
doğurucu olan veya olmayan rekabeti bozucu etkilere neden olabileceği
belirtilmiştir. Söz konusu rekabeti bozucu etkilerin ortaya çıkabilmesi için 1280
potansiyel rakibin ilgili pazara girmesini kolay kılacak ve önemli batık
maliyetler yaratmayacak varlıklara sahip olması gerektiği vurgulanmıştır.
Rekabeti kısıtlayacak bu etkilerin özellikle, devralınan tarafın gerekli batık
maliyetleri üstlenmeye olan yatkınlığının yüksek olduğu alanlarda ortaya
çıkabileceği ifade edilmiştir. Bahse konu Rehber, bu çerçevede potansiyel bir
rakibin devralınmasının rekabeti kısıtlayıcı ciddi etkiler yaratabilmesi için iki
temel unsurun varlığının aranması gerektiğini vurgulamıştır:
Potansiyel rakibin hali hazırda ciddi bir rekabetçi etki unsuruna sahip
olması ya da etkin bir rekabetçi güç olabilme ihtimali.
Yeterli rekabetçi baskı yaratabilecek yeterli sayıda başka potansiyel 1290
rakibin olmaması.
Bir elektrik dağıtım bölgesindeki en büyük potansiyel rakibin aynı bölgede
görevli doğal gaz dağıtım şirketi olduğu yukarıda aktarılan örnek ve
analizlerde ortaya konmaktadır. Bu bağlamda söz konusu devir çerçevesinde
Rehber’in ilk şartının sağlandığı öne sürülebilir. Öte yandan, bir elektrik
dağıtım bölgesinde görevli teşebbüsün perakende elektrik satışı pazarındaki
10-29/440-166
32
potansiyel rakiplerinin sadece o bölgede görevli doğal gaz dağıtım şirketi değil
–elektrik piyasasının serbestleştirilmesinden beklenen piyasa tasarımı
kapsamında- başka bölgelerdeki elektrik dağıtım şirketlerinin de olabildiği
görülmektedir. Bu durumun, devam etmekte olan özelleştirme sürecinde söz 1300
konusu olabilecek şebeke çakışmalarının doğrudan yasaklanması yerine,
dosya özelinde alıcı tarafların özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmesi
gerekliliğini ortaya çıkardığı açıktır.
ABD uygulamaları bakımından ‘Potansiyel Rekabet Doktrininde’ gerçek ve
algılanan potansiyel rekabet olmak üzere iki başlık açmak mümkün olmakla
birlikte, birleşmeler kapsamındaki uygulamalarda, ‘algılanan potansiyel
rekabet’ argümanına ağırlık verildiği görülmektedir. Algılanan potansiyel
rekabet teorisi; bir pazarda fiilen bulunmamasına rağmen, pazarın kıyısında
olduğu kabul edilen, pazardaki diğer teşebbüsler tarafından pazara her an
girebileceği düşünülen ve dolayısıyla bu pazardaki fiyatların artmasına engel 1310
teşkil eden bir teşebbüsün, pazardaki mevcut rekabet yapısını
değiştirmeyecek bir birleşme ile bu pazara girmesi durumunda, önemli
potansiyel bir rakibin eliminasyonu sebebiyle fiyatların artabileceği
argümanına dayanmaktadır.
Gerek Komisyon uygulamalarında gerekse ABD uygulamalarında potansiyel
rekabet teorisi kapsamında aynı ürün pazarında olmasa da ilişkili ya da komşu
pazarlarda faaliyet gösteren teşebbüsler de potansiyel rakip olarak kabul
ediliyorsa da, söz konusu teori daha ziyade aynı ürün pazarında ama farklı
coğrafi pazarlarda faaliyet gösteren teşebbüsler bakımından gündeme
gelmektedir. Elektrik ve gaz şebekelerinin birbirine potansiyel rakip olduğunun 1320
ortaya konduğu İngiltere örneğine geri dönülecek olursa, bir bölgedeki elektrik
dağıtım şebekesinin tek potansiyel rakibinin gaz dağıtım şebekesi olmadığı,
diğer bölgelerdeki elektrik dağıtım şebekelerinin de potansiyel rakip olarak
ortaya çıktığı görülmektedir.
Bu değerlendirmeler kapsamında, rekabetin önemli ölçüde azaltılmasının
ortaya konulması gereken etki analizi bakımından, küçük ölçekli bir bölgede
dahi olsa şebekeler arasındaki çakışmanın Kanunun 7. maddesi kapsamında
değerlendirilmesinde, öncelikle devir işlemini gerçekleştiren teşebbüse ve
devralınan bölgeye ilişkin dosya bazında değerlendirmeler yapılması gerektiği
ortadadır. Bu değerlendirmelerde şu iki noktanın öne çıktığı görülmektedir: 1330
Devralan tarafın elektrik ya da doğal gaz dağıtımı bakımından ülke
bazında ne kadar yaygın bir ağa sahip olduğu ve bu alanlarda yeni
girişleri yapabilecek potansiyel perakende şirketlerinin mevcudiyeti,
Devre konu çakışan bölgenin ölçek itibarıyla aynı bölgedeki diğer
şebeke faaliyetine ya da aynı faaliyet alanı bakımından diğer bölgelere
ciddi potansiyel rakip oluşturabilecek olması.
iv. Düzenleyici Kurumun Rolü
Birleşme devralmalar kapsamında potansiyel rekabete dayalı
değerlendirmeler esas itibarıyla kısa dönem/uzun dönem perspektifine
dayanmaktadır. Bu değerlendirmelerde mevcut durumda potansiyel rakibe 1340
ilişkin değerlendirmeler dahi geleceğe dair bir takım öngörüleri
gerektirmekteyken, dağıtım özelleştirmeleri kapsamında perakende
piyasalarındaki rekabete ilişkin değerlendirmeler, geçiş dönemi sonrasına
ilişkin öngörüleri kapsamaktadır.
10-29/440-166
33
Daha önceki bölümlerde serbestleşmeye yönelik genel politikalar ve mevzuat
bakımından mevcut temel kavramlar üzerinden geçiş dönemi sonrasına
yönelik değerlendirmeler yapılmış olsa da, gerek elektrik gerekse doğal gaz
perakende piyasası bakımından henüz geçiş döneminin içinde olunmasından
dolayı, mevzuat ve piyasa yapısının şekillenmesi bakımından belirsizlikler
oldukça fazladır. Bu geçiş dönemi boyunca birincil mevzuat kapsamında 1350
yapılabilecek yeni düzenlemeler ve EPDK tarafından yapılacak ikincil mevzuat
çalışmalarının, geçiş dönemi sonrasında oluşacak piyasa tasarımında
belirleyici olacağı açıktır. Elektrik ve doğal gaz dağıtım ve perakende
faaliyetlerinde geçiş döneminin ardından, işleyen rekabetçi bir yapının
belirlenmesi için;
Şeffaflık
Hukuki ayrıştırmanın nasıl uygulanacağı
Müşteri bilgilerine ulaşım
‘Son Çare’ (last resort) uygulamalarının kapsamı
Yerleşik firmalara yönelik yapısal ve davranışsal kısıtlamalar 1360
Fiyat tarifeleri
ve benzeri konularda düzenleme yapma gerekliliği bulunmaktadır. Şüphesiz,
şebekelere ilişkin bir kesişme olsun ya da olmasın, bu dağıtım bölgelerinde
perakende seviyesinde oluşması beklenen rekabet bakımından en önemli
unsur, geçiş dönemi boyunca EPDK tarafından hazırlanacak ikincil
mevzuattır. Bu noktada, özellikle kesişmeden kaynaklanacak etkinlik ve
dolayısıyla maliyetlerde yaşanacak azalmanın, EPDK tarafından tarifelere
yansıtılması da önem kazanmaktadır. Buna ilaveten, serbestleşme sürecinde
gerek özelleştirmeler gerekse mevzuat değişiklikleri bakımından Rekabet
Kurumunun sürece zamanında dahil edilmesi, sürecin etkin bir şekilde 1370
sürdürülmesi bakımından önem kazanmaktadır.
c.7. Yakınsama Kapsamında Taraflara İlişkin Değerlendirme
Bir önceki bölümde de belirtildiği üzere; birleşme-devralmalar çerçevesinde
elektrik ve doğal gaz dağıtım faaliyetlerinin kesişmesi halinde bu iki faaliyetin
yakınsayan pazarlar olmasından ötürü rekabetçi yapı bakımından ortaya
çıkabilecek sorunların değerlendirmesinde, özellikle küçük ölçekli kesişmeler
bakımından doğrudan yasaklamanın yerinde olmayacağı görülmektedir. Her
ne kadar kesişen bölgelerdeki perakende piyasası bakımından bu iki faaliyet
birbirlerinin potansiyel rakipleri olsalar da, tek potansiyel rakip olarak
değerlendirilmeleri söz konusu değildir. Bir elektrik dağıtım bölgesinde görevli 1380
teşebbüsün perakende elektrik satışı pazarındaki geçiş dönemi sonrası
faaliyetleri bakımından, (elektrik piyasasının serbestleştirilmesinden beklenen
piyasa tasarımı kapsamında) başka bölgelerdeki elektrik dağıtım şirketlerinin
de potansiyel rakip olduğu görülmektedir. Bu durum, doğal gaz faaliyetleri
bakımından da geçerlidir.
Dolayısıyla, sadece çakışma olmasının, söz konusu devir işleminin rekabetin
önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak bir işlem olarak
değerlendirilmesi için yeterli olmadığı görülmektedir. Şüphesiz bu
değerlendirme, yakınsayan pazarlar kavramının ve aynı bölgedeki şebekelerin
tek teşebbüste toplanmasının Kanun’un 7. maddesi kapsamında hiçbir şekilde 1390
sorun oluşturmayacağı anlamına gelmemelidir. Devir işleminin alıcı tarafının
mevcut elektrik ve doğal gaz piyasalarındaki konumu, ülke çapında her iki
sektörün perakende piyasaları bakımından nasıl bir yapılanmanın olduğu
10-29/440-166
34
(diğer potansiyel rakiplerin durumu) ve kesişen bölgeye ilişkin devir işleminin
gerçekleşmesinin hangi ölçekte bir potansiyel rakibi ortadan kaldırmakta
olduğu gibi unsurların dikkate alınması sonucu, devir işlemine ilişkin piyasanın
rekabetçi yapısında rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracağı
dolayısıyla izin verilemeyeceği değerlendirmesi yapmak da mümkündür.
Bu noktada Türkiye elektrik ve doğal gaz dağıtım faaliyetlerine ilişkin yapıya
bakıldığında; bir yanda gerekli alt yapı yatırımları kamu tarafından 1400
tamamlanmış olan ancak özelleştirme süreci içinde özel sektöre devir süreci
devam etmekte olan elektrik dağıtımı, diğer yanda ise hali hazırda özel sektör
teşebbüslerinin görevlendirildiği ancak çoğu bölgesinde halen alt yapı yatırım
süreci devam etmekte olan doğal gaz dağıtımı faaliyetleri söz konusudur.
Daha önce ifade edildiği üzere AKSA’nın kontrolünü elinde tutan Kazancı
Holding, ANADOLU DOĞAL GAZ Grubu bünyesinde yer alan şirketlerin
çoğunluk hisselerini devralmak üzere Rekabet Kurulu’ndan izin almıştır.
Dolayısıyla, yapılacak değerlendirmelerde ANADOLU DOĞAL GAZ
Grubu’nun da yer alması yerinde olacaktır.
Daha önceki bölümlerde de belirtildiği üzere, Türkiye doğal gaz piyasasının 1410
gelişimi bakımından mevcut durumda talep tarafında ağırlıklı olarak elektrik
üreten doğalgaz çevrim santrallerinin yer aldığı, serbest olmayan abone
niteliğindeki tüketicilerin ise Türkiye tüketiminin %22’sini oluşturduğu
görülmektedir. Bu noktada, gerek Kazancı gerekse ANADOLU DOĞAL GAZ
Grubunun bölgeler itibarıyla abonelere ve serbest müşterilere yapmış
oldukları satışları değerlendirmek gerekmektedir. Kazancı Grubu ve
ANADOLU DOĞAL GAZ Grubu kapsamındaki şirketlerin yapmış oldukları
satışlara ilişkin tablo aşağıda yer almaktadır:
Tablo -21: Kazancı Grubu ve Anadolu Doğalgaz Grubu 2008 yılı satışları 1420
Abone (sm³) Serbest Tüketici (sm³) TOPLAM
ANADOLU
DOĞALGAZ GRUBU
AFYON (……….) (……….) (……….)
SİDAŞ (……….) (……….) (……….)
TRAKYADAŞ (……….) (……….) (……….)
GEMDAŞ (……….) (……….) (……….)
BADAŞ (……….) (……….) (……….)
ELAZIĞ (……….) (……….) (……….)
TAMDAŞ (……….) (……….) (……….)
OVAGAZ (……….) (……….) (……….)
TOPLAM (……….) (……….) (……….)
KAZANCI GRUBU (……….) (……….) (……….)
BEYGAZ (……….) (……….) (……….)
MANİSA (……….) (……….) (……….)
VAN (……….) (……….) (……….)
BALGAZ (……….) (……….) (……….)
DERGAZ (……….) (……….) (……….)
ÇANAKKALE (……….) (……….) (……….)
ORDU (……….) (……….) (……….)
RİZE (……….) (……….) (……….)
MALATYA (……….) (……….) (……….)
URFA (……….) (……….) (……….)
TOPLAM (……….) (……….) (……….)
GENEL TOPLAM (……….) (……….) (……….)
10-29/440-166
35
Türkiye toplam tüketimi 2008 yılı itibarıyla 35.638 milyar sm3’dır. Kazancı
Grubu ve ANADOLU DOĞAL GAZ Grubu’nun toplam satış miktarının (….) m3
ile Türkiye toplam tüketiminin %(….) oluşturduğu görülmektedir. İki grubun
Türkiye genelinde serbest olmayan müşterilere satışlardaki payının ise %(….)
kaldığı görülmektedir. Oldukça düşük seviyede kalan bu pay şüphesiz tek
başına anlamlı değildir, çünkü, daha önce de belirtildiği üzere mevcut
durumda halen bazı bölgelerdeki alt yapı çalışmaları devam etmektedir ve bu
pay yatırımların tamamlanması halinde farklılık gösterebilecektir. Bu noktada,
Kazancı Grubu ve ANADOLU DOĞAL GAZ Grubu bünyesinde toplam 21 adet 1430
doğal gaz dağıtım bölgesinin bulunmasının da potansiyel rekabet üzerindeki
etkileri bakımından değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bakımdan, adet
olarak 60 bölgeden 21’inin Kazancı Holding’e ait olmakla birlikte, doğal gaz
perakendesinde potansiyeli oluşturacak bölgelerin esas itibarıyla büyük
tüketim miktarına sahip bölgeler olacağı değerlendirilmektedir. Sektörde
potansiyel rekabeti oluşturabilecek bölgeler bakımından, özelleştirilecek olan
İstanbul ve Ankara ile İzmir (Kolin), İzmit (GDF) Bursa - Kayseri (EWE) gibi
büyük illeri elinde bulunduran teşebbüsler ve yine çok sayıda ili elinde
bulunduran Energaz’ın mevcut olduğu görülmektedir. Bu bakımdan, her ne
kadar Kazancı Holding’in sahip olacağı 20 adet bölge adet olarak Türkiye 1440
toplamının yaklaşık üçte birini oluştursa da, ileride oluşacak doğal gaz
perakende pazarı bakımından potansiyel rekabeti oluşturacak yapı
bakımından yeterli sayıda teşebbüs bulunmaktadır.
Elektrik dağıtım ve perakende satış faaliyetleri bakımından konu
değerlendirildiğinde, daha önce belirtildiği üzere bu alan halen özelleştirme
sürecindedir. Bu süreçte Kazancı Holding’in mevcut elektrik dağıtım faaliyeti
bulunmamaktadır. Bununla birlikte Kazancı Grubu’nun ÇORUH bölgesinin
özelleştirilmesine ilişkin ihalede ilk teklif sahibi olduğu, ayrıca yine FIRAT ve
ÇAMLIBEL dağıtım bölgelerinde de en yüksek teklifi verdiği görülmektedir.
Bu değerlendirmeler kapsamında, doğal gazda görece güçlü bir konumda 1450
olan Kazancı Holding’in her iki piyasa bakımından da geçiş dönemi sonrası
perakende piyasalarının oluşmasında potansiyel perakende satış firması
olacak bir yapılanma içinde olduğu görülmektedir. Kazancı Holding’in
halihazırda doğal gazda yaygın bir dağıtım ağına sahip olması nedeniyle,
devir işlemleri sonrasında oluşabilecek doğal gaz ve elektrik dağıtım bölgeleri
kesişmelerinin, bu iki faaliyetin kesiştiği bölgeler bakımından hangi ölçekte bir
potansiyel rekabeti ortadan kaldırdığının değerlendirmesi önem
kazanmaktadır. Bu noktada VANGÖLÜ elektrik dağıtım bölgesinde Kazancı
Holding’in doğal gaz dağıtım lisansına sahip olduğu Van şehrinde kesişmenin
bulunduğu görülmektedir. Söz konusu kesişmenin gerek nüfus gerekse abone 1460
sayıları bakımından oldukça küçük ölçekli bir ilde ortaya çıktığı
anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, her ne kadar Kazancı Holding mevcut durumda
yaygın doğal gaz ağına sahip bir teşebbüs olsa da, devre konu VANGÖLÜ
bakımından çakışmaya tabi olan bölgenin ölçek olarak serbestleşme
sürecinde rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde
potansiyel rekabetin ortadan kalkmasına neden olmayacağı
değerlendirilmektedir.
1470
10-29/440-166
36
H.3.3. İhale Şartnamesinin 20. Maddesi Kapsamında Değerlendirme
VANGÖLÜ’nün özelleştirilmesine ilişkin 17.4.2009 tarihli ihale şartnamesinin
“devir ve teslim” başlıklı 20. maddesi ile, ihale sonucu ÖYK kararının ardından
yapılacak devrin, en az %51’ini ihaleye teklif veren teklif sahibinin oluşturacağı
şirket ile tamamlanması öngörülmektedir. Söz konusu hüküm şu şekildedir;
”İhale sonucunda ÖYK tarafından tüzel kişiye satışın yapılmasına karar
verilmesi halinde, Teklif Sahibi’nin talebi durumunda idarece belirlenecek süre
içerisinde sermayesinin en az % 51’ini (elli bir) ihaleye teklif veren teklif
sahibinin oluşturacağı bir anonim şirket kurulacak ve Hisse Satış Sözleşmesi bu
surette kurulacak anonim şirket ile yapılacaktır. 1480
İhale sonucunda ÖYK tarafından Ortak Girişim Grubu’na satışın yapılmasına
karar verilmesi halinde, İdarece belirlenecek süre içinde, Ortak Girişim Grubu
Beyannamesindeki pay oranları esas olmak üzere sermayesinin en az % 51’ini
(ellibir) ihaleye telif veren Ortak Girişim Grubu üyelerinin oluşturacağı bir
“Anonim Şirket” kurulacak ve Hisse Satış Sözleşmesi bu surette kurulacak
anonim şirket ile yapılacaktır.
İhale sonucunda Teklif Sahibi’nin kuracağı ve sermayesinin en az % 51’ini (elli
bir) Teklif Sahibi’nin oluşturacağı anonim şirketteki diğer hissedarların Rekabet
Kurulundan ve EPDK nezdinde Kurul’dan İdare’ce belirlenecek süre içinde izin
ve onay alması ve İdareye başvurması gerekmektedir.” 1490
Hiç şüphesiz, ihale şartnamesinin 20. maddesi ile teklif sahibine verilen hakkın
kullanılması aşamasında en az % 51’i teklif sahibi tarafından oluşturulacak
yeni tüzel kişideki diğer hisselerin farklı bir teşebbüse ait olması ve bir kontrol
değişikliğinin söz konusu olması halinde, bu işlemin yeni bir devir işlemi olarak
ele alınması ve 4054 sayılı Kanunun 7. maddesi kapsamında yapılacak
değerlendirmeyle yeni oluşuma izin verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi
gerekecektir. Yeni kurulacak anonim şirketin hissedarları içinde Teklif Sahibi
dışında rekabet hukuku çerçevesinde farklı bir teşebbüsün bulunmaması
halinde ise söz konusu işlemin yeni bir devir işlemi olarak bildirilmesine gerek
olmadığı, mezkûr bildirim kapsamında verilen kararın yeterli olduğu 1500
düşünülmektedir10. Bu nedenle, bu özelleştirme kapsamında, ÖYK kararının
ardından VANGÖLÜ hisselerini devralacak şirketin hisselerinin % 51’inin
Teklif Sahibine ait olması ve kontrolün de Teklif Sahibine ait olması
durumunda anılan durumun yeni bir işlem olarak nitelendirilemeyeceği; ancak
devralacak yeni şirket içerisinde Teklif Sahibi dışında başka teşebbüslerin
bulunması ve bunlarla ortak kontrole sahip olunması durumunda bu işleme
ilişkin olarak bildirim yapılması gerektiği değerlendirilmektedir.
I. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre;
1. Vangölü Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin % 100 oranındaki hissesinin blok satış 1510
yöntemiyle özelleştirilmesi kapsamında söz konusu hisselerin Aksa Elektrik
Perakende Satış A.Ş. veya Kolin İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş.
tarafından devralınması işleminin, 4054 sayılı “Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun”un 7. maddesi ve 1998/4 sayılı “Özelleştirme Yoluyla
Devralmaların Hukuki Geçerlilik Kazanabilmeleri İçin Rekabet Kurumuna
10 Nitekim ADÜAŞ’ın Zorlu Grubu’na devri işleminde İhale Şartnamesi’nde bulunan benzer hükümden
dolayı kurulan yeni anonim şirketin devir sözleşmelerini imzalaması aşamasında yapılan bildirim
kapsamında Kurul, işlemin 4054 sayılı Kanun ve 1997/1 sayılı Tebliğ kapsamında olmadığına karar
vermiştir.
10-29/440-166
37
Yapılacak Ön Bildirimlerde ve İzin Başvurularında Takip Edilecek Usul ve
Esaslar Hakkında Tebliğ” kapsamında izne tabi olduğuna OYBİRLİĞİ ile
2. Adı geçen teklif sahiplerinden herhangi biri tarafından gerçekleştirilecek
muhtemel devralma işlemi sonucunda aynı Kanun maddesinde belirtilen 1520
nitelikte hakim durum yaratılmasının veya mevcut hakim durumun
güçlendirilmesinin ve böylece ilgili pazarda rekabetin önemli ölçüde
azaltılmasının söz konusu olmadığına, bu nedenle bildirim konusu işleme izin
verilmesinde sakınca bulunmadığına OYÇOKLUĞU ile
karar verilmiştir.
10-29/440-166
38
Rekabet Kurulu’nun 08.04.2010 tarih ve 10-29/440-166 Sayılı Kararına
KARŞI OY GEREKÇESİ
Vangölü Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin %100 oranındaki hisselerinin blok satış
yöntemiyle özelleştirilmesi kapsamında ihaleye katılan AKSA Elektrik Perakende
Satış A.Ş. veya Kolin İnşaat Turizm Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından devralınması
işleminin 4054 sayılı Kanunun 7. maddesi kapsamında hâkim durum yaratmayacağı
veya mevcut hâkim durumun güçlendirilmesi sonucunu doğurmayacağından bahisle,
mezkûr teşebbüsün teklif sahiplerinden herhangi biri tarafından devralınmasına izin
verilmesinde bir sakınca bulunmadığına ilişkin 08.04.2010 tarih ve 10-29/440-166
sayılı Kurul kararına aşağıda açıklanacak sebeplerden dolayı iştirak etmem mümkün
olmamıştır.
Bilindiği gibi, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun amacı 1/1. maddesinde,
“Elektriğin yeterli, kaliteli, sürekli, düşük maliyetli ve çevreyle uyumlu bir şekilde
tüketicilerin kullanımına sunulması için, rekabet ortamında özel hukuk hükümlerine
göre faaliyet gösterebilecek, mali açıdan güçlü, istikrarlı ve şeffaf bir elektrik enerjisi
piyasasının oluşturulması ve bu piyasada bağımsız bir düzenleme ve denetimin
sağlanması” şeklinde açıklanmıştır. Madde lafzından da açıkça anlaşıldığı üzere, 4628
sayılı Kanunda rekabetçi bir elektrik piyasası öngörülmüştür.
Aynı Kanunun 3. maddesi ise, dağıtım şirketlerinin üretim ve perakende satış
faaliyetlerini, 01.01.2013 tarihinden itibaren ayrı tüzel kişilikler altında yürütmeleri
hükmünü amirdir. Kanun “serbest olan” ve “serbest olamayan” tüketici ayrımı
getirerek, serbest tüketici tanımına ilişkin limitlerdeki indirimleri belirlemek ve yeni
limitleri yayımlama görevini Enerji Piyasası Düzenleme Kuruluna (EPDK) vermiştir.
Kanunun 5. maddesine göre EPDK bu limitleri her yılın Ocak ayının sonuna kadar
belirlemek ve kamuya duyurmak zorundadır.
Kısaca ifade edilecek olursa, 4628 sayılı Kanunun yukarıda sözü edilen hükümleri
birlikte değerlendirildiğinde; rekabetçi olması beklenen elektrik üretimi ve perakende
satışının, doğal tekel niteliğinde, regüle edilen bir şebeke faaliyeti durumundaki
elektrik dağıtımı faaliyetinden hukuki olarak ayrıştırılarak, rekabetçi bir elektrik
üretim ve perakende satış piyasası için gerekli altyapının hazırlanmasına çalışıldığı;
serbest tüketici limitlerinin düşürülmesi ile de, tüketicilerin, tedarikçilerini seçme
serbestisine kavuşturulmalarının ve yine bu yolla, rekabetçi bir elektrik perakende
satış piyasasının oluşturulmasının amaçlandığı görülmektedir.
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanununun 7. maddesi uyarınca; “Bir ya
da birden fazla teşebbüsün hâkim durum yaratmaya veya hâkim durumlarını daha da
güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal
veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak
şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün
mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine
yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç
olmak üzere, devralması hukuka aykırı ve yasaktır.” Görüldüğü gibi kanun koyucu
tarafından, hâkim durumun yaratılması veya güçlendirilmesi yoluyla rekabetin önemli
ölçüde azaltılması sonucunu doğuran birleşme ve devralma işlemleri, hukuka aykırı
ve yasak olarak kabul edilmektedir.
10-29/440-166
39
Dosya konusu ve blok satış yöntemiyle %100’ü özelleştirilmek istenen Vangölü
Elektrik Dağıtım A.Ş.; Bitlis, Hakkari, Muş ve Van illerini kapsayan bölgede elektrik
dağıtım faaliyetinde tekel durumda olan bir teşebbüstür. Aynı şekilde anılan şirket
elektrik perakende satış faaliyeti bakımından serbest olmayan tüketiciler için bu
bölgenin tek tedarikçisi konumundadır. Diğer bir ifadeyle Vangölü Elektrik Dağıtım
A.Ş., faaliyet gösterdiği bölgede “şimdilik” tedarikçisini seçme serbestisi bulunmayan
küçük ticarethaneler ve hane halkı (küçük tüketiciler) bakımından da tekel
durumundadır. Bu sebeple karar konusu özelleştirme işlemiyle ilk etapta devlete ait
tekelin özel sektöre devrinden söz edilebilir.
Oysa 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanununun temel amacı rekabetçi bir elektrik
piyasa yapısını tesis etmektir. Bu Kanunda öngörülen rekabetçi piyasaların
oluşturulabilmesi için, kamu mülkiyetindeki teşebbüslerin özel sektöre devri gerekli
ise de tek başına yeterli değildir. Bunun için, özel sektöre tekel olarak devredilen,
ancak yakın gelecekte rekabetçi olması öngörülen pazarlarda faaliyet gösteren
teşebbüslerin tekel olarak kalmalarını engelleyecek tedbirlerin alınmasına ihtiyaç
vardır. Bu çerçevede, düzenleyici otorite olan EPDK’nın yapacağı düzenlemelerle,
serbestleştirilen piyasaların rekabete açılması konusunda gerekli tedbirleri alması
beklenen bir husustur. Esasen 4628 sayılı Kanun ile EPDK’ya verilen görev de bunu
gerektirmektedir.
Ancak, özelleştirme yoluyla serbestleştirilen piyasaların rekabete açılması sürecinde,
Rekabet Kurumuna da önemli görevler düşmektedir. Rekabet Kurulu, özelleştirme
işlemlerinde, ön bildirim aşamasında verdiği görüşlerle ve nihai bildirim aşamasında
aldığı işleme izin verme/vermeme kararlarıyla elektrik piyasalarının, 4628 sayılı
Kanunda öngörüldüğü şekilde rekabetçi kılınabilmesi doğrultusunda katkıda bulunma
imkânına sahiptir.
Özelleştirme işlemine konu Vangölü Elektrik Dağıtım Bölgesinde dağıtım faaliyetini
yürütmek üzere ihaleye teklif veren AKSA’yı kontrol eden Kazancı Holdingin aynı
bölgede doğalgaz dağıtım lisansları da bulunmaktadır. Dolayısıyla Vangölü Elektrik
Dağıtım Bölgesinde bulunan şehirlerde elektrik ve doğalgazın dağıtımı ve
pazarlanması hizmetlerinde bir “çakışma” söz konusudur.
Gerçi doğalgaz piyasasına ilişkin coğrafi pazar tanımı elektik piyasasında olduğu gibi
birkaç ili içine alacak şekilde değil, dağıtım lisanslarında belirtilen görev bölgeleri
olarak yapılmış ve bu bölgeler de ekseriyetle “il merkezi” şeklinde belirlenmiştir.
Doğalgaz dağıtım bölgelerinin genellikle il seviyesinde belirlendiği dikkate
alındığında, bir ildeki elektrik ve doğal gaz şebekesinin aynı şirkete verilmesi o
düzeydeki pazarda hâkim durum yaratılması veya güçlendirilmesi şeklinde bir
yoğunlaşmaya neden olabilecektir.
Elektrik ve doğalgaz dağıtım ve pazarlama faaliyetleri arasında teknolojik yeniliklerin
de katkısıyla son dönemde önemli bir yakınsama ortaya çıkmıştır. Yakınsama
kavramı, bölgeler, ülkeler, endüstriler ve faaliyetler arasındaki farklılıkların azalarak
benzerliklerin artmasını ifade eder. Bu çerçevede, elektrik ve doğalgaz sektörlerinde
üretim, dağıtım ve pazarlama için daha önce ayrı kabul edilen altyapı ve şebekelerin
kısmen veya tamamen entegrasyonunu yakınsama olarak nitelendirmek mümkündür.
Zira günümüzde artık bilgi ve iletişim sektöründeki teknolojik yenilikler, şebeke
ekonomisi, enerji sektörünü serbestleştirme ve düzenlemeye yönelik süreçler ile
enerji, bilgi ve iletişim endüstrisindeki müşteri talepleri çeşitli sektörler arasındaki
yakınsamaya büyük bir ivme kazandırmıştır.
10-29/440-166
40
Bundan dolayıdır ki, doğalgaz işiyle uğraşan bir teşebbüs aynı zamanda elektrik
dağıtım ve pazarlama faaliyetlerini, elektrikle iştigal eden bir teşebbüs de doğalgaz
sektöründeki faaliyetleri asıl uğraş alanıyla birlikte sürdürebilmektedir.
Endüstriler arasındaki yakınsamanın iktisadi açıdan etkinlik sağlaması nedeniyle arzu
edilebilir bir keyfiyet olduğu izahtan varestedir. Rekabetçi açıdan bakıldığında da
kınanacak bir durumun olmadığı savunulabilir. Ancak, belli bir coğrafi pazarda
elektrik ve doğalgaz dağıtım faaliyetlerinin tek bir teşebbüs elinde toplanmasını, söz
konusu pazarda rekabetçi bir yapının tesisi bakımından sorunsuz bir durum olarak
görmek mümkün değildir. Zira eğer bir yoğunlaşma işlemi hâkim durumun
yaratılması veya tahkimi sonucunu doğuruyorsa, etkinlik değerlendirmesinin rekabet
hukuku bakımından önemi ikinci planda kalmaktadır.
İşbu kararda da zikrolunan ülke örneklerinden görüldüğü gibi, bir bölgede piyasanın
rekabete açılması safhasında oyuna %100 pazar payı ile başlayan bir perakende satış
firması, zaman içerisinde, söz konusu payın bir bölümünü başka perakende satış
şirketlerine kaybetse de, çoğunlukla süper hâkim durumda kalmaya devam
etmektedir. Bunun nedeni, bölgede yerleşik teşebbüs olmanın kendisine sağladığı
avantajdır. Ülke örnekleri göstermektedir ki, elektrik perakende satış piyasasında,
yerleşik elektrik dağıtım şirketinin en büyük ve çoğu zaman tek rakibi yine o bölgede
yerleşik doğal gaz dağıtım şirketi olmaktadır. Nitekim en rekabetçi perakende satış
piyasasına sahip ülkelerin başında geldiği kabul edilen İngiltere’de dahi bu tablo ile
karşılaşılmaktadır.
4054 sayılı Kanun’a dayanılarak çıkartılan 1997/1 sayılı Rekabet Kurulu’ndan İzin
Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında 1997/1 sayılı Tebliğin 6.
maddesinde, birleşme ve devralmaların değerlendirmesinde Rekabet Kurulu
tarafından ilgili piyasanın yapısı ve ülke içinde veya dışında yerleşmiş olan
teşebbüslerin fiili ve potansiyel rekabeti bakımından ülkedeki etkin rekabetin
korunması ve geliştirilmesi ihtiyacının göz önünde tutulması öngörülmüştür. Bu
hüküm dikkate alındığında; rekabete açılması istenen bir piyasada, oyuna %100 pazar
payıyla başlama imkânını, o tekelin en büyük ve belki de tek potansiyel rakibine
verilmesinin “hâkim durumun tahkimi” sonucunu doğuracağına şüphe yoktur.
Perakende piyasalarının rekabete açılmasında en fazla yol kat eden ülke olan
İngiltere’de dahi, şebeke sahipliği bakımından dağıtım bölgelerinin kesişmesi
konusunun 2010 yılında hazırlanma aşamasında olan politika belgesi kapsamında
tartışmaya açıldığı ifade edilmektedir. Perakende piyasalarını rekabete açmak
konusunda en fazla yol kat eden İngiltere’de bile şebeke endüstrilerindeki
yakınsamanın neden olduğu çakışma olgusu üzerinde tartışılmaya değer bir konu
olarak değerlendirilmektedir. Ülkemizin elektrik ve doğal gaz piyasalarının
serbestleştirilme ve rekabete açılma takviminin çoğu ülkenin gerisinde kalması, diğer
ülke örneklerinin incelenip, yapılan yanlışlardan ders alınması bakımından bir fırsat
olarak görülebilir. Bu durumda, diğer ülkelerin düştüğü ve ancak yeni yeni tartışmaya
açtığı yanlışların ülkemizde tekrarına düşülmemelidir kanısındayım.
Çakışma sorunu, Kararda savunulan çoğunluk görüşünün aksine, büyük bölgeler için
değil küçük bölgeler bakımından sorun teşkil edecektir. Zira büyük bölgelerde
potansiyel rekabet imkânı daha fazla iken küçük bölgelerde, yerleşik elektrik
perakende satış şirketinin tek rakibi muhtemelen yine o bölgede yerleşik doğalgaz
dağıtım şirketi olacaktır. Bu nedenle Vangölü gibi küçük bölgelerde elektrik ve
doğalgaz dağıtım ve pazarlama faaliyetlerinin aynı teşebbüs bünyesinde olması,
özellikle hane halkları ile küçük düzeydeki endüstriyel ve ticari tüketiciler
bakımından ciddi şekilde endişeleri davet etmektedir.
10-29/440-166
41
Esasen şu an için büyük-küçük bölge ayrımı yapabilmek için elimizde uygun bir ölçüt
de bulunmamaktadır. Bundan dolayı elektrik ve doğalgaz sektörlerinde çakışmaya
büyük-küçük bölge ayrımı yapılmaksızın izin verilmemesi bize göre daha doğru bir
tercih görünmektedir. Çünkü rekabet hukukunda, rekabeti bozucu bir işleme izin
vermek yönünde yapılacak hatanın telafisi olmayacaktır. Bu durumda, rekabeti çok da
büyük ölçüde kısıtlamayacak bir işleme izin verilmemesi, tersi duruma oranla daha da
tercihe şayandır.
Mamafih dünya örnekleri dikkate alınarak raporda da ifade edildiği gibi elektrik ve
doğalgaz piyasaları ve bu piyasalarda dağıtım faaliyeti gerçekleştiren görevli şirketler:
- Geçiş maliyetleri ve pazarlama avantajları nedeniyle görev bölgelerinde önemli
bir pazar gücüne sahiptirler.
- Serbestleşmenin hemen sonrasında %100 civarında bir pazar payı ile yarışa
başlamaktadırlar.
- Yüksek fiyat uygulamalarına ve rekabetin gelişmesine bağlı olarak görevli
şirketlerin pazar payları zamanla azalmakla birlikte, hâkim durumlarını devam
ettirmektedirler.
- Elektrik ve doğal gaz bölgelerine, diğer dağıtım bölgelerinde görevli başka
teşebbüslerin girmesi zor, bağımsız girişler ise neredeyse imkânsızdır.
- Elektrik ve doğal gaz pazarında aynı bölgede görevli şirketler, birbirlerinin
potansiyel veya gerçek rakibidirler.
Teklif sahiplerinden AKSA ve onun kontrolünü elinde bulunduran Kazancı Grubunun
doğalgaz dağıtım lisansına sahip olduğu şehirlerde aynı zamanda elektrik dağıtım
lisansına da sahip olması, elektrik ve doğalgaz dağıtım bölgelerinde ortaya çıkan
çakışmadan dolayı rekabet hukuku yönünden tecviz edilemeyecek düzeyde
yoğunlaşmaya neden olacaktır. İşleme izin verilmesiyle ortaya çıkan yoğunlaşma
elektrik pazarındaki hâkim durumu güçlendirirken, rekabete açılmasının önünde
zorluklar bulunan doğalgaz piyasasında hem hâkim durumu güçlendirecek, hem de
giriş engellerini artırabilecektir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle, Vangölü Elektrik Dağıtım A.Ş.’nin %100 oranındaki
hisselerinin blok satış yöntemiyle özelleştirilmesi kapsamında ihaleye katılan AKSA
Elektrik Perakende Satış A.Ş. tarafından devralınması, 4054 sayılı Kanun’un 7.
maddesi ve 1997/1 sayılı Tebliğ hükümleri uyarınca bir hâkim durum yaratan veya
mevcut hâkim durumu güçlendiren ve böylece ilgili pazarlarda rekabetin önemli
ölçüde azaltılması sonucunu doğuracağından, bildirim konusu işleme adı geçen
teşebbüs yönünden izin verilmemesi, verilecekse de elektrik ile doğalgaz dağıtım
faaliyetlerinin kesiştiği bölgelerde doğalgaz dağıtım işinin başka bir teşebbüse
devredilmesi taahhüdünde bulunulması kaydıyla izin verilmesi gerektiği kanaatiyle
çoğunlukça benimsenen Karar hükmünün 2. paragrafına iştirak etmiyorum.
Doç. Dr. Mustafa ATEŞ
Kurul İkinci Başkanı
10-29/440-166
42
KARŞI OY
(08.04.2010 tarihli 10-29/440-166 Sayılı Kurul Kararı)
08.04.2010 tarihli 10-29/440-166 Sayılı Rekabet Kurulu Kararına; doğalgaz
dağıtım şebekesine sahip teşebbüsün aynı bölgede elektrik dağıtım
şebekesine de sahip olmasının yaratacağı rekabetçi endişeleri giderici
tedbirler almadığı için katılmam mümkün olamamıştır.
Söz konusu kararın alındığı Kurul toplantısında görüşülen, konuya ilişkin
Özelleştirme Nihai Bildirim Raporunda da (ayrık görüş sahibi raportörlerce
daha açık ifade edilmektedir) belirtildiği üzere, elektrik ve doğalgaz dağıtım
faaliyeti ile görevli teşebbüsler;
Serbestleşme sonrasında %100 pazar payına yakın olarak yarışa
başlamaktadırlar,
Bu bölgelere diğer dağıtım bölgelerinde görevli teşebbüslerin girmesi
zor, bağımsız girişler ise çok daha zordur.
Elektrik ve doğal gaz dağıtım pazarlarında görevli şirketler birbirlerinin
fiili veya potansiyel rakibidirler.
Rekabet Kurulu birleşme ve devralmaları değerlendirirken 97/1 Sayılı
Tebliğ’in 6.Maddesinin 2/a bendinde yer alan “İlgili piyasanın yapısı ve ülke
içinde veya dışında yerleşmiş olan teşebbüslerin fiili ve potansiyel rekabeti
bakımından ülkedeki etkin rekabetin korunması ve geliştirilmesi ihtiyacı”nı
dikkate almak durumundadır. Bu noktadan hareketle, Rekabet Kurulu’nun
dosya konusu işlemi karara bağlarken elektrik dağıtım şebekesine sahip
teşebbüsün o bölgedeki muhtemel tek rakibinin doğalgaz dağıtım şebekesine
sahip teşebbüs olacağı hususunu dikkate almayarak 4054 Sayılı Kanunun
7.maddesinin ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan 97/1 Sayılı Tebliğin
gereğini yerine getirmediğini düşünmekteyiz.
Yukarıda özetlenen nedenlerle Rekabet Kurulu’nun teklif sahiplerinden
AKSA Elektrik Perakende Satış A.Ş’nin Vangölü Elektrik Dağıtım A.Ş’nin
%100 oranındaki hissesini blok olarak devralması işlemine “makul bir sürede
doğalgaz dağıtım işini devretme” veya bu sonucu sağlayacak benzeri bir
koşula bağlamaksızın izin vermesi yönündeki Kararına katılmam mümkün
olamamıştır.
İsmail Hakkı KARAKELLE
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy