Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2010-4-288 (Önaraştırma)
Karar Sayısı : 11-07/126-38
Karar Tarihi : 03.02.2011
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, Mehmet Akif ERSİN,
İsmail Hakkı KARAKELLE, Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY, 10
Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER : Murat AYBER, Burcu CAN
C. BAŞVURAN : Barış GÜNTEKİN (SSI Türkiye Bölge Sorumlusu)
404 Sokak No:9 Sinan Mah. Armutalan, Marmaris/Muğla
D. HAKKINDA İNCELEME
YAPILAN : Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu
Fahrettin Kerim Gökay Cad. Ortaklar İş Merkezi No:71 K:9 D:57
34722 Kadıköy/İstanbul
E. DOSYA KONUSU: Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu (TSFF)'nun, Dünya Sualtı
Faaliyetleri Konfederasyonu (CMAS) dışındaki sistemlere ait sertifikaları bulunan 20
dalıcılar için izin belgesi yahut denklik belgesi adı altında ek belge alma ve ilave
ücret ödeme zorunluluğu getirerek, diğer eğitim sistemlerinin pazardaki faaliyetlerini
zorlaştırdığı ve rekabeti kısıtladığı iddiası.
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Başvuru dilekçesinde özetle, TSSF’nin farklı sertifikasyon
sistemleri arasında, üyesi olduğu CMAS sistemi lehine ayrımcılık yaptığı; CMAS tarafından
sertifikalandırılan dalıcılar ile rakip konumdaki Uluslararası Donanımlı Dalış Okulları Birliği
(SSI) tarafından sertifikalandırılan yabancı uyruklu dalıcılar Türkiye karasularında sahip
oldukları dalış belgeleri ile dalabilirken, SSI tarafından sertifikalandırılan Türkiye
Cumhuriyeti uyrukluların, ancak ek bir bedel ödenmesi kaydıyla alacakları izin belgesi
veya CMAS denklik belgesi ile dalış yapabildikleri, sözü edilen hususların rekabeti 30
kısıtladığı iddia edilmektedir.
G. DOSYA EVRELERİ: Kurum kayıtlarına 28.10.2010 tarih ve 8227 sayı ile giren başvuru
üzerine hazırlanan 02.11.2010 tarih ve 2010-4-288/İİ-10-257-MH sayılı İlk İnceleme
Raporu, 10.11.2010 tarih ve 10-71 sayılı Kurul toplantısında görüşülmüş ve soruşturma
açılmasına gerek olup olmadığının belirlenmesi amacıyla, 4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun'un 40/1. maddesi uyarınca önaraştırma yapılmasına 10-
71/1475-M sayı ile karar verilmiştir.
İlgili karar uyarınca düzenlenen 24.01.2011 tarih ve 2010-4-288/ÖA-11-174.MA sayılı
Önaraştırma Raporu 28.01.2011 tarih ve REK.0.08.00.00-110/32 sayılı Başkanlık önergesi
ile 11-07 sayılı Kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmıştır. 40
11-07/126-38
2
H. RAPORTÖR GÖRÜŞÜ: İlgili Rapor’da;
- TSSF’nin CMAS Türkiye temsilcisi olarak yürüttüğü faaliyetler bakımından 4054 sayılı
Kanun’un 3. maddesi uyarınca “teşebbüs” niteliğini haiz olduğu,
- TSSF’nin sualtı aktivitelerine yönelik dalıcı ve eğitmen eğitimi ve sertifikalandırması
hizmeti pazarında hâkim durumda olduğu,
- TSSF tarafından çıkarılan ikincil mevzuat hükümleri uyarınca TSSF/CMAS sistemi
dışındaki eğitim sistemlerine yönelik öngörülen uygulamaların 4054 sayılı Kanun’un 6. 50
maddesi kapsamında hâkim durumun kötüye kullanılması sonucunu doğurduğu,
- Buna karşın, önaraştırma konusu eylemlerin 10.09.2008 tarih ve 26993 sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve TSSF’nin tarafından hazırlanan Türkiye Sualtı
Sporları Federasyonu Donanımlı Dalış Yönetmeliği hükümlerine dayanılarak icra edilmesi
sebebiyle, bahse konu hükümlerin kaldırılmasına ilişkin olarak 4054 sayılı Kanun’un 9.
maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında TSSF’ye ve 27. maddesinin birinci fıkrasının (g)
bendi uyarınca Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne görüş bildirilmesinin yerinde olacağı
hususlarına yer verilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. İlgili Pazar 60
I.1.1. İlgili Ürün Pazarı
Başvuru konusu TSSF ve CMAS’in sualtı sporları alanında faaliyet gösterecek eğitmen ve
dalıcılara yönelik eğitim ve sertifika hizmeti sunmaları ve hizmet alıcıların CMAS sistemine
alternatif olarak değerlendirdiği SSI, PADI (Professional Association of Diving Instructors)
gibi teşebbüslerin sundukları hizmetlerin de benzer nitelik taşıması sebebiyle, ilgili ürün
pazarı “sualtı aktivitelerine yönelik dalıcı ve eğitmen eğitimi ve sertifikalandırması
hizmetleri pazarı” olarak belirlenmiştir.
I.1.2. İlgili Coğrafi Pazar
Başvuru konusu hizmetlerin Türkiye’nin her yerindeki dalış eğitim merkezlerince
sunulabilmesi sebebiyle, ilgili coğrafi pazar “Türkiye” olarak tespit edilmiştir. 70
I.2. Yapılan Tespitler ve Deliller
I.2.1. Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu
Yürütülen önaraştırma kapsamında raportörlerce TSSF’de yapılan yerinde incelemede,
tespit edilen yazışmaların tamamının sportif konular ve müsabakaların tertibine ilişkin
konular olduğu belirlenmiştir. Bununla birlikte, TSSF ile CMAS arasındaki yazışmalar ve
kesilen faturalarda, sertifikalandırma hizmetinin ticari bedelini ortaya koyan sayısal
değerlere rastlanmıştır.
Öte yandan, TSSF tarafından sunulan bilgilere göre, 2007-2010 yılları arasında CMAS
dışındaki sistemlerden dalış belgesi olan dalıcılara verilen izin belgesi adedi Tablo 1’de,
TSSF tarafından verilen CMAS sertifikası adedinin 2007-2010 yılları arasındaki seyri ise 80
Tablo 2’de sunulmaktadır.
11-07/126-38
3
Tablo 1: TSSF tarafından 2008-2010 yılları arasında verilen izin belgesi adedi
Tarih Adet
2008 27
2009 22
2010 7
TOPLAM 56
Tablo 2: TSSF tarafından 2007-2010 yılları arasında verilen CMAS belgesi adedi
Tarih Adet
2007 11.306
2008 11.115
2009 12.431
2010 13.023
TOPLAM 47.875
TSSF yetkilileri tarafından verilen bilgiler ise şu şekildedir: 90
- TSSF, CMAS sertifika ve eğitim merkezinin Türkiye’deki tek temsilcisidir. TSSF
tarafından bir yüzünde CMAS, diğer yüzünde ise TSSF tarafından sağlanan onay ve
geçerlilik bilgilerinin yer aldığı çift taraflı bir bröve verilmektedir. Brövelerden elde edilen ve
bröve başına 47,5 TL olarak belirlenen bedel, “Dalıcı Ürünleri” başlığı altında, başkaca
birtakım ürünler ile birlikte muhasebe kayıtlarına yansıtılmaktadır.
- Bröveler CMAS’den tek yüzü yazılı olarak tedarik edilmektedir. Bununla birlikte bröve
satışı kapsamında CMAS’e herhangi bir patent bedeli ödenmemektedir; zira CMAS kâr
amacı taşımayan, ticari niteliği haiz olmayan uluslararası bir kuruluştur.
- Türkiye sınırları içerisinde faaliyet gösterecek olan bütün dalış ve can kurtarma
merkezlerinin öncelikle TSSF’den yetki belgesi almaları gerekmektedir. Bu belgenin 100
alınabilmesi için ilgili teşebbüsün CMAS 2 yıldızlı eğitmeni ve 1 adet rehberinin bulunması
gerekir. Bahse konu teşebbüs yetki belgesi aldıktan sonra CMAS, SSI yahut başka bir
eğitim ve sertifika merkezinin müfredatını uygulayarak sertifikalarını dağıtmakta serbesttir.
CMAS belgeleri vermek konusunda herhangi bir zorunluluk yoktur.
- Dalış merkezlerinin CMAS eğitimi ve sertifikası verebilmesi için 800 TL yetki belgesi
bedeli ve her eğitmen için 180 TL yıllık harç bedeli ödemeleri gerekmektedir. Aynı
zamanda bahse konu merkezlere eğitim standartlarına uyuma yönelik denetimler
yapılmaktadır.
- CMAS haricindeki sertifikaları veren merkezlerin bu sistemler kapsamında uyguladıkları
eğitime yönelik olarak TSSF’nin denetim yetkisi bulunmamaktadır. TSSF yalnızca CMAS 110
eğitim ve sertifikasını veren dalış merkezlerini gerek eğitim gerekse dalış aşamasında
denetleyebilmektedir. TSSF yetkilileri söz konusu durumun uygulamada sakıncalar
doğurduğunu ileri sürmüştür. Yetkililere göre CMAS dışındaki sistemlerde eğitim, eğitime
uygun olmayan fiziksel koşullarda verilebilmektedir. Bununla birlikte dalış aşamasında
TSSF dalış ekipmanının uygunluğunu denetleyebilmekte, dalış anında kurallara uygun
11-07/126-38
4
faaliyet gösterilip gösterilmediği ise Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Federasyon denetçileri
tarafından denetlenmektedir.
- CMAS dışında sertifikası bulunan yabancı uyruklulara, Türk karasularında dalış
yapabilmelerine yönelik herhangi bir ilave koşul bulunmamaktadır. Ancak T.C. vatandaşı
olan dalıcılar CMAS dışında bir belgeyi haiz iseler, Donanımlı Dalış Yönetmeliği 120
hükümlerine göre, Türkiye karasularında dalış yapabilmek için TSSF tarafından verilecek
bir izin belgesine sahip olmak zorundadır. Söz konusu izin belgesinin bedeli 120 TL olup
bir kereye mahsustur, dolayısıyla belge süresizdir. CMAS merkezlerinden sertifika
alınması halinde ise söz konusu sertifikanın bedeli 47,5 TL’dir.
- TSSF yetkilileri tarafından, CMAS belgesi bulunmayanlara izin belgesi alınma
zorunluluğu getirilmesinin gerekçesinin, CMAS dışında sertifika veren merkezlerde verilen
eğitimin ve buradan belge edinerek dalış yapan dalıcıların kayıt altına alınması olduğu ileri
sürülmüştür. Yetkililerin beyanlarına göre bu tür belgelerin alınabilmesi için ödenen
bedeller Türkiye’de vergilendirilememekte, söz konusu gelir tamamen yurt dışına
aktarılmaktadır. Ancak bu hizmetlerden yararlanan dalıcılara yönelik izin belgesi 130
zorunluluğu getirilmesi sonucu, Türkiye’de dalışa yönelik sunulan doğal koşullar, kara
suları vb imkânlardan yararlandırılması karşılığında bir bedel alınmış olmaktadır. Ayrıca
Türkiye karasularında gerçekleşen kazalara ilişkin olarak Adalet Bakanlığına bilgi
sunulabilmesi amacıyla da Türk vatandaşı dalıcıların kayıt altında tutulması ihtiyacının söz
konusu olduğu belirtilmiştir.
- TSSF yetkilileri tarafından, Türkiye’de CMAS dışında sistemlerin faaliyetlerinin
zorlaştırılmadığı, aksine Türkiye’deki sistemin yurt dışındaki sitemlere kıyasla daha esnek
olduğu ifade edilmiştir. Zira dalış merkezlerinin CMAS’in yanı sıra başka (SSI, PADI gibi)
sertifikalar da verebilmesi mümkündür. Bununla birlikte yetkililere göre, örneğin İngiltere’de
yalnızca milli dalış ve eğitim sistemi uygulanmaktadır; CMAS, SSI yahut başka bir eğitim 140
sisteminin İngiltere’de tercih edilmesi mümkün değildir. Ayrıca Fransa gibi bazı ülkelerde
SSI, PADI gibi sistemlerin uygulanması yasaklanmıştır. Söz konusu hususun gerekçesi ise
adı geçen sistemlerde eğitim ve sertifika ücretlerinin ilgili teşebbüslere internet üzerinden
kredi kartı ile ödenmesi, bu itibarla bahse konu ülkelerin vergi usul mevzuatları dâhilinde
takibinin yapılamaması ve işbu sistemlerde verilen eğitimin denetlenmeden yapılması,
sualtı sporlarının ise can güvenliği bakımından önem arz etmesidir. Örneğin Amerika
Birleşik Devletleri’nde 7-8 yaşlarında çocukların dahi dalış yapmasına SSI gibi sistemlerde
izin verilmektedir. Oysaki TSSF’nin İstanbul Üniversitesi Çapa Sualtı Hekimliği Anabilim
Dalı Başkanlığı ile işbirliği içerisinde yaptırmış olduğu tıbbi araştırmalara göre 14 yaşın
altındaki çocukların dalış yapması anatomik ve fizyolojik açıdan sakınca doğurmaktadır. 150
Bu sebeple ülkemizde belirtilen yaşın altında dalış yapılması yasaklanmıştır.
- TSSF tarafından başlangıçta sertifika ve eğitim sistemi olarak CMAS’in tercih edilme
gerekçesinin milli federasyonların uluslararası federasyonlara bağlanması zorunluluğu
olduğu belirtilmiştir. Ayrıca SSI gibi kuruluşlar özel tüzel kişilikler iken, CMAS’in 132
ülkenin üyesi olduğu ve yöneticilerinin gönüllülük esasına göre, ücret almaksızın çalıştığı
uluslararası bir kuruluş (Konfederasyon) olmasının da söz konusu tercihte etkili olduğu
ifade edilmiştir. Bununla birlikte CMAS’in daha uygulamalı ve ayrıntılı bir eğitim vermekte
iken SSI’da yalnızca eğitim materyallerinin adaya sunulması ve adayın bireysel
çalışmasının ardından sınava tabi tutulması şeklinde hizmet sunulduğu ileri sürülmüştür.
Sözü edilen hususlara ek olarak, TSSF’nin CMAS dışında yahut CMAS ile birlikte başka 160
şirketler ile çalışmayı tercih etmediği, buna gerek görmediği belirtilmiştir.
11-07/126-38
5
I.2.2. Başvuru Sahibi Dışındaki Dalış Merkezlerinden Elde Edilen Bilgiler
Yerinde inceleme çerçevesinde, raportörlerce CMAS ve SSI sistemlerinin her ikisinde de
eğitim veren üç adet dalış merkezinde görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Söz konusu dalış
merkezlerinin yetkililerinden edinilen bilgiler şu şekildedir:
- CMAS dışındaki sertifikaları haiz T.C. vatandaşı dalıcıların Türkiye’de dalış yapabilmesi
için TSSF izin belgesi, denklik belgesi veya aynı zamanda CMAS sertifikası bulunması
gerekmektedir. Bahse konu izin belgesinin bedeli 120 TL’dir. Dalış eğitmenlerinin ise
CMAS eğitim sertifikası olmaksızın dalış merkezi kapsamında ticari faaliyet göstermesi 170
mümkün değildir. Bu durum Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından denetlenmekte olup
ihlal halinde önemli miktarlarda para cezası uygulanmaktadır. Ancak yabancı uyruklu
şahıslar için böyle bir zorunluluk bulunmamaktadır.
- Uygulamada eğitim merkezleri tarafından yasal zorunluluğun yerine getirilebilmesi ve
aynı zamanda dalıcının 120 TL izin belgesi bedeli ödememesi amacıyla dalıcıya SSI veya
diğer sertifikaların yanında 1 yıldız CMAS belgesi de verilmektedir. Ancak söz konusu 120
TL’lik bedel karşılığında herhangi bir teknik eğitim vb hizmet verilmemektedir, izin belgesi
verilmesi yalnızca usulü bir işlem olarak gerçekleştirilmektedir.
- TSSF tarafından izin belgesi, sertifika ve eğitim vb yöntemlerle elde edilen gelirin milli
sportif faaliyetlerde kullanıldığı ileri sürülmektedir. Ancak görüşme yapılan dalış merkezi 180
yetkililerine göre, sualtı dalış faaliyeti sportif bir faaliyet olarak değil, bir hobi faaliyeti olarak
tanımlanmakta, bu sebeple dünya çapında dalışla ilgili kuruluşların unvanlarında da sportif
faaliyet yerine “aktivite” ifadesine yer verilmektedir.
- Türkiye’ye benzer durumun söz konusu olduğu ülke örneğinin Bulgaristan olduğu,
bununla birlikte Bulgaristan’da federasyonun anlaşmalı olduğu sertifika sistemi dışında
kalan yabancı sistemlerin federasyona bildirilerek kayıt altına alınmasının zorunlu
tutulduğu ve belirtilen kayıt işlemi için herhangi bir ücret talep edilmediği belirtilmektedir.
Öte yandan, TSSF’nin iddialarının aksine SSI, PADI gibi sistemlerin yasaklandığı bir ülke
örneğinin Avrupa’da bulunmadığı ileri sürülmektedir.
- Avrupa Birliği kapsamında RSTC, uluslararası alanda ise WRSTC sualtı dalış eğitim ve 190
sertifika sistemlerinin akreditasyonunu yapmaktadır. EUF ise söz konusu akreditasyon
kuruluşlarıyla birlikte çalışan ve eğitim ve sertifika sistemlerini denetleyen ve Avrupa’daki
eğitim kurumlarının standartlarını belirleyen bir kuruluştur. SSI söz konusu kuruluşlar
tarafından akredite edilmiş ve EUF onaylı bir sistemdir. Aynı zamanda SSI Global ISO
onaylıdır. Türkiye’deki CMAS ise bu kuruluşlar tarafından akredite değildir.
- SSI’ın internet sitesinde geribildirim vermek üzere şikâyet ve yorum formları
bulunmaktadır. Söz konusu formlar aracılığıyla SSI sisteminde eğitimin her aşaması takip
formları ile gerek öğrenci gerekse eğitmen tarafından adım adım takip edilmekte; eğitmen
ve dalıcı adayı tarafından bahse konu formlar onaylanmaktadır. Dolayısıyla dalıcılar
üzerinden eğitime yönelik denetim sağlanmaktadır. Ayrıca SSI eğitim materyallerinde 200
eğitim standartlarına ilişkin el kitapları bulunmakta olup söz konusu standartlar internet
üzerinden ücretsiz olarak indirilebilmektedir. Dolayısıyla standartlar güncellendiğinde
internet üzerinden anında söz konusu standartlara erişim sağlanabilmektedir.
- Dalıcılar tarafından eğitimin geribildirim yolu ile denetlenmesini yanında SSI yönetimi de
yapılan başvuru ve şikâyetleri dikkate alarak, dalış merkezlerinden ilgili dalıcının eğitim
kayıtlarını alarak inceleyebilmektedir. Bu şekilde eğitim standartları denetlenmektedir.
Denetim sonunda eğitimin standartlara uygun olarak verilmediğinin tespit edilmesi halinde
11-07/126-38
6
ilgili eğitmenin sertifikası iptal edilebildiği gibi dalış merkezinin yetkisi dahi iptal
edilebilmektedir.
- SSI dünya çapında bir eğitim kurumu olarak her bir ülkedeki yetiştirici kuruluşları 210
yetkilendirmekte ve SSI merkezden bu sistemin işleyip işlemediğini tespit edecek bilgi
akışını sağlayacak önlemler alınmaktadır.
- Dalış merkezi yetkililerine göre SSI’ın eğitim materyalleri görsel olarak daha ilgi çekicidir,
dalıcı adaylarına daha fazla hitap etmektedir. Buna karşın CMAS bakımından TSSF,
CMAS’in çıkardığı bütün doküman ve materyallerin dalış merkezleri tarafından satın
alınmasını zorunlu tutmaktadır. Oysa dalıcı adayı, görsellik, öğrenim kolaylığı, yeniliklerin
internetten takibinin kolay olması vb sebeplerle SSI materyallerini almak istemektedir.
- TSSF Türkiye’deki dalış merkezlerinin tamamını denetleme yetkisini haizdir. Ancak
CMAS’in eğitim standartları, Donanımlı Dalış Yönetmeliği’nde öngörülen hükümlerden
ibarettir. SSI sisteminde her bir dalış seviyesine ilişkin olarak eğitmene yönelik ayrı ayrı el 220
kitapları ve standartlar öngörülmüşken TSSF/CMAS sisteminde bu talimatların hiçbiri
bulunmamaktadır. CMAS’in bazı ülkelerdeki yetkili merkezlerinin RSTC onayı vardır.
RSTC ve WRSTC onaylı sistemlerin de belirli düzeyde eğitim standartlarının olması ve
uygulanan eğitimlerin denetimi zorunludur. Ancak TSSF/CMAS’in adı geçen uluslararası
kuruluşlar tarafından yapılmış bir akreditasyonu yoktur.
- Dalış merkezi yetkililerine göre TSSF; aidatların ödenip ödenmediği, TSSF bayraklarının
çekili olup olmadığı gibi hususları denetlemektedir. Hâlbuki deniz kazalarının önlenmesi
için alınabilecek en etkin önlem eğiticilerin gerektiği şekilde eğitilmesi, dalıcı eğitimlerinin
de uygun şekilde yapılmasıdır. Ancak Türkiye’de CMAS’e yönelik böyle bir denetimin
yapılmadığı ileri sürülmektedir. 230
- SSI eğitim materyallerine ilişkin SSI’ın yurt dışındaki merkezine telif hakkı ödendikten
sonra Türkiye’de bu materyaller tercüme edilmekte, dalıcı adaylarına sunulan hizmet
bedelleri SSI’ın Türkiye’deki ofisine ödenmektedir. Dolayısıyla TSSF tarafında yurt dışına
aktarıldığı iddia edilen ödeme fikri mülkiyet hakkı bedelidir. Bunun dışında SSI’ın bütün
belgeleri Türkiye’de basılmakta, eğitimleri Türkiye’de verilmekte, faaliyet izinleri için
Türkiye’de ücretler ödenmektedir.
- TSSF, SSI merkezlerinin verdiği hizmetin kayıt dışı olduğunu ileri sürmekte, buna karşın,
120 TL tutarındaki tek bir izin belgesi alınması ile SSI belgelilerin Türkiye’de dalış
yapmasına izin vermektedir. Amaç kayıt dışı faaliyet gösterilmesinin engellenmesi ise
SSI’ın eğitim sürecinin tamamen incelenmesi gerekirken, bu süreç denetlenemediği halde 240
120 TL bedelin ödenmesi halinde SSI belgeli dalıcıların Türkiye karasularında dalış
yapmasına TSSF tarafından izin verilmektedir.
- SSI ve PADI gibi sistemler dünya çapında CMAS’ten daha yaygındır, ancak söz konusu
sistemler Türkiye pazarına yeni girmeye çalışmaktadır. Teknik imkânların kullanımı, dalıcı
adaylarından geribildirim alınması, eğitmenlere yönelik güncelleme ve bilgi aktarımı gibi
hizmetlerin sunulması bakımından da SSI daha nitelikli bir sistemdir. Ayrıca, dalış merkezi
yetkililerinin iddialarına göre, TSSF CMAS yetkili temsilcisi olduğu için Türkiye’de SSI’ın
faaliyetleri zorlaştırılmaktadır.
- CMAS ve SSI sistemleri dalıcının katlanacağı maliyet bakımından karşılaştırılacak olur
ise, eğitim ücreti her ikisi için de yaklaşık olarak aynı olup 500-600 TL arasındadır. Eğitim 250
kalitesinin yüksek olması eğitmenin elindedir. Bununla birlikte, eğitmenin bilgilerinin
güncellenmesi ve gelişmelerin takibi bakımından SSI, CMAS’e göre daha başarılı bir
sistemdir; zira bu faaliyetleri eğitmen adına SSI yapmaktadır. Hâlbuki CMAS için TSSF bu
11-07/126-38
7
tür bir hizmet sunmamaktadır. Dalıcı adayı bakımından da görselliği, çalışmaları,
internetten takip imkânı bakımından SSI daha avantajlıdır. Eğitim süreçlerinin
denetlenmesindeki farklılık ise, SSI’ın kullanıcıların geri bildirimleri aracılığıyla, diğer bir
ifadeyle otokontrol yöntemiyle denetlenmesi, CMAS’in ise federasyon yetkilileri tarafından
ancak düzensiz şekilde, şikâyet oldukça denetlenmesi şeklindedir.
- Dalıcı belgesi bedeli CMAS için 47,5 TL + kargo bedeli iken SSI için 39 TL’dir.
I.2.3. SSI’dan Edinilen Bilgiler 260
Başvuru sahibi tarafından sunulan bilgilere göre, Türkiye’deki faaliyetlerine 2007 yılında
başlayan SSI’ın vermiş olduğu (eğitmen ve dalıcı belgesi toplamı) belge sayısı Tablo 3’te
sunulmaktadır.
Tablo 3: SSI Türkiye Bölge Temsilciliği tarafından 2007-2010 yılları arasında verilen belge adedi
Tarih Adet
2007 …
2008 …
2009 …
2010 …
TOPLAM …
I.3. Değerlendirme
Önaraştırma konusu iddialar, CMAS dalış eğitimi sistemi Türkiye temsilcisi olan TSSF’nin
Donanımlı Dalış Yönetmeliği başta olmak üzere ilgili ikincil mevzuat hükümlerine
dayanarak SSI sisteminin Türkiye’de faaliyet göstermesini zorlaştırdığı, bu itibarla hâkim
durumunu kötüye kullanarak rekabeti sınırladığı yönündedir. 270
I.3.1. TSSF’nin Hukuki Niteliğinin Değerlendirilmesi
Bir gerçek veya tüzel kişilerin eylemlerinin 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi dâhilinde
değerlendirilebilmesi için, bahse konu kişiliğin Kanun’un 3. maddesi uyarınca “teşebbüs”
niteliğini haiz olması gerekmektedir. İşaret edilen Kanun hükmünde ise teşebbüs,
“Piyasada mal veya hizmet üreten, pazarlayan, satan gerçek ve tüzel kişilerle, bağımsız
karar verebilen ve ekonomik bakımdan bir bütün teşkil eden birimler” olarak
tanımlanmıştır. Belirtilen hüküm çerçevesinde, rekabet hukuku bakımından teşebbüsün;
“iktisadi faaliyet”, “bağımsız karar verme” ve “ekonomik bütünlük arz etme” olarak ifade
edilen üç unsurunun bulunduğu görülmektedir.
TSSF, 3289 sayılı Kanun ve ikincil düzenlemelere dayanılarak kurulan ve 2004 yılı 280
itibarıyla özerk nitelik kazanan bir spor federasyonudur. Bununla birlikte “İlgili Mevzuat”
başlığı altında ifade edildiği üzere TSSF başkanı ve yönetim kurulu, üyelerinin en az %60’ı
sualtı spor kulüplerinin temsilcilerinden oluşan TSSF genel kurulu tarafından seçilmektedir.
Ayrıca bahse konu mevzuat hükümlerinde TSSF’nin görev ve yetkileri özetle; “sualtı
sporunun Türkiye’de dengeli bir şekilde yayılıp gelişmesini sağlamak amacıyla eğitimler ve
seminerler düzenlemek, sualtı sporlarında yarışmalar organize etmek ve uluslararası
yarışmalara katılımı sağlayarak sporcu yetiştirmek, antrenör, hakem ve eğitmen
yetiştirmek ve yurt içinde açılmış ve açılacak olan kulüpler, turistik, ticari ve sportif amaçlı
dalış merkezleri, can kurtarma ve ilkyardım eğitim merkezleri ile su sporları merkezlerinin
çalışabilmeleri için gerekli kuralları düzenlemek, talimat hazırlamak, denetlemelerini 290
11-07/126-38
8
yapmak ve faaliyet gösterebilmeleri için yetki belgesi vermek” olarak belirtilmiştir.
Dolayısıyla TSSF esas itibarıyla yasal hükümlere dayanılarak kurulmuş, kamu yararını
koruma amacıyla sualtı sporları alanında birtakım düzenleme ve denetleme görev ve
yetkilerini ifa eden ve kâr amacı gütmeyen bir tüzel kişilik görünümündedir.
Bununla birlikte TSSF, önaraştırma konusu iddiaların temelini oluşturduğu üzere sualtı
aktivitelerine yönelik dalıcı ve eğitmen eğitimi ve sertifikalandırma hizmetleri pazarında da
faaliyet göstermektedir. Zira TSSF bahse konu pazarda eğitim sistemi standartları ve
sertifikaları üreten CMAS sisteminin Türkiye’deki tek yetkili temsilcisidir. Söz konusu yetkili
temsilciliği uyarınca Türkiye’de faaliyet gösterecek olan dalış merkezlerini
yetkilendirmekte, dalış merkezlerinde eğitmenlik yapacak olan kişilere eğitmen eğitimleri 300
ve sertifikalandırma hizmeti sunmakta, bu merkezler aracılığıyla verilecek olan eğitimlere
ilişkin standartları belirlemekte, eğitim materyalleri üretmekte ve dalıcılara CMAS sertifikası
düzenlemektedir. Bu bağlamda CMAS sisteminin Türkiye’deki sağlayıcısı olarak yetkili
dalış merkezleri aracılığıyla hizmet sunmakta ve adeta dağıtım ağı aracılığıyla faaliyet
gösteren bir distribütör niteliği taşımaktadır. Bahse konu faaliyetleri neticesinde ise, gerek
dalış merkezleri ve eğitmenlerin yetki belgesi ve faaliyet izni için yaptıkları ödemeler
gerekse eğitim materyalleri ve dalıcı ve eğitmen belgeleri için ödenen ücretlerden gelir
elde etmektedir. TSSF’nin dosya kapsamındaki ilgili pazardaki faaliyetlerine ilişkin bir
başka gelir kalemi ise CMAS dışındaki sistemlerden dalıcı belgesi alan T.C.
vatandaşlarının Türkiye karasularında dalış yapabilmeleri için almak zorunda oldukları 310
denklik veya izin belgelerine ilişkin ücretlerdir. İşaret edilen hususlar neticesinde TSSF’nin
iktisadi bir faaliyet icra ettiği görülmektedir.
TSSF’nin kuruluş, görev ve yetkilerine ilişkin yasal düzenlemeler incelendiğinde, TSSF
tarafından CMAS eğitim sistemine ilişkin faaliyetler konusunda alınan kararların herhangi
bir organ veya kurulun onayına tabi olmadığı görülmektedir. Ayrıca başka bir gerçek veya
tüzel kişiliğin TSSF üzerinde tek başına veya ortak kontrolünün bulunmadığı
anlaşılmaktadır. Bu itibarla TSSF’nin “bağımsız karar verme” ve “ekonomik bütünlük arz
etme” kriterlerini de sağladığı anlaşılmıştır. Sözü edilen hususlar ışığında, TSSF’nin, dosya
kapsamında tanımlanan “sualtı aktivitelerine yönelik dalıcı ve eğitmen eğitimi ve
sertifikalandırması hizmetleri” pazarındaki faaliyetleri bakımından teşebbüs niteliğini haiz 320
olduğu değerlendirilmektedir.
I.3.2. TSSF’ye İlişkin Hâkim Durum Analizi
Yukarıda belirtildiği üzere TSSF, ilgili mevzuat uyarınca su sporları alanında yürüttüğü
düzenleme ve denetleme faaliyetlerinin yanında, dünyada sualtı aktivitelerine yönelik
faaliyet gösteren eğitim sistemlerinden biri olan CMAS’in Türkiye yetkili temsilcisi olarak,
yetkili dalış merkezleri aracılığıyla hizmet sunmaktadır. Bununla birlikte işaret edilen ilgili
ürün pazarı bakımından TSSF tarafından yürürlüğe koyulan Donanımlı Dalış Yönetmeliği
ile CMAS sistemine hukuki bir imtiyaz tanınmıştır. Nitekim Yönetmeliğe göre dalıcı ve
eğitmen eğitimi ve sertifika sağlama hizmeti vermek isteyen dalış merkezlerinin CMAS
sertifikalı eğitmen ve rehber bulundurma zorunluluğu bulunmaktadır. Faaliyete başlayan 330
dalış merkezi CMAS dışındaki sistemlere yönelik eğitim verebilmesine karşın, bu sistemler
kapsamında verilen eğitimlerin uygulanabilmesi için, CMAS dışındaki belgeleri haiz
dalıcıların CMAS denklik belgesi veya TSSF izin belgesi almaları zorunlu tutulmuştur.
Türkiye’de CMAS, SSI vb. sualtı dalış eğitimi sistemleri belgesini haiz toplam kaç adet
dalıcı bulunduğunun net olarak tespiti, bir kişinin aynı anda birden fazla sisteme ait belge
bulundurması ve Türkiye’de faal olan eğitim sistemlerinin tamamı hakkında yeterli bilginin
bulunmaması sebebiyle mümkün olmamakla birlikte, 2007-2010 yılları arasında verilen
11-07/126-38
9
toplam CMAS belgesi sayısının (başka eğitim sistemine ait belgesi olan dalıcılara verilen
denklik belgeleri de dâhil olmak üzere) 47.875, buna karşın diğer belgeleri haiz (ilave
olarak CMAS belgesi almaksızın, CMAS dışındaki bir veya birkaç sisteme ait belgeyi 340
bulunduran) kişilere verilen izin belgesi sayısının 56 olmasından hareketle, dalıcı belgesi
adedi bakımından TSSF’nin sualtı aktivitelerine yönelik dalıcı ve eğitmen eğitimi ve
sertifikalandırması hizmetleri pazarında hâkim durumda olduğu anlaşılmıştır.
I.3.3. Hâkim Durumun Kötüye Kullanılmasına İlişkin Değerlendirme
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi uyarınca “Bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin
bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hâkim durumunu tek
basına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye
kullanması hukuka aykırı ve yasak” olup ilgili maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde
“Ticarî faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesine doğrudan veya dolaylı olarak engel
olunması ya da rakiplerin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasını amaçlayan eylemler” 350
kötüye kullanma halleri arasında sayılmıştır.
Dosya mevcudu bilgilere göre, TSSF tarafından yürürlüğe konulan Donanımlı Dalış
Yönetmeliği ile söz konusu Federasyon’un Türkiye yetkili temsilcisi olduğu CMAS
sistemine, diğer sistemlerin pazardaki faaliyetlerini zorlaştıracak nitelikte bir imtiyaz
tanınmıştır. Öyle ki dalış merkezi olarak faaliyet göstermek isteyen teşebbüslerin
faaliyetlere başlayabilmeleri için TSSF tarafından verilecek yetki belgelerini alma
zorunluluğunun yanında, CMAS belgeli eğitmen ve rehber eğitmen bulundurma
zorunluluğu getirilmiştir. Bunun yanında, başvuruya konu iddiaların da temelini oluşturduğu
üzere, CMAS belgesi, CMAS denklik belgesi yahut TSSF’den verilecek izin belgeleri
olmaksızın Türkiye karasularında herhangi bir dalıcının dalış yapması yasaklanmış, söz 360
konusu düzenlemenin ihlal edildiğinin TSSF veya Sahil Güvenlik Komutanlığı yetililerince
tespit edilmesi halinde ilgili mevzuatta öngörülen yaptırımların uygulanacağı hükme
bağlanmıştır. Dolayısıyla mevcut durumda dalıcı veya eğitmen olarak faaliyet göstermek
isteyen kişilerin CMAS eğitimi ve sertifikası alması yahut mevcut SSI vb belgelerine ilişkin,
47,5 TL bedel karşılığı, CMAS denklik belgesi alması veya CMAS dışındaki sistemlere ait
belgeleri ile dalış yapabilmek için TSSF’den 120 TL karşılığında izin belgesi almaları
gerekmektedir. Bahse konu prosedür nihai tahlilde Türkiye’de dalış yapacak ve eğitim
verecek kişilerinin her durumda TSSF/CMAS sistemine ilişkin belgeye sahip olması ya da
izin belgesi alması zorunluluğu yaratarak, SSI ve diğer yabancı sistemlerin tüketici
tarafında tercih edilmesi halinde bu sistemlere ilişkin maliyeti arttırmakta ve sistemlerin 370
pazardaki faaliyetlerini zorlaştırmaktadır.
TSSF tarafından hâlihazırdaki uygulamaların gerekçesi olarak, CMAS dışındaki eğitim
sistemlerinin Türkiye’de vergi mevzuatı bakımından kayıt dışı bir hizmet sunmaları, sözü
edilen sistemlerde verilen eğitimin TSSF tarafından denetlenememesi ve eğitim
standardının düşük olması, dalış anında meydana gelebilecek deniz kazalarında Adalet
Bakanlığına bilgi verilebilmesi amacıyla dalıcıların kayıt altına alınmasının gerekli olduğu
hususları belirtilmiştir. Ayrıca TSSF’nin elde ettiği gelirleri sporcu yetiştirme, sualtı
sporlarının Türkiye genelinde yaygınlaşmasını sağlama gibi kamu yararına yönelik
faaliyetlerde kullandığı ifade edilmiştir.
TSSF’nin iddialarına karşın, CMAS ve SSI sistemlerinin her ikisine yönelik hizmet veren 380
dalış merkezleri ile yapılan görüşmeler ve incelemeler neticesinde SSI sisteminde
yurtdışına yapılan ödemenin SSI eğitim sistemlerine ilişkin fikri mülkiyet hakkı bedeli ve
SSI dalış merkezi olarak faaliyet gösterilmesine ilişkin yetki belgesi vb bedeller olduğu,
buna karşın eğitim hizmetlerinin Türkiye’de yapıldığı ve eğitim materyallerinin Türkiye’de
11-07/126-38
10
basılarak çoğaltıldığı, bu itibarla hizmetin icrasına ilişkin faaliyetlerin Türkiye sınırlarında
gerçekleştirilerek, vergilendirildiği anlaşılmıştır.
SSI sisteminde sunulan eğitimin standardının düşük olması ve denetlenememesi
iddialarına ilişkin olarak ise, bahse konu sistemin Avrupa ve dünya çapında faaliyet
gösteren EUF, RSTC, WRSTC gibi akreditasyon kuruluşlarının SSI sistemini tescil ettikleri,
sistemin materyallerinin görsel ve öğrenimi kolay nitelik taşıması, devamlı olarak 390
güncellenmesi ve yeniliklerin sistemin internet sitesi aracılığıyla anında hizmet alıcılarına
aktarılabilmesi sebebiyle, tüketiciler tarafından da daha fazla tercih edildiği, ayrıca sistemin
dalıcı ve eğitmenlere yönelik geribildirim sistemi ile katı bir şekilde denetime tabi tutulduğu
tespit edilmiştir. Buna karşın, eğitim sisteminin standartlarının daha yüksek olduğu iddia
edilen TSSF/CMAS sisteminin ise bahse konu uluslararası kuruluşlarının herhangi biri
tarafından akredite edildiği yönünde bilgiye ulaşılamamıştır. Ayrıca CMAS hizmeti sunan
dalış merkezleri ile yapılan görüşmelerde TSSF tarafından CMAS eğitimlerine yönelik
düzenli denetim yapılmadığı, yalnızca şikâyet üzerine yetki belgesinin bulundurulması,
TSSF bayrağının mevcut olması gibi şekli hususların denetlendiği ifade edilmiştir. Sözü
edilen hususlara ek olarak, TSSF tarafından, denklik belgesi veya izin belgesi verilmesi 400
aşamasında, başka sistemlerden belgesi bulunan dalıcılara yönelik olarak, bir üst seviye
dalıcı belgesi almak isteyenler hariç olmak üzere, herhangi bir eğitim yahut sınav
yapılmadığı belirtilmiştir. Bu itibarla TSSF tarafından yürütülen uygulamanın iddia edilen
eksikleri giderecek herhangi bir sonuç doğurmadığı değerlendirilmektedir.
Öte yandan, deniz kazaları bakımından Türkiye karasularında dalış yapan dalıcıların kayıt
altına alınması ihtiyacına yönelik olarak, kamu yararına işaret edildiği görülmektedir. Buna
karşın, bir dalış merkezi yetkilisi tarafından da Bulgaristan örneği üzerinden ifade edildiği
üzere, belirtilen ihtiyacın giderilmesi için denklik yahut izin belgesi alınması prosedürünün
zorunlu olmadığı değerlendirilmektedir. Nitekim belirtilen sakınca, T.C. vatandaşlarına
yönelik verilen dalıcı ve eğitmen sertifikalarının TSSF’ye bildirilmesi zorunluluğu getirilmesi 410
ile giderilebilecektir.
TSSF’nin kâr amacı gütmeyen bir Federasyon olduğu, elde ettiği gelirleri sualtı sporunun
geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması, sporcu yetiştirilmesi gibi kamu yararına yönelik
faaliyetler için kullanıldığı savına ilişkin olarak ise, TSSF’nin sualtı dalış eğitimi ve
sertifikalandırılması alanlarındaki faaliyetlerinin iktisadi nitelik taşıyan ve Federasyonun
diğer faaliyetlerinden farklı, CMAS’in Türkiye’deki sağlayıcı olarak yürüttüğü hizmet
sunumuna ilişkin olduğunun dikkate alınması gerekmektedir. Dolayısıyla bahse konu
uygulamaların TSSF’nin kuruluş ve görevlerinin dayanağını oluşturan 3289 sayılı Kanun,
Çerçeve Statü ve Ana Statü’de öngörülen amaç ve görevler ile ilişkili olmadığı
görülmektedir. 420
Yukarıda belirtilen hususlardan hareketle öncelikle belirtilmesi gereken husus, TSSF’nin
başvuruya konu uygulamalarının ikincil mevzuat hükümlerine dayanması sebebiyle,
başvuru sahibinin bahse konu hükümlere ilişkin olarak idari yargı yoluna başvurmasının
mümkün olduğudur. Bununla birlikte, TSSF’nin SSI ve diğer yabancı sistemlere yönelik
olarak, yine TSSF tarafından hazırlanmış olan ikincil mevzuat hükümlerine dayanarak
yürütmüş olduğu uygulamaların TSSF/CMAS sisteminin rakibi olan sistemlerin sualtı
aktivitelerine yönelik dalıcı ve eğitmen eğitimi ve sertifikalandırması hizmeti pazarındaki
faaliyetlerini zorlaştırdığı, bahse konu uygulamaların herhangi bir ekonomik veya rasyonel
gerekçesinin bulunmadığı, bu itibarla 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesi uyarınca hâkim
durumun kötüye kullanıldığı değerlendirilmektedir. Öte yandan söz konusu eylemlerin 430
yasal bir düzenlemeye dayanması sebebiyle Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’ne ve 4054
sayılı Kanun’un 9. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında TSSF’ye TSSF/CMAS sistemi
11-07/126-38
11
dışındaki eğitim sistemlerine yönelik getirilen denklik belgesi ve yetki belgesi alınması
yahut CMAS belgeli eğitmen bulundurma gibi zorunlulukların kaldırılmasına ilişkin olarak
görüş gönderilmesinin yerinde olacağı kanaatine varılmıştır.
J. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre,
1- Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu'nun Dünya Sualtı Faaliyetleri Konfederasyonu/
CMAS Türkiye temsilcisi olarak yürüttüğü faaliyetler bakımından 4054 sayılı Kanun'un 3.
maddesi uyarınca "teşebbüs" niteliğini haiz olduğuna, 440
2- Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu'nun sualtı aktivitelerine yönelik dalıcı ve eğitmen
eğitimi ve sertifikalandırması hizmeti pazarında hâkim durumda olduğuna,
3- Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu tarafından çıkarılan ikincil mevzuat hükümleri
uyarınca TSSF/CMAS sistemi dışındaki eğitim sistemlerine yönelik öngörülen
uygulamaların 4054 sayılı Kanun'un 6. maddesi kapsamında hâkim durumun kötüye
kullanılması sonucunu doğurduğuna,
4- Bununla birlikte, önaraştırma konusu eylemlerin 10.09.2008 tarih ve 26993 sayılı Resmi
Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu tarafından
hazırlanan Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu Donanımlı Dalış Yönetmeliği hükümlerine
dayanılarak icra edilmesi sebebiyle, bahse konu hükümlerin kaldırılmasına ilişkin olarak 450
4054 sayılı Kanun'un 9. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Türkiye Sualtı Sporları
Federasyonuna ve ayrıca Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğüne görüş bildirilmesini teminen
Başkanlığın görevlendirilmesine
OYBİRLİĞİ ile karar verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy