Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2010-1-319 (Özelleştirme)
Karar Sayısı : 10-78/1643-608
Karar Tarihi : 16.12.2010
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI 10
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, Mehmet Akif ERSİN,
İsmail Hakkı KARAKELLE, Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY,
Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR.
B. RAPORTÖRLER: Yeşim AKCOLLU OĞUZ, Metin PEKTAŞ, Cemal Ökmen YÜCEL,
Tuğçe KOYUNCU, Burak SAĞLAM, S. Yersu ŞAHİN
C. BİLDİRİMDE
BULUNAN : Özelleştirme İdaresi Başkanlığı
Ziya Gökalp Cad. No: 80 06600 Kurtuluş/Ankara
D. TARAF : MMEKA Makine İthalat Pazarlama ve Ticaret A.Ş. O.G.G. 20
Cinnah Cad. Kırkpınar Sok. No:9 Çankaya/Ankara
E. DOSYA KONUSU: Başkent Doğalgaz Dağıtım A.Ş.'nin %80 oranındaki
hissesinin blok satış yöntemiyle özelleştirilmesi kapsamında söz konusu
hisselerin MMEKA Makine İthalat Pazarlama ve Ticaret A.Ş. tarafından
devralınması işlemine izin verilmesi talebi.
F. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 23.08.2010 tarih ve 6648 sayılı yazıyla giren
ve eksiklikleri 06.12.2010 tarihi itibarıyla tamamlanan bildirimler üzerine, 4054 sayılı
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 7. maddesi ile 1998/4 sayılı Özelleştirme 30
Yoluyla Devralmaların Hukuki Geçerlilik Kazanabilmeleri İçin Rekabet Kurumuna
Yapılacak Ön Bildirimlerde ve İzin Başvurularında Takip Edilecek Usul ve Esaslar
Hakkında Tebliğ’in ilgili hükümleri çerçevesinde düzenlenen 09.12.2010 tarih ve 2010-
1-319/ÖN-10-194.F.Y.A sayılı Özelleştirme Nihai İnceleme Raporu, 10.12.2010 tarih ve
REK.0.05.00.00-120/441 sayılı Başkanlık Önergesi ile 10-78 sayılı Kurul toplantısında
görüşülerek karara bağlanmıştır.
G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda, raportörlerden Yeşim AKCOLLU
OĞUZ, Metin PEKTAŞ, Tuğçe KOYUNCU ve Burak SAĞLAM tarafından, bildirim
konusu işlemin; 40
- 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun ve 1998/4 sayılı Tebliğ
kapsamında izne tabi olduğu,
- 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi ve 1997/1 sayılı Tebliğ hükümleri uyarınca
hakim durum yaratan veya mevcut hakim durumu güçlendiren ve böylece ilgili
pazarlarda rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuran bir işlem
olmadığı, dolayısıyla bildirim konusu işleme izin verilmesi gerektiği,
- MMEKA Makine İthalat Pazarlama ve Ticaret A.Ş. ortaklarından Mehmet Emin
KARAMEHMET’in, MMEKA Makine İthalat Pazarlama ve Ticaret A.Ş. ile aynı
pazarda ya da alt/üst pazarlarda faaliyet göstermesi halinde, bu durumun 50
4054 sayılı Kanun’un 4. ve 5. maddeler uyarınca yeniden değerlendirilmesi
gerektiği
10-78/1643-608
2
görüşü yer alırken; raportörlerden Cemal Ökmen YÜCEL ve Selen Yersu ŞAHİN
tarafından karşı görüş olarak;
- Mevcut haliyle MMEKA Makine İthalat Pazarlama ve Ticaret A.Ş.‘nin yapısının
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında olduğu ve bu yapıya Kanun’un
5. maddesi uyarınca muafiyet verilemeyeceği,
- MMEKA Makine İthalat Pazarlama ve Ticaret A.Ş.’nin aşağıda yer alan 60
koşullar ile 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi ve 1997/1 sayılı Tebliğ
kapsamında yoğunlaşma doğurucu bir ortak girişim sayılabileceği bu
çerçevede,
- MMEKA Makine İthalat Pazarlama ve Ticaret A.Ş.’nin, hissedarlarından
Mehmet Kazancı, Esin Kazancı, Begüm Kazancı ve Mustafa Kurnaz’ın
hissedarlıktan ayrılmaları, teklif sahibi ortak girişim gruplarıyla ilişkilerini
kesmeleri ve bu durumun gerekçeli kararın taraflara tebliği tarihinden
itibaren 3 ay içinde Rekabet Kurumuna tevsik edilmesi koşuluyla
Kanun’un 4. maddesi kapsamında sayılmayacağı ve ortaya çıkacak bu
yeni yapı ile gerçekleştirilecek olan devralma işlemlerinin Kanunun 7. 70
maddesi ve 1997/1 sayılı Tebliğ kapsamında değerlendirileceği veya
- MMEKA Makine İthalat Pazarlama ve Ticaret A.Ş.’nin 1997/1 sayılı
Tebliğ’de yer alan birleşme/devralma sayılan ortak girişimlere ilişkin
tanıma uygun olarak ve Kazancı Holding A.Ş. ile rekabetin kısıtlanması
etkisi doğurmayacak şekilde yeniden yapılandırılması halinde Kanun’un
4. maddesi kapsamında sayılmayacağı ve ortaya çıkacak bu yeni yapı ile
gerçekleştirilecek olan devralma işleminin Kanunun 7. maddesi ve
1997/1 sayılı Tebliğ kapsamında değerlendirileceği;
bu durumda söz konusu işlemin 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi ve 1997/1
sayılı Tebliğ hükümleri uyarınca hakim durum yaratan veya mevcut hakim 80
durumu güçlendiren ve böylece ilgili pazarlarda rekabetin önemli ölçüde
azaltılması sonucunu doğuran bir işlem olmadığı, dolayısıyla bildirim konusu
işleme izin verilmesi gerektiği
ifade edilmiştir.
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
H.1. Taraflar
H.1.1. Devredilen: Başkent Doğalgaz Dağıtım A.Ş. (Başkentgaz)
Başkentgaz, 5669 sayılı Kanun ve Ankara Büyükşehir Belediyesi (Belediye) Belediye 90
Meclisi’nin 15.06.2007 tarih ve 1603 sayılı kararı doğrultusunda, doğal gaz dağıtım
faaliyeti yapmak üzere 10.08.2007 tarihinde kurulmuştur. Bu dağıtım fonksiyonu
çerçevesinde, abone kabul etme ve abonelik kapatma, müşteri hizmetleri, acil durum
müdahaleleri, sayaç bakım onarım hizmetleri, dağıtım şebekesinin geliştirilmesi ile
bakım ve onarım faaliyetleri teşebbüsün faaliyet alanı içine girmektedir.
Devredilmiş olan varlıkların oluşturduğu ayni sermaye ile kurulan Başkentgaz’ın kuruluş
sermayesi 700.000.000 TL olup, bu sermaye her biri 1.000 TL değerinde 700.000
hisseye ayrılmıştır.
100
Merkezi Ankara’da bulunan Başkentgaz’ın ana faaliyet alanı doğal gaz alımı ve dağıtımı
olup, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından teşebbüse, Ankara şehri
10-78/1643-608
3
mücavir alanı içerisinde yerleşim birimlerine doğal gaz dağıtımı ve satışı için 31.08.2007
tarihinden itibaren 30 yıl süreli dağıtım lisansı verilmiştir.
Özelleştirme kapsam ve programına alınmadan önce Başkentgaz’ın ortaklık yapısı
aşağıda yer almaktadır:
Tablo 1: ÖYK Kararı Öncesi Başkentgaz’ın Ortaklık Yapısı
Hissedar Hisse oranı (%)
Ankara Büyükşehir Belediyesi 99,00
EGO Genel Müdürlüğü 0,70
Belko-Ankara Kömür ve Asfalt İşletmeleri San. ve Tic. Ltd. Şti. 0,10
Belso-Ankara Soğuk Hava Depo İşletmeciliği Gıda San. Tic. A.Ş. 0,10
Portaş- Ankara Büyükşehir Bel. Pro. Org. İş. İnş. Taah. Müş.Tic. A.Ş. 0,10
TOPLAM 100,00
Kaynak: ÖİB 110
5669 sayılı Kanun ile değişik 4646 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesine eklenen (e)
bendinde, Başkentgaz’a ait şirket hisselerinin 5669 sayılı Kanun’un yayımlandığı
12.07.2007 tarihinden itibaren asgari %80’inin en geç iki yıl içinde Belediye tarafından
özelleştirilmesi hükme bağlanmıştır. Aynı maddede, özelleştirme işleminin Belediye
tarafından belirlenen süre içerisinde gerçekleştirilememesi durumunda, şirket
hisselerinin %80’inin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından özelleştirileceği
belirtilmektedir.
Kuruluşunun ardından yukarıda belirtilen Kanun’a istinaden Belediye tarafından şirket 120
hisselerinin özelleştirilmesi ile ilgili olarak ihale süreci başlatılmış ve şirket hisselerinin
%100’ünün blok satışına ilişkin 14.03.2008 tarihinde gerçekleştirilen ihalede açık
arttırma safhasındaki en yüksek teklif Global Energaz-A.A.I.C.M.S.T.F.A. Ortak Girişim
Grubu tarafından verilmiştir.
Bununla birlikte, Global Energaz-A.A.I.C.M.S.T.F.A. Ortak Girişim Grubu’nun ihale
yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle, teminat mektubu irat kaydedilerek
ihalede en yüksek 2. teklifi veren Elektromed Elektronik Sanayi ve Sağlık Hizmetleri
A.Ş.’ye ihale yükümlülüklerini yerine getirmesi için bildirimde bulunulmuş, ancak anılan
şirket de ihale yükümlülüklerini yerine getirmediğinden, teminat mektubu irat 130
kaydedilerek Belediye Encümeni’nin 12.6.2009 tarih ve 1578 sayılı kararı ile ihale
sonlandırılmıştır.
Anılan Kanun ile Belediye’ye Başkentgaz’ın hisselerinin özelleştirilmesi için tanınan iki
yıllık sürenin sona ermesi sebebi ile yine aynı Kanun’un ilgili maddesi uyarınca şirket
hisselerinin idare tarafından özelleştirilmesini teminen Başkentgaz’ın %80 oranındaki
hissesi Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun (ÖYK) 2.7.2009 tarih ve 2009/43 sayılı kararı ile
özelleştirme kapsam ve programına alınmış ve özelleştirme işleminin gerçekleştirilmesi
için %80 hisse ÖİB’ye devredilmiştir.
140
Bu karar sonrasında Başkentgaz’ın ortaklık yapısı aşağıdaki gibi olmuştur:
Tablo 2: ÖYK Kararı Sonrası Başkentgaz’ın Ortaklık Yapısı
Hissedar Hisse oranı (%)
Özelleştirme İdaresi Başkanlığı 80,00
Ankara Büyükşehir Belediyesi 19,00
EGO Genel Müdürlüğü 0,70
Belko-Ankara Kömür ve Asfalt İşletmeleri San. ve Tic. Ltd. Şti. 0,10
10-78/1643-608
4
Belso-Ankara Soğuk Hava Depo İşletmeciliği Gıda San. Tic. A.Ş. 0,10
Portaş- Ankara Büyükşehir Bel. Pro. Org. İş. İnş. Taah. Müş.Tic. A.Ş. 0,10
TOPLAM 100,00
Kaynak: ÖİB
1.9.2007 tarihinden itibaren Ankara mücavir alanı sınırları içinde doğal gaz dağıtımı ve
satışı faaliyetini yürütmekte olan Başkentgaz’ın 2009 Aralık ayı itibarıyla toplam abone
sayısı 1,18 milyon olup, bu abonelerin türlere göre dağılımı aşağıda yer almaktadır.
Tablo 3: Başkentgaz’ın 2009 Yılı Müşteri Portföyü 150
Müşteri tipi Adedi
Mesken 1.124.491
Ticarethane 41.368
Resmi Kurum 14.704
Özel Kurum 754
Sefarethane 599
Sanayi 4
Serbest olmayan tüketiciler
Diğer 18
Serbest tüketiciler 240
TOPLAM 1.182.178
Kaynak: ÖİB
Başkentgaz’ın 2009 yılında doğal gaz faaliyetlerinden elde edilen ciro … milyon TL’dir.
H.1.2. Teklif Sahibi: MMEKA Makine İthalat Pazarlama ve Ticaret A.Ş. (MMEKA)
MMEKA, 8.7.2010 tarihinde kurulmuş olup, şirketin ana faaliyet alanı, başta hafriyat
araçları, kepçe, gemi, liman, tersane vinçleri olmak üzere her türlü inşaat makinesi ve
vinç türünün pazarlanması, kiralanması, ticareti, ithalatı, bakımı ve tamiridir. Şirketin
henüz faaliyeti, dolayısıyla da cirosu bulunmamaktadır.
160
MMEKA’nın hissedarlık yapısı ile yönetim kurulu üye listesine aşağıdaki tablolarda yer
verilmektedir.
Tablo 4: MMEKA’nın Hissedarlık Yapısı
Hisse Sahibi Hisse Oranı (%)
Stargate Gayrimenkul Yatırım İth. İhr. ve Tic. A.Ş. …
Mehmet KAZANCI …
Esin KAZANCI …
Begüm KAZANCI …
Mustafa KURNAZ …
TOPLAM 100,000
Kaynak: Bildirim Formu
Tablo 5: MMEKA’nın Yönetim Kurulu Üyeleri
Adı-Soyadı Görevi
Mehmet KAZANCI Yönetim Kurulu Başkanı
İbrahim Alpay DEMİRTAŞ Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
İsmail Sefa İNANÇ Yönetim Kurulu Üyesi
Feza KARAGÖZ Yönetim Kurulu Üyesi
Esin KAZANCI Yönetim Kurulu Üyesi
Begüm KAZANCI Yönetim Kurulu Üyesi
Kaynak: Bildirim Formu
MMEKA genel kurulu, şirket sermayesinin en az %75’ini temsil eden hissedarların 170
katılımı ile toplanmakta; genel kurul kararları, toplam hisselerin %51’ine tekabül eden
hissedarların olumlu oyu ile alınmaktadır. 6 üyeden oluşan MMEKA yönetim kurulunun
10-78/1643-608
5
üç üyesi, MMEKA’nın %… hissesine sahip olan Stargate Gayrimenkul Yatırım İth. İhr.
ve Tic. A.Ş.’yi (Stargate) temsil etmekte, kalan üç üye ise Mehmet Kazancı ve ailesi ile
Mustafa Kurnaz’dan oluşmaktadır. Toplantı yeter sayısı 5 üye olduğundan, kararlar ise
oybirliğiyle alındığından, MMEKA, Stargate ile gerçek kişi hissedarların ortak
kontrolündedir.
Stargate, her türlü emlak ve gayrimenkul özellikle arsa, arazi, konut, işyeri, iş hanı,
fabrika, ticarethane, ev, bina, apartman, plaza, marke, depo, otel, motel, tatil köyü, 180
devre mülk, site, spor kompleksi, alışveriş merkezi vb. gayrimenkullerin alım-satımı,
işletilmesi, kiralanması, yönetilmesi, pazarlanması gibi faaliyetlerde bulunmak amacıyla
kurulmuş bir şirkettir. Stargate’in hissedarlık yapısı ile yönetim kurulu üye listesine ise
aşağıdaki tablolarda yer verilmektedir.
Tablo 6: Stargate’in Hissedarlık Yapısı
Hisse Sahibi Hisse Oranı (%)
Karamko İmalat Ziraat Endüstri ve Ticaret A.Ş. …
İbrahim Alpay DEMİRTAŞ …
Hikmet Yasemin ÇETİNALP …
Fahri EREN …
Osman KIZAK …
Serap GÖRKEM …
TOPLAM 100,00
Kaynak: Bildirim Formu
Tablo 7: Stargate’in Yönetim Kurulu Üyeleri
Adı-Soyadı Görevi
Hikmet Yasemin Çetinalp Yönetim Kurulu Başkanı
İbrahim Alpay Demirtaş Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
Fahri Eren Yönetim Kurulu Üyesi
Kaynak: Cevabi Yazı 190
Stargate’in ana hissedarı Karamko İmalat Ziraat Endüstri ve Ticaret A.Ş. (Karamko),
ana kuruluş sözleşmesine göre, şirket, inşaatta ve hafriyatlarda kullanılan makine ile
ekipmanların, elektrik ile ilgili motor ve malzemelerin toptan ticareti, çeşitli elektrikli
aletlerin, inşaatta kullanılan demir, çimento gibi emtiaların toptan ticareti, ithalatı ve
ihracatı faaliyetlerinde bulunmak üzere kurulmuştur.
Karamko’nun hissedarlık yapısı ile yönetim kurulu üye listesine aşağıdaki tablolarda yer
verilmektedir.
200
Tablo 8: Karamko’nun Hissedarlık Yapısı
Hisse Sahibi Hisse Oranı (%)
Buselten Finance S.A. …
Mehmet Emin KARAMEHMET …
Ali Samsa KARAMEHMET …
Emine Nil KARAMEHMET …
Sıdıka Neslihan YILMAZ …
Selin KOCATOPÇU YÜKSEL …
Mustafa BÜRÜN …
Semra GÖKALP …
Sınai ve Mali Yatırım Holding A.Ş. …
Genel Denizcilik Nakliyat A.Ş. …
Endüstri Holding A.Ş. …
TOPLAM 100,000000000
Kaynak: Cevabi Yazı
10-78/1643-608
6
Tablo 9: Karamko’nun Yönetim Kurulu Üyeleri
Adı-Soyadı Görevi
Ali Samsa KARAMEHMET Yönetim Kurulu Başkanı
Mehmet Emin KARAMEHMET Yönetim Kurulu Başkan Vekili
Semra GÖKALP Yönetim Kurulu Üyesi
Kaynak: Cevabi Yazı
Karamko’nun en büyük hissedarı konumundaki Buselten Finance S.A.’nın (Buselten)
hisselerinin tamamı Mehmet Emin Karamehmet’e aittir. Yönetim kurulu üyeleri Luis 210
Davis, Silvia Clarke ve Pamela Hall olan Buselten’in faaliyet alanı, sermaye
yatırımlarıdır.
Karamko’nun ana sözleşmesine bakıldığında, genel kurul toplantı ve karar nisabının,
Türk Ticaret Kanunu hükümlerine tabi olduğu görülmektedir. Yani, şirket genel kurulu,
sermayenin en az dörtte birini temsil eden pay sahiplerinin huzuruyla toplanmakta ve
kararlar, mevcut pay sahiplerinin çoğunluğunun olumlu oyu ile alınmaktadır. Yönetim
kurulu ise, üyelerin yarıdan bir fazlasının mevcudiyetiyle toplanmakta; yönetim kurulu
kararları, mevcut üyelerin çoğunluğunun olumlu oyu ile alınmaktadır. Dolayısıyla
Karamko, nihai olarak, Mehmet Emin Karamehmet’in kontrolünde bulunmaktadır. 220
Ayrıca, Mehmet Emin Karamehmet’in nihai kontrolünde, petrol ve doğal gaz arama,
geliştirme, üretim taşıma, rafineri ve pazarlama faaliyetlerinde bulunmak; doğal gaz,
elektrik, buhar, soğuk ve sıcak su, kömür ve diğer katı, sıvı ve gaz yakıt gibi enerji
üretimine yönelik tesisleri kurmak, üretmek ve dağıtımını yapmak amacıyla kurulmuş
Genel Enerji A.Ş. (Genel Enerji) bulunmaktadır. Kuzey Irak’ta petrol arama ve çıkarma
faaliyetlerinde bulunan Genel Enerji’nin, doğal gaz sektöründe henüz herhangi bir
faaliyeti bulunmamaktadır.
Genel Enerji’nin hissedarlık yapısı ile yönetim kurulu üye listesine aşağıdaki tablolarda 230
yer verilmektedir.
Tablo 10: Genel Enerji’nin Hissedarlık Yapısı
Hissedar Hisse Oranı (%)
MS Petrol ve Petrol Ürünleri Ticaret Ltd. Şti. …
Bekir İRDEM …
Ali Tuğrul TOKGÖZ …
Mehmet Bülent ERGİN …
Oruç Reis A.Ş. …
Murat YAZICI …
TOPLAM 100
Tablo 11: Genel Enerji’nin Yönetim Kurulu Üyeleri
Adı-Soyadı Görevi
Murat YAZICI Yönetim Kurulu Başkanı
Mehmet Bülent ERGİN Yönetim Kurulu Üyesi
Mehmet SEPİL Yönetim Kurulu Üyesi
Ali Tuğrul TOKGÖZ Yönetim Kurulu Üyesi
Ahmet SEPİL Yönetim Kurulu Üyesi
Bekir İRDEM Yönetim Kurulu Üyesi
Genel Enerji’nin %… hissesine sahip bulunan Oruç Reis A.Ş.’nin %…’u, Karamko’nun
da %… hissedarı olan Endüstri Holding A.Ş.’ye aittir. Dolayısıyla, Genel Enerji’nin nihai
kontrolü, Çukurova Holding A.Ş., Karamko ve Buselten üzerinden, Mehmet Emin
Karamehmet ve ailesinin elinde bulunmaktadır. 240
10-78/1643-608
7
MMEKA hissedarı ve yönetim kurulu başkanı Mehmet Kazancı’nın ise, Kazancı Holding
A.Ş.’de %... hissesi; Kazancı Grubu’nda yer alan çok sayıda şirkette doğrudan ve
Kazancı Holding A.Ş.’deki hissedarlığı nedeniyle dolaylı olarak hissedarlığı
bulunmaktadır. Mehmet Kazancı’nın doğrudan hissedar olduğu Kazancı Grubu
şirketlerinin listesine aşağıdaki tabloda yer verilmektedir.
Tablo 12: Mehmet Kazancı’nın Doğrudan Hissedarı Olduğu Kazancı Grubu Şirketleri
Kaynak: Cevabi Yazı 250
(*) Mehmet Kazancı’nın Kazancı Holding A.Ş.’de sahip olduğu hisse oranından kaynaklanan dolaylı
hissedarlık oranı
Kazancı Grubu’nun sahip olduğu doğal gaz çevrim santrallerine ilişkin bilgilere ise
aşağıdaki tabloda yer verilmektedir.
Tablo 13: Kazancı Grubu’na Ait Doğal Gaz Çevrim Santralleri
Santral Adı Şirket
Kurulu
Güç
(MW)
Doğal Gaz
Tüketimi
(2009)
Bilgi
Antalya Doğalgaz
Çevrim Santrali
Aksa
Enerji
Üretim
A.Ş.
850 …
İlk fazı Aralık 2009’da tamamlanan, ikinci fazının ise
2011’in ilk yarısında tamamlanması öngörülen santralin,
Türkiye’deki en verimli (%59 termal verim) ve en büyük
kurulu kapasiteli serbest enerji santrali olduğu ifade
edilmektedir.
Manisa Doğalgaz
Çevrim Santrali
Aksa
Enerji
Üretim
A.Ş
115
… Santralin, Türkiye’deki ilk ve tek gaz motorlu kombine
çevrim enerji santrali olduğu; 2008 yılında basit
dönüşümlü olarak faaliyete başlayan santralin, 2009
yılının 4. çeyreğinde kombine dönüşümünün
tamamlandığı ifade edilmektedir.
Van Doğalgaz
Santrali
Rasa
Enerji
Üretim
A.Ş.
104
… 2008 yılında basit dönüşümlü olarak faaliyete başlayan
santralin, 2010 yılı sonlarında kombine çevrim
dönüşümünün tamamlanacağı ifade edilmektedir.
Kaynak: EPDK cevabi yazı, web sitesi
Şirket Adı
Doğrudan Hisse
Oranı (%)
Dolaylı
Hissedarlık
Oranı (%)
Doğrudan +
Dolaylı
Hissedarlık
Oranı (%)
1 Kazancı Holding A.Ş. … … …
2 Aksa Enerji Üretim A.Ş. … … …
3 Aksa Elektrik Toptan Satış Anonim Şirketi … … …
4 Aksa Elektrik Perakende Satış Anonim Şirketi … … …
5
Kapıdağ Rüzgar Enerjisi Elektrik Üretim Sanayi ve
Ticaret A.Ş.
… … …
6 Rasa Radyatör Sanayi Anonim Şirketi … … …
7 Aksa Doğal Gaz Dağıtım Anonim Şirketi … … …
8 Aksa Doğal Gaz Toptan Satış Anonim Şirketi … … …
9 Balıkesir Doğal Gaz Dağıtım Anonim Şirketi … … …
10 Düzce Ereğli Doğal Gaz Dağıtım Anonim Şirketi … … …
11 Bilecik Bolu Doğal Gaz Dağıtım Anonim Şirketi … … …
12 Manisa Doğal Gaz Dağıtım Anonim Şirketi … … …
13 Çanakkale Doğal Gaz Dağıtım Anonim Şirketi … … …
14 Karadeniz Doğal Gaz Dağıtım Anonim Şirketi … … …
15 Ordu Giresun Doğal Gaz Dağıtım Anonim Şirketi … … …
16 Van Doğal Gaz Dağıtım Anonim Şirketi … … …
17 Aksa Gaz Dağıtım Anonim Şirketi … … …
18 Malatya Doğal Gaz Dağıtım Anonim Şirketi … … …
19
Aksa CNG Sıkıştırılmış Doğal Gaz İletim Dağıtım ve
Satış A.Ş.
… … …
10-78/1643-608
8
H.2. İlgili Pazarlar 260
H.2.1. Türkiye Doğal Gaz Piyasası Faaliyetleri ve 4646 Sayılı Kanun Kapsamında
Dağıtım/Perakende Satış Faaliyeti
Türkiye doğal gaz sektöründe aktörlerin rollerinin ve faaliyet alanlarının daha etkin
tanımlanabilmesi açısından 4646 sayılı Kanun ile oluşturulması amaçlanan yapı ve
rekabetçi modele geçiş sırasındaki uygulamanın birlikte değerlendirilmesi
gerekmektedir.
Doğal gaz piyasasına ilişkin faaliyetler, 4646 sayılı Kanun uyarınca aşağıdaki şekilde
ayrılmıştır: 270
- İthalat
- İletim
- Doğal gazın depolanması
- Toptan satış
- Doğal gazın şehir içi dağıtımı
Bu doğrultuda, ilgili pazarların tanımlanmasında, dikey yapının ayrıştırılarak incelenmesi
önem arz etmektedir. Dosya konusu dağıtım ve perakende satış faaliyetine aşağıda
detaylı olarak yer verilmektedir. 280
Dağıtım şirketleri, mülkiyetine sahip oldukları dağıtım hatları vasıtasıyla yapacakları
dağıtım faaliyetlerinin yanı sıra, sahip oldukları dağıtım lisansında belirtilen bölge içinde
perakende satış da gerçekleştirmektedirler. Dağıtım şirketleri kendi bölgelerindeki
serbest olmayan tüketicilere doğal gaz satış hizmeti vermekle yükümlüdürler. Kendi
bölgelerinde yer alan serbest tüketici olmaya hak kazanan tüketicilere ise talep etmeleri
durumunda doğal gaz tedarik etmektedirler.
Şehirlerdeki dağıtım faaliyetleri özel şirketler ve belediyeler tarafından
gerçekleştirilmektedir. Tablo 14’te gösterildiği üzere, 4646 sayılı Kanunda belirtilen yeni 290
dağıtım ihalelerine başlanmadan önce 6 şehirde 7 şirket kurulmuştur: İstanbul’da
İGDAŞ ve Bahçeşehir, Ankara’da Başkentgaz, İzmit’te İZGAZ, Adapazarı’nda AGDAŞ,
Eskişehir’de ESGAZ, Bursa’da ise BURSAGAZ faaliyet göstermektedir.
Tablo 14: Mevcut Dağıtım Şirketleri
Dağıtım Bölgesi Şirket1 Faaliyet Tarihi
Ankara Başkentgaz 1988
Bursa BURSAGAZ (EWE) 1992
İstanbul-1 İGDAS (Belediye) 1992
İstanbul-2 Bahcesehir (Nurol-Mesa-Süzer-TOKİ) 1994
Eskişehir ESGAZ (Kolin İnşaat) 1996
İzmit İZGAZ (GDF Suez) 1996
Adapazarı AGDAŞ (Erdem Holding) 2002
Kaynak: EPDK
2004 yılının başında BOTAŞ’a ait iki dağıtım şirketinin (BURSAGAZ ve ESGAZ)
özelleştirilmesiyle, BOTAŞ dağıtım faaliyetlerini tamamen elinden çıkarmıştır. Söz
konusu devirlere ilişkin izin, Rekabet Kurulu’nun 15.01.2004 tarih ve 04-03/ 47-12 sayılı 300
1 Parantez içlerindeki unvanlar bölgede dağıtım faaliyetini göstermekte olan şirketlere aittir.
10-78/1643-608
9
kararı ile verilmiştir. Belediyeye ait olan şirketlerden İZGAZ’ın özelleştirilmesi 2008 yılı
içinde tamamlanmıştır. Söz konusu devre ilişkin izin, ise Rekabet Kurulu’nun
16.10.2008 tarih ve 08-58/922-369 sayılı kararı ile verilmiştir. İZGAZ’ın ardından,
belediyelere ait dağıtım şirketlerini özelleştirme işlemleri Başkentgaz ve İGDAŞ ile
devam etmektedir.
4646 sayılı Kanun uyarınca, yeni dağıtım bölgeleri -bir ilin büyüklüğünü geçemeyecek
şekilde- sahip oldukları teknik ve ekonomik parametrelere göre belirlenmiştir ve
bunlardan bazılarının ihaleleri EPDK tarafından halihazırda tamamlanmıştır. Mevcut
durumda 60 dağıtım bölgesinin 58’i ihale edilmiş, fakat bu dağıtım bölgelerinden 5’inin 310
ihalesi iptal edilmiştir. Dolayısıyla, 54 bölgede ihaleler tamamlanmış ve 1 yeni bölge için
de ihale ilan edilmiştir2. Tablo 15’te gösterildiği üzere ihalesi düzenlenen 53 yeni dağıtım
bölgesinin lisansları verilmiştir.
Tablo 15: Dağıtım Bölgelerinin Yapısı
4646 sayılı Kanun’dan önce 7
4646 sayılı Kanun’dan sonra
Tamamlanan ihaleler
Verilen Lisanslar
Bekleyen Lisanslar
54
53
1
Planlanan ihaleler 1
Toplam 62
Kaynak: EPDK
Aşağıda yer alan Tablo 16, yakın zamanda ilan edilen ve yapılması beklenen ihaleyi
göstermektedir. Söz konusu ihalenin tamamlanmasının ardından yeni dağıtım bölgesi
sayısı 55’e, toplam dağıtım bölgesi sayısı ise 62’ye çıkacaktır. 320
Tablo 16: Planlanan Dağıtım İhaleleri
Dağıtım Bölgesi İhale İlan Tarihi
Havza-Vezir Köprü-Bafra 10.07.2010
Kaynak: EPDK, Aralık 2010 itibarıyla
Türkiye’de 81 ilin bulunduğu dikkate alınırsa, doğal gaz kullanımının 2001 yılında
çıkarılan Kanun’dan sonra çok daha yaygın hale geldiği görülmektedir. Dağıtım
piyasasındaki ihaleler, 4646 sayılı Kanun ve Doğal Gaz Piyasası Dağıtım ve Müşteri
Hizmetleri Yönetmeliği’ne uygun olarak yapılmaktadır. İhale koşulları (örneğin dağıtım
bölgesi, lisansın süresi, serbest müşteri eşiği ve sabit bir süre için müşteri bağlantı
bedeli, vb.) EPDK tarafından belirlenmektedir. İhaleler, lisansın yürürlüğe girdiği tarihten 330
itibaren sekiz yıllık süre için belirlenecek olan birim hizmet ve amortisman bedeline
dayanmaktadır. Bu sabit sürenin tamamlanmasından sonra tavan fiyatla ilgili düzenleme
uygulanacaktır. Birim hizmet ve amortisman bedeli, altyapıya ait bütün işletme
maliyetleri ve amortisman ile nihai müşteriye tedarik edilen gazda metreküp başına
getiri oranını kapsamakta; ancak, gazın veya sayacın maliyetini kapsamamakta; abone
bağlantı bedeli (ABB) ise sayacın maliyetini kapsamaktadır.
H.2.2. İlgili Ürün Pazarı
Başkentgaz’ın faaliyet alanını “doğal gazın şehir içi dağıtımı ve perakende satışı” 340
oluşturmaktadır. Ancak, doğal gazın nihai tüketiciye satışında iki farklı müşteri grubu
bulunmaktadır: “serbest tüketici” ve “serbest olmayan tüketici (abone)”.
4646 sayılı Kanun'a göre;
2
10-78/1643-608
10
“serbest tüketici: yurt içinde herhangi bir üretim şirketi, ithalat şirketi, dağıtım şirketi veya
toptan satış şirketi ile doğal gaz alım-satım sözleşmesi yapma serbestisine sahip gerçek
veya tüzel kişiyi,
serbest olmayan tüketici (abone): doğal gazı kendi kullanımı için dağıtım şirketlerinden
almak zorunda olan gerçek veya tüzel kişi”yi 350
ifade etmektedir.
Kanun’un 8/a maddesine göre serbest tüketici olabilecek teşebbüsler şu şekilde
sıralanmıştır;
Satın aldığı yıllık doğal gaz miktarı bir milyon metreküpten daha fazla olan
tüketiciler ve kullanıcı birlikleri,
Elektrik enerjisi üretimi için gaz satın alan şirketler,
Elektrik ve ısı enerjisi üreten kojenerasyon tesisleri, 360
Üretim faaliyetinde kullanılmak üzere, Türkiye’de doğal gaz üreten üretim
şirketleri.
EPDK’nın 29.12.2009 tarih ve 2378 sayılı kararı3 uyarınca, 4646 sayılı Doğal Gaz
Piyasası Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten evvel alınmış kanuni bir hak, belge, izin
ve yetkilendirmeye istinaden doğal gaz dağıtım faaliyetinde bulunan dağıtım lisansı
sahibi tüzel kişilerin4 sorumluluk alanları dahilinde serbest tüketici limiti 800.000 m³’tür.
EPDK tarafından dağıtım ihalesi düzenlenen ve Kanun’un 8/b maddesi uyarınca şehir
içi doğal gaz dağıtım lisansı alan tüzel kişilerin sorumluluk alanları dahilinde ise serbest
tüketici limiti 15 milyon m³’tür. 370
Söz konusu EPDK kararı uyarınca aşağıdaki şartları sağlayan tüketicilerin serbest
tüketici olduğu kabul edilmektedir;
Bir önceki takvim yılına ait toplam doğal gaz tüketimleri serbest tüketici olma
sınırını geçen tüketiciler ve kullanıcı birlikleri,
İçinde bulunulan yılda gerçekleşen toplam doğal gaz tüketimleri serbest tüketici
olma sınırını geçen tüketiciler ve kullanıcı birlikleri,
İçinde bulunulan yılda serbest tüketici olma sınırını geçeceğini ilgili dağıtım
lisansı sahibi tüzel kişiye taahhüt eden ve doğal gaz tüketim tesis kapasitesi 380
dikkate alınarak hesaplanan tüketim değeri serbest tüketici olma sınırını geçen
ve bu kapsamda tedarikçi ile yaptığı doğal gaz sözleşmesinin miktara ilişkin
bölümünü dağıtım şirketine ibraz eden tüketiciler ve kullanıcı birlikleri,
Aynı dağıtım bölgesi içerisinde tek bir tüzel kişiliğin mülkiyetinde olan farklı
tesislerdeki tüketimleri veya tüketim tahminleri toplamı (a), (b) ve (c) bentleri
kapsamında serbest tüketici sınırını geçen tüketiciler
Söz konusu hükümde geçen “kullanıcı birliği” 4646 sayılı Kanun’un 3. maddesinde
tanımlanmıştır. Buna göre kullanıcı birliği kavramı; “Mülkiyetindeki dağıtım şebekesiyle
üyelerinin doğal gaz ihtiyacını karşılayan organize sanayi bölgelerini (OSB) ve 390
kooperatiflerini” ifade etmektedir. Dolayısıyla 4646 sayılı Kanun ile organize sanayi
bölgeleri tüketim miktarlarına bakılarak serbest tüketici olabilmektedirler.
3 29.12.2006 tarih ve 26391 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmıştır.
4 4646 sayılı Kanun’dan önce doğal gaz dağıtımı yapan şirketlerin faaliyet gösterdikleri şehirler; Ankara,
İstanbul, Eskişehir, Bursa, İzmit ve Adapazarı’dır. Dosya konusu teşebbüs olan Başkentgaz da bu
kapsamda yer alan bir teşebbüstür.
10-78/1643-608
11
Bununla birlikte, 4646 sayılı Kanun’un serbest tüketicinin belirlenmesi ve sisteme girişte
istisnai haller başlığını taşıyan 8. maddesinin (a) bendinin ikinci fıkrasında “Kurul, bütün
tüketiciler serbest tüketici oluncaya kadar her yıl serbest tüketici olma sınırını yeniden
belirleyecektir” hükmü vardır. EPDK bütün tüketiciler serbest tüketici oluncaya kadar
serbest tüketici olma limitini indirerek her yıl yeniden belirleyecektir.
Dağıtım şirketleri, dağıtım faaliyetlerinin yanı sıra kendi bölgelerinde perakende satış 400
gerçekleştirmektedirler. Hatta dağıtım şirketleri kendi bölgelerindeki serbest olmayan
tüketicilere doğal gaz satış hizmeti vermekle yükümlüdürler. Kendi bölgelerinde yer alan
serbest tüketici olmaya hak kazanan tüketicilere ise talep etmeleri durumunda doğal gaz
tedarik etmektedirler.
Doğal gazın nihai tüketicilere satışına bakıldığında, tarifelerin serbest olan tüketiciler ve
serbest olmayan tüketiciler için ayrı ayrı tanımlandığı, serbest olan tüketicilerin alt
grupları için alınan miktar, sözleşme süresi gibi kriterlere dayanılarak herhangi bir tarife
ayrıştırması yapılmadığı görülmektedir. Mevcut durumda, dağıtım şirketleri, aşağıdaki
tüketicilere doğal gaz tedarik etmektedir: 410
- dağıtım şirketinin portföyündeki serbest olmayan tüketiciler,
- dağıtım şirketinden alım yapan serbest tüketiciler,
- farklı bir doğal gaz toptan satış şirketinin müşterisi olup dağıtım şirketinin
şebekesini kullanıp bu şirkete yalnızca taşıma bedeli ödeyen serbest tüketiciler.
Serbest olmayan tüketicilere yapılan satışlarda tedarikçinin doğal gaz satış fiyatına birim
hizmet ve amortisman bedelini eklenerek dağıtım şirketinin fiyatı belirlenmektedir.
Serbest olan tüketicilere yapılan satışlarda uygulanacak satış fiyatı ise, Kurul tarafından
onaylanan tavan fiyatları geçmemek kaydıyla ilgili taraflar arasında serbestçe 420
belirlenmektedir. Diğer yandan, farklı bir doğal gaz toptan satış şirketinin müşterisi olup
dağıtım şirketinden yalnızca taşıma hizmeti alan serbest tüketicilerden yalnızca taşıma
bedeli alınmaktadır. Söz konusu taşıma bedeli, Kurul tarafından onaylanan perakende
satış fiyatının, birim doğal gaz alım fiyatı hariç kısmını geçmemek üzere, ilgili taraflar
arasında serbestçe belirlenmektedir. Tedarik pazarının rekabete açılması ve BOTAŞ’ın
yanı sıra yeni tedarik şirketlerinin piyasada faaliyete başlamasının ardından, dağıtım
şirketleri tarife hesaplarında BOTAŞ satış fiyatı yerine yeni teşebbüsün satış fiyatını
kullanacaktır. Dolayısıyla, dağıtım şirketinin nihai tüketicilere yapmış olduğu satışlarda
serbest olan ve serbest olmayan tüketiciler için farklı rekabet koşulları ortaya
çıkmaktadır. 430
Buna ek olarak, ilgili ürün pazarını analizinde serbestleşme süreci göz önünde
bulundurularak geleceğe yönelik dinamik analizlerin de göz önüne alınması gerektiği
düşünülmektedir. Serbest olmayan tüketiciler, 4646 sayılı Kanun’un 8. maddesinde
belirlenen ve EPDK kararıyla her yıl yeniden belirlenen sınırın altında doğal gaz
tüketimine sahip olduğundan, bölgelerinde dağıtım lisansına sahip şirketten, regüle
edilen perakende satış tarifeleri üzerinden doğal gaz satın almak durumunda olduğu;
ancak, 4646 sayılı Kanun’un 8. maddesinde, “[EPDK], bütün tüketiciler serbest tüketici
oluncaya kadar her yıl serbest tüketici olma sınırını yeniden belirleyecektir.” hükmüne
yer verildiği görülmektedir. Bu kapsamda ilgili sınırın sıfıra indirilmesi sonucunda tüm 440
serbest olmayan tüketicilerin, serbest tüketici olmasının öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
İstediği yerden doğal gaz tedarik etme imkânına sahip olan “serbest tüketiciler” ise,
talep yapıları, tüketim hacimleri ve buna bağlı olarak oluşan alım fiyatları, tedarikçiyle
ilişkileri gibi özelliklerinin birbirinden anlamlı ölçüde farklılaşmasından ötürü, “bölgesel
dağıtım firmaları”, “büyük ölçekli endüstriyel müşteriler”, “doğal gaz kullanan elektrik
10-78/1643-608
12
santralleri” ve “hanehalkı ve küçük endüstriyel, ticari tüketici” gibi farklı pazarlara
ayrılabilmektedir. Bu çerçevede, hanehalkı ve küçük endüstriyel, ticari tüketicilere
yapılan satışların doğal gaz piyasası için de diğer ilgili pazarlardan farklılaştığı ve
yukarıda sayılan özelliklerinden ötürü ayrı bir ilgili pazar olarak ele alınabileceği
değerlendirmesi yapılmaktadır. 450
Bununla birlikte, işlem konusu dosya kapsamında mevcut durum bakımından, ilgili ürün
pazarları, "serbest tüketicilere yapılan doğal gaz satışları" ile "serbest olmayan
tüketicilere (abonelere) yapılan doğal gaz satışları" olarak belirlenmiştir.
H.2.3. İlgili Coğrafi Pazar
Özelleştirilecek olan şirketin yasal olarak doğal gaz dağıtım ve perakende satış
faaliyetini gösterebileceği bölgeler göz önüne alındığında, ilgili coğrafi pazar “Ankara ili
mücavir alanı”dır. 460
H.3. Değerlendirme
Bildirime konu olan Başkentgaz’ın özelleştirilmesi kapsamında, alıcı taraf olan
MMEKA’nın ortaklık yapısında bulunan Mehmet Kazancı’nın ve diğer gerçek kişilerin
Kazancı Grubu ile aynı ekonomik bütünlük içinde olup olmadıklarına ilişkin tespit,
Kanunun 4 ve 7. maddeleri kapsamında yapılacak değerlendirmelerde önem
kazanmaktadır.
H.3.1. Teşebbüs ve Ekonomik Bütünlük Değerlendirmesi
H.3.1.1. 4054 sayılı Kanun Kapsamında Teşebbüs ve Ekonomik Bütünlük Kavramı
Bildirime konu dosya kapsamında teklif sahibi olan MMEKA’nın, Mehmet Emin 470
Karamehmet’in kontrolündeki Stargate ile Mehmet Kazancı’nın ortak kontrolü altında
olduğu görülmektedir. Mehmet Kazancı, Kazancı Holding’in kontrolünü elinde tutan
Kazancı Ailesi’nin üyelerinden biridir. Bu noktada, söz konusu ortaklığın
değerlendirilmesi aşamasında, bu ortaklığın taraflarından biri olan Mehmet Kazancı’nın,
ekonomik bütünlük olarak Kazancı Holding’in bünyesinde kabul edilip edilmeyeceği
hususu önem kazanmaktadır. Yapılan bildirimde ve daha sonra gönderilen yazılarda
MMEKA’nın ve MMEKA hissedarlarından Mehmet Kazancı ile diğer gerçek kişilerin
Kazancı Grubu ile herhangi bir iktisadi ya da hukuki bağının bulunmadığı
belirtilmektedir. Bununla birlikte, aşağıda ayrıntılı bir şekilde değerlendirileceği üzere,
Kazancı Grubu ile Mehmet Kazancı’nın aynı ekonomik bütünlük içinde yani tek bir 480
teşebbüs olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu konuya ilişkin olarak dosya
bazında taraflara ilişkin değerlendirmelere geçmeden önce, rekabet hukuku
kapsamında “teşebbüs”, “ekonomik bütünlük”, “kontrol” ve “çıkar birliği” gibi kavramlar
üzerinde durmak yerinde olacaktır.
Rekabet hukuku uygulamaları bakımından “teşebbüs” kavramının hukukun diğer
alanlarında ve disiplinlerinde yapılmış olan tanımlardan farklılaştığı görülmektedir. Konu
4054 sayılı Kanun bakımından ele alındığında, Kanun’un 3. maddesinde teşebbüs şu
şekilde tanımlanmıştır:
“Teşebbüs: Piyasada mal veya hizmet üreten, pazarlayan, satan gerçek ve tüzel
kişilerle, bağımsız karar verebilen ve ekonomik bakımdan bir bütün teşkil eden birimleri 490
ifade eder.”
Kanun gerekçesinde, teşebbüs tanımı yapılırken ekonomik bütünlük ilkesinin
benimsendiği; bir yavru şirketin tek başına değil, bağlı olduğu diğer şirket veya
10-78/1643-608
13
şirketlerle birlikte değerlendirileceği dile getirilmektedir. Dolayısıyla, her ne kadar farklı
tüzel kişilikler de olsalar, bu tüzel kişiliklerin tek bir ekonomik bütünlük oluşturması
halinde, söz konusu ekonomik bütünlük tek bir teşebbüs olarak kabul edilecektir. Bu
noktada teşebbüs kavramı ve tanımı, 4054 sayılı Kanunun uygulanması bakımından
hayati bir önem kazanmaktadır. Şöyle ki, farklı tüzel kişilikler ile piyasada faaliyet
gösteren bir ekonomik bütünlüğe ilişkin değerlendirmede, söz konusu tüzel kişiliklerin
ayrı teşebbüsler olarak kabul edilmelerinin ya da aynı ekonomik bütünlük içinde 500
olmalarından dolayı tek bir teşebbüs olarak kabul edilmelerinin hakim durum
değerlendirmesini önemli ölçüde etkileyeceği açıktır.
Benzer şekilde, teşebbüsler arası anlaşmalara ilişkin olarak Kanun’un 4. maddesinin
uygulanması kapsamında da teşebbüs kavramına ilişkin yaklaşım, Kanun’un uygulama
alanını etkilemektedir. Ekonomik bütünlük içinde tek bir teşebbüs olan taraflar
arasındaki anlaşmaların tarafların çokluğu ilkesini karşılamadığı, bu anlaşmaların
teşebbüsler arası bir anlaşma değil tek bir teşebbüsün kendi içinde gerçekleşen bir
anlaşma niteliğinde olduğu, bu nedenle 4. madde kapsamında bir anlaşma olarak kabul
edilmediği görülmektedir.
Buna göre, teşebbüs kavramında öne çıkan unsurların başında “ekonomik bütünlük” 510
kavramı bulunmaktadır. Ekonomik bütünlük ve dolayısıyla teşebbüs kavramının nasıl
tespit edileceği noktasında iyi bir değerlendirme yapabilmek için öncelikle bu
kavramların tarihsel gelişimine bir göz atmak yerinde olacaktır.
Rekabet hukuku uygulamalarında oldukça eskiye dayanan bir tecrübeye sahip olan
ABD uygulamalarında dahi, tek ekonomik bütünlük bünyesindeki tarafların eylemlerinin
rekabeti sınırlayıcı bir eylem niteliği taşıyıp taşımadığı hususunun 1980’lerin ortasına
kadar tartışma konusu olduğu, bu tarihlere kadar ana şirket ve yavru şirket ilişkilerinin
“grup içi işbirliği doktrini” çerçevesinde Sherman Yasası 1. maddesi kapsamında kabul
edildiği görülmektedir. Bu alandaki dönüm noktasını, 1982 yılında alınan Copperweld
kararı oluşturmaktadır. Bu karar ile ABD uygulamalarında grup içi işbirliği doktrini 520
uygulamasının sona erdiği görülmektedir. Copperweld kararı sonrası, ana şirket ve
yavru şirketler farklı hukuki kişilikleri temsil etse de, aralarındaki ilişki Sherman
Yasası’nın 1. kısmıyla yasaklanamayacaktır. Bu tespitte rol oynayan ve tek ekonomik
bütünlük kavramının esası olarak kabul edilecek unsur, tarafların “tam çıkar birliği”
içinde olmalarıdır.
Copperweld kararı esas itibarıyla “ekonomik bütünlük” kavramının tanımı ve sınırlarının
çizilmesinden ziyade, bir ekonomik bütünlük içinde yer alan farklı tarafların aralarındaki
ilişkinin nasıl değerlendirileceği hususunda bir dönüm noktası oluşturmaktadır. Bununla
birlikte; bu karar kapsamında, ekonomik bütünlük kavramının nasıl ele alındığı ve bu
kavrama ilişkin geçmiş kararlarda yer alan yaklaşımlara yönelik eleştiriler, ekonomik 530
bütünlük ve teşebbüs kavramlarına yaklaşımın ne olması gerektiği konusunda yol
gösterici niteliktedir. Şöyle ki; bu karardan önce uygulanmakta olan grup içi işbirliği
doktrinine yönelik en büyük eleştiri, bağlı ortaklıklar arasındaki ilişkinin
değerlendirilmesinde ayrı hukuki kişiliğin varlığına verilen aşırı önem üzerinde
yoğunlaşmaktadır. Ayrı tüzel kişilik bulunmasına verilen aşırı önem nedeniyle geçmişte
mahkemeler ana şirket ve yavru şirketleri rekabet hukuku uygulamaları bakımından
farklı taraflar olarak değerlendirmiş ve gerçekte (tek bir teşebbüs içinde gerçekleşen)
tek taraflı eylemleri yasaklama yoluna gitmiştir. Copperweld kararında, rekabet hukuku
uygulamalarının ticaret hukuku kurallarından farklı olarak belirlenmesi gerektiği
belirtilerek, grup içi işbirliği doktrininin “etiket üzerine çok fazla ağırlık verdiği” ve esas 540
karşısında şekli öne çıkararak ekonomik gerçekliği yok saydığını ortaya konmuştur.
Buradan çıkarılan sonuç, rekabet hukuku uygulamalarında kilit rol oynayan teşebbüs ve
ekonomik bütünlük kavramlarına ilişkin değerlendirmelerde, şekilden ziyade esasın ön
plana çıkarılmasının önem kazandığıdır.
10-78/1643-608
14
Copperweld kararında yapılan tespitlerde tek ekonomik bütünlük kavramının esası
olarak kabul edilen unsur, tarafların “tam çıkar birliği” içinde olmaları durumudur.
Ekonomik bütünlük kavramının değerlendirilmesine yönelik tespit ve değerlendirmelerde
“çıkar birliği”ne geçmeden önce “kontrol” kavramının ele alınması yerinde olacaktır.
Copperweld kararına kadar mahkemelerin, organizasyonlar bakımından neyin
“teşebbüs” ya da “tek bütünlük” (single entity) olarak kabul edilmesi gerektiği noktasında 550
çeşitli teoriler ürettiği ve bu çalışmaların odak noktasını “kontrol” kavramının oluşturduğu
görülmektedir. Bu dosya kapsamında bakıldığında da, bildirime konu işlemin esas
itibarıyla bir devralma olduğu dikkate alındığında, bir birleşme ya da devralmanın
değerlendirilmesinde, bir teşebbüsün kontrolünde gerçekleşen değişikliğin merkezi
öneme sahip olacağı açıktır. Daha önce de belirtildiği üzere teşebbüs kavramı, hakim
durum tespiti ve teşebbüsler arası anlaşmalara ilişkin tespit ve değerlendirmelerde
önemli bir yer tutmaktadır. Aynı şekilde, birleşme ve devralmaların kontrolü bakımından
da teşebbüs kavramı önem kazanmaktadır. Şöyle ki, bir teşebbüsün içinde yer alan ayrı
tüzel kişilikler arasında gerçekleşen birleşme ve devralmalar, teşebbüs içi işlem
niteliğinde olduğu için rekabet hukuku kapsamında değerlendirilmemektedir. Nitekim 560
1997/1 sayılı Tebliğ’in 2. Maddesinde birleşme ve devralma sayılan hallerden biri de şu
şekilde tanımlanmıştır:
“Birleşme veya Devralma Sayılan Haller
Madde 2
…
b) Herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün malvarlığını yahut ortaklık
paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi
veren araçları devralması veya kontrol etmesi.
…” 570
Bu noktada hangi durumlarda teşebbüsün kontrol yapısında bir değişikliğin meydana
geldiğini değerlendirmek bakımından “kontrol” kavramının nasıl tanımlandığı önem
kazanmaktadır ki, bu tanım yine 1997/1 sayılı Tebliğ’in 2. maddesinde yer almaktadır.
“Birleşme veya Devralma Sayılan Haller
Madde 2
…
Bu Tebliğ bakımından kontrol, ayrı ayrı ya da birlikte, fiilen ya da hukuken bir teşebbüs
üzerinde belirleyici etki uygulama olanağını sağlayan haklar, sözleşmeler veya başka
araçlarla ve özellikle bir teşebbüsün malvarlığının tamamı veya bir kısmı üzerinde 580
mülkiyet veya işletilmeye müsait bir kullanma hakkıyla veya bir teşebbüsün organlarının
oluşumunda veya kararları üzerinde belirleyici etki sağlayan haklar veya sözleşmelerle
meydana getirilebilir.”
Tanımdan da görüldüğü üzere, kontrol kavramı bakımından (iktisadi bir faaliyette
bulunan bir birimin teşebbüs sayılabilmesi için söz konusu birimin bağımsız karar
verebilmesi ve ekonomik olarak bir bütün oluşturması gereğinden hareket edilerek),
kararlar üzerinde “belirleyici etki” kavramı üzerinde durulmuştur. Bu bakımdan kontrol ve
belirleyici etki kavramlarının “hukuki” ve “fiili” olmak üzere iki grupta sınıflandırıldığı
görülmektedir. Fiili kontrolün değerlendirmesinde özellikle olaya özgü durumların 590
belirleyici olduğu görülmektedir.
Yeniden 1997/1 sayılı Tebliğ’e dönülecek olursa, Tebliğ’de kontrol tanımı yer almakla
birlikte “tek başına kontrol” ya da “ortak kontrol” ile ilgili ayrıntılı düzenlemenin
bulunmadığı, bu bakımdan aynı tanımın yer aldığı mehaz mevzuat çerçevesinde Avrupa
10-78/1643-608
15
Birliği Komisyonu tarafından çıkarılan 4064/89 sayılı Tüzüğün5 yol gösterici olduğu
görülmektedir6. Söz konusu Tüzükte, birleşmeye ilişkin düzenlemelerin, kontrol
yapısında bir değişiklik olması halinde uygulanacağı noktasına vurgu yapılarak, kontrol
tanımının nasıl yorumlanacağı hususunda ayrıntılı açıklamalara yer verilmiştir. Ayrıca
Tüzükte yer alan dikkat çekici açıklamalardan biri de, tarafların devralma niyeti beyan 600
etmemeleri durumunda dahi yapılan işlemin, kontrol değişikliği ve dolayısıyla devralma
sayılabileceğinin belirtilmesidir. Tüzükte yer alan “kontrol” tanımı ve “belirleyici etki”
kavramı üzerine dikkat çekici açıklama ise; söz konusu tanımda somut bir belirleyici
etkinin zorunlu olmadığı, “belirleyici etki uygulama olanağı”nın bulunmasının, kontrolün
varlığı için yeterli görüldüğü yönündeki vurgudur. Başka bir ifadeyle, kontrolün
gerçekleşmesi için şekilsel ya da gerçekleşmiş bir “belirleyici etki”nin yanında,
potansiyel olarak “belirleyici etki uygulama olanağının” bulunmasının da yeterli olduğu
görülmektedir. Konuya ilişkin olarak, Tüzük’ün “Kontrolün Ele Geçirilmesi” başlığını
taşıyan III. bölümünün 10. paragrafında şu açıklamalar yapılmaktadır:
610
“Kontrol normalde, kontrol hakkına sahip olan ya da bu hakkı kullanmaya
yetkilendirilmiş olan kişi ya da teşebbüsler tarafından elde edilir (Madde 3(4)(a)). Ancak,
şekli (formal) olarak kontrol sahibi olan kişi ile bu hakların kullanımına ilişkin gerçek
güce sahip olan kişi ya da teşebbüslerin birbirinden farklı olduğu istisnai durumlar da
olabilmektedir. Örneğin, bir teşebbüs, başka bir kişi ya da teşebbüsü kullanarak kontrolü
devralmak ve -kendisi şekli olarak bu hakların sahibi olarak görünmese bile- bu kişi ya
da teşebbüs aracılığıyla kontrol haklarını kullanmak isteyebilir. Böyle bir durumda
kontrol, esasında işlemin arkasında olan ve gerçekte hedef şirketin kontrol gücünü
elinde bulunduran teşebbüs tarafından ele geçirilmiştir (Madde 3(4)(b)). Bu tip bir dolaylı
kontrol ortaya koymak için gereken kanıtlar, finansal kaynak ya da ailesel bağlar gibi 620
faktörleri içerebilir”.
Buradan da görüldüğü üzere, sadece aile bağları dahi kontrol değerlendirmesinde
belirleyici olabilmektedir. Nitekim Kurul’un günümüze kadarki kararlarında gerçek kişiler
arasındaki ilişkilerin ekonomik bütünlük teorisi bakımından nitelendirilmesindeki en
önemli kriterlerin, aile bağları ve ekonomik çıkar birliği olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Buradaki önemli nokta, gerçek kişiler arasındaki ilişkiler açısından “kontrol”
kavramından ziyade, rekabet motivasyonunu ortadan kaldıran “çıkar birliği” kavramının
geçerli olmasıdır.
Doğal olarak bu noktada ekonomik bağların nitelik ve nicelik olarak hangi yoğunlukta, 630
aile bağlarının hangi derecede olması gerektiği sorusu akla gelmektedir. Aynı soyadını
taşıyan kişiler,, bir ailenin farklı bireylerince eşit paylarla kontrol edilen bir şirketle bu
bireylerden birinin kontrol ettiği şirketler ekonomik birlik göstergesi olabilir. Hatta aynı
soyadını taşımasalar dahi kişiler arasındaki ekonomik bağlar ve/veya aile bağları da bu
tespitte önemlidir.
Tam anlamıyla kontrol ya da teşebbüs tanımına ilişkin olmasa da, aile bağlarının
rekabet hukuku bakımından önemini ve anlamını gösteren örneklerden biri de 2002/2
sayılı Dikey Anlaşmalar Tebliği’nde yer alan düzenlemelerdir. Şöyle ki, anılan Tebliğ ile
dikey anlaşmalarda yer alan rekabet etmeme yükümlülüğüne 5 yıllık süre sınırı
getirilmiş olmakla birlikte, bu kuralın istisnası olarak; 640
54064/89 sayılı Teşebbüsler arası Yoğunlaşmaların Kontrolüne ilişkin Konsey Tüzüğü Commission Notice
on the Concept of Concentration under Council Regulation (EEC) No 4064/89 on the control of
concentration between undertakings (98/C 66/02) (Text with EEA relevance).
6 Komisyon konuya ilişkin daha sonra yeni bir Tüzük yayımlamış olmakla birlikte, 1997/1 sayılı Tebliğde
yer alan tanımın 4064/89 sayılı Tüzükten alınmış olması sebebiyle, bu dosya kapsamındaki
değerlendirmede sözü edilen Tüzükte yer alan açıklamalardan yararlanılmıştır. Yeni çıkan Tüzük
bakımından da bu dosya kapsamında yapılan değerlendirmelerle çelişen bir durum bulunmamaktadır.
10-78/1643-608
16
“Alıcının anlaşmaya dayalı faaliyetlerini sürdürürken kullanacağı tesisin mülkiyeti arazi
ile birlikte veya alıcı ile bağlantısı olmayan üçüncü kişilerden sağlanan bir üst hakkı
çerçevesinde sağlayıcıya ait ise, yahut alıcı bu faaliyetini sağlayıcının alıcı ile bağlantısı
olmayan üçüncü kişilerden elde ettiği bir ayni veya şahsi kullanım hakkının konusu olan
bir tesiste sürdürecekse, alıcıya getirilen rekabet etmeme yükümlülüğü, söz konusu
tesisin alıcı tarafından kullanıldığı süreye bağlanabilir…”
hükmüne yer verilmiştir. Bu hükmün uygulanmasına akaryakıt dağıtım sektörü
kapsamında bir örnek vermek gerekirse; bir şahıstan bir arazinin 20 yıl süreli üst hakkını
alan bir akaryakıt dağıtım firması, başka bir kişi ya da teşebbüs ile 20 yıl rekabet
etmeme yükümlülüğü içeren bir bayilik anlaşması yapabilir. Ancak burada önemli olan 650
husus, işleticinin, üst hakkını veren kişi ile herhangi bir bağlantısı olmayan 3. kişi
konumunda olmasıdır. Bu hüküm söz konusu istisnanın taraflarca dolanılmasını
engelleme amacını taşımaktadır. Dolayısıyla üst hakkını veren kişinin kendisiyle ya da
bu kişinin kardeşi ile 20 yıl süreli bayilik sözleşmesi yapılması, bu istisna kapsamında
değerlendirilemeyecektir. Böyle bir durumda bir dağıtım firması tarafından A kişisine ait
bir arazinin 20 yıl süreli üst hakkının alınarak, bu kişinin kardeşi olan B kişisi ile 20 yıl
süreli bayilik sözleşmesi yapılmasının ve A ile B’nin her ne kadar kardeş olsalar da
sosyal ilişkilerinin bozuk olduğunun ve/veya aralarında ekonomik bir bağın
bulunmadığının ileri sürülerek Tebliğ’de yer alan istisnadan yaralanılabilmesinin kabul
edilebilir olmadığı açıktır. 660
Bütün bu açıklamalar ışığında genel bir özet yapmak gerekir ise;
“Teşebbüs”, “ekonomik bütünlük”, “kontrol” gibi kavramların değerlendirmesinde
sadece şekil ve yapı değil, esasın da dikkate alınması gerektiğini,
Bu değerlendirmelerde “bağımsız karar verebilme” ve kararlar üzerinde
“belirleyici etki”nin önem kazandığını,
Hukuki veya fiili olarak gerçekleşecek belirleyici etki bakımından sadece somut
ve gerçekleşmiş belirleyici etki unsurlarının değil, potansiyel olarak belirleyici
etki uygulama olanağını veren unsurların da değerlendirmeye alınması
gerektiğini,
Potansiyel olarak belirleyici etki uygulama olanağını, başka bir ifadeyle dolaylı 670
kontrolün varlığını ortaya koymak için finansal kaynak ya da ailesel bağların
yeterli olduğunu
söylemek mümkündür.
Bu noktada, daha sonra ayrıntılı olarak ele alınacak olmakla birlikte, Kazancı ailesinin
bir ferdi olan, bugüne kadar Kazancı Holding bünyesinde yönetim kurulu üyeliği
görevlerinde bulunan ve sektördeki konumu itibarıyla GAZBİR derneği başkanlığını
yapan Mehmet Kazancı’nın, tam da ihale aşamasında başka bir şirket kurarak elektrik
ve doğal gaz dağıtım ihalelerine girmesiyle ilgili süreçte, Mehmet Kazancı ile Kazancı
Grubu’nun ayrı teşebbüsler olarak kabul edilmesi söz konusu değildir. Bu noktada,
sadece aile bağından kaynaklanarak yapılan bu teşebbüs ve ekonomik bütünlük 680
değerlendirmesiyle ilgili olarak bazı sorular ortaya çıkmaktadır:
i. Girişim özgürlüğü bakımından aile fertlerinin ayrı bir teşebbüs kurma özgürlüğü
yok mudur?
ii. Aile holdinginde hissedar olan kişi, ayrı bir teşebbüs olarak hiçbir zaman ticari
faaliyette bulunamayacak mıdır?
Aşağıda, bu sorulara ilişkin değerlendirmelere sırasıyla yer verilecektir.
10-78/1643-608
17
i. Girişim Özgürlüğü Bakımından Aile Fertlerinin Ayrı Bir Teşebbüs Kurma
Özgürlüğü Yok Mudur?
Daha önce de belirtildiği üzere, Mehmet Kazancı’nın Kazancı Grubundan ayrıldığının ve 690
bundan böyle ayrı bir teşebbüs olarak kabul edilmesi gerektiğinin ileri sürülmesine
rağmen, yeni yapılanmada da Mehmet Kazancı’nın Kazancı Grubu ile aynı ekonomik
bütünlük içinde yer aldığı değerlendirilmektedir. Bu değerlendirme, bireylerin ekonomik
kararlarındaki özgürlüklerine müdahale edilmesi gibi bir eleştiriyi de beraberinde
getirebilecektir. Bu değerlendirmeyle birlikte rekabet otoritesinin, bir ailenin mensubu
olan bireyin girişim kararlarında, ailenin sahip olduğu konumdan ötürü bir takım
kısıtlamalar getirmesi söz konusu olacaktır. Şüphesiz, rekabet hukuku uygulamaları
esas itibarıyla serbest piyasa modelinin işlemesi bakımından önemli rolü olan bir
alandır. Bir yandan serbestliği savunan bir alan olan rekabet hukuku ve serbest piyasa
modeline dayalı rekabet politikasının bir yandan da bireysel girişimler üzerinde bu 700
şekilde kısıtlayıcı yaklaşımlara girmesi bir çelişki midir? Rekabet kurumlarının ve
dolayısıyla devletin, rekabet hukuku aracını kullanarak bu alanda kısıtlamalar
getirmesinin haklı gerekçesi var mıdır?
Bu soruların cevabını vermek için, serbest piyasa modelinin başarılı bir şekilde
uygulanabilmesi bakımından iktisadi özgürlüğün öneminden başlamak yerinde olacaktır.
Gerçek ya da tüzel bir kişinin minimum dışsal engellerle ekonomideki yerini alabilmesi
olarak da tanımlanabilecek olan iktisadi özgürlük, serbestleşme sürecinin en temel
unsurlarından biridir. İktisadi özgürlüğü meydana getiren iki temel özgürlüğün
bulunduğunu söylemek mümkündür. Bunlardan ilki sözleşme yapma özgürlüğü iken,
diğeri de rekabet etme özgürlüğüdür. 710
En basit şekliyle, kişilerin devlet müdahalesi olmaksızın istedikleri sözleşmeleri
gerçekleştirebilmelerini ifade eden sözleşme yapma özgürlüğü, ekonomik gelişmenin
önemli unsurlarından biridir. Özellikle mülkiyet haklarının el değiştirmesine ilişkin
özgürlükler, serbest piyasa modelinin tarihsel olarak ulaştığı başarıların açıklanmasında
önemli yer almaktadır.
Rekabet etme özgürlüğü ise, ancak girişimcilerin istedikleri ticari koşullarda mal alıp
satmak üzere bir piyasaya girmeleri ve bu piyasada faaliyet göstermeleri konusunda
piyasadan ya da piyasa dışından engellerin bulunmaması ile mümkün olacaktır. Üretici
ve tüketicilerin herhangi bir engelle karşılaşmaksızın giriş-çıkış yapabildiği ve rekabet ile
kar maksimizasyonu güdüsünün sosyal refahı artırmasının öngörüldüğü bir serbest 720
piyasa modelinde şüphesiz en kritik unsur olarak rekabet etme özgürlüğü kavramı öne
çıkmaktadır.
Konu rekabet hukuku uygulamaları bakımından ele alındığında, sözleşme yapma
özgürlüğü ile rekabet etme özgürlüğünün birbirleriyle çeliştiği yönlerin bulunduğu
görülmektedir. Şöyle ki, karını maksimize etmek isteyen teşebbüsler her ne kadar
maliyetlerini azaltmak bakımından girdilerine ilişkin piyasalarda tam rekabetçi bir
piyasanın varlığını tercih etseler de, gelirlerini maksimize etmek için satışları
bakımından tekelci bir güce sahip olmayı arzulayacaklardır. Dolayısıyla teşebbüsler
(rekabet hukukunun olmadığı varsayımında), sözleşme yapma özgürlüklerini fiyat tespiti
anlaşmaları yapmak, uzun süreli münhasır anlaşmalar yapmak ya da rakipleri 730
devralarak piyasadan pay kapmak gibi yöntemlerle rekabeti azaltma yönünde kullanma
yolunda güçlü bir eğilim içinde olacaklardır. Bu türden davranışlar ise açıkça diğer
firmaların rekabet etme özgürlüklerinin kısıtlanması sonucunu doğuracaktır. Dolayısıyla
teşebbüslerin rekabet etme özgürlüklerinin korunması ve garanti altına alınması,
teşebbüslerin sözleşme yapma özgürlüklerinin kısıtlanması gibi bir maliyeti beraberinde
getirmektedir. İşte tam da bu noktada serbest piyasa modeli içinde devletin müdahale
etmesi gereken alanlar ortaya çıkmaktadır. Araç olarak rekabet hukukunun kullanıldığı
bu alanda devlet müdahalesi ile teşebbüslere ve onların sözleşme yapma özgürlüklerine
10-78/1643-608
18
getirilen sınırlamaların, ekonomik aktivitelerin işleyişinde önemli etki ve sonuçlarının
olduğu ortadadır. Bu noktada rekabet politikasının ve rekabet hukuku uygulamalarının, 740
bir yandan işleyen bir piyasanın oluşması bakımından önemli olan sözleşme yapma ve
girişim özgürlüğünü dikkate alırken, bir yandan da rekabetin sağlanması ve korunması
yönünde sözleşme yapma ve rekabet etme özgürlüğü arasındaki doğru dengeyi bulmak
zorunluluğu bulunmaktadır. Başka bir ifadeyle rekabet otoritelerinin görevi, rekabet etme
özgürlüklerinin kısıtlanması durumlarında gerekli gördüğü hallerde teşebbüslerin
sözleşme yapma ve girişim özgürlüklerine kısıtlama getirmektir.
Bu noktada, bir aile şirketinin hissedarı olan gerçek kişinin, ayrı bir teşebbüs olarak
girişimde bulunduğunu beyan etmesine rağmen rekabet hukuku bakımından aile
şirketiyle tek bir ekonomik bütünlük halinde değerlendirilmesi, girişim özgürlüğüne
getirilen bir kısıtlama mıdır, şeklindeki soruya dönülebilir. Şüphesiz, (gerçek ya da tüzel 750
kişi) her teşebbüsün sözleşme yapma ve girişim özgürlüğü, serbest piyasa modelinin en
önemli unsurlarından biridir. Aynı şekilde, bir aile şirketinde ailenin fertlerinden birinin,
aile şirketinden bağımsız olarak faaliyetlerine devam etmek istemesi de girişim
özgürlüğü olarak kabul edilebilir. Ancak, aile bağları nedeniyle çıkar birliğinin ortada
olduğu bir durumda, girişim özgürlüğüne dayanarak gerçekleştirilen bu şekildeki bir
devralma işleminde -rekabet özgürlüğünü kısıtlama yönündeki etkilerini dikkate alarak-
tarafların girişim özgürlüğüne kısıtlama getirmenin, rekabet hukukunun varlık sebebi
olduğu görülmektedir. Bu alanda yapılan müdahalenin girişim özgürlüğüne müdahale
bakımından uzun süreli bir dikey anlaşmanın süresine getirilen kısıtlamadan farkı
bulunmamaktadır. 760
ii. Aile Holdinginde Hissedar Olan Aile Bireyleri Hiçbir Zaman Ayrı Bir Teşebbüs
Olarak Ticari Faaliyette Bulunamayacak Mıdır?
Bir önceki bölümde belirtildiği üzere, bir aile holdinginde yer alan aile fertlerinden birinin,
söz konusu grubun faaliyet alanlarından birinde rakip teşebbüslerden birini
devralmasına ilişkin bildirimde, şekil olarak nasıl bir yapı oluşturursa oluştursun, yapılan
işlemin ve sürecin esası dikkate alınarak yapılan tespit ve değerlendirmeler
çerçevesinde, rekabet hukuku uygulamaları bakımından bu aile ferdinin aile
holdinginden ayrı bir teşebbüs olarak kabul edilmemesi söz konusu olabilir. Bununla
birlikte, şüphesiz, aralarında kan bağı olmasına rağmen bazı istisnai durumlarda
kardeşlerin farklı teşebbüs olarak değerlendirilmesi de söz konusu olabilecektir. Bu 770
duruma örnek olarak, parafin pazarında faaliyet gösteren ve iki kardeşin ayrı ayrı kontrol
ettiği AGS Parafin Sanayi ve Ticaret A.Ş. (AGS) ve Mercan Kimya Sanayi ve Ticaret
A.Ş.’nin (Mercan Kimya) hakim durumlarını kötüye kullandıkları yönündeki şikayete
ilişkin 28.10.2009 tarih ve 09-49/1220-308 sayılı Rekabet Kurulu kararı verilebilir. Bu
kararında Kurul, AGS’nin Hulusi Gürbüz SALGAR ve ailesinin kontrolü altında
olduğunu; Mercan Kimya’nın ise Gültekin Okay SALGAR ve ailesi tarafından kontrol
edildiğini, her ne kadar Hulusi Gürbüz SALGAR ve Gültekin Okay SALGAR arasında
kan bağı (kardeş) olsa da, bu iki şirketin aynı ekonomik bütünlük içinde olan tek bir
teşebbüs olarak kabul edilemeyeceğini belirtmiştir. Konuya ilişkin gerekçeli kararda şu
ifadeler yer almaktadır: 780
“Görüldüğü üzere AGS, Hulusi Gürbüz SALGAR ve ailesi; Mercan Kimya ise Gültekin
Okay SALGAR ve ailesi tarafından kontrol edilmektedir. Öte yandan raportörlerce gerek
AGS ve Mercan Kimya ile yapılan görüşmelerde, gerek parafin üreten diğer firmalarla
yapılan görüşmelerde ve gerekse parafin tüketen firmalarla yapılan görüşmelerde, söz
konusu kardeşler arasında ekonomik bir bağın ya da çıkar birliğinin bulunmadığı, her ne
kadar iki kardeş tarafından kontrol edilse de, AGS ve Mercan Kimya’nın rakip
teşebbüsler halinde piyasadaki faaliyetlerini sürdürdükleri belirtilmiştir. Bu durum,
şikayet sahibi Baykim tarafından da teyit edilmiştir. AGS ve Mercan Kimya’nın yönetim
10-78/1643-608
19
kurullarında son beş yılda görev alan isimler incelendiğinde de ortak isme
rastlanmamaktadır. 790
Şüphesiz hissedarlar ya da yönetim kurulu üyeleri arasında ortak isimlerin
bulunmaması tek başına bu tüzel kişiliklerin ekonomik çıkar birliği
oluşturmadıklarını göstermek için yeterli değildir. Piyasada bu teşebbüslerin
müşterisi konumundaki firmaların da ürün alımında AGS ve Mercan Kimya’dan ayrı ayrı
teklif aldıkları ve zaman zaman temin kaynağını değiştirdikleri, bu şekilde teklif
aşamasında bu firmalar arasında fiyat rekabetinin sağlandığı belirtilmiştir. Nitekim
tüketicilerden alınan fiyat teklif belgeleri de bu firmaların rakip teşebbüs olarak faaliyet
gösterdiklerini ortaya koymaktadır. Bunun yanı sıra raportörlerce söz konusu
teşebbüslerde yapılan yerinde incelemeler esnasında da, bu iki teşebbüsün arasında 800
bağ olduğunu gösteren herhangi bir bilgi ya da belgeye ulaşılmamıştır. Bu noktadan
hareketle, Hulusi Gürbüz SALGAR ve ailesi kontrolünde yer alan AGS ile Gültekin Okay
SALGAR ve ailesi tarafından kontrol edilen Mercan Kimya farklı teşebbüsler olarak
değerlendirilmiştir. “
Görüldüğü üzere söz konusu karara ilişkin olayda, iki kardeşin kontrolünde olan bu iki
şirketin ayrı teşebbüsler olduğunu ortaya koymak bakımından Kurul,
İki kardeşin aralarında bir çıkar birliği ve ekonomik bağ bulunmadığına ilişkin
beyanları,
Şikayetçi tarafın dahi bu iki şirketin rakip olarak faaliyet gösterdiğini kabul 810
etmesi,
AGS ve Mercan Kimya’nın sadece hissedarlık yapısında değil, yönetim
kurulunda da son 5 yıl içinde ortak bir isim bulunmaması
gibi beyan ve şekle dayalı hususları yeterli görmemiştir. Kurul, söz konusu şirketleri ayrı
teşebbüs olarak kabul ederken, uzun süreye dayalı ayrı yapılandırmanın yanında,
piyasada bu şirketlerin müşterisi konumundaki teşebbüslerde yapılan incelemelerden
elde edilen bilgi ve belgeleri kullanarak, iki şirketin ayrı teşebbüsler olduğu sonucuna
ulaşmıştır. Başka bir ifadeyle Kurul bu kararında, iki kardeşi ayrı teşebbüs olarak
konumlandırırken sadece önüne gelen yapının şekline ya da tarafların beyanına değil,
işin esasına önem vermiştir. Buradan da anlaşılmaktadır ki, her ne kadar aile bağları 820
ekonomik bütünlük tespiti için yeterli olsa da, bazı istisnai durumlarda kardeşlerin
kontrol ettiği farklı şirketler farklı teşebbüsler olarak da değerlendirilebilmektedir. Burada
önemli olan, yapılacak değerlendirmede sadece şekil üzerinden ya da beyanlara
dayanarak değil, söz konusu yapılanmanın zamanlaması, uygulanışı ve sonuçları gibi
esasa olan etkisinin de dikkate alınması gerekliliğidir.
H.3.1.2. MMEKA’nın Gerçek Kişi Hissedarları ile Kazancı Holding’e İlişkin
Değerlendirme
Konuya ilişkin ağırlıklı olarak teorik değerlendirmelerin yapıldığı bir önceki bölümde dahi
Mehmet Kazancı’nın ve MMEKA’nın diğer gerçek kişi hissedarlarının halen Kazancı 830
Holding ile aynı ekonomik bütünlük içinde kabul edilmesi gerektiğinin belirtildiği
görülmektedir. Bu bölümde daha çok, yapılan bildirim ve dosyaya özgü hususlara ağırlık
verilerek bu değerlendirmenin ayrıntılarına inilecektir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, aile bağları ve ekonomik bütünlük konusu, Kazancı
Holding bakımından Rekabet Kurumu gündemine ilk defa gelen bir durum değildir.
Daha önce de yine elektrik dağıtım özelleştirmelerinin bir parçası olan Çoruh Elektrik
Dağıtım A.Ş. (ÇORUH) ve Yeşilırmak Elektrik Dağıtım A.Ş. (YEŞİLIRMAK)
özelleştirmeleri sürecinde Anadolu Doğalgaz’ın Kazancı Holding tarafından
10-78/1643-608
20
devralınması işleminde benzer bir durum ortaya çıkmıştır. Aşağıda öncelikle bu olay
özetlenecektir. 840
ÇORUH’un özelleştirilmesi sürecinde en yüksek teklifi Aksa Elektrik Perakende Satış
A.Ş. (Aksa) verirken, yine aynı tarihte (5.11.2009) gerçekleştirilen YEŞİLIRMAK’ın
özelleştirilmesi işleminde en yüksek ikinci teklif sahibi Anadolu Doğalgaz Dağıtım A.Ş.
(Anadolu Doğalgaz) olmuştur. ÇORUH ve YEŞİLIRMAK bölgelerinin özelleştirilmelerine
ilişkin bildirimlerin değerlendirilmesi sürecinde Aksa ve Anadolu Doğalgaz’ın aynı
ekonomik bütünlükte olabileceği yönünde bir takım göstergeler bulunmuştur. Bu
göstergeler:
Anadolu Doğalgaz’ın büyük hissedarı olan Fatih Büyüktopçu ile Kazancı
Holding hissedarlarından Ş. Cemil Kazancı arasındaki aile bağları7,
Anadolu Doğalgaz tarafından gönderilen bildirim formunda gösterilen adres ile 850
Aksa’nın adresinin aynı olması,
Basında çıkan haberler,
İki şirketin çalışanlarının bir sosyal paylaşım sitesinde kurdukları “Aksa-Anadolu
Doğalgaz Çalışanları” isimli gruptur.
Raporda Aksa ve Anadolu Doğalgaz’ın EPDK tarafından yapılan doğal gaz dağıtım
lisansı ihalelerinde kazandıkları doğal gaz dağıtım bölgeleri ve ihale tarihleri ile o
dönemde EPDK tarafından belirlenen sahip olunabilecek lisans bölgesi sayısı sınırını8
da dikkate alan incelemelerin yanında, anılan iki tüzel kişiliğin aynı ekonomik bütünlük
içerisinde olup olmadıkları konusunda şirket yetkilileriyle de bir takım görüşmeler
yapılmıştır. Bu görüşmelerde; Aksa’nın mevcut durumda Anadolu Doğalgaz ile tek bir 860
ekonomik bütünlük oluşturmadıkları, bununla birlikte Kazancı Holding’in, Anadolu
Doğalgaz’ı devralmasına yönelik işlemlerin devam etmekte olduğu ifade edilmiştir.
Nitekim Kurum kayıtlarına 9.2.2010 tarihinde intikal eden başvurularda, Anadolu
Doğalgaz bünyesinde yer alan şirketlerin Kazancı Holding tarafından devralınması
işlemine izin verilmesi talebiyle bildirimde bulunulmuştur.
Konuya ilişkin ön inceleme raporunda ve gerekçeli kararda; tarafların ortaklık yapıları,
yönetim kurulları ve idaresi dikkate alındığında, iki grubun ayrı birer ekonomik bütünlük
olduğunu beyan ederek, söz konusu devir işlemine ilişkin 1997/1 sayılı Tebliğ
kapsamında bildirimde bulundukları ifade edilmiştir. Dolayısıyla anılan devralma işlemi
kapsamında Cemil Kazancı ve Fatih Büyüktopçu arasındaki akrabalık ilişkisine 870
değinilmekle birlikte, bu hususun, devir işlemine ilişkin olarak Kanun’un 7. maddesi
kapsamında hakim durum konusunda varılacak sonucu değiştirmeyecek olması
nedeniyle “tarafların beyanı dikkate alınarak” işlem bir devralma olarak
değerlendirilmiştir. Bu dosya kapsamında tarafların tek teşebbüs olarak kabul edilip
edilmemeleri, sadece işlemin Rekabet Kurulu iznine tabi olup olmaması yönündeki
değerlendirmede bir farklılık yaratacak, ancak işlemin hakim durum yaratıp
yaratmadığına ilişkin değerlendirmede bir değişiklik oluşturmayacaktır. Bu
değerlendirmelere dayanarak Kurul bu kararında9, işlemin tarafı olan şirketlerin tek
teşebbüs olup olmadıklarını incelemek yerine, işlemin sonucunda bir hakim durum
oluşması söz konusu olmadığı için, tarafların beyanını dikkate almış ve işleme izin 880
vermiştir. Bu kararın ardından, ÇORUH ve YEŞİLIRMAK özelleştirmelerine ilişkin Kurul
7 Fatih BÜYÜKTOPÇU ile Ş. Cemil KAZANCI’nın eşleri kardeştir.
8 4646 sayılı Kanun’un 5367 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinin dördüncü fıkrasının (g) bendinin
beşinci alt bendi: “Dağıtım şirketleri, yurt çapında sadece iki şehirde lisans sahibi olabilir. Ancak, bu sayı
şehirlerin gelişmişlik durumu, tüketim kapasitesi ve kullanıcı sayısı gibi hususlar dikkate alınarak Kurul
kararıyla artırılabilir.”
9 Aksa’nın Anadolu Doğalgaz’ı devralmasına ilişkin 18.02.2010 tarihli 10-18/209-80 sayılı Kurul kararı.
10-78/1643-608
21
kararlarında Kazancı Grubu ile Anadolu Doğalgaz tek teşebbüs olarak
değerlendirilmiştir.
Aksa ve Anadolu Doğalgaz devir işleminde gündeme gelen tek teşebbüs tartışmasının
bu sefer de Başkentgaz, Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş., Gediz Elektrik Dağıtım A.Ş.,
Trakya Elektrik Dağıtım A.Ş. ve Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. özelleştirmeleri sürecinde
ortaya çıktığı görülmektedir. Bu süreçte ortaya çıkan yeni durum, Kazancı Holding’in
hissedarı ve yönetim kurulu üyesi olan Mehmet Kazancı’nın, Kazancı Holding’deki
hisselerini devretmemekle birlikte, söz konusu holdingdeki görevlerinden ayrılmasıdır.
Kazancı Holding ve bünyesindeki şirketlerde yönetim kurulu başkanı ve üyesi sıfatlarıyla 890
görevlerde bulunan, halen Doğal Gaz Dağıtıcıları Birliği Derneği’nin başkanlığını da
yapan Mehmet Kazancı’nın, elektrik ve doğal gaz sektörlerindeki çalışmalarına Mehmet
Emin Karamehmet’le birlikte kurduğu MMEKA ile devam edeceği anlaşılmaktadır.
Bildirim formunda yer alan bilgilere göre MMEKA, 8.7.2010 tarihinde İstanbul’da
kurulmuştur. Bu konuda yapılacak değerlendirmeye, Kazancı Holding’in yapısından
başlamak yerinde olacaktır.
Ticari faaliyetlerine ilk olarak jeneratör üretimi alanında başlayan Kazancı Holding, 2003
yılında doğal gaz dağıtımı ve 2010 yılında da elektrik dağıtımı alanında faaliyet
göstermeye başlamıştır. Bir aile şirketi konumunda olan Kazancı Holding’in kurucusu ve
aynı zamanda çoğunluk hissedarı Ali Metin Kazancı olup, holdingin hissedarlık yapısı ile 900
yönetim kurulu üyelerine aşağıda yer verilmektedir.
Tablo 17: Kazancı Holding’in Hissedarlık Yapısı
Hisse Sahibi Hisse Oranı (%)
Ali Metin KAZANCI …
Gönül KAZANCI …
Mehmet KAZANCI …
Ş. Cemil KAZANCI …
Necati BAYKAL …
Tülay BAYKAL …
TOPLAM 100
Kaynak: Cevabi Yazı
Tablo 18: Kazancı Holding’in Yönetim Kurulu Üyeleri
Adı-Soyadı Görevi
Ali Metin Kazancı Yönetim Kurulu Üyesi
Mehmet Kazancı Yönetim Kurulu Üyesi
Şaban Cemil Kazancı Yönetim Kurulu Üyesi
Tülay Baykal Yönetim Kurulu Üyesi
Kaynak: Bildirim Formu
Kazancı Holding’in ve Kazancı Grubu’na ait şirketlerin hissedarları ile MMEKA
hissedarları arasındaki akrabalık ilişkilerine aşağıdaki tabloda yer verilmektedir.
910
Tablo 19: Kazancı Grubu Hissedarları ve MMEKA Hissedarları Arasındaki Akrabalık İlişkileri
Kaynak: Cevabi Yazı
Adı-Soyadı Akrabalık İlişkisi
Esin Kazancı Mehmet Kazancı’nın eşi
Begüm Kazancı Mehmet-Esin Kazancı’nın kızı
Metin Kaan Kazancı Mehmet Kazancı’nın oğlu
Ali Metin Kazancı Mehmet Kazancı’nın babası
Ş. Cemil Kazancı Mehmet Kazancı’nın kardeşi
Gönül Kazancı Ş. Cemil Kazancı’nın eşi
Tülay Baykal Mehmet Kazancı’nın kardeşi
Necati Baykal Tülay Baykal’ın eşi
Nilgün Kazancı Nurik Mehmet Kazancı’nın amcasının kızı
10-78/1643-608
22
Kazancı Grubu hissedarları ile MMEKA hissedarları arasındaki aile bağları
incelendiğinde, Kazancı Holding’in, Kazancı Ailesi tarafından kontrol edildiği; MMEKA’yı
Mehmet Emin Karamehmet ile ortak kontrol eden gerçek kişilerden Mehmet Kazancı,
Esin Kazancı ve Begüm Kazancı’nın, Kazancı Ailesine mensup olduğu görülmektedir.
MMEKA’nın %… hissesine sahip bulunan Mehmet Kazancı, Kazancı Holding’in %… 920
hissesine sahip Ali Metin Kazancı’nın oğludur. MMEKA’da %… hisseye sahip bulunan
Esin Kazancı, Mehmet Kazancı’nın eşi; yine %… hisseya sahip Begüm Kazancı ise
Mehmet Kazancı’nın kızıdır. Kazancı Holding hissedarlarının tümünün, MMEKA
hissedarları Mehmet Kazancı, Esin Kazancı ve Begüm Kazancı ile akrabalık bağları
mevcuttur.
MMEKA’nın %… hissesine sahip Mehmet Kazancı’nın, Kazancı Grubu’nda yer alan çok
sayıda şirkette doğrudan ve Kazancı Holding A.Ş.’deki hissedarlığı nedeniyle dolaylı
olarak hissedarlığı bulunmaktadır. Taraflar bölümünde yer verilen ve Mehmet
Kazancı’nın doğrudan hissedar olduğu Kazancı Grubu şirketlerini gösteren tablo 930
aşağıdadır.
Tablo 20: Mehmet Kazancı’nın Doğrudan Hissedarı Olduğu Kazancı Grubu Şirketleri
Şirket Adı
1 Kazancı Holding A.Ş.
2 Aksa Enerji Üretim A.Ş.
3 Aksa Elektrik Toptan Satış Anonim Şirketi
4 Aksa Elektrik Perakende Satış Anonim Şirketi
5 Kapıdağ Rüzgar Enerjisi Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş.
6 Rasa Radyatör Sanayi Anonim Şirketi
7 Aksa Doğal Gaz Dağıtım Anonim Şirketi
8 Aksa Doğal Gaz Toptan Satış Anonim Şirketi
9 Balıkesir Doğal Gaz Dağıtım Anonim Şirketi
10 Düzce Ereğli Doğal Gaz Dağıtım Anonim Şirketi
11 Bilecik Bolu Doğal Gaz Dağıtım Anonim Şirketi
12 Manisa Doğal Gaz Dağıtım Anonim Şirketi
13 Çanakkale Doğal Gaz Dağıtım Anonim Şirketi
14 Karadeniz Doğal Gaz Dağıtım Anonim Şirketi
15 Ordu Giresun Doğal Gaz Dağıtım Anonim Şirketi
16 Van Doğal Gaz Dağıtım Anonim Şirketi
17 Aksa Gaz Dağıtım Anonim Şirketi
18 Malatya Doğal Gaz Dağıtım Anonim Şirketi
19 Aksa CNG Sıkıştırılmış Doğal Gaz İletim Dağıtım ve Satış A.Ş.
Kaynak: Cevabi Yazı
MMEKA’nın son gerçek kişi hissedarı ve Genel Koordinatörü Mustafa Kurnaz ise,
Kazancı Ailesine mensup olmamakla birlikte, Rekabet Kurulu’nun 18.2.2010 tarihli
kararıyla izin verdiği devralma işlemi ile Kazancı Holding’e devredilen Anadolu
Doğalgaz Grubu şirketlerinden Anadolu Doğalgaz Toptan Satış A.Ş., Anadolu Doğalgaz
Dağıtım A.Ş., Gümüşhane Bayburt Doğal Gaz Dağıtım A.Ş., Tokat Amasya Doğalgaz 940
Dağıtım A.Ş., Afyon Doğal Gaz Dağıtım A.Ş., Mustafakemalpaşa Susurluk Karacabey
Doğalgaz Dağıtım A.Ş., Gemlik Doğalgaz Dağıtım A.Ş., Trakya Doğalgaz Dağıtım A.Ş.,
Sivas Doğalgaz Dağıtım A.Ş. ve Bandırma Doğalgaz Dağıtım A.Ş.’de hissedar olup, bu
şirketlerin tümünde Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı olarak görev yapmaktadır.10
Dolayısıyla, Mustafa Kurnaz her ne kadar Kazancı Ailesinin mensubu olmasa da,
Kazancı Grubu’na devredilen şirketlerde hissedar ve yönetim kurulu üyesi durumunda
olduğundan, bu dosya kapsamında Mehmet Kazancı ile birlikte Kazancı Grubu ile
ekonomik ekonomik bütünlük içinde sayılmıştır.
10 Kaynak: 18.2.2010 tarih ve 10-18/209-80 sayılı Rekabet Kurulu kararına esas teşkil eden dosya
kapsamındaki bilgi ve belgeler.
10-78/1643-608
23
MMEKA’nın, 8.7.2010 tarihinde kurulduğu göz önüne alındığında, son teklif verme tarihi 950
6.8.2010 olan Başkentgaz ihalesinden ve son teklif verme tarihi 27.7.2010 olan Boğaziçi
Elektrik Dağıtım A.Ş., Gediz Elektrik Dağıtım A.Ş. ve Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş.
ihalelerinden çok kısa süre önce kurulmuş olması dikkat çekmektedir. Gerek yapılan
işlemlerin zamanlaması gerekse aile bağları ve çıkar birliği bakımından işlemin esası
ele alındığında, bu aşamada Mehmet Kazancı ve diğer gerçek kişi hissedarların
Kazancı Grubu’ndan ayrı bir teşebbüs olarak kabul edilmesinin rekabet hukuku
uygulamaları bakımından söz konusu olmadığı görülmektedir. Bütün bu
değerlendirmeler ışığında; aile bağları ve ekonomik çıkar birliği kavramları dikkate
alındığında, MMEKA hissedarlık yapısı içinde yer alan Stargate dışındaki hissedarların,
Kazancı Grubu ile aynı ekonomik bütünlük içinde değerlendirilmesi gerekmektedir. 960
H.3.2. 4054 Sayılı Kanunun 4 ve 7. Maddeleri Kapsamında Değerlendirme
Özellikle ortaklıkların söz konusu olduğu durumlarda, devralma işlemlerinde taraflara
ilişkin değerlendirmenin Kanun’un hem 4. maddesi kapsamında hem de 7. maddesi
kapsamında yapılması gerekliliği ortaya çıkabilmektedir. Bu bağlamda aşağıda öncelikle
Kanunun 4. maddesi kapsamında, ardından da Kanun’un 7. maddesi kapsamında
değerlendirmelere yer verilecektir.
H.3.2.1. Kanunun 4. Maddesi Kapsamında Değerlendirme 970
Esasen, devralacak tarafların ortaklık şeklinde olması durumunda, devir işleminin
sadece Kanunun 7. maddesi kapsamında değil, aşağıdaki koşulların varlığı halinde
Kanunun 4. maddesi kapsamında da değerlendirilmesi gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu
noktada, ortak girişimlerin hangi durumlarda Kanunun 4. maddesi kapsamında bir
anlaşma, hangi durumlarda Kanunun 7. maddesi kapsamında bir yoğunlaşma olarak
kabul edildiği önem kazanmaktadır.
Genel olarak ortak girişimler; ölçek ekonomileri, riskli yatırımların kolaylaştırılması,
teknoloji transferi ve buluşların desteklenmesi, yeni pazarların gelişimi, yapısal kapasite 980
fazlalığının bertaraf edilmesi gibi pek çok iktisadi amaca hizmet edebilir. Öte yandan, bu
anlaşmalar, anılan iktisadi amaçların yanı sıra piyasa gücünün yoğunlaşması, piyasaya
giriş engellerinin artırılması veya rekabetçi davranışların koordinasyonuna yol açması
gibi hissedilir ölçüde bazı rekabet karşıtı etkiler de doğurabilir. Bu noktada, rekabet
hukuku bakımından ortak girişimlerin kendi içinde ikili bir sınıflandırmaya tabi olduğunu
hatırlatmak yerinde olacaktır. Bu sınıflandırma esas itibarıyla bu ortak girişimlerin
birleşme kategorisinde mi yoksa teşebbüsler arası anlaşma kategorisinde mi
değerlendirileceğini belirlemektedir. Şöyle ki; tarafların faaliyetlerini ve güçlerini
birleştirdikleri bir yapı biçimindeki ortak girişimler “yoğunlaşma doğurucu ortak girişimler”
olarak adlandırılır. Öte yandan, rekabet hukuku çerçevesinde bir birleşmeye yol 990
açmamakla birlikte, taraflar arasında belirli bir alanda işbirliği yapılmasını sağlayan ve
teşebbüsler arası bir anlaşma olarak kabul edilen ortak girişimler, “işbirliği doğurucu
ortak girişimler” olarak adlandırılır. Yoğunlaşma doğurucu ortak girişimler 4054 sayılı
Kanunun 7. maddesi kapsamında değerlendirilirken, işbirliği doğurucu ortak girişimler
Kanunun 4. maddesi kapsamında değerlendirmeye tabi tutulur.
Bu sınıflandırmanın yapılması, gerek şekil, gerekse piyasaya etkilerin ortaya konulması
bakımından uygulamada çok da kolay olmamaktadır. Çünkü yoğunlaşma doğurucu
olarak kabul edilen bir ortak girişim anlaşması, rekabeti sınırlayıcı etkiler içerebilecektir.
Ancak, yoğunlaşma doğurucu ortak girişimler, ana teşebbüslerin organizasyonlarında 1000
kalıcı yapısal değişikliklere yol açarken, içerdikleri işbirlikçi yönlere rağmen rekabeti
10-78/1643-608
24
teşvik edici bir rol de üstlenebilecektir. Aynı şekilde, işbirliği doğurucu kabul edilen ve
rekabeti sınırlayıcı etkisinin, yoğunlaşmalara kıyasla daha fazla olacağı düşünülen bir
ortak girişim anlaşması, üretim, dağıtım ya da araştırma-geliştirme alanlarında taraf
teşebbüslerin etkin faaliyette bulunmalarını sağlayabilmektedir. Bu noktada genel olarak
rekabet otoritelerinin yaklaşımı, bir ortak girişimin, amaçlanan olumlu etkileri ile rekabet
karşıtı etkilerini dengelemek suretiyle, bu oluşumun rekabetçi piyasa hedefleriyle
bağdaşıp bağdaşmadığını değerlendirmektir. Şüphesiz, bu yöndeki değerlendirmede ilk
adım, değerlendirmeye tabi olan ortak girişimin hangi kategoride ele alınacağının
tespitidir. 1010
Mevzuat bakımından bu sınıflandırmaya ilişkin tek tanım, 4054 sayılı Kanunun 7.
maddesi kapsamındaki yoğunlaşma doğurucu ortak girişimlere ilişkin olarak, 1997/1
sayılı Tebliğ’de yer almaktadır. 1997/1 sayılı Tebliğin “Birleşme veya Devralma Sayılan
Haller” başlıklı 2. maddesinde Kanunun 7. maddesi kapsamında birleşme sayılan ortak
girişimler şu şekilde tanımlanmaktadır:
“c) Amaçlarını gerçekleştirmek üzere işgücü ve malvarlığına sahip olacak şekilde
bağımsız bir iktisadi varlık olarak ortaya çıkan ve taraflar arasındaki veya taraflarla ortak
girişim arasındaki rekabeti sınırlayıcı amacı veya etkisi olmayan ortak girişimler (joint-
venture).” 1020
Bu noktada, yeni oluşacak yapının yoğunlaşma olarak kabul edilmesi için üç ana başlık
altında değerlendirilmesi gerekmektedir:
a. Ortak Kontrol
b. Tam İşlevsellik (Bağımsız bir iktisadi varlık)
c. Rekabetçi Davranışların Koordinasyonu Riski (Rekabeti sınırlayan amaç ya da etki)
Devre konu olan Başkentgaz’ın halihazırda faaliyetlerini tam işlevsel olarak yürüten bir
dağıtım şirketi olduğu ortadadır. Bu noktada, devralan tarafların ortak girişim grubu
şeklinde olması durumunda bu ortaklıkların gerçekleştirecekleri devir işleminin 1997/1
sayılı Tebliğ kapsamında bir birleşme sayılması için, taraflar arasındaki veya taraflarla
ortak girişim arasındaki rekabeti sınırlayıcı amacı veya etkisi olmadığının ortaya 1030
konması gerekmektedir. Bu değerlendirme asıl itibarıyla, söz konusu ortaklığın 4054
sayılı Kanunun 4. maddesi anlamında “bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya
dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi
doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar” kapsamına
girip girmediğinin incelenmesinden ibarettir. Bu tür ortaklıkların değerlendirilmesinde
genel olarak rekabetçi davranışların koordinasyonu riski kavramı ön plana çıkmaktadır.
Teşebbüslerin ortak girişim kurmaları halinde rekabetçi davranışların koordinasyonu
riskinin doğması, söz konusu ortak girişim ile kurucu teşebbüslerin aynı piyasada aktif
olmaları, ya da kurucu şirketlerin, ortak girişimin faaliyet alanının alt, üst ya da komşu 1040
pazarlarında rakip olarak kalmayı sürdürmeleri halinde gündeme gelmektedir. Bu
nedenledir ki, çoğu zaman tarafların söz konusu ortak girişimin Kanunun 4. maddesi
kapsamında değerlendirilen işbirliği doğurucu bir ortak girişim değil de, Kanunun 7.
maddesi kapsamında kabul edilen yoğunlaşma doğurucu bir ortak girişim olmasını
sağlamak amacıyla ortak girişim sözleşmelerinde, ortak girişimin varlığını devam
ettirdiği süre boyunca tarafların ortak girişimle aynı pazarda ya da ortak girişimin alt, üst
veya komşu pazarlarında rakip faaliyetlerde bulunmayacağını belirten “rekabet
yasaklarına” yer verdiği görülmektedir. Bu tip rekabet yasakları, bu ortak girişimin
oluşturulmasıyla ilgili ve gerekli bir ‘yan sınırlama’ olarak kabul edilmekte ve söz konusu
ortak girişimi rekabet hukuku uygulamaları bakımından yapılacak sınıflandırmada 1050
Kanunun 7. maddesi kapsamında sayılan yoğunlaşma doğurucu ortak girişimler arasına
sokmaktadır.
10-78/1643-608
25
Görüldüğü üzere, rakip teşebbüsler arasında gerçekleştirilen ortaklıkların
değerlendirmesinde, tarafların ilgili pazarda ve alt, üst ya da komşu pazarlarda hangi
pazar payına ulaştıkları ve ayrıca bu ortaklıklarla oluşturulan yayılma etkisinin de
dikkate alınması gerekmektedir. Burada ortaya çıkan soru, Rekabet Kurulunun bu
ortaklıkları hangi noktaya kadar 4. madde kapsamı dışında tutacağıdır.
Değerlendirmede genel olarak, tarafların pazardaki pozisyonu, piyasa yapısı, pazar
payları, pazara giriş engelleri, alım gücü, ürün özellikleri ve benzeri birçok unsur dikkate 1060
alınabilmektedir. Bunun yanında, özellikle potansiyel rekabet bakımından, doğal gaz
piyasalarında tarafların mevcut faaliyetlerinin yanında, özelleştirme süreciyle birlikte
devletin yerini özel sektöre bıraktığı serbestleşme sürecine ilişkin beklenti ve öngörüler
de önem kazanmaktadır. Bu noktada, özellikle Kanunun 4. maddesi kapsamında bir
anlaşma niteliğinde değerlendirilecek ortaklıklarda, her bir ortağın bağımsız ya da başka
ortaklarla birlikte yer aldığı tüm şirketler, (spillover effect-yayılma etkisi bakımından)
değerlendirmede dikkate alınacaktır.
Özelleştirme sürecinde ortaya çıkan ortaklık yapılarına ilişkin Kanunun 4. maddesinin
uygulanması bakımından MERAM Elektrik Dağıtım A.Ş. (MERAM)’nin özelleştirilmesine 1070
ilişkin karar örnek teşkil etmektedir. MERAM bölgesinin özelleştirilmesi sürecinde ihaleyi
kazanan ALARKO’nun devam eden süreçte CENGİZ ile kurduğu ALCEN ortaklığı ile
MERAM’ı devralmasına ilişkin bildirim kapsamında verdiği kararında Kurul, söz konusu
ortaklığı 4. madde kapsamında da değerlendirmeye tabi tutmuştur. ALCEN kararında
Kurul, alt ve üst pazarlar da dahil olmak üzere koordinasyon riski değerlendirmesi
yapmış, değerlendirmenin sonucunda da işlemin Kanunun 4. maddesi kapsamına
alınmasına gerek bulunmadığına, dolayısıyla 1997/1 sayılı Tebliğ kapsamında
değerlendirme yapılması gerektiğine karar vererek, bu kapsamda işleme izin vermiştir.
Bu kararında Kurul, ALCEN’in yapısını incelerken, kurucu tarafların dağıtım, toptan
satış, perakende satış ve üretim faaliyetlerini dikkate almış, gerek ortak girişimin faaliyet 1080
alanında tarafların başka faaliyetlerinin olmaması ve gerekse de dağıtım ve üretim gibi
alanlarda tarafların toplam pazar paylarının dikkate değer derecede yüksek
bulunmaması nedeniyle söz konusu ortaklığı Kanunun 4. maddesi kapsamında mütalaa
etmemiştir.
Başkentgaz’ın özelleştirilmesi sürecinde teklif sahibi MMEKA’nın bir ortak girişim
niteliğinde olduğu görülmektedir. MMEKA’nın yapısının ve bu yapı içerisinde ortak
kontrole sahip olan Kazancı Grubu’nun (Mehmet Kazancı ve diğer gerçek kişiler)
konumunun, mevcut haliyle söz konusu ortak girişimi 1997/1 sayılı Tebliğ kapsamında
birleşme/devralma sayılan bir ortak girişim olmaktan çıkarıp çıkarmadığı incelenmelidir. 1090
MMEKA hisselerinin %50,001’i Stargate’e, hisselerin geri kalanı ise daha önce de
belirtildiği üzere Kazancı Grubu ile aynı ekonomik bütünlük içinde sayılan gerçek kişilere
aittir. Bu kapsamda, MMEKA’nın rekabet hukuku kapsamında Stargate ve Kazancı
Grubu’nun ortak kontrolü altında bir şirket olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.
MMEKA ortaklığının diğer tarafı olan gerçek kişilerin aynı ekonomik bütünlük içinde yer
aldıkları Kazancı Grubu’nun mevcut durumda doğal gaz piyasasında faaliyeti
bulunmakla birlikte, MMEKA’nın taraflarından Stargate’in ve dolayısıyla Karamehmet
Grubu’nun doğal gaz piyasasında mevcut bir faaliyeti bulunmamaktadır. Aynı şekilde bu 1100
grubun elektrik piyasasında da herhangi bir faaliyeti yoktur. Bu nedenle mevcut haliyle
MMEKA’nın, faaliyetlerini bağımsız şekilde sürdürmekte olan iki teşebbüs arasında
rekabetçi davranışların koordinasyonunu sağlayacak bir yapısının bulunmadığı
görülmektedir. Ancak bu noktada halihazırda tam işlevsel bir yapıda devam etmekte
olan devre konu Başkentgaz’ın, MMEKA tarafından da devralındıktan sonra yine tam
10-78/1643-608
26
işlevsel olarak faaliyetlerine devam etmesi gerekmektedir. Başka bir ifadeyle MMEKA
ve Başkentgaz, kendi sürekliliğini ve ana teşebbüslerden bağımsızlığını sağlamaya
yönelik olarak günlük işleri idare etmek üzere kendine ait bir yönetime, yeterli personel,
varlık ve finansal kaynağa sahip olmak gibi özellikleri barındırmalıdır. Bunlara ilaveten,
mevcut durumda Karamehmet Grubu’nun doğal gaz piyasasının hiçbir seviyesinde 1110
faaliyeti bulunmamakla birlikte, ileride tek başına ya da başka ortaklıklarla bu piyasada
faaliyete başlaması durumunda, ortak girişimin taraflarından her ikisinin de piyasada
faaliyet göstermesinden dolayı rekabetçi davranışların koordinasyonu riski doğacak
olup, olası bu durum Kanunun 4. ve 5. maddesi hükümlerine göre
değerlendirilebilecektir. Ancak bu aşamada MMEKA’nın yapısının 4. madde
kapsamında olmadığı, dolayısıyla teklif sahibi MMEKA’nın Kanunun yalnız 7. maddesi
çerçevesinde değerlendirilmesinin yeterli olduğu görülmektedir.
H.3.2.2. Kanunun 7. Maddesi Bakımından Değerlendirme
1120
İlgili ürün pazarı olarak belirlenen dağıtım faaliyetlerinin bölgesel olarak doğal tekel
niteliği taşıması nedeniyle devre konu dağıtım firmalarının dağıtım hizmetleri
bakımından %100 pazar payına sahip olduğu dikkate alındığında, tek başına bu durum
sebebiyle dahi, bildirime konu her bir devir işleminin, alıcı taraf her kim olursa olsun
Rekabet Kurulu iznine tabi olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Kaldı ki, devre konu
dağıtım şirketlerinin 2009 yılı ciroları 1997/1 sayılı Tebliğ’de yer alan eşiklerin oldukça
üzerindedir. Dolayısıyla bildirim konusu işlemlerin 4054 sayılı Kanunun 7. maddesi
kapsamında değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir.
H.3.2.2.1. Yatay Yoğunlaşmaya İlişkin Değerlendirme 1130
Söz konusu devir işlemine yönelik olarak, 4054 sayılı Kanun kapsamında yapılacak
analizde en önemli konulardan birisi yatay yoğunlaşmanın olup olmadığı ve
Başkentgaz’ı devralacak teşebbüsün hakim duruma gelmesi ya da mevcut hakim
durumunu güçlendirmesinin söz konusu olup olmadığıdır.
Söz konusu analizin yapılabilmesi için satışların tüketicilere göre dağılımının
değerlendirilmesi önem taşımaktadır.
H.3.2.2.1.1. Doğal Gaz Perakende Satış Tarifeleri 1140
Yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, dağıtım şirketleri görevli oldukları
bölgelerinde dağıtım ve perakende satış hizmetlerini yürütmekle yükümlüdürler. Dağıtım
hizmeti yükümlülüğünün özelleştirme veya lisanslama yoluyla devri, hizmetin bölgesel
doğal tekel niteliği gereği bir tekel hakkı devri anlamına gelmektedir. Buna ek olarak,
tüm dağıtım şirketleri, lisanslarında tanımlanan dağıtım bölgesi sınırları içinde yer alan
serbest olmayan tüketiciler nezdinde zaten tekel konumunda bulunmaktadır. Bu
nedenle söz konusu hizmetin fiyatlandırılması, EPDK tarafından gerçekleştirilmektedir.
4646 sayılı Kanun’un 11. maddesi uyarınca perakende satış tarifesi bakımından; 1150
dağıtım şirketleri en ucuz kaynaktan gaz temin ettiklerini, verimli ve güvenli işletmecilik
yaptıklarını ispat etmek zorunda olup, lisans süresi içerisinde de bu yükümlülüğe
uymak zorundadır. Dağıtım şirketinin birim gaz alım fiyatı, birim hizmet
bedeli, amortisman bedelleri ve diğer faktörlerden meydana gelecek olan perakende
satış fiyatları ve tarife esasları EPDK tarafından belirlenmektedir. Belirlenen perakende
satış fiyatının dışında tüketicilerden herhangi bir ad altında ücret talep edilemez.
Perakende satış tarifeleri enflasyon ve diğer hususlar göz önüne alınarak, dağıtım
şirketlerinin Kuruma başvurması halinde yeniden tespit edilebilmektedir.
10-78/1643-608
27
26.9.2002 tarih ve 24888 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Doğal 1160
Gaz Piyasası Tarifeler Yönetmeliği’nin (Tarife Yönetmeliği) 14. maddesi uyarınca;
Perakende Satış Tarifeleri bakımından dağıtım lisansı verilecek tüzel kişilerin
tarifelerinin hesaplanmasında ihalede teklif etmiş oldukları abone bağlantı, birim hizmet
ve amortisman bedelleri dikkate alınmaktadır. Bununla birlikte, 16.12.2010 tarih ve
27787 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren değişiklik ile Doğal Gaz
Piyasası Tarifeler Yönetmeliği’nin 14. maddesindeki ilgili hüküm;
“Dağıtım şirketlerinin uygulayacağı perakende satış fiyatı birim doğal gaz alım fiyatı,
sistem kullanım bedeli ile diğer faktörlerden oluşur.
1170
Sistem kullanım bedeli, tüketicilerin sisteme getirdikleri yük ve maliyetler ile Kurul
tarafından belirlenen tüketim kademeleri dikkate alınarak tespit edilir. Belli bir tüketim
aralığındaki tüketiciler tarafından ödenecek birim hizmet ve amortisman bedeli ile
taşıma bedeli aynı aralık için belirlenen sistem kullanım bedeline eşittir.
Dağıtım şirketinin uygulayacağı perakende satış fiyatı Kurul tarafından onaylanan
perakende satış fiyatı üst sınırını geçemez. Dağıtım şirketleri tüketicilerden, belirlenen
perakende satış fiyatının dışında herhangi bir ad altında ücret talep edemez.
Dağıtım şirketinden doğal gaz alan serbest tüketicilere uygulanacak perakende satış 1180
fiyatı, Kurul tarafından belirlenecek olan perakende satış fiyatı üst sınırını geçmemek
kaydıyla, ilgili taraflar arasında serbestçe belirlenir.
Dağıtım şirketlerinin bir tedarikçiden doğal gaz alan tüketiciler için uygulayacağı sistem
kullanım bedeli, Kurul tarafından belirlenen bedelleri geçemez.
Dağıtım şirketi sistem kullanım bedeli uygulamalarında kendi müşterileri ile bir
tedarikçiden gaz alan tüketiciler arasında ayrım yapamaz.
Kurul belirlenecek olan sistem kullanım bedelini, tüketim miktarlarını ve/veya tüketici 1190
gruplarını dikkate alarak kendi içinde kademelendirebilir. Kurul dağıtım bölgelerinin
özelliklerini dikkate alarak farklı kademeler belirleyebilir.
Dağıtım şirketleri Kurul tarafından onaylanan tarifeye uygun olmak kaydıyla, mevsimsel
tarifeler ve/veya kesintili ve/veya kesintisiz tarifeler uygulayabilir.
Kurumun yaptığı ihale sonucunda lisanslandırılan veya lisanslandırılacak olan şehir içi
doğal gaz dağıtım tüzel kişilerinin tarifelerinin hesaplanmasında ihalede teklif etmiş
oldukları abone bağlantı, birim hizmet ve amortisman bedelleri dikkate alınır. Söz
konusu tüzel kişilerin ihale şartnamelerinde belirlenen süre boyunca abonelerine 1200
uygulayacakları perakende satış fiyatı; birim doğal gaz alım fiyatı, sistem kullanım
bedeli ve diğer faktörlerden oluşan perakende satış fiyatı üst sınırını geçemez. Bu
şirketlerin uygulayacağı sistem kullanım bedeli ihalede teklif etmiş oldukları birim hizmet
ve amortisman bedeline eşittir. Bu şirketlerin serbest tüketiciler için uygulayacakları
sistem kullanım bedeli ihalede teklif etmiş oldukları birim hizmet ve amortisman bedeli
üst sınırını geçemez.”
şeklinde değiştirilmiştir.
Doğal gazın nihai tüketicilere satışında tarifelerin serbest olan tüketiciler ve serbest 1210
olmayan tüketiciler için ayrı ayrı tanımlandığı, serbest olan tüketicilerin alt grupları için
10-78/1643-608
28
alınan miktar, sözleşme süresi gibi kriterlere dayanılarak herhangi bir tarife ayrıştırması
yapılmadığı görülmektedir. Mevcut durumda, dağıtım şirketi, serbest olan tüketicilere
yaptığı satışlarda tedarikçinin (üretici, ithalatçı ve toptan satıcı) doğal gaz satış fiyatı
üzerine bir sistem kullanım bedeli eklemekte; serbest olmayan tüketicilere yapılan
satışlarda ise tedarikçinin doğal gaz satış fiyatına birim hizmet ve amortisman bedelini
eklemektedir. Bu şirketlerin serbest tüketiciler için uygulayacakları sistem kullanım
bedeli ise şirketlerin ihalede teklif etmiş oldukları birim hizmet ve amortisman bedeli üst
sınırını geçememektedir.
1220
Dağıtım piyasasındaki ihaleler ise 4646 sayılı Kanun ve Doğal Gaz Piyasası Dağıtım ve
Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği’ne11 uygun olarak yapılmaktadır. İhale koşulları (örneğin
dağıtım bölgesi, lisansın süresi, serbest müşteri eşiği ve sabit bir süre için müşteri
bağlantı bedeli, vb) EPDK tarafından belirlenmektedir. İhaleler lisansın yürürlüğe girdiği
tarihten itibaren sekiz yıllık süre için belirlenecek olan birim hizmet ve amortisman
bedeline dayanmaktadır. Bu sabit sürenin tamamlanmasından sonra tavan fiyatla ilgili
düzenleme uygulanacaktır. Birim hizmet ve amortisman bedeli, altyapıya ait bütün
işletme maliyetleri ve amortisman ile nihai müşteriye tedarik edilen gazda metreküp
başına getiri oranını kapsamakta ancak gazın veya sayacın maliyetini kapsamamakta;
sayacın maliyeti, abone bağlantı bedeli (ABB) içerisinde yer almaktadır. Şu ana kadar 1230
en yüksek ABB ilk beş yıl için (KDV hariç) 180 ABD Doları olmuştur.
Tablo 21: Yeni Dağıtım İhaleleri
Dağıtım Bölgesi Kazanan Şirket İhale İlan Tarihi İhale Tarihi
BHAB*
(ABD Cent/kW
saat)
BHAB/TB
(Kasım 2010
itibarıyla) (TL/
m³)
Kayseri HSV 18.01.2003 19.06.2003 0.076 0,011646
Konya Gaznet 02.02.2003 31.07.2003 0.064 0,009807
Erzurum Palen 07.02.2003 13.08.2003 0.046 0,007049
Çorlu Arsan 30.04.2003 28.08.2003 0.036 0,005517
Gebze Palgaz 02.05.2003 11.09.2003 0.052 0,007968
İnegöl Kalen 30.04.2003 18.09.2003 0.061 0,009347
Çatalca Anadolu 30.04.2003 25.09.2003 0.044 0,006742
Bandırma Anadolu 02.07.2003 09.10.2003 0.174 0,026663
Balıkesir Aksa 02.07.2003 16.10.2003 0.112 0,017163
Sivas Anadolu 02.07.2003 30.10.2003 0.164 0,025131
Kütahya Ongaz 02.07.2003 06.11.2003 0.124 0,019001
Konya-Ereğli Gaznet 26.07.2003 04.12.2003 0.172 0,026357
Çorum Gaznet 26.07.2003 18.12.2003 0.079 0,012106
Kırıkkale-Kırşehir Günay 31.08.2003 08.01.2004 0.158 0,024211
Samsun Cengiz 07.09.2003 22.01.2004 0.055 0,008428
Aksaray Ers 21.09.2003 12.02.2004 0.236 0,036164
Karadeniz Ereğli-
Düzce Aksa 29.09.2003 08.04.2004 0.034 0,005210
Gemlik Anadolu 26.07.2003 22.04.2004 0.239 0,036624
Yalova Arsan 12.03.2004 01.07.2004 0.031 0,004750
Uşak Udaş 11.01.2004 02.12.2004 0.055 0,008428
11 Doğal Gaz Piyasası Dağıtım ve Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği, Resmi Gazete Tarih: 3 Kasım 2002,
Sayı: 24925, .
10-78/1643-608
29
Polatlı Delta 29.05.2004 13.01.2005 0.230 0,035245
İzmir Kolin 08.06.2004 27.01.2005 0.012 0,001839
Manisa Aksa 18.06.2004 24.02.2005 0.016 0,002452
Niğde-Nevşehir Metangaz 10.07.2004 17.03.2005 0.098 0,015017
Bilecik-Bolu Aksa 24.07.2004 09.06.2005 0.016 0,002452
Karabük-Kasta.-
Çankırı Çorum 02.11.2004 16.06.2005 0.069 0,010573
Edirne-Kırklareli-
Tekirdağ Zorlu 05.09.2004 23.06.2005
0
ABB: 0
2.5 milyon YTL 0,000000
Yozgat Çorum 19.11.2004 30.06.2005 0.176 0,026970
Malatya Peker 21.08.2004 07.07.2005 0.037 0,005670
K.Maraş Arsan 22.08.2004 14.07.2005 0.009 0,001379
Denizli Metangaz 05.09.2004 21.07.2005 0 ABB:149$ 0,000000
Gaziantep-Kilis Zorlu 11.10.2004 28.07.2005 0 ABB:30$ 0,000000
Şanlıurfa Gür-dağ 19.12.2004 09.11.2005 0.095 0,014558
Çanakkale Aksa 02.07.2005 16.12.2005 0.001 0,000153
Isparta-Burdur Sel-tan 24.05.2005 23.12.2005 0.015 0,002299
Afyonkarahisar Anadolu 11.06.2005 06.01.2006 0 ABB:174$ 0,000000
Kars-Ardahan İs-ka 16.06.2005 20.01.2006 0.279 0,042753
Erzincan Metangaz 02.07.2005 27.01.2006 0.089 0,013638
Karaman Tefirom 16.07.2005 03.02.2006 0.144 0,022066
Amasya-Tokat Anadolu 16.07.2005 10.02.2006 0 ABB: 163$ 0,000000
Antalya Metangaz 16.07.2005 17.02.2006 0 ABB: 5$ 0,000000
Karacabey-M.
Kemalpaşa-
Susurluk
Anadolu 11.06.2005 24.02.2006 0.081
0,012412
Elazığ Anadolu 26.11.2005 21.07.2006 0 ABB: $5 0,000000
Trabzon-Rize Aksa 15.11.2005 15.08.2006 0.008 0,001226
Gümüşhane-
Bayburt Anadolu 04.12.2005 22.09.2006 0.250 0,038309
Diyarbakır Fernas 18.01.2005 03.11.2006 0.290 0,044439
Adıyaman Akmercan 27.01.2006 01.12.2006 0.010 0,001532
Ordu-Giresun Aksa 01.02.2006 08.12.2006 0 ABB: $169 0,000000
Seydişehir-
Çumra Cengiz 01.02.2006 23.03.2007 0.063 0,045511
Van Aksa 21.02.2006 16.03.2007 0.297 0,009654
Çukurova Aksa 02.05.2006 20.07.2007 0 ABB: $167 0,000000
Aydın Metangaz 16.1.2007 8.2.2008
0,
ABB:165 $
0,000000
Siirt-Batman Anadolu 29.01.2007 28.12.2007 0,235 0,036011
Geyve-Ali Fuat
Paşa-Pamukova Akmercan 01.07.2010 25.11.2010 0,280 -
Kaynak: EPDK
*Belirtilmemişse, ihalelerde, ABB 180 ABD Doları’dır.
10-78/1643-608
30
4646 sayılı Kanunda belirtilen yeni dağıtım ihalelerine başlanmadan önce 6 şehirde
kurulmuş olan 7 dağıtım şirketi (İstanbul’da İGDAŞ ve Bahçeşehir, Ankara’da
Başkentgaz, İzmit’te İZGAZ, Adapazarı’nda AGDAŞ, Eskişehir’de ESGAZ, Bursa’da
BURSAGAZ) bakımından birim hizmet amortisman bedelleri ve taşıma bedelleri 1240
aşağıda Tablo 22’de sunulmuştur.
Tablo 22: Eski Dağıtım Bölgelerinin Birim Hizmet ve Amortisman Bedelleri
Dağıtım Şirketleri (Eskiler) TB (Kasım 2010 itibarıyla) (TL/ m³) BHAB (Kasım 2010 itibarıyla) (TL/ m³)
İGDAŞ 0,022780 0,096006
BAŞKENTGAZ12 0,011090 0,080003
AGDAŞ 0,004320 0,071624
İZGAZ 0,026485 0,084065
ESGAZ13 0,023441 0,036005
BURSAGAZ14 0,025081 0,036005
BAHÇEŞEHİR 0,013922 0,107528
Kaynak: EPDK
H.3.2.2.1.2. Serbest Tüketicilere ve Serbest Olmayan Tüketicilere (Abonelere)
Yapılan Satışlar
4646 sayılı Kanuna göre serbest tüketici, herhangi bir üretim şirketi, ithalat şirketi,
dağıtım şirketi veya toptan satış şirketi ile doğal gaz alım-satım sözleşmesi yapma 1250
serbestisine sahiptir. Yine Kanundaki “dağıtım” faaliyetinin tanımına bakıldığında,
mahalli boru hattı şebekesi üzerinden nakil ve perakende satış anlamına geldiği
görülmektedir. “Dağıtım şirketi” tanımı ise, belirlenen şehirde, doğal gaz dağıtımı (yani
nakil ve perakende satış) ve mahalli gaz boru hattı şebekesi ile nakli faaliyetlerini yapan
tüzel kişi olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bu tanımlamalardan ve raporun ilgili ürün pazarına ilişkin kısımlarından anlaşılacağı
üzere, dağıtım şirketi, lisanslarında belirlenen şehirde/şehirlerde dağıtım hatları
üzerinden nakil hizmeti ve serbest olmayan tüketiciler (aboneler) ile serbest tüketicilere
perakende satış hizmeti vermektedir. Dolayısıyla, dağıtım şirketleri kendi bölgeleri 1260
dışında kalan şehirlerdeki serbest olan veya/olmayan tüketicilere doğal gaz satışı
yapamamaktadırlar. Bununla birlikte, dağıtım şirketleri, kuracakları doğal gaz toptan
satış şirketleri aracılığı ile farklı dağıtım bölgelerindeki serbest tüketicilere doğal gaz
satışı yapabilmektedirler.
Diğer yandan büyük dağıtım bölgelerinde veya birden çok dağıtım bölgesinde faaliyet
göstermekte olan teşebbüsler, üst pazar yani toptan satış pazarı için küçük ve az doğal
gaz kullanan dağıtım bölgelerine göre daha cazip olmaktadır. Bunun sonucunda da tek
bir dağıtım bölgesinde büyük miktarlarda gaz tüketilen veya çok sayıda dağıtım
bölgesinde faaliyet göstermesi sebebi ile çok miktarda doğal gaz satın alan teşebbüsler 1270
belli bir “alım gücü”ne15 sahip olmaktadırlar.
4646 sayılı Kanun’da dağıtım şirketlerinin yurt çapında sadece iki şehirde lisans sahibi
olabileceği, bu sayının EPDK tarafından Kurul kararıyla arttırılabileceği hükme
bağlanmıştır. Nitekim halihazırda bu sayı 20 olarak tespit olunmuştur. Mevcut
12 Başkentgaz için 0,05555 Dolar/ m³ BHAB ve 0,00077 Dolar/ m³ TB belirlenmiştir, tablodaki değerler bu
rakamların TL’ye çevrilmiş halidir.
13 Esgaz için 2,5 cent/ m³ BHAB belirlenmiştir, tablodaki değerler bu rakamların TL’ye çevrilmiş halidir.
14 Bursagaz için 2,5 cent/ m³ BHAB belirlenmiştir, tablodaki değerler bu rakamların TL’ye çevrilmiş halidir.
15 Alt pazardaki alım gücünün dikey bütünleşik yapı üzerindeki rekabetçi etkileri bir sonraki bölümde
yapılan analizde ele alınacaktır.
10-78/1643-608
31
düzenleme koşulları altında bir teşebbüsün çok sayıda dağıtım bölgesinde faaliyet
göstermesinin iktisadi sonucu, anılan teşebbüsün alım gücünün, dolayısıyla doğal gaz
tedarik eden şirketler üzerindeki pazarlık gücünün artması olacaktır. Bu durumda alım
fiyatlarının düşmesinin, iktisadi regülasyonun sonucu olarak tüketici fiyatlarına doğrudan
yansıması beklenecektir. 1280
Fakat, dağıtım şirketleri, serbest olmayan tüketicilere yapılan satışlarda doğal gaz alım
fiyatına, birim hizmet ve amortisman bedelini (BHAB) eklemektedir. Bu durumda dağıtım
şirketinin doğal gazı ne kadara mal ettiği onun için önem arz etmemektedir.
Bu kapsamda, dağıtım şirketinin en ucuz kaynaktan gaz tedarik etmesinin önünde de
herhangi bir motivasyon kaynağı bulunmamaktadır. Bu riski ortadan kaldırmak için 4646
sayılı Kanun’un 11. maddesinde “Dağıtım şirketleri en ucuz kaynaktan gaz temin
ettiklerini, verimli ve güvenli işletmecilik yaptıklarını ispat etmek zorunda olup, lisans
süresi içerisinde de bu yükümlülüğe uymak zorundadır.” denilmektedir. Buna ek olarak, 1290
7. madde kapsamında dağıtım şirketlerinin bir yıl içinde dağıtacakları gazın en fazla
yüzde ellisini bir tüzel kişiden satın alabilecekleri, Kurulun rekabet ortamının oluşmasını
dikkate alarak bu oranı arttırabileceği ya da azaltabileceği hükme bağlanmıştır. Bununla
birlikte, bu hükum, teşebbüslerin aynı ekonomik bütünlük içinde farklı tüzel kişilikler
kurarak doğal gaz satmasını engelleyemediğinden rekabet açısından istenen etkiyi
yaratamamaktadır.
Teşebbüslerin doğal gaz dağıtım faaliyeti dışında herhangi bir piyasa faaliyetine daha
iştirak etmesi durumunda, bu durumun 4054 sayılı Kanun kapsamında daha detaylı
irdelenmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, dikey bütünleşmeye ilişkin değerlendirme ile 1300
birlikte Türkiye’deki dağıtım şebekesinin önemli bir bölümünü kontrolünde bulunduran
Kazancı Grubu’nun bu devralmayla birlikte doğal gaz piyasasında önemli bir büyüklüğe
ulaştığı ve grubun bu piyasada gelecekte gerçekleştireceği olası devralmalarda daha
kritik değerlendirmelerin yapılabileceği kanaatine varılmaktadır. Bununla birlikte, bu
işlem sonucunda Başkentgaz ile birlikte Kazancı Grubu’nun dağıtım bölgeleri içerisinde
ulaşacağı pazar paylarının hakim durum yaratacak ya da mevcut bir hakim durumu
güçlendirecek nitelikte olmadığı kanaatine varılmıştır.
H.3.2.2.2. Dikey Bütünleşmeye İlişkin Değerlendirme
1310
Bildirim konusu işlem neticesinde Başkentgaz’ı devralacak teşebbüsün dikey
bütünleşme yoluyla hakim durumunu güçlendirip güçlendirmeyeceği bahsine gelince, bu
noktada tartışılması gereken temel husus, dağıtım şirketlerinin dikey bütünleşik bir yapı
içinde aynı zamanda toptan satış ya da ithalat pazarlarında faaliyet göstermesinin
serbest olmayan tüketiciler üzerindeki etkileri ve dağıtım şirketlerinin alım gücüdür.
Daha önce ifade edildiği üzere serbest olmayan tüketicilere uygulanan perakende satış
fiyatları regülasyona tâbidir. Bu fiyat dağıtıcıların alım fiyatları üzerine (ihalede
belirlenen) birim hizmet ve amortisman bedelinin eklenmesiyle elde edilmektedir.
Dolayısıyla dikey bütünleşik yapı içinde faaliyet gösteren dağıtım şirketleri, aynı
kişi/kişiler tarafından kontrol edilen toptan satış şirketlerinden, doğrudan serbest 1320
olmayan tüketicilere yansıtacakları yüksek fiyatlarla doğal gaz satın alma eğilimi
gösterebileceklerdir. Bu şekilde rekabet hukuku bağlamında sömürücü fiyatlama
davranışı ortaya çıkması olasılık dâhilindedir.
10-78/1643-608
32
H.3.2.2.2.1. Toptan Satış Tarifeleri
4646 sayılı Kanuna göre, gerek ithalat sözleşmeleriyle yurt dışı kaynaklardan, gerekse
yerel üretimden elde edilen gazın yurt içindeki dağıtım şirketlerine ya da serbest
tüketicilere satılması işine “toptan satış” denilmektedir. 1330
4646 sayılı Kanun’un 11. maddesi uyarınca toptan satış tarifesi bakımından; EPDK,
doğal gaz satış tarifelerinde esas alınacak unsurları ve şartları belirlemektedir. Satış
fiyatları ise, bu esaslar dahilinde doğal gaz alım satımı yapan taraflarca serbestçe
belirlenmektedir. Tarife Yönetmeliği’nin 13. maddesi uyarınca doğal gaz toptan satış
fiyatları bu esaslar çerçevesinde doğal gaz alım satımı yapan taraflar arasında Kurul
tarafından onaylanmış tarifelere uygun olmak kaydıyla serbestçe belirlenmektedir.
H.3.2.2.2.2. Türkiye Doğal Gaz Toptan Satış Faaliyetleri
4646 sayılı Kanuna göre toptan satış faaliyetini, doğal gaz ithalatçıları, herhangi bir 1340
toptan satış lisansına gerek olmaksızın; toptan satış şirketleri ve yine yerel üretim
gerçekleştiren şirketler ise toptan satış lisansı almak kaydıyla
gerçekleştirebilmektedirler. Söz konusu şirketlerin mevcut durumda Türkiye doğal gaz
piyasasında faaliyet göstermek için EPDK’dan almış oldukları lisans sayıları aşağıdaki
tabloda yer almaktadır.
Tablo 23: EPDK Tarafından Verilen İthalat ve Toptan Satış Lisansları
Lisans Türü Adedi
Boru Gazı /LNG 12
Spot LNG 21
İthalat Lisansları
Toplam 33
Toptan Satış Lisansları 34
TOPLAM 67
Kaynak: EPDK
Daha önce sadece BOTAŞ tarafından yerine getirilen ithalat –dolayısıyla toptan satış-1350
faaliyeti, 2005 yılında gerçekleştirilen kontrat devri ihalesi ile yeni ithalatçılar (Shell,
Bosphorus, Enerco, Avrasya) tarafından da yerine getirilmeye başlanmıştır.
2008 yılının Temmuz ayında ise 4646 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler ile spot LNG
piyasasına ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir. Söz konusu hükümler ışığında spot
LNG ithalatı serbest bırakılarak toptan satış piyasasında baştan beri faaliyet gösteren
BOTAŞ’a ve BOTAŞ’tan devraldıkları kontrat ile piyasaya giren dört şirkete ek olarak,
LNG şirketleri toptan satış piyasasına giriş yapmışlardır.
Aşağıda yer alan tablodan da görüleceği üzere, Türkiye doğal gaz piyasasında yer alan 1360
toptan satış şirketlerinin faaliyetlerine bakıldığında yerleşik teşebbüs olan BOTAŞ’ın,
toptan satış faaliyetinde halen en büyük aktör olduğu görülmektedir. 2009 yılında
yaklaşık %90’lık bir pazar payına sahip olan BOTAŞ’ı, yine BOTAŞ’tan kontrat
devralarak piyasaya giren ithalatçı şirketler (Enerco, Bosphorus, Avrasya ve Shell) takip
etmektedir.
1370
10-78/1643-608
33
Tablo 24: 2009 Yılına İlişkin Toptan Satış Rakamları
Teşebbüsler Tahmini Miktar
(milyon m³)
Tahmini
Pazar Payı
BOTAŞ … …
Shell … …
Bosphorus … …
Enerco … …
Avrasya … …
Yerli Üretim … …
Spot LNG … …
Toplam 35.856 100,00
Kaynak: Teşebbüsler, EPDK
Kazancı Grubu şirketlerinden, Anadolu Doğal Gaz Toptan Satış A.Ş.’nin 2009 yılında
herhangi bir doğal gaz satış faaliyeti bulunmamaktadır. Aksa Doğal Gaz Toptan Satış 1380
A.Ş.’nin ise doğal gaz satışı yaptığı müşterilerin listesi ile 2009 yılı satış miktarlarına ise
aşağıdaki tabloda yer verilmektedir. Tablodan da görüleceği üzere, Kazancı Grubunun
mevcut durumda, toptan satış piyasasındaki pazar payı %…’tür.
Tablo 25: Aksa Doğal Gaz Toptan Satış A.Ş.’nin 2009 Yılı Doğal Gaz Satış Miktarları
Dağıtım Şirketleri
Satış Miktarı, Payı
(m3, %)
Abone … SİDAŞ
Serbest Tüketici …
GEMDAŞ …
Abone … TRAKYADAŞ
Serbest Tüketici …
Abone … BADAŞ
Serbest Tüketici …
Abone … DERGAZ
Serbest Tüketici …
Abone … BALGAZ
Serbest Tüketici …
Abone … BEYGAZ
Serbest Tüketici …
MALATYAGAZ …
TOPLAM …
Toptan Satış Pazarı İçindeki Payı …
Kaynak: Cevabi Yazı
Aksa Doğal Gaz Toptan Satış A.Ş.’nin doğal gaz tedarik kaynakları ise TPAO Akçakoca
Çayağzı Doğalgaz Üretim Tesisleri ve Transatlantic Exploration Mediterranean Int. Pty.
Ltd.’dir. 1390
H.3.2.2.3. Yakınsamaya İlişkin Değerlendirme
Doğal gaz dağıtımı ve elektrik dağıtımı doğal tekel niteliğinde olup şebeke ekonomisi
özelliği gösteren ve genel olarak benzer tüketici kitlelerine mal ve hizmet temin eden
sektörlerdir. Bu noktada, her iki sektörde de rekabetçi bir yapının hedeflendiği
serbestleştirme süreçleri ve rekabetçi yapıya geçişteki zorluklar göz önüne alındığında
“yakınsayan pazarlar” olarak kabul edilebilecek olan elektrik ve doğal gaz dağıtım
faaliyetlerinin çakışması; bir başka deyişle bir bölgede aynı kontrol yapısı içinde
sunulması rekabet hukuku açısından önemli bir değerlendirme konusu oluşturmaktadır.
1400
10-78/1643-608
34
Doğal gaz ve elektrik, üretimden ya da ithalattan nihai tüketime sunulduğu noktaya
kadar bir dizi iletim ve dağıtım şebekesinden geçmek durumundadır. Bu iletim ve
dağıtım hatları, yüksek yatırım maliyeti gerektirdiğinden aynı bölgede ikinci bir şebeke
inşa etmek ekonomik ve rasyonel değildir. Bu bağlamda, bir dağıtım bölgesindeki
şebekeye sahip olan teşebbüs doğal tekel özelliği göstermektedir. Buna ek olarak doğal
gaz ve elektrik sektörlerinde dikkate alınması gereken bir diğer husus da bu dosya
konusu devrin de bir parçası olduğu serbestleştirme ve özelleştirme faaliyetleri ile
rekabetçi yapının temel unsur olduğu serbest bir piyasa yapısına geçme amacıdır. 4628
sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu’nda gerek
doğal gaz gerekse de elektriğin arz zincirinde üretim, perakende/toptan satış gibi 1410
rekabete açılabilir alanlarda serbestleştirme ile serbest piyasa kurallarının hakim olduğu
bir yapıya geçilmesi hedeflenmiş, iletim ve dağıtım gibi doğal tekel özelliği gösteren
alanlarda ise düzenlemenin etkin olduğu bir yapı öngörülmüştür.
Bu noktada oluşturulması planlanan rekabetçi doğal gaz ve elektrik piyasalarında
rekabetin tesisinde bazı zorluklarla karşılaşılabileceği görülmektedir. Özellikle benzer
süreçleri yaşamış olan ülkeler incelendiğinde bu piyasalarda rekabeti oluşturmanın
önündeki en önemli yapısal sorunların başında, tüketicilerin sağlayıcı seçerken dağıtım
faaliyetiyle görevli bulunan teşebbüsün “yerleşik” olmasından kaynaklanan yüksek
“geçiş maliyetleri”nin olduğu gözlemlenmiştir. Bu geçiş maliyetleri; 1420
- sağlayıcı değiştirme sürecinde tüketicilerin yeni bir sağlayıcı bulma ve onunla
anlaşma süreci ile bu dönemde dikkate alması gereken yasal süreler ve geçiş
dönemindeki hatalı faturalama ve düşük hizmet kalitesi sonucu ortaya çıkan
“işlem maliyetleri”;
- tüketicinin bu arayış sürecindeki fiyat alma, karşılaştırma, tasarruf miktarlarını
hesaplama gibi mali olmayan “araştırma maliyetleri”,
- mevcut sağlayıcının sözleşmesinin geçerli olduğu ve iptali halinde tüketicinin
yaptırma maruz kalmasının muhtemel olduğu “sözleşmeden doğan maliyetler” ve
- serbestleştirme öncesi uzun süre yerleşik teşebbüsten alım yapan tüketicilerin 1430
yeni bir teşebbüsten tedarik sağlamasına yönelik güdüsündeki azalma olarak
ortaya çıkan “psikolojik maliyetler”
olarak sıralanabilmektedir. Ülke örnekleri göstermektedir ki, geçiş maliyetleri ve diğer
nedenlerden dolayı, serbestleşme sürecinin ardından, doğal gaz ve elektrik dağıtımı
konusunda görevli şirketler, yüksek fiyat uygulamalarına rağmen bölgelerindeki
perakende pazarlarında yüksek pazar paylarını korumaktadırlar. Bu yüksek pazar
payları zamanla azalma eğilimi taşısa dahi, tüketici geçişlerinin doygunluğa
ulaşabileceği bir nokta bulunmaktadır. Sayılan bu nedenlerle serbestleşme sonrasında
bölgedeki müşteri portföyünün tamamını devralan görevli şirketlerin belirli bir pazar 1440
gücüne sahip olduğu görülmektedir.
Öte yandan, bölgelerine potansiyel rakip şirketlere karşı yerleşik şirketlere rekabet
avantajı sağlayan başka hususlar da bulunmaktadır. İlk olarak, yerleşik şirket,
bölgesinde, uzun süre tekel olmasından kaynaklanan bir marka tanınmışlığına sahip
olduğu görülmektedir. Buna ek olarak, dağıtım alt yapısını elinde tutan yerleşik şirketin,
bölgedeki müşteriler ile doğrudan ilişkisi bulunmaktadır. Bu ise, pazarlama konusunda
yerleşik şirkete önemli bir avantaj sağlamaktadır. Şöyle ki, yeni bağlantı, rutin kontroller
veya acil durumlar gibi nedenlerle yerleşik şirket müşteri ile direkt temas
kurabilmektedir. Bu da şirketin, bölgede müşteri ile birebir iletişim kuran çok sayıda 1450
teknik ve satış elemanı bulundurması sonucunu doğurmaktadır. Buna ek olarak,
yerleşik şirket, gerek geçmişteki tekel konumu, gerekse dağıtım sistemini yönetmesi
nedeniyle bölgesindeki müşterilerle ilgili tüketim profilleri ve finansal risk gibi önemli
10-78/1643-608
35
bilgilere sahip olmaktadır. Buna karşılık, bölgeye yeni girecek şirketin marka
tanınmışlığının olmadığı, müşteri ile iletişim kurmakta zorluklarla karşılaşacağı ve etkin
bir pazarlama faaliyeti için çok sayıda eleman bulundurmak zorunda kalacağı hususları
dikkate alındığında, yerleşik şirketlerin bölgelerinde önemli rekabetçi avantajlara sahip
olduğu görülmektedir.
Yukarıda anlatılanlar çerçevesinde aynı bölgede elektrik ya da doğal gaz dağıtım 1460
şebekesine sahip olmanın sağladığı rekabetçi avantajlar göz önüne alındığında bir
bölgede elektrik dağıtımıyla görevli yerleşik teşebbüsün aynı bölgede doğal gaz tedariki
ile; doğal gaz dağıtımıyla görevli yerleşik teşebbüsün de aynı bölgede elektrik tedariki
ile iştigal ederek yerleşik şirkete “potansiyel” bir rakip olarak ortaya çıkmasının yüksek
olasılığa sahip olduğu düşünülmektedir. Nitekim dünyadaki elektrik ve doğal gaz
piyasaları da incelendiğinde, bir bölgede yer alan elektrik dağıtım şirketinin perakende
alanındaki en büyük potansiyel rakibinin yine o bölgede yer alan ve elektrik perakende
faaliyeti gösteren doğal gaz dağıtım şirketi -veya tersinin- olduğu görülmektedir. Bu
çerçevede, aynı coğrafi bölgedeki elektrik ve doğal gaz faaliyetlerinin tek bir teşebbüse
devrinin -yani çakışmanın- o bölgede serbestleşme sonrası oluşması beklenen 1470
piyasanın yeterince rekabetçi olmamasına neden olabileceği ve bu pazarlarda 4054
sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 7. maddesi çerçevesinde hakim
durumun güçlenmesine yol açabileceği değerlendirmesi yapılabilmektedir. Nitekim,
1997/1 sayılı Tebliğ’in 6. maddesinin (a) bendinde birleşme ve devralmalar
değerlendirilirken ilgili piyasanın yapısı ve ülke içinde veya dışında yerleşmiş olan
teşebbüslerin fiili ve potansiyel rekabeti bakımından ülkedeki etkin rekabetin korunması
ve geliştirilmesi ihtiyacının da göz önünde tutulması gerektiği belirtilmiştir. Dolayısıyla,
özelleştirmeler sonucu ortaya çıkacak bir yakınsama sonucu potansiyel rekabetin
engellenmesinin özellikle geçiş dönemi sonunda oluşacak serbest piyasalarda rekabetçi
sorunların ortaya çıkmasına neden olabileceği düşünülmektedir. Bu temelde, dünyada 1480
da örnekleri olabildiği gibi, yakınsayan pazarlarda yer alan birleşme ve devralmalarda
bahse konu rekabet sorunlarının ortadan kalkmasına yönelik izin vermeme, şart ve
taahhüt mekanizmaları uygulanabilmektedir.
Bununla birlikte, Rekabet Kurulu elektrik dağıtım bölgelerinin özelleştirmelerine ilişkin
aldığı kararlarda16 yukarıda yer alan hususları vurgulamış ancak “Türkiye örneğinde
[…], doğal gaz piyasasının büyük bölümünün henüz yatırım aşamasında olduğu ve tam
olgunlaşmadığı, elektrik piyasalarının, olgunlaşmış olmakla birlikte, dağıtım faaliyetleri
bakımından bir takım yatırımlara ihtiyaç duyduğu bir yapının mevcut olduğu”nu ve
“elektrik piyasaları bakımından, dağıtım faaliyetlerinde gerçekleşen kayıp-kaçak 1490
oranlarının yüksekliğinin de, [elektrik dağıtımında] etkinliğin sağlamasının, Türkiye
bakımından, Avrupa ülkelerine kıyasla daha öncelikli hale gelmesine sebep” olduğunu
ifade etmiş ve “esas itibarıyla, küçük ölçekli şehirlerdeki çakışmalarda ölçek
ekonomisinin sağlanarak etkinliğin artırılmasının ön planda tutulması, büyük ölçekli
şehirlerde ise, çakışmanın ortadan kaldıracağı potansiyel rekabetin değerlendirmede
dikkate alınması sonucunu” doğuracağını vurgulamıştır. Kurul, buna ek olarak, bir
bölgedeki doğal gaz dağıtım şirketinin potansiyel rakiplerinin o bölgedeki elektrik
dağıtımıyla görevli teşebbüsün yanında diğer doğal gaz tedarikçilerinin de olduğunu ve
söz konusu faaliyetlerin düzenleyici kurum tarafından ikincil mevzuatta düzenleme
yapılarak çakışmadan kaynaklanacak etkinliklerden faydalanılabileceğini ifade etmiş ve 1500
ilgili kararlarda çakışmaya tabi olan bölgelerin ölçek olarak serbestleşme sürecinde
rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde potansiyel rekabetin
16 11.3.2010 tarih ve 10-22/296-106, 10-22/297-107, 10-22/298-108 Osmangazi EDAŞ, Yeşilırmak EDAŞ,
Çoruh EDAŞ, 8.4.2010 tarih ve 10-29/437-163, 10-29/440-166, 10-29/439-165, 10-29/438-164 sayılı,
Çamlıbel EDAŞ, Uludağ EDAŞ, Fırat EDAŞ, Uludağ EDAŞ özelleştirme kararları
10-78/1643-608
36
ortadan kalkmasına neden olmayacağını gerekçe göstererek özelleştirmelere izin
vermiştir. Bu bağlamda, Kurul’un daha önceki kararlarında aynı bölgede doğal gaz ve
elektrik dağıtımıyla görevli şirketlerin tek bir teşebbüs tarafından kontrolüne izin
verilmesinin olumlu ve olumsuz yanlarını göz önüne alarak küçük ölçekli kesişmeler
bakımından olumlu yanların ağır bastığını, büyük ölçekli kesişmeler bakımından ise
olumsuz yanların ağır bastığı görüşünde olduğu görülmektedir.
Yukarıda bahsedilen yakınsama kavramı çerçevesinde Başkentgaz’ın dağıtım yaptığı 1510
bölgede yerleşik olan elektrik dağıtımıyla görevli teşebbüsün (mevcut durumda Enerjisa
Elektrik Dağıtım A.Ş.) Başkentgaz’ı devralmasının Rekabet Kurulu tarafından
değerlendirilmesi aşamasında, durumun rekabetçi açıdan daha detaylı inceleneceği
Başkentgaz’a ilişkin 1998/4 sayılı Tebliğ kapsamında yapılan ön bildirim sonucu
oluşturulan Rekabet Kurulu Görüşüne dayanak olan 15.4.2010 tarih ve 10-31/500-M
Kurul Kararı’nda da ifade edilmiş olmakla birlikte, mevcut durumda devir sürecinde
Başkentgaz’ın dağıtım yaptığı bölgede yerleşik olan elektrik dağıtımıyla görevli şirket ile
MMEKA’nın ayrı mülkiyet ve kontrol yapısına sahip bağımsız teşebbüsler olduğu
anlaşılmakta olduğundan, yakınsayan pazar bakımından bu dosya kapsamında bir
sakınca bulunmamaktadır. 1520
H.3.2.3. Kazancı Grubunun Özelleştirme Öncesi ve Sonrasında Doğal Gaz
Piyasasındaki Durumunun Değerlendirilmesi
Dosya konusu ilgili ürün pazarları özelinde bakıldığında ise, dağıtım şirketlerinin
gerçekleştirmekte olduğu dağıtım ve perakende satış faaliyetleri karlı faaliyetler
olmadıkları için dağıtım şirketlerinin, ekonomik bütünlük içinde oldukları teşebbüsler
aracılığıyla, üst pazarlara (toptan satış, ithalat) girme yönünde bir çabaları olacağı
beklenmektedir. Nitekim dağıtım şirketleri, mevcut mevzuat uyarınca, doğal gaz alım
fiyatının üzerine sadece belli bir miktar (BHAB veya TB) ekleyerek, minimum karla, 1530
hatta mevcut durumda çoğunlukla zararına satış yaparken; toptan satış şirketlerinin,
rekabet ederek buldukları müşteriler için en ucuz kaynaktan gaz alma ve piyasa
koşullarında satma, dolayısıyla karlarını artırma motivasyonları bulunmaktadır.
Hatta, dağıtım faaliyeti gerçekleştirmekte olan bir teşebbüsün, ekonomik bütünlük içinde
bulunduğu bir diğer teşebbüs ile toptan satış faaliyetine girmesi durumunda, alt pazarda
halihazırda müşterisi olduğu için en ucuz kaynaktan gaz almasa/alamasa bile karlı bir
şekilde gazı satma olasılığı yüksektir. 4646 sayılı Kanun’da yer alan dağıtım şirketlerinin
en ucuz kaynaktan gaz tedarik etme ve minimum iki kaynaktan gaz alma
yükümlülüklerinin ise nasıl uygulanacağı tam olarak açıklanmamaktadır17. Buna ek 1540
olarak, arz kısıtının olduğu zamanlarda, en ucuz kaynak bir yana, herhangi bir kaynak
bulmak bile oldukça zor olacaktır. Ayrıca, yukarıda açıklandığı gibi toptan satış
piyasasında hakim durumda bulunan BOTAŞ, söz konusu hakim durumunu koruduğu
sürece, toptan satış piyasasında tüm dağıtım şirketleri için alternatif ikinci bir tedarik
kaynağından bahsetmek pek mümkün olmayacaktır.
Dolayısıyla, yüksek miktarlarda gaz ihtiyacı olan dağıtım şirketinin/şirketlerinin, yine aynı
ekonomik bütünlük içinde yer alan toptan satış/ithalat şirketlerinden gaz tedarik etmeleri
durumunda, dağıtım faaliyetinden kar etmese de, bu şirketlerin toptan satış
17 4646 sayılı Kanun’un 7. ve 11. maddeleri bu olasılığı ortadan kaldıracak hükümler ihtiva etmektedir.
Daha önce bahsedildiği gibi Kanun’un 11. maddesinde dağıtım şirketleri en ucuz kaynaktan gaz temin
ettiklerini ispat etmekle yükümlü kılınmıştır. Buna ek olarak, 7. madde kapsamında dağıtım şirketlerinin bir
yıl içinde dağıtacakları gazın en fazla yüzde ellisini bir tüzel kişiden satın alabilecekleri, Kurulun rekabet
ortamının oluşmasını dikkate alarak bu oranı arttırabileceği ya da azaltabileceği hükme bağlanmıştır.
10-78/1643-608
37
faaliyetinden elde ettikleri kar yüksek olacaktır. Bu sebeple, 4054 sayılı Kanun 1550
kapsamında hakim durum analizinin dikey bütünleşik yapı da göz önünde
bulundurularak yapılması daha doğru olacaktır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle, yürürlükteki mevzuat ve düzenlemeler uyarınca,
Kazancı Grubu da, dağıtım şirketlerini kontrol eden diğer teşebbüsler gibi, toptan satış
pazarındaki mevcut faaliyetlerini dolayısıyla karlarını artırmak isteyecektir. Dolayısıyla,
halihazırdaki iki adet toptan satış şirketini bünyesinde bulunduran Kazancı Grubu’nun
Başkentgaz’ı devralması sonrasında toptan satış pazarındaki payını hızla artırmaya
çalışması kuvvetle muhtemeldir.
1560
Kazancı Grubu’nun toptan satış piyasasındaki payını artırması birkaç yolla mümkün
olacaktır. Bunlar:
- BOTAŞ’ın sona eren kontratları: BOTAŞ’ın 1986 yılında Rusya ile imzalamış
olduğu senelik 6 milyar m3’e tekabül eden kontrat Şubat 2011’de sona
ermektedir. Bu kontratın yenilenmesi aşamasında Kazancı Grubu tek başına
veya çeşitli ortaklıklar vesilesi ile bu tedarik kaynağına ulaşabilecektir.
- 4646 sayılı Kanun değişikliği: 4646 sayılı Kanunda değişiklik yapılması bir süredir
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın gündeminde yer almakta ve taslak 1570
çalışmaları son günlerde hızlanmış bulunmaktadır. Söz konusu taslak, doğal gaz
piyasasına köklü değişiklikler getirebilecek olup, bu değişiklikler piyasada faaliyet
gösteren teşebbüslerin faaliyetlerini etkileyecektir. 4646 sayılı Kanun mevcut
durumda BOTAŞ’ın ithalat anlaşması yapmış olduğu ülkelerden diğer
teşebbüslerin ithalat yapmasını yasaklamaktadır. Eğer 4646 sayılı Kanunda bu
yasağı iptal eden veya esneten bir değişiklik olursa özel sektör de yeni ithalat
anlaşmaları yapabilecektir.
- Yerli üretim: Mevcut durumda yerli üreticilerden gaz tedarik eden Kazancı Grubu
toptan satış şirketleri, bu miktarı artırabilirler. Fakat yerli üretim miktarı (yıllık 1580
tüketimin yaklaşık %2’si) az olduğu için bu, kısıtlı bir kaynaktır.
- Spot LNG: 2008 yılının Temmuz ayında 4646 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler
ile spot LNG piyasasına ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir. Söz konusu
hükümler ışığında spot LNG ithalatı serbest bırakılarak toptan satış piyasasında
baştan beri faaliyet gösteren BOTAŞ’a ve BOTAŞ’tan devraldıkları kontrat ile
piyasaya giren dört şirkete (Shell, Bosphorus, Avrasya ve Enerco) ek olarak,
LNG şirketleri toptan satış piyasasına giriş yapmışlardır. Kazancı Grubu da spot
LNG ithalatı yapan şirketlerden (Egegaz, vb.) gaz tedarik edebileceği gibi kendisi
de spot LNG ithalatı yapabilecektir. Bu konudaki kısıt ise LNG terminallerinin ve 1590
depolarının az sayıda olması ve başka teşebbüslerce (BOTAŞ, EGEGAZ gibi)
kontrol ediliyor olmasıdır.
Kazancı Grubunun dağıtım faaliyetlerine bakıldığında ise, Aksa ve Anadolu gruplarının
bütünleşmesinin ardından Türkiye’de toplam 20 farklı dağıtım bölgesinin kontrolünü
elinde bulundurmaktadır, Başkentgaz devrinin gerçekleşmesiyle birlikte bu rakam 21’e
çıkacaktır. Aşağıdaki tablolarda farklı müşteri grupları açısından, Kazancı Grubu ve
Başkentgaz’ın doğal gaz satışlarının Türkiye toplam doğal gaz satışı içerisindeki
oranlarına yer verilmektedir:
1600
10-78/1643-608
38
Tablo 26: Tarafların Satışlarının Türkiye Toplam Doğal Gaz Satışları İçindeki Payı (2009)
Kaynak: EPDK
Tablo 27: Tarafların Müşteri Gruplarına Satışlarının Tüm Dağıtım Şirketleri Tarafından Müşteri
Gruplarına Yapılan Satışları İçindeki Payı (2009)
Abonelere
Yapılan
Satışlar (%)
Serbest
Tüketicilere
Yapılan
Satışlar (%)
Abone +
Serbest
Tüketicilere
Yapılan Satışlar
(%)
Serbest
Tüketiciler
İçin Taşınan
(%)
Abone + Serbest
Tüketicilere Yapılan
Satışlar + Serbest
Tüketiciler İçin
Taşınan
Kazancı
Grubu
… … … … …
Başkentgaz … … … … …
Kazancı
Grubu +
Başkentgaz
… … … … …
Kaynak: EPDK
Yukarıda yer alan tablolar tarafların doğal gaz satışlarının toplam satışlar içindeki
oranlarını farklı müşteri grupları açısından göstermektedir. Bu tablolardan birincisi,
tarafların doğal gaz satışlarının Türkiye genel toplam rakamları içindeki yüzdelerini, 1610
ikincisi ise tarafların toplam doğal gaz satışlarının Türkiye’deki tüm dağıtım bölgeleri
toplamı içindeki yüzdelerini göstermektedir. Her iki tabloda yer alan yüzdelerin her biri
farklı müşteri grupları üzerinde ve farklı seviyelerdeki pazarlarda oluşan pazar güçleri
açısından önem arz etmektedir. Bununla birlikte, dağıtım pazarında gerçekleşiyor
olması nedeniyle bu işlemin sonucunda Kazancı Grubu’nun kontrol ettiği dağıtım
şirketlerinin alım gücünün değerlendirilmesi ve sonuca yönelik analizler açısından Tablo
27’de yer alan yüzdesel rakamların dikkate alınması daha anlamlı olacaktır.
Diğer yandan, her iki tablonun ilk iki sütununda sırasıyla abonelere ve serbest
tüketicilere yapılan satışların toplam satışlar içindeki yüzdesine, üçüncü sütunlarda ise
bu iki müşteri grubuna yapılan satışlar toplamının, toplam satışlar içindeki yüzdesine yer 1620
verilmektedir. Aboneler yalnızca dağıtım şirketinin satış yapabileceği müşteri
grubuyken, serbest tüketiciler, dağıtım şirketlerinin yanı sıra üst pazarda faaliyet
gösteren toptan satış şirketlerinin de erişebildiği bir müşteri grubudur. Dördüncü ve
beşinci sütunlarda ise dağıtım şirketlerinin müşterisi olmayıp bu şirketlerden yalnızca
taşıma hizmeti alan müşterilerin doğal gaz kullanımları hesaba dahil edilmektedir. Son
iki sütunda yer verilen türdeki müşteriler doğrudan dağıtım şirketinin müşterisi olmayıp
elde edilmesi olasılığı en güçlü olan yani potansiyel müşteri grubudur. Bununla birlikte
dağıtım şirketinin müşteri portföyünde bulunmayan bir müşteri grubunun ex ante bir
denetim açısından pazar gücü parametrelerine dahil edilmemesi gerekir. Dolayısıyla,
kanımızca üçüncü sütunlarda yer verilen toplam yüzdesel rakamlar (abone+serbest 1630
tüketici), rekabet analizi bakımından en uygun göstergelerdir.
Tablolar incelendiğinde, dikkat çeken bir diğer önemli husus, Kazancı Grubu’nun
Başkentgaz devralması öncesinde sahip olduğu dağıtım bölgelerinde gerçekleştirdiği
Abonelere
Yapılan
Satışlar (%)
Serbest
Tüketicilere
Yapılan
Satışlar (%)
Abone + Serbest
Tüketicilere
Yapılan Satışlar
(%)
Serbest
Tüketiciler
İçin Taşınan
(%)
Abone + Serbest
Tüketicilere Yapılan
Satışlar + Serbest
Tüketiciler İçin
Taşınan
Kazancı
Grubu
… … … … …
Başkentgaz … … … … …
Kazancı
Grubu +
Başkentgaz
… … … … …
10-78/1643-608
39
satışların oldukça düşük seviyelerde olduğudur. Bu durumun sebepleri bu bölgelerin
görece küçük nüfuslu bölgeler olması, bu bölgelerin bir kısmında şebeke yatırımının
henüz tamamlanmamış olması ve şebekelerin kısmen veya tamamen tamamlandığı
bölgelerde ise doğal gaz kullanımı ve satışının henüz istenen seviyeye gelmemiş
olmasıdır. Buna karşılık dosya konusu devralma işleminde Kazancı Grubu tarafından
devralınan Başkentgaz, şebekenin çok büyük ölçüde tamamlandığı, nüfusun yüksek
olduğu, doğal gaz kullanan sanayi kuruluşlarının fazla olduğu, doğal gaz kullanımının 1640
yaygın olduğu Ankara ilinde faaliyet göstermektedir. Bu nedenle Başkentgaz’ın diğer
dağıtım bölgelerinden yapısal olarak farklılık arz ettiğinin de dikkate alınması
gerekmektedir.
Tablolara bu açıklamalar ışığında bakıldığında, Kazancı Grubu’nun abonelere ve
serbest tüketicilere yaptığı satışları açısından dağıtım bölgeleri içerisinde %… paya
sahip olduğu, Başkentgaz devralmasıyla birlikte bu rakamın %…’ye ulaşacağı
görülmektedir. Aynı müşteri grubu, Türkiye toplam satışları açısından
değerlendirildiğinde, devralma sonrası taraflarca ulaşılacak toplam payın %… olduğu
görülmektedir. Bu yüzdelerden, dağıtım bölgeleri içerisinde ulaşılan payın göstergesi
olan %…’lik oran, Kazancı Grubu’nun dikey seviyedeki pozisyonunu dikkate alarak 1650
işlem sonrasında dağıtım şirketleri arasında ulaşacağı pazar gücünün bir göstergesi
olarak değerlendirilebilecek bir orandır. Esasen her dağıtım şirketinin kendi dağıtım
bölgesinde doğal tekel niteliğinde olduğu doğal gaz dağıtım pazarında dikey etkilerden
bağımsız bir şekilde %25 gibi bir pazar gücüyle hakim durumdan söz edilebilmesinin
mümkün olmadığı sonucuna ulaşılabilecektir. Devralınan şirketin, doğal gaz
kullanımının yaygın ve doğal gaz kullanan sanayi kuruluşlarının bulunduğu Ankara’da
faaliyet gösteren Başkentgaz olduğu dikkate alındığında, Türkiye’deki dağıtım
şebekesinin önemli bir bölümünü kontrolünde bulunduran Kazancı Grubu’nun bu
devralmayla birlikte doğal gaz piyasasında önemli bir büyüklüğe ulaştığı ve grubun bu
piyasada gelecekte gerçekleştireceği olası devralmalarda daha kritik değerlendirmelerin 1660
yapılabileceği kanaatine varılmıştır.
Kazancı Grubu’nun işlem sonrasında yaklaşık %…’e ulaşacak olan dağıtım şirketleri
arasındaki alım gücünün ileride artması; bununla paralel olarak veya tek başına üst
pazardaki yani toptan satış pazarındaki -mevcut durumda %… olan- pazar payının ciddi
seviyelere yükselmesi neticesinde Türkiye doğal gaz pazarında dikey kapama riski
olasıdır. Bu durum toptan satış piyasasında rekabetin ve tüketici refahının azalmasını
sonucunu doğurabilecektir. Bu nedenle, 4646 sayılı Kanun’un 7. ve 11. maddelerinde
yer alan dağıtım şirketlerine getirilmiş olan en ucuz kaynaktan gaz temin etme ve
kullanacakları gazın en fazla %50’sini bir tüzel kişiden satın alma yükümlülüklerinin,
EPDK tarafından sıkı bir şekilde takip edilmesi gerekmektedir. Söz konusu maddelerin 1670
özellikle, toptan satış piyasasında da faaliyet gösteren ve aynı zamanda da dağıtım
faaliyeti de yürüten teşebbüsler için titizlikle uygulanması önem arz etmektedir. Bu
noktada belirtmek gerekir ki, 4646 sayılı Kanun’da yer alan “tüzel kişi” kavramı, rekabet
hukukundaki “teşebbüs” ve “ekonomik bütünlük” kavramlarından farklı ele alınmaktadır.
Şöyle ki, teşebbüsler farklı tüzel kişilikler kurarak 4646 sayılı Kanun’da getirilen
kısıtlamaları aşabilmektedir. Ancak raporun yukarıda da yer verildiği üzere 4054 sayılı
Kanun açısından aynı ekonomik bütünlük içerisinde yer alan teşebbüslerin tamamı tek
teşebbüs olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenden ötürü, 4646 sayılı Kanun’da yer
alan bu hükümlerin rekabeti sağlayıcı bir etkiden uzak olduğu değerlendirilmektedir.
1680
Özetlemek gerekirse, işlem sonucunda, halihazırda yürürlükte olan mevzuat ve
regülasyon kuralları kapsamında, ne yatay ne de dikey eksende hakim durum
yaratılması veya mevcut hakim durumun güçlendirilmesi suretiyle rekabeti ortadan
kaldıracak bir etki ortaya çıkmayacağı sonucuna varılmaktadır. Bu nedenle bildirim
konusu işlemin bu aşamada 4054 sayılı Kanun’un 7. maddesi kapsamında bir hakim
10-78/1643-608
40
durum yaratılması veya mevcut bir hakim durumun güçlendirilmesi sonucu rekabetin
önemli ölçüde sınırlandırılmasına yol açmayacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
SONUÇ
1690
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre,
1. Başkent Doğalgaz Dağıtım A.Ş.'nin %80 oranındaki hissesinin blok satış yöntemiyle
özelleştirilmesi kapsamında söz konusu hisselerin MMEKA Makine ithalat
Pazarlama ve Ticaret AŞ. tarafından devralınması işleminin, 4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun ve 1997/1 sayılı Tebliğ kapsamında izne tabi olduğuna,
2. MMEKA Makine İthalat Pazarlama ve Ticaret A.Ş. hissedarlarından Mehmet
Kazancı, Esin Kazancı, Begüm Kazancı ve Mustafa Kurnaz'ın Kazancı Holding AŞ.
ve dolayısıyla Aksa Elektrik Perakende Satış A.Ş. ile aynı ekonomik bütünlük içinde 1700
olduğuna ve 4054 sayılı Kanun kapsamında tek bir teşebbüs olarak kabul
edilmesine,
3. Devir işleminin, 4054 sayılı Kanun'un 7. maddesi ve 1997/1 sayılı Tebliğ hükümleri
uyarınca hakim durum yaratan veya mevcut hakim durumu güçlendiren ve böylece
ilgili pazarlarda rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuran bir işlem
olmadığına, dolayısıyla bildirim konusu işleme izin verilmesinde sakınca
bulunmadığına
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir. 1710
Full & Egal Universal Law Academy