Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2010-2-2 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 10-29/446-169
Karar Tarihi : 8.4.2010
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER 10
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Doç Dr. Mustafa ATEŞ, Mehmet Akif ERSİN, İsmail Hakkı
KARAKELLE, Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY, Murat ÇETİNKAYA,
Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER: İbrahim AYDEMİR, Nur Seda KÖKTÜRK, Esma GÜNDOĞDU
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : - Teknoform Klima Bak. İnş. Taah. Tic. Ltd Şti.
Yeşilpınar Mah. Çiçeksuyu Cad. Coşkun Sk. No:4/a Eyüp- 20
İstanbul
D. HAKKINDA
ÖNARAŞTIRMA YAPILAN:
- Form Tesisler Bakım Ticaret A.Ş.
Ruhi Bağdadi Sk. No:1 34349 Beşiktaş-İstanbul
E. DOSYA KONUSU: Form Group’un Türkiye distribütörlüğünü yaptığı cihazlara
teknik servis hizmeti veren bir firmaya, yedek malzeme, müdahale aparatları ve
çeşitli yazılımları sağlamayarak 4054 sayılı Kanun’u ihlal ettiği iddiası. 30
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Başvuruda özetle;
- Form Group (Form)’un Lennox, Climate Master, Dunham Bush Masters gibi
farklı markalara ait iklimlendirme, ısıtma, soğutma, nem alma cihazlarının
Türkiye distribütörü olduğu,
- Bu firma tarafından satılan cihazlara verilen teknik hizmet pazarında cihaz
teknolojilerinin gelişmiş ve karmaşık olması, hizmet verebilmek için çeşitli
eğitimlerin alınmasının gerekmesi ve cihazların teknik servis bölümüne
erişimde şifre ve/veya dongle adı verilen aparatlara ihtiyaç duyulması gibi
sebeplerden dolayı bağımsız servis firmalarının sayısının oldukça az olduğu, 40
- Halihazırda, Form’un Form Tesisler Bakım Ticaret A.Ş. adında bir teknik servis
birimi olduğu,
- Kendilerinin de Form bünyesinde uzun yıllar çalışmış, gerekli eğitim ve
tecrübeyi haiz çalışanlara sahip olduğu ve bu şekilde Türkiye çapında büyük
şirketlerin havalandırma/iklimlendirme sistemlerine servis verdikleri,
- Form’un bu durumdan rahatsız olarak, kendi müşterilerinin karşısına rakip
olarak çıkmaları durumunda ilişkiyi sonlandıracaklarını, yedek parça, aparat ve
10-29/446-169
2
yazılımları sağlamayacaklarını kendilerine yazılı olarak ifade ettiği (Konu ile
ilgili Form ile yapılan yazışmalara yer verilmiştir),
- Yedek parça ve şifre anlamına gelebilecek her türlü yazılım ve aparatın 50
kendilerine sağlanmamasının 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun’a aykırı olduğu
iddia edilmektedir.
G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 04.12.2009 tarih ve 8599 sayı ile giren
başvuru üzerine yapılan inceleme neticesinde hazırlanan 4.1.2010 tarih ve 2010-2-
2/İİ-10-NSK sayılı İlk İnceleme Raporu 5.1.2010 tarih ve REK.0.06.00.00-110/2 sayılı
Başkanlık Önergesi ile Rekabet Kurulu’nun 12.1.2010 tarih ve 10-04/40-M sayılı
toplantısında görüşülmüş ve Form Group ve bünyesindeki Form Endüstri Ürünleri
Tic. A.Ş., Form Endüstri Tesisleri Sanayi A.Ş., Form Endüstri ve Dış Tic. Ltd. Şti., 60
Form Enerji ve Gıda Pazarlama San. ve Tic. Ltd. Şti. ile Form Tesisler Bakım Tic.
A.Ş. hakkında önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir. Yapılan inceleme
sonucunda hazırlanan 30.3.2010 tarih ve 2010-2-2-ÖA-10-İA sayılı Önaraştırma
Raporu 6.4.2010 tarih, REK.0.06.00.00-110/172 sayılı Başkanlık Önergesi ile 10-29
sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda; Form Group firmasının Türkiye
distribütörlüğünü yaptığı cihazlara ait yedek parça, müdahale aparatları ve çeşitli
yazılımları rakip servis firmalarına sağlamayarak 4054 sayılı Kanun’u ihlal ettiğine
dair yeterli delil bulunamadığından dosya konusu iddialara ilişkin olarak soruşturma 70
açılmasına gerek olmadığı sonuç ve kanaatine ulaşıldığı ifade edilmektedir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Taraflar
I.1.1.Hakkında Önaraştırma Yapılan Teşebbüs: Form Group
Form Group, 1965 yılında iklimlendirme sektöründe temsilcilik, satış ve üretim amaçlı
olarak kurulan, şu an için ise, iklimlendirme, yenilenebilir enerji, imalat ve bakım-
servis alanlarında faaliyet gösteren, Form Endüstri Ürünleri Tic. A.Ş. Form Endüstri
Tesisleri Sanayi A.Ş., Form Endüstri ve Dış Tic. Ltd. Şti., Form Enerji ve Gıda
Pazarlama San. ve Tic. Ltd. Şti. ile Form Tesisler Bakım Tic. A.Ş. isimli beş ayrı 80
şirketten oluşan bir grup şirketi konumundadır. Form’un internet sitesinden alınan
bilgilere göre, özellikle yüksek enerji verimliliği içeren sistem çözümleri, paket klima
ve toprak/su kaynaklı ısı pompası satışını üstlendiği ürünlerin başında gelmektedir.
Alışveriş merkezleri, oteller, iş merkezleri, marketler, mağazalar, endüstriyel alanlar
grubun müşterileri arasındadır. Carrefour, Metro, Tesco, Multi Turkmall, Corio,
Rönesans bu müşterilerden bazılarıdır.
Grup şirketlerinden Form Endüstri Ürünleri Tic. A.Ş., Lennox, Climate Master, Midea,
Wolf, Dunham Bush başta olmak üzere 15 farklı markanın Türkiye temsilciliğini
yürütmektedir.
Form Tesisler Bakım Tic. A.Ş. ise, bina yönetiminden yenilikçi bakım teknolojilerinin 90
uygulamasına kadar geniş bir yelpazede hizmetler üreten ve devreye alma,
süpervizörlük, garanti, yedek parça temini, onarım, yenileme, modernizasyon
10-29/446-169
3
faaliyetlerini kendi ekipleri ve sözleşmeli yetkili servisler ile yürüten bir servis ve
bakım firmasıdır. Bu bağlamda Form Tesisler Bakım Tic. A.Ş.’nin hizmet kapsamı
içerisine Form Şirketler Grubu firmaları tarafından distribütörlüğü, satışı ve montajı
yapılan her türlü iklimlendirme ile ilgili cihazın sahada bakımı ve onarımı, garanti içi
hizmetlerin yönetimi ve yedek parça koordinasyonu girmektedir.
I.1.2. Başvuru Sahibi: Teknoform
Isıtma, soğutma, nem alma ve nemlendirme sektöründe servis hizmeti verme amaçlı
olarak 2001 yılında Technoform adında bir şahıs şirketi olarak İstanbul’da kurulmuş 100
14.10.2008 tarihinde Teknoform Klima Bakım İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti. olarak isim ve
şirket yapısı değişikliğine gitmiştir. Halihazırda Lennox, Mcquay, York, Climavenette,
Trane, Wesper, Alarko Carrier, Clivet, Rhoss, Blue Box, Aldağ, Ciat, Hyfria-Pedia,
Climate Master, Wolf markalar olmak üzere rooftop (çatı tipi) klima, hassas kontrol
cihazları, nem alma ve nemlendirme cihazları, chiller soğutma grupları, kanallı split
klimaların bakım ve servis hizmetlerini yürütmektedir.
I.2. Sektör Hakkında Genel Bilgiler ve İlgili Mevzuat
Isıtma, soğutma, havalandırma, klima sektörü, genel olarak kapalı mekânlardaki
havanın fiziksel şartlarını değiştirmek amacıyla kullanılan her çeşit cihazı
kapsamaktadır. Burada sözü edilen şartlar; ortamdaki havanın sıcaklığı, nemi, 110
temizliği ve hareketidir. Soğutma, havalandırma ve klima sektöründe konut, işyerleri,
fabrika, hastane, otel, okul, lokanta, sinema, tiyatro gibi yerlerde kullanılmakta olan
klima sistemleri yer almaktadır. Klimalar temel olarak “proses klimaları” ve “konfor
klimaları” olmak üzere iki başlık altında toplanabilir. Konfor klimaları da “merkezi
klimalar” ve “ev tipi klimalar” olmak üzere iki alt gruba ayrılmaktadır. Merkezi sistem
klima cihazları iş merkezleri, oteller, alışveriş merkezleri gibi büyük mekânların
iklimlendirilmesi için tek merkezde kurulu cihazlardır. Ev tipi klimaların ise, “pencere
tipi” (motor ve üfleyici beraber tek ünite) ve “split tipi” şeklinde iki türü olup, son
yıllarda portatif tip klimalar da piyasaya girmiştir. Split tipi klimalar, monte edildikleri
yere göre kendi içlerinde duvar, yer, tavan gibi çeşitli modellere ayrılmaktadır. 120
Arçelik, Vestel, Alarko-Carrier, Viessmann, Baymak, Beretta, Demirdöküm, Ferroli,
gibi firmaların bulunduğu Türkiye klima sektöründe çok sayıda firma faaliyettedir1.
İklimlendirme Soğutma Klima İmalatçıları Derneği (İSKİD)’in internet sitesinden elde
edilen bilgilere göre iklimlendirme ve/veya soğutma sistemleri cihazları imal eden
veya ithal eden veya bunlara bağlı olarak bu sistemlerin kullanıldığı ana bileşenlerin
üreticisi veya dağıtıcısı olan şirketlerin sayısı Ocak 2010 itibarıyla 75'e ulaşmıştır.
Yine İSKİD’in bahsi geçen verilerinde söz konusu üyelerin, çoğu ürün tipi için Türkiye
imalatının yaklaşık % 90’ını ve ithalatının %70’ini temsil ettiği belirtilmektedir. Bu
firmaların büyük çoğunluğu aynı zamanda kombi ve kazan gibi ısıtma sanayi
ürünlerinin üretim ve satışını da gerçekleştirmektedirler. Merkezi klima üretiminde, 130
aralarında Alarko-Carrier, Teba, HSK, Imas, Sönmez Metal, Fita Teknik gibi
firmaların yer aldığı çok sayıda teşebbüs bulunmaktadır. Yine belirtildiği üzere bu
teşebbüslere ek olarak sektörde üretimi bulunmayan ancak farklı marka cihazlarla
merkezi klima sistemlerinin ithalatını ve/veya taahhüt ve kurulumunu gerçekleştiren
birçok firma faaliyet göstermektedir. Hakkında önaraştırma yapılan Form ise,
iklimlendirme ve soğutma sektöründe daha önce de ifade edildiği gibi sadece ithalat
yoluyla faaliyet göstermekte olup, ağırlıklı olarak sanayi tipi ve merkezi sistem
1 21.2.2007 tarih ve 07-15/142-45 sayılı Alarko Carrier San. Tic. A.Ş. kararında bu sayı yaklaşık 150
olarak tespit edilmiştir.
10-29/446-169
4
klimalara yönelik pazarlama ve satış ile bakım hizmetlerini yedek parça teminini
gerçekleştirmektedir.
İSKİD’in üyelerinin bilgilerine dayanan ve 2005-2009 yıllarını kapsayan istatistiklere 140
göre 2009 yılı için iklimlendirme ve soğutma alanında Türkiye genelinde satılan cihaz
sayısı yaklaşık 1,69 milyondur. İklimlendirme ve soğutma cihazları alanında montaj
ve servisleri, üretici ya da ana ithalatçı firmanın bu konuda belirlediği politika
doğrultusunda ya cihazların aynı zamanda dağıtımını yapan bayiler tarafından ya da
ayrıca belirlenen yetkili servis firmaları tarafından verilmektedir. Apartman dairesi ya
da birkaç katlı villa türü küçük mekânların iklimlendirilmesinde ısıtma soğutma
cihazları dağıtımı yapan bayilerin çoğunluğu proje ve taahhüt hizmeti vermektedir.
Diğer yandan site, alışveriş merkezi, otel gibi büyük mekânların ısıtılmasına ve
soğutulmasına yönelik proje ve taahhüt hizmetleri inşaat sektörüyle bağlantılı olarak
çalışan çok sayıdaki proje bürosu tarafından verilebilmektedir. Tüm bu ürünlerin tamir 150
bakım ve onarımı garanti süreleri içerisinde üretici veya ithalatçı firmaların kendi
ekipleri veya bu firmalar tarafından tayin edilen yetkili servislerce
gerçekleştirilmektedir. Buna ek olarak yetkili servisler dışında bağımsız teşebbüsler
de, özellikle garanti süresi sonrasında iklimlendirme ve soğutma sektöründe yer alan
cihazlara tamir ve bakım/onarım hizmeti sağlayabilmektedir.
İklimlendirme ve soğutma cihazları pazarına girişi zorlaştıran bir engel
bulunmamaktadır. Bununla birlikte, sektöre ithalatçı olarak girmek isteyen firmaların
gümrük tarife pozisyonlarına bağlı olarak TSEK belge alım şartlarını ve belirli kriter ve
sayıda servis altyapısını sağlamaları gerekmektedir. Benzer şekilde klima bakımını
üstlenen kişilerin R22 kodlu gazlara müdahale edilmesi söz konusu olduğu için 160
özellikle AB uyum yasaları çerçevesinde yeterlik belgelerinin bulunması zorunluluğu
olduğu, bu bağlamda Türkiye’de en azından iklimlendirme ve soğutmayla ilgili
derslerin verildiği meslek liselerinden mezun olmak ve MEB sertifikası almak ya da
bu alanda bir iki yıllık meslek yüksek okulu mezunu teknisyen statüsünde olmak
gerektiği belirtilmektedir.
İklimlendirme ve soğutma cihazlarının imalatçıları ve ithalatçıları, 4077 sayılı
Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca cihazların Sanayi ve
Ticaret Bakanlığı tarafından tespit ve ilân edilen kullanım ömrü süresince yedek
parça stoku bulundurmak ve cihazların asgari iki yıl garanti süresi içerisinde
arızalanması halinde cihazları, işçilik masrafı, değiştirilen parça bedeli ya da başka 170
herhangi bir ad altında hiçbir ücret talep etmeksizin tamir etmek/ettirmek
yükümlülüğü altındadırlar. Bu çerçevede Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından
çıkarılan ve 14.6.2003 tarih ve 25138 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Sanayi
Mallarının Satış Sonrası Hizmetleri Hakkında Yönetmelik” ile havalandırma ve klima
sistemleri açısından 10 yıl yedek parça tutma zorunluluğu ve klimaların ve hava
temizleyici ile nemlendiricilerinin türüne göre belirli coğrafi bölgelerde belli sayıda
servis bulundurma zorunluluğu getirilmektedir. Yine aynı tarih ve sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanan “Garanti Belgesi Uygulama Esaslarına Dair Yönetmelik”te ise
söz konusu cihazlara ilişkin düzenlenmesi gerekli garanti belgelerinin sürelerinin 2 yıl
olması öngörülmektedir. 180
I.3.İlgili Pazar
I.3.1. İlgili Ürün Pazarı
Dosya konusu başvurunun temelini Form’un, kendisinden distribütörlüğünü yaptığı
iklimlendirme sistemi cihazlarının bakım-onarımında kullanılmak üzere yedek parça
10-29/446-169
5
talep eden kişi veya firmaların söz konusu taleplerini karşılamadığı iddiası
oluşturmaktadır.
Bir ana ürün ile o ürüne ilişkin yedek parça ve/veya teknik hizmetler, farklı
zamanlarda ihtiyaç duyulan ancak birbirini tamamlayıcı nitelikte olan ürünlerdir.
Klima, nem alma ve nemlendirme cihazı gibi ürünlerin içerisinde yer aldığı pazarlar,
zamanla tamamlayıcı ürün ve hizmetlere ihtiyaç duymaları sebebiyle, “birincil” veya 190
“öncül” pazarlar olarak; yedek parça, sarf malzemesi, tamir, bakım-onarım hizmetleri
gibi birincil ürünle birlikte kullanılan ve birincil ürünün satın alınmasından belli bir süre
sonra ihtiyaç duyulan ürün ve hizmetlerin bulunduğu pazarlar ise “ikincil” veya “ardıl”
pazarlar olarak tanımlanmaktadır2. Konu ile ilgili rekabet hukuku kapsamında ele
alınması gereken hususlar ise i) söz konusu ürün ve hizmetlerin aynı pazara dahil
edilip edilemeyeceği, ii) edilmezse ikincil ürün ve hizmetlerin yer aldığı pazarların
marka-spesifik tanımlanıp tanımlanamayacağıdır. AB Komisyonu tarafından 2005
yılında yayınlanan “82. Maddenin Modernizasyonu Hakkında AB Tartışma Metni”nde
(Tartışma Metni), ardıl pazarın değerlendirilmesiyle ilgili bir bölüm yer almaktadır. Söz
konusu bölümde Komisyon’un ikincil piyasalarda ilgili pazar tanımlanırken, normal bir 200
pazar tanımında kullanılan yaklaşımı kullanacağı ifade edilmektedir. Bunun anlamı,
ardıl pazarda yer alan ikincil ürünlerin ayrı bir pazar oluşturup oluşturmadığı
incelenirken, birincil ürünün satışları üzerindeki (o ardıl pazarın oluşmasına neden
olan) etkilerin dikkate alınmayacağıdır. Bir diğer deyişle, pazar tanımının odağında
gelecekte birincil ürünü alma olasılığı olan potansiyel müşterilere değil, hâlihazırda
birincil ürünü satın almış olan müşterilere yapılan ikincil ürün ve hizmet satışları yer
almaktadır.
Tartışma Metni’nde marka-spesifik ardıl pazar tanımlanmasının hangi durumlarda
söz konusu olamayacağından da bahsedilmektedir. Bunlardan birincisi başka
üreticilerin ikincil ürünlerine geçişin mümkün olması durumudur. Eğer ikincil ürün 210
başka üreticiler tarafından da piyasaya sürülebiliyorsa, belli bir markanın birincil
ürününü alan müşteri ardıl pazarda o markanın ikincil ürünlerine kilitlenmeyecektir ve
böyle bir durumda (marka-spesifik olmayan) ortak bir ardıl pazar belirlemek
gerekmektedir. Tartışma Metni’nde ikinci olarak, başka marka bir birincil ürüne geçiş
ve böylece ardıl pazardaki yüksek fiyatlardan kaçınabilme olasılığından
bahsedilmektedir. Böyle bir durumda geçiş maliyetlerinin yüksek olmaması
gerekmektedir. Geçiş maliyetleri ise iki türde olabilir. İlk olarak kullanılmış birincil
ürünü, geçişin ekonomik olduğu cazip bir fiyattan satmak/satın almak mümkün
olmayabilir. Bu, eğer birincil ürünün fiyatı ikincil ürüne göre yüksekse, daha da önemli
hale gelmektedir. İkinci tür geçiş maliyetleri ise fiyat hariç yatırımlar ile ilgilidir. Bunlar 220
eğitim, rutini değiştirme, yüklemeler, yazılım vb. olabilmektedir.
Sonuçta ancak ayrı bir ardıl pazarın olmadığına karar verildiği durumlarda analiz,
(birincil ve ikincil ürünlerin birlikte yer aldığı) toplam sistem pazarı üzerinden
yapılacaktır.
Konuya ilişkin Rekabet Kurulu kararları da bulunmaktadır. Bunlardan ilki HP
kararıdır3. Söz konusu kararda Kurul, HP marka yazıcılarda kullanılan yedek
parçaların sadece HP tarafından üretiliyor olmasını, bunların üretiminin ileri teknoloji
2 Örneğin, bir araba sahibi arabayı satın alışından sonraki bir tarihte, bakım ya da yedek parça gibi,
arabanın etkin kullanımı için gerekli olan ürün ve hizmetlere ihtiyaç duyacaktır. Bu örnekte araba
birincil ürün, yedek parça, servis gibi satış sonrası ürün ve hizmetler ise ikincil ürünler olarak ifade
edilebilir.
3 08.05.2001 tarih ve 01-22/192-50 sayılı Hewlett Packard Bilgisayar ve Ölçüm Sistemleri A.Ş. kararı.
10-29/446-169
6
ve başlangıç maliyeti gerektirmesi nedeniyle başka teşebbüslerce üretim
yapılmasının zor olmasını ve bu sebeple HP markalı yazıcıların yedek parçaları ve
servis hizmetlerinin yakın ikamesinin bulunmamasını göz önüne alarak ilgili pazarları 230
“HP markalı yazıcıların satış sonrası servis hizmetleri pazarı ve HP markalı
yazıcılarda kullanılan yedek parça ve sarf malzemeleri pazarı” olarak tanımlamıştır.4
Sonuç olarak, ardıl pazarların varlığı durumunda rekabet hukuku kapsamında
yapılacak bir değerlendirmede ortaya çıkabilecek sonuçlar şu şekilde sıralanabilir:
i) Birincil ürün ve ikincil ürünlerin yer aldığı sistem pazarı,
ii) Birincil pazarda yer alan tüm markalara ait yedek parça veya servisin yer
aldığı bütüncül ardıl pazar,
iii) Herhangi bir markaya ait yedek parça veya teknik servis, bakım-onarımın
yer aldığı marka-spesifik ardıl pazar.
Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında, ilgili dosya kapsamında yapılabilecek en 240
dar pazar tanımının markalı kullanılan yedek parçalar pazarı olacağı görülmektedir.
Dolayısıyla, mevcut dosya bağlamında belirleyici olmaması nedeniyle herhangi
detaylı bir pazar analizine ve kesin bir pazar tanımına gidilmeksizin ilgili ürün
pazarının, en dar haliyle, “Lennox, Dunham Bush, Climate Master, Condair, Munters
markalı iklimlendirme cihazlarında kullanılan yedek parçalar pazarı” olduğu
varsayılacaktır. Bu durumda belirtilen marka iklimlendirme cihazlarının bakım-onarımı
hizmetleri pazarı da etkilenen pazar olarak değerlendirilecektir.
I.3.2. İlgili Coğrafi Pazar
İncelemeye konu olan faaliyetlerin tüm Türkiye çapında gerçekleştirilmesi ve ülke
içerisinde rekabetin farklılaşmasına neden olacak bir unsurun bulunmaması 250
sebebiyle ilgili coğrafi pazar “Türkiye” olarak tespit edilmiştir.
I.4. Hâkim Durum Değerlendirmesi
4054 sayılı Kanun’un Tanımlar başlıklı 3. maddesinde hâkim durum “Belirli bir
piyasadaki bir veya birden fazla teşebbüsün, rakipleri ve müşterilerinden bağımsız
hareket ederek fiyat, arz, üretim ve dağıtım miktarı gibi ekonomik parametreleri
belirleyebilme gücü” olarak tanımlanmıştır.
Ardıl pazarlar için yapılacak bir hâkim durum analizi ile ilgili olarak Avrupa Birliği
Komisyonu, 25. Rekabet Politikası Raporu’nda hakim durumu rakiplerden ve
müşterilerden kayda değer ölçüde bağımsız hareket edebilme yeteneği olarak
tanımlamış, satış sonrası ürün/hizmet pazarlarında pazar gücü değerlendirilirken, 260
birincil pazar ve ardıl pazar arasındaki bağlantının göz önünde bulundurulmasının ve
olay bazında analiz yapılmasının gerekli olduğunu ifade etmiştir. Söz konusu
raporda, firmanın satış sonrası ürün/hizmet pazarında hâkim durumdan kaynaklanan
herhangi bir kötüye kullanma davranışının mevcut olup olmadığı araştırılırken, birincil
ürün ve ikincil ürün pazarları arasındaki ilişkinin göz önünde bulundurulması ve
firmanın birincil ürün pazarından bağımsız bir şekilde ikincil ürün fiyatlarını arttırıp
arttıramayacağının sorgulanması gerektiği belirtilmiştir. Bu çerçevede
değerlendirmeye alınması gereken başlıca unsurlar, “öncül piyasadaki ürünün fiyatı
ve ömrü, ardıl piyasalardaki fiyatlardaki şeffaflık, bu piyasalardaki ürün fiyatlarının,
4 Bu konuya ilişkin diğer kararlar ise 8.7.2005 tarih ve 05-144/618-155 sayılı Kone Asansör Sanayi ve
Ticaret A.Ş. kararı ve 14.8.2008 tarih ve 08-50/758-308 sayılı Vestel Elektronik Sanayi ve Ticaret A.Ş.
kararıdır.
10-29/446-169
7
ana ürünün fiyatına oranı ve bütün bu bilgileri elde etme sürecinde katlanılan 270
maliyetlerin yüksekliği” olarak ortaya konmuştur.
Bu bağlamda AB Komisyonunca alınan Pelikan-Kyocera kararında5, yazıcı ve bu
yazıcılar için toner kartuşu üreten ve yazıcı pazarında hâkim durumda bulunmayan
Kyocera’nın, ikincil ürünler bakımından da hâkim durumda olmadığı sonucuna
ulaşılmıştır. Komisyon bu kararında;
- Yazıcının ömrü süresince kullanılan toner kartuşlarının toplam maliyetinin
yazıcı maliyetine oranının yüksek olması,
- Toner kartuşlarının fiyatına ilişkin bilginin ulaşılabilir olması,
- İkincil ürünlerin fiyatının artması halinde başka marka yazıcıya geçişte ciddi bir
maliyetin söz konusu olmaması, 280
- Kilitlenmiş ve yeni müşteriler arasında fiyat farklılaştırması imkânının mevcut
olmaması
hususlarını göz önünde bulundurmuştur.
Rekabet Kurulu’nun 08.05.2001 tarih ve 01-22/192-50 sayılı kararında ise, HP
ürünlerinin satış sonrası hizmetlerinin çok büyük oranda HP servis ağı kapsamında
gerçekleştirilmesinden hareketle, HP’nin söz konusu servis ağı sebebiyle, kendisi
tarafından satışı yapılan ve kendi markasını taşıyan ürünlerin satış sonrası servisleri
açısından hâkim durumda olduğuna hükmedilmiştir.
Xerox marka yazıcıların tonerlerinin yüksek fiyata satıldığı ve bu nedenle tüketicilerin
zor durumda bırakıldığı iddiası üzerine verilen 15.05.2008 tarih ve 08-33/417-143 290
sayılı kararda ise;
“- Şikâyetçinin almış olduğu yazıcının ve kullanmak istediği tonerin fiyatı
arasında yaklaşık üçte birlik bir oran olduğu, bu nedenle yazıcının ekonomik
ömrü süresince kullanılacak tonerin toplam maliyetinin, yazıcı maliyetine
oranının yüksek olduğu,
- Toner fiyatlarına ilişkin bilginin ulaşılabilir olduğu,
- Toner fiyatlarının artması halinde başka marka yazıcıya geçişte ciddi bir
maliyetin söz konusu olmadığı”
anlaşıldığından, yazıcı almayı düşünen ve henüz tercih aşamasında olan
kullanıcıların, ödeyecekleri toplam maliyetlerini düşünerek bir marka seçmelerinden, 300
bu seçim sırasında yazıcı piyasasındaki firma sayısı kadar seçenek bulunduğundan
ve yazıcı pazarının rekabetçi yapısından dolayı Xerox firması için, yazıcı ve toner
pazarlarında hâkim durum tespitinin yapılamayacağı ve bu nedenle şikâyet ile ilgili
olarak herhangi bir işlem tesis edilmesine gerek olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu bağlamda, dosya konusu başvuru ile ilgili olarak raportörler tarafından yapılan
incelemede aşağıdaki bulgulara ulaşılmıştır:
- Klimalarda standart bakımların yapılmakta olduğu ve farklı firmaların
birbirlerinin cihazlarına yönelik bu bakımları yapabildikleri görülmüştür.
5 Pelikan-Kyocera, Case IV/34330, European Commission 25. Report on Competition Policy 1995, s.
41, paragraf 87.
10-29/446-169
8
- İklimlendirme ve soğutma sistemleri cihazlarının toplam kullanım ömrünün
yapılan bakım ve onarıma göre değişmekle birlikte, periyodik bakımları 310
yapılmış bir cihazda 10-15 yıl arasında değişeceği bilgisine ulaşılmıştır.
- Yabancı menşeli iklimlendirme ve soğutma cihazları üreticisi firmalar
tarafından üretilen yedek parçaların, bu firmaların Türkiye’deki yerleşik
iştirakleri veya distribütörlerinden temin edilebileceği gibi yurtdışı
kaynaklarından ve yurtdışındaki toptan yedek parça satışı yapan
teşebbüslerden de temin edilebilmekte olduğu sektördeki teşebbüsler
tarafından ifade edilmiştir.
- Klima bakımında kullanılan sarf malzemelerinin çoğunluğunun yurtiçinden
temin edildiği, ancak sensör, anakart gibi ekipmanların genelde yurtdışından
ithal edildiği bilgisi edinilmiştir. 320
Yukarıda yer verilen bilgilerin yanı sıra klima satış/kurulum pazarı ve bakım onarım
pazarının ve bu pazarlardaki rekabetin seviyesinin de incelenmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda Kurul’un 19.10.2006 tarih ve 06-77/981-282 sayılı kararında;
“Klima pazarında çok sayıda oyuncunun yer alması, pazara girişte önemli engellerin
bulunmadığına işaret etmektedir. Bu noktada göz önünde bulundurulması gereken
en önemli husus, pazarın teknolojik gelişmeler itibarıyla büyümeye açık olduğu ve
teknik gelişmenin giriş – çıkışları dinamik bir hale getirdiğidir. Dolayısıyla, pazarda
halihazırda faaliyet gösteren teşebbüsler kadar, potansiyel rakipler açısından da en
önemli rekabetçi değişken teknolojik farklılık yaratmaktır. Buna ek olarak, yeterli
dağıtım ve servis ağına sahip olan ve bu yolla belirli bir marka bilinirliğine ulaşabilen 330
teşebbüslerin pazarda rekabetçi bir avantaj yaratabildiği görülmektedir.”
değerlendirmelerinde bulunulmaktadır.
Form tarafından verilen bilgilere göre ise, Form’un distribütörlüğünü ve satışını
yaptığı cihazlara yönelik aynı zamanda bakım ve onarım hizmeti sunma oranı her bir
marka bazında değişmektedir. Bu bağlamda örneğin Climate Master’ın, tahmini
olarak piyasadaki yaklaşık (….) cihazının garanti dışı olarak (….)-(….) adedine yani
%(….) baktıkları, buna karşılık çok yeni sayılan Midea markasında bir rakam
verilemeyeceği, Dunham Bush’ta ise bu oranın tahmini %(….) -%(….) olabileceği
belirtilmektedir. Ayrıca satılan ürünlerin bir kısmına bağımsız firmalarca servis
verildiği ya da düzenli bakım anlaşması olmayan müşterilerin de bulunduğu ifade 340
edilmekte, bazı durumlarda ise cihazı satın alan müşterinin kendi teknik
elemanlarının da bakım-onarım hizmeti verebildikleri belirtilmektedir. Bunun dışında
Form tarafından gönderilen belgelerde Form’un Türkiye’de şimdiye kadar endüstriyel
bakım alanında yapılmış resmi bir pazar araştırması olmamasına rağmen, sanayi tipi
iklimlendirme cihazlarının bakım ve servis, alanında oransal bazda tahmini olarak
%(….)’lik bir payının oluşabileceği ifade edilmektedir. Başvuru sahibi tarafından bu
oranın % (….)-(….) olduğu dile getirilmekle, başvuru sahibi teşebbüs ile hakkında
önaraştırma yapılan Form’un ikinci teşebbüsün tahmini pazar payına ilişkin verdikleri
rakamlar arasında oldukça büyük bir fark olduğu görülmektedir. Ancak yukarıda da
ifade edildiği üzere pazar payının bu inceleme kapsamında belirleyici olmadığına 350
kanaat getirildiğinden, bu husus derinlemesine irdelenmemiştir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında; Form’un Lennox, Dunham Bush, Climate
Master, Condair, Munters markalı iklimlendirme ve soğutma cihazlarında kullanılan
yedek parçalar pazarında hakim durumda olduğu hususuna ilişkin kesin bir yargıya
varmanın mümkün olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Bu sebeple, öncelikle teşebbüsün
10-29/446-169
9
söz konusu pazarda hâkim durumda olduğu varsayılarak iddia konusu
uygulamaların bir ihlal teşkil edip etmediği incelenecek, ihlal tespit edilmesi halinde
ise daha detaylı bir ilgili ürün pazarı ve hâkim durum analizinin gerekli olduğu
sonucuna varılacaktır.
I.5. Değerlendirme 360
I.5.1. Rekabet Hukukunda Mal Vermeyi Reddetme Eylemi
Bir ekonomide faaliyet gösteren teşebbüslerin istedikleri kişi veya kurumlar ile
sözleşme yapma özgürlüğü, hâkim durumdaki firma için bazı sınırlı durumlarda
geçerli olmayabilmektedir. Bir teşebbüsün arzu etmediği üçüncü taraflarla sözleşme
yapmaya mecbur bırakılması, sözleşme yapma özgürlüğü ve temel mülkiyet hakları
çatışan bir sonuç ortaya çıkarması sebebi ile rekabet hukukunun tartışmalı
alanlarından biridir. Bu nedenle, sözleşme yapmayı reddetme/mal vermeyi reddetme
eyleminin rekabet hukuku kapsamında ihlal olarak kabul edilebilmesi için ortaya
çıkması gereken koşulların belirlenmesi gerekmektedir.
Teşebbüs uygulamalarına bakıldığında, mal vermeyi reddetme eyleminin, temel 370
olarak, bir teşebbüsün herhangi bir rakip firmaya mal teminini doğrudan ve herhangi
bir gerekçe olmaksızın reddetmesi şeklinde ya da yüksek fiyat ve/veya düşük
kalitede mal temin etmek gibi olumsuz ticari koşullarda mal vermeyi teklif etmesi/mal
vermesi şeklinde ortaya çıkabildiği görülmektedir. Tanımlamadan da anlaşılacağı
üzere, teşebbüsün birtakım ağır ticari koşullar ileri sürerek mal teminini teklif etmesi,
taleplere hiç cevap vermemesi veya geç cevap vermesi de mal vermeyi reddetme
kapsamında değerlendirilebilmektedir.
Mal vermeyi reddetme eyleminin rekabet hukuku kapsamında değerlendirilebilmesi
için birtakım şartların varlığı gerekmektedir. İlk olarak, verilmeyen/ticari olarak daha
kötü şartlarla verilen mal, nihai ürünün ortaya çıkarılması için vazgeçilemez nitelikte 380
olmalıdır. Şayet o mal vazgeçilemez niteliği haiz değilse, o malı vermeme eylemi alt
pazarda önemli bir zarara yol açmıyor demektir. Benzer şekilde, o malı alıp tekrar
(herhangi bir katma değer eklemeksizin) satmak isteyen yeniden satıcı söz konusu
ise, mal vermeyi reddetme eylemi rekabet hukuku kapsamında
değerlendirilmeyecektir.
İkinci şart, eylemin temin edilmeyen malın kullanıldığı alt pazardaki rekabete önemli
ölçüde zarar vermesi gerekliliğidir. Alt pazardaki rekabetin olumsuz etkilenmesine
ilişkin olarak, Rekabet Kurulu içtihadı incelendiğinde, Kurul’un temel endişesinin, alt
pazarda rakiplerin azalması yoluyla rekabetin kısıtlanıp kısıtlanmadığının tespiti
olduğu görülmektedir. Dolayısıyla, mal verme zorunluluğu, özellikle, alt pazara girişte 390
önemli engeller olması halinde daha da önem kazanmaktadır.
Rekabet hukuku içtihadında mal vermeyi reddetme eylemi alt pazarda rakiplerin
faaliyetlerinin sona ermesine yol açıyorsa ya da böyle bir riski barındırıyorsa, söz
konusu eylemin tüketici refahında net bir zarar ortaya çıkaracağı ve dolayısıyla
rekabetin kısıtlandığı sonucuna ulaşılmaktadır. Bu nedenle, rakibin pazar dışına
itilmesi riski/tehdidi mal vermeyi reddetme eyleminin ihlal olarak kabul edilmesi için
gerekli bir şart olarak ortaya çıkmaktadır. Bununla birlikte, taraflar arasında her türlü
anlaşmazlık, dışlama tehdidi olarak algılanmamakta, mal vermeyi reddetme
eyleminin alt pazarda rakibi pazar dışına çıkarıp çıkarmayacağının detaylı bir şekilde
analiz edilmesi gerekmektedir. 400
Rekabet Kurulu 03-03/25-7 sayılı TDİ kararında bir limana erişimin reddedilmesinin,
alternatif bir liman yapmanın pazarda faaliyet göstermek isteyen rakipler açısından
10-29/446-169
10
imkansız olmaması nedeniyle, ihlal olarak değerlendirilemeyeceğine hükmetmiştir.
Aynı şekilde 07-47/506-181 sayılı Anadolu Cam-Solmaz Mercan kararında, mal
vermeyi reddetme eylemi sonucunda, pazarda alternatif teşebbüslerin varlığının
devam etmesi ve bu nedenle fiyat ve kalite gibi birtakım parametrelerin olumsuz
yönde değişmemesi nedenleriyle, pazarda rekabetin olumsuz etkilenmediğine
hükmetmiş, bununla birlikte ilgili karar, Danıştay tarafından, mal vermeyi reddetme
eyleminin rakipler üzerinde kısıtlayıcı etkilerinin olduğu gerekçesiyle iptal edilmiştir.
Kurul pazardan dışlanma riskini tespit ederken, mal alamayan rakibin pazar 410
payındaki azalma veya mal vermeyen hâkim teşebbüsün pazar payındaki artış;
reddetme eyleminin süresi, iki teşebbüs arasındaki ticari ilişkinin geçmişi gibi
faktörleri de dikkate almaktadır. Örneğin, mal vermeyi reddetme eylemi incelenirken,
hakim teşebbüsün pazar payı rakiplerine rağmen eski seviyesini koruyorsa veya
artıyorsa, bu durumda reddetme eyleminin, rakiplerin pazardan dışlanmasına yol
açar nitelikte olduğu varsayılabilecektir. Diğer taraftan, reddetme/mal vermeme
eylemi, kısıtlı bir zaman için gerçekleşmişse, bu durumun rakiplerin dışlanmasına yol
açmayacağına hükmedilebilecektir. Ticari ilişkilerin geçmişi konusunda ise, şayet
önceden iki teşebbüs arasında ilgili mal konusunda bir ticaret oluşmuşsa, mevcut
durumda verilmeyen o malın faaliyet için gerekliliği şartı aranmayabilecek, dolayısıyla 420
mal vermeyi kesme eylemi, ihlal olarak değerlendirilebilecektir.
Mal vermeyi reddetme eyleminin analizinde, hâkim teşebbüsün bu konudaki niyeti de
önem arz etmektedir. Bununla birlikte, salt niyetin varlığı bir ihlal için yeterli
olmamakta, genellikle mal vermeme eyleminin etkilerinin incelenmesi sırasında
destekleyici bir unsur olarak kullanılmaktadır.
Özet olarak, mal vermeyi reddetme eyleminin rekabet hukukunca ihlal olarak kabul
edilebilmesi için gerekli şartlar şu şekilde sıralanabilir:
- Teşebbüs hâkim durumda olmalıdır.
- Verilmeyen mal, alt pazarda faaliyet için gerekli olmalıdır.
- Mal vermeme/mal vermeyi reddetme eyleminin objektif ve haklı gerekçeleri 430
bulunmamalıdır.
- Eylem sonucunda (alt) pazarda rekabet ortadan kalkıyor/önemli ölçüde
azalıyor olmalıdır. Malı alamayan rakibin faaliyet gösteremeyecek hale
gelmesi veya pazardan dışlanması, rekabetin ortadan kalmasının bir tezahürü
olarak değerlendirilebilir.
I.5.2. Form’un Yedek Parça Vermeyi Reddettiği İddialarının Değerlendirilmesi
Form’un, Türkiye distribütörlüğünü yapmakta olduğu sanayi tipi iklimlendirme
sistemlerinin, her marka için ayrı ayrı olmak üzere, yedek parça pazarında hâkim
durumda olduğu varsayımı üzerine yapılacak bir değerlendirmede;
- Verilmediği iddia edilen yedek parça(lar)ın servis pazarında faaliyet göstermek 440
için ne derece gerekli olduğu,
- Söz konusu eylemin objektif ve haklı gerekçelerinin olup olmadığı,
- Eylem nedeniyle servis pazarında etkin rekabetin ortadan kalkıp kalkmadığı,
rakiplerin pazardan dışlanıp dışlanmadığı
hususlarının incelenmesi gerekmektedir.
10-29/446-169
11
Başvuru sahibi tarafından gönderilen ve raportörlerce yerinde inceleme esnasında da
elde edilmiş olan bir e-postada, Form ile başvuru sahibi teşebbüs arasında 1.7.2009
tarihinde gerçekleşen toplantı sonucu alınan kararların Form tarafından karşı tarafa
şu şekilde aktarıldığı görülmektedir:
“(…) 1) hiçbir müşteride karşısına RAKİP servis firması olarak çıkmaması ana 450
koşulu ile FORM firması TEKNOFORM firmasının yetkili satıcısı olarak
çalışmaya devam etmesini istemektedir.
2) başta (….) olmak üzere özellikle büyük müşterilerinde eğer TEKNOFORM
firması FORM BAKIM karşısına rakip olarak çıkmaya devam ederse FORM
A.Ş. TEKNOFORM ile tüm ilişkilerini sonlandıracaktır. İstenmeyen bu tip bir
karar alınırsa TEKNOFORM firması FORM A.Ş.’den hiçbir yedek parça satın
alamayacaktır.
3) İstenmeyen bu tip bir duruma neden olmamak için; özelikle (….) ile
sürdürdüğü çalışma şekli hk TEKNOFORM firması FORM BAKIM’a detaylı
bilgi vermelidir. Bu bilgilendirme sonucunda TEKNOFORM’un (….)’a verdiği 460
hizmet ve sattığı yedek parçalardan FORM A.Ş.’nin nasıl bir gelir (komisyon?)
elde edebileceği karara bağlanmalıdır. TEKNOFORM ile FORM ararsında
kararlaştırılacak bir tür hizmet işbirliği ile FORM BAKIM’ın bölgesi bulunan
(Ankara, İzmir, Antalya vb) illerde hizmeti FORM BAKIM, FORM BAKIM’ın
bölgesi olmayan diğer illerde hizmeti TEKNOFORM verebilir. Bu karar
alınırken (….) ile de yazılı bir anlaşma sağlanabilir ya da TEKNOFORM’un
önereceği farklı bir yöntem bulunabilir. Burada temel amaç; (….)’a verilen
hizmetlerden ve satılan parçalardan dolayı FORM BAKIM’ın da yeterli nema
elde etmesidir.
4) Eğer TEKNOFORM firması FORM BAKIM bilgisi dışında (….)benzeri başka 470
büyük müşterilere de hizmet veriyor ise TEKNOFORM bu müşterileri de
FORM BAKIM’a bildirmelidir ve bu firmalar ile de (….)’a verilen hizmetlerde
olduğu gibi benzeri yeni bir yönteme geçilmelidir.
5) Yukarıda 3 ve 4 nolu maddelerde belirtilen ana sorunlar çözüldüğünde;
TEKNOFORM firmasının kendi çabaları ile ilşki kuruduğu (….TİCARİ SIR ….)
cihazı olan müşterilere hizmet vermesinin bu müşterilere yedek parça
gerektiğinde FORM BAKIM’dan almasının ve müşterilere satmasının FORM
BAKIM açısından bir sakıncası kalmayacaktır.
6) Yukarıda bahsedilen detaylar yeni yöntemler belirlenerek çözüldüğünde;
FORM eskiden olduğu gibi TEKNOFORM firmasını özellikle kanallı split vb 480
cihazlarda İstanbul ve civarında devreye alma yetkisine de sahip montör firma
olarak kullanmaya devam etmek istemektedir. Ancak yukarıda bahsedilen
detaylar çözüme kavuşturulmazsa bu uygulamaya da son verilecektir.”
Yukarıda yer verilen belgeden ve tarafların görüşme esnasındaki ifadelerinden
Teknoform firmasının Haziran 2009 tarihine kadar Form ile bir yetkili servis
sözleşmesi bulunduğu anlaşılmaktadır. Teknoform tarafından sağlanan ilgili belgede;
“ Form A.Ş. Yetkili Servis [o tarihteki adı ile] Technoform
Form Şirketleri Grubunun ithalatını ve İmalatını yaptığı malzemelerin yetkili
servisidir.”
ibaresi bulunmaktadır. 490
10-29/446-169
12
Taraflar arasındaki ilgili anlaşma sona erdikten sonra Teknoform’un Form karşısına
bazı büyük müşterilerle yapılacak bakım anlaşmaları açısından rakip olarak çıkması
sebebiyle Form’un talebi ile gerçekleştirilen yukarıda bahsi geçen toplantıda özetle;
- Teknoform ile yetkili servis olarak çalışılma isteğinin,
- Teknoform yetkili servis olmaz ve büyük müşterileri almaya devam ederse
Form’dan yedek parça satın alamayacağının,
- Teknoform’a yedek parça vermeye devam edilebilmesi için Form’un belirlediği
bazı şartlara uyması gerekliliğinin,
Form tarafından Teknoform’a iletildiği görülmektedir. Diğer bir deyişle Form, kendi
şartlarına uymazsa, Teknoform’a mal vermeyeceğini ifade etmektedir. 500
Form’da yapılan yerinde incelemede elde edilen belgeler arasında, söz konusu
toplantı öncesinde 7.4.2009 tarihinde Teknoform’dan gelen bir yedek parça talebi
hakkında Form yedek parça siparişleri sorumlusu tarafından Y. Güngör AÇIKGÖZ’e
ne yapılması gerektiği sorulmuş, Y. Güngör AÇIKGÖZ’ün cevap e-postasında ise,
“ Öznur Hnm,
Technoform ile kısa bir süre sonra bir toplantı yapacağız.
Ancak henüz davet etmedik. Bu toplantıya kadar bu tip taleplerde aşağıdaki
yanıtı veriniz.
Ekli yazılarında parçayı etkin servisin istediğini belirtmişler.!!
Lütfen sizin e-mail adresinizden aşağıdaki yanıtı gönderiniz..!! 510
Sn. İbrahim budanır,
Yedek parça fiyatı taleplerinizde parçayı/parçaları hangi son
kullanıcıdaki,? Hangi marka.?,hangi model.?, hangi seri numaralı.?,
Cihaz/cihazlar için istediğinizi lütfen belirtiniz. Bu bilgiyi almadığımız
taleplere yanıt verememekteyiz.
İyi çalışmalar.
ÖZNUR ÖZEN
YEDEK PARÇA SORUMLUSU ”
ifadeleri yer almaktadır.
Teknoform ile Form arasında gerçekleşen söz konusu toplantının ardından ise, 520
Teknoform, Form’a herhangi bir cevap vermediğini ve o tarihten sonra hiçbir yedek
parça talep etmeyerek Form ile bir irtibata geçmediğini ifade etmiştir. Yerinde
incelemede elde edilen ve Y. Güngör AÇIKGÖZ tarafından Ekrem ÇEŞTEPE’ye
gönderilen 3.10.2009 tarihli e-postada da Teknoform ile yapılan toplantı kastedilerek;
“ Ekrem Bey,
Aşağıdaki son e-mailimizden sonra TEKNOFORMdan bana bir geri dönüş
olmamıştır. Görev değişikliğim nedeni ile gereği için bilgilerinize sunarım. İyi
çalışmalar.”
ifadeleri yer almaktadır.
Yerinde inceleme esnasında elde edilen belgelerden ve taraflar ile sektörde faaliyet 530
gösteren teşebbüslerden alınan bilgilerden, iklimlendirme sistemleri için gerekli olan
10-29/446-169
13
yedek parçaların bazılarının (kompresör sarf malzemesi gibi) farklı yurtiçi
kaynaklardan temin edilebildiği anlaşılmaktadır. Parçaların birçoğunun Tarlabaşı,
Perpa gibi yedek parça satıcılarının olduğu yerlerden alınabildiği ifade edilmiştir
Temin edilmesinde zorluk yaşanan ve Teknoform’un başvurusunun temelini
oluşturan yedek parçaların ise elektronik kartlar, kumanda panelleri ve sensörler gibi
genellikle cihazın elektronik ve patent haklarıyla korunan aksamına ilişkin olduğu
görülmektedir. Teknoform tarafından gönderilen ve Kurum kayıtlarına 25.3.2010 tarih
ve 2544 sayı ile giren “Form A.Ş. Piyasada Bulunamayan Parça Listesi” başlıklı
belgede de ağırlıklı olarak kart ve kumanda panellerinin (ve motor fanlarının) 540
bulunduğu görülmektedir.
Raportörler tarafından Form’da yapılan yerinde incelemede elde edilen belgeler
arasında (….TİCARİ SIR ….)’ya, (….TİCARİ SIR ….)’ya Form tarafından kesilmiş
faturalar bulunmaktadır. Bu çerçevede (….TİCARİ SIR ….) yetkilisi ile 26.3.2010
tarihinde raportörlerce yapılan telefon görüşmesinde, söz konusu yetkili tarafından
esas itibarıyla (….) tarafından satılan cihazlara bakım yapıldığı ve diğer malzemelerin
kendilerine (….)’nın fabrikası tarafından sağlandığı ifade edilmiştir. Yine Kurum
kayıtlarına 30.3.2010 tarih ve 2713 sayı ile giren e-postada söz konusu yetkili
tarafından gönderilen e-postada Teknoform tarafından piyasada temin edilemediği
belirtilen tüm yedek parçaların söz konusu markaların Türkiye distribütörlerinden 550
temin edildiği belirtilmiştir.
Form’da yapılan yerinde incelemede elde edilen 12.6.2009 tarihli e-postada Haziran
2009 itibarıyla yetkili servis sözleşmesinin iptal edildiği belirtilen (….TİCARİ SIR ….)
yetkilisi ile 26.3.2010 ve 29.3.2010 tarihlerinde raportörlerce gerçekleştirilen telefon
görüşmelerinde adı geçen teşebbüs yetkilisi tarafından, kendilerinin (….TİCARİ SIR
….) yetkilisi olarak faaliyet gösterdiği, bu süreç içerisinde genellikle garanti içi hizmet
kapsamında bakım ve onarım yapıldığı, Form’dan yedek parça temini konusunda
herhangi bir sıkıntı yaşanmadığı, bazı cihazlar için sensör talep ettiklerinde bunların
kendilerine sağlandığı ifade edilmiş, firmalarınca Form’un distribütörlüğünü yaptığı
markalar dışındaki cihazlara da bakım yapılmakta olduğu, bu markalar için ise 560
gerektiğinde yurt dışından yedek parça getirebildikleri ifade edilmiştir. Ayrıca anılan
yetkili tarafından gönderilen ve Kurum kayıtlarına 29.3.2010 tarih ve 2645 sayı ile
giren faksta, Teknoform tarafından piyasada temin edilemediği belirtilen yedek
parçaların ilişkin olduğu Lennox ve Climate Master cihazlarını tanımakta oldukları,
yaklaşık bir yıl kadar bu cihazların devreye alma, arıza giderme ve bakımlarını
yapmış bulundukları, bu süre zarfında garanti kapsamında ihtiyaçları olan yedek
parçaları temin ettikleri, ithalatçı firmanın zaten müşteriye 2 yıl servis ve 10 yıl yedek
parça temin etme garantisi vermek zorunda olduğu, garanti kapsamında ithalatçı
firmaların hiçbir firmaya yedek parça vermediği ifade edilmiş, bunlar haricindeki
firmaların çalışma biçimleri hakkında bilgilerinin olmadığı, ancak Sanayi ve Ticaret 570
Bakanlığı’nın ithalat yapan firmalardan 3 yıl cihaz ve 10 yıl yedek parça garantisi
verme zorunluluğu şartını koyduğu belirtilmiştir.
Her ne kadar Form firması Teknoform’a kendisinin yetkili servisi olmaması ve büyük
müşterilerle çalışmaya devam etmesi halinde yedek parça vermeyeceğini ifade
etmişse de, Teknoform’un bu tarihten sonra hiçbir yanıt vermeyip yedek parça da
talep etmemesinden kaynaklı olarak söz konusu eylemin etkilerinin pazarda ortaya
çıkıp çıkmadığına dair herhangi bir bulguya rastlanmamıştır. Raportörler tarafından
yapılan yerinde incelemede, şikayetçi tarafından sağlanan toplantı notları dışında,
parça taleplerine yanıt verilmediğine dair başka bir bilgi veya belgeye
ulaşılamamıştır. 580
10-29/446-169
14
Form tarafından gönderilen ve Kurum kayıtlarına 26.3.2010 tarih ve 2614 sayı ile
intikal eden belgelerde, raportörler tarafından Form’da yapılan yerinde incelemede
elde edilen belgelerle ilgili olarak bazı bilgilendirmeler yapılmıştır. Bu çerçevede
“sözleşmeli olmayan servisler/müşterilerin taleplerinin stoklarında talep edilen
ürünlerin bulunması halinde derhal değerlendirildiği ve teklif gönderildiği”
belirtilmekte, (….TİCARİ SIR ….) adlı bir teşebbüsün talebine aynı günde teklif
verildiğine ilişkin e-posta belgesi sunulmuştur.
Form tarafından yapılan diğer bir bilgilendirme beyanında ise, Teknoform’un
18.3.2010 tarihinde internet üzerinden yapmış olduğu talebin “yanlış e-posta
adreslerine gönderildiği, e-posta adresleri arasına noktalar konulmadığı için 590
gönderilen e-postaların kendilerine ulaşmadığı, en son ayın 20’sinde doğru adrese
Teknoform’un talebinin geldiği” belirtilmiş ve buna ilişkin olarak kendilerinin 23.3.2010
tarihinde Teknoform’a gönderdikleri teklif e-postası sunulmuştur. Sözü geçen cevap
yazısının doğruluğu Teknoform tarafından da teyit edilmiş, anılan teşebbüsün
gönderdiği ve Kurum kayıtlarına 25.3.2010 tarih ve 2544 sayı ile geçen e-postadan
da anlaşılmıştır.
Bunun yanında Teknoform’un Form ile yetkili servislik ilişkisini sonlandırdığı Haziran
2009 tarihinden itibaren Form’dan başka bir kaynaktan temin edilemediği ifade edilen
parçalara ilişkin herhangi bir talebinin olmadığı görülmektedir. Bağımsız servis olarak
faaliyetine devam ettiği on ayda, Teknoform’un Form’dan yedek parça satın almadan 600
Türkiye çapında birçok müşterisine bakım ve onarım hizmeti vermeye devam ettiği
anlaşılmaktadır. Konu ile ilgili olarak Teknoform yetkilisi tarafından, elektronik
kartların tamir edilebilir olduğu, ancak tamir edilmeyecek durumda olduğunda
değiştirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Ayrıca daha önce de ifade edildiği üzere,
birçok yedek parçanın piyasadan satın alınma olanağı bulunmaktadır.
Form firmasının iddia konusu yedek parça temin etmeme eylemi sebebiyle pazardaki
etkin rekabetin ne şekilde etkilendiği ile ilgili olarak, Teknoform’un yetkili servisliğinin
iptalinden sonraki dönemde de yeni müşteriler edindiği, (….TİCARİ SIR ….) göz
önüne alındığında Form’un rakibi olan Teknoform’un hizmet veremeyecek duruma
gelmediği aksine bu süre zarfında yeni müşteriler edindiği görülmektedir. Bunun 610
yanında, şikâyetçi bir mağaza zincirine bakım vermek üzere anlaşma halinde iken
Form’un, söz konusu firmaya gidip kendilerinin Form’dan yedek parça alamayacağını
belirterek, firmayı sözleşme yapmaktan vazgeçirdiğini iddia etmiştir.
Başvuru sahibinin bir diğer iddiası ise kendilerinin Form’dan yedek parça
alamamalarının yanı sıra müşterileri de doğrudan yedek parça talep ettiğinde, hangi
firmadan tamir hizmeti alacaklarının sorulduğu ve Teknoform’dan aldıklarını
söylediklerinde müşteriye de yedek parça verilmediği yönündedir. Yapılan yerinde
incelemede konuya ilişkin herhangi bir bilgi veya belgeye ulaşılamamıştır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında iddia konusu yedek parça sağlamama
eyleminin etkilerinin pazarda ortaya çıktığına dair yeterli bulguya ulaşılamamış 620
olması, şikâyetçinin bu süre zarfında faaliyetine devam edebilmesi, yedek parçaların
birçoğunun yurtiçi ve yurtdışı pazarlarından elde edilebilmesi ve konuya ilişkin yeterli
bilgi ve belgeye ulaşılamamış olması sebebiyle Form’un hâkim durumunu kötüye
kullanmadığı kanaatine varılmıştır.
10-29/446-169
15
J. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre; dosya konusu iddialara
ilişkin olarak 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına 630
gerek olmadığına, şikâyetin reddine OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy