Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2010-1-83 (Muafiyet)
Karar Sayısı : 10-66/1400-521
Karar Tarihi : 21.10.2010
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, Mehmet Akif ERSİN,
İsmail Hakkı KARAKELLE, Murat ÇETİNKAYA,
Reşit GÜRPINAR 10
B. RAPORTÖRLER: İsmail Atalay YOLCU Şamil PİŞMAF, Tuğçe KOYUNCU
C. BİLDİRİMDE
BULUNAN : Shell&Turcas Petrol A.Ş.
Temsilcisi: Av. Dr. İ. Yılmaz ASLAN
Gazi Umur Paşa Sok. Bimar Plaza No:38/8 Balmumcu
Beşiktaş/İstanbul
D. TARAFLAR : Shell&Turcas Petrol A.Ş. ve muhtelif bayileri
E. DOSYA KONUSU: Shell&Turcas Petrol A.Ş. (Shell&Turcas) ile bildirim konusu
ilgili istasyonlarda akaryakıt bayilik faaliyeti gösteren şirketler arasındaki Bayilik
ve İntifa/Kira Sözleşmelerine menfi tespit belgesi verilmesi veya muafiyet 20
tanınması talebi.
F. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 14.04.2010/3123, 28.04.2010/3420,
30.03.2010/2726, tarih ve sayılar giren bildirimler üzerine, 4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun'un ve 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup
Muafiyeti Tebliği’nin ilgili hükümleri uyarınca yapılan inceleme sonucunda düzenlenen
14.10.2010 tarih ve 2010-1-83/MM-10-139.İAY sayılı Muafiyet Ön İnceleme Raporu,
18.10.2010 tarih ve REK.0.05.00.00-110/404 sayılı Başkanlık önergesi ile 10-66 sayılı
Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır.
G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda;
1. Shell&Turcas ile Senos Petrol Ürünleri Pazarlama ve Ticaret Ltd. Şti. (Senos) 30
arasındaki 30.06.2008 tarihli işleticilik sözleşmesi ve onunla bağlantılı 08.04.2008
tarihli intifa hakkından oluşan dikey anlaşmanın malik Turhan Öztürk ile işletici
Senos arasında hukuki ve iktisadi bağlantının tesis edildiği 19.06.2008 tarihinden
itibaren 5 yıl süreyle 2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden
yararlanacağı,
2. Malik Nurettin Taşdemir ile Shell&Turcas arasındaki dikey anlaşma sona erdirilmek
suretiyle, ilgili istasyon üzerinde Shell&Turcas lehine tanınan yeni kira sözleşmesi
doğrultusunda Shell Petrol A.Ş. ile Shell&Turcas arasında başlayan sözleşmesel
ilişkiye menfi tespit belgesi verilebileceği,
3. Al-Tur Petrol Ürünleri Nak. Tur. San. Tic. Ltd. Şti. (Al-Tur) ile Shell&Turcas 40
arasındaki bayilik sözleşmesi ile Shell&Turcas lehine tesis edilen intifa hakkından
oluşan dikey anlaşmanın 18.09.2005 tarihinden önce yapılmış olması ve bu tarih
itibarıyla kalan sürelerinin beş yılı aşması nedeniyle, 18.09.2010’a kadar 2002/2
sayılı Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden yararlanma ve uygulanma imkanı
bulunduğu,
4. Bildirim konusu anlaşmalara yukarıda açıklanan muafiyet sürelerini aşacak nitelikte
bireysel muafiyet tanınamayacağı,
görüşü ifade edilmiştir.
10-66/1400-521
2
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
H.1. Bildirimin Konusu 50
Kuruma intikal eden başvurularda; Shell&Turcas ile Senos, Shell Petrol A.Ş. (malik
Nurettin Taşdemir’in işletmeciliği bırakması neticesinde Shell&Turcas’ın işletmeciliğe
Shell Petrol A.Ş. ile devam etmesi), Al-Tur (bundan sonra toplu olarak “Bayiler”
şeklinde ifade edilecektir) arasında imzalanan Akaryakıt Bayilik Sözleşmelerine menfi
tespit/muafiyet tanınması için bildirimde bulunulmaktadır..
H.2. Taraflar
Dosyadaki bilgilere göre Türkpetrol ve Madeni Yağlar T.A.Ş. ile İngiliz Burmah Castrol
firması ile ortaklaşa kurulan Turcas Petrolcülük A.Ş. (Turcas), Tabaş Petrolcülük A.Ş.
(Tabaş) tarafından satın alınmış olup 1999 yılında iki şirket Turcas Petrol A.Ş. unvanı
altında birleşmiştir. Rekabet Kurulunun 02.02.2006 tarih ve 06-08/103-29 sayılı kararı 60
ile izin verilen işlem sonucunda ise Turcas Petrol A.Ş. ve The Shell Company of
Turkey Ltd., Shell&Turcas Petrol A.Ş. (Shell&Turcas) unvanlı ortak girişim şirketi çatısı
altında faaliyetlerini birleştirmişlerdir. EPDK tarafından hazırlanan 2009 yılı Petrol
Piyasası Raporu’nun ilgili bölümüne göre Shell&Turcas’ın bayiler aracılığıyla yapılan
satışlar bakımından benzin türlerinde pazar payının %28,7; motorin türlerinde ise
yaklaşık %17 düzeyinde olduğu görülmektedir.
Diğer taraftan Bildirim Formlarında yer alan bilgilere göre, aşağıda yer alan şirketler
Shell&Turcas ile yapmış oldukları bildirimlere konu anlaşmalar çerçevesinde dosyada
detayları verilen istasyonlarda akaryakıt satış faaliyetinde bulunmaktadırlar:
1. Senos, Turhan Öztürk’ün maliki olduğu taşınmaz üzerinde Shell&Turcas ile 70
imzalamış olduğu işleticilik sözleşmesi kapsamında akaryakıt bayilik faaliyeti
yürütmektedir,
2. Nurettin Taşdemir’in maliki olduğu taşınmaz üzerinde kurulu istasyonun
işletmeciliğini bırakması neticesinde Shell&Turcas işletmeciliğe Shell Petrol A.Ş. ile
devam etmektedir,
3. Al-Tur, Karalar Motorlu Araçları İnşaat Taahhüt Sanayi ve Tic. A.Ş.’nin maliki olduğu
taşınmaz üzerinde kurulu akaryakıt istasyonunda akaryakıt bayilik faaliyeti
yürütmektedir.
H.3. İlgili Pazar
Taraflar arasındaki “Bayilik Sözleşmesi”nin kapsamı göz önüne alındığında, bildirime 80
konu işlem çerçevesinde ilgili ürün pazarı, “oto LPG dışında kalan otomotiv yakıtları”
“oto-LPG” ve “madeni yağ” pazarları olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte, emsal Kurul
kararları ve başvurunun içeriği ve etki alanı da dikkate alınarak, değerlendirmede
öncelikle oto-LPG dışında kalan otomotiv yakıtları pazarı göz önünde
bulundurulmuştur.
Diğer taraftan, gerek beyaz akaryakıt ürünleri, gerekse oto-LPG ve madeni yağ
dağıtım faaliyetlerinin yurt çapında gerçekleştirilmesi ve ilgili hizmetler bakımından
rekabet şartlarının farklılaşmasına neden olacak bir unsur bulunmaması nedeniyle ilgili
coğrafi pazar, “Türkiye” olarak kabul edilmiştir.
H.4. Yapılan Tespitler ve Hukuki Değerlendirme 90
H.4.1. İlgili Mevzuat Hükümleri, Danıştay ve Rekabet Kurulu Kararları
2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği’nin 2. maddesinde,
üretim ve dağıtım zincirinin farklı seviyelerinde faaliyet gösteren iki ya da daha fazla
teşebbüs arasında belirli mal veya hizmetin alımı, satımı veya yeniden satımı amacıyla
yapılan anlaşmalar dikey anlaşma olarak tanımlanmaktadır. Yine aynı Tebliğ’in 5(a)
maddesinde ise, Tebliğ ile tanınan muafiyetin anlaşmalarda alıcıya getirilen belirsiz
10-66/1400-521
3
süreli veya süresi beş yılı aşan rekabet etmeme yükümlülüğüne uygulanmayacağı
hükme bağlanmıştır.
Bunun yanında 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinde, anlaşmalardaki rekabet
etmememe yükümlülüklerine veya bu yükümlülüğün anlaşmanın asli bir parçası olduğu 100
hallerde anlaşmanın tamamına yönelik olarak getirilen beş yıllık grup muafiyeti sınırına
ilişkin olarak bir istisnai durum düzenlenmiştir. Söz konusu hüküm, “Alıcının anlaşmaya
dayalı faaliyetlerini sürdürürken kullanacağı tesisin mülkiyeti arazi ile birlikte veya alıcı
ile bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden sağlanan bir üst hakkı çerçevesinde
sağlayıcıya ait ise yahut alıcı bu faaliyetini sağlayıcının alıcı ile bağlantısı olmayan
üçüncü kişilerden elde ettiği bir ayni veya şahsi kullanım hakkının konusu olan bir
tesiste sürdürecekse, alıcıya getirilen rekabet etmeme yükümlülüğü, söz konusu
tesisin alıcı tarafından kullanıldığı süreye bağlanabilir; şu kadar ki, rekabet etmeme
yükümlülüğü, bu sürenin beş yılı aşan kısmı bakımından, sadece alıcının söz konusu
tesiste yürüteceği faaliyetini kapsar.” şeklindedir. 110
2002/2 sayılı Tebliğ’in açıklanmasına ilişkin Kılavuz’un ilgili paragrafında ise, Tebliğ’in
5. maddesinde dikey anlaşmalardaki rekabet etmeme yükümlülüklerine yönelik olarak
düzenlenen istisna hükmünde, “Tebliğ’in 5 inci maddesi ile getirilen bu istisna,
“öncelikle ve özellikle” ilişkinin başlangıcından itibaren üçüncü şahıslardan ayni ya
da şahsi haklar kapsamında taşınmazın kullanma ve/veya yararlanma hakkının
alınması ve bunu müteakiben tesisin bizzat sağlayıcı tarafından işletilmesi ya da
kullanma/yararlanma hakkı veren ile hiçbir bağlantısı olmayan şahıslarla bayilik
ilişkisinin kurulması ile sınırlıdır. Muafiyet kapsamındaki beş yıllık süre dolmadan;
faaliyetlerin sona erdirilmesi, devralma vb. yollarla dikey anlaşmanın taraflarında
değişiklik ortaya çıkması halinde muafiyetten yararlanılabilecek sürenin uzaması söz 120
konusu değildir.” şeklinde açıklama yer almaktadır.
Söz konusu hükümler dikkatle irdelendiğinde, bahse konu istisnadan yararlanmanın,
öncelikle iki koşuldan birinin varlığına bağlı olduğu görülmektedir. Buna göre alıcı
(bayi) anlaşmaya dayalı faaliyetini:
- ya doğrudan veya alıcıyla hiçbir bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden sağlanan bir
üst hakkı çerçevesinde sağlayıcıya (dağıtıcıya) ait tesis (akaryakıt istasyonu)
üzerinde,
- ya da bizzat sağlayıcı tarafından alıcıyla hiçbir bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden
elde edilen bir ayni veya şahsi kullanım hakkına konu bir tesiste
sürdürmelidir. 130
Bunun yanı sıra Kılavuzun açık hükümleri çerçevesinde, taraflar arasındaki dikey
ilişkinin istisna hükmünden yararlanabilmesi için, söz konusu ilişkinin en baştan
itibaren yukarıda belirtilen koşullara uygun olarak kurulması gerekmektedir. Nitekim
Danıştay’ın TOTAL/Akdağ dosyasında Rekabet Kurulu kararına karşı Danıştay 13.
Dairesi’nin E.2006/1604 Esas numarasına kayden açılan dava sonucunda verilen
13.05.2008 tarihli ve K.2008/4196 sayılı kararın gerekçesi, bu değerlendirmeyi haklı
kılmaktadır. Söz konusu kararda özetle; dağıtıcının bayiiyle kurmuş olduğu hukuki
ilişkinin yani taraflar arasındaki dikey anlaşmanın temelinin işletme sözleşmesi ve kira
sözleşmesi olmak üzere iki sözleşmeye dayandığı belirtildikten sonra, Yüksek
Mahkeme’nin, bayilik sözleşmesi de dahil olmak üzere anlaşmanın unsurlarında 140
sonradan oluşacak değişikliklerin değil, anlaşmanın en baştan itibaren 2002/2 sayılı
Tebliğ’e uygun olarak kurulup kurulmadığının dikkate alınması ve değerlendirmenin bu
çerçevede yapılması gerektiğine işaret ettiği görülmektedir. Bir başka deyişle, dikey
anlaşmanın esaslı unsurlarından olan bayilik sözleşmesinin sonlandırılması halinde
dahi, 2002/2 sayılı Tebliğ ve 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine uygunluk
değerlendirmesi yapılması gerekirken, bayilik sözleşmesinin tarafının değişmesi
halinde de uygunluk değerlendirmesinin öncelikle yapılması gerekmektedir.
10-66/1400-521
4
Diğer taraftan, Rekabet Kurulunun ve Danıştay’ın konuyla ilgili olarak daha önce almış
olduğu kararlar ile de sabit olduğu üzere, intifa, tapuya şerh edilmiş kira veya benzer
etkiye sahip sözleşmeler, bayi üzerindeki rekabet etmeme yükümlülüğünün süresinin 150
2002/2 sayılı Tebliğ ile düzenlenen 5 yıllık üst sınırı fiili olarak aşmasına neden
olmaktadır. Bu bakımdan bayilik sözleşmeleri ve bunlarla bağlantılı intifa, kira gibi
sözleşmelerin, aralarındaki hukuki ve iktisadi ilişki nedeniyle tek bir anlaşma olarak
2002/2 sayılı Tebliğ’e uygunluklarının değerlendirilmesi gerekmektedir.
H.4.2. Bildirim Kapsamındaki Anlaşmaların Konusu ve Niteliği
H.4.2.1. Shell&Turcas - Senos Arasındaki İlişki
Bildirim Formunda yer alan bilgilere göre, Turhan Öztürk’ün maliki olduğu taşınmaz
üzerinde; Shell&Turcas lehine 08.04.2008 tarihinde tesis edilen 15 yıl süreli intifa
hakkına dayanılarak, Shell&Turcas’ın Senos ile akdetmiş olduğu 14.05.2008 tarihli
bayilik sözleşmesi kapsamında, Senos tarafından akaryakıt bayilik faaliyeti 160
yürütülmektedir. Yine bildirim formunda, malikin Öztürk Petrol ve İnşaat adı altında
işletmecilik yapmak istediği, ancak EPDK’dan bayilik lisansı alamadığından
Shell&Turcas ile yapılan bayilik sözleşmesinin hiçbir zaman yürürlüğe girmediği,
dolayısıyla akaryakıt istasyonunun ilk açıldığı tarihten itibaren Senos tarafından
işletilmekte olduğu belirtilmiştir. Malik ile işleticinin ilişkisinin bulunmadığı hususu da
ayrıca ifade edilmiştir. Bu çerçevede, rekabet etmeme yükümlülüğünün intifa hakkının
sona ereceği tarihe kadar öngörülebileceğinin tespit edilmesi ve anlaşmaya muafiyet
tanınması talep edilmektedir.
H.4.2.2. Malik Nurettin Taşdemir-Shell&Turcas ve Shell Petrol A.Ş. Arasındaki
İlişki 170
Bildirim Formunda; ilgili istasyon bakımından 16.07.1985 tarihinden 01.07.2003
tarihine kadar malik Nurettin Taşdemir ile Shell&Turcas arasında işletmecilik
sözleşmesinin devam ettiği; tarafların bu sözleşmeye paralel olarak 01.08.1985
tarihinden başlayan ve 20 yıl süreyle geçerli olacak bir kira sözleşmesi akdettiği; daha
sonra malik Nurettin Taşdemir’in kendi rızası ile işletmeciliği bırakmak istediği ve
işletmeciliğin Shell&Turcas’a devredildiği belirtilmiştir. Bu çerçevede önceki kira akdinin
süresinden önce sonlandırılarak taraflar arasında 01.07.2003 tarihinde 10 yıl süreli
yeni bir kira sözleşmesi akdedildiği ve Shell&Turcas’ın işletmeciliğe yavru şirketi Shell
Petrol A.Ş. ile başladığı, dolayısıyla bu tarih itibarıyla dağıtıcı ile işleticinin aynı
teşebbüs olduğu ve Shell&Turcas ile malik arasındaki ilişkinin kira kontratı temelinde 180
bir özel hukuk ilişkisi olduğunun kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Shell&Turcas ile Nurettin Taşdemir arasındaki işleticilik sözleşmesinin tarafların
anlaşması sonucu sona erdiğinin kanıtı olarak Nurettin Taşdemir ile yapılan
02.07.2003 tarihli kira sözleşmesinin Shell&Turcas’ın işleticiliğe başladığı 01.07.2003
tarihinden bir gün sonra başladığı hususu belirtilerek malikin kendi rızası ile
işletmeciliği bıraktığı ifade edilmiştir. Sonuç itibarıyla tarafların Shell&Turcas’ın
işletmeciliği devralması hakkında anlaşması ve bu hususta yeni bir kira akdi ile
ilişkilerini yenilemeleri sebebiyle taraflar arasında 16.07.1985 tarihinde başlayan dikey
ilişkinin sona erdiğinin tespiti talep edilmektedir. Bununla birlikte başvuru konusu olaya
benzer nitelikteki Kurulun 09.12.2009 tarih ve 09-58/1394-363 sayılı kararına 190
değinilerek söz konusu karara ilişkin eleştiriler dile getirilmiştir.
H.4.2.3. Al-Tur ve Shell&Turcas Arasındaki İlişki
Bildirime konu dikey anlaşma Shell&Turcas ile Al-Tur arasındaki 28.12.1999 tarihinden
bugüne kadar devam eden işleticilik sözleşmesidir. Bildirim formunda söz konusu
akaryakıt istasyonunun bulunduğu taşınmazın maliklerinin Karalar Motorlu Araçları
İnşaat Taahhüt Sanayi ve Tic. A.Ş. ve Tuna Otomotiv Ticaret Limited Şirketi olduğu ve
Shell&Turcas lehine son olarak 11.05.2005 tarihinde 21.05.2025 tarihine kadar devam
10-66/1400-521
5
edecek olan bir intifa hakkı elde edildiği ifade edilmiştir. Malik ile işleticinin aralarında
bir ilişki bulunmadığı ayrıca belirtilmiştir. Bu nedenle Shell&Turcas’ın anılan arazi
üzerindeki istasyonu işleten işleticilerine tapuya konu hakkın sona ereceği tarihe kadar 200
rekabet etmeme yükümlülüğünün getirilebileceğinin tespiti talep edilmiştir.
H.4.3. Bildirime Konu Akaryakıt Bayilik Sözleşmeleri, Tamamlayıcı Nitelikteki
Protokoller ve İntifa Hakkı Senetlerinin 2002/2 sayılı Tebliğ Bakımından
Değerlendirilmesi
Bildirimlere konu Akaryakıt Bayilik Sözleşmeleri, Bayilerin faaliyetleri üzerine 2002/2
sayılı Tebliğ anlamında rekabet yasağı getirmekte olup söz konusu yasağın süresinin
belirlenmesinde ise gerek bayilik sözleşmeleri, gerekse Shell&Turcas lehine tesis
edilen intifa/kira hakkı sürelerinin dikkate alınması gerekmektedir.
H.4.3.1. Shell&Turcas - Senos Arasındaki İlişki Bakımından Değerlendirme
Bildirim formu ekinde yer alan bilgi ve belgelere göre; ilgili akaryakıt istasyonunun 210
bulunduğu taşınmazın maliki Turhan Öztürk tarafından 08.04.2008 tarihinde
Shell&Turcas lehine 15 yıl süreli intifa hakkı tesis edilmiş ve Turhan Öztürk-Öztürk
Petrol ve İnşaat ile Shell&Turcas arasında 14.05.2008 tarihli Bayilik Sözleşmesi ve bu
sözleşmenin eki olmak üzere “İstasyon Bayiliğinde Uygulanacak Kurallar Hakkında
Protokol” imzalanmıştır. Bundan bir ay kadar sonra Turhan Öztürk-Öztürk Petrol ve
İnşaat ile Senos arasında imzalanan 17.06.2008 tarihli Devir Sözleşmesinde;
“…..adresinde bulunan, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanlığından 5.6.2008 ve
2008/97 nolu İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı” ile faaliyet gösteren Akaryakıt Satış
İstasyonumuzun işletmeciliğini Senos Petrol Ürünleri Pazarlama ve Tic. Ltd. Şti.’ne
devrettik” 220
şeklinde beyan bulunmaktadır. Bunun üzerine 30.06.2008 tarihinde Senos ile
Shell&Turcas arasında Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi imzalanmış ve Senos tarafından
işleticiliğe başlanmıştır. Devir Sözleşmesinde yer alan ve yukarıda atıf yapılan
ifadeden hareketle, istasyonun Senos’a devrinden önce malike ait Öztürk Petrol ve
İnşaat şirketi tarafından işletilip işletilmediği hususuna ilişkin olarak raportörlerce
Shell&Turcas’dan yazıyla edinilen bilgilerde; Shell&Turcas ile Senos arasındaki ilk
bayilik sözleşmesinin 14.05.2008 tarihinde imzalandığı, ancak bu sözleşmenin
feshedilerek Turhan Öztürk-Öztürk Petrol ve İnşaat arasında 14.05.2008 tarihli bir
işleticilik sözleşmesinin imzalandığı ve bu sözleşmenin istasyonun yer seçimi ve tesis
kurma izni gibi prosedürlerin hızlandırılması amacıyla imzalandığı, ilgili izinlerin 230
alınmasının ardından 17.06.2008 tarihinde Öztürk Petrol ve İnşaat’ın söz konusu izin
ile ilgili haklarını Senos’a devrettiği ve Shell&Turcas ile Senos arasında halen
yürürlükte olan 30.06.2008 tarihli işleticilik sözleşmesinin imzalandığı belirtilmiştir.
Ayrıca Turhan Öztürk ile Shell&Turcas arasındaki işleticilik ilişkisinin de bu devir
sonrasında feshedildiği ifade edilmiştir.
Böylece Turhan Öztürk ve onun sahibi olduğu Öztürk Petrol İnşaat’ın ilgili istasyonu
fiilen işletmedikleri, kendileri ile imzalanan işleticilik sözleşmesinin iş yeri açma ve
çalışma ruhsatının alınması amacıyla akdedilmiş olduğu, istasyonun fiilen ilk kez
Senos tarafından 30.06.2008 tarihli işleticilik sözleşmesine binaen işletilmeye
başlandığı belirtilmiş; Bildirim Formunda yer alan ifadelere benzer açıklamalar 240
yapılmıştır. Bu çerçevede olayın Tebliğ’in 5(a) maddesinde yer alan istisna hükmüne
uyduğu ifade edilmiştir.
Bildirim Formunun ekinde sunulan diğer sözleşmeler incelendiğinde; Turhan Öztürk-
Öztürk Petrol ve İnşaat ile Shell&Turcas arasındaki 28.07.2008 tarihli Ek Sözleşmede;
Shell&Turcas ile Turhan Öztürk-Öztürk Petrol ve İnşaat arasında imzalanan
25.05.2007 tarihli İntifa Hakkı Tesisi Vaadi ve Yatırım Hakkında Protokolde her ne
kadar istasyonun işleticilik hakkı Turhan Öztürk-Öztürk Petrol ve İnşaat’a verilmişse de
10-66/1400-521
6
daha sonra işleticilik hakkının belirli bir süreye kadar Senos’a verildiği belirtilmiştir.
Bununla birlikte Senos ile Shell&Turcas arasında imzalanan Fesihname’de 14.05.2008
tarihli Bayilik Sözleşmesinin, Turhan Öztürk-Öztürk Petrol ve İnşaat ile Shell&Turcas 250
arasında yeni bir bayilik sözleşmesi akdedileceğinden, tarafların karşılıklı talep ve
muvafakatleriyle 14.05.2008 tarihinde feshedildiği kararlaştırılmıştır.
Malik Turhan Öztürk ile Shell&Turcas ve Senos arasındaki üçlü ilişkinin, iddia edildiği
gibi Tebliğ’in 5(a) maddesinde yer alan istisna hükmüne uyması için Senos ile Turhan
Öztürk-Öztürk Petrol ve İnşaat arasında iktisadi veya hukuki herhangi bir bağlantının
bulunmaması gerekmektedir.
Bu çerçevede, her ne kadar Bildirim Formunda Senos ile Turhan Öztürk-Öztürk Petrol
ve İnşaat arasında herhangi bir bağlantı bulunmadığı ifade edilmiş olsa da yukarıda
değinilen Ek Bilgi İsteme yazısı ile ayrıca Senos ile Turhan Öztürk arasında herhangi
bir kira ilişkisinin mevcut olup olmadığı bilgisi talep edilmiştir. Shell&Turcas tarafından 260
gönderilen cevap yazısında, kendilerinde bu yönde bir bilginin mevcut olmadığının
belirtilmesi üzerine, Senos ile Turhan Öztürk arasında bir kira ilişkisinin var olduğu
Senos yetkililerinden öğrenilmiş ve 19.06.2008 tarihli Kira Sözleşmesi Kurum
kayıtlarına 12.10.2010 tarih ve 7849 sayı ile intikal ettirilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen sözleşmelerin tamamı incelendiğinde; malik tarafından
Shell&Turcas lehine intifa hakkının tesisinin ardından malik tarafından kurulan şirket ile
yapılan bayilik sözleşmesi ile elde edilen işleticilik hakkının Senos’a devir tarihi olan
17.06.2008 tarihinin ardından 19.06.2008 tarihinde Senos ile Turhan Öztürk arasında
kira sözleşmesi akdedildiği görülmektedir. Söz konusu kira sözleşmesinin varlığı dahi
malik ile işleten (bayi) arasında gerek hukuki gerekse iktisadi bir bağlantı bulunduğunu 270
göstermektedir. Nitekim taşınmaza ilişkin kira bedelinin işleten (bayi) tarafından intifa
hakkı sahibi Shell&Turcas yerine malik Turhan Öztürk’e ödenmesi de yine taraflar
(malik ve işleten) arasındaki bağlantının somut bir göstergesidir. Kaldı ki, anılan Kira
Sözleşmesinde; sözleşmenin Shell&Turcas’ın denetim ve kontrolünde olduğu, ana
dağıtım firması olan Shell&Turcas’ın her iki tarafın da çıkarlarını koruyup kollayacağı,
sözleşmedeki herhangi bir maddeden dolayı ihtilaf çıkması halinde kiracıdan,
kiralayandan ve Shell&Turcas’tan birer kişinin katılacağı bir hakem heyetinin
oluşturulacağı ve ihtilafın bu hakem heyetiyle çözüleceği ifade edilmiştir. Hal böyle
iken, bildirim kapsamında yer alan dikey anlaşmanın, 2002/2 sayılı Tebliğ’in 5.
maddesinde düzenlenen istisnadan yararlanamayacağı kanaatine varılmıştır. 280
Sayılan tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, Rekabet Kurulunun akaryakıt
sektörüne yönelik olarak daha önce almış olduğu kararlar çerçevesinde, 18.09.2005
tarihinden sonra yapılmış olan dikey anlaşmaların, yapıldıkları tarihten itibaren 5 yıl
süreyle 2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden yararlanma ve uygulama
süresi bulunmaktadır. Bu bakımdan, taraflar arasında 30.06.2008 tarihli işleticilik
sözleşmesi ve onunla bağlantılı 08.04.2008 tarihli intifa hakkından oluşan dikey
anlaşmanın malikle işletici arasındaki hukuki ve iktisadi bağlantının tesis edildiği
19.06.2008 tarihinden itibaren 5 yıl süreyle anılan Tebliğ ile tanınan grup
muafiyetinden yararlanacağı değerlendirilmektedir.
H.4.3.2. Malik Nurettin Taşdemir-Shell&Turcas ve Shell Petrol A.Ş. Arasındaki 290
İlişki Bakımından Değerlendirme
Bildirim formunda söz konusu ilişki bakımından menfi tespit belgesi talep edilmektedir.
Bu değerlendirmenin yapılabilmesi için taraflar arasındaki ilişkinin 2002/2 sayılı Tebliğ,
Tebliğ’in açıklanmasına ilişkin Kılavuz, ilgili Danıştay ve Rekabet Kurulu kararları
çerçevesinde incelenmesi gerekmektedir.
10-66/1400-521
7
Bildirim Formunda; ilgili istasyon bakımından 16.07.1985 tarihinden 01.07.2003
tarihine kadar malik Nurettin Taşdemir ile Shell&Turcas arasında işletmecilik
sözleşmesinin devam ettiği; tarafların bu sözleşmeye paralel olarak 01.08.1985
tarihinden başlayan ve 20 yıl süreyle geçerli olacak bir kira sözleşmesi akdettiği; daha 300
sonra malik Nurettin Taşdemir’in kendi rızası ile işletmeciliği bırakmak istediği ve
işletmeciliğin Shell&Turcas’a devredildiği belirtilmiştir. Bu çerçevede önceki kira akdi
devam ederken taraflar arasında 01.07.2003 tarihinde 10 yıl süreli yeni bir kira
sözleşmesi akdedildiği ve Shell&Turcas’ın işletmeciliğe yavru şirketi Shell Petrol A.Ş.
ile başladığı, dolayısıyla bu tarih itibarıyla dağıtıcı ile işleticinin aynı teşebbüs olduğu
ve Shell&Turcas ile malik arasındaki ilişkinin kira kontratı temelinde bir özel hukuk
ilişkisi olduğunun kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Bildirim formu ekinde malik ile Shell&Turcas arasında 1985 yılında imzalanan 20 yıl
süreli Kira Kontratı, taraflar arasında aynı tarihte akdedilen İşletme Sözleşmesi ve
Shell&Turcas ile Shell Petrol A.Ş. arasındaki 01.07.2003 tarihli İşletme Sözleşmesi yer 310
almaktadır. Ancak malikin kendi rızasıyla işletme Sözleşmesini feshettiğine ilişkin
Fesihname/Anlaşma ve malik ile yenilenen 01.07.2003 tarihli Kira Kontratı dosya
ekinde sunulmadığından raportörlerce Shell&Turcas’dan Ek Bilgi İsteme yazısı ile söz
konusu belgeler talep edilmiştir. Kurum kayıtlarına intikal eden cevap yazısı ekinde
30.6.2003 tarihli “Anlaşma ve Fesihname” ile Nurettin Taşdemir ile Shell&Turcas
arasındaki 02.07.2003 tarihinde tapuya şerh edilen kira kontratı gönderilmiştir. Söz
konusu kira kontratının 8. maddesinde,
“…İş bu kira sözleşmesinin tapuya şerhi ile birlikte taraflar arasında evvelce
imzalanarak tapu siciline 12.8.1985 tarih ve 3384 yevmiye numarası ile şerh edilmiş
olan kira sözleşmesi fesh olunacak ve tapu sicilinden terkin edilecektir” 320
ifadesi yer almaktadır. Bu kira sözleşmesinden önce 30.06.2003 tarihinde de tarafların
karşılıklı rızası ile işleticilik sözleşmesinin feshedildiği, ancak herhangi bir şekilde yeni
işleticilik sözleşmesinin imzalanmadığı anlaşılmaktadır. Yukarıda alıntı yapılan
ifadeden hareketle, daha önce tapuya şerh edilmiş olan kira sözleşmesinin süresinden
önce feshedildiği ve tapu sicilinden terkin edildiği de düşünüldüğünde; artık geçmişten
gelen dikey ilişki kapsamında bayilik sözleşmesi ile bağlantılı bir kira hakkının
kalmadığı, eski kira ilişkisinin de tapudan terkin edildiği, 02.07.2003 tarihinde tapuya
şerh edilen kira sözleşmesinin herhangi bir dikey anlaşmanın unsuru yahut
tamamlayıcısı niteliğinde olmayan yeni ve bağımsız bir kira ilişkisi olduğu, dolayısıyla
artık bayi için geçmişten gelen dikey anlaşma kapsamında yüklenilen rekabet 330
etmememe yükümlülüğünün sürdürülmesi yönünde zorlayıcı bir sözleşmeden de söz
edilemeyeceği değerlendirilmektedir. Bu nedenle, Shell&Turcas ile Nurettin Taşdemir
arasındaki geçmişten gelen dikey ilişkinin 30.06.2003 tarihi itibarıyla ortadan
kaldırıldığı, bu tarihten sonra ise taraflar arasında bir daha dikey anlaşma yapılmadığı,
taraflar arasındaki tek hukuki ve iktisadi ilişkinin yeni kurulan kira sözleşmesi olduğu
anlaşılmaktadır.
Söz konusu kira sözleşmesine istinaden Shell&Turcas tarafından istasyonun işleticiliği
Shell Petrol A.Ş.’ye bırakılmıştır. Dolayısıyla söz konusu istasyon özelinde
Shell&Turcas ile Shell Petrol A.Ş. arasında kurulan ilişkiye menfi tespit belgesi
verilebileceği kanaatine varılmıştır. 340
H.4.3.3. Malik Karalar Motorlu Araçları İnşaat Taahhüt Sanayi ve Tic. A.Ş.-Al-Tur
ve Shell&Turcas Arasındaki İlişki Bakımından Değerlendirme
Bildirim formunda söz konusu ilişki bakımından menfi tespit belgesi talep edilmektedir.
Öncelikle bildirim formunda yer verilen bilgi ve belgelerin 2002/2 sayılı Tebliğ, Tebliğ’in
açıklanmasına ilişkin Kılavuz, ilgili Danıştay ve Rekabet Kurulu kararları çerçevesinde
incelenmesi sonucunda Shell&Turcas ile Al-Tur arasında 28.12.1999 tarihinden
bugüne kadar devam eden işleticilik sözleşmesi bulunduğundan rekabet yasağına
10-66/1400-521
8
dayalı dikey ilişkinin, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında rekabeti kısıtlayıcı
nitelikte dikey bir anlaşma olduğu, bu nedenle söz konusu dikey anlaşmalara Kanun’un
8. maddesi çerçevesinde menfi tespit belgesi verilemeyeceği değerlendirilmektedir. 350
Bildirime konu dikey anlaşma Shell&Turcas ile Al-Tur arasındaki 28.12.1999 tarihinden
bugüne kadar devam eden işleticilik sözleşmesidir. Öncelikle söz konusu istasyonun
üzerinde kurulu bulunduğu taşınmazın malikleri Zekeriya Şenocak ve Fuat Yüksel
tarafından Turcas Petrol (Shell&Turcas) lehine daha önce tesis edilmiş olan intifa hakkı
1991 yılından 2005 yılına kadar uzatılmış, daha sonra 1999 yılında taşınmazın
mülkiyeti intifa hakkı ile yüklü olarak Alaettin Kara ve Turan Kahraman’a geçmiştir.
28.12.1999 tarihinde Al-Tur Sağlık ve Petrol Ürünleri ve Tur. San. Tic. Ltd. Şti. ile
Turcas Petrol A.Ş. (Shell&Turcas) arasında bayilik sözleşmesi imzalanmış, daha sonra
bu sözleşme, istasyonun Al-Tur Petrol Ürünleri Nak. Tur. San. Tic. Ltd. Şti. (Al-Tur)
tarafından işletilecek olması sebebiyle feshedilmiştir. Bunun üzerine Shell&Turcas ile 360
Al-Tur arasında 27.08.2003 tarihli bayilik sözleşmesi imzalanmıştır.
Daha sonra mülkiyette ½ pay sahibi olan Tuna Otomotiv Ticaret Ltd. Şti. (Eski malik
Turan Kahraman’ın temsilcisi olduğu şirkettir.) ve Karalar Motorlu Araçları İnşaat
Taahhüt Sanayi ve Tic. A.Ş. (Eski malik Alaettin Kara’nın temsilcisi olduğu şirkettir.)
tarafından söz konusu intifa hakkının süresi 11.05.2005 tarihli Resmi Senetle
21.10.2025 tarihine kadar uzatılmıştır. Bu süre uzatımı ile birlikte 01.06.2005 tarihinde
Shell&Turcas ile Al-Tur arasında yeni bir bayilik sözleşmesi imzalanmıştır. Dolayısıyla
Bildirim formunda malik ile Al-Tur arasında bir ilişki bulunmadığı ayrıca belirtilse de,
ilgili dikey ilişkinin Tebliğ’in 5(a) maddesinde yer alan istisna hükmüne uyması için
malikler Tuna Otomotiv Ticaret Ltd. Şti.- temsilcisi Turan Kahraman ve Karalar Motorlu 370
Araçları İnşaat Taahhüt Sanayi ve Tic. A.Ş.- temsilcisi Alaettin Kahraman ile işletici
Al-Tur arasında iktisadi ve hukuki anlamda herhangi bir bağlantının bulunmaması
gerekmektedir.
Raportörlerce Shell&Turcas’a gönderilen Ek Bilgi İsteme yazısı ile bu konuya ilişkin
bilgi ve belgeler talep edilmiştir. Kurum kayıtlarına intikal eden cevap yazısında;
Shell&Turcas ile Al-Tur arasındaki 28.12.1999 tarihli işleticilik ilişkisinin akdedildiği
sırada taşınmazların malikleri olan Alaettin Kara ve Turan Kahraman ile Al-Tur
arasındaki ilişkiyi ortaya koyan bilgilerin kendilerinde olmadığı, 01.06.2005 tarihinde
başlayan yeni bayilik ilişkisinde Al-Tur’un şirket ortaklarının Ali Çakıcı ve Hakan Çakıcı
olduğu, bununla birlikte taşınmazın mevcut malikleri ile Al-Tur arasında imzalanmış bir 380
kira akdinin olup olmadığının bilinmediği belirtilmiştir.
Bunun üzerine söz konusu bilginin Al-Tur’a sorulması üzerine Al-Tur ile Tuna Otomotiv
Ticaret Ltd. Şti. ve Karalar Motorlu Araçları İnşaat Taahhüt Sanayi ve Tic. A.Ş.
arasında 2003 yılında imzalanan daha sonra 2007 yılında yenilenen kira
sözleşmelerinin olduğu belirtilmiş ve sözleşmeler Kurum kayıtlarına intikal ettirilmiştir.
Söz konusu kira sözleşmelerinin varlığı malik ile işleten (bayi) arasında gerek hukuki
gerekse iktisadi bir bağlantı bulunduğunu göstermektedir. Nitekim taşınmaza ilişkin kira
bedelinin işleten (bayi) tarafından intifa hakkı sahibi Shell&Turcas yerine maliklere
ödenmesi de yine taraflar (malik ve işleten) arasındaki bağlantının somut bir
göstergesidir. Bunun ötesinde, Al-Tur şirketinin kuruluş aşamasındaki ortaklarının 390
Alaettin Kara ve Turan Kahraman olduğu şifahen öğrenilmiş ancak buna ilişkin ticaret
sicili kayıtlarına ulaşılamamıştır. Bu çerçevede bildirime konu dikey anlaşmanın,
2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinde düzenlenen istisnadan yararlanamayacağı
kanaatine varılmıştır.
Bu nedenle taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesi ile Shell&Turcas lehine
tesis edilen intifa hakkından oluşan dikey anlaşmanın 18.09.2005 tarihinden önce
yapılmış olması ve bu tarih itibarıyla kalan sürelerinin beş yılı aşması nedeniyle,
10-66/1400-521
9
18.09.2010’a kadar 2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden yararlanma ve
uygulanma imkanı bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
H.4.4. Bireysel Muafiyet İncelemesi 400
Shell&Turcas ile yukarıda yer verilen Bayiler arasında imzalanan, Akaryakıt Bayilik
Sözleşmeleri ve bunlarla bağlantılı intifa/kira haklarına ilişkin sözleşmelerden oluşan
dikey anlaşmalar, rekabet etmeme yükümlülüğü sürelerinin beş yılı aşması nedeniyle
2002/2 sayılı Tebliğ’in sağladığı grup muafiyetinden yararlanamadığından,
başvurulardaki talepler doğrultusunda 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi çerçevesinde
bireysel muafiyet incelemesi yapılmış olup bu kapsamda yapılan tespit ve
değerlendirmeler aşağıda sunulmuştur.
(a) Malların üretim ve dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve
iyileştirmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması
Kanun’un 5. maddesinin (a) bendinde belirtilen ekonomik fayda veya menfaatin 410
sağlandığının kabulü için üretimin ve dağıtımın iyileştirilmesi, teknik ve ekonomik
gelişmenin artması ve bunun net pozitif etkilerle sonuçlanması; etkinlik artışının nesnel
olarak gösterilebilmesi gerekmektedir.
Mehaz mevzuatın uygulanması konusundaki ATAD içtihadı, taraflara özgü olan, yani
öznel sayılabilecek ekonomik faydaların kabul edilemeyeceğini gösterdiğinden, Bu
noktada, mehaz mevzuatın uygulanması konusundaki ATAD içtihadı, taraflara özgü
olan, yani öznel sayılabilecek ekonomik faydaların kabul edilemeyeceğini
gösterdiğinden, Komisyon’un Uygulama Rehberi; ileri sürülen etkinlik artışının niteliği,
anlaşma ile etkinlik artışı arasındaki bağlantı, iddia edilen etkinlik artışının büyüklüğü
ve gerçekleşme olasılığı, bunun nasıl ve ne zaman ortaya çıkacağı ve etkinlik artışına 420
ulaşmanın maliyeti konularında ikna edici açıklamaların bulunması gerektiğini
belirtmektedir.1
Benzer şekilde Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’un 110. paragrafında da, “Bu
etkinliklerin gerçekleştirilmiş olması ve net pozitif etkilere yol açması gereklidir.
Bedavacılıktan kaçınma gibi spekülatif iddialar veya maliyetlerden tasarruf sağlama
gibi genel açıklamalar kabul edilemez. Sadece pazar gücünden veya rekabeti bozucu
davranıştan kaynaklanan maliyet avantajları kabul edilemez” ifadeleri bulunmaktadır.
Shell&Turcas tarafından bildirim formlarında muafiyetin bu koşulu bakımından yapılan
savunmada; dağıtım şirketleri tarafından işletilen istasyonların hem idari ilişkileri
yönetme hem de istasyonu etkin bir şekilde çalıştırma bakımından başarılı 430
olamadıkları, Shell&Turcas’ın asıl hedefinin ülke genelinde örgütlenmiş modern bir
dağıtım ağı oluşturmak olduğu, bayilere maddi destek sağlanarak piyasa koşullarında
kendi rakipleriyle daha güçlü bir biçimde rekabet etme imkanı verildiği, bu anlaşmaların
sağladığı bir diğer faydanın ürün tedarikinde devamlılık sağlamak olduğu, istasyonların
kamuya sürekli hizmet veren işyerleri olduğu, dağıtıcıların bayilere yaptıkları
yatırımların ekonomik etkinlik yarattığı ve çevre temizliği açısından olumlu sonuçlar
doğurduğu belirtilmiştir.
İnceleme konusu ürünün özelliği ile dağıtım ve perakende satış noktalarındaki
standardizasyon dikkate alındığında, akaryakıt dağıtım anlaşmalarının, bireysel
muafiyetin ilk koşulu olan yeni ürün veya üretim tekniklerinin bulunması ve geliştirilmesi 440
bakımından uygun bir zemin teşkil etmediğini vurgulamak gerekmektedir. Bununla
birlikte daha önce üzerinde akaryakıt bayilik faaliyeti yapılmamış arsa/arazi üzerinde
kurulmuş olan yeni istasyonlar bakımından, yeni arazilerin değerlendirilerek istihdam
ve katma değer yaratan birer tesis haline gelmesi, bunun ekonomiye olan pozitif
1 Sanlı, K.C., Rekabet Hukuku ve Dikey Anlaşmalar, İstanbul 2009 s. 65 (Rekabet Hukuku ABD ve Avrupa Birliği
Hukuku Işığında Dikey Anlaşmaların İktisadi Analizi-Ali Ilıcak)
10-66/1400-521
10
etkileri, ilk kez yapılan yatırımların yüksekliği nedeniyle geri dönüş sürelerinin uzunluğu
gibi hususlar göz önünde bulundurulduğunda, bu istasyonlar bakımından yapılan dikey
anlaşmaların muafiyetin ilk şartını sağladığı Rekabet Kurulunun birçok kararında kabul
edilmiştir. Ancak, bildirim konusu istasyonlar bakımından bildirim formlarında sayılan
gerekçeler, dikey anlaşmaların bilinen, genel mahiyetli yararlarını tekrar etmekten
öteye geçememekle birlikte, bu anlaşmalara muafiyet tanınması halinde muafiyetin ilk 450
koşulunda aranan ekonomik etkinliğin ne şekilde sağlanacağı yeterince
açıklanamamıştır. Bu nedenlerle, bildirim konusu istasyonlar bakımından 4054 sayılı
Kanun’un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde sayılan koşulun
sağlandığının kabul edilmesi mümkün değildir.
Ayrıca mevcut anlaşmaların intifa/kira sürelerince uygulanması ile 1923 yılından beri
Türkiye’de faaliyet gösteren Shell&Turcas’ın modern bir dağıtım ağına kavuşacağı ve
bu sayede sayılan diğer etkinliklerin ortaya çıkacağı, gerçekçi bir savunma olmaktan
uzaktır.
Bir anlaşmanın 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi anlamında muafiyet alabilmesi için
söz konusu maddede sayılan şartların tamamını sağlaması gerekirken yukarıda 460
açıklandığı üzere maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde sayılan muafiyetin ilk şartı
sağlanmadığından başvuru konusu dikey anlaşmalara bireysel muafiyet
verilemeyecektir. Buna karşın sonucu değiştirmemekle birlikte aşağıda muafiyetin
diğer şartları bakımından da değerlendirmeler yapılmıştır.
(b) Tüketicinin bundan yarar sağlaması
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi anlamında rekabeti sınırlayıcı etkileri olan bir
anlaşmanın muafiyet alabilmesi için, tüketicinin ekonomik gelişmeden yarar sağlaması,
ortaya çıkacak faydadan tüketicinin adil bir pay alması bir diğer koşuldur. Tüketiciye
yansıyacak yararlar kapsamında; fiyatlarda sağlanacak düşüş, kalitenin ve ürün
çeşitliliğinin arttırılması, mal veya hizmet arzında devamlılığın sağlanması gibi hususlar 470
sayılabilir.
Shell&Turcas tarafından, bu madde bakımından yapılan savunmalarda, yapılan
yatırımlar sayesinde bayinin finansal durumunun iyileşeceği ve yatırımlar bayiyi ayakta
tutacağı için tüketicinin hizmet alacağı nokta sayısının azalmamasına sağlayacağı ve
istasyonların hizmet kalitesini artıracağı, ürün farklılaştırmasının fazla önem taşımadığı
ve yoğun bir fiyat rekabetinin bulunmadığı ilgili pazar bakımından, yapılan yatırımların
istasyonların hizmet kalitesini ve güvenlik düzeyini artıracağı, anlaşmalar sayesinde
tüketicilerin anlaşmalara konu ürünleri daha düzenli, güvenli ve çabuk elde
edebilecekleri belirtilmiş; akaryakıt sektöründe yaygın olarak bilinen dağıtım
firmalarınca bayilere yapılan yatırımlar ve sağlanan maddi destek bu maddenin 480
karşılandığına ilişkin esas gerekçe olarak gösterilmiştir.
Bildirim formlarında da ifade edildiği üzere, petrol piyasasında satışa sunulan ürünlerin
-özellikle ulusal marker uygulamasından sonra- büyük ölçüde homojen nitelikte
olmaları, rafinaj ve dağıtım kademelerinde yeterince rekabetçi bir yapının
bulunmaması, pompa satış fiyatları içerisinde dolaylı vergilerin payının çok yüksek
olması gibi nedenlerle, farklı dağıtıcılarca ülke genelinde uygulanan akaryakıt
fiyatlarının birbirine çok yakın düzeylerde seyrettiği dikkate alındığında, dikey
anlaşmalar bakımından getirilecek kolaylıklar sonucunda fiyatlarda tüketiciye doğrudan
yansıyacak hissedilir bir düşüş beklentisinin gerçekçi olmayacağı açıktır.
Shell&Turcas tarafından öne sürülen: tüketicinin seçme imkânının yükselmesi, hizmet 490
kalitesinin artması, tüketicinin ürüne daha kolay ulaşması gibi hususlar ise dikey
anlaşmaların bilinen ve genel olarak varlığı kabul edilen faydaları olmakla birlikte,
akaryakıt istasyon sayısının hayli yüksek olduğu ilgili pazarda bir bayinin finansal
güçlüklerden dolayı piyasadan çıkacak olmasının önüne geçmek amacıyla ilgili
10-66/1400-521
11
anlaşmaya muafiyet tanınmasının, mevcut şartlarda muafiyet rejimi ile korunması
gereken bir menfaat olmadığı değerlendirilmektedir.
(c) İlgili pazarın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması
Muafiyet kararı verilebilmesinde aranan bu olumsuz koşul gereğince, muafiyete konu
anlaşma ilgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmasına neden
olmamalı, başka bir deyişle sağlanan ekonomik gelişme veya fayda ile tüketicinin 500
bundan yarar sağlaması, rekabetin ortadan kaldırılması ile ulaşılan sonuçlar
olmamalıdır. Bu değerlendirme yapılırken dikkate alınması gereken başlıca hususlar;
pazarda hâlihazırda giriş engellerinin olup olmadığı, hâkim durumda olan bir
teşebbüsün bulunup bulunmadığı, dikey anlaşmalar aracılığıyla giriş engeli yaratılıp
yaratılmadığı, tüketici tercihlerinin ne ölçüde kısıtlandığı ve pazarın yapısı olarak
sıralanabilir.
Esasen akaryakıt dağıtım lisansı alabilmek için pazarda önemli bir hukuki giriş engeli
bulunmamaktadır. Bu nedenle hâlihazırda çok sayıda dağıtım firmasının sektörde
faaliyet gösterdiği söylenebilir. Akaryakıt dağıtım piyasasında 1994 yılında 10 adet
şirket faaliyet gösterirken 2009 yılı itibarıyla 53 lisanslı dağıtım şirketi bulunmaktadır. 510
Akaryakıt ürünlerinin tüketiciyle buluştuğu bayiler bakımından ise 5015 sayılı Kanun’da
belirtilen kilometre tahdidi ve istasyon ruhsatı alabilecek arsa bulma zorluğu, kısmi giriş
engelleri olarak değerlendirilebilir.
EPDK’nın, pazar paylarına ilişkin verilerine göre en büyük 5 dağıtıcı şirketin, pazarın
yaklaşık %80’ine; en büyük 10 dağıtıcı şirketin ise, pazarın yaklaşık %90’ına sahip
olduğu görülmektedir. Teşebbüslerin pazar paylarına bakıldığında, herhangi bir
teşebbüsün hakim durumda olduğunu söylemenin mümkün olmadığı ve ilgili ürün
pazarında, yaklaşık %26’lık oranla en yüksek pazar payına sahip teşebbüsün Petrol
Ofisi A.Ş. olduğu, onu sırasıyla yine yaklaşık %21 ile Shell&Turcas A.Ş., %16 oranla
Opet Petrolcülük A.Ş. ve %12 ile BP Petrolleri A.Ş.’nin takip ettiği görülmektedir. 520
Pazara ilişkin bu genel istatistiksel verilerin ötesinde, ilgili pazarın önemli bir
bölümünde rekabetin ortadan kalkıp kalkmadığına ilişkin değerlendirmelerde; dikey
anlaşmalardaki rekabet kısıtlamalarının, teşebbüslerin bu kısıtlamaları stratejik bir
şekilde piyasaya girişleri kapatmak için kullanma olasılığı çerçevesinde ele alınması ve
benzer anlaşmaların pazarda yaratacağı kümülatif etkiye bakılması gerekmektedir.
Rekabet Kurulu konuyla ilgili almış olduğu pek çok kararda piyasa kapama etkisinin ve
bu bağlamda muafiyet talep edilen türden anlaşmaların pazardaki yarattığı-yaratacağı
kümülatif etkinin önemine dikkat çekmiştir.
Diğer yandan, dikey anlaşmaların ekonomiye ve tüketiciye sağlayacağı yararlar ile ilgili
pazardaki rekabetçi yapı üzerinde yaratması muhtemel zararlar arasında makul bir 530
denge kurmayı hedefleyen 2002/2 sayılı Tebliğ, bu tür anlaşmaların rekabet yasağına
ilişkin hükümlerinin beş yılı aşmamak kaydıyla muafiyetten yararlanabileceğini
düzenlemektedir.
Shell&Turcas tarafından sunulan bildirim formlarında, Shell&Turcas’ın ilgili ürün
pazarındaki payının ortalama %24 seviyesinde olduğu; önde gelen rakiplerin pazar
paylarının birbirine yakın ve bu teşebbüsler arasında büyük bir rekabet bulunduğu;
pazarda toplam istasyon sayısının 12712 olduğu, söz konusu istasyonlar içerisinde
Shell&Turcas bayisi olanların oranının %9’a tekabül ettiği, bildirim formları ekinde
sadece birer bayi bakımında muafiyet talep edildiği, bu nedenle pazar kapama etkisinin
olmayacağı ve pazarda rekabetin ortadan kalkmayacağı belirtilmiştir. 540
Yine söz konusu bildirim formlarında, Avrupa Ekonomik Alanı Anlaşması (AEAA)’nın
53. maddesinin; AB Kurucu Anlaşması’nın 101. ve 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi ile
tıpatıp aynı olduğu, ancak gerek mehaz AB mevzuatından gerekse ülkemiz
mevzuatından farklı olarak, bu anlaşma uyarınca yürürlüğe konulan münhasır dikey
10-66/1400-521
12
anlaşmalara ilişkin 1983/84 sayılı Tebliğ’de bu tür dağıtım anlaşmalarına 10 yıl süre ile
izin verilebildiği belirtildikten sonra; Hydro Texaco ile bir bayisi arasında akdedilen 10
yıl süreli ancak dağıtıcı tarafından tek taraflı olarak 5 yıl daha uzatma opsiyonlu dikey
anlaşmaya ilişkin olarak Norveç’in bir yerel mahkemesinin ön sorusu üzerine Avrupa
Ekonomik Alanı Birliği Yüksek Mahkemesince verilen kararda, 10+5 yıllık sözleşmenin
yalnızca dağıtıcıya sözleşmeyi sona erdirme hakkı tanındığı için muafiyetten 550
yararlanamadığına karar verildikten sonra; söz konusu sözleşmelerin Hydro
Texaco’nun bütün sözleşmeleri içindeki payının çok sınırlı bir yer tutması ve dolayısıyla
pazardaki toplu kapama etkisine önemli bir katkısı olmadığı için sözleşmelerin
AEAA’nın 53. maddesine aykırı olmadığı sonucuna varıldığı belirtilmiştir.
Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’un 116. paragrafında, “Tebliğ’de tek marka
sınırlamaları (rekabet etmeme yükümlülüğü, miktar zorlaması gibi) sağlayıcının pazar
payının %40’ın altında olduğu ve anılan sınırlamanın beş yılı aşmadığı durumda muaf
tutulmaktadır. Pazar payının %40’ın veya zaman sınırının beş yılın üzerinde olduğu
hallerde bireysel değerlendirmeler için aşağıdaki hususlar dikkate alınmalıdır” ifadesi
yer aldıktan sonra, Kılavuzun devamında sağlayıcının bağlı pazar payı ve rekabet 560
etmeme yükümlülüğünün süresi arttıkça pazarın kapanmasının o oranda artacağı ve
ilgili pazarda sağlayıcılar önemli sayıda alıcıyla bu yönde anlaşmalar yapmış ise
pazarın potansiyel rakiplere kapatılabileceği açıklamalarına yer verilmiştir.
Dikey Anlaşmalara İlişkin Kılavuzun 119. paragrafı ise şu şekildedir:
“Sağlayıcının pazar gücü değerlendirilirken “rakiplerin pazardaki konumu” da önemlidir.
Rakipler yeterince çok ve güçlü ise sağlayıcının uyguladığı tek marka anlaşmasından
hissedilir derecede rekabeti bozucu etkiler beklenmez. Pazar kapama etkisi, rakip
teşebbüslerin tek marka anlaşmasını uygulayan sağlayıcıdan önemli ölçüde küçük
olduğu hallerde ortaya çıkabilecektir. Rakipler birbirine benzer büyüklükte ve benzer
çekicilikte ürünler sunuyorlarsa pazarın rakiplere kapatılması söz konusu 570
olmayabilecektir. Ancak ilgili pazarda sağlayıcılar önemli sayıda alıcıyla bu yönde
anlaşmalar yapmış ise, pazar potansiyel rakiplere kapatılabilir. Birikimli etki olarak
da adlandırılan bu durum aynı zamanda sağlayıcılar arasında rekabeti sınırlayıcı
işbirliğine (collusion) de yol açabilir. Şayet sağlayıcılar Tebliğ kapsamında iseler bu
yöndeki birikimli etkiyi ortadan kaldırmak için muafiyetin geri alınması gerekebilir. Bir
sağlayıcının bağlı pazar payı % 5’ten az ise, anılan sağlayıcının birikimli kapama
etkisine önemli bir katkıda bulunmadığı kabul edilebilir.”
Söz konusu Kılavuz’un 49. paragrafında ise şu açıklamalar bulunmaktadır:
“…Pazarda faaliyet gösteren pek çok sağlayıcının dağıtım organizasyonlarını benzer
kısıtlamaları kullanarak birbirlerine paralel biçimde düzenlemeleri, dikey kısıtlamaların 580
olumsuz etkilerini arttırıcı etkiye sahiptir. Bu durum birikimli etki olarak da
tanımlanmakta olup, muafiyetin geri alınması, birikimli etkiden kaynaklanabilecek
rekabet sorunları nedeniyle de gündeme gelebilecektir. İlgili pazara girişler ve ilgili
pazardaki rekabet, birbiriyle rekabet halindeki sağlayıcılar veya alıcılar tarafından
uygulanan benzer nitelikteki dikey anlaşmaların oluşturduğu paralel ağlar tarafından
önemli ölçüde engellenmekte ise Kanun’un 5. maddesindeki muafiyet şartlarının
gerçekleşmesi mümkün değildir.”
2002/2 sayılı Tebliğ’in 6. maddesinde de şu düzenleme yer almaktadır:
“Benzer nitelikteki dikey sınırlamaların oluşturduğu paralel ağlar ilgili pazarın
%50’sinden fazlasını kapsıyorsa, Rekabet Kurulu, ayrıca çıkaracağı bir tebliğ ile ilgili 590
pazarda belirli sınırlamaları içeren dikey anlaşmaları bu Tebliğ’in sağladığı muafiyetin
dışına çıkarabilir.”
Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde bireysel muafiyete ilişkin
değerlendirmelerde dikkate alınması gereken başlıca unsurların ilgili sağlayıcının
10-66/1400-521
13
pazar payı, sağlayıcının münhasır dikey anlaşmalar aracılığıyla sahip olduğu bağlı
pazar payı oranı ve benzer nitelikteki dikey kısıtlamalar içeren anlaşmaların
oluşturduğu paralel ağların oranı olduğu görülmektedir.
Bununla birlikte bildirime konu anlaşmalara ilişkin değerlendirmede şu hususa özelikle
dikkat etmek gerektiği düşünülmektedir: Bireysel muafiyet tanınmasına ilişkin Rekabet
Kurulu kararlarının, benzer nitelikteki diğer işlemler bakımından da emsal teşkil 600
edebileceği dikkate alındığında, söz konusu anlaşmalar nedeniyle oluşacak muhtemel
kümülatif pazar kapama etkisinin belirlenmesinde yalnızca ilgili tarafların pazar payına
ve ilgili sağlayıcının (dağıtım şirketinin) muafiyet talep edilen anlaşmalarının toplam
pazar içindeki oranına dayalı bir yaklaşım yeterli olmayıp; muafiyet tanınan anlaşmanın
niteliği ve pazarda yaygın olarak uygulanan diğer anlaşmalar içerisindeki yerinin iyi
tespit edilmesi ve diğer sağlayıcılar tarafından uygulanan benzer nitelikteki
anlaşmalarla birlikte ele alınması gerekmektedir.
Bu noktada, pazar payı ölçütü dışarıda bırakıldığında, akaryakıt ürünlerinin istasyonlar
marifetiyle satışında, gerek yerleşik teamüller gerekse ilgili mevzuat nedeniyle, benzer
nitelikteki dikey sınırlamalar içeren anlaşmaların oluşturduğu paralel ağların, ilgili 610
pazarın %100’ünü kapsadığını vurgulamak gerekmektedir. Yani ilgili pazarda yer alan
dağıtıcı teşebbüslerin tamamının istasyonlu bayileri ile yapmış oldukları bütün dikey
anlaşmalar tek marka sınırlaması içermekte ve bu bakımdan, bayiler üzerine dağıtıcılar
tarafından arz edilen mallar ile rekabet etmeme yükümlülüğü getirmektedir. Bunun
yanında, yukarıda da ifade edildiği üzere Shell&Turcas ile Atalay arasındaki dikey
ilişkinin, sektörde yaygın olarak uygulanan tipik “malik-işletici ile dağıtım firması
arasında kurulan dikey anlaşma” türünden farklılık arz etmediği görülmektedir. Bu
nedenle, mevcut hukuksal durum da dikkate alındığında, muafiyet talebine konu olan
anlaşmayla benzer nitelikteki dikey kısıtlamalar içeren anlaşmalardan kaynaklanan
kümülatif etkinin %100’e kadar çıkabileceği görülmektedir. 620
Başvuru konusu dikey anlaşmaların süresinin, ilgili pazardaki rekabetçi yapı üzerine
mevcut ve/veya muhtemel etkilerine de ayrıca değinmekte fayda görülmektedir. Dikey
Anlaşmalara İlişkin Kılavuz’un 118. paragrafında konuyla ilgili olarak şu açıklamalar
bulunmaktadır:
“Sağlayıcının pazardaki konumu yanında uygulanan rekabet etmeme yükümlülüğünün
kapsamı ve süresi de anılan değerlendirmede çok önem kazanmaktadır. Sağlayıcının
satışlarının tek marka anlaşmasından kaynaklanan kısmı arttıkça, eş deyişle bağlı
pazar payı arttıkça, pazarda kapama riski de artacaktır. Benzer şekilde rekabet
etmeme yükümlüğünün süresi arttıkça pazarın kapanması o oranda artacaktır. Hakim
durumda olmayan teşebbüsler tarafından yapılan ve rekabet etmeme yükümlülüğünün 630
süresi bir yıldan az olan anlaşmaların, genel olarak hissedilir derecede rekabeti bozma
etkisi olmadığı kabul edilir. Hakim durumda olmayan teşebbüslerin bir ila beş yıl
arasındaki rekabet etmeme yükümlülüğü içeren anlaşmalarının muafiyet alabilmeleri
bu anlaşmaların rekabeti azaltıcı ve artırıcı etkilerinin dengelenmesine bağlıdır. Öte
yandan beş yılı aşan bu yöndeki anlaşmalar birçok yatırım türü için ileri sürülen
etkinliklere ulaşmak için gerekli görülmez veya bu etkinlikler pazar kapama
etkisini dengelemeye yeterli değildir.”
Yine aynı Kılavuz’un 128. paragrafında şu ifadelere yer verilmiştir:
“Bazı sektörlerde tek bir yerde birden fazla marka satmak zor ya da hukuken imkansız8
olabilir, bu durumda pazar kapama etkisi sözleşme süreleri sınırlandırılarak 640
hafifletilebilir.”
8 Örneğin, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu ile bayilere tek marka satma zorunluluğu getirilmiştir. [Orijinal Dipnot]
10-66/1400-521
14
Shell&Turcas tarafından gönderilen bildirim formları ekinde sunulan dikey anlaşmalar
ortalama 15-20 yıl süreyle uygulanmak üzere akdedilmiştir.
Oysa Kılavuz’un ilgili bölümünde de açıkça belirtildiği üzere, dikey anlaşmalardaki
rekabet etmeme yükümlülüklerine ya da bu yükümlülüklerin anlaşmanın esaslı bir
unsuru olduğu hallerde bir bütün olarak ilgili anlaşmaya, 2002/2 sayılı Tebliğ ile
getirilen beş yıllık sürenin üzerinde bir süre için muafiyet tanınması çoğu kez haklı
görülememekte, anlaşma sonucu ortaya çıkan etkinlikler, süresi beş yılı aşan
anlaşmaların yaratacağı pazar kapama etkisini dengelemeye yeterli olarak
değerlendirilememektedir. Tek bir yerde birden fazla marka satmanın fiilen veya 650
hukuken mümkün olmadığı durumlarda ise; pazar kapama etkisi ancak sözleşme
süreleri sınırlandırılarak hafifletilebilir.
Bu açıklamaların sonunda özetle ifade etmek gerekirse, bildirime konu anlaşmaların
ilgili pazarın önemli bir bölümünde rekabeti ortadan kaldıracak nitelikte anlaşmalar
olduğu, bu nedenle 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde
yer verilen koşulları taşımadığı kanaatine varılmıştır.
(d) Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu
olandan fazla sınırlanmaması
4054 sayılı Kanun’un 5. maddesi uyarınca, muafiyetin diğer üç koşulunu sağlayan bir
anlaşmanın doğuracağı gelişme veya iyileşmelerin rekabeti daha az sınırlayıcı bir yol 660
izlenerek elde edilmesi mümkünse, söz konusu anlaşmaya muafiyet tanınması
mümkün değildir. Buna göre, sınırlama, anlaşmanın ardında yatan temel amaca uygun
ve bunun gerçekleştirilmesi için gerekli olmalıdır.
Muafiyetin bu koşulu bakımından bildirim formlarında yapılan savunmalarda özellikle
malik-dağıtıcı-bayi arasındaki üçlü ilişkinin sonradan ortaya çıktığı istasyonlar
bakımından ilişkinin istisna kapsamına girdiği belirtilmiştir. Ancak bu husus yukarıda
istisna hükmü kapsamında değerlendirilmiş olup burada ayrıca bir değerlendirme
yapmaya gerek görülmemiştir.
Bu tespit ve değerlendirmeler neticesinde; bayilerle yapılan bildirime konu 38
anlaşmanın 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) 670
bentlerinde sayılan koşulları taşımadıkları ve bu nedenle hepsine birden 2002/2 sayılı
Tebliğ ile öngörülen sınırı aşan süreler için bireysel muafiyet tanınmasının mümkün
olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
I. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre;
1- Shell&Turcas Petrol A.Ş. ile Senos Petrol Ürünleri Pazarlama ve Ticaret Ltd. Şti.
arasındaki 30.06.2008 tarihli işleticilik sözleşmesi ve onunla bağlantılı 08.04.2008
tarihli intifa hakkından oluşan dikey anlaşmanın malik Turhan Öztürk ile işletici Senos
Petrol Ürünleri Pazarlama ve Ticaret Ltd. Şti. arasında hukuki ve iktisadi bağlantının
tesis edildiği 19.06.2008 tarihinden itibaren 5 yıl süreyle 2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan 680
grup muafiyetinden yararlanacağına,
2- Malik Nurettin Taşdemir ile Shell&Turcas Petrol A.Ş. arasındaki dikey anlaşma sona
erdirilmek suretiyle, ilgili istasyon üzerinde Shell&Turcas Petrol A.Ş. lehine tanınan
yeni kira sözleşmesi doğrultusunda Shell Petrol A.Ş. ile Shell&Turcas Petrol A.Ş.
arasında başlayan sözleşmesel ilişkiye menfi tespit belgesi verilebileceğine,
10-66/1400-521
15
3- Al-Tur Petrol Ürünleri Nak. Tur. San. Tic. Ltd. Şti. ile Shell&Turcas Petrol A.Ş.
arasındaki bayilik sözleşmesi ile Shell&Turcas Petrol A.Ş. lehine tesis edilen intifa
hakkından oluşan dikey anlaşmanın 18.09.2005 tarihinden önce yapılmış olması ve bu 690
tarih itibarıyla kalan sürelerinin beş yılı aşması nedeniyle, 18.09.2010 tarihinden sonra
2002/2 sayılı Tebliğ ile tanınan grup muafiyetinden yararlanamayacağına,
4- Bildirim konusu anlaşmalara yukarıda açıklanan muafiyet sürelerini aşacak nitelikte
bireysel muafiyet tanınamayacağına
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy