Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2009-4-140 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 11-24/464-139
Karar Tarihi : 18.04.2011
A- TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
10
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE, Doç. Dr.
Cevdet İlhan GÜNAY, Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR
B- RAPORTÖRLER : Orçun SENYÜCEL, Muhammed GÜNDOĞDU,
Burcu CAN, Zeynep ŞENGÖREN
C- ŞİKAYETÇİ : Re’sen
D. HAKKINDA SORUŞTURMA YAPILAN TARAFLAR: 20
1. ALJ Otomotiv A.Ş.
Merkez Mah. Erenler Cad. No:64 Çekmeköy 34782 İstanbul
2. Anadolu Araçlar Ticaret A.Ş.
Atatürk Mahallesi Anadolu Caddesi Yanyol Sok. No:5 Şekerpınar/Kocaeli
3. Baylas Otomotiv A.Ş.
Bayraktar Holding Boyalı Köşk Sok. No:4/1 Bebek/İstanbul
4. Borusan Otomotiv İthalat ve Dağıtım A.Ş.
Firuzköy Yolu No: 21 34320 Avcılar/İstanbul
5. Çelik Motor Ticaret A.Ş. 30
Atatürk Mah. Anadolu Caddesi Yanyol Sok. No:5 Şekerpınar/Kocaeli
6. Doğuş Otomotiv Servis ve Tic. A.Ş.
Atatürk Mahallesi, Anadolu Caddesi, No:22, 41420 Şekerpınar/Çayırova/Kocaeli
7. Ford Otomotiv San. A.Ş
İzmit Gölcük Yolu 14.KM. 41680 İhsaniye Gölcük/Kocaeli
8. General Motors Türkiye Ltd. Şti.
Kemal Paşa Yolu Üzeri 35860 Torbalı/İzmir
9. Honda Türkiye A.Ş.
Atatürk Mah. Turgut Özal Cad. No:123 41480 Şekerpınar - Gebze/Kocaeli
10. Hyundai Assan Otomotiv San. ve Tic. A.Ş. 40
Şehit Mehmet Fatih Öngül Sk. No:2 34742 Kozyatağı/İstanbul
11. İsotlar Grup A.Ş.
Ankara Asfaltı Yakacık Yanyol Üzeri İsotlar İş Merkezi No: 27 Kartal/İstanbul
12. Karsan Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Karsan Otomotiv Sanayi ve Tic. A.Ş. Akçalar Sanayi Bölgesi 16225 Akçalar
Nilüfer/Bursa
11-24/464-139
2
13. MAİS Motorlu Araçlar İmal ve Satış A.Ş.
Casper Binası Çakmak Mah. Balkan Cad.No:49 Casper Plaza 34770 50
Ümraniye/İstanbul
14. Mazda Motor Logistics Europe N.V. Merkezi Belçika, Türkiye İstanbul Şubesi
Büyükdere Cad. No:127 Astoria A Kule Kat.7 Esentepe/Şişli/İstanbul
15. Mercedes Benz Türk A.Ş.
Tem Otoyolu Hadımköy Çıkışı, Mercedes Caddesi, 34500 Bahçeşehir/İstanbul
16. Mermerler Otomotiv Taşımacılık Turizm Tekstil İnşaat Gıda ve Pazarlama A.Ş.
Barbaros Bulvarı No: 155 34349 Beşiktaş/İstanbul
17. Nissan Otomotiv A.Ş.
Kuş Bakışı Cad. No:11 PK:46 34662 Altunizade/İstanbul
18. Otokar Otomotiv ve Savunma Sanayi A.Ş. 60
Aydınevler Mah. Dumlupınar Cad. No:24 A Blok 34855 Küçükyalı/İstanbul
19. Peugeot Otomotiv Pazarlama A.Ş.
Kar Plaza (18. Kat) Kayışdağı Cad. Karaman Çiftlik Yolu E Blok No:45
İçerenköy/İstanbul
20. Şahsuvaroğlu Dış Ticaret Kimyasal Ürünler Otomotiv Pazarlama San. ve Tic.
Ltd. Şti.
Aydıntepe Mah. E-5 Karayolu No:4 34949 Tuzla/İstanbul
21. Temsa Global San. ve Tic. A.Ş.
Kısıklı Cad. Şehit Teğmen İsmail Moray Sk. No:2/1 34662 Altunizade/İstanbul
22. TOFAŞ Türk Otomobil Fabrikası A.Ş. 70
Büyükdere Cad. No:145 Zincirlikuyu 34394 İstanbul
23. Toyota Pazarlama ve Satış A.Ş.
Cumhuriyet Mah. E-5 Yan Yol No:11 Yakacık 34876 Kartal/İstanbul
E- DOSYA KONUSU: Otomotiv pazarında faaliyet gösteren çeşitli teşebbüslerin
ticari sır niteliğindeki stok, hedef ve satış stratejisine ve toplantı ve/veya kişisel
iletişim yoluyla fiyat stratejisine ilişkin bilgilerin paylaşımına yönelik
görüşmelerinin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesine aykırılık teşkil ettiği iddiası.
F- İDDİALARIN ÖZETİ: Motorlu taşıtlar pazarında faaliyet gösteren yirmi üç adet 80
teşebbüsün; özellikle Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) indirimi ve Euro kurundaki
dalgalanmalar gibi sektörün genelini etkileyen değişiklikler sonrasında çeşitli
toplantılarda bir araya gelerek ve elektronik posta, telefon vb. yöntemlerle iletişim
kurarak geleceğe ilişkin hedef, stok, satış adedi, fiyat ve satış stratejilerine ilişkin bilgi
paylaşımı ve görüşmelerde bulunmak suretiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması
Hakkında Kanun’un 4. maddesini ihlal ettikleri şüphesi hâsıl olmuştur.
G- DOSYA EVRELERİ:
Rekabet Kurumu’na 18.03.2009 tarih ve 2015 sayı; 30.03.2009 tarih ve 2249, 2250 90
sayılar; 03.04.2009 tarih ve 2390 sayı, 09.04.2009 tarih ve 2587 sayı; 08.04.2009
tarih ve 2502, 2499, 2505, 2506, 2508, 2507, 2504, 2501, 2503 sayılar ve
07.04.2009 tarih ve 2448, 2449, 2450, 2446, 2447 sayılar ile intikal eden
şikâyetlerde; otomobil üreticilerinin yeni binek otomobil ve hafif ticari araç
satışlarındaki ÖTV indiriminden sonra arzı kısıtladıkları ve Nisan 2009 döneminde
11-24/464-139
3
yakın zamanlı olarak fiyat artışına gittikleri iddia edilmiştir. Bu bağlamda, 29.04.2009
tarih ve 09–20/405-M sayılı Kurul kararıyla şikâyete konu eylemlere ilişkin olarak
önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir. Şikâyetlere yönelik olarak yapılan inceleme
ve değerlendirmeleri içeren 18.06.2009 tarih ve 2009-4-57/ÖA-09-SY sayılı
önaraştırma raporunun ele alındığı 24.06.2009 tarih ve 09-30/637-150 sayılı Kurul 100
kararıyla, söz konusu iddialara ilişkin olarak soruşturma açılmasına gerek olmadığına
ve şikâyetlerin reddine karar verilmiştir. Bununla birlikte, aynı tarihli ve 09-30/637-M
sayılı Kurul toplantısında, söz konusu önaraştırma çerçevesinde yapılan yerinde
incelemeler sırasında elde edilen belge ve bulgular neticesinde; Otomotiv
Distribütörleri Derneği (ODD) ve Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) üyesi teşebbüslerin
dernek çatısı altında çeşitli toplantılarda bir araya gelerek geleceğe ilişkin fiyat,
üretim, satış gibi bilgi ve tahminleri paylaşmak suretiyle 4054 sayılı Kanun’u ihlal edip
etmediklerinin tespit edilmesine yönelik olarak adı geçen dernekler ve bu derneklere
üye teşebbüsler hakkında aynı Kanun’un 40. maddesinin birinci fıkrası uyarınca
önaraştırma yapılmasına karar verilmiştir. Konu hakkında yapılan önaraştırmaya 110
ilişkin olarak hazırlanan 28.08.2009 tarih ve 2009-4-140/ÖA-09-OS sayılı
önaraştırma raporunun görüşüldüğü Kurulun 09.09.2009 tarih ve 09-41/998-M sayılı
toplantısında, motorlu taşıtlar pazarında faaliyet gösteren on dokuz adet teşebbüs
hakkında aynı Kanun’un 4. maddesinin ihlal edilip edilmediğinin belirlenmesi
amacıyla aynı Kanun’un 41. maddesi uyarınca soruşturma açılmıştır.
Kurul'un almış olduğu soruşturma kararının ardından hakkında soruşturma başlatılan
taraflara soruşturma açıldığına dair bildirim 4054 sayılı Kanun’un 43. maddesinin
ikinci fıkrası uyarınca 17.09.2009 tarihinde yapılmış ve taraflardan 30 gün içinde
birinci yazılı savunmalarını göndermeleri istenmiştir. Hakkında soruşturma yürütülen 120
tarafların ilk yazılı savunmaları süresi içinde Kurum kayıtlarına intikal etmiştir.
Soruşturma sürecinde yapılan yerinde incelemelerde bulunan belgelerde soruşturma
açılmış olan teşebbüsler haricinde bazı teşebbüslerin de soruşturma çerçevesinde
araştırılan bilgi paylaşımı faaliyetine katıldıkları anlaşıldığından 28.01.2010 tarih ve
10-10/91-M sayılı Rekabet Kurulu kararı ile dört teşebbüs daha soruşturma sürecine
dahil edilmiştir. Hakkında soruşturma başlatılan taraflara soruşturma açıldığına dair
bildirim 4054 sayılı Kanun’un 43. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 04.02.2010
tarihinde yapılmış ve taraflardan 30 gün içinde birinci yazılı savunmalarını
göndermeleri istenmiştir. Tarafların ilk yazılı savunmaları süresi içinde Kurum 130
kayıtlarına intikal etmiştir.
Soruşturmanın ilgili pazarda faaliyet gösteren 23 teşebbüs hakkında yürütülmesi ve
kapsamlı bir incelemeyi gerektirmesi sebebiyle 18.2.2010 tarih ve 10-18/203-M sayılı
Kurul kararı ile 4054 sayılı Kanun’un 43. maddesinin birinci fıkrası uyarınca
soruşturma süresinin bitiminden itibaren 6 ay uzatılması uygun görülmüştür.
Yürütülen soruşturma sonunda hazırlanan ve Soruşturma Heyeti’nin görüş ve
tespitlerini içeren 08.09.2010 tarih ve SR/10-11 sayılı Soruşturma Raporu, aynı
Kanun’un 45. maddesi uyarınca tüm Kurul üyeleri ile ilgili taraflara tebliğ edilmiş ve 140
30 günlük savunma süre uzatım talebi bulunan taraflara ek süre tanınmıştır.
Gönderilen bildirime cevaben tarafların ikinci yazılı savunmaları 08.10.2010-
22.11.2010 tarihleri arasında Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. İkinci yazılı
savunmalara ilişkin Soruşturma Heyeti görüşlerini içeren Ek Görüş, aynı Kanun’un
45. maddesi uyarınca Kurul üyeleri ile hakkında soruşturma yürütülen taraflara
14.12.2010 tarihinde tebliğ edilmiştir. Üçüncü yazılı savunmalara ilişkin savunma
süre uzatım talebinde bulunan taraflara 30 günlük ek süre verilmiştir. Hakkında
11-24/464-139
4
soruşturma yürütülen tarafların üçüncü yazılı savunmaları 11.01.2011- 15.02.2011
tarihleri tarihleri arasında Kurum kayıtlarına intikal etmiştir. 12.04.2011-13.04.2011
tarihlerinde taraf temsilcilerinin katılımıyla Sözlü Savunma Toplantısı yapılmış, 150
toplantıya katılanlar iddia ve savunmalarını bir defa da sözlü olarak dile getirmiştir.
18.04.2011 tarihli Kurul toplantısında nihai karar verilmiştir.
H- RAPORTÖR GÖRÜŞÜ
Soruşturma Heyeti’nde yer alan raportörler tarafından;
1. Haklarında soruşturma yürütülen,
160
- Hyundai Assan Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş.
- Anadolu Araçlar Ticaret A.Ş.
- Mermerler Otomotiv Taşımacılık Turizm Tekstil İnşaat Gıda ve Pazarlama
A.Ş.
- Çelik Motor Ticaret A.Ş.
- Şahsuvaroğlu Dış Ticaret Kimyasal Ürünler Otomotiv Pazarlama Sanayi ve
Ticaret Limited Şirketi
- İsotlar Grup A.Ş.
- Ford Otomotiv Sanayi A.Ş.
- Doğuş Otomotiv Servis ve Ticaret A.Ş. 170
- TOFAŞ Türk Otomobil Fabrikası A.Ş.
- Toyota Pazarlama ve Satış A.Ş.
- ALJ Otomotiv A.Ş.
- MAİS Motorlu Araçlar İmal ve Satış A.Ş.
- Nissan Otomotiv A.Ş.
- Mercedes Benz Türk A.Ş.
- Baylas Otomotiv A.Ş.
- Mazda Motor Logistics Europe N.V.
- Borusan Otomotiv İthalat ve Dağıtım A.Ş.
- Temsa Global Sanayi ve Ticaret A.Ş. 180
- Peugeot Otomotiv Pazarlama A.Ş.
unvanlı teşebbüslerin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal eder nitelikte
eylemlerde bulundukları ve söz konusu teşebbüslere aynı Kanun’un 16. maddesi
çerçevesinde idari para ceza verilmesi gerektiği,
2- Ancak haklarında soruşturma yürütülen
- Otokar Otomotiv ve Savunma Sanayi A.Ş.
- Honda Türkiye A.Ş. 190
- Karsan Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş.
- General Motors Türkiye Ltd. Şti.
unvanlı teşebbüslerin 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal etmedikleri,
3- Bununla birlikte,
- Honda Türkiye A.Ş.
- Karsan Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş.
11-24/464-139
5
- General Motors Türkiye Ltd. Şti. 200
unvanlı teşebbüslerin hedef, stok ve satış stratejisine yönelik bilgilerini rakipleriyle
paylaşmamaları yönünde uyarılmaları gerektiği,
kanaat ve sonucuna varılmıştır.
I- İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. Hakkında Soruşturma Yürütülen Teşebbüsler
I.1.1 ALJ Otomotiv A.Ş. (ALJ) 210
Daihatsu marka araçların Türkiye’deki dağıtımını gerçekleştiren ALJ’nin ortaklık
yapısına aşağıda yer verilmektedir:
Tablo 1: ALJ Hissedarlık Yapısı
Hissedar Unvanı Hisse Oranı (%)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
Toplam 100
Şirketin yönetim kurulu, yönetim kurulu başkanı (…), yönetim kurulu Başkan Vekili (…)
ve yönetim kurulu üyesi (…)’den oluşmaktadır.
I.1.2 Anadolu Araçlar Ticaret A.Ş. (Anadolu Araçlar) 220
Anadolu Araçlar, 2008 yılında Geely markasının distribütörlüğünü yapmak üzere
Anadolu Grubu tarafından kurulmuştur. Şirketin ortaklık yapısı ve yönetim kurulu
üyeleri aşağıda gösterilmektedir:
Tablo 2: Anadolu Araçlar Hissedarlık Yapısı
Hissedar Unvanı Hisse Oranı (%)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
Toplam 100
Tablo 3: Anadolu Araçlar Yönetim Kurulu
Adı-Soyadı Görevi
(…) Başkan
(…) Başkan Vekili
(…) Üye
(…) Üye
(…) Üye
(…) Üye
(…) Üye
(…) Üye
230
11-24/464-139
6
I.1.3 Baylas Otomotiv A.Ş. (Baylas)
Baylas; 1995 yılından bu yana Citroën markasına ait binek ve ticari otomobillerin
Türkiye distribütörlüğü faaliyetini yürütmektedir. Şirketin ortaklık yapısı ve yönetim
kurulunun oluşumu şu şekildedir:
Tablo 4: Baylas Ortaklık Yapısı
Hissedar Unvanı Hisse Oranı (%)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
Toplam 100
Tablo 5: Baylas Yönetim Kurulu 240
Adı-Soyadı
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
I.1.4 Borusan Otomotiv İthalat ve Dağıtım A.Ş. (Borusan)
Borusan; BMW, MINI ve Land Rover distribütörü olarak lüks otomobil segmentinde
faaliyet göstermektedir. Şirketin hissedarlık yapısı ve yönetim kurulunun şekillenmesi
aşağıdaki gibidir.
Tablo 6: Borusan Ortaklık Yapısı
Hissedar Unvanı Hisse Oranı (%)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
Toplam 100
Tablo 7: Borusan Yönetim Kurulu 250
Ad-Soyadı Görevi
(…) Yönetim Kurulu Başkanı
(…) Yönetim Kurulu Başkan Vekili
(…) Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
11-24/464-139
7
I.1.5 Çelik Motor Ticaret A.Ş. (Çelik Motor)
Anadolu Grubu’nun ilk şirketlerinden biri olan Çelik Motor, 1986 yılında Vaz-Lada
firması ile imzaladığı distribütörlük anlaşması ile Lada marka araçların dağıtımını
yapmaktadır. Şirket, 2001 yılından itibaren ise Kia marka binek araç ve hafif ticari
araç modellerinin Türkiye distribütörlüğü faaliyetini gerçekleştirmektedir. Şirketin
hissedarlık yapısı ve yönetim kurulunun oluşumu aşağıda gösterildiği gibidir:
Tablo 8: Çelik Motor Ortaklık Yapısı 260
Hissedar Unvanı Hisse Oranı (%)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
Toplam 100
Tablo 9: Çelik Motor Yönetim Kurulu
Ad-Soyadı Görevi
(…) Yönetim Kurulu Başkanı
(…) Yönetim Kurulu Başkan Vekili
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
I.1.6 Doğuş Otomotiv Servis ve Tic. A.Ş. (Doğuş Oto)
Doğuş Oto, 1994 yılında yaptığı distribütörlük anlaşması sonucunda Volkswagen
marka binek ve ticari araçları Türkiye pazarına sunmaktadır. Bunun dışında şirket,
Audi, Porsche, Bentley, Lamborghini, Bugatti, SEAT, Skoda, Scania, Krone ve
Meiller markalarının 80'e yakın modelini de Türkiye otomotiv pazarına dağıtmaktadır.
Şirketin ortaklık yapısı ve yönetim kurulunun şekillenmesi aşağıda gösterilmiştir: 270
Tablo 10: Doğuş Oto Hissedarlık Yapısı
Hissedar Unvanı Hisse Oranı (%)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
Toplam 100
11-24/464-139
8
280
Tablo 11: Doğuş Oto Yönetim Kurulu
Ad-Soyadı Görevi
(…) Yönetim Kurulu Başkanı
(…) Yönetim Kurulu Başkan Vekili
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
I.1.7 Ford Otomotiv San. A.Ş. (Ford)
1959 yılında Koç Topluluğu’nun bir üyesi olarak kurulan Otosan A.Ş. 1976’da Ford
Motor Company’nin belli modellerinin imal ve satış hakkını almıştır. 03.10.1997
tarihinde imzalanan bir anlaşma ile Ford ve Otosan hisselerini eşitlemiş ve Otosan
A.Ş. yeni ismi olan Ford Otomotiv Sanayi A.Ş. ile faaliyetlere devam etmiştir. Ford
Otomotiv Sanayi A.Ş.’nin ana faaliyet konusu Ford marka araçların ve
bunların parçalarının üretimi, ithalatı, ihracatı ve dağıtımıdır. Kocaeli ve İnönü 290
(Eskişehir)’deki fabrikalarında araç ve yedek parça üretimi yaparak hem iç pazara
hem de dış pazarlara satış gerçekleştirmektedir.
Tablo 12: Ford Ortaklık Yapısı
Hissedar Unvanı Hisse Oranı (%)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
Toplam 100
Tablo 13: Ford Yönetim Kurulu
Ad-Soyadı Görevi
(…) Yönetim Kurulu Başkanı
(…) Yönetim Kurulu Başkan Vekili
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Genel Müdür
(…) Genel Müdür Baş Yardımcısı
11-24/464-139
9
I.1.8 General Motors Türkiye Ltd. Şti. (GM) 300
Şirket, 1989 yılında İzmir’in Torbalı ilçesinde kurulmuş ve “Opel Türkiye Limited
Şirketi” olan ticari unvanını Eylül 2004 tarihinde “General Motors Türkiye Limited
Şirketi” olarak değiştirmiştir. Şirketin faaliyet alanı, araç ve yedek parçaların ithalatı
ve yetkili dağıtıcılara ve servislere satışını gerçekleştirmektir. Torbalı ilçesindeki
fabrika binası, Opel Vectra araçların montaj ve üretim hizmetleri için 1990 yılında
inşa edilmiştir, söz konusu üretim faaliyeti 2001 yılı Temmuz ayına kadar devam
etmiştir. Üretim binası Nisan 2002 tarihinden itibaren, yedek parça ve aksesuar
dağıtım deposu olarak kullanılmaktadır.
310
Tablo 14: GM Ortaklık Yapısı
Hissedar Unvanı Hisse Oranı (%)
(…) (…)
(…) (…)
Toplam 100
I.1.9 Honda Türkiye A.Ş. (Honda)
Honda binek otomobillerinin üretim, ithalat ve pazarlaması ile Honda motosikletlerinin
ithalat ve pazarlama kuruluşu olan Honda’nın sermayesinin %(…)’u İngiltere’de kurulu
(…) firmasına ait olup (…),(…),(…)ve (…)yönetim kurulu üyeleridir ve kanuni zorunluluk
gereği diğer hissedarlarıdır.
I.1.10 Hyundai Assan Otomotiv San. ve Tic. A.Ş. (Hyundai) 320
1990 yılında Türkiye pazarına giren Hyundai Motor Company, 20.09.1997’de Kibar
Holding ortaklığıyla, İzmit’de kurulan Hyundai Assan Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş.
ile Türkiye’de üretime başlamıştır. Accent Era ve Matrix modelleri Türkiye’de
üretilmekte ve sadece Türkiye’den dünyaya ihraç edilmekte iken diğer Hyundai
modelleri Türkiye pazarına ithal edilmektedir.
Tablo 15: Hyundai Ortaklık Yapısı
Hissedar Unvanı Hisse Oranı (%)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
Toplam 100
Tablo 16: Hyundai Yönetim Kurulu 330
Ad-Soyadı
(…) (…) (…)
(…) (…) (…)
(…) (…) (…)
I.1.11 İsotlar Grup A.Ş. (İsotlar)
İsotlar Grup, akaryakıt, dış ticaret, tarım, sigorta aracılığı ve otomotiv alanlarında
faaliyet göstermektedir. 1997 yılında Tata markasının distribütörlüğünü alan şirket
11-24/464-139
10
aynı zamanda 2009 yılına kadar Karsan J9 Premier marka minibüsler ile Hyundai
Truck HD serisi hafif kamyonların distribütörlüğünü yürütmüştür. Grup ayrıca
Brezilyalı şasi üreticisi Agrale’nin otobüs şasilerinin Türkiye, Doğu Avrupa ve Türki
Cumhuriyetlerini kapsayan bölgedeki tek yetkili distribütörüdür. Bunlara ek olarak
Adana‘da kurulu fabrikasında İsoto marka otobüslerin üretimini gerçekleştirmektedir. 340
Şirketin ortaklık yapısı ve yönetim kurulu aşağıda gösterilmiştir:
Tablo 17: İsotlar Ortaklık Yapısı
Hissedar Unvanı Hisse Oranı (%)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
Toplam 100
Tablo 18: İsotlar Yönetim Kurulu
Ad-Soyadı Görevi
(…) Yönetim Kurulu Başkanı
(…) Yönetim Kurulu Başkan Vekili
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
I.1.12 Karsan Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş. (Karsan)
350
1966 yılında kurulan Karsan, 1979-1998 yılları arasında Koç Grubu çatısı altında
faaliyet göstermiş, 1998'de İnan Kıraç'ın çoğunluk hisselerini almasıyla birlikte Kıraça
Holding bünyesine dahil olmuştur.1981 yılından bu yana ticari araç üreten Karsan
bugün; yatırımına 1998 yılında başlanan Bursa Akçalar'daki fabrikasında üretime
devam etmektedir. 2002 yılından itibaren otomotiv sanayiinde bağımsız çok markalı
araç üreticisi konumunda olan Karsan, bugün Peugeot lisansı ile Peugeot Partner,
Hyundai lisansı ile Hyundai HD 35/75, Renault Trucks lisansı ile Renault Trucks
Premium Uzunyol, Premium Lander ve Kerax, Citroen lisansı ile Citroen Berlingo ve
kendi markası ile J9 Premier'in üretimini gerçekleştirmektedir. Karsan'ın üretimini
yapmakta olduğu Peugeot, Citroen ve Renault Trucks marka araçların yurtiçindeki 360
distribütörlüğünü sırasıyla; Peugeot Otomotiv Pazarlama A.Ş., Baylas Otomotiv A.Ş.
ve Renault Trucks Türkiye sürdürmekte iken Karsan J9 Premier ve Hyundai HD
Serisi'nin distribütörlüğü ise Kıraça Holding A.Ş.'nin iştiraki olan Karsan Otomotiv
Sanayi Mamulleri Pazarlama A.Ş. yürütmektedir. Karsan araç üretiminin yanı sıra,
Organize Sanayi Bölgesi'nde yer alan fabrikasında Ford, TOFAŞ, Renault Trucks,
Türk Traktör gibi firmalara pres, kaynak, kataforez, boya ve montaj gibi endüstriyel
hizmetler de sağlamaktadır. Şirketin hissedarlık yapısı ve yönetim kurulu aşağıdadır:
370
11-24/464-139
11
Tablo 19: Karsan Ortaklık Yapısı
Hissedar Unvanı Hisse Oranı (%)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
Toplam 100
Tablo 20: Karsan Yönetim Kurulu
Ad-Soyadı
(…) (…) (…)
(…) (…) (…)
(…) (…) (…)
380
I.1.13 MAİS Motorlu Araçlar İmal ve Satış A.Ş. (MAİS)
MAİS, Oyak Renault Otomobil Fabrikaları A.Ş. tarafından üretilen otomobil ve yedek
parçaların satış ve pazarlama faaliyetleri, Fransa Renault S.A. tarafından üretilen
otomobil, hafif ticari araç ve yedek parçaların ithalatı ve satışı, Oyak Renault
tarafından üretilen ve Renault S.A.'dan ithal edilen yedek parçaların belirlenmiş
ülkelere ihracatı, yurt çapında etkin bir satış ve satış sonrası hizmet ağının
oluşturulması ve bu ağın standardizasyonu görevlerini yerine getirmektedir. Şirketin
hissedarlık yapısı ve yönetim kurulunun oluşumu aşağıda gösterilmiştir:
390
Tablo 21: MAİS Ortaklık Yapısı
Hissedar Unvanı Hisse Oranı (%)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
Toplam 100
Tablo 22: MAİS Yönetim Kurulu
Ad-Soyadı Görevi
(…) Yönetim Kurulu Başkanı
(…) Yönetim Kurulu Başkan Vekili
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
I.1.14 Mazda Motor Logistics Europe N.V. Merkezi Belçika, Türkiye İstanbul
Şubesi (Mazda)
(…)Mazda, Türkiye’deki faaliyetlerini Mazda Europe’un Türkiye şubesi aracılığıyla
yürütme kararı almıştır. Türkiye’deki yapılanmanın Belçika merkezli Mazda Motor
Logistics Europe N.V’nin (Mazda N.V.) şubesi olarak oluşturulması sebebiyle, 400
yönetim kurulu ve hissedarlık yapısının bulunmadığı belirtilmiştir. Öte yandan Mazda
N.V.’nin ortaklık yapısı ve yönetim kurulu aşağıdaki tablolarda sunulmaktadır.
11-24/464-139
12
Tablo 23: Mazda N.V. Ortaklık Yapısı
Hissedar Unvanı Hisse Oranı (%)
(…) (…)
(…) (…)
Toplam 100
Tablo 24: Mazda N.V. Yönetim Kurulu
Ad-Soyadı
(…) (…)
(…) (…)
I.1.15 Mercedes Benz Türk A.Ş. (Mercedes)
410
1967 yılında Daimler-Benz AG’nin %36 ortaklığı ile Otomarsan unvanıyla İstanbul
merkezli olarak kurulan şirketin unvanı, 1990 yılında Mercedes Benz Türk A.Ş. olarak
değiştirilmiştir. Hâlihazırda Türkiye’de şehirlerarası ve belediye tipi otobüsler, hafif,
orta ağır ve ağır sınıf kamyonlar ve çekicilerin üretimini yapan Mercedes, sadece
Türkiye’de üretilen modelleri de kapsayan ürünlerinin yurtiçi satışlarını ve ihracatını
da yapmaktadır. Bununla birlikte adı geçen şirket Mercedes-Benz marka hafif ticari
araç ve Daimler AG çatısı altındaki tüm otomobil markalarının ithalatını ve satışını da
yapmakta olup Türkiye şehirlerarası otobüs pazarında %68,1’lik, 6 ton üzeri kamyon
pazarında ise %32,4’lük pazar payıyla lider konumundadır. Mercedes’in ortaklık
yapısı ve yönetim kurulu aşağıda sunulmaktadır. 420
Tablo 25: Mercedes Ortaklık Yapısı
Hissedar Unvanı Hisse Oranı (%)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
Toplam 100
Tablo 26: Mercedes Yönetim Kurulu
Ad-Soyadı Görevi
(…) Yönetim Kurulu Başkanı
(…) Yönetim Kurulu Başkan Yrd.
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
I.1.16 Mermerler Otomotiv Taşımacılık Turizm Tekstil İnşaat Gıda ve Pazarlama
A.Ş. (Mermerler)
Mermerler Şirketler Grubu’nun yavru şirketi olan Mermerler,1998 yılında kurulmuştur.
04.06.2006 tarihinde Mermerler ile Chery Automobile Co. Ltd. arasında imzalanan 430
distribütörlük anlaşması ile Mermerler, Chery marka araçların Türkiye
distribütörlüğünü üstlenmiştir. Şirketin ortaklık yapısı ve yönetim kurulu şu şekildedir:
11-24/464-139
13
Tablo 27: Mermerler Ortaklık Yapısı
Hissedar Unvanı Hisse Oranı (%)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
Toplam 100
Tablo 28: Mermerler Yönetim Kurulu
Ad-Soyadı Görevi
(…) Yönetim Kurulu Başkanı
(…) Yönetim Kurulu Başkan Vekili
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
I.1.17 Nissan Otomotiv A.Ş. (Nissan) 440
Nissan Otomotiv A.Ş. 1993 yılının Aralık ayında Sumitomo Corporation ile Çukurova
Grubu'nun ortaklığı sonucunda kurulmuştur. Şirketin hissedarlık yapısı ve yönetim
kurulu aşağıda gösterilmiştir:
Tablo 29: Nissan Ortaklık Yapısı
Hissedar Unvanı Hisse Oranı (%)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
Toplam 100
Tablo 30: Nissan Yönetim Kurulu
Ad-Soyadı
(…) (…) (…)
(…) (…) (…)
I.1.18 Otokar Otomotiv ve Savunma Sanayi Anonim Şirketi (Otokar) 450
Koç Topluluğu bünyesinde yer alan Otokar, toplu taşımacılık alanında minibüs,
“Sultan”, “Doruk” ve “Kent” markalı otobüsler, Land Rover lisansı ile "Land Rover
Defender" 4x4 taktik tekerlekli arazi tipi araçlar, savunma sanayii için tekerlekli hafif
zırhlı araçlar; nakliye ve lojistik sektörü için “Otokar” ve "Otokar-Fruehauf" markası
altında treyler ve semi-treyler üretmektedir. Şirket, aynı zamanda Altay Milli
İmkanlarla Modern Tank Üretimi Projesi’nin ana yüklenicisidir. Otokar, Sakarya'da
552.000 m²'lik alana kurulu fabrikasında 1200'e yakın çalışanıyla faaliyet
göstermektedir. Şirketin ortaklık yapısı ve yönetim kurulu aşağıda gösterilmiştir:
460
11-24/464-139
14
Tablo 31: Otokar Ortaklık Yapısı
Hissedar Unvanı Hisse Oranı (%)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
Toplam 100
Tablo 32: Otokar Yönetim Kurulu
Ad-Soyadı Görevi
(…) Yönetim Kurulu Başkanı
(…) Yönetim Kurulu Başkan Vekili
(…) Üye
(…) Üye
(…) Üye
(…) Üye
(…) Üye
I.1.19 Peugeot Otomotiv Pazarlama A.Ş. (Peugeot)
470
Peugeot; Fransa'dan ithal edilen Peugeot marka binek ve hafif ticari araçları ile bu
araçların orijinal yedek parçalarının dağıtımını gerçekleştiren distribütör firmadır.
Şirketin hissedarlık yapısı ve yönetim kurulunun şekillenmesine aşağıda yer
verilmiştir:
Tablo 33: Peugeot Ortaklık Yapısı
Hissedar Unvanı Hisse Oranı (%)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
Toplam 100
Tablo 34: Peugeot Yönetim Kurulu
Ad-Soyadı Görevi
(…) Yönetim Kurulu Başkanı
(…) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
(…) Üye
(…) Üye
I.1.20 Şahsuvaroğlu Dış Ticaret Kimyasal Ürünler Otomotiv Pazarlama San. ve
Tic. Ltd. Şti. (Şahsuvaroğlu) 480
1966 yılında kurulmuş olan Şahsuvaroğlu, 2007 yılından itibaren esas itibarıyla SUV
sınıfında araçlar üretmekte olan SsangYong Motor Company’nin Türkiye
11-24/464-139
15
distribütörlüğünü yapmaktadır. SsangYong’un ortaklık yapısı ve yönetim kurulu
aşağıda sunulmaktadır:
Tablo 35: Şahsuvaroğlu Ortaklık Yapısı
Hissedar Unvanı Hisse Oranı (%)
(…) (…)
(…) (…)
Toplam 100
I.1.21 Temsa Global San. ve Tic. A.Ş. (Temsa)
490
Temsa markası ile otobüs ve midibüs segmentinde üretim ve ihracat yapmanın yanı
sıra, Mitsubishi ve Komatsu markalarının Türkiye distribütörlüğünü yürüten şirket,
üretim faaliyetlerine 1987 yılında Adana’da başlamıştır. Avrupa operasyonlarını
Temsa Europe adıyla Belçika Mechelen’den yürüten Temsa’nın, Belçika’nın yanı sıra
Avusturya ve Almanya’da satış sonrası hizmetlere yönelik şirketleri bulunmaktadır.
Şirketin ortaklık yapısı ve yönetim kurulu ise şu şekildedir:
Tablo 36: Temsa Ortaklık Yapısı
Hissedar Unvanı Hisse Oranı (%)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
Toplam 100
Tablo 37: Temsa Yönetim Kurulu 500
Ad-Soyadı Görevi
(…) Yönetim Kurulu Başkanı
(…) Yönetim Kurulu Başkan Vekili
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
I.1.22 TOFAŞ Türk Otomobil Fabrikası A.Ş. (TOFAŞ)
TOFAŞ, 1968 yılında Koç Holding ve Fiat Auto S.p.A.’nın (…) altında kurulmuştur.
TOFAŞ marka araçların üreticisi olan şirket aynı zamanda Fiat ve Alfa Romeo
markasının distribütörlüğünü yapmaktadır. Bursa’daki fabrikasında ürettiği Doblo ve
Fiorino gibi modellerin yanı sıra kompakt sedan modeli Fiat Linea’nın da üretimini ve
ihracatını gerekleştirmektedir. Şirketin ortaklık yapısı ve yönetim kurulunun
oluşumuna aşağıda yer verilmiştir:
510
11-24/464-139
16
Tablo 38: TOFAŞ Ortaklık Yapısı
Hissedar Unvanı Hisse Oranı (%)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
Toplam 100
Tablo 39: TOFAŞ Yönetim Kurulu
Ad-Soyadı Görevi
(…) Yönetim Kurulu Başkanı
(…) Yönetim Kurulu Başkan Vekili
(…) Üye&CEO
(…) Üye
(…) Üye
(…) Üye
(…) Üye
(…) Üye
(…) Üye
(…) Üye
520
I.1.23 Toyota Pazarlama ve Satış A.Ş. (Toyota)
Söz konusu şirket Türkiye’de 11 binek ve iki ticari model olmak üzere Toyota marka
araçlara yönelik pazarlama, satış ve satış sonrası hizmetler alanında faaliyet
göstermektedir. Toyota’nın ortaklık yapısı ve yönetim kurulu şu şekildedir:
Tablo 40: Toyota Ortaklık Yapısı
Hissedar Unvanı Hisse Oranı (%)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
(…) (…)
Toplam 100
530
11-24/464-139
17
Tablo 41: Toyota Yönetim Kurulu
Ad-Soyadı Görevi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
(…) Yönetim Kurulu Üyesi
I.2. Yapılan İnceleme ve Tespitler
540
I.2.1. Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Bilgi ve Belgeler
1. TOFAŞ çalışanı, (…) Koordinatörü (…) tarafından (…) ((…) Yöneticisi), (…) ((…)
Müdürü), (…) ((…) Müdürü), (…) ((…) Müdürü), (…) ((…) Müdürü) ve (…)’a ((…) Müdürü)
gönderilen 14.01.2009 tarihli e-posta aşağıdaki gibidir:
“Bazı rakiplerden toparladığım stok seviyeleri ile ilgili bilgiler aşağıdaki gibidir:
BAYİ DİST. TOPLAM
OPEL (…) (…) (…) 550
Ocak ayında gelecek (…)
Şubat ayında gelecek (…) konfürme olmuş siparişleri varmış.
TOYOTA (…) (…) (…)
HYUNDAI ? ? (…)
FORD (…) (…) (…)
FO’nun stokundaki araçlardan yaklaşık 1000 adeti halen gümrük
sahasındaymış.” 560
2. OSD Pazarlama Komitesi Başkanı Serra Şemaki ÇİMŞİT tarafından hazırlanan
Eylül 2008 OSD toplantı notunda, Mercedes’in Eylül ayı otomobil satış hedefinin (…),
kamyon satış hedefinin (…) olduğu görülmektedir.
3. Toyota tarafından hazırlanan ve aylık düzenli yapıldığı tahmin edilen Temmuz ayı
(2008) rakip ziyaret raporunda; Honda, Renault, Volkswagen, Ford, Opel, Hyundai ve
Peugeot marka araçların binek ve ticari olmak üzere ayrı ayrı marka aylık satış
hedefleri yer almaktadır. Aynı rapor Ağustos 2008’de de hazırlanmıştır. Raporlardaki
söz konusu hedeflerin bayi hedefleri değil, bizzat ana markanın Türkiye satış 570
hedefleri olduğu anlaşılmaktadır.
4. Ford çalışanı (…) şirket içi gönderdiği e-postaya göre, 20.10.2008 tarihli OSD
toplantısında TOFAŞ, Fiat 500 aracı için aylık (…) adet satış yapmayı planladığını
açıklamıştır.
11-24/464-139
18
5. Ford (…) Müdürü (…) tarafından şirket içi ((…),(…) Müdür Yardımcısı 580
(…),(…),(…),(…),(…),(…) Müdürü (…),(…),(…),(…),(…) Müdürleri, (…) Müdürü
(…),(…),(…),(…),(…) Müdür Yardımcısı (…)) gönderilen 11.08.2009 tarihli e-postadan,
TOFAŞ’ın Ağustos ayında(…)adet satış hedeflediğinin öğrenildiği anlaşılmaktadır.
6. OSD tarafından üyelerine gönderilen OSD pazarlama komitesi Ekim ayı (2006)
toplantı tutanağına göre, Temsa’nın midibüste Ekim ve Kasım hedefinin (…), otobüste
ise (…) olduğu belirtilmektedir.
7. 2007 Ekim OSD Pazarlama Komitesi’nde Karsan’ın ilk 9 ayda satış hedeflerini
gerçekleştirdiklerini belirttiği görülmektedir. 590
8. TOFAŞ (…) Uzmanı (…) tarafından şirket içi ((…),(…),(…) Müdürü (…),(…) Müdürü
(…),(…) Müdürü (…),(…) Yöneticisi (…),(…) Koordinatörü (…),(…) Müdürü (…),(…)
Müdürü (…),(…)) gönderilen ve 11.9.2008 tarihli ODD pazarlama komitesi toplantı
notlarını içeren 12.9.2008 tarihli e-postada, Ford temsilcisinin (…) modellerinde ciddi
kampanyalarının olduğunu, ellerindeki eski (…) olabildiğince çabuk tüketmeye
çalıştıklarını ve yeni (…) getirmeye çekindiklerini ifade ettiği anlaşılmaktadır.
9. Ford (…) Müdürü (…) tarafından şirket içi ((…) Ekip Lideri (…),(…) Müdür Yardımcısı
(…),(…) ve (…) Müdürü (…),(…) Uzmanı (…)) gönderilen 03.02.2009 tarihli e-postada, 600
Hyundai (…) müdürü ile görüşüldüğü ve teşebbüsün ticari araca değil, binek araca
ağırlık verdiği bilgisinin alındığı, ayrıca ay sonu hedeflerinin de (…) olduğu
belirtilmektedir.
10. Volkswagen VW (…) Müdürü (…) tarafından şirket içi ((…)) gönderilen 27.07.2009
tarihli e-postada, Peugeot satış müdürü ile konuştukları ve Peugeot’un ticari araç
satışına yüklendiği ifade edilmektedir.
11. Borusan (…)(…) tarafından şirket içi ((…),(…),(…),(…),(…)) gönderilen 20.07.2009
tarihli e-posta aşağıdaki gibidir: 610
“Honda nın genel merkezi ile yapmış olduğum görüşmede;
a.. Ağustos ayında üretim yapmayacaklarını Eylül ayındaki üretiminde de çok
yüksek adette olmayacağını… Kampanya konusundaki tutumlarının bu yılda
devam edeceğini bir kampanya yapmayı düşünmediklerini söylediler.
b.. Stok durumları ise (…) ve (…) stoklama yapmadıklarını, (…) ve (…) ise bayi
tahsisine yerleştirdikleri için şu an için çok az miktarda olduğunu söylediler.
c.. […] Honda nın [binek otomobil] hedefinin (…) adet olduğunu şu anda (…)
adet gerçekleştirmişler.
Ford Grubu ise; Stokta ticari araçlarının ve (…) araçlarının yoğunlukta 620
olduğunu ve (…) un benzinli modelinde ve diğer ticari araçlarda ötv farkını
karşılama ve sıfır faiz kampanyasının devam ettiğini, FORD MODELLERİNDE
KAMPANYANIN HİÇ BİTMEDİĞİNİ söylediler.”
12. Doğuş Otomotiv çalışanı (…) tarafından şirket içi gönderilen 26.12.2008 tarihli e-
posta aşağıdaki gibidir:
“Aşağıda detayını belirtmiş olduğumuz bilgiler hususunda acil yardımınıza
ihtiyaç duymaktayız:
11-24/464-139
19
1. Rakip markaların stok adetleri (25.12.2008 tarihi itibarıyla)” 630
13. Doğuş Otomotiv VW (…) Sorumlusu (…) tarafından şirket içi gönderilen
19.03.2009 tarihli ve “ODD toplantısından notlar” konulu e-posta aşağıdaki gibidir:
“Bugün gerçekleştirilen ODD pazar değerlendirme toplantısına Renault, Ford,
Fiat, Peugeot, Citroen, Mercedes, Ferrari-Maserati, Mitsubishi, Daihatsu, Kia
ve Chery markalarının temsilcileri katıldı.
Toplantıda öne çıkan hususlar:
- Fiat 3 gün içerisinde (…) adet civarında bağlantı gerçekleştirdiğini açıkladı.
- Fiat, Ford ve Peugeot stokları yeterli seviyede değildir, bu markalar Volume 640
satışlarını Mayıs ayında gerçekleştirmeyi hedeflemektedir.
- Tüm markalar kısa vadede zam yapmayı planlamaktadır.”
14. Doğuş Otomotiv (…) Sorumlusu (…) tarafından şirket içi gönderilen 28.04.2009
tarihli ve “Rakip Analizi-Renault yeni modeller” konulu e-postada ise aşağıdaki
ifadeler yer almaktadır:
“Renault 1 Mayıs’ta yeni üç modelin satışına başlayacak.
Bir değişikliğe gitmemeleri durumunda Megane HB 31.250, Megane coupe ise
36.750’den başlayan fiyatlarla pazara sunulacak. ÖTV indirimi süresince (…) 650
adet Megane HB satmayı hedefliyorlar.”
15. Doğuş Otomotiv (…) Sorumlusu (…) tarafından şirket içi gönderilen 23.06.2009
tarihli ve “Yeni Astra-Gizli bilgi” konulu e-posta ise aşağıdaki gibidir:
“Opel aralık ayında sadece (…) adet Yeni Astra pazara sunabilecek. Ocak
ayından itibaren ise yüksek adetlerde temin edebilecekler.”
16. Nissan çalışanı (…) tarafından şirket içi gönderilen 8.9.2009 tarihli e-posta
aşağıdaki gibidir: 660
“Yeni VW Polo 10 gün içinde Türkiye’de satılmaya başlanacakmış. İlk etapta
gelecek (…) aracın tamamı ön sipariş ile satılmış. Şu an bulmak nerdeyse
imkânsız. Yılsonuna kadar toplam (…) adetlik yeni Polo hedefleri var. ..
başlangıç fiyatı 29.900 olacak. ”
17. Doğuş Otomotiv (…) Müdürü (…) bilgisayarından alınan ve (…) tarafından
25.10.2008 tarihinde şirket içi gönderilen, “Opel Insignia-Son strateji” konulu e-posta
aşağıdaki gibidir:
670
“Opel içinden aldığım bazı bilgileri sizlere aktarmak isterim.
Opel D segmentinin (ODD segmentasyonuna göre) 2009 yılında (…) adet
mertebelerine ulaşacağını öngörerek, Insignia için (…) adet satış hedefi
belirlemiş durumdadır. Opel’in hedefi tutturması durumunda Insignia’nın Pazar
payı D segmentinde %(…) mertebelerine ulaşacaktır.
Kurdaki son hareketlilik neticesinde belirledikleri başlangıç fiyatı ise 49.000-
50.000 YTL’dir.”
18. Toyota (…) uzmanı (…) tarafından Toyota (…) Direktörü (…) da dahil olmak üzere
şirket içi çeşitli personele gönderilen 17.05.2006 tarihli e-posta aşağıdaki gibidir: 680
11-24/464-139
20
“Euro’daki yüksek artış nedeniyle rakip markaların fiyat artışı ile ilgili görüşleri
şöyledir:
Peugeot: Bu hafta içinde herhangi bir fiyat değişikliği yapmayacaklar. Kurların
belirli bir dengeye gelmesi gerektiğini ona göre ayarlama yapacaklarını, biraz
da diğer markaların fiyat artışını beklediklerini belirttiler. Ayrıca, bu hafta
sonunun tatil olmasının da fiyat değişikliği yapmamalarında etken olduğunu
söylediler.
Ford: Üst yönetimin yurtdışında olması sebebi ile bu hafta içinde her hangi bir
değişiklik yapamayacaklar. En erken 22 Mayıs itibarıyla kur artışı ile ilgili 690
değerlendirme yapıp fiyat değişikliğine karar verecekler.
VW: 12 Mayıs’da aysonuna kadar geçerli olmak üzere indirimli fiyat listesini
yayınladıkları için şu an için fiyat değişikliği yapma şansları yok. Ancak, kredi
kampanyasının faiz oranında bir artış düşünüyorlar.
Üç markanın da ortak görüşü Euro’daki artışın fiyatlara muhakkak
yansıtılması gerektiği, ancak bunun için kurların dengeye gelmesini
beklemek gerektiğidir.”
19. Ford (…) Müdürü (…) tarafından şirket içi ((…),(…) Yardımcısı (…),(…),(…),(…)
Müdürü (…),(…),(…) Müdürü (…),(…),(…),(…), Müdürlüğü) gönderilen ve 15.11.2006 700
tarihinde yapılan OSD Komite toplantısı ile ilgili notları içeren 17.11.2006 tarihli e-
postada; Mercedes temsilcisinin, orta ticari pazarda yer alan Sprinter modelini 2007
Ocak ortası lanse edeceklerini ve eskisine kıyasla %(…) fiyat artışı yapacaklarını
söylediği belirtilmektedir. Mercedes’in yaptığı bu açıklama, OSD pazarlama komitesi
başkanı A. Fatih TAMAY tarafından hazırlanan OSD Kasım ayı toplantı tutanağında
da yer almaktadır.
20. TOFAŞ (…) Uzmanı (…) tarafından şirket içi gönderilen ve 11.09.2008 tarihli ODD
pazarlama komitesi toplantı notlarını içeren 12.09.2008 tarihli e-postada, Renault-
MAİS temsilcisinin yeni Symbol fiyatlarının 20 Eylül sonrası açıklanacağını, yaklaşık 710
%3-5 arası bir fiyat artışı beklendiğini belirttiği bilgisi yer almaktadır.
21. TOFAŞ (…) Uzmanı (…) tarafından gönderilen 20.10.2008 tarihli OSD pazarlama
komitesi toplantısına ait notları içeren 21.10.2008 tarihli e-posta aşağıdaki gibidir:
“Renault: Markaların büyük çoğunluğu aralık sonuna kadar artan dövize
rağmen fiyatları cazip kılmaya gayret gösterecek. Bunu takiben de 2009 yılı
başı ile birlikte ciddi oranda zamlar gelecek.
[…]
Ford: Benzer görüşleri paylaşıyorlar. Sadece dövizdeki artışa karşı koyabilmek 720
için 2.5 ayın uzun bir süre olduğunu belirti. Fiyatlandırma ve kampanyada
rakiplerin birbirini kollayacağını öngörüyorlar.”
22. TOFAŞ (…) Uzmanı (…) tarafından şirket içi ((…),(…) Müdürü (…),(…) Müdürü
(…),(…) Müdürü (…),(…) Yöneticisi (…),(…) Koordinatörü (…),(…)Müdürü (…),(…) Müdürü
(…)) gönderilen ve 24.10.2008 tarihli ODD Pazarlama Komitesi ile ilgili notları içeren
27.10.2008 tarihli e-postada aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir:
“Merhabalar,
24 Ekim 2008 Cuma günü gerçekleştirilen ODD Pazarlama Komitesi Ekim ayı 730
toplantısına ait notları aşağıda bulabilirsiniz. Toplantıya katılım normalde
olduğundan daha yüksekti. Fakat markaların büyük çoğunluğunun oldukça
yuvarlak ve yüzeysel yorumlar yapması nedeniyle alışılageldiğinden kısa ve
11-24/464-139
21
de verimsiz bir toplantı gerçekleşti. Genel olarak görüşleri özetlemek gerekirse
aralarında Renault, Peugeot, Toyota ve Citroen’in bulunduğu büyük
oyuncuların diğer nispeten küçük markalara kıyasla daha olumlu baktığını
söyleyebiliriz. (Ford toplantıya katılmadı ama onların da telefon ile paylaştığı
görüşleri de yukarıda bahsettiğimiz büyük markalar ile paralellik gösteriyor.)
[…]
RENAULT: Fiyatlandırma konusunda Ekim ve Kasım aylarında bir değişiklik 740
(artış) beklemediklerini ama Aralık için şu anda yorum yapamayacağını belirtti.
TOYOTA: Fiyatlandırma konusunda henüz bir değişiklik olmadığını ifade etti.
VW OTO & LCV: Hem otomobil hem de LCV tarafı döviz artışını fiyatlarına
yansıtmak zorunda olduklarını belirterek bunun için ay sonunu bile
beklemeyebileceklerini ekledi.
[…]
Bilgilerinize.”
Söz konusu toplantıya katıldığı tespit edilen teşebbüsler aşağıda belirtilmektedir:
750
Temsa (Mitsubishi) Peugeot
Toyota Doğuş Otomotiv (Volkswagen)
Mazda Mercedes
Şahsuvaroğlu (Ssangyong) MAİS (Renault)
TOFAŞ Baylas (Citroen)
İsotlar (Tata) Borusan (Land Rover)
Nissan ALJ (Daihatsu)
23. Doğuş Otomotiv (…) Müdürü (…) bilgisayarından alınan ve Doğuş Otomotiv (…)
Sorumlusu (…) tarafından şirket içi gönderilen 25.10.2008 tarihli ve “Rakiplerde son
durum” konulu e-posta aşağıdaki gibidir:
“Genel:
Bütün markalar ekonomik gelişmeleri yakından takip etmekte.
Büyük bir çoğunluğu ekim ayında fiyatlarını koruyarak Kasım başında 5% ila
10% arasında fiyat artışı planlamaktalar.
Euro ile satış yapan markalardan Alfa Romeo kur sabitleme (1,84) yolunu 760
tercih ederken Borusan Otomotiv genel strateji olarak kur sabitlemeye karşı
olduklarını açıklamıştır.
[…]”
24. Ford (…) Müdürü (…) tarafından şirket içi ((…) Lideri (…),(…) Müdür Yardımcısı
(…),(…) Müdürü (…),(…) Uzmanı (…)) gönderilen 03.02.2009 tarihli e-posta aşağıdaki
gibidir:
“Hyundai (…) Müdürü ile konuştum.
[…] 770
Israrla hiçbir şekilde el altından bir şey vermediklerini söyledi. […] Korelilerden
kesin talimat almışlar. 3 ay atış serbest demişler.
Bu ay içinde zam yapacaklarını, Cumartesiden itibaren geçerli olacağını
söyledi. Özellikle H1 de zam %5 lere kadar çıkacakmış.”
25. ALJ (Daihatsu) çalışanı (…) tarafından şirket içi ((…),(…)) gönderilen “ODD
toplantı notları-19.03.09” konulu ve 19.03.2009 tarihli e-posta aşağıdaki gibidir:
11-24/464-139
22
“Toplantı tam benim tahmin ettiğim gibi geçti, herkes bir forecast söyledi ama
yarın ki adet paylaşımından sonra konuşmak daha doğru olur dedi.
..Satış adedi anlamında rakam söyleyen çok olmadı, sadece Fiat (…) adet 780
satış bağlantısı var dedi.
Fiyatlarla ilgili de yine net bir şey söyleyen olmamakla birlikte artışlar olacaktır
şeklinde konuşuldu.”
Belgede sözü edilen ODD toplantısına katıldığı tespit edilen teşebbüsler aşağıda
sunulmaktadır:
Ford Otokar
Temsa (Mitsubishi) Peugeot
ALJ (Daihatsu) Baylas (Citroen)
Mermerler (Chery) TOFAŞ
Doğuş Otomotiv (Volkswagen) Anadolu Araçlar (Geely)
MAİS (Renault) Fer Mas
Mercedes Çelik Motor (Kia)
26. Doğuş Otomotiv çalışanı (…) tarafından (…) Sorumlusu (…)’e gönderilen
22.03.2009 tarihli ve “Rakip Analizi” konulu bir diğer e-posta ise aşağıdaki gibidir: 790
“.. p.tesi Salı çars. Min iki gün rakipleri dolaşır mısın. Zam, stok, kampanyaları
ile ilgili bilgi derlersen Perşembe sabahı sunalım.”
27. Ford (…) Yardımcısı (…) tarafından 08.07.2009 tarihinde şirket içi ((…),(…)
Yardımcısı (…),(…) Direktörü (…),(…),(…),(…)Müdürü (…),(…) Müdürü (…),(…) Müdürü
(…),(…),(…),(…) Müdürü (…),(…),(…),(…) Müdürleri, (…),(…),(…),(…)) yazışma olarak
gönderilen e-posta aşağıdaki gibidir:
“(…):(…), Hyundai Euro 4 geçişi nedeniyle H100 lerde yeni motora geçileceğini, 800
%5-6 zam yapılacağını söylemişti. Ne oldu
(…): … Hyundai deki H100 ürüncüsünü aradım. Şu anda Euro 4
fiyatlandırmasını tamamlayamamışlar. Listede görünenler halen Euro 2
motorları imiş. Euro 4 ü bugün/yarın tamamlayıp yönetim onayı alacaklarmış.
Sanırım önümüzdeki hafta içinde listeye eklenir Euro 4 ler. (…) update olarak
onu haftaya belirtir.”
28. Ford Otosan (…) Müdürü (…) tarafından şirket içi ((…), (…), (…), (…), (…), (…), (…),
(…), (…), (…), (…), (…), (…), (…), (…)) gönderilen 26.07.2009 tarihli e-posta aşağıdaki
gibidir: 810
“Beklediğimiz gibi Hyundai Pikapta sonunda Euro 4 geçti, 3000 TL civarı zam
yaptı. Çok zararda olan (…) pikap için iyi haber. Fiyatı yukarı çekmek için bir
şans.”
[…]
29. MAİS çalışanı ((…))(…) tarafından şirket içi ((…),(…)) gönderilen 20.07.2009 tarihli,
“Ford LCV Fiyat” konulu e-postada aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir:
“Muhtemelen biliyorsunuzdur diye atmadım ama Ford aybaşına göre ortalama 820
%3,5 fiyat indirimine gitti.
Bugün Ford arayarak sizde cevap olacak mı diye sordu?
11-24/464-139
23
Bilginize…”
30. Ford (…) Müdür Yardımcısı (…) tarafından şirket içi gönderilen ve rakiplerin fiyat
değişikliklerini inceleyen 06.04.2009 tarihli e-postada aşağıdaki ifadeler yer
almaktadır:
“Renault: Bakanlığın zamlar üstündeki kontrollerini artırması ile Megan ve
Laguna’ya zam yapılmayacağı görüşündeler. 830
Makyajlanan Clio HB fiyatları aynen devam ediyor görünüyor. Ancak yarınki
liste ile 500 TL artması bekleniyor.”
Bir gün sonra yine (…) tarafından gönderilen e-postada, Megane ve Laguna’ya zam
yapılmadığı, Clio’ya ise 500 TL zam yapıldığı belirtilerek bir gün önceki e-postadaki
bilgiler teyit edilmiştir.
31. Nissan (…) Müdürü (…) ile Pazarlama Uzmanı (…),(…) Müdür Yardımcısı (…)(…) ve
(…) arasında gerçekleşen 16.06.2009 tarihli e-posta silsilesi aşağıdaki gibidir:
840
- 16.06.2009 tarihinde Maliye Bakanlığı’nın ÖTV indiriminin 30.09.2009
tarihine kadar kısmen devam ettirilmesi yönündeki kararı ODD tarafından, Nissan
dâhil olmak üzere, dernek üyelerine bildirilmiş, hemen ardından bu bildirim saat
11.57’de şirket içindeki personel duyurulmuştur.
- Aynı tarihte saat 12.01’de (…);(…),(…),(…) ve (…)’a aşağıdaki e-postayı
göndermiştir:
“Arkadaşlar,
ÖTV artışlarını fiyata yansıtacak şekilde fiyatları revize eder misiniz lütfen? 850
Toplantıdan çıkıp onay verip vermeyeceğimize karar vereceğiz.”
- Yine aynı tarihte saat 12.02’de (…);(…),(…),(…) ve (…)’na, “Rakip analizleri”
konulu aşağıdaki e-postayı göndermiştir:
“Arkadaşlar,
Rakiplerle görüşür müsünüz? Ne yapacaklar?”
- Aynı tarihte saat 13.15’te (…) tarafından (…),(…),(…) ve (…)’na gönderilen
cevabi nitelikli e-posta ise aşağıdaki gibidir: 860
“(…) Bey,
Ford ve Hyundai’ye ulaşabildim. Artışı birebir fiyatlarına yansıtacaklar ve
bugün yeni fiyatlarını açıklayacaklar.
Bilgilerinize sunarım.”
32. Honda çalışanı (…) tarafından şirket içi ((…),(…),(…)) gönderilen 30.07.2008 tarihli
ve “Rekabet Kanunu toplantı notları” konulu e-posta aşağıdaki bilgileri içermektedir:
“Toyotasa’daki Rekabet Kurumu incelemesi 870
Rekabet Kurumu’nun Toyotasa’ya yaptığı baskın sonucu geniş kapsamlı bir
inceleme devam ediyor. Konu sektördeki diğer firmalara da sıçrayabilir, bu
konuda dikkatli olunmalı, bayilerle, rakiplerle vs. olan geçmişe dönük
yazışmalar da gözden geçirilmeli.”
11-24/464-139
24
33. Doğuş Otomotiv hukuk departmanından (…) tarafından Doğuş Otomotiv’in
dağıtımını yaptığı marka birimlerine gönderilen 26.09.2008 tarihli e-postada,
aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir:
“Rekabet danışmanımız Sn. (…) tarafından, Toyota’nın rekabet danışmanının 880
kendisini arayarak Doğuş Otomotiv’in rakip firmalardan aşağıdaki bilgileri
istediği bilgisi iletilmiştir:
* Rakip araçların servislere giriş adetleri
* Binek otomobillerin 120.000 km’ye kadar kullanım maliyetleri
Bu tarz bilgi istenmesinin rekabete aykırı değerlendirilebilecek olması
nedeniyle (pazarda fiyat tespiti ile kartel iddiası) konu hakkında varsa
bilgilendirmeleriniz ve yönlendirmeleriniz önemlidir. Ayrıca, rakiplerden bu
şekilde bilgi istenmesine de son verilmesi gerekmektedir.”
34. Kurul’un 24.06.2009 tarih ve 09-30/637-150 sayılı kararı ile neticelenen 890
önaraştırma kapsamında TOFAŞ’ta gerçekleştirilen yerinde incelemelerde (…)
Müdürü (…)bilgisayarından elde edilen, 14.04.2009 tarihinde (…) tarafından (…)
Koordinatörü (…)’a gönderilen elektronik postada:
“Sanayi bakanlığı tüm bayilerimizi Ankara’da dolaşıyor. Avukatlarımızla
görüşüp tek bir ağız yapıp bir yol haritası çizelim bence…Avukatlar bizlere yol
göstersinler. Bundan sonra sıra rekabet kuruluna gelecektir. İş ciddi boyutlara
gidebilir…”
ifadelerine yer verilmiştir. 900
I.3. İlgili Pazar
I.3.1. İlgili Ürün/Hizmet Pazarı
Hakkında soruşturma yürütülen taraflar, binek ve ticari motorlu araçlar pazarında
faaliyet göstermektedir. Bununla birlikte, gerek ODD Pazarlama Alt Komitesi
toplantıları gerekse bireysel iletişim yoluyla paylaşılan bilgilerin binek ve hafif ticari
araçlara ilişkin olduğu görülmektedir. ODD toplantılarına ilişkin notların yer aldığı
yazışmalara bakıldığında, toplantılarda binek ve hafif ticari araç pazarına ilişkin 910
öngörülerin paylaşıldığı, ayrıca bazı binek ve hafif ticari araçlara yönelik bilgilerin
konuşulduğu anlaşılmaktadır. Örneğin TOFAŞ çalışanı (…) tarafından 12.09.2008
tarihinde şirket içi gönderilen 11.09.2008 tarihindeki ODD Pazarlama Komitesi aylık
toplantısı notlarının yer aldığı e-postada şu ifadeler yer almaktadır:
“Eylül öngörümüzü rakipler ile karşılaştırdığımızda LCV tarafında ciddi
farklılıklar göze çarpmazken otomobil pazarına ait öngörülerde PO
toplantılarında tartıştığımız gibi muhafazakâr olduğumuz fark ediliyor.”
TOFAŞ çalışanı (…) tarafından 27.10.2008 tarihinde şirket içine gönderilen ve 920
24.10.2008 tarihindeki ODD Pazarlama Komitesi notlarının yer aldığı e-postada ise
VW‘ının toplantı sırasındaki ifadeleri şu şekilde yer almıştır:
“VW OTO & LCV
11-24/464-139
25
Hem otomobil hem de LCV tarafı döviz artışını fiyatlara yansıtmak zorunda
olduklarını belirterek bunun için ay sonunu bile bekleyemeyebileceklerini
ekledi.”
Söz konusu toplantı tutanaklarından, görüşmelerin binek ve hafif ticari araçlar
bakımından söz konusu olduğu anlaşılmaktadır. Yine bu toplantılarda bazı binek ve 930
hafifi ticari araçlara ilişkin konuşmalar yapılmıştır. 21.10.2008 tarihli e-postanın
içeriğinde adet paylaşımlarına ilişkin açıklamalar yapılırken oto ve ticari araç ifadesi
geçmekte ve ekte buna ilişkin verilerin bulunabileceği ifade edilmekle birlikte, ekteki
tablo incelendiğinde verilerin binek ve hafif ticari araç üzerinden paylaşıldığı
görülmekte, kısacası e-posta içeriğinde geçen ticari araç ifadesi ile aslında hafif ticari
aracın kastedildiği anlaşılmaktadır.
Doğuş Otomotiv çalışanı (…)’in şirket içi gönderdiği ve 19.03.2009 tarihli ODD
Pazarlama Komitesi Toplantısı’na ilişkin notların yer aldığı e-postada öngörülerin
binek ve hafif ticari araç olarak ayrıştırıldığı görülmektedir. 940
MAİS çalışanı (…)’in şirket içine gönderdiği 20.07.2009 tarihli ve “Ford LCV Fiyat”
başlıklı e-postada;
“Muhtemelen biliyorsunuzdur diye atmadım ama Ford ay başına göre ortalama
%3,5 fiyat indirimine gitti. Bugün Ford arayarak sizde cevap olacak mı diye
sordu?Bilginize…”
ifadeleri yer almıştır.
950
Yukarıda işaret edilen belgeler ile elde edilen diğer belgeler ışığında bilgi
paylaşımlarının binek ve hafif ticari araçlar ekseninde gerçekleştiği sonucuna
varılmaktadır.
Sonuç olarak soruşturma kapsamında yer alan ve rekabeti sınırlayıcı olarak nitelenen
görüşmelerin gerçekleştiği ODD Pazarlama Alt Komitesi toplantılarının ve rakipler
arasında gerçekleşen bireysel iletişimlerin binek ve hafif ticari araçlara yönelik olması
itibarıyla dosya kapsamında ilgili ürün pazarı, “yeni binek otomobiller ve hafif ticari
araçlar pazarı” olarak tanımlanmıştır.
960
I.3.2. İlgili Coğrafi Pazar
İlgili coğrafi pazar ise, söz konusu ürünlerin dağıtımı, pazarlaması, satışı ve
fiyatlandırılması tüm Türkiye genelinde benzer nitelik arz ettiğinden “Türkiye” olarak
belirlenmiştir.
I.4. Değerlendirme
I.4.1. 4054 sayılı Kanun’un 4. Maddesi Çerçevesinde Değerlendirme
970
Dosya konusu soruşturma, ODD ve OSD üyesi teşebbüslerin rekabeti sınırlayıcı
nitelikteki uygulamalar yoluyla 4054 sayılı Kanun’u ihlal edip etmediklerinin tespit
edilmesine yönelik olarak gerçekleştirilmiştir. Bu bağlamda aşağıda, teşebbüslerin
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal edici faaliyetlerde bulunup bulunmadıklarını
incelemek açısından öncelikle konuya ilişkin teorik açıklamalara değinilmiş ve
11-24/464-139
26
pazarın yapısı irdelenmiş, ardından mevcut belgeler çerçevesinde değerlendirmelere
yer verilmiştir.
Hakkında soruşturma yürütülen teşebbüslerin ilgili başlık altında yer verilen belgeler
ile tespit edilen uygulamalarının 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi uyarınca anlaşma 980
ve/veya uyumlu eylem niteliği taşıyan eylemler olduğu tespit edilmiştir. Bu itibarla söz
konusu uygulamaların hukuki niteliğinin değerlendirilmesinde yarar görülmektedir.
Rekabet hukuku çerçevesinde anlaşma ve uyumlu eylem kavramlarının
tanımlanması önem arz etmektedir. Zira rekabet hukuku uygulamalarında anlaşma,
borçlar hukukunun konusunu oluşturan sözleşmelerden daha geniş yorumlanmakta
ve bağlayıcı olma, yazılı şekil, yükümlülüklerin ifa edilmemesi halinde uygulanacak
yaptırımın düzenlenmesi yahut yürürlük koşulları gibi herhangi bir şekil şartı
aranmamaktadır. Türk rekabet hukukundaki anlayışa paralel olarak, Avrupa Birliği
Genel Mahkemesi (eski adıyla İlk Derece Mahkemesi) anlaşma kavramını 990
“teşebbüslerin ilgili pazarda belirli şekilde davranmak hususunda iradelerinin
uyuşması” (ATAD, T-305/94 vd. Limburgse Vinyl Maatschappij N.V. and Others v
Komisyon (PVC II), [1999] ECR II-931, para.715.) olarak tanımlamış ve özel hukuk
kalıplarından daha kapsamlı bir yorumu tercih etmiştir.
Öte yandan, teşebbüslerin belirli şekilde davranmak hususunda aleni bir irade
uyuşması söz konusu olmamakla birlikte, koordinasyona yol açacak uzlaşma
araçlarını benimsemeleri veya bu araçlara bilinçli olarak katılmaları durumunda
uyumlu eylemin varlığından söz edilebilecektir. Diğer bir ifadeyle, anlaşma seviyesine
ulaşmamakla birlikte taraflar arasında kendi bağımsız davranışları yerine geçen bir 1000
koordinasyon veya pratik işbirliği sağlayan doğrudan ya da dolaylı ilişkiler, rekabeti
bozucu nitelikte olmaları halinde yasaklanmıştır. Avrupa Birliği Adalet Divanı
(ABAD)’nın yerleşik içtihatlarıyla belirlediği üzere, uyumlu eylemin unsurları
“uzlaşma”, “davranış” ve “bu ikisi arasındaki nedensellik bağı”dır. Bununla birlikte,
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin lafzına göre anlaşma, uyumlu eylem veya
teşebbüs birliği kararlarının rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı amaç
taşıması yeterlidir; amacı bu olduğu takdirde, söz konusu faaliyetin ayrıca piyasada
rekabeti bozucu etkilerinin görülmesi veya bu etkilerin ispatı aranmayacaktır.
Belirtilen hususa ek olarak, ABAD’ın Sugar kararında ve Hollanda GSM
operatörlerine ilişkin 04.06.2009’da verdiği kararda, aksi taraflarca ispat edilmedikçe, 1010
tarafların, paylaştıkları bilgileri dikkate almaksızın hareket ettiklerinin kabulünün
mümkün görülmediği, bu sebeple rakiplerin davranışlarını birbirleriyle değiştirdikleri
bilgileri dikkate alarak belirledikleri karinesine vurgu yapılmıştır. Bu itibarla amacın
rekabeti sınırlayıcı olmasının ihlalin varlığı açısından yeterli olduğu hususu
bakımından anlaşma ile uyumlu eylem arasında herhangi bir farklılık olmayıp uyumlu
eylemin varlığı halinde de rekabeti sınırlayıcı amacın mevcut olması durumunda,
ayrıca piyasada bu yönde bir etkinin ortaya çıkıp çıkmadığının tespiti gerekli
olmayacaktır.
Anlaşma ve uyumlu eylemin tanımlanması ve ayırt edilmesi tartışmalı olmakla birlikte, 1020
Kurul’un 24.02.2004 tarih ve 04-16/123-26 sayılı Seramik kararında, ABD ve Avrupa
Birliği’ndeki yaklaşım benimsenerek “uyumlu eylemin apayrı bir rekabet hukuku
kavramı olarak değil de, 4054 sayılı Kanun ve gerekçesinde belirtildiği üzere
‘anlaşmanın varlığının ispatlanmasında bir araç’ olarak kabul edilmesi gerektiği” ifade
edilmiştir. Böylelikle anlaşma ve uyumlu eylem kavramları arasındaki suni ayrım
ortadan kaldırılarak, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi bakımından “devam eden tek
bir uzlaşma” anlayışının yerindeliği vurgulanmıştır. Dolayısıyla sözü edilen hüküm
11-24/464-139
27
bakımından önemli olan, hükmün hangi araç ile ihlal edildiği, diğer bir ifadeyle
anlaşma ile uyumlu eylem arasındaki ayrım değil, 4. madde kapsamındaki
uzlaşmalar ile salt paralel davranışlar-bilinçli paralellikler arasındaki farkın 1030
belirlenmesidir.
Bu bağlamda işbu soruşturma bakımından söz konusu fiyat stratejisi görüşmelerinin
anlaşma ve/veya uyumlu eylem niteliği arz ettiği, dolayısıyla salt bilgi değişimi olarak
kabul edilemeyeceği değerlendirilmekle birlikte, fiyat yahut fiyat stratejisine yönelik
bilgi değişimi uygulamalarının dahi tek başına 4054 sayılı Kanun’un ihlaline vücut
vereceğine dikkat çekilmesinde yarar görülmektedir. Nitekim geleceğe yönelik fiyat
değişimi, rekabet hukuku bakımından diğer bilgi türlerine yönelik paylaşımlara kıyasla
daha büyük bir endişe yaratmaktadır. Zira böyle bir bilgi, teşebbüsün piyasada
uygulayacağı ticari stratejileri ortaya çıkarmakta ve böylelikle potansiyel olarak 1040
rekabeti kısıtlamaktadır. Dolayısıyla bilgi değişiminin değerlendirilmesinde esas olan
yaklaşım rule of reason olmakla birlikte, geleceğe yönelik fiyat ve/veya fiyat
stratejilerine ilişkin bilgilerin değişimi, belirtilen kuraldan istisna tutulmuştur. Doktrinde
ve içtihatta kabul edilen görüşe göre geleceğe yönelik fiyat değişimi rekabeti
kısıtlama amacı taşımakta olup piyasadaki etkilerine bakılmaksızın rekabet ihlali
olarak değerlendirilmektedir. Nitekim söz konusu husus ABAD’ın Sumitomo Metal
Industries kararında açıkça ortaya konulmuştur.
Bu noktada fiyat stratejisine yönelik görüşmelerin ihlal niteliği taşıdığı hususu
bakımından Birleşik Krallık Adil Ticaret Ofisi (OFT)’nin 30.03.2010 tarihli basın 1050
açıklamasında yer verilen, The Royal Bank of Scotland (RBS) ile Barclays Bank’e
ilişkin kararına değinilmesinde yarar görülmektedir. Söz konusu kararda OFT
tarafından yürütülen soruşturmada, RBS şirketi çalışanlarının tek taraflı olarak genel
nitelikte bilgilerle birlikte spesifik ve ticari sır niteliğindeki geleceğe yönelik fiyatlama
bilgilerini rakibi Barclays Bank ile paylaştığı tespit edilmiştir. Soruşturma kapsamında
ayrıca paylaşılan bilgilerin Barclays tarafından kendi fiyatlama stratejisini belirlerken
dikkate alındığı anlaşılmıştır. Söz konusu bilgi paylaşımları sosyal ilişkiler, müşteri
ilişkileri veya sektörel organizasyonlar kanalı ile yahut telefon görüşmeleri aracılığıyla
gerçekleştirilmiştir. Paylaşılan bilgiler ise RBS ve Barclays’in esas sağlayıcıları
konumunda oldukları teşebbüslere sunulan hizmetlere ilişkin fiyatlama bilgilerini 1060
içermektedir. Soruşturma neticesinde, pişmanlık başvurusu sebebiyle Barclays
Bank’a herhangi bir yaptırım uygulanmazken, RBS‘ye 33,6 milyon Pound idari para
cezası uygulanmasına karar verilmiş, hafifletici unsurlar dikkate alınarak ceza 28,59
milyon Pound’a indirilmiştir. Kararda dikkat çekilmesi gereken husus, fiyat stratejisine
yönelik bilgilerin ticari sır niteliği taşıdığı ve bu tür bilgilerin paylaşımının, tek taraflı
olarak gerçekleşse dahi, her iki taraf bakımından da ihlal niteliğinde olduğunun tespit
edilmiş olmasıdır.
I.4.2. Pazar Yapısı
1070
Motorlu taşıt piyasası dünyada sınırlı sayıda oyuncunun bulunduğu oligopolistik bir
yapı sergilemekle beraber, Türkiye'de özellikle ithalat imkânlarının gümrük birliği
antlaşmasının yürürlüğe girmesinden itibaren genişlemesi sonrasında marka
sayısında artış görülmüştür. Motorlu taşıt piyasasında dağıtıcı seviyesinde
hâlihazırda 34 adet teşebbüs ve piyasada 51 marka bulunmaktadır. Ticari araç
pazarında segmentlere göre yoğunlaşma oranları değişmekle birlikte, pazarı belirli
oyuncuların önemli ölçüde domine ettiği gözlemlenmektedir. Sektördeki başlıca
firmaların pazar payları aşağıda yer almaktadır.
11-24/464-139
28
Tablo 42: Binek Araç Pazarında Başlıca Teşebbüslerinin Pazar Payları (%) 1080
MARKA 2007 2008 2009
Renault 16,76 15,03 15,96
Hyundai 7,37 9,35 16,40
Fiat (Tofaş) 10,22 8,69 8,00
Ford 9,16 8,46 9,05
Toyota 8,28 8,13 6,43
Opel (GM) 7,77 8,11 6,14
Volkswagen (Doğuş Otomotiv) 7,48 6,91 7,23
Honda 6,18 6,81 4,38
Peugeot 3,75 3,84 3,73
Kia (Çelik Motor) 2,89 2,30 1,46
Citroen (Baylas) 2,38 2,14 1,79
Chevrolet 1,39 1,77 2,81
TOPLAM 83,62 81,54 83,38
Tablo 43: Binek Araç Pazarında Yoğunlaşma Oranları
2007 2008 2009
CR4 44,42 41,54 49,41
HHI 794,99 734,04 869,0093
Tablo 44: Hafif Ticari Araç Pazarında Başlıca Teşebbüslerinin Pazar Payları (%)
MARKA 2007 2008 2009
Ford 29,04 25,62 27,37
Fiat 17,09 18,32 29,48
Volkswagen 11,90 10,18 5,66
Renault 9,60 9,62 7,18
Peugeot 3,10 5,52 8,89
Mitsubishi 4,02 5,36 2,21
Citroen 2,25 3,56 3,66
Isuzu 2,40 3,10 1,63
Hyundai 5,21 2,96 1,97
Opel 2,30 2,45 1,08
Mercedes Benz 2,09 2,00 1,61
Karsan 1,90 1,67 1,68
TOPLAM 90,89 90,37 92,42
Tablo 45: Hafif Ticari Araç Pazarında Yoğunlaşma Oranları
2007 2008 2009
CR4 67,64 63,74 72,92
HHI 1459,43 1303,497 1820,545
Tablolardan görüldüğü üzere, binek ve hafif ticari araç pazarlarındaki ilk on iki
oyuncunun pazar payları toplamı %80’in üzerindedir. Hafif ticari araçta ilk dört
teşebbüsün pazar paylarının toplamının %70’in üzerinde olması sebebiyle pazar 1090
daha çok oligopol niteliği taşıdığından, söz konusu pazarda koordinasyon daha kolay
gerçekleşebilecektir. Binek araç açısından ise, ilk dört markanın pazarın yaklaşık
yarısına sahip oldukları göz önüne alındığında, pazarda yoğunlaşmanın düşük
olmadığı anlaşılmaktadır.
Son olarak belirtmek gerekir ki ODD tarafından yapılan “Otomotiv Ticaretinde Yol
Haritası Gelecek 10 Yıl” başlıklı çalışmaya göre, otomotiv piyasasında satışları
11-24/464-139
29
etkileyen en önemli iki iktisadi faktör, otomobil fiyatı ve hane halkı geliri olarak
belirlenmiştir. Otomobil fiyatını belirleyen en önemli unsurlardan biri ise vergilerdir.
Yine aynı çalışmada, otomobil talebinin sosyolojik (güç, statü, zenginlik simgesi) ve 1100
psikolojik (gençlik, özgüven ve kişisel zevk) faktörlerce de belirlendiği ifade edilmiştir.
Anılan çalışmada da belirtildiği üzere otomobil talebi, otomobilin dayanıklı bir tüketim
malı olması sebebiyle istikrarsız bir yapı sergilemektedir. Bunun yüksek gelir
esnekliği katsayısı (kısa dönem 1,99 ve uzun dönem 4,64) ile desteklendiği
belirtilmiştir. Tüketici gelirlerinde ekonomik konjonktüre göre yaşanan değişmelerin
otomotiv sektöründeki talebi büyük oranda etkilediği görülmektedir.
I.4.3. 4054 Sayılı Kanun’un 4. Maddesinin İhlali
Yerinde incelemede elde edilen belgelerden görülebileceği üzere, soruşturma 1110
kapsamında yer alan teşebbüslerin önemli bir kısmı geleceğe yönelik fiyat politikası,
hedef, stok ve satış stratejisine ilişkin olarak gerek toplantı gerekse kişisel iletişim
yollarıyla görüşmeler yapmıştır. Söz konusu görüşmelerin bir bütün olarak ele
alınması gerektiği, zira bu görüşmelerdeki esas amacın rakiplerin davranışlarının
öngörülemezliğinden doğan riski ortadan kaldırmak olduğu değerlendirilmiştir.
Dolayısıyla teşebbüslerin hedef, stok ve satış stratejisine yönelik yaptıkları
görüşmeler de fiyat politikasına yönelik görüşmeleri tamamlayıcı niteliktedir. Zira
rakibin stok, hedef ve satış stratejisinin bilinmesi durumunda, fiyatlandırma politikası
hakkında sinyaller alınması olasılık dâhilindedir. Bu tür bilgilerin edinilmesi halinde
hedefe ulaşma ve stok eritme amaçlı kullanılacak stratejilerin, zam ve indirimlerin 1120
tahmin edilmesi söz konusu olacaktır. Sektördeki oyuncuların rakiplerinin satış
adetlerini detaylı ve hızlı bir şekilde takip edebildikleri göz önüne alındığında, hedef
rakamını gerçekleştiren veya gerçekleştirmeye yakın olan teşebbüsün önemli fiyat
indirimlerine gitmeyeceği rakiplerince anlaşılabilecektir. Bu husus ise, rakiplerin olası
fiyat indirimlerinden veya kampanyalardan vazgeçmelerini de beraberinde
getirebilmektedir. Benzer şekilde, rakibinin ticari araca ağırlık verdiğini öğrenen bir
teşebbüs binek segmentinde fiyat artırımına gidebilecek ya da olası fiyat indiriminden
vazgeçebilecektir. Bu çerçevede hedef, stok ve satış stratejisine yönelik
görüşmelerin, aşağıda detaylı olarak ele alınacak 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini
ihlal niteliğinde olan eylemleri tamamlayıcı vasıfta olduğu değerlendirilmiştir. 1130
Mevcut belgeler incelendiğinde teşebbüslerin fiyat politikasına yönelik yaptıkları
görüşmelerin, özellikle tüm sektörü etkileyen nitelikte bir ekonomik parametrede
değişimin (kur değişimi ya da ÖTV indirimi gibi) olduğu dönemlere denk geldiği
görülmektedir. Söz konusu görüşmelerin 2006 yılında dört teşebbüs arasında
başladığı, 2008 ve 2009 yıllarında sektördeki diğer oyuncuların büyük çoğunluğunun
katılmasıyla devam ettiği anlaşılmaktadır. Mevcut belgeler çerçevesinde, yapılan
görüşmelerden önemli olanlarına aşağıda yer verilmiştir.
Tablo 46: Teşebbüsler Arasında Gerçekleşen Görüşmeler 1140
Tarih Teşebbüsler İçerik
17.05.2006 Peugeot, Ford, Toyota, Doğuş Otomotiv
Euro’daki artışın fiyatlara yansıtılması gerektiği
hususundaki görüşmeler
15.11.2006
Ford, Mercedes, Karsan, Isuzu,
Temsa, Otoyol, BMC, Aksam, Uzel,
MAİS, TOFAŞ
Mercedes’in Sprinter modelinde zam yapılacağına
ilişkin açıklaması (OSD toplantısı)
Temmuz-
Ağustos
2008
Toyota, Honda, MAİS, Doğuş
Otomotiv, Ford, GM, Hyundai,
Peugeot
Toyota tarafından hazırlanan rakiplerin aylık satış
hedeflerini gösterir tablolar
11.09.2008 TOFAŞ, Ford, Doğuş Otomotiv, Temsa, Borusan, MAİS, Mercedes,
Ford’un (…) modeline yönelik stratejisi ile MAİS’in
Renault Symbol aracında zam yapılacağına ilişkin
11-24/464-139
30
Çelik Motor, Peugeot, Skoda, İsotlar açıklama
20.10.2008
Karsan, Mercedes, Ford, MAİS, Türk
Traktör, Otokar, Isuzu, TOFAŞ,
BMC
Euro’daki artışın fiyatlara yansıtılması yönündeki
görüşmeler (OSD toplantısı)
20.10.2008 Ford, TOFAŞ TOFAŞ’ın (…) aracı için aylık satış hedefi
24.10.2008
Temsa, Toyota, Mazda, ALJ Baylas,
Şahsuvaroğlu, TOFAŞ, İsotlar,
Nissan, Peugeot, Doğuş Otomotiv,
Mercedes, MAİS, Borusan
Euro’daki artış sonucu kısa vadede zam
yapılması yönündeki görüşmeler (ODD toplantısı)
25.10.2008 Doğuş Otomotiv, GM
Piyasaya çıkarılması planlanan Opel marka yeni
araç modeli ve başlangıç fiyatı ile GM’nin satış
hedefine yönelik görüşmeler
14.01.2009 TOFAŞ, GM, Toyota, Hyundai, Ford Teşebbüslerin stok rakamları bilgisi
03.02.2009 Ford, Hyundai
Hyundai’nin satış stratejisi, satış hedefi ve
görüşmenin yapıldığı ay içerisinde Hyundai
tarafından zam yapılacağına ilişkin görüşmeler
19.03.2009
Ford, Temsa, Otokar, Peugeot, ALJ,
Mermerler, Doğuş Otomotiv, MAİS,
Mercedes, Baylas, TOFAŞ, Anadolu
Araçlar, Fer-Mas Oto Ticaret A.Ş.
(Fer Mas), Çelik Motor
Toplantıya katılan bütün firmaların kısa vadede
zam yapacaklarına yönelik beyanları
06.04.2009 Ford, MAİS Renault Megane, Laguna ve Clio modellerinde zam yapılacağına ilişkin görüşmeler
28.04.2009 Doğuş Otomotiv, MAİS
Piyasaya çıkarılması planlanan Renault marka
araç modelleri ve başlangıç fiyatları ile MAİS’in
satış hedefine ilişkin görüşmeler
16.06.2009 Nissan, Ford, Hyundai İkinci ÖTV indiriminin fiyatlara yansıtılmasına yönelik görüşmeler
08.07.2009 Ford, Hyundai Hyundai’nin Euro 4 motora geçişi ve H100 modelinde zam yapacağına ilişkin görüşmeler
20.07.2009 Ford, MAİS Ford tarafından yapılan fiyat indirimine MAİS’İn karşılık verip vermeyeceğine yönelik görüşme
20.07.2009 Borusan, Honda, Ford Stok bilgisi ve satış hedefine yönelik görüşmeler
27.07.2009 Doğuş Otomotiv, Peugeot Peugeot’nun satış stratejisine yönelik görüşmeler
11.08.2009 Ford, TOFAŞ TOFAŞ’ın satış hedefine ilişkin görüşmeler
08.09.2009 Nissan, Doğuş Otomotiv
Piyasaya çıkarılması planlanan Vokswagen
marka yeni araç modeli ve başlangıç fiyatları ile
satış hedefine ilişkin görüşmeler
Tablodan da görülebileceği üzere, 2006 yılında çok sayıda görüşme olmamasına
karşın, 2008 ve 2009 yıllarında görüşme sayısı giderek artmıştır. Tabloda belirtilenler
dışındaki hedef, stok, model ve fiyata ilişkin diğer görüşmeler de göz önüne
alındığında, teşebbüsler arasındaki iletişimin zaman içerisinde arttığı da
anlaşılmaktadır.
Eldeki belgeler çerçevesinde ilk görüşme 17.05.2006 tarihinde Peugeot, Ford, Doğuş
Otomotiv ve Toyota arasında gerçekleşmiştir. 2006 yılında Euro’daki önemli yükseliş
sebebiyle yapıldığı anlaşılan bu görüşmede Toyota (…) uzmanı (…)’ın ifadesiyle, “üç
markanın [Peugeot, Ford, Volkswagen] da ortak görüşünün Euro’daki artışın fiyatlara 1150
muhakkak yansıtılması gerektiği, ancak bunun için kurların dengeye gelmesini
beklemek gerektiği” sonucuna ulaşılmıştır.
Benzer şekilde, 2008 yılının son çeyreğindeki kur artışı sebebiyle OSD ve ODD
bünyesinde rakip teşebbüslerin fiyat stratejilerini konuştukları görülmektedir. Nitekim
20.10.2008 tarihli OSD toplantısında MAİS temsilcisi, “markaların büyük çoğunluğu
Aralık sonuna kadar “artan dövize rağmen” fiyatları cazip kılmaya gayret gösterecek”
açıklamasını yapmıştır. Buna karşılık Ford temsilcisi, “dövizdeki artışa karşı
koyabilmek için 2,5 ayın uzun süre olduğunu”, “fiyatlandırma ve kampanyada
rakiplerin birbirini kollayacağını” belirtmiştir. Dört gün sonra, 24.10.2008’de 1160
11-24/464-139
31
gerçekleşen ODD toplantısında ise MAİS temsilcisi benzer şekilde, “Ekim ve Kasım
aylarında bir değişiklik (artış) beklemediklerini ama Aralık için şu anda yorum
yapamayacağını” açıklamış, buna karşılık Doğuş Otomotiv temsilcisi ise, döviz
artışını fiyatlara yansıtmak zorunda olduğunu belirtmiştir.
Yukarıda yer verilen belgelerin incelenmesi açısından kurdaki değişimlerin de
irdelenmesi faydalı olacaktır. Belgelerin ait olduğu 2006 ve 2008 yıllarında söz
konusu görüşmelerden kısa süre önce, aşağıdaki grafiklerde görülebileceği gibi, Euro
kurunda büyük artışlar gerçekleşmiştir. 01.03.2006 tarihinde 1,5688 olan Euro satış
kuru, belgenin tarihi olan 17.05.2006 tarihinde 1,8379’a yükselmiş, dolayısıyla kurda 1170
yaklaşık %17’lik bir artış yaşanmıştır. Bu durum, Ford’un ifadesiyle “rakiplerin birbirini
kolladığı” bir pazar yapısı içerisinde, ticari riskleri ortadan kaldırmak için dört
teşebbüsün fiyat politikasına yönelik görüşmelerine yol açmıştır. Benzer bir durum
2008 yılı için de geçerlidir. Nitekim 01.09.2008’de 1,7344 olan Euro satış kuru, ilk
toplantının gerçekleştiği 20.10.2008’de 2,0183 olmuş, diğer bir ifadeyle %16,4’lük bir
yükseliş yaşanmıştır. Dolayısıyla 2008 Ekim ayında sektördeki önemli oyuncuların
2006’ya benzer şekilde fiyat politikaları hakkında görüşmeler yapmaya başladıkları
görülmektedir.
Grafik 1: Mart-Temmuz (2006) Euro Satış Grafik 2: Ağustos-Aralık (2008) Euro Satış 1180
2006 yılındaki görüşme sonrasında teşebbüslerin nasıl davrandıklarına yönelik olarak 1200
anahtar teslim tavsiye fiyat hareketleri incelenmiştir. Grafik-3’te dört teşebbüsün
17.05.2006 tarihindeki görüşmeden sonraki fiyatlarındaki değişim görülmektedir.
Grafiklerden net olarak görülebileceği gibi, dört teşebbüs de görüşme sonrası önemli
oranlarda fiyat artışları yapmıştır. Ford, Toyota, Doğuş Otomotiv ve Peugeot’nun
Haziran ayında Grafik-3’te yer verilen üç modelindeki ortalama fiyat artışları sırasıyla;
%6,11; %5,01; %3,22 ve %3,69 olarak gerçekleşmiştir. Ayrıca aşağıdaki tabloda
teşebbüslerin 17.5.2006 tarihinden Eylül ortasına kadar geçen 4 aylık sürede
gerçekleştirdikleri toplam fiyat artış oranları yer almaktadır. Dört teşebbüs, Eylül
ortasına kadar geçen 4 aylık sürede bazı modellerinde %17’leri bulan oranlarda fiyat
artışı yapmışlardır. Bu süre zarfında Euro’daki yükseliş ise sadece %2,12 ile sınırlı 1210
kalmıştır. Bu nedenle teşebbüslerin yukarıda da yer verilen Mart ayından itibaren
gerçekleşen kur yükselişini, Mayıs sonrasındaki görüşme ile fiyatlarına yansıttıkları
değerlendirilmiştir. Buna ilaveten dört teşebbüs de, 17.05.2006 tarihindeki
11-24/464-139
32
görüşmeden kısa süre sonra, aynı gün (01.06.2006’da) yeni fiyat listeleri yayınlamış
ve fiyat artışına gitmişlerdir.
Tablo 47: 17.5.2006-30.9.2006 Döneminde Toplam Fiyat Artış Oranları
Marka Model Artış Oranı (%)
Yaris 10,85
Corolla 12,67 Toyota
Avensis 17,75
Fiesta 1.4 16,73
Focus 1.6 15,20 Ford
Mondeo 2.0 17,63
Polo 1.4 7,73
Golf 1.6 14,71
VW
(Doğuş
Otomotiv) Passat 2.0 13,56
206 1.4 X-Design 4,03
307 1.6 Comfort 6,11 Peugeot
407 2.0 Executive 7,86
11-24/464-139
33
Grafik 3-a. Dört Teşebbüsün Fiyat Hareketleri 1220
1400 Motor Hacimli Binek Araçların 2006 yılı Fiyat Değişimleri
22.000
22.500
23.000
23.500
24.000
24.500
25.000
25.500
26.000
26.500
27.000
27.500
28.000
28.500
29.000
May.06 Haz.06 Tem.06 Ağu.06 Eyl.06
Ay
Fi
ya
t
Yaris Fiesta 1.4 Polo 1.4 80 hp Trendline 4 k 206 1.4 X-Design 75 hp 5K
Grafik 3-b. Dört Teşebbüsün Fiyat Hareketleri
1600 Motor Hacimli Binek Araçların 2006 Yılı Fiyat Değişimleri
29.000
30.000
31.000
32.000
33.000
34.000
35.000
36.000
37.000
38.000
39.000
May.06 Haz.06 Tem.06 Ağu.06 Eyl.06 Ay
Fi
ya
t
Corolla Focus 1.6 Golf 1.6 102 hp Primeline 307 1.6 Comfort 110 hp 5K
11-24/464-139
34
Grafik 3-c. Dört Teşebbüsün Fiyat Hareketleri
2000 Motor Hacimli Binek Araçların 2006 Yılı Fiyat Değişimleri
40.000
43.000
46.000
49.000
52.000
55.000
58.000
61.000
64.000
67.000
70.000
73.000
76.000
79.000
82.000
May.06 Haz.06 Tem.06 Ağu.06 Eyl.06
F
iy
at
Avensis Mondeo 2.0 Passat 2.0 TDI Comfortline 140 hp 407 2.0 Executive HDI OTM 136 hp
1230
Benzer şekilde adı geçen teşebbüslerin 2006 yılında gerçekleştirdikleri görüşme
sonrasında hafif ticari araç modellerinde meydana gelen fiyat hareketleri de
irdelenmiş ve binek araçlarda gerçekleşen değişime benzer bir sonuçla
karşılaşılmıştır. Aşağıdaki tabloda, görüşme öncesi ve sonrasında, seçilen hafif ticari
araç modellerindeki fiyat hareketleri gösterilmektedir.
Tablo 48: Görüşme Sonrası Hafif Ticari Araç Pazarında Teşebbüslerin Fiyat Hareketleri
Fiyatlar
Marka Model Görüşme
Öncesi
Görüşme
Sonrası
Artış
Oranı
(%)
Fiyat
Değişim
Tarihi
Toyota Hilux 30.504 32.029 5,00 01.06.2006
Transporter 31.807 32.426 1,95 29.05.2006
Carawelle 46.113 47.019 1,96
Volt 48.288 48.762 0,98
Doğuş
Cady 27.789 28.328 1,94
Yeni transit van 31.202 31.810 1,95 01.06.2006
Yeni transit kombi
/kombi van 33.533 34.189 1,96 Ford
Ranger 29.198 29.766 1,95
28.545 2,00 22.05.2006
Peugeot Partner 27.985
29.401 5,06 01.06.2006
Tablo incelendiğinde, teşebbüslerin tümünün çok yakın tarihlerde fiyat artışına 1240
gittikleri göze çarpmaktadır. Örneğin Peugeot, hem 22.05.2006 hem de
01.06.2006’da fiyat artışı yaparken, Toyota ve Ford Otomotiv 01.06.2006’da, Doğuş
11-24/464-139
35
Otomotiv ise sadece iki gün önce 29.05.2006’da artış gerçekleştirmiştir. Binek araç
modellerindeki kadar yüksek artışlarla karşılaşılmasa da bazı modellerde %5’i bulan
fiyat artışlarına rastlanmıştır. Bu nedenle dört teşebbüsün bu görüşme ile hem binek
araç hem de hafif ticari araç pazarında 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettiği
anlaşılmıştır.
Benzer şekilde 2008 yılının son çeyreğinde Euro kurunda önemli miktarda yükselme
gerçekleşince, 20.10.2008 (OSD) ve 24.10.2008 (ODD) tarihlerindeki toplantılarda 1250
kurun fiyatlara ne zaman yansıtılacağı tartışılmıştır. Bu noktada özellikle OSD
toplantısından ziyade ODD toplantısı önem arz etmektedir, çünkü kurdaki yükseliş
üretici firmalardan çok ithalat yapan firmaları etkilemiştir. Sektördeki teşebbüsler
24.10.2008’den önce 11.09.2008’deki ODD toplantısında bir araya gelmiş; ancak bu
toplantıya katılım oranı Ekim’dekine göre düşük kalmıştır. İşaret edilen sonuç, Grafik-
2 incelendiğinde daha net anlaşılmaktadır. 11.09.2008’de 1,7548 olan Euro satış
kuru, sonraki toplantının gerçekleştiği tarih olan 24.10.2008’de 2,1407’ye kadar çok
hızlı bir yükseliş (%22) sergilemiştir. Eylül ayındaki toplantıya 12 kişinin, Ekim ayında
ise 20 kişinin katılmasının kurdaki değişime bağlı olduğu değerlendirilmektedir. Öte
yandan bu noktada Eylül’deki toplantıya temsilci göndermeyip, Ekim’dekine gönderen 1260
teşebbüsler incelendiğinde söz konusu durum daha da netlik kazanmaktadır. Zira
belirtilen teşebbüslerden Toyota hariç diğer tüm firmalar sadece ithal araç satışı
gerçekleştirmektedir. Toyota araç satışlarının ise %79,36’sı ithal araçlardan
oluşmaktadır1. Toplantılara katılım ile Euro kurundaki değişim arasındaki bağlantıyı
görebilmek için her iki grafiğe aşağıda yer verilmiştir. Görüleceği üzere, kurdaki artış
ve azalışa bağlı olarak katılımcı sayısı da değişmektedir2.
Grafik 4: Haziran- Aralık 2008 Euro kurundaki değişim
1270
Bir diğer noktaysa, aynı teşebbüslerden katılan temsilci sayısındaki artıştır. Eylül’deki
toplantıya bir temsilci ile katılan Doğuş Otomotiv, Ekim ayında bu sayıyı üçe, Peugeot
ve Renault benzer şekilde birden ikiye çıkarmıştır. Ayrıca TOFAŞ’ta elde edilen Ekim
ODD toplantı notları incelendiğinde, notların önemli bir kısmını teşebbüslerin fiyat
konusundaki görüşlerinin oluşturduğu görülmektedir. Dolayısıyla toplantıda
markaların çoğunun fiyat politikasına yönelik açıklama yaptığı da anlaşılmaktadır.
Ancak Ekim ayındaki OSD toplantısına katılan ve binek araç pazarında yer almayan
teşebbüslerin farklı değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira toplantıda Ford ve Renault
1 ODD verilerine göre hesaplanmıştır.
2 Ağustos ayında ODD toplantısı gerçekleşmemiştir.
11-24/464-139
36
sadece binek araçlara yönelik fiyat politikasını görüşmüştür. OSD pazarlama komitesi 1280
toplantı notu incelendiğinde binek pazarında yer almayan Karsan, BMC, Otokar,
Isuzu ve Türk Traktör firmalarının da toplantıya katıldığı görülmektedir. Bununla
birlikte adı geçen teşebbüslerin farklı pazarda yer almaları nedeniyle, toplantıya
rekabeti bozucu bir amaç içerisinde katılmadıkları değerlendirilmiştir. Toplantıya
katılan diğer teşebbüsler ise Ford, Mercedes, TOFAŞ ve MAİS’tir.
2008 yılında gerçekleştirilen her iki toplantı da incelendiğinde, teşebbüsler arasında
fiyatın artırılmasına yönelik bir uzlaşmanın sağlanamadığı görülmektedir. Zira
toplantıda MAİS fiyatlarını artırmayacağına yönelik açıklama yapmasına rağmen,
Doğuş Otomotiv tersi yönde görüş belirtmiştir. Teşebbüslerin fiyat hareketlerini 1290
gösteren Grafik-5 incelendiğinde, Kasım ayında fiyat artırımına giden firmalar olduğu
gibi, hiç fiyat artırmayan hatta fiyatını düşürenlerin de olduğu görülmektedir. Sonuç
olarak 2008 yılı Ekim ayı toplantılarına katılan firmaların fiyat politikalarını tartıştıkları,
ancak fiyat artışı yönünde bir uzlaşma sağlayamadıkları değerlendirilmiştir. Öte
yandan Doğuş Otomotiv’den elde edilen 25.10.2008 tarihli belgede yer verilen
bilgilerin ise gizli müşteri çalışması kapsamında bayiler kanalıyla edinildiği
anlaşılmıştır.
Bununla birlikte, 2008 yılındaki toplantıların 2006 yılı açısından verdiği bazı ipuçları
bulunmaktadır. 2008 yılının son 2,5 aylık sürecinde fiyat artırma konusunda 1300
anlaşamayan teşebbüsler, kurdaki önemli yükselişe rağmen fiyatlarına kur değişimini
yansıtmamıştır. Dolayısıyla 2006 yılındaki görüşmenin olmaması durumunda da aynı
sonucun ortaya çıkabileceği, yani kurdaki yükselişin fiyatlara yansımayabileceği
değerlendirilmiştir.
Öte yandan 20.10.2008 OSD toplantısı ile 24.10.2008 ODD toplantıları arasındaki
ilişki bakımından Renault’nun görüş değişikliğine dikkat çekilmesinde yarar
görülmektedir. Zira OSD toplantı notlarına göre Renault, artan dövize rağmen Aralık
sonuna kadar markaların büyük çoğunluğunun fiyatları cazip kılmaya devam
edeceğini, ancak 2009 yılı başında ciddi oranda zam geleceğini ifade etmişken, aynı 1310
toplantıda Ford’un “dövizdeki artışa karşı koyabilmek için 2,5 ayın uzun bir süre
olduğu” açıklaması sonrası görüş değişikliğine gitmiştir. Dört gün sonra, 24 Ekim’de
gerçekleşen ODD toplantısında, “fiyatlandırma konusunda Ekim ve Kasım aylarında
bir değişiklik (artış) beklemediklerini ancak Aralık için şu anda yorum
yapamayacağını” ifade etmiştir. Her iki toplantıya da Renault’dan aynı çalışanların
((…) ve (…)) katıldığı dikkate alındığında, sektördeki oyuncuların fiyat artırımı
yönündeki görüşlerinin Renault’un fiyatlandırma kararını etkilediği anlaşılmaktadır.
Dolayısıyla teşebbüsler arasında her ne kadar Euro kurundaki artışın fiyatlara
yansıtılması uzlaşma sağlanamasa da, yapılan açıklamalar sonrasında fiyatlarını
rakiplerinden bağımsız olarak belirlemedikleri anlaşılmaktadır. 1320
Sektördeki oyuncular arasındaki fiyat politikasına yönelik görüşmeler 2009 yılında da
devam etmiş, daha önce de açıklandığı üzere ekonomik parametrelerdeki bir değişim
sonrası toplantı yapılmıştır. Kamuoyunda ÖTV (Özel Tüketim Vergisi) indirimi olarak
bilinen, “Bazı Mallara Uygulanacak Katma Değer Vergisi ve Özel Tüketim Vergisi
Oranlarının Belirlenmesine İlişkin Kararın Yürürlüğe Konulması Hakkında Karar”
16.03.2009 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. ÖTV
indiriminden üç gün sonra, 19.03.2009’da toplam 13 markanın katılımı ile ODD
toplantısı düzenlenmiştir. Doğuş Otomotiv (Volkswagen)’den elde edilen 19.03.2009
tarihli e-postaya göre, söz konusu toplantıda, “tüm markalar kısa vadede zam 1330
yapmayı planladıklarını” açıklamıştır. Aynı durumu ALJ (Daihatsu)’den elde edilen
11-24/464-139
37
19.03.2009 tarihli e-posta da teyit etmektedir. Söz konusu e-postada da,
teşebbüslerin fiyat artışlarının olacağını açıkladıkları görülmektedir. Söz konusu
belgede yer alan “Fiyatlarla ilgili de YİNE net bir şey söyleyen olmamakla birlikte
artışlar olacaktır şeklinde konuşuldu” ifadesi, 19.03.2009 tarihinden önce de
teşebbüslerin geleceğe yönelik fiyat görüşmelerinde bulunduklarına, bu sebeple
bahsi geçen toplantıya rekabeti sınırlayıcı amaçla katıldıklarına işaret etmektedir. Bu
çerçevede teşebbüslerin mezkûr tarih sonrasında fiyat artışlarına gidip gitmedikleri
aşağıda incelenmiştir.
1340
Grafik 5’te teşebbüslerin 2008 Ağustos-2009 Temmuz ayları arasındaki fiyat
değişimleri gösterilmektedir. 2009 Mart ayında ÖTV indirimi ile beraber tüm firmaların
fiyatlarında düşüş gerçekleşmekle birlikte, devam eden ayda teşebbüslerin
neredeyse hepsi fiyat artışına gitmiştir. Yerinde inceleme esnasında bulunan
belgelerde yer alan ifadelerle uyumlu şekilde fiyat artışlarının gerçekleştiği göze
çarpmaktadır. Toplantıda temsil edilen 12 markadan Mermerler ve Mercedes hariç
hepsinin fiyatlarının arttığı görülmektedir. Bununla birlikte 2009 tarihli toplantıda tüm
markaların zam yapmak üzerinde uzlaştıkları anlaşılmaktadır. Bu uzlaşmaya
uyulmaması Rekabet Hukuku’nda eylemi ihlal olmaktan çıkarmamakta, sadece ceza
miktarının takdirinde dikkate alınabilmektedir. 1350
Bu toplantıdan sonra, piyasada uzlaşma sonucu gerçekleşen fiyat artışlarının tüm
sektöre yayıldığını da söylemek mümkündür. Zira GM (Opel), Mazda, Hyundai ve
Honda gibi 19.03.2009 tarihli ODD toplantısına katılmamış ve rakiplerle bu konuda
herhangi bir görüşmesi tespit edilmemiş olan teşebbüslerin bile fiyat arttırdıkları
görülmektedir. Soruşturma açılan ve binek pazarında yer alan 21 teşebbüsten
sadece beş tanesinin (Mercedes, Borusan (BMW), Şahsuvaroğlu (SsangYong),
Mermerler (Chery) ve İsotlar (Tata)) fiyatlarını arttırmadığı, fakat kalan 16 adet
teşebbüsün fiyatlarında önemli oranlarda artışların gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bu
beş teşebbüsten üçü (İsotlar, Şahsuvaroğlu ve Borusan) ise, 19.03.2009 tarihli ODD 1360
toplantısına katılmamıştır, ayrıca sözü edilen beş adet teşebbüsün 2009 yılı toplam
pazar payı %4,59’dur. Aşağıdaki tabloda ÖTV indirimini takip eden ayda
teşebbüslerin fiyatlarının nasıl değiştiği gösterilmiştir. Tablodan görüldüğü üzere
sektörün geneli farklı oranlarda da olsa fiyatlarını artırmıştır.
1370
1380
11-24/464-139
38
Tablo 49: ÖTV İndirimi Sonrası Teşebbüslerin Fiyat Hareketleri
Marka Model Fiyat Artış Oranı (%)
Micra 1,5 mood dci (882PS)
M/T 3,2 Nissan
Note 1,6 Tekna 5 DR A/T 3,2
Mitsubishi colt 1,3 MT Invite 0
Mitsubishi Mitsubishi yeni lancer 1,8 CVT
Intense 16,45
Citroen C3 (2) X Furio 1.4İ 5P 2,67 Citroen
Citroen C4 SX 1.6İ 5P 2,93
Daihatsu Daihatsu Terios 1,5 4,55
Opel Corsa 1,4 Enjoy Twinport 7,39
Opel Opel Astra HB Comfort 1,6
Twinport 3,48
Toyota Yaris 1,3 Terra 3,97 Toyota
Toyota Corolla 1,6 Comfort 5,04
City 6,73 Honda
Civic 7,84
Palio 2,52 TOFAŞ
Bravo 3,74
CK 1.3 Echo C 1,83 Geely
MK 1.5 Familia 1,86
Rio 1.4 0 Kia
Cerato 1.6 1,13
Getz 1.4 5,08 Hyundai
Accent 1.6 5,41
Fiesta 1.4 3,4 Ford
Focus 1.6 2,44
Mazda 2 1.3 HB Mid 0 Mazda
Mazda 3 1.6 HB Base 4,75
Polo 1.4 80 hp Trendline 4 k 3,91 VW
Golf 1.6 102 hp Trendline 4,36
Yeni Laguna Faz 1 Privilege
1.6 16V 3,55 Renault
Yeni Clio HB Faz 2
Authentique 1.2 75 bg 1,27
207 1.4 Comfort MP3 75 hp 5K 4,41
Peugeot 308 1.6 VTİ Comfort 120 hp
5K 9,82
11-24/464-139
39
Grafik 5-a: 2008-2009 yılı fiyat hareketleri
11-24/464-139
40
Grafik 5-b: 2008-2009 yılı fiyat hareketleri
11-24/464-139
41
Toplantıya katılan teşebbüslerin hafif ticari araç modellerindeki fiyat
değişimlerine ilişkin olarak da benzer bir inceleme yapılmasında fayda
görülmüştür. Zira toplantıya katılan teşebbüsler binek araçların yanı sıra hafif 1390
ticari araçların da dağıtımını gerçekleştirmektedir.
Bu bağlamda katılımcıların 19.03.2009 tarihi öncesi ve sonrasındaki seçilen
hafif ticari araç modellerinin fiyatları aşağıdaki tabloda gösterilmektedir. Bu
noktada belirtilmelidir ki, söz konusu toplantıya katılmamış olan ancak hafif ticari
araç pazarında faaliyet gösteren Hyundai, Nissan, Mazda ve Opel gibi
teşebbüslere de tabloda yer verilerek, binek araçlardaki fiyat hareketleri ile
benzer şekilde toplantıda uzlaşılan fiyat artışlarının sektörün geneline
yansıdığının gösterilmesi amaçlanmıştır.
1400
Tablo 50: ÖTV İndirimi Sonrası Hafif Ticari Araç Pazarında Teşebbüslerin Fiyat
Hareketleri
Fiyatlar
Marka Model 19.3.2009
Öncesi
19.3.2009
Sonrası
Artış
Oranı
(%)
Fiyat
Değişim
Tarihi
Nemo 20.366 20.609 1,19
Berlingo 26.132 26.159 0,10 Citroen
Jumpy 34.453 34.481 0,08
01.04.2009
Bongo K2500 TDI,
D-Cab/Kasalı /Çift Teker
30.710 31.138 1,39
Çelik Motor
Bongo K2700 S-Cab/Çift Teker 25.569 25.918 1,36
13.04.2009
Transporter 36.669 37.380 1,94
Carawelle 58.085 59.224 1,96
Cady 31.096 31.695 1,93
Doğuş
Crafter 53.351 54.918 2,94
24.03.2009
Transit Connect Van 20.328 20.674 1,70
Transit Connect Kombi 24.282 24.697 1,71 Ford
Ranger 29.829 30.550 2,42
1.04.2009
Hyundai H1 32.111 33.450 4,17 Hyundai
Hyundai H100 22.115 23.250 5,13
01.04.2009
Kangoo Multix Classic Faz 3
Authentique 15mltx65 Güvenlik
Paketi
25.785 25.790 0,02
MAİS
Trafic Van Faz 2 Confort 5 m³
1.9 Dci Cam Panelvan
35.196 35.300 0,30
Nisan
2009
Mazda BT500 31.164 31.760 1,91 1.04.2009
Mermerler
(Chery)
Taxim 16.481 -
Navara 45.181 47.490 5,11 Nissan
Pick Up 32.240 33.890 5,12
02.04.2009
Combo Club, 22.360 23.060 3,13 Opel
Combo Comfort 23.703 24.443 3,12
01.04.2009
Bipper Kombi 24.022 25.955 8,05 27.03.2009 Peugeot
Partner Tepee 29.204 29.390 0,64 08.04.2009
L300 25.814 26.558 2,88 Temsa
Canter 51.808 52.798 1,91
23.03.2009
Doblo Kargo 17.410 18.160 4,31
Doblo Combi 18.820 19.460 3,40 Tofaş
Ducato 29.840 31.050 4,05
Nisan
2009
11-24/464-139
42
Tabloda görüleceği gibi, 19 Mart’ta gerçekleşen toplantının ardından Mart veya
Nisan ayları içerisinde Mercedes ve Mermerler Otomotiv hariç tüm teşebbüsler
seçilen modellerde değişen oranlarda fiyat artışlarına gitmiştir. Kısacası, binek
araçlarda olduğu gibi hafif ticari araçlarda da 19 Mart toplantısında tüm
markaların kısa vadede zam yapacaklarını açıklamalarının ardından aynı veya
takip eden ay içerisinde fiyat artışlarının gerçekleştirildiği görülmüştür. Bu
husustan hareketle, 19.03.2009 ODD toplantısında gerçekleşen görüşmelerin 1410
hem amaç hem de etki itibarıyla 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal eder
nitelikte olduğu değerlendirilmiştir.
19.03.2009 tarihli belgelere yönelik olarak belirtilmesi gereken diğer bir husus,
iki farklı teşebbüste yapılan yerinde incelemede elde edilen belgelerin söz
konusu toplantıda geleceğe yönelik fiyat stratejileri hususunda katılımcıların
görüşmelerde bulunduğunu ortaya koyduğudur. Aynı zamanda her iki belgede
de tarafların geleceğe yönelik olarak fiyat artışı gerçekleştirecekleri bilgisini
rakipleri ile paylaştıkları açıkça görülmektedir. Bununla birlikte ALJ’de bulunan
belgede bahse konu toplantıda fiyat artışlarının gerçekleştirileceği konuşulmuş 1420
olmakla birlikte net bir ifadenin söz konusu olmadığı belirtilmektedir. İşaret
edilen belgeler birlikte değerlendirildiğinde tarafların zam oranları, zam tarihi gibi
hususlarda açıklamada bulundukları yönünde bir delil mevcut bulunmamakta;
ALJ’de elde edilen belgede “net bir şey söylenmemiş olmakla birlikte” ifadesi ile
kastedilen hususun bu bilgiler olabileceği görülmektedir. Bilindiği üzere söz
konusu toplantı ÖTV indirimlerinden sonraki dönemde gerçekleşmiş olup
soruşturma sürecinde elde edilen bilgi ve belgelerden anlaşıldığı üzere belirtilen
dönemde teşebbüsler açısından önem arz eden husus rakiplerin fiyat artışı
gerçekleştirip gerçekleştirmeyeceğidir. Öyle ki taraflar rakipleri ile paralel
oranlarda fiyat artışı gerçekleştirme arayışında olmayıp öncelikle rakiplerin 1430
herhangi bir artış uygulayıp uygulamayacağını öğrenmeye çalışmakta ve fiyat
stratejilerini bu bilgiyi dikkate almak suretiyle şekillendirmektedir. Dolayısıyla
söz konusu belgelerde önem arz eden husus, teşebbüslerin fiyat artışı yapmak
hususunda uzlaşmış olmalarıdır. Sözü edilen uzlaşma tek başına rekabeti
sınırlayıcı niteliktedir ve tarafların fiyat artışının detayları hususunda görüşme
yapmamış olmaları ihlalin niteliğini değiştirmemektedir. Öte yandan yukarıda yer
alan grafik, tablo ve değerlendirmeler ile ayrıntılı olarak ortaya konulduğu üzere
söz konusu toplantıyı takiben toplantıya katılan teşebbüslerin çoğunluğu
tarafından fiyat artışına gidilmiştir. Dolayısıyla 19.03.2009 tarihli ODD
toplantısında geleceğe yönelik fiyat stratejilerinin belirlenmesine ilişkin bir 1440
uzlaşmanın gerçekleştiği, sözü edilen uzlaşmanın uygulandığı ve bu suretle
piyasada rekabeti sınırlayıcı etkiye yol açtığı açıkça ortaya konulmuş
bulunmaktadır.
İşaret edilen tablo ve grafiklerden hareketle, 19 Mart toplantısına katılmayan
Honda ve GM’nin de fiyatlarını artırması hususunun da değerlendirilmesi
gerekmektedir. Bu bağlamda 19 Mart tarihli ODD toplantısında fiyatların
artacağı konusunda uzlaşmaya varılmasıyla gerçekleşen fiyat artışlarının,
sektörün geneline yayıldığı ve toplantıda olmayan teşebbüslerin de fiyatlarını
artırması sonucunu doğurduğu görülmektedir. Bununla birlikte söz konusu üç 1450
teşebbüsün, 19 Mart sonrası fiyat artışına yönelik olarak diğer teşebbüslerle
koordinasyon içerisinde olduğunu gösteren bir belge mevcut olmadığından, adı
11-24/464-139
43
geçen teşebbüslerin fiyat artırımına gitmelerinin 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesini ihlal eder nitelikte olmadığına karar verilmiştir.
Ancak bu noktada bahse konu görüşmelere katılanlardan hangilerinin fiyat
stratejisine yönelik uyumlu eylem ve/veya anlaşma kapsamında ele alınacağı
önem arz etmektedir. ABAD, belirtilen nitelikteki görüşmelerin amacının
geleceğe yönelik belirsizliği ortadan kaldırmak olmasından hareketle, tüm
katılımcıları eylemin tarafı kabul etmekte, bu amaçla görüşmeye katılmayanların 1460
ise bunu ispat etmesini istemektedir. Dolayısıyla ABAD’ın yaklaşımında ispat
yükü taraflara geçmektedir. Bununla birlikte katılımcıların alınan kararları
uygulamadığı iddiası yahut fiyatlama ve sair davranışların ilgili toplantıda
tartışılan hususları yansıtmadığı savunması teşebbüslerin ihlale ilişkin
yapılanmaya dahil olmadıklarının ispatında yeterli kabul edilmemektedir
(Atochem v. Commission (1991), T-3/89, ECR II-867, para.100.). İşbu dosya
kapsamında ise, ispat yükünün taraflarda olabileceğine yönelik ABAD’ın
yaklaşımı reddedilmemiş olsa da, yukarıda detaylı olarak ele alınan,
katılımcıların rekabeti bozucu niyette olmadıklarının/olamayacaklarının tespit
edildiği toplantılarda taraflar lehine bir yaklaşım benimsenmiştir. Diğer bir 1470
ifadeyle niteliği gereği katılımcılarının rekabeti bozucu amaçta olamayacağı
toplantılara katılanlar ile rekabeti bozucu nitelikteki bir toplantıya faaliyette
bulunduğu sektör gereği rekabeti sınırlama amacıyla katılamayacak olanlar,
uzlaşmanın tarafı olarak kabul edilmemiştir. Benzer şekilde fiyat görüşmelerinin
yapıldığı fakat fiyat stratejisinin belirlenmesi hususunda uzlaşmanın
sağlanamadığı toplantılara katılan, ancak rekabeti sınırlama amacının
bulunduğunun ispatı için hakkında yeterli delil bulunamayan teşebbüsler
bakımından da, bahse konu teşebbüslerin ihlale dahil olmadığı yönünde
değerlendirme yapılmıştır.
1480
Bu çerçevede, 19.03.2009 tarihli ODD Pazarlama Alt Komitesi Toplantısı’na ait
katılımcı listeleri incelendiğinde, Fer Mas ve Otokar’ın da toplantıya iştirak ettiği
görülmektedir. Ancak Otokar diğer teşebbüslerden farklı olarak ele alınmalıdır.
Nitekim ürün yelpazesi orta ve ağır ticari ile askeri amaçlı araçlardan oluşan
Otokar, binek ve hafif ticari araç pazarında yer almamaktadır. Bu çerçevede
Otokar’ın 19 Mart’taki toplantıya rekabeti bozucu amaçla katılamayacağı açıktır.
Ayrıca bu değerlendirmeyi destekleyecek nitelikte, Doğuş Otomotiv’de elde
edilen e-postada toplantıya katılanlar sayılırken tüm teşebbüsler yazılmış,
ancak Otokar’a yer verilmemiştir. Benzer şekilde ALJ (Daihatsu)’de elde edilen
e-postada da, toplantıya katılan tüm markaların binek ve ticari araca yönelik 1490
tahminleri tablo halinde sunulmuş olmasına karşın, sadece Otokar belgenin
hiçbir yerinde geçmemiştir. Dolayısıyla Otokar’ın söz konusu toplantılara bilgi
paylaşımı ve/veya fiyat politikasını belirlemek amacıyla katılmasının rasyonel
olmayacağı değerlendirilmiştir. Benzer şekilde Fer Mas da diğer katılımcılara
kıyasla farklı bir ürün segmentinde faaliyet göstermektedir. Zira Fer Mas, Ferrari
ve Maserati marka lüks otomobillerin satışını yapmaktadır. Ferrari ve
Maserati’nin ortalama fiyatlarının, soruşturma kapsamında yer alan önemli
markaların C (alt orta) ve D (üst orta) segmentlerindeki baz modellerinin
11-24/464-139
44
ortalama fiyatları3 ile kıyaslanması, Fer Mas’ın diğer markaların fiyat
stratejilerinden etkilenip etkilenmediğini ortaya koymaktadır. 1500
Tablo 51: Ortalama Fiyatlar
Marka OrtalamaFiyat (TL) Marka OrtalamaFiyat (TL)
Ferrari 839.362 Maserati 497.467
Mercedes 100.788 Renault 42.176
BMW 88.253 Peugeot 40.188
Volkswagen 49.053 Fiat 36.677
Opel 44.577 Hyundai 31.716
Tablo 52: Fiyat Oranları Matrisi
Marka Hyundai VW Mercedes Maserati Ferrari
Hyundai 1,0
Volkswagen 1,5 1,0
Mercedes 3,2 2,1 1,0
Maserati 15,7 10,1 4,9 1,0
Ferrari 26,5 17,1 8,3 1,7 1,0
Yukarıdaki tablolardan da görülebileceği gibi, Ferrari ve Maserati’nin ortalama
fiyatları diğer markaların çok üzerinde yer almaktadır. Tablo 52’den anlaşılacağı
üzere, Ferrari’nin ortalama fiyatı Hyundai’nin ortalama fiyatının 26,5 katı,
Volkswagen’in ise 17,1 katıdır. Dolayısıyla Fer Mas’ın 19.03.2009’daki
toplantıya rakip teşebbüslerin fiyat stratejilerini öğrenerek kendi fiyat politikasını 1510
belirleme amacıyla katılmadığı açıktır.
Sonuç olarak, 19.3.2009 tarihli ODD toplantısına katılan teşebbüslerden
Mercedes ve Mermerler’in 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal edici amaç
içerisinde oldukları, Ford, Temsa, ALJ, Doğuş Otomotiv, MAİS, Peugeot,
Baylas, TOFAŞ, Anadolu Araçlar ve Çelik Motor’un ise 4. maddeyi ihlal edecek
nitelikte rekabeti bozucu davranış içerisine girdikleri anlaşılmıştır.
Yukarıda sayılan görüşmelerin hiç birisine katılmayan Hyundai ile sadece 24
Ekim 2008 tarihli ODD toplantısına katılan (dolayısıyla fiyat birlikteliğine uyma 1520
yönünde bir eylemi olmayan) Nissan’ın da ayrıca ele alınması gerekmektedir.
Nissan’da bulunan ve ÖTV indirim oranının azaltıldığı 16.6.2009’da gönderilmiş
olan e-posta silsilesi aşağıdaki şekildedir:
3 Her marka için C segmentinde hatchback ve sedan modelleri ile D segmentinde 2.0 Dizel modellerine yer
verilmiştir. Bazı markalarda 2.0 motor hacminden farklı modeller için ÖTV’deki farklar hesaplanarak fiyatlar
oluşturulmuştur. Eğer teşebbüsün o segmente yönelik araba satışı bulunmuyorsa Opel’in segmentler arası
oranı baz alınarak hesaplama yapılmıştır.
11-24/464-139
45
- 16.06.2009 tarihinde Maliye Bakanlığı’nın ÖTV indiriminin 30.09.2009 tarihine
kadar kısmen devam ettirilmesi yönündeki kararı ODD tarafından, Nissan dâhil
olmak üzere, dernek üyelerine bildirilmiş, hemen ardından bu bildirim saat
11.57’de şirket içindeki personele duyurulmuştur.
- Aynı tarihte saat 12.01’de aşağıdaki e-posta şirket içine gönderilmiştir: 1530
“Arkadaşlar,
ÖTV artışlarını fiyata yansıtacak şekilde fiyatları revize eder misiniz
lütfen? Toplantıdan çıkıp onay verip vermeyeceğimize karar vereceğiz.”
- Yine aynı tarihte saat 12.02’de aşağıdaki e-posta şirket içine gönderilmiştir:
“Arkadaşlar,
Rakiplerle görüşür müsünüz? Ne yapacaklar?”
1540
- Aynı tarihte saat 13.15’te bu soruya gönderilen cevabi nitelikli e-posta ise
aşağıdaki gibidir:
“Ford ve Hyundai’ye ulaşabildim. Artışı birebir fiyatlarına yansıtacaklar ve
bugün yeni fiyatlarını açıklayacaklar.”
Nitekim Nissan, Ford ve Hyundai’nin, 16.06.2009 tarihi sonrasındaki dönemde
binek ve hafif ticari araç grubundaki modellerinde fiyat arttırdığı görülmektedir.
Ayrıca yukarıda yer verilen belge, teşebbüsler arası koordinasyonun gücünü de 1550
net olarak ortaya koymaktadır. Zira teşebbüs ÖTV indiriminin olacağını
öğrendikten tam dört dakika sonra rakipleriyle iletişime geçme kararı almış ve
yaklaşık bir saat içinde sektörün en büyük iki oyuncusunun stratejisine
ulaşabilmiştir. Bir diğer ilginç nokta ise, teşebbüsün ÖTV’den dolayı fiyat
artırımına gidip gitmemeyi tartışmadan önce rakiplerinin ne yapacağına
bakmasıdır. Dolayısıyla teşebbüs fiyat stratejisini rakiplerine bağlı olarak
belirlemektedir. Son olarak bu belge, sektördeki pazar payı düşük olan
oyuncuların görece daha büyük firmaları takip ettiklerini de göstermektedir.
Bu bağlamda Hyundai ile ilgili diğer belgelerin de göz önüne alınması 1560
gerekmektedir. Ford’dan edinilen 08.07.2008 tarihli belgede, Ford çalışanı bir
yönetici Hyundai’nin H100 modelinde Euro 4’e geçiş dolayısıyla %5-6 zam
yapacağını söylediğini, bununla ilgili ne gibi bir gelişmenin olduğunu alt
birimdeki personeline sormaktadır. Söz konusu durumla ilgili olarak, 22
Temmuz’da Hyundai’nin Euro 4 fiyatlandırmasına geçtiği, Ford’un ise
Hyundai’nin bu sebeple 2500 TL fiyat artırmasını zararda olan pikaplarında fiyat
artışı için bir şans olarak değerlendirdiği görülmektedir. Benzer şekilde, Ford’tan
edinilen 03.02.2009 tarihli belgede, Ford çalışanı, Hyundai (…) müdürü ile
görüştüğünü ve teşebbüsün ticari araca değil, binek araca ağırlık verdiği
bilgisini aldığını, ayrıca ay sonu hedeflerinin de 2500 olduğunu belirtmektedir. 1570
Anılan belgenin içeriği ve belgede yer alan ifadelerin pazarlama müdürü
tarafından beyan edilmesinden hareketle, “ticari araca ağırlık verilmesi” ifadesi
ile ticari araç satışının arttırılması için çaba gösterilmesinin kastedildiği
11-24/464-139
46
anlaşılmaktadır. Bu bilgi de ticari araç fiyatlarından indirim ve kampanyaların
yapılacağına dair çıkarımlara olanak sağlayan bir satış stratejisi bilgisidir.
Belgede ayrıca, Hyundai tarafından uygulanacak zam tarihi ve H1 modeli için
spesifik zam oranı bilgisi yer almaktadır Aşağıdaki tabloda Hyundai ve Ford’un
bu dönemdeki fiyat hareketleri yer almaktadır:
Tablo 53: Ford Otomotiv-Hyundai Fiyat Hareketleri 1580
Ford
transit
Van
Ford
transit
minibüs
Hyundai HI
2 panel Van
Hyundai HI
3 panel Van
Hyundai HI
5 panel Van
Hyundai H
100
Ocak
2009 28.933 36.852 30.370 28.325 33.370 21.550
9.2.2009 30.215 39.887 32.050 29.900 34.200 21.950
Artış
Oranı 4,43% 8,24% 5,53% 5,56% 2,49% 1,86%
Teşebbüslerin fiyat listeleri incelendiğinde, Ford ve Hyundai’nin tüm ticari ve
binek araç modellerinde (Ford’un Euro bazlı modelleri hariç olmak üzere) aynı
tarihte (09.02.2009) zam yaptıkları görüldüğünden, teşebbüslerin bu görüşme
neticesinde fiyat artışına gittikleri anlaşılmıştır. Bu nedenle, Hyundai ve
Nissan’ın da 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal edecek nitelikte rekabeti
bozucu davranış içerisine girdikleri sonucuna ulaşılmıştır.
Soruşturma sürecinde elde edilen belgeler ışığında, otomotiv sektöründeki
belirli teşebbüsler arasında 2006 yılından bu yana devam eden fiyat stratejisi 1590
görüşmelerinin gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Esasen fiyat, satın alma süreci
ve kaynak tahsisini belirleyen en önemli faktörlerden biridir. Bu itibarla,
literatürde fiyata ilişkin görüşmelerin rekabeti bozucu olduğu hususunda fikir
birliği söz konusudur. Zira kural olarak, fiyat stratejisine yönelik görüşmelerin
rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama dışında herhangi bir amaca hizmet
edemeyeceği kabul edilmektedir. Belirtilen görüşmelerin mevcut olmaması
durumunda teşebbüslerin ne şekilde tepki verecekleri kesin olarak
öngörülememekle birlikte, soruşturma kapsamında yapılan analizler sonucunda,
2006 yılı ve 2009 başında fiyatların daha düşük seyredebileceği tahmin
edilmektedir. Bu itibarla fiyat stratejisine ilişkin yukarıda ele alınan görüşmelerin, 1600
uyumlu eylem ve/veya anlaşmaya yol açmak suretiyle 4054 sayılı Kanun’un 4.
maddesini ihlal edecek nitelikte olduğu görülmüştür.
İşaret edilen uygulamaların yanı sıra, yerinde incelemelerde elde edilen bilgi ve
belgelerden anlaşıldığı üzere GM, Honda ve Karsan firmaları muhtelif
zamanlarda bireysel hedef satış rakamlarına ilişkin bilgiler paylaşmışlar, fiyat
stratejisine yönelik olarak ise herhangi bir görüşme gerçekleştirmemişlerdir.
Diğer bir deyişle hakkında soruşturma yürütülen bu teşebbüslerin yalnızca
hedef, stok yahut satış stratejisi bilgilerini paylaştıkları veya bu tür bilgilerin
paylaşıldığı toplantılara katıldıkları tespit edilmiştir. Söz konusu teşebbüslerin az 1610
sayıda hedef ve stok bilgisi paylaştıkları (Karsan’ın sadece 2007 yılında bir
kere; Honda’nın 2008’de iki, 2009’da bir kere; GM’nin 2008’de üç, 2009’da bir
kere) ve bazı hedef bilgilerinin yalnız bir modele yönelik olduğu göz önüne
alınarak, bu davranışların mevcut durumda koordinasyon doğurmadığı
anlaşılmıştır.
11-24/464-139
47
I.5. Tarafların Savunmaları ve Savunmaların Değerlendirilmesi
I.5.1. Genel Nitelikli Savunmalar
I.5.1.1. Usule İlişkin Savunmalar 1620
I.5.1.1.1. Önaraştırma için Kanun’da öngörülen sürelere uyulmadığı,
soruşturma açılmasına dair Kurul kararının süresinde tebliğ edilmediği
iddiası.
Kurul tarafından motorlu taşıtlar pazarında 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin
ihlal edilip edilmediğinin tespiti amacıyla önaraştırma yapılması kararı
24.06.2009 tarihinde alınmış, ilgili meslek personeli 29.07.2009 tarihinde
raportör olarak görevlendirilmiştir. Söz konusu Kurul kararı uyarınca hazırlanan
29.08.2009 tarihli önaraştırma raporu ise Rekabet Kurulu’nun 09.09.2009 tarihli 1630
toplantısında görüşülerek soruşturma açılmasına karar verilmiştir.
4054 sayılı Kanun’un önaraştırma sürecini düzenleyen 40. maddesinin üçüncü
fıkrası, önaraştırma yapmakla görevlendirilen raportörün söz konusu incelemeyi
30 gün içinde tamamlayarak Kurula bildireceğini öngörmektedir. Mezkûr
Kanun’un 41. maddesinin birinci fıkrası ise, önaraştırma raporunun Kurula
teslimini müteakip 10 gün içinde Kurul tarafından soruşturma açılıp
açılmayacağı hususunda karar alınacağı hükmünü amirdir. Belirtilen hükümlere
uygun olarak raportörler 30 günlük süre içerisinde önaraştırmayı tamamlayarak
rapor halinde Kurul dikkatine sunmuştur. Söz konusu Kanun hükümlerinde 1640
açıkça görüleceği üzere raportörlerin görevlendirilmesine yönelik herhangi bir
süre öngörülmemiştir. Öte yandan işbu dosya bakımından önaraştırma
yapılmasına ilişkin görevlendirme, önaraştırma kararından itibaren 35 gün sonra
yapılmıştır. İşaret edilen mevzuat hükümleri ve bilgiler neticesinde önaraştırma
ve soruşturma sürecinde Kanun’da öngörülen hükümlere aykırılık
bulunmamaktadır.
I.5.1.1.2. Uzman yardımcıları tarafından yerinde inceleme yapılmasının
Kanun’a aykırı olduğu, buna rağmen yerinde incelemenin, yanlarında
uzman olmaksızın iki uzman yardımcısı tarafından yapıldığı iddiası. 1650
Kanun’un 15. maddesinde “İnceleme, Kurul emrinde çalışan uzmanlar
tarafından yapılır” ifadesi yer aldığı halde, uzman yardımcısının da yerinde
incelemede yetkilendirildiği, dolayısıyla yetkisiz bu kişiler tarafından
teşebbüslerden alınan belgelerin delil niteliğinin olmayacağı iddia edilmiştir.
Kanun’un 15. maddesinde lafız itibarıyla yerinde incelemelerin uzmanlar
tarafından gerçekleştirileceği düzenlenmiş olmakla birlikte, aynı Kanun’un
Rekabet Kurumu meslek personelinin statüsünü belirleyen 34. ve 36. maddeleri
ile Rekabet Kurumu Personel Yönetmeliği’nin 4. maddesi uyarınca uzman 1660
yardımcılarının meslek personeli niteliğini haiz olduğu belirtilmiş olup, Kurum
hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri yerine getirmekte yetkili olduğu
ifade edilmiştir. Bu itibarla 15. maddede belirtilen “uzman” ifadesinin “meslek
personeli” olarak geniş yorumlanması gerekmektedir. Nitekim işaret edilen işbu
11-24/464-139
48
husus, Danıştay 10. Dairesi’nin 18.11.2003 tarih ve E: 2001/1441, K: 2003/4468
sayılı kararı ile hüküm altına alınmış bulunmaktadır.
I.5.1.1.3. Yetki belgesinin Kanun’da öngörülen usul ve esaslara uygun
olmadığı iddiası.
1670
Yetki belgelerinin Kanun’un 15. maddesinde belirtilen koşulları karşılamadığı,
mevcut yetki belgesinde raportörlerin herhangi bir marka ya da teşebbüs
özelinde değil tüm kurum ve kuruluşlar bakımından yetkilendirildikleri ve bu
nedenle inceleme konusunun ve amacının net bir biçimde ortaya konulamadığı
iddia edilmiştir.
Kanun’un 15. maddesi uyarınca rekabet uzmanlarının yerinde inceleme
sırasında yanlarında bulundurdukları yetki belgesinin; yapılan incelemenin
konusunu, amacını ve yanlış bilgi verilmesi halinde idari para cezası
uygulanacağını gösterir nitelikte olması gerekmektedir. Belirtilen hükme uygun 1680
şekilde, yetki belgelerinde, “4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında
Kanun’un 41. maddesi uyarınca, Rekabet Kurulu’nun 9.9.2009 tarihli, 09-
41/998-M sayılı toplantısında, motorlu taşıtlar pazarında 4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesinin ihlal edilip edilmediğinin tespiti
amacıyla soruşturma açılmasına karar verilmiştir.” ifadesi yer almaktadır.
Dolayısıyla yetki belgelerinde incelemenin konusu belirtilmiş, ayrıca uzmanların
Kanun’un 14. ve 15. maddelerinden doğan yetkileri ile yapılan incelemede
eksik, yanlış ya da yanıltıcı bilgi veya belge verilmesi durumunda Kanun’un 16.
ve 17. maddeleri uyarınca teşebbüse uygulanacak idari yaptırımlara yer
verilmiştir. Sayılan hususlardan hareketle taraflarca iddia olunanın aksine, yetki 1690
belgelerinin Kanun’un ilgili hükümlerine uygun şekilde düzenlenmiş bulunduğu
görülmektedir.
I.5.1.1.4. Soruşturma bildiriminde iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli
bilgi ve belge sunulmadığı, bu itibarla savunma hakkının kısıtlandığı,
belge talebinin reddi kararına karşı Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu
nezdinde yapılan başvurunun haklı bulunduğu ve bilgi ve belgelerin
teşebbüslerin erişimine açılmasına karar verildiği, Bilgi Edinme
Değerlendirme Kurulu’nun 18.02.2010 tarih ve 2010/206 sayılı kararı ile
Rekabet Kurumunun ihdas ettiği işlemleri kanuna aykırı bulduğu ve 1700
gerekli bilgi ve belgelerin gönderilmemesi suretiyle savunma haklarının
kısıtlandığının sabit hale geldiği iddiası.
Teşebbüsler tarafından; soruşturma bildirimlerinde ihlali açıklıkla ortaya koyan
ve teşebbüs özelinde değerlendirme yapıldığını gösteren herhangi bir bilgi ve
belgeye yer verilmediği, bunun yerine soruşturma konusuna ilişkin genel
açıklamalar yapılmasıyla yetinildiği belirtilmiş ve teşebbüslerin iddia edilen
ihlallere ne şekilde dâhil olduklarının açıklanmadığı ifade edilmiştir.
4054 sayılı Kanun’un 43. maddesinin ikinci fıkrası, “Kurul, başlattığı 1710
soruşturmaları, soruşturmaya başlanması kararının verildiği tarihten itibaren 15
gün içinde ilgili taraflara bildirir ve tarafların ilk yazılı savunmalarını 30 gün
içinde göndermelerini ister. Taraflara tanınan ilk yazılı cevap süresinin
11-24/464-139
49
başlayabilmesi için Kurulun bu bildirim yazısı ile birlikte, iddiaların türü ve niteliği
hakkında yeterli bilgiyi ilgili taraflara göndermesi gerekir.” hükmünü amirdir. Bu
hüküm gereği, ilgili teşebbüslere soruşturmaya konu iddiaların türünü ve
niteliğini içeren bilgiler soruşturma bildirimi ile birlikte gönderilmiş olup,
soruşturmanın güvenliğinin aksini gerektirmesi ve soruşturma raporunun
hazırlandığı süreçte evrak taleplerinin delil toplanması ve dosyanın
oluşturulması sürecini olumsuz etkilemesinin muhtemel olması sebebiyle 1720
önaraştırma raporunun taraflara gönderilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
Bilgi Edinme Kanunu’nun 19. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine göre,
soruşturmanın güvenliğini tehlikeye düşürecek hususlar Bilgi Edinme Kanunu
kapsamında değildir. Nitekim Kurumumuzca anılan Bilgi Edinme Değerlendirme
Kurulu kararına karşı Ankara 1. İdare Mahkemesinde iptal ve yürütmeyi
durdurma davası açılmış ve ilgili Mahkeme tarafından E.2010/369, K.2010/1850
sayılı kararı ile bahse konu kararın iptaline karar verilmiştir. Sözü edilen
mahkeme kararında aşağıdaki hususlara yer verilmiştir:
1730
“Talep edilen bilgi ve belgelerin neticeye bağlanmamış bir idari soruşturmaya
ilişkin olması halinde 4982 sayılı Yasanın 19.maddesinde yer alan istisnadan
yararlanılamayacağı hususu tartışmasız bulunmaktadır.
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun uyarınca soruşturma aşaması,
teşebbüslerin, anılan Yasayı ihlal edip etmedikleri hususlarının tespitine yönelik
bilgilerin toplanması ve bu haliyle de dosyanın tamamlanmasına yönelik bir
süreci kapsamaktadır. Öte yandan, Rekabet Kurulu'nun 4054 sayılı Yasanın
44.maddesine göre tarafları bilgilendirmediği ve savunma hakkı tanımadığı
konuları, vereceği kararlara dayanak yapması mümkün bulunmadığı gibi nihai 1740
soruşturmanın tamamlanmasından sonra varılan sonuçtan ilgililerin tüm
ayrıntılarıyla aydınlatılması da anılan Yasanın uygulama sürecinde zorunlu bir
husustur.
Bu durumda, anılan şirket hakkında ön araştırma tamamlanarak konunun daha
iyi incelenebilmesi amacıyla Rekabet Kurulu tarafından soruşturma açılmasının
kararlaştırıldığı, bir başka deyişle idari soruşturmanın bu aşamada henüz
sonuçlanmadığı dikkate alındığında devam eden soruşturmanın güvenliğini
tehlikeye düşürecek bilgi ve belgelerin verilmesinin yasal açıdan mümkün
olmaması karşısında, Mercedes Benz Türk A.Ş.'nin davacı idareden talep ettiği 1750
bilgi ve belgelerin erişime açılması gerektiğine ilişkin Bilgi Edindirme
Değerlendirme Kurulunun dava konusu kararında hukuka uyarlık
görülmemiştir.”
Dolayısıyla, Rekabet Kurumu’nun soruşturma bildirimi ile beraber teşebbüs ile
ilişkilendirilebilecek bilgi belgeleri teşebbüse göndermemiş olmasının kanuna
aykırı olduğu ve bunun Bilgi Edinme Değerlendirme Kurulu kararı ile sabit
olduğu iddialarının yerinde olmadığı anlaşılmaktadır.
I.5.1.1.5. ÖTV indirimi dönemine ilişkin belgelerin ihlal kabul 1760
edilemeyeceği, zira Kurul’un bu konuda 24.6.2009’da verdiği soruşturma
açılmaması yönünde bir kararın olduğu, Kurulun Danıştay tarafından iptal
11-24/464-139
50
edilmedikçe aynı konuda tekrar inceleme yapmasının mümkün olmadığı,
Danıştayın “Kurul kararlarının kesin olduğu, bu kararlara karşı ilk derece
mahkemesi olarak Danıştay’a gidilmesi gerektiği ve Kurulun konuyu
yeniden inceleyerek karar almasının hukuka aykırı olduğu” yönünde
kararları bulunduğu; bu konuda yeni delil bulunduğunun da ileri
sürülemeyeceği zira belgelerin tarihi 19.03.2009 iken ÖTV
önaraştırmasının tarihinin 24.06.2009 olduğu iddiası.
1770
Yeni binek otomobil ve hafif ticari araç üreticisi ve dağıtıcısı teşebbüslerin ÖTV
indirimi sonrasında birlikte hareket ederek fiyat artışına gittikleri ve mal arzını
kısıtladıkları iddiası ile yapılan başvurular üzerine yürütülen önaraştırma
neticesinde, 24.6.2009 tarih ve 09-30/637-150 sayılı Kurul kararı ile ihlale
yönelik yeterli delil bulunamaması sebebiyle soruşturma açılmasına gerek
olmadığına hükmedilmiştir. Öte yandan, söz konusu önaraştırma sürecinde
taraflar arasında ÖTV dönemi dışındaki tarihlerde koordinasyon olduğunu
gösterir nitelikte birtakım belgeler elde edilmiş ve aynı tarih ve sayılı Kurul
toplantısında bu belgelere ilişkin olarak ikinci bir önaraştırma yapılmasına karar
verilmiştir. Nitekim işbu dosyanın konusunu oluşturan soruşturma, Kurul’un 1780
24.06.2009 tarih ve 09-30/637-M sayılı önaraştırma kararına dayanmaktadır.
Yukarıda belirtildiği üzere Kurul’un 29.04.2009 tarih ve 09-20/405-M sayılı kararı
üzerine yürütülen ilk önaraştırmada taraflar arasında ÖTV sürecine ilişkin
koordinasyon olduğu yönünde herhangi bir delil bulunamamıştır. Bununla
birlikte soruşturma sürecinde elde edilen 19.03.2009 ve 16.06.2009 tarihli
belgeler, Soruşturma Heyeti tarafından Doğuş Otomotiv’de 14.09.2009
tarihinde, ALJ ve Nissan’da ise 15.09.2009 tarihinde gerçekleştirilen yerinde
incelemelerde elde edilmiştir. Soruşturma açılması yönündeki Kurul kararının
09.09.2009 tarihinde alındığı dikkate alındığında, işaret edilen belgelerin 1790
soruşturma aşamasında elde edilen yeni delil niteliğindeki belgeler oldukları
açıkça görülmektedir. Dolayısıyla mevcut dosya bakımından aynı hususta
yapılan ikinci bir inceleme söz konusu olmayıp ÖTV dönemine ilişkin iddialar
soruşturma safhasında elde edilen bilgi ve belgelere dayanmaktadır.
Bu dosya özelinde geçerli olmamakla birlikte, taraflarca iddia edilen; Danıştay’ın
“Kurul kararlarının kesin olduğu, bu kararlara karşı ilk derece mahkemesi olarak
Danıştay’a gidilmesi gerektiği ve Kurulun konuyu yeniden inceleyerek karar
almasının hukuka aykırı olduğu” yönünde kararları bulunduğu, bu itibarla
Rekabet Kurulunun aynı dosyaya ilişkin tekrar karar alamayacağına ilişkin 1800
hususun değerlendirilmesinde fayda görülmektedir. Esasen, tarafların işaret
ettikleri kararlar, Danıştay 13. Dairesi tarafından ilk derece mahkemesi olarak
alınmış kararlardır. Öte yandan Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu (İDDK);
08.04.2010 tarih ve E:2006/2952, K:2010/561; E:2006/2169, K:2010/562 sayılı
kararları ile Danıştay 13. Dairesi’nin “4054 sayılı Kanun'un dava konusu işlem
tarihinde yürürlükte bulunan 55. maddesinin 1. fıkrasında, Kurulun nihaî
kararlarına, tedbir kararlarına, para cezalarına ve süreli para cezalarına karşı
kararın taraflara tebliğinden itibaren süresi içinde Danıştay’a başvurulabileceği,
bu süre içinde yargı yoluna başvurulmazsa kararın kesinleşeceği hükmüne yer
verildiği; bu hüküm karşısında diğer idari işlemlerden farklı olarak, Kurul'un, 1810
belirtilen kararlarının kesinleşmesinin yargı yoluna başvurmaya bağlı olması
11-24/464-139
51
nedeniyle, kanun koyucunun bu işlemler yönünden idari bir itiraz yolunu
öngörmediği” gerekçesiyle vermiş olduğu 14.03.2006 tarih, E:2005/86,
K:2006/1413 sayılı ve 10.10.2005 tarih, E:2005/4545, K:2005/4937 sayılı
kararların bozulmasına karar vermiştir. Söz konusu kararın gerekçesi olarak
İDDK; “Rekabet Kurulu’nun, 4054 sayılı Kanun ile kendisine tanınan yetkileri
kullanmak suretiyle yaptığı düzenlemeleri, ilgililerin başvuru üzerine yahut resen
değiştirme veya yürürlükten kaldırma yetkisinin de bulunduğu, (…) piyasa
koşullarının değişmesi veya düzenleme yapılmasına yol açan olguların ortadan
kalkması gibi durumların ortaya çıkması üzerine, ilgili kişi ve kuruluşlar 1820
tarafından, rekabetin korunması amacıyla yapılmış olan düzenlemelerin
yürürlükten kaldırılması veya değiştirilmesi amacıyla yapılan başvurunun 2577
sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 10. maddesi kapsamında yapılmış bir
başvuru niteliğinde olduğu…” hususuna işaret etmiştir.
Dolayısıyla mevcut soruşturma kapsamında Kurul tarafından hakkında hüküm
tesis edilmiş bir hususa ilişkin yeniden inceleme yapılması söz konusu
olmamakla birlikte, savunmalarda işaret edilen ilk derece mahkemesi kararları
karşısında İDDK’nın temyiz incelemesi yaptığının ve bu kararların bozulması
yönünde karar tesis edildiğinin dikkate alınması gerekmektedir. 1830
I.5.1.2. Esasa İlişkin Savunmalar
I.5.1.2.1. Soruşturma konusu faaliyetlerin uyumlu eylem veya anlaşma
niteliği taşımayan salt bilgi değişimi olduğu ve bu itibarla tek başına
cezalandırılamayacağı, otomotiv sektörünün yapısı itibarıyla belirtilen
uygulamaların rekabeti sınırlayıcı etki doğuramayacağı iddiası.
Dosya konusu uygulamalar salt bilgi değişimi faaliyetleri olmayıp 4054 sayılı
Kanun’un 4. maddesi uyarınca rakipler arası rekabeti sınırlayıcı bir uzlaşma 1840
niteliği arz etmektedir. Taraflarca yapılan savunmalarda söz konusu faaliyetlerin
anlaşma ya da uyumlu eylem kurumlarından hangisi kapsamında
değerlendirildiğinin belirtilmemesinin ilgili Kanun hükmüne aykırılık teşkil ettiği
ileri sürülmüştür. Bununla birlikte, “Değerlendirme” başlığı altında detaylı olarak
ifade edildiği üzere, gerek Türk hukukunda gerekse ABD ve Avrupa Birliği
uygulamalarında hâkim olan görüşe göre rekabet hukuku düzenlemeleri
bakımından önemli olan ilgili hükmün hangi araç ile ihlal edildiği, diğer bir
ifadeyle anlaşma ile uyumlu eylem arasındaki ayrım değil, ihlal niteliğindeki
uzlaşmalar ile salt paralel davranışlar/bilinçli paralellikler arasındaki farkın
belirlenmesidir. Sözü edilen husus 24.02.2004 tarih ve 04-16/123-26 sayılı 1850
Seramik kararında da ifade edilmiş ve Kanun’un 4. maddesi bakımından
“devam eden tek bir uzlaşma” anlayışının yerindeliği vurgulanmıştır.
Teşebbüsler tarafından öne sürülen savunmalardan bir diğeri, otomotiv
sektöründe fiyatın, talebin belirlenmesinde tek unsur olmadığı, bu itibarla fiyat
stratejisine ilişkin bilgi paylaşımı uygulamalarının rekabeti sınırlayıcı etki
doğurmayacağı iddiasıdır. Ancak literatürde otomotiv sektöründe fiyatın temel
belirleyici unsur olduğuna yönelik çalışmalar mevcuttur. Nitekim ODD tarafından
yapılan “Otomotiv Ticaretinde Yol Haritası Gelecek 10 Yıl” başlıklı çalışmayla,
11-24/464-139
52
otomotiv piyasasında satışları etkileyen en önemli iki iktisadi faktörün otomobil 1860
fiyatı ve hane halkı geliri olduğu belirlenmiştir.
I.5.1.2.2. Pazarda rekabetin kısıtlanması için eyleme tüm markaların
katılımının olması gerektiği, pazardaki tüm markalara soruşturma
açılmamasının bununla bir tezat oluşturduğu iddiası.
09.09.2009 tarih ve 09-41/998-M sayılı Kurul kararı uyarınca otomotiv
piyasasında faaliyet gösteren 19 adet teşebbüse soruşturma açılmıştır. Yerinde
incelemelerde edinilen belgeler neticesinde Kurulun 28.01.2010 tarih ve 10-
10/91-M sayılı kararı ile 4 teşebbüs daha soruşturmaya dahil edilmiştir. 1870
Böylelikle pazarda faaliyet gösteren 23 adet teşebbüs soruşturma sürecinde yer
almıştır. Soruşturma açılan bu 23 teşebbüsün Türkiye’de dağıtımını
gerçekleştirdiği markalar, pazarın %96,75’ine tekabül etmektedir. Başka bir
ifade ile pazardaki oyuncuların neredeyse tamamı soruşturma sürecine dahil
edilmiştir. Bu nedenle, bu teşebbüsler arasında gerçekleşecek herhangi bir
anlaşma veya uyumlu eylemin pazardaki rekabeti neredeyse tümüyle
kısıtlayacağı açıkça görülmektedir.
I.5.1.2.3. Teşebbüslerin fiyatlandırma prosedürünün oldukça karışık ve
uzun olduğu, belirtilen prosedürün önceden belirlenmiş kurallara ve 1880
ekonomik ve rasyonel gerekçelere dayandığı, satış müdürü veya o birimde
çalışanların gelecekteki fiyatların nasıl değişeceğine dair bilgilerinin
olmadığı iddiası.
Yerinde incelemelerde elde edilen belgeler incelendiğinde, ODD Pazarlama Alt
Komitesi veya kişisel iletişim aracılığıyla öğrenilen bilgilerin şirket içine ve üst
yönetime gönderildiği anlaşılmıştır. Ayrıca teşebbüslerin fiyat stratejilerinin
belirlenmesinde rakiplerin mevcut ve muhtemel aksiyonlarının önem arz ettiği,
bu sebeple her bir teşebbüsün çeşitli yöntemler aracılığıyla bu tür bilgilere
erişmeye çalıştığı, elde edilen bilgilerin ise fiyatlandırma prosedüründe önemli 1890
ölçüde dikkate alındığı da görülmüştür.
Örneğin, TOFAŞ çalışanı (…) ((…)Koordinatörü) tarafından şirket içinde
gönderilen ve “Bazı rakiplerden toparladığım stok seviyeleri ile ilgili bilgiler
aşağıdaki gibidir” ibaresini haiz 14.01.2009 tarihli e-posta (…) ((…)Yöneticisi),
(…) ((…)Müdürü), (…) ((…)Müdürü), (…) ((…)Müdürü), (…) ((…)Müdürü) ve Cenap
(…)’a ((…)Müdürü) gönderilmiştir.
Benzer şekilde (…) ((…) Müdürü) tarafından “Hyundai (…) müdürü ile
görüşüldüğü ve teşebbüsün ticari araca değil, binek araca ağırlık verdiği 1900
bilgisinin alındığı, ayrıca ay sonu hedeflerinin de (…) olduğu” hususunun
belirtildiği 03.02.2009 tarihli e-posta, şirket içinde (…) ((…)Lideri), (…) ((…)
Yardımcısı), (…) ((…)Müdürü) ve (…)’a ((…)Uzmanı) gönderilmiştir.
Ayrıca Doğuş Otomotiv çalışanı (…) ((…)Müdürü) tarafından şirket içinde (…)’a
((…)Müdürü) gönderilen 27.07.2009 tarihli e-postada, (…)müdürü ile
konuşulduğu ve Peugeot’un ticari araç satışına yüklendiği bilgisine ulaşıldığı
ifade edilmektedir.
11-24/464-139
53
(…) Uzmanı Sevilcan YASLAN tarafından Toyota (…) Direktörü (…) da dahil 1910
olmak üzere şirket içi çeşitli personele gönderilen 17.05.2006 tarihli e-posta ise
aşağıdaki gibidir:
“Euro’daki yüksek artış nedeniyle rakip markaların fiyat artışı ile ilgili
görüşleri şöyledir:
Peugeot: Bu hafta içinde herhangi bir fiyat değişikliği yapmayacaklar.
Kurların belirli bir dengeye gelmesi gerektiğini ona göre ayarlama
yapacaklarını, biraz da diğer markaların fiyat artışını beklediklerini
belirttiler. Ayrıca, bu hafta sonunun tatil olmasının da fiyat değişikliği
yapmamalarında etken olduğunu söylediler. 1920
Ford: Üst yönetimin yurtdışında olması sebebi ile bu hafta içinde her
hangi bir değişiklik yapamayacaklar. En erken 22 Mayıs itibarıyla kur
artışı ile ilgili değerlendirme yapıp fiyat değişikliğine karar verecekler.
VW: 12 Mayıs’da ay sonuna kadar geçerli olmak üzere indirimli fiyat
listesini yayınladıkları için şu an için fiyat değişikliği yapma şansları yok.
Ancak, kredi kampanyasının faiz oranında bir artış düşünüyorlar.
Üç markanın da ortak görüşü Euro’daki artışın fiyatlara muhakkak
yansıtılması gerektiği, ancak bunun için kurların dengeye gelmesini
beklemek gerektiğidir.”
1930
Benzer şekilde Ford Otomotiv çalışanı (…) ((…) Müdür Yardımcısı) tarafından
şirket içi gönderilen ve rakiplerin fiyat değişikliklerini inceleyen, aşağıdaki
ifadeleri haiz 06.04.2009 tarihli e-posta, satış bölge müdürlerinin yanı sıra (…)
((…) Yardımcısı), (…) ((…)Direktörü), (…) ((…) Müdürü), (…) ((…) Müdürü), (…)
((…)Müdürü) ve (…) ((…)Müdürü) gibi birçok şirket çalışanına gönderilmiştir:
“Renault: Bakanlığın zamlar üstündeki kontrollerini artırması ile Megan
ve Laguna’ya zam yapılmayacağı görüşündeler.
Makyajlanan Clio HB fiyatları aynen devam ediyor görünüyor. Ancak
yarınki liste ile 500 TL artması bekleniyor.” 1940
Nissan’da yapılan yerinde incelemede elde edilen 16.06.2009 tarihli elektronik
posta silsilesi de belirtilen hususa örnek teşkil etmektedir. Öyle ki işaret edilen
belgede; Maliye Bakanlığı’nın ÖTV indiriminin 30.09.2009 tarihine kadar kısmen
devam ettirilmesi yönündeki kararı üzerine ÖTV artışlarının fiyatlara yansıtılıp
yansıtılmayacağına ilişkin olarak Nissan yönetimi tarafından yapılacak toplantı
öncesi rakiplerin bu konuda nasıl bir strateji izleyecekleri hususunda üst
yöneticiler tarafından şirket çalışanlarından bilgi talep edilmekte, bu talep
üzerine ilgili şirket çalışanı “Ford ve Hyundai’ye ulaşabildim. Artışı birebir
fiyatlarına yansıtacaklar ve bugün yeni fiyatlarını açıklayacaklar“ ifadeleri ile 1950
şirket yönetimine bilgi sunmaktadır. Belirtilen bilgi akışının zaman süreci de
dikkat çekicidir. Zira ilgili teşebbüs ÖTV indiriminin olacağını öğrendikten
yalnızca dört dakika sonra rakipleriyle iletişime geçme kararı almış ve yaklaşık
bir saat içinde sektörün en büyük iki oyuncusunun stratejisine ulaşabilmiştir.
Yukarıda örneklendirilen belgelerde görüleceği üzere teşebbüsler; özellikle
sektörü etkileyen bir gelişme olduğunda, rakiplerinin fiyatlarını veya fiyatlarının
11-24/464-139
54
ne yönde değişeceğini birebir görüşmeler veya toplantılar aracılığıyla öğrenerek
fiyatlama süreçlerini bu bilgilere göre yönetmektedirler. Bunun yanında söz
konusu fiyatlama süreçlerinden satış müdürleri ve üst yönetim birimleri de dâhil 1960
olmak üzere çok çeşitli birim çalışanlarının doğrudan haberdar edildiği ve rakip
davranışlarına yönelik hususlarda mümkün olduğu kadar ayrıntılı bir şekilde
bilgilendirildikleri görülmektedir. Dolayısıyla söz konusu iddianın kabulü
mümkün görülmemiştir.
I.5.1.2.4. Pazara yeni girmiş veya pazar payı düşük teşebbüslerin rakiplere
iletecekleri stratejik bir bilgisinin olmadığı ve rakipleri ile anlaşmasının
rasyonel olmadığı iddiası.
Pazara yeni girmiş, pazar payı düşük olan bir teşebbüsün sağlayacağı bilgilerin 1970
rakipleri açısından stratejik bir önem taşımayacağı ifade edilmiş ve büyük
teşebbüslerle yapılacak bir anlaşmanın küçük teşebbüsler için rasyonel
olmadığı belirtilmiştir. Ancak böyle bir değerlendirmede, görece küçük
teşebbüslerin büyük teşebbüslerden edindikleri bilgilerin onlar için önemini de
dikkate almak gerekmektedir. Pazardaki büyük oyuncuların gelecekteki
davranışlarına ilişkin bilgiler; düşük pazar payına sahip teşebbüslerin
kararlarına önemli ölçüde etki edebilecek niteliktedir. Böylelikle küçük
teşebbüslerin daha yüksek pazar payına sahip olan rakiplerini izleyip onlarla
uyumlu davranabilmeleri mümkün olmakta ve bu bilgi paylaşımları piyasada
uyumlu eylemin oluşmasına yol açabilmektedir. 1980
Sözü edilen hususlara ek olarak otomotiv sektöründe toplam pazar payı
birbirinden farklı olan teşebbüsler üretim ve/veya dağıtımını yaptıkları belli araç
modelleri bakımından birbirlerini rakip olarak nitelendirebilmekte ve bu araçlar
bakımından sözü edilen teşebbüslerin stratejilerini yakından takip etmektedir.
Ayrıca sektörün önde gelen teşebbüslerinin geleceğe yönelik fiyat artışında
bulunacakları yönünde açıklamaların yapıldığı bir toplantıda pazar payı daha
düşük olan teşebbüsler tarafından yapılan açıklamanın rakiplerini
etkilemeyeceği bir an için kabul edilse dahi, sözü edilen lider teşebbüsler
tarafından yapılan açıklamaların pazar payı yakın olan teşebbüslerle birlikte 1990
pazar payı düşük olan ve/veya pazara yeni giren teşebbüslerce de yakından
takip edileceği ve dikkate alınacağı açıktır.
I.5.1.2.5. Pazar paylarının incelenen süreçte değiştiği, fiyata ilişkin bir
anlaşmanın varlığı halinde bunun mümkün olamayacağı iddiası.
Bir teşebbüsün pazar payının değişmesinde fiyatlar en önemli değişken olmakla
birlikte; markanın imajı, servis ağı, ikinci eldeki fiyatı vb. pek çok faktör de etkili
olmaktadır. Hyundai pazar payının anılan dönemde arttığını belirterek rekabeti
sınırlayıcı bir anlaşmaya taraf olan bir teşebbüsün pazar payını bu denli 2000
arttırmasının mümkün olmadığı yönünde bir değerlendirme yapmıştır.
Hyundai’nin pazar payı 2006, 2007, 2008 ve 2009 yıllarında sırasıyla %8,59,
%6,50, %6,92 ve %11,55 olarak gerçekleşmiştir. Çelik Motor ise bu süreçte
pazar payının düştüğünü bunun da, rakiplerinden pazar kapma mücadelesini
gösterdiğini ifade etmiştir. Oysa pazar payı artış veya azalışlarında
11-24/464-139
55
teşebbüslerin nispi fiyat yapısının haricinde makro ekonomik değişkenlerin de
etkili olabileceği bilinmektedir.
I.5.1.2.6. Soruşturma Raporu’nda bilgi değişiminin tek taraflı olması
halinde dahi ihlal niteliği taşıyabileceğine ilişkin olarak atıf yapılan Birleşik 2010
Krallık Adil Ticaret Ofisi’nin (OFT) 30.03.2010 tarihli basın açıklamasında
yer verilen The Royal Bank of Scotland (RBS) kararının mevcut
soruşturma konusu ile uyumlu olmadığı, zira bu kararda bilgi
paylaşmayan tarafın pişmanlık başvurusunda bulunduğu, böylelikle
amacının rekabet ihlali olduğunu kendisinin de kabul ettiği, bu sebeple
yine karşılıklılığın söz konusu olduğu, ancak bu soruşturma kapsamında
karşılıklılık bulunmadığı, raporda kullanılan delillerin tek taraflı fikir
beyanlarından ibaret olduğu iddiası.
Yukarıda belirtildiği üzere teşebbüslerin soruşturmaya konu olan geleceğe 2020
yönelik fiyat stratejileri hususundaki eylemleri salt bilgi değişiminden ibaret
olmayıp uzlaşma niteliği taşımaktadır. Söz konusu tespite ek olarak, bahse
konu eylemlerin bilgi değişiminden ibaret olması halinde dahi ihlal niteliği
taşıyacağı, nitekim rekabet hukuku doktrin ve içtihadında geleceğe yönelik fiyat
görüşmelerinin bilgi değişiminin etkinlik doğurma kabiliyeti ve bu suretle “rule of
reason” kapsamında değerlendirilmesi yaklaşımının istisnası olarak kabul
edildiği hususu Soruşturma Raporu’nda ayrıntılı olarak ortaya konulmuştur.
Belirtilen değerlendirmelere örnek olarak raporda, geleceğe ilişkin fiyatlama
bilgisinin tek taraflı olarak rakiplerle paylaşmasının dahi ihlal kabul edildiği yakın
tarihli bir OFT kararına yer verilmiştir. 2030
Taraflarca yapılan savunmalarda atıfta bulunulan kararın bilgi paylaşımında
bulunmayan Barclays Bank’ın pişmanlık başvurusuna dayanması sebebiyle
karşılıklılık unsuru taşıyan bir vakıaya ilişkin olduğu ileri sürülmekte, bu itibarla
mevcut soruşturmayla benzerlik taşımadığı iddia edilmektedir. Öncelikle
belirtilmesi gereken husus, soruşturmanın konusunu oluşturan eylemlerin tek
taraflı beyanlardan ibaret olmadığıdır. Nitekim Soruşturma Raporu ekinde yer
alan belgelerin önemli bir bölümü rakip teşebbüslerin telefon, elektronik posta,
toplantı ve sair suretler ile gerçekleştirdikleri görüşmelere ilişkin olup
teşebbüslerin çoğunluğunun aynı tarihte yahut farklı dönemlerde rakiplerinden 2040
bilgi aldıkları ve benzer şekilde fiyat stratejilerine yönelik bilgileri rakiplerine
ilettikleri görülmektedir. Söz konusu husus yerinde incelemelerde elde edilen
toplantı notlarında açıkça görülmektedir. Zira sözü edilen toplantılarda ÖTV
indirimi ve Euro kurundaki değişim gibi hususlarda birden fazla teşebbüsün
kendi fiyat stratejisine ilişkin bilgileri rakipleri ile paylaştıkları görülmekte, toplantı
notlarında yer alan;
-Üç markanın da ortak görüşü Euro’daki artışın fiyatlara muhakkak
yansıtılması gerektiği, ancak bunun için kurların dengeye gelmesini
beklemek gerektiğidir. 2050
-Markaların büyük çoğunluğu aralık sonuna kadar artan dövize rağmen
fiyatları cazip kılmaya gayret gösterecek.
-Fiyatlarla ilgili de yine net bir şey söyleyen olmamakla birlikte artışlar
olacaktır şeklinde konuşuldu.
11-24/464-139
56
-Tüm markalar kısa vadede zam yapmayı planlamaktadır.
ifadeleri bu görüşmelerin uzlaşma boyutuna ulaştığını ortaya koymaktadır. Bu
itibarla tarafların soruşturmaya konu eylemlerin karşılıklılık unsurunu taşımadığı
yönündeki savunmalarının kabulü mümkün görülmemiştir.
2060
Sözü edilen hususlara ek olarak, OFT kararı ile benzerlik taşıyan bir diğer
husus teşebbüslerin rakipleri ile yapmış oldukları görüşmeler neticesinde elde
ettikleri bilgileri fiyat stratejilerinde dikkate aldıklarının detaylı olarak ortaya
konulmuş olmasıdır. Belirtilen durum teşebbüslerin şirket içi yazışmalarına
ilişkin belgelerle tespit edildiği gibi, geleceğe yönelik fiyat stratejilerine ilişkin
görüşmelerin yapıldığı toplantıları müteakip tarihlerdeki fiyat seyirleri de
incelenerek, teşebbüslerin çoğunluğunun toplantıda konuşulan hususlara
paralel strateji izledikleri somut olarak ortaya konulmuştur.
I.5.1.2.7. 19.03.2009 tarihli toplantıya ilişkin belgede yer alan “Tüm 2070
markalar kısa vadede zam yapmayı planlamaktadır” ifadesindeki kısa
vadenin belirsiz bir zaman dilimine işaret ettiği, ayrıca Türkiye’nin
enflasyonist ekonomik yapısı sebebiyle kısa vadede zam yapılmasının
mümkün olduğu iddiası.
19.03.2009 tarihli toplantıda teşebbüs yetkililerince dile getirilen ve ticari sır
niteliği taşıyan geleceğe yönelik fiyat stratejileri hakkındaki ifadelerin 4054 sayılı
Kanun kapsamında ihlal niteliği taşıyamayacağı iddiasına ilişkin olarak,
sektörün enflasyonist bir ekonomik yapı içerisinde faaliyet gösterdiği ve bu
nedenle de toplantıda dile getirilen hususların rasyonel olarak 2080
gerçekleştirilemez olduğu yönündeki savunmanın değerlendirilmesinde, söz
konusu döneme ilişkin enflasyon verileri yeterli bir cevap niteliğindedir.
Tablo 54: Enflasyon Verileri
Dönem
ÜFE
(Aylık Değişim %)
ÜFE
(Yıllık Değişim
%)
TÜFE
(Aylık Değişim
%)
TÜFE
(Yıllık Değişim
%)
03-2009 0.29 3.46 1.10 7.89
04-2009 0.65 -0.35 0.02 6.13
05-2009 -0.05 -2.46 0.64 5.24
Kaynak: Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası.
Tabloda yer alan veriler açıkça göstermektedir ki, hangi veri grubu dikkate
alınırsa alınsın, bir teşebbüs tarafından ilgili dönemde alınan ticari bir kararın
enflasyonist ekonomi şartları içerisinde ve/veya gerekçesiyle alınmış olması
ihtimali bulunmamaktadır. 2090
I.5.1.2.8. Soruşturma Raporu’nda tavsiye fiyat listelerinin kullanıldığı,
ancak kampanyalı fiyatların kullanılmasının doğru olacağı iddiası.
Soruşturma Raporu’nda yer verilen fiyata ilişkin tablo ve grafiklerin tümü,
soruşturma kapsamında teşebbüslerden talep edilen ve kampanyalı fiyat
bilgilerini de içeren tavsiye fiyat listelerinden faydalanmak suretiyle
11-24/464-139
57
hazırlanmıştır. Bu nedenle söz konusu savunmaların kabulü mümkün
görülmemiştir.
2100
I.5.1.2.9. Piyasada etki göstermemiş bir uyumlu eylemin kamusal menfaate
zarar vermesi mümkün olmadığından cezalandırılamayacağı, etki
olmaksızın amacın cezalandırılmasının mümkün olmadığı ve Soruşturma
Raporu’nda etkinin ispat edilemediği iddiası.
4054 sayılı Kanun’un 4. maddesi şu açık hükmü içermektedir: “Belirli bir mal
veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme,
bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut
doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve
teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır.” Kanun 2110
metninden açıkça anlaşıldığı üzere anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birliği
kararlarının amacı itibarıyla rekabeti sınırlandırması mümkündür ve rakipler
arası herhangi bir anlaşma, uyumlu eylem veya teşebbüs birliği kararının amaç
veya etki unsurlarından sadece birini barındırması Kanun’un 4. maddesinin ihlal
edildiği sonucuna varılması için yeterlidir. Kaldı ki, “Değerlendirme” başlığı
altında yer verilen Grafik 3 a, b ve c ile Grafik 5 a ve b’de teşebbüsler arası
anlaşma ve/veya uyumlu eylemlerin pazarda etkilerinin olduğu net olarak
gösterilmiştir.
I.5.1.2.10. Uyumlu eylem için koordinasyonun şart olduğu, ancak 2120
soruşturma kapsamında teşebbüsler arasında koordinasyonun varlığının
gösterilemediği, delillerin bu koordinasyonu göstermek için yetersiz
olduğu iddiası.
Soruşturma kapsamında elde edilen 19.3.2009 tarihli ODD toplantısına katılan
markalar arasında fiyatların artırılması konusundaki iletişimin varlığı açıkça
görülmektedir. Ayrıca Grafik 3-a, b ve c ile Grafik 5-a ve b’de anılan bu
belgelerin sonucu olarak piyasada gerçekleşen paralel davranış gösterilmiştir.
I.5.1.2.11. 24.10.2008 toplantısında piyasaya ilişkin gözlemlerin 2130
paylaşıldığı, ancak rakiplerin net ifadelerde bulunmadığı, taraflar arasında
bir uzlaşmanın oluşmadığı, bu sebeple teşebbüslerin fiyatlamalarını
etkileyecek bir bilgi değişiminin mevcut olmadığı iddiası.
20.10.2008 tarihli OSD toplantısında MAİS temsilcisi, “markaların büyük
çoğunluğu Aralık sonuna kadar “artan dövize rağmen” fiyatları cazip kılmaya
gayret gösterecek” açıklamasını yapmıştır. Buna karşılık Ford temsilcisi,
“dövizdeki artışa karşı koyabilmek için 2,5 ayın uzun süre olduğunu”,
“fiyatlandırma ve kampanyada rakiplerin birbirini kollayacağını” belirtmiştir. Dört
gün sonra, 24.10.2008’de gerçekleşen ODD toplantısında ise MAİS temsilcisi 2140
benzer şekilde, “Ekim ve Kasım aylarında bir değişiklik (artış) beklemediklerini
ama Aralık için şu anda yorum yapamayacağını” açıklamış, buna karşılık Doğuş
Otomotiv temsilcisi ise, döviz artışını fiyatlara yansıtmak zorunda olduğunu
belirtmiştir.
11-24/464-139
58
Yukarıdaki ifadelerden açıkça anlaşılacağı üzere, Ekim 2008 tarihinde
gerçekleşen toplantılarda pazara ilişkin gözlemler değil Euro kurundaki yükselişi
fiyatlara yansıtıp yansıtmama hususu tartışılmıştır. Bu görüşmeler sonucunda
fiyat artışı konusunda bir uzlaşmaya varılamadığı anlaşılmaktadır. Ancak söz
konusu görüşmeler doğrudan fiyatlara ilişkindir ve teşebbüslerin rakiplerinin 2150
gelecekteki davranışlarını (zam yapmama/iki ay sonra zam yapma gibi)
öğrenmeleri geleceğe ilişkin belirsizliği azaltarak fiyatlama kararlarının buna
göre şekillenmesine sebep olmaktadır.
I.5.1.2.12. Tarafların kur artışı karşısında fiyatlarını birlikte arttırıp
arttırmayacaklarını konuşmak için özel olarak toplanmadıkları, rutin ODD-
OSD toplantılarında sektör genelini etkileyen sorunları içeren gündem
maddeleri yanında kurdaki artışı da konuştukları, zira Euro artışının
sektöre ilişkin önemli bir sorun olduğu, ayrıca tarafların kendi güncel satış
fiyatlarını, ticari stratejilerini, yapmayı planladıkları indirimleri veya fiyat 2160
artışlarını ya da kesin fiyat artış oranlarını değil olası fiyat artış oranı
aralığını (%5-10 arası) konuştukları iddiası.
Soruşturma açısından önemli olan, ODD ve OSD toplantılarının gündem
maddelerinden ziyade toplantılarda fiilen konuşulan konuların ne olduğu
hususudur. Rekabet hukukunun temel prensiplerinden biri teşebbüslerin
fiyatlama kararlarını bağımsızca vermeleridir. Fiyatların tam olarak yüzde kaç
oranında değişeceğinin konuşulmamasına rağmen, soruşturma sürecinde elde
edilen belgelere göre kur artışı karşısında fiyatların ne yönde hareket edeceğine
yönelik görüşmeler yapılmış, hatta 19.03.2009 tarihli toplantıda fiyat artışı 2170
hususunda uzlaşma sağlanmıştır. Rakiplerinin fiyatının artacağını ya da sabit
kalacağını bilen bir teşebbüs için geleceğe ilişkin belirsizlik azalmakta, fiyatlama
kararları bu bilgiye göre verilmekte, bu durum ise teşebbüsün rekabet hukuku
anlamında rakiplerinden bağımsız karar vermediği anlamına gelmektedir.
Belirtilen fiyatlama davranışının ise rekabeti sınırlayıcı etki doğurduğu açıktır.
I.5.2. Teşebbüs Özelinde Yapılan Savunmalar
I.5.2.1. ALJ
2180
ODD toplantı katılımcı sayılarının raporda hatalı olarak ifade edildiği,
tutanaklardan sayının farklı olduğunun anlaşıldığı, Kasım ve Aralık
2008’deki toplantıların ise hangi gün yapıldığının ve katılımcı sayılarının
belirtilmediği iddiası.
ALJ tarafından ileri sürülen bir diğer iddia, Soruşturma Raporu’nda 24.10.2008
tarihli ODD toplantısına 20 teşebbüsün katıldığının belirtildiği, ancak
tutanaklardan 14 teşebbüsün katıldığının anlaşıldığı, raportörlerin 20.10.2008
OSD ve 24.10.2008 ODD toplantılarını tek bir toplantı olarak değerlendirip
katılımcı sayılarını topladıkları iddia edilmiştir. 2190
İddiaya konu ifadeler Soruşturma Raporu’nda şu şekilde yer almaktadır:
11-24/464-139
59
“Eylül ayındaki toplantıya 12 kişinin, Ekim ayında ise 20 kişinin katılmasının
kurdaki değişime bağlı olduğu düşünülmektedir (…)”
Dolayısıyla raporda ODD katılımcı sayılarına ilişkin bölümde belirtilen sayılar
teşebbüs sayısını değil kişi sayısını ifade etmektedir.
I.5.2.2. Anadolu Araçlar 2200
I5.2.2.1. Teşebbüs kuruluşunun 2007 yılında gerçekleştiği, faaliyete
geçişin ise 2008 Kasım’da mümkün olduğu, 19.03.2009 ODD toplantısı
yapıldığında şirket yapılanmasının henüz tamamlanmamış olduğu, böyle
bir durumda iken toplantıda paylaşılan bilgiler ihlal niteliğinde olsa dahi
teşebbüsün bu bilgilerden sonuç çıkarmasının ve bundan fayda elde
etmesinin mümkün olmadığı iddiası.
Soruşturma Raporu’nda belirtildiği üzere söz konusu savunmaya yönelik
değerlendirme yapılırken, pazar payı yüksek olan teşebbüslerden edindikleri 2210
bilgilerin görece küçük teşebbüsler için önemi de dikkate alınmalıdır. Zira
pazardaki büyük oyuncuların gelecekteki davranışlarına ilişkin bilgiler, düşük
pazar payına sahip teşebbüslerin kararlarına önemli ölçüde etki edebilecek
niteliktedir. Nitekim böylelikle küçük teşebbüslerin daha yüksek pazar payına
sahip olan rakiplerini izleyerek onlarla uyumlu davranabilmeleri mümkün
olmakta ve bu bilgi paylaşımları piyasada ihlallerin gerçekleşmesine yol
açabilmektedir.
I.5.2.2.2. 19 Mart toplantısına katılan (…)’nun Çelik Motor A.Ş. temsilcisi
olduğu, Anadolu Araçlar’ı temsil yetkisinin bulunmadığı ve bu nedenle 2220
19.3.2009 ODD toplantısına Anadolu Araçlar’ın katılım sağlamadığı iddiası.
Mezkûr toplantıya Çelik Motor’u temsilen katılan bir kişinin aynı zamanda
Anadolu Araçlar’ı da temsil edip etmediği hususunun açıklığa kavuşturulması
için söz konusu teşebbüslerin hissedarlık ve yönetim yapılarının incelenmesi
faydalı olacaktır. Soruşturma Raporu’nun ilgili bölümünde yer alan tablolardan
açıkça anlaşılmaktadır ki Anadolu Araçlar ile Çelik Motor % 0,0004’lük fark
dışında aynı hissedarların kontrolünde yer almakta ve tek bir yönetim kurulu
üyesi haricinde aynı kişilerce yönetilmektedir. Bu durum rekabet hukuku
bağlamında değerlendirildiğinde ise söz konusu iki teşebbüsün aynı ekonomik 2230
bütünlük içerisinde yer aldığı ve dolayısıyla tek teşebbüs olarak kabul edileceği
anlaşılmaktadır. Bu nedenle 19.03.2009 tarihli toplantıya yalnızca Çelik Motor’u
temsilen katıldığı iddia edilen kişi aynı zamanda Anadolu Araçlar’ın da temsilcisi
konumundadır. Kaldı ki yukarıdaki değerlendirmeye dahi ihtiyaç
bulunmamaktadır. Nitekim 19.03.2009 tarihli toplantının katılımcı listesini
gösterir belgede (…) tarafından listenin “Marka” başlıklı sütununa yazılmış olan
marka isimleri “Çelik Motor-Geely” şeklindedir. Dolayısıyla (…)’nun kendisini
Çelik Motor ve Anadolu Araçlar temsilcisi olarak nitelendirdiği bilgisi açık bir
şekilde ortada iken söz konusu savunmanın kabulü mümkün görülmemiştir.
2240
11-24/464-139
60
I.5.2.3. Borusan
I.5.2.3.1. Borusan hakkındaki 20.7.2009 tarihli, Honda ve Ford Otomotiv
genel merkezleri ile görüşmeler yapıldığına ilişkin belgede, sözü edilen
bilginin Borusan tarafından değil, Borusan bayisi olan Kosifler tarafından
rakiplerden temin edildiği, dolayısıyla bayi kanalıyla elde edilen bir bilgi
olduğu ve ihlal niteliği taşımadığı iddiası.
2250
Soruşturma Raporu’nda Borusan’a ait bir iç yazışma olarak belgenin,
Borusan’ın ikinci yazılı savunmasında Kosifler’in Borusan bayisi olması ve sözü
edilen elektronik postanın Kosifler çalışanından gönderilmiş olması gerekçesiyle
bayi kanalıyla elde edilmiş bir belge olduğu ileri sürülmüştür. Söz konusu
iddianın yerinde olup olmadığının tespiti amacıyla Kosifler’den yönetim ve
ortaklık yapısı bilgisi talep edilmiş, sözü edilen teşebbüsün Borusan ile aynı
ekonomik bütünlük içerisinde olmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla Borusan’ın
savunmasının yerinde olduğu, bahse konu belgenin bayi kanalıyla elde edilmiş
bilgilere dayandığı, bu itibarla Borusan ile rakipleri arasında doğrudan bir
iletişim yahut koordinasyonun varlığına işaret etmediği kanaatine ulaşılmıştır. 2260
I.5.2.3.2. 24.10.2008 toplantısına katılımın yalnızca Land Rover markası
adına olduğu ve Land Rover’ın SUV araç üretici olması ve soruşturmadaki
ilgili pazar dışında kalması sebebiyle soruşturmaya dâhil olmadığı, ayrıca
toplantıya katılan çalışanın Borusan Otomotiv İthalat ve Dağıtım A.Ş. değil
Borusan Otomotiv Pazarlama ve Ticaret A.Ş. çalışanı olduğu, şirkette
kısmi bölünme gerçekleştiği iddiası.
Öncelikle belirtilmesi gereken husus; ilgili ürün pazarının “yeni binek ve hafif
ticari araçlar pazarı” olarak belirlendiği, SUV (spor amaçlı araçlar) araçların ise 2270
gerek ÖTV indiriminin geçerli olduğu motor hacmi dâhilinde olması gerekse bu
araçların binek araç sınıflandırmasına dâhil olması sebebiyle Land Rover marka
araçların ve dolayısıyla Borusan’ın soruşturma kapsamında yer aldığıdır.
Belirtilen husus Avrupa Komisyonu tarafından düzenlenen “European
Commission-Car Price Report” başlıklı binek araç fiyatları raporunda da
görülmektedir. Nitekim söz konusu raporda “binek araç” grubunda yer alan
araçlar kullanım amaçları, büyüklükleri vb. kriterlere göre segmentlere ayrılmış
olup Land Rover tarafından üretilen araçlar dâhil olmak üzere SUV araçların
çok amaçlı ve spor amaçlı araçların sınıflandırıldığı G segmentinde yer aldığı
görülmektedir. 2280
Belirtilen hususa ek olarak, Borusan tarafından yapılan savunmada
24.10.2008’de gerçekleştirilen ODD toplantısına ilişkin notları içeren belgede
katılımcının “Land Rover” markasının temsilcisi olarak belirtilmesinden
hareketle, toplantıya katılan kişinin ve Land Rover Hizmet İşletmesi’nin toplantı
tarihinde soruşturmanın tarafı olan Borusan Otomotiv İthalat ve Dağıtım A.Ş.’ye
(Borusan İthalat) ait olduğu ancak 08.02.2010 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’nde
yayınlanan devir ile adı geçen personel ve Land Rover Hizmet İşletmesi’nin
Borusan Otomotiv Pazarlama ve Ticaret A.Ş.’ye (Borusan Pazarlama)
devredildiği, bu sebeple Borusan İthalat’ın soruşturma kapsamından çıkarılması 2290
gerektiği ileri sürülmüştür.
11-24/464-139
61
Söz konusu savunmada açıkça ikrar edildiği üzere toplantının gerçekleştiği
tarihte toplantıya katılan kişi ve Land Rover hizmet işletmesi, soruşturmanın
tarafı olan Borusan İthalat bünyesinde bulunmaktadır. Söz konusu personel ve
işletmenin soruşturma açıldıktan sonraki bir tarihte başka bir şirkete devredilmiş
olması, Borusan İthalat’ın ihlale ilişkin sorumluluğunu değiştirmeyecektir. Öte
yandan Ek Görüş safhasında Borusan’dan talep edilen bilgiye göre Borusan
İthalat ve Borusan Pazarlama’nın ortaklık ve yönetim yapılarının aynı olduğu,
diğer bir ifadeyle sözü edilen şirketlerin aynı ekonomik yapı içerisinde 2300
bulunduğu anlaşılmıştır. Bu itibarla işbu savunmanın da kabulü mümkün
olmamıştır.
I.5.2.4. Çelik Motor
I.5.2.4.1. Kia satış müdürünün 19 Mart toplantısından bir ay sonra basına
yaptığı açıklamada “ÖTV indirimi bazı teşebbüslerce suiistimal ediliyor”
açıklamasının toplantıda konuşulanlara muhalif kaldığı ve fiyat
kararlarında bu bilgileri kullanmadığının göstergesi olduğu iddiası.
2310
Yukarıda belirtildiği üzere rekabet ihlali niteliği taşıdığı tespit edilen bir
toplantının katılımcıları, yapılan görüşme ve alınan kararlara muhalif kaldığını
açıkça belirtmediği ve bu hususu ispat etmediği takdirde ihlalden sorumlu
tutulacaktır. Belirtilen husus kapsamında Çelik Motor tarafından yapılan
savunmada Kia satış müdürünün toplantının yapılmasından bir ay sonra yapmış
olduğu bir basın açıklamasının belirtilen kriteri karşıladığı ileri sürülmektedir.
Ancak ilgili tarafça da ikrar edildiği üzere söz konusu açıklama toplantı
tarihinden bir ay sonra yapılmış bir açıklamadır. Hâlbuki ihlal niteliğindeki
görüşmelerin yapıldığı anda beyan edilmeyen muhalif görüş, rakipler nezdinde
toplantıda alınan kararlara onay verildiği anlamı taşıyacağından sorumluluktan 2320
kurtulma için öngörülen koşulu sağlamamaktadır. Ayrıca söz konusu belge aynı
muhalif görüşün toplantıda da ortaya konulduğu hususunda delil olarak
değerlendirilemez. Nitekim koşulu sağlayacak nitelikteki delilin toplantı karar
metni, toplantı notları, vb formunda, toplantıya ait bir belge olması
gerekmektedir. Aksi halde teşebbüslerin toplantı esnasında ortak karar alıp
toplantıyı takiben kararın aksi yönünde açıklamalar yaparak sorumluluktan
kaçınması mümkün olacaktır.
I.5.2.4.2. Çelik Motor’un 19.3.2009 tarihinden sonraki 7 aylık dönemde
yaptığı zamların geleneksel fiyat artışı politikasının %50 altında olduğu, 2330
Nisan 2009’da en çok satan (…) modelinde indirim yapıldığı, bu sebeple
hakkında daha yüksek temel ceza tespit edilmesinin haksız olduğu iddiası.
Öncelikle Çelik Motor’un 19.03.2009 toplantısı sonrası dönemde yapmış olduğu
fiyat artışının geleneksel fiyat artışı politikasının altında olması, fiyat görüşmesi
yapılan bir toplantıyı müteakip yapılan zamları açıklayacak rasyonel bir gerekçe
değildir. Nitekim ekonomik krizin etkisini sürdürdüğü dönemde yapılan artış
oranlarının ekonomik durumun farklılık arz ettiği önceki yıllardan daha düşük
olması muhtemeldir. Belirtilen tarih bakımından önem taşıyan husus ise
teşebbüslerin fiyat artışı politikalarını rakiplerinden bağımsız olarak belirleyip 2340
11-24/464-139
62
belirlemedikleridir. Nitekim bahse konu toplantıda fiyata yönelik uzlaşma
gerçekleştirilmemiş olsa idi tarafların uygulamış oldukları fiyat artışlarını daha
sonraki tarihte ve farklı oranlarda, kendi maliyet yapılarını dikkate almak
suretiyle belirlemelerinin söz konusu olabileceği, fakat fiyat görüşmesinin bu
ihtimali ortadan kaldırdığı görülmektedir.
Savunmada belirtilen ikinci hususa ilişkin olarak ise soruşturma sürecinde
taraflardan soruşturmaya esas teşkil eden tarihlerde en çok satan araç
modelleri bilgisi talep edilmiştir. Bu talebe cevaben Çelik Motor tarafından Nisan
2009 döneminde en çok satan araç modelinin (…) değil (…) olduğu belirtilmiştir. 2350
Söz konusu aracın modellerinin tamamında 30.03.2009 tarihli fiyat listesi ile
(16.03.2009 tarihli, toplantı öncesi fiyat listesine kıyasla) artış
gerçekleştirilmiştir. Bu itibarla belirtilen iddiaların kabulü mümkün
görülmemiştir.
I.5.2.5. Doğuş Otomotiv
I.5.2.5.1. 17.5.2006 tarihli belgeye ilişkin olarak adı geçen dört teşebbüsün
herhangi bir toplantıda bir araya gelmedikleri, Toyota’daki uzmanın
Peugeot, Ford Otomotiv ve Doğuş Otomotiv’deki aynı mevkide olan 2360
çalışanlar ile görüşerek onların kanaatini öğrenmeye çalıştığı, bu sebeple
söz konusu dört teşebbüsün mutabakata varmış olmalarının mümkün
olmadığı, Doğuş Otomotiv’in bu görüşmeyi sadece Toyota ile yaptığı
ancak fiyat değişikliği yapmayacağını belirttiği iddiası.
Soruşturma kapsamında Toyota’dan elde edilen 17.05.2006 tarihli belgede
Peugeot, Ford Otomotiv ve Doğuş Otomotiv’in fiyat artışı yapılması
konusundaki görüşmeleri ve Euro’daki artışın fiyatlara muhakkak yansıtılması
gerektiği ancak bunun için kurların dengeye gelmesinin bekleneceği yönündeki
görüşleri yer almaktadır. Öncelikle Doğuş Otomotiv tarafından Toyota ile bu tür 2370
bir görüşme yapıldığı ve geleceğe yönelik fiyat stratejisi konusunda açıklamada
bulunulduğu kabul edilmektedir. Diğer bir ifadeyle, Doğuş Otomotiv’in bu
açıklaması tek başına ihlal niteliği taşımaktadır. Öte yandan söz konusu
belgenin bir toplantıya değil telefon görüşmelerine dayandığı kabul edilse dahi,
bu durum tarafların rakipleri ile geleceğe yönelik fiyat stratejileri hususunda
iletişim kurduğu gerçeğini, dolayısıyla eylemin ihlal niteliğini değiştirmemektedir.
Kaldı ki Toyota-Peugeot, Toyota-Ford Otomotiv ve Toyota-Doğuş Otomotiv
arasında yapılan ikili görüşmelerin söz konusu dört teşebbüsün Toyota
üzerinden geleceğe yönelik fiyat artışı yapılması konusunda bir uzlaşma
gerçekleştirdiği ortadadır. Bu itibarla savunmanın kabulü mümkün 2380
görülmemiştir.
Ayrıca adı geçen teşebbüslerin tamamının, görüşme yapıldıktan sonra aynı
gün, 01.06.2006 tarihinde yeni fiyat listesi yayınlayarak fiyat arttırmış olmaları
dikkat çekicidir. Taraf savunmalarında ise aynı gün yayınlanan fiyat listelerine
ilişkin herhangi bir açıklama getirilememiştir.
I.5.2.5.2. Soruşturma kapsamında elde edilen 25.10.2008 tarihli Opel
Insignia modeline ilişkin bilgilerin General Motors’tan alındığının iddia
11-24/464-139
63
edilmesine karşın belirtilen aracın 10-19 Ekim 2008 tarihli Autoshow 2390
Fuarı’nda tanıtıldığı ve fuar sırasında ön istek ile bu araçların satışına
başlandığı, bu sebeple aracın fiyatının bilinmemesinin mümkün olmadığı
iddiası.
Bahse konu elektronik posta, 25.10.2008 tarihinde Doğuş Otomotiv çalışanları
tarafından şirket içine gönderilen ve General Motors tarafından dağıtımı yapılan
Opel Insignia model araca ilişkin satış hedefi ve başlangıç fiyatı bilgilerini içeren
bir belgedir. Doğuş Otomotiv tarafından yapılan savunmada söz konusu
bilgilerin belge tarihinden önce kamuya açıklanmış bilgiler olduğu, bu sebeple
rakipler arasında yapılan paylaşımın rekabet ihlali niteliği taşımadığı ileri 2400
sürülmüştür. Savunmada belirtilen bilgilerin yer aldığı internet sitelerinden
örnekler (, ) sunulmuş, söz konusu
sitelerin incelenmesi neticesinde belirtilen haberlerin tarihi ilgili internet
sayfalarından anlaşılamamakla birlikte, taraf savunmasına paralel olarak bahse
konu araca ilişkin başlangıç fiyatı bilgisinin 10-19.10.2008 tarihlerinde
gerçekleşen Autoshow Fuarı’nda açıklandığı anlaşılmıştır. Ancak, ilgili belgede,
belirtilen araca ilişkin satış hedefi bilgisi de bulunmakta olup bu bilginin atıfta
bulunan haberler ya da başka bir kanaldan kamuya açıklandığına yönelik
herhangi bir delil sunulamamıştır. Bu itibarla, sözü edilen savunmanın kabulü
mümkün görülmemiştir. 2410
I.5.2.5.3. Doğuş Otomotiv’den elde edilen 26.12.2008 tarihli belgedeki rakip
markaların stok bilgilerine ihtiyaç duyulduğu yönündeki iç yazışmada söz
konusu bilginin hangi yöntem ile elde edileceğinin belirsiz olduğu, nitekim
bu bilginin bayi kanalıyla da elde edilebileceği iddiası.
Söz konusu belgede teşebbüs tarafından belirtildiği gibi rakiplerden stok
bilgilerinin temin edilmesi hususu alt birimdeki çalışanlara iletilmiş olmakla
birlikte sözü edilen bilginin hangi yöntemle temin edileceği belli değildir. Ancak
bu bilgi soruşturma kapsamında elde edilen belgelerden anlaşılacağı üzere salt 2420
bayiler kanalıyla da derlenmemekte, taraflar doğrudan distribütör firmadan sözü
edilen bilgiyi temin edebilmektedir. Belirtilen hususa ek olarak işaret edilen
belge ile ortaya konulmak istenen husus; yalnızca Doğuş Otomotiv’in
rakiplerinden stok bilgisi almayı planlaması değil, aynı zamanda, taraf
savunmalarının aksine, teşebbüslerin fiyat ve satış stratejilerinin
belirlenmesinde rakiplerinin stok, geleceğe yönelik fiyat, hedef gibi bilgilerinin
önem arz ettiği, bu tür bilgilerin belirtilen stratejilerin oluşturulmasında etkili
olduğudur.
I.5.2.5.4. Soruşturma kapsamında elde edilen 24.10.2008 tarihli ODD 2430
toplantısına ilişkin notlarda Toyota ve MAİS’in fiyat artışına yönelik bir
ifadesinin bulunmadığı, Doğuş Otomotiv’in ise “Hem otomobil hem de
LCV tarafı döviz artışını fiyatlara yansıtmak zorunda olduklarını belirterek
bunun için ay sonunu bile bekleyemeyebilecekleri” şeklindeki açıklaması
sonrasında fiyat artışına gittiği ancak çok kısa bir süre içinde bu artışı geri
aldığı, söz konusu hususun gerekçesinin döviz kuru destek planı
kapsamında Doğuş Otomotiv’in kur artışından kaynaklanan maliyetinin
yarısının VW AG tarafından karşılanacağının bildirilmesi üzerine fiyatlarda
11-24/464-139
64
indirim yapıldığı, toplantıda taraflar arasında uzlaşma olmamasının
fiyatlamayı etkileyecek bir bilgi değişimi olmadığını gösterdiği, Doğuş 2440
Otomotiv’in Euro’daki artış sebebiyle ortaya çıkan maliyet artışının altında
bir oranla fiyat arttırdığı ve toplantıda yapılan görüşmelerin Doğuş
Otomotiv’in fiyatlama kararını etkilemediği iddiası.
Bahse konu belgede belirtilen ODD toplantısında, tarafların iddialarının aksine
katılımcılardan MAİS, Toyota ve Doğuş Otomotiv geleceğe yönelik fiyat
stratejileri hususunda beyanlarda bulunmuştur. Buna göre MAİS Ekim ve Kasım
aylarında fiyat artışı beklemediğini ancak Aralık ayı için belirsizlik söz konusu
olduğunu ifade ederken, Toyota fiyatlandırmada henüz bir değişiklik olmadığını,
Doğuş Otomotiv ise gerek binek araç gerekse hafif ticari araç fiyatlarına döviz 2450
artışının yansıtılmak zorunda olduğunu, bunun için Ekim ayı sonunun dahi
beklenemeyebileceğini ifade etmiştir. Söz konusu beyanlardan anlaşılacağı
üzere, toplantı sonucunda fiyat artışı yapılması konusunda ortak bir görüşe
ulaşılamamış olmasına karşın geleceğe yönelik fiyatlama politikaları hakkında
rakiplerle görüşme yapılmıştır.
Söz konusu toplantı neticesinde Doğuş Otomotiv, yurt dışından gelen maliyet
desteği karşısında fiyat politikasını şekillendirdiği ve toplantıda yapılan
görüşmelerden bağımsız olarak karar verdiğini ileri sürmektedir. Ancak taraf
savunmalarında ihmal edilen husus, geleceğe yönelik fiyat stratejilerinin 2460
görüşüldüğü toplantılara katılmanın rekabeti sınırlayıcı etkisinin yalnızca
rakiplerin açıklamalarının söz konusu teşebbüs stratejilerine etkisinden ibaret
olmayıp bu teşebbüsler tarafından yapılan açıklamanın rakip teşebbüslerin fiyat
stratejilerine olan etkisinin de önem arz ettiğidir. Bu itibarla Doğuş Otomotiv’in
MAİS ve Toyota’nın açıklamalarından bağımsız olarak karar aldığı bir an için
kabul edilse dahi, Doğuş Otomotiv tarafından yapılan açıklamaların rakiplerin
fiyat stratejileri üzerinde etkisinin bulunması muhtemeldir. Bu itibarla sözü edilen
eylemler rekabet ihlali niteliğindedir.
I.5.2.5.5. Soruşturma kapsamında Doğuş Otomotiv’den elde edilen 2470
27.7.2009 tarihli belgede yer alan, Peugeot’nun satış stratejisine yönelik
Doğuş Otomotiv ve Peugeot arasında gerçekleşen görüşmeye ilişkin
olarak Doğuş Otomotiv’in tek ya da en önemli rakibinin Peugeot olmadığı,
Doğuş Otomotiv’in diğer rakiplerini dikkate almadan yalnızca Peugeot’dan
edindiği bilgiyle fiyat stratejisi belirlemesinin mümkün olmadığı iddiası.
Savunmada değinilen belgede Doğuş Otomotiv ile Peugeot (…) müdürü
arasında görüşme gerçekleştirildiği ve Peugeot’nun ticari araç satışına
yüklendiğinin öğrenildiği görülmektedir. Binek ve ticari araç pazarlarında faaliyet
gösteren teşebbüslerin sadece adı geçen iki teşebbüsten ibaret olmadığı 2480
bilinmekle birlikte yukarıda yer verilen pazar payı tabloları incelendiğinde, ilgili
pazarlarda faaliyet gösteren teşebbüslerin pazar paylarının birbirine yakın
olduğu görülmektedir. Ayrıca soruşturma kapsamındaki teşebbüslerin fiyat
stratejisine etkide bulunma potansiyeli olan hedef, stok, satış stratejisi gibi
hususlarda birbirleri ile görüşmelerde bulunduğuna ilişkin çok sayıda belge
bulunmaktadır. Söz konusu belgeler fiyat stratejilerinin görüşüldüğü toplantı ve
sair suretle yapılan iletişimler ile birlikte değerlendirildiğinde teşebbüsler
11-24/464-139
65
arasında satış stratejilerine ilişkin görüşmeler yapılmasının söz konusu
pazarlarda rekabeti sınırlayıcı nitelikte olduğu açıktır.
2490
I.5.2.5.6. Soruşturma kapsamında elde edilen 28.4.2009 tarihli belgede yer
alan, Renault’nun üç yeni modelinin satışına başlanacağı, bu araçların
başlangıç fiyatları ve satış hedefini içeren bilgilerin MAİS Genel Müdürü
tarafından aynı tarihte gerçekleştirdiği basın toplantısında kamuya
açıklanmış olan bilgiler olduğu iddiası.
Söz konusu iddiaya ilişkin olarak savunma ekinde internet
sitesinde 29.04.2009 tarihli bir habere yer verilmiştir. Ancak belirtilen belgenin
tarihi, 28.04.2009 olup savunmada sunulan haberden daha önceki bir tarihe
ilişkindir. Dolayısıyla sözü edilen bilginin kamuya açıklanmadan önce rakip ile 2500
paylaşıldığı görülmektedir. Bu sebeple, bahse konu savunmanın kabulü
mümkün görülmemiştir.
I.5.2.5.7. Soruşturma kapsamında elde edilen 23.06.2009 tarihli belgede yer
alan, Opel Astra model araca ilişkin olarak Aralık ayında kaç adet aracın
arz edileceği ve Ocak ayında yüksek adette araç temin edileceği
yönündeki bilgilerin Rekabet Kurulunun ODD ve OSD’ye ilişkin olarak
vermiş olduğu 09.09.2009 tarih ve 2009-4-140 sayılı karar uyarınca rekabeti
sınırlayıcı nitelikte olmadığı iddiası.
2510
Savunmaya konu belge incelendiğinde Doğuş Otomotiv’in rakibi General Motors
tarafından dağıtımı yapılan Opel Astra model araca ilişkin elde ettiği bilginin
geleceğe yönelik arz miktarını içeren bir bilgi olduğu görülecektir. Oysaki atıfta
bulunulan Kurul kararında geçmiş tarihli satış adetleri ile sektörün tamamına
yönelik kümülatif satış hedeflerini paylaşılması rekabet hukuku bakımından
sakıncalı addedilmemiştir. Bu sebeple sözü edilen iddianın kabulü mümkün
görülmemiştir.
I.5.2.5.8. Soruşturma kapsamında Nissan’da yapılan yerinde incelemelerde
elde edilen 08.09.2009 tarihli belgeye ilişkin olarak; Volkswagen Polo 2520
model araçların piyasaya çıkış tarihi, ilk etapta gelecek (…) sayıda aracın
tamamının ön sipariş ile satıldığı, hâlihazırda bu model aracın
bulunmasının mümkün olmadığı, belirtilen aracın satış hedefi ve başlangıç
fiyatı bilgilerinin Doğuş Otomotiv yetkililerinden elde edilip edilmediğinin
belirsiz olduğu, bu belgenin bir fiyat görüşmesi belgesi olmadığı, ön
sipariş ile satılan aracın başlangıç fiyatının bilinmesinin olağan olduğu, bu
sebeple söz konusu bilgilerin rekabete hassas nitelikte olmadığı iddiası.
Öncelikle belirtilmesi gereken husus, bahse konu belgenin salt fiyat
görüşmelerine ilişkin bir belge olarak değerlendirilmediği, genel itibarıyla 2530
rekabete duyarlı bilgiler içeren görüşmelerin rakipler arasında gerçekleştirildiğini
ispat amacıyla yer verilen bir belge olduğudur. Bu kapsamda söz konusu aracın
başlangıç fiyatının ilk etapta piyasaya sunulacak olan araçların ön sipariş ile
satılmış olması sebebiyle bilindiği bir an için kabul edilse dahi, söz konusu araç
modeline ilişkin satış hedefi ve stok bilgisinin piyasadan elde edildiği yönünde
ilgili teşebbüs tarafından herhangi bir delil sunulamamıştır. Bu sebeple belgenin
11-24/464-139
66
rekabete hassas bilgiler içermediği savunmasının kabulü mümkün
görülmemiştir.
I.5.2.5.9. Soruşturma kapsamında elde edilen 22.03.2009 tarihli ve Doğuş 2540
Otomotiv’deki bir yetkilinin alt seviyedeki bir çalışanına teşebbüsün üst
düzey yönetici veya çalışanlarına sunulmak üzere gelecek iki gün içinde
rakipleri dolaşarak zam, stok ve kampanya bilgilerini derlemesi yönündeki
talimatını içeren belgede talep edilen bilgilerin geleceğe yönelik olduğu
yönünde herhangi bir ibare olmadığı, söz konusu bilgilerin “gizli müşteri”
uygulamasıyla rakiplerin yetkili satıcılarından elde edilebilecek nitelikte
olduğu iddiası.
Bahse konu belgede, savunmada da belirtildiği gibi, talep edilen bilgilerin
geleceğe yönelik olup olmadığı belirtilmemiştir. Öte yandan ilgili teşebbüs 2550
tarafından sözü edilen yazışmadan sonra talep edilen bilgilerin hangi yöntem ile
temin edildiği, elde edilmiş olan bilgilerin geçmiş tarihli olup olmadığı hususunda
da herhangi bir delil sunulmamıştır.
I.5.2.5.10. 19.03.2009 tarihli belgelere ilişkin olarak, ÖTV indirimin
yürürlüğe girmesinden önce 13.03.2009 tarihinde kur artışı sebebiyle fiyat
artışı yapılmasına karar verildiğinin VW yetkili satıcılarına duyurulduğu ve
15.03.2009’da ÖTV indirim oranlarının ilan edilmesini müteakip 16.03.2009
tarihinde yetkili satıcılara yeni fiyat listelerinin gönderildiği iddiası.
2560
Bahse konu belgeye yönelik yapılan değerlendirmeler, 15.03.2009 tarihinde
yürürlüğe giren ÖTV indirimini müteakip tarafların 19 Mart ODD toplantısında
fiyat artışı yapmak konusunda uzlaştığı ve toplantı sonrasında bu kararın
teşebbüslerin büyük çoğunluğu tarafından uygulamaya konulduğu yönündedir.
Nitekim aşağıda yer verilen fiyat grafikleri incelendiğinde Doğuş Otomotiv’in de
belirtilen toplantı sonrası fiyat artışı gerçekleştirdiği görülmektedir. Dolayısıyla
toplantı öncesindeki zam kararının gerekçesinin kurdaki yükselişin yarattığı
maliyet olduğu kabul edilse dahi, belirtilen durumun 19 Mart toplantısında
yapılan fiyat görüşmeleri sonrasında 24 Mart itibarıyla uygulamaya konulan fiyat
artışının da rasyonel gerekçesini oluşturduğu iddiasının kabulü mümkün 2570
görülmemiştir.
I.5.2.6. Ford Otomotiv
I.5.2.6.1. İhlal iddiası dönemlerindeki ekonomik şartlar dikkate alınmadığı,
kriz dönemlerinde nasıl önlemlerin alınacağını tartışılmasının doğal
olduğu, 2008-2009 döneminde sektörün toplantılara alışılmışın dışında
rağbet göstermesinin şirketler aleyhine delil olarak kullanıldığı, toplantı
sonrası dört teşebbüsün zam yapmasının ise istatistiksel olarak bir 2580
tesadüf dahi kabul edilebileceği iddiası.
Elbette ki, sektör temsilcilerinin sektörün genelini etkileyen konularda yine
sektörün geneline yönelik olarak açıklama ve yorumlarda bulunmaları normaldir.
Ancak, Soruşturma sürecinde elde edilen belgeler, düzenlenen toplantılarda,
11-24/464-139
67
örneğin 19.03.2009 tarihli toplantıda, teşebbüslerin geleceğe ilişkin
fiyatlandırmalarının ne şekilde gerçekleşeceğine dair görüşmelerin ve hatta
uzlaşmaların gerçekleştiğini göstermektedir. Ayrıca 17.05.2006 tarihli e-postada
dört teşebbüsün bireysel iletişim yoluyla fiyatlamaları üzerine görüştükleri ve
hepsinin bu görüşme sonrası fiyat arttırdıkları aşağıdaki grafiklerde 2590
görülmektedir. Bu noktada bahse konu fiyat artışının tesadüfi nitelik arz ettiğini
söylemek gerçekçi değildir.
I.5.2.6.2. Ford Otomotiv’in Ocak-Nisan döneminde zaten kademeli artışlar
yaptığı ve bu stratejinin Nisan’a kadar sürdüğü, ÖTV indirimi sonrası
yaşanan artışların bunun bir basamağı olduğu iddiası.
19.03.2009 tarihli toplantıda ilgili belgeler ışığında teşebbüslerin tümünün fiyat
artışı yapmak konusunda hemfikir olduklarını açıkladıkları anlaşılmaktadır.
Ayrıca Ford Otomotiv’in Ocak-Nisan ayındaki stratejisinin kademeli fiyat artışları 2600
olduğu yönünde herhangi bir belge de sunulmamıştır. Bu nedenle Nisan ayında
gerçekleşen zammın bu toplantıda konuşulanlar neticesinde gerçekleştiğini
iddiasını çürütecek bir savunma yapılmamıştır. Kaldı ki, Ford Otomotiv belirtilen
ayda zam yapmamış olsaydı dahi, rakiplerine geleceğe yönelik fiyat stratejisini
açıklamış olduğu için yine ihlalin tarafı sayılacaktır.
I.5.2.6.3. 03.02.2008 tarihli e-postaya ilişkin olarak, bir çalışanın rakip
markaya ilişkin istihbarat çalışması yaptığının görüldüğü, bunun Ford
Otomotiv’in zam yapma ya da tersi kararına dolaylı/sız herhangi bir
etkisinin olmadığı, Ford Otomotiv’in satış stratejisinin zaten 30 Ocak’taki 2610
şirket içi toplantıda belirlendiği, iletişimin fiyatlama kararında etkili
olmadığı iddiası.
Ford Otomotiv’de bulunan 03.02.2009 tarihli e-postada, Hyundai (…) Müdürü ile
görüşüldüğü ve teşebbüsün ticari araca değil, binek araca ağırlık verdiği
bilgisinin alındığı, ayrıca ay sonu hedeflerinin de (…) olduğu, (…) Müdürü’nün bu
ay içinde zam yapacaklarını, Cumartesiden itibaren geçerli olacağını söylediği,
özellikle H1 de zammın %5 lere kadar çıkacağını belirttiği görülmektedir. Bu e-
postanın şirket içerisinde (…) Yardımcısı ile (…) Müdürü’ne gönderilmesi de bu
bilginin önemsendiğini göstermektedir. Bu nedenle, böyle bir bilginin Ford 2620
Otomotiv’in stratejisine etki etmediğini iddia etmek anlamlı değildir.
Kurumumuza sunulan ve Ford Otomotiv’in satış stratejisinin belirlendiği iddia
edilen toplantı belgesinde yeni fiyatların Şubat’ın 2’sinden itibaren geçerli
olacağı ifadesi yer almaktadır; fakat “2”’nin üzeri el yazısı ile çizilerek 9 Şubat
yazılmıştır. Ayrıca yapılan zam oranlarının da belgedeki ile uyumlu olmadığı
görülmektedir. Örneğin Mondeo modeli için %2 oranında bir artış
öngörülmüşken piyasada % 3,25 oranında bir artış gerçekleştiği; yine Focus
modeli için %1 oranında artış beklenirken %1,725 oranında artış yapıldığı tespit
edilmiştir.
2630
I.5.2.6.4. Nissan’dan edinilen 16.09.2009 tarihli e-posta silsilesi ile ilgili
olarak, Nissan’ın kendilerinin takip ettiği rakiplerden olmadığı, bunun ayda
iki kez yayınlanan fiyatlandırma-konumlandırma maillerinden de
anlamanın mümkün olduğu, bu maillerde Nissan’a hiç değinilmediği,
11-24/464-139
68
ayrıca kendilerinin 16.06.2009 da yeni liste yayımladığı ve değişikliği
yansıttığı iddiası.
Yazılı savunmanın ekinde gönderilen belgelerden fiyat artışının bayilere
19.06.2009 tarihinde duyurulduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, Nissan’ın Ford
Otomotiv’in fiyatlandırmasını öğrenmeye çalışmasından Nissan’ın Ford 2640
Otomotiv’i kendisine rakip gördüğü anlaşılmaktadır. Bu nedenle Ford
Otomotiv’in fiyatlamaya ilişkin kararlarının önceden öğrenilmesi Nissan’ın
fiyatlamasını etkilemektedir. Zira elektronik postanın içeriğinden Nissan’ın
fiyatlamaya ilişkin toplantı öncesi rakiplerinin gerçekleşecek davranışlarını
öğrenmeye çalıştığı anlaşılmaktadır.
I.5.2.7. Hyundai
I.5.2.7.1. Ford’dan edinilen 08.07.2009 tarihli e-postada Hyundai’nin
kendisinden bilgi talep eden Ford Otomotiv çalışanını kibarca reddettiği ve 2650
kamuya açık liste fiyatlarının revize edilmesinin ardından bu bilginin
internetten temin edileceğini belirttiği; yeni listenin 13.07.2009 tarihinde
yayımlanmasının ardından Ford Otomotiv’in 26.07.2009 tarihli şirket içi
yazışmayı gerçekleştirdiği; kısacası Ford Otomotiv’in fiyat stratejisini
oluştururken yeni listenin yayınlanmasını beklediği, bir diğer ifadeyle,
Ford Otomotiv’in paylaşılan bilgiyi kullanılarak fiyat stratejisi
oluşturamadığı, çünkü bu bilginin soyut ve genel olduğu, ayrıca bu
durumun bir diğer sebebinin de şirketlerin birbirlerinden aldıkları geleceğe
yönelik bilgilere güvenmedikleri hususunun olabileceği iddiası.
2660
Belgede yer verilen Hyundai’nin Euro 4 motora geçiş sebebiyle henüz bu
motora geçmeden ve fiyatlandırmayı yapmadan önce %5-6 zam yapacağına
dair açıklaması geleceğe yönelik bir fiyat açıklamasıdır. Yukarıda da belirtildiği
gibi açık bir fiyat anlaşması olmasa da rakiplerden birinin fiyat artışını
açıklaması, 4054 sayılı Kanun’un 4. maddesinin ihlali açısından delili olarak
kabul edilmektedir.
I.5.2.7.2. Ford’dan edinilen 3.2.2009 tarihli e-postada Hyundai’nin el
altından bir şey satmadığını söylemesine rağmen Ford Otomotiv’in bunu
her iki markayı da satan bir bayisine sorduğu ve onlardan Hyundai’nin 2670
açıklamasının aksi yönünde bilgi alındığı, aslında teşebbüslerin
birbirlerine doğru bilgi vermediği, yine Hyundai’nin 09.02.2009 tarihinde
ortalama %2,5 oranında zam yaptığı, dolayısıyla belgede yer alan zam
oranlarının da doğru olmadığı; ayrıca Hyundai’nin tüm modellerinde artışa
gitmesi ile bu belge arasında kurulan bağın anlaşılamadığı, zira
görüşmelerde fiyatların aynı tarihte arttırılması konusunda bir irade
uyuşmasının olmadığının ifade edildiği iddiası.
Ford Otomotiv ve Hyundai’nin ticari araçlarındaki fiyat değişimlerinin gösterildiği
Tablo 55’te, Hyundai’nin aynen ilgili belgede ifade ettiği gibi bazı modellerde 2680
%5’lere kadar çıkan zam yaptığı görülmektedir. Dolayısıyla söz konusu iddianın
kabulü mümkün görülmemiştir.
11-24/464-139
69
I.5.2.8. İsotlar
I.5.2.8.1. Toplantıya katılan teşebbüslerin TATA marka araçlara rakip
olmadığı; kendi rakiplerinin katılmadığı bir toplantıya katılmanın da
aslında amacının rekabeti sınırlamak olmadığını gösterdiği iddiası.
ODD Toplantıları her ay düzenli olarak yapılan toplantılardır. Toplantıya 2690
derneğe üye olan teşebbüslerin hepsi çağırılmakla birlikte, hangi teşebbüsün
toplantıya katılacağı toplantı öncesi kesin olarak bilinememektedir. Toplantıda
anında Tata’nın rakiplerinin orada hazır bulunmaması, İsotlar’ın anılan
toplantıya rakiplerinin geleceği beklentisi ile gelmediğinin delili olarak kabul
edilemeyecektir.
I.4.2.8.2. Bir an için bilgi değişiminin varlığı kabul edilse dahi şirketin
araçları Hindistan’dan ithal ettiği ve bu araçları Euro değil, Dolar kuru
üzerinden aldığı dolayısıyla, Euro kurunun artışı ile ilgili görüşmelerin
şirket açısından bir anlam ifade etmeyeceği, ayrıca o dönem Euro ve dolar 2700
kurlarının da benzer hareket etmemiş olduğu ve Euro kurundaki artışın
İsotlar’a avantaj sağladığı iddiası.
Kurumumuza sunulan bilgi ve belgelerden şirketin araçlarını dolar üzerinden
ithal ettiği anlaşılmıştır. Ancak, toplantıda konuşulan husus esasen Euro
kurunda yaşanan değişimin fiyatlara yansıtılıp yansıtılmayacağı olsa da sonuç
olarak toplantılardan edinilen genel fikir fiyatların artıp artmayacağına ilişkindir.
Bu da ister Euro ile isterse başka bir para birimi ile ithalat yapsın ya da üretimini
Türkiye’de gerçekleştirsin tüm teşebbüsler için anlamlı ve önemli bir bilgidir.
Ayrıca Euro/dolar kuru paritesindeki değişimler de ithalat yapan firmaları 2710
etkilemektedir. Euro’nun değeri değiştiğinde anılan paritede de değişimler
yaşanmaktadır. Bu da Euro ile ithalat yapan teşebbüsler üzerinde bir baskı
oluştururken diğer teşebbüsler indirim ve kampanyalar konusunda daha rahat
davranabilmektedir. Zira İsotlar’ın kendisi de bu dönemde Euro ile ithalat yapan
rakiplere karşı bir avantaj sağladığını kabul etmiştir. Dolayısıyla Euro kurundaki
değişimler, rakiplerin fiyatlama karalarına etki ettiğinden ithalatlarında başka
para birimi kullanan veya ithalat yapmayan teşebbüsleri de ilgilendirmektedir.
Bu nedenle, Euro kurundaki artışa karşı rakiplerin ne cevap vereceğinin
önceden bilinmesi, teşebbüsün fiyatlandırma kararlarına etki edecektir, kurun
fiyata yansıtılıp yansıtılmayacağı; yani rakibin fiyatının artıp artmayacağı bilgisi, 2720
teşebbüs ve onun stratejileri için anlamlı ve kritik bir bilgi niteliğindedir.
I.5.2.8.3. Şirketin, 2008 sonu-2009 başı stratejisinin stoklardaki araçları
eritmek olduğundan fiyat stratejisinin de buna uyumlu olarak fiyatları
düşürmek üzerine kurulduğu, bu nedenle 6 aylık bir dönem boyunca hiç
ithalat yapılmadığı, piyasadaki hareketliliğin fiyatlamaya hiç yansımadığı
iddiası.
Gönderilen belgelerden altı aydır ithalat yapılmadığına dair bir çıkarım
yapılamamakla birlikte öyle olduğu varsayılsa dahi böyle bir durumda rakibin 2730
fiyatlarının en az aksi durumdaki kadar önemli olduğu düşünülmektedir. Zira
stoklarını eritmek isteyen bir teşebbüs fiyatlarını düşürürken ne oranda indirim
11-24/464-139
70
yapacağı elbette ki rakiplerinin fiyatından etkilenecektir. Rakibin fiyatını
arttıracağını bilen bir teşebbüs %5 yerine %1 indirim yaparak hatta belki hiç
indirim yapmadan hem belirttiği stratejiyi uygulayacak hem de bu süreçte
mahrum kalacağı kârı minimuma indirecektir.
I.5.2.9. MAİS
I.5.2.9.1. 12.09.2008 tarihli elektronik posta içeriğinin 15.09.2008 tarihli 2740
basın açıklamasıyla zaten halka duyurulduğu, 19.03.2009 toplantısında yer
alan konulara ilişkin olarak ise teşebbüs genel müdürünün basın
açıklamalarının bulunduğu ve kamuoyuna açıklanan hususların ihlal
niteliğinde olamayacağı iddiası.
Öncelikle belirtmek gerekir ki Soruşturma Raporu’nda MAİS’e ilişkin olarak yer
verilen belgeler sadece 12.09.2008 tarihli elektronik posta içeriğinden ibaret
değildir. Soruşturma Raporu’nun ilgili kısımlarında yer verildiği ve
değerlendirildiği üzere MAİS hakkında 15.10.2006, 11.09.2008, 20.10.2008,
24.10.2008, 19.03.2009, 06.04.2009, 28.04.2009 ve 20.07.2009 tarihli belge ve 2750
toplantı notları bulunmaktadır. Bu belgelerden sadece biri (12.09.2008 tarihli
elektronik posta) hakkında yapılan savunma kabul edilse dahi bu durum
MAİS’in, diğer belgelerin ihlal niteliği değişmeyeceğinden, mevcut soruşturma
kapsamındaki konumunu etkilemeyecektir.
Ayrıca; 19.03.2009 toplantısında yer alan konulara ilişkin olarak teşebbüs genel
müdürünün basın açıklaması yapmış olması da teşebbüsü sorumluluktan
kurtarmamaktadır. Şöyle ki, 19.03.2009 tarihli toplantıya ilişkin basın açıklaması
savunma ekinde yer alan bilgiden anlaşıldığı üzere 09.04.2009 tarihinde
yapılmıştır. Dolayısıyla toplantı ile basın açıklaması arasında 20 günlük bir süre 2760
bulunmaktadır. 19.03.2009 toplantısının 4054 sayılı Kanun bağlamındaki ihlal
niteliği Soruşturma Raporu’nda ayrıntılı bir şekilde değerlendirildiğinden tekrar
edilmesine gerek bulunmamaktadır. Ancak şu husus belirtilmelidir ki söz konusu
toplantıda rakip teşebbüslerin ticari sır niteliğindeki geleceğe yönelik fiyat
stratejilerine ilişkin görüşleri söz konusu hususta geleceğe yönelik belirsizlikleri
ortadan kaldırması nedeniyle soruşturmaya tabi tutulmaktadır. Teşebbüs
yetkilisinin bu toplantıdan 20 gün sonra toplantı içeriğinde yer alan konularda
basın açıklaması yapmış olması ise teşebbüslerin ihlal amacı ile bir araya
gelerek toplantı yaptıkları ve bu toplantı sonucunda fiyat artış kararını birlikte
aldıkları gerçeğini değiştirmemektedir. Bu nedenle söz konusu savunma kabul 2770
edilmemiştir.
I.5.2.9.2. 19 Mart toplantısı sonrasında, teşebbüsün satışları içerisindeki
payı %(…)civarı olan Clio HB ve Laguna modellerinde fiyat artışı olduğu,
eğer ihlal amacı olsaydı satışlar içerisindeki payları toplamı %(…) olan
Symbol ve Megane modellerinde fiyat artışı yapılmasının rasyonel olduğu
ve bu durumun MAİS’in söz konusu toplantıya katılım amacının ihlal
olmadığının göstergesi olduğu iddiası.
Belirtmek gerekir ki soruşturma kapsamında 19.03.2009 toplantısı sonrasında 2780
teşebbüslerin fiyat hareketleri incelenirken tüm teşebbüslerden en çok satışı
11-24/464-139
71
yapılan modellerine ilişkin bilgi talep edilmiş ve değerlendirmeler mümkün
olduğunca bu modeller üzerinden yapılmıştır. Nitekim MAİS’ten söz konusu
hususta talep edilen bilgiler 17.05.2010 tarih ve 3919 sayı ile Kurumumuza
intikal etmiştir. Söz konusu yazı ekinde yer alan bilgilere göre ilgili dönemde en
çok satış yapan modeller Clio, Symbol, Megane ve Laguna olarak bildirilmiştir.
Ayrıca bilinmelidir ki otomotiv sektörünün yapısı itibarıyla en çok satış yapan
model bilgisi sabit bir bilgi niteliğinde değildir ve aydan aya değişiklik
göstermektedir. Kaldı ki belirtilen dönemde aşağıdaki tabloda da görüleceği
gibi, Megane’ın en çok satan alt kırılımı olan Megane 2 Sedan 1.5 dCi 2790
Authentique modelinde de fiyat artışı gerçekleşmiştir:
Tablo 55: MAİS Araçlardaki Fiyat Değişimi
Mart 2009 (TL) Mayıs 2009 (TL)
Megane Sedan Faz 2 Authentique 1,5 dCi 80 bg 32.450,00 32.950,00
Megane Sedan Faz 2 Authentique 1,5 dCi 100 bg 34.000,00 34.500,00
I.5.2.9.3. Teşebbüs satışları içerisindeki payları toplamı %(…) olan Symbol
ve Megane modellerinin Türkiye’de üretildiği, bu modellerin fiyatlarının
dövizdeki değişikliklerden etkilenmediği, ihlale dayanak teşkil eden
dönemde bu modellerin fiyatlarının artmadığı ve bu durumun ihlal
ihtimalini ortadan kaldırdığı iddiası.
2800
Teşebbüs satışları içerisindeki payı yüksek olan modellerin üretimlerinin
Türkiye’de gerçekleştiriliyor olması nedeniyle, döviz kurundaki
dalgalanmalardan etkilenmediği ve bu nedenle de bu modellere ilişkin fiyat
seviyelerinin belirlenmesinde döviz kuru değişimlerinin belirleyici olmadığı
iddiası ancak ve ancak sektörde faaliyet gösteren tek teşebbüsün MAİS olması
halinde kabul edilebilecek bir savunmadır. Keza döviz kurundaki değişimlerden
ithalat yolu ile araç temin eden teşebbüslerin doğrudan etkilendiği, bu
teşebbüslerin (MAİS’in rakibi konumundaki teşebbüsler) fiyatlama politikasında
bu verileri doğrudan dikkate aldıkları ve bu araçların, MAİS’in Türkiye’de üretilen
modellerinin de rakipleri olduğu bilgisi kesin ve tartışılmaz bir şekilde ortada 2810
olan bir gerçekliktir. Kaldı ki Soruşturma Raporu’nda MAİS hakkında ihlal
niteliğindeki fiyat artırımı tespiti 19.03.2009 tarihli toplantı temel alınarak
yapılmıştır. Söz konusu toplantı içeriğinin ise döviz kurundaki dalgalanmalar ile
bir bağlantısı bulunmamakta, teşebbüslerin ÖTV indirimi sonrasındaki fiyat
artışına ilişkin karar aldıkları görülmektedir. Açıklanan nedenlerle söz konusu
savunma kabul edilmemiştir.
I.5.2.10. Mazda
Mazda’nın fiyatlarını belirlerken rakip fiyatlarından ziyade kendi stok 2820
seviyelerini dikkate aldığı ve fiyat stratejisinin her yıl tekrarlanan genel
zamlar ile şekillendiği, modeller 1 Ağustos’ta değiştiği için asıl fiyat
artışını bu tarihte yaptığı ve yılsonu kampanyalarının sona ermesi ile diğer
artışın Mart ayında yapıldığı iddiası.
Rekabet ihlali niteliğindeki bir toplantıya katılmış olan teşebbüslerin tamamı
karine olarak ihlalin tarafı olarak kabul edilmekte, ilgili teşebbüsler ancak
11-24/464-139
72
toplantıda görüşülen rekabeti sınırlayıcı hususlara muhalif kaldığını açıkça ifade
etmiş olması ve bu hususu ispat etmesi durumunda sorumluluktan
kurtulabilecektir. Ancak Mazda tarafından toplantıda açıkça muhalif kalındığını 2830
gösterir herhangi bir belge sunulamamıştır. Önaraştırma ve soruşturma
süreçlerinde yapılan yerinde incelemelerde elde edilen bilgi ve belgeler
incelendiğinde, teşebbüslerin fiyat stratejilerinin belirlenmesinde rakiplerin
mevcut ve muhtemel aksiyonlarının önem arz ettiği, bu sebeple her bir
teşebbüsün çeşitli yöntemler aracılığıyla bu tür bilgilere erişmeye çalıştığı, elde
edilen bilgilerin ise fiyatlandırma prosedüründe önemli ölçüde dikkate alındığı
anlaşılmıştır. Bu nedenle, tarafların bireysel fiyatlama prosedürlerinin olduğu ve
fiyatın bu prosedür neticesinde belirlendiği, rakiplerin fiyat stratejilerinin sözü
edilen süreçte etkili olmadığı savunması kabul edilmemiştir.
2840
I.5.2.11. Mercedes
I.5.2.11.1. 15.11.2006 tarihli toplantıda yeni Sprinter modeline ilişkin %(…)
fiyat farkı ile geleceğine yönelik bir beyanın ye aldığı, otomotiv sektöründe
üretilen modellerin bir süre sonra yine aynı isimle fakat tamamen farklı bir
tasarım bir yapıyla piyasaya sürüldüğü ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın
da bu araçlara eski tiplerinden tamamen farklı bir onay süreci uyguladığı,
bu ifadenin bir üründeki fiyat artışına değil, tüm hafif ticari araç sektörünü
etkiler şekilde tamamen değiştirilmiş ve Euro 3 motorla donatılmış
tamamen yeni bir ürünün piyasaya arz edileceğine ilişkin olduğu, yine, 2850
%(…) rakamının yeni modelde yaşanan teknoloji sıçramasını ifade ettiği ve
dolayısıyla fiyata dair bir husus içermediği, piyasaya henüz arz edilmemiş
ve kısa vadede arzı gerçekleşmeyecek bir ürünün otomotiv piyasasının
dinamikleri içinde kısa vadede fiyatları etkilemesinin mümkün olmadığı
iddiası.
Euro 3 motora geçiş yeni bir teknolojik donanımı işaret etmekle birlikte bu motor
tipine geçiş ile birlikte fiyatlarda standart bir artış yaşanmamaktadır. Dolayısıyla
bu yeni teknolojinin fiyatlamaya hangi oranda etki edeceği rakipler için
belirsizdir. Böyle bir açıklama ise bu belirsizliği ortadan kaldırmaktadır. 2860
Ayrıca pazarda bu tip motorun yaygın olmaması nedeniyle o an rekabet ortamı
gereğince tesis edilmemiş olsa bile bu bilgi diğer teşebbüslerin de bu motor
tipine geçişleri sırasında kullanabilecekleri bir bilgidir. Ayrıca, Sprinter
modelinde gerçekleşecek bir fiyat değişimi, ne olursa olsun piyasada hafif ticari
araç pazarında faaliyet gösteren şirketler için anlamlıdır ve fiyatlama kararlarını
etkileyecek türdedir.
I.5.2.11.2. Mercedes’in de Karsan, Honda ve GM şirketleri ile aynı şekilde
değerlendirilmesi gerektiği iddiası. 2870
19.03.2009 tarihli toplantı, Kanun’un 4. maddesini ihlal eder nitelikte bir
görüşmedir. 11.09.2008 ve 20.10.2008 tarihli toplantılarda yer alan satış hedefi
ve satış stratejisine ilişkin açıklamaların ise fiyata ilişkin görüşmelerin
tamamlayıcısı niteliğinde olduğu görülmektedir. Sprinter modelindeki fiyat
artışına yönelik açıklamanın pazar öngörüsü niteliğini taşımadığı açıkça ortadır.
11-24/464-139
73
Anılan kararda binek, hafif ve ağır ticari araç türleri bakımından pazarın
bütününe yönelik gerçekleşmesi muhtemel satış rakamlarına ilişkin tahminlerin
paylaşılmasının rekabeti kısıtlamayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Görüldüğü
üzere, kararda tek bir model veya markaya ilişkin olmayan ve pazarın geneline 2880
yönelik satış tahminlerinin paylaşılmasının rekabeti sınırlamayacağını
belirtilmiştir. Oysa burada açıkça tek bir markanın tek bir modeline ilişkin bir
paylaşım söz konusudur ve %(…)’ luk fiyat artışına ilişkin bir açıklamanın satış
rakamına ilişkin bir tahmin olmadığı da gayet net ortadır. Hal böyle iken bu
açıklamanın pazarın geneline yönelik bir satış tahmini olduğunu iddiası kabul
edilmemiştir.
I.5.2.12. Mermerler
Sektörde araç satış fiyatları arasında çok ciddi farklılıklar olması nedeniyle 2890
ihlal oluşturacak şekilde sabit bir fiyat artışı belirlenmesinin mümkün
olmadığı iddiası.
Rekabet hukuku uygulamasında geleceğe yönelik fiyat stratejilerine ilişkin
görüşmelerin ihlal niteliğini haiz olması için belirli bir fiyat oranının belirlenmiş
olması şartı aranmamakta ve teşebbüslerin geleceğe yönelik fiyat uygulamaları
hakkında rakip teşebbüsler nezdindeki belirsizliklerin ortadan kaldırılması ihlal
hükmüne varılması için yeterli görülmektedir. Bu nedenle işbu soruşturma
kapsamında incelenen faaliyetlerin ihlal niteliğini haiz olmaları için sabit bir fiyat
artış oranının belirlenmiş olması gerekmemektedir. 2900
I.5.2.13. Nissan
08.09.2009 tarihli elektronik postanın şirket içi yazışma olduğu,
muhatabının rakip teşebbüs olmadığı, 16.06.2009 tarihli elektronik
postalara ilişkin olarak ise elektronik postalarda bahsedilen pazar
araştırmasının rekabeti ortadan kaldırmak için değil daha rekabetçi
fiyatları belirlemek için yapıldığı iddiası.
Her şeyden önce belirtmek gerekir ki Soruşturma Raporu’nda Nissan hakkında 2910
yer verilen tek delil 08.09.2009 tarihli e-posta değildir. Nissan, 24.10.2008 tarihli
toplantıya iştirak etmiş olan teşebbüsler arasındadır ve Soruşturma Raporu’nun
“Yerinde İncelemelerde Elde Edilen Belgeler” başlıklı bölümünde değinildiği
üzere rakipleriyle soruşturma konusu eylemler kapsamında ilişki ve
koordinasyon içerisindedir.
Ayrıca savunma kapsamında söz konusu belgenin şirket içi yazışma olduğu
vurgulanmıştır. Bu husus, söz konusu belgenin delil niteliğini zedelemek bir
yana yeni bir duruma dahi işaret etmemektedir. Belirtmek gerekir ki Soruşturma
Heyeti’nce söz konusu belgenin delil olarak kullanılmasının nedeni rakip 2920
teşebbüslerden gelen bir yazışma olması değil, rakip teşebbüsler hakkında
rekabete duyarlı bilgiler içermesidir.
16.06.2009 tarihli elektronik postalara ilişkin olarak ise elektronik postalarda
bahsedilen pazar araştırmasının rekabeti ortadan kaldırmak için değil daha
11-24/464-139
74
rekabetçi fiyatları belirlemek için yapıldığı iddia edilmiştir. Ancak söz konusu
elektronik posta içerikleri incelendiğinde görülmektedir ki yazışmalar, daha
rekabetçi fiyatların belirlenmesine değil, rakiplerin fiyat politikalarının öğrenilerek
geleceğe ilişkin fiyat düzeyleri hakkındaki belirsizliklerin azaltılmasına/ortadan
kaldırılmasına yöneliktir. 2930
I.5.2.14. Peugeot
Uyumlu eylem karinesinin aksinin taraflarca ispatlanmasının mümkün
olduğu, 2006 yılında %20’ye varan kur farklarının yaşandığı, 2009’un zaten
kriz yılı olduğu bu nedenle teşebbüslerin fiyat ayarlamaları yapmalarının
uyumlu eylem karinesini bertaraf etmeye yeterli olduğu iddiası.
Kanun’un 4. maddesinde karine şu şekilde yer almıştır: “Bir anlaşmanın
varlığının ispatlanamadığı durumlarda piyasadaki fiyat değişmelerinin veya arz 2940
ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin, rekabetin
engellendiği, bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi,
teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil eder.” Dolayısıyla,
teşebbüsler arasında herhangi bir anlaşma veya uyumlu eyleme ilişkin delil
bulunamadığında bu teşebbüslerin fiyat hareketlerinin rekabetin engellendiği
piyasalardaki hareketlere benzerlik taşıması uyumlu eylemde bulunulduğuna
karine teşkil eder ve teşebbüsler ekonomik ve rasyonel gerekçelerle bunun
aksini ispatlayabilir. Fakat söz konusu dosyada teşebbüsler arasında fiyatların
arttırılması hususunda bir uzlaşmanın olduğuna yönelik belgeler yer almaktadır.
2950
I.5.2.15. Tofaş
20.10.2008 toplantısına BMC, Karsan, Otokar, Isuzu ve Türk Traktör gibi
ilgili pazarda faaliyet göstermeyen firmaların da katıldığı ve mezkûr
toplantının düzenli bir toplantı zincirinin parçası olduğu, toplantıda
konuşulan konular arasında Karayolu Taşıma Kanunu, araç uygunluk
belgesi ve fuarlar gibi hususların da bulunduğu, katılımcılar ve konuşulan
konular böyleyken katılımcılardan sadece 4 adedini (Ford, Mercedes,
Tofaş ve MAİS) göz önünde bulundurarak anti rekabetçi toplantı şeklinde
nitelendirmenin hukuki olmadığı iddiası. 2960
Geleceğe dönük satış rakamı tahminleri, geleceğe yönelik fiyat stratejileri ve
döviz kuru dalgalanmaları karşısında izlenecek fiyat stratejileri gibi rekabet
açısından önemli hususlarda karşılıklı iletişimin olduğu bir toplantıya ait söz
konusu belgelerin varlığı karşısında, yapılan savunmaya katılmak mümkün
görülmemiştir. Aynı toplantıda otomotiv sektörünün genel sorunlarına ilişkin
çözüm önerilerinin de görüşülmüş olması veya toplantı katılımcıları arasında
ilgili pazarda faaliyet göstermeyen teşebbüslerin de bulunması ise söz konusu
toplantının niteliğini değiştirmeyeceği gibi toplantının katılımcılarını da
sorumluluktan kurtarmayacaktır. 2970
11-24/464-139
75
I.5.2.16. Toyota
Toyota’nın fiyatlarının üst sınırının Toyota Avrupa tarafından
belirlenmekte olduğu ve bu nedenle Toyota’nın iç pazardaki rakipleriyle
anlaşmasının rasyonel olmadığı iddiası.
2980
Toyota’nın fiyatlarının üst sınırının Toyota Avrupa tarafından belirlenmekte
olması, ilgili pazarda faaliyet gösteren rakip teşebbüslerin geleceğe yönelik fiyat
stratejilerini paylaşmak suretiyle 4054 sayılı Kanun’u ihlal etmelerinin önünde bir
engel teşkil etmemektedir. Nitekim fiyatlarının üst sınırı belirlenmiş olan
Toyota’nın bu üst sınırı aşmamak suretiyle, rakip teşebbüsler arasındaki
uzlaşmanın gereğini yerine getirmesi ve fiyatlarını artırması pekâlâ mümkündür.
Fiyata ilişkin uzlaşma toplantılarında belirli bir fiyat artış oranı üzerinden
uzlaşma sağlama çabasının olmaması ise bu durumun gerçekleştirilebilirliğini
daha da mümkün kılmaktadır.
2990
I.6. Ceza Miktarının Takdirine İlişkin Değerlendirme
Soruşturma kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirmeler sonucunda, yeni
binek ve hafif ticari araçlar pazarında faaliyet gösteren ve yukarıda belirtilen 15
adet teşebbüsün geleceğe yönelik fiyat ve satış stratejileri ile hedef ve stok
bilgilerini toplantı ve/veya bireysel iletişimler yoluyla paylaşmak sureti ile 4054
sayılı Kanun’un 4. maddesini ihlal ettikleri anlaşılmıştır. Bu itibarla ihlale taraf
olduğu anlaşılan teşebbüslerin 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesi ve
15.02.2009 tarih ve 27142 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ‘Rekabeti
Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye 3000
Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik (Ceza
Yönetmeliği)hükümleri uyarınca cezalandırmalarına karar verilmiştir.
İlgili mevzuat hükümleri kapsamında verilecek olan idari para cezasının oranı
belirlenirken, incelemeye konu teşebbüslerin piyasadaki gücü, ihlal neticesinde
gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı gibi hususların
dikkate alınması gerekmektedir. Sözü edilen hükümlerden hareketle özellikle
rakiplerle geleceğe yönelik stratejilerin görüşüldüğü toplantılara katılım, söz
konusu toplantılarda fiyat, satış stratejisi gibi hususlarda gelecekte uygulanacak
olan politikaların rakiplere beyan edilmesi yahut bu tür hususlarda ikili 3010
görüşmeler suretiyle iletişim kurulması ve yapılan görüşmeleri müteakip fiyat
arttırılması gibi eylemler temel para cezasının belirlenmesinde dikkate
alınmıştır. Ayrıca işbu soruşturma kapsamında ihlal olarak nitelendirilen
davranışların 2006-2009 yılları arasında devam eden tek bir uzlaşma olarak
değerlendirilmiş olması sebebiyle, ihlale katılım süresi bir yılın üzerinde olan
Doğuş Otomotiv, Peugeot, Toyota ve Ford Otomotiv bakımından Ceza
Yönetmeliğinin 5. maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi çerçevesinde ceza
oranının yarısı oranında attırılması öngörülmüştür. Belirtilen hususa ek olarak
ihlal konusu faaliyetlerinin yıllık gayri safi gelirleri içerisinde çok düşük bir
payının bulunduğu Tofaş, Ford Otomotiv, Mercedes ve Temsa bakımından ise 3020
mezkûr Yönetmeliğin 7. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ceza oranında
indirim uygulanması takdir edilmiştir.
11-24/464-139
76
Öte yandan 4054 sayılı Kanun’un ihlal ettiği yönünde hakkında yeterli delil
bulunmadığı kanaatine ulaşılan Otokar, Borusan, İsotlar, Şahsuvaroğlu, Mazda,
GM, Honda ve Karsan’a yönelik olarak idari para cezası uygulanmasına gerek
olmadığına; bununla birlikte soruşturmaya konu olan 23 teşebbüsün tamamına
ve ilgili teşebbüs birliklerine, 4054 sayılı Kanun'u ihlal edebilecek nitelikte karar
ve uygulamalardan kaçınmaları gerektiğine ilişkin görüş bildirilmesine karar
verilmiştir. 3030
J. SONUÇ
09.09.2009 tarih, 09-41/998-M sayılı ve 28.01.2010 tarih, 10-10/91-M sayılı
Kurul kararları uyarınca yürütülen soruşturma ile ilgili olarak düzenlenen
Rapor’a ve Ek Görüş’e, toplanan delillere, yazılı savunmalara, sözlü savunma
toplantısında yapılan açıklamalara ve incelenen dosya kapsamına göre;
1.
- ALJ Otomotiv AŞ. 3040
- Anadolu Araçlar Ticaret AŞ.
- Baylas Otomotiv AŞ.
- Çelik Motor Ticaret AŞ.
- Doğuş Otomotiv Servis ve Tic. AŞ.
- Ford Otomotiv San. AŞ.
- Hyundai Assan Otomotiv San. ve Tic. AŞ.
- MAis Motorlu Araçlar imal ve Satış AŞ.
- Mercedes Benz Türk AŞ.
- Mermerler Otomotiv Taşımacılık Turizm Tekstil inşaat Gıda ve
Pazarlama AŞ. 3050
- Nissan Otomotiv AŞ. .
- Peugeot Otomotiv Pazarlama AŞ.
- Temsa Global San. ve Tic. AŞ.
- TOFAŞ Türk Otomobil Fabrikası AŞ.
- Toyota Pazarlama ve Satış AŞ.
unvanlı teşebbüslerin 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlal ettiklerine
OYÇOKLUĞU ile,
2. Bu nedenle, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 16. 3060
maddesinin üçüncü ve beşinci fıkrası ile "Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma,
Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması
Halinde Verilecek Para Cezalarına ilişkin Yönetmelik" hükümleri
uyarınca,
2010 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi
gelirlerinin takdiren binde 3'ü oranında olmak üzere;
- Mercedes Benz Türk AŞ.'ye 10.452.449,44 TL
3070
2010 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi
gelirlerinin takdiren binde 9'u oranında olmak üzere;
11-24/464-139
77
- Ford Otomotiv San. AŞ.'ye 68.844.704,73 TL
2010 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi
gelirlerinin takdiren binde 6'sı oranında olmak üzere;
- Temsa Global San. ve Tic. AŞ.'ye 5.429.255,32 TL
3080
2010 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi
gelirlerinin takdiren binde 7,5'i oranında olmak üzere;
- TOFAŞ Türk Otomobil Fabrikası AŞ.'ye 47.803.884,07 TL
2010 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi
gelirlerinin takdiren binde 5'i oranında olmak üzere;
- Mermerler Otomotiv Taşımacılık Turizm Tekstil inşaat Gıda ve
Pazarlama A.Ş.'ye 107.708,11 TL, 3090
2010 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi
gelirlerinin takdiren yüzde 1'i oranında olmak üzere;
- ALJ Otomotiv AŞ.'ye 220.220,11 TL
- Anadolu Araçlar Ticaret AŞ.'ye 268.099,35 TL
- Baylas Otomotiv A.Ş.'ye 7.061.480,69 TL
- Çelik Motor Ticaret AŞ.'ye 3.285.999,41 TL
- Hyundai Assan Otomotiv San. ve Tic. A.Ş.'ye 15.871.642,95 TL
- MAİS Motorlu Araçlar imal ve Satış AŞ.'ye 26.638.046,81 TL 3100
- Nissan Otomotiv AŞ.'ye 4.481.563,73 TL
2010 mali yılı sonunda oluşan ve Kurul tarafından belirlenen yıllık gayri safi
gelirlerinin takdiren yüzde 1,5'i oranında olmak üzere;
- Doğuş Otomotiv Servis ve Tic. AŞ.'ye 49.785.993,99 TL
- Peugeot Otomotiv Pazarlama AŞ.'ye 20.328.827,73 TL
- Toyota Pazarlama ve Satış AŞ.'ye 16.841.607,41 TL
idari para cezası verilmesine OYÇOKLUĞU ile, 3110
3. Haklarında soruşturma yürütülen tüm teşebbüslere ve ilgili teşebbüs
birliklerine 4054 sayılı Kanun'u ihlal edebilecek nitelikte karar ve
uygulamalardan kaçınmaları gerektiğine ilişkin görüş bildirilmesine
OYBiRLİĞİ ile
Danıştay yolu açık olmak üzere karar verilmiştir.
(2. maddeye karşı oy)
11-24/464-139
78
KARŞI OY GEREKÇESİ
(18.04.2011 tarih ve 11-24/464-139 sayılı Kurul Kararı)
“Yeni binek otomobiller ve hafif ticari araçlar pazarı”nda faaliyet gösteren 23
teşebbüs hakkında açılan soruşturma sonucunda alınan Kurul Kararına
aşağıdaki gerekçeler ile katılamıyorum:
1- Rekabet Kurumuna 18.03.2009 tarihinde ve akabinde “otomobil üreticilerinin
yeni binek otomobil ve hafif ticari araç satışlarındaki ÖTV indiriminden sonra
arzı kısıtladıkları ve Nisan 2009 döneminde yakın zamanlı olarak fiyat artışına
gittikleri”ne dair çok sayıda iddia ve şikâyet intikal etmiştir. Konuyla ilgili olarak
yapılan inceleme ve değerlendirmeleri içeren ön araştırma raporunun ele
alındığı 24.06.2009 tarihli Kurul toplantısında, söz konusu iddialara ilişkin
olarak soruşturma açılmasına gerek olmadığına ve şikâyetlerin reddine karar
verilmiştir.
2- Şikâyet ve iddialara yönelik olarak yapılan ilk ön araştırmada kayda değer
bir rekabet ihlalinin varlığı ve soruşturulması reddedilmişken, daha sonraki bir
tarihte, Kurul, söz konusu ön araştırma çerçevesinde yapılan yerinde
incelemeler sırasında elde edilen ve Otomotiv Distribütörleri Derneği (ODD) ile
Otomotiv Sanayi Derneği (OSD) üyesi teşebbüslerin dernek çatısı altındaki
çeşitli toplantılarda bir araya gelerek geleceğe ilişkin fiyat, üretim, satış gibi
bilgi ve tahminleri paylaşmak suretiyle 4054 sayılı Kanun’u ihlal edip
etmediklerinin tespit edilmesine yönelik olarak yeni bir ön araştırma yapılması
kararı vermiştir. Bu yeni ön araştırma raporuna istinaden de önce 19, sonraki
tarihlerde eklenen 4 teşebbüs hakkında mezkûr soruşturma açılmıştır.
Soruşturma süreci sonunda ihlal iddiası vârid görülmüş, buna istinaden de
idari para cezası verilmiştir.
3- Çeşitli şikâyet ve iddialarla başlayan ve rekabet ihlâli tespiti yapılarak idari
para cezası ile biten süreç, sebep-sonuç ilişkisi bakımından zafiyet
içermektedir; konunun Kurul tarafından ele alındığı her iki aşamada da nihai
karara esas teşkil olgu, belge ve bilgiler itibariyle esasen ciddi farklılıklar
yoktur. Hal böyle iken, başlangıçta Kurul tarafından soruşturma açılmasına
gerek duyulmamış daha sonra ise tali denebilecek belge ve bilgilere istinaden
soruşturma açılmış, ihlal tespiti yapılarak idari para cezasına hükmedilmiştir.
4- Rekabetin ihlal edildiği iddiasına konu ilgili pazardaki yapı ve işleyiş
özellikleri, rekabetin ihlal edildiğinden daha çok rekabetçi bir pazarda
görülebilecek türden özellikler taşımaktadır. Binek ve hafif ticari araç pazarında
ilk on iki teşebbüsün pazar payı her ne kadar %80’ in üzerinde ise de, ilgili
pazarı da kapsayan motorlu taşıt piyasasında dağıtıcı seviyesinde halen 34
adet teşebbüs, 51 adet de marka bulunmaktadır. Rekabetin ve rekabetçi
çabaların fazlasıyla görünür olduğu, yerli ve yabancı üreticiler ile çok sayıda
ithalatçının bir arada bulunduğu ilgili pazarda, çok sayıdaki teşebbüs arasında
uzun süreli olarak bir anlaşmanın veya uyumlu eylemin mümkün olduğunu
kabul ve ispat etmek zordur. Hazırlanan rapor çerçevesindeki bütün belge ve
11-24/464-139
79
bulgular, aynı zamanda ilgili pazardaki rekabetin ne kadar yoğun olduğunun da
göstergeleri olarak değerlendirilebilecektir. Dolayısıyla, mevcut tabloda
üzerinde en çok durulan husus olan “bilgi değişimi” unsuru, çok sayıda
teşebbüs arasında anlaşma, uyumlu eylem veya koordinasyon gibi bir rekabet
ihlali olgusunun varlığından çok, rekabette geri kalmama veya öne çıkma
çabası ile ilişkilendirilebilir.
5- Tabiidir ki, özellikle, kur değişimi ve ÖTV indiriminin olduğu dönemlerde fiyat
politikasının ne olması gerektiğine dair görüşmeler, eğer sistematik olarak
yapılsa, herkesi bağlayacak veya bütün teşebbüslerin şu veya bu yönde
hareket etmelerini temine dönük kararlar alınsa, akabinde de uygulama takip
edilip yani bir tür kontrol sistemi ile rekabete aykırı ilişkiler tahkim ediliyor olsa,
örgütlü bir ihlal çabasından ve rekabet ihlali olgusundan bahsedebilecektik.
“Önemli sayıda sektör oyuncusunun geleceğe yönelik olarak fiyat politikası,
hedef, stok ve satış stratejisine ilişkin olarak gerek ODD ve OSD bünyesinde
gerek kişisel iletişim yolları ile görüşmeler yaptığı” şeklindeki raportör ve Kurul
görüşünü yer yer haklı çıkaracak görüntü ve tespitler mevcut ise de, bu
görüşmeler çok sayıdaki teşebbüs arasında rekabet ihlali olarak
tanımlanabilecek bir anlaşma, uyum veya koordinasyonun var olduğu
sonucunu haklı çıkaracak nitelikte değildir. Dernek bünyesindeki bazı
görüşmeler ile teşebbüslerin çalışanları arasındaki sistematik olmayan bazı
iletişim bilgileri, eğer rekabet ihlâli gibi algılanıp değerlendirilirse, böyle bir
anlayış ve tespit, ilgili sektörün, rekabetçi ortamın ya da günlük hayatın
gerçeklerinden uzak olacaktır. Raporda üzerinde durulan ve süreklilik arz eden
en önemli olgu, bütün teşebbüslerin açık veya kapalı yollardan bilgi toplamaya
çalıştıkları, bireysel çabalarla veya grup ortamında diğer teşebbüslerin ne
yapmaya çalıştığını öğrenmek şeklindeki davranış veya eğilimlerdir. Eldeki
veriler; belge ve bulgular, örgütlü ve sistematik bir rekabet ihlalinin
bulunmadığını, bu yönde bir uygulamanın olmadığını fazlasıyla gösterecek
niteliktedir.
6- Hem soruşturma raporunda hem de Kurul Kararında ihmal edilen önemli bir
husus, rekabet ihlali anlamına gelecek nitelikte olduğu öne sürülen “bilgi
değişimi veya paylaşımı”nın, hangi şartlarda ve nasıl bir ekonomik ortamda
cereyan ettiğidir. Bilindiği gibi, özellikle 2008 ve 2009, bütün dünyayı kasıp
kavuran “kriz” yıllarıdır. Birleşik Devletlerde başlayan finansal kriz bütün dünya
ekonomilerini, bu çerçevede de Türk ekonomisi ve otomotiv sektörünü de
derinden etkilemiştir. Aynı dönemde, döviz kurlarında olağanüstü iniş çıkışların
yaşandığı, ilgili sektörde satışların azaldığı veya durduğu, stokların arttığı,
kapasitelerin düşürüldüğü ve satış artırmak için yoğun çabaların sarf edildiği
izahtan varestedir. Meselenin aslı, mevcut konjonktürde, arz ve talep şartları
ile piyasa dinamiği çerçevesinde ortaya çıkan ve teşebbüs hedeflerini
gerçekleştirmeye imkân verecek uygun fiyatların belirlenmesi çabasından
ibarettir. Gerek kur artışlarının gerek talepteki hızlı yükselmenin fiyatları
yukarıya çekmesi tabiidir. 2008 yılındaki kriz şartlarında kur artışlarının
teşebbüsler tarafından fiyatlara yeterince yansıtılamadığı veya farklı şekillerde
yansıtılmaya çalışıldığı, yine 2009 başlarında stokların eritilmesi için hükümet
nezdinde teşebbüse geçildiği ve bu süreç sonucunda ÖTV indiriminin fiyat
artışı için bir imkân olarak görüldüğü bilinmektedir. Talep yetersizliği sebebiyle
yansıtılamayan kur atışları veya normal şartlarda yapılabilecek iken tehir
11-24/464-139
80
edilen fiyat artışları ÖTV sonrası artan taleple birlikte uygulamaya
konulmuştur. Dolayısıyla, içinde bulunulan ortamın özellikleri, ilgili sektörde
toplu ve benzer eğilim ve arayışları gündeme getirmiştir. Rekabet ihlalini
meşrulaştıracak bir sebep olarak algılanmaması kaydı ile ifade edilebilir ki,
sözü edilen kriz ortamı, diğer bütün sektörleri olduğu gibi, esasen rekabetçi bir
yapı ve işleyiş içinde olan otomotiv sektörünü de etkilemiş, bu süreçte, sektör
bünyesindeki teşebbüsler pozisyonlarını korumak, mevzi kaybetmemek ya da
satışlarını artırmak adına, bilgi değişimi veya paylaşımı olarak algılanabilecek
ya da bu yönde değerlendirilebilecek ve fakat ihlal teşkil etmeyecek türden
bireysel ve kolektif çabalar içine girmişlerdir.
7- Bütün bunlara ilave olarak, “2006 yılında dört teşebbüsle başlayan 2008 ve
2009’da da diğer teşebbüslerin büyük çoğunluğunun katılımı ile devam ettiği”
ileri sürülen görüşme, ilişki ve davranışlar, eğer gerçekten rekabet ihlali olarak
tanımlanabilecek nitelikte olsaydı, hem kur değişimi hem de ÖTV indirimi
sonrasındaki uygulanan fiyat politikaları nispeten homojen veya benzer olurdu.
Hâlbuki her iki dönemde de, teşebbüslerin tercih ve davranışları farklı olmuş,
kurlardaki değişiklik bazı teşebbüsler tarafından fiyatlara yansıtılmazken
bazıları gecikmeden yeni fiyatlar belirlemiştir. Bazı teşebbüsler ÖTV indirimi
sonrası % 10’ların üstünde fiyat arttırırken, bazıları % 1 veya 2’ ler düzeyinde
fiyat arttırma yoluna gitmiştir. Diğer yandan, yine aynı dönemde 5 teşebbüs hiç
fiyat arttırmamıştır. Dolayısıyla, ortak bir fiyat politikasının yapılandırıldığına ve
ilgili sektördeki teşebbüsler tarafından uygulandığına dair bir varsayımı veya
iddiayı haklı çıkarmak için mevcut delilleri ya da belge ve bilgileri “zorlamaktan”
başka çare yoktur. Hâlbuki bütüncü bir bakış önemlidir. Her durumda,
rekabetçi piyasa düzeninin gerekliliğine ve rekabet hukukunun varlık sebebine
dair ikna edici bir değerlendirme esas olmalıdır. Kurul, geleceğe ilişkin ve
rekabeti kısıtlayan bilgi değişimi ya da bilgi paylaşımı olarak anlaşılabilecek
eğilim ve davranışlar konusunda ilgili sektör oyuncularını uyararak idari para
cezası vermek yerine gerekli duyarlılığın gösterilmesini ve gerekli tedbirlerin
alınmasını öngörebilirdi.
Neticeten, arz ve talebin dinamikleri, ilgili sektörün özellikleri, içinde bulunulan
dönemin şartları, teşebbüslerin davranışları ile elde edilen belge ve bulgular
topluca ele alındığında, böyle bir tablodan, rekabetin ihlal edildiği sonucunu
çıkarmak, abartılı bir değerlendirme ve yanlış bir hüküm anlamına gelecektir.
Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Başkan
11-24/464-139
81
Rekabet Kurulu’nun 18.04.2011 Tarih ve 11-24/464-139 Sayılı Kararına
KARŞI OY GEREKÇESİ
Kurulumuz mezkur Kararıyla, Kararın 1. maddesinde belirtilen 4054
sayılı Kanun’un 4.maddesine aykırı uygulamaları nedeniyle, aynı Kanun’un 16.
maddesinin üçüncü fıkrası ve Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve
Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para
Cezalarına İlişkin Yönetmelik uyarınca hakkında soruşturma yapılan Motorlu
taşıtlar pazarında faaliyet gösteren teşebbüslere değişik oran ve miktarlarda
idari para cezası verilmesine karar vermiş bulunmaktadır. Anılan bu para cezası
belirlenirken 4054 sayılı yasa ile birlikte, yukarıda belirtilen Rekabeti Sınırlayıcı
Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması
Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik’in ilgili hükümlerinin
uygulanarak verilen ceza miktarının gerekçelendirilmesi ve hesaplanması ile
ilgili bölümünü içeren sonuç cezaya aşağıda belirteceğim gerekçelerle
katılmıyorum.
4054 Sayılı ‘’Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un
16.maddesinin 4.fıkrasında; “Bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci maddelerinde
yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs
birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda
oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en
yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri
safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idarî para cezası verilir.‘’ denilmiş, son
fıkrasında da; “Bu maddeye göre verilecek idarî para cezalarının tespitinde
dikkate alınan hususlar, işbirliği halinde para cezasından bağışıklık veya indirim
şartları, işbirliğine ilişkin usul ve esaslar Kurulca çıkarılacak yönetmeliklerle
belirlenir.’’ hükmü bulunmaktadır.
Bu hükümleri yorumlarsak; Yasa Koyucu, maddenin 4.fıkrası ile
verilecek cezalarda alt sınır koymayıp, sadece üst sınırı belirleyerek cezaların
yüzde ona kadar verilebileceğini hükme bağlamış, son fıkrasında ise sadece
“cezanın tespitinde dikkate alınan hususlar” kavramını getirerek, Rekabet
Kurulu’na sadece cezanın tespitinde dikkate alınacak hususların
belirlenmesine ilişkin yönetmelik çıkarma konusunda sınırlı yetki vermiştir.
Cezanın tespitinde dikkate alınacak hususlar derken yasa koyucu neyi
kastetmektedir? Burada kastedilen hangi fiillere, ne miktarda ceza vereceğini
tespit et demek anlamında değil, 16.madde ile verilen ceza sınırları içerisinde
( % 10 ‘a kadar) ceza takdir ederken hangi unsurlara göre veya hangi şartların
varlığı halinde cezayı ağırlaştıracaksın veya hafifleteceksin, bir başka deyişle
yasada öngörülen sınırlar içerinde ceza tayin ederken, takdir yetkini kullanma
adına hangi unsurları dikkate alarak ceza tesis edeceksin anlamındadır. Yasa
koyucu Rekabet Kurulu’na, Yönetmelik yaparken hangi fiillere ne oranda ceza
verileceğini tespit etme yolunda bir yetki verseydi o zaman yasaya; “Bu
maddeye göre verilecek idarî para cezalarının tespiti ve maddeye göre
11-24/464-139
82
verilecek idarî para cezalarının tespitinde dikkate alınan hususlar” kavramını
birlikte getirirdi.
Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim
Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin
Yönetmelik’in; “Temel Para Cezası’’ başlığı altındaki 5.maddesinde;
‘’(1)Temel para cezası hesaplanırken, Kanunun 4 üncü ve 6 ncı maddelerinde
yasaklanmış davranışlarda bulunan teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu
birliklerin üyelerinin, nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya
bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl
sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin;
a) Karteller için, yüzde ikisi ile yüzde dördü,
b) Diğer ihlaller için, binde beşi ile yüzde üçü,
arasında bir oran esas alınır.
(2) Birinci fıkrada yazılı oranların belirlenmesinde, ilgili teşebbüs veya teşebbüs
birliklerinin piyasadaki gücü, ihlal neticesinde gerçekleşen veya gerçekleşmesi
muhtemel zararın ağırlığı gibi hususlar dikkate alınır.
(3) Birinci fıkraya göre belirlenen para cezası miktarı;
a) Bir yıldan uzun, beş yıldan kısa süren ihlallerde yarısı oranında,
b) Beş yıldan uzun süren ihlallerde bir katı oranında,
arttırılır.’’ denilmiş, yine 6.maddesinde Ağırlaştırıcı Unsurlar ve 7.maddesinde
de Hafifletici Unsurlar ayrı ayrı sayılmıştır.
Yukarıda açıkça görüleceği üzere Yasa Koyucu 16.maddeye göre
verilecek cezalarda; alt sınır koymayıp, sadece üst sınırı belirleyerek cezaların
yüzde ona kadar verileceğini hükme bağlamasına ve Rekabet Kurulu’na
yukarıda geniş olarak açıkladığımız gibi, yetki aşımı nedeniyle Yönetmelikle
düzenlenmesi mümkün olmayan bir konuda, Yönetmelikle düzenleme yapılarak
belli suçlar için, belirli cezalar getirilmiş, yine Yönetmelikte, Kanunda olmayan
bir kural konularak alt sınır ve yasada öngörülmeyen bir üst sınır belirlenmiş ve
karteller için yüzde iki ile dört arası, diğer ihlaller içinse binde beş ile yüzde üçü
oranında şeklinde ceza verilmesi öngörülmüştür.
Yönetmelikler, Kamu Kuruluşlarının kendi görev alanlarına giren
konularda yasa ve tüzük uygulanmasına yönelik yönetsel anlamdaki hukuk
kurallarıdır. Anayasanın 124.maddesine göre Başbakanlık, Bakanlıklar ve
Kamu Kuruluşları görev alanları ile ilgili yasa ve tüzüklerin uygulanmasını
belirleyen yönetmelik çıkarabilir. Anayasa’mızın 11.maddesinin 2.fıkrasına göre
Kanunlar Anayasa’ya aykırı olamayacağı gibi, bu kuraldan hareketle hukukun
genel ilkelerine göre; Yönetmelikler de yasa ve tüzüklere aykırı
olamayacağı gibi üst hukuk kurallarına da aykırı olamaz. Yönetmelikler
yasanın açıkça yetki vermediği bir konuda yeni bir düzenleme yapamayacağı
gibi, Yasa ile öngörülen kuralı sınırlayamaz. Yeni bir hüküm koyamaz.
Olayımızda 4054 sayılı yasanın 16.maddesi ile konulan kural, anılan
yönetmelikle bir anlamda değiştirilmekte ve Kurulun hareket alanı
daraltılmaktadır. Yasa ile getirilmeyen ve Yönetmelik Koyucuya ceza
miktarlarını ve ceza sınırlarını saptama konusunda verilmiş bir yetki
olmamasına rağmen, belirli suçlara verilecek cezaların saptanması, para
11-24/464-139
83
cezasına alt sınır konulması ve yeni, bir üst sınır konulması 4054 sayılı yasanın
16.maddesine aykırıdır. Öte yandan 5/1-a bendinde; karteller için yüzde ikisi ile
yüzde dördü, (b) bendinde; karteller dışında kalan diğer ihlaller için, binde beşi
ile yüzde üçü, oranında bir ceza öngörülmesi, Yasanın 16/son maddesinde
Kurulca çıkarılması için verilen yönetmelik yetkisini aşmaktadır. Zira yönetmelik
ile temel ceza tespiti mümkün değildir. Bu nedenle yasaya aykırı bulunan
Yönetmelik hükümlerine göre ceza belirlenmesinin olanaklı olmadığı, hukuken
sakat olduğu açıktır. Öte yandan bu karşı oy sahibinin yetkisinde bulunan ceza
miktarını tespit etme yolundaki takdir yetkisi, daha önce görev yapan ve aynı
seviyede olan üyelerin çıkardığı bir düzenleme ile ipotek altına alınmakta, adeta
onların düşünce ve kararlarını devam ettirme zorunluluğu gibi hukukla
bağdaşmayacak bir durum ortaya çıkarmaktadır.
Bu görüşe karşı bir sav getirilebilir. “Yönetmelik Danıştay’ca iptal
edilmediğine göre hukuken geçerlidir ve zaten verilen cezada yönetmeliğin 6.
ve 7. maddeleri uygulanarak sonuç olarak cezanın, yasanın öngördüğü alt ve
üst sınırlara ulaşmaktadır.’’ Hukukun genel ilkeleri, hafifletici ve ağırlaştırıcı
unsurların bulunmadığı olayda Rekabet Kurulu’nun anılan yönetmeliğe göre alt
ve üst sınır belirleme yönünden bağlı olması karşısında bu savın bir geçerliliği
olamaz.
Öte yandan, yukarıda belirtilenlerin dışında anılan Yönetmeliğin hukukun
genel ilkelerine ve Kanuna aykırılıkları bulunmaktadır. Türk hukukunda, 5237
sayılı yeni Türk Ceza Kanunu’nun yürürlüğe girmesi ile birlikte para cezası
kalmamıştır. Bu yani rekabet otoritesinin verdiği “ İdari Para Cezası’’dır. Bu
nedenle yönetmelikte geçen para cezası kavramı ceza kanununa aykırıdır.
Yine 4054 sayılı Yasada kartel suçu şeklinde bir tanım yapılmamasına
rağmen Yönetmelikle kartel kabahati getirilmiş ve bu kabahat türü için ayrı bir
ceza miktarı öngörülmüştür. Bu kabahat tipi yaratma ve bu kabahat tipine ceza
belirlenmesi yukarıda belirttiğim gerekçelerle hukuka aykırıdır.
Karara karşı olduğum bir hususta şudur ; Kurulumuz Kararının 2 nolu
hüküm fıkrasında; 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesi ve “Rekabeti Sınırlayıcı
Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye Kullanılması
Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik” hükümleri uyarınca, 2010
mali yılı sonunda oluşan gayri safi gelirlerinin Binde 3 , 9 , 6 , 7.5 , 5 ve yüzde 1
ve 1.5 oranlarında olmak üzere 2010 mali yılı sonunda oluşan gayri safi
gelirlerine göre değişen çeşitli miktarlarda para cezası verilmesine’’ karar
vermiştir. Bu şekilde kaleme alınan hüküm fıkrası açık değildir. Ceza
kararlarında hüküm fıkralarının açık olması bir başka deyişle ceza hükmünün
hakkında soruşturma yapılan ve ceza verilen tarafça açıkça anlaşılması gerekir.
Ceza hükümlerinde ceza olarak hangi oranın alındığı, arttırım ve indirimlerin
neler olduğu, Yönetmeliğin hangi maddelerinin uygulanarak sonuç cezanın
verildiğinin açıkça ve madde madde anlaşılabilir bir şekilde yazılması gerekir.
Olayımızda Kurulumuz Kararında hüküm fıkrasını bu şekilde yazmamış sadece
yukarıda belirttiğim gibi 4054 sayılı Kanun’un 16. maddesi ve “Rekabeti
Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim Durumun Kötüye
Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin Yönetmelik” hükümleri
11-24/464-139
84
uyarınca, 2010 mali yılı sonunda oluşan gayri safi gelirlerinin belirli oranlarda
olmak üzere; 2010 mali yılı sonunda oluşan gayri safi gelirlerine göre değişen
çeşitli miktarlarda para cezası verilmesine şeklinde belirtmiştir. Teşebbüslere
verilen cezalarda neden farklı oranların uygulandığı hüküm fıkrasından
anlaşılmamaktadır. Bu nedenle de karara katılmıyorum.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, Kurulun Yasaya aykırı yönetmeliğin
5.maddesini uygulamaksızın, 16.maddeye göre ve yönetmeliğin 6 ve
7.maddesinde öngörülen olaydaki ağırlaştırıcı ve hafifletici unsurları da göz
önüne alıp, takdir yetkisini kullanarak, birçok markanın ve segmentin
bulunduğu, ürünlerin homojen olmadığı ve genel olarak rekabetin çok
yaşandığı motorlu taşıtlar pazarında meydana geldiği de göz ardı edilmeksizin
% 10 (yüzde on) sınırı içinde kalmak koşuluyla sonuç ceza miktarını 2010 mali
yılında oluşan gayri safi gelirlerinin takdiren verdiği idari para cezalarının daha
düşük olarak, Kurulumuzca tespit edilen oranların yarısı esas alınmak suretiyle
bir başka deyişle karardaki hüküm fıkrasındaki sırasıyla binde 1.5 , 4.5 , 3 ,
3.75 , 2.5 ve yüzde 0.5 ve 0.75 oranlarında olmak belirlenmesi gerekirken aksi
yönde, Rekabeti Sınırlayıcı Anlaşma, Uyumlu Eylem ve Kararlar ile Hakim
Durumun Kötüye Kullanılması Halinde Verilecek Para Cezalarına İlişkin
Yönetmelik’in 5.maddesinin ilgili fıkrasını temel ceza olarak ve aynı
yönetmeliğin 7.maddesinde öngörülen hafifletici unsurlarda göz önüne alarak;
sonuçta 2010 mali yılında oluşan gayri safi gelirlerinin karardaki hüküm
fıkrasındaki sırasıyla binde 3 , 9 , 6 , 7.5 , 5 ve yüzde 1 ve 1.5 oranlarında
olmak üzere idari para cezaları tesis edilmesi yolunda verdiği kararın
2.maddesine katılmıyorum.
Reşit GÜRPINAR
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy