Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2010-3-154 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 10-65/1363-505
Karar Tarihi : 14.10.2010
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ(İkinci Başkan) 10
Üyeler : Mehmet Akif ERSİN, İsmail Hakkı KARAKELLE, Doç. Dr.
Cevdet İlhan GÜNAY, Murat ÇETİNKAYA
B. RAPORTÖRLER: Tarkan ERDOĞAN, Neyzar MENTEŞOĞLU, Ebru İNCE
C. ŞİKAYET
EDEN : Gizlilik talebi bulunmaktadır.
D. HAKKINDA ÖNARAŞTIRMA YAPILANLAR:
- Coca Cola İçecek A.Ş. 20
Esenşehir Mah. Erzincan Cad. No:36 34776
Ümraniye/İstanbul
- Coca Cola Satış ve Dağıtım A.Ş.
Esenşehir Mah. Erzincan Cad. No:36 34776
Ümraniye/İstanbul
- Coca Cola Meşrubat Pazarlama Danışmanlık San. ve Tic.
A.Ş.
Esenşehir Mah. Erzincan Cad. No:36 34776 30
Ümraniye/İstanbul
- Coca Cola Satış ve Dağıtım A.Ş. Bursa ve Balıkesir Bayileri
E. DOSYA KONUSU: Coca Cola Satış ve Dağıtım A.Ş. ve/veya bayilerinin nihai
satış noktaları ile akdettiği sözleşmelerde yer verilen kota taahhüdü, bedelsiz
ürün, belirli bir meblağın ödenmesi gibi uygulamalar yoluyla gazlı içecek
pazarında fiili münhasırlığa sebebiyet verildiği iddiası.
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Yapılan başvuruda özetle; Coca Cola İçecek A.Ş.’nin (CCİ) 40
%99 iştiraki olan ve CCİ ürünlerinin satış ve dağıtımı faaliyetini yürüten Coca Cola
Satış ve Dağıtım A.Ş. (CCSD) ve/veya bayilerinin nihai satış noktalarıyla akdettikleri
sözleşmelerde yer verilen kota taahhüdü, bedelsiz ürün, bir defaya mahsus olarak
belirli bir meblağın ödenmesi gibi uygulamalarla Rekabet Kurulunun 10.9.2007 tarih,
07-70/864-327 sayılı ve 16.10.2008 tarih, 08-58/930-376 sayılı kararlarına aykırı
olarak gazlı içecek pazarında fiili münhasırlığa sebebiyet verildiği iddia edilerek,
gereğinin yapılması talep edilmiştir.
10-65/1363-505
2
G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 8.7.2010 tarih ve 5305 sayı ile giren
başvuru üzerine hazırlanan 23.7.2010 tarih ve 2010-3-154/İİ-10-137.TE sayılı İlk 50
İnceleme Raporu, Rekabet Kurulu’nun 5.8.2010 tarih ve 10-52/958-M sayılı
toplantısında görüşülmüş ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun
çerçevesinde soruşturma açılmasına gerek olup olmadığının belirlenmesi amacıyla,
Kanun’un 40/1. maddesi uyarınca önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir. İlgili
karar uyarınca yapılan inceleme sonucunda düzenlenen 7.10.2010 tarih ve 2010-3-
154/ÖA-10-137.TE sayılı Önaraştırma Raporu 8.10.2010 tarih ve REK.0.07.00.00-
110/447 sayılı Başkanlık önergesi ile 10-65 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek
karara bağlanmıştır.
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili Raporda; dosya konusu iddialara ilişkin olarak 60
4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmasına yer olmadığı ve
şikâyetin reddinin gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşıldığı ifade edilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Şikâyet Konusu Eylemler
Başvuru sahibi tarafından, CCSD ve satış noktaları arasında yapılan “Direkt Satış
Sözleşmelerinde” yer alan hükümler ile satış noktasına gazlı, gazsız içecekler ve
ayrıca Damla markalı sular için satış hedefleri koyulduğu ve sözleşme süresinin 70
hedeflenen satış miktarının tamamlanmasına bağlandığı belirtilmiştir. Başvuruda, ilgili
sözleşmelerde yazılı olarak sadece gazsız ürünler için münhasırlık öngörülse de,
satış miktarı hedeflerinin gazlı ve gazsız ürünler için bir arada belirlenmiş olmasının
işletmeye gazlı ürünlerde de örtülü biçimde rekabet etmeme yükümlülüğü getirdiği
iddia edilmiştir.
İddiaya göre, miktar hedefi öngörülen sözleşmenin süresinin belirtilmemiş olması ve
CCSD tarafından belirlenen satış miktarının tamamlanmasına bağlanması rekabet
etme yasağının belirsiz süreli olmasına neden olmakta ve bu durum 2003/3 ve
2007/2 sayılı Rekabet Kurulu Tebliğleri ile Değişik, 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara 80
İlişkin Grup Muafiyeti Tebliğinin 5. maddesine aykırılık doğurmaktadır.
Diğer yandan başvuruda, CCSD tarafından belirlenen satış hedeflerinin işletmenin
satış potansiyeli ile karşılaştırıldığında orantısız olduğu, işletmelerin satış hedeflerini
tamamlayabilmelerinin çoğunlukla kolalı içecekleri CCSD’den satın almaları ile
gerçekleştiği ve sözleşmede öngörülen hedeflerin işletmenin ihtiyacı olan ürünlerin
%80’inden fazlasının CCSD’den sağlanması sonucunu doğurduğu da ileri
sürülmüştür.
Diğer iddia, CCSD tarafından noktanın yapacağı her türlü pazarlama ve tanıtım 90
faaliyetine katkıda bulunmak için satış noktalarına yüksek miktarda nakit bedeller ve
bedelsiz ürün verilmesi uygulamasının fiili münhasırlığa yol açtığı ve sözleşmenin
herhangi bir nedenle feshi halinde verilen nakit bedelin tamamının iadesi hükmünün
fiili münhasırlık yaratma etkisini pekiştirdiği yönündedir.
Başvuru sahibi tarafından CCSD’nin söz konusu uygulamaları nedeniyle satış
noktalarına kendi ürünlerini satmakta zorluk çektiği belirtilmiş ve CCSD’nin
10-65/1363-505
3
uygulamalarının hâkim durumun kötüye kullanılması olduğu iddia edilerek, gereğinin
yapılması talep edilmiştir.
100
I.2. İlgili Pazar
I.2.1. İlgili Ürün Pazarı
CCİ, kolalı içeceklerden, bitki çayına içecek sektörünün pek çok alt segmentinde
faaliyet gösteren bir teşebbüstür.
CCİ ve CCİ’nin iştiraki olan CCSD’nin satış uygulamaları daha önce Kurulun 110
10.9.2007 tarihli 07-70/864-327 sayılı Kararına konu olmuş ve CCİ’nin satış ve
dağıtımını yaptığı ürün grupları detaylı olarak analiz edilerek ilgili ürün pazarları
“kolalı içecek”, “portakallı gazoz”, “sade gazoz”, “paketlenmiş su”,”meyve suyu,
nektarı ve meyveli içecekler”, “buzlu çay”, “sporcu içeceği”, “enerji içeceği” olarak
belirlenmiştir. Söz konusu kararda kolalı içecek, portakallı (aromalı) gazoz, sade
gazoz ve diğer gazlı içeceklerden oluşan gazlı içecekler özelinde ev kanalı ve
yerinde tüketim kanalı1 alt pazarları incelenerek, bu iki satış kanalının ayrı pazarlar
olarak değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Ev kanalı da kendi içinde
geleneksel kanal2 ve modern kanal olarak sınıflandırılmıştır.
120
Mevcut dosya bakımından da, bahsi geçen Kurul kararındaki yaklaşım benimsenerek
ilgili ürün pazarları benzer şekilde, geleneksel kanal, modern kanal ve yerinde
tüketim kanalı için ayrı ayrı belirlenmiştir.
I.2.2. İlgili Ürün Pazarlarında CCİ’nin Durumu
Anadolu Grubu (%51,21), Coca-Cola Grubu (%35,86) ve Özgörkey Grubu’nun (%
7,89) ortak olduğu CCİ, Anadolu Grubu ve The Coca-Cola Export Corporation’ın ikili
ortak kontrolü altındadır. CCİ üretim faaliyetini yürütürken, % 99 iştiraki olan CCSD
satış ve dağıtım faaliyetini gerçekleştirmektedir. 130
CCİ, faaliyette bulunduğu pazarlardan özellikle gazlı içeceklerde yüksek pazar
paylarına sahiptir. CCİ’nin kolalı içeceklerdeki pazar payı (yer verilen pazar payları
satış hacmine göre hesaplanan pazar paylarıdır) 2009 yılında modern kanalda …. ve
geleneksel kanalda … olarak gerçekleşmiştir. Kolalı içecekler pazarında CCi’nin en
yakın rakibi olan ve Pepsi markası ile kolalı içecek satışı yapan Pepsi Bottling Group
Türkiye (PBG) 2009 yılında modern ve geleneksel kanalda sırasıyla …. ve …. pazar
payı elde etmiştir. Pazara Temmuz 2003’te Cola Turka markasıyla giren Ülker ise
kolalı içecekler pazarında üçüncü sırada yer almaktadır.
140
10.9.2007 tarihli 07-70/864-327 sayılı Karara göre gazlı içecek tüketiminin yaklaşık
olarak … kadarı yerinde tüketim kanalında, ….. modern kanalda ve ….. ise
1 Yerinde tüketim kanalında yapılan satışın farklılaştırıcı özelliği ürünün alındığı yerde genelde açık olarak servis
edilmesi ve orada tüketilmesidir.
2 100 m2’yi aşan satış noktalarının oluşturduğu kanal modern (süpermarket) kanal, 100 m2 altı satış noktalarının
oluşturduğu kanal geleneksel kanal olarak sınıflandırılmıştır. Bu ayrımdaki temel ölçüt, genel olarak, modern
kanaldaki gazlı içecek alışverişi uzun vadede tüketim hedefiyle yapılırken, geleneksel kanaldaki alışverişin ağırlıklı
olarak anında (impulse) tüketim saikiyle yapılmasıdır.
10-65/1363-505
4
geleneksel kanalda gerçekleşmektedir. Bu tespit geleneksel kanalın piyasa için
önemini göstermektedir.
CCİ’nin gazlı içecekler pazarında kolalı içeceklerden sonra en çok satış yaptığı ürün
Fanta markası ile portakallı gazozdur. PBG Yedigün markalı ürünü ile Ülker ise
Sunny ve Link markalı ürünleri ile pazarda yer almaktadır. CCİ’nin bir diğer rakibi ise
Uludağ’dır.
150
CCİ portakallı gazoz pazarında da ilk sırada yer almaktadır. İlgili ürün pazarında
modern kanalda CCİ’nin payı 2009 yılında …… iken geleneksel kanalda bu oran
…… ulaşmıştır. CCİ’nin pazar payı en yakın rakibinin pazar payının modern kanalda
… katı ve geleneksel kanalda … katı düzeyindedir.
CCİ’nin sade gazoz pazarındaki pazar paylarının diğer gazlı içeceklere göre düşük
olduğu söylenebilir. CCİ’nin bu pazardaki markaları Sprite ve Sensun’dur. PBG;
Fruko ve Seven-Up, Ülker; Çamlıca ve Link markaları ile pazarda yer almaktadır.
Pazarda ayrıca Uludağ’ın aynı ismi taşıyan sade gazozu bulunmaktadır.
160
CCİ’nin gazlı içecekler pazarındaki durumu ise, gazlı içeceklerin tek bir pazar olarak
ele alınması halinde CCİ’nin bu pazarda modern ve geleneksel kanal ayrımında
pazar payları sırasıyla …. ve ……. Bu rakamlar CCİ’nin geleneksel kanalda modern
kanaldan daha güçlü olduğuna işaret etmektedir.
Gazlı içecekler pazarı için bir başka önemli veri ise ürünlerin bulunurluk oranlarıdır.
CCİ gazlı içecekler yerinde tüketim kanalı pazar payının 2009 yılında ….. olduğu
bilgisini vermiştir. Bununla birlikte pazar payları, PBG’den satış rakamları elde
edilerek, PBG ve CCİ’nin toplam satışlarının yerinde tüketim kanalının …. 170
oluşturduğu varsayımı ile hesaplandığında, CCİ’nin pazar payının … düzeyinde
olduğu görülmektedir. Yerinde tüketim kanalı ile ilgili kesin pazar payları bu aşamada
hesaplanamamış olmakla birlikte, CCİ’nin bu pazardaki payının ev kanalı pazar
payının altında(…..) olduğu kanaati oluşmuştur. Yerinde tüketim kanalı bakımından
pazar paylarının kesin olarak tespit edilememiş olması yapılan değerlendirmeyi ve
sonucu etkilememektedir.
Dosya mevcudu bilgi ve belglerden, CCİ’nin faaliyet gösterdiği diğer pazarlarda
(meyve suyu, paketlenmiş su, buzlu çay, enerji içeceği, sporcu içeceği, bitki çayları,
siyah çay) sahip olduğu pazar paylarının sporcu içecekleri hariç …. altında olduğu 180
anlaşılmıştır.
CCİ’nin pazardaki konumuna ilişkin olarak yapılan analizde yüksek pazar paylarının
ötesinde marka bilinirliği ve bağımlılığı, portföy gücü, yaygın dağıtım ağı ve finansal
gücü gibi unsurlar da önem taşımaktadır. CCİ’nin marka gücü ve bilinirliği, yüksek
reklam harcamaları ve bu şekilde yaratılan marka bağımlılığı, finansal gücü, pek çok
gazlı/gazsız içeceği kapsayan geniş bir portföye sahip olması ile bu portföyde
yeniden satıcılar için olmazsa olmaz (must stock) niteliğe sahip ve dünya çapında en
değerli markalar arasında Coca-Cola markasının bulunması 10.9.2007 tarihli 07-
70/864-327 sayılı Kararda pazara giriş engelleri arasında değerlendirilmiştir. Dosya 190
kapsamında yapılan değerlendirmede pazar koşullarında önemli bir değişiklik
10-65/1363-505
5
olmadığı görülmüş ve ilgili karardaki hâkim durum tespitinin bugünkü koşullarda da
geçerliliğini koruduğu tespit edilmiştir.
I.2.3. İlgili Coğrafi Pazar
Gerek CCİ, gerekse de diğer gazlı içecek ve başka ticari içecek üreticilerinin ürünleri
tüm Türkiye’de satıldığı, dağıtım ve satış kanallarının da tüm ülkeyi kapsadığı dikkate
alınarak; ilgili coğrafi pazar “Türkiye” olarak belirlenmiştir.
200
I.3. Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme
Kurumumuza iletilen ihbar metninde CCSD’nin kendisi ve/veya bayileri aracılığıyla
nihai satış noktaları ile akdettikleri sözleşmelerde yer verilen kota taahhüdü, bedelsiz
ürün, bir defaya mahsus olarak belirli bir meblağın ödenmesi (nakit taviz) gibi
uygulamalarla Kurulun 10.9.2007 tarih, 07-70/864-327 sayılı ve 16.10.2008 tarih, 08-
58/930-376 sayılı kararlarına aykırı olarak gazlı içecek pazarında fiili münhasırlığa
sebebiyet verdiği iddiaları yer almaktadır.
I.3.1. İlgili Rekabet Kurulu Kararları 210
I.3.1.1. 10.9.2007 tarih ve 07-70/864-327 sayılı Karar (Coca-Cola Muafiyet Kararı)
Kurul 10.9.2007 tarih, 07-70/864-327 sayılı Coca-Cola Muafiyet Kararında,
kolalı/gazlı içecek pazarında hem ev hem de yerinde tüketim kanalında hâkim
durumda olan CCSD’nin kendisinin ve/veya bayilerinin nihai satış noktalarıyla
akdettikleri sözleşmelerde yer alan münhasırlık şartlarının ve fiilen münhasırlığa yol
açan uygulamaların ilgili pazarlarda etkin rekabetin oluşmasının önünde engel
oluşturduğu noktasından hareketle, CCSD ve/veya bayilerinin nihai satış noktalarıyla
yaptıkları münhasırlık içeren anlaşmaların 2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan grup 220
muafiyetinden yararlanmadığına ve ayrıca söz konusu sözleşme ve uygulamalara
bireysel muafiyet tanınamayacağına karar vermiştir.
Kararda, CCSD’nin kolalı/gazlı içecek pazarında içerdikleri münhasırlık hükümleri
nedeniyle 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesindeki şartları sağlamayan ve dolayısıyla
bireysel muafiyetten yararlanması mümkün olmayan sözleşmelerinin ve/veya fiili
münhasırlığa yol açan uygulamalarının Kanuna uygunluğunun sağlanması için
gerekli tedbirler hüküm altına alınmıştır. CCSD tarafından kolalı/gazlı içecek
pazarında ev ve yerinde tüketim kanalında fiili münhasırlığa sebebiyet verilmemesini
teminen alınması gereken tedbirler aşağıdaki şekilde sıralanmıştır: 230
“1. Kolalı/gazlı içecek pazarında ev ve yerinde tüketim kanalındaki satış
noktalarına rakip ürünleri satmama şartına bağlı olarak avantaj
sağlanmamalıdır.
2. Satış noktalarına belirli bir süre içinde dağıtımı yapılan gazlı içeceklerden bir
önceki yıldaki satışların belirli bir oranı şeklinde bir miktarı satın alma şartı
koşulmamalı ya da böyle bir şarta bağlı avantajlar sağlanmamalıdır.
3. Ev kanalında 100 m2 ve altında net satış alanına sahip satış noktaları için; bir
noktada eğer CCİ’ye ait dolap dışında tüketicinin doğrudan erişebileceği bir
başka alkolsüz ticari içecek dolabı yoksa, bu noktada CCİ’ye ait dolapların 240
kullanılmasını düzenleyen ariyet sözleşmeleri, dolabın görünür kısmının ve
10-65/1363-505
6
satış noktasındaki toplam dolap hacminin %20’sini kapsayacak şekilde rakip
ürün konulmasına izin verilmesini temin edecek şekilde düzenlenmelidir.
4. Yerinde tüketim kanalındaki noktalar için; bir noktada eğer CCİ’ye ait dolap
dışında sıhhi açıdan içecek depolanmasında sakınca bulunmayan bir başka
alkolsüz ticari içecek dolabı yoksa, bu noktada CCİ’ye ait dolapların
kullanılmasını düzenleyen ariyet sözleşmeleri, dolabın görünür kısmının ve
satış noktasındaki toplam dolap hacminin %20’sini kapsayacak şekilde rakip
ürün konulmasına izin verilmesini temin edecek şekilde düzenlenmelidir.”
250
Kararda CCSD’nin, satış sistemini yukarıda yer verilen hükümler doğrultusunda,
gerekçeli kararın tebellüğ tarihinden itibaren derhal değiştirmeye başlaması gerektiği
belirtilmiş, bu değişikliklerin 2002/2 sayılı Tebliğin geçici 2. maddesi dairesinde, en
geç 1 Temmuz 2008 tarihine kadar tamamlanması gerektiği öngörülmüştür.
I.3.1.2. 16.10.2008 tarih ve 08-58/930-376 sayılı Karar
CCSD, nihai satış noktaları ile imzalamak üzere hazırladığı sözleşmelerin, yukarıda
esaslarına yer verilen 10.9.2007 tarih, 07-70/864-324 sayılı Coca-Cola Muafiyet
Kararının gereklerine uygun olup olmadığının tespit edilmesi ve ilgili sözleşmeler için 260
menfi tespit belgesi verilmesi veya muafiyet tanınması talebi ile 2.7.2008 tarihinde
Kuruma başvurmuştur. Bu kapsamda, CCSD tarafından gazsız içecek, gazlı ve
gazsız içecek ile ihale usulüyle alınan noktalarda kullanılmak üzere gazlı ve gazsız
içecekleri konu alan; gazsız içecek kategorisinde yalnızca süreli, diğer kategorilerde
süreli ve kota taahhütlü olmak üzere hazırlanan 8 tip sözleşmenin özetine Tablo 1’de
yer verilmektedir.
Tablo 1: CCSD’nin Bildirime Konu Sözleşmelerinin Özeti
Kaynak: CCSD’nin 2.7.2008 tarih, 6233 sayılı Bildirim Formu 270
CCSD’nin nihai satış noktalarıyla akdettiği yukarıda özetlerine yer verilen
sözleşmelerine yönelik yapılan menfi tespit/muafiyet değerlendirmesinde;
CCSD’nin paketlenmiş su, meyve suyu, buzlu çay ve enerji içecekleri
bakımından ilgili dönem itibarıyla pazar payının 2002/2 sayılı Tebliğ ile
belirlenen %40 eşiğinin altında olduğu ve bu içecek kategorilerinde süresi 5
10-65/1363-505
7
yılı aşmayan rekabet yasağı içeren sözleşmelerin 2002/2 sayılı Tebliğ
kapsamında grup muafiyetinden yararlandığı;
Tebliğ ile öngörülen eşiğin aşıldığı gazlı içecek ve sporcu içeceği kategorisini
konu alan sözleşmelerde ise rekabet yasağı veya fiili münhasırlığa yol 280
açabilecek özel bir hükmün olmadığı,
Gazlı ve gazsız içecek alım ve yeniden satımını düzenleyen ve gazsız
içecekler için rekabet yasağı içeren süreli sözleşmede, gazlı içeceklerin
Rekabet Kurulu’nun 10.9.2007 tarih, 07-70/864-324 sayılı kararı uyarınca
münhasırlık kapsamında olmadığı ifadesine yer verildiği,
Kota taahhütlü sözleşmelerin ise herhangi bir süre sınırlamasına tabi
tutulmadığı
belirtilmiştir.
Bu açıklamalar çerçevesinde yapılan değerlendirme sonucunda Kurul, 290
16.10.2008 tarih ve 08-58/930-376 sayı ile;
Münhasırlık hükmü içermeyen, gazlı ve gazsız içecek alım ve yeniden satımını
düzenleyen Tablo.1’de 1 ve 6 no ile belirtilmiş sözleşmelere menfi tespit
verilmesine,
Sadece gazsız içeceklerin alım ve yeniden satımını düzenleyen ve bu
kategorideki içecekler bakımından 5 yılı aşmayan rekabet yasağı içeren, süreli
olarak düzenlenmiş 2 ve 3 no’lu sözleşmelerin 2002/2 sayılı Tebliğ’in 2.
maddesi uyarınca grup muafiyetinden yararlandığına,
Gazlı ve gazsız içecek alım ve yeniden satımını düzenleyen, süreli 5 no’lu ve
kota taahhütlü 7 no’lu sözleşmelerin gazlı ve sporcu içeceği pazarlarındaki 300
ürünlere yönelik olarak 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında bir
kısıtlama içermediğine; bu sözleşmelerde gazsız içecekler bakımından geçerli
olan 5 yılı aşmayan rekabet yasağının, 2002/2 sayılı Tebliğ’in 2. maddesi
uyarınca grup muafiyetinden yararlandığına,
Gazlı ve gazsız içecek alım ve yeniden satımını düzenleyen 4 ve 8 no’lu ihale
usulü sözleşmelerde gazlı içecekler için öngörülen rekabet yasağının,
CCSD’nin gazlı içeceklere ilişkin pazar payının 2002/2 sayılı Tebliğ’de
belirtilen eşiğin üzerinde olması nedeniyle grup muafiyetinden
yararlanamayacağına, ancak süresi iki yılı geçmeyen rekabet yasağı içeren
sözleşmelere 10.9.2007 tarih, 07-70/864-327 sayılı Kurul Kararı gereğince 310
bireysel muafiyet tanınmasına, bu sözleşmelerde gazsız içecekler için
öngörülen 5 yılı aşmayan rekabet yasağının 2002/2 sayılı Tebliğ’in 2. maddesi
kapsamında grup muafiyetinden yararlandığına
karar vermiştir.
I.3.2. Rekabet Hukukunda Fiili Münhasırlık
Rekabet hukuku açısından “sağlayıcı-alıcı” ilişkileri (dikey anlaşmalar) çerçevesinde
“Münhasırlık” kavramının, mevcut dosya bakımından, bağımsız bir alıcının belirli bir
zaman dâhilinde belirli bir ürüne/ürün grubuna yönelik ihtiyacının tamamını veya 320
büyük bir bölümünü belli bir satıcıdan karşılaması zorunluluğu olarak tanımlanması
mümkündür.
Münhasırlık, bir sözleşmeye dayanabileceği (de jure exclusivity) gibi, fiili (de facto
exclusivity) olarak da kurulabilir. Sözleşmesel münhasırlık, sağlayıcıların dağıtıcı
veya nihai satış noktalarıyla yaptıkları sözleşmelerde yer alan, doğrudan veya dolaylı
10-65/1363-505
8
olarak “rakip ürünleri satmama” veya “rekabet etmeme” yükümlülüğüne yönelik
hükümler aracılığıyla doğmaktadır. 2002/2 sayılı Tebliğde, “rekabet etmeme
yükümlülüğü”; “Alıcının anlaşma konusu mal veya hizmetlerle rekabet eden mal veya
hizmetleri üretmesini, satın almasını, satmasını ya da yeniden satmasını engelleyen 330
doğrudan veya dolaylı her türlü yükümlülük” olarak tanımlanmakta, ayrıca alıcının bir
önceki takvim yılındaki alımları esas alınarak, ilgili pazardaki anlaşma konusu mal
veya hizmetlerin ya da onları ikame eden mal veya hizmetlerin %80’inden fazlasının
sağlayıcıdan veya sağlayıcının göstereceği başka bir teşebbüsten satın alınmasına
yönelik olarak alıcıya doğrudan veya dolaylı biçimde getirilen herhangi bir
yükümlülüğün de rekabet etmeme yükümlülüğü olarak kabul edileceği
belirtilmektedir. Bu kapsamda, dikey anlaşma konusu mal veya hizmetleri sağladığı
ilgili pazardaki pazar payı %40’ın altında olan sağlayıcıların alıcılarıyla akdettikleri
anlaşmalardaki 5 yıla kadar olan veya 5 yıldan sonraki uzatmanın her iki tarafın açık
iradesi ile mümkün olduğu “rekabet etmeme” yükümlülükleri 2002/2 sayılı Tebliğin 340
sağladığı grup muafiyetinden yararlanmakta, rekabet etmeme yükümlülüğüne ilişkin
düzenlemeleri nedeniyle de dâhil olmak üzere 2002/2 sayılı Tebliğ kapsamı dışında
kalan anlaşmalar ise, Kuruma bildirim şartı aranmaksızın, 4054 sayılı Kanun’un 5.
maddesindeki şartlarının tamamını karşılamaları durumda Kanunun 4. maddesindeki
yasaklamadan muaf olabilmektedir.
Münhasır dikey anlaşmalara yönelik Kurul içtihadı çerçevesinde, sağlayıcının 2002/2
sayılı Tebliğ’de öngörülen pazar payı eşiğinin üstünde pazar payına sahip olduğu
durumlarda, pazar payı ve pazarın rekabetçi düzeyi ile ilgili kriterler doğrultusunda
belirlenen “pazar gücü” arttıkça, anlaşmaların 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesindeki 350
şartları sağlamasının zorlaştığı, hâkim durumdaki firmanın başta münhasırlık
sonucunu doğuracak nitelikte olmak üzere sözleşmesel veya fiili olarak dayatma
veya teşvik yoluyla ortaya koyduğu uygulamaların “pazar kapama etkisi” ile pazarı
mevcut ve potansiyel sağlayıcılara kapattığı, bu durumun pazarın rekabetçi yapısına
zarar verdiği değerlendirmelerine yer verildiği görülmektedir.
Sağlayıcı tarafından pazarda fiili münhasırlığın nasıl oluşturulabileceği konusuna
geçmeden önce bu noktada, rekabeti sınırlayıcı etki doğurma potansiyeline sahip
münhasırlığın, giriş engelleri bulunan ve alıcı gücünün görece düşük olduğu bir
pazarda hâkim durumda olan sağlayıcı tarafından dayatma veya teşvik yoluyla 360
yaratılabileceğinin, bunun dışında sağlayıcının üstün ürün, iş yöntemi vb. üstünlükleri
dolayısıyla alıcılar tarafından tek sağlayıcı olarak tercih edilmesinin dosya
kapsamında bir münhasırlık hali olmadığının belirtilmesi gerekmektedir. Nitekim
rekabet mevzuatı çerçevesinde yapılan ve mevcut dosya için geçerli olan durumu
karşılayan münhasırlık tanımı, sağlayıcı tarafından getirilen bir zorunluluk/gereklilik
hali içermektedir.
I.3.2.1. Ekonomik Zorlaştırmalar Yoluyla Yaratılan Fiili Münhasırlık (De facto
exclusivity through economic untenability)
Hâkim durumda olan sağlayıcının pazardaki bu konumunu kullanarak fiili münhasırlık 370
yaratmasının bir yolu, alıcının diğer bir sağlayıcıya geçişini iktisadi olarak tahammül
edilemez kılmasıdır. Söz konusu durum, hâkim durumdaki sağlayıcının, alternatif bir
sağlayıcıyı alıcı bakımından kullanışsız kılacak bir sistem geliştirmesi, sadakat veya
üyelik politikası benimsemesi şeklinde oluşabilmektedir. Alıcının, sağlayıcının bu ve
benzer nitelikteki uygulamalarını terk etmesinin ekonomik veya teknik açıdan
10-65/1363-505
9
irrasyonel olduğu, dolayısıyla sistemden çıkışın önünde engellerin bulunduğu
durumlarda sağlayıcı lehine fiili münhasırlığın gelişmesi söz konusu olabilecektir.
Mevcut dosya bakımından Coca-Cola Muafiyet Kararında da değerlendirilen “dolap
münhasırlığı” ile “kota taahhüdü” gibi yükümlülükler karşılığında verilen “nakit taviz”, 380
“bedelsiz ürün” gibi teşvik mekanizmaları bu yolla kolalı/gazlı içecek pazarında fiili
münhasırlığa sebebiyet vermesi ihtimal dâhilinde olan uygulamalar olarak ortaya
çıkmaktadır.
Coca-Cola Muafiyet Kararında “dolap münhasırlığı”nın satış alanı küçük noktalarda
fiili münhasırlığa sebebiyet verebileceği, bu noktalar için dolap münhasırlığının
sözleşme ile veya fiili olarak dayatılmaya veya teşvik edilmeye devam edilmesinin
muafiyetten faydalanamayacağı ifade edilerek, Kararda nitelikleri belirlenen noktalar
bakımından dolap münhasırlığının giderilmesini teminen alınması gereken tedbir
hüküm altına alınmış3, söz konusu tedbir uyarınca dolap ariyet sözleşmelerinin 390
yeniden düzenlenmesi kararlaştırılmıştır.
Coca-Cola Muafiyet Kararında, CCSD’nin “nakit taviz” ve “bedelsiz ürün” gibi teşvik
mekanizmaları aracılığıyla noktalara sağladığı avantajların, sözleşmede yer alan bir
“rekabet etmeme” şartına bağlanmasına gerek olmaksızın sözleşmenin süresi
boyunca, noktanın referans dönemindeki satışlarının belirli bir oranı olarak
hesaplanan bir asgari satış miktarının doldurulması şartına, yani kişiselleştirilmiş kota
taahhüdüne bağlandığı takdirde fiili münhasırlığa sebebiyet verebileceği ifade
edilmiştir. Coca-Cola Muafiyet Kararı ardından CCSD’nin satış noktalarıyla
imzalanmak üzere hazırladığı sözleşmelere ilişkin olarak Kurulun 16.10.2008 tarih, 400
08-58/930-376 sayılı Kararı ile; sözleşmeleri bakımından kota taahhüdü ile süre
sınırlamasına sözleşmede birlikte yer verilmemesiyle, Coca-Cola Muafiyet Kararında
yukarıda yer verilen değerlendirmenin gereğinin ilgili sözleşmeler bakımından yerine
getirildiğine hükmedilmiştir.
Sözleşmenin süresi boyunca belirli bir asgari satış miktarının doldurulması şartına
bağlanan ve/veya sözleşmede doğrudan veya dolaylı olarak alıcının ihtiyacının
önemli bir kısmını sağlayıcıdan almaktan vazgeçmesi halinde, tamamının sağlayıcıya
geri ödenmesi gerektiği şeklinde düzenlenen “nakit taviz” ve “bedelsiz ürün”
uygulamaları münhasırlığı teşvik edebilmekle birlikte, konu ile ilgili olarak bu noktada, 410
hâkim durumdaki sağlayıcı lehine münhasırlığa sebebiyet verecek şekilde
uygulanmayan “nakit taviz” ve “bedelsiz ürün” gibi teşvik mekanizmalarının rekabet
mevzuatı bakımından rekabetçi etkilerinin olduğunun da belirtilmesi gerekmektedir.
Nitekim söz konusu uygulamalar, günümüzde firmaların pazarlama stratejilerinde
önemli yer tutmakta, sağlayıcılar bakımından satış çabalarının ençoklaştırılarak
marka bilinilirliğinin artırılması bunun yanı sıra alıcılar bakımından noktanın
pazarlama/yatırım maliyetlerine katkı sağlanması ile ihtiyaç duyduğu malzeme ve
ekipmanın karşılanması yönleriyle maliyet tasarrufu sağlamaktadır. Sağlayıcı-alıcı
ilişkisi ekseninde, hâkim durumdaki sağlayıcı tarafından dayatma veya teşvik yoluyla
3 “Ev kanalında 100 m2 ve altında net satış alanına sahip satış noktaları için; bir noktada eğer CCİ’ye ait dolap
dışında tüketicinin doğrudan erişebileceği bir başka alkolsüz ticari içecek dolabı yoksa, bu noktada CCİ’ye ait
dolapların kullanılmasını düzenleyen ariyet sözleşmeleri, dolabın görünür kısmının ve satış noktasındaki toplam
dolap hacminin %20’sini kapsayacak şekilde rakip ürün konulmasına izin verilmesini temin edecek şekilde
düzenlenmelidir.”
10-65/1363-505
10
lehine münhasırlığa sebebiyet vermeyecek şekilde olmak koşuluyla, alıcılara 420
sağladığı bu ve benzeri faydaların satış noktasında sunulan ürün ve hizmetin fiyat ve
kalitesinde iyileşmeyi beraberinde getirerek tüketici faydası yarattığı rekabet hukuku
literatüründe de sıklıkla ifade edilmekte, genel kabul görmektedir.
I.3.2.2.Satın Alma Davranışının Yapılandırılması Yoluyla Yaratılan Fiili
Münhasırlık (De facto exclusivity through structuring purchasing behavior))
Hâkim durumdaki sağlayıcının fiili münhasırlık yaratmakta kullanabileceği ikinci
yöntem, alıcının ilgili ürünü diğer sağlayıcılardan temin etmesini engelleyecek şekilde
satın alma davranışını yapılandıran bir sistem kullanmasıdır. Alıcının satın alma
davranışının yapılandırılmasında rekabet mevzuatı dâhilinde “indirim sistemleri” 430
kavramı çerçevesinde değerlendirilen “hedef indirimi” (target discount), “pazar payı
indirimi” (market share discount), “büyüme indirimi” (growth discount) ve “sadakat
indirimi” (loyalty discount) gibi uygulamalar kullanılabilmektedir.
Alıcının belirli şekilde davranması karşılığında verilen fiyat indirimleri olarak
tanımlanan “indirim sistemleri”, söz konusu fiyat indirimleri, tüketicilerin tercihlerini
artırıcı, mal veya hizmetlerin fiyatlarını düşürücü yönde etki yaratmaları durumunda
rekabetçi, hâkim durumdaki sağlayıcı lehine fiili münhasırlığa sebebiyet vermeleri
durumunda ise rekabeti sınırlayıcı olabilmektedir. Bu noktada, uygulamada rekabetçi
bir indirim sistemi ile rekabeti bozucu bir indirim sisteminin ayırt edilmesinin güç 440
olduğunun belirtilmesi gerekmektedir. Bu durum literatürde, indirim sistemini konu
alan rekabet ihlali iddialarının pazarda yaratılan etki dikkate alınarak
değerlendirilmesi gerektiği görüşünün ağırlık kazanmasını sağlamaktadır. Bununla
birlikte indirim sistemleri bakımından uygulamada, hâkim durumdaki sağlayıcı
tarafından münhasırlık karşılığı verilen indirimlerin pazardaki net etkisinin rekabeti
sınırlayıcı olduğu görüşü sıklıkla ifade edilmekte, sözleşmesel bir hükümle temin
edilmeye çalışılan bir münhasırlığın olmadığı hallerde değerlendirmede sağlayıcının
fiili münhasırlık yaratma yönünde uyguladığı sistemin ve bu yöndeki niyetinin ortaya
koyulması önem kazanmaktadır.
450
İndirim sistemleri, etkili olduğu pazar sayısı bakımından “tek ürün indirimleri” (single
unit discounts) ve “paket indirimleri” (bundled discounts) olmak üzere 2’li ayrımda ele
alınırken, alıcı bazındaki etkisi bakımından ise “miktar indirimleri”, “sadakat
indirimleri”, “hedef indirimleri”, “paket indirimleri” gibi birçok uygulamayı içermekle
beraber, bu uygulamalar içerisinde fiili münhasırlığa yol açma ihtimali ve alıcının
satın alma davranışının programlandırılması bakımından “paket indirimleri”, “sadakat
indirimleri”, “hedef indirimleri”, “pazar payı indirimleri” ve “büyüme indirimleri”nin öne
çıktığı görülmektedir. “Sadakat indirimleri” “pazar payı indirimleri”, “büyüme
indirimleri” ve “hedef indirimleri” tanımları gereği, sağlayıcı tarafından alıcının satın
alma miktarı dikkate alınarak, yani alıcı bazında kişiselleştirilmiş bir plan dâhilinde 460
uygulanmaktadır. Bu indirim sistemi bileşenleri bakımından indirimlerin alıcıların
referans dönem süresindeki satın alma miktarı gözetilerek oluşturulan
kişiselleştirilmiş hedeflere dayandırılması alıcının hareket özgürlüğünü sınırlandırarak
fiili münhasırlığa sebebiyet verebilmektedir. İndirim sisteminin “artan oranlı”
(progressive) ve “geriye dönük” (retroactive) olarak programlanmasının, alıcının
hedefe ulaşması halinde elde edeceği maliyet avantajını artırdığı, bu suretle hedefe
ulaşma yönündeki motivasyonu genişlettiği, diğer bir ifadeyle bu yöndeki
uygulamanın sadakat artırıcı olduğu kabul edilmektedir. Literatürde alıcının
sadakatini artırıcı olarak değerlendirilen bir diğer durum indirimin “tek ürün indirimi”
10-65/1363-505
11
olarak değil, “paket indirimi” şeklinde düzenlenmesidir. Paket indirimi, daha dar bir 470
ürün gamıyla faaliyet gösteren rakiplerin sağlayıcı tarafından daha geniş ürün
gamına yayılmış olarak uygulanan indirimi karşılayamaması sonucunu
doğurabilmekte, bu suretle sağlayıcı lehine fiili münhasırlık oluşabilmektedir.
İndirim sistemleri ile ilgili olarak Coca-Cola Muafiyet Kararında, indirimleri de içine
alan avantajların, kolalı/gazlı içecek pazarındaki rakip ürünleri satmama şartına bağlı
olarak satış noktasına sağlanmasının fiili münhasırlığa sebebiyet verebileceği
yönündeki değerlendirmeyle, CCSD’nin bu yönde uygulamada bulunmaması
gerektiği hüküm altına alınmıştır. Satış noktasının referans dönemdeki satış miktarı
dikkate alınarak, doğrudan veya dolaylı olarak, sözleşmenin süresi boyunca belirli bir 480
asgari satış miktarının doldurulması şartına bağlı olarak verilen
avantajların/indirimlerin de fiili münhasırlığa yol açacağından hareketle, CCSD’nin
sözleşmelerinde bu sonucu doğuracak bir hükmün veya satış noktasında bu yönde
motivasyon yaratan bir avantajın/indirimin sağlanmaması gerektiği değerlendirilmiştir.
I.3.2.3. Miktar İndirimleri Yoluyla Yaratılan Fiili Münhasırlık (De facto exclusivity
through volume discounts)
Hâkim durumdaki sağlayıcı tarafından “miktar indirimi” yoluyla fiili münhasırlık
yaratılması teoride mümkün olmakla birlikte, uygulamada miktar indirimlerinin fiili
münhasırlığa sebebiyet verdiği nadiren kabul görmektedir. Zira “miktar indirimi”, 490
indirim sisteminin yukarıda yer verilen ve alıcının satın alma davranışının
programlanmasında kullanılan bileşenlerinden farklı olarak, alıcının satın alımlarının
maliyette yaratacağı tasarruf göz önüne alınarak sadece alınan miktara bağlı olarak
verilen ve tüm alıcılar için objektif şekilde uygulanan indirimler olarak
tanımlanmaktadır.
I.3.3. Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Bilgi ve Belgelerin Değerlendirilmesi
I.3.3.1. Sözleşmelere Yönelik Değerlendirme
500
İhbar metninde CCSD’nin gazlı ve gazsız içeceklerin alım ve yeniden satımını
düzenleyen sözleşmelerinin ve CCSD’nin bu noktalara yönelik “nakit taviz”, “bedelsiz
ürün” ve “kota taahhüdü” uygulamalarının kolalı/gazlı içecek pazarında fiili
münhasırlığa sebebiyet verdiği iddialarına ve ekinde CCSD’nin yerinde tüketim
kanalında yaptığı sözleşme örneklerine yer verilmiştir. Bu iddialara yönelik
gerçekleştirilen yerinde incelemelerde temin edilen sözleşme örneklerinin
incelenmesi sonucunda, CCSD’nin gazlı ve gazsız ürünlerin bir arada alım ve
yeniden satımını düzenleyen sözleşmelerinin “miktar şartlı”4 ve “süre şartlı” olmak
üzere 2 temel tipte düzenlendiği görülmüştür5. Söz konusu sözleşmeler “genel
hükümler” ve “özel hükümler” adı altında iki bölümden oluşmaktadır. 510
İddia konusunu oluşturmamakla birlikte, yerinde incelemelerde yalnızca gazsız
ürünlerin alım ve yeniden satımını düzenleyen sözleşmelerin mevcudiyeti tespit
4 CCSD’nin 24.10.2010 sayılı bilgi yazısında, kotanın “belirli bir süre sınırlaması dahilinde belirli bir miktar ürünün
satın alınmasını” ifade ettiği, kota uygulamasından Coca-Cola Muafiyet Kararının tebliği ile vazgeçilerek
sözleşmelerin miktar şartlı veya süre şartlı olarak düzenlenmeye başlandığı ifade edilmektedir.
5Yerinde incelemede elde edilen, miktar ve süre şartını birlikte içermeye devam eden sözleşmelerin, Kurulun
16.10.2008 tarih, 08-58/930-376 sayılı Kararıyla bireysel muafiyet tanınan ihale usulüyle alınan noktalarla
akdedilenler olduğu görülmüştür.
10-65/1363-505
12
edilmiş, ancak sadece gazlı ürünlerin alım ve satımını düzenleyen herhangi bir
sözleşmeye rastlanmamıştır.
I.3.3.1.1. CCSD ile Nihai Satış Noktaları Arasında Akdedilen Sözleşmeler
I.3.3.1.1.1. Miktar Şartlı Sözleşmeler
520
Gazlı ve gazsız ürünlerin alım ve yeniden satımını düzenleyen söz konusu
sözleşmelerin ayırt edici yönünü, satış noktasına gazlı ve gazsız ürünler için adet
veya koli bazında, önceden belirlenmiş bir miktarın doldurulmasıyla sözleşmenin
kendiliğinden sona ereceği bir asgari satın alma yükümlülüğü getirmesi
oluşturmaktadır. Bu temel nitelik, sözleşmenin standart hükümlerini içeren “Genel
Hükümler” bölümünde “İşletmeci [satış noktası]…..gazlı ve gazsız ürünler için toplam
….. adet/koli miktarında ürünü satmayı planlamaktadır. Sözleşme herhangi bir süre
sınırlaması olmaksızın işbu satış miktarının tamamlanması ile birlikte kendiliğinden
sona erecektir.” ifadesiyle vurgulanmaktadır.
530
Yerinde incelemeler esnasında temin edilen sözleşmelerin incelenmesi sonucunda,
CCSD’nin sözleşmelerinde gazlı ve gazsız ürünler için toplamda belirlenen satın
alma taahhüdünün belirlenmesinde fiili münhasırlığı hedefleyerek hareket edildiğini
desteklememekte, sözleşmelerde ilgili Kurul Kararlarının gereklerini yerine getirecek
nitelikte değişikliklere gidildiğini göstermekte, satın alma taahhüdünün süre
sınırlamasına tabi tutulmaması ile satış noktasının hareket özgürlüğünün belirli
ölçüde korunarak, söz konusu şartın nokta bakımından bir ekonomik zorlaştırmaya
dönüşme ihtimalinin önemli ölçüde azaldığı görülmektedir. Bu bağlamda, dosya
mevcudu bilgi ve belgeler çerçevesinde sözleşmelerde yer alan kota taahhüdünün fiili
münhasırlığa yol açtığına dair kanaat oluşmamıştır. 540
I.3.3.1.1.2. Süre Şartlı Sözleşmeler
Yerinde incelemede elde edilen bilgi ve belgeler, CCSD’nin gazlı ve gazsız ürünlerin
alım ve yeniden satımını düzenleyen süre şartlı sözleşmelerinin her iki ürün
kategorisi bakımından münhasırlık içermeyecek ya da yalnızca gazlı ürünler için
münhasırlık içerecek şekilde düzenlendiğini göstermektedir. Mevcut dosya
bakımından ilgili Kurul Kararları ile uyumlu olarak düzenlendiği ve uygulandığı
görülen bu sözleşmelerin içerdikleri genel hükümler bakımından fiili münhasırlık
yaratma ihtimalinin olmadığı değerlendirilmektedir. 550
I.3.3.1.1.3. Sözleşmelerde Yer Alan Özel Hükümler
Genel hükümleri itibarıyla değerlendirilen sözleşmelerin “Özel Hükümler” bölümünde
CCSD’nin satış noktasına sağlayacağı “nakit taviz”, “bedelsiz ürün”, “indirim” ve
“malzeme”yi içeren konular ile satış noktasının bu konulardaki sorumluluğu
düzenlenmektedir. Yerinde incelemelerde temin edilen ve sözleşmelerde bu bölüm
kapsamında kaleme alınan hükümlerin lâfzî olarak, ilgili avantajların gazlı ürünlerde
münhasırlık karşılığında noktaya temin edildiği veya noktanın gazlı ürünlerdeki satın
alma davranışına bağlı olarak noktada kalmaya devam edeceği şeklinde 560
yorumlanacak nitelikte olmadığı görülmektedir.
10-65/1363-505
13
I.3.3.2. Uygulamalara Yönelik Değerlendirme
I.3.3.2.1. Satış Noktaları ile Çalışma Şekilleri
570
Yerinde incelemeler ve görüşmeler neticesinde elde edilen bilgi ve belgeler
doğrultusunda CCSD’nin satış noktalarıyla dönemsel ve/veya bölgesel olarak kanal
bazında veya bütün kanallarda ortak olarak kullanılmak üzere promosyon planları ile
noktaya özgü ve “Özel Hükümler” bölümünde yer verilen şartlarda, “nakit taviz”6,
“bedelsiz ürün”7, “indirim”, “malzeme/ekipman“ gibi uygulamalarla çalıştığı
anlaşılmaktadır. “Özel Hükümler” bölümünde, bu uygulamaların noktanın CCSD
ürünlerini etkin bir şekilde pazarlamasına katkı sağlamak amacıyla yapıldığı ve
sözleşmedeki yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde noktanın CCSD’ye iade
edileceği düzenlenmekte olup, yerinde incelemede elde edilen bilgi ve belgeler,
hükümlerin rekabet mevzuatına uyumu konusunda CCİ Hukuk Biriminden görüş 580
alınarak hazırlandığını göstermektedir. Bu kapsamda olmak üzere satış noktalarıyla
çalışma şekilleri bakımından, CCSD’nin
büyük ölçüde sözleşmeye dayanmadan çalıştığı geleneksel kanala tabi satış
noktalarına yönelik olarak, geçici, kısa süreli, bölgesel veya dönemsel
promosyonlar düzenlediği; promosyonların noktaların talebi, bölge ve döneme
göre değişen rekabetçi baskı gibi kriterlerle değişebildiği; bu noktalarda genel
olarak “nakit taviz”, “bedelsiz ürün” gibi finansal avantajları uygulamadığı,
modern kanala dahil satış noktalarıyla noktanın öngördüğü şartları içeren
nitelikte sözleşmelerle çalışıldığı, bu noktalara yönelik olarak standart
promosyon planları dışında, noktanın müzakere gücüne bağlı olarak değişen 590
faturaaltı iskonto gibi indirim uygulamalarıyla çalıştığı,
yerinde tüketim kanalına dâhil olan satış noktalarından sınırlı sayıda ve
“prestij nokta” addedilenlerle “nakit taviz” karşılığında olmak üzere, “bedelsiz
ürün” ve “indirim” uygulamaları esasında çalıştığı
anlaşılmaktadır.
CCSD’den elde edilen bilgiler, yerinde tüketim kanalında marka bağımlılığının ikinci
planda yer almasından dolayı bu noktaların pazarlık güçlerinin geleneksel kanal satış
noktalarına nazaran daha yüksek olduğunu göstermekte, bu durum yerinde tüketim
noktalarının görece yüksek sipariş miktarları eşliğinde noktanın pazarlık gücünü 600
artıran nitelik göstermektedir. CCSD bazı yerinde tüketim noktalarını ticari itibarı,
marka bilinilirliği, satın alma miktarları gibi kriterleri bakımından “prestij nokta” olarak
addetmekte, ürünlerinin bu noktalarda yer almasına özel önem atfetmektedir.
Önaraştırma sürecinde elde edilen bilgiler, CCSD tarafından yerinde tüketim
noktalarına sağlanan finansal avantajların her bir noktanın yukarıda yer verilen
bileşenler ve pazarın rekabetçi seviyesi doğrultusunda oluşan pazarlık gücü
gözetilerek, noktayla yapılan müzakereler sonucunda oluştuğunu göstermekte olup,
bu avantajların gazlı ürünlerde münhasır çalışma şartına bağlı olarak sağlandığına
dair bilgi ve belgeye rastlanmamıştır. CCİ Türkiye Satış Direktörü …………. ile
6 “Nakit Taviz”, CCSD tarafından satış noktasına sözleşmenin başlangıcında bir defaya mahsus olarak ödenen
meblağı ifade etmektedir.
7 “Bedelsiz Ürün” (peşin bedelsiz) CCSD tarafından satış noktasına sözleşmenin başlangıcında bir defaya
mahsus olarak ücretsiz olarak verilen CCSD ürünlerini ifade etmektedir.
10-65/1363-505
14
raportörlerce yapılan görüşmede noktalara sağlanan finansal avantajların, yukarıda 610
açıklandığı şekilde belirlendiğini, noktanın tek markalı olup olmadığına bakılmaksızın
verildiğini, noktanın kendi inisiyatifinde olmak üzere münhasır çalışma şeklini tercih
edebildiği ifade etmiştir. Bu konuyla ilgili olarak, gazlı ve gazsız ürünlerin alım ve
yeniden satımını düzenleyen sözleşmenin “Özel Hükümler” bölümünde CCSD
tarafından noktaya sağlanan “nakit taviz”e ilişkin olarak düzenlenen yaptırımın da fiili
münhasırlık iddiaları kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Nitekim söz
konusu düzenleme, nokta bakımından doğrudan olmasa da dolaylı olarak ve her ne
kadar miktar şartının doldurulması için bir süre öngörülmeyerek zayıflatılmış olsa da,
ekonomik zorlaştırma yaratması ihtimal dâhilinde olan “…Ancak İŞLETMECİ [nokta],
sözleşmenin işbu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklerine aykırı davranması 620
neticesinde süresinden önce sona ermesine sebebiyet vermesi üzerine, bu meblağın
tamamını KDV’si ile birlikte ŞİRKET’e [CCSD] derhal iade edecektir.” hükmünü
barındırmaktadır8. …………. tarafından noktaya “nakit taviz” adı altında yapılan
yatırımın geri alınması esasına dayanan bu hükmün sadece gazsız ürüne ilişkin
yatırımın geri alınması şeklinde uygulandığı yönünde yapılan açıklama paralelinde,
uygulama bakımından CCSD’nin kolalı/gazlı içecekler pazarında lehine fiili
münhasırlık tesis etmesinin ihtimal dâhilinde olmadığı ifade edilebilecek olsa da,
hükmün lâfzî bakımdan da uygulamadaki açıklığına kavuşturulması nokta
bakımından belirlilik sağlayacaktır. Böylelikle noktanın belirsizlik ve “nakit tavizi”
tamamıyla geri ödeme baskısı dolayısıyla hareket alanının daralmasının önüne 630
geçilebilecektir. Zira hükmün lafzının uygulamaya uygun hale getirilmemesi
durumunda noktaların alım kararlarında CCSD’nin inisiyatifinde şekillenen
uygulamadan ziyade hukuki bağlayıcılığı olan sözleşme hükümleri etkili olacaktır.
CCSD’nin “indirim sistemleri” dâhilinde temel uygulamalarını, satış noktalarına belirli
koli/adet ürün alımı karşılığında bedelsiz ürün veya bu ürünlerin satış fiyatlarında
belirli oranda iskonto verilmesi oluşturmaktadır. İndirim sistemleri aracılığıyla alıcının
satın alma davranışı programlanarak fiili münhasırlık yaratılabilmektedir. İndirimin
alıcının ihtiyacının tamamını veya önemli bir bölümünü sağlayıcıdan alması halinde
uygulanması bu duruma örnek olarak verilebilecektir. Yerinde incelemelerde ve 640
görüşmelerde elde edilen bilgi ve belgeler doğrultusunda, mevcut dosya bakımından,
CCSD tarafından uygulanan indirim sisteminin fiili münhasırlık yaratma ihtimalinin
düşük olduğu değerlendirilmektedir. Nitekim sözleşmelerin “Özel Hükümler”
bölümünde düzenlenen indirim koşullarının, noktanın yıllık satışının önemli bir
kısmının alımını gerçekleştirmesi halinde değil, görece düşük miktar hedeflerinin
sağlanması halinde uygulanmak üzere düzenlendiği görülmektedir. Söz konusu
uygulamanın satış noktasında alımlarının önemli bir kısmını CCSD’den yapma
motivasyonu yaratmadığı, nokta sadakatini artırmadığı kanaatine varılmıştır.
CCSD sözleşmelerinin “Özel Hükümler” bölümünde yer verilen hükümler 650
çerçevesinde yürütülen ve Coca-Cola Kararında fiili münhasırlık yaratma ihtimali
değerlendirilerek tedbir öngörülen bir diğer uygulama soğutucularla ilgili olup,
soğutucuların nasıl kullanılacağının ifade edildiği “Cihaz Ariyet Sözleşmeleri”nin
incelenmesi neticesinde, sözleşmelerin Coca-Cola Muafiyet Kararı ile uyumlu olarak
8 Kurulun 16.10.2008 tarih, 08-58/930-376 sayılı Kararı uyarınca muafiyet tanınan gazlı ve gazsız içeceklerin alım
ve yeniden satımını düzenleyen sözleşmede söz konusu yaptırım hükmü, dosya mevcudu “Özel Hükümler”
bölümünden farklı olarak, “Ancak İŞLETMECİ, sözleşmenin hangi neden ve suretle olursa olsun süresinden önce
sona ermesi üzerine, bu meblağın kıstalyevm usulü hesap yapılarak bulunacak kısmını KDV’si ile birlikte
ŞİRKET’e derhal iade edecektir” şeklinde düzenlenmiştir.
10-65/1363-505
15
düzenlendiği görülmüştür. Bununla birlikte, CCSD tarafından çalışanlarına, Coca-
Cola Muafiyet Kararı uyarınca uyulması gereken kurallarla birlikte hangi durumlarda
dolap münhasırlığının sona erdiği ve Kararın “dolap münhasırlığı”na ilişkin
değerlendirmeleri doğrultusunda noktaya dolapların kullanımı konusunda tanınan
haklar konusunda Hukuk Biriminin hazırladığı bilgilendirme dokümanları imza
karşılığında ve e-posta aracılığıyla olmak üzere iletilmiştir. CCSD’nin “dolap 660
münhasırlığı”na ilişkin Coca-Cola Muafiyet Kararı ardından uygulamaya koyduğu bir
diğer yöntem, ilgili noktalarda yer alan dolapların üzerine yerleştirilmek üzere etiket
hazırlanması olup, dolap münhasırlığının devam etmediği bu noktalardaki durumu
gösterir nitelikteki örnek fotoğraflara dosya ekinde yer verilmiştir.
Yukarıdaki yer verilen tespit ve açıklamalar, CCSD’nin ilgili Kurul Kararlarını
gözeterek ve iş süreci dâhilinde uygulamaya koyacağı düzenlemelerde Hukuk
Biriminden görüş alarak hareket ettiğini göstermekte olup, yerinde incelemelerde,
sözleşmelerde “Özel Hükümler”le düzenlenen indirim sistemi dâhilinde gerek
sözleşmesel gerekse uygulama yoluyla fiili münhasırlığa sebebiyet verildiğini 670
gösteren nitelikte bilgi veya belgeye rastlanmamıştır.
J. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre;
Dosya konusu iddialara yönelik olarak 4054 sayılı Kanun’un 41. maddesi uyarınca
soruşturma açılmasına gerek olmadığına, şikayetin reddine OYBİRLİĞİ ile karar
verilmiştir.
.
Full & Egal Universal Law Academy