Rekabet Kurumu Başkanlığından,
(Danıştay’ın Kararları Üzerine Verilen)
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : D4/1/Ş.K.-00/2 (Soruşturma)
Karar Sayısı : 11-32/676-212
Karar Tarihi : 26.05.2011
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof.Dr. Nurettin KALDIRIMCI 10
Üyeler : Doç.Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE, Doç. Dr.
Cevdet İlhan GÜNAY, Murat ÇETİNKAYA, Reşit GÜRPINAR
B. RAPORTÖRLER : Murat AYBER, Ali Fuat KOÇ, Mustafa Okan ALPAY
C. ŞİKÂYET EDEN : - Vapur Donatanları ve Acenteleri Derneği
- Marin Römorkör ve Kılavuzluk A.Ş.
Temsilcileri: Av. Dr. Yahya ZABUNOĞLU,
Av. Metin KAYAÇAĞLAYAN
Ziaur Rahman Cad., No: 23/4 Çankaya/Ankara
D. HAKKINDA SORUŞTURMA
YAPILANLAR : - Deniz Kılavuzluk A.Ş. 20
Çayıryolu Sok. Üçgen Plaza No:7 Kat: 13 İçerenköy-
Kadıköy/ İstanbul
- Med Marine Kılavuzluk ve Römorkaj Hizmetleri
İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Ömer Avni Mah. İnebolu Sok. No:21, 34427, Setüstü-
Kabataş/ İstanbul
E. DOSYA KONUSU: Deniz Kılavuzluk A.Ş. ve Med-Marine Kılavuzluk ve
Römorkaj Hizmetleri İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin 4054 sayılı Rekabetin
Korunması Hakkında Kanun’u ihlal ettikleri iddiasına ilişkin yapılan önaraştırma
sonucunda verilen 28.11.2000 tarih ve 00-47/495-270 sayılı Rekabet Kurulu 30
kararının Danıştay tarafından iptali üzerine ilgili dosyanın yeniden
değerlendirilmesi.
F. İDDİALARIN ÖZETİ: Başvuruda özetle;
Med-Marine tarafından İzmit Körfezi coğrafi pazarındaki hâkim durumun diğer
coğrafi pazarlarda rekabeti bozacak şekilde kötüye kullanılması eyleminin icra
edildiği;
Dekaş tarafından da, Dekaş mensubu olmayan kılavuz kaptanlara staj
yaptırılmaması; Dekaş ortağı olan kaptanlara şirketten ayrılmaları halinde
tazminat ödeneceği hükmü içeren sözleşmeler imzalattırılması; İzmit Körfezi
coğrafi pazarındaki hâkim durumun diğer coğrafi pazarlarda rekabeti bozacak 40
şekilde kötüye kullanılması yollarıyla hâkim durumun kötüye kullanıldığı iddia
edilmiştir.
G. DOSYA EVRELERİ:
00-47/495-270 sayılı Rekabet Kurulu Kararı:
28.11.2000 tarihli mezkûr Karar’da römorkörcülük ve kılavuzluk hizmetleri
piyasasında Rekabetin Korunması Hakkında Kanun hükümlerince soruşturma
açılmasına gerek olmadığı sonucuna oy çokluğu ile ulaşılmıştır. Söz konusu Kurul
11-32/676-212
2
kararı üzerine şikâyetçiler tarafından yargı yoluna başvurulmuş; Kurul kararının iptali
istemiyle açılan davada, Danıştay 10. Dairesinde 18.05.2004 tarihli 2002/3757 E.,
2004/4911 K. sayılı karar ile davanın reddine karar verilmiştir. Danıştay 10. dairesi 50
kararının davacı vekili tarafından temyizi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri
Kurulunun 03.05.2007 tarih ve 2004/2375 E., 2007/856 K. sayılı kararı ile Danıştay
10. Dairesinin bahse konu kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bozma kararı
üzerine Kurum tarafından karar düzeltme yoluna başvurulmuş, ancak karar düzeltme
talebi Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 28.01.2010 tarih ve 2007/2874 E. ve
2010/124 K. sayılı kararı ile reddedilmiştir.
Kurum kayıtlarına 07.04.2010 tarih, 2923 sayı ile intikal eden Vapur Donatanları ve
Acenteleri Derneği ile Marin Römorkör ve Kılavuzluk A.S. adına Av. Dr. Yahya
ZABUNOGLU ve Av. Metin KAYAÇAGLAYAN tarafından yapılan başvuruda özetle,
Deniz Kılavuzluk A.Ş. ve Med Marine Denizcilik Römorkaj ve Eskort Hizmetleri 60
Ticaret Ltd. Şti. hakkında 4054 sayılı Kanun'u ihlal ettikleri iddiası ile soruşturma
açılması istenmiştir.
Danıştay İdari Dava Daireleri’nin 2007/2874 Esas ve 2010/124 Karar Sayılı
Kararı:
Rekabet Kurumu Başkanlığı’nın “Karar Düzeltme” isteminin oyçokluğuyla reddedildiği
mezkûr Karar ile Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu’nun 2004/2375 (Esas)
sayılı Kararı onanmış olmaktadır. 2004/2375 (Esas) sayılı Karar’da bozma nedeni
olarak özetle;
“Bu duruma göre rekabet hukuku ilkelerine aykırı olduğu öne sürülen
tazminat sözleşmesinin gerçekten mevcut olup olmadığının anlaşılması 70
için açılacak soruşturma kapsamında ilgili kılavuz kaptanların
ifadelerine başvurulması gerektiği kuşkusuzdur.”
“… staj başvurusunda bulundukları ileri sürülen 5 kaptanın ifadelerinin
alınması ve staj başvurusu yaptıklarına ilişkin belgeleri sunmalarının
ilgililerden istenmesi ve tanık göstermeleri halinde tanıkların
dinlenmesinin açılacak bir soruşturma kapsamında gerçekleşebileceği
konusunda duraksamaya yer yoktur.”
“… Med-Marine’nin Eksay A.Ş.’nden bu limanda kendisi ile çalışmasını
talep ettiği, aksi halde İzmit Körfezindeki faaliyetlerini güçleştireceği gibi
bir sonuç çıktığı, bu durumun 4054 sayılı Yasanın 6. maddesi (b) 80
bendine aykırı olarak belli bir coğrafi pazarda elde edilen ticari avantajın
bir başka coğrafi pazardaki rekabet koşullarını bozacak şekilde kötüye
kullanması eyleminin gerçekleştiğini gösterdiği …”
ifadelerine yer verilmiştir.
Rekabet Kurulu’nun 22.04.2010 tarih ve 10-33/513-M sayılı Kararı:
12.04.2010 Tarihli Bilgi Notu’nun görüşüldüğü oturumda alınan 22.04.2010 tarih ve
10-33/513-M sayılı Karar 07.05.2010 tarihinde -yasal süresi zarfında- Soruşturma
taraflarına tebliğ edilmiştir.
Karar doğrultusunda 25.05.2010 tarihinde Dekaş kısa unvanlı teşebbüs nezdinde,
26.05.2010 tarihinde de Med-Marine kısa unvanlı teşebbüs nezdinde yerinde 90
incelemeler icra edilmiştir.
27.05.2010 tarihinde şikâyetçi Marin Römorkör ve Kılavuzluk A.Ş. İcra Kurulu
Başkanı Recep Düzgit ile temsilcisi Avukat Metin Kayaçağlayan’ın da bulunduğu bir
toplantı gerçekleştirilmiştir.
11-32/676-212
3
Akabinde, Marin Römorkör ve Kılavuzluk A.Ş. vekili Av. Metin Kayaçağlayan imzalı
dilekçe 02.07.2010 tarih ve 5137 kayıt numarası ile Rekabet Kurumu’na intikal edip
Soruşturma Heyetine havale edilmiştir. Mezkûr dilekçede Sonuç başlığı altında yer
verilen istemler aşağıdaki gibidir:
Müşterek Teşebbüsün, pazara giriş engeli oluşturmak amacıyla yasal
zorunluluk olan staj yapması gereken kaptanlara staj yaptırmama ve 100
gereksiniminden fazla kılavuz kaptan istihdam ederek potansiyel rekabeti
engelleme eylemlerinde bulunmak suretiyle 4054 sayılı Yasanın 6 (a)
maddesini ihlal ettiği için cezalandırılması;
Müşterek Teşebbüsün, ehliyet sahibi kılavuz kaptanların bir başka şirket
bünyesinde hizmet sunmalarının önüne geçmek üzere (…) 250 bin Amerikan
Doları tutarında cezai şart öngören taahhütnameler alması, böylece potansiyel
rakiplerin olası faaliyetlerini önleyerek hâkim durumu kötüye kullanması
nedeniyle cezalandırılması;
Müşterek Teşebbüsün belirli coğrafi pazarda elde etmiş olduğu ticari avantajı
başka bir coğrafi pazardaki rekabeti bozacak şekilde kötüye kullanması 110
nedeniyle 4054 sayılı Yasanın 6 (d) maddesini ihlal ettiği için cezalandırılması;
Anayasa’nın 167. maddesine aykırı bir yaklaşımın ürünü olan Kılavuzluk ve
Römorkaj hizmetleri Teşkilatları Hakkında Yönetmelik uyarınca tesis edilen
işlemlerin iptali istemiyle açılan davalar iptal kararı ile sonuçlandığından
faaliyetleri kanuni dayanağını yitiren Müşterek Teşebbüsün cezalandırılması;
Müşterek Teşebbüsün 4054 sayılı Kanun’un 6. maddesinin birinci fıkrası ile
yasaklanan “Hâkim Durumun Kötüye Kullanılması” eylemini gerçekleştirdiğine
dair kuvvetli kanıtlar olduğundan, Soruşturma dâhilinde incelenmesine ve
4054 sayılı Kanun hükümlerince yaptırıma tabi tutulması.
Soruşturma safhasının ilerleyen dönemlerinde Soruşturma taraflarının en büyük 120
beşer müşterilerinden bir bölümü, rakipleri, staj yaptırılmadığı öne sürülen kılavuz
kaptanlar ve T.C. Denizcilik Müsteşarlığı yetkilileri ile muhtelif tarihlerde görüşmeler
ve/veya Rekabet Kurumu 4. Daire Başkanlığı yoluyla bilgi isteme amaçlı yazışmalar
yapılmıştır.
H. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili raporda özetle;
Med Marine Kılavuzluk ve Römorkaj Hizmetleri İnşaat Sanayi ve Ticaret
Anonim Şirketi (Med-Marine) tarafından İzmit Körfezindeki hâkim durumun
başka bir coğrafi pazarda kötüye kullanıldığına dair bir delil bulunamadığından
4054 sayılı Kanun’un 6. maddesini ihlal ettiğinden ötürü cezalandırılmasına
yer olmadığı; 130
Deniz Kılavuzluk Anonim Şirketi’nin Rekabet Kurulu tarafından alınan kararın
ertesinde ve çok kısa bir süre içerisinde aday kılavuz kaptanlara staj
yaptıracağının duyurduğunu gösteren yazıları tevsik etmesi nedeniyle “kılavuz
kaptan adaylarına staj yaptırmamak suretiyle hâkim durumu kötüye kullandığı”
içeriğinde bir ihlalden ötürü cezalandırılmasına yer olmadığı;
Deniz Kılavuzluk Anonim Şirketi tarafından Dekaş’ın kuruluşuna iştirak eden
kılavuz kaptanlara cezai müeyyide öngören senet imzalattırıldığının bu
aşamada kanıtlanamayacağı, bununla birlikte imzalattırıldı ise dahi bunların
işleme konmadığı, ayrıca Şirketten ayrılmayı cezalandırma gayesiyle Ana
Sözleşmeye sonradan dâhil edilen 22. maddenin terkin edildiği ve bu 140
eylemlerinden ötürü cezalandırılmasına gerek görülmediği;
11-32/676-212
4
Deniz Kılavuzluk Anonim Şirketi tarafından İzmit Körfezindeki hâkim durumun
başka coğrafi pazarlarda kötüye kullanıldığına ilişkin bir emare bulunmadığı;
İzin süreleri dolacak bölgelerde ilgili hizmetleri sunacak teşkilatların
belirlenmesi ve izinlerin dayanacağı ikincil mevzuatın hazırlanması öncesinde
ve esnasında Rekabet Kurumu görüşünün alınması doğrultusunda T.C.
Denizcilik Müsteşarlığı’na bilgi verilmesinin yerinde olacağı
ifade edilmiştir.
I. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
I.1. İLGİLİ PAZAR 150
I.1.1. İlgili Hizmetlere İlişkin Temel Bilgiler:
Kılavuz kaptanlık, diğer deyişle pilotaj, belirli bir su yolunu, kanalı, liman bölgesini ya
da körfez benzeri coğrafi bölgeleri en iyi tanıyan kaptan unvanını haiz profesyonel
şahısların bu coğrafi bölgeye girecek/çıkacak gemilerin kaptanına eşlik ederek
geminin güvenli bir şekilde seyrini sağlaması işidir.
Türkiye coğrafyası söz konusu olduğunda; İstanbul ve Çanakkale boğazlarında
kılavuzluk Montrö Boğazlar Antlaşmasına göre isteğe bağlı olmakla birlikte, diğer tüm
liman bölgelerinde belirli bir tonajın üzerindeki gemiler için zorunludur. Genel kabul
gören anlayışa göre pilotaj hizmetinden gemi donatan değil bütün kamu yarar
görmektedir. Açık bir anlatımla, bölgeyi iyi tanımayan bir kaptanın dâhil olacağı olası 160
bir kazada sadece gemi ve taşıdığı yolcu/emtia değil, geniş bir coğrafyada mukim
kişiler ile liman da zarar görebilecektir. Hatta geminin ve emtianın hasarının
muhtemelen sigorta şirketince karşılanacağı varsayıldığında, hizmetin gemi ya da
donatan tarafından değil can, mal ve çevre güvenliği nedeniyle toplum tarafından
kullanıldığını öne sürmek yanlış olmayacaktır. Kılavuz kaptanlık ile ilgili bütün yasal
çerçeve bu anlayışa göre şekillendirilmiştir. Kısıtlı birkaç örnek dışında pilotaj
hizmetleri başka Dünya ülkelerinde de münhasıran sunulmaktadır. Sıklıkla
karşılaşılan durum, pilotaj teşkilatının bu meslek mensuplarının kurduğu bir
yapılanma olmasıdır. Kılavuzluk hizmetlerinin münhasıran Türkiye Denizcilik
İşletmeleri ve T.C. Devlet Demir Yolları tarafından sunulduğu dönemden 170
serbestleşmeye geçişte yasal düzenlemenin oluşumu ticari gelişmeyi aynı hızda takip
edememiştir. Bu halde, Dekaş Türk Ticaret Kanunu ve diğer hukuk normları
çerçevesinde hareket etmekle birlikte fiili bir durum yaratarak kılavuz kaptanlık
mesleği mensubu gerçek kişilerin iştirakini öngören bir anonim şirket kurarak rakip bir
oluşumu fiilen olanaksız kılmıştır. Diğer yandan profesyonel hizmetlerin birçoğunda
ticari birimlerin o mesleğin profesyonelleri tarafından kurulması ve yönetilmesinin
kanunla zorunlu kılındığına rastlanmaktadır1.
Römorkaj hizmetleri her meslek gibi profesyonel birikim ve deneyim gerektirse dahi
ilke olarak donanım ve işgücü ağırlıklı bir hizmet alanı olarak kabul edilmektedir. Bu
niteliğiyle pilotaj hizmetinden ayrılan römorkörcülük hizmetinin “profesyonel meslek” 180
kabul edilmesi olası görülmemektedir. Ağırlıklı olarak savunulan görüş,
römorkörcülük piyasasının rekabete açılması önünde güvenliği tehdit eden bir teknik
engel bulunmadığı doğrultusundadır. Buna karşılık oldukça yüksek miktarda yatırım
ve işletme maliyeti gerektiren hizmetin cirosu yüksek olmayan bölgelerde rekabete
açılması halinde finansal gücü yüksek olmayan teşebbüsün piyasadan çıkarak
yeniden monopol koşullarının oluşacağı açıktır. Buna göre ilgili hizmetin rekabete
1 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları birliği Kanunu ve sair
Kanunlarda, belirli profesyonel meslekleri icra eden ticari kuruluşların o meslek erbabı olan kişilerce
kurulup yönetileceğine ilişkin hükümler mevcuttur.
11-32/676-212
5
açılmasının tam anlamıyla bir serbestleştirmeden ziyade “regülasyon”, düzenleme
odaklı bir işlem yoluyla olması gerekmektedir.
I.2. GENEL DEĞERLENDİRME VE HUKUKİ DAYANAK 190
I.2.1. Aday Kılavuz Kaptanlara Staj Yaptırmama:
24.10.2000 tarih ve D4/2/ŞK.-00/6 sayılı Önaraştırma raporunda “Dekaş’ın kılavuz
kaptanlık hizmeti sunmak isteyen kaptanlara staj yaptırmadığı” iddialarına değinilerek
bu iddiaya yönelik delillerin sağlanabilmesi için konunun açılacak soruşturmada
incelenmesinde yarar olacağı belirtilmiştir. Marin Römorkör ve Kılavuzluk A.Ş. vekili
tarafından gönderilen ve Kurum kayıtlarına 02.07.2010 tarih ve 5137 sayı ile intikal
eden yazıda da; Marin Römorkör ve Kılavuzluk A.Ş. tarafından 4.7.2000 tarihinde
yapılan şikayet başvurusunda konuya ilişkin olarak ilgili mevzuat uyarınca İzmit
limanı için yeterlilik belgesi alınabilmesinin mevcut kılavuz kaptanlık müessesi
gözetiminde staj zorunluluğu getirilmesi nedeniyle şikayete konu müşterek teşebbüs 200
haricinde kılavuz kaptan yetiştirilmesinin fiilen imkansız olduğu belirtilerek, söz
konusu müşterek teşebbüsün yeni kılavuz kaptan yetişmesini engellemek suretiyle,
pazara giriş engeli oluşturmak amacıyla yasal zorunluluk olan staj yapması gereken
kaptanlara staj yaptırmama suretiyle hâkim durumunu kötüye kullandığı ve 4054
sayılı yasanın 6 (a ) maddesini ihlal ettiği iddialarına yer verildiği ifade edilmiştir.
2002/3757 E. Ve 2004/4911 Karar No’lu Danıştay 10. dairesi kararında konuya ilişkin
olarak aşağıdaki ifadeler yer almıştır:
“Davacıların, Dekaş'ın yasal zorunluluk olan staj yapması gereken
kaptanlara staj yaptırmama yönündeki iddiasına gelince;
Bu iddia ile ilgili olarak TCDD Limanlar Dairesi Başkan Yardımcısı ile 210
yapılan görüşmede, Izmit Körtezi Derince Limanında da faaliyet gösterdikleri
belirtildikten sonra kılavuz kaptan hizmeti sunarken karşılaşılan güçlüklerin neler
olduğu sorusuna cevaben, Dekaş'ı doğrudan muhatap almadıkların, yazışmaların
Denizcilik Müsteşarlığı ile yapıldığını, Kılavuz kaptan ehliyeti almak isteyen
kaptanlara Dekaş'ın staj yaptırmadığının anlaşıldığı, hatta bunun sonucu olarak,
Ergün Atakan adlı kaptanın başvuruda bulunan 3 kaptana staj yaptırıldığı ifade
edilmiştir.
Bu çerçevede, Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığının TCDD Genel
Müdürlüğü ile 19.1.2000, 11.2.2000 ve 8.3.2000 tarihlerinde yapmış olduğu
yazışmalarda, Dekaş'ın kaptanlara staj yaptırmadığı yönünde bir tespiti 220
bulunmamaktadır. 11.2.2000 tarihli yazıda, TCDD Genel Müdürlüğü bünyesinde
istihdam edilecek stajyer kılavuz kaptanların stajlarının Dekaş-Med Marine
Konsorsiyumu tarafından yaptırılması uygun görülmüş olup, anılan yazının aksini
ortaya koyacak herhangi bir bilgi ve belge de bulunmamaktadır.”
Yukarıda yer verilen Danıştay 10. dairesi kararının bozulduğu Danıştay İdari Dava
Daireleri Kurulunun 2004/2375 E. Ve 2007/856 Karar Numara’lı kararında ise konuya
ilişkin olarak aşağıdaki ifadeler yer almıştır:
“…
Bu bağlamda, önaraştırma sonucunda rekabet kurallarını ihlal eden
eylem, karar ve anlaşmaların söz konusu olmadığının hiç bir kuşkuya yer 230
bırakmayacak şekilde ortaya çıkması halinde Kurulca soruşturma
açılmamasına karar verileceği, ancak önaraştırma sonucu elde edilen bilgi ve
delillerin bu sonuca ulaşmaya elverişli olmaması veya yetersizliği halinde ise
11-32/676-212
6
soruşturma açılmasına karar verilmesi gerektiği konusunda duraksamaya yer
yoktur.
Başka bir anlatımla, ihbar ve şikayet başvurularında ileri sürülen iddia
ve deliller ile re'sen araştırma sonucunda elde edilen bilgi ve bulguların noksan
olduğu ve dolayısıyla önaraştırmaya konu edilen olayın soruşturma açılmasına
gerek bulunmadığı yönünde kesin bir kanaate ulaşmaya yetecek ölçüde
aydınlatılmadığı hallerde Kurulca soruşturma açılmasına karar verilerek 4054 240
sayılı Yasanın 43. ve devamı maddelerinde düzenlenen idari usulün
uygulanması sonucunda yapılacak değerlendirmenin 48.maddede öngörülen
nihai kararla sonuçlandırılması gerekir.
Aksi takdirde rekabet kurallarının ihlal edildiğine ilişkin iddialar açıklığa
kavuşmadan soruşturma açılmaması yönünde alınan kararın rekabetin
korunması amacına hizmet etmeyeceği kuşkusuzdur.
…”
Yukarıda yer verilen Yüksek Mahkeme kararı doğrultusunda işbu soruşturma
sürecinde “Dekaş’ın kılavuz kaptanlık hizmeti sunmak isteyen kaptanlara staj
yaptırmadığı” yönündeki iddia incelenerek 4054 sayılı kanun çerçevesinde 250
değerlendirilmiştir.
Dekaş tarafından hazırlanan ve Kurum kayıtlarına 07.06.2010 tarih ve 4453 sayı ile
intikal eden ilk yazılı savunmada konuya ilişkin olarak şu açıklamalara yer verilmiştir:
Dekaş tarafından 28 Kasım 2006 tarihli “Kılavuz Kaptanların Yeterlikleri, Eğitimleri,
Belgelendirilmeleri ve Çalışma Usulleri Hakkında Yönetmelik”te kılavuz kaptanların
staj yapmalarına ilişkin usul ve esasların düzenlendiği belirtilerek, soruşturma konusu
iddiaların TCDD Derince Liman işletme Müdürlülüğü’nün tasarruflarından
kaynaklandığının değerlendirildiği belirtilerek bir kamu kurumu olarak kendisine
mevzuatla tanınan tekel hakkına binaen ve bu sınırlar dâhilinde İzmit limanından ayrı
bir hukuki statüsü olan Derince limanında münhasıran kılavuzluk ve römorkaj 260
faaliyetlerini yerine getirdiği ifade edilmiştir. Ayrıca Dekaş – Med Marine
konsorsiyumunun İzmit limanında yetkili teşkilat sıfatıyla kılavuzluk ve römorkaj
hizmetlerini yerine getireceği denizalanı sınırlarının Derince limanını kapsamadığı,
İzmit limanı ve TCDD Derince limanı sınırlarının birbirinden ayrı olduğu ve iki ayrı
pazar olduğu iddia edilmiştir.
“Kılavuz Kaptanların Yeterlikleri, Eğitimleri, Belgelendirilmeleri ve Çalışma
Usulleri Hakkında Yönetmeliğin 8. maddesinin 2. bendinin a fıkrası şu şekildedir:
“a) Kılavuz kaptan adayları; kılavuz kaptanlık temel eğitimi başarı belgesi ve yetkili
kılavuzluk teşkilatında aday kılavuz kaptan olarak istihdam edildiğini gösterir bir belge
ile birlikte görevbaşı eğitimine başlamak için dilekçe yoluyla ilgili liman başkanlığına 270
başvurur. Liman başkanlığı bu Yönetmeliğin Ek-3'ünde yer alan görevbaşı eğitimi
hizmet defterini düzenleyerek onaylar ve görevbaşı eğitiminin başlatılması için bir
yazı ekinde yetkili kılavuzluk teşkilatına gönderir. Kılavuzluk teşkilatı, kendilerine
gönderilen stajyeri en geç otuz gün içinde görevbaşı eğitimine başlatarak, bu eğitimin
başladığı tarihi liman başkanlığına bildirir. Görevbaşı eğitimi süresince, stajyer
kılavuz kaptanların çalışma ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan hakları,
kendilerini istihdam eden yetkili kılavuzluk teşkilatının sorumluluğundadır.”
Dekaş ilk yazılı savunmasında ayrıca, Yönetmelik hükümleri gereği ve 854 sayılı
Deniz İş Kanunu kapsamında gemi adamı olan kılavuz kaptanların kılavuz kaptan
adayı olarak staj yaptırılabilmesi için yetkili kılavuzluk teşkilatında aday kılavuz 280
kaptan olarak istihdam edilmesi gerektiğini ve kılavuz kaptan adayının çalışma ve
sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan ücret, sosyal güvenlik primi ödemeleri,
11-32/676-212
7
barınma, iş kazaları ve her türlü sorumluluğun kılavuzluk teşkilatına yüklenmekte
olduğunu vurgulamıştır. Diğer yandan savunmada kılavuz kaptanların görevlerini
yerine getirirken çeşitli tehlikelere maruz kaldığı açıklanarak, geçmişte düşerek ölme
ve hayati tehlike geçirme vakalarının yaşandığına dikkat çekilmiştir. Yine de Dekaş
tarafından, TCDD Derince Liman işletme Müdürlüğünün ve Denizcilik Müsteşarlığının
talebi doğrultusunda, hukuki olarak tartışılabilecek staj yaptırma talebinin kamu
menfaatleri dikkate alınarak yerine getirildiği ifade edilmiştir. Buna karşın TCDD
Derince Liman İşletme Müdürlüğü tarafından Dekaş’a bağlı kılavuz kaptan 290
adaylarının Derince Limanında staj yapmalarına ilişkin başvurunun 31.12.1997 tarih
ve 23217 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Kılavuz kaptanların Yeterlilikleri
hakkındaki yönetmeliğin 7. maddesinin 1. bendinin a fıkrası hükmü doğrultusunda
söz konusu stajyer kılavuz kaptanların “TCDD Derince Liman İşletmesi elamanları”
olmadığı gerekçe gösterilerek staj yaptırılmasının uygun görülmediğine ilişkin
28.07.2000 tarihli yazının taraflarına gönderildiği yine ilk savunma metninde
belirtilmiştir.
Kurum kayıtlarına 10.02.2011 tarih ve 1111 sayı ile intikal eden Dekaş yazısının
ekinde yer alan 13.09.2000 tarihli Dekaş tarafından İzmit Liman Başkanlığına yazılan
yazıda TCDD de görevli iki adet Derince Limanı kılavuz kaptanlarının İzmit Liman 300
Kılavuzu stajına başlayabileceklerinin bildirildiği görülmüştür.
Özetle konuya ilişkin olarak Dekaş’ın ilk yazılı savunmasında, yetkili teşkilatın kendi
yetki alanları dışında yer alan bir deniz alanında veya kendi bünyesinde istihdam
etmediği stajyerlere staj yaptırabilmesinin hukuken ve fiilen mümkün olmamasına
rağmen TCDD Derince Liman işletme Müdürlüğünün ve Denizcilik Müsteşarlığının
talebi doğrultusunda müracaat eden kılavuz kaptanlara staj yaptırıldığı ve Dekaş
mensubu olmayan kılavuz kaptanlara staj yaptırılmaması gibi bir durumun söz
konusu olmadığı belirtilmiştir.
Diğer yandan DEKAŞ yetkililerinin konuya ilişkin olarak aktardığı aşağıdaki ifadeler
25.05.2010 tarihinde düzenlenen tutanakta yer almıştır: 310
“1998 yılından itibaren geçerli düzenlemeye göre kılavuz kaptan önce
istihdam edilir, sigorta sair işlemleri tamamlanır, ardından staj yaptırılır….
Bireysel müracatta bulunup kılavuz kaptan olmak bu çerçevede mümkün
değildir…
…
…TCDD’nin işe aldığı 5 kılavuz kaptan bizim staj yaptırmamız konusunda
ciddi soru işaretleri vardı. Söz gelişi bir iş kazası olması durumunda DEKAŞ çalışanı
olmayan bu kaptanların durumu ne olacak idi? Sonuçta bizim sunduğumuz hizmet
riskli bir hizmettir ve can kaybı dahil olmak üzere muhtelif riskler içermektedir. Kaldı ki
Denizcik Müsteşarlığı talebi yerine getirilerek bu olumsuz koşullara karşın anılan 5 320
kaptana sonunda Şirketimiz tarafından staj yaptırılmıştır.”
Yukarıda yer verilen bilgiler çerçevesinde “Dekaş’ın kılavuz kaptanlık hizmeti sunmak
isteyen kaptanlara staj yaptırmadığı” iddiasının değerlendirilmesi için öncelikle Dekaş
tarafından isteklilere staj yaptırılmasının reddinin 4054 sayılı Kanun çerçevesinde bir
rekabet ihlali oluşturup oluşturmayacağının incelenmesi gerekmiştir. Dekaş’ın ilk
yazılı savunmasında da belirttiği üzere mevcut mevzuatta kaptanlara kılavuz kaptan
adayı olarak staj yaptırılabilmesi için yetkili kılavuzluk teşkilatında aday kılavuz
kaptan olarak istihdam edilmesi ve söz konusu istihdamdan kaynaklanan gerekli
yükümlülüklerin yetkili kılavuzluk teşkilatı tarafından üstlenilmesi ve yerine getirilmesi
gerekmektedir. Öte yandan TCDD Derince Liman İşletme Müdürlüğü tarafından 330
Dekaş’ın stajyer kılavuz kaptanların “TCDD Derince Liman İşletmesi elamanları”
olmadığı gerekçe gösterilerek staj yaptırılmasının uygun görülmediğine ilişkin
28.07.2000 tarihli yazısından o dönemde de benzer hükümlerin geçerli olduğu
11-32/676-212
8
görülmüştür. Aday kılavuz kaptanlar için dahi söz konusu işin hayati riskler taşıdığı
hususunu da geçmiş tecrübeler açıkça ortaya koymaktadır. Bu noktada; yapılan
stajın sadece o liman için geçerli olduğu, bilfiil çalışılmadığı halde ehliyetin iptal
edileceği belirtilmelidir. Bir limanda staj yapan bir kaptan, başka bir limanda staj
yapmadan kılavuz kaptan olarak çalışamamaktadır. Diğer yandan söz konusu
limanda kılavuzluk hizmetlerinin münhasıran sunulduğu dikkate alındığında, yetkili
kılavuzluk teşkilatının kendi bünyesinde çalıştırmayı düşünmediği kişilere staj 340
yaptırmasının, staj yapan kişiler açısından da bir anlam taşımayacağı açıktır. Nitekim
yürürlükteki düzenleme gereği iki yıl içerisinde görevbaşı eğitimine başlamayan
stajyer kılavuz kaptan adayının bu eğitimi geçersiz hale gelmektedir. Dolayısıyla fiili
olarak çalışma ihtimali bulunmayan kişilere staj yaptırılması yükümlülüğü getirmek
anlamlı olmayacaktır. Yukarıdaki veriler ışığında, başvuruda bulunanlara kılavuz
kaptan stajı yaptırmamak yoluyla hâkim durumun kötüye kullanıldığı doğrultusundaki
iddianın reddedilmesi gerektiği düşünülmüştür.
Diğer yandan Dekaş-Med Marine konsorsiyumunun kılavuzluk teşkilatı izninin sona
ereceği 2016 yılı sonrasında, kılavuzluk teşkilatı izninin devri ve ilgili pazarda faaliyet
gösterecek yeni teşkilatın belirlenmesi aşamasında, İzmit limanı kılavuz kaptan 350
ehliyeti bulunduran kaptanları istihdam etme veya söz konusu limanda staj
yaptırabilme konularının, sağlıklı bir “pazar için rekabetin” oluşabilmesinin önünde
engeller oluşturacağı açıktır. Bununla ilgili olarak, yetkili otorite olan TC Başbakanlık
Denizcilik Müsteşarlığının gerekli düzenlemeleri 2016 yılından daha önce
tamamlaması gerekmektedir.
I.2.2. Cezai Şart Öngören Taahhütnameler:
Dekaş haricindeki teşkilatlarda çalışan kılavuz kaptanlardan bir bölümü ile yapılan
görüşmelerden anlaşıldığı üzere günümüze kadar yasal takibe alınan herhangi bir
kıymetli evrak yoktur. Varlığı öne sürülen senetler –var idi ise dahi- 1996 yılında
imzalanmış olmalıdır ki bu koşullarda raportörlerin görüşünü aldıkları kılavuz 360
kaptanların “böyle bir senet imzaladıklarını hatırlamadıkları” şeklinde özetlenecek
ifadeleri gerçekçi görülmektedir. Raportörler tarafından en fazla itibar edilen ifadeye
göre; Dekaş’ın kuruluşu esnasında cezai şart öngören taahhütnameler imzalatılmış
ancak bir toplantı esnasında dönemin Yönetim Kurulu Üyesine bu taahhütnamelerin
niçin icra takibine konu edilmediği sorusu yöneltildiğinde taahhütnamelerin
kaybedildiği yanıtı alınmıştır.
Buna karşılık; Dekaş tarafından Şirket Ana Sözleşmesine bir madde eklenmek
suretiyle başka teşkilatlara geçen kılavuz kaptanlara yaptırım uygulanması
tasarlanmıştır. Bu gaye ile ana sözleşmeye eklenen 22. madde yargıya taşınmış;
Kadıköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.01.2008 tarih, 2007/890 E 2008/9 K 370
sayılı Kararı yargı süreci tamamlanarak kesinlik kazanmıştır. 29.04.2010 tarihinde
Deniz Kılavuzluk A.Ş. Yönetim Kurulu tarafından 341 numaralı karar ile 08.11.2004
tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında alınan “Ortakların Sorumluluğu” başlıklı
22. maddenin2 ilave edilmesi ile ilgili Genel Kurul Kararının mezkûr Mahkeme
kararının infazı amacıyla Ana Sözleşmeden çıkarılarak sicilden terkinine karar
2 Eklenen 22. madde: “Şirket ortakları münhasıran kılavuz kaptan olmaları dikkate alınarak şirketle
kılavuzluk konusunda rekabet halindeki diğer şirketlerde çalışamaz ortak olamaz ve şirket aleyhine
faaliyette bulunamazlar. Böyle bir durumun varlığı halinde ortak hakkında sır saklama yükümlülüğüne
aykırı davranıştan ceza davası açılabileceği gibi ayrıca rekabet etmeme yasağına aykırı davranış
nedeni ile verdikleri zararı tazmin etmekle mükelleftirler bu tür ortak şirket tüzel kişiliğine 250.000
Amerikan dolarını cezai şart olarak öder. Bu maddeye aykırı davranışı sabit görülen ortak cezai şart
ödemesinden başka ayrıca şirketin uğrayacağı maddi zararlarla birlikte Türk Ticaret Kanunu hükümleri
ve Borçlar Kanunu hükümleri çerçevesinde yasal yaptırımlara maruz bırakılır.”
11-32/676-212
9
verilmiştir. Dekaş tarafından 01.11.2004 tarihli genel kurulun gündeminin 4.
maddesiyle alınan kararların iptaline karar verildiği, anılan teşebbüsün talebi
doğrultusunda 07 Mayıs 2010 tarih ve 7559 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde
yayımlanmıştır. Bu sürecin tamamlanması ile birlikte, paydaşların başka bir şirkette
çalışmaları önünde Dekaş ana sözleşmesinden kaynaklanan bir engel kalmamıştır. 380
I.2.3. Bir Coğrafi Pazardaki Ticari Avantajın Bir Diğer Coğrafi Pazarda Kötüye
Kullanımı
Dekaş ve Med Marine tarafından, 00-47/495-270 sayılı Kararın alındığı tarihte İzmit
Körfezindeki hâkim durum kullanılarak İskenderun Körfezinde ticari avantaj elde
edilmeye çalışılmış olması “mümkün” ise de işbu Soruşturmanın başladığı ve
tamamlandığı tarihler itibarıyla İskenderun Körfezi coğrafi pazarındaki ticari koşullar
nedeniyle aynı içerikte bir suiistimal olması mümkün değildir. Nitekim Med Marine
tarafından hizmet sunulan limanlar ile başkaca teşkilatlar tarafından hizmet sunulan
limanlar farklı yükleri elleçlemektedir. Mezkûr Önaraştırma Raporunun hazırlandığı
tarihte teknik olarak mümkün olabilecek iddia konusunun hâlihazırda ihtimal dâhilinde 390
olmadığı konusuna Med-Marine birinci yazılı savunmasında da değinmiştir.
Üçüncü taraflardan alınan ve teyit edilen bilgilere göre başta Mersin limanı (Mersin
International Port, MIP) olmak üzere çok sayıda işlek limanda ilgili hizmetler ihale
açılmak suretiyle rekabet tesis edilerek icra edilmektedir. İhalelerin rekabetçi ortamda
gerçekleştiği ve Soruşturma tarafları dışındaki teşkilatların da bazı ihaleleri
kazandıkları ifade edilmektedir. Her liman bölgesinde farklılık arz etmek üzere,
rekabetçi piyasa fiyatı tarife bedelinin altında oluşmaktadır.
I.3. HAKKINDA SORUŞTURMA AÇILAN TEŞEBBÜSLERİN SAVUNMALARI
Dekaş adına Orhan Can Kumralbaş ve Aykut Erol imzalarını içeren birinci yazılı
savunma 07.06.2010 tarih ve 4453 sayıyla, Med Marine adına birinci yazılı savunma 400
07.06.2010 tarihinde 4454 sayıyla, her ikisi de yasal sürelerinde Kurum kayıtlarına
girmiştir. Soruşturma açıldığı yönündeki tebligata yanıt olarak intikal ettirilen yazılı
savunmalarda yer alan hususlar ana hatlarıyla şu şekilde özetlenebilir:
I.3.1 Deniz Kılavuzluk A.Ş.
“TCDD Derince Liman İşletme Müdürlüğü, bir kamu kurumu olarak, kendisine Devlet
tarafından mevzuatla tanınan tekel hakkına binaen ve tekel hakkı sınırları dahilinde,
İzmit limanından ayrı bir hukuki statüsü olan Derince Limanı'nda münhasıran
kılavuzluk ve römorkaj faaliyetlerini yerine getirmektedir. Bir başka deyişle, müşterek
teşebbüs olarak Dekaş-Med Marine'in İzmit Limanında yetkili teşkilat sıfatıyla
kılavuzluk ve römorkaj hizmetlerini münhasıran yerine getireceği deniz alanı sınırları 410
Derince limanını kapsamamaktadır. TCDD'nin söz konusu hizmetler bakımından
yetki sahası da sahip olduğu tekel hakkı bağlamında sadece Derince Limanı
sınırlarıdır. Netice itibarıyla, 1998 öncesinde ve bugün halen geçerli mevzuat
uyarınca İzmit Limanı ile TCDD Derince Limanı'nın sınırları birbirinden ayrıdır ve
kılavuzluk ve römorkaj hizmetlerinin yerine getirilmesi kapsamında rekabet hukuku
ilkeleri uyarınca da her iki liman da birbirinden tamamen bağımsız iki ayrı pazar
oluşturmaktadır.
TCDD Derince Liman İşletme Müdürlüğünde hizmet vermek üzere yetiştirilmesi
gereken kılavuz kaptan adayına Müşterek Teşebbüsümüz tarafından staj
yaptırılmamış olduğu iddiası üzerine şunlar söylenebilir: 420
TCDD Derince Liman İşletme Müdürlüğü bir dönem kılavuz kaptansız kalmış ve
Denizcilik Müsteşarlığı da kamusal güvenlik nedeniyle, Derince Limanının sınırdaşı
olarak İzmit Limanında hizmet vermekte bulunan şirketimizden yardım istemiştir. 854
Sayılı Deniz İş Kanunu gereğince gemiadamı olan kılavuz kaptanların, kılavuz kaptan
11-32/676-212
10
adayı olarak staj yaptırılabilmesi için yetkili kılavuzluk teşkilatında aday kılavuz
kaptan olarak istihdam edilmesi gerektiği ve ayrıca kılavuz kaptanlarla birlikte
gemilere giderek staj yapan kılavuz kaptanlar iş gereği bazı tehlikelerle karşı karşıya
olduğu halde, şirketimiz tarafından TCDD Derince Liman İşletme Müdürlüğü'nün ve
Denizcilik Müsteşarlığının talebi doğrultusunda hukuki olarak tartışılabilecek staj
yaptırma talebi, kamu menfaatleri dikkate alınarak, yerine getirilmiştir. 430
Şirketimizin kılavuz kaptan adaylarına Derince Limanı'nda staj yapmaları için TCDD
Derince Liman İşletme Müdürlüğü'ne yapmış olduğumuz başvuru, 31.12.1997 tarih
23217 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Kılavuz Kaptanların Yeterlilikleri
Hakkındaki Yönetmeliğin 7. Maddesinin 1. Bendinin a fıkrası hükmü doğrultusunda,
stajyer kılavuz kaptanların "TCDD Derince Liman İşletmesi elemanları olmadığı"
gerekçe gösterilerek, staj yaptırılmalarının uygun görülmediği bildirilmiştir.
Sonuç olarak, açıklanan nedenlerle, DEKAŞ'ın mensubu olmayan kılavuz kaptanlara
staj yaptırmaması gibi bir durum söz konusu olmamıştır.
Şirketimiz ortağı olan ve hizmet akdi kapsamında görev alan kılavuz kaptanlarla ilgili
3 adet örnek hizmet sözleşmesi tarafınıza sunulmuştur. Anılan sözleşmelerin 440
incelenmesi durumunda kılavuz kaptanlara şirketten ayrılmaları halinde tazminat
ödeme sorumluluğunun yüklenmediği ortaya çıkacaktır.
Diğer taraftan, 10 yıldan fazla bir süre öncesinde imzalandığı şikayet yoluyla ileri
sürülen böyle bir sözleşmeye şirketimiz arşivlerinde de rastlanmadığı gibi; ülkemizde
kılavuzluk ve römorkaj hizmetleriyle ilgili mevzuatın ( 1998 Yönetmeliği ) yürürlüğe
girmesinden sonra, sözü edilen bir sözleşmenin olabilmesi zaten fiilen mümkün de
değildir. Çünkü, kılavuz kaptanların staj yapıp sınava girerek aldıkları kılavuz kaptan
ehliyetleri yalnızca staj yaptıkları limanda geçerli olup bir başka limanda geçerli
değildir (ki, bu husus 1998 Yönetmeliğinden önceki Yönetmelikte de aynı idi).
İzmit Körfezi coğrafi pazarındaki hakim durumun diğer coğrafi pazarlarda rekabeti 450
bozacak şekilde kötüye kullanılması iddiası ile ilgili olarak böyle bir durumun olması
mümkün değildir. Zira yukarıda da söz edildiği üzere, 28.01.1998 tarihli "Kılavuzluk
ve Römorkaj Hizmetleri Teşkilatları Hakkında Yönetmelik" hükümleri uyarınca her bir
teşkilat bölgesi sınırları içinde sadece bir tek kılavuzluk ve römorkaj teşkilatı
yetkilendirilebilmektedir.”
I.3.2. Med-Marine
İlgi yazınızdan anlaşılabildiği kadarıyla, İzmit Körfezi coğrafi pazarındaki hakim
durumun diğer coğrafi pazarlarda rekabeti bozacak şekilde kötüye kullanılması
hakkında tarafımızdan bilgi ve savunma istenmiştir.
Öncelikle İzmit ve İskenderun Körfezlerinde yürütülmekte olan kılavuzluk ve römorkaj 460
hizmetleri -kamu tüzel kişiliklerinin sahip olduğu tekel haklarını kullandıkları deniz
alanı dışında- sadece ve münhasıran tek bir Teşebbüs tarafından yerine
getirilmektedir. Bu Teşebbüs de Dekaş-Med Marine Müşterek Teşebbüsüdür.
Dolayısıyla hizmetlerin verildiği alanda müşterek teşebbüsümüz doğal bir tekel olarak
faaliyet göstermektedir, işin doğası gereği rekabet söz konusu değildir ve bu nedenle
hakim durumun rekabeti önleyecek şekilde kötüye kullanılması imkansızdır.
Dünyada da çeşitli düzenlemeler sonucunda söz konusu hizmetlerin rekabete açık
hizmetler olmadığı kabul edilmektedir ki, ülkemizde de aynı ilkeler kabul görmüş ve
bu doğrultuda gerekli düzenlemeler yapılmıştır. Tüm bu düzenlemelerde kılavuzluk
ve römorkaj hizmetlerinin yerine getirilmesinde tek ve üstün bir kamu yararı 470
bulunduğu, bunun da seyir(can, mal ve çevre) güvenliğinin sağlanması olduğu açıkça
ifade edilmiştir. Ülkemizde de ilk kez 28.01.1998 tarih ve 23244 sayılı Resmi
Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Kılavuzluk ve Römorkaj Hizmetleri
11-32/676-212
11
Teşkilatları Yönetmeliğinde söz konusu hizmetlerin yerine getirilmesi esas ve usulleri
kapsamlı bir biçimde ele alınıp düzenlenmiştir. Buna göre, Müsteşarlık tarafından
belirlenen her bir Hizmet Bölgesinde (Liman, Körfez ya da Boğazlar gibi) hizmetin
ancak tek bir Teşkilat (Teşebbüs) tarafından yerine getirilebileceği kuralı
benimsenmiştir. Bu kapsamda da İzmit Körfezi bir Hizmet Bölgesi ve İskenderun
Körfezi de bir diğer Hizmet Bölgesi olarak tespit edilmiş ve bu hizmet bölgelerinde
gerekli hizmet koşullarını taşıyan Dekaş-Med Marine Müşterek Teşebbüsü yetkili 480
Hizmet Teşkilatı olarak görevlendirilmiştir.
Denizcilik Müsteşarlığı tarafından belirlenen her bir hizmet bölgesinde sadece tek bir
teşebbüse "yetkili teşkilat" izni verilmiştir ve bu hizmet bölgelerinin hiçbirisi de
rekabete açık değildir. Bu bakımdan sonuç olarak kılavuzluk ve römorkaj
hizmetlerinin "güvenlik hizmeti" niteliği dolayısıyla bu hizmetlerin verildiği her bölgede
tek bir merkezi organizasyon tarafından yerine getirilmesi hizmetin gerekleri ve kamu
yararının sağlanması açısından zaruridir. Bu kapsamda da teşkilat izin sınırları
kapsamında hizmet talep eden bir firmaya hizmet verilmemesi ve/veya ticari
faaliyetlerinin güçleştirilmesi mümkün değildir.
Şöyle ki; 28.01.1998 tarih ve 23244 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe 490
giren Kılavuzluk ve Römorkaj Hizmetleri Teşkilatları Yönetmeliği uyarınca
kılavuzluk/römorkaj teşkilatları ilgili Liman Başkanlığından ordino alan her gemiye
hizmet vermek zorundadır; aksi taktirde teşkilat iznini veren Denizcilik Müsteşarlığı,
hizmetin güvenlik hizmeti niteliği dolayısıyla denetim hakkı çerçevesinde
kılavuzluk/römorkaj teşkilatı hakkında uyarıdan başlayarak iznin iptaline kadar her
türlü işlem tesis etme hakkına haizdir. Bu çerçevede müşterek teşebbüsümüz
kendisine borçlu olan firmaların gemilerine dahi, talep gelmesi halinde, mevcut borç
kapanmadan ve borcu artıracak olmasına rağmen, hizmet vermeme hakkına sahip
değildir; bu kapsamdaki birçok firmaya -hizmetin kamusal niteliği nedeniyle-hizmet
verilmeye devam edilmektedir. Sonuç olarak kılavuzluk ve römorkaj hizmetleri can, 500
mal, seyir ve çevre güvenliğinin sağlanması kapsamında kamusal niteliğe haiz
hizmetlerdir, bu hizmetler hiçbir fark gözetmeksizin tüm ilgililere kesintisiz ve sürekli
olarak verilmek zorundadır. Dolayısıyla hizmet verilmemesi, firmaların hizmet alma
hakkının zora koşulması ve benzeri eylemlerin sonucu teşkilat izninin iptalidir.
Denizcilik Müsteşarlığı'ndan bugüne dek şirketimize bu yönde herhangi bir ihbar ya
da şikayet iletilmemiştir; sırf bu husus dahi bu yöndeki iddiaların mesnetsiz
olduğunun somut bir göstergesidir.
Netice itibarıyla İzmit ve İskenderun Körfezlerinde yürütülmekte olan kılavuzluk ve
römorkaj hizmetlerinin, diğer liman ve körfezlerde de yürütülmekte olan aynı
hizmetlerden hiçbir farkı bulunmamaktadır. Gerek hizmetin niteliği gerek hizmetin 510
yürütülüş biçimi bakımından hiçbir liman ya da körfezde hiçbir farklılık
bulunmamaktadır. Mevzuat gereği, kılavuzluk ve römorkaj hizmetleri, yetkili kamu
otoritesi durumundaki Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığının düzenlemeleri
çerçevesinde "bölge" esasına ve "izin" sistemine tabi olarak yerine getirilmektedir. Bir
başka deyişle, söz konusu hizmetler, Müsteşarlığın belirlemiş olduğu her bir "hizmet
bölgesi" içinde, sadece yetkili kılınmış (izin verilmiş) tek bir hizmet teşkilatı tarafından
yerine getirilmektedir.
Yine, ülkemizde kılavuzluk ve römorkaj hizmetlerinin, kamu hizmeti niteliğinde
faaliyetler olduğunda da tereddüt bulunmamaktadır. Öyle ki, bu hizmetler tamamen
konu hakkında yetkili idari otorite durumundaki Denizcilik Müsteşarlığının izni 520
sonucunda ve İdari Otorite adına yerine getirilen hizmetlerdir. Dolayısıyla da
kılavuzluk ve römorkaj hizmetlerinin yerine getirilmesinin tabi olduğu hukuki rejim
"kamu hukuku" rejimidir. Bu rejim içinde, kılavuzluk ve römorkaj hizmetleri tüm
dünyada olduğu gibi, serbest rekabet ilke ve kuralları ile değil; Devletin genel kolluk
11-32/676-212
12
yetkileri kapsamındaki gözetim ve denetimi altında ve yine Devlet İdaresi tarafından
yürürlüğe konulan Tarifelere sadık kalınarak ve herbir hizmet bölgesinde izin sistemi
içinde düzenlenen "ruhsat"lar (izin) ile yetkili kılman tek bir merkezi teşkilat tarafından
yerine getirilmektedir.
Bu esaslar dahilinde, her bir "hizmet bölgesi" içinde, sadece yetkili kılınmış (izin
verilmiş) tek bir hizmet teşkilatı tarafından yerine getirilmekte olan bu faaliyetlerin 530
İdare nam ve hesabına "tekel" niteliğinde yürütüldüğü gerçeği, faaliyetin niteliğinden
ve mevzuattan kaynaklanmaktadır.
J. SONUÇ
22.04.2010 tarih, 10-33/513-M sayılı Kurul kararı uyarınca yürütülen soruşturma ile
ilgili olarak düzenlenen Rapor’a ve Ek Görüş’e, toplanan delillere, yazılı savunmalara
ve incelenen dosya kapsamına göre; Med Marine Kılavuzluk ve Römorkaj Hizmetleri
İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve Deniz Kılavuzluk A.Ş.'nin 4054 sayılı Kanun’un 6.
maddesini ihlal ettiklerine dair bir bulguya rastlanmadığına; dolayısıyla adı geçen
teşebbüsler hakkında aynı Kanun'un 16. maddesi uyarınca idari para cezası
uygulanmasına gerek olmadığına Danıştay yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar 540
verilmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy