Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2010-1-48 (Muafiyet)
Karar Sayısı : 10-56/1074-403
Karar Tarihi : 26.08.2010
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI 10
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, Mehmet Akif ERSİN,
Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY, Murat ÇETİNKAYA,
Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER: İsmail Atalay YOLCU, Şamil PİŞMAF, Tuğçe KOYUNCU
C. BİLDİRİMDE
BULUNAN : Shell & Turcas Petrol A.Ş.
Karamancılar İş Merkezi Gülbahar Mah. Salih Tozan Sok. No:18
B Blok Esentepe-Şişli/İstanbul 20
Temsilcisi: Av. Dr. İ. Yılmaz ASLAN
Gazi Umur Paşa Sok. Bimar Plaza No:38/8 Balmumcu
Beşiktaş/İstanbul
D. TARAFLAR : Shell&Turcas Petrol A.Ş. ile anlaşmalı 161 bayi
E. DOSYA KONUSU: Shell&Turcas Petrol A.Ş. ile 2005 sonrası ilk kez kurulan ve
yatırım maliyeti Shell&Turcas tarafından karşılanan 86 ve 2005 sonrası
Shell&Turcas tarafından yatırım yapılan 75 adet olmak üzere 161 bayii arasındaki
anlaşmalara bireysel muafiyet tanınması talebi. 30
F. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 25.02.2010 tarih ve 1749 sayı ile giren ve
eksiklikleri en son 06.08.2010 tarihinde tamamlanan iki ayrı bildirim üzerine, 4054
sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4 ve 5. maddeleri ile 2002/2 sayılı
Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nin ilgili hükümleri uyarınca yapılan
inceleme sonucunda düzenlenen 19.08.2010 tarih ve 2010-1-48/MM-10-139.İAY sayılı
Muafiyet Ön İnceleme Raporu, 20.08.2010 tarih ve REK.0.05.00.00-130/330 sayılı
Başkanlık önergesi ile 10-56 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara
bağlanmıştır.
40
G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda, dosya kapsamındaki iki ayrı bildirime
konu toplam 161 istasyona ilişkin olarak Shell&Turcas Petrol A.Ş. (Shell&Turcas) ile
bayiler arasındaki dikey anlaşmalardan;
1. Daha önce üzerinde istasyonlu akaryakıt bayilik faaliyeti yapılmamış arsalar/araziler
üzerinde maliyeti Shell&Turcas tarafından karşılanmak suretiyle kurulan 86 ayrı
istasyona ilişkin anlaşmalara;
- “Bayilerin, anlaşmaların ilk olarak imzalandıkları tarihten itibaren beşinci yılın
sonunda, Shell&Turcas tarafından üstlenilen ilişkiye özgü yatırımın varsa kalan
süreye tekabül eden bedelini ödeyerek anlaşmaları sona erdirebilmeleri” konusunda
tarafların anlaşmaları koşuluyla, imza tarihinden itibaren on yıla kadar muafiyet 50
tanınabileceği,
10-56/1074-403
2
- Tarafların yukarıda belirtilen hususlarda anlaşamamaları halinde ise bahse konu
dikey anlaşmaların, yapıldıkları tarihten itibaren beş yıl süreyle 2002/2 sayılı Tebliğ
ile tanınan grup muafiyetinden yararlanabilecekleri,
2. 18.09.2005 tarihinden sonra Shell&Turcas tarafından yatırım yapıldığı belirtilen 75
ayrı istasyonlarla ilgili olarak bayiler ile Shell&Turcas arasında akdedilen dikey
anlaşmalara ise bireysel muafiyet tanınamayacağı; söz konusu anlaşmaların
tamamının 18.09.2005 tarihinden önce yapılmış olmaları ve anılan tarih itibariyle
bakiye sürelerinin beş yılı aşması nedeniyle 18.09.2010 tarihine kadar, 2002/2 sayılı
Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden yararlanma ve uygulanma olanakları bulunduğu, 60
3. Shell&Turcas ile bildirime konu bayileri arasındaki dikey anlaşmaların grup
muafiyetinden yararlanacakları sürenin hesaplanmasında; dikey anlaşmanın başlangıç
tarihi olarak EPDK lisans tarihinin esas alınmasının mümkün olmadığı,
4. Bildirim konusu bayilik sözleşmelerinde yer alan, anlaşmaların sona ermesinden
sonraki döneme ilişkin olarak alıcıya getirilen bir yıllık rekabet etmeme yükümlülüğüne
ilişkin hükümlerin 2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden yararlanmadığı,
söz konusu hükümlere bireysel muafiyet de tanınamayacağı, bu nedenle sözleşme
metinlerinden çıkarılması gerektiği,
görüşü ifade edilmiştir.
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME 70
H.1. Bildirimin Konusu
Kurum kayıtlarına intikal eden iki ayrı Menfi Tespit/Muafiyet Bildirim Formu ve
eklerinde;
a) 2005 yılı sonrasında ilk kez kurularak yatırım maliyeti Shell&Turcas tarafından
karşılanan 86 ayrı istasyona ve
b) Shell&Turcas ile ilgili bayiler arasındaki dikey ilişki 18.09.2005 öncesi başlamakla
birlikte bayilere ait istasyonlara Shell&Turcas tarafından 2005 yılı sonrasında yatırım
yapılan 75 ayrı istasyona ilişkin olarak,
Shell&Turcas ile muhtelif bayileri arasında imzalanan, bayilerin ve/veya bayilerle
bağlantılı üçüncü kişilerin maliki olduğu taşınmazlar üzerinde Shell&Turcas lehine kira 80
veya intifa hakkı tanınmasına ilişkin sözleşmeler ile taraflar arasında imzalanan bayilik
sözleşmelerinden oluşan dikey anlaşmalara, ekli listelerde belirtilen yatırımların geri
dönüşü ve makul kar beklentisinin karşılanması için öngörülen süreler kadar bireysel
muafiyet tanınması için bildirimde bulunulmaktadır.
Bunun yanında yeni kurulan istasyonlar bakımından dikey ilişkinin başlangıç tarihi
olarak Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK)’ndan alınan lisans tarihinin esas
alınması talep edilmektedir. Ayrıca İnceleme sürecinde Kurum kayıtlarına giren yazılar
ile başvuru ekinde yer alan bayi listeleri tadil edilmiştir.
H.2. Taraflar
Dosyadaki bilgilere göre Türkpetrol ve Madeni Yağlar T.A.Ş. ile İngiliz Burmah Castrol 90
firması ile ortaklaşa kurulan Turcas Petrolcülük A.Ş. (Turcas), Tabaş Petrolcülük A.Ş.
(Tabaş) tarafından satın alınmış olup 1999 yılında iki şirket Turcas Petrol A.Ş. unvanı
altında birleşmiştir.
Rekabet Kurulunun 06-08/103-29 sayı ve 02.02.2006 tarihli kararı ile izin verilen işlem
sonucunda ise Turcas Petrol A.Ş. ve The Shell Company of Turkey Ltd., Shell&Turcas
Petrol A.Ş. (Shell&Turcas) unvanlı ortak girişim şirketi çatısı altında faaliyetlerini
birleştirmişlerdir.
10-56/1074-403
3
EPDK tarafından hazırlanan 2009 yılı Petrol Piyasası Raporu’nun ilgili bölümüne göre
Shell&Turcas’ın bayiler aracılığıyla yapılan satışlar bakımından benzin türlerinde pazar
payının %28,7; motorin türlerinde ise yaklaşık %17 düzeyinde olduğu görülmektedir. 100
Bildirim formları ve eklerine göre, bildirime konu anlaşmalardan 2005 yılı sonrasında ilk
kez kurulanlar, Shell&Turcas bayrağı altında faaliyet gösteren 86 ayrı istasyonla ilgili
olarak tam listesi bildirim formu ekinde yer alan 84 ayrı bayi (Yeni Bayiler); 18.09.2010
tarihi öncesinde dikey ilişki başlamakla beraber bu tarihten sonra Shell&Turcas
tarafından yatırım yapılanlar ise 75 ayrı istasyonla ilgili olarak yine tam listesi bildirim
formu eklerinde yer alan 71 ayrı bayi (Yatırımlı Bayiler) ile yapılmıştır.
H.3. İlgili Pazar
H.3.1. İlgili Ürün Pazarı
Taraflar arasındaki “Bayilik Sözleşmesi”nin kapsamı göz önüne alındığında, bildirime
konu işlem çerçevesinde ilgili ürün pazarı, “oto lpg dışında kalan otomotiv yakıtları” 110
“oto-LPG” ve “madeni yağ” pazarları olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte, emsal Kurul
kararları ve başvurunun içeriği ve etki alanı da dikkate alınarak, değerlendirmede
öncelikle oto-LPG dışında kalan otomotiv yakıtları pazarı göz önünde
bulundurulmuştur.
H.3.2. İlgili Coğrafi Pazar
Gerek beyaz akaryakıt ürünleri, gerekse oto-LPG dağıtım faaliyetlerinin yurt çapında
gerçekleştirilmesi ve ilgili hizmetler bakımından rekabet şartlarının farklılaşmasına
neden olacak bir unsur bulunmaması nedeniyle coğrafi pazar, “Türkiye” olarak kabul
edilmiştir.
H.4. Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme 120
H.4.1. Bildirime Konu Anlaşmaların Konusu ve Niteliği
2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nin 2. maddesinde
üretim ve dağıtım zincirinin farklı seviyelerinde faaliyet gösteren iki ya da daha fazla
teşebbüs arasında belirli mal veya hizmetin alımı, satımı veya yeniden satımı amacıyla
yapılan anlaşmalar dikey anlaşma olarak tanımlanmaktadır.
Rekabet Kurulunun akaryakıt sektöründe uygulanan dikey anlaşmalara ilişkin olarak
almış olduğu geçmiş ve yakın tarihli çok sayıda kararlar ve Kuruma yapılan başvurular
çerçevesinde, akaryakıt sektöründe dikey anlaşmaların çeşitli şekillerde kuruldukları
görülmektedir. Bunlardan en yaygın olarak görülen anlaşma türünde, akaryakıt
istasyonu ya da istasyon inşasına elverişli arsa/arazi maliki bayii adayı ile dağıtıcı 130
arasında bayilik ilişkisinin kurulmasına esas teşkil eden bir protokol yapılmakta, söz
konusu protokolde yüklenilen taahhüde istinaden, malik tarafından dağıtıcı lehine ilgili
taşınmaz üzerinde uzun süreli intifa hakkı tanınmasını müteakiben taraflar arasında
ayrıca bayilik sözleşmesi yapılmaktadır.
Bir başka anlaşma türünde ise bayilik faaliyeti yürütmek isteyen ancak akaryakıt
istasyonu sahibi olmayan kişiler, malik ile anlaşarak taşınmaz üzerinde kira hakkı elde
etmekte, söz konusu kira hakkına istinaden herhangi bir dağıtıcı ile bayilik ilişkisi
kurulmaktadır. Bu süreçte, dağıtıcı ile prensipte anlaşılmasının ardından dağıtıcı, bayi
adayı ve malik arasında üçlü bir protokol yapılmakta; söz konusu protokol gereğince
malik tarafından ilgili taşınmaz üzerinde dağıtıcı lehine intifa hakkı tanınmakta; 140
nihayetinde dağıtıcı ile taşınmaz üzerinde kira hakkını elinde bulunduran bayi arasında
da bayilik sözleşmesi imzalanmaktadır.
10-56/1074-403
4
Yine sektörde yaygın olarak görülen bir başka anlaşma türünde de daha önce dağıtıcı
lehine ilgili taşınmaz üzerinde intifa hakkı tanıyan malik ile dağıtıcı arasında bayilik
sözleşmesi yapılmakta ve istasyon bir müddet malik tarafından bayi sıfatıyla
işletilmektedir. Daha sonra malik ile dağıtıcı arasındaki sözleşme herhangi bir sebeple
sona erdiğinde, malik tarafından bulunan ve dağıtıcı tarafından onaylanan üçüncü bir
kişi bayilik faaliyetini devralmakta ya da işletme hakkı doğrudan dağıtıcı tarafından
üçüncü bir kişiye kullandırılmaktadır. 150
Kuşkusuz sektörde yukarıda sayılanlar dışında da çeşitli şekillerde kurulan dikey
ilişkiler bulunmaktadır. Bildirim formlarında ise bildirime konu anlaşmalardan hangisinin
ne şekilde kurulduğuyla ilgili detaylı açıklamalara yer verilmemekle birlikte anılan
anlaşmalara ilişkin örnek mahiyetinde birer adet bayi ile yapılan dikey anlaşmalar
kapsamındaki sözleşmeler sunulmuştur. Bununla birlikte Yeni Bayiler olarak
adlandırılan 86 ayrı istasyonla ilgili olarak muafiyet talep edilen dikey anlaşmaların
tamamının 18.09.2005 tarihinden sonra yapılan ve istasyonlara özgü yatırım bedelinin
Shell&Turcas tarafından karşılandığı istasyonlar olduğu; Yatırımlı bayiler olarak
adlandırılan 75 ayrı istasyonlarla ilgili olarak muafiyet talep edilen anlaşmaların
tamamının ise 18.09.2005 tarihinden önce yapıldığı ve her iki bildirime konu 160
anlaşmaların intifa veya kira gibi haklar sebebiyle hâlihazırda kesintisiz olarak devam
etmekte oldukları belirtilmiştir.
Yeni Bayilere ilişkin bildirim formunun ekinde yer alan Shell&Turcas ile Uncalı Petrol ve
Hafriyat İnşaat ve Ticaret Ltd. Şti. (Uncalı) ile yapılan anlaşma, taraflar arasında
10.10.2007 tarihinde imzalanan protokol, 26.11.2007 tarihinde düzenlenen ve ilgili
istasyon üzerinde Shell&Turcas lehine 17 yıl süreli intifa hakkı tanınmasına ilişkin
resmi senet ve 28.04.2008 tarihinde imzalanan bayilik sözleşmesinden oluşmaktadır.
Yatırımlı Bayilere ilişkin bildirim formunun ekinde yer alan Shell&Turcas ile Aslan
Petrol Ürünleri Ticaret ve Sanayi A.Ş. (Aslan) arasında yapılan dikey anlaşma ise
taraflar arasında 01.12.1986 yılında yapılan işletme sözleşmesi ve aynı tarihte istasyon 170
üzerinde Shell&Turcas lehine 20 süreyle kira hakkı tanınmasına ilişkin kira sözleşmesi
ile başlamış, süreç içerisinde kira sözleşmesi 16.11.2006 tarihinde 10 yıl daha
uzatılmış ve taraflar arasında son olarak 26.03.2008 tarihinde yeni bir bayilik
sözleşmesi imzalanmış olup; 1986 yılında başlayan dikey ilişki hâlihazırda kesintisiz
olarak sürmektedir.
Gerek Uncalı ile yapılan 28.04.2008 tarihli gerekse Aslan ile yapılan 26.03.2008 tarihli
bayilik (işletme) sözleşmelerinin 2. maddelerinde “BAYİ sözleşmenin devamı süresince
satışa arz edeceği bütün petrol ürünlerini yalnız STP’den satın almayı ve hangi
sebeple olursa olsun başkalarından satın almamayı kabul ve taahhüt eder.” hükmü yer
almaktadır. Aynı sözleşmelerin 8. maddelerinde de, bayiin akaryakıt istasyonunda 180
Shell&Turcas’ın yazılı onayını almadan, Shell&Turcas’tan başka kaynaklardan temin
edeceği petrol ürünlerini satmayacağı hükme bağlanmıştır.
Bu açıdan, Shell&Turcas ile gerek Yeni Bayiler gerekse Yatırımlı Bayiler arasında
imzalanan protokoller, bayilik sözleşmeleri, emanet sözleşmeleri ve benzerleri ile
bunlarla bağlantılı intifa hakkı ya da uzun süreli kira hakkı kurulmasına ilişkin resmi
senetler ve sözleşmeler, bayi üzerine rekabet yasağı getiren dikey anlaşmalar
niteliğinde olup 2002/2 sayılı Tebliğ’de yer alan düzenlemelere tabidir.
H.4.2. Bildirime Konu Akaryakıt Bayilik Sözleşmeleri, Tamamlayıcı Nitelikteki
Protokoller ve İntifa Hakkı Senetlerinin 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin
Grup Muafiyeti Tebliği Bakımından Değerlendirilmesi 190
2002/2 sayılı Tebliğ’in 3. maddesinde rekabet etmeme yükümlülüğü “alıcının anlaşma
konusu mal veya hizmetlerle rekabet eden mal veya hizmetleri üretmesini, satın
almasını, satmasını ya da yeniden satmasını engelleyen doğrudan veya dolaylı her
10-56/1074-403
5
türlü yükümlülük” olarak ifade edilmiştir. Tebliğ’in 5(a) maddesinde yer alan “alıcıya
getirilen belirsiz süreli veya süresi beş yılı aşan rekabet etmeme yükümlülüğü içeren
dikey anlaşmaların Tebliğ ile tanınan muafiyetten yararlanamayacağı” hükmü, Yargı ve
Kurul kararları gereğince akaryakıt sektöründe yapılan dikey anlaşmalar bakımından
da uygulanmaktadır.
Rekabet Kurulunun geçmiş tarihli kararlarında, akaryakıt bayilik sözleşmeleri ile birlikte
akdedilen intifa veya tapuya şerh edilmiş kira sözleşmelerinden oluşan dikey 200
anlaşmalar bakımından beş yıllık muafiyetten yararlanma sürelerinin hesaplanmasında
hangi tarihlerin esas alınacağı açıklığa kavuşturulmuştur. Buna göre, taraflar arasında
süregelen rekabet yasağına dayalı dikey ilişkiye başlangıç teşkil eden ilk anlaşmanın
yapıldığı tarih beş yıllık muafiyetten yararlanma süresinin başlangıcı olarak esas
alınmaktadır. Taraflar arasındaki, rekabet yasağı içeren bayilik sözleşmesi ile birlikte
intifa, tapuya şerh edilmiş kira gibi sözleşmelerin hepsinin aynı anda ortadan kalktığı
tarih ise rekabet yasağının sona erme tarihi olarak değerlendirilmektedir.
Buna karşın Shell&Turcas tarafından sunulan bildirim formunda, bazı durumlarda
ruhsatlandırma süreci ve benzeri işlemler nedeniyle, taraflar arasında bayilik
sözleşmesinin yapıldığı veya tapusal hakkın tesis edildiği tarih ile istasyonun fiilen 210
faaliyete geçtiği tarihin farklılık arz edebildiği, bu nedenle EPDK lisanslarının bayilik
sözleşmelerinin tarihinden sonraki tarihte alındığı yeni bayiler bakımından, grup
muafiyetinin başlangıç tarihi olarak EPDK lisansının alındığı tarihin benimsenmesinin
rekabet hukuku kurallarına aykırı olmayacağı ileri sürülmektedir. Buna gerekçe olarak
ise bayiin lisansı olmadan faaliyete geçemediği, dolayısıyla beş yıllık sürenin lisans
tarihinden önce başladığının kabul edilmesi durumunda, fiilen beş yıldan kısa bir süre
zarfında anlaşmaların yürürlükte kaldığı, bu durumun sağlayıcının zararına olduğu ve
rekabet hukuku kurallarının amacına uygun olmadığı belirtilmiştir. Nitekim bildirim
formu ekinde örnek mahiyetinde sunulan dikey anlaşmayı oluşturan sözleşmelerden
İntifa Hakkı Tesisi ve Yatırım Vadi Hakkında Protokol’ün tarihinin 10.10.2007, bayilik 220
sözleşmesinin tarihinin 28.04.2008, intifa hakkı tesisine ilişkin resmi senedin tarihinin
26.11.2007 ve EPDK lisans tarihinin 15.07.2008 olduğu görülmektedir.
Bu noktada öncelikle, akaryakıt sektöründe düzenlenen dikey anlaşmalarda yer alan
rekabet etmeme yükümlülüğün süresinin tespitinde, gerek 4054 sayılı Kanun gerekse
ikincil mevzuat bakımından EPDK lisans tarihinin, dikey anlaşmanın ve/veya anlaşma
ile bayi üzerine getirilen rekabet etmeme yükümlülüğünün başlangıcı olarak
değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin tespit edilmesi gerekmektedir.
Yukarıda da kısmen yer verildiği üzere, 2002/2 sayılı Tebliğ’in “Kapsam” başlıklı 2.
maddesinde; “Üretim veya dağıtım zincirinin farklı seviyelerinde faaliyet gösteren iki ya
da daha fazla teşebbüs arasında belirli mal veya hizmetlerin alımı, satımı veya yeniden 230
satımı amacıyla yapılan anlaşmalar -dikey anlaşmalar- bu Tebliğde belirtilen koşulları
taşıması kaydıyla, Kanunun 4 üncü maddesindeki yasaklamadan Kanunun 5 inci
maddesinin üçüncü fıkrasına dayanılarak grup olarak muaf tutulmuştur.” şeklinde
hüküm yer almaktadır.
Bilindiği üzere 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde “belirli bir mal veya hizmet
piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama
amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler
arası anlaşmalar” yasaklanmıştır. Maddede sözleşme terimi kullanılmamış, isabetli bir
şekilde “anlaşma” kavramına yer verilmiştir. Kanun’un anılan maddesi çerçevesinde,
tarafların birbirini bağlı hissettikleri her türlü uzlaşma ya da uyuşma anlaşma olarak 240
kabul edilmektedir. 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi
yasağından muaf tutulan anlaşmalar ise teşebbüsler arasında belirli mal veya
hizmetlerin alımı, satımı veya yeniden satımı amacıyla yapılan anlaşmalardır.
Kanun’un ilgili maddesi paralelinde, Tebliğ’de de “belirli mal veya hizmetlerin alımı,
10-56/1074-403
6
satımı amacıyla yapılan anlaşmalar” ifadesi yeterli görülmüş, medeni hukukta belirli
geçerlilik koşullarına bağlanan “sözleşme” terimi kullanılmadığı gibi sözleşmelerin
hukuki bir sonuca yönelmesi veya uygulanmış olması şartı da aranmamıştır.
Yukarıda yer verildiği üzere 2002/2 sayılı Tebliğ’in 3. maddesinde rekabet etmeme
yükümlülüğü “alıcının anlaşma konusu mal veya hizmetlerle rekabet eden mal veya
hizmetleri üretmesini, satın almasını, satmasını ya da yeniden satmasını engelleyen 250
doğrudan veya dolaylı her türlü yükümlülük” olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla taraflar
arasında yapılan anlaşma gereğince alıcının (bayiin) anlaşmanın karşı tarafı olan
sağlayıcıdan (dağıtıcıdan) başka bir sağlayıcının anlaşma konusu mal veya hizmetlerle
rekabet eden mal veya hizmetleri üretmeme, satın almama, satmama veya yeniden
satmamama mükellefiyetini yüklendiği tarihten itibaren rekabet etmeme
yükümlülüğünün de başladığının kabulü gerekmektedir.
Bu durum somut dosya bakımından şu şekilde örneklendirilebilir: bayi ile başvuru
sahibi Shell&Turcas arasında dikey anlaşmanın imzalandığı tarihten itibaren, anlaşma
her iki taraf açısından da tüm hüküm ve sonuçları ile bağlayıcıdır. Dolayısıyla söz
konusu anlaşmanın imzalandığı tarihten itibaren, bayiin Shell&Turcas’a rakip 260
konumunda bulunan bir başka dağıtıcı ile dikey anlaşma yapması mümkün değildir.
Dolayısıyla, anlaşma konusu malın bayie tedariki başlamamış dahi olsa, bu durum
mevcut anlaşma nedeniyle bayiin bir başka dağıtıcının sunduğu akaryakıtı satın
almasının ve satmasının mümkün olmadığı gerçeğini değiştirmemektedir.
Son olarak 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin üçüncü fıkrasına da yer vermekte
fayda görülmektedir. Söz konusu hüküm şu şekildedir: “Muafiyet belirli bir süre için
verilebileceği gibi, muafiyetin verilmesi belirli şartların ve/veya belirli yükümlülüklerin
yerine getirilmesine bağlanabilir. Muafiyet kararları anlaşmanın ya da uyumlu eylemin
yapıldığı veya teşebbüs birliği kararının alındığı yahut bir koşula bağlanmışsa koşulun
yerine getirildiği tarihten itibaren geçerlidir.” Dolayısıyla Rekabet Kurulu tarafından 270
getirilmiş herhangi bir koşul bulunmadığı durumlarda, Kanun’un 4. maddesi kapsamına
giren anlaşmalarla ilgili muafiyet süresinin, söz konusu anlaşmanın yapıldığı tarihten
itibaren başlayacağı açıktır. Yeni kurulan istasyonlarla ilgili dikey anlaşmaların yapıldığı
tarih ile söz konusu istasyonların faaliyete başladıkları tarih arasında geçen sürenin,
Rekabet Kurulunca rekabetin tesisi veya anlaşmalarla rekabetin gereğinden fazla
sınırlanmasının önlenmesi için bağlanmış bir koşulun yerine getirilmesi için gerekli bir
süre olarak değerlendirilmesi ise mümkün değildir.
Shell&Turcas’ın talebi bu açıklamalar çerçevesinde değerlendirilecek olursa; 4054
sayılı Kanun ve 2002/2 sayılı Tebliğ’deki tanımlamalar dikkate alındığında, bildirim
konusu anlaşmalar bakımından istasyonun fiilen satışa başladığı tarihin veya hukuken 280
satışa başlayabileceği tarih olan EPDK bayilik lisansı tarihinin, dikey anlaşmanın ya da
anlaşmadaki rekabet etmeme yükümlülüğünün başlangıç tarihi olarak nitelenmesinin
mümkün olmadığı değerlendirilmektedir.
Akaryakıt sektöründeki dikey anlaşmalara ilişkin Danıştay 13. Dairesi kararları da
yukarıda yapılan değerlendirmeleri haklı kılacak niteliktedir. Söz konusu kararlarda;
akaryakıt sektöründe yer alan dikey anlaşmaların rekabet hukuku çerçevesinde
sorunlu hale gelmesindeki en önemli unsurun, uzun süreli anlaşmalar ve bu sürelere
ilişkin mülk sahibi bayiden alınan kira/intifa hakları olduğu belirtilerek, sözleşmelerle
ticari anlamda bağlı olan bayilerin her beş yılda bir başka dağıtım firmalarıyla
çalışabilme imkanına ve sektörde oluşacak kapama etkisine vurgu yapılmıştır. Nitekim 290
Rekabet Kurumu tarafından Kurum internet sitesinde yayımlanan 12.03.2009 tarihli
duyurunun, akaryakıt sektöründe intifa sözleşmelerinin muafiyetten yararlanma
süresinin en fazla beş yıl olarak belirlendiğine ilişkin Rekabet Kurulu'nun 05.03.2009
tarihli, 09-09/186-56 ve 09-09/187-57 sayılı kararlarının ve 2002/2 sayılı Dikey
10-56/1074-403
7
Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği'nin 5. maddesinin (a) bendinin iptali talebi
üzerine Danıştay 13. Dairesi’nin E. 2009/3044, K. 2010/5458 sayılı kararında;
“…Rekabet Kurulu tarafından bayilik sözleşmeleriyle bu sözleşmeye süre yönünden
etkisi bulunabilen intifa hakkı, kira sözleşmesi ve kredi sözleşmesi gibi sözleşmeleri
birlikte değerlendirerek, bayi ile dağıtıcı arasında kurulacak ilişkinin sektörü rekabete
kapama etkisinin ortadan kaldırılması ve her beş yılda bir bayinin başka bir dağıtıcıyla 300
çalışabilmesi amacıyla, bu alanda rekabetin tesisine yönelik olarak alındığı anlaşılan
Kurul kararlarında ve bu kararların sektörde faaliyette bulunan teşebbüslere
duyurulmasına yönelik işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.”
şeklinde hüküm kurulmuş ve Rekabet Kurulunun yaklaşımı benimsenmiştir.
Danıştay’ın TOTAL/Akdağ dosyasında Rekabet Kurulu kararına karşı Danıştay 13.
Dairesi’nin E.2006/1604 sıra numarasına kayden açılan dava sonucunda verilen
13.5.2008 tarihli ve K.2008/4196 sayılı kararda da, Total’in bayiyle kurmuş olduğu
hukuki ilişkinin yani taraflar arasındaki dikey anlaşmanın temelinin işletme sözleşmesi
ve kira sözleşmesi olmak üzere iki sözleşmeye dayandığı belirtildikten sonra şu
ifadelere yer verilmektedir: 310
“…İşletme sözleşmesinin birer yıl süreli yapıldığı ve bu sözleşmenin 1.3.2005 tarihinde
Total tarafından tek taraflı olarak feshedildiği anlaşılmakla birlikte, kira sözleşmesinin
işletme sözleşmesine olan etkisi nedeniyle işletme sözleşmesi de kira sözleşmesiyle
birlikte 2017 yılı itibarıyla sona erecek bulunduğundan, taraflar arasında imzalanan
işletme sözleşmesinin süresinin belirsiz hale geldiği yolunda ciddi bulguya
ulaşılmaktadır…”
Söz konusu kararda Yüksek Mahkeme tarafından, bayilik sözleşmesi feshedilmiş olsa
da kira sözleşmesinin işletme sözleşmesine olan etkisine işaret edilmiş, bu sürede mal
ve hizmet alım satımının gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirmeye alınmamıştır.
Bu çerçevede beş yıllık sürenin tespitinde, dağıtıcı ve bayi arasında kesintisiz olarak 320
süregelen dikey ilişki değerlendirilirken, bu anlaşmalardan hangisi daha önce
yapılmışsa o anlaşmanın tarihinin başlangıç tarihi olarak esas alınması yargı
içtihatlarına da uygundur.
Bildirim formlarında ayrıca Shell&Turcas’ın bayileri ile paylaştığı know-how’a binaen
ilgili akaryakıt istasyonunda, “petrol ürünlerinin satışı, oto yıkama ve yağlama” konuları
ile alakalı işler hakkında, sözleşmenin sona ermesinin akabinde bayiler için bir yıllık
rekabet etmeme yükümlülüğünün öngörüldüğü belirtilmiştir. Söz konusu yükümlülük
bildirimler konu sözleşmelerin 22. maddelerinde düzenlenmektedir.
2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinin (b) bendi uyarınca, ancak belirli koşulların yerine
getirilmesi durumunda ve anlaşmanın sona ermesinden itibaren bir yılı aşmamak 330
kaydıyla, anlaşmanın sona ermesinden sonraki dönem için alıcıya rekabet etmeme
yükümlülüğü getirilebilir. Bunun için, yasaklamanın, anlaşma konusu mal ya da
hizmetlerle rekabet eden mal ve hizmetlere ilişkin olması, anlaşma süresince alıcının
faaliyette bulunduğu tesis ya da arazi ile sınırlı olması ve sağlayıcı tarafından alıcıya
devredilen know-how’ı korumak için zorunlu olması gerekmektedir.
2002/2 sayılı Tebliğ’in tanımlar başlıklı 3. maddesinin (f) bendinde know-how:
“sağlayıcının tecrübe, denemeleri sonucu elde ettiği ve patentli olmayan, uygulamaya
yönelik, gizli, esaslı ve belirlenmiş bilgi paketi” şeklinde tanımlanmıştır. Bendin devamı
ise şu şekildedir:
340
10-56/1074-403
8
“Bu tanımdaki;
1) "Gizli" kavramı, know-how’ın bir bütün halinde veya parçaları tam olarak biraraya
getirildiğinde ve birleştirildiğinde dahi herkes tarafından bilinmemesini ya da kolaylıkla
erişilebilir olmamasını,
2) "Esaslı" kavramı, know-how’ın, anlaşma konusu malların veya hizmetlerin
kullanılması, satımı veya yeniden satımı bakımından alıcı için vazgeçilmez bilgiler
içermesini,
3) "Belirlenmiş" kavramı, know-how'ın, gizli ve esaslı olma şartlarını taşıdığını 350
doğrulayabilmek için, yeterince geniş kapsamlı ve ayrıntılı bir şekilde tanımlanmış
olmasını
ifade eder.”
Ancak akaryakıt sektörünün yapısı gereği rakiplerin büyük ölçüde homojen olan
ürünlerinin satışına konu olması, sektörde gerek satış gerekse diğer yardımcı
hizmetlerin sunumu konusunda standartlaşmanın yüksek olması, yine güvenlik
bakımından ilgili mevzuatta katı kıstaslar öngörülmüş olması gibi hususlar dikkate
alındığında, bu sektörde sağlayıcıdan alıcıya anlaşma konusu ürünlerin satımı için
vazgeçilmez nitelikte -“esaslı”- bir know-how devri olası görülmemektedir. Üstelik
bildirim konusu akaryakıt bayilik sözleşmesinde, sağlayıcı tarafından alıcıya ne tür bir 360
know-how’ın devredildiğine ilişkin ayrıntılı bir hüküm de yer almamaktadır. Bunların
yanında, akaryakıt istasyonlarının kuruluş ve varlık nedenlerinin doğrudan doğruya
akaryakıt satışı olduğu ve sözleşme sonrası döneme ilişkin getirilen rekabet etmeme
yükümlülüğünün, istasyonun bir yıl süre ile asli faaliyetini gerçekleştiremeyecek olması
anlamına geleceği unutulmamalıdır. Tüm bu hususlar dikkate alındığında, bayiye
know-how devredildiğine yönelik olarak bildirim formunda genel bir açıklama yapılmak
suretiyle, bildirim konusu sözleşmelerde anlaşma sonrası döneme ilişkin olarak 1 yıllık
rekabet etmememe yükümlülüğü getirilmesi, 2002/2 sayılı Tebliğ’in öngördüğü
muafiyet koşulları ile bağdaşmamaktadır. Bu nedenle bildirim konusu sözleşmelerin
22. maddelerinde anlaşma sonrasındaki 1 yıllık süre için bayi üzerine getirilen rekabet 370
etmeme yükümlülüğünün 2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan grup muafiyeti kapsamı
dışında olduğu değerlendirilmektedir.
Tüm bu açıklamalar ışığında, gerek Rekabet Kurulu gerekse yargı kararları uyarınca:
- Dosya mevcudu bilgilere göre tamamı 18.09.2005 tarihi öncesinde yapıldığı
anlaşılan, Yatırımlı Bayilerle Shell&Turcas arasındaki dikey anlaşmaların
18.09.2010 tarihine kadar,
- Yine dosya mevcudu bilgilere göre tamamı 18.09.2005 tarihinden sonra
yapıldığı anlaşılan, Yeni Bayilerle Shell&Turcas arasında yapılan dikey
anlaşmaların ise yapıldıkları tarihten itibaren beş yıl süreyle,
2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden yararlanma ve uygulanma 380
imkânlarının bulunduğu kanaatine varılmıştır.
H.4.3. Bireysel Muafiyet Değerlendirmesi
4054 sayılı Kanunun “Muafiyet” başlıklı 5. maddesine göre, Rekabet Kurulu, bu
maddede belirtilen koşulların tamamının varlığı halinde teşebbüsler arası anlaşma,
uyumlu eylem ve teşebbüs birlikleri kararlarının 4. madde hükümlerinin
uygulanmasından muaf tutulmasına karar verebilir: Bu koşullar 5. maddenin birinci
fıkrasında;
10-56/1074-403
9
a. Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve
iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması, 390
b. Tüketicinin bundan yarar sağlaması,
c. İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması,
d. Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan
fazla sınırlanmaması
şeklinde sayılmıştır. Başvuruya konu dikey anlaşmaların yukarıda yer alan muafiyet
koşullarını taşıyıp taşımadığına ilişkin değerlendirmelere aşağıda yer verilmiştir.
H.4.3.1. Shell&Turcas ile Yeni Bayiler Arasında Yapılan Anlaşmalar Bakımından
Değerlendirme
Shell&Turcas ile Yeni Bayiler arasında imzalanan Protokoller, Akaryakıt Bayilik
Sözleşmeleri ve bunlarla bağlantılı intifa haklarına ilişkin resmi senetlerden oluşan 400
dikey anlaşmalar, rekabet etmeme yükümlülüğü sürelerinin beş yılı aşması nedeniyle
2002/2 sayılı Tebliğ’in sağladığı grup muafiyetinden yararlanamadığından,
başvurulardaki talep doğrultusunda, başvurular hakkında 4054 sayılı Kanun’un 5.
maddesi çerçevesinde bireysel muafiyet incelemesi yapılması gerekmektedir. İşbu
dosya kapsamındaki bireysel muafiyet incelemesinde, Rekabet Kurulunun daha önce
almış olduğu benzer konulu anlaşmalara ilişkin Kararlarında1 yapmış olduğu ayrıntılı
değerlendirmelerden yararlanılmıştır. Söz konusu kararlarda, dağıtıcıların bayileri ile
aralarındaki dikey anlaşmalara 5 yılın üzerinde bireysel muafiyet tanınabilmesi için;
- Daha önce üzerinde hiçbir gerçek ve/veya tüzel kişi tarafından akaryakıt bayilik
faaliyeti yapılmamış arsalar/araziler üzerinde kurulacak yeni akaryakıt 410
istasyonlarına ilişkin olması,
- Akaryakıt istasyonlarına özgü yatırımların dağıtıcı tarafından üstleniliyor olması,
- Bayilerin 5. yılın sonunda, dağıtım şirketi tarafından üstlenilen ilişkiye özgü
yatırımın varsa kalan süreye tekabül eden bedelini ödeyerek anlaşmaları sona
erdirebilmeleri konusunda tarafların anlaşmaları
şartlarının karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda, benzer
nitelikteki bireysel muafiyet başvurularının değerlendirilmesinde de bu kriterlerin birlikte
göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
Dosya mevcudu bilgiler çerçevesinde, Shell&Turcas tarafından Yeni Bayilerle yapılan
dikey anlaşmaların tamamının 18.09.2005 tarihinden sonra açılan ve yatırım maliyeti 420
Shell&Turcas tarafından karşılanan toplam 86 ayrı istasyona ilişkin olduğu
anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen şartlar göz önünde bulundurularak yapılacak değerlendirmede,
söz konusu istasyonların daha önce üzerinde akaryakıt bayilik faaliyeti yapılmayan
araziler üzerinde kurulmuş yeni istasyon olmaları nedeniyle, Rekabet Kurulunun daha
önce almış olduğu benzer konulu anlaşmalara ilişkin kararlarında da getirilen söz
konusu koşulları karşıladığı; bu çerçevede anılan istasyonlara ilişkin olarak Yeni
Bayiler ile Shell&Turcas arasında akdedilen dikey anlaşmalar bütününe, bu bayilerin,
“anlaşmaların ilk olarak imzalandıkları tarihten itibaren beşinci yılın sonunda,
Shell&Turcas tarafından üstlenilen ilişkiye özgü yatırımın varsa kalan süreye tekabül 430
eden bedelini ödeyerek anlaşmaları sona erdirebilmeleri” konusunda tarafların
anlaşmaları koşuluyla, imza tarihinden itibaren on yıla kadar muafiyet tanınabileceği
sonucuna varılmıştır.
1 Rekabet Kurulunun 25.02.2010 tarihli ve 10-19/229-87 ile 10-19/ 228-86 sayılı ve 18.03.2010 tarih ve 10-24/338-
122 sayılı Kararları.
10-56/1074-403
10
Diğer yandan bir önceki bölümde de belirtildiği üzere Yeni Bayilerle yapılan anlaşmalar
bakımından, EPDK bayilik lisansı tarihinin veya istasyonun fiilen satışa başladığı
tarihin muafiyet süresinin başlangıç tarihi olarak dikkate alınması talep edilmektedir.
Yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere gerek 4054 sayılı Kanun’un 4. ve 5.
maddeleri gerekse 2002/2 sayılı Tebliğ’in ilgili hükümleri dikkate alındığında, bildirim
konusu anlaşmalar bakımından istasyonun fiilen satışa başladığı tarihin veya hukuken
satışa başlayabileceği tarih olan EPDK bayilik lisansı tarihinin, dikey anlaşmanın ya da 440
anlaşmadaki rekabet etmememe yükümlülüğün başlangıç tarihi olarak nitelenmesinin
mümkün olmadığı değerlendirilmektedir.
Bu noktada değerlendirilebilecek bir ilave husus, akaryakıt istasyonuyla ilgili dikey
anlaşmanın yapıldığı tarih ile istasyonun fiilen satışa başladığı ya da hukuken
başlayabileceği tarih arasında geçen sürenin, ilgili anlaşmaya tanınacak bireysel
muafiyetin süresinde dikkate alınıp alınamayacağıdır. Bireysel muafiyet düzenlemesi;
grup muafiyeti kapsamında bulunmayan az sayıdaki anlaşma tipleri için veya grup
muafiyeti tebliği kapsamı dışında kalan bir takım hükümler içeren anlaşmalar
bakımından önem kazanmaktadır. Buna karşın işbu karara konu bildirim hakkında
Shell&Turcas’ın talebine paralel olarak alınabilecek bir Rekabet Kurulu kararı, her ne 450
kadar bireysel muafiyet başvurusu kapsamında ve somut olayın şartları göz önünde
bulundurularak alınacak olsa da dikey anlaşmalarının başlangıç tarihi bakımından,
Rekabet Kurulunun istikrar kazanmış ve Danıştay tarafından da onaylanmış
uygulamasından ayrışacak nitelikte genel geçer bir kural halini alabilecek ve bireysel
muafiyetin amacına aykırılık oluşturabilecektir. Kaldı ki EPDK’dan bayilik lisansı
alınmış olsa da fiili durumda istasyonun faaliyete geçmesi sonraki bir tarihe ertelenmiş
olabilir. Böyle bir durumda da dikey anlaşmanın başlangıç tarihi olarak satışa başlama
tarihinin esas alınması gerekli olacaktır ki, bu yönde bir yaklaşım uygulamada
karışıklığı yol açabilecektir. Bu nedenle, Kurul içtihatlarıyla şekillenen mevcut
uygulamanın korunmasının, bildirim formunda da değinilen idarenin faaliyetlerinin 460
belirli olması ilkesine ve hukuki belirsizliğin ortadan kaldırılması amacına uygun
olacağı kanaatine varılmaktadır.
Değerlendirmeyi esastan etkilememekle birlikte, inceleme kapsamında akaryakıt
istasyonlarının kurulması amacıyla dağıtım şirketleri ile bayiler arasında imzalanan
sözleşmelerin öncesinde ve sonrasında izlenen prosedürlerin detayları hakkında
Türkiye Akaryakıt Bayileri Petrol ve Gaz Şirketleri İşveren Sendikası (TABGİS)’ndan
bilgi edinilmiştir. Alınan bilgilerde özetle, bayi adayı ile dağıtım firması arasında bayilik
sözleşmesinin ve intifa/kira sözleşmelerinin imzalanması ile istasyonun fiili satış
faaliyetine geçişi arasında ortalama 6 ay sure olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla,
bildirim formunda belirtilen idari ve teknik prosedürlerin uzunluğunun, esas olarak 470
bayilik sözleşmesi ve intifa/kira sözleşmesinden oluşan dikey anlaşmaların
imzalanmasından önceki aşamalar için söz konusu olabileceği görülmektedir. Taraflar
arasındaki 10.10.2007 tarihli Yatırım Protokolünde de istasyonun inşası, Gayri Sıhhi
Müessese Ruhsatı (GSM)’nın ve EPDK’dan bayilik lisansının temini için bayie 6 aylık
süre öngörüldüğü görülmektedir.
Kaldı ki, işyeri açma ve çalışma ruhsatı, iskan ruhsatı ve benzeri idari prosedürler
sadece akaryakıt bayiliği yapacak bayi adaylarınca değil, yapılacak işin niteliğine göre
çeşitli sektörlerde faaliyet gösterecek birçok işyeri sahibince yerine getirilmesi gereken
prosedürlerdir. Ancak Rekabet Kurulunun diğer sektörlere ilişkin almış olduğu
kararlarda da dikey anlaşmaların başlangıç tarihi olarak sözleşme tarihlerinin esas 480
alındığı, işletmenin idari prosedürleri tamamlayıp satışa başladığı tarihin ise
değerlendirmeye alınmadığı görülmektedir.
10-56/1074-403
11
Bu nedenlerle, Shell&Turcas ile Yeni Bayiler arasında yapılan anlaşmalara yukarıda
yer verilen Kurul kararlarındaki esaslar çerçevesinde bireysel muafiyet tanınması
halinde, muafiyet süresinin tespitinde, anlaşmaların yapıldığı tarih ile anlaşmaya konu
istasyonun fiilen satışa başladığı tarih veya hukuken başlayabileceği tarih arasında
geçen sürelerin dikkate alınamayacağı değerlendirilmektedir.
Bunun yanında bildirime konu anlaşmalarda Shell&Turcas’ın bayileri ile paylaştığı
know-how’a binaen ilgili akaryakıt istasyonunda, “petrol ürünlerinin satışı, oto yıkama 490
ve yağlama” konuları ile alakalı işler hakkında, anlaşma sonrası döneme ilişkin olarak
bayie getirilen rekabet etmeme yükümlülüğünün, rekabeti gereğinden fazla kısıtlayıcı
nitelikte olduğu, bu bakımdan söz konusu hükümlere bireysel muafiyet tanınamayacağı
sonucuna varılmıştır.
H.4.3.2. Shell&Turcas ile Yatırımlı Bayiler Arasında Yapılan Anlaşmalar
Bakımından Değerlendirme
H.4.3.2.1. Malların Üretim ve Dağıtımı ile Hizmetlerin Sunulmasında Yeni Gelişme
ve İyileştirmelerin Ya Da Ekonomik veya Teknik Gelişmenin Sağlanması Şartı,
Shell&Turcas’ın Etkinlik Savunması ve Değerlendirme
Bu koşulun sağlandığının kabulü için üretimin ve dağıtımın iyileştirilmesi, teknik ve 500
ekonomik gelişmenin artması ve bunun net pozitif etkilerle sonuçlanması, etkinlik
artışının nesnel olarak gösterilebilmesi gerekmektedir.
Bu noktada, mehaz mevzuatın uygulanması konusundaki ATAD içtihadı, taraflara özgü
olan, yani öznel sayılabilecek ekonomik faydaların kabul edilemeyeceğini
gösterdiğinden, Komisyon’un Uygulama Rehberi; ileri sürülen etkinlik artışının niteliği,
anlaşma ile etkinlik artışı arasındaki bağlantı, iddia edilen etkinlik artışının büyüklüğü
ve gerçekleşme olasılığı, bunun nasıl ve ne zaman ortaya çıkacağı ve etkinlik artışına
ulaşmanın maliyeti konularında ikna edici açıklamaların bulunması gerektiğini
belirtmektedir.
Benzer şekilde Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’un 110. paragrafında da, “Bu 510
etkinliklerin gerçekleştirilmiş olması ve net pozitif etkilere yol açması gereklidir.
Bedavacılıktan kaçınma gibi spekülatif iddialar veya maliyetlerden tasarruf sağlama
gibi genel açıklamalar kabul edilemez. Sadece pazar gücünden veya rekabeti bozucu
davranıştan kaynaklanan maliyet avantajları kabul edilemez” ifadeleri bulunmaktadır.
Shell&Turcas tarafından yapılan başvuruda, bayilere yapılan yatırımların birer teminatı
niteliğindeki tapusal hakların bedavacılık ve vazgeçme problemlerini çözmeye yönelik
olduğu ifade edilmektedir. Bunun yanında Shell&Turcas’ın asıl hedefinin ülke
genelinde örgütlenmiş modern bir dağıtım ağı oluşturmak olduğu belirtilmektedir.
Bildirime konu anlaşmalar yoluyla ürün dağıtım ve tedarik zincirinde devamlılığın
sağlanacağı ve dağıtıcının üretim planlamalarını rasyonel bir temele oturtabileceği 520
ifade edilmektedir. Bayilere maddi/nakdi destek sağlanarak piyasa koşullarında kendi
rakipleriyle daha güçlü bir biçimde rekabet etme imkânı verildiği, finansal yapılarının
sağlamlaştırılmaya çalışıldığı öne sürülmektedir. Bu şekilde hem bayiin kapasitesinin
arttığı, hem de bu destek olmasaydı veremeyeceği hizmetlerin verilebilir hale geldiği
iddia edilmektedir. Faal bir bayi açısında söz konusu desteklerin, kullanım ömrü
dolmuş ekipmanların yenilenmesi ve hizmet kalitesinin artırılmasına yönelik yeni
yatırımlar yapılması için kullanıldığı belirtilmektedir. Yine bu çerçevede Shell&Turcas’ın
bugüne kadar (……….) TL yatırım yaptığı ve anlaşma şartlarına göre ortaya çıkan geri
dönüş süresinin ortalama (….) yıl olduğu bildirilmiştir.
Yukarıda sayılan hususlar yanında, Shell&Turcas tarafından yapılan yatırımların 530
bayilerde istihdam edilen personel sayısına etkisi, istasyonların mevcut güvenlik
standartlarını korumalarındaki payı, çevreye olan olumlu etkiler gibi unsurlar dile
10-56/1074-403
12
getirilmiş ve bu yatırımların bayiler tarafından üstlenilmesi halinde, ülke genelindeki
tüm bayilerin benzer satış hacimlerine ve karlılık oranlarına sahip olmamaları
nedeniyle genel olarak bayilerin hizmet kalitelerinin düşeceği öne sürülmüştür.
Shell&Turcas tarafından öne sürülen etkinlik kazanımlarının değerlendirilmesi ve
bildirime konu muafiyet talebinin söz konusu etkinlik artışlarıyla ilgisinin ve/veya bu
etkinlik kazanımlarının gerçekleşebilmesi bakımından, talep edilen muafiyetin gerekli
olup olmadığının ortaya konulabilmesi için öncelikle bildirime konu 75 istasyona ilişkin
olarak Shell&Turcas ile Yatırımlı Bayiler olarak ifade edilebilecek bayilerin kesintisiz 540
olarak sürdürdükleri dikey anlaşmaların sürelerinin irdelenmesi gerekmektedir.
Shell&Turcas tarafından yapılan başvuru ve bu kapsamda daha sonra gönderilen yazı
ekinde, bahse konu 75 bayi ile yapılan intifa yahut kira gibi tapusal hak içeren çeşitli
anlaşmaların ve bayilik sözleşmelerinin tarihlerine yer verilmiştir. Bununla birlikte,
Yatırımlı Bayiler ile ilgili bildirim formunda, söz konusu anlaşmaların tamamının
18.09.2005 tarihinden önce başladığı belirtilmekle birlikte bazı anlaşmalar bakımından
yalnızca en son sözleşme yenilenme tarihine yer verilebildiği, bazı anlaşmaların ise
kesin başlangıç tarihlerine yer verilemediği görülmektedir. Bu nedenle 06.08.2010
tarihli ve 6262 sayılı yazı ekindeki söz konusu listede yer alan anlaşmalardan
bazılarının tarihlerinin esas itibarıyla çok daha gerilere gitme ihtimalinin bulunduğu 550
değerlendirilmektedir.
Bu noktada, bildirim formuna ekli listede yer alan bayiler ve bu bayilerle yapılan
anlaşmaların kesintisiz olarak uygulandığı süreler incelenerek oluşturulan tablo
aşağıda sunulmuştur. Söz konusu tabloda, bildirim formuna anlaşma başlangıç tarihine
yer verilmeyen ya da en son tarihli bayilik sözleşmesi tarihine yer verilen anlaşmalar en
az 5 yıl olarak gösterilmiştir:
Tablo 1: Yatırımlı Bayiler Bildirimine konu Shell&Turcas bayilerine ilişkin sözleşme bilgileri
Uygulama süresi (Yıl) Anlaşma Sayısı
(….) (….)
(….) (….)
(….) (….)
(….) (….)
(….) (….)
Toplam (….)
İnceleme konusu ürünün özelliği ile dağıtım ve perakende satış noktalarındaki
standardizasyon dikkate alındığında, akaryakıt dağıtım anlaşmalarının, bireysel
muafiyetin ilk koşulu olan yeni ürün veya üretim tekniklerinin bulunması ve geliştirilmesi 560
bakımından uygun bir zemin teşkil etmediğini vurgulamak gerekmektedir. Diğer
yandan Shell&Turcas tarafından, bireysel muafiyet tanınması halinde muafiyetin ilk
koşulunun gerçekleşmiş olacağına yönelik olarak yapılan etkinlik savunmasının da
dikey anlaşmaların bilinen, genel mahiyetli yararlarına işaret ettiği görülmektedir.
Bunların yanında, yine Shell&Turcas’ın ülke genelinde modern bir dağıtım ağı kurmayı
hedeflediği, bu çerçevede teşebbüs tarafından bayilere yapılan yatırımların çeşitli
yönlerden önemli kazanımlar sağladığı ifade edilmektedir.
Yukarıda da işaret edildiği üzere, Shell&Turcas tarafından yapılan açıklamaların
değerlendirilmesinde, bahse konu anlaşmaların niteliğinin ve uygulama sürelerinin
dikkate alınması gerekmektedir. Yukarıdaki tablodan da görülebileceği üzere, mezkûr 570
anlaşmalardan bir tanesi 40 yıldır sürmekteyken, anlaşmaların yarısından fazlası en az
10 yıl veya daha uzun süre; tamamı ise en az beş yıl veya daha uzun süredir kesintisiz
olarak uygulana gelen dikey anlaşmalar niteliğindedir. Bunun da ötesinde, bildirim
formu ekinde yer verilen örnek bayilik sözleşmelerinden de görüleceği üzere, her bir
anlaşma kapsamında, ilgili anlaşmaya konu akaryakıt istasyonu üzerinde Shell&Turcas
lehine tesis edilen intifa ya da kira gibi haklar nedeniyle, söz konusu istasyonlarda
10-56/1074-403
13
Shell&Turcas ürünleriyle rekabet eden bir başka dağıtım şirketine ait ürünlerin satışının
yapılmasının mümkün olmadığı; dolayısıyla her bir istasyonu işleten bayiler üzerine
anlaşmalar süresince kesintisiz olarak rekabet etmeme yükümlülüğü getirildiği de
gözden kaçırılmamalıdır. 580
Bu nedenlerle, bildirime konu anlaşmaların, bildirim formunda yer verilen türden etkinlik
artışlarını sağlayacak nitelikte oldukları kabul edilse dahi, anlaşmaların söz konusu
etkinlik artışlarının ortaya çıkması için fazlasıyla uzun sürelerdir uygulanmış
olduklarının; dolayısıyla mevcut anlaşmaların, salt yeni yatırımlar gerekçesiyle söz
konusu yatırımın ve makul kar beklentisinin Shell&Turcas tarafından hesaplanan geri
dönüş süresi kadar daha uygulanmasının üretimin ve dağıtımın iyileştirilmesi, teknik ve
ekonomik gelişmenin artması anlamında ilave bir etkinlik artışına yol açma ihtimali
bulunmadığının kabulü gerekmektedir. Daha açık ifade etmek gerekirse: uzun süredir
uygulana gelen bildirim konusu anlaşmalar yoluyla Shell&Turcas hâlihazırda son
derece önemli bir dağıtım ağına kavuşmuş, daha önce yapılan yatırımlar sayesinde 590
dikey anlaşmaların bildirim formunda da bahsedilen türden genel mahiyetli etkinlik
artışları zaten gerçekleşmiştir.
Kaldı ki Shell&Turcas tarafından muafiyet nedeni olarak gösterilen bu tür yatırımların,
ürün satışının aynı zamanda bir hizmet vasfı taşıdığı pek çok sektörde faaliyet
gösteren dağıtıcılar tarafından da alıcılarına ait iş yerlerine yapıldığı bilinmektedir.
Ancak hemen hiçbir durumda bu tür yatırımlar, dikey anlaşmalardaki rekabet
etmememe yükümlülüklerine ilişkin olarak getirilen beş yıllık muafiyet süresinin
uzatılmasına bir gerekçe teşkil etmemektedir. Ayrıca mevcut anlaşmaların bildirim
formunda talep edilen süreler kadar daha uygulanması ile kurucularından biri 1923
yılından beri Türkiye’de faaliyet gösteren Shell&Turcas’ın modern bir dağıtım ağına 600
kavuşacağı ve bu sayede sayılan diğer etkinliklerin ortaya çıkacağı, gerçekçi bir
savunma olmaktan uzaktır. Bu nedenlerle 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendinde sayılan koşulun sağlandığının kabul edilmesi mümkün değildir.
H.4.3.2.2. Tüketicinin Ortaya Çıkan Ekonomik veya Teknik Gelişmeden Yarar
Sağlaması Şartı, Shell&Turcas’ın Savunması ve Değerlendirme
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi anlamında rekabeti sınırlayıcı etkileri olan bir
anlaşmanın muafiyet alabilmesi için tüketicinin ekonomik gelişmeden yarar sağlaması
ve ortaya çıkacak faydadan tüketicinin adil bir pay alması bir diğer koşuldur. Tüketiciye
yansıyacak yararlar kapsamında; fiyatlarda sağlanacak düşüş, kalitenin ve ürün
çeşitliliğinin arttırılması, mal veya hizmet arzında devamlılığın sağlanması gibi hususlar 610
sayılabilir.
Shell&Turcas tarafından, bu madde bakımından yapılan savunmada, ürün
farklılaştırmasının fazla önem taşımadığı ve yoğun bir fiyat rekabetinin bulunmadığı
ilgili pazar bakımından, yapılan yatırımların istasyonların hizmet kalitesini ve güvenlik
düzeyini artıracağı, anlaşmalar sayesinde tüketicilerin anlaşmalara konu ürünleri daha
düzenli, güvenli ve çabuk elde edebilecekleri belirtilmiştir.
Bildirim formunda da ifade edildiği üzere, petrol piyasasında satışa sunulan ürünlerin -
özellikle ulusal marker uygulamasından sonra- büyük ölçüde homojen nitelikte
olmaları, rafinaj ve dağıtım kademelerinde yeterince rekabetçi bir yapının
bulunmaması, pompa satış fiyatları içerisinde dolaylı vergilerin payının çok yüksek 620
olması gibi nedenlerle, farklı dağıtıcılarca ülke genelinde uygulanan akaryakıt
fiyatlarının birbirine çok yakın düzeylerde seyrettiği dikkate alındığında, dikey
anlaşmalar bakımından getirilecek kolaylıklar sonucunda fiyatlarda tüketiciye doğrudan
yansıyacak hissedilir bir düşüş beklentisinin gerçekçi olmayacağı açıktır.
10-56/1074-403
14
Somut olarak bakıldığında da, akaryakıt ürünlerinde rekabetçi bir fiyatlandırmanın
olmadığına işaret eden olgular mevcuttur. Bilindiği üzere 2009 yılının ortalarında, uzun
süreli intifa sürelerine dayalı anlaşmaların yürürlükte olduğu dönemde ortaya çıkan
fiyatlandırma yapısına EPDK tarafından müdahale edilmiştir. EPDK tarafından yapılan
tavan fiyat müdahalesinin en önemli gerekçeleri: ilgili pazarda fiyatların dünya 630
fiyatlarına kıyasla ve yalnızca dolaylı vergi oranlarıyla açıklanamayacak derecede
yüksek olması ve pazardaki dağıtıcılar tarafından uygulanan fiyatların neredeyse aynı
sayılabilecek kadar birbirine yakın seyretmesidir. Yalnızca dikey anlaşmalara dayalı
katı yapıyla açıklanması mümkün olmamakla birlikte ortaya çıkan bu sorunlar, uzun
süreli sözleşmelere dayalı yapının fiyatlandırma bakımından olumlu sonuçlar
doğurmadığını göstermektedir. Bu nedenle hâlihazırda uzun yıllardır uygulana gelen
anlaşmalara, talep edilen süreler kadar daha ilave muafiyet tanınması halinde, bildirim
formunda da ifade edildiği üzere, fiyatlarda tüketici lehine bir değişme yaşanması olası
değildir.
Diğer yandan Shell&Turcas tarafından öne sürülen: tüketicinin seçme imkânının 640
yükselmesi, hizmet kalitesinin artması, tüketicinin ürüne daha kolay ulaşması gibi
hususlar ise dikey anlaşmaların bilinen ve genel olarak varlığı kabul edilen faydaları
olmakla birlikte, bir önceki bölümde de detaylı olarak açıklandığı üzere bu tür
faydaların ortaya çıkması için bildirime konu anlaşmalar yeterince uzun bir süredir
uygulanmış olup söz konusu anlaşmalara bildirim formunda talep edilen süreler kadar
muafiyet tanınması durumunda tüketiciye yansıyacak ilave bir yarar ortaya çıkması
mümkün görünmemektedir.
H.4.3.2.3. İlgili Pazarın Önemli Bir Bölümünde Rekabetin Ortadan Kalkmaması
Şartı, Shell&Turcas’ın Savunması ve Değerlendirme
Muafiyet kararı verilebilmesinde aranan bu olumsuz koşul gereğince, muafiyete konu 650
anlaşma ilgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmasına neden
olmamalı, başka bir deyişle sağlanan ekonomik gelişme veya fayda ile tüketicinin
bundan yarar sağlaması, rekabetin ortadan kaldırılması ile ulaşılan sonuçlar
olmamalıdır. Bu değerlendirme yapılırken dikkate alınması gereken başlıca hususlar;
pazarda hâlihazırda giriş engellerinin olup olmadığı, hâkim durumda olan bir
teşebbüsün bulunup bulunmadığı, dikey anlaşmalar aracılığıyla giriş engeli yaratılıp
yaratılmadığı, tüketici tercihlerinin ne ölçüde kısıtlandığı ve pazarın yapısı olarak
sıralanabilir.
Esasen akaryakıt dağıtım lisansı alabilmek için pazarda önemli bir hukuki giriş engeli
bulunmamaktadır. Bu nedenle hâlihazırda çok sayıda dağıtım firmasının sektörde 660
faaliyet gösterdiği söylenebilir. Akaryakıt dağıtım piyasasında 1994 yılında 10 adet
şirket faaliyet gösterirken 2009 yılı itibarıyla 53 lisanslı dağıtım şirketi bulunmaktadır.
Akaryakıt ürünlerinin tüketiciyle buluştuğu bayiler bakımından ise 5015 sayılı Kanun’da
belirtilen kilometre tahdidi ve istasyon ruhsatı alabilecek arsa bulma zorluğu, kısmi giriş
engelleri olarak değerlendirilebilir.
EPDK’nın, pazar paylarına ilişkin verilerine göre en büyük 5 dağıtıcı şirketin, pazarın
yaklaşık %80’ine; en büyük 10 dağıtıcı şirketin ise, pazarın yaklaşık %90’ına sahip
olduğu görülmektedir. Teşebbüslerin pazar paylarına bakıldığında, herhangi bir
teşebbüsün hakim durumda olduğunu söylemenin mümkün olmadığı ilgili ürün
pazarında, yaklaşık %26’lık oranla en yüksek pazar payına sahip teşebbüsün Petrol 670
Ofisi A.Ş. olduğu, onu sırasıyla yine yaklaşık %21 ile Shell&Turcas A.Ş., %16 oranla
Opet Petrolcülük A.Ş. ve %12 ile BP Petrolleri A.Ş.’nin takip ettiği görülmektedir.
Pazara ilişkin bu genel istatistiksel verilerin ötesinde, ilgili pazarın önemli bir
bölümünde rekabetin ortadan kalkıp kalkmadığına ilişkin değerlendirmelerde; dikey
anlaşmalardaki rekabet kısıtlamalarının, teşebbüslerin bu kısıtlamaları stratejik bir
10-56/1074-403
15
şekilde piyasaya girişleri kapatmak için kullanma olasılığı çerçevesinde ele alınması ve
benzer anlaşmaların pazarda yaratacağı kümülatif etkiye bakılması gerekmektedir.
Rekabet Kurulu konuyla ilgili almış olduğu pek çok kararda piyasa kapama etkisinin ve
bu bağlamda muafiyet talep edilen türden anlaşmaların pazardaki yarattığı-yaratacağı
kümülatif etkinin önemine dikkat çekmiştir. 680
Diğer yandan, dikey anlaşmaların ekonomiye ve tüketiciye sağlayacağı yararlar ile ilgili
pazardaki rekabetçi yapı üzerinde yaratması muhtemel zararlar arasında makul bir
denge kurmayı hedefleyen 2002/2 sayılı Tebliğ, bu tür anlaşmaların rekabet yasağına
ilişkin hükümlerinin beş yılı aşmamak kaydıyla muafiyetten yararlanabileceğini
düzenlemektedir.
Shell&Turcas tarafından sunulan bildirim formunda, Shell&Turcas’ın ilgili ürün
pazarındaki payının ortalama %24 seviyesinde olduğu; önde gelen rakiplerin pazar
paylarının birbirine yakın ve bu teşebbüsler arasında büyük bir rekabet bulunduğu;
pazarda toplam istasyon sayısının 12701 olduğu, söz konusu istasyonlar içerisinde
Shell&Turcas bayii olanların oranının %9’a tekabül ettiği, bildirim ekinde muafiyet 690
istenilen bayilerin toplam istasyonlu bayiler içerisindeki oranının ise %5,5 düzeyinde
olduğu, bu nedenle muafiyet tanınması halinde pazar kapama etkisinin düşük olacağı
ve pazarda rekabetin ortadan kalkmayacağı belirtilmiştir.
Yine söz konusu bildirim formunda, Avrupa Ekonomik Alanı Anlaşması (AEAA)’nın 53.
maddesinin; AB Kurucu Anlaşması’nın 101. ve 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile
tıpatıp aynı olduğu, ancak gerek mehaz AB mevzuatından gerekse ülkemiz
mevzuatından farklı olarak, bu anlaşma uyarınca yürürlüğe konulan münhasır dikey
anlaşmalara ilişkin 1983/84 sayılı Tebliğ’de bu tür dağıtım anlaşmalarına 10 yıl süre ile
izin verilebildiği belirtildikten sonra; Hydro Texaco ile bir bayisi arasında akdedilen 10
yıl süreli ancak dağıtıcı tarafından tek taraflı olarak 5 yıl daha uzatma opsiyonlu dikey 700
anlaşmaya ilişkin olarak Norveç’in bir yerel mahkemesinin ön sorusu üzerine Avrupa
Ekonomik Alanı Birliği Yüksek Mahkemesince verilen kararda, 10+5 yıllık sözleşmenin
muafiyetten yararlanamadığına karar verildikten sonra; söz konusu sözleşmelerin
Hydra Texaco’nun bütün sözleşmeleri içindeki payının çok sınırlı bir yer tutması ve
dolayısıyla pazardaki toplu kapama etkisine önemli bir katkısı olmadığı için
sözleşmelerin AEAA’nın 53. maddesine aykırı olmadığı sonucuna varıldığı belirtilmiştir.
Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’un 116. paragrafında, “Tebliğ’de tek marka
sınırlamaları (rekabet etmeme yükümlülüğü, miktar zorlaması gibi) sağlayıcının pazar
payının %40’ın altında olduğu ve anılan sınırlamanın beş yılı aşmadığı durumda muaf
tutulmaktadır. Pazar payının %40’ın veya zaman sınırının beş yılın üzerinde olduğu 710
hallerde bireysel değerlendirmeler için aşağıdaki hususlar dikkate alınmalıdır” ifadesi
yer aldıktan sonra, Kılavuzun devamında sağlayıcının bağlı pazar payı ve rekabet
etmeme yükümlülüğünün süresi arttıkça pazarın kapanmasının o oranda artacağı ve
ilgili pazarda sağlayıcılar önemli sayıda alıcıyla bu yönde anlaşmalar yapmış ise
pazarın potansiyel rakiplere kapatılabileceği açıklamalarına yer verilmiştir.
Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuzun 119. paragrafı ise şu şekildedir:
“Sağlayıcının pazar gücü değerlendirilirken “rakiplerin pazardaki konumu” da önemlidir.
Rakipler yeterince çok ve güçlü ise sağlayıcının uyguladığı tek marka anlaşmasından
hissedilir derecede rekabeti bozucu etkiler beklenmez. Pazar kapama etkisi, rakip
teşebbüslerin tek marka anlaşmasını uygulayan sağlayıcıdan önemli ölçüde küçük 720
olduğu hallerde ortaya çıkabilecektir. Rakipler birbirine benzer büyüklükte ve benzer
çekicilikte ürünler sunuyorlarsa pazarın rakiplere kapatılması söz konusu
olmayabilecektir. Ancak ilgili pazarda sağlayıcılar önemli sayıda alıcıyla bu yönde
anlaşmalar yapmış ise, pazar potansiyel rakiplere kapatılabilir. Birikimli etki olarak
da adlandırılan bu durum aynı zamanda sağlayıcılar arasında rekabeti sınırlayıcı
10-56/1074-403
16
işbirliğine (collusion) de yol açabilir. Şayet sağlayıcılar Tebliğ kapsamında iseler bu
yöndeki birikimli etkiyi ortadan kaldırmak için muafiyetin geri alınması gerekebilir. Bir
sağlayıcının bağlı pazar payı % 5’ten az ise, anılan sağlayıcının birikimli kapama
etkisine önemli bir katkıda bulunmadığı kabul edilebilir.”
Söz konusu Kılavuz’un 49. paragrafında ise şu açıklamalar bulunmaktadır: 730
“…Pazarda faaliyet gösteren pek çok sağlayıcının dağıtım organizasyonlarını benzer
kısıtlamaları kullanarak birbirlerine paralel biçimde düzenlemeleri, dikey kısıtlamaların
olumsuz etkilerini arttırıcı etkiye sahiptir. Bu durum birikimli etki olarak da
tanımlanmakta olup, muafiyetin geri alınması, birikimli etkiden kaynaklanabilecek
rekabet sorunları nedeniyle de gündeme gelebilecektir. İlgili pazara girişler ve ilgili
pazardaki rekabet, birbiriyle rekabet halindeki sağlayıcılar veya alıcılar tarafından
uygulanan benzer nitelikteki dikey anlaşmaların oluşturduğu paralel ağlar tarafından
önemli ölçüde engellenmekte ise Kanun’un 5. maddesindeki muafiyet şartlarının
gerçekleşmesi mümkün değildir.”
2002/2 sayılı Tebliğ’in 6. maddesinde de şu düzenleme yer almaktadır: 740
“Benzer nitelikteki dikey sınırlamaların oluşturduğu paralel ağlar ilgili pazarın
%50’sinden fazlasını kapsıyorsa, Rekabet Kurulu, ayrıca çıkaracağı bir tebliğ ile ilgili
pazarda belirli sınırlamaları içeren dikey anlaşmaları bu Tebliğ’in sağladığı muafiyetin
dışına çıkarabilir.”
Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, bireysel muafiyete ilişkin
değerlendirmelerde dikkate alınması gereken başlıca unsurların ilgili sağlayıcının
pazar payı, sağlayıcının münhasır dikey anlaşmalar aracılığıyla sahip olduğu bağlı
pazar payı oranı ve benzer nitelikteki dikey kısıtlamalar içeren anlaşmaların
oluşturduğu paralel ağların oranı olduğu görülmektedir.
Bununla birlikte bildirime konu anlaşmalara ilişkin değerlendirmede şu hususa özelikle 750
dikkat etmek gerekmektedir: Bireysel muafiyet tanınmasına ilişkin Rekabet Kurulu
kararlarının, benzer nitelikteki diğer işlemler bakımından da emsal teşkil edebileceği
dikkate alındığında, söz konusu anlaşmalar nedeniyle oluşacak muhtemel kümülatif
pazar kapama etkisinin belirlenmesinde yalnızca ilgili tarafların pazar payına ve ilgili
sağlayıcının (dağıtım şirketinin) muafiyet talep edilen anlaşmalarının toplam pazar
içindeki oranına dayalı bir yaklaşım yeterli olmayıp; muafiyet tanınan anlaşmanın
niteliği ve pazarda yaygın olarak uygulanan diğer anlaşmalar içerisindeki yerinin iyi
tespit edilmesi ve diğer sağlayıcılar tarafından uygulanan benzer nitelikteki
anlaşmalarla birlikte ele alınması gerekmektedir.
Bu noktada, pazar payı ölçütü dışarıda bırakıldığında, akaryakıt ürünlerinin istasyonlar 760
marifetiyle satışında, gerek yerleşik teamüller gerekse ilgili mevzuat nedeniyle, benzer
nitelikteki dikey sınırlamalar içeren anlaşmaların oluşturduğu paralel ağların, ilgili
pazarın %100’ünü kapsadığını vurgulamak gerekmektedir. Yani ilgili pazarda yer alan
dağıtıcı teşebbüslerin tamamının istasyonlu bayileri ile yapmış oldukları bütün dikey
anlaşmalar tek marka sınırlaması içermekte ve bu bakımdan, bayiler üzerine dağıtıcılar
tarafından arz edilen mallar ile rekabet etmeme yükümlülüğü getirmektedir. Bu
nedenle, mevcut hukuksal durum da dikkate alındığında, muafiyet talebine konu olan
anlaşmalarla benzer nitelikteki dikey kısıtlamalar içeren anlaşmalardan kaynaklanan
kümülatif etkinin %100’e kadar çıkabileceği görülmektedir. Her ne kadar söz konusu
anlaşmalar kapsamında bayilere önemli miktarlarda yatırım yapıldığı, bu bakımdan 770
bildirime konu anlaşmaların sektörün genelinde yapılan anlaşmalardan farklılık arz
ettiği öne sürülebilir ise de; yukarıda da yer verildiği üzere büyük ölçüde sektörde
yerleşik uygulamalar kaynaklı olarak dağıtıcılar tarafından bayilere yapılan ödemelerin,
anlaşmaların niteliği ve içerik bakımından esaslı bir fark oluşturmayacağı
değerlendirilmektedir.
10-56/1074-403
17
Başvuru konusu dikey anlaşmaların sürelerinin, ilgili pazardaki rekabetçi yapı üzerine
mevcut ve/veya muhtemel etkilerine de ayrıca değinmekte fayda görülmektedir. Dikey
Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’un 118. paragrafında konuyla ilgili olarak şu açıklamalar
bulunmaktadır:
“Sağlayıcının pazardaki konumu yanında uygulanan rekabet etmeme yükümlülüğünün 780
kapsamı ve süresi de anılan değerlendirmede çok önem kazanmaktadır. Sağlayıcının
satışlarının tek marka anlaşmasından kaynaklanan kısmı arttıkça, eş deyişle bağlı
pazar payı arttıkça, pazarda kapama riski de artacaktır. Benzer şekilde rekabet
etmeme yükümlüğünün süresi arttıkça pazarın kapanması o oranda artacaktır. Hakim
durumda olmayan teşebbüsler tarafından yapılan ve rekabet etmeme yükümlülüğünün
süresi bir yıldan az olan anlaşmaların, genel olarak hissedilir derecede rekabeti bozma
etkisi olmadığı kabul edilir. Hakim durumda olmayan teşebbüslerin bir ila beş yıl
arasındaki rekabet etmeme yükümlülüğü içeren anlaşmalarının muafiyet alabilmeleri
bu anlaşmaların rekabeti azaltıcı ve artırıcı etkilerinin dengelenmesine bağlıdır. Öte
yandan beş yılı aşan bu yöndeki anlaşmalar birçok yatırım türü için ileri sürülen 790
etkinliklere ulaşmak için gerekli görülmez veya bu etkinlikler pazar kapama
etkisini dengelemeye yeterli değildir.”
Yine aynı Kılavuz’un 128. paragrafında şu ifadelere yer verilmiştir:
“Bazı sektörlerde tek bir yerde birden fazla marka satmak zor ya da hukuken imkansız8
olabilir, bu durumda pazar kapama etkisi sözleşme süreleri sınırlandırılarak
hafifletilebilir.
8 Örneğin, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu ile bayilere tek marka satma zorunluluğu getirilmiştir.”
Yukarıda da aktarıldığı üzere, Shell&Turcas tarafından gönderilem 06.08.2010 tarihli
yazı ekinde sunulan belgelerde yer alan verilere göre: söz konusu anlaşmalardan (….)
adedi 40 yıldan, (….) adedi 20 yıldan uzun, (….) adedi 15 – 20 yıl, (….) adedi 10 – 15 yıl, 800
(….) adedi ise en az 5 yıldan uzun sürelerdir kesintisiz uygulanmaktadır.
Oysa Kılavuz’un ilgili bölümünde de açıkça belirtildiği üzere, dikey anlaşmalardaki
rekabet etmeme yükümlülüklerine ya da bu yükümlülüklerin anlaşmanın esaslı bir
unsuru olduğu hallerde bir bütün olarak ilgili anlaşmaya, 2002/2 sayılı Tebliğ ile
getirilen beş yıllık sürenin üzerinde bir süre için muafiyet tanınması çoğu kez haklı
görülememekte, anlaşma sonucu ortaya çıkan etkinlikler, süresi beş yılı aşan
anlaşmaların yaratacağı pazar kapama etkisini dengelemeye yeterli olarak
değerlendirilememektedir. Tek bir yerde birden fazla marka satmanın fiilen veya
hukuken mümkün olmadığı durumlarda ise; pazar kapama etkisi ancak sözleşme
süreleri sınırlandırılarak hafifletilebilir. 810
Bu açıklamaların sonunda özetle ifade etmek gerekirse, bildirime konu anlaşmaların
ilgili pazarın önemli bir bölümünde rekabeti ortadan kaldıracak nitelikte anlaşmalar
oldukları, bu nedenle 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasının (c)
bendinde yer verilen koşulları taşımadıkları kanaatine varılmıştır.
H.4.3.2.4. Rekabetin (a) ve (b) Bentlerindeki Amaçların Elde Edilmesi İçin Zorunlu
Olandan Fazla Sınırlanmaması Şartı, Shell&Turcas’ın Savunması ve
Değerlendirme
4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca, ilgili piyasanın önemli bir kısmında
rekabetin önemli ölçüde ortadan kaldırılmasına yol açmayacak olan bir anlaşmanın,
tüketicilerin de faydasına olacak şekilde doğuracağı gelişme veya iyileşmelerin 820
rekabeti daha az sınırlayıcı bir yol izlenerek elde edilmesi mümkünse, söz konusu
anlaşmaya muafiyet tanınması mümkün değildir. Buna göre, sınırlama, anlaşmanın
ardında yatan temel amaca uygun ve bunun gerçekleştirilmesi için gerekli olmalıdır.
10-56/1074-403
18
Buna karşın, yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere, bildirim konusu anlaşmalara
18.09.2010 tarihini aşacak şekilde, ilgili istasyona yatırım yapıldığı tarihten itibaren
anılan yatırımın ve makul kar beklentisinin Shell&Turcas tarafından hesaplanan geri
dönüş süreleri kadar muafiyet tanınması halinde söz konusu anlaşmaların, anlaşma
taraflarına özgü ve öznel sayılabilecek ekonomik faydalar dışında 4054 sayılı
Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi anlamında herhangi bir etkinlik
sağlayacak nitelikte olmadıkları ve (b) bendi anlamında önemli ölçüde tüketici yararı 830
sağlamadıkları gibi; ilgili pazarın önemli bir bölümünde de rekabetin ortadan
kaldırılmasına neden olacak nitelikte olduğu değerlendirilmektedir. Söz konusu
anlaşmaların ileri sürülen olumlu sonuçların alınabilmesi için Tebliğ ile getirilen 5 yıllık
genel muafiyet süresi yeterli olup; bunu aşan sürelerin rekabetin gereğinden fazla
sınırlanması sonucunu ortaya çıkardığı görülmektedir.
Bunun yanında bildirime konu anlaşmalarda, ilgili akaryakıt istasyonunda “petrol
ürünlerinin satışı, oto yıkama ve yağlama” konuları ile alakalı işler hakkında, anlaşma
sonrası döneme ilişkin olarak bayiye getirilen rekabet etmeme yükümlülüğünün de
rekabeti gereğinden fazla kısıtlayıcı nitelikte olduğu, bu bakımdan söz konusu
hükümlere de bireysel muafiyet tanınamayacağı kanaatine varılmıştır. 840
Bu tespit ve değerlendirmeler neticesinde; Yatırımlı Bayiler olarak da ifade edilen
bayilerle yapılan bildirime konu 75 anlaşmanın 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin
birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde sayılan koşulları taşımadıkları ve bu
nedenle hepsine birden 2002/2 sayılı Tebliğ ile öngörülen sınırı aşan süreler için
bireysel muafiyet tanınmasının mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
I. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre, bildirim konusu toplam 161
istasyona ilişkin olarak Shell&Turcas Petrol A.Ş. ile bayiler arasındaki dikey
anlaşmalardan;
1. Daha önce üzerinde istasyonlu akaryakıt bayilik faaliyeti yapılmamış 850
arsalar/araziler üzerinde maliyeti Shell&Turcas Petrol A.Ş. tarafından karşılanmak
suretiyle kurulan 86 ayrı istasyona ilişkin anlaşmalara;
- "Bayilerin, anlaşmaların ilk olarak imzalandıkları tarihten itibaren beşinci yılın
sonunda, Shell&Turcas Petrol A.Ş. tarafından üstlenilen ilişkiye özgü yatırımın
varsa kalan süreye tekabül eden bedelini ödeyerek anlaşmaları sona
erdirebilmeleri" konusunda tarafların anlaşmaları koşuluyla, imza tarihinden
itibaren on yıla kadar muafiyet tanınmasına,
- Tarafların yukarıda belirtilen hususlarda anlaşamamaları halinde ise bahse konu 860
dikey anlaşmaların, yapıldıkları tarihten itibaren beş yıl süreyle 2002/2 sayılı
Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden yararlandığına,
2. 18.9.2005 tarihinden sonra Shell&Turcas Petrol A.Ş. tarafından yatırım yapıldığı
belirtilen 75 ayrı istasyonla ilgili olarak bayiler ile Shell&Turcas Petrol A.Ş. arasında
akdedilen dikey anlaşmalara bireysel muafiyet tanınamayacağına, söz konusu
anlaşmaların tamamının 18.9.2005 tarihinden önce yapılmış olmaları ve anılan tarih
itibarıyla bakiye sürelerinin beş yılı aşması nedeniyle 18.9.2010 tarihine kadar 2002/2
sayılı Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden yararlandığına,
870
3. Shell&Turcas Petrol A.Ş. ile bildirime konu bayileri arasındaki dikey anlaşmaların
grup muafiyetinden yararlanacakları sürenin hesaplanmasında; dikey anlaşmanın
başlangıç tarihi olarak EPDK lisans tarihinin esas alınması yönündeki talebin reddine,
10-56/1074-403
19
4. Bildirim konusu bayilik sözleşmelerinde yer alan, anlaşmaların sona ermesinden
sonraki döneme ilişkin olarak alıcıya getirilen bir yıllık rekabet etmeme yükümlülüğüne
ilişkin hükümlerin 2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden
yararlanmadığına, söz konusu hükümlere bireysel muafiyet de tanınamayacağına, bu
nedenle sözleşme metinlerinden çıkarılmasına
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir. 880
Full & Egal Universal Law Academy