Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2010-2-73 (Devralma)
Karar Sayısı : 10-33/507-184
Karar Tarihi : 22.4.2010
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
10
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, Mehmet Akif ERSİN, İsmail Hakkı
KARAKELLE, Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY, Murat
ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER : Alper Fevzi KARA, Sinan ÇÖRÜŞ
C. BİLDİRİMDE :- New Age Overseas Investment Ltd.
BULUNAN
- Alaluf Grubu 20
Temsilcileri: Av. M. Togan TURAN ve Av. Eda MUTLU
Sun Plaza Bilim Sokak No:5 Kat:14
Maslak, 34398, İstanbul
D. TARAFLAR : - Luxottica Group S.p.A.
Kabelweg 37, Amsterdam, 1014, HOLLANDA
- Avram Berti ALALUF
Ali Çetinkaya Bulvarı No:38/5 İzmir
30
- Jak ALALUF
1381 Sokak No:9/6 Alsancak İzmir
- New Age Overseas Investment Ltd.
2, New Square Lincoln’s Inn Londra WC2A 3RZ İNGİLTERE
- İzak ALALUF
Cumhuriyet Bulvarı No:160/5 İzmir
- Rozeta ALALUF 40
Cumhuriyet Bulvarı No:174/9 İzmir
- Simon Sera ALALUF
Cumhuriyet Bulvarı No:160/5 İzmir
E. DOSYA KONUSU: Alaluf Grubu ve New Age Investment Ltd’nin (New Age)
Luxottica Gözlük Endüstri ve Ticaret A.Ş.’de (Luxottica Türkiye) bulunan
hisselerinin Luxottica Group S.p.A. (Luxottica) tarafından ve devralınması
işlemine izin verilmesi talebi.
10-33/507-184
2
F. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 15.3.2010 tarih, 2275 sayı ile intikal eden 50
ve eksiklikleri en son 30.3.2010 tarih ve 2712 sayı ile tamamlanan bildirim üzerine,
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ve 1997/1 sayılı Rekabet
Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ’in
ilgili hükümleri çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucunda düzenlenen
13.4.2010 tarih ve 2010-2-73/Öİ-10-AFK sayılı Ön İnceleme Raporu, 16.4.2010
tarih ve REK.0.06.00.00-120/201 sayılı Başkanlık Önergesi ile 10-33 sayılı Kurul
toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili Rapor’da; bildirim konusu devralma
işleminin 1997/1 sayılı Tebliğ kapsamında olduğu, 4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun’un 7. maddesi anlamında, bir hâkim durum yaratmaya 60
veya mevcut bir hâkim durumu güçlendirmeye yönelik olarak rekabetin önemli
ölçüde azaltılması sonucu doğurmayacağı, işleme izin verilmesinde bir sakınca
bulunmadığı ifade edilmiştir.
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
H.1. İlgili İşlem ve Taraflar
H.1.1. İşleme İlişkin Bilgiler
Bildirim konusu işlemin, Luxottica, Alaluf Grubu ve New Age tarafından müştereken
yönetilen bir ortak girişimin kontrolünün, Alaluf Grubu ve New Age’e ait hisselerin
devri yoluyla Luxottica’ya devredilmesi olduğu ifade edilmektedir.
H.1.2. Taraflar 70
H.1.2.1. Devralan Taraf: Luxottica Grubu
Luxottica, İtalya’da kurulu olup gözlük ithalatı, imalatı ve pazarlaması alanlarında
faaliyet göstermektedir. Luxottica’nın Türkiye’de etkilenen pazarlardaki
faaliyetlerinin %(….) oranında hissesine sahip olduğu Luxottica Türkiye ile sınırlı
olduğu ifade edilmektedir. Halka açık bir şirket olan Luxottica dünya çapında 167
adet iştirak ve ortaklık aracılığıyla faaliyet göstermektedir.
Luxottica Grubu’nun başlıca hissedarlarını gösterir tabloya aşağıda yer
verilmektedir:
Tablo – 1: Luxottica’nın Hissedarlık Yapısı
80
Hissedar Pay (%)
(….) (….)
(….) (….)
(….) (….)
(….) (….)
10-33/507-184
3
H.1.2.2. Luxottica Türkiye
Luxottica, gözlük çerçeveleri, güneş gözlükleri, gözlük kılıfları, gözlük camları ve
her türlü gözlük aksam ve aksesuarları imalatı, ticareti, ithali, ihracatı, promosyonu
ve dağıtımı alanında faaliyet göstermektedir.
Dosya mevcudu bilgilerde, Luxottica’nın ürün segmentinin optik çerçeve ve güneş 90
gözlüğü tedariki olarak iki gruba ayrıldığı ifade edilmektedir.
Luxottica’nın mevcut hissedarlık yapısını gösterir bir tabloya aşağıda yer
verilmektedir:
Tablo – 2: Luxottica Türkiye’nin Hissedarlık Yapısı
Hissedar Pay (%)
Luxottica Group S.p.A. (….)
Luxottica Leasing (….)
Luxottica SRL (….)
New Age (….)
Avram Berti Alaluf (….)
Jak Alaluf (….)
Izak Alaluf (….)
Rozeta Alaluf (….)
Simon Sera Alaluf (….)
H.2. İlgili Pazar
H.2.1. Pazara İlişkin Genel Bilgiler
Bildirim formunda tarafların faaliyet konusunu gözlük ithalatı, imalatı ve
pazarlamasının oluşturduğu ve taraflarca piyasaya sunulan ürünlerin “optik 100
çerçeve” ve “güneş gözlükleri” olmak üzere iki farklı grupta ele alınabileceği ifade
edilmektedir.
Bunlardan ilki olan güneş gözlükleri, kozmetik amaçlarla ya da gözleri güneşten
korumak saikiyle kullanılan gereçlerdir. Modaya uygun olması, kalitesi, fiyatı, marka
itibarı gibi unsurlar alıcının güneş gözlüğü tercihinde belirleyici unsurlar olarak öne
çıkmaktadır.
İkinci grup olan optik çerçeve açısından ise kişinin kullanım eğilimleri bakımından
sağlığa ilişkin kaygıların belirleyici bir rolü olduğu, bununla beraber güneş gözlüğü
alanında olduğu gibi moda, marka itibarı, kalite algısı gibi unsurların satın alma
davranışlarına yansıdığı ifade edilmektedir. 110
Bilindiği üzere markalaşmanın etkin bir rolünün olduğu, aynı amaca hizmet eden
ürünler arasında büyük fiyat farklarının olduğu, maliyetlerde tasarım gibi unsurların
ön plana çıktığı pazarlarda tüm markalar tüketicinin gözünde aynı segmentte
bulunmayabilmektedir. Alım gücü, fiyat, tercih ve eğilimler gibi birçok nedenle
10-33/507-184
4
tüketicilerin ürünlere yaklaşımları, dolayısıyla markaların karşılaştığı rekabetçi baskı
farklılık gösterebilmektedir.
Otomotiv, alkollü içecekler ve yazılım alanlarında alınmış bazı Rekabet Kurulu
kararlarında da ortaya konduğu üzere zaman zaman ilgili ürün pazarının
belirlenmesinde tüketicinin gözündeki markaların bu itibarları belirleyici
olabilmektedir1. Mevcut değerlendirmede de güneş gözlüğü ve optik çerçeve 120
alanlarında hangi markaların tüketici gözünde rakip olarak algılandığı ve birbirlerine
rekabetçi bir baskı oluşturduğu hususunun ilgili ürün pazarının tespiti açısından
belirleyici olabileceği görülmektedir. Ancak, mevcut işlem pazarda bir yoğunlaşma
yaratmadığından ve dosya konusu işlem teşebbüste yaşanacak bir kontrol
değişikliğinden ibaret olacağından herhangi bir ilgili ürün pazarı tanımı yapılmasının
gerekli olmadığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamında ilgili ürün pazarının ‘optik
çerçeveler’ ve ’güneş gözlüğü’ olduğu varsayılacak ve değerlendirmeler bu pazar
tanımları üzerinden yapılacaktır.
H.3. Değerlendirme
H.3.1. İşlemin 4054 Sayılı Kanun ve 1997/1 sayılı Tebliğ Kapsamında Olması 130
1997/1 sayılı Tebliğ’in 2. maddesinin (b) bendinde, “herhangi bir teşebbüsün ya da
kişinin diğer bir teşebbüsün malvarlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir
kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları
devralması veya kontrol etmesi” birleşme ve devralma kabul edilen hallerden biri
olarak belirtilmiştir.
Bir teşebbüs üzerinde kontrol, şirketin hisse yapısından bağımsız olarak bir kontrol
grubu tarafından mutlak olarak sağlanabileceği gibi birkaç grup tarafından da ortak
bir şekilde oluşturulabilir. Kontrolün mutlak bir şekilde bir kontrol grubu tarafından
sağlandığı, şirketin azınlık hissedarı konumundaki hissedarların yaptıkları
yatırımların korunması için bu hissedarlara tanınan bazı haklar saklı kalmak 140
kaydıyla, bu kontrol grubunun şirketin stratejik ticari kararlarını belirlediği ya da tek
taraflı veto yetkisi aracılığıyla çözümsüzlük durumu yaratabildiği durumlarda mutlak
kontrolden bahsetmek mümkündür.
Öte yandan bir ya da birkaç hissedar grubunun teşebbüsün stratejik kararlarının
alınmasında eş ölçüde belirleyici etkiye sahip olduğu stratejik ticari kararların ancak
bir fikir birliği aracılığıyla alınabildiği ve/veya tarafların her birinin dilediği takdirde bir
çözümsüzlük durumu yaratabildiği hallerde ortak kontrolden bahsetmek
mümkündür.
Bildirimde bulunan taraflarca işlem neticesinde teşebbüsün ortak kontrolden mutlak
kontrole geçeceği, bu nedenle işlemin Tebliğ’in 2. maddesi kapsamı dahilinde 150
değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmektedir. Ancak bu iddianın kabul edilebilmesi
için şirketin mevcut durumda ortak kontrol altında olduğunun ortaya konması
gerekmektedir.
1 14.10.2009 tarih ve 09-47/1157-293 sayılı, 1.7.2009 tarih, 09-31/678-159 sayılı 5.4.2007 tarih, 07-
30/297-113 sayılı, 14.11.2002 tarih, 02-70/843-347 sayılı kararlar.
10-33/507-184
5
Ortak kontrol, oy haklarında ve karar verici mercilere yapılacak atamalarda eşitlik,
veto haklarını haiz nitelikli hisselerin kullanılması, oylamalarda ortak hareket
edilmesi gibi çeşitli yollarla, kontrolü paylaşan tarafların stratejik ticari kararlar
üzerinde belirleyici etkiye sahip olmasının temin edilmesiyle sağlanabilir.
Bunlardan ilki olan oy haklarında ve karar verici mercilere yapılacak atamalarda
eşitlik hususuna ilişkin değerlendirmelerde taraflar arasındaki ilişkinin sözleşme
aracılığıyla düzenlenmesi halinde yönetim organlarında tarafların eş sayıda 160
temsilciyle temsil edilmesinin sözleşme şartlarında yer alması ve karar verici oy
uygulamasının bulunmaması unsurlarının gözetildiği dikkat çekmektedir.
Ortak kontrolün veto hakkını haiz nitelikli hisseler aracılığıyla tesis edildiği
durumlarda tarafların, kendilerine tanınan veto hakları aracılığıyla, alınacak stratejik
kararlara ilişkin bir fikir birliği tesis edilene kadar çözümsüzlük yaratabilme imkanı
olmalıdır. Söz konusu veto hakkının azınlık hissedarların yatırımlarının
korunmasının ötesine geçmesi gerekmektedir.
Ortak kontrolden bahsedilebilecek üçüncü durum ise kontrolün oylamalarda ortak
hareket edilmesi aracılığıyla sağlanmasıdır. Bu gibi durumlarda ortak kontrolü
yaratan unsur bir hukuki temele dayanabildiği gibi ticari ilişkinin doğasından da 170
kaynaklanabilmektedir.
Bu durumun bir örneği olarak şirkette birden fazla azınlık hissedarı bulunması ve bu
azınlık hissedarları arasında oylamalarda nasıl hareket edeceklerine dair bir
anlaşma olması, böylece hissedarların ayrı ayrı azınlık konumundaki hisselerinin bir
bütün olarak kontrol açısından bir önem kazanması hali gösterilmektedir.
Bunun ötesinde taraflar arasındaki karşılıklı bağımlılığın da ortak kontrolü
doğurabilecek bir unsur olabildiği düşünülmektedir. Azınlık hissedarları arasında
her bir hissedarın şirketin faaliyetleri açısından hayati bir unsuru sağladığı, ticari
hayatın akışı gereği hissedarların işbirliği yapmaya mecbur olduğu durumlar buna
örnek gösterilebilir. Bu duruma ilişkin bir başka örneğe de Konsolide Duyuru’da yer 180
verilmektedir:
“…çoğunluk hissedarının azınlık hissedarına iktisaden veya finansal olarak
bağımlı olduğu durumlarda, azınlık hissedarının teşebbüsün işleyişinde büyük
bir rol oynayacağı, çoğunluk hissedarının ise temel rolünün finansal yatırımcı
olduğu durumlarda ortaya çıkabilir. Bu gibi hallerde çoğunluk hissedarı kendi
konumuna güvenerek dayatma yapamamakta, ortağı stratejik kararları
engelleyebilmekte, böylece, her iki teşebbüs kalıcı olarak işbirliğine gitmek
durumunda kalmaktadır. Böylesi bir durumda hukuki olarak yapılacak bir
değerlendirme neticesinde varılacak çoğunluk hissedarının mutlak kontrolü
olduğu sonuncun ötesinde ‘fiili’ bir ortak kontrol durumu ortaya çıkmaktadır.” 190
Dosyanın incelenmesi sırasında taraflardan şirketin mevcut hissedarlık yapısı ve
yönetim şekline ilişkin bilgi talebinde bulunulmuştur.
Taraflarca sunulan ve şirket hissedarları arasındaki ilişkiyi düzenleyen tek metin
olduğu ifade edilen şirket ana sözleşmesinde şirketin işleyişine ilişkin detaylı bir
düzenlemeye gidilmediği görülmektedir. Sözleşmenin 9. maddesi uyarınca genel
kurul tarafından atanan yönetim kurulu beş kişiden oluşmakta ve kararlarını oy
10-33/507-184
6
çokluğuyla almaktadır. Genel kurulun gerekli gördüğü hallerde yönetim kurulu
kararlarını değiştirme yetkisi olmakla beraber, ana sözleşmede hissedarlara özel bir
veto hakkı tanınmadığı görülmektedir.
Eksiklik yazısına cevaben gönderilen yazıda yönetim kurulu üyelerinin 200
belirlenmesine ilişkin aşağıdaki hususlar belirtilmektedir:
“taraflar arasındaki yazılı olmayan bir centilmenlik anlaşması mevcut olup,
beş kişiden teşekkül eden yönetim kuruluna, iki üye Alaluf Ailesi tarafından,
geri kalan üç üye de Luxottica tarafından seçilmektedir. Buna göre 5 kişilik
yönetim kurulunda Türk Ticaret Kanunu’nun 330 hükmü gereğince toplantı
[nisabı] yarıdan bir fazla (yani 4) olup, karar nisabı ise hazır bulunanların
ekseriyetidir. Bu sebeple işbu bildirimin yapılması gerektiği düşünülmüştür.”
Fiiliyata bakıldığında, mevcut yönetim kurulu üyesinin ikisinin Alaluf Grubu üyesi
olduğu görülmektedir. Alaluf grubunun mevcut yapı itibariyle karar nisabı açısından
bir belirleyiciliği olmamakla beraber stratejik açıdan öneme sahip konuların 210
gündeme geleceği bir toplantıya katılmamak suretiyle taraflar arasında bir fikir
ayrılığı olması durumunda fikir birliği sağlanana kadar çözümsüzlük yaratması
ihtimal dahilindedir. Öte yandan, mevcut durum itibariyle genel kurulun taraflar
arasında var olduğu iddia edilen centilmenlik anlaşmasına aykırı bir şekilde alacağı
bir karar neticesinde yönetim kurulunun teşekkülünü değiştirmesinin önünde
herhangi bir hukuki bir engel de bulunmamaktadır.
Bu noktada, AB mevzuatında ‘fiili ortak kontrole’ ilişkin kriterler de göz önüne
alınarak Luxottica grubunun yönetim kurulu üyelerini dilediği gibi atama
noktasındaki hukuki yetkisini kullanmasının ticari hayatta ne derece mümkün
olduğunun bu kapsamda Alaluf Grubu’nun piyasadaki önem ve bilinilirliğinin dikkate 220
alınması gerekmektedir. Bildirimde bulunan tarafça gönderilen 8.4.2010 tarih ve
2970 sayılı yazıda Alaluf Grubu ve Luxottica Grubu arasında oluşan ‘centilmenlik
anlaşmasının’ gerekçesi olarak
Alaluf Grubu ile Luxottica Grubu’nun birlikteliğinin Luxottica Türkiye’nin
kurulmasından da önceye dayanan 15 yıllık bir geçmişi olduğu, taraflar arasında
bu uzun ilişkiden kaynaklı bir güven ortamı tesis edildiği,
Tarafların birbirleriyle çalışmaya ve birbirlerinin ticari beklentilerine vakıf
oldukları,
Alaluf Grubu’nun sektörü bilen ve deneyimli kişilerden oluştuğu,
Luxottica yetkililerinin yurtdışında bulunması nedeniyle Türkiye pazarındaki işleri 230
Alaluf Grubu’nun takip ettiği
hususları öne sürülmektedir.
Alaluf Grubu’nun Luxottica Türkiye’nin kontrolünde oynadığı rol hakkında fikir veren
yukarıdaki ifadeler ve Alaluf Grubu’na verilen yönetimsel imtiyaz dikkate
alındığında, işlem öncesinde Luxottica Türkiye’nin Alaluf Grubu ve Luxottica Grubu
tarafından ortak kontrol edildiği anlaşılmaktadır. İşlem sonrasında bu teşebbüsün
kontrolünün bütünüyle Luxottica Grubu’na geçeceği, bu durumun bir kontrol
10-33/507-184
7
değişikliği olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle işlemin Tebliğ’in 2.
maddesi kapsamında bir birleşme devralma olduğu sonucuna varılmıştır.
240
H.3.2. İşlemin 1997/1 sayılı Tebliğ Kapsamında Bildirime Tabi Olması
1997/1 sayılı Tebliğ'in 4. maddesi "Bu Tebliğ’in 2. maddesinde belirtilen bir birleşme
veya devralma sonucunda birleşmeyi veya devralmayı gerçekleştiren
teşebbüslerin, ülkenin tamamında veya bir bölümünde ilgili ürün piyasasında,
toplam pazar paylarının, piyasanın % 25’ini aşması halinde veya bu oranı aşmasa
bile toplam cirolarının 25 milyon TL’yi aşması halinde Rekabet Kurulu’ndan izin
almaları zorunludur" hükmü ile hangi tür birleşme ya da devir işlemlerinin Rekabet
Kurulu’nun iznine tabi olduğunu belirlemektedir.
Bildirim formunda Luxottica Türkiye’nin 2009 yılı itibariyle optik çerçeve alanında
pazar payının %(….), güneş gözlüğü alanında ise %(….) olarak gerçekleştiği ifade 250
edilmektedir. Pazar payları açısından işlemin Tebliğ’de belirtilen eşiklerin altında
kaldığı görülmektedir.
Öte yandan, Luxottica Türkiye’nin 2008 yılı toplam cirosunun (……….) TL’si güneş
gözlüğünden, (……….) TL’si optik çerçeveden olmak üzere toplam (……….) TL
olduğu, 2009 yılı toplam cirosunun ise (……….) TL’si güneş gözlüğünden, (……….)
TL’si optik çerçeveden olmak üzere toplam (……….) TL olduğu ifade edilmektedir.
Ciro açısından bakıldığındaysa elde edilen ciro, 25.000.000 TL’lik eşiği aştığından,
işlemin Tebliğ’in 4. maddesi kapsamında bildirime tabi olduğu sonucuna
ulaşılmıştır.
H.3.3. İşlemin 4054 Sayılı Kanun’un 7. Maddesi Çerçevesinde 260
Değerlendirilmesi
Luxottica Türkiye halihazırda Luxottica ve Alaluf Gruplarının ortak kontrolü
altındadır. İşlem neticesinde sadece bir kontrol değişikliği olacak, teşebbüs ortak
kontrolden Luxottica’nın mutlak kontrolüne geçecektir. İşlem neticesinde piyasada
herhangi bir yoğunlaşma artışı gözlemlenmeyecektir. Bu nedenlerle ve işlem
sonrasında hakim durum yaratılmasının veya mevcut bir hakim durumun
güçlendirilmesinin söz konusu olmayacağı anlaşıldığından söz konusu işleme
Kanun’un 7. maddesi kapsamında izin verilmesinde herhangi bir sakınca
görülmemiştir.
H.3.4. İşlemin Yan Sınırlamalar Açısından Değerlendirilmesi 270
Luxottica Grubu ile satıcı konumundaki hissedarlar arasında imzalanan
sözleşmelerde yer alan bir hükümle satıcı rekabet etmeme yükümlülüğü getirildiği
görülmüştür.
Mevcut dosya kapsamında getirilen kısıtlamaların Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında,
Luxottica’nın faaliyet alanı ile sınırlı tutulması, diğer faaliyet alanlarını kapsamaması
ve rekabet etmeme yükümlülüğünün süresinin iki yıl ile belirlenmiş olmasından
hareketle, bu kısıtlamaların yan sınırlama olarak değerlendirilebileceği sonucuna
varılmıştır.
10-33/507-184
8
280
I. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre, bildirim konusu işlemin,
4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi ve bu maddeye dayanılarak çıkarılan 1997/1
sayılı “Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar
Hakkında Tebliğ” kapsamında izne tabi olduğuna, işlem sonucunda aynı Kanun
maddesinde belirtilen nitelikte hâkim durum yaratılmasının veya mevcut hâkim
durumun güçlendirilmesinin ve böylece rekabetin önemli ölçüde azaltılmasının söz
konusu olmaması nedeniyle bildirim konusu işleme izin verilmesine OYBİRLİĞİ ile
karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy