Rekabet Kurumu Başkanlığından,
REKABET KURULU KARARI
Dosya Sayısı : 2011-1-116
Karar Sayısı : 11-40/849-M
Karar Tarihi : 29.06.2011
A. TOPLANTIYA KATILAN ÜYELER
Başkan : Prof. Dr. Nurettin KALDIRIMCI
Üyeler : Doç. Dr. Mustafa ATEŞ, İsmail Hakkı KARAKELLE,
Doç. Dr. Cevdet İlhan GÜNAY, Murat ÇETİNKAYA,
Reşit GÜRPINAR 10
B. RAPORTÖRLER : Harun ULU, Harun GÜNDÜZ
C. BAŞVURUDA
BULUNAN : BP Petrolleri A.Ş.
Temsilcisi: Av. İlmutluhan SELÇUK
Ebulula Mardin Cad. No:57 Akatlar Beşiktaş/İstanbul
E. DOSYA KONUSU: Akaryakıt dağıtım şirketleri tarafından yapılan dikey
anlaşmalar ve çeşitli uygulamalar yoluyla 4054 sayılı Kanun'un ve 2002/2 sayılı
Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği'nin ihlal edildiği iddiasına ilişkin
olarak alınan 09.02.2011 tarihli ve 11-08/160-52 sayılı Kurul kararının geri alınması
veya değiştirilmesi talebi. 20
F. DOSYA EVRELERİ: Rekabet Kurulunun, akaryakıt dağıtım şirketleri tarafından yapılan
dikey anlaşmalar ve çeşitli uygulamalar yoluyla 4054 sayılı Kanun'un ve 2002/2 sayılı
Tebliğ'in ihlal edildiği iddiasına ilişkin olarak aldığı, 09.02.2011 tarihli ve 11-08/160-52
sayılı kararının geri alınması veya değiştirilmesi talebi üzerine, düzenlenen 09.06.2011
tarihli ve 2011-1-116/ BN-11-264.HU sayılı Bilgi Notu, 10.06.2011 tarihli ve
REK.0.05.00.00-110/150 sayılı Başkanlık Önergesi ile 11-40 sayılı Kurul toplantısında
görüşülerek karara bağlanmıştır.
G. RAPORTÖRLERİN GÖRÜŞÜ: İlgili Bilgi Notu’nda; dosya konusuna ilişkin Rekabet
Kurulu kararının geri alınması veya değiştirilmesi talebinin reddedilmesi gerektiği görüşü
ifade edilmiştir. 30
H. İNCELEME VE DEĞERLENDİRME
H.1. Rekabet Kurulu Kararlarının Geri Alınmasına, Kaldırılmasına veya
Değiştirilmesine İlişkin Danıştay Kararları Işığında Yapılan Değerlendirmeler
Konuyla ilgili olarak, Rekabet Kurulu kararları özelinde alınmış olan Danıştay kararları
incelendiğinde; Danıştay 13. Dairesi’nce alınan kararların, Danıştay İdari Dava Daireleri
Kurulu (İDDK) tarafından bozulduğu görülmektedir. Bu kapsamda, Danıştay 13.
Dairesi’nin kararlarına karşı yapılan temyiz başvurusu üzerine İDDK tarafından alınan,
08.04.2010 tarihli ve E. 2006/2952, K. 2010/561 sayılı karar ile yine İDDK tarafından
08.04.2010 tarihli ve E. 2006/2169, K. 2010/562 sayılı kararda özetle;
Rekabet Kuruluna 4054 sayılı Kanun’la tanınan yetkilerin etkin bir şekilde 40
kullanılabilmesi için tanınan bir diğer yetkinin de “resen inceleme” yapma yetkisi
olduğu,
11-40/849-M
2
Buna göre Kurul’un, rekabetin korunmasını sağlamak amacıyla belli bir mal ve hizmet
piyasasına ya da piyasada faaliyet gösteren belli kişi ve kuruluşlara yönelik olarak
işlemler tesis etmeye ve düzenleme yapmaya yetkili olduğu,
Yapılacak düzenlemenin, kapsamında bulunan kişi ve kuruluşlara yükümlülükler veya
kısıtlamalar getirebileceği, yürürlükten kaldırılmadığı sürece uygulanacağı ve ilgilileri
bağlayacağı,
Belirtilen yetkinin kullanılması suretiyle yapılan ve yürürlüğe girmesinin ardından
uygulanmaya başlanan düzenlemelerin, piyasa koşullarının değişmesi veya 50
düzenleme yapılmasına yol açan olguların ortadan kalkması gibi nedenlerle ilgili
kişi ve kuruluşların başvurusu üzerine ya da resen değiştirilmesinin veya yürürlükten
kaldırılmasının da anılan yetki kapsamında olduğu,
Rekabetin korunmasının ve bozulması halinde sağlanmasının temel amaç olduğu
dikkate alındığında, anılan yetkinin kullanılması suretiyle tesis edilen işlemlerin, işlem
tesisine esas alınan olguların gerçek olmadığını ileri süren ilgililerin başvuruları
üzerine ya da resen geri alınmasının, değiştirilmesinin veya kaldırılmasının da söz
konusu yetkinin kapsamında bulunduğu,
İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK)’nun 11. maddesi ile tüm idari işlemler için genel
bir düzenleme yapılmış olduğundan, hakkında aksi yönde özel bir düzenleme 60
bulunmayan bütün işlemler için genel kuralın uygulanması gerektiği,
Dolayısıyla dava konusu işlemin tesis edildiği 02.09.2004 tarihi itibarıyla (4054 sayılı
Kanun’un 55. maddesinde 2003 yılında yapılan değişikliğe de atıfta bulunularak) 4054
sayılı Kanun’da işlemlerin kesinleşmesine ilişkin bir kural bulunmadığından, İYUK’un
11. maddesinin Rekabet Kurulu işlemleri hakkında da uygulanması gerektiği
belirtilmektedir.
Rekabet Kurulu kararları özelinde alınmış olan Danıştay kararlarının incelenmesinden,
Rekabet Kurulunun almış olduğu kararları geri alma, kaldırma veya değiştirme yetkisine
de sahip olduğu, ancak bu yetkinin kullanılabilmesinin belirli koşulların gerçekleşmesine
bağlı olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Bu çerçevede, başvuru konusu Kurul kararı 70
bakımından bu koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin değerlendirmeler,
tarafların iddiaları da dikkate alınarak aşağıda yapılmıştır.
H.1. Tarafların İddialarına İlişkin Değerlendirmeler
- Rekabet Kurulu’nun ilgili kararında tanınan 30 günlük sürenin, BP’nin dava açma
hakkını kullanmasını engelleyici nitelikte olduğu, bu nedenle BP’ye, en azından
Danıştay’ın yürütmenin durdurulması talebine yanıt vereceği tarihe kadar süre
verilmesinin zaruri olduğu iddiası.
Rekabet Kurulunun ilgili kararında BP’ye tanınan 30 günlük sürenin, ilgili karar
kapsamında yer alan diğer dağıtım şirketlerine de aynı şekilde tanındığı görülmektedir. Bu
çerçevede kimi dağıtım şirketleri tarafından, söz konusu Kurul kararının gereklerinin 80
yerine getirilerek geri bildirimlerin yapıldığı, tam da bu aşamada bir dağıtım şirketine
tanınan sürenin uzatılmasının, diğer dağıtım şirketleri bakımından eşitsizlik
doğurabileceği, keza ilgili Kurul kararı çerçevesinde BP’nin yalnızca iki istasyona ilişkin
olarak tapudan terkin işlemi yapması gerektiği düşünülmektedir. Ayrıca Kurul kararlarına
karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 60 günlük dava açma süresinin bulunduğu
dikkate alındığında, başvuru sahibi şirketin dava açabilmek için yeterli süreye sahip
olduğu anlaşılmaktadır. Konuyla ilgili olarak değinilmesi gereken son bir husus da,
yapılan başvuruda, Danıştay’ın yürütmenin durdurulması talebine yanıt vereceği tarihe
kadar ek süre talep edildiği, ancak Danıştay’ın konuya ilişkin kararını hangi süre içerisinde
11-40/849-M
3
alabileceğini idarenin öngörerek makul bir ek süre belirlemesinin mümkün olmadığı 90
değerlendirilmektedir.
- Söz konusu Rekabet Kurulu kararına konu olan istasyonlardan Güneştepe Petrol
İnşaat Gıda Turizm Eğitim ve Tic. Ltd. Şti. (Güneştepe) ve Ersay Turizm ve Petrol
Tic. ve San. Ltd. Şti. (Ersay)’ın, fiili durumda başka dağıtım şirketlerinin markası
altında işletilebildiği, bu istasyonlarla yapılan bayilik anlaşmalarının sona
erdirildiği, böylelikle taraflar arasındaki dikey ilişkinin sona erdiği, zira dikey
ilişkinin bayilik anlaşması ile intifa hakkından oluştuğu, dolayısıyla artık ortada
bulunmayan bir dikey ilişkinin sona erdirilemeyeceği iddiası.
Gerek önceki tarihli Kurul kararlarında, gerekse Kurum’un resmi internet sayfasında yer
alan sık sorulan sorular başlıklı bilgilerde yapılan açıklamalar ışığında, Kurul’un bu 100
konuya ilişkin uygulaması hakkında bilgi verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. Bu
çerçevede, intifa, tapuya şerh edilmiş kira vb. sözleşmelerin beş yılı aşan süreler
bakımından muafiyetten yararlanamamasının nedeni, bu sözleşmelerin, “rekabet
yasağı”nın süresini fiilen uzatmasıdır. Bu nedenle beş yıllık sürenin tespitinde, dağıtıcı ve
bayi arasında kesintisiz olarak süregelen dikey ilişki değerlendirilecektir. Dikey ilişkiden
kasıt, taraflar arasındaki bayilik, intifa hakkı, kira, emanet, kredi ve benzeri
sözleşmelerden oluşan hukuki ve iktisadi ilişki bütünüdür.
Bu bağlamda, taraflar arasında süregelen rekabet yasağına dayalı dikey ilişkiye başlangıç
teşkil eden ilk anlaşmanın yapıldığı tarih esas alınmaktadır. Taraflar arasındaki, rekabet
yasağı içeren bayilik sözleşmesi ile birlikte intifa, tapuya şerh edilmiş kira gibi 110
sözleşmelerin hepsinin aynı anda ortadan kalktığı tarih ise, rekabet yasağının sona erme
tarihi olarak değerlendirilmektedir. Bayilik sözleşmesi sürmekteyken intifa sözleşmesinin
sona erdirilmesi veya tam tersine, intifa sözleşmesi sürmekteyken mevcut bayilik
sözleşmesinin sona erdirilerek yeni bir bayilik sözleşmesi yapılması hallerinde, rekabet
yasağı sona ermediğinden dikey ilişkinin de kesintiye uğramadığı kabul edilmektedir.
Dolayısıyla taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin sona erdiğinden hareketle dikey
ilişkinin de sona erdiğinin kabul edilmesinin mümkün olmadığı değerlendirilmektedir.
- Karara konu istasyonlardan Güneştepe ve Ersay’ın 2002/2 sayılı Tebliğ’de yer
alan istisna hükmü kapsamında olduğu, ancak malik ile bayi arasında yapılmış
olan kira sözleşmelerinin bağlantı olarak kabul edilerek anılan istisna hükmünün 120
uygulanmadığı, halbuki söz konusu değerlendirmenin tek teşebbüs kavramı
ışığında yapılması gerektiği ve ancak malik ile bayinin tek teşebbüs olması
durumunda taraflar arasında bağlantı olduğunun kabul edilebileceği iddiası.
2002/2 sayılı Tebliğ’in 5. maddesinde yer alan istisna hükmünün ne şekilde
uygulanacağına ilişkin olarak Rekabet Kurulu tarafından alınmış çok sayıda karar
bulunmaktadır. Kurul’un söz konusu kararlardaki yaklaşımı, istasyonun üzerine kurulduğu
taşınmazın maliki ile söz konusu istasyonu işleten bayinin arasında var olan kira
sözleşmelerinin, taraflar arasında gerek hukuki gerekse iktisadi bir bağlantı niteliğinde
kabul edilmesi ve söz konusu dikey ilişkinin istisna kapsamında kabul edilmemesi
şeklindedir. Bu konudaki Kurul uygulamasının açık olduğu ve bugüne kadar istisnasız bir 130
şekilde uygulandığı görülmektedir. Ayrıca konuya ilişkin olarak daha önce alınmış olan
Kurul kararlarından bazılarına1 karşı Danıştay’da açılan davalardaki yürütmenin
durdurulması talepleri de reddedilmiştir2.
1 Kurul’un 4.3.2010 tarihli ve 10-21/265-98 sayılı; 16.09.2010 tarihli ve 10-59/1220-463 sayılı kararları.
2 Danıştay 13. Dairesi 14.1.2011 tarihli ve E. 2010/4006 sayılı; 11.3.2011 tarihli ve E. 2011/93 sayılı YD ret kararları.
11-40/849-M
4
- Danıştay 13. Dairesi’nin E.2009/5164 K. 2010/5457 sayılı kararında, “özel hukuk
hükümlerine göre kurulan intifa hakkı ve kira sözleşmelerine, doğrudan bu
hakların ortadan kaldırılması ya da terkini ve yine bu haklardan kaynaklanan
tarafların edimlerine ilişkin olarak Rekabet Kurulu tarafından bir karar alınmadığı
görüldüğünden, alınan söz konusu kararlarla da bu sözleşmelerin bayilik
sözleşmesine etkisi incelendiğinden ve bu kararların belirtilen etkinin rekabet
hukuku kapsamında kalınarak irdelendiği anlaşıldığından, davacı şirketin bu 140
iddiası ve diğer iddiaları yerinde görülmemiştir” gerekçelerine yer verildiği, ilgili
Rekabet Kurulu kararının Danıştay’ın bu kararına aykırı olduğu iddiası.
Başvuru konusu Kurul kararında ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, gerek Güneştepe
gerekse Ersay bakımından yapılan değerlendirme, taraflar arasındaki dikey ilişkilerin
başlangıç tarihinden bu yana akdedilen bayilik, intifa hakkı, kira ve benzeri
sözleşmelerden oluşan hukuki ve iktisadi ilişki bütününü esas almaktadır. Dolayısıyla ilgili
Kurul kararı, intifa ve kira sözleşmelerinin bayilik sözleşmelerine etkisi çerçevesinde
incelenmiş olup, anılan Danıştay kararına aykırı bir husus içermemektedir.
Yukarıda yer verilen tespit ve değerlendirmeler ışığında; başvuruda yer verilen hususların,
söz konusu Rekabet Kurulu kararı alınırken varlığı bilinen hususlar olduğu, başvuru 150
konusuna ilişkin Rekabet Kurulu kararının hukuka uygun olduğu, ayrıca yine yukarıda yer
verilen Danıştay kararlarında işaret edilen ve Rekabet Kurulu kararlarının geri alınması
veya değiştirilmesi için aranan şartların gerçekleşmemiş olduğu değerlendirilmektedir.
I. SONUÇ
Düzenlenen rapora ve incelenen dosya kapsamına göre; BP Petrolleri A.Ş. tarafından
yapılan, 09.02.2011 tarih ve 11-08/160-52 sayılı Rekabet Kurulu kararının geri alınması
veya değiştirilmesi talebinin reddine OYÇOKLUĞU ile karar verilmiştir.
11-40/849-M
5
KARŞI OY
(29.06.2011 tarih,11-40/849-M Sayılı Kurul Kararı)
29.06.2011 tarih,11-40/849-M sayılı Kurul Kararında ifadesini bulan çoğunluk görüşüne;
aşağıda özetle açıkladığım gerekçeyle katılma olanağı bulamadım.
Kurulun rekabet etmeme yükümlülüklerinin süresinin 5 yıldan fazla olamayacağı, intifa
sözleşmeleriyle ya da başka enstrümanlarla bu sürenin uzatılamayacağına ilişkin
kararlarının hareket noktası, sağlayıcının bu tür sözleşmelere ya da ilişkilere dayanarak
bayileri 5 yıldan uzun münhasırlık içeren anlaşmalara zorlayamaması gerektiğidir.
Dosyadan, söz konusu istasyonda (Ersay) kira sözleşmesi yoluyla sağlayıcının rakibi bir
dağıtım şirketinin bayisinin faaliyet gösterdiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, rekabet
hukukunun koruması gereken bir menfaat ya da tesis edilmesi gereken bir rekabetçi
durum yoktur. Bu noktadan hareketle, taraf teşebbüse gönderilen 30 gün içerisinde işlem
yapılması yönündeki kararımızı adli yargıdaki davaların sonuna kadar askıya almamız
gerektiğini düşünüyorum.
İsmail Hakkı KARAKELLE
Kurul Üyesi
KARŞI OY
(29.06.2011 tarih,11-40/849-M Sayılı Kurul Kararı)
Dosya konusu istasyon(lar)da, ihtilaflı olsa dahi, fiili durumda dağıtıcı şirketin değişmiş
olması, adli yargıda devam eden bir süreç bulunması ve Danıştay kararlarında geçen
“mülk sahibi bayi” ifadesinin Kurulca netliğe kavuşturularak bir karar tesis edilmesinin
gerekli olduğu, bu nedenlerle de bu aşamada en azından ilgili teşebbüse verilen 30
günlük sürenin makul bir müddet askıya alınmasının uygun olacağı görüşüyle,
29.06.2011 tarihli ve 11-40/849-M sayılı Kurul Kararına katılmamız mümkün olmamıştır.
Murat ÇETİNKAYA
Kurul Üyesi
Full & Egal Universal Law Academy