Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2009-4-187 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 11-13/243-78
Karar Tarihi : 7.3.2011
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI 10
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, Mehmet Akif ERSİN, İsmail Hakkı
KARAKELLE, Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY, Murat
ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER : Hilal YILMAZ, Neşe Nur ONUKLU, Sinan BOZKUŞ, Selvi
KOCABAY, Canan KARAMANOĞLU, Gülçin DERE
C. ŞİKÂYET EDEN : Re’sen
D. HAKKINDA SORUŞTURMA 20
YAPILANLAR : - Akbank T.A.Ş.
Temsilcisi: Av. Turgan GÜRMEN
Mete Cad. 12/7 Taksim/İstanbul
- Denizbank A.Ş.
Temsilcisi: Av. K. Eren GÖNEN
Maya Akar Center Büyükdere Cad. No:100-102
Şişli/İstanbul
- Finans Bank A.Ş.
Temsilcisi: Av. Gönenç GÜRKAYNAK
Yıldız Mah. Çitlenbik Sk. No:12 34349 30
Beşiktaş/İstanbul
- Türkiye Garanti Bankası A.Ş.
Temsilcisi: Av. Zeynep ÇAKMAK
Piyade Sk. Portakal Çiçeği Apt. No:18 Çankaya/Ankara
- Türkiye Halk Bankası A.Ş.
Temsilcisi: Av. Hakan Vural
Eskişehir Yolu 2. Cad. No: 63 Söğütözü/Ankara
- Türkiye İş Bankası A.Ş.
Temsilcisi: Av. Ayla SONGÖR
Hoşdere Cad. No: 202/7 Çankaya/Ankara 40
- Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O.
Temsilcisi: Av.Dr. T. Nurkut İNAN
Çobanyıldızı Sok. No:8/12 Çankaya/Ankara
- Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.
Temsilcisi: Av. Dr. İ. Yılmaz ASLAN
Gazi Umur Paşa Sok. Bimar Plaza No: 38/8
Beşiktaş/İstanbul
11-13/243-78
2
E. DOSYA KONUSU : Bankacılık pazarında faaliyet gösteren Akbank T.A.Ş.,
Denizbank A.Ş., Finans Bank A.Ş., Türkiye Garanti Bankası A.Ş., Türkiye Halk 50
Bankası A.Ş., Türkiye İş Bankası A.Ş., Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. ve Yapı
ve Kredi Bankası A.Ş.’nin rekabeti bozucu nitelikte anlaşma yapmak suretiyle
4054 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlal edip etmediklerinin tespiti.
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Bankacılık pazarında faaliyet gösteren 8 teşebbüsün,
“centilmenlik anlaşması” adı altında özel firmalara promosyon verilmemesi, protokolü
devam eden kurum/firmalara diğer bankalar tarafından teklif verilmemesi konularında
anlaşma yapmak suretiyle ve bu bankalardan Akbank T.A.Ş., Denizbank A.Ş., Finans
Bank A.Ş., Garanti Bankası A.Ş., Türkiye İş Bankası A.Ş., Yapı ve Kredi Bankası
A.Ş.’nin, Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş. (Erdemir)’nin 2005 yılı maaş 60
ödemesi ihalesi öncesinde ihalede teklif edecekleri promosyon miktarını anlaşarak
belirlemek suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında rekabeti ihlal
ettikleri iddia edilmektedir.
G. DOSYA EVRELERİ: Rekabet Kurumu kayıtlarına 5.6.2009 ve 23.6.2009 tarihleri
arasında ve farklı sayılarla intikal eden başvurular üzerine hazırlanan 22.6.2009 tarih
ve 2009-4-187/İİ-09-BK sayılı İlk İnceleme Raporu ile 1.7.2009 tarih ve 2009-4-
187/BN-09-HY sayılı Bilgi Notu, Rekabet Kurulu’nun sırasıyla, 24.6.2009 tarih, 09-30
sayılı ve 8.7.2009 tarih, 09-32 sayılı toplantılarında görüşülerek, Kurul’un 09-30/660-
M ve 09-32/669-M sayılı kararları ile iddialar hakkında önaraştırma yapılmasına karar 70
verilmiştir.
Önaraştırma çerçevesinde, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK)
tarafından bankaların aracılık ettiği maaş ve promosyon ödemesi tutarları
konusunda, bankalara uyarı veya işlem tesis edip edilmediğine ilişkin BBDK’ya
gönderilen 30.7.2009 tarih ve 3144 sayılı bilgi isteme yazısına cevaben gelen bilgiler
11.8.2009 tarih ve 5675 sayı ile Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
Karar gereği yürütülen önaraştırma sonucunda raportörlerce düzenlenen 12.8.2009
tarih ve 2009-4-187/ÖA-09-HY sayılı Önaraştırma Raporu, Kurul’un 19.8.2009 tarih
ve 09-36 sayılı toplantısında görüşülerek, 09-36/919-M sayılı karar ile; Akbank T.A.Ş.
(Akbank), Denizbank A.Ş. (Denizbank), Finans Bank A.Ş. (Finansbank), Türkiye 80
Garanti Bankası A.Ş. (Garanti Bankası), Türkiye İş Bankası A.Ş. (İş Bankası),
Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O. (Vakıfbank) ve Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. (YKB)
hakkında 4054 sayılı Kanunun 4. maddesinin ihlal edilip edilmediğinin tespiti için
soruşturma açılmış ve aynı toplantıda Pamukbank T.A.Ş. (Pamukbank)’nin hukuki
durumuna ilişkin ek çalışma yapılarak Kurul gündemine getirilmesine karar verilmiştir.
Kurumumuzca, 21.8.2009 tarih ve 3555 sayılı yazı ile Türkiye Halk Bankası A.Ş.’den
(Halkbank), Pamukbank’ın Halkbank’a devir işlemleri ile ilgili bilgi talep edilmiş, gelen
bilgiler 21.8.2009 tarih ve 5907 sayı ile Kurumumuz kayıtlarına intikal etmiştir.
Kurumumuzca 24.8.2009 tarih ve 3561 sayılı yazı ile; Tasarruf Mevduatı Sigorta
Fonu’ndan (TMSF) Pamukbank’ın Halkbank’a devrine ilişkin bilgi istenmiş, TMSF 90
tarafından gönderilen bilgi ve belgeler 2.9.2009 tarih ve 6322 sayı ile Kurum
kayıtlarına intikal etmiştir. Bunun üzerine, hazırlanan 21.8.2009 tarihli Bilgi Notu,
Kurul’un 24.8.2009 tarihli toplantısında görüşülerek, 09-37/924-M sayılı kararı ile
Halkbank hakkında 4054 sayılı Kanunun 4. maddesinin ihlal edilip edilmediğinin
tespiti için soruşturma açılmıştır.
Rekabet Kurulu’nun almış olduğu Soruşturma Kararı sonucunda, haklarında
soruşturma başlatılan Garanti Bankası, İş Bankası, Denizbank, YKB, Vakıfbank,
11-13/243-78
3
Akbank ve Finansbank’a 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 43/2.
maddesi uyarınca soruşturma açıldığına dair bildirim 2.9.2009 tarihinde sırasıyla
3789, 3790, 3791, 3792, 3793, 3794, 3795 sayılı yazılar ile Halkbank’a ise 3.9.2009 100
tarih ve 3804 sayılı yazı ile yapılmıştır. Bu çerçevede, Akbank 16.9.2009 tarih ve
6722 sayılı yazısı ile, Garanti Bankası 18.9.2009 tarih ve 6805 sayılı yazısı ile,
Finansbank 23.9.2009 tarih ve 6854 sayılı yazısı ile Vakıfbank 25.9.2009 tarih ve
6885 sayılı yazısı ile süre uzatım talebinde bulunmuş olup, anılan talepler
Kurumumuzca sırasıyla 17.9.2009 tarih ve 4050 sayılı yazı, 2.10.2009 tarih ve 4230
sayılı yazı ve 2.10.2009 tarih ve 4231 sayılı yazılar ile reddedilmiştir. Bunun üzerine,
Halkbank’ın 1.10.2009 tarih ve 7078 sayı, Vakıfbank’ın 2.10.2009 tarih ve 7106 sayı,
İş Bankası’nın 2.10.2009 tarih ve 7114 sayı, Finansbank’ın 5.10.2009 tarih ve 7127
sayı, YKB’nin 5.10.2009 tarih ve 7131 sayı, Akbank’ın 5.10.2009 tarih ve 7171 sayı,
Denizbank’ın 5.10.2009 tarih ve 7174 sayı, Garanti Bankası’nın 5.10.2009 tarih ve 110
7176 sayı ile gönderdikleri ilk yazılı savunmaları ve ekleri süresi içinde Rekabet
Kurumu kayıtlarına intikal etmiştir.
Rekabet Kurulu’nun 11.2.2010 tarih ve 10-16/186-M sayılı kararı ile 4054 sayılı
Kanun’un 43/1. maddesinde yer alan “gerekli görüldüğü hallerde bir defaya mahsus
olmak üzere Kurul tarafından 6 aya kadar ek süre verilebilir.” hükmü uyarınca,
soruşturma süresi 6 ay uzatılmıştır. Kurul’un soruşturma süresinin uzatılmasına ilişkin
kararı Halkbank, Finansbank, Garanti Bankası, İş Bankası, YKB, Vakıfbank,
Denizbank ve Akbank’a sırasıyla 12.2.2010 tarih ve 808, 809, 810, 811, 812, 813,
814, 815 sayılı yazılar ile bildirilmiştir.
Soruşturma Heyeti'nce tamamlanan 19.8.2010 tarih ve SR/10-10 sayılı Soruşturma 120
Raporu, Kanun'un 45/1. maddesi uyarınca kurul üyeleri ile hakkında soruşturma
yürütülen teşebbüslerin vekillerine tebliğ edilmiş ve aynı maddenin ikinci fıkrası
gereğince haklarında soruşturma yürütülen teşebbüslerden 30 gün içinde ikinci yazılı
savunmalarının gönderilmesi istenilmiştir.
Haklarında soruşturma yürütülen teşebbüslerden Halkbank’ın ikinci yazılı savunması
Kurum kayıtlarına 20.9.2010 tarih ve 7253 sayı ile intikal etmiş, diğer teşebbüsler ise
savunma hazırlayabilmek için ek süre talebinde bulunmuştur. İş Bankası ve Garanti
Bankası vekilleri, Kurum kayıtlarına 1.9.2010 tarih ve sırasıyla 6853 ve 6838 sayı ile
intikal eden başvuruları ile Akbank, Vakıfbank, Finansbank’ın vekilleri ise Kurum
kayıtlarına sırasıyla 31.8.2010 tarih ve 6811 sayı, 23.8.2010 tarih ve 6640 sayı, 130
24.8.2010 tarih ve 6695 sayı ile intikal eden başvuruları ile ikinci yazılı
savunmalarına ilişkin 30 günlük ek süre talebinde bulunmuşlar, söz konusu talepler
Kurul tarafından değerlendirilmiş ve 2.9.2010 tarih ve 10-57/1188-M sayılı Kurul
kararı ile kabul edilmiştir.
YKB ve Denizbank sırasıyla Kurum kayıtlarına 2.9.2010 tarih ve 6864 sayı, 6.9.2010
tarih ve 7008 sayı ile intikal eden başvuruları ile ikinci yazılı savunmalarına ilişkin 30
günlük ek süre talebinde bulunmuşlar, söz konusu talepler Kurul tarafından
değerlendirilmiş ve 16.9.2010 tarih ve 10-59/1212-M sayılı Kurul Kararı ile kabul
edilmiştir.
Bunun üzerine Garanti Bankası, Akbank, YKB, Finansbank, İş Bankası ve 140
Vakıfbank’a ait ikinci yazılı savunmalar 19.10.2010 tarih ve sırasıyla 8011, 8005,
7998, 7985, 8007, 7988 sayılar ile Denizbank’a ait savunma ise 22.10.2010 tarih ve
8099 sayı ile süresi içinde Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. Söz konusu yazılı
savunmalar üzerine Soruşturma Heyeti tarafından hazırlanan 10.11.2010 tarihli Ek
11-13/243-78
4
Yazılı Görüş, Kanun’un 45/2. maddesi uyarınca kurul üyeleri ile hakkında soruşturma
yürütülen bankalara 10.11.2010 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Kurum kayıtlarına sırasıyla 12.11.2010 tarih ve 8695, 8736 sayılar ile giren Akbank
ve Garanti Bankası vekillerinin başvurularında; adı geçen banka vekilleri savunma
hazırlayabilmek için ek süre talebinde bulunmuş ve bu teşebbüslere savunma
sürelerinin bitiminden itibaren geçerli olmak üzere 2.12.2010 tarih ve 10-75/1562-M 150
sayılı Kurul kararı ile 30 gün ek süre verilmiştir. Ek süre talebinde bulunmayan
teşebbüslerden Denizbank’ın Ek Görüş’e cevap dilekçesi 13.12.2010 tarihinde,
Finansbank’ın dilekçesi 9.12.2010 tarihinde, İş Bankası’nın dilekçesi 13.12.2010
tarihinde, Vakıfbank’ın dilekçesi 8.12.2010 tarihinde, YKB’nin dilekçesi ise
13.12.2010 tarihinde sırasıyla 9366, 9328, 9402, 9290 ve 9379 sayılar ile
Kurumumuz kayıtlarına intikal etmiştir. Ek süre verilenlerden Akbank’ın ve Garanti
Bankası’nın Ek Görüş’e cevap dilekçeleri 10.1.2011 tarihinde, sırasıyla 197 ve 241
sayılar ile Kurumumuz kayıtlarına intikal etmiş; Halkbank ise son yazılı savunma
hakkını kullanmamıştır.
Tarafların talepleri üzerine Kurul, 19.1.2011 tarih ve 11-04/58-M sayılı kararıyla, 160
1.3.2011 tarihinde sözlü savunma toplantısı yapılmasına karar vermiştir. Kurumumuz
kayıtlarına 21.2.2011 tarihinde 1332 sayı ile intikal eden ve İş Bankası vekili
tarafından yapılan sözlü savunma toplantısının gizli yapılmasına ilişkin başvuru,
Rekabet Kurulu’nun 25.2.2011 tarih ve 11-11 sayılı toplantısında görüşülmüş ve
2010/2 sayılı Rekabet Kurulu Nezdinde Yapılan Sözlü Savunma Toplantıları
Hakkında Tebliğ'in 9. maddesinde öngörülen koşulların karşılanmadığı
anlaşıldığından, söz konusu gizlilik talebinin reddine, 213-M sayı ile karar verilmiştir.
1.3.2011 tarihinde yapılan sözlü savunmanın ardından Rekabet Kurulu tarafından
alınan 7.3.2011 tarih ve 11-13/243-78 sayılı nihai karar, hakkında soruşturma
yürütülen taraflara 8.3.2011 tarihinde tefhim edilmiştir. 170
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: Soruşturma Heyetinde yer alan raportörler
tarafından;
1- a) 2001 yılından itibaren Akbank, Garanti Bankası, İş Bankası, Koçbank A.Ş.
(Koçbank), Pamukbank, YKB ile Vakıfbank’ın 2004 yılından itibaren
Finansbank’ın, 2005 yılından itibaren Denizbank’ın “centilmenlik anlaşması”
adı altında, özel firmalara promosyon verilmemesi, protokolü devam eden
kurum/firmalara diğer bankalar tarafından teklif verilmemesi konularında
anlaşma yapmak suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında
rekabeti ihlal ettikleri,
b) Söz konusu eylemlerin 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde sayılan 180
muafiyet koşullarını taşımadığı,
c) Koçbank ve Pamukbank’ın 2001 ve 2002 yıllarında anlaşmaya dahil
olduğunun tespit edilmesine rağmen, ihlalin gerçekleştiği tarihte yürürlükte
olan 4054 sayılı Kanun’un mülga 19. maddesinde öngörülen 5 yıllık
zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle, söz konusu bankaların
eylemlerinden dolayı Halkbank ve YKB’ye ceza verilmesine gerek olmadığı,
d) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamındaki söz konusu ihlal nedeniyle
aynı kanunun 16. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Akbank, Denizbank,
Finansbank, Garanti Bankası, İş Bankası, YKB ile Vakıfbank’a para cezası
verilmesi gerektiği, 190
11-13/243-78
5
e) “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim
Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin
Yönetmelik” (Ceza Yönetmeliği)’in 1-5. maddesi uyarınca temel para
cezasının;
a- Denizbank ve Finansbank için yıllık gayri safi gelirinin %0,75’i,
b- YKB ve Vakıfbank için yıllık gayri safi gelirinin %2’si,
c- Akbank, Garanti Bankası ve İş Bankası için yıllık gayri safi gelirinin
%3’ü,
olarak belirlenmesi,
2- 6. maddesi kapsamında herhangi bir ağırlaştırıcı unsura 200
rastlanmaması nedeniyle temel para cezasının artırılmaması,
3- 7. maddesi kapsamında, ihlal konusu faaliyetlerin bankaların yıllık
gayri safi gelirleri içerisindeki payının çok düşük olması dikkate alınarak,
temel para cezalarında beşte üç oranında indirim yapılması ve
dolayısıyla;
a- Denizbank ve Finansbank için yıllık gayri safi gelirinin %0,3’ü,
b- YKB ve Vakıfbank için yıllık gayri safi gelirinin %0,8’i,
c - Akbank, Garanti Bankası ve İş Bankası için yıllık gayri safi gelirinin
%1,2’si
oranında para cezası verilmesi 210
gerektiği,
2- a) Erdemir’in 2005 yılı maaş ödemesi ihalesi öncesinde Akbank, Denizbank,
Finansbank, Garanti Bankası, İş Bankası, YKB’nin ihalede teklif edecekleri
promosyon miktarını belirleyerek, ihale öncesi danışıklı davranış içerisinde
oldukları ve bu suretle 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında rekabeti
ihlal ettikleri,
b) 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamında kartel niteliğindeki söz
konusu ihlal nedeniyle aynı kanunun 16. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca
Akbank, Denizbank, Finansbank, Garanti Bankası, İş Bankası, YKB’ye para
cezası verilmesi gerektiği, 220
c) Ceza Yönetmeliği’nin;
1- 5. maddesi uyarınca temel para cezasının;
a- Denizbank ve Finansbank için yıllık gayri safi gelirinin %2’si,
b-YKB için yıllık gayri safi gelirinin %2,5’i,
c- Akbank, Garanti Bankası ve İş Bankası için yıllık gayri safi gelirinin
%3’ü,
olarak belirlenmesi,
2- 6. maddesi kapsamında herhangi bir ağırlaştırıcı unsura
rastlanmaması nedeniyle temel para cezasının artırılmaması,
3- 7. maddesi kapsamında, ihlal konusu faaliyetlerin bankaların yıllık 230
gayri safi gelirleri içerisindeki payının çok düşük olması dikkate alınarak,
11-13/243-78
6
temel para cezalarında beşte üç oranında indirim yapılması ve
dolayısıyla;
a) Denizbank ve Finansbank için yıllık gayri safi gelirinin %0,8’i,
b) YKB için yıllık gayri safi gelirinin %1’i,
c) Akbank, Garanti Bankası ve İş Bankası için yıllık gayri safi gelirinin
%1,2’si
oranında para cezası verilmesi gerektiği
sonucuna ulaşıldığı ifade edilmektedir. 240
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. HAKKINDA SORUŞTURMA YÜRÜTÜLEN TEŞEBBÜSLER
I.1.1. AKBANK T.A.Ş.
Akbank, 1948 yılında yerel bir banka olarak kurulmuştur. 1990 yılında ise halka
açılmış olup, Ocak 2007’de tamamlanan süreçte, Citigroup’la stratejik ortaklık kurmuş
ve hisselerinin %20’si Citigroup’a devrolmuştur. Akbank hisse senetleri %28,63
oranındaki halka açıklık oranıyla İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’na (İMKB)
kotedir.
Tablo 1: Akbank’ın Hissedarlık Yapısı
Hissedar Adı Hisse Oranı (%)
Hacı Ömer Sabancı Holding A.Ş. ve ilişkili kurumlar 44,45
Citibank Overseas Investment Corporation 20,00
Sabancı Ailesi 6,92
Halka Açık Kısmı 28,63
Toplam 100
Kaynak: 31.3.2010 tarihli Faaliyet Raporu 250
Akbank temel bankacılık hizmetlerinin yanı sıra bireysel, KOBİ, kurumsal, özel
bankacılık ve uluslararası ticaretin finansmanı hizmetlerini sunmaktadır. Bankacılık
dışı finansal hizmetlerle sermaye piyasası ve yatırım hizmetleri ise Banka’nın
iştirakleri tarafından verilmektedir.
I.1.2. DENİZBANK A.Ş.
Hâlihazırda özel sermayeli bir mevduat bankası olan Denizbank, 1938 yılında,
gelişmekte olan Türk denizcilik sektörüne finansman sağlamak üzere bir devlet
bankası olarak kurulmuştur. Denizbank, 1997 yılında bir bankacılık lisansı olarak
Zorlu Holding tarafından Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’ndan satın alınmıştır. 2006
yılında ise Denizbank, Dexia Grubu tarafından Zorlu Grubu’ndan satın alınmıştır. 260
Bankanın hissedarlık yapısına aşağıdaki tabloda yer verilmiştir:
Tablo 2: Denizbank’ın Hissedarlık Yapısı
Hissedar Adı Hisse Oranı (%)
Dexia Participation Belgique S.A. 99,84
M.Cem BODUR ~0,00
Hakan ATEŞ ~0,00
Ayfer YILMAZ ~0,00
M.Tınas TİTİZ ~0,00
Halka Açık 0,16
Toplam 100
Kaynak: 31.3.2010 tarihli Faaliyet Raporu
11-13/243-78
7
Denizbank, bireysel ve ticari bankacılık hizmetlerinin yanı sıra iştirakleri aracılığıyla
yatırım, finansal kiralama, faktoring, sigortacılık ve bireysel emeklilik hizmetleri
sunmaktadır.
I.1.3. FİNANS BANK A.Ş.
Finansbank, 1987 yılında İstanbul’da kurulmuş, hisse senetlerinin ilk halka arzı 1990 270
yılında İMKB’de yapılmıştır. 31.12.2009 tarihi itibariyle Finansbank hisselerinin
%77.22’si National Bank of Greece S.A. (NBG), %7.90’ı NBGI Holdings B.V. ve
%9.68’i ise NBG Finance (Dollar) PLC’nin kontrolü altındadır. Bankanın hissedarlık
yapısı aşağıdaki gibidir:
Tablo 3: Finansbank’ın Hissedarlık Yapısı
Hissedar Adı Hisse Oranı (%)
NBG 77,22
NBGI Holdings B.V 7,90
International Finance Corporation 5,00
NBG Finance (Dollar) Plc 9,68
Diğer 0,21
Toplam 100
Kaynak: 31.3.2010 tarihli Faaliyet Raporu
Finansbank, bireysel, KOBİ, kurumsal, ticari ve özel bankacılık gibi alanlarda
bankacılık hizmetleri sunmaktadır.
280
I.1.4. GARANTİ BANKASI A.Ş.
Garanti Bankası, 1946 yılında kurulmuş özel sermayeli bir mevduat bankasıdır.
Garanti Bankası’nın yaklaşık %49'u halka açık olup, hisseleri İMKB’de işlem
görmektedir. Bankanın hissedarlık yapısı aşağıdaki gibidir:
Tablo 4: Garanti Bankası’nın Hissedarlık Yapısı
Hissedar Adı Hisse Oranı
Doğuş Holding A.Ş. 26,70
Doğuş Araştırma Geliştirme ve Müşavirlik Hiz. A.Ş. 3,80
Doğuş Nakliyat ve Tic. A.Ş. ~0,00
GE Araştırma ve Müşavirlik Ltd. 20,85
Diğer Ortaklar (Halka Açık) 48,63
Toplam 100
Kaynak: 31.3.2010 tarihli Faaliyet Raporu
Garanti Bankası, kurumsal, ticari, KOBİ ve bireysel bankacılık alanında faaliyet
göstermektedir. Ayrıca banka, iştirakleri aracılığıyla ödeme sistemleri, bireysel 290
emeklilik, finansal kiralama, faktöring, menkul değerler ve portföy yönetimi
alanlarında hizmet sunmaktadır.
I.1.5. TÜRKİYE HALK BANKASI A.Ş. - PAMUKBANK T.A.Ş.
Kamusal sermayeli mevduat bankası olan Halkbank, esnaf, sanatkâr ve küçük
meslek sahibine uygun koşullarla kredi vermek üzere 1933 yılında çıkartılan
Halkbank ve Halk Sandıkları Kanunu ile kurulmuştur.
11-13/243-78
8
1992 yılında Türkiye Öğretmenler Bankası T.A.Ş., 1993 yılında Sümerbank A.Ş.,
1998 yılında Etibank A.Ş., 2001’de Emlak ve Kredi Bankası A.Ş.’nin bazı şubeleri
Halkbank’a devredilmiş; 2004 yılında ise Pamukbank’ın Halkbank’a devri
gerçekleşmiştir. 300
Halkbank’ın sermayesinin %99,99’u T.C. Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı’na ait
iken, söz konusu paya karşılık gelen hisselerin %24,98’i 2007 yılında halka arz
edilmiştir. Halkbank’ta nitelikli paya sahip hissedar %75’lik hisse oranı ile T.C.
Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’dır.
Pamukbank T.A.Ş.
Pamukbank, 18.6.2002 tarih ve 742 sayılı BDDK Kararı ile TMSF'ye devredilmiştir.
Pamukbank’ın Fon’a devir kararı üzerine, Banka hâkim ortağı olan Çukurova Grubu
tarafından dava açılmış, Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, 22.11.2002
tarihinde Fon’a devir kararının yürütmesini durdurmuş ve BDDK 24.1.2003 tarihinde
Banka’nın Çukurova Grubu’na iadesine karar vermiştir. Bilahare Çukurova Grubu ile 310
anlaşma sağlanması, bu kapsamda Çukurova Grubu’nun Danıştay nezdinde
görülmekte olan davalarından feragat talebinde bulunması ve Danıştay tarafından
30.1.2003 tarihinde feragat nedeniyle karar verilmesine yer olmadığı yönünde hüküm
kurulması üzerine, bu kez BDDK’nın 3.2.2003 tarihli kararıyla, Çukurova Grubu’na
iade edilen Pamukbank’ın Fon’a devir kararının uygulanmasına karar verilmiştir.
16.7.2004 tarih ve 5230 sayılı “Pamukbank Türk Anonim Şirketinin Türkiye Halk
Bankası Anonim Şirketine Devri ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin
Kanun” ile Pamukbank’ın tüm aktif ve pasifleri ile bilanço dışı yükümlülüklerinin,
Pamukbank, TMSF ve Halkbank arasında düzenlenecek bir protokol ile başka bir
işleme gerek kalmaksızın Halkbank’a devri öngörülmüştür. 320
BDDK'nın 9.11.2004 tarih ve 1415 sayılı Kararı ile Halkbank ve Pamukbank Genel
Kurullarının devre dair kararlarının tesciline onay verilmiştir. Bu doğrultuda, tescil
işlemleri 12.11.2004 tarihinde yapılmış ve aynı gün “Devir Protokolü” uyarınca
Pamukbank’ın Halkbank’a fiili devir işlemleri gerçekleştirilmiş; söz konusu bankalar
17.11.2004 tarihinden itibaren birleşik tek banka olarak faaliyet göstermeye
başlamıştır.
I.1.6. TÜRKİYE İŞ BANKASI A.Ş.
İş Bankası 1924 yılında kurulmuştur. Banka kuruluşundan itibaren halka açık bir
şirkettir. 1998'de T.C. Hazinesi'nin İş Bankası'ndaki %12,3 oranındaki payı, halka arz
işlemi ile yerli ve yabancı yatırımcılara sunulmuştur. Bu hisseler İMKB'de ve Londra 330
Borsası'nda işlem görmektedir. Mevcut ortaklık yapısı aşağıdaki gibidir:
Tablo 5: İş Bankası’nın Hissedarlık Yapısı
Hissedar Adı Hisse Oranı
İş Bankası Munzam Sandık Vakfı 41,5
Atatürk Hisseleri (Cumhuriyet Halk Partisi) 28,1
Halka açık pay 30,4
Toplam 100
Kaynak: 31.3.2010 tarihli Faaliyet Raporu
İş Bankası, kurumsal, ticari, KOBİ, bireysel ve özel bankacılık ile proje finansmanı ve
sermaye piyasası işlemleri gibi hizmetler sunmaktadır. Ayrıca banka, iştirakleri
aracılığıyla sigorta, bireysel emeklilik, finansal kiralama, aracı kurum, gayrimenkul
yatırım ortaklığı, yatırım bankacılığı, risk sermayesi ve aktif yönetimi gibi finansal
11-13/243-78
9
alanda ve cam ile telekomünikasyon gibi finansal olmayan alanlarda da faaliyet
göstermektedir. 340
I.1.7. TÜRKİYE VAKIFLAR BANKASI T.A.O.
Vakıfbank, vakıf paraları ile gelirlerinin değerlendirilmesi, ülkenin tasarruf birikimine
katkıda bulunulması ve toplanan tasarrufların korunarak ekonomik kalkınmanın
gereklerine göre kullanılması amacıyla, 1954 yılında 6219 sayılı Özel Kanun’la
kurulmuştur. Günümüzde ise bireysel, ticari ve kurumsal bankacılık alanlarında çok
daha geniş bankacılık hizmetleri sunmaktadır. Bankanın mevcut ortaklık yapısı
aşağıdaki gibidir:
Tablo 6: Vakıfbank’ın Hissedarlık Yapısı
Hissedar Adı Hisse Oranı (%)
Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün İdare ve Temsil Ettiği Mazbut Vakıflar 43,0023
Mülhak Vakıflar 15,5072
Diğer Mülhak Vakıflar 0,1290
Vakıfbank Mem. ve Hizm. Em. Ve Sağ. Yard. San. 16,1021
Diğer Gerçek Ve Tüzel Kişiler 0,0745
Halka Açık 25,1848
Toplam 100
Kaynak: 31.3.2010 tarihli Faaliyet Raporu
350
Vakıfbank, bireysel, kurumsal ve ticari bankacılık alanında faaliyet göstermektedir.
I.1.8. YAPI ve KREDİ BANKASI A.Ş. - KOÇBANK A.Ş.
Özel sermayeli mevduat bankası olan YKB, 1944 yılında kurulmuş ve 2006 yılında
Koçbank ile birleşmiştir. Birleşme öncesinde bankanın yaklaşık %57 oranındaki
hissesi Çukurova Grubu şirketlerine ait olup, kalan hisseler ise İMKB’de işlem
görmekteydi. Çukurova Grubu’na bağlı olan Pamukbank’ın 2002 yılında TMSF’ye
devri sonucunda, Pamukbank’ın YKB’de sahip olduğu yaklaşık %13 oranındaki hisse
TMSF’ye geçmiştir. 2006 yılında ise TMSF’ye ait %13 oranındaki hisse ile Çukurova
Grubuna ait %44 oranındaki hisse Koçbank’a devredilmek suretiyle YKB ile Koçbank
birleşmiştir. Bu şekilde YKB’nin kontrolü Koçbank’ın hissedarı olan Koç Finansal 360
Hizmetler A.Ş. (KFH)’ye geçmiştir. Birleşmenin ardından oluşan yapı, YKB ismiyle
faaliyetlerine devam etmiştir.
Hâlihazırda YKB’nin %81,8 oranındaki hissesi KFH’ye aittir. KFH, Koç Grubu ve
UniCredit Group’nun ortak kontrolünde bulunmaktadır. YKB’nin %18,2’lik payı halka
açıktır. Banka hisseleri İMKB’de, payları temsilen çıkarılan Global Depo Sertifikaları
ise Londra Menkul Kıymetler Borsası’nda işlem görmektedir. Bankanın hissedarlık
yapısı aşağıdaki tabloda gösterilmiştir:
Tablo 7: YKB’nin Hissedarlık Yapısı
Hissedar Adı Hisse Oranı
Koç Finansal Hizmetler A.Ş. 81,80
Diğer Ortaklar (Halka açık) 18,20
Toplam 100
Kaynak: 31.3.2010 tarihli Faaliyet Raporu
370
YKB, kurumsal ve ticari bankacılık ile bireysel bankacılık hizmetlerinin yanında,
iştirakleri aracılığıyla finansal kiralama, yatırım ürünleri, faktoring, sigortacılık ve
bireysel emeklilik hizmetleri de sunmaktadır.
11-13/243-78
10
Koçbank A.Ş.
Koç Grubu'nun 1986 yılında Amerikan Express'in %51 hissesini satın almasıyla
birlikte, 1981 yılında yabancı banka olarak kurulan "American Express I.B.C."nin
unvanı "Koç Amerikan Bank A.Ş." olarak değişmiştir. 1992 yılına kadar hisselerini
%100’e yükselten Koç Grubu, aynı yıl bankayı iştiraklerinden biri haline getirmiş,
bankanın unvanı 1993 yılında "Koçbank A.Ş." olarak değiştirilmiştir. Koç Grubu’nun 380
finans sektöründe büyüme kararı alması ile Mart 2001'de KFH kurulmuştur. KFH'nın
kurulması ile başlayan yapılanma sürecinde yaşanan önemli gelişmelerden biri de,
UniCredito Italiano (UCI) ile stratejik ortaklık kurulması olmuştur. Her iki hissedarın
KFH'nin %50 hissesine sahip olduğu anlaşma Ekim 2002'de imzalanmıştır.
Kontrolü ve hisselerinin yaklaşık %99,75’i KFH’ye ait olan Koçbank’ın, tüzel kişiliği
sona ermek suretiyle, tüm hak, alacak, borç ve yükümlülükleriyle birlikte YKB'ye
devredilmesine ilişkin işlemlere başlanmasına BDDK'nın 30.5.2006 tarih, 5911 sayılı
yazısı ile izin verilmiştir. 1.10.2006 tarih ve 26306 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan
28.9.2006 tarih ve 1990 sayılı BDDK kararı ile Koçbank, tüm hak, alacak, borç ve
yükümlülükleri ile birlikte ve tüzel kişiliği tasfiyesiz sona ermek suretiyle YKB'ye 390
devredilmiştir.
I.2. İLGİLİ PAZAR
I.2.1. İLGİLİ MEVZUAT
Soruşturma konusunu ilgilendiren mevzuata ve ilgili maddelerin özetine aşağıda yer
verilmiştir:
I.2.1.1. Ücret, Prim, İkramiye ve Bu Nitelikteki Her Türlü İstihkakın Bankalar
Aracılığıyla Ödenmesine Dair Yönetmelik:
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından yayımlanarak 1.1.2009 tarihinden
itibaren yürürlüğe giren yönetmelik uyarınca en az 10 kişi çalıştıran işverenlere
işçilere yapacakları her türlü ücret, prim, ikramiye ve bu nitelikteki her türlü istihkak 400
ödemelerini banka aracılığıyla yaptırma zorunluluğu getirilmektedir.
I.2.1.2. Aylık ve Ücret Ödemelerine İlişkin Muhasebat Genel Müdürlüğü Genel
Tebliği (Sıra No:6):
Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü’nün 20.2.2004 tarihinde yayımlanarak
yürürlüğe giren 6 Sıra No’lu Tebliğin 2. maddesinde aylıkların bankalar aracılığıyla
ödenmesine ilişkin usul ve esaslar belirtilmektedir. Buna göre,
Genel ve katma bütçeli idareler ile bu idarelere bağlı döner sermaye
işletmeleri ve fonlarda görevli memur, işçi ve sözleşmeli personelin
aylıklarının bankalar vasıtasıyla ödetilmesinin esas olduğu,
İl ve ilçe merkezlerine uzak olan yerlerde faaliyet gösteren tahakkuk 410
dairelerinin öncelikle bulundukları yerlerde ATM makinesi kurulması, banka
şube ya da bürosu açılması gibi imkânları araştıracakları, bunlar
sağlanamadığı takdirde aylıkları maaş mutemetleri vasıtasıyla
ödetebilecekleri,
Gerek tahakkuk dairelerinin gerekse saymanlıkların işlemlerini
kolaylaştırmak ve doğabilecek karışıklıkları önlemek için bir daire
personelinin tamamının aylıkları tek bir banka şubesinden ödeneceği,
11-13/243-78
11
İlgili tahakkuk dairesi, banka şubesinin kurum ya da kuruluşa yakınlığı, lokal
genişliği, personel, makine ve ekipman imkanları, işlem hacmi, otomasyon
uygulamasına geçip geçmediği, otomatik para çekme makineleri (ATM) 420
vasıtasıyla para çekme imkanını sağlaması gibi hususları dikkate alarak
aylıkların hangi banka ve şubeden ödeneceğini belirleyeceği,
gibi ödemelere ilişkin genel esaslar ve tahakkuk dairelerinin yapacağı işler
düzenlenmektedir. Tebliğ’de, saymanlıkların personel aylıklarının zamanında
ödenmesini sağlamak üzere gönderme emirlerine, aylıkların personelin hesabının
bulunduğu banka şubesine aybaşından 2 iş günü önce aktarılması hususunda şerh
koymaları gerektiği düzenlenmektedir.
I.2.1.3. 2007/21 sayılı Başbakanlık Genelgesi:
20.7.2007 tarihinde yayımlanan 2007/21 Sayılı “banka promosyonları” konulu
Başbakanlık Genelgesi’nde kamu görevlilerinin aylık ve ücretlerinin Maliye Bakanlığı 430
Muhasebat Genel Müdürlüğünün (6) Sıra No’lu Genel Tebliğinde belirtilen esas ve
usuller çerçevesinde bankalar vasıtasıyla ödendiği belirtilmiştir.
Başbakanlık Genelgesi, kamu kurumlarına bankalardan maaş ödeme hizmeti
almaları için komisyon oluşturulması ve ihaleye çıkılması yükümlülüğü getirmiştir.
Genelgede ihaleler için oluşturulan komisyonda sendika üyesinin bulunması gibi
düzenlemeler bulunmaktadır. Yapılacak protokollerin süresi açısından da bir
kısıtlama getirmiş ve bu süreyi en az 2 en çok 5 yılla sınırlandırmıştır.
Genelge’de 9.8.2010 tarihinde yapılan bir değişiklikle (10.8.2010 Tarihli ve 27668
sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2010/17 sayılı Genelge), alınan promosyonların
mümkünse tamamının ya da en az üçte ikisinin eşit tutarlarda personele dağıtılması 440
şeklindeki hüküm yeniden düzenlenmiş ve 2010/17 sayılı Genelge’nin
yayımlanmasından sonra yapılacak protokollerde söz konusu promosyon tutarının
tamamının personele dağıtılması öngörülmüştür.
I.2.1.4. Kamu Haznedarlığı Genel Tebliği:
22.8.2008 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren Kamu Haznedarlığı Genel
Tebliği’nin 5. maddesi uyarınca, kamu kurumlarının tasarrufları altında olan mali
kaynaklarını en fazla 7 gün özel bankalarda değerlendirebildikleri ve 7 gün içinde
kamu bankasına aktarmakla mükellef oldukları anlaşılmaktadır.
I.2.1.5. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu:
1.11.2005 tarihinde yayımlanan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu, bankacılık sektörü 450
hakkında genel pek çok alanı düzenlemekle birlikte, soruşturma kapsamında
değinilecek olan hükümler ise savunmalarda söz konusu Kanun’a dayanılarak
yapılan iddialarla sınırlıdır.
5411 sayılı Kanun’un 46. maddesi uyarınca, bankalar BDDK’nın belirleyeceği asgari
bir likidite oranını hesaplayıp, buna uymak ve raporlamak mecburiyetindedirler.
Kanun’un 75. maddesinin ikinci fıkrasında, banka ve mensuplarının adalet, doğruluk,
dürüstlük ve sosyal sorumluluğu esas almaya yönelik etik ilkelere uymakla yükümlü
oldukları ve etik ilkelerin, kuruluş birlikleri tarafından BDDK’nın uygun görüşü alınmak
suretiyle belirleneceği düzenlenmektedir.
11-13/243-78
12
Yine aynı Kanun’un 80. maddesinin (c) ve (e) bentlerinde, kuruluş birliklerinin, üyeleri 460
arasında haksız rekabeti önlemek amacıyla gerekli her türlü tedbiri almak ve
uygulamak ile yükümlü oldukları, 81. maddesinin üçüncü fıkrasında ise üyelerin
birliklerin statüsüne ve birlikler tarafından alınacak karar ve tedbirlere uymak zorunda
oldukları ifade edilmektedir.
I.2.1.6. Bankacılık Etik İlkeleri:
Türkiye Bankalar Birliği (TBB) tarafından çıkarılan bankacılık etik ilkelerinin,
bankaların gerek kendi aralarında gerekse üçüncü kişilerle (müşterileri, hissedarları,
çalışanları ve diğer kurumlar) aralarındaki her türlü iş ve işlemi kapsayacağı ve bu
ilkelerin amacının bankacılık mesleğinin saygınlığının sağlanması ve geliştirilmesi ile
sektördeki istikrar ve güvenin korunması olduğu ifade edilmektedir. 470
“Bilgi Alışverişi
Madde 5: Mevzuatın izin verdiği ölçüler çerçevesinde, bankalar kendi
aralarında her konudaki bilgi alışverişini doğru ve sistematik olarak
gerçekleştirirler.”
“Rekabet
Madde 7: Rekabeti, bankacılık sektöründeki tüm bankalar arasında özgürce
ekonomik kararlar verilebilmesini sağlayan, mevzuata uygun bir yarış olarak
kabul ederler. Bu nedenle, serbest piyasa ekonomisi içerisinde sürdürdükleri
faaliyetlerinde kendi menfaatlerinin yanı sıra,
a) Genel olarak bankacılık sektörüne olan güvenin sürekli olması, 480
b) Sektörün gelişimi için çaba sarf edilmesi,
c) Ortak menfaatlerin gözetilmesi
ilkeleri çerçevesinde haksız rekabet oluşturan beyan ve davranışlardan
kaçınırlar.
Bu ilke banka tüzel kişilikleri açısından geçerli olduğu gibi, bankaların
çalışanlarının beyan ve davranışlarını da içerir.”
Bankaların ya da banka personelinin yaptıkları işlem ve eylemlerin etik ilkelere aykırı
olduğuna TBB Yönetim Kurulu tarafından karar verileceği ve bu ilkelere aykırı
hareket eden banka ve personelinin isimlerinin Birlik internet sitesinde yayımlanarak
ayrıca BDDK’ya bildirileceği yaptırımı bulunmaktadır. 490
I.2.1.7. 30.4.2007 tarih ve 2007/12069 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı - Mevduat ve
Kredi Faiz Oranları ve Katılma Hesapları Kar ve Zarara Katılma Oranları ile Özel
Cari Hesaplar Dâhil bu İşlemlerde Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında Karar:
16.10.2006 tarihli ve 2006/11188 sayılı Kararnamenin eki "Mevduat ve Kredi Faiz
Oranları ve Katılma Hesapları Kâr ve Zarara Katılma Oranları ile Özel Cari Hesaplar
Dâhil Bu İşlemlerde Sağlanacak Diğer Menfaatler Hakkında Karar"ın 4. maddesinin
birinci fıkrasında yapılan değişiklikle1 bankaların mevduata faiz dışında menfaat
1 "Mevduata faiz dışında, katılma hesaplarına ise kâr payı dışında menfaat temin edilemez. Mevduat
ve katılım fonu sahipleri lehine verilecek özel sigorta teminatı ve operasyonel işlemlerin tamamlanması
için gereken tutarın ödemeden önce belirli bir hesaba yatırılması haricinde belirli bir mevduat veya
katılım fonu bakiyesinin bankada tutulması zorunluluğunun bulunmaması kaydıyla maaş ödeme
ve/veya belirli hizmetlerin sunulması kapsamında yapılan protokoller uyarınca anlaşma yapılan
11-13/243-78
13
temin etmeme hususuna bir istisna getirilerek, kamu kurumları ile yapılacak maaş
ödeme protokolleri karşılığında ayni veya nakdi menfaatlerin verilebileceğine karar
verilmiştir. 500
I.2.2. MAAŞ ÖDEME HİZMETLERİNE İLİŞKİN BİLGİ
Promosyonlu maaş ödeme hizmetlerindeki rekabetin arkasındaki temel motivasyon,
maaş müşterilerinin bireysel bankacılık ürünleri (tüketici/araç/konut kredileri vb.,
kredili mevduat, kredi kartı gibi) için birer potansiyel müşteri olmaları ve bu ürünlerin
pazarlanmasının daha kolay hale gelmesidir. Bireysel bankacılık ürünlerinin maaş
müşterilerine satışı ile elde edilen getiriler, bankaların bu konudaki temel kazancını
oluşturmaktadır. Bankalar, maaş ödemesi yaptığı kurumlara promosyonun yanı sıra,
bireysel bankacılık ürünlerinin masraflarından indirim/muafiyet de sunabilmektedir.
Bu nedenle maaş ödeyen bankanın bireysel bankacılık ürünleri nispeten daha cazip
hale geldiğinden, söz konusu müşterilere bireysel bankacılık hizmetlerini satması 510
kolaylaşmaktadır. Bu amaçla bankalar da, maaş ödemesi yapacağı kurumun
çalışanlarına gerçekleştireceği ürün satışlarından elde etmeyi planladığı kardan bir
kısmını kurumlara promosyon olarak teklif etmektedir. İstisnai olarak ise prestij
kurumları olarak adlandırılabilecek üniversiteler gibi bazı kurumlara, gelecekte
yüksek gelirli müşteri olması muhtemel kişilere marka tanınırlığı yaratmak amacıyla
ve reklam amaçlı olarak, tahmini karlılıktan daha fazla promosyon ödemeyi de teklif
edebilmektedirler.
Maaş ödemelerinin bankalar açısından diğer bir faydası ise, söz konusu maaş
ödeme tutarlarının ödemeden önce banka hesaplarında tutulduğu 1 veya 2 günlük
sürede değerlendirilmesiyle elde edilen faiz gelirleridir. Bununla birlikte, bu tür 520
getiriler, enflasyon ve faiz oranlarının yüksek olduğu 2000’li yılların başında bankalar
açısından promosyon hesaplamasında dikkate alınan bir etken olmuş, ancak
enflasyon ve faiz oranlarının düşmesiyle birlikte önemini yitirmiştir.
Bankalar aracılığıyla yapılan promosyonlu maaş ödemelerinin kamu kurumları için
90’lı yılların sonunda (1998-1999), özel firmalar için ise yaklaşık 2000’lerin başında
(2001-2002) başlamıştır. Promosyonlu maaş ödeme hizmetinin yaygınlaşması ise
kamu kurumları için 2000’li yılların başından itibaren hız kazansa da, özel firmalar
açısından bu hizmetteki yarışın kamu kurumlarına göre daha yavaş ilerlediğini
söylemek mümkündür. 18.11.2008 tarihinde yayımlanan “Ücret, Prim, İkramiye ve Bu
Nitelikteki Her Türlü İstihkakın Bankalar Aracılığıyla Ödenmesine Dair Yönetmelik” 530
uyarınca 1.1.2009 tarihinden itibaren 10’dan fazla işçi çalıştıran özel firmaların maaş
ödemelerinin bankalar aracılığı ile yapılmasının zorunlu hale getirilmesi, maaş
ödemeleri pazarını daha da büyütmüştür. Kamu kurumlarının maaş ödeme hizmeti
için yapılan hukuki düzenlemeler ise, her bir harcama birimindeki çalışanların
maaşlarının tek bir banka aracılığıyla ödenmesi2 ve kamu kurumlarının bankalardan
maaş ödeme hizmeti almaları için komisyon oluşturulması ve ihaleye çıkılması
yükümlülüğü3 getirmektedir. Genelge öncesinde kurumların banka seçiminde
yöneticilerin kararlarının etkili olduğu, genelgeden sonra ihalelerin zorunlu tutulması,
çalışanların ödenen promosyonlardan pay almaya başlaması ve sendikaların da
devreye girmesi ile birlikte rekabetin arttığı söylenebilir. 540
Kamu kurumları veya özel firmaların maaş ödemelerine aracılık yapmak isteyen
bankalar, promosyon (bağış) ve/veya diğer ayrıcalıklar (ATM kurulumu, kredi kartı ve
kurumlara ve/veya kurum çalışanlarına sağlanacak ayni veya nakdi menfaatler bu düzenlemenin
dışındadır."
2 6 sıra no’lu Aylık ve Ücret Ödemelerine İlişkin Muhasebat Genel Müdürlüğü Genel Tebliği.
3 2007/21 sayılı Başbakanlık Genelgesi.
11-13/243-78
14
hesap işletim ücretinden muafiyet, bireysel bankacılık ürünleri masrafında indirim
gibi) teklif etmek suretiyle rekabet ederek kamu kurumlarının maaş ödemesi
ihalelerine yahut özel firmaların4 görüşmelerine katılmaktadır. Kazandıkları ihaleler
sonrasında kurum/firma ile “maaş protokolü” imzalanarak, protokol süresince
kurum/firmaların5 personelinin maaş ve ikramiye gibi her tür ödemesi, protokol
imzalanan bankada söz konusu personel için açılan hesaplar üzerinden
yapılmaktadır.
Promosyon teklif eden bankalar, genellikle ilgili kuruma en yakın şubeleri ile ihalelere 550
katılmaktadır. Ancak kurumlara verilecek promosyon tutarlarının belirlenmesinde
şubelere yetki tanınmamakta, bankaların genel müdürlüklerindeki ilgili birimlerce
yapılan fizibilite çalışmaları sonucunda teklifler hazırlanmaktadır. Tekliflerin
oluşturulmasında, kuruma yapılacak aylık toplam maaş ödeme tutarı, bu tutarın kaç
gün bankada bloke kalacağı, çalışan sayısı, protokolün süresi gibi temel kriterler
dikkate alınmaktadır. Bunlara ek olarak, eğer varsa kurumun para transferi, kredi
kartı yıllık aidatı ve hesap işletim ücreti gibi ücretlerin alınmaması ya da ATM
kurulması gibi bankaya ekstra maliyet yükleyecek talepleri de değerlendirmeye
alınmaktadır. Ayrıca bazı bankalarca kurumun içinde bulunduğu sektörün nitelikleri
ve ekonomik durumu da incelenerek, sektörün genelinde görülebilen fırsat veya 560
riskler hesaba dâhil edilmektedir. İşten çıkarmaların yaşanma ihtimalinin yüksek
olduğu veya mevsimsel istihdamla işçi çalıştıran özel firmaların bankalar karşısında
promosyon ve diğer bazı ayrıcalık taleplerindeki pazarlık güçleri, kamuya ve bu tür
sorunların yaşanmadığı kurumsallaşmış özel firmalara kıyasla zayıf kalmaktadır.
Öte yandan banka üst yönetiminin oluşturduğu büyüme stratejileri de promosyonlu
maaş ödemelerindeki yarışı etkilemektedir. Bireysel bankacılık segmentinde
büyümenin hedeflendiği durumlarda, bankalar yeni müşteri kazanımı sağlamak ve
bireysel bankacılık ürünlerinin tanıtım ve pazarlama ağını genişletmek için maaş
ödemelerinde girişimci davranabilmekte ve yüksek promosyon oranları
sunabilmektedir. Bankaların yaptıkları fizibilite çalışmalarında, teklif talep eden 570
kuruma önceki dönemlerde maaş ödemesi yapılmışsa, o dönemde kurumdan
sağlanan karlılık da promosyon hesaplamasında dikkate alınmaktadır.
I.2.3. İLGİLİ ÜRÜN PAZARI
Bankacılık sektörü, esas olarak tasarruf sahipleri ile yatırımcılar arasında fon transferi
konusunda aracılık hizmetleri görmektedir. Bu çerçevede bankalar çeşitli düzenleyici
kısıtlara tabi olarak fon bulma ve kredi verme faaliyetlerini sürdürmektedirler. Kredi
faaliyetleri genel itibariyle bireysel ve kurumsal krediler olarak iki ana başlıkta
toplanmakta olup, bireysel krediler; tüketici, araç, mortgage kredileri gibi alt
branşlardan oluşmaktadır. Kurumsal krediler ise ticari işletmelere sunulan yatırım vb.
kredilerden meydana gelmektedir. Diğer taraftan bankalar, kredi faaliyetleri dışında 580
çeşitli bankacılık ürünlerini de sunmaktadırlar. Bunlar arasında özellikle kredi kartları
ön plana çıkmakta olup, bunu sırasıyla diğer yatırım ürünleri ve sigortacılık ürünleri
izlemektedir.
Fon temin etmede bankalar açısından esas kaynak tasarruf sahiplerinin mevduat
hesaplarındaki meblağ olmakla birlikte, faiz oranlarının uygunluğu durumunda
bankalararası piyasa, merkez bankası, yurtdışı vb. kaynaklardan sağlanan krediler
de değerlendirilmektedir. Bu kapsamda, özellikle ülkemiz açısından kurumların maaş
4 Genellikle çok küçük firmalara promosyon ödemesi yapılmamaktadır.
5 Değerlendirmenin devamında, bankalar aracılığıyla maaş ödemesi yapan kamu kurumlarından
ve/veya özel firmalardan bahsetmek için “kurum” ifadesi kullanılacaktır.
11-13/243-78
15
ödemeleri de, yukarıda değinildiği üzere son yıllarda önemi azalsa da bir fon kaynağı
olarak kullanılmaktadır.
Yüksek enflasyon ve faiz oranının cazip hale getirdiği maaş ödemelerine, faizlerin 590
düşük seyrettiği sonraki yıllarda bankaların ilgisi azalmamış, aksine, özellikle 2006-
2008 yılları arasında, aşağıdaki grafiklerde de görüldüğü üzere, maaş ve promosyon
ödemelerine gösterilen bu ilgi belirgin bir şekilde artmıştır:
Grafik 1: Yıllar İtibariyle Yıllık Maaş Ödeme Tutarları6
Maaş Ödeme Tutarı (2001-2009)
1,7 milyar TL 3 milyar TL
21 milyar TL
25 milyar TL
47 milyar TL
29 milyar TL
8,6 milyar TL
6,6 milyar TL4,5 milyar TL
1,4 milyar TL
2,8 milyar TL 4,6 milyar TL
6 milyar TL 8 milyar TL
16,7milyar TL
21,5 milyar TL
27 milyar TL
36 milyar TL
15,1 milyar TL
22,6 milyar TL
26 milyar TL
42 milyar TL
50 milyar TL
60 milyar TL
70 milyar TL
86 milyar TL
100 milyar TL
0
20.000
40.000
60.000
80.000
100.000
120.000
2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009
Yıllar
M
aa
ş
Ö
de
m
e
Tu
ta
rı
(M
ily
on
T
L
)
Kamu Öze Toplam
6 Grafikler, soruşturma döneminde maaş ödemesi yapan tüm bankalardan istenen verilere dayanılarak
hazırlanmıştır. Ancak, bankaların sistemlerinden bazı yıllara ve kalemlere ait verilere
ulaşılamadığından ve bazı bankalar kamu-özel maaş ödemesi ayrımı yapamadığından, grafiklerdeki
veriler ilgili yıllardaki maaş ödeme tutarlarını tam olarak yansıtmamaktadır. Bu nedenle kamu ve özel
toplamı, toplam maaş ödeme tutarından düşük çıkmaktadır.
11-13/243-78
16
Grafik 2: Yıllar İtibariyle Ödenen Promosyon Tutarları7
Promosyon Tutarı Değişimi (2001-2009)
436 milyon TL
411 milyon TL
226 milyon TL
160 milyon TL
32 milyon TL22 milyon TL
24 milyon TL15 milyon TL7,6 milyon TL 24 milyon TL
21 milyon TL954 bin TL399 bin TL29 bin TL
42 milyon TL
134 milyon TL
223 milyon TL
135 milyon TL
212 milyon TL
688 milyon TL
1.069 milyon TL
762 milyon TL
318 milyon TL
270 milyon TL
92 milyon TL
61 milyon TL
29 milyon TL
0
200
400
600
800
1.000
1.200
2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006 2007 2008 2009
Yıllar
P
ro
m
o
sy
o
n
T
u
ta
rı
(
M
ily
o
n
T
L
)
Kamu Özel Toplam
Zira bankalar bu yolla önemli bir müşteri portföyüne ulaşma imkânı yakalamaktadır.
Bir kurumla anlaşan banka öncelikle tüm kurum çalışanlarına maaş hesapları ile 600
bağlantılı bir banka kartı vermekte, ardından diğer ürünlerin pazarlamasını
yapmaktadır. Bu kapsamda kredi kartı, tüketici/araç/konut kredisi gibi bireysel
bankacılık ürünleri kurumlarda çalışan personele sunulmaktadır.
Yukarıda yer verilenler çerçevesinde bankaların maaş ödemelerine talebinde iki
husus ön plana çıkmaktadır:
- Maaş tutarlarının bankada 1-2 gün beklemesinden elde edilen gelir8,
- Anlaşma yapılan kurumlarda çalışan personele sunulan bireysel bankacılık
ürünleri.
Bilindiği üzere kurumların maaş ödeme hizmetlerinin bankalardan alınması, yukarıda
yer verilen ilgili mevzuat9 uyarınca bir zorunluluk olup, bankacılık yapma yetkisine 610
sahip olmayan başka bir teşebbüsle benzer bir anlaşma yapılması mümkün değildir.
Öte yandan, 2007/21 sayılı Başbakanlık Genelgesi uyarınca kamu kurumları, maaş
ödeme hizmetlerini düzenleyecekleri bir ihale ile 2 yıldan 5 yıla kadar bir süre için en
uygun teklifi veren bankadan almaktadırlar. İhaleye giren bankalar yukarıda yer
verilen iki kalemden elde edecekleri gelirleri ve katlanacakları maliyetleri
hesaplayarak kurumlara tekliflerini iletmektedir. Her bankanın ilgili kurumdan elde
etmeyi beklediği gelir farklı olacağından, bankaların kurumlara verecekleri
promosyonlar da farklılaşabilecektir. Genellikle düzenlenen ihalede en yüksek
7 Grafikler, soruşturma döneminde maaş ödemesi yapan tüm bankalardan istenen verilere dayanılarak
hazırlanmıştır. Ancak, bankaların sistemlerinden bazı yıllara ve kalemlere ait verilere
ulaşılamadığından, grafiklerdeki verilerin ilgili yıllarda ödenen promosyon tutarlarını tam olarak
yansıttığı söylenemez. Bu nedenle kamu ve özel toplamı, toplam maaş ödeme tutarından düşük
çıkmaktadır.
8 Bankalarca, bekleme gelirinin promosyon teklifini belirlemek için yapılan karlılık hesabında en fazla
%5 oranında etkisinin olabileceği ifade edilmiştir.
9 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın yayımladığı 1.1.2009 tarihinde yürürlüğe giren Yönetmelik
ile Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü’nün 20.2.2004 tarihinde yayımlanan 6 Sıra No’lu
Tebliği.
11-13/243-78
17
promosyon teklifini sunan banka ihaleyi kazanmaktadır10. Bu bağlamda ihalenin fiyatı
bankalar tarafından kurumlara teklif edilen promosyon tutarı olmaktadır. 620
Yapılan ihaleyi kazanan banka ihale süresince kurumun maaşlarını ödeme hakkına
sahip olmakta ve daha önce de değinildiği üzere, hem bankaya yatan paranın belli bir
süre bekletilmesinden, hem de personele satılan bireysel bankacılık ürünlerinden
gelir elde etmektedir. Burada belirtmek gerekir ki, bankalar kurumun maaş
ödemelerinde münhasırlık elde etmekle birlikte, personele sunulan bireysel
bankacılık ürünleri bakımından böyle bir münhasırlık bulunmamaktadır. Dileyen
personel istediği bankadan hizmet satın almaya devam edebilmektedir. Ancak, gerek
personelin maaşını aldığı bankadan diğer hizmetleri de almak istemesine neden
olabilecek tüketici alışkanlıkları, gerek bankalar tarafından sunulan ayrıcalıklar (maaş
müşterilerine sunulan indirimli kredi, ücretsiz kredi kartı gibi avantajlar buna örnek 630
gösterilebilir), gerekse de diğer bankalara geçişte yaşanabilecek işlem maliyetleri
nedeniyle maaş müşterilerinin bireysel bankacılık ürünlerindeki payı, aşağıdaki
tabloda da görüleceği üzere, önemli oranlara ulaşabilmektedir.
Tablo 8: 2009 Yılında Bankaların Maaş Müşterilerinden ve Bireysel Bankacılık Ürünlerinden
Elde Ettikleri Cironun Payı
BANKA Bireysel Bankacılık Geliri / Toplam Gelir (%)
Maaş Müşterisi Geliri / Bireysel
Bankacılık Geliri (%)
Garanti Bankası … …
Akbank … …
Finansbank … …
İş Bankası … …
Denizbank … …
YKB … …
Vakıfbank … …
Kaynak: Bankalardan gönderilen veriler
Tablo’da yer alan verilerden hareketle, her ne kadar personelin maaş protokolü
yapılan bankadan hizmet almaya zorlanmadığı ifade edilebilirse de, yukarıda
değinilen gerekçelerle, personelin protokol yapılan banka açısından önemli bir 640
müşteri kitlesi haline geldiği görülmektedir. Esasen bu husus bankaların maaş
ödemeleri için yüksek miktarlarda promosyon ödeme ve diğer maliyetlere katlanma
isteğinin de gerekçesini oluşturmaktadır. Zira bankalar, alternatif kanallardan (reklam
vs.) ulaşabileceği ve ürünlerinin pazarlamasını yapabileceği bir müşteri kitlesi için
önemli sayılabilecek miktarda promosyon ödemesine ve çeşitli yatırım maliyetlerine
(ATM kurulumu, kart basımı vb.) katlanmaktadır. Aksi bir durumun varlığı halinde,
yani maaş ödeme hizmeti sunmanın bireysel bankacılık ürünlerinin satışına önemli
bir katkısı olmaması durumunda, bankalar açısından ihaleye girip promosyon
ödemenin ve diğer avantajları sunmanın ekonomik bir gerekçesi kalmamaktadır.
Dolayısıyla, söz konusu maaş ödeme hizmetleri, bireysel bankacılık ürünlerinin 650
satışında önemli bir yere sahiptir.
“İlgili Pazarın Belirlenmesine İlişkin Kılavuz”da, ilgili pazarın tanımlanmasında talep
ve arz ikamesinin ilgili pazar tanımının temel ilkeleri olduğu belirtilmiştir. Talep
ikamesinin değerlendirilmesi, tüketici gözünde ilgili ürünün yerine geçer kabul edilen
10 Promosyon ödemesi yanı sıra, bankalar kurum çalışanlarına çeşitli ayrıcalıklar sunabilmektedir.
Bunlar banka ve yapılan protokol bazında değişmekle birlikte; hesap işletim ücreti ve kredi kartı ücreti
almama, internet vb. alternatif dağıtım kanallarından yapılan işlemlerden ücret almama, indirimli kredi
gibi unsurları içermektedir.
11-13/243-78
18
başka ürünlerin belirlenmesini gerektirmektedir. Bahse konu inceleme açısından
değinilmesi gereken ilk husus, tüketici grubunun belirlenmesidir. Maaş ödeme
hizmetlerini talep eden ve buna ilişkin ihaleleri düzenleyenler, kurumlar ve özel
firmalar olduğundan birincil tüketici grubunun kurumlar/firmalar olduğu ifade edilebilir.
Diğer taraftan kurumların ihale yapmasındaki amaç ise, hem kendi ve personeli
hesabına promosyon yoluyla fayda temin etmek11, hem de personeli adına bankacılık 660
hizmetlerinin uygun koşullarda sunulmasını sağlamaktır. İhalelere katılan bankalar
açısından da ihaleye girip promosyon ve ayrıcalık teklif etmenin esas nedeni,
kurumlar değil bireysel bankacılık ürünleri satmak için çalışanlara ulaşmaktır. Kurum
çalışanları maaşlarını protokol imzalanan bankadan alırken, diğer bankacılık
hizmetleri bakımından da bahse konu bankanın doğal müşterileri haline gelmektedir.
Dolayısıyla kurumlarda çalışan personel de ikincil tüketici grubunu oluşturmaktadır.
Her iki müşteri grubu açısından bankaların sunacağı temel hizmet, maaşların
belirlenen tarihlerde belirtilen hesaplara yatırılması olmakla birlikte, kurumlar
tarafından talep edilen hizmetler, yukarıda belirtildiği üzere, bireysel bankacılık
ürünlerini de kapsayan çok daha geniş bir alana yayılabilmektedir. Bu çerçevede 670
talep edilen hizmetler bakımından birincil ve ikincil tüketici gruplarının beklentilerinin
aynı olduğu ve bir ayrım yapılmasına gerek olmadığı ifade edilebilir.
Bankalar açısından da sunulan hizmetlerin genel yapısı incelendiğinde, bireysel
bankacılık ürünlerinin ön plana çıktığı görülmektedir. Bir kurum ile anlaşan banka
öncelikle her bir çalışan için vadesiz mevduat hesabı açıp bu hesapla bağlantılı bir
banka kartı düzenlemekte, ardından diğer bireysel bankacılık ürünleri olan kredi kartı,
vadeli mevduat hesabı, tüketici, konut, araç kredisi gibi kredileri sunabilmektedir. Bu
bakımdan bankaların maaş ödeme hizmetlerini sunmasındaki temel gerekçe, bireysel
bankacılık ürünlerinin satışından beklenen gelir olmaktadır. Bu durumda bankaların
teklif ettiği promosyonlar ise, anılan hizmetlerin kendisinden temin edilmesinin 680
karşılığı olarak verilen fiyat işlevi görmektedir.
Diğer taraftan, bankacılık hizmeti veren tüm teşebbüslerin söz konusu maaş ödeme
hizmetlerini verebilmelerinin mümkün olup olmadığı da incelenmelidir. Bir bankanın
maaş ödeme hizmeti verebilmesi için öncelikle bireysel bankacılık alanında faal
olması gerekmektedir. Bu çerçevede, ancak, bireysel mevduat toplama yetkisini haiz,
yurdun çeşitli bölgelerinde şube ve ATM ağı bulunan bankalar ilgili hizmetleri
verebilecektir. Zira kurumlar/personel açısından önemli olan husus, hesaba yatan
maaşın istenilen yerde/zamanda kullanılabilmesi olduğu gibi, bankalar açısından da
maaş ödemesi yapılan personelin şubelere veya internet gibi platformlara
yönlendirilerek diğer bireysel bankacılık ürünlerinin satılması önem taşımaktadır. Bu 690
bakımdan bireysel bankacılık alanında faaliyet göstermeyen bir bankanın promosyon
teklif ederek maaş ödeme hizmetleri vermesi ekonomik açıdan rasyonel olmamakta,
kurumlar da bireysel bankacılık hizmeti vermeyen bankalardan bahse konu hizmetleri
almak istememektedir. Öte yandan, hâlihazırda bireysel bankacılık hizmeti vermeyen
bir bankanın bu alana yönelmesi, oldukça maliyetli olup (şubeleşme, personel alımı
ve teknoloji yatırımı gibi maliyetler nedeniyle), kısa süre zarfında da bireysel
bankacılık alanında faaliyet gösterebilmesi mümkün görünmemektedir. Dolayısıyla
yalnızca bireysel bankacılık hizmeti verebilen bankaların ilgili ürün pazarı kapsamına
dâhil olabileceği anlaşılmaktadır.
Yukarıda yer verilen bilgi ve değerlendirmeler doğrultusunda, bireysel bankacılık 700
hizmetleri ilgili ürün pazarı olarak belirlenebilecektir. Zira tüketicilerin
11 10.8.2010 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan 2010/17 sayılı Başbakanlık Genelgesi uyarınca,
bu tarihten sonra düzenlenecek ihalelerde alınan promosyonun tamamı personele dağıtılacaktır.
Dolayısıyla bu tarihten sonra kurumlara bir menfaat temini mümkün olmayacaktır.
11-13/243-78
19
(kurum/personel) talebi, salt maaş ödeme hizmetinin alımına değil, daha geniş
ölçekte promosyona ve bireysel bankacılık ürünlerinde sağlanan ayrıcalıklara
ilişkindir. Bankaların da bahse konu hizmetleri sunmadaki esas amaçlarının, daha
önce de değinildiği üzere, bireysel bankacılık ürünlerini satmak olduğu görülmektedir.
Özellikle son dönemde faizlerin düşmesine rağmen, hala yüksek oranlarda
promosyon teklif edilmesinin bu hususu doğruladığı söylenebilir. Bu bağlamda maaş
ödeme hizmetlerine yönelik rekabeti kısıtlayıcı bir anlaşmanın etkilediği alan, çok
büyük bir oranda bireysel bankacılık ürünlerinden oluşmaktadır. Bununla birlikte, ilgili
pazarın yalnızca maaş ödeme hizmetleri şeklinde veya daha geniş bir çerçevede 710
bireysel bankacılık hizmetleri şeklinde belirlenmesi, yapılacak olan değerlendirmede
bir değişiklik yaratmayacaktır.
I.2.4. İLGİLİ COĞRAFİ PAZAR
Bankacılık alanında sunulan hizmetlerin tüm ülke çapında verilebiliyor olması
nedeniyle ilgili coğrafi pazar “Türkiye” olarak belirlenmiştir.
I.3. YAPILAN TESPİTLER VE DELİLLER
I.3.1. SORUŞTURMAYA TARAF TEŞEBBÜSLERDE YAPILAN YERİNDE
İNCELEMELERDE BULUNAN BELGELER
I.3.1.1. 2001 YILINA AİT BELGELER
1. İş Bankası’nda bulunan ve YKB tarafından 1.5.2001 tarihinde Akbank, 720
Pamukbank, İş Bankası ve Garanti Bankası’na gönderilen e-postada; 26.4.2001
tarihinde YKB Plaza’da yapılan ve YKB, Akbank, Pamukbank ve İş Bankası
yetkililerinin katılımıyla12 gerçekleştirilen “Maaş Ödemeleri” konulu toplantıda
görüşülen hususlara ilişkin hazırlanmış bilgi notu bulunmaktadır. E-postada ayrıca,
toplantıya katılan taraflarca bir sonraki toplantının Akbank’ın daveti üzerine 24.5.2001
tarihinde Akbank-Sabancı Center’da yapılmasına karar verildiği ifade edilmiştir.
Bilgi notunun giriş bölümünde toplantının amacının “maaş ödemelerine aracılık
hizmeti nedeniyle kurumlara yapılan bağışların stabilizasyonu” olduğu belirtilmiştir.
Söz konusu toplantıya ait bilgi notunun içeriği aşağıdaki gibidir:
“Toplantıda taraflar tarafından tam bir mutabakat sağlanan konular: 730
Kurum ile banka arasında imzalanmış bulunan protokolün yürürlük süresi
içinde
1. Kurum ile banka arasında imzalanmış protokolün yürürlük süresi içinde,
ilgili kuruma bir başka banka tarafından nakdi veya ayni bağış teklifi
ve/veya kuruma veya personeline çeşitli tavizler içermekte olan herhangi
bir teklif götürülmeyecektir.
2. Kurum ile banka arasında imzalanmış bulunan protokolün yürürlük süresi
içinde, kuruma önceden yapılmış olan bir nakdi veya ayni bağış olmasa
bile çalıştığı banka tarafından ara bağış yapılmayacak, kurumdan bu yönde
gelen talepler çalışmakta olduğu banka tarafından uygun görülmeyecektir. 740
Ancak kurum ile anlaşmaya bağlı olarak önceden belli bir takvime
bağlanmış (aylık-yıllık vs.) nakdi veya ayni bağış ödemeleri bu kapsama
12 Söz konusu toplantının notları, YKB yetkilisi tarafından “bir sonraki toplantıda sizi de görmek isteriz”
denilen Garanti Bankası yetkilisine görüş ve önerisi için gönderilmiştir.
11-13/243-78
20
girmeyecektir. Yine gerektiği takdirde ufak-tefek bazı taleplerin
karşılanması bu kapsama girmeyecektir.
3. Kurum ile banka arasında imzalanmış bulunan protokolün yürürlük süresi
içinde protokol, fesih yetkisi olan kurum tarafından fesih edilmesi halinde,
teklif verme önceliği yine mevcut çalıştığı banka’nın olacaktır. Bu durumda
diğer bankalar kurumun çalıştığı bankadan müsaade almadan anlaşma
sağlamak amacıyla kuruma nakdi veya ayni bağış veya kuruma veya
personeline çeşitli tavizler içeren herhangi bir teklif götürmeyecektir. 750
Diğer Mutabık Kalınan Konular
Kurum ile anlaşma sağlayarak bağış ödemesi yapacak banka, kurum
tarafından yapılabilecek olası protokol ihlallerine karşı bağış ödemesi için
mümkün olduğunca cezai yaptırım içeren protokol, ek protokol veya
taahhütnameyi kendi iç uygulamaları çerçevesinde kurumdan almaya
gayret edecektir.
Kurumsal-Ticari nitelikli özel şirketlere nakdi veya ayni bağış teklif
edilmeyecek bu yönde gelen talepler karşılanmayacaktır.
Kurumun bir çalıştığı banka dışında bir banka ile anlaşma sağlayarak
protokol imzalaması halinde, kurum personeline açılmış/açılacak 760
overdraft/kredili mevduat hesaplar için görüş alışverişi şeklinde
yardımlaşma olabilecektir.
Protokol süresi biten veya bitmek üzere olan kurumların açtığı ihalelere
halen çalıştığı banka dışında teklif götürülmemesi konusunda Akbank
dışında genel görüş birliği sağlanmış ancak Akbank’ın bu uygulamayı
uygun görmemesi sebebiyle öncelikle çalıştığı banka’nın verdiği/vereceği
teklif paralelinde olmak kaydıyla (ilgili bankayla teklif tutarlarında görüşüp
mutabık kalınarak) benzer tekliflerin diğer bankalarca da verilebileceği,
sonradan rakam artışına gidilemeyeceği, aynı çalışma süreleri için
bankaların hep birlikte mutabık kalacakları limitlerin belirlenerek teklif 770
verilmesi hususlarında görüş birliği sağlanmıştır.
Protokolü otomatik olarak temdit eden kurumlar ile ve protokolü olmadan
çalışılmakta olan kurumlar için protokolün yenilenmesi veya yeni protokol
yapılması durumunda kalındığında bağış verilmemesi konusunda ihtiyatlı
davranılması konusu görüşülerek oy çokluğuyla mutabık kalınmasına
karşın bu konuda Akbank’ın görüşü olumsuz olmuştur. Akbank bu durumda
üst maddede belirtilen prosedüre uyabileceği görüşünü vermiştir.”
Yukarıda bahsi geçen e-posta, 2.5.2001 ve 16.5.2001 tarihlerinde İş Bankası’nın
kendi iç yazışmaları ile bazı İş Bankası çalışanlarına iletilmiştir.
2. İş Bankası’nda bulunan ve YKB tarafından 8.10.2001 tarihinde Akbank, İş 780
Bankası, Pamukbank, Garanti Bankası, Koçbank, Vakıfbank ve Demirbank’a
gönderilen e-postada; 13.9.2001 tarihinde Vakıfbank Genel Müdürlüğü İstanbul
Temsilciliği’nde gerçekleştirilen “Maaş Ödemeleri” konulu toplantıda görüşülen
hususlara ilişkin hazırlanmış bilgi notu bulunmaktadır.
Bilgi notunun giriş bölümünde toplantının amacının “maaş ödemelerine aracılık
hizmeti nedeniyle kurumlara yapılan bağışların stabilizasyonu” olduğu belirtilmiştir.
Ayrıca, taraflarca bir sonraki toplantının Pamukbank’ın daveti üzerine 11.10.2001
11-13/243-78
21
tarihinde Pamukbank Genel Müdürlüğü’nde yapılmasına karar verildiği ifade
edilmiştir. Söz konusu toplantı bilgi notunun içeriği aşağıdaki gibidir:
“Toplantıda taraflar arasında mutabakat sağlanan konular: 790
Daha önce yapılan üç toplantıda mutabık kalınan konuların işleyişi üzerinde
durularak; önceki toplantılarda mutabık kalınan;
“Kurum ile banka arasında imzalanmış bulunan protokolün yürürlük süresi
içinde, ilgili kuruma bir başka banka tarafından nakdi veya ayni bağış teklifi
ve/veya kuruma veya personeline çeşitli tavizler içermekte olan herhangi bir
teklif götürülmeyecektir.” hususu üzerinde yeniden mutabakat sağlanmıştır.
Protokol yürürlük süresi içinde, çalıştığı banka tarafından önceden yapılmış
herhangi bir bağış bulunmasa bile bu uygulama geçerli olacaktır.
2. Kurum ile banka arasında imzalanmış bulunan protokolün yürürlük süresi
içinde protokol, kurum tarafından fesih edilse dahi, diğer bankalar kurumun 800
çalıştığı bankadan müsaade almadan anlaşma sağlamak amacıyla kuruma
nakdi veya ayni bağış veya kuruma veya personeline çeşitli tavizler içeren
herhangi bir teklif götürmeyeceklerdir.
Ayrıca;
Bazı bankaların müşterilerinden aldığı, Hesap İşletim Ücreti, Online Hizmet
Komisyonu vs. başlığı altındaki ücretlerin müşterilerden tüm bankalarca
alınması bu konularda tavizin verilmemesi önerilmiş, bu hususta tüm
bankaların kati görüş oluşturması hususu paylaşılmıştır.
T.C. Milli Eğitim Bakanlığı, İlköğretim Genel Müdürlüğü’nün yayınladığı tebliği
ile, okullara, sözleşme yaparken, İl veya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün bilgisi 810
dahilinde işlem yapmaları, sözleşme metninin titizlikle incelenmesi Bakanlık
aleyhinde maddelerin düzeltilmesi, protokole karşılıklı fesih yetkisinin konması
ve yapılan protokollerdeki kurallara uyulmasını bildirdiği, bu tebliğin bankalar
açısından hem olumlu hem karşılıklı fesih yetkisi alınması istendiğinden
bankalar açısından olumsuz bir durum yarattığı üzerinde durulmuştur.
Toplantıda sizlerle mutabık kalmış olduğumuz üzere pamukbank ta
gerçekleştireceğimiz toplantı öncesi sizlerden YAZILI olarak 1. ve 2. maddeye
MUTABAKATINIZI, (mutabık değilseniz mümkünse nedenleri ile), ve Hesap
İşlem Ücreti uygulaması ile öneri ve görüşlerinizi tüm katılımcılarla bu ortamda
paylaşmanızı rica ederiz. 820
Saygılarımla”
Yukarıda bahsi geçen 13.9.2009 tarihinde Vakıfbank Genel Müdürlüğü İstanbul
Temsilciliği’nde gerçekleştirilen “Maaş Ödemeleri” konulu toplantıda görüşülen
hususlara ilişkin hazırlanmış bilgi notu eklenen e-posta, 30.11.2001 tarihinde İş
Bankası tarafından Akbank’a iletilmiştir.
3. Yukarıda bahsi geçen e-posta, 8.10.2001 tarihinde İş Bankası’nın kendi iç
yazışmalarına konu olmuştur. Aynı e-postanın devamında yer alan ve 11.10.2001
tarihinde İş Bankası çalışanlarının iç yazışması niteliğinde olan “centilmenlik
anlaşmasında gündeme gelen hususlara ilişkin Bankamızın görüşleri” konulu e-
postada aşağıdaki ifadeler yer almaktadır. 830
11-13/243-78
22
“13.9.2001 tarihinde Vakıfbank İstanbul Temsilciliğinde yapılan toplantıda
gündeme gelen konulara ilişkin olarak 8.10.2001 tarihli elektronik postanızda
belirtilen hususlarda Bankamızın görüşlerine aşağıda yer verilmiştir.
1- Madde 1 ve 2 konusunda görüşlerimiz olumlu yöndedir.
2- Bankamızca maaş anlaşması kapsamındaki personelden yıllık işlem
masrafı vb herhangi bir ücret tahsilâtı yapılmamaktadır. Bu uygulamayı
getirmekteki amacımız, müşterilerimizin memnuniyetinin sağlanmasıdır. Maaş
ödemelerinde asıl gelir çalışanlardan sağlanmakta olup bağış vb. ödemeler ise
kuruma yapıldığından (bağış tutarları kimi zaman çalışanların yararlanacağı
alanlarda kullanılmayabilmektedir.) bu uygulamayla ücretli kesimin de 840
desteklenmesi politikası güdülmektedir. Bu nedenle çalışanlardan tüm
bankalarca ücret alınmasına ilişkin önerinin Bankamız açısından uygun
olmayacağı düşünülmektedir.
3- Milli Eğitim Bakanlığı birimlerince maaş protokolleri konusunda getirilen
düzenlemeye ilişkin olarak Bankalar arasında bu yöndeki işbirliğinin
geliştirilmesi gerektiği, bu yolla sözleşmelerin süresinden önce fesh
edilmesinin büyük ölçüde önlenebileceği, böylece düzenlemeyle ortaya çıkan
olumsuzluğun giderilebileceği düşünülmektedir.”
Çorum İl Sağlık Müdürlüğü
4. İş Bankası’nda bulunan ve Pamukbank tarafından 29.5.2001 tarihinde İş 850
Bankası’na gönderilen e-postada, Çorum İl Sağlık Müdürlüğü ile maaş protokollerinin
4.2.2003 tarihine kadar devam ettiği, söz konusu kuruma verilmiş olan bağış teklifinin
geri çekilmesi istenmiştir. İş Bankası aynı tarihte cevapladığı e-postada adı geçen
kuruma yapılmış bir tekliflerinin olmadığını ifade etmiştir.
Şişli Çevresindeki Okullar
5. İş Bankası’nda bulunan ve Pamukbank tarafından 30.5.2001 tarihinde İş
Bankası’na gönderilen e-postada Pamukbank’ın Şişli bölgesinde bulunan Şişli Fuzuli
Anadolu Lisesi, Namık Kemal İlköğretim Okulu, İzzetpaşa İlköğretim Okulu, Çağlayan
Lisesi, Hacı Ethem İlköğretim Okulu, Osman Tevfik Yalman İlköğretim Okulu ve Şişli
Lisesi ile 5-6 yıldır devam eden ilişkisinin olduğu, makul tutarlarda bağış yaparak 860
çalışmaya devam edilmek istendiği belirtilmekte ve bahsi geçen kurumlara yönelik
yapılan bir değerlendirmelerinin olup olmadığı, varsa meblağları sorulmaktadır.
Söz konusu e-postaya İş Bankası tarafından aynı tarihte gönderilen cevapta,
şubelerinin bu okullara yönelik değerlendirmelerinin olup olmadığının araştırılacağı,
bunun yanında İş Bankası ile Kuşadası Milli Eğitim Müdürlüğü arasında maaş
anlaşmasının gündemde olduğu ifade edildikten sonra, Pamukbank’ın
Kuşadası’ndaki anlaşmalı olduğu okulların sözleşmeleri bitiş tarihi ile ilgili bilgi
istenmiş, yapılacak tekliflerde bu okulların teklif dışında bırakılacağı belirtilmiştir. Bu
e-posta Pamukbank tarafından 31.5.2001 tarihinde cevaplandırılarak, Pamukbank’ın
Kuşadası’nda çalışmakta olduğu okulların listesi verilmiş ve Antalya Bayındırlık ve 870
İskan Müdürlüğü ile ilgili protokol bilgileri sorulmaktadır.
Gazi Osman Paşa İlköğretim Okulu (Dörtyol/Adana)
6. İş Bankası’nda bulunan ve YKB tarafından 1.6.2001 tarihinde Vakıfbank, İş
Bankası ve Akbank’a gönderilen e-postada, Adana Dörtyol’da bulunan Gazi Osman
11-13/243-78
23
Paşa İlköğretim Okulu ile protokol sürelerinin devam ettiği belirtilmiş ve kuruma
yapılan tekliflerin iptal edilmesi istenmektedir.
Türkiye Şeker Fabrikaları
7. İş Bankası’nda bulunan ve Pamukbank tarafından 6.6.2001 tarihinde İş Bankası’na
gönderilen e-postada Türkiye Şeker Fabrikaları’nın bankadan bağış talebinde
bulunduğu, ancak kurumun hâlihazırda İş Bankası ile maaş protokolünün otomatik 880
olarak uzaması şeklinde çalıştığı bilgisinin edinildiği belirtildikten sonra, söz konusu
kuruma dair yapılan değerlendirme ve protokol tarihine ilişkin bilgi talep edilmektedir.
Ali İhsan Hayırlıoğlu İlköğretim Okulu
8. İş Bankası’nda bulunan ve Pamukbank tarafından 11.6.2001 tarihinde İş
Bankası’na gönderilen e-postada, İş Bankası’nın Pamukbank ile protokolü devam
eden Ali İhsan Hayırlıoğlu İlköğretim Okulu’na teklif verip vermediği sorulmuştur. Aynı
gün gönderilen diğer bir e-postada ise, Çakmak İlköğretim Okulu ile de protokollerinin
devam ettiği bilgisi verilmektedir.
Dr. Muhittin Ülger Acil Yardım ve Travmatoloji Hastanesi
9. İş Bankası’nda bulunan ve Pamukbank tarafından 13.6.2001 tarihinde İş 890
Bankası’na gönderilen e-postada, Aralık 2003 tarihine kadar protokollerinin devam
ettiği Dr. Muhittin Ülger Acil Yardım ve Travmatoloji Hastanesi’ne İş Bankası Balgat
şubesi tarafından kurumun maaş anlaşması yapması durumunda kredi kartı yıllık
üyelik aidatı ve hesap işletim ücretlerinin alınmayacağına dair yazılı teklif verildiği
bilgisinin alındığı ifade edilmekte ve söz konusu kuruma verilen bu teklifin geri
çekilmesi istenmektedir. İş Bankası tarafından 15.6.2001 tarihinde gönderilen
cevapta ise, konunun hastane çalışanlarının Pamukbank’ın çeşitli adlar altında
bankacılık işlemlerinden aldığı ücretlerden rahatsızlık duyması ve İş Bankası’nın
böyle bir uygulamasının olmadığının başhekime iletilmesi dolayısıyla, başhekimin
şubelerine yazılı olarak başvurması üzerine geliştiği, İş Bankası’nın bu başvuruya 900
karşılık başhekime konu hakkında yazılı olarak bilgi verdiği açıklanmaktadır.
SSK Çınarlı Dispanseri
10. İş Bankası’nda bulunan ve Pamukbank tarafından 11.10.2001 tarihinde İş
Bankası’na gönderilen e-postada bankalarının SSK Çınarlı Dispanseri ile olan maaş
protokollerinin bitimine 2 yıl olduğu, ancak kuruma İş Bankası şubeleri tarafından
teklif verildiği tespitinin yapıldığı aktarılmakta ve bu tekliflerin geri çekilmesi talep
edilmektedir. İş Bankası tarafından 15.10.2001 tarihinde gönderilen cevapta ise şube
ismi belirtilirse, konu hakkında yardımcı olunabileceği ifade edilmektedir.
Konya Ertuğrul Gazi İlköğretim Okulu
11. İş Bankası’nda bulunan ve Pamukbank tarafından 12.10.2001 tarihinde İş 910
Bankası’na gönderilen e-postada, Nisan 2002 tarihine kadar protokolleri devam eden
Konya Ertuğrul Gazi İlköğretim Okulu’na teklif verildiğinin tespit edildiği belirtildikten
sonra “Pamukbank T.A.Ş. olarak centilmenlik anlaşması maddelerine olduğu gibi
riayet ediyoruz. Aynı tutumun tarafınızdan devamına yönelik olarak yapmış
olduğunuz protokolün iptali ve tarafımıza bilgi verilmesi hususunda gereğini rica
ederiz” ifadelerine yer verilerek, söz konusu teklifin geri çekilmesi talep edilmektedir.
İş Bankası tarafından aynı tarihte gönderilen cevapta, söz konusu kurumla yapılan
protokolün kurum yöneticilerinin sözleşmenin bittiğine dair bilgi vermeleri üzerine
11-13/243-78
24
yapıldığı ve 3 yıllık süre için promosyon verildiği ve bu meblağın iadesinin mümkün
olmadığı ifade edilerek, çözüm hakkında karşı tarafın önerileri sorulmaktadır. 920
Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü Trabzon Bölge Müdürlüğü
12. İş Bankası’nda bulunan ve Pamukbank tarafından 12.10.2001 tarihinde İş
Bankası’na gönderilen e-postada İş Bankası’nın Kasım 2002 tarihine kadar maaş
protokollerinin olduğu Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü Trabzon Bölge
Müdürlüğü ile anlaşma imzaladığı belirtilmekte; ancak kendilerinin aralarındaki
centilmenlik anlaşması gereği İş Bankası kurumlarına protokol süresi dâhilinde teklif
vermediği vurgulandıktan sonra, kurumla yapmış oldukları protokolün iptal edilmesi
istenmektedir.
Antalya İl Tarım Müdürlüğü
13. İş Bankası’nda bulunan ve Pamukbank tarafından 24.10.2001 tarihinde İş 930
Bankası’na gönderilen e-postada Pamukbank ile Antalya İl Tarım Müdürlüğü
arasında 24.2.2004’e kadar devam eden bir maaş protokolünün olduğu, ancak İş
Bankası merkez şubesi tarafından kuruma teklif verildiği bilgisi verilmekte ve
devamında “centilmenlik anlaşması çerçevesinde kuruma teklif verilmemesi
konusunda bilgi ve yardımlarınızı rica ederim.” denilmektedir. İş Bankası tarafından
aynı tarihte gönderilen e-postada ise, adı geçen kuruma verilmiş herhangi bir teklifin
olmadığı ifade edilmektedir.
600 yataklı Askeri Mevki Hastanesi
14. İş Bankası’nda bulunan ve YKB tarafından 23.10.2001 tarihinde İş Bankası’na
gönderilen e-postada, 600 yataklı Askeri Mevki Hastanesi ile Şubat 2002’ye kadar 940
protokollerinin devam ettiği belirtildikten sonra, İş Bankası tarafından Kuruma teklif
verildiği bilgisi sunulmaktadır.
SSK Konya Doğumevi ve Çocuk Hastanesi
15. İş Bankası’nda bulunan ve YKB tarafından 31.10.2001 tarihinde İş Bankası’na
gönderilen e-postada, SSK Konya Doğumevi ve Çocuk Hastanesi ile Temmuz 2003’e
kadar protokollerinin devam ettiği belirtilirken söz konusu kuruma teklif verilmemesi,
eğer varsa bu teklifin geri çekilmesi talep edilmektedir. İş Bankası tarafından aynı
tarihte verilen cevapta, İş Bankası şubesi ile Kurum arasında bir görüşme yapıldığı
kabul edilmiş, ancak gönderilen e-posta üzerine sözleşme bitinceye kadar teklif
verilmeyeceği belirtilmiştir. 950
Turgutlu Mehmet Gürel İlköğretim Okulu
16. İş Bankası’nda bulunan ve İş Bankası tarafından 31.10.2001 tarihinde YKB’ye
gönderilen e-postada, Kasım 2002 tarihine kadar protokolleri devam eden Turgutlu
Mehmet Gürel İlköğretim Okulu ile YKB şubesinin anlaşmak üzere olduğu
belirtilmekte ve konu hakkında bilgi istenmektedir. 9.11.2001 tarihinde YKB
tarafından gönderilen cevabi e-postada “Kurum ile sözleşmeniz olduğunu belirtmeniz
üzerine (kurum yetkilisi sözleşmenin bittiğini bankalardan teklif aldığını belirttiği için
kuruma teklif verilmiştir.) teklifimizi geri çekip imzalanan protokol vs tüm evraklar iptal
edilmiştir.” denilmekte ve aynı zamanda 19 Mayıs İlköğretim Okulu ve Mehmet Akif
Ersoy İlköğretim Okulu’na teklif verilmediği belirtilmektedir. 960
11-13/243-78
25
Bakırköy Devlet Hastanesi
17. İş Bankası’nda bulunan ve YKB tarafından 31.12.2001 tarihinde Akbank,
Vakıfbank ve İş Bankası’na gönderilen e-postada, Bakırköy Devlet Hastanesi ile
30.11.2002 tarihine kadar protokollerinin devam ettiği aktarılmakta, söz konusu
kuruma teklif verilmemesi, eğer varsa bu tekliflerin geri çekilmesi talep edilmektedir.
İş Bankası tarafından aynı tarihte gönderilen cevap yazısında ise, söz konusu
kuruma yapılmış bir teklifin bulunmadığı belirtilmiştir.
I.3.1.2. 2002 YILINA AİT BELGELER
18. YKB’de yapılan yerinde incelemede alınan “Kamu Kurumlarının Tele Bordro
Bağış Taleplerinde Koordinatör Bağış Yetkisi” konulu, 2002 yılına ait olduğu anlaşılan 970
yazıda, aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“…
Akbank, Pamukbank, İş Bankası, Vakıfbank, Garanti Bankası, Koçbank ile
Bankamız arasındaki centilmenlik anlaşması gereğince anlaşma
kapsamındaki bankalar ile devam eden protokolü olan kurumlara protokol
süresi içinde, kurum tarafından feshedilse dahi teklif verilmeyecektir. Ancak
protokolü olmayan, protokol süresi bitmiş (temdit etmemiş olması gerekir) veya
bitimine en fazla 2-3 ay kala teklif verilebilecektir. Protokol bitimine 2-3 ay kala
verilen teklifler dahi kurumla ilgili diğer banka arasındaki mevcut protokolün
bitim tarihinden itibaren geçerli olmalıdır. 980
Centilmenlik Anlaşmasına aykırı olarak teklif verilmesi ve bağış ödenmesi
durumunda ilgili bankanın itirazı halinde kurumla çalışmamızı bırakmak
zorunda kalacağımızdan yapılan bağış şube zararına kaydedilecektir.
Pamukbank’ın müşterileri için özel durumlar hariç (Yönetimimizin mutabık
kalacağı) teklif verilmeyecektir.”
Gebze Cezaevi Müdürlüğü
19. İş Bankası’nda bulunan ve Vakıfbank tarafından 4.1.2002 tarihinde İş Bankası’na
gönderilen e-postada, 3 yıllık maaş protokollerinin olduğu Gebze Cezaevi
Müdürlüğü’ne teklif verildiği bilgisinin edinildiği, konuyla ilgili bilgi rica edildiği ifade
edilirken; İş Bankası tarafından 10.1.2002 tarihinde gönderilen cevapta ise, Gebze 990
savcısının Vakıfbank ile olan anlaşmalarının sona erdiğini ve Vakıfbank şubesinin de
sözleşme yenilemek için kuruma teklif götürdüğünü belirttiği aktarılmakta ve maaş
anlaşmasının bitiş tarihine ilişkin daha detaylı bilgi talep edilmektedir.
Antalya İl Sağlık Müdürlüğü
20. İş Bankası’nda bulunan ve Vakıfbank tarafından 1.5.2002 tarihinde İş Bankası’na
gönderilen e-postada, Antalya İl Sağlık Müdürlüğü’ne verdikleri tekliflerin,
Vakıfbank’ın Kumluca, Gazipaşa ve Manavgat Sağlık Ocakları ile halen devam eden
protokolleri nedeniyle centilmenlik anlaşması çerçevesinde geri çekilmesi talep
edilmekte; buna istinaden İş Bankası tarafından aynı tarihte gönderilen e-postada ise
“Centilmenlik anlaşmasının, bankalarımız arasında karşılıklı olarak uygulanması 1000
halinde sonuç alınabilecek bir konu olduğu düşüncesindeyiz. Geçmişte yaşanan
örnekler, maalesef Bankamız aleyhine olmak üzere tek taraflı bir nitelik arz etmiştir.
Uygulamanın aynı şekilde devamı mümkün bulunmamaktadır. Antalya İl Sağlık
Müdürlüğünü de içermek üzere bu anlaşmanın sürdürülebilmesi ancak belirtilen
şartın yerine getirilmesiyle sağlanabilirdi.” denilmektedir.
11-13/243-78
26
Bursa SSK Hastanesi
21. İş Bankası’nda bulunan ve YKB tarafından 2.5.2002 tarihinde İş Bankası’na
gönderilen e-postada, Bursa SSK Hastanesi’nin İş Bankası ile Ağustos 2003’e kadar
geçerli olan maaş protokolünde bulunan ve 3 ay önceden feshi ihbar vermek kaydıyla
anlaşmanın sonlandırılabileceği maddesi gereği, Temmuz 2002’de anlaşmayı 1010
feshettiğini açıklamasına yer verilmekte; kurumun böyle bir fesih yetkisine sahip olup
olmadığı, anlaşmanın feshedildiği tarihten sonra YKB olarak teklif verip
veremeyecekleri sorulmaktadır. İş Bankası tarafından aynı tarihte gönderilen e-
postada ise, anlaşmanın fesih ve tazminat maddesi içerdiği doğrulanmakta, ancak
“Bankalarımız arasında uygulanan centilmenlik kuralları doğrultusunda bugüne kadar
yaşanan örneklerde karşılıklı olarak sözleşmenin fesih maddesi içerip içermediği gibi
bir hususla hiç ilgilenilmedi.” denilmekte ve söz konusu kuruma teklif verilmemesi
gerektiği vurgulanmaktadır.
Maltepe Anadolu Meslek Lisesi
22. İş Bankası’nda bulunan ve YKB tarafından 2.5.2002 tarihinde İş Bankası’na 1020
gönderilen e-postada, Maltepe Anadolu Meslek Lisesi ile Kasım 2003’e kadar
protokollerinin devam ettiği aktarılmakta ve söz konusu kuruma teklif verilmemesi,
eğer varsa teklifin geri çekilmesi talep edilmektedir. İş Bankası tarafından aynı tarihte
verilen cevapta kuruma verilen teklifin geri çekildiği belirtilmektedir.
I.3.1.3. 2003 YILINA AİT BELGELER
23. YKB’de yapılan yerinde incelemede alınan “Kurum Anlaşmaları Yönetmeni”
pozisyonu hakkında bilgiler veren 8.10.2003 tarihli yazıda, anılan pozisyonda
bulunan kişinin ana sorumlulukları arasında “Satış sürecinde karşılaşılan fırsat ve
tehditlerin saha ve şubeler ile paylaşılması, saha ve şubelerden gelen bilgilerin ilgili
yönetimler ile veya gerektiğinde özel centilmenlik anlaşması bulunan diğer bankalar 1030
ile paylaşılarak çözümlenmesi” sıralanmaktadır.
Marmara Üniversitesi
24. İş Bankası’nda bulunan ve Vakıfbank tarafından 27.6.2003 tarihinde İş
Bankası’na gönderilen e-postada, Marmara Üniversitesi’nin e-postada adı belirtilen
fakülte/bölümleri ile 2005 yılına kadar anlaşmaları olduğu belirtilmekte ve İş Bankası
tarafından bu kurumlara verilen tekliflerin geri çekilmesi talep edilmektedir. Söz
konusu e-postaya aynı tarihte İş Bankası tarafından gönderilen cevaba, tarafların
daha önce de benzer bir durumla karşılaştıkları belirtilerek SSK Güngören Dispanseri
konulu e-posta eklenmiştir. Ekteki e-postada, SSK Güngören Dispanseri’nin 2003 yılı
Haziran ayı maaşlarının yarısının Vakıfbank, diğer yarısının İş Bankası tarafından 1040
ödendiği, buna ilişkin Vakıfbank’ın İş Bankası’ndan kurum ile aralarındaki anlaşma
gereği İş Bankası’nın geri çekilerek durumun düzeltilmesini istediği, ancak İş
Bankası’ndan gelen cevapta dispanser ile Nisan 2002’den itibaren 3 yıllık
sözleşmelerinin olduğu bu nedenle iptal işleminin Vakıfbank’tan beklendiği ifade
edilmiştir. Vakıfbank ise bu isteği, adı geçen kurumla ilişkilerinin sözleşmenin feshini
takiben başladığı ve bunun kurumun kendi tercihi olduğu gerekçesiyle geri
çevirmiştir.
Keşan İlçe Sağlık Grup Başkanlığı
25. İş Bankası’nda bulunan ve Akbank tarafından 15.7.2003 tarihinde İş Bankası’na
gönderilen e-postada, Keşan İlçe Sağlık Grup Başkanlığı ile 2.7.2002 tarihinden 1050
11-13/243-78
27
itibaren 4 yıl süreyle sözleşme yapıldığı; ancak kuruma sağlık ocaklarını da
kapsayacak şekilde İş Bankası tarafından teklif gönderildiği bilgisinin alındığı
belirtilerek; centilmenlik anlaşması gereği, söz konusu teklifte Akbank ile sözleşmesi
devam eden ilçe grup başkanlığının kapsam dışında bırakılması talep edilmekte ve
konu ile ilgili teyit istenmektedir. Bu e-postaya 16.7.2003 tarihinde İş Bankası
tarafından gönderilen cevapta ise, Edirne İl Sağlık Müdürlüğü ile yapılan anlaşma
kapsamında Keşan biriminin maaş ödemelerinin İş Bankası’na yönlendirildiği
açıklaması yapılmaktadır.
ESKİ (Eskişehir Su Kanalizasyon İdaresi)
26. İş Bankası’nda bulunan ve YKB tarafından 17.7.2003 tarihinde Akbank, 1060
Vakıfbank ve İş Bankası’na gönderilen e-postada, ESKİ-Eskişehir Su Kanalizasyon
İdaresi’ne kurumla 13.6.2004 tarihine kadar devam eden protokolleri nedeniyle teklif
verilmemesi istenmektedir.
Konya Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi
27. İş Bankası’nda bulunan ve YKB tarafından 11.9.2003 tarihinde İş Bankası’na
gönderilen e-postada, Konya Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi ile 3.6.2005 tarihine kadar
devam eden maaş protokolleri gereği bu kuruma teklif verilmemesi rica edilmekte ve
konu hakkında teyit istenmektedir. İş Bankası’nın aynı tarihte gönderdiği e-postada
ise, kuruma teklifte bulunmayacakları ifade edilmektedir.
SSK Isparta Sigorta İl Sağlık Müdürlüğü 1070
28. İş Bankası’nda bulunan ve YKB tarafından 22.10.2003 tarihinde İş Bankası’na
gönderilen e-postada, SSK Isparta Sigorta İl Sağlık Müdürlüğü ile YKB arasında
15.4.2005 tarihine kadar devam eden maaş protokollerinin olduğu; ancak İş
Bankası’nın bu kuruma 3 yıl süreli protokol karşılığında bağış teklif ettiği bilgisini
edindikleri belirtildikten sonra, eğer varsa bu teklifin geri çekilmesi ve konunun teyit
edilmesi rica edilmektedir. Bu e-postaya 27.10.2003 tarihinde İş Bankası tarafından
gönderilen cevapta ise yapılan teklifin geri çekildiği ifade edilmektedir.
Atatürk Edip Bayat İlköğretim Okulu
29. İş Bankası’nda bulunan ve Akbank tarafından 3.11.2003 tarihinde İş Bankası’na
gönderilen e-postada, Atatürk Edip Bayat İlköğretim Okulu ile aralarında 15.7.2001 1080
tarihinden itibaren 5 yıl süreli protokollerinin bulunduğu açıklanmakta, centilmenlik
anlaşması gereği İş Bankası tarafından kuruma yapılan teklifin geri çekilmesi talep
edilmektedir.
Adli Tıp Kurumu
30. İş Bankası’nda bulunan ve YKB tarafından 3.11.2003 tarihinde İş Bankası’na
gönderilen e-postada, Adli Tıp Kurumu ile aralarında 17.10.2005 tarihine kadar
geçerli olan maaş protokolü gereği İş Bankası tarafından kuruma yapılan teklifin geri
çekilmesi istenmekte, İş Bankası ise 4.11.2003 tarihli e-postada cevaben konunun
araştırılacağını belirtmektedir.
Ankara İl Özel İdaresi Başkanlığı 1090
31. İş Bankası’nda bulunan ve İş Bankası içinde geçen 2.12.2003 tarihli iç
yazışmada, YKB’ye gönderilmesi planlanan e-postaya yer verilmekte, söz konusu
11-13/243-78
28
metinde İş Bankası’nın Ankara İl Özel İdaresi ile devam eden maaş protokolüne
rağmen YKB’nin kurum ile yeni bir protokol imzalanması amacıyla görüşmeler yaptığı
bilgisinin edinildiği dile getirilmekte ve konu hakkında gerekli yardımın yapılması rica
edilmektedir.
Karacabey Lisesi
32. İş Bankası’nda bulunan ve YKB tarafından 5.12.2003 tarihinde Akbank,
Vakıfbank ve İş Bankası’na gönderilen e-postada, bankalarının Karacabey Lisesi ile
10.7.2005 tarihine kadar devam eden protokolleri gereği söz konusu kuruma teklif 1100
verilmemesi rica edilmekte ve teyit bilgisi istenmektedir.
Bilim İlaç-Kipa Kitle Pazarlama A.Ş.
33. İş Bankası’nda bulunan ve Akbank tarafından 24.12.2003 tarihinde Garanti
Bankası ve İş Bankası’na gönderilen e-postada, bankaların Bilim İlaç A.Ş. firmasına
verdikleri bir teklifin bulunup bulunmadığı sorulmakta; 25.12.2003 tarihinde İş
Bankası tarafından gönderilen cevapta ise, bahsi geçen firma ile görüşme yapıldığı
ancak bağış teklifinde bulunulmadığı ifade edilmektedir. Aynı belgenin devamında
yer alan Akbank tarafından 26.12.2003 tarihinde İş Bankası’na gönderilen benzer
içerikli e-postada ise, Kipa Kitle Pazarlama A.Ş. için teklif verilip verilmediği
sorulmaktadır. 1110
I.3.1.4. 2004 YILINA AİT BELGELER
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi
34. İş Bankası’nda bulunan ve İş Bankası iç yazışmalarını içeren 21.1.2004 tarihli
belgede, YKB’nin centilmenlik anlaşması ile ilgili olarak Genel Müdür Yardımcıları
düzeyinde bir görüşme yapmak istediği açıklanmakta, İş Bankası’nın hâlihazırda YKB
ile centilmenlik anlaşmasını sürdürdüğü ve pazar payının büyük olması nedeniyle de
devam ettirmenin bankanın menfaatine olacağı değerlendirilmektedir. Ayrıca YKB
tarafından İş Bankası’nın anlaşmalı olduğu Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi için teklif
vermeyi düşündüğü bilgisi verilmiş; ancak İş Bankası bunun anlaşmanın bozulması
anlamına geleceğini YKB’ye iletmiştir. 1120
SSK Ankara Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Hastanesi
35. İş Bankası’nda bulunan ve YKB tarafından 23.2.2004 tarihinde İş Bankası’na
gönderilen e-postada, SSK Ankara Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Hastanesi ile
Haziran 2005 tarihine kadar yürürlükte olan protokolleri gereği İş Bankası tarafından
yapılan teklifin geri çekilmesi istenmekte; İş Bankası tarafından gönderilen cevapta
ise, böyle bir teklifin bulunmadığı belirtilmekte, aldıkları duyumda hangi İş Bankası
şubesinin adının geçtiği sorulmaktadır.
Turgutlu Devlet Hastanesi
36. İş Bankası’nda bulunan ve YKB tarafından 27.2.2004 tarihinde İş Bankası’na
gönderilen e-postada Turgutlu Devlet Hastanesi’ne yapılan bir tekliflerinin olduğu, 1130
ancak Kurumla Ocak 2005 tarihine kadar devam eden bir protokollerinin olduğu
bilgisi verilmiştir. Aynı tarihli İş Bankası iç yazışmasında ise böyle bir teklifin olup
olmadığı araştırılmaktadır.
11-13/243-78
29
Esenyurt İlköğretim Okulu
37. İş Bankası’nda bulunan ve İş Bankası tarafından 10.3.2004 tarihinde YKB’ye
gönderilen e-postada, Esenyurt İlköğretim Okulu için promosyon teklif edildiği
duyumunun alındığını ve söz konusu okulla İş Bankası arasındaki protokolün
bitmesine 2,5 yıl süre olduğu belirtilmekte, varsa teklifin geri çekilmesi talep
edilmektedir.
Yayla İlköğretim Okulu 1140
38. İş Bankası’nda bulunan ve YKB tarafından 19.3.2004 tarihinde İş Bankası’na
gönderilen e-postada, YKB’nin Yayla İlköğretim Okulu ile sözleşmelerinin 30.5.2005
tarihinde bitecek olmasına karşın, 15 Mart ödemelerinin İş Bankası tarafından
yapıldığı belirtilmekte, halihazırda YKB tarafından okula ödeme yapılmış olması
nedeniyle okulun hangi bankadan maaş alacağına ilişkin karışıklığın nasıl
çözülebileceği sorulmaktadır. Aynı zamanda Kartal Devlet Hastanesi ve Kadıköy
Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi için teyit beklendiği vurgulanmaktadır. İş Bankası
tarafından aynı günde cevaplanan e-postada ise Kartal Devlet Hastanesi ile ilgili
sonuç bekledikleri, Kadıköy Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’ne yapılan teklifin ise iptal
edildiği kısaca belirtildikten sonra, Yayla İlköğretim Okulu’na yapılan bağışın 1150
ödenmesi nedeniyle yapılabilecek bir şeyin olmadığı ifade edilmektedir.
Aksaray SSK Hastanesi
39. İş Bankası’nda bulunan ve İş Bankası tarafından 19.3.2004 tarihinde YKB’ye
gönderilen e-postada, YKB tarafından Aksaray SSK Hastanesi’ne promosyon teklifi
verildiği, adı geçen kurumla İş Bankası’nın 17 Nisan 2005’e kadar sözleşmesi
bulunduğu belirtilmekte, konu hakkında yardımcı olunması istenmektedir.
Talas İlçe Tarım Müdürlüğü
40. İş Bankası’nda bulunan ve YKB tarafından 26.3.2004 tarihinde İş Bankası’na
gönderilen e-postada, İş Bankası Kayseri Şubesi’nin Talas İlçe Tarım Müdürlüğü ile
YKB arasındaki maaş protokolünün devam ettiğini bilmesine rağmen, protokol 1160
imzaladığı dile getirilmekte ve bu konuda banka olarak yapabilecekleri bir şeyin olup
olmadığı sorulmaktadır. YKB tarafından gönderilen e-postaya istinaden İş
Bankası’nda yapılan iç yazışmada, Kurumun 6-7 yıldır YKB ile çalıştığını, ancak
YKB’nin kendilerine bir yardımda bulunmadığını ifade ettiği, kurumun İş
Bankası’ndan alacağı bağışla YKB’nin tazminatının bir kısmını karşılamayı
öngördüğü, promosyon ödemesinin henüz yapılmadığı bilgisi ve ilk maaşların Nisan
ayında yatırılacağı bilgisi verilmektedir.
Ova İlköğretim Okulu
41. İş Bankası’nda bulunan ve YKB tarafından 19.5.2004 tarihinde İş Bankası’na
gönderilen e-postada, Nisan 2006’a kadar devam eden protokolleri nedeniyle Ova 1170
İlköğretim Okulu’na yapılan bağış teklifinin geri çekilmesi talep edilmektedir. İş
Bankası tarafından 20.5.2004 tarihinde gönderilen cevapta ise, konunun inceleneceği
dile getirilmektedir.
42. İş Bankası ile Garanti Bankası arasında 25.5.2004 tarihinde gönderilen e-posta
mesajlarında, İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve Adana Defterdarlığı’nın ihaleleri ile ilgili
olarak aşağıdaki ifadeler bulunmaktadır:
11-13/243-78
30
İş Bankası’ndan Garanti Bankası’na:
“Merhaba Gonca Hn. Merak ettiğimiz bir husus var, Adana Defterdarlığı 277
kişi için bizden 20 aylık teklif istemişti, şimdi sonuç ile ilgili aradığımızda sizin
bu gruba … TL verdiğinizi belirttiler, bu şu ana kadar hiç rastlanılmayan bir 1180
bağış, doğru olup olmadığını sizden öğrenebilir miyiz, (bu arada herhangi bir
yeni teklif düşünmediğimizi de iletmek isterim.)”
Garanti Bankası’ndan İş Bankası’na:
“Merhaba Levent bey, Öncelikle İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün maaş
ödemeleri ne oldu? Finansbank ile aranızda … fark kalmış. ...
Adana defterdarlığı ile ilgili az önce bölgemiz ile görüştüm. Tüm bankaların
katıldığı bir ortamda teklifler açık verilmiş. İş Bankası’nın da olduğunu
söylediler. Doğal olarak diğer banka tekliflerini de sizden oturuma katılan
arkadaştan öğrenebilirsiniz...”
İş Bankası’ndan Garanti Bankası’na: 1190
“Emniyet daha dönmedi bize, o rakamlarda duruyoruz, defterdarlık ile ilgili tüm
bankaların tekliflerini aldım ben, inanmakta zorlanıyorum, kişi sayısı 277, süre
20 ay, verilen para … TL, mesela kişi başına bakılırsa, … TL, belki size kişi
sayısı yüksek denmiştir diye düşündüm ama bu da zayıf bir ihtimal.”
Küçük Ülkü İlköğretim Okulu –Çamlık İlköğretim Okulu –Çayırönü İlköğretim Okulu
43. İş Bankası’nda bulunan ve YKB tarafından 1.6.2004 tarihinde İş Bankası’na
gönderilen e-postada, bankalarının Küçük Ülkü, Çamlık, Çayırönü İlköğretim Okulları
ile aralarında 1.10.2005 tarihine kadar devam eden protokolleri gereği söz konusu
okullara teklif verilmemesi rica edilmekte ve teyit bilgisi istenmektedir.
Çıplaklı İlköğretim Okulu 1200
44. İş Bankası’nda bulunan ve YKB tarafından 6.7.2004 tarihinde İş Bankası’na
gönderilen e-postada, Çıplaklı İlköğretim Okulu ile devam eden protokolleri gereği
söz konusu okuldan teklif talep edilmesi halinde olumsuz cevap verilmesi
istenmektedir.
SSK Karabük Hastanesi
45. İş Bankası’nda bulunan ve YKB tarafından 6.7.2004 tarihinde Vakıfbank,
Finansbank, Akbank, Garanti Bankası ve İş Bankası’na gönderilen e-postada, SSK
Karabük Hastanesi ile olan protokollerinin 2006 ortasına kadar geçerli olduğu
belirtilmekte ve bu nedenle söz konusu kuruma herhangi bir teklifte bulunulmaması
rica edilmektedir. Akbank tarafından 6.7.2004 tarihinde YKB, Vakıfbank, Finansbank, 1210
Garanti Bankası ve İş Bankası’na gönderilen e-postada ise Akbank’ın hastaneye
yapmış olduğu bir teklifin bulunmadığı dile getirilmektedir.
Fatih Sultan Mehmet İlköğretim Okulu
46. İş Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası tarafından 19.7.2004 tarihinde
Finansbank ve İş Bankası’na gönderilen e-postada, Fatih Sultan Mehmet İlköğretim
Okulu ile 4 yıllık protokollerinin bitmesine 3 yıl kaldığı; ancak okulun finansal
ihtiyaçları nedeniyle banka arayışı içinde olduğu ve bankalardan teklif aldığı bilgisinin
geldiği anlatılmakta ve eğer varsa yapılan tekliflerin geri çekilmesi istenmektedir. İş
11-13/243-78
31
Bankası tarafından 21.7.2004 tarihinde gönderilen cevapta ise aynı ad altında iki okul
bulunduğu, ancak bunların hiçbirinin Garanti Bankası ile anlaşması olmadığının tespit 1220
edildiği belirtilmekte, okula hangi İş Bankası şubesi tarafından teklif götürüldüğü ve
sözleşmeleri mevcut ise bu sözleşmelerin tarihi ve süresi bilgisinin detaylandırılması
talep edilmektedir.
İsmail Hakkı Tonguç İlköğretim Okulu
47. İş Bankası’nda bulunan ve YKB tarafından 20.8.2004 tarihinde Akbank ve İş
Bankası’na gönderilen e-postada İsmail Hakkı Tonguç İlköğretim Okulu ile Nisan
2005’e kadar protokollerinin sürmesi nedeniyle yapılan bağış tekliflerinin centilmenlik
anlaşması çerçevesinde geri çekilmesi istenmektedir.
Samsun Bölge İdare Mahkemesi
48. İş Bankası’nda bulunan ve Akbank tarafından 5.10.2004 tarihinde İş Bankası’na 1230
gönderilen e-postada, Samsun Bölge İdare Mahkemesi ile 15.6.2007 tarihine kadar
sürecek protokolleri bulunması nedeniyle, İş Bankası tarafından yapılan bağış
tekliflerinin centilmenlik anlaşması gereğince geri çekilmesi ve kendilerine bilgi
verilmesi istenmektedir. 18.11.2004 tarihinde İş Bankası tarafından Akbank’a
gönderilen cevapta; İş Bankası’nın şubesi ile yaptığı görüşmede, sözleşmenin devam
ettiği yönünde bir bilginin verilmediği, Kurum tarafından istenen teklif üzerine
görüşme yapıldığı, Akbank’ın yaptığı bağışın düşük olması nedeniyle kurumun İş
Bankası’ndan teklif istediği bilgisinin alındığı dile getirilmekte ve İş Bankası şubesine
yeni anlaşmanın süre sonundan sonra geçerli olacağı bilgisinin iletildiği
anlaşılmaktadır. 1240
Türk Telekom 6. Bölge Müdürlüğü
49. İş Bankası’nda bulunan ve YKB tarafından 20.10.2004 tarihinde İş Bankası’na
gönderilen e-postada, Türk Telekom 6. Bölge Müdürlüğü ile Ağustos 2005’e kadar
süren protokollerinin bulunduğu; ancak Ağustos 2004’te kurumun lağvedilmiş olması
sebebiyle Ekim 2004 tarihinden itibaren tasfiye sürecine girildiği, 135 kişilik
personelin Ekim 2004 sonrası Trabzon İl Koordinatörlüğü’ne aktarılacağı, Trabzon İl
Koordinatörlüğü’nün ise İş Bankası ile çalıştığı aktarılarak söz konusu 135 personelin
maaşlarının YKB tarafından ödenmesi konusunda İş Bankası’nın görüşü
istenmektedir. İş Bankası tarafından aynı tarihte cevaplanan e-postada ise,
protokollerinin yılsonunda biteceği ve Telekom birimlerinin Vakıfbank’a yönlendirildiği 1250
belirtilmektedir.
Ataşehir İlköğretim Okulu
50. İş Bankası’nda bulunan ve YKB tarafından 5.11.2004 tarihinde Finansbank ve İş
Bankası’na gönderilen e-postada, Ataşehir İlköğretim Okulu ile Temmuz 2005’e
kadar protokollerinin sürmesi nedeniyle yapılan bağış tekliflerinin geri çekilmesi
istenmektedir.
Cumhuriyet Lisesi
51. İş Bankası’nda bulunan ve İş Bankası tarafından 1.12.2004 tarihinde YKB,
Akbank ve Vakıfbank’a gönderilen e-postada, Cumhuriyet Lisesi ile Mayıs 2006’ya
kadar maaş ödeme protokollerinin bulunduğu belirtilmekte ve söz konusu kuruma 1260
teklif verildiği bilgisinin alındığı dile getirilmektedir. Eğer varsa bu tekliflerin
11-13/243-78
32
centilmenlik anlaşması çerçevesinde geri çekilmesi ve konu hakkında teyitleri
istenmektedir.
Cumhuriyet İlköğretim Okulu
52. İş Bankası’nda bulunan ve Akbank tarafından 19.11.2004 tarihinde İş Bankası’na
gönderilen e-postada, Cumhuriyet İlköğretim Okulu ile 4.1.2005 tarihine kadar
sürecek protokollerinin olduğu; ancak İş Bankası’nın adı geçen kuruma teklif vererek
anlaştığının duyulduğu belirtilmekte; centilmenlik anlaşması gereği tekliflerinin geri
çekilmesi talep edilmekte; İş Bankası tarafından aynı tarihte gönderilen cevapta ise
maaş ödemelerine 4 Ocak’tan sonra başlanabileceği ifade edilmektedir. 1270
Ormanbeyli İlköğretim Okulu
53. İş Bankası’nda bulunan ve Akbank tarafından 30.12.2004 tarihinde İş Bankası’na
gönderilen e-postada, Akbank’ın maaş ödeme protokolü anlaşmasının olduğu
Ormanbeyli İlköğretim Okulu ile 2 yıllık sözleşme yapıldığı ve bunun karşılığında
kuruma yardımda bulunulduğu bilgisinin edinildiği ve kurum ile sözleşmelerinin
devam ettiği bildirilerek centilmenlik anlaşması gereği verilmiş teklifin geri çekilmesi
talep edilmektedir. Söz konusu e-posta 14.1.2005 tarihinde İş Bankası tarafından
“kurumla bir anlaşma yapıldığı görünmektedir” şeklinde cevaplandırılmıştır.
I.3.1.5. 2005 YILINA AİT BELGELER
54. İş Bankası’nda bulunan ve İş Bankası çalışanlarının 18.2.2005 tarihinde 1280
gerçekleştirdikleri kendi iç yazışmasını içeren ve “centilmenlik anlaşması e-posta ve
tel.” konulu e-postada; Akbank, YKB, Vakıfbank, Denizbank, Finansbank ve Garanti
Bankası’ndan ilgili kişilerin iletişim bilgileri (ad ve soyadı, e-posta adresleri ve telefon
numaraları) bulunmaktadır.
55. Garanti Bankası’nda yapılan yerinde incelemede alınan 20.4.2005 tarihinde
Garanti Bankası tarafından Denizbank’a gönderilen e-postada, aşağıdaki ifadeler yer
almaktadır:
“Maaş ödemelerinde bankalar olarak etik çerçevede hareket etmek ve özellikle
de kurumların bankalar arasında oluşabilecek ilişki kopukluğundan haksız
yarar sağlamasını engellemek amacıyla özellikle belli başlı bankalarla 1290
koordineli hareket ediyoruz.
Elbette rekabet koşullarında bu işbirliği fiyatlama tarafında değil, ancak hukuki
olarak netleştirilmiş konularda işbirliği olarak yansıyor.
Bu çerçevede de, eğer diğer bankaca imzalanmış olan bir protokolden
habersiz olarak aynı vade için maaş ödemesi teklifi verilmişse, bu teklif geri
çekiliyor.
Bu yazılı bir anlaşma kapsamında değil, bu bankaların üst yönetimlerince
alınmış olan idari karar dahilince yürütülüyor.
Denizbank olarak konuya bakışınız ve bundan sonra izlemeyi planladığınız
strateji ile ilgili olarak görüşlerinizi rica ediyoruz. 1300
Fikir vermesi açısından yazışmada bulunduğumuz bankalarda (İş, YKB, AK,
Vakıf) kontakt isimlerinden bazılarını da aşağıya ekliyorum.”
Aynı e-postada yer alan 20.4.2005 tarihinde Denizbank’tan gönderilen cevapta,
anlaşma kapsamında görüşülen bankaların sadece ismi belirtilen bankalar olup
11-13/243-78
33
olmadığı, ayrıca kurum bankanın hizmetinden memnun değilse ve bu durumu
çalıştığı bankaya yazılı olarak bildirip sözleşmeyi feshedeceğini ve ihaleye çıkacağını
bildirirse nasıl bir yol izlendiği hususlarında bilgi talep edilmektedir.
Garanti Bankası ise bu sorulara yanıt olarak,
“Yakın ilişkide olduğumuz bankalar bu bankalar… Ancak bunun dışında
örneğin finansbank ile de benzeri durumlar olması durumunda gmy düzeyinde 1310
görüşmeler oluyor. Geçen yıl içerisinde sadece 1 hastane için Finans ile
aramızda bu durum söz konusu oldu, bu tarihte de o zamanki gmy.mız.
finans’a durumu açıklayarak tekliflerini geri almalarını sağlamıştı. Aşağıdaki
bankalar dışında da bu işleyiş var ancak daha informal yürüyor diyebiliriz.
Bu durumda kurumun mevcut bankasının hizmetinden memnun olmadığına,
hâlihazırdaki sözleşmesini feshedeceğine ve bu kapsamda diğer bankalardan
teklif alacağına dair resmi bir yazı talep ediyoruz. - Buradaki kriterlerden bir
tanesi de, kurumun memnun olmadığını belirttiği mevcut bankasından tekrar
teklif talep ediyor olması aslında. – bu şekilde bir yazı iletilirse teklif iletmekte
bir sakınca görmüyoruz. Zaten bu konuda da aşağıdaki bankalar arasında 1320
mutabakat sağlanmış durumda..”
şeklinde cevap vermiştir.
56. İş Bankası’na ait iç yazışma niteliğindeki 7.3.2005 tarihli e-posta mesajında,
şubelere maaş ödemeleri ile ilgili olarak gönderilecek bir yazı üzerinde müzakerede
bulunulduğu anlaşılmaktadır. E-postada, şubelere gönderilecek yazıda değişiklik
yapılarak, “(diğer bankalar)la koordinasyon değil de bu konuda centilmenlik
anlaşması olduğunu… belirtelim” denilmiş ve bu konuda hukuk müşavirliğinden
istenilen görüş henüz gelmediğinden daha muğlak bir ifade ile “Hukuk
Müşavirliğinden benzer konularda alınan mütalaa doğrultusunda” şeklinde ifade
edilmesi gerektiği belirtilmiş, ayrıca bu konudaki incelemenin devam ettiği sonucun 1330
sonradan şubelere iletileceği hususunun yazıya eklenmesi istenmiştir.
57. Ayrıca, Garanti Bankası’nda yapılan yerinde incelemede alınan Akbank
tarafından Garanti Bankası’na gönderilen 16.8.2005 tarihli e-postada, ERG İnşaat
Ltd. Şti. isimli firmanın maaş ödemeleri karşılığında Akbank’tan promosyon talep
ettiği, bu talebin esasen Garanti Bankası’nın anılan firmaya promosyon
önermesinden kaynaklandığı ifade edilmektedir. E-postanın devamında “centilmenlik
anlaşması gereğince özel firmalara maaş ödemesi karşılığı bütçe verilmemesi
prensibinden hareketle” teklifin geri çekilmesi talebi iletilmektedir. Aynı gün Akbank
tarafından Garanti Bankası’na gönderilen bir başka e-postada ise, önceki e-postanın
yanlış istihbarattan kaynaklandığı, dikkate alınmaması gerektiği ifade edilmektedir. 1340
Akbank tarafından Garanti Bankası’na gönderilen e-postanın, 16.8.2005 tarihinde İş
Bankası’na da gönderildiği anlaşılmaktadır.
Bahçeşehir Atatürk Lisesi
58. İş Bankası’nda bulunan ve İş Bankası tarafından 17.1.2005 tarihinde
Finansbank’a gönderilen e-postada, Bahçeşehir Atatürk Lisesi ile anlaşma yapıldığı
bilgisine ulaşıldığı; ancak söz konusu okulla bankalarının devam eden ve bitimine 2
yıl kalan sözleşmelerinin bulunduğu belirtilmekte ve konuyla ilgili bilgi ve yardım rica
edilmektedir.
11-13/243-78
34
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve İdari ve Mali İşler Dairesi Başkanlığı Merkez İkmal
Müdürlüğü 1350
59. İş Bankası’nda bulunan ve Akbank tarafından 31.1.2005 tarihinde İş Bankası’na
gönderilen e-postada, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve İdari ve Mali İşler Dairesi
Başkanlığı Merkez İkmal Müdürlüğü ile 4.9.2006 tarihine kadar protokollerinin
sürmesi nedeniyle yapılan bağış tekliflerinin centilmenlik anlaşması çerçevesinde geri
çekilmesi istenmektedir.
SSK Samsun Bölge Hastanesi
60. Finansbank’ta bulunan ve YKB’den Finansbank’a 7.2.2005 tarihinde gönderilen
e-postada, YKB ile protokolü devam eden SSK Samsun Bölge Hastanesi’ne
Finansbank tarafından teklif verildiğinin öğrenildiği ifade edilmekte ve böyle bir
tekliflerinin olup olmadığı sorulmaktadır. Finansbank’tan 8.2.2005 tarihinde 1360
gönderilen cevapta, “ihale tarihi gelmemiş kurumlara ‘talep kendilerinden ve kararlı
olmadığı sürece’ teklif vermiyoruz.” denilerek, söz konusu hastaneye de teklif
verilmediği ifade edilmektedir.
Gazi İlköğretim Okulu
61. Finansbank’ta bulunan ve İş Bankası’ndan Finansbank’a 9.2.2005 tarihinde
gönderilen e-postada, kendilerinin 2 yıllık protokolü devam etmesine rağmen Gazi
İlköğretim Okulu ile Finansbank arasında anlaşma yapıldığının öğrenildiği ifade
edilmekte, yardımcı olunması istenmektedir. Aynı gün Finansbank, şubesi ile yazışıp,
promosyonun henüz ödenmediğini öğrenerek, anlaşmanın feshedilmesini istemekte;
şubenin verdiği cevapta ise “bazı okulların sözleşmeleri bitmeden anlaşma yaptıkları, 1370
verilen bağış üzerinden diğer bankaya cezai ödeme yaptıkları da son zamanlarda
rastladığımız ve duyduğumuz bir gerçektir.” ifadeleri yer almaktadır.
Bostancı Atatürk İlköğretim Okulu
62. İş Bankası’nda bulunan ve Denizbank tarafından İş Bankası’na 16.2.2005
tarihinde gönderilen e-postada, daha önce İş Bankası ile protokolü olduğu anlaşılan
Bostancı Atatürk İlköğretim Okulu ile sözleşmenin imzalandığı ve bağış tutarının
okula nakden ödendiği, bu uygulama için geç kaldıkları ancak yine de yardımcı
olabilecekleri ifade edilmekte; İş Bankası tarafından 22.2.2005 tarihinde verilen
cevapta ise, İş Bankası’nın okul ile temasta olduğu, okul müdürüne ihtarname
gönderildiği ve çözülemezse konunun yargıya intikal ettirilmesinin düşünüldüğü, yargı 1380
kararı sonrasında maaş ödemelerinin tekrar İş Bankası’ndan verilmesi
zorunluluğunun doğabileceği; süresi biten kurumlarla ilgili sorun olmadığı ancak
sözleşmeye bağlı kalma kuralının yerleştirilmesi gerektiği; ayrıca okulun Denizbank
dışında bir bankayla anlaşacağını ve Denizbank ile henüz imzalanmış bir anlaşma ve
alınan bağışın olmadığını ilettiği dile getirilmektedir. Bu e-postaya istinaden
23.2.2005 tarihinde Denizbank tarafından gönderilen cevapta ise, sözleşme süresi
öncesi başka bankalarla anlaşma yoluna gidilmesi konusunda dile getirilen
hususların paylaşıldığı, ancak piyasa şartlarının gittikçe bu yöne kaydığı ve konu
hakkında diğer bankalarla bir araya gelmenin iyi olacağı belirtilmektedir. Ayrıca okul
ile sözleşmenin imzalandığı ve bağışın aynı gün yapıldığının teyit edildiği 1390
söylenmektedir.
11-13/243-78
35
SSK Sağlık İşleri Ege Bölge Müdürlüğü
63. 17.2.2005 tarihli Garanti Bankası iç yazışmasında, SSK’nın yeniden yapılanması
ile Sağlık İşleri İl Müdürlüğü’nün Ege Bölge Müdürlüğü’ne dönüşeceği ve personel
sayısının 80’den 452’ye yükseleceği belirtilmektedir. Devam eden yazışmalarda İş
Bankası’nın kurumla protokolünün devam etmekte olduğu, bu nedenle İl
Müdürlüğü’nde görevli 80 kişinin yeni verilecek teklife dahil edilmemesi gerektiği
belirtilmektedir.
23 Nisan İlköğretim Okulu
64. İş Bankası’nda bulunan ve Akbank tarafından 17.2.2005 tarihinde İş Bankası’na 1400
gönderilen e-postada, 23 Nisan İlköğretim Okulu ile 1.7.2006 tarihine kadar sürecek
maaş ödeme protokolü anlaşmalarının bulunduğu, ancak kurum maaş ödemelerinin
15.1.2005 tarihinden itibaren İş Bankası tarafından yapılmaya başlandığı bilgisinin
edinildiğine yer verilmekte ve konu hakkında bankanın görüşleri sorulmaktadır.
Gebze SSK Hastanesi
65. Finansbank’ta bulunan, 18.2.2005 tarihinde İş Bankası’nın Akbank, YKB,
Vakıfbank, Denizbank, Finansbank, Garanti Bankası’na gönderdiği e-postada, Gebze
SSK Hastanesi ile 2006 yılına kadar protokollerinin devam ettiği, ancak hastanenin
tek taraflı olarak protokolü feshetmek istediği ve bankaları ihale için çağırdığı
bilgisinin alındığı, kuruma teklif verilmemesi konusunda teyitlerinin beklendiği ifade 1410
edilmektedir. Finansbank bu konuya ilişkin olarak yaptığı iç yazışmada, teyide gerek
olmadığını, “bilgi amaçlı şube ve bölgeyle paylaşmak yeterli” olduğunu belirtmektedir.
S.B. Yakacık Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi
66. Finansbank’ta bulunan 23.2.2005 tarihli e-postada, YKB tarafından Vakıfbank,
Finansbank, Garanti, İş Bankası, Akbank, Denizbank’a, S.B. Yakacık Doğum ve
Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nin SSK Kartal Hastanesi’nden ayrı bir hastane
statüsüne getirilmesi ile söz konusu hastane personelinin SSK Kartal Hastanesi ile
2010 yılına kadar geçerli olan maaş protokolü kapsamında olduğu, kuruma teklif
verilmemesi ve teyitlerinin beklendiği iletilmiştir. Finansbank’ın 28.2.2005 tarihli
cevabında, ilgili kuruma verilmiş tekliflerinin bulunmadığı belirtilerek, “kurum mevcut 1420
anlaşmasını feshetme kararını vermiş, tazminatını da göze alarak çalıştığı bankasına
gerekli bildirimi yapmışsa talepleri değerlendirilebilir.” görüşleri de eklenmiştir.
Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi
67. Garanti Bankası’nda bulunan ve İş Bankası tarafından 1.3.2005 tarihinde Garanti
Bankası’na gönderilen e-postada, Erenköy Ruh ve Sinir Hastalıkları bünyesinde
bulunan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi ile 25.8.2005 tarihine kadar geçerli
olan protokollerinin olduğu, ancak Garanti Bankası tarafından kuruma teklif verildiği
bilgisinin iletildiği belirtilmektedir. Garanti Bankası tarafından aynı tarihte gönderilen
cevap yazısında ise, İş Bankası’nın başka bankalar ile maaş ödeme protokolü
bulunan kurumlara teklif verilmemesi konusunda özellikle hassasiyet gösterdikleri 1430
belirtildikten sonra, adı geçen kurum tarafından kendilerine gönderilen yazının bir
kısmına yer verilmiştir. Yazının metninde kurumun herhangi bir banka ile
anlaşmasının bulunmadığını dile getirildiği ve maaş ödemeleri için teklif istediği
görülmektedir. E-postanın devamında Garanti Bankası’nın hastanenin kendilerine
iletmiş olduğu bildirim doğrultusunda hareket ettiği belirtilmekte ve etik rekabet ilkeleri
çerçevesinde koordineli hareket edebilmek amacıyla gelişmeler konusunda bilgi talep
11-13/243-78
36
edilmektedir. 16.6.2005 tarihinde aynı konuya ilişkin Garanti Bankası tarafından İş
Bankası’na gönderilen bir diğer e-postada, bankalarının kurumun İş Bankası ile
protokolleri olmadığı bilgisine istinaden teklif ilettiği ve protokol imzaladığı dile
getirilmekte ve bu durumun centilmenlik anlaşmasına aykırılık oluşturmayacağı ifade 1440
edilmektedir. İş Bankası tarafından aynı tarihte Garanti Bankası’na gönderilen e-
postada ise, kurum yetkililerinin genellikle sözleşmelerinin olmadığını söyledikleri,
bankalardan gelen bilginin farklı olabileceği vurgulandıktan sonra, kurumların
verdikleri bilgiler ile bu sorunun çözülemeyeceği, aksi takdirde bankalar arasındaki
iletişime zaten gerek kalmayacağı dile getirilip şu ifadelere yer verilmiştir: “kurumlar
imzaladıkları sözleşmelere ya da kendileri dışında imzalanmış ama onları bağlayan
sözleşmelere uymadıkları için aramızdaki teması sürdürmeliyiz.”
Şehit Öğretmen Ahmet Onay İlköğretim Okulu
68. Finansbank’ta bulunan ve Finansbank’tan İş Bankası’na 11.3.2005 tarihinde
gönderilen e-postada, Ümraniye şubeleri ile protokolü devam eden okula İş Bankası 1450
tarafından teklif verildiğinin öğrenildiği ifade edilmekte, verilen teklifin geri çekilmesi
istenmektedir. İş Bankası’ndan 15.3.2005 tarihinde gönderilen cevapta, Şehit
Öğretmen Ahmet Onay İlköğretim Okulu’nun Finansbank’la anlaşmalı olduğu bilgisi
iletilmediğinden, 4 aydır söz konusu okula maaş ödemelerinin yapıldığı ve
promosyon ödemesinde de bulunulduğundan anlaşmanın feshinin mümkün olmadığı
belirtilerek, daha önce Gazi İlköğretim Okulu ve Yüreğir-Adana Cumhuriyet Lisesi ile
ilgili e-postalarına yanıt alınmadığından bahisle, söz konusu kurumlarla ilgili olarak
geri bildirim beklendiği ifade edilmektedir. Aynı belgede yer alan Finansbank iç
yazışmalarında ise, şubelerinin durumu zamanında bildirmediği, ancak yine de okula
dava açmayı düşündükleri, “diğer bankalar zorda kaldığında biz ya anlaşma 1460
yapmıyoruz, ya da uyanamamışsak kurumu tazminatını ödeme konusunda
zorluyoruz.” denilerek İş Bankası’nın yanlış tutum içinde olduğu belirtilmektedir.
Gönen Mirciler Ticaret Meslek Lisesi
69. İş Bankası’nda bulunan ve YKB tarafından 15.3.2005 tarihinde İş Bankası’na
gönderilen e-postada, Gönen Mirciler Ticaret Meslek Lisesi ile sözleşmelerinin Mayıs
2006’ya kadar devam edeceği, ancak İş Bankası’nın bu kuruma teklifte bulunduğu
bilgisine ulaşıldığı belirtilmekte ve eğer doğruysa yapılan teklifin geri çekilmesi talep
edilmektedir. İş Bankası tarafından 16.3.2005 tarihinde gönderilen cevapta ise, adı
geçen kurumla bir görüşme yapıldığı ancak teklif verilmediği dile getirilmiştir.
Marmaris İlçe Sağlık Grup Başkanlığı 1470
70. İş Bankası’nda bulunan ve İş Bankası tarafından 18.3.2005 tarihinde YKB’ye
gönderilen e-postada, Marmaris İlçe Sağlık Grup Başkanlığı ile 16.4.2005 tarihinden
itibaren geçerli olacak 3 yıllık maaş ödeme protokolünün imzalandığı ancak konuya
ilgili Muğla İl Sağlık Birimi ile YKB arasında görüşmelerin sürdüğü ve kurum
tarafından yeniden promosyon teklifi istendiği belirtildikten sonra; Marmaris İlçe
Sağlık Grup Başkanlığı için teklif verilmemesi rica edilmektedir. 19.3.2005 tarihinde
YKB tarafından gönderilen cevapta ise, gelen talepte kurum tarafından İş Bankası ile
arasındaki protokolün Şubat 2005’te bittiği ve hatta İş Bankası ve Denizbank
tarafından da kuruma teklif verildiği belirtilmiş olduğundan, YKB tarafından da teklif
verildiği dile getirilmekte ve konunun araştırılacağı belirtilmektedir. 1480
11-13/243-78
37
Ordu Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi
71. İş Bankası’nda bulunan ve İş Bankası tarafından 21.3.2005 tarihinde Akbank’a
gönderilen e-postada, Ordu Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi ile 21.3.2005 tarihinde 3
yıllık maaş ödeme protokolünün imzalandığı, ancak imzalanmış protokole rağmen
kurum ile Akbank şubesi arasında görüşmelerin sürdüğü ve promosyon teklifi
yapıldığı bilgisinin ulaştığı ifade edilmekte ve İş Bankası tarafından anlaşma yapılmış
kuruma promosyon teklifinde bulunulmaması rica edilmektedir.
Devlet İstatistik Enstitüsü İstanbul Bölge Müdürlüğü
72. Finansbank’ta bulunan ve İş Bankası tarafından 24.3.2005 tarihinde
Finansbank’a gönderilen e-postada, İş Bankası’nın maaş anlaşması bulunan Devlet 1490
İstatistik Enstitüsü İstanbul Bölge Müdürlüğü’ne Finansbank’ın teklif verdiği bilgisinin
edinildiği, teklifin geri çekilmesi ve konuyla ilgili teyitlerinin rica edildiği ifade edilirken;
Finansbank’ın aynı gün gönderdiği cevapta, “Mevcut sözleşmeleri nedeniyle
taleplerini reddetmiş olmamıza rağmen kurum ısrarcı bir tavır sergilemiştir. Rekabetçi
olmayan bir fiyat verilmiş ve ihaleden çıkılmıştır.” denilmekte, devamında ise geçmiş
hatırlatılarak “Ümraniye Şubemizle protokolünü tazminat dahi ödemeden bitiren ve
bankanızla anlaşan ilkokul örneğini başka bir kurumda yaşamayacağımızı
umuyoruz.” ifadesiyle sitem edilmektedir. İş Bankası’nda aynı konuda bulunan
24.3.2005 tarihli e-postalarda ise, İş Bankası tarafından bahsi geçen ilkokulun
Finansbank’la anlaşmalı olduğu bilgisi olmaması nedeniyle anlaşma yapıldığı, söz 1500
konusu okula promosyon ödendikten 4 ay sonra Finansbank tarafından
bilgilendirilmeleri nedeniyle protokolün feshinin mümkün olmadığı izah edilmekte;
“Benzer durumlarda, bankanızla anlaşmalı kurumlara teklif verildiğinin zamanında
bildirilmesi halinde bankamızca centilmenlik anlaşmasına bağlı kalınmakta ve konuya
gereken özen gösterilmektedir.” denilmekte; Finansbank tarafından aynı gün
gönderilen cevapta ise, “Son zamanlarda yaşadığımız olaylar gösteriyor ki kurumların
ne kendi anlaşmaları, ne de bankalar arası centilmenlik anlaşması konusunda en
küçük kaygıları yok. … Bu nedenle teklif verilirken sözleşme bitişi ile ilgili bildirim
kurumdan beklenmemeli, bankalar tarafından sorgulanmalı, hatta yazılı olarak tespit
edilmeli diye düşünüyorum.” ifadeleri yer almaktadır. 1510
Bursa Akşemseddin Çocuk Hastalıkları Hastanesi
73. Finansbank’ta bulunan ve İş Bankası tarafından 4.4.2005 tarihinde Finansbank’a
gönderilen e-postada, İş Bankası’nın maaş anlaşması bulunan Bursa Akşemseddin
Çocuk Hastalıkları Hastanesi ile Finansbank’ın protokol imzaladığı bilgisinin
edinildiği, konuyla ilgili teyitlerinin rica edildiği ifade edilirken; Finansbank’ın yaptığı iç
yazışmada, “eğer fesih durumu yoksa anlaşmamızı bağış vermeden feshetmeliyiz.
Fesih için aksiyon aldılarsa da mevcut protokolleri gereği ödemeleri gereken tazminat
söz konusudur. ...Hastanenin fesih için İş Bankası ile yapmış olduğu yazışmayı veya
benzeri bir bildiriyi acil olarak rica ediyoruz..” denilmektedir.
Hıfzıssıhha - Genel 1520
74. 13-28.4.2005 tarihleri arasında geçen Garanti Bankası iç yazışmasında,
Hıfzıssıhha ile imzalanabilecek maaş protokolü hakkında fizibilite çalışmasına yer
verilmektedir. Yazışmanın devamında Hıfzıssıhha’nın çeşitli illerde merkezleri
bulunduğu; ancak bunlardan bazılarının diğer bankalar ile maaş protokolleri olduğu
belirtilerek, mevcut protokolleri dururken teklif vermenin centilmenlik anlaşması
nedeniyle çok ciddi sorunlar yaratacağı, bu nedenle söz konusu kuruma ancak her
11-13/243-78
38
bir merkezin protokolü bittiğinde maaş ödemesini yapmak üzere teklif verilebileceği
ifade edilmektedir.
Edirne Ticaret Borsası
75. 14.4.2005 tarihli Garanti Bankası iç yazışmasında, Edirne Ticaret Borsası ile 1530
protokol yapıldığı belirtilmekte, devam eden yazışmalarda Denizbank’ın daha yüksek
bir promosyon bedeli ile kuruma teklif götürdüğü ve borsanın bu nedenle imzaladığı
protokolü feshetmek istediği ifade edilmektedir. Yazışmanın ilerleyen bölümlerinde
centilmenlik anlaşması gereği Denizbank’ın teklif vermesinin uygun olmadığı
bankanın bu durumdan haberdar edildiği, ancak Denizbank’ın teklifi geri çekmediği
belirtilmektedir.
İstanbul Ulaşım A.Ş.
76. 22.4.2005 tarihli Garanti Bankası iç yazışmasında, Vakıfbank’ın İstanbul Ulaşım
A.Ş. ile sözleşmesi devam ederken Garanti Bankası’nın teklif verdiği ve anılan
kurumun Garanti Bankası ile protokol imzaladığı; ancak Vakıfbank’ın çeşitli baskılarla 1540
protokolü devam ettirdiği belirtilmektedir. İç yazışmanın devamında ise, bu tür devam
eden protokoller hakkında bilgilendirilmeleri gerektiği, aksi halde centilmenlik
anlaşması çerçevesinde ciddi sorunlar doğabileceği ifade edilmektedir.
İstanbul Erkek Lisesi
77. 5.5.2005 tarihli Garanti Bankası iç yazışmasında, İstanbul Erkek Lisesi’nin
Garanti Bankası ile protokol imzalamak istediği, ancak centilmenlik anlaşması
gereğince kurumun protokolü feshetme isteğini yazılı olarak Garanti Bankası’na
bildirmesi gerektiği ifade edilmektedir.
Gaziantep Kolej Vakfı
78. 17.5.2005 tarihli Garanti Bankası iç yazışmasında, Gaziantep Kolej Vakfı’nın İş 1550
Bankası ile anlaşmasının 1.10.2005 tarihinde sona ereceği, ancak kurumun öğrenci
kayıtlarının Haziran’da olması nedeniyle anlaşmayı bu aydan önce sonlandırmak
istedikleri, bu nedenle okula önerilebilecek bağış tutarı hakkında bilgi istenmektedir.
Yazışmanın devamında, süren bir protokolün varlığı nedeniyle kurumdan, Garanti
Bankası’ndan teklif istediklerine ilişkin yazılı talep alınması gerektiği, aksi halde İş
Bankası ile aralarındaki centilmenlik anlaşmasına aykırı hareket edilmiş olacağı
belirtilmektedir.
İzmit SSK İşleri
79. İş Bankası’nda bulunan ve İş Bankası tarafından 18.8.2005 tarihinde YKB’ye
gönderilen e-postada, İzmit SSK İşleri ile 2,5 yıl süreli anlaşmaları olduğu, bankalar 1560
tarafından yapılan bir teklif varsa bunun iptal edilmesi talep edilmekte; YKB
tarafından aynı tarihte gönderilen cevapta ise, kurumun İş Bankası’ndan maaş aldığı
bilgisinin kendilerine iletilmediği, Nisan ayında bir teklif verildiği, ancak İş Bankası’yla
bir anlaşma sağlandığı bilgisinin kendilerine intikal ettiği dile getirilmektedir.
İstanbul Erkek Lisesi
80. 3.6.2005 tarihli Garanti Bankası iç yazışmasında, İstanbul Erkek Lisesi’nin
Vakıfbank’la protokolü olduğu, ancak Garanti Bankası ile çalışmak istediği ve bağış
talep etmediği ifade edilmektedir. Yazışmanın devamında, kurumun Vakıfbank ile
11-13/243-78
39
sözleşmesini feshetmeden teklif verilmesinin centilmenlik anlaşmasına aykırı bir
durum yaratacağı belirtilerek, protokol bitişine 30 gün kala anlaşmayı feshetmek 1570
istediğini Vakıfbank’a bildirmesi halinde Garanti Bankası’nın devreye girebileceği
ifade edilmektedir.
Mustafa Kemal İlköğretim Okulu
81. 6.6.2005 tarihli Garanti Bankası iç yazışmasında, Mustafa Kemal İlköğretim
Okulu’nun Garanti Bankası ile protokolünün devam ettiği, ancak okul çalışanlarının
memnuniyetsizliği nedeniyle İş Bankası’na geçmek istedikleri ifade edilmektedir.
Devam eden yazışmada İş Bankası’ndan teklif verilerek protokol imzalandığı, ancak
İş Bankası’na protokollerinin devam ettiği bilgisinin verildiği ve bankalar arası
centilmenlik anlaşması gereğince İş Bankası tarafından verilen teklifin geri çekileceği
belirtilmektedir. 1580
Uşak Devlet Hastanesi
82. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası Uşak şubesinin bölge
müdürlüğüne 6.6.2005 tarihinde gönderdiği e-postada, Uşak Devlet Hastanesi’nin
%20 daha fazla kapasite ile çalışmayı planladığı, bu sebeple de ek bağış yapılmasını
istediği, Akbank’ın cezai tazminata ek olarak promosyon vereceğinden şüphelenildiği
iletilmekte; aynı bankanın bölge müdürlüğünün genel müdürlüğe 7.6.2005’te
gönderdiği e-postada, durumu anlatıp, “centilmenlik anlaşması gereği olmaması
gereken bu durumu konuşabilir misiniz Akbank ile” denilmektedir.
83. Finansbank’ta bulunan 15.6.2005 tarihli Garanti Bankası’ndan Finansbank’a
gönderilen e-postada, Uşak Devlet Hastanesi ile 2011 yılına kadar protokollerinin 1590
bulunduğu, söz konusu hastaneye teklif verilip verilmediği, verilmiş teklif varsa geri
çekilmesi istenmekte; Finansbank’tan ise 17.6.2005’de Garanti Bankası’na, hastane
tarafından Garanti Bankası ile devam eden protokolün tek taraflı olarak
feshedildiğinin ve tüm bankalardan teklif toplandığının öğrenildiğine ilişkin gönderilen
e-postaya, aynı gün Garanti Bankası tarafından verilen cevapta, hastanenin
memnuniyetsizliği bulunmamasına rağmen aldığı teklifler nedeniyle protokolü
feshetmek istediğinden bahisle, “bankalar arası centilmenlik anlaşması gereğince
bankanız tarafından Uşak Devlet Hastanesi’ne iletilen teklifin tekrar geri çekilmesini
rica ederiz.” denilmektedir. Aynı gün Finansbank’ın gönderdiği cevapta ise, Kurumun
Finansbank’tan teklif aldığı için anlaşmasını feshetmediği, protokolünü feshetme 1600
kararı aldığı için tüm bankalardan teklif topladığı, gerekirse Kurumdan gönderilen
resmi yazının gönderilebileceği dile getirilmektedir. Devamında, “Finansbank olarak
bankalararası centilmenlik ilkelerine aykırı bir yaklaşımımız olmadı, doğru bilgi
verilmemesi ya da kasıtlı bilgi saklanması nedeniyle bir başka ile mevcutta protokolü
bulunan Kurumlara verdiğimiz teklifleri de durumu fark etttiğimiz anda geri çektik”
denilmektedir.
84. Finansbank’ta bulunan 30.6.2005 tarihinde Garanti Bankası’ndan Finansbank’a
gönderilen e-postada, Uşak Devlet Hastanesi ile Ocak 2011’e kadar geçerli
protokollerinin bulunduğu, söz konusu hastaneye mevcut protokolünün feshedilmesi
için yüksek bir promosyonun teklif edildiğinin öğrenildiği, hastanenin mevcut 1610
durumdan memnuniyetsizliği bulunmadığından, bu durumla centilmenlik sınırları
dışına çıkıldığı ifade edilerek, verilmiş teklifin acilen geri çekilmesi istenmektedir.
Finansbank ise 4.7.2005’te Garanti Bankası’na, gönderdiği cevapta, hastane
tarafından Garanti Bankası ile devam eden protokolün tek taraflı olarak feshedildiği,
tüm bankalardan teklif toplandığı ve Konya Emniyet ihalesinde yaşananların
11-13/243-78
40
bankacılık etikleri ile uyuşmadığı hatırlatılmaktadır. Garanti Bankası’nın cevabında
ise, hastanenin yanlış yönlendirmiş olabileceği belirtilerek, benzer bir anlayışın karşı
taraftan da beklendiği, Konya Emniyet ihalesine Ümraniye Devlet Hastanesi’nde
yaşanan birtakım tatsızlıklar hatırlatılmakta, “kurumların bankalardan etik sınırlar
dışında fayda elde etmesini bu paylaşımla engellemek dileğiyle” denilmektedir. 1620
Sağlık Bakanlığı Diyarbakır Sur Devlet Hastanesi
85. Finansbank’ta bulunan, Garanti Bankası tarafından İş Bankası ve Finansbank’a
22.6.2005 tarihinde gönderilen e-postada, Sağlık Bakanlığı Diyarbakır Sur Devlet
Hastanesi ile 2007 yılına kadar protokollerinin bulunduğu ifade edilerek, söz konusu
hastaneye teklif verilip verilmediği sorulmakta ve verilmiş teklif varsa geri çekilmesi
istenmektedir. Finansbank aynı gün, bu kuruma verilmiş bir tekliflerinin bulunmadığını
iletmiştir.
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi
86. İş Bankası’nda bulunan ve İş Bankası tarafından 23.6.2005 tarihinde YKB’ye
gönderilen e-postada, İş Bankası’nın Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi ile 2,5 yıl sonra 1630
bitecek bir protokolünün bulunduğu ve ancak edinilen bilgiye göre YKB’nin kurumun
İş Bankası’na ödeyeceği tazminat da dahil olmak üzere teklifte bulunduğu
belirtilmekte böyle bir durum mevcut ise teklifin geri çekilmesi talep edilmektedir. Aynı
tarihte YKB tarafından İş Bankası’na gönderilen cevapta, Kuruma herhangi bir teklif
verilmediği belirtilmektedir.
Manisa Devlet Hastanesi ve Manisa Doğum ve Çocuk Bakım Evi Hastanesi
87. Garanti Bankası’nda yapılan yerinde incelemede alınan, Garanti Bankası
tarafından Akbank’a gönderilen 29.6.2005 tarihli e-postada, Garanti Bankası’nın
Manisa Devlet Hastanesi ile devam eden protokolünün yeni bir anlaşma ile 1.8.2008
tarihine kadar uzatıldığı, ancak anlaşmanın imzalanmasının ardından Akbank 1640
şubesinin kuruma yeni teklifler verdiği ve kurum ile Garanti Bankası arasındaki
sözleşmenin feshedilmesi noktasına gelindiği ifade edilmektedir. Anılan e-postada;
“Bildiğiniz gibi belli başlı bankalar olarak, diğer bankalarca imzalanmış olan
protokollerin fesh edilmesine yönelik tahrikleri etik bulmamakta, bilgi eksikliği
nedeniyle verilmiş bir teklif varsa, yapılan bilgilendirme doğrultusunda bu
tekliflerimizi geri çekmekteyiz.
Bu doğrultuda genel müdürlüğün bilgisi haricinde verilmiş olduğuna
inandığımız teklifinizin, üzerinde uzlaşılmış bulunan centilmenlik sınırları
dâhilinde resmi olarak geri çekilmesi konusunda bilgi ve desteğinizi rica
ederiz.” 1650
ifadeleri yer almaktadır.
88. Manisa Devlet Hastanesi’ne ilişkin olarak 28.6.2005 tarihli Garanti Bankası iç
yazışmasında, anılan hastaneye Akbank’ın teklif verdiği belirtilmekte ve genel
müdürlüğün bu konuda yardımı talep edilmektedir. Yazışmanın devamında Garanti
Bankası tarafından Akbank’a teklifin geri çekilmesi talebinde bulunulduğu genel
müdür yardımcıları düzeyinde bir görüşme yapıldığı anlaşılmakta, ancak kurumun
Akbank’ın teklifini kabul etmek üzere Garanti Bankası ile anlaşmasını feshetme
aşamasına geldiği ifade edilmektedir.
11-13/243-78
41
Bayrampaşa Cezaevi
89. İş Bankası’nda bulunan ve Vakıfbank tarafından 5.7.2005 tarihinde İş Bankası’na 1660
gönderilen e-postada, anlaşmaları olduğu Bayrampaşa Cezaevi’ne teklifte
bulunulduğu bilgisinin edinildiği belirtilmekte ve bu teklifin geri çekilmesi rica
edilmektedir.
İstanbul Tasfiye İşletme Bölge Müdürlüğü
90. 8.7.2005 tarihli Garanti Bankası iç yazışmasında, İstanbul Tasfiye İşletme Bölge
Müdürlüğü’nün İş Bankası ile protokolünün bulunduğu, ancak Garanti Bankası ile
yeni protokol imzalamak istediği ifade edilerek, nasıl bir promosyon önerilebileceği
sorulmaktadır. Yazışmanın devamında centilmenlik anlaşması gereğince kurumun İş
Bankası ile mevcut protokolü feshedilmeden yeni teklif verilemeyeceği ve kurumun İş
Bankası ile devam kararı aldığı belirtilmektedir. 1670
Kültür A.Ş.
91. 11.7.2005 tarihli Garanti Bankası iç yazışmasında, Kültür A.Ş.’nin Garanti
Bankası ile protokolünün vekaleten görevde olan genel müdür tarafından
imzalandığı, ancak promosyonun henüz ödenmediği, buna karşılık asil olarak atanan
genel müdürün yeni bir banka ile anlaşma yapmak istediği ifade edilmektedir.
Yazışmanın devamında İş Bankası’nın ilgili şubesinin anılan firmaya teklif verdiği
ifade edilerek, İş Bankası genel müdürlüğünden şubesine böyle bir durumda teklif
vermemesi gerektiği yönünde uyarıda bulunmasının talep edilmesi dile
getirilmektedir. Yazışmanın ilerleyen bölümünde, İş Bankası’nın yapılmış protokolün
kendilerini bağlamadığı ve yeni protokol yapacaklarını ifade ettiği belirtilmektedir. 1680
Kırklareli İl Özel İdare Müdürlüğü
92. İş Bankası’nda bulunan ve YKB tarafından 11.7.2005 tarihinde İş Bankası ve
Akbank’a gönderilen e-postada, Kırklareli İl Özel İdare Müdürlüğü ile Eylül 2006’da
bitecek bir protokolünün bulunduğu, ancak edinilen bilgiye göre İş Bankası’nın
kuruma, kurumun YKB’ye ödeyeceği tazminatı da karşılayabileceği bir şekilde teklifte
bulunduğu belirtilmekte, böyle bir durum mevcut ise teklifin geri çekilmesi talep
edilmektedir.
Antalya İl Özel İdaresi/Köy Hizmetleri
93. İş Bankası’nda bulunan ve Finansbank’tan 12.8.2005 tarihinde İş Bankası’na
gönderilen e-postada, Finansbank’la 2007 yılına kadar maaş protokolü olan Antalya 1690
Köy Hizmetleri İl Özel Müdürlüğü’ne İş Bankası tarafından teklif verildiği bilgisinin
edinildiği, verilen teklifin geri çekilmesi ve mutabakatın bildirilmesi talep edilmekte; İş
Bankası’nın 15.8.2005’de verdiği cevapta ise, “Antalya Köy Hizmetleri ile ilgili
teklifimizi, aşağıda yer alan mesajınızda belirtilen sözleşme tarihinizi dikkate alarak
iptal ettik.” denilmektedir.
94. Finansbank’ta bulunan, Finansbank genel müdürlük ve Antalya şubesinin
12.8.2005 ve 9.11.2005 tarihleri arasında yaptıkları iç yazışmalardan, 2007 yılına
kadar devam edecek maaş protokolü çerçevesinde YKB ve Finansbank’ın birlikte
maaş ödemesi yaptığı Köy Hizmetleri’nin İl Özel İdaresi bünyesine geçmesi
nedeniyle ek bağış verilmezse Finansbank’la protokolünü feshedeceği, diğer 1700
bankalardan teklif almaya başladığı bilgisinin alındığı, Antalya İl Özel İdaresi’nin
bünyesine katılacak müdürlüklerle personelinin artacağı beklentisiyle kurumun
11-13/243-78
42
kaybedilmek istenmediği anlaşılmakta; 9.11.2005 tarihli e-postada “Diğer bankalar
(YKB-Garanti Bankası) bizzat arayarak eğer siz kurumdan çekilecekseniz biz teklif
verip almak istiyoruz yönünde bizi aradılar.” denilmektedir.
95. Finansbank’ta bulunan, 10.11.2005 tarihli Garanti Bankası’ndan Finansbank’a
gönderilen e-postada, Antalya Köy Hizmetleri’nin İl Özel İdaresi’ne devrolması
nedeniyle Finansbank ile karşılıklı mutabakat sonucunda maaş protokolünün
feshedildiği bilgisinin kurum tarafından verildiği, kendilerinden ve diğer bankalardan
teklif istendiği iletilmekte; Finansbank’ın aynı gün verdiği cevapta ise, kurumla 1710
protokol feshinin söz konusu olmadığı, protokolün devam ettiği söylenmekte ve teklif
verilmemesi rica edilmektedir.
Fevzi Çakmak Lisesi
96. 23.8.2005 tarihli Garanti Bankası iç yazışmasında, Garanti Bankası ile protokolü
devam eden Fevzi Çakmak Lisesi’nin tadilat için paraya ihtiyaç duyması nedeniyle
protokol yenilemek istediği belirtilmektedir. Devam eden yazışmalarda Denizbank ve
İş Bankası’nın kuruma teklif verdiği bilgisinin alındığı belirtilmekte, ancak centilmenlik
anlaşması gereği teklif verilmemesi gerektiği ifade edilerek konunun araştırılması
talebi şubeye iletilmektedir.
Uşak İl Sağlık Müdürlüğü 1720
97. Finansbank’ta bulunan ve Garanti Bankası’ndan Finansbank’a 8.9.2005 tarihinde
gönderilen e-postada, Garanti Bankası ile protokolü devam eden Uşak İl Sağlık
Müdürlüğü’ne Finansbank tarafından teklif verilmişse, verilen teklifin geri çekilmesi
istenmektedir. Finansbank’tan 8.9.2005 tarihinde gönderilen cevapta, söz konusu
kuruma teklif verilmediği ifade edilmektedir.
Muş ilindeki Gazi İlköğretim Okulu-Yüzüncüyıl Zafer İlköğretim Okulu - Hürriyet
İlköğretim Okulu
98. İş Bankası’nda bulunan ve Vakıfbank tarafından 12.9.2005 tarihinde İş
Bankası’na gönderilen e-postada, Muş ilindeki Gazi, Yüzüncüyıl Zafer, Hürriyet
İlköğretim Okulları ile 2007 yılına kadar bankalarının anlaşması olduğu, ancak İş 1730
Bankası Muş Şubesi’nin bu kurumlara teklif götürdüğü açıklamasına yer verildikten
sonra, söz konusu tekliflerin geri çekilmesi rica edilmektedir. İş Bankası tarafından bu
e-postaya istinaden yapılan iç yazışmada, Muş Şubesi müdürünün okullarda çalışan
personelin Vakıfbank’tan memnun olmadığını ve İş Bankası’yla çalışmak istediklerini,
Vakıfbank’la bu hususta bir sorun yaşanabileceğinin kendilerine iletildiğini, maaş
anlaşmalarına dair herhangi bir ödeme yapılmadığını; ancak bu durumda bankalarını
tercih eden müşterilerin geri çevrilemeyeceğini ifade ettiği belirtilmektedir.
Bimtaş Boğaziçi
99. 14.9.2005 tarihli Garanti Bankası iç yazışmasında, Bimtaş’ın Finansbank ile
protokolünün 2007 yılında sona ereceği, ancak firmanın başka bir banka ile 1740
anlaşmak istediği ve promosyonu başka banka ile anlaşması halinde Finansbank’a
geri ödeyeceği belirtilerek, nasıl bir teklif verileceği konusunda bilgi talep
edilmektedir. Yazışmanın devamında Finansbank ile devam eden bir protokolü
bulunması nedeniyle teklif verilmesinin centilmenlik anlaşması gereğince uygun
olmadığı, ancak protokol iptal edildikten sonra teklif verilebileceği ifade edilmektedir.
11-13/243-78
43
Adana Yüreğir Cumhuriyet Lisesi
100. İş Bankası’nda bulunan ve İş Bankası tarafından 6.10.2004 tarihinde
Finansbank’a gönderilen e-postada, Adana Yüreğir Cumhuriyet Lisesi ile devam
eden maaş protokollerinin olduğu; ancak okul yetkililerinin Finansbank tarafından
verilen teklife istinaden yeniden bağış talebinde bulunduğu bilgisi verilmekte, 1750
16.3.2005 tarihinde Finansbank tarafından cevaplanan e-postada ise, okulun İş
Bankası ile olan anlaşmasını bozacağını belirterek bankalarından teklif istediği,
ancak kurumun tekrar İş Bankası ile anlaşması üzerine görüşmelerin durdurulduğu
ifade edilmektedir.
Bayrampaşa Sağmacılar Devlet Hastanesi
101. İş Bankası’nda bulunan ve YKB tarafından 13.10.2005 tarihinde Vakıfbank,
Finansbank, Akbank, Garanti Bankası, Denizbank ve İş Bankası’na gönderilen e-
postada, Bayrampaşa Sağmacılar Devlet Hastanesi ile olan maaş protokollerinin
Mayıs 2006 tarihinde sona ereceği, kuruma bankalarca teklif verildiği bilgisinin
alındığı belirtilmekte ve bu tekliflerin geri çekilmesi rica edilmektedir. 1760
Denizli Devlet Hastanesi
102. Finansbank’ta bulunan ve Finansbank tarafından 18.10.2005 tarihinde
Vakıfbank, İş Bankası, YKB, Akbank, Garanti Bankası ve Denizbank’a gönderilen e-
postada, Denizli Devlet Hastanesi ile olan maaş ödeme protokolünün 25.12.2006
tarihine kadar süreceği ve bankalarca kuruma teklif verildiği bilgisinin alındığını
belirtilmekte ve söz konusu tekliflerin geri çekilmesi rica edilmektedir. Teklifin geri
çekilmesine dair uyarı içerikli benzer e-postalar birkaç kez bankalara gönderilmiş;
Garanti Bankası tarafından 8.11.2005 tarihinde verilen cevapta, kurumun diğer
bankalardan teklif istemeye başladığı dönemde Finansbank’ın Garanti Bankası
tarafından uyarıldığı, Garanti Bankası’nın teklif vermediğine ilişkin bilgiyi sözlü ve 1770
yazılı olarak aktardığı ifade edilmiştir. Garanti Bankası’nın bu e-postası Finansbank
tarafından aynı tarihte cevaplandırılmış, Garanti Bankası’nın kuruma teklif verildiğine
ilişkin bilginin kendilerine ulaştığı bu nedenle yazılı teyit istedikleri dile getirildikten
sonra şu ifadelere yer verilmiştir:
“Sizlerin de bildiği gibi kurumların bazı extra çıkarlar sağlamak adına
bankalardan yanlış bir takım beyanlarla teklif alma yönünde eğilimleri
olabiliyor. Maalesef sektör olarak hepimizin ortak bir sorunu bu. Bu durumda
tüm Bankalar’daki süreci biz de işletiyoruz ve muhatap Banka’nın teyidini
alıyoruz. Teklifin verildiği konusunda Kurum çok ısrarcı olduğu için daha önce
sözlü aldığımız teyidi yazılı alma ihtiyacı oluştu.” 1780
Ardından Finansbank’ın 8-9.11.2005 tarihinde kurum içinde yapmış olduğu
yazışmalarda, Garanti Bankası’nın teklif vermediğine dair yazılı teyidinden sonra
Kurumun beyanından emin olunamadığı, Garanti Bankası’nın olayı büyüterek üst
yönetime kadar çıkardığı, gelinen bu noktada teklif vermelerinin etik olmayacağı dile
getirilmekte; ortada Garanti Bankası tarafından verilen bir teklif olmadığına göre
Kurumun kendi tekliflerini almak zorunda kalacağı, Kurumun Garanti Bankası’nın
bankalar arası centilmenlik anlaşması nedeniyle böyle bir teklifte bulunamayacağı
konusunda bilgilendirilmesinin yerinde olacağı, bu süreçte iyi niyet göstergesi olarak
verilen tekliflerinin bir miktar daha revize edilebileceği açıklamaları yer almaktadır.
103. İş Bankası’nda bulunan ve Finansbank tarafından 18.10.2005 tarihinde 1790
Vakıfbank, Garanti Bankası, İş Bankası, Akbank, Denizbank, YKB’ye gönderilen e-
11-13/243-78
44
postada; Denizli Devlet Hastanesi’ne verilen tekliflerin geri çekilmesi istenmekte İş
Bankası tarafından 8.11.2005 tarihinde gönderilen cevapta, bahsi geçen kuruma
teklif verilmediği beyan edilmektedir.
104. Finansbank’ta bulunan ve Finansbank tarafından 18.10.2005 tarihinde Denizli
Devlet Hastanesi’ne verilen tekliflerin geri çekilmesine ilişkin e-postaya 11.11.2005
tarihinde Akbank tarafından gönderilen cevapta, bahsi geçen kuruma teklif
verilmediği beyan edilmektedir.
Dışkapı Hastanesi
105. 18.10.2005 tarihli Garanti Bankası iç yazışmasında, Dışkapı Hastanesi’nin İş 1800
Bankası ile anlaşması bulunduğu, ancak bu anlaşmayı feshetmek istedikleri
belirtilerek promosyon teklifi konusunda yardım talep edilmektedir. Yazışmanın
devamında daha önce de aynı hastanenin kendilerinden teklif istediği, ancak
centilmenlik anlaşması gereğince teklif verilmediği, mevcut durumda hastanenin İş
Bankası ile mahkemelik olması nedeniyle teklif istediklerine dair yazılı talep
alındıktan sonra teklif verilebileceği, bu amaçla hastaneden yazılı bir teklif talebi
alınması gerektiği ifade edilmektedir.
Bozüyük Atatürk İlköğretim Okulu
106. İş Bankası’nda bulunan ve Vakıfbank tarafından 26.10.2005 tarihinde İş
Bankası’na gönderilen e-postada, Bozüyük Atatürk İlköğretim Okulu ile 1.8.2006 1810
yılına kadar devam eden protokollerinin bulunduğu; ancak İş Bankası’nın kuruma
teklifte bulunduğu bilgisinin alındığı dile getirilmekte; İş Bankası tarafından
28.10.2005 tarihinde gönderilen cevabi e-postada, söz konusu kurumla ilgili
kendilerine ulaşmış bir talebin olmadığı belirtilmekte; Vakıfbank tarafından
10.11.2005 tarihinde verilen cevapta ise, maaş listelerinin Bozüyük İş Bankası
şubesine gittiği ifade edildikten sonra, bu uygulamanın etik olmadığının altı çizilerek
gereğinin yapılması rica edilmektedir.
Bakırköy Devlet Hastanesi
107. 8.11.2005 tarihli Garanti Bankası iç yazışmasında, anılan hastane hakkında bir
fizibilite raporuna yer verilmektedir. Yazışmanın devamında hastanenin YKB ile 1820
Kasım 2006’da sona erecek bir protokolü bulunduğu, centilmenlik anlaşması
nedeniyle teklif verilemeyeceğinin hastane yetkilisine anlatıldığı belirtilmektedir.
Başkent Üniversitesi
108. Denizbank ve İş Bankası’nda bulunan ve İş Bankası’ndan Denizbank’a
9.11.2005 tarihinde gönderilen e-postada, Başkent Üniversitesi ile 2007 yılına kadar
İş Bankası’nın maaş ödemeleri ve harç tahsilatı protokolü bulunduğundan
bahsedilerek, 31.12.2005 tarihinde söz konusu üniversiteden gelen yazı ile maaş
ödemeleri protokollerinin feshedileceğini, bu konuda Denizbank ile anlaşma
sağladıklarını öğrendikleri ifade edilmekte “bankalar arasında bulunan centilmenlik
anlaşması kapsamında yardımlarınızı rica ederiz.” denilmektedir. 1830
109. Denizbank’ta bulunan belgeden ise, 108 No’lu belgede yer alan İş Bankası’nın
Denizbank’a gönderdiği 9.11.2005 tarihli Başkent Üniversitesi hakkındaki e-postanın
Denizbank üst yönetimine iletildiği anlaşılmaktadır.
11-13/243-78
45
İstanbul Trafik Vakfı
110. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası çalışanlarının 17-9.11.2005
tarihleri arasında kendi iç yazışmalarını içeren e-postada, İş Bankası ile 1.5.2006
tarihine kadar geçerli maaş ödemelerine ilişkin protokolü bulunan İstanbul Trafik
Vakfı’nın 2005 yılı Kasım ayında diğer bankalardan maaş ödemelerine ilişkin teklif
toplamaya başladığı ve 2006 yılı Ocak ayından itibaren yeni bir bankayla protokol
imzalamayı planladığı belirtilmiştir. Garanti Bankası tarafından söz konusu kuruma 1840
teklif verme konusuna ilişkin yapılan yazışmalarda, Kurumun 2006 yılı Ocak ayında
İş Bankası ile olan protokolünü feshedecek olmasının sorun yaratabileceği, bu tip
durumlarda bankalarla, centilmenlik anlaşması nedeniyle sorun yaşandığı belirtilmiş,
kurumun protokollerini feshedeceklerine ve Garanti Bankası’ndan teklif istediklerine
ilişkin bir yazı göndermesinin gerekli olduğu söylenmiştir.
Samandıra Beyhan Şenyuva İlköğretim Okulu
111. YKB tarafından 23.11.2005 tarihinde, Denizbank, Vakıfbank, Garanti Bankası,
Akbank, İş Bankası’na gönderilen e-postada, Samandıra Beyhan Şenyuva İlköğretim
Okulu ile 18.9.2007 tarihine kadar protokollerinin devam ettiği, söz konusu kuruma
teklif verilmemesi ve konu hakkında teyit beklendiği ifade edilmiştir. Söz konusu e-1850
postaya istinaden Finansbank aynı gün iç yazışma yaparak, teklif vermediklerini
tespit etmiştir.
Şh. Dr. Ulucan Dayan İlköğretim Okulu
112. Finansbank’ta bulunan ve Garanti Bankası’ndan YKB, Vakıfbank, Finansbank,
Akbank, Denizbank’a 2.12.2005 tarihinde gönderilen e-postada, Şh. Dr. Ulucan
Dayan İlköğretim Okulu ile 2006 yılına kadar maaş protokollerinin bulunduğu
belirtilerek, kuruma verilmiş bir teklif varsa geri çekilmesi istenmektedir.
Finansbank’tan 6.12.2005 tarihinde kuruma teklif verilmediği bilgisi gönderilmiştir.
Kazan İlçe Emniyet Müdürlüğü
113. İş Bankası’nda bulunan ve Akbank tarafından 16.12.2005 tarihinde İş 1860
Bankası’na gönderilen e-postada, Kazan İlçe Emniyet Müdürlüğü ile 15.6.2003
tarihinde promosyon verilerek imzalanmış maaş ödeme protokolünün süresinin 2 yıl
uzatıldığı, ancak emniyet müdürünün değişmesi sonrasında İş Bankası’nın
promosyon önerdiği ve kurumun hesaba geçirilen promosyonu kullanmayarak, Kasım
ayı maaşlarını İş Bankası’ndan almaya başladıkları açıklamalarına yer verilmiştir.
Konuyla ilgili diğer yazışmalarda, kurumun İş Bankası’yla çalışmayı tercih ettiği ve
yapılacak bir şey olmadığının ifade edildiği belirtilmektedir. Bu konunun İş Bankası
üst yönetimi ile de görüşülmesi talep edilmektedir. Akbank tarafından gönderilen bu
e-postaya istinaden İş Bankası’nda yapılan iç yazışmalarda kurumun, personelin
Akbank’tan memnun olmaması nedeniyle İş Bankası ile çalışmayı talep ettiğini, 1870
bunun üzerine İş Bankası şubesinin Akbank’la geçerli sözleşmeleri olması nedeniyle
teklif verilmesinin uygun olmayacağını kuruma bildirdiği; ancak bir ay sonra kurumun
Akbank’la herhangi bir sorun olmayacağını beyan etmesi üzerine teklif verildiği;
ayrıca verilen teklifin üzerinden 2 ay geçmesine rağmen Akbank’ın konuyla ilgili
girişimde bulunmamış olması nedeniyle geç kalındığı ifade edilmektedir. Diğer
taraftan Akbank’ın İş Bankası ile 1 yıllık sözleşmesi olan kurumlara verdiği teklifler
nedeniyle piyasayı yükselttiği; Anadolu’da dahi okullara kişi başı … YTL’den teklif
verdiği, Akbank’ın bu eylemlerinden ötürü sözleşmeleri yüksek fiyatlarla yenilemek
zorunda kaldıkları dile getirilmektedir.
11-13/243-78
46
Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu 1880
114. 23.12.2005 tarihli Garanti Bankası iç yazışmasında, İş Bankası ile protokolü
31.12.2005’te dolacak olan Çocuk Esirgeme Kurumu ve Halkbank ile protokolü
31.12.2006’da dolacak olan bazı huzurevlerinin sözleşmelerini feshetmeyi
düşündükleri belirtilmekte; bu kurumlara verilecek promosyonların bildirilmesi talep
edilmektedir. Yazışmanın devamında huzurevinin başka bir banka ile anlaşması
olduğundan centilmenlik anlaşması gereğince teklif verilmeyeceği ifade edilmektedir.
ERDEMİR
115. Finansbank’ta yapılan yerinde incelemede bulunan ve Denizbank’tan YKB,
Garanti Bankası, İş Bankası, Akbank ve Finansbank’a gönderilen 27.4.2005 tarihli e-
postada, aşağıdaki ifadeler yer almaktadır: 1890
“Bugün telefonda konuştuğumuz gibi; erdemir Haziran ayında maaş ödemeleri
için ihaleye çıkacağını bildirmiş ve teklif istemiştir. Bu sefer 7500 personeli 7
bankaya eşit böleceğini belirtmiştir.
Denizbank olarak; eğer 7 banka da eşit sayıda personelin maaş ödemesine
aracılık edecekse, Erdemir’e hepimizin mutabık kalacağı aynı bağış tutarını
teklif edebiliriz düşüncesindeyiz.”
Bu e-postaya cevap olarak Finansbank’tan gelen 28.4.2005 tarihli e-postada,
aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“…Banka olarak önerinize sıcak bakıyoruz Ortak teklif rakamı oluşturmanın
hepimize maliyet avantajı sağlayacağı ortada. 1900
Öneriyi ilettiğiniz tüm Banka’larla mutabakat sağlanırsa tarafımıza bilgi
verilmesini rica ediyoruz. Bu aşamadan sonra bağış rakamının belirlenmesi
için ortak çalışmaya hazırız.”
Yazışmanın devamındaki Denizbank tarafından Finansbank’a gönderilen 22.6.2005
tarihli e-postada, diğer bankaların Erdemir’den teklif istediklerini belirten bir yazı
gelmeden yorum yapamayacaklarını, teklif gelmesinin ardından görüşebileceklerini
belirttikleri ifade edilmektedir.
116. Yukarıda yer verilen 27.4.2005 tarihli e-postaya ilişkin olarak 28.4.2008 tarihli
Finansbank iç yazışmasında, Denizbank’ın gönderdiği e-postayı alan çalışanın
konuyu diğer Finansbank yetkililerine ilettiği ve söz konusu yetkilinin de konuyu 1910
karşılıklı konuşmaları gerektiğini ifade ettiği görülmektedir.
117. İş Bankası’nda bulunan, yukarıda yer verilen 28.4.2005 tarihli e-postaya ilişkin
olarak 29.4.2005 tarihli İş Bankası iç yazışmasında, Denizbank’tan gelen e-postayı
alan çalışanın konu hakkında Ereğli şube müdüründen bilgi almak üzere başka bir
çalışanı görevlendirdiği anlaşılmaktadır.
118. 21.6.2005 tarihli Finansbank iç yazışmasında, Erdemir’in bankalarla ihale
yoluyla sözleşme yapmak istediği belirtilerek nasıl bir teklif verilebileceği konusunda
bilgi talep edilmektedir. Yazışmanın devamında 6.7.2005 tarihli e-postada YKB, İş
Bankası ve Denizbank’ın, Garanti Bankası ve Akbank ile sürekli iletişim halinde
olunduğu, ortak görüşün %... promosyon oranında ısrar etmek yönünde olduğu 1920
belirtilmektedir. Aynı çalışan tarafından gönderilen bir sonraki e-postada, YKB ile
görüşüldüğü, yetkili bir kişinin İş Bankası’nın teklifini %... olarak değiştirdiğini
bildirdiği, dolayısıyla YKB’nin de %...’ye çıkacağı bilgisini aldıkları ifade edilmektedir.
11-13/243-78
47
Ayrıca YKB yetkililerinin Garanti Bankası ve Akbank ile de görüşerek, Finansbank’tan
anılan e-posta sahibine bilgi verecekleri de belirtilmektedir. E-postanın devamında
özet olarak, görüşülen bankaların %... olarak tekliflerini değiştirecekleri, dolayısıyla
Finansbank’ın da teklifi %...’ye çıkarması gerektiği ifade edilmektedir. Yazışmanın
ilerleyen bölümlerinde %... ile Erdemir’le anlaşıldığı dile getirilmektedir.
I.3.1.6. 2006 YILINA AİT BELGELER
119. YKB’de yapılan yerinde incelemede bulunan ve 2006 yılında yazıldığı anlaşılan 1930
“Yetkinin Kullanılması İle İlgili Önemli Hususlar” başlığını içeren belgede aşağıdaki
ifadeler yer almaktadır:
“Akbank, İş Bankası, Vakıfbank, Denizbank, Garanti Bankası ve Finansbank
ile Bankamız arasındaki centilmenlik anlaşması gereğince anlaşma
kapsamındaki bankalar ile devam eden protokolü olan kurumlara protokol
süresi içinde, kurum tarafından fesh edilse dahi teklif verilmeyecektir. Ancak
protokolü olmayan, protokol süresi bitmiş (temdit etmemiş olması gerekir) veya
bitimine en fazla 2-3 ay kala teklif verilebilecektir. Protokol bitimine 2-3 ay kala
verilen teklifler dahi kurumla ilgili diğer banka arasındaki mevcut protokolün
bitim tarihinden itibaren geçerli olmalıdır. 1940
120. YKB’de yapılan yerinde incelemede bulunan ve 2006 yılına ait olduğu anlaşılan
“Yetkinin Kullanılması İle İlgili Önemli Hususlar” başlıklı belgede aşağıdaki ifadeler
yer almaktadır:
“Akbank, İş Bankası, Vakıfbank, Denizbank, Garanti Bankası ve Finansbank
ile Bankamız arasındaki centilmenlik anlaşması gereğince anlaşma
kapsamındaki bankalar ile devam eden protokolü olan kurumlara protokol
süresi içinde, protokol kurum tarafından fesih edilse dahi teklif verilmeyecektir.
Ancak, müşterilerle yapılan görüşme sırasında müşterinin beyanına göre;
protokolü olmayan, protokol süresi bitmiş (temdit etmemiş olması gerekir) veya
protokol süresinin bitimine en fazla 3 ay kalmış kurumlara teklif verilebilecektir. 1950
Protokol süresinin bitimine 3 ay kala verilen teklifler, kurumla ilgili diğer banka
arasındaki mevcut protokolün bitim tarihinden itibaren geçerli olmalıdır.
Milli Eğitim Müdürlüklerine Bütçe Tahsisi
121. Garanti Bankası ve İş Bankası’nda bulunan ve Akbank tarafından 17.1.2006
tarihinde İş Bankası, YKB, Vakıfbank ve Garanti Bankası’na gönderilen e-postada;
“Bilindiği üzere Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü, (28.11.2005 tarih ve
22055 sayılı yazı) Bakanlığa bağlı okul ve kurumlardaki personelin ödemelerine
ilişkin tahakkuk işlemlerinin illerde il milli eğitim müdürlüklerince, ilçelerde ilçe milli
eğitim müdürlüklerince yerine getirileceğini belirtmiş ve 2006 Şubat ayından itibaren
uygulamaya geçilmek üzere çalışmaya başlamıştır. Çıkabilecek aksaklıklara karşı 1960
ortak bir bakış oluşturabilmemiz amacıyla, konuyla ilgili görüşlerinizi acilen rica
ederiz.” denilmektedir. Aynı tarihte İş Bankası tarafından gönderilen cevabi e-
postada, “Bu konuda ortak bir tavır alınmasına biz de olumlu bakıyoruz, herhangi bir
bankanın sözleşme yaptığı kurumlara ancak bu sürenin sona ermesinden sonra teklif
verilmesi ilkesini burada da uygulamayı öneriyoruz, yani bir Milli Eğitim Müdürlüğü
bünyesinde yer alan ve anlaşma süresi zaman içerisinde sona erecek okullarda bu
süre sonuna kadar önceki banka ile devam edilmesi gerektiğini iletmeliyiz, yeni
tekliflerimizin ise tek tek okulların anlaşmalarının dolmasından sonra geçerli
olacağının bildirebiliriz, biz şu anda böyle yapıyoruz.” ifadeleri yer almaktadır. Aynı
11-13/243-78
48
tarihte YKB tarafından gönderilen cevapta da, İş Bankası’nın görüşlerine katıldıkları 1970
ve ortak tavır alınmasına olumlu bakıldığı ifade edilmektedir. Cevapta ayrıca “Milli
Eğitim Müdürlükleri protokol süreleri 2007, 2008, hatta 2009 da dolacak okullar için
bile bugünden teklif istiyorlar. Bu okullar ile çalışma mevcut protokollerin süresi
dolmasından sonra devreye girecek dahi olsa önümüzdeki günlerin ne getireceği
(hem bankalar hem de okullar açısından) kestirilemediğinden protokol süresi 2006
sonrası yıllarda biten okullar için teklif verilmemesini öneriyorum” denilmektedir.
18.1.2006 tarihinde Vakıfbank tarafından gönderilen cevapta ise, “Maliye Bakanlığı
Muhasebat Genel Müdürlüğü’nün tebliğinden sonra milli eğitim müdürlüklerinden
Bankamıza ulaşan tekliflere verdiğimiz cevaplar, diğer Banka protokol sürelerinin
beklenmesi, ancak diğer bankayla protokolü bittiğinde Bankamızın verdiği teklifin 1980
geçerli olduğu yönündedir” ifadeleri bulunmaktadır. 18.1.2006 tarihinde Garanti
Bankası tarafından gönderilen cevabi e-postada, “konu ile ilgili olarak, bankamıza
gelen ve gelecek olan teklifler ile ilgili yaklaşımımız şu şekildedir… toplu ve tek teklif
verilmesi halinde, ilgili kurumların mevcut bankaları ile vadeleri oldukça yeni
bankasına aktarılması mantığında verilecektir hâlihazırda eski tarihli verdiğimiz
teklifler de bu şekildedir) teklif isteyen milli eğitim md. farklı düşünebilir, bunu
kullanmak isteyebilir, bizim tekliflerimiz mevcut protokollerin fesih edilmesi mantığını
taşımayacaktır.” denilmektedir.
Karabük Devlet Hastanesi
122. Finansbank’ta bulunan ve Garanti Bankası’ndan Finansbank, YKB, Vakıfbank, 1990
Akbank, Denizbank’a 8.3.2006 tarihinde gönderilen e-postada, Garanti Bankası ile
2009 yılına kadar protokolü devam edecek olan Karabük Devlet Hastanesi’ne teklif
verilmişse, verilen teklifin geri çekilmesi istenmekte; Finansbank’tan 9.3.2006
tarihinde gönderilen cevapta ise, söz konusu kuruma teklif verilmediği ifade
edilmektedir.
123. Garanti Bankası’nda bulunan, YKB’nin 8.3.2006 tarihinde Garanti Bankası’na
Karabük Devlet Hastanesi ile maaş protokollerinin bulunup bulunmadığını soran e-
postaya aynı gün verilen cevapta, 15.3.2009 tarihine kadar geçerli maaş
protokollerinin olduğu bilgisi verilmiş olup, YKB tarafından, Garanti Bankası Karabük
Şubesi’nin mevcut protokolün iptal edildiği ve yeni teklif verilebileceği bilgisini YKB’ye 2000
ilettiği belirterek, “bu durumda teklif vermemizin bir sakıncası var mı?” diye
sorulmaktadır. Söz konusu e-postalara istinaden, Karabük Şubesi’nin bağlı olduğu
Orta Anadolu Bölge Müdürlüğü ile temasa geçerek iç yazışmalar yapan Garanti
Bankası, şubesinin böyle bir bilgi vermediğini, hastanenin sendikayla problemleri
nedeniyle ihalesini yenilemek istediğini öğrenmiş ve “Hastane ile protokolümüz
yürürlükte, geçerli ve yaptırımları var, Hukuk’a konuyu ilettik, bilgi gelince konuyu
paylaşırız. Tüm bankalara da protokol vademiz belirtilerek centilmenlik anlaşması
kapsamında teklif vermemeleri için bilgi verdik. Teklif veren banka olursa bizi
bilgilendirebilir misiniz?” denilen e-postaya, Orta Anadolu Bölgesi’nden sadece
“Akbank” yazılı bir cevap gelmiştir. 2010
THY
124. Finansbank’ta bulunan ve 10.3.2005’te başlayan banka içi yazışmalar ile THY
maaş ödemesi ihalesinde Finansbank’ın vereceği teklif konusunda görüş
alışverişinde bulunulan e-postalardan, 5.4.2005 tarihinde yapılan THY ihalesini
YKB’nin kazandığı, THY’nin “artan maliyetler nedeniyle yürüttüğü tasarruf çalışmaları
kapsamında” 2006 yılında ihalesini yenilemek istediği anlaşılmakta; 17.1.2006 tarihli
e-postalarla ise, 20.1.2006 tarihinde düzenlenecek olan ihale ile ilgili olarak “halen
11-13/243-78
49
YKB ile protokolü devam eden THY’na Bankamızca teklif verilip verilmemesi
konusunda” Finansbank üst yönetimine danışılırken, “Mart 2005’teki ihalede bağış
limitimiz olduğu halde ihaleyi YKB’ye bıraktığımızı bu vesileyle hatırlatmak istiyorum.” 2020
denilmekte; ve “bağış limitinden önce etik ve stratejik anlamda teklif verilip
verilmeyeceği ile ilgili üst yönetim kararı çıkması gerekiyor. Bu durum bence çok
hassas, geçmişte bir ilkokul için bile diğer bankalarla gerginlikler yaşandı
biliyorsunuz. Burada ise olay, kurum çok çok daha büyük. Teklifler, bağışlar
mart’05’te … üzerinde rakamlardı. Kaldı ki thy’nin bu yaklaşımı bizim açımızdan da
olumsuz bir referans olmalı. 9 ay sonra farklı bahanelerle YKB’ye yaptığını bize de
yapabilir. Böyle bir tavrın içinde olacak mıyız?” tartışmaları yapılmaktadır.
125. Finansbank’ta bulunan ve 124 no’lu belgedeki Finansbank üst yönetimine
THY’nin 2006 yılı ihalesine girip girmemesi konusunun danışıldığı e-postalara kadar
aynı e-postaları içeren belgede, Finansbank üst yönetimi ile 18.1.2006 tarihinde 2030
gerçekleştirilen yazışmalarda, THY’nin feshedeceği protokolün YKB ile 2 yıl daha
geçerli olduğunun tahmin edildiğinden bahsedilmekte, “etik açıdan halen bir başka
banka ile protokolü devam eden bir kuruma teklif verilmesinin uygun olmayacağı
yönünde bir görüş oluştu. Bu nedenle teklif çalışması yapılmayacaktır.” ve “THY
yetkilileri ile yaptığımız telefon görüşmesinde bu ihale ile ilgili teklif vermeyeceğimizi
bildirdik ama THY ihaleye çıkmış olduğu için mutlaka bu işle ilgili teklif
vermeyeceğimizi yazılı olarak talep etmektedir.” denilmektedir.
126. Garanti Bankası ve İş Bankası’nda bulunan aynı içerikli belgelerde, Akbank
tarafından 19.1.2006 tarihinde Garanti Bankası ve İş Bankası’na e-posta
gönderilerek, THY’nin YKB ile protokolünü feshedip, bankalardan maaş ödemelerine 2040
ilişkin teklif istediği belirtilmekte; “biz etik davranmak açısından ve centilmenlik
anlaşması gereği Kurum’a teklif vermeyi uygun görmüyoruz.” denilerek söz konusu
bankaların görüşleri istenmekte; İş Bankası tarafından verilen cevapta ise,
“centilmenlik anlaşması çerçevesinde kurumun YKB ile mevcut sözleşmesini dikkate
alacağız.” ifadeleri yer almaktadır.
127. Garanti Bankası’nda bulunan ve 126 no’lu belgede yer alan Akbank’ın
19.1.2006 tarihinde Garanti Bankası ve İş Bankası’na gönderdiği e-postaya cevap
olarak Garanti Bankası’nın gönderdiği e-postada, Garanti Bankası’nın da THY
ihalesine teklif vermeme kararı aldığı, 20.1.2006’da yazılı olarak ihale makamına da
bu kararlarını bildirecekleri ifade edilmektedir. 2050
Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü, Sağlık İl Müdürlüğü ve Mardin Devlet Hastanesi
128. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası çalışanlarının 28.3.2006
tarihinde gerçekleşen kendi iç yazışmalarını içeren e-postada; Bayındırlık ve İskan
Müdürlüğü, Sağlık İl Müdürlüğü ve Mardin Devlet Hastanesi’nin YKB ile mevcut
protokolleri olduğu, ancak YKB’den memnun olmamaları nedeniyle protokolleri tek
taraflı feshetmeyi düşündükleri belirtilmektedir. Garanti Bankası’nın söz konusu
kurumlara teklif vermesi konusunda ise, kurumların YKB ile protokolün 12.2.2009
tarihine kadar geçerli olduğu, ancak bu tarihten sonra teklif verilebileceği, bankalar
arası centilmenlik anlaşması gereğince protokol devam ettiği sürece herhangi bir
teklif verilemeyeceği ifade edilmektedir. 2060
Bartın Devlet Hastanesi ve İl Sağlık Müdürlüğü
129. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası çalışanlarının 5-13.4.2006
tarihleri arasında kendi iç yazışmalarını içeren e-postada, Bartın Devlet Hastanesi ve
İl Sağlık Müdürlüğü’nün hâlihazırda maaş ödemelerini YKB aracılığıyla yaptığı ve
11-13/243-78
50
protokollerinin 2007 yılı Nisan ayında sona erdiği belirtilmekte, ancak Bartın Devlet
Hastanesi’ne ek bina yapımı nedeniyle Kurum’un bankalardan bir sonraki yıl maaş
ödemeleri için teklif almaya başladığı ifade edilmekte, Kurum’a Garanti Bankası
tarafından teklif sunulup sunulamayacağı sorulmaktadır. Söz konusu e-postaya
cevaben gönderilen e-postada ise, YKB ile olan mevcut protokolün bitim tarihinden
itibaren geçerli olacak şekilde teklif sunulabileceği, ancak vadeye kalan süre uzun 2070
olduğu için diğer bankalar ile yapılan centilmenlik anlaşması gereği Kurum’dan
Garanti Bankası’ndan teklif istediğine dair bir yazı alınması gerektiği ifade
edilmektedir.
Kahramanmaraş Devlet Hastanesi
130. Finansbank, İş Bankası ve YKB’de yapılan yerinde incelemede alınan, YKB
tarafından Finansbank, Denizbank, Vakıfbank, Garanti Bankası, Akbank ve İş
Bankası’na gönderilen 11.5.2006 tarihli e-postada, Kahramanmaraş Devlet
Hastanesi ile 15.6.2008 tarihine kadar geçerli anlaşmaları bulunduğu, bu nedenle
kuruma teklif verilememesi talebi iletilmektedir. Vakıfbank, Finansbank ve
Denizbank’tan gelen cevaplarda bu bankalar anılan kuruma teklif verilmediğini 2080
belirtmektedirler.
131. 25.5.2001 tarihinde İş Bankası’ndan Akbank’a gönderilen e-posta mesajında, İş
Bankası’nın Akbank’a gönderdiği e-posta mesajı iletilmekte ve iletilen mesajda
aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“Esra hanım, bazı şubelerimizde bankamızla anlaşmaları devam eden
kurumlara ilişkin olarak Akbank’tan bağış karşılığında maaş anlaşması
yapılmasını teklif ettiği yönünde gelen bilgileri ilişikte ( e-posta mesajının
ekinde Akbank Teklifleri adlı bir xls dosyası bulunmaktadır) gönderiyorum.
Sağlayacağımız işbirliği için teşekkür ederim. Saygılarımla.”
Bartın Devlet Hastanesi 2090
132. Garanti Bankası’nda bulunan ve YKB tarafından 31.5.2006 tarihinde Garanti
Bankası’na gönderilen e-postada, YKB’nin Bartın Devlet Hastanesi ile maaş
ödemeleri için 1.4.2007 tarihine kadar geçerli olan protokolünün bulunduğu, söz
konusu kuruma Garanti Bankası’nca teklif verildiği duyumunun alındığı belirtilmekte,
söz konusu duyumun doğru olması durumunda teklifin geri çekilmesi istenmektedir.
Garanti Bankası’ndan YKB’ye 2.6.2006 tarihinde gönderilen cevabi e-postada ise,
“Kurumun bankanızla 01/04/2007 tarihine kadar geçerli protokolü olması nedeniyle
kurumun yazılı talebine istinaden anlaşmamız 01/04/2007 tarihinden sonra
başlayacak şekilde teklifimiz iletilmiştir” denilmektedir.
Balıkesir Gençlik ve Spor Müdürlüğü 2100
133. Garanti Bankası’nda ve YKB’de yapılan yerinde incelemede alınan, Finansbank
tarafından Denizbank, Vakıfbank, Garanti Bankası, Akbank, YKB ve İş Bankası’na
gönderilen 1.6.2006 tarihli e-postada, Balıkesir Gençlik ve Spor Müdürlüğü ile
7.5.2008 tarihine kadar geçerli anlaşmaları bulunduğu, bu nedenle kuruma teklif
verilememesi talebi iletilmektedir. Garanti Bankası ve YKB’den gelen cevaplarda, bu
bankalar anılan kuruma teklif vermediklerini belirtmektedirler.
11-13/243-78
51
Acıbadem Hastanesi
134. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası çalışanlarının 1.6-13.7.2006
tarihleri arasında kendi aralarında yapmış oldukları yazışmaları içeren e-postada;
Garanti Bankası ile maaş ödemelerine ilişin protokolü bulunan Acıbadem 2110
Hastanesi’ne teklif verilmesi hususunda yapılan yazışmalarda “Protokol vademiz
22/01/07 olduğu için; diğer bankaların da bu tarihten sonra başlamak üzere teklif
vermeleri gerekmektedir. Bankalararası centilmenlik anlaşmamız olması sebebiyle
tüm bankalar “kurumların mevcut protokollerinin bitim tarihinden başlamak üzere
teklif vermek konusunda mutabıklar.” denilmektedir.
Denizli İl Sağlık Müdürlüğü
135. Garanti Bankası’nda bulunan ve Akbank tarafından 6.6.2006 tarihinde Garanti
Bankası’na gönderilen e-postada; “Denizli İl Sağlık Müdürlüğü ile Bankamız arasında
15.7.2011 tarihine kadar geçerli olan Maaş Ödeme Sözleşmemiz bulunmaktadır.
Bankanız tarafından söz konusu Kuruma teklif verildiği öğrenilmiş olup; centilmenlik 2120
anlaşmasına ters düşen durumla ilgili gereğini ve teklifinizin iptalini rica ederiz.”
denilmektedir. Garanti Bankası’nın konu ile ilgili iç yazışmalarında ise konu ile ilgili
Denizli İl Sağlık Müdürlüğü’nden kaynaklanan bir yanlış anlaşılma olduğu, aslında
ihaleyi Garanti Bankası’nın kazandığı belirtilmiştir.
Denizli Belediyesi
136. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası çalışanlarının 14-15.6.2006
tarihleri arasında gerçekleşen kendi iç yazışmalarını içeren e-postada; Denizli
Belediyesi’nin Vakıfbank ile devam eden maaş ödemesi sözleşmesinin bulunduğu,
ancak söz konusu bankadan memnun olunmadığı, mevcut protokolün iptali
durumunda ceza ödenmesi gerektiği belirtilmekte, Denizli Belediyesi’nin bu nedenle 2130
bankalardan teklif topladığı ve alınan tekliflerle tazminatı ödemeyi planladığı ifade
edilmektedir. Ayrıca, bu süreçte Halk Bankası’ndan teklif alındığı, ancak verilen
teklifin tazminatı ödemeye yetmediği için teklifin değerlendirmeye alınmadığı bilgisi
yer almaktadır. E-postada yer alan yazışmaların devamında ise “önemli olan protokol
vadesi ama vadesini bilmemiz gerekiyor. Vakıfbank ile centilmenlik anlaşmamız var.”
denilmektedir.
Kroman Çelik Sanayi A.Ş.
137. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası çalışanlarının 23.6.2006-
3.7.2006 tarihleri arasında kendi aralarında yaptıkları yazışmaları içeren e-postada,
Kroman Çelik Sanayi A.Ş.’ye teklif verilmesi hususunda “Bankalararası centilmenlik 2140
anlaşması gereği kurumların maaş ödemesi protokolleri sona ermeden teklif
verilmemekte biliyorsunuz. Ancak kurumun mevcut protokolü 2007 yılında bittikten
sonra başlanacak şeklide teklif verebiliriz.” denilmektedir. Sonrasında firmanın
Akbank ile yapılan protokolün dışında kalan 100 kişi için teklif istediği öğrenilmiş,
Garanti Bankası tarafından teklif verilmesi karara bağlanmıştır.
İstanbul Erenköy Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi
138. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası çalışanlarının 12.7-21.9.2006
tarihleri arasında gerçekleşen kendi iç yazışmalarını içeren e-postada; Garanti
Bankası ile maaş ödemeleri konusunda protokolü devam eden İstanbul Erenköy Fizik
Tedavi ve Rehabilitasyon Hastanesi’nin hastaneye yapılan bir yatırımdan dolayı 2150
açığının olduğu ve bunu finanse etmek için protokol süresi bitmeden Garanti
11-13/243-78
52
Bankası’ndan ek bağış talebinde bulunduğu belirtilmekte, söz konusu talep kabul
edilmezse kurum tarafından protokolün feshedileceği, halihazırda başka bir
bankadan teklif aldıkları ve bu bankadan alacakları bağışın Garanti Bankası’na
ödenecek cezai şartla birlikte yaptıkları yatırımı finanse edecek düzeyde olduğunun
söylendiği ifade edilmektedir. Yazışmaların devamında Hastane’ye teklif veren
bankanın Denizbank olduğunun öğrenildiği belirtilmekte ve Denizbank’a Garanti
Bankası’nın söz konusu Hastane ile protokolü olduğunun iletildiği ve bu doğrultuda
yapılan teklifi geri çektirdikleri ifade edilmektedir.
139. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası tarafından 22.8.2006 tarihinde 2160
Denizbank’a gönderilen e-postada ise; Erenköy Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon
Hastanesi ile 22.8.2006 tarihine kadar geçerli maaş ödemesi protokolü bulunduğu
belirtilmiş, Denizbank tarafından söz konusu kuruma teklif verilmediğinin teyit
edilmesi istenmiştir. E-postanın devamında “Etik rekabet ilkeleri ve centilmenlik
anlaşması çerçevesinde mevcutta çalıştığı banka ile maaş ödemesi protokolü
bulunan kurumlara teklif verilmemesi konusunda koordineli hareket edebilmek
amacıyla iletişim e-postalarımız ektedir” denilmektedir. Bu e-postaya cevaben aynı
tarihte Denizbank tarafından gönderilen e-postada teklifin geri çekilmesi konusunda
aksiyon alındığı bilgisi verilmektedir.
Gazipaşa Çok Programlı Lisesi 2170
140. İş Bankası’nda bulunan ve Vakıfbank tarafından 8.8.2006 tarihinde İş
Bankası’na gönderilen e-postada, Gazipaşa Çok Programlı Lisesi ile bankalarının
4.4.2009 tarihine kadar devam eden protokollerinin olduğu, ancak İş Bankası
tarafından kuruma teklif verildiği bilgisinin alındığı belirtilmekte; konu hakkında teyit
ve eğer varsa teklifin geri çekilmesi rica edilmektedir. İş Bankası tarafından aynı
tarihte yapılan iç haberleşmede ise, kurumla anlaşma sürecinde Denizbank’ın önde
gittiği şu aşamada yapılacak bir işlemin olmadığı anlatılmaktadır.
Konya Meram Belediyesi
141. Garanti Bankası’nda bulunan ve Finansbank tarafından Garanti Bankası’na
13.9.2006 tarihinde gönderilen e-postada; Konya Meram Belediyesi’nin maaşlarının 2180
hâlihazırda Finansbank tarafından ödendiği, sözleşme süresinin sonuna yaklaşıldığı
ve kurum’un tüm bankalardan teklif aldığı, ancak Finansbank’ın teklifinin en yüksek
teklif olması nedeniyle kurumun Finansbank’la yeniden anlaştığı belirtilmiş, ancak
Garanti Bankası tarafından Kurum’a ısrarla teklif gönderildiği ifade edilmiştir. E-
postanın devamında “Teklif süreci kapanmış, diğer bir banka ile anlaşmaya varmış
bir Kurum’a ısrarla yeni teklifler vermeye çalışmak bankacılık etiklerine uygun
düşmemektedir. Kuruma teklif verilmediği ile ilgili teyidinizi tarafımıza bildirmenizi rica
eder, bu aşamada verilmiş bir teklif varsa geri çekilmesini önemle rica ederiz”
denilmektedir. Garanti Bankası tarafından aynı tarihte gönderilen cevapta, kurumun
teklifleri değerlendirdikten sonra Garanti Bankası ile anlaşma imzaladığı, ancak bu 2190
süreçten sonra Finansbank’ın kuruma yeni bir teklif ilettiğinin öğrenildiği, bunun
sonucunda da kurumun Garanti Bankası’ndan tekrar revize teklif talebinde bulunduğu
ifade edilmektedir. Finansbank tarafından aynı tarihte gönderilen e-postada ise,
“Bankanızdan sürekli kuruma yeni teklifler verildiği için kurumla süreci
tamamlayamıyoruz. Takdir edersiniz ki Kurumlar Bankalar’dan ne kadar çok bağış
alabilirlerse o oranda karlı oluyorlar. Bu nedenle bu tip fırsatları kullanıyorlar. Burada
etik kurallar içerisinde uygun hareket etmek biz bankaların sorumluluğu sizden de bu
kapsamda işbirliğinizi bekliyoruz. Benzer bir durumda Banka’nız teklifi üzerine
Finansbank olarak teklif verirsek aynı sorunları siz yaşarsınız. Bu noktada da karşı
11-13/243-78
53
banka’dan talebiniz sizden bugünkü talebimizden farklı olmayacaktır. Bu nedenle 2200
Kuruma verdiğiniz teklifin geri çekilmesi ve konuyla ilgili tarafımıza yazılı teyidinizin
verilmesi tekrar önemle rica olunur.” denilmektedir.
Kırşehir İl Sağlık Müdürlüğü
142. Garanti Bankası ve İş Bankası’nda bulunan ve İş Bankası tarafından 19.9.2006
tarihinde Garanti Bankası’na gönderilen e-postada; İş Bankası ile Kırşehir İl Sağlık
Müdürlüğü arasında 3 yıl süreli bir sözleşmenin imzalanmış olduğu, anlaşma
imzalanmış olunmasına rağmen bazı bankaların kuruma teklifte bulunduğu yönünde
bilgiler alındığı belirtilmekte; maaş anlaşmaları konusunda bankalar arasında
yürütülen centilmenlik anlaşması kapsamında bu kuruma Garanti Bankası’nca bir
teklif yapılmışsa bunun iptali istenmektedir. 2210
İDAŞ İstanbul Döşeme San. A.Ş.- Bozüyük Fabrikası
143. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası çalışanlarının 3.10.2006-
6.7.2007 tarihleri arasında kendi aralarında yaptıkları yazışmaları içeren e-postada,
İDAŞ İstanbul Döşeme San. A.Ş.- Bozüyük Fabrikası’na maaş ödemeleri ile ilgili teklif
verilmesi konusunda yapılan yazışmalarda, “Yapılan centilmenlik anlaşması gereği
YKB ile olan protokol sona ermeden teklif veremiyoruz.” ifadeleri yer almaktadır.
Melik Aknil Meslek Lisesi
144. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası çalışanlarının 3.11.2006-
21.12.2006 tarihleri arasında gerçekleşen kendi iç yazışmalarını içeren e-postada;
maaş ödemeleri konusunda Vakıfbank ile çalışan ve protokolünün bitmesine 2 yıl 2220
olan Melik Aknil Meslek Lisesi’nin söz konusu bankadan memnun olmaması
nedeniyle cezai tazminatı ödeyerek protokolü feshetmeyi düşündüğü belirtilmekte,
anılan kurumun Denizbank’tan 2 yıl için promosyon teklifi aldığı ve ayrıca diğer
bankalarla da görüştüğü ifade edilmektedir. Yapılan yazışmaların devamında söz
konusu kuruma teklif verilmesi hususunda “Mevcutta protokolü devam eden ve
protokol sonuna uzun süre bulunan kurumlara bankalar arası centilmenlik anlaşması
gereği teklif veremiyoruz, gmy düzeyinde yazışmalara kadar süreç genişleyebiliyor.
Fakat kurum sözleşmesini feshetmişse ya da teklif istediğine dair bize resmi yazı
verirse o zaman fizibilite çalışılabiliyor.” denilmektedir. Sonrasında ise kurumun
Vakıfbank ile sözleşmesinin feshettiği öğrenilmekte ve teklif verilmektedir. 2230
Sakarya İl Sağlık/DİE Ankara
145. YKB’de yapılan yerinde incelemede alınan Finansbank tarafından Denizbank,
Vakıfbank, Garanti, Akbank, YKB ve İş Bankası’na gönderilen 6.11.2006 tarihli e-
postada, Sakarya İl Sağlık/DİE Ankara ile 8.3.2008 tarihine kadar geçerli ve DİE ile
1.5.2009 tarihine kadar geçerli anlaşmaları bulunduğu, bu nedenle bu kurumlara
teklif verilmemesi, verildiyse geri çekilmesi talebi iletilmektedir. YKB ve Vakıfbank’tan
gelen cevaplarda, bu bankalar anılan kuruma teklif vermediklerini belirtmektedirler.
Süleyman Şah/İSOV YML ve YEKÜV Nilüfer Okulları
146. YKB’de yapılan yerinde incelemede alınan Akbank tarafından YKB’ye
gönderilen 20.12.2006 tarihli e-postada, Süleyman Şah/İSOV YML ve YEKÜV Nilüfer 2240
Okulları ile YKB’nin geçerli sözleşmesi olup olmadığı sorulmaktadır.
11-13/243-78
54
Orgeneral Kani Güzey İlköğretim Okulu
147. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası çalışanlarının 22.12.2005-
1.2.2006 tarihleri arasında gerçekleşen kendi iç yazışmalarını içeren e-postada;
hâlihazırda YKB ile çalışan ancak söz konusu bankadan memnun olunmaması
nedeniyle Garanti Bankası ile çalışmak isteyen Orgeneral Kani Güzey İlköğretim
Okulu’nun maaş ödemeleri konusunda Garanti Bankası’ndan talep ettiği teklife ilişkin
yapılan değerlendirmede “Okulun mevcutta 31.7.2008’e kadar devam eden bir
sözleşmesi var; halihazırda başka bir bankayla protokolü devam eden bir kuruma
centilmenlik anlaşmamız sebebiyle teklif veremiyoruz. Protokol eğer okul tarafından 2250
tek taraflı olarak feshedilmiş durumda ise Maliye Bakanlığı Muhasebat Gn Md.’nün
milli eğitim müdürlükleri bütçe tahsisi ile ilgili düzenlemesi gereği okulun bağlı
bulunduğu milli eğitim müdürlüğünden maaş ödememeleri ile ilgili bağımsız karar
verebileceğini belirtir resmi bir yazı alması gerekiyor.” denilmektedir.
Van İl Sağlık Müdürlüğü
148. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası çalışanlarının 28.12.2005 -
19.1.2006 tarihleri arasında gerçekleşen kendi iç yazışmalarını içeren e-postada;
Van İl Sağlık Müdürlüğü’nün İş Bankası ile Mayıs 2006’da sona erecek maaş ödeme
protokolünün bulunduğu, ancak söz konusu bankadan memnun olunmaması
nedeniyle Ocak 2006’da Kurum’un bankalardan teklif toplamaya başladığı ve uygun 2260
bir teklif olması durumunda İş bankası ile olan protokolü feshedeceği belirtilmektedir.
Yazışmaların devamından, bankalar arası centilmenlik anlaşması nedeniyle sorun
yaşanmaması için kurumun İş Bankası ile protokolü bittikten sonra Garanti Bankası
ile çalışılmaya başlanacak şekilde teklif verilmesinin uygun olacağına karar verildiği
anlaşılmaktadır.
ERDEMİR
149. 2.8.2006 tarihli Finansbank iç yazışmasında, aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“Bildiğiniz üzere 2005 yılı Ağustos ayında Erdemir TAŞ. ile 4 yıllık ve her yıl
yenilenmek üzere %... bağış karşılığında finbor anlaşmasını ilçemizde bulunan
7 banka ile birlikte yapmıştık. Bu ay uzatılacak olan sözleşme ile ilgili Erdemir 2270
tarafımıza dönmüş ve özelleşme sonrası alınan kararlar gereği, uzatmanın 6
ay olarak yapılacağını ve 2-3 ay içerisinde her bankadan yaklaşık 200
personelin Oyakbank’a devredileceğini bildirmiştir. …
Erdemir’in Oyak Grubuna satılmasından sonra tüm maaşların bir süre sonra
tamamen Oyakbank’a geçeceği yönünde duyumlar almamıza rağmen
Oyakbank’ın satışının gündemde olduğundan gelecek dönemde maaşların
akibeti hakkında kimse net bir bilgi de verememektedir.”
Yazışmanın devamında Denizbank’ın %... promosyon ile 6 aylık yenilemeye onay
verdiği belirtilerek, bankalardaki genel kanının kendileri gibi 6 ay için bu oranın
verilmemesi yönünde olduğu belirtilmektedir. Ayrıca Vakıfbank, Denizbank, YKB ve 2280
İş Bankası’nın bu teklifi kabul ettiği, Garanti Bankası ve Akbank genel müdürlüğü ile
telefonda görüşüldüğü, ancak oranlar konusunda net bir cevap alınamadığı da
belirtilmektedir.
150. YKB’de yapılan yerinde incelemede bulunan 11.8.2006 tarihinde Finansbank’tan
Garanti Bankası, YKB, Denizbank, İş Bankası, Vakıfbank ve Akbank’a gönderilen e-
postada, aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
11-13/243-78
55
“2005 Ağustos ayında Erdemir TAŞ. ile 4 yıllık ve her yıl yenilenmek üzere
%... bağış karşılığında finbor anlaşmasını hep birlikte yapmıştık. Bu ay
uzatılacak olan sözleşme ile ilgili Erdemir tarafımıza dönmüş ve özelleşme
sonrası alınan kararlar gereği uzatmanın 6 ay olarak yapılacağını ve 2-3 ay 2290
içerisinde her bankadan yaklaşık 200 personelin Oyakbank’a devredileceğini
ve bu 6 aylık süre için de %... bağış talep ettikleri bilgisi şubemiz tarafından
bizlere iletilmiştir.
Erdemir tarafından tüm bankaların bu koşulları kabul ettiği yönünde bilgi
verilmekte. Biz sizlerden bu konuda teyit almak istedik.
Konu hakkında teyitlerini veya alacağınız aksiyonlar konusunda yardımlarını
rica ederiz.”
151. YKB ve Garanti Bankası’nda bulunan ve yukarıdaki e-postaya cevap olarak
Denizbank tarafından anılan yazışmadaki tüm adreslere gönderilen 11.8.2006 tarihli
e-postada, Erdemir’in Denzibank’tan da benzer talepleri olduğu ve kendilerinin bu 2300
talebi kabul ettiği ifade edilmektedir.
I.3.1.7. 2007 YILINA AİT BELGELER
Akhisar Devlet Hastanesi
152. Akbank’ta yapılan yerinde incelemede alınan Garanti Bankası tarafından
Akbank’a gönderilen 8.1.2007 tarihli e-postada, Akhisar Devlet Hastanesi ile
31.1.2010 tarihine kadar geçerli anlaşmaları bulunduğu, bu nedenle bu kuruma teklif
verilememesi, verildiyse geri çekilmesi talebi iletilmektedir. Akbank’tan gelen cevapta
kuruma verilen teklifin geri çekileceği belirtilmektedir.
153. Yukarıda yer verilen hastaneye ilişkin olarak 8.1.2007 tarihinde başlayan 2310
Akbank iç yazışmalarında, hastane tarafından gönderilen fesih yazısı olmaksızın
teklif verilemeyeceği belirtilmektedir.
Pasinler İlçe Eğitim Müdürlüğü
154. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası çalışanlarının 15-16.1.2007
tarihleri arasında kendi iç yazışmalarını içeren e-postadan, Garanti Bankası’nın
Pasinler İlçe Eğitim Müdürlüğü ile maaş ödemelerine yönelik protokol imzalama
hazırlığı içinde olduğu anlaşılmaktadır. Ancak, yazışmalarda bu süreçte İş Bankası
tarafından kuruma yeniden teklif verildiği belirtilmiş ve bu durumun bankalar arası
centilmenlik anlaşması çerçevesinde hoş bir davranış olmadığı ifade edilmiştir.
Yazışmaların devamında Kurum’un İş Bankası ile anlaşmasını önlemek için, Kurum 2320
ile protokol imzalanmadan önce ön anlaşma imzalanmasına karar verilmiştir.
Uşak Defterdarlığı
155. 17.1.2007 tarihli Akbank iç yazışmasında, Uşak Defterdarlığı’nın Garanti
Bankası ile devam eden protokolü bulunduğu, bu nedenle centilmenlik anlaşması
gereğince teklif verilemeyeceğinin ancak sözleşme feshedilir ise teklifin söz konusu
olabileceğinin kuruma bildirildiği ifade edilmektedir.
11-13/243-78
56
Kumluca Barbaros İ.Ö.O
156. Akbank ve Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası tarafından
12.2.2007 tarihinde Akbank’a gönderilen e-postada, Garanti Bankası’nın Kumluca
Barbaros İ.Ö.O ile 15.1.2010 tarihine kadar geçerli maaş ödemeleri protokolünün 2330
bulunduğu belirtilmiş, kuruma Akbank tarafından herhangi bir teklif verilip verilmediği
sorulmuş, verilmiş ise teklifin geri çekilmesi istenmiştir. Akbank tarafından 13.2.2007
tarihinde gönderilen cevapta ise, kuruma Akbank tarafından teklif verildiği ancak
teklifin geri çekileceği ifade edilmiştir.
Giresun Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi
157. 7.3.2007 tarihli YKB iç yazışmasında, Giresun Kadın Doğum ve Çocuk
Hastalıkları Hastanesi ile anlaşmalarının geçen ay sona erdiği ifade edilmektedir.
Yazışmanın devamında anılan hastane ile 15.3.2007 tarihine kadar geçerli
protokolleri bulunduğu, hastanenin 2005 yılında ödemeyi az bularak protokolü
feshettiği ve Akbank ile anlaşma imzaladığı, ancak Akbank genel müdürlüğü ile 2340
görüşülerek bankalar arası centilmenlik anlaşması gereği teklifin geri çektirildiği
belirtilmektedir. Daha sonra hastanenin protokol bitimine kadar YKB ile çalıştığı daha
sonra yeni ihale ile Garanti Bankası ile anlaştığı ifade edilmektedir.
Kenan Evren Anadolu Lisesi
158. İş Bankası’nda bulunan ve YKB tarafından 20.4.2007 tarihinde İş Bankası’na
gönderilen e-postada, Kenan Evren Anadolu Lisesi ile maaş ödemeleri konusunda
27.12.2008 tarihine kadar süren protokolleri olması dolayısıyla, söz konusu okula
verildiği tespit edilen teklifin geri çekilmesi ve konuya ilişkin teyit verilmesi
istenmektedir.
Özel Sezin Okulu 2350
159. Akbank’ta yapılan yerinde incelemede alınan, Garanti Bankası tarafından
Finansbank, Denizbank ve Akbank’a gönderilen 14.5.2007 tarihli e-postada, Özel
Sezin Okulu ile 1.1.2010 tarihine kadar geçerli anlaşmaları bulunduğu, bu nedenle
kuruma teklif verilememesi talebi iletilmektedir. Yazışmanın devamında Akbank’ın bu
kuruma teklifinin olmadığı ve bu durumun Garanti Bankası’na bildirileceği
belirtilmektedir.
Gaziantep İl, Şehit Kamil ve Şahinbey İlçeleri Nüfus Müdürlükleri
160. Garanti Bankası ve Akbank’ta bulunan ve 18.7.2007 tarihinde Vakıfbank
tarafından Garanti Bankası ve Akbank’a gönderilen e-postada; Gaziantep İl, Şehit
Kamil ve Şahinbey İlçeleri Nüfus Müdürlükleri ile Vakıfbank arasında 2008 yılı 2360
Temmuz ayına kadar geçerli cezai müeyyideli protokol mevcut olduğu halde, Akbank
ve Garanti Bankası tarafından söz konusu kurumlara teklif verildiğinin öğrenildiği
belirtilmiş, teklif verilmiş ise geri çekilmesi aksi halde Vakıfbank tarafından hukuki
işlemlerin başlatılacağı ifade edilmiştir. Söz konusu e-postaya cevaben Akbank
tarafından 24.7.2007 tarihinde gönderilen e-postada ise Akbank tarafından verilmiş
bir teklifin bulunmadığı belirtilmiştir.
Gramer Koltuk Sistemleri San. ve Tic. A.Ş.
161. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası tarafından 3.9.2007 tarihinde
YKB’ye gönderilen e-postada; Garanti Bankası’nın Gramer Koltuk Sistemleri San. ve
11-13/243-78
57
Tic. A.Ş. ile maaş ödemeleri konusunda 15.4.2009 tarihine kadar geçerli 2370
protokolünün bulunduğu, ancak firmaya YKB tarafından teklif verildiğinin öğrenildiği
belirtilmekte ve teklifin acilen geri çekilmesi istenmektedir. YKB tarafından 26.9.2009
tarihinde gönderilen cevabi e-postada ise, Gramer firması ile ilgili soruyu
araştıracakları belirtilerek, “Bankanızla anlaşması olan maaş müşterilerine teklif
vermiyoruz. Ancak biz de sizlerden, protokolümüzün süresi olan kamu veya özel tüm
müşterilerimiz için aynı anlayışı göstermenizi bekliyoruz” denilmektedir. YKB
tarafından Garanti Bankasına 10.11.2007 tarihli e-postada ise “Gramer firmasına
verilen teklifimiz geri çekilmiştir. Bu konudaki karşılıklı işbirliğimizin devam edeceğine
inanıyoruz “ ifadeleri yer almaktadır.
Meridyen Tıbbi Firması 2380
162. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası çalışanlarının 6.9-11.9.2007
tarihinde kendi aralarında yapmış oldukları yazışmaları içeren e-postada, Meridyen
Tıbbi Firması ile Garanti Bankası arasında maaş protokolü yapıldığı, ancak firmanın
Akbank ile devam eden bir protokolünün olduğu ve bundan teklif aşamasında
haberdar olmadıkları belirtilmekte, ayrıca firmanın Akbank ile olan anlaşmasını
feshederek aldığı bağış miktarını geri ödeyeceği ifade edilmektedir. Yazışmaların
devamında ise Garanti Bankası hukuk müdürlüğü tarafından gönderilen e-postada,
“Akbank ile Bankamız arasındaki centilmenlik anlaşmasının varlığına rağmen,
mevcut bir protokolü henüz yürürlükte iken maaş protokolü görüşmeleri yapılması ve
hatta protokol tahtında ödeme yapılacak olması, işin saha tarafı olmanız sebebiyle 2390
bölgeniz ve şubeniz değerlendirmesine tabi olacaktır.” ifadeleri yer almaktadır.
Adliye ve Savcılık Maaş Ödemeleri
163. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası tarafından 6.9.2007 tarihinde
Vakıfbank’a gönderilen e-postada, “Bankamıza özellikle son zamanlarda şubenizin
bulunmadığı yerlerdeki Adliye, Cumhuriyet Savcılığı ve Cezaevi gibi birimler için teklif
verilebileceği bilgisi gelmiştir. Bu durumda teklif vermemizde bir sakınca var mıdır?
Ayrıca bu birimlerle çalışmaya başladığımızda bankanız bir şube açacak olursa
bankanızın alacağı aksiyon nasıl olacaktır?” denilmektedir.
Kültür Bakanlığı İstanbul Devlet Türk Müziği Topluluğu
164. YKB’de yapılan yerinde incelemede alınan YKB tarafından İş Bankası’na 2400
gönderilen 5.10.2007 tarihli e-postada, Kültür Bakanlığı İstanbul Devlet Türk Müziği
Topluluğu ile 31.10.2008 tarihine geçerli anlaşmaları bulunduğu bu nedenle bu
kuruma verilen teklifin geri çekilmesi talebi iletilmektedir.
Özel Letoon Hastanesi
165. Garanti Bankası ve İş Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası tarafından
3.10.2007 tarihinde İş Bankası’na gönderilen e-postada, bankalarının Fethiye Özel
Letoon Hastanesi ile 1.10.2010 tarihine kadar olan maaş ödeme protokolleri
nedeniyle İş Bankası tarafından kuruma verildiği tespit edilen teklifin geri çekilmesi ve
konuyla ilgili mutabakatın bildirilmesi rica edilmektedir. İş Bankası tarafından aynı
tarihte gönderilen cevapta ise, “uzun bir aradan sonra centilmenlik anlaşması ile ilgili 2410
sizden ses gelmesine sevindim, yaklaşık bir yıl önce bazı kurumlarla ilgili sizi çok
aramıştık ve bilgi alamamıştık.” denilmekte ve konuya ilişkin incelemenin yapılacağı
ifade edilmektedir. Konuya ilişkin İş Bankası tarafından Garanti Bankası’na
15.10.2007 tarihinde gönderilen e-postada ise, bahsi geçen Özel Letoon Hastanesi
ile Aralık 2007’ye kadar devam eden maaş anlaşmalarının olduğu, kurumla olan
11-13/243-78
58
görüşmelerin anlaşmanın yenilenmesi amacıyla sürdürüldüğü ve bu durumun bir
bankanın devam eden anlaşmasıyla ilgili maliyetin üstlenmesini önlemeye dönük
centilmenlik anlaşmasından farklı göründüğü ifade edilmektedir.
Fistaş Dış Ticaret ve Pazarlama A.Ş.
166. YKB ve Garanti Bankası’nda bulunan ve YKB tarafından 22.10.2007 tarihinde 2420
Garanti Bankası’na gönderilen e-postada; Fistaş Dış Ticaret ve Pazarlama A.Ş. ile
YKB arasındaki maaş ödemeleri anlaşmasının 31.8.2008 tarihine kadar geçerli
olduğu, Garanti Bankası’nın firmaya maaş ödemeleri konusunda teklif verdiğinin
öğrenildiği belirtilmekte ve teklifin geri çekilmesi talep edilmektedir. 26.10.2007
tarihinde Garanti Bankası tarafından gönderilen cevabi e-postada ise, “Firmaya
sizinle bulunan mevcut protokolün süresi bittikten sonra geçerli olacak şekilde
teklifimiz iletilmiştir.” denilmektedir.
Silifke Devlet Hastanesi
167. İş Bankası’nda bulunan belgede yer alan, İş Bankası’nın 6.11.2007 tarihinde
Akbank, YKB ve Garanti Bankası’na gönderdiği e-postada, Silifke Devlet 2430
Hastanesi’nin İş Bankası ile 2010 yılına kadar devam edecek olan protokolünü tek
taraflı olarak feshederek bankalardan teklif almak istediği, söz konusu kuruma teklif
sunulmaması istenmekte; aynı gün İş Bankası’nda iç yazışmada, Vakıfbank’ın da
telefonla aranacağı ifade edilmektedir.
168. YKB’de bulunan belgeden, 167 no’lu belgedeki 6.11.2007 tarihli İş Bankası’nın
Akbank, YKB ve Garanti Bankası’na gönderdiği Silifke Devlet Hastanesi hakkındaki
e-postaya YKB 13.11.2007 tarihinde, “Kurum ile devam eden protokolünüz olması
sebebiyle bankamızca teklif verilmemiştir.” şeklinde cevap verdiği anlaşılmaktadır.
169. Akbank’ta bulunan belgede, 167 no’lu belgedeki 6.11.2007 tarihli İş Bankası’nın
Akbank’a gönderdiği Silifke Devlet Hastanesi hakkındaki e-postaya istinaden, 2440
Akbank’ın Çukurova Bölge Müdürlüğü’ne hastanenin İş Bankası ile 2010 yılına kadar
protokolünün geçerli olmasını sebep göstererek, “bankamızca teklif verilmeyecektir.”
şeklinde talimat verdiği görülmektedir.
170. Garanti Bankası’nda bulunan belgede, 167 no’lu belgedeki 6.11.2007 tarihli İş
Bankası’nın Garanti Bankası’na gönderdiği Silifke Devlet Hastanesi hakkındaki e-
postaya Garanti Bankası 26.11.2007 tarihinde, kuruma teklif vermediklerini belirterek
cevap verdiği tespit edilmiştir.
Uşak Devlet Hastanesi
171. YKB’de ve Garanti Bankası’nda bulunan ve 170 no’lu belgede de yer alan,
Garanti Bankası’nın 12.11.2007 tarihinde Vakıfbank, Denizbank, YKB, İş Bankası, 2450
Ziraat Bankası, Finansbank ve Akbank’a Uşak Devlet Hastanesi hakkında gönderdiği
e-postaya cevaben YKB’nin 14.11.2007 tarihinde gönderdiği e-postada, söz konusu
hastaneye YKB’nin herhangi bir teklifinin bulunmadığı, söz konusu hastane ile
başhekimi aynı olan Uşak 1 Eylül Devlet Hastanesi’nin kendileriyle 15.11.2009’a
kadar protokollerinin geçerli olduğu hatırlatılarak, Garanti Bankası’nın verdiği teklif
varsa çekmesi istenmiştir.
172. YKB’de bulunan belgede, 171 no’lu belgede de yer alan, Garanti Bankası’nın
12.11.2007 tarihinde Uşak Devlet Hastanesi hakkında gönderdiği e-postaya
11-13/243-78
59
Vakıfbank’ın 13.11.2007 tarihinde, söz konusu hastaneye verilmiş bir tekliflerinin
bulunmadığı şeklinde cevap verdiği görülmektedir. 2460
173. YKB’de ve Akbank’ta bulunan belgede, 171 no’lu belgede de yer alan, Garanti
Bankası’nın 12.11.2007 tarihinde Uşak Devlet Hastanesi hakkında gönderdiği e-
postaya Akbank’ın ise, 16.11.2007 tarihinde, söz konusu hastaneye verilmiş bir
tekliflerinin bulunmadığı şeklinde cevap verdiği görülmektedir.
174. YKB’de ve Garanti Bankası’nda bulunan belgede, 171 no’lu belgede de yer
alan, Garanti Bankası’nın 12.11.2007 tarihinde Uşak Devlet Hastanesi hakkında
gönderdiği e-postaya Denizbank’ın 16.11.2007 tarihinde, söz konusu hastaneye
verilmiş bir tekliflerinin bulunmadığı şeklinde cevap verdiği görülmektedir.
Elmadağ İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Bağlı Okullar
175. Akbank ve İş Bankası’nda bulunan ve Akbank tarafından 15.11.2007 tarihinde İş 2470
Bankası’na gönderilen e-postada, Akbank ile Elmadağ İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü
arasında 16.3.2007 tarihinde bağlı okulları da kapsayacak şekilde 3 yıllık sözleşme
imzalandığı belirtildikten sonra, İş Bankası’ndan Elmadağ Milli Eğitim Müdürlüğü’ne
bağlı hâlihazırda çalışmakta oldukları okullar ile sözleşmeleri bittikçe yeni tekliflerde
bulunulmaması rica edilmektedir. İş Bankası’nın konuya ilişkin 26.11.2007 tarihli iç
yazışmasında centilmenlik anlaşması kapsamında Akbank’tan e-posta atan kişinin
iletişim bilgilerinin teyit edilmesi istenmektedir. 29.11.2007 tarihinde İş Bankası
tarafından Akbank’a gönderilen e-postada tekliflerinin geri çekildiği belirtilmektedir.
Akbank tarafından 24.1.2008 tarihinde İş Bankası’na gönderilen e-postada, söz
konusu Milli Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı okullardan METEM ile İş Bankası arasında 2480
sözleşme yapıldığı bilgisinin alındığı ayrıca, Akçaabat Milli Eğitim Müdürlüğü ve bağlı
okulları ile Akbank arasında Haziran 2006’da anlaşma yapıldığı, Sağlık Meslek Lisesi
ve Akçaköy İ.Ö.O’nun da sözleşme kapsamında yer aldığı, söz konusu okulların İş
Bankası ile sözleşmesinin sona ermesini müteakiben Akbank ile çalışılmaya
başlanmasının gerektiği varsa bu okullara verilen tekliflerin geri çekilmesi talep
edilmektedir.
Sağlık Bakanlığı Personel Daire Başkanlığı
176. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası çalışanlarının 23.11.2007
tarihinde kendi aralarında yapmış oldukları yazışmaları içeren e-postada, Sağlık
Bakanlığı Personel Daire Başkanlığı’nın döner sermaye ödemeleri için Garanti 2490
Bankası’ndan teklif talebinde bulunduğu, kurumun maaş ödemelerinin YKB
tarafından yapıldığı ve ancak kurumun YKB ile olan protokolünün döner sermayeyi
içermediğini belirttiği ifade edilmektedir. Devam eden yazışmalarda ise “YKB ile
centilmenlik anlaşmamız gereği protokolü görmeden teklif veremeyeceğimizi
belirtmek isteriz.” denilmektedir.
Çukurova Üniversitesi
177. YKB’de yapılan yerinde incelemede alınan YKB tarafından İş Bankası’na
gönderilen 26.11.2007 tarihli e-postada, Çukurova Üniversitesi’nin YKB’den teklif
istediği belirtilerek, bu kurumun İş Bankası ile devam eden protokolünün bitiş tarihi
sorulmaktadır. İş Bankası’ndan gelen cevapta ise, gösterilen duyarlılık için teşekkür 2500
edilerek anlaşmanın Ocak 2009’da biteceği belirtilmektedir.
11-13/243-78
60
GAPEYAM
178. Akbank ve YKB’de yapılan yerinde incelemede alınan YKB tarafından Akbank’a
gönderilen 12.12.2007 tarihli e-postada, GAPEYAM memur kadrosu maaş ödemeleri
için YKB’nin geçerli anlaşması bulunduğu, ancak kurumun işçi kadrosu maaş
ödemelerinin Akbank tarafından gerçekleştirildiği, Akbank’ın memur kadrosu için
verdiği teklifi kendilerinin geçerli anlaşması olması nedeniyle geri çekmesi talebi
iletilmektedir. Akbank’tan gelen cevapta teklifin geri çekileceği belirtilmektedir.
I.3.1.8. 2008 YILINA AİT BELGELER
179. 1.4.2008 tarihli Akbank iç yazışmasında, teftiş kurulu tarafından dağıtım 2510
kanalları bölümüne maaş promosyonları ile ilgili olarak bazı sorular yöneltilmektedir.
Kurumla anlaşmazlık çıkması halinde ödenen promosyonun geri alınıp alınamadığı
sorusuna cevap olarak gönderilen e-postada aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“… konuyla ilgili olarak bütçe ödenmiş ve sözleşme imzalanmış kurum ve
firmaların rekabetten faydalanarak banka değişikliği yapmasının önüne
geçilebilmesi için Bankamızla birlikte İş Bankası, Garanti Bankası, Vakıfbank
ve YKB’nin dahil olduğu yazılı olmayan bir centilmenlik anlaşması söz
konusudur. Bir kurumun sözleşmesinin bulunmadığı vb konularda yanıltıcı bilgi
vererek teklif talep etmesi halinde ilgili bankalar birbirine Genel Müdürlükteki
maaş ödemelerinden sorumlu kişilerin e-posta ile bağlantı kurması yoluyla 2520
mevcut sözleşmesi bulunduğu bilgisini vermekte ve teklifin geri çekilmesini rica
etmektedir.”
180. İş Bankası’nda bulunan ve İş Bankası Genel Müdürlüğü’nün bir şubesine
hitaben yazdığı, 2008 yılına ait olduğu tahmin edilen belgede özetle; 107. Taşınabilir
Hava Radar Mevzi Komutanlığı ile İş Bankası şubesi arasında devam eden maaş
ödeme protokolü uyarınca İş Bankası tarafından anlaşma başlangıcında yapılan
ödeme ve ilerleyen dönemde yapılan ek ödeme dikkate alınarak yeni bir ödemenin
yapılmayacağı, kurumla şube arasında yapılan anlaşmaya göre İş Bankası’nın
protokole aykırı bir uygulamasının olmadığı durumlarda Kurumun anlaşmayı tek
taraflı olarak feshedemeyeceği açıkça belirtilmekte ve devamında ise “ ...bankalar 2530
arasında, süresi devam eden maaş anlaşmaları için diğer bankaların teklif
vermemeleri konusunda prensip olarak sağlanmış bir centilmenlik anlaşması da
bulunmaktadır.” ifadelerine yer verilmektedir.
Göktürk İlköğretim Okulu
181. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası çalışanlarının 29.11.2007-
5.3.2008 tarihleri arasında kendi aralarında yaptıkları yazışmaları içeren e-postada,
Göktürk İlköğretim Okulu’nun Akbank ile protokolünün bulunduğu, ancak aralarında
çıkan bir anlaşmazlık nedeniyle protokolü iptal edeceği belirtilmiş; söz konusu okulun
Garanti Bankası’ndan teklif istediği ifade edilmiştir. Yazışmaların devamında, söz
konusu okulun Akbank ile protokollerini feshettikleri ya da fesih işlemlerine 2540
başladığına ilişkin resmi bir yazı alınması gerektiği belirtilmiş; “Sonuçta, sözlü olarak
iletseniz bile, okul protokolü feshetmeye çalıştığı zaman, Akbank bizim teklifimizi
verdiğimizi öğrenecek ve yazılı olmayan centilmenlik anlaşması gereğince teklifimizi
geri çektirebilecek. Bu nedenle, resmi yazıyı alarak ilerlemek tercihimiz olacaktır.”
denilmiştir.
11-13/243-78
61
Konya Numune Hastanesi ile Dr. Faruk Sükan Doğum ve Çocuk Hastanesi
182. Finansbank ve İş Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası tarafından 25.1.2008
tarihinde Denizbank, YKB, İş Bankası, Ziraat Bankası ve Finansbank’a gönderilen e-
postada, Konya Numune Hastanesi ile 2.12.2009, Dr. Faruk Sükan Doğum ve Çocuk
Hastanesine ile 20.4.2010 tarihine kadar devam eden protokollerinin olduğu ve bu 2550
kurumlara bankalarca verilen bir teklif bulunması halinde teklifin geri çekilmesi talep
edilmektedir. İş Bankası tarafından 30.1.2008 tarihinde gönderilen cevapta ise, söz
konusu kuruma verilmiş bir teklifin bulunmadığı açıklanmaktadır.
183. Garanti Bankası’nda bulunan ve YKB tarafından gönderilen cevapta da, her iki
kuruma da verilmiş bir teklifin olmadığı beyan edilmektedir.
184. Akbank’ta bulunan bir başka belgede, 182 no’lu belge ile aynı içerikli e-postanın
25.1.2008 tarihinde doğrudan Akbank’a gönderildiği görülmektedir. Bu e-postada
istinaden daha sonra Akbank içinde yapılan yazışmalardan, Konya Numune
Hastanesi’nin Garanti Bankası ile çalışmak istemediği için bankalardan teklif aldığı ve
Garanti Bankası’na olan tazminatı ödeyecekleri dile getirilmektedir. 2560
Malatya Devlet Hastanesi
185. Finansbank’ta bulunan, 6.2.2008 tarihli Finansbank iç yazışmasında, Malatya
Devlet Hastanesi’nin 2008 Aralık’ta sona erecek olan Garanti Bankası ile protokolünü
bankalardan gelecek teklife göre feshedeceğinden bahisle, bu kuruma fiyatlama
yapılması istenmekte; gönderilen cevapta ise “Maaş anlaşması devam eden bir
kuruma teklif verilmesini etik olarak doğru bulmuyoruz. … Bu durumlarda ilgili
bankalardan uyarı mesajları gelerek teklifimizi geri çektiriyorlar. Fakat kurum Garanti
Bankası’na feshedeceğine dair yazı verir ve teklif toplarsa değerlendirmeye alırız.”
denilmektedir.
Osmaniye Şubesi/İstanbul Eczacılar Odası 2570
186. 12.2.2008 tarihli Akbank iç yazışmasından, Akbank’ın İstanbul Eczacılar
Odası’na teklif vermeyi planladığı anlaşılmaktadır. Yazışmanın devamında anılan
kurum ile Vakıfbank’ın anlaşması olduğu bu nedenle Akbank’ın centilmenlik
anlaşması gereğince fesih yazısı olmaksızın teklif veremeyeceği belirtilmektedir.
Kırıkhan Milli Eğitim Müdürlüğü
187. Akbank’ta yapılan yerinde incelemede bulunan ve İş Bankası’ndan Akbank’a
gönderilen 15.2.2008 tarihli e-postada, Kırıkhan Milli Eğitim Müdürlüğü’nün mevcut
durumda İş Bankası ile sözleşmesi olduğu, dolayısıyla bu kuruma verilen teklifin geri
çekilmesi talebi iletilmektedir. Akbank’tan gelen cevapta teklifin geri çekildiği
belirtilmektedir. 2580
Arhavi Belediyesi
188. Akbank’ta yapılan yerinde incelemede bulunan ve İş Bankası’ndan Akbank’a
gönderilen 18.2.2008 tarihli e-postada, Arhavi Belediyesi’nin mevcut durumda İş
Bankası ile sözleşmesi olduğu, ancak Akbank şubesinin anılan belediye ile anlaştığı
belirtilerek, Akbank’ın maaş ödemelerine İş Bankası’nın sözleşmesinin bitiminden
sonra başlaması talep edilmektedir. Akbank’tan gelen yazıda, kurumun promosyon
almaksızın Akbank ile çalışmaya başladığı ve İş Bankası ile sözleşmesini feshettiği
belirtilmektedir. İş Bankası ise cevap olarak bundan sonraki ödemelerin İş
11-13/243-78
62
Bankası’ndan yapılması yönünde kurumun uyarılmasını talep ederek, kurumların
mevcut sözleşmeleri bu şekilde feshetmesinin sözleşmeye güven unsurunu ortadan 2590
kaldırdığını belirtmektedir. Takiben Akbank tarafından gönderilen yazıda kurumun İş
Bankası’na cezai şartı ödeyeceğinden ve kurum çalışanlarının sadece bir kısmının
maaşları İş Bankası tarafından ödenmekte olduğundan sözleşmeyi feshetmediklerini
belirterek, mutabık olup olmadıkları konusunda bilgi istemektedir.
Bodrum Devlet Hastanesi
189. Garanti Bankası, Akbank, YKB ve İş Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası
tarafından 19.2.2008 tarihinde Denizbank, YKB, İş Bankası, Ziraat Bankası ve
Finansbank’a gönderilen e-postada, “Bodrum Devlet Hastanesi ile Ekim 2010 tarihine
kadar geçerli ve yürürlükte olan maaş ödemeleri protokolümüz bulunmaktadır.
Kuruma bankanızca teklif verildiyse geri çekilmesini ve konu hakkında tarafımıza bilgi 2600
verilmesini rica ederiz.” denilmektedir. Garanti Bankası ve İş Bankası’nda bulunan ve
söz konusu e-postaya cevaben İş Bankası tarafından 22.2.2008 tarihinde gönderilen
e-postada, Garanti Bankası’nın protokol bitiş tarihine kadar İş Bankası’nın söz
konusu kuruma yönelik bir teklifinin olmayacağı ifadesi yer almaktadır. Garanti
Bankası’nda bulunan ve Denizbank tarafından 21.2.2008 tarihinde Garanti
Bankası’na gönderilen e-postada; “Vermiş olduğunuz sözleşme bilgileri dikkate
alınarak teklifimizi geri çekmiş bulunuyoruz.” denilmektedir. Akbank’ta bulunan ve
Akbank tarafından 21.2.2008 tarihinde Garanti Bankası’na gönderilen e-postada ise
“Teklifimiz tarafımızca geri çekilmiştir.” ifadesi yer almaktadır.
ZF Sachs Süspansiyon Sistemleri San. ve Tic. A.Ş. 2610
190. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası çalışanlarının 22.2.2008-
11.3.2008 tarihleri arasında kendi aralarında yaptıkları yazışmaları içeren e-postada,
YKB ile maaş ödemelerine ilişkin sözleşmesi bulunan ZF Sachs Süspansiyon
Sistemleri San. ve Tic. A.Ş.’ye teklif verilmesi hususunda yapılan yazışmalarda
“Yalnız Yapı Kredi ile mevcutta anlaşmaları varsa YKB ile aramızdaki centilmenlik
anlaşması gereğince bizim teklif vermememiz gerekmektedir. Bu nedenle kurumdan
protokolün fesih edildiğine ya da fesih işlemlerine başlandığına dair resmi bir yazı
almamız gerekmektedir.” denilmektedir. Ancak söz konusu firmanın sonrasında
tekrar YKB ile çalışmaya başlaması üzerine yapılan yazışmalarda “mevcutta bir
protokol varsa diğer bankalar da bizim gibi davranıyorlar… İşin kaçtığına gerçekten 2620
üzüldük, ama bu işte böyle davransaydık, özellikle YKB ile olan ilişkilerimiz bozulabilir
ve diğer kurumlara sıçrayabilirdi.” ifadeleri yer almaktadır.
Muğla Belediyesi
191. YKB’de yapılan yerinde incelemede alınan YKB tarafından Denizbank, İş
Bankası, Ziraat, Garanti Bankası ve Finansbank’a gönderilen 22.2.2008 tarihli e-
postada, Muğla Belediyesi’nin YKB ile geçerli protokolü bulunduğu, bu nedenle bu
kuruma teklif verildiyse geri çekilmesi talebi iletilmektedir. Garanti Bankası’ndan
gelen cevapta, kuruma teklif verilmediği belirtilmektedir.
192. Yukarıdaki e-postaya cevap olarak Denizbank 25.2.2008 ve Finansbank
26.2.2008 tarihlerinde anılan kuruma teklif verilmediğini beyan etmişlerdir. 2630
193. Aynı kurum hakkında benzer bir e-posta 3.4.2008 tarihinde Akbank’a
gönderilmiştir. Akbank’tan gelen cevapta teklifin geri çekildiği belirtilmektedir.
11-13/243-78
63
194. 14.2.-22.4.2008 tarihleri arasındaki YKB iç yazışmasında, Muğla Belediyesi’ne
YKB ile sözleşmesi olmasına rağmen, TEB’in cezai şartı üstlenmek üzere teklif
verdiği, bunun üzerine anılan kurumun tüm bankalardan teklif istediği ifade
edilmektedir. Yazışmanın devamında diğer bankaların teklif vermemesini nasıl
sağlanacağı üzerinde görüş alışverişinde bulunulmakta, Garanti Bankası,
Finansbank, Denizbank ile Akbank’ın centilmenlik anlaşması gereğince teklif
vermeyeceklerinin bildirildiği belirtilmektedir. Diğer bankaların teklif vermemesi
üzerine belediyenin mevcut anlaşmasını feshettiği ve yeni anlaşma yapmak üzere 2640
tüm bankalardan teklif istediği anlaşılmaktadır.
Malatya Yeşilyurt Hasan Çalık Devlet Hastanesi
195. Finansbank’ta bulunan ve Finansbank çalışanlarının 25.2-7.3.2008 tarihleri
arasında gerçekleşen kendi iç yazışmalarını içeren e-postada, Garanti Bankası ile
maaş ödemelerine ilişkin protokolü bulunan Malatya Yeşilyurt Hasan Çalık Devlet
Hastanesi’nin ihale düzenlediği ve gelen tekliflerle Garanti Bankası’na cezai tazminatı
ödemeyi düşündüğü belirtilmiştir. Yazışmalardan, kurum’un ihale açtığı ve
Finansbank’ın ihaleye katıldığı, bu süreçte Garanti Bankası’ndan uyarı yazısı geldiği
ifade edilmiştir. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası tarafından 7.3.2008
tarihinde Finansbank’a gönderilen e-postada, Malatya Yeşilyurt Hasan Çalık Devlet 2650
Hastanesi ile Garanti Bankası’nın Şubat 2010’a kadar geçerli protokolünün olduğu ve
Finansbank’ın kurum’a teklif verildiğinin öğrenildiği belirtilmiş ve konuyla ilgili bilgi
istenmiştir. Finansbank’tan gönderilen cevabi e-postada ise, “İlgili Kurum’dan
19/02/2008 tarihinde ihale mektubu Malatya Şubemize gelmiş ve tüm bankaların
katılımıyla 27/02/2008 tarihinde ihale düzenlenmiştir. Kapalı ve açık zarf yapılan ihale
sonrası kurum ile maaş ödemesi konusunda anlaşmaya varılmıştır.” denilmiştir.
Cumhuriyet Başsavcılığı
196. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası çalışanlarının 6.3.2008
tarihinde kendi aralarında, Gölcük Şubesi ile yaptıkları yazışmaları içeren e-postada,
Cumhuriyet Başsavcılığı’na maaş ödemeleri konusunda teklif verilmesi ile ilgili olarak 2660
adliye ve savcılıkların Vakıfbank ile anlaştığı, bu bağlamda ancak Vakıfbank’ın
şubesi olmayan yerlere teklif verilebileceği belirtilmekte, devam eden yazışmalarda
ise “Aramızda centilmenlik anlaşmasına göre Vakıfbank’ın teklifimizi geri çektirme
olasılığı çok büyüktür” denilmektedir.
Özaltın Otel İşletmeleri A.Ş./Özaltın Seracılık ve Tic. A.Ş.
197. Akbank’ta yapılan yerinde incelemede alınan Garanti Bankası tarafından
Akbank’a gönderilen 11.3.2008 tarihli e-postada, Özaltın Otel İşletmeleri A.Ş./Özaltın
Seracılık ve Tic. A.Ş.’nin Garanti ile Mart 2011’e kadar geçerli protokolü bulunduğu,
bu nedenle bu kuruma teklif verildiyse geri çekilmesi talebi iletilmektedir. Akbank’tan
gelen cevapta, bu kurumlara verilen tekliflerin geri çekileceği belirtilmektedir. 2670
Viranşehir Devlet Hastanesi
198. Akbank’ta yapılan yerinde incelemede alınan İş Bankası tarafından Akbank’a
gönderilen 19.3.2008 tarihli e-postada, Viranşehir Devlet Hastanesi ile mevcut bir
protokolleri bulunduğu, bu kurumun öncelikle TEB’e geçtiği, ancak bankayla
görüşülerek teklifin iptal ettirildiği, ardından Akbank’ın anılan kurum ile anlaştığı ifade
edilerek, teklifin geri çekilmesi istenmektedir. Devam eden Akbank iç yazışmasında
anılan kuruma verilen teklifin acilen geri çekilmesi ve diğer bankalarla sözleşmesi
olan kurumlara teklif verilmesi hususunda hassasiyet gösterilmesi talep edilmektedir.
11-13/243-78
64
Ayrıca aynı e-postada, Medical Park grubuna ilişkin olarak da İş Bankası’nın
sözleşmesinin bitimine 3 yıl olduğu bu nedenle teklif verilmemesi talebi iletilmektedir. 2680
199. Bu iki konuya ilişkin olarak Akbank’tan 24.3.2008 tarihinde gönderilen cevapta,
Viranşehir Hastanesi’nden teklifin çekildiği, Medical Park’a ilişkin olarak ise bölgeden
görüş beklendiği ifade edilmektedir.
Düzce Üniversitesi
200. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası çalışanlarının 20.3-1.4.2008
tarihleri arasında kendi aralarında yaptıkları yazışmaları içeren e-postada, İş Bankası
ile 2009 yılı Ocak ayına kadar geçerli maaş ödemelerine ilişkin protokolü bulunan,
ancak protokol süresinin bitimini beklemeden söz konusu protokolü feshetmeyi ve
bankalardan teklif toplamayı planlayan Düzce Üniversitesi’ne Garanti Bankası
tarafından teklif verilmesi hususunda Garanti Bankası çalışanlarının kendi 2690
aralarındaki değerlendirmeleri içeren yazışmaların bir tanesinde “Ayrıca biliyorsunuz
yazılı olarak gündeme getirilmemiş centilmenlik anlaşması nedeniyle de, iş bankası
protokollerini feshedebildiklerine emin olmamız gerekir. Bu nedenden ötürü de İş
Bankası ile yapılmış olan protokollerini almamız doğru olacaktır.” ifadesi yer
almaktadır.
Medical Park Sağlık Hizmetleri A.Ş.
201. Akbank’ta yapılan yerinde incelemede alınan 27.3.2008 tarihli e-postadan,
Medical Park Sağlık Hizmetleri A.Ş.’nin Akbank’tan başka bir banka ile sözleşmesi
devam ederken teklif istediği anlaşılmaktadır. Anılan e-postada; “Bankalar arası
Centilmenlik Anlaşması gereğince Bankamıza yapılan uyarı doğrultusunda Bankamız 2700
Genel Müdürlüğü üst Yönetiminin aldığı karara istinaden; İş Bankası ile kurumunuz
arasındaki maaş ödeme sözleşmesi feshedilmeden (Noterden onaylı olarak),
kurumunuza teklif verilememektedir.” ifadeleri yer almaktadır. Anılan kurumdan gelen
cevaptan ise, Medical Park grubu bünyesinde bazı firmaların İş Bankası ile devam
eden protokolleri olduğu, Akbank’ın ise bunların dışında kalan firmaların maaş
ödemesini yaptığı, Medical Park yetkilisinin ise centilmenlik anlaşması gerekçe
gösterilerek İş Bankası ile çalışmakta olan firmalar için teklif verilmemesini, tüm
grubun Akbank ile çalışması hedeflendiğinden tepkiyle karşıladığı anlaşılmaktadır. İş
Bankası’nda bulunan ve Akbank tarafından 28.3.2008 tarihinde İş Bankası’na
gönderilen e-postada, İş Bankası’yla sözleşmesi olmadığı belirtilen Batman, Van ve 2710
Gaziantep’teki Medical Park birimleriyle çalışıldığı ifade edilmektedir.
202. Akbank’ta yapılan yerinde incelemede alınan ve Medical Park yetkilisinin
15.4.2008 tarihinde gönderdiği e-postadan, Akbank’ın İş Bankası ile olan protokoller
feshedilmeden teklif vermediği anlaşılmaktadır.
Afyon Göğüs Hastalıkları Hastanesi
203. Garanti Bankası’nda yapılan yerinde incelemede alınan, 28.3-7.4.2008 tarihleri
arasında yapılan Garanti Bankası iç yazışmalarında, Afyon Göğüs Hastalıkları
Hastanesi’nin Başbakanlık Genelgesi’ne istinaden maaş promosyonlarını revize
etmek istediği, söz konusu revize yapılmazsa protokolü tek taraflı olarak feshedeceği
bilgisine, aynı bankanın genel müdürlüğü tarafından, “Protokolümüzü feshedemezler. 2720
Diğer bankalar ile sözlü bir centilmenlik anlaşmamız var. Teklif verildi ise geri
çektirebiliriz.” denilerek karşılık verilmektedir. Aynı iç yazışmanın devamında hastane
ile yapılan görüşmede protokolün 1 ve 2 yıl için uzatılması durumunda Garanti
Bankası’nın ne kadar promosyon verebileceğinin sorulduğu öğrenilmiş, söz konusu
11-13/243-78
65
hastaneye Fortis, TEB ve İş Bankası’nın teklif verdiği bilgisi alınmış, söz konusu
bankaların tekliflerinin çok yüksek olduğu değerlendirilirken, “diğer bankaların buraya
teklif vermesi söz konusu değil, vermiş olsalar bile hepsinin geri çekilmesi için
aksiyonlarımızı aldık.” denilmektedir.
204. Finansbank’ta bulunan belgede yer alan 7.4.2008 tarihli Garanti Bankası
tarafından YKB, İş Bankası, Ziraat Bankası, Denizbank, Finansbank’a gönderilen e-2730
postada ise, Afyon Göğüs Hastalıkları Hastanesi ile Garanti Bankası’nın Eylül 2010
tarihine kadar geçerli protokollerinin olduğu belirtilerek, söz konusu hastaneye teklif
verilmişse geri çekilmesi istenmektedir.
205. Garanti Bankası’nda bulunan belgede, 204 no’lu belgede yer alan 7.4.2008
tarihli Garanti Bankası’nın Afyon Göğüs Hastalıkları Hastanesi hakkında gönderdiği
e-postaya, İş Bankası’nın aynı gün “Sizden aldığımız bilgi doğrultusunda, kuruma
iletilmiş olan teklifimiz geri çekilmiştir.” cevabını verdiği görülmektedir.
206. YKB’nda bulunan belgede, 204 no’lu belgede yer alan 7.4.2008 tarihli Garanti
Bankası’nın Afyon Göğüs Hastalıkları Hastanesi hakkında gönderdiği e-postaya,
YKB’nın aynı gün “Kurum için verilmiş olan teklifimiz geri çekilmiştir.” cevabını verdiği 2740
görülmektedir.
Çumra Belediyesi
207. İş Bankası ve Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası tarafından
15.4.2008 tarihinde İş Bankası’na gönderilen e-postada, Garanti Bankası ile Çumra
Belediyesi arasında 16.6.2009 tarihine kadar geçerli olan protokol bulunmasına
rağmen, İş Bankası tarafından söz konusu Kurum ile maaş ödemeleri protokolü
imzalandığına ilişkin bir duyum alındığı belirtilmiş, konu ile ilgili bilgi istenmiştir.
16.4.2008 tarihinde İş Bankası tarafından gönderilen cevabi e-postada ise,
“…mevcut sözleşmenizin henüz bitmediği yönündeki mesajınızı dikkate alarak
Çumra Belediyesi ile şubemiz arasında imzalanmış bulunan sözleşme iptal 2750
edilmiştir.” denilmektedir.
Osmangazi Endüstri Meslek Lisesi
208. İş Bankası’nda bulunan ve İş Bankası tarafından 16.4.2008 tarihinde YKB’ye
gönderilen e-postada, Osmangazi Endüstri Meslek Lisesi ile maaş ödemeleri
konusunda Ağustos 2009 tarihine kadar süren protokollerinin olduğu, ancak bu ay
kurum maaşlarının YKB tarafından ödendiği açıklanmakta ve kurumun tekrar
kendilerine yönlendirilmesi konusunda ricada bulunulmaktadır.
Yozgat Kız Meslek Lisesi
209. Garanti Bankası’nda bulunan ve İş Bankası tarafından Garanti Bankası’na
gönderilen 16.4.2008 tarihli e-postada, Yozgat’ta bulunan Kız Meslek Lisesi ile Aralık 2760
2008’de bitecek bir sözleşmelerinin bulunduğunu, ancak Kuruma bankalar tarafından
teklif verildiğini öğrendiklerini, teklif veren bankalar arasında Garanti Bankası’nın da
isminin geçtiğini belirtmiş, sözleşme bitiş tarihine kadar teklif verilmemesini talep
etmiştir.
11-13/243-78
66
Edip Somunoğlu Pasinler Devlet Hastanesi
(Pasinler İbrahim Hakkı Devlet Hastanesi)
210. YKB, Garanti Bankası, Akbank’ta bulunan ve Garanti Bankası tarafından
16.4.2008 tarihinde YKB, İş Bankası, Ziraat Bankası, Denizbank, Finansbank ve
Akbank’a gönderilen e-postada; Garanti Bankası’nın Edip Somunoğlu Pasinler Devlet
Hastanesi ile 1.11.2011 tarihine kadar geçerli maaş ödemeleri protokolünün 2770
bulunduğu, söz konusu kuruma verilmiş teklifleri var ise geri çekilmesi ve bu durumun
teyit edilmesi istenmektedir. Akbank tarafından 25.4.2008 tarihinde gönderilen cevabi
e-postada ise, bahsi geçen hastanenin İbrahim Hakkı Devlet Hastanesi olarak ikinci
bir isminin bulunduğu ve bu isimle Akbank’la görüşüldüğü bilgisi verilmiş, Garanti
Bankası’ndan gelen bilgi doğrultusunda Kurumla yapılan görüşmelerin sonlandırıldığı
ve herhangi bir tekliflerinin bulunmadığı belirtilmiştir.
211. YKB ve Garanti Bankası’nda bulunan ve Denizbank tarafından 25.4.2008
tarihinde Garanti Bankası’na cevaben gönderilen e-postada ise, Denizbank
tarafından Kuruma verilmiş bir teklif bulunmadığı ifade edilmiştir. Garanti Bankası’nda
bulunan ve YKB tarafından 25.4.2008 tarihinde Garanti Bankası’na cevaben 2780
gönderilen e-postada, söz konusu hastaneye YKB tarafından teklif verilmediği
belirtilmiştir.
Beyşehir Belediyesi
212. 25.4.2008 tarihli Akbank iç yazışmasında, Beyşehir Belediyesi’nin mevcut
durumda işçi ve memur maaş ödemeleri için Vakıfbank ile sözleşmesi olduğu, işçi
maaş sözleşmelerinin 30.6.2008 tarihinde biteceği, ancak memur sözleşmelerinin 2
yıl daha devam edeceği, bununla birlikte anılan kurumun iki grubun maaş
ödemelerini aynı bankadan yapmayı istemesi nedeniyle bankalardan teklif istediği
ifade edilmektedir. Yazışmanın devamında centilmenlik anlaşması gereği kurumun
Vakıfbank ile sözleşmesini feshetmesinin uygun olmadığı, bu nedenle teklif 2790
verilmeyeceği belirtilmektedir.
Kayseri Emniyet Müdürlüğü
213. İş Bankası’nda bulunan 28.4.2008 tarihli iç yazışmada, Kayseri Emniyet
Müdürlüğü’ne gelen teklif talebi üzerine yapılan değerlendirmede, kurumun
hâlihazırda Akbank ile devam eden bir protokolünün bulunması sebebiyle teklif
iletilmesinin uygun olmayacağı ifade edilmekte; ancak söz konusu protokolün bitiş
tarihinin Haziran 2008 olması sebebiyle Mayıs ayında yapılacak ihalede verilebilecek
teklif oranları için görüş bildirilmektedir.
VHS Plastik Metal San. ve Tic. Ltd. Şti.
214. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası çalışanlarının 30.4.2008-2800
14.5.2008 tarihleri arasında kendi aralarında yaptıkları yazışmaları içeren e-postada,
YKB ile maaş ödemelerine ilişkin protokolü bulunan VHS Plastik Metal San. ve Tic.
Ltd. Şti.’ne teklif verilmesi konusunda yapılan yazışmalarda söz konusu şirketin
öncelikle YKB ile olan protokolünü feshettiğine ya da fesih işlemine başladığına ilişkin
resmi bir yazı göndermesi gerektiği, bundan sonra fiyatlama yapılabileceği
belirtilmektedir. Yazışmaların devamında, “Bankalar arasında yazılı olarak değil,
sözlü olarak GMY ler düzeyinde yapılan centilmenlik anlaşması uyarınca ykb nin
protokolü devam eden firma ya da kurumlara teklif veremiyoruz. Aynı şey bizim bir
protokolümüz var ise, YKB’nin teklif verememesi anlamında da geçerli.”
denilmektedir. Söz konusu firmanın Garanti Bankası ile anlaşma yaptıktan sonra 2810
11-13/243-78
67
protokolü feshedeceği bilgisinin alınmasından sonra ise yapılan yazışmalarda ise
“…bahsettiğim gibi böyle bir olaya girmemiz ve ileride YKB nin teklifimizi geri
çektiriyor olması hoş değil. Emin olun ki YKB de bizim olan bir kuruma aynı özenle
yaklaşıyordur. Bu nedenden ötürü resmi yazı geldikten sonra teklif verme kararımızı
yeniliyoruz.” denilmektedir.
Malatya Şubesi 2 No’lu Verem Savaş Dispanseri
215. İş Bankası’nda yapılan yerinde incelemede alınan Akbank’tan İş Bankası’na
gönderilen 1.5.2008 tarihli e-postada, Malatya Şubesi 2 No’lu Verem Savaş
Dispanseri ile Akbank’ın protokolünün devam etmekte olduğu, bu nedenle bu kuruma
verilen teklifin geri çekilmesi talep edilmektedir. Devam eden İş Bankası iç 2820
yazışmasında, Akbank’ın centilmenlik anlaşmasına tam olarak uyduğu, bu nedenle
bu kuruma teklif verilmişse geri çekilmesi gerektiği ifade edilmektedir.
Adıyaman Gölbaşı Devlet Hastanesi
216. İş Bankası ve Akbank’ta bulunan ve İş Bankası tarafından 15.5.2008 tarihinde
Akbank’a gönderilen e-postada, maaş ödemelerine aracılık ettikleri Adıyaman
Gölbaşı Hastanesi ile protokollerinin 21.7.2009 tarihine kadar devam ettiği, ancak
Akbank şubesinin kuruma promosyon teklifinde bulunduğu ifade edilmekte ve söz
konusu teklifin geri çekilerek sözleşme bitimine kadar yeni bir teklifte bulunulmaması
rica edilmektedir. 16.5.2008 tarihinde Akbank tarafından verilen cevapta ise, kuruma
verilen teklifin geri çekildiği ve sözleşme bitimine kadar kuruma teklifte 2830
bulunulmayacağı ifade edilmektedir.
Mehmet Aydın Devlet Hastanesi
217. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası çalışanlarının 16.5.2008
tarihinde kendi aralarında yaptıkları yazışmaları içeren e-postada, YKB ile 2011 yılına
kadar geçerli maaş ödemelerine ilişkin protokolü bulunan; ancak söz konusu
bankadan memnun olunmaması nedeniyle bankalardan teklif toplayan Mehmet Aydın
Devlet Hastanesi’ne Garanti Bankası tarafından teklif verilmesi hususunda, söz
konusu kurumdan mevcut protokolün feshi işlemlerine başlandığına dair bir yazı
alınması gerektiği, centilmenlik anlaşması gereği YKB ile protokolü olan bir yer için
fiyatlama yapılamayacağı ifade edilmiştir. 2840
Malatya İl Sağlık Müdürlüğü
218. YKB, Garanti Bankası ve İş Bankası’nda yapılan yerinde incelemede alınan İş
Bankası tarafından Akbank, Garanti Bankası ve YKB’ye gönderilen 21.5.2008 tarihli
e-postada, Malatya İl Sağlık Müdürlüğü’nün İş Bankası ile geçerli protokolü
bulunduğu, bu nedenle bu kuruma teklif verildiyse geri çekilmesi talebi iletilmektedir.
YKB’de bulunan ve bu e-postaya Akbank’tan gelen cevapta, kuruma teklif verilmediği
belirtilmektedir. İş Bankası’nda yapılan yerinde incelemede alınan Garanti
Bankası’ndan İş Bankası’na gönderilen 21.5.2008 tarihli e-postada, aynı kuruma
ilişkin olarak Garanti Bankası’nın teklif vermediği belirtilmektedir. Garanti
Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası’nın İş Bankası’nın 21.5.2008 tarihli e-2850
postasına cevaben gönderdiği e-postada, Garanti Bankası’nın kuruma henüz teklif
vermediği ve İş Bankası’nın bilgilendirmesi üzerine de teklif verilmeyeceği
belirtilmiştir.
11-13/243-78
68
Batman İl Sağlık Müdürlüğü
219. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası çalışanlarının 2.6-7.7.2008
tarihleri arasında kendi aralarında yaptıkları yazışmaları içeren e-postada, Garanti
Bankası ile Haziran 2009’a kadar geçerli protokolü bulunan Batman İl Sağlık
Müdürlüğü’nün protokolün bitmesine 1 yıl kala yeni İl Sağlık Müdürü’nün isteği
üzerine bankalardan teklif toplamaya başladığı belirtilmektedir. Söz konusu kuruma
teklif verilmesi hususunda yapılan yazışmalarda, “Niçin teklif vermediğimizi sormaları 2860
halinde de söyleyebileceğimiz çok önemli bir detay var. Bankalar arası centilmenlik
anlaşması gereğince Protokol süresine 1 sene kala diğer bankalar teklif veremezler.
Gerekiyorsa tekliflerini geri çekmeleri için e-posta atarız. Siz yeter ki Kurumla
görüşün ve şimdiden teklif alamayacaklarını belirtin.” denilmektedir. Yazışmaların
devamında İl Sağlık Müdürü ile görüşüldüğü ve kendisine centilmenlik anlaşması
gereği hiçbir bankanın teklif veremeyeceğinin söylendiği belirtilmiştir. Ancak İl Sağlık
Müdürü’nün Garanti Bankası ile sözleşmesi bulunan Malatya Devlet Hastanesi’nin
protokol bitiş tarihine 13 ay kala hem Garanti Bankası, hem de diğer bankalardan
teklif aldığını belirtmesi ve teklif alma konusunda kararlı olması nedeniyle kuruma
teklif verilmesine karar verilmiştir. 2870
Eltes Elektrik
220. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası çalışanlarının 9.6.-25.9.2008
tarihleri arasında kendi aralarında yaptıkları yazışmaları içeren e-postada, Eltes
Elektrik’in maaşlarının Garanti Bankası tarafından ödendiği, ancak Denizbank’ın
firmaya teklif verdiğinin ve firmanın Garanti Bankası ile olan anlaşmasını feshederek
Denizbank ile çalışmayı düşündüğünün öğrenildiği belirtilmektedir. Yazışmaların
devamında ise “Denizbank’ın yaptığının da etik dışı bir anlaşma olduğunu
bildirmemiz lazım. Centilmenlik anlaşmamız olsaydı Denizbank teklifini geri
çektirebilirdik. Denizbank bunu kullanıyor olmalı şu anda.” denilmektedir.
Protokolü Devam Eden Okullar 2880
221. Garanti Bankası ve Akbank’ta yapılan yerinde incelemede alınan, Garanti
Bankası tarafından YKB, İş Bankası, Ziraat Bankası, Finansbank, Denizbank ve
Akbank’a gönderilen 23.7.2008 tarihli e-postada, yazışmada ismi geçen okullar ile
Garanti Bankası’nın protokolünün 15.4.2001 tarihine kadar devam etmekte olduğu,
bu nedenle bu kurumlara teklif verilmişse geri çekilmesi gerektiği ifade edilmektedir.
222. Garanti Bankası’nda bulunan ve Akbank tarafından 24.7.2008 tarihinde Garanti
Bankası’na gönderilen cevabi e-postada, söz konusu okullara teklif verildiği ancak
anlaşma sağlanması halinde protokolün 15.4.2011 tarihinden sonra başlatılacağı
belirtilmiştir.
223. Garanti Bankası’nda bulunan ve İş Bankası tarafından 23.7.2008 tarihinde 2890
Garanti Bankası’na gönderilen cevapta, söz konusu okulların mevcut anlaşmalarının
bitim tarihinden itibaren Başakşehir İlçesi Milli Eğitim Müdürlüğü ile yapılacak
protokole dahil olacakları varsayımıyla teklif verildiği belirtilmiştir.
Joy Grubu
224. Finansbank’ta bulunan belgelerde yer alan, Finansbank’tan Garanti Bankası’na
5.8.2008 ve 12.8.2008 tarihlerinde gönderilen e-postada, Finansbank ile 3 aydır
maaş ödemesi konusunda çalışan Joy Grubu’nun Garanti Bankası’ndan teklif alması
üzerine, kendilerinden tekrar teklif istediğinden bahsedilerek, tekliflerinin geri
11-13/243-78
69
çekilmesi istenmekte; Garanti Bankası’ndan 12.8.2008 tarihinde gönderilen cevapta
ise, “Bilgilendirmeniz üzerine teklifimiz geri çekilmiştir.” denildiği görülmektedir. 2900
Etlik İhtisas Hastanesi-Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi
225. Garanti Bankası ve Finansbank’ta bulunan belgelerde, sırasıyla 12.8.2008 ve
20.8.2008 tarihinde Akbank’tan YKB, İş Bankası, Ziraat Bankası, Denizbank,
Finansbank ve Garanti Bankası’na gönderilen e-postada, Akbank ile Etlik İhtisas
Hastanesi ile maaş ve diğer ödemelerde maaş ödemesi konusunda 2013 yılına
kadar, Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile maaş ödemesi
konusunda 2010 yılına kadar protokolünün bulunduğundan bahisle, teklif verilmişse
geri çekilmesi istenmektedir.
226. Garanti Bankası’nda bulunan, 225 No’lu belgede yer alan 12.8.2008 tarihli Etlik
İhtisas Hastanesi ve Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2910
hakkındaki Akbank e-postasının, “bilgilerinize” denilerek Garanti Bankası yöneticisine
gönderildiği anlaşılmaktadır.
227. Akbank’ta bulunan belgede, 20.8.2008 tarihinde Akbank’tan YKB, İş Bankası,
Ziraat Bankası, Denizbank, Finansbank ve Garanti Bankası’na gönderilen e-
postasına Garanti Bankası’nın 20.8.2008 tarihinde, “Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim
ve Araştırma Hastanesi’ne verdiğimiz teklif geri çekilmiştir.” şeklinde cevap verdiği
görülmekte; Akbank iç yazışmada “İş bankasından cevap gelmezse arayacağız”
denilmektedir.
TC Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü
228. 5.8.2008 tarihli Akbank iç yazışmasında, TC Başbakanlık Basın Yayın 2920
Enformasyon Genel Müdürlüğü ile Garanti Bankası sözleşmesi bulunduğu; ancak
anılan kurumun Akbank’tan teklif istediği belirtilmektedir. Yazışmanın devamında,
centilmenlik anlaşması nedeniyle Garanti Bankası ile sözleşme feshedilmeden teklif
verilmesinin mümkün olmadığı belirtilmektedir.
Bergama Milli Eğitim Müdürlüğü
229. 8.8.2008 tarihli Akbank iç yazışmasında, İş Bankası’nın Bergama Milli Eğitim
Müdürlüğü ile geçerli sözleşmesi bulunduğu; ancak kurumun sözleşmeyi feshetmek
üzere Akbank’tan teklif istediği belirtilmektedir. Yazışmanın devamında centilmenlik
anlaşması gereği noter onaylı fesih yazısı olmaksızın kuruma teklif verilmeyeceği
ifade edilmektedir. 2930
ODE Yalıtım Firması
230. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası çalışanlarının 14.8.2008
tarihinde kendi aralarında yaptıkları yazışmaları içeren e-postada, İş Bankası ile
maaş anlaşması olan ve sonrasında Garanti Bankası ile anlaşan ODE Yalıtım
Firması ile ilgili olarak, İş Bankası’nın Garanti Bankası ile anlaşma yapıldıktan sonra
firmaya tekrar teklif verdiği belirtilmekte; yazışmalardan centilmenlik anlaşmasını ilk
olarak Garanti Bankası tarafından mı ya da İş Bankası tarafından mı ihlal edildiği
konusunda tereddüde düşüldüğü anlaşılmakta, yazışmaların devamında ise “İş
Bankası böyle bir durumda teklifinizi geri çekin diye e-posta atardı, bize böyle bir e-
posta gelmedi…” ifadesi yer almaktadır. 2940
11-13/243-78
70
İsotlar Grubu
231. 5.9.2008 tarihli Akbank iç yazışmasından, İsotlar Grup’un Akbank’tan teklif
istediği anlaşılmaktadır. Yazışmanın devamında, kurumun TEB ile olan
sözleşmesinin promosyon içermesi halinde firma açısından cezai şart ödemesinin
ortaya çıkacağı, ayrıca bankalar arası centilmenlik anlaşması gereğince teklif
verilemeyeceği belirtilmektedir. İlerleyen bölümlerde noter onaylı fesih yazısı
olmaksızın teklifte bulunulmaması gerektiği ifade edilmektedir.
Nazilli Adnan Menderes Devlet Hastanesi
232. Garanti Bankası ve İş Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası tarafından
6.10.2008 tarihinde İş Bankası’na gönderilen e-postada, Nazilli Adnan Menderes 2950
Devlet Hastanesi ile Garanti Bankası’nın 16.12.2010 tarihine kadar geçerli ve
yürürlükte olan maaş protokolünün bulunduğu belirtilmiş, İş Bankası tarafından söz
konusu Kurum’a verilmiş bir teklif var ise geri çekilmesi talep edilmiştir. İş Bankası
tarafından gönderilen cevapta ise, bahsi geçen kuruma herhangi bir teklifte
bulunulmayacağı ifade edilmiştir.
Sebit Eğitim ve Bilgi Teknolojileri A.Ş.
233. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası çalışanlarının 11.10.2008
tarihinde kendi aralarında yaptıkları yazışmaları içeren e-postada, Sebit Eğitim ve
Bilgi Teknolojileri A.Ş.’ye maaş ödemesine yönelik teklif verilmesi hususunda yapılan
yazışmalarda, söz konusu şirketin Finansbank ile mevcut protokolünü feshedip 2960
Garanti Bankası’na bununla ilgili Finansbank’tan yazı getirmedikleri sürece teklif
vermenin doğru olmadığının düşünüldüğü belirtilmiş, bankalar arası centilmenlik
anlaşmasını göz önüne alarak bu şekilde ilerlemenin doğru olacağı ifade edilmiştir.
Onur-Alp Özel Güvenlik Hizmetleri Ltd. Şti.
234. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası çalışanlarının 15.10.2008-
22.10.2008 tarihleri arasında kendi aralarında yaptıkları yazışmaları içeren e-
postada, İş Bankası ile protokolü bulunan Onur-Alp Özel Güvenlik Hizmetleri Ltd.
Şti.’ne teklif verilmesi hususunda yapılan yazışmalarda, “Centilmenlik anlaşması
kapsamında, firmanın İş Bankası ile yaptığı mevcutta devam eden protokolü
feshettikten sonra bir teklif vermenin daha doğru olacağını düşünüyorum. Firmanın iş 2970
bankası’ndan protokolün feshedildiğine dair kaşeli, imzalı bir yazı alınmasını
sağlayabilir miyiz” denilmektedir. Bu e-postaya cevaben gönderilen e-postada ise
“Müşteriden bizim teklifimiz görmeden ve kabul etmeden anlaşmasını iptal etmesini
isteyemeyiz. Acaba müşterimizden İş Bankası’na hitaben diğer bankalardan da teklif
aldığını en uygun teklifi değerlendireceğini belirten bir yazı alsak teklif verebilir
miyiz?” ifadeleri yer almaktadır. Söz konusu e-postaya gönderilen cevapta ise
“mevcutta protokolü devam eden bir firma için teklif vermemiz doğru değil. Firma İş
Bankası’na belirttiğiniz içerikte bir yazı verse bile maalesef teklif veremeyiz. O banka
ile protokolün feshedildiğine dair bir yazı alıyor olmamız gerekiyor.” denilmektedir.
Feza Reklam Tic. ve San. Ltd. Şti. 2980
235. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası çalışanlarının 22-24.10.2008
tarihleri arasında kendi aralarında yaptıkları yazışmaları içeren e-postada, İş Bankası
ile çalışan Feza Reklam Tic. ve San. Ltd. Ş Garanti Bankası tarafından teklif
verilmesi konusunda, firmanın çalıştığı banka olan İş Bankası’nın centilmenlik
anlaşması kapsamında olan bankalardan birisi olduğu, teklif verilemeyeceği, ancak
11-13/243-78
71
firma İş Bankası ile olan anlaşmasını iptal etmek istiyorsa resmi olarak ya protokolü
feshettiğine ya da fesih işlemlerine başladığına dair bir yazı vermesinin gerekli
olduğu ifade edilmiştir.
T.C. Sağlık Bakanlığı Ulus Devlet Hastanesi
236. Garanti Bankası’nda bulunan 9-24.11.2008 tarihleri arasındaki iç yazışmalarda 2990
özetle, Ulus Devlet Hastanesi’nin halihazırda Akbank ile Temmuz 2009’a kadar
anlaşması bulunduğu, ancak personelin promosyon alamadıkları için anılan banka ile
çalışmaktan memnun olmadığı ifade edilmektedir. Yazışmalarda, ayrıca, Ulus Devlet
Hastanesi için verilecek teklifler ile ihale sürecine ilişkin ifadeler yer almakta, aynı
kurum için İş Bankası, YKB ve Vakıfbank’ın da teklif vermeye çalıştığı belirtilmektedir.
Buna ek olarak, kuruma teklif verilebilmesi için Akbank ile olan protokolün
feshedilmesi gerektiği ve centilmenlik anlaşması gereği Akbank’la olan protokolün
feshedildiğine dair karşı bankanın antetli kağıdına kaşe ve imzalı olarak bildirim
yapılmadan teklif verilemeyeceği değerlendirilmektedir.
237. İş Bankası, Finansbank ve Garanti Bankası’nda bulunan ve aynı konuya ilişkin 3000
Akbank tarafından 11.11.2008 tarihinde YKB, İş Bankası, Ziraat Bankası, Finansbank
ve Denizbank’a gönderilen e-postada, Ankara’daki Ulus Devlet Hastanesi ile
15.7.2009 tarihine kadar olan maaş ödeme protokollerinin bulunduğu belirtilmekte ve
söz konusu kurum için bankalarca verilen tekliflerin geri çekilmesi talep edilmektedir.
Garanti Bankası’ndan aynı tarihte gönderilen cevapta ise, kurumun bankalarından
geçen ay teklif talep ettiği, ancak Akbank ile mevcutta devam eden protokolün
feshedildiğine dair antetli yazının kendilerine iletilmemesi nedeniyle centilmenlik
anlaşması kapsamında bir teklifte bulunulmadığı ifade edilmiştir.
238. Akbank’ta yapılan yerinde incelemede alınan Akbank tarafından YKB, İş
Bankası, Ziraat Bankası, Finansbank, Denizbank ve Garanti Bankası’na gönderilen 3010
11.11.2008 tarihli e-postada, Ulus Devlet Hastanesi ile Akbank’ın protokolünün
devam etmekte olduğu, bu nedenle bu kuruma teklif verilmişse geri çekilmesi
gerektiği ifade edilmektedir. İş Bankası’ndan gelen cevapta bu kuruma teklif
verilmediği belirtilmektedir.
ERDEMİR
239. İş Bankası’nda yapılan yerinde incelemede bulunan ve 10.10.2008 tarihli İş
Bankası iç yazışmasında, Erdemir ile İş Bankası arasında imzalanmış olan 1.8.2005
tarihli protokolün süresinin 31.7.2009’dan itibaren 1 yıl uzatılarak, 2 yıl geçerli olması
koşuluyla aylık ortalama maaş tutarının yıllık %...’i oranında ... firmayla anlaşma
sağlandığı belirtilmektedir. ... 3020
I.3.1.9. 2009 YILINA AİT BELGELER
240. YKB’ye ait bir iç yazışma niteliğindeki 26.1.2009 tarihli e-posta mesajında
aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“Maaş ödemeleri rekabet ile ilgili olarak bugün Garanti Bankası ve Fortis’ten
arkadaşlar ile görüştüm. İş Bankası ile daha önce görüşmüştüm. Onlar da
bizim gibi özel firmalara teklif vermiyorlar. Ancak kendi müşterileri olursa
mecbur kalırlarsa teklif veriyorlar. Aldığım bilgiler özetle şöyle;
Garanti Bankası:
11-13/243-78
72
...
Fortisbank: 3030
Fortisbank’ın ilanı çıktığında genel müdürlükten birisiyle görüşmüştüm. Puanı
çalışanlara verdiklerini söylemişlerdi ve daha detay bilgi alamamıştım. Bugün
şubede çalışan bir arkadaşım ile görüştüm. …
241. İş Bankası’nda bulunan 24.4.2009 tarihli iç yazışmada, DSİ İzmir II. Bölge
Müdürlüğü’nden gelen 2 personelin İş Bankası ile anlaşma yapmak istedikleri, bunun
için bankaya protokol özel şartnamesi bıraktıkları; ilgililerin ayrıca Akbank, Halkbank
ve YKB’nin de aralarında bulundukları bazı bankaların kuruma teklif verdiğini ve
promosyon uygulamasıyla ilgili bir centilmenlik anlaşmasından kendilerine hiç bilgi
verilmediğini belirttikleri aktarılmaktadır.
242. İş Bankası’nda bulunan iç yazışmalarda, genel olarak banka çalışanlarının 3040
direktörlerine yapacakları sunumun içeriğine ilişkin e-postaları bulunmaktadır. Bu
yazışmaların birinde, 4.5.2009 tarihinde bir banka çalışanı yapılacak sunumda 6
banka ile aralarındaki centilmenlik anlaşmasının avantajları konusuna da
değinilmesini önermekte; buna cevap olarak bankanın başka bir çalışanı tarafından
atılan cevap yazısında ise “6 banka ile aramızda benim bildiğim bir centilmenlik
anlaşması yok, zaten bu tip anlaşmalar rekabete aykırı olduğu için ciddi yaptırımlarla
karşılaşabiliriz.” ifadesi yer almaktadır. Bahsi geçen e-postanın konusunu oluşturan
ve ekinde yer alan Direktörler Sunumunda özetle, 2007 yılının Temmuz ayında
promosyonların çalışanlara dağıtılmasını sağlayan başbakanlık genelgesinin13
yayımlanmasından sonra yükselmeye başlayan promosyon rakamlarının 2008 yılının 3050
yaz aylarında doruk noktasını ulaştığı; uluslararası piyasalarda yaşanan finansal
krizin ülkemizi de etkilediği ve bu süreçte ilk önce şubelerin promosyon meblağları
üzerindeki karar yetkilerinin kaldırıldığı, daha sonra ise Genel Müdürlük yetkisindeki
anlaşmalar için promosyon teklif edilmesine son verildiği; bu durumun teklif
verilmeyen bazı kurumlarda memnuniyetsizlik yarattığı, ancak İş Bankası’nın öncü
olduğu bu atılımın diğer bankalar tarafından da takip edildiği açıklanmakta ve zaman
içinde bu uygulamanın sektör genelinde daha da istikrarlı bir tutum haline dönüşeceği
öngörülmektedir.
243. YKB’de yapılan yerinde incelemede alınan “Temel ve Alt Faaliyet Kolları,
Bireysel Bankacılık Operasyonları, Perakende Bireysel Bankacılık/Tele24 Bordro 3060
Hizmeti (Maaş Ödemeleri) Kamu Kurumlarının Maaş Taleplerinin Değerlendirilmesi”
başlıklı tarihi tespit edilemeyen belgede, aşağıdaki ifadeler yer almaktadır:
“DİĞER RİSKLER: … veya kurumun protokol süresi içinde başka bir banka ile
anlaşması riski. Anlaşma yapılması aşamasında söz konusu riskler, çeşitli
kanallardan (basın, şubece yapılan istihbarat vs) araştırma yapılarak önlem
alınmaya çalışılmaktadır. Ayrıca Bankalararası centilmenlik anlaşması
gereğince Tele24 Bordro müşterilerimizin protokol süresi içinde kaybedilmesi
riski azaltılmaya çalışılmaktadır.”
13 5.8.2008 tarih 26958 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 2008/18 sayılı Başbakanlık Genelgesi ile
değişik 20.7.2007 tarih ve 26588 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan “banka promosyonları” konulu
2007/21 sayılı Başbakanlık Genelgesi.
11-13/243-78
73
Philip Morris
244. İş Bankası’nda bulunan ve bir Philip Morris çalışanı tarafından İş Bankası’na 3070
13.1.2009 tarihinde gönderilen e-postada, Akbank yetkililerinin maaş hesaplarını
kendi bankalarına yatırmaları karşılığında çip para vermeyi taahhüt ettiklerini, İş
Bankası ile çalışan personelin Akbank’a geçmeyi düşündüğünü belirttikten sonra, bu
durum karşısında İş Bankası’nın Philip Morris çalışanları için yapacağı bir yatırımın
olup olmayacağı sorulmaktadır. Bu e-postaya istinaden İş Bankası içinde yapılan
yazışmalarda, Akbank ile görüşüldüğü, Akbank’tan verilen cevapta şirketin İş
Bankası’yla protokolü olduğunu bilmeden teklifte bulunduğunun belirtildiği, bunun
üzerine Akbank’a İş Bankası müşterilerine bu şekilde tekliflerde bulunarak
centilmenlik anlaşmasını bozması halinde İş Bankası’nın da Akbank’ın kurumlarına
benzer teklifler yapacağının bildirildiği anlaşılmaktadır. Diğer bir iç yazışmada ise, JTİ 3080
ile imzalı protokollerin olduğu ve ödemenin peşin “maxipuan” yüklemesi şeklinde
yapıldığı, Philip Morris ile imzalı protokolün bulunmadığı, ancak görüşmelerin devam
ettiği, kurum çalışanlarının serbest bırakılarak isteyenin Akbank, isteyenin İş Bankası
ile çalışılmasına olanak tanınacağı, bu yüzden kart yüklemesinin 6 ay sonra
yapılacağı (6 ay boyunca çalışanın maaşını İş Bankası’ndan almasını teminen)
belirtilmektedir.
Yine İş Bankası’nda bulunan ve Philip Morris’e verilen maaş promosyonlarıyla ilgili
aynı içerikli ve iç yazışma nitelikli 21.1.2009 tarihli bir başka belgede; Akbank’ın İş
Bankası’nın anlaşmalı olduğu kurumlara teklif vermemesi konusunda uyarıldığı;
Akbank’ın ise İş Bankası’nın şirketle böyle bir anlaşmasının olmadığını iddia ettiği; İş 3090
Bankası’nın anlaşmanın var olduğuna, hatta kuruma para bile verildiğine dair ısrarı
üzerine ise konunun inceleneceği, ancak kurumun çalışanlarını serbest bırakması
dolayısıyla teklif vermekten çekilmeyeceklerini söyledikleri belirtilmektedir.
Mehmetçik Vakfı
245. Akbank’ta bulunan ve Akbank çalışanlarının 15-16.1.2009 tarihleri arasında
kendi aralarında yaptıkları yazışmaları içeren e-postada, Mehmetçik Vakfı’na teklif
verilmesi ile ilgili olarak “Bankalar arası centilmenlik anlaşması gereği noter onaylı
fesih yazısı görülmeden kuruma teklif verilmesi uygun bulunmamaktadır.”
denilmektedir.
Mustafa Kemal Üniversitesi 3100
246. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası çalışanlarının 17.2.2009-
16.4.2009 tarihleri arasında kendi aralarında yaptıkları yazışmaları içeren e-postada,
Garanti Bankası ile maaş ödemelerine ilişkin protokolü bulunan Mustafa Kemal
Üniversitesi’nin başka bankalardan teklif almasının söz konusu olduğu bir durumla
ilgili yazışmalarda önlemek için “başka bankaların tekliflerini gerekirse geri
çektirebiliriz” ifadesi bulunmaktadır.
Sermaye Piyasası Kurulu
247. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası çalışanlarının 24-30.3.2009
tarihleri arasında kendi iç yazışmalarını içeren e-postada, Akbank ile maaş
ödemelerine yönelik 1.6.2009 tarihinde sona erecek protokolü bulunan Sermaye 3110
Piyasa Kurulu’nun söz konusu protokolün süresi bitmeden maaş ödemelerine ilişkin
bankalardan teklif topladığı belirtilmiştir. Söz konusu kuruma Garanti Bankası
tarafından teklif verilmesi hususunda, kuruma Akbank ile olan protokollerinin
11-13/243-78
74
feshedildiğine ilişkin bir yazı gönderilmeden teklif vermeyeceklerinin iletildiği ifade
edilmiştir.
248. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası çalışanlarının 31.3.2009
tarihinde kendi iç yazışmalarını içeren bir başka e-postadan ise, Sermaye Piyasası
Kurulu tarafından Garanti Bankası’na söz konusu fesih yazısının gönderildiği
anlaşılmıştır.
Melikgazi Belediyesi 3120
249. Garanti Bankası’nda bulunan ve Garanti Bankası çalışanlarının 31.3-13.5.2009
tarihleri arasında kendi aralarında yaptıkları yazışmaları içeren e-postada, Garanti
Bankası ile maaş ödemelerine ilişkin protokolü bulunan Melikgazi Belediyesi’nin
Garanti Bankası’ndan Belediye kadrosuna 189 yeni çalışanın dahil edilmesi
sebebiyle ek birtakım taleplerde bulunduğu, bunların kabul edilmemesi durumunda
kurumun cezai şartı ödemeyi kabul ederek diğer bankalardan teklif toplamayı
düşündüğü belirtilmiştir. Yazışmalarında devamında konu ile ilgili olarak “diğer
bankaların teklif vermemesini sağlayabiliriz.” ifadesi yer almaktadır.
DHMİ Genel Müdürlüğü
250. 8.4.2009 tarihli Vakıfbank iç yazışmasında, Vakıfbank’ın DHMİ ile 13.2.2010 3130
tarihine kadar geçerli protokolleri bulunduğu, ancak kurumun bu protokolü 3 yıl süreli
yeni bir protokol ile yenilemek istediği ifade edilmektedir. E-postanın devamında
Halkbank ve Akbank yetkilileri ile görüşüldüğü, Vakıfbank’ın protokolünün devam
etmesi nedeniyle teklif vermemelerinin, verdilerse teklifi geri çekmelerinin talep
edildiği ve anılan bankaların bu talebe olumlu yaklaştığı ifade edilmektedir. İlerleyen
yazışmalarda, Ziraat Bankası, Halkbank ve Akbank ile tekrar görüşüldüğü ve DHMİ
ile Vakıfbank’ın geçerli protokolünün bulunması nedeniyle teklif verilmemesi
konusunda işbirliğine varıldığı belirtilmektedir. Ayrıca Ziraat Bankası ile yapılan
görüşmede DHMİ’nin değil, bu kurumda çalışmakta olan işçilerin bağlı olduğu
sendikanın Ziraat Bankası’ndan teklif almaya çalıştığının öğrenildiği dile 3140
getirilmektedir.
Dokuz Eylül Üniversitesi
251. İş Bankası’nda bulunan ve 22.4.2009 tarihinde Finansbank’a gönderilen e-
postada, hâlihazırda Dokuz Eylül Üniversitesi ile maaş protokolü anlaşmalarının
15.10.2012 tarihine kadar geçerli olduğundan, bu süreçte kuruma banka tarafından
teklif verilmemesi eğer verildiyse geri çekilmesi ve konu hakkında bilgi verilmesi talep
edilmektedir. Söz konusu e-postaya Finansbank tarafından 27.4.2009 tarihinde
verilen cevapta ilgili kuruma verilmiş bir teklifin bulunmadığı bildirilmektedir.
Muğla İl Sağlık Müdürlüğü
252. 22.5.2009 tarihli YKB iç yazışmasında, Muğla İl Sağlık Müdürlüğü’nün tüm 3150
bankalara teklif vermek üzere yazı gönderdiği belirtilmektedir. Yazışmanın
devamında kuruma teklif verilmemesi kararının alındığı ifade edilerek, bu durumun
kuruma yazıyla değil sözlü olarak bildirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Bafra Nafiz Kurt Devlet Hastanesi ve Kızılırmak Devlet Hastanesi
253. Garanti Bankası ve Akbank’ta bulunan ve Garanti Bankası tarafından 25.5.2009
tarihinde Akbank’a gönderilen e-postada, Kızılırmak Devlet Hastanesi ile Garanti
11-13/243-78
75
Bankası ile maaş protokolü bulunan Bafra Nafiz Kurt Devlet Hastanesi’nin birleştiği
belirtilmiş; Akbank’ın Bafra Nafiz Kurt Devlet Hastanesi’ne verdiği herhangi bir teklif
var ise teklifin geri çekilmesi talep edilmiştir. Akbank tarafından aynı gün gönderilen
cevabi e-postada ise, Kızılırmak Devlet Hastanesi’nin Akbank ile 6.8.2010 tarihine 3160
kadar geçerli maaş anlaşmasının bulunduğu, Bafra Nafiz Kurt Devlet Hastanesi için
Akbank tarafından verilen herhangi bir teklif bulunmadığı ve teklif verilmeyeceği
belirtilmiş, Kızılırmak Devlet Hastanesi için Garanti Bankası tarafından verilmiş bir
teklif var ise geri çekilmesi talep edilmiştir. Garanti Bankası tarafından aynı tarihte
gönderilen cevapta ise söz konusu hastane için bir teklif verilmediği belirtilmiştir.
Kalekim Kimya Mad. San. ve Tic. A.Ş.
254. Garanti Bankası ve Akbank’ta bulunan ve Akbank tarafından Garanti Bankası’na
3.6.2009 tarihinde gönderilen e-postada, Akbank’ın Kalekim Kimya Mad. San. ve Tic.
A.Ş. ile maaş protokolünün olduğu belirtilmiş, firmaya Garanti Bankası tarafından
verilmiş herhangi bir teklif var ise geri çekilmesi talep edilmiştir. Garanti Bankası 3170
tarafından 10.6.2009 tarihinde gönderilen cevabi e-postada ise, anılan firmaya
herhangi bir teklif verilmediği belirtilmiştir.
I.3.1.10. ERDEMİR’DE YAPILAN YERİNDE İNCELEMEDE BULUNAN BELGELER
Erdemir’e 23.3.2010 tarihinde raportörlerce yapılan yerinde incelemede alınan ve
soruşturma raporunun değerlendirilmesinde kullanılan belgelerin özetlerine aşağıda
verilmiştir.
255. Erdemir’den alınan Ödeme Planı başlıklı tarihsiz belgede, bankalardan
yapılacak bağış tutarlarının nasıl ödeneceği anlatılmaktadır. Buna göre, her dönem
başını takip eden 12 ay içinde ortalama her aya düşecek tutar üzerinden %...
oranındaki rakam peşin tahsil edilecek ve dönem sonunda gerçek rakamlar tespit 3180
edilerek mahsuplaşma gerçekleşecektir.
256. Asya Finans’tan 28.6.2005 tarihinde Erdemir’e gönderilen yazılı teklifte, maaş
ödemeleri için yıllık ödenecek toplam maaş tutarının ... oranında promosyon teklif
edilmektedir.
257. 22.5.2008 tarihinde ... Erdemir’e gönderdiği e-postada, mevcut durumda banka
aracılığıyla ... kişinin maaş ödemesinin yapıldığı ve %... olarak verilen promosyon
oranında bir değişiklik yapılmasının mümkün olmadığı belirtilmektedir.
258. 30.6.2008 tarihinde Erdemir iç yazışmasında, ... yeni kişi ve mevcut durumda
maaş ödemesi yapılan ... kişi için verdiği promosyon teklifini 2 yıl için ... halinde
ödeme şekliyle ... YTL’ye çıkardığı anlatılmaktadır. 3190
259. 29.8.2008 tarihinde YKB’nin Erdemir’e gönderdiği e-postada, mevcut ... kişilik
maaş ödemelerine yeni imzalanacak protokolle devam edilmesi halinde, yıllık toplam
maaş/ücret/ikramiye vs. ödemelerinin bir aylık ortalamasının %...’i nispetinde
promosyon verilebileceği ifade edilmektedir.
260. 4.9.2008 tarihinde ... Erdemir’e gönderilen e-postada, ... maaş ödemelerinde
hâlihazırda uyguladığı %...’lük oranın firmanın talebi üzerine %...’e çıkartılmasının
kararlaştırıldığı dile getirilmektedir.
261. 8.10.2008 tarihinde Erdemir’den İş Bankası’na gönderilen belgeden, İş Bankası
ile firma arasında imzalanmış olan 1.8.2005 tarihli maaş protokolünün süre bitimi
11-13/243-78
76
olan 31.7.2009 tarihinden itibaren 1 yıl daha uzatılacağı ve 31.7.2010’a kadar geçerli 3200
olacağı, 1.8.2008-31.7.2009 dönemi için yeni promosyon oranının aylık maaş ödeme
tutarı üzerinden %... olarak hesaplanacağı anlaşılmaktadır.
262. 8.5.2009 tarihli iç yazışma metni niteliğindeki belgede, Erdemir personelinin
hizmet memnuniyetsizliği, bankalar arasındaki masraf-komisyon farklılıkları, kredi
kartı talebi reddi, şube, ATM lokasyonu vb. birçok nedenden ötürü maaş aldıkları
bankaları değiştirmek istedikleri; ancak bu tür taleplerin firmayı bankalar ile yaptığı
anlaşmalar ve taahhütleri doğrultusunda bankalar karşısında zor duruma düşüreceği
ifade edilmekte ve maaş bankası değişikliğinin yapılmamasının firma açısından daha
olumlu olacağı değerlendirilmektedir.
I.3.1.11. THY’DE YAPILAN YERİNDE İNCELEMEDE BULUNAN BELGELER 3210
16.10.2009 tarihinde raportörlerce THY’de yapılan yerinde incelemede aşağıda
özetlenen belgeler alınmıştır:
THY 2005 Yılı İhalesi
263. THY’nin 3.3.2005’te bankalara gönderdiği yazı ile aylık ... YTL’ye tekabül eden
personel ücret ödemelerine ilişkin yapılacak ihale için 15 bankaya teklif yaptığı
anlaşılmaktadır. Söz konusu yazıda 15 banka arasında; Ziraat Bankası, İş bankası,
Akbank, Garanti Bankası, YKB, Halkbank, Vakıfbank, Koçbank, Finansbank, Türk
Dış Ticaret Bankası, Denizbank, Oyakbank, HSBC, TEB, Şekerbank sayılmaktadır.
Ayrıca, bankaların tekliflerini en geç 25.3.2005 tarihine kadar göndermeleri
istenmiştir. 3220
264. 5.4.2005 tarihli THY iç yazışmasında, Koçbank’ın ihaleye katılmayacağının
bildirildiği, Halkbank’ın ise teklif göndermediği, gelen tekliflere göre düzenlenen
ihalenin üçüncü aşamasına YKB, Denizbank ve Finansbank’ın kaldığı, bu
bankalardan 3 yıl için yıllık ... YTL+KDV ödeme seçeneği sunan YKB ile 7.6.2005
tarihinde protokol imzalandığı ifade edilmektedir.
THY 2006 Yılı İhalesi
265. 31.10.2005 tarihinde THY’den YKB’ye gönderilen yazıda, YKB ile 7.6.2005
tarihinde 3 yıl için yıllık ... YTL+KDV promosyon ödemesini içeren protokol
imzalandığına değinilmiş; ancak toplu iş sözleşmesinde ödenen maaş tutarının %...
artması, 3 yıl içindeki enflasyon beklentisinin %... olması, mevcut personel sayısının 3230
3 yıl içinde %... artacağı öngörüsü ile aylık ortalama maaş tutarının yaklaşık olarak ...
YTL’ye ulaşacağı gerekçesiyle maaş ödeme anlaşmasının yeniden değerlendirilmesi
talebi iletilmiş, hatta bu konuya istinaden 20.10.2005 tarihinde THY ile YKB üst düzey
yönetimi arasında bir görüşme yapıldığı da belirtilmiştir. Bu yüzden söz konusu
yazıda, bankadan 8.11.2005 tarihine kadar revize teklifini göndermesi rica edilmiştir.
266. 11.11.2005 tarihinde THY’nin YKB’ye gönderdiği bir diğer yazıda, bankanın
kuruma 8.11.2005 tarihinde gönderdiği protokol çerçevesinde 3 yıl boyunca her yıl
için ... YTL+KDV ödeme şartının olumlu karşılanmadığı 15.11.2005 tarihine kadar
söz konusu teklifin tekrar revize edilmesi istendiği görülmektedir.
267. 25.11.2005 tarihinde THY’den YKB’ye gönderilen bir başka yazıda, bankanın 3240
Kuruma 15.11.2005 tarihinde gönderdiği yazıyla 8.11.2005 tarihli teklifinin nihai teklif
olduğunu bildirdiği, bunun üzerine THY’nin de 5.4.2005 tarihli ihalesine katılan
bankalardan tekrar teklif alacağını YKB’ye bildirdiği anlaşılmaktadır.
11-13/243-78
77
268. 20.2.2006 tarihli THY’den alınan iç yazışma niteliğindeki belgede, THY’nin aktif
büyüklüklerine göre seçilmiş ilk 15 banka olan Ziraat Bankası, İş bankası, Akbank,
Garanti Bankası, YKB, Halkbank, Vakıfbank, Koçbank, Finansbank, Fortis,
Denizbank, Oyakbank, HSBC, TEB, Şekerbank’a personel maaş ödemesi ihalesi için
davet gönderdiği anlaşılmıştır.
269. 22.2.2006 tarihinde THY Genel Müdürü’nün THY Yönetim Kurulu’na gönderdiği
ihaleyi özetleyen tutanakta, davet gönderilen bankalardan Finansbank, Garanti 3250
Bankası, Halkbank, Şekerbank ve Akbank’ın ihaleye katılmayacağını bildirdiği, İş
Bankası, Koçbank, Denizbank, Fortisbank, HSBC’nin ise teklif göndermeyerek
katılmayacaklarını şifahen bildirdikleri görülmektedir. Aynı yazıya göre, teklif veren
bankalar arasındaki TEB, Oyakbank ve Ziraat Bankası’nın teklifleri ihale teknik
şartnamesine uymadığından dolayı elenmiş; Vakıfbank’ın sunmuş olduğu ödeme
teklifi ise yine teknik şartnameye uymadığı gerekçesiyle değerlendirme dışı
bırakılmıştır. YKB ile yapılan müzakere sonucunda bankanın yıllık bazda teklifini ...
YTL+KDV ödemesi şeklinde revize ettiği, bunun üzerine YKB ile 3 yıl süreli ek
protokol imzalanarak 2005 yılında yapılan ve 2008 yılında süresi dolacak olan
protokolün süresinin 7.3.2009 tarihine kadar uzatıldığı bilgileri de yazıda yer 3260
almaktadır.
THY 2008 Yılı İhalesi
270. 23.1.2009 tarihli THY iç yazışmasında, THY tarafından aktif büyüklüklerine göre
seçilmiş ilk 14 banka olan Ziraat Bankası, İş Bankası, Akbank, Garanti Bankası, YKB,
Halkbank, Vakıfbank, Finansbank, Fortis, Denizbank, ING Bank, HSBC, TEB ve
Şekerbank’a gönderilen yazılarda, YKB ile 2006 yılında yapılan ek protokolün
süresinin 7.3.2009 tarihinde bitecek olması nedeniyle, yeni dönem maaş ödemeleri
için 3.11.2008 tarihine kadar teklif göndermelerinin istendiği belirtilmiştir.
271. 11.11.2008 tarihli THY iç yazışmasından, teklif talebine İş Bankası’nın cevap
vermediği, Finansbank, Denizbank ve Şekerbank’ın da teklif vermeyeceğini bildirdiği 3270
anlaşılmaktadır.
272. 23.1.2009 tarihli THY iç yazışmasına göre, THY tarafından 11.11.2008 tarihinde
bankalardan gelen teklifler değerlendirilmeye alınmış, 30.12.2008 tarihinde, ihaleye
kalan YKB, Fortis Bank ve HSBC arasından, 3 yıl süre için ... YTL promosyon
vermeyi öneren YKB ihaleyi kazanmıştır.
I.4. YAPILAN GÖRÜŞMELER
I.4.1. AKBANK İLE YAPILAN GÖRÜŞME
Raportörlerce 28.6.2010 tarihinde Akbank yetkilileri ile yapılan görüşmede,
promosyon miktarlarının genel müdürlük tarafından belirlendiği, şubelerin teklif
vermesinin mümkün olmadığı belirtilmiştir. ... 3280
Yapılan görüşmede, maaş müşterilerine promosyon dışında, kredilerde ve kredili
mevduat hesabında faiz indirimi yapıldığı, müşterilerden hesap işletim ücreti ile
internet bankacılığı aracılığıyla yapılan havale ve EFT’den ücret alınmadığı, ATM
kurulumu veya şube açılımının yapılabildiği ve talebin olması durumunda başka
avantajlar da sunulabildiği ifade edilmiştir.
Kamu kurumlarıyla yapılan protokollerin feshedilmesi halinde, cezai şartın tahsil
edilmesinin mümkün olmadığı, muhatabın kim olacağının (kurum, promosyonu alan
11-13/243-78
78
müşteriler ya da o kurumun bağlı olduğu bakanlıklar) kesin olmadığı belirtilmiş, dava
açılması durumunda müşteriyi kaybetme riskinin de bulunduğu ifade edilmiştir. Son
olarak, BDDK'nın basın yoluyla yaptığı bir uyarı dışında Akbank'a doğrudan ulaşan 3290
maaş ödeme hizmetlerine yönelik bir uyarı yazısının bulunmadığı ifade edilmiştir.
I.4.2. İŞ BANKASI İLE YAPILAN GÖRÜŞME
Raportörlerce 28.7.2010 tarihinde İş Bankası yetkilileri ile yapılan görüşmede,
bankaların maaş ödeme hizmetinden elde ettiği getiriler hakkında bilgi alınmış, bu
kapsamda, enflasyon ve faizlerin yüksek olduğu dönemlerde yüksek bekleme getirisi
elde edildiği, son yıllarda ise maaş müşterilerinin bireysel bankacılık ürünlerini
kullanmalarından elde edilen gelirin önem arz ettiği, ayrıca bazı kurumlara yapılan
maaş ödemelerinin bankaya prestij kazandırdığı belirtilmiştir. ... Görüşmede ayrıca,
maaş müşterilerine promosyonun yanı sıra, hesap işletim ücreti, kredi kartı aidatı ve
alternatif kanallardan yapılan havale ve EFT ücretlerinin alınmaması, kredilerde 3300
düşük faiz oranı sunulması gibi avantajlar sağlandığı belirtilmiştir.
Yapılan görüşmede, sözleşmesi feshedilen bir kamu kurumunun bütçesinden cezai
şart tazmin etmenin zor olabildiği, kurum bütçesinde bunun için ayrılmış bir tutar
yoksa daha üst makamlara çıkmak zorunda kalınabildiği ve Hazine’ye dava açmaya
kadar varacak bir süreç yaşanabildiği ifade edilmiştir. Son 1 yıl içinde BDDK’nın
promosyon ödemesi yapılan anlaşmaların yazılı olması gerektiğine ilişkin bir uyarı
yaptığı, bunun dışında promosyonlara ilişkin BDDK'dan gelmiş resmi bir uyarı
bulunmadığı belirtilmiştir.
I.4.3. YKB İLE YAPILAN GÖRÜŞME
Raportörlerce YKB yetkilileri ile 29.6.2010 tarihinde yapılan görüşmede, ... buna ek 3310
olarak, şubelerin kendi inisiyatifleriyle ihalelere katılarak teklif veremedikleri, mutlaka
genel müdürlüğe danışmak zorunda oldukları belirtilmiştir.
Maaş müşterilerine, promosyon dışında standart olarak maaş hesaplarından hesap
işletim ücreti alınmaması, duruma göre internet ve telefon bankacılığı hizmetlerinden,
ATM ve ortak ATM kullanımından, kredi kartından ve şubelerden yapılan işlemlerden
masraf alınmaması gibi avantajların sunulduğu ve ATM kurulabildiği ifade edilmiştir.
Görüşmede ayrıca, kamu kurumlarına cezai şart uygulanamadığı, ihtarname
çekmekten ve dava açmaktan çekinildiği, açılsa dahi bir sonuç alınamadığı ifade
edilmiştir.
I.4.4. GARANTİ BANKASI İLE YAPILAN GÖRÜŞME 3320
Raportörlerce 29.6.2010 tarihinde Garanti Bankası yetkilileri ile yapılan görüşmede,
...
Görüşmede, müşteri ile olan ilişkilerin bozulmaması için sözleşmenin feshi
sonrasında cezai şartın istemi amacıyla dava açmanın çok tercih edilmediği, başka
bir konuda yapılmış bir özel hukuk sözleşmesinin de, sadece erken fesihten
kaynaklanan ve cezai şartın ödenmesini talep eden bir davanın kazanılması
ihtimalinin de çok düşük olduğunun düşünüldüğü ifade edilmiştir. Lehe sonuç
alınacak olsa bile, davanın 5 yıl gibi uzun bir dönem süreceğinin tahmin edildiği dile
getirilmiştir. Yapılan görüşmede son olarak, BDDK'nın promosyon ödemelerine ilişkin
doğrudan Garanti Bankası'na yöneltilen resmi bir uyarısının olmadığı ifade edilen 3330
hususlar arasında yer almaktadır.
11-13/243-78
79
I.4.5. DENİZBANK İLE YAPILAN GÖRÜŞME
Raportörlerce 1.7.2010 tarihinde Denizbank yetkilileri ile yapılan görüşmede, ...
Belirtilen bir başka husus ise, şubelerin promosyon teklifi verme yetkilerinin
bulunmadığı, genel müdürlük ve bölge müdürlüklerine danışmak zorunda oldukları,
ancak bölge müdürlüklerinin belirli bir limite kadar teklif verme yetkilerinin
bulunduğudur. Maaş müşterilerine promosyon dışında EFT ve havale ücretleri, hesap
işletim ücretinin alınmaması ve kredilerde indirim yapılması gibi avantajlar sağlandığı
ifade edilmiştir. Ancak bunların standart olarak sunulmadığı, firma veya kurumların
taleplerine göre şekillendiği belirtilmiştir. 3340
Protokolün erken feshedilmesi nedeniyle dava açıldığında zararı tazmin etme
ihtimalinin çok düşük olduğu, sözleşmenin kalan süresi oranında cezai şart tazmin
edilebildiği, davaların birkaç yıl sürebildiği dile getirilmiştir. Ayrıca, müşterilerle uzun
dönemli iyi ilişki kurmak amaçlandığından dava açılmasının tercih edilmediği, hukuki
süreçlerin uzlaşma sağlanamadığı durumlarda tercih edildiği söylenmiştir. Son
olarak, BDDK'nın promosyon miktarlarına ilişkin Denizbank'a yönelik doğrudan bir
uyarısının olmadığı ifade edilmiştir.
I.4.6. FİNANSBANK İLE YAPILAN GÖRÜŞME
Raportörlerce 9.7.2010 tarihinde Finansbank yetkilileri ile yapılan görüşmede, ...
Şubelerin promosyon teklif etme yetkisinin bulunmadığı, ancak bölge müdürlüklerine 3350
belirli limitler dahilinde yetki verildiği belirtilmiştir. Yapılan görüşmede, müşterilere
promosyon dışında bazı avantajlar sağlanabildiği, ancak EFT ve hesap işletim
ücretlerinin alınmamasına çok sıcak bakılmadığı, daha çok internet üzerinden yapılan
işlemlerden ücret alınmaması yoluna gidildiği ifade edilmiştir.
Görüşmede, sözleşmeyi süresinden önce fesheden her kurum için mahkemeye
başvurulmadığı ifade edilmiştir. Promosyonların sektörde bağış olarak
adlandırılmasında, bunların kredilerde olduğu gibi ödenmemesi durumunda kanunen
takip edilecek bir para gibi değil, maaş ödeme anlaşması karşısında verilen bir nevi
hediye veya fayda gözüyle bakılmasının etkili olduğu dile getirilmiştir. Cezai şartların
hukuki yollarla takibinin fiilen zor olduğu, mahkemelerin, dava sonunda cezai şart 3360
tutarlarını düşürebildiği belirtilmiştir. Son olarak, BDDK’dan gazete haberlerine de
konu olan sektöre yönelik uyarılar ve TBB aracılığıyla ilettiği uyarılar hariç olmak
üzere, Finansbank’a promosyon ödemelerine yönelik herhangi bir uyarı gelmediği
ifade edilmiştir.
I.4.7. VAKIFBANK İLE YAPILAN GÖRÜŞME
Raportörlerce 21.7.2010 tarihinde Vakıfbank yetkilileri ile yapılan görüşmede, ...
Ayrıca, şubelerin, teklif vermeden önce mutlaka genel müdürlükten görüş alması
gerektiği, bölge müdürlüklerinin görüşünün de önemli olduğu ancak son kararı genel
müdürlüğün verdiği, maaş müşterilerine sunulan promosyon dışındaki avantajlara
ilişkin olarak ise kredi kartı, havale ve EFT ücretinden muafiyet verildiği, kredilerde 3370
genel olarak indirimin tercih edilmediği ancak kampanya yapıldığı ifade edilmiştir.
Erken fesih nedeniyle kurum/firmalara açılan dava sayısının az olmasının
nedenlerine ilişkin olarak, erken feshedilen protokol sayısının çok az olduğu, ayrıca
müşteri kaybetmemek ve müşterilerle kötü olmamak için dava yoluna gitmeyi tercih
etmedikleri, kamu kurumlarının tazminatı ödemesinin de çok zor olduğu dile
getirilmiştir. Yapılan görüşmede son olarak, BDDK'nın maaş ödemeleri hizmetine
ilişkin herhangi bir uyarısının olmadığı ifade edilmiştir.
11-13/243-78
80
I.4.8. ERDEMİR İLE YAPILAN GÖRÜŞME
Raportörlerce 23.3.2010 tarihinde Erdemir yetkilileri ile yapılan görüşmede,
Erdemir'in 7.000 çalışanı bulunduğu, Erdemir’in bankalarla olan ticari ilişkisinin 3380
çeşitlilik içerdiği, maaş ödemelerinin çok küçük bir paya sahip olduğu ifade edilmiştir.
...
Görüşmede, 2005 yılındaki maaş ihalesine bankalardan oransal teklif alınarak
çıkıldığı ve %... promosyon oranı ile anlaşmaya varıldığı ifade edilmiştir. Söz konusu
dönemde bankalardan biri, örneğin %... promosyon teklif etseydi, onunla daha yoğun
olarak çalışılabileceği dile getirilmiştir. ... Dolayısıyla 2005 yılında bankaların teklif
ettiği %... oranındaki promosyon karşılığında bankalardan ödeme yapılan maaş
tutarlarının sürekli değişmekte olduğu, çalışan sayısındaki hareketliliğin de bu
duruma katkı sağladığı ifade edilmiştir. Maaş ödemelerine ilişkin teklif alma sürecinde
bir bankanın daha yüksek bir oranla teklif vermesi durumunda diğer bankaların da 3390
aynı orana çıkmasını talep ettikleri dile getirilmiştir.
Görüşmede, 2005 yılı sonrasında bankalarla yapılan protokollerin uzatıldığı, 2008
yılında ... ile belirli bir maaş ödemesi karşılığında maktu bir promosyon üzerinden 2
yıllık yeni bir sözleşme yapıldığı ve diğer bankalarla eski sistemde çalışılmaya devam
edildiği ifade edilmiştir. Ayrıca 2008 yılında Erdemir’in bankaların promosyon
oranlarını (%...) yükseltmelerini istemesi üzerine, ... ile %..., ... ile %... gibi oranlarla
sözleşmelerin uzatıldığı söylenmiştir. Sözleşmelerin içeriğinde ödeme yapılacak
personel sayısı, promosyon miktarı gibi bilgilerin yer almamasının, sözleşmeleri yeni
koşullarla uzatma esnekliği sağladığı belirtilmiştir.
I.4.9. ULUS DEVLET HASTANESİ İLE YAPILAN GÖRÜŞME 3400
Raportörlerce 9.6.2010 tarihinde hastane yetkilileri ile yapılan görüşmede, Ulus
Devlet Hastanesi’nin 2008 yılı sonlarında Atatürk Hastanesi ile bir süreliğine
birleştirildiği, Hastane’nin Atatürk Hastanesi’ne devrinden önce Akbank ile yapmış
olduğu anlaşmayı, ATM’deki nakit sıkıntıları ve yüksek promosyon talepleri gibi
nedenlerle feshetmek istediği belirtilmiştir. Kurumun önce Akbank’a anlaşmayı
feshederek cezai şartı ödemek istediğine ilişkin yazı gönderdiği, Akbank’tan bu
yazıya istinaden gönderilen cevapta ise, hastanenin sözleşmenin bitiş süresine kalan
7 aylık süre göz önünde bulundurularak ... YTL ödeneceğinin belirtildiği dile
getirilmiştir. Sonrasında Hastane’nin 7 banka ile iletişime geçerek ihale için teklif
istediği, ancak bankaların ihale öncesi kurumdan, mevcut çalışılan banka ile 3410
anlaşmalarının bitip bitmediğine ilişkin bilgi talep ettikleri söylenmiştir. Görüşmenin
devamında, 25.11.2008 tarihinde kapalı zarf ve açık artırma usulü ile banka
promosyon ihalesi düzenlenmek istendiğine dair teklif yazısının, Halkbank, Akbank,
İş Bankası, YKB, Vakıfbank, Ziraat Bankası, Garanti Bankası’na gönderildiği, ancak
ihaleye sadece YKB, Halkbank ve Ziraat Bankası’nın katıldığı ve beklenen
promosyon bedelinin yetersiz olması nedeniyle ihalenin iptal edildiği ve durumun bir
yazıyla da Akbank’a bildirildiği dile getirilmiştir.
I.5. TARAFLARIN SAVUNMALARI ve SAVUNMALARIN DEĞERLENDİRİLMESİ
I.5.1. USULE İLİŞKİN SAVUNMALAR ve DEĞERLENDİRMELER 3420
1.5.1.1. Önaraştırma’nın Yasal Süresi İçinde Tamamlanmadığına Yönelik
Savunmanın Değerlendirilmesi
11-13/243-78
81
İş Bankası ve YKB tarafından yapılan savunmalarda 4054 sayılı Kanun’un 40.
maddesi uyarınca önaraştırma yapmakla görevlendirilen raportörün 30 gün içinde
elde ettiği bilgileri, her türlü delilleri ve konu hakkındaki görüşlerini Rekabet Kuruluna
yazılı olarak bildirmesi gerektiği, yine Kanun’un 41. maddesine göre önaraştırma
raporunun Kurula teslim edilmesinden sonraki 10 gün içinde Kurulun toplanıp
soruşturma açılmasına veya açılmamasına karar vereceğinin öngörüldüğünü;
dolayısıyla önaraştırma kararından sonraki 30 günün önaraştırma raporu için, 10 3430
günün ise raporun Kurul’da görüşülmesi için belirlenen yasal süreler olduğu ve
toplamda önaraştırma kararından 40 gün sonra Kurul’un soruşturma açılıp
açılmayacağına ilişkin bir karara varması gerektiği öne sürülmüştür.
4054 sayılı Kanun’un 40. maddesinde yer alan; “Önaraştırma yapılmasına karar
verildiği takdirde Kurul Başkanı, meslek personeli uzmanlardan bir ya da birkaçını
raportör olarak görevlendirir. Önaraştırma yapmakla görevlendirilen raportör 30 gün
içinde elde ettiği bilgileri, her türlü delilleri ve konu hakkındaki görüşlerini Kurula yazılı
olarak bildirir.” hükmü çerçevesinde, önaraştırma süreci görevlendirme tarihi itibariyle
başlamaktadır. Mevcut durumda Rekabet Kurulu’nun 8.7.2009 tarih ve 09-32 sayılı 3440
toplantısında aldığı bankacılık hizmetleri pazarında önaraştırma yapılmasına ilişkin
karar çerçevesinde Başkanlık Makamı’nın 13.7.2009 tarih ve 231 sayılı yazısı ile
önaraştırma yapmak üzere raportörler görevlendirilmiştir. Dolayısıyla bahse konu 30
günlük süre bu tarihten itibaren başlamış olup, Önaraştırma Raporu 12.8.2009
tarihinde süresi içinde teslim edilmiştir.
Öte yandan, söz konusu sürelerin iç uygulamaya yönelik olduğu ve işlemin esasını
sakatlamadığı da Danıştay tarafından kabul edilmiştir. Danıştay 10. Dairesi’nin
2001/1632 E. No’lu ve 2003/4243 K. No’lu kararında; “4054 sayılı Kanun’un 40.
maddesinde önaraştırma yapmakla görevlendirilen raportörün 30 gün içinde elde 3450
ettiği bilgileri, her türlü delilleri ve konu hakkındaki görüşlerini Kurul’a yazılı olarak
bildireceği; 41. maddesinde ise, önaraştırma raporunun Kurula teslimini takip eden
10 gün içinde Kurulun toplanacağı ve soruşturma açılmasına veya açılmamasına
karar vereceği öngörülmüş olmasına karşın, dava konusu olayda, önaraştırma kararı
16.11.1999 tarihinde alınmış, ancak raportörler Kurulca 3.12.1999 tarihinde
görevlendirilmiş, 30 günlük süre geçirildikten sonra 7.1.2000 tarihinde rapor Kurula
teslim edilmiş, anılan rapor 10 günlük süre geçirildikten sonra 3.2.2000 tarihli
toplantısında görüşülmüş ise de, dava konusu Rekabet Kurulu Kararına konu
soruşturulan olayın niteliği ve önemi göz önüne alındığında, soruşturma sürecine hız
kazandırmak, Kurulun işleri süratli karara bağlamasını sağlamak amacıyla getirilen 3460
ve iç uygulamaya yönelik bu durum dava konusu Kurul Kararını sakatlayan ve bu
haliyle sonuca etki eden bir husus olarak görülmemiştir.” ifadelerine yer verilerek bu
sürelerin amacının İdare’nin eylemlerinin hızlandırılmasını sağlamak olduğu
belirtilmiş ve Karar’ın iptal edilmesine yönelik talepler reddedilmiştir.
1.5.1.2. Savunma Hakkının Kısıtlanmasına Yönelik İtirazların Değerlendirilmesi
Akbank, Denizbank, Finansbank, Garanti Bankası, Halkbank, İş Bankası ve YKB
tarafından yapılan savunmalarda, soruşturma bildiriminde teşebbüslerle ilgili elde
edilen delil ve değerlendirmelere özet olarak yer verildiği, ancak delil niteliğindeki bilgi 3470
ve belgelere yer verilmediği, önaraştırma döneminde centilmenlik anlaşması ile ilgili
Denizbank hakkında elde edilen delillerin tamamının Denizbank’a iletilmediği ve bu
suretle savunma haklarının kısıtladığı ifade edilmiştir.
Bilindiği üzere 4054 sayılı Kanun’un 43. maddesinin ikinci fıkrası, “Kurul, başlattığı
soruşturmaları, soruşturmaya başlanması kararının verildiği tarihten itibaren 15 gün
11-13/243-78
82
içinde ilgili taraflara bildirir ve tarafların ilk yazılı savunmalarını 30 gün içinde
göndermelerini ister. Taraflara tanınan ilk yazılı cevap süresinin başlayabilmesi için
Kurulun bu bildirim yazısı ile birlikte, iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli bilgiyi
ilgili taraflara göndermesi gerekir.” hükmünü amirdir. Bu hüküm gereği, ilgili 3480
teşebbüslere soruşturmaya konu iddiaların türünü ve niteliğini içeren 80 sayfalık
kapsamlı bilgi, soruşturma bildirimi ile birlikte gönderilmiş olup; soruşturmanın
güvenliğinin aksini gerektirmesi ve soruşturma raporunun hazırlandığı süreçte evrak
taleplerinin delil toplanması ve dosyanın oluşturulması sürecini olumsuz etkilemesinin
muhtemel olması sebebiyle önaraştırma raporunun taraflara gönderilemeyeceği
sonucuna ulaşılmıştır.
Diğer taraftan söz konusu soruşturma sürecini etkilemesi muhtemel bilgi ve
belgelerin süreç tamamlanmadan taraflara gönderilmemesinin savunma hakkını
kısıtlamadığı ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu kapsamında bir ihlal olarak 3490
değerlendirilemeyeceği mahkemelerce de kabul edilmiştir. Konuya ilişkin Danıştay
13. Dairesi’nin 2006/1456 E. No ve 2008/4211 K. No’lu kararında “… davacı şirketin
de bu soruşturma kapsamında bulunduğu bildirilerek, 4054 sayılı Kanun'un 43.
maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacı şirketin ilk yazılı savunmasının 30 gün
içinde Kurum’a gönderilmesinin istenildiği, davacı şirket tarafından 3.6.2004 tarihli
başvuruyla, 4054 sayılı Kanun'un 43. maddesinin ikinci fıkrası ile 44. maddesinin
ikinci fıkrası uyarınca, savunma hakkının kullanılabilmesi için her türlü evrakın ve
delillerin birer örneğinin gönderilmesinin istenildiği, bu istemin Kurum'ca reddedildiği
anlaşılmakla birlikte, …, davacı ve diğer teşebbüsler hakkında yapılan soruşturmada
üç kez yazılı savunmanın kullandırılması ve bir kez de sözlü savunmanın yapılması 3500
nedeniyle, Kurul'un tarafları bilgilendirmediği ve savunma hakkı vermediği konuları
kararına dayanak yaptığı da belirlenmediğinden, davacının bu konudaki iddiası, dava
konusu işlemi sakatlayıcı nitelikte bulunmamıştır.” ifadelerine yer verilmiştir.
Konunun 4982 sayılı Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde ele alındığı daha güncel bir
kararda ise Ankara 1. İdare Mahkemesi, 2010/369 E. No’lu kararında “Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun uyarınca soruşturma aşaması, teşebbüslerin, anılan
Yasayı ihlal edip etmedikleri hususlarının tespitine yönelik bilgilerin toplanması ve bu
haliyle de dosyanın tamamlanmasına yönelik bir süreci kapsamaktadır. Öte yandan,
Rekabet Kurulu'nun 4054 sayılı Yasanın 44. maddesine göre tarafları 3510
bilgilendirmediği ve savunma hakkı tanımadığı konuları, vereceği kararlara dayanak
yapması mümkün bulunmadığı gibi nihai soruşturmanın tamamlanmasından sonra
varılan sonuçtan ilgililerin tüm ayrıntılarıyla aydınlatılması da anılan Yasanın
uygulama sürecinde zorunlu bir husustur. Bu durumda, anılan şirket hakkında ön
araştırma tamamlanarak konunun daha iyi incelenebilmesi amacıyla Rekabet Kurulu
tarafından soruşturma açılmasının kararlaştırıldığı, bir başka deyişle idari
soruşturmanın bu aşamada henüz sonuçlanmadığı dikkate alındığında devam eden
soruşturmanın güvenliğini tehlikeye düşürecek bilgi ve belgelerin verilmesinin yasal
açıdan mümkün olmaması karşısında, (…)’nin davacı idareden talep ettiği bilgi ve
belgelerin erişime açılması gerektiğine ilişkin Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulunun 3520
dava konusu kararında hukuka uyarlık görülmemiştir.” hükmüne yer vererek
soruşturma süreci tamamlanmadan tüm bilgi ve belgelerin teşebbüslere verilmesinin
soruşturma güvenliğini tehlikeye atabileceğini belirtmiştir.
Savunmalarda, konu ile ilgili olarak belirtilen son husus ise, AB mahkemelerinin
çeşitli kararlarında tarafların kendileri ile ilgili olan bilgi ve belgelere erişiminin
engellenmesinin savunma hakkının kısıtlanması olarak değerlendirildiği şeklindedir.
Ancak gerek AB’de, gerekse de ABD’de soruşturma süreci tamamlanmadan dosyaya
erişim hakkı tanınmamaktadır. Nitekim Avrupa Komisyonu tarafından yayımlanan
11-13/243-78
83
Dosyaya Giriş Hakkına İlişkin Duyuru’da tarafların kendileri ile ilgili bilgi ve belgelere 3530
erişim hakkının soruşturma raporunun (statement of objections) tebliğinden itibaren
başladığı açıkça belirtilmiştir.
Dolayısıyla, tüm bu açıklamalar çerçevesinde bankaların savunma haklarının
kısıtlanmasına yönelik itirazları kabul edilebilir görülmemiştir.
I.5.2. ESASA İLİŞKİN SAVUNMALAR
I.5.2.1. Kurul’un Görev ve Yetkisine Yönelik Savunmaların Değerlendirilmesi
Soruşturma taraflarından Garanti Bankası BDDK’nın bankalar üzerindeki denetim 3540
yetkisi dikkate alınarak soruşturma bakımından görevli ve yetkili merciin BDDK
olması gerektiği, BDDK’nın bankalar arasında rekabet ortamının sağlanması ve
finansal sisteme bir bütün olarak rekabet gücünün kazandırılması konusundaki görev
ve yetkileri ile Bankacılık Kanunu’nun 95. maddesinde yer alan “…bankalarda
yerinde denetim yapan kişiler, bu Kanunda belirtilen düzenlemeler dışında diğer
kanunlara aykırılıkları tespit ettikleri takdirde bu tespitleri ilgili mercilere derhal
bildirmek zorundadır.” hükmü çerçevesinde Kurul’un bu konudaki yetkisinin tartışmalı
olduğu yönünde itirazlarda bulunmuştur.
4054 sayılı Kanun’un kapsam başlıklı 2. maddesinde “Türkiye Cumhuriyeti sınırları 3550
içinde mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ya da bu piyasaları etkileyen her
türlü teşebbüsün aralarında yaptığı rekabeti engelleyici, bozucu ve kısıtlayıcı
anlaşma, uygulama ve kararlar ile piyasaya hâkim olan teşebbüslerin bu
hâkimiyetlerini kötüye kullanmaları ve rekabeti önemli ölçüde azaltacak birleşme ve
devralma niteliğindeki her türlü hukukî işlem ve davranışlar, rekabetin korunmasına
yönelik tedbir, tespit, düzenleme ve denetlemeye ilişkin işlemler bu Kanun
kapsamına girer.” hükmüne yer verilerek Kanun’un kapsamı belirtilmiştir. Bu
çerçevede, Türkiye sınırları içerisindeki tüm mal ve hizmet piyasalarında meydana
gelebilecek her türlü rekabeti kısıtlayıcı anlaşma, uyumlu eylem vb. işlemler Kanun
kapsamında değerlendirilmekte ve incelenmektedir. Bankalar ve genel olarak 3560
finansal hizmet kuruluşları hizmet sektöründe faaliyet gösteren teşebbüsler olarak
Kanun’un yasaklamalarından ve yaptırımlarından muaf bulunmamaktadır. Nitekim
Kanun’un 3. maddesinin gerekçesinde “bir bedel veya menfaat karşılığı yapılan fikri,
bedeni veya her ikisi beraber yapılan faaliyetler hizmet olarak tanımlanırken, tanım,
en geniş anlamıyla bankacılık, sigortacılık, para, kredi, sermaye, bilgi ve sair
unsurları da içermektedir.” ifadelerine yer verilerek, açıkça bankaların ve her türlü
bankacılık işleminin Kanun kapsamında olduğuna değinilmiştir. Dolayısıyla 4054
sayılı Kanun’da yasaklanan eylemlerin gerçekleştirilmesi durumunda, bu eylemler
dolayısıyla teşebbüslerin cezalandırılmamasına veya Kanun’un uygulanmamasına
dair herhangi bir sektöre veya teşebbüse istisna tanınmamıştır. 3570
Diğer taraftan daha önceki Rekabet Kurulu kararları ile bu kararlara ilişkin Danıştay
kararları (Kurul’un 24.11.2005 tarih ve 05-79/1082-309 sayılı HSBC/Benkar Kararı,
Danıştay 13. Dairesi’nin 2006/2437 E.No’lu ve 2008/3350 K.No’lu Kararı)
incelendiğinde, sektörün Rekabet Kurumu tarafından önceki yıllarda da denetlendiği
ve bazı teşebbüslere para cezalarının verildiği, bu kararların Danıştay tarafından da
onandığı görülmektedir.
“Bankacılık Kanunu’nun 95. maddesinden hareketle eğer Garanti Bankası’nın iddia
edildiği biçimde Kanuna aykırı bir eylem veya işlemi olsaydı, BDDK’nın burada 3580
belirtilen görevleri kapsamında bu konuda harekete geçmesi gerektiği, Bankacılık
11-13/243-78
84
Kanunu’nun 95. maddesi karşısında, öncelikle Rekabet Kurumu’nun bu konudaki
karar alma yetkisinin tartışılması gerektiği”ne yönelik savunmanın ise, tek bir kamu
kurumunun yürürlükteki tüm mevzuat bakımından denetim yapacağı mantığını
taşıması nedeniyle kabul edilmesinin mümkün olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Zira
her kurumun kendi mevzuatı çerçevesinde denetim görevini ifa ettiği izaha gerek
olmayan bir gerçektir. Ayrıca, BDDK denetçilerine yalnızca bildirim yükümlülüğü
getiren anılan madde uyarınca, 4054 sayılı Kanun’a aykırılığın tespiti durumunda
bildirimin yapılacağı makam Rekabet Kurumu olacağından, bildirime istinaden
denetim görevini yine Rekabet Kurumu yapacaktır. 3590
Son olarak, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 19. maddesinin konunun
değerlendirmesinde yol gösterici olduğu kanaatine varılmıştır. Anılan maddede “…
Bankaların bu Kanun hükümlerine göre birleşme, bölünme ve devirlerinde … devir
veya birleşmeye konu bankaların toplam aktiflerinin sektör içindeki paylarının yüzde
yirmiyi geçmemesi kaydıyla 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 7,
10 ve 11 inci maddeleri hükümleri uygulanmaz.” hükmü bulunmakta ve bankaların
belirli eşikler içindeki yoğunlaşma işlemlerinde 4054 sayılı Kanun’un
uygulanmayacağı açıkça belirtilmektedir. Ancak, yoğunlaşma işlemi dışındaki
konuların, 4054 sayılı Kanun kapsamı dışına çıkarıldığına ilişkin herhangi bir kanun 3600
hükmü bulunmamaktadır.
I.5.2.2. Bankacılık Sektörünün Kendine Özgü Niteliklerine Yönelik Savunmaların
Değerlendirilmesi
Soruşturma taraflarından Garanti Bankası, YKB, İş Bankası ve Akbank bankacılık
sektörünün kendine özgü özelliklerinin soruşturma konusu olaylarla
ilişkilendirilmediğini, bankacılık sektöründe istikrar-rekabet dengesinin gözetilmesi
gerektiğini ileri sürmüşlerdir. Ayrıca promosyonlu maaş ödeme hizmetlerinin içinde
bulunulan konjonktür dikkate alınarak değerlendirilmesinin uygun olacağını, bu 3610
çerçevede Şubat 2001 krizinin göz önünde bulundurulması gerektiğini ifade
etmişlerdir.
Diğer taraftan, yapılan savunmalarda regülasyona tabi bir sektör olan bankacılık
sektöründe yürütülen bir incelemede ilgili düzenleyici kurum olan BDDK’nın
görüşünün ve değerlendirmelerinin alınması gerektiği belirtilmiştir. Bazı hukuk
sistemlerinde düzenleyici kurumun varlığının ilgili sektöre yönelik olarak rekabet
otoritesinin yetkisini zımnen kaldırmış olduğu yönünde yargı kararlarının bulunduğu,
ABD Yüksek Mahkemesi’nin Credit Suisse (2007) kararında; menkul kıymetler
piyasasını düzenlemekle görevli SEC’in varlığının, düzenlemeye tabi menkul 3620
kıymetler piyasalarını zımnen rekabet otoritesinin inceleme yetkisi dışına çıkardığı
şeklinde yorumladığı ifade edilmiştir.
Son olarak savunmalarda AB Komisyonu’nun sektör araştırması yapmadığı
konularda teşebbüslere soruşturma açmadığı veya teşebbüsleri cezalandırmadığı
şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür.
4054 sayılı Kanun’da, Kanun’un uygulanması ile ilgili olarak sektörel bazda bir
muafiyet tanınmamıştır. Yalnızca Kanun’un 5. maddesi kapsamında muafiyetten
faydalanılabilmektedir. Nitekim haklarında soruşturma yürütülen bankalar da çeşitli 3630
anlaşmalar için Kurumumuzdan çok sayıda muafiyet talebinde bulunmuş ve Kurul
tarafından muafiyetler tanınmıştır. Ancak bahse konu eylemler bakımından
Soruşturma Raporu’nda yapılan değerlendirmede, Kanun’un 5. maddesinde belirtilen
şartların sağlanmamış olduğu kanaatine ulaşılmış ve haklarında soruşturma
11-13/243-78
85
yürütülen teşebbüslerin idari para cezası ile cezalandırılmaları talep edilmiştir. Konu
değerlendirilirken teşebbüslerin tabi olduğu mevzuat hükümleri, inceleme konusu ile
ilgili düzenlemeler, soruşturmaya taraf bankalarla yapılan görüşmelerde alınan
sektörün kendine has özellikleri de göz önünde bulundurulmuş, ancak bu hususların
bankaların soruşturma konusu kararları alma süreçlerinde bir etkisi olmadığı
kanaatine ulaşılmıştır. 3640
Soruşturma aşamasında başta bankalar olmak üzere, BDDK, maaş ihalesi
düzenleyen kamu kurumu ve özel kuruluşlar, akademisyenler ile görüşmeler
yapılmış, sektör ve işleyişi hakkında alınan bilgiler Soruşturma Raporu’nda yapılan
değerlendirmelerde kullanılmıştır. Ayrıca, savunmalarda iddia edilenin aksine,
inceleme konusu eylemlere yönelik olarak BDDK’nın bir işlem tesis edip etmediği
veya uyarısının bulunup bulunmadığı hususlarına yönelik olarak ilgili Kurum’dan da
görüş talep edilmiş ve BDDK tarafından gönderilen cevabi yazıda “Kurumumuz
kayıtlarının incelenmesinden bankaların gelir gider dengesine ilişkin verilen genel
talimatlar hariç olmak üzere, konuya ilişkin olarak bankalara herhangi bir uyarıda 3650
bulunulmadığı ya da talimat verilmediği anlaşılmıştır” ifadelerine yer verilmiştir.
İlaveten soruşturma aşamasında yapılan görüşmede, BDDK yetkilileri tarafından,
enflasyon ve faiz oranlarındaki düşüşün maaş promosyonlarının azalmasının sebebi
olabileceği, sektörün hassasiyetleri, 2010/4 sayılı Tebliğ hakkındaki görüşleri ile
bankaların yerinde incelemelerden duyduğu rahatsızlık hakkındaki duyumları dile
getirilmiştir.
Savunmalarda yer verilen diğer ülke uygulamalarındaki düzenleyici kurum ile rekabet
otoritesi ilişkisi değerlendirilirken, ülkeler arası mevzuat farklılıkları göz ardı
edilmemelidir. Bununla birlikte savunmalarda bahsedilen bazı uygulamalara 3660
değinmekte yarar görülmektedir. Teşebbüsler ABD Yüksek Mahkemesi’nin 2007
yılında aldığı Credit Suisse kararını düzenlemeye tabi menkul kıymetler piyasalarının
zımnen rekabet otoritesinin inceleme yetkisi dışına çıktığı şeklinde yorumlamışlardır.
Söz konusu kararın konusu doğrudan bankacılık faaliyetleri ile ilgili olmayıp, aracı
kurumların halka arz edilecek şirketlerin ilk halka arz aşamasında aldıkları komisyon
oranları ile ilgilidir. Kararın esasında ise Yüksek Mahkeme, yalnızca finansal sektöre
özgü olmamak üzere, vaka bazında değerlendirilerek bazı şartların varlığı halinde
rekabet hukuku kurallarının uygulanmayacağını ifade etmiştir. Bu şartlar ise;
- Rekabet otoritesinin yanı sıra şikâyete konu eylemleri denetleyen düzenleyici 3670
bir otoritenin bulunması,
- Rekabet otoritesi ve ilgili düzenleyici otoritenin yetkilerini eşzamanlı
kullanması,
- Eğer her iki düzenleme (regülasyon ve rekabet kuralları) uygulanırsa birbiri
ile çelişen standartların, yükümlülüklerin ortaya çıkma riskinin bulunması,
- Bu çelişki veya anlaşmazlıkların menkul kıymet yasalarının regüle etmeyi
amaçladığı finansal piyasa faaliyeti alanlarından olması
şeklinde sıralanmıştır14. Dolayısıyla bahse konu karardan hareketle, tüm finansal
kuruluşların her konuda rekabet hukuku uygulamalarından muaf tutulduğunu iddia 3680
etmek mümkün değildir. Söz konusu muafiyet çok istisnai bir duruma, yetki çatışması
yaşanması durumuna özgüdür. Kaldı ki bu durum Karar’ın gerekçesinde de açıkça
belirtilmiştir15. Diğer taraftan ABD rekabet otoritelerinin (FTC ve DOJ) uluslararası
14 Credit Suisse Securities (USA) LLC v. Billing, 551 U. S. (2007).
15 Credit Suisse, s.19.
11-13/243-78
86
platformlarda (OECD) yaptığı açıklamalarda, rekabet kurallarının finans sektörüne
uygulanması bakımından diğer sektörler ile arasında (yoğunlaşma işlemlerine ilişkin
prosedürel farklılıklar dışında) bir fark olmadığı ifade edilmektedir16.
AB Komisyonu’nun sektöre yaklaşımına yönelik savunmalar ile ilgili olarak AB
uygulaması incelendiğinde, durumun savunmalarda iddia edilenin tam tersi olduğu
anlaşılmaktadır. AB Komisyonu, finansal sektöre yönelik sektör araştırmasını 2007 3690
yılı başında tamamlamıştır. Bununla birlikte, Komisyon’un sektör araştırması
yapmadan önceki kararları incelendiğinde, 11.12.2001 tarihli kararında Almanya’da
faaliyet gösteren bankalara, Euro bölgesi kambiyo işlemlerinde alınan komisyonları
sabitleyerek 81. maddeyi ihlal ettikleri gerekçesi ile 100,8 milyon Euro para cezası
verildiği17;11.06.2002 tarihli başka bir kararında ise Avusturya’da faaliyet gösteren
bankaların, bireysel ve ticari müşterilere yönelik kredi ve mevduat faiz oranlarının
belirlenmesi ve belli hizmetlerden alınan ücretlerin belirlenmesi konusunda
anlaştıkları gerekçesiyle 124,26 milyon Euro para cezası ile cezalandırıldığı
görülmektedir18.
3700
Yine mevcut soruşturma çerçevesinde bankaların yaptığı savunmalara benzer
savunmalar, Avrupa Komisyonu’na karşı da dile getirilmiştir. 11.06.2002 tarihli AB
soruşturmasındaki banka savunmalarında, yatay fiyat anlaşmalarının kural olarak 81.
maddenin açık ve ciddi bir ihlali olduğu yargısının, bankacılık sektörü söz konusu
olduğunda farklı bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gerektiği, bankacılık sektörünün
ekonomide özel bir yerinin olmasının, bu sektördeki fiyat anlaşmalarında
diğerlerinden daha farklı bir yaklaşım benimsenmesini gerekli kıldığı belirtilmiştir.
Bankalar özellikle, Komisyon’un yaptığı hukuki değerlendirmede, diğer davalarda
rekabete ilişkin temel alınan hukuki ve ekonomik unsurların bankacılık sektörüne
daha ayrıntılı bir inceleme ve değerlendirmeye tabi tutulmadan uygulanmaması 3710
gerektiği gerçeğinin görmezden geldiğini iddia etmiştir (para 392). Başka bir deyişle
bankaların farklı bir rolleri olduğunu ve diğer sektörlerdeki teşebbüslerin faaliyetlerinin
aksine, bankaların davranışlarının normal pazar ekonomisi kriterlerine göre
değerlendirilemeyeceğini öne sürmüşlerdir (para 393). Komisyon ise yaptığı
değerlendirmede bu argümanın yeni bir argüman olmadığını ifade etmiş ve Adalet
Divanı’nın 1981 yılındaki Gerhard Züchner davasında davalı tarafın iddiasına atıfta
bulunmuştur. Adalet Divanı’nın, bankaların uluslararası ödemelerde oynadıkları
önemli rol nedeniyle rekabet kurallarına tabi olmadığı argümanını açık bir şekilde
reddettiğini belirtmiştir (para 394). Komisyon, bankaların pazar güçlerinin serbest
işleyişine tabi olmamaları ve piyasa ekonomisi kriterlerine göre değerlendirilmemeleri 3720
gerektiği, aksi halde bunun bankaların iflas ve başarısızlıklarına neden olacağı ve
sonuç olarak ekonomiye yıkıcı etkilerinin olacağına ilişkin bankaların iddialarını
reddetmiştir. Komisyon, kar elde edemeyen bankaların pazardan çıkması gerektiğini,
üye ülkelerin sistemde herhangi bir krize sebep olmadan büyük kredi kurumlarının
bile likidite edilerek pazardan çıkarılmasına uygun politika araçlarının bulunduğunu
ifade etmiştir (Örn. Credit Lyonnais Kararı, 98/490/EC, 20.5.1998, OJ L 8, 8.8.1998,
para 28). Ayrıca, eğer bir bankanın iflasının krizle sonuçlanma riski varsa üye
ülkelerin devlet yardımları politikası kapsamında bu bankalara doğrudan yardım
yapabileceğini belirtmiştir (para 395). Ancak Komisyon, teşebbüslerin hiçbir şekilde
kartel anlaşmaları ile rekabeti kısıtlamalarına ve bu şekilde kendi ekonomik 3730
durumlarını iyileştirmelerine izin verilemeyeceğini belirtmiştir (para 396).
16 OECD (2009), Competition and Financial Markets, s.215.
17 Case COMP/E - 1/37.919 (ex 37.391), Bank charges for exchanging euro-zone currencies
(Germany),
18
11-13/243-78
87
Komisyon’un sektör araştırmasından sonra da finansal sektöre yönelik yaklaşımı
değişmemiş ve rekabet ihlalinde bulunan teşebbüslere para cezası uygulamıştır. 3
Ekim 2007 tarihinde verdiği kararda 81. maddeyi ihlal ettiği gerekçesi ile Visa’ya 10,3
milyon Euro ceza vermiş19; 19 Aralık 2007 tarihli kararında ise MasterCard’a, çok
taraflı takas komisyon oranlarının 81. maddeye aykırılık teşkil ettiğini ve gerekli
değişiklikleri yapmaması durumunda günlük toplam cirosunun %3,5’i oranında para
cezası vereceğini ifade etmiştir20. Son olarak, Birleşik Krallık’ta OFT tarafından 2010
yılı Mart ayında, 2007 Ekim ve 2008 yılı Mart ayları arasında rakibi ile bilgi paylaşımı 3740
yoluyla rekabeti kısıtladığı gerekçesi ile Royal Bank of Scotland (RBS)’a 28,59 milyon
GBP para cezası verdiği21 ve Fransa’da rekabet otoritesinin 20 Eylül 2010 tarihinde
çek işlemlerine ilişkin rekabeti kısıtlayıcı bir anlaşma içinde olan 11 bankaya toplam
384,9 milyon Euro ceza verdiği22 de göz önüne alındığında, rekabet kurallarına aykırı
hareket eden finansal kuruluşlara AB’de de tolerans gösterilmediği açıkça ortaya
çıkmaktadır.
I.5.2.3. Kanun’un 9. Maddesi’nin Uygulanması Gerektiğine Yönelik
Savunmaların Değerlendirilmesi
3750
Garanti Bankası ve Akbank tarafından yapılan savunmalarda, Bankacılık Kanunu’nun
ilgili hükümleri, bankacılığın düzenlemeye tabi bir sektör olduğu, rekabet
savunuculuğu ve Kanun’un 9. maddesi bir arada değerlendirildiğinde öncelikle
Kanun’un 9. maddesi çerçevesinde işlem yapılması gerektiği, zira Kurul’un geçmiş
tarihli pek çok kararında soruşturma açmaksızın bu madde uyarınca teşebbüslerin
uyarılmasına karar verdiği belirtilmiştir.
Rekabet savunuculuğu ile rekabet kurallarını ihlal edenlere yaptırım uygulamak,
-birbirini tamamlayan hususlar olmakla birlikte- farklı konulardır. Bahse konu eylemler
sonucu meydana gelen/gelebilecek zararların bertaraf edilmesi ve ihlalde bulunan 3760
teşebbüslerin caydırılması ancak etkili bir yaptırım uygulanması suretiyle
mümkündür. Mevcut soruşturma bakımından, 2001 yılından itibaren Akbank, Garanti
Bankası, İş Bankası, Koçbank, Pamukbank, YKB ile Vakıfbank'ın 2004 yılından
itibaren Finansbank'ın, 2005 yılından itibaren Denizbank'ın centilmenlik anlaşması
adı altında, özel firmalara promosyon verilmemesi, protokolü devam eden
kurum/firmalara diğer bankalar tarafından teklif verilmemesi konularında anlaşma
yapmak suretiyle 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi kapsamında rekabeti ihlal ettikleri
tespit edilmiştir. Bu sebeple Kanun’un 9. maddesinin uygulanma kabiliyeti
bulunmamaktadır.
3770
I.5.2.4. Centilmenlik Anlaşmasının Rekabeti Engellemediği, Aşırı Risk
Almalarının Önüne Geçtiği ve Anlaşmaya Muafiyet Tanınabileceğine Yönelik
Savunmaların Değerlendirilmesi
Garanti Bankası, Akbank, YKB, İş Bankası ve Vakıfbank tarafından yapılan
savunmalarda iddia konusu eylemlerin amacının rekabeti kısıtlamak olmadığı gibi,
pazardaki etkisinin de rekabetin bozulmasına yol açmadığı ifade edilmiştir. Bu
19
uage=EN&guiLanguage=en
20
uage=EN&guiLanguage=fr
21 Barclays Bank ise pişmanlıktan yararlandığı için cezadan muaf tutulmuştur.
22
11-13/243-78
88
çerçevede, bankalar arasındaki söz konusu eylemlerin ahde vefa ilkesinin bir gereği
olarak gerçekleştirildiği, bankaların sözleşmenin sonuna kadar feshedilemeyeceğini
bildiklerinden ödenen promosyon miktarının da artmış olduğu, erken fesihten 3780
kaynaklanan risk unsuru ortadan kalktığından bankaların kurumlara daha fazla
promosyon önerdiği ve hem kurumlar hem de çalışanların kazançlı çıktığı ileri
sürülmüştür. Ayrıca, maaş promosyonları bakımından istikrar kaygısının rekabetin
önüne geçtiği, bu sayede aşırı risk alması önlenen bankaların mali dengelerinin
bozulmasının engellendiği ve maaş promosyonlarının yıllar itibariyle seyrine
bakıldığında pazardaki rekabetin arttığının da görülebileceği ifade edilmiştir.
2001 yılından günümüze kadar soruşturmaya taraf olan bankaların kurumlarla
imzaladıkları toplam maaş protokolü sayısı 81.370 iken, süresinden erken feshedilen
protokol sayısı ise yalnızca 128’dir. Bunların da 53 tanesinde cezai şart kurumlarca 3790
ödenmiş olup, bankanın erken fesihten kaynaklanan zararı ortadan kalkmıştır. Yıllık
ortalama 14,2 olan ve cezai şart ödeyenler çıkarıldığında ise yıllık 8,3’e düşen erken
feshedilen sözleşme sayısının, soruşturma tarafı 8 bankanın karşılaştığı toplam
erken fesih sayısı olduğu dikkate alındığında, maaş protokollerinin bankalar
açısından risk oluşturmadığı anlaşılmaktadır. Hatta bankaların kurumların ihaleleri
öncesinde yaptıkları fizibilite çalışmalarında, erken feshin bir risk kalemi olarak
dikkate alınmadığı bizzat bankalarca ifade edilmiştir. Bu nedenle bankaların istikrar
kaygısı ile risk almaktan kaçınmalarının centilmenlik anlaşmasında etkili olduğu
iddiası dayanaksız kalmıştır.
3800
YKB, İş Bankası ve Vakıfbank tarafından yapılan savunmalarda, soruşturma konusu
eylemlerin 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde belirtilen muafiyet şartlarını taşıdığı,
bu çerçevede, bireysel muafiyet analizinin yeniden yapılması gerektiği, zira;
– Kurumlarla münhasır çalışılması sayesinde hizmetin kalitesinin arttığı,
– Promosyon uygulamasının sağlıklı zemine oturtulmasının tüketicilerin
yararına olduğu,
– Soruşturma konusu faaliyetlerin sektördeki payının oldukça düşük
olduğu (Dutch Banks I kararı),
– Yapılan anlaşma ile doğrudan fiyatlara müdahale edilmediği ve 3810
anlaşmanın yarattığı fiili münhasırlığın olumsuz etkisinin başlangıçtaki
ihale süreci ile bertaraf edildiği,
iddia edilmiştir. Ayrıca, Kanun’un 5. maddesinde geçen “İlgili piyasanın önemli bir
bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması” koşulunun Soruşturma Raporunda
“Pazardaki rekabetin önemli ölçüde azalmaması” olarak yanlış değerlendirildiği,
soruşturma konusu mutabakatın rekabeti ortadan kaldırmadığı ileri sürülmüştür.
Bu konuda öncelikle rekabeti ihlal ettiği kanaatine ulaşılan eylemin münhasırlık
olmadığı, rakip konumundaki teşebbüslerin koordineli hareket etmeleri olduğu 3820
belirtilmelidir. Hizmet kalitesinin artmasında ise centilmenlik anlaşmasının bir etkisi
tespit edilememiştir. Diğer taraftan soruşturma konusu mutabakatın rekabeti ortadan
kaldırmadığına yönelik savunma ile ilgili olarak, Soruşturma Raporu ve Ek Görüş’te,
centilmenlik anlaşmasının belli bir dönem için rekabeti kısıtladığı, ancak tamamen
ortadan kaldırmadığı zaten kabul edilmiştir. Bununla birlikte, rekabeti tamamen
ortadan kaldırmayan rekabet kısıtlamaları da 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi
kapsamında bir rekabet ihlalidir.
11-13/243-78
89
Akbank, YKB ve İş Bankası tarafından yapılan savunmalarda, erken feshedilen
protokollere ilişkin hatalı değerlendirme yapıldığı ve ödenen maaş promosyonu 3830
miktarlarında yaşanan düzenli artışın göz ardı edildiği
– Süresinden önce feshedilen protokol oranı konusunda değerlendirme
yapabilmek için 2001-2008 yılları “öncesindeki” durumun incelenmesi
gerektiği,
– 2001 yılının öncesi ve sonrası değerlendirmeye alınmadığı için
bankaların centilmenlik anlaşması konusundaki muafiyetle ile ilgili
açıklamalarının anlaşılamadığı,
– Soruşturma Raporu ve Ek Görüş’te anlaşmanın olduğu dönemde
yaşanan rekabet ve promosyon miktarındaki artışın görmezden 3840
gelindiği,
belirtilmiştir. Savunmalarda ayrıca maaş ödeme hizmetinin eksik veya yanlış
anlaşıldığı, maaş ödeme hizmetinde süreklilik unsurunun dikkate alınmamış olduğu,
risk primi unsurunun ise yanlış değerlendirildiğine yer verilmiştir.
Bankaların maaş ödemeleri karşılığında promosyon ödemesi 2000’lerin başında
başlamıştır. Dolayısıyla bu tarih öncesinde incelenebilecek bir promosyonlu maaş
ödemesi bulunmamaktadır. Bankaların riski azaldığı için kurumlara daha fazla
promosyon ödemesi yaptığı konusu ile ilgili olarak ise, bankalarla yapılan 3850
görüşmelerde bahse konu risklerin promosyon teklifinde dikkate alınan bir unsur
olarak görülmediği belirtilmiştir. Dolayısıyla risk olarak algılanmayan bir kalemin daha
fazla promosyon verilmesini sağladığı iddiasını kabul etmek mümkün değildir.
I.5.2.5. Haksız Rekabet Konusundaki Savunmaların Değerlendirilmesi
Vakıfbank ve Garanti Bankası tarafından yapılan savunmalarda, Bankacılık
Kanunu’nun 80. maddesinin (e) bendi uyarınca, TBB’nin belirlediği etik ilkeler
vasıtasıyla üyeleri arasındaki haksız rekabeti önlemekle görevli olduğu ve bu
çerçevede, centilmenlik anlaşmasının TBB Etik İlkeleri’nde yer verilen haksız 3860
rekabetin engellenmesi yükümlülüğü nedeniyle gerçekleştirildiği iddia edilmiştir.
Mevcut soruşturmada ve taraflara yapılan bildirimlerde TBB’nin ihlal konusu
anlaşmanın yönlendiricisi olduğuna ya da ihlale katıldığına ilişkin herhangi bir tespit
yer almamaktadır. Bu nedenle, TBB’nin haksız rekabeti önleme görevinin bankalar
arasındaki anlaşmayı doğurduğu iddiasının, TBB’nin ihlal ile doğrudan ya da dolaylı
bir ilgisinin tespit edilememesi nedeniyle kabul edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
Yapılan savunmalarda (Vakıfbank ve Garanti Bankası), bankaların diğer bankanın
maaş ödemeleri konusunda protokol akdettiği bir kuruma başvurarak, daha yüksek 3870
promosyon teklif etmek ve bazı durumlarda sözleşmeyi feshetmesi halinde cezai
şartını ödemeyi taahhüt etmek suretiyle yeni bir protokol imzalanmasını istemesinin,
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) ve 1.7.2012 tarihinde yürürlüğe girecek
13.1.2011 tarih ve 6102 sayılı TTK’ya göre haksız rekabet teşkil ettiği, bu çerçevede
bir bankanın maaş protokolünün tarafı olan kurumu sözleşmeyi süresinden önce
feshetmeye yönlendirmesinin sözleşme dışı bir sorumluluk olduğu ve haksız
rekabetin yanı sıra 818 sayılı Borçlar Kanunu’na göre haksız fiil, 4721 sayılı Türk
Medeni Kanunu’na göre ise dürüstlük ilkesine ve ahlaka aykırılık teşkil ettiği ileri
sürülmüştür.
3880
11-13/243-78
90
6762 sayılı TTK’nın 56. maddesinde haksız rekabet, “aldatıcı hareket veya
hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimali”
şeklinde tanımlanmıştır. Haksız rekabeti tanımlayan bu hüküm, Türk Medeni
Kanunu’nun 2. maddesinde yer alan doğruluk ve güven ilkesinin, rekabet hakkının
kullanılmasında da uygulanacağını teyit etmektedir. Bu çerçevede, TTK 57/1.
fıkrasının onuncu bendinde sayılan rakipler hakkında da geçerli olan “iş hayatı
koşullarına uymama” konusunda, yapılan savunmada iddia edildiği üzere, bankaların
protokolü devam eden bir kuruma daha yüksek promosyon teklif etmesinin, anılan
maddenin amaçsal ve sistematik bir yorum metodu çerçevesinde değerlendirilmesi
halinde, haksız rekabet teşkil etmeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır. Zira aksi yorum 3890
tarafların sözleşme serbestîsini ihlal edeceğinden Anayasanın 167. maddesi ve 4054
sayılı Kanun ile öngörülen serbest rekabet düzenini işleyemez duruma getirecektir.
Öte yandan, bankaların kendileri ile anlaşması bulunan bir kurumun herhangi bir
sebeple sözleşmeyi feshetmek istemesi halinde, sözleşmedeki cezai şart maddesini
işleterek verdikleri promosyonu geri almaları ve hatta ilgili mevzuat hükümleri
uyarınca cezai şartı aşan zararın tazminini23 de talep etmeleri imkan dahilindedir.
Bunlara ilave olarak, eğer bir eylemin TTK 56 vd. hükümleri uyarınca haksız rekabet
teşkil ettiği düşünülüyor ise, aynı Kanunun 58 vd. öngörülen hükümleri gereğince,
görevli ve yetkili yargı mercilerinde haksız rekabet davaları24 açılarak zararların 3900
tazmin edilmesi de mümkündür. Bu sebeple, basiretli bir tacir olan ve teklif
aşamasında söz konusu riskleri de hesaplayıp ihalelere katıldığı varsayılan bankalar
açısından, haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle telafi edilemeyen zarar iddialarının
kabulünün, meri mevzuatımızdaki tazminat sorumluluğunu öngören hükümler ile
cezai şart müessesesini etkinsiz kılacağı kanaatine varılmıştır.
6102 sayılı TTK’nın “Haksız Rekabet” bölüm başlığı altında düzenlenen 54.
maddesinde haksız rekabete ilişkin hükümlerin amacı; bütün katılanların menfaatine,
dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanması olarak belirtilmiştir. Bu çerçevede,
rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen 3910
aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar
yasaklanmıştır. Aynı Kanun’un “Dürüstlük kuralına aykırı davranışlar, ticari
uygulamalar” başlıklı 55. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 ve 4 numaralı alt
bentlerinde ise;
“(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır:
…
b) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; özellikle;
1. Müşterilerle kendisinin bizzat sözleşme yapabilmesi için, onları başkalarıyla
yapmış oldukları sözleşmelere aykırı davranmaya yöneltmek, 3920
…
4. Onunla kendisinin bu tür bir sözleşme yapabilmesi için, taksitle satış, peşin
satış veya tüketici kredisi sözleşmesi yapmış olan alıcının veya kredi alan
kişinin, bu sözleşmeden caymasına veya peşin satış sözleşmesi yapmış olan
alıcının bu sözleşmeyi feshetmesine yöneltmek.”
hükmüne yer verilmiştir.
23 Haksız fesih yoluna giderek borca aykırı davranan borçlu alacaklının bu yüzden uğradığı zararları
tazmin ile yükümlüdür (BK.96).
24 TTK 58 vd. hükümlerinde, haksız rekabet nedeniyle açılabilecek hukuk davaları “tespit, men, haksız
rekabetin sonucu olan maddi durumun ortadan kaldırılması ve tazminat davası” olarak sıralanmıştır.
Ayrıca koşulları oluşmuş ise, TTK 64. vd. hükümleri uyarınca ilgili gerçek ve tüzel kişilerin cezai
sorumluluğu cihetine de gidilebilmektedir.
11-13/243-78
91
6102 sayılı TTK.’nın Genel Gerekçesi’nde; haksız rekabete ilişkin kuralların
amacının, bütün katılanların menfaatine, dürüst (hukuka uygun) ve bozulmamış 3930
rekabetin sağlanması olduğu, 54. maddesinin madde gerekçesinde; tüm katılanlar ile
rekabet hukukunun ünlü üçlüsünün kastedilmiş olduğu, bunların ekonomi, tüketici ve
kamu olduğu, katılanlar gibi çok geniş bir sözcüğün kullanılması ile rekabet
kurallarının rakipler arası ilişkilere özgülenmesinin yolunun kapatılmış olduğu dile
getirilmiştir. Son olarak 55. maddenin gerekçesinde ise; “Özel olarak sayılan
kategorilerden birine giren bir somut olayın kanunen haksız rekabet oluşturmadığı,
zira önce kategorinin kapsamında bulunup bulunmadığının yorumu gerektirdiği ifade
edilmiştir. Dolayısıyla Kanunun gerekçesinde belirtilen tüketici ve kamu menfaatini bir
kenara bırakarak, sırf lafzi bir yorumdan hareketle, bankalar arasında sözleşmesi
bulunan müşterilere başka bankalarca teklif verilmemesine yönelik rekabeti sınırlayıcı 3940
bir anlaşmanın haksız rekabeti önlemek amacıyla yapıldığı iddiası, aynı Kanun ile
hedeflenen tüketicinin ve kamunun korunması esası ile çelişmektedir.
Diğer taraftan, rekabet hukuku kuralları genel ve soyut bir koruma sağladığından,
haksız rekabet hükümlerine nazaran daha kapsayıcıdır. Bu nedenle haksız rekabet
hükümleri amacı ne olursa olsun, rekabet ortamını ortadan kaldıracak ya da rekabet
kurallarını uygulanamaz hale getirecek şekilde yorumlanmamalıdır. Dolayısıyla TBB
Etik İlkeleri’nde yer verilen haksız rekabete ilişkin hükümler de aynı gerekçeyle
rekabet hukukunun kapsamını daraltıcı bir işlev görmemelidir.
J. GEREKÇE ve HUKUKİ DAYANAK 3950
Soruşturma konusunu bankacılık pazarında faaliyet gösteren Akbank, Denizbank,
Finansbank, Garanti Bankası, Halkbank, İş Bankası, Vakıfbank ve YKB’nin rekabeti
bozucu nitelikte anlaşma yapmak suretiyle 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlal
edip etmediklerinin tespiti oluşturmaktadır. 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde;
“Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti
engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran
yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu
eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve
yasaktır. 3960
…
Bir anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı durumlarda piyasadaki fiyat
değişmelerinin veya arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet
bölgelerinin, rekabetin engellendiği, bozulduğu veya kısıtlandığı
piyasalardakine benzerlik göstermesi, teşebbüslerin uyumlu eylem içinde
olduklarına karine teşkil eder.
Ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanmak koşuluyla taraflardan her biri
uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir.”
hükmüne yer verilerek amacı veya etkisi rekabeti engelleme, sınırlama veya bozma 3970
olan teşebbüsler arası anlaşmalara, uyumlu eylemlere ve teşebbüs birliklerinin
kararlarına karşı genel bir yasaklama getirilmiştir.
Bu hüküm, bütün teşebbüsler arası anlaşma, karar ve uyumlu eylemlere geniş bir
şekilde uygulanmakta olup hükmün temel amacı, her bir teşebbüsün kendi ticari
politikalarını ve piyasadaki faaliyetlerini tek başına, bağımsız olarak belirlemesidir.
11-13/243-78
92
Rekabeti bozucu nitelikteki anlaşmaların varlığı halinde, teşebbüslerin bağımsız
davranışlarının yerini anlaşma taraflarının ortak çıkarlarına hizmet eden koordineli
davranışlar almaktadır. Bu tür anlaşmalar, serbest piyasa ekonomisinden elde 3980
edilmesi beklenen faydaları azaltarak kaynakların etkinsiz kullanılmasına ve serbest
piyasa sisteminin sağladığı refahın anlaşma taraflarına geçmesine yol açmaktadır.
Diğer bir deyişle, bu tür anlaşmalara taraf olan teşebbüsler, normal rekabet şartları
içinde elde edemeyecekleri kârlara ulaşarak bu ekonomik faaliyetlerle yaratılan
refahın çoğunu kendilerine aktarma olanağına sahip olmakta ve serbest piyasa
ekonomisinin sağlıklı bir şekilde işlemesini engellemektedirler.
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin gerekçesinde; “Bu Kanunun amacı rekabetin
korunması olduğuna göre, rekabeti engelleyici, kısıtlayıcı veya bozucu teşebbüsler
arası anlaşma ve uygulamaların yasaklanması gerekir. Maddenin amacı bakımından 3990
anlaşma, hukuki şekil şartlarına uymasa bile tarafların kendilerini bağlı hissettikleri
her türlü uzlaşma ya da uyuşma anlamında kullanılmıştır. Anlaşmanın yazılı veya
sözlü olmasının önemi yoktur.” denilmek suretiyle Türk Rekabet Hukuku’nda
“anlaşma” kavramının, yazılı veya başka bir şekil şartına bağlanmaksızın borçlar
hukukundaki “sözleşme” kavramından daha geniş bir kavram olduğu vurgulanmıştır.
Bu genel açıklamaların ışığında; hakkında soruşturma yürütülen bankaların 4054
sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal edip etmedikleri aşağıda değerlendirilmiştir.
J.1. 4054 SAYILI KANUN’UN 4. MADDESİ ÇERÇEVESİNDE DEĞERLENDİRME
4000
J.1.1. YERİNDE İNCELEMELERDE ELDE EDİLEN BELGELERE İLİŞKİN
DEĞERLENDİRME
J.1.1.1. 2001 YILI
“I.3.1. Soruşturmaya Taraf Teşebbüslerde Yapılan Yerinde İncelemelerde Bulunan
Belgeler” başlığı altında yer verilen 1 no’lu belgeden, maaş ödemesi yapılan
kurum/özel şirketlerle ilgili olarak YKB, Akbank, Pamukbank ve İş Bankası’nın
26.4.2001 tarihinde toplanıp, rakiplerinden bağımsız olarak belirlemeleri gereken
aşağıdaki konularda rakipleriyle görüştükleri anlaşılmaktadır. Söz konusu belgede 4010
“toplantıda taraflar tarafından tam bir mutabakat sağlanan konular” diye bahsedilen
hususlar şunlardır:
1. Kurum ile banka arasında imzalanmış protokolün yürürlük süresi içinde,
a) İlgili kuruma diğer bankalar promosyon teklif etmeyecek,
b) Promosyonsuz protokol yapılmış olsa bile, çalıştığı banka tarafından
ara promosyon verilmeyecek,
4020
c) Protokolün feshedilmesi halinde, teklif verme önceliği yine kurumun
çalışmakta olduğu bankada olacak ve diğer bankalar kurumun çalıştığı
bankadan izin almadan protokol imzalamak amacıyla kuruma
promosyon teklifi yapmayacak,
2. a) Kamu kurumları dışındaki özel şirketlere promosyon verilmeyecek,
b) Protokol süresi bitiminde açılacak ihalelere kurumun çalıştığı banka
dışında teklif götürülmeyecek (Akbank’ın önerisiyle bu konudaki
11-13/243-78
93
mutabakat, öncelikle kurumun halihazırda çalıştığı banka ile görüşülüp 4030
teklif tutarında anlaşma sağlanarak benzer tekliflerin diğer bankalarca
da verilmesi, sonradan rakam artışı yapılmaması ve bankaların hep
birlikte uzlaşacakları limitler dahilinde teklif verilmesi şeklini almıştır.),
c) Protokol uzatımı ya da protokolsüz çalışan kurumlarla protokol
yapılması hallerinde promosyon verilmemesi konusunda dikkatli
olunacak (Akbank’ın olumsuz görüşü sonucunda mutabakat, kurumun
maaş ödemesi yaptığı bankanın onayı ile benzer tekliflerin diğer
bankalarca da verilmesi, sonradan rakam artışı yapılmaması ve
bankaların hep birlikte uzlaşacakları limitler dahilinde teklif verilmesi 4040
şeklini almıştır).
Nisan 2001 tarihli toplantıya ilişkin belgede, yukarıda uzlaşılan konulara yer verilen
“maaş ödemeleri” konulu toplantının amacının “maaş ödemelerine aracılık hizmeti
nedeniyle kurumlara yapılan bağışların stabilizasyonu” olduğu da belirtilmiştir.
Başka bir belgeden (2 no’lu belge) ise, yine benzer konular için, Nisan ayındaki
toplantıya katılan YKB, Akbank, İş Bankası, Pamukbank ve toplantı notları iletilen
Garanti Bankası’nın yanı sıra, Koçbank, Vakıfbank ve Demirbank’ın da katıldığı
13.9.2001 tarihindeki toplantıda; 4050
1. Önceki toplantılarda bahsedilen;
- protokol süresi içinde başka bankalarca teklif verilmemesi,
- bu uygulamanın daha önceden promosyon verilmediği durumlarda
dahi geçerli olması,
- anlaşma feshedilse dahi kurumun çalıştığı bankadan izin alınmaksızın
promosyon teklif edilmemesi
konularında mutabakatın tekrar vurgulandığı;
2. Hesap işletim ücreti, online hizmet komisyonu gibi ücretlerin tüm bankalarca 4060
alınması yönünde ortak görüş oluşturulması çabasına girildiği
anlaşılmaktadır.
Aynı belgede, Nisan 2001’deki toplantıya benzer şekilde, Eylül 2001’deki toplantının
amacının da “maaş ödemelerine aracılık hizmeti nedeniyle kurumlara yapılan
bağışların stabilizasyonu” olduğu belirtilmiş; önceki toplantılarda uzlaşılan konular
tekrar edilmiş, ek olarak hesap işletim ücreti gibi ücretlerin tüm bankalarca alınması
için kesin görüş oluşturulması istenmiştir. Ayrıca anılan belgede, yukarıda 1. madde
olarak özetlenen konularda mutabakatın yazılı olarak iletilmesi ile mutabık 4070
olunmaması halinde nedenlerin ve 2. maddede özetlenen hesap işletim ücreti
konusunda da tarafların görüşlerinin bildirilmesi talep edilmiştir.
Yukarıda değinilen Eylül ayındaki toplantıda istenen mutabakat bildirimi ve görüş
konusunda, İş Bankası’nın görüş hazırlığı olduğu anlaşılan, Ekim ayı toplantısı ile
aynı tarihli (11.10.2001) ve “centilmenlik anlaşmasında gündeme gelen hususlara
ilişkin Bankamızın görüşleri” konulu 3 no’lu belgede İş Bankası, protokol süresi içinde
teklif verilmemesi, önceden verilmiş bir promosyon olmasa dahi bu uygulamanın
geçerli olması ve fesih halinde bile ilgili bankanın izni dışında teklif verilmemesi
11-13/243-78
94
hususlarında mutabık olduğunu; buna karşılık maaş ödemesi yapılan çalışanlardan 4080
hesap işletim vb. ücretlerin alınmasını uygun bulmadığını ifade etmiştir.
Ayrıca, Eylül 2001 tarihli toplantı notlarının yer aldığı 2 no’lu belgede, bir sonraki
toplantının 11.10.2001 tarihinde yapılmasına karar verildiğine yer verilmiştir. Aynı
belgede “daha önce yapılan üç toplantı”dan bahsedildiğinden, 2001 yılında Eylül
ayına kadar Nisan ve Mayıs toplantıları dışında belge/bilgisine ulaşılamayan bir
toplantının daha yapıldığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, maaş ödemeleri konusunda
banka yetkililerinin yaptığı tarihi bilinmeyen bir toplantı ile Nisan, Mayıs, Eylül ve
Ekim aylarında yapılan toplantılar dikkate alındığında, 2001 yılında bu konuda en az
5 adet toplantının yapıldığı görülmektedir. Söz konusu toplantılara ilişkin elde edilen 4090
bilgilere aşağıda topluca yer verilmiştir:
Tablo 9: 2001 Yılında Yapılan “Maaş Ödemeleri” Konulu Toplantılar
Toplantı Tarih Yer Katılan bankalar
1. toplantı 26.4.2001 YKB Plaza
YKB,
Akbank,
Pamukbank,
İş Bankası,
Garanti Bankası
2. toplantı 24.5.2001 Sabancı Center Belgesi yok
3. toplantı25 - - Belgesi yok
4. toplantı 13.9.2001 Vakıfbank Genel Müdürlüğü
YKB,
Akbank,
İş Bankası,
Pamukbank,
Garanti Bankası,
Vakıfbank,
Koçbank,
Demirbank
5. toplantı 11.10.2001 Pamukbank Genel Müdürlüğü Belgesi yok
?
Kaynak: Yerinde incelemelerde alınan 1 ve 2 no’lu belgeler
2001 yılındaki toplantı notları dışındaki bankalar arası yazışmalardan, 2001 yılında
bir yandan yukarıda yer verilen toplantılar yapılırken, bir yandan da Mayıs 2001’den
başlamak üzere “centilmenlik anlaşması” olarak adlandırılan anlaşmanın derhal
hayata geçirildiği anlaşılmaktadır.
4100
Söz konusu belgelerde, 2001 yılında yapılan toplantılarda “tam mutabakat” sağlanan
konulardan olan protokolü devam eden kurumlara teklif verilmemesi hususunda,
bahsi geçen anlaşmaya taraf olan bankaların genel olarak birbirlerine protokolü
devam eden kurumlar hakkında bilgi verdikleri ve eğer kuruma teklif verilmiş ya da
verilmesi düşünülüyor ise bu durumun “centilmenlik anlaşması”na uygun
olmayacağından teklif verilmemesi ya da geri çekilmesi talebinde bulunulduğu
görülmektedir.
2001 yılı Nisan ayı toplantısında bankaların uzlaştıkları hususlardan biri olan, Kurum
ile banka arasında imzalanmış bulunan protokol süresi içinde protokolün 4110
feshedilmesi halinde, teklif verme önceliğinin yine kurumun çalışmakta olduğu
bankada olacağına ve diğer bankaların kurumun çalıştığı bankadan izin almadan
kuruma promosyon teklifi yapamayacağına ilişkin sağlanan uzlaşının hayata
geçirildiğine dair ise, 30.5.2001 tarihli 5 no’lu belge örnek olarak verilebilir. Anılan
25 Bu toplantının tarihi bilinmediğinden ilk üç toplantının sıralaması değişebilecektir.
11-13/243-78
95
belgede Pamukbank bazı okulların kendisi ile protokolü bulunduğunu, makul
promosyon vererek bu okullar ile protokolü uzatmayı planladığını belirterek, İş
Bankası’nın bu okullara teklif götürme niyeti olup olmadığını, varsa promosyon
tutarının ne olacağını sormaktadır. Dolayısıyla Pamukbank’ın, protokol bitiminde dahi
okulların kendisi ile çalışmasını garanti altına almak amacıyla İş Bankası’nın
tutumunu öğrenmeye çalıştığı ve ona göre teklifini düzenlemeyi planladığı 4120
anlaşılmaktadır. Bu e-postaya cevap olarak İş Bankası, konuyu araştıracağını
belirtmiştir.
Yine 2001 yılına ait 11 no’lu belgede Pamukbank, İş Bankası’na protokolü devam
eden bir kuruma İş Bankası’nın teklif verdiğini ve teklifini anlaşma gereğince çekmesi
gerektiğini belirtmekte, İş Bankası ise kurumun kendisine sözleşmenin bittiğini
belirtmesi nedeniyle promosyonun ödendiğini, geri alınamayacağını belirterek çözüm
olarak ne yapabileceklerini sormaktadır. Ayrıca 16 no’lu belgede de benzer bir
durumla karşılaşıldığı, İş Bankası’nın uyarısı üzerine YKB’nin teklifini çekip,
protokolünü iptal ettiği görülmektedir. 4130
J.1.1.2. 2002 YILI
2002 yılında hazırlandığı anlaşılan 18 no’lu belgede ise, 2001 yılında başlanan
“centilmenlik anlaşması”na YKB, Akbank, Pamukbank, İş Bankası, Vakıfbank,
Garanti Bankası ve Koçbank’ın dâhil olduğu belirtilmektedir. Dolayısıyla 2001
yılındaki toplantılara katılan bankalardan Demirbank hariç diğer bankaların 2002
yılında da koordinasyonu devam ettirdiği anlaşılmaktadır. Belgede, aralarındaki
“centilmenlik anlaşması” ile ilgili şu konularda mutabık kalındığından
bahsedilmektedir: 4140
Kurumun protokolü feshetmesi halinde teklif verilmemesi,
Protokolü olmayan, protokolü bitmiş ve uzatılmamış ya da protokol bitişine
en fazla 2-3 ay kalmış olan kurumlara teklif verilmesi,
Protokol bitimine 2-3 ay kala verilen tekliflerin mevcut protokolün bitiminden
sonra geçerli olması,
Anlaşmaya aykırı olarak teklif verilmesi ve promosyonun ödenmesi
durumunda, ilgili bankanın itirazı halinde promosyonun zarar kaydedilerek
kurumla anlaşmaya son verilmesi.
2001 yılında yapılan bazı toplantılar hakkında belge bulunamamasına rağmen, 2002
yılına ait 18 no’lu belgeden, bu tarihe kadar yapılan toplantılarda kararlaştırılan 4150
konulardan, protokolü devam eden kurumlara teklif verilmemesi konusundaki
mutabakatın yaptırıma bağlanarak devam ettiği anlaşılabilmektedir. Protokolün
bitimine 2-3 ay kala teklif verilebileceği, bu durumda da teklifin protokol bitiminden
itibaren geçerli olması gerektiğinin karara bağlandığı ve ilgili bankanın itirazı halinde
anlaşmaya uymayan bankanın ödemiş olduğu promosyonun zarar kaydedilmesi ve
yeni protokolün sonlandırılması şeklinde anlaşmaya uymamanın yaptırıma
bağlandığı görülmektedir. Dolayısıyla bankalar, 2001 yılında başladıkları
anlaşmalarını uygularken, kurumların yanlış bilgi vermeleri neticesinde başka banka
ile çalışan kurumlarla protokol imzaladıklarını fark etmişler ve bu durumu kontrol
altına almak amacıyla böyle durumlarda sonradan yapılan protokole son verip, 4160
ödenen promosyonu zarar kaydedeceklerini belirtip, yaptırım yaratarak bankaların bu
konuda daha dikkatli olmalarını sağlamayı amaçlamışlardır.
11-13/243-78
96
21 no’lu belgeden ise, kurum protokolü feshetse dahi teklif verilmemesi konusunda
anlaşmanın uygulandığı anlaşılmaktadır. Bu belgede YKB, İş Bankası’na İş Bankası
ile protokolü bulunan bir kurumun protokolü feshettiğini belirterek, protokol
çerçevesinde kurumun böyle bir yetkisinin olup olmadığı ve YKB’nin bu durumda
teklif verip veremeyeceğini sormaktadır. İş Bankası ise “centilmenlik anlaşması
gereği” teklif verilmemesi gerektiğini belirtmektedir.
J.1.1.3. 2003 YILI 4170
2003 yılına ait belgelerden, bankaların “centilmenlik anlaşması” çerçevesinde hareket
etmeyi sürdürdüğü ve diğer bankaların protokolü devam eden kurumlara teklif
vermemeye, bu mümkün olmazsa tekliflerini geri çekmelerini sağlamaya çalıştıkları
anlaşılmaktadır. Ancak gelinen süreçte, teşebbüsler arasında zaman zaman birtakım
anlaşmazlıkların çıktığı da görülmektedir. Örneğin, 36 no’lu belgede Vakıfbank,
Marmara Üniversitesi’nin bazı fakülte/bölümlerini sayarak, söz konusu birimlerle 2005
yılına kadar anlaşmasının bulunduğunu belirtmekte ve İş Bankası tarafından bu
kurumlara verilen tekliflerin geri çekilmesini istemektedir. Ancak İş Bankası tarafından
gönderilen cevabi yazıda, daha önce de benzer bir durumla karşılaşıldığı belirtilerek 4180
SSK Güngören Dispanseri konulu e-posta eklenmiştir. Ekteki e-postadan, her iki
bankanın da kurumla anlaşmasının bulunduğu iddia edilerek diğer tarafın
çekilmesinin istendiği, ancak iki bankanın da buna yanaşmadığı anlaşılmaktadır.
Bankalar arasında zaman zaman yukarıda yer verildiği şekilde anlaşmazlıklar çıksa
da, genel olarak “centilmenlik anlaşması” çerçevesinde hareket edildiği
görülmektedir. Nitekim 37 no’lu belgede Akbank, İş Bankası’na gönderdiği e-posta ile
Keşan İlçe Sağlık Grup Başkanlığı ile 2.7.2002 tarihinden itibaren 4 yıl süreli bir
sözleşme imzaladığını ve İş Bankası’nın söz konusu kuruma teklif gönderdiğinin
öğrenildiğini belirterek, “centilmenlik anlaşması” gereği söz konusu teklifte adı geçen 4190
grup başkanlığının kapsam dışı bırakılmasını talep etmektedir. YKB tarafından İş
Bankası’na gönderilen 27 no’lu belgede de YKB, Konya Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi
ile 2005 yılına kadar protokolünün bulunduğunu belirterek bu kuruma teklif
verilmemesini istemektedir. İş Bankası’nın aynı tarihli yanıtında kuruma teklifte
bulunulmayacağı ifade edilerek bu isteğe uyulduğu anlaşılmaktadır. 28 no’lu belgede
ise, YKB’nin SSK Isparta Sigorta İl Müdürlüğü ile 15.4.2004 tarihine kadar
sözleşmesinin bulunduğu, İş Bankası’nın bağış teklif ettiği bilgisinin edinildiği ifade
edilerek, böyle bir teklif varsa bu teklifin geri çekilmesi istenmektedir. İş Bankası
tarafından gönderilen cevapta ise yapılan teklifin geri çekildiği belirtilmektedir.
4200
2003 yılında gönderilen 26, 29, 30, 31, 32, 33 no’lu belgelerde de, Akbank, Garanti
Bankası, İş Bankası, Vakıfbank ve YKB bankaları arasında yukarıda yer verilen
ifadelere benzer içerikte e-posta mesajları bulunmakta olup, kurumlarla anlaşması
olan bankaların, diğer bankaların teklif vermelerini önlemeye çalıştığı görülmektedir.
J.1.1.4. 2004 YILI
2004 yılına gelindiğinde ise, bankaların önceki yıllarda özellikle protokolü devam
eden kurumlara teklif vermeme uygulamasını çok yoğun bir şekilde hayata
geçirdikleri ve bu durumu kendi çıkarları açısından oldukça olumlu buldukları
anlaşılmaktadır. Nitekim 34 no’lu belge olan İş Bankası iç yazışmasında, YKB’nin 4210
“centilmenlik anlaşması” ile ilgili olarak genel müdür yardımcıları düzeyinde bir
görüşme yapmak istediği açıklanmakta, İş Bankası’nın hâlihazırda YKB ile
“centilmenlik anlaşması”nı sürdürdüğü ve pazar payının büyük olması nedeniyle de
11-13/243-78
97
bu anlaşmayı devam ettirmenin bankalarının menfaatine olacağı
değerlendirilmektedir.
Öte yandan, bankaların 2001 yılında varılan anlaşma çerçevesinde, anlaşmalı
kurumlara diğer bankaların teklif vermelerini engelleme amaçlı e-postalarını, 2004
yılında da sıklıkla gönderdikleri anlaşılmaktadır. Bu çerçevede, İş Bankası ve YKB
arasındaki 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 49 no’lu belgelerde; İş Bankası, Akbank, 4220
YKB, Finansbank ve Vakıfbank arasındaki 45 no’lu belgede; İş Bankası, Garanti
Bankası ve Finansbank arasındaki 46 no’lu belgede; İş Bankası ve Akbank
arasındaki 48 no’lu belgede; İş Bankası, YKB ve Finansbank arasındaki 50 no’lu
belgede; İş Bankası, Akbank, Vakıfbank ve YKB arasındaki 51 no’lu belgede; İş
Bankası, Akbank ve YKB arasındaki 47, 51, 52 ve 53 no’lu belgelerde, kurumla
anlaşması devam eden banka, bu hususu belirterek diğer bankaların teklif
vermemesini veya tekliflerini geri çekmelerini istemektedir.
Bahse konu e-postalar içinde bulunan ve YKB tarafından İş Bankası’na gönderilen 35
no’lu mesajda, SSK Ankara Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Hastanesi ile Haziran 4230
2005 tarihine kadar protokollerinin bulunduğu konusunda bilgi verilmekte ve İş
Bankası tarafından yapılan teklifin geri çekilmesi istenmektedir. İş Bankası tarafından
gönderilen cevabi e-postada ise, böyle bir teklifin bulunmadığı bilgisi verilmektedir. 38
no’lu belgede yer alan e-posta mesajında YKB, İş Bankası’na Kartal Devlet
Hastanesi ve Kadıköy Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi için teyit beklendiğini ifade eden
bir yazı göndermiş, bunun üzerine İş Bankası tarafından gönderilen cevabi yazıda ise
Kartal Devlet Hastanesi için sonuç bekledikleri, Kadıköy Ağız ve Diş Sağlığı
Merkezi’ne yapılan teklifin ise iptal edildiği ifade edilmiştir.
Yukarıda yer verilen 47, 48, 51, 52 ve 53 no’lu belgelerde ise “centilmenlik 4240
anlaşması” açıkça belirtilerek, bahse konu kurumlara teklif verilmemesi veya
verilmişse geri çekilmesi istenmektedir. Öte yandan, 45, 46 ve 50 no’lu e-
postalardan, daha önceki yıllara ait e-posta mesajlarında yer almayan Finansbank’ın
da ilk defa 1.6.2004 tarihinde e-posta mesajlarına, dolayısıyla ihlale dâhil olduğu
görülmektedir.
J.1.1.5. 2005 YILI
2005 yılına ait 54 no’lu belgeden, Akbank, YKB, Vakıfbank, Denizbank, Finansbank,
İş Bankası ve Garanti Bankası’nın, mutabakata vardıkları konularda iletişimi 4250
kolaylaştırmak amacıyla, 18.2.2005 tarihinde her bankadan maaş ödemeleri ile ilgili
kişilerin isim ve iletişim bilgilerini birbirleri ile paylaştıkları görülmektedir.
2005 yılında Garanti Bankası’ndan Denizbank’a gönderilen bir e-posta (55 no’lu
belge) dikkat çekicidir. Zira bankaların “centilmenlik anlaşması”nı uygulamaya devam
ettiğini gösteren 55 no’lu belgede, Garanti Bankası tarafından Denizbank’a
“centilmenlik anlaşması”nın içeriği şu şekilde aktarılmaktadır:
“Maaş ödemelerinde bankalar olarak etik çerçevede hareket etmek ve özellikle
de kurumların bankalar arasında oluşabilecek ilişki kopukluğundan haksız 4260
yarar sağlamasını engellemek amacıyla özellikle belli başlı bankalarla
koordineli hareket ediyoruz.
Elbette rekabet koşullarında bu işbirliği fiyatlama tarafında değil, ancak hukuki
olarak netleştirilmiş konularda işbirliği olarak yansıyor.
11-13/243-78
98
Bu çerçevede de, eğer diğer bankaca imzalanmış olan bir protokolden
habersiz olarak aynı vade için maaş ödemesi teklifi verilmişse, bu teklif geri
çekiliyor.
Bu yazılı bir anlaşma kapsamında değil, bu bankaların üst yönetimlerince
alınmış olan idari karar dâhilince yürütülüyor.
Denizbank olarak konuya bakışınız ve bundan sonra izlemeyi planladığınız 4270
strateji ile ilgili olarak görüşlerinizi rica ediyoruz.
Fikir vermesi açısından yazışmada bulunduğumuz bankalarda (İş, YKB, AK,
Vakıf) kontakt isimlerinden bazılarını da aşağıya ekliyorum.”
Bu e-posta ile Denizbank’ın da “centilmenlik anlaşması”na dâhil edilmeye çalışıldığı
anlaşılmaktadır. Denizbank’ın bu uygulamaya hangi bankaların dâhil olduğu
yönündeki sorusu üzerine ise, Finansbank ile de genel müdür yardımcısı seviyesinde
irtibata geçtikleri ve anlaşma kapsamındaki bankalarla benzer ilişkilerinin olduğu,
bahsi geçen bankalar dışında ise anlaşmanın daha informal yürüdüğü
belirtilmektedir. Ayrıca kurumun çalıştığı bankadan memnun olmaması halinde 4280
sözleşmesini feshettiğine ilişkin yazıyı bankalara göndermesi durumunda bankaların
teklif vermesi yönünde mutabakat sağlandığı da belirtilmektedir. Dolayısıyla 2001 ve
2002 yılına ait belgelerde ve e-postalarda bahsedilen, anlaşma ile protokol feshi
durumlarında dahi teklif verilmemesi yönündeki uzlaşmanın, kurum tarafından fesih
yazısı gönderilirse teklif verilmesi yönünde değiştiği görülmektedir.
Nitekim 77 no’lu belgeden, protokol devam ederken teklif vermeme uygulamasında
değişiklik olduğu görülebilmektedir. Bu belgede, Vakıfbank’la protokolü olan bir
kurum hakkında Garanti Bankası, kurum tarafından feshetme isteğinin yazılı olarak
bildirilmesi halinde teklif verilebileceğini belirtmektedir. Dolayısıyla 2002 yılında 4290
uzlaşılan protokol feshedilse dahi teklif vermeme uygulamasının esnetilerek, fesih
yazısının varlığı halinde teklif verilmesi uygulamasına başlandığı anlaşılmaktadır. 110
no’lu belgede de, yine fesih isteğinin yazılı olarak bildirilmesi halinde teklif
verilebileceği vurgulanmaktadır.
2005 yılına ait 67 no’lu belgeden, daha önce uzlaşılan kurumun yanlış bilgi vermesi
sonucunda protokolü süren kurumlara teklif verilmesinin anlaşmaya aykırı olacağı
konusunun taraflar arasında zaman zaman sorun yarattığı, bu konuda ortak hareketi
sağlamak amacıyla uyarıda bulunulduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu belgede,
Garanti Bankası’nın kurumun İş Bankası ile protokolü olmadığını söylemesi üzerine 4300
teklif verdiğini, bu durumun “centilmenlik anlaşması”na aykırı olmadığını belirtmesi
üzerine İş Bankası’nın, kurumların genelde protokolleri olmadıklarını söylediklerini,
kurumların verdikleri bilgiler ile bu sorunun çözülemeyeceğini, bankalar arası iletişime
bu nedenle ihtiyaç duyulduğunu ifade ettiği görülmektedir. Dolayısıyla iletişimin
gerekliliği üzerinde durularak, anlaşmanın zaman zaman bu tür uyarılarla
pekiştirilmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır.
2005 yılı belgeleri incelendiğinde dikkat çeken bir diğer husus, bankaların zaman
zaman kurumlara cezai şart tutarlarını karşılayan promosyon önermeye
başlamalarıdır. Nitekim 86 ve 92 no’lu belgelerde sırasıyla İş Bankası ve YKB 4310
rakiplerini, kurumun önceki bankasının cezai şartını ödeyecek şekilde kurumlara teklif
vermemeleri yönünde uyarmaktadır. Kurumun cezai şartını ödemeyi kabul
etmesine26, dolayısıyla protokolü feshedilen bankanın herhangi bir zararı
26 Bankaların maaş protokollerinde yer verilen cezai şart maddelerinde, protokolün feshi halinde
oldukça yüksek meblağların ödeneceği hükme bağlanmıştır.
11-13/243-78
99
olmamasına rağmen, söz konusu kurumlara da teklif verilmemesinin istenmesi, hem
kurumların memnun olmadıkları bankalarla ilişkilerini sonlandırma haklarını ortadan
kaldırmakta, hem de bankaların feshedilen protokoller nedeniyle zarar edildiği
yönündeki olası savunmalarını zedelemektedir.
Yine 2005 yılına ait 113 no’lu belgeden, bankaların promosyon tutarlarının
yükselmesi nedeniyle rahatsız oldukları anlaşılmaktadır. Anılan belgede, İş Bankası 4320
tarafından Akbank’ın İş Bankası ile 1 yıllık sözleşmesi olan kurumlara verdiği teklifler
nedeniyle piyasayı yükselttiği; Anadolu’da dahi okullara kişi başı “... YTL”den teklif
verdikleri, Akbank’ın bu eylemlerinden ötürü sözleşmeleri yüksek fiyatlarla yenilemek
zorunda kaldıkları dile getirilmektedir. Dolayısıyla 2005 yılında promosyon teklifi
yarışının hızlandığı ve zaman zaman bankaların “centilmenlik anlaşması”na aykırı
olarak birbirlerinden müşteri almaya başladıkları ama buna rağmen birbirlerini
uyarmayı da sürdürdükleri görülmektedir. 2005 yılında dikkat çeken bir diğer
uygulama, bir başka banka ile protokolü bulunan bir kurumun ısrarcı tavrı karşısında
Finansbank’ın rekabetçi olmayan bir fiyat vererek ihaleden çıkmasıdır (72 no’lu
belge). 4330
62 no’lu belgeden, başka bir bankayla protokolü devam eden kurumla yeni sözleşme
imzalayan bankaların, promosyon bedelini ödemiş olması nedeniyle yapmış olduğu
teklifi geri çekmekte isteksiz davrandığı görülmektedir. Buna benzer durumlara 68
no’lu belgede de rastlanmıştır. Ancak bu durumun kimi zaman bankanın kurum
tarafından yanlış bilgilendirilmesi neticesinde gerçekleştiği görülmektedir. Nitekim o
yıllara ait bulunan diğer belgelere bakıldığında, anlaşmanın uygulanmaya devam
edildiği anlaşılmakta; nadiren karşılaşılan 62 ve 68 no’lu belgelerdeki durumlar ise
anlaşmanın kesintiye uğraması anlamına gelmemekte, anlaşma devam etmekte,
ancak uygulanmasında zaman zaman sorunlar yaşandığını göstermektedir. 4340
Ayrıca, Nisan 2001’de YKB, Akbank, Pamukbank, İş Bankası ve Garanti Bankası’nın
mutabakata vardıkları konular arasında yer alan özel firmalara promosyon teklif
edilmemesine ilişkin anlaşmanın, 2005 yılında hayata geçirilme çabasına dair bir
belge bulunmaktadır. 16.8.2005 tarihli 57 no’lu belgeden, Garanti Bankası’nın bir özel
firmaya promosyon önermesi nedeniyle aynı firmanın Akbank’tan da promosyon
istediği, bunun üzerine Akbank tarafından Garanti Bankası’na “centilmenlik
anlaşması gereğince özel firmalara maaş ödemesi karşılığı bütçe verilmemesi
prensibinden hareketle” teklifin geri çekilmesi şeklinde bir e-posta gönderdiği; daha
sonra ise önceki e-postanın yanlış istihbarattan kaynaklandığı, dikkate alınmaması 4350
gerektiğinin ifade edildiği görülmektedir.
J.1.1.6. 2006 YILI
2006 yılındaki 121 no’lu belgeden, Maliye Bakanlığı’nın yapmış olduğu yeni
düzenlemeye göre, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okulların maaş ödemelerine ilişkin
işlemlerin bağlı bulundukları il ve ilçe milli eğitim müdürlüklerince yerine getirileceği;
milli eğitim müdürlüklerinin, bu yeni düzenlemeye göre devam eden tüm protokollerini
feshetmesini engellemek amacıyla, okullara yeni verecekleri tekliflerin mevcut
protokollerinin sona ermesinden sonra geçerli olacağı yönünde bankaların fikir 4360
birliğine vardıkları anlaşılmaktadır.
Ayrıca, yine 2006 yılına ait, 123 ve 146 no’lu belgelerden, bankaların daha önceki
yıllarda yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle, bir kuruma teklif vermeden önce diğer
bankalara devam eden protokollerinin olup olmadığı konusunda danıştıkları
görülmektedir. Nitekim, ileride daha detaylı yer verileceği üzere, 124 no’lu ve
11-13/243-78
100
devamındaki belgelerden de, büyük ölçekli bir kurum olmasına rağmen THY’nin
protokolü devam ederken açtığı ihaleye bankaların “centilmenlik anlaşması” gereği
teklif vermedikleri anlaşılmaktadır.
4370
129, 132, 137 no’lu belgelerden de, kurumların protokol bitiminden önce bankalardan
teklif istemeleri durumunda, mevcut protokolün sona erme tarihinden sonra geçerli
olacak şekilde teklif verme yoluna gittikleri görülmektedir. 134 no’lu belgede, bu
husus, “Bankalararası centilmenlik anlaşmamız olması sebebiyle tüm bankalar
kurumların mevcut protokollerinin bitim tarihinden başlamak üzere teklif vermek
konusunda mutabıklar.” şeklinde açıkça ifade edilmektedir.
144 no’lu belgede ise, protokolü devam eden bankadan memnuniyetsizliği nedeniyle,
cezai şartı da ödeyerek diğer bankalardan teklif isteyen bir kuruma, protokolünü
feshetmesi ve teklif istediğine dair yazı getirmesi durumunda teklif verilebileceği dile 4380
getirilmektedir.
Dolayısıyla, 2006 yılı içinde bankaların geçmiş tecrübelerinden ders çıkararak daha
önceki yıllarda protokolü devam eden kurumlara ne zaman ve ne gibi durumlarda
teklif verilebileceği ile ilgili yaşanan bazı anlaşmazlıkları gidermeye çalıştığı, bu
konuda anlaşmaya vararak işbirliğini devam ettirdikleri görülmektedir.
2006 yılına ait olduğu anlaşılan 119 ve 120 no’lu belgelerde ise, yukarıda yer verilen
2002 yılına ait 4 no’lu belgede mutabakata varıldığı ifade edilen konuların aynen
tekrarlandığı, yani protokolü devam eden kurumlara kurum protokolü feshetse dahi 4390
teklif verilmeyeceği, protokol bitimine 2-3 ay kala teklif verilebileceği, bu durumda
teklifin protokol bitiminden itibaren geçerli olacağının ifade edildiği, ancak anlaşmaya
aykırı olarak teklif verilmesi ve promosyonun ödenmesi durumunda ilgili bankanın
itirazı halinde promosyonun zarar kaydedilerek kurumla anlaşmaya son verilmesi
hususuna yer verilmediği, ayrıca ilk defa 2004 yılında teklif vermemesi için e-posta
gönderilen Finansbank’ın ve 2005 yılındaki belgelerde anlaşmaya dahil edilmeye
çalışılan Denizbank’ın da anlaşmanın tarafı olarak sayıldığı, Koçbank ve
Pamukbank’ın ise adının artık belgelerde yer almadığı görülmektedir.
Ayrıca, 131 no’lu belgede ise, Akbank’ın teklif verdiği İş Bankası ile anlaşması devam 4400
eden kurumların listesinin İş Bankası tarafından Akbank’a gönderildiği görülmektedir.
Böylece İş Bankası, Akbank’tan, protokolü kendisiyle devam eden kurumlara verdiği
teklifleri çekmesini isteyerek işbirliği talep etmekte, yani “centilmenlik anlaşması”nın
uygulanmasını istemektedir.
J.1.1.7. 2007 YILI
2007 yılında yine önceki dönemlerdeki gibi, protokolü devam eden kuruma teklif
veren bankaların uyarıldığı ve tekliflerinin geri çektirildiği görülmektedir. 153 ve 155
no’lu belgelerden, sözleşmesini fesheden kuruma, fesih yazısı getirmesi halinde teklif 4410
vermeye sıcak bakıldığı anlaşılmaktadır.
163 no’lu belgede, bir bankanın, diğer bankanın şubesinin bulunmadığı bölgelerdeki
Adliye, Cumhuriyet Başsavcılığı ve Cezaevi gibi kurumlara teklif vermek için diğer
bankanın rızasını aradığı görülmektedir.
222 ve 223 no’lu belgelerden ise, bankaların 2006 yılında MEB’e bağlı okulları
ilgilendiren yeni düzenleme sonrasında, okullara yeni verecekleri tekliflerin mevcut
11-13/243-78
101
protokollerin sona ermesinden sonra geçerli olacağı yönünde vardıkları anlaşmayı
uygulamaya geçirdikleri anlaşılmaktadır. 4420
J.1.1.8. 2008 YILI
2008 yılında, çeşitli belgelerden (181, 185, 186, 190, 217, 229, 234, 235) protokolü
devam eden kuruma teklif verilebilmesi için önceki anlaşmanın feshedilmesi ve bu
feshin yazılı ve bazen de noter onaylı yapılması gerektiği vurgulanmaktadır. Benzer
içerikli e-postalara 2006 ve 2007 yıllarında da rastlanmış; ancak hiçbirinde feshin ne
şekilde olması gerektiğine ve fesih yazısının kim tarafından düzenleneceğine ilişkin
açıklamaya yer verilmemiştir. Sadece 2008 yılına ait 236 no’lu belgede, feshin karşı
bankanın antetli kağıdına kaşe ve imzalı olarak bildirim yapılması halinde geçerli 4430
sayılıp teklif verilebileceği dile getirilmiştir.
2008 yılında protokolü devam eden kurumlara verilen tekliflerin geri çekilmesi
uyarılarını içeren pek çok belge bulunmuştur. Bu durum, bankaların protokolü devam
eden kurumlara başka bankalarca promosyon teklifi verilmemesi uygulamasını
kesintisiz bir şekilde sürdürdüklerini göstermektedir.
J.1.1.9. 2009 YILI
2009 yılında ise bazı bankaların, kendileriyle protokolü devam ederken yeni banka 4440
arayışına giren kurumlar hakkındaki iç yazışmalarında yer alan “gerekirse teklifleri
geri çektirebiliriz” gibi ifadelerden, bankalar arası anlaşmaya dayanarak maaş
ödemesi yaptıkları kurumlar karşısında kendilerini güçlü gördükleri anlaşılmaktadır.
Yine 2009 yılındaki 247 ve 248 no’lu belgelerden, protokolün süresi bitmeden maaş
ödemelerine ilişkin bankalardan teklif toplayan kurum için, karşı bankanın düzenlediği
fesih yazısı alınmadan teklif verilmemesi uygulamasının sürdürüldüğü
anlaşılmaktadır.
26.1.2009 tarihli e-posta mesajı olan 240 no’lu belgede yer alan “Maaş ödemeleri 4450
rekabet ile ilgili olarak bugün Garanti Bankası ve Fortis’ten arkadaşlar ile görüştüm.
İş Bankası ile daha önce görüşmüştüm. Onlar da bizim gibi özel firmalara teklif
vermiyorlar. Ancak kendi müşterileri olursa mecbur kalırlarsa teklif veriyorlar”
ifadelerini de, YKB’nin bireysel olarak pazardan topladığı bilgi şeklinde değerlendirme
imkânı bulunmamaktadır. Bilakis söz konusu ifadelerden, daha önceki yıllarda
rakiplerle anlaşmaya varılan özel firmalara promosyon teklif edilmemesi hususundaki
irade uyuşmasının devam ettiği, ortam bulunduğunda da hayata geçirildiği
anlaşılmaktadır.
42 no’lu belgede de, bir kurumun maaş ödemesi ihalesinde ortaya çıkan promosyon 4460
tutarının yüksek olduğuna dair değerlendirme yapılmaktadır. Bu bilgi paylaşımı her
ne kadar ihale sonrasında yapılıyor olsa da, maaş ödemeleri ihalelerine sıklıkla aynı
bankaların katılım sağladığı düşünüldüğünde, ileriki dönemler için belirlenecek
promosyon rakamları üzerinde bir baskıya neden olabileceği gibi, ihale öncesinde
teklif edilecek koşullarda anlaşmayı kolaylaştırıcı bir zemin de oluşturabilecektir.
4.5.2009 tarihli İş Bankası iç yazışmasının yer aldığı 242 no’lu belgede, yapılacak
sunumda 6 banka ile aralarındaki “centilmenlik anlaşması”nın avantajları konusuna
da değinilmesinin önerilmesi üzerine, başka bir İş Bankası çalışanı tarafından 6
banka ile bir “centilmenlik anlaşması”nın bulunmadığı, bu tip anlaşmaların “rekabete 4470
aykırı olduğu için ciddi yaptırımlarla karşılaşabiliriz.” ifadesi yer almaktadır. Söz
11-13/243-78
102
konusu ifadenin ait olduğu İş Bankası çalışanının önceki yıllara ait yazışmalarda,
diğer bankalara tekliflerinin geri çekilmesi konusunda e-posta atan kişi olduğu (216
no’lu belge), hatta 175, 215 ve 244 no’lu belgelerde yer alan “centilmenlik
anlaşması”nın hatırlatıldığı e-postaların kendisine de gönderildiği dikkate alındığında,
bahsi geçen kişinin “centilmenlik anlaşması”ndan haberdar olmadığı düşünülemez.
Bu durum, “centilmenlik anlaşması” olarak bahsedilen rakiplerle içinde oldukları
koordinasyonun rekabet hukukuna aykırı olduğunun bilinmesine rağmen, ihlale
devam edildiğinin göstergesi niteliğindedir. Nitekim daha önce de 7.3.2005 tarihli İş
Bankası iç yazışması olan 8 no’lu belgede, hukuk biriminin görüşüne yer verilerek, 4480
bankalar arası anlaşmanın “diğer bankalarla koordinasyona girildiği” şeklinde ifade
edilmesinin doğru olmadığı, bunun yerine “centilmenlik anlaşması” ifadesinin
kullanılması gerektiği belirtilmektedir. Dolayısıyla anılan bankanın, bankalar arası
işbirliğinin rekabeti sınırlayıcı bir eylem olduğunu bildiği, buna karşılık
koordinasyonun “centilmenlik anlaşması” olarak anılması halinde bir sorunla
karşılaşılmayacağını öngördüğü anlaşılmaktadır.
Yerinde incelemelerde, yukarıda değerlendirilen belgelerin dışında “centilmenlik
anlaşması”ndan ve işlevlerinden bahsedilen çok sayıda belge bulunmaktadır (23,
179, 180, 241, 243 no’lu belgeler). 4490
J.1.2. “CENTİLMENLİK ANLAŞMASI”NIN DEĞERLENDİRİLMESİ
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca belirli bir mal veya hizmet piyasasında
doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını
taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası
anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri
yasaklanmıştır. Bu çerçevede, bir anlaşmanın amacı rekabeti kısıtlamaksa ya da
amacı rekabeti kısıtlama olmamakla birlikte, anlaşma bu etkiyi doğuran veya
doğurabilecek nitelikte ise, Kanun’un 4. maddesi kapsamında değerlendirilmekte ve 4500
hukuka aykırı kabul edilmektedir. Dolayısıyla rekabet hukuku uygulamalarında
rekabeti kısıtlayıcı bir anlaşmanın tespiti halinde ihlalin gerçekleşmesi için bu
anlaşmanın uygulanması gerekli bir koşul değildir. Bununla birlikte rekabeti kısıtlayıcı
olduğu kabul edilen bazı anlaşmalar, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde belirtilen
şartları taşımaları halinde, Kanun’un 4. maddesinde yer alan hükümlerin
uygulanmasından muaf tutulabilmektedir.
Bu noktada, soruşturmaya taraf olan 8 bankanın pazardaki rekabeti kısıtlama
güçlerinin olup olmadığına bakmak amacıyla, söz konusu bankaların
maaş/promosyon ödemeleri ile bireysel bankacılık ürünlerindeki paylarına aşağıda 4510
yer verilmektedir:
Tablo 10: Son 9 Yılda Soruşturmaya Taraf Olan Bankaların Ödediği Maaş/Promosyon Tutar ve
Toplam Tutara Oranları
8 Bankanın Ödediği Maaş 8 Bankanın Ödediği Promosyon
Tarih
Toplam
Ödenen Maaş
Tutarı
(Bin TL)
Tutarı
(Bin TL)
Oranı
(%)
Toplam
Ödenen
Promosyon
Tutarı
(Bin TL)
Tutarı
(Bin TL)
Oranı
(%)
2001 15.118.963 14.281.401 94,5 29.298 29.273 99,9
2002 22.601.564 21.986.181 97,3 61.313 61.083 99,6
2003 26.378.008 25.006.699 94,8 91.465 91.444 100,0
2004 42.373.834 40.075.695 94,6 212.179 212.177 100,0
11-13/243-78
103
2005 50.131.409 46.846.699 93,4 270.197 270.194 100,0
2006 60.081.041 55.827.035 92,9 318.286 314.421 98,8
2007 70.003.911 64.290.864 91,8 761.742 739.706 97,1
2008 86.115.376 79.855.672 92,7 1.069.370 1.011.484 94,6
2009 100.429.825 91.269.439 90,9 688.135 620.416 90,2
Toplam 473.233.932 439.439.684 92,9 3.501.983 3.350.193 95,7
Kaynak: Bankalardan gönderilen veriler
Tablo 11: Soruşturmaya Taraf Olan Bankaların Başlıca Bireysel Bankacılık Ürünlerindeki
Payları
2007 2008 2009
Hizmet Türü Adet
(%)
Hacim
(%)
Adet
(%)
Hacim
(%)
Adet
(%)
Hacim
(%)
Kredi Kartı 81,02 86,26 81,45 86,26 81,94 86,77
Banka Kartı 73,36 73,22 73,04 73,74 71,32 73,74
Bireysel Krediler - 71,83 - 71,66 - 71,03
Bireysel Mevduat - 55,37 - 60,97 - 59,33
Şube Sayısı - 61,35 - 62,96 - 63,71
ATM Sayısı - 71,06 - 73,08 - 72,22
Kaynak: Bankalardan gönderilen veriler
Tablolardan görüldüğü üzere, son 9 yıldaki maaş ödemelerinin %90-97’sini, 4520
promosyon ödemelerinin ise %90-100’ünü ödeyen hakkında soruşturma yürütülen
bankaların, başlıca bireysel bankacılık ürünlerinde ise %60-87 paya sahip oldukları,
dolayısıyla çok ciddi bir pazar gücüne sahip oldukları görülmektedir.
J.1.2.1. “Centilmenlik Anlaşması”nın Etkileri
Önceki bölümde yer verilen bilgi ve değerlendirmeler doğrultusunda, 2001 yılında
Akbank, Garanti Bankası, İş Bankası, YKB, Vakıfbank, Koçbank ve Pamukbank’ın
başlattığı, 2004 yılında Finansbank’ın, 2005 yılında ise Denizbank’ın katıldığı tespit
edilen “centilmenlik anlaşması” çerçevesinde haklarında soruşturma yürütülen 4530
bankalar;
a. Özel firmalara promosyon verilmemesi,
b. Protokolü devam eden kurumlara diğer bankalar tarafından teklif
verilmemesi,
c. Teklif verilse dahi, kurumun başka bir banka ile daha önceden
yürürlükte olan protokolünün bulunması durumunda bu teklifin geri
çekilmesi,
d. Başka bir banka ile protokolü olan kuruma promosyon verilmesi
durumunda bu promosyonun zarar olarak yazılması,
konularında uzlaşmaya varmışlar ve bu koşulları zamanla güncelleyerek uzun yıllar 4540
uygulamışlardır. Dolayısıyla, söz konusu anlaşmada, “a” maddesinde bahsedilen
özel firmalara teklif verilmemesi ve “b”, “c”, “d” maddelerinde işleyişine yer verilen
protokolü devam eden kurumlara teklif verilmemesi şeklinde iki konuya ilişkin işbirliği
11-13/243-78
104
yapılması öngörülmüştür. Aşağıda, her iki konu bakımından değerlendirmelere yer
verilmiştir:
J.1.2.1.1. Özel Firmalara Promosyon Verilmemesi
Yukarıda “a” maddesinde yer verilen konuyla ilgili bahsedilmesi gereken ilk husus,
bankaların promosyon ödemesi yapmalarının sebebine ilişkindir. Promosyon teklifi,
bankalar açısından, çapraz satış beklentisi nedeniyle verilen, maaş ödemeleri 4550
hizmetini sunmanın bedeli olarak ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla, özel firmalara
promosyon teklif edilmemesi konusundaki anlaşma, bu hizmeti sunarak bireysel
bankacılık ürünlerine toplu müşteri bulma potansiyelini elde etme bedeline, yani en
temel rekabet aracına yönelik olduğundan, rekabeti kısıtlayıcı bir hükümdür.
Bankalarda yapılan yerinde incelemelerde bulunan 16.8.2005 tarihli 57 no’lu belgede,
Garanti Bankası’nın bir özel firmaya promosyon önermesi nedeniyle aynı firmanın
Akbank’tan da promosyon istemesi üzerine Akbank’ın Garanti Bankası’na
“centilmenlik anlaşması gereğince özel firmalara maaş ödemesi karşılığı bütçe
verilmemesi prensibinden hareketle” teklifin geri çekilmesini istediği görülmektedir. 4560
Gerek 57 no’lu belgeden, gerekse 26.1.2009 tarihli YKB iç yazışması olan 240 no’lu
belgedeki “Maaş ödemeleri rekabet ile ilgili olarak bugün Garanti Bankası ve
Fortis’ten arkadaşlar ile görüştüm. İş Bankası ile daha önce görüşmüştüm. Onlar da
bizim gibi özel firmalara teklif vermiyorlar. Ancak kendi müşterileri olursa mecbur
kalırlarsa teklif veriyorlar” ifadelerinden, rakipler arasında 2001 yılındaki toplantılarda
dile getirilip, “mutabık kalınan konular” arasında yer verilen özel firmalara promosyon
teklif edilmemesi hususundaki anlaşmanın devam ettiği, koşullar uyduğunda hayata
geçirildiği anlaşılmaktadır.
Bu ihlaldeki amacın da, ileride detaylı olarak bahsedileceği üzere, piyasadaki 4570
promosyon seviyesinin daha da yükselmesini önlemek için protokolü devam eden
kurumlara teklif verilmesini engelleme şeklindeki ihlalle paralellik taşıdığı, yani
bankaların toplamda daha az promosyon ödemesi yapmasını sağlamaya yönelik
olduğu, bu nedenle her iki davranışın bir arada değerlendirilmesi gereken tek bir ihlal
niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
J.1.2.1.2. Protokolü Devam Eden Kurumlara Teklif Vermeme
Yukarıda yer verilen anlaşmanın içeriği incelendiğinde, “a” maddesi dışındaki
uzlaşılan konuların birincil amacının bankaların maaş ödemesi protokolü 4580
imzaladıkları kurumların sözleşme süresi boyunca başka bir banka ile protokol
yapmalarının önüne geçmek, yani katı bir münhasırlık sağlamak olduğu
görülmektedir. Bu durumun, daha yüksek promosyon teklifi alan kurumun diğer
banka ile çalışmaya başlamasının zamanla genel promosyon seviyesini yükselteceği
endişesinden kaynaklandığı tahmin edilmektedir. Bu durumu engellemek amacıyla,
kurumla protokolü devam eden banka tarafından öncelikle diğer bankalarla iletişim
kurularak bu bankaların protokolleri devam eden kurumlara teklif vermelerinin
engellenmeye çalışıldığı, bu başarılamazsa verilmiş olan teklifin geri çekilmesinin
istendiği ve son olarak da, protokolü devam eden bir kuruma başka bir banka
tarafından promosyon ödemesi yapılmışsa, ödenen bu meblağın teklif veren bankaya 4590
zarar yazılması şeklinde yaptırım kararı alınarak diğer bankaların teklif vermesinin
önüne geçilmeye çalışıldığı anlaşılmaktadır.
“Centilmenlik anlaşması”nın etkilerine yer verilmeden önce bankaların söz konusu
anlaşmayı yapma motivasyonlarına değinmekte fayda bulunmaktadır. Yerinde
11-13/243-78
105
incelemelerde elde edilen pek çok belgede, bankaların diğer bankaların
kurum/firmalara verdiği promosyon tekliflerinin geri çekilmesini istediği, yapılan
anlaşmanın “centilmence” yahut “etik” olduğunu ifade ettikleri görülmektedir. Ayrıca,
bankaların maaş protokolü yaptıkları kurum/firmaların protokollerini feshedip, başka
bankaya geçmelerinden rahatsız olduğu; protokol yapılırken teklif edilen promosyon 4600
miktarının, protokolün geçerli olacağı öngörülen sürenin dikkate alınmasıyla
belirlendiği, protokolün erken feshi halinde bankaların zarara uğrama ihtimalinin
bulunduğu bilinmektedir. Nitekim 17 no’lu belgede YKB, “centilmenlik anlaşması”nın
maaş protokollerinin feshi nedeniyle bankanın karşılaşabileceği olası zararları
azaltan bir unsur olduğu değerlendirmesini yapmaktadır.
Daha önce de belirtildiği üzere, maaş ödemeleri bankalar açısından oldukça cazip bir
alandır. Bu çerçevede, bir kurumla protokol yapan banka, sözleşme süresi boyunca
elde etmeyi umduğu kârın bir kısmını promosyon olarak ilgili kuruma ödeyip ihaleleri
kazanmayı amaçlamaktadır. Dolayısıyla sözleşme süresi boyunca elde etmeyi 4610
umduğu kârın bir bölümünü ilgili kuruma veren bankanın, maaş alan personelin
bireysel bankacılık ürünlerini kullanması ile elde edeceği karlılığa ulaşabilmek için,
kurumların sözleşme süresinin sonuna kadar bağlı kalmalarını sağlayacak çeşitli
önlemler alması, bu yönüyle haklı bir gerekçeye dayanmaktadır. Zira bankalar
tarafından ifade edildiği şekilde, örneğin 3 yıllık bir protokolde beklenen kârın
önemlice bir bölümü ikinci ve üçüncü yıl içinde elde edilmekte ve zamanından önce
feshedilen bir sözleşmede ilk yıllara ait zarar daha büyük olabilmektedir. Ancak
burada dikkate alınması gereken husus, söz konusu önlemlerin, kurumların seçme
hakkı kısıtlanmadan ve rekabet kuralları ihlal edilmeden alınmasının gerektiğidir.
Yani erken fesihten kaynaklanan sorunun çözümü, erken feshi engellemek için 4620
rakiplerin bir araya gelerek anlaşmaları olmamalıdır.
Diğer taraftan, bankaların protokolü devam eden kurumlara teklif verilmemesine
ilişkin anlaşmayı, henüz promosyon ödemelerinin hem miktarlarının küçük olduğu,
hem de yeni başladığı 2001 yılında yaptıkları dikkate alındığında, söz konusu
anlaşmanın amacının erken fesihlerden kaynaklanan zararları engellemeye çalışmak
olmadığı açıktır. Üstelik 2001 yılından itibaren protokolünü erken fesheden
kurumların sayısına bakıldığında da, bankaların maaş ödemelerinden bekledikleri
karlılığı tehdit edecek boyutta olmadığı görülebilmektedir.
4630
Tablo 12: 2001-2009 Yılları Arasında Erken Feshedilen Protokollere İlişkin Veriler27
Erken
Feshedilen
Protokol
Cezai Şartı
Ödenen
Protokol
Dava açılan
Kurum
Banka
Toplam
Protokol
Sayısı
Sayısı Oranı (%) Sayısı
Oranı
(%)28 Sayısı
Oranı
(%)29
Kazanılan
Dava
Sayısı
Garanti Bankası ... ... ... ... ... ... ... ...
İş Bankası ... ... ... ... ... ... ... ...
Denizbank ... ... ... ... ... ... ... ...
Finansbank ... ... ... ... ... ... ... ...
YKB ... ... ... ... ... ... ... ...
27 Bankalar tarafından, 2001-2009 yıllarına ait toplam protokol sayılarının tahmini rakamlar olduğu
belirtilmiştir.
28 Erken feshedildikten sonra cezai şartı kendiliğinden ödenen protokol sayısının, erken feshedilen
toplam protokol sayısına oranını ifade etmektedir.
29 Dava açılan kurum sayısının, erken feshedilmiş ancak cezai şartı ödenmemiş protokol sayısına
oranını ifade etmektedir.
11-13/243-78
106
Akbank ... ... ... ... ... ... ... ...
Vakıfbank ... ... ... ... ... ... ... ...
TOPLAM 81.370 128 0,16 53 41,41 16 21,33 3
Kaynak: Bankalardan gönderilen veriler
Tabloda görüleceği üzere, 2001 yılından itibaren, yani 9 yıllık bir dönemde, yapılan
toplam protokollerin yalnızca %0,16 (onbinde onaltı)’sı erken feshedilmiş olup,
bunların da yaklaşık yarısında cezai şart tutarı kurumlarca kendiliğinden bankalara
ödenmiştir. Yani bankalar çok küçük miktarda protokol için zarar etme tehlikesi ile
karşı karşıya kalmışlardır. Dolayısıyla, bahse konu “centilmenlik anlaşması”nın,
haksız fesihleri önlemek ve bankaların mali yapılarına zarar vermesini engellemek
adına yapıldığını kabul etmek olanaklı değildir. 4640
Ayrıca, protokolünü erken fesheden kurum sayısının bu kadar az olması, erken
fesihler nedeniyle bankaların zarara uğraması sonucu “centilmenlik anlaşması”nın
yapılmadığını ortaya koymakla birlikte, “centilmenlik anlaşması” nedeniyle alternatif
bulamadıkları için protokolünü fesheden kurum sayısının az olduğunu akla
getirmektedir. Zira, yerinde incelemelerde bulunan yaklaşık 250 adet belgenin çok
büyük çoğunluğunda kurumların protokollerini feshedip, başka bir bankaya geçme
isteklerinden bahsedilirken, fiiliyatta toplam protokol sayısının %0,16’sının
protokolünü feshettiği görülmektedir. Dolayısıyla bankaların “centilmenlik
anlaşması”nı uygulamalarının sonucunda, kurumların alternatif bulamamaları 4650
nedeniyle protokollerini feshedemediği; yani yukarıdaki tabloda yer verilen erken
feshedilen protokol sayısının, “centilmenlik anlaşması”nın sebebini değil, sonucunu
gösterdiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, “centilmenlik anlaşması”nın sözleşme sürelerine uyumu sağlamak
amacıyla yapıldığı kabul edilse dahi, her ne kadar taraflar imzaladıkları protokollerin
gereğini yerine getirmekle yükümlü olsalar da, protokolü feshetmenin maliyetine
katlanarak protokolü feshedebilmek de sözleşme hürriyetini kullanmanın bir yoludur.
Ancak “centilmenlik anlaşması” gereği, bir kurum herhangi bir nedenle maaş
protokolünü iptal edip başka bir banka ile anlaşmak istediğinde, diğer bankalar teklif 4660
vermemekte ve kurum, protokol yapılan banka ile çalışmak zorunda kalmaktadır.
Özellikle müşteriler (kurumlar/çalışanlar), protokol imzalanan bankanın hizmetinden
memnun kalmadığı takdirde, düşük kalitede hizmet almaya zorlanmaktadırlar. Ayrıca
kurumlar, cezai şartı ödeyip anlaşmalı olan banka tarafından ödenen promosyon
tutarını da karşılayacak şekilde daha yüksek promosyon teklifi alıp, başka bir banka
ile yeni bir protokol yapmak isteyebilmektedir. Bu durumda da kurumlar daha fazla
gelir elde etme imkânları varken “centilmenlik anlaşması” sonucu bu imkândan da
yararlanamama durumu ile karşı karşıya kalmaktadırlar.
Durum, bankalar açısından değerlendirildiğinde de benzer sonuçlar ortaya 4670
çıkmaktadır. Daha önce de belirtildiği gibi, bankaların kurumlara teklif vermelerindeki
temel saik, çalışanlara sunulan bireysel bankacılık ürünlerinden elde edilmesi
beklenen gelirdir. Bu çerçevede bankalar çeşitli hesaplama yöntemleri ve tahminler
ile kurumlardan elde edilecek geliri hesaplamakta ve tekliflerini sunmaktadırlar. Her
bir bankanın hesaplama yöntemi ve dolayısıyla kurumdan elde etmeyi beklediği gelir
farklı olacağından, sunulan tekliflerin farklı olması da doğaldır. Öte yandan,
bankaların kurumlar hakkındaki değerlendirmelerinin ve kârlılık beklentilerinin de
zamanla değişmesi ihtimal dâhilindedir. Bu durumda, maaş ihalesi tarihinde düşük
promosyon önererek veya ihaleye katıl(a)mayarak kurumla anlaşma şansı
bulamayan bankalar, zamanla kârlılık beklentisinin yükselmesi, pazarlama 4680
11-13/243-78
107
stratejisinin değişmesi vb. nedenlerle daha yüksek promosyon teklif ederek
kurumlarla anlaşma yolunu seçebileceklerdir. Böyle bir durumda, bankaların
“centilmenlik anlaşması” yapmasına sebep olan, piyasadaki promosyon seviyesinin
yükselmesi riski doğacaktır. Söz konusu yükselmenin üst sınırı ise, piyasada
belirlenecek; rekabetten beklenen sonuç olan, daha etkin çalışan bankanın daha
yüksek teklif vererek daha fazla ihale kazanması sonucu doğacaktır. Ancak bankalar
arasındaki mevcut “centilmenlik anlaşması” nedeniyle, böyle bir teklif
sunulamadığından veya sunulmuşsa dahi geri çekilmek durumunda kalındığından
bankalar arasındaki rekabet kısıtlanmaktadır.
4690
Bankalar arasında maaş ödemeleri konusunda rekabet, bankaların kurum veya
firmalara sunduğu, başta promosyon olmak üzere, tekliflerinin yarışmasıyla
gerçekleşmektedir. Dolayısıyla bankaların kurumlara teklif edecekleri promosyonların
zamanlamasını, özel firmalara promosyon verilip verilmemesini, protokolü devam
eden kurumlara promosyon teklif edilip edilmemesini, bu konuda yapılan ihalelere
girilip girilmemesini rakipleriyle görüşerek ortaklaşa belirlemeleri durumunda, pazarda
rekabetin kısıtlanacağı açıktır. Zira bankalar aralarında yaptıkları anlaşma ile (yatay
anlaşma), protokolü devam eden kurumlara teklif vermeyerek müşterilerinin (maaş
ödemesi yapılan kurumlar) hizmet temin alternatiflerini kısıtlamakta ve protokol
süresince protokolü imzaladığı tek bankaya mecbur bırakmaktadır. Bu durum, fiili 4700
olarak oldukça katı münhasırlık yaratmaktadır.
Öte yandan, protokolü devam eden kurumlara teklif verilmemesine ilişkin
“centilmenlik anlaşması”nın rekabeti kısıtladığından bahsedilirken, kurumların
protokol süreleri bittiğinde düzenledikleri ihalelerde rekabetin yaşandığı ve bu
nedenle rekabetin kısıtlanmadığı akla gelebilir. Ancak; ilk olarak, bir dönem yaşanan
rekabetin bir başka dönemde rekabetin kısıtlanmasına gerekçe olamayacağı
belirtilmelidir. Yani, bir dönem rekabet etmek, başka bir dönemdeki rekabet
kısıtlamalarına mazeret olarak öne sürülemez. Rekabet kısıtlamalarının tek mazereti,
rekabeti kısıtlayıcı anlaşmaların ekonomik etkinliği artırıcı olmaları olabilir. Böyle bir 4710
iddianın bulunması durumunda ise, etkinlik sağladığı iddia edilen rekabeti kısıtlayıcı
anlaşmalar hakkında muafiyet değerlendirmesi yapılmalıdır. Kanun’un 5. maddesi
çerçevesinde, ekonomik gelişme, tüketici faydası, rekabetin gerekenden fazla
kısıtlanmaması gibi kriterlerin sağlandığı tespit edilmesi durumunda, bahse konu
anlaşmalara muafiyet tanınabilmektedir.
Söz konusu centilmenlik anlaşmasının etkileri kurumların açtıkları ihalelerde ortaya
çıkan sonuçlarla birlikte daha iyi anlaşılacaktır. Bu çerçevede, bankalar tarafından
gerçekleştirilen eylemlerin kurumların düzenledikleri ihalelerde rekabeti kısıtlamasına
örnek olarak aşağıda bazı ihalelere yer verilmiştir: 4720
ERDEMİR İHALELERİ
Erdemir’in maaş ödemesi ihalelerine ilişkin olarak yerinde incelemelerde bulunan
belgelerin değerlendirilmesinden önce, Erdemir hakkında bilgi verilmesinde yarar
görülmektedir. Yassı demir çelik üretiminde önemli paya sahip olan Erdemir, 2006
yılında Oyak Grubu bünyesine katılmıştır. Anılan teşebbüsün Zonguldak Ereğli’de
üretim tesisi, Ankara ve İstanbul’da yönetim birimleri ve çeşitli illerde 8 adet iştiraki
bulunmaktadır.
4730
Çok sayıda çalışanı bulunması nedeniyle Erdemir, bankaların maaş ödemelerini
yapmayı isteyeceği gözde bir kurum konumundadır. 2005 yılındaki ihale döneminde
yaklaşık 7.500 çalışanı olan Erdemir’in maaş ödemelerini üstlenmek, Erdemir’in
11-13/243-78
108
bankalarla gerçekleştirdiği yüksek hacimli ticari ve kurumsal bankacılığın yanında
nispeten küçük bir iş olsa da, özellikle Ereğli ilçesindeki banka şubelerinin bireysel
bankacılık ürünlerinin pazarlanması için oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Bu
nedenle de maaş ödemeleri karşılığında bankaların Erdemir ihalelerindeki
promosyon tekliflerinin yüksek olması beklenir.
Aşağıdaki tabloda, Erdemir’in maaş ödemelerinin bankalar arasındaki 3 yıllık 4740
dağılımına yıllar itibariyle yer verilmiştir:
Tablo 13: Erdemir Maaş Ödemelerinin Bankalar Arasındaki Dağılımı
Ödenen Maaş Tutarı (YTL) Sıra
No
Maaş Ödemesi
Yapan Banka 2005 2006 2007
1 İş Bankası ... ... ...
2 Akbank ... ... ...
3 YKB ... ... ...
4 Garanti Bankası ... ... ...
5 Vakıfbank ... ... ...
6 Finansbank ... ... ...
7 Denizbank ... ... ...
8 Oyakbank ... ... ...
Toplam ... ... ...
Kaynak: Erdemir’den Gönderilen Bilgiler
Erdemir maaş ihalelerinde, diğer ihalelerde olduğu gibi, bir aylık personel ödemeleri
toplamının (maaş, ikramiye, sosyal yardımlar) belirli bir yüzdesi (promosyon oranı)
teklif edilmektedir. ...
Erdemir, çeşitli nedenlerle birden fazla banka ile çalışmayı tercih etmektedir. 4750
Erdemir’den maaş ödemelerine ilişkin gönderilen yazıda, bu konuda şu açıklama
yapılmıştır:
“Şirketimizin personel sayısının 7.000’den fazla olması, banka şubelerine
işlem kolaylığı sağlanarak personelin maaş ödeme gününde oluşabilecek
yoğunluğun azaltılması, şirketimizin yoğun çalıştığı bankalar olması,
şirketimizin Kdz. Ereğli, Ankara, İstanbul ve İzmir’de işyerleri bulunması gibi
nedenler ile maaş ödemelerinin gerçekleştirilmesinde birden çok banka ile
anlaşma yapılmış olup, bu kapsamda personel sayısı ve personel maaş
tutarları gözetilerek dağıtım yapılmıştır.” 4760
24.3.2010 tarihinde raportörlerce söz konusu şirket yöneticileri ile yapılan görüşmede
ise, Erdemir’in bankalarla gerçekleştirdiği maaş ödemesi dışındaki işlemlerinin
büyüklüğünden bahsedildikten sonra, birden fazla banka aracılığıyla maaş ödemesi
yapmasının sebebi olarak şunlar da ifade edilmiştir:
...
2005 Erdemir ihalesi öncesinde bankaların verecekleri teklifleri belirleyerek ihaleye
girdiklerine ilişkin elde edilen belgelere ve değerlendirmelere aşağıda yer verilmiştir:
4770
Erdemir 2003 Yılı Maaş İhalesi
11-13/243-78
109
Erdemir 2003 yılında aşağıdaki teklif yazısı ile bankalardan ilk defa promosyon talep
etmiştir: “Şirketimizin mevcut aylık ücretli ve saat ücretli toplam 6464 çalışanına aylık
ortalama ..., yıllık ise ortalama ... ücret ödemektedir. Personelimize yapılacak olan
ücret ödemeleri 2 yıllık bir sürede değerlendirilmek üzere 5 (beş) bankaya
yönlendirilmek istenmektedir. Yönlendirmede esas alınacak tek kriter bankanın talip
olduğu aylık tutar üzerinden Şirketimize sağlayacağı yüzde getiri oranıdır. Teklifimizin
en geç 30.5.2003 tarihine kadar tarafımıza yazılı olarak bildirilmesini rica ederiz.”
4780
Bu dönemde promosyon teklifi gönderen bankalar ve önerilen promosyon oranları
aşağıdaki tabloda gösterilmiştir:
Tablo 14: Erdemir 2003 Yılı Maaş İhalesine Teklif Veren Bankalar ve Promosyon Oranları
Banka Promosyon teklifi
Denizbank ...
Asya Finans ...
HSBC ...
TEB ...
Halkbank ...
Tekfenbank ...
Ziraat ...
Pamukbank ...
Akbank ...
İş Bankası ...
Vakıfbank ...
Garanti Bankası ...
YKB ...
Alınan bu teklifler sonrasında Erdemir tarafından, İş Bankası, Vakıfbank, Garanti 4790
Bankası, Akbank, Halkbank, Pamukbank, TEB, Tekfenbank, Şekerbank, Denizbank,
HSBC ve YKB ile anlaşılarak 1.8.2003-31.7.2005 dönemi için iki yıllık maaş ödeme
protokolleri imzalanmasına karşın, sadece İş Bankası, Vakıfbank, Garanti Bankası,
Akbank ve YKB’den promosyon alındığının tespit edilebildiği belirtilmiştir.
Erdemir 2005 Yılı Maaş İhalesi
2003 yılında yapılmış protokollerin süresinin 31.7.2005 tarihinde sona erecek olması
üzerine Erdemir, Karadeniz Ereğli’de şubesi bulunan bankalardan çalışanlarına aylık
ödemeleri üzerinden verebilecekleri promosyon miktar ve oranını şifahi olarak 4800
bildirmelerini istemiştir. Bankalarda yapılan yerinde incelemelerde bulunan
belgelerden, Erdemir’in 2003 yılında olduğu gibi yine birden fazla bankayla çalışmak
istediğini öğrenen bankaların, daha yüksek oranlı promosyon vermekten kaçınmak
amacıyla, söz konusu ihalede mutabakata vardıkları ortak bir promosyon oranı
üzerinden teklif verdikleri tespit edilmiştir.
11-13/243-78
110
Denizbank’tan YKB, Garanti Bankası, İş Bankası, Akbank ve Finansbank’a
gönderilen 27.4.2005 tarihli e-postada (115 no’lu belge), Erdemir maaş ihalesi
hakkında,
4810
“Bu sefer 7.500 personeli 7 bankaya eşit böleceğini belirtmiştir. Denizbank
olarak; eğer 7 banka da eşit sayıda personelin maaş ödemesine aracılık
edecekse, Erdemir’e hepimizin mutabık kalacağı aynı bağış tutarını teklif
edebiliriz düşüncesindeyiz.”
ifadeleri yer almaktadır. Bu e-postaya cevap olarak Finansbank’tan gelen 28.4.2005
tarihli e-postada,
“…Banka olarak önerinize sıcak bakıyoruz Ortak teklif rakamı oluşturmanın
hepimize maliyet avantajı sağlayacağı ortada. Öneriyi ilettiğiniz tüm 4820
Banka’larla mutabakat sağlanırsa tarafımıza bilgi verilmesini rica ediyoruz. Bu
aşamadan sonra bağış rakamının belirlenmesi için ortak çalışmaya hazırız.”
denilmektedir. Aynı belgenin devamındaki Denizbank tarafından Finansbank’a
gönderilen 22.6.2005 tarihli e-postada, diğer bankaların Erdemir’den teklif istediklerini
belirten bir yazı gelmeden yorum yapamayacaklarını, teklif gelmesinin ardından
görüşebileceklerini belirttikleri ifade edilmektedir.
116 no’lu belgeden ise, yukarıda yer verilen 27.4.2005 tarihli e-postayı alan
Finansbank çalışanının aynı gün konuyu diğer Finansbank yetkililerine ilettiği ve söz 4830
konusu yetkilinin de konuyu karşılıklı konuşmaları gerektiğini ifade ettiği
görülmektedir. Benzer şekilde, 29.4.2005 tarihli İş Bankası iç yazışmasından (117
no’lu belge), Denizbank’tan gelen e-postayı alan İş Bankası çalışanının konu
hakkında Ereğli şube müdüründen bilgi almak üzere başka bir çalışanı
görevlendirdiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, Denizbank’ın gönderdiği ortak teklif
talebine ilişkin olarak Finansbank ve İş Bankası konuyu ele alarak araştırmaya
başlamışlardır.
21.6.2005 tarihli Finansbank iç yazışması olan 118 no’lu belgede, Erdemir’in
bankalarla ihale yoluyla sözleşme yapmak istediği belirtilerek, nasıl bir teklif 4840
verilebileceği konusunda bilgi talep edilmekte; aynı belgede bulunan 6.7.2005 tarihli
e-postada ise, bir Finansbank çalışanı tarafından konu hakkında yapılan araştırmaya
değinilmektedir. Anılan araştırmada, YKB, İş Bankası ve Denizbank’ın, Garanti
Bankası ve Akbank ile sürekli iletişim halinde bulunduğu, ortak görüşün %...
promosyon oranında ısrar etmek yönünde olduğu belirtilmektedir. Aynı çalışan
tarafından gönderilen bir sonraki e-postada, YKB ile görüşüldüğü, yetkili bir kişinin İş
Bankası’nın teklifini %... olarak değiştirdiğini bildirdiği, dolayısıyla YKB’nin de %...’ye
çıkacağı bilgisini aldıkları ifade edilmektedir. Ayrıca YKB yetkililerinin Garanti Bankası
ve Akbank ile de görüşerek, Finansbank’tan anılan e-posta sahibine bilgi verecekleri
de belirtilmektedir. E-postanın devamında özet olarak, görüşülen bankaların %... 4850
olarak tekliflerini değiştirecekleri, dolayısıyla Finansbank’ın da teklifi %...’ye çıkarması
gerektiği ifade edilmektedir. Yazışmanın ilerleyen bölümlerinde %... ile Erdemir’le
anlaşıldığı dile getirilmektedir.
Erdemir 2005 yılındaki maaş ihalesine teklifleri sözlü olarak topladığından, ancak
soruşturma sürecinde İş Bankası tarafından gönderilen belgelerden, Erdemir’in
bankalardan 26.6.2005 tarihine kadar tekliflerini göndermelerini istediği anlaşılmıştır.
14 bankadan gelen tekliflerin değerlendirilmesi sonucunda Erdemir, 1.8.2005
11-13/243-78
111
tarihinde, Denizbank, YKB, Garanti Bankası, İş Bankası, Akbank, Finansbank ve
Vakıfbank ile 4 yıllık %... promosyon karşılığında maaş protokolü imzalamıştır. Söz 4860
konusu ihaleye ilişkin detaylara aşağıdaki tabloda yer verilmiştir:
Tablo 15: Erdemir 2005 Yılı Maaş Ödemesi İhalesi İçin Promosyon Teklifleri
Sıra
No
Teklif İstenen/Teklif Veren
Banka
Teklif Verme
Usulü
Promosyon
Yüzdeleri (%)
1 İş Bankası Sözlü ...
2 Akbank Sözlü ...
3 YKB Sözlü ...
4 Garanti Bankası Sözlü ...
5 Vakıfbank Sözlü ...
6 Finansbank Sözlü ...
7 Denizbank Sözlü ...
8 Oyakbank Sözlü ...
9 Anadolubank Yazılı
10 Ziraat Bankası Yazılı
11 Dışbank Yazılı
12 Asya Finans Yazılı
13 TEB Yazılı
14 Tekfenbank Yazılı
Kaynak: Erdemir tarafından gönderilen bilgiler
Belgelerden de anlaşılacağı üzere, ihale öncesi yapılan yazışmalarda ismi geçen
Denizbank, YKB, Garanti Bankası, İş Bankası, Akbank ve Finansbank bireysel olarak
kendi tekliflerini oluşturarak ihalede rekabet etmek yerine, centilmenlik anlaşmasının
bir sonucu olarak 2005 yılında Erdemir maaş ödemeleri ihalesinde, ortak bir teklif
üzerinde anlaşmak suretiyle promosyon teklifinde bulunmuşlardır. Bu tür bir davranış, 4870
Erdemir’in bankaların bireysel teklif vermeleri halinde daha yüksek teklif alma
olasılığını bertaraf etmiştir. Bankalar ihale öncesinde anlaşmak suretiyle ihalede
gerçekleşmesi beklenen rekabeti ortadan kaldırmış, dolayısıyla bireysel olarak daha
yüksek verilebilecek tekliflerin düşmesi sonucuna yol açmış, Erdemir’in ihaleden
beklentisi olan olası yüksek tekliflerden yararlanma imkânını elinden almıştır. 2008
yılında Erdemir’in bankalardan promosyon oranlarında artış istemesi üzerine, 2005
yılında %... olan oranın %...’e kadar yükselmesi de, 2005 ihalesinde ortaya çıkan
promosyon oranının ne denli düşük olduğunu ortaya koymaktadır.
Ayrıca İş Bankası’nın 2005 Erdemir maaş ihalesi öncesine ilişkin gönderdiği banka içi 4880
yazışma niteliğindeki belgelerden, 24.6.2005 tarihinde Erdemir ihalesi için İş
Bankası’nın %...’a kadar promosyon teklif edebileceğini kararlaştırdığı
anlaşılmaktadır. Ancak ihalede %...’nin üzerinde teklif verilmesi gerekmemiştir.
Erdemir yetkilileri, maaş ödemelerini birden fazla banka aracılığıyla yapmasına
rağmen, farklı oranlarda bağış teklifi almaları halinde, daha yüksek oran teklif eden
bankalarla yoğun çalışmayı tercih edebileceklerini de ifade etmişlerdir. Nitekim 2008
yılında Erdemir’in istediği promosyon artışını yapmayan ... maaş alan personel
sayısını azaltması, yüksek teklif veren ... ve ... personel kaydırmayı düşünmesi de bu
durumu doğrulamaktadır. 4890
11-13/243-78
112
Erdemir’in 2006 Yılı Talepleri
2006 yılına gelindiğinde ise, özelleştirme sonrasında yönetimi Oyak Grubu’na
geçecek olan Erdemir’in, her yıl 1 yıllığına uzattığı maaş protokolünü 6 aylık bir
dönemler için uzatacağını ve Oyakbank’a bir miktar personel maaş ödemesini
aktaracağını bankalara bildirmesi üzerine bankalar arasında yeni koşullar hakkında
tekrar e-posta trafiği başlamıştır.
2.8.2006 tarihli Finansbank iç yazışmasında (149 no’lu belge), “2005 yılı Ağustos 4900
ayında Erdemir TAŞ. ile 4 yıllık ve her yıl yenilenmek üzere %... bağış karşılığında
finbor anlaşmasını ilçemizde bulunan 7 banka ile birlikte yapmıştık.” denildikten
sonra, Denizbank’ın %... promosyon ile ... yenilemeye onay verdiği belirtilerek,
bankalardaki genel kanının kendileri gibi ... bu oranın verilmemesi yönünde olduğu
belirtilmektedir. Ayrıca Vakıfbank, Denizbank ve İş Bankası’nın bu teklifi kabul ettiği,
Garanti Bankası ve Akbank genel müdürlüğü ile telefonda görüşüldüğü, ancak
oranlar konusunda net bir cevap alınamadığı da eklenmiştir.
11.8.2006 tarihinde Finansbank’tan Garanti Bankası, YKB, Denizbank, İş Bankası,
Vakıfbank ve Akbank’a gönderilen e-postada (150 no’lu belge) ise, 4910
“2005 Ağustos ayında Erdemir TAŞ. ile 4 yıllık ve her yıl yenilenmek üzere
%... bağış karşılığında finbor anlaşmasını hep birlikte yapmıştık. Bu ay
uzatılacak olan sözleşme ile ilgili Erdemir tarafımıza dönmüş ve özelleşme
sonrası alınan kararlar gereği uzatmanın ... olarak yapılacağını ve 2-3 ay
içerisinde her bankadan yaklaşık 200 personelin Oyakbank’a devredileceğini
ve bu... süre için de %... bağış talep ettikleri bilgisi şubemiz tarafından bizlere
iletilmiştir. Erdemir tarafından tüm bankaların bu koşulları kabul ettiği yönünde
bilgi verilmekte. Biz sizlerden bu konuda teyit almak istedik.”
4920
denilip, bankalara ne şekilde davranacakları sorulmaktadır. Bu e-postaya cevap
olarak Denizbank tarafından anılan yazışmadaki tüm adreslere gönderilen 11.8.2006
tarihli e-postada (151 no’lu belge), Erdemir’in Denizbank’tan da benzer talepleri
olduğu ve kendilerinin bu talebi kabul ettiği ifade edilmektedir. Dolayısıyla, bankaların
2005 yılı ihalesinden önce başlayan iletişimin 2006 yılındaki Erdemir’in yeni
koşullarını kabul edip etmeme konusunda da devam ettiği anlaşılmaktadır.
Burada dikkati çeken bir diğer husus ise, 2005 yılındaki ihale öncesi iletişime
katılmayan, ancak ihaleyi kazanan bankalar arasına girdikten sonra yeni koşullar
hakkında atacağı adım sorulan Vakıfbank olmuştur. Ancak Vakıfbank’ın söz konusu 4930
yazışmaya cevap verdiğine ilişkin herhangi bir belgeye rastlanamamıştır.
Erdemir’in 2008 Yılı Promosyon Artırım Talebi
Bankalardan gönderilen yazılardan, Erdemir’e yeni katılan 2.750 kişi için 2008 yılında
7-8 bankadan Erdemir’in tekrar promosyon teklifi topladığı anlaşılmaktadır.
239 no’lu belgede (İş Bankası iç yazışması) 10.10.2008 tarihinde Erdemir ile İş
Bankası arasında imzalanan ve 2009 yılında süresi dolacak olan protokolün,
31.7.2009’dan itibaren 1 yıl uzatılarak 2008’den itibaren toplam 2 yıl için, aylık 4940
ortalama maaş tutarının yıllık %...’i oranında ... bir ödemeli promosyon konusunda
firmayla anlaşma sağlandığı belirtilmektedir. Anılan belgede, Erdemir üst yönetiminin
gelecek yıl ... dışındaki maaş ödemeleri için yeniden ihaleye çıkılması yönünde kesin
talimatları olduğundan bahsedilmekte; ...
11-13/243-78
113
Erdemir’de soruşturma döneminde yapılan yerinde incelemede bulunan iç yazışma
niteliğindeki 8.5.2009 tarihli diğer bir belgeden ise, Erdemir personelinin, hizmet
memnuniyetsizliği, masraf-komisyon farklılıkları, kredi talebi reddi, şube ATM
lokasyonu gibi birçok nedenden dolayı maaş aldıkları bankayı değiştirme gibi
taleplerde bulunduğu, ancak şirket içinde yapılan değerlendirmede bu tür taleplerin 4950
Erdemir’in bankalara verdiği kişi sayısı taahhüdünün gerçekleşmesinin güçleşeceği
gerekçesiyle olumlu karşılanmadığı anlaşılmaktadır.
2005 yılında imzalanan protokollerin devam ettiği dönemde, Erdemir’in promosyon
artırım talebi üzerine, ... %... olan promosyon oranını %...’e çıkarmış, ... ise
protokolün uzatılması karşılığında %... promosyon oranını kabul etmiştir. Yine
yaklaşık yakın dönemlerde, ... ve bir dönem ... ile de %... promosyon oranı üzerinden
çalışılmıştır. ... promosyon oranını 4.9.2008 tarihinde gönderdiği e-posta ile %...’e
çıkarmış, ... ise %... olan promosyon oranını artırmakta isteksiz davranmış ve
Erdemir’in bağış oranını artırma teklifine olumsuz yanıt vermiştir. Buna karşılık 4960
Erdemir, sonraki birkaç ayda bu bankadan maaş alan çalışan sayısını aşamalı olarak
yaklaşık %... oranında düşürerek ... ve ...’a yönlendirmiş; ancak bankayla olan
protokolünü iptal etmemiştir. Dolayısıyla, 2008 yılında bağış oranlarının revize
edilmesinin akabinde ..., ... ve ...’ın promosyonları %... gibi oranlara çıkmış; sadece
... bağış oranında değişikliğe gitmemiş, buna rağmen Erdemir ile olan anlaşması
maaş alan çalışan sayısı düşürülse dahi devam etmiştir.
THY İHALELERİ
Çalışan sayısı ve maaş tutarı olarak önemli bir kurum olan THY’nin 2006 yılı maaş 4970
ödemesi ihalesine ilişkin 124 no’lu ve takip eden belgelerden, THY’nin YKB ile
protokolü devam ederken yeni bir ihale açtığı, bankalardan teklif istediği; ancak
bankaların “centilmenlik anlaşması” gereği ve koordineli olarak teklif vermedikleri
anlaşılmaktadır. 20.1.2006 tarihli THY ihalesinden 2 gün öncesine ait 124 ve 125
no’lu belgelerden, Finansbank’ın THY’nin YKB ile protokolünün devam etmesine
rağmen kurumun yeniden ihaleye çıkmayı düşündüğü bilgilerine yer vererek;
“centilmenlik anlaşması”nın devamını sağlamak adına yaptığı değerlendirmeler
sonucunda, THY’ye teklif verilmesini “etik davranmak açısından ve centilmenlik
anlaşması gereği” uygun görmediği anlaşılmaktadır. Finansbank’ın söz konusu
ihaleye teklif vermeyeceğinin THY’ye iletildiği de ifade edilmektedir. 4980
THY ihalesinden bir gün önce (19.1.2006) Akbank, Garanti Bankası ve İş Bankası
arasında yapılan yazışmalardan (126 ve 127 no’lu belgeler) ise, Akbank’ın THY’nin
YKB ile protokolünü feshedip, bankalardan maaş ödemelerine ilişkin teklif istediğini
belirttiği; “etik davranmak açısından ve centilmenlik anlaşması gereği Kurum’a teklif
vermeyi uygun görmediği”ne yer verip, bankaların görüşlerini istediği; gelen
cevaplardan Garanti Bankası ve İş Bankası’nın da aynı fikirde oldukları
anlaşılmaktadır.
Yukarıdaki belgelerde yer alan bilgilerin teyidi için, raportörlerce 16.10.2009 tarihinde 4990
THY’de yerinde inceleme yapılmış ve aşağıda özetle değinilen hususlar tespit
edilmiştir:
11-13/243-78
114
THY 3.3.2005’te 15 bankaya30 davet göndererek aylık ... YTL’ye tekabül eden
personel maaş ödemelerine ilişkin ihaleye çıkmış, tekliflerini en geç 25.3.2005
tarihine kadar göndermelerini istemiştir. Koçbank ihaleye katılmayacağını bildirmiş,
Halkbank ise teklif göndermemiştir. İhaleyi YKB, 3 yıl için yıllık ... YTL+KDV
promosyon teklifi ile kazanmış ve 7.6.2005 tarihinde 3 yıllık protokol imzalanmıştır.
THY, 20.10.2005 tarihinde YKB üst düzey yönetimi ile yaptığı görüşmenin ardından, 5000
31.10.2005 tarihinde YKB’ye bir yazı göndererek, YKB ile 7.6.2005 tarihinde 3 yıl için
yıllık ... YTL+KDV promosyon ödemesini içeren protokole değinmiş;
Toplu iş sözleşmesinde ödenen maaş tutarının %10 artması,
3 yıl içindeki enflasyon beklentisinin %13,5 olması,
Mevcut personel sayısının 3 yıl içinde %20-30 artacağı öngörüsü ve
Aylık ortalama maaş tutarının yaklaşık olarak ... YTL’ye ulaşacağı
gerekçeleriyle protokolün yeniden değerlendirilmesini talep etmiş; YKB’den
8.11.2005 tarihine kadar revize teklifini göndermesini rica etmiştir. Daha sonra 5010
YKB’nin THY’ye 8.11.2005 tarihinde gönderdiği protokol çerçevesinde 3 yıl boyunca
her yıl için ek promosyon teklifini yetersiz bulan THY, 11.11.2005 tarihinde bu
durumu YKB’ye bildirmiş ve 15.11.2005 tarihine kadar söz konusu teklifin tekrar
revize edilmesini istemiştir. YKB’nin önceki teklifinde ısrar etmesi üzerine, 25.11.2005
tarihinde THY’den YKB’ye gönderilen bir başka yazıda, THY’nin tekrar ihaleye
çıkacağı bildirilmiştir.
THY, aktif büyüklüklerine göre seçtiği ilk 15 banka olan Ziraat Bankası, İş bankası,
Akbank, Garanti Bankası, YKB, Halkbank, Vakıfbank, Koçbank, Finansbank, Fortis,
Denizbank, Oyakbank, HSBC, TEB, Şekerbank’a personel maaş ödeme ihalesi için 5020
davet göndermiştir. Söz konusu bankalardan Finansbank, Garanti Bankası,
Halkbank, Şekerbank ve Akbank ihaleye katılmayacağını yazılı olarak bildirmiş; İş
Bankası, Koçbank, Denizbank, Fortisbank, HSBC ise yazılı teklif göndermeyerek
katılmayacaklarını şifahen bildirmişlerdir. Teklif veren TEB, YKB, Oyakbank, Ziraat
Bankası ve Vakıfbank arasından YKB dışındaki bankaların teklifleri ihale teknik
şartnamesine uymadığından dolayı elenmiş ve THY yine YKB ile yıllık ... YTL+KDV
promosyon karşılığında 3 yıllık bir protokol imzalamış, bu kapsamda 2005 yılında
yapılan ve 2008 yılında süresi dolacak olan protokolün süresi 7.3.2009 tarihine kadar
uzamıştır.
5030
THY’nin önceki promosyon miktarının hesaplanmasına esas olan koşulların
değişmesi nedeniyle, 2006 yılında protokolü devam eden bankadan ısrarla daha
yüksek promosyon talep ettiği, karşılık bulamayınca ihaleye çıktığı görülmektedir.
Ancak ihaleye “centilmenlik anlaşması” çerçevesinde protokolü devam eden
kurumlara teklif verilmemesi konusunda anlaşan bankaların ve bazı küçük bankaların
teklif vermemesi üzerine, biri mevcut bankası (YKB) olmak üzere 5 banka katılmış ve
4’ünün teklifi şartnameye uymadığı için elendiğinden, THY yine mevcut bankası
(YKB) ile anlaşmak durumunda kalmıştır. Burada dikkat edilmesi gereken husus,
bankaların kendi değerlendirmeleri ile hangi ihaleye katılıp hangi ihaleye
katılmayacaklarının belirlenmesi gerekirken, gerek anlık iletişimle gerekse daha 5040
önceden yapılan bir anlaşmada belirlenen ilkelerle hangi ihalelere katılacaklarının
belirlenmesidir. Bu durum rakipler arası koordinasyon anlamına geldiğinden
30 Ziraat Bankası, İş bankası, Akbank, Garanti Bankası, YKB, Halkbank, Vakıfbank, Koçbank,
Finansbank, Türk Dış Ticaret Bankası, Denizbank, Oyakbank, HSBC, TEB ve Şekerbank.
11-13/243-78
115
pazardaki rekabeti kısıtlayıcı niteliktedir. Nitekim yaptığı ihale ile THY, ne beklediği
promosyonu alabilmiş, ne de bankasını değiştirebilmiştir.
YKB ile 2006 yılında yapılan ek protokolün süresinin 7.3.2009 tarihinde bitecek
olması nedeniyle 2009 yılı maaş ödemeleri için aktif büyüklüklerine göre seçilmiş ilk
14 banka olan Ziraat Bankası, İş Bankası, Akbank, Garanti Bankası, YKB, Halkbank,
Vakıfbank, Finansbank, Fortis, Denizbank, ING Bank, HSBC, TEB, Şekerbank’tan
3.11.2008 tarihine kadar teklif göndermeleri istenmiştir. İş Bankası’nın cevap 5050
vermediği, Finansbank, Denizbank ve Şekerbank’ın da teklif vermeyeceğini bildirdiği
anlaşılmaktadır. 11.11.2008 tarihinde bankalardan gelen teklifler değerlendirilmeye
alınmış, 30.12.2008 tarihinde ihaleye kalan YKB, Fortis Bank, HSBC arasından 3 yıl
süre için ... YTL promosyon vermeyi öneren YKB ihaleyi kazanmıştır.
MUĞLA BELEDİYESİ İHALESİ
191 no’lu ve devamındaki belgelerden, 22.2.2008-3.4.2008 döneminde YKB’nin
Denizbank, İş Bankası, Ziraat Bankası, Garanti Bankası ve Finansbank’la iletişime
geçerek, Muğla Belediyesi’nin YKB ile protokolünün devam ettiğini bildirdiği, kuruma
teklif verilmişse geri çekilmesi talebini ilettiği; Garanti Bankası, Denizbank ve
Finansbank’ın anılan kuruma teklif vermediklerini bildirdiği, aynı kurum hakkında 5060
benzer bir e-posta gönderilen Akbank’ın ise verdiği teklifi geri çektiği anlaşılmaktadır.
14.2.2008 tarihli 194 no’lu belgede, Muğla Belediyesi’nin YKB ile sözleşmesi
olmasına rağmen, TEB’in cezai şartı da ödeyecek bir promosyon teklifi verdiği, bunun
üzerine kurumun tüm bankalardan teklif istediği ifade edilmektedir. Yazışmanın
devamında, diğer bankaların teklif vermemesinin nasıl sağlanacağı üzerinde görüş
alışverişinde bulunan YKB yetkilileri, Garanti Bankası, Finansbank, Denizbank ile
Akbank’ın “centilmenlik anlaşması” gereğince teklif vermeyeceklerini kuruma bir yazı
ile bildirdiğini belirtmektedir. Belediyenin mevcut anlaşmasını feshettiği ve yeni
anlaşma yapmak üzere tüm bankalardan teklif istediği anlaşılmaktadır. 5070
Yukarıda yer verilen belgelerde bahsi geçen ihaleye ilişkin olarak Muğla
Belediyesi’ne gönderilen bilgi isteme yazımıza cevaben gönderilen belgelerden,
kurumun YKB ile 15.4.2006 ile 15.4.2009 tarihlerini kapsayan 3 yıl süreli maaş
ödeme protokolü bulunduğu; 2007/21 sayılı Başbakanlık Genelgesi sonrasında,
kurum çalışanlarının eski sözleşmenin feshedilerek bankalardan yeniden teklif
alınması talebinde bulunması üzerine, maaşların ödendiği YKB’den ek promosyon
istendiği, YKB’nin protokol devam ettiği sürece ek promosyon verilmeyeceğini, ancak
bankalardan teklif toplanması durumunda YKB'nin de yeniden teklif sunacağını
kuruma bildirdiği, bunun üzerine bankalardan teklif istendiği, ancak Vakıfbank, İş 5080
Bankası, Garanti Bankası, Akbank’ın YKB ile protokolü devam ettiği için etik
olmayacağı gerekçesi ile kuruma teklif vermediği anlaşılmıştır. Söz konusu cevaplar
şöyledir:
İş Bankası’nın 26.2.2008 tarihinde kuruma gönderdiği yazıda, “Belediyeniz personel
maaş ödeme konusunda mevcut banka protokolünüz halen geçerli olduğundan bu
aşamada bankamızca promosyon teklifi yapılamayacağını bilgilerinize rica ederiz.”
denilmektedir.
Garanti Bankası’nın 25.2.2008 tarihinde gönderdiği yazıda, “... maaş ödemesi 5090
promosyonu teklif talebiniz bankamızın ilgili birimlerince değerlendirmeye alınmıştır.
Diğer banka ile protokolünüzün devam ediyor olması sebebi ve “bankalararası
centilmenlik” anlaşması gereği, promosyon teklifimizin mevcut protokolünüzün
11-13/243-78
116
bitmesine yakın bir tarihte sizden gelecek talep doğrultusunda değerlendirilmesi
uygun görülmüştür.” ifadeleri yer almaktadır.
Vakıfbank tarafından 28.2.2008 tarihinde gönderilen yazıda ise, “Kurumunuzun maaş
ödemesi yapan banka ile maaş ödeme protokolünün devam ettiği istihbar edilmiştir.
Bankalararası centilmenlik anlaşması nedeniyle Kurumunuzun personelinin
maaşlarının bankamız aracılığı ile ödenmesi ile ilgili teklif verilemeyeceği hususunu 5100
bilgilerinize arz ederiz.” denilmektedir.
Dolayısıyla, yapılan ihaleye TEB, Halk Bankası, Şekerbank, Ziraat Bankası,
Oyakbank ve YKB katılmıştır. 3 yıl süreli anlaşma için YKB, en uygun teklifi
verdiğinden söz konusu banka ile yeniden protokol imzalanmış, ancak eski sözleşme
feshedilmemiş, yeni sözleşme, eski sözleşmenin bitim tarihi olan 15.4.2009
tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.
“Centilmenlik anlaşması”na taraf bankalar, aralarındaki anlaşma gereği ihaleye teklif
vermemişler, nispeten küçük bankalar ve kurumun eski bankası olan YKB’nin 5110
katıldığı ihale sonucunda ihaleyi YKB kazanmıştır. Sonuç itibariyle kurumun
sözleşmesini feshetmesine izin verilmemiş, YKB ile 3 yıllık maaş ödeme protokolü 6
yıla çıkmıştır. Ayrıca yeni protokol eski protokolün bitiminden itibaren yürürlüğe
girdiğinden ek promosyon alınamadığı gibi, aslında “centilmenlik anlaşması” gereği
ihaleye girmeyen bankaların gerekçeleri de ortadan kalkmıştır.
ULUS DEVLET HASTANESİ İHALESİ
Ulus Devlet Hastanesi ile ilgili 236-238 no’lu belgelerden, Akbank ile Temmuz 2009’a
kadar anlaşması bulunan hastanenin, promosyon alamadığı ve Akbank ile 5120
çalışmaktan memnun olmadığı için bankalardan yeniden teklif istediği, Akbank’ın
YKB, İş Bankası, Ziraat Bankası, Finansbank, Denizbank ve Garanti Bankası’na söz
konusu hastaneye teklif verilmemesi için e-posta gönderdiği, Garanti Bankası’nın
“centilmenlik anlaşması” gereği Akbank’la olan protokolün feshedildiğine dair karşı
bankanın antetli kağıdına kaşe ve imzalı olarak bildirim yapılmadan teklif vermemeye
karar verdiği, İş Bankası’nın da teklifte bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Soruşturma döneminde, raportörlerce 9.6.2010 tarihinde Ulus Devlet Hastanesi ile
yapılan görüşmede o dönemki ihale sürecine ilişkin bilgi talep edilmiş ve yapılan
görüşmede; 5130
Ulus Devlet Hastanesi’nin 2008 yılı sonlarında Atatürk Hastanesi ile bir
süreliğine birleştirildiği; Hastane’nin Atatürk Hastanesi’ne devrinden önce
Akbank ile yapmış olduğu anlaşmayı, ATM’deki nakit sıkıntıları ve yüksek
promosyon talepleri gibi nedenlerle feshetmek istediği,
Kurumun önce Akbank’a anlaşmayı feshederek cezai şartı ödemek
istediğine ilişkin yazı gönderdiği, Akbank’tan bu yazıya istinaden gönderilen
cevapta ise, hastanenin sözleşmenin bitiş süresine kalan 7 aylık süre göz
önünde bulundurularak cezai şartın ödeneceğinin belirtildiği,
Hastane’nin 7 banka ile iletişime geçerek ihale için teklif istediği; ancak 5140
bankaların ihale öncesi kurumdan, mevcut çalışılan banka ile anlaşmalarının
bitip bitmediğine ilişkin bilgi talep ettikleri,
Hastane’nin 25.11.2008 tarihinde kapalı zarf ve açık artırma usulü ile banka
promosyon ihalesi düzenlemek istediğine dair teklif yazısını, Halkbank,
11-13/243-78
117
Akbank, İş Bankası, YKB, Vakıfbank, Ziraat Bankası, Garanti Bankası’na
gönderdiği,
İhaleye sadece YKB, Halkbank ve Ziraat Bankası’nın katıldığı ve beklenen
promosyon bedelinin yetersiz olması nedeniyle ihalenin iptal edildiği,
durumun bir yazıyla da Akbank’a bildirildiği
5150
dile getirilmiş ve söz konusu sürece ilişkin belgeler sunulmuştur.
Hastane’nin Atatürk Hastanesi ile birleşmesi sonrasında ise, 2009 yılında Akbank ile
olan sözleşmesinin bitmesine 3-4 ay kala Akbank’a bir miktar cezai şart ödenerek
yeniden ihaleye çıkıldığı, ihalenin Atatürk Hastanesi bünyesinde ancak yalnızca Ulus
Devlet Hastanesi için yapıldığı ve söz konusu ihaleye Garanti Bankası, İş Bankası,
Vakıfbank, Halkbank ve Finansbank’ın katıldığı, Finansbank’ın ihale sırasında
ihaleden ayrıldığı ve en yüksek iki teklifi veren bankalar olan Akbank ve
Halkbank’tan, Halkbank’ın ihaleyi kazandığı ve 25.12.2011 tarihine kadar geçerli
protokol imzalandığı ifade edilmiştir. 5160
Görüldüğü üzere, hizmetten memnun kalmaması nedeniyle protokolünü cezai şart
ödeyerek feshetmek isteyen kurumun ihalesi öncesi koordinasyona geçen
bankaların, “centilmenlik anlaşması” gereği ihaleye katılmaması ile ihalede istenen
rekabet gerçekleşmediğinden ilk ihale iptal edilmiştir. Dolayısıyla “centilmenlik
anlaşması” nedeniyle kuruma teklif vermeyen bankalar, kurumun ek promosyon
almasını ve daha önemlisi ihalenin sonuçlanmasını engellemişlerdir. Daha sonra ise,
kurumun eski bankasına bir miktar cezai şart ödeyerek sonraki ihaleye çıktığı,
“centilmenlik anlaşması”na taraf olmayan Halkbank’ın ihaleyi kazandığı
görülmektedir. 5170
VİRANŞEHİR DEVLET HASTANESİ İHALESİ
Kurumun, İş Bankası ile 6.4.2005 tarihinde yapılmış 4 yıl süreli maaş ödeme
protokolü bulunmaktadır. 3.1.2008 tarihinde Kurum İş Bankası'na gönderdiği yazı ile
protokolü 1.1.2008 tarihinden itibaren tek taraflı feshettiğini bildirmiştir. 19.3.2008
tarihinde de konuya ilişkin ihbarname göndermiştir. Fesih gerekçesinin, hizmetin
gereği gibi yerine getirilmemesi ve özellikle sözleşmede yer almamasına rağmen
döner sermaye paralarının maaş gibi algılanarak hesaplara geç yatırılması olduğu
belirtilmiştir.
Kurum, sözleşmenin feshedilmesinin ardından bankalardan teklif istemiştir. İş 5180
Bankası 21.1.2008 tarihinde, TEB 7.1.2008 tarihinde, Akbank 4.3.2008 tarihinde teklif
vermiş ve Akbank ile 4.3.2008 tarihinde sözleşme imzalanmıştır. Teklif edilen ...
TL’lik bağış tutarının ... TL’sinin Kuruma, ... TL’sinin ise personele verilmesi
kararlaştırılmıştır. Kurum tarafından 16.3.2008 tarihinde personelin maaşlarına
yansıtılacak promosyon tutarının ilk taksidi olan ... TL’nin ödenmesine ilişkin talimat
bankaya gönderilmiştir. Ancak Akbank 24.3.2008 tarihinde Kurum’a gönderdiği
yazıda; “Kurumunuzla Bankamız arasında 4.3.2008 tarihinde imzalanan maaş
ödemesi sözleşmesine hâlihazırda İş Bankası ile devam etmekte olan sözleşmenizin
olması nedeniyle Kurumunuza verilen teklifimizi geri çektiğimizi belirtir, bilgilerinizi
rica ederiz.” ifadelerine yer vermiştir. Bunun üzerine, Kurum’un İş Bankası ile 5190
6.4.2005 tarihinde yaptığı protokol 6.4.2009 tarihine kadar devam etmiştir.
11-13/243-78
118
YOZGAT KIZ MESLEK LİSESİ İHALESİ
209 no’lu belgeden, İş Bankası’nın 16.4.2008 tarihinde Garanti Bankası ile iletişime
geçerek Yozgat Kız Meslek Lisesi ile Aralık 2008’e kadar protokolünün bulunduğunu
belirttiği, Garanti Bankası’nın protokol bitiş tarihine kadar teklif vermemesini talep
ettiği anlaşılmıştır. Soruşturma döneminde söz konusu kurumdan istenen bilgiler ile
yapılan değerlendirmeler aşağıdadır:
5200
Gönderilen belgelerden, Kurumun 1.8.2005-31.12.2008 döneminde İş Bankası ile
maaş ödemesi protokolünün bulunduğu anlaşılmıştır. 26.3.2008 tarihinde yapılan
öğretmenler kurulunda İş Bankası ile olan sözleşmenin bitimine 6 aylık bir süre
kaldığı, birçok okulun ve kurumun yeni anlaşmalarla bankalardan promosyon aldığı,
kurumdaki personelin de promosyon alması için maaş ödeme protokolünün daha
erken yenilenmesi gündeme gelmiş ve bir komisyon oluşturulmuştur. Komisyon
tarafından 3.4.2008 tarihinde YKB, İş Bankası, Denizbank, Ziraat Bankası,
Vakıfbank, Oyakbank, Garanti Bankası ve Akbank'a teklif mektubu gönderilmiş ve
değerlendirilmesi için 7 gün süre verilmiştir. YKB 9.4.2008 tarihinde, Vakıfbank
9.4.2008 tarihinde, Oyakbank 14.4.2008 tarihinde, Garanti Bankası 10.4.2008 5210
tarihinde, İş Bankası da 10.4.2008 tarihinde teklif vermiştir. Ziraat Bankası ile Akbank
ise teklife cevap vermemiştir. İhale sürecinde en yüksek teklifi veren Garanti Bankası
sözlü olarak teklifini geri çektiğini bildirmiştir. Bunun sonucunda en yüksek ikinci teklif
sahibi İş Bankası ile 22.5.2008 tarihinde 5 yıllık protokol yapılmıştır. Komisyon
tutanağında, “Garanti Bankası yetkilileri Komisyonumuza tekliflerini geri çektiğini
ifade etmiştir. Teklif değerlendirmeye alınmamıştır. Diğer tekliflerin içerisinde uygun
ve yüksek teklif veren İş Bankası yetkilileri komisyon üyeleri bir araya gelerek
tereddüt edilen önceki protokolün bitimine kalan 6 aylık sürenin sorun olmayacağı
herhangi bir cezai müeyyide uygulanmayacağı konusu komisyonumuza banka
yetkililerince bildirilmiş olup, bu durumunda çalışanlarımızın lehine olacağı 5220
düşünülmüştür.” ifadeleri yer almaktadır.
Dolayısıyla, İş Bankası’nın teklif verilmemesi talebi üzerine, 10.4.2008 tarihinde en
yüksek teklifi veren Garanti Bankası’nın teklifini sonradan geri çektiği ve ihaleyi İş
Bankası’nın kazanmasını sağladığı görülmektedir.
Yukarıda yer verilen ihalelere ilişkin bilgi ve değerlendirmeler çerçevesinde,
“centilmenlik anlaşması”nın banka müşterilerinin istedikleri bankadan hizmet alma
özgürlüğü kısıtlandığı ve bankalar arasında da hizmet kalitesi konusundaki rekabet
güdüsünü azalttığı kanaatine ulaşılmıştır. Zira bankanın maaş protokolü imzaladığı 5230
müşterisini kaybetme riski, bankalararası anlaşma ile minimize edilmeye
çalışılmaktadır.
Öte yandan “centilmenlik anlaşması”nın protokolü devam eden kurumlara teklif
verilmemesi hükmünün, protokol süresince katı bir münhasırlık yaratmasının yanı
sıra, yine kurumlarca protokol süresi dolmadan düzenlenmesi planlanan maaş
ödemesi ihalelerindeki rekabete de olumsuz etkileri gözlenmiştir. Şöyle ki, protokolü
devam eden kurum protokolü feshedip, yeni bir ihale düzenleyerek promosyon teklifi
almak istediğinde, kurumun genel olarak 3 durumla karşılaşması olasıdır:
5240
1) Kurum, geçmişteki benzer tecrübesinden veya bir başka kurumun
tecrübesine ilişkin duyumlarından yahut bankaların “centilmenlik anlaşması
gereğince” teklif verilmeyeceğine ilişkin telkinlerinden dolayı ihaleyi düzenlese
dahi hiç yahut yeterli teklif toplayamayacağına ikna olursa, planladığı ihaleyi
düzenlemeyebilecektir.
11-13/243-78
119
2) Düzenlenen ihaleye, bankaların koordinasyonu sonucu, yeterli katılım
sağlanamayacağı için ihale iptal edilmek durumunda kalınabilecektir (Ulus
Devlet Hastanesi örneğinde olduğu gibi),
5250
3) Düzenlenen ihaleye (koordinasyon içinde olan) protokolü devam eden banka
hariç büyük bankalar katılmayacağından, ihalede rekabet ve ihale sonucunda
ortaya çıkan promosyon ve ayrıcalıklar beklenenin altında gerçekleşebilecektir
(Örn: THY 2006 ihalesi).
Yukarıda yer verilen değerlendirmeler doğrultusunda, “centilmenlik anlaşması”nın
aşağıdaki zararlara yol açtığı görülmektedir.
Tüketicilerin (kurumların/çalışanların) tercihleri sınırlanmakta ve bu yolla
daha düşük kalitede/standartta hizmet alınmasına yol açmaktadır. Özellikle 5260
bankanın hizmetinden memnun kalınmadığı ve sözleşme süresinin uzun
olduğu durumlarda bu zarar daha da büyük olmaktadır.
Kurumların ve personelin daha düşük promosyon almasına sebep
olmaktadır. 2006 yılında yapılan THY ihalesinde açıkça görüldüğü üzere
kurum, çok daha yüksek bir promosyon tutarı alma imkanı bulunmasına
karşın, bankalar arasındaki anlaşma nedeniyle bu imkandan mahrum
kalmıştır. Benzer vakaların, diğer kurum ihalelerinde de yaşanması halinde
söz konusu zarar çok daha büyük olabilecektir.
5270
Bankalar arasındaki rekabet kısıtlanmaktadır. Özellikle bireysel bankacılık
alanında büyümek isteyen teşebbüslerin bunu başarmalarının en kısa
yollarında biri, çok daha fazla sayıda kişiye aynı anda ulaşmayı sağlayan
maaş protokollerinin sayısını artırmaktır. Ancak bankalararası anlaşma
neticesinde -bir süre için dahi olsa- böyle bir teklif verilemediğinden,
bankaların daha rekabetçi teklifler vermeleri önlenmektedir.
Bu çerçevede, daha önce bahsedilen bankalar arasında 2001 yılından itibaren
uygulanan “centilmenlik anlaşması”nın 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde belirtilen
rekabeti kısıtlayıcı yatay bir anlaşma olduğu ve Kanun’da belirtilen yasaklamalara 5280
tabi olduğu kanaatine ulaşılmıştır. Bununla birlikte son olarak, bahse konu
anlaşmanın 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde yer alan hükümlerin
uygulanmasından muaf tutulabilmesi için Kanun’un 5. maddesinde belirtilen şartları
taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
J.1.3. MUAFİYET DEĞERLENDİRMESİ
4054 sayılı Kanun’un muafiyet başlıklı 5. maddesi ile 4. madde kapsamında ihlal
teşkil eden eylemlere muafiyet tanınması için gerekli şartları düzenlemekte ve
muafiyetin ne şekilde verilebileceğine dair yetkileri içermektedir. Kanun’un bireysel 5290
muafiyet düzenlemesi ile ilgili hükümleri aşağıda verilmektedir.
“Kurul, aşağıda belirtilen şartların tamamının varlığı halinde(Mülga:2.7.2005-
5388/1.Md)(...) teşebbüsler arası anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birlikleri
kararlarının 4 üncü madde hükümlerinin uygulanmasından muaf tutulmasına
karar verebilir:
11-13/243-78
120
a) Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve
iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması,
b) Tüketicinin bundan yarar sağlaması,
c) İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması, 5300
d) Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu
olandan fazla sınırlanmaması,
(Değişik: 2.7.2005-5388/1.Md) Muafiyet belirli bir süre için verilebileceği gibi,
muafiyetin verilmesi belirli şartların ve/veya belirli yükümlülüklerin yerine
getirilmesine bağlanabilir. Muafiyet kararları anlaşmanın ya da uyumlu eylemin
yapıldığı veya teşebbüs birliği kararının alındığı yahut bir koşula bağlanmışsa
koşulun yerine getirildiği tarihten itibaren geçerlidir.”
Aşağıda, söz konusu “centilmenlik anlaşması”nın 4054 sayılı Kanun’un 5.
maddesinde belirtilen muafiyet şartlarını taşıyıp taşımadığı incelenmiştir. Muafiyet 5310
tanınması için 4. madde kapsamına giren anlaşmaların, iki olumlu iki olumsuz koşulu
birlikte sağlaması gerekmektedir. Bu çerçevede rekabeti kısıtlayıcı bir anlaşmanın
Kanun’un yukarıda yer verilen 5. maddesinde belirtilen şartları karşılaması için;
Özel olarak anlaşma taraflarına değil, genel olarak tüketicilere ve topluma
fayda sağlaması,
Anlaşma sonucu elde edilen faydanın anlaşmanın zararlarını karşılaması,
Elde edilmesi beklenen faydanın anlaşmaya özgü olması (başka yollarla
elde edilememesi),
Tüketicilerin, sağlanacak faydadan adil bir pay alması31,
Pazardaki rekabetin ortadan kalkmaması 5320
gerekmektedir. İnceleme konusu olan, özel firmalara promosyon verilmemesi ve
maaş protokollerini erken fesheden kurumlara teklif verilmemesi konusundaki
“centilmenlik anlaşması”nın yukarıda yer verilen hususlar kapsamında
değerlendirilmesi için, öncelikle teşebbüslerin savunmalarında belirttiği faydalara
ilişkin açıklamalara değinmekte yarar bulunmaktadır. Bankalar tarafından bu konuda
dile getirilen hususlar aşağıda özetlenmiştir:
Sözleşmelerin kurumlarca erken feshedilmesinden kaynaklanan banka
zararları önlenmiş olacaktır. Bu zararlar aşağıda sıralanmıştır: 5330
o İhale sürecinde katlanılan işlem maliyetleri,
o İhale sonrasında ATM yerleştirme, personele hesap açma, maaş kartı
basımı gibi yapılan yatırımların maliyetleri,
o Kurumlara ödenen promosyon maliyeti,
Erken fesih nedeniyle mevduat hesabından çekilen tutarların bankanın mali
yapısını etkilemesi.
Yukarıda da görüldüğü üzere, “centilmenlik anlaşması”nın sağlayacağı ifade edilen
maliyet tasarruflarının tamamı bankaların lehine gerçekleşmekte ve herhangi bir
ekonomik veya teknik gelişmeden bahsedilmemektedir. Elde edilen bu faydanın 5340
31 İnceleme konusu anlaşma bakımından tüketiciler, hem doğrudan protokol yapılan kurumları hem de
dolaylı olarak işlemden etkilenen kurum çalışanlarını ifade etmektedir.
11-13/243-78
121
tüketicilere ne şekilde yansıyacağı hususuna veya tüketicilerin bu faydadan adil bir
pay alıp almayacağına ise hiç değinilmemiştir. Öte yandan, özel firmalara promosyon
verilmemesi şeklindeki uygulamada, herhangi bir tüketici faydasından
bahsedilemeyeceği gibi, özel sektör firmalarının ve çalışanlarının zararına olduğu
açıkça görülmektedir.
Diğer taraftan, söz konusu maliyet tasarruflarının anlaşmaya özgü olmasından da
bahsedilemez. Zira sözleşmelerde yer alan cezai şart hükümlerinin işletilmesi
durumunda oluşan zararın tazmini mümkün olabileceği gibi, teklif aşamasında söz
konusu risklerin dikkate alınması durumunda da olası zararlar en aza inebilecektir. 5350
Bu bakımdan incelemeye konu anlaşmanın 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (a),
(b) ve (d) bentlerinde belirtilen şartları karşılamadığı değerlendirilmektedir.
Son olarak, haklarında soruşturma yürütülen bankaların, J.1.2. sıra sayılı bölümde
yer verilen pazar payları incelendiğinde, önemli bir pazar gücüne sahip oldukları
anlaşıldığından ve “centilmenlik anlaşması”na muafiyet verilmesi durumunda
pazardaki rekabetin ortadan kalkması sonucunu doğurabilecek eylemlerde
bulunulması ihtimali arttığından, (c) bendinde belirtilen şart da karşılanmamaktadır.
Yukarıda yer verilen bilgi ve değerlendirmeler doğrultusunda, 4054 sayılı Kanun’un 4. 5360
maddesi kapsamında rekabeti kısıtlayıcı bir anlaşma niteliğindeki inceleme konusu
“centilmenlik anlaşması”na, 4054 sayılı Kanun’un 5. maddesinde belirtilen şartların
hiçbiri karşılanmadığından, bireysel muafiyet tanınamayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
J.2. ZAMANAŞIMI DEĞERLENDİRMESİ
Pamukbank (Halkbank) ve Koçbank (YKB), 2001 ve 2002 yıllarında gerçekleştirdiği
soruşturma konusu eylemlerinin 2002-2005 yılları arasında devam edip etmediğine
ilişkin muğlâklık nedeniyle soruşturmaya dâhil edilmiştir. Ancak soruşturmada söz
konusu dönemde her iki bankanın da ihlale devam ettiğine ilişkin bilgi yahut belge 5370
bulunamamıştır. Bu nedenle, Pamukbank ve Koçbank’ın, 2001 ve 2002 yıllarında
gerçekleştirdiği soruşturma konusu eylemlerinden doğan sorumluluğunun
zamanaşımına uğrayıp uğramadığına ilişkin değerlendirmelere aşağıda yer
verilmiştir.
Ceza hukuku kavramı olarak zamanaşımından, Anayasa’nın 38. maddesinin ikinci
fıkrasında suç ve ceza zamanaşımı32 olarak söz edilmiş olup,33 esas itibariyle 5237
sayılı TCK’nun 66 vd. maddelerinde bu kurum düzenlenmiştir. Zamanaşımı
müessesesine TCK dışında 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5326 sayılı Kabahatler
Kanunu’nda da yer verilmiştir. 5326 sayılı Kanun’un “Soruşturma zamanaşımı” 5380
başlıklı 20. maddesi uyarınca, “soruşturma zamanaşımının dolması halinde
kabahatten dolayı kişi hakkında idarî para cezasına karar verilemeyecek olup, bu
süre nispi idari para cezasını gerektiren kabahatlerde sekiz yıl olarak düzenlenmiştir.”
Aynı Kanun’un 21. maddesinde “yerine getirme zamanaşımı” da düzenlenmiş olup
32 Zamanaşımı literatürde dava ve ceza zamanaşımı şeklinde iki türde ortaya çıkmaktadır. Devlet ile
sanık arasındaki ceza ilişkisini düşürene “dava zamanaşımı”; devlet ile hükümlü arasındaki infaz
ilişkisini düşürene ise “ceza zamanaşımı” denilmektedir. Dava zamanaşımı gerçekleştiği takdirde belirli
bir suçtan dava açılamayacağı gibi, açılmış olan davaya da devam edilemez. Birtakım istisnaları
olmakla birlikte kural olarak tüm suçlar dava zamanaşımına tabidir. Ceza zamanaşımı ise, bir kimse
aleyhinde kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunmasına rağmen, mahkûmiyet kararının hüküm
tarihinden itibaren belli süre içinde infaz edilmemesi nedeniyle, devletin o cezayı infaz yetkisinin
ortadan kalkmasıdır.
33 DEMİRBAŞ, T. (2007), Ceza Hukuku Genel Hükümler, Ankara, s.654.
11-13/243-78
122
buna göre, yerine getirme zamanaşımının dolması halinde idarî para cezasının veya
mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin kararın artık yerine getirilemeyeceği hüküm
altına alınmıştır. Kanun koyucu, 5326 sayılı Kanun’un kabahatler karşılığında
uygulanacak idari yaptırımlara ilişkin genel esaslarının belirlenmesi niteliğinden
hareketle zamanaşımı hallerini TCK’dakinden farklı adlandırmakla birlikte, kanun
hükümlerinin zaman bakımından uygulanması konusunda TCK’nın zaman 5390
bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerine atıf yaparak iki kanun arasında doğrudan
bağlantı kurmuştur. Şöyle ki 5326 sayılı Kanun’un “Zaman bakımından uygulama”
başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasında; “26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza
Kanununun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümleri kabahatler bakımından
da uygulanır. Ancak, kabahatler karşılığında öngörülen idarî yaptırımlara ilişkin
kararların yerine getirilmesi bakımından derhal uygulama kuralı geçerlidir…”
hükmüne yer verilmiştir.
Ancak, failin lehine olan kanun hükmünün uygulanması gereğini düzenleyen T.C.
Anayasası’nın suç ve cezalara ilişkin esasları düzenleyen 38. maddesinin bir ve ikinci 5400
fıkralarında; “Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir
fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için
konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez… Suç ve ceza zamanaşımı ile
ceza mahkumiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır.” hükmüne
yer verilmiştir. Anılan hükmün suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin bir uzantısı olarak
çıktığı ve hüküm ile amaçlananın özü itibariyle, suç ve o suça ilişkin yaptırımların
uygulanması bakımından failin lehine olan kanun hükmünün esas alınması
gerektiğini vurgulamak olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca 5326 sayılı Kanun’da atıf
yapılan 5237 sayılı TCK’nın zaman bakımından uygulamaya ilişkin 7. maddesi ise
şöyledir; “… (2) Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan 5410
yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve
infaz olunur. …”
Mevcut dosyada Pamukbank ve Koçbank’ın 2001 ve 2002 yıllarında gerçekleştirdiği
soruşturma konusu eylemlerle ilgili olarak, ihlalin gerçekleştiği tarihte yürürlükte
bulunan kanunun zamanaşımına ilişkin hükümleri ile karar anında yürürlükte bulunan
kanunun zamanaşımına ilişkin hükümlerinin farklı olması nedeniyle hangisinin
uygulanması gerektiği tartışmasının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Yani
zamanaşımı yönünden tarafın lehine olan 4054 sayılı Kanun’un mülga 19. maddesi
(5 yıllık zamanaşımı) ile 1.6.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5326 sayılı Kabahatler 5420
Kanunu’nda öngörülen 8 yıllık zamanaşımı süresinden hangisinin uygulanacağı
belirlenmelidir.
Bu aşamada, zamanaşımı kurumunun maddi ceza hukuku veya ceza muhakemesi
hukukundan hangisine ait bir kurum olduğunun belirlenmesi gerekmektedir. Ceza
hukuku literatüründe, zamanaşımının hukuki niteliği konusunda üç görüş ileri
sürülmüştür. Bunlardan birincisi, zamanaşımının ceza davasının açılmasına ve
kesinleşen cezanın infazına engel olduğu gerekçesiyle ceza muhakemesi hukukuna
ait bir kurum olduğu, ikincisi, zamanaşımının gerçekleşmesi, yani belirli bir sürenin
geçmesi ile devletin ceza verme hakkının ortadan kalktığından bahisle 5430
zamanaşımının maddi ceza hukukuna ait bir kurum olduğu ve sonuncusu,
zamanaşımının hem devletin ceza verme ve verilen cezayı infaz etme hakkını
ortadan kaldırdığı ve hem de açılmış davayı da etkilediği, zira zamanaşımı söz
konusu olduğunda kovuşturma yapılamayacağı ve açılmış davaya devam
edilemeyeceği için aynı zamanda muhakeme hukukuna ilişkin bir yönünün de olduğu
11-13/243-78
123
ve bu sebeple karma bir kurum olarak kabul edilmesi gerektiği görüşüdür34. Bununla
birlikte, doktrinde baskın olan görüş, zamanaşımının maddi ceza hukukuna ilişkin bir
kurum olduğu görüşüdür. Zira ceza zamanaşımında usul ilişkisi sona erdiğinden,
zamanaşımının bir muhakeme hukuku kurumu olduğundan söz edilemez.
Zamanaşımı re’sen dikkate alınması gereken ceza ilişkisini düşüren bir durum 5440
olduğundan, dava zamanaşımı yönünden de benzer şekilde düşünmek gerekir.
Dolayısıyla, zamanaşımına ilişkin kanunlarda lehe olan kanunun geçmişe etkili
olması esası kabul edilmiştir. Buna göre zamanaşımı süresini kısaltan kanun fail
lehine olduğundan geçmişe etkili olacak iken, zamanaşımı süresini uzatan kanun
failin aleyhine olduğundan geçmişe etkili olmayacaktır35.
Ayrıca, 5237 sayılı Kanun’un 7. maddesinde zamanaşımı kavramına doğrudan atıf
yapılmamakla birlikte, Anayasa’nın 38. maddesinin ikinci fıkrasında suç ve ceza
zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları bakımından da maddenin birinci
fıkrasına yapılan atıf dolayısıyla failin aleyhine olan kanunun geçmişe 5450
yürütülemeyeceği esasının benimsendiği anlaşılmaktadır.
İçtihatlara bakıldığında, Anayasa Mahkemesi’nin 5.6.2008 tarihli ve E:2008/49,
K:2008/115 sayılı kararında; “1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı
Türk Ceza Kanunu, dava zamanaşımı sürelerini yürürlükten kalkan 765 sayılı Türk
Ceza Kanunu’na göre sanık aleyhine daha ağırlaştırılmış ise de 765 sayılı Türk Ceza
Kanunu’nun 2. maddesi ile halen yürürlükte bulunan 5237 Türk Ceza Kanunu’nun 7.
ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki
Kanun’un 9. maddeleri uyarınca, zamanaşımı süresi yönünden sanık lehine olan 765
sayılı Yasa’nın zamanaşımına ilişkin hükümleri uygulanacaktır.” hükmüne yer 5460
verildiği görülmektedir. Kararda yer verilen bu ifadelerden, Anayasa Mahkemesi’nin
zamanaşımı yönünden sanık lehine olan kanunun uygulanması ilkesini benimsediği
anlaşılmaktadır.
Yine Yargıtay’ın 15.11.2005 tarih ve E:2005/6-100, K:2005/126 sayılı kararında, itiraz
konusu olaydaki suçun işlendiği tarihte yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nın ilgili
maddeleri uyarınca 15 yıl olarak öngörülen ve o dönemde dolmamış zamanaşımı
süresinin, suçtan sonra yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’daki 12 yıllık ve
gerçekleşmiş zamanaşımı süresinden uzun olması nedeniyle sanıkların lehine olan
hükmün uygulanması ve kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine 5470
karar verilmiştir. Bu somut olayda, Yargıtay yeni Kanun hükmünün mülga kanuna
göre daha lehte zamanaşımı süresi öngörmesini dikkate almıştır. Yine, Yargıtay’ın bir
başka kararında; “hüküm tarihinde yürürlükte olan ve zamanaşımı yönünden 5237
sayılı Türk Ceza Kanununa göre sanıklar lehine hükümler içeren 765 sayılı Türk
Ceza Kanununun 572. maddesine temas eden suçun tabi olduğu asil zamanaşımının
anılan yasanın 102/5. maddesi gereğince, sanıkların sorgularının yapıldığı tarih ile
karar tarihi arasında gerçekleştiği gözetilmeden yazılı şekilde hükmün tesisi kanuna
aykırıdır.” ifadelerine rastlanmaktadır.
Yukarıdaki kararlardan yola çıkarak, her ne kadar dosya konusu olayla birebir 5480
örtüşmese de, Yargıtay’ın da Anayasa Mahkemesi gibi zamanaşımına ilişkin
hükümlerde failin lehine olan kanunun uygulanacağı prensibini benimsediği
söylenebilecektir.
34 Demirbaş 2007, s.657 vd.
35 Demirbaş 2007, s.134.
11-13/243-78
124
Yürütülen soruşturma kapsamında Pamukbank ve Koçbank’ın sorumluluğuna ilişkin
somut olayda da, rekabet ihlalinin en son gerçekleştiği tarih olan 2002 yılında
yürürlükte olan 4054 sayılı Kanun’un 19. maddesindeki 5 yıllık zamanaşımı süresinin,
soruşturma kararının alındığı 2009 yılında rekabet ihlalleri için geçerli olan 5326
sayılı Kanun’un 3. maddesi delaletiyle, 20/3. maddesindeki 8 yıllık zamanaşımı
süresine göre daha kısa ve taraf lehine sonuçlar içerdiği anlaşılmaktadır. Bu 5490
durumda, 4054 sayılı Kanun’un mülga 19. maddesindeki 5 yıllık zamanaşımı süresi
2007 yılında dolmuştur. Bu çerçevede, soruşturma sonucunda Pamukbank ve
Koçbank için 4054 sayılı Kanun’a aykırılık oluşturan bir ihlalde bulundukları tespit
edilmiş olmasına rağmen, idari para cezasına karar verilemeyeceği sonucuna
ulaşılmıştır.
J.3. 4054 SAYILI KANUN’UN 16. MADDESİ ve CEZA YÖNETMELİĞİ
KAPSAMINDA DEĞERLENDİRME
“Centilmenlik anlaşması” olarak uzun yıllar uygulanan, 2001 yılında Akbank, Garanti 5500
Bankası, İş Bankası, YKB, Vakıfbank, Koçbank ve Pamukbank’ın başlattığı, 2004
yılında Finansbank’ın, 2005 yılında Denizbank’ın katıldığı anlaşmanın 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesi kapsamında rekabet ihlali olduğu; söz konusu ihlalin kartel
olmadığı, ancak Kanun’un 5. maddesi koşullarını taşımadığından bireysel muafiyet
alamayacağı tespit edilmiştir. 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi kapsamındaki söz
konusu rekabet ihlalleri için aynı kanunun 16. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca
ihlalin taraflarına ceza verilmesi gerekmektedir. Ancak J.2. sıra sayılı başlık altında
yer verildiği üzere, Pamukbank ve Koçbank’ın gerçekleştirdiği rekabet ihlali
zamanaşımına uğradığından, söz konusu bankaların eylemlerinden dolayı Halkbank
ve YKB’ye ceza hesaplanmasına gerek bulunmamaktadır. 5510
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinde yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, aynı
Kanunun 16. maddesi üçüncü fıkrası gereği, karardan bir yıl öncesine ait yıllık gayri
safi gelirlerinin yüzde onuna kadar para cezası verilmesi gerekmektedir. Bahsi geçen
madde gereğince verilecek para cezalarının tespitine ilişkin usul ve esasları
düzenlemek amacıyla yayınlanmış olan 15.2.2009 tarihinde Resmi Gazete’de
yayınlanarak yürürlüğe giren “Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve
Kararlar İle Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına
İlişkin Yönetmelik” (Ceza Yönetmeliği veya Yönetmelik)’in 5. maddesinin birinci
fıkrasının (b) bendinde yer verilen “diğer ihlal”ler için %0,5 ila %3 oranında temel 5520
para cezası belirlenmelidir.
Rakipler arasında gerçekleştirilen “centilmenlik anlaşması” sonucunda, kurumların ve
personelin daha düşük kalitede hizmet almasına neden olunmakta, personelin daha
düşük tutarda promosyon geliri elde etmesine yol açılmakta ve bankalar arasındaki
rekabet kısıtlanmaktadır. Diğer taraftan, anlaşmada yer alan “özel firmalara
promosyon verilmemesi” şeklindeki ihlal ile de çok sayıda özel sektör firmasının
ve/veya çalışanının, rekabetin yaşanması durumunda elde edebilecekleri gelir
engellenmiştir. Ancak maaş ödemelerine ilişkin hizmetler bankaların faaliyetleri içinde
oldukça küçük bir yer tutmakta ve bu kapsamda banka gelirleri içindeki payı da diğer 5530
gelirlerine oranla çok düşük bir yer tutmaktadır. Bu nedenle bankaların 2010 yılı
toplam gayri safi gelirleri yerine, bireysel bankacılıktan elde ettikleri gayri safi
gelirlerinin ceza hesaplamasında esas alınması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Bu doğrultuda;
11-13/243-78
125
1- Yönetmeliğin 5. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca temel para cezasının %0,5
olarak belirlenmesi,
2- Yönetmeliğin 5. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, ihlalin süresi dikkate 5540
alınarak;
a- 2001 yılında ihlale başlayan Akbank, İş Bankası, Garanti Bankası, YKB ve
Vakıfbank için ihlalin 5 yıldan uzun sürmesi nedeniyle, belirlenen ceza
oranlarının bir katı oranında artırılması,
b- İlk olarak Temmuz 2004 tarihli bir yazışmada adına rastlanan
Finansbank’ın ve ihlale ilişkin bankalar arası yazışmalarda ilk olarak Şubat-
Nisan 2005 tarihlerinde ismi geçen Denizbank’ın ceza oranlarının ise, ihlalin
1-5 yıl arasında sürmesi nedeniyle, yarısı oranında artırılması,
c- Dolayısıyla temel para cezası oranlarının; 5550
- Akbank, Garanti Bankası, İş Bankası, Vakıfbank ve YKB için %1,
- Denizbank ve Finansbank için %0,75
olarak belirlenmesi,
3- Yönetmeliğin 6. maddesi kapsamında herhangi bir ağırlaştırıcı unsura
rastlanmaması nedeniyle temel para cezasının artırılmaması,
4- Yönetmeliğin 7. maddesi kapsamında, “ihlal konusu faaliyetlerin yıllık gayri safi
gelirler içerisindeki payının çok düşük olması” dikkate alınarak, 2 (c)’de yer verilen
temel para cezalarında beşte üç oranında indirim yapılması ve dolayısıyla; 5560
a- Akbank, Garanti Bankası, İş Bankası, Vakıfbank ve YKB için %0,4,
b- Denizbank ve Finansbank için %0,3
oranında idari para cezası verilmesi
uygun görülmüştür.
Ayrıca İş Bankası’nın borsaya açık bir şirket olması dolayısıyla sözlü savunma
toplantısında şirket yetkililerinin yapacağı açıklamaların borsayı ve piyasaları menfi
yönde etkileme olasılığının bulunması ve bankalar ile müşterileri arasındaki tüm
ilişkilerin yüksek bir gizlilikle yürütülmesi sebepleriyle sözlü savunma toplantısının 5570
gizli yapılmasına ilişkin İş Bankası tarafından yapılan talep, 4054 sayılı Kanun’un 47.
maddesi ile 2010/2 sayılı Rekabet Kurulu Nezdinde Yapılan Sözlü Savunma
Toplantıları Hakkında Tebliğ'in 9. maddesinde öngörülen koşulların karşılanmadığı
gerekçesiyle OYÇOKLUĞU ile reddedilmiştir. 2010/2 sayılı Tebliğ’in “Toplantının
aleniyeti ve gizli oturum kararı” başlıklı 9. maddesinin birinci fıkrasında “Sözlü
savunma toplantıları açık olarak yapılır. Genel ahlakın ve ticari sırların korunması
gerekçesi ile sözlü savunma toplantısının gizli olarak yapılmasına karar verilebilir.”
ifadesi yer almaktadır. Ancak İş Bankası tarafından ileri sürülen gerekçenin “genel
ahlakın” veya “ticari sırların korunması” kapsamında olmadığına karar verilmiştir.
Bunun yanı sıra söz konusu gerekçe soruşturmaya taraf diğer bankalar için de 5580
geçerli iken, sadece İş Bankası tarafından böyle bir talepte bulunulması da gizlilik
talebinin reddedilmesinde dikkate alınmıştır.
11-13/243-78
126
K. SONUÇ
19.8.2009 tarih, 09-36/919-M sayılı ve 24.8.2009 tarih, 09-37/924-M sayılı Kurul
kararı uyarınca yürütülen soruşturma ile ilgili olarak düzenlenen Rapor'a ve Ek
Görüş'e, toplanan delillere, yazılı savunmalara, sözlü savunma toplantısında yapılan 5590
açıklamalara ve incelenen dosya kapsamına göre;
1- 2001 yılından itibaren Akbank T.A.Ş., Garanti Bankası A.Ş., Türkiye iş Bankası
A.Ş., Koçbank A.Ş., Pamukbank A.Ş., Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. ile Türkiye Vakıflar
Bankası T.A.O.'nun 2004 yılından itibaren Finans Bank A.Ş.'nin, 2005 yılından
itibaren Denizbank A.Ş.'nin "centilmenlik anlaşması" adı altında, özel firmalara
promosyon verilmemesi, protokolü devam eden kurum/firmalara diğer bankalar
tarafından teklif verilmemesi konularında anlaşma yapmak suretiyle 4054 sayılı
Kanun'un 4. maddesi kapsamında rekabeti ihlal ettiklerine, dosyada yer alan Ereğli
Demir ve Çelik Fabrikaları T.A.Ş.'ye ilişkin iddiaların ayrı bir fiil olarak 5600
değerlendirilemeyeceğine, Başkan Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI'nın farklı gerekçesi
ve OYBİRLİĞİ ile,
2- a) Bu nedenle 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesinin üçüncü fıkrası ve "Rekabeti
Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye
Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına ilişkin Yönetmelik" hükümleri
uyarınca,
- 2010 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi
gelirlerinin takdiren binde 4’ü oranında olmak üzere; 5610
- Akbank T.A.Ş.'ye 14.525.268,00 TL.
- Garanti Bankası A.Ş.'ye 11.641.860,00 TL.
- Türkiye iş Bankası A.Ş.'ye 12.987.340,00 TL.
- Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.'ye 14.211.048,00 TL.
- Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O’ya 8.226.296,00 TL.
- 2010 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi
gelirlerinin takdiren binde 3’ü oranında olmak üzere;
5620
- Denizbank A.Ş.'ye 2.881.302,00 TL.
- Finans Bank A.Ş.'ye 7.863.921,00 TL.
idari para cezası verilmesine OYÇOKLUĞU ile,
b) Koçbank A.Ş. ve Pamukbank A.Ş.'nin 2001 ve 2002 yıllarında anlaşmaya dâhil
olduğunun tespit edilmesine rağmen, ihlalin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan 4054
sayılı Kanun'un mülga 19. maddesinde öngörülen 5 yıllık zamanaşımı süresinin
dolması nedeniyle, söz konusu bankaların eylemlerinden dolayı Türkiye Halk
Bankası A.Ş. ve Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.'ye idari para cezası verilmesine gerek 5630
olmadığına OYBİRLİĞİ ile,
Danıştay yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
11-13/243-78
127
FARKLI GEREKÇE
(07.03.2011 tarih ve 11-13/243-78 sayılı Kurul Kararı)
1- Maaş ödemelerine ilişkin hizmetlerin bankaların performansına ne ölçüde katkıda
bulunduğuna dair kanaat ve değerlendirmeler daha çok spekülatif niteliktedir. Ama
genel kabul gören değerlendirme, bu hizmet alanının bankaların faaliyetleri içinde
oldukça sınırlı bir yer tuttuğu ve bu hizmet kaleminin banka gelirleri açısından
diğerlerine oranla çok düşük bir paya sahip olduğu yönündedir.
2- Bu çerçevede, “özel firmalara promosyon verilmemesi ve protokolü devam eden
kurumlara diğer bankalar tarafından teklif götürülmemesi” konularında anlaşma
yapmak suretiyle ilgili bankaların rekabeti ihlal ettikleri şeklindeki Kurul Kararına,
a) İlgili pazarın bankacılık sektöründe nispeten sonradan ortaya çıkması,
b) İhale sürecinde ve sonrasında katlanılan işlem, maliyetleri, ATM
yerleştirme, maaş kartı basımı gibi yatırım giderlerinin varlığı,
c) İlgili kurum ve çalışanlarının sağladığı tüketici yararlarının çokluğu,
d) Pazardaki rekabetin kayda değer ölçüde ortadan kalkmaması,
e) Protokolü devam eden kurumlara diğer bankalar tarafından, protokol
süresince teklif verilmemesinin esasen iş hayatının ve ilgili sektörün hukuki
ve ahlaki normları çerçevesinde değerlendirilebileceği,
f) Ayrıca Ereğli Demir Çelik T.A.Ş. bünyesindeki işleme ilişkin iddiaların da
rekabet ihlali teşkil etmediği,
g) Hal böyle iken, adı geçen bankaların, Kurul tarafından getirilecek belirli
şartlarla ya da bir takım düzeltmelerle kabul edilebilecek bir muafiyet
başvurusunda bulunmaksızın ve muafiyet almaksızın faaliyetlerini
sürdürmelerinin rekabet hukukunun doğrudan tecviz etmeyeceği bir tutum
ve davranış olarak tanımlanması gerektiği mülahazasıyla katılıyorum.
Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Başkan
11-13/243-78
128
(07.03.2011 tarihli ve 11-13/243-78 sayılı Kurul Kararı’na)
KARŞI OY GEREKÇESİ
Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar İle Hakim Durumun
Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmeliğin
3.maddesinde yıllık gayri safi gelir: Tek düzen hesap planındaki net satışları veya
bunun hesaplanması mümkün olmazsa, Kurul tarafından saptanacak olan, net
satışlara en yakın geliri, ifade eder.” denilmiştir. Gerek 4054 sayılı Kanun’un 16.
maddesinde, gerek Yönetmeliğin “Temel para cezası” başlıklı 5. maddesinde “(1)
Temel para cezası hesaplanırken, Kanunun 4 uncu ve 6 ncı maddelerinde
yasaklanmış davranışlarda bulunan teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin
üyelerinin, nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun
hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan
ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin;..” esas alınacağı
belirtilmiştir.
Hafifletici unsurların gösterildiği anılan Yönetmeliğin 7.maddesinde ise, “……,
ihlal konusu faaliyetlerin yıllık gayri safi gelirler içerisindeki payının çok düşük olması
gibi haller ilgili teşebbüs veya teşebbüs birliği tarafından ispatlanırsa, dörtte bir ile
beşte üç arasında indirilebilir.” denilmektedir. Bu düzenleme ile nihai karardan bir
önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai
karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan tek düzen hesap planındaki net
satışları veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa, Kurul tarafından saptanacak
olan, net satışlara en yakın gelirin tüm faaliyet sahası esas alınarak Kurul tarafından
teşebbüsün tespit edilecek yıllık gayri safi gelirinin esas alınarak ceza verilmesi, ihlal
konusu faaliyetin oranının cezanın indiriminde göz önünde bulundurulmasını
amaçlamıştır.
Nitekim Kurul, istikrarlı olarak ciroyu, ilgili ürün cirosu olarak değil, tüm ciroyu
esas alarak belirlemektedir. Kaldı ki 4054 sayılı Kanunun 3. maddesinde teşebbüs
tanımlanırken, ekonomik bütünlük temel alınmıştır. Bu nedenle yasa koyucu,
ekonomik gücüne göre, ilgili ürün pazarında cirosu düşük olsa da, rekabeti kısıtlama
riski yüksek olan teşebbüslere, ekonomik suça orantılı ekonomik ceza öngörmüştür.
Kurulun çoğunluğu tarafından, indirim sebebi yapılabilecek faaliyet cirosunun, temel
ceza belirlenirken esas alınmak suretiyle teşebbüslere düşük idari para cezası
verilmesi kararına katılmıyorum.
Doç.Dr.Cevdet İlhan GÜNAY
Kurul Üyesi
11-13/243-78
129
07.03.2011 tarihli ve 11-13/243-78 sayılı Kurul Kararı’na
KARŞI OY GEREKÇESİ
Bankacılık pazarında faaliyet gösteren bazı teşebbüslerin rekabeti bozucu nitelikte
anlaşma yapmak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4.
maddesinin ihlal edilip edilmediğinin tespiti amacıyla yürütülen soruşturma
neticesinde; özel firmalara promosyon verilmemesi ve protokolü devam eden
kurum/firmalara diğer bankalarca teklif verilmemesi konularında “centilmenlik
anlaşması” yaparak, Kanunu ihlal ettikleri gerekçesi ile Akbank, Garanti Bankası,
Türkiye İş Bankası, Yapı ve Kredi Bankası, Türkiye Vakıflar Bankası, Denizbank ve
Finansbank’a, Rekabet Kurulunca idari para cezası verilmesine karar verilmiştir.
4054 sayılı Kanun çerçevesinde bir ihlalin gerçekleştiğine (“Sonuç”un 1. maddesi)
katılmaktayız. Diğer yandan, söz konusu dosya incelendiğinde ihlal iddiasına konu
eylemlerin üç başlık altında toplanabileceği görülmektedir. Bunlar:
- Özel firmalara promosyon verilmemesi
- Protokolü devam eden kurum/firmalara diğer bankalarca teklif verilmemesi
- Ereğli Demir Çelik’in maaş promosyonunda gerçekleştirilen eylemler
şeklinde özetlenebilir.
Bu eylemlerden birincisi incelendiğinde, bankaların özel firmalara fiiliyatta maaş
promosyonu ödedikleri; Ereğli Demir Çelik ile ilgili olan hususlar incelendiğinde de
burada gerçekleşen teşebbüs davranışlarının 4054 sayılı Kanun anlamında ihlal
teşkil edebilecek niteliklere sahip olmadığı görülmektedir. Ereğli Demir Çelik’le ilgili
olarak ayrıca, bankaların anlaştıkları iddia edilen promosyon oranının bir önceki
dönemde de hemen tüm bankalarca aynı şekilde uygulandığı tespiti dosyada yer
almaktadır. Dosyada yer alan bilgilerden bu iki dönem arasında gerçekten rekabeti
ihlal edici davranışlardan kaynaklanan bir fark olduğunu tespit etmenin güç olduğu
kanaati taşınmaktadır.
Söz konusu üç eylemden ikincisi, protokolü devam eden kurumlara diğer bankalarca
teklif verilmemesi hususudur. Bu eylemin Kanun anlamında ihlal olduğu
düşünülmekle birlikte, yine Kanunun 5. maddesi çerçevesinde söz konusu eylemlerin
muafiyet hükümlerinden yararlanabileceği kanaati hasıl olmuştur. Burada önemli olan
husus, promosyon alan kurumların bu promosyonu aldıkları banka ile ilişkilerini resmi
ve kayıtlı bir şekilde sonlandırmadan, başka bir bankadan promosyon teklifi
alamayacağıdır. Aksi bir durum ticaretin olağan akışına da ters olacaktır. Böyle
olmasa dahi, bankacılık sektörünün kendisine has özellikleri; bu sektörde istikrar,
güven ve rekabet dengesinin daha hassas bir şekilde değerlendirilmesini gerekli
kılmaktadır. Protokolü devam eden kurum/firmalara, mevcut protokoller süresinden
önce resmi bir şekilde sonlandırılmadan, diğer bankalarca teklif verilmemesi
hususunun, söz konusu denge ile doğrudan ilişkili olduğu düşünülmektedir. Rekabet
ve istikrar arasındaki dengenin bu şekilde bankacılık faaliyetlerinin küçük bir alanında
o kadar da önemli olmadığını ileri sürmek kanımızca yanlış bir değerlendirme
olacaktır. Zira dosyada da birçok yerde vurgulandığı gibi, konu maaş promosyonları
olmakla birlikte, bu konunun doğrudan doğruya bireysel bankacılık ve bireysel kredi
piyasası ile önemli oranda ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Bu bakımdan bahsedilen
dengenin sağlanmasını ve/veya zedelenmesini önleyici teşebbüsler arası bir
anlaşma/eylem, bu piyasa açısından Kanun’un 5. maddesinde sayılan muafiyet
11-13/243-78
130
koşullarına uygunluk gösterebileceği gibi; teşebbüslerin bu şekilde davranmasını
sağlayacak kamusal bir düzenleyici işlem de rekabet kuralları perspektifinden makul
karşılanabilecektir.
Belirtilen bu hususlar nedeniyle, bankalar tarafından gerçekleştirilen bu eylemlerin
muafiyet hükümlerinden yararlanabileceğinden hareketle, Kararın teşebbüslere idari
para cezası verilmesi yönündeki 2-a maddesine katılmamız mümkün olmamıştır.
Murat ÇETİNKAYA
Kurul Üyesi
11-13/243-78
131
Rekabet Kurulu’nun 07.03.2011 Tarih ve 11-13/243-78 Sayılı Kararına
KARŞI OY GEREKÇESİ
Kurulumuz mezkur kararıyla, 4054 sayılı Kanun’un 4.maddesine aykırı
uygulamaları nedeniyle, aynı Kanun’un 16. maddesinin üçüncü fıkrası ve Rekabeti
Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye
Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik uyarınca hakkında
soruşturma yapılan bankacılık pazarında faaliyet gösteren teşebbüslere değişik oran
ve miktarlarda idari para cezası verilmesine karar vermiş bulunmaktadır. Anılan bu
para cezası belirlenirken 4054 sayılı yasa ile birlikte, yukarıda belirtilen Rekabeti
Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye
Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik’in ilgili
hükümlerinin uygulanarak verilen ceza oranının saptanması ve yine ceza miktarının
hesaplanması ile ilgili bölümünü içeren sonuç cezaya aşağıda belirteceğim
gerekçelerle katılmıyorum.
4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 16.maddesinin
4.fıkrasında; “Bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci maddelerinde yasaklanmış davranışlarda
bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin
üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun
hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan
ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar
idarî para cezası verilir. ‘’ denilmiş, son fıkrasında da; ‘’ Bu maddeye göre verilecek
idarî para cezalarının tespitinde dikkate alınan hususlar, işbirliği halinde para
cezasından bağışıklık veya indirim şartları, işbirliğine ilişkin usul ve esaslar Kurulca
çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.’’ hükmü bulunmaktadır.
Bu hükümleri yorumlarsak; Yasa Koyucu, maddenin 4.fıkrası ile verilecek
cezalarda alt sınır koymayıp, sadece üst sınırı belirleyerek cezaların yüzde ona kadar
verileceğini hükme bağlamış , son fıkrasında ise sadece “ cezanın tespitinde dikkate
alınan hususlar ‘’ kavramını getirmiş ve Rekabet Kurulu’na sadece cezanın
tespitinde dikkate alınacak hususların belirlenmesine ilişkin yönetmelik çıkarma
konusunda sınırlı yetki vermiştir. Cezanın tespitinde dikkate alınacak hususlar derken
yasa koyucu neyi kastetmektedir? Burada kastedilen hangi fiillere, ne miktarda ceza
vereceğini tespit et demek anlamında değil, 16.madde ile verilen ceza sınırları
içerisinde ( % 10 ‘a kadar) ceza takdir ederken hangi unsurlara göre veya hangi
şartların varlığı halinde cezayı ağırlaştıracaksın veya hafifleteceksin, bir başka
deyişle yasada öngörülen sınırlar içerinde ceza tayin ederken, takdir yetkini
kullanma adına hangi unsurları dikkate alarak ceza tesis edeceksin
anlamındadır.Yasa koyucu Rekabet Kurulu’na , Yönetmelik yaparken hangi fiillere ne
ceza verileceğini tespit etme yolunda bir yetki verseydi o zaman yasaya ; ‘’Bu
maddeye göre verilecek idarî para cezalarının tespiti ve maddeye göre verilecek
idarî para cezalarının tespitinde dikkate alınan hususlar ‘’ kavramını birlikte getirirdi.
Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim
Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin
Yönetmelik’in; ‘’Temel Para Cezası’’ başlığı altındaki 5.maddesinde; “Temel para
cezası hesaplanırken, Kanunun 4 üncü ve 6 ncı maddelerinde yasaklanmış
davranışlarda bulunan teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin,
nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün
11-13/243-78
132
olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından
saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin;
a) Karteller için, yüzde ikisi ile yüzde dördü,
b) Diğer ihlaller için, binde beşi ile yüzde üçü,
arasında bir oran esas alınır.
(2) Birinci fıkrada yazılı oranların belirlenmesinde, ilgili teşebbüs veya teşebbüs
birliklerinin piyasadaki gücü, ihlal neticesinde gerçekleşen veya gerçekleşmesi
muhtemel zararın ağırlığı gibi hususlar dikkate alınır.
(3) Birinci fıkraya göre belirlenen para cezası miktarı;
a) Bir yıldan uzun, beş yıldan kısa süren ihlallerde yarısı oranında,
b) Beş yıldan uzun süren ihlallerde bir katı oranında,
arttırılır.’’ denilmiş, yine 6.maddesinde Ağırlaştırıcı Unsurlar ve 7.maddesinde de
Hafifletici Unsurlar ayrı ayrı sayılmıştır.
Yukarıda açıkça görüleceği üzere Yasa Koyucu 16.maddeye göre verilecek
cezalarda; alt sınır koymayıp, sadece üst sınırı belirleyerek cezaların yüzde ona
kadar verileceğini hükme bağlamasına ve Rekabet Kurulu’na yukarıda geniş olarak
açıkladığımız gibi, Yönetmelikle düzenlenmesi yetki aşımı nedeniyle mümkün
olmayan bir konuda, Yönetmelikle düzenleme yapılarak belli suçlar için , belirli
cezalar getirilmiş, yine Yönetmelikte, Kanunda olmayan bir kural getirilerek alt sınır
ve yasada öngörülmeyen üst sınır belirlenmiş ve Karteller için yüzde iki ile dört arası,
diğer ihlaller içinse binde beş ile yüzde üçü şeklinde ceza verilmesi öngörülmüştür.
Yönetmelikler, Kamu Kuruluşlarının kendi görev alanlarına giren konularda
yasa ve tüzük uygulanmasına yönelik yönetsel anlamdaki hukuk kurallarıdır.
Anayasanın 124.maddesine göre Başbakanlık, Bakanlıklar ve Kamu Kuruluşları
görev alanları ile ilgili yasa ve tüzüklerin uygulanmasını belirleyen yönetmelik
çıkarabilir. Anayasa’mızın 11.maddesinin 2.fıkrasına göre Kanunlar Anayasa’ya
aykırı olamayacağı gibi, bu kuraldan hareketle hukukun genel ilkelerine göre;
Yönetmelikler de yasa ve tüzüklere aykırı olamayacağı gibi üst hukuk kurallarına
da aykırı olamaz. Yönetmelikler yasanın açıkça yetki vermediği bir konuda yeni
bir düzenleme yapamayacağı gibi, Yasa ile öngörülen kuralı sınırlayamaz. Yeni bir
hüküm koyamaz.
Olayımızda 4054 sayılı yasanın 16.maddesi ile konulan kural, anılan
yönetmelikle bir anlamda değiştirilmekte ve Kurulun hareket alanı daraltılmaktadır.
Yasa ile getirilmeyen ve Yönetmelik Koyucuya ceza miktarlarını ve ceza sınırlarını
saptama konusunda verilmiş bir yetki olmamasına rağmen, belirli suçlara verilecek
cezaların saptanması, para cezasına alt sınır konulması ve yeni, bir üst sınır
konulması 4054 sayılı yasanın 16.maddesine aykırıdır. Öte yandan 5/1-b bendinde;
karteller dışında kalan diğer ihlaller için, binde beşi ile yüzde üçü, oranında bir ceza
öngörülmesi, Yasanın 16/son maddesinde Kurulca çıkarılması için verilen yönetmelik
yetkisini aşmaktadır. Zira yönetmelik ile temel ceza tespiti mümkün değildir. Bu
nedenle yasaya aykırı bulunan Yönetmelik hükümlerine göre ceza belirlenmesinin
olanaklı olmadığı, hukuken sakat olduğu açıktır. Öte yandan bu karşı oy sahibinin
yetkisinde bulunan ceza miktarını tespit etme yolundaki takdir yetkisi, daha önce
görev yapan ve aynı seviyede olan üyelerin çıkardığı bir düzenleme ile ipotek altına
alınmakta, adeta onların düşünce ve kararlarını devam ettirme zorunluluğu gibi
hukukla bağdaşmayacak bir durum ortaya çıkarmaktadır.
Bu görüşe karşı bir sav getirilebilir. “Yönetmelik Danıştay’ca iptal
edilmediğine göre hukuken geçerlidir ve zaten verilen cezada yönetmeliğin 6. ve 7.
maddeleri uygulanarak sonuç olarak cezanın, yasanın öngördüğü alt ve üst sınırlara
11-13/243-78
133
ulaşmaktadır.’’ Hukukun genel ilkeleri, hafifletici ve ağırlaştırıcı unsurların
bulunmadığı olayda Rekabet Kurulu’nun anılan yönetmeliğe göre alt ve üst sınır
belirleme yönünden bağlı olması karşısında bu savın bir geçerliliği olamaz.
Rekabet ihlaline konu olay 2005 yılına ait olup, 4054 sayılı Kanun’un
yukarıda yer verilen maddelerine dayanılarak “4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanunun 4 üncü ve 6 ncı maddelerinde yasaklanmış davranışlarda
bulunan teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyeleri ile bunların yönetici
ve çalışanlarına, aynı kanunun 16 ncı maddesi gereğince verilecek para cezasının
tespitine ilişkin usul ve esasları düzenlemek” amacıyla hazırlanan “Rekabeti
Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye
Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik” 15.2.2009 tarih ve
27142 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Anılan Yönetmeliğin geçici 1. maddesinde Yönetmelik hükümlerinin yürürlüğe
girmesinden önce başlatılan ancak soruşturma raporu tebliğ edilmemiş olan
soruşturmalar hakkında da uygulanacağı hükmü yer almaktadır. Yönetmeliğin,
yürürlük tarihten sonra meydana gelen kabahatler açısından uygulanması ve lehe
olan hüküm kuralı gereği, açık hukuk normu esasları da dikkate alınmak koşuluyla
geçmişe geçerli olabileceği açıktır.
Ceza Hukukunun temel konularından biriside, ceza kanunlarının zaman
bakımından uygulanmasıdır. Zaman bakımından uygulama konusunda baz alınan
husus suçun işlendiği tarihtir. Nitekim, 30.03.2005 gün ve 5326 sayılı Kabahatler
Kanunu’nun 5/1 maddesinin yaptığı yollama ile uygulanacak olan Türk Ceza
Kanununun “ZAMAN BAKIMINDAN UYGULAMA’’ başlıklı 7.maddesinin 2.fıkrasında
“Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren
kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.’’
hükmü getirilmiştir. Yönetmeliğin yürürlük tarihinden önce meydana gelen olaylar
hakkında, açık hukuk normu kuralları dikkate alınmak şartıyla, lehe olan hüküm kuralı
dışında geçmişe uygulanması uygulanması mümkün bulunmadığı gibi, bir ceza
uygulamasında, soruşturma tarihini, kararın verildiği tarihi veya bir başka tarihi ceza
uygulamasında esas almak mümkün değildir. Ceza miktar ve oranlarını belirleyen bu
yönetmeliğin geçici birinci maddesi ile daha önce işlenen ve soruşturma aşamasında
bulunan suçlara teşmil edilmesi de yasaya ve hukukun genel ilkelerine aykırıdır.
Böyle bir uygulamanın benimsenmesi, halinde ayni tarihte suç işleyenler yönünden
soruşturma tarihinin farklı olması halinde farklı cezalar uygulanabilecektir. Bu durum
da eşitsizliğe yol açacaktır.
İdare hukuku kurallarına göre Yönetmelik gibi düzenleyici işlemlere karşı iptal
davaları iki halde açılabilmektedir. Yönetmeliklerin yayımlanması üzerine ilgililer
tarafından iptali için dava açılabileceği gibi, Yönetmeliklerin bir idari işleme dayanak
olarak alınıp uygulanması ile menfaatleri haleldar olan kişiler tarafından da işlemle
birlikte, yönetmeliğin ilgili hükümlerinin de iptali yolunda dava açılabileceği
bilinmektedir. Bu nedenlerle ve yukarıda açıklamaya çalıştığım gerekçelerle,
Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye
Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik’in; 4054 sayılı
yasaya aykırı bulunan ilgili hükümlerinin iptal davasına konu olması halinde iptal
edilebileceği kanısını taşımaktayım.
11-13/243-78
134
Yukarıda açıklanan nedenlerle, Kurulun yasaya aykırı yönetmeliğin
5.maddesini uygulamaksızın, 16.maddeye göre ve yönetmeliğin 6 ve 7.maddesinde
öngörülen olaydaki ağırlaştırıcı ve hafifletici unsurları da göz önüne alıp, takdir
yetkisini kullanarak, ihlalin gerçekleştiği pazardaki cirolarında düşük oluşu ve ihlalin
süresi, maaş promosyon konusunun teşebbüslerin Bireysel bankacılık pazarının çok
küçük bir bölümünü ilgilendirmesi göz ardı edilmeksizin % 10 sınırı içinde kalmak
koşuluyla sonuç ceza miktarını 2010 mali yılında oluşan gayri safi gelirlerinin ceza
verilen teşebbüslerden Akbank T.A.Ş.'ye, Garanti Bankası A.Ş.'ye , Türkiye İş
Bankası A.Ş.'ye, Yapı ve Kredi Bankası A.Ş.'ye ve Türkiye Vakıflar Bankası T.A.O.’ya
binde 2 oranının, yine Denizbank A.Ş.'ye ve Finans Bank A.Ş.'ye ise binde 1.5
oranının baz alınarak idari para cezası verilmesi gerekirken aksi yönde verilen
kararın 2-a maddesine katılmıyorum.
Reşit GÜRPINAR
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy