Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2010-1-128 (Muafiyet)
Karar Sayısı : 10-56/1077-406
Karar Tarihi : 26.08.2010
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI 10
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, Mehmet Akif ERSİN,
Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY, Murat ÇETİNKAYA,
Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER: Harun GÜNDÜZ, Şamil PİŞMAF
C. BİLDİRİMDE
BULUNAN : Lukoil Eurasia Petrol A.Ş.
Kore Şehitleri Cad. Yüzbaşı Kaya Aldoğan Sok. No:9
Esentepe-Şişli /İstanbul
Temsilcisi: Av. Dr. İ. Yılmaz ASLAN, Av. İ. Ünal DOĞAN 20
Gazi Umur Paşa Sok. Bimar Plaza No:38/8 Balmumcu
Beşiktaş/İstanbul
D. TARAFLAR : Lukoil Eurasia Petrol A.Ş. ve Akpet Akaryakıt Dağıtım A.Ş.
ile anlaşmalı 596 bayi
E. DOSYA KONUSU: Lukoil Eurasia Petrol A.Ş. ile 2005 sonrası kurulan ve
yatırım maliyeti Lukoil tarafından karşılanan 74; 2005 sonrası Lukoil tarafından
yatırım yapılan 76 ve Lukoil tarafından devralınan Akpet Akaryakıt Dağıtım A.Ş.
ile sözleşme imzalamış 446 adet olmak üzere toplam 596 bayii arasındaki
anlaşmalara intifa/kira sözleşmelerinin sonuna kadar bireysel muafiyet verilmesi 30
talebi.
F. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 05.05.2010 tarih ve sırasıyla 3607, 3608 ve
3608 sayılar ile giren ve eksiklikleri en son 06.08.2010 tarihinde tamamlanan üç ayrı
bildirim üzerine, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4 ve 5.
maddeleri ile 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nin ilgili
hükümleri uyarınca yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 20.08.2010 tarih ve
2010-1-128/MM-10-338.HG sayılı Muafiyet Ön İnceleme Raporu, 25.08.2010 tarih ve
REK.0.05.00.00-130/334 sayılı Başkanlık önergesi ile 10-56 sayılı Kurul toplantısında
görüşülerek karara bağlanmıştır.
G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda, dosya kapsamındaki üç ayrı bildirime 40
konu toplam 596 istasyona ilişkin olarak Lukoil Eurasia Petrol A.Ş. ile bayiler
arasındaki dikey anlaşmalardan;
1. Daha önce üzerinde istasyonlu akaryakıt bayilik faaliyeti yapılmamış arsalar/araziler
üzerinde maliyeti Lukoil Eurasia Petrol A.Ş. tarafından karşılanmak suretiyle kurulan
istasyonlara ilişkin anlaşmalara;
- “Bayilerin, anlaşmaların ilk olarak imzalandıkları tarihten itibaren beşinci yılın
sonunda, Lukoil Eurasia Petrol A.Ş. tarafından üstlenilen ilişkiye özgü yatırımın
varsa kalan süreye tekabül eden bedelini ödeyerek anlaşmaları sona erdirebilmeleri”
konusunda tarafların anlaşmaları koşuluyla, imza tarihinden itibaren on yıla kadar
muafiyet tanınabileceği, 50
10-56/1077-406
2
- Tarafların yukarıda belirtilen hususlarda anlaşamamaları halinde ise bahse konu
dikey anlaşmalardan 18.09.2005 tarihinden önce yapılmış olup da anılan tarih
itibariyle bakiye süreleri beş yılı aşanların 18.09.2010 tarihine kadar; 18.09.2005
tarihinden sonra yapılanların ise yapıldıkları tarihten itibaren beş yıl süreyle 2002/2
sayılı Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden yararlanabilecekleri,
2. Yukarıda sayılanlar dışında kalanlardan yine 18.09.2005 tarihinden önce yapılmış
olup da anılan tarih itibariyle bakiye süreleri beş yılı aşanların 18.09.2010 tarihine
kadar, 18.09.2005 tarihinden sonra yapılanların ise yapıldıkları tarihten itibaren beş yıl
süre ile 2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden yararlanma ve uygulanma
olanakları bulunduğu, 60
görüşü ifade edilmiştir.
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
H.1. Bildirimin Konusu
Kurum kayıtlarına intikal eden üç ayrı Menfi Tespit/Muafiyet Bildirim Formu ve
eklerinde;
a) Lukoil tarafından devralınan Akpet Akaryakıt Dağıtım A.Ş. (Akpet) ile anlaşmalı
olarak Akpet markası altında faaliyet gösteren 446 ayrı istasyona,
b) Lukoil’in Akpet’i devralmasından sonra Lukoil markası altında faaliyet göstermeye
başlayan 76 ayrı istasyona ve
c) Lukoil’in Akpet’i devralması sonrası kurulan ve yatırım maliyeti Lukoil tarafından 70
karşılanan 74 ayrı istasyona ilişkin olarak
Lukoil/Akpet ile muhtelif bayileri arasında imzalanan, bayilerin ve/veya bayilerle
bağlantılı üçüncü kişilerin maliki olduğu taşınmazlar üzerinde Lukoil/Akpet lehine kira
veya intifa hakkı tanınmasına ilişkin sözleşmeler ile taraflar arasında imzalanan bayilik
sözleşmelerinden oluşan dikey anlaşmalara, en az ilgili kira veya intifa sözleşmelerinin
süreleri sonuna kadar bireysel muafiyet tanınması için bildirimde bulunulmaktadır.
H.2. Taraflar
Dosyadaki bilgilere göre, Aytemiz Akaryakıt Dağıtım ve Pazarlama A.Ş., genel
kurulunun 06.12.2006 tarihli ve 6698 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde
yayımlanan kararı uyarınca unvan değişikliğine giderek Akpet Akaryakıt Dağıtım A.Ş. 80
unvanıyla faaliyetlerini sürdürmüştür. 2008 yılında Aytemiz Grubu tarafından kontrol
edilen şirket, Rekabet Kurulunun 14.08.2008 tarihli ve 08-50/748-304 sayılı kararı ile
izin verilen işlem neticesinde Lukoil Eurasia Petrol A.Ş.’ye devredilmiştir. Lukoil
Eurasia Petrol A.Ş. hisselerinin yaklaşık %100’ü Lukoil Europe Holdings B.V.’ye aittir.
Lukoil halihazırda Lukoil ve Akpet markalarıyla pazarda faaliyet göstermektedir. EPDK
tarafından hazırlanan 2009 yılı Petrol Piyasası Raporu’nun ilgili bölümüne göre
Lukoil/Akpet’in bayiler aracılığıyla yapılan satışlar bakımından benzin türlerinde pazar
payının %2,32; motorin türlerinde ise yaklaşık %3,49 düzeyinde olduğu görülmektedir.
Bildirim formları ve eklerine göre bildirime konu anlaşmalar; Akpet bayrağı altında
faaliyet gösteren 446 ayrı istasyonla ilgili olarak tam listesi bildirim formu ekinde yer 90
alan 431 ayrı bayi (Akpet Bayileri); daha önce Akpet veya bir başka şirkete ait marka
altında faaliyet göstermekteyken Lukoil’e transfer olan 76 ayrı istasyona ilişkin tam
listesi bildirim formu ekinde yer alan 74 ayrı bayi (Lukoil Bayileri) ve 18.05.2005
sonrasında kurularak yatırım maliyeti Lukoil tarafından karşılandığı bildirilen 74 ayrı
istasyona ilişkin olarak yine tam listesi bildirim formunda yer alan 73 ayrı bayi (Yeni
Bayiler) ile yapılmıştır.
10-56/1077-406
3
H.3. İlgili Pazar
H.3.1. İlgili Ürün Pazarı
Taraflar arasındaki “Bayilik Sözleşmesi”nin kapsamı göz önüne alındığında, bildirime 100
konu işlem çerçevesinde ilgili ürün pazarı, “oto lpg dışında kalan otomotiv yakıtları”
“oto-LPG” ve “madeni yağ” pazarları olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte, emsal Kurul
kararları ve başvurunun içeriği ve etki alanı da dikkate alınarak, değerlendirmede
öncelikle oto-LPG dışında kalan otomotiv yakıtları pazarı göz önünde
bulundurulmuştur.
H.3.2. İlgili Coğrafi Pazar
Gerek beyaz akaryakıt ürünleri, gerekse oto-LPG ve madeni yağ dağıtım faaliyetlerinin
yurt çapında gerçekleştirilmesi ve ilgili hizmetler bakımından rekabet şartlarının
farklılaşmasına neden olacak bir unsur bulunmaması nedeniyle coğrafi pazar,
“Türkiye” olarak kabul edilmiştir. 110
H.4. Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme
H.4.1. Bildirim Kapsamındaki Anlaşmaların Konusu ve Niteliği
2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nin 2. maddesinde
üretim ve dağıtım zincirinin farklı seviyelerinde faaliyet gösteren iki ya da daha fazla
teşebbüs arasında belirli mal veya hizmetin alımı, satımı veya yeniden satımı amacıyla
yapılan anlaşmalar dikey anlaşma olarak tanımlanmaktadır.
Rekabet Kurulunun akaryakıt sektöründe uygulanan dikey anlaşmalara ilişkin olarak
almış olduğu geçmiş ve yakın tarihli çok sayıda kararlar ve Kuruma yapılan başvurular
çerçevesinde, akaryakıt sektöründe dikey anlaşmaların çeşitli şekillerde kuruldukları
görülmektedir. Bunlardan en yaygın olarak görülen anlaşma türünde, akaryakıt 120
istasyonu ya da istasyon inşasına elverişli arsa/arazi maliki bayii adayı ile dağıtıcı
arasında bayilik ilişkisinin kurulmasına esas teşkil eden bir protokol yapılmakta, söz
konusu protokolde yüklenilen taahhüde istinaden, malik tarafından dağıtıcı lehine ilgili
taşınmaz üzerinde uzun süreli intifa hakkı tanınmasını müteakiben taraflar arasında
ayrıca bayilik sözleşmesi yapılmaktadır.
Bir başka anlaşma türünde ise bayilik faaliyeti yürütmek isteyen ancak akaryakıt
istasyonu sahibi olmayan kişiler, malik ile anlaşarak taşınmaz üzerinde kira hakkı elde
etmekte, söz konusu kira hakkına istinaden herhangi bir dağıtıcı ile bayilik ilişkisi
kurulmaktadır. Bu süreçte, dağıtıcı ile prensipte anlaşılmasının ardından dağıtıcı, bayi
adayı ve malik arasında üçlü bir protokol yapılmakta; söz konusu protokol gereğince 130
malik tarafından ilgili taşınmaz üzerinde dağıtıcı lehine intifa hakkı tanınmakta;
nihayetinde dağıtıcı ile taşınmaz üzerinde kira hakkını elinde bulunduran bayi arasında
da bayilik sözleşmesi imzalanmaktadır.
Yine sektörde yaygın olarak görülen bir başka anlaşma türünde de daha önce dağıtıcı
lehine ilgili taşınmaz üzerinde intifa hakkı tanıyan malik ile dağıtıcı arasında bayilik
sözleşmesi yapılmakta ve istasyon bir müddet malik tarafından bayi sıfatıyla
işletilmektedir. Daha sonra malik ile dağıtıcı arasındaki sözleşme herhangi bir sebeple
sona erdiğinde, malik tarafından bulunan ve dağıtıcı tarafından onaylanan üçüncü bir
kişi bayilik faaliyetini devralmakta ya da işletme hakkı doğrudan dağıtıcı tarafından
üçüncü bir kişiye kullandırılmaktadır. 140
Kuşkusuz sektörde yukarıda sayılanlar dışında da çeşitli şekillerde kurulan dikey
ilişkiler bulunmaktadır. Bildirim formlarında ise bildirime konu anlaşmalardan hangisinin
ne şekilde kurulduğuyla ilgili detaylı açıklamalara yer verilmemekle birlikte anılan
anlaşmalara ilişkin örnek mahiyetinde birer adet bayi ile yapılan dikey anlaşmalar
kapsamındaki sözleşmeler sunulmuş, her bir bildirim bakımından ekli listede yer alan
10-56/1077-406
4
diğer bayilerle yapılan anlaşmaların da örnek olarak verilen duruma benzer olduğu
beyan edilmiştir. Bununla birlikte Yeni Bayiler olarak adlandırılan 74 ayrı istasyonla ilgili
olarak muafiyet talep edilen dikey anlaşmaların tamamının 18.09.2005 tarihinden
sonra yapılan ve istasyonlara özgü yatırım bedelinin Lukoil tarafından karşılandığı
istasyonlar olduğu; her üç bildirime konu anlaşmaların intifa veya kira gibi haklar 150
sebebiyle hâlihazırda kesintisiz olarak devam etmekte oldukları belirtilmiştir.
Yeni Bayilere ilişkin bildirim formunun ekinde yer alan Lukoil ile Ayako Petrol Ürn. Paz.
Nak. Tur. Otom. Tic. San. Ltd. Şti. (Ayako) ile yapılan anlaşma, taraflar arasında
04.05.2007 tarihinde imzalanan bayilik sözleşmesinden ve 20.06.2007 tarihinde
düzenlenen ve ilgili istasyon üzerinde Lukoil lehine 20 yıl süreli intifa hakkı
tanınmasına ilişkin resmi senetten oluşmaktadır.
Akpet Bayilerine lişkin bildirim formunun ekinde yer alan Akpet ile Adem Köksal
Oğulları Koll. Şti. (Adem Köksal) ile yapılan anlaşma, taraflar arasında 22.12.2006
tarihinde imzalanan ve 25.01.2007 tarihinden itibaren geçerli bayilik sözleşmesi ile
26.01.2007 tarihinde düzenlenen ve ilgili istasyon üzerinde Akpet lehine 20 yıl süreli 160
intifa hakkı tanınmasına ilişkin resmi senetten oluşmaktadır.
Lukoil Bayilerine ilişkin bildirim formunun ekinde yer alan Lukoil ile Celal Özdemir
Petrol Ticaret ve Sanayi Ltd. Şti. (Celal Özdemir) arasında yapılan dikey anlaşma ise
Lukoil’in sahip olduğu Akpet (eski unvanıyla Aytemiz Akaryakıt Dağıtım ve Pazarlama
A.Ş.) Celal Özdemir arasında 20.12.2005 yılında yapılan ve 12.02.2007 tarihinden
itibaren geçerli işletme sözleşmesi ve 07.03.2007 tarihinde düzenlenen ve ilgili
istasyon üzerinde Akpet lehine 21.02.2007 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle intifa hakkı
tanınmasına ilişkin düzenlenen resmi senet ile başlamış, süreç içerisinde 10.10.2009
tarihinde Lukoil ile Celal Özdemir arasında yeni bir bayilik sözleşmesi imzalanmış olup
dikey ilişki hâlihazırda kesintisiz olarak sürmektedir 170
Bildirimlere konu anlaşmaların tamamı, bayilerin Lukoil/Akpet’ten satın alacağı petrol
ürünleri ile konusuna uygun diğer ürünleri, istasyonlu bayilik faaliyeti çerçevesinde
yeniden satışına ilişkindir. Bunun yanında her üç bildirime konu anlaşmalarda, bayilerin
anlaşmalara konu ürünleri münhasıran Lukoil/Akpet’ten veya Lukoil/Akpet tarafından
belirlenen ikmal kaynaklarından alacağı; başka kaynaklardan temin edeceği
anlaşmaya konu ürünleri satmayacağı hükme bağlanmıştır.
Bu açıdan, Lukoil ile gerek Akpet Bayileri, gerek Lukoil Bayileri ve gerekse Yatırımlı
Bayiler arasında imzalanan protokoller, bayilik sözleşmeleri, emanet sözleşmeleri ve
benzerleri ile bunlarla bağlantılı intifa hakkı ya da uzun süreli kira hakkı kurulmasına
ilişkin resmi senetler ve sözleşmeler, bayi üzerine rekabet yasağı getiren dikey 180
anlaşmalar niteliğinde olup 2002/2 sayılı Tebliği’de yer alan düzenlemelere tabidir.
H.4.2. Bildirime Konu Akaryakıt Bayilik Sözleşmeleri, Tamamlayıcı Nitelikteki
Protokoller ve İntifa Hakkı Senetlerinin 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin
Grup Muafiyeti Tebliği Bakımından Değerlendirilmesi
2002/2 sayılı Tebliğ’in 3. maddesinde rekabet etmeme yükümlülüğü “alıcının anlaşma
konusu mal veya hizmetlerle rekabet eden mal veya hizmetleri üretmesini, satın
almasını, satmasını ya da yeniden satmasını engelleyen doğrudan veya dolaylı her
türlü yükümlülük” olarak ifade edilmiştir. Tebliğ’in 5(a) maddesinde yer alan, “alıcıya
getirilen belirsiz süreli veya süresi beş yılı aşan rekabet etmeme yükümlülüğü içeren
dikey anlaşmaların Tebliğ ile tanınan muafiyetten yararlanamayacağı” hükmü, Yargı ve 190
Kurul kararları gereğince akaryakıt sektöründe yapılan dikey anlaşmalar bakımından
da uygulanmaktadır.
Rekabet Kurulunun geçmiş tarihli kararlarında, akaryakıt bayilik sözleşmeleri ile birlikte
akdedilen intifa veya tapuya şerh edilmiş kira sözleşmelerinden oluşan dikey
10-56/1077-406
5
anlaşmalar bakımından beş yıllık muafiyetten yararlanma sürelerinin hesaplanmasında
hangi tarihlerin esas alınacağı açıklığa kavuşturulmuştur. Buna göre, taraflar arasında
süregelen rekabet yasağına dayalı dikey ilişkiye başlangıç teşkil eden ilk anlaşmanın
yapıldığı tarih beş yıllık muafiyetten yararlanma süresinin başlangıcı olarak esas
alınmaktadır. Taraflar arasındaki, rekabet yasağı içeren bayilik sözleşmesi ile birlikte
intifa, tapuya şerh edilmiş kira gibi sözleşmelerin hepsinin aynı anda ortadan kalktığı 200
tarih ise rekabet yasağının sona erme tarihi olarak değerlendirilmektedir.
Akaryakıt sektöründeki dikey anlaşmalara ilişkin Danıştay 13. Dairesi kararları da
yukarıda yapılan değerlendirmeleri haklı kılacak niteliktedir. Söz konusu kararlarda;
akaryakıt sektöründe yer alan dikey anlaşmaların rekabet hukuku çerçevesinde
sorunlu hale gelmesindeki en önemli unsurun, uzun süreli anlaşmalar ve bu sürelere
ilişkin mülk sahibi bayiden alınan kira/intifa hakları olduğu belirtilerek, sözleşmelerle
ticari anlamda bağlı olan bayilerin her beş yılda bir başka dağıtım firmalarıyla
çalışabilme imkânına ve sektörde oluşacak kapama etkisine vurgu yapılmıştır. Nitekim
Rekabet Kurumu tarafından Kurum internet sitesinde yayımlanan 12.03.2009 tarihli
duyurunun, akaryakıt sektöründe intifa sözleşmelerinin muafiyetten yararlanma 210
süresinin en fazla beş yıl olarak belirlendiğine ilişkin Rekabet Kurulu'nun 05.03.2009
tarihli, 09-09/186-56 ve 09-09/187-57 sayılı kararlarının ve 2002/2 sayılı Dikey
Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği'nin 5. maddesinin (a) bendinin iptali talebi
üzerine Danıştay 13. Dairesi’nin E. 2009/3044, K. 2010/5458 sayılı kararında;
“…Rekabet Kurulu tarafından bayilik sözleşmeleriyle bu sözleşmeye süre yönünden
etkisi bulunabilen intifa hakkı, kira sözleşmesi ve kredi sözleşmesi gibi sözleşmeleri
birlikte değerlendirerek, bayi ile dağıtıcı arasında kurulacak ilişkinin sektörü rekabete
kapama etkisinin ortadan kaldırılması ve her beş yılda bir bayinin başka bir dağıtıcıyla
çalışabilmesi amacıyla, bu alanda rekabetin tesisine yönelik olarak alındığı anlaşılan
Kurul kararlarında ve bu kararların sektörde faaliyette bulunan teşebbüslere 220
duyurulmasına yönelik işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.”
şeklinde hüküm kurulmuş ve Rekabet Kurulunun yaklaşımı benimsenmiştir.
Danıştay’ın TOTAL/Akdağ dosyasında Rekabet Kurulu kararına karşı Danıştay 13.
Dairesi’nin E.2006/1604 sıra numarasına kayden açılan dava sonucunda verilen
13.5.2008 tarihli ve K.2008/4196 sayılı kararda da, Total’in bayiyle kurmuş olduğu
hukuki ilişkinin yani taraflar arasındaki dikey anlaşmanın temelinin işletme sözleşmesi
ve kira sözleşmesi olmak üzere iki sözleşmeye dayandığı belirtildikten sonra şu
ifadelere yer verilmektedir:
“…İşletme sözleşmesinin birer yıl süreli yapıldığı ve bu sözleşmenin 1.3.2005 tarihinde
Total tarafından tek taraflı olarak feshedildiği anlaşılmakla birlikte, kira sözleşmesinin 230
işletme sözleşmesine olan etkisi nedeniyle işletme sözleşmesi de kira sözleşmesiyle
birlikte 2017 yılı itibarıyla sona erecek bulunduğundan, taraflar arasında imzalanan
işletme sözleşmesinin süresinin belirsiz hale geldiği yolunda ciddi bulguya
ulaşılmaktadır…”
Söz konusu kararda Danıştay tarafından, bayilik sözleşmesi feshedilmiş olsa da kira
sözleşmesinin işletme sözleşmesine olan etkisine işaret edilmiş, bu sürede mal ve
hizmet alım satımının gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirmeye alınmamıştır.
Tüm bu açıklamalar ışığında, gerek Rekabet Kurulu gerekse yargı kararları uyarınca:
- Bildirim formları ekli listelerinde yer alan Akpet Bayileri ve Lukoil Bayileri ile
Lukoil/Akpet arasındaki dikey anlaşmalardan 18.09.2005 tarihinden önce 240
yapılanların 18.09.2010 tarihine kadar; 18.09.2005 tarihinden sonra yapılanları
ise yapıldıkları tarihten itibaren beş yıl süreyle,
10-56/1077-406
6
- Dosya mevcudu bilgilere göre tamamı 18.09.2005 tarihinden sonra yapıldığı
anlaşılan, “Yeni Bayiler”le Lukoil arasında yapılan dikey anlaşmaların ise
yapıldıkları tarihten itibaren beş yıl süreyle,
2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden yararlanma ve uygulanma
imkânlarının bulunduğu anlaşılmaktadır.
H.4.3. Bireysel Muafiyet Değerlendirmesi
4054 sayılı Kanunun “Muafiyet” başlıklı 5. maddesine göre, Rekabet Kurulu, bu
maddede belirtilen koşulların tamamının varlığı halinde teşebbüsler arası anlaşma, 250
uyumlu eylem ve teşebbüs birlikleri kararlarının 4. madde hükümlerinin
uygulanmasından muaf tutulmasına karar verebilir: Bu koşullar 5. maddenin birinci
fıkrasında;
a. Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve
iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması,
b. Tüketicinin bundan yarar sağlaması,
c. İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması,
d. Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olandan
fazla sınırlanmaması
şeklinde sayılmıştır. Başvuruya konu dikey anlaşmaların yukarıda yer alan muafiyet 260
koşullarını taşıyıp taşımadığına ilişkin değerlendirmelere aşağıda yer verilmiştir.
H.4.3.1. Lukoil ile “Yeni Bayiler” Arasında Yapılan Anlaşmalar Bakımından
Değerlendirme
Lukoil ile Yeni Bayiler arasında imzalanan Protokoller, Akaryakıt Bayilik Sözleşmeleri
ve bunlarla bağlantılı intifa haklarına ilişkin resmi senetlerden oluşan dikey anlaşmalar,
rekabet etmeme yükümlülüğü sürelerinin beş yılı aşması nedeniyle 2002/2 sayılı
Tebliğ’in sağladığı grup muafiyetinden yararlanamadığından, başvurulardaki talep
doğrultusunda, başvurular hakkında 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi çerçevesinde
bireysel muafiyet incelemesi yapılması gerekmektedir. İşbu dosya kapsamındaki
bireysel muafiyet incelemesinde, Rekabet Kurulunun daha önce almış olduğu benzer 270
konulu anlaşmalara ilişkin Kararlarında1 yapmış olduğu ayrıntılı değerlendirmelerden
yararlanılmıştır. Söz konusu kararlarda, dağıtıcıların bayileri ile aralarındaki dikey
anlaşmalara 5 yılın üzerinde bireysel muafiyet tanınabilmesi için;
- Daha önce üzerinde hiçbir gerçek ve/veya tüzel kişi tarafından akaryakıt bayilik
faaliyeti yapılmamış arsalar/araziler üzerinde kurulacak yeni akaryakıt
istasyonlarına ilişkin olması,
- Akaryakıt istasyonlarına özgü yatırımların dağıtıcı tarafından üstleniliyor olması,
- Bayilerin 5. yılın sonunda, dağıtım şirketi tarafından üstlenilen ilişkiye özgü
yatırımın varsa kalan süreye tekabül eden bedelini ödeyerek anlaşmaları sona
erdirebilmeleri konusunda tarafların anlaşmaları 280
şartlarının karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda, benzer
nitelikteki bireysel muafiyet başvurularının değerlendirilmesinde de bu kriterlerin birlikte
göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
Dosya mevcudu bilgiler çerçevesinde, Lukoil tarafından Yeni Bayilerle yapılan dikey
anlaşmaların tamamının 18.09.2005 tarihinden sonra açılan ve yatırım maliyeti Lukoil
tarafından karşılanan toplam 74 ayrı istasyona ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
1 Rekabet Kurulunun 25.02.2010 tarihli ve 10-19/229-87 ile 10-19/ 228-86 sayılı ve 18.03.2010 tarih ve 10-24/338-
122 sayılı Kararları.
10-56/1077-406
7
Yukarıda yer verilen şartlar göz önünde bulundurularak yapılacak değerlendirmede,
söz konusu istasyonların daha önce üzerinde akaryakıt bayilik faaliyeti yapılmayan
arsalar/araziler üzerinde kurulmuş yeni istasyon olmaları nedeniyle, Rekabet
Kurulunun daha önce almış olduğu benzer konulu anlaşmalara ilişkin kararlarında da 290
getirilen söz konusu koşulları karşıladığı; bu çerçevede anılan istasyonlara ilişkin
olarak Yeni Bayiler ile Lukoil arasında akdedilen dikey anlaşmalar bütününe, bu
bayilerin, “anlaşmaların ilk olarak imzalandıkları tarihten itibaren beşinci yılın sonunda,
Lukoil tarafından üstlenilen ilişkiye özgü yatırımın varsa kalan süreye tekabül eden
bedelini ödeyerek anlaşmaları sona erdirebilmeleri” konusunda tarafların anlaşmaları
koşuluyla, imza tarihinden itibaren on yıla kadar muafiyet tanınabileceği sonucuna
varılmıştır.
Benzer şekilde Lukoil ile Akpet Bayileri ve Lukoil Bayileri arasında yapılan anlaşmalara
ilişkin bildirim formları ekli listesinde yer almakla birlikte, yukarıda belirtilen koşulların
tamamını sağlayan bayiler bakımından da bu bayilerin, “anlaşmaların ilk olarak 300
imzalandıkları tarihten itibaren beşinci yılın sonunda, Lukoil tarafından üstlenilen
ilişkiye özgü yatırımın varsa kalan süreye tekabül eden bedelini ödeyerek anlaşmaları
sona erdirebilmeleri” konusunda tarafların anlaşmaları koşuluyla, imza tarihinden
itibaren on yıla kadar muafiyet tanınabileceği kanaatine varılmıştır.
H.4.3.2. Lukoil/Akpet ile Lukoil Bayileri ve Akpet Bayileri Arasında Yapılan
Anlaşmalar Bakımından Değerlendirme
Bildirim formları incelendiğinde, Lukoil Bayileri ve Akpet Bayilerine ilişkin olarak yapılan
iki ayrı bildirimde, söz konusu bildirimler kapsamındaki anlaşmalardan hangilerinin
daha önce üzerinde akaryakıt bayilik faaliyeti yapılmayan arsalar/araziler üzerinde
kurulmuş olup da yatırım maliyeti Lukoil/Akpet tarafından karşılanan [yeni] istasyonlara 310
ilişkin olduğu konusunda bir bilgi bulunmadığı görülmektedir. Bununla birlikte bu
bölümde yer verilen değerlendirmeler, anılan türden yeni istasyonlara ilişkin yapılan
anlaşmalar bakımından geçerli değildir.
H.4.3.2.1. Malların Üretim ve Dağıtımı ile Hizmetlerin Sunulmasında Yeni Gelişme
ve İyileştirmelerin Ya Da Ekonomik veya Teknik Gelişmenin Sağlanması Şartı,
Lukoil’in Etkinlik Savunması ve Değerlendirme
Bu koşulun sağlandığının kabulü için üretimin ve dağıtımın iyileştirilmesi, teknik ve
ekonomik gelişmenin artması ve bunun net pozitif etkilerle sonuçlanması, etkinlik
artışının nesnel olarak gösterilebilmesi gerekmektedir.
Bu noktada, mehaz mevzuatın uygulanması konusundaki ATAD içtihadı, taraflara özgü 320
olan, yani öznel sayılabilecek ekonomik faydaların kabul edilemeyeceğini
gösterdiğinden, Komisyon’un Uygulama Rehberi; ileri sürülen etkinlik artışının niteliği,
anlaşma ile etkinlik artışı arasındaki bağlantı, iddia edilen etkinlik artışının büyüklüğü
ve gerçekleşme olasılığı, bunun nasıl ve ne zaman ortaya çıkacağı ve etkinlik artışına
ulaşmanın maliyeti konularında ikna edici açıklamaların bulunması gerektiğini
belirtmektedir.
Benzer şekilde Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’un 110. paragrafında da “Bu
etkinliklerin gerçekleştirilmiş olması ve net pozitif etkilere yol açması gereklidir.
Bedavacılıktan kaçınma gibi spekülatif iddialar veya maliyetlerden tasarruf sağlama
gibi genel açıklamalar kabul edilemez. Sadece pazar gücünden veya rekabeti bozucu 330
davranıştan kaynaklanan maliyet avantajları kabul edilemez” ifadeleri bulunmaktadır.
Lukoil tarafından yapılan başvuruda, Lukoil’in pazara yeni giren ve pazar payı düşük
bir teşebbüs olduğu, pazarda hâlihazırda bulunan gerek marka bilinirliği gerekse
finansal açıdan güçlü rakipleriyle ancak yüksek yatırımlar yaparak rekabet edebildiği
ifade edilmektedir. Lukoil’in asıl hedefinin bayileri arasında yüksek bir hizmet ve kalite
10-56/1077-406
8
standardı sağlayarak ülke genelinde örgütlenmiş modern bir dağıtım ağı oluşturmak
olduğu belirtilmektedir. Bildirime konu anlaşmalar yoluyla ürün dağıtım ve tedarik
zincirinde devamlılığın sağlanacağı ve dağıtıcının üretim planlamalarını rasyonel bir
temele oturtabileceği ifade edilmektedir. Bayilere maddi/nakdi destek sağlanarak
piyasa koşullarında kendi rakipleriyle daha güçlü bir biçimde rekabet etme imkânı 340
verildiği, finansal yapılarının sağlamlaştırılmaya çalışıldığı öne sürülmektedir. Bu
şekilde hem bayiin kapasitesinin arttığı, hem de bu destek olmasaydı veremeyeceği
hizmetlerin verilebilir hale geldiği iddia edilmektedir. Faal bir bayi açısında söz konusu
desteklerin, kullanım ömrü dolmuş ekipmanların yenilenmesi ve hizmet kalitesinin
artırılmasına yönelik yeni yatırımlar yapılması için kullanıldığı belirtilmektedir. Yine bu
çerçevede Lukoil’in Türkiye’deki faaliyetlerine bugüne kadar (……….) ABD Doları
yatırım yaptığı ve fiili durumda kimi istasyonlara yapılan yatırımların geri dönüş
süresinin intifa hakkı süresince dahi mümkün olmadığı bildirilmiştir.
Yukarıda sayılan hususlar yanında, Lukoil tarafından yapılan yatırımların bayilerde
istihdam edilen personel sayısına etkisi, istasyonların mevcut güvenlik standartlarını 350
korumalarındaki payı, çevreye olan olumlu etkiler gibi unsurlar dile getirilmiş ve bu
yatırımların bayiler tarafından üstlenilmesi halinde, ülke genelindeki tüm bayilerin
benzer satış hacimlerine ve karlılık oranlarına sahip olmamaları nedeniyle genel olarak
bayilerin hizmet kalitelerinin düşeceği önce sürülmüştür. Diğer yandan muafiyet
verilmemesi halinde Lukoil’in bayilerinde bulunan alacakları nedeniyle bayilere karşı
davalar açılmak zorunda kalınacağı, dolayısıyla muafiyet tanınmasının bu davaların
önüne geçerek usul ekonomisi sağlayacağı ifade edilmiştir.
Lukoil tarafından öne sürülen etkinlik kazanımlarının değerlendirilmesi ve bildirime
konu muafiyet talebinin söz konusu etkinlik artışlarıyla ilgisinin ve/veya bu etkinlik
kazanımlarının gerçekleşebilmesi bakımından, talep edilen muafiyetin gerekli olup 360
olmadığının ortaya konulabilmesi için öncelikle bildirime konu 446’sı Akpet, 76’sı Lukoil
bayi olmak üzere toplam 522 istasyona ilişkin olarak Lukoil ile bayilerin kesintisiz
olarak sürdürdükleri dikey anlaşmaların sürelerinin irdelenmesi gerekmektedir.
Lukoil tarafından yapılan başvuru ekinde, bahse konu 522 bayi ile yapılan intifa yahut
kira gibi tapusal hak içeren çeşitli anlaşmaların ve bayilik sözleşmelerinin tarihlerine
yer verilmiştir. Bununla birlikte, Yatırımlı Bayiler ile ilgili bildirim formunda, söz konusu
anlaşmaların tamamının 18.09.2005 tarihinden önce başladığı belirtilmekle birlikte bazı
anlaşmalar bakımından yalnızca en son sözleşme yenilenme tarihine yer verilebildiği,
bazı anlaşmaların ise kesin başlangıç tarihlerine yer verilemediği görülmektedir. Bu
nedenle 06.08.2010 tarihli ve 6262 sayılı yazı ekindeki söz konusu listede yer alan 370
anlaşmalardan bazılarının tarihlerinin esas itibarıyla çok daha gerilere gitme ihtimalinin
bulunduğu değerlendirilmektedir.
Bu noktada, bildirim formuna ekli listede yer alan bayiler ve bu bayilerle yapılan
anlaşmaların kesintisiz olarak uygulandığı süreler incelenerek oluşturulan tablo
aşağıda sunulmuştur. Söz konusu tabloda, bildirim formuna anlaşma başlangıç tarihine
yer verilmeyen ya da en son tarihli bayilik sözleşmesi tarihine yer verilen anlaşmalar en
az 5 yıl olarak gösterilmiştir:
Tablo 1: Akpet Bayileri Bildirimine konu Lukoil (Akpet) bayilerine ilişkin sözleşme bilgileri
Uygulama süresi (Yıl) Anlaşma Sayısı
(….) (….)
(….) (….)
(….) (….)
Toplam (….)
380
10-56/1077-406
9
Tablo 2: Lukoil Bayileri Bildirimine konu Lukoil bayilerine ilişkin sözleşme bilgileri
Uygulama süresi (Yıl) Anlaşma Sayısı
(….) (….)
(….) (….)
(….) (….)
Toplam (….)
İnceleme konusu ürünün özelliği ile dağıtım ve perakende satış noktalarındaki
standardizasyon dikkate alındığında, akaryakıt dağıtım anlaşmalarının, bireysel
muafiyetin ilk koşulu olan yeni ürün veya üretim tekniklerinin bulunması ve geliştirilmesi
bakımından uygun bir zemin teşkil etmediğini vurgulamak gerekmektedir. Diğer
yandan Lukoil tarafından, bireysel muafiyet tanınması halinde muafiyetin ilk koşulunun
gerçekleşmiş olacağına yönelik olarak yapılan etkinlik savunmasının da dikey
anlaşmaların bilinen, genel mahiyetli yararlarına işaret ettiği görülmektedir. Bunların 390
yanında, yine Lukoil’in pazara yeni giriş yapan bir teşebbüs olduğu, bildirim formunda
talep edilen süreler kadar muafiyet tanınması halinde, mevcut dağıtıcıların dikey
bütünleşik yapısı, marka bilinirliği, şehir merkezlerinde yer alan istasyonlar bakımından
üstünlükleri dikkate alındığında, Lukoil’in pazarda tutunabilmesi ve özellikle dört büyük
dağıtıcıya karşı rekabetçi bir baskı yaratabilmesinin sağlanabileceği şeklindeki
açıklamalar ise; büyük ölçüde anlaşma taraflarına özgü ekonomik faydalar
niteliğindedir.
Yukarıda da işaret edildiği üzere, Lukoil tarafından yapılan açıklamaların
değerlendirilmesinde, bahse konu anlaşmaların niteliğinin ve uygulama sürelerinin
dikkate alınması gerekmektedir. Tablo 1 ve 2’den de görülebileceği üzere, mezkûr 400
anlaşmalardan (….) tanesi 10 yılı aşkın süredir sürmekteyken, anlaşmaların yarısından
fazlası ise en az beş yıl veya daha uzun süredir kesintisiz olarak uygulana gelen dikey
anlaşmalar niteliğindedir. Bunun da ötesinde, bildirim formu ekinde yer verilen örnek
bayilik sözleşmelerinden de görüleceği üzere, her bir anlaşma kapsamında, ilgili
anlaşmaya konu akaryakıt istasyonu üzerinde Lukoil (Akpet) lehine tesis edilen intifa
ya da kira gibi haklar nedeniyle, söz konusu istasyonlarda Lukoil ürünleriyle rekabet
eden bir başka dağıtım şirketine ait ürünlerin satışının yapılmasının mümkün olmadığı;
dolayısıyla her bir istasyonu işleten bayiler üzerine anlaşmalar süresince kesintisiz
olarak rekabet etmeme yükümlülüğü getirildiği de gözden kaçırılmamalıdır.
Bu nedenlerle, bildirime konu anlaşmaların, bildirim formunda yer verilen türden etkinlik 410
artışlarını sağlayacak nitelikte oldukları kabul edilse dahi anlaşmaların söz konusu
etkinlik artışlarının ortaya çıkması için yeterince uzun sürelerdir uygulanmış
olduklarının; dolayısıyla mevcut anlaşmaların, yapılan yeni yatırımlar veya Lukoil’in
pazarda tutunabilmesi ve diğer dağıtıcılarla rekabet edebilir hale gelmesi
gerekçeleriyle, anlaşmaların ilgili intifa ya da kira sürelerinin sonuna kadar daha
uygulanmasının üretimin ve dağıtımın iyileştirilmesi, teknik ve ekonomik gelişmenin
artması anlamında ilave bir etkinlik artışına yol açma ihtimali bulunmadığının kabulü
gerekmektedir. Daha açık ifade etmek gerekirse, uzun süredir uygulana gelen bildirim
konusu anlaşmalar yoluyla Lukoil hali hazırda son derece önemli bir dağıtım ağına
kavuşmuş, daha önce yapılan yatırımlar sayesinde dikey anlaşmaların bildirim 420
formunda da bahsedilen türden genel mahiyetli etkinlik artışları zaten gerçekleşmiştir.
Kaldı ki Lukoil tarafından özellikle Lukoil pazara girdikten sonra Lukoil’e transfer olan
bayilerle yapılan anlaşmalar bakımından muafiyet nedeni olarak gösterilen bu tür
yatırımların, ürün satışının aynı zamanda bir hizmet vasfı taşıdığı pek çok sektörde
faaliyet gösteren dağıtıcılar tarafından da alıcılarına ait iş yerlerine yapıldığı
bilinmektedir. Ancak hemen hiçbir durumda bu tür yatırımlar, dikey anlaşmalardaki
rekabet etmememe yükümlülüklerine ilişkin olarak getirilen beş yıllık muafiyet süresinin
uzatılmasına bir gerekçe teşkil etmemektedir. Sayılan diğer hususlar ise büyük ölçüde
anlaşma taraflarına özgü ekonomik faydalar niteliğindedir. Bu nedenlerle gerek Akpet
10-56/1077-406
10
bayrağı altında faaliyet gösteren istasyonlara ilişkin olarak Akpet Bayileri ile yapılan 430
anlaşmaların gerekse Lukoil’e transfer olan istasyonlara ilişkin olarak Lukoil Bayileri ile
yapılan anlaşmaların hepsinin birden 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci
fıkrasının (a) bendinde sayılan koşulu sağladığının kabul edilmesi mümkün değildir.
H.4.3.2.2. Tüketicinin Ortaya Çıkan Ekonomik veya Teknik Gelişmeden Yarar
Sağlaması Şartı, Lukoil’in Savunması ve Değerlendirme
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi anlamında rekabeti sınırlayıcı etkileri olan bir
anlaşmanın muafiyet alabilmesi için tüketicinin ekonomik gelişmeden yarar sağlaması
ve ortaya çıkacak faydadan tüketicinin adil bir pay alması bir diğer koşuldur. Tüketiciye
yansıyacak yararlar kapsamında; fiyatlarda sağlanacak düşüş, kalitenin ve ürün
çeşitliliğinin arttırılması, mal veya hizmet arzında devamlılığın sağlanması gibi hususlar 440
sayılabilir.
Lukoil tarafından, bu madde bakımından yapılan savunmada, ürün farklılaştırmasının
fazla önem taşımadığı ve yoğun bir fiyat rekabetinin bulunmadığı ilgili pazar
bakımından, yapılan yatırımların istasyonların sayısını, hizmet kalitesini ve güvenlik
düzeyini artıracağı, anlaşmalar sayesinde tüketicilerin anlaşmalara konu ürünleri daha
düzenli, güvenli ve çabuk elde edebilecekleri belirtilmiştir. Bunun yanında bayinin
finansman konusundaki rahatlığının tüketicilere esnek şartlarla satış yapmasına,
tüketicilerin indirimli ya da hediyeli ürünler almasına olanak tanıyacağı öne
sürülmektedir.
Bildirim formunda da ifade edildiği üzere, petrol piyasasında satışa sunulan ürünlerin -450
özellikle ulusal marker uygulamasından sonra- büyük ölçüde homojen nitelikte
olmaları, rafinaj ve dağıtım kademelerinde yeterince rekabetçi bir yapının
bulunmaması, pompa satış fiyatları içerisinde dolaylı vergilerin payının çok yüksek
olması gibi nedenlerle, farklı dağıtıcılarca ülke genelinde uygulanan akaryakıt
fiyatlarının birbirine çok yakın düzeylerde seyrettiği dikkate alındığında, dikey
anlaşmalar bakımından getirilecek kolaylıklar sonucunda fiyatlarda tüketiciye doğrudan
yansıyacak hissedilir bir düşüş beklentisinin gerçekçi olmayacağı açıktır. Buna karşın
bildirim formunda, Lukoil gibi yeni giriş yapan bir şirketin eksik olan bu fiyat rekabeti
gibi etkinlik yaratacak bazı uygulamaları başlatabileceği iddia edilmektedir.
Somut olarak bakıldığında da akaryakıt ürünlerinde rekabetçi bir fiyatlandırmanın 460
olmadığına işaret eden olgular mevcuttur. Bilindiği üzere 2009 yılının ortalarında, uzun
süreli intifa sürelerine dayalı anlaşmaların yürürlükte olduğu dönemde ortaya çıkan
fiyatlandırma yapısına EPDK tarafından müdahale edilmiştir. EPDK tarafından yapılan
tavan fiyat müdahalesinin en önemli gerekçeleri, ilgili pazarda fiyatların dünya
fiyatlarına kıyasla ve yalnızca dolaylı vergi oranlarıyla açıklanamayacak derecede
yüksek olması ve pazardaki dağıtıcılar tarafından uygulanan fiyatların neredeyse aynı
sayılabilecek kadar birbirine yakın seyretmesidir. Yalnızca dikey anlaşmalara dayalı
katı yapıyla açıklanması mümkün olmamakla birlikte ortaya çıkan bu sorunlar, uzun
süreli sözleşmelere dayalı yapının fiyatlandırma bakımından olumlu sonuçlar
doğurmadığını göstermektedir. Bu nedenle hâlihazırda uzun yıllardır uygulana gelen 470
anlaşmalara intifa ya da kira süreleri sonuna kadar ilave muafiyet tanınması halinde,
bildirim formunda da ifade edildiği üzere, fiyatlarda tüketici lehine bir değişme
yaşanması olası görünmemektedir.
Diğer yandan Lukoil tarafından öne sürülen; tüketicinin seçme imkânının yükselmesi,
hizmet kalitesinin artması, tüketicinin ürüne daha kolay ulaşması gibi hususlar ise
dikey anlaşmaların bilinen ve genel olarak varlığı kabul edilen faydaları olmakla birlikte,
bir önceki bölümde de detaylı olarak açıklandığı üzere bu tür faydaların ortaya çıkması
için bildirime konu anlaşmalar yeterince uzun bir süredir uygulanmış olup söz konusu
anlaşmalara bildirim formunda talep edilen süreler kadar muafiyet tanınması
10-56/1077-406
11
durumunda tüketiciye yansıyacak ilave bir yarar ortaya çıkması mümkün 480
görünmemektedir.
H.4.3.2.3. İlgili Pazarın Önemli Bir Bölümünde Rekabetin Ortadan Kalkmaması
Şartı, Lukoil’in Savunması ve Değerlendirme
Muafiyet kararı verilebilmesinde aranan bu olumsuz koşul gereğince, muafiyete konu
anlaşma ilgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmasına neden
olmamalı, başka bir deyişle sağlanan ekonomik gelişme veya fayda ile tüketicinin
bundan yarar sağlaması, rekabetin ortadan kaldırılması ile ulaşılan sonuçlar
olmamalıdır. Bu değerlendirme yapılırken dikkate alınması gereken başlıca hususlar;
pazarda hâlihazırda giriş engellerinin olup olmadığı, hâkim durumda olan bir
teşebbüsün bulunup bulunmadığı, dikey anlaşmalar aracılığıyla giriş engeli yaratılıp 490
yaratılmadığı, tüketici tercihlerinin ne ölçüde kısıtlandığı ve pazarın yapısı olarak
sıralanabilir.
Esasen akaryakıt dağıtım lisansı alabilmek için pazarda önemli bir hukuki giriş engeli
bulunmamaktadır. Bu nedenle hâlihazırda çok sayıda dağıtım firmasının sektörde
faaliyet gösterdiği söylenebilir. Akaryakıt dağıtım piyasasında 1994 yılında 10 adet
şirket faaliyet gösterirken 2009 yılı itibarıyla 53 lisanslı dağıtım şirketi bulunmaktadır.
Akaryakıt ürünlerinin tüketiciyle buluştuğu bayiler bakımından ise 5015 sayılı Kanun’da
belirtilen kilometre tahdidi ve istasyon ruhsatı alabilecek arsa bulma zorluğu, kısmi giriş
engelleri olarak değerlendirilebilir.
EPDK’nın, pazar paylarına ilişkin verilerine göre en büyük 5 dağıtıcı şirketin, pazarın 500
yaklaşık %80’ine; en büyük 10 dağıtıcı şirketin ise, pazarın yaklaşık %90’ına sahip
olduğu görülmektedir. Teşebbüslerin pazar paylarına bakıldığında, herhangi bir
teşebbüsün hakim durumda olduğunu söylemenin mümkün olmadığı ilgili ürün
pazarında, yaklaşık %26’lık oranla en yüksek pazar payına sahip teşebbüsün Petrol
Ofisi A.Ş. olduğu, onu sırasıyla yine yaklaşık %21 ile Shell&Turcas A.Ş., %16 oranla
Opet Petrolcülük A.Ş. ve %12 ile BP Petrolleri A.Ş.’nin takip ettiği görülmektedir.
Pazara ilişkin bu genel istatistiksel verilerin ötesinde, ilgili pazarın önemli bir
bölümünde rekabetin ortadan kalkıp kalkmadığına ilişkin değerlendirmelerde; dikey
anlaşmalardaki rekabet kısıtlamalarının, teşebbüslerin bu kısıtlamaları stratejik bir
şekilde piyasaya girişleri kapatmak için kullanma olasılığı çerçevesinde ele alınması ve 510
benzer anlaşmaların pazarda yaratacağı kümülatif etkiye bakılması gerekmektedir.
Rekabet Kurulu konuyla ilgili almış olduğu pek çok kararda piyasa kapama etkisinin ve
bu bağlamda muafiyet talep edilen türden anlaşmaların pazardaki yarattığı-yaratacağı
kümülatif etkinin önemine dikkat çekmiştir.
Diğer yandan, dikey anlaşmaların ekonomiye ve tüketiciye sağlayacağı yararlar ile ilgili
pazardaki rekabetçi yapı üzerinde yaratması muhtemel zararlar arasında makul bir
denge kurmayı hedefleyen 2002/2 sayılı Tebliğ, bu tür anlaşmaların rekabet yasağına
ilişkin hükümlerinin beş yılı aşmamak kaydıyla muafiyetten yararlanabileceğini
düzenlemektedir.
Lukoil tarafından sunulan bildirim formunda, Lukoil’in ilgili ürün pazarındaki payının 520
ortalama %3,20 seviyesinde olduğu, önde gelen rakipleri ile Lukoil arasında yoğun bir
rekabet bulunduğu, pazar payları dikkate alındığında Lukoil’in önde gelen rakiplerinin
bir hayli gerisinde yer aldığı; pazarda toplam istasyon sayısının 12728 olduğu, söz
konusu istasyonlar içerisinde Lukoil ve devraldığı Akpet’in toplam 762 olan bayii
sayısının, Türkiye’deki toplam istasyon sayısının %5,9’una tekabül ettiği, bildirim
ekinde muafiyet istenilen bayilerin toplam istasyonlu bayiler içerisindeki oranının ise
%4 düzeyinde olduğu, bu nedenle muafiyet tanınması halinde pazar kapama etkisinin
düşük olacağı ve pazarda rekabetin ortadan kalkmayacağı belirtilmiştir.
10-56/1077-406
12
Yine söz konusu bildirim formunda, Avrupa Ekonomik Alanı Anlaşması (AEAA)’nın 53.
maddesinin; AB Kurucu Anlaşması’nın 101. ve 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile 530
tıpatıp aynı olduğu, ancak gerek mehaz AB mevzuatından gerekse ülkemiz
mevzuatından farklı olarak, bu anlaşma uyarınca yürürlüğe konulan münhasır dikey
anlaşmalara ilişkin 1983/84 sayılı Tebliğ’de bu tür dağıtım anlaşmalarına 10 yıl süre ile
izin verilebildiği belirtildikten sonra; Hydro Texaco ile bir bayisi arasında akdedilen 10
yıl süreli ancak dağıtıcı tarafından tek taraflı olarak 5 yıl daha uzatma opsiyonlu dikey
anlaşmaya ilişkin olarak Norveç’in bir yerel mahkemesinin ön sorusu üzerine Avrupa
Ekonomik Alanı Birliği Yüksek Mahkemesince verilen kararda, 10 + 5 yıllık
sözleşmenin muafiyetten yararlanamadığına karar verildikten sonra; söz konusu
sözleşmelerin Hydra Texaco’nun bütün sözleşmeleri içindeki payının çok sınırlı bir yer
tutması ve dolayısıyla pazardaki toplu kapama etkisine önemli bir katkısı olmadığı için 540
sözleşmelerin AEAA’nın 53. maddesine aykırı olmadığı sonucuna varıldığı belirtilmiştir.
Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’un 116. paragrafında, “Tebliğ’de tek marka
sınırlamaları (rekabet etmeme yükümlülüğü, miktar zorlaması gibi) sağlayıcının pazar
payının %40’ın altında olduğu ve anılan sınırlamanın beş yılı aşmadığı durumda muaf
tutulmaktadır. Pazar payının %40’ın veya zaman sınırının beş yılın üzerinde olduğu
hallerde bireysel değerlendirmeler için aşağıdaki hususlar dikkate alınmalıdır” ifadesi
yer aldıktan sonra, Kılavuzun devamında sağlayıcının bağlı pazar payı ve rekabet
etmeme yükümlülüğünün süresi arttıkça pazarın kapanmasının o oranda artacağı ve
ilgili pazarda sağlayıcılar önemli sayıda alıcıyla bu yönde anlaşmalar yapmış ise
pazarın potansiyel rakiplere kapatılabileceği açıklamalarına yer verilmiştir. 550
Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuzun 119. paragrafı ise şu şekildedir:
“Sağlayıcının pazar gücü değerlendirilirken “rakiplerin pazardaki konumu” da önemlidir.
Rakipler yeterince çok ve güçlü ise sağlayıcının uyguladığı tek marka anlaşmasından
hissedilir derecede rekabeti bozucu etkiler beklenmez. Pazar kapama etkisi, rakip
teşebbüslerin tek marka anlaşmasını uygulayan sağlayıcıdan önemli ölçüde küçük
olduğu hallerde ortaya çıkabilecektir. Rakipler birbirine benzer büyüklükte ve benzer
çekicilikte ürünler sunuyorlarsa pazarın rakiplere kapatılması söz konusu
olmayabilecektir. Ancak ilgili pazarda sağlayıcılar önemli sayıda alıcıyla bu yönde
anlaşmalar yapmış ise, pazar potansiyel rakiplere kapatılabilir. Birikimli etki olarak
da adlandırılan bu durum aynı zamanda sağlayıcılar arasında rekabeti sınırlayıcı 560
işbirliğine (collusion) de yol açabilir. Şayet sağlayıcılar Tebliğ kapsamında iseler bu
yöndeki birikimli etkiyi ortadan kaldırmak için muafiyetin geri alınması gerekebilir. Bir
sağlayıcının bağlı pazar payı % 5’ten az ise, anılan sağlayıcının birikimli kapama
etkisine önemli bir katkıda bulunmadığı kabul edilebilir.”
Söz konusu Kılavuz’un 49. paragrafında ise şu açıklamalar bulunmaktadır:
“…Pazarda faaliyet gösteren pek çok sağlayıcının dağıtım organizasyonlarını benzer
kısıtlamaları kullanarak birbirlerine paralel biçimde düzenlemeleri, dikey kısıtlamaların
olumsuz etkilerini arttırıcı etkiye sahiptir. Bu durum birikimli etki olarak da
tanımlanmakta olup, muafiyetin geri alınması, birikimli etkiden kaynaklanabilecek
rekabet sorunları nedeniyle de gündeme gelebilecektir. İlgili pazara girişler ve ilgili 570
pazardaki rekabet, birbiriyle rekabet halindeki sağlayıcılar veya alıcılar tarafından
uygulanan benzer nitelikteki dikey anlaşmaların oluşturduğu paralel ağlar tarafından
önemli ölçüde engellenmekte ise Kanun’un 5. maddesindeki muafiyet şartlarının
gerçekleşmesi mümkün değildir.”
2002/2 sayılı Tebliğ’in 6. maddesinde de şu düzenleme yer almaktadır:
“Benzer nitelikteki dikey sınırlamaların oluşturduğu paralel ağlar ilgili pazarın
%50’sinden fazlasını kapsıyorsa, Rekabet Kurulu, ayrıca çıkaracağı bir tebliğ ile ilgili
10-56/1077-406
13
pazarda belirli sınırlamaları içeren dikey anlaşmaları bu Tebliğ’in sağladığı muafiyetin
dışına çıkarabilir.”
Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde bireysel muafiyete ilişkin 580
değerlendirmelerde dikkate alınması gereken başlıca unsurların ilgili sağlayıcının
pazar payı, sağlayıcının münhasır dikey anlaşmalar aracılığıyla sahip olduğu bağlı
pazar payı oranı ve benzer nitelikteki dikey kısıtlamalar içeren anlaşmaların
oluşturduğu paralel ağların oranı olduğu görülmektedir.
Bununla birlikte bildirime konu anlaşmalara ilişkin değerlendirmede şu hususa özelikle
dikkat etmek gerekmektedir: Bireysel muafiyet tanınmasına ilişkin Rekabet Kurulu
kararlarının, benzer nitelikteki diğer işlemler bakımından da emsal teşkil edebileceği
dikkate alındığında, söz konusu anlaşmalar nedeniyle oluşacak muhtemel kümülatif
pazar kapama etkisinin belirlenmesinde yalnızca ilgili tarafların pazar payına ve ilgili
sağlayıcının (dağıtım şirketinin) muafiyet talep edilen anlaşmalarının toplam pazar 590
içindeki oranına dayalı bir yaklaşım yeterli olmayıp; muafiyet tanınan anlaşmanın
niteliği ve pazarda yaygın olarak uygulanan diğer anlaşmalar içerisindeki yerinin iyi
tespit edilmesi ve diğer sağlayıcılar tarafından uygulanan benzer nitelikteki
anlaşmalarla birlikte ele alınması gerekmektedir. Dosyadaki bilgilerde yer alan çeşitli
dağıtım şirketlerinin satış ve istasyonlu bayi sayısı verileri incelendiğinde, Lukoil ile
birlikte pazar payı %4’ün altında olan dağıtım şirketleriyle anlaşmalı istasyonlu bayi
sayısı 6016’dır. Bu sayı ise toplam istasyonlu bayi sayısının %47’sinden fazla bir orana
tekabül etmektedir. Salt bu husus dahi, söz konusu anlaşmaların tamamına mevcut
intifa süreleri sonuna kadar verilecek bir bireysel muafiyet kararının, pazarda
yaratacağı toplam piyasa kapama etkisinin büyüklüğünü gözler önüne sermektedir. 600
Pazar payı ölçütü dışarıda bırakıldığında dahi, akaryakıt ürünlerinin istasyonlar
marifetiyle satışında, gerek yerleşik teamüller gerekse ilgili mevzuat nedeniyle, benzer
nitelikteki dikey sınırlamalar içeren anlaşmaların oluşturduğu paralel ağların, ilgili
pazarın %100’ünü kapsadığını vurgulamak gerekmektedir. Yani ilgili pazarda yer alan
dağıtıcı teşebbüslerin tamamının istasyonlu bayileri ile yapmış oldukları bütün dikey
anlaşmalar tek marka sınırlaması içermekte ve bu bakımdan, bayiler üzerine dağıtıcılar
tarafından arz edilen mallar ile rekabet etmeme yükümlülüğü getirmektedir. Bu
nedenle, mevcut hukuksal durum da dikkate alındığında, muafiyet talebine konu olan
anlaşmalarla benzer nitelikteki dikey kısıtlamalar içeren anlaşmalardan kaynaklanan
kümülatif etkinin %100’e kadar çıkabileceği görülmektedir. Her ne kadar söz konusu 610
anlaşmaların bazıları kapsamında bayilere önemli miktarlarda yatırım yapıldığı, bu
bakımdan bildirime konu anlaşmaların sektörün genelinde yapılan anlaşmalardan
farklılık arz edebildiği öne sürülebilir ise de; yukarıda da yer verildiği üzere büyük
ölçüde sektörde yerleşik uygulamalar kaynaklı olarak dağıtıcılar tarafından bayilere
yapılan ödemelerin, anlaşmaların niteliği ve içerik bakımından esaslı bir fark
oluşturmayacağı değerlendirilmektedir.
Başvuru konusu dikey anlaşmaların sürelerinin, ilgili pazardaki rekabetçi yapı üzerine
mevcut ve/veya muhtemel etkilerine de ayrıca değinmekte fayda görülmektedir. Dikey
Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’un 118. paragrafında konuyla ilgili olarak şu açıklamalar
bulunmaktadır: 620
“Sağlayıcının pazardaki konumu yanında uygulanan rekabet etmeme yükümlülüğünün
kapsamı ve süresi de anılan değerlendirmede çok önem kazanmaktadır. Sağlayıcının
satışlarının tek marka anlaşmasından kaynaklanan kısmı arttıkça, eş deyişle bağlı
pazar payı arttıkça, pazarda kapama riski de artacaktır. Benzer şekilde rekabet
etmeme yükümlüğünün süresi arttıkça pazarın kapanması o oranda artacaktır. Hakim
durumda olmayan teşebbüsler tarafından yapılan ve rekabet etmeme yükümlülüğünün
süresi bir yıldan az olan anlaşmaların, genel olarak hissedilir derecede rekabeti bozma
etkisi olmadığı kabul edilir. Hakim durumda olmayan teşebbüslerin bir ila beş yıl
10-56/1077-406
14
arasındaki rekabet etmeme yükümlülüğü içeren anlaşmalarının muafiyet alabilmeleri
bu anlaşmaların rekabeti azaltıcı ve artırıcı etkilerinin dengelenmesine bağlıdır. Öte 630
yandan beş yılı aşan bu yöndeki anlaşmalar birçok yatırım türü için ileri sürülen
etkinliklere ulaşmak için gerekli görülmez veya bu etkinlikler pazar kapama
etkisini dengelemeye yeterli değildir.”
Yine aynı Kılavuz’un 128. paragrafında şu ifadelere yer verilmiştir:
“Bazı sektörlerde tek bir yerde birden fazla marka satmak zor ya da hukuken imkansız8
olabilir, bu durumda pazar kapama etkisi sözleşme süreleri sınırlandırılarak
hafifletilebilir.
8 Örneğin, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu ile bayilere tek marka satma zorunluluğu getirilmiştir.”
Yukarıda da aktarıldığı üzere, bildirim formları ekinde sunulan belgelerde yer alan
verilere göre: söz konusu anlaşmalardan (….) tanesi 10 yılı aşkın süredir 640
sürmekteyken, anlaşmaların yarısından fazlası ise en az beş yıl veya daha uzun
süredir kesintisiz uygulanmaktadır.
Oysa Kılavuz’un ilgili bölümünde de açıkça belirtildiği üzere, dikey anlaşmalardaki
rekabet etmeme yükümlülüklerine ya da bu yükümlülüklerin anlaşmanın esaslı bir
unsuru olduğu hallerde bir bütün olarak ilgili anlaşmaya, 2002/2 sayılı Tebliğ ile
getirilen beş yıllık sürenin üzerinde bir süre için muafiyet tanınması çoğu kez haklı
görülememekte, anlaşma sonucu ortaya çıkan etkinlikler, süresi beş yılı aşan
anlaşmaların yaratacağı pazar kapama etkisini dengelemeye yeterli olarak
değerlendirilememektedir. Tek bir yerde birden fazla marka satmanın fiilen veya
hukuken mümkün olmadığı durumlarda ise; pazar kapama etkisi ancak sözleşme 650
süreleri sınırlandırılarak hafifletilebilir.
Bu açıklamaların sonunda özetle ifade etmek gerekirse, bildirime konu anlaşmaların
mevcut süreleri itibarıyla ilgili pazarın önemli bir bölümünde rekabeti ortadan
kaldıracak nitelikte anlaşmalar oldukları, bu nedenle 4054 sayılı Kanun’un 5.
maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer verilen koşulları taşımadıkları kanaatine
varılmıştır.
H.4.3.2.4. Rekabetin (a) ve (b) Bentlerindeki Amaçların Elde Edilmesi İçin Zorunlu
Olandan Fazla Sınırlanmaması Şartı, Lukoil’in Savunması ve Değerlendirme
4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca, muafiyetin diğer üç koşulunu sağlayan bir
anlaşmanın doğuracağı gelişme veya iyileşmelerin rekabeti daha az sınırlayıcı bir yol 660
izlenerek elde edilmesi mümkünse, söz konusu anlaşmaya muafiyet tanınması
mümkün değildir. Buna göre, sınırlama, anlaşmanın ardında yatan temel amaca uygun
ve bunun gerçekleştirilmesi için gerekli olmalıdır.
Buna karşın, yukarıda detaylı olarak açıklandığı üzere, bildirim konusu anlaşmalara
anlaşmaya konu kira ya da intifa süresi sonuna kadar muafiyet tanınması halinde söz
konusu anlaşmaların, anlaşma taraflarına özgü ve öznel sayılabilecek ekonomik
faydalar dışında 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi
anlamında herhangi bir etkinlik sağlayacak nitelikte olmadıkları ve (b) bendi anlamında
önemli ölçüde tüketici yararı sağlamadıkları gibi; ilgili pazarın önemli bir bölümünde de
rekabetin ortadan kaldırılmasına neden olacak nitelikte olduğu değerlendirilmektedir. 670
Söz konusu anlaşmaların ileri sürülen olumlu sonuçlarının alınabilmesi için Tebliğ ile
getirilen beş yıllık genel muafiyet süresi yeterli olup; bunu aşan sürelerin rekabetin
gereğinden fazla sınırlanması sonucunu ortaya çıkardığı görülmektedir.
Bu tespit ve değerlendirmeler neticesinde; gerek Akpet bayrağı altında faaliyet
gösteren istasyonlara ilişkin olarak Akpet Bayileri ile yapılan anlaşmaların gerekse
Lukoil’e transfer olan istasyonlara ilişkin olarak Lukoil Bayileri ile yapılan bildirime konu
anlaşmaların 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d)
10-56/1077-406
15
bentlerinde sayılan koşulları taşımadıkları ve bu nedenle hepsine birden 2002/2 sayılı
Tebliğ ile öngörülen sınırı aşan süreler için bireysel muafiyet tanınmasının mümkün
olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. 680
I. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre, bildirime konu toplam 596
istasyona ilişkin olarak Lukoil Eurasia Petrol A.Ş. ile bayiler arasındaki dikey
anlaşmalardan;
1. Daha önce üzerinde istasyonlu akaryakıt bayilik faaliyeti yapılmamış
arsalar/araziler üzerinde maliyeti Lukoil Eurasia Petrol A.Ş. tarafından karşılanmak
suretiyle kurulan istasyonlara ilişkin anlaşmalara;
- "Bayilerin, anlaşmaların ilk olarak imzalandıkları tarihten itibaren beşinci yılın
sonunda, Lukoil Eurasia Petrol A.Ş. tarafından üstlenilen ilişkiye özgü yatırımın 690
varsa kalan süreye tekabül eden bedelini ödeyerek anlaşmaları sona
erdirebilmeleri" konusunda tarafların anlaşmaları koşuluyla, imza tarihinden
itibaren on yıla kadar muafiyet tanınmasına,
- Tarafların yukarıda belirtilen hususlarda anlaşamamaları halinde ise bahse konu
dikey anlaşmalardan 18.09.2005 tarihinden önce yapılmış olup da anılan tarih
itibarıyla bakiye süreleri beş yılı aşanların 18.09.2010 tarihine kadar; 18.9.2005
tarihinden sonra yapılanların ise yapıldıkları tarihten itibaren beş yıl süreyle
2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden yararlandığına,
700
2. Yukarıda sayılanlar dışında kalanlardan yine 18.9.2005 tarihinden önce yapılmış
olup da anılan tarih itibarıyla bakiye süreleri beş yılı aşanların 18.9.2010 tarihine kadar,
18.9.2005 tarihinden sonra yapılanların ise yapıldıkları tarihten itibaren beş yıl süre ile
2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden yararlandığına,
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy