Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2010-4-68 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 10-52/1044-384
Karar Tarihi : 5.8.2010
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, Mehmet Akif ERSİN, 10
İsmail Hakkı KARAKELLE, Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY,
Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER : Hale GÜNDÜZ, Canan KARAMANOĞLU
C. BAŞVURAN : Seyit ÇANKAYA
100. Yıl Mh. 1487. Sk. Öncü Sit. B Blk. No:8 Ankara
D. HAKKINDA İNCELEME
YAPILAN : T.C. Ziraat Bankası A.Ş.
Doğanbey Mh. Atatürk Blv. No:8 06107 Ulus/Ankara
E. DOSYA KONUSU: T.C. Ziraat Bankası A.Ş. (Ziraat Bankası)’nin, araç kredisi ile
birlikte hayat sigortası satması ve kasko poliçesinin adı geçen Banka’nın 20
anlaşmalı olmadığı sigorta şirketine yaptırılması halinde, araç kredisi faizinin
artırılması iddiası.
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Başvuruda, Ziraat Bankası’nın 2006 yılında öğretmen
müşterileri için yaptığı kampanya kapsamında, söz konusu müşterilerin taşıt kredisi
kullanmaları ve kasko sigortasını Banka’nın anlaşmalı olduğu sigorta şirketine
yaptırmaları halinde, taşıt kredisi faizini %1,35; Banka’nın anlaşmalı olmadığı bir sigorta
şirketine sigorta yaptırmaları halinde ise taşıt faizini %1,39 olarak belirlediği; söz konusu
kampanyadan faydalanan başvuru sahibinin sözleşmenin yapıldığı üçüncü yıl itibarıyla
Banka’nın anlaşmalı olduğu sigorta şirketinden memnun olmadığı için farklı bir sigorta
şirketi ile çalışmayı talep ettiği, bunun üzerine Ziraat Bankası’nın araç kredisi faiz oranını 30
%1,39’a çıkarmak istediği ifade edilmektedir. Başvuru sahibi Ziraat Bankası’nın söz
konusu uygulaması ile 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. ve 6.
maddesine aykırı davrandığını öne sürmekte ve sözleşme sürecisince uğradığı zararının
tazminini talep etmektedir. Başvuruda ayrıca Ziraat Bankası’nın araç kredi ile birlikte
hayat sigortası yaptırmayı zorunlu tutması şikâyet edilmektedir.
G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 23.3.2010 tarih ve 2478 sayı ile giren başvuru
üzerine hazırlanan 17.5.2010 tarih ve 2010-4-68/İİ-10-378.HG sayılı İlk İnceleme
Raporu, 27.5.2010 tarih ve 10-38 sayılı Kurul toplantısında görüşülmüş ve 4054 sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. ve 6. maddelerinin ihlaline ilişkin bir
soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının belirlenmesi amacıyla, Kanun'un 40/1. 40
maddesi uyarınca önaraştırma yapılmasına 10-38-/672-M sayı ile karar verilmiştir.
İlgili karar uyarınca düzenlenen 28.7.2010 tarih ve 2010-4-68/ÖA-10-378.HG sayılı
Önaraştırma Raporu 30.7.2010 tarih ve REK.0.08.00.00-110/312 sayılı Başkanlık
önergesi ile 10-52 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
10-52/1044-384
2
H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili Rapor’da; Ziraat Bankası’nın bireysel kredi hizmetleri
kapsamındaki uygulamalarının, 4054 sayılı Kanun’a aykırılık teşkil etmediği, başvurunun
reddedilmesi gerektiği görüşlerine yer verilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. İlgili Pazar
Başvuru konusu uygulama, ilgili Banka’nın bireysel bankacılık hizmetleri kapsamında 50
tüketicilere sunduğu araç kredisine ilişkindir. Bu çerçevede ilgili ürün pazarı “bireysel
kredi hizmetleri” olarak belirlenmiş olup, ilgili coğrafi pazar ise Banka’nın bireysel kredi
hizmetlerinin ülke içinde aynı şekilde gerçekleştirilmesi nedeniyle, “Türkiye” olarak tespit
edilmiştir.
I.2. Yapılan Tespitler ve Değerlendirme
Ziraat Bankası 2006 yılının Kasım ayında yaptığı kampanyada, anılan bankadan taşıt
kredisi kullanan müşterilerine iki farklı seçenek sunmuştur. Buna göre Ziraat
Bankası’ndan taşıt kredisi kullanan müşteriler, aldıkları taşıtın kasko sigortasını
bankanın anlaşmalı olduğu sigorta şirketinden yaptırmaları halinde %1,35 faiz oranı
üzerinden kredi kullanabilecekler; söz konusu sigortayı Banka’nın anlaşmalı olmadığı bir 60
sigorta şirketinden yaptırmaları halinde ise %1,39 faiz oranı üzerinden kredi
alabileceklerdir.
Başvuru sahibi 2006 yılında eşi adına Ziraat Bankası’ndan araç kredisi kullanmış ve
kredi sözleşmesi gereği bankanın anlaşmalı olduğu Başak Groupama Sigorta A.Ş.
(Başak Sigorta)’dan bir yıllık araç kasko sigortası yaptırmıştır. Ancak ikinci yılın
sonunda anılan sigorta şirketi ile yaşadığı sorun üzerine başka sigorta şirketlerinden
teklif alan başvuru sahibi, aldığı tekliflerin söz konusu sigorta şirketinin fiyatından düşük
olması nedeniyle, sigorta şirketini değiştirmek istediğini Ziraat Bankası Meşrutiyet
Şubesine bildirmiştir. Anılan Banka yapılan “Kredi Sözleşmesi” gereği bankanın
anlaşmalı olmadığı sigorta şirketinden kasko yapılması halinde kredi faizinin %1,35 70
yerine %1,39 ile değiştirileceğini ifade etmiştir. Başvuru sahibi, bankanın bu
uygulamasıyla, kredi kullanan müşterilerini Başak Sigorta’dan sigorta yapmaya
zorladığını ve hâkim durumunu kötüye kullandığını ileri sürmektedir.
Öte yandan başvuru sahibi 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun
değiştirilmesine ilişkin Kanun tasarısının 14. maddesi ile kredi alan kişinin hayat sigorta
yaptırması zorunluluğunun ortadan kalkmasına karşın, Ziraat Bankası’nın başvuru
sahibini hayat sigortası yaptırmaya zorladığı ve bu yolla hâkim durumunu kötüye
kullandığını ileri sürmektedir.
Başvuru sahibinin 4054 sayılı Kanun’un ihlal edildiğine dair iddiaları anılan Kanun’un
“Hakim Durumun Kötüye Kullanılması” başlıklı 6. maddesinde kötüye kullanma olarak 80
sayılan hallerle benzerlik gösterdiğinden, değerlendirmeler bu çerçevede yapılacaktır.
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin (c) bendi uyarınca “Bir mal veya hizmetle birlikte,
diğer mal veya hizmetin satın alınmasını veya aracı teşebbüsler durumundaki alıcıların
talep ettiği bir malın veya hizmetin, diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri
şartına bağlanması ya da satın alınan bir malın belirli bir fiyatın altında satılmaması gibi
tekrar satış halinde alım satım şartlarına ilişkin sınırlamalar getirilmesi”
yasaklanmaktadır. Doktrinde bağlama yoluyla hâkim durumun kötüye kullanılması olarak
bilinen bu eylemin rekabet ihlali olarak kabul edilebilmesi için öncelikle bazı şartların
aynı anda olup olmadığına bakılması gerekmektedir. Bu şartlar aşağıdaki şekilde
sıralanabilir: 90
10-52/1044-384
3
(a) İki ayrı ürünün varlığı,
(b) Bağlama uygulayan teşebbüsün bu ürünlerin en az birinde (bağlayan üründe) hâkim
durumda bulunması (pazar gücüne sahip olması),
(c) Bir ürünün satışının diğer bir ürünün de alımına bağlı olması,
(d) Tüketicilerin bu uygulamadan zarar görmesi,
(e) Uygulamanın yarattığı etkinliğin ortaya çıkan tüketici zararından fazla olmaması.
Başvuru konusu olayda bağlama iddialarından birini araç kredisinin araç sigortasına
bağlanması oluşturmaktadır. Bu kapsamda bankanın araç kredisi ile birlikte araç
sigortası satmasının yukarıdaki şartlar bakımından değerlendirilmesi gerekmektedir.
Başvuru konusu banka uygulamasına bakıldığında birbirinden bağımsız olarak temin 100
edilebilecek iki ayrı ürünün olduğu, ancak bu ürünlerden birinin alımının diğerinin de
alımı şartına bağlanmadığı görülmektedir. Bir diğer ifade ile Ziraat Bankası, tüketicilerin
kendisinden araç kredisi kullanmasını kendisinden araç sigortası yaptırılması şartına
bağlamamıştır. Tüketiciler hâlihazırda bu iki ürünü ayrı ayrı temin etme imkânına
sahiptirler. Bu bakımdan iki ürünün birlikte alınmaya zorlandığından veya
bağlandığından söz edilemez.
Ayrıca Ziraat Bankası tüketicilerin iki ürünü birbirinden bağımsız olarak alma hakkı saklı
kalmak kaydıyla, ikisinin bir arada alınması halinde alınan kredinin fiyatı niteliğindeki faiz
oranında bir indirime gitmektedir. Bu kapsamda düzenlediği sözleşmelerinde iki ürünün
birlikte alınması halinde kredi faizinin düşük olacağını; aksi halde daha yüksek bir faiz 110
oranı üzerinden kredi vereceğini açıkça ifade etmiş ve taraflar arasındaki sözleşme bu
şartlar altında kurulmuştur. Dolayısıyla Sözleşme’de, tüketicinin kaskosunu bankanın
anlaşmalı olduğu sigorta şirketinden yaptırması halinde kredi faizinin %1,35; kaskosunu
başka şirkete yaptırması halinde %1,39 olacağı önceden belirlenmiş olduğundan,
Banka’nın kredi faizini artırmak istemesinde hukuka aykırı bir durum bulunmamaktadır.
Nitekim 20.5.1999 tarih ve 99-24/211-124 sayılı kararında bankaların kullandırdıkları
çeşitli kredilerin sigortalama işlemlerinde kendileri tarafından belirlenen sigorta şirketleri
ile çalışma zorunluluğu getirdikleri iddiasını inceleyen Kurulumuz, bankaların acentelik
ve kar payı geliri sağlaması ve çalışma kolaylığı ile güvence oluşturması nedeniyle
acenteliğini yaptıkları sigorta şirketi ile çalışmayı tercih ettiklerine, dolayısıyla acentesi 120
oldukları sigorta şirketi ile çalışmak istemelerinin ticari çıkarlarının gereği olduğuna
kanaat getirmiştir; buna göre bankaların kredi pazarlamasında, diğer bankacılık
ürünlerinden faydalanan tüketicilere daha cazip koşullar sunmaları, ticari hayatın her
alanında karşılaşılan doğal bir uygulamadır ve bunu kötüye kullanma eylemi olarak
değerlendirmek mümkün değildir.
Somut olayda da banka birden fazla ürünün aynı anda satışından ortaya çıkan
kârlılık/verimliliği fiyatlarda farklılaştırmaya giderek tüketiciyle paylaşmaktadır.
Şikâyetçinin aldığı sigorta ürününü iade etmesi sonucunda bankanın sağladığı bu
avantaj ortadan kalkacağından, Banka’nın sunduğu ilk koşuldaki faiz oranı üzerinden
sözleşmeyi devam ettirmesinde rekabeti kısıtlayıcı hiçbir nitelik bulunmamaktadır. Kaldı 130
ki taraflar sözleşme ile bu şartları aralarında önceden kararlaştırdığından, söz konusu
anlaşmazlığın ve taraflar arasındaki ilişkinin bu haliyle özel hukuk hükümlerine tabi
olduğu ve 4054 sayılı Kanun kapsamında olmadığı, başvuru sahibinin şikâyetçi olduğu
hususa ilişkin ilave bir değerlendirme yapmaya ihtiyaç olmadığı kanaatine varılmıştır.
Diğer taraftan Ziraat Bankası’nın sözleşme yoluyla araç kredisi satışında hayat sigortası
yapılması zorunluluğu getirmesi, tüketicinin bankadan hayat sigortası yükümlülüğü
getirmeyen araç kredi sözleşmesi temin edememesi, iki ayrı ürünün satışının birbirine
10-52/1044-384
4
bağlandığını göstermektedir ki rekabet hukuku doktrininde bu tür eylemler bağlama
uygulamaları olarak değerlendirilmektedir. Ancak tek taraflı teşebbüs davranışlarının bir
türü olan bağlama uygulamalarının bir pazardaki rekabeti engellemesinin veya 140
kısıtlamasının sadece ilgili teşebbüsün önemli bir pazar gücüne sahip olması halinde
gerçekleşeceği genel kabul gördüğünden; bağlama uygulamalarının 4054 sayılı
Kanun’un 6. maddesi kapsamında bir ihlal olarak nitelendirilebilmesi için öncelikle hâkim
durumun varlığı şartı aranmaktadır.
Ziraat Bankası’nın 2008 ve 2009 yılları için sırasıyla %16 ve %18 olan bireysel krediler
pazarındaki payları hâkim durumun varlığını öne sürmek için yeterli değildir. Buna göre,
başvuru konusu uygulamada, bir mal veya hizmet piyasasında rekabetin
kısıtlamasından söz edilemeyeceği için 4054 sayılı Kanun kapsamında yapılacak bir
işlem bulunmamaktır.
J. SONUÇ 150
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre; dosya konusu iddialara yönelik
olarak 4054 sayılı Kanun'un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına gerek
olmadığına, şikâyetin reddine OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy