Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2010-1-75 (Muafiyet)
Karar Sayısı : 10-59/1220-463
Karar Tarihi : 16.09.2010
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, Mehmet Akif ERSİN,
İsmail Hakkı KARAKELLE, Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY,
Reşit GÜRPINAR 10
B. RAPORTÖRLER: İsmail Atalay YOLCU Şamil PİŞMAF, Tuğçe KOYUNCU
C. BİLDİRİMDE
BULUNAN : Shell&Turcas Petrol A.Ş.
Temsilcisi: Av. Dr. İ. Yılmaz ASLAN
Gazi Umur Paşa Sok. Bimar Plaza No:38/8 Balmumcu
Beşiktaş/İstanbul
D. TARAFLAR : Shell&Turcas Petrol A.Ş. ve muhtelif bayileri
E. DOSYA KONUSU: Shell&Turcas Petrol A.Ş. (Shell&Turcas) ile bildirim konusu
ilgili istasyonlarda akaryakıt bayilik faaliyeti gösteren şirketler arasındaki Bayilik
ve İntifa/Kira Sözleşmelerine menfi tespit belgesi verilmesi/muafiyet tanınması 20
talebi.
F. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 23.08.2010/6615, 29.04.2010/3451,
23.08.2010/6613-6614, 24.03.2010/2529, tarih ve sayılar giren bildirimler üzerine,
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un ve 2002/2 sayılı Dikey
Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nin ilgili hükümleri uyarınca yapılan inceleme
sonucunda düzenlenen 07.09.2010 tarih ve 2010-1-75/MM-10-139.İAY sayılı Muafiyet
Ön İnceleme Raporu, 14.09.2010 tarih ve REK.0.05.00.00-110/362 sayılı Başkanlık
önergesi ile 10-59 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda;
1. Bilkent Üniversitesi tarafından Shell Company of Turkey Limited şirketine sağlanan 30
15.11.1995 tarihli 25 yıl süreli kira hakkı ve Bilkent Üniversitesi ile bağlantılı Bilpet
Bilkent Akaryakıt ve Bakım Hizmetleri ve Ticaret A.Ş. ile Shell&Turcas arasındaki
01.11.1995 tarihli işleticilik sözleşmesinden oluşan ve kesintisiz devam eden dikey
anlaşmaya 4054 sayılı Kanun’un 8. maddesi çerçevesinde menfi tespit belgesi
verilemeyeceği; anlaşmanın 18.09.2010 tarihine kadar 2002/2 sayılı Tebliğ
kapsamında grup muafiyetinden yararlandığı,
2. Kösoğlu Ailesi ile Shell Company of Turkey Limited arasındaki kira akdi ve işletme
sözleşmesinden oluşan dikey anlaşmaya 4054 sayılı Kanun’un 8. maddesi
çerçevesinde menfi tespit belgesi verilemeyeceği; anlaşmanın 18.09.2010 tarihine
kadar 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden yararlandığı, 40
3. Turcas Petrol (Shell&Turcas) ile Kuran Gaz ve Akaryakıt Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
arasındaki dikey anlaşmanın, malik Tamek Holding A.Ş. ile Kuran Gaz ve Akaryakıt
Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. arasında herhangi bir bağlantı bulunmaması nedeniyle,
2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinde düzenlenen istisnadan yararlanacağı, bu
nedenle taraflar arasındaki dikey anlaşmanın, ilgili istasyon üzerinde Shell&Turcas
lehine tesis edilen kira hakkı süresince 2002/2 sayılı Tebliğ’den yararlanma ve
uygulanma imkanının bulunduğu,
10-59/1220-463
2
4. Shell&Turcas ile Ender Kuran arasında 05.04.2006 tarihinde akdedilen işleticilik
sözleşmesi ve onunla bağlantılı intifa hakkından oluşan dikey anlaşmaya 4054 sayılı
Kanun’un 8. maddesi çerçevesinde menfi tespit belgesi verilemeyeceği; malik 50
Siman Peri Aksoy ile Ender Kuran arasında akdedilen 01.04.2006 tarihli Kira
Sözleşmesi ile malik ve işletici arasında bağlantı kurulduğundan dikey anlaşmanın
Tebliğ’in 5. maddesinde düzenlenen istisnadan yararlanamadığı, bu nedenle
işleticilik sözleşmesi tarihinden itibaren 5 yıl süreyle 2002/2 sayılı Tebliğ
kapsamında grup muafiyetinden yararlandığı,
5. Bildirim konusu anlaşmalara yukarıda açıklanan muafiyet sürelerini aşacak nitelikte
bireysel muafiyet tanınamayacağı,
görüşü ifade edilmiştir.
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
H.1. Bildirimin Konusu 60
Kuruma intikal eden başvurularda; Shell&Turcas ile Shell Petrol A.Ş. (malik Bilkent
Üniversitesi ile bağlantılı Bilpet’in işleticiliği bırakması neticesinde Shell&Turcas’ın
işletmeciliğe Shell Petrol A.Ş. ile devam etmesi), Shell Petrol A.Ş. (malik Kösoğlu
Ailesi’nin işletmeciliği bırakması neticesinde Shell&Turcas’ın işletmeciliğe Shell Petrol
A.Ş. ile devam etmesi), Kuran Gaz, Ender Kuran (bundan sonra toplu olarak “bayiler”
şeklinde ifade edilecektir) arasında imzalanan Akaryakıt Bayilik Sözleşmelerine
muafiyet tanınması için bildirimde bulunulmaktadır.
H.2. Taraflar
Dosyadaki bilgilere göre Türkpetrol ve Madeni Yağlar T.A.Ş. ile İngiliz Burmah Castrol
firması ile ortaklaşa kurulan Turcas Petrolcülük A.Ş. (Turcas), Tabaş Petrolcülük A.Ş. 70
(Tabaş) tarafından satın alınmış olup 1999 yılında iki şirket Turcas Petrol A.Ş. unvanı
altında birleşmiştir. Rekabet Kurulunun 06-08/103-29 sayı ve 02.02.2006 tarihli kararı
ile izin verilen işlem sonucunda ise Turcas Petrol A.Ş. ve The Shell Company of
Turkey Ltd., Shell&Turcas Petrol A.Ş. (Shell&Turcas) unvanlı ortak girişim şirketi çatısı
altında faaliyetlerini birleştirmişlerdir. EPDK tarafından hazırlanan 2009 yılı Petrol
Piyasası Raporu’nun ilgili bölümüne göre Shell&Turcas’ın bayiler aracılığıyla yapılan
satışlar bakımından benzin türlerinde pazar payının %28,7; motorin türlerinde ise
yaklaşık %17 düzeyinde olduğu görülmektedir.
Diğer taraftan Bildirim Formlarında yer alan bilgilere göre, aşağıda yer alan şirketler
Shell&Turcas ile yapmış oldukları bildirimlere konu anlaşmalar çerçevesinde dosyada 80
detayları verilen istasyonlarda akaryakıt satış faaliyetinde bulunmaktadırlar:
1. Malik Bilkent Üniversitesi ile bağlantılı Bilpet’in işleticiliği bırakması neticesinde
Shell&Turcas işletmeciliğe Shell&Petrol A.Ş. ile devam etmektedir.
2. Malik Kösoğlu Ailesi’nin işletmeciliği bırakması neticesinde Shell&Turcas
işletmeciliğe Shell&Petrol A.Ş. ile devam etmektedir.
3. Kuran Gaz, Tamek Holding A.Ş.’nin maliki olduğu taşınmaz üzerinde kurulu
akaryakıt istasyonunda akaryakıt bayilik faaliyeti yürütmektedir.
4. Siman Peri Aksoy’un maliki olduğu taşınmaz üzerinde Ender Kuran akaryakıt bayilik
faaliyeti yürütmektedir.
H.3. İlgili Pazar 90
Taraflar arasındaki “Bayilik Sözleşmesi”nin kapsamı göz önüne alındığında, bildirime
konu işlem çerçevesinde ilgili ürün pazarı, “oto lpg dışında kalan otomotiv yakıtları”
“oto-LPG” ve “madeni yağ” pazarları olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte, emsal Kurul
kararları ve başvurunun içeriği ve etki alanı da dikkate alınarak, değerlendirmede
10-59/1220-463
3
öncelikle oto-LPG dışında kalan otomotiv yakıtları pazarı göz önünde
bulundurulmuştur.
Diğer taraftan, gerek beyaz akaryakıt ürünleri, gerekse oto-LPG ve madeni yağ
dağıtım faaliyetlerinin yurt çapında gerçekleştirilmesi ve ilgili hizmetler bakımından
rekabet şartlarının farklılaşmasına neden olacak bir unsur bulunmaması nedeniyle ilgili
coğrafi pazar, “Türkiye” olarak kabul edilmiştir. 100
H.4. Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme
H.4.1. İlgili Mevzuat Hükümleri, Danıştay ve Rekabet Kurulu Kararları
2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nin 2. maddesinde
üretim ve dağıtım zincirinin farklı seviyelerinde faaliyet gösteren iki ya da daha fazla
teşebbüs arasında belirli mal veya hizmetin alımı, satımı veya yeniden satımı amacıyla
yapılan anlaşmalar dikey anlaşma olarak tanımlanmaktadır. Yine aynı Tebliğ’in 5(a)
maddesinde ise, Tebliğ ile tanınan muafiyetin anlaşmalarda alıcıya getirilen belirsiz
süreli veya süresi beş yılı aşan rekabet etmeme yükümlülüğüne uygulanmayacağı
hükme bağlanmıştır. Diğer taraftan, Rekabet Kurulunun ve Danıştay’ın konuyla ilgili
olarak daha önce almış olduğu kararlar ile de sabit olduğu üzere, bayilik sözleşmeleri 110
ile bu sözleşmelerde yer alan rekabet etmeme yükümlülüğü süresine etki eden intifa
sözleşmeleri ve kira sözleşmelerinin tamamı tek bir dikey anlaşma olarak kabul
edilmektedir. Bu dikey anlaşmalar ile bayiye 5 yıldan uzun süreli rekabet yasağı
getirilmesi, söz konusu dikey ilişkiyi grup muafiyeti kapsamı dışına çıkarmaktadır.
Bunun yanında 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinde, anlaşmalardaki rekabet
etmememe yükümlülüklerine veya bu yükümlülüğün anlaşmanın asli bir parçası olduğu
hallerde anlaşmanın tamamına yönelik olarak getirilen beş yıllık grup muafiyeti sınırına
ilişkin olarak bir istisnai durum düzenlenmiştir. Söz konusu hüküm, “Alıcının anlaşmaya
dayalı faaliyetlerini sürdürürken kullanacağı tesisin mülkiyeti arazi ile birlikte veya alıcı
ile bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden sağlanan bir üst hakkı çerçevesinde 120
sağlayıcıya ait ise yahut alıcı bu faaliyetini sağlayıcının alıcı ile bağlantısı olmayan
üçüncü kişilerden elde ettiği bir ayni veya şahsi kullanım hakkının konusu olan bir
tesiste sürdürecekse, alıcıya getirilen rekabet etmeme yükümlülüğü, söz konusu
tesisin alıcı tarafından kullanıldığı süreye bağlanabilir; şu kadar ki, rekabet etmeme
yükümlülüğü, bu sürenin beş yılı aşan kısmı bakımından, sadece alıcının söz konusu
tesiste yürüteceği faaliyetini kapsar.” şeklindedir.
2002/2 sayılı Tebliğ’in açıklanmasına ilişkin Kılavuz’un ilgili paragrafında ise, Tebliğ’in
5. maddesinde dikey anlaşmalardaki rekabet etmeme yükümlülüklerine yönelik olarak
düzenlenen istisna hükmünde, “Tebliğ’in 5 inci maddesi ile getirilen bu istisna,
“öncelikle ve özellikle” ilişkinin başlangıcından itibaren üçüncü şahıslardan ayni ya 130
da şahsi haklar kapsamında taşınmazın kullanma ve/veya yararlanma hakkının
alınması ve bunu müteakiben tesisin bizzat sağlayıcı tarafından işletilmesi ya da
kullanma/yararlanma hakkı veren ile hiçbir bağlantısı olmayan şahıslarla bayilik
ilişkisinin kurulması ile sınırlıdır. Muafiyet kapsamındaki beş yıllık süre dolmadan;
faaliyetlerin sona erdirilmesi, devralma vb. yollarla dikey anlaşmanın taraflarında
değişiklik ortaya çıkması halinde muafiyetten yararlanılabilecek sürenin uzaması söz
konusu değildir.” şeklinde açıklama yer almaktadır.
Söz konusu hükümler dikkatle irdelendiğinde, bahse konu istisnadan yararlanmanın,
öncelikle iki koşuldan birinin varlığına bağlı olduğu görülmektedir. Buna göre alıcı
(bayi) anlaşmaya dayalı faaliyetini: 140
- ya doğrudan veya alıcıyla hiçbir bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden sağlanan bir
üst hakkı çerçevesinde sağlayıcıya (dağıtıcıya) ait tesis (akaryakıt istasyonu)
üzerinde,
10-59/1220-463
4
- ya da bizzat sağlayıcı tarafından alıcıyla hiçbir bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden
elde edilen bir ayni veya şahsi kullanım hakkına konu bir tesiste
sürdürmelidir.
Bunun yanı sıra Kılavuzun açık hükümleri çerçevesinde, taraflar arasındaki dikey
ilişkinin istisna hükmünden yararlanabilmesi için, söz konusu ilişkinin en baştan
itibaren yukarıda belirtilen koşullara uygun olarak kurulması gerekmektedir. Nitekim
Danıştay’ın TOTAL/Akdağ dosyasında Rekabet Kurulu kararına karşı Danıştay 13. 150
Dairesi’nin E.2006/1604 esas numarasına kayden açılan dava sonucunda verilen
13.05.2008 tarihli ve K.2008/4196 sayılı kararın gerekçesi, bu değerlendirmeyi haklı
kılmaktadır. Söz konusu kararda özetle; dağıtıcının bayiiyle kurmuş olduğu hukuki
ilişkinin yani taraflar arasındaki dikey anlaşmanın temelinin işletme sözleşmesi ve kira
sözleşmesi olmak üzere iki sözleşmeye dayandığı belirtildikten sonra, Yüksek
Mahkeme’nin, bayilik sözleşmesi de dahil olmak üzere anlaşmanın unsurlarında
sonradan oluşacak değişikliklerin değil, anlaşmanın en baştan itibaren 2002/2 sayılı
Tebliğ’e uygun olarak kurulup kurulmadığının dikkate alınması ve değerlendirmenin bu
çerçevede yapılması gerektiğine işaret ettiği görülmektedir. Bir başka deyişle, dikey
anlaşmanın esaslı unsurlarından olan bayilik sözleşmesinin sonlandırılması halinde 160
dahi, 2002/2 sayılı Tebliğ ve 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine uygunluk
değerlendirmesi yapılması gerekirken, bayilik sözleşmesinin tarafının değişmesi
halinde de uygunluk değerlendirmesinin öncelikle yapılması gerekmektedir.
Bu bakımdan bayilik sözleşmeleri ve bunlarla bağlantılı intifa, kira gibi sözleşmelerin,
aralarındaki hukuki ve iktisadi ilişki nedeniyle tek bir anlaşma olarak 2002/2 sayılı
Tebliğ’e uygunluklarının değerlendirilmesi gerekmektedir.
H.4.2. Bildirim Kapsamındaki Anlaşmaların Konusu ve Niteliği
H.4.2.1. Malik Bilkent Üniversitesi-Shell&Turcas ve Shell Petrol A.Ş. Arasındaki
İlişki
Bildirime konu sözleşme, Shell&Turcas ile Shell Petrol A.Ş. arasındaki 03.10.2001 170
tarihli işletmecilik sözleşmesidir. Bildirim formunda, ilgili akaryakıt istasyonu için Bilpet
ile Shell&Turcas arasında 01.11.1995 tarihli işleticilik sözleşmesi imzalandığı; malik
Bilkent Üniversitesinin Shell Company of Turkey Limited şirketine 15.11.1995 tarihli
kira kontratı ile 25 yıl süreyle kira hakkı tanıdığı; kira akdinin 06.03.1996 tarihinde
tapuya şerh edildiği belirtilmiştir. Diğer yandan, Bilpet ile Shell&Turcas’ın işletmecilik
sözleşmesinin 02.10.2001 tarihinde Bilpet’in rızası ile feshedildiği, bunun üzerine
Shell&Turcas’ın işletmeciliği üstlenmek istediği ve tarafların rızası ile 02.10.2001
tarihinde kira sözleşmesinin tadil edilerek yeni duruma uyarlandığı; bunun akabinde
Shell&Turcas’ın 03.10.2001 tarihli işletmecilik sözleşmesi ile yavru şirketi Shell Petrol
A.Ş. aracılığıyla işletmeciliğe başladığı ifade edilmiştir. İlgili sözleşmenin 04.12.2008 180
tarihli Zeyilname ile 09.01.2014 tarihine kadar uzatıldığı belirtilmiştir.
Bildirim formunun devamında Bilpet ile malik Bilkent Üniversitesi arasında bağlantı
olduğu, zira Bilpet Yönetim Kurulu başkan vekili olan şahsın Bilkent Üniversitesinde de
mütevelli heyet başkan vekili olduğu, bu bağlamda başlangıçta Shell&Turcas ile ona
tapuya konu hakkı tesis eden arasında bir dikey ilişki bulunsa da bu bayilik ilişkisinin
sona erdiği ve işletmeciliği Shell&Turcas’ın devraldığı belirtilmiştir. Böylece işleticinin
kendi rızası ile işleticiliği bırakması ve malik ile Shell&Turcas arasındaki kira
kontratının yenilenmesi ile başlangıçta kurulan ikili ilişkinin teşebbüsler arası bir dikey
anlaşma olmaktan çıktığı ve Shell&Turcas ile Bilkent Üniversitesi arasındaki ilişkinin
sadece kira ilişkisi olduğu iddia edilmiştir. 190
10-59/1220-463
5
H.4.2.2. Malik Kösoğlu Ailesi-Shell&Turcas ve Shell Petrol A.Ş. Arasındaki İlişki
Bildirim konusu sözleşme Shell&Turcas ile Shell Petrol A.Ş. arasındaki 04.04.2008
tarihli işleticilik sözleşmesidir. İlgili istasyon bakımından 01.09.1983 tarihinden
01.05.2000 tarihine kadar Shell&Turcas ile Kösoğlu Ailesi arasında kira ve işleticilik
sözleşmesinden kaynaklanan bir ilişkinin bulunduğu (maliklerin ve işletici şirket
ortaklarının Kösoğlu Ailesinin üyeleri olduğu ifade edildiğinden işletici-malikler için
Kösoğlu Ailesi ifadesi kullanılmaktadır.); 24.04.2000 tarihli devir sözleşmesi ile
Shell&Turcas’ın söz konusu şirketten işleticilik sözleşmesini devraldığı ve 01.05.2000 200
tarihinden günümüze kadar hem dağıtıcı hem bayi sıfatıyla işletmeye devam ettiği
ifade edilmiştir.
Bildirim formunun devamında; Kösoğlu Ailesi ile Shell&Turcas arasındaki ilk kira
akdinin 01.09.1993 tarihinde 10 yıl süreyle geçerli olmak üzere imzalandığı; ikinci kira
akdinin ise bu kira akdi henüz sona ermeden 07.08.2001 tarihinde imzalandığı, bu
itibarla Shell&Turcas’ın ilgili taşınmaz üzerinde 01.09.1993 tarihinden 30.04.2016
tarihine kadar süren tapuya şerh edilmiş kiracılık hakkının bulunduğu; Kösoğlu
Ailesinin kendi rızası ile işleticilik yapmaktan çekilmiş olduğu, bu sebeple Shell&Turcas
ile devir sözleşmesi imzaladığı ve tarafların kira sözleşmesini tadil ettiği; böylece
taraflar arasında başlangıçta ortaya çıkan ilişki, 24.04.2000 tarihinde akdedilen devir 210
sözleşmesi ve kira tadil sözleşmesi ile sadece özel hukuk alanında etki gösteren bir
kira ilişkisine döndüğü; bu tarihten sonra Shell&Turcas’ın yavru şirketi Shell Petrol A.Ş.
ile imzaladığı 01.05.2000 tarihli işleticilik sözleşmesiyle dikey bütünlük halinde ilgili
istasyonu yürürlükte olan 04.04.2008 tarihli işleticilik sözleşmesi kapsamında işletmeye
başladığı, dolayısıyla bu tarih itibarıyla dağıtıcı ile işleticinin aynı teşebbüs olduğu ve
Shell&Turcas ile malik arasındaki ilişkinin kira kontratı temelinde bir özel hukuk ilişkisi
olduğunun kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
H.4.2.3. Malik Tamek Holding A.Ş.-Kuran Gaz ve Shell&Turcas Arasındaki İlişki
Bildirim konusu dikey anlaşma, Shell&Turcas ile Kuran Gaz arasında 01.03.2002
tarihinden bugüne kadar devam eden bir işleticilik sözleşmesidir. Söz konusu akaryakıt 220
istasyonunun üzerinde kurulu bulunduğu taşınmazın maliki Tamek Holding A.Ş. ile
20.05.1992 tarihinde 10 yıl süreli Kira Sözleşmesi akdedildiği ve sözleşmenin tapuya
şerh edildiği ve istasyonun malik Tamek Holding A.Ş. ile bağlantılı Tapet Petrol Sanayi
Pazarlama ve Tic. A.Ş. tarafından Turcas Petrol (Shell&Turcas) ile akdedilen
20.05.1992 tarihli işleticilik sözleşmesi ile 28.02.2002 tarihine kadar işletildiği; daha
sonra ise malik Tamek Holding A.Ş. ve işletici Tapet Petrol Sanayi Pazarlama ve Tic.
A.Ş. ile protokol akdedilerek malik ile aradaki kira ilişkisinin karşılıklı rızalar
doğrultusunda feshedildiği, işletici ile aradaki bayilik sözleşmesinin de karşılıklı rızalar
doğrultusunda feshedildiği böylece istasyonun işletmeciliğine malik ve/veya bayi ile
bağlantısı olmayan Kuran Gaz şirketinin atanacağının kararlaştırıldığı ifade edilmiştir. 230
Bildirim Formunun devamında, yukarıda anılan protokol uyarınca dikey ilişkinin
(mevcut kira sözleşmesinin ve işleticilik sözleşmesinin) sona erdirildiği 28.02.2002
tarihinde Turcas Petrol (Shell&Turcas) ile malik arasında başka bir 10 yıl süreli Kira
Sözleşmesinin imzalanmış olduğu; söz konusu kira sözleşmesi ve şerhi uyarınca
Shell&Turcas ve malik ile hiçbir bağlantısı olmayan bayi Kuran Gaz arasında işleticilik
ilişkisinin başladığı, böylece Tamek Holding A.Ş.-Shell&Turcas ve Kuran Gaz arasında
yeni bir ilişkinin kurulmuş olduğu, bu ilişkinin söz konusu sözleşmelerin akdedildiği
tarihten bu yana (ilişkinin başından itibaren) 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5(a) maddesinde
belirtilen istisna hükmünün kapsamında olduğu iddia edilmiştir. Bu nedenle
Shell&Turcas’ın işleticilerine tapuya konu hakkın sona ereceği zamana kadar rekabet 240
etmeme yasağı öngörülebileceğinin tespiti talep edilmiştir.
10-59/1220-463
6
H.4.2.4. Ender Kuran ve Shell&Turcas Arasındaki İlişki
Bildirime konu dikey anlaşma, Shell&Turcas ile Ender Kuran arasında 05.04.2006
tarihinden bugüne kadar devam eden bir işleticilik sözleşmesidir. Söz konusu akaryakıt
istasyonunun bulunduğu taşınmazın maliki Siman Peri Aksoy olup Shell&Turcas lehine
son olarak 19.12.2000 tarihinde 01.07.2015 tarihine kadar devam edecek olan bir intifa
hakkı elde edildiği ifade edilmiştir. İntifa hakkının tesisi tarihinden itibaren intifa hakkı
veren malik ile bağlantısı olmayan şahıslarla işleticililik ilişkisi kurulduğu ayrıca
belirtilmiştir. Bu nedenle Shell&Turcas’ın anılan arazi üzerindeki istasyonu işleten 250
işleticilerine tapuya konu hakkın sona ereceği tarihe kadar rekabet etmeme
yükümlülüğünün getirilebileceğinin tespiti talep edilmiştir.
H.4.3. Bildirime Konu Akaryakıt Bayilik Sözleşmeleri, Tamamlayıcı Nitelikteki
Protokoller ve İntifa Hakkı Senetlerinin 2002/2 sayılı Tebliğ Bakımından
Değerlendirilmesi
Bildirimlere konu Akaryakıt Bayilik Sözleşmeleri, Bayilerin faaliyetleri üzerine 2002/2
sayılı Tebliğ anlamında rekabet yasağı getirmekte olup söz konusu yasağın süresinin
belirlenmesinde ise gerek bayilik sözleşmeleri, gerekse Shell&Turcas lehine tesis
edilen intifa/kira hakkı sürelerinin dikkate alınması gerekmektedir.
H.4.3.1. Malik Bilkent Üniversitesi-Shell&Turcas ve Shell Petrol A.Ş. Arasındaki 260
İlişki Bakımından Değerlendirme
Bildirim formunda söz konusu ilişki bakımından menfi tespit belgesi talep edilmektedir.
Öncelikle bildirim formunda yer verilen bilgi ve belgelerin 2002/2 sayılı Tebliğ ile
Tebliğ’in açıklanmasına ilişkin Kılavuz, ilgili Danıştay ve Rekabet Kurulu kararları
çerçevesinde incelenmesi sonucunda; malik Bilkent Üniversitesi ile Shell Company of
Turkey Limited şirketi arasında 15.11.1995 tarihinde imzalanan ve 06.03.1996
tarihinde tapuya şerh edilen 25 yıl süreli kira sözleşmesi ve Bilkent Üniversitesi ile
bağlantılı Bilpet ile Shell&Turcas arasında 01.11.1995 tarihli işleticilik sözleşmesi
bulunduğundan rekabet yasağına dayalı dikey ilişkinin, 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesi kapsamında rekabeti kısıtlayıcı nitelikte dikey bir anlaşma olduğu, bu nedenle 270
söz konusu dikey anlaşmaya Kanun’un 8. maddesi çerçevesinde menfi tespit belgesi
verilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Bildirime konu dikey anlaşma; ilgili akaryakıt istasyonunun üzerinde kurulu bulunduğu
taşınmazın maliki Bilkent Üniversitesi tarafından Shell Company of Turkey Limited
şirketi lehine sağlanan 15.11.1995 tarihli 25 yıl süreli kira hakkı ve Bilkent Üniversitesi
ile bağlantılı Bilpet ile Shell&Turcas arasındaki 01.11.1995 tarihli işleticilik
sözleşmesinden oluşmaktadır. Bildirim formu ekinde yer alan 02.10.2001 tarihli
Fesihname aracılığıyla 01.11.1995 tarihli işletme sözleşmesi, 01.03.1996 tarihli ek
işletme sözleşmesi ve ariyet sözleşmesi feshedilmiştir. Bunun üzerine istasyonun Shell
Petrol A.Ş. tarafından işletilmesi amacıyla Shell&Turcas ile Shell Petrol A.Ş. arasında 280
03.10.2001 tarihli İşletme Sözleşmesi imzalanmıştır.
Bununla birlikte Shell Company of Turkey Limited ile Bilkent Üniversitesi Rektörlüğü
arasında 02.10.2001 tarihinde “Kira Sözleşmesine Ek Anlaşma” imzalanmıştır. Söz
konusu anlaşmada taraflar arasındaki 15.11.1995 tarihli (06.03.1996 tarihinde tapuya
şerh edilen) Kira Sözleşmesinin ek madde ile münhasıran getirilen değişiklik dışında
tüm kayıt ve şartları ile aynen geçerli olduğu kararlaştırılmıştır. Söz konusu ek
maddede kira bedeli, akdin hitam tarihi olan 15.11.2020 tarihine kadar geçerli olmak
üzere yeniden düzenlenmiştir.
2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinde alıcı üzerine getirilebilecek rekabet etmeme
yükümlülüklerine ilişkin beş yıllık üst sınırın bir istisnası olarak öngörülen düzenleme 290
ve bu düzenlemenin uygulanmasına ilişkin Kılavuz ile Rekabet Kurulu kararları
yukarıda detaylı olarak açıklanmıştır. Kılavuzun açık hükümleri çerçevesinde, taraflar
10-59/1220-463
7
arasındaki dikey ilişkinin istisna hükmünden yararlanabilmesi için, söz konusu ilişkinin
en baştan itibaren yukarıda belirtilen koşullara uygun olarak kurulması gerekmektedir.
Bunun yanında taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesi sürmekteyken intifa
veya kira sözleşmesinin sona erdirilmesi ya da tam tersine dağıtıcı lehine tanınan intifa
veya kira hakkı devam ederken bayilik sözleşmesinin sona erdirilmesi halinde bayi
üzerindeki rekabet yasağı sona ermediğinden, dikey ilişkinin kesintiye uğradığından da
söz edilemeyecektir.
Somut olayda ise; yukarıda belirtilen “Kira Sözleşmesine Ek Anlaşma” ile sadece 300
tapuya şerh edilmiş mevcut kira sözleşmesinin bedele ilişkin maddesi yeniden
düzenlenmiş, bunun haricinde sözleşme aynen muhafaza edilmiştir. Bu nedenle
yukarıda yer alan Danıştay kararları çerçevesinde, Kira Sözleşmesine Ek Anlaşma ile
dikey ilişkinin kesintiye uğradığını ve işleticilik hakkından vazgeçilmesi neticesinde
başlangıçta kurulan ikili ilişkinin rekabeti kısıtlayıcı nitelikte teşebbüsler arası bir dikey
anlaşma olmaktan çıktığını söylemek mümkün değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, Bilkent Üniversitesi tarafından Shell Company of
Turkey Limited şirketine sağlanan 15.11.1995 tarihli 25 yıl süreli kira hakkı ve Bilkent
Üniversitesi ile bağlantılı Bilpet ile Shell&Turcas arasındaki 01.11.1995 tarihli işleticilik
sözleşmesinden oluşan ve kesintisiz devam eden dikey anlaşmanın 18.09.2010 310
tarihine kadar 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden yararlandığı
değerlendirilmektedir.
H.4.3.2. Malik Kösoğlu Ailesi-Shell&Turcas ve Shell Petrol A.Ş. Arasındaki İlişki
Bakımından Değerlendirme
Bildirim formunda söz konusu ilişki bakımından menfi tespit belgesi talep edilmektedir.
Öncelikle bildirim formunda yer verilen bilgi ve belgelerin 2002/2 sayılı Tebliğ, Tebliğ’in
açıklanmasına ilişkin Kılavuz, ilgili Danıştay ve Rekabet Kurulu kararları çerçevesinde
incelenmesi sonucunda; malik Kösoğlu Ailesi ile Shell Company of Turkey Limited
arasında 01.09.1983 yılında imzalanan bir işleticilik sözleşmesi ve onunla bağlantılı
aynı tarihli kira sözleşmesi bulunduğundan rekabet yasağına dayalı dikey ilişkinin, 320
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında rekabeti kısıtlayıcı nitelikte dikey bir
anlaşma olduğu, bu nedenle söz konusu dikey anlaşmaya Kanun’un 8. maddesi
çerçevesinde menfi tespit belgesi verilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Bildirim formunda Shell&Turcas ile Kösoğlu Ailesi arasında 01.09.1983 tarihinden
01.05.2000 tarihine kadar kira ve işletmecilik sözleşmeleri ile devam eden bir ilişki
olduğu, zira 01.05.2000 tarihinden önce Kösoğlu Ailesi’nin Karel Kardeşler Haydar
Kösoğlu ve Ortakları Adi Ortaklığı adı altında işletmecilik yaptığı belirtilmiştir. Bu
çerçevede bildirim formu ekleri incelendiğinde, Kösoğlu Ailesinin maliki olduğu
taşınmaz üzerinde Shell Company of Turkey Limited lehine 01.09.1983 tarihinde 10 yıl
süreli kira hakkı tanındığı ve aynı tarihte Shell Petrol A.Ş. ile Kösoğlu Ailesi ile 330
bağlantılı Karel Kardeşler Haydar Kösoğlu ve Ortakları Adi Ortaklığı arasında İşletme
Sözleşmesi imzalandığı görülmektedir. Shell Company of Turkey Limited ile Kösoğlu
Ailesi arasında 24.04.2000 tarihinde imzalanan “Ek Kira Anlaşması” ile 01.09.1993
başlangıç tarihli, 10 yıl süreli ve tapuya şerh edilmiş olan kira sözleşmesinin süresine
ve kira bedeline ilişkin maddelerinde değişiklik yapılmıştır. Buna göre kira
sözleşmesinin süresinin 31.04.2005 tarihinde sona ereceği kararlaştırılmış ve
belirlenen kira bedelinin nasıl ödeneceği düzenlenmiştir. Taraflar arasındaki kira
sözleşmesinin süresi sona ermeden Shell Company of Turkey Limited ile Kösoğlu
Ailesi arasında 07.08.2001 tarihinde 15 yıl süreyle geçerli olmak üzere yeni bir Kira
Sözleşmesi akdedilmiştir. Bu çerçevede Shell Petrol A.Ş. lehine 30.04.2016 tarihine 340
kadar sürecek tapuya şerh edilmiş kira hakkı bulunmaktadır.
Bu tarihten önce ise Shell Petrol A.Ş. ile Karel Kardeşler Haydar Kösoğlu ve Ortakları
Adi Ortaklık arasındaki 24.04.2000 tarihli Devir Anlaşması ile ilgili akaryakıt istasyonu
10-59/1220-463
8
tüm hak ve yükümlülükleri ile birlikte 5 yıl süreyle Shell Petrol A.Ş.’ye devredilmiş ve
Shell Company of Turkey Limited ile Shell Petrol A.Ş. arasında 01.05.2000 tarihli
İşletme Sözleşmesi imzalanmıştır. 24.04.2000 tarihli Devir Anlaşmasında, 5 yılın
sonunda anlaşmanın sona ermesi halinde Karel Kardeşler Haydar Kösoğlu ve
Ortakları Adi Ortaklık tarafından istasyonun yeniden işletilebilmesi için gerekli
işlemlerin yapılacağı kararlaştırılmıştır. Ancak gelinen aşamada, Shell Petrol A.Ş. ile
Shell Company of Turkey Limited arasındaki Zeyilname ile taraflar arasındaki 350
01.05.2000 tarihli İşletme Sözleşmesinin süresinin uzatıldığı, dolayısıyla ilgili
istasyonun halen Shell Petrol A.Ş. tarafından işletildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, taraflar arasındaki dikey anlaşma ile alıcıya yüklenen rekabet etmeme
yükümlülüğünün süresinin tespitinde, dikey ilişkiye başlangıç teşkil eden ilk
anlaşmanın yapıldığı tarih sürenin başlangıcı olarak esas alınacak, rekabet yasağı
içeren bayilik sözleşmesi ile birlikte intifa, tapuya şerh edilmiş kira gibi sözleşmelerin
hepsinin aynı anda ortadan kalktığı tarih ise rekabet yasağının sona erme tarihi olarak
değerlendirilecektir. Ancak bildirim konusu istasyon bakımından mevcut bayilik
sözleşmesi ortadan kaldırılmadığı gibi kira sözleşmesinin süresi de ek sözleşmelerle
uzatılmış ve istasyon belirli süreliğine devredilmiş durumdadır. Nitekim olayın 360
tamamına baktığımızda başlangıçta Kösoğlu Ailesi ile Shell Company of Turkey
Limited arasındaki (1983 yılından itibaren gelen) 1993 başlangıç tarihli ve 10 yıl süreli
kira sözleşmesi ve dolayısıyla dikey ilişki devam ederken ilgili istasyonun işletmeciliği
devredildiğinden ve 24.04.2000 tarihli devir sözleşmesi yürürlükteyken yeni bir kira
sözleşmesi imzalandığından, dikey ilişkinin kesintiye uğramadığı anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinde alıcı üzerine getirilebilecek
rekabet etmeme yükümlülüklerine ilişkin beş yıllık üst sınırın bir istisnası olarak
öngörülen düzenleme ve bu düzenlemenin uygulanmasına ilişkin Kılavuzun açık
hükümleri çerçevesinde, taraflar arasındaki dikey ilişkinin istisna hükmünden
yararlanabilmesi için, söz konusu ilişkinin en baştan itibaren yukarıda belirtilen 370
koşullara uygun olarak kurulması gerekmektedir. Dolayısıyla dikey anlaşmayı
oluşturan sözleşmelerden biri devam ederken devralma vb. yollarla dikey anlaşmanın
taraflarında değişiklik ortaya çıkması, muafiyetten yararlanılabilecek sürenin
uzamasına yol açmayacaktır.
Bu nedenlerle, Kösoğlu Ailesi ile Shell Company of Turkey Limited arasındaki kira akdi
ve işletme sözleşmesinden oluşan dikey ilişkinin 18.09.2010 tarihine kadar 2002/2
sayılı Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden yararlandığı değerlendirilmektedir.
H.4.3.3. Malik Tamek Holding A.Ş.-Kuran Gaz ve Shell&Turcas Arasındaki İlişki
Bakımından Değerlendirme
Bildirim konusu anlaşma, Shell&Turcas ile Kuran Gaz arasında 01.03.2002 tarihinden 380
bugüne kadar devam eden bir işleticilik sözleşmesidir. Öncelikle söz konusu akaryakıt
istasyonunun üzerinde kurulu bulunduğu taşınmazın maliki Tamek Holding A.Ş.
(Tamek) ile onunla bağlantılı Tapet Petrol Sanayi Pazarlama ve Tic. A.Ş. (Tapet)
arasında 20.05.1992 tarihinde 10 yıl süreli Kira Sözleşmesi akdedilerek tapuya şerh
edilmiş ve Tapet ile Turcas Petrol (Shell&Turcas) arasında 20.05.1992 tarihli bayilik
sözleşmesi akdedilmiştir.
Daha sonra Tamek, Tapet ve Turcas Petrol (Shell&Turcas) arasında 28.02.2002
tarihinde akdedilen başka bir sözleşme (protokol) ile Tamekle Tapet arasındaki
20.05.1992 tarihli Kira Sözleşmesi ve Tapet ile Turcas Petrol (Shell&Turcas)
arasındaki 20.05.1992 tarihli bayilik sözleşmesi sona erdirilmiş ve istasyonun Kuran 390
Gaz tarafından işletileceği hükme bağlanmıştır. Böylece 28.02.2002 tarihli sözleşme
(protokol) ile Tamek ve Turcas Petrol (Shell&Turcas) arasında 20.05.1992 tarihinden
itibaren kesintisiz olarak süregelen dikey ilişki (mevcut kira sözleşmesi ve işleticilik
sözleşmesi) sona erdirilmiştir.
10-59/1220-463
9
Bildirim formunda söz konusu sözleşmelerin sona erdirildiği 28.02.2002 tarihinde
Tamek ile Turcas Petrol (Shell&Turcas) arasında yeni bir Kira Sözleşmesi imzalandığı
belirtilmiştir. Gelinen yeni aşamada, Turcas Petrol (Shell&Turcas) ile Kuran Gaz
arasında akdedilen 01.03.2002 tarihli Bayilik Sözleşmesi ile istasyon Kuran Gaz
tarafından işletilmeye başlanmıştır. Bildirim formunda Kuran Gaz’ın malik ve
Shell&Turcas ile hiçbir bağlantısının bulunmadığı belirtilmiştir. Bu bakımdan Tamek- 400
Turcas Petrol (Shell&Turcas)-Kuran Gaz arasında yeni bir üçlü ilişki kurulurken, Turcas
Petrol (Shell&Turcas) ile Tamek arasında, kira sözleşmesi dışında herhangi bir dikey
anlaşma bulunmamakta ve yine Tamek ile Kuran Gaz arasında da herhangi bir
bağlantı bulunmamaktadır.
Bu nedenle, Turcas Petrol (Shell&Turcas) ile Kuran Gaz arasında yapılan dikey
anlaşmanın, 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5(a) maddesinde yer alan “yahut alıcı bu faaliyetini
sağlayıcının alıcı ile bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden elde ettiği bir ayni veya şahsi
kullanım hakkının konusu olan bir tesiste sürdürecekse” şeklinde ifadesini bulan istisna
hükmüne uyduğu değerlendirilmektedir. Dolayısıyla inceleme konusu sözleşmelerin,
dikey anlaşmalarda yer alan rekabet etmeme yükümlülüklerine ilişkin olarak 2002/2 410
sayılı Tebliğ ile öngörülen 5 yıllık süre sınırına tabi olmadığı anlaşılmaktadır. Bu
çerçevede, malik Tamek tarafından Turcas Petrol (Shell&Turcas) lehine tanınan kira
hakkının süresinin ve Turcas Petrol (Shell&Turcas) ile Kuran Gaz arasında yapılan
anlaşma kapsamında Kuran Gaz’a, istasyon üzerinde Shell&Turcas’ın kiracılık hakkına
sahip olduğu süre boyunca rekabet etmeme yükümlülüğü getirilmesinin, ilgili
anlaşmayı 2002/2 sayılı Tebliğ hükümleri kapsamından çıkarmayacağı kanaatine
varılmıştır.
H.4.3.4. Ender Kuran ve Shell&Turcas Arasındaki İlişki Bakımından
Değerlendirme
Bildirim formunda söz konusu ilişki bakımından menfi tespit belgesi talep edilmektedir. 420
Öncelikle bildirim formunda yer verilen bilgi ve belgelerin 2002/2 sayılı Tebliğ ile
Tebliğ’in açıklanmasına ilişkin Kılavuz, ilgili Danıştay ve Rekabet Kurulu kararları
çerçevesinde incelenmesi sonucunda; Shell&Turcas ile Ender Kuran arasındaki
05.04.2006 tarihinden bugüne kadar devam eden işleticilik sözleşmesi bulunduğundan
rekabet yasağına dayalı dikey ilişkinin, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında
rekabeti kısıtlayıcı nitelikte dikey bir anlaşma olduğu, bu nedenle söz konusu dikey
anlaşmaya Kanun’un 8. maddesi çerçevesinde menfi tespit belgesi verilemeyeceği
anlaşılmaktadır.
Bildirime konu anlaşma, Shell&Turcas ile Ender Kuran arasında 05.04.2006 tarihinden
bugüne kadar devam eden bir işleticilik sözleşmesidir. Söz konusu akaryakıt 430
istasyonunun bulunduğu taşınmazın maliki Siman Peri Aksoy tarafından Shell&Turcas
lehine 19.12.2000 tarihinde 01.07.2015 tarihine kadar devam edecek olan bir intifa
hakkı tesis edilmiştir. Bildirim formu ekinde yer alan belgelerden; öncelikle Turcas
Petrol A.Ş. (Shell&Turcas) ile Nadir Petrol Nakliyat ve Ticaret Ltd. Şti. (Nadir Petrol)
arasında 12.01.2001 tarihinde bir Bayilik Sözleşmesi ve malik Siman Peri Aksoy ile
Nadir Petrol arasında bir kira sözleşmesi akdedildiği anlaşılmaktadır. Söz konusu kira
ilişkisi Nadir Petrol şirketinin hisselerinin devredildiği 25.02.2003 tarihli Sözleşme’de
ifade edilmektedir. Anılan sözleşmede, hisseleri devralanların Bayilik Sözleşmesini ve
kira sözleşmesini kabul ettiği, Nadir Petrol’ün hisselerinin devrine ilişkin malik Siman
Peri Aksoy’un aylık kira bedeli bakımından muvafakatinin sağlanacağı belirtilmiştir. 440
Daha sonra Turcas Petrol A.Ş. (Shell&Turcas) ile Nadir Petrol arasındaki Bayilik
Sözleşmesi feshedilmiş ve Turcas Petrol A.Ş. (Shell&Turcas) ile Ender Kuran arasında
yukarıda belirtilen ve başvuruya esas teşkil eden 05.04.2006 tarihli Bayilik Sözleşmesi
imzalanmıştır. Dosyadaki bilgilere göre, raportörlerce yapılan araştırmalar neticesinde
Siman Peri Aksoy ile Ender Kuran arasında 01.04.2006 tarihinde 01.07.2015 tarihine
10-59/1220-463
10
kadar devam edecek olan bir Kira Sözleşmesi akdedildiği, söz konusu sözleşmede
kiracının kiralanan yeri Shell&Turcas lehine 2015 yılına kadar tesis edilmiş olan intifa
hakkı kapsamında münhasıran Turcas Petrol A.Ş.’ye ait ürünlerin satılması amacıyla
kullanılabileceği belirtilmiş, daha sonra ise taşınmazın yeni maliki olduğu anlaşılan
Ferah Işık ile 30.06.2010 tarihinde yine 01.07.2015 yılına kadar geçerli olacak yeni bir 450
Kira Sözleşmesi akdedildiği anlaşılmıştır. Söz konusu Kira Sözleşmeleri Ender Kuran
tarafından Kurum kayıtlarına intikal ettirilmiştir. Dolayısıyla bildirim formunda intifa
hakkı veren malik ile bağlantısı olmayan şahıslarla işleticililik ilişkisi kurulduğu iddia
edilse de Rekabet Kurulunun geçmiş tarihli kararları ile sabit olduğu üzere1; malik ile
işletici arasında var olan Kira Sözleşmesi, taraflar arasında gerek hukuki gerekse
iktisadi bir bağlantı niteliğinde olup dikey ilişkiyi Tebliğ’in 5(a) maddesinde yer alan
istisna hükmünün dışına çıkartmaktadır.
Bu nedenlerle Shell&Turcas ile Ender Kuran arasında 05.04.2006 tarihinde akdedilen
işleticilik sözleşmesi ve onunla bağlantılı intifa hakkından oluşan dikey ilişkinin; malik
Siman Peri Aksoy ile gerek önceki işletici Nadir Petrol, gerekse mevcut işletici Ender 460
Kuran arasında akdedilen Kira Sözleşmeleri nedeniyle malik ve işletici arasında hukuki
ve iktisadi bağlantı bulunduğundan ilgili Tebliğ’in 5(a) maddesinde yer alan istisna
hükmünden faydalanamadığı, bu nedenle dikey ilişkinin 18.09.2010 tarihine kadar
2002/2 sayılı Tebliğ kapsamında grup muafiyetinden yararlandığı
değerlendirilmektedir.
H.4.4. Bireysel Muafiyet İncelemesi
Dosya konusu dört adet dikey anlaşmaya ilişkin olarak bildirim formlarında bireysel
muafiyet talebi kapsamında aynı savunmalar yapılmış olduğundan, aşağıda tüm
anlaşmalar bakımından toplu bir değerlendirme yapılmıştır.
(a) Malların üretim ve dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve 470
iyileştirmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması
Kanun’un 5. maddesinin (a) bendinde belirtilen ekonomik fayda veya menfaatin
sağlandığının kabulü için üretimin ve dağıtımın iyileştirilmesi, teknik ve ekonomik
gelişmenin artması ve bunun net pozitif etkilerle sonuçlanması; etkinlik artışının nesnel
olarak gösterilebilmesi gerekmektedir.
Mehaz mevzuatın uygulanması konusundaki ATAD içtihadı, taraflara özgü olan, yani
öznel sayılabilecek ekonomik faydaların kabul edilemeyeceğini gösterdiğinden, Bu
noktada, mehaz mevzuatın uygulanması konusundaki ATAD içtihadı, taraflara özgü
olan, yani öznel sayılabilecek ekonomik faydaların kabul edilemeyeceğini
gösterdiğinden, Komisyon’un Uygulama Rehberi; ileri sürülen etkinlik artışının niteliği, 480
anlaşma ile etkinlik artışı arasındaki bağlantı, iddia edilen etkinlik artışının büyüklüğü
ve gerçekleşme olasılığı, bunun nasıl ve ne zaman ortaya çıkacağı ve etkinlik artışına
ulaşmanın maliyeti konularında ikna edici açıklamaların bulunması gerektiğini
belirtmektedir.2
Benzer şekilde Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’un 110. paragrafında da “Bu
etkinliklerin gerçekleştirilmiş olması ve net pozitif etkilere yol açması gereklidir.
Bedavacılıktan kaçınma gibi spekülatif iddialar veya maliyetlerden tasarruf sağlama
gibi genel açıklamalar kabul edilemez. Sadece pazar gücünden veya rekabeti bozucu
davranıştan kaynaklanan maliyet avantajları kabul edilemez” ifadeleri bulunmaktadır.
Shell&Turcas tarafından bildirim formlarında muafiyetin bu koşulu bakımından yapılan 490
savunmada; dağıtım şirketleri tarafından işletilen istasyonların hem idari ilişkileri
yönetme hem de istasyonu etkin bir şekilde çalıştırma bakımından başarılı
1 Rekabet Kurulunun 04.03.2010 tarih ve 10-21/265-98 sayılı kararı.
2 Sanlı, K.C., Rekabet Hukuku ve Dikey Anlaşmalar, İstanbul 2009 s. 65 (Rekabet Hukuku ABD ve Avrupa Birliği
Hukuku Işığında Dikey Anlaşmaların İktisadi Analizi-Ali Ilıcak)
10-59/1220-463
11
olamadıkları, Shell&Turcas’ın asıl hedefinin ülke genelinde örgütlenmiş modern bir
dağıtım ağı oluşturmak olduğu, bayilere maddi destek sağlanarak piyasa koşullarında
kendi rakipleriyle daha güçlü bir biçimde rekabet etme imkanı verildiği, bu anlaşmaların
sağladığı bir diğer faydanın ürün tedarikinde devamlılık sağlamak olduğu, istasyonların
kamuya sürekli hizmet veren işyerleri olduğu, dağıtıcıların bayilere yaptıkları
yatırımların ekonomik etkinlik yarattığı ve çevre temizliği açısından olumlu sonuçlar
doğurduğu belirtilmiştir.
İnceleme konusu ürünün özelliği ile dağıtım ve perakende satış noktalarındaki 500
standardizasyon dikkate alındığında, akaryakıt dağıtım anlaşmalarının, bireysel
muafiyetin ilk koşulu olan yeni ürün veya üretim tekniklerinin bulunması ve geliştirilmesi
bakımından uygun bir zemin teşkil etmediğini vurgulamak gerekmektedir. Bununla
birlikte daha önce üzerinde akaryakıt bayilik faaliyeti yapılmamış arsa/arazi üzerinde
kurulmuş olan yeni istasyonlar bakımından, yeni arazilerin değerlendirilerek istihdam
ve katma değer yaratan birer tesis haline gelmesi, bunun ekonomiye olan pozitif
etkileri, ilk kez yapılan yatırımların yüksekliği nedeniyle geri dönüş sürelerinin uzunluğu
gibi hususlar göz önünde bulundurulduğunda, bu istasyonlar bakımından yapılan dikey
anlaşmaların muafiyetin ilk şartını sağladığı Rekabet Kurulunun birçok kararında kabul
edilmiştir. Ancak, bildirim konusu istasyonlar bakımından bildirim formlarında sayılan 510
gerekçeler, dikey anlaşmaların bilinen, genel mahiyetli yararlarını tekrar etmekten
öteye geçememekle birlikte, bu anlaşmalara muafiyet tanınması halinde muafiyetin ilk
koşulunda aranan ekonomik etkinliğin ne şekilde sağlanacağı yeterince
açıklanamamıştır. Bu nedenlerle, bildirim konusu istasyonlar bakımından 4054 sayılı
Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde sayılan koşulun
sağlandığının kabul edilmesi mümkün değildir.
Ayrıca mevcut anlaşmaların intifa/kira sürelerince uygulanması ile 1923 yılından beri
Türkiye’de faaliyet gösteren Shell&Turcas’ın modern bir dağıtım ağına kavuşacağı ve
bu sayede sayılan diğer etkinliklerin ortaya çıkacağı, gerçekçi bir savunma olmaktan
uzaktır. 520
Bir anlaşmanın 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi anlamında muafiyet alabilmesi için
söz konusu maddede sayılan şartların tamamını sağlaması gerekirken yukarıda
açıklandığı üzere maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde sayılan muafiyetin ilk şartı
sağlanmadığından başvuru konusu dikey anlaşmalara bireysel muafiyet
verilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Buna karşın sonucu değiştirmemekle birlikte
aşağıda muafiyetin diğer şartları bakımından da değerlendirmeler yapılmıştır.
(b) Tüketicinin bundan yarar sağlaması
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi anlamında rekabeti sınırlayıcı etkileri olan bir
anlaşmanın muafiyet alabilmesi için, tüketicinin ekonomik gelişmeden yarar sağlaması,
ortaya çıkacak faydadan tüketicinin adil bir pay alması bir diğer koşuldur. Tüketiciye 530
yansıyacak yararlar kapsamında; fiyatlarda sağlanacak düşüş, kalitenin ve ürün
çeşitliliğinin arttırılması, mal veya hizmet arzında devamlılığın sağlanması gibi hususlar
sayılabilir.
Shell&Turcas tarafından bu madde bakımından yapılan savunmalarda; yapılan
yatırımlar sayesinde bayinin finansal durumunun iyileşeceği ve yatırımların bayiyi
ayakta tutacağı için tüketicinin hizmet alacağı nokta sayısının azalmamasını
sağlayacağı ve istasyonların hizmet kalitesini artıracağı, ürün farklılaştırmasının fazla
önem taşımadığı ve yoğun bir fiyat rekabetinin bulunmadığı ilgili pazar bakımından,
yapılan yatırımların istasyonların hizmet kalitesini ve güvenlik düzeyini artıracağı,
anlaşmalar sayesinde tüketicilerin anlaşmalara konu ürünleri daha düzenli, güvenli ve 540
çabuk elde edebilecekleri belirtilmiş; akaryakıt sektöründe yaygın olarak bilinen
dağıtım firmalarınca bayilere yapılan yatırımlar ve sağlanan maddi destek, bu
maddenin karşılandığına ilişkin esas gerekçe olarak gösterilmiştir.
10-59/1220-463
12
Bildirim formlarında da ifade edildiği üzere, petrol piyasasında satışa sunulan ürünlerin
-özellikle ulusal marker uygulamasından sonra- büyük ölçüde homojen nitelikte
olmaları, rafinaj ve dağıtım kademelerinde yeterince rekabetçi bir yapının
bulunmaması, pompa satış fiyatları içerisinde dolaylı vergilerin payının çok yüksek
olması gibi nedenlerle, farklı dağıtıcılarca ülke genelinde uygulanan akaryakıt
fiyatlarının birbirine çok yakın düzeylerde seyrettiği dikkate alındığında, dikey
anlaşmalar bakımından getirilecek kolaylıklar sonucunda fiyatlarda tüketiciye doğrudan 550
yansıyacak hissedilir bir düşüş beklentisinin gerçekçi olmayacağı açıktır.
Shell&Turcas tarafından öne sürülen: tüketicinin seçme imkânının yükselmesi, hizmet
kalitesinin artması, tüketicinin ürüne daha kolay ulaşması gibi hususlar ise dikey
anlaşmaların bilinen ve genel olarak varlığı kabul edilen faydaları olmakla birlikte,
akaryakıt istasyon sayısının hayli yüksek olduğu ilgili pazarda bir bayinin finansal
güçlüklerden dolayı piyasadan çıkacak olmasının önüne geçmek amacıyla ilgili
anlaşmaya muafiyet tanınmasının, mevcut şartlarda muafiyet rejimi ile korunması
gereken bir menfaat olmadığı değerlendirilmektedir.
(c) İlgili pazarın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması
Muafiyet kararı verilebilmesinde aranan bu olumsuz koşul gereğince, muafiyete konu 560
anlaşma ilgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmasına neden
olmamalı, başka bir deyişle sağlanan ekonomik gelişme veya fayda ile tüketicinin
bundan yarar sağlaması, rekabetin ortadan kaldırılması ile ulaşılan sonuçlar
olmamalıdır. Bu değerlendirme yapılırken dikkate alınması gereken başlıca hususlar;
pazarda hâlihazırda giriş engellerinin olup olmadığı, hâkim durumda olan bir
teşebbüsün bulunup bulunmadığı, dikey anlaşmalar aracılığıyla giriş engeli yaratılıp
yaratılmadığı, tüketici tercihlerinin ne ölçüde kısıtlandığı ve pazarın yapısı olarak
sıralanabilir.
Esasen akaryakıt dağıtım lisansı alabilmek için pazarda önemli bir hukuki giriş engeli
bulunmamaktadır. Bu nedenle hâlihazırda çok sayıda dağıtım firmasının sektörde 570
faaliyet gösterdiği söylenebilir. Akaryakıt dağıtım piyasasında 1994 yılında 10 adet
şirket faaliyet gösterirken 2009 yılı itibarıyla 53 lisanslı dağıtım şirketi bulunmaktadır.
Akaryakıt ürünlerinin tüketiciyle buluştuğu bayiler bakımından ise 5015 sayılı Kanun’da
belirtilen kilometre tahdidi ve istasyon ruhsatı alabilecek arsa bulma zorluğu, kısmi giriş
engelleri olarak değerlendirilebilir.
EPDK’nın, pazar paylarına ilişkin verilerine göre en büyük 5 dağıtıcı şirketin, pazarın
yaklaşık %80’ine; en büyük 10 dağıtıcı şirketin ise, pazarın yaklaşık %90’ına sahip
olduğu görülmektedir. Teşebbüslerin pazar paylarına bakıldığında, herhangi bir
teşebbüsün hakim durumda olduğunu söylemenin mümkün olmadığı ilgili ürün
pazarında, yaklaşık %26’lık oranla en yüksek pazar payına sahip teşebbüsün Petrol 580
Ofisi A.Ş. olduğu, onu sırasıyla yine yaklaşık %21 ile Shell&Turcas A.Ş., %16 oranla
Opet Petrolcülük A.Ş. ve %12 ile BP Petrolleri A.Ş.’nin takip ettiği görülmektedir.
Pazara ilişkin bu genel istatistiksel verilerin ötesinde, ilgili pazarın önemli bir
bölümünde rekabetin ortadan kalkıp kalkmadığına ilişkin değerlendirmelerde; dikey
anlaşmalardaki rekabet kısıtlamalarının, teşebbüslerin bu kısıtlamaları stratejik bir
şekilde piyasaya girişleri kapatmak için kullanma olasılığı çerçevesinde ele alınması ve
benzer anlaşmaların pazarda yaratacağı kümülatif etkiye bakılması gerekmektedir.
Rekabet Kurulu konuyla ilgili almış olduğu pek çok kararda piyasa kapama etkisinin ve
bu bağlamda muafiyet talep edilen türden anlaşmaların pazardaki yarattığı-yaratacağı
kümülatif etkinin önemine dikkat çekmiştir. 590
10-59/1220-463
13
Diğer yandan, dikey anlaşmaların ekonomiye ve tüketiciye sağlayacağı yararlar ile ilgili
pazardaki rekabetçi yapı üzerinde yaratması muhtemel zararlar arasında makul bir
denge kurmayı hedefleyen 2002/2 sayılı Tebliğ, bu tür anlaşmaların rekabet yasağına
ilişkin hükümlerinin beş yılı aşmamak kaydıyla muafiyetten yararlanabileceğini
düzenlemektedir.
Shell&Turcas tarafından sunulan bildirim formlarında, Shell&Turcas’ın ilgili ürün
pazarındaki payının ortalama %24 seviyesinde olduğu; önde gelen rakiplerin pazar
paylarının birbirine yakın ve bu teşebbüsler arasında büyük bir rekabet bulunduğu; 600
pazarda toplam istasyon sayısının 12712 olduğu, söz konusu istasyonlar içerisinde
Shell&Turcas bayisi olanların oranının %9’a tekabül ettiği, her bir bildirim ekinde
sadece 1’er bayi bakımında muafiyet talep edildiği, bu nedenle pazar kapama etkisinin
olmayacağı ve pazarda rekabetin ortadan kalkmayacağı belirtilmiştir.
Yine söz konusu bildirim formlarında, Avrupa Ekonomik Alanı Anlaşması (AEAA)’nın
53. maddesinin; AB Kurucu Anlaşması’nın 101. ve 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile
tıpatıp aynı olduğu, ancak gerek mehaz AB mevzuatından gerekse ülkemiz
mevzuatından farklı olarak, bu anlaşma uyarınca yürürlüğe konulan münhasır dikey
anlaşmalara ilişkin 1983/84 sayılı Tebliğ’de bu tür dağıtım anlaşmalarına 10 yıl süre ile
izin verilebildiği belirtildikten sonra; Hydro Texaco ile bir bayisi arasında akdedilen 10 610
yıl süreli ancak dağıtıcı tarafından tek taraflı olarak 5 yıl daha uzatma opsiyonlu dikey
anlaşmaya ilişkin olarak Norveç’in bir yerel mahkemesinin ön sorusu üzerine Avrupa
Ekonomik Alanı Birliği Yüksek Mahkemesince verilen kararda, 10+5 yıllık sözleşmenin
yalnızca dağıtıcıya sözleşmeyi sona erdirme hakkı tanındığı için muafiyetten
yararlanamadığına karar verildikten sonra; söz konusu sözleşmelerin Hydro
Texaco’nun bütün sözleşmeleri içindeki payının çok sınırlı bir yer tutması ve dolayısıyla
pazardaki toplu kapama etkisine önemli bir katkısı olmadığı için sözleşmelerin
AEAA’nın 53. maddesine aykırı olmadığı sonucuna varıldığı belirtilmiştir.
Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’un 116. paragrafında, “Tebliğ’de tek marka
sınırlamaları (rekabet etmeme yükümlülüğü, miktar zorlaması gibi) sağlayıcının pazar 620
payının %40’ın altında olduğu ve anılan sınırlamanın beş yılı aşmadığı durumda muaf
tutulmaktadır. Pazar payının %40’ın veya zaman sınırının beş yılın üzerinde olduğu
hallerde bireysel değerlendirmeler için aşağıdaki hususlar dikkate alınmalıdır” ifadesi
yer aldıktan sonra, Kılavuzun devamında sağlayıcının bağlı pazar payı ve rekabet
etmeme yükümlülüğünün süresi arttıkça pazarın kapanmasının o oranda artacağı ve
ilgili pazarda sağlayıcılar önemli sayıda alıcıyla bu yönde anlaşmalar yapmış ise
pazarın potansiyel rakiplere kapatılabileceği açıklamalarına yer verilmiştir.
Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuzun 119. paragrafı ise şu şekildedir:
“Sağlayıcının pazar gücü değerlendirilirken “rakiplerin pazardaki konumu” da önemlidir.
Rakipler yeterince çok ve güçlü ise sağlayıcının uyguladığı tek marka anlaşmasından 630
hissedilir derecede rekabeti bozucu etkiler beklenmez. Pazar kapama etkisi, rakip
teşebbüslerin tek marka anlaşmasını uygulayan sağlayıcıdan önemli ölçüde küçük
olduğu hallerde ortaya çıkabilecektir. Rakipler birbirine benzer büyüklükte ve benzer
çekicilikte ürünler sunuyorlarsa pazarın rakiplere kapatılması söz konusu
olmayabilecektir. Ancak ilgili pazarda sağlayıcılar önemli sayıda alıcıyla bu yönde
anlaşmalar yapmış ise, pazar potansiyel rakiplere kapatılabilir. Birikimli etki olarak
da adlandırılan bu durum aynı zamanda sağlayıcılar arasında rekabeti sınırlayıcı
işbirliğine (collusion) de yol açabilir. Şayet sağlayıcılar Tebliğ kapsamında iseler bu
yöndeki birikimli etkiyi ortadan kaldırmak için muafiyetin geri alınması gerekebilir. Bir
sağlayıcının bağlı pazar payı % 5’ten az ise, anılan sağlayıcının birikimli kapama 640
etkisine önemli bir katkıda bulunmadığı kabul edilebilir.”
10-59/1220-463
14
Söz konusu Kılavuz’un 49. paragrafında ise şu açıklamalar bulunmaktadır:
“…Pazarda faaliyet gösteren pek çok sağlayıcının dağıtım organizasyonlarını benzer
kısıtlamaları kullanarak birbirlerine paralel biçimde düzenlemeleri, dikey kısıtlamaların
olumsuz etkilerini arttırıcı etkiye sahiptir. Bu durum birikimli etki olarak da
tanımlanmakta olup, muafiyetin geri alınması, birikimli etkiden kaynaklanabilecek
rekabet sorunları nedeniyle de gündeme gelebilecektir. İlgili pazara girişler ve ilgili
pazardaki rekabet, birbiriyle rekabet halindeki sağlayıcılar veya alıcılar tarafından
uygulanan benzer nitelikteki dikey anlaşmaların oluşturduğu paralel ağlar tarafından 650
önemli ölçüde engellenmekte ise Kanun’un 5. maddesindeki muafiyet şartlarının
gerçekleşmesi mümkün değildir.”
2002/2 sayılı Tebliğ’in 6. maddesinde de şu düzenleme yer almaktadır:
“Benzer nitelikteki dikey sınırlamaların oluşturduğu paralel ağlar ilgili pazarın
%50’sinden fazlasını kapsıyorsa, Rekabet Kurulu, ayrıca çıkaracağı bir tebliğ ile ilgili
pazarda belirli sınırlamaları içeren dikey anlaşmaları bu Tebliğ’in sağladığı muafiyetin
dışına çıkarabilir.”
Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde bireysel muafiyete ilişkin
değerlendirmelerde dikkate alınması gereken başlıca unsurların ilgili sağlayıcının
pazar payı, sağlayıcının münhasır dikey anlaşmalar aracılığıyla sahip olduğu bağlı 660
pazar payı oranı ve benzer nitelikteki dikey kısıtlamalar içeren anlaşmaların
oluşturduğu paralel ağların oranı olduğu görülmektedir.
Bununla birlikte bildirime konu anlaşmalara ilişkin değerlendirmede şu hususa özelikle
dikkat etmek gerekmektedir: Bireysel muafiyet tanınmasına ilişkin Rekabet Kurulu
kararlarının, benzer nitelikteki diğer işlemler bakımından da emsal teşkil edebileceği
dikkate alındığında, söz konusu anlaşmalar nedeniyle oluşacak muhtemel kümülatif
pazar kapama etkisinin belirlenmesinde yalnızca ilgili tarafların pazar payına ve ilgili
sağlayıcının (dağıtım şirketinin) muafiyet talep edilen anlaşmalarının toplam pazar
içindeki oranına dayalı bir yaklaşım yeterli olmayıp; muafiyet tanınan anlaşmanın
niteliği ve pazarda yaygın olarak uygulanan diğer anlaşmalar içerisindeki yerinin iyi 670
tespit edilmesi ve diğer sağlayıcılar tarafından uygulanan benzer nitelikteki
anlaşmalarla birlikte ele alınması gerekmektedir.
Bu noktada, pazar payı ölçütü dışarıda bırakıldığında, akaryakıt ürünlerinin istasyonlar
marifetiyle satışında, gerek yerleşik teamüller gerekse ilgili mevzuat nedeniyle, benzer
nitelikteki dikey sınırlamalar içeren anlaşmaların oluşturduğu paralel ağların, ilgili
pazarın %100’ünü kapsadığını vurgulamak gerekmektedir. Yani ilgili pazarda yer alan
dağıtıcı teşebbüslerin tamamının istasyonlu bayileri ile yapmış oldukları bütün dikey
anlaşmalar tek marka sınırlaması içermekte ve bu bakımdan, bayiler üzerine dağıtıcılar
tarafından arz edilen mallar ile rekabet etmeme yükümlülüğü getirmektedir. Bunun
yanında, yukarıda da ifade edildiği üzere Shell&Turcas ile Atalay arasındaki dikey 680
ilişkinin, sektörde yaygın olarak uygulanan tipik “malik-işletici ile dağıtım firması
arasında kurulan dikey anlaşma” türünden farklılık arz etmediği görülmektedir. Bu
nedenle, mevcut hukuksal durum da dikkate alındığında, muafiyet talebine konu olan
anlaşmayla benzer nitelikteki dikey kısıtlamalar içeren anlaşmalardan kaynaklanan
kümülatif etkinin %100’e kadar çıkabileceği görülmektedir.
Başvuru konusu dikey anlaşmaların süresinin, ilgili pazardaki rekabetçi yapı üzerine
mevcut ve/veya muhtemel etkilerine de ayrıca değinmekte fayda görülmektedir. Dikey
Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’un 118. paragrafında konuyla ilgili olarak şu açıklamalar
bulunmaktadır:
“Sağlayıcının pazardaki konumu yanında uygulanan rekabet etmeme yükümlülüğünün 690
kapsamı ve süresi de anılan değerlendirmede çok önem kazanmaktadır. Sağlayıcının
satışlarının tek marka anlaşmasından kaynaklanan kısmı arttıkça, eş deyişle bağlı
10-59/1220-463
15
pazar payı arttıkça, pazarda kapama riski de artacaktır. Benzer şekilde rekabet
etmeme yükümlüğünün süresi arttıkça pazarın kapanması o oranda artacaktır. Hakim
durumda olmayan teşebbüsler tarafından yapılan ve rekabet etmeme yükümlülüğünün
süresi bir yıldan az olan anlaşmaların, genel olarak hissedilir derecede rekabeti bozma
etkisi olmadığı kabul edilir. Hakim durumda olmayan teşebbüslerin bir ila beş yıl
arasındaki rekabet etmeme yükümlülüğü içeren anlaşmalarının muafiyet alabilmeleri
bu anlaşmaların rekabeti azaltıcı ve artırıcı etkilerinin dengelenmesine bağlıdır. Öte
yandan beş yılı aşan bu yöndeki anlaşmalar birçok yatırım türü için ileri sürülen 700
etkinliklere ulaşmak için gerekli görülmez veya bu etkinlikler pazar kapama
etkisini dengelemeye yeterli değildir.”
Yine aynı Kılavuz’un 128. paragrafında şu ifadelere yer verilmiştir:
“Bazı sektörlerde tek bir yerde birden fazla marka satmak zor ya da hukuken imkansız8
olabilir, bu durumda pazar kapama etkisi sözleşme süreleri sınırlandırılarak
hafifletilebilir.”
Shell&Turcas tarafından gönderilen bildirim formları ekinde sunulan dikey anlaşmalar
ortalama 15-20 yıl süreyle uygulanmak üzere akdedilmiştir.
Oysa Kılavuz’un ilgili bölümünde de açıkça belirtildiği üzere, dikey anlaşmalardaki
rekabet etmeme yükümlülüklerine ya da bu yükümlülüklerin anlaşmanın esaslı bir 710
unsuru olduğu hallerde bir bütün olarak ilgili anlaşmaya, 2002/2 sayılı Tebliğ ile
getirilen beş yıllık sürenin üzerinde bir süre için muafiyet tanınması çoğu kez haklı
görülememekte, anlaşma sonucu ortaya çıkan etkinlikler, süresi beş yılı aşan
anlaşmaların yaratacağı pazar kapama etkisini dengelemeye yeterli olarak
değerlendirilememektedir. Tek bir yerde birden fazla marka satmanın fiilen veya
hukuken mümkün olmadığı durumlarda ise; pazar kapama etkisi ancak sözleşme
süreleri sınırlandırılarak hafifletilebilir.
Bu açıklamaların sonunda özetle ifade etmek gerekirse, bildirime konu anlaşmaların
ilgili pazarın önemli bir bölümünde rekabeti ortadan kaldıracak nitelikte anlaşmalar
olduğu, bu nedenle 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde 720
yer verilen koşulları taşımadığı kanaatine varılmıştır.
(d) Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu
olandan fazla sınırlanmaması
4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca, muafiyetin diğer üç koşulunu sağlayan bir
anlaşmanın doğuracağı gelişme veya iyileşmelerin rekabeti daha az sınırlayıcı bir yol
izlenerek elde edilmesi mümkünse, söz konusu anlaşmaya muafiyet tanınması
mümkün değildir. Buna göre, sınırlama, anlaşmanın ardında yatan temel amaca uygun
ve bunun gerçekleştirilmesi için gerekli olmalıdır.
Muafiyetin bu koşulu bakımından bildirim formlarında yapılan savunmalarda özellikle
işleticinin kendi rızasıyla işletmecilik yapmaktan vazgeçtiği ve Shell&Turcas’ın 730
işleticiliği üstlendiği istasyonlar bakımından ilişkinin sadece özel hukuk ilişkisi haline
dönüştüğü belirtilmiştir. Ancak bu husus istisna hükmü kapsamında değerlendirilmiş
olup burada ayrıca bir değerlendirme yapmaya gerek görülmemiştir.
Bu tespit ve değerlendirmeler neticesinde; bayilerle yapılan bildirime konu 4
anlaşmanın 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birincr fıkrasının (a), (b), (c) ve (d)
bentlerinde sayılan koşulları taşımadıkları ve bu nedenle hepsine birden 2002/2 sayılı
Tebliğ ile öngörülen sınırı aşan süreler için bireysel muafiyet tanınmasının mümkün
olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
8 Örneğin, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu ile bayilere tek marka satma zorunluluğu getirilmiştir. [Orijinal Dipnot]
10-59/1220-463
16
I. SONUÇ 740
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre;
1- Bilkent Üniversitesi tarafından Shell Company of Turkey Limited şirketine sağlanan
15.11.1995 tarihli 25 yıl süreli kira hakkı ve Bilkent Üniversitesi ile bağlantılı Bilpet
Bilkent Akaryakıt ve Bakım Hizmetleri ve Ticaret A.Ş. ile Shell&Turcas Petrol A.Ş.
arasındaki 1.11.1995 tarihli işleticilik sözleşmesinden oluşan ve kesintisiz devam
eden dikey anlaşmaya 4054 sayılı Kanun’un 8. maddesi çerçevesinde menfi tespit
belgesi verilemeyeceğine; anlaşmanın 18.9.2010 tarihine kadar 2002/2 sayılı Tebliğ
ile tanınan grup muafiyetinden yararlandığına,
2- Kösoğlu Ailesi ile Shell Company of Turkey Limited arasındaki kira akdi ve işletme
sözleşmesinden oluşan dikey anlaşmaya 4054 sayılı Kanun’un 8. maddesi 750
çerçevesinde menfi tespit belgesi verilemeyeceğine; anlaşmanın 18.9.2010 tarihine
kadar 2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden yararlandığına,
3- Shell&Turcas Petrol A.Ş. ile Kuran Gaz ve Akaryakıt San. ve Tic. Ltd. Şti. arasındaki
dikey anlaşmanın, malik Tamek Holding A.Ş. ile Kuran Gaz ve Akaryakıt San. ve
Tic. Ltd. Şti. arasında herhangi bir bağlantı bulunmaması nedeniyle, 2002/2 sayılı
Tebliğ’in 5. maddesinde düzenlenen istisnadan yararlanacağına, bu nedenle taraflar
arasındaki dikey anlaşmanın, ilgili istasyon üzerinde Shell&Turcas Petrol A.Ş. lehine
tesis edilen kira hakkı süresince 2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden
yararlandığına,
4- Shell&Turcas Petrol A.Ş. ile Ender KURAN arasında 5.4.2006 tarihinde akdedilen 760
işleticilik sözleşmesi ve onunla bağlantılı intifa hakkından oluşan dikey anlaşmaya
4054 sayılı Kanun’un 8. maddesi çerçevesinde menfi tespit belgesi
verilemeyeceğine; malik Siman Peri AKSOY ile Ender KURAN arasında akdedilen
kira sözleşmesi nedeniyle malik ile işletici arasında hukuki ve iktisadi bağlantı
bulunduğundan, dikey anlaşmanın 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinde
düzenlenen istisnadan yararlanamayacağına, bu nedenle dikey ilişkinin 18.9.2010
tarihine kadar 2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden yararlandığına
5- Bildirim konusu anlaşmalara yukarıda açıklanan muafiyet sürelerini aşacak nitelikte
bireysel muafiyet tanınamayacağına
OYÇOKLUĞU ile karar verilmiştir. 770
10-59/1220-463
17
(16.9.2010 tarihli, 10-59/1220-463 sayılı Kurul Kararı’na)
KARŞI OY GEREKÇESİ
Kararın sonuç bölümündeki; Bilkent Üniversitesi tarafından Shell
Company of Turkey Limited Şirketine sağlanan 25 yıl süreli kira hakkı ve
Bilkent Üniversitesi ile bağlantılı Bilpet Bilkent Akaryakıt ve Bakım
Hizmetleri ve Ticaret A.Ş. ile Shell&Turkas Petrol A.Ş. arasındaki 1.11.1995
tarihli işleticilik sözleşmesinden oluşan ve kesintisiz devam eden dikey
anlaşmaya, 4054 sayılı Kanunun 8. maddesi çerçevesinde menfi tespit belgesi
verilemeyeceğine ilişkin 1 numaralı bölümüne aşağıda açıklanan nedenlerden
dolayı iştirak etmemiz mümkün olamamıştır.
Bildirim formunda; ilgili akaryakıt istasyonu için Bilpet ile
Shell&Turcas arasında 1.11.1995 tarihli işleticilik sözleşmesi imzalandığı,
malik Bilkent Üniversitesinin Shell Company of Turkey Limited Şirketine
15.11.1995 tarihli kira kontratı ile 25 yıl süre ile kira hakkı tanıdığı; Bilpet ile
Shell&Turcas’ın işletmecilik sözleşmesinin 2.10.2001 tarihinde Bilpet’in
rızasıyla feshedildiği, bunun üzerine tarafların rızası ile söz konusu akaryakıt
istasyonunu Shell’in yavru şirketi olan Shell Petrol A.Ş.’nin o tarihten itibaren
işletmeye başladığı ifade edilmekte ve bu işleme menfi tespit belgesi verilmesi
talep edilmektedir.
Bildirim Formu ve Dosya içeriğinden anlaşıldığı kararıyla; öncelikle
1995 yılında Bilkent Üniversitesinin de içinde bulunduğu ekonomik bütünlüğe
ait Bilpet Şirketi ile Shell arasında bir işleticilik sözleşmesi imzalanmış,
müteakiben de söz konusu akaryakıt istasyonunun bulunduğu taşınmaz 25
yıllığına Shell’e kiralanmış ve bu sözleşme tapuya şerh ettirilmiştir. İşleticilik
ve kira sözleşmelerine konu olan bu dikey ilişki, 2001 yılına kadar devam
etmiş; 2.10.2001 yılında Bilpet’in işleticilik faaliyetine devam etmeyeceğini
beyan etmesi üzerine bu sözleşme rızaen feshedilmiştir. Bunun üzerine Shell,
anılan yerdeki akaryakıt istasyonunu -yine tarafların rızası ile- kendi yavru
şirketi olan Shell Petrol A.Ş. vasıtasıyla işletmeye başlamıştır.
Bu bilgiler çerçevesinde, Shell ile Bilkent/Bilpet arasındaki dikey
ilişkinin 2.10.2001 tarihinde sona erdiğini kabul etmek gerekmektedir. Zira bu
tarihe kadar iki taraf arasında hem işleticilik hem de kira sözleşmelerine
dayanan bir dikey ilişki varken, bu tarihten sonra sadece alelade bir kira ilişkisi
kalmıştır. Ana teşebbüsle yavru şirketi arasındaki bir işleticilik sözleşmesi ile
tesis edilen ilişki ise asla bir dikey ilişki olarak kabul edilemez. Şayet Bilpet’in
sözleşmeyi feshinden sonra üçüncü bir kişi ile işleticilik sözleşmesi yapılmış
olsaydı, bu durumda bir dikey ilişkiden söz edilebilirdi. Böyle bir durumda
dikey ilişkinin kesintiye uğrayıp uğramadığını incelemenin anlamı olabilirdi.
Oysa, 2.10.2001 tarihinden sonra dikey ilişkinin varlığından söz edilemez.
10-59/1220-463
18
Bir dikey ilişkinin varlığından söz edebilmek için evleviyetle bir
bayilik/işleticilik ilişkisinin bulunması gerekmektedir. Kira/intifa sözleşmeleri
bu dikey ilişki için kurucu unsur değildir. Başka bir anlatımla, intifa/kira
sözleşmesi olmaksızın da bir dikey ilişki kurmak mümkün iken, salt kira/intifa
sözleşmeleri tek başına bir dikey ilişki kurmak için yeterli değildir. Danıştay’ın
Total/Akdağ kararı bağlamında oluşturduğu içtihadını Bilkent-Shell arasındaki
ilişkiyi de içine alacak şekilde geniş yorumlamak, hem hukuka hem de
Danıştay’ın korumaya çalıştığı menfaate de aykırı düşmektedir.
Bu itibarla, Bilkent Üniversitesi ile Shell&Turcas ve Shell Petrol A.Ş.
arasındaki kira ilişkisine menfi tespit belgesi verilebileceğini düşündüğümden,
Kararın Sonuç bölümündeki (1) numaralı kısmına katılmam mümkün
olamamıştır.
Mehmet Akif ERSİN
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy